Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Papatya, Kamille, Chamomilla recutita

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Papatya, Kamille, Chamomilla recutita

    Papatya, Kamille, Chamomilla recutita(L)

    PAPATYA

    Bir Yıllık | 0,2-0,6m | 5-10 | Aylar | Ça,Ho,Na | Çiçekleri ve Eter yağı

    Papatya, Kamille, Chamomilla recutita(L) RAUCHERT
    Tıbbi Papatya Syn: Matricaria chamomilla L.
    Mayıs Papatyası Matrcaria recutita
    Adi Papatya Chamomilla vulgaris S.F GRAY
    Türk Papatyası
    Rahim otu
    Hakiki Papatya

    Familyası: Bileşikgillerden, Korbblüengewâchse, Asteraceae (Kompositae)

    Drugları: Papatya çiçeği: Matricariae flos
    Papatya Eter yağı: Matricariae aetheroleum
    Papatya Tentürü: Chamomilla
    Papatya çiçeklerinden çay, Tentür, Natürel ilaç, Kompres ve Eterik yağ elde edilir.

    Giriş; Günümüzde Papatyaya benzeyen bir çok bitki papatya ismi ile anılmaktadır, oysa bu bitkilerden sadece ikisi şifalıdır ve diğerlerinin ya değeri çok düşük veya değersizdirler. En önemli papatya tıbbi veya Hakiki papatya ismi ile anılan ve Latincesi Chamomilla recutita ismi ile anılan papatyadır ve bunu Rumi Papatya: Chamaemelum nobile takip eder. Hakiki papatyanın da yetiştiği ülkeye, iklime ve toprağa bağlı olarak alt türleri mevcuttur. Günümüzde en çok Arjantin papatya yetiştirmekte ve satmaktadır, fakat birleşimindeki <> İzmir de özel olarak yetiştirilen papatya kalite bakımından Dünya'nın en kaliteli papatya-larından sayılmaktadır, zira yüksek oranda eterik yağ içerir. Hakiki pa-patyayı diğerlerinden ayıran en belirgin özellik Çiçek başlarını ortadan kestiğinizde ortasında bir boşluk görünür ve hoş kokuludur. Papatyanın eskiden Latince <> yani rahim anlamına gelen kelimeden matri matricaria'nın türetildiği ve Almanca da ise Muttertkraut yani ana otu dendiği bilinmektedir. Bunlardan da papatyanın eskiden kadın hastalıklarında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Papatyanın eski Romalılardan beri çok çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanıldığı bilinmektedir.

    Botanik; Vatanının Türkiye ve Balkanlar olduğu tahmin edilen bitki, za-manla Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerine, Amerikanın keşfinden sonra özellikle Arjantin'e kadar yayılmıştır. Bitki bir yıllık, narin gövdeli 20-60cm boyunda, çatallaşır, narin, sapları yuvarlak ve tüysüzdür. Yaprakları kanat şeklinde oldukça narin, ince iplik gibi ve koyu yeşil renktedir. Çiçek başları 10-30mm çapında, uzun saplı, kupa yaprakları yeşil renkte, taç yaprakları bir sıra çiçek başının etrafına dizilmiştir ve dil şeklinde olup beyaz renktedir. Taç yaprakları 13-21 adettir ve yarım küre şeklindeki göbek ise altın sarısı renkte oldukça çok (250-300), boru şeklinde 1-3mm uzunluğundaki yapraklardan meydana gelir.

    Yetiştirilmesi: Türkiye'nin hemen her yöresinde yetiştirilebilir, zaten aslı vatanı Türkiye'dir. Genellikle kumlu, çakıllı, taşlı toprakları sever, yol kenarları, mezarlar, bahçeler ve viranelerde yetişir.

    Hasat Zamanı: Mart ve Nisan aylarında kasalarda veya seralarda yetiş-tirilen Fideleri Nisan sonu veya Mayısta bahçe ve tarlalara ekilir. Çiçekleri açmaya başlamadan toplanır, kurutulur veya taze olarak destilasyonla Eterik yağı elde edilir veya tentürü yapılır. Çiçeklerini kuruturken 40˚ üzerindeki sıcaklık eterik yağına zarar verir.
    Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar' da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

    Birleşimi; Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
    a) Eterik yağ türevleri %0,3- 1,5 arasında olup iki önemli başlıkta toplamak mümkündür.
    1) Monoterpenlerin en önemlisi Chamazulen Eterik yağ elde ettikten sonra Matricin'in dönüşmesi ile ortaya çıkar ve ayrıca γ- Terpinen, α- ve β- Pinen, ∆3 Caren, Limonen, 1,8 Cineol ve p-Cymen içerir.
    2) Sesquiterpenlaktonin en önemliri ise α- Biabolol, Bisabololoxil A, B, C ve Bisabolonoxit olup, bunlardan %20-35 bulunur ve ayrıca %40-50 oranında trans-β-Farnesen ile az miktarda; Spathulenol, Chamaviolin, α -Farnesen, α - Cubeben, α - Muurolen ve Calamen içerir.
    3) Polinler; Eterk yağın %20-25'ini Polinler oluşturur ve en önemli alt türevi Cis-En-in-dicycloether (Cis-Spiroethex=cis-2-Hexa-(2,4), diin-1-yliden-1,6-dioxaspiro-[4,4]-non-3-ens) ve trans-en-in-dicycloether (trans-Spiroether)
    b) Flavonitler ve Flavonglikozitler %1-2 oranındadır ve Apigenin, Quercetin, Apigenin-7-O-gikozit, Quercetin 7-O-glikosit, Patuletin-7-O- glikosit, Luteolin -7-O- glikosit, Izorhamnetin-7-O-glikosit, Apigenin-7- (6-O-asetil)-glikosit, Apigenin-7-(4-O-asetil) glikosit ve apigenin 7-O-rutosit
    c) Kumarinler; Herniarin (=7- Methoxyumbelliferon) ve Umbelliferon.
    d) Karbonik asitler; Anisasit, Vanilinasit, Syringasit ve Kaffeeasit.
    e) Polisakkaritler %10 civarında olup, buda glikozlar, galaktozlar, xyklozlar, rhamnozlar ve arabinozlardan oluşur.

    Tesir Şekli; Kramp çözücü, terletici, hazmettirici, gaz söktürücü, dezen-fekte edici, mikropları öldürücü, iltihapları önleyici, yaraları iyileştirici ağrı kesici ve teskin edici gibi özelliklere sahiptir.

    Araştırmalar;
    1) Papatyanın birleşimindeki Apigeninden 10mg'ın 1mg Papa verinle aynı oranda kramp çözücü olduğu tespit edilmiştir. Prof. Schilcher ve ekibi 1987'de papatya kremi ile sulu deri ekzemasına karşı yaptıkları tedavi dene-mesinde Papatya kreminin (Kamillosan) kimyasal kremler kadar etkili olduğunun tespit etmişlerdir. Akut sulu deri hastalığı, deri ülseri, iyileşmeyen yara, Absez, Fitsel ve iltihaplı yaralara karşı Albring ve ekibi 1983'de Aertgeert ve ekibi 1985'de, Nissen ve ekibi 1988'de Maiche ve ekibi 1991'de ve de Korting ve ekibi 1993'de Tedavi de-nemesi yapmışlardır ve iyi neticeler elde etmişlerdir. (R.P.284)
    2) Giesen Üniversitesinde Dr. Kienholz yaptığı araştırmalarda Papatyanın Bakteri zehirlerini yok edici özellikte olduğunu tespit etmiştir. Özelliklede ağız içi, yutak ve boğaz iltihaplanmalarına neden olan Streptokokken ve Staphylokoken'un zehirlerine karşı etkilidir.
    3) Kendi üzerinde yemek yedikten sonra başıma kan hücum edip ve başım ağırlaşıyordu ve okuma, öğrenme, istek ve arzularım yok oluyordu bir düzine bitkisel ilaç denedim sonunda en etkilisinin papatya olduğunu gördüm. (24.06.00)
    4) Çalıştığım yerde (büyük bir salonda bantla çalışma) yukarıdan aşırı soğuk hava yanlardan hava ceryanı ile adeta sersem gibi oldum ve Baş ağrısı, belden aşağı donuyormuş gibi titreme, başımda yanma hasıl oldu. Yorgunluğa karşı Limon çayı etkili oldu, fakat belden aşağı ayak uçlarına kadar olan titreme bir türlü iyileşmiyordu. Bu yüzden yeniden kendi tecrübelerime bakınca karşıma papatya çıktı ve pa-patya çayı içmeye başladığım andan itibaren baş ağrılarım azaldı, fakat kalça, uyluk, bacak ve ayaklarımdaki titreme geçmedi. (09.11.00). Bunun üzerine kalça, uyluk, bacak ve ayak kemiklerimde-ki ağrı ve sızılara karşı en iyi bitkisel ilacın Mezeryon tentürü olduğunu gördüm. (mezeryona bak) Baş ve yüzümün ateş gibi yanması ve ayaklarımın üşümesine karşı altın çiçek tentürü kullandım. (28.11.00) oda fayda vermeyince Şekerci otu tentürü (04.12.00) kullandım. Gökçek İksir vücuttaki curufu temizlemek için daha etkilidir. Eskiden balkonkapısını veya pencereyi açtığımda hemen üşütürdüm. Çok dikkat etmek zorunda idim, Gökçek İksirini kulandıktan sonra pencere ve kapılar sürekli açık olmalarına ragmen artık aşırı hassas değilim.

    Yaygın anksiyete bozukluğu için uzun süreli Papatya ( Matricaria chamomilla L.) tedavisi: Randomize bir klinik çalışma

    Jun J Mao , a, * Sharon X Xie , b John R Keefe , c Irene Soeller , d Qing S Li , e ve Jay Amsterdam f
    Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu Phytomedicine'de mevcuttur.
    PMC'de yayınlanan makaleye atıfta bulunan diğer makalelere bakın.
    Git: Soyut

    Arka plan
    Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu (GAD), birinci basamakta tedavi edilen en yaygın anksiyete bozukluklarından biridir, ancak mevcut tedavilerin sınırlı etkinliği ve önemli yan etkileri vardır.

    Amaç
    Uzun süreli papatya ( Matricaria chamomilla L.) GAD semptom nüksetmesini önlemek için kullanımını değerlendirmek.

    yöntemler
    Birinci basamak sağlık hizmetlerinden ve yerel topluluklardan orta-şiddetli YAB tanısı almış ayakta tedavi gören hastalar, bu iki aşamalı çalışmaya büyük bir ABD akademik tıp merkezinde kaydedildi. 1. Aşama sırasında, uygun katılımcılar 1500 mg papatya farmasötik dereceli özü (günde 3 kez 500 mg kapsül) ile 12 haftalık açık etiketli tedavi aldı. Faz 2 sırasında, tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık sürekli papatya tedavisine veya plaseboya randomize edildi. Birincil sonuç, Cox orantılı tehlikeler kullanılarak analiz edilen, devam tedavisi sırasında nüksetme zamanıydı. İkincil sonuçlar, nüks edenlerin oranını, tedaviyle ortaya çıkan yan etkileri ve yaşamsal belirti değişikliklerini içeriyordu. Bu çalışma , tanımlayıcı ClinicalTrials.gov'da kayıtlıdır.NCT01072344 .

    Sonuçlar
    1 Mart 2010 ile 30 Haziran 2015 tarihleri ​​arasında 179 katılımcı kaydettik. Bunlardan 93'ü (%51,9) yanıt verdi ve çift kör randomize kontrollü denemeye devam etmeyi kabul etti. Sayısal olarak daha fazla sayıda plasebo geçişli ( n = 12/47; % 25.5), papatya ile devam eden ( n = 7/46; % 15.2) katılımcı, takip sırasında nüks etti. Ortalama nüksetme süresi papatya için 11.4 ± 8.4 hafta ve plasebo için 6.3 ± 3.9 hafta idi. Nüksetme tehlikesi papatya için anlamlı olmayacak şekilde daha düşüktü (tehlike oranı, 0,52; %95 GA, 0,20–1,33; P = 0,16). Takip sırasında, papatya katılımcıları , vücut ağırlığında önemli azalmalarla ( P = 0.0032), plaseboya göre önemli ölçüde daha düşük YAB semptomlarını sürdürdüler ( P= 0.046) ve ortalama arteriyel kan basıncı ( P = 0.0063). Her iki tedavi de benzer düşük advers olay oranlarına sahipti.

    Sonuçlar
    Uzun süreli papatya güvenliydi ve orta ila şiddetli YAB semptomlarını önemli ölçüde azalttı, ancak nüks oranını önemli ölçüde azaltmadı. Sınırlı örneklem büyüklüğümüz ve beklenenden düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, muhtemelen önemli olmayan birincil sonuç bulgusuna katkıda bulunmuştur. Papatyanın plaseboya göre olası üstünlüğü, büyük ölçekli çalışmalarda daha fazla inceleme gerektirir.

    Philadelphia'daki bir akademik tıp merkezi olan Pennsylvania Üniversitesi Hastanesi'nde Mart 2010'dan Haziran 2015'e kadar randomize kontrollü bir çalışma gerçekleştirdik. Orta ila şiddetli GAD için papatya ile 12 haftalık açık etiketli tedaviden sonra (Keefe ve diğerleri, Açık Etiketli alıntı TBD), tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık devam papatyası veya plasebo alacak şekilde randomize edildi. . Bu, anksiyete bozukluklarının önceki uzun vadeli etkililik denemelerinde kullanılan iyi kurulmuş bir tasarım stratejisidir ( Allgulander ve diğerleri, 2006 ; Amsterdam ve diğerleri, 2004 ; Davidson ve diğerleri, 2004 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Keller, 2002 , Montgomery ve diğerleri, 2004 ;Stocchi ve diğerleri, 2003 ; Walker ve diğerleri, 2000 ). Pennsylvania Üniversitesi Kurumsal İnceleme Kurulu, çalışma protokolünü onayladı. Protokolün ayrıntılarını daha önce yayınlamıştık ( Mao ve diğerleri, 2014 ). Bu çalışma, ClinicalTrials.gov , NCT01072344 numarasında kayıtlıdır .

    Anahtar Kelimeler: Papatya, Bitkisel İlaç, Klinik Denemeler, Yaygın Anksiyete Bozukluğu

    Kullanılması;
    1) Araştırmalara göre papatya YAYGIN ANSİYETE BOZUKLUĞU, KRAMP ÇÖZÜCÜ, ATOPİK EGZAMA, Fistül açık yaralar ve ltihabik cit rahatsızlıklarına karşı etkilidir ve ağız kokusuna karşı eterik yağı kullanılır Ekzema, Mide, Bağırsak krampları, şişkinlik, ishal, akut gastrit, kramplı karın ağrısı, ağız, yutak ve boğaz iltihaplanmalarına karşı kullanılır.
    2) Komisyon E 228nolu 05.12.1984 tarihli ve 50nolu 13.03.1990 tarihinde Monografi bildirisi yayımlamıştır. Bu monografiye göre papatya çiçek çayı haricen deri ve mukaza iltihaplanması, Ağız ve Diş eti iltihaplanmalarına karşı kullanılır. Nefes yoları ve sinüzite karşı enhelesyonu yapılır. Avret mahali yıkanır ve banyosu yapılır. Dahili olarak mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.
    3) Aroma tedavisinde papatya yağı öksürük, bronşit, sinüzit, boğmaca, akne, zona hastalığı, baş ağrısı, migren, deri kaşıntısı, korku ve uyuyamamaya karşı kullanılır.
    Halk arasında; Dahilen Öksürük, üşütme(terletici), Ses kısılması, bronşit, baş ağrısı ve nevraljiye karşı, haricense; Abseze, çıban, sulu ekzemaya karşı ve gözlerin iltihaplanmasına göz banyosu yapılır. Ayrıca kadınlarda sık görülen rahim ağrı, sızı kramp ve sancılarına karşı kullanılmıştır ve de kullanılmaktadır. Çocukların genellikle bebeklerin içtiklerini Sindirmede, Gazı yok edici olarak, bebeklerin ciltleri için krem ve Şampuanlarda papatya yağı görürüz. Homeopatide ağrılara karşı aşrı duyarlılık, Nevralji, Migren, Diş ağrısı, Otit media (orta kulak ilt.) Tonsilit, Boğmaca, Difleri (Kuş palazı), Kızılcık, Kızamık, Ateş basması (menopoz nedeni ile), İshal, romatizma ve davranış bozukluklarına karşı. Homeopatide baş kan hücumu, üşütme, Sinirlilik, Öfke, huzursuzluk, hava ceryanı, diş ağrısı, uyuyamama, bronşit, boğmaca ve soğuğa karşı aşırlılığa karşı kullanılır.

    Çay; İki kahve kaşığı papatya çiçeği demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dakika demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları;

    Gökçek Kadın hastalıkları (Ağrılı sancılı adette) çayı
    >30gr Papatya çiçeği
    >30gr Civanperçemi otu
    >25gr Oğul ot yaprağı
    >15gr Rezene tohumu

    Gökçek iştah ve sindirim çayı;
    >25 gr Nane yaprağı
    >25 gr Papatya çiçeği
    >25 gr Kimyon tohumu
    >25 gr Turunç kabuğu

    Gökçek Nefes yolları enfeksiyon çayı
    >30gr Itır kökü
    >30gr Papatya çiçeği
    >20gr Civanperçemi otu
    >20gr Kekik otu

    Gökçek ishal çayı;
    >20gr Beşparmak kökü
    >20gr Kekik otu
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Nane yaprağı
    >20gr Oğul otu

    Gökçek Üşütme çayı (Ateşli hastalıklar);
    >30gr Kuşburnu
    >20gr Ihlamur çiçeği
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Mürver çiçeği
    >10gr Oğul ot yaprağı

    Gökçek Kadın hastalıkları çayı
    >30gr Civanperçemi otu
    >20gr Oğul otu
    >30gr Hayıt tohumu
    >10gr Şerbetçi ot kozalağı
    >10gr Rezene tohumu

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Ağrılı, sancılı, kramplı, baş ağrılı adet hali ve beyaz akıntı);
    >20gr Civanperçemi otu
    >20gr Hayıt tohumu
    >20gr Ballıbaba çiçeği
    >20gr Aslanpençesi otu
    >10gr Papatya çiçeği
    >10gr Oğul otu

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Menopoz'da terleme, yanma, sinirlilik, uyuyamama);
    >20gr Kadın kökü
    >20gr Kılıç otu
    >20gr Adaçayı
    >20gr Oğul otu
    >10gr Papatya çiçeği
    >10gr Nane yaprağı

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Menopoz nedeni ile sinirlilik depresyon gibi hallerde)
    >20gr Civanperçemi otu
    >30gr Kılıç otu
    >10gr Şerbetçi ot kozalağı
    >30gr Kadın kökü
    >10gr Papatya çiçeği

    Gökçek Ev çayı (üşütmeye karşı);
    >20gr Ihlamur çiçeği
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Kuşburnu
    >20gr Sinirli ot
    >10gr Nane yaprağı
    >10gr Oğul otu yaprağı

    Gökçek Ev çayı;
    >20gr Oğul ot yaprağı
    >20gr Kuşburnu
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Böğürtlen yaprağı
    >10gr Ahududu yaprağı
    >10gr Rezene tohumu

    Gökçek Mide Bağırsak çayı (şişkinliğe karşı);
    >20gr Kakule
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Anason tohumu
    >20gr Rezene tohumu
    >20gr Kimyon tohumu

    Gökçek Mide bağırsak çayı (Hazımsızlık);
    >25gr Papatya çiçeği
    >25gr Nane yaprağı
    >10gr Kantaron otu
    >10gr Civanperçemi otu
    >10gr Çentiyan kökü
    >20gr Oğul otu

    Gökçek Sindirim sistemi enfeksiyon çayı;
    >25gr Papatya çiçeği
    >25gr Nane yaprağı
    >15gr Civanperçemi otu
    >15gr Kekik otu
    >10gr Rezene tohumu
    >10gr Çörek tohumu

    Gökçek Mide Bağırsak çayı (Bulantı ve kusmaya karşı);
    >40gr Nane yaprağı
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Oğul otu
    >10gr Anason tohumu
    >10gr Rezene tohumu

    Gökçek Nefes yolları enfeksiyon çayı;
    >25gr Itır kökü
    >20gr Adaçayı yaprağı
    >20gr Papatya çiçeği
    >20gr Sinirli ot
    >15gr Kekik otu

    Gökçek Üşütme çayı (Ateşli hastalıklarda terlemek için);
    >25gr Ihlamur çiçeği
    >25gr Mürver çiçeği
    >25gr Papatya çiçeği
    >25gr Keçisakalı çiçeği

    Gökçek Mide bağırsak çayı (Bağırsak krampları);
    >30gr Kaz otu
    >30gr Civanperçemi otu
    >30gr Papatya çiçeği
    >10gr Oğul ot yaprağı

    Araştırmalar; Papatya çiçekleri su buharı ile damıtılır (destilasyon) ve elde edilen eterik yağ Aroma tedavisinde; Öksürük, bronşit, sinusitis, boğmaca, akne, zona hastalığı, baş ağrısı, migren, deri kaşıntısı, korku ve uyuyamama gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır. Takriben 500kg Papatya çiçek başından 1kg eterik yağ elde edilir ve günümüzde en çok kullanılan ve kaliteli olan mısır papatya eter yağıdır. Endüstri ülkelerinde aşırı hava ve çevre kirliliği nedeni ile tavsiye edilmemektedir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı genellikle eter yağ terkipleri kullanılırsa, daha etkili olur. Bir parça ekmeğe veya bir küp şekere 2-3litre kaynar suya 5-6 damla damlatılır ve tütsüsüne durulur.

