Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ökse otu, Mistel, Viscum album

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ökse otu, Mistel, Viscum album

    ÖKSE OTU

    Çok Yıllık | 0,3-1m | 3-4 Aylar | Ça,Ho,Na | Otu

    Ökse otu, Mistel, Viscum album
    Gökçe, Gövelek
    Gövelek, Burç
    Çekem, Gevele

    Familyası: Ökse otugillerden, Mistelgewâchse, Loranthaceae
    (Viscaceae)

    Drugları: Ökse otu: Visci albi herba
    Ökse otunun çatı içilir, Damlası, Ekstresi, kapsülü veya ampulü vede ten-türü yapılır.

    Giriş: Ökse otunun bilinen takriben 100 alt türü mevcuttur ve bunları üzerinde yetiştikleri ağaca göre dört önemli grupta toplayabiliriz. Bunlar;
    a) Köknar Öksesi; Viscum album ssp. abietis BECK, bu türün meyveleri beyaz, tohumları yeşilimsi, yaprakları geniş mızrak şeklindedir.
    b) Çam Öksesi; Viscum album ssp. Laxum Fıek bu Mitsel ayrıca çam Ladin ve Melez çamda da yetişir. Meyvesi sarımsı, tohumları yeşilimsi, yaprakları enine göre 5-6 defa daha uzundur.
    c) Yaprak ağaç öksesi; Viscum album ssp. Platyspermum (V.a.ssp. album) bu ökse Armut, Elma, Kayısı, Kiraz gibi Meyve ağaçları ile Huş ağacı ve de Kavakta yatişir.
    d) Japon öksesi; V.album. ssp. Coloratum KOM, bu türün meyveleri sarımsı, portakal renklidir. Türkçe Ökse otu denmesinin nedeni yapışkan olan meyvelerinden kuşları yakalamak için bir yapışkan elde edilmesinden, Gökçe diye anılması ise yerde değil Ağaçlar üzerinde yetişmesi nedeni ile böyle anılır. Kanserli organa göre uygun olduğu söylenen ökse otlarının ekstreleri kullanılır. Ökse otu çok eski zamandan beri kullanıla gelmiştir. Tarihte Pilinius Baş dönmesi, Sara ve Urlara, rahibe Hildegard Gut ve Göğüs hastalıklarına, Papaz Kneipp kanamalara ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına karşı kullanmışlardır. Kansere karşı ilk defa Radolf Steiner 1904’de kullanmaya başlamıştır.

    Botanik: Çapı 100cm’yi bulabilen oldukça sık çatallaşan bir dal sistemine sahiptir gövdesi ise oldukça kısadır ve buradan ağaçların dalına bitki özünü emmek için kökünü salar. Dalların ucunda karşılıklı iki yaprağı bulunur ve yaprakları oval veya uzun bir yumurta şeklinde kenarları bütün ortada kabarıkça duran damarları bulunur. Dal uçlarında 2-6 adet sarımsı beyaz renkte küçük çiçekleri vardır. Ekim kasım aylarında nohut büyüklüğünde beyaz, yapışkan meyveleri oluşur ve içinde 1-2 adet oval veya köşeli tohumları bulunur.

    Yetiştirilmesi: Kuşlar tarafından yenen Ökse meyvesinin artıklarındaki çekirdeğin Ağaç dallarındaki yuvalara yapışması veya dışkısındaki çekirdeklerin dal yapraklarına takılarak canlanması ile çoğalır. Günümüzde tohumları özel olarak ağaçlara insanlar tarafından yerleştirilerek çoğalması sağlanmaktadır. En çok Türkiye, Bulgaristan, Arnavutluk, Bosna ve Türkistan da en yaygın olarak yetiştiği yörelerdir, 20. asrın başında kansere karşı kullanılmaya başlanması ile birlikte Almanya, Fransa ve İsviçre tarafından özel olarak yetiştirilmeye başlanmıştır.

    Hasat Zamanı: Ökse otu Mart Nisan aylarında veya Eylül Ekim aylarında toplanır. Meyveleri ayıklanarak atılır. Yaprak ve sapı kurutularak muhafaza edilir. Tentürü yapılacak ise taze olarak işlenir, Ampuller için ise özel olarak ekstraktı yapılır.

    Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    a) Lectinler (Glykoproteinler) Şeker türleri (Galaktozlar veya Asetilgalaktozaminler) ile veya Hücre etrafındaki şeker tabakası ile birleşebilir ve 60.000-125.000 arasında değişen Mal ağırlığına sahip olabilir.
    b) Viscotoxinler (Polypeptitler) %0,05-1 arasında olup 10 aminoasitin çeşitli oranlarda birleşerek 46 aminoasitten oluşan zincir meydana gelir. En önemlileri Viscotoxin 2 (Viscotoxin B), Viscotoxin 3 (Viscotoxin A2) ve Viscotoxin 4’ü (Viscotoxin A3) sayabiliriz.
    c) Polysakkaritler %10-15 olup bunun %4-5’ini çözülebilen Polysakkaritler %2-2,5 Pektinler ve %5-6’sı Zellulozlardan oluşur.
    d) Flavonitler; Quercetinmonometileter, Quercetindimetileter, Quercetintrimetileter, Izorhamnetin, Rhamnazin ve 2-Hidroksi-4-6 dimetoksichalcon-4-O-glikosit ve Sakuranetini sayabiliriz.
    e) Triterpenler ve Phtosterollar β-Amyrin, β-Amyrinacetat, Ursoasit, Oleanolasit, β-Sitosterol ve Stigmasterol.
    f) Aminler ve Aminoasitler; Histamin, β-Phenyletiamin, Tyramin, Asetilkolin, Propionilkolin ve Aminoasitlerden; L-Alanin, L-Aminobutrikasit, L-Arginin, L-Asparaginasit, L-Glutaminasit, L-Leuhin, L-Lysin, L-Profin, L-Serin, L-Threonin ve L-Tyrosin den oluşur.

    Tesir Şekli; Tansiyon düşürücü, damarları açıcı, krampları çözücü, Immun sistemini güçlendirici, urların büyümesi ve yayılmasını önleyici ve iltihapları önleyicidir.

    Araştırmalar; 1985’den günümüze kadar 50’nin üzerinde büyük çaplı klinik araştırma ve tedavi denemesi yapılmıştır. Kanserli urların ameliyatla alınmasından sonra Ökse lektini ile derinin altına (Subkutan) veya deri içine (interkutan) veya damardan haftada 2-3 defa iğnelerle tedavi yapılmıştır. Tedavi süresi hastanın durumuna göre 3-12 ay sürmektedir. Bu deneylerden bazıları;
    1) Farklı organlarda kanserli urları olan ve erken teşhis edilen ve de ışın ve chemo (kimyasal) tedavi gören 884 hasta üzerinde üç ay Ökse lekini ile Tedavi denemesi yapılmıştır. Bu deney sonucunda hastaların normal günlük yaşama döndükleri ağrı ve sızılarının çok büyük oranda yok olduğu görülmüştür. Ökse lektinin Immun sistemini kuvvetlen-dirdiği, buna Fagositleri (bakterileri ve virüsleri zararsız hale getiren hücreler) ve Interperonları harekete geçirerek sağladığı tespit edilmiştir. Doktorların %79,7, Hastaların %76,5’inin iyi ve çok iyi olarak nitelediği ve de Doktorların %94,3’ünü, Hastaların ise %92,0 yan tesirinin olmadığını beyan etmişlerdir. (Nhp. 7.98.1133 veNhp. 2.99.250 veya Madaus firması)
    2) Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda Ökse damlasının tansiyonu düşürdüğü tespit edilmiştir. (P.Luterp ve H.Becker 1986)
    3) Arlesheimda, Lukas kliniğinde Leroi ve ekibi 1963-1977 yılları arasında 547 Göğüs ameliyatı olan bayanlar üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. 1. gruptakiler hem konvensiyonel ilaçlarla (chemo ve ışın) hem de Ökse Lektini ile tedavi edilirke 2. Gruptakiler sadece konven-siyonel ilaçlarla tedavi edilmişlerdir. 1.gruptakiler hem normal günlük yaşamlarını daha rahat sürdürmüşler hem de daha uzun ömürlü yaşamışlardır. (Geniş bilgi için kliniğe başvurulabilir)
    4) Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsün'den Beatriz Serrano 1 , Silvia de Sanjose 2 , Sara Tous 3 , Beatriz Quiros 4 , Nubia Munoz 5 , Xavier Bosch 6 , Laia Alemany HPV Virülerini ve bu virüsün tetiklediği VULVAR, VAJİNA, YUMURTALIK VE ANAL KANSERLERİ TEDAVİ ettiğini belgelemişlerdir.
    5) M. Treban Yüksek Tansiyonu önlediğini ve kalbi güçlendiridği beyan etmiştir.
    6) Grosarth ve ekibi (
    Institut für Präventive Medizin, Europäisches Zentrum für Frieden und Entwicklung Heidelberg) Rahim ağzı, Göğüs ve Meme kanseri tedavi etmiştir.
    7) Grossarth ve ekibi
    Önleyici Tıp Enstitüsü, Heidelberg, Almanya. Rahim Rahm Ağzı ve Yumurtalık kanserini tedavi etmiştir.
    8) Piao (Guang An Erkek Hastanesi, Pekin, Çin) ve ekibi Piao BK, Wang YX, Xie GR, Mansmann U, Matthes H, Beuth J, Lin HS. Meme, yumurtalık ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında tamamlayıcı ökse otu özü tedavi etmişlerdir.
    9) Bir tanıdığın tam 7 yıldır çocuğu olmadığını ve hemen hemen bütün tanınmış kadın doktorlarına gittiklerini ve herhangi bir çare bula-madıklarını söylediler. Ben Göremeye giderek çevrede yetişen ağaç-lardan ökse otu topladım kuruttum ve bu şahsa gönderdim. Bu şahsı Haziran 1999’da izinde iken gördüm yanında üç çocuk vardı. Sorduğumda Allaha Şükür sana dua ediyoruz dedi. Bende bunu Maria Tereben’in Kitabından okumuş belki faydası olur diye denemiştim. Gökçek İksiri daha etkili 7 yıldır, hem bayandaki peoblemler hewmde erkekteki sperm kalitesinin düşük olması nedneiyle çocukları olmu-yordu. Gökçek İksirini kulanmaya başladıktan 4 ay sonra bayan hamile kaldı.

    Kullanılması: Araştırmalara göre; Ökse otu tedavide iki şekilde kullanılır;
    a) Kansere karşı ökseotundan elde edilen lekin iğnesi yapılı ve kalp vede yüksek tansiyon anormaliklerine karşı ise çayı veya preparatları kullanılır.
    b) Komisyon E’ ye (228nolu 05.12.1984 tarihli) göre kanserli urları ameliyat ettikten sonra tedavide ve eklem iltihaplanmasına karşı kullanılır.
    c) Halk arasında; Yüksek tansiyon, damar sertliği, kanama, Beyin kana-ması, Beyine kan hücumu, Baş dönmesi, Sara, Hormon bozukluğu, Kısırlık ve Loğusalıktan sonraki kanamaya karşı kullanılır.

    Açıklama; Kanser tedavisinde sadece Ampullerdeki ekstrenin derialtı, deri içi veya damardan iğnesinin yapılması ile olur ki buna paranteral (deri veya damar yoluyla) şekilde tedavi edilir. Ökse ekstresindeki Lectinler, Viscotoxinler ve Polisakkaritler ağız yoluyla alındığında bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmez ve dışarı atılır. Bu nedenle kanser tedavisinde deri veya damar yoluyla tedavi gerekir. Ayrıca kronik yorgunluk, dermansızlık, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, Immun zafiyeti, depresyon, baş ağrısı ve Lenf şişmesine karşı kullanılır. Kreimer’ya göre Kanserli organa uygun Ökse türü seçilmelidir. Buna göre; Rahim kanserine Huş ağacı öksesi, Husye kanserine Kavak öksesi, Akciğer kanserine Sarıçam öksesi, Deri kanserine Köknar öksesi, Bağırsak kanserine Kiraz (Yabani kiraz) öksesi, Mide kanserine Yalancı akasya ök-sesi, Göğüs kanserine Elma öksesi, Beyin kanserine Meşe öksesi, Kara-ciğer Pankreas kanserine İsfedan öksesi, Kan kanserine Kestane öksesi. Kanser ne kadar erken teşhis edilirse tedavisi de ona göre kolay olur.

    Açıklama; Almanya da 1\5 insanların tüksek tansiyonu vardır ve ancak bunların yarısı yüksek tansiyonlu olduklarını bilirler. Yüksek tansiyon kişide sinirlilik, depresyon, baş ağrısı, baş dönmesi, kalp sıkışması, kalp çarpıntısı, kalp ağrısı, damar sertliği, görme ve duyma bozuklukları, uyu-yamama ve yüzde kızarma gibi haller ortaya çıkabilir. Yanlış beslenme özelliklede hayvansal besinlerde (et, peynir, yumurta, tereyağı ve bun-ların mamulleri) aşırı yeme, alkol, sigara, kahve, siyah çay ve şişmanlık, yağ sindirim bozukluğu, kolesterol ve Trigliserial oranının kanda yüksel-mesi tansiyonu yükseltir. Tanıdığım en az 50 Vietnamlı ile görüştüm, çok yemek yemelerine rağmen 1gram dahi fazlalık hiçbirinde yok, bunu anla-mak çok zor. Onlar peyniri, sucuk, salam ve sosisi Almanya da gör-müşler, fakat yinede yemezler. Et yediklerini fakat haftada 1-2 defa, tereyağı kullandıklarını bununda ancak çok nadiren haftada 1-2 defa ve çok az miktarda olduğunu söylediler. Bende Almanya da ki Türklerin sabah öğle akşam günde 3 defa bu hayvansal besinlerden mutlaka tüket-tiklerin söyledim, doğrusu çok sağlıksız neden diye sordular. Konuştuğum her Türk bana kendisinin, ailesinin, çocuklarının veya akrabalarının hastalıklarından bahsederken, Vietnamlıların hiç de hastalıktan bah-settiklerini duymadım. Şayet bir erkek veya bayan iki üç ay hayvansal besin tüketmez ise kan dolaşımı düzelir, cinsel gücü en az iki katına çıkar, çünkü hücreler, damarlar, bezeler, dokular daha düzenli çalışırlar onları çepeçevre saran artık maddelerden ve (çürut) yağlardan kurtulurlar.

    Çay; İnce kıyılmış ökse otundan 1-2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml soğuk su konarak 8-12 saat bekletildikten sonra süzülerek içilir. Şayet diğer çaylarla karıştırılarak içilmesi gerekiyorsa önce yukarıdaki gibi ökse otunun çayı hazırlanır (kaynatılmaz) sonra diğer çaylar demlenir ve soğuduktan sonra ökse otunun soğuk demi bu çaya ilave edilir. Ayrıca diğer çaylar gibi haşlanabilirde (Intus) fakat bazı uzmanlar sıcak suyun öksenin birleşimindeki maddelerin yapısını bozabi-leceği kanaatindedirler. Bu nedenle soğuk su (Mazeratsyon) ile hazırlanan demin içilmesi tavsiye edilmektedir.

    Çay Harmanlar; Çay harmanları sade çaylara göre daha etkilidir. Çünkü ökse otu yüksek tansiyonu düşürürken Alıç yaprak ve çiçekliği kan dola-şımını düzenleyici, oğul otu kalp çarpıntılarına (sinirsel) etki edici özel-liklere sahiptir.

    Gökçek kan dolaşımı ve teskin edici çay;
    25g Oğul ot yaprağı
    25g Ökse otu
    25g Kedi ot kökü
    25g Lavanta Çiçeği

    Gökçek kalp ve kan dolaşımı çayı;
    25g Ökse otu
    25g Alıç yaprağı ve çiçeği
    25g Biberiye yaprağı
    25g Oğul ot yaprağı

    Gökçek yüksek tansiyon çayı;
    35g Ökse otu
    35g Alıç çiçeği
    15g Atkuyruğu otu
    15g Aslankuyruğu otu

    Gökçek Yüksek tansiyona karşı çay;
    40g Alıç çiçeği
    30g Ökse otu
    10g Oğul otu
    10g Aslankuyruğu otu
    10g Atkuyruğu otu

    Gökçek Menopoz rahatsızlıklar çay;
    20g Kadın kökü
    20g Nane yaprağı
    20g Oğul otu
    20g Kılıç otu
    20g Şerbetçi otu

    Gökçek Hafif yüksek tansiyona karşı çay (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);
    30g Ökse otu
    20g Alıç yaprak ve çiçeği
    20g Zeytin yaprağı
    10g Oğul otu
    10g lavanta çiçeği
    10g Kedi ot kökü

    Gökçek Hafif yüksek tansiyon çayı (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);
    30g Ökse otu
    20g Alıç yaprağı ve çiçeği
    10g K. Yonca otu
    10g Oğul otu
    20g Aslan otu
    10g Lavanta çiçeği

    Gökçek Hafif yüksek tansiyona karşı çay (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);
    30g Ökse otu
    20g Zeytin yaprağı
    20g Alıç yaprak ve çiçeği
    10g Oğul otu
    10g Kedi ot kökü
    10g Aslan otu

    Eks; Mart-Nisan veya Eylül-Ekim de Etanol + Su karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir. Ökse ekstresi aynı ökse tentürü gibi kullanılır.

    Homeopatide; Ökse otunun yaprak, Sap ve meyvelerinden 100gram (kalın sapları hariç) ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70lik Alkol ilave edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır, güneş ışınlarından uzakta, 6-8 hafta muhafaza edilir ve süzülerek Homeopatide <> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15 damla 6-8 hafta süreyle alınır. Şayet gerekli ise 1-2 hafta ara verdikten sonra yine devam edilir.

    Hastalığın belirtisi (Semptom);
    1) Ani Baş dönmesi.
    2) Her türlü kramplı haller.
    3) Üzüntülü, ağlamaklı bir hal.
    4) Kramplı ağrılı, öksürük, beyazımsı balgamlı ve geceleri nefes darlığı.
    5) Boğazda daralma sıkışma.
    6) Deride kaşınma ve yanma akşamları ve terleyince sakinleşme.
    7) Bayanlarda yumurtalık ağrısı ve erkeklerde kordon ağrısı gibi hallerde ökse tentürü kullanılır.

    Yan Tesirleri: Ökse otunun çay, damla, Kapsül şeklinde ağız yoluyla alınan praparatlarında hiçbir yan tesir yoktur, fakat kansere karşı deri veya damardan vurulması gereken iğneler az dozajda başlayıp yavaş yavaş yükselmesi gerekir, aksi halde alerji yapabilir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    ÖKSE OTU Kısırlık ve Kanser türlerine Çözümdür.Tentürü yapılarak kullanılır, Homeopatik bir Bitkidir



    Iscador QuS ve servikal intraepitelyal neoplazide (CIN) insan rekombinant interferon alfa (Intron A)]


    Katedry ve Klinik Ginekologii ve Onkologii Collegium Medicum Uniwersytetu Jagiellońskiego ve Krakowie.

    [Lehçe Makale]
    R Jach1, Bir Basta
    Bağlantılar genişletmek
    • PMID: 10375935
    Soyut


    Birkaç yıldır, kalıcı HPV enfeksiyonu (özellikle yüksek onkojenik potensli, yani 16, 18) ile servikal intraepitelyal neoplazi arasında ilişki olmuştur. Patomekanizma muhtemelen erken virüs geni E1, E2 ve baskılayıcı protein p53 komplekslerinin yayılmasıyla düşünülür. Ayrıca bu kompleksler neoplastik hücre transformasyonuna neden olur. Bu vakalarda bozulmuş bağışıklık tepkisinin rolü de tarif edilmiştir. Anormallikler, antijen sunan sistem APC'nin malformasyonunu, MHC-I ve MHC-II ağır zincir hızının azalmasını, Langer-hans hücrelerinin azalmasını ve lenfosit B ve NK hücrelerinin sayım ve sitotoksik aktivitelerinde azalmayı kapsar. HPV ile ilişkili CIN tedavisinin invaziv ve yıkıcı teknikleri, patogenezine uymaz. Bu nedenle yeni cerrahi olmayan tedavi yöntemleri, özellikle üreme dönemindeki kadınların tedavisinde ve önlenmesinde büyük rol oynayacaktır. Bu çalışmanın amacı, HPV ile ilişkili CIN yönetiminde Iscador QuS ve Intron A'nın rolünün değerlendirilmesidir. Kliniğimizde CIN ve HPV'li 60 hasta 12 ay süreyle teşhis ve tedavi edilmiştir. Erken sonuçlar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, incelenen her iki kadın grubunda da gerilemede artış ve ilerleme oranlarında önemli bir azalma olduğunu göstermektedir. Bu kadın gruplarındaki sabit durum oranları kontrol grubuna benzerdi. Kliniğimizde CIN ve HPV'li 60 hasta 12 ay süreyle teşhis ve tedavi edilmiştir. Erken sonuçlar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, incelenen her iki kadın grubunda da gerilemede artış ve ilerleme oranlarında önemli bir azalma olduğunu göstermektedir. Bu kadın gruplarındaki sabit durum oranları kontrol grubuna benzerdi. Kliniğimizde CIN ve HPV'li 60 hasta 12 ay süreyle teşhis ve tedavi edilmiştir. Erken sonuçlar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, incelenen her iki kadın grubunda da gerilemede artış ve ilerleme oranlarında önemli bir azalma olduğunu göstermektedir. Bu kadın gruplarındaki sabit durum oranları kontrol grubuna benzerdi.

    https://bitkiara.com/vb5/forum/alter...l-viscum-album

    Yorum yap


    • #3
      Kadın anogenital lezyonlarında HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 için insan papilloma virüsü genotip atfı

      Beatriz Serrano1, Silvia de Sanjose2, Sara Tous3, Beatriz Quiros4, Nubia Munoz5, Xavier Bosch6, Laia Alemany7
      Bağlantılar yıkılmak Bağlantılar
      • 1Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya. Elektronik adres: bscarro@iconcologia.net.
      • 2Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya; CIBER Epidemiología y Salud Pública (CIBERESP), Madrid, İspanya. Elektronik adres: s.sanjose@iconcologia.net.
      • 3Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya. Elektronik adres: stous@iconcologia.net.
      • 4Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya. Elektronik adres: bquiros@iconcologia.net.
      • 5Ulusal Kanser Enstitüsü, Bogota, Kolombiya. Elektronik adres: nubia.munoz@free.fr.
      • 6Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya. Elektronik adres: x.bosch@iconcologia.net.
      • 7Enfeksiyonlar ve Kanser Birimi (UNIC), Kanser Epidemiyoloji Araştırma Programı, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) - IDIBELL, L'Hospitalet de Llobregat, Barselona, ​​İspanya; CIBER Epidemiología y Salud Pública (CIBERESP), Madrid, İspanya. Elektronik adres: lalemany@iconcologia.net.
      Soyut


      Amaç: İnsan papilloma virüsü (HPV) aşıları, potansiyel olarak rahim ağzı kanserini kontrol edebilir ve HPV ile ilişkili diğer kanserlerin azaltılmasına yardımcı olabilir. Dişi anogenital kanserler ve kanser öncesi kanserlerde yakın zamanda onaylanmış 9-valan HPV aşısında yer alan dokuz tipin (HPV'ler 16/18/31/33/45/52/58/6/11) nispi katkısını (RC) tahmin etmeyi amaçladık. lezyonlar (serviks, vulva, vajina ve anüs).

      Yöntemler: Tahminler, 10.575 invaziv serviks kanseri (ICC), 1709 vulvar, 408 vajinal ve 329 kadın anal kanser vakası ve 587 Vulvar İntraepitelyal Neoplazi derecesi hakkında bilgi içeren Katalan Onkoloji Enstitüsü'nde (Barselona-İspanya) tasarlanan ve koordine edilen uluslararası bir çalışmaya dayanmaktadır. 2/3 (VIN2/3), 189 Vajinal İntraepitelyal Neoplazi derece 2/3 (VaIN2/3) ve 29 Anal İntraepitelyal Neoplazi derece 2/3 (AIN2/3) lezyon. Dünya çapında 48 ülkeden hastane patoloji arşivlerinden ardışık histolojik olarak doğrulanmış parafine gömülü vakalar elde edildi. HPV DNA tespiti ve tiplemesi SPF10-DEIA-LiPA25 sistemi ile yapıldı ve RC, HPV pozitif numuneler arasında tipe özgü vakaların oranı olarak ifade edildi. Orantılı bir ağırlıklandırma özelliği kullanılarak tekli enfeksiyonlara çoklu enfeksiyonlar eklendi.

      Bulgular: HPV DNA prevalansı ICC, vulvar, vajinal ve anal kanserler için sırasıyla %84.9, %28.6, %74.3 ve %90.0 ve VIN2/3, VaIN2/3 ve AIN2/3 için %86.7, %95.8 ve %100 idi. , sırasıyla. Birleştirilmiş dokuz HPV tipinin RC'si %89.5 (%95 güven aralığı (GA): 88.8-90.1)-ICC, %87.1 (83.8-89.9)-vulvar, %85.5 (81.0-89.2)-vajinal, %95.9 (93.0) idi. -97.9)-kadın anal kanseri, %94,1 (91.7-96.0)-VIN2/3, %78.7 (71.7-84.2)-VaIN2/3 ve %86,2 (68.3-96.1)-AIN2/3. HPV16 tüm lezyonlarda en sık görülen tipti. HPV'lerin 31/33/45/52/58 RC'sinde kanser bölgesine göre %7,8 (5.0-11.4)-dişi anal kanserden %20,5 (16,1-25,4)-vajinal kansere kadar varyasyonlar gözlendi.

      Sonuçlar: Mevcut aşılarda bulunan HPV tiplerine (HPV16/18) HPV 31/33/45/52/58'in eklenmesi, dünya çapında HPV pozitif kadın anogenital lezyonlarının neredeyse %90'ını önleyebilir. HPV ile ilişkili kanserlerin çoğunun ICC olanlar olduğu dikkate alındığında, 9-valan HPV aşısı potansiyel olarak tüm kadın anogenital kanserlerinin neredeyse %88'ini önleyebilir.

      Anahtar Kelimeler: Anüs neoplazmaları; İnsan papilloma virüsü; Papillomavirüs aşıları; Prekanseröz koşullar; Uterin servikal neoplazmalar; Vajinal neoplazmalar; Vulvar neoplazmalar.

