Duyuru

Collapse
No announcement yet.

REZENE, Süperkritik, Foeniculum vulgare

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • REZENE, Süperkritik, Foeniculum vulgare

    REZENE, Süperkritik, Foeniculum vulgare



    İki Yıllık | 1-2m | 6-10 Aylar | Ça,Na,Ar | Tohumu ve Eteryağı

    Rezene, Fenchel, Foeniculum valgare
    Arapsaçı
    Mayana
    Raziyame
    Irziyan

    Familyası: Maydanozgillerden, Doldengewachse, Apiaceae

    Drugları: Rezene tohumu: Foeniculi fructus
    Rezene eterik yağı: Foeniculi aetheroleum
    Rezene Kökü: Foeniculi radix
    Rezene tohumu Çay, Eterik yağı (yağı) ilaç ve kökleri sebze yemeği yapmak için kullanır.

    Giriş: Vatanı Akdeniz ülkeleri olan Rezene buradan dünyanın diğer ılıman ülkelerine yayılmıştır. Günümüzde oldukça çok çeşidi olan Rezegilleri 4 önemli gruba ayırabiliriz
    1) Eşek, At veya Yabani Rezene; F. Vulgare ssp piperitum
    2) Yumru rezenesi; F. Vulgare var. Azoricum
    3) Tatlı Rezene: F. Vulgare var. Dulce (MILLER) THELLLUNG
    4) Acı Rezene: F. Vulgare ssp amarum (MILLER) THELLLUNG ü sayabiliriz.
    Bunlardan son üç türe Bahçe rezenesi de denir. Tatlı Rezene genellikle Çay yapımında, Acı rezene Natürel ilaç yapımında ve Yumru Rezenesinin köklerinden ise Sebze Yemekleri ve Salatası yapılır.

    Botanik: Bitki genellikle iki yıllık, yabani türü çok yıllık olabilir ve nadiren bazı kültür türleri bir yıllıktır. Gövde dikine yükselir, oldukça sık çatallaşır, yuvarlak, tüysüz yeşilimsi mavi veya açık mavimsi renkte, ana gövde genellikle Parmak kalınlığında ve bitki 1- 2 m boyunda olabilir. Yaprakları 4 -5 defa yan yapraklara ayrılır, yaprakları ince ipliğimsi yeşilimsi mavi renkli, alt yaprakların sap kısmı oluk şeklinde olup kısmen dalı kavranmıştır ve ortadaki yapraklarla üsteki yaprakları sapsız olup otur-muş vaziyettedir. Çiçekleri altın sarısı renkte oldukça küçük 10 – 20 çiçek bir şemsiye demetini oluşturur ve şemsiyecikte şemsiye demetlerinin sapları farklı uzunlukta olabilir.
    Meyveleri iki eşit parçadan oluşur ve bazen bitişik bazen tek olup, 4 – 11 mm uzunluğunda 2–3 mm eninde ortasına doğru geniş uçlara doğru sivrice, üzerinde baştanbaşa uzanan tepecikler ve derecikler mevcut olup esmerimsi sarı veya esmer renktedir.
    Kökleri iğ (Yumru Rezenesinin kökleri Yumruk şeklinde ana kök ve saçak şeklinde yan köklerden oluşur) şeklinde olup aroma kokulu ve takriben parmak kalınlığında uzunca ve yan kökleri vardır.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde yabani olarak yetişen bitki, Türkiye’nin hemen her yöresinde yetiştirmek mümkündür. Türkiye’de yetişen Tatlı Rezene de ayrıca dünyanın en kaliteli türlerinden biridir.

    Hasat Zamanı: Olgunlaşan Şemsiye demetleri kesilerek toplanır ve bu her hafta sezon sonuna kadar devam eder. Çünkü bir taraftan meyveleri olgunlaşırken diğer yandan çiçek açar.

    Birleşimi: Rezene meyvesinin (tohumunun) birleşimindeki maddeler oldukça farklıdır ve Tatlı Rezene ile Acı Rezenenin birleşimindeki maddeler ayrı ayrı şöyledir.
    1) Acı Rezene takriben % 3 – 8,5 oranında Eterik yağ içerir ve bunun % 50 – 75 trans – Anethol, % 12 – 30 Fenchon, % 1,5 – 2,5 limonen, % 2–5 α- Pinen, % 2–5 Etragel (Metilchavicol) içerir.
    2) Tatlı Rezene takriben %0,8 – 3 oranında Eterik yağı içerir ve bunun %80 – 95 trans – Anethol ( trans-anetol), %1 -10 Fenchel, % 4 -6 Limonen, %0,5 – 1 α-Pinen ve % 3 – 10 Estragel içerir.
    3) Tatlı Türk Rezenesi % 1 - 4 arasında Eterik yağ içerir ve bununda % 85 – 90 trans – Anathol, % 1-2 Fenchon, % 3-5 Limonen, % 0,3 – 0,5 α-Pinen ve % 3-4 Etragel içerir. Bunlar arasında en kalitelisi Tatlı Türk Rezenesidir.
    b) Organik asitler: Malikasit, Bezoeasit, p–Kumarinasit, Fumarasit, Tartarikasit, Sinamikasit.
    c) Kumarinler: Osthenol, Seoparin, Seopohetin, Umbelliferon, Bergspten, Columbiannetin, Imperatorin ve Psoralen
    d) Flavonitler: Kaempferol, Quercetin, Kaempferal – 3-O– arabinosit, Kâmpferol -3-O- glukuronit, Quercetin – 3 -O– arabinosit, Quercetin – 3 -O– glukuronit ve Rutin.

    Araştırmalar:
    1) Weiwei Ke, Hongbo Wang, Xiangxuan Zhao ve Zaiming Lu tarafından 2021 yılında gerçekleştirilmiş bir araştırmaya göre rezene özünün cilt kanseri ve prostat kanseri gibi kötü huylu tümörler üzerinde kanser önleyici etkiler sergilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmada rezene tohumlarının (FVE) % 75 etanol ekstraktının hücre canlılığını azalttığını, apoptozu indüklediğini ve in vitro olarak HCC hücrelerinde hücre göçünü etkili bir şekilde inhibe ettiğini gösteren temel kanıtlar sunulmaktadır.
    2) Alireza Mehralikhani, Monireh Movahedi, Mohaddeseh Larypoor ve Fereshteh Golab, 2021 yılında, fareler üzerinde göğüs kanseriyle alakalı deneyler gerçekleştirdi. Bu çalışmada toplam 28 yetişkin dişi BALB/C faresi kullanıldı. Göğüs kanseri, sağ alt böğre 4T1 hücrelerinin deri altı enjeksiyonu ile indüklendi. Fareler, iki hafta boyunca intraperitoneal enjeksiyon yoluyla günlük olarak rezene özleri aldı. Bu sırada tümör hacmi her gün kaliperler kullanılarak ölçüldü. İki hafta sonra, her hayvana anestezi uygulandı. Sonucunda dokuz günlük rezene tedavisinden sonra tümör boyutu önemli ölçüde azaldı.
    3) 2020 yılında Weiwei Ke, Xiangxuan Zhao ve Zaiming Lu, rezene tohumlarının etanol ekstraktının, in vitro ve in vivo olarak akciğer kanseri hücre büyümesini önemli ölçüde azalttığını tespit etmişlerdir.

    Kişisel Deneyim: Ş. D. isimli bir tanıdığımın küçükken bostanda gözüne bıçak batmış. Sakatlanan gözün yerine takma göz takılmış ve takma gözden diğerine iltihap geçmemesi için de 7 yıl kortizon almak zorunda kalmış fakat gözleri kötüleşmiş. Ben ona rezene çayı ile göz banyosu yapmasını tavsiye ettim. Tanıdığımın, rezene demi ile göz banyosu yaptıktan sonra iltihaplı gözü tamamen iyileşmiştir. (1986)

    Tesir Şekli: Balgam söktürücü, öksürük kesici, sindirimi kolaylaştırıcı, şişkinlik ve kramp giderici, süt artırıcı, adet düzenleyici, antibakteriyel, antikanser, terletici ve karaciğeri güçlendiricidir.

    Kullanılması:
    1. Üniversitelerde yapılan Klinik araştırmalara göre Cilt ve Akciğer kanserine vede her türlü Tümöre karşı etkili olduğu tesbitedimiştir.
      b) Komisyon E’nin 19.04.1991 tarih ve 74 no.lu monografi bildirisine göre, başta sindirim rahatsızlıklarından hafif kramplı mide ve bağırsak rahatsızlıkları, tıkanma ve şişkinlik ve de nefes yolları üşütmesine karşı kullanılır.
    2. Aromaterapide: Rezene yağı başta şişkinlik, tıkanma, bronşit, boğmaca, balgam, üşütme, hazımsızlık ve kokuşmaya karşı kullanılır.
    3. Halk arasında: Şişkinlik, sindirim zafiyeti, mide zafiyeti, öksürük, bronşit, astım, balgam, boğmaca, göz şişmesi, göz kapaklarının şişmesi, grip, üşütme, uyuyamama, dalak ve karaciğer zafiyetine karşı kullanılır. Ayrıca emzikli kadınların süt yetersizliği varsa sütlerini artırır ve de adet problemleri olanların adet halini iyileştirir.


    Çay: Bir kahve kaşığı Rezene tohumu(hafif ezilirse daha etkili olur) Dem-liğe konur ve üzerine 300 – 400 ml Kaynar su ilave edilerek 5 -10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

    Göz Banyosu: Çay demi soğuduktan sonra bir miktar süzüldükten sonra göz kadehine doldurulur ve bununla Göz banyosu yapılır.

    Çay Harmanları:
    Gökçek ŞİŞKİNLİK Çayı;
    40g Kişniş tohumu
    30g Rezene tohumu
    20g Kimyon tohumu
    10g Oğul otu
    Gökçek Öksürük ve Bronşit Çayı
    20g Sinirli ot
    20g Kekik otu
    20g Rezene tohumu
    20g Çuha kökü
    10g Ebegömeci Çiçeği
    10g Meyan kökü

    Gökçek Böbrek ve Mesane Çayı (Hafif İdrar yolları enfeksiyonunda)
    20g Huş yaprağı
    20g Atkuyruğu otu
    20g Altınbaşakotu
    20g Ayıüzümü yaprağı
    10g Ortosifon yaprağı
    10g Ayrıkkökü

    Gökçek İştahsızlıK çayı (hazım rahatsızlıkları, tıkanma, şişkinlik ve iştahsızlığa karşı);
    30g Rezene tohumu
    30g Melek otu kökü
    20g Çentiyan kökü
    20g Kimyon tohumu

    Gökçek Öksürük ve Bronşit Çayı (Kramplı öksürük karşı)
    20g Kekikotu
    20g Rezene tohumu
    20g Anason tohumu
    20g Öksürük ot yaprağı
    20g Calba Çiçeği

    Gökçek Mide ve Bağırsak çayı (şişkinlik, tıkanma ve sinirsel mide ağrısına)
    30g Anason tohumu
    30g Kimyon tohumu
    30g Rezene tohumu
    10g Tarçın kabuğu

    Gökçek Teskin Edici Çay ( Sinirsel Heyecanlanma ve Uyuma rahatsızlıklarına)
    30g Şerbetçi ot kozalağı
    20g Oğulotu yaprağı
    20g Lavanta Çiçeği
    10g Rezene tohumu
    10g Kılıçotu

    Gökçek Mide ve Bağırsak çayı (tıkanma, şişkinlik, hafif mide ve bağırsak rahatsızlıkları ve sinirsel mide rahatsızlıkları);
    30g Rezene tohumu
    30g Kimyon tohumu
    30g Melek otu kökü
    10g Tarçın kabuğu

    Gökçek Mide ve Bağırsak çayı (şişkinlik,tıkanma ve sinirsel mide ağrısı)
    30g Anason tohumu
    30g Rezene tohumu
    15g Kişniş tohumu
    15g Kimyon tohumu
    10g Ebegömeci çiçeği

    Gökçek Çocuklardaki Şişkinlik Çayı
    30g Oğulotu yaprağı
    30g Rezene tohumu
    30g Kimyon tohumu
    10g Kakule

    Gökçek Öksürük Çayı
    20g Ebegömeci Çiçeği
    20g Sığırkuyruğu Çiçeği
    20g Sinirli ot
    20g Anason tohumu
    20g Rezene tohumu

    Aromaterapide: Rezene tohumu hafif ezildikten sonra su buharı ile da-mıtılarak (destilasyonu) Eterik yağı elde edilir. Bu eterik yağdan günde 3-4 defa 2-3 damla bir parça ekmek bir kesmeşekere damlatılarak veya direk olarak çorba ve yemeklere damlatılır.

    Ekstresi: Rezene hafif ezildikten sonra Etanol ve su karışımı Ekstrak-siyonu yapılır ve Ekstresi elde edilir.

    Yan tesirleri: Emzikli ve küçük çocuklar uzun süre Rezeneli Çay içerlerse Süt dişleri önce siyahlaşır sonra çürür. Benim ilk iki çocuğun dişleri bu nedenle çürüdü ve tam 9 Çocuk doktoru değiştirmek zorunda kaldım ve 9. Doktor Rezeneden olduğunu söyledi.
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

  • #2

    Foeniculum vulgare tohum özü, hepatosellüler karsinom üzerinde kanser önleyici etkiler gösterir.

    Weiwei Ke , † birHongbo Wang , † bir Xiangxuan Zhao * a ve Zaiming Lu * a
    Yazar bağlantıları

    *ilgili yazarlar

    aÇin Tıp Üniversitesi Shengjing Hastanesi, Radyoloji Bölümü, Shenyang 110044, LN, Çin
    E-posta: xiangxuanzhao@163.com , luzaiming@sina.com
    Tel: +86-24-18940259314 Soyut


    Hepatoselüler karsinom (HCC) en sık görülen malign tümörlerden biridir. HCC'nin prognozu, semptomların olmaması ve etkili tedavilerin olmaması nedeniyle çok kötüdür. Çalışmalar, çeşitli Foeniculum vulgare (rezene) özlerinin, cilt kanseri ve prostat kanseri gibi kötü huylu tümörler üzerinde kanser önleyici etkiler gösterdiğini göstermiştir. Bununla birlikte, Foeniculum vulgare'nin anti-tümör aktivitesi ve bunun altında yatan HCC'ye yönelik moleküler mekanizmalar bilinmemektedir. Burada, Foeniculum vulgare tohumlarının (FVE) %75 etanol özütünün hücre canlılığını azalttığını, apoptozu indüklediğini ve in vitro HCC hücrelerinde hücre göçünü etkili bir şekilde inhibe ettiğini gösteren temel kanıtlar sunuyoruz.. Çıplak farelerde HCC ksenograft çalışmaları, FVE'nin in vivo olarak HCC büyümesini önemli ölçüde inhibe ettiğini gösterdi . Mekanistik analizler, FVE'nin hayatta kalan protein seviyelerini azalttığını ve mitokondriyal toksisiteyi tetiklediğini, ardından kaspaz-3 aktivasyonunu ve apoptozu indüklediğini gösterdi. Survivin inhibisyonu, HCC hücrelerini FVE ile indüklenen apoptoza karşı etkili bir şekilde duyarlı hale getirdi. Ayrıca FVE, normal karaciğer hücrelerinde survivin veya apoptotik toksisitede bir azalmaya neden olmadı. Toplu olarak, in vivo ve in vitro sonuçlar, FVE'nin onkoprotein survivin'i hedefleyerek HCC'de inhibitör etkiler uyguladığını ve FVE'nin HCC hastalarına fayda sağlayabilecek potansiyel bir anti-kanser ajanı olabileceğini düşündürmektedir.

    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3

      Kadın Sağlığı Yönetiminde Değerli Bitki Olarak Foeniculum vulgare

      Mohaddese Mahbubi
      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
      Şifalı Bitkiler Araştırma Departmanı, Araştırma ve Geliştirme, TabibDaru İlaç Şirketi, Kaşan, İran.
      Sorumlu yazar.
      Yazışma Adresi: Mohaddese Mahboubi, Şifalı Bitkiler Araştırma Departmanı, Araştırma ve Geliştirme, TabibDaru İlaç Şirketi, Kashan 8715115815, İran. Tel: +98-31-55541000, Faks: +98-31-55541000, moc.oohay@7531ibuobham
      https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6487283/#

      Git: Soyut

      Bu derleme makalesi , kadınların farklı rahatsızlıklarının tedavisinde popüler bir dişi bitki olarak Foeniculum vulgare özlerinin kullanımını değerlendirmektedir . Bu makaledeki bilgiler, erişilebilir kaynaklardan (PubMed, Science Direct, Springer, Wiley ve Google) ve geleneksel kitaplardan (Farsça veya İngilizce modern geleneksel kitaplar), yayınlanmamış verilerden (Ar-Ge raporları, tez ve tez) anahtar kelimelere göre toplanmıştır. kelimeler F. vulgareveya rezene ve kadınlar. Dismenore, premenstrüel sendrom, amenore, menopoz, emzirme ve polikistik over sendromunun yönetiminde oral rezene yağının etkinliği klinik çalışmaların sonuçlarına göre doğrulanmıştır. Rezene yağının adet kanaması üzerindeki klinik etkinliğinin sonuçları karmaşıktır, ancak bir meta-analiz çalışmasının sonuçları, rezene yağının ilk adet periyodik döngüde kanama araçlarını önemli ölçüde arttırdığını ( P = 0.001), rezene yağının ise rezene yağı üzerinde önemli bir etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. ikinci adet döngüsünde kanama ( P= 0.67). Topikal ve vajinal rezene özütü (%5) cinsel işlev, vajinal atrofi ve hirsutizm tedavisinde iyi bir etkinlik sergiledi. Rezene, menopozdaki kadınların kemik yoğunluğu veya vücut kitle indeksi üzerinde hiçbir etkiye sahip değildi. Klinik çalışmaların sonuçları, rezeneyi kadın hastalıklarının tedavisinde değerli bir tıbbi bitki olarak tanıtmaktadır, ancak etki mekanizmasının anlaşılması gelecekteki çalışmaların konusu olabilir.

      Anahtar Kelimeler: Rezene, Foeniculum vulgare , Kadınlar, Fitoöstrojenler, Ölümcül doz 50
      Git: giriiş

      Apiaceae familyasının ortak adı rezene olan Foeniculum vulgare , geleneksel ve modern tıpta iyi bilinen çiçekli şifalı bitkilerdir. İran Geleneksel Tıbbında rezene “Razaianeh”, “Razianaj”, “Badian” ve “Marsoun” olarak biliniyordu. İran geleneksel inanışlarına göre, sıcak ve kuru doğası olan rezene, galaktagog, idrar söktürücü, emmenagog, mukolitik ve litontriptik ajanlar olarak kullanılır. Rezene görme keskinliği, katarakt, nezle, karın ağrısı, kronik ishal, mide bulantısı, kusma, kronik ateş, böbrek taşı, iç tıkanıklıklar ve idrar yolu hastalıkları için etkili bir çaredir. Rezene meyve tozunun karın üzerine topikal uygulanması infantil kolik için iyi bir tedavidir. Rezene meyvelerinin ve köklerinin ağızdan alınmasından sonra kabızlık oluşur. 1 , 2 ,3 , 4 Literatürde rezene 5 , 6 , 7 ile ilgili biyolojik veya farmakolojik etkilerini özetleyen bazı derleme makaleleri olmasına rağmen, kadın hastalıklarının tedavisinde rezene kullanımını değerlendiren bir derleme makalesi bulunmamaktadır. Bu derleme makalesinin konusu, rezenenin kadın sağlığındaki etkinliği hakkında kısa bir sonuç çıkarmaktı.

      Git: yöntemler

      Makale, elektronik olarak erişilebilen kaynaklarda (PubMed, Wiley, Springer, Google Scholar, Science Direct, SID ve Magiran) veya tez, geleneksel ve modern kitaplarda rezene, Foeniculum vulgare , artı kadın hastalıkları, klinik araştırma anahtar kelimeleri aranarak hazırlanmıştır. . Sonuçlar hastalık bazında kategorize edildi ve incelemelerin sonuçları tartışıldı.

      1. Adet öncesi sendromun (PMS) yönetiminde rezene
      PMS, kadınlar arasında yaygın bir rahatsızlıktır. Menstrüel dönemlerden 5 ila 11 gün önce ruh hali değişimleri, yemek oymacılığı, hassas göğüsler, depresyon, sinirlilik, baş ağrısı ve yorgunluk gibi çok çeşitli fiziksel rahatsızlıklar ve duygusal semptomlar yaşarlar. Seks hormonları, yumurtalık steroidleri ve serotonin seviyeleri, PMS semptomlarında rol oynar. PMS semptomlarının yönetiminde uzun geçmişi olan önemli bir tıbbi bitki olarak rezene, PMS semptomları olan kadınlarda dört klinik araştırmaya konu olmuştur.tablo 1). İlk klinik çalışmada, rezene yağı oral damlasının (n = 36) etkinliği, PMS'li hastalarda mefenamik asit (n = 36) veya plasebo (n = 32) ile karşılaştırıldı. Hastalara, iki adet döngüsü sırasında ağrı hissinin başlangıcından itibaren her 4 ila 8 saatte bir 20 ila 30 damla rezene yağı oral damla veya plasebo veya her 6 saatte bir mefenamik asit kapsülü (250 mg) verildi. İlk müdahale döngüsünden sonra, üç grup arasında menstrüel klinik semptomlarda (kusma, ishal, baş ağrısı, yorgunluk ve uyuşukluk) anlamlı bir fark bulunmazken, ikinci adet döngüsünde rezene yağı veya mefenamik asit ile müdahale menstrüel klinik durumu önemli ölçüde iyileştirdi. plaseboya kıyasla semptomlar ( P < 0.05). 8PMS'li 60 öğrencide rezene yağı oral damlanın etkinliği üzerine yapılan ikinci randomize plasebo klinik çalışmasında plasebo ile karşılaştırıldı. Hastalar rasgele iki gruba ayrıldı (n = 30), günde 60 damla rezene yağı (% 2; n = 28) veya plasebo (n = 27) üç bölünmüş dozda, adet döneminden 3 gün önce ve sonra. 2 periyodik döngü. Tedavi öncesi ve sonrası 2 adet siklus için PMS şiddeti semptomlarının (anksiyete, depresyon, heyecan ve fiziksel semptomlar) günlük kaydı ve tedaviye bağlı yan etkilerin sıfırdan 4'e kadar puanları belirlendi. Başlangıçta, demografik, PMS klinik semptomları, menstrüel kanama düzeyi ve vücut kitle indeksi (BMI) açısından iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu. Rezene yağı oral damla kaygının şiddetini önemli ölçüde azalttı, Plasebo grubuna kıyasla depresyon ve toplam klinik PMS semptomları. Tedaviye bağlı yan etkiler iki grup arasında anlamlı değildi. Rezene yağı, PMS'nin heyecan, sıvı birikimi ve fiziksel semptomları üzerinde hiçbir etkiye sahip değildi (P > 0.05). 9 Yukarıdaki iki klinik çalışmanın sonuçları, rezene yağının mefenamik asit ile karşılaştırılabilir PMS semptomları üzerindeki terapötik etkilerini doğrulamıştır. Rezene yağı, PMS'nin klinik semptomları olarak ağrı, anksiyete ve depresyonu azalttı.

      tablo 1
      Premenstrüel sendromun (PMS) yönetiminde rezene yağı oral damlasının (% 2) etkinliği

      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jmm-25-1-i001.jpg


      Diğer iki randomize klinik çalışmada, 10 , 11 , egzersizle birlikte rezene yağının etkileri, PMS'nin klinik semptomları üzerinde değerlendirildi. İlk klinik çalışmada, PMS'li 40 kadın rastgele dört gruba rezene artı Pilates egzersizi, Pilates, rezene veya kontrol grubuna ayrıldı (n = 10). Pilates egzersizleri 4 hafta boyunca haftada üç kez yapıldı. Rezene grubundaki hastalara bir ay boyunca her 12 saatte bir 30 damla rezene yağı oral damla (%2) verildi. Hastanın ruh halinde ( P = 0.001), fiziksel semptomlarda ( P = 0.0001) ve yaşam kalitesinde ( P= 0.0001) rezene artı Pilates egzersiz grubunda tedavi öncesi karşılaştırıldı. Plasebo grubunda PMS klinik semptomlarında anlamlı bir fark kaydedilmedi. Müdahale öncesine kıyasla rezene yağında ruh hali ve davranışsal semptomlar etkilenmedi ( P = 0.306). 10 Son çalışma, rezene yağı oral damlasının, tek başına rezene yağı ve plasebo tedavileri ile karşılaştırıldığında, Pilates'in PMS'nin ruh hali ve davranışsal semptomları üzerindeki etkinliğini iyileştirdiğini gösterdi. Delaram ve Jafari 9'un çalışma sonuçlarının aksine2011 yılında rezene yağının PMS kadınlarının ruh hali ve davranışsal semptomları üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Başka bir randomize klinik çalışmada, rezene yağı, aerobik egzersiz, rezene yağı artı aerobik egzersiz ve plasebo gruplarına bölünmüş, PMS semptomları olan 48 öğrenci (16-18 yaş arası). Müdahaleden önce, birinci ve ikinci menstrüel sikluslardan sonra, problemin ciddiyeti anketinin (DRSP-Q) günlük kaydını doldurdular. Hastalara adet döngüsünden 3 gün önce ve sonra 8 saatte bir 30 damla rezene yağı oral damla (%2) verildi. Aerobik egzersiz programı 10 dakika ısınma, 40 dakika uzuv ve gövdede hızlı egzersiz ve ardından 10 dakika soğuma idi. Aerobik egzersiz grupları ile birlikte aerobik egzersiz, rezene yağı veya rezene yağı, birinci ve ikinci adet döngüsünden sonra PMS şiddetini önemli ölçüde azalttı, plasebo grubuyla karşılaştırıldığında. Birinci ve ikinci adet döngüsünden sonra üç grup arasında PMS semptomlarının ortalamasında anlamlı bir fark yoktu. Anksiyete ve depresyon, rezene artı egzersiz ile müdahaleden sonra, rezene veya tek başına egzersizden daha etkili bir şekilde etkilenmiştir.11Yukarıdaki klinik çalışmaların sonuçları, rezene yağının tek başına veya egzersizle kombinasyon halinde PMS şiddeti semptomları, anksiyete ve depresyonun azaltılmasındaki etkinliğini doğrulamıştır. Rezene yağının davranışsal semptomlar üzerindeki etkinliği, östrojenik bileşikleri ile ilgilidir, bu da onu östrojen eksikliği bozuklukları için uygun bir tedavi haline getirir. Östrojenler, gama-aminobütirik asit (GABA) reseptörlerinin müdahalesi yoluyla anksiyetede etkili hormonlardır. Rezene yağı varlığında östrojen veya GABA reseptörlerinin müdahalesi, yükseltilmiş artı labirent ile tamoksifen, pirotoksin ile karşılaştırıldığında yetişkin Wistar sıçanlarında doğrulandı. GABA reseptörünün pirotoksin tarafından bloke edilmesi, rezene yağının anti-anksiyete etkilerini inhibe eder, bu da GABA reseptörlerinin rezene yağının anti-anksiyete etkilerine dahil olduğunu ima eder.12 Rezene toprak üstü parçaları esansiyel yağı 50 veya 100 mg/kg'lık düşük dozlarda diazepam ile karşılaştırılabilir anksiyolitik etkilere sahipken, daha yüksek dozlarda (200 mg/kg) sedatif etkiler gösterir. 13 Bu nedenle rezene yağındaki östrojenik bileşikler analjezik etkileriyle birlikte PMS hastalarında davranışsal ve fiziksel semptomları azaltır.

      2. Rezene ve Menoraji Üzerine Etkileri
      Menoraji, adet sırasında anormal derecede ağır veya uzun süreli kanama olarak tanımlanır. Rezene yağının kısa aralıklarla rahimden kanamayı hızlandırdığına inanılmaktadır. Bu bölüm “Rezene adet sırasında kanamayı arttırır mı yoksa arttırmaz mı?” sorusuna cevap verir.

