NAR

Ağaç | 3-6m | 6-9 Aylar | Ça,Şu | Meyvesi ve Kabuğu
Nar, Granataapfelbaum, Punica granatum
Familyası: Nargillerden, Granatabaumgewachse, Punicaceae
Drugları: Gövde kabuğu: Granati cortex
Kök kabuğu: Granati radix cortex
Meyve kabuğu: Garanti fructus cortex
Meyvesi: Garanti fructus
Narın Gövde, dal, kök ve ya Meyve kabuğunun çayı içilir, Meyvesi yenir, Şurupları ve ya reçelleri yapılır.
Giriş: Aslı vatanı Pakistan olduğu tahmin edilin buradan Hindistan, Çin, İran, Türkiye ve Akdeniz Ülkerlerine yayıldığı İspanya’ya Endülüs devletinin kurulmasıyla birlikte MS. 8. yüzyılda geldiği bilinmektedir. Narın bilinen sadece iki türü vardır ve ikiside aynı şekilde kullanılır en yaygın olanı ve bilinen Punica granatum’dur ve nadiren de Punica protopunica kullanır. Punica Kuzey Afrika da bir yörenin adıdır, buradan Avrupa ya yayıldığında bu adla anılır, granatum ise tohum anlamına gelir.
Botanik: Nar ağacı 3-6 m boyunda bazen bir çalı bazen de ağaç şek-lindedir ve genellikle subtropik iklimde yetişir.
Yaprakları 3-8 cm uzunluğunda, 1-3 cm genişliğinde oval ve uçlara doğru mızrak şeklinde, koyu yeşil renkli derimsi ve kenarları bütündür. Çiçeklerinin Taç yaprakları ters yumurta şeklinde uç kısmı küt 2-3 cm uzunluğunda 1-2 cm eninde, narin, koyu kırmızı 5-7 adet olabilir ve göbekte 18-25 adet döllenme tozluğu bulunur. Kupa yaprakları 5-8 adet gerisi kupa şeklinde uç kısımları 5-7 adet sivri üçgen şeklinde derimsi kiremit kırmızısı gerisindeki şişkinlik zamanla büyüyerek meyveye dönüşür. Meyveleri 5-10 cm çapında küre şeklinde içinde 6-9 adet ince zarla birbirinden ayrılan bölümlerden oluşmuş ve içi sulu tohumlarla doludur.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesini güneyinde rahatlıkla yetişir ve yetiştirilir. Eğer bölgelerde kışın sera ve ya odalara alınırsa oralarda da yetiştirilebilir.
Hasat Zamanı: Meyveleri Son baharda olgunlaşınca toplanır, Kabukları Mayıs Eylül’e kadar toplanarak kurutulur ve özel kaplarda muhafaza edilir.
Bileşimi: Meyve suyu, Pvitamini aktivitesi gözteren maddeler yönünden zengindir. Meyve suyunda invert şeker, sitrik, malik, tartarik, fumarik, süksinil, askorbik, galik ve elajik asit ayrıca kafeik, klorojenik, p- kumarik, quimik, tiami, C vitamin, B1 ve B2 vitaminleri, riboflavin, çeşitli amino asitler, flavonlar, flavon-3oller içerir.
Narçekirdeğinde: 100 kg Nar’dan 500 ml Nar Çekirdeği Yağı elde edlir. Nar Çekirdeği Yağı ligan yapısında maddeler; izolarisiresinol, mateiresinol, pinoresinol, sekoizolarisiresinol ve siringaresinol. Yağ asiti bileşiminde mono, di ve trigliseritler, serbet yağ asitleri ile birlikte majör bileşen olan punicic asit (punikik asit), 4-metillaurikasit, 1,3 dimetilstearik asit, steroller; stigmasterol, ß-sitosterol, kumosterol, ve kolesterol bulunmuştur. Ayrıca tohumlarında hormonlar; 17alfa-estradiol, estron, estriol, ve testosteron, fenil alifatik glikozitler, ve fosfolipitler bulunmuştur. (FFD Monografları S.520, Prof. Dr. Ömer Demirezer) Nar Çekirdeği Yağı hemen hemen hiç bi bitkide olmayan punikik asit içerir buna doymamış 3 çift bağlı yağ asidi gilereden olup kısaca OMEGA-5 Yağ asidi de denir. Punicic asitin açılımı: 9,11,13 Octadectren asit olarak geçer. Artı 17-alfa-Estradiol yani fitoöstojen=bitkiselöstrojen içerir.Bu bitkisel östrojen menopoz rahatsılığı içine idealdir.
