Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ormus Gld

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #61

    Yorum yap


    • #62

      Yorum yap


      • #63
        murat dogan Nickli öğeden Alıntı
        hocam iyi günler ... Ben sizden ormus gold almıştım ve gerçekten çok iyi gelmişti bana kullandığım süre içerisinde bir kere sinirlilik,kızgınlık,olumsuzluk hali olmadı bende. Bir şey sormak istiyorum kollodial altın, ormus gold,iq plus bu ürünleri bir arada kullanılması sakıncalı o!urmu acaba ve ben hepsini bir arada kullanmak istiyorum paket ürün gibi sizce nasıl olur bir yan etki yapar mı ve olumlu etkileri neler olur .... Teşekkür ederim iyi çalışmalar dilerim...

        Yorum yap


        • #64
          Esra Bahceli Nickli öğeden Alıntı
          Ormus Gold ile ilgili videolarınızı izledim. Ve sipariş ettim üç aydır kullanıyorum panik atak başlamıştı ve çok gergin ve sinirliydim kaygı problemide vardı simdi çok iyi geldi hepsi gitti sınavım vardı anlamadığım konuları kolaylıkla anlamaya başladım davranış bozukluğuyla ılgılı durumumda vardı (Trikotillomani) o durumumda şuan artık yok kayboldu şuan mutlu ve huzurluyum çok sağolun Allah razı olsun ürünlerinizi herkese tavsiye ediyorum İyiki varsınız

          Yorum yap


          • #65
            Erhan Albayrak Nickli öğeden Alıntı
            Tam 10 aydır ormus gold,sarıkantoron,ginsengforte kullanıyorum zımba gibiyim

            Yorum yap


            • #66
              Salih Çabuk Nickli öğeden Alıntı
              Hayırlı günler sayın hocam. Ben de ORMUS GOLD ürününüzden kullanıyorum şu an. Bendeki etkileri; uyku kalitemde artış, kendini daha dinç hissetme. Bir de şunu farkettim: dolgu yapılmış dişim zamanla sızlamaya başlamıştı. Şimdi sızlaması çok azaldı. Teşekkürler.

              Yorum yap


              • #67
                Eren Krdvt Nickli öğeden Alıntı
                Hocamizin internette videolarini izledim ve samimi konusmasindan etkilendim sonra bu urunu direk siparis ettrim iq plus yada uzerlik forte olarak gecio kullandiktan yaklasik 1 hafta sonra artik sinavima daha kolay hazirlanip universite denemelerimde daha basarili oldum gercekten bu uzerlik forte yi ormus gold ile birlikte kulllanin ve kapasitenizin calisma anlama gucununuzun arttiginin farkina varin keske 2.5 milyon tum ogrenci bu urunleri kulllansa
                Eger ki konulari anlamama kafanizda stres yorgubluk bikkinlik hisseediyorusaniz ki bu ogrencilerde cok olur tip okuyan bi kisi olarak hepinize bu urunu tavsiye ediyorim

                Yorum yap


                • #68
                  Ayla Alakus Nickli öğeden Alıntı
                  Kızımın anlama kapasitesiçin ilaç aldım sizden yüzde seksen fark etti dikkat dağınıklığı gitti matematiği güçlendi teşekkürler.

                  Yorum yap


                  • #69


                    Yorum yap


                    • #70
                      Durchbruch bei Krebsbehandlung mit Gold-Nanopartikeln

                      14. Mai 2017 Forscher aus Großbritannien haben einen Durchbruch bei der Krebsbehandlung mit Gold-Nanopartikeln erzielt. Dadurch könnte die Nachfrage in den kommenden Jahren steigen.

                      Gold Krebs
                      Edelmetalle wie Gold und Silber finden nicht nur als Investition oder bei der Verarbeitung von Schmuck eine Verwendung. Es gibt auch einige industrielle Anwendungen. Silber etwa findet man in Sonnenkollektoren, Glasbeschichtungen, LED-Chips, Halbleitern, Touchscreens, der Wasserreinigung und mehr.