    Banyosu; Papatya çiçeklerinden 40-50gram demliğe konur üzerine 500-600ml kaynar su ilave edilir, 5-10dakika demlemeye bıraktıktan sonra, içi 38-42˚ lik sıcak su ile dolu olan küvete boşaltılır. Banyo süresi 15-20 dakika sürer ve banyodan silinmeden çıkılarak 20-30dakika yatılır ve sonra yeniden duş alınır. Şayet papatya çiçeği bulmak mümkün olmaz ise küvete 15-20 damla papatya yağı damlatılır.

    Merhemi; 250gr Vazelin, 250gr Parafin hafif eritildikten sonra içine 100gr Papatya çiçeği ilave edilir ve 24 saat buzdolabında bekletildikten sonra hafif ısıtılır ve süzülür ve papatya merhemi elde edilir. Isıtma işleminde iç içe iki tencere kullanılır, alttaki tencerede kaynar su içteki tencerede merhem bulunur.
    Ko; Kaşıntılı, kabarcıklı deri hastalıklarında papatya çiçeklerinin çayı hazırlanır ve bu deme batırılan temiz bez ağrıyan yere sarılır. Bu demle kadınlar vajinalarını yıkarlar.

    Homeopatide; Papatya çiçeklerini açmaya başladığı an bitki köklerinden sökülür kökleri yıkanır, bitkinin tamamı ince kıyılır bir şişeye konur, takriben 100gram papatyanın üzerine 500ml %70lik alkol (Etanol) doldurulur. Şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır ve de 4-6 hafta sonra Homeopatide <> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentür oldukça çok rahatsızlığa karşı kulanılır. Bunların başında; Başa kan hücumu, öfke, sinirlilik, huzursuzluk, nevralji, diş ağrısı, uyuyamama, ağrılara karşı aşırı duyarlılık, kramplar, soğuğa karşı aşırı duyarlılık, soğuk rüzgara karşı duyarlılık, hava ceryanı, öksürük, bronşit, boğmacayı sayabiliriz.

    Hastalığın beliritileri (Semptom);
    1) Ağrılara karşı aşırı duyarlılık, Aşırı sinirlilik, hassasiyet.
    2) Aşırı sinirlilikten uyuyamama.
    3) İç huzursuzluk, çocuk kucakta taşınmak ister, yatağı istemez.
    4) Diş çıkaran çocukların ağrılarına, rahim ağrılarına ve kramplarına karşı.
    5) Başa kan hücumu ve yüzün yanması vücudun diğer kısımlarının üşümesi.
    6) Kahve, Alkol, Öfke ve Sinirliliğin sebep olduğu başka hastalıklara karşı.
    7) Rahatsızlıklar yatınca artar, kalkınca azalır.
    8) Özellikle kulaklar soğuk havaya karşı duyarlı ise.
    9) Kahve içince mide ağrıyorsa.
    10) Gaita kokmuş yumurta gibi kokuyorsa.
    11) Yüzün bir tarafı kırmızı ve sıcak iken diğer tarafı soluk ve soğuk ise.
    12) Kuru öksürük, geceleri daha kötü özelikle uyurken uyanmıyorsa.
    13) Vücut soğuk yüz ve nefes sıcak ise.
    14) Kronik öksürük kışın ve soğuk havada azıyorsa. İşte o zaman papatya tentürü gerekir. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde posyonlar hazırlanır.

    Ekstresi; Alkol (Etanol) ve su karışımı ile elde edilen ekstrede aynı tentürleri gibi kullanılır.

    Yan Tesirleri; Almanya'da Papatya çayı, Türkiye'de siyah çay gibi bilinip tanınmakta kahve ve de siyah çaydan sonra en çok içilen şifalı çaylardan biridir. Papatya sürekli ve aşırı dozajda içildiğinde mide krampları, bağırsak krampları, baş dönmesi, nadiren alerjiye ve kaslarda felce (uyuşukluğa) neden olur.


    Orta ila şiddetli yaygın anksiyete bozukluğunun kısa süreli açık etiketli Papatya ( Matricaria chamomilla L.) tedavisi

    John R. Keefe , a Jun J Mao , b, * Irene Soeller , c Qing S. Li , c ve Jay D. Amsterdam d
    Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu Phytomedicine'de mevcuttur.
    PMC'de yayınlanan makaleye atıfta bulunan diğer makalelere bakın.
    Git: Soyut

    Arka plan
    Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu (GAD) için geleneksel ilaç tedavilerine sıklıkla önemli yan etkiler, bağımlılık ve/veya yoksunluk sendromu eşlik eder. Oral papatya ( Matricaria chamomilla L.) özütüyle ilgili önceden yapılan kontrollü bir çalışma, plaseboya karşı önemli etkinlik gösterdi ve papatyanın GAD'li bireyler için anksiyolitik aktiviteye sahip olabileceğini öne sürdü.

    Hipotez
    Papatya özü ile yapılan tedavinin YAB şiddet derecelendirmelerinde önemli bir azalmaya yol açacağını ve olumlu bir olumsuz olay ve tolere edilebilirlik profili ile ilişkili olacağını varsaydık.

    Çalışma tasarımı
    Tekrarlayan YAB'nin nüksetmesini önlemeye yönelik plaseboya karşı iki aşamalı randomize kontrollü bir papatya denemesinin açık etiketli aşamasını rapor ediyoruz.

    yöntemler
    Orta ila şiddetli YAB'si olan denekler, 8 haftaya kadar farmasötik dereceli papatya özü 1.500 mg/gün ile açık etiketli tedavi aldı. Birincil sonuçlar, klinik yanıtın sıklığı ve 8. haftaya göre YAB-7 semptom puanlarındaki değişiklikti. İkincil sonuçlar, Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği, Beck Anksiyete Envanteri ve Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi'ndeki zaman içindeki değişimi içeriyordu. Tedaviyle ortaya çıkan advers olayların ve tedavinin erken kesilmesinin sıklığı da incelenmiştir.

    Sonuçlar
    179 deneğin %58,1'i (%95 GA: %50,9 ila %65,5) yanıt kriterlerini karşılarken, %15.6'sı tedaviyi erken bırakmıştır. GAD-7 derecelendirmesinde de zaman içinde önemli bir gelişme gözlemlendi (β = -8,4 [%95 GA = -9,1 ila -7,7]). Deneklerin benzer bir oranı, kaygı ve esenliğin ikincil sonuç derecelendirmelerinde istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı düşüşler gösterdi. Olumsuz olaylar, hiçbir ciddi olumsuz olay meydana gelmemesine rağmen, deneklerin %11.7'sinde meydana geldi. Çözüm


    Papatya özü, geleneksel anksiyolitik ilaç tedavisi sırasında gözlemlenenlerle karşılaştırılabilir bir yanıt oranı ve olumlu bir advers olay profili ile 8 hafta boyunca YAB semptomlarında klinik olarak anlamlı bir azalma sağladı. Papatya ve geleneksel ilaçlar arasında gelecekte yapılacak karşılaştırmalı etkinlik denemeleri, YAB'den mustarip hastalar için bu tedavilerin optimal risk/yararını belirlemeye yardımcı olabilir.

    Anahtar Kelimeler: Papatya, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Anksiyolitik, Bitkisel, Botanik, Alternatif ve tamamlayıcı tıp
    grafik soyut






    Klinik olarak anlamlı anksiyete iyileşmesi

    Tanıtım
    Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), ≥6 ay boyunca ortaya çıkan aşırı endişe, zayıf konsantrasyon, huzursuzluk, kas gerginliği, sinirlilik, yorgunluk ve uyku güçlükleri gibi belirtileri olan yaygın bir anksiyete biçimidir (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2000). YAB için yaşam boyu yaygınlık, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde nüfusun %3,7-9,0'u arasında değişmektedir ( Asnaani ve diğerleri, 2010 ; Kessler ve diğerleri, 2012 ; Wittchen ve diğerleri, 2011 ). Aynı zamanda birinci basamakta en yaygın psikiyatrik bozukluklardan biridir ( Davidson ve diğerleri, 2010 ; King ve diğerleri, 2008 ). YAB hastalarının yaklaşık %46-56'sı 8-12 yıl boyunca remisyona hak kazanırken, hastaların %36-43'ü nüks yaşayacaktır (Bruce ve diğerleri, 2005 ; Francis ve diğerleri, 2012 ; Penninx ve diğerleri, 2011 ; Yonkers ve diğerleri, 2003 ). YAB'li hastalar zaman içinde psikiyatrik şiddette bir düşüş yaşasalar da, bu iyileşmenin mutlak büyüklüğü tedavi edilmezse orta düzeydedir ( Ramsawh ve ark., 2008 ).

    GAD semptomları için en sık reçete edilen psikofarmakolojik tedavilerden biri benzodiazepin sakinleştiricilerdir ( Baldwin ve diğerleri, 2012 ; Reinhold ve Rickels, 2015 ; Rickels ve Rynn, 2002 ; Stahl, 2002 ). Kısa süreli bir tedavi olarak etkili olmasına rağmen, benzodiazepinlerin uzun süreli kullanımı tolerans, alışkanlık ve yoksunluk sendromu ile sonuçlanabilir ( Ashton, 2005 ; Bateson, 2002 ; Biggio ve diğerleri, 2003 ; Bonavita ve diğerleri, 2002 ). Ayrıca, benzodiazepinler, otonomik uyarılmanın nispeten spesifik olmayan baskılanmasına neden olarak, ilaç aktifken birçok kişinin nörobilişsel bozukluklar (örneğin, hafıza konsolidasyon eksiklikleri) yaşamasına neden olur.Barker ve diğerleri, 2004 ; Merdiven, 2011 ; Stewart, 2005 ), belirli bilişsel uyanıklık durumlarında benzodiazepin kullanımını yasaklayabilir.

    Diğer ilaç sınıfları (örneğin serotonin-1 A reseptörü kısmi agonistleri, serotonin geri alım inhibitörleri) de anksiyolitik aktivite gösterir ( Baldwin ve diğerleri, 2011 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Mitte ve diğerleri, 2005 ). Bununla birlikte, yaygın olarak kullanılan seçici serotonin geri alım inhibitörleri, genellikle kilo alımı, uykusuzluk, gündüz uyku hali, sinirlilik, ajitasyon ve cinsel yan etkiler ile ilişkilidir ( Ferguson, 2001 ; Goethe ve diğerleri, 2007).). Yan etkilerle ilgili endişeler, bir hastanın kaygılarını tedavi etme girişimlerini etkileyebilir; tedavi arayan YAB hastalarının yaklaşık yarısı, tıbbi müdahaleye başvurmadan önce en az 2 yıl boyunca yeterli semptomları tolere eder (ortalama 6 ila 14 yıl arası gecikme) ve üçte biri verilen psikiyatrik sevkleri görmezden gelen hastalar ( Baldwin ve diğerleri, 2012 ; Kessler ve diğerleri, 1998 ). Buna karşılık, anksiyete ve şiddetli depresyon raporu olan birçok kişi, sorunlarını tedavi etmek için tamamlayıcı veya alternatif bir terapi kullanmaya çalışır ve tedavi yönteminin yüksek düzeyde kabul edilebilir olduğunu onaylar ( Kessler ve diğerleri, 2001 ; McIntyre ve diğerleri, 2016 ).

    En köklü bitkisel ilaçlardan biri olan papatya ( Matricaria chamomilla L. veya Matricaria recutita ), gaz giderici (antikolik), antiseptik ve anksiyolitik olarak kullanılmıştır ( Blumenthal ve diğerleri, 1998 ; Bruni ve diğerleri, 1997 ; Di Stasi ve diğerleri, 2002 ; Merzouki ve diğerleri, 2000 ; Pieroni ve diğerleri, 2002 ; Singh ve diğerleri, 2011 ; Srivastava ve diğerleri, 2010 ). Önemli hayvan verileri, papatya ve onun flavonoid bileşenlerinin birçoğunun anksiyolitik özelliklerini desteklese de ( Avallone ve diğerleri, 1995 ; Nakazawa ve diğerleri, 2003 ; Paladini ve diğerleri, 1999).; Reis ve diğerleri, 2006 ; Yamada ve diğerleri, 1996 ; Zanoli ve diğerleri, 2000 ), insanlarda birkaç klinik deney yapılmıştır. Bugüne kadar, GAD'li bireylerde papatya güvenliği ve etkinliğine ilişkin randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma yapılmıştır ( Amsterdam ve ark. 2009 ). Bu küçük kavram kanıtı çalışmasında, hastalar plaseboya karşı rastgele papatyaya atandıklarında anksiyete semptomlarında önemli ölçüde daha büyük bir azalma yaşadılar ( p = 0.047).

    Aktif bir anksiyolitik olarak biyolojik olarak akla yatkınlığına dayanarak ve ön kontrollü etkileri kanıtladık ( Amsterdam ve diğerleri, 2009 ), farmasötik dereceli oral papatya özü ile tedavinin YAB şiddet derecelendirmelerinde önemli bir azalmaya yol açacağını ve olumlu bir olumsuzlukla ilişkilendirileceğini varsaydık. olay ve tolere edilebilirlik profili. Akut faz açık etiketli bulguları, orijinal papatya klinik denemesinden elde edilen plasebo kontrollü bulgularla etki karşılaştırmalarına izin vermek için burada rapor ediyoruz ( Amsterdam ve diğerleri, 2009).), çünkü mevcut denemedeki açık etiketli koşullar, klinik uygulamada papatyanın nasıl uygulanacağına daha çok benzemektedir. Ek olarak, plasebo kontrollü anksiyete ve depresyon denemelerinde aktif ilaç etkileri hafife alınma eğiliminde olduğundan, açık etiketli bulguları ayrıca incelemeye karar verdik. Bunun nedeni, muhtemelen inert bir bileşikle tedavi edilme bilgisinden kaynaklanan, hastaların tedavi etkinliğine ilişkin beklentilerinin azalmasıdır ( Rutherford ve diğerleri, 2015 ; Rutherford ve diğerleri, In press ; Rutherford ve diğerleri, 2009).). İlgili bir makalede [Mao Phytomedicine citation TK] bu açık etiketli aşamadan sonra ek 4 haftalık konsolidasyon tedavisi için iyi kalan yanıt verenler arasında plaseboya karşı müteakip devam papatya tedavisi ile uzun vadeli güvenlik ve etkinlik hakkında sonuçlar sunuyoruz.

    yöntemler
    konular
    Çalışma tasarımı ve prosedürlerinin ayrıntılı bir açıklaması (Deneme Kayıt Numarası NCT01072344 ) mevcuttur ( Mao ve diğerleri, 2014 ). Denekler, Pennsylvania Üniversitesi Kurumsal İnceleme Kurulu (IRB) tarafından onaylanan medya ve basılı reklamlardan ve Pennsylvania Üniversitesi Tıp Merkezi'ndeki ayakta tedavi gören Aile Hekimliği kliniğinden sevk edilen deneklerden alınmıştır. Çalışmayla ilgili tüm prosedürler, Pennsylvania Üniversitesi Tıp Merkezi'nin Depresyon Araştırma Birimi'nde gerçekleştirilmiştir.

    Denek kaydı Mart 2010'dan Kasım 2014'e kadar gerçekleşti. Dahil etme ve hariç tutma kriterleri, ilişkili devam fazı randomize kontrollü deneme (RCT) makalesinde [Mao Phytomedicine citation TK] açıklanmıştır.

    çalışma ilacı
    Matricaria chamomilla L. Kapsül başına 500 mg kuru ekstrakt farmasötik sınıftı. Aktif bileşenlerin tam açıklaması, kullanılan ekstraksiyon yöntemleri, analiz sertifikası, Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi parmak izi şekli ve çalışma ilacının tutarlı üretimi için hazırlama, paketleme ve kalite kontrolüne ilişkin ayrıntılar ilgili makalemizde [Mao Phytomedicine] sağlanmaktadır. alıntı TK]. GAD'de kullanım için ürün onayı, Gıda ve İlaç İdaresi tarafından 17 Aralık 2009'da (IND 107.206) bir “Güvenli İlerleme” mektubu ile verildi.

    Çalışma prosedürleri
    Deneklere çalışmanın bir açıklaması verildikten sonra, Pennsylvania Üniversitesi IRB'nin etik standartlarına uygun olarak yazılı bilgilendirilmiş onam alındı. Çalışma, yerel İnsan Araştırmaları Ofisi ve bağımsız bir Veri ve Güvenlik İzleme Kurulu gözetiminde İyi Klinik Uygulama kılavuzları kullanılarak yürütülmüştür.

    Psikiyatrik tanılar, DSM-IV-TR Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I; ( First ve ark., 2001 ) kullanılarak doğrulanmıştır . Önceki YAB epizodlarının sayısının en iyi tahmini (DSM-IV kriterlerinde tanımlandığı gibi) Hastaların ilk görüşmelerinde SCID görüşme formatı kullanılarak hastalığın başlangıcından itibaren meydana gelen ) tıbbi öykü, fizik muayene, ağırlık ve kan basıncı ve laboratuvar testleri (karaciğer, böbrek ve tiroid panelleri, kadınlarda gebelik testi dahil) , uyuşturucu kullanımı için idrar taraması ve elektrokardiyogram) yapıldı.

    Sonuç ölçütleri
    Sonuç ölçümleri başlangıçta ve tedavinin 2, 4 ve 8. haftalarından sonra elde edildi. Protokol tarafından belirlenen birincil sonuç, başlangıç ​​GAD-7 skorunda ≥%50 azalma artı nihai bir CGI-S skoru olarak tanımlanan 8. haftada yanıt sıklığıydı. 1 (yani, normal), 2 (yani, sınırda) veya 3 (yani, hafif semptomlar). 8. haftada yanıt verenler, 4 hafta daha konsolidasyon papatya tedavisine devam etti. Yanıtsızlık, 8. çalışma haftasında toplam YAB-7 puanında <%50 azalma veya CGI-S puanı ≥4 olarak tanımlandı. Birincil sürekli sonuç ölçüsü YAB-7 puanlarındaki değişiklikti.

    İkincil sonuç ölçütleri şunları içeriyordu: Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeğindeki (HAM-A) başlangıca göre değişiklik ( Hamilton, 1959 ); Beck Anksiyete Envanteri (BAI) ( Beck ve diğerleri, 1988 ) puanındaki değişiklik; ve temel Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi (PGWB; ( Wiklund ve diğerleri, 1992 ) ve PGWB-Anksiyete alt ölçek puanlarındaki değişiklik.

    Ek olarak, olası ve kesin olarak bildirilen ve ortaya çıkan advers olayların bir listesi derlenmiştir ( NIMH, 1985 ). Olumsuz olaylar, her çalışma ziyaretinde hem spontan hasta raporları hem de klinisyen tarafından oluşturulan sorgular ve yaşamsal belirti izleme ile tespit edildi.

    Tedavi
    Klinisyenler arasında tek tip tedavi prosedürleri sağlamak için, klinik yönetim yapılandırılmış bir şekilde yürütülmüştür ( Fawcett ve diğerleri, 1987 ). Günde 1.500 mg papatya (üç 500 mg kapsül) içeren sabit-esnek bir dozlama stratejisi kullanıldı. Bu doz, günde 1,100 mg'lık bir dozda plaseboya karşı üstün etkinlik ve tolere edilebilirliğin önceden gözlemlenmesine dayanılarak seçilmiştir ( Amsterdam ve diğerleri, 2009 ). Bu strateji aynı zamanda deneklere tedavinin başlangıcından itibaren maksimum papatya dozu alma fırsatı ve günlük dozu minimum 500 mg'a (gerekliyse) düşürme yeteneği verdi. Her çalışma ziyaretinde ilaç sorumluluğu ve kapsül sayımı yapıldı.

    Örnek boyutu gerekçesi
    Çalışmanın açık etiketli faz kısmı için numune boyutu belirlemenin tam bir açıklaması, ilgili RCT makalesinin devamında [Mao Phytomedicine citation TK] açıklanmıştır. Elde edilen 180 denekten oluşan örneklem büyüklüğü, papatya ile plasebo arasındaki farkı 0,05 düzeyinde ve ayrıca klinik öneme sahip herhangi bir denek içi değişikliği saptamak için birincil çalışma hipotezimizi (yani, nüksetmeyi önleme) %80 güçle test etmemize izin verdi. (kişi içi Cohen's d ≥ 0.8).

