Duyuru

Collapse
No announcement yet.

BOSWELLİA Forte, Akgünlük, Boswellia, Boswellia Serrata Nedir?, Hint Tütsüsü

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • BOSWELLİA Forte, Akgünlük, Boswellia, Boswellia Serrata Nedir?, Hint Tütsüsü

    Akgünlük, Boswelia Serrata
    Botanik: Akgünlük reçinesi binlerce yıldır dünyanın birçok ülkesin de kiliselerde ve tedavide kullanılmıştır. Akgünlük 4-6 metre büyüklüğünde bir küçük ağaç veya çalı görünümünde ve genellikle çölde yetiştiğinden çok küçük ve az yapraklı bir reçine ağacıdır. Akgünlük ağacının kabuğu derince çizilir ve buradan alana reçine toplanır. Boswelia’nın üç türü var ve bunlar; Arabistan’ın güneyinde yetişen boswellia sacra, Somali’de yetişen boswellia carteri ve doğu Hindistan’da yetişen boswellia serrata diye anlılan üç türü vardır. Bu üç çeşit Akgünlük Uman Akgünlük, Somali Akgünlük ve Hint Akgünlük diye de anlır. Bu üç tür Akgünlükten en çok Hint Akgülüğü ile tıbbi maksatla kullanılır. Tarihçe: Eski Mısır yazıtlarına göre Akgünlük tedavi edici Şifalı bitki olarak binlerce yıldır kullanılmıştır ve günümüze kadar Mısırlılar günlük çiğneyerek nefes kokusunu önlerler. Arap hekimler binlerce yıl cilt hastalıkları, kusma ve üşütmeye karşı kullanmışlardır. Eski Romalılarda aynı şekilde Akgünlükten kremler yaparak yaralar ve cilt hastalıklarına karşı kullanmışlardır. Çok farklı Ülkelerde; kanamayı önleyici, üşütme, bronşit, mide-bağırsak rahatsızlıkları, enfeksiyonlar, yaralanmalar, tümör, gut hastalığı, romatizma, eklem ağrı ve şimesi gibi rahatsızlıklarda kullanılmıştır.

    Birleşiminde: Oleo sakız reçineler % 30-60 reçine, organik çözücüler içinde çözünür olan % 5-10 uçucu yağlar içeren ve geri kalanı polisakaritler oluşur. Reçineli kısmı Boswellia serrata'da monoterpeneler, diterpenler, triterpenler, tetrasiklik triterpenik asitler ve dört ana pentasiklik triterpenik asitler, örneğin β-boswellic asit, asetil-β-boswellic asit, sahip 11-keto-β-boswellic asit ve asetil-11-keto- proenflamatuar enzimlerin inhibesinden sorumlu asit, β-boswellic. Bu dört boswellic asitler dışında, asetil-11-keto-β-boswellic asit, 5-lipoksijenaz, enflamasyon sorumlu bir enzim olan en güçlü bir inhibitörüdür.


    Β-Boswellic Acid (I)
    Acetyl-β-Boswellic Acid (II)
    11-keto-β-Boswellic Acid (III)
    Acetyl-11-keto-β-Boswellic Acid (IV)

    Araştırmlar:
    ilk olarak Hintli doktor SALLAKİ tarafından Akgünlük ekstraktı standarize edilmiş ve modern tıpta kullanılmaya başlanmıştır. Dr. Rainer Etzel ilk olarak boswelia ekstraktını romatizmaya karşı kullanmış ve etkisini ispatlamıştır. Sallaki’nin standarize ettiği boswelik asit 5-lipoksijenaz (5-lipoxygenase) enzimini frenlediği anlaşılmıştır. 5-Lipoksijenaz enzimi araşidonik asidi lökotrine dönüştüren enzimdir. Lökotrin iltihpları tetikler, şayet lipoksijenaz enzimi frenlenirse araşidonik aist lökotine değil prostaglandine dönüşür ve bir problem olmaz. Prostaglandin hormonların temel taşıdır, herhangi bir rahatsızlığa sebep olmaz. Oysaki lökotrini bağışıklık sistemi tanımadığı için mikrop gibi algılar ve ona karşı sürekli bir savaş hali başlatır ve bu da mikrobik olmayan iltihabik hastalıkların sürekli devam emesi demektir. Günümüzde birçok hastalığın sebebinin lökotrin salgılanmasının artması nedeniyle: iltihaplı romatizma, ülseratif kolit, morbus kron (chron) ve tümörlerin oluşmasında rol oynar. Beyin tümörünü tetikleyen Topoizomeraz I ve Topoizimeraz II enzimlerini boswellik asidin frenlediği ve böylece beyin tümörünü yavaş yavaş küçülterek yok ettiği belgelenmiştir. Akgünlük bunun haricinde MS (Multiple Skleroz), sedef hastalığı, alerjik rahatsızlıklar ve Alzheimer karşı etkili olduğu anlaşılmıştır, fakat büyük çaplı klinik araştırmalar henüz yeterli değildir.

    1. Jena Friedrich-Schiller-Universitesinden farmakolog ve kimyager Oliver Werz çalışmaları sonunda ’’ Akgünlük reçinesinden elde edilen boswelik asid preparatları ile astım, romatoid artrit ve besin alerjisi tedavi edilebilir.’’ demiştir. Saarbrücken Üniversitesi ve işverenlerin birlikte yürüttükleri bir klinik araştırmada boswelik aisdin 5-lipoksijenaz enzimini frenlediği ve böylece iltihaplanmaya sebep olan lökotrin seviyesini azaldığı ve bu nedenle enflamasyonların (iltihapların), ateş ve ağrıların azaldığı tesbit edilmiştir.
    2. Beyin tümörü olan hastalarda görülen beyinde aşırı ödemin (HİDROSEFALİ) boswelik asit ile azaldığı tesbit edilmiştir. Beyinde oluşan ödem hastanın beynin hangi noktasında yoğunluk kazanırsa o bölgedeki foksiyonlarında arıza olur. Bu yoğun ödem sebebi ile kişi de hareketlerinde sınırlama, felç, duyma veya görme zafiyetleri gibi rahatsızlıklar görülebilir. Alman Eczacılar Birliği Dergisinde (In der Deutschen Apotheker Zeitung, Jahrgang 137 Nr. 26 von 1997. yayınlanan bir araştırmaya göre beyin tümör olan 29 hasta üzerinde boswelik asit ile klinik bir çalışma yapılmış ve bu çalışma sonucunda beyin ödeminin azaldığı tesbit edilmiştir.
    3.Institute of Pharmacology at the University of Frankfurt araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen boswellic asit üzerindeki bir çalışma, boswellianın steroidal ilaçlara bir alternatif olacabileceğini göstermiştir.
    4.Almanya, University Tubingen’de yapılan ek bir çalışmada, boswellic asitin lökotrienleri inhibe ettiği görüldü. Lökotrienlerin, kronik enflamatuar hastalık çeşitlerinin devam etmesine yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Klinik bir araştırmada, 260’dan fazla romanoid artrit hastasına boswellik asit verildi. Plaseboya oranla şişme ve ağrıda belirgin azalmalar görüldü, sabah tutukluluğu azalmıştı, hastalar tedavi süresince NSAID almayı bıraktıklarını rapor ettiler, ve hastaların genel sağlık durumları gelişme göstermişti. Araştırmaya katılan hastaların %50-60’ında, boswellic asitin romanoid artrit semptomlarını azaltmakta etkili olduğu tespit edildi.
    5. Dizinde osteoporoz olan 30 hastanın katıldığı bir çift kör çalışmada, araştırmacılar, bosweliayı plasebo ile karşılaştırdılar. 13 katılımcı 8 hafta boyunca, ya boswellia ya da plasebo kullandı, sonraki 8 haftada ise tedavi tersine çevrilerek uygulandı. Sonuçlarda, plaseboya oranla, boswellia ile; diz ağrısı, diz oynaklığı ve yürüme mesafesinde oldukça belirgin gelişmeler görüldü.
    6. Romatizma: Bu bitki reçinesi yaralar için iyileştirici etkisinin yanında ağrı kesici ve anti-enflamatuar olarak kullanılmaktadır. Ayrıca balgam söktürücü etkisi vardır. Klinik olarak yapılan çalışmalarda Boswellia bitkisinin artrit, romatoid, kolit, ülser astım ve beyin tümörü ile kanserli hastalarda olumlu tedavi edici özellikler gösterdiği görülmüştür. Yaşları 5 ile 75 yaş arasında değişen 175 romatizmalı artrit hasta üzerinde yapılan klinik deneylerde hastaların yüzde 97’sinde ileri derecede iyileşme gözlenmiştir.
    7. Astım Diğer kontrollü insan üzerindeki çalışmalarda, boswellia’nın muhtemelen kan damarlarını daraltan kimyasalların oluşumlarını bloke ederek bronşial astım süresini azalttığı görülmüştür. Boswellia, astım krizlerinin sayılarını azaltabilir. 6 haftalık, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma, günde 3 kez 300 mg dozundaki boswellia tedavisinin, ritmik astım nöbetlerini azalttığını ve nefes alma kapasitesini göreceli olarak yükselttiğini göstermiştir. 1998 yılında yapılan çalışmada 80 astım-bronsit hastası 6 hafta boyunca her gün ya boswellia ya da plasebo kullandılar. Plasebo kullananların sadece %27’sinin astım semptomları gelişme göstermişti. Bu oran boswellia kullananlarda %70’di. Boswellia Serrata Ekstresi Boswellianın standart dozu, %37.5-65 arası boswellic asit içerir, bu oran kapsül başına 150-200 mg anlamına gelir. Boswellia ile ilgili çalışmaların çoğunda günlük doz 450 mg. (150 mg.lık 3 doz) ve 1200 mg. arasında belirlenmiştir.

    Kullanılması: Boswelik asit başta iltihaplı hastalıklardan; iltihaplı romatizma, ülseratif kolit, chron hastalığı ve tümörlere karşı kullanılır.

    Halk arasında ise; Hindistan’da MS (Multiple Skleroz), sedef hastalığı, alerjik rahatsızlıklar, Alzheimer, kist, gut hastalığı, ishal, basur, bronşit, astım, faranjit, sarılık, artrit, artroz ve cilt hastalıklarına karşı kullanılır.
    Fatih Çınarlar
    BOSWELLİA SETİNİ tavsiye ederim ilaveten çok güçlü bir İLTİHAP ÖNLEYİCİ olarak.
    KAYNAK

    Elay Eman
    Spor salonundaki antrönöre abi bana besin takviyesi olarak ne önerirsin dedim?Önce kaslarını gösterdi sonra BOSWELLİA ve SPİRULİNA tabletlerini gösterdi bunları kullan dedi.İkisine param yetmez hangisini alayım dedim SPİRULİNAYI dene dedi.Aldım kullandım.Berberim kasların iyi çıkmış ne kullanıyorsun dedi Gökçek SPİRULİNA kullanıyorum dedim şimdi oda almış kullanıyo kim bilir o kimlere tavsiye edecek )
    KAYNAK

    Volkan Kaymak
    Ben yıllarca FİBROMİYALJİ hastalığından muzdariptim. HARPAGO SETİ sayesinde büyük oranda SIKINTILARIMDAN KURTULDUM. En son sağ kalçamda fibromiyaljiden kaynaklı küçük bir EKLEM AÇIKLIĞI kalmıştı. İbrahim hoca kalçamdaki sorun için BOSWELLİA, HARPAGO, GLUCOSAMİNE MSM ve KIRKKİLİT'ten oluşan özel bir set önerdi. İbrahim hocanın kalçam için önerdiği ürünlerden iki set kullandım ve FAYDASINI 2. AY SONUNDA GÖRDÜM. Kalçamdaki fibromiyaljiden kaynaklı EKLEM AÇIKLIĞININ YARATTIĞI AĞRIDAN KURTULDUM.
    KAYNAK

    Hakan Bolat
    BOSWELLİA SETİNİ kardeşim için kullandım 14 günün sonunda ŞİDDETLİ AĞRILARINDAN KURTULDU bitkisel ürünleri kimyasal ürünlerle karistiriyoruz bazen kimyasal bir saatte etki eder geçicidir bitkiseller biraz zaman ister ama kalıcı etki eder bunu öğrendim kardeşim SABAH AĞRILARLA UYANIYORDU 13 GÜNDE AĞRILARI AZALDI BOSWELLİA SETİ İLE
    KAYNAK

    Nigar Meral Şen
    Allah Razı olsun ÜŞÜMEM GEÇTİ BOSWELLİA SETİ kullanıyorum FAYDASINI GÖRDÜM.
    KAYNAK

    Hakan Bolat
    Bu arada bişey daha yazayım BOSWELLİA KAPSÜL tek başına değil ZERDEÇAL SETİ ile kullanıyoruz BOSWELLİA KAPSÜL hocam setin yanında tavsiye etti.
    KAYNAK

    Fatih Çınarlar
    BOSWELLİA SETİNİ tavsiye ederim ilaveten çok güçlü bir İLTİHAP ÖNLEYİCİ olarak.
    KAYNAK

    Fatih Çınarlar
    BOSWELLİA SETİNİ tavsiye ederim ilaveten çok güçlü bir İLTİHAP ÖNLEYİCİ olarak.
    KAYNAK

    Nuran SERİNKAYA
    BOSWELLİA KAPSÜL geçen aylarda 3 tane vardı bitmiş farkında varmamışım. 20 günüm o kadar zor geçti ki anlatamam AYAKLARIM ADETA KIRILDI, KRAMPLARDAN UYUYAMADIM şimdi bu ay 2 tane daha sipariş verdim BOSWELLİA KAPSÜLSÜZ OLMUYOR ÇOK GÜZEL BİR ÜRÜN iyi günler hocam devamlı aydınlık günler sizin olsun.
    KAYNAK

    Halit Aslan
    İbrahim Beyden BOSWELLİA'nın mikrobik olmayan enfeksiyonlara mesala boyun fıtığı gibi iyi geldiğini dinledim. Benim boynumda düzleşme ve solda fıtık var fizik tedavi gördüm. Faydası olmadı bazen tuttumu bütün gün ağrır günüm heba olurdu. Denemek amaçlı sadece iki kutu boswella kullandım.uzun süre boynum ağrımadı. Ben böyle etkili ve yan etkisi olmayan bişey görmedim, bilmiyorum da. kendisine çok teşekkür ederim. Bu ağrıyı boşuna çekmeyin herkese tavsiyemdir

    KAYNAK
    Osman Çıbık
    12 yaşındaki kızımda 5 yaşından itibaren başlayan İLAÇ ALERJİSİ vardı.(Antibiyotik ve soğuk algınlığı ilaçlarına) 2 defa ANAFİLAKSİ geçirdi. Tüm alerji testleri yapıldı. İbrahim hocam ile tanıştıktan sonra BOSWELLİA SETİNİ kullandık. ORMUS GLDİ ORMUS GMS ve ALOEVERA JEL'i uzun süre kullanmamız sonunda şimdi kızım çok şükür VÜCUDUN DİRENCİ çok iyi duruma geldi. Uzun süredir GRİP dahi olmuyoruz. Kızım çok iyi. Kullanmaya da devam edeceğiz. Herkese tavsiye ediyorum. Allah razı olsun hocamdan.
    KAYNAK

    Mehmet Güven
    Selam hayırlı akşamlar dilerim. Ben birçok ürün kullanıyorum. BOSWELLİA KAPSÜL 2 ay kullandım. Bana faydaları: 1- ENFEKSİYON GİDERİYOR. 2- BAŞ AĞRISI problemine iyi geliyor, DEPRESYON olayında etkili 3- DİŞ ETİ İLTİHABINA iyi geldi bir de antienflamatuar etkisi çok iyi
    KAYNAK

    Gülden Ece
    BOSWELLİA SETİ annem için aldık BACAK AĞRISINDAN eser kalmadı sabah akşam dua ediyor İbrahim Bey'e. Bu ürünler harika değil MUCİZE RESMEN. Denemeden bilemezsiniz deneyin hak vereceksiniz.
    KAYNAK

    TC Bahar Salmanova
    MİDEM için 12 gündür BOSWELLİA SETİ kullanıyorum. Hayatım 2 ye ayrıldı. BOSWELLİA'YI tanımadan önce Tanıdıktan sonra. Tek kelimeyle muciz ve aklıma her zaman şu geliyor. Tanrı kendi iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Anlatabildim herhalde. İyi ki varsınız Gökçek Şifa Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Ülke Çiçek Yaşar
    PYCNOGENOL KAPSÜLÜNÜ iki aydır her türlü enfeksiyon için kullanıyorum. ENERJİM arttı. ALFA LİPOİK ASİT ŞEKERİM için kullanıyorum. BOSWELLİA KAPSÜLÜNÜ ROMATİZMA ve İBS için iki yıl kullandım. JAPON POLİGONUMU KAPSÜLÜ KALP için kullandım ve kullanmaya devam edeceğim. ASLAN YELESİ KAPSÜLÜ, BEYİN için kullandım ALGILARIM DAHA ÇOK ARTTI. İbrahim Gökçek hocamın ürünlerini herkese tavsiye ediyorum. Ben faydasını gördüm. Rabbim ilmini artırsın.
    KAYNAK

    Yasin Gülçiçek
    Selamun aleyküm hocam. ALFA LİPOİK ASİTİ eşime aldım günde iki öğün ve az yemeye başladı KİLO DA VERDİ. BOSWELLİA'yı ROMATİZMA için kullanıyorum KASLARIMDA ve KEMİKLERİMDE baya rahatlama oldu. ASLAN YELESİ KAPSÜLÜ GİNKGO KAPSÜLLE BERABER kullandım çok etkili ZİHNİ BERRAKLAŞTIRIYOR, BAŞ AĞRISINA DA çok iyi geldi.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Hocam CAT'S CLAW, JAPON POLİGONUMU kullandım hocam çok güzel kalbi güçlendiriyor buralar çok sıcak sıcakdan kaplerimiz çapıyor KALBE İYİ GELİYOR. BAĞIRSAKLARI TERTEMİZ FIRÇALIYOR. KABIZLIK asla yaşamıyorsun ben böyle JAPON POLİGONUMU görmedim müthiş. BOSWELLİA hocam çok kullandım ben BOSWELLİA sayesinde ANTİBİYOTİKTEN KURTULDUM. Kandaki iltahapları önlüyor çok faydasını gördüm bu kapsülden önce salık oca hasdane olsun antibiyotik çok yazdılar hocam iyikide sizleri tanımışız dilerim sayesin kimyasalları bırakdım hocam sabah kalkardım ağızlarım zehir gibi olurdu sizin sayenizde kimyasalar yok artık keşke önce bulasdım hocam önce hiç birşeler yiyenezdim şimdi heşylerimi yiyorum allahım binlerce razı olun hocam çok teşekürler dünyalar varmış yani annemden yeniden domuşum gibiyim şürler olsun çok teşekürler hocam
    KAYNAK

    Metin Akdağ
    BOSWELLİA SETİ, BACAK AĞRISINA iyi geldi AĞIZ KOKUSU için ÜŞÜME için çok iyi geldi.
    KAYNAK

    Fatma Alper Kındıra
    BOSWELLİA'yı MİDE PROBLEMLERİM için bir ay kadar kullandım ve çok güzel sonuç aldım. Yarışmaya katılmayı çok istiyorum. Ürünleri herkes denemeli kesinlikle.
    KAYNAK

    Ünal Korgal
    Bende ORMUS GLD kullandım yaklaşık 6 ay oldu öncelikle BEYNİ TAZELİYOR, ZİHİN AÇILIYOR, DEPRESYONU ÖNLÜYOR, UYKUSUZLUK problemini ortadan kaldırıyor, CİLDİ YENİLİYOR. CİNSEL İSTEĞİ ARTTIRIYOR. UNUTKANLIĞI GİDERİYOR. BAŞ AĞRISINA ve vücuttaki herhangi bir yerinizde oluşan AĞRILARI gideriyor ORMUS GLD'un faydaları saymakla bitmez mükemmel bir ürün. İbrahim Hocama çok teşekkür ederim ve herkese tavsiye ederim teşekkürler.
    KAYNAK

    Meral Yuce Taskaya
    Eşim ürünlerinizden kullanıyor. BOSWELLİA kullanıyor, ORMUS GMS de var. Bugün kendim ve çocuklar için ORMUS GLD aldım, etkili ürünler teşekkürler.
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    ASLAN YELESİ; UNUTKANLIK ve ALZHEİMER'ı birebir etkiliyor UNUTKANLIĞI da önlüyor BOSWELLİA CANDİDA MANTARI için çok etkili enfeksiyon için iyi ürün ikisini kullandım.
    KAYNAK
    ,
    Songül Yalçın
    BOSWELLİA'yı MİDEM için kullandım ayrıca BACAK AĞRILARIM için de çok iyi geldi süper bir ürün emeğinize sağlık hocam.
    KAYNAK

    Serap Bulut
    EKLEMLERDEKİ ve VÜCUDUMDAKİ AĞRILAR için BOSWELLİA ve HARPAGO kullandım DİŞ ETİ İLTİHABIN DA geçtiğini film çekilmesi sonucu öğrendim kimyasal ilaçlarla zehirlenmeyin.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    Hocam hayırlı günler diyoruz sizlere. JAPON POLİGONUMU, CATS CLAW DENEDİM barsakları adeta fıçalıyor KALBİN DOSDU KALBE ÇOK YARDIMCIDIR KAPÇAPIN TISINI ORTADAN KALDIRIYOR HOCAM bizler çok sipor yapdımız için kalp çarpınıtısın ortadan kaldırıyor BOSWELLIA 2 YILIGEÇİK KUANDIM hata buzdolabına bakdım hiç açlmamış hemen açdık şuan elimde var kullanıyorum EFKSİYONU YOKEDİYOR TABSAYILMAZ FAYDALARINI GÖRDÜM ben bu BOSWELLA KULANMAN ÖNCE ÇOK ENFESİYONUM OLURDU KANDAKİ EFEKSİYOLARIMI YOK ETİ HOCAM ALLAHIM İYİ KİDE HOCAMIZI TANIMIŞIZ bundan önce salık oca hadi bakalım antibiyotik verilerddi hocam sizin bitkilerine başlıyalı antibiyotik tarih oldu hocam çok teşekürler sizler iyikide varsınız hocam çok mutluyum sizin sayenizde kimyasallara soooon dur allahım razı olun
    KAYNAK

    y.ecee25_
    Zayıf biriyim kan değerlerimde sorun yok ama AŞIRI ÜŞÜME sorunum var 6 haftadır BOSWELLİA ve KÜKÜRT kullanıyorum artık akşamları serin havada DAHA AZ ÜŞÜYORUM ayrıca kendimi DAHA DİNÇ hissetmeye başladım
    KAYNAK

    esranu.guney
    BOSWELLİA'yı sürekli tekrar eden İDRAR YOLU İLTİHABI için kullandım halen devam ediyorum çok rahatladım.
    KAYNAK

    oguzakgul25
    2 yılsır MS HASTALIĞIM var BOSWELLİA ve ASLAN YELESİNİ 2 aydır kullanıyorum KAS SEYİRMELERİM ve DENGE KAYBIM azaldı teşekkürler iyiki varsınız.
    KAYNAK

    onurkazmacı
    Selamun aleyküm ben daha evvel KİREÇLENME için KIRKKİLİT - B SETİ getirmiştim. İçinde BOSWELLİA da vardı. Set halinde kullanınca AĞRILARIMIN HAFİFLEDİĞİNİ kısa sürede etki ettiğini gördüm. Spor yapmayan biriyim ama bu BOSWELLİA aynı zaman da KAS DA YAPIYOR. O zamandan beri Gökçek Şifa'nın ürünlerini kullanıyorum. Gayet de memnunum. Allah İbrahim Hocamızdan razı olsun. Tüm Gökçek ekibine kolay gelsin.
    KAYNAK

    Kerim Burak
    MASTİC GUM - B SETİ ve BOSWELLİA KAPSÜLÜ kullanıyorum. BAĞIRSAKLARIMIN ÇALIŞTIĞINI hissetmeye başladım. MİDEMDE YANMA HİSSİ çok şükür kalmadı. BURNUM AÇILDIĞI için BAŞ AĞRISI da kalmadı. ORMUS GMS'nin de bu konuda çok faydası olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    Fatih Çınarlar
    Çok güçlü bir İLTİHAP ÖNLEYİCİ olarak BOSWELLİA SETİNİ tavsiye ederim.
    KAYNAK

    warrior_hawk
    BAĞIRSAK ENFEKSİYONU için BOSWELLİA SETİ kullandım çok faydasını gördüm. RU5 SETİNİ ise SAÇ SORUNU olan herkese tavsiye ederim Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Ayhan Gül
    Oğlum şimdi 15 yaşında 7 yaşından beri sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında sürekli GRİP olur ve hep ÜŞÜDÜĞÜNDEN bahsediyor. Doktora götürüyoruz sadece antibiyotik veriyorlar biliyoruz çözüm değil, fakat ne yapacağımızı bilmiyorduk. Bir yakınım İbrahim beyi tavsiye etti. İbrahim bey EKİNEZYA - BOSWELLİA SETİ önerdi aldık kullandık oğlum artık GRİP OLMUYOR ve soğuk havalarda dahi ÜŞÜMEDİĞİNİ SÖYLÜYOR. Oğlumu 8 senedir kimyasal ilaçlar ile zehirlemişiz. Türk doktorları maalesef dünyanın çok gerisinde böyle olmamalı Türk doktorları dünyayı takip etmeli.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    BOSWELLİA SETİ benim hayatımı kurtardı hiç bir şey yiyemezdim 2,5 yıl kullandım KANDAKİ İLTİHAPLARI YOK EDİYOR şu an her şeyi yiyorum sağlığıma kavuştum.
    KAYNAK

    ozkancamur
    BOSWELLİA KAPSÜL aldım ENFEKSİYON hastalıkları için kullandım aman Allah'ım bu ne kadar etkili ve harika bir ürün gerçekten AĞRI SIZI ve İLTİHAPLAR GERÇEKTEN TARİH OLUYOR. İmkanı olan set olarak kullanırsa emin olun hastalıklardan eser kalmaz herkese tavsiye ederim.
    KAYNAK

    ilhami.sahin.906
    BOSWELLİA SETİ kullandım EKLEMLERİMDEKİ İLTİHAPLARI AZALTTI teşekkür ederim hocam.
    KAYNAK

    barisbozkurt8822
    BOSWELLİA SETİNİ midemdeki REFLÜ hastalığına karşı kullanıyorum midemde bir önceki aya göre daha fazla iyileşme var. MİDE İLTİHABINA karışı etkili. Ayrıca BEYİN HÜCRELERİNİ YENİLEME özelliği var ve bildiğim kadarıyla PROSTATA KARŞI DA FAYDALARI VAR. İbrahim Gökçek hocamızın bütün ürünleri kaliteli ve güvenilir. Yeni ürünleri kullanacak olanlar hiç tereddüt etmeden kullanın. Allah ilminizi arttırsın hocam.
    KAYNAK

    bayram10gs
    BOSWELLİA SETİ ve SÖĞÜT KAPSÜL ürünlerini EKLEM AĞRILARIM için kullandım etkisi güzel ağrılarım geçti ve FITIĞIM DÜZELMEYE BAŞLADI rahat hareket edebiliyorum. CENTİYAN KAPSÜL ürününü de KİLO KAYBI ve MİDE BULANTIM için kullandım güzel sonuçlar aldım İŞTAHIM AÇILDI.
    KAYNAK

    temizligin_adresi_
    Merhaba BOSWELLİA SETİ ile tanıştık İbrahim hocamız sayesinde gerçekten çok memnun kaldık. Annemin ENFEKSİYONUNA babamın MİDE RAHATSIZLIĞINA benim ise ÜŞÜTTÜĞÜMDE kendimi iyi hissetmediğimde imdadımıza yetişen mucize bir ürün gerçekten herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Çok teşekkürler yapanlara ellerine sağlık.
    KAYNAK

    smnzgul
    BOSWELLİA SETİ harika bir ürün ENFEKSİYON ve BAĞIRSAK problemim için kullandım çok iyi geldi. Bağırsaklarımı hafifletti rahatlattı çok güzel.
    KAYNAK

    ergengulsen9
    BOSWELLİA SETİ ile EKLEM, DİZ AĞRISI ve MENİSKÜS için kullandım tek kelime ile süper kızıma da CENTİYAN ve CoQ 10 KAPSÜL aldım hocam İŞTAHI AÇILDI, ENERJİSİ BİTMİYOR ve YORGUNLUK, HALSİZLİK GİTTİ çok şükür harika çok memnunuz.
    KAYNAK

    vuslata_hasret_2
    BOSWELLİA SETİ ve MASTİC GUM KAPSÜL kullandım MİDE rahatsızlığım çok faydası oldu.
    KAYNAK

    Emre Turan
    Sizden ROMATİZMA için BOSWELLİA SETİ aldım burnumda yeşil renkte İLTİHAP AKTI sayenizde SİNÜZİTTEN DE KURTULDUM. Allah razı olsun
    KAYNAK

    Ülkü Çiçek Yaşar
    BOSWELLİA SAŞE kullanarak ÖDEMLERİMDEN KURTULDUM. Harika bir ürün herkese tavsiye ediyorum. Çok teşekkür ederim hocam.
    KAYNAK

    İsmail Demir
    Allah Razı olsun Yaz ayında bile Üşüyordum. BOSWELLİA İLE ÜŞÜMEM GEÇTİ kullanıyorum faydasını gördüm.

    KAYNAK
    Ender Özdemir
    BOSWELLİA SETİ kullandım VÜCUDA ISI veriyor ayaklarımın üşümesi vardı geçti.
    KAYNAK

    Emel Canmaz
    BOSWELLİA SETİ kullanarak ÖDEMLERİMDEN kurtuldum. Harika bir ürün herkese tavsiye ediyorum. Çok teşekkür ederim hocam.
    KAYNAK

    Mehmet Güngör
    boswellia yani akgünlük sakızı çiğniyorum çok güzel vallahi dişlerim bembeyaz oldu çay ve tütün kullananlara tavsiye ederim illaki başka şeylere de faydaları vardır benim gözlemlediğim bu denemeyen varsa deneyin iyi ki gökçek var.
    KAYNAK

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 16 November 2023, 15:12 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    BOSWELLİA, Akgünlük


    Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 02 December 2020, 16:55 ) değiştirilmiştir.

    Yorum yap


    • #3
      Soğuk Algınlığına Karşı Boswellia, Soğuktan Yüz Felci Olmuş, Soğuk Algınlığına Boswellia



      Soğuk Havada Polis Üşütmüş, Soğuk Algınlığına Karşı Boswellia, Soğuk Algınlığına Son



      Nörodejeneratif bozukluklar için yeni bir aday olarak cins Boswellia Arezoo Rajabian , 1 HamidReza Sadeghnia , 2, 3 Sahar Fanoudi , 2 ve Azar Hosseini 1,
      1
      Tıbbi Bitkiler Farmakolojik Araştırma Merkezi, Mashhad Tıp Bilimleri Üniversitesi, Mashhad, İran
      2 Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı, Meşhed, İran
      3 Nörobilişsel Bilimler Bölümü, Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Araştırma Merkezi, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed
      * Sorumlu yazar: Azar Hosseini. Tıbbi Bitkiler Farmakolojik Araştırma Merkezi, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran. Tel: +98-38002283; E-posta: hoseiniaz@mums.ac.ir
      Soyut
      Nöronların ilerleyici kaybı ile karakterize edilen nörodejeneratif hastalıklar, apoptotik hücre ölümü, mitokondriyal disfonksiyon, inflamasyon ve oksidatif stres gibi ortak mekanizmaları paylaşır. cins Boswellia Burseraceae familyasından bir cinstir. Geleneksel olarak kronik inflamatuar hastalıklar, beyin ödemi, kronik ağrı sendromu, mide-bağırsak hastalıkları, tümörlerin tedavisinde ve ayrıca zekayı geliştirmek için kullanılan birkaç türü içerir. Alzheimer hastalıkları, Parkinson hastalığı, Huntington hastalığı, multipl skleroz ve amyotrofik lateral skleroz, felç ve eşlik eden bilişsel eksiklikler gibi nörodejeneratif hastalıklar için terapötik yaklaşımları keşfetmek için birçok çalışma yapılmıştır. Bununla birlikte, tedavi edici bir tedavi geliştirilmemiştir. Bu makale, nörodejeneratif hastalıkların patolojisinde yer alan çeşitli mekanizmaların modülatörleri olarak Boswellia türlerinin ve ana bileşenleri olan boswellik asitlerin potansiyeli hakkında kanıtlara genel bir bakış sunmaktadır. Laboratuvar ortamında, hayvan ve klinik çalışmalar, Boswellia türlerinin bilişsel aktiviteyi artırabilecek ve nörodejenerasyona karşı koruma sağlayabilecek biyoaktif bileşenler içerdiğini doğrulamıştır. Antioksidatif, anti-inflamatuar, antiamiloidojenik ve anti-apoptotik özelliklerle çoklu patolojik nedenleri hedefleyerek faydalı etkiler gösterirler. Nöroprotektif potansiyele sahip olan Boswellia türleri, onları nörodejeneratif bozuklukları tedavi etmek veya önlemek için umut verici bir aday yapar.

      Anahtar Kelimeler: Alzheimer hastalıkları, Boswellia, Bilişsel, Nörodejeneratif, hastalıklar Nöroproteksiyon
      Git: Tanıtım

      Alzheimer hastalığı (AD), Parkinson hastalığı (PD), Huntington hastalığı (HD), multipl skleroz (MS), amyotrofik lateral skleroz ve inme gibi nörodejeneratif hastalıklar yaşa bağlı bozukluklardır ( 1 , 2 ). Bu hastalıklar için yüksek oksidatif/nitrozatif stres, mitokondriyal disfonksiyon, protein yanlış katlanması/agregasyonu, sinaps kaybı ve azalmış nöronal sağkalım dahil olmak üzere bir dizi ortak patofizyolojik özellik önerilmiştir ( 3 , 4 ). Bu hastalıklar için etkili tedavilerin sınırlandırılması düşünüldüğünde, yeni biyolojik hedefler aracılığıyla hareket eden doğal ürünlerin kullanıldığı yeni stratejilere acilen ihtiyaç duyulmaktadır ( 5 ). Boswellia cinsiBurseraceae familyasına ait yaklaşık 20 tür içerir. Türler arasında B. serrata , B. sacra , B. frereana , B. ihmala , B. microphylla , B. papyrifera , B. ogadensis , B. pirottae , B. rivae , B. madagascariensis , B. socotrana , B. popoviana , B. nana , B. ameero , B. bullata , B. dioscoridis , B. elongata ve B. ovalifoliolata . B. ihmal veB. dalzielii ( 6 , 7 ). Cins Arabistan, Afrika'nın kuzeydoğu kıyıları ve Hindistan gibi kuru bölgelerde yaygındır ( 8 ). Türler, geleneksel tıpta astım, artrit, beyin ödemi, kronik ağrı sendromu, mide-bağırsak hastalığı, tümörler gibi enflamatuar hastalıkların tedavisi ve hafıza ve öğrenme işlevinin güçlendirilmesi için faydalı olmuştur ( 9-11 ) . Buhur, Boswellia cinsinden elde edilen oleo-sakız reçineleri , uçucu yağ (%5-9), mukopolisakkaritler (%20-23) ve reçineden (%60) oluşur ( 12 , 13). Reçineli kısım tetrasiklik ve pentasiklik triterpen asitleri içerir. Boswellik asitler (BA'lar), triterpen asitler arasında biyolojik olarak aktif ana bileşenler olarak kabul edilir (Şekil 1) ( 8 , 14 ). Buhur, BA'ların anti-inflamatuar ve anti-kanser etkilerinden sorumludur ( 15 , 16 ). Anti-inflamatuar mekanizmalar, 5-lipoksijenaz, katepsin G ve mikrozomal prostaglandin-E sentaz (mPGES)-1'in inhibisyonu yoluyla uygulanır ( 17 ). Diğer mekanizmalar, nükleer transkripsiyon faktörü κB'nin (NF-κB) ve tümör nekroz faktörü (TNFa), interlökin (IL)-1β, IL-2 ve IL-6 gibi proinflamatuar sitokinlerin baskılanmasını içerir ( 15 , 17 ). Ayrıca BA'lar, kaspaz-8 aktivasyonu ve topoizomeraz-I ve II-alfa'nın inhibisyonu yoluyla kanser hücrelerinde apoptozun indüklenmesine yol açar ( 16 , 18). Bu derlemede, Boswellia'nın ve temel bileşenlerinin çeşitli nörodejeneratif hastalık modelleri üzerindeki terapötik etkileri özetlenmiştir (Şekil 2). Burada Boswellia cinsinin nörodejeneratif hastalıklardaki farmakolojik etkileri şu şekilde sınıflandırılmıştır:

      Şekil 1.
      Boswellia cinsinin ana bileşenlerinin kimyasal yapısı

      1. Alzheimer hastalığı

      2. Parkinson hastalığı

      3. Bilişsel işlev bozukluğu

      4. Multipl skleroz

      5. Merkezi sinir sistemi travması ve beyin iskemisi


      Git: yöntemler


      Bu derlemeyi hazırlamak için PubMed, Google Scholar, Science Direct ve Scopus dahil olmak üzere bazı veritabanları kullanılarak çevrimiçi bir arama yapıldı. Bu derleme esas olarak Boswellia cinsinin ve ana aktif bileşenleri AKBA'nın nörodejeneratif hastalıklar (AD, PD, MS ve serebral iskemi gibi) üzerindeki terapötik/veya farmasötik etkilerine odaklanmaktadır. Arama terimleri arasında “Nöropharmacology”, “Öğrenme”, “Hafıza”, “Nörobilişsel”, “Nörodejeneratif”, “Nörolojik bozukluklar”, “Alzheimer hastalığı”, “Parkinson hastalığı”, “Multiple skleroz”, “Serebral iskemi”, “ Boswellia” ve “AKBA (3-asetil-11-keto-β-boswellik asit)”

      Alzheimer hastalığı
      Alzheimer hastalığı, yaşlı insanlarda en sık görülen nörodejeneratif demans türüdür ( 19 ). Plaklarda amiloid-beta (Aβ) birikimi ve tau proteininin nörofibriler yumaklar oluşturan hiper-fosforilasyonu ile karakterizedir ( 20 ). Ap agregasyonu ve nörofibriler yumaklar, nöron ve sinaps kaybına ve temporal lobda, parietal lobda ve ayrıca frontal korteks ve singulat girusun bazı kısımlarında büyük dejenerasyona neden olur ( 21 ). Patolojik değişiklikler ilerleyici hafıza kaybına, bilişsel bozulmaya ve günlük aktivitelerin gerçekleştirilememesine neden olur ( 21 , 22 ).). Ap toksisitesi, kolinerjik işlev bozukluğu, oksidatif hasar, apoptoz, sinaptik işlev bozukluğu ve senil plak kaynaklı iltihaplanmanın AD'nin patogenezinde yer aldığı öne sürülmüştür ( 21 , 23 ). B. serrata'nın olası profilaktik ve terapötik etkileri, AlCl3 ( 17 mg/kg, 4 hafta boyunca, ağızdan) tarafından indüklenen bir AD hayvan modeli kullanılarak değerlendirildi. Bu çalışmada, standart ilaç olarak rivastigmin (0.3 mg/kg/gün) ve B. serrata (45 ve 90 mg/kg/gün) AlCl 3'ten 2 hafta önce verildi.sıçanlara uygulanması. Sonuçlar, T-labirent testinde sıçanların aktivitelerinin arttığını, sıçanların besine ulaşma sürelerinin azaldığını ortaya koydu. Biyokimyasal analize göre, B. serrate ile tedavi , beyin homojenatlarında asetilkolin esteraz (AChE) aktivitesi baskılanırken, asetilkolin (ACh) seviyelerinin yükselmesine neden oldu. Histopatolojik bulgular hipokampusta amiloid plakların azaldığını gösterdi ( 24 ). Klinik öncesi bir araştırmada, AlCl3 ile indüklenen bir fare AD modeli kullanılarak B. serrata'nın nörodejenerasyona karşı terapötik potansiyeli iddia edildi. AD hayvanlarının B. serrata ile tedavisinin ardındanreçine metanolik ekstraktı olarak (137.5 mg/kg, 3 ay, ağızdan), histopatolojik numunelerdeki Ap plakları kayboldu. Biyokimyasal analiz beyin ve serum AChE, C-reaktif protein (CRP), aktifleştirilmiş B hücrelerinin nükleer faktör kappa-hafif zincir arttırıcısı (NF-kB), monosit kemoatraktan protein-1 (MCP-1) ve lökotrien düzeylerini gösterdi. Beyin ACh ve Bcl-2 yükselirken B4 (LTB4) baskılandı. Veriler, B. serrata'nın nöro-enflamatuar ve apoptoz hakaretlerine karşı etkinliğini önlemeyi temsil ediyordu ( 25 ). Ayrıca, AlCl3 ile tedavi edilen sıçanlarda zencefil ( Zingiber officinale , 108 ve 216 mg/kg) ve B. serrata'nın ( 45 ve 90 mg/kg) birlikte uygulanması . B. serratave zencefil histopatolojik değişiklikleri ve ayrıca aktivite kafesi, rotarod, T-labirent dahil olmak üzere davranış stres testlerini iyileştirdi ve ayrıca beyin homojenatında ACh ve AChE seviyelerini eski haline getirdi ( 26 ). Son kanıtlar, insülin direnci ve metabolik disfonksiyonun sporadik Alzheimer hastalığının (sAD) patolojisinde önemli bir rol oynadığını ortaya koydu ( 27 ). sAD'yi taklit etmek için intraserebral-ventriküler streptozotosin enjeksiyonu (STZ, 2-deoxy-2-(3-(methyl-3-nitrosoureido)-D-glucopyranose) uygulanır ( 28 ).STZ kaynaklı insülin direnci, AD'yi karakterize eden çeşitli özelliklere neden olur. oksidatif stres, nöroinflamasyon ve yetişkin nörogenezindeki işlev bozuklukları, bunu takip eden öğrenme ve hafızadaki ilerleyici eksiklikler ( 29 - 31). Bir çalışma, B. carteri'den gelen sulu buhur özütünün STZ'nin neden olduğu hafıza bozukluğu üzerinde terapötik etkileri olup olmadığını araştırdı. Pasif kaçınma görevi (PAT) kullanılarak öğrenmenin değerlendirilmesi, buhurun ​​sulu ekstraktının (50 mg/kg, 42 gün) kronik olarak uygulanmasının, STZ (1.5 mg/kg/2 µl/yan, icv) alan sıçanlarda hafızayı iyileştirdiğini göstermiştir. zamana bağlı bir şekilde ( 32 ). SuHeXiang Wan (SHXW), Liquidambar orientalis , Saussurea lappa, Aquilaria agallocha, Santalum album, B. carteri, Eugenia caryophyllata, Cyperus rotundus, Styrax benzoin ve Dryobalanops aromatica içeren geleneksel bir Çin tıbbıdır ve nöbetlerin tedavisi için ağızdan kullanılmıştır, infantil konvülsiyonlar ve inme (33 ). SHXW uçucu yağının potansiyel faydalı etkileri, SH-SY5Y nöroblastom hücreleri ve farelerde Aβ1-42 tarafından indüklenen hayvan AD modeli üzerinde araştırıldı. SHXW esansiyel yağı, apoptoz ve ROS oluşumunun inhibisyonu yoluyla SH-SY5Y hücrelerinde Aβ kaynaklı sitotoksisiteyi azalttı. Hem oksijenaz-1'in (HO-1) yukarı regülasyonu, nükleer faktör eritroid 2-ilişkili faktör (Nrf2) ekspresyonu ve artan Bcl-2/Bax protein oranının koruyucu etkilerde yer aldığı gösterilmiştir ( 34 ). SHXW uçucu yağ, Aß1-42 ile tedavi edilen farelerde bilişsel işlev bozukluğunu iyileştirdi ve azalmış p38, c-Jun N-terminal kinazlar ve tau fosforilasyonu ile ilişkilendirildi ( 34). Bulgular, SHXW esansiyel yağının AD ve diğer tau protein patolojisi ile ilişkili nörodejeneratif hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için terapötik bir ajan olduğunu öne sürdü ( 34 ). Toplu olarak, deneysel çalışmalar Boswellia'nın Aß tarafından indüklenen amiloid plaklarının oluşumuna ve kolinerjik nöronların dejenerasyonuna karşı inhibe edici potansiyelini doğruladı. Şifalı bitkilerin Bcl-2/Bax protein oranının modülasyonu yoluyla anti-apoptotik aktiviteyi indüklediği bulundu. Ek olarak, HO-1/Nrf2 protein ekspresyonunu artırarak ve oksidatif stres belirteçlerini geri yükleyerek oksidatif hasarları önlediler (tablo 1). tablo 1


