Duyuru

Collapse
No announcement yet.

GÖKÇEK Tonik (Bitki Karışımlı Lahana Suyu):

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • GÖKÇEK Tonik (Bitki Karışımlı Lahana Suyu):

    Gökçek Tonik
    Gökçek Tonik: Bu bildiğimiz lahana suyu değildir, birleşiminde aryıca bazı şifalı bitkiler: Sirke, maydanoz, lahana suyu, yara otu, tarçın, zeytin yaprağı, kekik, altın başak otu, atkuyruğu otu, zerdeçal, zencefil vs içerir.Bu nedenle sadece lahana suyu olarak anlaşıldığı için Gökçek Tonik olarak isim değişikliği yapmak zorunda kaldık. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı iyi gelir fakat ilaç değildir, sadece tedaviyi destekleyicidir.

    Morbus Krohn hastalığı genellikle bağırsakaların tamamında görülsede daha çok ince bağırsakta ve tabii kalın bağırsaktada görüldüğünden bu iki hastalığı bir birinden ayrımak zor olmaktadır. Aşırı yemek yemek ihtiyacı mide ve bağırsakaların besinleri hazmedememesi nedeniyle ortaya çıkan vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glukoz vb.., besleyici madde yetersizliğini karşılama içindir. Hücreler ihtiyaçları olan besleyici maddeyi alamayınca uyarı doymamışlık hissini uyarmak için beyne siyanler gönderir ve kişide haliyle aşırı yemek yemek zorunda kalır. Mide ve bağırsakalardaki rahatzılıklar giderilince besleyici madde absorsiyonu normale döner. Ve kişide az besinle doyar hale gelir. Tabii her lokmayı 20-25 defa çiğnedikten sonra yutmakta çok önemlidir. Böylece sindirim organlarının zorlanması engelenir.

    Allerjinin oluş sebebi gastrite sebep olan halicobaker pylori ve bağırsak mantarlarıdır. Bu bakteri ve mantarlar toksik maddeler üretirler ve bunlardan en önemliside zehirli gazlar (etan, metan, propan, heksan), zehirli alkoller (etanol, metanol, propanol, butenol vs..) ve biyojen aminler üretirki bunlardan en önmliside histamindir. Histamin damarları ve bronşları büzer, hücre memranını sertleştirir. Böylece hücreler alerjenlere karşı aşırı tepki gösterir ve allerji ortaya çıkar. Histamini dengelemek için sürekli kortizon vermek çare değildir. Ayrıca vücudun kendi üretiği kortizonla suni dışarıdan alınan kortizon farklıdır. Kimyasal olarak aynı olabilir. Ama vücudun üretiği kortizonun hiçbir yantesiri olmazken kimyasal ilaç olarak alınan kortizon büyük tahribatlar yapar ve bunların başında; depresyon, kemik erimesi, derinin incelmesi, yüz şişmesi, kaserimesi vb.., yan tesirleri vardır. Kaşıntının sebebide bağırsak mantarlarının üretiği toksik maddeler (mikotoksinler) olup, tedavisi ancak ve ancak bağırsakalrı bu mantarlardan tenizlemekle olur. Örneğin kasık, makat, ense, dizboynu, dirsekboynu ve ayak mantar ve kaşıntısını sayabiliriz.

    Gökçek Tonik'in yanetkisi varmı? Evet normal olarak Guvatırlı hastaların lahan suyu veya lahana turşu suyu içmemeleri gerekir. Sağlıklı kişiler 3 ay her gün 1 litre lahan suyu içerse problem olur. Ben İbrahim Gökçek lahana suyunun içindeki Rhodanidlerin tiroid bezesine zarar vererek guvatıra sebep olmasını önleyecek bir şifalı bitki, gaz oluşmasını önleyici bir şifalı bitki vede artı bozulmasını önleyici bir şifalı bitki ilave ettim. Yani Gökçek Tonik sadece lahana suyu değildir. Sağlıklı bir kişi öyle litrelerce lahana suyu içebilir, fakat yinede guvatırının ne durumda olduğunu bilmediğinden belki problem olabilir. Fakat Gökçek Tonik'te böyle bir şüpheye yer bırakmadık, bu nedenle hamdolsun Gökçek Tonik çok çok farklıdır.Tiroid bezesinde problem olanların Gökçek İksir kualanmaları uygun olur

    Sütasidi bakterileri (Laktik asit bakterileri (LAB)):
    Sütasidi bakterilerinin bir çok alt grubu vardır ve bunlardan ikisi grubu çok önemlidir ve bunlardan bazı laktobaziller: l. acidophilus, l. casei, l. plantarum., l. reuteri, l. rhamnosus, l. gasseri, l. johnsonii, l. paracasei, l. bulgaricus, l. alactus, l. fermentum ve l. helveticus ince bağırsaklarda ve bifidobacteriumun alt grubundakiler: b. animalis, b. bifidum, b. breve, b. infantis ve b. longum kalın bağırsaklarda bulunur. Bu bakterilerin özeliği laktozu (sütşekeri), sütasidine (laktik asit) dönüştürmesidir. Sütasidi bakterileri en önemli probiotiklerdendir. Sütasidi bakterileri bağışıklık sistemini güçlendirir, allerjiyi önler, laktoz'un sindirilmesini sağlar.
    Sütasidi bakterileri içeren yiyecek ve içecekler günümüzde moda haline gelmiştir. Sütasidi bakterileri aldığınızda bağışıklık sistemini kat kat yükseltiği görülmüştür. Eskiden turşu, kefir ve ekşi süt'te bu sütasidi bakterilerinin fermentesyonu (mayalamsı) ile bakterilerin bozulması veya yok olması önlenmiştir, yani bir çeşit dondurulmuştur. Gökçek Tonik içince sütasidi bakterileri harekete geçerler ve en etkili antibiyotikten daha etkili olup hiçbir yantesiride yoktur.

    Günümüzde vitamin, mineral vs hapları özeliklede çok tehlikeli atibiyotikler kulanılıyor ve bu antibiyotikler bağırsaklara atılan mini atom bombası gibi milyarlarca faydalı bakteride yokedilmektedir ve insanlar sürekli hastalanmaktadır. Bağırsaklarda 1-10 katrilyon faydalı bakteri vardır ve bu bakteriler bizim için vitaminler üretirler, yağasitlerini parçalarlar. Arı kendisi için bal yapar, ama balın belki % 1'ini kendi yer diğerini insanlar. Bağırsak florasının (faydalı bakterilerin) üretiği vitaminlerinde çok büyük bir kısmı insanın sağlığı için kulanılır.
    Sütasidi bakterileri üzerine 20. yüzyılın başında Paris'te Pastör-Enstitüsünden Ukranya asıllı immunolog ve mikrobiyolog Metchnikoff Kafkaslar ve Bulgaristan'da yaşayan köylüler üzerinde yaptığı araştırmalarda burada yaşıyan insanların ekşi süt ve lahana turşusu kulandıkları ve bu nedenle çok uzun ömürlü oldukları tesbitedilmiştir. Sütasidi bakterilerinin üretiği bakterizitler (payolojik bakterileri öldürücü maddeler: Laktocin, Acidolin, Nisin, diasetil-2,3-butandiol) hatalığa sebep olan bakterileri bu maddeler yokeder. Böylece faydalı bakteriler çoğalırken zararlı bakteriler azalır.

    Japonyalı mikrobiyolog Shirota 1930-40 yılları arasında yaptığı araştırmalarda endüstrileşme ile birlikte insanlarda bir çok hastalık ortaya çıktığını bunun önlenmesinin ancak ve ancak bağırsak florasını rehabilite etmekle mümkün olduğunu tesbitetmiştir. Türklerin binlerce yıl önce geliştirdiği turşu ile bağırsaklardaki faydalı bakteriler artarken zararlı bakterilerin azaldığını görmüştür. Bu yöntemi geliştirmişler ve günümüzde bir çok besin maddesinde artık laktobaziller bulunmaktadır. Hatta lactobazillus acidophilus LA-5 ve Bifidobakterium lactis BB-12 probiyotik olarak ilaçları yapılmaktadır. (Antibiyotik canlıya karşı ve probiyotik canlı için anlamına gelir).
    Sütasidi bakterilerinin en önemli iki alt grubu Laktobazillus ve bifidobakterium türleri besinleri bozulmadan korur ve diğer zararlı bakterilere yaşam ortamı tanımaz. Laktobaziller hem oksijenli (areob) ve oksijensiz (anaroeb) ortamda yaşayabilmektedir. Bu bakteri kişinin ağıziçi, ince ve kalın bağırsak ve deride vede vajinada bulunur. Laktobaziller çubuk şeklinde iken, bifidobakteriıum ise Y şeklindedir. Bifidobakterileri ise genelikle kalın bağırsakta yaşamaktadır.

    Sütasidi bakterilerin etki şekli nasıldır?
    Sütasidi bakterileri mide ve bağırsakalardaki yerleşik olan patalojik bakterileri vede besinlerle alınan patolojik (hastalık yapıcı) bakterileri yokeder.

    Laktobaziller:
    1. ) Patolojik bakterilere karşı küçük molekülü karbonikasit (formikasit, asetikasit, laktikasit, propionikasit sütasidi (laktikasit)) üretir. Bu asitler bağırsak içinde asit konsentresini artırır ve patolojik bakterilerin ölümüne sebep olur.
    2. ) Uygun şartlarda sütasidi bakterileri hidrojenperoksit üretir, bu hidrojenperoksid patolojik bakterileri yokeder.
    3. ) Sütasidi bakterileri bakterizitler (laktocin, nisin, acidolin ve diasetil-2,3-butandiol) üretir ve bu bakteriozitler patolojik bakterileri öldürür.
    4. ) Sütasidi bakterileri (laktobaziller ve bifidobakteriler) immün sistemini güçlendirir.
    5. ) Laktobaziller bağırsak mukazası üzerinde bir biofilm oluşturur ve böylece allerjiyi önlemede önemli rol oynar, çünkü allerjiye sebep olan antijenler muhazaya etki yapamaz.
    6. ) Laktobaziller sütşekerini (laktoz) porçalayan laktaz anzimi üretir. Laktaz laktozu (disakkarid) oluşturan glukoz ve galaktoz'a ayırır. Laktoz ince bağırsaklarda laktaz tarafından parçalanmazsa kalın bağırsakalardaki diğer bakteriler tarafından normal olan glukoz ve galaktoza ayrılmayıp, metan, karbondioksit ve hidrojen gazı gibi gazlar üretilir. Buda kişinin karnın sürekli şiş olmasına neden olur.
    7. ) Bağırsaklardaki bazı bakterilerin üretiği anzimler (beta-Glucuronidaz, azoreduktaz, nitratreduktaz) kanserojen olabilecek özeliklerdedir. Laktobaziller bu kanserojen özelikteki anzimleri azaltır.
    8. ) Sütasidi bakterileri (latobaziller ve bifidobakteriler) makrofajı aktifleştirir, yani patolojik bakteriler karşı hem hüceler arasında hemde sıvılı alanda daha etkin olur.
    9. ) Sütasidi bakterileri immunglobulin A oranı artırır, igA mesane, bağırsaklar ve sütün içinde bulunur ve bakterilere karşı bir bariye oluşturan antikordur.

    Laktoz nasıl daha iyi hazmedir?
    Laktozintoleranz (laktoz hazmısızlığı süt emen insan veya hayvanda emmeyi bıraktıktan sonra laktozintoleranz rahatsızlığı ortaya çıkar. Laktoz yani sütşekeri bir disakkarid olup glukoz ve galaktoz moleküllerinden oluşur. Bu molekülü laktaz enzimi önce glukoz ve galaktoza vede sonra sütasidine dönüştürür. Bu enzim ince bağırsak mukazasında bulunur. Yaş ilerledikce veya sütasidi bakterileri azalınca laktaz enzimi azalır ve laktoz moleküllere ayrılmadan kalın bağırsağa geçer. Kulanılan kimyasal ilaçlar, özeliklede antibiyotikler, kola, fanta gibi aşırı katkı maddeli içeçekler, hamburger, chesburger gibi lifsiz besinler bağırsakalrdaki faydalı bakterilerin azalmasına ve onun yerine patolojik (hastalık yapıcı bakterilerin çoğalmasına neden olur.

    Peynir kanın asitlnemesine ve uzun vadede iltihaplı hastalıklara, siyah çay bağırsakları kurutarak vitamin ve mineral alınmasını önler vede et ve et mamüleri aşırı ve sürekli alındığında asidoza sebep olur ki sonu romatizmalı ve ağrılı hastalıklardır. Kalın bağırsakalardaki patolojik bakteriler laktozu metan, karbondioksit ve hidojen gazına dönüştürür. Metan gazı kişide yorğunluk, halsizlik ve dermansızlığa sebep olur. Bu gazlarda karında şişkinliğe sebep olur. Kalın bağırsakalardaki faydalı bakterilerin azalması ile onun yerine yerleşen bakteri ve mantarlar toksik maddeler üretirler ve kişide allerji, immün zafiyeti, kabızlık, ishal, hormon anormalikler ve hatta depresyona sebep olurlar. Bağırsaklardaki patolojik bakteriler ve mantarlar proteinı aminoasitlere dönüştüreceklerine biyojen aminlare dönüştürürler. Örneğin aşırı oranda histamin ortaya çıkar ve buda kişide allerjiye sebep olur. Hastalıkların % 99′u bağırsak florasının bozulması nedeniyle olur


    Bağırsak florası:
    Bağırsaklar alan olarak 300-400 m² büyüklüğünde, yani bir top sahasının yarısından biraz daha büyüktür. Bağırsak florasında bilinen 500 tür bakteri mevcuttur ve bunlar 1-10 katrilyon arasında yekün tutar ve bunlar genelikle kalınbağırsaktadır. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98'i faydali olup yediğimiz besinlerdeki proteinleri aminoasitlere, karbonhidratları disakkaritlere ve yağları yağasitlrine dönüştürürler.