    İstatistiksel prosedürler
    Birincil ve ikincil sürekli sonuç ölçümlerinde zaman içindeki değişimi tahmin etmek için maksimum olabilirliğin sınırlı tahminini kullanan doğrusal karma model testleri kullanıldı. Semptomatik sonuç ölçümlerindeki değişimi ölçmek için rastgele eğimler ve kesişimler kullanıldı. Başlangıçta ve 2, 4 ve 8. haftalarda elde edilen tüm mevcut semptom ölçümleri, tüm gözlemler kullanılarak tedavi amaçlı bir tasarımda analizlere dahil edildi. Zaman, her bir zaman birimi arasında (örn., başlangıç ​​ve 2. hafta arasında) kümülatif olarak meydana gelen, çalışma tamamlayıcılarında zaman içindeki ortalama değişimin yüzdesi olarak doğrusal bir şekilde parametreleştirildi ve 1'e toplandı.

    Eksik öğelerle yapılan sonuç ölçümleri, rastgele bir orman atama algoritması kullanılarak veri yüklenmiştir ( Stekhoven ve Bühlmann, 2012 ). Tüm karma model sabit etki katsayısı tahminleri için %95 olabilirlik profili güven aralıkları hesaplanmıştır. R istatistiksel hesaplama dilinde ( R Development Core Team, 2016 ) “lme4” ( Bates ve diğerleri, 2016 ) ve “lmerTest” ( Kuznetsova ve diğerleri, 2016 ) istatistiksel paketlerini kullandık .

    Sonuçlar kayıt
    Genel olarak, 180 denek kaydedildi ve 179 denek en az bir doz çalışma ilacı aldı. Bir konu, tüm dahil etme kriterlerini karşılamadığı için ekran hatası olarak kategorize edildi.

    tablo 1tedavi örneğinin temel klinik ve demografik özelliklerini gösterir. Deneklerin ortalama (SD) yaşı 45.7 idi (SD 15.3; aralık 19.7-78.3). Hastaların 119'u (%66,5) kadın, 134'ü (%74,9) beyaz ırktandı; 31'i (%17.3) Afrika kökenli Amerikalı; 10'u (%5.6) Asyalı Amerikalı; 8'i (%4,5) Hispanik Amerikalı; ve 6'sı (%3.4) çok ırklı idi. tablo 1


    Çalışma konularının temel özellikleri (n = 179)
    Yaş 45,7 (15,3), aralık (19,7 - 78,3)
    Cinsiyet (% Kadın) 119 (%66,5)
    Irk (% Kafkas) 134 (%74,9)
    Etnisite (% Hispanik) 8 (%4,5)
    % İşsiz 31 (%17.3)
    % Evli 67 (%37,4)
    İlk GAD bölümündeki yaş 21,5 (15,4)
    Mevcut YAB döneminin süresi (yıl) 8.4 (13.9)
    % Mevcut majör depresif dönem 56 (%31,3)
    Psikiyatrik eşlik eden hastalık sayısı 0,7 (0,9)
    YAB için önceki tedavilerin sayısı 1.5 (1.7)
    YAB-7 15.1 (3.1)
    HAM-A 14,7 (3.6)
    BAI 16.9 (9.4)
    PGWB-Anksiyete 9.3 (3.9)
    CGI-S 4,2 (0,4)
    Ayrı bir pencerede aç
    BAI = Beck Kaygı Envanteri; CGI-S = Klinik Genel İzlenim–Önemlilik; YAB-7 = Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu 7 Maddelik Ölçek; HAM-A = Kaygı için Hamilton Derecelendirme Ölçeği; PGWB = Psikolojik Genel İyi Oluş.

    Tüm denekler arasında ortalama (SD) başlangıç ​​YAB-7 puanı 15.1 (3.1), deneklerin çoğunluğunun CGI-S skorunda orta şiddette olması: 151 (%84.4) orta, 27 (%15.1) işaretli ve 1 (%0.6) şiddetli. Ortalama hastalık başlangıcındaki yaş 21.5 (SD 15.4) idi ve çoğu denek, ortalama hastalık süresi 8.4 (SD 13.9) yıl olan kronik semptomlar (> 2 yıl süren) bildirdi. Çoğu denek, GAD için önceden en az bir farmakolojik veya psikoterapötik tedavi gördüğünü bildirdi ve önceki tedavilerin ortalama sayısı 1.5 (SD 1.7) idi. Ek olarak, kaygı semptomları birincil şikayetleri olmasına rağmen, 56 denek (%31,3) eşzamanlı majör depresif dönem için DSM-IV kriterlerini de karşıladı.

    Genel olarak, 28 denek (%15.6) tedavinin ilk 8 haftasında tedaviyi erken bıraktı (bkz.1). Çalışma ilacı uyumsuzluğunun en az %70 olması nedeniyle yalnızca bir denek denemeden çekildi.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828231f1.jpg
    Ayrı bir pencerede aç
    Şekil 1
    KONSORT Şeması

    Birincil sonuç ölçüsü: Klinik yanıt
    Genel olarak, 104 denek (%58.1) (%95 GA: %50.9 ila %65.5) tedavi yanıtı kriterlerini karşıladı (8. hafta sonlanım noktasında YAB-7 ve CGI-S puanlarına göre). 8. haftada tedaviyi tamamlayan 151 kişiden 44'ü (%29.1) son CGI -S puanı 1 (normal), 45'i (%29.8) bir CGI-S puanı 2 (sınırda), 31'i (%20.5) bir CGI'ye sahipti. -S puanı 3 (hafif), 27 (%17.9) CGI-S puanı 4 (orta) ve 2 (%1.3) son CGI-S puanı 5 (belirgin) semptom.

    Temel demografik veya klinik değişkenlerin hiçbiri 8. haftadaki bir yanıtın anlamlı veya eğilim düzeyinde belirleyicileri değildi (temel GAD-7 puanı için kontrol; bulgular istek üzerine sağlanır). Başlangıç ​​YAB-7 puanları da yanıtın anlamlı bir yordayıcısı değildi (OR = 1.00 [%95 GA = 0.91–1.11], p = 0.938).

    Birincil sonuç ölçüsü: YAB-7'deki Değişim
    8. haftaya kadar YAB-7 toplam puanında zaman içinde istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir azalma oldu (β = -8,4 [%95 GA = -9,1 ila -7,7], standartlaştırılmış β = -1,6 [%95 GA = -1,7 ila −1.4], df = 159.9, t = −23.4, p < 0.001; bkz.İncir. 2). Ortalama denek, orta ila şiddetli anksiyete semptomlarından (yani, YAB-7 = 15,1) hafif anksiyete semptomlarına (yani, YAB-7 = 6.7) bir azalma gösterdi. Kırk iki denek (%23.5) papatyaya hızlı bir yanıt verdi ve 2 haftalık tedaviden sonra toplam başlangıç ​​GAD-7 skorundan ≥%50 azalma gösterdi.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828231f2.jpg
    Ayrı bir pencerede aç
    şekil 2
    Akut tedaviye göre anksiyete semptomatolojisinde değişiklik
    YAB'ye özgü ve genel anksiyete semptomatolojisinin tüm endeksleri tedavi süresince düzeldi ( p < .001). YAB-7 = Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu ölçeği; HAM-A = Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği; BAI = Beck Kaygı Envanteri.

    İkincil sonuç ölçütleri
    HAM-A skorunda zaman içinde istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir azalma oldu ( B = -9,0 [%95 GA: -9,7 ila -8,4], standartlaştırılmış β = -1,7 [%95 GA: −1,8 ila -1,6] , df = 166.3, t = -26.2, p < 0.001; bkz.İncir. 2). Ek olarak, 8. haftaya kadar zaman içinde kendi kendine bildirilen ortalama BAI skorunda istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir azalma vardı ( B = -9.2 [%95 GA: −10.4 ila -7.9], standartlaştırılmış β = −1.0 [%95 GA : -1,2 ila -0,9], df =170.8, t = -14.5, p < 0,001; bkz.İncir. 2).

    Son olarak, PGWB toplam puanında 8. haftaya kadar istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir iyileşme oldu ( B = 17.5 [%95 GA: 15.2 ila 19.8], standardize β = 1.0 [0.9 ila 1.1], df = 154.83, t = -14.95 , p < 0,001; bkz.Şekil 3). PGWB-Anksiyete alt ölçeği ( B = 5,6 [%95 GA: 4,8 ila 6,3], standartlaştırılmış β = 1,2 [1,0 ila 1,3], df = 154.1, t = 14,1, p < 0,001) aracılığıyla işlevsellikte bir artış gözlemlendi . PGWB-Depresyon ( B = 1.8 [%95 GA: 1.4 ila 2.1], standartlaştırılmış β = 0.6 [0.5 ila 0.7], df = 160.8, t = 9.0, p < 0.001) dahil olmak üzere diğer tüm PGWB alt ölçekleri de işlevsellikte iyileşme göstermiştir. , PGWB-Pozitif Refah ( B = 2,9 [%95 GA: 2,4 ila 3,3], standartlaştırılmış β = 0,8 [0,6 ila 0,9], df = 152.2, t = 11,5,p < 0,001), PGWB-Öz Kontrol ( B = 2,8 [%95 GA: 2,3 ila 3,2], standartlaştırılmış β = 0,9 [0,8 ila 1,0], df = 169.0, t = 12,2, p < 0,001), PGWB-Genel Sağlık ( B = 1.5 [%95 GA: 1,1 ila 1,9], standartlaştırılmış β = 0,5 [0,4 ila 0,7], df = 153.0, t = 6,9, p < 0,001) ve PGWB-Vitality ( B = 3,0 [%95 GA: 2,4 ila 3.5], standartlaştırılmış β = 0,8 [0,6 ila 0,9], df = 157.1, t = 10,7, p < 0,001).
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828231f3.jpg
    Ayrı bir pencerede aç
    Figür 3
    Akut tedaviye göre psikolojik iyi olma halindeki değişiklik
    Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi'nin tüm alt ölçekleri, 8 haftalık papatya tedavisi boyunca önemli ölçüde iyileşti ( p <.001). PGWB-Anx = Kaygı; PGWB-Dep = Depresyon; PGWB-PWB = Olumlu refah; PGWB-SC = Oto kontrol; PGWB-GH = Genel sağlık; PGWB-VT = Canlılık. Güvenlik ve tolere edilebilirlik


    Deneme sırasında hiçbir denek doz azaltımı gerektirmedi. Yirmi bir denek (%11.7), muhtemelen veya kesinlikle tedaviyle ilgili olduğuna karar verilen en az bir yan etki yaşadı. Bildirilen tam advers olaylar şurada görüntülenir:Tablo 2.

    Tablo 2
    Türüne göre potansiyel olarak tedaviyle ilgili advers olaylar
    İshal 1 (<1%)
    uyuşukluk 13 (%7.2)
    Tükenmişlik 1 (<1%)
    Bitkisel tat kalıcı 7 (%3,9)
    Hazımsızlık 1 (<1%)
    Mide bulantısı 2 (%1.1)
    Ayrı bir pencerede aç
    Bazı hastalar birden fazla advers olay yaşadı.

    Denekler, tedaviyle ilgili 'muhtemelen' veya 'kesinlikle' olarak derecelendirilen 0.14 (0.41) (aralık, 0–2) advers olay ortalamasını (SD) bildirdiler. Genel olarak sadece 4 advers olay orta şiddette, geri kalanlar hafif olarak sınıflandırıldı. Duruşma sırasında ciddi bir olumsuz olay yaşanmadı. En yaygın yan etkiler uyuşukluk ( n = 13; %7.2) ve disgustia ( n = 7; %3.9) idi.

    Tartışma
    YAB için mevcut psikofarmakolojik müdahaleler pek çok bireyin ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Bu açık etiketli çalışmada, 8 hafta boyunca papatya tedavisinin deneklerin %58.1'inde klinik olarak anlamlı bir yanıtın yanı sıra gözlemci ve kendi değerlendirdiği sonuç ölçütlerinde benzer iyileşme oranlarıyla ilişkili olduğunu bulduk. 1500 mg'lık papatya dozu iyi tolere edildi ve hiçbir ciddi yan etki bildirilmedi. Hastaların neredeyse dörtte biri papatyaya hızlı yanıt verdi ve tedavinin başlamasından sonraki 2 hafta içinde YAB-7 semptom skorlarında en az %50 azalma sağladı.

    Bu çalışmadaki klinik yanıt oranı (%58.1), önceki plasebo kontrollü akut tedavi papatya denememizdeki %57.1 yanıt oranına benzerdi ( Amsterdam ve diğerleri, 2009 ). Ek olarak, bu denemedeki HAM-A puanındaki ortalama azalma (9,0 puan), plasebo kontrollü denemeninkine yakındı (yaklaşık 7,5 puan). Bu nedenle, aynı klinik bölgede yürütülen her iki denemede de papatya etkinliğinin karşılaştırılabilir olduğuna dair bazı göstergeler vardır.

    Ayrıca, her iki denemede bildirilen mutlak yanıt oranları, GAD'de benzodiazepinler ve seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin daha önceki kontrollü denemelerinde bildirilenlere benzerdir ( Mitte ve ark., 2005 ). Bununla birlikte, papatya ile geleneksel anksiyolitiklerin doğrudan karşılaştırılması bildirilmemiştir. Ek olarak, mevcut çalışma, önceki plasebo kontrollü çalışmamızdan elde edilen gözlemleri doğrulayarak, papatya için aşırı derecede olumlu bir yan etki ve tolere edilebilirlik profili göstermiştir. Bu bulgular papatya tedavisini geleneksel anksiyolitiklerle olumsuz olaylarla ilgili endişelerini ifade eden YAB'li bireyler için çekici kılabilir ( McHugh ve ark., 2013 ).

    Papatyanın anksiyolitik etki şekli iyi karakterize edilmemiştir. Bununla birlikte, birkaç kanıt dizisi, flavonoid bileşenlerinin birçoğunun, γ-amino bütirik asit (GABA), noradrenalin (NA), dopamin (DA) ve serotonin sinir iletimini etkileyerek veya hipotalamik-hipofiz-adrenokortikal ekseni modüle ederek anksiyolitik aktivite üretebileceğini düşündürmektedir. fonksiyon ( Awad ve diğerleri, 2007 ; Hanrahan ve diğerleri, 2011 ; Lorenzo ve diğerleri, 1996 ; Marder ve Paladini, 2002 ; Reis ve diğerleri, 2006 ). Ek olarak, apigenin'in (bir papatya bileşeni) benzodiazepin reseptörlerine bağlandığı ve kültürlenmiş sinir hücrelerinde GABA ile aktive olan aktiviteyi azalttığı, benzodiazepin reseptör antagonisti Ro 15-1788 tarafından bloke edilen bir etki olduğu gösterilmiştir.Avallone ve diğerleri, 1995 ). Ek olarak, yarı sentetik papatya türevi 6,3'-dinitro-flavon'un benzodiazepin reseptöründe diazepamdan 30 kat daha güçlü olduğu bulunmuştur ( Viola ve diğerleri, 1995 ). Bu çalışmada ve geçmiş araştırmalarda gözlemlenen klinik yanıt göz önüne alındığında ( Amsterdam ve diğerleri, 2009 ), papatyanın anksiyolitik etkisinin altında yatan mekanizmayı aydınlatmak için daha fazla çeviri araştırmasına ihtiyaç vardır.

    Mevcut bulguların yorumlanmasında çeşitli uyarılar dikkate alınmalıdır. Mevcut çalışmanın genel tasarımı, mevcut analizde bir plasebo karşılaştırma grubu kullanma yeteneğimizi engelledi ( Mao ve diğerleri, 2014 ). Bu sınırlama, papatyaya karşı plasebonun anksiyolitik etkinliğini tahmin etme ve önceki bulgularımızı doğrudan kopyalama yeteneğimizi kısıtladı ( Amsterdam ve diğerleri, 2009).). Bu nedenle, bu denemede kaygı puanlarında gözlenen azalmanın, istatistiksel ortalamaya doğru bir gerilemeden veya papatyanın aktif bir etkisi ile ilgisi olmayan bir plasebo etkisinden kaynaklanmış olması mümkündür. Bununla birlikte, papatyaya yanıt verenlerin papatya devamı veya plasebo geri çekilmesi için çift kör randomize edildiği araştırmanın sonraki aşamasında, papatyadan çekilen hastalar takip boyunca önemli ölçüde daha kötü GAD-7 puanları sergiledi [Mao Phytomedicine citation TK].

    Son olarak, papatyanın görünen faydalı etkisinin, daha orta derecede YAB olan bireylerle sınırlı olması ve daha şiddetli YAB semptomlarının (veya YAB dışındaki anksiyete bozukluklarının) papatya tedavisinden fayda görmemesi mümkündür. Bununla birlikte, alım semptom şiddeti ile klinik yanıt alma olasılığı arasında veya herhangi bir klinik değişken ile yanıt oranları arasında anlamlı bir ilişki olduğuna dair bir gösterge yoktu. Mevcut gözlemleri tekrarlamak için ek çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır.

    Çözüm
    Bu çalışmanın sınırlamalarına rağmen, bugüne kadar bu analiz, orta ila şiddetli YAB için papatya özütünün güvenlik ve etkinliğine ilişkin en büyük ileriye dönük denemeyi temsil etmektedir. Gözlenen etki büyüklüğü göz önüne alındığında, papatya özütünün geleneksel anksiyolitik ajanlardan daha uygun bir risk/fayda oranı üretebileceğini tahmin ediyoruz. Bununla birlikte, papatya özünü geleneksel YAB tedavileriyle karşılaştıran gelecekteki karşılaştırmalı çalışmaların yapılması gerekecektir.

    Teşekkür
    İsveç Bitkisel Enstitüsü'nden Doktora Alexander Panossian'a, ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nden SHC-1 papatya özü için IND onayı almadaki yardımları ve papatya hazırlığı konusunda uzmanlık sağladığı için teşekkür ederiz. Ayrıca İsveç Bitkisel Enstitüsü'ne (Gothenburg, İsveç) bu çalışmada kullanılmak üzere üretim ve standartlaştırılmış papatya özü sağladığı için teşekkür ederiz. İsveç Bitkisel Enstitüsü'nün çalışmanın tasarımında, yürütülmesinde veya raporunda hiçbir rolü olmadığını not ediyoruz. Ayrıca Justin Hollm, James Baier, Theresa Tiliakos, Rolma Gano ve Maryanne Giampapa'ya klinik araştırma yönetimi, koordinasyon, veri toplama ve girişe olan bağlılıkları için teşekkür ederiz. Bu makalenin hazırlanmasındaki editoryal yardım için Ingrid Haviland'a teşekkür ederiz.

    Yatırım kaynağı
    Bu çalışma, Ulusal Sağlık Enstitüleri/Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi (NCCAM) R01 AT005074 ve NCCAM K23 AT004112 tarafından sağlanan hibelerle desteklenmiştir. Çalışma ayrıca NIH/Ulusal Kanser Enstitüsü Kanser Merkezi Destek Hibesi P30 CA008748 tarafından da desteklenmiştir. Finansman kuruluşlarının, çalışmanın tasarımında veya yürütülmesinde hiçbir rolü yoktu. Dr. Mao, çalışmadaki tüm verilere tam erişime sahiptir ve yayın için gönderme kararının nihai sorumluluğuna sahiptir.

    Kısaltmalar
    BAI Beck Anksiyete Envanteri öz bildirim ölçeği
    CGI-S Klinik Global İzlenim-Şiddet
    YAB Yaygın Anksiyete Bozukluğu
    HAM-A Anksiyete gözlemci ölçeği için Hamilton Derecelendirme Ölçeği
    PGWB Psikolojik Genel İyi Oluş öz bildirim ölçeği
    Dipnotlar
    Deneme Kaydı: ClinicalTrials.gov Deneme Kaydı NCT01072344
    çıkar çatışmaları

    Yazarların hiçbirinin bildirecek potansiyel bir çıkar çatışması yoktu.

    Her Yazarın Çalışmaya Katkıları ve Makale Hazırlanması
    Tüm yazarlar, çalışmanın tasarımına ve yürütülmesine, makalenin hazırlanmasına ve gönderilen makalenin nihai onayına katıldı.


    Yayıncının Sorumluluk Reddi: Bu, yayına kabul edilmiş, düzenlenmemiş bir makalenin PDF dosyasıdır. Müşterilerimize bir hizmet olarak, el yazmasının bu erken versiyonunu sunuyoruz. Makale, alıntı yapılabilir son haliyle yayınlanmadan önce, kopya düzenleme, dizgi ve ortaya çıkan kanıtın gözden geçirilmesinden geçecektir. Lütfen, üretim sürecinde içeriği etkileyebilecek hataların keşfedilebileceğini ve dergi için geçerli olan tüm yasal uyarıların geçerli olduğunu unutmayın.