      Boswellia cinsinin nörodejeneratif hastalıklarda koruyucu etkilerine ilişkin klinik öncesi ve klinik çalışmaların bir özeti
      B. serrata (45 ve 90 mg/kg/gün, 2 hafta) ( 24 ). Sıçanda AlCl3 tarafından indüklenen hayvan modeli AD Yüksek ACh, baskılanmış AChE aktivitesi, iyileştirilmiş histopatoloji değişiklikleri ve hipokampusta azaltılmış Aβ plakları
      B. serrata reçine metanolik özü (137.5 mg/kg, 3 ay) ( 25 ). Sıçanda AlCl3 tarafından indüklenen hayvan modeli AD AChE, CRP, NF-kB, MCP-1, LTB4 serum seviyesinin baskılanması ve beyin ACh ve Bcl-2 yükselmesi ile belirtilen indüklenmiş anti-nöro-inflamatuar ve anti-apoptotik özellikler. Aβ plakları kayboldu
      Zencefil ( Zingiber officinale , 216 mg/kg) ve B. serrata'nın (45 ve 90 mg/kg) birlikte uygulanması ( 26 ). Sıçanda AlCl3 tarafından indüklenen hayvan modeli AD Aktivite kafesi, rotarod ve T-labirent dahil iyileştirilmiş histopatolojik değişiklikler ve davranış stres testleri ve ayrıca beyin homojenatında restore edilmiş ACh ve AChE seviyesi
      Buhur sulu özü (50 mg/kg, 42 gün) ( 32 ). STZ (1.5 mg/kg/2 µl/yan, icv) - indüklenen hafıza bozukluğu Pasif kaçınma görevi kullanarak öğrenmenin değerlendirilmesi ve hafızanın geliştirilmesi
      SHXW uçucu yağ (1, 10, 100 ug/ml) ( 34 ). Aβ1-42 (25 µM) toksisitesi altında SH-SY5Y nöroblastom Apoptoz ve ROS oluşumunun inhibisyonu yoluyla azaltılmış Ap kaynaklı sitotoksisite Yukarı regüle HO-1 ve Nrf2 ekspresyonu ve Bcl-2/Bax protein oranı
      Aβ1-42 tarafından indüklenen fare AD modelleri Azaltılmış p38, c-Jun N-terminal kinazlar ve tau fosforilasyonu ile ilişkili farelerde iyileştirilmiş bilişsel işlev bozukluğu
      Boswellia reçine özü (10 ug/ml) ( 38 ). İnsan dopaminerjik SK-N-SH hücre hattında MPTP tarafından indüklenen bir in vitro PD modeli Apoptoz inhibisyonu dahil olmak üzere azaltılmış MPTP kaynaklı nörotoksisite
      1) B. serrata sulu ekstresi (0.1 g/kg/gün) ( 47 )
      2) B. serrata (100 mg/kg/gün) ( 48 ).
      Anneleri gebelik sırasında (3 hafta) Boswellia alan genç Wistar sıçanlarında bilişsel işlev bozukluğunun değerlendirilmesi CA3 hipokampal hücrelerinin nöritlerinde daha fazla dendritik segment ve dallanma yoğunluğu indüklendi
      Frankinsense sulu özü (50 ve 100 mg/kg, 4 hafta) ( 49 ). Morris su labirenti test yöntemi kullanılarak sıçanlarda öğrenme ve uzamsal hafızanın değerlendirilmesi Facilitated the learning and spatial memory formation as reduction in escape latency and traveled distance
      Frankincense aqueous extract (50 and 100 mg/kg) during gestation and lactation periods (50). Assessment of the frankincense efficacy on memory formation during development of the rat brain Enhanced memory performance and up-regulated CaMKII and CaMKIV mRNA levels in the hippocampus offspring rats
      Frankincense aqueous extract (50 and 100 mg/kg/day, 4 weeks) (54). Evaluation of the spatial memory parameters by MWM test Improved spatial learning and memory and up-regulated expression of BDNF but not CREB
      Boswellia papyrifera total extracts (300 mg/kg, three times a day) and boswellic acids fraction (100, 200, and 300 mg/kg) (55). Assessment of spatial memory using MWM task Enhanced the retention phase of spatial memory proposing the improvement of memory function
      Olibanum (100 and 500 mg/kg, 180 days) (59). Assessment of memory function using methimazole-induced hypothyroidism animal model Counteracted memory deficit in the Morris water maze test
      Ethyl acetate (0.1 mg/kg) and N-butanol (0.1 mg/kg) fractions of B. carterii gum resin (61). Memory impairments induced by hyoscine-induced Ethyl acetate fraction was much more significant than other fraction in enhancing the memory ability indicated by the MWM task
      Combined administration of M. officinalis and B. serrata (200 and 400 mg/kg) (62). Spatial memory against cognitive impairment related to scopolamine Improved memory performance indicated by MWM method
      Frankincense hydro-alcoholic extract (50 mg/kg) (67). Memory loss following LPS administration (1 mg/kg) Enhanced step-through latency in a passive avoidance task accompanied by reduced TNF-α level in the hippocampus
      Aqueous extracts of B. serrata (0.1, 0.5, and 1 g/kg, IP) (71, 72). Pentylenetetrazol-induced kindled rats were used to study epilepsy and its consequences on memory using shuttle box apparatus and step-through latency method Improved passive-avoidance learning ability associated with an increase in the number of pyramidal neurons and dendritic spines in CA1
      B. serrate aqueous extract (100 mg/kg/d, for 8 weeks) (74). Age-related morphological changes of hippocampal granule cells and concomitant cognitive deficits in escape latency and swimming distance Enhanced dendritic complexity in the dentate granule cells and spine density associated with improvement of spatial learning capability
      A tablet containing B. serrata and Melisa officinalis extract (290 and 27 mg) (75). A randomized, parallel, double-blind, placebo-controlled clinical trial performed among 70 older adults Improved memory function
      Ethanolic extract of B. serrata oleo-gum resin (10, 20, 40, and 80 µg/ml) (79). Oligodendroglia (OLN-93) cell injury induced by glutamate and quinolinic acid Attenuated oxidative stress
      The extract mixture of Portulaca olerace, Urtica dioica, and B. serrata (200 and 400 mg/kg) (81). MS model induced by intra-hippocampal injection of ethidium bromide (stereotaxic surgery) in rats Induced neurogenesis and memory improvement in the shuttle box test
      Capsule containing B. papyrifera (300 mg, twice a day, 2 months) (82). A randomized, double-blind, clinical trial in MS patients Indicated therapeutic efficacy for cognitive dysfunction as improved visual-spatial memory
      Capsule containing B. serrate extract (450 mg twice a day, two months) (83). A double-blind clinical trial in MS patients with cognitive deficits Improved cognitive deficits indicated by the improvement of auditory/verbal and visual/spatial memory in brief visuospatial memory test and California verbal learning test
      B. serrata hydroalcoholic extract (1.5-6 µg/ml) and AKBA (0.5-2.5 µg/ml) (90). Ischemia-induced cytotoxicity in PC12 cells following exposure to oxygen/glucose/serum deprivation condition Increased cell survival and counteracted oxidative stress (ROS, lipid peroxidation, and oxidative DNA damage)
      BSE (25, 50, 100 μg/ml) and AKBA (5 μm) (91). Cell culture model of neurodegeneration induced by glutamate toxicity in PC12 and Neuro-2a cell Inhibited oxidative damage and apoptotic cell death
      B. serrata methanolic extract (50, 100, 250, 500, 1000, and 2000 µg/ml) (93). In vitro assessment of antioxidant and anti-inflammatory activity Exhibited DPPH free radical scavenging activity (IC50 = 54.06 µg/ml), ferric reducing power (IC50 = 62.12 µg/ml) stabilization towards human red blood cell membrane stabilization
      Boswellia aqueous and ethanolic extracts (125, 250, and 500 mg/kg, IP) and AKBA (50 mg/kg, IP) (94). An animal model of ischemia, MCAO Improved neurological deficits and reduced brain infarction volume, neuronal apoptotic cell death accompanied by up-regulation of Bcl-2 and down-regulation of Bax and caspase-3. Reduced oxidative stress (counteracted lipid peroxidation and restored glutathione content and superoxide dismutase activity) in the cerebral cortex
      Frankincense aqueous extract (100 and 150 mg/kg, 30 days) (95). 95 MCAO surgery was performed to induce ischemia-reperfusion status The level of blood-brain barrier (BBB) permeability and stroke-induced brain edema and reduction of infarction volume and neurological impairments
      BS (4200 mg/day) during radiotherapy (96). A prospective, randomized, placebo-controlled, double-blind, pilot trial in cerebral edema following brain radiotherapy T2 ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile değerlendirilen ödem hacmini bastırdı
      B. serrata kapsülleri (215 mg sakız reçinesi içerir) 6 hafta süreyle ( 97 ). Çift kör, randomize, çapraz geçişli bir çalışmada yaygın aksonal yaralanmayı takiben nöro-iyileşme üzerindeki etkinin değerlendirilmesi Diffüz aksonal yaralanması olan hastaların bilişsel sonuçlarını iyileştirdi
      B. serrata (250 ve 500 mg/kg) ( 98 ). Diffüz travmatik beyin hasarının indüklenmesinden sonra beyin iltihabı Zayıflamış beyin ödemi ve beyin dokusunda vestibulomotor disfonksiyonun iyileşmesi ve IL-1β ve IL-10 modülasyonunun eşlik ettiği kan-beyin bariyerinin bozulması
      Ayrı bir pencerede aç
      Ach: Asetilkolin; AChE: asetilkolin esteraz; Ap: amiloid Beta; Bcl-2: B hücreli lenfoma 2; BDNF: Beyin kaynaklı nörotrofik faktör; CREB: cAMP yanıt elemanı bağlayıcı protein; CRP: C-reaktif protein; DPPH: 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil; IL-10: İnterlökin 10; LTB4: Lökotrien B4; MCAO: orta serebral arter tıkanıklığı; MCP-1: Monosit Kemoatraktan Protein-1; MPTP: 1-metil-4-fenil-1,2,3,6-tetrahidropiridin; MWM: Morris su labirenti; MS: Multipl skleroz; NF-kB: aktifleştirilmiş B hücrelerinin nükleer faktör kappa-hafif zincir güçlendiricisi; ROS: reaktif oksijen türü içeriği; SHXW: SuHeXiang Wan; CaMKII: kalsiyum/kalmodulin kinaz II

      Parkinson hastalığı

      Yaşlılarda görülen yaygın bir kronik, ilerleyici nörodejeneratif bozukluk olan Parkinson hastalığı (PD), motor (bradikinezi, titreme ve sertlik dahil) ve motor olmayan semptomlarla karakterizedir ( 35 ). PD semptomları, substantia nigra pars compacta'daki (SNpc) dopaminerjik nöronların ilerleyici dejenerasyonundan ve striatumdaki dopamin (DA) eksikliğinden kaynaklanır ( 36 ). Ayrıca, hayatta kalan nöronlarda α-sinüklein içeren Lewy cisimciklerinin varlığı da PD'nin nöropatolojisinde önerilmektedir ( 37 ). Oksidatif stres, mitokondriyal disfonksiyon, eksitotoksisite, kalsiyum sitotoksisite, trofik faktör eksikliği, inflamatuar süreçler, genetik faktörler ve apoptoz artık PH'de nörodejenerasyona katkıda bulunan anahtar mekanizmalar olarak kabul edilmektedir.36 ). Bazı kanıtlar, B. serrata'nın PD'de uygulanabilen dopaminerjik nöronlar üzerindeki nöroprotektif potansiyelini göstermiştir . Boswellia reçine özü (10 µg/ml) zayıflatılmış MPP+ (1-metil-4-fenilpiridinyum, 1000 uM), 1-metil-4-fenil-1, 2, 3, 6-tetrahidropiridin (MPTP)-'nin aktif bir metaboliti insan dopaminerjik SK-N-SH hücre hattında toksisite. Koruyucu etkiler, artan hücre canlılığı ve azaltılmış apoptotik özellikler ile ilişkilendirildi ( 38 ) (tablo 1).

      Bilişsel işlev bozukluğu

      Öğrenme, bellek, öğrenilen bilgilerin daha sonraki bir tarihte akılda tutulması ve geri çağrılması iken, dış ortamdan bilgi edinme süreci anlamına gelir ( 39-41 ) . İki tür sinaptik plastisite olan kısa süreli plastisite (STP) ve uzun süreli güçlenme (LTP), hafıza depolama için mekanizmalardır ( 42 - 45 ). Öğrenme ve hafıza bozukluğu, bunamanın en önemli özellikleri olarak kabul edilir ( 46 ). Anne tarafından uygulanan buhurun ​​(Boswellia cinsinden ağaçlardan elde edilen bir oleo-sakız reçinesi) bilişsel yetenekler üzerindeki etkisini değerlendirmek için bir dizi deneysel çalışma yapılmıştır. Hosseini Sharifabad ve diğerleri. aktif kaçınma öğrenme testi kullanılarak gebelik sırasında (3 hafta) oral olarak B. serrata'nın sulu ekstraktını (0.1 g/kg/gün) alan iki aylık erkek Wistar sıçanlarında öğrenme ve hafızayı değerlendirdi . Buhur, öğrenme sonrası aşamada, kısa süreli bellekte ve uzun süreli bellekte öğrenme gücünü artırdı ( 47 ). Sonuçlar, başka bir çalışmada bildirilen CA3 hipokampal hücrelerinin nöritlerindeki değişiklikle ilgiliydi. CA3 hipokampal nöronların dendritik mimarisinin morfolojisinin analizi, anneleri gebelik sırasında B. serrata (100 mg/kg/gün) ile tedavi edilen genç sıçanlarda, tedavi edilmeyen sıçanlara kıyasla daha fazla dendritik segment ve dallanma yoğunluğu gösterdi ( 48). Buhurun ​​sulu ekstraktının (50 ve 100 mg/kg, 4 hafta) uygulanması, sıçanlarda öğrenmeyi ve uzaysal hafıza oluşumunu kolaylaştırdı. Sonuçlar, Morris su labirenti test yöntemi ile kaçış gecikmesinde ve katedilen mesafede azalma olarak gösterildi ( 49 ). Sıçan beyninin gelişimi sırasında hafıza oluşumu için buhurun ​​etkinliğini değerlendirmek için bir in vivo çalışma yapıldı. Bu amaçla dişi sıçanlara gebelik ve emzirme dönemlerinde buhurun ​​sulu ekstresi (50 ve 100 mg/kg) oral yoldan verildi. Yavru sıçanlarda bellek performansı ve hipokampal kalsiyum/kalmodulin kinaz II (CaMKII) ve CaMKIV mRNA seviyeleri, gebelik ve emzirme dönemlerinde potansiyel moleküler değişimi belirlemek için değerlendirildi ( 50 ).). CaMKII ve CaMKIV, birçok sinyalleşme kademesinde yer alır ve öğrenme ve hafızanın önemli aracıları oldukları düşünülür ( 51 ). CaMKII, glutamaterjik sinapsların sinaptik sonrası yoğunluğunun önemli bir bileşeni olarak ( 52 ) sinaptik iletimin düzenlenmesinde ve uzun süreli güçlenmenin (LTP) uyarılmasında rol oynar ( 53 ). Sonuçlara göre, hipokampüsün CaMKII-α mRNA ekspresyonunun yukarı regülasyonu, offspring sıçanlarında uzamsal hafıza alımının iyileştirilmesi ile birlikteydi ( 50). Morris su labirenti (MWM) testi ile uzamsal hafıza parametrelerinin değerlendirilmesi, sulu tütsü özü (4 hafta boyunca 50 ve 100 mg/kg/gün) ile tedavi edilen sıçanlarda uzamsal öğrenme ve hafızanın geliştiğini ortaya çıkardı. Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) transkriptlerinin buhur yukarı regüle edilmiş ifadesi, ancak cAMP yanıt elemanı bağlama (CREB) değil. Bu nedenle, ekstraktın hafıza oluşumu üzerindeki etkileri, BDNF-CREB-BDNF döngüsü dışında BDNF ile ilgili başka bir yola atfedilebilir ( 54 ). B. _ papirüstoplam ekstraktlar (300 mg/kg, günde üç kez, ağızdan) ve boswellik asit fraksiyonu (100, 200 ve 300 mg/kg), MWM görevinde yetişkin erkek sıçanların uzamsal hafızasının tutma fazını arttırdı. Araştırmanın sonuçları, normal deneklerde veya nörodejeneratif bozukluklarda Boswellia ve boswellik asit fraksiyonunun hafıza fonksiyonundaki potansiyelini iyileştirmeyi önerdi ( 55 ). Aşikar hipotiroidizmde hafıza, görsel-uzaysal organizasyon, dikkat ve tepki süresi dahil olmak üzere bilişsel işlevlerdeki bozulma bir yüzyıldan fazla bir süredir bilinmektedir ( 56-58 ) . Olibanum ( B reçinesi. serrata), metimazolün neden olduğu hipotiroidizm modelinde hafıza eksikliği üzerinde faydalı etkiler sergiledi. Olibanumun oral yoldan verilmesi (100 ve 500 mg/kg, 180 gün), Morris su labirenti testi ile hipotiroid sıçanlarda hafıza ve öğrenme bozukluğunu iyileştirdi ( 59 ). Skopolamin tarafından indüklenen amnezinin hayvan modelleri, demans tedavisinde bileşiklerin potansiyel terapötik değerini taramak için yaygın olarak kullanılmaktadır ( 60 ). B. carterii'nin etil asetat ve N-bütanol fraksiyonlarının etkisini değerlendirmeyi amaçlayan başka bir çalışmaMWM görevini kullanarak bozulmamış bellek ve hiposin kaynaklı bellek bozuklukları üzerinde sakız reçinesi. Etil asetat (0,1 mg/kg) ve N-butanol (0,1 mg/kg) fraksiyonları, bozulmamış belleği önemli ölçüde geliştirdi. Etil asetat fraksiyonu, hafızayı güçlendirmede diğer fraksiyonlardan çok daha önemliydi ( 61 ). Melissa o ffi cinalis ve B. serrata kombinasyonu, skopolamin kaynaklı bilişsel bozulmayı iyileştirdi. MWM yöntemi, skopolamin enjeksiyonundan (0.1 mg/kg) önce M. officinalis ve B. serrata'nın (200 ve 400 mg/Kg vücut ağırlığı) birlikte uygulanmasının hafıza fonksiyonunun iyileşmesine yol açtığını ortaya çıkardı ( 62). Nöro-enflamasyon, konsolidasyon ve geri alma aşamalarında hafıza işlemeyi etkilediği için bilişsel eksikliklere neden olabilir ( 63 , 64 ). Buhurun ​​anti-inflamatuar aktivitesi göz önüne alındığında, bir ( 15 ) ile onaylanmıştır. Lipopolisakkarit (LPS), merkezi sinir sistemindeki (CNS) mikrogliadaki nükleer faktör kappa B (NF-κB) yolunun aktivasyonu yoluyla nöro-inflamatuar süreci tetikler ( 65 , 66). LPS (1 mg/kg; IP) öncesi tütsü hidro-alkolik özütünün (50 mg/kg; oral olarak) uygulanması, pasif kaçınma görevinde (PAT) TNF-α seviyesini azaltarak adım adım gecikmeyi (STL) arttırdı. hipokampus. Bu nedenle, buhurun ​​anti-inflamatuar etkileri hafıza kaybının inhibisyonunda rol oynayabilir ( 67 ). Klinik ve klinik öncesi çalışmalar, uzun süreli sık nöbetlerin bilişsel, hafıza ve duygusal bozukluklara neden olduğunu göstermiştir ( 68 ). Hipokampusu etkileyen bu tekrarlayan nöbetler, cornu ammonis (CA1) bölgesinde hücre hasarına ve ölüme yol açabilir ( 69 ). CA1 nöronlarının hipokampustaki işlevi, kısa süreli belleğin uzun süreli belleğe dönüştürülmesinde hayati bir rol oynar ( 70). Pentilentetrazol (PTZ) ile indüklenen kindled ratlar hayvan modeli, epilepsinin ve hafıza üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi için kullanıldı ( 71 ). B. serrata'nın sulu ekstraktları (0.1, 0.5 ve 1 g/kg, IP), mekik kutusu aparatı ve adım adım gecikme yöntemi kullanılarak belirtilen tutuşmuş hayvanlarda pasif kaçınma öğrenme yeteneğini geliştirdi. Bulgular, CA1'deki artan piramidal nöronlar ve dendritik dikenler ile ilişkilendirildi ( 71 , 72 ). Bu nedenle, B. serrata tüketimi , nöbetlerin bilişsel işlev üzerindeki zararlı etkilerini azaltmak için terapötik bir strateji olabilir ( 71). Yaşa bağlı uzamsal öğrenme eksikliklerinin, çoğunlukla hipokampal bağlantı ve plastisitede ortaya çıkan değişikliklerden kaynaklandığı öne sürülmüştür ( 73 ). Hipokampal bölgenin üç ana alanı olan CA1, CA3 ve özellikle dentat girus, yaşlanmaya karşı savunmasızdır ( 73 ). Hosseini-Sharifabad ve arkadaşları tarafından yürütülen deneysel bir çalışma . B. serrata hidroalkolik özütün (BSE) kronik uygulamasının yaşlı sıçanlarda öğrenme performansı ve hipokampal granül hücrelerinin morfolojisi üzerindeki etkilerini araştırdı ( 74). Sıçanlara (24 aylık) sulu BSE özütü (100 mg/kg/gün, 8 hafta boyunca, intragastrik olarak) verildi, bu süreden sonra dentat granül hücrelerinde dendritik karmaşıklık ve hücrelerin dendritik ağacındaki omurga yoğunluğu arttı. ( 74 ). Bu bulgular, kaçış gecikmesi ve yüzme mesafesinde azalma olarak belirtilen uzamsal öğrenme yeteneğinin gelişmesiyle birlikte gözlendi ( 74 ). Boswellia reçinesinin yaşa bağlı morfolojik değişikliklerdeki nöroprotektif potansiyeli ve eşlik eden bilişsel eksiklikler, onu nörodejeneratif hastalıklarda terapötik bir ajan olarak önerebilir ( 74 ). Randomize, paralel, çift kör, plasebo kontrollü bir klinik çalışmada, B. serrata ve Melisa o ffi uygulamasıcinalis özleri (bir ay boyunca 290 mg ve 27 mg), 70 yaşlı yetişkinde hafızayı iyileştirdi ( 75 ). Genel olarak, bu kanıt, Boswellia cinsinin bilişsel güçlendirici etkinliği için ön destek sağlar. Potansiyel faydalı eylemler, BDNF yukarı regülasyonuna atfedilebilir (tablo 1).

      Çoklu skleroz

      Multipl skleroz (MS), MSS'nin miyelin, oligodendrosit ve aksonların yıkımına yol açan kronik bir otoimmün, inflamatuar nörolojik hastalığıdır ( 76 ). Kinürenin yolunun nöroaktif bir metaboliti olan kinolinik asit (2, 3-piridin dikarboksilik asit), bir N-metil-D-aspartat (NMDA) agonistidir. Kinürenin yolunun uygun olmayan aktivasyonu, genellikle MS gibi bir dizi nörolojik hastalığın patogenezinde yer alan kinolinik asit seviyelerini artırabilir ( 77 , 78 ). In vitro çalışma, oligodendroglia (OLN-93) hücrelerinin B. serrata'nın etanolik özü ile 24 saatlik ön işleme tabi tutulduğunu ortaya koydu.oleo-gum reçinesi (10, 20, 40 ve 80 ug/ml), glutamata maruz kalmadan önce glutamat ve kinolinik asit kaynaklı oksidatif hasarı azalttı (8 mM)( 79 ). Portulaca olerace , Urtica dioica ve B. serrata'nın (200 ve 400 mg/kg) bir karışım özütü, etidyum bromür kaynaklı MS modeline karşı koruyucu etkilere sahiptir ( 80 ). Sonuçlar, karışımla tedaviyi takiben mekik kutusu testi kullanılarak nörogenez ve hafıza gelişimini ortaya çıkardı ( 81 ). MS hastalarının %70'inde bilişsel bozukluklar bildirilmiştir ( 80 ). Relapsing-remitting MS'li 80 hastada bir klinik deney çalışması yapılmıştır. Bu randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışmada,B. papyrifera'nın MS hastalarında bilişsel bozulma üzerindeki etkisi MS için kısa uluslararası bilişsel değerlendirme (BICAMS), sembol basamak modalite testi (SDMT) ve California sözel öğrenme testi (CVLT) kullanılarak araştırıldı. Hastalara 2 ay boyunca aynı dozda B. papirifera (300 mg kapsül, günde iki kez) ve plasebo verildi. B. papyrifera görsel-uzaysal belleği önemli ölçüde iyileştirirken, reçete edilen doza bağlı olabilecek sözel bellek ve bilgi işleme hızında etkili olmadı ( 82 ). B. serrata'nın etkinliğini değerlendirmek için bilişsel eksiklikleri olan 60 MS hastasında başka bir çift kör klinik çalışma yapıldı.Bilişsel işlev bozukluğunun tedavisinde özü. Rastgele iki tedavi grubuna ayrılan hastalar ve plasebo , iki ay boyunca günde iki kez sırasıyla 450 mg B. serrate özütü veya plasebo kapsülü aldı. Öz, kısa görsel-uzaysal bellek testi (BVMT) ve CVLT kullanılarak, plasebo grubuyla karşılaştırıldığında, işitsel/sözlü ve görsel/mekansal belleği önemli ölçüde geliştirdi; bu, B. serrata'nın bilişsel bozukluklardan mustarip MS hastaları için potansiyelini doğruladı ( 83 ) (tablo 1).

      Merkezi sinir sistemi travması ve beyin iskemisi

      İnme, dördüncü ölüm nedenidir ve dünya çapında engelliliğin ana nedenlerinden biridir ( 84 ). İskemik inme, beyin kan akışının geçici veya kalıcı olarak kesilmesinden kaynaklanan tüm inmelerin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan en yaygın inme türüdür ( 85 , 86 ). Beyin iskemisini takiben, glutamat seviyesi yükselir, bu da NMDA reseptörleri dahil olmak üzere reseptörlerinin aşırı aktivasyonuna ve hücre içi kalsiyumun yükselmesine yol açar ( 87 ).). Beyin iskemisi ayrıca inflamatuar yanıtları ve ardından nöro-inflamasyonu tetikleyebilir. Bu nedenle, bu yolları hedefleyen stratejiler, beyin dokusunun iskemi hasarı için profilaktik veya terapötik olarak kullanılabilen NMDA reseptör antagonistleri, kalsiyum kanal blokerleri ve anti-inflamatuar ve antioksidan ajanları içerir ( 87 , 88 ). B. serrata ve bileşeni AKBA (3-asetil-11-keto-β-boswellik asit), potansiyel nöroprotektif ve antioksidan aktivite sergiledi ( 89). BSE ve AKBA'nın iskemiye bağlı sitotoksisiteye karşı nöroprotektif potansiyeli araştırıldı. Oksijen/glikoz/serum yoksunluğu (OGSD) durumuna maruz kalmadan 2 saat önce BSE (1.5-6 ug/ml) ve AKBA (0.5-2.5 ug/ml) ile ön işleme tabi tutulan PC12 nöral hücrelerinin hayatta kalma süresi arttı. Ayrıca, BSE ve AKBA, hücre içi reaktif oksijen türü içeriğinin, lipid peroksidasyonun ve oksidatif DNA hasarının geri kazanılması olarak belirtilen oksidatif stresi etkisiz hale getirdi ( 90 ). BSE ve AKBA ile ön ve birlikte tedavi, glutamat kaynaklı PC12 ve Neuro-2a hücre toksisitesini önledi. Koruyucu etki, oksidatif hasara ve apoptotik hücre ölümüne karşı engelleyici etkileriyle ilişkili olabilir ( 91 ). bir in vitroB. sacra oleo-gum reçinesinin anti-glikasyon ve antioksidan potansiyellerini araştırmayı amaçlayan araştırma . Reçinenin diklorometan (CH2Cl2) fraksiyonu, %40 diklorometan (CH2Cl2 ) / n - heksan alt fraksiyonu ve buhur yağı 1,l-Difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi . Ek olarak, polar fraksiyon tarafından orta düzeyde süperoksit anyon temizleme aktivitesi sergilenirken, polar fraksiyonlar için en yüksek anti-glikasyon aktivitesi rapor edildi ( 92 ). Başka bir çalışma, B. serrate yaprak ekstraktının fitokimyasal tarama, in vitro antioksidan aktivitesini araştırmak için tasarlanmıştır.. B. serrata'nın metanolik özütü , alkaloidler, terpenoidler, saponinler ve flavonoidler içerir ( 93 ). Metanolik ekstrakt , doza bağlı bir şekilde önemli DPPH serbest radikal süpürme aktivitesi (IC50 = 54.06 µg/ml) ve ferrik indirgeme gücü (IC50 = 62.12 µg/ml) sergiledi ( 93 ). B. serrat'ın sulu ve etanolik ekstrelerinin uygulanmasıa (125, 250 ve 500 mg/kg, İP) ve AKBA (50 mg/kg, İP), orta serebral arter oklüzyonundan (MCAO) hemen sonra, 30 dakika ve 24 saat reperfüzyon nörolojik defisitleri iyileştirdi ve beyin enfarktüsü hacmini azalttı . Özler, Bcl-2'nin yukarı regülasyonu ve Bax ve kaspaz-3'ün aşağı regülasyonu yoluyla nöronal apoptotik hücre ölümünü azalttı. Modüle edilmiş serebral redoks durumu, serebral kortekste glutatyon içeriğini ve süperoksit dismutaz aktivitesini arttırırken lipid peroksidasyonunun inhibisyonu olarak da belirtilmiştir ( 94 ).). Boswellia'nın beyin felcine karşı nöroprotektif etkileri, enfarktüs hacminin ve nörolojik bozuklukların azalmasıyla daha da doğrulandı. Buhurun ​​sulu özü uygulandı (30 gün boyunca ağızdan 50, 100 ve 150 mg/kg). Buhur özü ile son muameleden iki saat sonra, sıçanlar 60 dakika boyunca MCAO'ya tabi tutulmuş, ardından 24 saat boyunca reperfüzyon yapılmıştır. Kan-beyin bariyeri (BBB) ​​geçirgenliği ve felç kaynaklı beyin ödemi seviyesi, 100 ve 150 mg/kg dozlarında aköz buhur özü ile tedavi edilen sıçanlarda azaldı ( 95 ). Prospektif, randomize, plasebo kontrollü, çift kör, pilot bir denemenin sonuçları, beyin radyoterapisini takiben BS'nin serebral ödem üzerindeki etkinliğini doğruladı ( 96). Bu denemede, primer veya sekonder malign serebral tümörleri olan kırk dört hasta, radyoterapi sırasında rastgele BS (4200 mg/gün) veya plasebo aldı. BS uygulaması, T2 ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile değerlendirilen ödem hacmini baskılamıştır ( 96 ). B. serrata'nın yaygın aksonal yaralanmayı (DAI) takiben nöro-iyileşme üzerindeki etkisini araştırmak için çift ​​kör, randomize, çapraz geçişli bir çalışma tasarlandı. Yaygın aksonal hasarın sonucu, nöro-iyileşme hızı için vekil bir klinik belirteç olan engellilik derecelendirme ölçeği kullanılarak değerlendirildi. 38 hasta, 6 hafta boyunca rastgele ya plasebo ya da BS kapsülleri (215 mg BS sakız reçinesi içeren) aldı. BS reçinesi, DAI'li hastaların bilişsel sonuçlarını geliştirdi ( 97). Diffüz travmatik beyin hasarı indüklendikten sonra kondorun serebral inflamasyona karşı koruyucu etkileri araştırıldı. B. serrata (250 ve 500 mg/kg) travmatik beyin hasarının neden olduğu beyin ödemini ve kan-beyin bariyerinin bozulmasını azalttı. Sonuçlara, beyin dokusunda IL-1β ve I-10 modülasyonunun yanı sıra vestibulomotor disfonksiyonun iyileştirilmesi eşlik etti. Anti-inflamatuar özelliklerin nöroprotektif etkilerde rol oynadığı öne sürülmüştür ( 98 ). Boswellia, büyük olasılıkla en azından kısmen anti-inflamatuar, anti-apoptotik ve ayrıca anti-oksidatif ve serbest radikal süpürücü aktiviteleriyle ilişkili olan beyin iskemisi ve yaralanmaları için terapötik potansiyel sergiledi.tablo 1).

      Bu incelemede, Tablolar 1 ve ​ve 22 sırasıyla Boswellia ve AKBA cinslerinin nörodejeneratif hastalıklarda koruyucu etkileri üzerine klinik öncesi ve klinik çalışmaların kısa açıklamasını temsil etmektedir. Tablo 2


      AKBA'nın nörodejeneratif hastalıklarda nöroprotektif potansiyeli üzerine in vitro ve hayvan çalışmalarının bir özeti
      AKBA In vivo (MCAO)
      In vitro (birincil kültürlenmiş kortikal nöronlarda OGD)
      24 saat AKBA ile inkübasyon reperfüzyon başlangıcından hemen sonra 20 mg/kg AKBA verildi AKBA tedavisi :
      -infarkt hacimleri ve apoptotik hücrelerde azalma -beyinde
      Nrf2 ve HO-1 ekspresyonunu yükselterek nörolojik skorlarda artış -primer
      kültürlenmiş nöronlarda:
      -Nrf2 ve HO-1 ekspresyonunda artış, -OGD
      kaynaklı oksidatif strese karşı koruma
      ( 99 ).
      AKBA In vivo (MCAO)
      In vitro (birincil kültürlenmiş astrositlerde OGD)
      KBA (25 mg/kg) reperfüzyondan 1 saat sonra uygulanır
      24 saat KBA ile inkübasyon
      -azaltılmış enfarktüs hacimleri ve apoptotik hücreler -artmış
      nörolojik skorlar
      -düşük MDA seviyeleri
      -süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesini restore etti -beyin
      dokularında protein Nrf2 ve HO-1 ekspresyonunu
      arttırdı -Nrf2 ve HO-1 ekspresyonunu arttırdı -OGD'ye
      karşı koruma -indüklenmiş oksidatif stres
      ( 100 ).
      AKBA In vivo (farelerde LPS tarafından indüklenen bilişsel bozukluk) AKBA (5 mg/kg dozunda, 4 gün süreyle IP) ve selekoksib (30 mg/kg dozunda, 7 gün süreyle IP) ile ikili tedavi -davranışsal ve moleküler değişiklikleri tersine çeviren -antiinflamatuar
      etki
      -antiglutamaterjik etki
      -anti-amiloidojenik ajan
      ( 101 ).
      AKBA In vivo (kainic acid-induced excitotoxicity and oxidative and nitrosative damage in mice) the effects of COX inhibitors (indomethacin, nimesulide, and rofecoxib) and a 5-LOX inhibitor (AKBA) and the combination of these inhibitors in this model -AKBA, indomethacin, and nimesulide did not produce any change in the behavioral parameters
      -rofecoxib increased the latency of clonic movement and decreased mortality rate
      -the effect of AKBA + rofecoxib was significantly more marked
      (102).
      Nano formulation of AKBA In vivo (MCAO)
      In vitro (OGD)
      AKBA-NPs (containing AKBA 10 mg/kg), intravenously.
      OGD + AKBA-NP (10 mg/ml) treatment
      AKBA-NPs had better:
      -brain delivery efficacy
      -neuroprotection in OGD and MCAO models
      -modulation of antioxidant and anti-inflammatory pathways
      (103).
      AKBA In vivo (a single IP dose of LPS (0.8 mg/kg) was injected to induce cognitive dysfunction) LPS-treated mice were administered for 7 days with AKBA(5 mg/kg, IP) or DEX (1 mg/kg, IP) -AKBA and DEX reversed the behavioral dysfunction
      AKBA:
      -decreased P-IκB-α, miRNA-155 expression level, and carbonyl protein content
      -restored normal cytokine level
      -increased SOCS-1 expression level
      -showed anti-apoptotic and anti-amyloidogenic effects
      (104).
      AKBA In vivo (young and aged mice) Chronic administration of AKBA (100 mg/kg, p.o.) and nimesulide (2.42 mg/kg, p.o.) for 15 days -enhanced the cognitive performance
      -decreased oxidative damage
      -reversed the aging-induced motor dysfunction
      (105).
      AKBA In vivo (MCAO) AKBA (50 mg/kg) was administered IP after MCAO induction Improved neurological deficit
      -reduced brain infarction
      -decreased neuronal cell loss and apoptosis
      -attenuated lipid peroxidation
      -increased glutathione content and superoxide dismutase activity
      (94).
      AKBA In vitro (glutamate toxicity induced in PC12 and N2a cells) Co- and pretreatment with AKBA (5 mM) was done on PC12 and N2a cells under glutamate toxicity (8 mM) -↓ROS
      -↓lipid peroksidasyonu
      -↓süperoksit dismutaz aktivitesi
      -↓oksidatif DNA hasarı
      ( 91 ).
      Ayrı bir pencerede aç
      MCAO: orta serebral arter tıkanıklığı; OGD: oksijen-glikoz yoksunluğu; AKBA: asetil-11-keto-p-boswellik asit; Nrf2: nükleer faktör eritroid 2-ilişkili faktör; MDA: malondialdehit; LPS: lipopolisakarit; COX: siklooksijenaz; DEX: deksametazon; ROS: reaktif oksijen türleri

      Git: Çözüm


      Klinik uygulamalar için etkili terapi eksikliği göz önüne alındığında, farmakolojik olarak aktif, nöroprotektif aktivitelere sahip doğal ürünlere odaklanılması, onları nörodejeneratif bozukluklar için potansiyel adaylar haline getirmektedir. Boswellia cinsinin, nörodejeneratif hastalıkların patogenezinde yer alan çeşitli moleküler yolakları hedef aldığı öne sürülmüştür. Cins, nörotrofik faktörleri (BDNF dahil), apoptotik proteinleri (pro-apoptotik kaspaz-3 ve anti-apoptotik bcl-2) ve redoks durumunu düzenler. Enflamatuar ve kolinerjik sistemleri kontrol etmede terapötik olarak etkili oldukları gösterilmiştir. Öyleyse,