    Örneğin proteinlar 30 000-300 000 molekülden oluşur ve bunu amino asitlere (tek moleküle) enzimler veya bakteriler araciliği ile dönüşürler. Faydalı bakteriler bir taraftan besinleri parçalıyarak moleküllere ayırırken diğer taraftandan BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Bağırsak florası bağırsak muhazasındaki artık maddeleri parçalıyarak bağırsakaları temizler. Bağırsak florası bağırsak mukazasındaki hücreleri uyarır ve hücrelerin bölünüp çoğalmasını sağlar. Bağırsak mukazasına massaj yaparak peristaliği (bağırsak hareketlerini sağlar) uyarır. Aşırı et, peynir, yumurt ve mamüleri yiyen kişilerin sindirim organları zamanla yeterince ve kaliteli enzim salgılıyamazlar ve bakterileride görevlerini yapamayınca sindirim problemleri başlar. Faydalı bakterilerin oranının azalmasi ile onların yerine patojen (hastalik yapan) bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler yerleşir ve dengeler bozulur. Kişide immunzafiyeti (bağışık sistemi), allerji, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, iltihapli hastalıklar vb. rahatsızlıklar ortaya çıkar.

    Kalın bağırsaklarda 500 tür ve miktar olarak 1-10 katirilyon civarında vede ağırlık olarak takriben 1-1,5 kg bakteri bulunur. Bakterilerin bir kısmı fecesle (dışkı) ile dışarı atılır ve bu yolla dışarı atılan bakteri oranı bir yılda 70 kg'ı bulur. Bakteriler protein artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bakteroides, proteus, E. coli, ve clostrium gibi) ve karbonhidrat artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bifidobakterium, laktobacillus ve streptokokku faecalis gibi) arasında bir denge vardır. Atibiyotik ilaçlar, konserveli besinler, hazır yiyecekler (hamburger , cheesburger vb.,) asitli içecekler (kola, fanta vb.,), aşırı hayvansal besin, siyah çay ve kahve faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olur.

    Böylece zamanla E. coli, enterokokken ve clostridin gibi bakterilerin oranı aşırı artar. Buda başata allerji olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Manchester mikrobiyolojik araştımalar merkezinden Dr. M. Moradi 10 allerjik rahatsızlıkları olan ve 10 allerjik rahatsızlıkları olmaya bir yaşındaki bebekler üzerinde araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda allerjik rahatsızlıkları olanlarının kalınbağırsaklarında yüksek oranda clostridium difficile tesbitedilmiş ve bu bakterininde igG oranını yükseltiği görülmüştür.
    Berlin Postam'dan Dr. Habil Jurgen Schulz bağırsak florasının bebeklerin doğduktan sonra annesütü, ineksütü veya mama ile beslenmelerine göre şekillendiğini tesbitetmiştir. Buna göre anne sütü ile beslenen çocukların bağırsak içeriğinin pH-Değeri 3,5-5 arasında ve mama ile beslenelerde ise pH-Değerinin 7 veya hafif üzerinde olduğunu tesbitetmistir. Sindirim organları günde ortalama 7-8 litre salğı (enzimler, hormonlar, vitaminler, asitler ve alkalik maddeler) üretir. En ideal enzim pH-Değerinin 4,5-6,5 arasında olması halinde salğılanır.
    PH-Değerinin nötüre, yani 7'ye yakın olması halinde enzimin kalitesi %70'lere vara oranda düşer. Buda kişinin yediklerini sindirmeden çıkarması demekttir, yani besinlerdeki vitaminler, mineraller, aminoasitler, yağasitleri ve glukozlardan yeterince istifade edemez. Bağırsaklardaki pH-Değerini nötürlü bir ortamda seyri halinde proteiler aminoasit yerine biyojen aminlere dönüşürler ve bunlardan özeliklede histamin allerjiye sebep olur. İkinci olarak Amonyum (NH4+) yerine Amonyak (NH3) oluşur. Amonyak nötür olduğundan kolayca kana karışır, bu ise hücreler icin bir zehirdir.

    Ücüncü olarak faydalı bakterilerin yeterince B-Vitaminleri üretememesi nedeniyle Homocystein elimine edilemez, bu ise oldukca tehlikeli maddedir. Homocystein LDL-Kolesterolunu oksitler ve yabancılaşan kolesterolu makrofaj yiyerek süngersi artık maddele oluşur ve buda damarların icyüzeyine yığılarak damarsertliğine sebep olur. Buda ilerleyen sürec içinde başta beyinkanamasi ve kalpenfaktürüsüne sebep olur (OMZ 3.03.4). dördüncü olarak bağırsaklarda faydalı bakterilerin antibiyotik ilaçlar nedeniyle azalmasından dolayı onun yerine tehlikeli mantarlar çoğalır ve artan mantarlar zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretirler ve bunların karaciğer tarafindan arıtılması sindirim organlarını yorar ve asli görevini yapamayan sindirim organları yıpranır.

    Besinci olarak bağırsak florasının bozulması zamanla pankreas, karaciğer, mide ve bağırsakların ürettiği enzimin kalitesinin düşmesi nedeniye kişide yağ-, protein- ve karbonhazimsizliği nedeniyelle kişide yağlanma , şişmanlık, damarsertliği ve allerji gibi hastalıklar ortaya çıkar. Ayrıca bağırsak florasının bozulmasına dişeti iltihaplanması, lefbezelerinin iltihaplanması, alkol, sigara, aşırı kahve ve aşırı siyah çay içmede sebep olur.

    Akut pankreatitte bağırsaklar 30.000 Daltona varan orandaki büyük mokekülerin dehi geçmesi için kanallarını büyütür. Enzimlerin kalitesi düştüğünden besinleri tam sindirilmez ve bu nedenle bağısaklar geçişleri kolaylaştırmak için kanalları (vilüsler) genişletir. Böylece tam sindirilmemiş besinmaddeleri absorbeedilir ve bu allerjiye sebep olur. Şayet kana sadece besin maddeleri geçmez aynı zamanda candida albicans isimli maya mantarıda kana geçerse ve bu kandolaşımının iflası ve yani ölüm demektir.

    Altıncı olarak Bir diğer önemli faktör ise Midenin aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.) ve soft içecekler (kola, fanta vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mideiltihaplanması, midemukazasıiltihaplanması) oluşur. Bunedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılızamaz. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin nekadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineralyetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722) …………………………………………………………………………………………..

    Lahana, Kohl, Brassica oleracea var.capitata L.
    Baş Lahana
    Beyaz Lahana
    Başlı Lahana

    Familyası: Turpgillerden, Kreuzblütengewâchse, Brassicaceae

    Drugları: Lahana yaprakaları; Brassica oleraceae folium
    Lahana yapraklarından yemek yapılır, suyu çıkarılarak içilir ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

    Giriş: Lahananın M.Ö 600 yıllarından beri başta Doğu Akdeniz ülkeleri tarafından kültür bitkisi olarak yetiştirildiği, yemeğinin yapıldığı tarihi kayıtlarda geçmektedir. Önceleri yabani olarak yetişen Lahananın kültür bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanması ile birlikte zamanla çok çeşitli türler ortaya çıkmıştır ve bugün 130 civarında Lahana türü bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri; Baş Lahana; B.O.var.capitata f.alba, Kırmızı Lahana; B.O. var. Capitata ruber, Gül Lahanası; B.O. var. Gemmifera Dc., Milano Lahanası; B.O. var sabauda L., ve Kara Lahana; B.O. var. Acephola'yı sayabiliriz. Bunlardan Baş Lahana en çok yemeği yapılan ve şifa maksadı ile natürel ilacı veya sarğrısı yapılan türdür ve onu kırmızı Lahana takip eder.

    Botanik: Lahana iki yıllık bir bitkidir. İlk yıl yaprakları ortaya çıkar ve ikinci yıl çiçek açar. Lahananın yaprakları iç içe kıvrım kıvrım mavimsi yeşil. Açık veya koyu yeşil renkte olup açıldığında dış yaprakları 30-50 cm eninde, uzunluğunda ve küre şeklinde olup iç yaprakları ona göre biraz küçükçedir. Yerden 10-30 cm yukarıda bilek kalınlığındaki bir sap üzerinde, 20-30 cm çapında bir kafa şeklindedir. Lahana ikinci yıl çiçek açar ve boyu 2 metreye kadar yükselebilir ve çiçekleri sarı renkli, küçük taç yapraklardan meydana gelir ve dört çiçekleri topluca bir arada bulunur.

    Yetiştirilmesi: Türkiye'nin hemen her bölgesinde yetişir ve yetiştirilmesinde problem olmaz.

    Hasat zamanı: Sonbaharda Lahana kafaları kesilerek toplanır ve bozulmaması için uygun depolarda muhafaza edilir veya taze olarak suyu çıkarılır veyahutta natürel ilcı yapılır.

    Birleşimi: Birleşimindeki en önemli maddeler sırasıyla şöyledir;
    Proteinlerin alt grubu, Aminoasitlerin bir alt türü olan Metilmetioninsulfoniumbromit içerir. Bunu ilk keşfeden Amerikalı bilim adamı Cheney keşfetmiş ve midebağırsak ülserini iyileştirdiğinden Antiulkus faktörü ismini takmış ve de aynı zamanda bu maddeyi yanlışlıkla U-vitamini diye adlandırmıştır. Oysa bu U-vitamini değil bir Aminoasit türüdür.
    Glukosinolatlar %0,05-0,15 oranında olup en önemlileri; Glucobrassicin, 4-Metoxyglucobrassicin, Neoglucobrassicin, Siniyrin ve Glucoiberverin içerir.

    Vitaminlerden; C,E,K,B1,B3,B6,B12-Vitaminleri ve Provitamin A (Carotin). 100 gr Lahana 50-150 mg C-Vitamini içerir.

    Minerallerden; Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Fosfor, Demir, Çinko, Iyot ve Mangan.

    Ayrıca; Nişasta, Şeker, Organik asitler ve selülozlar içerir.

    Özellikleri: Serin, hafif tatlımsı, tuzlu ve kurutucudur.

    Tesir şekli: Antibakteriyel, Antiflagostik (iltihapları önleyici), cerahatleri kendine çekici, ülseri iyileştirici, sindirim sistemini kuvvetlendirici, uzun süre kullanıldığında şişkinlik yapıcıdır.

    Araştırmalar: Kaliforniya'nın Standford Üniversitesi'nde Cheney ve ekibi 1950-52 yılları arasında Lahana suyu ile üç büyk tedavi denemesi yapmıştır ve bunu 1956'da Wasler ile Miller'in tedavi denemeleri takip etmiştir. Hastalar mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsak ülseri olanlardan seçilmiştir ve de 1-4 hafta süre ile günde 1 lt Lahana suyu verilmiştir. Lahana suyunun gün boyu yudum yudum içilmesi gerekir. Gökçek Tonik daha etkilidir. Cheney tarafından 1950'de yapılan 13 hasta üzerinde deneye yapılmıştır ve bunların altısında mide, yedisinde onikiparmak bağırsağı ülseri olduğu röntgenle tespit edilmiştir. Tamamı Lahana suyu ile normal tedavi süresinden önce iyileşmişlerdir.(Age).

    Ekim 1984'de iç hastalıkları doktoruna (internist) gittim ve midemde yara (ülser) olduğunu söyledi. Bunun üzerine Civanperçemiotu, Kazotu, Kimyon ve Meyan kökü karışımından oluşan çay harmanı içtim ve iyileştim. Ocak 2000'den itibaren de kahve içince mide ağrısı ve siyah çay içince de karnım davul gibi şişiyordu. Bunun üzerine 15/02/2000'den 06/03/2000'ye kadar her gün 500-700 ml Lahana suyu içtim ve bundan sonra kahve ve çay içince rahatsız olmadım.
    Cheney ve ekibi 1950'de 65 mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsak ülseri olan hastalar seçilmiş olup hastalar 8-24 gün içinde Lahana suyu ile iyileşmişlerdir. (Age)

    Cheney ve ekibi 1952'de aynı şekilde rahatsız olan 95 hasta üzerinde Lahana suyu ile tedavi denemesi yapmıştır. Birinci haftanın sonunda %81'i İkinci haftanın sonunda %95'inin ağrılarından kurtulduğu tespit edilmiştir. (Nh.5.97.262, NH.8.96.480, HHB IV.555, NH.2.96.104)
    Kendi tecrübem; Sürekli, karın ağrılarından rahatsız olan ve bazen karaciğer, bazen safra, bazen de pankreasından rahatsız olduğunu söyleyen bir tanıdığa doktoru onikiparmak ülseri olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyler. Ben ona 1 ay süreyle her gün 1 lt Lahana suyu içmesini söyledim. Bu şahıs 1 ay Lahana suyu içti ve rahatsızlıklarından kurtuldu.(22/05/1999).

    Kullanılması: Araştırmalara göre; Lahana suyu ile dahilen mide, onikiparmak ve ince bağırsak ülseri ve iltihaplanmalarını (enterit ve gastrit) tedavi eder ve de zayıflatıcıdır. Gökçek Tonik daha etkilidir.