    Referanslar
    • Amsterdam JD, Li Y, Soeller I, Rockwell K, Mao JJ, Shults J. Yaygın anksiyete bozukluğu için oral Matricaria recutita (papatya) özü tedavisinin randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir denemesi. J Clin Psikofarmakol. 2009; 29 :378–382. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ashton H. Benzodiazepin bağımlılığının teşhisi ve yönetimi. Curr Opin Psikiyatri. 2005; 18 :249–255. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Asnaani A, Richey JA, Dimaite R, Hinton DE, Hofmann SG. Anksiyete bozukluklarının yaşam boyu yaygınlık oranlarının etnik bir karşılaştırması. J Sinir Ment Dis. 2010; 198 :551–555. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Matricaria chamomilla çiçek başlarında Avallone R, Zanoli P, Corsi L, Cannazza G, Baraldi M. Benzodiazepin benzeri bileşikler ve GABA. Fitoterapi Araştırması. 1995; 10 :S177–S179. [ Google Akademik ]
    • Awad R, Levac D, Cybulska P, Merali Z, Trudeau VL, Arnason JT. Geleneksel olarak kullanılan anksiyolitik botaniklerin gama-aminobütirik asit (GABA) sisteminin enzimleri üzerindeki etkileri. Can J Physiol Pharmacol. 2007; 85 :933–942. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Baldwin D, Woods R, Lawson R, Taylor D. Yaygın anksiyete bozukluğu için ilaç tedavilerinin etkinliği: sistematik inceleme ve meta-analiz. Bmj. 2011; 342 :d1199. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Baldwin DS, Allgulander C, Bandelow B, Ferre F, Pallanti S. Genel anksiyete bozukluğu olan hastaların tedavisinde rapor edilen reçete yazma uygulamalarına ilişkin uluslararası bir araştırma. Dünya J Biol Psikiyatri. 2012; 13 :510–516. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Barker MJ, Greenwood KM, Jackson M, Crowe SF. Uzun Süreli Benzodiazepin Kullanımının Bilişsel Etkileri. CNS İlaçları. 2004; 18 :37-48. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Bates D, Maechler M, Bolker B, Walker S, Christensen RHB, Singmann H, Dai B, Grothendieck G, Green P. lme4: 'Eigen' ve S4, 1.1–12 ed kullanan Lineer Karışık Etki Modelleri. 2016. [ Google Akademik ]
    • Bateson AN. Benzodiazepin Toleransı ve Geri Çekilmesiyle İlgili Temel Farmakolojik Mekanizmalar. Güncel Farmasötik Tasarım. 2002; 8 :5–21. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Beck AT, Epstein N, Brown G, Steer RA. Klinik kaygıyı ölçmek için bir envanter: psikometrik özellikler. J Clin Psychol'a danışın. 1988; 56 :893-897. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Biggio G, Dazzi L, Biggio F, Mancuso L, Talani G, Busonero F, Mostallino MC, Sanna E, Follesa P. GABA(A) reseptör modülatörlerine karşı toleransın ve geri çekilmesinin moleküler mekanizmaları. Eur Nöropsikofarmakol. 2003; 13 :411–423. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Blumenthal M, Busse WR, Goldberg A. Komple Komisyon E Monografları: Bitkisel İlaçlar için Terapötik Rehber. Bütünleştirici Tıp İletişimi; Boston, MA: 1998. [ Google Akademik ]
    • Bonavita CD, Bisagno V, Bonelli CG, Acosta GB, Rubio MC, Wikinski SI. Lorazepamın yatıştırıcı etkisine tolerans, kortikal salınımdaki azalma ve glutamat afinitesi ile ilişkilidir. Nörofarmakoloji. 2002; 42 :619–625. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Bruce SE, Yonkers KA, Otto MW, Eisen JL, Weisberg RB, Pagano M, Shea MT, Keller MB. Yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi ve panik bozukluğunda psikiyatrik eştanıların iyileşme ve yineleme üzerine etkisi: 12 yıllık ileriye dönük bir çalışma. J Psikiyatriyim. 2005; 162 :1179-1187. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Bruni A, Ballero M, Poli F. Campidano Vadisi ve Urzulei bölgesinin kantitatif etnofarmakolojik çalışması, Sardunya, İtalya. J Etnofarmakol. 1997; 57 :97–124. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Davidson JR, Feltner DE, Dugar A. Birinci basamakta yaygın anksiyete bozukluğunun yönetimi: zorlukların ve karşılanmayan ihtiyaçların belirlenmesi. Prim Care Companion J Clin Psikiyatri. 2010:12. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Di Stasi LC, Oliveira GP, Carvalhaes MA, Queiroz-Junior M, Tien OS, Kakinami SH, Reis MS. Brezilya Tropik Atlantik Ormanı'nda yaygın olarak kullanılan şifalı bitkiler. Fitoterapi. 2002; 73 :69-91. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Fawcett J, Epstein P, Fiester SJ, Elkin I, Autry JH. Klinik yönetim -- imipramin/plasebo uygulama kılavuzu. NIMH Depresyon Tedavisi İşbirliğine Dayalı Araştırma Programı. Psikofarmakol Boğa. 1987; 23 :309–324. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ferguson JM. SSRI Antidepresan İlaçlar: Olumsuz Etkiler ve Tolere Edilebilirlik. Prim Care Companion J Clin Psikiyatri. 2001; 3 :22–27. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • İlk MS, Spitzer L, Gibbon M, Williams J. DSM-IV-TR Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I/PW/PSY Ekranı) Biyometrik Araştırma, New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü; New York, NY: 2001. [ Google Akademik ]
    • Francis JL, Moitra E, Dyck I, Keller MB. Stresli yaşam olaylarının yaygın anksiyete bozukluğunun nüksetmesine etkisi. Depresyona Girin. 2012; 29 :386-391. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Gelenberg AJ, Lydiard RB, Rudolph RL, Aguiar L, Haskins JT, Salinas E. Venlafaksin uzatılmış salımlı kapsüllerin genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu olan, depresyonu olmayan ayaktan hastalarda etkinliği: 6 aylık randomize kontrollü bir çalışma. JAMA. 2000; 283 :3082–3088. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Goethe JW, Woolley SB, Cardoni AA, Woznicki BA, Piez DA. Seçici serotonin geri alım inhibitörünün kesilmesi: yan etkiler ve ilaca uyumu etkileyen diğer faktörler. J Clin Psikofarmakol. 2007; 27 :451-458. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Hamilton M. Derecelendirmeye göre kaygı durumlarının değerlendirilmesi. Br J Med Psikol. 1959; 32 :50–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Hanrahan JR, Chebib M, Johnston GA. GABA(A) reseptörlerinin flavonoid modülasyonu. Br J Pharmacol. 2011; 163 :234–245. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, Olfson M, Berglund PA. Psikiyatrik bozuklukların ilk başlangıcından sonra tedavi temasının kalıpları ve yordayıcıları. J Psikiyatriyim. 1998; 155 :62-69. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, Petukhova M, Sampson NA, Zaslavsky AM, Wittchen HU. Amerika Birleşik Devletleri'nde on iki aylık ve yaşam boyu yaygınlık ve yaşam boyu morbid anksiyete ve duygudurum bozuklukları riski. Int J Yöntemleri Psikiyatr Arş. 2012; 21 :169–184. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, Soukup J, Davis RB, Foster DF, Wilkey SA, Van Rompay MI, Eisenberg DM. Amerika Birleşik Devletleri'nde anksiyete ve depresyonu tedavi etmek için tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kullanımı. J Psikiyatriyim. 2001; 158 :289-294. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • King M, Nazareth I, Levy G, Walker C, Morris R, Weich S, Bellón-Saameño JÁ, Moreno B, Švab I, Rotar D, Rifel J, Maaroos HI, Aluoja A, Kalda R, Neeleman J, Geerlings MI, Xavier M, de Almeida MC, Correa B, Torres-Gonzalez F. Avrupa genelinde genel uygulama katılımcılarında yaygın ruhsal bozuklukların yaygınlığı. Br J Psikiyatri. 2008; 192 :362–367. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kuznetsova A, Brockhoff PB, Christensen RHB. lmerTest: Doğrusal Karışık Etki Modellerinde Testler, 2.0–30 ed. 2016. [ Google Akademik ]
    • Merdiven M. Benzodiazepinler tekrar ziyaret edildi - hiç öğrenecek miyiz? Bağımlılık. 2011; 106 :2086-2109. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Lorenzo PS, Rubio MC, Medina JH, Adler-Graschinsky E. Monoamin oksidaz ve noradrenalin alımının sıçan kulakçıklarında apigenin pozitif kronotropik etkilerine katılımı. Eur J Pharmacol. 1996; 312 :203–207. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mao JJ, Li QS, Soeller I, Rockwell K, Xie SX, Amsterdam JD. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğunun uzun süreli papatya tedavisi: Randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma için bir çalışma protokolü. Klinik denemeler. 2014; 4 :5. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Marder M, Paladini AC. Flavonoid yapının GABA(A)-reseptör ligandları. Curr Top Med Chem. 2002; 2 :853-867. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • McHugh RK, Whitton SW, Peckham AD, Welge JA, Otto MW. Psikiyatrik bozuklukların psikolojik ve farmakolojik tedavisi için hasta tercihi: bir meta-analitik inceleme. J Clin Psikiyatri. 2013; 74 :595-602. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • McIntyre E, Saliba AJ, Wiener KK, Sarris J. Anksiyete yaşayan Avustralyalı yetişkinlerde bitkisel ilaç kullanımı davranışı: tanımlayıcı bir çalışma. BMC Tamamlayıcı Alter Med. 2016; 16:60 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Merzouki A, Ed-derfoufi F, Molero Mesa J. Rifian geleneksel tıp bilgisine katkı. II: Ksar Lakbir bölgesinde (NW Fas) Fitoterapia'da halk hekimliği. 2000; 71 :278–307. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mitte K, Noack P, Steil R, Hautzinger M. Yaygın anksiyete bozukluğunda ilaç tedavisinin etkinliğinin meta-analitik bir incelemesi. J Clin Psikofarmakol. 2005; 25 :141–150. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Nakazawa T, Yasuda T, Ueda J, Ohsawa K. Zorunlu yüzme testinde Perilla frutescens'ten apigenin ve 2,4,5-trimetoksisinamik asidin antidepresan benzeri etkileri. Biol Ecz Boğa. 2003; 26 :474–480. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • NIMH. Tedaviyle ortaya çıkan semptomlar ölçeği. Psikofarmakol Boğa. 1985; 21 :1069-1073. [ Google Akademik ]
    • Paladini AC, Marder M, Viola H, Wolfman C, Wasowski C, Medina JH. Flavonoidler ve merkezi sinir sistemi: unutulmuş faktörlerden güçlü anksiyolitik bileşiklere. J Pharm Pharmacol. 1999; 51 :519–526. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Penninx BW, Nolen WA, Lamers F, Zitman FG, Smit JH, Spinhoven P, Cuijpers P, de Jong PJ, van Marwijk HW, van der Meer K, Verhaak P, Laurant MG, de Graaf R, Hoogendijk WJ, van der Wee N, Ormel J, van Dyck R, Beekman AT. İki yıllık depresif ve anksiyete bozuklukları kursu: Hollanda Depresyon ve Anksiyete Çalışması'nın (NESDA) sonuçları J Duygulanım Bozukluğu. 2011; 133 :76-85. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Pieroni A, Quave C, Nebel S, Heinrich M. Kuzey Basilicata, İtalya'nın etnik Arnavutlarının (Arbereshe) etnopharmacy. Fitoterapi. 2002; 73 :217–241. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • R Geliştirme Çekirdek Ekibi. R: İstatistiksel hesaplama için bir dil ve ortam. R İstatistiksel Hesaplama için Temel; Viyana, Avusturya: 2016. [ Google Akademik ]
    • Ramsawh HJ, Raffa SD, Edelen MO, Rende R, Keller MB. Orta yetişkinlikte kaygı: yaş ve zamanın 14 yıllık panik bozukluğu, sosyal fobi ve yaygın kaygı bozukluğu seyri üzerindeki etkileri. Psikol Med. 2008; 39 :615-624. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Reinhold JA, Rickels K. Yetişkinlerde yaygın anksiyete bozukluğu için farmakolojik tedavi: bir güncelleme. Uzman Opin Eczacı. 2015; 16 :1669-1681. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Reis LS, Pardo PE, Oba E, do Kronka SN, Frazatti-Gallina NM. Matricaria chamomilla CH12, Nelore buzağılarında taşıma stresini azaltır. J Vet Sci. 2006; 7 :189–192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rickels K, Rynn M. Yaygın anksiyete bozukluğunun farmakoterapisi. J Clin Psikiyatri. 2002; 63 (Ek 14):9–16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rutherford BR, Bailey VS, Schneier FR, Pott E, Brown PJ, Roose SP. Anksiyete bozukluğu klinik çalışmalarında çalışma tasarımının tedavi yanıtı üzerindeki etkisi. Depresyona Girin. 2015; 32 :944–957. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rutherford BR, Pott E, Tandler JM, Wall MM, Roose SP, Lieberman JA. Antipsikotik klinik çalışmalarda plasebo yanıtı: Bir meta-analiz. Basında JAMA Psikiyatri . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rutherford BR, Sneed JR, Roose SP. Çalışma tasarımı sonucu etkiler mi? Antidepresan denemelerinde plasebo kontrolü ve tedavi süresinin etkileri. Psikoter Psikozomu. 2009; 78 :172–181. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Singh O, Khanam Z, Misra N, Srivastava MK. Papatya (Matricaria chamomilla L.): Genel bir bakış. Pharmacogn Rev. 2011; 5 :82–95. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Srivastava JK, Shankar E, Gupta S. Papatya: Geçmişin parlak geleceği olan bir bitkisel ilacı. Mol Med Temsilcisi 2010; 3 :895–901. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Stahl SM. Sorma, söyleme ama benzodiazepinler hala anksiyete bozukluğunun önde gelen tedavileridir. J Clin Psikiyatri. 2002; 63 :756–757. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Stekhoven DJ, Bühlmann P. MissForest—karma tip veriler için parametrik olmayan eksik değer tahmini. Biyoinformatik. 2012; 28 :112-118. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Stewart SA. Benzodiazepinlerin Biliş Üzerine Etkileri. J Clini Psikiyatri. 2005; 66 :9-13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Viola H, Wasowski C, Levi de Stein M, Wolfman C, Silveira R, Dajas F, Medina JH, Paladini AC. Matricaria recutita çiçeklerinin bir bileşeni olan Apigenin, anksiyolitik etkileri olan merkezi bir benzodiazepin reseptör-ligandıdır. Bitki Med. 1995; 61 :213–216. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wiklund I, Berg G, Hammar M, Karlberg J, Lindgren R, Sandin K. Transdermal hormonal tedavinin postmenopozal kadınlarda yaşam kalitesi yönleri üzerinde uzun vadeli etkisi. Olgunlar. 1992; 14 :225–236. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wittchen HU, Jacobi F, Rehm J, Gustavsson A, Svensson M, Jönsson B, Olesen J, Allgulander C, Alonso J, Faravelli C, Fratiglioni L, Jennum P, Lieb R, Maercker A, van Os J, Preisig M, Salvador -Carulla L, Simon R, Steinhausen HC. Avrupa'da zihinsel bozuklukların ve beynin diğer bozukluklarının boyutu ve yükü 2010. Eur Neuropsychopharmacol. 2011; 21 :655–679. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Yamada K, Miura T, Mimaki Y, Sashida Y. Kısıtlama stresi altında yumurtalıkları alınmış sıçanlarda papatya yağı buharının solunmasının plazma ACTH düzeyine etkisi. Biol Ecz Boğa. 1996; 19 :1244–1246. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Yonkers KA, Bruce SE, Dyck IR, Keller MB. Kroniklik, nüks ve hastalık - panik bozukluğu, sosyal fobi ve yaygın anksiyete bozukluğunun seyri: 8 yıllık takipten sonra kadın ve erkeklerde bulgular. Depresyona Girin. 2003; 17 :173–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Zanoli P, Avallone R, Baraldi M. Apigenin ve chrysin flavonoidlerinin davranışsal karakterizasyonu. Fitoterapi. 2000; 71 (Ek 1):S117–123. [ PubMed ] [ Google Akademik ]



    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    ........................
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3

      GENEL ANKSİYETE BOZUKLUĞUNUN RANDOMİZE, ÇİFT KÖR, PLASEBO KONTROLLÜ ORAL MATRICARIA RECUTITA (PAPATYA) ÖZÜ TEDAVİSİ DENEYİMİ

      Jay D. Amsterdam , MD, a Yimei Li , MS, b Irene Soeller , MSN, CRNP, a Kenneth Rockwell , MS, PharmD, c Jun James Mao , MD, d ve Justine Shults , PhD b
      Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
      Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu J Clin Psychopharmacol'da mevcuttur.
      PMC'de yayınlanan makaleye atıfta bulunan diğer makalelere bakın.

      Soyut Amaç
      Hafif ila orta şiddette Genel Anksiyete Bozukluğu (GAD) olan hastalarda Matricaria recutita (papatya) özü tedavisinin randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir etkinlik ve tolere edilebilirlik denemesi gerçekleştirdik . Benzer bir tolere edilebilirlik profili ile YAB semptomlarını azaltmada papatyanın plaseboya göre daha üstün olacağını varsaydık.

      Malzemeler ve Yöntemler
      Hafif ila orta dereceli YAB'si olan 61 ayaktan hasta kaydedildi ve 57'si 8 hafta boyunca çift kör papatya özütü (n=28) veya plasebo (n=29) tedavisine randomize edildi. Çalışma, toplam Hamilton Anksiyete Derecelendirmesi (HAM-A) puanlarında zaman içindeki değişimde istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir grup farklılığını saptamak için güçlendirildi. İkincil sonuçlar, Beck Anksiyete Envanteri puanı, Psikolojik İyi Oluş puanı, Klinik Genel İzlenim Şiddeti puanı ve başlangıç ​​HAM-A puanında ≥%50 azalma olan hastaların oranını içeriyordu.

      Sonuçlar
      Papatya tedavisi sırasında ortalama toplam HAM-A skorunda plasebo tedavisine kıyasla önemli ölçüde daha fazla azalma gözlemledik (p=0.047). Çalışma ikincil sonuçlarda küçük ila orta dereceli farklılıkları belirleme gücüne sahip olmasa da, birincil sonuç ölçütüyle aynı yönde tüm ikincil sonuçlarda olumlu bir değişiklik gözlemledik. Her tedavi grubundan bir hasta, advers olaylar nedeniyle tedaviyi bırakmıştır. 0, 1, 2 veya ≥3 advers olay yaşayan hastaların oranı gruplar arasında anlamlı farklılık göstermedi (p=0,417).

      Çözüm
      Bu, GAD için papatya özünün ilk, kontrollü klinik denemesidir. Sonuçlar, hafif ila orta derecede YAB olan hastalarda papatyanın orta düzeyde anksiyolitik aktiviteye sahip olabileceğini düşündürmektedir. Bu gözlemleri tekrarlamak için gelecekteki çalışmalara ihtiyaç vardır.

      GİRİŞ
      Anksiyete bozuklukları en yaygın psikiyatrik durumlar arasındadır. ( 1 , 2 ) Özellikle, yaygın anksiyete bozukluğu (GAD), çok çeşitli psikolojik ve fiziksel semptomlarla karakterizedir ve genellikle hastaların sadece %30'unun spontan remisyon yaşadığı kronik bir bozukluk olarak kendini gösterir. ( 1 ) Benzodiazepin (BZ) anksiyolitikler YAB'nin temel tedavisi olsa da, bu ajanlar sıklıkla istenmeyen yan etkiler ve bağımlılıkla ilişkilidir. ( 3 ) Daha yakın zamanlarda, YAB'yi tedavi etmek için seçici serotonin geri alım inhibitörü (ve diğer) antidepresanlar kullanılmıştır. ( 4) Bununla birlikte, bu ajanlar, hasta memnuniyetsizliği ve tedavinin kesilmesi ile sonuçlanabilecek istenmeyen cinsel ve diğer yan etkiler üretebilir. ( 5 , 6 )

      Hafif ila orta dereceli anksiyete belirtileri olan birçok kişi, semptomlarını tıbbi bir durumun sonucu olarak görmedikleri için tıbbi yardım almazlar. Bunun yerine, kendi kendine anksiyete belirtileri teşhisi konan birçok kişi, tamamlayıcı ve alternatif bir tıp (CAM) ile geleneksel olmayan anti-anksiyete tedavisi arayacaktır. ( 7 ) Bu çareler artık geniş çapta erişilebilir hale geldi ve son on yılda kullanımları arttı. ( 8) Bireylerin TAT tedavisini seçmelerinin yaygın nedenleri arasında sağlık güvencesinin olmaması, kültürel yasaklar, bir anksiyete bozukluğuna sahip olmanın damgalanmasıyla ilgili endişeler veya akıl hastalığının zihinsel zayıflıkla ilişkilendirilmesi sayılabilir. Ayrıca, TAT çareleri arayan kişiler genellikle sigortasız veya ırksal ve etnik azınlıklar gibi savunmasız topluluklardan gelmektedir. Bu bozukluk için mevcut terapötik seçenekleri genişletmek için hafif ila orta dereceli anksiyeteye yönelik aday TAT terapilerinin titiz bir şekilde test edilmesi gerekmektedir ( 9 , 10 , 11 ).