Gövde kabukları % 18-25 oranında Tanin, çok miktarda % 0,3-0,6 oranında Piperidinalkoloitler; Pseudopelletierin , Izo pelleritin ve metil pelletieirin içerir. Kök kabukları % 20-27 Tanin, Alkoloitlerden; Izo Pelletierin, N-Metilizopelletierin, Pseudopelletierin, Hygrin ve Norhyrin’i sayabiliriz. Meyve kabukları; % 22-28 Tanin bunların içinde; Punicalin (=Granatin D), Punucalagin (=Granatin C), Granatin A Granatin B ve Gallusasidi sayabiliriz. Flovonitlere; Izoquercitrin, Antosiyanglikozitlere; Cyamidin -3- glukozit, Pelargonidin -3- glukozit, Cyanidin -3,5- diglukozit, Pelargonidin -3,5, diglukozit. (Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp 2. Cilt, S. 984, İbrahim Gökçek)
Araştımalar:
Punica granatum suyu ve tohumları, arilleri ile hazırlanan ekstreler de değişik oranlarda antioksidan etki göstermiştir. (FFD Monografları S. 552, Prof. Dr. Ömer Demirezer)
Punica granatum elajitanenlerinin farkakokinetiğini araştımak için 18 sağlıklı gönüllüye 180 ml nar suyu konsantresi verilmiş ve 6 saat sonra kan örnekleri alınmıştır. 24saatlik idrar numuneleri 1 gün önce, o gün ve 1 gün sonra test edilmiştir. Bu araştırma ve çalışma sonucu nar suyunun 4 saatte elimine olduğu tesbitedilmiştir. (FFD Monografları S. 524, Prof. Dr. Ömer Demirezer), İnsanlar ve fareler üzerinde yapılan çalışmalarda kanserli lezyonların çoğalmasını önlediği tesbit edilmiştir. (FFD Monografları S. 551, Prof. Dr. Ömer Demirezer)
Koreli bir grup ilim adamının yaptığı klinik araştırmasında: Menopoz rahatsızlıkları olan 112 bayan üzerinde Nar Ekstraktı ve plasebo ile toplam 12 hafta süren tedavi denemesi yapılmıştır. Menopoz semptomları nar ekstraktı alanlarda iyileşme görülürken, plasebo alanlarda herhangi bir değişim olmamıştır. Her iki kontrol grubundaki bayanların kanında ki östrojen oranında herhangi bir değişim görülmemiştir. (KH, Kim SM, Yi KW, Park HT, Shin JH, Kim YT, Hur JY, Kim SH, Lee KW, Kim T. The Effect of Pomegranate on Postmenopausal Syndrome: A Randomized, Double-blind, Placebo-controlled Trial. J Korean Soc Menopause 2010 Aug 16(2):99-106. Korean.).
Florida"da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, narın damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti. "Hayvan deneylerinde, damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 gerilediği. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar yağının, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. "Doğal Punicic Asit Kaynağı" "Cilt Elastikiyetini Geliştirici" Nar, bilinen fonksiyonel gıdalar arasında ilk sıraya yerleşme yolunda hızla ilerlemektedir. Nar çekirdeği yağı alanında yapılan çalışmalar çok yeni olmasına karşın, alınan başarılı sonuçlar bu yağın önemini ve yağa duyulan ilgiyi tüm Dünyada artırmıştır. Yapısında, Punicic asitin yanı sıra %0,6 oranında antioksidan özellikteki polifenoller, yüksek oranda da E Vitamini bulunmaktadır. Nar çekirdeği yağı üç çift bağ içeren konjuge yağ asitlerini ( CLA ) yapısında bulunduran ender bitkisel kökenli yağlardandır.