      Telif Hakkı © 2015 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Ökse Otuv
        Ökseotu (Viscum album L.), yöresel olarak, çekem, , purç, gökçe, gevele, güvelek ve gövelek adlarıyla tanınır. Saçak köklerinin yardımıyla yapraklı ağaçlarda (elma, armut, söğüt, kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşayan, hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bu bitkiyi kim tanımaz ki! Kendisini barındıran ağacın yüksek dallarının üstünde yuvarlak bir top biçiminde yetişir. Her zaman yeşil olan yaprakları deriyi andırır ve sarımsı yeşildir. Kışın kelebek kanatlarını andıran yapraklarını dökmez. Meyveler bezelye veya nohut büyüklüğünde, parlak, beyaz renkli ve cama benzer, içi kaygan ve yapışkandır. Bu beyaz yapışkan madde insanlar için zehirlidir. Ama onları iştahla yiyen kuşlara hiçbir zararı dokunmaz. Kuşlar, bitkinin yapışkan tohumunu gagalarına alıp dallara sürterek veya kursaklarında yumuşattıkları meyve çekirdeklerini dalların üstüne dışkılayarak yeni bitkilerin kök salmasını sağlarlar. Bu tohum ne suyun içinde, ne toprakta ne de başka bir ortamda filizlenemediği (kök salamadığı) için, bitki ancak bu şekilde üreyebiliyor. Ökseotu bu şekilde çoğalmayı kuşlara borçlu olduğu halde, bazı yörelerde aynı yapışkan madde kuşlar için tuzak olmaktadır . Bu yapışkan madde çubuklar üzerine sürülmekte ve küçük kuşları yakalamak için "ökse" olarak kullanılmaktadır. Bitki rezin, saponinler, organik asitler, alkaloitler, viscotoxin, acetylcholin, lectine, inosit ve müsilaj taşımaktadır. Çok eski çağlardan beri şifalı özelliği bilinir.


        Eski Kelt rahipleri, her hastalığı iyi edebilecek bir bitki olarak tanırlar ve törenler eşliğinde altın bıçaklarla ağaçtan keserlerdi onu. Eski halk hekimleri bitkiyi, epilepsiye (sara) karşı en iyi ilaç olarak bilirlerdi. Bu çok eski tedavi biçimini, Dr. Bohn da kabulleniyor ve günümüzde ökseotunu, kronik kramplara ve histeri krizlerine karşı öneriyor. İnce kıyılarak gölgede kurutulan yapraklar ve küçük saplar, yalnızca ekim başından aralık ortasına kadar ve mart-nisan aylarında toplanır. Bu zamanın dışında şifalı güce sahip değildir. Toplama konusunda bir uyarı daha: Mart ve nisan aylarında bitki daha meyve vermemiştir. Bu durumda, yapışkan meyvelerle uğraşmak gerekmeyeceği için, yaprak ve sapları mart- nisan aylarında toplamak daha kolay olur. Bana (M.Treben) pek çok kereler, zehirli bir bitki olduğu halde ökseotunu neden böylesine övdüğümü sordular. Ökseotu, yani yapraklar ve saplar hiçbir biçimde zehirli değildir, ama meyveleri, ağız yoluyla kullanılırsa zehirlidir! İçyağı ile karıştırılarak merhem haline getirildiğinde, donuklarda, dıştan başarıyla kullanılır. Tanıdığım bir kadın, uzun yıllardır, donuk bir buruna sahipti. Mosmor burnuyla kışın sokağa çıkmaya cesaret edemiyordu artık. Her geçen yıl şikayetleri de gitgide artıyordu. Ona, taze ökseotu meyvesinin lapasını geceleyin burnuna sürmesini önerdim. Belki inanılamayacak gibi gelebilir, ama yalnızca birkaç gün içinde kadının burnu iyileşti. Ökseotu, salgı sistemini en iyi biçimde etkileyebildiği için, yetkin bir metabolizma etkileyici bitki olma özelliğine de sahiptir. Aynı zamanda pankreas üzerindeki etkisi öyle büyüktür ki, ara verilmeden sürdürülen çay kürü sayesinde, şeker hastalığının oluşmasına yol açan dengesizlikler ortadan kalkıyor. Özellikle metabolizma hastaları, 6 ay boyunca ökseotu çayı içmeyi denemelidirler. Hormon dengesinin bozuk olduğu hallerde bitki çok başarılı olur. Bu durumlarda, günde en azından 2 bardak çay, sabahları ve akşamları olmak üzere içilmelidir. Atar damar sertliğinde ökseotu çok etkilidir . Kalp krizine karşı da önerilecek bir şifalı bitkidir ve önceden, aksatmadan bitki çayı içildiğinde, bu tür bir problemle hiçbir zaman karşılaşılmaz. Eğer bir kalp krizi atlatılmışsa, 6 hafta boyunca günde 3 bardak, 3 hafta boyunca günde 2 bardak ve 2 hafta boyunca günde 1 bardak bitki çayı içilmelidir. Ama bu kürün uygulanışı, ilk bardak kahvaltıdan önce ve sonra, ikinci bardak öğle yemeğinden önce ve sonra, olmak üzere, hep yarım bardak olarak içilmelidir. Bitki çayı, kan durdurucu olarak da kullanılır. Soğuk olarak buruna çekildiğinde, burun kanamasını durdurur. Çay olarak içildiğinde, akciğer kanamsını ve tifo veya dizanteri sonrası karşılaşılan, bağırsak kanamalarını durdurur.Ökseotu, en etkili kalp ve kan dolaşımı ilacı olarak belirtilebilir. Bitkide, bünye düzenini normalleştiren maddeler bulunduğu için, inanılamayacak bir olay gerçekleşiyor ve yüksek tansiyon aşağı çekilirken, alçak tansiyon da yükseltiliyor. Böylece, rahatsız olan kalp rahatlıyor ve görevini rahatça yapabilecek bir ortam oluşur. Kanın kafaya basıncı, kulakların uğuldaması ve görme bozuklukları biçiminde kendini gösteren anormal kan basıncı (yüksek tansiyon) halleri de düzene girer. Kişinin pek çok görevi üstlenmek zorunda olduğu günümüzün hızlı yaşam biçiminde, insanlığın bu tür yardımcılara gerçekten ihtiyacı var.

        Elime (M.Treben) geçen mektuplarda, yüksek tansiyonu ağır kan dolaşımı bozuklukları, halsizlik, kalp düzensizlikleri, ayrıca kalpte ritim bozukluklarında, baş dönmesinde ve çalışmaya karşı isteksizlik hallerinde, ökseotu sayesinde her şeyin normale döndüğü belirtiliyor. Kendilerini çok iyi hissetmeye başladıklarını ve işlerini zevkle yaptıklarını anlatıyorlar. Günde 2-3 bardak bitki çayını yudumlayarak içtiğinizde, sizin kalbiniz ve kan dolaşımınız da normale dönecek ve çalışma gücünüzü tam anlamıyla kazanabileceksiniz. Ne olursa olsun, yılda bir kere 6 hafta süreli bir ökseotu çay kürü uygulanmalıdır. Kan dolaşımı ve tansiyon, bu 6 hafta içinde normale dönecektir. Bu durumun değişmemesini sağlamak için, yıl boyunca, bir bardak bitki çayı sabahları içilmelidir. Mainz civarından bir bey, yıllardır alçak tansiyon hastalığı çekiyor ve bazı günler durumu öylesine zorlaşıyordu ki, işini bile tam olarak yapamıyordu. Çok doktor dolaştığı halde, derdine bir çare bulamamıştı. Ökseotunun, alçak ve yüksek tansiyona karşı kullanabileceğini söylediğimde, bu hasta adam bana (M.Treben) inanmak istememişti. Rastlantı olarak nisan ayındaydık ve bitki şifalı özelliklerine sahipti. Birkaç ay sonra, yakınlardaki bir kasabadaki konferansta, ön sıralarda oturduğunu gördüğüm bu kişi, bir zamanlar çok alçak olan tansiyonun ökseotu çayı sayesinde tam anlamı ile normalleştiğini dinleyicilere anlattı. Kadınlar da ökseotu çayı içmelidirler! Normale dönen tansiyon sayesinde, dölyatağı (rahim) ve adet görme düzensizlikleri önlenmiş olur. Özellikle aşırı olan adet kanamaları ve loğusalık kanamaları böylece kontrol altına alınmış olur. Menopoz döneminde, kalp çarpıntısı ve düzensizlikleri, duygu coşkunlukları, korku ve soluk alma zorluklarına karşı, birkaç ay boyunca bitki çayı içilmelidir. Böylece tüm bu rahatsızlıklar ve düzensizlikler sona erecek ve kişi, menopoz döneminde olduğunu duyumsamayacaktır bile. Taze bitki özsuyu, kadının kısırlığına da yardımcı olabilir. Taze Ökseotu sap ve yaprakları güzelce yıkanarak, ince kıyılır ve nemli durumdayken mikserde suyu sıkılır. Bu özsudan 25 damla, biraz suyun içinde, kahvaltıdan yarım saat önce ve yatmadan önce alınır. Birkaç yıl önce Londra’dan verilen bir habere göre (Referans1), birbirlerinden ayrı çalışan üç araştırma grubu tarafından yüksek tansiyonlarını kontrol altında tutabilmek için uzun yıllar boyunca tansiyon düşürücü ilaç kullanmış olan kadınlarda, 50 yaşından sonra göğüs kanseri görüldüğü saptanmış. Ökseotu bu konuda bize yardımcı olabildiğine göre, böyle bir riski göze almaya ne gerek var ki! Son zamanlarda, ökseotu, kanserden koruyucu ve kansere karşı etkili ilaçlarda kullanmaya başlandı. Deneyimler, şifalı bitkilerin her zaman nasıl temizleyici ve hastalıkları iyileştirici özelliklere sahip olduklarını kanıtlıyor.

        Ökseotu meyvalarının yakı sakızı ile ezilmesi sonucu elde edilen karışım,Gaziantep, Urfa ve Van yöresinde yakı halinde romatizma ağrılarının giderilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca ezilmiş meyvalar çıban üzerine konarak; çıbanın açılması ve cerahatın dışarı çıkması sağlanır.

        UYARILAR: Ökseotunun meyveleri insanlar için zehirlidir ve kesinlikle içten (dahilen) kullanılmamalıdır.

        Kullanım Biçimleri:

        Çay hazırlamak: Ökseotu çayı yalnızca soğuk suda hazırlanır! İnce kıyılmış yarım tatlı kaşığı bitki (yaprak ve sap), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suda gece boyunca bekletilir, sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür. Çay gün boyuna yayılarak yemeklerden önce ve yemek aralarında yudumlanarak yavaş yavaş içilir. Eğer gün boyunca fazlaca içilmesi gerekiyorsa, hazırlanan çay bir termosta saklanabilir.

        Taze Bitki Özsuyu: Taze yapraklar ve ilk saplar yıkanır ve nemliyken mikserde sıkılır.

        Merhem Hazırlamak: Taze beyaz meyveler ezilerek, içyağı veya tereyağı ile iyice karıştırılır ( Sadece dıştan kullanılır ).


        Referanslar:

        1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben

        2-"Türkiye'de Bitkilerle Tedavi", Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

        3-"Sağlık Doğadan Gelir ", Niyazi Eröztürk

        4-"Maria Treben'in Tedavi Başarıları", Çev.: N. Eröztürk, Anahtar Yayınları

        Yorum yap


        • #5
          Meme ve jinekolojik kanserlerde Viscum album L. özleri: klinik ve klinik öncesi araştırmaların sistematik bir incelemesi

          Gunver S Kienle , 1 Anja Glockmann , 1 Michael Schink , 2 ve Helmut Kiene 1
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          1 Uygulamalı Epistemoloji ve Tıbbi Metodoloji Enstitüsü, Zechenweg 6, D-79111 Freiburg, Almanya
          2 Verein Filderklinik eV, Araştırma Departmanı, Im Haberschlai 7, D-70794 Filderstadt, Almanya
          İlgili yazar.
          Günver S Kienle: ed.mmeafi@elneik.revnug ; Anja Glockmann: ed.mmeafi@nnamkcolg.ajna ; Michael Schink: ed.kinilkredlif@knihcs.m ; Helmut Kiene: ed.mmeafi@eneik.tumleh
          Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
          Git: Soyut

          Arka fon


          Viscum album L. özleri (VAE, Avrupa ökseotu), jinekolojik ve meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir tıbbi bitki özüdür. yöntemler


          VAE'nin jinekolojik ve meme kanseri üzerindeki terapötik etkinliği ve biyolojik etkilerine ilişkin klinik çalışmaları ve klinik öncesi araştırmaları değerlendirmek için sistematik derleme. Veritabanlarının, referans listelerinin ve uzman istişarelerinin aranması. Metodolojik çalışma kalitesinin ölçütlere dayalı değerlendirmesi. Sonuçlar


          Göğüs veya jinekolojik kanserin VAE tedavisini araştıran 19 randomize (RCT), 16 randomize olmayan (RCT olmayan) kontrollü çalışma ve 11 tek kollu kohort çalışması belirlendi. Bunlar sırasıyla 2420, 6399 ve 1130 hastayı içeriyordu. 8 RCT ve 8 RCT olmayan aynı büyük epidemiyolojik kohort çalışmasına yerleştirildi. 9 RCT ve 13 RCT olmayan sağkalımı değerlendirdi; 12 istatistiksel olarak anlamlı bir fayda bildirdi, diğerleri ise ya bir eğilim ya da fark yok. 3 RCT ve 6 RCT dışı tümör davranışını değerlendirdi (remisyon veya nüksetme süresi); 3 istatistiksel olarak anlamlı fayda bildirdi, diğerleri ya bir eğilim, fark yok ya da karışık sonuçlar. Yaşam kalitesi (QoL) ve kemoterapi, radyoterapi veya cerrahinin tolere edilebilirliği 15 RCT ve 9 RCT dışı olarak değerlendirildi. 21 istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif sonuç bildirdi, diğerleri ya bir eğilim, fark yok veya karışık sonuçlar. Çalışmaların metodolojik kalitesi önemli ölçüde farklılık göstermiştir; bazılarının önemli sınırlamaları vardı, özellikle sağkalım ve tümör davranışı üzerindeki RKÇ'ler çok küçük örneklem boyutlarına sahipti. Bununla birlikte, özellikle QoL ile ilgili bazı yeni çalışmalar oldukça iyi yürütülmüştür. Tek kollu kohort çalışmaları, VAE'nin tümör davranışını, yaşam kalitesini, farmakokinetiğini ve güvenliğini araştırdı. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. Çalışmaların metodolojik kalitesi önemli ölçüde farklılık göstermiştir; bazılarının önemli sınırlamaları vardı, özellikle sağkalım ve tümör davranışı üzerindeki RKÇ'ler çok küçük örneklem boyutlarına sahipti. Bununla birlikte, özellikle QoL ile ilgili bazı yeni çalışmalar oldukça iyi yürütülmüştür. Tek kollu kohort çalışmaları, VAE'nin tümör davranışını, yaşam kalitesini, farmakokinetiğini ve güvenliğini araştırdı. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. Çalışmaların metodolojik kalitesi önemli ölçüde farklılık göstermiştir; bazılarının önemli sınırlamaları vardı, özellikle sağkalım ve tümör davranışı üzerindeki RKÇ'ler çok küçük örneklem boyutlarına sahipti. Bununla birlikte, özellikle QoL ile ilgili bazı yeni çalışmalar oldukça iyi yürütülmüştür. Tek kollu kohort çalışmaları, VAE'nin tümör davranışını, yaşam kalitesini, farmakokinetiğini ve güvenliğini araştırdı. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. özellikle sağkalım ve tümör davranışına ilişkin RKÇ'ler çok küçük örneklem boyutlarına sahipti. Bununla birlikte, özellikle QoL ile ilgili bazı yeni çalışmalar oldukça iyi yürütülmüştür. Tek kollu kohort çalışmaları, VAE'nin tümör davranışını, yaşam kalitesini, farmakokinetiğini ve güvenliğini araştırdı. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. özellikle sağkalım ve tümör davranışına ilişkin RKÇ'ler çok küçük örneklem boyutlarına sahipti. Bununla birlikte, özellikle QoL ile ilgili bazı yeni çalışmalar oldukça iyi yürütülmüştür. Tek kollu kohort çalışmaları, VAE'nin tümör davranışını, yaşam kalitesini, farmakokinetiğini ve güvenliğini araştırdı. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. VAE'nin farmakokinetiği ve güvenliği. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi. VAE'nin farmakokinetiği ve güvenliği. Yüksek doz ve lokal uygulama sonrasında tümör remisyonu gözlendi. VAE uygulaması iyi tolere edildi. 34 hayvan deneyi, farelerde ve sıçanlarda çeşitli meme ve jinekolojik kanser modellerinde VAE ve izole edilmiş veya rekombinant bileşikleri araştırdı. VAE, özellikle farelerde hayatta kalma ve tümör remisyonunda artış gösterirken, sıçanlarda uygulamanın yanı sıra VAE bileşiklerinin uygulanması karışık sonuçlar verdi.In vitro VAE ve bileşikleri kanser hücreleri üzerinde güçlü sitotoksik etkilere sahiptir. Çözüm


          VAE meme ve jinekolojik kanserde bazı olumlu etkiler göstermektedir. Klinik etkililik konusunda daha fazla araştırma yapılması garanti edilmektedir.

          Git: Arka fon


          Meme ve jinekolojik kanserler (yani yumurtalık, endometriyal, servikal, vajinal, vulval ve fallop kanserleri) kadınlarda önemli miktarda morbidite ve mortaliteden sorumludur. Avrupa'da, 2006 yılında tahminen 429.900 vakaya meme kanseri teşhisi kondu (tüm kanser vakalarının %13.5'i) ve önemli ölçüde iyileştirilmiş tedavi seçeneklerine (ameliyat, kemoterapi, radyasyon, hormonal ve hedefe yönelik tedaviler) rağmen 131.900 meme kanserinden öldü [ 1 ]. Kadın kanserden kurtulanların yarısından fazlası meme veya jinekolojik kanserden muzdaripti [ 2 ].

          Bu hastaların % 40 ila %80'i yerleşik tedavilere ek olarak tamamlayıcı tedaviler kullanmaktadır [ 3-8 ]]. Bu, çeşitli şifalı bitkileri içerir, aynı zamanda akupunktur, psikososyal destek, yoga, sanat terapileri ve diğerlerini de içerir. Bunlar semptomları kontrol etmek, yaşam kalitesini iyileştirmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve muhtemelen yaşamı uzatmak için destekleyici önlemlerdir. Bununla birlikte, bu terapötik hedeflere ne ölçüde ulaşıldığının yanı sıra güvenlik ve eylem şekli ile ilgili konuların yeterli değerlendirmesi genellikle yapılmamaktadır. Özellikle şifalı bitkiler, kanser ve tümörlerle bağlantılı diğer durumların tedavisinde uzun bir geçmişe sahiptir ve günümüzde yeni ilaçların geliştirilmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Halihazırda kullanılan anti-kanser ajanlarının %60'ından fazlası orijinal olarak bitkiler, deniz organizmaları ve mikroorganizmalar gibi doğal kaynaklardan elde edilmektedir [ 9 ].

          Avrupa genelinde, Viscum album L. özleri (VAE veya Avrupa ökseotu, Phoradendron türleri veya "Amerikan ökseotu" ile karıştırılmamalıdır) kanser tedavisinde uygulanan en yaygın bitkisel özler arasındadır [ 3 , 7 , 8 , 10 ]. Viscum album yarı parazit bir çalıdır ve çeşitli biyolojik olarak aktif bileşikler içerir. Ökseotu lektinleri (ML I, II ve III) en kapsamlı şekilde araştırılmıştır. ML'ler iki polipeptit zincirinden oluşur : proteinin hücreye girmesini sağlayan hücre yüzeyi reseptörlerine bağlanabilen karbonhidrat bağlayıcı B zinciri [ 11-13 ]]; ve ribozomun 60S alt biriminin 28S RNA'sından bir adenin kalıntısını çıkararak ribozomu inaktive edici özelliklerinden dolayı protein sentezini daha sonra inhibe edebilen katalitik A zinciri [ 11 ]. Farmakolojik olarak ilgili diğer VAE bileşikleri, viskotoksinler ve diğer düşük moleküler proteinler, VisalbCBA ( Viscum album chitin-binding aglutinin) [ 14 ], oligo- ve polisakaritler [ 15 , 16 ], flavonoidler [ 17 ], veziküller [ 18 ], triterpen asitlerdir [ 19 ] ] ve diğerleri [ 20 , 21]. VAE'nin tamamı ve ayrıca birkaç bileşik sitotoksiktir ve özellikle ML'ler güçlü apoptozu indükleyen etkilere sahiptir [ 22 - 24 ]. ML'ler ayrıca çoklu ilaca dirençli kanser hücreleri (örn. MDR + kolon kanseri hücreleri [ 25 ]) üzerinde sitotoksik etkiler gösterir ve antikanser ilaçlarının sitotoksisitesini arttırır [ 26 , 27 ]. Mononükleer hücrelerde VAE ayrıca DNA stabilize edici özelliklere sahiptir. VAE ve bileşikleri bağışıklık sistemini uyarır ( in vivo ve in vitromonositlerin/makrofajların aktivasyonu, granülositler, doğal öldürücü (NK) hücreler, T-hücreleri, dendritik hücreler, IL-1, IL-2, IL-4, IL-5, IL-6 gibi çeşitli sitokinlerin indüksiyonu, IL-8, IL-10, IL-12, GM-CSF, TNF-a, IFN-y (genel bakış bakınız [ 20 , 21 ]). Örneğin, insan doğal ve lenfokinle aktive olan öldürücü hücrelerin sitotoksisitesi, bu öldürücü hücreleri NK'ye duyarlı veya duyarsız tümör hücreleriyle köprüleyen VAE rhamnogalakturonanlar tarafından in vitro olarak belirgin şekilde arttırılabilir [ 28 , 29 ]. Ayrıca, VAE, tümöral anjiyogeneze müdahale ediyor gibi görünmektedir [ 30 , 31]. Tümör taşıyan hayvanlara enjekte edilen VAE ve bunların birkaç bileşiği (ML'ler, ayrıca belirtilmeyen 5 kDa'lık bir protein, Vester ve meslektaşları tarafından izole edilen protein kompleksleri, oligosakkaritler) büyümeyi inhibe edici ve tümör azaltıcı etkiler gösterir [ 20 , 21 ]. Biyolojik özelliklerinin kapsamlı deneysel analizlerine rağmen, VAE'nin kesin etki şekli ile ilgili birçok soru hala devam etmektedir.

          Klinik uygulama için VAE, farklı konukçu ağaçlarda yetiştirilen ökse otlarından yapılır [VAE'nin konukçu ağaçları: Köknar ( Abies , A); akçaağaç ( Acer , Ac); badem ağacı ( Amygdalus , Am); huş ağacı ( Betula , B); akdiken ( Crataegus , C); dişbudak ağacı ( Fraxinus , F); elma ağacı ( Malus , M); çam ( Pinus , P); kavak ( Populus , Po); meşe ( Quercus , Qu); söğüt ( Salix , S); kireç ( Tilia , T), karaağaç ( Ulmus, U)], ya sulu özütleme, kısmen fermantasyon ile birleştirilmiş ya da presleme prosedürleri ile. Ana ağaca, hasat süresine ve ekstraksiyon prosedürüne bağlı olarak VAE, aktif bileşikleri ve biyolojik özellikleri bakımından farklılık gösterir. Farklı ticari VAE preparatları mevcuttur ve bir rekombinant ML (rML) ilacı şu anda klinik deneylerde geliştirilmekte ve test edilmektedir [ 32 , 33 ].

          VAE'nin kanserdeki klinik etkileri çeşitli çalışmalarda araştırılmış ve sistematik incelemelerde değerlendirilmiştir [ 34 - 39 ]. Bununla birlikte, bu incelemelerin tutarsız sonuçları oldu, modası geçmiş, eksik veya kısmi yönlere odaklanmış durumdalar. Bu hastalarda yaygın bir kullanım olmasına rağmen, meme ve jinekolojik kanser için spesifik ve kapsamlı klinik ve preklinik etkileri henüz hiçbir inceleme değerlendirmemiştir [ 3 , 7 ]. Bu nedenle birincil amacımız, klinik ve preklinik çalışmalarda VAE'nin potansiyel terapötik etkinliğini ve meme ve jinekolojik kanser üzerindeki potansiyel biyolojik etkilerini değerlendirmekti.

          Git: yöntemler

          Tasarım


          VAE'nin meme veya jinekolojik kanser üzerindeki etkisini araştıran klinik ve klinik öncesi çalışmaların sistematik incelemesi. Arama stratejisi


          Klinik araştırmalar için şu veritabanlarını aramak için sistematik bir süreç kullandık – AMED, Biosis Previews, Cochrane Library (Cochrane Database of Systematic Reviews, Cochrane Controlled Trials Register, The NHS Economic Assessment Database, Health Technology Assessment Database), Embase, Medline/Premedline , NLM Ağ Geçidi, özel veritabanları – bu veritabanlarının başlangıcından Aralık 2008'e kadar (MISTLETOE VEYA VISCUM? VEYA MISTEL? VEYA ISCADOR? VEYA ISCAR VEYA HELİXOR VEYA ABNOBA? VEYA ISCUCIN VEYA ISOREL VEYA VISOREL VEYA SOREL VEYA WELEDA VEYA) EURIXOR VEYA LEKTİNOL VEYA PLENOSOL VEYA AVİSKÜMİN) VE (ÇALIŞMA VEYA ÇALIŞMA VEYA DENEME VEYA DEĞERLENDİRME VEYA RASTGELE? VEYA ARAŞTIRMA VEYA KOHORT? VEYA KOHORT? VEYA SONUÇ?). Potansiyel olarak uygun olan her çalışmadan, ilgili inceleme makalesinden ve ders kitabından alınan referans listesi kontrol edildi,

          Antikanser etkilerine ilişkin in vitro veya in vivo (hayvan) deneylerle ilgili olarak, yukarıda belirtilen terimleri kullanarak veri tabanlarındaki (Medline/Pubmed ve kapsamlı özel veritabanları) her bir VAE ile ilgili referansın başlığını ve özetini ve gerektiğinde tüm makalesini kontrol ettik. ancak klinik çalışmalarla kısıtlama olmaksızın) ve büyük araştırmalarda. seçim


          Çalışmaların analize dahil edilmesi için aşağıdaki seçim kriterleri kullanıldı: (I) prospektif randomize veya randomize olmayan kontrollü klinik çalışma veya prospektif tek kollu kohort çalışması (örn. faz II çalışması) veya farmako-epidemiyolojik kohort çalışması; (II) meme veya jinekolojik kanserli çalışma popülasyonu, yani yumurtalık, rahim, serviks, genital kanser veya servikal intraepitelyal neoplazma (CIN); (III) VAE hazırlığı ile tedavi edilen müdahale grubu; (IV) klinik olarak ilgili sonuç (yani sağkalım, hastalıksız aralık, remisyon, relaps, QoL veya sitoredüktif tedavi sırasında yan etkilerin veya immün baskılanmanın azalması); (V) çalışmanın tamamlanması; (VI) yayınlanmış veya yayınlanmamış. Şu durumlarda çalışmalar hariç tutulmuştur: yalnızca ölçülen toksisite veya tolere edilebilirlik (faz I deneme), yalnızca immünolojik parametrelerin stimülasyonu ölçülmüş, kanser hastaları üzerinde yürütülmemiştir veya geriye dönük bir tasarıma sahip değildir (farmako-epidemiyolojik kohort çalışmaları hariç). Dil konusunda herhangi bir kısıtlama yoktu.

