Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Oral Keleyşın – ağız dan uygulanan Keleyşın, EDTA ile Kanser tedavisi, Etilendiamin tetraasetik asit

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Oral Keleyşın – ağız dan uygulanan Keleyşın, EDTA ile Kanser tedavisi, Etilendiamin tetraasetik asit

    Oral Keleyşın – ağız dan uygulanan Keleyşın Etilendiamin tetraasetik asit
    Daha önce belirttiğimiz gibi, keleyşın ya damar yoluyla yada ağızdan verilen kelatörlerle uygulanır. Bildiğiniz gibi en yaygın uygulanan kelatör, yapay bir amino asit olan EDTA dır.
    Ağız yoluyla keleyşın uygulaması, ıv( damar yoluyla ) ile hemen hemen ayni yararları sağlar ancak uygulama süresi diğerinin yaklaşık 7-8 mislidir. Diğer bir deyişle, 2 aylık bir ıv ugulaması ile ayni sonuca ulaşmak için ağız yolu ile keleyşın 16-18 ay uygulanmalıdır. Ağız yloluyla yapılan keleyşın aciliyeti olmayan bulgularda ve damar uygulamasından çekinen, yada haftada 2-3 kez doktor muayenehanesinde 4 saat süreyle vakit geçirmek istemeyen kişiler için idealdir. Bir de Ülkemizde uygulaması bulunmadığından( veya ben bilmiyorum ) bizler için bir yerde( yurt dışında bu tedaviyi yaptıramayacak olanları kastediyorum ) zorunlu olmaktadır. Oral keleyşın ürünü, BC-I
    Kelatörler
    İster damar yoluyla, ister ağızdan verilsin kelatörlerin hedeflerinden en önemli ve tehlikeli olanı serbest radikallerdir.
    Sebest radikaller
    Sebest radikallerin birçok tipi vardır. Fakat en sık görülen oksijendir.
    -Çevremizdeki kirlilik ve yediklerimizdeki toksik maddeler yüzünden, yada organizmanın oksijen kullanımı esnasında, oksijen atomu elektronlarından birini yitirir.
    -Normalde oksijenin 8 elektronu vardır, birini yitirince bu sayı 7 ye düşer ve ortaya reaktif bir atom çıkar. İşte bu birSerbest Radikaldir. Eksilen elektronun yerine yenisini koymak için çevresine saldırır. Yolu üzerinde bir antioksidan ile karşılaşırsa bu madde ona elektronlarından birini vererek, oksijen atomunun dengeli hale gelmesini sağlar. Yani antioksidan , kendinden bir elektron vererek serbest radikalleri nötürleştiren maddelerdir. Serbest radikal yolu üzerinde bir antioksidana raslamazsa, önüne ilk çıkan herhangibir dokudan bir elektron çalarak eksiğini tamamlar. Bu işlemden zarar görecek olan, hücrelerin ve organellerin zarlarıdır. Elektronu çalınan eleman da bir serbest radikaldir. Bu kez o diğer elemanlara saldırır. Bu işlem zincirleme olarak, bir antioksidana raslayana dek sürer.
    -Dokularımızda oluşan bu saldırı, erken yaşlanmaya ve ayrıca, katarakt, arteryoskleroz, kalp damar hastalıkları ve kanser gibi birçok sağlık sorunlarına neden olur.
    Özetlersek; Serbest radikaller sağlığımıza yönelik tehlikelerin başında gelmektedir. Bu tehlikeyi savacak tek unsur da,antioksidanlardır(bunlar ayni zamanda bir kelatördür).
    Şimdi bunlara( antioksidanlara, diğer bir deyişle kelatörlere))bir göz atalım
    E vitamini: Soğuk preslemeyle üretilmiş bitkisel yağlarda bol miktarda bulunur. Güçlü bir antioksidandır. Doymuş yağ asitlerinin ve A vitamininin zararlı maddelerle birleşmesine engel olur. Sindirim sisteminde bulunan Bkompleksl vitaminin oksitlenmesini önler.
    Hücrelerin yaşlanmasını geciktirir ve serbest radikalleri yok eder. Günlük önerilen doz; 400 IU. (International Unit)
    C vitamini: Zayıf bir organik ( askorbik asit ) asit olması ve antioksidan özelliği nedeniyle ağız yoluyla ve damarda uygulanabilen mükemmel bir kelatördür. C vitamini damar çeperlerine esneklik verir diğer bir deyişle damarlarımızı güçlendirir. Önerilen günlük doz; 1000-6000 miligramdır.
    Selenyum: Antioksidan niteğinde bir eser-mineraldir. E vitamini ile sinerjik çalışarak metabolizmanın Evitamininden daha çok yararlanmasını sağlar. Günlük alınması önerilen doz, 100-300 mikrogramdır.
    L-aspartate: Aspartik asit’in bir ürünüdür ve gerçek bir kelatördür. Günlük önerilen doz: 90 miligram (Potasyum aspartat olarak)
    N-Asetil-Cystein (NAC), MSM (metil sulfonilmetan),Chlorella(yosun), diğer bazı antioksidanlar- kelatörlerdir.