Konjuge yağ asitlerinin üç çift bağ taşıması özelliğinin, lösemi hücreleriyle mücadelede iki çift bağ bulunduran yağ asitlerine göre daha üstün olduğunu göstermiştir. (Dr.Kimy. Neslihan GÜRBÜZ, Turkiye Klinikleri J Med Sci 2006, 26:312-318, de yayınlanan makalesi)
Nar çekirdeği yağının meme kanserinde kanserli hücrelerin kendi kendini yok etmesini (apoptosis) teşvik ettiği yolunda bulgular ortaya konmuştur. (Teknoloji Technion-İsrail Enstitüsü Dr Ephraim Lansky, New York’dan Dr Martin Goldman, Houston MD Anderson Kanser Merkezi Doçenti Dr Lansky, Ege Üniversitesi, İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma-Uygulama Merkezi Prof.Dr. Ulvi Zeybek )
Açıklama:
Nar kabuğu ekstraktı ve nar çekirdeği yağının birleşiminde ki punikik asit serbest radikalleri yok eder ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Fakat daha önemlisi nar kabuğu ekstraktı ve çekirdeğinin yağında bulunan elajik asit p53 genini korur ve onu güçlendirir ve de kanseri tetikleyen molekülleri kendine bağlıyarak zararsız hale getirir. Güney Caronina Tıp Üniversitesi Kanser Merkesinden Dr. Nixon elajik asit ile yaptığı çalışmalar sonucu elajik asitin kanserli hücrelere karşı etkili olduğunu belgelemiştir. Amerikan Kanser Derneğinin Tamamlayıcı Ve Alternatif Tıp ta Kanser Yöntemleri (The American Cancer Society's Guide to Complementary And Alternative Cancer Methods) 1968 yılında yaptığı bir araştımada Çilek teki elajik asit’in (Nar’da daha yoğun orada bulunur) antikanserojen ve antimutajenik (hücre yapısının bozulmasını önleyici) olduğunu belgelemiştir.
Zerdeçal’ın birleşiminde ki curcumin aynı p53 geni (protein) gibi etki ederek kanserli hücreleri öldürmektedir. Bu nedenle kanser hastalarının mutlaka kanserin ilk devrelerinde curcumin (zerdeçal ekstraktı) kullanıldığında kanserli hücreleri öldürdüğü ve bağışklık sistemini güçlendirdiği belgelenmiştir. Zerdeçal’ın birleşiminde ki etken madde curcumin %3-4 oranında olduğundan zerdeçal tozu yeterli değildir, mutlak suretle ekstresinin kullanılması gerekir. COX 2 Enzimi (sikloolsijenaz enzimi) bütün iltihabi hastalıklarda artar ve ağrılara sebep olur. COX 2 araşidonik asidi prostaglandin ve eikosanoidlere dönüştürür. Curcumin COX 2 enzimini baskılar ve iltihaplı hastalıkları önler. Zerdeçal sadece kansere karşı değil aynı zamanda; alzheimer, felç, gastrit, romatizma, sedef, egzama, stres, depresyon, ms, kron, kolit ve çölyak gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Kolloidal Platin; İnsan bünyesinde 4000 Enzim salgılanır ve farklı farklı enzimler var. Enzimler, hücreler’de üretilen özel proteinlerdir. Proteinler hücrede, DNA'daki kalıtsal bilgiye (gen) göre sentezlenir. Enzimlerin proteinden oluşan kısmına apoenzim denir. Pepsin, üreaz gibi bazı enzimler yalnız proteinden oluşur