      Primer dismenoreli bekar öğrenciler üzerinde yapılan bir klinik çalışmada, ağrının başlangıcından itibaren her 4-8 saatte bir 20-30 damla rezene yağı oral damla (n=36), iki periyodik döngü boyunca adet kanamasını azalttı. tedaviler. 8 Diğer randomize çift kör çalışmada, orta ve şiddetli primer dismenoresi olan 60 hasta üzerinde, plasebo grubu ile karşılaştırıldığında, 0.3 ila 1 mL rezene yağı (%1 ve %2) ​​menstrüasyon sırasında toplam kanama skorunu önemli ölçüde artırdı ( P < 0.01). 14

      İki adet döngüsünün adet döneminin ilk üç gününde rezene meyvesi etanol özütü kapsülü (230 mg) tüketiminin adet dönemi veya kanamanın şiddeti üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır ( P > 0.05). 15 İki adet döngüsü sırasında 60 öğrencinin primer dismenore tedavisinde yüz damla rezene oral damla (%2) kanama şiddeti üzerinde anlamlı bir etki göstermedi ( P = 0.89). 16 Yetmiş beş damla rezene oral damlanın (%2) kanama şiddeti ve tüketilen ped sayısı, kanama skorları üzerinde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında herhangi bir etkisi olmadı. 17İki ve üç aylık rezene yumuşak kapsül (günlük 180 mg) tüketiminden sonra adet kanaması üzerinde herhangi bir etki olmaksızın adet süresinde önemli bir azalma gözlendi. Hastalara menstrüasyondan 3 gün önce 3 adet siklusunun 5. gününe kadar yumuşak kapsül verildi. 18 Adet kanaması üzerine rezene yağı uygulamasına ilişkin klinik çalışmaların sonuçları karmaşıktır, ancak sistematik bir incelemenin sonuçları, rezene yağının tedavinin ilk döngüsünde adet kanaması ortalamasını önemli ölçüde artırdığını gösterdi ( P = 0.001), önemli bir etkisi yoktu. kontrol grubuna kıyasla tedavilerin ikinci sikluslarında adet kanaması üzerindeki etkisi ( P = 0.67). 19

      3. Rezene ve dismenoredeki gücü
      En sık görülen jinekolojik hastalık olan dismenore, adet sırasında ağrılı adet krampları olarak bilinir. Alt karın bölgesindeki periyodik kramplar adetin başlangıcından itibaren başlar ve üç gün sürer. Rezenenin primer dismenore (n = 13) üzerindeki etkinliği üzerine büyük bir klinik deney yapıldı (n = 13) (Tablo 2). Tablo 2

      Rezenenin primer dismenore üzerindeki etkinliği üzerine klinik deneyler

      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jmm-25-1-i002.jpg
      Her 4 saatte bir (n = 24) 25 damla rezene yağı oral damla (% 2) ile 6 saatte bir (n = 30) mefenamik asit (n = 30) kapsülünün etkinliği üzerine bir kohort klinik çalışması. dismenore uygulandı. Rezene yağı veya mefenamik asit, kontrol grubuna kıyasla menstrüel ağrıyı önemli ölçüde azalttı ( P < 0.001). Rezene yağı veya mefenamik asidin etkinliğinin başlama zamanı önemli değildi ( P = 0.57). Menstrüasyonun ikinci ve üçüncü günlerinde mefenamik asidin dismenore semptomları üzerindeki etkileri rezene yağından anlamlı olarak daha yüksekti ( P< 0.05). Mefenamik asit için herhangi bir yan etki görülmezken, rezene yağının kötü kokusu ve tadı nedeniyle beş düşme ve rezene yağı oral damla için menstrüel sıvıda bir artış bildirilmiştir. 20 Rezenenin 60 adet dismenore hastasının beş adet döngüsü üzerindeki etkinliği, karşılaştırıldığında, rezenenin pelvik veya karın ağrısının şiddeti ( P < 0.001), uyuşukluk ( P < 0.0001) ve depresyon ( P < 0.05) üzerinde etkili olduğunu gösterdi. kontrol grubu ile. Rezene yağı, kontrol grubuna kıyasla PMS'nin diğer klinik semptomlarını (göğüs ağrısı, kusma, şişkinlik, ishal, iltihaplanma, iştah, kas veya artrit ağrısı, anksiyete) önemli ölçüde iyileştirmedi. 21Menstrüasyonun başlangıcından itibaren her 6 saatte bir 30 damla rezene yağı oral damla veya mefenamik asit kapsülü (250 mg), iki adet döngüsü sırasında ağrı skorunun, aktivitenin ve dinlenme ihtiyacının müdahale öncesine göre önemli ölçüde iyileştiğini gösterdi. Tedavilerden sonra iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu. 22 Primer dismenoreli kadınların iki periyodik döngüsünün (n = 46) ilk üç günü boyunca günlük 46 mg rezene özü kapsülü tüketimi (n = 5, sabah 2 kapsül, öğlen 2 ve gece 1 kapsül) plasebo kapsüle (n = 44) analjezik tüketimini önemli ölçüde düşürmedi. Rezene grubunda ağrı şiddeti, ağrısız hasta sayısı ve letarji anlamlı olarak azaldı. Rezene özü ile müdahaleden sonra herhangi bir yan etki bildirilmemiştir.23 Diğer bir klinik çalışmada, ağrının başlangıcından itibaren iki adet adet sırasında her 4 ila 8 saatte bir 20 ila 30 damla rezene yağı oral damla veya plasebo veya her 6 saatte bir mefenamik asit kapsülü (250 mg) ağrı şiddetini önemli ölçüde azalttı, üç gün sonra ağrı şiddetini önemli ölçüde azalttı. müdahaleler plasebo grubuyla karşılaştırıldığında. Rezene yağında ortalama ağrı şiddeti mefenamik asitten daha düşük olmasına rağmen aradaki fark anlamlı değildi. Rezene yağı ağrıyı azaltmada mefenamik asitten daha etkiliydi. 8 0,3 ila 1 mL'lik rezene yağı oral damlası (%1 ve %2), dismenoreli hastalarda ağrının şiddetini ve dismenore şiddetinin ortalamasını önemli ölçüde azalttı ( P< 0.05), yorgunluk, baş dönmesi, ishal, baş ağrısı, bayılma ve ruh hali değişiklikleri üzerinde önemli bir etkisi yoktur. Semptomların giderilmesi için diğer ilaçların kullanımı plasebo grubunda sırasıyla %66.7, %41.8 ve %39.9, rezene yağı (%1 ve %2) ​​idi. Mefenamik asit grubunun bir deneğinde bulantı bildirilmiştir. 14 Her 8 saatte bir 20 damla rezene yağı (% 2) veya plasebo ile yapılan müdahalelerden sonra, 2 periyodik döngü için menstrüasyondan 3 gün önce ve sonra dismenore şiddeti ortalamaları sırasıyla 10.67 ± 6.07 ve 16.11 ± 6.35 idi. İkinci müdahaleden sonra karşılık gelen değerler sırasıyla 9.29 ± 6.18 ve 15.94 ± 7.43 idi ( P < 0.05). 24Dismenorede rezene yağının mefenamik asit ve plaseboya göre üstünlüğü ne olursa olsun, E vitamini (100 U; n = 20) ve plaseboya (n = 21) kıyasla 6 saatte bir 46 mg rezene yağı uygulaması (n = 22) 2 adet döngüsü sırasında adetin ilk üç günü için ağrılı ortalama günlerin rezene yağı, E vitamini ve plasebo için sırasıyla 1.8 ± 0.8, 2.6 ± 1.0 ve 2.1 ± 0.8 olduğunu gösterdi ( P = 0.03). İkinci döngüde, ağrılı günler sırasıyla 1.5 ± 0.8, 2.0 ± 0.9 ve 1.9 ± 0.9 idi. Müdahale sonrası ağrıdaki azalma üç grup arasında anlamlıydı ve bu azalma rezene grubunda daha anlamlıydı ( P = 0.019). E vitamini veya rezene yağı ile birinci ve ikinci müdahaleden sonra ağrı şiddeti ortalamaları önemli ölçüde azaldı (P = 0.02 ve < 0.001). Rezene yağı, ağrı ve dismenoreyi azaltmada plasebo ve vitamin E'den daha etkiliydi. 25 50 bakire kız üzerinde yapılan bir klinik çalışmada, adet döngüsünün ilk gününden itibaren üç gün boyunca günde dört kez 30 mg rezene yağı kapsülü tüketimi, plasebo grubuna kıyasla üç günlük müdahalede ağrı şiddetini önemli ölçüde azalttı ( P < 0.01). Hastaların %72'si rezene yağından memnun olurken, plasebo grubunda %56'sı memnun kaldı. 26 Başka bir çalışmada, adetin başlangıcından itibaren üç gün boyunca her 6 saatte bir 46 mg rezene yağı kapsülü (n = 22), 2 döngü için ağrı ortalamasını 0.93 ± 2.73'ten 0.66 ± 2.18'e ve bir ve saniye sonra 0.66 ± 1.59'a düşürdü. aylık müdahale ( P< 0,006). Rezenede ağrısı olmayan, ağrı süresi ve analjezik tüketimi olmayan hastalarda plasebo grubuna göre anlamlı iyileşme görüldü. 27 Primer dismenorede mefenamik asit (250 mg) ile karşılaştırıldığında yirmi beş damla rezene yağı oral damla (%2) ağrının giderilmesi ( P = 0.577), kanama şiddeti ( P = 0.89), ağrı yoğunluğu ( P = 0.89) kontrol grubu ile karşılaştırıldığında. Rezene grubunda (4 olgu) kontrol grubuna göre mefenamik asit sayısı anlamlı derecede düşüktü. Rezene yağının kötü tadı (%70) ve şiddetli adet kanaması (1 vaka) rezene yağı damlasının olumsuz etkileriydi. 16Menstrüasyondan 3 gün önce 4 saatte bir rezene yağı (30 mg) yumuşak kapsül uygulanması, rezene grubuna göre rezene grubu tarafından 3 aylık müdahaleden sonra menstrüel kanama üzerinde herhangi bir etki olmaksızın bulantı yoğunluğunu, adet süresini ve zayıflığı önemli ölçüde azalttı. kontrol grubu (n = 40). Plasebo grubuna kıyasla, 1 ve 3 aylık rezene yağı tüketiminden sonra kalite ve esenlik duyguları önemli ölçüde iyileşti. 18

      Her 8 saatte bir otuz damla rezene oral damla veya plasebo veya menstrüasyondan bir gün önce ve 3 gün sonra 4 saatte bir mefenamik asit kapsülü (250 mg), plasebo grubuna veya müdahaleden önce birinci ve ikinci döngülerin sonunda ağrıyı azalttı . Rezene yağı oral damla, dismenore ağrısı üzerinde mefenamik asitten daha etkiliydi. 28Klinik çalışmaların sonuçlarına göre, rezene yağı, nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar (NSAID'ler) ile karşılaştırılabilir olarak dismenore semptomlarını azaltır ve E vitamininden daha etkilidir. Bir klinik çalışmanın sonuçları, dismenorenin klinik semptomlarında rezenenin plasebodan üstünlüğünü göstermez. . Bu nedenle, rezene yağı, kimyasal NSAID'ler yerine, dismenore dönemlerinde ağrının yönetimi için oral damla veya yumuşak kapsül olarak kullanılabilir. Rezene yağının kötü tadı ve kokusu onun komplikasyonudur.

      4. Dismenore tedavisinde rezene için etki mekanizması
      Primer dismenorenin ana nedeni, ağrı ile ilişkili ektopik uterus motilitesidir. Dismenorede ağrıyı hafifletmek için NSAID'ler (diklofenak, ibuprofen) ile kısa süreli tedavi şiddetle tavsiye edilir. NSAID'ler kandaki prostaglandin sentezini inhibe ederek primer dismenore sırasında ağrıyı azaltır. Düz kas gevşetici ajanlar da dismenore sırasında kullanılır. Rezene yağı oksitosin ve prostaglandinlere bağlı kasılmayı önleyici etkiye sahiptir. Primer dismenorenin ana nedeni bilinmemekle birlikte, primer dismenore için kabul edilebilir teori, endometrial prostaglandinlerin aşırı üretimidir. Yumurtalık steroidleri, hipofiz prostaglandinleri ve servikal obstrüksiyon uterus hiperaktivitesinin ana nedenleridir. Prostaglandinler uterus düz kasını daraltır ve kolik ağrılara neden olur; öyleyse,29 Rezene yağı, kasılma sıklığını ve yoğunluğunu azaltarak uterusun oksitosin ve prostaglandin E2'ye yanıtını engelledi. Rezene yağının etki mekanizması, uterus düz kası ve merkezi sistem üzerinde doğrudan etkisi olan diklofenak ile benzerdir. 30 Rezene yağının ana bileşenleri olan anetol, dopamin reseptörlerine bağlanan ve ağrıyı azaltan dopamine benzer bir yapıya sahiptir. Rezene yağının spazmolitik etkisine, asetil kolin ve histamin kaynaklı kasılmanın inhibisyonu aracılık eder. 25 Rezene sulu ekstraktının viseral ağrı üzerindeki antinosiseptif etkileri, erkek albino NMRI farelerinde indometasin ile karşılaştırılabilirdi ( P< 0,001). Rezene sulu ekstraktının antinosiseptif etkileri, klorfeniramin ve simetidin ( H1 ve H2 blokerleri ) tarafından zayıflatılırken, nalokson tarafından inhibe edilmemiştir . Bu nedenle, rezene sulu ekstraktının antinosiseptif etkilerine kısmen histamin H 1 , H 2 reseptörleri aracılık eder. 31

      5. Rezene ve menopoza etkileri
      Menopoz, ortalama yaş 51 olan kadınlarda görülen 12 ay boyunca adet görmemesi olarak tanımlanır. Vajinal kanama, vajinal atrofi, sıcak basması, ruh hali değişiklikleri ve yorgunluk menopoz belirtileridir. Rezene yağı, klinik çalışmalarda menopozdaki kadınlarda tedavi olarak kullanılmaktadır.

      Rezene yağı oral kapsülünün menopoz semptomları üzerindeki etkileri, plasebo kontrollü çift kontrollü klinik çalışmanın konusuydu. Plasebo veya rezene yağı olarak iki gruba ayrılan ve 8 hafta boyunca günde iki kez 100 mg rezene yağı veya ayçiçek yağı alan 45-60 yaş arası hastalar (n=90). Menopoz semptomları, müdahalelerden önce ve 8 hafta sonra Menopoz Derecelendirme Ölçeği (MRS) anketi ile değerlendirildi. Rezene yağı ile 8 haftalık müdahaleden sonra, müdahale öncesine ( P <0.0001) ve müdahaleden sonra plasebo grubuna ( P < 0,001). 328 hafta boyunca günlük 60 mg rezene yağı veya plasebo yumuşak kapsül (günde iki kez) alan 90 menopozal kadın üzerinde yapılan randomize üçlü kör klinik çalışmada. Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi (MENQOL) anketi ile yaşam kalitesi ve yaşamın farklı yönleri değerlendirildi. Her rezene veya plasebo grubundan kırk hasta, çalışma sırasında ciddi yan etkiler olmadan çalışmayı tamamladı. Rezene grubunda plasebo grubuna göre yaşam kalitesi, vazomotor, fiziksel, sosyo-psikolojik ve cinsel yönler önemli ölçüde değişti. Rezene grubunda plasebo grubuna kıyasla yaşam kalitesinde ve bunun dört boyutunda önemli bir iyileşme ( P < 0.001) gözlendi. 3360 postmenopozal kadın üzerinde yapılan diğer çift kör, randomize, plasebo kontrollü çalışmada, rezenenin etkinliği, plaseboya kıyasla Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS) ve Zung'un Kendi Kendine Değerlendirme Depresyon Ölçeği (SDS) ile değerlendirildi. Hastalara 4 hafta boyunca her 8 saatte bir 30 mg rezene yağı veya yumuşak ayçiçeği kapsülü verildi. Her grupta 25 ve 24 katılımcı çalışmayı tamamladı. Müdahalelerden sonra SDS ve HADS anketlerinin puanları arasında anlamlı bir fark yoktu ( P = 0.91). SDS puanları rezene grubunda 44.91 ± 11.41'den 41.96 ± 10.07'ye ( P = 0.07) ve 44.55 ± 8.19'dan 42.27 ± 9.17'ye ( P= 0.14) plasebo grubunda. Depresyon ve anksiyete belirtileri olan menopozal hastaların anksiyete skorunda tek anlamlı azalma rezene grubunda gözlendi ( P < 0.001). 34 Menopoz semptomları üzerine rezene yağının (n = 25) oral uygulaması, plaseboya (n = 25) kıyasla rezene yağının sıcak basması skorunu ( P < 0.001), gece terlemelerini ( P = 0.007), terlemeyi ( P = 0.002), anksiyete belirtileri ( P = 0.05), depresyon hissi ( P < 0.01) ve diğer insanlarla sabırsızlık ( P < 0.01) müdahale öncesine göre. Ateş basması skoru ( P < 0.01), gece terlemeleri ( P< 0.01), terleme ( P < 0.01), anksiyete belirtileri ( P = 0.001), depresyon hissi ( P = 0.006) ve diğer insanlarla sabırsızlık ( P = 0.003) plasebo gruplarında düzeldi. Menopoz semptomlarının düzelmesinde iki grup arasında anlamlı fark yoktu. 35

      Rezene yağının BMI ve kemik yoğunluğu üzerindeki etkinliğini plaseboya kıyasla değerlendiren iki klinik çalışma vardır. 12 hafta boyunca her 8 saatte bir 30 mg rezene (n = 25) veya ayçiçeği (n = 22) yumuşak kapsül alan aşırı kilolu ve obez menopozal kadınlar üzerinde yapılan ilk çift kör, randomize, plasebo kontrollü çalışmada. Menopoz uzunluğu, menopoz yaşı, histerektomi öyküsü, çocuk sayısı, vücut ağırlığı, eğitim düzeyi ve diğer demografik durum açısından anlamlı bir fark yoktu. Başlangıçta BMI'de önemli bir fark gözlendi. Rezene grubundaki beş hasta, alerjik döküntü (n = 1), kilo alımı (n = 1), hipertansiyon (n = 1) ve vajinal kanama (n = 2) nedeniyle çalışmayı bıraktı. Plasebo grubundaki bir hastada mide ağrısı bildirilmiştir. Vücut ağırlığında önemli bir değişiklik yok, BMI, bel ve kalça çevreleri ve yağ dağılımı, müdahaleden önce ve sonra plasebo ve rezene grupları arasında veya her iki grupta rapor edildi. Her iki grupta da yüksek uyum rapor edilmiştir. İki grubun BMI'sindeki dengesizliğe rağmen, rezene veya plasebo BMI'de anlamlı bir fark göstermedi (P = 0.356). 36 Lomber omurga, total kalça femur, trokanter, intertrokanterik ve femur boynunun kemik mineral yoğunluğu ve kemik mineral içeriği açısından iki grup arasında anlamlılık yoktu. 37 Bu nedenle rezene yağı menopozun klinik semptomlarını iyileştirir, ancak etkileri plasebodan daha iyi değildir. Ayrıca menopoz sonrası dönemde kadınların kemik yoğunluğu ve BMI üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

      6. Rezene yağı ve vajinal atrofiye etkileri
      Atrofik vajinit, menopozdan sonra östrojen eksikliğine bağlı olarak vajinal dokunun kuruması ve iltihaplanması ile ilişkilidir. Ağrılı cinsel ilişkinin ana nedeni vajinal atrofidir. Rezenenin östrojenik etkileri nedeniyle, yağı veya özü vajinal atrofi tedavisinde iyi bir seçim olabilir.

      Vajinal krem ​​(n = 30) formundaki rezene etanol özütü (%5), menopoz sonrası kadınların vajinal pH ve olgunlaşma vajinal indeksi üzerinde başlangıçta ve müdahalelerden 2, 4 ve 8 hafta sonra, plasebo kremle karşılaştırıldığında değerlendirildi. (n = 30). Sonuçlar, rezene kreminin 8 haftalık tedaviden sonra yüzeysel vajinal hücre sayısını önemli ölçüde arttırdığını ( P < 0.001) ve bunun vajinadaki ara ve para-bazal hücrelerin sayısında plasebo grubuna kıyasla önemli bir azalma ile ilişkili olduğunu gösterdi ( P < 0,001). Rezene kremi, plasebo grubundaki %7.4'e kıyasla %100 vakalarda vajinal pH'ı düşürdü ( P< 0,001). Rezene grubunda 65 ila 100 olgunlaşma indeksi gözlenirken, plasebo grubunda hastaların %40.7'sinde 50 ila 64 olgunlaşma indeksi gözlendi ( P < 0.01). Rezene vajinal kremi, kaşıntı, kuruluk, solgunluk ve disparoniyi önemli ölçüde iyileştirdi ( P < 0.05). Rezene vajinal kremi yanmayı iyileştirse de aradaki fark anlamlı değildi ( P = 0.14). Çalışma sırasında herhangi bir yan etki görülmedi. 38 Postmenopozal kadınların vajinal atrofisi üzerine 8 hafta boyunca her 8 saatte bir 30 mg rezene yağı (n = 27) veya ayçiçek yağı (n = 25) oral yoldan uygulanmasının para-bazal sayısı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadı ( P = 0.191), yüzeysel ( P = 0.82) ve orta ( P= 0.291) hücreler, olgun vajinal indeks ( P = 0.64) ve vajinal pH. Rezene grubundaki beş hasta sık idrara çıkma, kızarıklık, lekelenme gibi yan etkiler yaşadı. 39 İki klinik çalışmanın sonuçlarına göre, rezene özütünün topikal uygulaması menopoz sonrası kadınlarda vajinal atrofiyi iyileştirirken, oral rezene yağının vajinal atrofi üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Rezene yağının topikal uygulaması herhangi bir klinik araştırmanın konusu değildi, bu nedenle rezene özü ve yağının vajinal atrofideki etkinliği ileri klinik çalışmalarda değerlendirilmelidir.

      7. Menopozdaki kadınların cinsel işlevlerine rezene ve etkileri
      Menopozdaki kadınlarda östrojen ve androjen eksikliği, libido ve cinsel uyarılma nedeni olan vulvovajinal bölgedeki kan akışını azaltır. Vajinal kuruluk, disparoni ve libidoya neden olan genital bölgenin duyusal eşiğini azaltır. 8 hafta (n = 30) boyunca rezene etanol özü vajinal kremi (5 g/gün), cinsel tatmin ortalamasını 43.26 ± 3.49'dan 73.16 ± 1.96'ya ( P < 0.001) önemli ölçüde artırdı. Rezene vajinal krem ​​ile müdahale sonrası ağrılı ilişkide belirgin bir azalma gözlemlendi. Disparoni şiddeti rezene grubunda başlangıca göre anlamlı olarak azaldı ( P< 0,001). Rezene grubunun başlangıcında, rezene grubundaki hastaların %87.6, %10 ve %3.3'ünde şiddetli, orta ve hafif disparoni varken, müdahale sonunda deneklerin %93.3'ünde disparoni yoktu, ardından %6.7 hafif disparoni vardı. . Rezene grubunda müdahale öncesi ve sonrası arasındaki fark anlamlıydı ( P = 0.001). 40Başka bir randomize klinik çalışmada, rezene etanol özütü vajinal kreminin etkinliği, menopoz sonrası kadınların (n = 30) cinsel işlevi üzerinde plaseboya (n = 30) kıyasla değerlendirildi. Kadın Cinsel İşlev İndeksi (FSFI) başlangıçta ve müdahaleden 8 hafta sonra değerlendirildi. Hastalar 8 hafta boyunca her gece rezene vajinal krem ​​(5 gr) veya plasebo aldı. Rezene ve plasebo krem ​​ile 8 haftalık müdahaleden sonra, uyarılma, kayganlık, orgazm, cinsel tatmin ve cinsel işlev olarak ağrıda bir iyileşme gözlemlendi, ancak iyileşme farkı iki grup arasında anlamlıydı ( P < 0.05). Toplam FSFI puanı rezene grubunda (8.2 ± 9.4 ila 33.79 ± 0.7) kontrol grubuna (8.03 ± 10.36 ila 18.99 ± 1.09; P< 0,001). Güvenli ve kabul edilebilir bir tedavi olarak tanıtan gruplarda herhangi bir bırakma gözlenmedi. 41 İki klinik çalışmanın sonuçlarının gösterdiği gibi, vajinal rezene etanol özü kremi, östrojenik etkileri nedeniyle menopozdaki kadınlarda cinsel işlevleri iyileştirebilir.

      8. Rezene ve hirsutizm üzerindeki etkisi
      Kadınların yüzünde veya vücudunda erkek tipi saç büyümesi idiyopatik hirsutizm olarak tanımlanır. Çift kör plasebo kontrollü çalışmada, idiyopatik hirsutizmli 38 hasta üzerinde 12 hafta boyunca %1 (n=11) ve %2 (n=15) rezene etanol özütü içeren kremlerin topikal uygulaması, plasebo kreme (n=12) kıyasla epilasyon sıklığında azalma ile ilişkili rezene uygulamasından sonra tüy büyümesinin önemli ölçüde azaldığı gösterilmiştir. Tüy azaltma yüzdesi, rezene kremleri için sırasıyla %1, %2 ve plasebo grupları için %7,8, %18,3 ve -%0,5 olmuştur. Rezene ekstraktı %2 ve %1'in etkinliği ile plasebo grubu ile her bir rezene grubu arasında anlamlı bir fark gözlendi. Rezene kremleri için herhangi bir yan etki bildirilmemiştir. 42Randomize, çift kör, plasebo kontrollü klinik çalışmada, hafif ila orta derecede idiyopatik hirsutizmi olan 44 kadın üzerinde rezene etanol özü jelinin (%3) anti-hirsutizm etkileri plasebo krem ​​ile karşılaştırılmıştır. Yüz kıllarının kalınlığı başlangıçta ve 24 haftalık tedaviden sonra mikroskopla değerlendirildi. Rezene jeli uygulandıktan sonra yüzdeki kılların kalınlığında 22.3 mikron azalma oldu ( P < 0.01). Yan etkilerdeki fark iki grup arasında anlamlı değildi. Yüz kıllarının kalınlığı kontrol grubunda 92,1 ± 29.5'ten 97.0 ± 29.6'ya değişti ve rezene grubunda 97.9 ± 31.5'ten 75,6 ± 26,7'ye düştü. 43Hirsutizm üzerine yapılan klinik çalışmalar, rezene meyve özü için standart olmaması, şiddetli hirsutizm vakalarının olmaması ve çalışmanın takibinin olmaması gibi bazı sınırlamalara sahipti. Rezenedeki östrojen bileşikleri, 5-a-redüktaz üzerinde engelleyici etki veya testosterondan daha zayıf androjenler üreterek dermal papilladaki dihidrotestosteron sentezini inhibe edebilir. Hirsutizm yönetimi için rezene yağının krem ​​ve jel formundaki etkinliğinin rezene özü formülasyonlarına kıyasla değerlendirilmesi gelecekteki çalışmaların başlığı olmalıdır.

      9. Rezene ve doğurganlık üzerindeki etkileri
      Geleneksel inanışlara göre rezene tüketimi doğurganlığı artırabilir. Folikülogenezde steroidler ve prolaktin rol oynar. 10 gün boyunca oral rezene özütünün kadın genital organlarının (meme bezleri, yumurta kanalı, endometrium, miyometriyum, serviks ve vajina) ağırlığı üzerindeki östrojenik etkileri gösterilmiştir. 44 Rezene özütü (100 ve 200 mg/kg vücut ağırlığı), 5 gün boyunca dişi albino sıçanlarda toplam folikül (graffian, antral ve multilaminar folikül) sayısını plasebo grubuna kıyasla önemli ölçüde artırdı ( P < 0.05). 45 Rezene etanol özütünün 5 gün boyunca bakire dişi farelere periton içi uygulanması, doza bağlı olarak östrojen, progesteron seviyesini arttırdı. 46Rastgele iki gruba rezene çayı (n=45) ve kontrol (n=47) grubuna ayrılan 92 infertil kadının endometriyal kalınlığı üzerine rezenenin etkinliği. İki gruptaki hastalar adet döngüsünün üçüncü gününden itibaren 8 saatte bir östradiol valerat (2 mg) tablet aldı. Endometrial kalınlık ultrason, serum β insan koryonik gonadotropin düzeyi ve östrojen dozundaki artış ile belirlendi. Demografik özellikler açısından iki grup arasında anlamlı farklılık gözlenmedi ( P > 0.05). En az 8 mm endometrial kalınlığa ulaşmak için ortalama gün sayısı rezene ve kontrol gruplarında 13.1 ± 3.2 ve 14.2 ± 3.5 idi ( P > 0.05). 41Rezene çayı doğurganlık için yeterli endometrial kalınlığa ulaşamasa da, rezene yağının veya özlerinin doğurganlık üzerindeki etkinliğinin değerlendirilmesi önerilir. Bu önerinin temel nedeni, klinik çalışmalarda standart ve etkili bileşenlerin uygun dozlarda kullanılmasıdır.

      10. Rezene ve amenore üzerindeki etkileri
      Amenore, üreme organlarında veya hormon üreten bezlerde bir problem sonucu adet görmeme durumudur. Amenore, sütlü meme başı akıntısı, saç dökülmesi, hirsutizm, pelvik ağrı, akne ve görme değişiklikleri ile ilişkili olabilir. Rezene yağının düşük dozda depo-medroksiprogesteron asetat (DMPA) ile birlikte kontraseptif araçlar olarak 78 evli amenore kadın üzerindeki etkinliği değerlendirildi. Hastalar rastgele düşük doz kombine oral kontraseptif (LDL-COC) (30 µg etinilestradiol ve 150 µg levonorgestrel) hapları ve rezene plasebo, rezene ve LDL-COC plasebo ve rezene plasebo ve LDL olmak üzere üç gruba (n = 26) ayrıldı. -21 gün boyunca COC. Hastalar 21 gün boyunca veya adet kanaması oluşana kadar günde iki kez bir hap veya kapsül kullandılar. Rezene grubundaki kadınların yüzde yetmiş üçü, ve LDL-COC'de %81'i adet kanaması yaşarken, plasebo grubunda adet kanaması %19'du. Menstrüel kanama insidansı, iki LDL-COC ve rezene grubu arasında anlamlı değildi. Ortalama adet kanaması miktarları rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla 21, 14 ve 12 mL idi. Sonraki DMPA enjeksiyonu rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla %73, %65 ve %31 idi; bu, rezene ve LDL-COC'nin amenorenin çözülmesinde olumlu etkilerine işaret ediyor. Yan etkilerle ilgili olarak, 8 kadın bulantı (%31) bildirirken, rezene grubundaki hastaların %12'si mide ekşimesi yaşadı. Olumsuz etkiler tolere edilebilir düzeydeydi. Ortalama adet kanaması miktarları rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla 21, 14 ve 12 mL idi. Sonraki DMPA enjeksiyonu rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla %73, %65 ve %31 idi; bu, rezene ve LDL-COC'nin amenorenin çözülmesinde olumlu etkilerine işaret ediyor. Yan etkilerle ilgili olarak, 8 kadın bulantı (%31) bildirirken, rezene grubundaki hastaların %12'si mide ekşimesi yaşadı. Olumsuz etkiler tolere edilebilir düzeydeydi. Ortalama adet kanaması miktarları rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla 21, 14 ve 12 mL idi. Sonraki DMPA enjeksiyonu rezene, LDL-COC ve plasebo gruplarında sırasıyla %73, %65 ve %31 idi; bu, rezene ve LDL-COC'nin amenorenin çözülmesinde olumlu etkilerine işaret ediyor. Yan etkilerle ilgili olarak, 8 kadın bulantı (%31) bildirirken, rezene grubundaki hastaların %12'si mide ekşimesi yaşadı. Olumsuz etkiler tolere edilebilir düzeydeydi.47 Bir klinik araştırmanın sonuçları, amenore tedavisinde sentetik östrojenler yerine günlük 60 mg rezene yağının etkinliğini daha düşük yan etkilerle doğruladı.

      11. Rezene ve emzirme üzerine etkileri
      Prolaktin, hipofiz bezi tarafından üretilen emzirme hormonu olarak bilinir. Prolaktinin en önemli işlevi bebeğin doğumundan sonra süt üretimini uyarıcı etkileridir. Hamilelik sırasında yüksek düzeyde prolaktin, meme bezlerini büyütür ve emzirmek için kadın memesinde süt salınımını sağlar. Emzirmenin ilk birkaç ayında yüksek prolaktin seviyesi yumurtlamayı engeller. Rezenenin prolaktin üretimi üzerindeki endüktif rolü, klinik öncesi ve klinik çalışmalarda doğrulanmıştır. 5 ve 10 gün boyunca rezene sulu ekstraktının periton içine uygulanması serum prolaktinini önemli ölçüde arttırdı. 48 Ayrıca, 100 ve 200 mg/kg rezene etanol özütünün 5 gün boyunca bakire dişi farelere periton içi uygulanması, doza bağlı olarak prolaktin seviyesini arttırdı.46 Rezene tohumu (6 kapsül 500 mg, günde üç kez), emziren kadınlarda (n = 46) rezene tohumu ile tedaviden sonra serum prolaktin değerini 64.55 ± 32.06'dan 95.55 ± 65.9'a yükseltti ( P < 0.001). 49 Rezene yağı veya özü, emzirme dönemindeki kadınlar için uygun bir emzirme ajanıdır, ancak Avrupa İlaç Ajansı Bitkisel Tıbbi Ürünler Komitesi (HMPC) tarafından verilerin yetersiz olması nedeniyle rezenenin hamile veya emziren annelerde kullanımı önerilmemektedir.

      12. Rezene ve polikistik over sendromu (PCOS)
      PCOS, oligomenore veya amenore ile ilişkilidir ve ovulasyon ve hiperandrojenizmin yokluğu ile tanımlanır. Fitoöstrojen bileşikleri nedeniyle ve geleneksel inanışlara göre rezene, polikistik over (PCO) tedavisinin yönetimi için potansiyele sahiptir. Rezene özü, serum östrojen seviyesini ve uterus epitel hücrelerinin kalınlığını azalttı ve PCOS farelerinin serum progesteron seviyesini ve endometriyal kalınlığını arttırdı. 10 gün boyunca rezene hidroalkolik asit (250, 500 ve 1.000 mg/kg) ile östradiol valerat ile tedavi edilen sıçanların 50 intraperitoneal enjeksiyonu, doza bağlı olarak serum folikül uyarıcı hormon (FSH) konsantrasyonunu arttırdı ve serum LH ve testosteronu azalttı. Estradiol valerat, sıçanlarda LH ve testosteron seviyesini artırarak ve FSH seviyesini azaltarak PCO'yu indükledi.51 Klinik öncesi çalışmaların sonuçları, 90 gün boyunca günde 92 mg rezene (n = 15) kapsülün denekler üzerinde yapılan klinik deneyle doğrulanmıştır, tiroid uyarıcı hormon ( P = 0.298), luteinize edici hormon ( P = 0.178 ) serum seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi yoktur. ) ve dehidroepiandrosteron sülfat ( P = 0.641), serum folikül uyarıcı hormon ( P = 0.021) düzeyinde ise plasebo grubu ile anlamlı farklılık gösterdi. 52 Rezenenin düşük etkinliğinin nedeni, düşük doz ekstrakt veya çalışma altındaki hasta sayısının düşük olmasıdır, ayrıca rezene yağının PCOS hastaları üzerindeki etkinliği daha büyük klinik çalışmaların konusu olmalıdır.

