Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alüminyum ne kadar tehlikeli ise BOR o kadar şifalı

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Alüminyum ne kadar tehlikeli ise BOR o kadar şifalı





    Alüminyum ne kadar tehlikeli;

    Alüminyum kozmetik, çikolata ve baharat bulunur ve birçok besinin ambalajı alüminyumlu maddelerden oluşur. Alüminyumun gerçekten zararlı olduğu ve hatta Alzheimer hastalığını tetiklediği bilinmektedir. Alüminyumunu faydalarını saymakla bitmez, fakat faydası endüstride kullanımı ile ilgili; Örneğin uçak yapımında alüminyum kullanılması onun hafif olmasını sağlar. Bu güne kadar alüminyumun zehirsiz olduğu düşünülüyordu, fakat göğüs kanseri ve Alzheimer hastalığını tetiklediği artık bir gerçektir.

    Alüminyum vücuda nasıl geçer.
    Alüminyum genelikle besinlerle alınırsa da alüminyumlu tencere, alüminyumlu çaydanlık veya alüminyum folyo ile de alınır. Alüminyum dünyada en çok olan elementlerden biridir ve tabii ki besinlerde bulunması normaldir. Fakat 1g çikolatada 33 mg Alüminyum olması hiçte hoş değil. Günümüzde birçok insanın kullandığı deodorantların içinde ki alüminyum klorit koltuk altında ki ter ve yağ kanalarını tıkar, akamayan ter ve çıkamayan yağ zamanla iltihaplanır ve başta terbezi iltihaplanması (hidradenitis suppurativa, akne inverse, köpek memesi) ve lenf bezesi şişme ve iltihaplanmasına sebep olabilir. Alüminyumlu deodorant kullanıldığında ter artık dışarı akmaz ve kanal duvarından geri absorbe edilir. Bunu alüminyumlu deodorant kullanan kişi kendide deneyebilir, koltuk altına yapıştırılan koli band çekildiğinde terin akmadığı görülür.

    Bir kişi günlük ne kadar Alüminyum alabilir?
    Kişinin yaşadığı yöre ve beslenmesine bağlı olarak alacağı günlük alüminyum oran Avrupa Beslenme Güvenli Komisyonu (EFSA) tarafından 15mg olarak belirlenmiştir. Bu yetşikinler için kg başında 0,2 mg, çocuk ve bebekler için 0,35mg olarak tespit edilmiştir. EFSA günlük kg başına 0,143mg (bu 70 kg glen bir kişinin 0,143 mg alması halinde günlük 10mg demektir) alüminyum aldığında problem teşkil etmiyeceğini, fakat kişi düzenli olarak günde 50-100mg alırsa tabii ki zehirlenir. Fransız ilaç Konrol Merkezi (AFSSAPS) sağlıklı cildin %0,5 tahriş olan cildin ise %18 alüminyum absorbe ettiğini tespit etmiştir. Alman Risk Değerlendirme Estitüsü sağlıklı cilt ile 10,5mg alüminyum aldığını ve yıpranmış cildin ise bunun çok çok fazlasını emdiğini belirtmiştir. İçme suları alüminyum içerir, artı su arıtma tesislerinde arıtma maddesi olarak alüminyum kullanılır. Artı bazı ilçlar alüminyum içermekte olup ilaçler ile yoğun alüminyum alınmaktadır. Özelikle de mide asidine karşı alüminyumhidroksit içeren ilaçlar maalesef çok çok zararlı olabilir.

    Alüminyumun Vücutta Dağılımı;
    Alüminyum vücuda girer girme organlarda dağılır, fakat bu dağılım eşit oranda değildir. Vücuda giren alüminyumun yarısı kemiklerde, dörtte biri akciğerde ve büyük bir kısmı da beyin-omur ilik sıvısını [beyin-omur ilik sıvısı (BOS) veya bel sıvısı] geçerek beyinde depolanır. Alüminyum oranı kişi yaşlandıkça yavaş yavaş artar, çünkü alınan alüminyumun hepsi atılamaz ve sürekli depolama nedeniyle zamanla toksik bir durum oluşur. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda Kalsiyum ve Demir yetersizliğinde beyin ve kemiklerde çok yoğun Alüminyum depolanır. Alüminyumun vücuttan idrar kanalı ile atılması konusunda birçok görüş var. Bazıları 60 dakikada yarısı atılır ve geri kalanı 50 yılda atılır demektedirler. Yani alınan alüminyumun büyük bir kısmı bir gün içinde atılırken bir kısmı da 50 yıl vücutta kalabiliyor.

    Alüminyum Alzheimer Yapar mı?
    Genelikle diyalize giren böbrek hastalarında alüminyum vücuttan tamamen atılamadığı için beyinde yoğunlaşmakta ve zamanla önce beyinde tahribat yapar ve sonra Alzheimer Hastalığını tetikler. Alüminyum-Kalsiyum dengesi sinir sisteminde bozulup, sinir hücrelerinde alüminyum yoğunlaşırsa Beyinde ki sinir hücreleri alüminyum tarafından zehirlenir ve kişi alzheimer yakalanır.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alzheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalar da hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularındaki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür. Borun toprakta azalması kullanılan kimyasal ilaçlar ve insan vücudunda borun azalması; kimyasal ilaçlar, kimyasal gübre, mantarlar, alüminyum folyo, alüminyum, tencere, alüminyum çaydanlık vb.,

    Boraks ve İnsan Sağlığı;
    Ben İbrahim Gökçek 35 yılık çalışmamın sonucu hastalıkların %95-98’inin BOR Eksikliğinden kaynaklandığını tespit ettim. Bor’un vücutta azlamasını tetikleyen 4 ana sebep vardır.
    1-) Alüminyum folyo ve Alüminyum kaplar
    2-) Kimyasal ilaçlar
    3-) Kimyasal Gübre
    4-) Kandida Mantarı
    Alüminyum Bor ile antogonsit, yani düşman kardeşler alüminyum giren hücrelerde bor çıkar. Kimyasal ilaç kullananlarda bor kendiliğinden yavaş yavaş yok olur. Kimyasal gübre kullanılan tarım alanlarda üretilen tahıl, sebze ve meyvelerde bor 0,25 mg’a kadar düşer ve oranik tarım yapılan toprakta yetişen gıdalar da ise 20 mg bor bulunur. Kandida Mantarı bağırsaklar da saçak şeklinde çoğalır ve streç folyo gibi bağırsakları sarar ve kişinin bağırsakları besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz vs emilimi minimum seviyeye düşer. Böylece kişide önce halsizlik, dermansızlık, sonra alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, depresyon, kalp damar hastalıkları görülmeye başlar.