bunlara basit enzim denir. Enzimlerin çoğunda ise vitamin ya da mineralden oluşan, aktifleştirici kısımları vardır bu enzimlere bileşik enzim denir. Aktif kısım vitaminden oluşmuş ise koenzim, mineralden oluşmuş ise kofaktör adını alır. Koenzimlerin esas bileşenleri özellikle B grubu vitaminlerdir. Kofaktör, inorganik özellikteki yardımcı kısımdır. Ca+2, Mg+2, Zn+2, K+ ,Na+, Cu+2 ,Fe+2, Pt +2 gibi metal iyonları birçok enzimde kofaktör olarak iş görür. Enzimlerin esas iş yapan bölümü koenzim ya da kofaktör kısmıdır ve enzimin protein olan bölümüne göre daha küçüktür. Enzimin hangi maddeye etki edeceğini protein kısmı belirler. Koenzim Platin’den oluşur ise enzim kanserli hücreyi tanır ya yok eder veya tamir eder. Mineraller ve vitaminler enzimin beyni gibidir. Binlerce molekülden oluşan enzimlerin beyni diyebileceğimiz kısım vitamin ve minerallerden oluşan aktif kısımdır. Enzimler saniyede binlerce işlem yapacak kapasiteye sahiptir.
P53 Geni kanser vakalarında çok çok önemli;
P53 geni hücre çekirdeğinde ki DNA’nın içindeki kromozomlardan 17. Kromozmda bulunur. P53 geni veya protein’nın bir çok görevi vardır. Bu görevler; DAN yapısı ve dokusu bozulmuş ve hasara uğramışsa DNA yı tamir eder ve yeniler. Bir çok dış etkenden dolayı; serbest radikallerin saldırısı, florid zehirlenmesi, alüminyum zehirlenmesi, GDO lu besinler, bakteri, virüs ve mantarların ve bunların üretiği toksik maddelerin yapmış olduğu tahribatlar sonucu hücreler de kanser görülür. Günde ortalama her insanda 400-500 kanser hücresi oluşur ve hücre çekirdeğinde kromozom içinde 17. Kromozomdaki p53 geni hemen devreye geçer ve tahrip olan hücreyi tamir eder veya tamir edilmiyecek durumda ise o hücreyi öldürür. Bir çok faktörden dolayı p53 geni azalır ise kanseri durdurmak mümkün olamaz.
Kullanılması:
Nar Kabuğu Ekstresi ile yapılan çalışmalarsonucu birleşiminde ki punikik asitin kansere karşı etkili olduğu tesbit edelmiştir. Nar suyu ve tohumlarını antioksidan olduğu tesbit edilmiştir. Nar tohum yağının kansere karşı etkisi üzerindeki çalımalar sonucunda olumlu neticeler elde edilmiştir. (FFD Monografları S. 550, Prof. Dr. Ömer Demirezer). Kabukları eskiden bağırsaktaki tenyalara karşı kullanıl-mıştır.
Çayı: Bağırsak tenyalarına karşı 50 gram kabuk 5-6 saat 500-600 ml suda bekletilir ve sonra hafif ateşte 250-300 ml su kalana kadar bekletilir ve süzülür suya şeker ve ya Bal katılarak içilir. Kabuklardaki (Gövde ve ya Kök) alkoloitler Tenyaların kaslarını uyuşturarak onları sersemletir ve tenyalar bağırsak mukazasını bırakarak serbest kalır. Bu halde yine kendiliğinden düşmez, onu düşürmek içi Hinç yağı ve ya suda eritilmiş İngiliz tuzu içmek gerekir.Halk arasında Nar meyvesinin Mide- Bağırsak, Karaciğer, Kalbe iyi geldiği ve cinsel gücü artırdığı söylenmektedir.