                      Der große Bruder Gold hat weit weniger industriellen Nutzen. Dies könnte sich jedoch bald ändern, schreibt Newsmax. Nach jüngsten Zahlen des Marktforschungsunternehmens Global Market Insights wird der Markt für Gold-Nanopartikel bis 2022 auf voraussichtlich 8 Milliarden Dollar wachsen. Der Großteil davon im medizinischen Bereich.
                      Laut des in Großbritannien ansässigen National Cancer Research Institute (NCRI) gibt es schon bald die Möglichkeit, Gold-Nanopartikel direkt in eine Krebszelle einzusetzen. Diese Partikel transportieren ein Medikament, das die Krebszelle „unfruchtbar“ und damit kontrollierbar macht.
                      Derartige Versuche werden bereits seit Jahren in der Krebsforschung des UK/MRC Oxford Institute for Radiation Oncology und anderen Forschungseinrichtungen durchgeführt. „Das beste daran: Nur Krebszellen werden von den kleinen Rittern in der goldenen Rüstung angegriffen“, schreibt Newsmax weiter.
                      Anders als die traditionellen Methoden Chemotherapie und Bestrahlung, die oft mehr schaden als helfen, bleiben gesunde Zellen bei dieser Behandlung unversehrt. Die gleichen Gold-Nanopartikel können auch eingesetzt werden, um eine Dosis tödliche Dosis Radioaktivität direkt in die Krebszellen zu injizieren.
                      Bisher wurden die besten Ergebnisse erzielt, indem beide Methoden in separaten Behandlungen durchgeführt wurden. Cancer Research-Chef Sir Harpal Kumar sagte, „diese Forschungen zeigen das Potential von Gold auf.“ Versuche mit Mäusen vielversprechend
                      Zuvor gab es bei den Versuchen einige Rückschläge. So gelangten die Goldpartikel zunächst auch in gesunde Zellen. Dort wurden sie mit Laserstrahlen erhitzt, wodurch auch gesunde Zellen verletzt wurden. Tumore sind oft von Nerven und anderem lebenswichtigem Gewebe umgeben.


                      Nach einigen Verbesserungen sieht diese Methodik jedoch vielversprechend aus. So wurden die Nanopartikel mit Antikörpern versehen, die sich mit Krebszellen verknüpften. Und statt kontinuierlicher Laserbestrahlung verwendete man ultrakurze Infrarotimpulse.
                      So konnten noch höhere Temperaturen erzielt werden, sodass winzige Blasen gebildet und zum Platzen gebracht wurden. Normales Gewebe wurde dadurch nicht mehr beeinträchtigt. Bei Versuchen mit Mäusen konnte mit dieser Behandlung eine Überlebensrate von 100% erreicht werden.
                      Sämtliche Krebszellen konnten zerstört werden. Es bleibt abzuwarten, ob die Therapie beim Menschen vergleichbare Ergebnisse liefert. Wie viel Gold wird benötigt?
                      Nicht viel. Ein Gold-Nanopartikel ist kleiner als ein rotes Blutkörperchen. Newsmax schätzt die benötigte Menge darum auf 0,36 Gramm Gold je Therapie. In den USA wurden im vergangenen Jahr 1.685.210 Bürger mit Krebs diagnostiziert.