      13. Toksikoloji
      Sıçanlarda rezene yağı için oral öldürücü doz 50 (LD50 ) , hafif toksik maddeler olarak sınıflandırılan 1.326 mg/kg idi. Rezene yağının toksik etkileri, metabolit dengesizliğinin veya sinirsel sitotoksisitenin sonucudur. 30 Periton içi rezene sulu özütü (400–6400 mg/kg) farelerde toksik etki göstermedi. 31 Rezene hava parçaları yağı için oral LD ​​50'nin farelerde 2.000 mg/kg'dan daha yüksek olduğu bildirilmiştir. 13 Rezene meyvelerinin östrojenik etkileri vardır, bu da ergenliğin kızlarda daha erken ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle hamilelikte rezene kullanımı önerilmemektedir. 53Rezene %10,3 sıklıkta gebelikte kullanılan bitkilerden biridir. Bir bitki karışımı ile rezene içeren kaynatma suyunun düzenli olarak tüketilmesinden sonra bir kabızlık vakası rapor edilmiştir. 54 Tüm hamilelik dönemi için oral rezene uygulaması, daha kısa gebelik yaşı ile ilişkilidir. 55 Rezene, herhangi bir tetrajenite kanıtı olmaksızın, rezene yağının fetal hücreler üzerinde toksik etkileri anlamına gelen, hücre kaybı, hücre farklılaşması olmayan, 13. gün sıçan embriyosundan uzuv tomurcuğu farklılaşmasını azaltır. 56 Rezene metanol ekstraktının insan karaciğeri sitokromu P4503A4 üzerindeki inhibitör etkileri, rezenenin ilaçlarla potansiyel etkileşimini sergiledi. 7Erken telarş, rezene çayı tüketen ve meme gelişimi olan puberte öncesi kızda tanımlanmıştır. 57

      Git: Çözüm
      İnceleme makalesi, rezenenin adet öncesi bozukluklar, dismenore, menopoz, amenore, emzirme ve PCOS dahil olmak üzere farklı jinekolojik bozukluklar üzerindeki etkisini özetledi. Çoğu makale, günde iki veya üç kez 30 mg (15-30 damla) dozunda rezene esansiyel yağının etkinliğini değerlendirdi, ancak bazı çalışmalarda her 6 saatte bir 46 mg konsantrasyonda rezene etanol özü kullanıldı. Kesin olan, rezene yağının etkinliği özünden daha yüksektir, ancak % 5 rezene etanol özü vajinal atrofi tedavisinde iyi bir etkinliğe sahiptir. Ayrıca, iyi tolere edilebilen rezene çayı (130 mL kaynamış suda 5 g kuru meyve), ilk gaz ve dışkılama süresini, parenteral beslenme süresini, ameliyat sonrası hastanede kalış süresini kısalttı,58 Rezenenin kadınları emziren etkileri ve infantil kolik üzerindeki iyileştirici etkileri 29 , 59 , 60 onu bebek doğumundan sonra popüler bir bitkisel bitki haline getirmektedir. Otuz miligram rezene yağı kapsülü (n = 43), müdahale sırasında anormal kanama veya yan etkiler olmaksızın doğum sonrası ağrıyı azaltmada (n = 43) mefenamik asitten (n = 43) üstündü.61 kadınların sorunları, diosgenin gibi fitoöstrojen bileşikleri ile ilgilidir. Progesteron, östrojen ile birlikte bir steroid hormon olarak vücutta destekleyici bakıma sahiptir. 46 , 62Östrojenik etkileri ile birlikte analjezik etkileri ve anti-spazmolitik etkileri onu jinekolojik rahatsızlıkların tedavisi için uygun bir tedavi haline getirir. Rezene ile ilgili çok sayıda çalışma, özütü klinik çalışmalarda topikal veya oral olarak kullanılmasına rağmen, uçucu yağına odaklanmıştır, ancak rezene özütünün etkinliğini yağ ile karşılaştırmak için büyük klinik denemelerin tasarlanması düşünülmelidir. Rezene yağının etkinliği hirsutizm, doğurganlık ve PKOS üzerinde değerlendirilmiş olsa da, sınırlı sayıda katılımcı veya uygun olmayan rezene dozu, etkinliği hakkında sonuca varmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, doğurganlık, PCOS, hirsutizm üzerindeki etkinliğini değerlendirmek için büyük klinik denemeler, gelecekteki çalışmaların konusu olabilir.

      Dipnotlar
      Çıkar Çatışması: Bu makaleyle ilgili herhangi bir olası çıkar çatışması bildirilmemiştir.
      Reranslar


      1. Agil MH. İlaç deposu. Tahran, İran: Tahran Tıp Bilimleri Üniversitesi; 2009. Farsça. [ Google Akademik ]
      2. Razi M. Tıpta içerik. Beyrut, Lübnan: Dar Al Kotob Al-ilmiyah; 2000. Arapça. [ Google Akademik ]
      3. Sina İbn. İçinde: Tıpta Canon (Arapça) Sharafkandi A, çevirmen. Tahran, İran: Soroush Press; 2005. Peris. [ Google Akademik ]
      4. Tonkaboni MM. İnananların hediyesi. Tahran, İran: Shahid Beheshti Tıp Bilimleri Üniversitesi; 2007. Farsça. [ Google Akademik ]
      5. Rahimi R, Ardekani MR. Foeniculum vulgare Mill'in tıbbi özellikleri. Geleneksel İran tıbbında ve modern fitoterapide. Çene J Integr Med. 2013; 19 :73-79. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Amini F, Marzban M, Salehi A. Foeniculum vulgare'nin dismenore üzerine etkisi; sistematik bir inceleme. Bitki Med. 2016; 82 (Ek 1):S1–S381. [ Google Akademik ]
      7. Badgujar SB, Patel VV, Bandivdekar AH. Foeniculum vulgare Mill: botanik, fitokimya, farmakoloji, çağdaş uygulama ve toksikoloji üzerine bir inceleme. Biomed Arş. 2014; 2014 :842674. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      8. Nazarpour S, Azimi H. Rezenenin ve mefenamik asidin primer dismenore üzerindeki terapötik etkilerinin karşılaştırılması. J Mazandaran Üniv Med Sci. 2007; 17 :54-61. [ Google Akademik ]
      9. Delaram M, Jafari F. Rezenenin adet öncesi sendrom üzerindeki etkisi. Sağlık Bil. 2011; 6 :1–6. [ Google Akademik ]
      10. Omidali F. Sporcu olmayan kızlarda Pilates egzersizi ve rezene tüketiminin adet öncesi sendrom semptomlarına etkisi. Med J Fac Nurs Ebeliği Tamamlayın. 2015; 5 :1203–1213. [ Google Akademik ]
      11. Pazoki H, Bolouri G, Farokhi F, Azerbaycani MA. Aerobik egzersiz ve Foeniculum vulgare'nin adet öncesi sendrom üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. Orta Doğu Fertil Soc J. 2016; 21 :61-64. [ Google Akademik ]
      12. Pourabbas S, Kesmati M, Rasekh A. Yetişkin dişi sıçanlarda rezenenin anksiyolitik etkilerinin ve bu etkilerde hem gabaerjik sistem hem de östrojen reseptörlerinin olası rollerinin incelenmesi. Physiol Pharmacol. 2001; 15 :134-143. [ Google Akademik ]
      13. Mesfin M, Asres K, Shibeshi W. Farelerde Foeniculum vulgare Miller'ın hava kısmının uçucu yağının anksiyolitik aktivitesinin değerlendirilmesi. BMC Tamamlayıcı Alter Med. 2014; 14 :310. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      14. Khorshidi N, Ostad SN, Mosaddegh M, Soodi M. Rezene esansiyel yağının primer dismenore üzerindeki klinik etkileri. İran J Ecz Arş. 2003; 2 :89-93. [ Google Akademik ]
      15. Akhavan Amjadi M, Zahrani S, Mojab F, Alavi Majd H. Foeniculum vulgare Mill özütünün Tahran'daki Shahid Beheshti Üniversitesi öğrencileri üzerinde adet kanaması üzerine etkinliği 2005. J Med Plant. 2010; 2 :117-123. [ Google Akademik ]
      16. Bokaie M, Farajkhoda T, Enjezab B, Khoshbin A, Karimi-Zarchi M. Birincil dismenore üzerinde oral rezene (Foeniculum vulgare) damla etkisi: bitkisel ilacın etkinliği. Iran J Nurs Ebelik Arş. 2013; 18 :128–132. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      17. Bokaie M, Enjezab B. Dismenoreyi hafifletmede oral rezene özütünün adet kanamasının yoğunluğu üzerindeki etkileri: randomize bir klinik çalışma. Toplum Sağlığı J. 2014; 8 :55-62. [ Google Akademik ]
      18. Ghodsi Z, Asltoghiri M. Rezenenin primer dismenorede ağrı kalitesi, semptomlar ve adet süresi üzerindeki etkisi. J Pediatr Adolesc Gynecol. 2014; 27 :283–286. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      19. Abdollahi NG, Mirghafourvand M, Mollazadeh S. Rezenenin adet kanaması üzerindeki etkileri: sistematik bir derleme ve meta-analiz. J Complement Integr Med. 2018; 15 gün: 10.1515/jcim-2017-0154. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      20. Namavar Jahromi B, Tartifizadeh A, Khabnadideh S. Primer dismenore tedavisi için rezene ve mefenamik asit karşılaştırması. Int J Jinekol Obstet. 2003; 80 :153–157. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      21. Yazdani M, Shahriari M, Hamedi B. Premenstrüel sendrom ve dismenore tedavisinde rezene ve papatya özü ile plasebonun karşılaştırılması. Med J Hürmüzgan Üniv. 2004; 8 :57-61. [ Google Akademik ]
      22. Modaress Nejad V, Motamedi B, Asadi pour M. Rezene ve mefenamik asidin primer dismenore üzerindeki ağrı kesici etkisinin karşılaştırılması. J Rafsanjan Univ Med Sci. 2006; 5 :1–6. [ Google Akademik ]
      23. Torkzahrai S, Akhavan-Amjadi M, Mojab F, Alavimajd H. Foeniculum vulgare ekstraktının primer dismenore üzerindeki klinik etkileri. J Ürün İnfertil. 2007; 8 :45-51. [ Google Akademik ]
      24. Delaram M, Forouzandeh N. Shahrekord Tıp Bilimleri Üniversitesi öğrencilerinde rezenenin primer dismenore üzerine etkisi. Jundishapur Sci Med J. 2011; 10 :81-88. [ Google Akademik ]
      25. Moslemi L, Aghamohammadi A, Bekhradi R, Zafari M. E vitamini ve rezene ekstraktının primer dismenore yoğunluğu üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. J Mazandaran Üniv Med Sci. 2012; 22 :103–107. [ Google Akademik ]
      26. Omidvar S, Esmailzadeh S, Baradaran M, Basirat Z. Dismenorede rezenenin ağrı yoğunluğu üzerindeki etkisi: plasebo kontrollü bir çalışma. Ayu. 2012; 33 :311–313. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      27. Moslemi l, Bekheradi R, Hasani S, Khaleghinezhad K. Rezene yağının primer dismenore üzerindeki etkisi. Aile Sağlığı. 2013; 1 :15–20. [ Google Akademik ]
      28. Zeraati F, Shobeiri F, Nazari M, Araghchian M, Bekhradi R. Primer dismenore tedavisinde bitkisel ilaçların (fenelin ve vitagnus) ve mefenamik asidin etkinliğinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi. Iran J Nurs Ebelik Arş. 2014; 19 :581-584. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      29. Alexandrovich I, Rakovitskaya O, Kolmo E, Sidorova T, Shushunov S. İnfantil kolikte rezene (Foeniculum Vulgare) tohum yağı emülsiyonunun etkisi: randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. Alternatif Ther Sağlık Med. 2003; 9 :58-61. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      30. Ostad SN, Soodi M, Shariffzadeh M, Khorshidi N, Marzban H. Dismenore, farmakoloji ve toksikoloji çalışması için bir model olarak rezene esansiyel yağının uterus kasılması üzerindeki etkisi. J Etnofarmakol. 2001; 76 :299–304. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      31. Zendehdel M, Taati M, Amoozad M, Hamidi F. Farelerde Foeniculum vulgare'den elde edilen sulu özütün antinosiseptif etkisi: histamin H1 ve H2 reseptörlerinin rolü. İran J Vet Arş. 2012; 13 :100–106. [ Google Akademik ]
      32. Rahimikian F, Rahimi R, Golzareh P, Bekhradi R, Mehran A. Effect of Foeniculum vulgare Mill. (rezene) menopoz sonrası kadınlarda menopoz semptomları üzerine: randomize, üçlü kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Menopoz. 2017; 24 :1017-1021. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      33. Kian FR, Bekhradi R, Rahimi R, Golzareh P, Mehran A. Menopozdaki kadınlarda rezene yumuşak kapsüllerinin yaşam kalitesi ve farklı yönleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi: randomize bir klinik çalışma. Bugün Nurs Pratiği. 2017; 4 :87-95. [ Google Akademik ]
      34. Ghazanfarpour M, Mohammadzadeh F, Shokrollahi P, Khadivzadeh T, Necef Najafi M, Hajirezaee H, et al. Foeniculum vulgare'in (rezene) postmenopozal kadınlarda depresyon ve anksiyete belirtileri üzerindeki etkisi: çift kör, randomize kontrollü bir çalışma. J Obstet Gynaecol. 2018; 38 :121–126. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      35. Ghazanfarpour M, Najafi MN, Sharghi NB, Mousavi MS, Babakhanian M, Rakhshanded H. Menopoz semptomları üzerine çift kör, plasebo kontrollü Rezene (Foeniculum vulgare) denemesi: yüksek bir plasebo yanıtı. J Türk Ger Jinekol Doç. 2018; 19 :122–127. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      36. Saghafi N, Ghazanfarpour M, Khadivzadeh T, Babakhanian M, Afiat M. Foeniculum vulgare'nin (rezene) postmenopozal aşırı kilolu kadınlarda vücut kompozisyonu üzerindeki etkisi: çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. J Menopoz Med. 2017; 23 :166-171. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      37. Ghazanfarpour M, Amini E, Khadivzadeh T, Babakhanian M, Nouri B, Rakhshandeh H, et al. Menopoz sonrası kadınlarda rezene ile kısa süreli tedavinin kemik yoğunluğu üzerindeki etkisi: randomize kontrollü bir çalışma. J Menopoz Med. 2017; 23 :124–130. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      38. Yaralizadeh M, Abedi P, Najar S, Namjoyan F, Saki A. Postmenopozal kadınlarda Foeniculum vulgare (rezene) vajinal kremin vajinal atrofi üzerindeki etkisi: çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. Olgunlar. 2016; 84 :75-80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      39. Ghazanfarpour M, Shokrollahi P, Khadivzadeh T, Baharian Sharghi N, Mirzaii Najmabadi K, Babakhanian M, et al. Foeniculum vulgare'nin (rezene) postmenopozal kadınlarda vajinal atrofi üzerindeki etkisi: çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. Post Reprod Sağlık. 2017; 23 :171–176. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      40. Najar S, Yaralizadeh M, Abedi P, Namjooyan F, Malehi O. Rezene vajinal kreminin postmenopozal kadınlarda disparoni ve cinsel tatmin üzerindeki etkisi: çift kör randomize kontrollü bir çalışma. Iran J Obstet Gynecol Infertil. 2015; 18 :8–16. [ Google Akademik ]
      41. Yavangi M, Rabiee S, Nazari S, Farimani-Sanoee M, Amiri I, Bahmanzadeh M, et al. İnfertil kadınlarda endometriyal kalınlık artışında östrojen artı foeniculum vulgare tohumu ve tek başına östrojen etkisinin karşılaştırılması. J Clin Diagn Arş. 2018; 12 :QC01–QC04. [ Google Akademik ]
      42. Javidnia K, Dastgheib L, Mohammadi Samani S, Nasiri A. Rezene (Foeniculum vulgare meyveleri) ekstresinin antihirsutizm aktivitesi. Çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Bitkisel ilaç. 2003; 10 :455-458. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      43. Akha O, Rabiei K, Kashi Z, Bahar A, Zaeif-Khorasani E, Kosaryan M, et al. Rezene (Foeniculum vulgare) jelinin, idiyopatik hafif ila orta derecede hirsutizmde saç kalınlığını azaltmadaki etkisi, randomize, plasebo kontrollü bir klinik çalışma. Hazar J Stajyer Med. 2014; 5 :26-29. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      44. Malini T, Vanithakumari G, Megala N, Anusya S, Devi K, Elango V. Effect of Foeniculum vulgare Mill. erkek ve dişi sıçanların genital organlarında tohum özütü. Hint J Physiol Pharmacol. 1985; 29 :21–26. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      45. Khazaei M, Montaseri A, Khazaei MR, Khanahmadi M. Dişi farelerde folikülogenez üzerindeki Foeniculum vulgare etkisinin incelenmesi. Int J Fertil Steril. 2011; 5 :122–127. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      46. ​​Sadeghpour N, Khaki AA, Najafpour A, Dolatkhah H, Montaseri A. Foeniculum vulgare (rezene) tohum ekstraktının farede serum östrojen, progesteron ve prolaktin seviyesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi. Crescent J Med Biol Sci. 2015; 2 :59-63. [ Google Akademik ]
      47. Mohebbi-Kian E, Mohammad-Alizadeh-Charandabi S, Bekhradi R. Depo medroksiprogesteron asetatın neden olduğu amenore üzerinde rezene ve kombine oral kontraseptifin etkinliği: randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. Doğum kontrolü. 2014; 90 :440–446. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      48. Siahi M, Shirovi A, Heidari Nasrabadi M. Dişi Wistar sıçanında rezene sulu ekstraktının prolaktin seviyesi üzerindeki etkisi. J Zool Biol. 2009; 1 :55-63. [ Google Akademik ]
      49. Honarvar F, Tadayon M, Afshari P, Namjooyan F, Haghighi MH. Foeniculum vulgare'in emziren kadınlarda serum prolaktin düzeyine etkisi. Iran J Obstet Gynecol Infertil. 2013; 16 :18–24. [ Google Akademik ]
      50. Sadr Fozalaee S, Farokhi F, Khaneshi F. Metformin ve sulu ekstrakt Foeniculumvulgare'nin (rezene) endometriyal histomorfometri ve polikistik over sendromlu sıçanlarda steroid hormonlarının seviyesi üzerindeki etkisi. Qom Univ Med Sci J. 2015; 8 :12-19. [ Google Akademik ]
      51. Karampoor P, Azarnia M, Mirabolghasemi G, Alizadeh F. Polikistik over sendromlu (PCOS) dişi Wistar sıçanlarda rezene (Foeniculum vulgare) tohumunun hidroalkolik ekstraktının cinsel hormonların serum seviyelerine etkisi J Arak Uni Med Sci. 2014; 17 :70-78. [ Google Akademik ]
      52. Ghavi F, Shakeri F. Polikistik over sendromlu öğrencilerde rezenenin serum hormon düzeylerine etkileri. Avicenna J Phytomed. 2015; 5 :42-43. [ Google Akademik ]
      53. Forster HB, Niklas H, Lutz S. Bazı şifalı bitkilerin antispazmodik etkileri. Bitki Med. 1980; 40 :309–319. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      54. Facchinetti F, Pedrielli G, Benoni G, Joppi M, Verlato G, Dante G, et al. Hamilelikte bitkisel takviyeler: çok merkezli bir çalışmanın beklenmedik sonuçları. Hım Reprod. 2012; 27 :3161–3167. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      55. Trabace L, Tucci P, Ciuffreda L, Matteo M, Fortunato F, Campolongo P, et al. Hamilelikle ilgili semptomların ve yenidoğan sonuçlarının “doğal” rahatlaması: her şeyden önce zarar vermez. J Etnofarmakol. 2015; 174 :396-402. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      56. Ostad SN, Khakinegad B, Sabzevari O. Rezene uçucu yağının (FEO) teratojenisitesinin sıçan embriyo uzuv tomurcukları kültüründe değerlendirilmesi. Toksikol İn vitro. 2004; 18 :623–627. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      57. Okdemir D, Hatipoğlu N, Kurtoğlu S, Akın L, Kendirci M. Rezene çayı tüketimine bağlı prematüre thelarche? J Pediatr Endokrinol Metab. 2014; 27 :175–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      58. Ma HW, Zhao JT, Zhao X. [Jinekolojik maligniteler ameliyatından sonra rezene çayı içmenin postoperatif bağırsak iyileşmesi üzerindeki etkisi] Sichuan Da Xue Xue Bao Yi Xue Ban. 2015; 46 :940–943. Çince. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      59. Sayfa JG, Dirnberger GM. Bentil (disiklomin hidroklorür) J Clin Gastroenterol ile irritabl bağırsak sendromunun tedavisi. 1981; 3 :153–156. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      60. Attarha M, Rosbahani N, Youssefi P. İnfantil kolikte rezene özü ve yakınma suyu şurubunun etkisinin karşılaştırılması. Sci J Kurd Univ Med Sci. 2008; 13 :28–35. [ Google Akademik ]
      61. Golian Tehrani S, Mirmohammadali M, Soltani Moghadam A, Mehran A, Taghi Zadea M, Baleghi M. Ağrı sonrası doğum sonrası rezene ve mefenamik asit etkilerinin karşılaştırılması. J Babol Univ Med Sci. 2015; 17 :7-13. [ Google Akademik ]
      62. Kumar P, Magon N. Hamilelikte Hormonlar. Nijer Med J. 2012; 53 :179–183. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Foeniculum vulgare tohum özütü, kısmen Bcl-2'nin aşağı regülasyonu yoluyla akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu indükler

        Yazar bağlantıları bindirme panelini açar Weiwei Ke Xiangxuan Zhao1 Zaiming Lu1
        Daha fazla göster
        Mendeley'e ekle
        Paylaşmak
        Anmak
        https://doi.org/10.1016/j.biopha.2020.111213Hakları ve içeriği alın
        Creative Commons lisansı altında
        Açık Erişim Soyut


        Akciğer kanserinin patogenezinin arkasındaki faktörler net değildir ve tedavi başarısızlığına genellikle ilaç direnci, nüks ve metastaz neden olur . İlaç direncinin üstesinden gelmek için yeni terapötik ajanların geliştirilmesi klinik olarak bir zorluk olmaya devam etmektedir. Çeşitli özlerFoeniculum vulgare'ninumut verici antikanser aktivite göstermiştir ; bununla birlikte, akciğer kanseri üzerindeki etkiler ve altta yatan moleküler etki mekanizmaları net değildir. Bu çalışmada, etanol özütününFoeniculum vulgaretohumlar (EEFS) akciğer kanseri hücre büyümesini önemli ölçüde azalttıin vitrove canlılarda. EEFS , akciğer kanseri hücre dizileri NCI-H446 ve NCI-H661'de canlılığı azalttı ve apoptozu tetikledi. EEFS, temel olarak Bcl-2 protein ekspresyonunun inhibisyonu, mitokondriyal membran potansiyelinin azaltılması ve Sitokrom C'nin salınması yoluyla apoptozu indükledi. Ayrıca, EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde koloni oluşumunu ve hücre göçünü önemli ölçüde inhibe etti . EEFS ayrıca, Bcl-2 protein ekspresyonunu azaltarak ve apoptozu indükleyerek NCI-446 hücrelerinden türetilen ksenograft tümörlerinin büyümesini etkili bir şekilde inhibe etti . Birlikte ele alındığında, bu bulgular EEFS'nin Bcl-2 proteinini hedefleyerek anti-akciğer kanseri aktivitesi uyguladığını ve akciğer kanseri için terapötik bir ilaç olma potansiyeline sahip olabileceğini düşündürmektedir.Kısaltmalar

        EEFS Foeniculum vulgare tohumlarının etanol özü
        NSCLC ; Kucuk hucreli olmayan akciger kanseri
        SCLC; Küçük hücreli akciğer kanseri
        EGFR-TKI ; Epidermal büyüme faktörü reseptörü-tirozin kinaz inhibitörü
        IL-6; interlökin
        TNF-α ; Tümör nekroz faktörü α
        İHP; Yabanturpu peroksidaz
        PS; fosfatidilserin
        GBF-SAYFASI; Sodyum dodesil sülfat poliakrilamid jel elektroforezi
        PVDF; poliviniliden florür
        TBST; Tris-Tamponlu Salin Tween-20
        ECL; gelişmiş kemilüminesans
        BSA; sığır serum albumini
        CMC-Na Sodyum karboksimetil selüloz

        anahtar kelimeler
        foeniculum vulgare, Akciğer kanseri, apoptoz, Bcl-2
        Kemoterapi

        1 . giriiş
        Akciğer kanseri, dünyadaki en yüksek insidans ve mortalite oranlarına sahip, oldukça kötü huylu bir tümör türüdür [ 1 ]. Akciğer kanseri temel olarak küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (SCLC) olarak ikiye ayrılır. İlki, toplam akciğer kanseri insidans hızının yaklaşık %85'ini oluşturur ve çoğu hasta tanı anında geç evrededir [ 2 ]. SCLC, tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %14'ünü oluşturur, KHDAK'den daha agresiftir ve erkeklerde kanser ölümlerinin bir numaralı nedeni ve kadınlarda kanser ölümlerinin ikinci en yüksek nedenidir [ 3]. Akciğer kanserinin erken evresinde cerrahi rezeksiyon ana tedavi stratejisidir; radyoterapi ve kemoterapi genellikle orta ve geç aşamalarda desteklenir. Birinci basamak kemoterapi ilaçları arasında sisplatin , karboplatin ve epidermal büyüme faktörü reseptörü tirozin kinaz inhibitörleri (EGFR-TKI) bulunur. Daha sonraki aşamalarda, direnç ve metastaz sıklıkla meydana gelir ve bu da tedavi başarısızlığına yol açar [ 4,5]. Bu nedenle, akciğer kanseri için yeni tedavi rejimlerinin belirlenmesine acilen ihtiyaç vardır.

        Tatlı rezene ( Foeniculum vulgare ) olarak da bilinen rezene , dünya çapında yaygın olarak bulunan Apiaceae familyasına aittir [ 6 ]. Foeniculum vulgare meyvesinin kimyasal bileşenleri esas olarak trans-anetol, fenchone , estragol , sterol, glikozitler , uçucu yağlar ve alkaloidlerden oluşur [ 7 ]. İki çalışma, rezene özlerinin antikanser aktiviteye sahip olduğunu gösterdi [ 8 , 9 ]. Örneğin, Singh ve ark. İsviçre albino farelerinde deri ve ön mide tümörlerinin insidansınınhayvanların rezene tohumlarıyla beslenmesiyle önemli ölçüde azalmıştır [ 10 ]. Sara Levorato ve ark. rezene tohumu esansiyel yağının HepG2 karaciğer kanseri hücrelerinde apoptozu indüklediğini bildirdi [ 11 ]. Rezene tohumlarının kloroform fraksiyonu, MCF-7 hücrelerinin proliferasyonunu inhibe etti ve hücre döngüsü durmasını ve apoptozu indükledi [ 12 ]. Rezene bileşiği anetol, insan prostat kanseri hücrelerinde hücre döngüsü durmasını ve apoptozu indükledi ve antitümör etkileri sergiledi [ 13 ]. Rezenenin kurutulmuş meyvelerinden ekstrakte edilen kumarin , antioksidan etkiler göstermiş, interlökin (IL-6) ve interlökin (IL-6) gibi inflamatuar faktörlerin üretimini teşvik etmiştir.tümör nekroz faktörü α (TNF-α) ve tümör hücrelerinin büyümesini inhibe etti [ 14,15]. Şu anda, Foeniculum vulgare tohumlarının (EEFS) etanol özütünün anti-akciğer kanseri aktivitesine dair bir rapor bulunmamaktadır ve aktivitesinin altında yatan moleküler mekanizmalar bilinmemektedir.

        Bu çalışmada, EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu indükleyerek anti-akciğer kanseri aktivitesi uyguladığını belirledik. EEFS, akciğer kanseri hücre klonu oluşumunu ve hücre göçünü etkili bir şekilde inhibe etti. Hem in vivo hem de in vitro deneyler, EEFS'nin Bcl-2 ekspresyonunu inhibe ederek anti-kanser biyoaktivitesi sergilediğini doğruladı. Verilerimiz, EEFS'nin akciğer kanserli hastaların yararına daha fazla çalışmaya değer olduğunu göstermektedir.2 . Malzemeler ve yöntemler

        2.1 . Hücre kültürü ve Reaktifler
        İnsan akciğer kanseri hücre hatları , NCI-H446 (SCLC) ve NCI-H661 (NSCLC), Keygen Biotechnology Company'den (Nanjing, Çin) satın alındı. Hücreler, %10 fetal sığır serumu (Hyclone, LA, ABD) ve antibiyotikler (penisilin ve streptomisin) içeren RPMI 1640 (Hyclone, LA, ABD) ortamında kültürlendi . Hücreler , 37 °C'de ve doymuş nemde %5 C02 içeren bir inkübatörde tutuldu . Hoechst 33258 floresan boya ve Mito-tracker kırmızı probu Sigma'dan (St. Louis, MO, ABD) satın alındı. CellTiter 96 sulu radyoaktif olmayan hücre çoğalma tahlili (MTS) hücre etkinliği test kiti Promega'dan (WI, ABD) satın alındı. Annexin V-PI apoptozu saptama kiti BD Biosciences'tan (San Diego, CA, ABD) satın alındı. Bir TUNEL tahlil kiti Beyotime Biotechnology Inc.'den (Shanghai, China) satın alındı. Anti-Bak (#3814), Anti-Bax (#5023), anti-Bcl-2 (#2870), anti-Bcl-xL (#2764), anti-Mcl-1 (#5453), anti-p53 ( #2527), anti-Survivin (#2808), anti-Sitokrom C (#4280), anti-parçalanmış Kaspaz 3 (#9664), anti-Kaspaz 6 (#9762), anti-Kaspaz 7 (#9492), anti -Kaspaz 8 (#4790), anti-Kaspaz 9 (#52873), anti-Cox IV (#4850) poliklonal birincil antikorlar, anti-β-aktin (#4790) monoklonal antikor ve anti-tavşan/fare yaban turpu peroksidaz (HRP) konjuge ikincil antikor (#7074/7076), Cell Signaling Technology'den (Beverly, MA, ABD) satın alındı .Lipofectamine 3000 Transfeksiyon Reaktifi ThermoFisher Scientific'ten (Grand Island, New York, ABD) satın alındı. SignalSilence Bcl-2 siRNA 8 (#6516), Cell Signaling Technology'den (Beverly, MA, ABD) elde edildi. S55746 ve ABT-263, MedChemExpress'ten (NJ, ABD) satın alındı.