    Kelatörler, Ca( kalsyum ). İle birlikte bize gerekli olan mineralleri de süpürdükleri için, uygulamada mineral takviyesi de gerekir. Kelatör olarak bilinen maddelerin tümünü burada açıklamak mümkün değil çünkü bir kitap dolusu dur. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler, referans lara başvurabilirler.(ref,1,2,3)

    Dejeneretif bir hastalıkla mücadele eden veya bu hastalıklardan birini geçirenlere, Op. Dr. İlhami Güneral,şu tavsiyeleri yapıyor;(.94 yaşında 2 yıl önce kaybettikr. Ruhu Şadolsun.A.C.G.)

    1- Beyaz, Rafine, unla yapılan hamurişlerinden uzak durun. Ayrıca, kepek ekmeği, yulaf ekmeği ve çavdar ekmeği kullanın.
    2- Şeker ve tatlıları sofranızdan uzaklaştırın. Fazla olmamak şartıyla bal(tabi gerçeğini bulabilirseniz) kullanabilirsiniz.
    3- Kızartmaları unutun. Yiyebildiklerinizi çiğ olarak tüketin, diğerlerini de az suda pişirip yiyin.
    4- Tuza fazla rağbet etmeyin. Ölçülü biçimde iyotlu tuz kullanın.
    5- Öncelikle zeytin yağı olmak üzere, susam ve soya yağı kullanın. Çiğ olarak az miktarda tereyağı kullanabilirsiniz-Ben tereyağı tüketiminin kısıtlı tüketimine katılmıyorum, a.c.g.
    6- Kahve ve çayı azaltın. Adaçayı, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitkisel çaylar için.
    7- Yağda pişmiş olmamak koşulu ile günde bir yumurta yiyebilirsiniz
    8- Salam, sosis, sucuk, ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durun.
    9- Klorlanmış musluk sularını ne içmek için, nede yemek pişirmede kullanın. İçerdiği trihalometan kuvvetli bir kanserojendir.
    10- Gün ortası 1-1.5 saat kadar uyumaya çalışın.
    11- Haraketli bir hayat geçirin ve yaşınıza uygun spor yapın. Aşırı kilodan kaçın.