    Açıklama: Bu özelliği yapılan araştırmalarla ilmi olarak tespit edilmiş ve de ispatlanmıştır. Tabiî ki günde 1 litre (bir defada değil bütün gün yudum yudum) 3-6 hafta süreyle taze ve çiğ Lahana suyu içmek şartı ile bu mümkündür. Şayet ısıtılır veya pişmiş Lahana yenirse, başta Antiulkus-faktör olmak üzere vitaminler bozulur ve etkisini kaybeder. Gökçek Tonik daha etkilidir.

    Haricen: Lahana yaprakları hafif haşlanır veya ütü ile ısıtılır, ana damarları kesilerek çıkarılır ve de oklava ile iyice ezdikten sonra göğüs, karın, bel, sırt, omuz ve baldıra sarılır ve sarğı 4-10 saat kalabilir. Bu genellikle bronşit, karın ağrısı, romatizma, siyatik, bel ağrısı, boyun ağrısı, ekzema, açık veya iltihaplı yaralar ve çıbanda uygulanan bir metottur. Eğer rahim ve yumurtalıkları iltihaplanan bayanlar, karınlarına Lahana yaprağı sararlarsa iltihap ve cerahatlara sebep olan bakteriler Lahana yaprağındaki kükürtlü Proteinlere hücum ederler. Böylece gevşeyen iltihap ve cerahatlar Beyaz kan hücreleri (Fagositler, T-hücreleri, B-hücreleri vb.) harekete geçerek iltihapları ve cerahatları yok ederler. Bu bronşit, romatizma, ekzema ve diğer iltihaplı rahatsızlıklar içinde geçerlidir.

    Yan tesirleri: Tarife uyularak kullanıldığında binen bir yan tesiri yoktur fakat aşırı miktarda ve uzun süre (4 hafta'dan fazla her gün 1 litre içilirse) mide ve bağırsaklarda şişkinlik yapabilir. Şişkinliğe karşı kimyon, rezene, kişniş veya kakule çayı içilirse iyi gelir. Bazı hastalarda Kalkan bezine zarar verebilir. Lahananın birleşimindeki Rhodanidler Kalkan bezinin iyot oranını düşürür. Bu da Kalkan bezinin şişmesine neden olabilir. Bu durum 4 hafta'dan fazla günde 1 litre Lahana suyu içenlerde görülebilir. Milano Lahanası daha çok Rhodanidler içerdiğinden çok yenmesi daha mahzurludur. Rhodanidler'e Thiocyanat da denir ve bu Rhodanidler iyotla rekabet ederek onun Kalkan bezine girişini engeller. Lahana'nın yantesirini bazı şifalı bitkilerle önledim, etkisini artırdım ve uzun süre bozulmadan kalabilecek hale getirdim. Bu ürünün ismi Gökçek Tonik'tir.




    Ormus gold,cds2,gökçek tonik, gökçek iksir kullanıyorum panik atağımda iyi derecede düzelme var.

    Hocam bu yorumu indirim için yapmıyorum, rahatsızlığı olan insanların hemen geçmesi temennisi ile yazıyorum. Bir çok insanda olan gastrit, mide yanması ve Boğaz’a kadar gelen acı sular şikayeti olanlara söylüyorum. GÖKÇEK TONİK BEYAZ LAHANA SUYU bu rahatsızlık için mükemmel. Hiç düşünmeden alsınlar.Şişeler bitti gastrit de bitti. #xdc4d;#xdc4f;Allah uzun ömürler versin hocam.

    Yaklaşık 35 yıllık tip1 şeker hastesıyım.Buna bağlı nöropati vs.rahatsızlıklarım vardı.Ayrıca midemde gastrit,kabızlık vs.Gökçek ürünleri kullandıktan sonra şikayetlerim çok önemli oranlarda azaldı.Aleo vera,iksir,tonik,tentür,sarı kantaron bunlar arasında.Her yönden kendimi daha iyi hissetmemi ve daha sağlıklı bir hayat geçirmeme yardımcı oldu.Araştırmacı,geliştirici ,gerçekçi,dürüst,ilkesel,samimi olarak yürüttüğü tüm çalışmalarından dolayı,başta Sn Hocamız olmak üzere,Gökçek Şifa'nın tüm çalışanlarına teşekkürler.Allah hepsinden razı olsun.?

    35 YILLIK TİP1şeker hastalığı,buna ve diğer şartlara bağlı,kalp krizi,depresyon,panik atak,kabızlık,gastrit,ellerde egzama,anoreksiya,son zamanlarda da unutkanlık.Detaya fazla girmeyim,daha öncelerde de düzenli olmasa da bitkisel ürün deneyimlerim oldu ama,fazla da bir sonuç alamadık.Ama,bitkisel tedaviye olan inancım hiçbir zaman kırılmadı.Bu nedenle de,yeni bir şeyler var mı düşüncesiyle araştırırken,ilk defa Gökçek ürünleriyle karşılaştım.telefon ederek Sn.İbrahim Hocamla tanıştım ve tüm rahatsızlıklarımı sıraladım.Ama,hocamızın diğerlerinden farklı yönleri vardı.Öncelikle,rahatsızlığın sebeplerini,kaynağını gidermeye yönelik ürünler veriyor,daha sonra tedavi aşamasına geçiyordu.Ayrıca,diğer tüm rahatsızlıklar ve ürünlerin diğer hastalıklara olabilecek etkilerini de göz önüne alarak tavsiyelerde bulunuyordu.Bu,güven açısından +bir durumdu.Öncelikle,mide ve bağırsak rahatsızlıkları ve depresyona yönelik ürün setleri aldım.Gökçek tonik,aleo vera jel,enginar fort,laden gülü fort,spirulina fort tabletler ile,sinirli ot,laden gülü bitki karışımı çayları ve bir de kanın ph'ını düzeltmeye yönelik karışım bunlardandı.yeterince düzenli olmamasına rağmen,birkaç gün içerisinde,belirli oranda bir düzelme,1.kürün sonunda da büyük oranda iyileşme sağladım.Bu ürünler,özellikle tonik,iksir ve aleo vera jel,aynı anda birçok rahatsızlığa iyi geldiğinden,kan şekeri düzeyim de dengelendi ve kullandığım insülin miktarı büyük oranda düştü.Hocamıza,dürüst,gerçekçi,araştımacı ve geliştirmeye yönelik çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz.Ürünlerinin etkili ve güvenilir olmasının da,buna bağlı olduğunu düşünüyorum.

    Ormus gold,cds2,gökçek tonik, gökçek iksir kullanıyorum panik atağımda iyi derecede düzelme var.
    Sevim Selen
    TONİK SETİ kullanıyorum MİDEM için çok çok faydasini gördüm herkese tavsiye ederim

    KAYNAK
    ‎İbrahim Yıkılmaz‎
    Bende REFLÜ ve ÜLSER vardı. Belki çok iddialı olacak ama 2 günde midedeki ağrı ,siskinlik yanmalar gitti. Tabiki İbrahim Bey'in şunları yemeyin dediği faydasi olmayan besinleri bıraktım DAMLA SAKIZI SETİ kullandım. Teşekkürler sayın Gökçek.

    KAYNAK
    Mehmet Erarslan
    Evet bu DAMLA SAKIZI SETİNDEKİ ilaçları MİDEMDEKİ REFLÜ, ÜLSER, GASTRİTE iyi geliyor

    KAYNAK
    Zafer Çil
    Geçtiğimiz çarşamba günü DAMLA SAKIZI MACUNU SETİ aldım sette 6 tane olduğu için denemek istedim aslında tek satılmıyordu ancak benim için istisna olarak gönderdiler tereddütlü olduğum için denemek istedim 4-5 gündür 1 şişe toniği kullanıyorum tadı alışık olduğumuz bir tat değil ilk başlarda zor olabilir ama şifa için sabrettim ve yavaş yavaş alıştım bu kısa sürede MİDEMDEKİ YANMADA AZALMA oldu hazımsızlık kısmen geçti. toniği isteyen sulandırıp incelterek kullanabilir ben öyle yaptım yarın 1 set sipariş vereceğim sabırla devam edersem gastritimin tamamen geçeceğini umuyorum bittiğinde sonucu yorum olarak paylaşacağım
    KAYNAK
    Zafer Çil
    Yaklaşık iki haftadır TONİK SETİ kullanıyorum yarın bir set sipariş daha vereceğim artık korkarak yemek yeme işkence günleri geride kaldı zira TONİK SETİ ile en sevdiğim yemekleri rahatla yiyorum hem yemekten önce hem yemek sırasında tonik içiyorum özellikle lahmacunun yayında şalgam suyu niyetine içilebilir midemdeki gastritten ötürü her şeyi yiyemiyordum şiddetli ağrı hazımsızlık şişkinlik oluyordu ama şimdi TONİK SETİ İLE MİDE AĞRILARIM AZALDI yediklerimi daha kolay hazmediyorum ve şişkinlikte yok denecek kadar azaldı. İbrahim beye teşekkür ederim...
    KAYNAK
    ‎Feyzullah Gümüşdere
    İbrahim Gökçek hocama teşekür ediyorum 5 yıldır doktor doktor gezmeme rağmen bir teşhis konamadi. Umudumu yitirmistim son bir özel doktora gitmem neticesinde MİDEMDE PANGASTRİT HELİCOBAKTERİ POZİFİT göründu. Keza mantarda çok yoğundu. antibiyotik surecine girdim bu süre de iyice kötü bir hal almış bulundum bakteriye direnç kazandi. Taki ibrahim hocayla tanışana kadar bilgisi tecrübesi ile beni andinlatti kullanmam gereken TONİK SETİ ürününü söyledi şuan çok şükür iyiye gidiyorum vücudum adeta kendini yeniliyor saygılar sevgiler dilerim hocama
    KAYNAK
    Ismail Özdemir
    selam ibrahim bey GASTRİT REFLÜ ile ilgili bir vidyonuzu izledim söylediğiniz DAMLA SAKIZI MACUNU SETİ tavsiyelere uydum işeyaramaya başladı doktorların yazdığì ilaclardan daha etkili.

    KAYNAK
    Meral Şahin
    Yaklaşık 35 yıllık tip1 şeker hastesıyım.Buna bağlı nöropati vs.rahatsızlıklarım vardı.Ayrıca midemde gastrit,kabızlık vs.Gökçek ürünleri kullandıktan sonra şikayetlerim çok önemli oranlarda azaldı.Aleo vera,iksir,tonik,tentür,sarı kantaron bunlar arasında.Her yönden kendimi daha iyi hissetmemi ve daha sağlıklı bir hayat geçirmeme yardımcı oldu.Araştırmacı,geliştirici ,gerçekçi,dürüst,ilkesel,samimi olarak yürüttüğü tüm çalışmalarından dolayı,başta Sn Hocamız olmak üzere,Gökçek Şifa'nın tüm çalışanlarına teşekkürler.Allah hepsinden razı olsun.
    Kaynak

    Emin Sinan İmamoğlu
    Gökçek tonik kullandım çok memnun kaldım
    Kaynak

    Süleyman Altuntaş
    Ormus gold,cds2,gökçek tonik, gökçek iksir kullanıyorum panik atağımda iyi derecede düzelme var.
    KAYNAK

    Oguz Erkara
    PANGASTİRT rahatsızlığım vardı. 2 yıldır denemediğim bir şey kalmamıştı. LAHANA MİX SETİ kullandım MİDEM RAHATLADI.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Hocam benim MİDEME NE YESEM DOKUNUYOR ama ben dün 12 adet LAHANA MİX siparişi verdim şu an elimde bir tane var. PROBİYOTİĞİ O KADAR YÜKSEK Kİ hem KİLO için hem BAĞIRSAKLARDA İYİ BAKTERİLER için ÇOK FAYDALI midemdeki ağrılar beni korkuttu. Siparişi verdim kargomu bekliyorum hocam.
    KAYNAK

    Murat Genç
    LAHANA MİX mükemmel bir ürün ben de denedim. MİDE ve BAĞIRSAK SİSTEMİMDE GÖZLE GÖRÜLÜR İYİLEŞME YAŞADIM tekrar aldım devamlı kullanacağım artık harika ürün teşekkürler Gökçek Şifa.
    KAYNAK

    Kadir Öğüt
    LAHANA MİX tavsiye ediyorum, KULLANIYORUM ÇOK MEMNUNUM.
    KAYNAK

    Volkan Kaymak
    Ben annem için LAHANA MİX SETİ siparişi vermiştim. Etkisini bayağı gördük. Eskiden TURŞU ve SİRKELİ şeyler MİDESİNE DOKUNUYORDU şu anda bu SIKINTISINDAN KURTULMUŞ DURUMDA.
    KAYNAK

    Nazire Oto
    Sayin hocam gerçekten çok faydalı bilgiler veriyor ben mideme LAHANA MİX aldım bir seyansda İYİLEŞTİM birde SEDEF HASTALIĞINA ne iyi gelir söylerse çok sevinirim hayırlı akşamlar inşallah
    KAYNAK

    Ulu Yörük
    İBS ve MİDE SORUNLARIM icin bi kac urun aldim kullanmaya yeni basladim.insaallah iyi gelir. LAHANA MİX icimi biraz zor ama midemi az da olsa rahatlatti gibi.
    KAYNAK

    Melike İçaçan
    Midemdeki HAZIMSIZLIK için LAHANA MİX kullandım öğütme anlamında HİÇ BİR SIKINTIM KALMADI herkese tavsiye ediyorum
    KAYNAK

    Neşe volkaner
    LAHANA MİX SETİ mükemmel bir ürün MİDEMDEKİ EKŞİME AZALDI.
    KAYNAK