        2.2 . EEFS hazırlığı
        Rezene kuru tohumları (250 g), toz ve yabancı maddeleri uzaklaştırmak için bir kez steril distile su ile hızlı bir şekilde yıkandı. Daha sonra 48 saat 4 °C'de %75 etanolde bekletilmiş ve filtre kağıdından süzülerek liç çözeltisi elde edilmiştir. Süzme çözeltisi bir döner buharlaştırıcıya aktarıldı ve buharlaştırıldı ve koyu yeşil bir özü elde etmek için düşük sıcaklıkta ve düşük basınçta konsantre edildi. Ekstrakt (100 mg), %75 etanol içinde yeniden çözündürüldü ve 50 mg/ml EEFS üretmek için 0,2 um iğneli filtre ile sterilize edildi; bu, eşit parçalara bölündü ve ilave maddeler eklenmeden 4 °C'de saklandı. Bu çalışmada özel ifade dışında tüm kontrol grupları araç grubu olarak %75 alkol içermiştir.

        2.3 . Hoechst boyama
        EEFS'nin sitotoksisitesi, nükleer morfolojideki (kromatin yoğunlaşması veya DNA fragmantasyonu) değişiklikler gözlemlenerek belirlendi. NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri, 5 x 105 hücre/kuyu yoğunluğunda 6 oyuklu plakalara ekildi ve logaritmik büyümedeki hücreler EEFS ile işlendi (NCI-H446 hücreleri için 0 – 0.8 mg/ml, 0 – NCI-H661 hücreleri için 1 mg/ml) 48 saat süreyle. Tedaviyi takiben Hoechst 33258 (1 µg/ml) doğrudan kültür ortamına ilave edildi ve karanlıkta oda sıcaklığında 15 dakika inkübe edildi. Apoptozu ölçmek için, ters floresan mikroskobu (Nikon, Japonya) ile çekirdeğin morfolojik değişiklikleri gözlemlendi; altı alan rastgele seçilmiş ve fotoğraflanmıştır.

        2.4 . TUNEL testi
        EEFS'nin sitotoksisitesi, TUNEL tahlili ile belirlendi. Hücreler, 5 x 105 hücre/kuyu yoğunluğunda 6 oyuklu plakalara ekildi . Hücre yoğunluğu %60-70'e ulaştığında, hücreler 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) veya farklı süreler için aynı konsantrasyon (0.8 mg/ml) ile muamele edildi. periyotlar (12, 24 ve 48 saat). Tedaviyi takiben, TUNEL kiti üreticisinin talimatlarına göre DNA kırılması tespit edildi. DNA kırılması (yeşil) olan hücreler, ters çevrilmiş bir floresan mikroskobu (Nikon, Japonya) ile gözlendi; altı alan rastgele seçilmiş ve fotoğraflanmıştır.

        2.5 . Hücre canlılığı testi
        Göreceli hücre canlılığı MTS tahlili ile değerlendirildi . NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri, 96 oyuklu plakalara (5 x 103 hücre/kuyu) ekildi ve hücre yoğunluğu %60'a ulaştığında, hücreler farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4, ve 0.8 mg/ml) veya farklı zaman periyotları (12, 24 ve 48 saat). Tedaviyi takiben, hücrelerin (araç kontrol grubuna göre) göreceli canlılığı, kit üreticisinin talimatlarına göre tespit edildi. Göreceli hücre canlılığı, aşağıdaki formülle hesaplandı: bağıl hücre canlılığı (%) = (1 – (OD kontrolü - OD ile tedavi edildi )/ OD kontrolü) × %100 [ 16 ].

        2.6 . Akış Sitometrisi ile apoptoz tespiti
        Apoptoz, fosfatidilserin (PS) maruziyetinin saptanması ve Anneksin V'nin hücre zarının yüzeyine bağlanmasının yanı sıra PI nükleer boya dışlanması yoluyla değerlendirildi. NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri, 5 x 105 yoğunlukta 6 oyuklu plakalarda büyütüldühücreler/kuyu. Hücreler logaritmik büyüme aşamasındayken, farklı konsantrasyonlarda EEFS (NCI-H446 hücreleri için 0 – 0.8 mg/ml, NCI-H661 hücreleri için 0 – 1 mg/ml) veya 0.8 mg/ml ile muamele edildi. 12, 24 veya 48 saat süreyle ml. Tedaviden sonra hücreler toplandı ve Annexin V-PI apoptoz saptama kitinin talimatlarına göre boyandı. Apoptozu saptamak için bir FACSCalibur (BD Biosciences, San Diego, CA, ABD) kullanıldı. Verileri analiz etmek ve apoptotik oranı hesaplamak için hücre araştırma yazılımı (BD Biosciences, San Jose, CA, ABD) kullanıldı.

        2.7 . Western blotlama
        Western blotlama , küçük modifikasyonlarla daha önce yayınlanmış bir yönteme dayalı olarak protein seviyelerini incelemek için ksenograft farelerden alınan tümör dokularının yanı sıra NCI-H446 ve NCI-H661 hücrelerinde gerçekleştirilmiştir [ 17 ]. Kısaca, çeşitli koşullar altında EEFS, ABT-263 veya EEFS + ABT-263 ile muameleden sonra, NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri toplandı ve PBS içinde yıkandı ve ardından %1 NP-40 içeren proteaz içeren lizis tamponunda yeniden süspanse edildi. engelleyicikokteyl. Tümör dokuları bir buz banyosunda homojenize edildi. Tümör dokuları veya hücre kültürleri tamamen parçalandıktan sonra 12.000 rpm'de ve 4 °C'de 10 dakika santrifüj edildi. Süpernatanlar yeni EP tüplerine aktarıldı ve protein konsantrasyonu Bradford yöntemi kullanılarak ölçüldü. Numune hazırlandıktan sonra, elektroforez için poliakrilamid jellere eşit miktarda protein (20 µg) yüklendi . Elektroforezi takiben, proteinler bir poliviniliden florür (PVDF) membranına (Millipore, Stafford, VA, ABD) aktarıldı ve oda sıcaklığında %5 yağsız süt içeren Tris-Buffered Saline Tween-20 (TBST) ile 30 dakika süreyle bloke edildi. Daha sonra membran, sığır serum albümini ile 4 °C'de gece boyunca inkübe edildi.(BSA) belirli bir birincil antikor (1:1000) içerir. Membran PBST ile üç kez (10 dakika/zaman) yıkandıktan sonra, membran ilgili sekonder antikor (1:5000) ile oda sıcaklığında 2 saat inkübe edildi. Karanlık odada, film üzerinde daha fazla maruz kalan immünoreaktif şeridi görüntülemek için geliştirilmiş bir kemilüminesans (ECL) ışıldayan solüsyon (Millipore, Billerica, MA, ABD) kullanıldı.

        2.8 . SiRNA aracılı gen susturma
        Küçük bir enterferans yapan RNA (siRNA)-Bcl-2 karışımı, Bcl-2 ekspresyonunu yıkmak için kullanıldı. Kısaca hücreler, 5 x 105 hücre/kuyu yoğunluğunda 6 oyuklu bir plakaya ekildi . Hücre yoğunluğu %60-70'e ulaştığında, SiRNA-Bcl-2 (100 nM), Opti-MEM (indirgenmiş serum ortamı) ve Lipofectamine 3000 (Thermo fisher Scientific) kullanılarak 6-8 saat boyunca akciğer kanseri hücrelerine verildi. Hücre transfeksiyonu sağlandıktan sonra siRNA ve lipofektamin içeren eski Opti-MEM çıkarıldı ve hücreler bir kez 1 ml Opti-MEM ile yıkandı. Hücreler, tam kültür ortamında 48 saat daha inkübe edildi. İnhibisyon etkinliğini saptamak için Western blot kullanıldı.

        2.9 . RNA izolasyonu ve kantitatif Real-Time PCR (qRT-PCR) analizi
        Akciğer kanseri hücrelerinde mRNA'nın nispi ekspresyon seviyesini değerlendirmek için floresan nicel gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) kullanıldı. Hücreler, 5 x 105 yoğunlukta 6 oyuklu bir plakaya ekildi.hücreler/kuyu. Hücre yoğunluğu %60-70'e ulaştığında, hücreler 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile muamele edildi. Tedavi sonlandırıldıktan sonra toplam RNA, bir Toplam RNA Ekstraksiyon Kiti (TIANGEN, Beijing, Çin) ile özümlendi. CDNA, üreticinin talimatına göre FastKing RT Kiti (TIANGEN, Beijing, Çin) kullanılarak sentezlendi. Gerçek zamanlı qPCR, Thermal Cycler Dice Real Time System Ⅱ (TaKaRa, Dalian, Çin) makinesi ile bir SuperReal SYBR qPCR PreMix Plus kiti (TIANGEN Beijing, Çin) kullanılarak gerçekleştirildi. GAPDH, eşit CDNA yüklemesi ve 2- ΔΔCt formülü (Ct mRNA -Ct ) için bir dahili kontrol olarak kullanıldı.GAPDH), tedavi edilen numunelerde ve kontrollerde mRNA'nın nispi ekspresyon içeriğini normalleştirmek ve hesaplamak için kullanıldı. Bu çalışmada kullanılan tüm primerler Tablo 1'de listelenmiştir .

        Tablo 1 . qRT-PCR analizinde kullanılan primerlerin dizileri.
        GACTTCGCCGAGATGTCCA
        CCCCACCGAACTCAAGAA
        GGACCTGACCTGCCGTCTAG
        GTAGCCCAGGATGCCCCTTGA
        2.10 . Mitokondriyal toksisite testi
        EEFS tedavisini takiben mitokondriyal toksisite , membran potansiyeli azalması ve Sitokrom C salınımı ile değerlendirildi. Kısaca, NCI-H446 hücreleri 6 oyuklu plakalara ekildi ve bir kez logaritmik büyümede, hücreler 6, 12 ve 24 saat boyunca 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. Tedaviyi takiben, Mito-tracker kırmızı probu (500 nM) doğrudan kültür ortamına ilave edildi ve karanlıkta 37 °C'de 15 dakika inkübe edildi. Mitokondriyal membran potansiyelindekideğişikliklerbir floresan mikroskobu (Nikon, Japonya) altında gözlendi ve değerlendirildi. Ek olarak, mitokondri, mitokondriyal özüt kiti (Solarbio Science & Technology, Beijing, China) tarafından sağlanan protokole göre izole edildi ve saflaştırıldı. Mitokondriden Sitokrom C salınımını incelemek için Western blotlama yapıldı.

        2.11 . Yara iyileşme testi
        EEFS'nin akciğer kanseri hücre göçü üzerindeki etkilerini değerlendirmek için yara iyileşme (kapatma) testleri yapıldı. Kısaca, NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri 6 oyuklu plakalara ekildi. Bir pipet ucuyla kazındıktan sonra yüzen hücreler PBS ile yıkandı ve serumsuz ortam eklendi. Daha sonra hücreler, 48 saat boyunca EEFS (NCI-446 hücreleri için 0, 0.1, 0.2 ve 0.4 mg/ml ve NCI-H661 hücreleri için 0, 0.125, 0.25 ve 0.5 mg/ml) ile işlendi. Hücreler bir mikroskop altında gözlendi ve çiziklerin görüntüleri, çizilmeden 0 saat ve 48 saat sonra alındı. Hücre göç hızındaki farkı hesaplamak için yara kapanma genişliği Image J yazılımı ile ölçüldü. Yara alanı aşağıdaki formül kullanılarak standardize edilmiştir: yara kapanma oranı (%) = (ilk yara alanı - 48 saat sonra yara alanı)/ ilk yara alanı × %100 [ 18 ].2.12 . klonojenik testler


        EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinin tümörijenitesi üzerindeki inhibitör etkisi, klonojenik tahlil (koloni oluşum testi) ile incelendi. NCI-H446 hücreleri, 1 x 103 hücre/tabak yoğunluğunda 6 oyuklu plakalara aşılandı ve 48 saat süreyle 0.1, 0.2 ve 0.4 mg/ml EEFS ile işlendi. Daha sonra hücreler PBS ile yıkandı ve yeni kültür ortamı eklendi. 14 gün sonra kültür ortamı çıkarıldı ve hücreler PBS ile durulandı. Hücreler %4 paraformaldehit ile sabitlendi ve oda sıcaklığında 15 dakika boyunca 0.4 g/L kristal viyole ile boyandı. Fotoğraflar çekildi ve koloniler sayıldı.

        2.13 . Tümör büyümesini engelleme testi
        Tüm hayvan deneyleri, Çin Tıp Üniversitesi Shengjing Hastanesi hayvan bakım ve kullanım Komitesi tarafından onaylanan bir protokolle yapıldı. 14-16 g ağırlığında ve 4 ila 6 haftalık erkek BALB/c-nu/nu çıplak fareler , 12 saat aydınlık/12 saat karanlık döngüsü ile SPF (spesifik patojen içermeyen) koşullarda ve oda sıcaklığında büyütüldü. % 50 – 60 bağıl nem ile 24-26 °C. Çıplak farelere standart yem ve steril içme suyu verildi. Farelere , sağ ön ayakların koltuk altına 0.2 ml PBS içinde 5 x 106 NCI-H446 hücreleri implante edildi . Tümör hacmi, iki günde bir Vernier kumpaslarla uzunluk (L) ve genişlik (W) ölçülerek değerlendirildi. Tümör hacmi aşağıdaki formüle göre hesaplanmıştır: tümör hacmi ( mm3) = 0,52 × L × G 2 . Tümör hacmi 100 mm3'e ulaştığında , fareler rastgele iki gruba ayrıldı (n = 4) . Tedavi grubunda 0.1 ml EEFS (200 mg/kg) %0.1 sodyum karboksimetilselüloz (CMC-Na) ile çözüldü ve 26 gün boyunca günlük gavaj ile verildi, kontrol grubuna CMC-Na ile sonda verildi. Deneyin sonunda hayvanlar , 150 mg/kg pentobarbital sodyumun intraperitoneal enjeksiyonu ile öldürülmüştür . Farelerin fotoğrafları çekildikten sonra tümörler çıkarıldı ve fotoğraflandı. Ortalama tümör kütlesini hesaplamak için tümörler tartıldı. Tümör dokuları daha fazla analiz için -80 °C'de saklandı.

        2.14 . istatistiksel analiz
        Verileri analiz etmek için Graphpad prizma 8.0 (San Diego, CA, ABD) kullanıldı. İki grup arasındaki ortalamaları karşılaştırmak için Student t testi ve çoklu gruplar arasındaki ortalamaları karşılaştırmak için tek yönlü ANOVA ve ardından Dunnett testi kullanıldı. 0.05'ten küçük bir p değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

        3 . Sonuçlar
        3.1 . EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde apoptotik değişikliklere neden oldu
        EEFS'nin sitotoksik etkilerini araştırmak için, NCI-H446 veya NCI-H661 akciğer kanseri hücre hatları , belirtildiği gibi 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları veya farklı zaman dilimleri için aynı EEFS konsantrasyonu ile tedavi edildi. Yapışkan hücrelerdeki morfolojik değişiklikler gözlendi ve bir faz kontrast mikroskobu kullanılarak fotoğraflandı. Sonuçlar, 0.8 mg/ml (NCI-H446 hücreleri, Şekil 1 A ve 1B) veya 1 mg/ml (NCI-H661 hücreleri, Şekil 1 C ve D) EEFS'nin yapışık hücrelerin yuvarlaklaşmasına, büzülmesine ve ayrılmasına neden olduğunu gösterdi. kültür plakasının alt kısmında, tüm değişiklikler apoptozun göstergesidir. EEFS'nin sitotoksisitesini, hücre çekirdeğinde DNA yoğunlaşmasını veya parçalanmasını daha fazla test etmek içinHoechst 33258 floresan boya boyaması kullanılarak floresan mikroskobu altında gözlendi . Sonuçlar, 0.8 mg/ml'nin (NCI-H446 hücreleri için,Şekil 1E ve F) veya 1 mg/ml'nin (NCI-H661 hücreleri için,Şekil 1 G ve H) apoptotik çekirdeklerin (apoptotik çekirdekler) ortaya çıkmasına neden olduğunu gösterdi. apoptotik olmayan hücre çekirdeklerinden daha hafif) her iki akciğer kanseri hücre hattında . Akciğer kanseri hücrelerinde EEFS'nin neden olduğu apoptozu daha fazla doğrulamak için, NCI-H446 hücreleri, belirtildiği gibi 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları veya farklı zaman dilimleri için aynı EEFS konsantrasyonu ile tedavi edildi. TUNEL analizi , EEFS'nin doza veya zamana bağlı bir şekilde DNA kırılmasını indüklediğini gösterdi (Şekil 1I ve J). Bu veriler, EEFS'nin in vitro olarak akciğer kanseri hücreleri için zamana ve konsantrasyona bağlı bir şekilde toksik olduğunu göstermektedir.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 1 . EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde morfolojik değişikliklere neden oldu. Hücreler, oyuk başına 5 x 105 hücre ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . (A) NCI-H446 hücreleri, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlendi. Yapışkan hücrelerdeki morfolojik değişiklikleri gözlemlemek ve fotoğraflamak için faz kontrast mikroskobu kullanıldı(büyütme: 200×). (B) NCI-H446 hücreleri, farklı zaman noktalarında (0, 12, 24 ve 48 saat) 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. Morfolojik değişiklikler faz kontrast mikroskobu ile gözlemlendi (büyütme: 200x). (C) NCI-H661 hücreleri, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.125, 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml) ile muamele edildi ve bir faz kontrast mikroskobu (büyütme: 200x) ile morfolojik değişiklikler gözlemlendi. (D) Farklı zamanlarda (0, 12, 24 ve 48 saat) 1 mg/ml EEFS ile tedavi edilen NCI-H661 hücrelerinin morfolojik değişiklikleri, faz kontrast mikroskobu (büyütme: 200x) ile gözlemlendi. (E) Şekil 1'deki gibi muamele edilen NCI-H446 hücreleriA, nükleer morfolojik değişiklikleri göstermek ve apoptozu değerlendirmek için Hoechst 33258 floresan boya ile boyandı (Apoptotik hücreler, yoğunlaştırılmış çekirdekler ve parçalanmış DNA gösterir) (büyütme: 200x). (F) NCI-H446 hücreleri, Şekil 1'deki gibi işlendi. Apoptoz, apoptotik çekirdekli hücreleri göstermek için Hoechst 33258 boyamasına dayalı nükleer morfolojik değişiklikler yoluyla değerlendirildi (büyütme: 200x). (G) NCI-H661 hücreleri, Şekil 1 C'deki gibi muamele edildi, ardından çekirdekleri boyamak için Hoechst 33258 kullanıldı (büyütme: 200x). (H) NCI-H661 hücreleri, Şekil 1'deki gibi muamele edildi. D. Apoptoz, Hoechst 33258 boyamasına dayalı nükleer morfolojik değişikliklerle belirlendi (büyütme: 200x). (I) NCI-H446 hücreleri, Şekil 1 A'daki gibi işleme tabi tutuldu veya (J)'deki gibi işleme tabi tutuldu.Şekil 1 B, DNA kırılması, Malzemeler ve Yöntemlerde açıklandığı gibi TUNEL testi ile tespit edildi. DNA kırılması (yeşil) olan hücreler, bir floresan mikroskobu (büyütme: 200x) ile gözlendi.

        3.2 . EEFS, akciğer kanseri hücre canlılığını inhibe etti
        EEFS'nin hücre proliferasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek için hücrelere farklı konsantrasyonlarda EEFS (NCI-H446 hücreleri için 0, 0,2, 0,4 ve 0,8 mg/ml ve NCI için 0, 0,25, 0,5 ve 1 mg/ml) uyguladık. -446 hücre) 48 saat süreyle veya farklı zaman dilimleri için (0, 12, 24 ve 48 saat) aynı EEFS konsantrasyonuyla. Tedaviden sonra, hücre canlılığını değerlendirmek için MTS testi yapıldı . Sonuçlar, EEFS'nin NCI-H446 ( Şekil 2 A ve B) ve NCI-H661'in ( Şekil 2) yaşayabilirliğini önemli ölçüde azalttığını gösterdi.C ve D) hücreleri zamana ve doza bağlı bir şekilde. NCI-H446 hücreleri, 0.8 mg/ml EEFS ile tedavi edildiğinde veya NCI-H661 hücreleri, 48 saat boyunca 1.0 mg/ml EEFS ile tedavi edildiğinde, hücre canlılığı sırasıyla %27.9 ve %34.87'ye düştü. Bu veriler, EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinin proliferasyonunu in vitro olarak etkili bir şekilde inhibe ettiğini göstermektedir .
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (353KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 2 . EEFS, akciğer kanseri hücre canlılığını inhibe etti. (A) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 5 x 103 hücre ile 96 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca 0, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. MTS, Malzemeler ve Yöntemlerde (*P < 0.05) açıklandığı gibi nispi hücre canlılığını değerlendirmek için kullanıldı. (B) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 5 x 103 hücre ile 96 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler 0, 12, 24 ve 48 saat boyunca 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. Göreceli hücre canlılığı MTS tahlili ile incelendi (*P < 0.05). (C) NCI-H661 hücreleri, 5 x 103 ile 96 oyuklu plakalarda büyütüldükuyu başına hücreler ve 48 saat boyunca çeşitli EEFS konsantrasyonları (0, 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml) ile işleme tabi tutuldu. Göreceli hücre canlılığı, MTS tahlili ile değerlendirildi (*P < 0.05). (D) NCI-H661 hücreleri, oyuk başına 5 x 103 hücre ile 96 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler 0, 12, 24 ve 48 saat 1 mg/ml EEFS ile inkübe edildi. Hücre canlılığını test etmek için MTS deneyleri yapıldı (*P < 0.05).

        3.3 . EEFS'nin neden olduğu apoptozun kantitatif analizi
        EEFS tarafından indüklenen apoptozu niceliksel olarak analiz etmek için, NCI-H446 veya NCI-H661 hücreleri, belirtildiği gibi farklı EEFS konsantrasyonları veya çeşitli zaman çerçeveleri için aynı konsantrasyon ile işlendi. Tedaviden sonra hücreler Annexin V (FITC, yeşil) - PI (Kırmızı) çift boyama için toplandı ve apoptoz akış sitometrisi ile analiz edildi. Şekil 3'te gösterildiği gibiA, NCI-H446 hücreleri farklı EEFS konsantrasyonları (0,2, 0,4 ve 0,8 mg/ml) ile tedavi edildiğinde, apoptoz oranı sırasıyla %8,93, %29,12 ve %50,77 olup, kontrolden önemli ölçüde daha yüksektir. grup (%5.93). NCI-H446 hücreleri, farklı zaman periyotları (12, 24 ve 48 saat) için 0.8 mg/ml EEFS ile tedavi edildiğinde, apoptoz oranı sırasıyla %25.17, %49.99 ve %62.83 idi; kontrol grubu (%8.03) ( Şekil 3 B). Benzer şekilde, NCI-H661 hücrelerindeki apoptoz oranı %12.54, %26.71 ve %59.09 idi ( Şekil 3C) sırasıyla 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml EEFS ile 48 saatlik tedaviden sonra, bu kontrolden önemli ölçüde daha yüksekti (%7.05). NCI-H661, farklı zaman periyotları (12, 24 ve 48 saat) için 0.8 mg/ml EEFS ile tedavi edildiğinde, apoptoz oranı sırasıyla %28.61, %48.82 ve %63.43 idi ve bu kontrolden önemli ölçüde daha yüksekti. grup (%5.83) ( Şekil 3D). Bu veriler, EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu etkin bir şekilde indüklediğini göstermektedir.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 3 . EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu indükledi. (A) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 5 x 105 hücre ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlendi. Hücreler Annexin V-PI çift boyama için toplandı ve akış sitometrisine (Sol panel) tabi tutuldu. Apoptotik oranı belirlemek için istatistiksel analiz yapıldı (Sağ panel, *P < 0.05). (B) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldükuyu başına hücreler. Hücreler, farklı zamanlarda (0, 12, 24 ve 48 saat) 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. Tedaviden sonra, Annexin V-PI çift boyaması için hücreler toplandı ve apoptoz, akış sitometrisi (Sol panel) ile analiz edildi. Apoptotik oranı belirlemek için istatistiksel analiz yapıldı (Sağ panel, *P < 0.05). (C) NCI-H661 hücreleri, 5 x 105 ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldükuyu başına hücreler. Hücreler, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml) ile işlendi. Annexin V-PI çift boyamasını tanımlamak için akış sitometrisi, apoptozu analiz etmek için kullanıldı (Sol panel). Apoptotik oranı belirlemek için istatistiksel analiz yapıldı (Sağ panel, *P < 0.05). (D) NCI-H661 hücrelerinin farklı zamanlarda (0, 12, 24 ve 48 saat) 1 mg/ml EEFS ile tedavisi Annexin V-PI çift boyaması için toplandı ve apoptoz akış sitometrisi (Sol panel) ile analiz edildi. Apoptotik oranı belirlemek için istatistiksel analiz yapıldı (Sağ panel, *P < 0.05).

        3.4 . EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde apoptozla ilişkili protein ekspresyonu üzerindeki etkileri
        Daha sonra, Western blot yoluyla apoptozla ilişkili protein ekspresyonunu veya aktivasyonunu analiz ederek EEFS'nin apoptozu indüklediği mekanizmaları araştırdık . NCI-H446 veya NCI-H661 hücreleri, belirtildiği gibi, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları veya farklı zaman periyotları için aynı EEFS konsantrasyonu ile işlendi. Parçalanmış Kaspaz 3 , Kaspaz 7 , Kaspaz 8 , Kaspaz 9 , Bak, Bax, Bcl-2, Bcl-xL, Mcl-1, Survivin ve p53'ün protein seviyeleri incelendi. Şekil 4'te gösterildiği gibiA (NCI-H446 hücreleri) ve 4B (NCI-H661 hücreleri), EEFS, zamana ve doza bağlı bir şekilde bölünmüş Kaspaz 3'te bir artışa neden oldu; bu, EEFS'nin proteaz Kaspaz 3'ü aktive ederek apoptozu tetiklediği anlamına gelir. NCI-H446 hücrelerinde Kaspaz 6 bölünme aktivasyonunu indüklerken, NCI-H661 hücrelerinde sadece tam uzunluktaki Kaspaz 6'da bir artışı tetikledi. Ek olarak, her iki EEFS ile muamele edilmiş hücre hattında tam uzunluktaki Kaspaz 7 Kaspaz 8 ve Kaspaz 9'da bir artış, ancak bölünmemiş Kaspaz 7 Kaspaz 8 ve Kaspaz 9'da bir artış gözlendi. Daha fazla saptama, anti-apoptotik proteinler Bcl-2, Bcl-xL, Mcl-1 ve Survivin'in aşağı regülasyon ekspresyonunu ortaya çıkarırken, pro-apoptotik proteinler Bak'ın ekspresyonuve Bax'ın yanı sıra tümör baskılayıcı p53, her iki hücre hattında da arttı ( Şekil 4 C, NCI-H446 ve Şekil 4 D, NCI-H661). EEFS'nin Bcl-2 mRNA ekspresyonu üzerindeki etkilerini değerlendirmek için NCI-446 hücreleri, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlenmemiş veya işlenmiştir. Bcl-2'nin mRNA seviyeleri, qRT-PCR ile incelendi. Şekil 4 E'de gösterildiği gibi, Bcl-2 mRNA, doza bağlı bir şekilde EEFS tarafından önemli ölçüde azaltılmıştır. Bu sonuçlar, EEFS'nin protein ve mRNA seviyelerinde Bcl-2'yi inhibe ederek akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu tetikleyebileceğini düşündürmektedir.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (882KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 4 . EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde apoptozla ilişkili proteinler üzerindeki etkisi. (A) NCI-H446 hücreleri veya (B) NCI-H661 hücreleri, 5 x 106 hücreli 25 cm2'lik şişelerde büyütüldü . NCI-446 hücreleri, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) veya farklı zaman dilimleri için (0, 12, 24 ve 48 saat) 0.8 mg/ml ile işlendi. NCI-H661 hücreleri, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.125, 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml) veya farklı zaman dilimleri için (0, 12, 24 ve 48 saat) 1 mg/ml EEFS ile işlendi. Hücreler toplandı ve parçalanmış Kaspaz 3, Kaspaz 6, Kaspaz 7, Kaspaz 8 ve Kaspaz 9 protein seviyelerini değerlendirmek için Western blot'a tabi tutuldu. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (C) NCI-H446 hücreleri veya (D) NCI-H661 hücreleri 25 cm2'de büyütüldü5 × 106 hücreli şişeler. NCI-446 hücreleri, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) veya farklı zaman dilimleri için (0, 12, 24 ve 48 saat) 0.8 mg/ml ile işlendi. NCI-H661 hücreleri, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.125, 0.25, 0.5 ve 1 mg/ml) veya farklı zaman dilimleri için (0, 12, 24 ve 48 saat) 1 mg/ml EEFS ile işlendi. Çeşitli işlemlerin sonunda hücreler toplandı ve Bak, Bax, Bcl-2, Bcl-xL, Mcl-1, p53 ve Survivin protein seviyelerini değerlendirmek için Western blot'a tabi tutuldu. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (E) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldühücreler/kuyu. Hücreler, 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlendi. Hücreler, RNA izolasyonu için toplandı ve Malzemeler ve Yöntemlerde tarif edildiği gibi qRT-PCR'ye tabi tutuldu. Bcl-2'nin nispi mRNA seviyelerini belirlemek için istatistiksel analiz yapıldı (*P < 0.05).