    Bor Eksikliği Hangi Hastalıkları Tetikler;
    1-) Hücre zarı çöker; Bor hücre zarını korur dayanıklı ve fonksiyonel yapar, fakat bor azalır ise hücre zarı çöker ise hücre içine zararlı maddeler girer ve artık maddeler dışarı atılamaz ve hücre çöplüğe dönüşür. Hücreler beslenemeyince kişide halsizlik, dermansızlık ve sürekli açlık duygusu başlar ve sonra alerjik hastalıklar cilt hastalıkları vb., hastalıklar görülür.
    2-) Obezite Problemi; Hücreler beslenemeyince kişide sürekli açlık duygusu uyanır, sürekli çok gıda tüketmek zorunda kalır ve zamanla aşırı kilo alır.
    3-) Hormon Bezeleri; Hormon salgılayan bezelerde ki kalsiyum oranı artıkça kireçlenme nedeniyle bezeler yeterince hormon salgılayamaz ve kişide hormon yetersizliği nedeni ile cinsel isteksizlik, cinsel yetersizlik başta olmak üzere birçok problem ortaya çıkar.
    4-) Sinir Sistemi; Sinir hücrelerinde kalsiyum yoğunlaşması neden ile sinir sisteminde iletkenlik problemi doğar ve kişide alglama zafiyeti başalar ve zamanla nöropati ve ms gibi hastalıklar görülür.
    5-) Lenf Sistemi; Lenf bezeleri ve kanallarında kalsiyum yoğunlaşması artık ve toksik maddelerin taşınmasında zafiyetlere sebep olur ve zamanla lenf ödemi, lenf bezesi şişmesi ve lenfoma gibi rahatsızlıkları tetikler.
    6-) Romatizma; Hücre zarındaki zafiyet (bor eksikliği) nedeniyle kemiklerde olması gereken kalsiyum yumşak doku, hücreler ve eklemelere akın eder. Eklem ve yumuşak dokuda yoğunlaşan kalsiyum artroz, artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, sle ve Behçet gibi hastalıkları tetikler.
    7-) Kalp-Damar; Damarların iç yüzeyinde biriken kalsiyum damarların sertleşip kireçlenmesine sebep olur, kireçlenen damarlar kalp krizi, beyin kanaması, unutkanlık alzheimer, cinsel yetersizlik, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması (diyabet), görme zafiyeti ve kulak çınlamasına sebep olur.
    8-) Genital Siğil-Genital Herpes; Virüs ve Mantarlar koloni şeklinde birlikte çalışır, virüs varsa mantar var, mantar var ise virüs vardır. Bor virüs ve mantara karşı çok çok kuvvetli dezenfektandır.

    Artroz-Bor ilişkisi:
    Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bir kişinin günlük sebze ve meyveden alması gerek miktar 5 mg’dır. Fakat sebze ve meyvenin yetşitiği toprak kullanılan gübre vs neden ile bor oranı çok farklı olabilmektedir. Kimyasal gübre kullanılan topraktan bor oranı 0,25 mg’a kadar düşmekte, organik tarım da ise bu oran 20 mg’a kadar yükselmektedir. Tabii ki Ülke’den ülkeye de sebze ve meyvede ki bor oranın da değişir. Türkiye bu bakımdan çok çok şanslı bir ülke çünkü Dünya bor rezervinin hemen hemen % 72’si bizde dir. Günümüzde çifcilerin aşırı kimyasal gübre kullanması nedeniyle maalesef tüketilen sebze ve meyvede ki bor oranı bizde de çok çok düşmüştür.

    Bir kişinin günlük alması gereken miktardan çok az miktarda alınan bor birçok hastalığı tetikler. Bilindiği gibi bağırsak mantarları bağırsaklarda çoğalırsa bütün bağırsağı streç folie gibi kaplar ve bağırsakların vitamin, mineral, enzim vs emilimini önler. Vitamin, mineral, enzim vs yetersizliğine sebep olur ve kişinin bağışıklık sistemi çöker. Bağışıklık sisteminin çökmesi birçok hastalığının ortaya çıkmasına sebep olur. Batı Ülkelerinde bir kişinin günlük aldığı bor 1-2 mg, kimyasal gübre kullanılan tarım alanlardaki sebze ve meyve ile alınan bor 0,25 mg’a düşmektedir. Örneğin; Jamaika’da şeker kamışı için aşırı
    kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle topraktaki bor oranı aşırı oranda düşmüş ve insanların % 70’i artrozdan muzdariptir. Aynı şekilde Mauritius adasında da toprakta ki bor oranı aşırı şekilde kimyasal gübrelerden dolayı azalmış ve insanların % 50’sinde artroz görülmeye başlamıştır. Bir örnekte Batı Avusturalya’nın Carnavon şehrinde toprak bor bakımından çok zengin olması nedeniyle burada artrozlu hasta oranı sadece %1 dir.


    Boraks Doğal Antibiyotik;
    Boraks mantar ve virüslere karşı çok güçlü, fakat bakterilere karşı zayıf bir dezenfektandır. İnsan, hayvan ve bitki hücresinin hücre zarı dayanıklı ve nemli olması ve birçok sinyali iletebilmesi gerekir. Bor insan vücudunda hemen her organda bulunmasına rağmen tiroid bezelerinde sonrada kemik ve dişlerde daha yoğundur. Kemikler ve eklemler için bor eksikliği düşünülemez. Bor tiroid bezelerini uyararak vücudun kalsiyum, magnesyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Bor yetersizliği tiroid bezesinin aşırı çalışmasına sebep olur ve çok aşırı hormon salgılar. Aşırı tiroid hormon ise kemiklerde ki kalsiyumun çözülüp kana karışmasına neden olur. Bu durum zamanla eklemlerde artroz (eklem deformasyonu), osteoporoz (kemik erimesi), artrit (eklem iltihaplanması) ve diş çürüklerine sebep olur. Bor yetersizliği anlaşılmaz ve uzun süre devam ederse yumşak dokuda sertleşme, kas krampları ve eklem sertleşmesi gibi rahatsızlıkları ortaya çıkar. Aynı şekilde damarlarda kireçlenme, hormon bezelerinde sertleşme, böbreklerde taş ve böbreklerde kireçlenme böbreklerin iflasına kadar gider.

