| Elajik asit: Yıldızı son yıllarda parlayan güçlü bir antioksidan. Üzümde, kirazda, çilekte de bulunuyor ama en zengin olduğu yiyeceklerin başında nar var. Her gün dörtte bir su bardağı kadar nar suyu ihtiyacı karşılıyor. Nar çekirdeği yağından ise bir tatlı kaşığı kafidir. |
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Nar çekirdeği yağı nedir faydaları nelerdir
Collapse
X
-
P53 geninin kanser hücresinde nasıl inaktif olduğu saptandı!
P53 geni ve tümörlerin büyüme mekanizması
P53 geninin, insan genomunda en önemli genlerden biri olarak kabul edildiğini söyleyen Heritage Medical Research Centre araştırmacısı Dr. Roger Leng, p53 geninin kanser hücrelerinde nasıl inaktif olduğunu ve tümörün büyümesine nasıl yol açtığını saptadıklarını açıkladı. Dr. Leng ve ekibi, sorumlunun UBE4B geni olduğunu ve bu genin hem p53 genine hem de MDM2 proteinine bağlandığını, bu sayede proteinler arasındaki bu ilişkinin çözüldüğünü yayınladıkları çalışma ile açıkladılar.
Uzun yıllardır MDM2 proteininin vücuttaki p53 düzeyini düşürdüğü biliniyordu, fakat insan tümörlerinin %50’sinden fazlasında kanser hücrelerinde p53 geninin inaktif olmasına neyin yol açtığı bilinmiyordu. MDM2’nin tek başına tümörü baskılama özelliği olmaması, bilim adamlarının MDM2’ye kanser hücrelerinde p53 genini yok etmesine yardımcı olan moleküle ilişkin merakı artıyordu.
MDM2 ve insanlarda HDM2 adı verilen bu iki protein, laboratuvar ortamında p53 genini tamamen parçaladı. Buna hücrelerde tamamen yok olan spesifik bir protein olduğu anlamına gelen poliubikitinasyon süreci denir. Ayrıca Dr. Leng ve ekibi, kanserli insan beyni dokularında da bu deneyi gerçekleştirdi ve aynı sonuçları aldı. Artık göz önünde bulundurulan mekanizma, UBE4B genini hedef almak ve MDM2 proteininin çalışmasını engellemek. Dr. Leng, MDM2’nin nasıl düzenlendiğini ve DNA hasarı mevcut olursa UBE4B ve p53 genine ne olacağını bulmak istediklerini belirtti.
Nature Medicine’ın internet sitesinde yayımlanan çalışma, Alberta Heritage Foundation for Medical Research Scholar ve Canadian Institutes of Health Research, tarafından finansal olarak desteklendi.
KAYNAK: Hdm2-mediated degradation of the tumor suppressor p53. H. Wu, L. Pomeroy, M. Ferreira, Natalia Teider, Shigetsugu Hatakeyama, V. Tron, Linda Saltibus, Roger Leng. Nature Medicine, 2011; DOI: 10.1038/nm.228
Makalenin tam metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.nature.com/nm/journal/v17...l/nm.2283.htmlYorum yap
-
P53 aktivasyonu, sağlıklı hücreleri korurken, kanserli hücreleri yok ediyor
Singapur Bilim, Teknoloji ve Araştırma Bürosu P53 Laboratuvarı’nda yapılan yeni bir çalışma kanser tedavisinde bir devrim niteliğinde. Çalışma, genomun koruyucusu olan p53’ün özelliklerinin aktive edilmesi ile kanser hücrelerin sağlıklı hücrelerden ayrıştırılarak nasıl etkili bir şekilde öldürüldüğünü ortaya koyuyor.
Cell Death and Differentiation dergisinde yayımlanan çalışma, Dr. Cheok Chit Fang ve 1979 yılında p53 genini bulanlardan Prof. Dr. David Lane tarafından yürütüldü. Araştırmacıları p53 geninin temel özelliklerinden birini kullanarak, hücre döngüsünün kontrolü ile önemli sonuçlara imza attı. P53 geninin aktivasyonu, hücre döngüsünü durduruyor ve hücrelerin bölünmeden mevcut genetik malzemeyi çoğaltarak aşırı birikime yol açtığı endoreduplikasyonu önler. Endoreduplikasyon insan hücrelerinde yaşar ve ölür. Kimyasal araçlar ile kanser hücrelerinde endorepublikasyonu kasıtlı olarak tetiklemenin kanser hücrelerini öldürdüğü biliniyor. Ancak kullanılan ilaçlar kanser hücreleri için yüksek düzeyde spesifik olduğu için, sağlıklı hücreler de bu süreçte ölüyor.
Birçok kanser türünde kanser hücrelerinde p53’ün çalışan kopyaları bulunmaz. Sağlıklı hücrelerde p53 genini aktive eden ve kısa süreli genetik malzemenin çoğalmasını engelleyecek hücreleri tetikleyen bir ilaç ile endored publikasyon önlenir. Bu nedenle, P53 kopyaları olmayan kanser hücreleri, endoreduplikasyonu tetikleyen ikinci bir ilaca karşı duyarlıdır ve yalnızca tümörü hedef alarak kanser hücrelerini öldürür. P53’ün aktivasyonu geri döndürülebilir ve kanser hücreleri ölse bile sağlıklı hücreler yaşamaya devam eder.
P53 Laboratuvarı Müdürü ve A* STAR’da görev yapan bilim adamı Prof. Dr. David Lane, terapötik yararı olabilecek ve muhtemelen mevcut kanser tedavilerinin yan etkilerini ortadan kaldıracak benzersiz bir ilaç kombinasyonu geliştirdiklerini ve nutlinin ve nutlin benzeri ilaçların klinik onayı ile bu tür yeniliklerin yolunun açılacağını dile getiriyor ve ekliyor: “Bu gelişmenin ileride yapılacak p53 araştırmalarına öncülük etmesini ve tüm dünyada kanser hastalarının derdine çare olacak daha etkili ve daha ucuz tedavilerin geliştirilmesini ümit ediyoruz”.Dr. Cheock da bu gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Kanser tedavisinde aşılması gereken en zor şey, tedavi ile sağlıklı hücrelerin de ölmesi. Kemoterapi ve radyoterapi gibi günümüzde kullanılan yöntemler, kanserli hücreleri öldürürken, sağlıklı hücreleri de yok ediyor. İşte bu zorluğun üstesinden gelmek için p53 geni üzerinde çalışıyoruz”.Dr. Cheock, 2001 yılında A*STAR’dayken doktora eğitim bursu almayı başararan birkaç Singapurlu bilim adamından biri. Doktora eğitimini Oxford Üniversitesinde tamamladıktan sonra, Dr.Cheock doktora sonra eğitimine 2006’da Prof. Dr. Lane’in yanında devam etti. Yrd. Doç. Dr.Cheock, aynı zamanda Ulusal Singapur Üniversitesi Yong Loo Lin Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Yardımcı Araştırma Görevlisidir.
Kaynak: MLA Agency for Science, Technology and Research (A*STAR), Singapore (2010, October 11). Tapping p53 to kill cancer cells more effectively while sparing normal cells.Yorum yap
-
P53 Geni ve Kanser Tedavisindeki Rolü
Yapılan kanser araştırmalarında insanlardaki tümörlerin %65 sinde P53 geninin mutasyona (gen değişimi) uğradığı ve görev yapamadığı saptanmış ve dolayısı ile P53 tahribatı ve kaybının kanser oluşumunda kritik bir öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle P53, 1979 yılında keşfedilip 1993 yılında "YILIN MOLEKÜLÜ" seçilmiştir. Bu gen, insanda 17.kromozomda bulunur. Hücre yaşam döngüsü (cellcycle) çok karışık ve kompleks olaylar zinciridir. Bu döngünün düzenlenmesindeki hatalar hücre bölünmesinin (çoğalmasının) kontrolünün bozulmasına sebep olur. Diğer bir deyişle hücre döngüsünün kontrol noktalarındaki başkalaşım ve değişimler kanser oluşumunu tetikleyebilir.
P53 GEN AKTİVASYONU
Kanser oluşumunun ilk adımı, DNA nın hasar görmesidir. DNA hasarları çeşitli şekillerde ve mekanizmalarla onarılır. Bu olaylar zincirini kısaca özetlersek, DNA hasarı olan hücre çekirdeğinde P53 geni aktive olur. Bu, tamir edici gendir. Hücrenin içinde bulunduğu faza göre P53 tarafından hasar tamiri amacı ile baskılayıcı bir gen olan P21 tarafından hasarlı hücre yaşam döngüsü durdurulur. Hasarlı gen, tamir edilir ve yaşam döngüsü tekrar başlatılır. Eğer gen tamiri mümkün olamıyorsa Bax isimli bir proapoptotik etkili protein P53 geni tarafından aktive edilerek hücreyi G1 adı verilen mitotik çoğalma fazında hapsederek hasarlı hücrenin ölümünü sağlar. Bu özetlenmiş açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi P53 hücre döngüsüne çok yönlü olarak etkili olup, çok çeşitli mekanizmalarda hücreyi ve dolayısı ile organları ve vücudumuzu kanserden koruyan gendir. Bu nedenle bu genin de sağlıklı olması, korunması ve güçlendirilmesi gerekir.
P53 GENİ – CURCUMİN – KANSER İLİŞKİSİ
Curcuma Longa (curcumin) çok yönlü özellikleri olan güçlü bir biyoaktif bileşendir. Antikanserojen, antiinflamatuar, antioksidan özellikleri yanında iltihap yapıcı sitotokinleri, kanserojen enzimleri ve kinazları, reseptörleri baskılayıcı rol oynadığı gibi, son araştırmalar da curcumin genom yapısını anlamlı ölçüde güçlendirdiği, böylece DNA nın ve onun parçacıkları olan genlerin yapısal ve fonksiyonel aktivitesinin korunmasını sağladığı anlaşılmıştır.
CURCUMİN NEDİR?
Curcumin; Zerdeçal, zerdeçöp, Hint safranı isimleri ile tanımlanan ve çoğunlukla Uzak doğu ülkelerinde yetişen egzotik bir baharattır. Kökleri ve rizomları kullanılır. Zerdeçal tozu baharat olarak da aktarlarda bulunmaktadır. Baharat olarak kullanımının iyileştirici özelliği bulunmamaktadır. Curcumin ise zerdeçal kökünün içerisinde %2,5 oranında bulunan önemli ve iyileştirici etken maddesidir. İnsan metabolizması bu etken maddeyi izole etme yeteneğine sahip değildir.
CURCUMİNİN ÖZELLİKLERİ:
Curcumin kanserli hücreler ile savaşan P53 geninin aktive olmasında önemli bir uyarıcı ve destekleyicidir. Curcumin P53 geni üzerindeki bu etkisinin dışında kanser hücreleri üzerinde aynı P53 gibi etki göstererek kanserli hücreleri apoptozise (hücre ölümüne) zorlayabilmektedir.
Dünya genelinde yapılmış binlerce klinik ve laboratuar çalışmalarına göre curcuminin kanser hücrelerini öldürücü etkisi doğrulanmıştır. Yine birçok çalışmada kemoterapi ve radyoterapi esnasında curcumin verilen hastalarda iyileşme çok daha hızlı izlenmiştir. Birçok bilimsel çalışma curcumini kemoterapik bir ajan olarak kabul etmiştir.
Bu sebep ile araştırmalar P53-curcumin-kanser üçgeni üzerine yoğunlaşmaya başlamıştır. Curcumin etken maddesinin sadece kanserli hücrelerde değil, oto immün hastalıklar, hepatitler, Alzheimer, enfeksiyon, romatizma, romatoid artrid, crohn, çölyak, MS, oksidatif stres, felç, diyabet, kolesterol, helicobacter pylori, kolon polipleri, sedef gibi hastalıklar üzerine iyileştirici yönleri araştırılmış sağlık ve tıp dergilerinde yayınlanmıştır.
KANSER- P53- CURCUMİN İLİŞKİSİ
Kanserin çaresi varmı, kanserin ilacı bulundumu, aslında çözüm bulundu da bilerek mi açıklanmıyor. Neden kanser vakalarında artış var gibi gerek halk gerekse kamuoyunda birçok düşünce var. Cevabı verilmemiş bir çok sorunun aslında mutlak mantıklı cevapları vardır. Çözüm içerse de içermese de anlaşılabilir izahatlar yapılabilir. Ancak kanser ve tedavisinde kullanılan maddeler konusu gereğinden fazla sulandırıldığından ve istismar edildiğinden dolayı anlatanlarda, anlayanlar da sıkıntı içindedirler.
Kanser araştırmalarına harcanan zaman ve finansal kaynaklar birçok araştırmanın önüne geçmektedir. Buna rağmen son 50 yıl içerisinde net bir çözüm bulunamamıştır. Fakat bazı kanser türlerinin erken evrelerinde yenilenen kemoterapik ilaçlar ve tıbbi cihazlar konusunda mesafe alınmıştır. Son yıllarda nano teknoloji ve genler üzerine yapılan çalışmalar geleceğe umutla bakılabilmesine yol açmıştır. Bir şeylerin çözümünün hala bulunamayışı bugün itibarı ile hala her şeyin bilinmemesi ya da keşfedilemeyişi ile orantılıdır. Çözüm var ve çok yakınımızda duruyor olabilir. Ancak ya henüz göremedik ya da bazılarımız görmek istemiyoruz. Mevcut tıbbın kanser tedavi sürecine artık hastalarda katıldı ve kendi araştırmaları ile hastalıklarına alternatif çözüm arayışlarına girdiler. Dünya genelinde kanser hastalarının önemli bir çoğunluğu geleneksel yöntemler ile çözüm sürecini desteklemeye çalışıyorlar. Hatta bilerek ya da tesadüfi bazı kanser hastaları hayret verici sonuçlar elde edebiliyorlar. Demek ki bu alan yabana atılmamalı hatta daha ciddi çalışmalar ile genişletilmeli. Dünya araştırma sonuçlarına göre aslında keşif niteliğinde bazı sonuçlara ulaşıldı fakat şu veya bu sebepler bahane edilerek üzerine gidilmemiş ya da üstü kapatılmış olabilir. Bu çalışmaların birçoğu Faz I – faz II boyutunda bırakılmış olmasına rağmen yinede bir çok tıp dergilerinde makaleler ve araştırma sonuçları olarak yerini almıştır.
Son yıllarda araştırmalar P53 gen aktivitasyonu ve curcumin ile ilişkisi üzerine yoğunlaşmıştır. P53 geni günümüz itibari ile oksidatif stres ve enfeksiyonel oluşumlar karşısında hücre bazında yeteri kadar koruma kalkanı oluşturamıyor. Mevcut P53 oranları birkaç yüz yıl önce dahi bu şekli ile yeterli olabilirken gelişen teknoloji, çevresel faktörler, kimyasallar ve mutasyona uğramış birçok virüs ve mikrop karşısında yetersiz kalmaktadır. Kısacası kanser oluşumuna sebebiyet verdiğini düşündüğümüz tüm faktörler buz dağının görünen kısmıdır. Temelde yatan gerçek ise P53 geninin günümüz şartları karşısında savunma gücünün yetersizliğidir.
TEDAVİDE GEN FAKTÖRÜ : P53 GENİ NEDİR?
• P53 yada diğer adıyla tümör protein 53 ( TP53) bir çok organizmada kanseri baskılamak için çok önemli bir proteindir.
• Hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.
• DNA zarar gördüğünde DNA tamir proteinlerini harekete geçirir. Sağlam hücreleri koruma altına alır. DNA tamir edilemeyecek kadar hasar gördüğünde (kanserleştiğinde) Apoptozu (programlaştırılmış hücre ölümünü) başlatır.
• İnsan bedeninde hemen her yerin de bir şekilde mikro, yani hücresel bazda kanserleşme başlamış ise ilk silah p53 dür.
• Kanser savaşçısı olan p53 proteini kanserli hücrenin agresif büyümesi ve çoklu metastazlarında yeterli olmadığı gibi inaktif duruma düşmektedir. Yani pasifleşmektedir.
• İnsan bedeninde günde ortalama 300-400 kanser hücresi oluşabilmekte. Hatta yaşamları içerisinde farkında olmadan bir ya da birkaç kez kansere yakalanıp iyileşebilmektedirler. İşte bu sonucu sağlayan p53 genidir.
• Çevresel faktör değişmeden önce hayatımızda kimyasallar Petro kimya ürünleri, radyasyon, GDO, zirai ilaçlar vb. bir çok kanserojen girmeden önce p53 geni kudretliyken bu kadar olumsuz ve kansere yatkınlık yaratan sebeplerden sonra kendisinden beklenen başarıyı tam olarak sağlayamamaktadır.

P53 GENİNİN AVANTAJLARI:
İnsan bedeninde birçok organ bulunduğundan her organda değişen kanser hücreleri gelişebilir. Bu da farklı organlar olmalarından ve farklı proteinler içermelerinden kaynaklanır. Bir organda işe yarayan kemoterapi ilaçları başka bir organda işe yaramayabilmektedir. Demek ki hiçbir kemoterapi ilacı tüm kanserler için kullanılmıyor.
Oysa P 53 organizmada oluşabilen tüm kanserler üzerinde etki gösterebiliyor. Bunun sebebi programında DNA yı hasara karşı korumak olarak düşünebiliriz.
Eğer tümör protein (TP53) adlı geni kopyalayıp insan bedenine verebilmenin yolu açılmış olsa idi hemen hemen tüm kanser türleri üzerinde muazzam bir sonuç alınabilirdi.
Hatta Dünya da hiç kimsenin kansere yakalanmaması gibi bir sonuçla da karşılaşılabilirdi.
Madem buraya kadar bu kadar bilgiye ulaşabilmişken araştırmalar hangi yöne doğru genişletilmelidir.