        3.5 . Bcl-2 azalması, akciğer kanseri hücrelerinde EEFS kaynaklı apoptozu kolaylaştırdı
        Daha sonra, EEFS ile sinerjik etkileri test etmek için spesifik Bcl-2 inhibitörü S55746 veya Bcl-2 siRNA'yı kullandık. Beklendiği gibi, kontrol, S55746 veya tek başına EEFS tedavisi ile karşılaştırıldığında, ölümcül olmayan S55746'nın (4 uM) 0,4 mg/ml EEFS'nin neden olduğu hücre ölümünü etkili bir şekilde arttırdığını bulduk ( Şekil 5 A). EEFS'nin neden olduğu apoptozun Bcl-2 ekspresyonunun inhibisyonu tarafından aracılık edildiğini daha da doğrulamak için hücreler, tedavi edilmeden bırakıldı veya Bcl-2 inhibitörü ABT-263, EEFS veya ABT-263 + EEFS'nin ölümcül olmayan bir dozu ile tedavi edildi. Parçalanmış Kaspaz 3 ve Bcl-2'nin protein seviyeleri değerlendirildi. Şekil 5'te gösterildiği gibiB (sol panel), kontrol ile karşılaştırıldığında, bölünmüş Kaspaz 3, ABT-263 ve EEFS birlikte tedavi gruplarında yükselmiştir. Ek olarak, NCI-H446 hücreleri, farklı zaman çerçeveleri için 0.1 uM ABT-263 artı 0.4 mg/ml EEFS ile işlendi. Sonuçlar, ABT-263'ün eklenmesinin, NCI-H446 hücrelerinde Kaspaz 3 bölünme aktivasyonunu indüklemede EEFS'nin etkinliğini arttırdığını gösterdi ( Şekil 5 B, sağ panel). Ayrıca, endojen Bcl-2 inhibisyonunun EEFS ile indüklenen apoptoz üzerindeki hassaslaştırıcı etkilerini test etmek için siRNA yoluyla Bcl-2 yıkımı kullanıldı. Şekil 5C'de (sol panel) gösterildiği gibi, Bcl-2 protein seviyeleri, Bcl-2 siRNA (100 nM) ile muamele edilmiş hücrelerde etkili bir şekilde azaltıldı. Sonuç olarak, Bcl-2 siRNA ve EEFS ile birlikte tedavi edilen hücrelerde Kaspaz 3 bölünmesi arttı ( Şekil 5C, sağ panel). Hem hücre morfolojisi analizi ( Şekil 5D, sol panel) hem de apoptotik çekirdek boyaması ( Şekil 5D, sağ panel), siRNA aracılı Bcl-2 inhibisyonunun akciğer kanseri hücrelerini EEFS'nin neden olduğu apoptotik toksisiteye duyarlı hale getirdiğini gösterdi. Bu sonuçlar, Bcl-2'deki bir azalmanın EEFS'nin neden olduğu apoptoza katkıda bulunduğunu gösterdi.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 5 Bcl-2 inhibisyonu, akciğer kanseri hücrelerinde EEFS'nin neden olduğu apoptozu destekledi. (A, sol panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 hücre/çukur ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca 4 uM S55746, 0.4 mg/ml EEFS veya S55746 + EEFS ile işlenmemiş veya işlenmiştir. Yapışkan hücrelerdeki morfolojik değişiklikleri gözlemlemek ve fotoğraflamak için bir faz kontrast mikroskobu kullanıldı (büyütme: 200x). (A, sağ panel) 5 x 105 hücreli 6 oyuklu plakalarda büyütülen NCI-H446 hücreleri, Şekil 5'teki gibi işlendi.A (sol panel). Hücreler daha sonra nükleer morfolojik değişiklikleri göstermek ve apoptozu değerlendirmek için Hoechst 33258 floresan boya ile boyandı (apoptotik hücreler yoğunlaştırılmış çekirdekler ve parçalanmış DNA gösterir) (büyütme: 200x). (B, sağ panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 106 hücreli 25 cm2'lik şişelerde büyütüldü . Hücreler, 48 saat süreyle 0.1 uM ABT-263, 0.4 mg/ml EEFS veya ABT-263 + EEFS ile işlenmemiş veya işlenmiştir. Hücreler, parçalanmış Kaspaz 3 ve Bcl-2'yi analiz etmek üzere Western blotlama için toplandı. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (B, sol panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 106 ile 25 cm2'lik şişelerde büyütüldühücreler. 0.1 uM ABT-263 ile ön işleme tabi tutulan hücreler, 0, 12, 24 ve 48 saat boyunca 0.4 mg/ml EEFS ile inkübe edildi. Hücreler, parçalanmış Kaspaz 3 ve Bcl-2'yi analiz etmek üzere Western blotlama için toplandı. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (C, sol panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 hücre/çukur ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Bcl-2 siRNA karışımı (100 nM), Malzemeler ve Yöntemlerde tarif edildiği gibi hücrelere dahil edildi. 48 saat transfeksiyondan sonra hücreler toplandı ve Bcl-2 protein ekspresyonunu değerlendirmek için Western blot için işlendi. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (C, sağ panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldühücreler/kuyu. Hücreler daha sonra işlenmemiş veya Bcl-2 siRNA (100 nM), EEFS (0.4 mg/ml) veya Bcl-2 siRNA + EEFS ile işlenmiştir. Tedaviden sonra, Caspase 3 bölünme aktivasyonunu ve Bcl-2 ekspresyonunu test etmek için Western blot için hücreler toplandı. β-aktin, eşit protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (D, sol panel) NCI-H446 hücreleri, 5 x 105 hücre/çukur ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca 4 uM S55746, 0.4 mg/ml EEFS veya S55746 + EEFS ile işlenmemiş veya işlenmiştir. Yapışkan hücrelerdeki morfolojik değişiklikleri gözlemlemek ve fotoğraflamak için bir faz kontrast mikroskobu kullanıldı (büyütme: 200x). (D, sağ panel) 5 x 105 hücre/kuyu ile 6 oyuklu plakalarda büyütülen NCI-H446 hücreleri , Şekil 5'teki gibi işlendi .A (sol panel). Hücreler daha sonra nükleer morfolojik değişiklikleri göstermek ve apoptozu değerlendirmek için Hoechst 33258 floresan boya ile boyandı (apoptotik hücreler yoğunlaştırılmış çekirdekler ve parçalanmış DNA gösterir) (büyütme: 200x).

        3.6 . Akciğer kanseri hücrelerinde EEFS kaynaklı mitokondriyal toksisite
        Bcl-2 proteini mitokondriyal fonksiyonun sürdürülmesi için gereklidir [ 19 ]. EEFS tarafından indüklenen Bcl-2 azalmasının mitokondri üzerinde bir etkisi olup olmadığını araştırmak için, NCI-H446 hücrelerini farklı zaman noktalarında (0 (Kontrol), 3, 6 ve 24 saat), lekeli olarak 0,8 mg/ml EEFS ile tedavi ettik. onları Mito-tracker kırmızı probu kullanarak ve mitokondriyal membran potansiyelindeki değişimi gözlemlediler . Şekil 6 A'da gösterildiği gibi , mitokondriyal membran potansiyeli 6. saatten başlayarak azaldı ve çoğunlukla 24. saatte gitti. Daha sonra, mitokondriden Sitokrom C salınımını ölçmek için Western blot yöntemini kullandık . NCI-H446 hücreleri, farklı EEFS konsantrasyonları (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlendi ve mitokondri saflaştırıldı. Şekil 6'da gösterildiği gibiB, mitokondrideki Sitokrom C protein içeriği kademeli olarak azalırken, sitoplazmadaki Sitokrom C içeriği buna bağlı olarak arttı. Bu, EEFS'nin mitokondriyal membran potansiyelinde bir azalmayı indükleyerek Sitokrom C'yi tetikleyebileceğini gösterdi. Bu veriler, EEFS'nin sitotoksik etkilerini mitokondriyi hedefleyerek gösterebileceğini düşündürmektedir.

        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (437KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir
        Şekil 6 . EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde mitokondriyal toksisiteye neden oldu. (A) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 4 x 105 hücre ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler 0 (Kontrol), 3, 6 ve 24 saat boyunca 0.8 mg/ml EEFS ile işlendi. Mito-tracker kırmızı prob, mitokondri boyaması için kültür ortamına doğrudan ilave edildi ve membran potansiyelindeki değişiklik, floresan mikroskobu (büyütme: 200x) ile gözlemlendi. (B) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 4 x 105 hücre ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca EEFS (0, 0.1, 0.2, 0.4 ve 0.8 mg/ml) ile işlendi. Hücreler mitokondriyal saflaştırma için toplandı ve Sitokrom C salımını test etmek için Western lekeleme yapıldı. Cox-IV, eşit mitokondriyal protein için dahili kontrol olarak kullanıldıYükleniyor. β-aktin, eşit sitozol protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı.

        3.7 . EEFS, akciğer kanseri hücre göçünü engelledi
        EEFS'nin hücre göçü üzerindeki etkilerini değerlendirmek için, NCI-H446 ve NCI-H661 hücreleri 48 saat boyunca farklı EEFS konsantrasyonları ile tedavi edildi ve zaman içinde yara iyileşmesi ölçülerek hücre göçü belirlendi. Sonuçlar, EEFS tedavisinin, konsantrasyona bağlı bir şekilde her iki akciğer kanseri hücre hattının göçünü önemli ölçüde inhibe ettiğini gösterdi ( Şekil 7 A ve B). Bu veriler, EEFS'nin akciğer kanseri hücre göçünü engelleyebileceğini göstermektedir.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (959KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 7 EEFS, akciğer kanseri hücre göçünü inhibe etti. (A) NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 1 x 106 hücre ile 6 oyuklu plakalara ekildi . Plakanın altı çizildikten sonra hücreler 0, 0.1, 0.2 ve 0.4 mg/ml EEFS ile muamele edildi. 48 saat sonra hücrelerin fotoğrafı çekildi (sol panel, büyütme: 40x). Göreceli iyileşme oranını hesaplamak için çizik genişliği ölçülmüştür (Sağ panel, *P < 0.05). (B) NCI-H661 hücreleri 6 oyuklu plakalara ekildi. Plakanın altı çizildi ve hücreler, 48 saat boyunca 0, 0.125, 0.25 ve 0.5 mg/ml EEFS ile işlendi. Tedaviden sonra hücrelerin fotoğrafı çekildi (Sol panel, büyütme: 40x). Göreceli iyileşme oranını hesaplamak için çizik genişliği ölçülmüştür (Sağ panel, *P < 0.05).

        3.8 . EEFS, akciğer kanseri hücrelerinde koloni oluşumunu inhibe etti
        Koloni oluşumu tümörijenez için çok önemlidir [ 20 ]. Bu nedenle, EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinin tümörijenitesi üzerindeki etkisini koloni oluşturma deneyi yoluyla değerlendirdik. Farklı konsantrasyonlarda EEFS ile muameleden sonra, hücreler kristal menekşe ile boyandı ve fotoğraflandı. Şekil 8 A'da (sol panel) gösterildiği gibi, EEFS konsantrasyonu arttıkça koloni oluşumu azaldı. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, 0,4 mg/ml EEFS ile tedavi grubunda koloni oluşum miktarı %72,25 oranında azaldı ( Şekil 8 B, sağ panel). Bu veriler, EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde koloni oluşumunu etkili bir şekilde inhibe ettiğini göstermektedir.
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (400KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir
        Şekil 8 . EEFS, akciğer kanseri hücre koloni oluşumunu inhibe etti. NCI-H446 hücreleri, oyuk başına 1 x 103 hücre ile 6 oyuklu plakalarda büyütüldü . Hücreler, 48 saat boyunca 0, 0.1, 0.2 ve 0.4 mg/ml EEFS ile işlendi. Daha sonra kültür ortamı değiştirilerek EEFS çıkarıldı ve hücreler iki hafta daha kültürlendi. (A) Hücre kolonisi oluşumunu göstermek için kristal mor boyama yapıldı (Sol panel). (B) Hücre kolonileri sayıldı ve inhibisyon koloni oluşumunu değerlendirmek için istatistiksel analiz yapıldı (Sağ panel, *P < 0.05).

        3.9 . EEFS, farelerde akciğer tümörü büyümesini inhibe etti
        Son olarak, tümör büyümesinin EEFS inhibisyonunu ve bunun Bcl2 ve apoptoz üzerindeki etkilerini in vivo olarak inceledik . NCI-H446 hücreleri çıplak farelere deri altından enjekte edildi ve EEFS'nin oral gavajının tümör büyümesi üzerindeki önleyici etkisi değerlendirildi. Kontrol olarak EEFS (200 mg/kg) veya %0.1 CMC-Na, akciğer kanseri ksenograft farelerine 26 gün boyunca gavaj yoluyla uygulandı. Şekil 9 A ve C'de gösterildiği gibi , EEFS ile tedavi edilen grubun tümör hacmi, kontrol grubununkinden gözle görülür şekilde daha küçüktü. EEFS tedavi grubundaki tümör hacmindeki ortalama artış, kontrol grubununkinden önemli ölçüde düşüktü ( Şekil 9 B). EEFS tedavi grubundaki ortalama tümör ağırlığı, kontrol grubundan 3 kat daha düşüktü (Şekil 9D). EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinde Bcl-2 ve Kaspaz-3 protein ekspresyonu üzerindeki etkisini in vivo analiz etmek için , yukarıdaki tümör örneklerinden proteinler Western blot için hazırlandı. Şekil 9 E'de gösterildiği gibi , kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, EEFS grubundaki Bcl-2 protein seviyesi azalırken, bölünmüş Kaspaz 3 aktivasyonu arttı. Bu veriler, EEFS'nin , Bcl-2 aracılı apoptozu hedefleyerek in vivo tümör büyümesini inhibe ettiğini göstermektedir. Son olarak, EEFS'nin in vitro ve in vivo anti-akciğer kanseri etkilerini şematik bir diyagramla özetledik ( Şekil 9 F).
        1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (790KB)
        2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

        Şekil 9 EEFS , in vivo olarak tümör büyümesini inhibe etti. Akciğer kanseri ksenograft farelerine 26 gün boyunca EEFS (200 mg/kg, n = 4) veya eşit hacimde %0.1 CMC-Na (negatif kontrol, n = 4) verildi. Tümör hacmi ve hayvan ağırlığı, EEFS veya plasebo uygulaması sırasında günlük olarak ölçülmüştür. Deneyin sonunda fareler kurban edildi ve fotoğraflandı, ardından tümörler diseke edildi ve fotoğraflandı. (A) EEFS tedavisi, akciğer kanseri nakledilen tümörlerin büyümesini önemli ölçüde engelledi. (B) Tedavi grubunun tümör hacmi kontrol grubundan daha düşüktü. (C) EEFS tedavisinin tümör boyutu, kontrol grubununkinden daha küçüktü. (D) EEFS-tedavi grubundaki ortalama tümör ağırlığı, kontrol grubununkinden 3 kat daha azdı (*P < 0.05). (E) Kontrol ve EEFS gruplarından tümör dokuları rastgele seçilmiştir, ve Bcl-2 ve bölünmüş Kaspaz-3 proteinlerinin seviyesi Western blotlama ile ölçülmüştür. β-aktin, eşit sitozolik protein yüklemesi için dahili kontrol olarak kullanıldı. (F) EEFS'nin anti-akciğer kanseri aktivitesinin şematik diyagramı: EEFS, Bcl-2'yi hedefleyerek mitokondriyal toksisiteyi indükledi, bu da NSCLC ve SCLC hücre aktivitesi ve apoptozun inhibisyonuna yol açtı. Genel olarak, antitümör aktivitesi, ksenograft farelerde EEFS tedavisi ile elde edildi.

        4 . Tartışma
        Akciğer kanserinin taranması, önlenmesi ve tedavisinde büyük ilerleme kaydedilmiş olmasına rağmen, en yüksek insidans ve ölüm oranına sahip kanser olmaya devam etmektedir ve beş yıllık sağ kalım oranı %5'ten azdır [ 21 ]. Akciğer kanserinin ölümcül olmasının ana nedenlerinden biri , şu anda orta ve ileri akciğer kanseri için etkili bir tedavi rejiminin olmaması ve çoğu hastanın kontrolsüz uzak metastaz ve nüks nedeniyle ölmesidir [ 22 , 23 ]. Platin veya paklitaksel gibi geleneksel kemoterapi ilaçları ile karşılaştırıldığında, tirozin kinaz inhibitörleri gibi çeşitli yeni moleküler hedefli ilaçlarGefitinib ve Erlotinib veya Bevacizumab ve Ramolumab dahil olmak üzere anjiyogenez monoklonal antikorları geliştirilmiştir. Bu hedefe yönelik ilaçlar tek başlarına veya geleneksel ilaçlarla kombinasyon halinde bazı terapötik etkiler elde etmiş olsalar da,tedavinin sonraki aşamalarındametastaz24,25]. Bu nedenle, akciğer kanseri yönetiminde önemli bir konu, düşük toksisiteli ve çoklu hedefleri olan ilaçları belirlemektir. Burada, EEFS'nin intragastrik uygulamasınınkanseri ksenograftınınbüyümesini etkili bir şekilde inhibe ettiğinigösteren temel kanıtlartümör taşıyan farelerde önemli toksik yan etkileri olmayan tümörler. Bulgularımız, özütün akciğer kanseri tedavisi olarak potansiyel klinik uygulamaya sahip olduğunu göstermektedir.

        Rezene, tüm dünyada, özellikle Asya'da yaygın olarak yetiştirilmektedir ve uzun zamandır güvenli bir bitkisel ilaç veya çeşni olarak kabul edilmektedir [ 26 , 27 ]. Rezenenin farklı kısımlarından elde edilen çeşitli ekstraktlar antikanser aktivite gösterse de [ 12 , 28 , 29 ], birçok çalışmada detaylı moleküler mekanizmalar veya in vivo doğrulama konusunda kanıt yoktur. İlk olarak, çalışmamız ön olarak, EEFS'nin hücre canlılığını önemli ölçüde azalttığını ve in vitro olarak iki tip akciğer kanseri hücresinde apoptozu indüklediğini gösterdi . Kanser, hücrelerin sonsuz çoğalmasının bir sonucudur (apoptoz kaybı) [ 30 ]] ve mitokondri hücre canlılığı ve apoptoz arasındaki dengenin düzenlenmesinde anahtar rol oynar [ 31 ]. Mekanik analizimiz, 0.8 mg/ml EEFS'nin mitokondriyal membran potansiyelini 6 saat içinde azalttığı ve 0.2 mg EEFS'nin Sitokrom C'nin mitokondriyal salınımını etkin bir şekilde indüklediği için EEFS'nin mitokondriyal toksisiteyi indüklediğini ortaya koydu. Mitokondriyal membran potansiyeli ve Sitokrom C, bakım için önemlidir. mitokondriyal fonksiyon ve mitokondriyal dış zarın geçirgenliği esas olarak Bcl-2 protein ailesi tarafından düzenlenir .]. EEFS ile indüklenen mitokondriyal Sitokrom C salınımının moleküler mekanizmasının yanı sıra membran potansiyelindeki azalmayı daha fazla incelerken, EEFS'nin Bcl-2, Bcl-xL ve Mcl-1 protein ekspresyonunu etkili bir şekilde azalttığını ve Bax ve Bak pro-apoptotik değerini artırdığını bulduk. protein ifadesi. Ayrıca EEFS'nin p53 ekspresyonunda bir artışa neden olduğunu gözlemledik, bu da bildirildiğine göre transkripsiyonel seviyede Bax ve Bak ekspresyonunda bir yükselmeye yol açar [ 32 , 33 ].]. Bu nedenle, Bcl-2'nin azalması, Bax veya Bak'ın aktivasyonuna ve mitokondriye göçe yol açabilir, ardından membran potansiyelini ve Sitokrom C'nin salınımını azaltabilir. Ayrıca, EEFS tedavisinin Bcl-2 mRNA seviyelerini önemli ölçüde azalttığını bulduk. Bu nedenle, Bcl-2 azalmasının akciğer kanseri hücrelerinde EEFS'nin neden olduğu apoptoza katkıda bulunabileceğini varsaydık. Daha sonra Bcl-2'nin aktivitesini S55746 veya ABT-263 ile bloke ettik ve akciğer kanseri hücrelerinde EEFS'nin neden olduğu apoptoz üzerindeki etkisini analiz ettik. Beklendiği gibi, ölümcül olmayan bir S55746 veya ABT-263 dozu, hücreleri EEFS'nin neden olduğu apoptoza karşı etkili bir şekilde duyarlı hale getirdi ve bu, Bcl-2 aktivitesinin inhibisyonunun EEFS ile tetiklenen anti-kanser etkilerine dahil olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar, Bcl-2'nin ABT-263 inhibisyonunun akciğer kanseri hücre apoptozunun indüklendiğini gösteren bir raporla tutarlıdır.sisplatin veya radyasyon [ 34 ]. S55746, akut miyeloid lösemiye karşı oral bir ilaç olarak anti-kanser etkileri sergilemesine rağmen [ 35 , 36 ]], akciğer kanseri hücrelerinde sitotoksisitesini gösteren bir rapor yoktur. Ek olarak, Mcl-1 ve Survivin'in EEFS tarafından aşağı regüle edildiğini fark ettik. Mcl-1'in EEFS'nin neden olduğu apoptoza dahil olup olmadığını netleştirmek için, EEFS ile sinerjik etkilerini test etmek için Mcl-1'e özgü bir inhibitör Mcl-1-IN-1 kullandık. Ölümcül olmayan Mcl-1-IN-1 (4 uM) varlığında hücreleri 0.4 mg/ml EEFS ile tedavi ettiğimizde, sinerjik apoptotik etkiler gözlemlemedik (veriler gösterilmemiştir). Bununla birlikte, Survivin'in aşağı regülasyonunun EEFS'nin neden olduğu apoptoza katkıda bulunup bulunmadığı bilinmiyor ve daha fazla araştırmayı garanti ediyor. Birlikte, bu veriler Bcl-2 eksikliğinin EEFS'nin neden olduğu apoptozu kolaylaştırabileceğini düşündürmektedir. İkincisi, EEFS'nin in vivo olarak akciğer kanseri hücrelerinin apoptozunu indüklediğini doğruladık.. Akciğer kanseri hücreleri, bir ksenograft akciğer kanseri fare modeli elde etmek için deri altından çıplak farelere aşılandı. 26 gün boyunca sürekli EEFS (200 mg/kg) uygulamasından sonra, tümör büyümesi kontrollere kıyasla önemli ölçüde azaldı. Bu nedenle, EEFS'nin oral uygulaması , anti-akciğer kanseri biyoaktivitesi ile sonuçlandı. Bu sonuçlar, Ginkgo biloba ekzokarp ekstrelerinin sondasının Lewis akciğer kanseri hücrelerinden türetilen ksenograft tümörlerinde apoptozu indüklediğini gösteren sonuçlarla tutarlıdır [ 37 ].]. Önemli olarak, Western blot verileri, EEFS'nin gastrik absorpsiyonun ardından tümör bölgesini etkilediğini ve Bcl-2 proteininin ekspresyonunu inhibe ederek ve Kaspaz 3 aktivasyonunu indükleyerek apoptozu indüklediğini gösterdi. Bu nedenle, bu, oral EEFS'nin onko-protein Bcl-2'yi hedefleyerek anti-akciğer kanseri aktivitesi uyguladığını açıklayan ilk çalışmadır. Bu sonuç akciğer kanseri hastalarıyla ilgilidir çünkü klinik örneklerde küçük hücreli olmayan akciğer kanseri dokularının yaklaşık %30'u ve küçük hücreli akciğer kanseri dokularının %80'inden fazlası Bcl-2'yi aşırı eksprese eder [ 38 ]. Klinik deneyler ayrıca, Bcl-2 ekspresyonunun azaltılmasının , akciğer kanserinde paklitaksel veya karboplatin gibi kemoterapi ilaçlarının terapötik sonuçlarını etkili bir şekilde iyileştirebileceğini doğrulamıştır [ 39 ].]. Bu nedenle, EEFS'nin Bcl-2'yi hedefleyerek anti-akciğer kanseri etkisi daha fazla çalışmaya değer. Üçüncüsü, akciğer kanserinin çeşitli kemoterapötik ilaçlarla tedavisi sıklıkla kanser hücresi metastazı ile sonuçlanır ve bu da tedavi başarısızlığına yol açar. Ayrıca EEFS'nin akciğer kanseri hücrelerinin göçünü ve koloni oluşumunu engelleyip engelleyemeyeceğini araştırdık. İlginç bir şekilde, yara iyileşmesi ve koloni oluşumu verileri, EEFS'nin yalnızca akciğer kanseri hücre metastazını inhibe etmekle kalmayıp aynı zamanda tümör oluşumunu da azalttığını göstermiştir. Bu bulgular, nar suyu ve kabuğu ekstrelerinin prostat kanseri hücrelerinde migrasyon ve koloni oluşumunu engellediğine dair önceki bir raporla uyumludur [ 40 ].

        Sonuç olarak, verilerimiz EEFS'nin akciğer kanseri hücre canlılığını, klon oluşumunu ve göçünü inhibe ederek ve apoptozu indükleyerek antitümör aktivite sergilediğini göstermektedir. Bu antikanser aktivitesi, Bcl-2 protein ekspresyonunu azaltarak elde edilir. EEFS, gastrik uygulamayı takiben ksenograft tümör büyümesini inhibe edebilir ( Şekil 9 F). Bu nedenle, EEFS, akciğer kanseri tedavisi için bir ilaç olarak potansiyel klinik uygulamalara sahiptir. Bu çalışmanın, EEFS'de daha fazla ayırma, saflaştırma ve etkili bileşenlerin ekstraksiyonunun olmaması gibi bazı sınırlamaları vardı. Bu nedenle, daha derinlemesine testler garanti edilir.

        Katkılar
        Çalışma tasarımı: XXZ ve ZML; Veri Toplama: WWK ve XXZ; Veri analizi: WWK, XXZ ve ZML; Makale hazırlama: XXZ ve ZML. Tüm yazarlar son makaleyi okudu ve onayladı.

        Etik onayı ve katılım onayı
        Bu çalışma, Çin Tıp Üniversitesi Shengjing Hastanesi hayvan bakım ve kullanım Komitesi'nden onay alınarak yapılmıştır. Tüm hayvan deneyleri, laboratuvar hayvanlarının bakımı ve kullanımına ilişkin ulusal yönergelere uygundur.

        Yayın izni
        Uygulanamaz.

        Veri ve materyallerin mevcudiyeti
        Uygulanamaz.

        Rakip Çıkar Beyanı
        Yazarlar herhangi bir çıkar beyanı bildirmemektedir.

        Teşekkür
        Bu çalışma, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı [ 81771947 ] tarafından Z Lu'ya ve [ 31371425 ] X Zhao'ya kısmen desteklenmiştir ; Çin'in Liaoning İl Doğa Bilimleri Vakfı [ 20180551061 ]'den X Zhao'ya.