    Boraks Hormon Düzenleyici;
    Bor steroid hormonlarında ki metabolik değişimleri, özelikle de seks hormonlarını etkiler ve erkeklerde testestoron hormonunu artırır ve bayanlarda menopoz rahatsızlıklarına sebep olan östrojen hormonunu dengede tutar. Bor D-Vitaminini aktif forma çevirir ve böylece yumuşak doku ve eklemlerde ki kireçlenmeyi önler. Bor birçok metabolik değişimde rol oynayarak sedef, görme zafiyeti, hafıza zafiyeti, kalp problemi gibi rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır. Alman kanser araştırmaları uzmanı Dr. Paul Gerhard Seeger yapmış olduğu araştırmalar sonucunda kanserin hücre zarının zayıflaması sonucu ortaya çıktığını belgelemiştir. Bor hücre zarı fonksiyonları için çok çok önemlidir, bor eksikliği hücre zarının çözülmesine sebep olur. Hücre zarını çözülmesi tümörlerin yayılmasını tetikler. Bor türevleri tömürleri yok edici, kemik erimesini, enfeksiyonu önleyici, kolesterol, lipid ve triglieridi düşürücü, pıhtılaşma ve doku bozulmasını önleyicidir. Bor prostat tümörünü ve iyi huylu prostat büyümesini önleyicidir. Orta yaşlarda ki erkeklere günde 100 mg boraks verilmiş ve testosteron oranın % 30 artığı tesbit edilmiştir. Prostat kanser olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda hastalarda testosteronu artırdığı PSA’yı düşürdüğü ve %64’ünde prostat tümörünü küçüldüğü tespitedilmiştir.
    İbrahim Gökçek
    Not;
    Alzeimer dan Ölümün Olası Bir Sebebi de Aluminyum

    Aluminyumun Alzeimer hastalığına sebebiyet vermesi fazlaca sorgulanır olmakta. Nespresso kapsüller aluminyum içermektedir ve kapsülün kahve yapılırkenki processte kahvede aluminyum parçacıkları bırakması sorgulanabilir. Aluminyumun Alzeimer hastalığına sebep verdiğinden şüphelenilmekte. Bu yüzden de bunun gibi makalelerde yiyeceklerinizin aluminyum içerisinde uzun süre bekletilmemesi tavsiye edilir. Nespresso kapsüllerinin hem gövdesi hem de kapak kısmı tamamen aluminyumdan yapılmıştır. Nespresso, aluminyumdan kahveyi korumak için kapsülün içinde özel bir kaplama yaptıklarını belirtmekte.
    Kahvenin processe girmesi şu şekilde olmakta:
    Nespresso’nun hava geçirmez kapsülleri aluminyum folyo ile kaplanmıştır.Kapsül makineye yerleştirildiğinde, kapsülün üst kısımı delinir. Bazı makineler tek büyük bir delik yapar ve diğerleri de pek çok küçük delik oluşturur. Makine çalıştığında yüksek basınç altında sıcak su pompalar. Bu da kapsülün tamamından daha ince bir folyoya sahip olan kapsülün alt düz tabanında çekilmeye sebep oluyor. Kapsülün dayanağı, tutan yerinin (makkineye yerleştiği yer) tabanı folyoyu delen pek çok kabarık, kalkık karelerden oluşmaktadır. Bu deliklerden çıkan pişmiş kahve altta bekleyen kahve fincanına dolar.Kahvenin piştiği yerde basıncı serbest bırakan bir valf vardır, bu valf kahvenin çıkış yolunda bir tıkanma durumunda oluşucak herhagi bir patlamayı engeller.
    Teknik olarak bakıldığında, kapsül arka kısımdan delinip, kapağı parçalanana kadar basınç altında yüksek basınçtaki sıcak suda tutulur ve kahve su ile fincana dolar.Kapsüle processten geçtikten sonra bakarsanız eğer, bu porcessin aluminyum parçacıklarının kahve ile fincana dolma ihtimalinin hayli yüksek olduğunu görebilirsiniz.
    Kaynak : http://www.glbrain.com/index.php?r=t...178&toolType=6
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2




    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler;
    Boraks Dekahidrat ( Sodyum Tetra Borat ), Bor elementi periyodik sistemin 3. grubunun başında yer alır. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.82, erime noktası 2190 °C'dir. Elmastan sonra en sert madde olan bor, gri-siyah kristalin veya amorf mikro kristalin yeşilimsi sarı renkli bir yapıdadır. Bor doğada serbest bulunmaz. Oksijenle birleşerek borik asit, boraks, kolemanit, kernit gibi tuzları halinde veya silikatları halinde bulunur. Boraks eksiden evlerde temizlik mazemesi ve böcek ilaçı olarak kullanılmış bu neden ile hemen hemen her evde de bulunan Boraks aniden tehlikeli madde olarak sınıflandırılmıştır. Hatta Avusturalyada Boraks tehlikeli madde olarak ilan edilmiş ve yasaklanmıştır. Neden böyle oldu bunun arkasında hangi Tıp Mafyası var bunlar değineceğiz.

    Boraks doğada çeşitli formlarda bulunan bir mineral olup Dünyada en çok Türkiye’de % 72, sonra Kaliforniya % 15 ve Kazakistan’da % 9 oranında bulunmaktadır. Boraks ortasında 2 sodyum elementi ve ona bağlı 4 adet bor elementi ve bunun etrafında 10 veya bazen daha az su molekülün den oluşur. Boraks borik asit ve sodyum tuzu karışımıdır. Boraks çözeltisi nin PH-Değeri 9-10 yani çok güçlü bir alkalidir. Borak % 11,3 ve borik aist % 17,5 oranında bor içerir. Borik asit eskiden konserve maddesi olarak kullanılmış ve hatta çok yoğun kullanılmıştır. Taki Avusturlaya’da ki sözde yasağa kadar.

    Kullanıldığı Alanlar:
    Bor eskiden konserve katkı maddesi olarak kullanılmıştır, çünkü bor hem doğal ve hem de yan etkisi olmayan en etki dezenfektan olup besinlerdeki mantar, bakteri ve virüsleri yok edicidir. Eskiden konserve sanayinde çok kullanılan boraks bir dedikoduya kurban edilmiştir ve çok çok tehlikeli kanserojen kimyasallar konserve katkı maddesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda bir Türk ilim adamın yaptığı çalışmalar sonucunda bor saflaştırılmış ve yeni borlu bir beton türü üretilmiştir. Bu borlu beton ile gökdelenler şimdikinin 3-4 katı daha yükselse dahi problem olmayacak, çünkü borlu beton ile binaların dayanıklılığı görülmemiş oranda artacak. Bor cam, çimento, cam sanayi, röntgen cihaz odalarında borlu çimento kullanılır. Hızlı trenlerde ray sistemleri bor karbür ile kaplanır. Boraks, borun en önemli bileşiğidir. Tetra borik asidin sodyum tuzuna 'boraks' denir. Boraks, mineral halinde tinkal, tinkalkonit olarak doğada bulunur. Saf halde renksiz saydam kristaller halindedir. 400°C'de suyunu kaybeder. Renksiz olan boraksın sudaki çözeltisi hafif kalevi bir reaksiyon gösterir. Bundan dolayı boraks bazı çamaşır tozlarına katılır. Boraks çözeltilerinin kristallendirilmelerinde sıcak çözeltide 60°C'nin üstündeki sıcaklıklarda pentahidrat ve altındaki sıcaklıklarda dekahidrat boraks kristallenir. Boraks deka hidrat kolayca su kaybedebilir, boraks pentahidrat ise daha iyi muhafaza edilebilir.