    Referanslar
    1- Op. Dr. İlhami Güneral
    Doktorunuzun söyleyemedikleri-KELEYŞIN, Alzheimer/Baypas/Bunama/Parkinson/Cinsel İktidarsızlık sona eriyor.
    Kanser Riskini %90 azaltabilirsiniz
    2- Dr. Morton Walker
    THE CHELATION WAY-The Complete Book of Chelation Therapy
    Penguin Putham Inc.U:S:A:
    3-W.John Diamond, M.D. and W. Lee Cowden,M.D. with Burton Goldberg
    Alternative Medicine, Definitive Guide to CANCER
    Future Medicine Publishing, Inc. U.S.A.
    4-THE CHELATION ANSWER-How to prevent hardening of the arteries and rejuvenate your cardiovascular system, Morton Walker, D.P.M., Garry Gordon, M.D.,William Campbell Douglass, M.D.
    5-Phyllis A. Balch, CNC James F. Balch, M.D.
    Prescription for NUTRITIONAL HEALING
    Penguin Putham Inc. U.S.A.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Damar Hastalıklarına Önemli Bir Alternatif Tedavi
    Beyin damarlarının tıkanmasıyla inme (felç), kalp damarları tıkanmasıyla göğüs ağrısı ve kalp krizi gelişiyor.
    Damarların sertleşmesi (atheroskleroz) tıkanmanın patolojik nedenidir.
    Damar sertliği için öncelikle sağlam olan damar yapısının bozulması gerekir.
    Damar yüzeyini koruyan 2 madde vardır. PGI 2 (prostasiklin) ve NO (nitrik oksit). Her iki madde damar iç yüzeyinde yapılır ve etkilerini hem burada hem de içine girdikleri düz kas tabakasında gösterirler. Her iki maddenin damar iç yüzeyi koruyucu, pıhtılaşmayı önleyici, damarları genişletici ve damar düz kas yapısını koruyucu görevleri vardır.
    Damarlarda bulunan kaslar, hipotalamustan (beyinden) aldıkları sinirsel ve hormonal emirler sonucu kasılıp gevşeyerek (tansiyonun artması ve azalması) kan akımının normal akışını sağlamaya çalışır. Allostaz durumunda normalden daha çok gerçekleşen bu işlem, damar koruyucu özellikleri olan maddelerin yapımını etkiler ve damarları duyarlı hale getirir. Damar tıkacı ya da damar sertliği (atheroskleroz) durumunda, serbest radikaller adı verilen vücut metabolizma ürünleri, duyarlı hale gelen damar iç yüzeyinden PGI 2 ve NO salgılanmasını azaltarak duyarlılığı daha da arttırır. Bunun sonucu damar iç yüzeyine, kanda bulunan ve asıl görevi doku koruyucu özelliği olan maddeler (sitokinler: monosit ve makrofaj) yapışır ve damar içine girer. Kanda bulunan ve kolesterol taşıyan LDL, serbest radikallerin etkisiyle oksitlenir ve makrofajlarla birlikte, kalsiyumla birleşerek damar içine girer. Ayrıca kanda doku harabiyeti ön faktörleri artar (MCP 1, TNF alfa, VCAM 1). Kolesterolün tıkaç içine girme nedenlerinden biri de, allostaz etkisiyle artan insülin ve kortizol’ün yağ depolama üzerine olan arttırıcı etkisidir.
    Allostaz, beynin vücut kontrolünü iyi bir biçimde sağlayamaması durumu olarak açıklanabilir. Beynin normal çalışma düzeniyle vücudun sağlıklı durumu Homestaz olarak anılır. Allostaz sisteminin en önemli nedeni strestir.

    Damar hastalıklarının temel nedenleri için allostaz (ve dolayısıyla beyin) ve serbest radikal birikimi olduğu görülmektedir. O halde tedavilerde bu 2 neden üzerinde durulması gerekir.
    Uygulanan güncel tedaviler sıklıkla nedene değil sonuca yöneliktir.

    Vücudumuz beynin kontrolünde bir bütünlük içinde çalışır (homestaz). Bu bütünlüğün bozulmasıyla (allostaz) ortaya çıkacak olan belirtiler (hastalıklar) bireysel genetik yatkınlık ile belirlenir.
    Son 100 yıl içinde kalp krizi ve inme (beyin krizi) gibi damarsal kaynaklı hastalıkların sıklığının artmasında 2 temel neden vardır. Stres ve çevre kirliliği sonucu vücudumuza giren ağır metallerin neden olduğu serbest radikallerin birikimi.

    Serbest radikal birikimi için Kelasyon Tedavisi (EDTA)
    Kelasyon “tıbbi temizlik” anlamına gelen bir ifadedir. 1900’lü yılların başından itibaren akut kurşun zehirlenmesi tedavisinde EDTA kullanılmaya başlanmıştı. Kronik kurşun zehirlenme belirtileri tedavilerinde uzun süreli kullanılırken özellikle damar tıkanmasıyla giden hastalıklarda faydalı olduğu görüldü. Bunun üzerine beyin, kalp ve periferik (bacak ve kol) damarlarda tıkanma ile görülen hastalıkların tedavilerinde de 1955 yılından itibaren kullanılmaya başlandı.
    Bir çeşit aminoasit olan EDTA(ethylene diamine-tetra-acetic acid) tedavisi, serum içinde damar yolu ile haftada 1-3 kez, 3 saat süren seanslar halinde uygulanır. Detox (vücuttan ağır metal temizliği) amacıyla 10 seans, hastalıklar için 25-30 seans uygulanması gerekir.

    EDTA tedavisinde damar plaklarında (atheroskleroz) biriken kalsiyum ile birlikte ağır metalleri ve serbest radikalleri bağlayarak çok kısa bir süre içinde idrar yolu ile atılır. 1 milyonu aşkın hasta tedavisinden elde edilen verilerle uygun süre ve dozda uygulandığında güvenli olduğu gösterilmiştir. Damar tıkanmasıyla giden hastalıklarda %87 oranında başarılı sonuçlar alındığı bilinmektedir. Dünya çapında 1950'li yıllardan beri uygulanmaktadır.