        Referanslar
        [1] AB Schulze , et al.
        Küçük Hücreli Akciğer Kanserinde Moleküler Hedefli Tedavinin Gelecekteki Seçenekleri
        Kanserler (Basel) , 11 ( 5 ) ( 2019 ) , s. e690
        Google Akademik [2] C. Zhang , et al.
        Küçük hücreli dışı akciğer kanseri için gelişen tedaviler
        J Hematol Oncol. , 12 ( 1 ) ( 2019 ) , s. 45
        MaddePDF İndirGoogle Akademik [3] S. Yang , Z. Zhang , Q. Wang
        Küçük hücreli akciğer kanseri için gelişen tedaviler
        J Hematol Oncol. , 12 ( 1 ) ( 2019 ) , s. 47
        Google Akademik [4] Z.Xu , et al.
        Geleneksel Çin tıbbı Ze-Qi-Tang formülü, p53 yolu yoluyla küçük hücreli olmayan akciğer kanseri hücrelerinin büyümesini engeller
        J Etnofarmakol. , 234 ( 2019 ) , s. 180 - 188
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [5] YT Ye , et al.
        Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde Salvia miltiorrhiza Bunge'nin metanol özütü tarafından PI3K/Akt yolunun PTEN aracılı inhibisyonu yoluyla indüklenen apoptoz
        J Etnofarmakol. , 200 ( 2017 ) , s. 107 - 116
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [6] F. Ferioli , E. Giambanelli , LF D'Antuono
        Rezene (Foeniculum vulgare Mill. subsp. piperitum) çiçeği, İtalya'da geleneksel bir mutfak baharatı: yerel popülasyonlardaki fenoliklerin ve uçucuların değerlendirilmesi ve diğer bitki parçalarının bileşimi ile karşılaştırılması
        J Sci Gıda Tarım. , 97 ( 15 ) ( 2017 ) , s. 5369 - 5380
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [7] F. Senatore , et al.
        Seçilmiş rezene çeşitlerinin [Foeniculum vulgare Mill. sp. vulgare var. azoricum (Değirmen) Thell]
        Fitoterapia , 90 ( 2013 ) , s. 214 - 219
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [8] SB Badgujar , VV Patel , AH Bandivdekar
        Foeniculum vulgare Mill: botanik, fitokimya, farmakoloji, çağdaş uygulama ve toksikoloji üzerine bir inceleme
        Biomed Arş. , 2014 ( 2014 ) , Madde 842674
        View PDF
        Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [9] M. Villarini , et al.
        Rezeneden (Foeniculum vulgare) izole edilen östragolün sitotoksik, genotoksik ve apoptozu indükleyici etkilerinin araştırılması
        J Nat Prod. , 77 ( 4 ) ( 2014 ) , s. 773 - 778
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [10] B. Singh , RK Kale
        Foeniculum vulgare'in (Rezene) deri ve ön mide papillomagenezisi üzerindeki kemomodülatör etkisi, murin model sisteminde ksenobiyotik metabolizması ve antioksidan durumu ile ilişkili enzimler
        Gıda Kimyasal Toksikol. , 46 ( 12 ) ( 2008 ) , s. 3842 - 3850
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [11] S. Levorato , et al.
        Foeniculum vulgare Mill'den türetilen estragol içeren müstahzarların in vitro toksisite değerlendirmesi. (rezene) HepG2 hücrelerinde
        Gıda ve kimyasal toksikoloji: İngiliz Endüstriyel Biyolojik Araştırma Derneği için yayınlanan uluslararası bir dergi. , 111 ( 2018 ) , s. 616 - 622
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [12] FQ Syed , et al.
        Foeniculum vulgare kaynaklı ROS aracılı, MCF-7'de mitokondri-kaspaz bağımlı apoptotik yolun kloroform fraksiyonu, insan meme kanseri hücre hattı
        Etnofarmakoloji Dergisi , 218 ( 2018 ) , s. 16 - 26
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [13] yapay zeka
        Anethole, Hücre Döngüsü Tutuklaması ve Apoptozun İndüklenmesi Yoluyla İnsan Prostat Kanseri Hücrelerinin Proliferasyonunu Engeller
        Antikanser Ajanlar Med Chem. , 18 ( 2 ) ( 2018 ) , s. 216 - 236
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [14] M. Mousavi , et al.
        Foeniculum vulgare Mill'in fitokimyasal özelliklerinin ve antioksidan özelliklerinin optimizasyonu. tohumlar ve Ocimum basilicum L. yeni ayırma işlemi kullanarak çok ince tozlar bırakır
        Phytochem Anal. , 31 ( 2 ) ( 2020 ) , s. 154 - 163
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [15] D. Kerekes , et al.
        Rezenenin Furocoumarin İçeriği-Güvenlik Eşiğinin Altında
        Moleküller , 24 ( 15 ) ( 2019 ) , s. e2844
        Google Akademik [16] J.-Z. Wang , et al.
        Ampelopsis sinica kökünden elde edilen etil asetat ekstraktının anti-hepatoma aktiviteleri
        Onkoloji Raporları. , 37 ( 4 ) ( 2017 ) , s. 2227 - 2236
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [17] LF Wan , et al.
        Qizhu kaynatma özleri, NF-kappaB sinyalini baskılayarak in vitro ve C57BL/6 farelerinde hepatit ve hepatoselüler karsinomu inhibe eder
        Sci Rep. , 9 ( 1 ) ( 2019 ) , s. 1415
        View PDF
        Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [18] M. Mine , et al.
        miR-203, İnsan Akciğer Karsinomu Hücrelerinde CD82/KAI1 İfadesiyle Frizzled-2 İfadesini Engeller
        PLOS ONE , 10 ( 7 ) ( 2015 ) , Madde e01131350
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [19] A. Aouacheria , et al.
        Bcl-2 ailesi proteinlerinin hedeflenmesi yoluyla mitokondri aracılı apoptotik hücre ölümünün modüle edilmesi
        DNA ve gen dizileri üzerine son patentler , 1 ( 1 ) ( 2007 ) , s . 43-61
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [20] DC Ding , HW Liu , TY Chu
        Yumurtalık Mezenkimal Kök Hücrelerinden Interleukin-6, Bir Yumurtalık Kanseri Hücre Hattının Proliferasyonunu, Küre ve Koloni Oluşumunu ve Tümörigenezini Teşvik Eder SKOV3
        Kanser Dergisi. , 7 ( 13 ) ( 2016 ) , s. 1815 - 1823
        View PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [21] RT Greenlee , et al.
        Kanser istatistikleri, 2000
        CA: klinisyenler için bir kanser dergisi , 50 ( 1 ) ( 2000 ) , s. 7 - 33
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansGoogle Akademik [22] GM Blumenthal , et al.
        Akciğer Kanserinde Neoadjuvan Tedavide Mevcut Durum ve Gelecek Perspektifler
        Torasik onkoloji dergisi: Uluslararası Akciğer Kanseri Araştırmaları Derneği'nin resmi yayını. , 13 ( 12 ) ( 2018 ) , s. 1818 - 1831
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [23] F. Oberndorfer , L. Mullauer
        Akciğer kanserinin moleküler patolojisi: mevcut durum ve bakış açıları
        Onkolojide güncel görüş , 30 ( 2 ) ( 2018 ) , s. 69 - 76
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [24] S.Cafarotti , et al.
        Akciğer Kanserinde Hedef Tedavi
        Deneysel tıp ve biyolojideki gelişmeler , 893 ( 2016 ) , s. 127 - 136
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [25] JP Sculier , T. Berghmans , AP Meert
        Akciğer kanserinde hedef tedavideki gelişmeler
        Avrupa solunum incelemesi: Avrupa Solunum Derneği'nin resmi bir dergisi. , 24 ( 135 ) ( 2015 ) , s. 23 - 29
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [26] B. Namavar Jahromi , A. Tartifizadeh , S. Khabnadideh
        Primer dismenore tedavisi için rezene ve mefenamik asit karşılaştırması
        Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi: Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Federasyonu'nun resmi organıdır. , 80 ( 2 ) ( 2003 ) , s. 153 - 157
        MaddePDF İndirGoogle Akademik [27] L. Uusitalo , et al.
        Fin tüketiciler arasında rezene (Foeniculum vulgare) içeren bitki besin takviyelerinden seçilen biyoaktif bileşiklerin alımı
        Gıda kimyası , 194 ( 2016 ) , s. 619 - 625
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [28] M. Gasemi
        Erdebil, İran'da Bitkisel Uçucu Yağların Bileşimlerinin ve Yerel Silybum Marianum, Foeniculum Vulgare ve Glycyrrhiza Glabra'nın Mide Kanseri Hücre Çizgisi Üzerindeki Etkisinin MTT Testleriyle Araştırılması
        Minimal invaziv jinekoloji dergisi , 22 ( 6S ) ( 2015 ) , s. S166
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [29] N.Lall , et al.
        Foeniculum vulgare'den izole edilen syringin ve 4-metoksisinnamil alkolün seçilmiş insan hücre dizilerinde sitotoksisitesi
        Doğal ürün araştırması , 29 ( 18 ) ( 2015 ) , s. 1752 - 1756
        MaddeÇapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [30] M. Hassan , et al.
        Kanserde apoptoz ve moleküler hedefleme tedavisi
        Biomed Arş. , 2014 ( 2014 ) , Madde 150845
        Görünüm PDF
        Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [31] K. Cosentino , AJ Garcia-Saez
        Apoptozda mitokondriyal değişiklikler
        Lipidlerin kimyası ve fiziği , 181 ( 2014 ) , s. 62 - 75
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [32] EH Cheng , et al.
        BCL-2, BCL-X(L) BAX- ve BAK-aracılı mitokondriyal apoptozu önleyen BH3 alanı-yalnızca moleküller sequester
        Moleküler hücre , 8 ( 3 ) ( 2001 ) , s. 705 - 711
        MaddePDF İndirGoogle Akademik [33] WX Zong , et al.
        Hayatta kalma yanlısı Bcl-2 ailesi üyelerini bağlayan yalnızca BH3 proteinleri, Bax ve Bak yokluğunda apoptozu indükleyemez
        Genler ve gelişme , 15 ( 12 ) ( 2001 ) , s. 1481 - 1486
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [34] H.Li , et al.
        Sisplatin yanıtının bir öngörücüsü olarak Bcl-2/Bim oranı, küçük hücreli akciğer kanserinde ABT-263'ün sisplatin veya radyasyon ile rasyonel bir kombinasyonunu sağlar
        Kanser biyobelirteçleri : Hastalık belirteçlerinin A bölümü , 24 ( 1 ) ( 2019 ) , s. 51 - 59
        MaddePDF İndirÇapraz ReferansGoogle Akademik [35] P. Casara , et al.
        S55746, hematolojik tümör büyümesini bozan, oral yoldan aktif yeni bir BCL-2 seçici ve güçlü inhibitördür.
        Oncotarget. , 9 ( 28 ) ( 2018 ) , s. 20075 - 20088
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [36] DM Moujalled , et al.
        Hem BCL-2'yi hem de MCL1'i hedeflemek için BH3-mimetiklerini birleştirmek, akut miyeloid löseminin klinik öncesi modellerinde güçlü aktiviteye sahiptir.
        Lösemi. , 33 ( 4 ) ( 2019 ) , s. 905 - 917
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [37] C. Cao , et al.
        Ginkgo biloba ekzokarp özleri, MAPK sinyal yollarını içeren Lewis akciğer kanseri hücrelerinde apoptozu indükler
        Etnofarmakoloji Dergisi , 198 ( 2017 ) , s. 379 - 388
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [38] JC Daniel , WR Smythe
        Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde Bcl-2 ailesi üyelerinin rolü
        Göğüs ve kalp damar cerrahisi seminerleri , 16 ( 1 ) ( 2004 ) , s. 19 - 27
        MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [39] RS Herbst , SR Frankel
        Oblimersen sodyum (Genasense bcl-2 antisens oligonükleotidi): akciğer kanseri tedavisinde apoptozu arttırmak için rasyonel bir terapötik
        Clin Cancer Res , 10 ( 12 Pt 2 ) ( 2004 ) , s. 4245s - 4248s
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansGoogle Akademik [40] FM Chaves , et al.
        Nar Suyu ve Kabuk Ekstreleri Prostat Kanseri Hücre Hatlarının Proliferasyon, Göç ve Koloni Oluşumunu Engelleyebilir ve Akt/mTOR/S6K Sinyal Yolunu Modüle Edebilir
        Bitki Besinleri Hum Nutr. , 75 ( 1 ) ( 2020 ) , s. 54 - 62
        Görünüm PDF
        Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik (0) tarafından alıntılandı
        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

        Yorum yap


        • #5
          Sardinian Foeniculum vulgare ssp.'den uçucu yağların süperkritik CO₂ ekstraksiyonu. vulgare (Apiaceae): kimyasal bileşim ve biyolojik aktivite

          Alessandra Piras 1, Danilo Falconieri , silvia porcedda Bruno Marongiu , Maria José Gonçalves , carlos cavaleiro Ligia Salgueiro
          üyelikler genişletmekSoyut

          Bu makale, Sardunya yabani rezenesinin (Foeniculum vulgare Mill.) toprak üstü kısımlarından süperkritik sıvı ekstraksiyonu (SFE) ve hidrodistilasyon (HD) ile elde edilen uçucu ekstraktların bileşimi ve antifungal etkisi hakkındaki sonuçları bildirmektedir. Ekstraktlar, kalitatif bileşim için gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi ve bileşenlerin yüzdesini belirlemek için gaz kromatografisi-alev iyonlaşma detektörü ile analiz edildi. Ana bileşenler sırasıyla SFE ve HD ekstraktında fenkon (%7,1'e karşı %8,8), estragol (%34,9'a karşı %42,6) ve (E)-anetol (%24,6'ya karşı %43,4) idi. Minimum inhibe edici konsantrasyonlar (MIC'ler), referans Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI) brot makrodilüsyon protokollerine göre ölçülmüştür. Minimum öldürücü konsantrasyonlar, aynı hücre süspansiyonlarının katı ortamda daha sonra alt kültürlenmesiyle belirlendi. Uçucu yağ, Candida albicans'a karşı daha aktifken, süperkritik sıvı ekstraktı, 0.32 μL/mL MİK değerleri ile Candida guillermondii ve Cryptococcus neoformans'a karşı daha yüksek aktiviteye sahiptir.

          Anahtar Kelimeler: Foeniculum vulgare; mantar önleyici aktivite; esans; süperkritik karbondioksit özü.

          Yorum yap


          • #6
            Foeniculum vulgare Mill'in güvenli biyoaktif dozlarının değerlendirilmesi. Portekiz'den uçucu yağ

            C Cabral 1 2, M Miranda 2, MJ Gonçalves 1 2, C Cavaleiro 1 2, MT Cruz 1 2, Salgueiro 1 2
            üyelikler yıkılmak üyelikler

            • 1a CNC.IBILI, Eczacılık Fakültesi, Coimbra Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Kampüsü, Coimbra, Portekiz.
            • 2b Eczacılık Fakültesi, Coimbra Üniversitesi, Coimbra, Portekiz.
            Soyut

            Bu çalışma, Foeniculum vulgare esansiyel yağının antifungal aktivitesini değerlendirmek için tasarlanmıştır; Bununla birlikte, biyoaktif dozların güvenliği de ilk kez birkaç memeli hücresinde ortaya çıktı. Kimyasal karakterizasyon GC ve GC-MS ile yapılmıştır. Antifungal aktivite mayalara, dermatofitlere ve Aspergillus suşlarına karşı değerlendirildi ve germ tüpü inhibisyon testi Candida albicans kullanılarak değerlendirildi. Hücre canlılığı, MTT tahlili ile değerlendirildi. Yağın ana bileşenleri E-anetol (%47), α-phellandrene (%11), α-pinen (%10,1) ve fenkondur (%10,8). Yağ, Cryptococcus neoformans ve C. albicans'a (MİK'ler 0,32-0,64 μL/mL) karşı daha aktifti ve C. albicans'ın filamentasyonu 0,08 μL/mL ile tamamen inhibe edildi. Yağ, 1'e kadar olan konsantrasyonlarda keratinositler, hepatositler ve fibroblastlar için güvenlidir. 25 μL/mL ve 0,64 μL/mL'ye kadar makrofajlara. Bu bulgular, ilaç endüstrisinde daha fazla uygulama için daha derinlemesine araştırılması gereken güvenli biyoaktif konsantrasyonları vurgulamaktadır.

            Anahtar Kelimeler: Foeniculum vulgare; mantar önleyici aktivite; sitotoksisite; esans.

            Yorum yap


            • #7
              Bitki özlerinin amfotrisin B ve ketokonazol ile Candida albicans üzerinde in vitro koşullarda karşılaştırmalı etkinliği

              Shahin Gavanji , a, ⁎ Sayed R. Zaker , b Zahra G. Nejad , c Azizollah Bakhtari , d Elham S. Bidabadi , e ve Behrouz Larki a
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
              a Genç Araştırmacılar ve Seçkinler Kulübü, İsfahan (Horasgan) Şubesi, İslami Azad Üniversitesi, İsfahan, İran
              b Biyoloji Bölümü, Fen Fakültesi, İsfahan Üniversitesi, İsfahan, İran
              c Oral Tıp Bölümü, Dişçilik Okulu ve Torabinejad Araştırma Merkezi, İsfahan, İran
              d Hayvan Bilimleri Bölümü, Ziraat Fakültesi, İsfahan Teknoloji Üniversitesi, İsfahan, İran
              e Biyoteknoloji Bölümü, İleri Bilimler ve Teknolojiler Fakültesi, İsfahan Üniversitesi, İsfahan, İran
              Shahin Gavanji: ri.ca.fsiuhk@ijnavag.nihahs : moc.oohay@ijnavag.nihahs
              ⁎ İlgili yazar . Genç Araştırmacılar ve Elit Kulüp, İsfahan (Horasgan) Şubesi, İslami Azad Üniversitesi, Horasgan Şubesi Üniversite Blvd, Arqavanieh, Jey Caddesi İsfahan, Posta Kutusu 81595-158 İran. ri.ca.fsiuhk@ijnavag.nihahs , moc.oohay@ijnavag.nihahs
              Git: Soyut

              Arka plan
              Candida türleri insan ve hayvanlarda mantar enfeksiyonlarının en önemli etkenidir. Artan ilaç direnci nedeniyle antifungal veya antimikrobiyal ilaçların hazırlanması gerekmektedir. Bakteriyel kökenli hastalıkların şifalı bitkiler kullanılarak doğal tedavisi önemlidir. Bu çalışmada antimikrobiyal şifalı bitkisel esansiyel yağların ve konvansiyonel antifungal ilaçların Candida albicans üzerindeki etkisi in vitro olarak değerlendirilmiştir .

              Yöntemler
              Foeniculum vulgare Mill, Satureja hortensis L, Cuminum cyminum ve Zataria multiflora Boiss esansiyel yağlarının antikandidal etkilerini araştırmak için disk difüzyon testi ve mikro broth seyreltme yöntemi kullanıldı . Bu esansiyel yağların antikandidal etkisi in vitro olarak amfotrisin B ve ketokonazolünkiyle karşılaştırıldı . Daha sonra incelenen uçucu yağların kimyasal bileşimini gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi kullanarak ölçtük.

              Sonuçlar
              Z. multiflora Boiss esansiyel yağı, 34 μg/mL'lik minimum inhibitör konsantrasyonda (MIC) ve 64 μg/mL'lik minimum öldürücü konsantrasyonda [yani, minimum fungisidal konsantrasyon (MFC)], diğer uçucu yağlardan daha güçlü anti- Candida aktivitesine sahipti. . C. cyminum esansiyel yağı, test edilen mantar üzerinde en az etkiyi göstermiştir. İncelenen esansiyel yağların ve antifungal ilaçların etkisinin karşılaştırılması, C. albicans mantarı üzerindeki antifungal etkinin, esansiyel yağlara göre fungisitlerle daha iyi olduğunu göstermiştir.

              Çözüm
              Bu çalışmada, farklı bileşenlere sahip esansiyel yağlar (özellikle Z. multiflora Boiss esansiyel yağı) antifungal aktivite göstermiştir. Bu nedenle yeni antifungal maddeler olarak kullanılabilirler.

              Anahtar Kelimeler: Candida albicans , disk difüzyon deneyi, gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi, bitkisel uçucu yağ, mikrobroth seyreltme yöntemi
              Git: 1. Giriş
              Şifalı bitkiler, sağlık hizmeti sağlamada ve hastalıkları önlemede değerlidir. Bu doğal kaynaklar, nesiller boyunca çok önemli bir insan gıdası ve ilacı kaynağı olmuştur. 1 , 2 Klinik mikrobiyologlar, bu ilaçları enfeksiyonları tedavi etmek için kullanmakla ilgileniyorlar çünkü bu ilaçların yan etkileri, kimyasal ilaçlara kıyasla oldukça düşük. Son yıllarda, insanlarda ve hayvanlarda mantar enfeksiyonlarının önemli bir faktörü, fırsatçı Candida mantarlarının (örn. Candida albicans ) neden olduğu enfeksiyonlar olmuştur ; ve bu hastalıklar son derece artan bir oranda ortaya çıkıyor. 3 , 4Bu enfeksiyonlar, kanser, lösemi, diabetes mellitus, uzun süreli antibiyotik ve kortikosteroid tedavisi, insan immün yetmezlik virüsü (HIV), gebelik, yanık ve organ nakli gibi altta yatan risk faktörlerine sahip kişilerde daha sık görülür. Bu enfeksiyonların aralığı, mukoza kolonizasyonundan invaziv ölümcül enfeksiyonlara kadar değişir. Candida enfeksiyonlarının farklı klinik formları arasında kutanöz kandidiyaz ve mukozal kandidiyaz en yaygın olanlarıdır. 5 En önemli organizmalardan biri , oral pamukçuk, vajinal kandidiyazis ve tırnakların Candida onikomikoz enfeksiyonları gibi enfeksiyonlara neden olan C. albicans'tır . 6

              Mantar hastalıklarının tedavisindeki pahalılık, az sayıda antifungal ilaç, yan etki ve ilaç direnci gibi sınırlamalar, özellikle şifalı bitkiler olmak üzere yeni antifungal ilaç arayışlarına yol açmıştır. 7 , 8 Foeniculum vulgare Mill, İran'da Umbelliferae familyasından iki yılda bir otsu bir bitki olan yerli bir bitkidir. Geleneksel tıpta bu bitkinin tohumu gaz gidericidir; şekerlemelerde, likörlerde, ilaçlarda ve yiyeceklerde tatlandırıcı olarak da tüketilmektedir. 9 Bugüne kadar uçucu yağ ve anason ekstraktının antimikrobiyal etkisi üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. 10 İran'daki bir diğer yerli bitki Satureja hortensis L'dir. Bu tek yıllık otsu bitki Labiatae familyasındandır.11 Bu bitkinin geleneksel tıpta birçok uygulaması vardır ve fenolik, timol ve karvakrol bileşikleri nedeniyle bazı mantar türleri üzerinde antimikrobiyal aktiviteye sahiptir. 12 , 13

              İran'daki bir başka yerli bitki de Zataria multiflora Boiss'dir. Geleneksel tıpta sindirim hastalıklarını ve farklı enfeksiyonları tedavi etmek için şifalı bir bitki olarak kullanılmıştır. Özünde timol, karvakrol ve 1,8-sineol gibi bileşikler bulunur. Esans, bileşiklerinin her birinden daha yüksek antimikrobiyal özelliğe sahiptir, bu da bileşiklerin sinerjistik etkisini gösterir. Antimikrobiyal özelliğinden dolayı bu esans gıda maddelerinde de kullanılmaktadır. 2 , 12 , 14

              Umbelliferae familyasından kokulu yıllık bir bitki olan Cuminum cyminum , bu projede kullanılan bir diğer bitkidir. Bu bitki, antibakteriyel ve antispazm etkileri olan bir ilaç olarak kullanılmıştır. 15 , 16 Bu çalışmada S. hortensis L , F. vulgare Mill, C. cyminum ve Z. multiflora Boiss'in C. albicans'a karşı antibakteriyel aktivitesi değerlendirildi .

              Git: 2. Yöntemler
              2.1. Uçucu yağların kökeni ve izolasyonu
              Bu çalışma için, 2012 yılında İran'ın Mazandaran, Lorestan ve Chaharmahal eyaletlerinden F. vulgare Mill, S. hortensis L, C. cyminum ve Z. multiflora Boiss bitkilerinin taze hava kısımları toplanmıştır. 3 gün boyunca oda sıcaklığında. Kurutulmuş ot numuneleri (500 g) öğütüldü ve Clevenger tipi bir aparatla hidrodistilasyona tabi tutuldu. Uçucu yağlar, susuz sodyum sülfat ( Na2S04 ) üzerinde kurutuldu ve kullanım zamanına kadar 4 °C'de sızdırmaz amber şişelerde saklandı .

              2.2. Gaz kromatografisi – kütle spektrometrisi
              Analiz, bir HP-5MS kolonu (Amerika Birleşik Devletleri, Technology Agilent) (30 m x 0.25 mm, film kalınlığı 0.25 m) kullanılarak gaz kromatografisi-kütle kromatografisi ile gerçekleştirildi. Taşıyıcı gaz olarak 0.8 mL/dakika akış hızında helyum kullanılmıştır. Kolon sıcaklığı 2 dakika süreyle 50°C'de tutuldu. 3 °C/dk hızında 200 °C'ye programlandı ve 200 °C'de 10 dakika sabit kaldı. Enjeksiyon, 250 °C'de 50:1 oranında bölünmüş modda gerçekleştirildi. Bileşikler, literatürde bildirilenlerle nispi tutma indekslerinin (RRI) karşılaştırılmasıyla tanımlandı ve yayınlanmış kütle spektrumları ile kütle spektrumlarının karşılaştırılmasıyla tanımlandı. 17 , 18 Tüm bileşenler için alıkonma endeksleri, n kullanılarak van Den Dool yöntemiyle belirlendi.- standart olarak alkanlar. 19

              2.3. Antifungal aktivite testleri
              2.3.1. Standart bakteri suşları
              Bu çalışmada standart Candida albicans suşu (ATCC 10231) kullanıldı. Liyofilize suşlar İran Geleneksel Tıp ve Bitkisel Araştırma Enstitüsünden (İsfahan, İran) hazırlandı. Daha sonra 25 °C'de Sabouraud dekstroz agarda kültüre edildi ve 2 gün inkübe edildi.

              2.3.2. Agar difüzyon yöntemleri kullanılarak bitkisel esansiyel yağların anti-Candida aktivitesi
              Sabouraud dekstroz agar, F. vulgare Mill , S. hortensis L, C. cyminum ve Z. multiflora Boiss bitki öz yağlarının C. albicans üzerindeki antimikrobiyal etkilerini incelemek için kullanıldı . C. albicans, testten önce 48 saat süreyle kültürlendi ve ardından steril tuzlu suya iki ila üç koloni eklendi. Bulanıklık 0,5 McFarland [1 × 106koloni oluşturan birimler (CFU)/mL]. Steril bir bez kullanılarak, arzu edilen süspansiyon, dekstroz agar ortamı üzerinde kültürlendi. 0,625 μg/mL, 1,25 μg/mL, 2,5 μg/mL, 5 μg/mL, 10 μg/mL, 20 μg/mL, 40 μg uçucu yağ konsantrasyonları içeren bir diskten (6/4 mm) kullanıldı. /mL, 60 μg/mL, 80 μg/mL, 100 μg/mL, 200 μg/mL, 300 μg/mL, 400 μg/mL ve 500 μg/mL, dimetil sülfoksit çözücü içinde çözülür. Bu disk, pozitif kontroller olarak amfoterisin B (10 μg) diskleri ve ketokonazol (15 μg) disklerinin etkisine karşı bitkisel uçucu yağların etkisini ve negatif kontrol olarak dimetil sülfoksit içeren bir diskin etkisini karşılaştırmak için kullanıldı. (Şekil 1). Plakalar 72 saat 37°C'de inkübe edildi ve inhibisyon bölgesinin çapı 24 saat, 48 saat ve 72 saatte milimetre cinsinden ölçüldü. 20

              Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı gr1.jpg'dir.

              Şekil 1
              Bitkisel uçucu yağlar ve antibiyotiklerin Candida albicans mantarı üzerindeki etkilerinin disk yöntemi ile karşılaştırılması. Veriler ortalama ± standart hata olarak ifade edilir. Her sütundaki farklı harfler önemli farklılıkları gösterir ( p < 0.0001). Veriler 24 saat ve 48 saat için ayrı ayrı karşılaştırılır.

              2.3.3. Mikrobroth dilüsyon yöntemi kullanılarak minimum inhibitör konsantrasyonun ve minimum öldürücü konsantrasyonun tespiti
              Mikrobroth seyreltme yöntemi kullanılarak, amfoterisin B ve ketokonazol bitkisel esansiyel yağlarının Candida albicans'a karşı minimum inhibe edici konsantrasyonu (MIC) ve minimum öldürücü konsantrasyonu [yani, minimum fungisit konsantrasyonu (MFC)] belirlendi . Bitkisel uçucu yağlar, dimetil sülfoksit içinde seyreltildi. Her kuyu için 1–400 μg/mL bitkisel uçucu yağ konsantrasyonları hazırlandı. Sıvı besiyeri olarak Sabouraud dekstroz agar besiyeri kullanıldı. Her dilüsyondan yüz mikrolitre 96 oyuklu plakanın her bir oyuğuna ilave edildi ve (önceki adımda olduğu gibi hazırlanan ) mikrobiyal süspansiyon, 104-105 CFU /mL'lik bir konsantrasyona seyreltildi ; Daha sonra her kuyucuğa 100 mL eklendi. Plakalar, 35 °C'de 24 saat süreyle inkübe edildi. 20Üreme olmayan ilk kuyu MİK idi. MİK seyreltmesi ve MİK'den daha yüksek seyreltmeler kültürlendi (10 uL). Ortamda üremenin meydana gelmediği ilk seyreltme MFC idi. Veri analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey istatistiksel karşılaştırma yöntemi kullanılarak SPSS (sürüm 20; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) ile yapıldı.

              Git: 3. Sonuçlar
              3.1. Antimikrobiyal verimlilik
              Sonuçlar 48 saat ve 72 saat benzer olduğu için dikkate alınmadı ve sisteme girilmedi.tablo 1. Dört uçucu yağın her biri için 500 μg/mL'lik konsantrasyon, daha düşük konsantrasyonlardan daha etkiliydi ( p < 0.0001). Tüm uçucu yağlar 2.5 μg/mL konsantrasyonuna kadar mantarlar üzerinde etki göstermemiştir. Z. multiflora Boiss esansiyel yağı için , mantarlar üzerinde en az etkili olan konsantrasyon 5 μg/mL'lik konsantrasyon olmuştur. Bu konsantrasyonun Candida mantarı önleme bölgesi (IZ) üzerinde test edilen diğer tüm esansiyel yağların benzer konsantrasyonlarına kıyasla daha iyi bir etkisi oldu . C. cyminum esansiyel yağının 40 μg/mL konsantrasyonunun Candida mantarları IZ üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır .

              tablo 1
              Disk difüzyon yöntemi kullanılarak farklı konsantrasyonlarda bitkisel esansiyel yağların antifungal aktivitesi (yani, inhibisyon bölgesi)
              0,63 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir
              1.25 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir
              2.50 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir
              5 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,17 ± 0,17 bir 0,17 ± 0,17 bir
              10 0,07 ± 0,07 bir 0,07 ± 0,07 bir 0,17 ± 0,17 bir 0,40 ± 0,21 bir 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 1,23 ± 0,20 bir 2,47 ± 0,44 a,b
              20 0,70 ± 0,21 a,b 1,40 ± 0,23 a,b 0,93 ± 0,18 bir 1,63 ± 0,32 a,b 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 3,17 ± 0,44 a,b 4,43 ± 0,42 b
              40 1,10 ± 0,10 a,b 1,93 ± 0,12 b 1,77 ± 0,23 bir 3,67 ± 0,48 b 0,00 ± 0,00 bir 0,00 ± 0,00 bir 4,87 ± 0,13 b 8,20 ± 0,61 c
              60 2,23 ± 0,28 b,c 3,60 ± 0,32 c 4,70 ± 0,70 b 6,70 ± 0,30 c 0,23 ± 0,12 bir 0,23 ± 0,12 bir 9,83 ± 0,44 c 11,80 ± 0,76 gün
              80 4,20 ± 0,20 cd 6,40 ± 0,23 gün 6,90 ± 0,38 b,c 10,57 ± 0,38 gün 1,07 ± 0,12 bir 1,50 ± 0,29 a,b 14.00 ± 0.29 gün 16,40 ± 0,38 e
              100 5,60 ± 0,38 gün 8,13 ± 0,47 e 8,67 ± 0,42 c 12,37 ± 0,35 gün 2,40 ± 0,21 b 3,77 ± 0,28 c 20,23 ± 1,48 e 23,37 ± 0,33 f
              200 8,00 ± 0,21 e 12,30 ± 0,47 f 13,50 ± 0,81 gün 16,20 ± 0,61 e 3,67 ± 0,49 c 6,73 ± 0,27 gün 20,20 ± 0,64 e 25,87 ± 0,58 f,g
              300 11,33 ± 0,70 f 14,57 ± 0,2 gr 16,80 ± 0,15 gün 20,43 ± 0,73 f 7,20 ± 0,25 gün 8,80 ± 0,42 e 22,57 ± 1,33 e f 27,70 ± 1,8 gr,saat
              400 12,80 ± 0,40 f 17,27 ± 0,50 saat 20,20 ± 0,40 f 24,43 ± 0,6 gr 10,50 ± 0,29 e 12,40 ± 0,61 f 25,60 ± 0,7 f,g 29,80 ± 0,40 saat
              500 15,83 ± 1,1 gr 20,83 ± 0,44 ben 23,87 ± 0,9 gr 28,30 ± 1,33 saat 11,17 ± 0,49 e 14,33 ± 0,4 gr 26,37 ± 0,6 gr 34,87 ± 0,73 ben
              Ayrı bir pencerede aç
              Veriler ortalama ± SE olarak sunulur.
              ai Her sütundaki farklı harfler anlamlı farkı temsil eder ( p < 0.0001). Dayalıtablo 1, en etkili konsantrasyon olan 500 μg/mL, her bitkisel uçucu yağ IZ için seçildi. Bu IZ, 24 saat ve 48 saatte 10 μg/mL ve 15 μg/mL konsantrasyonlarında iki sentetik fungisit ile karşılaştırıldı. Tüm test saatlerinde, S. hortensis L. ve Z. multiflora Boiss esansiyel yağlarının 500 μg/mL konsantrasyonu, diğer esansiyel yağlar ve antibiyotiklerle karşılaştırıldığında IZ üzerinde daha iyi bir etkiye sahipti. Antibiyotikler arasında ketokonazol, IZ'ye göre tüm zaman aralıklarında diğer antibiyotiklerden daha iyi performans gösterdi. Sonuç olarak, Z. multiflora Boiss esansiyel yağı en iyi performansa sahipken, C. cyminum bitkisel esansiyel yağı en düşük performansa sahipti.

              Test edilen esansiyel yağların ve fungisitlerin MİK ve MFC değerlendirmesi, dört esansiyel yağın (mantar öldürücülerden daha yüksek dozda olan) hepsinin C. albicans üzerinde etkili olduğunu göstermiştir (İncir. 2). Bu, test edilen fungisitlerin C. albicans üzerinde daha iyi bir MIC ve MFC'ye sahip olduğunu gösterir . İki fungisitin iki özelliği (yani MIC ve MFC) önemli bir fark göstermedi. Uçucu yağlar arasında, Z. multiflora Boiss en iyi MİK ve MFC'ye sahipken, C. cyminum esansiyel yağı MİK ve MFC üzerinde en düşük etkiye sahipti .

              Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı gr2.jpg'dir.

              İncir. 2
              Bitkisel esansiyel yağların ve antibiyotiklerin Candida mantarı üzerindeki minimum inhibe edici konsantrasyonun (MIC) ve minimum öldürücü konsantrasyonun (MFC) karşılaştırılması . Veriler ortalama ± standart hata olarak ifade edilir. Her sütundaki farklı harfler önemli farklılıkları gösterir ( p < 0.0001). Veriler 24 saat ve 48 saat için ayrı ayrı karşılaştırılır.

              3.2. Bitkisel bitkilerin etkili bileşimlerinin analizi
              Gaz kromatografisi-kütle kromatografisinden elde edilen sonuçlar, Z. multiflora Boiss'in 34 bileşiğe sahip olduğunu ortaya çıkardı; bunların en büyük oranı timol (%33.05), karvakrol (%25.88) ve p -simendir (%11.34). C. cyminum , kimyon alkolü (%30,32), γ-terpinen (%25,32), β-pinen (%15,94), kimyon alkolü (%11,15) ve p -simeni (%6,22) içeren 24 bilinen bileşik içerir (Tablo 2). S. hortensis L, karvakrol (%32,38), y-terpinen (%31,96) ve p -simeni (%6,62) içeren 20 tanınmış bileşiğe sahiptir. F. vulgare Mill, anetol (%68,62), fenkon (%12,08) ve limonen (%6,30) dahil olmak üzere 17 tanınmış bileşiğe sahiptir (Tablo 3).