      Git: Referanslar

      1. Ayoobi F, Shamsizadeh A, Fatemi I, Vakilian A, Allahtavakoli M, Hassanshahi G, et al. Achillea millefolium'un ana flavonoidlerinin nörodejeneratif bozuklukların patofizyolojisinde biyo-etkililiği-bir derleme. İran J Temel Tıp Bilimi. 2017; 20 :604-612. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      2. Durães F, Pinto M, Sousa E. Nörodejeneratif hastalıklar için yeni tedaviler olarak eski ilaçlar. İlaç. 2018; 11:44 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      3. Finkel T. Reaktif oksijen türleri ile sinyal iletimi. J Cell Biol. 2011; 194 :7–15. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      4. Kazanan B, Kohl Z, Gage FH. Nörodejeneratif hastalık ve yetişkin nörogenezi. Eur J Neurosci. 2011; 33 :1139–1151. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      5. Shirooie S, Nabavi SF, Dehpour AR, Belwal T, Habtemariam S, Argüelles S, et al. Omega-3 yağ asitleri ile mTOR'ları hedeflemek: nörodejenerasyon için olası yeni bir terapötik strateji? İlaç Arş. 2018; 135 :37-48. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Mertens M, Buettner A, Kirchhoff E. Buhurun ​​uçucu bileşenleri – bir inceleme. Lezzet Fragr J. 2009; 24 :279–300. [ Google Akademik ]
      7. Morikawa T, Matsuda H, Yoshikawa M. Buhur ve mür tütsü sakız reçinelerinden elde edilen anti-inflamatuar terpenoidlerin bir incelemesi. J Oleo Sci. 2017; 66 :805-814. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      8. Siddiqui M. Boswellia serrata, potansiyel bir antiinflamatuar ajan: genel bir bakış. Hint J Eczacılık Bilimi. 2011; 73 :255–261. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      9. Farshchi A, Ghiasi G, Farshchi S, Malek Khatabi P. Boswellia papyrifera sakız ekstresinin fare ve sıçanlarda öğrenme ve hafıza üzerindeki etkileri. İran J Temel Tıp Bilimi. 2010; 13 :9–15. [ Google Akademik ]
      10. Hamidpour R, Hamidpour S, Hamidpour M, Shahlari M. Frankincense (乳香 Rǔ Xiāng; Boswellia türleri): geleneksel uygulamaların seçiminden ciddi hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için yeni fitoterapiye kadar. J Gelenek Tamamlayıcı Med. 2013; 3 :221–226. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      11. Takahashi M, Sung B, Shen Y, Hur K, Link A, Boland CR, et al. Boswellik asit, let-7 ve miR-200 mikroRNA ailesinin ekspresyonunu modüle ederek kolorektal kanser hücrelerinde antitümör etkiler gösterir. Karsinojenez. 2012; 33 :2441–2449. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      12. Basch E, Boon H, Heerema TD, Foppo I, Hashmi S, Hasskarl J, et al. Boswellia: Doğal standart araştırma işbirliği ile kanıta dayalı sistematik bir inceleme. J Herb Eczacı. 2004; 4 :63-83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      13. Rijkers T, Ogbazghi W, Wessel M, Bongers F. Buhur için dokunmanın Boswellia papyrifera'da cinsel üreme üzerindeki etkisi. J Appl Ecol. 2006; 43 :1188–1195. [ Google Akademik ]
      14. Goyal S. Withania somnifera ve Boswellia serrata içeren yeni anti-inflamatuar topikal bitkisel jeller. Int J Ecz Biol Arch. 2011; 2 :1087-1094. [ Google Akademik ]
      15. Ammon H. Boswellik asitler ve kronik inflamatuar hastalıklardaki rolleri. İçinde: Gupta SC, Prasad S, Aggarwal BB, editörler, editörler. Anti-inflamatuar Nutrasötikler ve Kronik Hastalıklar. yaylı; 2016. s. 291–327. [ Google Akademik ]
      16. Liu JJ, Nilsson A, Oredsson S, Badmaev V, Zhao WZ, Duan RD. Boswellik asitler, kolon kanseri HT-29 hücrelerinde kaspaz-8 aktivasyonuna bağlı ancak Fas/Fas ligand etkileşiminden bağımsız bir yol aracılığıyla apoptozu tetikler. Karsinojenez. 2002; 23 :2087–2093. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      17. Abdel-Tawab M, Werz O, Schubert-Zsilavecz M. Boswellia serrata. Klinik Farmakokineti. 2011; 50 :349–369. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      18. Syrovets T, Büchele B, Gedig E, Slupsky JR, Simmet T. Asetil-boswellik asitler, insan topoizomeraz I ve IIa Mol Pharmacol'un yeni katalitik inhibitörleridir. 2000; 58 :71-81. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      19. Brookmeyer R, Johnson E, Ziegler-Graham K, Arrighi HM. Alzheimer hastalığının küresel yükünü tahmin etmek. Alzheimer Demansı. 2007; 3 :186–191. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      20. Kumar A, Singh A. Alzheimer hastalığı patofizyolojisi ve yönetimi üzerine bir inceleme: bir güncelleme. Pharmacol Temsilcisi 2015; 67 :195–203. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      21. Serrano-Pozo A, Frosch MP, Masliah E, Hyman BT. Alzheimer hastalığında nöropatolojik değişiklikler. Cold Spring Harb Perspect Med. 2011; 1 : a006189. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      22. Reddy VS, Bukke S, Dutt N, Rana P, Pandey AK. Alzheimer hastalığında dolaşım, eritrosellüler ve BOS selenyum düzeylerinin sistematik bir incelemesi ve meta-analizi: Bir metal meta-analizi (AMMA çalışması-I) J Trace Elem Med Biol. 2017; 42 :68-75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      23. Wenk GL. Alzheimer hastalığında nöropatolojik değişiklikler: tedavi için potansiyel hedefler. J Clin Psikiyatri. 2006; 67 :3–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      24. Yassin N, El-Shenawy S, Mahdy KA, Gouda N, Marrie A, Farrag A, et al. Boswellia serrata'nın sıçanlarda indüklenen Alzheimer hastalığı üzerindeki etkisi. J Arab Soc Med Arş. 2013; 8 :1–11. [ Google Akademik ]
      25. Ahmed H, Mohamed E, El-Dsoki S. Boswellia serrata'nın Alzheimer hastalığına karşı umut verici terapötik potansiyeli için kanıtlar: klinik öncesi çalışma. Uluslararası J Ecz Eczacılık Sci. 2014; 6 :384-392. [ Google Akademik ]
      26. İbrahim BMM. Boswellia serrata ve zencefilin (Zingiber officinale) sıçanlarda indüklenen Alzheimer Hastalığı üzerindeki etkilerinin deneysel çalışması. ÇÜ Tezleri; 2012. [ Google Akademik ]
      27. Correia SC, Santos RX, Perry G, Zhu X, Moreira PI, Smith MA. İnsüline dirençli beyin durumu: sporadik Alzheimer hastalığının suçlusu mu? Yaşlanma Res Rev. 2011; 10 :264–273. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      28. Agrawal R, Tyagi E, Shukla R, Nath C. Sıçan hipokampusunda insülin reseptörü sinyali: STZ (ICV) kaynaklı hafıza eksikliği modelinde bir çalışma. Eur Nöropsikofarmakol. 2011; 21 :261–273. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      29. Qu Zq, Zhou Y, Zeng Ys, Lin Yk, Li Y, Zhong Zq, et al. Bir Rhodiola crenulata özütü ve salidrositin sıçanda streptozotosin kaynaklı nöral yaralanmaya karşı hipokampal nörogenez üzerindeki koruyucu etkileri. PLoS Bir. 2012; 7 :e29641. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      30. Salkovic-Petrisic M, Knezovic A, Hoyer S, Riederer P. Sporadik Alzheimer hastalığının streptozotosin ile indüklenen hayvan modelinden Alzheimer araştırmasındaki terapötik stratejiler hakkında ne öğrendik. J Sinirsel İletim. 2013; 120 :233–252. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      31. Sun P, Knezovic A, Parlak M, Cuber J, M Karabeg M, Deckert J, et al. Sıçan hipokampüsünde intraserebroventriküler streptozotosin tedavisinin yetişkin nörojenezi üzerindeki uzun vadeli etkileri. Curr Alzheimer Res. 2015; 12 :772–84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      32. Beheshti S, Aghaie R. Alzheimer hastalığının sıçan modelinde buhurun ​​terapötik etkisi. Avicenna J Phytomed. 2016; 6 :468-475. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      33. Bensky D, Gamble A, Kaptchuk TJ. Çin bitkisel tıbbı: materia medica. Eastland Press Seattle: 2004. [ Google Akademik ]
      34. Jeon S, Hur J, Jeong HJ, Koo BS, Pak SC. SuHeXiang Wan esansiyel yağı, farelerde tau protein fosforilasyonunun inhibisyonu yoluyla amiloid beta kaynaklı hafıza bozukluğunu hafifletir. J Chin Med'im. 2011; 39 :917-932. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      35. den Brok MG, van Dalen JW, van Gool WA, Moll van Charante EP, de Bie RM, Richard E. Apathy in Parkinson hastalığı: sistematik bir derleme ve meta-analiz. Hareket Bozukluğu. 2015; 30 :759–769. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      36. Yuan H, Zhang ZW, Liang LW, Shen Q, Wang XD, Ren SM, et al. Parkinson hastalığı için tedavi stratejileri. Neurosci Bull. 2010; 26 :66-76. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      37. Gaki GS, Papavassiliou AG. Parkinson hastalığının patogenezinde rol oynayan oksidatif stres kaynaklı sinyal yolları. Nöromoleküler Med. 2014; 16 :217–230. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      38. Kazmi S, Kafami L, Ebrahimi A, Jameie B, Joghataiee MT. Boswellia reçine özütünün dopaminerjik hücre dizisi SK-N-SH üzerindeki MPP+ kaynaklı nörotoksisiteye karşı etkileri. Temel Klinik Neurosci. 2011; 3 :16–21. [ Google Akademik ]
      39. Baudry M, Bi X. Öğrenme ve hafıza: hücre hareketliliğinin ortaya çıkan bir özelliği. Neurobiol Learn Mem. 2013; 104 :64-72. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      40. Colciago A, Casati L, Negri-Cesi P, Celotti F. Öğrenme ve hafıza: steroidler ve epigenetik. J Steroid Biochem Mol Biol. 2015; 150 :64-85. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      41. Gallistel CR, Balsam PD. Öğrenme ve hafızanın sinirsel mekanizmalarını yeniden düşünme zamanı. Neurobiol Learn Mem. 2014; 108 :136–144. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      42. Bliss TV, Collingridge GL. Sinaptik bir hafıza modeli: hipokampusta uzun süreli güçlenme. Doğa. 1993; 361 :31–39. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      43. Kandel ER, Schwartz JH, Jessell TM, Jessell MBT, Siegelbaum S, Hudspeth AJ. Sinir biliminin ilkeleri. New York: McGraw-tepesi; 2000. [ Google Akademik ]
      44. Martin SJ, Grimwood PD, Morris RG. Sinaptik plastisite ve hafıza: hipotezin bir değerlendirmesi. Annu Rev Neurosci. 2000; 23 :649–711. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      45. Whitlock JR, Heynen AJ, Shuler MG, Bear MF. Öğrenme, hipokampusta uzun vadeli güçlenmeye neden olur. Bilim. 2006; 313 :1093-1097. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      46. Arlt S. Alzheimer hastalığı ile ilişkili olmayan hafıza bozukluğu ve bunama. Diyaloglar Clin Neurosci. 2013; 15 :465-473. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      47. Hosseini SM, Esfandiari E, Alaei H. Hamilelik döneminde buhur sulu ekstraktının yetişkin yavrularda öğrenme ve hafıza gücünü artırma üzerindeki etkileri. J İsfahan Tıp Okulu. 2004; 21 :16–20. [ Google Akademik ]
      48. Hosseini Sharifabad M, Esfandiary E. Gebelik sırasında Boswellia serrata reçinesinin maternal uygulamasını takiben genç sıçanlarda CA3 hipokampal alanı üzerine morfometrik bir çalışma. İran J Temel Tıp Bilimi. 2007; 10 :176–182. [ Google Akademik ]
      49. Sharifabad MH, Esfandiary E. Emzirme sırasında boswellia sakız reçinesinin (Frankincense) maternal uygulamasının sıçan hipokampusunun stereolojik parametreleri üzerindeki etkileri. J İsfahan Tıp Okulu. 2012; 29 :1–9. [ Google Akademik ]
      50. Beheshti S, Shakakomi AG, Ghaedi K, Dehestani H. Buhur, sıçan beyninin gelişimi sırasında hipokampal kalsiyum/kalmodulin kinaz II-α'yı yukarı regüle eder ve hafıza performansını iyileştirir. Int J Dev Neurosci. 2018; 69 :44-48. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      51. Kang H, Sun LD, Atkins CM, Soderling TR, Wilson MA, Tonegawa S. Uzun süreli belleğin konsolidasyonunda nöral aktiviteye bağlı CaMKIV sinyalinin önemli bir rolü. Hücre. 2001; 106 :771–783. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      52. Petersen JD, Chen X, Vinade L, Döşemeci A, Lisman JE, Reese TS. PSD'de postsinaptik yoğunluk (PSD)-95 ve Ca2+/kalmodulin bağımlı protein kinaz II'nin dağılımı. J Neurosci. 2003; 23 :11270–11278. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      53. Lisman J, Schulman H, Cline H. Sinaptik ve davranışsal bellekte CaMKII fonksiyonunun moleküler temeli. Nat Rev Neurosci. 2002; 3 : 175–190. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      54. Khalaj-Kondori M, Sadeghi F, Hosseinpourfeizi MA, Shaikhzadeh-Hesari F, Nakhlband A, Rahmati-Yamchi M. Boswellia serrata sakız reçinesi sulu özütü, yetişkin erkek sıçan hipokampüsünde BDNF'yi düzenler, ancak CREB ifadesini düzenlemez. Türk J Med Sci. 2016; 46 :1573–1578. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      55. Mahmoudi A, Hosseini-Sharifabad A, Monsef-Esfahani HR, Yazdinejad AR, Khanavi M, Roghani A, et al. Boswellia papyrifera özütlerinin erkek sıçanlarda uzamsal hafıza tutma üzerine sistemik uygulamasının değerlendirilmesi. J Nat Med. 2011; 65 :519–525. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      56. Başlangıç ​​M, Langlois M, Lorrain D, Cunnane S. Yaşlanma sırasında tiroid fonksiyonu ve biliş. Curr Gerontol Geriatr Arş. 2008; 2008 :474868. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      57. Miller KJ, Parsons TD, Whybrow PC, Van Herle K, Rasgon N, Van Herle A, et al. Tedavi edilmemiş hipotiroidizm ile ilişkili sözlü hafıza alma eksiklikleri. J Nöropsikiyatri Kliniği Neurosc. 2007; 19 :132-136. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      58. Paz-Baruch N, Leikin M, Leikin R. Genel yetenekli ve matematikte başarılı öğrencilerin görsel işleme ve dikkat yetenekleri. , Charles Üniversitesi Prag, Eğitim Fakültesi; ERME, Şubat 2015. Prag, Çek Cumhuriyeti: Prag'daki Charles Üniversitesi; s. 1046–1051. [ Google Akademik ]
      59. Hosseini M, Hadjzadeh MA-R, Derakhshan M, Havakhah S, Rassouli FB, Rakhshandeh H, et al. Olibanumun, Morris su labirentinde test edilen yetişkin sıçanlarda hipotiroidizmin neden olduğu hafıza eksikliği üzerindeki faydalı etkileri. Arch Ecz. 2010; 33 :463-468. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      60. Bejar C, Wang RH, Weinstock M. Rivastigminin sıçanlarda skopolamin kaynaklı hafıza bozukluğu üzerindeki etkisi. Eur J Pharmacol. 1999; 383 :231-240. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      61. Hosseinzadeh H, Ramezani M, Akhtar Y, Ziaei T. Morris su labirenti görevini gerçekleştiren sıçanlarda Boswellia carterii sakız reçinesi fraksiyonlarını sağlam hafıza ve hyoscine kaynaklı öğrenme bozuklukları üzerinde etkiler. J Şifalı Bitkiler. 2010; 2 :95–101. [ Google Akademik ]
      62. Mahboubi M, Taghizadeh M, Talaei SA, Firozeh SMT, Rashidi AA, Tamtaji VEYA. Bir hayvan hafıza modelinde Melissa officinalis ve Boswellia serrata özlerinin kombine uygulaması. Iran J Psikiyatri Davranış Bilimi. 2016; 10 :e681. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      63. Czerniawski J, Miyashita T, Lewandowski G, Guzowski JF. Sistemik lipopolisakkarit uygulaması, bağlam-nesne ayrımının geri alınmasını bozar, ancak uzamsal değil, hafıza: akut nöroinflamasyon sırasında spesifik hipokampusa bağlı hafıza fonksiyonlarının seçici olarak bozulmasına dair kanıt. Beyin Davranışı Bağışıklığı. 2015; 44 :159–166. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      64. Kranjac D, McLinden KA, Deodati LE, Papini MR, Chumley MJ, Boehm GW. Periferik bakteriyel endotoksin uygulaması, farelerde hem bellek konsolidasyonunu hem de yeniden konsolidasyon eksikliklerini tetikler. Beyin Davranışı Bağışıklığı. 2012; 26 :109–121. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      65. Lehnardt S, Massillon L, Follett P, Jensen FE, Ratan R, Rosenberg PA, et al. CNS'de doğuştan gelen bağışıklığın aktivasyonu, Toll benzeri bir reseptör 4'e bağlı yol yoluyla nörodejenerasyonu tetikler. Proc Natl Acad Sci. 2003; 100 :8514–8519. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      66. Zhao M, Zhou A, Xu L, Zhang X. TLR4 aracılı PTEN/PI3K/AKT/NF-κB sinyal yolunun hipokampal nöronlardaki nöroinflamasyondaki rolü. Sinirbilim. 2014; 269 :93–101. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      67. Beheshti S, Karimi B. Frankincense, lipopolisakkarit ile tedavi edilen sıçanlarda hafıza alımını geliştirir. J Herbmed Pharmacol. 2016; 5 :12–16. [ Google Akademik ]
      68. Dodrill CB. Nöbetlerin nöropsikolojik etkileri. Epilepsi Davranışı. 2004; 5 :21–24. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      69. Babb TL. İnsan ve deneysel hipokampal epilepside aksonal büyüme ve neosinaptogenez. Adv Neurol. 1997; 72 :45-51. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      70. Portavella M, Vargas J, Torres B, Salas C. Japon balıklarında telensefalik pallial lezyonların uzaysal, zamansal ve duygusal öğrenme üzerindeki etkileri. Beyin Res Boğa. 2002; 57 :397–399. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      71. Jalili C, Salahshoor M, Pourmotabbed A, Moradi S, Roshankhah S, Darehdori AS, et al. Boswellia serrata'nın sulu ekstraktının hipokampal bölge CA1 üzerindeki etkileri ve tutuşmuş sıçanlarda öğrenme eksikliği. Res Pharm Sci. 2014; 9 :351–358. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      72. Jalili C, Salahshoor MR, Moradi S, Pourmotabbed A, Motaghi M. Boswellia serrata'nın sulu ekstraktının tutuşmuş sıçanlarda öğrenme açığı üzerindeki terapötik etkisi. Int J Prev Med. 2014; 5 :563–568. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      73. Burger C. Yaşlanan hipokampusta bölgeye özgü genetik değişiklikler: bilişsel yaşlanma için çıkarımlar. Ön Yaşlanma Neurosci. 2010; 2 :140. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      74. Hosseini-Sharifabad M, Kamali-Ardakani R, Hosseini-Sharifabad A. Boswellia serrata sakız reçinesinin uzamsal öğrenme ve yaşlı sıçanlarda dentat girus granül hücrelerinin dendritik ağacı üzerindeki faydalı etkisi. Avicenna J Phytomed. 2016; 6 :189–197. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      75. Taghizadeh M, Maghaminejad F, Aghajani M, Rahmani M. Boswellia serrata ve Melisa officinalis özü içeren tabletin yaşlı yetişkinlerin hafızasına etkisi: Randomize kontrollü bir çalışma. Arch Gerontol Geriatr. 2018; 75 :146–150. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      76. Noseworthy JH, Lucchinetti C, Rodriguez M, Weinshenker BG. Çoklu skleroz. Yeni İngilizce J Med. 2000; 343 :938–952. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      77. Lopez YP, Kenis G, Rutten BP, Myint AM, Steinbusch HW, van den Hove DL. Saf fare beyninde kinolinik asit-immünoreaktivitesi. J Chem Neuroanat. 2016; 71 :6–12. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      78. Sundaram G, Brew BJ, Jones SP, Adams S, Lim CK, Guillemin GJ. Oligodendroglial hücrelerde kinolinik asit toksisitesi: multipl skleroz ve terapötik stratejiler için alaka düzeyi. J Nöroinflamasyon. 2014; 11 :204. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      79. Rahimi VB, Askari VR, Mehrdad A, Sadeghnia HR. Boswellia serrata, oligodendroglia hücreleri üzerinde glutamat ve kinolinik asit kaynaklı toksisite üzerinde umut verici bir etkiye sahiptir: in vitro çalışma. Acta Pol Ecz. 2017; 74 :1803–1811. [ Google Akademik ]
      80. Chiaravalloti ND, DeLuca J. Multipl sklerozda bilişsel bozukluk. Lancet Neurol. 2008; 7 :1139–1151. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      81. Mirhosseini G, Tehranipour M, Shahri NM. Karışım özü Portulaca olerace, Urtica Dioica, Boswellia serrate'in sıçanlarda multipl skleroz üzerindeki sinerjik etkileri. J Gorgan Üniv Med Sci. 2018; 21 :57-61. [ Google Akademik ]
      82. Sedighi B, Pardakhty A, Kamali H, Shafiee K, Hasani BN. Boswellia papyrifera'nın multipl sklerozda bilişsel bozulma üzerine etkisi. İran J Neurol. 2014; 13 :149–153. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      83. Majdinasab N, Siahpush A, Mousavinejad SK, Malatieri A, Sajedi SA, Bizhanzadeh P. Boswellia serrata'nın multipl skleroz hastalarında bilişsel bozulma üzerindeki etkisi. J Herb Med. 2016; 6 :119–127. [ Google Akademik ]
      84. Miniño AM, Murphy SL, Xu J, Kochanek KD. Ölümler: 2008 için nihai veriler. Natl Vital Stat Rep. 2011; 59 :1–126. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      85. Della-Morte D, Guadagni F, Palmirotta R, Testa G, Caso V, Paciaroni M, et al. İskemik inmenin genetiği, inme ile ilişkili risk faktörleri, inme öncüleri ve tedavileri. Farmakogenomik. 2012; 13 :595-613. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      86. Mahajan S, Kashyap R, Sood B, Jaret P, Mokta J, Kaushik N, et al. J Doç. Doktorlar Hindistan. 2004; 52 :699–702. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      87. Lai TW, Zhang S, Wang YT. Eksitotoksisite ve inme: nöroproteksiyon için yeni hedeflerin belirlenmesi. Prog Neurobiol. 2014; 115 :157–188. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      88. Chamorro Á, Dirnagl U, Urra X, Planas AM. Akut felçte nöroproteksiyon: eksitotoksisite, oksidatif ve nitrozatif stres ve iltihabı hedefleme. Lancet Neurol. 2016; 15 :869-881. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      89. Assimopoulou A, Zlatanos S, Papageorgiou V. Yağ substratlarında doğal reçinelerin ve biyoaktif triterpenlerin antioksidan aktivitesi. Gıda Kimyası 2005; 92 :721–727. [ Google Akademik ]
      90. Sadeghnia HR, Arjmand F, Ghorbani A. Boswellia serrata ve aktif bileşeni asetil 11-keto-β-boswellik asidin oksijen-glikoz-serum yoksunluğu kaynaklı hücre hasarına karşı nöroprotektif etkisi. Acta Pol Ecz. 2017; 74 :911-920. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      91. Rajabian A, Boroushaki MT, Hayatdavoudi P, Sadeghnia HR. Boswellia serrata, PC12 ve N2a Hücrelerinde Glutamat Kaynaklı Oksidatif Stres ve Apoptoza Karşı Korur. DNA Hücre Biol. 2016; 35 :666-679. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      92. Al-Harrasi A, Ali L, Ceniviva E, Al-Rawahi A, Hussain J, Hussain H, et al. Boswellia sacra Oleogum reçinesinin antiglikasyon ve antioksidan aktiviteleri ve HPTLC analizi: kutsal buhur. Trop J Ecz Arş. 2013; 12 :597-602. [ Google Akademik ]
      93. Afsar V, Reddy YM, Saritha K. Boswellia serrata'nın metanolik yaprak ekstresinin in vitro antioksidan aktivitesi ve anti-inflamatuar aktivitesi. Int J Life Sc Bt & Pharm Res. 2012; 4 :15–23. [ Google Akademik ]
      94. Forouzanfar F, Hosseinzadeh H, Ebrahimzadeh Bideskan A, Sadeghnia HR. Boswellia serrata'nın sulu ve etanolik özleri, sıçanlarda fokal serebral iskemi ve reperfüzyon hasarına karşı koruma sağlar. Fitoter Araş. 2016; 30 :1954–1967. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      95. Rahnema M. Sıçanlarda deneysel felç modelinde Boswellia serrata'nın sulu ekstreleri ile tedavinin kan-beyin bariyeri geçirgenliği ve beyin ödemi üzerindeki etkisi. Qom Univ Med Sci J. 2017; 11 :56-65. [ Google Akademik ]
      96. Kirste S, Treier M, Wehrle SJ, Becker G, Abdel-Tawab M, Gerbeth K, et al. Boswellia serrata, beyin tümörleri için ışınlanmış hastalarda serebral ödem üzerinde etkilidir: Prospektif, randomize, plasebo kontrollü, çift kör bir pilot deneme. Yengeç Burcu. 2011; 117 :3788–3795. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      97. Moein P, Abbasi Fard S, Asnaashari A, Baratian H, Barekatain M, Tavakoli N, et al. Boswellia Serrata'nın yaygın aksonal yaralanmayı takiben nöro-iyileşme üzerindeki etkisi. Beyin Enj. 2013; 27 :1454–1460. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      98. Sheykhiyeh Golzardi Mahshid, Rezaenejad Rezvan, Kachouei Emadeddin Y, Siahposht-Khachaki Ali. Nörobilim J Shefaye Khatam. 2018; 6 [ Google Akademik ]
      99. Ding Y, Chen M, Wang M, Wang M, Zhang T, Park J, et al. İskemik beyin hasarında asetil-11-keto-β-boswellik asit ile nöroproteksiyon, Nrf2/HO-1 savunma yolunu içerir. Bilim Temsilcisi 2014; 4 :7002–7010. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      100. Ding Y, Chen M, Wang M, Li Y, Wen A. 11-keto-β-boswellik asit ile tedavi sonrası serebral iskemi-reperfüzyon hasarını iyileştirir: potansiyel bir mekanizma olarak Nrf2/HO-1 yolu. Mol Neurobiol. 2015; 52 :1430–1439. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      101. Sayed AS, El Sayed NSED. 3-asetil-11-keto-beta-boswellik asidin birlikte uygulanması, farelerde lipopolisakkarit kaynaklı bilişsel bozuklukta selekoksibin koruyucu etkisini güçlendirir: anti-inflamatuar ve antiglutamaterjik yolların olası etkisi. J Mol Neurosci. 2016; 59 :58-67. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      102. Bishnoi M, Patil C, Kumar A, Kulkarni SK. Spesifik bir 5-lipoksijenaz inhibitörü olan asetil-11-keto-β-boswellik asidin birlikte uygulanması, farelerde kainik asit kaynaklı nörotoksisitede COX-2 inhibitörlerinin koruyucu etkisini güçlendirir. Farmakoloji. 2007; 79 :34–41. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      103. Ding Y, Qiao Y, Wang M, Zhang H, Li L, Zhang Y, et al. Asetil-11-keto-β-boswellik asit (AKBA) yüklü O-karboksimetil kitosan nanoparçacıklarının antioksidan ve anti-inflamatuar yollar yoluyla geliştirilmiş nöroproteksiyonu. Mol Neurobiol. 2016; 53 :3842–3853. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      104. Sayed AS, Gomaa IEO, Bader M, El Sayed NSED. 3-asetil-11-keto-beta-boswellik asidin, miRNA-155'in modülasyonu yoluyla LPS'nin neden olduğu nöroinflamasyonu önlemedeki rolü. Mol Neurobiol. 2018; 55 :5798-5808. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      105. Bishnoi M, Patil C, Kumar A, Kulkarni S. Nimesulid (COX İnhibitörü), AKBA (5-LOX İnhibitörü) ve bunların kombinasyonlarının farelerde yaşlanma ile ilişkili anormalliklerde koruyucu etkileri. Yöntemler Exp Clin Pharmacol'u bulun. 2005; 27 :465-470. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

      Kalp dostu bir bitki Boswellia

      Prof. Dr. ERKAN TOPUZ
      Afrika ve Hindistan'da birçok hastalığın tedavisinde kullanılan Boswellia isimli bitki; kanserli hücrelerin çoğalıp büyümesini önlüyor. Boswellia; kalp ve beyin üzerindeki iyileştirici etkisiyle de dikkat çekiyor

      Boswellia, asitli yapıya sahip bir bitkidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılan Boswellia; Hindistan'da ve Afrika ülkelerinde, geleneksel tıpta kullanılıyor. Bitkinin yapısındaki asit; kanserli hücrelerin içinde yeni kan damarlarının büyümesini engelliyor. Bu şekilde tümörlerin büyüyüp çoğalması önleniyor. Boswellia'nın yağ özleri ise; sağlıklı ve kanserli doku arasındaki tümör baskılayıcı hücre canlılığını koruyor. Araştırmalar; Boswellia'nın kanser hücrelerindeki hasarı yüzde 90 oranında engellediğini gösterdi.

      MUCİZEVİ ETKİLERİ VAR
      Boswellia özleri; prostat kanserinde hücre büyümesi, çoğalması ve hasarı konusunda mucizevi etkiler gösteriyor. Bitki; prostat kanseri dışında mesane, rahim, kolon ve kemik iliği kanserlerinde de benzer etkilere sahiptir. Boswellia; Amerika'da yılda 1.5 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olan aşırı 5-LOX aktivitesinin tedavisinde de kullanılıyor. Bitkinin özleri; 5-LOX isimli zararlı enzimin aktivitesini engelleyip yayılmasını yavaşlatıyor. Araştırmalar; kansere neden olabilen serbest radikallerle savaşan Boswellia'nın, kanserin yanı sıra kalp ve beyinle ilgili hastalıkları da olumlu etkilediğini ortaya koyuyor.

      DEPRESYONA İYİ GELİYORBoswellia, antidepresan özelliği taşıyor. Bu bitkinin önemli bir bileşeni; beyin hücrelerinin hasar görmesini engelleyip nörolojik vakalarda yarar sağlıyor. Boswellia ile ilgili yapılan bir araştırmada; üç ay boyunca bu bitkinin verildiği 42 hastayla, plasebo verilen hastalar karşılaştırıldı. Boswellia özleri verilen hastaların, çeşitli rahatsızlıklara bağlı şikayetlerinde belirgin bir düşüş görüldü. Benzer bir araştırmada ise; fiziksel fonksiyon bozukluğu yaygın olan hastalarda da önemli ölçüde iyileşme görüldü.

      KORTİZON SEVİYESİNİ DÜŞÜRMEKTE ETKİLİProstattaoluşabilecek ufak bir şişlik, muhtemel bir tıkanıklığa neden olabilir. Prostat dokusunda zararlı 5-LOX enziminin aktivitesinin arttığı durumlarda Boswellia kullanılıyor. Bu özler; hem prostat kanserini, hem de prostat büyümesini önlüyor. Son zamanlarda glioblastoma gibi beyin tümörlerinin ve ödemlerinin tedavisinde; kortizon yerine yüksek doz Boswellia verilmesi tercih ediliyor. Bu sayede; beyin ödeminin azaldığı ve beyin fonksiyonlarının düzeldiği görüldü. Boswellia, kortizon seviyesini yüzde 50 düşürüyor.






      Boswellia ve Faydaları (Prof.Dr.Erkan Topuz)(Alzheımer,parkinson,Ve diğer hastalıklar)

      Boswellia bitkisi ve hastalıklara faydası:Hindistanda yetişen ve yüz yıllardır kullanılan boswellia bitkisi, orta yada yüksek boyda dallanma gösterir. Bu şifalı bitkinin ayırıcı yanı gövdesine dokunduğunuzda aleorezin denen (sakızımsı) bir madde yaymasıdır.
      Boswellia bitkisi %50-60 civarında boswellik asit ve türevlerini içerir. Boswellianın uçucu yağlar açısından oldukça zengin olan sakızımsı etken maddesi, reçineli bir yapıya sahiptir. Diğer yandan boswellianın sakızımsı reçinesinde bulunan Pinen ve Fallandren isimli uçucu yağlar, Bu şifalı bitkiye sığlaya benzeyen hoş bir koku verir.
      Boswellia sağlık için doğal ve güvenilir bir bitki türüdür.Hindistanın orta ve yüksek kesimlerinde yetişir.Bu ağaçtan elde edilen reçine Boswelia serrata diye adlandırılr.Genellikle artrid ve ramatoid tedavisinde kullanılmakla birlikte kolesterolü ve trigliseridi düşürücü olarak bilinmekte ve yüzyıllardır güvenle kullanılmaktadır.

      Bu bitki reçinesi yaralar için iyileştirici etkisinin yanında ağrı kesici ve anti-enflamatuar olarak kullanılmaktadır.Ayrıca balgam söktürücü etkisi vardır.Klinik olarak yapılan çalışmalarda Boswellia bitkisinin artrit,romatoid,kolit,ülser astım ve beyin tümörü ile kanserli hastalarda olumlu tedavi edici özellikler gösterdiği görülmüştür.
      Yaşları 5 ile 75 yaş arasında değişen 175 romatizmalı artrit hasta üzerinde yapılan klinik deneylerde hastaların yüzde 97’sinde ileri derecede iyileşme gözlenmiştir.

      Yapılan tedavi sonrası eklem şişliklerinde,hareket güçlüğümde ve fiziksel olarak hareket performanslarında artışlar gözlenmiştir.Boswellia serrata romatizmal artrit ve romatoid hastalarının şikayet ve ağrılarının azalmasında etkili olmuştur.

      ...........................


      Boswellia Serrata Nedir?

      Boswellia Serrata Nedir? “Hint tütsüsü” olarak da bilinen Boswellia serrata, doğanın en etkili enflamatuar karşıtı bitkilerinden biridir. Tek başına ya da diğer bitkilerle karışım halinde, dahili ve harici olarak romatoid artrit, sırt ağrısı, fibrosit ve osteoartrit tedavilerinde kullanılır. Boswellia ile ilgili klinik deneyler ve hayvan üzerinde yapılan çalışmalar, enflamatuar karşıtı etkisini kanıtlamıştır.

      Boswellia’nın en önemli bileşeni olan boswellic asit’in, bitkinin farmakolojik etkisi üzerindeki en önemli katkıyı sağladığı düşünülmektedir. In vitro ve hayvan modelleri çalışmaları, boswallic asitin seçici olarak 5-lipoksigenaz’ı inhibe ederek, anti-enflamatuar, antiartritik ve anti-proliferatif etkilerini gösterir.
      Anti-Enflamatuar
      Bir çok ümit veren bilimsel kanıt boswellia’nın geleneksel kullanımını desteklemektedir. Laboratuar çalışmalarında Boswellia’dan ayrıştırılan içerikler, anti-enflamatuar etkiler sergilemiştir. Deney hayvanları üzerinde, en az steroid olmayan anti-enflamatuar (NSAID) ilaçlardan İbuprofen (Advil, Nuprin, Motrin) kadar etkili olmuş, ve midede rahatsızlık gibi NSAID’lerin gösterdiği yan etkilerden hiç birini göstermemiştir. Bu, uzun süreler boyunca anti-enflamatuar ilaçlar kullanmak zorunda olan insanlar için önem taşır. Diğer denek hayvanlar üzerindeki çalışmalar, boswellia’nın kandaki trigliserit düzeylerini düşürdüğünü de göstermiştir.
      Institute of Pharmacology at the University of Frankfurt araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen boswellic asit üzerindeki bir çalışma, boswellianın steroidal ilaçlara bir alternatif olacabileceğini göstermiştir. Almanya, University Tubingen’de yapılan ek bir çalışmada, boswellic asitin lökotrienleri inhibe ettiği görüldü. Lökotrienlerin, kronik enflamatuar hastalık çeşitlerinin devam etmesine yardımcı olduğuna inanılmaktadır.
      Klinik bir araştırmada, 260’dan fazla romanoid artrit hastasına boswellik asit verildi.
      Plaseboya oranla şişme ve ağrıda belirgin azalmalar görüldü, sabah tutukluluğu azalmıştı, hastalar tedavi süresince NSAID almayı bıraktıklarını rapor ettiler, ve hastaların genel sağlık durumları gelişme göstermişti. Araştırmaya katılan hastaların %50-60’ında, boswellic asitin romanoid artrit semptomlarını azaltmakta etkili olduğu tespit edildi.
      Dizinde osteoporoz olan 30 hastanın katıldığı bir çift kör çalışmada, araştırmacılar, bosweliayı plasebo ile karşılaştırdılar. 13 katılımcı 8 hafta boyunca, ya boswellia ya da plasebo kullandı, sonraki 8 haftada ise tedavi tersine çevrilerek uygulandı. Sonuçlarda, plaseboya oranla, boswellia ile; diz ağrısı, diz oynaklığı ve yürüme mesafesinde oldukça belirgin gelişmeler görüldü.
      Astım
      Diğer kontrollü insan üzerindeki çalışmalarda, boswellia’nın muhtemelen kan damarlarını daraltan kimyasalların oluşumlarını bloke ederek bronşial astım süresini azalttığı görülmüştür. Boswellia, astım krizlerinin sayılarını azaltabilir. 6 haftalık, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma, günde 3 kez 300 mg dozundaki boswellia tedavisinin, ritmik astım nöbetlerini azalttığını ve nefes alma kapasitesini göreceli olarak yükselttiğini göstermiştir. 1998 yılında yapılan çalışmada 80 astım-bronsit hastası 6 hafta boyunca her gün ya boswellia ya da plasebo kullandılar. Plasebo kullananların sadece %27’sinin astım semptomları gelişme göstermişti. Bu oran boswellia kullananlarda %70’di.
      Boswellia Serrata Ekstresi
      Boswellianın standart dozu, %37.5-65 arası boswellic asit içerir, bu oran kapsül başına 150-200 mg anlamına gelir. Boswellia ile ilgili çalışmaların çoğunda günlük doz 450 mg. (150 mg.lık 3 doz) ve 1200 mg. arasında belirlenmiştir.

      Yan Etkileri Var mı?
      Boswellia ekstresi, bulantı ve ishal gibi hafif gastrointestinal semptomlara yer verebilir, yer yer deride döküntüler görülebilir.
      "Yukarıda yer alan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır."

      Yorum yap


      • #4
        İBS (İrritabl Bağırsak Sendromu, Spastik Kolit), Kolit, Kron, Çölyak, Eklem Kireçlenmesine Boswellia



        BOSWELLİA; Fibromiyalji, Artrit, Behçet, Kolit gibi Mikrobik Olmayan Hastalıkların Doğal Tedavisidir



        Boswellia ile Morbus Kron Tedavisi, Damla Sakızı ile Mide Kanseri Tedavisi, Böbrek Kisti Nasıl Erir,


        BOSWELLIA SERRATA

        Boswelia, boswelllic asitlere sahip bir bitkidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılıp, hindistan ve afrika ülkelerinde geleneksel bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Hayvan deneylerinde boswellia özü anti-enflamatuar aktivite göstermektedir. Boswellia bitki özlerinden 5-lipoksigenaz inhibe ederler.
        Akba, boswellia'nın temel bir bileşeni, çoğalan kanser hücrelerini engellemek için çeşitli mekanizmalar ile etki gösterir. Apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne neden olan kanser hücre yüzeylerinde ''ölüm reseptörü'' olarak adlandırılır.

        Boswellic asit ayrıca, kanser hücre replasyonunun içindeki yeni kan damarlarının büyümesini bloke etmektedir. Akba baskılayan bir büyüme faktörü ile tümör büyümesini engeller. VEGF (vasküler endotelyal büyüme faktörü) için önemli sinyal moleküllerini engeller.
        Boswellia yağ özleri; sağlıklı ve kanserli doku arasındaki tümör baskılayıcı hücre canlılığını korumaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda boswellia'nın, kanser hücrelerinin, kanser ölümlerinde yüzde 90 metastaz'ın engellediği, bir hücresel reseptör CXCR4 faaliyetlerini bastırmak olduğu gösterilmiştir.
        Boswellia özleri; prostat kanserlerinde malign hücre büyümesi, çoğaltma veya metastaz azaltmada son derece umut vericidir. Özellikle mesane kanserlerinde, rahim kanserlerinde, kolon kanserlerinde ve de multipl miyelom, kemik iliği gibi..

        Aşırı 5-LOX aktivitesi, yılda bir buçuk milyondan fazla ABD'de ölüm nedenlerinden biri haline gelmiştir. 5-LOX olarak adlandırılan bir enzim aktivitesi; lökotrienler dahil olmak üzere proinflamatuar moleküller aşırı yayılmasına yol açar.
        Boswellia ekstresi, doğal (5-lox aktivitesi inhibitörleri) ve enflamatuar bileşenleri ile hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Boswellianın bir formu; yakın zamanda daha önceden mevcut boswellia özlerinden kanda yüzde 52 oranında daha iyi emildiğini göstermiştir.

        Yapılan veriler ve datalar, 5-LOX inhibisyonu ve diğer anti-enflammatuar özellikleri ile kardiyovasküler hastalıklarda, nörodejeneratif hastalıklarda, kanser ve artritte mücadelede boswellia'nın gücünü ortaya koymaktadır.

        Vasküler dokusunda, boswellia özlerinin birden tamamlayıcı etkileri bulunmaktadır. Onlar, güçlü serbest radikal gidericilerdir. Boswellia yüzde 48 ve destek arter temizlik yüzde 30 oranında (HDL) yüksek dansiteli lipoprotein kadar daha düşük total kolestrolü ayıklar. Ayrıca, boswellia antidepresan etki de göstermektedir. TRPV3 olarak adlandırılan bir beyin reseptörünün sistemde etkili stimulan olduğu gösterilmiştir. Boswellia carterri(Incensole asetat denir) önemli bir bileşeni, beyin dokusunda inflamatuar mediatörler, uzun süreli nörolojik vakalarda etkilidir. Incensole asetat ayrıca; hipokampus beyin hücrelerinin dejenerasyonunu engeller.

        İlk yıllardaki çalışmalar; ashwaganda, kurkumin ve çinko gibi diğer bilinen doğal bir anti-inflamatuar ajan ile boswellia ekstreler kombinasyonları dahil olmak üzere yapılan çalışmada 42 hasta üç ay boyunca, besin ya da plasebo grubuyla karşılaştırılmış, tedavisi yapılan grupta, ancak plasebo alanlarda ,ağrı şiddeti, özürlülük skorlarında belirgin bir düşüş görülmüştür. Benzer bir çalışamada; fiziksel ve fonksiyon bozukluğu yaygın olan hastalarda, o parametrede önemli azalmalar sağlanmıştır.
        Boswellia'nın, prostatik hipertrofisinde de etkisi mevcuttur. Prostatta ufak bir şişlik, potansiyel bir tıkanıklık oluşturabilir. Şişme huylu olduğu zaman bile, iyi huylu prostatik hipertrofi ya da BPH durumunda olduğunda sonuç hafif rahatsızlık olabilir. Prostat dokusunda artmış 5-LOX aktivitesi,iltihabı ve benign prostat hipertrofisinde (BPH) boswellia, prostat sağlığında ek bir formül olarak önemlidir. Hem prosta kanserinde, hem de prostat büyümesinde etkilidir. Prostat sağlığı için bitki özlerinin kullanılması, çok eski ve iyi, geşilmiş bir uygulamadır. Özellikle birkaç ekstre ve bunlardan biri boswellia'nın, alt idrar yolu semptomlarında etkileyici bir iyileşme sağladığını göstermiştir. Çalışmalar boswellia ekstresinin; testesteron mettabolitleri büyümesini sağlayıcı etkilere yanıt ve bu etkisi tarafından üretilen androjen reseptörlerinin sayısında önemli bir azalma sağladığını göstermiştir.
        Son zamanlarda glioblastoma gibi beyin tümörlerinde ve ödemlerinde kortizon yerine yüksek doz boswellia verilmesi beyin ödemlerinin azalmasına ve beyin fonksiyonlarının düzelmesini sağlamıştır. Almanya'da yapılan çalışmalarda, kortizon seviyesinin yüzde 50 düştüğü gösterilmiştir. Boswellia, insanlarda yapılan çalışmalarda da vurgulanmış ve de önemle tavsiye edilmektedir.Erkan Topuz

        Yorum yap


        • #5
          Boswellia ile Ülseratif Kolit Tedavisi, Boswellia ile Morbus Kron Tedavisi



          Boswellia Serrata (Akgünlük) ve Crohn

          Akgünlük (Boswellia serrata) Hindistan, Afrika’nın kuzeyi ve Asya’nın ortasında yetişen bir ağaçtır. Ülkemizde de bulunmaktadır. Ağacın kabuğunun soyulması ile elde edilen reçine tedavi için kullanılmaktadır. Bu reçinenin özütlerinin eklem iltihabını azaltıcı, iştah açıcı, uyarıcı, balgam sökücü ve antiseptik özellikleri bulunmaktadır. Artritlerde (eklem iltihaplarında), ülseratif kolit, crohn hastalığı, öksürük, ağrı, yılan ısırması ve astım gibi hastalıklarda kullanılmaktadır. İçinde bulunan boswellic asit başta olmak üzere çeşitli maddeler iltihabi yanıtı baskılamakta ve bronşları büzen maddelerin yapılmasını engellemektedir. Klasik ağrı kesiciler uzun süreli kullanıldığında eklemde ve midede hasara neden olabilirken akgünlük özütünün böyle bir yan etkisi olmadığı saptanmıştır. Klinik çalışmalarda eklem kireçlenmesi (artroz), ülseratif kolit, Crohn hastalığı ve astım tedavisinde akgünlük kullanılmasının en az ilaçlar kadar etkili olduğu ve yan etkilerin ilaçlardan daha az olduğu gösterilmiştir
          Boswelia, boswelllic asitlere sahip bir bitkidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılıp, hindistan ve afrika ülkelerinde geleneksel bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Hayvan deneylerinde boswellia özü anti-enflamatuar aktivite göstermektedir. Boswellia bitki özlerinden 5-lipoksigenaz inhibe ederler.
          Akba, boswellia’nın temel bir bileşeni, çoğalan kanser hücrelerini engellemek için çeşitli mekanizmalar ile etki gösterir. Apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne neden olan kanser hücre yüzeylerinde ”ölüm reseptörü” olarak adlandırılır.
          Boswellic asit ayrıca, kanser hücre replasyonunun içindeki yeni kan damarlarının büyümesini bloke etmektedir. Akba baskılayan bir büyüme faktörü ile tümör büyümesini engeller. VEGF (vasküler endotelyal büyüme faktörü) için önemli sinyal moleküllerini engeller.
          Boswellia yağ özleri; sağlıklı ve kanserli doku arasındaki tümör baskılayıcı hücre canlılığını korumaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda boswellia’nın, kanser hücrelerinin, kanser ölümlerinde yüzde 90 metastaz’ın engellediği, bir hücresel reseptör CXCR4 faaliyetlerini bastırmak olduğu gösterilmiştir.
          Boswellia özleri; prostat kanserlerinde malign hücre büyümesi, çoğaltma veya metastaz azaltmada son derece umut vericidir. Özellikle mesane kanserlerinde, rahim kanserlerinde, kolon kanserlerinde ve de multipl miyelom, kemik iliği gibi..
          Aşırı 5-LOX aktivitesi, yılda bir buçuk milyondan fazla ABD’de ölüm nedenlerinden biri haline gelmiştir. 5-LOX olarak adlandırılan bir enzim aktivitesi; lökotrienler dahil olmak üzere proinflamatuar moleküller aşırı yayılmasına yol açar.
          Boswellia ekstresi, doğal (5-lox aktivitesi inhibitörleri) ve enflamatuar bileşenleri ile hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Boswellianın bir formu; yakın zamanda daha önceden mevcut boswellia özlerinden kanda yüzde 52 oranında daha iyi emildiğini göstermiştir.
          Yapılan veriler ve datalar, 5-LOX inhibisyonu ve diğer anti-enflammatuar özellikleri ile kardiyovasküler hastalıklarda, nörodejeneratif hastalıklarda, kanser ve artritte mücadelede boswellia’nın gücünü ortaya koymaktadır.
          Vasküler dokusunda, boswellia özlerinin birden tamamlayıcı etkileri bulunmaktadır. Onlar, güçlü serbest radikal gidericilerdir. Boswellia yüzde 48 ve destek arter temizlik yüzde 30 oranında (HDL) yüksek dansiteli lipoprotein kadar daha düşük total kolestrolü ayıklar. Ayrıca, boswellia antidepresan etki de göstermektedir. TRPV3 olarak adlandırılan bir beyin reseptörünün sistemde etkili stimulan olduğu gösterilmiştir. Boswellia carterri(Incensole asetat denir) önemli bir bileşeni, beyin dokusunda inflamatuar mediatörler, uzun süreli nörolojik vakalarda etkilidir. Incensole asetat ayrıca; hipokampus beyin hücrelerinin dejenerasyonunu engeller.
          İlk yıllardaki çalışmalar; ashwaganda, kurkumin ve çinko gibi diğer bilinen doğal bir anti-inflamatuar ajan ile boswellia ekstreler kombinasyonları dahil olmak üzere yapılan çalışmada 42 hasta üç ay boyunca, besin ya da plasebo grubuyla karşılaştırılmış, tedavisi yapılan grupta, ancak plasebo alanlarda ,ağrı şiddeti, özürlülük skorlarında belirgin bir düşüş görülmüştür. Benzer bir çalışamada; fiziksel ve fonksiyon bozukluğu yaygın olan hastalarda, o parametrede önemli azalmalar sağlanmıştır.
          Boswellia’nın, prostatik hipertrofisinde de etkisi mevcuttur. Prostatta ufak bir şişlik, potansiyel bir tıkanıklık oluşturabilir. Şişme huylu olduğu zaman bile, iyi huylu prostatik hipertrofi ya da BPH durumunda olduğunda sonuç hafif rahatsızlık olabilir. Prostat dokusunda artmış 5-LOX aktivitesi,iltihabı ve benign prostat hipertrofisinde (BPH) boswellia, prostat sağlığında ek bir formül olarak önemlidir. Hem prosta kanserinde, hem de prostat büyümesinde etkilidir. Prostat sağlığı için bitki özlerinin kullanılması, çok eski ve iyi, geşilmiş bir uygulamadır. Özellikle birkaç ekstre ve bunlardan biri boswellia’nın, alt idrar yolu semptomlarında etkileyici bir iyileşme sağladığını göstermiştir. Çalışmalar boswellia ekstresinin; testesteron mettabolitleri büyümesini sağlayıcı etkilere yanıt ve bu etkisi tarafından üretilen androjen reseptörlerinin sayısında önemli bir azalma sağladığını göstermiştir.
          Son zamanlarda glioblastoma gibi beyin tümörlerinde ve ödemlerinde kortizon yerine yüksek doz boswellia verilmesi beyin ödemlerinin azalmasına ve beyin fonksiyonlarının düzelmesini sağlamıştır. Almanya’da yapılan çalışmalarda, kortizon seviyesinin yüzde 50 düştüğü gösterilmiştir. Boswellia, insanlarda yapılan çalışmalarda da vurgulanmış ve de önemle tavsiye edilmektedir.

          Bu konuda yapılmış bir araştırmanın sonuçları şöyledir:

          Boswellia Serrata özü H 15 aktif Crohn hastalığı Terapi

          [Almanca Makale]
          Gerhardt, H , F Seifert , Buvari P , H Vogelsang , Repges R .
          Yazar bilgileri

          Soyut

          AMAÇ:

          Bu klinik araştırmanın amacı, aktif Crohn hastalığının tedavisi için mesalazinin ile Boswellia Serrata özü H15 etkinliğini ve güvenliğini karşılaştırmaktır.
          HASTALAR VE YÖNTEMLER:

          Randomize, çift-kör, verum kontrollü, 102 Hastalar randomize edildiği için paralel grup karşılaştırması. Protokol uyarınca nüfus H15 ile tedavi 44 hasta ve mesalazinin ile tedavi 39 hasta alındı. Birincil sonucu olarak kayıt ve tedavinin sonunda durumu arasındaki Crohn Hastalık Aktivite İndeksi (CDAI) değişikliğini ölçmek seçildi. H 15 mesalazinin standart tedaviye oranla olmayan aşağılık üzerinde test edildi.
          SONUÇLAR:

          CDAI H15 ile tedaviden sonra kayıt ve tedavinin sonunda durumu arasındaki ortalama 53 puan ile mesalazinin ile 90 oranında ve tedavi sonrası düşürülmüştür. Bu olarak eşit etkinlik-denemede test hipotez istatistiksel analizi ile teyit edilmiştir. Her iki tedavi arasındaki fark, birincil sonuç ölçütü için H15 lehine istatistiksel olarak anlamlı olduğu kanıtlanmış olamazdı. İkincil etki son noktaları H15 ve mesalazin karşılaştırmanın değerlendirme teyit etmektedir. H15 kanıtlanmış tolere gösterilen klinik etkinlik sonuçlarını tamamlar.
          SONUÇLAR:

          Çalışma H15 ile tedavi mesalazinin aşağı olmadığını doğrular. Bu endikasyon için mesalazin etkinliği sağlık yetkilileri tarafından onaylandı için bu Boswellia serratadır ekstresi ile aktif Crohn hastalığı tedavisinde tekniğin bilinen durumuna göre, H15 ile ilgili yeterli kanıt olarak yorumlanabilir. Boswellia Serrata özü H15 güvenliğini ve etkinliğini hem de göz önüne alındığında bu bir yarar-risk-değerlendirme açısından mesalazinin üzerinde üstün görünür.


          Boswellia serrata
          tanım
          Boswellia Serrata ( buhur ) Hindistan, Kuzey’in ern Afrika’da bulunan bir orta -büyük dallanma ağacı ( 12 metre yüksekliğe kadar büyüyen ) , veOrta Doğu olduğunu. Boswellia kabuğu şeritleri bir sakızlı oleo – reçine veren , uzak soyulmuş . Bu sakızlı eksudasının ekstreleri geleneksel bir anti -arterit , büzücü , uyarıcı , balgam söktürücü ve antiseptik olarak tıpAyurveda sisteminde kullanılmıştır .
          Etkin Bileşenler
          Boswellia yağlar , terpenoidler , şekerler ve uçucu yağlar içerir. Reçinenin kadar yüzde 16çoğunluk alfa – tuyen ve parasimenler olmak , uçucu yağdır . Dört pentasiklik triterpen asit beta- boswellic asit ana bileşen olmak üzere, aynı zamanda mevcut bulunmaktadır.
          Etki Mekanizmaları
          Hindistan yapılan hayvan çalışmaları Boswellia bir yağı alınmış alkollü özü yutulması, poli- morphonuclear lökosit süzülmesini ve yayılmasını azalma birincil antikor sentezi , 1,2 ve bir in vitro çalışmada, hemen hemen tamamen hibited in- klasik tamamlayıcı pathway.3 azalma göstermektedir tamamlayıcı sistemde beta- boswellic asit etkileri, ekstre bir boswelia en analjeziğin soruşturma ve psikofarmakolojik etkileri hayvan models.5 olarak sedatif ve analjezik ef fects işaretli kaydetti pathways.4 hem klasik ve alternatif tamamlayıcı üzerinde belirgin bir inhibitör etki göstermiştir
          İn vitro testler , doza bağımlı bir şekilde blokta Boswellia sakız reçine izole boswellic asitler, ortaya 5- hidroksieikosatetraenoik asit (5 -HETE ) ve lökotrien B4 ( LTB4 ) , 6 da dahil olmak üzere pro-enflamatuar 5-lipoksijenaz ürünlerinsentezi bronç kemotaksisinde, ve bu quercetin gibi Diğ -er anti-inflamatuar bitki bileşenleri , permeability.7 artmış vasküler neden de bu enzimi bloke , ama onlar bir antioksidan olarak , daha genel bir şekilde bunu , oysa , boswellic asitler gibi görünüyor 5- lipoxygenase.8 , 9 spesifik önleyicileri
          Boswellia amfi – semapatogenezinde dahil olabilir insan lökosit elastaz ( HLE ) , engeller. HLE da mukus salgılanmasını uyarır ve bu nedenle , kistik fibroz, kronik bronşit , akut solunum zorluğu sendromu 10 de bir rol oynayabilir , 11 Boswellic asitler ve Boswellia serrata’dan triterpenoidler da lösemi HL -60hücre büyümesine karşı önleyici bir etkiye sahiptir ve apoptotik cells.12 ’14
          Nonsteroidal anti – enflamatuar ilaçlar ( NSAID ) ’18 An in vivo hayvan çalışması Boswellia ekstresi incelenmiş ve Glikozaminoglikanın metabolizma üzerindeki etkileri için Keto – Profen romatizmalı conditions.15 eklem hasarı hızlanan , glikosaminoglikan sentez aksamalara neden olabilir . Boswellia kontroller ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde glikozamino – glikanların bozunmasını azaltılmış , oysa , ketoprofen toplam doku glikozaminoglikan content.19 bir azalmaya neden olmuştur
          Sayfa 165

          Boswellia serrata
          Klinik Endikasyonları İltihaplı Bağırsak Hastalıkları ileit
          Bir hayvan çalışması acetyl’11′keto – P’boswellic asit ( AKBA ) , ilet endüklenmiştir disease.20 inflamatuvar barsak lökosit – endotel hücre etkileşimleri ,Boswellia ekstresi etkinliğini ve onun con – stituents birini belirlemek amacıyla yapılmıştır indometasin deri altından enjeksiyon ile Sprague- Dawley fareleri . Hayvanlar daha sonra , iki farklı (düşük ya da yüksek) doz veya plasebo Boswellia veya Akba ya verildi. Bu Boswellia özü ve Akba iki kuvvetleri haddeleme ( % 90′a kadar ) ve yapışkan lökosit ( % 98′e kadar ) , zayıflatılmış doku hasarı puanları ve önemli ölçüde , hazım sistemi mukozasında makroskopik ve mikroskopik olarak azaltılmış iltihap azalma gözlemlenmiştir.
          Ülseratif Kolit
          Lökotrienler ülseratif kolitiltihap sürecinde önemli bir rol oynadığına inanılmaktadır . Boswellia ekstresi ( 350 mg günde üç defa) ile sülfasalazin ile karşılaştırılmıştır ülseratif coli – tis hastada (1 g günde üç kez) . Boswellia özü hastalar sulfasalazin hastalarda daha iyi ilerlemeler gösterdi; Boswellia hastaların yüzde 82′si sulfasalazine.21 üzerinde yüzde 75 ile kıyaslandığında remisyon girdi
          Sakız Boswellia reçine (altı hafta boyunca üç bölünmüş dozlarda günlük 900 mg ) ve sulfasalazin (altı hafta boyunca üç bölünmüş dozlarda 3 g dai ly ) alan kronik kolit hasta izlem çalışması , yine benzer gelişmeler göstermiştir. Ayrıca, Boswellia serratadır sakız reçine ile muamele edilmiş 14 20 hastaya ( % 70) ile muamele sulfasalazine.22 4 10 hastada ( % 40) ile karşılaştırıldığında remisyon gitti
          Crohn Hastalığı
          Inflamasyon kimyasal aracılar reklam giyimli akut Crohn hastalığınıntedavisinde mesalazinin ile bir Boswellia Serrata eski yolu karşılaştıran bir klinik vardı . Protokol nüfus Boswellia ekstresi ile tedavi 44 hasta ve mesalazinin ile tedavi 39 hasta alındı. Kayıt ve terapi sonu arasında, Crohn Hastalık Aktivite İndeksi Boswellia ekstresi ve mesalazinin hem anlamlı derecede azalmıştır. Iki tedavi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi Al- gerçi ,Boswellia ekstresipharmaceutical. 23 kadar etkili olduğunu kanıtladı
          astım
          Bir – diğer 40 hastaya plasebo alırken bron – chial astım Boswellia etkilerini bir 1998 çalışmada , 40 hasta , altı hafta boyunca günde üç kez bir Boswellia hazırlık 300 mg aldı . Boswellia akciğer ve bağışıklık fonksiyonunun belirtiler ve objec tive önlemler ile ölçülen önemli hastalık gelişme göstermiştir alarak pa rın yüzde yetmişi , bir plasebo improved.24 alan hastaların sadece yüzde 27
          artrit
          Çift – kör , plasebo – kontrollü bir çalışmada , Bo – swellia diz osteoar – thritis üzerinde yararlı etki göstermiştir. Otuz hasta sekiz hafta içinde üç bölünmüş doz halinde 1000 mg günlük Bo- swellia veya plasebo ya verildi. Boswellia grubundaki hastalara plasebo ( p < 0.001 ) göre hareket aralığı ağrı ve şişlik ve artışında önemli bir düşüş yaşadı .25
          , Bir çift-kör, plasebo-kontrollü, çapraz çalışmada, Ashwagandha , TUR -mer ve çinko ile kombinasyon halinde Boswellia Kırk iki hastabitkisel ve mineral formülasyon ya da üç ay boyunca plasebo , sonra da alınan osteoartrit patients.26 araştırılmıştır üç ay için 15 günlük bir arınma döneminden sonradiğer protokol geçti . Ağrı şiddetitedavi grup deneyimlerini – rienced önemli derecede (p < 0.001 ) ve özürlülük skorları ( p < 0.05 ) , plasebo ile karşılaştırıldığında . Radyolojik değerlendirme her iki grupta da anlamlı bir değişiklik bulunamadı .
          Romatoid artrit hastalarında plasebo (n = 19 ) Boswellia karşı ( n = 18 ) çalışma herhangi Ölçülen parametrelerdeiki grup arasında anlamlı farklılıklar bulundu . NSAID doz , ancakplasebotedavi grubunda yüzde 5.8 ve yüzde 3.1 azaldıaraştırmacılar denekler daha fazla sayıda içeren kontrollü çalışmalar garanti olduğu sonucuna group.27 .
          Yan Etkiler ve Toksisitesi
          Sıçanlar ve pri – yavruda Boswellia toksisite çalışmaları hiçbir biyokimyasal hematolojik – cal patolojik değişiklikler , ya da 1,000 mg / kg’a kadar dozlarda histolojik parametreleri gösterdi . LD50 > 2 g/kg.28 için kurulmuştur
          Sayfa 166
          tur \ leSSrZ – S » ‘
          monografi



          doz 14
          Astım , enflamatuar veya koşullar için , Standart bir ekstresi 300-400 mg ( 60 % 15 ihtiva etmektedir.boswellic asitler) günde üç kez önerilmektedir . 16 başvuruyor .
          1. . Sharma ML , Khajuria A, Kaul A , et al. Üzerinde salai Guggal eski Boswellia serrata Etkileri hücresel ve humoral immün yanıtları ve lökosit göç . ajanlar 17 Eylemler 1988, 24:161-164

          2 . Sharma ML , Bani S , Singh GB . Anti- artritik sığır serumu albümini 18 boswellic asitlerin aktivitesi .
          (BSA) ile indüklenen artrit . Int J Immunopharmacol 1989 , 11:647-652 .