    Uğur Güler
    Ben LAHANA MİX ürününüz kullanıyorum hocam MİDE RAHATSIZLIKLARIM BİTTİ Allah binlerce kez razı olsun. Lahanayı da çok severim bol bol lahana dolamsı yeriz hocam.
    KAYNAK

    Fikriye Saka
    Hocam midede helikobakter için lahana mix laden damla sakızı kullanıyorum elhamdülillah rahatlama oldu, sibo da var candida diyeti yapıyorum karamuk çayı içiyorum kilo alamıyorum öneriniz olur mu acaba
    KAYNAK

    Seyit Balcı
    LAHANA MİX kullanıyorum MİDE-BAĞIRSAK Sorunlarına Çözüm bulunuyor. Teşekkür ederim hocam, cansınız.
    KAYNAK

    Seyit Balcı
    Güvercinlerimin içme suyuna LAHANA MİX kattım ilacla düzeltemediğim ishali 2 günde bitirdi
    KAYNAK

    Muhsin Hoçur
    Elma yediğim zaman aşırı derecede karın ağrısı yaşıyordum 4 ay kadar LAHANA MİX SETİ kullandım MİDEMDEKİ TÜM RAHATSIZLIKLARI ve AĞRILAR geçti Allah sizden razı olsun
    KAYNAK

    Sultan Yildirim
    LAHANA MİX SETİ kullanıyorum GASTRİTİME iyi geldi, İbrahim hocama teşekkür ediyorum.
    KAYNAK

    İsmail Beyiz
    Merhaba 1 yıldan fazla süredir MEŞE MİX ve LİMSA kullanıyorum ÇOK MEMNUNUM DAHA DİNÇ hissediyorum. tavsiye ederim
    KAYNAK

    Fatma Gok
    Benim de MİDEMDE YANMA vardı yemek sonrası LAHANA MİX kullandığım zaman sanki vücudum da mide organı yok gibi güzel his veriyordu midem de yanma hissi de geçti çok kaliteli bir ürün iyiki gökçek var herkese şifalar diliyorum
    KAYNAK

    Rezzan Hamzaoğlu
    Bende LAHANA MİX kullandım MİDEMİ ÇOK RAHATLATTI ve faydasını gördüm
    KAYNAK

    Soner çıkla
    Hocam iyi yayınlar BAĞIRSAK SORUNLARI için LAHANA MİX SETİ + KOLOSTRUM KAPSÜL kullanıyorum Çok iyi geldi . Sağolun Allah razı olsun hocam .
    KAYNAK

    Melek Aydin
    Selamlar hocam, LAHANA MİX SETİ harika. GASTRİT için kullanıyorum, MİDE AĞRISI ve MİDE YANMALARINDAN kurtuldum.
    KAYNAK



    Gastrite Ne İyi Gelir Reflüsü Olanlar Ne Yapmalı Ülser Tedavisi Nasıl Olur.




    Mide Rahatsızlıklarına Ne İyi Gelir Gastrit Nasıl Tedavi Edilir Bağırsaklara Ne İyi Gelir.




    Lahana Mix Nedir Lahana Mix Neye İyi Gelir Gastrit, Ülser, Reflü, Mide Hastalıkları Tedavisi

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 10 November 2023, 15:44 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Vücudun sinsi düşmanı: Mantarlar

    Vücudun sinsi düşmanı Mithat Yılmaztürk

    Karınlık ve sıcak ortamı seven mantar, vücudumuza gizlice yerleşir. Mantar hastalığına yakalananların karşılaştığı ilk belirtiler ise karın şişkinliği ve tatlıya olan düşkünlüktür.

    Mantarlar ne öldürür, ne de yararı vardır. Çünkü asalak yaşadığı bireyin, yani geçim kaynağının yok olması işine gelmez. Mantarlar asalak yaşarlar. Daha çok ölmüş bitkiler ve hayvanlar mantarların besin maddelerini oluşturur. Ancak besin maddesi olarak hiç de seçici değillerdir. Bu nedenle toprakta olduğu gibi, havada, suda, yiyeceklerimizde, evlerde ve hatta bazıları canlılarda toplu olarak bulunup, çoğalırlar.

    ZARARLI OLANLAR
    İnsan vücudunda eğer bir mantar sürekli yaşamaya ve ondan beslenmeye başlarsa zararlıdır. Bazı mantarlar kimyasal maddeler salgılayarak deri hücrelerini çözerler ve deri içine girerler. Bu olay bağırsak içinde de olabilir. Eğer bağırsakta beslenmeleri yeterli olmazsa, mantarlar bağırsak duvarının derin tabakalarına kadar iner ve kan damarları içine kadar girerler. Burada kan şekeri ile beslenirler. Mantarların kurnazca uyguladıkları bir yöntem, dış görünüşlerini insan immün sisteminin yabancı kabul etmeyeceği bir biçime sokabilmeleridir. Yani mantarlar çok iyi bir kamuflaj ustasıdırlar. Böylece immün sistem mantarları kendi öz hücreleri sanır ve bunlarla mücadele etmez, yani mantarlara ses çıkarmaz. Ayrıca patojen (hastalık yapan) mantarlar mide asidine de dayanıklıdır. Oysa zararsız mantarlar (ekmek mayası, bira mayası ) ve çoğu mikroplar mide asidinde ölürler. Özellikle şekerli besinlerin fazla tüketilmesi bağırsak mantarları için çok uygun bir beslenme ortamı oluşturur. Mantarlar, maya mantarları, küf mantarları ve dermatofitler olmak üzere üç grupta toplanırlar. Her gruptan mantarlar insanlara zarar verebilir ve çeşitli şikayetlere yol açabilir. Örneğin, küf mantarlarından zararsız olanı (roquefort, camembert peynir küfleri) olduğu gibi, ölümcül hastalıklara neden olan zararlı küf mantarları da vardır. Eğer aşırı miktarlarda küf mantarları havaya karışırsa solunumla akciğerlere girerek, ağır enfeksiyona yol açar. Buna örnek 1922 yılında Mısır'da yaşanmış korkunç bir olaydır. Tutanchamun'un gazabı olarak tanımlanan bu olayda mezarı bulmak için piramide giren araştırma ekibinden 27 insan küf mantarı enfeksiyonu sonucu yaşamını yitirmiştir. Yaklaşık her 5 kişiden biri ya belirli bir süre mantar enfeksiyonu geçirmiştir ya da sürekli mantarla yaşamaktadır. Mantarlar sıcak ve ıslaklığı sever. Ayrıca sürekli olarak besin bulabilecekleri ortamı seçerler. İnsan vücudunda bu koşullar mantarlar için optimumdur. Yani vücudumuz mantarlar için sanki cennettir. En çok yerleşme yerleri de bağırsaklar, idrar yolları, deri, saçlar, tırnaklar ve solunum yollarıdır. Patojen maya mantarlarının oksijene gereksinimleri yok. Bu bakımdan ideal yerleşim yerleri ince bağırsaklardır. Burada mantarlar her zaman bol miktarlarda bulunan besin içerisinde yüzerler. İlk önce kendileri en önemli besin maddelerini alırlar. Artıkları asalak oldukları kişiye bırakırlar. Eğer vücut bağışıklık sistemi güçlü değilse mantarlar ince damarlara kadar yayılırlar ve böylece dolaşımla tüm vücuda ve her organa yayılırlar.

    ENFEKSİYONLAR
    Sadece belirtilere dayanarak mantar enfeksiyonu tanısı güçtür. En bilinen belirtilerden biri karın şişkinliğidir. Bir parça pasta, çikolata ya da bir porsiyon makarnadan sonra karın şişiyor ve ağrıyorsa, bu mantar enfeksiyonu için tipiktir. Karındaki bu şişme 37 derece sıcaklıkta mantarların şekerden gaz oluşturmasına bağlıdır. Karın o derece şişip, gerilir ki, kişide sanki patlayacakmış gibi duygu olur. Sindirim sistemi dışında ciltte de mantarlar yerleşebilir ve kaşıntılı, kepekli lekeler oluşturur. Ciltte mantar yerleşmeksizin de cilt belirtileri bağırsaktaki mantarların metabolizma ürünlerine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu belirtiler ilk bakışta nörodermit ile karıştırılabilir. Yıllarca başarısız tedavi edilmiş olan bu tür cilt hastalığının mantar tedavisiyle derhal kaybolduğu görülür.

    PERFORMANSI AZALTIYOR
    Mantar enfeksiyonları sıklıkla şeker hastalarının şikayetlerine benzer şikayetlere yol açar. Kişi kendini yorgun hisseder. Fiziksel ve zihinsel performans azalır. Bunun bir nedeni mantarların bağırsaklarda karbonhidratların büyük bir kısmını harcamaları sonucu vücudun şeker ihtiyacının karşılanamamasıdır. Vücuttaki şeker yetersizliğinin yol açtığı tatlıya karşı istek, kişinin fazla yemesine ve kilo almasına neden olur. Bundan dolayı çoğu mantar hastası fazla kiloludur. Bu kişilerin mantar tedavisinden sonra çoğu zaman normal kilolarına indiği görülür. Mantarlar bağırsağın normal fonksiyonu için gerekli olan bağırsak bakterilerine zarar verdiğinden, bağırsak mantar hastalığında kabızlık ya da sürekli ishal ortaya çıkabilir. Enfeksiyonunun klasik bir belirtisi alkoliklerde ya da sarılıkta olduğu gibi, karaciğerde bozukluktur. Çünkü mantarlar aynı zamanda alkol de üretir. Bağırsaktaki maya mantarları şekeri alkole dönüştürür. Oluşan alkol, özellikle karaciğer için çok toksiktir (zehirlidir). Mantar enfeksiyonu olan birçok kişi eklem ve kas ağrılarından yakınır. Bu şikayetler muhtemelen mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünlerine bağlıdır. Bu durumda uygulanan romatizma tedavisinin yararı olmaz. Bağırsakta mantar enfeksiyonu olan birçok kişide sürekli olarak burun ve sinüs mukozasında şişme ve tıkanıklık olur. Bağırsak mukozalarında mantarların yaptığı tahriş, diğer mukozalara da - doğrudan mantar enfeksiyonu olmaksızın- yansır.

    Yorum yap


    • #3
      Bagirsak.org a üye olup benim hakkımda yazılan yanlışları düzeltmek istedim, benim üyeliğimi yasaklamışlar.Birileri oturuyor masa başında bir şeyler yazıyor.Cevap vermek istiyoruz, üyeliğizi engeliyorlar.Biri orada yazmış.İbrahim Gökçek böbreküstü bezeleri histamin üretiyor diyor.Bu yanlış diyor.Benim yazdığım yazıları hiç okumadığı anlaşılıyor, çünkü böyle bir ifade kullanmadım.Bir diğer şahısta Gökçek Tonik lahana suyundan yapılır.İlk 1. dakikkada hemen içeceksin bir dakika beklerse bozulur diyor.Yani maşallah.Bu forumda yazı yazanlardan bazıları maksatlı yazıyor.Bu çok ayıp, insan bilmediği konuda yorum yapar mı?Neymiş lahana suyu bir dakikada içilmezse bozulurmuş allah allah hangi bilgi ile bu kannata varmış bu vatandaş doğrusu anlamadım.Lahana mikserle çekilirse oksitlenir, santrafujla çekilse oksitlenir dese doğru olurdu, çünkü ısınınca oksitlenir ve etkisi azalır.Biz bunu imal edebilmek için ABD'den iki özel makine getirtik..Lahana suyunun bazı yantesirleri var, biz bu yan etkilerini Gökçek İksirle giderdik.BU NEDNELE HASTANIN İKSİR VE TONİKİ BİRLİKTE KULLANMASI GEREKİR.Başka sitelerde yazı yazanlarda var, fakat nedense Gökçek İksir ve Gökçek Toniki kullanmayanlar ve tanımayanlar maksatlı ve yanlış bilgi veriyorlar.

      Lahana üzerine ABD'nin Kaliforniya Standford Üniversitesi’nde Prof. Dr.Cheney ve ekibi 1950-52 yılları arasında Lahana suyu ile üç büyük tedavi denemesi yapmıştır ve bunu 1956’da Prof. Dr. Wasler ile Prof. Dr. Miller’in tedavi denemeleri takip etmiştir. Hastalar mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsak ülseri olanlardan seçilmiştir ve de 1-4 hafta süre ile günde 1 lt Lahana suyu verilmiştir. Lahana suyunun gün boyu yudum yudum içilmesi gerekir. Gökçek Tonik daha etkilidir. Cheney tarafından 1950’de yapılan 13 hasta üzerinde deneye yapılmıştır ve bunların altısında mide, yedisinde onikiparmak bağırsağı ülseri olduğu röntgenle tespit edilmiştir. Tamamı Lahana suyu ile normal tedavi süresinden önce iyileşmişlerdir.(Age).