Yan Tesirleri: Bir defada 50 gram Kabuktan (Gövde,Dal ve Kök) içilmesi sağlığa zararlı olabilir. Bu nedenle Doktor bilgisi dahilinde kullanılması daha uygundur.
ibrahim Gökçek


Ağaç | 3-6m | 6-9 Aylar | Ça,Şu | Meyvesi ve Kabuğu
Nar, Granataapfelbaum, Punica granatum
Familyası: Nargillerden, Granatabaumgewachse, Punicaceae
Drugları: Gövde kabuğu: Granati cortex
Kök kabuğu: Granati radix cortex
Meyve kabuğu: Garanti fructus cortex
Meyvesi: Garanti fructus
Narın Gövde, dal, kök ve ya Meyve kabuğunun çayı içilir, Meyvesi yenir, Şurupları ve ya reçelleri yapılır.
Giriş: Aslı vatanı Pakistan olduğu tahmin edilin buradan Hindistan, Çin, İran, Türkiye ve Akdeniz Ülkerlerine yayıldığı İspanya’ya Endülüs devletinin kurulmasıyla birlikte MS. 8. yüzyılda geldiği bilinmektedir. Narın bilinen sadece iki türü vardır ve ikiside aynı şekilde kullanılır en yaygın olanı ve bilinen Punica granatum’dur ve nadiren de Punica protopunica kullanır. Punica Kuzey Afrika da bir yörenin adıdır, buradan Avrupa ya yayıldığında bu adla anılır, granatum ise tohum anlamına gelir.
Botanik: Nar ağacı 3-6 m boyunda bazen bir çalı bazen de ağaç şek-lindedir ve genellikle subtropik iklimde yetişir.
Yaprakları 3-8 cm uzunluğunda, 1-3 cm genişliğinde oval ve uçlara doğru mızrak şeklinde, koyu yeşil renkli derimsi ve kenarları bütündür. Çiçeklerinin Taç yaprakları ters yumurta şeklinde uç kısmı küt 2-3 cm uzunluğunda 1-2 cm eninde, narin, koyu kırmızı 5-7 adet olabilir ve göbekte 18-25 adet döllenme tozluğu bulunur. Kupa yaprakları 5-8 adet gerisi kupa şeklinde uç kısımları 5-7 adet sivri üçgen şeklinde derimsi kiremit kırmızısı gerisindeki şişkinlik zamanla büyüyerek meyveye dönüşür. Meyveleri 5-10 cm çapında küre şeklinde içinde 6-9 adet ince zarla birbirinden ayrılan bölümlerden oluşmuş ve içi sulu tohumlarla doludur.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesini güneyinde rahatlıkla yetişir ve yetiştirilir. Eğer bölgelerde kışın sera ve ya odalara alınırsa oralarda da yetiştirilebilir.
Hasat Zamanı: Meyveleri Son baharda olgunlaşınca toplanır, Kabukları Mayıs Eylül’e kadar toplanarak kurutulur ve özel kaplarda muhafaza edilir.
Bileşimi: Meyve suyu, Pvitamini aktivitesi gözteren maddeler yönünden zengindir. Meyve suyunda invert şeker, sitrik, malik, tartarik, fumarik, süksinil, askorbik, galik ve elajik asit ayrıca kafeik, klorojenik, p- kumarik, quimik, tiami, C vitamin, B1 ve B2 vitaminleri, riboflavin, çeşitli amino asitler, flavonlar, flavon-3oller içerir.
Narçekirdeğinde: 100 kg Nar’dan 500 ml Nar Çekirdeği Yağı elde edlir. Nar Çekirdeği Yağı ligan yapısında maddeler; izolarisiresinol, mateiresinol, pinoresinol, sekoizolarisiresinol ve siringaresinol. Yağ asiti bileşiminde mono, di ve trigliseritler, serbet yağ asitleri ile birlikte majör bileşen olan punicic asit (punikik asit), 4-metillaurikasit, 1,3 dimetilstearik asit, steroller; stigmasterol, ß-sitosterol, kumosterol, ve kolesterol bulunmuştur. Ayrıca tohumlarında hormonlar; 17alfa-estradiol, estron, estriol, ve testosteron, fenil alifatik glikozitler, ve fosfolipitler bulunmuştur. (FFD Monografları S.520, Prof. Dr. Ömer Demirezer) Nar Çekirdeği Yağı hemen hemen hiç bi bitkide olmayan punikik asit içerir buna doymamış 3 çift bağlı yağ asidi gilereden olup kısaca OMEGA-5 Yağ asidi de denir. Punicic asitin açılımı: 9,11,13 Octadectren asit olarak geçer. Artı 17-alfa-Estradiol yani fitoöstojen=bitkiselöstrojen içerir.Bu bitkisel östrojen menopoz rahatsılığı içine idealdir.