          3 . 19 ile yeni tesis bileşenlerinin Wagner H. ara . Potansiyel antiflojistik ve antialerjik etkinliği. Planta Med 1989 , 55:235-241 .

          4 . Knaus U arasında boswellic asit Wagner H. Etkisi Boswellia Serrata ve20 diğer triterpenik asitler.
          sistemini tamamlıyor. Phytomedicine 1996 , 3:77-81 .

          5 . Menon MK , Kar A. Analjezik ve Boswellia serratasakız reçinesi psikofarmakolojik etkileri. Planta Med 1971 ; 19:333-341 .

          6 . Ammon HP , Mack T , Singh GB , Safayhi H. 21 .Sıçan lökotrien B4 oluşumunun inhibisyonu
          etanolük özü ile periton nötrofiller Boswellia serrata sakız reçinesi exudate . Planta Med 22
          1991, 57:203-207 .



          7 . Robertson RP . Araşidonik asit metabolitleri ilaç ile ilgili. In : Braunwald E , Isselbacher 23 .
          KJ , Petersdorf RG ve arkadaşları, eds. İç Hastalıkları Harrison İlkeleri . 11. ed . New York , NY. McGraw -Hill , 1987:375 .



          8 . Safayhi H , Mack T , Sabieraj J , et al. Boswellic asitler: 24 . yeni , 5-lipoksijenaz spesifik nonredox inhibitörleridir.J Pharmacol Exp Ther 1992 , 261:1143-1146 .


          9 . Ammon HP . Salai Guggal – Boswellia Serrata : dan lökotrien 25 belirli bir inhibitörü bitkisel ilaç .
          biyosentezi. Phytomedicine 1996 , 3:67-70 .



          10 . Rall B , Ammon HP , Safayhi H. Boswellic asitler ve proteaz aktiviteleri . Phytomedicine 1996 , 3:75-76 .


          11 . Safayhi H , Rall B , Sailer ER , Ammon HP . engelleme insan lökosit elastazı boswellic asitler . J 26 . Pharmacol Exp Ther 1997, 281:460-463 .


          12 . Shao Y , et al Ho CT , Chin CK . Karşı Boswellia serrata’dan boswellic asitlerin inhibitör aktivitesi
          kültüründe insan lösemi HL-60 hücreleri. Planta Med 27 1998, 64:328-331 .



          13 . Bhushan S, Kumar A, F Malik , ve diğ. Boswellia serrata’dan bir triterpenediol hem de iç ve dış apoptotik yollar aracılığıyla apoptosisi teşvik insan lösemi HL-60 hücreleri . apoptoz 28 2007 ; 12:1911-1926 . Huang , MT , Badmaev V, Ding Y , et al. Anti- tümör ve triterpenoid , beta- boswellic asidin anti- kanserojen faaliyetleri. Biofactors 2000 ; 13:225-230 .

          Lee KH , Spencer MR . Salisilatların etki mekanizması üzerine çalışmalar . V. muko sentezinde yer alan enzimler üzerindeki salisilik asit etkisi. J Pharm Sci 1969 , 58:464-468 ​​.
          Palmoski MJ , Brandt KD . In vitro olarak normal bir köpek , eklem kıkırdağının proteoglikan metabolizması üzerindeki salisilat etkisi. Artrit Rheum 1979 ; 22:746-754 . Dekel S , Falconer J , Francis MJ . Domuz kıkırdak glikozaminoglikan sülfatlanmayı anti – inflamatuar ilaçların etkisi. Prostaglandinler Med 1980 ; 4:133-140 . Brandt KD , Palmoski MJ . Salisilatlar ve eklem kıkırdağı diğer steroid olmayan anti -inflamatuar ilaçların etkileri. Am J Med 1984, 77:65-69 .
          Reddy GK , Chandrakasan G , Dhar SC. Yeni bir bitkisel anti- enflamatuar maddelerin etkisi altında glikozaminoglikanların metabolizması üzerindeki çalışmalar. Biochem Pharmacol 1989 , 38:3527-3534 .
          Krieglstein CF , Anthoni C , Rijcken EJ , et al. Asetil – 11 – keto – beta – boswellic asit , Boswellia Serrata reçine bir bitkisel ilaç bir kurucu , deneysel ileit zayıflatır . Int J Kolorektal Dis 2001 ; 16:88-95 .
          Gupta I , Parihar A, Malhotra P , et al. Ülseratif kolit hastalarında Boswellia serratadır sakız reçine etkileri. Eur J Med Res 1997 ; 2:37-43 .
          Gupta I , Parihar A, Malhotra P , et al. Kronik kolit hastalarda Boswellia serrata’dan arasında sakız reçine etkileri. Planta Med 2001, 67:391-395 .
          Gerhardt , H, F Seifert , Buvari P , et al. Boswellia Serrata özü H 15 aktif Crohn hastalığının tedavisi . Z Gastroenterol 2001, 39:11-17 . [ Almanca Makale] Gupta I , Gupta V, Parihar A , et al. Bronşiyal astım hastalarında Boswellia Serrata sakız reçinesi Etkileri : çift – kör , plasebo – kontrollü , 6 haftalık klinik çalışmanın sonuçları . Eur J Med Res 1998 ; 3:511-514 . Kimmatkar N , Thawani V , Hingorani L , Khiyani R. etkinliği ve diz osteoartrit tedavisinde Boswellia Serrata özü tolerabl – randomize , çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Phytomedicine 2003 ; 10:3-7 .
          Kulkarni RR , Patki PS , Jog VP , et al. Çift – kör , plasebo – kontrollü , cross-over çalışma : Bir herbomineral formülasyonu ile osteoartrit tedavisi. J Ethnopharmacol 1991, 33:91-95 .
          Sander O , Herborn G , Rau R. H15 ( Boswellia serrata reçine özü , ” tütsü ” ) , kronik poliartrit kurulan ilaç tedavisi yararlı bir ek mi ? Bir çift – kör pilot çalışmanın sonuçları . Z Rheumatol 1998, 57:11-16 . [ Almanca Makale] Singh GB Atal CK . Salai Guggal eski Boswellia serrata’dan , yeni bir non- steroid anti-inflamatuar maddenin bir ekstresinin Pharmacology. Agents Actions 1986 ; 18:407-412 .



          Boswellia:

          Boswellia (Boswellia serrata) Afrika, Çin ve Orta Doğu’ya özgüdür ve birçok inflamatuvar koşulları tedavi etmek için kullanılır olmuştur bir ayurveda bitkidir. Ayrıca Hint buhur adı verilen, boswelia aslında Boswellia ağacının gövde kabuğu bulunan sakız reçinesi yapılmış bir özetidir.Boswellia için bir ilave olarak kullanım için incelenmiştir inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) .
          Boswellia Nasıl Kullanılır:

          Boswellia anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bu blok inflamasyona katkı kimyasal ve kullanım için çalışılmış osteoartrit , romatoid artrit ve IBD. Boswellia kullanım için çalışılmış Crohn hastalığı , ülseratif kolit ve kollajenöz kolit . Bazı çalışmalarda, boswelia etkili olduğu gösterilmiştir, ancak bu daha önce genel kullanım için kabul edilebilir daha fazla araştırma gereklidir.
          Bilgi Dozaj:

          Boswellia bir tablet içinde takviyesi, kapsül, krem ​​ve form olarak satılmaktadır.Durumu boswelia alınır edildiği bağlı olarak, tipik haliyle 8-12 hafta için kullanılır.Krem genellikle sürece gerektiği gibi kullanılır.IBD kullanım için çalışılmış dozajları günde üç kere, ve romatoid artritte kullanım için 350 ile 400 mg arasında olan günlük 400 mg ile 800 üç kez tekrarlanmaktadır.
          Diğer İlaçlar ve takviyeleri ile Etkileşimleri:

          Boswellia etkinliğini azaltabilir non-steroid anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) örneğin ibuprofen ve aspirin gibi. Bu bitki ile etkileşime girebilir:
          · Antibiyotikler
          · Yağda çözünür ilaçlar
          · Immünomodülatörleri
          · Sedatifler
          Boswellia dahil, diğer otlar veya takviyeleri ile etkileşimleri olabilir:
          · Antikanser takviyeleri (örneğin ökse otu gibi, Viscum albüm )
          · (Örneğin sarımsak gibi düşük kolesterol için kullanılan Takviyeler Allium sativum , ya da kırmızı maya)
          · Antifungalleri (örneğin çay ağacı yağı gibi, Melaleuca alternifolia )
          · (Örneğin glukozamin ve kondroitin gibi) eklem tedavisinde kullanılan Takviyeler
          Eğer boswelia alıyorsanız sağlık ekibi söyle.
          Yan Etkileri:

          Herhangi bir ilaç veya ek olduğu gibi, bir alerjik reaksiyon bir şans her zaman vardır. Boswellia Burseraceae ailede boswelia veya diğer bitkilerin bilinen bir alerjisi olan herkes tarafından kaçınılmalıdır. Boswelia ile yan etkiler nadir olarak, ancak bazı olası yan etkileri içerir:
          · Karın ağrısı
          · Solunum sorunları
          · Göğüs ağrısı
          · Ishal
          · Mide ekşimesi
          · Bulantı
          · Cilt tahrişi (kurdeşen, döküntü, kaşıntı)
          Hamilelik sırasında kullanın:

          Emzirirken Boswellia gebelik sırasında kullanılması tavsiye veya değildir. Eğer hamile iseniz ve boswelia almış varsa doktorunuza söyleyin.
          Güvenlik ve Etkililik Endişeler:

          Boswelia Hindistan’da uzun yıllardır kullanılan olsa bile, şu anda herhangi bir rahatsızlığın tedavisinde ABD’de onaylanan ve kendi güvenlik veya etkinlik için kanıtlanmış bir sicili var değildir. Eğer boswelia kullanmayı düşünüyorsanız doktorunuza danışın.
          Kaynaklar:
          Gerhardt H, Seifert F Buvari P, Vogelsang H, Repges R. “ Boswellia Serrata ekstresi H 15 aktif Crohn hastalığının tedavisi. ” Z Gastroenterol Ocak 2001; 39:11-17. 24 Ocak 2013.
          Gupta I, Parihar A, Malhotra P, et al. ” ülseratif kolit hastalarında Boswellia Serrata sakız reçinesi Etkileri . “ Eur J Med Res Ocak 1997; 2:37-43. 24 Ocak 2013.
          Madisch A, Miehlke S, Eichele O, et al. ” kollajen kolit tedavisi için Boswellia Serrata özü bir çift-kör, randomize, plasebo-kontrollü, çok merkezli bir çalışma. . “ Int J Kolorektal Dis Ara 2007; 22:1445-1451.24 Ocak 2013.

          Yorum yap


          • #6
            Romatizma Ve Romatoid Artrit İçin Boswellia Bitkisi

            Boswellia sağlık için doğal ve güvenilir bir bitki türüdür.Hindistanın orta ve yüksek kesimlerinde yetişir.Bu ağaçtan elde edilen reçine Boswelia serrata diye adlandırılr.Genellikle artrid ve ramatoid tedavisinde kullanılmakla birlikte kolesterolü ve trigliseridi düşürücü olarak bilinmekte ve yüzyıllardır güvenle kullanılmaktadır.Bu bitki reçinesi yaralar için iyileştirici etkisinin yanında ağrı kesici ve anti-enflamatuar olarak kullanılmaktadır.Ayrıca balgam söktürücü etkisi vardır.Klinik olarak yapılan çalışmalarda Boswellia bitkisinin artrit,romatoid,kolit,ülser astım ve beyin tümörü ile kanserli hastalarda olumlu tedavi edici özellikler gösterdiği görülmüştür.Yaşları 5 ile 75 yaş arasında değişen 175 romatizmalı artrit hasta üzerinde yapılan klinik deneylerde hastaların yüzde 97’sinde ileri derecede iyileşme gözlenmiştir.Yapılan tedavi sonrası eklem şişliklerinde,hareket güçlüğümde ve fiziksel olarak hareket performanslarında artışlar gözlenmiştir.Boswellia serrata romatizmal artrit ve romatoid hastalarının şikayet ve ağrılarının azalmasında etkili olmuştur.Gökhan ÇELİK

            ...............................

            Boswellia spp.'nin in vitro anti-biyofilm aktivitesi. Oleogum reçinesi uçucu yağlar

            D Schillaci 1, V Arizona , T Dayton , L Camarda , V Di Stefano
            üyelikler yıkılmak üyelik
            • 1Dipartimento di Chimica e Tecnologie Farmaceutiche, Università degli Studi di Palermo, Via Archirafi 32, Palermo, İtalya. dschill@unipa.it
            • PMID: 19146534
            • DOI: 10.1111/j.1472-765X.2008.02469.x
            Ücretsiz makale Soyut


            Amaçlar: İki Boswellia türünden ticari olarak temin edilebilen uçucu yağların anti-biyofilm aktivitesini değerlendirmek.

            Yöntemler ve sonuçlar: Stafilokokal ve Candida albicans biyofilmlerinin duyarlılığı, metiltiazotetrazolyum (MTT) boyaması ile belirlendi. 217,3 mikrog ml(-1) (%25 v/v) ila 6,8 mikrog ml(-1) (%0,75 v/v) arasında değişen konsantrasyonlarda, Boswellia papyrifera'nın uçucu yağı hem Staphylococcus epidermidis DSM 3269'a hem de Staphylococcus aureus ATCC 29213 biyofilmleri. Bu yağın S. epidermidis RP62A biyofilmlerine karşı anti-mikrobiyal etkinliği, floresan mikroskopisi ile birlikte canlı/ölü boyama kullanılarak da test edildi ve B. papyrifera'nın esansiyel yağının belirgin bir anti-biyofilm etkisi ve bir önleme gösterdiğini gözlemledik. alt MİK konsantrasyonlarında yapışma. Boswellia rivae esansiyel yağı, önceden oluşturulmuş C. albicans ATCC 10231 biyofilmlerine karşı çok aktifti ve C. albicans'ın oluşumunu engelledi.

            Sonuçlar: Boswellia spp. tıbbi önemi olan biyofilmlerin büyümesini etkili bir şekilde engelleyebilir.

            Çalışmanın önemi ve etkisi: Boswellia spp. Uçucu yağlar, biyofilmleri önlemek ve tedavi etmek için yeni stratejilerin geliştirilmesinde ilginç bir anti-mikrobiyal madde kaynağını temsil eder.

            Yorum yap


            • #7
              Boswellia Serrata Son Güncelleme: 4 Kasım 2020 .

              GENEL BAKIŞ

              Tanıtım
              Hint Frankincense olarak da adlandırılan Boswellia, Hindistan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya özgü Boswellia serrata ağacının kabuğunun altından elde edilen sakızlı oleoresin özüdür. Reçine, triterpenik asitler açısından zengindir ve yüzyıllardır geleneksel Ayurveda tıbbında iltihaplı durumları tedavi etmek için kullanılmıştır. Daha yakın zamanlarda, Boswellia serrata özleri artrit, kolit ve astımda yardımcı olarak pazarlandı. Boswellia serrata özleri, tedavi sırasında serum aminotransferaz yükselmeleriyle veya klinik olarak belirgin akut karaciğer hasarı vakalarıyla bağlantılı değildir.

              Arka fon
              Boswellia serrata, Hindistan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya özgü orta büyüklükte yaprak döken bir ağaçtır. Boswellia ağaçlarının kağıt inceliğinde kabuğunun soyulması, özleri Ayurveda tıbbında iltihap önleyici, antiseptik, büzücü ve uyarıcı aktiviteleri nedeniyle iltihaplı durumları ve mide-bağırsak şikayetlerini tedavi etmek için kullanılan sakızlı bir yağ reçinesini ortaya çıkarır. Boswellia özü aynı zamanda parfüm ve aroma (günlük tütsü) olarak da kullanılır. Boswellia özü, uçucu yağlar, terpenoidler, şekerler ve uçucu yağlar ve belirgin bir şekilde beta boswellik asit gibi birkaç pentasiklik triterpen asit içerir. In vitro boswellik asit, 5-lipooksijenaz sentezini inhibe eder ve aşağı yönde proinflamatuar mediatörlerin üretimini azaltır. Boswellia serrata özlerinin astım semptomlarını hafifletmede etkili olduğu bildirilmiştir. irritabl bağırsak sendromu, inflamatuar bağırsak hastalığı ve osteoartrit, ancak bu etkilerin büyüklüğü net değildir ve Boswellia Amerika Birleşik Devletleri'nde bu kullanımlar için onaylanmamıştır. Boswellia serrata özleri, reçetesiz satılan çeşitli konsantrasyonlarda mevcuttur, önerilen olağan doz günde iki veya üç kez 250 ila 500 mg'dır. Boswellia serrata, eklem sağlığı ve gastrointestinal şikayetler için reklamı yapılan birçok çok bileşenli üründe de bulunur. Yan etkiler, bulantı, ishal veya kabızlığın az sayıda ve büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal semptomlarıdır. Çoğu kontrollü çalışmada, Boswellia özütlerinde advers olaylar plasebodan daha sık görülmedi. bu etkilerin büyüklüğü net olmamakla birlikte ve Boswellia, Amerika Birleşik Devletleri'nde bu kullanımlar için onaylanmamıştır. Boswellia serrata özleri, reçetesiz satılan çeşitli konsantrasyonlarda mevcuttur, önerilen olağan doz günde iki veya üç kez 250 ila 500 mg'dır. Boswellia serrata, eklem sağlığı ve gastrointestinal şikayetler için reklamı yapılan birçok çok bileşenli üründe de bulunur. Yan etkiler, bulantı, ishal veya kabızlığın az sayıda ve büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal semptomlarıdır. Çoğu kontrollü çalışmada, Boswellia özütlerinde advers olaylar plasebodan daha sık görülmedi. bu etkilerin büyüklüğü net olmamakla birlikte ve Boswellia, Amerika Birleşik Devletleri'nde bu kullanımlar için onaylanmamıştır. Boswellia serrata özleri, reçetesiz satılan çeşitli konsantrasyonlarda mevcuttur, önerilen olağan doz günde iki veya üç kez 250 ila 500 mg'dır. Boswellia serrata, eklem sağlığı ve gastrointestinal şikayetler için reklamı yapılan birçok çok bileşenli üründe de bulunur. Yan etkiler, bulantı, ishal veya kabızlığın az sayıda ve büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal semptomlarıdır. Çoğu kontrollü çalışmada, Boswellia özütlerinde advers olaylar plasebodan daha sık görülmedi. Boswellia serrata, eklem sağlığı ve gastrointestinal şikayetler için reklamı yapılan birçok çok bileşenli üründe de bulunur. Yan etkiler, bulantı, ishal veya kabızlığın az sayıda ve büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal semptomlarıdır. Çoğu kontrollü çalışmada, Boswellia özütlerinde advers olaylar plasebodan daha sık görülmedi. Boswellia serrata, eklem sağlığı ve gastrointestinal şikayetler için reklamı yapılan birçok çok bileşenli üründe de bulunur. Yan etkiler, bulantı, ishal veya kabızlığın az sayıda ve büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal semptomlarıdır. Çoğu kontrollü çalışmada, Boswellia özütlerinde advers olaylar plasebodan daha sık görülmedi.

              hepatotoksisite
              Boswellia serrata özütü, terapi sırasında serum enzim yükselmeleriyle bağlantılı değildir, ancak insanlarda laboratuvar test sonuçları üzerindeki etkilerini ayrıntılı olarak bildiren birkaç prospektif çalışma vardır. Küçük denemelerde, Boswellia özlerinin, plasebo alan kişiler arasında sıklık bakımından benzer olan yalnızca küçük ve birkaç yan etki ile iyi tolere edildiği görülmüştür. Bitkisel bir takviye olarak geniş çapta kullanılmasına rağmen, Boswellia özü, klinik olarak belirgin karaciğer hasarının yayınlanmış örnekleriyle ikna edici bir şekilde bağlantılı değildir. Boswellia, çoğu zaman, bazıları karaciğer hasarına dahil olan çok bileşenli diyet takviyelerine dahil edilir, ancak Boswellia'nın yaralanmaya özel bir katkısı tespit edilememiştir. Boswellia'ya karşı aşırı duyarlılık reaksiyonlarının sıklığı da bilinmemektedir.

              Olabilirlik skoru: E (klinik olarak belirgin karaciğer hasarının olası olmayan nedeni).

              Diğer İsimler: Hint tütsü, Hint oli-banum, Salai guggul ve Sallaki.

              İlaç Sınıfı: Bitkisel ve Diyet Takviyeleri ÜRÜN BİLGİSİ


              TEMSİLCİ TİCARET İSİMLERİ

              Boswellia Serrata – Genel

              İLAÇ SINIFI

              Bitkisel ve Diyet Takviyeleri KİMYASAL FORMÜL VE YAPI
              Boswellik Asit 631-69-6 C30-H48-O3
              AÇIKLAMALI KAYNAKÇA


              Referanslar güncellendi: 03 Kasım 2020

              Kısaltma: HDS, bitkisel ve diyet takviyeleri.
              • Zimmerman HJ. Geleneksel olmayan ilaçlar. Çeşitli ilaçlar ve teşhis kimyasalları. İçinde, Zimmerman, HJ. Hepatotoksisite: İlaçların ve diğer kimyasalların karaciğer üzerindeki olumsuz etkileri. 2. baskı. Philadelphia: Lippincott, 1999: s. 731-4.
                (1999'da yayınlanan hepatotoksisitenin uzman incelemesi; karaciğer hasarına bağlı birkaç bitkisel ilaç tartışılmıştır, ancak boswellia'dan bahsedilmemiştir).
              • Seeff L, Stickel F, Navarro VJ. Bitkisel ve diyet takviyelerinin hepatotoksisitesi. In, Kaplowitz N, DeLeve LD, ed. İlaç kaynaklı karaciğer hastalığı. 3. baskı. Amsterdam: Elsevier, 2013, s. 631-58.
                (Bitkilerin hepatotoksisitesinin gözden geçirilmesi boswellia'dan bahsetmez).
              • Bitkisel ilaçlar için PDR. 4. baskı. Montvale, New Jersey: Thomson Healthcare Inc. 2007.
                (Bitkisel ilaçlar ve diyet takviyeleri üzerine kısa monografların derlenmesi Boswellia serrata'yı tartışmaz).
              • Gupta I, Parihar A, Malhotra P, Singh GB, Lüdtke R, Safayhi H, Ammon HP. Ülseratif kolitli hastalarda Boswellia serrata sakız reçinesinin etkileri. Eur J Med Arş. 1997; 2 :37-43. [ PubMed ]
                (6 hafta boyunca Boswellia sakız reçinesi [Salai guggal] veya sülfasalazin ile tedavi edilen ülseratif kolitli 42 hasta arasında, klinik semptomlar ve histolojik özellikler hepsinde iyileşti ve Boswellia'da %18'inde mide ekşimesi, anoreksiya, mide bulantısı veya karın ağrısı gibi gastrointestinal yan etkiler görüldü) .
              • Gupta I, Gupta V, Parihar A, Gupta S, Lüdtke R, Safayhi H, Ammon HP. Bronşiyal astımlı hastalarda Boswellia serrata sakız reçinesinin etkileri: çift kör, plasebo kontrollü, 6 haftalık bir klinik çalışmanın sonuçları. Eur J Med Arş. 1998; 3 :511–4. [ PubMed ]
                (6 hafta boyunca Boswellia sakız reçinesi veya plasebo ile tedavi edilen astımlı 80 yetişkin arasında, her iki gruptaki hastaların neredeyse tamamı düzeldi, ancak Boswellia grubundaki iyileşmeler daha fazla olurken, sadece 2 denekte epigastrik ağrı, hiperasidite ve mide bulantısı gibi yan etkiler görüldü).
              • Gupta I, Parihar A, Malhotra P, Gupta S, Lüdtke R, Safayhi H, Ammon HP. Kronik kolitli hastalarda Boswellia serrata sakız reçinesinin etkileri. Bitki Med. 2001; 67 :391–5. [ PubMed ]
                (6 hafta boyunca Boswellia serrata özütü [günde 900 mg] veya sülfasalazin [günde 3 g] ile tedavi edilen kronik koliti olan 30 hasta arasında, sülfasalazin ile tedavi edilen deneklerin %60'ına karşılık Boswellia'nın %90'ında iyileşme meydana geldi ve yan etkiler "minimum" idi. ”; iki denekte mide ekşimesi rapor edildi, ancak ALT yükselmelerinden veya hepatotoksisiteden söz edilmedi).
              • Gerhardt H, Seifert F, Buvari P, Vogelsang H, Repges R.Z Gastroenterol. 2001; 39 :11–7. [Boswellia serrata özü H 15 ile aktif Crohn hastalığının tedavisi] Almanca. [ PubMed ]
                (8 hafta boyunca Boswellia serrata özü veya mesalazin ile tedavi edilen Crohn hastalığı olan 83 hasta arasında, Boswellia ile Crohn Hastalığı Aktivite İndeksi'ndeki değişiklikler mesalazin olanlara göre daha düşük değildi ve tolerans, ciddi yan etkiler olmaksızın mükemmeldi; ALT yükselmelerinden söz edilmedi veya hepatotoksisite).
              • Kimmatkar N, Thawani V, Hingorani L, Khiyani R. Boswellia serrata özütünün diz osteoartritinin tedavisinde etkinliği ve tolere edilebilirliği - randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Bitkisel ilaç. 2003; 10 :3–7. [ PubMed ]
                (8 hafta boyunca Boswellia özütü veya plasebo ile tedavi edilen diz osteoartriti olan 30 hasta arasında, ardından çapraz geçiş, tüm deneklerde ağrı skorlarında ve bitki özü üzerinde yürüme mesafesinde iyileşme vardı ve yan etkiler büyük ölçüde hafif ve geçici gastrointestinal şikayetlerdi; ALT yükselmeleri veya hepatotoksisite).
              • Chopra A, Lavin P, Patwardhan B, Chitre D. Bir Ayurvedik ilaç olan RA-11'in diz osteoartriti üzerine 32 haftalık randomize, plasebo kontrollü klinik değerlendirmesi. J Clin Romatol. 2004; 10 :236–45. [ PubMed ]
                (32 hafta boyunca Boswellia serrata [ashwagandha, zencefil ve kurkumin ile birlikte] veya eşleşen bir plasebo içeren çok sayıda Ayurvedik ürünle tedavi edilen diz osteoartriti olan 90 hasta arasında, ağrı puanları bitkisel takviye ile daha fazla iyileşti ve yan etkiler ve serumdaki değişiklikler enzimler hafif ve iki grupta benzerdi).
              • Russo MW, Galanko JA, Shrestha R, Fried MW, Watkins P. Amerika Birleşik Devletleri'nde ilaca bağlı karaciğer hasarından kaynaklanan akut karaciğer yetmezliği için karaciğer nakli. Karaciğer Nakli 2004; 10 :1018–23. [ PubMed ]
                (1990 ve 2002 yılları arasında UNOS'a bildirilen ~50.000 karaciğer nakli arasında, ilaca bağlı akut karaciğer yetmezliği için 270 [%0,5] yapıldı, bitkisel ilaçlar için 7 [5%] dahil, hiçbiri özellikle Boswellia içeren bir ürüne atfedilmemiş).
              • Langmead L, Rampton DS. İnceleme makalesi: inflamatuar bağırsak hastalığı için tamamlayıcı ve alternatif tedaviler. Aliment Pharmacol Ther. 2006; 23 :341–9. [ PubMed ]
                (IBD için tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin gözden geçirilmesi, ülseratif kolit ve Crohn hastalığında Boswellia serrata özütlerinin üç denemesinden bahseder; bunların tümü, standart tedavilere benzer şekilde orta derecede remisyon oranları bildirmiştir; Boswellia'dan gelen advers olaylara ilişkin spesifik bir tartışma yok).
              • Boswellia serrata. Monografi. Alternatif Med Rev. 2008; 13 :165–7. [ PubMed ]
                (Boswellia serrata'nın kısa bir incelemesi, yüzyıllardır antiinflamatuar ajan, balgam söktürücü, büzücü ve antiseptik ajan olarak Ayurveda tıbbında kullanılan Hint ağacından elde edilen sakızlı oleoresin özleri, uçucu yağlar, terpenoidler, şekerler ve beta dahil uçucu asitler içerir. 5-lipooksijenazı inhibe ettiği ve antiinflamatuar, anti-elastaz ve anti-apoptotik aktivitelere sahip olduğu gösterilen boswellik asit).
              • García-Cortés M, Borraz Y, Lucena MI, Peláez G, Salmerón J, Diago M, Martínez-Sierra MC, et al. Rev Esp Enferm Dig. 2008; 100 :688–95. ["Doğal ilaçlar"ın neden olduğu karaciğer hasarı: İspanyol Karaciğer Toksisitesi Siciline sunulan vakaların bir analizi] İspanyolca. [ PubMed ]
                (İspanyol siciline sunulan 521 ilaca bağlı karaciğer hasarı vakası arasında, 13'ü [2%] bitkilere bağlıydı, ancak hiçbiri Boswellia'ya atfedilmedi).
              • Navarro VJ. Bitkisel ve diyet takviyesi hepatotoksisite. Semin Karaciğer Dis. 2009; 29 :373–82. [ PubMed ]
                (Bitkisel ve diyet takviyesi [HDS] ile ilişkili karaciğer hastalığında değişken klinik sunumlar, bileşenlerinin karmaşıklığı ve eksikliği dahil olmak üzere nedensellik değerlendirmesi sorunlarının gözden geçirilmesi, güvenlik ve etkinliği gösteren kontrollü çalışmaların yokluğu, kontaminasyon olasılığı veya yanlış etiketleme ve hastalar tarafından bitkisel kullanımın sık sık eksik bildirilmesi. HDS Yönetmeliği, üreticilerin güvenliği belirlemesini gerektiren ve belirli hastalıkların tedavisinde etkinlik iddialarını yasaklayan DSHEA kapsamındadır. ABD Farmakopesi, gıda ve ilaçlar için standartlar belirler ve HDS; HDS'yi içerir. indüklenen karaciğer hasarı büyüyen bir sorundur ve şu anda ilaçlara bağlı akut karaciğer hasarı vakalarının en az %10'unu oluşturmaktadır).
              • Jacobsson I, Jönsson AK, Gerdén B, Hägg S. İsveç'te tamamlayıcı ve alternatif tıp maddeleriyle bağlantılı olarak spontane olarak bildirilen advers reaksiyonlar. Farmakoepidemiol İlaç Saf. 2009; 18 :1039–47. [ PubMed ]
                (İsveç Kayıt Defterine bitkilere karşı advers reaksiyonların 778 spontan raporunun gözden geçirilmesi; Boswellia'dan söz edilmemiştir).
              • Reuben A, Koch DG, Lee WM., Akut Karaciğer Yetmezliği Çalışma Grubu. İlaca bağlı akut karaciğer yetmezliği: ABD'de çok merkezli, ileriye dönük bir çalışmanın sonuçları. Hepatoloji. 2010; 52 :2065–76. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (1998 ile 2007 yılları arasında bir ABD prospektif çalışmasına kayıtlı akut karaciğer yetmezliği olan 1198 hasta arasında, 133'ü [11] ilaca bağlı karaciğer hasarına bağlandı; bunların 12'si [%9] bitkilere bağlıydı, ancak hiçbiri Boswellia'ya atfedilmedi) .
              • Holtmeier W, Zeuzem S, Preiss J, Kruis W, Böhm S, Maaser C, Raedler A, et al. Crohn hastalığının remisyonunu sürdürmede Boswellia serrata'nın randomize, plasebo kontrollü, çift kör denemesi: iyi güvenlik profili ancak etkinlik eksikliği. İltihaplı Bağırsak Dis. 2011; 17 :573-82. [ PubMed ]
                (52 hafta boyunca Boswellia serrata özütü veya plasebo ile tedavi edilen remisyonda Crohn hastalığı olan 82 hasta arasında, remisyonda kalan hastaların oranı iki grupta benzerdi [%60'a karşı %55] ve yan etki oranları ve laboratuvar değerleri her iki grupta da klinik olarak anlamlı bir değişiklik göstermedi).
              • Teschke R, Wolff A, Frenzel C, Schulze J, Eickhoff A. Bitkisel hepatotoksisite: bildirilen vakaların tablo şeklinde bir derlemesi. Karaciğer İnt. 2012; 32 :1543–56. [ PubMed ]
                (Belirli bitkilerin hepatotoksisitesine ilişkin tüm yayınların sistematik bir derlemesi, 60 farklı bitki, bitkisel ilaç ve takviye hakkında 185 yayın tespit etti, ancak Boswellia listelenmedi veya bahsedilmedi).
              • Navarro VJ, Barnhart H, Bonkovsky HL, Davern T, Fontana RJ, Grant L, Reddy KR, et al. ABD Uyuşturucuya Bağlı Karaciğer Hasarı Ağı'ndaki bitkiler ve diyet takviyelerinden kaynaklanan karaciğer hasarı. Hepatoloji. 2014; 60 :1399–408. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (2004 ile 2013 yılları arasında bir ABD prospektif çalışmasına kaydedilen 85 HDS ilişkili karaciğer hasarı vakası [anabolik steroidlere bağlı olmayan] arasında, hiçbiri Boswellia içeren bir ürüne atfedilmemiş).
              • Chalasani N, Bonkovsky HL, Fontana R, Lee W, Stolz A, Talwalkar J, Reddy KR, et al. Amerika Birleşik Devletleri Uyuşturucuya Bağlı Karaciğer Hasarı Ağı. İlaca bağlı karaciğer hasarı olan 899 hastanın özellikleri ve sonuçları: DILIN Prospektif Çalışması. Gastroenteroloji. 2015; 148 :1340–52.e7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (2004 ile 2012 yılları arasında ileriye dönük bir veri tabanına kaydedilen 899 ilaca bağlı karaciğer hasarı vakası arasında, HDS 145'te [%16] suçlanmıştır, tek ana bitkisel neden yeşil çaydır ve hiçbiri Boswellia'ya atfedilmemiştir [Navarro et al. Hepatology 2014] ]).
              • García-Cortés M, Robles-Díaz M, Ortega-Alonso A, Medina-Caliz I, Andrade RJ. Diyet takviyeleri ile hepatotoksisite: Bir tablo listesi ve klinik özellikler. Int J Mol Sci. 2016; 17 :E537. pii. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (HDS ürünlerinden kaynaklanan yayınlanmış karaciğer hasarı vakalarının listesi, ancak Boswellia'dan bahsetmez veya listelemez).
              • Kahverengi AC. Önerilen iyileştirmelerle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bitki ve besin takviyesi etkinliği, güvenliği ve hükümet düzenlemelerine genel bir bakış. 5 serisinin 1. bölümü. Gıda Kimyasal Toksikol 2017; 107(Pt A): 449-71. [ PubMed ]
                (Bitkisel ve diyet takviyelerinin güvenliği ve etkinliğine ilişkin ABD düzenlemelerinin özeti).
              • Kahverengi AC. Otlar ve diyet takviyeleri ile ilgili karaciğer toksisitesi: Çevrimiçi vaka raporları tablosu. 5 serinin 2. bölümü. Gıda Kimyasal Toksikol 2017; 107(Pt A): 472-501. [ PubMed ]
                (HDS ürünlerine atfedilen karaciğer toksisitesi vakalarının çevrimiçi bir özetinin açıklaması, Boswellia'dan bahsetmez veya listelemez).
              • Navarro VJ, Khan I, Björnsson E, Seeff LB, Serrano J, Hoofnagle JH. Bitkisel ve diyet takviyelerinden karaciğer hasarı. Hepatoloji. 2017; 65 :363–73. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (Karaciğer hasarı ve HDS ürünleri sorunlarının gözden geçirilmesi, çok bileşenli diyet takviyelerinin vakaların çoğunu oluşturduğundan bahseder, ancak bileşen olarak Boswellia içeren bir üründen bahsetmez).
              • Karlapudi V, Prasad Mungara AVV, Sengupta K, Davis BA, Raychaudhuri SP. Plasebo kontrollü bir çift kör çalışma, diz osteoartriti olan insan deneklerde eklem rahatsızlığını gidermek için yeni bir bitkisel formülasyonun klinik etkinliğini göstermektedir. J Med Gıda. 2018; 21 :511–20. [ PubMed ]
                (Boswellia serrata özü veya plasebo içeren bir bitkisel preparatla tedavi edilen diz osteoartriti olan 105 hasta arasında, bitkisel takviye ile ağrı, yaşam kalitesi ve fiziksel fonksiyon puanları düzeldi ve ciddi yan etkiler veya ALT yükselmeleri veya hepatotoksisiteden söz edilmedi. ).
              • Riva A, Giacomelli L, Togni S, Franceschi F, Eggenhoffner R, Zuccarini MC, Belcaro G. İrritabl bağırsak sendromu semptomlarının önlenmesi için lesitin bazlı bir boswellik asit verme formunun (Casperome®) oral yoldan verilmesi: randomize bir klinik çalışmak. Minerva Gastroenterol Dietol. 2019; 65 :30–5. [ PubMed ]
                (6 ay boyunca Boswellia özü veya plasebo ile tedavi edilen hafif irritabl bağırsak sendromu formları olan 69 hasta arasında, karın ağrısı ve değişmiş bağırsak hareketlerine ilişkin semptom skorları bitkisel özü ile düzeldi ve yan etkiler hafif ve çoğunlukla “stipsis” idi; ALT'den söz edilmedi yükselmeler veya hepatotoksisite).
              • Majeed M, Majeed S, Narayanan NK, Nagabhushanam K. Diz osteoartritinin tedavisinde yeni bir Boswellia serrata özütünün güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek için pilot, randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Fitoter Araş. 2019; 33 :1457–68. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
                (120 gün boyunca Boswellia özü veya plasebo ile tedavi edilen diz osteoartriti olan 48 hasta arasında, Boswellia ile ağrı ve sertlik semptomları düzeldi ve laboratuvar değerlerinde “klinik olarak anlamlı” bir değişiklik olmadı).

              Yorum yap


              • #8
                Warum Weihrauch heilt
                dpa
                Boswellia serrata Bağırsak Epitel Bariyerini Oksidatif ve İnflamatuar Hasardan Korur

                Daniela Catanzaro , 1 Serena Rancan , 1 Genny Orso , 2 Stefano Dall'Acqua , 1 Paola Brun , 3 Maria Cecilia Giron , 1 Maria Carrara , 1 Ignazio Castagliuolo , 3 Eugenio Ragazzi , 1 Laura Caparrotta , 1 , * ve Monica Montopoli 1 , *
                Mária A. Deli, Akademik Editör
                1 Farmasötik ve Farmakolojik Bilimler Bölümü, Padova Üniversitesi, Largo E. Meneghetti 2, 35131, Padova, İtalya
                2 IRCCS "E. Medea," Conegliano, İtalya
                3 Moleküler Tıp Bölümü, Padova Üniversitesi, via Gabelli 63, 35121, Padova, İtalya
                Macaristan Bilimler Akademisi, MACARİSTAN
                Çakışan Çıkarlar: Yazarlar, çatışan çıkarların olmadığını beyan etmişlerdir.
                https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4425476/#
                Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .

                İlişkili Veriler Soyut


                Aminosalisilatlar, kortikosteroidler ve immünosupresanlar, şu anda inflamatuar bağırsak hastalıklarında (IBD) terapötik seçeneklerdir, ancak sınırlı remisyon ve sıklıkla ciddi yan etkilerle. Bu arada tamamlayıcı ve alternatif tıp (TAT) kullanımı, özellikle bitkisel ilaç kullanımı artmaktadır. Boswellia serrata , IBD'lerdeki kullanışlılığı nedeniyle ilgi çeken, anti-inflamatuar özelliklere sahip geleneksel bir Ayurveda ilacıdır. Bu farmakolojik potansiyele mekanizması Boswellia serrata'dan H maruz kolon epitelyal hücre mono tabakaları araştırılmıştır 2 O 2 olarak seçilmiştir veya INF-γ + TNF-a, in vitrodeneysel bağırsak iltihabı modeli. Bariyer işlevi, transepitelyal elektrik direnci (TEER) ve paraselüler geçirgenlik tahlili ve sıkı bağlantı proteinleri (zonula occludens-1, ZO-1 ve okludin) immünofloresan ile değerlendirildi. Fosforillenmiş NF-κB ve reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunun ifadesi, sırasıyla immünoblot ve sitoflorimetrik tahlil ile belirlendi. Boswellia serrata oleo-gum özü (BSE) ve saf türevi asetil-11-keto-β-boswellik asit (AKBA), sırasıyla 0.1-10 μg/ml ve 0.027μg/ml'de test edildi. BSE ve AKBA güvenliği, bağırsak hücresi canlılığında ve bariyer işlevinde ve bütünlük biyobelirteçlerinde herhangi bir değişiklik olmamasıyla kanıtlanmıştır. H 2 O 2veya Caco-2 hücre tek tabakalarının INF-y+TNF-a tedavisi TEER'i önemli ölçüde azalttı, paraselüler geçirgenliği arttırdı ve oklüdin ve ZO-1 sıkı bağlantı proteinlerinin ayrılmasına neden oldu. BSE ve AKBA ön tedavisi, fonksiyonel ve morfolojik değişiklikleri ve ayrıca inflamatuar uyaranların neden olduğu NF-κB fosforilasyonunu önemli ölçüde önledi. Aynı konsantrasyonlarda BSE ve AKBA, H 2 O 2'nin neden olduğu ROS artışını etkisiz hale getirdi.teşhir. Veriler, antioksidan aktivitenin, bağırsak epitelinin bütünlüğünün ve fonksiyonunun fizyolojik bakımında yer alan mekanizma ile pozitif korelasyonunu gösterdi. Bu çalışma, bağırsak epitel bariyerini inflamatuar hasardan korumada BSE'nin aracılık ettiği farmakolojik mekanizmaları aydınlatmakta ve IBD'den etkilenen hastalarda güvenli adjuvan olarak kullanımını desteklemektedir.

                Git: Tanıtım


                Başta Crohn hastalığı ve ülseratif kolit olmak üzere inflamatuar bağırsak hastalıkları (IBD), klinik başlangıcı tipik olarak 15 ila 45 yıl arasında olmak üzere, dünyada 4 milyondan fazla insanı etkiler ve tedaviler açısından klinik bir zorluk haline gelir [ 1 , 2 ]. IBD'lerin etyopatogenezinde mikrobiyota, genetik ve immünolojik faktörler rol oynar ve bağırsak bariyer disfonksiyonu, kaçak akı ishale neden olan ve zararlı antijenlerin alımını kolaylaştıran ana özelliktir [ 3 - 5]. Aminosalisilatlar ve glukokortikosteroidler, inflamasyonu ve semptomları kontrol etmek için mevcut tedavilerdir. Bununla birlikte, ağır vakalarda, azatioprin, 6-merkaptopurin, siklosporin veya anti-TNF a monoklonal antikor gibi immünosupresif ilaçlar, olumsuz komplikasyonlara ve sınırlı remisyona bakılmaksızın reçete edilir [ 6 , 7 ]. Bu nedenle, IBD hastalarında güvenli bir antioksidan/anti-inflamatuar terapötik seçenek olarak, özellikle bitkisel ilaçlar olmak üzere tamamlayıcı ve alternatif tıp (CAM) kullanımı artmaktadır [ 8 , 9 ]]. Aslında, bir yandan, oksidatif hasar, esas olarak nötrofiller ve aktive edilmiş lökositler tarafından tetiklenen, bağırsak mukozasında reaktif oksijen türlerinin (ROS) ve reaktif nitrojen türlerinin (RNS) artan üretimi nedeniyle bariyer disfonksiyonunun başlaması ve ilerlemesi ile ilgilidir. lipid peroksidasyonuna, protein modifikasyonuna ve proinflamatuar sitokin üretimine neden olur [ 10 ]. Öte yandan, TNF-α ve INF-y'nin salınması, hücre ve hayvan deneylerinde yeniden üretilebilen sıkı bağlantı (TJ) yapılarındaki değişiklikler, apoptoz ve gelişmiş bakteriyel translokasyon [ 11 ] gibi IBD'de bağırsak hasarını indükler. modeller.