    Boraks Hayat Verir;
    Beyin %85, Kan %90, böbrekler %82, kas %75, kemikler %22 oranında su içerir ve ortalama erkeklerin vücudu %55-65 ve kadınların vücudu %50-60 su dan oluşur. Beyinde yüksek oranda su bulunur ve ancak sulu ortamda beyin iyi çalışır su oranı düştükce beynin foksiyonları azalır. Alüminyum ve kalsiyum beyinde artar ise kireçlenme nedeniyle kişide önce unutkanlık sonra azheimer hastalığı vb., rahatsızlıklar görülür. Bor ise tek başına durmaz, bor ortada 2 bor elementi ve bunlara bağlı 4 adet sodyum ve bunların etrafında 10 adet su molekülü bağlı olarak bulunur. Naghii ve Samman 1997’de; 45 yaş üstü sağlıklı erkeklerde bir guruba düşük bor diyeti diğer guruba da günlük 10 mg bor içeren diyet uygulamıştır. Araştırma sonucunda supplement alan erkeklerde idrarla kalsiyum atımı azalmış, kemikte kalsiyum tutulumu %17 artmıştır. Naghii M, Samman S. insan ve hayvanlarda bor yetersizliğinin idrar ile kalsiyum atımının fazla olduğu tespit edilmiştir.(27) Nielsen F. Borun hücre zarındaki reaktif oksijen radikallerini temzileyici etkisinin olduğunu tesbit etmiştir.. İnsan ve hayvanalr üzerinde yapılan çalışmalarda bor yetersizliğinine beyinin elktriksel aktivitesini azaltığı tesbit edilmiştir. Bor yetersizliği önce kısa süreli hafız kaybı, dikkat etksikliği, algılama zafiyeti, motor aktivitesi hızının azalacağı ve daha sonra alzheimer, depresyon, şizofren vb., daha ağır rahatszılıkların ortaya çıkacağı beyan edilmiştir.(29)

    Boraks ve İnsan Sağlığı;
    Ben İbrahim Gökçek 35 yılık çalışmamın sonucu hastalıkların %95-96’inin BOR Eksikliğinden kaynaklandığını tespit ettim. Bor’un vücutta azalmasını tetikleyen 4 ana sebep vardır.
    1-) Alüminyum folyo ve Alüminyum kaplar
    2-) Kimyasal ilaçlar
    3-) Kimyasal Gübre
    4-) Kandidoz Mantarı
    Aluminyum Bor ile antogonsit, yani düşman kardeşler alüminyum giren hücrelerde bor çıkar. Kimayasal ilaç kullananlarda bor kendiliğinden yavaş yavaş yok olur. Kimyasal gübre kullanılan tarım alanlarda üretilen tahıl, sebze ve meyvelerde bor 0,25 mg’a kadar düşer ve organik tarım yapılan toprakta yetişen gıdalarda ise 20 mg bor bulunur. Kandidoz Mantarı bağırsaklarda saçak şeklinde çoğalır ve streç folyo gibi bağırsakları sarar ve kişinin bağırsakları besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz vs emilimi minimum seviyeye düşer. Böylece kişide önce halsizlik, dermansızlık, sonra alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, depresyon, kalp damar hastalıkları görülmeye başlar.

    Bor Eksikliği Hangi Hastalıkları Tetikler;
    1-) Hücre zarı çöker; Bor hücre zarını korur dayanıklı ve fonksiyonel yapar, fakat bor azalır ise hücre zarı çöker ise hücre içine zararlı maddeler girer ve artık maddeler dışarı atılamaz ve hücre çöplüğe dönüşür. Hücreler beslenemeyince kişide halsizlik, dermansızlık ve sürekli açlık duygusu başlar ve sonra alerjik hastalıklar cilt hastalıkları vb hastalıklar görülür.
    2-) OBEZİTE Problemi; Hücreler beslenemeyince kişide sürekli açlık duygusu uyanır, sürekli çok gıda tüketmek zorunda kalır ve zamanla aşırı kilo alır. OBEZİTEYE SON; Bor vücut ısısını hafif artırdığı için normalden fazla enerji harcar ve böylece kişi yavaş yavaş zayıflar.
    3-) Hormon Bezeleri; Hormon salgılayan bezelerde ki kalsiyum oranı artıkça kireçlenme nedeniyle bezeler yeterince hormon salgılayamaz ve kişide hormon yetersizliği neden ile cinsel isteksizlik, cinsel yetersizlik başta olmak üzere birçok problem ortaya çıkar.
    4-) Sinir Sistemi; Sinir hücrelerinde kalsiyum yoğunlaşması neden ile sinir sisteminde iletkenlik problemi doğar ve kişide algılama zafiyeti başalar ve zamanla nöropati ve ms gibi hastalıklar görülür.
    5-) Lenf Sistemi; Lenf bezeleri ve kanallarında kalsiyum yoğunlaşması artık ve toksik maddelerin taşınmasında zafiyetlere sebep olur ve zamanla lenf ödemi, lenf bezesi şişmesi ve lenfoma gibi rahatsızlıkları tetikler.
    6-) Romatizma; Hücre zarındaki zafiyet (bor eksikliği) nedeniyle kemiklerde olması gereken kalsiyum yumuşak doku, hücreler ve eklemlere akın eder. Eklem ve yumuşak dokuda yoğunlaşan kalsiyum artroz, artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, sle ve Behçet gibi hastalıkları tetikler.
    7-) Kalp-Damar; Damarların iç yüzeyinde biriken kalsiyum damarların sertleşip kireçlenmesine sebep olur, kireçlenen damarlar kalp krizi, beyin kanaması, unutkanlık Alzheimer, cinsel yetersizlik, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması (diyabet), görem zafiyeti ve kulak çınlamasına sebep olur.
    8-) Genital Siğil-Genital Herpes; Virüs ve Mantarlar koloni şeklinde birlikte çalışır, virüs varsa mantar var, mantar var ise virüs vardır. Bor virüs ve mantara karşı çok çok kuvvetli dezenfektandır.
    9-) Alerji, Sedef, Egzama; Kandidoz mantarı saçak şeklinde bütün bağırsak mukozasını streç folyo gibi sarar ve ince bağırsak artık yeterince DAO (diaminooksidaz) salgılayamaz, dao'nun azalması histaminin aşırı yükselmesine sebep olur ve kurdeşen, polen alerjisi, besin alerjisi, atopik egzama ve sedef gibi rahatsızlıklar hortlar.

    Artroz-Bor ilişkisi:
    Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bir kişinin günlük sebze ve meyveden alması gerek miktar 5 mg. Fakat sebze ve meyvenin yetiştiği toprak kullanılan gübre vs., nedeni ile bor oranı çok farklı olabilmektedir. Kimyasal gübre kullanılan topraktan bor oranı 0,25 mg'a kadar düşmekte, organik tarım da ise bu oran 20 mg’a kadar yükselmektedir. Tabii ki Ülke’ den ülkeye de sebze ve meyvede ki bor oranı da değişir. Türkiye bu bakımdan çok çok şanslı bir ülke çünkü Dünya bor rezervinin hemen hemen % 72’si bizde dir. Günümüzde çiftçilerin aşırı kimyasal gübre kullanması nedeniyle maalesef tüketilen sebze ve meyvede ki bor oranı bizde de çok çok düşmüştür.