    EDTA Tedavisi Önerilen Hastalıklar
    1. Detoxification (Detox) amaçlı
      • Sigara kullanımı
      • Genel sağlık durumunu korumak amaçlı
    2. Kalp damar hastalıkları
      • Gögüs ağrısı (anjina)
      • Anormal EKG bulguları
      • By pass endikasyonu konulan hastalar
    3. Beyin damar hastalıkları
      • Yaşlanmaya bağlı serebral yetmezlik bulguları (baş dönmesi, kulak çınlaması, dengesizlik vb..)
      • Geçici iskemik atak geçieren hastalar
      • Hafif kalıcı atak (felç) geçiren hastalar
      • Endarterektomi endikasyonu olan hastalar
    4. Periferik damar hastalıkları
      • Kladikasyo intermitant
      • Bürger hastalığı
      • Diyabetik damar hastalıkları
      • Ampütasyon endikasyonu olan hastalar
    5. Kronik hipertansiyon
    6. Kronik hiperkolesterolemi
    7. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
    8. Skleroderma
    9. İdrar kurşun ve diğer ağır metal atılımı normalden fazla olan durumlar


    Örnek Bilimsel Yayınlar
    1.Beyin ve periferik arter hastalığı olan diyabetli 15 hastada EDTA tedavisi sonrası; 8 hastada beyinden kaynaklı yakınmalar son bulmuş, kalp yetmezliliği olan 4 hastanın kardiak işlevleri düzelmiş, diyabetik retinopatisi olan 3 hasta düzelmiş, tüm hastalar insülinden bağımsız hale gelmiş.
    Lamar, C., “CHELATION THERAPY OF OCCLUSIVE ARTERIOSCLEROSIS IN DIABETIC PATIENTS”, Angiology 1964; 15: 379-394.
    2.Serebral yetmezlik bulguları olan 20 hasta, radyoizotop ölçümleriyle takip edilerek EDTA tedavisi verilmiş. 15 hastada cerebral efüzyonda artış ile birlikte kognitif işlevlerde belirgin düzelme olduğu gözlenmiş.
    Casdorph, H.R., “EDTA CHELATION THERAPY II, EFFICACY IN BRAIN DISORDERS”, Journal of Holistic Medicine 1981; 3: 101-117.
    3. Gögüs ağrısı ve aterosklerotik kalp hastalığı olan 18 hasta, radyoizotop ile sol ventrikül ejeksiyon fraksiyon ölçümleri ile EDTA tedavisi verilmiş. 17 hastada EF’da düzelme, 16 hastada göğüs ağrısında düzelme bildirilmiş.
    Casdorph, H.R., “EDTA CHELATION THERAPY, EFFICACY IN ARTERIOSCLEROTIC HEART DISEASE”, Journal of Holistic Medicine 1981; 3: 53-59