                Salai Guggal , Hint olibanu , Hint buhuru olarak da bilinen iltihaplı hastalıklar için geleneksel bir Ayurveda ilacı olan Boswellia serrata oleo-sakız reçinesi, Boswellia cinsinden (Family Burseraceae) elde edilir . Boswellia antioksidan/antiinflamatuar özellikleri artrit, astım, kolit ve kanserdeki farmakolojik potansiyel için incelenmiştir [ 12 – 16 ]. Boswellia serrata'nın fitokimyasal içeriğioleo-gum reçinesi botanik kökene bağlıdır ve %30-60 triterpenlerden (α- ve β-boswellik asitler, lupeolik asit gibi), %5-10 uçucu yağlardan ve polisakkaritlerden oluşur. 11-keto-β-boswellik asit (KBA) ve asetil-11-keto-β-boswellik asit (AKBA) ana aktif türevler olarak kabul edilmiştir [ 17 ] ve çeşitli etki mekanizmaları gösterilmiştir: 5 inhibisyonu -lipoksijenaz (5-LO), azalmış sitokinler (interlökinler ve TNF-α) seviyeleri ve azalmış kompleman sistemi ve lökosit elastaz aktiviteleri gibi bağışıklık sistemi üzerindeki etkiler, ROS oluşumunun azalması ve inflamatuar hücrelerin P-selektin aracılı alımı [ 18 – 20]. Bununla birlikte, β-boswellik asit gibi oleo-gum reçinesinin diğer bileşenlerinin, serin proteaz katepsin G ve mikrozomal prostaglandin E sentazın inhibisyonu yoluyla hareket eden anti-inflamatuar ajanlar olarak önerilmiştir [ 17 ]. Boswellia'nın IBD'deki terapötik potansiyeli hala tartışıldığı için, bu çalışmada Boswellia serrata oleo-gum reçine özütü (BSE) ve onun türevi AKBA, H 2 O 2'ye veya INF-γ+'ya maruz kalan Caco-2 hücre tek tabakasında değerlendirildi. TNF-α, endojen inflamatuar uyaranların deneysel modeli olarak seçilmiştir [ 21 ]. Bağırsak bariyer bütünlüğünün fonksiyonel, morfolojik ve moleküler biyobelirteçleri araştırıldı.

                Git: Materyal ve metodlar

                HPLC-MS ve HPLC-DAD-ELSD analizleri


                BSE'nin kalitatif ve kantitatif bileşenleri (reçine kuru ekstrakt suyu/etanol 60/40 V/V, nazikçe EOS, Treviso, İtalya tarafından sağlanır), yüksek performanslı sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisi (HPLC-MS) ve yüksek performanslı sıvı ile gerçekleştirilmiştir. bir diyot dizisi detektörü ve bir buharlaşmalı ışık saçılım detektörü (HPLC-DAD-ELSD) ile birleştirilmiş kromatografi. BSE (50 mg), 10 dakika boyunca bir ultrason banyosu kullanılarak 15 ml metanol içinde çözündürüldü. Santrifüjlemeden sonra (3000 rpm'de 5 dakika), katı tortu, 10 dakika boyunca ultrason banyosunda 10 ml metanol ile tekrar özümlendi, santrifüjlendi ve süpernatan, aynı çözücü ile 100 ml'ye toplandı. Çözeltinin bir kısmı 0.45 um membrandan süzüldü ve HPLC analizi için kullanıldı.

                HPLC-MS analizi için, 500MS iyon kapanı ve Prostar 430 otomatik numune alma cihazı ile donatılmış bir Varian 212 ikili kromatografı kullanıldı (Varian Inc., ABD). HPLC-DAD-ELSD analizi için 1100 Diode Array dedektörü ve Sedex LX 60 Evaporatif Işık Saçılma Dedektörü (ELSD) içeren bir Agilent 1100 Serisi kromatograf kullanıldı. Sabit faz olarak bir Agilent Eclipse XDB-C8 2.1 x 150 mm, 3.5 um (Agilent Tecnologies, ABD) kullanıldı. Mobil faz metanol (A) ve %0.1 formik asitli sudan (B) oluşuyordu ve gradyan fazları: 10 dakikada %70 A ila %100 A, ardından 30 dakikaya kadar izokratik faz. Yeniden dengeleme süresi 31 ila 44 dakika arasındaydı. Akış 200 µl/dk ve enjekte edilen hacim 10 µl idi. Hem HPLC-MS hem de HPLC-DAD-ELSD sistemlerinde aynı kolon ve gradyan kullanıldı. MS parametresi şunlardı: pozitif iyon modu, 84 Volt kapiler voltaj, 50–2000 m/z spektral aralık, RF yüklemesi %70, nebulize edici gaz Azot basıncı 25 psi, kurutma gazı sıcaklığı 350°C ve kurutma gazı basıncı 15 psi, püskürtme kalkanı 600 volt. Triterpenler, MS spektrumları ve literatürle karşılaştırması temelinde tanımlandı. Kantitatif tayin için 5-150 µg/mL 11-asetil-α-keto boswellik asit (AKBA, Extrasynthese, Fransa) solüsyonları hazırlandı. DAD dedektörü ile 260 nm'de tepe alanı ölçülerek kalibrasyon eğrisi elde edildi. Eğrinin denklemi y = 0.0187x+ 0.5218 ve R idi. 5-150 µg/mL 11-asetil-α-keto boswellik asit (AKBA, Extrasynthese, Fransa) solüsyonları hazırlandı. DAD dedektörü ile 260 nm'de tepe alanı ölçülerek kalibrasyon eğrisi elde edildi. Eğrinin denklemi y = 0.0187x+ 0.5218 ve R idi. 5-150 μg/mL 11-asetil-α-keto boswellik asit (AKBA, Extrasynthese, Fransa) solüsyonları hazırlandı. DAD dedektörü ile 260 nm'de tepe alanı ölçülerek kalibrasyon eğrisi elde edildi. Eğrinin denklemi y = 0.0187x+ 0.5218 ve R idi.2 , 0,99999 idi. ELSD, kromofor gruplarından yoksun triterpenden gelen sinyallerin detektörü olarak kullanıldı. (Y = 0.0232 x bir kalibrasyon eğrisi elde edilmiştir 2 ; R + 0.23 x + 0.0022 2 de ELSD ve referans bileşiği olarak Akba kullanılarak hesaplanmıştır triterpen toplam miktarı ile = 0,9998). Bağırsak hücresi tek tabakalı hazırlanması ve tedavisi


                LoVo ve HT29 hücreleri, American Type Culture Collection'dan (Manassas, VA, ABD) satın alınmış ve Roswell Park Memorial Institute ortamında (RPMI 1640) büyütülmüşken, American Type Culture Collection'dan elde edilen Caco-2 hücreleri, yüksek glikozlu Dulbecco's içinde büyütülmüştür. değiştirilmiş Eagle ortamı (DMEM). yüksek glikozlu Dulbecco'nun modifiye Eagle's ortamında (DMEM) yetiştirilir. Ortam %10 Fetal Bovine Serum (FBS), %2 L-glutamin ve %1 penisilin/streptomisin ile desteklendi. Hücreler,% 5 nemli bir atmosferde CO altında tutuldu 2 37 hava içinde, kuluçka makinesi ° C. Caco-2 hücre mono tabakaları Deneysel iltihaplı durumu 500 uM H, deneylere uygun olarak farklı zamanlarda maruz indüklenen 2 O 2veya 3 saat boyunca 2.5 ng/ml rekombinant insan IFN-y'sine ve ardından 10 ng/ml TNF-a ilave edildi. Enflamatuar uyaranlardan önce BSE (0.1–1 μg/ml) veya AKBA (0.027 μg/ml) ile yirmi dört saat ön tedavi uygulandı. Hücre kültürleri için reaktifler Cambrex-Lonza'dan (Basel, İsviçre), INF-y ve TNF-a ise R&D Systems'den (Minneapolis, ABD) alınmıştır. Hücre canlılığı tahlili


                Hücre canlılığı, daha önce tarif edildiği gibi 3-(4,5-dimetil-tiyazol-2-il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür (MTT) tahlili ile belirlendi [ 22 ]. Kısaca, LoVo, HT-29 ve Caco-2 hücreleri 96-çok yuvalı kültür plakalarına ekildi ve 24, 48 veya 72 saat BSE (0.1-10 ug/ml) veya AKBA (0.027 ug/ml) ile işlendi. Formazan absorbansı, bir Multilabel Plate Reader VICTOR X3 (PerkinElmer) kullanılarak 570 nm'de ölçüldü. ROS floresan tahlili


                ROS, 2 ', 7'-dichlorofluorescin-diasetat kullanılarak nicelleştirilmiştir (lH 2 -DCF-DA, Sigma-Aldrich), daha önce tarif edilen, [ 23 ]. Hücre içi esteraz ve oksidasyonla asetat gruplarının yarılması üzerine, lH 2- DCF DA floresan 2' , 7'-diklorofloresandiasetat (DCF) dönüştürülür. Kısaca, bağırsak hücreleri (5 x 10 3 ), 96 oyuklu plakalara tohumlandı ve yapışan gece boyunca bırakılmıştır. ROS seviyesi ya da yokluğunda 500 uM varlığında, H olarak, 24 saat süre ile, BSE veya Akbak maruz kaldıktan sonra ölçülmüştür 2 O 2 ve 10 uM elde edilir ve ardından, H 2-DCF-DA, 37°C'de 30 dakika daha inkübasyon ve fosfat tamponlu salin (PBS) ile yıkama. DCF floresan yoğunluğu, bir Çok Etiketli Plaka Okuyucu VICTOR X3 (PerkinElmer) kullanılarak 485 nm eksitasyonda - emisyon 535 nm'de ölçülmüştür. ROS üretimindeki kat artışı şu denklem kullanılarak hesaplandı: (F muamelesi —F boş )/(F kontrolü —F boş ), burada F floresan okumasıdır. Trans-epitelyal elektrik direnci (TEER) testi


                Caco-2 hücre kültürleri, esasen daha önce tarif edildiği gibi [ 24 ] gerçekleştirilmiştir. (1.0 cm şeffaf PET membran Özetle, hücreler, Transwell polyester zar, hücre kültürü plakalarında tohumlanmıştır 2 ° C, 37 ° C'de, BD Falcon büyüme yüzey alanı, 0.4 um gözenek boyutu) 24 oyuklu plakalar içerisinde ve uygun kültür ortamı ile kuluçkalanmıştır nemlendirilmiş atmosfer ve% 5 CO 2. Kültür ortamı, birleşik tek tabaka elde edilene kadar her gün değiştirildi. TEER tahlili, oda sıcaklığında bir dengeleme döneminden sonra HBBS (Hanks' Dengeli Tuz çözeltisi, Cambrex-Lonza, Basel, İsviçre) içinde gerçekleştirilmiştir. Tedaviler, apikal ortamı manipüle etmeden bazal odaya eklendi. Bir çift çubuk elektrota bağlı Millicell ERS metre, Millipore Corporation (Bedford, MA) verici ve alıcı odalarına yerleştirildi ve 24 saatlik TEER varyasyonunun seyri kaydedildi. TEER, başlangıç ​​değerine normalleştirilmiş direnç yüzdesi olarak ifade edildi. Paraselüler geçirgenlik tahlili


                Caco-2 hücre tek tabakaları boyunca sodyum floresein akışı, hücre dışı geçirgenliğin bir ölçüsü olarak kullanıldı. Caco-2 hücre kültürü esasen daha önce tarif edildiği gibi kullanıldı [ 25 ]. Kısaca, hücreler Transwell polyester zar, hücre kültürü plakalarında tohumlanmıştır (şeffaf PET zar: 1.0 cm 2 büyüme yüzey alanı, 0.4 mikron gözenek büyüklüğü; BD Falcon) uygun bir ortamda bir 24-çukurlu plaka içinde. Hücreler% 5 nemli bir atmosferde CO, 37 ° C'de inkübe edildi 2ve birleşik tek tabakalar 20-21 gün içinde elde edildi. Kültür ortamı her gün değiştirildi. 1 mg/ml sodyum floresein içeren 200 ul HBBS (Hanks' Dengeli Tuz çözeltisi, Cambrex-Lonza, Basel, İsviçre) her bir tek tabakalı odanın apikal tarafına ilave edildi. Deneysel protokollerin sonunda, odanın bazolateral tarafına floresan nüfuzunun miktarı, bir Çok Etiketli Plaka Okuyucu VICTOR X3 (PerkinElmer) kullanılarak 480 nm eksitasyonda - emisyon 530 nm'de ölçüldü. immünofloresan mikroskopisi


                Deney protokollerinin sonunda hücreler tripsinizasyon ve santrifüjleme ile toplandı, PBS ile yıkandı, 6 oyuklu plakalarda cam lamellere ekildi ve yaklaşık %30 konfluansa ulaşana kadar kültürlendi. ZO-1 ve okludin TJ proteinlerinin tespiti için hücreler, %4 formaldehit ile sabitlendi, PBS içinde %0.1 Triton X-100 ile geçirgenleştirildi ve bir fare monoklonal anti-okludin veya bir tavşan poliklonal anti-ZO-1 (Invitrogen) ile boyandı. Life Technologies, Milano, İtalya). PBS ile yıkandıktan sonra sekonder antikorlar/floresein izotiyosiyanat (Alexa Fluor 488 anti-mouse veya Alexa Fluor 536 anti-rabbit immunoglobulin G, Molecular Probes, Invitrogen, Milan, İtalya) ile oda sıcaklığında 1 saat inkübe edildi. Lameller, Mowiol 40-88 (Sigma, St Louis, MO) kullanılarak cam slaytlar üzerine monte edildi. NF-κB immünoblot ve kemilüminesans analizi


                Deney protokolünün sonunda Caco-2 hücre tek tabakaları iki kez buz gibi soğuk PBS içinde yıkandı ve daha sonra denatüre edici olmayan RIPA tamponu (150 mM NaCl, 50 mM Tris-HCl, %0.25 sodyum deoksikolat, 0.1) kullanılarak parçalandı (buz üzerinde 45 dakika). % Nonidet P-40, 100 uM NaV04, 1mM NaF, 1 mM fenilmetilsülfonil florür, 10 ug/ml aprotinin, 10 ug/ml leupeptin, Sigma, St Louis, MO, ABD'den). Parçacıklı malzeme santrifüjleme ile çıkarıldı (15000 x g4°C'de 5 dakika). Süpernatanlar toplandı ve bisinkoninik asit yöntemi (Pierce, Rockford, IL, ABD) kullanılarak protein konsantrasyonları belirlendi. Yirmi beş ug toplam protein, %7.5 p/v SDS-PAGE jeli ile fraksiyonlandı ve daha sonra transfer edildi ve bir nitroselüloz membran üzerine immobilize edildi. Zarlar, %0.05 v/v Tween-20 içeren PBS içinde %5 yağsız süt (Oncogene, Cambridge, MA, ABD) içinde oda sıcaklığında 20 dakika süreyle bloke edildi. Yıkamalardan sonra membranlar, fare anti-fosfo-NF-KB p65 antikoru (7F1, Cell Signaling, Danvers, MA, ABD) ile 4°C'de 16 saat süreyle inkübe edildi. Bağlı antikor, HRP-konjuge keçi anti-fare IgG antikoru ile inkübasyon yoluyla tespit edildi. Bantlar, geliştirilmiş kemilüminesans (Millipore, Billerica, MA, ABD) kullanılarak görselleştirildi. Görüntüler bir Hyper Film MP (GE Healthcare, Milan, İstatistiksel analiz


                İstatistiksel analiz, Windows için GraphPad Prism sürüm 3 (GraphPad Software, San Diego, CA, ABD) kullanılarak yapıldı. Aksi belirtilmedikçe sonuçlar ortalama±SEM olarak sunulmuştur. Eşleştirilmemiş t testi, farklı deneysel koşullarda ROS hücre içi seviyesini, hücre dışı geçirgenliği ve NF-KB fosforilasyonunu karşılaştırmak için kullanıldı. <0.05 P değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. ANOVA'yı takiben bir post-hoc testi (Dunnett testi veya çoklu karşılaştırmalar için Tukey testi), 24 saatlik farklı tedaviler sırasında trans-epitelyal elektrik direnci (TEER) varyasyonlarını istatistiksel olarak değerlendirmek için kullanıldı.

                Git: Sonuçlar

                BSE'nin HPLC-MS ve HPLC-DAD-ELSD kalitatif analizi


                Boswellia serrata'nın anti-inflamatuar özellikleri, β- boswellik asit (βBA) etkili olabilir. Bu nedenle, çalışmamızın ilk adımı HPLC-MS ve HPLC-DAD-ELSD prosedürleri ile BSE triterpen içeriğini ölçmekti. Özetlenen sonuçlartablo 1, triterpen türevlerinin toplam BSE'nin %39'unu oluşturduğunu ve özellikle KBA ve AKBA'nın sırasıyla %5,02 ve %2,71 oranında sonuçlandığını göstermektedir. tablo 1

                BSE'deki ana triterpen içeriği: alıkonma süresi (Rt), addüksiyon iyonu ([M + H] + , molekülün bir protonla etkileşimi ile oluşur) ve yüzde miktarı.
                10.0 11-keto-β-boswellik asit (KBA) 471 5.02± 0.09
                11.0 3-O-asetil-11-keto-β-boswellik asit (AKBA) 513 2,71 ± 0,09
                11.3 9,11-dehidro-α-boswellik asit 455 4,40 ± 0,04
                11.6 β-amirin 427 4.04 ± 0.06
                12.3 9,11-dehidro-β-boswellik asit 455 4,68 ± 0,03
                12.5 α-boswellik asit 457 1.40 ± 0.05
                12.7 β-boswellik asit 457 0.94 ± 0.04
                12.8 lupeolik asit 455 2,84 ± 0,06
                11.8 3-O-asetil-9,11-dehidro-a-boswellik asit 497 2.42 ± 0.02
                12.1 3-O-asetil-9,11-dehidro-β-boswellik asit 497 0.67 ± 0.05
                12.2 ursanik asit 499 0,87 ± 0,03
                12.9 3-O-asetil-α-boswellik asit 499 1,77 ± 0,05
                13.0 3-O-asetil-β-boswellik asit 499 1,61 ± 0,02
                Veriler, 3 belirlemenin ortalama ± SD'sidir. BSE ve AKBA, bağırsak hücresi canlılığını etkilemez


                Caco-2, LoVo ve HT-29 intestinal epitel hücre tek tabakaları 24, 48 ve 72 saat BSE (0.01-10 μg/ml) veya AKBA (0.027μg/ml, 1'de mevcut AKBA'nın %2.7'sine karşılık gelir) ile tedavi edildi. μg/ml BSE). Hücre canlılığı MTT tahlili ile değerlendirildi veŞekil 1 hem BSE hem de AKBA'nın, üç tip bağırsak hücre hattının canlılığını etkilemediğini göstermektedir.

                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 1
                BSE ve AKBA'nın Caco-2, LoVo ve HT-29 bağırsak epitel hücre dizilerinde MTT tahlili ile ölçülen hücre canlılığı üzerindeki etkisi.
                Sonuçlar, n = 4 deneyin ortalama ±SEM'idir ve Absorbans Birimleri olarak ifade edilir ve işlenmemiş hücrelerdeki değerlere (%100) normalleştirilir. BSE ve AKBA, oksidatif/inflamatuar uyaranların neden olduğu trans-epitelyal elektrik direnci ve paraselüler geçirgenliğin işlev bozukluğunu önler


                Aşırı aktif mukozal bağışıklık tepkisinde ve kronik bağırsak iltihabında kontrolsüz veya düzensiz bağırsak epitel geçirgenliği, IBD'de birincil kusurlar olarak önerildiğinden, TEER ve paraselüler geçirgenlik, bağırsak bariyeri bütünlüğü ve fonksiyonunun spesifik ve hassas biyobelirteçleri olarak kabul edilir [ 24 , 25 ]. Bu nedenle, BSE (0.1 ug / ml, 1 ug / ml) ya da Akbak etkisi (0.027 ug / ml), bazal durumda, Caco-2 hücre mono tabakasında TEER ve geçirgenlik ölçer üzerinde ölçüldü ve maruz kaldıktan sonra H edilmiş 2 O 2 ya da INF -y+TNF-α (İncir. 2).

                Ayrı bir pencerede aç
                İncir. 2
                Caco-2 hücre tek tabakalarında BSE ve AKBA'nın transepitelyal elektrik direnci (TEER) üzerine etkisi.
                A) BSE ve AKBA; B) H 2 O 2 ile BSE ve AKBA ( +++ p <0,001 H 2 O 2 - kontrol. *** p <0,001 BSE ve AKBA - H 2 O 2 ** p <0,01 BSE ve AKBA - H 2 O 2 ); C) INFγ+TNFa ile BSE veya AKBA ( ++ p <0.01 INF-γ+TNF-α vs kontrol *** p <0.001 BSE ve AKBA ile INF-γ+TNF-α ** p <0.01 BSE ve AKBA vsINF-y+TNF-a). Veriler, n = 3 deneyin başlangıç ​​TEER değerinin ortalama ± SEM yüzdesi olarak ifade edilir.

                Yirmi dört saatlik BSE veya AKBA tedavisi, bazal TEER'de herhangi bir değişikliğe neden olmadı (Şekil 2A) 500 uM H 24 saat maruz kalma ise 2 O 2 TEER T% 50'den fazla bir zaman-bağımlı bir azalma tespit 0 değeri (Şekil 2B). Bu etki, önemli ölçüde BSE veya AKBA ön tarafından önlenmiştir ( p = 0.003 ve p 0.0043 sırasıyla ANOVA H doğru Dunnett testinin ardından = 2 O 2 ). INF-γ + TNF-α tedavisi de TER T 0 değerini önemli ölçüde azalttı ( p = 0.0003;Şekil 2C) ve BSE veya AKBA bu durumda da bağırsak hücre polaritesinin azalmasını engelledi ( p = 0.02;Şekil 2C).

                Sodyum floresein, paraselüler geçirgenlik testinde kullanılan, sızıntının doğrulanmış bir biyobelirteçidir [ 26 ]. Test, Caco-2 hücre tek tabakasında BSE ve AKBA tedavisinin yokluğunda inflamatuar uyaranların etkisini değerlendirmek için uygulandı (Şek. 3). BSE ve AKBA bazal durumda hücre geçirgenliğini etkilemedi (Şekil 3A). Bununla birlikte, H 2 O 2 ve INF-γ+TNF-α, bazal değerleri sırasıyla üç kattan fazla ( p <0.0001) ve iki kattan fazla ( p = 0.005) arttırdı (Şek.​(Şekil3B3B ve ​ve3C).3C). Caco-2 hücre tek tabakaları, BSE ve AKBA ile ön işleme tabi tutulduğunda, enflamatuar uyaranlar tarafından indüklenen paraselüler geçirgenlik değişikliği önemli ölçüde önlendi ( p <0.0001).

                Ayrı bir pencerede aç
                Şek. 3
                BSE ve AKBA'nın, sodyum floresein tahlili ile ölçülen Caco-2 hücre tek tabakalarının hücre dışı geçirgenliği üzerindeki etkisi.
                A) bazal durum. B) BSE ve AKBA + H 2 O 2 ( +++ p <0,001 H 2 O 2 - kontrol *** p <0,001 BSE ve AKBA - H 2 O 2 ** p <0,01 BSE ve AKBA - H 2 O 2 ). C) BSE ve AKBA + INF-y+TNF-α. ( +++ p<0,001 INFγ+TNFa vs kontrol + p <0,05 INF-γ+TNF-α vs kontrol *** p <0,001 BSE ve AKBA vsINF-y+TNF-a). Veriler, n = 3 deneyin bazal floresan yoğunluğunun (FI) ortalama ± SEM yüzdesi olarak gösterilir. BSE ve AKBA, oksidatif ve inflamatuar uyaranların neden olduğu TJ bozulmasını önler


                ZO-1 ve okludin, epitelyal ve endotelyal hücrelerde apikal ve bazolateral membran alanları arasındaki sınırda sürekli, çevresel, kemer benzeri bir yapı oluşturan TJ proteinlerine aittir. Düzenlenmiş bir difüzyon bariyeri oluşturarak, TJ'ler paraselüler yol boyunca maddelerin değiş tokuşu için çok önemli olan ve epitelyal bariyer fonksiyonu/disfonksiyonunun faydalı biyobelirteçleri olarak kabul edilen ayrı kompartmanlar oluşturur [ 11 , 27 ]. Bu nedenle, BSE ve AKBA'nın ZO-1 ve okludin üzerindeki etkisi, inflamatuar hasardan korunmada yer alan olası mekanizma olarak incelenmiştir. SonuçlarŞekil 4işlenmemiş Caco-2 hücresinde tek tabakalı ZO-1 ve oklüdin immünofloresan sinyallerinin, hücreyi çevreleyen sürekli kemer benzeri yapılar olarak görünen apikal membran bağlantılarında lokalize olduğunu göstermektedir. Bu varlık, BSE veya AKBA tedavileri tarafından değiştirilmemiştir. Buna karşılık, H 2 O 2 (Şekil 5) veya INF-γ+TNF-α (Şekil 6) TJ'lerde benzer değişikliklere neden olur. Özellikle, INF-γ+TNF-α ile tedavi edilen hücrelerde oklüdinin çarpıcı bir şekilde içselleştirildiği ve membran halka yapısının boyanmasının düzensiz olduğu görülmektedir. Enflamatuar uyaranların neden olduğu TJ proteinlerindeki bu değişiklikler hem BSE hem de AKBA tedavileri ile önlenmiştir.

                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 4
                BSE ve AKBA, Caco-2 hücre tek tabakalarında okludin ve zonula oklüdens (ZO1) TJ proteinleri üzerine etkisi.
                BSE ve AKBA, anti-ZO-1 (kırmızı) ve anti-okludin (yeşil) bazal floresan sinyalini etkilemedi. Görüntüler konfokal lazer tarama mikroskobu ile toplanmıştır ve 3 bağımsız deneyi temsil etmektedir. Ölçek çubuğu = 10 μm.


                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 5
                BSE ve AKBA, Caco-2 hücre tek tabakalarında H 2 O 2 okludin ve zonula oklüdens (ZO1) TJ proteinlerine maruz kalmanın ardından değişiklikleri iyileştirir .
                ZO-1 (kırmızı) ve okludin (yeşil) dağılımını gösteren çift immün boyama. Görüntüler konfokal lazer tarama mikroskobu ile toplanmıştır ve 3 bağımsız deneyi temsil etmektedir. Ölçek çubuğu = 10 μm.


                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 6
                BSE ve AKBA, Caco-2 hücre tek tabakalarında zonula oklüdens (ZO1) ve okludin TJ proteinleri üzerinde INF-γ+TNF-α tarafından indüklenen değişiklikleri iyileştirir.
                ZO-1 (kırmızı) ve okludin (yeşil) dağılımını gösteren çift immün boyama. Görüntüler konfokal lazer tarama mikroskobu ile toplanmıştır ve 3 bağımsız deneyi temsil etmektedir. Ölçek çubuğu = 10 μm. BSE ve AKBA, oksidatif/inflamatuar uyaranların neden olduğu NF-κB fosforilasyonunu önler


                Nükleer transkripsiyon faktörü NF-κB, TNF-α ve IL-1β gibi çok çeşitli sitokinleri düzenleyerek kronik inflamatuar hastalıkların gelişiminde ve ilerlemesinde kilit bir oyuncudur. IBD hastalarında, NF-κB belirgin şekilde indüklenir ve mukozal inflamasyonun seyrini güçlü bir şekilde etkiler [ 28 ]. BSE ve Akbak, seviyeler enflamatuar durum için maruz kaldıktan 24 saat sonra (lH sonra Caco-2 hücre mono tabakaları araştırılmıştır hücre içi NF-KB üzerindeki etkileri moleküler mekanizmanın daha iyi anlaşılmasını sağlamak için, 2 O 2 veya INFγ + TNFa).Şekil 7Şekil bu BSE ve AKBA başına , beklendiği gibi, lH ise, NF-KB fosforilasyonu seviyesinin değiştirmemiştir 2 O 2 ve INF-γ + TNF-α tedavi bunun önemli bir artışa neden olmuştur. İlginç bir şekilde, BSE ve AKBA ile ön tedavi, bu olayı olumlu ve önemli ölçüde etkisiz hale getirdi.

                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 7
                Caco-2 hücrelerinde BSE ve AKBA'nın NF-kB hücre içi düzeyine etkisi.
                A) bazal durum; B) BSE ve AKBA + 4 saat H 2 O 2 +++ ile p <0,001 H 2 O 2 - kontrol. *** p <0,001 BSE ve AKBA - H 2 O 2 ** p <0,01 BSE ve AKBA - H 2 O 2 . C) yöntemde açıklandığı gibi BSE ve AKBA + 4 saat INF-y+TNF-a ile 24 saat ön işlem. +++ p <0.001 INFγ+TNFa vs kontrol + p <0.05 INFγ+TNFa vs kontrol *** p <0.001 BSE ve AKBA vsINF-y+TNF-a. Veriler, n = 3 deneyin kontrol optik yoğunluğunun (OD) ortalama ± SEM yüzdesi olarak gösterilir. BSE ve AKBA, H 2 O 2 tarafından indüklenen ROS üretimine karşı koyar


                IBD'de anormal derecede yüksek ROS seviyeleri üretilir ve bunların yıkıcı etkileri doku hasarının başlamasına ve/veya yayılmasına katkıda bulunabilir [ 10 , 29 ]. BSE ve Akbak antioksidan aktivitesi hemen maruz kaldıktan sonra Caco-2 hücre mono tabakaları tahlil edilmiştir H'ya 2 O 2 uyaran. SonuçlarŞekil 8BSE ve AKBA'nın sadece bazal hücre içi ROS seviyelerini önemli ölçüde olmasa bile düşürmediğini, aynı zamanda oksidatif uyaran tarafından indüklenen artan ROS oluşumunu da önemli ölçüde engellediklerini göstermektedir ( p = 0.05).

                Ayrı bir pencerede aç
                Şekil 8
                Caco-2 hücrelerinde BSE ve AKBA'nın ROS düzeyine etkisi.
                ROS, işlenmemiş hücrelerde 24 saat enkübasyondan sonra, 500 uM H sonra ölçülmüştür 2 O 2 maruz. Veriler, n = 4 deneyin bazal (%100) DCF floresan yoğunluğunun (FI) ortalama ± SEM yüzdesi olarak ifade edilir. * H göre p <0.05 BSE veya AKBA 2 O 2 .

                Git: Tartışma


                Caco-2 hücre mono tabakaları, BSE ve saf türevi Akbak olarak H neden olduğu hasarlara karşı intestinal bariyer bütünlüğünü ve fonksiyonunu muhafaza etmek için mümkün olan 2 O 2 veya INF-γ + TNF-α, enflamatuar uyarılara. Farmakolojik etkilerinin kalitesi ve gücü karşılaştırıldığında, BSE'nin aktivitesinin esas olarak AKBA'dan kaynaklandığı varsayılabilir.

                Enflamasyon, IBD'de bağırsak bariyeri bozulmasında çok önemlidir [ 29 – 32 ] ve Boswellia serrata birkaç doğal anti-inflamatuar bileşik arasında yer almasına rağmen, IBD'deki etkinliği hala tartışılmakta ve etki mekanizması hakkında daha fazla araştırma yapılmasını teşvik etmektedir [ 17 , 33 , 34 ].

                Boswellia serratadır Bu çalışmada kullanılan sakız özü triterpen içeriğini tespit etmek için HPLC-MS ve HPLC-DAD-ELSD prosedürlerle profil edildi. Sonuçlar yaklaşık %34'lük bir pentasiklik triterpen miktarı gösterdi ve literatüre göre AKBA %2.71.1'de bulunan bileşiktir [ 35 ]. BSE ve AKBA'nın güvenliği, değiştirilmemiş hücre canlılığı, hücre polaritesi, hücre dışı geçirgenlik ve TJ'ler, bağırsak bariyer fonksiyonu ve bütünlüğünün biyobelirteçleri ile kanıtlanmıştır. Daha sonra Caco-2 hücreleri INF-γ + TNF-a ya da H maruz 2 O 2belirli nedenlerle, bağırsak iltihabının uygun deneysel paradigması olarak seçilmişlerdir. Caco-2 ölümsüzleştirilmiş hücreler, epitelyal bariyeri ve TJ bütünlüğünü incelemek için paha biçilmez bir indirgemeci modeldir ve bağırsak epitelinin morfolojik ve fonksiyonel özelliklerinin çoğuna benzer [ 36 – 38 ]. Proinflamatuar sitokinler ve ROS, IBD'de mukozal bağırsak bariyerinde hasarın başlamasına ve/veya yayılmasına katkıda bulunur ve hücre kültürlerinde benzer endojen inflamasyonu çoğaltmak için kullanılabilir [ 10 , 29 , 39 , 40 ]. Gerçekten de, INF-γ + TNF-a ya da H, Caco-2 hücre tek tabaka maruz kaldığı zaman 2 O 2sonuçlar, hücre polaritesinde (TEER) önemli bir azalma ve hücre dışı geçirgenlikte artış gösterdi. İlginç bir şekilde, bu değişiklikler BSE veya AKBA ile ön tedavi ile önemli ölçüde önlenmiştir.

                İnsan bağırsağında tek bir epitelyal hücre tabakası, bağırsak lümenini alttaki lamina propriadan ayırır ve bu hücreler arasındaki boşluk, okludin, ZO-1 ve claudinler gibi TJ proteinleri tarafından kapatılır [ 11 , 27 , 41 ]. TJ'ler epitel içeren tüm organlarda fizyolojik süreçleri sürdürmek için esastır ve hücre polaritesini, proliferasyonunu ve farklılaşmasını modüle ettikleri bağırsak bariyerinde kritik öneme sahiptir [ 42 ]. TJ'lerden gelen okludin ve ZO-1 delokalizasyonu, bağırsak bariyeri disfonksiyonu ve artan geçirgenlik ile ilişkilidir [ 27 , 43 ]. Patojenler, oksidatif stres ve proinflamatuar sitokinler dahil olmak üzere çeşitli uyaranlar TJ proteinlerini etkileyebilir.11 , 39 ], örneğin hücre kültüründe ve hayvan modellerinde indüklenen TNF-a ve IFN-y yeniden dağıtım süreçleri IBD'de gözlemlendiği gibi karşılaştırılabilir bariyer kusurları [ 40 , 44 , 45 ]. Literatüre göre, sonuçlar göstermiştir ki, INF-γ + TNF-α de H 2 O 2 okludin neden olduğu ve Caco-2 hücre membran ve BSE veya Akbak ile ZO-1 bozulması birebir sökme Tjs önlenir.

                Bağırsak TJ geçirgenliğindeki artışın yanı sıra diğer TNF-α ile indüklenen genlerin, inflamatuar süreçte ilgili transkripsiyon faktörü olan NF-KB'ye bağlı olduğu gösterilmiştir [ 46 , 47 ]. Deneyler INF-γ + TNF-α ve H ise 2 O 2 maruz Caco-2 hücre mono tabakaları NF-KB bir artışa neden olmuştur ve bu aktivasyon önemli ölçüde doğal bileşiklerin olasılığını gösteren, BSE ve Akbak tarafından karşı olan aşağı-regüle kronik inflamatuar uyaranlara bağırsak yanıtı. Son olarak, enflamatuar uyarılara tarafından indüklenen intestinal hasar iyileştiren aynı konsantrasyonda, BSE ve AKBA H maruz kaldıktan sonra indüklenen ROS hücre içi bir artış önlenir 2 O 2. İn vitro sonuçlarımız , yakın zamanda Boswellia serrata tarafından akut deneysel ülseratif kolit deneylerinde [ 48 ] gösterildiği gibi azalmış lipid peroksidasyonu, nitrik oksit ve iNOS ile uyumludur . Sağlam bağırsak epitel bariyerinin yanı sıra endojen antioksidan savunmanın da patojenlerin ve antijenik moleküllerin mukozaya girmesini ve bağışıklık sistemi ile temasını engellediği bilinmektedir; ancak kolon gibi bazı dokularda antioksidan kapasite düşüktür ve inflamatuar hasarı kolaylaştırabilir [ 49 ]. Bu nedenle, bu düşük endojen antioksidan savunmanın Boswellia tarafından aşılabileceği varsayılabilir., böylece bağırsak bakımında yer alan çeşitli mekanizmaları dengeler ve inflamatuar hasardan korur.

                Kiela et al . [ 50 ], farelerin heksan veya metanolik Boswellia özleri ile zenginleştirilmiş bir diyetle beslendiği hem dekstran sülfat sodyum- veya trinitrobenzen sülfonik asit ile indüklenen kolit modellerinde hastalık şiddetine hiçbir fayda gözlemlemedi . Bu yazarlar ayrıca boswellik asitlerin (50 μM) bazal ve IL-1β ile uyarılan NF-KB aktivitesini geçici olarak NF-KB raportör plazmiti ile transfekte edilmiş Caco-2 hücrelerinde artırdığını ve bu etkinin muhtemelen oksidatif stres ile ilişkili olduğunu düşündüğünü bildirdi. Bununla birlikte, bazı farklılıklar in vitro çalışmamızı karakterize eder .yukarıda belirtilen rapordan model ve deneysel tasarım. Çalışmamızda, Kiela ve arkadaşlarının çalışmasına kıyasla daha uzun bir maruz kalma süresinin yanı sıra farklı in vitro inflamatuar model ve daha düşük boswellik asit konsantrasyonları kullanıldı . [ 50 ]. BSE ve AKBA ile tedavideki bu farklılıkların, bu ajanlara karşı uyumsuz anti-inflamatuar yanıtları açıklayıp açıklamadığı belirsizliğini koruyor ancak spesifik hücresel/doku antioksidan durumunun ve bu faktörlerin terapötik etkinlik üzerindeki etkisinin sistematik bir değerlendirmesine duyulan ihtiyacın altını çiziyor. arasında boswellia serratadır farklı modelleri sakız özü vitro ve in vivobağırsak iltihabı. Gerçekten de, son birkaç yılda, redoks durumunun kalıcı düzensizliğinin inflamatuar yanıtın yoğunluğuna ve süresine katkıda bulunduğu ve kronik hastalık durumlarının patogenezinde yer aldığı açıkça ortaya çıkmıştır; bu nedenle, doğal bileşiklerin inflamatuar sinyallemenin düzenleyicileri olarak tanımlanması, yeni terapötiklerin keşfinde kritik öneme sahiptir [ 51 ]. Bu nedenle, bağırsak bariyer fonksiyonunun yeniden kurulmasını hedeflemek, akut veya kronik enteropatilerde hala bir zorluktur ve burada Caco-2 hücre hatlarında gösterilen Boswellia'nın kolonik hücre hatlarındaki spesifik fonksiyonel, morfolojik ve moleküler mekanizmalar, güvenli adjuvan olarak kullanımını desteklemektedir. IBD terapötik stratejilerinde. Finansman Beyanı

                Bu çalışma Padova Üniversitesi'nden (MM'ye CPDA124517/12; UNIPDex60% n. 60A04-0443'ten ER, LC ve MM'ye, UNIPDex60% n.60A04-9128/14'ten MCG ve MM'ye) hibelerle desteklenmiştir. DC bursu hibe n tarafından desteklenmiştir. Padova Üniversitesi'nden CPDR134012. Finansörlerin çalışma tasarımı, veri toplama ve analizi, yayınlama kararı veya makalenin hazırlanmasında hiçbir rolü yoktu. Veri kullanılabilirliği

                İlgili tüm veriler makalenin içindedir. Referanslar

                1. Bernstein CN, Blanchard JF, Kliewer E, Wajda A. İnflamatuar barsak hastalığı olan hastalarda kanser riski: popülasyona dayalı bir çalışma . kanser . 2001; 91 : 854-862. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                2. Mudter J. 2011'de inflamatuar bağırsak hastalıklarıyla ilgili yenilikler . Dünya J Gastroenterol 2011; 17 : 3177 10.3748/wjg.v17.i27.3177 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                3. Xavier RJ, Podolsky DK. İnflamatuar barsak hastalığının patogenezinin çözülmesi . Doğa . 2007; 448 : 427-434. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                4. Abraham C, Cho JH. İltihaplı bağırsak hastalığı . N Engl J Med . 2009; 361 : 2066–2078. 10.1056/NEJMra0804647 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                5. Peloquin JM, Nguyen DD. Mikrobiyota ve inflamatuar bağırsak hastalığı: hayvan modellerinden içgörüler . Anaerob . 2013; 24 : 102–106. 10.1016/j.anaerobe.2013.04.006 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                6. Yapalı S, Hamzaoğlu HO. İnflamatuar barsak hastalığında anti-TNF tedavisi . Annals Gastroenterol . 2007; 20 : 48-53. [ Google Akademik ]
                7. Guidi L, Pugliese D, Armuzzi A. İnflamatuar barsak hastalığının yönetiminde güncelleme: dalimumabın özel rolü . Clin Exp Gastroenterol . 2011; 4 : 163-172. 10.2147/CEG.S14558 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                8. Ng SC, Lam YT, Tsoi KK, Chan FK, Sung JJ, Wu JC ve diğerleri. Sistematik inceleme: inflamatuar barsak hastalığında bitkisel tedavinin etkinliği . Aliment Pharmacol Ther . 2013; 38 : 854-863. 10.1111/apt.12464 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                9. Fei K, Praveen KY, Liu ZJ. Ülseratif kolit tedavisinde bitkisel ilaç . Suudi J Gastroenterol . 2012; 18 : 3–10. 10.4103/1319-3767.91726 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                10. Zhu H, Li YR. İnflamatuar bağırsak hastalığının oksidatif stres ve redoks sinyal mekanizmaları: güncellenmiş deneysel ve klinik kanıtlar . Exp Biol Med . 2012; 237 : 474–480. 10.1258/ebm.2011.011358 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                11. Hering NA, Fromm M, Schulzke JD. İnflamatuar barsak hastalığında kolonik bariyer fonksiyonunun belirleyicileri ve potansiyel terapötikler . J Physiol . 2012; 590 : 1035-1044. 10.1113/jphysicol.2011.224568 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                12. Moussaieffa A, Mechoulamb R. Boswellia reçinesi: dini törenlerden tıbbi kullanımlara; in vitro, in vivo ve klinik çalışmaların gözden geçirilmesi . J Pharm Pharmacol . 2009; 61 : 1281–1293. 10.1211/jpp/61.10.0003 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                13. Sıddık MZ. Boswellia serrata , potansiyel bir antiinflamatuar ajan: genel bir bakış . Hint J Eczacılık Bilimi . 2011; 73 : 255–261. 10.4103/0250-474X.93507 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                14. Gupta I, Parihar A, Malhotra P, Gupta S, Lüdtke R, Safayhi H et al. Kronik kolitli hastalarda Boswellia serrata sakız reçinesinin etkileri . Bitki Med . 2011; 67 : 391-395. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                15. Madisch A, Miehlke S, Eichele O, Mrwa J, Bethke B, Kuhlisch E et al. Kollajen kolit tedavisi için Boswellia serrata özü. Çift kör, randomize, plasebo kontrollü, çok merkezli bir deneme . Int J Kolorektal Dis . 2007; 22 : 1445–1451. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                16. Huang MT, Badmaev V, Ding Y, Liu Y, Xie JG, Ho CT. Triterpenoid, beta-boswellik asidin anti-tümör ve anti-kanserojen aktiviteleri . Biyofaktörler . 2000; 13 : 225–230. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                17. Abdel-Tawab M, Werz O, Schubert-Zsilavecz M. Boswellia serrata : in vitro, klinik öncesi, farmakokinetik ve klinik verilerin genel bir değerlendirmesi . Klinik Farmakokineti . 2011; 50 : 349-369. 10.2165/11586800-000000000-00000 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                18. Poeckel D, Werz O. Boswellik asitler: biyolojik eylemler ve moleküler hedefler . Curr Med Chem . 2006; 13 : 3359-3369. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                19. Anthoni C, Laukoetter MG, Rijcken E, Vowinkel T, Mennigen R, Müller S et al. Deneysel kolitte boswellik asit türevlerinin anti-inflamatuar etkilerinin altında yatan mekanizmalar . Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol . 2006; 290 : G1131–G1137. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                20. Amon HP. Boswellia serrata özleri ve boswellik asitler tarafından bağışıklık sisteminin modülasyonu . bitki ilacı . 2010; 17 : 862-867. 10.1016/j.phymed.2010.03.003 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                21. Cao M, Wang P, Sun C, He W, Wang F. MLCK-MLC fosforilasyon sinyal yolunun baskılanması yoluyla berberin tarafından IFN-y ve TNF-a kaynaklı bağırsak epitelyal bariyer disfonksiyonunun iyileştirilmesi . PLoS Bir . 2013; 8 ( 5 ):e61944 10.1371/journal.pone.0061944 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                22. Montopoli M, Ragazzi E, Froldi G, Caparrotta L. İnsan yumurtalık karsinomu hücrelerinde kurkumin ve sisplatin veya oksaliplatin tarafından indüklenen hücre döngüsü inhibisyonu ve apoptoz . Hücre Prolif . 2009; 42 : 195–206. 10.1111/j.1365-2184.2009.00585.x [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                23. Perli E, Giordano C, Tuppen HA, Montopoli M, Montanari A, Orlandi M et al. İzolösil-tRNA sentetaz seviyeleri, hipertrofik kardiyomiyopatiye neden olan bir homoplasmik m.4277T>C mitokondriyal tRNA(Ile) mutasyonunun penetransını modüle eder . Hum Mol Genet . 2012; 21 : 85–100. 10.1093/hmg/ddr440 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                24. Rotoli BM, Bussolati O, Dall'Asta V, Orlandini G, Gatti R, Gazzola GC. Sekretin, CAPAN-1 pankreas kanalı hücrelerinin paraselüler geçirgenliğini arttırır . Hücre Fizyol Biyokimya . 2000; 10 : 13–25. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                25. Balimane PV, Chong S. Bağırsak geçirgenliği için hücre kültürü tabanlı modeller: Bir eleştiri . Bugün İlaç Keşfi . 2005; 10 : 335–343. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                26. Konishi Y, Hagiwara K, Shimizu M. Floreseinin Caco-2 hücre tek katmanlarında transepitelyal taşınması ve bu tür taşımanın in vitro fenolik asit mevcudiyetinin değerlendirilmesi . Biosci Biotechnol Biochem . 2002; 66 : 2449–2457. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                27. Suzuki T. Sıkı bağlantılarla bağırsak epitel geçirgenliğinin düzenlenmesi . Hücre Mol Yaşam Bilimi . 2013; 70 : 631–659. 10.1007/s00018-012-1070-x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                28. Atreya I, Atreya R, Neurath MF. İnflamatuar barsak hastalığında NF-kappaB . J Stajyer Med 2008; 263 : 591-596. 10.1111/j.1365-2796.2008.01953.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                29. Pavlick KP, Laroux FS, Fuseler J, Wolf RE, Gray L, Hoffman J et al. İnflamatuar barsak hastalığında reaktif oksijen ve nitrojen metabolitlerinin rolü . Ücretsiz Rad Biol Med . 2002; 33 : 311-322. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                30. Pravda J. Ülseratif kolitin radikal indüksiyon teorisi . Dünya J Gastroenterol . 2005; 11 : 2371–2384. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                31. Salim SY, Söderholm JD. İnflamatuar barsak hastalıklarında bozulmuş barsak bariyerinin önemi . İltihaplı Bağırsak Dis . 2011; 17 : 362-381. 10.1002/ibd.21403 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                32. Pastorelli L, De Salvo C, Mercado JR, Vecchi M, Pizarro TT. Kronik bağırsak iltihabının patogenezinde bağırsak epitel bariyerinin merkezi rolü: hayvan modellerinden ve insan genetiğinden öğrenilen dersler . Ön İmmünol . 2013; 4 :280 10.3389/fimmu.2013.00280 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                33. Ping W, Hao C, Yuan G, Ai-Ping B. Otlar ile ülseratif kolit tedavisinde gelişmeler: tezgahtan başucuna . Dünya J Gastroenterol . 2014; 20 : 14099–14104. 10.3748/wjg.v20.i39.14099 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                34. Rahimi R, Nikfar S, Abdollahi M. Bitkisel ilaçların kullanımıyla inflamatuar bağırsak hastalığının klinik tepkisinin ve remisyonunun indüksiyonu: bir meta-analiz . Dünya J Gastroenterol . 2013; 19 : 5738-5749. 10.3748/wjg.v19.i34.5738 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                35. Frank A, Unger M. Otomatik çevrimiçi ekstraksiyondan sonra sıvı kromatografi kütle spektrometrisi kullanılarak insan ilacı metabolize eden sitokrom P450 enzimleri üzerinde inhibe edici aktiviteye sahip çeşitli Boswellia türlerinden buhur analizi . J Chromatogr bir . 2006; 1112 : 255–262. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                36. Peterson MD, Bement WM, Mooseker MS. Bağırsak fırça kenar düzeneğinin analizi için bir in vitro model. I. Caco-2BBe hücrelerinde hücre temasıyla indüklenen fırça kenarlığı düzeneğinin ultrastrüktürel analizi . J Hücre Bilimi . 1993; 105 : 445-460. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                37. Fleet JC, Wang L, Vitek O, Craig BA, Edenberg HJ. Caco-2 BBe hücrelerinin gen ekspresyon profili, bağırsak farklılaşması sırasında spesifik sinyal yolları için bir rol önerir . Fizol Genomik . 2003; 13 : 57-68. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                38. Mariadason JM, Arango D, Köşe GA, Aranes MJ, Hotchkiss KA, Yang W et al. İn vitro kolon hücre olgunlaşmasını tanımlayan bir gen ekspresyon profili . Kanser Araş . 2002; 62 : 4791-4804. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                39. Wang F, Schwarz BT, Graham WV, Wang Y, Su L, Clayburgh DR ve diğerleri. IFN-gama kaynaklı TNFR2 ekspresyonu, TNF'ye bağlı bağırsak epitelyal bariyer disfonksiyonu için gereklidir . Gastroenteroloji . 2006; 131 : 1153-1163. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                40. Liu H, Wang P, Cao M, Li M, Wang F. Oligomisinin IFN-y ve TNF-a'nın neden olduğu bağırsak epitelyal bariyer disfonksiyonuna karşı koruyucu rolü . Hücre Fizyol Biyokimya . 2012; 29 : 799-808. 10.1159/000188076 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                41. Turner JR. Sağlık ve hastalıkta bağırsak mukozal bariyer fonksiyonu . Nat Rev İmmünol . 2009; 9 : 799-809. 10.1038/nri2653 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                42. Shin K, Fogg VC, Margolis B. Sıkı bağlantılar ve hücre polaritesi . Ann Rev Cell Dev Biol . 2006; 22 : 207–235. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                43. Harhaj S, Antonetti DA. Patofizyolojide sıkı bağlantıların düzenlenmesi ve bariyer fonksiyon kaybı . Int J Biochem Cell Biol . 2004; 36 : 1206–1237. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                44. Li Q, Zhang Q, Wang M, Zhao S, Ma J, Luo N et al. İnterferon-gama ve tümör nekroz faktörü-alfa, sıkı birleşme membran mikro alanlarındaki lipid bileşimini değiştirerek epitel bariyer fonksiyonunu bozar . Clin İmmünol . 2008; 126 : 67-80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                45. John LJ, Fromm M, Schulzke JD. Bağırsak iltihabında epitel bariyerleri . Antioksit Redoks Sinyali . 2011; 15 : 1255-1270. 10.1089/ars.2011.3892 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                46. Ma TY, Iwamoto GK, Hoa NT, Akotia V, Pedram A, Boivin MA ve diğerleri. Bağırsak epitelyal sıkı bağlantı geçirgenliğinde TNF-a ile indüklenen artış, NF-κB aktivasyonunu gerektirir . Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol . 2004; 286 : G367–G376. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                47. Beutheu YS, Belmonte L, Galas L, Boukhettala N, Bôle-Feysot C, Déchelotte P et al. Metotreksat, NF-KB, MEK ve JNK Yolları Yoluyla Dar Bağlantıları Modüle Eder . J Ped Gastroenterol Nutr . 2012; 54 : 463-470. 10.1097/MPG.0b013e318247240d [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                48. Hartmann RM, Fillmann HS, Martins MI, Meurer L, Marroni NP. Boswellia serrata , deneysel kolit modelinde faydalı anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklere sahiptir . Fitoter Arş . 2014; 28 :1392-1398. 10.1002/ptr.5142 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                49. Blau S, Rubinstein A, Bass P, Singaram C, Kohen R. Sıçan GI yolu boyunca indirgeme gücündeki farklılıklar: kolonun daha düşük antioksidan kapasitesi . Mol Hücre Biyokimyası . 1999; 194 : 185–191. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                50. Kiela PR, Midura AJ, Kuşcuoğlu N, Jolad SD, Sólyom AM, Besselsen DG, et al. Kimyasal olarak indüklenen kolitin fare modellerinde Boswellia serrata'nın etkileri . Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol . 2005; 288 : G798–G808. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                51. Florean C, Diederich M. Redoks düzenlemesi: inflamasyon sinyalinin düzenleyicileri olarak doğal bileşik . Biochem Pharmacol . 2012; 84 : 1223–1224. 10.1016/j.bcp.2012.07.001 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

                Yorum yap


                • #9
                  WEIHRAUCH heilt

                  Weil es mir bei Asthma so gut hilft, habe ich mal geschaut, wo es noch wirkt.