P53 GENİ VE CURCUMİN İLİŞKİSİ:
P53 proteinin sağlam hücreleri koruyarak kanserli hücreleri yok etmek gibi bir görevi var ve yeterli olamıyor ise insan bedeninde P53 gibi davranabilen ve onun amaçlarını yerine getirebilen bir maddeye ihtiyaç duyulmaktadır. Curcuma longa bitki kökü rizomunda bulunan curcumin etkin maddesi klinik ve laboratuar araştırma sonuçlarına göre tamda istenen sonuçları ortaya koymaktadır. Bitki kökünden elde edilen bu madde hemen hemen tüm kanser türlerinde (invivo ve invitro ortamlarda) işe yararlılık göstermiştir.
Dünya genelinde 5000 araştırma sonucu bu gelişmeyi doğrulamaktadır.
Curcuma longa ekstresi olarak sıvı ve içilebilir formda üretilebilmiştir. Faz3 - A2 adlı özel bir yöntem ile defa pik seviyede güçlü ve sonuç verici yönleri ile bazı onkologların reçetelerine girmiş ve sınırlı sayıda eczaneye verilebilmiştir.
Bazı otoriteler bu maddenin hap, kapsül, vb formları üzerinde durmuşsa da başarı sağlanamamıştır. Avrupa da intravenöz yani damar içi uygulama için çalışmalar yapıldıysa da damar içerisine tortu birikimi ve tıkanmalar gerçekleştiğinden bu modelden uzaklaşılmıştır. Curcumin solüsyon olarak kullanımı en sağlıklı ve sonuç veren model olarak kabul edilmiştir. Yani kısacası bu madde bir gıda ürünü gibi bu formu ile kullanılmak durumundadır. Gerek ağız- boğaz kanserleri, Akciğer kanseri, mide kanseri, meme kanseri, beyin tümörleri, pankreas kanseri,prostat kanseri, larenks kanserleri, lösemi ve lenfomalar, özafagus kanseri, kolon kanseri ve diğer kanserler olmak üzere emilebilir özelliği ön planda olmalıdır. Ancak deri kanserleri ve malign melanomlar da harici tampon olarak da kullanılabilme özelliğine sahiptir.
Curcumin solüsyon yalnızca P53 proteinin görevi olan kanserli hücrelerin öldürülmesinde rol oynamaktadır. Kronik iltihaplanmalarda, kanser hücrelerinin ortaya çıkarak gelişmesine neden olan COX2 enzimini baskılamaktadır. Bu özelliği ile tüm enfeksiyonel hastalıklarda ve ağrılarda son derece başarılıdır.Yorum yap
-
Punicic asit: Tip 2 diyabet yönetiminde nar çekirdeği yağının potansiyel bir bileşimi
Yaser Khajebishak1, Laleh Payahoo1 2, Muhammed Rıza Alivand3, Beytullah Alipur4
Bağlantılar genişletmek- PMID: 30317607
- DOI: 10.1002/jcp.27556
Diyabet, dünya çapında en yaygın hastalıklardan biridir. Hastalığın en yaygın şekli olan Tip 2 diyabet (T2DM), halk sağlığı için ciddi bir tehdit haline gelmiş ve küresel ekonomiler üzerinde giderek artan bir yük haline gelmiştir. Antidiyabetik ilaçların beklenmedik yan etkileri nedeniyle, tamamlayıcı tedavi olarak nutrasötiklerin kullanımı araştırmacılar tarafından yoğun ilgi görmüştür. Bu sayıda, nar çekirdeği yağının (PSO) ana bileşeni olan ve T2DM'de potansiyel tedavi edici etkileri olan yeni bir nutrasötik olan Punicic acid (PA) araştırılmıştır. PA, peroksizom proliferatörü ile aktive olan bir reseptör gama agonistidir ve tiazolidindionlar gibi sentetik ligandların aksine hiçbir yan etkisi yoktur. PA, inflamatuar sitokinleri azaltmak, glukoz homeostazını modüle etmek gibi çeşitli mekanizmalar yoluyla antidiyabetik etkiler uygular. ve antioksidan özellikler. Bu derlemede, PSO ve PA'nın potansiyel terapötik etkilerini tartıştık ve T2DM'nin yönetiminde yer alan ilgili mekanizmaları sunduk.
Anahtar Kelimeler: diabetes mellitus (DM); inflamatuar sitokinler; nutrasötikler; punisik asit (PA); tiazolidindionlar (TZD'ler).
© 2018 Wiley Süreli Yayınları, Inc.
Yorum yap
-
Nar ve tip 2 diyabet
Saleem Banihani1, Samer İsveç , Ziyad Alguraan
Bağlantılar genişletmek- PMID: 23684435
- DOI: 10.1016/j.nutres.2013.03.003
Son on yılda, çeşitli araştırmalar, Orta Doğu'ya özgü bir meyve olan narı (Punica granatum Linn) tip 2 diyabet önleme ve tedavisi ile ilişkilendirmiştir. Bu derleme, nar fraksiyonlarının (kabuklar, çiçekler ve çekirdekler) ve bunların bazı aktif bileşenlerinin tip 2 diyabetin patolojik belirteçleriyle ilişkili biyokimyasal ve metabolik değişkenler üzerindeki etkileriyle ilgili güncel laboratuvar ve klinik araştırmalara odaklanmaktadır. Bu derleme, hücre kültürü ve hayvan çalışmalarının yanı sıra klinik insan araştırmalarından elde edilen bulguları sistematik olarak sunar. Nar fraksiyonlarının tip 2 diyabet durumunu etkilediği kilit mekanizmalardan biri, oksidatif stresi ve lipid peroksidasyonunu azaltmaktır. Bu azalma, üretilen reaktif oksijen türlerini doğrudan nötralize ederek, belirli antioksidan enzim aktivitelerini artırarak gerçekleşebilir. metal şelasyon aktivitesini indüklemek, resistin oluşumunu azaltmak ve nükleer faktör κB ve peroksizom proliferatörü ile aktive olan reseptör y gibi belirli transkripsiyonel faktörleri inhibe etmek veya aktive etmek. Açlık kan şekeri seviyeleri, punisik asit, metanolik tohum özü ve nar kabuğu özü ile önemli ölçüde azaltıldı. Narda bulunan punikalagin ve ellagic, gallik, oleanolik, ursolik ve uallik asitler gibi bilinen bileşiklerin anti-diyabetik etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, meyve suyu şeker fraksiyonunun, tip 2 diyabetteki koşulları kontrol etmek için faydalı olabilecek benzersiz antioksidan polifenollere (tanenler ve antosiyaninler) sahip olduğu bulundu. Bu bulgular, nar meyvesinin anti-diyabetik aktivitesi için kanıt sağlar; ancak,
Telif Hakkı © 2013 Elsevier Inc. Tüm hakları saklıdır.
Yorum yap
-
Nar Çekirdeği Ekstresi Deneysel Sıçanlarda Tramadol ile İndüklenen Testis Toksisitesine Karşı Koruyucu Etkiye Sahiptir
Fatma M. Minisy , 1, 2 Hossam H. Shawki , 1, 3 Abdelfatteh El Omri , 4 Ahmed A. Massoud , 5 Enayat A. Omara , 2 Fatma G. Metwally , 6 Manal A. Badawy , 2 Neveen A. Hassan , 3 Nabila S. Hassan , 2 ve Hisashi Oishi 1
Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi İlişkili Veriler
Ek Malzemeler Veri Kullanılabilirlik Bildirimi
Git: Soyut
Tramadol, yaygın olarak kullanılan merkezi etkili bir opioid analjeziktir. Tramadolün kronik maruziyeti, özellikle günde birkaç kez tüketen hastalarda oksidatif stres ve toksisiteye neden olur. Daha önce, biz ve diğerleri, tramadolün sıçanlarda testis hasarına neden olduğunu bildirmiştik. Bu çalışma, nar çekirdeği ekstresinin (PgSE) erişkin ve ergen sıçanlarda tramadolün neden olduğu testis hasarına karşı olası koruyucu etkisini araştırmak için yapılmıştır. Erkek sıçanlar, tramadol ile veya PgSE ile kombinasyon halinde üç hafta boyunca oral olarak tedavi edildi. Testisler daha sonra diseke edildi ve analiz edildi. Histolojik ve ultrastrüktürel incelemeler, tramadolün yetişkin ve adolesan sıçanların testislerinde kan damarlarının kanaması, hücreler arası boşluklar, interstisyel vakuoller, lümende germ hücrelerinin pul pul dökülmesi, hücre apoptozu, uzamış spermatidlerin kromatin dejenerasyonu ve sperm aksonemlerinin malformasyonu. İlginç bir şekilde, bu anormallikler tramadol/PgSE ile birlikte tedavi edilen sıçanlarda gözlenmedi. Morfometrik analiz, tramadolün testiküler kollajen lif seviyelerini yükselterek kollajen metabolizmasını bozduğunu, ancak bunun tramadol/PgSE birlikte tedavisinde her iki yaşta korunduğunu ortaya koydu. Ek olarak, DNA ploidisi, yetişkin ve ergen sıçanlara tramadol ile tedavi edildiğinde hücre döngüsünün S fazının azaldığını ortaya koydu. Bununla birlikte, S fazı, birlikte tedavi edilen yetişkin sıçanlarda normal bir hücre popülasyonuna sahipti, ancak ergen sıçanların popülasyonu, kontrollerden daha düşüktü. Ayrıca, PgSE'nin fitokimyası, bu ekstrakt içinde yüksek miktarda toplam polifenol ve toplam flavonoid içeriği ortaya çıkardı; dışında, DPPH serbest radikal süpürme aktivitesi yüksekti. Sonuç olarak, bu çalışma PgSE'nin hem erişkin hem de adolesan yaşlarda tramadolün neden olduğu testis hasarına karşı profilaktik bir etkiye sahip olduğunu, ancak tramadol toksisitesinin adölesan çağında daha yüksek olmasına rağmen tamamen korunmak için olduğunu göstermiştir. Bu profilaktik etki, nar tohumlarındaki yüksek antioksidan bileşiklerden kaynaklanıyor olabilir.
Git: 1. Giriş
Son 3-5 dekatta erkek doğurganlık oranlarının ve testis kanserinin düşüşüne dair küresel endişeler giderek artıyor [ 1 , 2 ]. Erkek kısırlığının geleneksel nedenleriyle birlikte [ 3 ], opioid narkotikler gibi belirli analjezik ilaçlara maruz kalmak oksidatif strese neden olur ve erkek doğurganlığını olumsuz etkiler [ 4 – 8 ]. Opioid analjezik ilaçların, yetişkin ve genç hastalarda orta ila şiddetli ağrı için en etkili ilaç olduğu bilinmektedir [ 9 ].
Tramadol hidroklorür (tramadol HCl), ağrı kesici olarak yaygın olarak parenteral ve oral olarak kullanılan merkezi etkili opioid ilaçlardan biridir [ 10 ]. Ana ilaçlardan daha yüksek bir analjezik etki ile hızla emilir ve tüm vücuda dağılır [ 11 ]. Tramadol, μ- opioid reseptörünün agonistleri olarak çalışarak ve ayrıca serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe ederek ve dolayısıyla omurilikte ağrı iletimi üzerindeki inhibitör etkileri artırarak analjezik aktiviteye katkıda bulunur [ 12 ]. Tramadol travma sonrası, obstetrik, osteoartrit, fibromiyalji, böbrek, kolik, nöropatik ağrı [kaynaklanan ağrıyı azaltmak için kullanılan 12]. Bununla birlikte, özellikle kronik ağrıyı gidermek için günde birkaç kez tramadol ilacı kullanan hastalarda, tramadol uygulandığında çoklu doku toksisiteleri bildirilmiştir [ 13 – 17 ]. Biz ve diğerleri, tramadolün yetişkinlerde testis toksisitesini indüklediğini gösterdik [ 5 , 9 , 18 – 20 ].
Tramadol, diğer opioidler gibi vücuttaki antioksidan seviyelerini azaltarak oksidatif strese neden olur [ 21 – 23 ]. Oksidatif stres, Reaktif Oksijen Türleri (ROS) seviyesi ve antioksidan savunma sistemi dengesiz olduğunda ortaya çıkar, bu da hücrede yapısal değişikliklere ve apoptoza neden olur [ 24 , 25 ]. Son zamanlarda, oksidatif stresin tedavisi için doğal ürünler kullanılmıştır [ 26 ]. Nar [ 27 ] gibi birkaç bitki önerildi . Nar ( Punica granatumL.) Punicaceae familyasına aittir. Bu meyve uzun süredir yetiştirilmektedir ve yaygın olarak taze meyve veya içecek şeklinde tüketilmektedir. Nar meyvesinin yenebilir kısımları %78 meyve suyu ve %22 çekirdek içerir [ 28 ]. Nar şekerler, vitaminler, polisakkaritler, polifenoller ve mineraller açısından zengindir [ 29 – 31 ]. Nar, uzun süre tıbbi bitki olarak kullanılmıştır [ 27 , 32 , 33 ]. Ekstraktının in vivo ve in vitro olarak antioksidan kapasitesini arttırdığı bulunmuştur [ 34 , 35 ]]. Bu aktivite, punikalagin izomerleri, ellagik asit, antosiyaninler (3-glukozitler ve 3,5-delphinidin, siyanidin ve pelargonidin) ve farklı flavanoller dahil olmak üzere narda bulunan çeşitli fenolik bileşiklerle ilişkili olabilir [ 35 - 38 ]. Ayrıca, nar suyu tüketimi erkek sıçanlarda sperm kalitesini, spermatojenik hücre yoğunluğunu ve testosteron seviyesini önemli ölçüde artırır [ 39 ].
Hem yetişkin hem de genç hastaların tramadol ile tedavi edilme insidansı olmasına rağmen, yaşa bağlı tedavinin risk faktörleri yeterince çalışılmamıştır. Bu nedenle, bu çalışmada erişkin ve adolesan yaşlarda tramadol tedavisinin testis yapısı üzerindeki risk düzeyinin belirlenmesi ve her iki yaşta tramadol ile birlikte nar çekirdeği ekstresinin olası koruyucu etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler
2.1. Hayvanlar
Bu çalışma yetişkin (altı haftalık; ağırlık 96 ± 19 g) ve adolesan (üç haftalık; ağırlık 82 ± 20 g) erkek Wistar sıçanları ( Rattus norvegicus ) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sıçanlar, NRC-Egypt hayvan kolonisinden satın alındı ve yeni ortamda stabilize edilmek üzere çalışmadan bir hafta önce bir alışma süresi boyunca oldukça stressiz bir ortamda barındırıldı. Deney süresi boyunca yiyecek ve suya ücretsiz erişimlerine izin verildi. Sürdürülen laboratuvar diyeti standarttı (protein: 160,4, yağ: 36.3, lif: 41 g/kg ve metabolize edilebilir enerji: 12.08 MJ). Tüm hayvan deneyleri, Mısır Ulusal Araştırma Merkezi Hayvan Deneyleri Komitesi ve Japonya'daki Nagoya Şehir Üniversitesi tarafından onaylandıktan sonra insancıl bir şekilde gerçekleştirildi. Ayrıca, hayvanların acı çekmesini en aza indirmek için karbondioksit gazı ile ötenazi yapıldı.
2.2. kimyasallar
Tramadol hidroklorür (tramadol HCl), 225 mg tabletler, Mina-Pharm, Mısır'dan elde edildi. LD 50 , tramadol değerleri, farelere ağızdan [300-350 mg / kg vücut ağırlığı olduğu tahmin edilmiştir 40 ]. Bu ilacın kullanılan tedavi edilen dozları, daha önce bildirildiği gibi hesaplandı [ 41 ] ve bu, insandaki etkili terapötik dozlarla neredeyse karşılaştırılabilirdi. Tramadol distile suda çözülerek deney süresince mide tüpünden verildi.
2.3. Nar Ekstresinin Hazırlanması (PgSE)
Nar taneleri toplandı, kurutuldu, ince toz haline gelene kadar ezildi ve tekrar tekrar karıştırılarak 24 saat boyunca %70 etanol ile karıştırıldı. Ekstraksiyon prosedürü arka arkaya 3 kez tekrarlanarak etanolik ekstrakt elde edildi. Elde edilen etanol özleri daha sonra süzüldü ve 55°C'lik bir sıcaklıkta azaltılmış basınç altında bir vakumlu döner buharlaştırıcı (Heidolph®.VV2000) ile konsantre edildi ve ardından tortular, bir vakumlu dondurarak kurutucu (Tilburg, Holland; 145Fm-RB) kullanılarak liyofilize edildi. . Liyofilize toz, muamele gününde damıtılmış su içinde seyreltildi. PgSE için kullanılan tedavi edilen dozlar daha önce bildirildiği gibidir [ 42 ]. Deney süresince her sıçana mide tüpü ile toplam 1 ml hacimde 40 mg/kg vücut ağırlığı verildi.
2.4. Deneysel tasarım
Mevcut çalışmanın deneysel modeli aşağıda gösterildiği gibidir. . Otuz altı erkek sıçan, yaşlarına göre iki ana gruba ayrıldı: 18 yetişkin sıçan ve 18 adolesan sıçan. Her grup daha sonra üç gruba ayrıldı (grup başına altı hayvan). Kontrol grubuna ağızdan 1 ml %0.9 salin verildi. Tedavi edilen grup 1 sırasında 20, 40, ve 80 mg / kg arasında doz tramadol oral alınan st , 2 nci ve 3 üncü , sırasıyla hafta. Birlikte tedavi edilen grup, tramadol dozuna ek olarak ağızdan 40 mg/kg PgSE aldı.