      Matricaria recutita veya Chamomilla recutita (papatya), rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi için geleneksel bir bitkisel ilaç olarak kullanılmıştır. İyi tolere edilir ve hayvan anksiyete modellerinde farmakolojik aktivite gösterir. ( 12 , 13 – 15) Bununla birlikte, sakinleştirici bir ajan olarak yaygın kullanımına rağmen, YAB'li bireylerde papatyanın anksiyolitik etkinliği veya tolere edilebilirliği ile ilgili kontrollü klinik çalışmalar yapılmamıştır. Hafif ila orta şiddette YAB'nin oral papatya özü tedavisine yönelik ilk 8 haftalık, randomize, çift kör, plasebo kontrollü, paralel grup denemesinin ön sonuçlarını sunuyoruz. Papatyanın plaseboya göre daha üstün bir anksiyolitik etkinliğe sahip olacağını ve bu papatyanın plaseboya göre karşılaştırılabilir bir tolere edilebilirlik profiline sahip olacağını varsaydık.

      MATERYALLER & YÖNTEMLER
      Hasta Seçimi
      Hastalar Aile Hekimliği ve Toplum Sağlığı polikliniğine sevk edildi. Hepsi ≥ 18 yaşındaydı ve DSM IV için Yapılandırılmış Tanısal Görüşme (SCID) ( 16 ) görüşme formatı kullanılarak tespit edilen DSM IV Eksen I YAB tanısına sahipti. Hastalar minimum başlangıç ​​toplam Hamilton Anksiyete Derecelendirmesine (HAM-A) sahipti ( 17) puan ≥ 9. Diğer eştanılı DSM IV Eksen I bozuklukları (örn. minör depresyon) olan hastalar, eğer eş-hastalık durumu birincil bozukluğu oluşturmuyorsa, araştırmadan dışlanmadı. Mevcut majör depresif bozukluk, bipolar bozukluk, panik bozukluk, fobik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu, madde kaynaklı anksiyete bozukluğu, psikoz, demans tanısı olan hastalar araştırmadan çıkarıldı. veya önceki 3 ay içinde madde kötüye kullanımı veya bağımlılığı. Diğer dışlama kriterleri, stabil olmayan bir tıbbi durum, karaciğer veya böbrek yetmezliği, malignite, anormal serum tirotropin seviyesi ≥ 5 μIU/ml veya papatyaya, asteraceae familyasına ait bitkilere, pelin veya huş ağacı polenine karşı bilinen duyarlılıktı. Anksiyolitikler, antidepresanlar, duygudurum düzenleyicilerin eşzamanlı kullanımı, sakinleştiriciler veya CAM ilaçları (örneğin St. John's Wort) veya diğer papatya müstahzarlarına izin verilmedi. Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar, tıbbi olarak kanıtlanmış bir doğum kontrol yöntemi kullandılar ve tedaviye başlamadan önce negatif gebelik testi yaptılar.

      Değerlendirme Prosedürleri
      Hastalar, Kurumsal İnceleme Kurulunun etik standartlarına uygun olarak bilgilendirilmiş onam verdi. Çalışma, yerel İnsan Araştırmaları Ofisi ve bağımsız bir Veri ve Güvenlik İzleme Kurulu gözetiminde İyi Klinik Uygulama İlkeleri İlkeleri kullanılarak yürütülmüştür. SCID görüşme formatı kullanılarak psikiyatrik öykü alındı. ( 16 ) Tam kan sayımı, elektrolitler, karaciğer, böbrek ve tiroid paneli, gebelik testi (çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda), idrar tahlili ve idrar ilaç taramasını içeren tıbbi öykü, fizik muayene ve laboratuvar değerlendirmesi yapıldı. Yapılandırılmış semptom derecelendirmeleri, HAM-A derecelendirmesi ( 17 ), Beck Anksiyete Envanteri (BAI) ( 18 ) kullanılarak her çalışma ziyaretinde elde edildi.), Psikolojik Genel İyi Oluş (PGWB) indeksi ( 19 ), Klinik Küresel İzlenim Şiddeti (CGI/S) derecelendirmesi ( 20 ) ve standart bir tedaviyle ortaya çıkan yan etkiler profili. ( 21 ) Her çalışma ziyaretinde otururken ve ayakta kan basıncı, nabız ve ağırlık ölçülmüştür. Tüm değerlendirmeler Pennsylvania Üniversitesi Depresyon Araştırma Birimi'nde yapılmıştır.

      Malzemeler
      %1.2 apigenin (Spectrum Pharmacy Products, New Brunswick, NJ) veya plasebo (yani, laktoz monohidrat NF) içeriğine standardize edilmiş farmasötik sınıf Alman papatya özütünü içeren aynı görünen kapsüller hazırlandı. Papatya 220 mg kapsüller halinde hazırlanmıştır. Karakteristik papatya aromasının körlenmesi, her hava geçirmez ilaç kabının kapağına 1 damla papatya yağı (plasebo için) veya 1 damla nötr yağ (papatya için) emdirilmiş bir disk yerleştirilerek sağlandı.

      Randomizasyon ve Körleme Prosedürleri
      Randomizasyon, değişen blok boyutları ile bloke edilmiş randomizasyon kullanılarak yapıldı. İlk olarak, küçük bir blok boyutu kümesi arasından rastgele bir blok boyutu seçtik. Sonra o blok içindeki grup numaralarını rastgele değiştirdik. Tüm denekler tedavi koşullarının her birine randomize edilene kadar bu işleme devam ettik. Rastgele sayı üreteci ve Stata yazılımındaki kullanıcı kodu kullanılarak her blok içinde rastgele sayılara izin verildi. Tüm çalışma sonuçları kör koşullar altında analiz edildi.

      Tedavi Prosedürleri
      Papatya veya plasebo tedavisine ilk hafta günde bir kapsül olarak başlandı ve tedavinin ikinci haftasında günde 2 kapsüle çıkarıldı. Toplam HAM-A skorunda (başlangıç ​​düzeyine göre) ≤ %50 azalma olan hastalar, tedavinin 3. haftasında günde 3 kapsüle ve ardından tedavinin 4. haftasında günde 4 kapsüle yükseltildi. Başlangıç ​​HAM-A skorunda ≤ %50 azalmaya devam eden hastalar, tedavinin 5 ila 8. haftaları boyunca günde 5 kapsüle yükseltildi. İlaç tolerabilitesine bağlı olarak herhangi bir zamanda doz azaltımı yapılabilir. Sonuç ölçümleri başlangıçta ve 2, 4, 6 ve 8 haftalık tedaviden sonra elde edildi.

      Örnek Boyutu Gerekçesi
      Çalışma, toplam HAM-A skorunda zaman içindeki değişimin birincil sonuç ölçüsünde tedavi koşulları arasındaki nispeten büyük istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları saptamak için güçlendirilmiştir. Boylamsal bir karşılaştırma modeline dayalı bir güç tahmini kullanan çalışma, hasta başına 5 ölçüm ve 0,50'lik bir denek içi korelasyon ile grup başına 30 hastadan oluşan bir örneklem büyüklüğüne dayalı olarak 0,57'lik bir etki büyüklüğünü saptamak için yeterli güce sahipti. %80 (%90 güç) ile saptanabilir etki büyüklükleri, 0,50, 0,60, 0,70, 0,80 korelasyonları için 0,57 (0,68), 0,51 (0,60), 0,44 (0,52), 0,36, (0,43) ve 0,26 (0,30) olmuştur. , 0.90, sırasıyla.

      İstatistiksel Prosedürler
      Tüm birincil ve ikincil sonuç ölçütleri, kör koşullar altında analiz edildi. Birincil karşılaştırmalar, Stata 10.0 ( 22 ) için xtqls prosedürünü kullanarak istatistiksel anlamlılık kriteri olarak 2 taraflı hipotez testleri ve p değeri < 0.05 ile yarı en küçük kareler (QLS) uyguladı . QLS, tekrarlanan ölçümler arasındaki korelasyonu modelleyen ve eşit olmayan ölçüm süreleri için uygun olan Markov korelasyon yapısının kullanımına izin vermek için seçilmiştir.

      HAM-A puanlarındaki değişimin tedavi koşulları arasında önemli ölçüde farklılık gösterdiğine dair birincil hipotezi test etmek için kesişim ( β 0 ), papatya grubu göstergesi ( β 1 ), zaman ( β 2 ) ve bunların etkileşimini ( β 3 ) içeren regresyon modelleri kullanıldı ( H 0 : β3 = 0) . İkincil BAI ve PGWB ölçümlerindeki değişimi incelemek için regresyon analizi de kullanıldı. Korelasyon yapısının seçimiyle ilgili sonuçların duyarlılığını değerlendirmek için AR( 1) korelasyon yapısı ve kovaryans matrisinin hem modele dayalı hem de sağlam sandviç tahminleri uygulandı. Sonuçlar yapılar arasında farklılık göstermedi. Burada sunulan sonuçlar, modele dayalı kovaryans matrisinin uygulanmasına dayanıyordu, çünkü bu yaklaşım biraz daha büyük p değerleri verdi ve bu nedenle bu analiz için daha muhafazakar olarak görüldü.

      Tedavi koşulları arasındaki toplam HAM-A puanlarındaki değişimi incelemek için ileriye taşınan son bir gözlem (LOCF) analizi de yapılmıştır.

      Tedavi koşulları arasında yanıt verenlerin oranını (başlangıç ​​HAM-A skorunda ≥ %50 azalma ile) karşılaştırmak için Pearson ki-kare testi kullanıldı. Araştırmanın bitiminden önce tedaviden çekilen hastaların yanıt vermediğini varsayan tedavi amaçlı yaklaşımını kullandık.

      Tedavi grupları arasında sürekli klinik ve demografik değerlerdeki farklılıkları belirlemek için Wilcoxon Sıra Toplamı testleri kullanıldı. Tedavi koşulları arasındaki advers olayların sıklıklarını karşılaştırmak için Fisher'in kesin testi kullanıldı. Advers olayların ortalama insidans oranının (yani, gün olarak kişi başına olay sayısının) daha yüksek papatya dozlarında (5 ila 8. haftalar arasında) daha düşük papatya dozlarına karşı (1 ila haftalar arasında) daha yüksek olup olmadığını incelemek için bir t-testi kullanıldı. 4). Ayrıca χ 2 testini kullanarak tedavi koşulları arasında 0, 1, 2 veya ≥ 3 advers olay bildiren hastaların oranını da karşılaştırdık .

      SONUÇLAR
      Çalışmaya 61 hasta alındı ​​ve 57 hasta bir başlangıç ​​ziyareti ve en az bir başlangıç ​​sonrası ölçüm aldı: papatya (n=28) ve plasebo (n=29). Dört hasta (%6,6) tarama hatasıydı: 1'i uyumsuzluk ve 3'ü geri alınmış onayı. Sekiz hasta (%14.03) araştırmayı tamamlamadan tedaviyi bırakmıştır: 2 advers olay, 3'ü geri alınmış onam, 2'si takipten çıkma ve 1'i uyumsuzluk için. [ Not - Temel ölçüme sahip bir hasta, bir doz çalışma ilacı aldıktan sonra deneye katılma onayını geri çekti. Yine de bu hasta, tüm etkinlik ve güvenlik sonuç analizlerinde tutulmuştur]. Demografik veya klinik değişkenlerin hiçbirinde anlamlı grup farklılığı yoktu (Tablo 2).

      Birincil Sonuç
      QLS analizi, plaseboya kıyasla papatya için ortalama toplam HAM-A skorunda zaman içinde önemli ölçüde daha büyük bir azalma buldu (60β̂3 = -3,17, %95 GA, -6,29 ila -0,45 arası (p=0,047). [ Not - 8. Hafta HAM-A ölçümlerinden bazıları 56. günden sonra gerçekleştiğinden, son sonuç ölçümünün ortalama gününü temsil etmek için tahmini regresyon modelinde 60. günü kullandık].

      İkincil Sonuçlar
      Çalışma, ikincil sonuç ölçütlerinde küçük ila orta grup farklılıklarını saptamak için değil, daha çok bu ölçütlerde (varsa) önemli olmayan eğilimleri belirlemek için güçlendirildi. Herhangi bir ikincil sonuç ölçüsünde tedavi grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. Bununla birlikte, ikincil sonuç ölçütlerinde klinik olarak anlamlı bir değişiklik, birincil sonuç ölçüsünde görülen değişiklikle aynı yönde meydana geldi. Papatya için ortalama toplam BAI skorunda plaseboya karşı biraz daha büyük bir azalma gözlemledik (60β̂3 = -2,09, %95 GA = -6,14 - 1,96) (p=0,411), plaseboya kıyasla papatya ile ortalama PGWB skorunda biraz daha fazla artış (60β̂3 = 6,33, %95 GA = -2,71 – 15,37) (p=0,170) ve plaseboya kıyasla papatya için CGI/S skorunda biraz daha fazla azalma (60β̂3 = -0,43, %95 GA = -1,06 - 0,21 (p=0,187). Plaseboya (%37.93) kıyasla papatyaya (%57.13) HAM-A yanıt verenlerin oranı biraz daha yüksekti (p=0.146). Son olarak, genel yüzde değişimi, HAM-A'da papatya için (-%52.97) plaseboya (-%34.92) karşı HAM-A'da (p=0.085), papatya için (-%42.48) plaseboya karşı (-%20.79) sayısal olarak daha büyüktü. BAI (p=0,142) ve papatya için (%27,58) plaseboya karşı (%17,64) PGWB'de (p=0,344). Tüm ikincil sonuçlar için zaman içinde değişimin papatya için uygun bir yönde meydana gelmesine rağmen, çalışmanın orijinal olarak desteklendiği birincil sonuç ölçüsü için istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar gözlemlediğimizi tekrar not ediyoruz.

      Emniyet
      İki hasta advers olaylar nedeniyle tedaviyi bırakmıştır: 1'i alerjik reaksiyon (plasebo) ve 1'i karın rahatsızlığı (papatya) için. Olası, olası veya kesin olarak derecelendirilen toplam 33 advers olay vardı: 11'i papatyada ve 22'si plaseboda (p=ns). 0, 1, 2 veya ≥ 3 advers olaya sahip hastaların oranı papatya için sırasıyla 35.7, 35.7, 10.7 ve 17.9'a karşılık plasebo için sırasıyla 24.1, 31.0, 27.6 ve 17.3 idi (p=0.417).

      Plasebo tedavisine karşı papatya tedavisi sırasında dinlenme nabız hızında zaman içinde biraz daha büyük bir azalma gözlemledik (60β̂3 = -5.22, %95 GA = -13.64 - 3.20 (p=0.225), ancak istirahat sistolik ve diyastolik kan basıncı veya ağırlıkta fark yok.

      Dozaj
      Herhangi bir tedavi periyodu sırasında tedavi grupları arasında alınan ortalama günlük kapsül sayısında anlamlı bir farklılık yoktu. Papatya veya plaseboya yanıt verenlere karşı yanıt vermeyenlere karşı her tedavi periyodunda alınan ortalama kapsül sayısında da anlamlı bir fark yoktu (başlangıç ​​toplam HAM-A skorunda ≥ %50 azalma ile).

      Son olarak, advers olayların insidans oranının (yani gün olarak birey başına olay sayısının) daha yüksek papatya dozlarında (5 ila 8. haftalar arasında) daha düşük papatya dozlarına karşı (1 ila 4. haftalar arasında) daha yüksek olup olmadığını inceledik. Bu prosedür, tedavi periyotları arasındaki değişken ölçüm sürelerinin etkisine göre ayarlanmıştır. Daha düşük papatya dozlarına (0.015; 11/734) (p=0.015) kıyasla daha yüksek papatya dozlarında (0.003; 2/717) daha düşük yan etki insidansı bulduk - bu, daha yüksek papatyada advers olaylarda bir artış olmadığını gösteriyor dozlar.

      TARTIŞMA
      Bu çalışma, hafif ila orta şiddette YAB'nin oral papatya özü tedavisinin ilk randomize, çift kör, plasebo kontrollü, paralel grup denemesini temsil etmektedir. Toplam HAM-A puanlarını düşürmede papatyanın plaseboya göre istatistiksel olarak anlamlı bir üstünlüğünü gözlemledik (p=0.047). Çalışma, ikincil sonuç ölçütleri için tedavi grupları arasındaki istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları saptamak için özel olarak güçlendirilmemiş olsa da, papatya için uygun bir yönde meydana gelen ikincil sonuç ölçütlerinde zaman içinde klinik olarak anlamlı (anlamlı olmasa da) değişiklikler bulduk. Papatya ayrıca plaseboya göre aşırı derecede iyi tolere edildiği ortaya çıktı.

      Papatya, çaylar ve yağlar şeklinde, genellikle rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi için kullanılır. Kesin etki şekli bilinmemektedir. Bununla birlikte, birkaç kanıt dizisi, flavonoid bileşenlerinden birinin veya daha fazlasının, γ-amino bütirik asit (GABA), noradrenalin (NA), dopamin (DA) ve serotonin sinir iletimini etkileyerek anksiyolitik aktivite üretebileceğini düşündürmektedir ( 23 , 24 ) veya hipotalamik-hipofiz-adrenokortikal eksen fonksiyonunu modüle ederek ( 12 , 15 ). Apigenin ve papatyanın diğer bileşenlerinin de BZ reseptörlerine bağlandığı ve GABA ile aktive olan aktiviteyi azalttığı gösterilmiştir. ( 13 , 25 , 26 , 27 ).

      Mevcut bulguların yorumlanmasında çeşitli uyarılar dikkate alınmalıdır. Örneğin, küçük örnek boyutu, randomizasyon süreci sırasında ortak değişkenleri tedavi koşulları arasında eşit olarak dağıtma yeteneğimizi sınırlamış olabilir. Bu faktör, bu çalışmada papatyanın olumlu sonucuna katkıda bulunmuş olabilir. Ek olarak, papatya grubu için biraz daha yüksek bir ortalama temel HAM-A puanı vardı; bu, papatyanın plaseboya üstünlüğünün, ortalamaya doğru bir gerilemenin sonucu olduğu olasılığını düşündürebilir. Benzer şekilde, tedavi grupları arasında tanınmayan diğer farklılıklar da mevcut bulgulara katkıda bulunmuş olabilir.

      Daha büyük dozda ekstrakt kullanmış olsaydık, papatya daha güçlü bir anksiyolitik aktivite ile sonuçlanabilirdi. Papatya dozunun seçimi, yetkili incelemelere dayanıyordu ( 28) optimal papatya dozu seçimimize rehberlik edecek yayınlanmış bir doz aralığı veya tolere edilebilirlik çalışması yoktur. Bu nedenle, günlük maksimum 1100 mg papatya dozu, bu papatya özütünün optimal anksiyolitik dozu olmayabilir. Ayrıca, papatya dozlama zamanı standardize edilmemiştir. Hastalara, en büyük anksiyete semptomlarının zamanına bağlı olarak, çalışma ilaçlarını günde bir kez veya bölünmüş dozlarda almaları talimatı verildi. Örneğin, hastalar anksiyete semptomlarını azaltmak için çalışma ilaçlarını gün boyunca bölünmüş dozlarda almış olabilir veya uykusuzluğu azaltmak için günlük dozlarının çoğunu yatmadan önce almış olabilir. Bu standartlaştırılmamış doz rejimi, yanıt değişkenliği getirmiş olabilir ve papatya tedavisinin gerçek etkinliğini değiştirmiş olabilir. Ancak, Papatya ekstraktının 'aktif' bileşenlerinin farmakokinetik ve farmakodinamik profillerindeki farklılıklar ve insanlarda bu bileşenlere ilişkin kontrollü verilerin azlığı, optimal doz stratejisini belirlemeyi zorlaştırdı. Ayrıca, doz yükseltme tasarımı kullandığımız için, kaygıyı azaltmada papatya özü için bir doz-yanıt ilişkisi olup olmadığını belirleyemedik.

      Apigenin dışındaki bileşenlere standardize edilmiş başka bir papatya müstahzarının farklı sonuçlar vermiş olması mümkündür. Ayrıca, Chamomilla recutita dışındaki bir türden farmasötik olmayan dereceli papatya veya papatya kullanımı farklı sonuçlar doğurmuş olabilir. Diğer papatya formülasyonlarının (örneğin yağ, buhar, çay) farklı bir tolere edilebilirlik profili ile farklı sonuçlar vermiş olması da mümkündür.

      Kör koşulların yeterliliğini doğrulamak için belirli bir hasta veya klinisyen tarafından derecelendirilen ölçü kullanmadık. Bu nedenle, tanınmayan değerlendirici veya hasta veya klinisyen yanlılığının, papatyanın plaseboya göre üstünlüğüne katkıda bulunmuş olması mümkündür.