      Cheney ve ekibi 1950’de 65 mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsak ülseri olan hastalar seçilmiş olup hastalar 8-24 gün içinde Lahana suyu ile iyileşmişlerdir. (Age)

      Cheney ve ekibi 1952’de aynı şekilde rahatsız olan 95 hasta üzerinde Lahana suyu ile tedavi denemesi yapmıştır. Birinci haftanın sonunda %81’i İkinci haftanın sonunda %95’inin ağrılarından kurtulduğu tespit edilmiştir. (Nh.5.97.262, NH.8.96.480, HHB IV.555, NH.2.96.104)
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Pectobacterium carotovorum pv tarafından biyolojik olarak dönüştürülmüş lahana ürününün (Brassica oleracea) mikrobiyal dönüşümü ve antikandidal etkileri. karotovum 21

        Vivek K Bajpai 1, Sun Chul Kang , Sungi Heu , Shruti Şukla , Sewan Lee , Kwang Hyun Baek
        üyelikler yıkılmak üyelik

        • 1Biyoteknoloji Okulu, Yeungnam Üniversitesi, Gyeongsan, Gyeongbuk 712-749, Kore Cumhuriyeti.
        Soyut

        Bu çalışma, lahananın (Brassica oleracea var. capitata) bir bakteri türü olan Pectobacterium carotovorum pv. carotovorum 21 (Pcc 21), bir klinik izolat da dahil olmak üzere Candida türlerinin çeşitli izolatlarına karşı. Biyolojik olarak dönüştürülmüş ürün (500 mikrog/diske karşılık gelen 10 mikrol), Candida albicans KACC 30062, Candida geochares KACC 30061, Candida albicans KACC 30003, Candida saitoana KACC 41238 ve Candida glabrata P00368'e (klinik izolat) karşı potansiyel antikandidal etki göstermiştir. 14 +/- 0,9 ila 19 +/- 1,1 mm aralığında bulunan inhibisyon bölgeleri. Biyodönüştürülmüş ürünün test edilen izolatlara karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) ve minimum fungisit konsantrasyonu (MFC) değerleri sırasıyla 62,5-250 ve 125-250 mikrog/ml aralığında bulundu. Ayrıca biyodönüştürülmüş ürün, test edilen Candida izolatlarının canlı sayıları üzerinde dikkate değer bir antikandidal etkiye sahipti. Ayrıca taramalı elektron mikroskobik çalışma, biyodönüştürülmüş ürünün MİK konsantrasyonunda C. albicans KACC 30062'nin morfolojisi üzerindeki potansiyel zararlı etkisini ortaya çıkardı. Tüm bu bulgular birlikte, lahananın biyolojik olarak dönüştürülmüş ürününün, klinik izolatlar dahil olmak üzere Candida türlerini kontrol etmek için tıbbi öneme sahip potansiyel terapötik değere sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca biyodönüştürülmüş ürün, test edilen Candida izolatlarının canlı sayıları üzerinde dikkate değer bir antikandidal etkiye sahipti. Ayrıca taramalı elektron mikroskobik çalışma, biyodönüştürülmüş ürünün MİK konsantrasyonunda C. albicans KACC 30062'nin morfolojisi üzerindeki potansiyel zararlı etkisini ortaya çıkardı. Tüm bu bulgular birlikte, lahananın biyolojik olarak dönüştürülmüş ürününün, klinik izolatlar dahil olmak üzere Candida türlerini kontrol etmek için tıbbi öneme sahip potansiyel terapötik değere sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca biyodönüştürülmüş ürün, test edilen Candida izolatlarının canlı sayıları üzerinde dikkate değer bir antikandidal etkiye sahipti. Ayrıca taramalı elektron mikroskobik çalışma, biyodönüştürülmüş ürünün MİK konsantrasyonunda C. albicans KACC 30062'nin morfolojisi üzerindeki potansiyel zararlı etkisini ortaya çıkardı. Tüm bu bulgular birlikte, lahananın biyolojik olarak dönüştürülmüş ürününün, klinik izolatlar dahil olmak üzere Candida türlerini kontrol etmek için tıbbi öneme sahip potansiyel terapötik değere sahip olduğunu göstermektedir.

        Telif Hakkı (c) 2010 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Bifidobacterium longum ile fermente edilmiş brokoli süpernatanı, Candida albicans ve bazı patojenik bakterilerin büyümesini in vitro inhibe etti

          Hirohisa Suidosu 1, Manabu Miyao
          üyelikler yıkılmak üyelik

          • 1Health Care R&D, Sunstar Inc. 3-1 Asahi-machi, Takatsuki, Osaka 569-1195, Japonya.
          Soyut

          Bu çalışmanın amacı, Bifidobacterium türleri gibi yararlı bakteriler ve yararlı bakterilerin büyümesi için iyi substrat olabilecek belirli sebze türleri kullanılarak bazı patojenik mikroorganizmalara karşı büyümeyi inhibe edici bir materyal geliştirmektir. İlk olarak, çeşitli sebze suları Bifidobacterium longum vb.'nin büyümesini teşvik etmek için tarandı. Test edilen sebzeler arasında brokoli (Brassica oleracea L. var. botrytis L.) ve lahana (Brassica oleracea L. var. capitata L.) mükemmel büyüme gösterdi. B. longum için teşvik edici faaliyetler. İkinci olarak, B. longum-fermente brokoli (BFB) ve Lactobacillus pentosus-fermente brokoli (LFB) süpernatanları hazırlandı ve Candida albicans'a karşı büyümeyi önleyici aktiviteler belirlendi. Her ikisi de doza bağlı, büyümeyi inhibe edici etkiler gösterdi, ve BFB'nin etkisi LFB'den üstündü. BFB'nin üstün etkisinin esas olarak B. longum tarafından üretilen asitlere, özellikle asetik asitlere atfedilebileceği düşünülmüştür. BFB ayrıca Streptococcus mutans ve Porphylomonas gingivalis gibi bazı patojenik bakterileri de inhibe etmiştir. Sonuç olarak, brokolinin B. longum için iyi bir büyüme destekleyici madde olduğu görülmüştür. Fermente ürün BFB, C. albicans ve bazı patojenik bakterilerin büyümesini engelleyen kullanılabilir bir malzeme gibi görünmektedir.

          Yorum yap


          • #6
            Candida türlerine karşı biyoaktif materyal üretimi için bir Pectobacterium atroseptikum bakteri suşu ile lahananın mikrobiyal fermantasyonu

            VK Bajpai 1, SC Kang , KH Baek
            üyelikler yıkılmak üyelik

            • 1Biyoteknoloji Okulu, Yeungnam Üniversitesi, Gyeongsan, Gyeongbuk 712-749, Kore Cumhuriyeti.
            Soyut

            Amaç: Bu çalışmanın amacı, Candida türlerinin patojenik izolatlarına karşı antimikotik etkinliği değerlendirilen Pectobacterium atroseptikum bakteri suşu kullanılarak lahananın (Brassica oleracea) mikrobiyal fermantasyonu ile biyoaktif fermente edilmiş ürün üretmektir.

            Gereçler ve yöntemler: Biyoaktif fermente edilmiş ürünü elde etmek için bir bakteri türü olan P. atroseptikum kullanılarak lahananın mikrobiyal fermantasyonuna yönelik bir yaklaşım uygulandı. Lahananın biyoaktif fermente ürününün antimikotik etkinliği, disk difüzyon testi, minimum inhibitör (MIC) ve minimum fungisidal (MFC) konsantrasyonları, hücre canlılığı testi ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi ile değerlendirildi.

            Bulgular: Biyoaktif fermente ürün (500μg/disk), 250 ila 1000 arasında değişen MIC ve MFC değerleri ile birlikte inhibisyon bölgelerinin çapı (10±0,2 ila 13±0,4mm) olarak test edilen Candida türlerine karşı umut verici antimikotik etki gösterdi ve Sırasıyla 250 ila 2000μg/ml. 140 dakikalık biyoaktif fermente ürüne maruz bırakma, test edilen mantar izolatlarının yaşayabilir sayıları üzerinde yaklaşık %85 ​​ila %100 inhibe edici etki ile potansiyel antimikotik etki göstermiştir. Ayrıca SEM çalışması, biyoaktif ürünün MİK konsantrasyonunda C. albicans KACC 30003'ün morfolojisi üzerindeki potansiyel zararlı etkisini ortaya çıkardı. Lahananın biyoaktif fermente edilmiş ürünü üzerinde yürütülen ayrıntılı GC-MS analizi çalışması, fermente edilmiş üründe bulunan transformasyon ürünlerini ortaya çıkardı.

            Sonuç: Bu sonuçlar, tıbbi ve farmasötik preparasyonlarda kullanılmak üzere mikrobiyal olarak biyolojik olarak dönüştürülmüş/fermente edilmiş lahana ürünlerinin terapötik potansiyelini doğrulamıştır.

            Telif Hakkı © 2011 Elsevier Masson SAS. Her hakkı saklıdır.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Lahananın (Brassica oleracea) mikrobiyal olarak biyolojik olarak dönüştürülmüş ürününün Pseudomonas şırınga pv. Candida türlerini inhibe etme konusunda T1

              Vivek K Bajpai 1, Sun Chul Kang , Euiho Parkı , Weon-Tai Jeon , Kwang Hyun Baek
              üyelikler yıkılmak üyelik

              • 1Biyoteknoloji Okulu, Yeungnam Üniversitesi, Gyeongsan, Gyeongbuk, Kore Cumhuriyeti.
              Soyut

              Bu çalışma, lahananın (Brassica oleracea) bir bakteri türü olan Pseudomonas şırınga pv. Candida türlerinin çeşitli izolatlarına karşı T1 (Ps-T1). Candida albicans KACC 30003 ve 30062, Candida geochares KACC 30061, Candida saitoana KACC 41238 ve Candida glabrata P00368'e karşı biyolojik olarak dönüştürülmüş lahana ürününün (10 μl, 500 μg/disk'e karşılık gelen) inhibisyon bölgelerinin çapları 10±1 ile 10±1 ve 16±0,8 mm. Biyodönüştürülmüş ürün, test edilen patojenlere karşı sırasıyla 125-500 ve 125-500 μg/ml aralığında bulunan minimum inhibitör ve minimum fungisidal konsantrasyon değerleri için test edilmiştir. Test edilen mantar patojenlerinin geçerli sayımlarında, biyodönüştürülmüş ürün dikkate değer bir antikandidal etki gösterdi. Ayrıca C.albicans KACC 30062'nin morfolojisi üzerinde taramalı elektron mikroskobu kullanılarak yapılan çalışma, biyolojik olarak dönüştürülmüş ürünün MİK konsantrasyonunda potansiyel zararlı etkisini ortaya çıkardı. Bu çalışmanın sonuçları, lahananın Ps-T1 tarafından biyolojik olarak dönüştürülen ürününün Candida türlerini kontrol etmek için potansiyel terapötik değere ve tıbbi öneme sahip olduğunu göstermektedir.

              Crown Telif Hakkı © 2010. Elsevier Ltd. tarafından yayınlanmıştır. Tüm hakları saklıdır.
              Konu onur tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/993-onur Saat 18 September 2020, 09:22 ) değiştirilmiştir.

              Yorum yap


              • #8
                SAADET DEVRİ DİYETİ, PEYGAMBER DİYETİ, Gökçek Diyet: Peygamber Diyeti ile 3 ay da15-20 kg vermek mümkün.
                1-) Her öğün sadece bir gıda tüketmek gerekir, Örneğin; kahvaltıda sadece bir gıda bir bardak süt veya bir portakal veya elma vs veya çorba, ÖĞLE YEMEĞİ YOK, Akşam sadece bir yiyecek türü tüketilmeli kuru fasulye, mantı, pilav vs karıştırmamak gerekir.
                2-) Günde 2 öğüt en iddialı
                3-) Her lokmayı en az 30 defa çiğneyeceksin,
                4-) Kahvaltı ve Yemekten önce sıvı tüketilebilir, yemek ve kahvaltıdan sonra alına sıvıda mide asidini bozar. Bu nedenle Kahvaltı ve yemekten 2 saat sonra sıvı alınmalıdır.
                5-) Kahvaltı veya yemekten sonra herhangi bir katı gıda ancak 4 saat sonra tüketilmelidir.
                6-) Haftanın 2 günü sünnete uygun olarak Pazartesi ve Perşembe günleri Oruç tutmak. Böylece depolu yağlar eriyecek.
                7-) Hatta hızlı kilo vermek isteyenler 2-3 Ay da bir 3-4 günlük açlık orucu (su orucu) tutulmalıdır. Böylece kişi hızlı zayıflar.

                PEYGAMBER DİYETİ: Peygamber Efendimizin beslenme şekline Peygamber Diyeti denir. Bir gün bir kişi Peygamber Efendimiz (sav) Ya Resul Allah falanca şahıs lokmalarını çok çiğniyor der, Bunun üzerine Efendimiz; O doğrusunu yapıyor. Buyurmuşlar. Mide ve bağırsakları sobaya benzetelim, şayet kalitesiz kömür kullanırsanız; is olur, borular ve baca tıkanır, hatta zehirlenebilirsiniz. Kaliteli kömürde problem olmaz. Kişi az yer, çok çiğner ve yavaş yerse hastalıklardan hiç biri ile tanışmaz. Kişi hastalansa dahi çok kısa sürede iyileşir. Her lokmayı en az 30 defa çiğnediğinizde 6 hafta sonra ağızda dilcik etrafında bir kas oluşur ve artık sindiriminiz normale dönmüştür demektir. Bu şekilde beslenirseniz, yediklerinizi hazmeder ve hastalığa karşı sizi korur. Bu tarz beslenme ile en ağır hastalıkları bile çok kolay yenebilirsiniz.