2.5. Doku Toplama ve Histolojik Analiz
Hayvanlar kurban edildi ve testis örnekleri kesildi ve hemen %10 fosfat tamponlu formalin (pH 7.4) içinde 48 saat süreyle sabitlendi. Dokular daha sonra parafine gömmek için rutin olarak işlendi. 5, Bölüm μ m kalınlığında kesilmiş ve bir cam lam üzerine yerleştirilmiştir. Deparafinizasyondan sonra, slaytlar hematoksilen ve eozin (H&E) ile boyandı, parlak alan ışık mikroskobu altında incelendi ve fotoğrafları çekildi.
2.6. TUNEL Testi
Testiküler apoptotik hücreler , üreticinin protokolü izlenerek Invitrogen'den ( C10618 ) Invitrogen Click-iT Plus TUNEL görüntüleme kiti kullanılarak Terminal deoksinükleotidil transferaz dUTP Nick uç etiketleme (TUNEL) tahlili ile incelendi . Kısaca, 5 bölümleri testis μ m kalınlığında, 15 dakika boyunca% 4 PFA içinde sabitlenmiş, parafini giderildi ve başka bir 15 dakika daha Proteinaz K ile geçirgen hale getirildi. TdT reaksiyon kokteyli eklendi ve 1 saat inkübe edildi, ardından Click-iT reaksiyon kokteyli ile 30 dakika inkübasyon yapıldı. Kesitler daha sonra DAPI kullanılarak zıt boyandı ve bir Olympus FV3000 konfokal lazer tarama mikroskobu ile gözlemlendi. Kantitatif analiz için, her gruptaki üç sıçandan alınan her testisten en az 6 kesit incelendi.
2.7. Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM)
Testis numuneleri küçük bloklar halinde kesildi, 4°C'de 3 saat boyunca %2.5 glutaraldehit içinde sabitlendi ve oda sıcaklığında bir saat süreyle %1 osmiyum tetroksit içinde sonradan sabitlendi. Dokular, dereceli bir etanol serisi ile kurutuldu ve Epon 812'ye gömüldü. Bloklar daha sonra LKB ultramikrotom ile ultra ince kesitler halinde kesildi ve uranil asetat ve ardından kurşun sitrat ile boyandı. Kesitler, bir transmisyon elektron mikroskobu (Model JEM-1400 Plus) kullanılarak incelendi. Aksonemal düzensizliği olan flagellalar, her grubun rastgele 5 alanında sayıldı ve yüzde olarak sunuldu.
2.8. Kollajen Liflerinin Morfometrik Analizi
Testis bölümleri (5 μ m) Drury ve Wallington [göre kollajen liflerinin miktarının belirlenmesi için Masson trikrom ile lekelenmiştir 43 ]. Kollajen liflerinin alan yüzdesi, her gruptaki üç sıçandan alınan her testisin dört bölümünde ölçüldü. Pozitif reaksiyon yüzdesi, her bir bölüm (FOV = 25 mm on tesadüfi alanda ölçülmüştür 2 Bilgisayar destekli bir görüntü analiz cihazı (Leica QWin görüntü işleme analiz sistemi, Cambridge, İngiltere) kullanılarak, yüksek güç (400x) en). Kollajen yoğunluğunu temsil eden mavi rengin yoğunluğuna göre ölçümler yapılmıştır.
2.9. DNA Ploidi Analizi
Testis bölümler (5 μ m) Feulgen DNA ploid analizi için boyama ile boyanmıştır. DNA içeriğinin sitometrik eşdeğeri olan nükleer entegre optik yoğunluk (OD), her gruptaki üç sıçandan her testisin dört bölümünde ölçüldü. Lekenin şiddeti her bir bölüm (FOV = 25 mm on tesadüfi alanda ölçülmüştür 2 Bilgisayar destekli bir görüntü analiz cihazı (Leica QWin görüntü işleme analiz sistemi, Cambridge-İngiltere) kullanarak, yüksek güç (400x) en). DNA histogramları, normal kontrole göre DNA miktarına dayalı olarak daha önce tarif edildiği gibi sınıflandırıldı [ 44 ].
2.10. Nar Ekstresinin Fitokimyasal Analizi
Nar çekirdeği özütü, toplam fenolik içeriği, toplam flavonoid içeriği ve serbest radikal DPPH temizleme aktivitesi açısından incelenmiştir. Toplam fenolik içerik, Folin-Ciocalteu kolorimetrik yöntem [ 45 ] kullanılarak belirlendi. Kısaca, ekstreler, Folin-Ciocalteau maddesi ile oksitlenir ve sonra sulu Na ile nötralize edildi 2 CO 3 solüsyonu. 40 dakika karanlıkta kaldıktan sonra absorbans 725 nm'de ölçüldü. Toplam fenolik içerik, hazırlanan ve numunenin gramı başına mikrogram gallik asit eşdeğeri olarak ifade edilen bir kalibrasyon eğrisi kullanılarak belirlendi.
Toplam flavonoid içeriği, önceki [ 46 ] gibi nicelendirildi . Kısaca, özler sodyum nitrit ile karıştırıldı, ardından alüminyum klorür ve sodyum hidroksit eklendi. Optik absorbans daha sonra 510 nm'de ölçüldü. Toplam flavonoid, numunenin gramı başına mikrogram gallik asit eşdeğerleri (GAE'ler) olarak ifade edildi.
Antioksidan aktivite, önceki [ 47 ] gibi DPPH serbest radikal süpürme tahlili ile belirlendi . Kısaca, ekstreler DPPH çözeltisi ile karıştırıldı ve karanlıkta oda sıcaklığında 1 saat inkübe edildi. 517 nm'de absorbans, boş bir saf metanol ile ölçülmüştür. Antioksidan aktivite, Trolox ile hazırlanan ve numunenin birim ağırlığı başına mikrogram Trolox eşdeğeri (TE) olarak ifade edilen bir kalibrasyon eğrisi vasıtasıyla belirlendi. DPPH serbest radikal etkisinin yüzdesi aşağıdaki denklemle hesaplandı:
DPPH süpürme etkisi % = 100 ×(Akontrol-Aörneklem)Akontrol.
(1)
2.11. İstatistiksel analiz
Elde edilen veriler derlendi ve istatistiksel olarak analiz edildi ve ortalama ± standart sapma olarak ifade edildi. Verilerin normal dağılımları Shapiro-Wilk testi ile incelenmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklar, SPSS yazılımı (versiyon 16) kullanılarak ANOVA ile karşılaştırıldı. Tukey post hoc çoklu karşılaştırma testleri arasında gruplar arasında anlamlı farklar belirlendi. Olasılık değeri p < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Git: 3. Sonuçlar
3.1. Testislerin Histopatolojik İncelemesi
Çalışmanın deneysel modeli aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. . Yetişkin ve adolesan erkek sıçanlar, 3 haftalık bir süre boyunca normal tuzlu su (tuzlu su ile muamele edilmiş kontroller), tramadol (Tr ile muamele edilmiş) veya nar çekirdeği ekstresi ile tramadol (Tr/PgSE birlikte muamele edilmiş) ile oral yoldan tedavi edildi. Tramadol konsantrasyonu, etkili dozlara ulaşmak için insanlarda kronik kullanıma benzer şekilde ilacın fiziksel bağımlılığını simüle etmek için kademeli olarak 20 mg/kg'dan 80 mg/kg'a yükseltildi. Hayvanlar daha sonra kurban edildi ve testisler toplandı, kesitlere ayrıldı ve histolojik analiz için HE ile boyandı. Sonuçlar, hem yetişkin hem de ergen yaşlarda farelere tek başına tramadol uygulandığında birkaç testiküler anormalliğin indüklendiğini göstermiştir (Şekil 1). Tr ile tedavi edilen gruplardan testiküler kesitler, kan damarlarında kanama, seminifer tübüller içindeki hücreler arası boşluklar, interstisyel vakuoller ve seminifer lümende germ hücrelerinin pul pul dökülmesini gösterdi. Bununla birlikte, bu testiküler anormallikler, hem yetişkin hem de adolesan yaşlarında ne tuzlu su ile tedavi edilen kontrollerde, ne PgSE ile tedavi edilen kontrollerde ne de Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen gruplarda gözlenmedi (Şekil 1 ve ).

Ayrı bir pencerede aç
Şekil 1
Tr ile tedavi edilen ve PgSE ile birlikte tedavi edilen testis dokularının histopatolojisi. Yetişkin ve ergen sıçan testislerinin bölümleri HE boyama yoluyla incelendi. Tr ile tedavi edilen grup, seminifer (ince ok), interstisyel vakuoller (kalın ok), lümendeki germ hücrelerinin pul pul dökülmesi (ok başı) ve kan damarlarının kanaması (yıldız) içindeki hücreler arası boşlukları indükledi. Ölçek çubukları: 100 μ M.
3.2. Testis Hücrelerinin Apoptozu
HE tarafından gözlemlenen testiküler anormalliklere testis hücrelerinin apoptozunun eşlik edip etmediğini araştırmak için bir Terminal deoksinükleotidil transferaz dUTP Nick uç etiketleme (TUNEL) testi gerçekleştirdik. TUNEL pozitif hücreler tanımlandı ve seminifer tübül başına histolojik bölümlerden numaralandırıldı (şekil 2). TUNEL-pozitif hücreler, tuzlu su ile muamele edilmiş kontrollerde gözlendi ve bu hücrelerin sayısı , sırasıyla, hem yetişkin hem de ergen sıçanların Tr ile muamele edilmiş gruplarında önemli ölçüde arttı ( P < 0,001 ve P < 0.01). Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen yetişkinlerde ( P < 0.001) ve Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen ergenlerde ( P < 0.01), Tr ile tedavi edilen gruplara kıyasla önemli ölçüde daha az apoptotik hücre tespit edildi . Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen yetişkinler, salinle tedavi edilen kontrollerle anlamlı olmayan bir fark gösterdi. Bununla birlikte, Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen ergenlerdeki apoptotik hücre sayısı, salinle tedavi edilen kontrollerden hala istatistiksel olarak farklıydı ( P< 0.01), ancak Tr ile tedavi edilen gruptan gözle görülür şekilde daha düşüktü. Bu sonuçların genel insidansı, PgSE'nin tramadol uygulamasıyla hücre ölümünün yeniden programlanmasına karşı koruma sağlayabileceğini göstermiştir.

Ayrı bir pencerede aç
şekil 2
Tr ile tedavi edilen ve PgSE ile birlikte tedavi edilen testis dokularının testiküler apoptotik hücreleri. Erişkin ve adolesan sıçan testisleri TUNEL testi ile incelendi. TUNEL pozitif hücreler kırmızı ile boyanmıştır. Çekirdekler DAPI ile zıt boyandı. Apoptotik hücrelerin kantitatif sayıları sağda gösterildi. Veriler ortalama ± SD'yi temsil eder. ∗∗ P < 0.01 ve ∗∗∗ P < 0.001 istatistiksel fark anlamına gelir. Ölçek çubukları: 100 μ M.
3.3. Testis Hücrelerinin Üst Yapı Analizi
Tramadol ve Tr/PgSE birlikte tedavisinin haploid germ hücreleri üzerindeki etkisini derinlemesine araştırmak için, testis dokularının ince yapısı karakterize edildi. Testis örnekleri küçük bloklar halinde kesildi, sabitlendi, gömüldü, ultra ince kesitler alındı ve son olarak bir transmisyon elektron mikroskobu kullanılarak incelendi (Figür 3). Sonuçlar, hem yetişkin hem de ergen sıçanların Tr ile tedavi edilen gruplarının, salinle tedavi edilen kontrollere kıyasla nükleer içeriğin küçülmesi nedeniyle boş bir perinükleer alanda çözülmemiş görünen uzun spermatidin kromatinde bir dejenerasyona sahip olduğunu gösterdi. Tr/PgSE ile birlikte muamele edilmiş gruplarda, uzatılmış spermatidler, yoğunlaştırılmış kromatinli ve tamamen oluşturulmuş akrozomlu bir piriform çekirdek gösterdi. Gözlemlediğimiz ikinci tip kusur, salinle tedavi edilen kontrollere kıyasla hem yetişkin hem de adolesan sıçanlarda sperm aksonemal yapısının bir malformasyonudur. Tr ile muamele edilmiş gruplardan alınan spermlerin enine kesiti, aksonemal yapı mikrofilamentlerinin, mitokondriyal membran dejenerasyonunun ve plazma membran kılıfının yırtılmasının tamamen bozulmasını ve oryantasyonunun bozulmasını gösterir. Her iki yaşta da Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen gruplarda anormal ultrastrüktür fenomeni saptanmadı. Bu, uzamış spermatidlerdeki kromatin değişikliğinin ve sperm aksonemal malformasyonunun tramadol toksisitesi ile ilişkili olduğunu ve bunun PgSE birlikte tedavisi ile korunabileceğini düşündürmektedir.

Ayrı bir pencerede aç
Figür 3
Tr ile tedavi edilen ve PgSE ile birlikte tedavi edilen testis dokularının ultrastrüktürel analizleri. Erişkin ve adolesan sıçan testisleri transmisyon elektron mikroskobu ile incelendi. Tr ile tedavi edilen grup, hem yetişkin hem de ergen sıçanlarda uzamış spermatid kromatininde (ok) dejenerasyon ve sperm aksonemal yapısında (ok başı) malformasyon gösterdi. Birlikte tedavi edilen gruplarda anormal üstyapı görünümleri tespit edilmedi. Sağda, değiştirilmiş flagellaların nicel sayıları gösterilmiştir. Veriler ortalama ± SEM'i temsil eder. ∗∗ P < 0.01 ve ∗∗∗ P < 0.001 istatistiksel fark anlamına gelir. Ölçek çubukları: 1 μ M.
3.4. Testislerdeki Kollajen Liflerinin Morfometrik
Testis kesitleri Masson's trichrome boyama ile boyanarak kollajen liflerinin morfometrik analizleri yapıldı. Tr ile tedavi edilen grupların testislerinde seminifer tübülleri çevreleyen yüksek derecede kolajen lifleri birikimi gözlendi (Şekil 4(a)). Yetişkin sıçan testislerinden alınan kolajen liflerinin miktar tayini, salinle muamele edilmiş kontrol, Tr ile muamele edilmiş ve Tr/PgSE ile muamele edilmiş grupların ölçülen alan yüzdesinin sırasıyla 22.97 ± 2.45, 42.82 ± 4.25 ve 20.88 ± 2.45 olduğunu ortaya çıkardı (Şekil 4(b)). Adolesan sıçan testislerinden kolajen liflerinin miktar tayini, salinle muamele edilmiş kontrol, Tr ile muamele edilmiş ve Tr/PgSE ile muamele edilmiş grupların ölçülen alan yüzdesinin sırasıyla 18.18 ± 1.14, 46.68 ± 3.76 ve 19.59 ± 2.08 olduğunu ortaya çıkardı (Şekil 4(b)). Tr ile tedavi edilen gruplar , hem yetişkin hem de adolesan yaşlarında, tuzlu su ile tedavi edilen kontrol veya Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen gruplara kıyasla kollajen liflerinde önemli ölçüde daha yüksekti ( P < 0.01). Ancak, hem yetişkin hem de ergen sıçan testislerinde, tuzlu su ile tedavi edilen kontrol ile Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen gruplar arasında kollajen lifleri alan yüzdesinde istatistiksel bir fark gözlenmedi. Bu eşit olmayan kolajen dağılımı, tramadol bazlı bozulmuş bir metabolizmayı gösterdi.

Ayrı bir pencerede aç
Şekil 4
Tr ile tedavi edilen ve PgSE ile birlikte tedavi edilen testis dokularının morfometrik analizleri. (a) Erişkin ve adolesan sıçan testisleri Masson'un trikrom boyaması ile incelendi. Mavi renk, kolajen yoğunluğunu (yıldız) temsil eder. Tr ile tedavi edilen grup, hem yetişkin hem de adolesan sıçanlarda kollajen lif içeriğinde önemli bir artış gösterdi, ancak birlikte tedavi edilen gruplarda görülmedi. Ölçek çubukları: 100 μ M. (b) Her gruptan sıçan testislerinde ölçülen kolajen liflerinin alan yüzdesi çubuklar olarak gösterildi. Veriler ortalama ± SD'yi temsil eder, ∗∗ P < 0.01. ns: önemsiz.
3.5. Testis Hücrelerinin DNA Ploidisi
DNA ploidi analizi testis kesitleri Feulgen boyama ile boyanarak incelendi (Şekil 5). Çekirdek başına DNA içeriği, hücre döngüsü dağılımının bir histogramını elde etmek için ölçülen numunedeki tüm çekirdekler için hesaplanır. DNA histogramları, DNA miktarına bağlı olarak dört hücre popülasyonunda sınıflandırılır: haploid (<1.5c), diploid (1.5-2.5c), triploid (2.5-3.5c) ve tetraploid (3.5-4.5c). Sonuçlar, S fazındaki popülasyonu temsil eden triploidin, hem yetişkin hem de ergen yaşlarda salinle tedavi edilen kontrole kıyasla Tr ile tedavi edilen gruplarda azaldığını gösterdi. Bununla birlikte, yetişkinlerde Tr/PgSE ile birlikte tedavi edilen grup, salinle tedavi edilen kontrole benzer S fazı dağılımı gösterdi, ancak adolesanda, S fazı popülasyonu, salinle tedavi edilen kontrolden daha düşüktü (Şekil 5 ve ). Genel sonuçlar, tramadolün hücre döngüsü ilerlemesinin bozulmasına neden olduğunu ve PgSE'nin yetişkin sıçanlarda bu etkiye karşı koruma sağlayabileceğini, ancak ergen sıçanların tamamen korunmaya daha duyarlı olduğunu gösterdi.