      Papatyanın mütevazi faydasının, sınırlı örneklem büyüklüğüne sahip bir eser olması mümkündür. Bununla birlikte, bu sınırlamaya rağmen, birincil sonuç ölçüsünde istatistiksel olarak anlamlı ve klinik olarak anlamlı bir grup farkı ve birincil ölçü ile aynı yönde meydana gelen ikincil sonuç ölçülerinde değişiklik için oldukça büyük etki büyüklükleri gözlemledik.

      Çalışmaya alınan hastaların daha hafif YAB semptomlarına sahip olduğunu ve konvansiyonel anksiyolitik ajanların YAB denemelerine dahil edilen daha ağır hasta YAB hastalarından oluşan popülasyonlardan niteliksel olarak farklı olabileceğini not ediyoruz. Bu çalışmada görülen papatya yararlı etkisinin hafif ila orta derecede YAB'si olan bireylerle sınırlı olması ve daha şiddetli YAB'si olan hastaların papatya tedavisinden fayda görmemesi olasıdır. Bununla birlikte, bu çalışmada YAB semptomlarındaki değişikliğin daha hafif YAB semptomları olan hastalarla sınırlı olmadığını belirtmeliyiz.

      Son olarak, mevcut çalışmanın tedavi süresi 8 hafta ile sınırlıydı ve papatyanın anksiyolitik etkisinin dayanıklılığını daha tam olarak değerlendirmek için gelecekte daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır.

      ÇÖZÜM
      YAB için güvenli ve etkili bir alternatif tedavinin belirlenmesi, geleneksel anksiyolitik tedaviyi kullanamayan veya kullanmak istemeyen birçok kişi için anlamlı olacaktır. Mevcut çift kör, plasebo kontrollü deneme, hafif ila orta şiddette YAB için oral papatya özütünün etkililiği ve tolere edilebilirliğine ilişkin ilk kontrollü klinik denemeyi temsil etmektedir. Daha hafif YAB olan hastalarda papatyanın etkinliğinin ve tolere edilebilirliğinin gösterilmesi, genel tıp camiasında anksiyolitik tedavinin daha geniş kabul görmesini sağlayabilir. Bu ilk çalışmanın sınırlamalarına rağmen, mevcut bulgular papatyanın hafif YAB'si olan bazı hastalarda orta düzeyde anksiyolitik etkiye sahip olabileceğini düşündürmektedir.

      ​
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms438883f1.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 1
      Papatya ve plasebo koşulları için her çalışma ziyaretinde ortalama toplam HAM-A puanları. tablo 1


      Hastaların tanımlayıcı özellikleri.
      Cinsiyet (K/E) 15:14 19:09 0.21
      Kafkas (%) 68.97 78.57 0,41
      Yaş (ortalama ± SD) 45,9 (10,88)/33–69 45,5 (14,53)/25–67 0.98
      Başlangıç ​​yaşı YAB (ortalama ± SD)/aralık 25.3 (13.5)/7–75 27,9 (11,3)/14–58 0.25
      Hastalık süresi (ortalama ± SD)/aralık (yıl) 20.4(13.4)/0.3–54 15,0 (14,4)/1–51 0.11
      Bölüm süresi (ortalama ± SD)/aralık (ay) 42,9 (58,6)/2–240 54.3 (64.0)/6–256 0.22
      # önceki bölüm (ortalama ± SD)/aralık 3,6 (5,7)/0–30 4.7 (9.1)/0–43 0.74
      Temel HAM-A (ortalama ± SD)/aralık 14.3 (2.8)/10–20 15.4 (4.2)/9–26 0.39
      Temel BAI (ortalama ± SD)/aralık 12,0 (6,2)/3–23 9,5 (5.6)/2–21 0.13
      Temel PGWB (ortalama ± SD)/aralık 58,9 (14,1)/31–91 62,0 (14,7)/23–86 0.31
      Teşekkür

      Bu araştırma, Ulusal Sağlık Enstitüsü/Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi hibesi AT001916 tarafından finanse edildi. Yazarların çalışmaları NIH/NCCAM'den bağımsızdı ve NIH/NCCAM'nin bu denemenin çalışma tasarımında hiçbir rolü yoktu. DipnotlarDeneme Kaydı – Genelleştirilmiş Anksiyete için Papatya Terapisi, NCT00645983 , http://www.clinicaltrials.gov/ct2/show/ NCT00645983 ?term=Chamomile+Therapy+for+Generalized+Anxiety&ra nk=1


      FİNANSAL AÇIKLAMALAR
      Bu çalışmanın yürütüldüğü sırada, Dr. Amsterdam aşağıdakilerden hibe desteği almıştır: NIH, AT002289 ve AT001916'yı hibe eder; NIMH, MH060353, MH070753, MH060998, MH060713, MH063818; Stanley Tıbbi Araştırma Enstitüsü; Lilly Araştırma Laboratuvarları; Sanofi Aventis, Inc; ve Novartis, Inc. Sektör tarafından desteklenen herhangi bir danışma kurulu veya konuşmacı bürosu üyesi değildir ve herhangi bir ilaç şirketinde önemli bir finansal çıkarı yoktur.

      Bu araştırma çalışması yürütüldüğü sırada, Bayan Li'nin herhangi bir potansiyel çıkar çatışması yoktu.

      Bu araştırma çalışması yürütüldüğü sırada, Bayan Soeller, NIMH hibesi MH060998'den araştırma desteği aldı. Sektör tarafından desteklenen herhangi bir danışma kurulunun veya konuşmacı bürosunun üyesi değildir ve herhangi bir ilaç şirketinde önemli bir finansal çıkarı yoktur.

      Bu araştırma çalışmasının yürütüldüğü sırada Dr. Mao, HRSA D55-HP-05164'ten araştırma desteği aldı. O, endüstri tarafından desteklenen herhangi bir danışma kurulu veya konuşmacı bürosunun üyesi değildir ve herhangi bir ilaç şirketinde önemli bir mali çıkarı yoktur.

      Bu araştırma çalışması yürütüldüğü sırada Dr. Rockwell, Elan Pharmaceuticals, Inc.'in danışmanıydı.

      Bu araştırma çalışması yürütüldüğü sırada, Dr. Shults, NIH hibeleri CA096885, AT002289, AT001916, MH060353, MH070753, MH060998 ve MH63818'den araştırma desteği aldı. Sektör tarafından desteklenen herhangi bir danışma kurulunun veya konuşmacı bürosunun üyesi değildir ve herhangi bir ilaç şirketinde önemli bir finansal çıkarı yoktur.

      Referanslar

      1. Pollack MH. Anksiyete bozukluklarının yönetiminde yeni gelişmeler. Psikofarm Boğa. 2002; 36 :79-94. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      2. Cadı HÜ. Yaygın anksiyete bozukluğu: yaygınlık, yük ve topluma maliyeti. Depresyon ve Anksiyete. 2002; 16 :162-171. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      3. O'Connor K, Belanger L, Marchand A, et al. Benzodiazepinlerin kesilmesiyle ilişkili psikolojik sıkıntı ve uyum sorunları. Bağımlı Davranış. 1999; 24 :537–541. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      4. Baldwin DS, Polkinghorn C. Yaygın anksiyete bozukluğunun kanıta dayalı farmakoterapisi. Int J Nöropsikofarmakol. 2005; 8 :293–302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      5. Amsterdam JD, Garcia-Espana F, Goodman D, et al. Kronik SSRI tedavisi sırasında meme büyütme. J Duygulanım Bozukluğu. 1997; 46 :151–156. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Sussman N, Ginsberg D. Seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin yan etkilerini yeniden düşünmek: cinsel işlev bozukluğu ve kilo alımı. Psikiyatri Yıllıkları. 1998; 28 :89-97. [ Google Akademik ]
      7. Mao JJ, Farrar JT, Xie SX, et al. Kanserden kurtulanların ulusal bir örneğinde, kanseri olmayan diğer popülasyonlara kıyasla tamamlayıcı ve alternatif tıp ve dua kullanımı. Ther Med'i tamamlayın. 2007; 15 :21–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      8. Eisenberg DM, Davis RB, Ettner SL, et al. Amerika Birleşik Devletleri'nde alternatif tıp kullanımındaki eğilimler, 1990–1997: bir takip eden ulusal anketin sonuçları. JAMA. 1998; 280 :1569–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      9. Pagan JA, Pauly MV. Geleneksel tıbbi bakıma erişim ve tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı. Sağlık İşleri. 2005; 24 :255–62. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      10. Givens JL, Houston TK, Van Voorhees BW, et al. Etnik köken ve depresyon tedavisi için tercihler. Gen Hosp Psikiyatrisi. 2007; 29 :182–91. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      11. Givens JL, Katz IR, Bellamy S, et al. Afrika kökenli Amerikalılar ve beyazlar arasında damgalanma ve depresyon tedavilerinin kabul edilebilirliği. J Gen Stajyer Med. 2007; 22 :1292–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      12. Yamada K, Miura T, Mimaki Y, et al. Kısıtlama stresi altında yumurtalıkları alınmış sıçanlarda Papatya yağı buharının solunmasının plazma ACTH düzeyine etkisi. Biol & Pharmacol Bull. 1996; 19 :1244–1246. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      13. Zanoli P, Avallone R, Baraldi M. Apigenin ve chrysin flavonoidlerinin davranışsal karakterizasyonu. Fitoterapi. 2000; 71 :S117–123. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      14. Nakazawa T, Yasuda T, Ueda J, et al. Perilla frutescens kaynaklı apigenin ve 2,4,5-trimetoksisinamik asidin zorunlu yüzme testinde antidepresan benzeri etkileri. Biol Ecz Boğa. 2003; 26 :4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      15. Reis LS, Pardo PE, Oba E, et al. Matricaria chamomilla CH12, Nelore buzağılarında taşıma stresini azaltır. J Vet Sci. 2006; 7 :189–192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      16. Birinci MB, Spitzer RL, Gibbon M, et al. DSM-IV-TR Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme, Araştırma Versiyonu, Psikotik Ekranlı Hasta Sürümü (SCID-I/PW/PSY SCREEN) New York, NY: Biyometrik Araştırma, New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü; 2002. [ Google Akademik ]
      17. Hamilton M. Derecelendirmeye göre kaygı durumunun değerlendirilmesi. Br J Med Psikol. 1959; 32 :50–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      18. Beck AT, Epstein N, Brown G, et al. Klinik kaygıyı ölçmek için bir envanter: psikometrik özellikler. J Consult & Clin Psychol. 1988; 56 :893-897. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      19. Grossi E, Groth N, Mosconi P, et al. Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi (PGWB-S) Sağlık ve Yaşam Kalitesi Sonuçlarının kısa versiyonunun geliştirilmesi ve onaylanması . 2006; 4:88 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      20. Guy W, editör. ECDEU Psikofarmakoloji Değerlendirme El Kitabı : Yayın ADM 76-338. Washington, DC: ABD Sağlık, Eğitim ve Refah Bakanlığı; 1976. s. 218–222. [ Google Akademik ]
      21. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü. Tedavi Acil Belirtiler Ölçeği (TESS) Psikofarmakol Boğa. 1985; 21 :1069-1073. [ Google Akademik ]
      22. Shults J, Ratcliffe SJ, Leonard M. The Stata Journal. Cilt 7. College Station: 2007. Stata'daki en küçük yarı kareler için xtqls aracılığıyla geliştirilmiş genelleştirilmiş tahmin denklem analizi; s. 147–166. [ Google Akademik ]
      23. Lorenzo PS, Rubio MC, Medina JH, et al. Apigenin'in sıçan kulakçıklarında pozitif kronotropik etkilerine monoamin oksidaz ve noradrenalin alımının dahil edilmesi. Eur J Pharmacol. 1996; 26:312 :203–207. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      24. Marder M, Paladini AC. Flavonoid yapının GABA(A)-reseptör ligandları. Curr Top Med Chem. 2002; 2 :853-867. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      25. Avallone R, Zanoli P, Puia G, et al. Matricaria chamomilla'dan izole edilen bir flavonoid olan apigenin'in farmakolojik profili. Biochem Pharmacol. 2000; 59 :1387-1394. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      26. Campbell EL, Chebib M, Johnston GA. Diyet flavonoidleri apigenin ve (-)-epigallocatechin gallate, rekombinant GABA(A) reseptörlerinin GABA tarafından aktivasyonunun diazepam yoluyla pozitif modülasyonunu arttırır. Biochem Pharmacol. 2004; 15;68 :1631–168. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      27. Losi G, Puia G, Garzon G, et al. Apigenin, kültürlenmiş kortikal nöronlarda GABAerjik ve glutamaterjik iletimi modüle eder. Eur J Pharmacol. 2004; 11;502 :41–46. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      28. Blumenthal M. Komple Alman Komisyonu E monografları: bitkisel ilaçlar için terapötik rehber. Amerikan Botanik Konseyi; Austin: 1998. [ Google Akademik ]
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4

        Yaygın anksiyete bozukluğu için uzun süreli Papatya ( Matricaria chamomilla L.) tedavisi: Randomize bir klinik çalışma

        Jun J Mao , a, * Sharon X Xie , b John R Keefe , c Irene Soeller , d Qing S Li , e ve Jay Amsterdam f
        Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
        Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu Phytomedicine'de mevcuttur.
        PMC'de yayınlanan makaleye atıfta bulunan diğer makalelere bakın.
        Git: Soyut

        Arka plan

        Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu (GAD), birinci basamakta tedavi edilen en yaygın anksiyete bozukluklarından biridir, ancak mevcut tedavilerin sınırlı etkinliği ve önemli yan etkileri vardır. Amaç

        Uzun süreli papatya ( Matricaria chamomilla L.) GAD semptom nüksetmesini önlemek için kullanımını değerlendirmek. yöntemler

        Birinci basamak sağlık hizmetlerinden ve yerel topluluklardan orta-şiddetli YAB tanısı almış ayakta tedavi gören hastalar, bu iki aşamalı çalışmaya büyük bir ABD akademik tıp merkezinde kaydedildi. 1. Aşama sırasında, uygun katılımcılar 1500 mg papatya farmasötik dereceli özü (günde 3 kez 500 mg kapsül) ile 12 haftalık açık etiketli tedavi aldı. Faz 2 sırasında, tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık sürekli papatya tedavisine veya plaseboya randomize edildi. Birincil sonuç, Cox orantılı tehlikeler kullanılarak analiz edilen, devam tedavisi sırasında nüksetme zamanıydı. İkincil sonuçlar, nüks edenlerin oranını, tedaviyle ortaya çıkan yan etkileri ve yaşamsal belirti değişikliklerini içeriyordu. Bu çalışma , tanımlayıcı ClinicalTrials.gov'da kayıtlıdır.NCT01072344 . Sonuçlar

        1 Mart 2010 ile 30 Haziran 2015 tarihleri ​​arasında 179 katılımcı kaydettik. Bunlardan 93'ü (%51,9) yanıt verdi ve çift kör randomize kontrollü denemeye devam etmeyi kabul etti. Sayısal olarak daha fazla sayıda plasebo geçişli ( n = 12/47; % 25.5), papatya ile devam eden ( n = 7/46; % 15.2) katılımcı, takip sırasında nüks etti. Ortalama nüksetme süresi papatya için 11.4 ± 8.4 hafta ve plasebo için 6.3 ± 3.9 hafta idi. Nüksetme tehlikesi papatya için anlamlı olmayacak şekilde daha düşüktü (tehlike oranı, 0,52; %95 GA, 0,20–1,33; P = 0,16). Takip sırasında, papatya katılımcıları , vücut ağırlığında önemli azalmalarla ( P = 0.0032), plaseboya göre önemli ölçüde daha düşük YAB semptomlarını sürdürdüler ( P= 0.046) ve ortalama arteriyel kan basıncı ( P = 0.0063). Her iki tedavi de benzer düşük advers olay oranlarına sahipti. Sonuçlar

        Uzun süreli papatya güvenliydi ve orta ila şiddetli YAB semptomlarını önemli ölçüde azalttı, ancak nüks oranını önemli ölçüde azaltmadı. Sınırlı örneklem büyüklüğümüz ve beklenenden düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, muhtemelen önemli olmayan birincil sonuç bulgusuna katkıda bulunmuştur. Papatyanın plaseboya göre olası üstünlüğü, büyük ölçekli çalışmalarda daha fazla inceleme gerektirir.

        Anahtar Kelimeler: Papatya, Bitkisel İlaç, Klinik Denemeler, Yaygın Anksiyete Bozukluğu
        Git: grafik soyut




        Git: Tanıtım

        Yaygın Anksiyete Bozukluğu (GAD), günlük meseleler hakkında aşırı endişe ve huzursuzluk, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, kas gerginliği ve uyku problemlerinin varlığı ile karakterizedir ( Andrews ve ark., 2010 ). YAB, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 9 milyon etkilenmiş yetişkinle birlikte yaklaşık %5'lik bir yaşam boyu yaygınlığa sahiptir ( Kessler ve diğerleri, 2005 ). Birinci basamakta en sık tedavi edilen ikinci psikiyatrik bozukluk olarak YAB, yalnızca en sık tedavi edilen bozukluk olan majör depresyonla karşılaştırılabilir önemli bir sıkıntı ve yeti yitimi ile sonuçlanır ( Kessler ve diğerleri, 1999 ).

        YAB için mevcut psikofarmakolojik tedaviler arasında benzodiazepinler ve seçici serotonin geri alım inhibitörleri veya serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SSRI/SNRI'ler) ( Reinhold ve Rickels, 2015 ) bulunur, ancak bazı hastalar bu tedavilere yanıt vermezken, diğerleri yan etkilerini tolere edemez ( Mitte ve diğerleri, 2005 ). Sonuç olarak, kaygıdan mustarip bireyler, genellikle bu bozukluğu tedavi etmek için bitkisel ilaç ürünleri de dahil olmak üzere tamamlayıcı ve bütünleştirici ilaçlar ararlar ( Bystritsky ve ark., 2012 ).

        Papatya ( Matricaria chamomilla L.), dünyada en yaygın kullanılan bitkisel ilaçlardan biridir. 26 ülkenin farmakopesinde yer almaktadır ( Salamon, 1992 ). Sınırlı temel bilim araştırması, papatya ve onun flavonoid bileşenlerinin birçoğunun anksiyolitik ve antidepresan aktiviteye sahip olabileceğini düşündürmektedir ( Nakazawa ve diğerleri, 2003 ; Reis ve diğerleri, 2006 ). Papatya sakinleştirici bir ajan olarak dünya çapında yaygın olarak kullanılmasına rağmen, insanlarda yapılan araştırmalar çok sınırlıdır. Mevcut tek randomize kontrollü çalışmada, grubumuz 8 haftalık tedaviden sonra plaseboya kıyasla papatya için ortalama genel anksiyete semptom skorlarında önemli ölçüde daha büyük bir azalma buldu ( Amsterdam ve diğerleri, 2009 ).

        YAB'nin sıklıkla uzun süreli tedavi gerektiren tekrarlayan bir bozukluk olduğunu kabul ederek ( Yonkers ve ark., 2003 ), randomize, çift kör, plasebo ikameli, uzun vadeli güvenlik ve etkinlik çalışması yürüterek ön sonuçlarımızı genişletmeye çalıştık. GAD'de papatya tedavisi. Birincil amacımız, uzun süreli papatya tedavisinin, plaseboya göre YAB'den iyileşmeyi takiben anksiyete semptomlarının nüksetmesine kadar geçen süreyi uzatıp uzatmadığını incelemekti. İkincil amacımız, YAB'den iyileşen katılımcılarda plaseboya kıyasla uzun süreli papatya tedavisinin göreceli güvenliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmekti.