          In vitro ve hayvan deneyleri için kriterler buna göre uyarlanmıştır; ancak yayınlanmamış materyal dahil edilmemiştir. In vitro deneyler, insan tümörlerinden kaynaklanan kanser hücreleriyle sınırlıydı. Geçerlilik değerlendirmesi ve veri soyutlama


          Metodolojik kalitelerini değerlendirmek için seçilen klinik çalışmalarda kriter bazlı analiz yapıldı. Analizler iki gözden geçiren (GK, HK) tarafından bağımsız olarak yapıldı. Çalışma değerlendirmesinde büyük farklılıklar yoktu; anlaşmazlıklar tartışılarak çözüldü. Kontrollü çalışmalarda kanıtın gücünü değerlendirme kriterleri, Ulusal Sağlık Hizmeti İnceleme ve Yayma Merkezi'nden [ 40 ] ve VAE çalışmalarında daha önceki gözden geçirmelerde uygulanan iyi metodoloji kriterlerinden [ 34 , 36 , 41 ] uyarlanmıştır. Kohort çalışmaları için kalite kriterleri ayarlandı [ 36]. Veriler bir gözden geçiren (GK) tarafından özetlendi ve ikinci bir gözden geçiren (AG) tarafından kontrol edildi. Gerektiğinde, ek bilgi için çalışmaların birincil yazarlarıyla iletişime geçildi.

          Hayvan deneyleriyle ilgili olarak, çalışma boyutu, hayvan modeli, tümör tipi, tümör transferi, müdahale, tedavi programı, sonuç, fizyolojik izleme, yan etkiler, doz-yanıt, randomizasyon, kontrol tedavisi, sonuç değerlendirmesinin körleştirilmesi, bir akranda yayın hakkında veriler çıkardık. -incelenen dergi ve finansman kaynağı.

          Git: Sonuçlar

          Literatür taraması sonucu


          Literatür taraması, potansiyel klinik çalışmaları tanımlayan 306 referans belirledi (kopyaların silinmesinden sonra). Referansları sildikten sonra, yalnızca bağışıklık modülasyonu veya toksisite veya tolere edilebilirlik (faz I denemesi) veya yalnızca meme veya jinekolojik dışındaki kanser bölgelerinde, sonuçların nicelleştirilmesi olmaksızın geriye dönük değerlendirme ile veya yalnızca karmaşık tedavi rejimlerini araştırarak veya halihazırdaki çalışmaları açıklayan çalışmaları açıklayın. başka bir yerde yayınlandığında, dahil etme kriterlerini karşılayan 48 potansiyel çalışma belirlendi. İki deneme [ 42 , 43Polonya'da yürütülen ], ciddi geçerlilik endişeleri nedeniyle hariç tutuldu: işbirliği yapan bir bilim insanı, tedavi tahsisinin iddia edilen rastgeleleştirilmesini sorguladı ve yazarlardan bu soruyu açıklığa kavuşturmak için hiçbir bilgi alınamadı. Başka bir RCT (Lektinol ® ve Schwiersch ve diğerleri tarafından meme kanseri üzerine) dahil etme kriterlerini karşılamış olabilir, ancak yayınlanmamış ve mevcut değildi. Böylece bu derlemeye 46 çalışmayı dahil etmek mümkün oldu: 19 RKÇ, 16 RKÇ olmayan ve 11 tek kollu kohort çalışması. 46 çalışmanın 43'ü yayınlanmıştır (bunlardan 4'ü yalnızca özet olarak), 1 çalışma doktora tezi olarak elde edilmiştir ve 2'si yayınlanmamış raporlardır.

          1632 VAE ile ilgili referanslar, in vitro veya hayvan çalışmaları ile ilgili başlık, özet veya makalenin tamamı, kitap bölümü veya kitap tarafından kontrol edildi. Dahil edilme kriterlerini karşılayan deneyler, başka bir yayında tanımlanmışsa, bilimsel bir dergide, bilimsel kitapta veya bilimsel bir tez olarak yayınlanmamışsa, mevcut değilse (1950'li ve 60'lı yıllardan bazı tezler) veya yeterli sunmuyorsa çalışma dışı bırakıldı. bilgi. Dahil edilen klinik çalışmaların özellikleri


          Tablolar​Tablolar1,1,​,2,2,​,3,3,​,4,4,​,5,5, ve​ve66klinik çalışmaların özelliklerini gösterir. Çalışmaların ayarları çoğunlukla akademik hastaneler, büyük toplum hastaneleri ve uzmanlaşmış kanser hastaneleridir. Çalışmalar ağırlıklı olarak Almanya'da olmak üzere Avusturya, İsviçre, ABD, Sırbistan, Rusya, Bulgaristan, Ukrayna, İtalya, Mısır, İsrail, Çin, Güney Kore'de de yapılmıştır. Çoğu çalışma birden fazla merkezde yapılmıştır. 2000'den beri yayınlanan 32 çalışmanın 31'inde finansman kaynağı tanımlanabilirdi: üç çalışmada kamu finansmanı [ 44 - 46 ], 17'si kamu ve sanayi finansmanının bir kombinasyonu ve 11'i yalnızca sanayi finansmanı vardı. tablo 1


          Meme ve Jinekolojik Kanser Üzerine Randomize Kontrollü Klinik VAE Çalışmaları: Kalite Değerlendirmesi
          Yazar, Yıl Çalışmalarda Sağlanan Kalite Kriterleri I Katılımcılar AR II

          A) B) C) D) E) F) G) H) BEN) J) K)
          Tröger 2009 [ 47 ] + - - (+) + + + + (+) (+) + 95 %6
          Büssing 2008 [ 48 ] + III - III - III - III (-) III - III (-) III (-) III (-) III (-) III - III 65 Veri yok
          Grossarth 2008a [ 49 ] + + - (-) + (-) + (+) + + - 76 %21
          Grossarth 2008b [ 49 ] + + - (-) + + + (+) + + - 52 %0
          Grossarth 2007a [ 50 ] + + - (-) + (-) + (+) + + - 50 %16
          Grossarth 2007b [ 50 ] + + - (-) + (-) + (+) + + - 48 %17
          Grossarth 2007c [ 51 ] + + - (-) + + + (+) + + - 38 %0
          Grossarth 2006a [ 52 , 53 ] + + - (-) + (-) + (+) + + - 118 %36
          Semiglasov 2006 [ 54 ] + - (+) (+) + + + + + + + 352 %4
          Auerbach 2005 [ 55 ] + - (+) (+) + - + (+) + (+) + 23 %30
          Piao 2004 [ 56 ] + + - (-) + + + (+) + + + 233 %4
          Semiglasov 2004 [ 57 ] + - (+) (+) + + + + + + + 272 %4
          Borrelli 2001 [ 58 ] + - (+) (+) + + (+) + (-) (+) - 30 %0
          Grossarth 2001a [ 59 ] + + - (-) + + + (-) + + - 34 %0
          Grossarth 2001b [ 59 ] + + - (-) + (-) + (-) + + - 98 %20
          Kim 1999 [ 60 ] + - - - (-) - (+) (+) (-) (-) - 30 IV %13
          1991 [ 61 ] + - (-) (-) + (+) + (+) + + - 46 %13
          Gutsch 1988 [ 62 ] + - - (-) + (-) + + (+) + - 692 %20
          Lange 1985 [ 63 ] + + - (-) + (-) + (+) + + - 68 %35
          Ayrı bir pencerede aç
          I A) Özellikle yeterli rastgeleleştirme yoluyla seçim yanlılığına karşı koruma

          B) Ön tabakalama veya eşleştirme ile heterojenliğin en aza indirilmesi

          C) Hastayı, bakıcıyı ve sonuç değerlendiricisini kör ederek gözlemci yanlılığına karşı koruma

          D) Bakım protokolünün standardizasyonu, tüm birlikte müdahalelerin belgelenmesi, hastaların ve bakım sağlayıcıların körleştirilmesi yoluyla performans (tedavi) yanlılığına karşı koruma

          E) Sonuç değerlendirmesinin standardizasyonu ile ölçüm (tespit) yanlılığına karşı koruma

          F) Aşınma (dışlama) yanlılığına karşı koruma, <%10 hasta kaybı veya tedavi amaçlı analiz (rastgele bağlı olmayanlar dahil) artı protokol başına analiz (bağlı olmayanlar hariç) duyarlılık analizi ile birlikte ve Kaybedilen hasta ve başvuru sahiplerinin prognostik özelliklerinin karşılaştırılması

          G) Etki ölçümü ilgili ve iyi tanımlanmış

          H) İyi tanımlanmış müdahale, hasta özellikleri, hastalık (tanı, evre, süre), önceki tedavi

          I) İyi tanımlanmış çalışma tasarımı

          J) İyi tanımlanmış sonuçlar

          K) Özellikle izleme yoluyla ICH-GCP yönergeleri tarafından sağlanan veri kalitesi

          + = yeterince karşılandı, (+) = kısmen karşılandı, (-) = az karşılandı, - = yerine getirilmedi

          II AR: yıpratma oranı (bırakmalar, protokol sapmaları, geri çekilmeler, hastalar tahsis edildiği şekilde tedavi görmedi).

          III Yalnızca bir özete dayalı değerlendirme

          IV İki sunumda (30 ve 33) hasta sayılarında tutarsızlık ve buna karşılık gelen sonuçlarda tutarsızlık Tablo 2


          Meme ve Jinekolojik Kanser Üzerine Randomize Olmayan Kontrollü Klinik VAE Çalışmaları: Kalite Değerlendirmesi
          Yazar, Yıl Çalışmalarda Sağlanan Kalite Kriterleri I Katılımcılar AR II Karıştırma için tasarım/kontrol

          A) B) C) D) E) F) G) H) BEN) J) K)
          Grossarth 2008c [ 49 ] (+) + - (-) + + + (+) + + - 200 %5 Olası çift eşleştirme
          Grossarth 2008d [ 49 ] (+) + - (-) + (-) + (+) + + - 282 %27 Olası çift eşleştirme
          Loewe-Mesch 2008 [ 64 ] - - - (-) + (-) + + (+) + - 82 %20 Kendi kendine seçilen tedavi tahsisi, ayarlama yok
          Grossarth 2007d [ 50 ] (+) + - (-) + (-) + (+) + + - 198 %24 Olası çift eşleştirme
          Grossarth 2007e [ 50 ] (+) + - (-) + + + (+) + + - 132 %6 Olası çift eşleştirme
          Grossarth 2007f [ 51 ] (+) + - (-) + + + (+) + + - 212 %4 Olası çift eşleştirme
          Grossarth 2007g [ 51 ] (+) + - (-) + + + (+) + + - 140 %6 Olası çift eşleştirme
          Grossarth 2006b [ 52 , 53 ] (+) + - (-) + (-) + (+) + + - 210 %20 Olası çift eşleştirme
          Büssing 2005 [ 65 ] (-) - - (-) + + (+) (+) (+) + + 105 %7 İki farklı hastanenin karşılaştırılması. Analiz için çift eşleştirme
          Grossarth 2001c [ 59 ] (+) + - (-) + + + - + + - 792 %4 Olası çift eşleştirme
          Salzer 1987 [ 66 ] (+) - - (-) + - + - - (+) - 155 gösterilmemiş Alternatif tedavi tahsisi
          Fellmer 1966 [ 67 ] - - - (-) + - + + - - - 924 %15 Tarafsız doktor tarafından tedavi tahsisi
          Majewski 1963 [ 68 ] (+) - - (-) + - + - - - - III gösterilmemiştir (%15) IV Alternatif tedavi tahsisi

          Retrolektif farmako-epidemiyolojik kohort çalışmaları

          Ben 2008 [ 69 ] - (+) - - (-) - (+) (-) (+) (+) + 681 V Yalnızca bir ana sonuç ("şikayetler") için çok değişkenli ayarlama
          Bock 2004 [ 70 ] - (+) - - (-) - (+) + (+) (+) + 1442 V Çok değişkenli ayar
          Schumacher 2003 [ 71 , 72 ] - (+) - - (-) - (+) + (+) (+) + 689 V Eğilim puanı ayarı
          Ayrı bir pencerede aç
          I–II Kısaltmalar Tablo 1'deki gibidir.

          III Belirtilmeyen çalışma hastalarının sayısı; ökseotu grubuna 155 hasta dahil edilmiştir.

          IV Numaralar sadece ökseotu grubu için verilmiştir.

          V Geriye dönük çalışmalar için geçerli değildir. Tablo 3


          Meme ve Jinekolojik Kanserde VAE Tedavisine İlişkin Kontrollü Klinik Çalışmalar: Sağkalım
          Alan Sahne Müdahale (değerlendirilebilir hastalar) Hayatta Kalma Sonuçları Yazar, yıl, referans

          Yıllar (ortanca) Tehlike oranı 5 yıllık sağkalım ve diğerleri P-değeri %95 GA
          Randomize kontrollü çalışmalar

          Meme T1a-3, N0, M0 Iscador (38) 14.8 0.65 0,2 0,34–1,25 Grossarth 2006a [ 52 , 53 , 135 ]

          Yok (38) 13.8

          IIIA–IIIB Iscador (17) 6.3 0.46 0.13 0.16–1.31 Grossarth 2001a [ 59 , 135 , 166 ]

          Yok (17) 2.3

          T1-3, N0-3, M0, lokal yineleme Cerrahi, radyasyon I , Helixor (192) Uygulanamaz II %69,1 5 yıllık sağkalım 0.048 Gutsch 1988 [ 62 ]


          Cerrahi, radyasyon I , CMF (177) %67.7 5 yıllık sağkalım 0.025


          Cerrahi, radyasyon I (274) %59.7 5 yıllık sağkalım

          Göğüs, diğerleri Tüm aşamalar Iscador (39) 3.5 (ortalama) 0.04 Grossarth 2001b [ 59 ]

          Yok (39) 2.5 (ortalama)

          Serviks, rahim ağzı IVA-B Iscador (19) 1.83 0.46 0.12 0.18–1.21 Grossarth 2007c [ 51 ]

          Yok (19) 1.92

          Rahim IA-C Iscador (30) 6.29 0.36 0.014 0.16–0.82 Grossarth 2008a [ 49 ]

          Yok (30) 5.17

          IVA-B Iscador (26) 1.5 1 0.99 0.46–2.16 Grossarth 2008b [ 49 ]

          Yok (26) 2.0

          yumurtalık IA–IC Iscador (21) 6.75 0.40 0.058 0.15–1.03 Grossarth 2007a [ 50 ]

          Yok (21) 5.58

          IV Iscador (20) 2.75 0.33 0.033 0.12–0.92 Grossarth 2007b [ 50 ]

          Yok (20) 1.58

          Randomize olmayan kontrollü çalışmalar

          Meme T1-3, N0, M0 Iscador (84) III 11.75 0.42 0.0002 0,27-0,68 Grossarth 2006b [ 52 , 53 , 135 ]

          Yok (84) 10.13

          Yerel yineleme, N0, M0 Iscador (29)IV 5.17 0.0025 Grossarth 2001b [59,135]

          None (29) 4.33

          T1-4, N>1, M0 Iscador (38)IV 4.04 0.0516 Ø same study

          None (38) 3.17

          TX, NX, M1 Iscador (53)IV 3.08 0.0056 Ø same study

          None (53) 2.17

          I–III Iscador, (76) 29% alive 1985, after 11–14 years not shown Salzer 1987 [66]


          Radiation, hormone (79) 24% alive 1985, after 11–14 years

          Cervix IB-IVA Iscador (102)III 7.17 0.41 <0.0001 0.27–0.63 Grossarth 2007f [51]

          None (102) 5.92

          IV Iscador (66)III 2.33 0.54 0.015 0.32–0.89 Grossarth 2007g [51]

          None (66) 1.83

          I–III Radiation, Iscador (81) 83% 5-year survival 0.05 Fellmer 1966 [67]


          Radiation (709) 69% 5-year survival

          Uterus IIIA–IVB Iscador (95)III 2.75 0.61 0.023 0.39–0.93 Grossarth 2008c [49]

          None (95) 1.67

          IA-C Iscador (103)III 8.75 0.41 <0.0001 0.26–0.63 Grossarth 2008d [49]

          None (103) 6.67

          Ovary IA–IC Iscador (75)III 6.83 0.47 0.0002 0.31–0.69 Grossarth 2007d [50]

          None (75) 5.83

          IV Iscador (62)III 1.79 0.62 0.077 0.37–1.05 Grossarth 2007e [50]

          None (62) 1.17

          Genital All stages SurgeryI, radiationI, Iscador (155) Disease-specific survival partly improved not shown Majewski 1963 [68]

          SurgeryI, radiationI,(not shown)

          Retrolektif farmako-epidemiyolojik kohort çalışmaları

          Meme I-III Konvansiyonel terapi, Iscador (710) 0.46 0.038 0,22-0,96 Bock 2004 [ 70 ]

          Geleneksel tedavi (732)

          I-IV Konvansiyonel terapi, Eurixor (219) Fark gözlemlenmedi V Schumacher 2003 [ 71 , 72 ]

          Geleneksel tedavi (470)
          Ayrı bir pencerede aç
          I Grubun bir kısmına uygulanan eş-müdahale (yani radyasyon)

          II Çalışma sonlandırıldığında %50'den fazlası hayatta olduğundan uygulanamaz

          III Raporlanan hasta çiftlerinin tamamından elde edilen veriler

          IV Veriler, yalnızca kesin eşleşme rapor edilen hasta çiftlerinden elde edilir

          V Sınırlı gözlem süresi nedeniyle fark bulunamadı (medyan < 10 ay)

          CMF: Siklofosfamid, metotreksat, 5-florourasil

          P-değeri, %95 GA (güven aralığı): Ökse otu (veya diğer verum) ve kontrol grubu arasındaki farkın istatistiksel önemi. Tablo 4


          Meme ve Jinekolojik Kanserde VAE Tedavisi Üzerine Kontrollü Klinik Çalışmalar: Tümör Davranışı veya Plörodezis
          Alan Sahne Müdahale (değerlendirilebilir hastalar) Sonuç P-değeri %95 GA Yazar, yıl, referans
          R emisyon

          Randomize kontrollü çalışmalar

          Göğüs, yumurtalık, akciğer T 1–4 , N 0–3 , M 0–1 Kemoterapi I , Helixor A (115) Gerileme oranı: fark yok Piao 2004 [ 56 ]

          Kemoterapi I , Lentinan (109)

          Yumurtalık, diğerleri çalışamaz Radyasyon, sisplatin, holoksan, Helixor (23) %10 tam iyileşme
          %48 kısmi iyileşme
          %5 ilerleme
          Lange 1985 [ 63 ]

          Radyasyon, sisplatin, holoksan (21) %17 tam iyileşme
          %48 kısmi iyileşme
          %4 ilerleme

          Plevral efüzyon II Gelişmiş Heliksör (11) %82 tam remisyon
          %9 kısmi remisyon
          <0.05 III Kim 1999 [ 60 ]

          Doksisiklin, meperidin, lidokain (15) %40 tam remisyon
          %27 kısmi remisyon

          HASTALIKSIZ ARALIK, OLAYA geçen süre, tekrarlama ( tehlike oranı )

          Randomize kontrollü çalışmalar

          Meme T 1a-3 , N 0 , M 0 Iscador (38) Time to local recurrences: 0.44
          lymphatic metastases: 0.27
          distant metastases: 0.50
          all events (incl.death) 0.65
          0.18
          0.0048
          0.061
          0.012
          0.14–1.44
          0.11–0.67
          0.24–1.03
          0.47–0.91
          Grossarth 2006a [52,53]

          None (38)

          Non-randomized controlled trials

          Breast T1–3, N0, M0 Iscador (84) Time to local recurrences: 0.42
          lymphatic metastases: 0.22
          distant metastases: 0.36
          all event (incl.death) 0.66
          0.21–0.83
          0.10–0.47
          0.21–0.62
          0.55–0.79
          Grossarth 2006b [52,53]

          None (84)

          Cervix IB-IVA Iscador (102) Time to local recurrences: 1.42
          lymphatic metastases: None
          distant metast.:1 in Iscador group
          all event (incl.death) 0.32
          0.61
          n.a.
          n.a.
          <0.0001
          0.37–5.39
          n.a.
          n.a.
          0.22–0.48
          Grossarth 2007f [51]

          None (102)

          Retrolective pharmaco-epidemiological cohort study

          Breast I–III Conventional therapy, Helixor (167) Recurrence, metastases, reoperation: no difference Beuth 2008 [69]

          Conventional therapy (514)

          I–III Conventional therapy, Iscador (710) Recurrence: 0.98
          Dist. metast. 0.65
          0.947
          0.172
          0.60–1.62
          0.35–1.21
          Bock 2004 [70]

          Conventional therapy (732)

          I–IV Conventional therapy, Eurixor (219) Tekrarlama zamanı: 0.28 0.012 0.10–0.76 Schumacher 2003 [ 71 , 72 ]

          Geleneksel tedavi (470)
          Ayrı bir pencerede aç
          I Kemoterapi: bkz. tablo 5

          II Çoğul efüzyon tedavi bölgesini gösterir (birincil kanser bölgesi: 4 x meme, 1 x serviks, 23 x akciğer, 1 x mide, 1 x bilinmeyen primer)

          III Helixor ve doksosiklin grubunda yan etkiler: Sırasıyla 6 ve 14 hastada ağrı, 3 ve 6 hastada ateş, 0 ve 5 hastada yanma hissi; fark istatistiksel olarak anlamlı (p < 0.05)

          P-değeri, %95 GA (güven aralığı): Ökse otu (veya diğer verum) ve kontrol grubu arasındaki farkın istatistiksel önemi. Tablo 5


          Meme ve Jinekolojik Kanserde VAE Tedavisine İlişkin Kontrollü Klinik Çalışmalar: Kemoterapi, radyasyon veya cerrahinin yan etkilerinin azaltılması; yaşam kalitesi
          Alan Sahne Müdahale (değerlendirilebilir hastalar) Kemoterapi, radyasyon veya cerrahinin yan etkilerinin azaltılması QoL (*kemoterapi, radyasyon sırasında) Yazar, yıl, referans

          Sonuç P-değeri Ölçüm ölçeği ve sonucu P-değeri %95 GA
          Randomize kontrollü çalışmalar

          Meme T 1–3 , N 0–2 , M 0 CAF, Iscador veya Helixor (59) nötropeni %15 0.195 EORTC QLQ-C30* (Ağrı*, ishal*, rol*, uykusuzluk*, bulantı/kusma*) 0,0438 ila
          0,0003
          Tröger 2009 [ 47 ]


          CAF (30) %27

          Veri yok (F)EC, Iscador M (32) Granülosit fonksiyonunun EC ile ilişkili inhibisyonu: fark yok.
          EC ile ilgili yan etkilerin azaltılması (bulantı, kabızlık, ağrı, stomatit).
          Lenfositler, öğürme, kusma: fark yok
          >0.27 EORTC QLQ-C30*, BR 23*, Rodos İndeksi*: fark yok Veri yok Veri yok Büssing 2008 [ 48 ]

          (F)EC (33) "önemli"

          T 1a-3 , N 0 , M 0 Iscador (38) Öz düzenleme anketi,
          Tehlike oranı
          0.35 0,05-0,60 Grossarth 2006a [ 52 , 53 ]

          Yok (38)

          T 1–3 , N 0 -N + , M 0 CMF, Lektinol 15 ng ML (169) Haematological parameters, hospitalization, paracetamol, metoclopramid: no difference.
          Leucopenia ↓ (trend)
          FACT-G*
          ↑ 4.4
          GLQ-8* sum
          ↓ 28.9
          Spitzer uniscale*
          ↓ 12.2
          KPS*
          No difference
          <0.0001 Semiglasov 2006 [54]


          CMF, placebo (168) FACT-G*
          ↓ 5.11
          GLQ-8* sum
          ↑ 94.8
          Spitzer uniscale*
          ↑ 10.8

          T1–2, N0–1, M0 CMF, radiation, Helixor A (11) CMF-induced NK-cell decrease ↓ SCE-increase ↓
          other immune markers: no difference
          0.005
          n.s.
          EORTC QLQ-C30* No difference, data not shown not shown Auerbach 2005 [55]


          CMF, radiation, placebo (9)

          T1–3, N0-N+, M0 CMF, Lektinol 5 ng ML (66) Haematological parameters, hospitalization, paracetamol, metoclopramid: no difference. immune markerers: CD4, CD4/CD8, NK-cell-activity: significant ↑ GLQ-8* sum
          No difference
          Spitzer uniscale*
          No data
          QLQ C-30*
          No difference
          <0.05 Semiglasov 2004 [57]


          CMF, Lektinol 15 ng ML (65) GLQ-8* sum
          Superior 60,8mm
          Spitzer uniscale*
          Superior 16,4 mm


          CMF, Lektinol 35 ng ML (64) GLQ-8* sum
          No difference
          Spitzer uniscale*
          No data