              Tablo 2
              Cuminum cyminum ve Zataria multiflora Boiss'in bileşimi
              1 α-Thujene 0.39 929 1 α-Thujene 0,34 931
              2 α-Pinene 1.04 941 2 α-Pinene 3,88 937
              3 Sabinen 1.13 974 3 kampen 0,18 951
              4 β-Pinen 15.94 978 4 Verbenene 0.02 956
              5 β-Miren 1.11 988 5 Sabinen 0.02 974
              6 α-Phellandrene 0,96 1006 6 β-Pinen 0,68 979
              7 Δ-3-Karen 0,06 1011 7 β-Miren 0,68 993
              8 α-terpinen 0.23 1016 8 α-Phellandrene 0.11 1007
              9 p -Simen 6.22 1028 9 Δ-3-Karen 0.04 1012
              10 1,8-sineol 0.2 1030 10 α -terpinen 1.32 1016
              11 β-Phellandrene 0,84 1032 11 p -Simen 11.34 1025
              12 γ-Terpinen 25.32 1056 12 limonen 0,67 1032
              13 α-Terpinolen 0.08 1082 13 1,8-sineol 0,55 1030
              14 linalool 0.11 1098 14 γ-Terpinen 4.73 1057
              15 cis-Sabinene hidrat 0,06 1100 15 trans -Sabinene hidrat 0,27 1087
              16 terpin-4-ol 0,22 1173 16 linalool 1.46 1098
              17 α-Terpienol 0,05 1186 17 Borneol 0,37 1162
              18 kimyonik aldehit 11.15 1225 18 terpinen-4-ol 0,82 1186
              19 Safranal 2.91 1274 19 α-terpineol 0,67 1191
              20 kimyon alkolü 30.32 1282 20 Karvakrol metil eter 0,77 1239
              21 γ-Elemene 0.09 1394 21 Carvol 0,77 1239
              22 Myrtenol 0,14 1402 22 trans -Anetol 2,46 1281
              23 β-Karyofilen 0.08 1412 23 timol 33.05 1285
              24 trans-β-Farnesen 0.1 1427 24 Karvakrol 25.88 1297
              25 timil asetat 1.03 1311
              26 karvakril asetat 0,69 1371
              27 β-Karyofilen 1.83 1412
              28 aromadendren 0,84 1437
              29 α -Humulen 0.09 1443
              30 Germacrene- d 0.13 1473
              31 Leden 0,77 1491
              32 cis - α -Bisabolene 0.09 1537
              33 (+) spatülenol 0,24 1579
              34 karyofilen oksit 0,15 1589
              Toplam 98.75 Toplam 96.94
              Ayrı bir pencerede aç
              RI, Tutma Endeksi.

              Tablo 3
              Foeniculum vulgare Mill ve Satureja hortensis L'nin bileşimi
              1 α-Thujene 0.08 931 1 α-Thujene 0,88 931
              2 kampen 0,15 951 2 α-Pinene 1.32 937
              3 Sabinen 0,33 974 3 kampen 0,14 951
              4 β-Pinen 0.09 979 4 Sabinen 0.07 974
              5 β-Miren 0,53 993 5 β-Pinen 0,57 979
              6 α-Phellandrene 0.23 1007 6 β-Miren 1.45 993
              7 α-terpinen 0,14 1016 7 α-Phellandrene 0.39 1007
              8 p -Simen 0,28 1025 8 Δ-3-Karen 0.1 1012
              9 limonen 6.3 10.32 9 α-terpinen 4.31 1016
              10 β-Ocimene Z 0.91 10.38 10 p-Cymene 6.62 1025
              11 γ-Terpinen 1.35 10.57 11 limonen 1.63 1032
              12 Fenkon 12.08 1089 12 1,8-sineol 0,25 1030
              13 kafur 0,27 1143 13 β-Ocimene Z 0,15 1038
              14 Anisol, p -allil veya metil chavicol 3,76 1200 14 γ-Terpinen 31.96 1057
              15 Fenkil asetat 0,15 1216 15 α-Thujone 2.17 1087
              16 Anet deliği 68.62 1251 16 Borneol 0.3 1062
              17 timol 1.81 1285 17 α-terpineol 0,22 1086
              18 timol 9.96 1285
              19 Karvakrol 32.38 1285
              20 β-Karyofilen 0,26 1412
              Toplam 97.94 Toplam 94.25
              Ayrı bir pencerede aç
              RI, Tutma Endeksi.

              Git: 4. Tartışma
              Son birkaç on yılda, immün baskılayıcı hastalıklar (örneğin, edinilmiş immün yetmezlik sendromu ve çeşitli hematolojik maligniteler) ve aşırı antibiyotik ve kortikosteroid tüketimi, özellikle hastanelere başvuran hastalarda en önemli ölüm nedenlerinden ikisidir. 21 , 22 Mantar enfeksiyonlarının insidansı, antifungal ilaçların kullanımının artmasına ve Candida türlerinin mevcut bileşiklere karşı kazanılmış direncinde önemli bir artışa yol açmıştır . Antifungal ilaçlara karşı artan direnç nedeniyle, araştırmacılar mikroorganizmaları inhibe edici özelliklere sahip doğal kaynaklı yeni bileşikler buluyorlar. Son yıllarda birçok araştırmacı çeşitli bitkilerin antimikrobiyal etkilerini bildirmiştir. 23, 24 Bu çalışma Z. multiflora Boiss ve S. hortensis L bitkisel esansiyel yağlarının C. albicans suşları üzerinde en yüksek inhibitör etkiye sahip olduğunu göstermiştir . Z. multiflora Boiss bitkisel esansiyel yağının MIC ve MFC'si sırasıyla 34 μg/mL ve 64 μg/mL idi. 2008 yılında Maksimovic ve arkadaşları25 Pannonicus timusta MİK oranının 50 μg/mL olduğunu bildirdiler . 2011'de Al-Maqtari ve arkadaşları26, Thymus vulgaris esansiyel yağının C. albicans ve Candida vaginalis üzerindeki etkilerini inceledi.; MIC oranlarının sırasıyla 80 μg/mL ve 97 μg/mL olduğu bildirildi. Timol ve karvakrol miktarı sırasıyla %51.34 ve %2.03 idi. 26 Bir karşılaştırma , Al-Maqtari'nin çalışmasında Z. multiflora Boiss esansiyel yağının , bu çalışmada kullanılan Thymus vulgaris esansiyel yağından daha iyi bir etkiye sahip olduğunu gösterdi . Bu esansiyel yağın inhibitör konsantrasyonları ve antimikrobiyal etkisi, timol ve karvakrol yüzdesindeki farklılıktan kaynaklanıyor olabilir; çalışmamızda kullanılan karvakrol yüzdesi, Al-Maqtari ve arkadaşlarının 26 çalışmasında kullanılan yüzdeden daha yüksekti .

              Çalışmamız, Z. multiflora'nın C. albicans üzerinde diğer ekstraktlara göre daha güçlü bir inhibitör özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu daha yüksek önleyici özellik, bitkideki etkili bileşiklerden kaynaklanmaktadır. 2012'de Shokri ve arkadaşları 27 , Z. multiflora ekstraktının Candida zeylanoides üzerindeki etkisini inceledi ; timol (%25.05), karvakrol (%61) ve p -simen (%2) ile 40.8 mm'lik bir IZ bildirdiler . 27 Çalışmamızda Z. multiflora için 500 μg/mL konsantrasyonda IZ 24 saatte 26,37 mm ve 48 saatte 34,87 mm idi. Sonuçlarımız bu nedenle Shokri ve ark.27 çalışmasının sonuçlarıyla uyumluydu . 2004 yılında Shahidi Bonjar28 Thymus vulgaris ekstraktının C. albicans üzerindekietkisini inceledi. MİK'in 640 μg/mL olduğu bildirildi. Sonuçlarımızın Shahidi Bonjar 28 ile karşılaştırılması , test edilen diğer ekstraktlarla karşılaştırıldığında Z. multiflora ekstraktının C. albicans'ın kontrolünde daha iyi bir etkiye sahip olduğunu gösterdiBunun nedeni, Z. multiflora'nın T. vulgaris ile karşılaştırıldığında daha yüksek miktarlarda etkili bileşiklere sahip olmasıdır. Çalışmamızda S. hortensis L bitkisel esansiyel yağının MİK ve MFC değerleri sırasıyla 40 μg/mL ve 73 μg/mL idi. Kekik ve Satureja'yı analiz eden çalışmalartür uçucu yağ kimyasal bileşikleri iki grup arasında birçok benzerlik göstermektedir. 29 Kekik ve tuzlu çeşitlerinin antibakteriyel ve antifungal etkisinin belirlenmesi, bu bitkilerin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir ve daha iyi üretkenliğe ve doğal antimikrobiyal madde kaynağı olarak değerli bitki türlerinin seçimine yol açabilir. 12 2003 yılında Şahin ve ark.30 S. hortensis L bitkisel esansiyel yağının antifungal aktiviteye sahip olduğunu belirlemişlerdir . Bu çalışmada S. hortensis bitkisel esansiyel yağının C. albicans üzerindeki etkisi incelenmiş ; MİK değeri 300 μg/mL idi. 2010 yılında yapılan bir çalışmada, Zarrin ve arkadaşları 31 Satureja khuzestanica'nın etkisini inceledi.C. albicans üzerinde uçucu yağ ; MİK oranı 100 μg/mL idi. Sonuçlarımızın Zarrin ve ark.31 ile karşılaştırılması, test edilen esansiyel yağımızın C. albicans üzerinde daha düşük bir konsantrasyonda inhibe edici bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Bunun nedeni, mikroorganizmaların direnci veya bu bitkisel esansiyel yağlardaki etkili bileşenlerdeki farklılıklardır. Araştırmamızda kullanılan bir diğer bitki ise C. albicans suşları üzerinde inhibitör etkisi olan ancak Z. multiflora Boiss ve S. hortensis L esansiyel yağlarına göre daha zayıf etkiye sahip olan F. vulgare Mill bitkisidir. Çalışmamızda F. vulgare'nin MİK ve MFC oranıDeğirmen bitkisel esansiyel yağı sırasıyla 170 μg/mL ve 203 μg/mL idi. 2008'de Khosravi ve arkadaşları32, rezene tohumu esansiyel yağının kandidiyazis üzerindeki etkisini inceledi; bu uçucu yağın MİK değeri 300 μg/mL idi. Naeini ve diğerleri tarafından 2009 yılında yapılan bir ankette33 F. vulgare Mill esansiyel yağının C. albicans üzerindeki etkisi değerlendirildi ; MIC ve MFC, sırasıyla 300 μg/mL ve 308 μg/mL'de elde edildi. Sonuçlarımızın Naeini'ninkilerle karşılaştırılması, test edilen uçucu yağımızın inhibitör etkisinin neredeyse aynı seviyede olduğunu, ancak Naeini ve ark . çalışmak. Skrobonja ve diğerleri tarafından 2013 yılında yapılan bir çalışmada34 C. albicans (ATCC 10231) üzerinde, IZ 17,50 mm (5000 μg/mL) olmuştur. Çalışmamızda F. vulgare için 500 μg/mL konsantrasyonda IZ 24 saatte 15,83 ± 1,11 mm ve 48 saatte 20,83 mm idi. Sonuçlarımızın Skrobonja ve ark.34 ile karşılaştırılması, çalışmamızdaki F. vulgare ekstraktının C. albicans'ı kontrol etmede daha etkili olduğunu göstermektedir . Bunun nedeni, bitkide timol ve limonen gibi etkili bileşiklerin ve diğer etkili bileşiklerin daha yüksek miktarlarda bulunması olabilir. Bu çalışmada, en düşük inhibitör etki C. cyminum bitkisel esansiyel yağıile ilişkilendirilmiştirMIC ve MFC, sırasıyla 269 μg/mL ve 358 μg/mL'de elde edildi. 2014 yılında Naeini ve ark.35, C. cyminum'un C. albicans (ATCC 14053) ve Candida dubliniensis (ATCC CD60)üzerindekietkisini incelediOnların çalışmasında, MIC 289 mg/LA idi ve bizim sonuçlarımız ile Naeini ve ark.35'in sonuçları arasındaki karşılaştırma, çalışmamızdakiC. cyminum bitkisel esansiyel yağının C. albicans üzerinde daha yüksek bir inhibitör etkiye sahip olduğunu gösterdi. Bu sonuç C. albicans ve C. dubliniensis'in mikrobiyal direncindenve bitkilerde etkili bileşiklerin varlığından kaynaklanmış olabilir. 2010 yılında Pai ve iş arkadaşı 36, C. cyminum bitkisel esansiyel yağının C. albicans üzerindeki etkisini inceledi.. Mantarlar üzerinde inhibe edici bir etki gözlemledi, ancak etki anlamlı değildi. Mithum ve diğerlerinin 36 çalışmasına benzer şekilde, çalışmamızda C. cyminum bitkisel esansiyel yağının C. albicans üzerinde zayıf bir inhibitör özelliği vardı . Bitkilerin antimikrobiyal özellikleri genel olarak fenolik bileşikler, saponinler ve flavonoidler içermelerinden; Bu faktörlerin bir kısmı plazma zarı üzerinde etkilidir veya antimikrobiyal özelliği olan mikroorganizmaların hücre zarı yapısal enzimlerini inhibe eder. 37 , 38

              Git: 5. Sonuç
              Kimyasal antimikrobiyal maddelerin kullanımında yan etkiler ve ilaç direnci gibi kısıtlamalar giderek artmaktadır. Bu nedenle, bu bileşenlerin uçucu yağlar gibi doğal bileşenlerle değiştirilmesi gerekir. Yaygın antifungal bileşenlere dirençli kandidiyazın tedavisi, bazı araştırmalara göre karmaşık bir konudur. Yaygın antifungal bileşenlerin sayısı sınırlıdır ve bunlar toksik ve pahalıdır. Bu nedenle, yeni antifungal bileşenlerin geliştirilmesi ve mantar önleyici bileşenlere dirençli suşlara karşı aktivite aralığının genişletilmesi ihtiyacı önemli ölçüde arzu edilir. Bu, bitkisel türevlerin kullanımını artırabilir.

              Bu çalışmanın disk ve MİK sonuçları uçucu yağların antifungal aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın sonuçları, ketokonazol ve amfotrisin B'nin, çalışılan uçucu yağlara kıyasla patojenik bakteriler üzerinde daha iyi bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, bitkilerde daha iyi bileşimler keşfetmek ve saflaştırmak ve her birini ayrı ayrı incelemek için gelecekte başka deneyler yapılabilir. Bitkisel bitkiler uzun süredir daha az yan etkiye sahip doğal bileşenler olarak kullanıldığından ve İran Z. multiflora açısından zengin olduğundan , bitkinin antikandidal özellikleri hakkında daha fazla araştırma yapılması beklenmektedir. Bu bitkilerin kabul edilebilirliğine dayanarak, bu esansiyel yağlar, toksikolojik testlerden ve klinik deneylerden geçtikten sonra aşağıdaki hastalıkların tedavisi için kullanılabilir:Candida albicans enfeksiyonları.

              Git: Çıkar çatışmaları
              Tüm yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

              Git: Referanslar
              1. Gavanji S., Larki B., Mohammadi E., Bakhtari A. Bazı bitkisel esansiyel yağların biyoanaliz durumunda yaygın antibiyotiklerle karşılaştırıldığında antimikrobiyal ve sitotoksik değerlendirmesi. Entegre Med Res. 2014; 3 :142–152. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              2. Gavanji S., Larki B., Bakhtari A. Punicagranatum var. Minör tekrarlayan aftöz stomatit tedavisi için pleniflora . Entegre Med Res. 2014; 3 :83–90. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              3. Eggimann P., Garbino J., Pittet D. Kritik hastalarda Candida türleri enfeksiyonlarının yönetimi. Lancet Enfeksiyon Dis. 2003; 3 :772–785. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              4. Khan ZU, Chandy R., Metwali KE Candida albicans , yoğun bakım ünitesi hastalarında ve hemşirelik personelinde taşıyıcılığı zorluyor: Morfotipler ve direnç tipleri üzerine bir çalışma. Mikozlar. 2003; 46 :476–486. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              5. Anaissie EJ, McGinnis MR, Pfaller MA 2. baskı. Elsevier Bilimi; Churchill Livingstone, ABD: 2003. Klinik Mikoloji; s. 69–75. [ Google Akademik ]
              6. Khosravi AR, Eslami A., Shokri H., Kashanian M. Akut vajinal kandidiyaz tedavisi için Zataria multiflora krem. Int J Gynaecol Obstet. 2008; 101 :201–202. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              7. Klepser ME Candida türleri arasında antifungal direnç . Eczacı. 2001; 21 :124–132. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              8. Tavanti A., Campa D., Bertozzi A., Pardini G., Naglik JR, Barale R. Farklı genomik geçmişlere sahip Candida albicans izolatları, makrofaj enfeksiyonuna karşı farklı bir tepki gösterir. Mikroplar Bulaşır. 2006; 8 :791–800. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              9. Saeedi M., Ebrahimzadeh MA, Morteza-Semnani K., Akha A., Rabiei K. Foeniculum vulgare Mill'in etanolik ekstraktının antibakteriyel etkisinin değerlendirilmesi . J Mazand Univ Med Sci. 2010; 20 :88–91. [ Google Akademik ]
              10. Soylu S., Soylu EM, Evrendilek GA Acı rezene ( Foeniculum vulgare) ve dereotu ( Anethum graveolens ) uçucu yağlarının gıda kaynaklı ve tohum kaynaklı patojenik bakterilerin gelişimine karşı kimyasal bileşimi ve antibakteriyel aktivitesi. İtalyan J Gıda Bilimi 2009; 21 :347–355. [ Google Akademik ]
              11. Mohammadpour M., Ghasemnejad A., Lebaschy MH, Abbaszadeh B., Azadbakht M. Ekim tarihi ve bitki yoğunluğunun yazlık kokulu (Satureja hortensis L.) İran J Med Arom Bitkilerinin morfolojik özellikleri ve verimi üzerindeki etkileri. 2013; 29 :621–634. [ Google Akademik ]
              12. Mehrorosh H., Gavanji S., Larki B., Mohammadi MD, Karbasiun A., Bakhtari A. Bazı İran bitkisel bitkilerinin Pectobacterium carotovorum üzerinde uçucu yağ bileşimi ve antimikrobiyal taraması . Küresel NEST J. 2014; 16 :240–250. [ Google Akademik ]
              13. Gavanji S., Asgari MJ, Vaezi R., Larki B. Laboratuvar ortamında Epidermophyton flucosum, Trichophyton violaseum ve Trichophyton tonsorans'ın üç türünün büyümesi üzerinde propolis ekstraktının antifungal etkisi . Afr J Pharm Pharmacol. 2011; 5 :2642–2646. [ Google Akademik ]
              14. Simbar M., Azarba Z., Mojab F. Zataria multiflora vajinal krem ​​ve metronidazol vajinal jelin bakteriyel vajinoz üzerindeki terapötik etkilerinin karşılaştırmalı bir çalışması . Bitki ilacı. 2008; 15 :1025–1031. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              15. Gachkar L., Yadegari D., Rezaei MD, Rasooli I. Cuminum cyminum ve Rosmarinus officinalis uçucu yağlarının kimyasal ve biyolojik özellikleri. Gıda Kimyası. 2007; 102 :898–904. [ Google Akademik ]
              16. Moghtader M., Mansori AI, Salari H., Farahmand A. Bunium persicum Boiss tohumunun uçucu yağının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi. J Med Arom Tesisleri. 2009; 25 :20–28. [ Google Akademik ]
              17. Adams RP Uçucu yağ bileşenlerinin gaz kromatografisi-kuadropol kütle spektroskopisi ile tanımlanması. J Am Soc Kütle Spektromu. 2005; 16 :1902–1903. [ Google Akademik ]
              18. Sparkman OD Uçucu yağ bileşenlerinin gaz kromatografisi/dört kutuplu kütle spektroskopisi ile tanımlanması. J Am Soc Kütle Spektromu. 2005; 16 :1902–1903. [ Google Akademik ]
              19. van Den Dool H., Kratz PD Lineer sıcaklık programlı gaz-sıvı bölme kromatografisini içeren tutma indeksi sisteminin bir genellemesi. J Kromatr. 1963; 11 :463–471. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              20. Griggs JK, Manandhar NP, Towers GH, Taylor RS Depolamanın Nepal'den gelen şifalı bitkilerin biyolojik aktivitesi üzerindeki etkileri. J Etnofarmakol. 2001; 77 :47–52. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              21. Al-Fattani MA, Douglas LJ Candida albicans ve Candida tropicalis'in biyofilm matrisi : kimyasal bileşim ve ilaç direncindeki rolü. J Med Microbiol. 2006; 55 :999–1008. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              22. Patterson T. Cilt. 23. Uygulamalı Klinik Eğitim; New York: 2007. sayfa 7–80. (Mantar enfeksiyonlarının tedavisi ve önlenmesi. Kandidemiye odaklanın). [ Google Akademik ]
              23. Pfaller MA, Diekema DJ İnvaziv kandidiyazis epidemiyolojisi: kalıcı bir halk sağlığı sorunu. Clin Microbiol Rev. 2007; 20 :133–163. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              24. Worth LJ, Blyth CC, Booth DL, Kong DC, Marriott D., Cassumbhoy M. Hematolojik bozuklukları olan hastalarda toksisiteyi önlemek ve sonuçları iyileştirmek için antifungal ilaç dozajını ve izlemeyi optimize etme. Intern Med J. 2008; 38 (6):521–537. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              25. Maksimovic Z., Milenkovic M., Vucicevic D., Ristic M. Thymus pannonicus All'un kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi. (Lamiaceae) uçucu yağ. Cent Europ J Biol. 2008; 3 :149–154. [ Google Akademik ]
              26. Al-Maqtari MAA, Alghalibi SM, Alhamzy EH Yemen'den Thymus vulgaris esansiyel yağının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi . Türk J Biyokim. 2011; 36 :342–349. [ Google Akademik ]
              27. Shokri H., Sharifzadeh A., Ashrafi Tamai I. Geleneksel tıpta kullanılan bazı İran bitkilerinin anti- Candida zeylanoides aktivitesi. J Mycol Med. 2012; 22 :211–216. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              28. Bonjar GH İran halk tıbbında kullanılan bitkiler tarafından klotrimazole dirençli Candida albicans'ın engellenmesi. Fitoterapi. 2004; 75 :74–76. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              29. Cruz T., Cabo MM, Castillo MJ, Jimenez J., Ruiz C., Ramos-Cormenzana A. Farklı Thymus baeticus Boiss örneklerinin uçucu yağlarının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi . Fitoterapi Arş. 2006; 7 :92–94. [ Google Akademik ]
              30. Şahin F., Karaman İ., Güllüce M. Saturega hortensis L. J Ethnopharmacol'ün antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi . 2003; 87 :61–65. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              31. Zarrin M., Amirrajab N., Sadeghi-Nejad B. Satureja khuzestanica Jamzad'ın Cryptococcus neoformans'a karşı in vitro antifungal aktivitesi . Pak J Med Sci. 2010; 26 :880–882. [ Google Akademik ]
              32. Khosravi AR, Katiraee F., Eidi S., Bahonar AR, Zarrinfar H. Candida albicans'ın azol direncine ve azole duyarlı bazı İran bitki özlerinin MIC'lerinin karşılaştırılması . J Med Bitkileri. 2008; 7 :37–44. [ Google Akademik ]
              33. Naeini A., Khosravi A., Tajbakhsh H., Ghazanfari T., Yaraei R. Anti- Candida and immunomodulatory effects of Foeniculum vulgare Mill in vitro . Daneşvar. 2009; 16 :7–20. [ Google Akademik ]
              34. Skrobonja JR, Delić DN, Karaman MA, Matavulj MN, Bogavac MA Foeniculum vulgare, Carum carvi ve Eucalyptus sp.'nin antifungal özellikleri . Candida albicans suşlarına karşı uçucu yağlar . J Nat Sci. 2013; 124 :195–202. [ Google Akademik ]
              35. Naeini A., Naderi NJ, Shokri H. Cuminum cyminum ve Salvadora persica bitki özlerinin patojenik Candida suşlarına karşı analizi ve in vitro anti- Candida antifungal aktivitesi . J Mycol Med. 2014; 24 :13–18. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              36. Pai MB, Prashant GM, Murlikrishna KS, Shivakumar KM, Chandu GN Candida albicans üzerinde Punica grantum, Acacia nilotica, Cuminum cyminum ve Foeniculum vulgare'nin antigungal etkinliği : bir invitro çalışma. Hintli J Den Res. 2010; 21 :334–336. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              37. Runyoro DKB, Ngassapa OD, Matee MIN, Joseph CC, Moshi MJ Tanzanyalı geleneksel şifacılar tarafından Candida Enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan şifalı bitkiler . J Etnofarmakol. 2006; 106 :158–165. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              38. Pina-Vaz C., Rodrigues AG, Pinto E., Costa-de-Oliveira S., Tavares C., Salgueiro L. Thymus yağlarının ve ana bileşiklerinin antifungal aktivitesi . J Eur Acad Dermatol Venereol. 2004; 18 :73–78. [ PubMed ] [ Google Akademik

              Yorum yap


              • #8
                Apiaceae familyasından uçucu yağların kimyasal bileşimi, sitotoksisitesi ve ağız boşluğundan kandida türlerine karşı in vitro antifungal aktiviteleri

                Apiaceae familyasının temel bitki bileşenleri, citotoksisite ve oral kavitasyona karşı in vitro antifunga antifungaları
                https://www.scielo.br/j/bjb/a/nphvn3...9kyv/?lang=en#


                JN VieiraCL GonçalvesJPV VillarrealVM GonçalvesRG LundRA FreitagAF SilvaPS NacenteYAZARLAR HAKKINDA

                Soyut
                Bu araştırmanın amaçları şunlardı: Cuminum cyminum (kimyon), Anethum graveolens (dereotu), Pimpinella anisum (anason) ve Foeniculum vulgare (rezene) esansiyel yağlarının kimyasal bileşimini ve sitotoksisitesini ve bunların in vitro antifungal aktivitelerini değerlendirmek on Candida spp. izole eder. Yağların kimyasal bileşimi, kütle spektrometresi (GC/MS) ile birleştirilmiş gaz kromatografisi vasıtasıyla analiz edildi. Sitotoksisite deneyleri, L929 fare fibroblastlarında (20x103 kuyu -1) hücre proliferasyon reaktifi WST-1 kullanılarak yapıldı .). Belirlenen Minimum İnhibitör Konsantrasyon (MIC), Broth Mikrodilüsyon tekniği (CLSI) ile gerçekleştirildi. Kimyasal ana bileşenler kimyon için cuminaldehit (%32.66), dereotu için karvon (%34.89), anason için trans -anetol (%94.01) ve rezene için anetol (%79.62) olmuştur. Anason ve rezene test edilen tüm konsantrasyonlarda sitotoksik değildi, ancak kimyon yağı 20 mg.mL -1 konsantrasyonunda ve dereotu 20 ve 8 mg.mL -1 konsantrasyonunda sitotoksikti . Tüm mayalar, değerlendirilen uçucu yağlara karşı duyarlıydı. Kimyon, mayalara karşı en düşük MIC'yi sundu. Tüm uçucu yağların Candida spp. ve C'ye karşı inhibitör etki gösterdiği sonucuna vardık.. cyminum , P . anyum ve F. _ vulgare, mantarlar için aynı minimum inhibitör konsantrasyonlarda sitotoksik değildi.

                Anahtar Kelimeler:
                Cuminum cyminum; Kronik Atrofik Kandidiyazis; Candida türleri; antifungal

                Özgeçmiş
                Bu tür nesneler: Cuminum cyminum (cominho), Anethum graveolens (endro), Pimpinella anisum (erva-doce) ve Foeniculum vulgare (funcho), in vitro antifunga antifungaları gibi kimyasal maddelerden oluşan bir bileşime sahiptir.Candida türlerinin izolatlarına karşı.. Kütle espektrometrisi (GC / MS) için gaz kromatografisi analizleri için yeterli malzeme bileşimi. Gerçekleşen citotoksisite vakalarında, L929 (20x103 paket-1) fibroblastlarında hücresel WST-1 çoğalma reaktifi veya reaktifi kullanılır. Mikrodilüsyon tekniğini (CLSI) gerçekleştirmek için Minimum Konsantrasyon İnhibitörünün (MIC) belirlenmesi. O temel bileşenler, gelecek nesiller için kimyasal maddeler (%32,66), endo için karvonya (%34,89), doğum için trans-anetol (%94,01) ve eğlence için anetol (%79,62). Şimdiye kadarki en düşük konsantrasyon testlerinde, entanto yok, ya da 20 mg.mL'lik yakın bir toksikoksik konsantrasyonda -1 ve 20 ve 8 mg.mL'lik konsantrasyonlarda son derece hızlı-1 . Şu anda geçerli olan en önemli özelliklerden biri olan bir güvenlik önlemi olarak kullanabilirsiniz. O gelen, size bir menor CIM kontrasını levedura olarak sunar. Candida spp ., e C . cyminum , P . anüs e F . mantarlar için en küçük başlangıçları başlatan çok sayıda mantara karşı kaba bir ortam yoktur.

                Palavras-chave:
                Cuminum cyminum; Candidíase atrófica crônica; Candida türleri; mantar önleyici

                1. Giriş
                Candida spp. insanlarda mantar enfeksiyonlarının en yaygın nedenidirler, ağız boşluğundan önemli kommensal mikroorganizmalardır ve konakçının düşük bağışıklığı ile ilgili uygun koşullar mevcutsa onları patojenik hale getirir. Yaygın olarak oral kandidiyazis veya moniliazis olarak bilinen enfeksiyonlar, yaygın olarak pamukçuk olarak bilinen psödomembranöz kandidiyazis, eritematöz kandidiyazis, hiperplastik ve mukokutanöz kandidiyazis gibi farklı klinik formlara sahiptir ve diş hekimlerinin karşılaştığı yaygın sorunlardır.Simoes ve diğerleri, 2013).

                Klinik Kronik Atrofik Oral Kandidiyazis veya protez stomatiti, üstün bir hareketli protezin takma diş bölgesinin kenarında lokalize, farklı derecelerde eritem ve hemorajik peteşiler ile karakterize eritematöz bir oral kandidiyazdır. Bu reaksiyon; uygun olmayan bir takma diş tasarımı, tabanında bir alerji veya akrilik yetersiz polimerizasyon (Moreira ve diğerleri, 2002).

                Son on yılda, Candida türlerinin neden olduğu enfeksiyonlar, ürkütücü bir hızla artmakta ve hastalarda istenmeyen reaksiyonlarla yaygın olarak kullanılan antifungal ilaçlara karşı direnç geliştirmektedir. Böylece bu olumsuzlukların en aza indirilmesi için yeni alternatif ürünler önerilmiştir (Lima ve diğerleri, 2006;Pozatti, 2007).

                Yukarıdakilerle, esansiyel yağlar gibi fitoterapik alternatifler, üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla piyasaya girmiştir, bu nedenle etkinlikleri, antimikrobiyal aktiviteleri, güvenlikleri ile ilgili kalitelerini kontrol etmek için titiz testler gerekmektedir. Diğer sentetik ilaç türleri ile karşılaştırıldığında toksisite, hem de hastalarda yan etkileri azaltmak (Castro ve Lima, 2010;Kamble, 2015).