        Git: Malzemeler ve yöntemler

        Çalışma tasarımı

        Philadelphia'daki bir akademik tıp merkezi olan Pennsylvania Üniversitesi Hastanesi'nde Mart 2010'dan Haziran 2015'e kadar randomize kontrollü bir çalışma gerçekleştirdik. Orta ila şiddetli GAD için papatya ile 12 haftalık açık etiketli tedaviden sonra (Keefe ve diğerleri, Açık Etiketli alıntı TBD), tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık devam papatyası veya plasebo alacak şekilde randomize edildi. . Bu, anksiyete bozukluklarının önceki uzun vadeli etkililik denemelerinde kullanılan iyi kurulmuş bir tasarım stratejisidir ( Allgulander ve diğerleri, 2006 ; Amsterdam ve diğerleri, 2004 ; Davidson ve diğerleri, 2004 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Keller, 2002 , Montgomery ve diğerleri, 2004 ;Stocchi ve diğerleri, 2003 ; Walker ve diğerleri, 2000 ). Pennsylvania Üniversitesi Kurumsal İnceleme Kurulu, çalışma protokolünü onayladı. Protokolün ayrıntılarını daha önce yayınlamıştık ( Mao ve diğerleri, 2014 ). Bu çalışma, ClinicalTrials.gov , NCT01072344 numarasında kayıtlıdır . Katılımcılar

        Birinci basamak sağlık hizmetlerinden ve yerel topluluklardan katılımcıları işe aldık. Uygun hastalar, DSM-IV bozukluklarının Teşhisi için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I) ( First ve diğerleri, 2001 ) uyarınca birincil bozuklukları olarak DSM-IV Eksen-I tanısı olan 18 yaşında veya daha büyüktü . Hastaların ayrıca, YAB semptomatolojisinin doğrulanmış bir öz-bildirim ölçüsü olan GAD-7'de en az 10 puan almaları istendi ( Spitzer ve diğerleri, 2006 ) ve bir değerlendirici tarafından Klinik başına orta derecede semptomatik veya daha yüksek olarak derecelendirildi. Küresel İzlenim (CGI) ölçeği ( Guy, 1976). Hastalar şu anda bir anti-anksiyete ilacı (benzodiazepinler, buspiron, SSRI'lar ve SNRI'ler olarak tanımlanır), antidepresan, duygudurum düzenleyici veya remisyonda önceki bir DSM-IV Eksen-I durumu için sakinleştirici ve/veya alternatif terapiler alamazlar. (örneğin, hypericum, kediotu kökü, ginseng, papatya çayı). Ek olarak, bitki-ilaç etkileşimleri potansiyelini değerlendirmek için başlangıç ​​ve her çalışma ziyareti sırasında her hastadan eşlik eden ilaçların bir listesi alındı. Psikotik spektrumlu veya bipolar spektrumlu hastalığı olan veya aktif madde bağımlısı olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hamile veya emziren kadınlar da dışlandı. Kayıtlı tüm hastalar, alım değerlendirmelerinde yazılı bilgilendirilmiş onam verdi. Randomizasyon ve maskeleme

        Denemenin toplam süresi 38 haftaydı. Katılımcılar, 12 haftaya kadar 1500 mg (günde 3 kapsül) açık etiketli papatya özü ile tedavi edildi. 12 hafta boyunca tedaviye başarılı bir şekilde klinik yanıt almış (GAD-7 puanında başlangıca göre en az %50 azalma ve CGI–Şiddet [CGI-S] ölçeğinde 3 veya daha düşük puan olarak tanımlanan) bireyler, daha sonra ek 26 hafta boyunca devam papatyası veya plaseboya randomize edildi. Randomizasyon, cinsiyete göre değişen blok boyutları ile tabakalandırılmıştır. Randomizasyon ve körleme prosedürlerinin ek detayları yayınlanmış protokolümüzde ( Mao ve diğerleri, 2014 ) bulunmaktadır ve aşağıda kısaca açıklanmıştır. Kullanılan körleme yöntemlerinin önceki papatya çalışmamızda başarılı olduğu belirlendi ( Amsterdam ve ark., 2009 ).). Nüks veya yeni başlangıçlı bir bozukluk için kriterleri karşılayan katılımcılar denemeden çıkarıldı ve klinik olarak garanti edildiği şekilde tedavi edildi. Kullanımlarının durdurulması üzerine daha fazla veri toplanmamıştır. prosedürler

        Her kapsül, Matricaria chamomilla'dan 500 mg ekstrakt (kuru ekstrakt olarak) içerir.L. çiçekleri (2.0 g Alman papatya çiçeğine eşdeğer), 6 mg toplam apigenin-7-glikozitlere (Api-7Glc) karşılık gelir. Ekstraksiyon solventleri %70 etanol, V/V ve sudur (ikinci ekstraksiyon). Farmasötik dereceli Alman papatyası kuru özü SHC-1 (DER 4:1, parti Nr 50053, İsveç Bitkisel Enstitüsü AB, Vallberga, İsveç), %1.2 Api-7Glc ve %0.2–0,6 tetrakumaroil spermin (TCS) içeriğine standardize edilmiştir. ). Bitkisel madde ve bitkisel preparattaki Api-7Glc içeriği, Avrupa Farmakopesi 8.8 monograf 04/2016:0404 ve oldukça benzer olan Amerika Birleşik Devletleri Farmakopesi-30'a göre analiz edilmiştir. Api-7Glc bitkide hem serbest hem de esterleşmiş halde bulunur. Toplam apigenin-7-glukozitlerin ölçümü için bitki ve özler ayrı ayrı alkali hidrolize tabi tutuldu, Api-7Glc'nin çeşitli asetillenmiş türevlerinin Api-7Glc'ye dönüştürüldüğü. Hidrolizatlar, Waters Empower sistemi kullanılarak yüksek performanslı sıvı kromatografisine (HPLC) tabi tutuldu. Ekstraktın bir HPLC parmak izi aşağıda gösterilmiştir.1.
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f1.jpg
        Ayrı bir pencerede aç
        1
        Üst panel: Alkali hidrolizden sonra özütün HPLC parmak izi. Alt panel: Hidrolize ekstraktın kromatogramlarının referans standartları, USP Apigenin-7-glukozit RS ve 7-metoksikumarin kromatogramı ile örtüşmesi.

        SHC-1'deki (taşıyıcı olarak %35 maltodekstrin içerir) Matricariae çiçeği hakiki özü (DER doğal – 6.2 :1) içeriği %65'tir. Bitkisel madde ve bitkisel preparat örnekleri üretici kalite kontrol laboratuvarında muhafaza edilmektedir. Güncel bir saflık ve insan kullanımına uygunluk analizi sertifikası sağlandı ve ürün, Gıda ve İlaç İdaresi tarafından 17 Aralık 2009'da (IND 107.206) bir "Güvenli İlerleme" mektubuyla GAD'de kullanım için onaylandı. Papatya kapsülleri, Pennsylvania Üniversitesi Araştırma İlaç Servisi tarafından İyi Üretim Uygulamaları Yönergeleri kapsamında hazırlanmış ve paketlenmiştir., HEPA filtreli bir ISO-8 üretim tesisinde. 500 mg kuru ekstrakt SHC-1 dozu herhangi bir ilave dolgu maddesi olmadan jelatin kapsül kabuğuna dolduruldu. Açık etiketli fazdaki tüm katılımcılar ve daha sonra devam fazı sırasında plaseboya karşı aynı aktif tedaviyi almak üzere randomize edilenler 1500 mg ekstrakt (kapsül başına 500 mg) aldı. Plasebo dolgusu olarak farmasötik dereceli laktoz monohidrat NF (Spectrum® Quality Products, New Brunswick, NJ) kullanıldı ve papatya kapsülüyle aynı kapsül formunda paketlendi.

        Hem papatya hem de plasebo gruplarındaki katılımcılardan günde 3 kapsül almaları istendi. Tüm sonuç ölçütlerinin değerlendirmeleri, 14, 16, 20, 28 ve 38. çalışma haftalarında, randomizasyondan 2, 4, 8, 16 ve 26. haftalara karşılık gelir (yayınlanan protokolün Tablo 3) ( Mao ve ark., 2014 ). Sonuç ölçütleri

        Birincil Sonuç (Nüksetme Zamanı)

        Bir hastanın YAB nüksü yaşayıp yaşamadığını belirlemek için CGI-S ölçeği ve SCID-I kullanıldı. CGI-S, diğer semptom şiddeti sonuç derecelendirmeleri ile ilişkili olan ve psikiyatrik durumlarla ilgili çeşitli araştırmalarda doğrulanmış olan, değerlendirici tarafından derecelendirilen küresel bir şiddet ölçüsüdür ( Guy, 1976 ). Nüks, deneme protokolünde 2 kriter gerektirdiği şekilde tanımlandı: 1) en az 2 hafta arayla arka arkaya planlanmış veya planlanmamış 2 çalışma ziyaretinde CGI-State skorunda 4'e (orta derecede semptomatik) veya daha fazlasına bir artış; ve 2) SCID-I uyarınca YAB için DSM-IV kriterlerinin yeniden karşılanması.

        İkincil Sonuçlar (Belirtiler)

        YAB'ye özgü semptomatoloji, yukarıda açıklanan GAD-7 kullanılarak tedavi süresince değerlendirildi. Genel hasta yaşam kalitesi ve iyilik hali, yorumlanabilir bir toplam puanı toplayan 6 yaşam kalitesi alanını değerlendiren, doğrulanmış bir hasta tarafından bildirilen sonuç (PRO) aracı olan Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi (PGWBI) kullanılarak değerlendirildi ( Wiklund ve ark . ., 1992 ). Ek olarak, genel anksiyete belirtileri, yaygın olarak kullanılan bir gözlemci tarafından derecelendirilen sonuç ölçüsü olan Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HAM-A) ve iyi doğrulanmış bir PRO aracı olan Beck Anksiyete Envanteri (BAI) kullanılarak değerlendirildi ( Beck ve diğerleri, 1988 ).

        Çalışma sırasında hastaların deneyimlediği yan etkiler ve yan etkiler, değerlendirici tarafından derecelendirilen bir ölçü olan Tedaviyle İlgili Acil Semptom Ölçeği kullanılarak değerlendirildi ( Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü, 1985 ). Olumsuz olay bilgileri, değerlendirmelerde spontan hasta raporu, değerlendirici veya doktor sorgusu ve fiziksel ve laboratuvar bulgularındaki değişiklikler yoluyla elde edildi. En azından olası veya muhtemelen tedaviyle ilgili olduğu belirlenen herhangi bir olay, bir advers olay olarak kabul edildi. Serum laboratuvarları, idrar testleri ve EKG'ler, potansiyel biyolojik advers olayları değerlendirmek için Başlangıçta, 8. Haftada ve çalışma sonunda katılımda gerçekleştirilmiştir. Ağırlık, kan basıncı ve nabız gibi hayati belirtiler tüm çalışma ziyaretlerinde izlendi. istatistiksel analizler

        Analizler STATA (StataCorp. 2011. Stata Statistical Software: Release 12. College Station, TX: StataCorp LP.) ve SAS/STAT (Sürüm 9.3, SAS Institute Inc.) kullanılarak yapıldı. Nükse kadar geçen zamanın birincil sonucu, tedavi koşulları için nispi nüks riskini tahmin etmek için Cox orantılı tehlike modellemesi kullanılarak analiz edildi. İkincil semptomatik sonuçlar ve yaşamsal belirtiler (ağırlık, kan basıncı) lineer karışık etki modelleri kullanılarak analiz edildi ( Raudenbush ve Bryk, 2002 ). Her ikincil sonuç için doğrusal karışık etkiler modelindeki sabit etkiler, tedavi, zaman, zaman etkileşimine göre tedavi ve temel sonuçtur. Her bir ikincil sonucun tekrarlanan ölçümleri arasındaki korelasyonu hesaba katmak için özneye özgü rastgele kesişimler kullanıldı.

        Prospektif güç analizleri, nQuery Advisor örnek boyutu yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Bu analizlere dayanarak, denemeye 180 katılımcı kaydetmeyi planladık. Açık etiketli aşamada %10'luk bir ekran hatası oranı ve %40'lık bir yanıtsızlık oranı tahmin ettik, bu da körleştirilmiş randomizasyon aşamasına giren 90 katılımcının bir tahminine yol açtı. Grup başına 45 katılımcıyla, 38. Haftaya kadar bir nüksetme yaşayan deneklerin oranının 2 taraflı bir log-rank testi kullanarak .05 düzeyindeki koşullar arasındaki bir farkı saptamak için çalışmamızın %80 gücüne sahip olacağını tahmin ettik. Plasebo alanlar için %55, papatya alanlar için %26. Harici bir Veri ve Güvenlik İzleme Kurulu, çalışmanın ilerlemesini denetledi ve 6 aylık aralıklarla çalışma incelemeleri yaptı.

        Git: Sonuçlar

        1 Mart 2010 ile 30 Haziran 2015 tarihleri ​​arasında 394 kişiyi değerlendirdik ve toplam 179 katılımcı kaydettik. Bunlardan 93'ü (%51,9) klinik yanıt kriterlerini karşıladı ve ardından ya plaseboya ( n = 47) ya da papatya devamına ( n = 46) randomize edildi. Rastgele seçilen katılımcılardan 7'si (%7,5) takipten çıktı; 3'ü (%3.2) uyumsuzluk nedeniyle PI tarafından geri çekildi; 19'u (%20,4) nüks kriterlerini karşıladı; ve 64'ü (%68.8) 38. Hafta takibinde artık klinik olarak hasta değildi (İncir. 2, CONSORT diyagramı). Genel olarak, katılımcılar papatya grubunda %95,7 ve plasebo grubunda %97,8 uyumluydu.
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f2.jpg
        Ayrı bir pencerede aç
        İncir. 2
        38 Haftalık Değerlendirmelerin Taranması, Randomizasyonu ve Tamamlanması

        tablo 1randomizasyon aşamasına giren açık etiketli yanıt verenlerin demografik özelliklerini ve klinik özelliklerini gösterir. Katılımcıların yaş ortalaması 47,3 (aralık, 19,7 ila 73,9) idi; 65'i (%69,9) kadındı; 73'ü (%78,5) beyazdı. Kayıt sırasında, %86.0'ında orta derecede YAB semptomları ve %14.0'ında orta derecede şiddetli ila şiddetli YAB semptomları vardı. YAB'nin ortalama başlangıç ​​yaşı 22.0 yıl (aralık, 4 ila 73) ve mevcut YAB atağının ortalama süresi 9.3 ± 14.2 yıldı. Randomizasyon sırasında, tüm katılımcı özellikleri iyi dengelenmiştir. tablo 1

        Çalışma katılımcılarının temel özellikleri.
        Cinsiyet, n (%)
        erkekler 16 (34) 12 (26)
        KADIN 31 (66) 34 (74)
        Yarış, n (%) a
        Beyaz 37 (79) 36 (78)
        beyaz olmayan 10 (21) 10 (22)
        yaş, y 45,4±16,1 49,2±14,3
        1. GAD bölümündeki yaş 20,9±14,4 23,2±17,1
        Geçerli GAD bölümünün süresi, y 9,0±15,9 9,6±12,7
        YAB-7 puanı b 13,1±2,4 13,9±3,0
        HAM-A puanı c 14,6±3,1 14,7±3,7
        CGI-S Anksiyete, n (%) d
        Ilıman 41 (87) 39 (85)
        orta derecede şiddetli 6 (13) 6 (13)
        Şiddetli 0 1 (2)
        BAI puanı e 15,3±9,2 17,4±9,4
        PGWBI f
        Endişe 9,5±3,6 9,0±4,0
        PGWBI toplamı 55,6±12,7 53,7±14,9

        rastgeleleştirme

        YAB-7 puanı 2,9±1,8 2,8±1,6
        HAM-A puanı 2,6±2,0 2,6±1,9
        CGI-S Anksiyete, Sayı (%)
        hasta değil 34 (72) 34 (74)
        sınır çizgisi 9 (19) 10 (22)
        Hafif 4 (9) 2 (4)
        BAI puanı 4.0±3.3 4,1±3,8
        PGWBI
        Endişe 17,6±3,7 17.8±3.1
        PGWBI toplamı 80,4±14,8 82,5±11,0
        Ayrı bir pencerede aç
        BAI: Beck Kaygı Envanteri; CGI-S: Klinik Global İzlenim-Şiddet; YAB: Yaygın Anksiyete Bozukluğu; HAM-A: Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği; PGWBI: Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi.

        Beyaz olmayan katılımcıların çoğunluğu Afrika kökenli Amerikalı.
        b GAD-7, DSM IV-TR kriterleriyle bağlantılı ve MINI-SCID aracılığıyla doğrulanan 7 maddelik, hasta tarafından derecelendirilen bir YAB ölçüsüdür. Puanlar 0-21 arasında değişir ve daha yüksek puanlar daha endişeli ruh halini gösterir.
        c HAM-A, klinisyenler tarafından hastanın kaygısının şiddetini değerlendirmek için kullanılan psikolojik bir ankettir. 14 maddeden oluşur ve toplam puan 0-56 arasında değişir ve yüksek puanlar daha şiddetli anksiyete belirtilerini gösterir.
        d CGI-S, klinisyenin değerlendirme sırasında hastanın hastalığının ciddiyetini derecelendirmesini gerektiren 7 puanlık bir ölçektir. Puanlar 1-7 arasında değişir ve daha yüksek puanlar daha şiddetli semptomları gösterir.
        e BAI, kaygının şiddetini ölçmek için kullanılan 21 soruluk çoktan seçmeli bir öz bildirim envanteridir. Toplam puanlar 0-63 arasında değişir ve yüksek puanlar daha şiddetli kaygıyı gösterir.
        f PGWBI, genel nüfusun ve kronik hastalığı olan kişilerin sağlık ve yaşam kalitesini değerlendirmek için kullanılan 22 maddelik bir öz bildirim aracıdır. Skor ne kadar yüksek olursa, yaşam kalitesi ve genel iyilik hali o kadar iyi olur.
        Randomizasyondan sonraki 26 haftalık takip döneminde, papatya grubunda 7'si (%15.2) plasebo grubunda 12'si (%25.5) nüks etti ( P = 0.15). Nüks için ortalama süre, papatya grubunda 11.4 ± 8.4 hafta iken plasebo için 6.3 ± 3.9 hafta idi. Ortalama hayatta kalma süresi her iki grup için de mevcut değildi çünkü deneklerin sadece küçük bir yüzdesi gerçekten bir nüksetme yaşadı. Plasebo ile karşılaştırıldığında, papatya YAB semptomlarının nüksetmesinde anlamlı olmayan bir azalma ile ilişkilendirildi (tehlike oranı, 0,52; %95 GA, 0,20–1,33; P = 0,16;Şekil 3).
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f3.jpg
        Ayrı bir pencerede aç
        Şekil 3
        Papatya ve Plasebo Arasındaki YAB Belirtilerinin Nüksetme Zamanı

        Plaseboya randomize edilen katılımcılara kıyasla, papatyaya devam edenler YAB-7 semptomlarında daha az bir artış yaşadılar ( P = 0.0032) ve genel olarak daha iyi psikolojik iyiliğe sahiptiler ( P = 0.013), özellikle kaygının refah üzerindeki etkilerinde ( P = 0,013) = 0,0094). HAM-A ve BAI tarafından ölçülen kaygı belirtileri aynı eğilimleri gösterdi, ancak anlamlı değildi (Tablo 2). Tablo 2

        Psikolojik sonuçlardaki değişiklikler.
        YAB-7 b 0.0032
        Hafta 2 2.3 (1.1 - 3.5) 0,2 (-0,4 ila 0,7) 0.0047
        4. Hafta 2,0 (0,8 ila 3,2) 0,4 (-0,4 ila 1,2) 0.016
        8. Hafta 1,1 (−0,2 ila 2,4) 1,2 (-0,06 - 2,5) 0.81
        16. Hafta 0,6 (-0,7 ila 1,9) 0,8 (-0,2 ila 1,9) 0.84
        26. Hafta -0,4 (−1,2 ila 0,4) 0,5 (-0,4 ila 1,5) 0,55

        HAM-A b 0.27
        Hafta 2 2.0 (0.9 - 3.1) 0,8 (0,1 - 1,4) 0.15
        4. Hafta 2.8 (1.5 - 4.2) 1,3 (0,3 ila 2,4) 0.06
        8. Hafta 1,5 (0,1 - 2,9) 1,0 (-0,3 ila 2,4) 0.42
        16. Hafta 0,5 (−0,9 ila 2,0) 0,4 (−0,7 ila 1,6) 0.63
        26. Hafta -0,4 (-1,3 ila 0,4) 0,1 (−0,9 ila 1,1) 0.74

        BAI b 0.089
        Hafta 2 1,5 (-0,03 ila 3,0) 0,1 (-0,8 ila 1,0) 0.17
        4. Hafta 1,4 (-0,4 ila 3,1) 0,2 (−1,0 ila 1,3) 0.19
        8. Hafta 0,08 (-1,4 ila 1,6) 0,6 (−1,2 ila 2,4) 0.67
        16. Hafta -0,8 (-2,0 ila 0,4) 0,7 (−0,9 ila 2,4) 0.23
        26. Hafta -0,8 (-1,7 ila 0,08) -0,2 (-1,1 ila 0,7) 0.65

        PGWBI c
        Endişe 0.0094
        Hafta 2 -2,2 (-3,7 ila -0,6) -0,7 (−1,8 ila 0,4) 0.23
        4. Hafta -3,2 (−4,9 ila −1,6) -0,5 (-1,7 ila 0,6) 0.0088
        8. Hafta -1,2 (-2,8 ila 0,4) −1.6 (−3.1 ila −0.1) 0.94
        26. Hafta 0,2 (−1,5 ila 2,0) −1,0 (−2,5 ila 0,5) 0.39

        PGWBI Küresel 0.013
        Hafta 2 -5,4 (−9,8 ila -0,9) −1,6 (−4,8 ila 1,6) 0.31
        4. Hafta −6.1 (−10.8 ila −1.3) -2,2 (−6,0 ila 1,6) 0.21
        8. Hafta −1.6 (−6.6 ila 3.3) −6,9 (−12,1 ila −1,6) 0.15
        26. Hafta 2,7 (−2,9 ila 8,4) -3,2 (−7,9 ila 1,5) 0.12
        Ayrı bir pencerede aç
        BAI: Beck Kaygı Envanteri; YAB: Yaygın Anksiyete Bozukluğu; HAM-A: Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği; PGWBI: Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi.

        a P değerleri, karma etkiler modeli kullanılarak hesaplanmıştır.
        b YAB-7, HAM-A, BAI: Puanların artması kaygının kötüleştiğini gösterir.
        c Tüm PGWBI etki alanlarındaki bir artış, semptomlardaki iyileşmeyi temsil eder.
        Tablo 3katılımcıların yaşadığı olumsuz olayları gösterir. Randomizasyon aşamasında, papatya grubunda 8 (%17.4) ve plasebo grubunda 9 (%19.1) olası veya muhtemelen ilişkili advers olaylar yaşadı ( P = 0.22). Tüm advers olaylar hafif olarak derecelendirildi ve herhangi bir tıbbi tedavi gerektirmedi. Olumsuz olaylar nedeniyle hiçbir katılımcı geri çekilmedi. 26 haftalık devam aşamasında, papatya grubu, plasebo grubuna göre nispeten daha düşük bir ağırlığa sahipti ( P = 0.046;4). Papatya grubu ayrıca önemli ölçüde daha düşük ortalama arteriyel kan basıncına sahipti ( P = 0.0063;Şekil 5) ve sistolik basınç ( P = 0.0012) ve daha düşük diyastolik basınca doğru anlamlı olmayan bir eğilim vardı ( P = 0.057). Gruplar arasında nabız değişiminde fark gözlenmedi. EKG veya laboratuvar anormallikleri gözlenmedi.
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f4.jpg
        Ayrı bir pencerede aç
        4
        Tedavi Gruplarına Göre Ortalama Ağırlık Değişimi

        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f5.jpg
        Ayrı bir pencerede aç
        Şekil 5
        Tedavi Gruplarına Göre Ortalama Arter Kan Basıncı Değişimi Tablo 3

        Tedavi grupları arasındaki AE profilleri.
        AE yaşayan denekler, n (%) 9 (19) 8 (17) 0.22
        AE'ler
        morarma 2 0
        tıkanıklık 1 1
        Azalmış trombosit sayısı 2 0
        İshal 0 1
        Baş dönmesi 0 1
        uyuşukluk 0 1
        Kuru ağız 0 2
        Tükenmişlik 0 1
        Kızarma 0 1
        bitkisel tat 0 1
        Mide bulantısı 0 3
        Döküntü/kaşıntılı cilt 1 0
        Kulaklarda çınlama 1 0
        Uyku felci 1 0
        tat sapkınlığı 2 1
        İdrar sıklığı 0 1
        canlı rüya 1 0
        titrek bacak 0 1
        Ayrı bir pencerede aç
        AE: advers olay. Bazı hastalar >1 AE yaşadı.