          CMF, placebo (66)

          IIIA–IIIB Iscador (17) Self-regulation questionnaire (score 1–6) 2.92 → 3.7 0.13 Grossarth 2001a [59]


          None (17) 2.87 → 2.99

          IV Iscador spezial (20) Spitzer score questionnaire ~5 → 7.2 <0.05 Borrelli 2001 [58]


          Placebo (10) ~5.2 → 4.8

          Advanced VEC, Eurixor (21) Leukopenia ↓
          Platelets: no difference
          ≤ 0.001 QoL index* (superior) Anxienty scale* (superior) ≤ 0.01 Heiny 1991 [61]

          VEC, placebo (19)

          Breast, others All stages Iscador (39) Self-regulation questionnaire
          (score 1–6)
          3.41 → 3.87 0.02 Grossarth 2001b [59]


          None (39) 3.85 → 3.62

          Breast, ovary, lung T1–4, N0–3, M0–1 ChemotherapyI, Helixor A (115) Chemotherapy-related adverse events
          28
          not shown FLIC-score*
          ↑ 9
          TCM-score*
          ↑ -1
          KPS* increase in % of patients
          50%
          FLIC 0.014
          TCM 0.0007
          KPS 0.002
          Piao 2004 [56]


          ChemotherapyI, Lentinan (109) Chemotherapy-related adverse events
          77
          FLIC-score*
          ↑ 4,7
          TCM-score*
          0
          KPS* increase in % of patients
          32%

          Ovary IA–IC Iscador (21) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.58 0.0002 0.30–0.90 Grossarth 2007a [50]

          None (21)

          Ovary, others Inoperable Radiation, cisplatin, holoxan, Helixor (23) Nausea ↓,
          vomiting ↓,
          depression of leucopoiesis ↓
          0.005, 0.08,
          0.003
          KPS* 67% → 76% (p = 0.0008II) not shown Lange 1985 [63]


          Radiation, cisplatin, holoxan (21) 70% → 74% (p = 0.12II)

          Cervix IVA-B Iscador (19) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.7 0.014 0.15–1.05 Grossarth 2007c [51]

          None (19)

          Uterus IA-C Iscador (30) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.4 0.0012 0.15–0.70 Grossarth 2008a [49]

          None (30)

          Non-randomized controlled studies

          Breast T1–3, N0, M0 Iscador (84) Self-regulation questionnaire
          Hazard-ratio
          0.20 0.031 0.00–0.35 Grossarth 2006b [52,53]

          None (84)

          I–II Surgery, CMF/EC, Iscador (33) CMF/EC-induced lymphocyte decrease ↑,
          platelet decrease ↓
          n.s,
          0.01
          EORTC QLQ-C30*, BR 23* Reduced increase of nausea/vomiting, general side effects of CMF/EC 0.02
          0.02
          Loewe-Mesch [64]

          Surgery, CMF/EC (33)

          Breast (suspected) Surgery, Iscador M spezial (47) Prevention of surgery-associated inhibition of granulocyte function (PMA- and E.coli-stimulated oxidative burst) <0.0001,<0.001 Büssing 2005 [65]

          Surgery (51)

          Ovary IA–IC Iscador (75) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.30 <0.026 0.10–0.60 Grossarth 2007d [50]

          None (75)

          Cervix IB-IVA Iscador (102) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.25 <0.0005 0.15–0.35 Grossarth 2007f [51]

          None (102)

          Uterus IA-C Iscador (103) Self-regulation questionnaire, (score 1–6) median difference 0.65 <0.0005 0.4–0.95 Grossarth 2008d [49]

          None (103)

          Retrolective pharmaco-epidemiological cohort study

          Breast I–III Conventional therapy, Helixor (167) Hastalık veya tedaviyle ilişkili semptomların ortaya çıkması için olasılık oranı: 0,508 0.319-0.811 Ben 2008 [ 69 ]

          Geleneksel tedavi (514)

          I-III Konvansiyonel terapi, Iscador (710) Advers ilaç reaksiyonları ↓, Odds oranı: 0.47 %95 GA 0,32-0,67 Semptomsuz olma olasılığı 3.56 (kusma, baş ağrısı, bitkinlik, depresyon, konsantrasyon, uyku, baş dönmesi, sinirlilik) ↑ 2.03–6.27 Bock 2004 [ 70 ]

          Geleneksel tedavi (732)

          I-IV Konvansiyonel terapi, Eurixor (219) Belirti ortalama puanı iyileşti (bulantı, iştah, mide ağrısı, yorgunluk, depresyon, konsantrasyon, sinirlilik, uyku) <0.0001 Schumacher 2003 [ 71 , 72 ]

          Geleneksel tedavi (470)
          Ayrı bir pencerede aç
          I Kemoterapi (Piao ve arkadaşlarının çalışmasına atıfta bulunarak) – meme kanseri: CAP, CAF (CAP: Siklofosfamid, doksorubisin, sisplatin; CAF: Siklofosfamid, doksorubisin, 5-florourasil); yumurtalık kanseri: CP, IcP (CP: Siklofosfamid, sisplatin, IcP: İfosfamid, karboplatin); küçük hücreli olmayan akciğer kanseri: VP, MViP (VP: Vinorelbin, sisplatin; MViP: Mitomisin, vindesin, sisplatin).

          II Her grup içindeki ön-son farkının istatistiksel önemi

          QoL: Yaşam kalitesi; KPS: Karnofsky Performans Durum Ölçeği SCE: Kardeş kromatit değişimi; ↑: artış; ↓: azaltmak. P-değeri, %95 CI: Ökse otu (veya diğer verum) ve kontrol grubu arasındaki farkın istatistiksel önemi; ns: istatistiksel olarak anlamlı değil; EC: Epirubisin, siklofosfamid (F: 5-florourasil); VEC: Vindesin, epirubisin, siklofosfamid; CMF: Siklofosfamid, metotreksat 5-florourasil; CAF: Siklofosfamid, doksorubisin, 5-florourasil. Tablo 6


          Meme ve Jinekolojik Kanserde VAE Tedavisine İlişkin Tek Kollu Kohort Çalışmaları (örn. Faz II Denemeleri)
          Yazar, Yıl Tedavi I Site II Sonuç III N IV Karşılanan Kalite Kriterleri VI



          Hazırlık enjeksiyon yeri Dozaj Artan dozaj Süre CR halkla ilişkiler Kuzey Kore PD yaşam kalitesi L M N Ö P Q
          Göğüs, Yumurtalık, CIN

          Mansky 2008 [ 44 , 73 ] Helixor
          (& gemsitabin)
          sc Günde 250 mg'a kadar Evet 9 saat Göğüs, diğerleri %0 %10 %47 %43 27 (+) + + - V (+) (+)

          Schink 2006 [ 45 ] Heliksör
          (& ameliyat)
          sc 3/hafta, kişiye göre değişir Evet 2 yıla kadar Göğüs, kolon - - - - ↗ IIIa 40 + + (+) (+) V (+) -

          Schöffski 2004 [ 32 ] Aviskumin iv 10 – 6400 ng/kg, 2/w Evet 3-24 w, medyan 6 w Yumurtalık, meme, diğerleri %0 %0 %30 %70 37 + (+) + + + +

          Mahfuz 1999 [ 74 ] viskum fraksini sc ya da o 1 × 45 mg/ağ Numara 16–136 w Meme %8 %54 %35 %4 ↗ 26 (+) (+) + (+) + +

          Mahfuz 1998 [ 75 ] Abnobaviscum Fr sc 1 × 45 mg/ağ Numara 17 w Meme %0 %44 %33 %22 ↗ 9 - (-) (+) - - (+)

          Finelli 1998 [ 76 ] lektinol sc 2,5 µl/kg, 2/w Numara 12 w'ye kadar Göğüs, diğerleri - - - - ↗ 884 + + + - + +

          Portalupi 1995 [ 77 ] Iscador M sc 2 × 1 ng MLI/kg bw × w Numara 16w CIN I-III %41 %27 %27 %5 22 + + + + + (+)

          Malign efüzyon

          Bar-Sela 2006 [ 46 ] Iscador M ip 10 mg Numara defalarca Asitler (yumurtalık, diğerleri) Birbirini izleyen iki parasentez arasındaki aralığın 7 günden 12 güne artması, p = 0.001 IIIb ↗ IIIc 23 (+) (+) + (+) + +

          Werner 1999 [ 78 ] Abnobaviscum Fr ipl 1 × 75 mg/ağ Numara 3-8 w Plevral efüzyon (meme, diğerleri) %88 ↗ 32 + + + - (+) (+)

          Stumpf 1994 [ 79 ] Helixor A, M veya P ipl 100–1000 mg Evet defalarca Plevral efüzyon (meme, diğerleri) %61 %11 %22 18 + + + (+) + +

          Friedrichson 1995 [ 80 ] Heliksör A, M ip 100–1000 mg, 2/a Evet defalarca Asitler (yumurtalık, diğerleri) %70 ↗ 12 (+) (-) + - (-) +
          Ayrı bir pencerede aç
          I sc: subkutan, o: intratümöral, ipl: intraplevral, ip: intraperitoneal; iv: intravenöz infüzyon; bw; vücut ağırlığı; w: hafta

          II CIN: servikal intraepitelyal neoplazi. Aşama: Portalupi 1995 ve kısmen Schink 2006 ve Finelly 1998 hariç ileri; çoğul efüzyon ve asit tedavi bölgesini gösterir

          III CR: tam, PR: kısmi remisyon, NC: değişiklik yok, PD: progredient hastalık, QoL: yaşam kalitesi, ↗: iyileştirilmiş, ↘ bozulmuş

          IIIa Özellikle fiziksel işlev, rol, yorgunluk, iştah

          IIIb Medyan değerler, karşılaştırılabilir karın çevresi ve semptom skoru veya sırasıyla her parasentez öncesi veya sırasında boşaltılan sıvı

          IIIc Semptom skorunda, özellikle karın ağrısı, karın basıncında ve nefes darlığı nedeniyle gece uyanmada eğilim artışı

          IV N: Katılımcı sayısı

          V Bazı hastalarda eşzamanlı geleneksel onkolojik sitoredüktif tedaviler

          VI L İyi tanımlanmış hasta özelliği ve hastalığı (tanı, evre, süre), prognostik faktörler

          M Sonuç parametresi ilgili ve iyi tanımlanmış

          N İyi tanımlanmış müdahale

          O Eşzamanlı tedaviler iyi tanımlanmış

          P Sonuç açıkça tanımlanmış, uygulanan terapi ile gözlemlenen sonuç arasındaki geçici ilişki tam olarak tanımlanmış

          Q Hariç tutulan hastaların seçimi

          + = yeterince karşılandı, (+) = kısmen karşılandı, (-) = az karşılandı, - = yerine getirilmedi kontrollü çalışmalar


          19 RCT [ 47 - 63 ] (Tablo​(Tablo 1)1) 2420 katılımcıyı, 16 RCT dışı katılımcıyı [ 49 - 53 , 59 , 64 - 72 ] (Tablo​(Tablo 2)2) 6399 katılımcıyı kapsıyordu (bir kontrol grubunun örneklem büyüklüğü yayınlanmadı). İncelenen kanser bölgeleri meme (n = 20), rahim (n = 4), yumurtalık (n = 6), serviks (n = 4) ve genital (n = 1) idi. Bir RCT, malign plevral infüzyonu araştırdı. 4 çalışma sadece jinekolojik veya meme kanserini değil, diğer kanser türlerini de araştırdı.

          Evreler erken tespit edilenden ileri hastalığa kadar değişiyordu. 33 çalışmada iki kol, bir çalışmada üç ve bir dört kol vardı. Son noktalar: sağkalım (22 çalışma), tümör remisyonu, rekürrens veya rekürrens veya metastazlara kadar geçen süre (8 çalışma), plörodez (1 çalışma), QoL veya hastalıkla başa çıkma (11 çalışma), QoL veya eşlik eden kemoterapi, radyoterapi veya cerrahinin tolere edilebilirliği (13 çalışma). Takip süresi, bir denemede üç günden – genellikle – aylara veya yıllara kadar değişmekteydi.

          Tüm tedavi grupları, belirtildiğinde geleneksel bakım aldı ve çoğu hasta daha önce ameliyat geçirmişti. 16 çalışmada (9 RCT ve 7 RCT olmayan), VAE tedavisi ve eşzamanlı kemoterapi, radyoterapi veya cerrahi kombinasyonu araştırıldı. Bu çalışmaların 13'ü bu sitoredüktif tedavilerden kaynaklanan yan etkilerin azaltılmasını değerlendirdi. Üç çalışma doğrudan VAE tedavisini kemoterapi tedavisine veya radyasyon ve hormonlara karşı karşılaştırdı [ 60 , 62 , 66 ]. Çoğu çalışmada, VAE tedavisi en azından kısmen cerrahi veya radyoterapi sonrası adjuvan bir ortamda kullanılmıştır.

          Uygulanan ticari VAE , Iscador® , Helixor® , Eurixor® veya Lektinol® idi . VAE dozu, düşük dozlarla başlayıp, bireysel olarak hala iyi tolere edilen bir doza artan veya lektin içeriğine göre tedavi (6 çalışmada) veya tedavi modalitelerini doktorun takdirine bırakarak, çoğunlukla genel tavsiyeleri izledi, ki bu aynı şekilde varsayılabilir. , genel tavsiyeleri takip etti. VAE, intravenöz infüzyon veya intraplevral instilasyonun kullanıldığı üç çalışma dışında deri altından enjekte edildi [ 48 , 60 , 65]. Tedavi süresi genellikle belirtilmemiştir ve tek bir uygulamadan (bir denemede [ 65 ]) aylar ve yıllar boyunca tekrarlanan uygulamalara kadar değişen birincil sonlanım noktasına ve ilgili takibe bağlıydı . Kontrol grupları ya daha fazla karşılaştırma tedavisi (n = 27), ek plasebo uygulaması (n = 5), doksisiklin (n = 1), Lentinan (n = 1) veya radyasyon ve hormonlar (n = 1) aldı. 4 denemede çift kör tedavi uygulaması yapılmıştır. Tek kollu çalışmalar


          11 prospektif kohort çalışması [ 32 , 44 - 46 , 73 - 80 ] (Tablo​(Tablo6)6) 1130 hastayı içeriyordu. İncelenen kanser bölgeleri meme (n = 6), yumurtalık (n = 1), CIN (n = 1), malign plevral efüzyon (n = 2) ve malign asit (n = 2) idi. 8 çalışma birkaç kanser türünü araştırdı. Üç çalışma dışında tümör evreleri ileri veya ameliyat edilemezdi. Çoğu çalışmada hastalar bir süre önce geleneksel tedavi görmüştür. İki çalışmada (gemsitabin [ 44 ], cerrahi [ 45 ]) doğrudan kanser öncesi veya eşzamanlı anti-kanser tedavisi uygulandı . Dokuz çalışma, tümör remisyonunu değerlendirdi; yedi bildirilen QoL veya semptomatik rahatlama. İki çalışma öncelikle gemsitabin ve VAE [ 44 , 73 ] veya rML [ 44] kombinasyonunun toksisite profilini, farmakokinetiğini ve potansiyel etkileşimlerini araştırdı.32 ] ve ikincil olarak değerlendirilen tümör davranışı. Ticari VAE ilaçları Abnobaviscum® / Viscum fraxini, Iscador, Helixor, Lektinol veya Aviscumine® ( rML) idi. VAE subkutan (n = 6), intratümöral (n = 1), intraplevral (n = 2), intraperitoneal (n = 2) veya intravenöz infüzyon (n = 1) olarak uygulandı. Dozaj, hazırlama ve uygulama şekline bağlıdır; bazıları lektin içeriğine göre tedavi görmüş, bazıları düşük dozla başlayıp ardı ardına artırmış ya da yüksek dozla başlayıp haftada bir tutarlı bir şekilde uygulamıştır. İntraplevral ve intraperitoneal (tekrarlanan) uygulama için VAE, 5 ila 15 ml veya 100 ml çözelti içinde seyreltildi. Tedavi süresi ve takip süresi haftalardan en yaygın olarak aylara veya yıllara kadar değişmekteydi. Kalite değerlendirme


          Masa​Tablo 1,1,​,22ve​ve66Geçerlilik değerlendirmesini özetler. Metodolojik kalite, incelenen çalışmalarda önemli ölçüde farklılık göstermiştir. 19 çalışma randomize tedavi tahsisine sahipti. RKÇ'ler, özellikle sağkalımı araştırırken (medyan n = 52), çoğunlukla küçüktü (medyan örneklem büyüklüğü n = 60, aralık 23-692). QoL'yi araştıran RKÇ'ler sadece biraz daha büyük olmasına rağmen (medyan n = 68), yine de modern klinik araştırma standartlarını büyük ölçüde karşılayan 4 araştırmayı kapsıyor ve bunlardan üçünün örneklem büyüklüğü 200'ün üzerindeydi. RKÇ'lerin dördünde hastalar ve doktorlar kördü. ; üç başka RKÇ, bir aktif veya plasebo kontrol tedavisine sahipti. – 16 çalışma randomize değildi (medyan örneklem büyüklüğü n = 203, aralık 82-1442), bunlardan 15'i yakın prospektif (bir vakada geriye dönük) çift eşleştirmesi ile kafa karışıklığı için kontrol edildi,69 ]). – ICH-GCP ("İyi Klinik Uygulama") veya GEP ("İyi Epidemiyolojik Uygulama") kılavuzlarına göre veri kalitesi güvencesi, 5 RCT ve 4 RCT dışı raporda bildirilmiştir. RCT'lerin sekizi ve RCT olmayanların 8'i aynı büyük epidemiyolojik kohort çalışmasına yerleştirildi. Çoğu çalışma, ortak müdahalelerin net bir belgesini sunmadı. Diğer kalite yönleriyle ilgili olarak, çoğu çalışma – özellikle daha yeni olanlar – oldukça iyi tasarlanmış ve yürütülmüştür.

          Tek kollu çalışmalarda, yayınlanmamış bir rapor [ 80 ] ve çok az bilgi içeren soyut bir yayın [ 75 ] dışında çalışma kalitesi makul derecede iyiydi. İki çalışmada, geleneksel kanser tedavisi ile birlikte veya sonrasında VAE uygulandı ve bir çalışma, yüksek spontan remisyon oranlarına sahip olan CIN'i araştırdı. Klinik öncesi çalışmaların özellikleri


          Farklı VAE'lerin yanı sıra izole edilmiş veya rekombinant lektinler veya bunların A-zinciri, viskotoksinler veya diğer protein fraksiyonlarının in vitro sitotoksisitesi, çeşitli insan meme, yumurtalık, rahim, vulvar ve rahim ağzı kanseri hücrelerinde farklı yöntemlerle test edildi [ 12 , 20 , 22 , 81 - 110 ] (Tablo​(Tablo77). Tablo 7


          İnsan Memesi veya Jinekolojik Kanser Hücrelerinde VAE'nin Sitotoksisitesi Üzerine İn vitro Çalışmalar
          tümör hücresi VAE Sonuç Referans
          Meme kanseri

          MFM-223 Iscador Qu, M, A
          Iscador P
          ML I
          IC50 _ 0,05-0,12 mg/ml
          1,89 mg/ml
          38 ng/ml
          [ 22 ]

          Iscador M, Qu,
          Abnobaviscum Fr
          proliferasyonun inhibisyonu 0,1–1 mg/ml
          0,01–1 mg/ml
          [ 81 ]

          KPL-1 Iscador Qu, M, A
          Iscador P
          ML I
          IC50 _ 0,1–0,3 mg/ml
          1,94 mg/ml
          141 ng/ml
          [ 22 ]

          Iscador M, Qu,
          Abnobaviscum Fr
          proliferasyonun inhibisyonu 1 mg/ml
          0,1–1 mg/ml
          [ 81 ]

          Iscucin ® A, M, P, C, Po, T, Qu, S sitotoksisite 0.1 mg/ml [ 82 ]

          Iscador M
          ML I
          Hücre proliferasyonunun uyarılması yok 0,05–5 ng ML/ml
          0,01–5 ng/ml
          [ 83 ]

          MCF-7 Iscador Qu, M, A
          Iscador P
          ML I
          IC50 _ 0,09-0,12 mg/ml
          1,61 mg/ml
          410 ng/ml
          [ 22 ]

          lektinol IC50 _ >10 ng ML I/ml [ 84 ]

          Iscador Qu, M, P
          (maks. 1 veya 1.5 mg/ml)
          S-faz ilerlemesinin inhibisyonu
          Apoptozun indüklenmesi
          [ 85 - 87 ]

          Iscador M
          Iscador P
          ML I
          Iscador Qu
          IC 50
          Etkisi yok
          185 μg/ml
          aktivite yok
          0,003 μg/ml
          0,0015–15 μg/ml
          [ 88 , 89 ]

          Viskotoksin izoformları (A1, A2, A3, B, 1-PS)
          Viskotoksin izoformu U-PS
          GI 50
          LC 50
          0,02–0,8 μg/ml
          0,6 ila >1 μg/ml
          aktivite yok
          [ 90 ]

          ML IA zinciri proliferasyonun inhibisyonu 0,5 μg/ml [ 91 ]

          ML I, ML II, ML III proliferasyonun inhibisyonu 1-10 ng/ml [ 91 ]

          TNF & ML I (100 ng/ml) Potentiation of TNF-cytotoxicity [92]

          Lektinol IC50 0.003 μg/ml [93]

          Helixor P
          ML I
          IC50 > 150 μg/ml
          0.086 μg/ml
          [94]

          Iscucin M, P, C, Po, T, Qu, S
          Iscucin A, Pi
          Cytotoxicity 0.1 mg/ml
          no activity
          [82]

          MCF-7/ADR Lektinol IC50 (SRB assay) 0.3 E-4 μg/ml [93]

          MAXF 401NL Helixor P
          ML I
          IC50 0.66 μg/ml
          0.003 μg/ml
          [94]

          Iscador M
          Iscador P
          ML I
          Iscador Qu
          IC50
          >70% growth inhibition
          < 3 μg/ml
          no activity
          0.353 E-4 μg/ml
          10 μg/ml
          [88,89]

          MAXF 401 Lektinol IC50 < 0.1 E-4 μg/ml [93]

          MAXF 1162 Lektinol IC50 < 0.1 E-4 μg/ml [93]

          MAXF 449 Lektinol IC50 0.2 E-4 μg/ml [93]

          MAXF MX1 Lektinol IC50 < 0.1 E-4 μg/ml [93]

          MDA-MB-231 Lektinol IC50 0.7 E-4 μg/ml [93]

          Helixor P
          ML I
          IC50 135 μg/ml
          0.041 μg/ml
          [94]

          MDA-MB-468 Helixor P
          ML 1
          IC50 47 μg/ml
          0.006 μg/ml
          [94]

          MDA-MB-486-HER2 Iscador M Inhibition of epidermal growth factor-induced proliferation 0.5 μg/ml [95]

          Colo-824 Iscador M
          ML I
          No stimulation of cell proliferation 0.05–5 ng ML/ml
          0.01–5 ng/ml
          [83]

          HCC-1937 Iscador Qu, M, A
          Iscador P
          ML I
          IC50 0.1 to 0.3 mg/ml
          2.14 mg/ml
          320 ng/ml
          [22]

          Iscucin A, M, P, C, Po, T, Qu, S Cytotoxicity 0.1 mg/ml [82]

          BT474 Helixor M, A Cytotoxicity (WST-1) Maximum (80 and 100%) with 25 mg/ml [96]

          Primary breast cancer Iscador M, Qu
          Abnobaviscum Fr
          Mitochondrial activity (MTT) 50–80% with 0.1–0.001 mg/ml [81]

          Abnobaviscum M Inhibition of proliferation 0.5–50 μg/ml [97]

          ML I Inhibition of proliferation 1–50 ng/ml [20,98]

          T47D ML I, II, III IC50 > 0.1 – 1 ng/ml [99]

          ML I A-chain Inhibition of proliferation 10 ng/ml [91]

          BT549 ML I A-chain Inhibition of proliferation 500 ng/ml [91]

          HBL100 ML I A-chain Inhibition of proliferation 100 ng/ml [91]

          Breast cancer cells ML II, ML III, viscotoxins Cytotoxicity [100]

          Ovarian cancer

          OVXF 1619L Helixor P
          ML I
          IC50 119 μg/ml
          0.100 E-3 μg/ml
          [94]

          OVXF 899L Helixor P
          ML I
          IC50 >150 μg/ml
          0.229 μg/ml
          [94]

          SKOV-3 (HER-2 expression) Recombinant ML I IC50
          Induction of apoptosis
          0.033 ng/ml [101]

          OVCAR3 Iscador Qu, M
          (max. 1 or 1.5 mg/ml)
          Inhibition of S-phase progression,
          Induction of apoptosis
          No clear effect [87]

          OVXF 899 Lektinol IC50 0.3 E-3 μg/ml [93]

          OVXF 1353 Lektinol IC50 0.01 μg/ml [93]

          OVXF 1023 Lektinol IC50 < 0.1 E-4 μg/ml [93]

          SKOV3 Lektinol IC50 < 0.1 E-4 μg/ml [93]

          Primary ovarian cancer Abnobaviscum M Inhibition of proliferation 5 μg/ml [97]

          Uterine cancer

          UXF 1138L Iscador M
          Iscador P
          ML I
          Iscador Qu
          IC50
          Growth inhibition >30%
          6.8 μg/ml
          No activity
          0.16 E-4 μg/ml
          15 μg/ml
          [88,89]

          UCL SK-UT-1B Helixor P
          ML I
          IC50 > 150 μg/ml
          0.038 μg/ml
          [94]

          SK-UT-1B Lektinol IC50 0.6–5.5 ng ML I/ml [84]

          ML I Inhibition of proliferation 0.5–500 ng/ml [98,102]

          Iscador M
          ML I
          No stimulation of cell proliferation 0.05–5 ng ML/ml
          0.01–5 ng/ml
          [83]

          SK-UT-1 ML I Inhibition of proliferation 0.5–500 ng/ml [98,102]

          MES-SA ML I Inhibition of proliferation 0.5–500 ng/ml [98,102]

          Primary uterus cancer Abnobaviscum M Inhibition of proliferation 5–50 μg/ml [97]

          Vulvar cancer

          SK-MLS-1 Lektinol IC50 2 to >5 ng ML I/ml [84]