Ayrı bir pencerede aç
Şekil 5
Tr ile tedavi edilen testis dokularının ve PgSE ile birlikte tedavi edilen DNA ploidi görüntü sitometrisi. Erişkin ve adolesan sıçan testisleri Feulgen boyaması ile incelendi. DNA içeriğinin sitometrik eşdeğeri olan nükleer entegre optik yoğunluk (OD) ölçüldü. DNA histogramları, DNA miktarına göre haploid (<1.5c), diploid (1.5-2.5c), triploid (2.5-3.5c) ve tetraploid (3.5-4.5c) olarak sınıflandırıldı. Tr ile tedavi edilen grup, her iki yaşta da triploid hücre popülasyonunu azaltmıştı. Ölçek çubukları: 100 μ M.
3.6. PgSE'nin Fitokimyasal Analizi
PgSE'nin tramadol toksisitesine karşı koruyucu etkisini anlamak için, toplam fenolik içerik, toplam flavonoid içeriği ve serbest radikal DPPH temizleme aktivitesi dahil olmak üzere antioksidan aktiviteleri temsil eden PgSE'nin fitokimyasını analiz ettik.Şekil 6). PgSE 83.8 yüksek toplam polifenol içeriği sergilemiştir μ g / g 68,8 yüksek toplam flavonoid içeriğine (gallik asit eşdeğeri olarak ifade edilen) μ / g (gallik asit eşdeğeri olarak ifade edilir). PgSE DPPH serbest radikal yutma olan 359.1 μ g TE / g DPPH inhibisyon etkisinin yüzdesi 210.4% idi.

Şekil 6
Nar çekirdeği ekstresinin (PgSE) fitokimyası. PgSE, toplam fenolik içeriği, toplam flavonoid içeriği ve serbest radikal DPPH temizleme aktivitesi açısından incelenmiştir. Fitokimyasal analizler, yüksek düzeyde fenoller, flavonoidler ve DPPH'nin varlığını gösterdi. Ölçülen değerler çubukların üzerine yazılmıştır.
Git: 4. Tartışma
Erkek kısırlığının ana nedenlerinden biri, oksidatif stresi indükleyen opioid analjezik ilaçlara maruz kalmaktır [ 4 – 9 ]. Tramadol, kronik ağrı ve kanserler için ağrı kesici olarak yaygın olarak kullanılan opioid ilaçlardan biridir [ 10 ]. Bununla birlikte, günde birkaç kez tramadol ilacı kullanan hastalarda çoklu doku toksisiteleri rapor edilmiştir [ 13 – 17 ]. Tramadol, diğer opioidler gibi, hücre yapısını değiştirerek hücre yapısını değiştiren ve apoptoza neden olan oksidatif stresi indüklediğinden [ 21 – 25 ], nar bu çalışmada antioksidan aktivitesine dayalı olarak koruyucu bir ajan olarak kullanılmıştır [ 34 , 35 , 48 ,49 ]. Bu nedenle çalışmamız erişkin ve adolesan yaşlardan itibaren tramadolün testis dokusu üzerindeki toksisitesini değerlendirmeye ve nar çekirdeği ekstraktının (PgSE) bu toksisiteye karşı koruyucu etkisini test etmeye odaklanmıştır.
Sonuçlar, tramadolün histopatoloji, ultrastrüktür mimarisi, morfometri ve DNA ploidisi üzerinde farklı aralıklarda hem yetişkin hem de adolesan sıçanların testisleri üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koydu. İlginç bir şekilde, tramadolün neden olduğu yukarıda bahsedilen kusurlar, PgSE tramadol ile birlikte uygulandığında önlenmiştir. Koruyucu etki, tanenler [ 50 ], antosiyaninler [ 51 ], alkaloidler [ 52 ], fenolik asitler [ 53 ], östrojenik flavonoidler [ 54 ] ve konjuge yağ gibi çoklu terapötik etkilere sahip olduğu bilinen biyoaktif bileşiklere bağlı olabilir. narda güçlü bir şekilde bulunan asitler [ 55 ] [ 56 ].
Yetişkin ve ergen testislerinin histopatolojisi, tıkalı kan damarları, seminifer tübüller içindeki hücreler arası boşluklar, interstisyel vakuoller ve lümende germ hücrelerinin pul pul dökülmesi gösterdi. Bu sonuçlar önceki çalışmalarla uyumluydu [ 11 ]. Testiküler kan akışının testosteron tarafından kontrol edildiği bilinmektedir, bu nedenle Leydig hücrelerindeki herhangi bir kusur kan damarlarının boyutunu değiştirir [ 57 ]. Önceki raporlar, tramadol içeren opiyatların serum testosteron düzeylerini azalttığını buldu [ 58]]. Gözlenen tıkalı kan damarları ve interstisyel vakuoller, testiküler vasküler atrofiyi ve Leydig hücre hasarının meydana geldiğini gösterdi. Birlikte tedavi edilen gruplarda gösterilen PgSE'nin koruyucu etkisi, PgSE'nin Leydig hücrelerinin hasarını önleme ve daha önce nar suyunda olduğu gibi testosteronu kontrol seviyelerine geri getirme yeteneğini gösterdi [ 59 ]. Ayrıca, seminifer tübüllerdeki hücreler arası boşluklar ve germ hücrelerinin pul pul dökülmesi, germ hücrelerinin apoptoza girebileceğini veya Sertoli-germ hücre temasını kaybedip seminifer lümene dökülebileceğini ve daha önce tarif edildiği gibi hücre içi boşluklar oluşturabileceğini göstermiştir [ 60 , 61].]. Bu bağlamda, TUNEL testi ile testis hücrelerinin apoptozunu inceledik. Apoptoz, anormal sperm oluşumunu önlemek için hasarlı germ hücrelerinin uzaklaştırılmasında kritik bir role sahiptir. Sonuçlar, tramadol ile tedavi edildiğinde hem yetişkin hem de ergen sıçanların testis bölümlerinde apoptotik hücrelerde önemli bir artış tespit edildiğini göstermiştir. Ayrıca, uzamış spermatidlerin kromatin yoğunlaşmasında yaygın ve kusur bulundu. Bu, tramadolün, hücre oksidatif stresine yol açan antioksidan savunma sistemini dengesizleştiren, testisteki antioksidan seviyelerini azaltma yeteneği ile açıklanabilir [ 9 , 21 , 23 ]. Oksidatif hasar, sırasıyla DNA onarımına veya apoptoza aracılık eden p53'ün inaktivasyonunu içeriyordu [ 62]. Tramadolün, p53, Bax ve Bcl-2 apoptotik yolağının değiştirilmesi yoluyla nörotoksik etkileri indüklediği bulunmuştur [ 63 ]. Öte yandan, birlikte tedavi edilen gruplar, kontroller ve normal spermatidlerin kromatini ile karşılaştırılabilir apoptotik hücre sayılarına sahiptir. Önceki raporlar, antioksidan aktiviteye sahip bitkilerden elde edilen ekstraktların kimyasal toksisitenin neden olduğu germ hücrelerinin apoptotik etkisini azaltabileceğini ortaya koydu [ 64 , 65 ]. Benzer şekilde, nar çekirdeği özütü, muhtemelen daha önce açıklandığı gibi [ 66 – 68 ] ROS/Nrf2/p53 sinyal kaskadını modüle ederek eşey hücre apoptozunu önledi .
Ultrastrüktürel inceleme, aksonemal yapı mikrofilamentlerinde tam bir dejenerasyon ve oryantasyon bozukluğu gösterdi. Bunun nedeni, ağırlıklı olarak spermlerin çoklu doymamış yağ asitleri açısından zengin olmaları ve bu da onları oksijenin neden olduğu hasara ve dolayısıyla lipid peroksidasyonuna karşı oldukça duyarlı hale getirmesidir. Önceki raporlar, tramadolün , özellikle sitotoksik aldehitler üreten [ 69 ] sperm lipidlerinin [ 9 , 59 ] peroksidasyonunu artırdığını göstermiştir . Bu sitotoksik aldehitlerin, gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenaz [ 70 ] dahil olmak üzere çok sayıda hücresel enzimi inhibe ettiği gösterilmiştir.], mitokondride ATP üretimi için anahtar enzimlerden biridir ve bu nedenle hızlı bir hücre içi ATP kaybı meydana gelir. ATP deplesyonu, daha önce bildirildiği gibi yetersiz aksonemal protein fosforilasyonu nedeniyle aksonemal yapının zarar görmesine yol açar [ 71 , 72 ]. PgSE'nin tramadol ile birlikte tedavisinin aksonemal hasara karşı koruma sağlayabileceğini bulduk ve bu, daha önce ortaya konulduğu gibi narın testiküler lipid peroksidasyonunu inhibe etme yeteneğinden kaynaklanıyor olabilir [ 59 ].
Ek olarak, tramadol ile tedavi edilen yetişkin ve adolesan sıçan testislerinde seminifer tübülleri çevreleyen hücre dışı matriste yüksek derecede kolajen lifi birikimi de gözlendi ve bu, tramadolün kolajen metabolizmasını bozduğunu gösterdi. Bununla birlikte, PgSE'nin tramadol ile birlikte tedavisi, yüksek derecede kollajen lif birikimi ortaya çıkarmadı. Sertoli hücreleri, kolajen gibi hücre dışı matris bileşenlerinin birikmesinde rol oynar [ 73 , 74 ]. Bu nedenle, Tr ile tedavi edilen gruplardaki artan kollajen lifleri, bozulmuş Sertoli hücre fonksiyonunun veya serbest radikaller tarafından fibroblastların aktivasyonunun bir sonucu olabilir [ 75].]. PgSE, içindeki antioksidan bileşenler aracılığıyla doğrudan veya dolaylı olarak kolajen birikiminin üstesinden geliyor gibi görünüyor. Örneğin, bir rapor nar tedavisinin CCl 4 ile indüklenen karaciğer toksisitesinde kollajen birikimini engellediğini göstermiştir [ 76 ]. Bu özellikle ilginçtir çünkü hücre dışı matrisin kalınlığındaki bir artış erkek kısırlığı ile ilişkilendirilmiştir [ 77 ].
Ayrıca, DNA ploidisinin incelenmesi, tramadol ile tedavi edilen yetişkin ve ergen sıçanların testislerinde S fazı popülasyonunun azaldığını gösterdi. S fazı, DNA'nın kopyalandığı hücre döngüsünün fazıdır ve çoğalma indeksini temsil eder. Bu sonuç, tramadolün hücre döngüsü ilerlemesinde rol oynayan proteinlerin oksidatif hasarını indükleyebileceği ve apoptoza aracılık eden p53 aktivasyonu ile sonuçlanabileceği anlamına gelir [ 21 , 62 , 78 ]. Tersine, PgSE'nin tramadol ile birlikte tedavisi normal bir S fazı dağılımı gösterdi; bu sonuç, nar polifenoliklerinin daha önce tanımlandığı gibi UV ile indüklenen S fazı tutuklanmış fibroblast hücrelerinin hücre döngüsü ilerlemesini indüklediğine dair kanıtlarla açıklanabilir [ 79 ].
Birlikte ele alındığında, testiste serbest radikallerin varlığı normal bir fizyolojik olaydır; ancak sentezlerindeki artış, hücrelerin oksidatif stresini ve DNA hasarını uyarır. Narın yukarıdaki koruyucu etkilerinin tümü, tramadol tarafından üretilen serbest radikallerin önlenmesine bağlı olabilir. Değerli bir biyoaktif bileşik içeriğine sahipken, genellikle tarımsal atık olarak kabul edilen nar tohumlarından elde edilen bir özü özellikle test ettik. Tohum ekstraktındaki serbest radikal DPPH temizleme aktivitesine ek olarak fenolik ve flavonoid içeriğini ölçtük. Fenolik ve flavonoid bileşikler, serbest radikal zincir reaksiyonunu doğrudan sonlandırabilen en az bir hidroksil grubu taşıyan aromatik bir halka tuttukları için iyi elektron vericilerdir [ 80 , 81]]. Benzer şekilde, DPPH serbest radikal süpürme tahlili, belirli maddelerin radikale bir hidrojen atomu bağışlama kabiliyetine dayalı olarak antioksidan aktiviteleri tahmin etmek için yaygın olarak kullanılan bir tahlildir [ 82 ]. PgSE'de ölçülen değerlerin, önceki çalışmalarla karşılaştırıldığında yüksek bir antioksidan aktiviteye sahip olduğu kabul edilir [ 83 – 89]. Sonuç olarak, bu, PgSE içindeki hem toplam fenollerin hem de toplam flavonoidlerin, tramadolün neden olduğu testis toksisitesine karşı koruma sağlamak için karşılıklı bir aktiviteye sahip olduğunu varsayar. Bununla birlikte, TUNEL testi ve DNA ploidisi ile ortaya konduğu üzere, PgSE yetişkinler üzerinde tam bir koruyucu etkiye sahipti, ancak kısmen adolesan sıçanlar üzerinde, genç yaştaki hastaların analjezik ilaçlara daha duyarlı olduğunu ve bunun dikkate alınması gerektiğini yansıtıyordu. Kronik tramadol tedavisi gören hastaların rutin olarak gonadotoksisite semptomları açısından taranması önerilir.
Özetle, bulgumuz PgSE takviyesinin uzun süreli kullanımda çeşitli analjezik ilaçlardan kaynaklanan toksik etkilerin üstesinden gelmek için potansiyel bir terapötik role sahip olabileceğini varsaymaktadır. Bu hipotezi doğrulamak için diğer analjezik ilaçlarla daha ileri araştırmalar gereklidir.
Git: 5. Sonuçlar
Tramadol'e kronik maruz kalma, yetişkin ve ergen sıçanlarda testis hasarına neden olur. Histolojik ve ultrastrüktürel incelemeler, tramadolün kan damarlarında kanamaya, hücreler arası boşluklara, interstisyel vakuollere, lümendeki germ hücrelerinin pul pul dökülmesine, hücre apoptozuna, uzamış spermatidlerin kromatin dejenerasyonuna ve sperm aksonemlerinin malformasyonuna neden olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, tramadol kollajen metabolizmasını ve hücre döngüsü ilerlemesini bozmuştur. Bu yan etkilerin tümü, yetişkinlerde ve kısmen adolesan sıçanlarda PgSE birlikte tedavisi ile korunmuştur. PgSE'nin fitokimyası, yüksek miktarda antioksidan bileşik ve yüksek DPPH serbest radikal süpürme aktivitesi gösterdi.
Git: Teşekkür
Yazarlar, teknik yardımları için Japonya Nagoya Şehir Üniversitesi Çekirdek Laboratuvarı'ndan Bay Hiroshi Takase'ye şükranlarını sunarlar. Dr. Hossam H. Shawki, Japonya Bilimi Teşvik Derneği'nden (JSPS) Genç Bilim Adamları için Yardım Hibesi aldı, Hibe no. 19K16027.
Git: Veri kullanılabilirliği
Bu çalışmanın bulgularını desteklemek için kullanılan tüm veriler makale ve ek bilgi dosyalarında yer almaktadır.
Git: Çıkar çatışmaları
Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.
Git: Yazar katkıları
Fatma Minisy ve Hossam Shawki ilk yazarlardır.
Git: Ek Malzemeler
Ek Malzemeler
Şekil S1: Mevcut çalışmada kullanılan deneysel model. Erişkin ve adölesan erkek Wistar ratlar iki farklı grup olarak incelendi. Her grup aşağıdaki gibi üç alt gruba ayrıldı: kontrol, Tr ile tedavi edilen ve Tr/PgSE ile tedavi edilen gruplar. Kontrol grubuna ağızdan 1 ml %0.9 salin verildi. Tr ile tedavi edilen grup, sırasıyla 1., 2. ve 3. haftalarda oral olarak 20, 40 ve 80 mg/kg tramadol dozu aldı. Tr/PgSE ile tedavi edilen grup, tramadol dozuna ek olarak ağızdan 40 mg/kg PgSE aldı. Tr: tramadol. PgSE: Nar çekirdeği ekstresi. Şekil S2: düşük büyütmede yetişkin ve ergen sıçan testis bölümlerinin histopatolojisi. Tuzla tedavi edilen kontroller, PgSE ile tedavi edilen kontroller, Tr ile tedavi edilen grup ve Tr/PgSE ile tedavi edilen grup bölümleri HE boyama yoluyla incelendi. Ölçek çubukları: 100 μM. Tablo S1: Tr ile tedavi edilen ve PgSE ile birlikte tedavi edilen testis dokularının kantitatif DNA ploidisi.
Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (2,6 milyon, belge)
Git: Referanslar
1. Kumar R., Venkatesh S., Kumar M., et al. İdiyopatik oligoastenozoospermik erkeklerde oksidatif stres ve sperm mitokondriyal DNA mutasyonu. Hint Biyokimya ve Biyofizik Dergisi . 2009; 46 (6) [ PubMed ] [ Google Akademik ]
2. Saalu LC, Osinubi AA Testiküler fonksiyonun çevresel endokrin bozucuları. Afrika Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi . 2009; 8 (1):s. 11. doi: 10.4314/ajem.v8i1.57577. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
3. Sharma A. Erkek kısırlığı; insanda kanıtlar, risk faktörleri, nedenleri, tanı ve yönetimi. Klinik ve Laboratuvar Araştırmalarının Yıllıkları . 2017; 5 (3) doi: 10.21767/2386-5180.1000188. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
4. Agarwal A., Makker K., Sharma R. İnceleme makalesi: erkek faktörü kısırlığında oksidatif stresin klinik önemi: bir güncelleme. Amerikan Üreme İmmünolojisi Dergisi . 2007; 59 (1):2–11. doi: 10.1111/j.1600-0897.2007.0559.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
5. Minisy F., Massoud A., Omara E., Metwally F., Hassan N. Kabak çekirdeği ekstresinin ergen ve yetişkin erkek albino sıçanlarda tramadolün neden olduğu testis toksisitesine karşı koruyucu etkisi: hafif ve elektron mikroskobik bir çalışma. Mısır Eczacılık Dergisi . 2017; 16 (1):s. 43. doi: 10.4103/1687-4315.205828. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
6. Salarian A., Kadkhodaee M., Zahmatkesh M., et al. Opioid kullanım bozukluğu oksidatif stres ve inflamasyonu indükler: metadon idame tedavisinin zayıflatıcı etkisi. İran Psikiyatri Dergisi . 2018; 13 (1):46–54. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
7. Skrabalova J., Drastichova Z., Novotny J. Morfin, potansiyel bir oksidatif strese neden olan ajan olarak. Organik Kimyada Mini-Değerlendirmeler . 2013; 10 (4):367-372. doi: 10.2174/1570193x113106660031. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
8. Hsieh A., DiGiorgio L., Fakunle M., Sadeghi-Nejad H. Opioid kötüye kullanımı ve cinsel işlev bozukluğunda yönetim stratejileri: opioid kaynaklı androjen eksikliğinin gözden geçirilmesi. Cinsel Tıp İncelemeleri . 2018; 6 (4):618-623. doi: 10.1016/j.sxmr.2018.04.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
9. Ahmed MA, Kurkar A. Erişkin erkek sıçanlarda opioid (tramadol) tedavisinin testis fonksiyonları üzerindeki etkileri: nitrik oksit ve oksidatif stresin rolü. Klinik ve Deneysel Farmakoloji ve Fizyoloji . 2014; 41 (4):317-323. doi: 10.1111/1440-1681.12213. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
10. Leppert W., Łuczak J. Tramadolün kanser ağrısı tedavisindeki rolü-bir derleme. Kanserde Destekleyici Bakım . 2005; 13 (1):5–17. doi: 10.1007/s00520-004-0720-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
11. Lintz W., Erlaçin S., Frankus E., Uragg H. Tramadolün insan ve hayvanda biyotransformasyonu (yazarın çevirisi) Arzneimittel-Forschung . 1981; 31 (11):1932–1943. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
12. Grond S., Sablotzki A. Tramadolün klinik farmakolojisi. Klinik Farmakokinetik . 2004; 43 (13):879-923. doi: 10.2165/00003088-200443130-00004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
13. Baghishani F., Mohammadipour A., Hosseinzadeh H., Hosseini M., Ebrahimzadeh-bideskan A. Tramadol uygulamasının yetişkin sıçanlarda hipokampal hücre apoptozu, öğrenme ve hafıza üzerindeki etkileri ve krosinin nöroprotektif etkileri. Metabolik Beyin Hastalığı . 2018; 33 (3):907-916. doi: 10.1007/s11011-018-0194-6. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
14. Abdelaleem SA, Hassan OA, Ahmed RF, Zenhom NM, Rifaai RA, El-Tahawy NF Tramadol kaynaklı adrenal yetmezlik: histolojik, immünohistokimyasal, ultrastrüktürel ve biyokimyasal genetik deneysel çalışma. Toksikoloji Dergisi . 2017; 2017 :14. doi: 10.1155/2017/9815853. 9815853 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
15. Youssef SH, Zidan AHM Yetişkin erkek albino sıçanlarda akut ve kronik tramadol ilaç toksisitesinin karaciğer, böbrek ve testis fonksiyonu üzerindeki histopatolojik ve biyokimyasal etkileri. Tıbbi Toksikoloji ve Klinik Adli Tıp Dergisi . 2015; 1 :2–7. doi: 10.21767/2471-9641.10007. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
16. Faria J., Barbosa J., Leal S., et al. Tramadol veya tapentadolun etkili analjezik dozları, Wistar sıçanlarında beyin, akciğer ve kalp toksisitesini indükler. toksikoloji . 2017; 385 :38-47. doi: 10.1016/j.tox.2017.05.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
17. Awadalla EA, Salah-Eldin A.-E. Tramadol tedavisinin etkisi altında serebral korteks ve akciğer dokularında moleküler ve histolojik değişiklikler. Biyotıp ve Farmakoterapi . 2016; 82 :269-280. doi: 10.1016/j.biopha.2016.04.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
18. Fronczak CM, Kim ED, Barqawi AB Yasadışı uyuşturucu kullanımının erkek doğurganlığı üzerindeki hakaretleri. Androloji Dergisi . 2012; 33 (4):515–528. doi: 10.2164/jandrol.110.011874. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
19. Abou Elnaga A., Kassab A., Soliman G., El Shal A. Tramadolün yetişkin albino sıçanın seminifer tübülleri üzerindeki etkisinin ve geri çekilmesinin etkisinin histolojik ve immünohistokimyasal çalışması. Tanta Tıp Dergisi . 2018; 46 (1):s. 38. doi: 10.4103/tmj.tmj_85_17. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
20. El-Ghawet HA Tramadolün wistar albino sıçanların üreme fonksiyonu üzerindeki etkileri. Avrupa Deneysel Biyoloji Dergisi . 2015; 5 :56-64. [ Google Akademik ]
21. Mohamed HM, Mahmoud AM Opioid tramadol'e kronik maruziyet, sıçanlarda oksidatif hasar, iltihaplanma ve apoptoza neden olur ve serebral monoamin nörotransmiterlerini değiştirir. Biyotıp ve Farmakoterapi . 2019; 110 :239–247. doi: 10.1016/j.biopha.2018.11.141. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
22. Abdel-Salam O., Youness E., Mohammed N., El-Moneim O., Shaffie N. Citicoline, tramadolün neden olduğu oksidatif strese ve organ hasarına karşı korur. Reaktif Oksijen Türleri . 2019; 7 (20):106–120. doi: 10.20455/ros.2019.823. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
23. Abdel-Zaher AO, Abdel-Rahman MS, ELwasei FM, ELwasei FM Çörek otu yağının farelerde tramadol kaynaklı tolerans ve bağımlılığa karşı koruyucu etkisi: nitrik oksit ve oksidatif stresin rolü. NöroToksikoloji . 2011; 32 (6):725–733. doi: 10.1016/j.neuro.2011.08.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
24. Chandra J., Samali A., Orrenius S. Oksidatif stres ile apoptozun tetiklenmesi ve modülasyonu. Serbest Radikal Biyoloji ve Tıp . 2000; 29 (3-4):323-333. doi: 10.1016/s0891-5849(00)00302-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
25. Burton GJ, Jauniaux E. Oksidatif stres. En İyi Uygulama ve Araştırma Klinik Obstetrik ve Jinekoloji . 2011; 25 (3):287–299. doi: 10.1016/j.bpobgyn.2010.10.016. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
26. Mansour M., Mohamed MF, Elhalwagi A., et al. Moringa peregrina yaprakları özleri, hepatoselüler karsinomun apoptozu ve hücre döngüsü durmasını indükler. BioMed Araştırma Uluslararası . 2019; 2019 :13. doi: 10.1155/2019/2698570. 2698570 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
27. Boroushaki MT, Mollazadeh H., Afshari AR Nar çekirdeği yağı: terapötik etkileri hakkında kapsamlı bir inceleme. Uluslararası Farmasötik Bilimler ve Araştırma Dergisi . 2016; 7 (2):430–442. [ Google Akademik ]
28. El-Nemr SE, İsmail IA, Ragab M. Nar meyvesinin suyu ve tohumlarının kimyasal bileşimi. Yiyecek/Nahrung . 1990; 34 (7):601–606. doi: 10.1002/food.19900340706. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
29. Çam M., Hışıl Y., Durmaz G. Sekiz nar suyunun dört yöntemle ölçülen antioksidan kapasitelerine göre sınıflandırılması. Gıda Kimyası . 2009; 112 (3):721–726. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.06.009. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
30. Davidson MH, Maki KC, Dicklin MR, et al. Koroner kalp hastalığı için orta derecede risk taşıyan erkek ve kadınlarda nar suyu tüketiminin karotis intima-media kalınlığı üzerine etkileri. Amerikan Kardiyoloji Dergisi . 2009; 104 (7):936–942. doi: 10.1016/j.amjcard.2009.05.037. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
31. Sadeghi N., Jannat B., Oveisi MR, Hajimahmoodi M., Photovat M. İran narı ( Punica Granatum L.) tohum ekstraktlarının antioksidan aktivitesi . Tarım Bilimi ve Teknolojisi Dergisi . 2009; 11 :633-638. [ Google Akademik ]
32. Meerts IATM, Verspeek-Rip CM, Buskens CAF, et al. Nar çekirdeği yağının toksikolojik değerlendirmesi. Gıda ve Kimyasal Toksikoloji . 2009; 47 (6):1085–1092. doi: 10.1016/j.fct.2009.01.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
33. Prasad D., Kunnaiah R. Punica granatum: periodontal hastalığın tedavisinde potansiyel rolü üzerine bir inceleme. Hint Periodontoloji Derneği Dergisi . 2014; 18 (4):s. 428. doi: 10.4103/0972-124x.138678. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
34. Guo C., Wei J., Yang J., Xu J., Pang W., Jiang Y. Nar suyu, yaşlı deneklerde antioksidan fonksiyonunu iyileştirmede potansiyel olarak elma suyundan daha iyidir. Beslenme Araştırması . 2008; 28 (2):72–77. doi: 10.1016/j.nutres.2007.12.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
35. Gil MI, Tomás-Barberán FA, Hess-Pierce B., Holcroft DM, Kader AA Nar suyunun antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşim ve işleme ile ilişkisi. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2000; 48 (10):4581–4589. doi: 10.1021/jf000404a. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
36. Noda Y., Kaneyuki T., Mori A., Packer L. Nar meyve özü ve antosiyanidinlerinin antioksidan aktiviteleri: delphinidin, siyanidin ve pelargonidin. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2002; 50 (1):166–171. doi: 10.1021/jf0108765. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
37. Hemmati AA, Rezaie A., Darabpour P. Nar çekirdeği ekstresinin sıçanda bleomisin kaynaklı pulmoner fibroz üzerindeki önleyici etkileri. Jundishapur Doğal Farmasötik Ürünler Dergisi . 2013; 8 (2):76–80. doi: 10.17795/jjnpp-8821. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
38. Elfalleh W., Tlili N., Nasri N., et al. Tunus narı ( Punica granatum ) meyvelerinden elde edilen fenolik bileşiklerin ve tokoferollerin antioksidan kapasiteleri . Gıda Bilimi Dergisi . 2011; 76 (5):C707–C713. doi: 10.1111/j.1750-3841.2011.02179.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
39. Türk G., Sönmez M., Aydın M., et al. Erkek sıçanlarda nar suyu tüketiminin sperm kalitesi, spermatojenik hücre yoğunluğu, antioksidan aktivite ve testosteron düzeyi üzerine etkileri. Klinik Beslenme . 2008; 27 (2):289–296. doi: 10.1016/j.clnu.2007.12.06. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
40. Aksoy T., Wöhrmann T., Coogan TP, Uragg H. Tramadolün deneysel toksikolojisi: genel bir bakış. Toksikoloji Mektupları . 1998; 95 (1):63–71. doi: 10.1016/s0378-4274(98)00023-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
41. Paget GE, Barnes JM In: İlaç Aktivitelerinin Değerlendirilmesinde Toksisite Testleri Eczacılık . Laurence DR, Bacharach AL, editörler. Londra, Birleşik Krallık: Academic Press; 1964. [ Google Akademik ]
42. Setiadhi R., Sufiawati I., Zakiawati D., Nur'aeny N., Hidayat W., Firman DR Nar çekirdeği ekstresinin Streptococcus sanguis'e karşı büyümesinin engellenmesi : tekrarlayan aftöz stomatit nedeni. Dentomaksillofasiyal Bilim Dergisi . 2017; 2 (1):s. 7. doi: 10.15562/jdmfs.v2i1.452. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
43. Drury RAB, Wallington EA Carleton'ın Histolojik Tekniği . 5. Oxford, New York, ABD: Oxford University Press; 1980. [ Google Akademik ]
44. Danque PO, Chen HB, Patil J., Jagirdar J., Orsatti G., Paronetto F. Katı tümörlerin DNA ploidi miktar tayini için akış sitometrisine karşı görüntü analizi: altı numune hazırlama yönteminin karşılaştırılması. Modern Patoloji: ABD'nin bir Resmi Gazete ve Patoloji, Inc Kanada Akademisi . 1993; 6 (3):270–275. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
45. Singleton VL, Orthofer R., Lamuela-Raventós RM Oksidanlar ve Antioksidanlar Kısım A . Cilt 299. Amsterdam, Hollanda: Elsevier; 1999. Toplam fenollerin ve diğer oksidasyon substratlarının ve antioksidanların folin-ciocalteu reaktifi aracılığıyla analizi; s. 152–178. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
46. Zhishen J., Mengcheng T., Jianming W. Duttaki flavonoid içeriğinin belirlenmesi ve süperoksit radikalleri üzerindeki süpürücü etkileri. Gıda Kimyası . 1999; 64 (4):555–559. doi: 10.1016/s0308-8146(98)00102-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
47. Sánchez-Moreno C., Cano MP, de Ancos B., et al. Yüksek basınçlı portakal suyu tüketimi, sağlıklı insanlarda plazma C vitamini, antioksidan durumu ve inflamatuar belirteçleri etkiler. Beslenme Dergisi . 2003; 133 (7):2204–2209. doi: 10.1093/jn/133.7.2204. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
48. Singh RP, Chidambara Murthy KN, Jayaprakasha GK In vitro modeller kullanılarak nar (punicagranatum) kabuğu ve tohum ekstraktlarının antioksidan aktivitesi üzerine çalışmalar. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2002; 50 (1):81–86. doi: 10.1021/jf010865b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
49. Li Y., Guo C., Yang J., Wei J., Xu J., Cheng S. Nar kabuğu özütünün nar özü özü ile karşılaştırıldığında antioksidan özelliklerinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası . 2006; 96 (2):254–260. doi: 10.1016/j.foodchem.2005.02.033. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
50. Amakura Y., Okada M., Tsuji S., Tonogai Y. Taze ve işlenmiş meyvelerde ellagik asidin fotodiyot dizisi tespiti ile yüksek performanslı sıvı kromatografik tayini. Kromatografi A Journal of . 2000; 896 (1-2):87-93. doi: 10.1016/s0021-9673(00)00414-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
51. Pérez-Vicente A., Gil-Izquierdo A., García-Viguera C. Nar suyu fenolik bileşikleri, antosiyaninler ve C vitamininin in vitro gastrointestinal sindirim çalışması . Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2002; 50 (8):2308–2312. doi: 10.1021/jf0113833. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
52. Moghaddasi MS Zencefil (zingiber officinale): bir inceleme. Tıbbi Bitkiler Araştırma Dergisi . 2012; 6 (26) doi: 10.5897/jmpr011.787. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
53. Lansky EP, Jiang W., Mo H., et al. Anatomik olarak ayrı nar fraksiyonları ile olası sinerjik prostat kanseri baskılaması. Araştırma Yeni İlaçlar . 2005; 23 (1):11–20. doi: 10.1023/b:ilaç.00000047101.02178.07. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
54. van Elswijk DA, Schobel UP, Lansky EP, Irth H., van der Greef J. Nardaki ( Punica granatum ) östrojenik bileşiklerin kütle spektrometrisi ile birleştirilmiş çevrim içi biyokimyasal saptama kullanılarak hızlı bir şekilde derlenmesi . Fitokimya . 2004; 65 (2):233–241. doi: 10.1016/j.phytochem.2003.07.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
55. Schubert SY, Lansky EP, Neeman I. Nar çekirdeği yağı ve fermente meyve suyu flavonoidlerinin antioksidan ve eikosanoid enzim inhibisyon özellikleri. Etnofarmakoloji Dergisi . 1999; 66 (1):11–17. doi: 10.1016/s0378-8741(98)00222-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
56. Abdel Moneim AE, El-Khadragy MF, El-Khadragy MF Nar ( Punica granatum ) suyunun sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı nefrotoksisite üzerindeki potansiyel etkileri . Fizyoloji ve Biyokimya Dergisi . 2013; 69 (3):359–370. doi: 10.1007/s13105-012-0218-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