                      Setzt sich diese Therapie gegen Bestrahlung und Chemotherapie durch, würden in den USA dafür 606,7 Kilogramm bzw. 19.505 Unzen Gold verbraucht. Keine besonders große Menge, aber hochgerechnet auf mehrere Jahre und auf die ganze Welt doch ein nennenswerter Verbrauch.
                      Vielleicht ist dies neben Geldschöpfung, Krise, langfristiger Kaufkraft und drohender Massenüberwachung ein Grund mehr, das gelbe Metall auf dem Radar zu haben. Nun müssen die Testergebnisse am Menschen noch überzeugen.
                      Und es bleibt zu hoffen, dass diese sanfte und wahrscheinlich auch viel günstigere Form der Behandlung von der leider sehr profitorientierten Krebsindustrie akzeptiert wird.
                      [IMG]file:///C:%5CUsers%5CGOKCEK~1%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cm sohtmlclip1%5C01%5Cclip_image001.gif[/IMG] Quellenangaben anzeigen
                      Dieser Artikel erscheint exklusiv auf Gegenfrage.com und darf nur auszugsweise und mit Link zur Quelle übernommen werden. Weitere Informationen siehe hier.

                      Auch interessant:
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #71
                        Monoatomik Altın

                        İLGİNÇ TOZ ALTIN DENEYİ
                        Beyaz toz altın
                        Yazar Lawrence Gardner, David Hudson'un Arizona'daki Phoenix çiftliğinde görülen olayın araştırılması sonucu ulaşılan sonuçları aktarmaktadır. Altının da içinde bulunduğu platin grubu metaller(PGM)in oluşturduğu bir miktar mineral 1,2 °C ısıtılıp dakikada 2 °C soğutularak bu işleme devam edildiğinde orijinal maddenin, önce beyaz parlak damlaya sonra toza dönüştüğünün görüldüğünü anlatmaktadır.

                        Toza dönüşen maddenin % 44'ü yok olmuştur. Bu durumda % 44 nereye gitmiş olabilir? Saf beyaz ışığa dönüşür ve fiziksel düzlemin ötesinde bir boyuta geçer.

                        Bu durum, ''Cennet Taşı''nın, tartıya konulduğunda kendi miktarındaki altından daha ağır geldiğini ancak toza dönüştürüldüğünde bir kuş tüyünün bile kefede daha ağır geldiğini zikreden; İskenderiye metniyle tamı tamına uyum içindedir. Monatomik(tek atomlu) tozun ağırlığı kaybolduğunda, kendisi de gözden kaybolmuştu. Sadece görünmez değildi. Alternatif bir paralel düzleme, uzay-zamanın beşinci bir boyutuna taşınmıştı. Bunun kanıtı, maddeyi görünmez durumdayken, görünür durumuna geri döndüğünde başka bir biçimde konumlandırılabilmesi amacıyla, spatulayla karıştırılarak kesinliğe kavuştu. Bu yapılamadı ve madde görünür olduğundakiyle aynı biçim ve konumda geri geldi. Görünmez sırasında hiçbir şey yer değiştirmemiş veya karışmamıştı. Çünkü orada değildi, kısacası sadece görünmez değildi: Fiziksel durumunu gerçekten de değiştirmiş ve başka bir boyuta geçmişti.

                        Puthoff, bunu radarla yeri tespit edilemeyen konvansiyonel bir sinsi(stealth) uçakla, gerçekten de başka bir boyuta geçerek kaybolabilen bir diğeri arasındaki farka benzeterek açıkladı. Bu toz, bir süper iletkendi. Çünkü süper iletkenin bütün özelliklerini gösteriyordu. Yazara göre bu monatmik olan beyaz toz, kanser dahil pek çok hastalığı başarılı bir şekilde iyi ediyor. Ölümcül hasta tanısı konan, bireysel gönüllü hastalar üzerinde uygulamalar çok başarılı olmuştur. Belli kliniklerde Lösemi, AIDS ve kanser hastalarının ORME(monatomik beyaz toz) tedavileri başlatılır. Sonuç beklenildiği gibidir. Bu tedavinin şaşırtıcı yanı, bir kanserli hücreyi öldürücü değil kötü oluşmuş (kanserli) hücreleri düzeltici olarak işlev görmektedir. ORME maddeleri monatomik durumda soylu metallerdir, ancak metal olarak sınıflandırılamazlar. Bilim dünyasında Hal Puthoff onları "egzotik madde" olarak isimlendirirken; Hudson onlara "kutsal madde" diyordu.