          ML I Inhibition of proliferation: 0.5–500 ng/ml [98,102]

          Iscador M
          ML I
          No stimulation of cell proliferation 0.05–5 ng ML/ml
          0.01–5 ng/ml
          [83]

          Cervical cancer

          HeLa TNF & ML I (100 ng/ml) Potentiation of TNF-cytotoxicity [92]

          ML I Inhibition of protein synthesis 100 μg/ml [12,103]

          Protein fractions Complete inhibition of DNA-, RNA-synthesis
          Proliferation
          1 μg/ml
          no effect
          [104]

          Viscotoxins IC50 0.2–1.7 μg/ml [ 105 ]

          sarmal M Büyüme inhibisyonu ≥ 0.01 mg/ml [ 106 ]

          isorel® _ sitotoksisite 30 μg/ul [ 107 ]

          Isorel A, M, P,
          ML I
          sitotoksisite > 1 µl/ml
          > 1 µg/ml
          [ 108 ]

          Iscador M
          Helixor M
          VAE M
          LC50 _ 16 μg/ml
          35,4 μg/ml
          3,9 μg/ml
          [ 109 , 110 ]

          Iscador M, Qu
          Abnobaviscum Fr
          Büyüme inhibisyonu 0,1–1 mg/ml
          0,01 mg/ml
          [ 81 ]
          Ayrı bir pencerede aç
          GI 50 : %50 büyüme önleyici konsantrasyon

          LC 50 : %50 öldürücü konsantrasyon

          IC 50 : %50 engelleyici konsantrasyon

          MCF-7/ADR: adriamisin(doksorubisin)-dirençli MCF-7 hücre dizisi

          HER: insan epidermal büyüme faktörü reseptörü Hayvan çalışmaları


          43 çalışma bulundu. Bunlardan 9 tanesi araştırıldıkları için hariç tutulmuştur: tümör taşıyan yumurtalar [ 111 ], tümör hücrelerinin VAE ile ön inkübasyonu [ 112 , 113 ], sonuçları buna göre farklılaştırmadan farklı kanser türleri [ 114 ] veya stabil olmayan izole edilmiş VAE proteinleri [ 115 ]. Kalan 34 deneyden [ 96 , 111 , 116 - 134 ] (Tablolar​(Tablolar88ve​ve9),9), 28'i farelerde ve 6'sı sıçanlarda gerçekleştirilmiştir. 22 deney 788 hayvanı (tedavi grubu başına 5-20), biri 282 VAE ile tedavi edilmiş hayvanı içeriyordu (kontrol hayvanlarının sayısı rapor edilmedi), diğer raporlar hiçbir ayrıntı vermedi. 32 deney meme tümörlerini (bu Ehrlich karsinomasının 15'i, ECa), bir rahim epitelyomu ve bir yumurtalık kanserini araştırdı. 28'i murin tümör modelleri kullanmıştı, 5'i insan kaynaklıydı ve 1'i otokton bir modeldi (metilnitrosurea kaynaklı tümör oluşumu). 24 deney, tam VAE'yi (bu VAE ile aktive olan makrofajlardan ikisi), araştırılan iki izole ML'yi, iki rML'yi, iki araştırılan diğer izole proteinleri ve araştırılan dört polisakkariti ("Viscumsäure") araştırdı. VAE sistemik olarak 17 deneyde (subkutan, intraperitoneal, intratümöral karşı bölgede, intramüsküler) uygulandı. Tablo 8


          VAE'nin Göğüs veya Jinekolojik Kanser Üzerine Hayvan Çalışmaları (nakli insan veya murin tümörleri veya birincil otokton tümör)
          Tümör, yer Hayvan VAE, uygulama ve dozaj Tümör büyümesi
          T/C
          Hayatta Kalma
          ILS
          Diğer sonuçlar Referans
          insan göğsü fareler

          MAXF 449, sc çıplak fareler Yerel Abnobaviscum Qu 8 veya 4 veya 2 mg/kg, it, qd * 3 %6 ila %20 [ 116 ]

          Sistemik Abnobaviscum Qu 8 mg/kg, it, qd * 3 %78

          MAXF 449, sc çıplak fareler Abnobaviscum M 8 mg/kg, sc, qd * 3 * 2 w %68 [ 116 ]

          BT474, sc Fareler (BALB/c) Helixor M veya A 5 mg, it, qd * 3 * 2 w %29 ila %52 [ 96 ]

          murin meme

          Karsinom, sc, iv Fareler (CBA/HZgr) Isorel M, 3 mg, sc, qod * 21 Fark yok Akciğer metastazları: VAE'ye karşı kontrol: 13.4'e karşı 37.5 [ 117 ]

          Karsinom, sc Fareler (CBA/HZgr) Isorel M, 1400 mg/kg, 2 w %20 [ 118 ]

          Karsinom, sc Fareler (CBA/HZgr) Isorel M, 140 mg/kg Rezeksiyon sonrası nüks, VAE'ye karşı kontrol: %47'ye karşı %78 [ 118 ]

          Karsinom, iv Fareler (CBA/HZgr) Isorel M, 140 mg/kg, ip 52 akciğer metastazı [ 118 ]


          Endoksan, 50 mg/kg 23 akciğer metastazı


          Isorel M, 140 mg/kg ve Endoksan 50 mg/kg 10 akciğer metastazı


          Kontrol 76 akciğer metastazı

          C3H adenokarsinom, 16/C Fareler (B6C3F1) Iscador M, 50 veya 100 mg/kg, ip, qd, gün 1-14 %28 %15 ila %20 [ 119 ]

          RC adenokarsinom, sc Fareler (DBA) VAE I , sc %20 ila %40 [ 111 ]

          ECa, ip Fareler (NMRI) VAE (kritik üstü CO2 ekstraksiyonu), 2 mL/kg, ip, qd, -7. gün, 0. gün veya 7. gün %65 ila %100 II [ 120 ]

          ECa, ip Fareler (BALB/c) Iscador, 15 μg, ip, gün -1 %108 [ 121 ]


          Sodium caseinate & Iscador, 15 μg, ip, day -1 no death


          Sodium caseinate, day -1 0%

          ECa, ip Mice (BALB/c) Iscador, 15 μg, ip, day 6 82% [121]


          Sodium caseinate, day 6 7%

          ECa, ip Mice (BALB/c) Iscador-activated macrophages, ip, day 6 49% [121]


          Non-activated macrophages, ip, day 6 4%

          ECa, ip Mice (BALB/c) Iscador activated macrophages, ip, day 6, 10, 14 98% [121]

          Non-activated macrophages, ip, day 6, 10, 14 9%

          ECa, sc Mice (BALB/c) Iscador, 15 μg, it, day 7 Severe necrosis, infiltration of lymphocytes and macrophages [122]

          ECa, sc Mice (Swiss) Iscador M, 1.66 mg, im, qod * 5 or 10 3 to 10% [123]

          ECa, ip Mice (Swiss) Iscador M, 1.66 mg, ip, qod * 10 76% [123]

          ECa, ip Mice (Swiss) Iscador M, 25 or 50 mg/kg, ip, qd * 14 69 to 97% No tumour-free mice [119]

          ECa, ip Mice (Swiss) Iscador M, sc, cumulative dose 4, 5, 150, or 200 mg -4 to 0% [124]

          ECa, sc Mice VAE, o, 0,1–0,2 ccm, qod * 6–10 Tam remisyon ve tekrarlama yok: %27 [ 125 , 126 ]

          murin meme fareler

          Walker karsinosarkom 256; sc Sıçanlar (Sprague Dawley) Iscador M, sc, kümülatif doz 11, 16, 500 veya 750 mg veya Iscador M, sc, kümülatif doz 11 veya 500 mg ve Cetraria praeparata, kümülatif doz 3 veya 164 mg kombinasyonu %93 ila %115 -16 ila 8% [ 124 ]

          İhbar DMBA-5A; sc fareler Iscador M, 2.5–15 mg, ip, qd Fark yok Daha az tümör canlılığı [ 127 ]

          Yürüteç karsinosarkom 256 fareler Iscador M, 0,005–0,5 mg, im, qd Fark yok Metastazlar: fark yok [ 128 ]

          otokton

          Metilnitrosurea kaynaklı Sıçanlar (Sprague Dawley) Iscador M c. Arg., sc, 0,2 ml/gün, 50 mg/hafta * 6 hafta %75 -%16 [ 124 ]
          Ayrı bir pencerede aç
          sc: deri altı; im: kas içi; o: intratümöral; ip: intraperitoneal; iv: intravenöz; w: hafta;

          qod: gün aşırı; qd: her gün; T/C: tedavi edilen tümör/kontrol tümörü; ILS: yaşam süresinde artış

          Tüm deneylerin kontrol grupları vardı, ancak bunlardan sadece sonuçlar için gerekliyse bahsedildi.

          I Antikanser aktivitesi olan maddeler için bir tarama programının parçası (107 bitki türünden 1.000 bitki özü)

          II Asit hacmi ile ilgili; -7. günde başlayan terapi ile en büyük etkiler Tablo 9


          Göğüs veya Jinekolojik Kanserde VAE Bileşiklerinin Hayvan Çalışmaları (nakli insan veya murin tümörleri)
          Tümör, yer Hayvan VAE Tümör büyümesi
          T/C (%)
          hayatta kalma Diğer sonuçlar Referans
          İnsan meme tümörü

          Meme fareler rML 0,3 ng/kg – 3 μg/kg, ip, qd * 5 * 2–4 w Etkisi yok [ 129 ]

          Farelerde murin meme tümörü

          C3L5, adenokarsinom; sc Fareler (C3H7HeJ) ML I, 1 ng/kg, sc, q3d, gün 7–19 160 27.6 akciğer metastazı [ 130 ]


          IL-2, iki kez 6 × 104 IU/fare, ip q8h 2 * qd * 5 43 2.3 akciğer metastazı


          ML 1 ve IL-2 kombinasyonu 37 2.3 akciğer metastazı


          Kontrol 7.5 akciğer metastazı

          ECa, ip Fareler (ICR) ML I, 80 ng, ip, 1. gün %70'i 50 gün sonra öldü [ 131 ]


          ML I A zinciri, 100 μg, ip, 1. gün 57 gün sonra %80 öldü


          ML I B zinciri, 10 μg, ip, 1. gün 58 gün sonra %80 öldü


          Kontrol 20 gün sonra %100 öldü

          ECa, sc Fareler (BALB/c) VAE 5 kDa peptitler, 2 μg, it, 7. gün Şiddetli nekroz, lenfositlerin ve makrofajların infiltrasyonu [ 122 ]

          ECa, ip Fareler (CD-1) Vester' Proteinler, ip, 0.1 veya 1 veya 10 μ/kg, qd * 10 ILS: 0, 33 ve -%33I [ 132 ]

          ECa fareler Polisakkarit („Viscumsäure“), ip, qd * 6 Hafif efekt [ 133 ]

          Adenokarsinom EO 771 fareler Polisakkarit („Viscumsäure“), ip, qd * 6 orta etki [ 133 ]

          Sıçanlarda murin meme tümörü

          Yürüteç Karsinosarkomu fareler Polisakkarit („Viscumsäure“), ip, qd * 6 orta etki [ 133 ]

          Diğer jinekolojik tümör

          Yumurtalık, SoTü 3, ip Fareler (SCID) rML 30 ng/kg, ip, qd * 5 * 12 %35 fare 84. günde hayatta 84. günde %40 tümörsüz fareler [ 134 ]


          rML 150 ng/kg, ip, qd * 5 * 12 84. günde canlı %10 fare 84. günde %10 tümörsüz fareler


          rML 500 ng/kg, ip, qd * 5 * 12 %75 fare 84. günde hayatta 84. günde %65 tümörsüz fareler


          Kontrol 84. günde yaşayan 15 fare 84. günde %10 tümörsüz fareler

          Uterusepithelioma T-8 Guérin fareler Polisakkarit ("Viscumsäure"), ip, qd * 6 orta etki [ 133 ]
          Ayrı bir pencerede aç
          Tüm deneylerin kontrol grupları vardı, ancak bunlardan sadece sonuçlar için gerekliyse bahsedildi.

          sc: deri altı; o: intratümöral; ip: intraperitoneal; iv: intravenöz; w: hafta;

          qod: gün aşırı; qd: her gün; T/C: tedavi edilen tümör/kontrol tümörü; ILS: yaşam süresinde artış.

          I 10 μg/kg protein uygulamasının toksik etkileri oldu

          Bu deneyler Almanya, İsviçre, Avusturya, ABD, Hindistan, Hırvatistan ve Sırbistan'da gerçekleştirilmiştir. 34 deneyden 9'u finansman kaynağını bildirdi, bunlardan 8'i kamu finansmanına sahipti ve bir tanesi kamu ve endüstri finansmanının bir kombinasyonunu içeriyordu. 19'u 1990'dan beri ve 15'i daha önce (1938–1989) yayınlanmıştı. 21 tanesi hakemli ve 2 tanesi diğer dergilerde, 6 tanesi bilimsel referans kitaplarında, 1 tanesi konferans özeti olarak ve 4 tanesi patent spesifikasyonunda yayınlandı. Yayımlanan bilgiler genellikle yetersiz ve bazen son derece seyrekti. 6 deney, randomize tedavi tahsisi bildirdi. Kontrol grubuyla ilgili olarak, 13 deneyde plasebo tedavisi tarif edildi - bunlardan beşi verum tedavisine aynı uygulama programı ile - 11 deneyde tedavi yok ve 9 deney hiçbir bilgi vermedi. Sonuç


          Müdahale, hasta özellikleri, klinik tanı, ölçülen sonuçlar, tasarım, metodolojik kalite ve potansiyel olumlu ve olumsuz önyargılar açısından çalışmaların önemli ölçüde heterojenliğini bulduk. Bu nedenle, sonuçları birleştirerek etki büyüklüğünün nicelleştirilmesini güvenilmez olarak değerlendirdik ve nicel olmayan bir sentez ve tartışmaya karar verdik. Karşılaştırılabilir bir tasarıma sahip (tümü aynı epidemiyolojik kohort çalışmasından kaynaklanan) bir çalışma alt grubu (2 RCT, meme kanseri üzerine 2 RCT olmayan), nicel bir meta-analizde zaten analiz edilmişti [ 135 ].

          Kontrollü klinik çalışmaların sonuçları Tabloda gösterilmektedir​Tablo 33(hayatta kalma), Tablo​Tablo44(tümör davranışı) ve Tablo​Tablo55(QoL ve geleneksel kanser tedavisinin tolere edilebilirliği); tek kollu çalışmaların sonuçları Tabloda gösterilmektedir​Tablo66.

          Klinik öncesi çalışmaların sonuçları Tablolarda sunulmaktadır.​Tablolar7,7,​,88ve​ve99. Meme kanseri


          Klinik çalışmalar: Sağkalım (Tablo​(Tablo 3)3) 4 RCT ve 3 RCT olmayan tarafından incelenmiştir (bunlardan biri Tabloda üç alt grupla gösterilmiştir).​Tablo 3):3): İki RKÇ, VAE'nin istatistiksel olarak anlamlı bir faydasını bildirdi (bunlardan biri diğer tümör bölgelerini de içeriyordu ve diğeri, tedavi amaçlı bir analizle yanlılığı önlemeden büyük bir yıpranma oranından muzdaripti) ve iki RKÇ, küçük bir pozitiflik bildirdi akım. Son iki RCT'nin sonuçları da bireysel bir hasta verileri meta-analizinde birleştirildi; sonuç sadece anlamlılığı kaçırdı (HR: 0,59, %95 GA: 0,34-1,02, p = 0,057) [ 135 ]. İki RCT dışı, istatistiksel olarak anlamlı bir fayda ve bir tanesi küçük bir pozitif eğilim gözlemledi. İki RCT olmayanın sonuçları ayrıca bireysel bir hasta verileri meta-analizinde birleştirildi ve oldukça anlamlı sonuçlar gösterdi (HR: 0,43, %95 GA: 0,34-0,56, p < 0,0005) [ 135 ]. Tümör davranışı (Tablolar​(Tablolar44ve​ve6)6) iki RCT, dört RCT dışı ve 4 tek kollu çalışma ile araştırılmıştır. Kontrollü çalışmaların dördü VAE ve geleneksel kanser tedavisini birleştirdi. Bu çalışmalar, hastalığın nüksetmesi ve hastalığın nüksetmesine kadar geçen süre ile ilgili olarak kısmen bir fayda bildirdi ve kısmen hiçbir fark yoktu; hiçbiri bir dezavantaj bulamadı. İki tek kollu çalışma, lokal yüksek doz VAE uygulamasından sonra hastaların %44-62'sinde tümör remisyonu bildirmiştir. Başka bir çalışmada, rML uygulamasından sonra hiçbir remisyon bulunamadı. QoL ve kemoterapi, radyasyon ve cerrahinin yan etkilerinin azaltılması (Tablolar)​(Tablolar55ve​ve6)6) 11 RCT, 6 RCT olmayan ve 4 tek kollu çalışma ile değerlendirildi: Bu 21 çalışmanın 19'u çoğunlukla istatistiksel olarak anlamlı bir fayda bildirdi, bir çalışma QoL faydası olmadığını ancak yan etkilerde azalma bildirdi ve bunların en küçüğü çalışmalarda fark bulunamadı. Üç büyük farmako-epidemiyolojik çalışma, hasta çizelgelerini araştırdı ve VAE ile tedavi edilen gruplarda hastalık ve tedaviyle ilişkili semptomların azaldığını buldu.

          Klinik öncesi çalışmalarda ( Tablolar​(Tablolar7,7,​,8,8, ve​ve9)9) VAE ve VAE bileşikleri kanser hücrelerinde sitotoksik etkiler göstermiştir. VAE ayrıca meme kanseri hücrelerinde büyüme faktörünün neden olduğu proliferasyon ve migrasyona karşı koydu [ 95 ]]. Farelerde, VAE, özellikle lokal olarak ve yüksek dozda uygulandığında çoğu durumda tümör büyümesini inhibe etti. Çoğu durumda sağkalım uzadı ve VAE veya VAE ile aktive olan makrofajların uygulanmasından sonra metastaz ve lokal rekürrens sayısı azaldı; bir çalışmada hiçbir fayda bulunamadı. Lokal VAE uygulamasını kullanan tüm deneyler, hayatta kalma ve tümör büyümesinin inhibisyonu ile ilgili olarak bir fayda bulmuştur. Sıçanlarda, VAE'nin net bir faydası görülmedi. İzole veya rekombinant VAE bileşiklerinin uygulanmasından elde edilen sonuçlar tutarsızdı: hayatta kalma ve tümör büyümesi ile ilgili olarak proteinlerin (örneğin lektinler) veya polisakkaritlerin bazı orta dereceli etkileri gözlenirken, diğerleri hiç veya muhtemelen olumsuz sonuçlar gözlemlemedi. Rahim ağzı kanseri


          Klinik çalışmalar: Sağkalım (Tablo​(Tablo 3)3) bir RCT ve üç RCT olmayan tarafından araştırıldı: dördü de sadece RCT olmayanlarda istatistiksel olarak anlamlı olan faydalı bir sonuç bildirdi. Tümör davranışı (Tablo​(Tablo4)4), esas olarak bu olaylar nadiren meydana geldiği için hastalık nüksü veya metastazlar üzerinde bir etki bulamayan bir RCT dışı tarafından araştırılmıştır. Tek kollu bir çalışma, VAE uygulamasından sonra CIN'de %41 tam ve %27 kısmi remisyon bildirdi. QoL (Tablo​(Tablo5)5) bir RCT ve bir RCT dışı olarak değerlendirildi; her ikisi de istatistiksel olarak anlamlı bir fayda bildirdi.

          Preklinik çalışmalarla ilgili olarak (Tablo​(Tablo7),7), sadece HeLa hücreleri araştırıldı; burada VAE ve protein fraksiyonları sitotoksik etkiler gösterdi. rahim kanseri


          Klinik çalışmalar: Sağkalım (Tablo​(Tablo 3)3) iki RCT ve iki RCT olmayan tarafından araştırılmıştır; üçü istatistiksel olarak anlamlı bir fayda bildirirken, biri fark bulamadı. QoL (Tablo​(Tablo5)5) bir RCT ve bir RCT dışı tarafından değerlendirildi; her ikisi de istatistiksel olarak oldukça anlamlı bir fayda buldu.

          Preklinik çalışmalarla ilgili olarak (Tablolar​(Tablolar77ve​ve9),9), VAE ve izole ML I, farklı insan rahim kanseri hücrelerinde sitotoksik etkiler gösterdi. Hayvan deneyleriyle ilgili olarak, bir patent spesifikasyonu, ökse otu polisakkaritlerinin uterusepitelyomada tümör büyümesi üzerindeki "orta" etkilerinden bahseder. Yumurtalık kanseri


          Klinik çalışmalar: İki RCT ve iki RCT olmayan, VAE'nin sağkalım üzerindeki etkisini araştırdı (Tablo​(Tablo 3)3) ve her birinin istatistiksel önemi olan bir fayda bildirdi. Tümör davranışı (Tablo​(Tablo4)4), her biri VAE ve kemoterapiyi (artı bir çalışmada radyoterapiyi) birleştiren iki RKÇ tarafından araştırılmıştır: bunlar karşılaştırılabilir sonuçlar bildirmiştir. VAE'nin QoL ve kemoterapi ve radyasyonun tolere edilebilirliği üzerindeki etkisi (Tablo​(Tablo5)5) üç RCT ve bir RCT dışı tarafından araştırılmıştır; hepsi istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif etki bildirdi. Agresif bir kemoterapi protokolü kullanan bir denemede, yan etkiler daha az yoğun olduğu için VAE grubuna daha yüksek dozlarda Cisplatin ve Holoxan verilebilir [ 63 ]. Tek kollu bir çalışmada, yumurtalık kanserinde rekombinant lektinler uygulandı, ancak remisyon bulunamadı.

          Preklinik çalışmalarla ilgili olarak (Tablolar​(Tablolar77ve​ve9),9), VAE, çeşitli yumurtalık kanseri hücrelerinde sitotoksik etkiler gösterdi. SCID farelerinde, rML'ler en yüksek ve en düşük dozda hayatta kalmanın artmasına ve daha fazla tümörsüz hayvana yol açarken, orta dozda hiçbir etki gözlenmedi. genital kanser


          Klinik çalışmalar: Bir RCT dışı (1963'te yayınlanmıştır) kısmen hastalığa özgü sağkalımı iyileştirdiğini bildirmiştir (Tablo​(Tablo 3).3). Preklinik çalışmalarla ilgili olarak (Tablo​(Tablo7),7), VAE, vulvar kanser hücrelerinde sitotoksik etkiler gösterdi. Malign efüzyon


          Klinik çalışmalar: Bir RKÇ ve dört tek kollu çalışma, malign plevral efüzyon ve asit (diğer kanser bölgelerinin yanı sıra meme veya yumurtalık kanserinden kaynaklanan) tedavisini araştırdı ve tümü önemli remisyon oranları bildirdi (Tablolar).​(Tablolar44ve​ve66). Emniyet


          Tolerabilite genel olarak iyiydi. Bir ürtiker ve anjiyoödem vakası [ 56 ] ve bir "genelleştirilmiş reaksiyon" vakası [ 69 ] tarif edilmiştir. Aksi takdirde önemli bir yan etki veya toksisite bildirilmemiştir. Sık görülen küçük, doza bağlı ve kendiliğinden azalan semptomlar arasında enjeksiyon bölgesinde reaksiyonlar (şişme, sertleşme, eritem, kaşıntı, lokal ağrı) ve hafif grip benzeri semptomlar veya ateş vardı. Bir çalışmada, eşzamanlı kemoterapi sırasında lokal reaksiyonlar yoğunlaştı [ 64 ]. Retrolektif bir RCT dışı çalışmanın düzeltilmemiş verilerinde daha yüksek bir depresyon prevalansı belgelenmiştir [ 69] VAE ile tedavi edilen hastalarda; bu hastalarda ayrıca hormonlar gibi diğer tedavilerin prevalansı daha yüksekti. İntraplevral instilasyondan sonra VAE, doksisikline göre önemli ölçüde daha az yan etki indükledi [ 60 ]. VAE ve kemoterapi etkileşimi için herhangi bir gösterge bulunamadı (yani remisyon oranı) ve VAE'nin gemsitabinin plazma konsantrasyonu üzerinde hiçbir etkisi yoktu [ 44 , 73 ]. Bilinmeyen bileşenlerle yüksek dozlarda izole edilmiş bir protein kompleksi uygulanması dışında, hayvan çalışmalarında hiçbir toksisite gözlemlenmemiştir [ 132 ].

          Git: Tartışma


          Çeşitli klinik çalışmalar ve deneyler, VAE ve bileşiklerinin meme ve jinekolojik kanserdeki potansiyel terapötik etkilerini araştırmış ve ağırlıklı olarak olumlu etkiler bildirmiştir. Bununla birlikte, dikkatli ve kendi bağlamları içinde yorumlanmaları gerekir.