Gövde kabukları % 18-25 oranında Tanin, çok miktarda % 0,3-0,6 oranında Piperidinalkoloitler; Pseudopelletierin , Izo pelleritin ve metil pelletieirin içerir. Kök kabukları % 20-27 Tanin, Alkoloitlerden; Izo Pelletierin, N-Metilizopelletierin, Pseudopelletierin, Hygrin ve Norhyrin’i sayabiliriz. Meyve kabukları; % 22-28 Tanin bunların içinde; Punicalin (=Granatin D), Punucalagin (=Granatin C), Granatin A Granatin B ve Gallusasidi sayabiliriz. Flovonitlere; Izoquercitrin, Antosiyanglikozitlere; Cyamidin -3- glukozit, Pelargonidin -3- glukozit, Cyanidin -3,5- diglukozit, Pelargonidin -3,5, diglukozit. (Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp 2. Cilt, S. 984, İbrahim Gökçek)
Araştımalar:
Punica granatum suyu ve tohumları, arilleri ile hazırlanan ekstreler de değişik oranlarda antioksidan etki göstermiştir. (FFD Monografları S. 552, Prof. Dr. Ömer Demirezer)
Punica granatum elajitanenlerinin farkakokinetiğini araştımak için 18 sağlıklı gönüllüye 180 ml nar suyu konsantresi verilmiş ve 6 saat sonra kan örnekleri alınmıştır. 24saatlik idrar numuneleri 1 gün önce, o gün ve 1 gün sonra test edilmiştir. Bu araştırma ve çalışma sonucu nar suyunun 4 saatte elimine olduğu tesbitedilmiştir. (FFD Monografları S. 524, Prof. Dr. Ömer Demirezer), İnsanlar ve fareler üzerinde yapılan çalışmalarda kanserli lezyonların çoğalmasını önlediği tesbit edilmiştir. (FFD Monografları S. 551, Prof. Dr. Ömer Demirezer)
Koreli bir grup ilim adamının yaptığı klinik araştırmasında: Menopoz rahatsızlıkları olan 112 bayan üzerinde Nar Ekstraktı ve plasebo ile toplam 12 hafta süren tedavi denemesi yapılmıştır. Menopoz semptomları nar ekstraktı alanlarda iyileşme görülürken, plasebo alanlarda herhangi bir değişim olmamıştır. Her iki kontrol grubundaki bayanların kanında ki östrojen oranında herhangi bir değişim görülmemiştir. (KH, Kim SM, Yi KW, Park HT, Shin JH, Kim YT, Hur JY, Kim SH, Lee KW, Kim T. The Effect of Pomegranate on Postmenopausal Syndrome: A Randomized, Double-blind, Placebo-controlled Trial. J Korean Soc Menopause 2010 Aug 16(2):99-106. Korean.).
Florida"da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, narın damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti. "Hayvan deneylerinde, damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 gerilediği. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar yağının, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. "Doğal Punicic Asit Kaynağı" "Cilt Elastikiyetini Geliştirici" Nar, bilinen fonksiyonel gıdalar arasında ilk sıraya yerleşme yolunda hızla ilerlemektedir. Nar çekirdeği yağı alanında yapılan çalışmalar çok yeni olmasına karşın, alınan başarılı sonuçlar bu yağın önemini ve yağa duyulan ilgiyi tüm Dünyada artırmıştır. Yapısında, Punicic asitin yanı sıra %0,6 oranında antioksidan özellikteki polifenoller, yüksek oranda da E Vitamini bulunmaktadır. Nar çekirdeği yağı üç çift bağ içeren konjuge yağ asitlerini ( CLA ) yapısında bulunduran ender bitkisel kökenli yağlardandır.