                        Resmi yoruma göre ilaç sınıfına girmeyen bu tedaviler, tamamlayıcı olarak tanımlanıyor.
                        Kopenhag Üniversitesi Niels Bohr Enstitüsü, Şikago ABD Enerji Bakanlığı Argonne Ulusal Laboratuvarları ve yine aynı kuruluşun Tennessee'deki Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nın tümü de Hudson patentlerinde kayda geçen elementlerin monatomik yüksek dönüş halinde var olduklarını doğruladılar. Olguyu tanımlamak için kullanılan bilimsel terminoloji, Bozulmuş Asimetrik Yüksek Dönüş Çekirdeği'ydi. Süper iletkendiler çünkü yüksek dönüş atomları, net enerji kaybı olmadan, birbirlerine enerji geçirebiliyorlardı.

                        SONUÇ
                        Meksikalı matematik bilimci Miguel Alcubierre, bu boyut değiştiren maddeyi egzotik madde diye adlandırıyor. Tanımını şöyle yapıyor: "Egzotik madde sıfırdan az yer çekimsel çekimi olan maddedir." Michael Szpir bu maddeyi; "Pozitif enerjisi olan normal maddeden farklı olarak, negatif enerji yoğunluğu özelliğine sahip garip bir madde" olarak tanımlamaktadır.

                        CERN'deki deneylerde altın protonları çarpıştırılıyor. Özellikle antimadde elde edilmesinde ve kuark deneylerinde altın protonlarının rolü bilinmektedir.Altının şuana kadar ortaya çıkmış özellikleri, onu Dünya'nın en değerli maddesi yapmakla kalmıyor, aynı zamanda bircennet maddesi olduğu gerçeğini de hatırlatıyor. Özetlealtın, madde ve antimaddeyi içinde taşıyan, Dünya'da alternatifi olmayan bir elementtir. Kur'an ve sünnetverileri de bu gerçeğin altını çizmektedir. Yeni bilimsel araştırmalar, bu bozulmaz ve rengini kaybetmez olan"cennet taşı"nın daha birçok bilmediğimiz özelliklerini ortaya çıkaracaktır.

                        Tek Atomlu (kolodiyal) Altın
                        “Tek Atomlu Altın” beyaz bir toz şeklindedir ve iki boyutlu bir atom yapısına sahipken (bir veya iki atom birbirine tepki verir ), normal altın üç boyutlu bir yapıya sahiptir (on veya daha fazla atom birbirine tepki verir). Eğer bir kişi tek atomlu altını oral yollardan veya enjeksiyon yoluyla alırsa, sinir sisteminin çalışma kapasitesi on bin kat artar. Bu sizi tıpkı bir bilgisayar gibi inanılmaz miktarda bilgileri işleyebilecek konuma getirir ve yeterli bilgi emildiğinde bilinçli olarak başka boyutlara geçilebilir ve biçim değiştirilebilir, çünkü beyin günümüz insanlarının hiçbir şekilde başarma imkânı olmayan sınırsız birikim, olgu ve yetiyi mükemmel düzeyde kullanma imkânına sahip olacaktır. Beyin hücreleri öyle düzenlenir ki, bunlar tekrar kendi aralarında iletişime geçebilir. Ve eğer bu iletişim yetisi tek atomlu altından alındığı takdirde vücut “ışıldamaya” bile başlayabilir. Bu, eski tarihlerden kalan kimi raporlarda ve yazılarda yer alan “güneş gibi parlayan” tanrı ve tanrı çocuklarının bir yönde açıklamasıdır. Tek atomlu altın, normal altından veya belirli madenlerden elde edilebilir (örn. Arizona’da olduğu gibi). Bu muhtemelen altın ve altın kazanımı ile ilgili Sümer tabletleri üzerinde yer alan açıklamaların da gerçek anlamını ve açıklamasını içermektedir. Tek atomlu altın bunun yanında inanılmaz bir iyileştirme gücüne sahiptir, zira hücreli düzenler ve bizim hastalık olarak tanımladığımız blokajları ve denge sorunlarını gideren aşırı miktarda ışık enerjisini taşır. Bu sadece büyük sırlardan bir tanesidir; bu, gizem okullarında korunur ve modern gizli topluluklarda d sadece üst düzeyde olan kişilere aktarılırdı. (bkz.: David Icke, En Büyük Sır)