          Klinik çalışmalarda VAE'den elde edilen en güçlü ve en tutarlı sonuçlar, QoL ve geleneksel tedavinin iyileştirilmiş tolere edilebilirliği ile ilgilidir . QoL anketleri çoğunlukla iyi kurulmuş ve onaylanmış QoL araçlarını ve bir tanesi psikosomatik öz düzenlemeyi içeriyordu. İkincisi, stresli yaşam durumlarına aktif olarak uyum sağlama ve refahı geri kazanma yeteneği açısından yeterlilik ve özerkliği ölçen 16 maddelik bir QoL aracıdır. [ 136] Bu araç şimdiye kadar yalnızca tamamlayıcı kanser tedavilerine odaklanan çalışmalarda kullanılmıştır. Özellikle öz düzenleme, yorgunluk, uyku, mide bulantısı/kusma, iştah, ishal, enerji, çalışma yeteneği, hayattan zevk alma, depresyon, kaygı, ağrı ve genel fiziksel, duygusal ve işlevsel iyilik ile ilgili olarak iyileşme görülmüştür. (daha fazla ayrıntı için bkz. Kienle GS, Kiene H: Ökse otu tedavisinin kanser hastalarında yaşam kalitesi üzerindeki etkisi. Kontrollü klinik çalışmaların sistematik bir incelemesi. Gönderildi). Konvansiyonel onkoloji tedavilerinin yan etkileri ile ilgili olarak, hematopoetik hasarın (yani lökopeni) azalması ve immünosupresyon, bazı çalışmalar tarafından rapor edildi, ancak tüm çalışmalar tarafından rapor edilmedi. Benzer şekilde, tüm çalışmalarda olmasa da bazılarında daha az kemoterapi ile ilgili olaylar gözlendi. Bu kanıtın geçerliliği oldukça iyidir. 15 RCT mevcuttur, dördü çift kör (üç tanesi pozitif sonuç gösteriyor) ve biri aktif kontrol tedavisi ile uygulandı. ICH-GCP yönergelerini takip eden 5 RKÇ rapor edildi ve bunların üçü her biri 200'den fazla hastayı içeriyordu. QoL ve subjektif semptomlar gibi subjektif olarak değerlendirilen sonuçlarla ilgili olarak büyük önem taşıyan gözlem veya raporlama yanlılığı ile ilgili sorular devam etmektedir. Tedavi bu nedenle kör olmalıdır; ancak kör deri altı VAE uygulaması doktorlar ve hastalar tarafından kolayca doğru bir şekilde tanımlanabilir [ QoL ve subjektif semptomlar gibi subjektif olarak değerlendirilen sonuçlarla ilgili olarak büyük önem taşımaktadır. Tedavi bu nedenle kör olmalıdır; ancak kör deri altı VAE uygulaması doktorlar ve hastalar tarafından kolayca doğru bir şekilde tanımlanabilir [ QoL ve subjektif semptomlar gibi subjektif olarak değerlendirilen sonuçlarla ilgili olarak büyük önem taşımaktadır. Tedavi bu nedenle kör olmalıdır; ancak kör deri altı VAE uygulaması doktorlar ve hastalar tarafından kolayca doğru bir şekilde tanımlanabilir [55 , 137 ], lokal reaksiyonları ve hafif grip benzeri semptomları nedeniyle. Burada gözden geçirilen dört kör çalışmada, bir çalışmada hastalara ve doktorlara sorulduğunda önemli derecede körlemenin kaldırıldığı tespit edildi [ 55 ]; ve VAE ile tedavi edilen hastaların kontrol hastalarından önemli ölçüde daha fazla lokal reaksiyon bildirdiği bu çalışmalardan ikisinde de varsayılabilir [ 54 , 57 ]. Diğer RKÇ'ler, körleme güvenilir olmadığı için tedavi uygulamasını kör etmedi. Bu nedenle, genel kanser veya kanser dışı araştırmalarda, inert maddelerin düşündürücü uygulanması nedeniyle QoL'de veya hastalık semptomlarında ilgili iyileşmeler tespit edilemese bile, sorular "kör" ve açık denemelerde kalacaktır [ 138 - 140]. Bununla birlikte, VAE tedavisi sırasındaki QoL veya semptomatik iyileşmenin sıklığı, büyüklüğü, süresi ve koşulları daha ayrıntılı olarak açıklığa kavuşturulmalıdır. Kanser hastalarında en çok sakat bırakan durumlardan biri olan ve onu etkin bir şekilde etkilemek için sadece birkaç terapötik seçenek olan kansere bağlı yorgunluk üzerindeki olası etkilerin daha fazla aydınlatılması özellikle alakalı olabilir (ayrıca bakınız [ 141 ] ) . Tek kollu çalışmalarda QoL'nin basit ön-son değerlendirmeleri ile ilgili olarak, birçok faktörden etkilendiğinden, QoL üzerindeki etkileri yargılamak için genellikle uygun olmadıklarını belirtmek muhtemelen gereksizdir.

          Hayatta kalma ile ilgili (Tablo​(Tablo 3),3), bazı RKÇ'ler istatistiksel olarak anlamlı bir fayda gösterirken, diğerleri istatistiksel bir eğilim gösterir veya hiç fark göstermez. RKÇ olmayanların çoğu (daha büyük hasta sayıları dahil) büyük bir etki göstermektedir. Çalışmaların geçerliliği, küçük örneklem büyüklükleri (RCT başına medyan yalnızca 52 katılımcı) ve 9 RCT'den 8'inin aynı (büyük) epidemiyolojik kohort çalışmasına dahil edilmiş olması nedeniyle sınırlıdır. Bu çalışma, modern veri kalite kontrol standartları (ICH-GCP, GEP) oluşturulmadan önce 1970'lerde başlatılmıştır ve bu nedenle bu açıdan modern standartları karşılamamaktadır. 9. RCT daha fazla hastayı kaydetmişti, ancak daha da erken yürütüldü ve protokol ihlali nedeniyle büyük bir yıpranma oranından muzdarip [ 62 ]]; müteakip analiz, "tedavi amaçlı" ilkesi [ 145 ] yerine "tedavi edilen" ilkesini izledi. Bu nedenle önyargı dışlanamaz. Sağkalım çalışmalarının hiçbiri körlenmedi, ancak sağkalım genellikle gözlemci yanlılığından veya düşündürücü etkilerden kolayca etkilenmez [ 138 - 140 ]. Hep birlikte bakıldığında, sonuçlar tutarlı olsa da, hayatta kalmaya ilişkin sorular devam ediyor ve kanıtların geçerliliği en iyi ihtimalle orta düzeyde. Potansiyel hayatta kalma faydasını daha fazla değerlendirmek için yeterli güce sahip bağımsız, GCP-uyumlu bir deneme arzu edilir.

          Tümör davranışı ile ilgili olarak, RCT'lerden elde edilen kanıtlar yetersizdir; faydaların çoğu randomize olmayan çalışmalarda gösterilmiştir. Eşzamanlı konvansiyonel kanser tedavisi olmayan hastalarda yapılan tek kollu çalışmalarda, tam VAE'nin yüksek doz veya lokal uygulaması, tümör veya malign efüzyonun önemli ölçüde azalmasına yol açmıştır. Bu, hayvan çalışmalarında da gözlemlendi: lokal uygulama, tümör büyümesinin inhibisyonu ve sağkalımın artmasıyla sonuçlandı. Ancak bu uygulama ve dozaj standart değildir ve yüksek doz veya lokal uygulamanın potansiyel riskleri nedeniyle yaygın olarak önerilemez. Sıradan VAE uygulaması, programı ve dozu ile muhteşem tümör remisyonları istisna olma eğilimindedir [ 20 , 36]. rML'lerin uygulanmasından sonra tümör remisyonu gözlenmedi. CIN'deki remisyon, bu endikasyonda sık görülen spontan remisyon oranlarından ayırt edilemez.

          Tartışılan konuların dışında, aşağıdaki geçerlilik hususları dikkate alınmalıdır: 10 RKÇ'de %10'un üzerinde bir yıpranma oranı mevcuttu. Bu RKÇ'lerin 5'inde [ 49 - 51 , 53], hastalar temel değerlendirmeden önce dışlandı. Burada hastalar geçici olarak eşleştirme ve ikili randomizasyon prosedürüne alındı; daha sonra bilgilendirilmiş onamları istendi ve reddederlerse, eşleşen ikizleri ile birlikte çalışmadan çıkarıldılar. Randomizasyon ünitesinin tamamı (hasta çifti) hariç tutulduğundan, bu prosedürde kayırma hatası riski küçük olsa da, bu derlemede tercih edilen konservatif kalite değerlendirmesi, bu çalışmaları bırakma yanlılığını dışlamamış olarak değerlendirdi. Kalan 5 denemeden birinde, yukarıda tartışıldığı gibi hastaların yaklaşık %20'sinde protokol ihlalleri vardı [ 62 ] ve bir denemede birkaç hastada kaçınılmaz olarak durdurulması gereken agresif bir kemoterapi kullanıldı [ 63 ]. Üç deneme ayrıntı bildirmedi.

          Yayın yanlılığını azaltmak için yayınlanmamış çalışmaları da dahil ettik ve kapsamlı uzman konsültasyonlarıyla kapsamlı bir literatür taraması yaptık. Yayınlanmamış bir RKÇ (Lektinol in meme kanseri, Schwiersch ve ark.), üretici tarafından piyasaya sürülmediği için dahil edilemedi. Bunun ötesinde, yayınlanmamış ve bilinmeyen RKÇ'lerin varlığını ekarte edemeyiz, ancak iyi yürütülmüş, büyük boyutlu ve geçerli hiçbir araştırmanın dikkatimizden kaçmadığını varsayıyoruz. – Klinik öncesi çalışmalarla ilgili olarak eksiksizliğe ulaşmak neredeyse imkansızdır. Bu deneyler genellikle keşif amaçlıdır, örneğin bitki özleri, aktif bileşikler veya sitotoksik etkiler için kimyasal olarak analiz edildiğinde; genel olarak sadece ilgili sonuçlar yayınlanır, ancak alakasız veya çalışmayan modellerin veya kararsız kimyasalların sonuçları yayınlanmaz. (İncelenen deneylerde bile,

          Finansmanla ilgili olarak, 2000'den beri yayınlanan 28 kontrollü çalışmanın 27'si finansman kaynaklarını bildirdi: 11 çalışma yalnızca ilaç endüstrisinden finansman aldı, 16 çalışma (tümü Grossarth ve diğerleri tarafından) hem endüstri hem de kamu finansmanı aldı. Finansman kaynağına bağlı olarak sonuçlar arasında fark yoktu.

          RKÇ olmayanlarla ilgili olarak, tedaviyi kendi kendine seçerek önyargı genellikle ham verilerde mevcuttur. Özellikle tamamlayıcı tedavileri seçen hastalar, onları seçmeyen hastalardan önemli ölçüde farklıdır [ 70 , 146 ]. Bu nedenle, temel dengesizliklerin veya eşleşmenin dikkatli bir şekilde ayarlanması zorunludur [ 147 - 149 ]. Bu, herhangi bir ayarlama yapılmayan [ 64 ] ve yalnızca ana sonuç parametresi için düzeltilen ancak bildirilen diğer sonuçlar için ayarlanmayan [ 69 ] bir diğeri dışında çoğu çalışmada değişen derecelerde yapılmıştır.]. Herhangi bir düzeltme yapılmadan uygulanan tedavi ile ilgili bir sonuca varılamaz. Dikkatli bir şekilde yürütüldüğünde ve analiz edildiğinde, RCT olmayanlar, bir RCT'nin deneysel durumunun yapay ve seçici koşulları tarafından bozulmadan rutin koşullar altında tedavi etkinliğini araştırabildikleri için dış geçerlilik ve etkililik hakkında değerli bilgiler sağlayabilir [ 150 ].

          Klinik öncesi çalışmalarda , VAE meme ve jinekolojik kanserden kaynaklanan hücrelerde önemli sitotoksik etkiler gösterir ve hayvan çalışmalarında tümör büyümesinin inhibisyonu gösterir. Özellikle ML'lerin (insan meme kanseri hücrelerine [ 151 ] bağlanan) sitotoksisitesi, VAE'nin lokal, intratümöral uygulamasından sonra tümör azalmasının nedeni olabilir. Sistemik olarak uygulanırsa, serum glikoproteinleri [ 152 ] ve anti-ML antikorları [ 153 ] tarafından inhibe edildiğinden ML'lerin sitotoksisitesi daha az önemlidir.] birkaç haftalık VAE uygulamasından sonra üretilir. ML'lerin terapötik etkileri, gözden geçirilen deneylerde tutarsızdı ve çok etkileyici değildi. Bununla birlikte, diğer tümör tiplerinde, ML'ler ayrıca önemli büyümeyi inhibe edici etkiler göstermiştir (örneğin [ 154 - 157 ]). İlginç bir şekilde, iki deneyde, VAE ile doğrudan tedavi edilmeyen farelerde VAE ile aktive olan makrofajların uygulanması, aynı zamanda, aktive edilmemiş makrofajların uygulanmasının hiçbir etkisi olmadığı halde, tümör büyümesini inhibe edici etkiler gösterdi [ 121 ]. Benzer şekilde melanomda, VAE ile aktive olan splenositlerin uygulanması metastazı inhibe etti [ 158 , 159 ].

          Genel olarak, klinik uygulama için preklinik çalışmaların prediktif güvenilirliği çoğu durumda oldukça sınırlıdır. Klinik kanser hastalığı, yaş, genel durum, komorbidite, invazivlik, metastazlar, antijenisite, bağışıklık sistemi vb. ile ilgili büyük farklılıklar ile hayvan modelleri tarafından yetersiz şekilde taklit edilmektedir. Bu nedenle, özellikle katı tümörlerin tedavisi için klinik öncesi tarama sonuçları büyük ölçüde olmuştur. hayal kırıklığı Şu anda sitotoksik maddeler için en iyi olarak kabul edilen modeller, burada incelenen birkaç durumda olduğu gibi, çıplak farelerde deri altından veya ortotopik olarak büyüyen hastadan türetilen tümörleri kullanır. Bununla birlikte, bağışıklık sisteminin ana bileşenleri eksik olduğundan (örneğin çıplak fareler, olgun T-lenfositleri üretemezler) bağışıklık sistemi yetersiz hayvanlarda bağışıklık-aktif maddeler yine de yetersiz şekilde değerlendirilebilir.20 , 160 - 162 ]. Güvenlik yönleri


          İncelenen çalışmalarda ökse otu tedavisi iyi tolere edilmiştir. Enjeksiyon bölgelerinde hafif grip benzeri semptomlar ve lokal reaksiyonlar sıktır, doza bağlıdır ve kendi kendini sınırlar. Alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir ve birkaç anafilaktik reaksiyon vaka raporu mevcuttur [ 163 - 166 ]. NCCAM/NCI'de yürütülen bir faz I çalışması, VAE ve gemsitabin [ 73 ] arasındaki güvenlik, toksisite ve ilaç etkileşimlerini araştırdı ve ne VAE'nin doz sınırlayıcı toksisitesi ne de gemsitabinin plazma konsantrasyonu üzerinde herhangi bir etki olmaksızın iyi tolere edilebilirlik bildirdi [ ]. 44 ]. VAE'nin kemoterapi veya radyoterapi ile kombinasyonu klinik ve hayvan çalışmalarında remisyon oranını olumsuz etkilemedi [ 56 , 63 ,118 ]. Bir çalışmada VAE ile tedavi edilen hastalarda daha yüksek depresyon prevalansı, başlangıç ​​dengesizliklerinin ayarlanması olmaksızın, kendi seçtiği bir popülasyonun ham verilerinde gözlendi. Bu fark, hasta popülasyonundaki farklılıklara bağlanabilir; örneğin, hormon tedavisinin prevalansı açısından belirgin bir şekilde farklıydılar. Hayvan deneylerinde herhangi bir toksisite gözlemlenmemiştir.

          Git: Çözüm


          VAE ve izole bileşiklerinin meme veya jinekolojik kanser üzerindeki etkisini araştıran klinik öncesi ve klinik çalışmalar, QoL ve geleneksel anti-kanser tedavilerinin tolere edilebilirliği ile ilgili en güçlü kanıtlarla bir fayda önermektedir. Hayatta kalma ile ilgili olarak, kanıtlar daha az kesindir; klinik çalışmaların çoğu çok küçük bir örneklem büyüklüğüne (RCT'ler) sahipti ve aynı büyük kohort çalışmasına dahil edildi; bu nedenle bağımsız bir yargılamaya ihtiyaç duyulacaktır. Tümör büyümesi inhibisyonu, ileriye dönük klinik çalışmalarda yetersiz bir şekilde değerlendirilmiştir. Tümör gerilemesi, düzenli düşük doz subkutan VAE tedavisi ile değil, yüksek doz ve lokal uygulama ile bağlantılı görünmektedir. İkincisi henüz tam olarak değerlendirilmemiştir ve genellikle tavsiye edilmez.

          Git: Kısaltmalar


          AMED: Yardımcı ve Tamamlayıcı Tıp; CI: güven aralığı; CIN: servikal intraepitelyal neoplazi; DNA: deoksiribonükleik asit; ECa: Ehrlich karsinomu; EORTC QLQ-C30: Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Örgütü Yaşam Kalitesi Anketi-Kanser; EORTC QLQ-BR23: Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Örgütü Yaşam Kalitesi Meme Kanseri Anketi; FACT-G: Kanser Tedavisinin Fonksiyonel Değerlendirmesi-Genel; FLIC: Fonksiyonel Yaşam İndeksi – Kanser; GCP: İyi Klinik Uygulama; GEP: İyi Epidemiyolojik Uygulama; GLQ-8: Küresel Yaşam Kalitesi; GM-CSF: granülosit makrofaj koloni uyarıcı faktör; HeLa hücreleri: Henrietta Lacks'ten ölümsüz hücre dizisi; HR: tehlike oranı; ICH: Uluslararası Uyum Konferansı; IFN-y: interferon-gama; IL: interlökin; kDa: kilodalton; KPS: Karnofsky performans durumu ölçeği; MDR+: çoklu ilaca dirençli; ML: ökse otu lektin; NCCAM: Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi; NCI: Ulusal Kanser Enstitüsü; NHS: Ulusal Sağlık Servisi; NK: nötr öldürücü (hücre); NLM: Ulusal Tıp Kütüphanesi; RCT dışı: randomize olmayan kontrollü çalışma; QoL: yaşam kalitesi; RCT: randomize kontrollü çalışma; rML: rekombinant ökseotu lektini; SCE: kardeş kromatit değişimi; SCID fareleri: Şiddetli Kombine İmmün Yetmezlik fareleri; T-hücreleri: timusta olgunlaşan lenfositler; TCM: Geleneksel Çin Tıbbı İndeksi; TNF-a: tümör nekroz faktörü-alfa; TNM: tümör, düğüm, metastaz; VAE: randomize olmayan kontrollü deneme; QoL: yaşam kalitesi; RCT: randomize kontrollü çalışma; rML: rekombinant ökseotu lektini; SCE: kardeş kromatit değişimi; SCID fareleri: Şiddetli Kombine İmmün Yetmezlik fareleri; T-hücreleri: timusta olgunlaşan lenfositler; TCM: Geleneksel Çin Tıbbı İndeksi; TNF-a: tümör nekroz faktörü-alfa; TNM: tümör, düğüm, metastaz; VAE: randomize olmayan kontrollü deneme; QoL: yaşam kalitesi; RCT: randomize kontrollü çalışma; rML: rekombinant ökseotu lektini; SCE: kardeş kromatit değişimi; SCID fareleri: Şiddetli Kombine İmmün Yetmezlik fareleri; T-hücreleri: timusta olgunlaşan lenfositler; TCM: Geleneksel Çin Tıbbı İndeksi; TNF-a: tümör nekroz faktörü-alfa; TNM: tümör, düğüm, metastaz; VAE:Viscum albüm özleri; VisalbCBA: Viscum album kitin bağlayıcı aglutinin.

          Git: rekabet eden çıkarlar


          IFAEMM, bu incelemeyle bağlantılı olmayan diğer projeler için Weleda, Abnoba ve Helixor'dan sınırlı araştırma hibeleri almıştır.

          Git: Yazar katkıları


          Çalışma protokolü GK ve HK tarafından yazılmıştır. Çalışmalar GK, HK, AG tarafından okundu. Çalışma kalitesi GK ve HK tarafından değerlendirildi. Veriler GK tarafından çıkarıldı ve AG ve HK tarafından kontrol edildi. MS, klinik öncesi çalışmaların veri toplamasına, analizine ve yorumlanmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. GK, eleştirel olarak gözden geçirilen ve sonunda HK, MS ve AG tarafından onaylanan makaleyi yazdı.

          Git: Teşekkür


          Bu inceleme Gesellschaft für Biologische Krebsabwehr ve Software AG Stiftung tarafından finanse edildi. Dr. Renatus Ziegler'e Grossarth-Maticek & Ziegler'in çalışmaları hakkında ek veri sağladığı için teşekkür ederiz.