                  Gesundheit!: Aktiv für die Gesundheit | Bayerisches Fernsehen | Fernsehen | BR.de
                  Seit Jahrtausenden zieht der Weihrauch die Menschen in seinen Bann. Auf heiße Kohle gelegt, verbreitet das Weihrauchharz einen süßlich, schweren und feierlichen Duft. Das Weihrauchharz kommt vom Weihrauchbaum, der in trockenen Gebieten, wie zum Beispiel Indien, Afrika und Arabien wächst. Für die Ernte wird die Rinde angeritzt, eine klebrige Flüssigkeit tritt aus und gerinnt zu Weihrauch-Harz.
                  Die heilende Wirkung des Weihrauchs
                  Neben den herkömmlichen Weihrauchharzen zum Räuchern entstehen daraus auch Heilmittel: Tabletten oder Tropfen. In der Schul- wie auch der Naturmedizin werden mit Weihrauchpräparaten Rheuma wie Polyarthritis, Magen-Darmerkrankungen wie Morbus Crohn oder Colitis ulcerosa, Asthma bronchiale und auch Hirntumore behandelt. Im Weihrauch steckt die sogenannte Boswelliasäure, sie hemmt Entzündungen. Außerdem wirkt der Weihrauch abschwellend und kann den Schmerz reduzieren. Die Vorteile von Weihrauch: Er ist frei von Nebenwirkungen und kann so auch hoch dosiert verabreicht werden. Außerdem kann er bei manchen Patienten auch Kortison ersetzen. Weihrauch hat sich auf dem deutschen Medikamenten-Markt noch nicht durchgesetzt, da es bisher zu wenige Studien gibt. Aber man kann Weihrauchpräparate über Apotheken im Ausland bestellen.
                  Weihrauch als Anti-Stress-Mittel
                  Weihrauch heilt aber nicht nur Kranke, er ist auch ein wirksames Anti-Stress-Mittel. Beim Räuchern beruhigt er den Muskel-Tonus und erzeugt ein Gefühl von angenehmer Wärme und Schwere. Wer ihn nicht als Anti-Stress-Mittel benutzt, der kann mit Weihrauch seine Stube in angenehmen Duft hüllen und schlechte Luft verjagen. Oder man macht es nach altem Brauch der Araber und vertreibt mit dem Rauch schlechte Einflüsse und böse Geister. Zwischen zwei und vier Euro kosten 50 Gramm Weihrauch, man bekommt ihn in Kräuterläden oder Geschäften für Kirchenbedarf.
                  Eine Wirkung ist bei Tieren und im Glas belegt für alle Tumore, die getestet wurden,
                  es ist ja immer der gleiche Mechanismus:
                  Prostata, Leber, Colon, Leukämie, Hirntumor, Fibrosarkom, Melanom ..
                  Inzwischen gibt es auch schon einige Studien am Menschen.
                  Für Hirntumore gab es ja erste klinische Studien vor langem.
                  Er hat eine starke tumorhemmende Wirkung bei keinen Nebenwirkungen, ausser
                  vorübergehenden Hautirritationen und Magenrumoren :-)
                  Zuerst ein sehr interessantes und über 1-stündiges Video zu einer Vorlesung von Prof. Ammon an der Uni Tübingen. Er hat den Weihrauch in den Westen gebracht hat:
                  timms - Tübinger Internet MultiMedia Server - List01
                  Und hier schon eine ältere Zusammenfassung zum Thema Weihrauch von Studenten der Uni Münster:
                  http://www.uni-muenster.de/imperia/m...e4uren3_1_.pdf
                  Um Studien zu Weihrauch „boswellia“ zu finden, clickt man auf den link unten, die größte Medzinische Datenbank für Studien, und gibt das gewünschte „Suchwort“ (z.b. „Asthma“) und „boswellia“ ein:
                  http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites/en...ids=10360653&d
                  Weihrauch wird aus dem Harz des indischen Weihrauchbaumes und neuerdings auch eines afrikanischen Verwandten gewonnen. Dieser Baum ist eines von 600 bekannten Balsam-baumgewächse, zu denen beispielsweise auch der Myrrhestrauch gehört.
                  Weihrauch

                  Der Weihrauchbaum wird nur wenige Meter groß und gedeiht in den Trockengebieten Indiens, Arabiens und Afrikas. Aus kleinen Öffnungen in der Rinde tritt ein Balsam aus, der an der Luft hart wird, weil das enthaltene ätherische Öl nach und nach verdunstet. Zurück bleibt eine klebrige gelbbraune, halb durchsichtige Masse, das Weihrauchharz. Setzt man dem Harz wieder Öl zu, kann es sich zurück in flüssiges Balsam verwandeln.
                  Im Altertum waren Medizin und Religion eng verbunden. Spuren davon sind noch heute in der Sprache zu finden: Wenn etwas heilt, dann ist es „heil-ig". Erste Hinweise auf die Verwendung von Weihrauch finden sich dreieinhalbtausend Jahre alten Texten aus dem Niltal. Die Ägypten nutzten Weihrauch für den guten Geruch der Luft, für Salben und Wundbehandlungen. Vor dreitausend Jahren gab es bereits feste Handelswege, die „Weihrauchstraßen", die das kostbare Harz einerseits aus Somalia und Äthiopien, andererseits aus Indien und den Ländern am Roten Meer nach Ägypten und Mesopotamien brachten. Auch das spätere römische Imperium war ein großer Abnehmer von Weihrauch. Hippokrates und andere griechisch-römische Ärzte setzten Weihrauch zur Wundreinigung, gegen Krankheiten der Atemwege und bei Verdauungsproblemen ein. Über die Wirkungsmechanismen war nichts bekannt, aber die praktischen Erfolge waren wohl zahlreich genug, daß das teure Mittel auch noch im Mittelalter – zum Beispiel von Hildegard von Bingen – als Medizin eingesetzt wurde.
                  Erst Antibiotika, Cortison und ähnliche Infektionsstopper der modernen Schulmedizin ließen Weihrauch als Heilmittel in Vergessenheit geraten, so daß es nur noch als Duftquelle bei religiösen Zeremonien, besonders in der russisch-orthodoxen Kirche ein Schattendasein führte. Doch seit die Sensibilität für die Folgen der Anwendung massiver „chemischer Keulen" in der Medizin wächst – wachsende Resistenz von Krankehitserregern gegen Antibiotika und schwere Nebenwirkungen bei der Langzeitgabe von Cortison – besinnen sich Ärzte und Patienten wieder auf sanfte Heilmittel aus der Natur.

                  Medizin und Naturheilkunde ergänzen sich. Erst moderne Labormethoden erlaubten festzustellen, worauf die Heilwirkung von Weihrauch beruht. 1991 fanden der Tübinger Professor Ammon und seine Mitarbeiter in dem Harz den entzündungshemmenden Wirkstoff Acetyl-11-keto-b-Boswellia-Säure (AKBA).
                  Entzündungen sind ein Selbstheilungsvorgang im Körper bei Verletzungen und innere Schädigungen. Dringen Bakterien, Viren oder andere Parasiten ein, wehrt sich das Immunsystem. Zuerst weiten sich die Blutgefäße, um mehr Blut zu der gefährdeten Stelle vorzulassen - äußerlich durch die Rötung und das Anschwellen der betroffenen Körperpartie sichtbar. Danach dringen Immunzellen, die Leukozyten in das gefährdete Gebiet vor und vernichten die körperfremden Eindringlinge. Der Abwehrkampf verursacht Schmerzen und gelegentlich Fieber.

                  Im Normalfall ist irgendwann der Feind besiegt und die Entzündung klingt ab. Leider gibt es eine Reihe von Krankheiten, bei denen die Entzündung auf Dauer bestehen bleibt oder über Jahre an- und abschwillt. Dazu gehören Allergien, bei denen eigentlich harmlose Substanzen wie Pollen oder Staub das Immunsystem in Aufruhr versetzen oder besondere Autoimmunerkrankungen, in denen fehlgesteuerte Leukozyten körpereigene Zellen angreifen. Die bekannteste Krankheiten dieser Art sind Rheuma und Arthritis, bei denen es zu dauerhaften (chronischen) Entzündungen der Gelenke kommt.
                  Die Patienten leiden unter Dauerschmerzen, gegen die Entzündungshemmer eingesetzt werden. Der bekannteste ist Aspirin®, das allerdings nur bei leichten Schmerzen wirkt. Gegen stärkere Beschwerden werden härtere Substanzen, wie Cortison eingesetzt. Diese Stoffe haben zwei Nachteile:
                  1. Sie wirken unspezifisch. Sie bekämpfen nicht nur die chronische Entzündung, sondern hemmen generell jede Leukozytenreaktion. Das bedeutet, daß jede andere kurzfristige Entzündung schlecht verheilt.
                  2. Entzündungshemmer greifen die Magenschleimhaut an.
                  Man sucht daher nach Alternativen. Weihrauch wäre eine, weil der Wirkstoff AKBA Entzündungen hemmt, aber bisher keine größeren Nebenwirkungen beobachtet wurden. Da der Wirkstoff bekannt ist, muß der Patient sich weder ein Rauchfäßchen umhängen noch das Harz auf die entzündliche Stelle auflegen. Weihrauchpräparate liegen in Tablettenform vor. Eine Tablette enthält üblicherweise 400 Milligramm AKBA.

                  Die Dosis muß individuell mit dem Arzt festgelegt werden, weil eine zu geringe Dosis die Entzündung noch stimulieren kann, wenn der Körper sich – ähnlich wie bei einer Impfung – an den Wirkstoff gewöhnt. Zu hoch sollte die Dosis auch nicht sein, auch wenn die gesundheitlichen Gefahren gering sind. Erst bei mehr als 300 Tabletten pro Tag bestünde Lebensgefahr.
                  Weihrauch ist sicher kein neues Wundermittel. Er kann aber dazu dienen, die Menge der chemischen Keulen zu reduzieren. So wird es möglich, Cortison nur bei starken Schüben der Krankheit einzusetzen und in den Zwischenphasen mit Weihrauchpräparaten die Dauerentzündung auf einem niedrigen Niveau zu halten. Für viele Entzündungskrankheiten liegen allerdings noch keine zuverlässigen Heilungszahlen vor. Seit Herbst 1999 werden die Heilungschancen durch Weihrauch bei Asthma und Dickdarmentzündungen (Colitis ulcerosa) in kontrollierten Studien ermittelt. Sollten sich die Hoffnungen der Ärzte bestätigen, könnte es bald schon heißen: „Heute schon deine Ration Weihrauch geschluckt?"

                  Literatur: Regina Sauer: Weihrauch. Hilfe bei Rheuma und chronischen Darmerkrankungen. Falken Taschenbuch, Niedernhausen/Ts.

                  Yorum yap


                  • #10
                    C andida spp.'ye karşı bir Antibiyofilm Ajanı olarak Boswellia serrata Ekstresi .

                    Petr Jaroš , 1 Maria Vrublevskaya , 2 Kristýna Lokočová , 2, * Jana Michailidu , 2 Irena Kolouchová , 2 ve Kateřina Demnerová 1
                    László Majoros, Akademik Editör ve Elisabetta Blas, Akademik Editör
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi İlişkili Veriler

                    Veri Kullanılabilirlik Bildirimi
                    Git: Soyut


                    Patojenik mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonları kontrol etmek için antibiyotiklerin veya antifungallerin kullanımı, ortaya çıkan dirençleri nedeniyle şu anda yeterince etkili değildir. Mikroorganizmaların biyofilm oluşturabilmeleri ve böylece uygulanan ilaçlara karşı dirençlerini daha da artırmaları sayesinde modern tıp, bunların neden olduğu enfeksiyonlarla savaşmak için yeni maddeler bulma görevi ile karşı karşıyadır. Bu bağlamda, uçucu yağların veya bitki özlerinin etkileri sıklıkla incelenir. Nispeten ihmal edilen bitkiler arasında, yüksek oranda biyolojik olarak aktif boswellik asit içeriğine sahip olan Boswellia serrata bulunur. Bu çalışmada, Candida türlerinin neden olduğu en yaygın hastane enfeksiyonlarından birine odaklandık . En yaygın temsilcisi C. albicans'tır.albicans dışı türlerin neden olduğu enfeksiyonların sayısı son zamanlarda artmaktadır. Boswellia serrata özü Bioswellix'in Candida albicans , Candida parapsilosis ve Candida krusei'nin planktonik ve yapışan hücrelerine karşı antifungal aktivitesine odaklandık . Yapışan hücrelere karşı antifungal aktivite, hücrelerin metabolik aktivitesinin (MTT) belirlenmesi ve kristal menekşe kullanılarak toplam biyofilm miktarının belirlenmesiyle daha da araştırıldı. Boswellik asit içeren bitki özünün, test edilen tüm Candida türlerinin süspansiyon popülasyonunun büyümesini baskıladığı gösterilmiştir . Boswellia serrata özü Bioswellix inhibisyonda en etkiliydiC. albicans biyofilm oluşumu.

                    Anahtar Kelimeler: Candida albicans , Candida krusei , Candida parapsilosis , boswellik asit, flukonazol, biyofilm
                    Git: 1. Giriş


                    Patojenik ve fırsatçı patojenlerin neden olduğu birçok hastalığın geleneksel olarak kullanılan ilaçlar, antibiyotikler veya antifungaller ile tedavi edilmesi, esas olarak mikroorganizmaların bir biyofilm oluşturma ve dolayısıyla ilaçlara karşı daha fazla direnç kazanma yetenekleri nedeniyle çok zordur [ 1 ]. Biyofilm oluşumunun önemli problemler ve komplikasyonlar oluşturduğu tek alan tıp disiplinleri değildir [ 2 ]. Biyofilmler ayrıca çeşitli endüstrilerde de bulunabilir - metallerin korozyonunda rol oynarlar, endüstriyel ısı eşanjörlerinin verimliliğini azaltırlar [ 3 ] ve ayrıca gıda endüstrisinde [ 4 ] bir problemdir. Biyofilmi çıkarmak için hidroksitler gibi çeşitli kimyasalların ve deterjanların kullanımıyla sık sık karşılaşabiliriz [ 5] veya alkaloidler, kumarinler, saponinler, tanenler, kinonlar [ 6 ], fenoller [ 7 ] ve diğerleri gibi biyolojik olarak aktif yeni doğal maddeler kullanmak . Doğal ajanlar ayrıca Boswellia serata reçinelerinde bulunan ve biyolojik olarak aktif pentasiklik triterpenlerin büyük bir grubuna ait olan boswellik asitleri içerir [ 6 ]. Bu bitkideki ana madde asetil-11-keto-ß-boswellik asittir. Boswellik asitler, kanser, artrit, kronik kolit, ülseratif kolit, Crohn hastalığı ve bronşiyal astım gibi bir dizi inflamatuar hastalığa karşı önemli aktiviteye sahiptir [ 8 , 9 ].

                    Yeni farmakolojik çalışmalar, bu bileşiklerin anti-inflamatuar etkilere ek olarak, bağışıklık sistemini düzenlediğini, lökotrien sentezini inhibe ettiğini, antioksidan özelliklere sahip olduğunu ve karaciğeri koruduğunu göstermiştir [ 10 , 11 ]. Kan şekerini [ 12 ] ve trigliseritleri [ 13 ] daha da düşürürler ve hafıza üzerinde olumlu bir etkiye sahiptirler [ 10 ]. Bu nedenle Alzheimer hastalığını [ 15 ] önlemek ve tedavi etmek için kullanılırlar . Yukarıda bahsedilen sağlığı geliştirici özelliklere ek olarak, boswellik asitler ayrıca önemli antimikrobiyal aktivite için izlenir [ 16 ]. Çalışmalar, B. serrata'nın antimikrobiyal aktivitesini göstermiştir.G+ bakterilerine karşı [ 17 ] ve C. albicans'a karşı antifungal aktivite [ 18 , 19 , 20 , 21 ]. Boswellik asitlerin, in vitro çalışmalarda ve hayvan modellerinde, 5-lipoksijenazın rekabetçi olmayan inhibitörleri olarak hareket ettiği, DNA, RNA ve protein sentezini inhibe ettiği [ 22 ] ve glikozaminoglikan bozunmasını önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir [ 23 ].

                    Candida cinsinin maya türleri, klinik koşullar altında (örn., periodontal dokular, kateterler, takma dişler vb. gibi insan nişlerindeki herhangi bir yapay malzeme üzerinde biyofilm oluşumu) en yaygın insan patojenleri olarak kabul edilir. Çoğu vakada kandidiyaza C. albicans mayasının neden olmasına rağmen, C. parapsilosis , C. glabrata ve C.tropicalis gibi bu enfeksiyona dahil olan diğer patojenik türler, son yıllarda giderek daha yaygın hale gelmiştir [ 24 ]. C. parapsilosis , şu anda yaygın bir tür olmasına rağmen, genellikle en az öldürücü mayalardan biri olarak kabul edilir [ 25]. Antifungal aktiviteye sahip azoller, özellikle flukonazol, Candida enfeksiyonlarına karşı hala önemli bir tedavi yöntemidir. Aktiviteleri, ergosterol biyosentezinin temel basamağında yer alan bir enzim olan lanosterol-14-alfa-demetilazın inhibisyonundan oluşur [ 26 ]. C. glabrata ve C. krusei , flukonazol ve diğer mantar önleyicilere karşı yüksek düzeyde direnç gösterir [ 27 ]. Ancak flukonazol veya amfoterisin B, flusitozin, ekinokandinler [ 28 ], itrakonazol [ 2 ] veya ketokonazol gibi klinik olarak önemli antifungal ajanların C. albicans'a karşı etkili olduğu bulunmamıştır.biyofilm, askıdaki hücrelere göre daha fazladır ve biyofilmdeki hücre metabolik aktivitesini azaltmak için gereken konsantrasyonlar, karşılık gelen minimum inhibitör konsantrasyonlardan (MIC'ler) 5 ila 8 kat daha yüksektir [ 29 ].

                    Ergosterol biyosentezini inhibe eden azol antibiyotiklerine dirençli C. albicans suşları, bu antibiyotiklerin uzun süreli kullanımına bağlı olarak klinik koşullarda ortaya çıkmaktadır. C. albicans biyofilmlerinin flukonazole ve aynı zamanda yeni kullanılan vorikonazole direnç mekanizmaları, biyofilm oluşumunun devam eden fazına bağlıdır. Oluşumun erken evrelerinde dışa akış pompaları baskın iken, sterol bileşimindeki değişiklikler biyofilmin orta ve olgunlaşma evreleri için tipiktir [ 30 , 31 ]. C. albicans , bu mayada önemli bir virülans faktörü olan hücrelerin filamentli forma morfolojik dönüşümünü ve biyofilm oluşumunu quorum algılama sistemi aracılığıyla düzenler [ 32 ].]. Çalışmamız Boswellia serrata özü Bioswellix'in antimikrobiyal etkisini ve Candida albicans ATCC 2091, Candida krusei CCM 8271 ve Candida parapsilosis CCM 8260 biyofilminin oluşumu ve stabilitesi üzerindeki etkisini ele aldı .

                    Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                    2.1. antimikrobiyaller


                    En etkili pentasiklik triterpenler asetil-β-boswellik asit (ABA) ve 3-asetil-11-keto-β-boswellik asit (AKBA) içeren Boswellia serrata reçinesinden bir özüt olan Bioswellix (Interpharma Slovakia) kullanıldı. boswellik asitlerin antimikrobiyal aktivitesini test etmek için. Boswellik asit içeren solüsyonlar, dimetil sülfoksit (DMSO), %40 etanol veya belirli bir büyüme ortamı ile seyreltilerek hazırlandı ve 1 ila 500 mg L-1 arasında değişen nihai konsantrasyonlarda kullanıldı . Flukonazol, uygun kültür ortamında çözündürüldü ve 1 ila 100 mg L-1 arasında değişen nihai konsantrasyonlarda kullanıldı . 2.2. mikroorganizmalar


                    C. albicans ATCC 2091, C. krusei CCM 8271 ve C. parapsilosis CCM 8260, Brno'daki Masaryk Üniversitesi'nin Çek Mikroorganizmalar Koleksiyonundan elde edilmiştir. Tüm suşlar -70 °C'de %50 gliserol içinde kriyoprezerv olarak saklandı. 2.3. Mikroorganizmaların Yetiştirilmesi


                    C. albicans , C. parapsilosis ve C. krusei YPD ortamında (20 g L - 1 D-glukoz susuz, Penta, Çek Cumhuriyeti; 20 g L- 1 pepton, Difco Laboratories, Detroit, MI, ABD; ve 10 ) kültürlendi. g L -1 maya özütü Carl Roth, Karlsruhe, Almanya). Yetiştirme, 30 ° C'de ve 100 dakika -1'de bir orbital çalkalayıcı üzerinde 48-72 saat süreyle gerçekleştirildi . 2.4. Bir Bioscreen C Mikrokültür Cihazı Kullanan Süspansiyon Maya Popülasyonları için Antimikrobiyallerin Minimum İnhibitör Konsantrasyonlarının (MIC) Testi


                    MIC 50'nin belirlenmesi (24 saat sonra süspansiyon büyümesinin %50 inhibisyonunun meydana geldiği en düşük konsantrasyon), planktonik hücrelerin antimikrobiyal ajanlara duyarlılığını ifade eden önemli bir değer olarak kabul edilir [ 33 ]. Mikroorganizmaların kültürlenmesinden sonra (yukarıya bakın), aşı santrifüjlendi (10 dakika, 10 °C, 9000 x g ) ve 30 μL aşı (OD 600 nm )= 0.100) ve biyolojik olarak aktif maddelerin çözeltileri, bir mikrotitre plakasının (Labsystems, Helsinki, Finlandiya) her kuyucuğuna pipetlendi. Kuyudaki maksimum dimetil sülfoksit veya etanol konsantrasyonu sırasıyla %1 ve %2,5'i geçmedi (bu konsantrasyondaki çözücüler kültürü etkilemedi). Kuyucuklar daha sonra gerekli 320 μL hacme kadar uygun karmaşık ortamla dolduruldu. Yetiştirme, 30 °C'de 24 saat boyunca bir Bioscreen C'de gerçekleştirildi. 2.5. biyofilm oluşumu


                    İnokulum santrifüjlendi (10 dakika, 10 °C, 9000xg ) ve optik yoğunluğu ayarlandı (OD 600 nm = 0.800). Daha sonra, 210 uL inokulum, 96 oyuklu bir mikrotitre plakasına (TPP AG, Trasadingen, İsviçre) aktarıldı. Candida mayalarının ekimi 30 °C sıcaklıkta ve 150 dk -1 sıcaklıkta 24 saat süreyle gerçekleştirilmiştir.. Bundan sonra, biyolojik olarak aktif maddelerin hücrelerin ilk yapışması üzerindeki etkisini izlemek için bir Bioswellix veya flukonazol çözeltisi pipetlendi (toplam kuyu hacmi 280 μL idi). Maddelerin biyofilm eradikasyonu üzerindeki etkisinin izlenmesi durumunda, maddeler herhangi bir antimikrobiyal eklenmeden sadece 24 saat (veya 48 saat) biyofilm ekiminden sonra eklenmiştir. Kuyuları üç kez 200 μL fizyolojik tuzlu su (%0.9 NaCl (sulu); Penta, Prag, Çek Cumhuriyeti) ile yıkadıktan sonra kültür, antimikrobiyallerin varlığında 24 saat daha devam etti.

                    Tüm deneyler 8 paralelde gerçekleştirilmiştir. Kültürün sonunda kuyucukların içeriği aspire edildi ve kuyucuklar fizyolojik salin ile üç kez yıkandıktan sonra Cellavista aparatı (SynenTec, Elmshorn, Almanya) kullanılarak görüntüleri alındı. 2.6. Biyofilmin Kristal Menekşe (CV) Boyama ve MTT ile Miktarlandırılması


                    Tüm mikrotitre plakasının yüzeyine yapışan hücrelerin hücre dışı yapıları dahil olmak üzere toplam biyokütle içeriği, kristal mor boyama yöntemiyle belirlendi. Kristal menekşe, negatif yüklü hücre dışı moleküllere, hücre yüzeyi moleküllerine, DNA ve polisakkaritlere ve ayrıca hücre dışı matristeki proteinlere bağlanır [ 34 ]. Prosedür devralındı ​​ve Sabaeifard ve arkadaşlarına göre değiştirildi. [ 35]. Her bir kuyucuğa 200 µL %0.1 filtrelenmiş kristal viyole solüsyonu (Carl Roth, Almanya) pipetlendi ve hücreler 20 dakika boyunca boyandı. Kuyucuklar salin ile iki kez yıkandıktan sonra kuyular 200 µL %96 etanol (Penta, Çek Cumhuriyeti) ile dolduruldu. 10 dakika sonra, her kuyudan 100 μL hacim bir mikrotitre plakasına (Gama Grubu, Ostrava, Çek Cumhuriyeti) aktarıldı ve renk yoğunluğu 580 nm'de ölçüldü.

                    Toplam biyofilm biyokütle belirlemesinin bir tamamlayıcısı olarak, biyofilmdeki hücrelerin metabolik aktivitesi MTT kullanılarak değerlendirildi. Mevcut literatürde Riss ve ark. [ 36 ] biyofilmin metabolik aktivitesini belirlemek için kullanıldı. Biyofilm kültürünün sonunda kuyucuklar 200 µL salin ile üç kez yıkandı. Bundan sonra, 60 μL 57,4 mg mL- 1 glikoz çözeltisi (susuz glikoz; Penta, Çek Cumhuriyeti) her bir kuyucuğa pipetlendi ve ayrıca 50 μL 1 g L - 1 MTT (3-(4,5-dimetil) çözeltisi eklendi. -tiazol-2-il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür; Thermo Fisher Scientific, ABD). Reaksiyonun bir orbital çalkalayıcıda 30 °C'de 1 saat sürmesine izin verildi (150 dakika -1). Daha sonra her kuyucuğa 100 µL elüsyon solüsyonu (4 kısım dimetilformamid ile 6 kısım %2 ( h / h ) asetik asitli fosfat tamponlu salin) pipetlendi ve dodesil sodyum sülfat (160 g/L) bu kuyucukta çözüldü. çözüm. Şiddetli karıştırmadan sonra (230 dk - 1 ; 30 dk), 100 uL solüsyon 96 oyuklu bir plakaya (Gama Grubu, Çek Cumhuriyeti) alındı ​​ve 570 nm dalga boyunda spektrofotometrik olarak ölçüldü. 2.7. Minimum Biyofilm İnhibitörleri Konsantrasyonunun (MBIC) Belirlenmesi


                    Minimum biyofilm inhibitör konsantrasyonu (MBIC50 ) (Prosedür, Paldrychova ve ark.'dan [ 37 ] modifiye edilmiştir) içinde oluşan biyofilmin canlılığının en az %50 inhibisyonuna neden olan en düşük konsantrasyon (24 saatlik bir ekimden sonra metabolik aktivite) olarak belirlendi. biyolojik olarak aktif bir ajanın varlığı. Metabolik aktivite, MTT (2,3-bis (2-metoksi-4-nitro5-sülfofenil)-5-[(fenilamino)karbonil]-2H-tetrazolyum hidroksit) tahlili ile belirlendi. 200 μL (toplam hacim) maya süspansiyonunun alikuotları (A 600nm = 0,6; 10 7'ye karşılık gelir)Yukarıda açıklanan inokulum kültivasyonundan elde edilen hücreler), bir polistiren 96 kuyulu mikrotitre plakası (TPP AG, Trasadingen İsviçre) içinde biyolojik olarak aktif ajanın varlığında YPD ortamında 30 °C'de 24 saat boyunca ekildi. yörünge çalkalayıcı (150 dak -1 ). Konsantrasyon aralıkları flukonazol için 0-100 mg L - 1 ve Bioswellix için 0-500 mg L- 1 idi.

                    Aracısız kontroller de dahil edildi. Her deney sekiz tekrar halinde gerçekleştirildi. 2.8. İstatistiksel analiz


                    Kristal mor boyama ve MTT tahlili ile elde edilen veri kümelerindeki aykırı değerleri saptamak için Dixon'ın Q testi yapıldı. Kontrol ve antimikrobiyalle muamele edilmiş numuneler arasındaki farkın önemi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey'nin HSD testi ile belirlendi.

                    Git: 3. Sonuçlar ve tartışma


                    Fırsatçı olarak patojenik ve patojenik mikroorganizmalar, çeşitli hastalıklara neden oldukları için uzun zamandır insanlık için büyük bir tehdit oluşturmuştur. Steroidler, nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar (NSAID'ler) ve immünosupresanlar gibi birçok sentetik anti-inflamatuar ilaç, çeşitli hastalık türlerinde kullanım için iyi kurulmuş olsa da, bunların uzun süreli kullanımları, ilgili yan etkiler veya mikrobiyal gelişme ile sınırlıdır. bu ilaçlara direnç [ 12 , 38 , 39 ]. Çeşitli hastalık türlerinin güvenli, hazır ve etkili tedavisine duyulan ihtiyaç, bitkisel ilaçların araştırılmasına yol açmaktadır. Birçok şifalı bitki eski çağlardan beri iltihap tedavisinde başarıyla kullanılmış ve modern tıpta farmasötik formda kullanılmıştır.40 , 41 ]. Geleneksel olarak, flukonazol gibi mantar önleyiciler, Candida cinsinin neden olduğu hastalıkları kontrol etmek için kullanılır . Flukonazol, etki mekanizması mantar hücre zarlarının bir parçası ve en önemli yapısal zar sterolü olan ergosterol biyosentezinin inhibisyonu ile sonuçlanan mantar sitokrom P450'ye bağımlı C-14α-demetilaz aktivitesinin inhibisyonu olan fungistatik bir ajandır. . Ergosterol sentezinin bozulması, patojenin büyümesini ve replikasyonunu engelleyerek hücre zarına zarar verir [ 42 ].]. Flukonazol, insan vücudunda kimyasal yapısı nedeniyle daha yavaş metabolize olur, insan sterollerinin sentezi üzerinde daha az etkiye sahiptir ve bu nedenle sistemik kullanıma uygundur. Şu anda Çek pazarında aktif madde olarak flukonazol içeren iki ana ürün bulunmaktadır: Diflucan ve Mycomax [ 43 ].

                    Doğal kaynaklardan izole edilen biyolojik olarak aktif maddeler, mikrobiyal direnç gelişimini desteklemez ve düşük konsantrasyonlarda bile nispeten etkilidir. Şifalı bitkiler ve kimyasal bileşenleri, bir dizi iltihaplı hastalığı tedavi etmek için kullanılır. Alkaloidler, tanenler, flavonoidler, terpenoidler, glikozitler, karotenoidler ve saponinler gibi bitki kaynaklı birçok kimyasal bileşenin anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu söylenmektedir [ 44 , 45 ]. Sentetik olarak hazırlanmış moleküllerle karşılaştırıldığında, bu maddeler hücre dışı polimerik yapıların yok edilmesinde de etkilidir [ 46 ]. Boswellik asitler, tek başına veya antibiyotiklerle kombinasyon halinde, doğal maddelerin olumlu etkisinin araştırılmasına bir örnek olabilir [ 47 ].]. Boswellik asitler ve türevleri, anti-inflamatuar, anti-kanser, immünomodülatör, anti-astmatik, antibakteriyel ve anti-romatizmal özelliklere sahiptir [ 48 ] ve anti-inflamatuar ajanlar olarak işlev görür [ 49 ].

                    Boswellik asitlerin doku hücreleri üzerindeki etkisi [ 50 , 51 , 52 ] veya anti-inflamatuar [ 53 , 54 ] veya antikanser etkisi [ 55 ] üzerine hem in vivo hem de in vitro çalışmalar olsa da, etkileri üzerine çalışmalar mikrobiyal suşlarda, özellikle ökaryotlarda eksiktir.

                    Boswellia serrata özütü Bioswellix'in antifungal aktivitesini flukonazol ile karşılaştırdık. Boswellik asit içeren solüsyonun antimikrobiyal etkisi , hem süspansiyon kültüründe hem de biyofilm büyümesine karşı üç Candida türü üzerinde araştırıldı. Kullanılan solventin Boswellia serrata özütü Bioswellix'in antimikrobiyal aktivitesi üzerindeki etkisi de araştırıldı (tablo 1). Ortamda çözünen maddelerin süspansiyon hücreleri üzerindeki etkisizliği, muhtemelen aktif antimikrobiyallerin sulu çözeltideki sınırlı çözünürlüğünden kaynaklanıyordu [ 56 ]. DMSO içindeki bir Boswellia serrata özütü Bioswellix çözeltisinin en etkili olduğu kanıtlandı ve bu nedenle bu çözücü ile başka deneyler yapıldı. tablo 1


                    C. albicans ATCC 2091, C. parapsilosis CCM 8260 ve C. krusei CCM 8271 için Bioswellix ve flukonazolün minimum inhibitör konsantrasyonları (MIC 50 ).
                    Bioswellix (EtOH) 200 280 250
                    Bioswellix (DMSO) 80 120 20
                    Bioswellix (orta) 500 † 500 † 500 †
                    flukonazol 20 35 50
                    Ayrı bir pencerede aç
                    † yukarıdaki konsantrasyona kadar belirlenmemiştir.

                    Candida hücrelerinin antimikrobiyallerin etkilerine duyarlılığı sadece bu ajanların konsantrasyonuna değil, aynı zamanda ortam tipi, inkübasyon süresi ve sıcaklık gibi diğer faktörlere de bağlıdır [ 57 ]. Temel olarak kullanılan iki ortam tipi yaklaşım vardır: mayanın büyümesi için uygun koşullar yaratmak için YPD ortamı [ 58 ] veya Sabouraud ortamı [ 59 ] gibi daha zengin bir ortam veya RPMI ortamı [ 60 ] gibi düşük glikoz ve besin ortamı.

                    Çalışmamızda, mikroorganizmaların uygun şekilde büyümesine izin vermek ve MIC ve MBIC değerlerinin karşılaştırılmasına izin vermek için her iki kültür türü (süspansiyon hücreleri ve biyofilm) için aynı ortamı (YPD) kullandık. Çalışma, bir antikandidal ajan olarak boswellik asidin potansiyelinin ilk değerlendirmesini amaçladığından, potansiyellerini belirlemek için model suşlar ve model uygun koşullar kullandık ve klinik ortamı hedefleyen takip çalışmaları (klinik Candida izolatları ve uygun medya) ve besin açısından zengin bir ortam oluşturacak gıda endüstrisindeki zehirli boya gibi diğer endüstriyel uygulamalar.

                    Bioswellix (MIC 50 = 20 mg L- 1 ), C. albicans ATCC 2091 süspansiyon popülasyonu üzerinde en yüksek inhibitör etkiyi göstermiştir (tablo 1). En yüksek MIC 50 değerine C. krusei CCM 8271 için ulaşılmıştır. Çalışmamızda bulunan Boswellia serrata özütü Bioswellix'in Candida cinsinin çeşitli üyeleri için MIC değerleri, doğal maddelerin MIC'leri onlarca [ 61 , 62 , 63 ] veya yüzlerce mg L - 1 [ 64 , 65 , 66 , 67 , 68 ]. Weckesser ve ark. [ 69 ] boswellik asitlerin Candida cinsinin mayaları üzerindeki etkisi ile ilgilendi, ancak MIC, test edilen 0,2-100 mg L- 1 konsantrasyon aralığında belirlenmedi . Boswellik asitlerin E. faecalis ve S. epidermidis [ 21 ] gibi bakteriyel biyofilm üzerindeki etkisini araştıran birkaç çalışma ve asitler ayrıca periodontal biyofilm oluşumu üzerindeki inhibitör etkileri [ 70 ] veya cilt ve tırnak enfeksiyonlarının baskılanması için test edildi. [ 71 ].

                    Antifungal flukonazol için, test edilen türe bağlı olarak 20–50 mg L- 1 aralığında bir MİK 50 değeri bulduk . Kullanılan azol bazlı antifungal ajanların etkinliği, test edilen suşa ve spesifik duyarlılığına bağlı olarak büyük ölçüde değişir ve mg L -1 ile onlarca mg L -1 arasında değişir [ 72 , 73 ].

                    Biyofilmin minimum inhibitör konsantrasyonu (MBIC50 ) , MTT tahlili ile belirlendi (Tablo 2), seçilen Candida suşlarının hücrelerinin metabolik aktivitesi aynı anda izlendi. Flukonazolün incelenen mayaların biyofilmi üzerinde önemli bir etkisi gözlemlemedik. 100 mg L -1'lik antifungal konsantrasyonda , hücrelerin metabolik aktivitesi sadece biraz azaldı ( metabolik aktivitenin %50 azaldığı Candida parapsilosis suşu CCM 8260 hariç). Maiolo et al. [ 72 ], biyofilm oluşumunu (MBIC) inhibe etmek için 1000 mg L-1'den daha yüksek konsantrasyonların kullanılması gerektiğini göstermiştir. Tablo 2


                    C. albicans ATCC 2091, C. parapsilosis CCM 8260 ve C. krusei CCM 8271 için Bioswellix ve flukonazolün minimum biyofilm inhibitör konsantrasyonları (MBIC50 ) .
                    Bioswellix (DMSO) 500 † 500 † 100
                    flukonazol 75 100 † 100 †
                    Ayrı bir pencerede aç
                    † yukarıdaki konsantrasyona kadar belirlenmemiştir.

                    Boswellia bitkisinin aktif maddeleri üzerine yapılan araştırmalar, bu bitkinin boswellik asitleri veya reçine ekstraktlarından ziyade izole edilmiş uçucu yağların Candida mayaları üzerindeki antibiyofilm etkileri ile ilgilidir. Schillaci ve ark. [ 20 ] Staphylococcus aureus , Staphylococcus epidermidis ve C. albicans üzerinde Boswellia papyrifera ve Boswellia rivae'den elde edilen uçucu yağın antibiyofilm aktivitesini doğruladı . Uçucu yağların Candida cinsinin mayaları üzerindeki antimikrobiyal etkilerini ele alan diğer çalışmalar da biyofilmlere karşı iyi aktivitelerini tanımlamaktadır [ 74 ].]. Boswellia cinsinden türetilen uçucu yağların ana bileşenleri, boswellik asitler değil, α thujone, mirsen ve limonen gibi monoterpen maddelerdir.

                    Şekil 1veşekil 2Candida'nın metabolik aktivitesi ve toplam biyokütle içeriği açısından Bioswellix ve antifungal flukonazolün antibiyofilm aktivitesini gösterir . Candida krusei suşunun metabolik aktivitesi, 500 mg L- 1 Bioswellix konsantrasyonundan bile etkilenmedi (Şekil 1). Bioswellix, C. albicans mayası üzerinde en büyük antibiyofilm etkisine sahipti , burada biyofilmin metabolik aktivitesi, kullanılan konsantrasyona bağlı olarak %30 ila %60 oranında azaldı (1–500 mg L- 1 ). Tüm izlenen konsantrasyonlarda toplam biyokütle içeriğindeki azalma da buna karşılık geldi. Mantar önleyici flukonazol, C. krusei biyofilminin metabolik aktivitesi üzerinde ihmal edilebilir bir etkiye sahipti . Genel olarak, biyofilm oluşumunu engellemenin etkinliği, flukonazol için Boswellia serrata özütü Bioswellix'te bulunan boswellik asitlere göre daha zayıftı (şekil 2). Butassi et al. [ 75 ], antifungallere karşı biyofilm direncindeki artış, toplam ergosterol içeriğinde önemli bir azalma ile ilişkilidir.

                    Şekil 1
                    Boswellia serrata özü Bioswellix'in C. albicans ATCC 2091, C. parapsilosis CCM 8260 ve C. krusei CCM 8271 üzerindeki etkisi. Biyofilm metabolik aktivitesi ( A ); toplam biyofilm biyokütlesi ( B ); %100 kontrol (ajan yok). Hata çubukları standart sapmayı temsil eder.



                    şekil 2
                    Flukonazolün C. albicans ATCC 2091, C. parapsilosis CCM 8260 ve C. krusei CCM 8271 üzerindeki etkisi. ( A )'nın biyofilm metabolik aktivitesi; toplam biyofilm biyokütlesi ( B ); %100 kontrol (ajan yok). Hata çubukları standart sapmayı temsil eder.

                    C. albicans'ın filamentli formunun, hücrelerin yüzeylere daha kolay yapışmasından sorumlu olan başlıca virülans faktörlerinden biri olduğu düşünülmektedir [ 76 ].Figür 3veŞekil 4Bioswellix'te bulunan boswellik asitlerin varlığında ve flukonazolün (24 saatlik biyofilm) varlığında C. albicans hücrelerinin morfolojisini gösterir . Ne yazık ki boswellik asitlerin C. albicans'ın virülansını inhibe ettiğini söylemek mümkün değildir . Gelecekteki çalışmalar, farklı inkübasyon süreleri ve daha etkili bir mikroskopi analizi içermelidir - örneğin, Bioswellix'e maruz kalan C. albicans'ın oval kaldığı, değişmediği ve hifal forma geçmediği sonucuna varmak için bir taramalı elektron mikroskobu.

                    Figür 3
                    Bioswellix'in C. albicans ATCC 2091 biyofilm oluşumu üzerindeki etkisi (Cellavista cihazı ile görselleştirilmiştir), ölçek çubuğu 100 µm.


                    Şekil 4
                    Flukonazolün C. albicans ATCC 2091 biyofilm oluşumu üzerindeki etkisi (bir Cellavista cihazı ile görselleştirilmiştir), ölçek çubuğu 100 µm.

                    Sonuçlarımızdan ve Jenks ve ark. ve Katragkou et al. [ 77 , 78 ], planktonik hücreleri (MIC) ortadan kaldırmak sorunlu değildir, ancak yüksek düzeyde yapılandırılmış bir biyofilm formundaki hücreleri yok etmek sorunludur. Yüksek derecede tehlikeli enfeksiyonlara sadece hastane enfeksiyonlarının dördüncü en yaygın nedeni olduğu söylenen C. albicans neden olmak zorunda değildir [ 79 ]; araştırmaları albicans dışı Candida spp.'ye odaklamak giderek daha önemli hale geliyor . hastane hastalıklarının giderek yaygınlaşan nedenleri olan C. parapsilosis , C.tropicalis , C. krusei ve C. auris gibi [ 80 ], 81 ]. 2021'de yayınlanan incelemelerden, biyofilm oluşumunu engellemek için çeşitli bitki özleri veya uçucu yağların etkili konsantrasyonlarının, süspansiyon hücreleri için MIC'nin katlarında olduğu açıktır [ 57 , 75 , 82 , 83 ]. Çoklu MİK konsantrasyonları da biyofilm oluşumunu %100 engellemez. Doğal maddelerin Candida hücreleri üzerindeki etki mekanizmaları genellikle tam olarak bilinmemekle birlikte, anti-virülans aktiviteleri, anti-biyofilm özellikleri, hücre duvarı inhibisyonu veya hücre membran sentezi ve hücre apoptozunun indüklenmesi ile ilişkilidir [ 68 ]. Doğal maddelerin Candida üzerindeki etkileri nedeniylecinsi, mantar önleyici ilaçlarla birlikte test edilmesi uygundur. Mevcut araştırmalara göre, bu kombinasyonların sinerjik bir etkisi vardır ve akış pompaları ve ergosterol sentezi üzerindeki etkileri en yaygın etki mekanizmalarıdır [ 68 ].