                Birçok aromatik bitki türü arasında Apiaceae familyasına ait olanlar, antimikrobiyal özellikleri nedeniyle tıbbi kullanım için araştırılmıştır. Bu bitkiler, nispeten yüksek miktarda uçucu bileşik salmakla karakterize edilen uçucu yağlar üretirler (Simões ve diğerleri, 2010). Apiaceae familyasının bazı temsilci türleri arasında; Cuminum cyminum (kimyon), Anethum graveolens (dereotu), Pimpinella anisum (anason) ve Foeniculum vulgare (rezene) ve rezene ( Foeniculum vulgare ), mutfak ve tıbbi uygulamalara sahip bitkiler (Downie ve diğerleri, 2000).

                Bu araştırmanın amacı, C'nin sitotoksisitesini ve kimyasal bileşimini değerlendirmekti . cyminum , A. _ Graveolens , P. _ anyum ve F. _ kaba esansiyel yağların yanı sıra Candida spp.'ye karşı in vitro antifungal aktiviteleri . klinik Kronik Atrofik Oral Kandidiyazis vakalarından izolatlar.

                2. Gereç ve Yöntemler
                2.1. Araştırma yeri ve mantar izolatları

                Mikrobiyal deneyler, Federal Pelotas Üniversitesi'nden (UFPel) Biyoloji Enstitüsünde bulunan Mikoloji Laboratuvarında gerçekleştirildi. Test edilen izolatlar, Diş Hastalıkları Fakültesi Oral Mikrobiyoloji Laboratuvarının mikoloji koleksiyonundan, klinik Kronik Atrofik Oral Kandidiyazis vakalarından elde edilmiştir, şu Candida türleri: Candida albicans (23778, 23651, 23609, 24073 e 23536 ) , Candida parapsilosis (2340 e 23459), Candida glabrata (23453), Candida krusei (23932) ve C. albicans ATCC (62342).

                2.2. Uçucu yağlar
                Ç . _ cyminum , A. _ Graveolens , P. _ anyum ve F. _ kaba esansiyel yağlar, UFPel'in Kimya Bilimi, Eczacılık ve Gıda Merkezi'nin (CCQFA) Organik Kimya Departmanı aracılığıyla bir Clevenger aparatında hidrodistilasyon (1.5 L damıtılmış H20 / 100 g bitki materyali) yoluyla elde edildi. . Bitkiler ticari olarak Luar Sul LTDA şirketinden satın alındı ​​ve kullanılan parçalar şunlardı: kimyon, dereotu ve anason için tohumlar; ve rezene için bırakır. Her bitki için uçucu yağ verimi kimyon ve anason için 2,5 mL, dereotu için 1,9 mL ve rezene için 2,3 mL olmuştur.

                2.3. Uçucu yağların kromatografik analizi
                Uçucu yağlar, kılcal kolon Rtx-5MS RESTEK (30 m × 0,25 mm × 0,25 µm) ile bölünmüş/ayrık olmayan enjektör ile donatılmış bir Schimadzu QP2010 cihazında kütle spektrometrisi (GC/MS) ile birleştirilmiş kromatografi analizine tabi tutuldu. , aşağıdaki kromatografik koşullarda: Taşıyıcı olarak helyum gazı, 70 eV enerjide elektronların etkisiyle elde edilen parçalar, akış 1,2 ml/dk, bölünmüş 1:10, 1 µL numune enjekte hacmi. Fırın programlı sıcaklık: 40 °C'lik başlangıç ​​sıcaklığı, 5 °C/dk'da ısıtma rampası ile 280 °C'ye, bu sıcaklıkta 10 dakika sabit kalır, toplam süre 8 dakikadır, enjektör sıcaklığı 58°'dir C ve 200 °C arayüzü. Bileşikler, GC/MS NIST08 kitaplığına dayalı kromatografik standartlara göre analiz edildi. Yağ, heksan içinde seyreltildi (analitik dereceli,

                2.4. Sitotoksisite deneyi
                Sitotoksisite testi, Federal Pelotas Üniversitesi'nden (UFPel) Diş Hekimliği Okulu Restoratif Diş Hekimliği Bölümü tarafından gerçekleştirilmiştir. Hücre canlılığı ISO 10993-5'e göre yapıldı (ISO, 2009). Fare fibroblastları hücre dizisi L929 (20 x 103 yuva -1 ) , %10 fetal sığır serumu (FBS), %2 L-glutamin, penisilin (100 U.ml - 1 ) ve streptomisin (100 mg.ml -1 ), 96 kuyulu bir plaka kullanılarak, 24 saat boyunca 37 °C'de CO2 %5'lik nemli bir atmosferde alt birleşme sağlanana kadar inkübe edildi. Uçucu yağlar bir kalıp (6 mm çap ve 1 mm derinlik) ile yapıldı ve Radii Cal (n = 5) ile foto-aktive edildi. Uçucu yağlar seyreltildi ve 20, 8, 4 e 2 mg.mL -1 konsantrasyonlarında test edildi.. 24 saat sonra, her seyreltme yağından 200 ul daha önce hazırlanmış ve 24 saat inkübe edilmiş 96 oyuklu plakalara aktarıldı. WST-1 tahlili, mitokondriyal dehidrogenaz aktivitesi ile hücre metabolik fonksiyonunu değerlendirmek için kullanıldı. 450 nm'de absorbans, bir mikroplaka okuyucu (SpectraMax M5; Molecular Devices, Sunnyvale, CA, ABD) aracılığıyla ölçülmüştür. Her tahlil üç kopya halinde gerçekleştirildi. İstatistiksel analiz, Kruskal-Wallis (Tek Yönlü Sıralama Varyans Analizi) ve ardından Türkiye tamamlayıcı testi kullanılarak yapıldı. %70'in üzerindeki hücre canlılığı değerleri, kimyasal bileşiğin sitotoksik olmadığını gösterir.

                ISO 10993-5 (2009). 2.5. Minimum İnhibitör Konsantrasyon (MIC)
                Uçucu yağların Minimum İnhibitör Konsantrasyonlarının belirlenmesi, Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü tarafından M27-A4 belgesine uygun olarak Broth Mikrodilüsyon tekniği kullanılarak yapılmıştır (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü, 2013), fito ilaçlara uyarlanmıştır. Başlangıçta, 100 uL RPMI ortamı - 1640 (DIFCO®, Detroit, Michigan, EUA), "U" alt formuna sahip 96 kuyu içeren mikrodilüsyon plakasının her kuyusuna dağıtıldı. Uçucu yağların MİK değerlendirmesi için, RPMI ortamında art arda 10 dilüsyon gerçekleştirildi; mikrodilüsyon plakasındaki çizgilerin yönüne göre 100 μL'lik bir hacimde düzenlenen 70 ila 0,137 mg.mL - 1'lik konsantrasyonların elde edilmesi . Her sütunun her bir kuyucuğuna, daha fazla analiz için karşılık gelen her bir Candida türünün her inokulumundan 100 uL'lik alikotlar eklendi. Maya süspansiyonu, yaklaşık 5 x 106 hücre mL -1'lik bir nihai konsantrasyon elde etmek için bir spektrofotometrede (530 nm) ayarlandı .

                Testler, üç tekrarlı iki kopya halinde gerçekleştirildi; pozitif kontrol (aşılama/ortam) için kullanılan bir sütun ve negatif kontrol (esansiyel yağ/ortam) için başka bir sütun.

                Aynı prosedür, klinik kullanımda bir model olarak kabul edilen flukonazol ile 16 μg.mL –1 ila 0.0313 μg.mL –1 arasındaki ardışık konsantrasyonlarda gerçekleştirildi (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü, 2013), mikrodilüsyon tekniği ile.

                Mikroplakalar 35 °C'de 48 saat inkübe edildi. Maya suşlarına karşı uçucu yağların MİK tayini için ders, mikroorganizma büyümesi ile ilgili ve pozitif ve negatif kontrollerle karşılaştırılan bulanıklık görselleştirmesi yoluyla gerçekleştirildi. Pozitif kontrol kuyucuğu ile karşılaştırıldığında, mayaların büyüme inhibisyonunu sağlayabilen ilacın minör konsantrasyonu olan MIC olarak kabul edildi (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü, 2013). 3. Sonuçlar

                İçindeTablo 1 , kimyon esansiyel yağında bulunan çoğunluk bileşiği cuminaldehit (%32.66), dereotu için karvon (%34.89), anason için trans-anetol (% 94.01 ) ve rezene için anetol (%79.62) idi. ).

                küçük resim
                Tablo 1 Cuminum cyminum , Anethum graveolens , Pimpinella anisum ve Foeniculum vulgare esansiyel yağlarında GC/MS tekniği kromatografisi kullanılarak
                tanımlanan ana kimyasal bileşikler .

                Bu çalışmada sitotoksisite deneyleri, hücre canlılığının %70'inin altında mevcut olduğundan, yalnızca kimyon ve dereotu yağlarının sitotoksisite olduğunu göstermiştir (Şekil 1 ). Mayaların MİK'leri ile ilgili olarak kimyon, anason ve rezene sitotoksisite göstermezken, dereotu yağı 20 ve 8 mg.mL -1 konsantrasyonlarında MİK ile ilgili olarak sitotoksik bulunmuştur.


                Şekil 1 Cuminum cyminum , Anethum graveolens , Pimpinella anisum ve Foeniculum vulgare esansiyel yağlarının Fare fibroblastları L929 (20x103 oyuklu -1 ) hücrelerinde in vitro
                sitotoksisite aktivitesi .

                On Candida türü ile yapılan antifungal testler , test edilen tüm mayaların değerlendirilen uçucu yağlara karşı duyarlılık gösterdiğini göstermiştir; çünkü kimyon ( Cuminum cyminum ) esansiyel yağı, 2.188 ila 4.375 mg arasında değişen en düşük MIC'lerle en iyi antifungal aktiviteyi göstermiştir. mL -1 . Rezene esansiyel yağı ( Foeniculum vulgare ), ayrıca Candida albicans izolatına (24073) karşı düşük minimum inhibitör konsantrasyon (MIC: 4.375 mg.mL -1 ) gösterdi , ancak bu, kimyon için doğrulanan CMI'ye eşitti (Tablo 2 ).

                küçük resim
                Tablo 2 Cuminum cyminum , Anethum graveolens , Pimpinella anisum ve Foeniculum vulgare esansiyel yağlarının on Candida
                türü izolatına karşı İnhibitör Minimum Konsantrasyonları (mg.mL -1 ) .

                4. Tartışma
                Oral kandidiyaz taşıyan hastaların, özellikle klinik Kronik Atrofik oral Kandidiyazis taşıyan hastaların karşılaştığı problemler nedeniyle, yaygın olarak kullanılan antifungal ilaçlara karşı Candida türlerinin direnci nedeniyle, dirençli mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal etkiye sahip uçucu yağlar gibi yeni bileşiklerin araştırılması önem kazanmaktadır. gerekli. Bu çalışmanın sonucunda, C'nin uçucu yağlarının doğrulandığı doğrulandı . cyminum , A. _ Graveolens , P. _ anyum ve F. _ vulgare, test edilen on oral Candida'ya karşı antifungal aktivite gösterditürleri, tüm izolatlar, kontrol olarak kullanılan sentetik antifungal flukonazole duyarlıydı.

                Birkaç çalışma, uçucu yağların mükemmel terapötik özelliklerini göstermiştir, bu arada, yağların antifungal in vitro aktivite analizlerinde , önerilen çeşitli metodolojilerin doğrulanması mümkündür, örneğin agar difüzyon, disk difüzyon ve et suyu seyreltme (Kosalec ve diğerleri, 2005;Gulfraz ve diğerleri, 2008;Pai ve diğerleri, 2010;Wanner ve diğerleri, 2010;Cavalcanti ve diğerleri, 2011;Cleff ve diğerleri, 2013;Kamble, 2015), mevcut çalışma ile bu çalışmalar arasında karşılaştırma yapmayı zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, bu çalışmada sunulan bitkilerin farmakolojik aktivitesinin tanınması, ürünün klinik kullanımda elde edilen yaşayabilirliğini değerlendirmek için önemli bilgiler sunar.

                Sonuçlarımızda, C . cyminum esansiyel yağı, diğer yağlarla karşılaştırıldığında Candida türlerine karşı en düşük inhibitör konsantrasyona sahipti . C. cyminum'un Candida türlerine karşı inhibisyon değerleri ve iyi antimikrobiyal aktivitesi olan sonuçlar başka yazarlar tarafından da tescillenmiştir.Shetty ve ark. (1994), agar difüzyon yöntemini kullanarak, pozitif sonuçlar buldu, ancak 0,10 mg.mL 1 gibi küçük bir inhibitör konsantrasyonla .Pai ve ark. (2010)VeWanner ve ark. (2010)kimyonun Candida karşıtı potansiyel bir ajan olduğunu doğrulayan disk difüzyon yöntemini kullandı.Kamble (2015), disk difüzyon ve et suyu mikro ve makro seyreltme teknikleri (Minimum İnhibitör Konsantrasyon) kullanılarak Candida albicans'a karşı iyi inhibisyon sonuçları elde edildi ve albicans'a karşı değil .

                Ç . parapsilosis (23459), kimyon esansiyel yağına (CIM de 2,188 mg.mL -1 ) karşı en yüksek duyarlılığa sahipken , diğer izolatlar buna ve diğer esansiyel yağlara daha yüksek konsantrasyonlarda inhibisyon gösterdi.

                Dereotu, anason ve rezene esansiyel yağlarında, antifungal aktivite Candida spp.'ye karşı hemen hemen aynıydı . birkaç varyasyona sahip izolatlar. Dereotu esansiyel yağının kullanıldığı diğer çalışmalarda, A. graveolens'e karşı antifungal aktivite analiz edilmiş ve Candida spp.'ye karşı doğrulanmıştır. klinik izolatlar. tarafından yapılan çalışmadaZeng ve ark. (2011), farelerde sıvı mikrodilüsyon tekniği (MIC), mikrobiyolojik ve histolojik teknikler kullanılarak, dereotu test edilen tüm Candida türlerine karşı in vitro ve in vivo olarak aktif olduğunu göstermiştir .Yili ve ark. (2009), etilen oksit ilavesiyle Barry yöntemiyle MİK'i analiz ettiler ve C. albicans'ta 0,00273 mg.mL -1'lik inhibisyon sonuçları buldular , bu da besin ortamında bu bileşen ilavesiyle maya büyümesinin keskin bir şekilde azaldığını doğruladı.

                Anason kullanılan çalışmalarda,Kosalec ve ark. (2005), ekstrakt sıvısının ve P. esansiyel yağının antifungal aktivitesini değerlendirdi . agar difüzyon ve et suyu seyreltme yöntemleri aracılığıyla Candida türlerinde anisum ve uçucu yağın mayalara karşı in vitro olarak düşük bir minimum inhibitör konsantrasyon sergilediğini doğruladı .

                Rezene esansiyel yağına gelince,Gulfraz ve ark. (2008)VePai ve ark. (2010)ayrıca F yağının etkili antifungal etkisini de doğrulamıştır . disk difüzyon yöntemiyle C. albicans'a karşı vulgare , ancakSkrobonja ve ark. (2013), kullanılan tekniklerden birinde, 0.06 ve 0.02 mg MIC'ler ile in vitro sonuçlar buldu. Bu mayaya karşı mL -1 .

                Bu araştırmada, yağların antifungal aktivite tayini sıvı mikrodilüsyon tekniği ile yapılmıştır (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü, 2013), test edilen ürünler ve mantar hücreleri (Cavalcanti ve diğerleri, 2011), MIC olarak uçucu yağların antifungal aktivitesinin değerlendirilmesinde daha iyi modellerden birini elde etti (Pozatti, 2007).

                Buna göreMenezes ve ark. (2009)VeCavalcanti ve ark. (2011), iyi antimikrobiyal aktiviteye sahip bitkisel ürünler, 100 mg.mL - 1'e eşit veya daha düşük bir MİK sunmalıdır ve bu çalışmada, uçucu yağların %97.5'i, yeterli bir inhibitör aktivite göstererek, 8.75 mg.mL - 1'e eşit veya daha düşüktü. düşük konsantrasyonlarda ve uygun antifungal aktivitede, bu bileşiklerin diş hekimliğinde antimikrobiyal maddeler olarak uygulama kapasitesi ile.

                Uçucu yağların daha yüksek ve daha düşük biyolojik aktivitesi, bileşimine, başka bir deyişle kimyasal bileşenlerine bağlı olmuştur (Lima ve diğerleri, 2006).

                Bu bileşenlerin yüksek konsantrasyonları ve oranları, ürün etkinliğinde, özelliklerini ve tıbbi uygulamalarını doğrulayan büyük önem taşır. Bununla birlikte, çalışmalar, bu izole bileşiklerin uçucu yağ ile aynı etkiye sahip olmadığını göstermiştir (Simões ve diğerleri, 2010;Yili ve diğerleri, 2009).

                C'nin kromatografik analizinde . cyminum esansiyel yağı, çoğunluk bileşenleri Cuminaldehyde, γ-terpinene, β-pinene, o -cymene, 2-caren-10-al, 1-fenil-1-bütanol ve D-limonendi, diğer yazarlar tarafından bulunan sonuçlara katılıyor, sadece birkaç varyasyonla (Shetty ve diğerleri, 1994;Wanner ve diğerleri, 2010;Kamble, 2015).

                A'nın uçucu yağının kromatografi analizinde . graveolens, başlıca tanımlanan bileşenler Carvone, Apiol, D-limonen, Dihidrocarvone ve Trans-dihidrocarvone idi ve bu çalışmalarla aynı fikirdeydi.Zeng ve ark. (2011);Tian ve ark. (2011), çoğunluk bileşikleri olarak karvon, limonen ve apiol içerir.

                P esansiyel yağında . anisum, bulunan başlıca bileşikler trans -anetol ve Estragole idi. Yağın daha düşük miktarda bulunan diğer bileşenleri cis-(-)-2,4a,5,6,9a-Hekzahidro-3,5,5,9-tetrametil(1H)benzosiklohepten, cis -anetol, (+)- idi. Carvone, Di-epi-alpha-cedrene, Limonene, p-Cumic aldehyde ve beta-Chamigren. Diğer Çalışmalarda da benzer sonuçlar bildirilmiştir (Shojaii ve Fard, 2012;Özcan ve Chalchat, 2006).

                Kromatografi sonucunda F . vulgare , aşağıdaki bileşenler daha yüksek miktarda doğrulanmıştır: Anethole, Fenchone, Estragol, metil nonadekanoat ve 1R-α-pinen. Diğer çalışmalar da bu tür tanımlanmış bileşenleri ana olarak doğruladı (Enver ve diğerleri, 2009;Peixoto ve diğerleri, 2014).

                Esansiyel yağların antimikrobiyal aktivitesi, ana bileşenlerine ve sonuçta ortaya çıkan sinerjik veya antagonist etkiye atfedilir. Bununla birlikte, minör bileşenler de biyolojik aktivitelerine katkıda bulunurlar.Iacobellis ve diğerleri, 2005).

                Mevcut çalışmada, sitotoksisite değerlendirmesi için Fare fibroblastları L929'da (20 x 103 oyuklu -1 ) hücre canlılığı testi WST-1 yapılmıştır. Bu analiz ile aradık; yağların biyolojik davranışlarıyla ilgili bilgiler, böylece daha sonra in vivo çalışmalarda kullanılabilirler . Sitotoksisite değerlendirmesi, potansiyel terapötik aktiviteye sahip bileşiklerin kullanımında bir güvenlik parametresi sağlar (Yamaguchi ve diğerleri, 2013). Sitotoksisite testine gelince, kimyon, anason ve rezene yağları, test edilen maya için bulunan aynı minimum inhibe edici konsantrasyonlarda sitotoksik değildi. ağız dokusundaki mantar enfeksiyonlarını önler ve tedavi eder.

                Yukarıdakiler göz önüne alındığında, bu fitoterapötik yağların diş protezlerinde kandidozun önlenmesi ve tedavisi gibi dişçilik ürünlerinin formülasyonundaki potansiyel uygulamalarının araştırılmasına ihtiyaç duyulabilir, bu da bu yağların etkinliğini bilmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini gösterir. Bu yeni dental ürünlerin formülasyonundaki bileşenler.

                Apiaceae familyasının farklı türlerinin esansiyel yağları, antifungal potansiyel aktiviteye sahip umut verici bir biyomolekül kaynağı olduğunu kanıtladı. Mevcut çalışmanın deneysel koşulları içinde, C sonucuna varmak mümkündü . cyminum esansiyel yağı, test edilen Candida türlerine karşı en düşük MIC'yi sergiler ve kimyon, anason ve rezene esansiyel yağları, test edilen maya için bulunan aynı minimum inhibitör konsantrasyonlarda Fare fibroblastları için sitotoksik değildi. Bununla birlikte, in vitro olarak elde edilen sonuçların uygunluk uygulamasını değerlendirmek için bu yağların güvenliği ve etkinliği hakkında diğer özel in vivo çalışmalar ve klinik analizler gereklidir.olası terapötik uygulamalarla yeni ürünlerin gelecekteki gelişimi için.

                Referanslar
                • ANWAR, F., ALI, M., HUSSAIN, AI ve SHAHID, MJ, 2009. Pakistan'dan elde edilen rezene ( Foeniculum vulgare Mill.) tohumlarının esansiyel yağı ve özlerinin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Lezzet ve Koku Dergisi , cilt. 24, hayır. 4, s. 151-207. http://dx.doi.org/10.1002/ffj.1929.
                  » http://dx.doi.org/10.1002/ffj.1929
                • CASTRO, RD ve LIMA, EO, 2010. Eucalyptus globulus L. sobre Candida spp. Revista de Odontologia da UNESP , cilt. 39, s. 179-184.
                • CAVALCANTI, YW, PÉREZ, ALAL, XAVIER, GDR ve ALMEIDA, LFD, 2011. Efeito inibitório de oleos essenciais sobre microorganismos do canal radicular. Revista de Odontologia da UNESP , cilt. 40, s. 208-214.
                • CLEFF, MBC, MADRID, I., MEINERZ, AR, MEIRELES, MCA, MELLO, JRB, RODRIGUES, MR ve ESCAREÑO, JJH, 2013. Candida spp'ye karşı uçucu yağlar: Origanum vulgare'nin in vitro antifungal aktivitesi . Afrika Mikrobiyolojik Araştırma Dergisi , cilt. 7, hayır. 20, s. 2245-2250. http://dx.doi.org/10.5897/AJMR12.1149.
                  » http://dx.doi.org/10.5897/AJMR12.1149
                • KLİNİK VE LABORATUVAR STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ, 2013. Mayaların sıvı dilüsyon antifungal duyarlılık testi yöntemi: onaylı standart 3. baskı. Wayne: CLSI. M27-A3.
                • DOWNIE, SR, KATZ-DOWNIE, DS ve SPALIK, K., 2000. Apiaceae kabilesi scandiceae'nin Bir Filogenisi: nükleer ribozomal DNA iç transkripsiyonlu ayırıcı dizilerinden elde edilen kanıtlar. Amerikan Botanik Dergisi , cilt. 87, hayır. 1, s. 76-95. http://dx.doi.org/10.2307/2656687. PMorta:10636832.
                  » http://dx.doi.org/10.2307/2656687
                • GULFRAZ, M., MEHMOOD, S., MINHAS, N., JABEEN, N., KAUSAR, R., JABEEN, K. ve ARSHAD, G., 2008. Foeniculum vulgare uçucu yağının bileşimi ve antimikrobiyal özellikleri . Afrika Biyoteknoloji Dergisi , cilt. 7, s. 4364-4368.
                • IACOBELLIS, NS, CANTORE, P., CAPASSO, F. ve SENATORE, F., 2005. Cuminum cyminum L. ve Carum carvi L. Uçucu Yağların Antibakteriyel Aktivitesi . Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi , cilt. 53, hayır. 1, s. 57-61. http://dx.doi.org/10.1021/jf0487351. PMorta:15631509.
                  » http://dx.doi.org/10.1021/jf0487351
                • ULUSLARARASI STANDARDİZASYON ORGANİZASYONU - ISO, 2009. Tıbbi cihazların biyolojik değerlendirmesi - Bölüm 5: in vitro sitotoksisite testleri . Sürmeli: ISO. STANDART 10993-5:2009(E).
                • KAMBLE, VA, 2015. Candida Türlerinin Klinik İzolatlarına Karşı Cuminum cyminum (Kimyon Tohumu) Uçucu Yağının In vitro Anti-Fungal Etkinliği . American Journal of Phytomedicine and Clinical Therapeutics , cilt. 3, s. 264-275.
                • KOSALEC, I., PEPELJNJAK, S. ve KUSTRAK, D., 2005. Anason meyvelerinden ( Pimpinella anisum L., Apiaceae) sıvı ekstraktın ve uçucu yağın antifungal aktivitesi. Acta pharmaceutica (Zagreb, Hırvatistan) , cilt. 55, hayır. 4, s. 377-385. PMorta:16375827.
                • LIMA, IO, OLIVEIRA, RAG, LIMA, EO, FARIAS, NMP ve SOUZA, EL, 2006. Antifúngica de oleos essenciais sobre espécies de Candida. Revista Brasileira de Farmacognosia , cilt. 16, hayır. 2, s. 197-201. http://dx.doi.org/10.1590/S0102-695X2006000200011.
                  » http://dx.doi.org/10.1590/S0102-695X2006000200011
                • MENEZES, TOA, ALVES, ACBA, VIEIRA, JMS, MENEZES, SAF, ALVES, BP ve MENDONÇA, LCV, 2009. C ve albicans gibi Amazon bitkilerinin temel ve ekstra bitki antifungalarının in vitro olarak değerlendirilmesi . Revista de Odontologia da UNESP , cilt. 38, s. 184-191.
                • MOREIRA, ACA, FALCÃO, AFP, ANDRADE, APA ve SOUZA, ER, 2002. Candida parapsilosis in paciente com paciente clinico de candidíase candidiase crônica. Revista de Ciências Médicas e Biológicas , cilt. 1, hayır. 1, s. 124-128. http://dx.doi.org/10.9771/cmbio.v1i1.4250.
                  » http://dx.doi.org/10.9771/cmbio.v1i1.4250
                • ÖZCAN, MM ve CHALCHAT, JC, 2006. Anason ( Pimpinella anisum L.) meyve yağının olgunlaşma dönemindeki kimyasal bileşimi ve antifungal etkisi . Mikrobiyoloji Yıllıkları , cilt. 56, hayır. 4, s. 353-358. http://dx.doi.org/10.1007/BF03175031.
                  » http://dx.doi.org/10.1007/BF03175031
                • PAI, MBH, PRASHANT, GM, MURLIKRISHNA, KS, SHIVAKUMAR, KM ve CHANDU, GN, 2010. Candida albicans üzerinde Punica granatum, Acacia nilotica, Cuminum cyminum ve Foeniculum vulgare'nin antifungal etkinliği : Bir in vitro çalışma. Indian Journal of Dental Research , cilt. 21, hayır. 3, s. 334-336. http://dx.doi.org/10.4103/0970-9290.70792. PMorta:20930339.
                  » http://dx.doi.org/10.4103/0970-9290.70792
                • PEIXOTO, JV, ROCHA, MG, NASCIMENTO, RTL, MOREIRA, VV ve KASHIWABARA, TGB, 2014. Candidíase - bir literatür revizyonu. Brezilya Cerrahi ve Klinik Araştırma Dergisi , cilt. 8, s. 75-82.
                • POZZATTI, P., 2007. Candida türlerinin suscetibilidade de flukonazole duyarlı ve dirençli olması ve baharatların ekstra essensiyası . Santa Maria: Centro de Ciências da Saúde, Universidade Federal de Santa Maria, 148 s. Mestrado Dissertação, Farmacêuticas Ciências Concentração'daki Alan.
                • SHETTY, RS, SINGHAL, RS ve KULKARNI, PR, 1994. Kimyonun antimikrobiyal özellikleri. Dünya Mikrobiyoloji ve Biyoteknoloji Dergisi , cilt. 10, hayır. 2, s. 232-233. http://dx.doi.org/10.1007/BF00360896. PMorta:24420956.
                  » http://dx.doi.org/10.1007/BF00360896
                • SHOJAII, A. ve FARD, MA, 2012. Pimpinella anisum'un farmakolojik özelliklerinin ve kimyasal bileşenlerinin gözden geçirilmesi. ISRN Eczacılık , cilt. 2012, s. 510795. PMid:22848853.
                • SIMÕES, CMO, SCHENKEL, EP, GOSMANN, G., MELLO, JCP ve MENTZ, LA, 2010. Farmacognosia: da planta ao medicamento 6. ed. Porto Alegre: UFRGS.
                • SIMÕES, RJ, FONSECA, P. ve FIGUEIRAL, MH, 2013. Candida spp ve Cavidade Oral ile enfeksiyonlar . Odontologia Clínico-Científico , cilt. 12, s. 19-22.
                • SKROBONJA, JR, DELIC, DN, KARAMAN, MA, MATAVULJ, MN ve BOGAVAC, MA, 2013. Foeniculum vulgare , carum carvi ve Eucalyptus sp.'nin antifungal özellikleri . Candida albicans suşlarına karşı uçucu yağlar . Journal Natural Science , cilt. 124, s. 195-202.
                • TIAN, J., BAN, X., ZENG, H., HUANG, B., HE, J. ve WANG, Y., 2011. Dereotu esansiyel yağının (Anethum graveolens L.) karşı in vitro ve in vivo aktivitesi çeri domateslerin mantar bozulması. Gıda Kontrolü , cilt. 22, hayır. 12, s. 1992-1999. http://dx.doi.org/10.1016/j.foodcont.2011.05.018.
                  » http://dx.doi.org/10.1016/j.foodcont.2011.05.018
                • WANNER, J., BAIL, S., JIROVETZ, L., BUCHBAUER, G., SCHMIDT, E., GOCHEV, V., GIROVA, T., ATANASOVA, T. ve STOYANOVA, A., 2010. Kimyasal bileşim ve kimyon yağının ( Cuminum cyminum , Apiaceae) antimikrobiyal aktivitesi. Doğal Ürün İletişimi , cilt. 5, hayır. 9, s. 1355-1358. PMorta:20922990.
                • YAMAGUCHI, KKL, VEIGA-JUNIOR, VF, PEDROSA, TN, VASCONCELLOS, MC ve LIMA, ES, 2013. Etiyolojide yetişen Lauraceae ve Endlicheria citriodora'nın temel biyolojik kaynakları. Quimica Nova , cilt. 36, hayır. 6, s. 826-830. http://dx.doi.org/10.1590/S0100-40422013000600015.
                  » http://dx.doi.org/10.1590/S0100-40422013000600015
                • YILI, A., AISA, H.Á., MAKSIMOV, VV, VESHKUROVA, ON ve SALIKHOV, SI, 2009. Özbekistan'da yetişen Anethum graveolens tohumlarından elde edilen uçucu yağın kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi. Doğal Bileşiklerin Kimyası , cilt. 45, hayır. 2, s. 280-281. http://dx.doi.org/10.1007/s10600-009-9275-4.
                  » http://dx.doi.org/10.1007/s10600-009-9275-4
                • ZENG, H., TIAN, J., ZHENG, Y., BAN, X., ZENG, J., MAO, Y. ve WANG, YJ, 2011. Anethum tohumundan uçucu yağın in viro ve in vivo aktiviteleri candida spp.'ye karşı graveolens L. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp , cilt. 2011, s. 659704. http://dx.doi.org/10.1155/2011/659704. PMorta:21716714.

                Yorum yap


                • #9
                  Göz, Bağırsak ve Akciğer Rahatsızlıkları için REZENE SUPERKRİTİK

                  Yorum yap

                  Hazırlanıyor...
                  X