          Git: Referanslar
          • Ferlay J, Autier P, Boniol M, Heanue M, Colombet M, Boyle P. 2006'da Avrupa'da kanser insidansı ve mortalitesinin tahminleri. Ann Oncol. 2007; 18 :581–592. doi: 10.1093/annonc/mdl498. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Stat Bite : Siteye Göre Kanserden Kurtulanların Sayısı, 2003. J Natl Cancer Inst. 2006; 98 (21):1514. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Fasching PA, Thiel F, Nicolaisen-Murmann K, Rauh C, Engel J, Lux MP, Beckmann MW, Bani MR. Jinekolojik ve meme malignitesi olan hastalarda tamamlayıcı yöntemlerin yaşam kalitesi ve yaşam memnuniyeti ile ilişkisi. Destek Bakım Kanseri. 2007; 55 :1277–1284. doi: 10.1007/s00520-007-0231-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Helyer LK, Chin S, Chuim BK, Fitzgerald B, Verma S, Rakovitch E, Dranitsaris G, Clemons M. Lokal ileri meme kanserli hastalarda tamamlayıcı ve alternatif ilaçların kullanımı – tanımlayıcı bir çalışma. BMC Kanser. 2006; 6:39 . doi: 10.1186/1471-2407-6-39. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • DiGianni LM, Garber JE, WINer EP. Meme kanserli kadınlarda tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı. J Clin Oncol. 2002; 20 :34s–38s. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Boon HS, Olatunde F, Zick SM. Göğüs kanserinden kurtulanların tamamlayıcı/alternatif tıp kullanımındaki eğilimler: 1998 ve 2005'teki anket verilerinin karşılaştırılması. BMC Woman's Health. 2007; 7 :4. doi: 10.1186/1472-6874-7-4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Molassiotis A, Scott JA, Kearney N, Pud D, Magri M, Selvekerova S, Bruyns I, Fernandez-Ortega P, Panteli V, Margulies A, Gudmundsdottir G, Milovics L, Ozden G, Platin N, Patiraki E. Tamamlayıcı ve alternatif Avrupa'da meme kanseri hastalarında ilaç kullanımı. Destek Bakım Kanseri. 2006; 14 :260–267. doi: 10.1007/s00520-005-0883-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Molassiotis A, Browall M, Milovics L, Panteli V, Patiraki E, Fernandez-Ortega P. Avrupa'da jinekolojik kanserli hastalarda tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı. Uluslararası Jinekolojik Kanser Dergisi. 2006; 16 :219–224. doi: 10.1111/j.1525-1438.2006.00309.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Cragg GM, Newman DJ. Anti-kanser ajanlarının kaynağı olarak bitkiler. İçinde: Elisabetsky E, Etkin NL, editör. UNESCO himayesinde geliştirilen Etnofarmakoloji Yaşam Destek Sistemleri Ansiklopedisi (EOLSS). Oxford, Birleşik Krallık, Eolss Yayıncıları; 2006. http://www.eolss.net [ Google Akademik ]
          • Molassiotis A, Fernandez-Ortega P, Pud D, Özden G, Scott JA, Panteli V, Margulies A, Browall M, Magri M, Selvekerova S, Madsen E, Milovics L, Bruyns I, Gudmundsdottir G, Hummerston S, Ahmad AM, Platin N, Kearney N, Patiraki E. Kanser hastalarında tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı: bir Avrupa araştırması. Ann Oncol. 2005; 16 :655–663. doi: 10.1093/annonc/mdi110. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Endo Y, Tsurugi K, Franz H. Ökaryotik ribozomlar üzerinde ökse otu lektin I A-zincirinin etki alanı. FEBS Mektupları. 1988; 231 :378–380. doi: 10.1016/0014-5793(88)80853-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Stirpe F, Sandvig K, Olsnes S, Pihl A. Ökse otundan toksik bir lektin olan viskuminin kültürdeki hücreler üzerindeki etkisi. Biyolojik Kimya Dergisi. 1982; 257 :13271–13277. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Stirpe F, Barbieri L, Battelli MG, Soria M, Lappi DA. Bitkilerden ribozomu inaktive eden proteinler: mevcut durum ve gelecekteki beklentiler. Biyoteknoloji (NY). 1992; 10 (4):405–412. doi: 10.1038/nbt0492-405. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Peumans WJ, Verhaert P, Pfüller U, Van Damme EJM. Ökse otundan küçük bir kitin bağlayıcı lektinin izolasyonu ve kısmi karakterizasyonu ( Viscum album ) FEBS Letters. 1996; 396 :261–265. doi: 10.1016/0014-5793(96)01108-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Klett CY, Anderer FA. Viscum albüm ekstraktından elde edilen düşük moleküler ağırlıklı bir bileşen ile insan kan monositlerinin doğal öldürücü hücre sitotoksisitesinin aktivasyonu . Arzneimittelforschung . 1989; 39 (12):1580–1585. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Mueller EA, Anderer FA. İnsan doğal sitotoksisitesini aktive eden bir Viscum album oligosakkarit, bir interferon gama indükleyicisidir. Kanser Immunol Immunother. 1990; 32 :221–227. doi: 10.1007/BF01741704. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Orhan DD, Küpeli E, Yeşilada E, Ergun F. VISCUM ALBUM ssp.'den izole edilen flavonoidlerin anti-inflamatuar ve antinosiseptif aktivitesi. ALBÜM. Z Naturforsch C. 2006; 61 (1-2):26–30. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Winkler K, Leneweit G, Schubert R. Bitki özlerinde zar veziküllerinin karakterizasyonu. Kolloidler ve yüzeyler B, Biyoarayüzler. 2005; 45 :57-65. doi: 10.1016/j.colsurfb.2005.07.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Jager S, Winkler K, Pfuller U, Scheffler A. Viscum album L. Planta Med'in sulu çözeltileri ve bitki özlerinde oleanolik asit ve betulinik asidin çözünürlük çalışmaları . 2007; 73 :157-162. doi: 10.1055/s-2007-967106. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kienle GS, Kiene H. Die Mistel in der Onkologie – Fakten und konzeptionelle Grundlagen. Stuttgart, New York: Schattauer Verlag; 2003. [ Google Akademik ]
          • Büssing A, (ed) Ökseotu The Genus Viscum. Amsterdam: Hardwood Akademik Yayıncılar; 2000. [ Google Akademik ]
          • Eggenschwiler J, von BL, Stritt B, Pruntsch D, Ramos M, Urech K, Rist L, Simoes-Wust AP, Viviani A. Ökseotu lektini, beyaz köknardan (Abies pectinata) Viscum albümünün fermente edilmiş müstahzarlarındaki tek sitotoksik bileşen değildir. BMC Tamamlayıcı Alter Med. 2007; 7:14 . doi: 10.1186/1472-6882-7-14. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Büssing A, Schietzel M. Viscum album L.'nin farklı konakçı ağaçlardan ekstraktlarının apoptozu indükleyen özellikleri, toksik ökse otu lektinlerinin içeriği ile ilişkilidir. Antikanser Araş. 1999; 19 :23–28. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Elsässer-Beile U, Lusebrink S, Grussenmeyer U, Wetterauer U, Schultze-Seemann W. Klinik olarak uygulanan çeşitli ökseotu preparatlarının periferik kan lökositleri üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. Arzneimittelforschung . 1998; 48 (12)::1185–1189. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Valentiner U, Pfüller U, Baum C, Schumacher U. Ökse otu lektinleri I, II ve III'ün hassas ve çoklu ilaca dirençli insan kolon kanseri hücre hatları üzerinde in vitro sitotoksik etkisi. Toksikoloji. 2002; 171 :187–199. doi: 10.1016/S0300-483X(01)00581-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Siegle I, Fritz P, McClellan M, Gutzeit S, Murdter TE. Viscum album aglutinin-1 ve antikanser ajanlarının insan A549 akciğer kanseri hücrelerine karşı kombine sitotoksik etkisi . Antikanser Araş. 2001; 21 :2687–2691. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Bantel H, Engels IH, Voelter W, Schulze-Osthoff K, Wesselborg S. Ökseotu lektini, ölüm reseptörü sinyalleşmesinden bağımsız olarak kaspaz-8 / FLICE'ı aktive eder ve antikanser ilaca bağlı apoptozu arttırır. Kanser araştırması. 1999; 59 :2083–2090. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Mueller EA, Anderer FA. İnsan doğal öldürücü ve lenfokinle aktive olan öldürücü hücrelerin antitümör sitotoksisitesini artıran bir bitki ramnogalakturonanının sinerjistik etkisi: Hedef hücre tanımanın kimyasal özgüllüğü. Kanser araştırması. 1990; 50 :3646–3651. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Zhu HG, Zollner TM, Klein-Franke A, Anderer FA. İnsan CD56+CD3- doğal öldürücü (NK) hücrelerinin ve CD+T hücrelerinin MHC ile sınırlandırılmamış sitotoksik aktivitesinin rhamnogalakturonan tarafından geliştirilmesi: NK-duyarsız hedeflere karşı hedef hücre özgüllüğü ve aktivitesi. J Cancer Res Clin Oncol. 1994:383–388. doi: 10.1007/BF01240135. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Park WB, Lyu SY, Kim JH, Choi SH, Chung HK, Ahn SH, Hong SY, Yoon TJ, Choi MJ. Kore ökse otu lektin tarafından tümör büyümesi ve metastazının inhibisyonu, apoptoz ve antianjiyogenez ile ilişkilidir. Kanser Biother Radyofarm. 2001; 16 :439–447. doi: 10.1089/108497801753354348. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Van Huyen JP, Bayry J, Delignat S, Gaston AT, Michel O, Bruneval P, Kazatchkine MD, Nicoletti A, Kaveri SV. Endotel hücrelerinin apoptozunun Viscum album tarafından uyarılması: ökse otu lektinlerinin anti-tümöral özellikleri için bir rol. Mol Med. 2002; 8 :600–606. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Schöffski P, Riggert S, Fumoleau P, Campone M, Bolte O, Marreaud S, Lacombe D, Baron B, Herold M, Zwierzina H, Wilhelm-Ogunbiyi K, Lentzen H, Twelves C, Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Örgütü Yeni Katı tümörlü hastalarda intravenöz aviskumin (rViscumin) üzerinde İlaç Geliştirme Grubu Faz I denemesi: Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Örgütü Yeni İlaç Geliştirme Grubu'nun bir çalışması. Ann Oncol. 2004; 15 :1816–1824. doi: 10.1093/annonc/mdh469. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Schöffski P, Breidenbach I, Krauter J, Bolte O, Stadler M, Ganser A, Wilhelm-Ogunbiyi K, Lentzen H. Haftalık 24 saatlik aviskumin infüzyonu (rViscumin): katı tümörlü hastalarda bir faz I çalışması. Eur J Kanser. 2005; 41 :1431–1438. doi: 10.1016/j.ejca.2005.03.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kienle GS, Berrino F, Büssing A, Portalupi E, Rosenzweig S, Kiene H. Ökseotu kanserde – kontrollü klinik araştırmalar üzerine sistematik bir inceleme. Eur J Med Arş. 2003; 8 :109–119. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Stauder H, Kreuser ED. Onkolojide ökse otu lektinleri (ML I) açısından standartlaştırılmış ökse otu özleri: klinik araştırmanın mevcut durumu. Onkoloji. 2002; 25 :374–380. doi: 10.1159/000066058. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kienle GS, Kiene H. Tamamlayıcı Kanser Tedavisi: Antropozofik Ökseotu Ekstraktları Üzerine Prospektif Klinik Araştırmaların Sistematik Bir İncelemesi. Eur J Med Arş. 2007; 12 :103–119. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Ernst E, Schmidt K, Steuer-Vogt MK. Kanser için ökse otu? Randomize klinik çalışmaların sistematik bir incelemesi. Int J Kanser. 2003; 107 :262-267. doi: 10.1002/ijc.11386. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Horneber MA, Bueschel G, Huber R, Linde K, Rostock M. Onkolojide ökseotu tedavisi. Cochrane Veritabanı Syst Rev. 2008:CD003297. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Lange-Lindberg AM, Velasco Garrido M, Busse R. Misteltherapie ve Behandlung zur Reduktion der Toxizität der Chemotherapie maligner Erkrankungen. . GMS Sağlık Teknolojisi Değerlendirmesi 2006; 2oc18 (20060919) 2006.
          • Khan KS, ter Riet G, Glanville J, Sowden AJ, Kleijnen J. Etkililik Araştırmalarının Sistematik İncelemelerini Üstlenmek CRD'nin İncelemeleri Yürüten veya Devreye Alanlara Yönelik Rehberi CRD Rapor Numarası 4. 2. York Üniversitesi: NHS İnceleme ve Yayma Merkezi; 2001. [ Google Akademik ]
          • Kleijnen J, Knipschild P. Kanser için ökseotu tedavisi – insanlarda kontrollü çalışmaların gözden geçirilmesi. Bitkisel ilaç. 1994; 1 :255–260. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Jach R, Basta A. Iscador QuS ve servikal intraepitelyal neoplazide (CIN) Przeglad Lekarski'de insan rekombinant interferon alfa (Intron A). 1999; 56 :86-88. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Jach R, Basta A, Szczudrawa A. Eşzamanlı HPV enfeksiyonu olan CIN1'li kadınların Iscador QuS ve Intron A ile immünomodülatör tedavisinin rolü. Ginekol Pol. 2003; 74 :729–735. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Mansky PJ, Wallerstedt DB, Monahan BP, Lee C, Sannes T, Stagl J, Blackman MA, Swain SL, Grem J. İleri katı tümörlü hastalarda ökse otu özü/gemsitabin kombinasyon tedavisinin Faz I çalışması. Onkoloji. 2008; 31 :200. doi: 10.1159/000119121. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Schink M, Tröger W, Goyert A, Scheuerecker H, Selbmann K, Glaser F. Zusammenhang der NK-Zellaktivität gegen autologe Tümör- ve K562-Zellen mit dem klinischen Verlauf unter Misteltherapie. Forsch Komplementärmed. 2006; 13 :147–155. doi: 10.1159/000092624. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Bar-Sela G, Goldberg H, Beck D, Amit A, Kuten A. Viscum albüm ekstraktının tekrarlanan intraperitoneal uygulamalarıyla malign asit birikiminin azaltılması . Antikanser Araş. 2006; 26 :709-714. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Tröger W, Matijaševic M, Ždrale Z, Tisma N, Jezdic S. Kemoterapi alan meme kanseri hastalarında ökse otu özleri ile ek tedavi: ileriye dönük, randomize, açık etiketli bir pilot çalışma. İçinde: Scheer R, Alban S, Becker H, Holzgrabe U, Kemper FH, Kreis W, Matthes H, Schilcher H, editör. Die Mistel in der Tumortherapie 2 – Aktueller Stand der Forschung ve klinische Anwendung. Essen, KVC-Verlag; 2009. s. 509–521. [ Google Akademik ]
          • Büssing A, Brückner U, Enser-Weis U, Schnelle M, Schumann A, Schietzel M, Hatzmann W, Hackmann J. Viscum album L. özütünün (Iscador) intravenöz uygulanmasıyla kemoterapi ile ilişkili immünosupresyonun modülasyonu: bir randomize physe II çalışması . Avrupa Bütünleştirici Tıp Dergisi. 2008; 1 :S44–S54. [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu hazırlığı (Iscador) ile korpus uteri kanseri hastalarının uzun süreli tedavisi için eşleştirilmiş çift tasarımında randomize ve randomize olmayan prospektif kontrollü kohort çalışmaları Eur J Med Res. 2008; 13 :107–120. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu ( Viscum album L.) ile yumurtalık kanseri hastalarının uzun süreli tedavisi üzerine prospektif kontrollü kohort çalışmaları Iscador'u çıkarır. Arzneimittelforschung. 2007; 57 (10):665–678. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu hazırlığı (Iscador ® ) Forsch Komplementärmed ile rahim ağzı kanseri hastalarının uzun süreli tedavisine ilişkin ileriye dönük kontrollü kohort çalışmaları . 2007; 14 :140–147. doi: 10.1159/000102956. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu hazırlığı (Iscador) ile meme kanseri hastalarının uzun süreli tedavisi üzerine prospektif kontrollü kohort çalışmaları - Ek materyaller. 2006 doi: 10.1159/000095378. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu hazırlığı (Iscador) Forsch Komplementärmed ile meme kanseri hastalarının uzun süreli tedavisine ilişkin prospektif kontrollü kohort çalışmaları . 2006; 13 :285-292. doi: 10.1159/000095378. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Semiglasov VF, Stepula VV, Dudov A, Schnitker J, Mengs U. Kemoterapi ve takip sırasında Standart Ökseotu Ekstresi PS76A2 ile meme kanseri hastalarında yaşam kalitesi iyileştirildi: randomize, plasebo kontrollü, çift kör, çok merkezli bir klinik çalışma . Antikanser Araş. 2006; 26 :1519–1530. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Auerbach L, Dostal V, Václavik-Fleck I, Kubista E, Rosenberger A, Rieger S, Tröger W, Schierholz JM. Önem arz eden Anteil aktivierter NK-Zellen durch katkı maddesi Misteltherapie bei chemotherapierten Mamma-Ca-Patientinnen in einer prospektiven randomisierten doppelblinden Studie. İçinde: Scheer R, Bauer R, Becker H, Fintelmann V, Kemper FH, Schilcher H, editör. Fortschritte in der Misteltherapie Aktueller Stand der Forschung ve klinischen Anwendung. Essen, KVC Verlag; 2005. s. 543–554. [ Google Akademik ]
          • Piao BK, Wang YX, Xie GR, Mansmann U, Matthes H, Beuth J, Lin HS. Meme, yumurtalık ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında tamamlayıcı ökse otu özü tedavisinin yaşam kalitesine etkisi. Prospektif randomize kontrollü bir klinik çalışma. Antikanser Araş. 2004; 24 :303-309. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Semiglasov VF, Stepula VV, Dudov A, Lehmacher W, Mengs U. Standartlaştırılmış ökse otu özü PS76A2, adjuvan CMF kemoterapisi alan meme kanserli hastalarda QoL'yi iyileştirir: randomize, plasebo kontrollü, çift kör, çok merkezli bir klinik çalışma. Antikanser Araş. 2004; 24 :1293-1302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Borrelli E. Lektin standardize ökse otu tedavisi alan meme kanserli hastalarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi. Minerva Medica. 2001; 92 :105-107. [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Kiene H, Baumgartner S, Ziegler R. Kanser tedavisinde bir Avrupa ökseotu özütü olan Iscador'un kullanımı ( Viscum album ): bir kohort çalışması içinde yuvalanmış prospektif randomize olmayan ve randomize eşleştirilmiş çift çalışmaları. Alternatif Ther Sağlık Med. 2001; 7 :57-78. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Kim MH, Park YK, Lee SH, Kim SC, Lee SY, Kim CH, Kim YK, Kim KH, Moon HS, Song JS, Park SH. Malign plevral efüzyonlu hastalarda plöredez için bir Viscum album (L.) özütü (ökse otu) ve doksisiklinin etkileri üzerine karşılaştırmalı çalışma . Kore İç Hastalıkları Derneği 51. Toplantısı. Helixor Heilmittel GmbH tarafından tercüme edilmiştir. Kore Tıp Dergisi. 1999; 57 :S121. [ Google Akademik ]
          • Harika BM. Katkı Tedavisi, standardisiertem Mistelextrakt reduziert die Leukopenie ve verbessert die Lebensqualität von Patientinnen mit fortgeschrittenem Mammmakarzinom unter palyativer Chemotherapie (VEC-Şeması) Krebsmedizin. 1991; 12 :1–14. [ Google Akademik ]
          • Gutsch J, Berger H, Scholz G, Denck H. Prospektive Study, radikal operierten Mammmakarzinom mit Polychemotherapie, Helixor und unbehandelter Kontrolle. Dtsch Zschr Onkol. 1988. s. 94–100.
          • Lange O, Scholz G, Gutsch J. Subjektiven ve objektiv için modülasyon Toxizität einer agresif Chemotherapie mit Helixor. Yayınlanmamış Rapor. 1985.
          • Loewe-Mesch A, Kuehn JH, Borho K, Abel U, Bauer C, Gerhard I, Schneeweiss A, Sohn C, Strowitzki T, Hagens C. Adjuvante eşzamanlı Mistel-/Chemotherapie ve Mammmakarzinom – Einfluss auf Immunparameter, Lebenund Ver. Forsch Komplementärmed. 2008; 15 :22–30. doi: 10.1159/000112860. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Büssing A, Bischof M, Hatzmann W, Bartsch F, Soto-Vera D, Fronk EM, Gmeindl M, Stein GM. Meme kanseri hastalarında Viscum album L.'den fermente edilmiş bir ekstraktın intravenöz uygulanmasıyla granülosit fonksiyonunun cerrahi kaynaklı depresyonunun önlenmesi. Antikanser Araş. 2005; 25 :4753-4758. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Salzer G. 30 Jahre Erfahrung mit der Misteltherapie an öffentlichen Krankenanstalten. İçinde: Leroi R, editör. Misteltherapie Eine Antwort auf die Herausforderung Krebs. Stuttgart, Verlag Freies Geistesleben; 1987. s. 173–215. [ Google Akademik ]
          • Fellmer Ch, Fellmer KE. Nachbehandlung bestrahlter Genitalkarzinome mit dem Viscum-album-Präparat "Iscador". Krebsarzt. 1966; 21 :174–185. [ Google Akademik ]
          • Majewski A, Bentele W. Über Zusatzbehandlung beim weiblichen Genitalkarzinom. Zentralbl Gynäkol. 1963; 85 :696–700. [ Google Akademik ]
          • Beuth J, Schneider B, Schierholz JM. Bakım sonrası standartlaştırılmış ökse otu özü ile meme kanseri hastalarının tamamlayıcı tedavisinin etkisi: kontrollü bir çok merkezli karşılaştırmalı epidemiyolojik kohort çalışması. Antikanser Araş. 2008; 28 :523–528. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Bock PR, Friedel WE, Hanisch J, Karasmann M, Schneider B. Wirksamkeit und Sicherheit der komplementären Langzeitbehandlung mit einem standardisierten Extrakt aus Europäischer Mistel ( Viscum album L. ) Önem arz eden ilk sözleşmeler. Ergebnisse einer multizentrischen, komparativen, epidemiologischen Kohortenstudie in Deutschland und der Schweiz. Arzneim – Forsch/Drug Res. 2004; 54 :456-466. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Schumacher K, Schneider B, Reich G, Stiefel T, Stoll G, Bock PR, Hanisch J, Beuth J. Lektin standardize ökse otu özü ile postoperatif tamamlayıcı tedavinin meme kanseri hastalarına etkisi. Kontrollü bir epidemiyolojik çok merkezli retrolektif kohort çalışması. Antikanser Araş. 2003; 23 :5081–5088. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Schumacher K, Schneider B, Reich G, Stiefel T, Stoll G, Bock PR, Hanisch J, Beuth J. Postoperatif komplementäre Mammmakarzinoms mit lektinnormiertem Mistelextrakt – epidemiyologische, multizentrische retrolektive Kohortenstudie. Dtsch Zschr Onkol. 2002; 34 :106-114. doi: 10.1055/s-2002-35141. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Mansky PJ, Grem J, Wallerstedt DB, Monahan BP, Blackman MR. İlerlemiş kanserli hastalarda ökseotu ve Gemsitabin: Kanser tedavisinde botanik ve botanik-ilaç etkileşimlerinin I. faz çalışması için bir model. Entegre Kanser Ther. 2003; 2 :345–352. doi: 10.1177/1534735403259061. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Mahfouz MM, Ghaleb HA, Hamza MR, Fares L, Moussa L, Moustafua A, El-Za Wawy A, Kourashy L, Mobarak L, Saed S, Fouad F, Tony O, Tohamy A. Gelişmiş memede çok merkezli açık etiketli klinik çalışma Kanserli hastalar. Bir ön rapor. Mısır Nat Kanser Enstitüsü Dergisi. 1999; 11 :221–227. [ Google Akademik ]
          • Mahfouz MM, Ghaleb HA, Zawawy A, Scheffler A. Yüksek doz ökse otu ile tedavi edilen kanser hastalarının önemli tümör azalması, ağrı ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve uyku düzenlerinin normalleştirilmesi. Ann Oncol. 1998; 9 :129. [ Google Akademik ]
          • Finelli A, Limberg R. Mistel-Lektin bei Patienten mit Tumorerkrankungen. Medizin im Bild Tanı ve Tedavi im Bild. 1998; 1 :1–8. [ Google Akademik ]
          • HPV ile ilişkili CIN'de Ökseotu hazırlığı (Iscador) ile Portalupi E. Neoadjuvan tedavisi. . Tez Universität Pavia 1991/1992. 1995.
          • Werner H, Mahfouz MM, Fares L, Fouad F, Ghaleb HA, Hamza MR, Kourashy L, Mobarak AL, Moustafa A, Saed S, Zaky O, Zawawy A, Fischer S, Scheer R, Scheffler A. Zur Therapie des malignen Pleuraergusses mit einem Mistelpräparat. Der Merkurstab. 1999; 52 :298–301. [ Google Akademik ]
          • Stumpf C, Schietzel M. Intrapleurale Instillation eines Extraktes aus Viscum album [L.] zur Behandlung maligner Pleuraergüsse. Tümör Teşhisi ve Tedavisi. 1994. s. 57-62.
          • Friedrichson UKH. Terapi ve malign asit için Viscum album (L.) extrat (ökse otu) intraperitoneal damlatma . Yayınlanmamış. Herdecke Toplum Hastanesi, Radyoloji/Onkoloji Bölümü, Witten/Herdecke Üniversitesi. 1995 [ Google Akademik ]
          • Knöpfl-Sidler F, Viviani A, Rist L, Hensel A. İnsan kanser hücreleri, farklı ökse otu özlerine karşı in vitro bireysel alıcılık sergiler. Eczane. 2005; 60 :448–454. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Zuzak T, Rist L, Viviani A, Eggenschwiler J, Mol C, Riegert U, Meyer U. Das Mistelpräparat Iscucin ® – Herstellung, Analytik, Wirkung in vitro. Der Merkurstab. 2004; 57 :467-473. [ Google Akademik ]
          • Büssing A, Schietzel D, Schietzel M, Schink M, Stein GM. Keine Stimulation in vitro kultivierter Tümörzellen durch Mistellektin. Dtsch Zschr Onkol. 2004; 36 :66–70. doi: 10.1055/s-2004-828263. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Burger AM, Mengs U, Kelter G, Schüler JB, Fiebig HH. İn vitro standartlaştırılmış sulu ökseotu özütü ile insan tümör hücresi proliferasyonunun uyarıldığına dair kanıt yok . Antikanser Araş. 2003; 23 :3801–3806. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Ramaekers FC, Harmsma M, Tusenius KJ, Schutte B, Werner M, Ramos M. Ökseotu özleri (Viscum album L.) Iscador ® hücre döngüsü makineleri ile etkileşime girer ve kanser hücrelerinde hayatta kalma mekanizmalarını hedefler. İlaç. 2007; 67 :79-84. [ Google Akademik ]
          • Harmsma M, Gromme M, Ummelen M, Dignef W, Tusenius KJ, Ramaekers FC. Viscum albüm özü IscadorQu'nun kanser hücrelerinde hücre döngüsü ilerlemesi ve apoptoz üzerindeki farklı etkileri. Int J Oncol. 2004; 25 :1521–1529. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Harmsma M, Ummelen M, Dignef W, Tusenius KJ, Ramaekers FC. Ökse otunun etkileri (Viscum album L.), Iscador'u hücre döngüsü ve tümör hücrelerinin hayatta kalması üzerine çıkarır. Arzneimittelforschung. 2006; 56 :474-482. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Kelter G, Fiebig HH. Ökseotu (Viscum album L.) tarafından 26 insan tümör hücre hattından oluşan bir panelde tümör büyümesi stimülasyonunun olmaması, Iscador'u in vitro özütler. Arzneimittelforschung . 2006; 56 (6A):435–440. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Maier G, Fiebig HH. İn vitro ökseotu özleri ile 16 insan tümör hücre hattından oluşan bir panelde tümör büyüme uyarısının olmaması . Anti-Kanser İlaçları. 2002; 13 :373–379. doi: 10.1097/00001813-200204000-00006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kahle B, Debreczeni JÉ, Sheldrick GM, Zeeck A. Vergleichende Zytotoxizitätsstudien tarafından Viscotoxin-Isoformen ve Röntgenstruktur tarafından Viscotoxin A3 ve Mistelextrakten tarafından. İçinde: Scheer R, Bauer R, Becker H, Fintelmann V, Kemper FH, Schilcher H, editör. Fortschritte in der Misteltherapie Aktueller Stand der Forschung ve klinischen Anwendung. Essen, KVC Verlag; 2005. s. 83–98. [ Google Akademik ]
          • Mukthar D, Pfüller U, Tonevitsky AG, Witthohn K, Schumacher U. Kanser tedavisinde ökse otu lektinlerinin kullanımına ilişkin hücre biyolojik araştırmaları. İçinde: Bardocz S, Pfüller U, Pusztai A, editör. COST 98 Antinutrientlerin baklagil diyetlerinin besin değeri üzerindeki etkileri. Lüksemburg, Avrupa Toplulukları Resmi Yayınları Ofisi; 1998. s. 187–193. [ Google Akademik ]
          • Pae HO, Seo WG, Oh GS, Shin MK, Lee HS, Lee HS, Kim SB, Chung HT. Ökse otu lektin ile tümör nekroz faktörü-α kaynaklı apoptozun güçlendirilmesi. İmmünofarmakoloji ve İmmünotoksikoloji. 2000; 22 :697–709. doi: 10.3109/08923970009016433. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Burger AM, Mengs U, Schüler JB, Fiebig HH. İnsan tümör hücre dizilerinde ve in vitro ksenograftlarda sulu bir ökse otu ekstraktının antiproliferatif aktivitesi. Arzneimittelforschung. 2001; 51 (9):748–757. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Kelter G, Schierholz JM, Fischer IU, Fiebig HH. İnsan tümör modellerinde in vitro olarak standartlaştırılmış ökseotu özlerinin sitotoksik aktivitesi ve tümör büyümesi stimülasyonunun yokluğu . Antikanser Araş. 2007; 27 :223–233. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Hugo F, Schwitalla S, Niggemann B, Zänker KS, Dittmar KEJ. Viscum albüm özleri Iscador ® P ve Iscador ® M, insan foliküler B-HNL hücrelerinde ve meme kanseri hücrelerinde büyüme faktörünün neden olduğu etkilere karşı koyar. İlaç. 2007; 67 :90-96. [ Google Akademik ]
          • Beuth J, Ko HL, Schneider H, Tawadros S, Kasper HU, Zimst H, Schierholz JM. Standartlaştırılmış ökse otu özlerinin intratumoral uygulaması, bir murin modelinde hücre proliferasyonunu azaltarak, artan apoptoz ve nekroz yoluyla tümör ağırlığını düzenler. Antikanser Araş. 2006; 26 :4451–4456. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Scheffler A, Fiebig HH, Kabelitz D, Metelmann HR. Zur direkten Zytotoxizität von Mistelpräparaten. Erfahrungsheilkunde. 1993. s. 338-346.
          • Gabius HJ, Darro F, Remmelink M, Andre S, Kopitz J, Danguy A, Gabius S, Salmon I, Kiss R. Klinik olarak ilgili düşük galaktosit bağlayıcı ökseotu dozları ile hücre hatlarında ve histotipik kültürlerde tümör proliferasyonunun uyarılması için kanıt lektin, tescilli özlerin bir bileşenidir. Kanser Araştırması. 2001; 19 :114-126. doi: 10.1081/CNV-100000146. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kopp J, Körner IJ, Pfüller U, Göckeritz W, Eifler R, Pfüller K, Franz H. Normal ve malign hücrelerde ökseotu lektinleri I, II ve III'ün toksisitesi. İçinde: Van Driessche E, Franz H, Beeckmans S, Pfüller U, Kallikorm A, Bog-Hansen TC, editör. Lektinler: Biyoloji, Biyokimya, Klinik Biyokimya. Cilt 8. Hellerup (Danimarka), Textop; 1993. s. 41-47. [ Google Akademik ]
          • Wagner H, Jordan E, Zänker KS. Viscum albümünün saflaştırılmış bileşenlerinin hücre aracılı ve doğrudan sitotoksisitesi . J Cancer Res Clin Oncol. 1987. s. 53.
          • Abuharbeid S, Apel J, Sander M, Fiedler B, Langer M, Zzarte ML, Czubayko F, ​​Aigner A. Yeni anti-kanser ilacı rViscumin'in sitotoksisitesi, SKOV-3 hücrelerinde HER-2 seviyelerine bağlıdır. Biochem Biophys Res Komün. 2004; 321 :403–412. doi: 10.1016/j.bbrc.2004.06.160. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kienle GS, Kiene H. Die Mistel in der Onkologie Fakten und konzeptionelle Grundlagen. Stuttgart, New York, Schattauer Verlag; 2003. Stellenwert, Dosierung und Gefährlichkeit (Tümör İyileştirme) des ML I – immunologische Schlußfolgerungen ve deneysel Untersuchungen; s. 301–332. [ Google Akademik ]
          • Franz H. Toksik lektinlerin in vivo toksisitesi karmaşık bir fenomendir. İçinde: Van Driessche E, Franz H, Beeckmans S, Pfüller U, Kallikorm A, Bog-Hansen TC, editör. Lektinler: Biyoloji, Biyokimya, Klinik Biyokimya. Cilt 8. Hellerup (Danimarka), Textop; 1993. s. 5-9. [ Google Akademik ]
          • Klamerth O, Vester F, Kellner G. Viscum albümünden bir protein kompleksinin fibroblastlar ve HeLa hücreleri üzerindeki inhibitör etkileri . Hoppe Seylers Z Physiol Chem . 1968; 349 (6):863-864. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Konopa J, Woynarowski JM, Lewandowska-Gumieniak M. Viskotoksinlerin İzolasyonu – Viscum albümü L. Hoppe Seylers Z Physiol Chem'den sitotoksik temel polipeptitler. 1980; 361 (10):1525–1533. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Ulrich W, Mechelke F. Reaktion der In-vitro-Kulturen, menschlichen Fibroblasten, HeLa-Zellen ve von murinen L-Zellen, Uygulamaların ve Viscum albümünün L. Arzneim – Forsch/Drug Res. 1980; 30 (II):1722–1725. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Jurin M, Zarkovic N, Hrzenjak M, Ilic Z. Viscum album L. preparasyonu Isorel'in antitümör ve immünomodülatör etkileri . Onkoloji. 1993; 50 :393–398. doi: 10.1159/000227217. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Zarkovic N, Kalisnik T, Kissel D, Konitzer M, Jurin M, Grainza S. Viscum album lektin ML-1 ve taze bitki ekstraktının (Isorel) in vitro hücre büyümesi ve melanom B16F10'un tümörijenitesi üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. Kanser Biother Radyofarm. 1998; 13 :121-131. doi: 10.1089/cbr.1998.13.121. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Fritz B, Ulrich W. Viscum album'den preparasyonlara maruz kaldıktan sonra insan hücre hatlarının akış sitometrik analizi . Bitki Med. 1989; 55 :100–101. doi: 10.1055/s-2006-961860. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Fritz B. Doktora Tezi. Universität Hohenheim; 1989. Einfluss von Viscum albümü L. Präparaten und allopatischen Zytostatika auf Proliferation, Zellzyklus ve DNA-Gehalt menschlicher Zellen in vitro. [ Google Akademik ]
          • Taylor A, McKenna GF, Burlage HM. Bitki özlerinin antikanser aktivitesi. Texas Biyoloji ve Tıp üzerine raporlar. 1956; 14 :538-556. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Franz H. Ökseotu lektinleri ve A ve B zincirleri. Onkoloji. 1986; 43 :23–34. doi: 10.1159/000226417. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Seeger PG. Über die Wirkung von Mistelextrakten (Iscador und Plenosol) Erfahrungsheilkunde. 1965; 14 :149-174. [ Google Akademik ]
          • Selawry OS, Schwartz MR, Haar H. Loranthaceae (ökse otu) ürünlerinin tümör önleyici aktivitesi Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği Bildirileri. 1959. s. 62-63.
          • Snajberk G. Doktora Tezi. Ludwig-Maximilians-Universität, München; 1980. Die kanzerostatischen Wirkungen spezieller Viscum-Proteine ​​– Signifikanz und Wirkungsverlust. [ Google Akademik ]
          • Drees M, Berger DP, Dengler WA, Fiebig GH. Klonojenik tahlilde ve çıplak farelerde insan tümör ksenograftlarında kanser tedavisinde geleneksel olmayan yöntemler olarak kullanılan preparatların doğrudan sitotoksisite etkileri. İçinde: Arnold W, Köpf-Maier P, Michel B, editör. İmmün yetmezliği olan hayvanlar: Kanser araştırmaları için modeller. Cilt 51. Basel, Karger Verlag; 1996. s. 115-122. [ Google Akademik ]
          • Zarkovic N, Vukovic T, Loncaric I, Miletic M, Zarkovic K, Borovic S, Cipak A, Sabolovic S, Konitzer M, Mang S. Viscum albüm özü Isorel ® Cancer Biother Radiopharm'ın antikanser aktivitelerine genel bir bakış. 2001; 16 :55-62. doi: 10.1089/108497801750096041. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Jurin M, Zarkovic N, Borovic S, Kissel D. Viscum albümü L. preparasyonu Isorel tarafından immünomodülasyon ve antitümör etkileri. İçinde: Scheer R, Becker H, Berg PA, editör. Grundlagen der Misteltherapie Aktueller Stand der Forschung ve klinische Anwendung. Stuttgart, Hippokrates Verlag GmbH; 1996. s. 315-324. [ Google Akademik ]
          • Khwaja TA, Dias CB, Pentecost S. Ökseotu ( Viscum album ) ve alkaloidlerinin antikanser aktiviteleri üzerine son çalışmalar. Onkoloji. 1986; 43 :42–50. doi: 10.1159/000226419. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Cebovic T, Spasic S, Popovic M. Viscum album L. ekstraktının Ehrlich tümör hücreleri üzerindeki in vivo sitotoksik etkileri. Fitoterapi Araştırması. 2008; 22 :1097–1103. doi: 10.1002/ptr.2464. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kuttan G. Viscum albüm ekstresi ile tedavi edilen fare peritoneal makrofajlarının tümör öldürücü aktivitesi. İmmünolojik Araştırmalar. 1993; 22 :431–440. doi: 10.3109/08820139309063421. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kuttan G, Kuttan R. Ökseotu ekstraktından (NSC 635089) hücresel proliferasyondan tümör azaltıcı peptidin immünolojik etki mekanizması. Kanser Let. 1992:123–130. doi: 10.1016/0304-3835(92)90224-J. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kuttan G, Kuttan V, Kuttan R. Viscum albümünden bir preparasyonun in vitro ve farelerde tümör gelişimi üzerindeki etkisi. Etnofarmakoloji Dergisi. 1990; 29 :35-41. doi: 10.1016/0378-8741(90)90095-B. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Berger M, Schmähl D. Iscador'un deneysel hayvan tümörlerinde tümör inhibe edici etkinliği üzerine çalışmalar. J Cancer Res Clin Oncol. 1983:262–265. doi: 10.1007/BF00395755. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Koç FE. Experimentelle Untersuchungen über lokale Beeinflussung von Impfgeschwülsten. Z Krebsforsch. 1938. s. 325–335.
          • Koç FE. Experimentelle Untersuchungen über entzündung- und nekroseerzeugende Wirkung von Viscum albümü . Z Ges Exp Med. 1938; 103 :740–749. doi: 10.1007/BF02609253. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Linder MC, Murillo C. Ökseotu preparatları, normal olarak tümör implante edilmiş sıçanlarda meydana gelen bakır metabolizmasındaki değişiklikleri önler. Özet 18. Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği'nin 73. Yıllık Toplantısından Bildiriler – 28 Nisan – 1 Mayıs 1982. St. Louis, Missouri; 1982. s. 5. [ Google Akademik ]
          • Seitz W. Die Wirkung von Iscador (Viscum praeparatum M.) ile Walker-Karzinosarkom der Ratte. Wien Klin Wochenschr. 1975; 87 :131-132. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Burger AM, Mengs U, Schüler JB, Zinke H, Lentzen H, Fiebig HH. Rekombinant ökse otu lektini (ML), in vitro ve in vivo olarak tümör hücresi büyümesinin güçlü bir inhibitörüdür. Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği Tutanakları. 1999; 40 :399. [ Google Akademik ]
          • Timoshenko AV, Lan Y, Gabius HJ, Lala PK. C3H/HeJ meme adenokarsinomunun interlökin-2, ökse otu lektin veya bunların kombinasyonu ile immünoterapisi. tümör büyümesi, kılcal sızıntı ve nitrik oksit (NO) üretimi üzerine etkileri. Eur J Kanser. 2001; 37 :1910–1920. doi: 10.1016/S0959-8049(01)00156-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Franz H. Viscaceae lektinleri. İçinde: Franz H, editör. Lektin araştırmalarındaki gelişmeler. Cilt 2. Berlin, Volk ve Gesundheit; 1989. s. 28–59. [ Google Akademik ]
          • Vester F. Über, kanzerostatischen und immunogenen Eigenschaften von Mistelproteinen. Krebsgeschehen. 1977; 5 :106-114. [ Google Akademik ]
          • Müller J. Verfahren zur Gewinnung eines Arzneimittels. (C 24971 IVa/30h), 1–12 24-5-1962 Bundesrepublik Deutschland.
          • Schumacher U, Feldhaus S, Mengs U. Rekombinant ökse otu lektini (rML), ciddi kombine immün yetmezlikli (SCID) farelere nakledilen insan yumurtalık kanseri hücrelerinin tedavisinde başarılıdır. Kanser Let. 2000; 150 :171–175. doi: 10.1016/S0304-3835(99)00387-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Ziegler R, Grossarth-Maticek R. Bireysel Hasta Verileri Ökse Otu Hazırlama (Iscador) eCam ile Meme Kanseri Hastalarının Uzun Süreli Tedavisi için Yayınlanmış Prospektif Kontrollü Kohort Çalışmalarından Hayatta Kalma ve Psikosomatik Kendi Kendini Düzenlemenin Meta Analizi . 2008 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Büssing A, Girke M, Heckmann C, Schad F, Ostermann T, Kröz M. Yaşam kalitesi araştırmasında sağlığın bir ölçüsü olarak öz düzenleme anketinin geçerliliği. Eur J Med Arş. 2009; 14 (5):223–227. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Rostock M, Huber R. Rastgele ve çift kör çalışmalar – iki ökse otu araştırması örneğiyle gösterildiği gibi talepler ve gerçeklik. Forsch Komplementarmed Klass Naturheilkd . 2004; 11 Ek :18–22. doi: 10.1159/000080571. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Chvetzoff G, Tannock I. Onkolojide Plasebo Etkileri. J Natl Kanser Enst. 2003; 95 :19-29. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Kienle GS, Kiene H. Güçlü plasebo etkisi. Gerçek mi kurgu mu? J Clin Epidemiol. 1997; 50 :1311-1318. doi: 10.1016/S0895-4356(97)00203-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Hróbjartsson A, Gøtzsche P. Plasebo etkisiz mi? Plasebo ile tedavi verilmemesini karşılaştıran klinik çalışmaların analizi. N Engl J Med. 2001; 344 :1594-1602. doi: 10.1056/NEJM200105243442106. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Wode K, Schneider T, Lundberg I, Kienle GS. Kansere bağlı yorgunlukta ökseotu tedavisi: Bir olgu sunumu. Vakalar Dergisi. 2009; 2:77 . doi: 10.1186/1757-1626-2-77. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Stone R, Richardson A, Ream E, Smith AG, Kerr DJ, Kearney N. Kansere bağlı yorgunluk: Kaçınılmaz, önemsiz ve tedavi edilemez mi? Çok merkezli bir hasta anketinin sonuçları. Ann Oncol. 2000; 11 :971-975. doi: 10.1023/A:1008318932641. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Carroll JK, Kohli S, Mustian KM, Roscoe JA, Morrow GR. Kansere bağlı yorgunluğun farmakolojik tedavisi. Onkolog. 2007; 12 :43–51. doi: 10.1634/teonkolog.12-S1-43. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Mustian KM, Morrow GR, Carroll JK, Figueroa-Moseley CD, Jean-Pierre P, Williams GC. Kansere bağlı yorgunluğun yönetimi için bütünleştirici farmakolojik olmayan davranışsal müdahaleler. Onkolog. 2007; 12 :51-67. doi: 10.1634/teonkolog.12-S1-52. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Sheiner LB, Rubin DB. Tedavi amaçlı analiz ve klinik denemelerin hedefleri. Clin Pharmacol Ther. 1995; 57 :6–15. doi: 10.1016/0009-9236(95)90260-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Pampallona S, von Rohr E, van Wegberg B, Bernhard J, Helwig S, Heusser P, Huerny C, Schaad H, Cerny T. Konvansiyonel veya tamamlayıcı tıp kullanan ileri kanser hastalarının sosyo-demografik ve tıbbi özellikleri. Onkoloji. 2002; 25 :165–170. doi: 10.1159/000055227. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Concato J, Shah N, Horwitz RI. Randomize, kontrollü denemeler, gözlemsel çalışmalar ve araştırma tasarımlarının hiyerarşisi. N Engl J Med. 2000; 342 :1887–1892. doi: 10.1056/NEJM200006223422507. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Benson K, Hartz AJ. Gözlemsel çalışmalar ile randomize, kontrollü çalışmaların karşılaştırılması. N Engl J Med. 2000; 342 :1886. doi: 10.1056/NEJM200006223422506. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kunz R, Oxman AD. Öngörülemezlik paradoksu: randomize ve randomize olmayan klinik çalışmaların ampirik karşılaştırmalarının gözden geçirilmesi. BMJ. 1998; 317 (167):1185–1190. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Rothwell PM. Randomize kontrollü çalışmaların dış geçerliliği: "Bu denemelerin sonuçları kime uygulanır?". Lancet. 2005; 365 :82–93. doi: 10.1016/S0140-6736(04)17670-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Fritz P, Dippon J, Kierschke T, Siegle I, Mohring A, Moisa A, Murdter TE. Ökse otu lektin bağlanmasının meme kanserine etkisi. Antikanser Araş. 2004; 24 :1187–1192. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Frantz M, Jung ML, Ribéreau-Gayon G, Anton R. Ökse otunun modülasyonu ( Viscum album L.) karbonhidratlar ve serum glikoproteinleri ile lektin sitotoksisitesi. Arzneimittelforschung . 2000; 50 (5):471–478. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Olsnes S, Stripe F, Sandvig K, Pihl A. Viscumin albümü L.'den (ökse otu) toksik bir lektin olan Viscumin'in izolasyonu ve karakterizasyonu The Journal of Biological Chemistry. 1982; 257 :13263-13270. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Seifert G, Jesse P, Langler A, Reindl T, Lüth M, Lobitz S, Henze G, Prokop A, Lode HN. Akut lenfoblastik lösemide in vivo ve in vitro olarak ökse otu bitki özü kaynaklı apoptozun moleküler mekanizmaları. Kanser Let. 2008; 264 :218–228. doi: 10.1016/j.canlet.2008.01.036. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Thies A, Dautel P, Meyer A, Pfuller U, Schumacher U. Düşük doz ökse otu lektin-I, bir scid fare ksenograft modelinde melanom büyümesini ve yayılmasını azaltır. Br J Kanser. 2008; 98 :106-112. doi: 10.1038/sj.bjc.6604106. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Pryme IF, Bardocz S, Pusztai A, Ewen SW. Ökse otu lektinleri tarafından in vitro tümör hücre hatlarının ve in vivo tümörlerin büyümesinin baskılanması. Histol Histopatol. 2006; 21 :285–299. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Rostock M, Huber R, Greiner T, Fritz P, Scheer R, Schueler J, Fiebig HH. İnsan pankreas kanseri ksenograftlarına tümör içine enjekte edilen lektin açısından zengin bir ökse otu özütünün antikanser aktivitesi. Antikanser Araş. 2005; 25 :1969–1975. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Antony S, Kuttan R, Kuttan G. Iscador kullanılarak adaptif immünoterapi ile akciğer metastazının inhibisyonu. İmmünolojik Araştırmalar. 1999; 28 :1–8. doi: 10.3109/08820139909022718. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Antony S, Kuttan R, Kuttan G. Iscador'da doğal öldürücü hücrelerin rolü, apoptif immünoterapi ile metastazın inhibisyonuna aracılık etti. İmmünolojik Araştırmalar. 2000; 29 :219–231. doi: 10.3109/08820130009060863. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Teicher BA, ed. Kanser araştırmalarında tümör modelleri. Totowa, New Jersey: Humana Press; 2001. [ Google Akademik ]
          • Srivastava PK. İnsan kanserinin immünoterapisi: farelerden alınan dersler. Doğa İmmünolojisi. 2000; 1 :363–366. doi: 10.1038/80795. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Céspedes MV, Casanova I, Parreño M, Mangues R. Onkogenez ve kanser tedavisinde fare modelleri. Clin Transl Oncol. 2006; 8 :318–329. doi: 10.1007/s12094-006-0177-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Stein GM, Berg PA. Ökse otu özleri ile tedavi sırasında yan etkiler. İçinde: Büssing A, editör. Ökseotu Cins Viscum. Amsterdam, Hardwood Akademik Yayıncılar; 2000. s. 195–208. [ Google Akademik ]
          • Bauer C, Oppel T, Rueff F, Przybilla B. Ökse otunun viskotoksinlerine anafilaksi (Viscum album) özleri. Ann Alerji Astım İmmünol. 2005; 94 :86-89. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Hutt N, Kopferschmitt-Kubler M, Cabalion J, Purohit A, Alt M, Pauli G. Ökse otunun terapötik enjeksiyonundan sonra anafilaktik reaksiyonlar ( Viscum album L.) Allergol Immunopathol (Madr) 2001; 29 :201–203. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Grossarth-Maticek R, Ziegler R. Ökseotu hazırlığı (Iscador) ile meme kanseri hastalarının uzun süreli tedavisi için eşleştirilmiş çift tasarımlı randomize ve randomize olmayan prospektif kontrollü kohort çalışmaları: bir yeniden analiz. Eur J Med Arş. 2006; 11 :485–495. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