    4. Yüksek kolesterol düzeyleri ve yüksek LDL/HDL oranları olan 358 hastada EDTA tedavisi sonrasında oranların ve total kolesterol düzeylerinin normale döndüğü bildirilmiş.
    McDonagh, E.W., Rudolph, C.J., Cheraskin, E., “THE HOMEOSTATIC EFFECT OF EDTA WITH SUPPORTIVE MULTI-VITAMIN TRACE MINERAL SUPPLEMENTATION UPON HIGH-DENSITY LIPOPROTEINS (HDL)”, Journal of Osteopathic Physicians & Surgeons, CA. 1982; 2: 34.
    5. Beyin damar hastalığı olan 57 hastada EDTA tedavisi sonrası serebral kan akımında %18’lik artış sağlanarak %87 klinik düzelme sağlanmış.
    McDonagh, E.W., Rudolph, C.J., Cheraskin, E., “AN OCULOCEREBRO VASCULO METRIC ANALYSIS OF IMPROVEMENT IN ARTERIAL STENOSIS FOLLOWING EDTA CHELATION THERAPY”, Journal of Holistic Medicine 1982;4: 2 1-23.
    6. Bacak damarlarında tıkanma nedeniyle cerrahiye amputasyon amacıyla gönderilen 4 hasta EDTA tedavisi sonrası tamamen düzelmişler.
    Casdorph, H.R., Farr, C.H., “EDTA CHELATION THERAPY II, TREATMENT OF PERIPHERAL“OCCLUSION AN ALTERNATIVE TO AMPUTATION”, Journal of Holistic Medicine 1983; 5:3- 15
    7.Periferal arter (bacaklar) tıkanması olan 77 hasta EDTA tedavi sonrası kan akımımları tamamen düzelmiş.
    McDonagh, E.W., Rudolph, R.J., Cheraskin,E.,“EFFECT OF EDTA CHELATION THERAPY PLUS MULTI-VITAMIN TRACE MINERAL SUPPLEMENTATION UPON VASCULAR DYNAMICS; ANKLE/BRACHIAL DOPPLER SYSTOLIC BLOOD PRESSURE RATIO”, Journal of Holistic Medicine 1985; 7: 16-22.
    8.139 kronik anksiyete bozukluğu olan hastada EDTA tedavisi sonrasında belirgin düzelme görülmüş.
    McDonagh, E.W., Rudolph, C.J., Cheraskin, E., “THE PSYCHOTHERAPEUTIC POTENTIAL OF EDTA CHELATION”, Journal of Orthomolecular Psychiatry 198514; 3: 214-217
    9. 2870 hastanın yer aldığı EDTA tedavisi çalışmasında iskemik kalp hastalığı olan 844 hastada %76 belirgin, %16 iyi düzeyde iyileşme gözlenmiş. Perifer arter hastalığı ve kladikasyon (yürümekle başlayan ağrı) yakınması olan 1130 hastada %91 belirgin düzelme, %7 iyi düzeyde iyileşme bildirilmiş. Beyin damar ve diğer beyin hastalığı olan (baş dönmesi, dengesizlik, kulak çınlaması, kronik yorgunluk, unutkanlık) 504 olguda %24 belirgin, %30 iyi düzeyde düzelme saptanmış.
    Skleroderma’lı 4 olgunun 3’ünde belirgin, 1 olguda iyi düzeyde iyileşme gözlenmiş.
    Toplam 2870 olgunun %89’unda iyileşme olduğu bildirilmiş.
    Olszwer, B., Carter, J.P., “EDTA CHELATION THERAPY: A RETROSPECTIVE STUDY OF 2,870 PATIENTS”, Medical Hypothesis 1988; 27: 41-49
    10. 3 ay süren EDTA tedavisi sonrası kalsiyum atılımına bağlı olarak kemik dokudan kalsiyum kaybının olmadığı, hatta kemik dansitesinde artı olduğu gözlenmiş.

    Rudolph, C.J., McDonagh, E.W., Wussow, D.G., “THE EFFECT OF INTRAVENOUS DISODIUM ETHYLENEDIAMINETETRAACETIC ACID (EDTA) UPON BONE DENSITY LEVELS”, Journal of Advancement in Medicine 1988; 1, 2: 79-85.
    11. 231 kişinin katıldığı çalışmada 59 hastaya 10 seans EDTA, diğer hastalara plasebo verilmiş. 18 yıl sonunda EDTA tedavisi alan hastalardan 1 kişide, plasebo alan hasta grubunda 30 kişide kanser görülmüş.
    Blumer, W., Cranton, E.M., “NINETY PERCENT REDUCTION IN CANCER MORTALITY AFTER CHELATION THERAPY WITH EDTA.”, Journal of Advancement in Medicine 1989; 2; 1, 2: 183-188.

    12. Kalp krizi ve beyin damar hastalığı (felç) geçiren hastalarda EDTA tedavisinin patolojik trombosis’e neden olan platelet agregasyonunu önlediği bildiriliyor.
    Kindness, G., Frackelton, J.P., “EFFECT OF ETHYLENE DIAMINE TETRAACETIC ACID (EDTA) ON PLATELET AGGREGATION IN HUMAN BLOOD,”Journal of Advancement in Medicine 1989; 2; 4: 519-529.
    13. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan 38 hasta EDTA tedavisi sonrası akciğer PCV ve FEV değerlerinde %12,5 artış, hastalarda %90 iyileşme saptanmış.