                    Git: 4. Sonuçlar


                    Boswellik asitlerin antibiyofilm aktivitesi şu anda oldukça dikkat çekiyor ve çalışmamız konuyu yeni bilgilerle genişletiyor. Bu çalışmanın sonuçları göz önüne alındığında, boswellik asitlerin Candida albicans da dahil olmak üzere Candida mayalarının süspansiyon popülasyonlarına karşı antifungal ilaçlar olarak hareket edebileceği görülmektedir . Potansiyel olarak, antifungal ilaçlarla kombinasyon halindeki etkileri, hücrelerin biyofilmden salınımını artıran boswellik asitler nedeniyle sinerji arayışı içinde araştırılmalıdır.

                    Git: Yazar Katkıları


                    PJ taslağı yazdı ve deneyleri tasarladı; MV ve JM deneyler yaptı ve verileri analiz etti; KL, el yazması yazımına ve düzenlemesine katkıda bulundu; IK ve KD çalışmayı denetledi, analiz yaptı ve makalenin yazımına öncülük etti. Tüm yazarlar, makalenin yayınlanan versiyonunu okudu ve kabul etti.

                    Git: Finansman


                    Bu araştırma hiçbir dış finansman almamıştır.

                    Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Açıklaması


                    Uygulanamaz.

                    Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı


                    Uygulanamaz.

                    Git: Veri Kullanılabilirlik Bildirimi


                    İlgili tüm veriler bu makalede yer almaktadır.

                    Git: Çıkar çatışmaları


                    Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir. Finansörlerin çalışmanın tasarımında hiçbir rolü yoktu; verilerin toplanması, analizi veya yorumlanmasında; el yazmasının yazılışında; veya sonuçları yayınlama kararında.

                    Git: Dipnotlar




                    Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalarda ve kurumsal bağlantılarda yargı yetkisi iddiaları konusunda tarafsız kalır.



                    Git: Referanslar

                    1. Abdallah M., Benoliel C., Drider D., Dhulster P., Chihib N.-E. Gıda ve tıbbi ortamlar bağlamında abiyotik yüzeylerde biyofilm oluşumu ve kalıcılığı. Kemer Mikrobiyol. 2014; 196 :453-472. doi: 10.1007/s00103-014-0983-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    2. Kašparová P., Maťátková O., Čejková A. Candida cinsinin avantajları, türlerinin bazılarının güçlü patogenezini aşabilir mi? Kimya Lett. 2019; 113 :415–421. [ Google Akademik ]
                    3. Schindler J. Evren. Vesmir, sro; Prag, Çek Cumhuriyeti: 2001. [ Google Akademik ]
                    4. Bridier A., ​​Sanchez-Vizuete P., Guilbaud M., Piard J.-C., Naïtali M., Briandet R. Biofilm ile ilişkili gıda kaynaklı patojenlerin kalıcılığı. Gıda Mikrobiol. 2015; 45 :167–178. doi: 10.1016/j.fm.2014.04.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    5. Melicharčíková V. Sağlık Hizmetlerinde Sterilizasyon ve Dezenfeksiyon. GRADA Yayıncılık; Prag, Çek Cumhuriyeti: 1998. [ Google Akademik ]
                    6. Patocka J. Biyolojik olarak aktif pentasiklik triterpenler ve bunların güncel tıptaki anlamları. J. Uygulama Biyomedya. 2003; 1 :7–12. doi: 10.32725/jab.2003.002. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    7. Kolouchová I., Melzoch K., Šmidrkal J., Filip V. Sebze ve meyvelerde resveratrol içeriği. Kimya Lett. 2005; 99 :492-495. [ Google Akademik ]
                    8. Yauan G., Wahlqvist M., He G., Yang M., Li D. Doğal ürünler ve anti-inflamatuar aktivite. Asya Pak. J. Clin. Nutr. 2006; 15 :143. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    9. Etzel R. Alzheimer Tedavisinde Tütsü Kullanımı. US720975A. Hastalık Patenti. 1998 24 Şubat;
                    10. Tsukada T., Nakashima K., Shirakawa S. Arachidonate 5 lipoksijenaz inhibitörleri, insan lösemi hücre hatları üzerinde güçlü antiproliferatif etkiler gösterir. Biyokimya. Biyofiz. Araş. Komün. 1986; 140 :832-836. doi: 10.1016/0006-291X(86)90709-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    11. Huang MT, Badmaev V., Ding Y., Liu Y., Xie JG, Ho CT Triterpenoid, beta boswellik asidin anti tümör ve anti kanserojen aktiviteleri. Biyofaktörler. 2000; 13 :225–230. doi: 10.1002/biof.5520130135. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    12. Gupta I., Gupta V., Parihar A., ​​Gupta S., Lüdtke R., Safayhi H., Bronşiyal astımlı hastalarda Boswellia serrata sakız reçinesinin Ammon HP Etkileri . Çift kör, plasebo kontrollü, 6 haftalık bir klinik çalışmanın sonuçları. Avro. J. Med. Araş. 1998; 3 :511–514. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    13. Krieglstein CF, Anthoni C., Rijcken EJ, Laukötter M., Spiegel HU, Boden SE, Schweizer S., Safayhi H., Senninger N., Schürmann G. Acetyl 11 keto beta boswellik asit, bitkisel bir ilacın bir bileşeni Boswellia serrata reçinesinden elde edilen , deneysel ileiti hafifletir. Int. J. Kolorektal Dis. 2001; 16 :88–95. doi: 10.1007/s003840100292. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    14. Ravanan P., Singh SK, Rao GS, Kondaiah P. Yeni bir modifiye triterpenoid, metil boswellatların siyano enonu tarafından sergilenen büyüme engelleyici, apoptotik ve anti-inflamatuar aktiviteler. J. Biosci. 2011; 36 :297–307. doi: 10.1007/s12038-011-9056-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    15. Flavin DF Meme kanseri beyin metastazlarında bir lipoksijenaz inhibitörü. J. Neurooncol. 2007; 82 :91-93. doi: 10.1007/s11060-006-9248-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    16. Gyawali R., Ibrahim SA Antimikrobiyal ajanlar olarak doğal ürünler. Gıda Kontrolü. 2014; 46 :412–429. doi: 10.1016/j.foodcont.2014.05.047. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    17. Safayhi H., Rall B., Sailer ER Ammon, HP İnsan lökosit elastazının boswellik asitleri tarafından inhibisyonu. J. Ecz. Tecrübe. orada. 1997; 281 :460–463. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    18. Ammon HP, Mack T., Singh GB, Safayhi H. Sıçan peritoneal nötrofillerinde lökotrien B4 oluşumunun Boswellia Serrata sakız reçinesi eksüdasının etanolik özü ile inhibisyonu . Bitki Med. 1991; 57 :203–207. doi: 10.1055/s-2006-960074. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    19. Camarda L., Dayton T., Di Stefano V., Pitonzo R., Schillaci D. Boswellia spp.'den bazı oleogum reçinesi esansiyel yağlarının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi . ( Burseraceae ) Ann. Chim. 2007; 97 :837-844. doi: 10.1002/adic.200790068. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    20. Schillaci D., Arizza V., Dayton T., Camarda L., Di Stefano V. Boswellia spp.'nin in vitro anti-biyofilm aktivitesi. oleogum reçinesi uçucu yağlar. Lett. Uygulama Mikrobiyol. 2008; 47 :433–438. doi: 10.1111/j.1472-765X.2008.02469.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    21. Raja AF, Ali F., Khan IA, Shawl AS, Arora DS, Shah BA, Taneja SC Boswellia serrata kaynaklı asetil-11-keto-β-boswellik asidin antistafilokokal ve biyofilm önleyici aktiviteleri . BMC Mikrobiyol. 2011; 11:54 . doi: 10.1186/1471-2180-11-54. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    22. Kronik inflamatuar hastalıklarda Ammon HPT Boswellik Asitleri. Bitki Med. 2006; 72 :1100–1116. doi: 10.1055/s-2006-947227. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    23. Siddiqui MZ Boswellia serrata, potansiyel bir antiinflamatuar ajan. Hint J. Ecz. bilim 2011; 73 :255–261. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    24. Silva S., Negri M., Henriques M., Oliveira R., Williams DW, Azeredo J. Candida albicans olmayan Candida türlerinin yapışması ve biyofilm oluşumu. Trendler Mikrobiyol. 2011; 19 :241–247. doi: 10.1016/j.tim.2011.02.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    25. Trofa D., Gacser A., ​​Nosanchuk JD Candida parapsilosis , Gelişen Mantar Patojeni. klinik. Mikrobiyol. Rev. 2008; 21 :606–625. doi: 10.1128/CMR.00013-08. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    26. Ghannoum MA, Rice LB Antifungal ajanlar: Etki modu, direnç mekanizmaları ve bu mekanizmaların bakteriyel dirençle korelasyonu. klinik. Mikrobiyol. Rev. 1999; 12 :501–517. doi: 10.1128/CMR.12.4.501. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    27. Candida enfeksiyonlarının tedavisi zor olan Vitale RG Antifungal Kombinasyonların Rolü . J. Mantarlar. 2021; 7 :731. doi: 10.3390/jof7090731. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    28. Kato H., Hagihara M., Shibata Y., Asai N., Yamagishi Y., Iwamoto T., Mikamo H. Kandideminin başlangıç ​​tedavisi için ekinokandinler ve polienler arasındaki mortalitenin karşılaştırılması: Sistematik bir derleme ve meta-analiz . J. Enfeksiyon. kimyager. 2021; 27 :1562–1570. doi: 10.1016/j.jiac.2021.06.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    29. Baillie GS, Douglas LJ Candida biyofilmlerinin matris polimerleri ve bunların antifungal ajanlara karşı biyofilm direncindeki olası rolü. J. Antimikrobiyal. kimyager. 2000; 46 :397-403. doi: 10.1093/jac/46.3.397. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    30. Mukherjee PK, Chandra J., Kuhn DM, Ghannoum MA Candida albicans biyofilmlerinde flukonazol direnci mekanizması : Akış pompalarının ve membran sterollerinin faza özgü rolü. Bulaş. bağışık. 2003; 71 :4333-4340. doi: 10.1128/IAI.71.8.4333-4340.2003. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    31. Tobudic S., Kratzer C., Lassnigg A., Presterl E. Biyofilmlerde Candida albicans'ın antifungal duyarlılığı . Mikozlar. 2012; 55 :199–204. doi: 10.1111/j.1439-0507.2011.02076.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    32. Singh B., Upreti D., Singh B., Pandey G., Verma S., Roy S., Naqvi A., Rawat A. Quercetin, çekirdek algılamayı modüle ederek apoptotik hücre ölümünü indüklemek için flukonazole dirençli Candida albicans'ı hassaslaştırır. Antimikrobiyal. Ajanlar Chemother. 2015; 59 :2153-2168. doi: 10.1128/AAC.03599-14. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    33. Andrews HP Minimum engelleyici konsantrasyonların belirlenmesi. J. Antimicrob Chemother. 2001; 48 :5–16. doi: 10.1093/jac/48.suppl_1.5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    34. Li X., Yan Z., Xu J. Candida albicans'ın doğal popülasyonlarındaki suşlar arasında biyofilmlerin kantitatif varyasyonu . Mikrobiyoloji. 2003; 149 :353-362. doi: 10.1099/mic.0.25932-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    35. Sabaeifard P., Abdi-Ali A., Soudi MR, Dinarvand R. Mikrotitre plaka yöntemi kullanılarak Pseudomonas aeruginosa biyofilmi için tetrazolyum tuzu testinin optimizasyonu . J. Mikrobiyol. Yöntemler 2014; 105 :134-140. doi: 10.1016/j.mimet.2014.07.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    36. Riss T., Moravec R., Niles A., Benink H., Worzella T., Minor L. Cell Viability Assays. Tahlil Rehberi El Kitabı [İnternet] Eli Lilly & Company ve Çeviri Bilimlerini Geliştirmek için Ulusal Merkez; Bethesda, MD, ABD: 2004. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    37. Paldrychová M., Kolouchová I., Vaňková E., Maťátková O., Šmidrkal J., Krmela A., Schulzová V., Hajšlová J., Masák J. Effect of resveratrol ve regrapex-R-forte on Trichosporon cutaneum . Folia Mikrobiyol. 2019; 64 :73-81. doi: 10.1007/s12223-018-0633-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    38. Stanbury RM, Graham EM Sistemik kortikosteroid tedavisinin yan etkileri ve yönetimi. Br. J. Oftalmol. 1998; 82 :704–708. doi: 10.1136/bjo.82.6.704. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    39. Wiseman AC İmmünosupresif ilaçlar. klinik. J. Am. Soc. nefrol. 2016; 11 :332–343. doi: 10.2215/CJN.08570814. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    40. Kazemi S., Shirzad H., Rafieian-Kopaei M. Enflamasyon ve anti-inflamatuar bitkilerin moleküler temelinde son bulgular. Kör. Eczacılık Des. 2018; 24 :1551–1562. doi: 10.2174/1381612824666180403122003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    41. Fürst R., Zündorf I. Bitki kaynaklı anti-inflamatuar bileşikler: Klinik öncesi bilginin klinik ilerlemeye dönüştürülmesine ilişkin umutlar ve hayal kırıklıkları. Medyat. iltihap 2014; 2014 :146832. doi: 10.1155/2014/146832. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    42. Krcmery VC Antifungal Kemoterapötikler. Med. Prens. Pratik yapın. 2005; 14 :125-135. doi: 10.1159/000084627. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    43. Krausová L., Grim J., Pávek P. Azolová antimykotika: Mekanizma lékových interakcí Klin. Farmakol. Çiftlik. 2009; 23 :86-89. [ Google Akademik ]
                    44. Afrin SR, Islam MR, Proma NM, Shorna MK, Akbar S., Hossain MK Enflamasyon ve artrit tedavisinde Macropanax dispermus'un ( Araliaceae ) yapraklarının ve gövde kabuklarının fitokimyasallarının ve farmakolojik özelliklerinin kantitatif taraması . J. Herbmed. farmakol. 2020; 10 :75-83. doi: 10.34172/jhp.2021.07. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    45. Al Qaraghuli MM, Alzahrani AR, Niwasabutra K., Obeid MA, Ferro VA Yeni ilaçlar arayışında geleneksel ilaç keşfinin modern teknolojiyle buluştuğu yer. Anne. farmakol. Eczacılık 2017; 2 :1–5. [ Google Akademik ]
                    46. ​​Mukherjee PK Bitkisel Tıbbın Kanıta Dayalı Doğrulaması. Elsevier; Boston, MA, ABD: 2015. [ Google Akademik ]
                    47. Hamza M., Nadir M., Mehmood N., Farooq A. Triterpenoidlerin in vitro etkinliği ve Staphylococcus aureus suşlarına karşı antibiyotiklerle sinerjik etkileri . Hint J. Pharmacol. 2016; 48 :710–714. doi: 10.4103/0253-7613.194851. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    48. Roy NK, Parama D., Banik K., Bordoloi D., Devi AK, Thakur KK, Padmavathi G., Shakibaei M., Fan L., Sethi G. Boswellik asitlerin kronik hastalıklara karşı farmakolojik potansiyeli üzerine bir güncelleme. Int. J. Mol. bilim 2019; 20 :4101. doi: 10.3390/ijms20174101. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    49. Wang Q., Pan X., Wong H., Wagner C., Lahey L., Robinson W., Sokolove J. Oral ve topikal boswellik asit, fare osteoartritini hafifletir. Osteoartrit. Kartil. 2017; 22 :128–132. doi: 10.1016/j.joca.2013.10.012. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    50. Harsha K., Shreya K. Boswellia serrata'nın Topikal Nanoemmigel Formülasyonu . Hint Eczanesi. bilim 2018; 80 :261–267. doi: 10.4172/pharmaceutical-sciences.1000353. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    51. Bertocchi M., Isani G., Medici F., Andreani G., Tubon Usca I., Roncada P., Forni M., Bernardini C. Boswellia serrata özlerinin anti-inflamatuar aktivitesi : Domuz aortu üzerinde bir in vitro çalışma endotel hücreleri. Oksidatif Med. Hücre Longev. 2018; 2018 :2504305. doi: 10.1155/2018/2504305. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    52. Kumar R., Singh S., Saksena AK, Pal R., Jaiswal R., Kumar R. Boswellia serrata özütünün tam Freund'un adjuvan ile indüklenen romatoid artrit hayvan modelinde akut inflamatuar parametreler ve tümör nekroz faktörü-a üzerindeki etkisi . Int. J. Uygulama Temel Med. Araş. 2019; 9 :100–106. doi: 10.4103/ijabmr.IJABMR_248_18. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    53. Ebrahimpour S., Fazeli M., Mehri S., Taherianfard M., Hosseinzadeh H. Boswellik asit, antioksidan aktivitesi sayesinde bir sıçan modelinde bilişsel işlevi geliştirir: - Boswellik asidin nöroprotektif etkisi. J. Farmakopunktur. 2017; 20 :10–17. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    54. Ismail SM, Rao S., Bhaskar M. Albino Wistar sıçanlarında karagenan kaynaklı pençe ödemi üzerinde Boswellia serrata'nın antiinflamatuar aktivitesinin değerlendirilmesi . Int. J. Res. Med. bilim 2016; 4 :2980–2986. doi: 10.18203/2320-6012.ijrms20161989. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    55. Lv M., Shao S., Zhang Q., Zhuang X., Qiao T. Acetyl-11-Keto-b-Boswellik Asit, Hücre Döngüsü Tutuklaması, Apoptoz İndüksiyonu ve Olmayanlarda Otofaji Bastırma yoluyla Anti-Kanser Etkileri Uygular. Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Hücreleri. OncoTargets Ther. 2020; 13 :733–744. doi: 10.2147/OTT.S236346. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    56. Büchele B., Simmet T. Buhurdan elde edilen 12 farklı pentasiklik triterpenik asidin insan plazmasındaki yüksek performanslı sıvı kromatografisi ve fotodiyot dizisi tespiti ile analizi. J. Kromatogr. B Analisti. Teknoloji. Biyomedya. Hayat Bilimi. 2003; 795 :355–362. doi: 10.1016/S1570-0232(03)00555-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    57. Karpinski TM, Ozarowski M., Seremak-Mrozikiewicz A., Wolski H., Adamczak A. Candida spp. J. Mantarlar. 2021; 7 :360. doi: 10.3390/jof7050360. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    58. Arumugam G., Rajendran R., Syed N., Ramanathan KS Seçilmiş deniz yosunlarının azol direncine karşı Candida albicans'a karşı anti-kandidal ve anti-virülans etkinliği . Biyokatal. Tarım. Biyoteknoloji. 2019; 20 :101195. doi: 10.1016/j.bcab.2019.101195. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    59. Rajkowska K., Nowicka-Krawczyk P., Kunicka-Styczynska A. Karanfil ve kekik esansiyel yağlarının Candida biyofilm oluşumu ve maya hücrelerinde yağ dağılımı üzerindeki etkisi. Moleküller. 2019; 24 : 1954. doi: 10.3390/moleküller24101954. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    60. Sharma M., Manoharlal R., Negi AS, Prasad R. Azoller ve polienler ile kombinasyon halinde saf polifenol kurkumin I'in sinerjik antikandidal aktivitesi, apoptoza yol açan reaktif oksijen türleri üretir. FEMS Maya Arş. 2010; 10 :570–578. doi: 10.1111/j.1567-1364.2010.0637.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    61. Choonharuangdej S., Srithavaj T., Thummawanit S. Akrilik reçine üzerine kurulan Candida albicans biyofilminde tarçın ve limon otu esansiyel yağlarının mantar öldürücü ve engelleyici etkinliği: Bir in vitro çalışma. J. Protez. diş. 2021; 125 :707.e1–707.e6. doi: 10.1016/j.prosdent.2020.12.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    62. Freires IA, Murata RM, Furletti VF, Sartoratto A., Alencar S., de Alencar SM, Figueira GM, de Oliveira Rodrigues JA, Duarte MC, Rosalen PL Coriandrum sativum L. (Kişniş) Uçucu yağ: Mantar önleyici aktivite ve mod Candida spp. üzerindeki etki ve insan tüm genom ekspresyonunda etkilenen moleküler hedefler. PLoS BİR. 2014; 9 :e099086. doi: 10.1371/journal.pone.0099086. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    63. Barbieri DS, Tonial F., Lopez PV, Sales Maia BH, Santos GD, Ribas MO, Glienke C., Vicente VA Candida albicans ve Streptococcus mutans'ın in vitro biyofilm oluşumu üzerinde Schinus terebinthifolius ve Croton urucurana özlerinin yapışma önleyici aktivitesi . Kemer Oral. Biol. 2014; 59 :887-896. doi: 10.1016/j.archoralbio.2014.05.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    64. Zago PMW, Dos Santos Castelo Branco SJ, de Albuquerque Bogea Fecury L., Carvalho LT, Rocha CQ, Madeira PLB, de Sousa EM, de Siqueira FSF, Paschoal MAB, Diniz RS, et al. Chenopodium ambrosioides özütünün anti-biyofilm etkisi , sitotoksik potansiyeli ve akrilik protez yüzeyi üzerindeki etkileri. Ön. Mikrobiyol. 2019; 10 :1724. doi: 10.3389/fmicb.2019.01724. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    65. Madeira PLB, Carvalho LT, Paschoal M., de Sousa EM, Moffa E., da Silva MAS, Tavarez RR, Gonçalves L. Limon otu ekstraktının Candida albicans biyofilmleri, insan hücrelerinin canlılığı ve protez yüzeyi üzerindeki in vitro etkileri . Ön. Hücre Enfeksiyonu. Mikrobiyol. 2016; 6:71 . doi: 10.3389/fcimb.2016.00071. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    66. Quatrin PM, Verdi CM, de Souza ME, de Godoi SN, Klein B., Gundel A., Wagner R., Vaucher RA, Ourique A., Santos RC Pseudomonas aeruginosa'ya karşı Okaliptüs globulus yağı içeren nanoemülsiyonların antimikrobiyal ve antibiyofilm aktiviteleri ve Candida spp. Mikrop. Patog. 2017; 112 :230–242. doi: 10.1016/j.micpath.2017.09.062. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    67. Salete MFB, Galvo LCC, Goes VFF, Sartoratto A., Figueira G., Rehder VL, Alencar SM, Duarte RM, Rosalen PL, Duarte MC Brezilya yerli ve egzotik tıbbi türlerinden uçucu yağların oral biyofilmler üzerindeki etkisi. BMC Tamamlayıcı. Alternatif. Med. 2014; 14 :451. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    68. Sun F.-J., Li M., Gu L., Wang M.-L., Yang M.-H. Candida karşıtı doğal ürünlerde son gelişmeler . Çene. J. Nat. Med. 2021; 19 :561–579. doi: 10.1016/S1875-5364(21)60057-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    69. Weckesser S., Engel K., Simon-Haarhaus B., Wittmer A., ​​Pelz K., Schempp CM Bitki ekstraktlarının bakteri ve mayalara karşı antimikrobiyal aktivite için dermatolojik önemi olan taranması. Bitkisel ilaç. 2017; 14 :508–516. doi: 10.1016/j.phymed.2006.12.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    70. Vahabi S., Hakemi-Vala M., Gholami S. Lawsonia inermis , Malva sylvestris ve Boswellia serrata'nın hidroalkolik ekstraktının Aggregatibacter actinomycetemcomitans üzerindeki in vitro antibakteriyel etkisi . reklam Biyomedya. Araş. 2019; 8:22 . doi: 10.4103/abr.abr_205_18. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    71. Sadhasivam S., Palanivel S., Ghosh S. Boswellia serrata Roxb'nin sinerjistik antimikrobiyal aktivitesi . eski Colebr. (Burseraceae) cilt, kafa derisi ve tırnak enfeksiyonları ile ilişkili patojenlere karşı çeşitli azoller içeren uçucu yağ. Lett. Uygulama Mikrobiyol. 2016; 63 :495-501. doi: 10.1111/lam.12683. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    72. Maiolo EM, Tafin UF, Borens O., Trampuz A. Mikrokalorimetri ile belirlenen planktonik ve biyofilm Candida türleri üzerindeki flukonazol, kaspofungin, anidulafungin ve amfoterisin b aktiviteleri. Antimikrobiyal. Ajanlar Chemother. 2014; 58 :2709-2717. doi: 10.1128/AAC.00057-14. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    73. Swinne D., Watelle M., Nolard N. Vorikonazol, flukonazol, itrakonazol ve amfoterisin B'nin Candida albicans olmayan maya izolatlarına karşı in vitro aktiviteleri. Rev. Iberoam. Micol. 2005; 22 :24–28. doi: 10.1016/S1130-1406(05)70002-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    74. Peixoto LR, Rosalen PL, Ferreira GLS, Freires IA, de Carvalho FG, Castellano LR, de Castro RD Laurus nobilis Linnaeus uçucu yağının Candida spp. Kemer Oral. Biol. 2017; 73 :179–185. doi: 10.1016/j.archoralbio.2016.10.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    75. Butassi E., Svetaz L., Carpinella MC, Efferth T., Zacchino S. Tıbbi açıdan önemli mantarların direnciyle başa çıkan doğal ürünlerin keşfi için değerli bir hedef olarak mantar biyofilmleri—Son bulgular. antibiyotikler. 2021; 10 :1053. doi: 10.3390/antibiyotikler10091053. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    76. Khan F., Bamunuarachchic NI, Tabassum N., Jo D.-M., Khan MM, Kim Y.-M. Doğal ve sentetik bileşiklerle Candida albicans'ın hifal oluşumunun ve virülansının baskılanması . Biyolojik kirlilik. 2021; 37 :626–655. doi: 10.1080/08927014.2021.1948538. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    77. Jenks JD, Cornely OA, Chen SCA, Thompson III GR, Hoenigl M. Çığır açan istilacı mantar enfeksiyonları: Kimler risk altındadır? Mikozlar. 2020; 63 :1021-1032. doi: 10.1111/myc.13148. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    78. Katragkou A., Roilides E., Walsh TJ Fungal biyofilm ile ilişkili hastalıkta ekinokandinlerin rolü: Vasküler kateterle ilişkili enfeksiyonlar, immünomodülasyon ve mukozal yüzeyler. klinik. Bulaş. Dis. 2015; 61 :622–629. doi: 10.1093/cid/civ746. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    79. Pfaller MA, Diekema DJ İnvaziv kandidiyaz epidemiyolojisi: Kalıcı bir halk sağlığı sorunu. klinik. Mikrobiyol Rev. 2007; 20 :133-163. doi: 10.1128/CMR.00029-06. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    80. Borjian Boroujeni Z., Shamsaei S., Yarahmadi M., Getso MI, Salimi Khorashad A., Haghighi L., Raissi V., Zareei M., Saleh Mohammadzade A., Moqarabzadeh V., et al. İnvaziv mantar enfeksiyonlarının dağılımı: Moleküler epidemiyoloji, etiyoloji, klinik durumlar, tanı ve risk faktörleri: Yoğun bakımda 490 hasta ile 3 yıllık deneyim. Mikrop. Patog. 2021; 152 :104616. doi: 10.1016/j.micpath.2020.104616. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    81. McCarthy MW, Walsh TJ Ortaya çıkan ve dirençli mantar patojenlerini ele almak için ilaç geliştirme zorlukları ve stratejileri. Uzman Rev. Anti Infect Ther. 2017; 15 :577-584. doi: 10.1080/14787210.2017.1328279. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    82. Guimarães R., Milho C., Liberal A., Silva J., Fonseca C., Barbosa A., Ferreira ICFR, Alves MJ, Barros L. Candida spp. Oral Biyofilmler: Bir İnceleme. antibiyotikler. 2021; 10 :1142. doi: 10.3390/antibiyotikler10091142. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    83. Alam MZ, Khan MSA Ortadoğu ülkelerinden bitki tıbbı: Candida spp.'ye karşı modern tıbba alternatif bir çare. enfeksiyon. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı. Alternatif. Med. 2021; 2021 : 6694876. doi: 10.1155/2021/6694876. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

                    Yorum yap


                    • #11
                      Heilung aus dem Morgenland

                      Daniel Bouhafs | Ausgabe 12 - 2012
                      Weihrauch, das Baumharz aus Arabien und Indien, ist seit Jahrtausenden ein wertvolles Handelsgut. Der «göttliche» Stoff ist Opfergabe, füllt Kirchen mit festlichem Duft – und heilt Entzündungen.

                      Mit Weihrauch verbinden wir die Vorstellung einer prächtigen katholischen Messe, festlich gekleideter Priester, das Schwenken des Weihrauch-Kessels und den typischen intensiven Duft. Und wir erinnern uns, dass Weihrauch – neben Myrrhe und Gold – zu den Gaben der Heiligen Drei Könige aus dem Morgenland gehörte, die damit das Christkind beschenkten.
                      Weihrauch, der in der Antike zu den kostbarsten Gewürzwaren zählte, wurde bereits im 4. Jahrhundert nach Christus als Ehrenerweis für Bischöfe in Prozessionen verwendet. Sein Gebrauch im Kultus anderer Religionen reicht aber noch viel weiter zurück: Im alten Ägypten galt er als «Stoff, der göttlich macht.» Den orientalischen Göttern wurde das Harz des Weihrauchbaums schon vor 4000 Jahren geopfert. Die alten Ägypter verwendeten ihn nicht nur für kultisch-religiöse Zwecke, sondern ebenso zum Einbalsamieren, als Räuchermittel und zu medizinisch-desinfizierenden Zwecken. Im Mittelalter setzte die berühmte Äbtissin Hildegard von Bingen den Weihrauch bei Schwerhörigkeit und Tinnitus ein. Er erhielt einen festen therapeutischen Platz in der klassischen europäischen Naturheilkunde, bis er ab 1875 durch das Aufkommen pharmazeutischer Medikamente inVergessenheit geriet.
                      Surftipps
                      Hier erhalten Sie weitere interessante Informationen zum Thema
                      • Schweizerisch Medizinische Gesellschaft für Phytotherapie
                      • Der Duft des Himmels – Weihrauchhandel in Oman (FAZ Online, 29.11.2012)

                      Doch in Indien, wo Weihrauch in der ayurvedischen Heilkunst seit über 3000 Jahren als wichtiges Mittel eingesetzt wird, konnte er seine bedeutende Stellung behaupten – trotz zeitweiliger britischer Kolonialherrschaft. Schon sehr früh wur*den mit «Guggul» – so die alte Sanskrit-Bezeichnung für Weihrauch – verschiedene Krankheiten kuriert. Bei Entzündungen, Knochenbrüchen, Drüsenschwellungen und Geschwüren salbten die alten Inder die betroffenen Körperstellen ein. Und zur Behandlung von chronischen Darmerkrankungen, Hämorrhoiden und Entzündungen des Mundraums schluckten sie Weihrauchkörner.
                      Guten Erfolge bei Rheuma
                      Seit etwa zwei Jahrzehnten interessieren sich auch westliche Forscher und Ärzte wieder für die heilsame Wirkung von Weihrauchharz. Einer von ihnen ist der Frauenfelder Rheumatologe Hans-Rudolf Gugg. Einige seiner Patienten leiden an entzündlichen rheumatischen Erkrankun*gen. Zu ihnen zählen unterschiedliche Formen von Arthritis, bei denen Gelenke, aber auch Organe betroffen sein können. Hinzu kommen Patienten, die an Schup*penflechte, Psoriaris, erkrankt sind. Eine weitere Gruppe bilden Menschen mit chro*nisch-entzündlichen Darmerkrankungen wie Morbus Crohn oder Colitis Ulcerosa. So unterschiedlich diese Krankheiten auch sind: allen gemein ist die ausgelöste, anhaltende Entzündung. Die Betroffenen sind auf potente Medikamente angewie*sen, die auf Dauer schwere Nebenwirkun*gen haben können: Kortisonpräparate er*höhen die Infektanfälligkeit oder führen zu Osteoporose. Andere Medikamente, die vorwiegend das entgleiste Immun*system unterdrücken, können das Blut schwerwiegend verändern, die Bauchspei*cheldrüse oder die Lunge entzünden. Und nichtsteroidale Schmerzmittel wie Ibuprofen oder Diclofenac können Magengeschwüre auslösen. Deshalb behandelt Gugg seine Patienten nicht nur mit chemischen Mitteln, sondern auch mit pflanzli*chen Mitteln der Phytotherapie. «Weih*rauch ist dabei das potenteste Phytothera*peutikum», erklärt er. «Am meisten bringt es, Weihrauch bereits im Anfangstadium zu nehmen.» Bei leichteren Formen von entzündlichem Rheuma oder chronischen Darmerkrankungen könne damit die Er*krankung in Schranken gehalten werden. «Bei einem Viertel meiner Patienten mit beginnender Darmerkrankung und Arthritis reichen pflanzliche Mittel aus»



                      Weihrauch half, Cortison nicht
                      Zu Ihnen gehört Heidi Riesle, die in einer Küche arbeitet. «Ich hatte letzte Frühling plötzlich grosse Schmerzen in der ganzen rechten Hand, fast alle Gelenke waren an*geschwollen.» Als sie nichts mehr anfassen konnte, ging sie zu ihrem Hausarzt, der ihr während drei Wochen hintereinander zwei verschiedene Cortisonpräparate ver*schrieb. «Doch die Medikamente haben so gut wie nichts genützt», erzählt sie. Ihr Hausarzt überwies sie an Hans-Rudolf Gugg. «Ich war zunächst skeptisch, das Cortison half ja auch nicht», erinnert sie sich. Während vier Wochen nahm sie drei*mal täglich zwei Weihrauchtabletten ein. Dabei ging es ihr laufend etwas besser, die Schwellungen bildeten sich zurück und nach drei Wochen hatte sie fast keine Schmerzen mehr. Nach einem Monat re*duzierte Gugg die Dosis um die Hälfte, und Heidi Riesle ist zufrieden, denn sie hat zurzeit keine Beschwerden mehr, sodass sie ohne Weihrauch auskommt. Sobald es wieder anfangen sollte, will sie wieder Weihrauch einnehmen.
                      «Die Menschen reagieren sehr indivi*duell auf den Weihrauch. Einigen Patien*ten geht es schon nach einer Woche erheb*lich besser. Bei anderen kann es einen Monat dauern, bis die Weihrauchtherapie anschlägt», sagt der Arzt. Deshalb sind ge*genseitiges Vertrauen und die Geduld des Patienten besonders wichtig. Gugg ist von Wirkkraft des Weihrauchs überzeugt, auch wenn die Wirkmechanismen erst teilweise bekannt sind.

                      Der Weihrauchbaum
                      Olibanum heisst der strauchartige Weihrauchbaum, der 1,5 bis 7 Meter gross wird und zur Familie der Balsamgewächse gehört. Zum Gedeihen braucht er besondere Bedingungen: absolute Trockenheit und ein Boden mit einer bstimmten mineralischen Zusammensetzung. Diese Vorgaben erfüllen nur wenige Regionen. Sie liegen in Nordindien, Jemen, Oman und Somalia. Insgesamt werden 18 Gattungen unterschieden, die medizinisch wichtigsten sind Boswellia serrata (aus Indien), Boswellia carterii (aus Arabien) sowie Boswellia frereana (aus Somalia).
                      Hohe Wirkung – wenig Nebenwirkung
                      Spezialist fürWeihrauch und andere Phytotherapeutika ist Reinhard Saller. Er leitet seit 1994 das Institut für Naturheilkunde, das zum Universitätsspital Zürich gehört. Saller und sein Institut beschäftigen sich intensiv mit pflanzlichen Wirkstoffen. «Beim Weihrauch sind es vor allem die so*genannten Boswelliasäuren, die in die Entzündungskaskaden des Körpers ein*greifen», erklärt der Professor. Weihrauch weist als Vielstoffgemisch ein viel breite*res Wirkungsspektrum auf als synthetisch hergestellte Medikamente. «Denn Natur*medikamente wie Weihrauch», erläutert Reinhard Saller, «sind pleiotrope Arz*neien: Sie haben mehrere, voneinander un*abhängige Wirkmechanismen.» Anders als bei synthetischen Medikamenten kann die eine oder andere Teilwirkung ausfallen und das Mittel nützt trotzdem. Bis eine Linderung spürbar wird, braucht es zwar meist mehr Zeit, dafür treten Nebenwir*kungen seltener auf. Ein Grund dafür vermutet Saller in den niedrigen Konzen*trationen der einzelnen Stoffe: «Dabei werden die Stoffwechselvorgänge nicht gänzlich blockiert oder überstimuliert.»
                      Saller und sein Team behandeln Patien*ten Hand in Hand mit Schulmedizinern. Bei den meisten rheumatischen Beschwer*den ist Phytotherapie fester Bestandteil der Therapie. «Weihrauch ist kein Wunder*mittel. Schwerkranken hilft er nur bedingt», relativiert er. Doch bei leichterer Ausprägung verspricht das Mittel durch*aus Erfolg. Besonders lohneswert ist die Gabe von Weihrauchtabletten bei Pso*riasis und der Darmerkrankung Colitis Ulcerosa. Die chronisch-entzündlichen Erkrankungen sind komplex und verlau*fen schubweise, wie ein Auf-und Ablo*dern. Mit Weihrauch ist es möglich, den Verlauf positiv zu beeinflussen. Die be*schwerdefreien Zeiträume werden länger. «Dann ist es auch möglich, chemische Wirkstoffe über eine längere Zeit zu redu*zieren, einige kommen zeitweise sogar ganz ohne aus.»
                      Nur im Appenzell zugelassen
                      Patienten müssen aber wissen: Weihrauch ist nicht gleich Weihrauch. Die Qualitäts*unterschiede sind gross. In Apotheken und Drogerien gibt es weihrauchhaltige Tabletten oder Cremes. Sie gelten als Nahrungsmittelergänzungen. Ärzte, die mit Weih*rauch therapieren, verwenden stets das*selbe Weihrauchpräparat. Es handelt sich um den Trockenextrakt «H15 Gufic» eines indischen Herstellers. Er ist rezeptpflichtig und nur im Kanton Appenzell Ausser*rhoden zugelassen. Ende 2013 läuft die kantonale Bewilligung aus. «Für die natio*nale Zulassung durch das Heilmittelinsti*tut Swissmedic brauchen wir klinische Studien», erklärt Stefan Binz, Geschäfts*führer der Ebipharm im bernischen Kirch*lindach, die «H15 Gufic» in die Schweiz importiert. «Und das können wir uns als mittelständisches Unternehmen leider nicht leisten.»
                      Inzwischen wurden im Parlament ver*schiedene Vorstösse eingereicht. Sie zielen darauf ab, dass die Appenzeller Registrie*rung entweder nochmals verlängert wird oder aber «H15 Gufic» im Rahmen der Heilmittelrevision vereinfacht zugelassen wird. «Wie letztlich entschieden wird, ist offen. Ich bin jedoch zuversichtlich», sagt Binz. Den Patienten ist es zu wünschen. .

                      Yorum yap


                      • #12
                        Weihrauch
                        Veröffentlichung am 02.06.2010 / Aktualisierung am 16.04.2014

                        (Zentrum der Gesundheit) - Immer mehr Studien beweisen: Weihrauch kann Tumorzellen in den Tod treiben. Viele Menschen denken bei Weihrauch an balsamisch duftende Rauchschwaden, die einst durch düstere Gotteshäuser zogen (und das heute immer noch tun). Manch einem kommen bei dem Wort Weihrauch auch die Heiligen Drei Könige in den Sinn. Früher war Weihrauch so wertvoll wie Gold und daher als Geschenk für den kleinen Jesus gerade gut genug. Heute scheint Weihrauch nicht minder wertvoll, zumal aktuelle Untersuchungen immer deutlicher zeigen: Weihrauch hat das Potential zum Heilmittel gegen Krebs.

                        Weihrauch besitzt krebshemmende Eigenschaften

                        Ab ins Weihrauchland

                        Jeremy Howell, ein Reporter der BBC (Britischer Nachrichtendienst) brach kürzlich zu einer Reise nach Oman im Osten der arabischen Halbinsel auf. Howell wollte in Erfahrung bringen, ob die altehrwürdige Substanz Weihrauch tatsächlich Anti-Krebs-Eigenschaften besitze oder nicht. Von Omans Hauptstadt Maskat aus erreichte er nach einer 11stündigen Fahrt das „Weihrauchland“ des Staates. Dort erfuhr erfaszinierende Dinge über Weihrauch.

                        Der Weihrauchbaum
                        Weihrauch ist das Harz des Weihrauchbaumes. Davon gibt es verschiedene Arten. Die in Arabien vorkommende Weihrauchart heißt Boswellia Sacra. Sie ist es auch, die im Süden Omans – in der Region von Dhofar – wild wächst. Bereits um 7000 v. Chr. wurde Weihrauch hier gewonnen, verkauft und natürlich auch genutzt. Die warmen Winter und regenreichen Sommer schaffen perfekte Bedingungen für diesen Baum.

                        Das Zapfen von Weihrauchharz
                        Die traditionelle Methode, Weihrauch zu gewinnen, wurde in Dhofar von Generation zu Generation weitergegeben. Dabei wird die Rinde der Weihrauchbäume mit einem speziellen Messer eingeritzt. Harz tritt aus, trocknet an der Luft und kann in Form der sog. Harztränen geerntet werden. Das Harz besteht zu 15 bis 20 Prozent aus heilkräftigen Boswelliasäuren.Der erste Erntevorgang ergibt nur ein sehr minderwertiges Harz, welches früher weggeworfen wurde, heute allerdings vermarktet wird. Erst drei Wochen später wird eine annehmbare Qualität geerntet, die mit den folgenden Wochen immer besser und reiner wird. Die Harzausbeute pro Baum hängt von Alter, Größe und Zustand des Baumes ab und liegt zwischen 3 und 10 Kilogramm Harz.

                        Weihrauch hilft gegen Entzündungen aller Art
                        Traditionell wird dieses Harz in der orientalischen und indischen Heilkunde bei der Behandlung von Wunden, Geschwüren und bei entzündlichen Erkrankungen wie Arthritis, Gicht oder Rheumaverwendet. Aktuelle wissenschaftliche Untersuchungen bestätigen diese Wirkungen des Weihrauchs. Die entzündungshemmenden Substanzen im Weihrauch helfen bei Entzündungen aller Art. Insbesondere bei den erwähnten rheumatischen Erkrankungen, aber auch bei chronisch-entzündlichen Darmerkrankungen wie z. B. Morbus Crohn und Colitis ulcerosa. Studien bewiesen, dass Weihrauchextrakt genauso gut wirkt wie herkömmliche Medikamente – nur eben ohne deren Nebenwirkungen.

                        Weihrauch kann bei Hirntumoren helfen
                        Weihrauch sorgte außerdem bereits für Schlagzeilen, weil er bei aggressiven Hirntumoren helfen kann. Die im Weihrauch vorhandenen Boswelliasäuren drängen Wasseransammlungen zurück, die sich um den Tumor bilden. Dieser kann daraufhin besser chirurgisch behandelt werden.Leider wird heute nicht mehr viel omanischer Weihrauch produziert. Ein Großteil der jüngeren Generation hat die Region verlassen, um Jobs in der Regierung oder in Ölkonzernen anzunehmen, sodass mittlerweile nur noch drei Personen den Saft produzieren.

                        Omanischer Weihrauch gegen Krebs
                        Gerade dieser omanische Weihrauch steht nun im Mittelpunkt neuer Untersuchungen. Er soll in der Lage sein, die Ausbreitung von Krebs zu verhindern. Laut Mahmoud Suhali, einem Immunologen aus Oman, repariert Weihrauch die beschädigte DNA(1) von Krebszellen und programmiert den korrekten ursprünglichen Code neu in die Zelle ein, so dass diese wieder wie eine gesunde Körperzelle funktionieren kann.Weihrauch tut dies auch bei Krebszellen, die sich als bislang resistent gegen Chemotherapien erwiesen hatten. Da sich Weihrauch ausschließlich um bösartige Zellen kümmert und die gesunden in Ruhe lässt, arbeiten die Wissenschaftler unermüdlich daran, den krebsbekämpfenden Stoff im Weihrauch zu identifizieren und ihn anschließend zu isolieren. Denn Weihrauch hat das Potential, die Krebstherapie zu revolutionieren.
                        (1) DNA: Desoxyribonucleicacid zu deutsch DNS: Desoxyribonukleinsäure. Dabei handelt es sich um die Trägersubstanz unserer Gene, das heißt unserer Erbinformation. Die DNA ist ein gewundenes strickleiterförmiges Riesenmolekül, das sich in den meisten Fällen im Zellkern einer jeden Körperzelle befindet. Auf der DNA ist der komplette Bauplan des entsprechenden Menschen in Form von speziellen Codes gespeichert.Quelle:

                        BBC-News

                        Yorum yap


                        • #13
                          Besseres Gedächtnis durch Weihrauch


                          Herkunft des Weihrauchs

                          Weihrauch wird aus dem Baum der Boswellia carteri durch Anritzen der Rinde gewonnen und wurde in früherer Zeit als die "Tränen der Götter" bezeichnet. Die knorrigen Bäume und Büsche wachsen vor allem im östlichen Jemen, in der Provinz Mahra, sowie in der Region Dhofar (im heutigen Oman), auf der Insel Suqatra und im Gebiet des heutigen Somalia. Benötigt wurde das kostbare Räuscherwerk um den Göttern zu huldigen und diese gnädig zu stimmen.

                          Die Handelsroute führte über die südarabischen Häfen, wo sie verschifft und von Qana mit Kamelkarawanen über den Landweg, die legendäre Weihrauchstrasse entlang, durch die südarabischen Königreiche Saba, Ma’in, Hadramaut, Ausan und Himjar, transportiert wurde. Danach führt der Weg weiter durch die saudische Wüste über Petra in Jordanien bis nach Gaza zum Mittelmeer, wo die Ladung nach Rom und anderen Orten verschifft wurde. An den Zollstationen mußten nicht unerhebliche Zölle entrichtet werden, die den Ländern eine Phase des Friedens und Wohlstandes garantierten.

                          Die Anfänge der Weihrauchstraße dürften Ende des zweiten, Anfang des ersten Jahrtausend vor Christus liegen. In den Zentren nahöstlicher Kultur, in Ägypten, Mesopotamien und Persien, bestand eine große Nachfrage nach indischen, ostafrikanischen und arabischen Luxusgütern. (Seitz, Wolfgang: Polyglott Jemen. München 1997. 81.)

                          Somalischer Weihrauch (Boswellia sacra)

                          Avicenna der "Fürst der Ärzte"


                          Einer der bedeutensten Gelehrten seiner Zeit war vor 1000 Jahren der persische Philosophe Avicenna, der auch als "Fürst der Ärzte" bekannt ist. Im Alter von 16 Jahren studierte er Naturwissenschaften und Medizin an der Universität von Isfahan.Vom Herrscher von Buchara wurde ihm der Titel "al Hakim", was soviel heißt wie "weiser Mann", verliehen, als dieser ihn an seinen Hof rief. Avicenna heilte den Fürsten und sammelte im dortigen Hospital wertvolle Erfahrungen. Tagsüber behandelte er Patienten, nachts lehrte er an der Universität von Buchara Philosophie."'Das Studium der Medizin fiel mir leicht', schreibt Avicenna selbstbewusst. 'Ich beendete es im Alter von 16 Jahren. Bald darauf suchten zahlreiche berühmte Ärzte mich auf, um meinen Rat zu hören'. Avicenna brauchte nur wenig Schlaf. Die Nächte verbrachte er in den Bibliotheken der Kalifen und Könige, die seine Dienste als Leibarzt in Anspruch nahmen. Er las jedes verfügbare Buch - aus allen Wissensgebieten. Und schrieb nebenbei selbst dutzende Werke. Ein Universalgenie - im Orient bis heute bewundert." ( ZDF: Im Banne der grünen Götter. Die Ärzte der Kalifen)


                          In seinem "Kanon der Medizin" beschreibt er das Wissen um die Heilkräfte der Natur, und dies für die damalige Zeit lückenlos. Früh wurde der Kanon in die lateinische Sprache übersetzt und blieb für ein halbes Jahrtausend Standardwerk an allen Universitäten. Viele seiner Lehren gelten im Orient bis in unsere Zeit. Sein Glaubensbekenntnis war: "Das edelste am Menschen ist sein Geist". So heißt es im Kanon der Medizin über den Weihrauch: "Er nützt dem Verstand und stärkt ihn".