                Yıllar önce Almanya da staj yaparken bir sabah kahvaltı yaparken, ben sofrayı donatmışım tereyağı, bal, salatalık, ekmek, çay domates, biber vs. Almanlar bana baktılar ne yapıyorsun dediler, bende kahvaltı yapıyorum dedim. Adamların çok komiğine gitti, zira onlar sadece bir veya iki dilim ekmek ve kağıt gibi ince peynir veya salam yiyorlardı. Bana baktılar ve hayret ettiler. Yıllarca düşündüm bu Almanları adam eden Kanuni Sultan Süleyman ın gönderdiği 400 sipahi, Almanları insan etmiş onları eğitmiş ve bu günkü medeniyette yer almalarını sağlamıştı. Oysa biz kendi değerlerini unutmuş Batıyı örnek almaya çalışan MANKURTLARA dönmüşüz. 300 senedir taklit ediyoruz ve hep batıyoruz. Oysaki onları insan yapan bizim kültürümüz. Onlar Müslüman gibi yiyip içiyorlar, BİZ MÜSLÜMANLAR FİRAVUN GİBİ YİYİP İÇİYORUZ.

                Neden bir öğünde bir tür yiyecek yemek gerekir? Diyelim ki et yiyorsunuz et çiğnerken beyine sinyaller gider ve beyin sindirim organlarını uyarır. Böylece mide Hidroklorik asit, pepsin, pankreas lipaz, karaciğer safra ve ince bağırsaklar ona uygun enzimler salgılamaya başlar. Fakat kişi aynı anda ekmek, salata, bakliyat, pilav ve yemekten sonra tatlı ve hatta çay ve hatta bazı misafirlikler de çerez tüketince sindirim sistemi hangi asidi, bazı, enzimi salığasın. Böylece bağırsaklarda bir çöplük ve kokuşma meydan gelir. İşte bu nedenle Peygamber Efendimiz ümmetine örnek olmak için günde sadece 2 öğün yemiş ve HER ÖĞÜNDE SADECE BİR GIDA TÜRÜ İLE BESLENMİŞTİR. Biz sözde Müslümanız, ama beslenmemiz hiçte İslama göre değil.

                Not; Her öğünde Tek bir yiyecek türü tüketilirse sindirim sistemi besinde ki vitamin, mineral, enzim vs yi absorbe eder ve kişide halsizlik dermansızlık, baş ağrısı vs., gibi rahatsızlıklar olmaz. Bir öğünde birden fazla yiyecek tüketilir ise sindirim sistemi gıdaları, bağırsaklar çöplüğe döner ve burada ortaya çıkan zehirli gazlar ve alkoller önce halsizlik dermansızlık, yorğunluk sonrada alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, bağışıklık sisteminin çökmesi, depresyon, panik atak vb. hastalıklara sebep olur. MÜSLÜMANLAR PEYGAMBER EFENDİMİZ GİBİ DEĞİL FİRAVUN GİBİ BESLENİYOR. ALLAH BİZİ ISLAH ETSİN.

                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9

                  busra23 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  cevap verdıgıız ıcın tessekur ederım pekı bunları nekadar sure kullanmalıyım bı paket yetecek mı
                  Ben haşa ne Peygamber, nede Evliyayım, nede gaibten bilgi alan bir mecnunum, ben sade bir insanım, olağan üstü güçlerim yok.Elimde de Hz Musa'nın asası yok.Ben sadece işimi seviyorum ve araştırıyorum deniyorum ve geliştiriyorum.Ben sade sıradan basit, ama işine sevdalı bir insanım, o kadar.Benden mucize beklemeyin.Oh ne alla bir takım al hemen iyi ol.Hastalıkların tedavisi kişiden kişiye, bünyeden bünyeye, akut veya kronik olmasına göre 2-4 ay sürebilir, çünkü her hastalığın yıllara dayanan bir geçmişi vardır.Artı bizim farkımız klinik araştırmalarla etksi ispatlanan şifalı bitkileri kullanmamızdır.Günümüzde Avrupa, Amarika ve Doğu Asya'da insanlar artık şifalı bitkilerle tedavi edilmektedir.Sadece Türkiye bu konularda çok çok geridir.Biz ilme değer verdiğimiz çağlarda 15,16 ve 17 yüz yıllarda aynı anda dünyada 5 imparatorluk (Osmanlı, Safevi, Babür, Altınordu ve Türkistan) kurmuş ve dünyanın yarısını yönetmiş bir milletiz.İçimizdeki cevheri farkedebilsek yine aynısını yapacak güçte olduğumuzu bütün dünya görür.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    busra23 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    cevap verdıgıız ıcın tessekur ederım pekı bunları nekadar sure kullanmalıyım bı paket yetecek mı
                    Ben haşa ne Peygamber, nede Evliyayım, nede gaibten bilgi alan bir mecnunum, ben sade bir insanım, olağan üstü güçlerim yok.Elimde de Hz Musa'nın asası yok.Ben sadece işimi seviyorum ve araştırıyorum deniyorum ve geliştiriyorum.Ben sade sıradan basit, ama işine sevdalı bir insanım, o kadar.Benden mucize beklemeyin.Oh ne alla bir takım al hemen iyi ol.Hastalıkların tedavisi kişiden kişiye, bünyeden bünyeye, akut veya kronik olmasına göre 2-4 ay sürebilir, çünkü her hastalığın yıllara dayanan bir geçmişi vardır.Artı bizim farkımız klinik araştırmalarla etksi ispatlanan şifalı bitkileri kullanmamızdır.Günümüzde Avrupa, Amarika ve Doğu Asya'da insanlar artık şifalı bitkilerle tedavi edilmektedir.Sadece Türkiye bu konularda çok çok geridir.Biz ilme değer verdiğimiz çağlarda 15,16 ve 17 yüz yıllarda aynı anda dünyada 5 imparatorluk (Osmanlı, Safevi, Babür, Altınordu ve Türkistan) kurmuş ve dünyanın yarısını yönetmiş bir milletiz.İçimizdeki cevheri farkedebilsek yine aynısını yapacak güçte olduğumuzu bütün dünya görür.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Sahte ürünlere dikkat, iksir, tonik ve çay yerine hap veya damala gönderiliyor.Vatandaş iksir, tonik ve çay istiyor pazarlamacı firma bu üründe aynı etkiyi gösteriyor diye DİOS.... isimli hap veya BERU.... isimli damala gönderiyorlar.Hapı alanlardan bazılarında karın ağrısı ve bacaklarda şişmeler nedeniyle şikayetler geliyor.Beni arıyorlar sizin ürünü aldık hastalandık diye ne kullandınız diyorum hap ve damadan bahsediyorlar.Ben de bizim ne hapımız nede damlamız var, bunlar bizim ürünlerimiz değil diyorum.Vatandaş ama ben iksir, tonik ve çay istedim bunu gönderdiler diyorlar.Bu gibi durumlarda hakkınızı tüketici haklarını koruma derneğine şikayet edebilirsiniz veya avukatınıza gidebilirsiniz.Malesef üç kuruş için herşeyi yapabilecek insanlar var.


                      Beyaz lahananın 10 muhteşem faydası

                      Beyaz lahana yemenin ve turşusunu kurmanın tam zamanı. İçeriğindeki vitaminler ve minerallerle çok faydalı bir kış sebzesi olan lahana, gözleri, cildi, kalbi koruyor, turşusuyla da müthiş bir probiyotik kaynağı oluyor. İşte lahana tüketmeniz için 10 neden...
                      İçeriğindeki C, B ve E vitaminleri, demir, potasyum ve magnezyum mineralleri sebebiyle bağışıklık sistemini güçlendiren ve hatta kanserden korunmada öne çıkan kış sebzesi beyaz lahana, zayıflamak isteyenlerin bile bir numaralı dostu. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Toksik maddelerin vücuttan atılması için muhteşem bir sebze olan beyaz lahanayı tam da mevsiminde turşusundan dolmasına her şekilde tüketerek faydalarından mahrum kalmayın” diyor. İşte Koçan’dan beyaz lahana yemek için 10 neden…

                      LAHANANIN 10 FAYDASI
                      Güçlü antioksidan özelliğe sahip
                      Güçlü antioksidan özelliği sayesinde kış hastalıklarından kansere birçok faydası olan beyaz lahana serbest radikallere karşı güçlü bir savaşçı. Karaciğer yağlanması ve obeziteye karşı da fayda sağlayan beyaz lahana,zayıflama diyetlerine tok tutucu ve toksinleri arındırıcı özelliği ile destek oluyor. Bağırsak, mide ve akciğer kanserlerine karşı vücudu toksinlerden arındırarak koruyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar prostat kanserine karşı koruyuculuğunu ortaya koyuyor. Haftada iki bün beyaz lahana tüketmeye özen gösterin.

                      C vitamini deposu
                      Çiğ olarak salatasını yapıp tüketmek ya da suyunu içmek özellikle idrar söktürücü, toksin atıcı özelliğinden faydalanmayı en üst düzeye çıkarıyor. Haftada iki gün yapraklarını sıcak suda haşlayarak suyunu içmek toksin atmada faydalı. Güçlü bir C vitamini kaynağı olan beyaz lahananın bu özelliğini kaybetmemesi için çok uzun süre pişirmeyin ve taze olarak tüketin.

                      Bağışıklığı güçlendiriyor, hazmı kolaylaştırıyor
                      Kükürt içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalıklara karşı koruyor, iyileşme süresini hızlandırıyor. Yine içeriğindeki kükürt sayesinde gastrit ve ülsere karşı da koruyor, hazmı kolaylaştırıyor.

                      Bağırsak sağlığını koruyor
                      Zengin lif kaynağı olması sayesinde mide ve bağırsak hastalıklarına karşı koruyor, hem tok kalmayı hem de bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlıyor. Sağlıklı bir sindirim ve boşaltım sistemi için beyaz lahana gibi lif açısından zengin besinleri tüketmeye özen gösterin. Kabızlık şikayeti olanlar da mutlaka beslenme alışkanlıklarında yer vermeli. Çiğ tüketimi bağırsak hareketlerinde daha etkili oluyor.

                      Zayıflamaya yardımcı oluyor
                      Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “100 gramında 25 kalori bulunan beyaz lahana düşük kalorili sebzelerden. Bu nedenle zayıflama diyetlerinde iyi bir tercih. Salata, zeytinyağlı sebze yemeği ve çorba olarak tüketilebilir. Özellikle lahana çorbası olarak tüketimi hem sıvı atımı sağlıyor hem tok tutuyor hem de düşük kalori içeriği ile beyaz lahanayı diyetlerin vazgeçilmez tercihi yapıyor” diyor.

                      Göz sağlığını güçlendiriyor
                      İçeriğindeki beta-karoten A vitaminine dönüşerek göz sağlığına fayda sağlıyor. A Vitamini gözleri güçlendirerek özellikle gece görme fonksiyonlarını artırıyor. Kısacası gözlerin yaşlanmasını engelliyor.

                      Akne oluşumunu engelliyor
                      Kükürt içeriği sayesinde egzama ,sedef gibi cilt hastalıklarında iyileşme sürecine fayda sağlayan beyaz lahana, akne tedavisine destek oluyor, akne oluşumunu engelliyor. Toksinleri atıcı etkisiyle birlikte, vücutta biriken zehirli toksinlerin dışarı atılmasını sağlayarak cilt güzelleşmesine destek sağlıyor.

                      Kemikleri güçlendiriyor
                      Kalsiyum, potasyum ve magnezyum minerallerinden zengin olan beyaz lahana, kemik ve kas sağlığını güçlendiriyor. 30 yaşınıza kadar kemiklerde biriken kalsiyum ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riskinizi azaltıyor. Yaşlılık döneminde de daha sağlıklı kemikler, ufak çarpma ve düşmelerde kemik kırılmalarının daha az olmasını sağlıyor. Lahana da içeriğindeki kalsiyum miktarıyla kemikleri güçlendiriyor.

                      Kalbi koruyor, kan basıncını düzenliyor
                      Potasyum içeriği sayesinde yüksek kan basıncına karşı da etkili olan beyaz lahana, yüksek tansiyonun zararlı etkilerine ve kalp damarlarının tıkanmasını engelleyerek kalp hastalıklarına karşı koruyor. Sahip olduğu mineralleri kaybetmemesi için pişirme suyunu dökmemeli, çorba olarak ya da suyunu içerek tüketmeli.

                      Toksinlerden arındırıyor
                      Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “İdrar söktürücü özelliği sayesinde vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan beyaz lahananın selülit tedavinde bu rolü oldukça önemli. Düzenli olarak suyunu tüketmek ya da çiğ salata olarak tüketmeye önem vermek selülitlerin azalmasına yardımcı olur. Yine kadınların adet dönemlerindeki hormonal kaynaklı ödemlerinde de lahana suyu ya da çorbasının tüketimi ödemin atılmasına fayda sağlayıp bu dönemin daha rahat geçirilmesini sağlar” diyor.

                      Beyaz lahana turşusu kurmanın tam zamanı!
                      Bugünlerde çarşı pazarda bolca bulabildiğimiz, tam mevsimi olan beyaz lahanayı evde kendimiz turşu kurarak antioksidan özelliğinden de bolca faydalanabiliriz. Turşusunu kurarken tuz yerine sirke kullanın. Fermantasyon sırasında kazanacağı probiyotik özelliği ile kış aylarında hastalıklara karşı iyi bir koruyucu. Probiyotikler bağırsak florasını güçlendirerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirip hastalıklara karşı korunmamızı sağlıyor. Eğer yemeğini ya da çiğ olarak tüketmeyi sevmiyorsanız lahana turşusu iyi bir tercih.
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12

                        a.kara Nickli öğeden Alıntı
                        hocam
                        a.kara Nickli öğeden Alıntı
                        allah sizden razı olsun tonik ve iksirinizle gurur duyuyoruz ve çok çok faydasını gördük. yüzyılın buluşu.ömrüm boyunca kullanacam, inşallah.
                        Sağolun allah sizden de razı olsun

                        Mevsimi Geçmeden Bol Bol Lahana Tüketmek için 10 Sağlık Dolu Sebep
                        FAYDALARI
                        Ekle Turpgiller familyasının en heybetli ve en lezzetli üyelerinden lahanayı yakından tanıyalım istiyoruz bu kez. Beyazıyla, moruyla ana yemeklerden salatalara, birçok tarife dahil ettiğimiz, seveni olduğu kadar ne yazık ki sevmeyeni de olan bir sebze o. Ama bugünden itibaren işler değişecek, onu evine hiç sokmayanlar dahi mevsimini kaçırmadan bol bol lahana tüketmek isteyecek.