57. Beltrame FL, Cerri PS, Sasso-Cerri E. Simetidin ile indüklenen Leydig hücre apoptozu ve sıçanlarda azalmış EG-VEGF (PK-1) immüno-ekspresyonu: testiküler vaskülatür atrofisi için kanıt. Üreme Toksikolojisi . 2015; 57 :50–58. doi: 10.1016/j.reprotox.2015.05.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
58. El-Gaafarawi II Erkek sıçanlarda tramadol uygulamasının neden olduğu biyokimyasal toksisite. Mısır Hastane Tıbbı Dergisi . 2006; 23 (1) [ Google Akademik ]
59. Al-Olayan EM, El-Khadragy MF, Metwally DM, Moneim AEA Nar ( Punica granatum ) suyunun sıçanlarda karbon tetraklorür intoksikasyonuna karşı testisler üzerindeki koruyucu etkileri . BMC Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2014; 14 (1):s. 164. doi: 10.1186/1472-6882-14-164. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
60. Lanning LL, Creasy DM, Chapin RE, et al. Testiküler ve epididimal toksisitenin değerlendirilmesi için önerilen yaklaşımlar. Toksikolojik Patoloji . 2002; 30 (4):507–520. doi: 10.1080/01926230290105695. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
61. Regan SK, Rath SK Gosipol tetra-asetik asit ile tedaviden sonra fare testisinde histolojik değişiklikler. Histoloji ve Sitoloji Arşivleri . 1990; 53 (4):393-396. doi: 10.1679/aohc.53.393. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
62. Culmsee C., Mattson MP P53, nöronal apoptozda. Biyokimyasal ve Biyofiziksel Araştırma İletişimi . 2005; 331 (3):761–777. doi: 10.1016/j.bbrc.2005.03.149. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
63. Khodeary M., El-Din AS, El Kholy S. Amadol'a (tramadol hidroklorür) uzun süre maruz kaldıktan sonra yetişkin sıçanların beyinlerinin histopatolojik ve immünohistokimyasal çalışması Mansoura Adli Tıp ve Klinik Toksikoloji Dergisi . 2010; 18 (1):1–24. doi: 10.21608/mjfmct.2010.53312. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
64. Barati S., Movahedin M., Batooli H. Calligonum ekstraktının spermatogonyal kök hücreler üzerindeki in vitro antiapoptotik etkileri. Uluslararası Üreme Biyotıp Dergisi . 2018; 16 (5):335–340. doi: 10.29252/ijrm.16.5.335. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
65. Liu Q., Cen C., Fu H., et al. Coridius chinensis özütlerinin sıçanlarda manganez kaynaklı testis hasarı üzerindeki antioksidan aktivitesi. Çevresel Toksikoloji . 2019; 34 (10):1067-1073. doi: 10.1002/tox.22777. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
66. Li C., Xiao M., Li F., et al. Diyabetik retinopatide oksidatif strese bağlı mekanizmalar ve antioksidan tedavi. Oksidatif Tıp ve Hücresel Uzun Ömür . 2017; 2017 :15. doi: 10.1155/2017/9702820. 9702820 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
67. Kaushal N., Bansal MP Selenyum varyasyonunun neden olduğu oksidatif stres, P53'e bağlı germ hücre apoptozunu düzenler: HSP70-2'nin makul katılımı. Avrupa Beslenme Dergisi . 2009; 48 (4):221–227. doi: 10.1007/s00394-009-0005-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
68. Choudhury S., Ghosh S., Mukherjee S., et al. Nar, karaciğer hücrelerinde arsenik kaynaklı P53'e bağlı ROS aracılı iltihaplanma ve apoptoza karşı korur. Beslenme Biyokimyası Dergisi . 2016; 38 :25–40. doi: 10.1016/j.jnutbio.2016.09.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
69. Ayala A., Muñoz MF, Argüelles S. Lipid peroksidasyonu: malondialdehit ve 4-hidroksi-2-nonenal üretimi, metabolizması ve sinyal mekanizmaları. Oksidatif Tıp ve Hücresel Uzun Ömür . 2014; 2014 :31. doi: 10.1155/2014/360438. 360438 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
70. Tsuchiya Y., Yamaguchi M., Chikuma T., Hojo H. 4-hidroksi-2-nonenal ve 4-hidroksi-2-heksenal tarafından tetiklenen gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenazın bozulması. Biyokimya ve Biyofizik Arşivleri . 2005; 438 (2):217–222. doi: 10.1016/j.abb.2005.04.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
71. Lamirande E. De, Gagnon C. Reaktif oksijen türleri ve insan spermatozoası. Androloji Dergisi . 1992; 13 (5):368–378. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
72. Bansal AK, Bilaspuri GS Oksidatif stresin ve antioksidanların meni fonksiyonları üzerindeki etkileri. Veteriner Tıbbı Uluslararası . 2011; 2011 :7. doi: 10.4061/2011/686137. 686137 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
73. Tahan V., Ozaras R., Canbakan B., et al. Melatonin, sıçanlarda dimetilnitrozamin kaynaklı karaciğer fibrozunu azaltır. Epifiz Araştırmaları Dergisi . 2004; 37 (2):78–84. doi: 10.1111/j.1600-079x.2004.00137.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
74. Enders GC, Kahsai TZ, Lian G., Funabiki K., Killen PD, Hudson BG Fare testisinin seminifer tübül hücre dışı matris bileşenlerinde gelişimsel değişiklikler: spermatogenezin başlangıcında eksprese edilen a 3(IV) kollajen zinciri. Üreme Biyolojisi . 1995; 53 (6):1489–1499. doi: 10.1095/biolreprod53.6.1489. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
75. Amaral JD, Xavier JM, Steer CJ, Rodrigues CM P53'ün apoptozdaki rolü. keşif Tıbbı . 2010; 9 (9):145–152. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
76. Pacheco-Palencia LA, Noratto G., Hingorani L., Talcott ST, Mertens-Talcott SU, Mertens-Talcott SU Ultraviyole ışınlanmış insan derisi fibroblastlarında standartlaştırılmış narın ( Punica granatum L.) polifenolik ekstraktının koruyucu etkileri . Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2008; 56 (18):8434-8441. doi: 10.1021/jf8005307. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
77. Tungmunnithum D., Thongboonyou A., Pholboon A., Yangsabai A. Farmasötik ve tıbbi açıdan tıbbi bitkilerden flavonoidler ve diğer fenolik bileşikler: genel bir bakış. İlaçlar . 2018; 5 (3):s. 93. doi: 10.3390/ilaçlar5030093. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
78. Babbar N., Oberoi HS, Sandhu SK Meyve kalıntılarından ekstrakte edilen biyoaktif bileşiklerin terapötik ve nutrasötik potansiyeli. Gıda Bilimi ve Beslenmede Eleştirel İncelemeler . 2015; 55 (3):319–337. doi: 10.1080/10408398.2011.653734. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
79. Alves CQ, David JM, David JP, Bahia MV, Aguiar RM Antioksidanları in vitro olarak belirleyen yöntemler. Química Nova . 2010; 33 (10):2202–2210. doi: 10.1590/s0100-40422010001000033. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
80. Rosenblat M., Hayek T., Aviram M. Diyabetik hastalarda nar suyu (PJ) tüketiminin serum ve makrofajlar üzerindeki antioksidan etkileri. Ateroskleroz . 2006; 187 (2):363–371. doi: 10.1016/j.ateroskleroz.2005.09.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
81. Mansour SW, Sangi S., Harsha S., Khaleel MA, İbrahim ARN Zeytinyağı, çörek otu yağı ve nar özüne karşı erkek sıçanların doğurganlığı duyarlılığı. Asya Pasifik Tropikal Biyotıp Dergisi . 2013; 3 (7):563–568. doi: 10.1016/s2221-1691(13)60114-8. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
82. Dkhil MA, Al-Quraishy S., Moneim AEA Nar ( Punica granatum L.) suyu ve metanolik kabuk özütünün erkek sıçanların testisleri üzerindeki etkisi. Pakistan Zooloji Dergisi . 2013; 45 :1343-1349. [ Google Akademik ]
83. Abdou HS Nar ön işleminin erkek sıçanlarda karbon tetraklorür (CCl 4 ) ile indüklenen genotoksisite ve hepatotoksisite üzerindeki etkisi . Tıbbi Bitkiler Araştırma Dergisi . 2012; 6 (17) doi: 10.5897/jmpr12.217. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
84. Guo S., Deng Q., Xiao J., Xie B., Sun Z. Nar ekstraktlarının antioksidan aktivitesinin değerlendirilmesi ve kemilüminesans yöntemiyle DNA hasar etkisinin önlenmesi. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2007; 55 (8):3134-3140. doi: 10.1021/jf063443g. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
85. Thring, Tamsyn SA, Hili P., Naughton DP 21 bitkiden elde edilen ekstraktların anti-kollajenaz, anti-elastaz ve antioksidan aktiviteleri. BMC Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2009; 9 (1):s. 27. doi: 10.1186/1472-6882-9-27. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
86. Wolfe KL, Kang X., He X., Dong M., Zhang Q., Liu RH Yaygın meyvelerin hücresel antioksidan aktivitesi. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2008; 56 (18):8418-8426. doi: 10.1021/jf801381y. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
87. Borland K. Kültürlenmiş sıçan sertoli hücreleri tarafından hücre dışı matris bileşenlerinin üretimi. Üreme Biyolojisi . 1986; 35 (4):997–1008. doi: 10.1095/biolreprod35.4.997. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
88. Skinner MK, Tungau PS, Fritzau IB Ekstrasellüler matriks bileşenlerinin üretimi ve birikiminde sertoli hücreleri ve testiküler peritübüler hücreler arasındaki işbirliği. Hücre Biyolojisi Dergisi . 1985; 100 (6): 1941–1947. doi: 10.1083/jcb.100.6.1941. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
89. Wei X., Fang R., Yang Y., et al. Nar kabuklarından ve tohumlarından elde edilen ekstraktların sıçanlarda karbon tetraklorürün neden olduğu karaciğer fibrozu üzerindeki koruyucu etkileri. BMC Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2015; 15 :s. 389. doi: 10.1186/s12906-015-0916-9. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]Yorum yap
-
Nar ( Punica granatum L.) tohumu ve yağı alınmış tohum ekstraktlarının antioksidan ve antiradikal özelliklerinin değerlendirilmesi
Shadi Basiri
Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
Soyut
Nar tohumları, fenoller gibi fonksiyonel bileşikler içeren Nar suyu endüstrilerinin yan ürünleridir. Bu çalışmanın amacı, Nar çekirdeği ve yağı alınmış Nar çekirdeğinden ekstraksiyon üzerine solventlerin etkisini değerlendirmek ve verim ekstraktı ile fenolik içeriği ve antioksidan özelliklerini ölçmektir. Bu amaçla, tohumlar ve yağı alınmış tohumlar sırasıyla meyvelerden ve tohumlardan soğuk pres ile doğrudan izole edilmiş, daha sonra ezilmiş ve su, metanol, aseton, etil asetat ve heksan gibi farklı çözücüler ile ekstrakte edilmiş ve son olarak ekstraktları değerlendirilmiştir. Ekstraktların fenolik bileşikleri, ferrik indirgeyici-antioksidan gücü ve radikal süpürücü özellikleri ölçülmüştür. Sonuçlar, en yüksek ekstraksiyon verimlerinin sırasıyla tohum ve yağı alınmış tohum ekstraksiyonunda Heksan ve Aseton çözücüler için olduğunu gösterdi. En yüksek fenolik içerik Metanol tohum ekstraktından elde edilmiştir. Azaltma aktivitesi testi, Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış metanol özlerinin en yüksek indirgeme kuvvetine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Radikal süpürücü aktivitenin sonuçları, aktivite sonuçlarını azaltanlara benzerdi. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti.
Anahtar Kelimeler: Nar çekirdeği, Antioksidan, Radikal süpürücü aktivite, İndirgeme gücü, Oksidatif stabilite
Git: Tanıtım
Nar ( Punica granatum L. ) Orta Doğu ve Hindistan kökenli tropikal ve subtropikal bölgelerin önemli bir meyvesidir ve yüzyıllardır eski kültürlerde tıbbi amaçlı olarak kullanılmıştır (Longtin 2003 ).
Nar, meyve suyu, jöle, aroma ve ekstrakt olarak taze ve işlenmiş olarak tüketilmektedir. Narın antivirüs, antioksidan ve antikanser aktiviteler sergilediği yaygın olarak bildirilmektedir (Faria ve ark. 2006 ; Faria ve ark. 2007 ; Adhami ve Mukhtar 2006 ).
Son birkaç yıldır bilimsel araştırmalar Nar meyvesinin farklı kısımlarının kullanımı için bazı güvenilir bilgiler ortaya koydu (Aslam ve diğerleri 2006 ; Singh ve diğerleri 2002 ). Nar taneleri, Nar suyu endüstrilerinin yan ürünleridir. Nar çekirdeği, güçlü antioksidanlara, anti-inflamatuar bileşiklere, E vitaminine, sterollere, fenollere ve punisik asit ve doğal östrojenler (estradiol, estron andestriol) gibi yüksek miktarlarda değerli yağ asitlerine sahiptir (Fadavi ve ark. 2006 ; Lansky ve Newman 2007 ). Antioksidan, oksitlenebilir bir substratınkiyle karşılaştırıldığında düşük konsantrasyonlarda mevcut olduğunda, o substratın oksidasyonunu önemli ölçüde geciktiren veya önleyen herhangi bir madde olarak tanımlanır (Halliwell 1995).). Birçok çalışma meyve ve sebzelerde bulunan askorbik asit, karotenoidler, flavonoidler, hidrolize olabilen tanenler gibi antioksidanların çeşitli hastalıkların oluşmasının önlenmesinde önemli bir rol oynadığını göstermiştir (Huxley ve Neil 2003 ; Knekt ve ark. 2002 ; Lampe 1999 ). Nar meyvesinde antioksidan özellikler, punikalagin izomerleri, ellagik asit türevleri ve antosiyaninler (delphinidin, siyanidin ve pelargonidin 3-glukozitler ve 3,5-diglukozitler) dahil olmak üzere Narın farklı kısımlarında bulunan çeşitli fenolik bileşiklerle ilişkili olabilir. Bu bileşikler, serbest radikalleri temizleme ve in vitro lipid oksidasyonunu önleme özellikleriyle bilinir (Noda ve ark. 2002).). Narın antioksidan aktivitesi, tipik olarak, bütün Narlardan elde edilen ticari meyve sularında, sadece armutlardan elde edilen deneysel meyve sularından daha yüksektir (Gil ve diğerleri, 2000 ). Son zamanlarda, doğal antioksidanlar tıbbi ve gıda uygulamaları için çok popüler hale geldi ve tüketiciler tarafından BHA ve BHT gibi sentezlenmiş antioksidanlardan daha çok tercih ediliyor (Lapornik ve diğerleri 2005 ; Landbo ve Meyer 2001 ; Spigno ve De Faveri 2007).). Ekstraksiyon, bu antioksidan bileşiklerin meyvelerden ticari izolasyonunda ilk adımdır. Nar gibi meyvelerin farklı kısımlarında çok miktarda belirli farmasötik, nutrasötik ve antioksidan bileşenlerin bulunması nedeniyle, gıda endüstrisinde bu bileşenleri elde etmek için çözücü türü çok talep edilmektedir.
Buna göre, bu çalışmanın amacı, farklı polariteye sahip çözücülerin Nar çekirdeği (PS) ve Nar yağı alınmış nar çekirdeğinden (PDS) ekstraksiyon üzerindeki etkisini verim özü, fenolik içerik, in vitro antioksidan aktivite ve geciktirme yeteneği ölçerek değerlendirmektir. bir gıda yağı modelinde oksidasyon.
Git: Malzemeler ve yöntemler
Malzemeler
Olgun Narlar ( Punica granatum L. var. Malas Sabzevar ) İran'ın Horasan eyaleti Sabzevar Tarımsal Araştırma İstasyonu'ndaki Nar bahçesinde yetişen ağaçlardan toplandı. Her meyvenin ortalama ağırlığı 250 gr ve meyve suyunun tadı ekşi-tatlıdır. Nar taneleri (PS), yumuşak pamukla preslenerek meyvelerden doğrudan izole edildi ve daha sonra yapışan Nar etini çıkarmak için yıkandı ve son olarak 25 °C'de 24 saat boyunca fırında kurutuldu. Nar Yağı Alınmış Tohumlar (PDS), kurutulmuş Nar tohumlarından, yağları soğuk presle çıkarıldıktan sonra üretildi. Daha sonra sonraki testler için -18 °C'de saklandı.
Rafine ve antioksidan içermeyen Soya yağı Shadgol yemeklik yağ fabrikasından (Neyshabor-İran) satın alındı.
Tüm kimyasallar ve çözücüler analitik reaktif sınıfındaydı ve Merck (Darmstadt, Almanya) ve Sigma Aldrich'ten (St. Louis, MO) satın alındı.
Nemli içerik
PS ve PDS'nin nem içeriği, AOAC yöntemi No. 984.25 (AOAC 2005 ) kullanılarak hesaplandı .
Yağ içeriği
AOAC yöntemi No. 963.15 tarafından açıklanan Soxhlet yöntemi, yağı petrol eteri (40–60 °C) ile 8 saat boyunca çıkarmak için kullanıldı (AOAC 2005 ).
Asit değeri (AV)
AV, AOCS resmi yöntemi cd 3d-63'e (AOCS 1993 ) göre belirlendi.
Peroksit değeri (PV)
PV, Uluslararası Süt Ürünleri Federasyonu'nun spektrofotometrik yöntemiyle (tiyosiyanat yöntemi) ölçüldü (Shantha ve Decker 1994 ).
Oksidatif stabilite indeksi (OSI)
OSI, bir Rancimat cihazı (Model 743; Metrohm Ltd., Herisau, İsviçre) ile belirlendi. Oksidasyon, 3 g yağ numunesi ile 110 °C sıcaklıkta, 15 l/h hava akış hızında gerçekleştirilmiştir (Farhoosh 2007 ).
Toplam fenol (TP) içeriği
TP içeriğinin tespiti, Capannesi ve diğerleri tarafından tarif edildiği gibi Folin-Ciocalteau reaktifi kullanılarak spektrofotometrik olarak yapıldı. ( 2000 ). 0,04-0,40 mg/ml konsantrasyon aralığında Metanol içinde Gallik asit kalibrasyon eğrisi gerçekleştirilmiştir.