        Ki-kare testi kullanılarak bir P değeri hesaplandı.
        Git: Tartışma

        YAB, birinci basamak ve ruh sağlığı bakım ortamlarında görülen yaygın bir kronik psikolojik bozukluktur. Mevcut psikofarmakolojik tedavilerin hem sınırlı etkinliği hem de önemli yan etkileri vardır ( Mitte ve diğerleri, 2005 ; Reinhold ve Rickels, 2015 ) ve birçok hasta, kronik kaygıyı hafifletmek için bitkisel takviyelerle kendi kendine ilaç kullanır ( McIntyre ve diğerleri, 2015).). Bildiğimiz kadarıyla, bitkisel ilaçların kaygı için uzun vadeli güvenliğini ve etkinliğini değerlendiren bugüne kadar çok az araştırma yapılmıştır. Bu 38 haftalık randomize, plasebo kontrollü çalışmada, papatya tedavisine yanıt verenler arasında, birincil son noktamız olan papatya ve plasebo arasındaki nüksetme zamanındaki farkın büyüklüğünün (yaklaşık %50) klinik olarak önemli olduğunu bulduk. istatistiksel anlamlılığa ulaşır. GAD-7 ve PGWBI'nin ikincil sonuçları, devam papatyası katılımcıları, plaseboya geçenlere göre daha düşük YAB'ye özgü semptomlar ve daha iyi psikolojik iyilik yaşadıkları için destekleyici bulgular gösterdi. Ayrıca, 1500 mg papatya özütünün uzun süreli alımı, plaseboya kıyasla potansiyel olarak arzu edilen ağırlık ve kan basıncı profilleri ile güvenli görünüyordu. Ek olarak,Mitte ve diğerleri, 2005 ). Birlikte ele alındığında, bu sonuçlar, uzun vadeli papatya özütünün GAD tedavisi için güvenli ve etkili bir terapötik ajan olarak geliştirilip geliştirilemeyeceğine açıklık getirmek için gelecekte yeterince güçlü bir denemede daha fazla çalışmanın garanti edildiğini göstermektedir.

        Araştırmamız, uzun süreli ilaç kullanımının YAB semptomlarının nüksetmesini önleyip önleyemeyeceğini inceleyen nispeten az sayıda çalışmaya katkıda bulunmaktadır. Uzun süreli plasebo alan veya aktif tedaviden plasebo tedavisine geçen YAB'ye yanıt verenlerin daha önceki farmasötik denemelerinin çoğu, benzer bir zaman süreci içinde (%40-70) çok daha yüksek nüks oranları bildirmiştir ( Allgulander ve ark., 2006 ; Davidson ve ark. diğerleri, 2008 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Rickels ve diğerleri, 2010 ; Stocchi ve diğerleri, 2003 ), bazı istisnalar dışında ( Montgomery ve diğerleri, 2002 ; Stein ve diğerleri, 2012)). Araştırmamızda gözlemlenen her iki grupta da nüks oranları (%15.2 papatya; %25.5 plasebo) genel olarak literatürde yaygın olarak bildirilen ve bu deneme için güç analizi hesaplamasında varsayılan oranlardan daha düşüktü. Sınırlı örneklem büyüklüğümüz ve beklenenden düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, plasebo ve papatya grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulamamamıza katkıda bulunmuş olabilir.

        Bildiğimiz kadarıyla, yüksek doz oral papatya özütünün uzun vadeli güvenliğini değerlendirmek için herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Verilerimiz, farmasötik dereceli papatyanın oral alımının güvenli olduğunu ve istatistiksel ve klinik olarak plasebodan ayırt edilemeyen birkaç hafif yan etki olduğunu göstermektedir. Her ikisi de SSRI/SNRI'lerde yaygın olan ve tedavinin kesilmesine yol açabilen cinsel yan etki veya kilo alımı belirtisi yoktu ( Fava, 2000 ; Montejo ve diğerleri, 2001).). Aksine, plaseboya göre papatya grubunda orta derecede kilo kaybı ve kan basıncında düşüş gözlemledik, bu gelecekteki çalışmalarda doğrulanması gereken bir bulgu. Papatyanın yan etki profili, SSRI/SNRI'ları tolere edemeyen veya doğal ürünleri tercih eden veya damgalanma ve diğer sosyo-kültürel nedenlerle geleneksel ilaçları reddeden hastalar için özellikle çekici olabilir ( Kessler ve diğerleri, 2001 ).

        Birkaç çalışma sınırlamasının kabul edilmesi gerekir. Birincisi, yukarıda bahsedildiği gibi, literatürde daha önce bildirilenlere kıyasla nispeten düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, papatya ve plasebo arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edemememize katkıda bulundu. İkinci olarak, nüks kriterlerini karşıladıkları için katılımcılar araştırmadan çıkarıldı; bu, uzun vadeli takip için 2 gruptaki eksik verilerin orantısız bir dağılımına neden oldu; bu, sürekli ikincil sonuçlarımızın (örneğin, GAD-7, PGWBI, ağırlık, kan basıncı) etkilerini tahmin etmede yanlılığa yol açmış olabilir. . Üçüncüsü, bu, bulgularımızın genellenebilirliğini sınırlayan tek kurumlu bir çalışmaydı. Son olarak, güvenlik sinyalleri verildiğinde,

        Git: Sonuçlar

        Çalışmamız, insanlarda yürütülen ilk uzun süreli plasebo kontrollü papatya denemesidir. Papatya, plasebodan ayırt edilemeyen birkaç hafif yan etki ile güvenli görünüyordu. Devam eden papatya kullanımı, ilk tedaviye yanıt verenler arasında YAB nüksünde anlamlı olmayan bir azalma ile ilişkiliydi, buna ek olarak önemli ölçüde daha iyi YAB semptomları ve gelişmiş psikolojik iyilik hali. Ayrıca, uzun süreli papatya kullanımı, geliştirilmiş kan basıncı ve ağırlık profilleri ile ilişkilendirilebilir. Bu umut verici uzun vadeli sonuçların, GAD'li hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi olarak papatya oral ekstraktını oluşturmak için güçlü bir çok merkezli klinik denemede doğrulanması gerekir.

        Git: Teşekkür

        Klinik araştırma koordinasyonu, veri toplama ve yönetimine olan bağlılıkları için tüm klinik koordinatörlere ve araştırma görevlilerine teşekkür ederiz. Ayrıca Kenneth Rockwell Jr, PharmD, MS, Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Eczacılığı Direktörü ve Penn Investigational Drug Service personeline, çalışma ilacı hazırlama ve dağıtma konusundaki katkıları için teşekkür ederiz. İsveç Bitkisel Enstitüsü'ne standartlaştırılmış oral papatya özü ürününü işlemesi, üretmesi ve sağlaması için teşekkür ederiz. Ayrıca Veri Güvenliği ve İzleme Kurulu üyelerimiz Drs Andy Nierenberg ve Sara Ratcliffe'e zamanlarını ve uzmanlıklarını gönüllü olarak verdikleri için teşekkür ederiz. Christina Seluzicki ve Ingrid Haviland'a, bu çalışma için bahsi geçen hibelerle finanse edilen bu makalenin hazırlanmasındaki editör yardımları için teşekkür ederiz. Bu çalışmaya katılan tüm hastalara içten teşekkürler. Finansman kuruluşlarının, çalışmanın tasarımında, yürütülmesinde veya analizinde ya da makaleyi yayına sunma kararında hiçbir rolü yoktu.

        Finansman: Bu çalışma, Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) / Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi [Grant Numarası R01 AT005074] ve NIH / Ulusal Kanser Enstitüsü [Kanser Merkezi Destek Hibe Numarası P30 CA008748] tarafından desteklenmektedir.

        Git: Kısaltmalar

        BAI Beck Anksiyete Envanteri
        CGI-S Klinik Global İzlenim-Şiddet
        YAB Yaygın Anksiyete Bozukluğu
        HAM-A Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği
        PGWBI Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi
        profesyonel Hasta tarafından bildirilen sonuç
        SCID-I DSM-IV Eksen I Bozukluklarının Tanısı İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme
        SNRI Serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri
        SSRI Serotonin geri alım inhibitörleri
        Git: Dipnotlar


        Yayıncının Sorumluluk Reddi: Bu, yayına kabul edilmiş, düzenlenmemiş bir makalenin PDF dosyasıdır. Müşterilerimize bir hizmet olarak, el yazmasının bu erken versiyonunu sunuyoruz. Makale, alıntı yapılabilir son haliyle yayınlanmadan önce, kopya düzenleme, dizgi ve ortaya çıkan kanıtın gözden geçirilmesinden geçecektir. Lütfen, üretim sürecinde içeriği etkileyebilecek hataların keşfedilebileceğini ve dergi için geçerli olan tüm yasal uyarıların geçerli olduğunu unutmayın.





        Deneme Kayıt Numarası : ClinicalTrials.gov'da NCT01072344

        FDA : IND 107.206





        Çıkar çatışması:

        Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.



        Git: Referanslar

        • Allgulander C, Florea I, Huusom AK. Yaygın anksiyete bozukluğunda essitalopram tedavisi ile nüksün önlenmesi. Int. J. Nöropsikofarmakol. 2006; 9 :495-505. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Amsterdam JD, Brunswick DJ, Gibertini M. Gepirone-IR'nin majör depresif bozuklukta sürekli etkinliği: çift kör bir plasebo ikame denemesi. J. Psikiyatr. Araş. 2004; 38 :259–265. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Amsterdam JD, Li Y, Soeller I, Rockwell K, Mao JJ, Shults J. Yaygın anksiyete bozukluğu için oral Matricaria recutita (papatya) özü tedavisinin randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir denemesi. J. Clin. Psikofarmakol. 2009; 29 :378–382. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Andrews G, Hobbs MJ, Borkovec TD, Beesdo K, Craske MG, Heimberg RG, Rapee RM, Ruscio AM, Stanley MA. Genelleştirilmiş endişe bozukluğu: DSM-IV genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu ve DSM-V seçeneklerinin gözden geçirilmesi. Bunalıma girmek. Endişe. 2010; 27 :134–147. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Beck AT, Epstein N, Brown G, Steer RA. Klinik kaygıyı ölçmek için bir envanter: psikometrik özellikler. J. Danışma. klinik. Psikol. 1988; 56 :893-897. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Bystritsky A, Hovav S, Sherbourne C, Stein MB, Rose RD, Campbell-Sills L, Golinelli D, Sullivan G, Craske MG, Roy-Byrne PP. Anksiyete hastalarının büyük bir örneğinde tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı. Psikosomatik. 2012; 53 :266–272. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Davidson JR, Bose A, Korotzer A, Zheng H. Escitalopram yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisinde: çift kör, plasebo kontrollü, esnek doz çalışması. Bunalıma girmek. Endişe. 2004; 19 :234-240. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Davidson JR, Wittchen HU, Llorca PM, Erickson J, Detke M, Ball SG, Russell JM. Yaygın anksiyete bozukluğu olan erişkinlerde nüksün önlenmesi için duloksetin tedavisi: çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Avro. Nöropsikofarmakol. 2008; 18 :673–681. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Fava M. Kilo alımı ve antidepresanlar. J. Clin. Psikiyatri. 2000; 61 (Ek 11):37–41. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • İlk MS, Spitzer L, Gibbon M, Williams J. Biometrics Research. New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü; New York, NY: 2001. DSM-IV-TR Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I/PW/PSY Ekranı) [ Google Akademik ]
        • Gelenberg AJ, Lydiard RB, Rudolph RL, Aguiar L, Haskins JT, Salinas E. Venlafaksin uzatılmış salımlı kapsüllerin genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu olan, depresyonu olmayan ayaktan hastalarda etkinliği: 6 aylık randomize kontrollü bir çalışma. JAMA. 2000; 283 :3082–3088. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Guy W. Psikofarmakoloji için değerlendirme kılavuzu. DHEW yayını ADM. 1976:76–338. [ Google Akademik ]
        • Hamilton M. Derecelendirmeye göre kaygı durumlarının değerlendirilmesi. Br. J. Med. Psikol. 1959; 32 :50–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Keller MB. Yaygın anksiyete bozukluğunun uzun süreli klinik seyri. J. Clin. Psikiyatri. 2002; 63 (Ek 8):11–16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Kessler RC, Berglund P, Demler O, Jin R, Merikangas KR, Walters EE. Ulusal Komorbidite Araştırması Tekrarında DSM-IV bozukluklarının yaşam boyu yaygınlığı ve başlangıç ​​yaşı dağılımları. Kemer Gen. Psikiyatri. 2005; 62 :593-602. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Kessler RC, DuPont RL, Berglund P, Wittchen HU. İki ulusal ankette 12 ayda saf ve eşlik eden yaygın anksiyete bozukluğu ve majör depresyonda bozulma. Ben. J. Psikiyatri. 1999; 156 :1915–1923. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Kessler RC, Soukup J, Davis RB, Foster DF, Wilkey SA, Van Rompay MI, Eisenberg DM. Amerika Birleşik Devletleri'nde anksiyete ve depresyonu tedavi etmek için tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kullanımı. Ben. J. Psikiyatri. 2001; 158 :289-294. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Mao JJ, Li QS, Soeller I, Rockwell K, Xie SX, Amsterdam JD. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğunun uzun süreli papatya tedavisi: randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma için bir çalışma protokolü. J Clin Denemeleri. 2014; 4 :188. doi:110.4172/2167-0870.1000188. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • McIntyre E, Saliba AJ, Moran CC. Kaygı yaşayan yetişkinlerde bitkisel ilaç kullanımı: Niteliksel bir keşif. Uluslararası sağlık ve esenlik üzerine nitel araştırmalar dergisi. 2015; 10 :29275. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Mitte K, Noack P, Steil R, Hautzinger M. Yaygın anksiyete bozukluğunda ilaç tedavisinin etkinliğinin meta-analitik bir incelemesi. J. Clin. Psikofarmakol. 2005; 25 :141–150. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Montejo AL, Llorca G, Izquierdo JA, Rico-Villademoros F. Antidepresan ajanlarla ilişkili cinsel işlev bozukluğu insidansı: 1022 ayaktan hasta üzerinde prospektif çok merkezli bir çalışma. Psikotropik İlişkili Cinsel İşlev Bozukluğu Araştırması için İspanyol Çalışma Grubu. J. Clin. Psikiyatri. 2001; 62 (Ek 3):10–21. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Montgomery SA, Kennedy SH, Burrows GD, Lejoyeux M, Hindmarch I. Agomelatin ile devamsızlık semptomlarının olmaması ve paroksetin ile devamsızlık semptomlarının ortaya çıkması: randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir bırakma çalışması. Int. klinik. Psikofarmakol. 2004; 19 :271–280. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Montgomery SA, Sheehan DV, Meoni P, Haudiquet V, Hackett D. Venlafaksin XR ile uzun süreli tedavi sırasında yaygın anksiyete bozukluğunda uzunlamasına iyileşme seyrinin karakterizasyonu. J. Psikiyatr. Araş. 2002; 36 :209–217. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Nakazawa T, Yasuda T, Ueda J, Ohsawa K. Zorunlu yüzme testinde Perilla frutescens'ten apigenin ve 2,4,5-trimetoksisinamik asidin antidepresan benzeri etkileri. Biol. Eczacılık Boğa. 2003; 26 :474–480. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü. Tedaviyle ortaya çıkan semptomlar ölçeği. Psikofarmakolojik Bülten. 1985; 21 :1069-1073. [ Google Akademik ]
        • Raudenbush GB, Bryk AS. Hiyerarşik doğrusal modeller: uygulamalar ve veri analiz yöntemleri. 2. Adaçayı Yayınları; Thousand Oaks, California: 2002. [ Google Akademik ]
        • Reinhold JA, Rickels K. Yetişkinlerde yaygın anksiyete bozukluğu için farmakolojik tedavi: bir güncelleme. Uzman Görüşü. Eczacı. 2015; 16 :1669-1681. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Reis LS, Pardo PE, Oba E, Kronka Sdo N, Frazatti-Gallina NM. Matricaria chamomilla CH12, Nelore buzağılarında taşıma stresini azaltır. J. Veteriner bilim 2006; 7 :189–192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Rickels K, Etemad B, Khalid-Khan S, Lohoff FW, Rynn MA, Gallop RJ. Venlafaksin uzatılmış salımı ile yaygın anksiyete bozukluğunun 6 ve 12 aylık tedavisinden sonra nüksetme zamanı. Kemer Gen. Psikiyatri. 2010; 67 :1274–1281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Salamon I. Papatya, şifalı bir bitkidir. Herb Spice Med Bitki Özeti. 1992; 10 :1–4. [ Google Akademik ]
        • Spitzer RL, Kroenke K, Williams JBW, Lowe B. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğunu değerlendirmek için kısa bir ölçü: GAD-7. Kemer Stajyer. Med. 2006; 166 :1092-1097. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Stein DJ, Ahokas A, Albarran C, Olivier V, Allgulander C. Agomelatin, yaygın anksiyete bozukluğunda nüksü önler: 6 aylık randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir bırakma çalışması. J. Clin. Psikiyatri. 2012; 73 :1002–1008. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Stocchi F, Nordera G, Jokinen RH, Lepola UM, Hewett K, Bryson H, Iyengar MK. Yaygın anksiyete bozukluğunun uzun süreli tedavisi için paroksetinin etkinliği ve tolere edilebilirliği. J. Clin. Psikiyatri. 2003; 64 :250–258. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Walker JR, Van Ameringen MA, Swinson R, Bowen RC, Chokka PR, Goldner E, Johnston DC, Lavallie YJ, Nandy S, Pecknold JC, Hadrava V, Lane RM. Genel sosyal fobide nüksün önlenmesi: 20 haftalık sertralin tedavisine yanıt verenlerde 24 haftalık bir çalışmanın sonuçları. J. Clin. Psikofarmakol. 2000; 20 :636-644. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Wiklund I, Holst J, Karlberg J, Mattsson LA, Samsioe G, Sandin K, Uvebrant M, von Schoultz B. Postmenopozal kadınlarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesine yönelik yeni bir metodolojik yaklaşım. Olgunlar. 1992; 14 :211–224. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Yonkers KA, Bruce SE, Dyck IR, Keller MB. Kroniklik, nüks ve hastalık - panik bozukluğu, sosyal fobi ve yaygın anksiyete bozukluğunun seyri: 8 yıllık takipten sonra kadın ve erkeklerde bulgular. Bunalıma girmek. Endişe. 2003; 17 :173–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X