    Bir kişinin günlük alması gereken miktardan çok az miktarda alınan bor birçok hastalığı tetikler. Bilindiği gibi bağırsak mantarları bağırsaklarda çoğalırsa bütün bağırsağı streç folyo gibi kaplar ve bağırsakların vitamin, mineral, enzim vs emilimini önler. Vitamin, mineral, enzim vs yetersizliğine sebep olur ve kişinin bağışıklık sistemi çöker. Bağışıklık sisteminin çökmesi birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Batı Ülkelerinde bir kişinin günlük aldığı bor 1-2 mg, kimyasal gübre kullanılan tarım alanlardın da ki sebze ve meyve ile alınan bor 0,25 mg’a düşmektedir. Örneğin; Jamaika’da şeker kamışı için aşırı kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle toprakta ki bor oranı aşırı oranda düşmüş ve insanların % 70’i artroz dan muzdariptir. Aynı şekilde Mauritius adasında da toprakta ki bor oranı aşırı şekilde kimyasal gübrelerden dolayı azalmış ve insanların % 50’sinde artroz görülmeye başlamıştır. Bir örnekte Batı Avusturalya’nın Carnavon şehrinde toprak bor bakımından çok zengin olması nedeniyle burada artrozlu hasta oranı sadece %1 dir.

    Boraks Doğal Antibiyotik;
    Boraks mantar ve virüslere karşı çok güçlü, fakat bakterilere karşı zayıf bir dezenfektandır. İnsan, hayvan ve bitki hücresinin hücre zarı dayanıklı ve nemli olması ve birçok sinyali iletebilmsi gerekir. Bor insan vücudunda hemen her organda bulunmasına rağmen tiroid bezelerinde sonrada kemik ve dişlerde daha yoğundur. Kemikler ve eklemler için bor eksikliği düşünülemez. Bor tiroid bezelerini uyararak vücudun kalsiyum, magnesyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Bor yetersizliği tiroid bezesinin aşırı çalışmasına sebep olur ve çok aşırı hormon salğılar. Aşırı tiroid hormon ise kemiklerde ki kalsiyumun çözülüp kana karışmasına neden olur. Bu durum zamanla eklemlerde artroz (eklem deformasyonu), osteoporoz (kemik erimesi), artrit (eklem iltihaplanması) ve diş çürüklerine sebep olur. Bor yetersizliğ anlaşılmaz ve uzun süre devam ederse yumşak dokuda sertleşme, kas krampları ve eklem sertleşmesi gibi rahatsızlıkları ortaya çıkar. Aynı şekilde damarlarda kireçlenme, hormon bezelerinde sertleşme, böbreklerde taş ve böbreklerde kireçlenme böbreklerin iflasına kadar gider. Borun immün fonksiyonu artırıcı yönde rolü olduğu yapılan çeşitli araştırmalar ile gösterilmiştir. Borun gerekli oranda alındığında bağışklık istemini güçlendirdiği tesbit edilmiştir. (29)

    Boraks Hormon Düzenleyici;
    Bor steroid hormonlarında ki metabolik değişimleri, özelikle de seks hormonlarını etkiler ve erkeklerde testestoron hormonunu artırır ve bayanlarda menopoz rahatsızlıklarına sebep olan östrojen hormonunu dengede tutar. Bor D-Vitaminini aktif forma çevirir ve böylece yumuşak doku ve eklemlerde ki kireçlenmeyi önler. Bor birçok metabolik değişimde rol oynayarak sedef, görme zafiyeti, hafıza zafiyeti, kalp problemi gibi rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır. Alman kanser araştırmaları uzmanı Dr. Paul Gerhard Seeger yapmış olduğu araştırmalar sonucunda kanserin hücre zarının zayıflaması sonucu ortaya çıktığını belgelemiştir. Bor hücre zarı fonksiyonları için çok çok önemlidir, bor eksikliği hüce zarının çözülmesine sebep olur. Hücre zarını çözülmesi tümörlerin yayılmasını tetikler. Bor türevleri tümörleri yok edici, kemik erimesini, iltihap önleyici, kolesterol, lipid ve trigliseridi düşürücü, pıhtılaşma ve doku bozulmasını önleyicidir. Bor prosta tümörünü ve iyi huylu prostat büyümesini önelyicidir. Orta yaşlarda ki erkeklere günde 100 mg boraks verilmiş ve testosteron oranın % 30 artığı tespit edilmiştir. Prostat kanser olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda hastalarda testosteronu artırdığı PSA’yı düşürdüğü ve %64’ünde prostat tümörünü küçüldüğü tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda borun vücuttaki bazı hormonların düzeyinde değişiklik yaptığı gösterilmiştir.(28) Nielsen ve ark. 1987 ve 1990 yıllarında 2000 kalori içeren diyetle 0,25 mg bor içeren diyeti bir guruba, diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiştir. Bor elementi alan gurupta plazmada estradiol ve testesteron, yani kadınlık ve erkeklik hormonu artırdığı tesbit edilmişlerdir.

    Rex Newnham Artroz Kürü;
    Dr. Rex Newnham kendisi osteopat ve herbalist 1960 ‘lı yıllarda artroza yakalanmış ve her türlü modern tıp ilaçlarını kullanmış ve faydasını görmemiştir. Dr. Rex Newnham Avusturalya’nın Peth Üniversitesinde Toprak ve Bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmaktadır. Mesleği nedeniyle hastalıkların temelinde bitkilerin biyo kimyasında ki bozulmaların tetiklediğini tespit etmiştir. Bitkilerin biyo-kimyasını çok iyi bilen Dr. Rex Newnham çevresinde ki toprağın mineral bakımından çok yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Doktor Rex bitkilerde ki Kalsiyum metabolizmasının bor ile desteklendiği biliyordu. Dr. Rex günde 30 mg boraks almaya karar vermiş ve 3 hafta içinde eklemlerdeki şişlikler, donukluk ve sertliklerin geçtiğini tespit etmiştir.

    Dr. Rex Sağlık Bakanlığı ve Üniversite yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde buluşundan bahsetmiş, fakat hiç ir kimse ilgilenmemiştir. Artroz hastaları bor’un bu etkisinden çok çok etkilenmişler. Bazı hastalar üzerinde zehirli, karınca ve hamam böceklerine karşı ibaresini görünce ürkmüşlerdir. Rex boraksı standardize ederek 10.000 kutu tabet üretmiştir. Dr. Rex 5 yıl boyunca her ay 10.000 kutu borak satmış ve binlerce insan hücum etmiş. Bu durumun önüne geçmek için ilaç olarak üretebilmek için Sağlık Bakanlığına başvurmuştur. Rex’in başvurusu Sağlık Bakanlığı bu bor’lu tablet üretiminin ilaç sektörüne zarar verebileceğini ile sürerek zehir olarak ilan etmiştir. Sağlık Bakanlığı Dr. Rex 1.000 Us Dolar cezaya çarptırmıştır ve yasaklamıştır. Sebep ilaç sektörüne zarar vermek, insanlara değil.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalarda hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularında ki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür.