                        Neden mi?
                        Çünkü lahananın vücuda öyle etkileri var ki öğrenince şaşırmamak, "Bu kadarını da beklemiyordum" dememek imkansız. Her yaprağında ayrı bir şifa saklı lahananın faydalarını gelin birlikte inceleyelim şimdi.

                        Buyursunlar...

                        Lahananın faydaları nelerdir?




                        İçeriğinde bolca C ve A vitaminleri bulunan lahana, sodyum, potasyum, magnezyum gibi mineraller bakımından da oldukça zengin bir sebze. Hal böyle olunca kendisi doğru şekilde tüketildiğinde vücuda birçok fayda sağlıyor. Lahananın faydaları arasında en çok bilinenler ise şöyle:
                        • Güçlü antioksidan özellikler gösteren lahana, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.
                        • Bu özelliği sayesinde kötü kolesterolün düşmesine de yardımcı olduğu biliniyor.
                        • Lahana, içeriğindeki potasyumun etkisiyle kan basıncının dengelenmesine destek oluyor. Tansiyon sorunu yaşayanlar için bu özelliği en önemli faydalarından sayılıyor.
                        • Vücudu yabancı maddelerden koruyan antioksidan özelliği sayesinde lahana, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.
                        • Bağırsaktaki yararlı bakteriler konusunda da olumlu etkileri olduğu biliniyor.
                        • Bu özelliği sayesinde de lahana, sindirim sisteminin sağlıkla çalışmasına yardımcı oluyor.
                        • A vitamini içerdiği için düzenli olarak tüketildiğinde göz sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
                        • Düşük kalorili olduğu ve besin lifi bakımından zengin olduğu için zayıflamak isteyenlere de destek oluyor.
                        • Suyu tüketildiğinde selülit sorunu başta olmak üzere birçok cilt sorununa çözüm olabiliyor.
                        • Potasyum, kalsiyum ve magnezyum içeren lahana, bu minerallerden aldığı güçle kemiklerin de güçlenmesini sağlıyor.
                        Lahana nasıl tüketilir?


                        Porsiyonluk Lahana Dolması Tarifi

                        Lahananın faydalarını öğrenince onu daha çok tüketmek istemiş olabilirsiniz. Ancak lahananın faydalarından gerçek anlamda yararlanabilmek için onu nasıl tüketmeniz gerektiğini de bilmenizde fayda var. Tabii ki lahana sarmasından kapuska yemeğine dek, onu birçok farklı yemek tarifi içinde kullanabilirsiniz. (Bakınız: 10 Farklı Lahana Tarifi)

                        Ancak lahana, diğer tüm sebzeler gibi yüksek ısıya maruz kaldığında, herhangi bir şekilde pişirildiğinde tabii ki içeriğindeki vitamin ve minerallerin değeri azalıyor. Bu sebeple pek çok beslenme uzmanı lahananın faydalarından yararlanabilmemiz için onu olabildiğince az ısıl işleme maruz bırakmamızı, hatta çiğ halde tüketmemizi öneriyor. Bunun için de taze lahanaları alıp onlardan salatalar hazırlamak ya da suyunu sıkıp içmek en iyi tercihlerden sayılıyor.

                        Ve tabii ki turşusu... Lahanadan söz ederken mis gibi lahana turşularını anmadan olmaz. Lahanayı tam kıvamında, yumuşamamış, nefis turşulara dönüştürüp yemek de oldukça faydalı olarak görülüyor. Bağırsaklardan mideye, birçok organımıza iyi gelen probiyotik etkili bir turşu hazırlamak isterseniz sizi hemen şuraya alabiliriz: Probiyotik Lahana Turşusu Nasıl Yapılır? Lahananın yan etkileri, zararları nelerdir?




                        Lahananın birçok faydasını sıraladık, onu mutfaklarımıza nasıl konuk edebileceğimizi konuştuk. Ancak her şeyde olduğu gibi lahana tüketirken de dikkat etmemiz gereken noktalar var tabii ki. Öncelikle "nasıl olsa sebze" diye düşünüp tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekiyor. Faydalarından yararlanmak için düzenli olarak tüketmeye karar verdiğinizde ise şu adımlara mutlaka dikkat etmeniz ve doktorunuza danışmadan hareket etmemeniz gerekiyor:
                        • Düzenli olarak kullandığınız bir ilaç ya da uygulamanız gereken özel bir perhiz varsa doktorunuza danışmadan tüketmemelisiniz.
                        • Guatr hastalığınız, hipotriod ve tiroid disfonksiyonu gibi rahatsızlıklarınız varsa, lahana ve/veya lahana benzeri sebzelere karşı vücudunuz alerjik reaksiyonlar gösteriyorsa tüketmemelisiniz.
                        • Aşırı tüketiminde gaz ve şişkinlik başta olmak üzere birçok yan etki yaşamanıza sebep olabileceğinden asla aşırıya kaçmadan tüketmelisiniz.
                        • Özellikle suyunu tüketiyorsanız ve ishal sorunu yaşıyorsanız suyunu tüketmeyi bırakmalı ve şikayetlerinizin devam etmesi durumunda doktorunuza danışmalısınız.
                        • Hamilelik ya da emzirme dönemlerindeyseniz ilgili alandaki doktorunuza danışmadan tüketmemelisiniz.
                        • Sözün kısası, siz siz olun lahana da dahil olmak üzere hiçbir yiyeceği, fayda sağlaması adına aşırı miktarda tüketmeyin, aklınızda en ufak bir soru işareti bile oluşsa doktorunuza danışmadan hareket etmeyin. Unutmayın, her yiyecek her bünyede aynı etkileri oluşturmaz.
                        Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 16 February 2018, 08:15 ) değiştirilmiştir.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13

                          panikayhan Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                          İbrahim bey cevabınız için teşekkür ederim.
                          Ancak Bu ürünlerin kullanma talimatlarını hiç bir sitenizde bulamadım.
                          İksir, tonik, depresyon çayı, ozon yağı, daamr çayı, enfeksiyon çayı ve himalaya tuzunu nasıl kullanıcam.Günde kaç sefer hangi ölçülerde kullanacağım ?
                          Gökçek Tonik, Gökçek İksir, Ozon Yağı, damar çayı ve enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahillerinden hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansızdır ve ancak belirtilerinden ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hizlı çoğalırlar.Vücudumunuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzenleeybiliriz.Örneğin normal tuz ödeme sebep olurken Himalaya tuzu ödemi önler. TECRÜBELER Sarımsak kokusundan rahatsız olanlar, iksiri aldıktan 5-10 dakika sonra bir miktar süt (en az yarım çay bardağı) içerse bu süt kokuyu emer ve yok eder.
                          Gökçek İksiri, Gökçek Tonik ve Gökçek Çayharmanları için havale yaptıktan sonra adresinizi tel: 0212 621 21 65-66, 0212 531 67 21 bildiriniz veya eMaille gokcekaktar@hotmail.com atabilirsiniz. İbrahim Gökçek'e danışmak için tel: 0212 621 21 65-66, 0532 433 58 66 cep: 0532 605 99 64 den arayabilirsiniz.

                          Adres: Millet cad. no. 70, kat 2, daire 3, Molla Şeref mah., Fındıkzade, Fatih, İst. (Haseki Fındıkzade tranway durakları arası)
                          1-) Posta çek hasabı: 553 98 95, İbrahim Gökçek
                          2-) Gökçek Gıda İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.
                          Banka Hesabı: Garanti Bankası
                          Şube No: 437, Hesap No: 629 86 94
                          Fındıkzade / İst.
                          1 Litre Gökçek İksir (Bitki Karışımlı Limon Suyu): 40 tl
                          6 Litre (6'lı set) Gökçek Tonik (Bitki Karışımlı Lahana Suyu): 60 tl
                          100 gr Karışık Bitki Çeşnili Zeytinyağı (Ozon Yağı): 20 tl
                          400 gram (iki paket) çay: 30 tl
                          250 gr Himalaya tuzu 10 tl
                          Gökçek aktar, bitkisel tedavi, zona, hemoroid, şişkinlik, kabızlık, ülser, gastrit, sistit, kolit, miyom, kist, kanser

                          Mantar olup olmadı aşağıdaki rahatsızlıklardan biri veya bir kaçı varsa veya dilden anlaşılabilir.
                          Dil ile Teşhis
                          1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal
                          2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
                          3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu,
                          4-) Dişte ve dile beyazımsı veya sarımsı pas gibi tabaka
                          5-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsantre olamama, unutkanlık, isteksizlik
                          6-) Aşırı tatlı yeme isteği ve aşırı açlık duygusu
                          7-) Kasların titremsi ve kas ağrısı
                          8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması
                          9-) Ense, omuz, sırt ve bel ağrısı
                          10-) Eklem ağrısı ve şişmesi
                          11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma,
                          12-) Küf gibi pis bir koku
                          13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
                          14-) Prostatit, kolit, ve faranjit gibi iltihaplı rahatsızlıklar
                          15-) Mesane iltihaplanması, instersistiyel sistit, cinsel isteksizlik
                          16-) Mikotoksinler migren, baş ağrısı, depresyon ve panik atakı tetikler
                          17-) Diabet, kolesterol ve yüksek tansiyonu tetikler
                          18-) Kurdeşen, kaşıntı, polen alerjisi, besin alerjisi, alerjik astım
                          Bunlardan birkaçı görülürse mantar olabilir.

                          Beslenme Kuralları:
                          1. Asla Peynir yenmemeli, çünkü peynir aşırı oranda yağ içerir, yağlar yağ asidine yağ asidi aside dönüşür.Yağ asitlerini nötürleştirmek için aşırı oaranda kalsiyum harcanır.Örenğin kişi 100 gram peynir yediğinde 200 mgr kalsiyum alıyorsa peynirden dolayı oluşan aşırı asidozdan dolayı 500-600 mgr kalsiyum atar.Bu da kemik erimesine sebep olur.
                          2. Tatlının her türü yani tatlı yiyecek ve içecekler mantarları besler.Antibiyotik kullananların bağırsaklarına mantar yerleşir ve bu mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtmaya çalışır ve arıtamzsa diğer organlara depolar, hangi organa ne depolanmışsa o organda problem çıkar.
                          3. Siyah çay 3 dakikadan fazla demlenirse deme tanin isimli bir madde geçer ve bu bağırsaklardaki vilüs denen kanaları kurutur ve kişide vitamin, mineral enzim yetersizliği ortaya çıkar ve zamanla kansızlık ve alerji gibi bir çok hastalık ortaya çıkar.
                          4. Sofra Tuzu deniz veya kaya tuzunun birleşimindeki diğer elementler (mineraller) arıtılır ve ortaya çıkan rafine tuza aliminyum oksit ve titan oksit gibi parlatıcı, renklendirici ve kayganlık verici maddeler katılır.Günde ortalama 5 gram tuz kullanan kişi yavaş yavaş zehirlenir.Bu nednele kişi deniz tuzu, kaya tuzu veya mümkünse himalaya tuzu kullanmalıdır, zira bu tuz 84 çeşit mineral içerir.
                          5. Beyaz undan yapılan hamurlu yiyecekler en önemlisi de her gün tüketiğimiz beyaz ekmek: vitamin, mineral, enzim ve lifli maddeler içermediğinden direk şekere dönüşür, bu da mantarı besler, kandaki ani şer oranın yükselmesi damar sertliği, diabet gibi hastalıkları tetikler ve kemik erimesine sebep olur.

                          Ürünler nasıl kulanılır?
                          Gökçek İksir: Vakti müsait olanların günde 5 defa 2 yemek kaşığı yemekten önce alması uygundur. İş nedeniyle vakti olmayanlar günde 3 defa 3 yemek kaşığı, bünyesi güçlü olanlar günde 5 defa 3 yemek kaşığı ve zayıf olanlar 5 defa 1 yemek kaşığı alabilir. Benim tavsiyem size ağır gelmiyorsa günde 5 defa 3-5 yemek kaşığı alın, böylece tedavi süreci kısalır. Yaşlı, çocuk (4 yaşından küçük) ve ağır hastalar günde 5 defa 1 tatlı kaşığı almalıdır. Bir yaşından büyük bebeklere günde 5 defa 1 çay kaşığı verilebilir. Yaşlı ve bebekler için tadı acı bulunursa portakal suyu ile alınabilir. Gökçek İksir ile Gökçek Toniki aynı anda kullanmak isterseniz, tonik yemekten önce iksir yemekten sonra alınmalıdır. Yağ bezi nedeniyle Gökçek İksiri kullananların günde 3 defa yarım çay bardağı, yani 3 defa 30 ml alması gerekir.Gökçek İksirini kullanma dan önce çalkamanız gerekir, çünkü iksirin 1/10 unu eterik yağlar ve doymamış yağlardan oluşur.