    Rudolph, CJ, McDonagh, E W, “EFFECT OF EDTA CHELATION AND SUPPORTIVE MULTIVITAMIN/TRACEMINERAL SUPPLEMENT ON CHRONIC LUNG DISORDERS A STUDY OF PVC AND FEV – 1 ”Journal of Advancement in Medicine 1989, 2, 4 553-561
    14.Kalp ve beyin damar hastalığı olan 111 hastanın EDTA tedavisi sonrası eğzersiz toleransında belirgin artış olduğu gözlenmiş.
    Van Der Shaar, “EXERCISE TOLERANCE TESTS IN CHELATION THERAPY”, Journal of Advancement of Medicine 1989; 2; 4: 563-566.
    15. Karotis arterde %98 oklüzyonu olan hasta EDTA tedavisi sonrası oklüzyonda %33 oranında gerileme olduğu saptanmış.
    Rudolph, C.J., McDonagh, E.W., “EFFECT OF EDTA CHELATION AND SUPPORTIVE MULTI-VITAMIN TRACE MINERAL SUPPLEMENTATION ON CAROTID CIRCULATION: CASE REPORT”, Journal of Advancement in Medicine 1990; Vol. 3, No. 1, Spring: 5-11.
    16. Periferal arter hastalığı olan 10 kişi EDTA tedavisi sonrası düzelme gösterirken kontrol grubunda düzelme olmamış. Kontrol grubuna sonradan uygulanan EDTA ile düzelmeleri sağlanmış.
    Olszwer, E., Sabbag, F.C., Carter, J.P., “A PILOT DOUBLE BLIND STUDY OF SODIUM-MAGNESIUM EDTA IN PERIPHERAL VASCULAR DISEASE”, Journal of the National Medical Association 1990; 82; 3
    17. 220 hastada yapılan çalışmada EDTA tedavisi sonrası total vücut demir düzeyinin normalleştiği gözlenmiş.

    Rudolph, E.J. McDonagh, E.W., Barber, R.K., “EFFECT F EDTA CHELATION ON SERUM IRON”, Journal of dvancement in Medicine 1991; 4; 1: 39-45.
    18. Karotis stenozu olan 30 hasta EDTA tedavisi sonrası damar içi daralmada %20 düzelme görülmüş.
    Rudolph, C.J., McDonagh, E.W., Barber, R.K., “ANONSURGICAL APPROACH TO OBSTRUCTIVE CAROTID STENOSIS USING EDTA CHELATION”, Journal of Advancement in Medicine 1991; 4; 3: 157-68.
    19. EDTA tedavisi alan 470 hastanın gözden geçirilmesi çalışmasında yan etki gözlenmemiş. 262 kladikasyon olgusununda %82 düzelme sağlanmış. Ayaklarda soğuma, üşüme yakınması olan 137 hastanın 110’u yakınmasının tamamen geçtiğini bildirmiş. Yara iyileşmesinde gecikme olan 44 hastanın 31’inde bu yakınma düzelmiş. 253 hastada olan anormal EKG bulguları tamamen düzelmiş. Ayrıca impotans, kulak çınlaması, unutkanlık, başağrısı yakınmalarında düzelmeler görülmüş. Koroner by-pass önerilen 65 hastadan 58’inde tedavi sonrası by-pass cerrahisine gerek olmadığı bildirilmiş. Parmak ampütasyonu endikasyonu konan 27 hastanın 24’ü, tamamen düzelmiş.
    Hancke, C., Flytlie, K., “BENEFITS OF EDTA CHELATION THERAPY IN ARTERIOSCLEROSIS: A RETROSPECTIVE STUDY OF 470 PATIENTS,” Journal of Advancement in Medicine 1993; 6; 3: 161-171
    20. By-pass operasyonu önerilen hastanın sol anterior desendan karotid arterde %100, sağ koroner arterde %30 oklüzyonu varmış. 72 seans EDTA tedavisi sonrası %100 olan oklüzyon %70’e düşmüş. %30 olan tıkanma ise tamamen açılmış.
    McDonagh, E.W., Rudolph C.J., “NON-INVASIVE TREATMENT FOR SEQUELAE OF FAILED CORONARY BLOOD CIRCULATION: 100% OCCLUSION OF LEFT ANTERIOR DESCENDING CORONARY ARTERY, 30% STENOSIS OF RIGHT CORONARY ARTERY AND LEFT VENTRICULAR CONTRACTILITY DEFICIT”, Journal of Neuralogical Orthopedic Medicine and Surgery 1993; 14: 169-173
    21. 22,765 hastanın katıldığı 19 ayrı çalışmanın meta analiz sonucunda EDTA tedavisiyle %87 oranında kardiovasküler fonksiyonlarda düzelme olduğu saptanmış.
    Chappell, L.T., Stahl, J.P., “THE CORRELATION BETWEEN EDTA CHELATION THERAPY AND IMPROVEMENTS IN CARDIOVASCULAR FUNCTION META-ANALYSIS”, Journal of Advancement in Medicine 1993; 6; 3: 139-160.
    22.Koroner kalp hastalığı olan ve EDTA tedavisi alan 220 hasta ile EDTA tedavisi almayan ancak standart tedavi grubunda olan hastaların 3 yılık takibi sonucu; EDTA tedavisi almayan gruptan 15 hasta kalp krizi geçirmiş, 6 hasta ölmüş. EDTA tedavisi alan hastalarda ise kalp krizi ve ölüm görülmemiş. EDTA alan gruptan 4 hasta beyin damar hastalığı geçirmiş ancak prognozları iyi olarak bildirilmiş.
    Subsequent Cardiac and Stroke Events in Patients with Known Vascular Disease Treated with EDTA Chelation Therapy a retrospective study, Chappell, LT Et al. Evid Based Integrative Med 2005; 2(1):27-35, 1176/06/0001-0027 534.95/0