                        Tek atomlu (kolodiyal) altından ALTIN SUYU Günümüzün ana sorunlarından biri enerji eksikliğidir. Buna bağlı olarak da asabiyet, depresyon, insan ilişkilerini
                        kurarken yaşanan güçlükler, geniş bir alanda fiziksel ve psikolojik sorunlar genellikle enerji eksikliğine bağlı olarak oluşmaktadır. Araştırmacılar her gün biraz daha enerjetik
                        derinliğin insanlar üzerindeki etkisi hakkında tartışıyor ve durumun insanların iş ve sosyal yaşamları üzerinde ne kadar etkili olduğu konusunda hemfikir oluyorlar. Bu sorunun aşılması için ise yeni katkı maddeleri araştırmasına girerek insanların enerji seviyelerini artırmak için yardımcı olmaya gitgide daha yoğun çalışmaktadırlar. Elde edilen bilgiler arasında, altının belirli bir türünün organizmayı daha etkili ve yoğun m.etal enerji ile besleme imkânının olduğu yönündeki bulguların keşfedilmesi çabaları da yer almakdadır. Bu konuda en büyük katkıyı Avusturyalı, İsviçreli ve ABD’li araştırmacılar sağlamıştır.


                        Altın, beyin epifizini aktive ediyor [bizim “Üçüncü gözümüz”]
                        İnsan bedeninde çok özel adenolar (bezeler ) bulunur, bunlar merkezde beyin epifizi ile iletişim halindedir. Üstelik bu adeno, başın tam olarak orta merkezinde bulunur
                        ve bilincimiz açısından çok önemli bir faktördür. Enerjiyi beyin epifizi içinden aktarmak, kurumsallığımızı iyileştirmek, çevremizdeki elektromanyetik alanları bilinçli şekilde
                        kabul etmek yerine, pek çok insan, bu beyin alanından yeterli oranda enerji akışı sağlamaktan uzaktır, zira bunlar bloke edilmiştir (ölçümlerden alınan sonuçlara göre). Bunun sonucu ise bizim gerçekleri sadece sınırlı şekilde algılayabilmemizdir. Kolodiyal altın, enerji akışında olumlu bir iyileşme sağlar, özellikle de beyin epifizinde... Bu ise az önce konu olan blokajların azaltılması ve hatta tamamen kaldırılması sonucunu doğurur. Eğer biz vücuttaki bilgi akışının özellikle elektron akışı ile yapıldığını göz önünde bulundurursak, belki de bu elementin elektrik kalitesinin ne kadar etkili olduğunu da anlayabiliriz. Altın, vücudun elektrikli ve bununla beraber manyetik özelliklerini
                        etkileyebilir. Altın, bozulmuş bir potansiyeli tekrar normalleştirebilir. Altın koloitlerinin araştırma sonuçlarının ve raporlarının elde edilmesinden sonra Avusturya enstitü
                        laboratuvarında görevli bilim adamları insanın mental gelişiminde kolodiyal altının günümüzde ne kadar büyük bir rol oynadığı konusunda ikna olmuşlardır.