Konjuge yağ asitlerinin üç çift bağ taşıması özelliğinin, lösemi hücreleriyle mücadelede iki çift bağ bulunduran yağ asitlerine göre daha üstün olduğunu göstermiştir. (Dr.Kimy. Neslihan GÜRBÜZ, Turkiye Klinikleri J Med Sci 2006, 26:312-318, de yayınlanan makalesi)
Nar çekirdeği yağının meme kanserinde kanserli hücrelerin kendi kendini yok etmesini (apoptosis) teşvik ettiği yolunda bulgular ortaya konmuştur. (Teknoloji Technion-İsrail Enstitüsü Dr Ephraim Lansky, New York’dan Dr Martin Goldman, Houston MD Anderson Kanser Merkezi Doçenti Dr Lansky, Ege Üniversitesi, İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma-Uygulama Merkezi Prof.Dr. Ulvi Zeybek )
Açıklama:
Nar kabuğu ekstraktı ve nar çekirdeği yağının birleşiminde ki punikik asit serbest radikalleri yok eder ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Fakat daha önemlisi nar kabuğu ekstraktı ve çekirdeğinin yağında bulunan elajik asit p53 genini korur ve onu güçlendirir ve de kanseri tetikleyen molekülleri kendine bağlıyarak zararsız hale getirir. Güney Caronina Tıp Üniversitesi Kanser Merkesinden Dr. Nixon elajik asit ile yaptığı çalışmalar sonucu elajik asitin kanserli hücrelere karşı etkili olduğunu belgelemiştir. Amerikan Kanser Derneğinin Tamamlayıcı Ve Alternatif Tıp ta Kanser Yöntemleri (The American Cancer Society's Guide to Complementary And Alternative Cancer Methods) 1968 yılında yaptığı bir araştımada Çilek teki elajik asit’in (Nar’da daha yoğun orada bulunur) antikanserojen ve antimutajenik (hücre yapısının bozulmasını önleyici) olduğunu belgelemiştir.
Zerdeçal’ın birleşiminde ki curcumin aynı p53 geni (protein) gibi etki ederek kanserli hücreleri öldürmektedir. Bu nedenle kanser hastalarının mutlaka kanserin ilk devrelerinde curcumin (zerdeçal ekstraktı) kullanıldığında kanserli hücreleri öldürdüğü ve bağışklık sistemini güçlendirdiği belgelenmiştir. Zerdeçal’ın birleşiminde ki etken madde curcumin %3-4 oranında olduğundan zerdeçal tozu yeterli değildir, mutlak suretle ekstresinin kullanılması gerekir. COX 2 Enzimi (sikloolsijenaz enzimi) bütün iltihabi hastalıklarda artar ve ağrılara sebep olur. COX 2 araşidonik asidi prostaglandin ve eikosanoidlere dönüştürür. Curcumin COX 2 enzimini baskılar ve iltihaplı hastalıkları önler. Zerdeçal sadece kansere karşı değil aynı zamanda; alzheimer, felç, gastrit, romatizma, sedef, egzama, stres, depresyon, ms, kron, kolit ve çölyak gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Kolloidal Platin; İnsan bünyesinde 4000 Enzim salgılanır ve farklı farklı enzimler var. Enzimler, hücreler’de üretilen özel proteinlerdir. Proteinler hücrede, DNA'daki kalıtsal bilgiye (gen) göre sentezlenir. Enzimlerin proteinden oluşan kısmına apoenzim denir. Pepsin, üreaz gibi bazı enzimler yalnız proteinden oluşur bunlara basit enzim denir. Enzimlerin çoğunda ise vitamin ya da mineralden oluşan, aktifleştirici kısımları vardır bu enzimlere bileşik enzim denir. Aktif kısım vitaminden oluşmuş ise koenzim, mineralden oluşmuş ise kofaktör adını alır. Koenzimlerin esas bileşenleri özellikle B grubu vitaminlerdir. Kofaktör, inorganik özellikteki yardımcı kısımdır. Ca+2, Mg+2, Zn+2, K+ ,Na+, Cu+2 ,Fe+2, Pt +2 gibi metal iyonları birçok enzimde kofaktör olarak iş görür. Enzimlerin esas iş yapan bölümü koenzim ya da kofaktör kısmıdır ve enzimin protein olan bölümüne göre daha küçüktür. Enzimin hangi maddeye etki edeceğini protein kısmı belirler. Koenzim Platin’den oluşur ise enzim kanserli hücreyi tanır ya yok eder veya tamir eder. Mineraller ve vitaminler enzimin beyni gibidir. Binlerce molekülden oluşan enzimlerin beyni diyebileceğimiz kısım vitamin ve minerallerden oluşan aktif kısımdır. Enzimler saniyede binlerce işlem yapacak kapasiteye sahiptir.