    Bu çalışma, Kaliforniya Tıp Fakültesinde görevli olan Prof. H. Richard Casdorph M.D. tarafından yapılmıştır.
    Beyin kan akımında belirgin bozulma olan 15 hastada 20 seans EDTA tedavisi sonrasında istatistik ve klinik açıdan çok belirgin düzelme olduğu görülmüş.(p=0.0005).
    EDTA beyin dokusundan aluminyum’u ve kalsiyum’u temizler. Aluminyum, bunama (demans) ve Alzheimer hastalığının bir nedeni olarak gösterilmektedir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      EDTA DETOKS KULLANARAK TEDAVİ EDİLEBİLEN HASTALIKLARIN LİSTESİ ve KULLANILAN YÖNTEMLER………
      Vucuddaki virüs.bakteri,mikroorganizmaları patojenleri öldürerek,agır metalleri vucuddan atarak.damar ve eklemlerdeki kireçlemeleri alarak
      Bu hastalıklar ortadan kalkıyor………
      Reflü Hastalığı
      Akne ,Addison Hastalığı -
      Böbreküstü Bezi -
      Alerjiler -)
      DEHB ( Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu )
      Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) -
      Alzheimer Hastalığı
      Anal Fistül -
      Andropoz - Anemi -
      Anoreksiya Nervoza Artrit -
      Asperger Sendromu - Astım
      Otizm - Karın Ağrısı -
      B
      Sırt Ağrısı -
      Mesane Kanseri –
      Kemik Kanseri -
      Kötü Nefes (halitosis)
      Bipolar Bozukluk -
      Beyin Kanseri -
      Beyin Hasarı -
      Beyin Tümörleri - Meme Kanseri - Bronşit - Bursit -
      C
      Kanser -
      Karpal Tünel Sendromu
      Çölyak Hastalığı -
      Serviks Kanseri -
      Kolesterol -
      Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ( KOAH ) Kolon Kanseri -
      Konjestif Kalp Yetmezliği -
      Crohn Hastalığı -
      Candida -
      D
      Kepek
      Depresyon - Diyabet
      Pişik - İshal
      Down Sendromu -
      Uyuşturucu - Disleksi - Protokol 1000
      Dang Ateşi
      E
      Kulak Enfeksiyonları.
      Yeme Bozuklukları - Ebola
      Egzama -
      Endometriozis -
      Prostat Büyümesi - Epilepsi (nöbet) - Ereksiyon -
      Göz Sorunları
      F
      Myomlar -
      Fibromiyalji -
      Grip -
      G
      Hastalık Safra kesesi -
      Safra taşları
      Yaygın Anksiyete Bozukluğu -
      Genital Herpes -
      Genital siğiller -
      Glomerülonefrit (Nefrit) -
      Gonore -
      Gut -
      Dişeti Hastalıkları -.
      H
      Herpes - Baş ağrısı - sonra
      Kalp Hastalığı - Hemoroid - Hepatit - HIV / AIDS Kurdeşen Hiperglisemi (yüksek kan şekeri) -
      Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) -
      Hipertiroidi -
      Hipotiroidi -
      Grip
      İnsüline Bağımlı Diabetes Mellitus - Demir Eksikliği Anemisi -
      Kaşıntı –
      J
      Ortak Ağrı - Juvenil Diyabet Juvenil Romatoid Artrit -
      K
      Böbrek Hastalıkları -
      Böbrek Taşları -
      L
      Lösemi Karaciğer Kanseri - Akciğer Kanseri - Lyme Hastalığı -
      M
      Mad Cow Disease -
      Sıtma -
      Mezotelyoma -
      Migren -
      Mononükleoz - MRSA (Stafilokok enfeksiyonu) - • • Multipl Skleroz (MS) - N
      O
      Osteoartrit - Osteomiyelit -
      Osteoporoz - Yumurtalık Kisti
      P
      Parkinson Hastalığı -
      Peptik Ülser
      Pembe Göz -
      Çocuk felci -
      Pnömoni - Prostat Kanseri
      S
      Sedef
      R
      Huzursuz Bacaklar Sendromu - Romatoid Artrit -
      Romatizmal Ateş - Saçkıran -
      S
      Şiddetli Akut Solunum Yetmezliği Sendromu ( SARS ) Sinüs Enfeksiyonlar - Cilt Kanseri -
      Çiçek -
      Mide Kanseri
      Frengi - T
      Testis Kanseri - Diş çürüğü Tüberküloz (TB) -
      U
      Ülser - İdrar Yolu Enfeksiyonu (İYE) -
      V Vertigo