Nar çekirdeği özlerinin hazırlanması
Temiz ve kuru PS (%17.33 yağ) ve PDS (%2.02 yağ), 0.5 mm'den daha küçük bir partikül boyutuna ezildi. Tohum tozu çözücü ile 1:10 (a/h) oranında karıştırıldı. Çözücüler Su, Metanol, Aseton, Etil asetat ve Heksandı. Tohumların oda sıcaklığında çözücü içinde 24 saat çalkalanmasından sonra, bir Whatman No.1 filtre kağıdından vakumla süzme kullanılarak sıvı katıdan ayrıldı. Kalıntılar aynı çözücü ile yeniden ekstre edildi. Tüm ekstraktlar 60 °C'de vakum altında konsantre edildi ve konsantreler kurutuldu, kurutuldu ve sonraki analizler için -18 °C'de saklandı. Verim özü, aşağıdaki denklem kullanılarak hesaplandı (solventlerle tohum ekstraksiyonu 3 tekrarda yapıldı):
Ekstraksiyon verimi( % ) = (kuru ekstrakt ağırlığı × 100)/(tohum tozunun başlangıç ağırlığı)
Nar çekirdeği ekstrelerinin antioksidan özelliklerinin değerlendirilmesi
Saf bileşiklerin ve bitki özlerinin antioksidan kapasitesini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Antiradikal kapasiteyi ölçmek için en sık kullanılan tekniklerden biri, çöpçü bileşiklerin eklenmesiyle 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikallerinin tükenmesidir. Bu eşleşmemiş elektronu radikal rengin kaybolması için yakalamak için ham özütlerin yeteneğini belirler. Bu, antioksidandan türetilen daha az reaktif türlerin oluşumuna yol açacaktır (Brand-Williams ve diğerleri, 1995 ). Gıdaların toplam antioksidan içeriğini, örneğin plazmanın demiri indirgeme kabiliyetini (FRAP) değerlendirmek için kullanılan birçok tahlil vardır. FRAP tahlili, Fe 3+ /Fe'nin indirgeme potansiyelinin altında bir indirgeme potansiyeline sahip antioksidanları doğrudan ölçer2+ çift (Halvorsen ve diğerleri 2002 ). Bu nedenle ekstraktların antioksidan özellikleri DPPH ve FRAP olmak üzere iki yöntem kullanılarak belirlendi. Bu yöntemler, Nar çekirdeği ekstraktlarının antioksidan aktivitesini değerlendirmek için hızlı ve doğru yöntemler gibi görünmektedir.
DPPH radikalleri temizleme aktivitesi
Nar çekirdeği ekstrelerinin DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) radikali yakalama aktivitesi, Singh ve ark. ( 2002 ) küçük değişikliklerle. Kısaca, sırasıyla 0,49 ml Metanolik ve 0,39 ml DPPH Metanolik çözeltisine (4 mg/100 ml) çeşitli konsantrasyonlarda 0,1 ml Nar çekirdeği ekstresi ilave edildi. Daha sonra karışımlar kuvvetlice vortekslendi ve karanlıkta 60 dakika beklemeye bırakıldı. Son olarak bu karışımların absorbansları 512 nm'de bir spektrofotometre kullanılarak ölçüldü. Radikal yutma faaliyeti (EC% 50'sini temin numune konsantrasyonu 50 ) lineer regresyon analizi interpolasyon yoluyla elde edildi. Düşük AT 50 daha yüksek bir radikal süpürücü etkinliğini gösterir.
FRAP tahlili
Plazmanın demiri indirgeme yeteneğini ölçen basit, otomatik bir test olan FRAP testi, “antioksidan gücü” değerlendirmek için yeni bir yöntem olarak sunulmaktadır. Düşük pH'da demirden demire iyon indirgemesi, renkli bir demir-tripiridiltriazin kompleksinin oluşmasına neden olur. FRAP değerleri, bilinen konsantrasyonda demir iyonları içerenler ile test reaksiyon karışımlarında 593 nm'de absorbans değişimi karşılaştırılarak elde edilir. Ferrik indirgeyici-antioksidan güç testi, Benzie ve Strain'e ( 1996 ) göre yapıldı. Asetat tamponu (0.3 M, pH 3.6) 3.1 g Cı çözülmesiyle hazırlanmıştır 2 H 3 O 2 Na · 3H 21 litre distile su içinde O ve 16 ml asetik asit. TPTZ (2,4,6-tripiridil-S-triazin) çözeltisi, 23.4 mg TPTZ'nin 7.5 ml 40 mM HCl çözeltisi içinde çözülmesiyle hazırlandı. Ferrik solüsyonu (20 mM) FeCI kullanılarak hazırlandı 3 · 6H 2 : 1: son çalışma sıkı bağlamak reaktifi 10 bir oranda asetat tamponu, TPTZ ve demir solüsyon karıştırılarak bir taze hazırlanan O 1 ve 37 ° C'ye kadar ılıtıldı . Her özütün alikuotları (200 ul) 1.8 ml FRAP reaktifi ile karıştırıldı ve reaksiyon karışımının absorbansı, 37 °C'de 10 dakika inkübasyondan sonra 593 nm'de ölçüldü (Faithong ve Benjakul 2012 ). Kalibrasyon eğrisi için FeSO 4 ·7H 2 O'nun (0–1.000 μmol/l) sulu standart çözeltileri kullanıldı.
Tohum ekstraktının antioksidan etkinliği
Farklı Nar çekirdeği ekstraktlarının aynı miktarları (%2 W/W) saflaştırılmış ve antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağına eklenmiş ve daha sonra termal direnç (oksidatif stabilite) testine tabi tutulmuş 2.6 bölümünde anlatılmıştır.
Soya fasulyesi yağının saflaştırılması ve hazırlanması
Model sistem yağında tohum ekstraktının antioksidan etkinliğini değerlendirmek için doğal antioksidan yağın çıkarılması gerekir. Bu pourpos için, katkı maddesi sentetik antioksidanlar içermeyen 200 g ticari rafine Soya yağı, kullanımdan hemen önce 3 saat boyunca 200°C'de aktive edilmiş alüminyum oksit 60'tan (100 g, aktif, nötr) geçirildi. Alümina kolonu (25 cm x 2.5 cm id) ve toplama kapları alüminyum folyoya sarılmış ve yağ, solvent olmadan emme yoluyla kolondan çekilmiştir. Bu prosedür, soya fasulyesi yağındaki olası antioksidanların tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamak için iki kez tekrarlandı. istatistiksel analiz
Veriler ortalama ± standart sapma olarak bildirildi. Her veri, 3 ekstraksiyondan oluşan karışık numunenin kimyasal analizinde 3 tekrarlamanın ortalamasıdır. Örnekler arasındaki anlamlı farkı belirlemek için Duncan testi eşliğinde varyans analizi (ANOVA) yapıldı ( p < 0.01).
Git: Sonuçlar ve tartışma
PS'nin nem ve yağ içerikleri ile Nar çekirdeği yağının (PSO) bazı özellikleri Tablo'da sunulmuştur.
1. tablo 1
Nar çekirdeği (PS) ve Nar çekirdeği yağının (PSO) kimyasal özellikleri1 Ortalama ± SD ( n = 3)not Nemli içerik (%) 3,75 ± 0,200 1 Yağ içeriği (% dwb) 2 17.33 ± 1.330 PSO Peroksit değeri (meq g O 2 /Kg yağ) 3 0.79 ± 0.190 Oksidatif stabilite indeksi (h) 3.03 ± 0.150 Serbest yağ asidi (mg NaOH/g yağ) 0,56 ± 0,010
2 Kuru ağırlık tabanı
3 O Mili eşdeğeri gram 2 yağ her Kg
PS ve PDS ekstraksiyon verimliliğinin karşılaştırılması
Tablo 2PS ve PDS'den her bir özütün verimini gösterir. PS'nin heksan ekstraksiyonu ve PDS'nin Aseton ekstraksiyonu maksimum verim verirken, su ekstraktı minimum verim verdi. PS önemli miktarda yağa sahiptir, bu nedenle en yüksek özüt verimi Heksan çözücüsüne aittir, PS yağ özütlemesinden sonra en yüksek özütleme verimi Aseton çözücüsü ile elde edilmiştir. Asetonun polaritesi orta düzeydedir, bu nedenle hem polar (fenolik bileşikler vb.) hem de inpolar (yağ ve yan ürünleri) bileşikleri çözebilir.
Tablo 2
Ekstrakt verimi, yarı maksimum etkili antioksidan konsantrasyonunun değeri (EC 50 ) ve Nar çekirdeği (PS) ve Nar yağı alınmış nar çekirdeğinin (PDS) farklı çözücü ekstraktlarının Ferrik indirgeme gücü*PS sütunundaki farklı küçük harf üst simgeler ve PDS sütunundaki büyük harf üst simgeler önemli farkı gösterir ( P < 0.01)Suçlu 5.0 ± 0.07 # e* 4,5 ± 0,06 F* 0,30 ± 0,015 e 0,32 ± 0,022 D 217.3 ± 0.21 b 207.6 ± 0.23 B Metanol 6,1 ± 0,06 gün 6,3 ± 0,05 E 0.15 ± 0.003 f 0.19 ± 0.006 E 557,0 ± 0,37 bir 721,8 ± 0,35 A aseton 14,9 ± 0,09 c 10,1 ± 0,11 A 0,34 ± 0,002 gün 0,24 ± 0,008 E 40,7 ± 0,29 cd 155.1 ± 0.21 C bütanol 17,0 ± 0,11 b 9,0 ± 0,08 B 1,77 ± 0,010c 1,69 ± 0,008 C 59,3 ± 0,27 c 60,5 ± 0,11 D Etil asetat 15,0 ± 0,08 c 8,6 ± 0,09 C 2.01 ± 0.055 b 1,83 ± 0,015 B 22,2 ± 0,19 gün 35,1 ± 0,18 DE heksan 17,9 ± 0,09 bir 7,9 ± 0,06 D 4,23 ± 0,067 bir 3,88 ± 0,081 A 6,4 ± 0,11 gün 9,9 ± 0,17 E
# Ortalama ± SD ( n = 3)
Toplam fenolik içerik
PS ekstraktlarının toplam fenolik içerikleri (TPC) ölçüldü (Tablo 3). Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, Etil asetat ve su gibi çözücülerle karşılaştırıldığında, Nar ve Narenciyeden elde edilen Metanol ekstraktında ekstrakte edilebilir fenolik bileşiklerin veriminin en yüksek olduğu bildirilmiştir (Haminiuk ve ark. 2012 ; Jayaprakasha ve Patil 2007 ; Singh ve ark. . 2002 ; Wang ve ark. 2011 ). Ayrıca meyvelerden fenolik bileşiklerin ekstraksiyonu genellikle Metanol veya sulu Metanol ile gerçekleştirilir (Sultana ve diğerleri 2009 ; Ghasemzadeh ve diğerleri 2011 ). Ortalama karşılaştırmanın sonucu (Tablo 3) Nar çekirdeğinin metanol ekstraktının diğer çözücülerden önemli ölçüde daha yüksek olduğunu, yani literatürle uyumlu olduğunu göstermektedir.
Tablo 3
Nar çekirdeğindeki toplam fenolik bileşikler*Sütundaki farklı küçük harfli üst simgeler, önemli farkı gösterir ( P < 0.01)Su 22.61 ± 0.391 # b* Metanol 27.93 ± 0.301a aseton 3,41 ± 0,043 c bütanol 0,57 ± 0,002 gün Etil asetat 0,37 ± 0,010 gün heksan 0,29 ± 0,016 gün
# Ortalama ± SD ( n = 3)
Singh et al. ( 2002 ), Etil asetat, Metanol ve Su kullanarak Nar (Punica granatum) kabuklarından ve tohumlarından antioksidan bakımından zengin fraksiyonları çıkardı. Nar kabuğunun metanol özütünün tüm özler arasında en yüksek antioksidan aktiviteye sahip olduğunu bildirmişlerdir. Razali et al. ( 2012 ), Tamarindus indica L' nin yapraklarından, tohumlarından, damarlarından ve derilerinden antioksidan fenoliklerin ekstraksiyonunda farklı polaritelere sahip çözücülerin etkisini inceledi . Antioksidan fenoliklerin ekstraksiyonu için çözücülerin etkinliklerinin şu sırayla olduğunu bulmuşlardır: Metanol > Etil asetat > Heksan. Tabloya göre 3, sonuçlar, fenolik bileşiklerin ekstraksiyonu için çözücülerin etkinliklerinin, Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan sıralamasında olduğunu gösterdi, bu Razali ve Singh'in bulgularıyla doğrulandı. Fenol antioksidan indeksinin meyve ve sebzelerdeki antioksidanların kalite ve miktarının birleşik bir ölçümü olduğu gözlemlenmiştir (Vinson ve ark. 1998 ). Bu çalışmada, bu tahlildeki ekstrelerin tepkileri, PS'den altı ekstrede bulunan fenoliklerin miktarına atfedilebilir.
Bununla birlikte, PS'nin Metanol özütü en yüksek fenolikleri verdi ve Hekzan özütü minimum fenolik gösterdi. TPC'deki bu farklılıklar, ekstraksiyon yöntemleri arasındaki farktan kaynaklanıyor olabilir; aslında, PS ekstraktlarının fenolik içeriğinin, kullanılan solvent tipinin yanı sıra ekstraksiyon koşullarına da güçlü bir şekilde bağlı olması beklenmektedir (Maheshu ve diğerleri, 2012 ; Yasoubi ve diğerleri. 2007).). Çözünürlük fenolik bileşikler, çözücülerin polaritesine bağlıdır. Su ve Metanol gibi polar çözücülerde iyi çözülürler ve Heksan gibi polar olmayan çözücülerle özütlenmezler. Bu nedenle, PS'nin Heksan çözücü ile ekstrakte edilen yağı, az miktarda fenolik bileşik (0.29 mg/kg) içerir ve fenolik bileşiklerin çoğu tohumda kalır. Dolayısıyla PDS değerli fenol kaynağıdır. Fenoller, örneğin anti-bakteriyel, anti-inflamatuar ve anti-alerjik maddeler gibi faydalı biyoloji etkileri olan ikincil bitki metabolitleridir (Koshihara ve diğerleri, 1983 ). Etkilerinin en önemlisi, güçlü antioksidan olarak belgelenmiş etkileridir (Formica ve Regelson 1995 ; Rice-Evans ve diğerleri, 1996).). Bu nedenle, çeşitli araştırmalar fenolik bakımından zengin bitkilerin aynı zamanda güçlü antioksidanlar olduğunu gösterdiğinden, bitkilerin antioksidan potansiyelini araştırırken hem fenolik içeriği hem de antioksidan aktivitelerini ölçmek yaygın bir uygulamadır (Maisuthisakul ve ark. 2007 ; Razali ve ark. 2008 ).
Radikal süpürücü aktivite (DPPH testi)
PS ve PDS ekstraktlarının antiradikal aktiviteleri (serbest radikal süpürücü), Tabloda sunulan DPPH yöntemi kullanılarak belirlendi. 2. Sonuçlar, en yüksek antiradikal potansiyeli ug analit olarak, PS ve PDS'nin metanol ekstreleri gözlenmiştir düşündürmektedir (EC 50 (PS) 0.14 ve AT = 50 (PDS) = 0.19 ug / g) eklenmiştir. EC daha düşük bir değer 50 daha yüksek bir antioksidan aktivite gösterir. Katalinic ve ark. ( 2010 ) antioksidanların kararlı serbest DPPH radikallerini iki ana mekanizma ile etkisiz hale getirebildiğini veya temizleyebildiğini: elektron transferi yoluyla indirgeme veya paralel olarak da meydana gelebilecek hidrojen atomu transferi yoluyla ve sterik erişilebilirlik reaksiyonun ana belirleyicilerinden biridir. DPPH için farklılıklar (EC 50) arasındaki fark muhtemelen analiz edilen ekstraktların polifenolik içeriklerindeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir.
Son zamanlarda, Amarowicz ve ark. ( 2000 ), kanola ve kolza tohumu kabuklarından ekstrakte edilen tanenlerin, DPPH radikallerine karşı yüksek bir temizleme etkinliği sergilediğini bildirdi. Bu tür bir radikal süpürücü aktivite tohum ekstraktları, fenoliklerin aromatik halkalarındaki hidroksil gruplarının ikamesi ile ilgili olacak ve böylece hidrojen bağışlama yeteneklerine katkıda bulunacaktır (Brand-Williams ve diğerleri, 1995 ).
Ferrik indirgeme/antioksidan güç (FRAP testi)
Antioksidanlar indirgeyiciler olarak açıklanabilir ve oksidanların indirgeyiciler tarafından etkisizleştirilmesi, bir reaksiyon türünün (oksidan) diğerinin oksidasyonu pahasına indirgendiği redoks reaksiyonları olarak tanımlanabilir. FRAP tahlili, reaksiyon ortamındaki herhangi bir maddenin antioksidan etkisini indirgeme yeteneği olarak ölçer. PS ve PDS ekstraktlarının antioksidan potansiyeli, TPTZ-Fe(III) kompleksini TPTZ-Fe(II) kompleksine indirgeme yeteneklerinden tahmin edildi. PS ve PDS Metanol özleri, tüm PS ve PDS özlerinde en yüksek FRAP antioksidan aktivitesini gösterdi (Tablo 2). Artan ekstrakte edilebilir toplam fenolik konsantrasyonu, FRAP aktivitesinin nispi etkinliğini sergiledi. Guava meyve özlerinde de benzer sonuçlar rapor edilmiştir (Jimènez-Escrig ve diğerleri 2001 ). Yen ve Duh 1993 ve Siddhuraju ve Becker 2003 , sırasıyla Hint laburnumunun Fıstık kabuğundan ve gövde kabuğundan ekstrakte edilen biyoaktif bileşiklerin (esas olarak düşük ve yüksek moleküler fenolikler) indirgeme gücünün antioksidan aktivitelerle ilişkili olduğunu bildirmiştir. Oksidatif kararlılık özleri
Bu çalışmada, antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağının oksidatif stabilite indeksi (OSI) üzerine PS ekstraktlarının eklenmesinin etkileri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, antioksidan içermeyen soya fasulyesi yağına (boş numune) Metanol özütünün en yüksek OSI'ye (6,2 saat) sahip olduğunu gösterdi (Tablo 4). Su özütü, polar antioksidan bileşen içeriyordu, ancak yağda çözünmez, bu nedenle, antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağı ve su özütü karışımının OSI'si, antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağının (boş) OSI'sinden daha düşüktü. Aseton, Bütanol, Etil asetat ve Heksan gibi polaritesi daha az olan ekstraktların yağa ilavesi, antioksidan içermeyen Soya yağının OSI'sini azaltmıştır. Ekstraktlarda biraz PSO vardı. PSO, kararsız bir yağdır (%80 Punicic asit, C 18:3 ). Bu nedenle antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağına PSO eklenmesi yağın oksidasyonunu kolaylaştırmış ve kısa raf ömrüne sahip ürün elde edilmesini sağlamıştır.