P53 Geni kanser vakalarında çok çok önemli;
P53 geni hücre çekirdeğinde ki DNA’nın içindeki kromozomlardan 17. Kromozmda bulunur. P53 geni veya protein’nın bir çok görevi vardır. Bu görevler; DAN yapısı ve dokusu bozulmuş ve hasara uğramışsa DNA yı tamir eder ve yeniler. Bir çok dış etkenden dolayı; serbest radikallerin saldırısı, florid zehirlenmesi, alüminyum zehirlenmesi, GDO lu besinler, bakteri, virüs ve mantarların ve bunların üretiği toksik maddelerin yapmış olduğu tahribatlar sonucu hücreler de kanser görülür. Günde ortalama her insanda 400-500 kanser hücresi oluşur ve hücre çekirdeğinde kromozom içinde 17. Kromozomdaki p53 geni hemen devreye geçer ve tahrip olan hücreyi tamir eder veya tamir edilmiyecek durumda ise o hücreyi öldürür. Bir çok faktörden dolayı p53 geni azalır ise kanseri durdurmak mümkün olamaz.
Kullanılması:
Nar Kabuğu Ekstresi ile yapılan çalışmalarsonucu birleşiminde ki punikik asitin kansere karşı etkili olduğu tesbit edelmiştir. Nar suyu ve tohumlarını antioksidan olduğu tesbit edilmiştir. Nar tohum yağının kansere karşı etkisi üzerindeki çalımalar sonucunda olumlu neticeler elde edilmiştir. (FFD Monografları S. 550, Prof. Dr. Ömer Demirezer). Kabukları eskiden bağırsaktaki tenyalara karşı kullanıl-mıştır.
Çayı: Bağırsak tenyalarına karşı 50 gram kabuk 5-6 saat 500-600 ml suda bekletilir ve sonra hafif ateşte 250-300 ml su kalana kadar bekletilir ve süzülür suya şeker ve ya Bal katılarak içilir. Kabuklardaki (Gövde ve ya Kök) alkoloitler Tenyaların kaslarını uyuşturarak onları sersemletir ve tenyalar bağırsak mukazasını bırakarak serbest kalır. Bu halde yine kendiliğinden düşmez, onu düşürmek içi Hinç yağı ve ya suda eritilmiş İngiliz tuzu içmek gerekir.Halk arasında Nar meyvesinin Mide- Bağırsak, Karaciğer, Kalbe iyi geldiği ve cinsel gücü artırdığı söylenmektedir.
Yan Tesirleri: Bir defada 50 gram Kabuktan (Gövde,Dal ve Kök) içilmesi sağlığa zararlı olabilir. Bu nedenle Doktor bilgisi dahilinde kullanılması daha uygundur.
ibrahim Gökçek









Yorum yap