                        Altın, yaşamınvital güçleri ile doğrudan bağlantı kurabilecek bir maddedir. “Vücudumuzun ağır elementleri (örn. altın ve gümüş), bizim dünyamızda oluşmamıştır. Güneşimiz fiziksel olarak bakıldığında demirden daha ağır elementleri eritecek kadar sıcak değildir. Fizikçilerin bu konuda son kararı mutlaka değerlendirilmelidir: Vücudumuzun tüm ağır elementleri bir süpernovadan gelmektedir ki, bunlar DNS ( YANİ DNA ) ve protein moleküllerinin oluşumu için de gereklidir. Yani bizler yıldızların çocuklarıyız da diyebiliriz!“ (Michio Kaku, Kuantum Fizikçisi)


                        “Üçüncü Göz”
                        Tüm manevi çabalarımızın başarısı büyük ölçüde üçüncü gözümüzün gelişim derecesi ile açıklanır. Böylece, “bilinçaltı odası” ve “iç dünya“ kapısı anlaşılabilir. Üçüncü gözü
                        doğru tasvir edebilmek için, her ne kadar bu doğal olarak beyin epifizi ile bağlantılı olsa da, bunun fiziksel bir organ olmadığının belirtilmesi gerekir. Bu, daha çok, bir tür “enerji tüpüdür”, bu tüp, kaşlarımızla medulla oblongata (başımızın arkasındaki çarka) arasında yer alır. Bu tüpün fonksiyonu aktive edildiğinde algılama merkezimizi öyle değiştirebiliriz ki, görme, işitme, koklama, tat alma ve dokunma duyuları dünyanın dışında üçüncü boyutlara ulaşır ve dördüncünün gerçekliği, dahası beşinci boyut bilinçaltında uyanır ve bu durum mantık ile bir nebze de olsa açıklanabilir. Üçüncü gözle görme, insan bilincinin azami yeteneklerinden biridir. Görmenin farklı kademeleri, farklı oluşumları görmemizi sağlar, düşük astral kademelerden daha yüksek ruhani boyutlara kadar algılarımız açılır. Kültürel karakterimizin en büyük zaafı olan mantıklı düşünme aşırı ölçüde dikkat gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak bilinçsizliğe, gerçekte “algılama birimi”ne genellikle pek güvenilmez.Kolodiyal altın aktive eder ve uyum sağlar Dalgalanma güçlerinde bir denge sağlar, bunlar beze enerji merkezlerinin çalışmasını ve reaksiyonunu etkiler. Enerjiyi çok iyi yalıtabildiği için altın içsel enerjilerin akışını iyileştirir. Bu nedenle kolodiyal altın iç enerjinin artışında kullanılan bir katalizör olmayıp, aynı zamanda enerji akımlarını aktaran bir unsur!..

                        Basel Üniversitesi fizik enstitüsü araştırmacıları ilk olarak 1999 yılında DNS ( YANİ DNA )-moleküllerinin yalıtkanlık özelliğini ölçebilmiş ve bu şekilde de ispatlayabilmişlerdir. Bu araştırmalarla DNS ( YANİ DNA )’nin yalıtkanlığının ve bununla birlikte bilgi aktarımının kolodiyal altın ile 10.000 kata kadar daha iyi olabileceğini göstermişlerdir! Bu son altı çizili cümlenin biz insanlar için anlamı gerçekten hayret vericidir! Bunun anlamı (Desoxyribu Nuclein Säure, bkz.: foto), tüm kalıtsal bilgilerin belirlendiği DNS ( YANİ DNA ), kolodiyal altın ile bağlantılı olarak 10.000 kat artırılmış yalıtkanlığı sağlayarak yenilenmektedir. Bozukluklar köprülenir, dengelenir ve arızalı vücut bölümleri temel “sağlıklı” konumlarına geri kazanılır.