Tablo 4
%2 (W/W) farklı tohum ekstraktları eşliğinde antioksidan içermeyen soya fasulyesi yağının oksidatif stabilitesi*Sütundaki farklı küçük harfli üst simgeler, önemli farkı gösterir ( P < 0.01)Antioksidan içermeyen Soya fasulyesi yağı (boş) 4,4 ± 0,01 # c* boş + Su özü 3,8 ± 0,02 gün boş + Metanol özü 6,2 ± 0,02 bir boş + Butanol özü 3,7 ± 0,01 gün boş + Aseton özü 3.4 ± 0.06 e boş + Etil asetat özü 3,1 ± 0,03 f boş + Heksan özü 2,8 ± 0,03 gr boş + BHT** 5,1 ± 0,05 b
# Ortalama ± SD ( n = 3)
** Yağlarda/yağ ürünlerinde antioksidan özelliklere sahip bir gıda katkı maddesi olarak kullanılan BHT bütillenmiş hidroksitoluen
Git: Çözüm
Nar çekirdeği fenolik bileşiklerin ekstraksiyonu için potansiyel bir kaynaktır. Fenoller, Nar çekirdeğinde yağ ekstraksiyonundan sonra tohumda kalan antioksidan özelliği yüksek ana bileşiklerdir. Nar çekirdeğinin fonksiyonel ve besleyici olarak gıda, ilaç ve kozmetik endüstrilerinde geniş bir uygulama alanına sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Nar çekirdeğinin metanol özleri, en yüksek antioksidan ve antiradikal aktiviteye sahipti, bu içerikler önemli ölçüde korele idi ( p < 0.01). Sonuçlarımız ayrıca antioksidan içermeyen yağa Nar çekirdeği Metanol ekstraktının eklenmesinin termal direncin (oksidatif stabilite) artmasına yol açtığını doğrulamaktadır. Tohum suyu özütü, ikinci önemli seviyeydi ve ekonomik olarak uygulanabilir.
Git: Referanslar- Adhami VM, Muhtar H. Prostat kanserinin önlenmesi için yeşil çay ve nardan polifenoller. Serbest Radic Res. 2006; 40 (10):1095–1104. doi: 10.1080/10715760600796498. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Amarowicz R, Naczk M, Shahidi F. Kanola ve kolza tohumu kabuklarının ham tanenlerinin antioksidan aktivitesi. J Am Oil Chem Soc. 2000; 77 :957-961. doi: 10.1007/s11746-000-0151-0. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- AOAC. Resmi Analitik Kimyagerler Derneği'nin resmi analiz yöntemleri. VA: Anal Chem Inc.'den Doç.; 2005. [ Google Akademik ]
- AOCS. Amerikan Petrol Kimyagerleri Derneği'nin Resmi Yöntemleri ve Önerilen Uygulamaları. Yöntem Aa 6–38. 4. Champaign: Toplum; 1993. [ Google Akademik ]
- Aslam MN, Lansky EP, Varani J. Bir kozmetik kaynak olarak Nar: Nar fraksiyonları, insan deri hücrelerinde proliferasyonu ve prokollajen sentezini teşvik eder ve matris metalloproteinaz-1 üretimini engeller. J Etnofarmakol. 2006; 103 :311–318. doi: 10.1016/j.jep.2005.07.027. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Benzie IFF, Soy JJ. Antioksidan gücün bir ölçüsü olarak plazmanın ferrik indirgeme yeteneği (FRAP): FRAP tahlili. Anal Biyokimya. 1996; 239 :70-76. doi: 10.1006/abio.1996.0292. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Brand-Williams W, Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanılması. LWT Gıda Bilimi Teknol. 1995; 28 (1):25–30. doi: 10.1016/S0023-6438(95)80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Capannesi C, Palchetti I, Mascini M, Parenti A. Zeytinyağlarında polifenol tespiti için elektrokimyasal sensör ve biyosensör. Gıda Kimyası 2000; 71 (4):553-562. doi: 10.1016/S0308-8146(00)00211-9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Fadavi A, Barzegar M, Azizi MH. İran'da yetiştirilen 25 nar çeşidinin yağlı tohumlarındaki yağ asitleri ve toplam lipid içeriğinin belirlenmesi. J Gıda Kompozisyonları Anal. 2006; 19 :676–680. doi: 10.1016/j.jfca.2004.09.002. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Faithong N, Benjakul S. Fermantasyon sırasında bir fermente karides ezmesi olan Kapi'nin antioksidan aktivitelerindeki ve fizikokimyasal özelliklerindeki değişiklikler. J Gıda Bilimi Tekn. 2012 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Farhoosh R. Rancimat yönteminin operasyonel Parametrelerinin, soya fasulyesi yağının oksidatif stabilite önlemlerinin belirlenmesi ve raf ömrü tahmini üzerindeki etkisi. J Am Oil Chem Soc. 2007; 84 (3):205–209. doi: 10.1007/s11746-006-1030-4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Faria A, Calhau C, De Freitas V, Mateus N. Antioksidanlar ve tümör hücresi büyüme modülatörleri olarak prosiyanidinler. J Tarım Gıda Kimya. 2006; 54 (6):2392–2397. doi: 10.1021/jf0526487. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Faria A, Monteiro R, Mateus N, Azevedo I, Calhau C. Nar ( Punica granatum ) suyu alımının hepatik oksidatif strese etkisi. Eur J Nutr. 2007; 46 (5):271–278. doi: 10.1007/s00394-007-0661-z. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Formica V, Regelson W. Quercetin ve ilgili biyoflavonoidlerin biyolojisinin gözden geçirilmesi. Gıda Kimyasal Toksikol. 1995; 33 :1061–1080. doi: 10.1016/0278-6915(95)00077-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Ghasemzadeh A, Jaafar HZE, Rahmat A. İki çeşit genç zencefil (Zingiber officinale Roscoe) ekstraktında solvent tipinin fenolikler ve flavonoidler içeriği ve antioksidan aktiviteleri üzerindeki etkileri. J Med Tesisleri Arş. 2011; 5 (7):1147–1154. [ Google Akademik ]
- Gil MI, Tomas-Barberan FA, Hess-Pierce B, Holcroft DM, Kader AA. Nar suyunun antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşim ve işleme ile ilişkisi. J Tarım Gıda Kimya. 2000; 48 :4581–4589. doi: 10.1021/jf000404a. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Halliwell B. Antioksidan karakterizasyonu: metodoloji ve mekanizma. Biochem Pharmacol. 1995; 49 :1341-1348. doi: 10.1016/0006-2952(95)00088-H. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Halvorsen BL, Holte K, Myhrstad MCW, Barikmo I, Hvattum E, Remberg SF, Wold AB, Haffner K, Baugerod H, Andersen LF, Moskaug JO, Jacobs DR, Blomhoff R. Diyet bitkilerinde toplam antioksidanların sistematik olarak taranması. J Nutr. 2002; 132 :461-471. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Haminiuk CWI, Plata-Oviedo MSV, Mattos G, Carpes ST, Branco IG. Eugenia pyriformis'ten farklı çözücüler kullanılarak fenolik asitlerin ve flavonollerin ekstraksiyonu ve miktar tayini . J Gıda Bilimi Tekn. 2012 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Huxley RR, Neil H. Diyet flavonol alımı ile koroner kalp hastalığı mortalitesi arasındaki ilişki: ileriye dönük kohort çalışmalarının bir meta-analizi. Eur J Clin Nutr. 2003; 57 :904-908. doi: 10.1038/sj.ejcn.1601624. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Jayaprakasha GK, Patil BS (2007) Ağaç kavunu ve kan portakalından meyve ekstraktlarındaki antioksidan aktivitelerin in vitro değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 101:410–418
- Jimènez-Escrig A, Rincòn M, Pulido R, Saura-Calixto F. Guava meyvesi ( Psidium guajava L. ) yeni bir antioksidan diyet lifi kaynağı olarak. J Tarım Gıda Kimya. 2001; 49 :5489–5493. doi: 10.1021/jf010147p. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Katalinic V, Mozina SS, Skroza D, Generalic I, Abramovic H, Milos M, et al. Dalmaçya (Hırvatistan) Food Chem'de yetiştirilen 14 Vitis vinifera çeşidinin üzüm kabuğu ekstrelerinin polifenolik profili, antioksidan özellikleri ve antimikrobiyal aktivitesi . 2010; 119 :715–723. doi: 10.1016/j.foodchem.2009.07.019. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Knekt P, Kumpulainen J, Jarvinen R, Rissanen H, Heliovaara M, Rreunanen A, et al. Flavonoid alımı ve kronik hastalık riski. J Clin Nutr mıyım? 2002; 76 :560–568. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Koshihara Y, Neichi T, Murota S, Lao A, Fujimoto Y, Tatsuno T. Çin bitkilerinden izole edilen doğal bileşiklerle 5-lipoksijenazın seçici inhibisyonu, Artemisia rubripes Nakai. FEBS Lett. 1983; 158 :41-44. doi: 10.1016/0014-5793(83)80672-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Lamba JW. Sebze ve meyvelerin sağlığa etkileri: insan deneysel çalışmalarında etki mekanizmasının değerlendirilmesi. J Clin Nutr mıyım? 1999; 70 :475'ler – 490'lar. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Landbo AK, Meyer A.Ş. Siyah frenk üzümü suyu pres artıklarından (Ribes nigrum) antioksidatif fenollerin enzim destekli ekstraksiyonu J Agric Food Chem. 2001; 49 (7):3169-3177. doi: 10.1021/jf001443p. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Lansky EP, Newman RA. Punica granatum (nar) ve iltihaplanma ve kanserin önlenmesi ve tedavisi için potansiyeli. J Etnofarmakol. 2007; 109 (2):177–206. doi: 10.1016/j.jep.2006.09.06. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Lapornik B, Prosek M, Wondra AG. Farklı çözücüler kullanılarak bitki yan ürünlerinden hazırlanan ekstraktların ve ekstraksiyon sürelerinin karşılaştırılması. J Gıda Müh. 2005; 2 (71):214–222. doi: 10.1016/j.jfoodeng.2004.10.036. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Longtin R. Nar: doğanın güç meyvesi. J Natl Kanser Enst. 2003; 95 :346–348. doi: 10.1093/jnci/95.5.346. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Maheshu V, Priyadarsini DT, Sasikumar JM. Caralluma adscendens (Roxb.) Haw var. fimbriata (duvar.) Grav. ve Mayur. Hava araçları parçaları. J Gıda Bilimi Tekn. 2012 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Maisuthisakul P, Suttajit M, Pongsawatmanit R. Bazı Tayland yerli bitkilerinin fenolik içeriğinin ve serbest radikal temizleme kapasitesinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2007; 100 :1409–1418. doi: 10.1016/j.foodchem.2005.1.032. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Noda Y, Kaneyuki T, Mori A, Packer L. Nar meyve özü ve antosiyanidinlerinin antioksidan aktiviteleri: delphinidin, siyanidin ve pelargonidin. J Tarım Gıda Kimya. 2002; 50 :166–171. doi: 10.1021/jf0108765. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Razali N, Razab R, Mat Junit S, Abdul Aziz A. Kaju sürgünlerinin (Anacardium occidentale) ekstrelerinin radikal süpürücü ve azaltıcı özellikleri Food Chem. 2008; 111 :38-44. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.03.024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Razali N, Mat Junit S, Abdul Muthalib AF, Subramaniam S, Abdul Aziz A (2012) Çeşitli çözücülerin Tamarindus indica L'nin yapraklarından, tohumlarından, damarlarından ve derilerinden antioksidan fenoliklerin ekstraksiyonu üzerine etkileri. Food Chem 131(2) :441–448
- Rice-Evans C, Miller N, Paganga G. Flavonoidler ve fenolik asitlerin yapı-antioksidan aktivite ilişkileri. Serbest Radic Biol Med. 1996; 20 :933–956. doi: 10.1016/0891-5849(95)02227-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Shantha NC, Decker EA. Gıda lipidlerinin peroksit değerlerinin belirlenmesi için hızlı, hassas, demir bazlı spektrofotometrik yöntemler. J AOAC Int. 1994; 77 (2):421–424. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
- Siddhuraju P, Becker K. Mucuna tohumu (Mucuna pruriens var. utilis) ekstraktlarının ve bazı protein olmayan amino/imino asitlerin in vitro modeller aracılığıyla antioksidan aktiviteleri üzerine çalışmalar. J Sci Gıda Tarım. 2003; 83 :1517–1524. doi: 10.1002/jsfa.1587. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Singh RP, Chidambara Murthy KN, Jayaprakasha GK. Nar (Punica granatum) kabuğu ve tohum ekstraktlarının antioksidan aktivitesi üzerine in vitro modeller kullanılarak araştırmalar. J Tarım Gıda Kimya. 2002; 50 (1):81–86. doi: 10.1021/jf010865b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Spigno G, De Faveri DM. Üzüm saplarından ve marktan elde edilen antioksidanlar: Ekstraksiyon işleminin ekstraktların verim, saflık ve antioksidan gücü üzerine etkisi. J Gıda Müh. 2007; 3 (78):793-801. doi: 10.1016/j.jfoodeng.2005.11.020. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Sultana B, Enver F, Ashraf M. Ekstraksiyon çözücü/tekniğinin seçilmiş şifalı bitki özlerinin antioksidan aktivitesi üzerindeki etkisi. Moleküller. 2009; 14 :2167–2180. doi: 10.3390/moleküller14062167. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Vinson JA, Hao Y, Su XH, Zubik L. Gıdalarda Fenol antioksidan miktarı ve kalitesi: sebzeler. J Tarım Gıda Kimya. 1998; 46 (9):3630–3634. doi: 10.1021/jf980295o. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
- Wang Z, Pan Z, Ma H, Atungulu GG. Nar kabuklarından fenolik özütü. Gıda Bilimi J. 2011; 5 :17–25. [ Google Akademik ]
- Yasoubi P, Barzegar M, Sahari MA, Azizi MH. Nar ( Punica granatum L. ) kabuğu ekstrelerinin toplam fenolik içerikleri ve antioksidan aktiviteleri . J Agric Sci Technol. 2007; 9 :35-42. [ Google Akademik ]
- Yen GC, Duh PD. Fıstık kabuklarından Metanolik ekstraktların antioksidan özellikleri. J Am Oil Chem Soc. 1993; 70 :383–386. doi: 10.1007/BF02552711. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
Yorum yap
-
Nar (Punica granatum L.) tohumu ve yağı alınmış tohum ekstraktlarının antioksidan ve antiradikal özelliklerinin değerlendirilmesi
Shadi Basiri1
Bağlantılar genişletmek- PMID: 25694727
- PMCID: PMC4325071
- DOI: 10.1007/s13197-013-1102-z
Nar tohumları, fenoller gibi fonksiyonel bileşikler içeren Nar suyu endüstrilerinin yan ürünleridir. Bu çalışmanın amacı, Nar çekirdeği ve yağı alınmış Nar çekirdeğinden ekstraksiyon üzerine solventlerin etkisini değerlendirmek ve verim ekstraktı ile fenolik içeriği ve antioksidan özelliklerini ölçmektir. Bu amaçla, tohumlar ve yağı alınmış tohumlar sırasıyla meyvelerden ve tohumlardan soğuk pres ile doğrudan izole edilmiş, daha sonra ezilmiş ve su, metanol, aseton, etil asetat ve heksan gibi farklı çözücüler ile ekstrakte edilmiş ve son olarak ekstraktları değerlendirilmiştir. Ekstraktların fenolik bileşikleri, ferrik indirgeyici-antioksidan gücü ve radikal süpürücü özellikleri ölçülmüştür. Sonuçlar, en yüksek ekstraksiyon verimlerinin sırasıyla tohum ve yağı alınmış tohum ekstraksiyonunda Heksan ve Aseton çözücüler için olduğunu gösterdi. En yüksek fenolik içerik Metanol tohum ekstraktından elde edilmiştir. Azaltma aktivitesi testi, Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış metanol özlerinin en yüksek indirgeme kuvvetine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Radikal süpürücü aktivitenin sonuçları, aktivite sonuçlarını azaltanlara benzerdi. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti. Azaltma aktivitesi testi, Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış metanol özlerinin en yüksek indirgeme kuvvetine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Radikal süpürücü aktivitenin sonuçları, aktivite sonuçlarını azaltanlara benzerdi. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti. Azaltma aktivitesi testi, Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış metanol özlerinin en yüksek indirgeme kuvvetine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Radikal süpürücü aktivitenin sonuçları, aktivite sonuçlarını azaltanlara benzerdi. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti. Nar çekirdeği ve Nar yağı alınmış Nar çekirdeğinin antioksidan kapasite sıralaması Metanol > Su > Aseton > Bütanol > Etil asetat > Heksan olarak bulunmuştur. Yüksek oranda polifenol içeren nar çekirdeğinin doğal antioksidan kaynaklarından biri olabileceği sonucuna varılabilir. Metanol özütü, tohum ve yağı alınmış tohum özütlerinden daha yüksek bir antioksidan etkinliğe sahipti.
Anahtar Kelimeler: Antioksidan; Oksidatif stabilite; Nar çekirdeği; Radikal süpürücü aktivite; Gücü azaltmak.
Yorum yap

Yorum yap