    Kalsiyum-Magnezyum Metabolizması;
    Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunda karşı oyuncular (antagonist=düşman kardeşler) ve aynı zamanda birlikte çalışırlar (cooperation=işbirliği). İnsan vücudunda ki magnezyumun yarısı kemiklerde yarısı da doku ve hücrelerdedir, kalsiyumun ise %99 kemiklerde ve %1’ hücreler arası sıvıda bulunur. Kalsiyum hücre içine girince hücre büzülür, kalsiyum hücreden çıkıp magnezyum içerir girince hücre rahatlar. Bu hücrelerdeki pompa sisteminin çalışması için çok enerji gerekir. Şayet yeterince enerji yoksa kalsiyum hücre içinde yoğunlaşır. Enerji yersizliğinin sebebi Kandidoz mantarı, yanlış beslenme veya vücutta aşırı cüruf depolanması olabilir. Kemiklerdeki kalsiyum ne kadar çok yumuşak dokuya kayarsa organlarda sertleşme, lenf akışında yavaşlama buda hastalık demektir. Sinir hücrelerinde kalsiyum artar ise sinir hücrelerindeki haberleşme aksar. Göz merceğinde kalsiyum artar ise katarakta sebep olur. Hormon salgılayan bezelerde kalsiyum oranının artması hormonların azalması ve bütün hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesi demektir. Hücreler arasında ki kalsiyum yoğunluğu magnezyumun azalması demektir. Magnezyum yetersizliği enzimlerin oluşmaması ve haliyle enerji yetersizliği ortaya çıkar ve kişide önce halsizlik, yorgunluk, sonra alerjik hastalıklar ve cilt hastalıkları sonrada depresyon vs. görülür. Hücre zarında kalsiyum oranı artar ise hücre içine giriş ve çıkışlarda yavaşlama olur ve artık maddeler atılamadığından çöplük (cüruf) oluşur. Hücreler arasında kalsiyum oranı çok yoğunlaşırsa hücreler ölmeye başlar. Bor hücre zarının fonksiyonlarını artırır, kalsiyum ve magnezyum dengesini sağlar. Bor ile birlikte hücre ve dokudaki fazla kalsiyum tekrar kemiklere depolanır ve magnezyum oranı arta ve problemler ortadan kalkar.

    Bor ile Kansere Çare;
    Alman onkolog ve kanser araştırmalar uzmanı Dr. Paul-Gerhard Seeger kanserin hücre zarında ki çözülme nedeniyle başladığını bildirmiştir. Bor türevleri hücre zarının fonksiyonları için çok çok önemlidir. Şayet hücre zarı çözülmeye başlarda kanserde ortaya çok kolay çıkar. Belki de Dünyadaki kanser vakalarını bu kadar çok yayılması BOR Eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bor türevleri tümörlerin gelişimini ve çoğalmasını, kemik erimesi ve iltihapları önler.

    Bor ile Mantara Son;
    Boraks tozu mantar yok edici bu neden ile Mantar hastalıklarına karşı en ideal ilaç. Kandidoz mantarı sağlıklı bir kişide problemsiz bir mantar, fakat kimyasal ilaç kullanan ve ve yanlış beslenenlerde hızla çoğalır. Kandidoz mantarı bütün bağırsakları saçak şeklinde mantar kolonisi birçok kolu ile (pseudo-hyphen) sarabilecek bir zincirleme ile çoğalır ve yayılır. Bağırsaklar artık besinlerde ki vitamin, mineral, enzim, glikoz vs besleyici maddeleri absorbe edemez hale gelir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklar yavaş yavaş ortaya çıkar. Bağırsak mukozası (sümüksü deri) tahriş ve tahirp olduğundan kişide bağırsak rahatsızlıkları ve iltihabi hastalıklar zuhur eder. Bağırsaklarda ki deformasyon nedeniyle artık sindirilmemiş protein artıkları da absorbe edilir. Hyphen (saçak şeklinde mantar kolonisi) kana karışırsa otoimmun hastalıklar ve kansere sebep olur. Kandidoz mantarı saçak şeklinde ince bir streç folyo gibi bağırsağı sarabilir. Boraks ile yapılan klinik araştırmalarda; borik asit veya Borak’sın kandidoz folyosunu çözdüğü ve yayılmasını, çoğalmasını önlediği tespit edilmiştir. Antibiyotiklerin sebep olduğu kandidoz mantarı istilasını boraks ve borik asit’in antimikozik (mantar öldürücü) özeliği nedeniyle bütün mantar hastalıkları (alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, vs) tedavi edilebilir. Kandidoz Mantarını üretmiş olduğu toksik maddelerden AFLATOKSİN B1’in DNS’i tahrip edebilir zarar verbilir. Aflotoksin B1 Karaciğer ve Akciğerde kansere sebep olabilir. Bor Türevleri zarar gören DNS’in kendisini yenilemesini sağlar. (Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165

    Boraks ile Tecrübeler;
    Boraks’ın kandidoz mantarı ve birçok hastalığa karşı etkisi mükemmel bununla ilgili birçok hasta tecrübesi www.earthclinic.com bu siteye kayıtlı üyeler tarafından beyan edilmiştir. Bir üye ’’Benim sedef hastasıyım ve eklemlerimde dayanılmaz ağrılar var ve yeni yeni romatoid-sedef hastalığı da başladı. Ben bu forumda boraks üzerine yazıları okuyunca hemen denmek istedim. Aman Allah’ım bir gün sonra dizimdeki ağrılar yok oldu. Sedef olan yerle 2 gün içinde çok daha iyi bir duruma geldi. Ben ¼ tatlı kaşığı boraksı 1 litre su ile karıştrarak alıyorum.’’

    Tırnak Mantarı olan bir forum üyesi; ’’Ben yaş olan ayaklarıma avuç dolusu boraks ile ovaladım ve kaşıntı hemen geçti. Birkaç hafta sonra arkadaşımla karşılaştım ne oldu dedi, hiçbir rahatsızlık kalmadığını söyledim.’’ („Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012; )

    Vajina Mantarı olan birçok bayan da yatmadan önce bir soft jel kapsülüne boraks duldurmuş ve vajinaların fitil gibi yerleştirmişlerdir. Bu metot o kadar etkili ki bazen bir defa kullanmak bile problemi çözülmüştür. Fakat tabii ki 2 hafta süre ile bunu devam etmek gerekir. Vajina mantarına karşı etkisi klinik araştırmlarla tespit edilmiştir. (De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336; ) ve (Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55; )

    Boraks ile yapılan bir diğer araştırmada ise bor’un florit ile reaksiyona girerek floridi vücuttan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir. Bor vücudu ağır metallerden temizler arıtır ve idrar yolu ile dışarı atılır. („Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012; )

    Fibromiyalji; Foruma üye olan bir bayan yıllarca fibromiyalji, çene eklemi ağrısı, kronik yorgunluk ve rosacea hastalığı nedeniyle acı çekmiş. Bu rahatsızlıklara sebep olarak flor elementinden şüphelenmiş. Bayan 1/8 deniz tuzu ve 1/8 boraksı bir litre su ile karıştırarak gün içinde tüketmiş ve 2 hafta içinde rahatsızlıkları hafiflemiştir. 2 hafta içinde yüzündeki gül hastalığı solmuş cildi güzelleşmiş, ateşi düşmüş ve ağrıları azalmıştır. Sürekli yorgun olan bayan tekrar normal yaşama dönmüş ve tam enerji ile çalışmaya başlamıştır ve en önemlisi KİLO vermiştir.