                          Gökçek İksir kademeli olarak artırmak uygun olur, şayet hastaya ağır gelmiyorsa
                          1.Hafta günde 3 defa 2 yemek kaşığı veya 5 defa 2 yemek kaşığı
                          2.Hafta günde 3 defa 3 yemek kaşığı veya 5 defa 3 yemek kaşığı
                          3.Hafta günde 3 defa 4 yemek kaşığı veya 5 defa 4 yemek kaşığı
                          4.Hafta günde 3 defa 5 yemek kaşığı veya 5 defa 5 yemek kaşığı
                          5.Hafta ve bundan sonra ki süreç için günde 3 defa veya 5 defa yarım çay bardağı alınabilirse tedavi süreci kısalır.

                          Gökçek Tonik: Günde3 defa yemekten 15-20 dakika önce 200-250 ml, yani günde 600-750 ml alınamalıdır. Veya basitce günde 3-5 defa bir su bardağı alınabilir. Zamanı olanların mümkünse günde 3 defa değil de 4-5 defa 200 ml (su bardağı ) alınırsa daha iyi olur. Tadı ekşimsidir, herhangi bir yan tesiri yoktur, isteyen suyla karşıtırarak içebilir. Ağır hasta ve çocukarın günde 3 defa 100 ml almaları uygundur. Çocuklar ve yaşlılar bu dozajın yarısını almalıdır. Aşırı zayıf olanların alması iyi değildir. Mutlaka buzdolabında muhafaza edilmelidir.

                          Gökçek Tonik: Zayıflamak isteyenler hemen yemekten önce günde 3-5 defa 300 ml (bir su bardağı) tonik 100 ml (çeyrek su bardağı) sıcak su ile karıştırılır ve içilirse iştahı azalır ve fazla yemek yiyemez.Böylece kişi otomatik zayıflar.Artı tatlı yiyecek ve içeceklere dikkat eder, hamurlu yiyecekleri yemezse (kepekli, ekmek az yenebilir) ve peynir yemezse hem mide ve bağırsakları tedavi olur hemde zayıflar.

                          Gökçek Çay harmanları: Çay harmanların dan 2 çorba kaşığı demliğe konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave ediler gün boyu içilir. Posası son bardağı içtiğinide atılır ve birgün sonra yeniden demlemeniz gerekir.

                          HİMALAYA TUZU: Himalaya Tuzundan 250 bir cam kavanoza konu ve üzerine 750 ml su ilave edilir ve bu çözeltiden bir tatlı kaşığı içilecek her bardak suya katılarak içilir, yemeklere de katılır.Tansiyon ve böbrek hastalarının ilk etapta bir çay kaşığı bu konsentre tuzlu sudan (sole) su bardağına katmaları uygun olur.

                          Gökçek Diyet: Günde3 defa yemekten 15-20 dakika önce bir 30-40 ml (yarım çay bardağı ) alınır.Zayflamak isteyen, fakat mide ve bağırsak problemleri olmayanlar için tavsiye edilir.

                          Gökçek Tentür: Günde3 defa yemekten 15-20 dakika önce bir 30-40 ml (yarım çay bardağı ) alınır.Aşır zayıf olan ve kilo almak isteyenler kullanabilir, çünkü kilo aldırır.

                          İngiliz tuzu: İki yemek kaşığı ingiliz tuzu aç iken su bardağında çözülerek içilir.15-20 dakika sonra yarım su bardağı zeytin yağı yarım su bardağı limonla karıştırılarak içilir.Bu 5-15 defa hergün bir defa denenebilir.Yoğun ishal yapabilir.

                          Bazıları neden cam şişe değilde pet kullanıyorsunuz diyorlar, bu pet tarım bakanlığınca gıda da kullanılması uygun görülmüştür.Artı Gökçek Tonik çok yoğun probiyotiklerden lactobasilus ve bifido bakterileri içerir.Günümüzde bir çok yoğurda bu bakteriler katılmaktadır.Bizim üründe bu binlerce kat daha fazladır.Bu faydalı bakteriler laktozu laktik aside dönüştürürken yan ürün olarak karbondioksit çıkar buda şişeyi patlatır.Yani cam olursa şişeler yolda patlar.
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Beyaz Lahananın 7 Yararı

                            Turşusu çokça tüketilen beyaz lahananın yemeğini, salatasını, çorbasını da tüketmek için neden çok. Zira faydaları saymakla bitmez.


                            Yazı İçeriği 1. Bağışıklığı Güçlendirir

                            2. Beyaz Lahananın Yapraklarında B Vitaminleri Saklı

                            3. Beyaz Lahana Diyetin de Kralı Olabilir

                            4. Ödemin Atılmasına Yardımcı

                            5. Kalsiyum Deposu

                            6. Posasıyla Kabızlığı Önler

                            7. Güçlü Bir Antioksidan

                            Beyaz Lahana Turşusunun Faydası

                            Beyaz Lahananın Kokusunun Sırrı…


                            “Pişerken etrafı kaplayan o kokusu olmasa…” Pek çok kişinin ‘beyaz lahana’ denilince aklına ilk gelen kokusu olur. Oysa pişirirken hoş olmayan kokuları ortaya çıkaran kükürtlü bileşikler beyaz lahanayı daha kıymetli yapar. Zengin vitaminler, mineraller ve güçlü içerikleri onu doğanın kış aylarındaki mucizevi besinlerinden biri kılar. Önce lahana tüketimi hakkında birkaç uyarıda bulunalım: Beyaz lahana, kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler tarafından dikkatli tüketilmeli. Yine, yapısında bulunan bazı maddeler tiroit bezlerinin çalışmasını yavaşlatır. Bu nedenle hipotiroidi olan yani tiroitleri az çalışan kişiler tarafından da fazla tüketilmemeli. Haftada iki kez tüketilmesi uygundur.


                            1. Bağışıklığı Güçlendirir


                            C vitamini yönünden birçok sebzeye göre içeriği çok daha kuvvetli olan beyaz lahana enfeksiyonlara karşı korur, bağışıklığı güçlendirir. Beyaz lahananın 100 gramı, günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 40’ını karşılar. Pişirildikçe, bekledikçe ve işlemden geçtikçe C vitamini içeriği azalmasına karşın yine de faydası büyük.

                            2. Beyaz Lahananın Yapraklarında B Vitaminleri Saklı


                            Tiamin, riboflavin ve niasin gibi B grubu vitamin içeriği de yüksek bir sebze. B grubu vitaminler özellikle sinir sistemi için son derece faydalı. Aynı zamanda bağışıklık kuvvetlendirici özellikleri de var. 1 porsiyon kadar beyaz lahana yemeği ya da salatasını tükettiğinizde günlük B vitamini ihtiyacınızın yüzde 10’unu karşılayabilirsiniz.

                            3. Beyaz Lahana Diyetin de Kralı Olabilir


                            Kalorisi oldukça düşük olarak diyetler için uygun bir sebze. 100 gramında 24 kcal enerji var. Özellikle çiğ olarak tüketildiğinde diyete kalori getirisi daha az olur. Lif açısından zengin olduğu için uzun süre tok tutar. Hem içerdiği vitaminlerin özellikle yağda eriyen K ve A vitaminlerinin emilimi hem de mideyi hızlı terk etmeden uzun süre tok tutması için yemeğini hazırlarken içine mutlaka az miktarda da olsa yağ eklemeyi unutmayın.

                            4. Ödemin Atılmasına Yardımcı


                            Yapısında bulunan lif ve bazı maddeler ile diüretik yani vücuttan suyu atmaya yardımcı bu sebze, bu sayede dolaşımın iyi olmasını, ödemin azalmasını, su ile beraber sodyumun da vücuttan uzaklaştırılmasını, dolayısıyla tansiyonun düşürülmesini sağlar. Yüksek tansiyonu, ödemi olan kişiler tarafından yemeği ya da salatası rahatlıkla tüketilebilir.

                            5. Kalsiyum Deposu


                            Güçlü bir kalsiyum kaynağı olup bu özelliğiyle diğer sebzelerden birkaç adım ileride. Günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10’unu 100 gram beyaz lahana ile tamamlayabilirsiniz. Hem diş hem de kemik dokusunun sağlamlığını destekleyen bu sebzenin çiğ ya da pişmiş olması kalsiyum içeriğini etkilemez.

                            6. Posasıyla Kabızlığı Önler


                            Özellikle pişirirken hoş olmayan kokuları ortaya çıkaran kükürtlü bileşikler, beyaz lahananın sindirim sistemini iyi çalıştırmasını sağlar. Ayrıca yaprak kısımlarında daha yoğun olarak bulunan posa sayesinde de bağırsak hareketlerini artırıcı özelliği oldukça yüksek bir sebze.

                            7. Güçlü Bir Antioksidan


                            Antioksidan kapasitesi yüksek bir sebze olan beyaz lahana, serbest radikallere karşı savaşır ve kansere karşı korur. Bağışıklığı baskılayan hastalıklar, karaciğer hastalıkları, diyabet ve obezite gibi hastalıklara karşı da koruma sağlar.

                            Beyaz Lahana Turşusunun Faydası


                            Turşusunu yaparak beyaz lahanaya probiyotik özellik kazandırabilirsiniz. Ancak turşu içine eklenen tuz, probiyotik miktarının azalmasına neden olabilir. Probiyotikler bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerdir. Bağırsakların sağlıklı olmasını sağlayarak birçok hastalığa karşı vücudu korurlar. Sadece unutulmaması gereken şey; turşuyu mutlaka sirke ile hazırlamak ve olgunlaştığında hem lahanasını yemek hem de suyunu içmek.
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Lahananın faydaları nelerdir?
                              Lahana, yeşil, kırmızı ve beyaz yapraklı dünyada en çok yetiştirilen sebzeler arasında yer almaktadır. Turpgiller sebzesi ailesine ait yuvarlak ve oval yapısıyla bilinir. Dış tabakası sert ve koyu yeşil, içi ise açık yeşil ve beyaza yakın yapraklardan oluşur. Yaygın olarak özellikle çiğ ve pişmiş şekilde salatalarda kullanılır. Antioksidan açısından zengin olan lahana, beyin fonksiyonlarını ve sindirimi iyileştirerek, kalp hastalıklarına ve cilt bozukluklarına karşı koruma görevi görür. Aynı zamanda kalori bakımından diyetlere de eklenebilen sebzeler arasında yer alır.

                              İçindekilerLahananın besin değeri
                              Lif bakımından yüksek lif oranına sahip olan lahana, polifenoller ve kükürt bileşikleri dahil olmak üzere güçlü antioksidanlar içermektedir. 100 gr lahanada şu besin içerikleri bulunmaktadır:
                              • Su: 92,18
                              • Enerji: 25
                              • Protein: 1,28
                              • Karbonhidrat: 5,8
                              • Kalsiyum: 40 mg
                              • Magnezyum: 12 mg
                              • Fosfor: 26 mg
                              Ayrıca lahana, A vitamini, demir ve B2 gibi diğer mikro besinleri içermektedir. C vitamini açısından da yüksek olan lahana, görme kaybına karşı koruyarak kalp hastalıkları ve kanser türlerine karşı koruma sağlar.

                              Lahananın faydaları
                              Lahana, kalsiyum, magnezyum, potasyum, diyet lifi açısından zengin bir besindir. Tiamin, folat ve C vitamini içerdiğinden sağlığa birçok faydası bulunur. Lahananın faydaları şu şekilde sıralanabilir:


                              C vitamini açısından zengindir
                              Vücut C vitamini üretemediğin dolayı, takviye olarak almak önemlidir. C vitamini, vücuda alınan gıdaların demiri emmesine destek olarak yaraların iyileşmesini sağlar. Kolajen de üreterek bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Lahana içeriğindeki C vitamini sayesinde hücrelere zarar veren virüslere saldırmaktadır.

                              İyi bir lif kaynağı oluşturur
                              Lahana, diyet lifi kaynağı olarak bilinir bu da kabızlığı hafifletmeye, kan şekerinin dengelenmesini sağlayarak sindirim sağlığını iyileştirmektedir.

                              Kalp sağlığını iyileştirir
                              Lahana, kan basıncını düşürmede etkili olup kalp hastalıkları riskini azaltan polifenoller içermektedir. Aynı zamanda kötü kolesterol seviyesini dengelemede etkili olabilmektedir.

                              Kataraktı önlemede etkilidir
                              Beta- karoten, göz sağlığı için özellikle yaşlanma döneminde oldukça önemli bir vitamindir. Lahana, beta karoten açısından zengin bir besin olduğundan göz sağlığını iyileştirerek, kataraktı önlemeye yardımcı olur.

                              Lahana nasıl tüketilir?
                              Lahana, sote halinde, kızartılarak, çiğ ya da fermente edilmiş şekilde tüketilebilmektedir. Çiğ lahana salatalarda sıklıkla kullanılır. Çorbalarda da lahana tercih edilebilir. Fermente hal, sağlıklı olduğundan günlük olarak yenebilmektedir.

                              Lahananın yan etkileri nelerdir?
                              Yan etkiler

                              Lahananın etkisi kişinden kişiye değişmekle beraber vücut üzerinde aşağıdaki yan etkileri oluşturabilir:
                              • Lahana gibi kükürt açısından zengin besin olduğunda şişkinlik ve gaza sebep olabilir.
                              • Emziren anne tükettiğinde bebekte gaz ve kolik gibi sorunları ortaya çıkarabilir.
                              • Bazı insanların lahana alerjisi olabilir. Brokoli gibi sebzelere karşı alerjisi olan kişilerin lahanaya alerjisi olması muhtemeldir.
                              • Lahananın içeriğindeki yüksek K vitamini, kan sulandırıcılara etki edebilir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X