      Yorum yap


      • #4
        Kanserde Farklı Bir Yaklaşım, Farklı Tedaviler
        Op. Dr. İlhami Güneral

        1920’lerde Dr.Glower ve Dr.Clark, kanser dokularında o güne kadar karşılaşmadıkları bir mikropla karşılaştılar. Bu mikrobu atlara ve koyunlara aşılayarak elde ettikleri antikor serumları insanlar üzerinde denediler ve parlak sonuçlar elde ettiler. 1948’de Dr.Livingston, kanser hastalarından aldığı cerahatler üzerinde yaptığı deneylerde o güne kadar görmediği bir mikroba rastladı. Kültürünü yaptı ve bunu hayvanlara aşıladı. Hayvanlarda da kanser hastalığı görüldü.
        Bir mikrobun bir hastalığa sebep olup olmadığını anlamak için Koch postülaları uygulanır:
        1. Sebep olarak ileri sürülen mikrop hastalığın her vakasında görülmelidir.
        2. Bu mikrop hastadan veya hayvandan alınıp kültür ortamında üretilebilmelidir.
        3. Üretilen mikrop hassas bir hayvana aşılandığında aynı hastalığı oluşturmalıdır.
        4. Bu hayvandan alınan mikrop yeniden kültür ortamında üretilebilmelidir.
        Birçok bilim adamı bu yolla kanser mikrobunu kanıtladı. Hatta İtalyan bir bayan doktor bu yolu kendi üzerinde denedi.
        1950’lerde kemoterapötik ilaçlar geliştirildi ve piyasaya sürüldü. Ama kanserden ölüm oranları azalmadı, çoğaldı. Kemoterapötik ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatır, oysa kansere karşı en büyük silahımız bağışıklık sistemimiz, vücut direncimizdir. Bağışıklık sistemi bozulmayan insanda kanser teşekkül etmiyor. Bağışıklık sistemini takviye edici ilaçlarsa Türkiye’de satılmıyor.
        Asıl yanlış ur’un kanser olarak görülmesidir. Ur kanser değildir, kanser belirtisidir. Nasıl tüberküloz sistemik ve mikrobik bir hastalıksa, akciğerdeki veya kemikteki yara tüberkülozun belirtisi ise, kanserde de öyledir. Kanser vücudun bütününü ilgilendiren sistemik bir hastalık olduğu için, öncelikle kanser potansiyelini ortadan kaldırmak gerekir.
        Kansere karşı şu yöntemler faydalı oluyor:
        Chelation: Etilen diamin tetra asetikasit (EDTA) denilen bir organik asit damara veriliyor. Damarlarda birikmiş kireç varsa idrar yoluyla atılıyor. Damarların temizlenmesi oksijeni arttırıyor, bu da kanser riskini azaltıyor. Ayrıca, hastadan alınan kan oksijen ve ozonla karıştırılıp tekrar hastaya veriliyor.
        Dimetil sülfoksit (DMSO) ve hemotoksilon karışımı: Bu ilaç güdümlü gibi doğrudan kanserli hücreye gidiyor ve öldürüyor. Sağlıklı hücre bu ilacı kabul etmiyor.
        Hipertermi: Kanser kitlesi ısıtılıyor. Kanser hücreleri 42 derecenin üzerinde yaşamıyor. Almanya’da bunu uygulayan klinikler var.
        Kanser tedavi edilebilen mikrobik bir hastalıktır. Bu hastalığa ben de yakalandım ve ABD’ye gidip iki yıl tedavi gördüm.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X