    İskelet Fluorosis; Alüminyum madenlerinde çalışan işçiler görülen iskelet veya dişlerde renk değişim ve florit oranın yükselmesine kısaca iskelet fluorisis denir. Çin’de 31 iskelet fluorisis hastası üzerinde boraks ile tedavi denemeleri yapılmıştır. Tedavi süreci içinde kademeli olarak alınan boraks oranı günlük 300 mg dan 1.100 mg’a kadar yükseltilmiş ve hastalar da %50-80 oranında iyileşme görülmüştür.

    Tiroit Kanseri; Foruma üye olan bir bayan; ’’7 yıl önce tiroit kanseri, 6 yıl önce böbrek üstü bezesinde zafiyet, sonra erken menopoz başladı, bir yıl sonra rahim sarkması ve sonra rahim ameliyatla alındı. 3 sene öncede fibromiyalji ve nöropati ortaya çıktı. Ben küçükken sürekli florlu su ve florlu hap aldım. 2008’in son baharında ben tamamen güçsüz kaldım takatim kesildi ve yardıma muhtaç duruma geldim. Ben artık yürüyemez olmuştum ve hiç uyuyamıyordum. Sırt ağrılarından her gün kusuyordum. Floritin yan tesirleri üzerine bir yazı okuyunca, anladım ki benim problemim bu flor’ dan kaynaklanıyor. Ben boraks ile vücut temizliğine başladım ve 1/8 tatlı kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak bir günde tüketim. Tam 3 gün sonra benim rahatsızlıklarım hemen hemen yok oldu.


    Alınabilecek Boraks-Dozajı;
    Boraks ile birçok hastanın sadece ağrıları azalmamış, kalıcı olarak iyileşmişlerdir. Sedef hastalığında; ¼ tatlı kaşığı, boraks bir litre suya katılır çalkalanır ve gün içinde tüketilir. Saç dibi, Ayak ve Parmak Tırnağındaki mantar boraks ile ovalanır. Vajina mantarına karşı boraks boraks kapsülü fitil gibi kullanılır. Roza hastalığı, yumuşak doku romatizması, kronik yorgunluk sendromu, kemik erimesi vb., rahatsızlıklara karşı kullanılır. Boraks idrarla dışarı atılır ve her hangi bir organda depolanmaz. Dozaj vücut ağırlığına göre değişir. Şayet kişinin herhangi bir hastalığı yoksa bir tatlı kaşığı boraks (5 ml=0,40 gram) bir litre su ile karıştırılarak alınır. Eğer kişinin; artroz, artrit, osteoporoz, menopoz gibi rahatsızlıkları varsa ve seks hormonu çok düşükse kademeli olarak bu dozajı 3 katına kadar çıkarmak mümkündür.

    Boraks Tehlikeli Değil, Şayet Dozaja Uyulursa;
    30 yıl önce bir tanıdığıma doktoru sinir hapı (kimyasal bir hap) vermiş ve demiş ki bünyen zayıf yarım tabet al, bir tabet sana ağır gelir demiş. Yaşlı amcada canım bir haptan ne olur diyerek bir hapı bütün olarak içmiş, adamcağızı hastaneye zor yetiştirdiler az kalsın ölecekti. Tabii ki boraks aynı şekilde dozaj önemlidir, alınması gereken miktar tatlı kaşığının ¼’ü bir litre suya katılacak ve gün içerisinde tüketilecek. 1981 yılında Avrupa Birliğinde boraks zehirli olarak ilan edildi ve kullanımı yasaklandı. Oysa insanlar üzerinde herhangi bir klinik araştırma yapılmadı. Sodyum hidroksit (NaOH) ve Hidroklorik asit (HCL) zehirli olmalarına rağmen yasak mı değil, çünkü Sodyum hidroksit ve Hidroklorik asit ikisi de ilaç sanayini tehdit edecek alternatif olabilecek bir madde değiller. Oysa ki Boraks aklınıza gelebilecek bir çok hastalığı problemsiz iyileştirebilir. Dr. Rex Newnham 10.000 lerce hastayı tedavi etmiş teşekkür yerine para cezasına çarptırılmıştır. Neden? Çünkü İlaç Endüstrisi zarar etmesin daha çok para kazansın diye oyunlar oynanmaktadır.

    Boraks’ın Yan Etkisi var mı?
    Yıllarca yanlış beslenme, kimyasal ilaçlar veya kandidoz mantarı neden ile eklemler, bağdokusu, hücreler arası, lenf sistemi ve sinir sistemine depolanana kireç 3-5gün boraks alınca hemen kalsiyumdan kurtulamazsınız. Forumda 2-3 haftada insanlar en ağır artroz, artrit, osteoporoz vs. hastalıktan kurtulduğunu yazıyor, fakat vücudun temizlenmesi için 3 ay kadar ½ çay kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak içmek gerekir. ½ Çay kaşığı demek 1-2 gram demektir.

    Boraks Zehirlenmesi; Boraks ile toplam 784 kişide zehirlenme olayı görülmüştür. Bu kişiler bilmeden 10-88 gram boraks yutmuşlar ve herhangi bir ölüm vakası olmamış ve herhangi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Fakat kg başına 84 mg boraks (60 kg ağırlığında bir kişi 40 gram boraks alırsa) alanlarda mide-bağırsak, kalp dolaşımı, karaciğer, böbrekler ve sinir sisteminde rahatsızlıklara sebep olmuştur. Cilt hastalıklarından kaşıntı ve kızarıklıklar ve ölüm vakaları görülmüştür. Bir kişi 60 kg ise 40 gram boraks onun için tehlikeli, 70 kg ise onun için 50 gram tehlikeli demektir. Kimyasal ilaçlardan herhangi birinden 40-50 tane yutarsanız çok daha tehlikeli olur. Boraks’ da alınması gereken miktar ½ çay kaşığı yani 1-2 gram demektir. Bu dozajın asla yan tesiri olmaz aylarca kullansa bile.