                          Weihrauch stärkt das Gedächtnis

                          Weihrauch ist als Medizin in Europa unbekannt. Um die Wirkung von Weihrauch nachzuweisen, wurde an der Universität von Isfahan von Professor Alaei die Theorie in einem Tierversuch überprüft. Am anderen Ende eines Labyrinths erhält eine Ratte seit Wochen ihr Futter. Den Weg dorthin vergisst sie immer wieder. Eine Zweite Ratte erhält seit längerer Zeit Weihrauch-Harz als Futter-Zusatz und erinnert sich weit besser an den Weg zum Futter. "Die Einnahme von Weihrauch stärkt das Gedächtnis - das hat Professor Alaei auch schon beim Menschen nachgewiesen. Bereits nach zwei Wochen Versuchsdauer steigerte sich die Erinnerungsleistung um 90 Prozent." ( ZDF: Im Banne der grünen Götter. Die Ärzte der Kalifen)


                          Quellenangaben:
                          Seitz, Wolfgang: Polyglott Jemen. München 1997.
                          www.zdf.de - Im Banne der grünen Götter. Die Ärzte der Kalifen


                          Deutsches Ärtzeblatt – Warum Weihrauch heilt

                          Yorum yap


                          • #14
                            Yazar İbn-i Sina'dan bahserken onun biyük bir filozof ve doktor olduğunu vede fars olduğunu söylüyor. Avrupalı hiç bir zaman Türkleri sevmezler bildikleri halde Türk diyemezler, çünkü Farslar Avrupalıların gerçek dostudur. İslamın Kılıçı Türkler ise her zaman düşmanıdır ve Türkleri karalamak için ve Farsları yüceltmek Avrupalılar için adeta bir görevdir. Dikkat ederseniz ibn-i Sinaya bir de sanki latinmiş gibi latince isim takmışlar, ve Avicenna derler.Neden Türk ve Müslüman bunların en büyük korkusudur, biz derin kış uykusunda uyuduğumuz ve başımızdakiler onların adamları olduğu halde.İbn-i Sina Akgünlük için ''Zihne faydalı ve onu güçlendirir'' buyurmuştur.

                            ...........................................
                            Boswellia serrata Roxb'nin sinerjik antimikrobiyal aktivitesi. eski Colebr. (Burseraceae) cilt, kafa derisi ve tırnak enfeksiyonları ile ilişkili patojenlere karşı çeşitli azoller içeren esansiyel yağ

                            S Sadhasivam 1 2, S Palanivel 3, S Ghosh 1
                            üyelikler yıkılmak üyelikler
                            • 1Vyome Biosciences Pvt Ltd, Yeni Delhi, Hindistan.
                            • 2Araştırma ve Geliştirme Merkezi, Bharathiar Üniversitesi, Coimbatore, Hindistan.
                            • 3Zooloji Bölümü, Arignar Anna Devlet Sanat Koleji, Namakkal, Hindistan.
                            • PMID: 27730658
                            • DOI: 10.1111/lam.12683
                            Ücretsiz makale Soyut


                            Doğal kaynaklardan elde edilen antimikrobiyaller, son zamanlarda antibiyotik direncinin küresel sorunuyla mücadele etmek için büyük önem kazanmıştır. Uçucu yağlar, çeşitli türlere karşı antimikrobiyal etkide rol oynar.Burada, başta Propionibacterium acnes, Malassezia spp., Candida albicans ve Trichophyton spp. Dokuz uçucu yağ arasında Boswellia serrata uçucu yağı, tüm mikroorganizmalara karşı üstün antimikrobiyal aktivite gösterirken şaşırtıcı bir şekilde Trichophyton spp.'ye karşı maksimum aktivite göstermiştir. B. serrata yağının gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi analizi, α thujene, ρ cymene ve sabinene'nin ana bileşimini gösterir. Ek olarak, B. serrata yağının Staphylococcus epidermidis biyofilmini inhibe ettiği bulundu ve bunun azollerle kombinasyonu, C. albicans'ın azole dirençli suşuna karşı sinerjistik aktivite gösterdi. B. serrata yağının bu geniş spektrumlu antimikrobiyal aktiviteleri, onu topikal kullanım için ideal bir aday haline getirecektir.

                            Çalışmanın önemi ve etkisi: Deri ve tırnak enfeksiyonlarının ortadan kaldırılması hala bir sorun olmaya devam etmektedir ve bu enfeksiyonlarla ilişkili hastalıkların tekrarlaması konusunda ciddi endişeler bulunmaktadır. Bitki kaynaklarından elde edilen antimikrobiyaller, direncin ortaya çıkması gibi minimum zorluklarla karşılaştıklarından terapötiklerde önem kazanmaktadır. Boswellia serrata esansiyel yağının, özellikle azole dirençli Candida albicans suşuna karşı azollerle kombinasyon halinde uygun sinerjistik antifungal aktivite gösterdiği takdirde, cilt, kafa derisi ve tırnak enfeksiyonlarında yer alan mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktivitesini gösterdik. Bu nedenle, B. serrata yağı cilt, kafa derisi ve tırnak enfeksiyonlarının yönetimi için makul terapötik maddelerden biri olabilir.

                            Anahtar Kelimeler: Boswellia serrata yağı; Malassezia sp; antimikrobiyal; dermatofitler; esans; sinerjik.

                            ................................................
                            Boswellia serrata Roxb'nin Antimikrobiyal ve Toksik Etkileri . ve Mentha piperita Linn. Vajinal İnsanlarda Uçucu Yağlar

                            Mirjana A Bogavac 1, Tamara M Peric 2 3, Jovana Miškoviç 4, Maja Karaman 4
                            üyelikler yıkılmak üyelikler
                            • 1Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü, Voyvodina Klinik Merkezi, Tıp Fakültesi, Novi Sad Üniversitesi, Hajduk Veljkova 3, 21000 Novi Sad, Sırbistan.
                            • 2PHI Hastanesi "Sveti Vračevi", Srpske Vojske 53, 76300 Bijeljina, Bosna-Hersek.
                            • 3Tıp Fakültesi, Novi Sad Üniversitesi, Hajduk Veljkova 3, 21000 Novi Sad, Sırbistan.
                            • 4Biyoloji ve Ekoloji Bölümü, Fen Fakültesi, Novi Sad Üniversitesi, Trg Dositeja Obradovića 3, 21000 Novi Sad, Sırbistan.
                            • PMID: 36547995
                            • PMCID: PMC9784983
                            • DOI: 10.3390/ilaçlar9120062
                            Ücretsiz PMC makalesi Soyut


                            Tütsü, Boswellia serrata Roxb ve nane, Mentha piperita L.'nin ticari uçucu yağları (EO'lar), antimikrobiyal potansiyel ve güvenlik kullanımı açısından vajinal bakteriyel ve Candida albicans izolatlarına karşı araştırıldı . EO'ların antimikrobiyal aktivitesi, çift dilüsyonlu bir mikro plaka tahlili ile araştırıldı. EO'ların kimyasal bileşiminin belirlenmesi GS-MS kullanılarak gerçekleştirilirken, toksisitenin belirlenmesi için bir salamura karides tahlili kullanıldı. Elde edilen minimum inhibitör (MIC) ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC), nane esansiyel yağının (EO) multi-dirençli P. aeruginosa'ya karşı etkinliğine işaret eder.izolat (6,25 µL/mL'de MİK/MBC), diğer izolatlar için MİK ve MBC değerlerine daha yüksek konsantrasyonlarda (25-50 µL/mL) ulaşılmıştır. Toksisite testine göre, tütsü EO'su 3,07 µL/mL'de LC 50 değerine ulaşırken, nane EO'su daha düşük konsantrasyonlarda (0,5 µL/mL) daha yüksek toksisite gösterdi ve LC 50 belirlenemedi. En yüksek antimikrobiyal potansiyel P. aeruginosa'ya karşı tütsü için elde edilmiştir. Toksisite deneyi, nane EO'nun suda yaşayan kabukluların Artemia salina yumurtalarına yüksek toksisite göstermesine rağmen, örneğin sağlıklı hücre hatlarında EO toksisitesinin daha fazla test edilmesi önerilir. GC/MS spektrometrisine göre, nane EO'nun en çok temsil edilen bileşenleri, oksijenli hidrokarbonlar L-menton (%20,86) ve mentol (%31,86) idi ve bunlar daha fazla antimikrobiyal ve toksisite araştırması için önerilebilir.

                            Anahtar Kelimeler: Boswellia; mentha; Antimikrobiyal etkinlik; uçucu yağlar; toksisite; vajinal mikrobiyota.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Candida'nın klinik izolatlarının Burseraceae familyasından uçucu yağlara duyarlılığı

                              Miloš Nikolic , 1 Marija Smiljkovic , 1 Tatjana Markovic , 2 Ana Cirica , 1 Jasmina Glamoclija , 1 Dejan Markovic , 3 ve Marina Sokovic *, 1
                              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                              1 Biyolojik Araştırma Enstitüsü "Siniša Stankovic", Belgrad Üniversitesi, Bulevar Despota Stefana 142, 11000, Belgrad, Sırbistan
                              2 Tıbbi Bitki Araştırma Enstitüsü "Josif Pancic", Tadeuša Košcuška 2, 11000 Belgrad, Sırbistan
                              3 Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk ve Koruyucu Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Belgrad Üniversitesi, dr Subotica 8, 11000 Belgrad, Sırbistan
                              *Yazışmaların kime yöneltilmesi gerekir: Marina Sokovic, Biyolojik Araştırma Enstitüsü “Siniša Stanković”, Bulevar Despota Stefana 142, 11000 Belgrad, Sırbistan; Telefon: +381 11 207 84 19, Faks: +381 11 2 761 433, E-posta: sr.ca.gb.ssibi@sirm
                              Git: Soyut


                              Bu çalışmanın amacı, Burseraceae ailesinden dört ticari esansiyel yağın - iki Boswellia carterii Flueck yağı, Canarium luzonicum (Blume) A. Grey oil ve Commiphora myrrha (Nees) Engl yağının kimyasal bileşimini ve antifungal aktivitesini araştırmaktı. en yaygın Candida spp. insan ağız boşluğundan kurtarıldı. Uçucu yağ numuneleri GC-FID ve GC/MS ile analiz edildi. Analiz, başlıca uçucu yağların bileşenlerinin sırasıyla α-pinen (%23.04 ve %31.84), limonen (%45.62) ve curzerene (%34.65) olduğunu gösterdi. Minimum inhibitör (MIC) ve minimum fungisidal (MFC) konsantrasyonları, standardize edilmiş bir mikrodilüsyon tekniği kullanılarak belirlendi. Hepsi test edilmiş Candidaspp. klinik izolatlar ve ATCC suşları, test edilen uçucu yağlara doza bağlı bir şekilde duyarlılık göstermiştir. En güçlü antifungal aktivite B. carterii esansiyel yağı, örnek 2 ile gösterildi ; mantara bağlı olarak ortalama MİK değerleri 1,25 ila 1,34 mg/ml ve MFC değerleri 2,50 ila 3,75 mg/ml arasında değişmiştir. Bu çalışma, Bursecaceae familyasından uçucu yağların Candida spp.'nin azaltılması ve yok edilmesinde olası kullanımını desteklemektedir . oral kavite mantar enfeksiyonu olan hastalarda popülasyon.

                              Anahtar Kelimeler: Candida spp., duyarlılık, uçucu yağlar, Burseraceae, oral kandidoz
                              Git: giriiş


                              Ağız boşluğundan gelen yüzlerce mikrobiyal tür arasında, Candida cinsinin üyeleri, ortak ağız mikrobiyotası olarak kabul edilen birkaç maya türünün temsilcisidir. Bunlar arasında Candida albicans , insan ağız boşluğundan en yaygın olarak izole edilenidir (Back-Brito ve ark., 2009[ 6 ]), C. glabrata , C. krusei , C. tropicalis ve albicans dışı türler gibi. C. dubliniensis , oral kandidoz vakalarından geri kazanılan albicans dışı türlerin insidansının arttığına dair göstergeler olmasına rağmen, genellikle daha az sıklıkta görülür (Samaranayake, 1991[ 32]; Scully ve arkadaşları, 1994[ 35 ]).

                              Belirli koşullar altında Candida spp. kommensaller patojen haline gelir ve psödomembranöz kandidodis ve protez kaynaklı stomatit arasında değişen mukoz membran enfeksiyonlarına neden olur (Lam ve diğerleri, 2012[ 21 ]; Gonsalves ve diğerleri, 2007[ 15 ]; Da Costa ve diğerleri, 2006[ 12 ]; Ben -Aryeh ve diğerleri, 1980[ 8 ]), yaşamı tehdit eden sistemik hastalıklara (Samaranayake ve Yaacob, 1990[ 33 ]), özellikle AIDS, kanser ve diabetes mellituslu bağışıklığı baskılanmış hastalarda (Seneviratne ve diğerleri, 2008[ 36 ]) Edmond ve diğ., 1999[ 13 ]).

                              Oral kandidoz, genellikle yanma, ağrı hissi, tat değişikliği ve yutma güçlüğü gibi çeşitli semptomların eşlik ettiği fırsatçı bir enfeksiyondur, ancak asemptomatik de olabilir. Konak dokulara yüksek toksisite, ilaca dirençli türlerin ortaya çıkması ve yüksek maliyet gibi dezavantajları olmasına rağmen, çeşitli sentetik antifungal ajanlarla tedavi edilebilmektedir (Runyoro ve ark., 2006[ 29 ] ) . İlacın daha az yanıt verdiği veya dirençli olduğu oral antifungal ajanların uzun süreli rejimlerine maruz kalan, bağışıklığı baskılanmış hastalarda veya takma diş takan kişilerde kolonizasyon ve enfeksiyonu tarif eden bir dizi vaka raporu vardır (Sheehan ve ark., 1999[37]; Wingard ve ark . al., 1991[ 44 ];Wingard, 1994[ 43 ] ve 1995[42 ]; Webb ve diğerleri, 1998[ 41 ]; Sanglard ve Odds, 2002[ 34 ]; Sullivan ve diğerleri, 2004[ 38 ]) ve hatta çapraz dirençli Candida spp. (Cross ve diğerleri, 2000[ 11 ]; Magill ve diğerleri, 2006[ 23 ]) bulunmuştur. Ayrıca bu hastalarda sıklıkla görülen oral kandidozun tekrarlaması sorunu daha da büyütmektedir (Taplin, 1976[ 40 ]).

                              Sentetik antifungal ilaçların sınırlamaları, yüksek terapötik etkinlik, düşük toksisite, geniş aktivite spektrumu ve çevre dostu doğa ile doğal kaynaklı güçlü biyoaktif moleküllere dayanan yeni antifungal ilaç sınıflarının geliştirilmesini teşvik etmiştir (Saini ve diğerleri, 2008[31 ] ; Rajeshkumar ve Sundararaman, 2012[ 28 ]). Bitki kaynaklı uçucu yağlar uzun bir kullanım geleneğine sahip olduğundan ve geniş bir biyolojik aktivite yelpazesini kapsadığından, çeşitli çalışmalarda etkinlikleri çok çeşitli oral bakteri ve mantarlar üzerinde test edilmiştir (Hammer ve diğerleri, 1999[ 16 ] ; Carvalhinho ve diğerleri, 2012[ 9]). Doğal kökenleri, düşük sitotoksisiteleri ve biyolojik olarak parçalanabilirlikleri, onları ağız hijyeninin korunmasında ve ağız enfeksiyonlarının önlenmesinde ve yönetiminde kullanılması amaçlanan yeni antifungal ilaçlarda potansiyel bileşenler haline getirdi.

                              Ek olarak, Candida spp. sentetik antifungal ilaçlara (Pina-Vaz ve ark., 2004[ 27 ]; Zomorodian ve ark., 2011[ 45 ]), klinik izolatların esans yağları gibi doğal ürünlere duyarlılıklarının test edilmesi, yeni antifungal tedavilerin geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. hedef sitelerde kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Bizim yaklaşımımız ayrıca, klasik antifungal tedavilerin yanı sıra, kombinasyon tedavisi ve önleyici tedavinin, invaziv mantar enfeksiyonlarını tedavi etmek için ortaya çıkan stratejileri temsil ettiği fikrini de desteklemektedir (Rüping ve ark., 2008[ 30 ] ) .

                              Bu çalışmanın amacı, Burseraceae familyasından dört ticari esansiyel yağın kimyasal bileşimini ve antifungal aktivitesini en yaygın Candida spp.'ye karşı araştırmaktı . insan ağız boşluğundan kurtarıldı.

                              Git: Araç ve yöntemler

                              Uçucu yağlar


                              Bu deneyde Burseraceae familyasına ait dört ticari uçucu yağ kullanıldı: 1) Hollanda, Rotterdam'daki bir şifalı bitki eczanesinden satın alınan Boswellia carterii Flueck., numune 1 (EOBC 1 ); 2) Sensient Essential Oils Germany GmbH, Bremen, Almanya'dan satın alınan Boswellia carterii Flueck., numune 2 (EOBC 2 ); 3) Yine Sensient Essential Oils Germany GmbH'den satın alınan Canarium luzonicum (Blume) A. Gray, (EOCL); ve 4) Commiphora myrrha (Nees) Engl. (EOCM), ayrıca Sensient Essential Oils Germany GmbH'den satın alınmıştır. Uçucu yağ analiz prosedürü


                              Alev İyonizasyon Dedektörü ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometresi analizleri ile birleştirilmiş Gaz Kromatografisi için uçucu yağ analiz prosedürü ISO 7609:1985[ 20 ], ISO 11024-1:1998[ 18 ] ve 11024-2:1998[ 19 standartlarını karşılar ] ve daha önce Nikolić ve ark. (2013[ 25 ]).

                              GC-FID analizi, split-splitless enjektör ve otomatik sıvı numune alıcı (ALS) ile donatılmış, HP-5 kolonuna (30 mx 0,32 mm, film kalınlığı 0,25 um) bağlı ve bir alev iyonlaşma detektörü (FID). Çalıştırma koşulları şunlardı: H2 , taşıyıcı gazdı (1 ml/dak/ 210°C); enjektör ve dedektör T sırasıyla 250 °C ve 280 °C iken, T kolonu 4 °C/dak'da doğrusal olarak 40-260 °C'ye programlanmıştır. Uçucu yağ numuneleri önce etanolde (yaklaşık %1) eritildi ve ardından ALS (1 ul, split-mode) enjekte edildi. Yağ bileşiklerinin mevcudiyeti, karşılık gelen alan yüzdesi raporlarında (kromatogramların standart işlenmesinin sonuçları) elde edilen tepe alanlarından, düzeltme faktörleri olmadan hesaplanmıştır.

                              GC/MS, bir HP-5MS kolonu (30 mx 0.25 mm, film kalınlığı 0.25 um) ile donatılmış bir HP G1800C Series II GCD analitik sistemi üzerinde gerçekleştirildi. O, taşıyıcı gazdı (1 ml/dk). Diğer kromatografik koşullar, GC-FID için olanlarla aynıydı. Transfer hattı 260 °C'de ısıtılırken, kütle spektrumları 40 ila 450 m/z arasında değişen EI modunda (70 eV) kaydedildi. Uçucu yağ numuneleri etanol (yaklaşık %1) içinde çözüldü ve ardından ALS (0.2 ul, split mod) ile enjekte edildi.

                              Yağların bileşiklerinin tanımlanması, kütle spektrum piklerinin Wiley 275 ve NIST/NBS kitaplıklarından gelenlerle eşleştirilmesiyle bulundu. Deneysel Kovatların tutma indeksleri (RI değerleri), kalibre edilmiş Otomatik Kütle Spektral Dekonvolüsyon ve Tanımlama Sistemi yazılımı (AMDIS ver. 2.1, 1997[ 4 ]) kullanılarak elde edildi ve ilgili literatürdekilerle karşılaştırıldı (Adams, 2007[ 3 ]), MS bulgularına ek bir araç olarak. mikroorganizmalar


                              Candida türlerinin klinik izolatları . (58) ve referans suşlar, Candida albicans ATCC 10231 ve Candida tropicalisATCC 750 (Mikoloji Laboratuvarı, Biyolojik Araştırma Enstitüsü “S. Stanković”, Belgrad Üniversitesi, Sırbistan) bu çalışmada kullanılmıştır. Klinik izolatlar, Sırbistan Belgrad Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde rastgele seçilen hastaların ağız mukozasına steril pamuklu çubuklarla sürtünerek toplandı. Klinik izolatların toplanması için, kullanılan swablar, daha sonra bir vorteks karıştırıcı kullanılarak iyice karıştırılan SD besiyerine aktarıldı; 50 ul süspansiyon daha sonra çeşitli seçici ve seçici olmayan ortamlara aşılandı ve 37 °C'de 48 saat mikroaerobik olarak inkübe edildi. İzolatlar, API 20C (bioMérieux France) ve Chrom-Agar (Liofilchem ​​sr.l. İtalya) ile biyokimyasal profiller kullanılarak tanımlandı. Antikandidal aktivite


                              Minimum inhibe edici konsantrasyonlar (MIC) ve minimum fungisidal konsantrasyonlar (MFC), mikrodilüsyon standardize edilmiş teknik, EUCAST (2002[ 14 ]) kullanılarak modifikasyonla belirlenmiştir. Kısaca, steril salin kullanımıyla taze gece maya kültürleri, oyuk başına 1.0 x 105 CFU/konsantrasyona ayarlandı. Mikroplakalar 24 saat 37°C'de bırakıldı. 40 µl P - Iodonitrotetrazolium violet (INT) 0,2 mg/ml (Sigma I8377) ilavesi ve 37 °C'de 30 dakika inkübasyonun ardından, numunelerin MIC'leri belirlendi.

                              MİK değerleri, mikroskobik olarak gözlemlenen büyümenin olmadığı en düşük konsantrasyonlar olarak kabul edildi. 100 µl et suyu/oyuk içeren mikrotitre plakalarına 10 µl'lik seri alt kültivasyonların yanı sıra 37 °C'de müteakip 24 saatlik inkübasyonun ardından, gözle görülür büyüme olmayan en düşük konsantrasyonlar, %99,5 öldürmeyi gösteren MFC değerleri olarak tanımlandı. orijinal aşının

                              Pozitif kontrol olarak aktif bileşen klorheksidin %0.05 (Curasept ADS 205, Curaden International AG, Kriens, Swiss) içeren bir ağız çalkalama suyu kullanıldı. Ciddi derecede hastalıklı hastalarda iyi ağız hijyeni sağlamak için profilaktik kullanım için tavsiye edilir (Langslet ve ark., 1974[ 22 ]).

                              Git: Sonuçlar

                              Uçucu yağ bileşimi


                              Ticari uçucu yağ örneklerinin GC/MS analizinin sonuçları Tablo 1'de sunulmaktadır.(Tab. 1).

                              tablo 1
                              Deneyde kullanılan Burseraceae familyasından dört ticari yağın kimyasal bileşimi (Sunulan bileşenler karşılık gelen yağlara % 0,5 katkıda bulunur).
                              Ana EOBC 1 bileşenlerinin (yani, > %5 katkıda bulunan) a-pinen olduğu kanıtlanmıştır, ardından limonen > a-thujene > p -cymene > sabinene > trans -β-caryophyllene gelir ve hepsi birlikte yağın %78,5'ini oluşturur ( %73,2 monoterpen ve %5,4 seskiterpen hidrokarbonlar). Ana EOBC 2 bileşenleri α-pinendi, ardından karyofilen oksit > limonen > trans geldi.-β-karyofillen > δ-kadinen, yağın %59,2'sini oluşturuyordu (%33,9 monoterpen hidrokarbonlar, %14,1 seskiterpen hidrokarbonlar ve %11,1 oksijenli seskiterpenler). Bu petrol için tipik olan EOCM'nin en baskın bileşenleri curzerene idi, ardından birlikte tüm yağın %77.6'sını oluşturan furanoeudesma-1,3-dien > lindestren (tümü oksijenli furano-seskiterpenler). EOCL'nin ana bileşeni limonen, ardından elemol > elemecin > a-phellandrene idi ve birlikte yağın %79.2'sini (%51.6 monoterpen hidrokarbonlar, %21.4 oksijenli seskiterpenler ve %6.2 fenilpropan) oluşturdu. Candida spp. duyarlılığı uçucu yağlara


                              Genel olarak, Candida spp.'nin tüm klinik izolatları ve ATCC suşları. test edilen Burseraceae familyası esansiyel yağlarına doza bağımlı bir şekilde duyarlı olduğu kanıtlanmıştır . Hesaplanan en düşük ortalama MIC ve MFC değerlerine göre (sırasıyla 2,19 mg/ml ve 4,38 mg/ml), C. krusei , ATCC750 ve ATCC10231'in Burseraceae yağlarının uygulanmasına genel olarak daha fazla ve hepsinin eşit oranda duyarlı olduğu görülmektedir. , ardından C. albicans (MIC 2,31 mg/ml ve MFC 4,68 mg/ml) ve C. glabrata yağlarına genel olarak daha dayanıklıdır.(MIC 2,66 mg/ml ve MFC 5,31 mg/ml). Klorheksidin ağız çalkalama suyu (test edilen tüm mantarlar için MIC 1,02 mg/ml ve MFC 2,04 mg/ml) ile kontrol tedavisine kıyasla, test edilen klinik izolatların ve ATTC suşlarının Burseraceae yağlarına duyarlılığı genellikle daha düşüktü .

                              Spesifik yağ etkinliği test edilen mantara bağlı olarak değişse de, yağlar arasında test edilen tüm mantarların benzer duyarlılık eğilimleri gözlendi. Hesaplanan ortalama MİK ve MFC değerlerine göre en verimli uçucu yağın EOBC 2 (MIC 1,39/MFC 2,79 mg/ml) olduğu kanıtlanmıştır . EOBC 2 uygulamasında en az duyarlı tür klinik bir C. glabrata izolatıydı (ortalama MIC 1,88/MFC 3,75 mg/ml), ardından bir C. albicans izolatı (ortalama MIC 1,34/MFC 2,68 mg/ml). Kalan üç mantar, C. krusei, ATCC750 ve ATCC10231, klorheksidin (kontrol) tarafından elde edilenlere çok yakın olan, eşit şekilde ifade edilen ortalama MIC ve MFC değerleri (sırasıyla 1,25 ve 2,50 mg/ml) tarafından da kanıtlanan aynı duyarlılık eğilimini tekrar ifade etti. C. glabrata klinik izolatlarının yanı sıra , bu çalışmada gözlemlenen en düşük değer olan EOCM'ye karşı ortalama duyarlılık (MIC 3,75/MFC 7,5 mg/ml), C. albicans izolatları da yalnızca EOCM'ye değil (MIC 2,70) daha düşük duyarlılık göstermiştir. /MIC 5,32 mg/ml) ve ayrıca EOBC 2'ye ( MIC 2,68/MFC 5,27 mg/ml). Bununla birlikte, C. krusei , ATCC750 ve ATCC10231'in EOCM, EOCL ve EOBC 1'e ve ayrıca C. albicans'ın EOCL veEOCL ve EOCM'ye C. glabrata'nın tümü aynıydı (MIC 2.5/MFC 5.0 mg/ml) (Tablo 2(Tablo 2)).

                              Tablo 2
                              Burseraceae familyasından dört esansiyel yağın anti-kandidal aktivitesi (mg/ml) Esansiyel yağların antifungal etkinliği


                              Test edilen tüm uçucu yağlar arasında, genel olarak EOBC 2'nin uygulanan en düşük konsantrasyonda tüm mantarlara karşı en etkili olduğu kanıtlanmıştır; Bu yağın 2,5 mg/ml'si C. krusei (1 izolattan 1), ATCC 750 (1 suştan 1) ve ATCC 10231'in (1 suştan 1) %100'ünün yanı sıra C. albicans'ın %92,7'sini başarıyla öldürdü ( 55 izolattan 51'i) ve C. glabrata'nın %50'si (2 izolattan 1'i).

                              C. krusei , ATCC 750 ve ATCC 10231'e karşı aktivitede benzer eğilimler EOCM, EOCL ve EOBC 1 ile gözlendi , ancak aynı etkiyi (%100 öldürme) elde etmek için gereken konsantrasyonlar iki kat daha fazlaydı (5 mg/ml) . Ek olarak, EOCL ve EOBC 1 durumunda 5 mg/ml'lik bir konsantrasyon da C. glabrata izolatlarının %100 öldürülmesini sağladı , ancak EOCM durumunda (%50 öldürme) o kadar etkili değildi.

                              Aynı esansiyel yağların iki Boswellia türüne karşı anti-kandidal aktivitesi daha önce test edilmiş ve doğrulanmıştır (Abdoul-latif ve diğerleri, 2012[ 1 ]) ve ayrıca EOCM'nin zayıf bir anti-kandidal etkinliği (Carvalhinho ve diğerleri. , 2012[ 9 ]), EOBC ile karşılaştırıldığında, bu yağlar ve diğer birçok yağ ve ana bileşenleri yalnızca ATCC 10231 suşuna karşı test edilmiş olmasına rağmen (Hammer ve diğerleri, 1999[16]; Tampieri ve diğerleri , 2005[ 39 ]). Bu grup, yağların Candida spp.'ye karşı etkinliğini tanımlamamasına rağmen . klinik izolatlar, verileri aynı ATCC suşu ile ilgili sonuçlarımızla uyumluydu. Öte yandan klinik izolat sayısının az olması nedeniyleİnsan ağzı boşluğundan elde edilen C. krusei (1) ve C. glabrata (2) ile ilgili olarak, uçucu yağlarımızın etkinliği konusunda herhangi bir ciddi sonuca varacak durumda değiliz, dolayısıyla C. krusei ve C. glabrata izolatlarına ilişkin bulgularımız, yalnızca referans olarak hizmet eder. Ek olarak, sonuçlarımız C. albicans'ın en yaygın ağız boşluğu klinik izolatı olduğunu, C. glabrata ve C. krusei izolatlarının ise çok sık olmasa da tutarlı bir şekilde geri kazanıldığını doğrulamaktadır.

                              Git: Tartışma


                              EOBC 1 ve EOBC 2'nin ana bileşenleri , tipik olarak monoterpenlerde baskındı (Abdoul-latif ve diğerleri, 2012[ 1 ]). Bununla birlikte, iki yağ, bireysel bileşenlerin katkı yüzdesi açısından kendi aralarında farklılık gösterdi (Chiavari ve diğerleri, 1991[ 10 ]; Abdulwahab ve diğerleri, 1987[ 2 ]). EOCM'miz , daha önce bildirilen yüksek furanoeudesma-1,3-dien yüzdesinden (Başer ve diğerleri, 2003[ 7 ]) daha yüksek olan kurzeren bolluğu açısından literatürden farklıydı (Chiavari ve diğerleri, 1991[ 7 ]) , her ikisi de benzer ve oldukça yüksek oranlarda (sırasıyla %34.65 ve %32.77) bulunmasına rağmen, diğer makalelerde de doğrulanmıştır (Hanuš ve ark., 2008[ 17]; Başer ve diğerleri, 2003[ 7 ]).

                              Bildiğimiz kadarıyla, bu çalışma Candida spp.'nin birkaç ağız boşluğu klinik izolatının ve ATCC suşunun duyarlılığını vurgulayan ilk çalışmadır. Burseraceae familyasından bu dört esansiyel yağa .

                              Test edilen tüm Candida spp. Deneyimizdeki klinik izolatların %5 ila %10'u, kontrol de dahil olmak üzere uygulanan tedaviye farklı yanıt verdi, Zomorodian ve ark. (2011[ 45 ]), 206 Candida spp.'nin %9.2'sini bildirdi . küçük mutasyonlar gösteren çeşitli antifungal tedavilerde test edilen izolatlar. Bu bizi, antifungal tedavi başarısızlığının nedenlerinden biri olabileceğini ciddiye almamız gerektiği sonucuna götürdü.

                              Ayrıca C. albicans'ın klinik izolatlarının ATCC 10231 suşuna kıyasla bitki kaynaklı esansiyel yağlara duyarlılığının araştırmamızda da gösterildiği gibi daha düşük olması, diğer çalışmalardan elde edilen bulgularla uyumludur (Abdoul-latif ve ark., 2012[ 1 ]), boğaz ve ağızdan elde edilen izolatlar için de doğrulanan C. albicans klinik izolatlarının gücünü bir kez daha vurgulayarak (Paniagua ve diğerleri, 2002[ 26 ]; Manfredi ve diğerleri, 2006[ 24 ] ).

                              Başarılı bir tedavi, “doğru organizmayı uygun dozda tedavi etmek için reçete edilen uygun bir ajan” olarak tanımlanabilir. Antifungal direncin gerçek sıklığını belirlemek için sürveyans yoluyla yapılan epidemiyolojik çalışmalar, antifungal direncin ortaya çıkışını kontrol etmenin ilk adımı olabilir. Fungal patojenlerin hızlı bir şekilde tanımlanması ve klinik izolatların MİK'lerinin in vitro olarak ölçülmesi yardımcı olabilir. Mantar önleyici direnç mekanizmalarının incelenmesinden elde edilen bilgi, pazarlanan mantar önleyici maddelere karşı direncin ortaya çıkmasının nasıl sınırlandırılacağı ve yeni nesil mantar önleyici maddeler için daha güvenli ve daha iyi bileşiklerin nasıl geliştirileceği konusunda fikirler sağlayabilir (Anibal ve ark., 2010[ 5 ] ) . Bu nedenle, özellikle doğal olmak üzere yeni tedavi stratejilerine acilen ihtiyaç vardır.

                              Git: Çözüm


                              Bu yazıda , diğer mikroorganizmalarda olduğu gibi, özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda olduğu gibi uzun süreli tedaviler sırasında antimikrobiyallere direnç kazanma yeteneğine sahip olan Candida cinsinin fırsatçı mantarlarına karşı yeni terapötik ajanların geliştirilmesini teşvik ediyoruz .

                              Sonuçlarımız, C. albicans , C. krusei ve C. glabrata ağız boşluğu klinik izolatlarının ve ATCC 10231 ve ATCC 750 suşlarının, Burseraceae ailesinden test edilen tüm ticari yağlara duyarlılığını kesin olarak göstermektedir. %0,05 klorheksidin içeren gargaraya kıyasla mg/ml bazında daha az etkili olmasına rağmen, bulgularımız Boswellia carterii yağının (EOBC 2 ) numune 2'nin tek başına veya diğer mantar önleyici maddelerle kombinasyon halinde bir alternatif olarak hizmet edebileceğini göstermektedir. , tekrarlayan oral kandidiyaza eğilimli hastalarda önleyici ve/veya terapötik amaçlar için.

                              Ayrıca bulgularımız Candida spp.'nin biyolojik özellikleri hakkında bilgimizi arttırmaktadır. insan ağız boşluğundan izole edilmiştir ve ticari antifungal ilaçlara karşı direnci artırmaları ve bunun sonucunda antifungal tedavi başarısızlıkları açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, bu araştırma, mevcut terapötik zorluklara alternatif yaklaşımlar keşfetmeye yönelik genel çabaya katkıda bulunuyor olarak anlaşılmalıdır.

                              Git: teşekkürler


                              Yazarlar, Sırbistan Cumhuriyeti Eğitim, Bilim ve Teknolojik Kalkınma Bakanlığı'nın mali desteğini takdir etmektedir (Grant № 173032).

                              Git: Çıkar çatışması


                              Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

                              Git: Referanslar

                              1. Abdoul-latif FM, Obame LC, Bassole IHN, Dicko MH. Boswellia sacra Flueck'in esansiyel yağı ve metanol ekstraktının antimikrobiyal aktiviteleri. ve Cibuti'den Boswellia papyrifera (Del.) Hochst. Int J Manag Mod Sci Technol. 2012; 1 (1):1–10. [ Google Akademik ]
                              2. Abdulwahab SM, Aboutalb EA, El-Zalabani SM, Fouad HA, De Pooter HL, El-Fallaha Olibanum'un esansiyel yağı. Bitki Med. 1987; 53 :382–384. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              3. Adams RP. Uçucu yağ bileşeninin gaz kromatografisi/kütle spektrometresi ile tanımlanması. Carol Stream, IL: Allured Publ; 2007. [ Google Akademik ]
                              4. AMDIS (ver. 2.1.) Gaithersburg, MD: Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), Standart Referans Veri Programı; 1997. Otomatik Kütle Spektral Dekonvolüsyon ve Tanımlama Sistemi yazılımı. [ Google Akademik ]
                              5. Anibal CA, Sardi JCO, Peixoto ITA, de Carvalho MJJ, Hofling JF. Oral kandidoza geleneksel ve alternatif antifungal tedaviler. Braz J Mikrobiol. 2010; 41 :824–831. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              6. Back-Brito GN, Mota AJ, Vasconcellos TC, Vasconcellos TC, Querido SM, Jorge AS, et al. Candida türlerinin sıklığı Brezilya HIV-pozitif hastalarının ağız boşluğunda ve CD4 hücre sayıları ve viral yük ile korelasyon. Mikopatoloji. 2009; 167 :81–87. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              7. Başer KHC, Demirci B, Dekebo A, Dagne E. Bazı Boswellia spp., Myrrh ve Opopanax'ın uçucu yağları. Lezzet Parçası J. 2003; 18 :153–156. [ Google Akademik ]
                              8. Ben-Aryeh H, Berdicevsky I, Gutman D, Szargel R. Asemptomatik takma diş kullananların Oral Candida'sı. Int J Oral Maksillof. 1980; 9 :113–115. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              9. Carvalhinho S, Costa AM, Coelho AC, Martins E, Sampaio A. Candida albicans ağız izolatlarının antifungal ajanlara, esansiyel yağlara ve gargaralara duyarlılıkları. Mikopatoloji. 2012; 174 :69–76. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              10. Chiavari G, Galletti GC, Piccagali R, Muhammed MA. Somali Kökenli Reçineler Boswellia carterii ve Boswellia frereana (Frankincense) Arasındaki Fark. J Essent Oil Res. 1991; 3 :185–186. [ Google Akademik ]
                              11. Çapraz EW, Park S, Perlin DS. Candida albicans ve Candida glabrata'nın klinik izolatlarının vajinit tedavisinde kullanılan reçetesiz satılan azollere karşı çapraz direnci. Mikrob İlaç Direnci. 2000; 6 :155–161. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              12. Da Costa SC, De Resende MA, Lyon JP, Totti VMG, Munhoz MF. Candida spp. için predispozan koşullar. takma diş takanların ve doğal dişleri olan bireylerin ağız boşluğunda taşınma. Can J Microbiol. 2006; 52 :462–467. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              13. Edmond MB, Wallace SE, McClish DK, Pfaller MA, Jones N, Wenzel RP. Amerika Birleşik Devletleri hastanelerinde nozokomiyal kan dolaşımı enfeksiyonları: üç yıllık bir analiz. Klinik Enfeksiyon Dis. 1999; 29 :239–244. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              14. EUCAST – Avrupa Antibiyotik Duyarlılığı Komitesi. Fermentatif mayaların et suyu seyreltmesi ile minimum inhibitör konsantrasyonun (MIC) belirlenmesi için yöntem. Tartışma belgesi E. Dis. 7.1. Taufkirchen: Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Derneği; 2002. [ Google Akademik ]
                              15. Gonsalves WC, Chi AC, Neville BW. Yaygın oral lezyonlar: Bölüm I. Yüzeysel mukozal lezyonlar. Aile Hekimiyim. 2007; 75 :501–507. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              16. Hammer KA, Carson CF, Riley TV. Uçucu yağların ve diğer bitki özlerinin antimikrobiyal aktivitesi. J Appl Microbiol. 1999; 86 :985–990. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              17. Hanuš LO, Rosenthal TO, Dembitsky VM, Moussaief A. Mür reçinelerinin hızlı ve kolay GC/MS tanımlaması. Eczacı Kimya J. 2008; 42 :719–720. [ Google Akademik ]
                              18. ISO 11024-1:1998. Uçucu yağlar - Kromatografik profiller hakkında genel kılavuz - Bölüm 1: Standartlarda sunulmak üzere kromatografik profillerin hazırlanması. Cenevre: Uluslararası Standardizasyon Örgütü; 1998. [ Google Akademik ]
                              19. ISO 11024-2:1998. Uçucu yağlar - Kromatografik profiller hakkında genel kılavuz - Bölüm 2: Uçucu yağ numunelerinin kromatografik profillerinin kullanımı. Cenevre: Uluslararası Standardizasyon Örgütü; 1998. [ Google Akademik ]
                              20. ISO 7609:1985. Uçucu yağlar - Kılcal kolonlar üzerinde gaz kromatografisi ile analiz - Genel yöntem. Cenevre: Uluslararası Standardizasyon Örgütü; 1985. [ Google Akademik ]
                              21. Lam OLT, Bandara HMHN, Samaranayake LP, McGrath C, Li LSW. Hastanede yatan ve tıbbi olarak tehlikeye girmiş hastalarda oral maya üzerinde ağız sağlığını geliştirme müdahaleleri: sistematik bir inceleme. Mikozlar. 2012; 55 :123–142. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              22. Langslet A, Olsen I, Lie SO, Lekken P. Ağır hastalıklı çocuklarda oral kandidozun klorheksidin tedavisi. Açta Pediatr. 1974; 63 :809–811. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              23. Magill SS, Shields C, Sears CL, Choti M, Merz WG. Candida türleri arasında triazol çapraz direnci: Kan dolaşımı izolatları arasında vaka raporu oluşumu ve antifungal tedavi için çıkarımlar. J Clin Microbiol. 2006; 44 :529–35. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              24. Manfredi M, McCullough MJ, Polonelli L, Conti S, Al-Karaawi ZM, Vescovi P, et al. Diabetes mellituslu hastalardan elde edilen 229 Candida izolatının altı antifungal ajana in vitro antifungal duyarlılığı. Oral Mikrobiyolojik Bağışıklık. 2006; 21 :177–82. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              25. Nikolić M, Marković T, Mojović M, Pejin B, Savić A, Perić T, et al. Gaultheria procumbens L. esansiyel yağının kimyasal bileşimi ve biyolojik aktivitesi. End. Mahsul Üretimi 2013; 49 :561–567. [ Google Akademik ]
                              26. Paniagua GLC, Monroy EP, Negrete EA, Vaca SP. AIDS olmayan hastaların boğazından izole edilen Candida albicans suşlarının 5-Florositozin, mikonazol ve amfoterisin B'ye duyarlılığı. Rev Lat Microbiol. 2002; 44 :65–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              27. Pina-Vaz C, Goncalves AR, Pinto E, Costa-de-Oliveira S, Tavares C , Salgueiro L, et al. Thymus yağlarının ve bunların ana bileşiklerinin antifungal aktivitesi. J Eur Acad Dermatol. 2004; 18 :73–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              28. Rajeshkumar R, Sundararaman M. Candida türlerinin ortaya çıkışı. ve antikandidal tedavi için doğal biyoaktif moleküllerin keşfi-Statüko. Mikozlar. 2012; 55 (3):60–73. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              29. Runyoro DKB, Matee MIN, Ngassapa OD, Joseph CC, Mbwambo ZH. Anti-Candida aktivitesi için Tanzanya şifalı bitkilerinin taranması. BMC Komple Altern Med. 2006; 6:11 . [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              30. Rüping MJGT, Jörg J, Vehreschild JJ, Cornely OA. İnvaziv mantar enfeksiyonu riski yüksek olan hastalar. İlaçlar. 2008; 68 :1941–1962. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              31. Saini ML, Saini R, Roy D, Kumar A. Acacia türlerinin (Mimosaceae) karşılaştırmalı farmakognostik ve antimikrobiyal çalışmaları J Med Plants Res. 2008; 2 :378–86. [ Google Akademik ]
                              32. Samaranayake LP. Yüzeysel oral mantar enfeksiyonları. Curr Opin Dent. 1991; 1 :415–422. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              33. Samaranayake LP, Yaacob H. Oral kandidozun sınıflandırılması. İçinde: Samaranayake LP, MacFarlane TW, editörler. Oral kandidoz. Londra: Wright-Butterworth; 1990. sayfa 124–132. [ Google Akademik ]
                              34. Sanglard D, Odds FC. Candida türlerinin antifungal ajanlara direnci: moleküler mekanizmalar ve klinik sonuçlar. Lancet Enfeksiyon Dis. 2002; 2 :73–85. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              35. Scully C, el-Kabir M, Samaranayake LP. Candida ve oral kandidoz: Bir gözden geçirme. Crit Rev Oral Biol Med. 1994; 5 :125–157. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              36. Seneviratne CJ, Jin L, Samaranayake LP. Candida'nın biyofilm yaşam tarzı: mini bir inceleme. Oral Dis. 2008; 14 :582–590. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              37. Sheehan DJ, Hitchcock CA, Sibley CM. Mevcut ve gelişmekte olan azol antifungal ajanlar. Clin Microbiol Rev. 1999; 12 :40–79. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              38. Sullivan DJ, Moran GP, ​​Pinjon E, Al-Mosaid A, Stokes C, Vaughan C, et al. Candida dubliniensis ve Candida albicans'ın epidemiyolojisi, ilaç direnç mekanizmaları ve virülansının karşılaştırılması. FEMS Maya Çöz. 2004; 4 :369–376. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              39. Tampieri MP, Galuppi R, Macchioni F, Carelle MS, Falcioni L, Cioni PL, et al. Candida albicans'ın seçilmiş uçucu yağlar ve bunların ana bileşenleri tarafından inhibisyonu. Mikopatoloji. 2005; 159 :339–45. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              40. Taplin D. Yüzeysel mikozlar. J Invest Dermatol. 1976; 67 :177–181. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              41. Webb BC, Thomas CJ, Willcox MD, Harty DW, Knox KW, Webb BC, et al. Candida ile ilişkili protez stomatiti. Etiyoloji ve yönetim: bir gözden geçirme. Bölüm 1. Candida türlerinin ağız boşluğundaki dağılımını etkileyen faktörler. Aust Dent J. 1998; 43 :45–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              42. Wingard Jr. Candida albicans dışındaki Candida türlerinin onkoloji hastalarında patojen olarak önemi. Klinik Enfeksiyon Dis. 1995; 20 :115–125. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              43. Wingard Jr. Kemoterapi alan kanserli hastalarda dirençli Candida türlerine bağlı enfeksiyonlar. Klinik Enfeksiyon Dis. 1994; 19 (Ek 1):S49–S53. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              44. Wingard JR, Merz WG, Rinaldi MG, Johnson TR, Karp JE, Saral R. Profilaktik olarak flukonazol ile tedavi edilen kemik iliği transplantasyonu ve nötropenisi olan hastalarda Candida krusei enfeksiyonunda artış. N İngilizce J Med. 1991; 325 :1274–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              45. Zomorodian K, Haghighi NN, Rajaee N, Pakshir K, Tarazooie B, Vojdani M, et al. Tam protez kullananlarda Candida türleri kolonizasyonunun ve protezle ilişkili stomatitin değerlendirilmesi. Med Mycol. 2011; 49 :208–211. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X