                        Altın suyunu lütfen buzdolabında saklamayın. Altın suyunu güneş ışınlarına maruz bırakmayın, kapalı bir dolap içinde muhafaza edin. Vardığımız sonuç şu ki, kolodiyal altın ve gümüş alımı tehlikeli değildir. DNS ( YANİ DNA )’nin farklı bireysel yalıtım kabiliyeti olmadığından ve sadece DNS ( YANİ DNA )’nin sahip olduğu “tek” yalıtım özelliği olduğundan, dozaj belirlenirken, genel olarak tek tipte kullanım önerilebilir. Altın suyunun da değersiz maden üzerinde 40 saniyeden fazla bulunmaması gerektiği için mutlaka plastik bir tatlı kaşığı kullanın! DAHA AZ, DAHA ÇOKTUR – bunedenle lütfen kaşığı taşacak kadar doldurmayın, sadece tatlı kaşığının ½ mm altında kalacak şekilde dökün. Dökülen
                        her damlaya yazık olacaktır! Eğer 65 gün yetiyorsa, sorun da yoktur! 200 ml bir şişe genel olarak tam 60 gün yetmelidir.

                        Kullanım şekli: Her gün bir tatlı kaşığı altın suyu 2 ppm, azami 60 gün süreyle, yani 2 ay... Sonra 120 gün kadar, uzunca bir ara verilir, yani 4 ay... Sonra tekrar her gün bir tatlı kaşığı altın suyu 2 ppm, azami 60 gün süreyle... Sonra yeniden 120 gün süreyle ara verilir... Kolodiyal altın hangi sorunlarda veya şikâyetlerde kullanılabilir?

                        Araştırmacılar tarafından ispatlanan ve yukarıda da açıklanan iki etkisinin yanında, “resmi“ olarak başka bilgi bulunmamaktadır. Ancak kolodiyal altın, DNS ( YANİ DNA )’nin ispatlanan
                        geniş kapsamlı iletkenlik artışı nedeniyle, DNS ( YANİ DNA ) içindeki bozuklukları dahi giderebilecek, yenileyebilecek yetkinlik düzeyindedir. Bu sayede düzeltilebilir olmayan “bedensel
                        arızalar”ın dengeli olarak azaltıldığı ve hatta ilgili unsurların yenilenebildiği görülmüştür –Burada arızanın türü bireysel olarak değişkenlik gösterdiği için, DNS ( YANİ DNA )’nin de etki süresi farklı sonuçlar vermiştir. “Bedensel arızalar”ın kaynağı “hatalı veya kusurlu bilgi aktarımı”ndan kaynaklanıyorsa, “DNS ( YANİ DNA )’nin iletkenliğinin arızası”ndan bahsetmek mümkün müdür? Bu bilgiler, “DNS ( YANİ DNA )’nin yenilenme süresi“ sonunda tekrar sorunsuz ve aksamadan ilgili vücut bölgelerine akabiliyorsa – bu durumda TELOMER de DNS ( YANİ DNA )’nin bağımsız parçaları, yaşlanma süreci içinde “yaşlılık arızaları”nın giderilmesinde kullanılabilir. Bu şartlar altında işlevini yerine getiren DNS ( YANİ DNA ), Tüm Bedensel Arızalara karşı yeniden üretme ve bölmeyoluyla organizmayı harekete geçirebilir ve bu hücrelerin canlanması sağlanır. Parantez içinde DNS ( YANİ DNA ) yenilenme süreleri aylık olarak verilmiştir,
                        yani buna göre en erken “bedensel arızanın yenilenme süresi“ hesaplanabilir. 3 aylık mola süreleri burada her zaman uygulanmalıdır! Ancak ben hiçbir şekilde araştırma
                        sonuçlarının ve hekim bilgilerinin dışına çıkmıyorum, tanıyı koyuyorum ve iyileşmesiyle ilgili de hiçbir şekilde söz vermiyorum. Kendimiz bu kolodiyal altın suyunu denersek
                        eğer, gelecek bize nelerin mümkün olacağını gösterecektir. Kolodiyal altın suyunun alınması, yani doğru dozaj her zaman kişisin kendi sorumluluğundadır.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #72

                          Yorum yap


                          • #73
                            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                            Yorum yap


                            • #74
                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap


                              • #75
                                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                                Yorum yap

                                Hazırlanıyor...
                                X