    Kalsiyum Hapı Alın Kemikler Güçlensin Masalı;
    Heidelberg’deki Alman Kanser Araştırma Merkezi’nde 23 bin 980 kişi, 10 yılı aşkın bir süre izlendi ve kalsiyum ilaçları alanlarla almayanların kalp krizi geçirme oranları karşılaştırıldı. Merkezde, kalsiyum ilaçları almayan 15 bin 959 kişiden 851′inin kalp krizi geçirdiği, kalsiyum ilaçları alanların kalp krizi geçirme olasılığının ise almayanlardan yüzde 86 oranında daha yüksek olduğu gözlendi. Araştırma sonuçları ‘Heart’ (Kalp) dergisinde yayımlanmıştır. O halde kalsiyum hapı almak daha tehlikelidir, bu nedenle kalsiyum yerine bor hapı alınmalıdır. Kalsiyum alalım diye kullandığımız haplar kalp krizi tehlikesini arttırıyor. Kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği bildirildi. BBC’nin haberinde, Almanya’da yapılan bir araştırmanın, kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği tespit edilmiştir. (http://heart.bmj.com/content/98/12/920.full, http://www.medpagetoday.com/Cardiolo...nfarction/3289 )

    Son zamanlarda kemik erimesi için verilen kalsiyumun ve kemik erimesine karşı kullanılan ilaçların kalp krizi riskini artırdığına dair yayınlar yapılmaktadır. İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre fazla kalsiyum alımının tüm nedenlere bağlı ölüm riski, kalp ve damar hastalıkları ile iskemik kalp hastalığı riski artırdığı tespit edilmiştir. British Medical Journal dergisinde yayınlan bu çalışmada kalsiyum alan 1914-1948 doğumlu yaklaşık 61.433 kadın ortalama 19 yıl süreyle takip edilmişlerdir. Katılımcıların aldıkları besinlerin içindeki kalsiyum miktarı hesaplanmış, ayrıca dışarıdan ilaç olarak aldıkları kalsiyum miktarı kaydedilmiştir.
    Araştırmaya katılanların günlük aldıkları kalsiyuma göre 4 gruba ayrılmıştır;
    1-) Günlük 600 mg’dan az kalsiyum alanlar
    2-) Günlük 600-999 mg kalsiyum alanlar
    3-) Günlük 1000-1399 mg kalsiyum alanalar
    4-) Günlük 1400 mg’dan fazla kalsiyum alanlar
    19 yıl süre bu araştırma süresinde 11.944 kadın vefat etmiş ve bunlardan 3962 ‘si kalp-damar hastalığı, 1932 si iskemik kalp hastalığı ve 1100’ü inme sonucu ölmüştür. Yüksek oranda kalsiyum alanlarda kalp-damar hastalıkları ve iskemik kalp hastalığından ölenlerin diğer gruplara göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir.. Kaynak: Michaëlsson K, et al "Long term calcium intake and rates of all cause and cardiovascular mortality: community based prospective longitudinal cohort study" BMJ 2013; 346: f228.
    Not: Doğrusu kalsiyum hapı almak değil, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlamaktır, bu da ancak boraks ile mümkündür. Dünyayı kimyasal ilaç ve kimyasal gübre ile zehirliyoruz sonrada hortlayan hastalıkları tedavi edebilmek için yine zehir olan kimyasallara sarılarak sürekli zehirlenme sarmalından kurtulamıyoruz.

    Kaynak:
    1. Benderdour, M., Bui-Van, T., Dicko, A., Belleville, F.: „Invivo and in vitro effects of boron and boronated compounds“ in J Trace Elem Med Biol, 1998, 12(1):2-7;
    2. Newnham, R. E.: „Arthritis: The Mainstay Of The ,Health Industry‘ – The Disease That ,Health‘ Authorities Don’t
    Want Cured“ auf whale.to;
    3. Newnham, R. E.: „Essentiality of Boron for Healthy Bones and Joints“ auf ncbi.nlm.nih.gov;
    4. Newnham, R. E.: „Agricultural Practices Affect Arthritis“ in Nutrition and Health, 1991, 7(2):89-100;
    5. Newnham, R. E. et al: „Boron and Arthritis“, auf arthritistrust.org, 1994;
    6. Last, W.: „Arthritis And Rheumatism“ auf health-science-spirit.com;
    7. Last, W.: „Overcoming Arthritis“ auf health-science-spirit.com;
    8. Xu, P., Hu, W. B., Guo, X., Zhang, Y. G., Li, Y. F., Yao, J. F., Cai, Q. K.: „Therapeutic effect of dietary boron supplement on retinoic acid-induced osteoporosis in rats“ in Journal of Southern Medical University, 2006, 26(12):1785-8;
    9. „BORON“ auf iThyroid.com;
    10. Naghii, M. R., Mofid, M., Asgari, A. R., Hedayati, M., Daneshpour. M. S.: „Comparative effects of daily and weekly boron supplementation on plasma steroid hormones and proinflammatory cytokines“ in J Trace Elem Med Biol, 2011, 25(1):54-8;
    11. Harvey, D.: „BORON“ in LE Magazine, 08.2006;
    12. „Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012;
    13. De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336;
    14. Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55;
    15. Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165;
    16. „Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012;
    17. „Borax Extrarein-01“ auf supergenial.ch;
    18. Last, W.: „The Ultimate Cleanse“ auf health-science-spirit.com; deutsche Übers. s. „Die ultimative Reinigung“ in NEXUS Magazin, 2009, 25:30-37;
    19. „Sodium Chloride MSDS“ auf Sciencelab.com;
    20. „Borax Decahydrate MSDS“ auf hillbrothers.com;
    21. „CDC Toxic Profiles: BORON 2. Relevance To PublicHealth“ auf atsdr.cdc.gov;
    22. United States Environmental Protection Agency: „Boric Acid/ Sodium Borate Salts“ auf regulations.gov;
    23. „Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals“ auf en.wikipedia.org;
    24. European Chemical Agency (ECHA): „Boric Acid“ auf http://echa.europa.eu;
    25. Oecd Sids: „Sodium Percarbonate“ auf inchem.org
    26. „Sodium bicarbonate MSDS“ auf sciencelab.com;
    27. Naghii M, Samman S. The Effect Of Boron Supplementation On Its Urinary Excretion And Selected Cardiovasculer Risk Factors İn Healthy Male Subjects. Biological Trace Element Research. 1997;56:273-286.
    28. Beattie J, Peace H. The İnfluence Of A Low Boron Diet And Boron Supplementation On Bone, Major Mineral And Sex Streoid Metebolism İn Postmenopausal Women. BMJ, 69:871-884, 1993.
    29. Nielsen F. The Emergence Of Boron As Nutritionally Important Throughout The Life Cycle. Nutrition. 2000;16:521-514.
    30. Hunt C, Herbel L, Nielsen F. Metabolic Responses Of Postmenopausal Women To Supplementation Dietary Boron And Aluminum Dring Usual An Low Magnesium İntake: Boron, Calcium And Magnesium Absorbtion An Retention And Blood Mineral Concentration. Am J Clin Nutr. 65:803-813, 1997.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X