          Konu satiseven tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/14038-satiseven Saat 30 August 2022, 07:55 ) değiştirilmiştir.

          Yorum yap


          • #6
            ÖKSE OTU FAYDLARI


            Yorum yap


            • #7
              Önceden Otoimmün Hastalığı Olan Kanser Hastalarında Viscum album L Uygulamalarının Kullanımı ve Güvenliği : Network Onkoloji Çalışmasından Elde Edilen Bulgular

              Shiao Li Oei , PhD, 1 Anja Thronicke , PhD, 1 Matthias Kröz , MD, 1, 3, 4 Harald Matthes , MD, 1, 3, 5 ve Friedemann Schad , MD 1, 2
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
              Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
              Git: Soyut


              Arka plan: Viscum album L (VA, ökseotu) özleri, bütünleştirici onkolojide yaygın olarak kullanılmaktadır. Burada, önceden var olan otoimmün hastalıkları olan kanser hastalarında standart bakıma ek VA tedavilerinin klinik güvenlik profili analiz edildi. Yöntemler: Bu gözlemsel kohort çalışmasında, tedavi edilen hastaların tıbbi verileri ve kaydedilen advers olaylar (AE'ler), Network Oncology kayıt defterinden alındı ​​ve bir güvenlik analizi yapıldı. Sonuçlar:Ek VA özleri ile tedavi edilen toplam 106 hasta (ortanca yaş 63) analiz edildi. En sık görülen otoimmün hastalıklar Hashimoto tiroiditi (%27), sedef hastalığı (%19) ve ülseratif kolit (%15) idi. On yedi hasta (%16) VA ile ilgili AE'ler yaşadı, ancak ne uzun vadeli yan etkiler ne de VA tedavisinin kesilmesi kaydedildi. Uzun süreli VA tedavisi alan 30 hastadan oluşan bir alt grupta, altta yatan otoimmün hastalıkların alevlenmesi veya alevlenmesi kaydedilmedi. Ek olarak, VA tedavisi periyotları sırasında genel AE oranlarında önemli bir yarıya inme gözlemlendi (p= 0.019). Sonuçlar:Bulgularımız, Hashimoto tiroiditi, sedef hastalığı, ülseratif kolit, Grave hastalığı ve bazı romatizmal hastalıklar gibi önceden otoimmün hastalıkları olan kanser hastalarında ek VA tedavisinin güvenli olduğunu göstermektedir. Daha yüksek VA ile ilişkili AE oranları gözlenmedi ve genel AE oranları, VA tedavisi dönemlerinde önemli ölçüde düşürüldü. Ancak, sonuçlar çalışmanın gözlemsel karakteri ışığında dikkatle yorumlanmalıdır.

              Anahtar Kelimeler: otoimmün hastalıklar, kanser, ökse otu, Viscum album L, güvenlik analizi
              Git: Arka fon


              Etkili ve güvenli antikanser tedavisi modern tıpta hala büyük bir zorluktur. Kemoterapi, radyasyon, hedefe yönelik ve immün terapi gibi geleneksel tedaviler, tümör savunmasında ve genel sağkalımda ilerlemeler elde etti, ancak genellikle otoimmün reaksiyonların indüklenmesi dahil olmak üzere bazen ciddi advers olaylarla (AE'ler) ilişkilidir. 1 , 2 Tamamlayıcı ve bütünleştirici ilaçlar, kanser tedavisinde AE'lerin yönetimi için giderek daha fazla yardımcı olmaktadır. 3 Ek tedavi olarak ökseotu ( Viscum album L [VA]) tedavisi Avrupa'da onkolojik hastalar tarafından en sık kullanılan tamamlayıcı tedaviler arasındadır. 4VA tedavisinin kanser tedavisindeki etkilerinin altında yatan mekanizmalardan biri, bağışıklık sistemini uyarmak ve tümör hücrelerinin yok edilmesini desteklemektir. 5- 7 Bütünleştirici antropozofik tıp ortamlarında, VA preparatları diğer hastalıkların tedavi konseptlerine de entegre edilmiştir. 8 VA tedavisi, sağlıkla ilgili yaşam kalitesini iyileştirmek amacıyla etkin bir şekilde kullanılmaktadır. 9- 12 VA tedavisinin güvenlik profilleri, Almanya'daki bütünleştirici bir ortamda standart klinik uygulama altında değerlendirildi ve kanser hastalarında VA tedavilerinin subkutan (sc), intravenöz (iv) ve intratümöral (it) uygulamalarının güvenli olduğunu gösteriyor. 13- 15

              Kanser ve otoimmünite arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Bazı otoimmün bozukluklarda kanser suçlanmıştır ve diğer yandan otoimmün hastalığı olan hastalarda kanser riski artmaktadır. 16 , 17 Örneğin, romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu ve otoimmün tiroid hastalıkları olan hastalarda malign lenfositik hastalıkların insidansında artış mevcuttur, 18 ve yakın zamanda yapılan bir incelemede gastrik neoplazmaların insidansının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Genel popülasyona kıyasla otoimmün gastritli hastalarda. 19 Otoimmün hastalıklar gelişmiş ülkelerde nüfusun yaklaşık %5 ila %10'unu etkiler 20ve kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. 21 Bağlantı çalışmaları, aileler içinde bir kümelenme ortaya çıkardı ve birçok hastaya birden fazla otoimmün hastalık teşhisi kondu. 20 Kanser gelişimine karşı artan bir duyarlılık, kısmen otoimmün hastalara uygulanan immünosupresif ilaçlara atfedilebilir22 ve immünosupresif ilaçların kullanımıyla lenfoproliferatif bozuklukların ve melanom dışı cilt kanserlerinin insidansında bir artış kaydedilmiştir. 23 Kanser hücreleri, bağışıklık tepkilerini kontrol etmek için önemli olan bir dizi engelleyici yolak üzerinde kontrol kazanabilirler ve kanser tedavisinin en büyük zorluğu, tümörün hayatta kalmasını destekleyen bağışıklık direncidir. 24İmmün kontrol noktası inhibitörleri (ICI'ler) ile immün düzenleyici yolları hedefleyerek yeni immünoterapilerin geliştirilmesi, giderek daha fazla araştırılmakta ve artan sayıda malignite için başarılı tedavi olarak kullanılmaktadır. 2 ICI'lerin bariz faydalarına rağmen, bu ilaçlar çoklu organ sistemlerini etkiler ve bunların kullanımı, uygun uzun vadeli tedavi gerektiren inflamatuar artrit, miyozit, vaskülit, alveolit ​​ve Sicca sendromu gibi bağışıklıkla ilgili yan etkilerle ilişkilendirilebilir. 25Bu nedenle, bağışıklıkla ilgili toksisiteleri giderebilen destekleyici tedaviler önemli ölçüde ilgi çekici olabilir. Çoğu klinik kanser denemesi için, önceden var olan otoimmün hastalıkları olan hastalar hariç tutulmuştur ve benzer şekilde, VA tedavisi alerjik, atopik veya otoimmün bozuklukları olan hastalar için yalnızca sınırlı ölçüde mümkün görünmektedir. Bu nedenle, gerçek uygulamada, otoimmün hastalıkları ve başka komorbiditeleri olan kanser hastaları için, kronik şikayetleri gidermek, ilişkili bozuklukları hafifletmek ve olası AE'leri en aza indirmek için uygun tedavi seçenekleri bulmak zordur. Bu nedenle, gerçek dünya verileri, altta yatan otoimmün hastalığı olan kanser hastalarında VA tedavisinin nasıl uygulandığına ve tolere edildiğine dair ilk resme katkıda bulunur.

              Bu kohort çalışmasının amacı, bütünleştirici bir onkolojik ortamda önceden otoimmün komorbiditeleri olan kanser hastaları için ek VA tedavisinin kullanımının ve güvenliğinin analiziydi. Bir VA uzun süreli tedavi alt grubu, VA'sız tedavi aralıklarına kıyasla VA tedavisi periyotlarındaki genel AE'lerin oranlarının ve sayılarının değişip değişmediğini belirlemek için ayrıca analiz edildi.

              Git: yöntemler

              Çalışma Tasarımı, Veri Kaynakları ve Katılımcılar


              Antropozofik tıpta uzmanlaşmış Alman hastanelerinin birleşik bir klinik kaydı olan Network Oncology (NO) bünyesinde randomize olmayan, kontrolsüz, tek merkezli, gözlemsel bir kohort çalışması yapıldı. 26Ocak 2011 ile Aralık 2017 arasında Gemeinschaftskrankenhaus Havelhöhe'de görülen, geçerli bir kimlik numarası, doğum tarihi, cinsiyet, ICD-10 kodu ile kanser teşhis tarihi, önceden var olan otoimmün hastalıkları kaydedilmiş ve ek VA uygulaması olan tüm hastalar dahil edildi. bu analizde. Hariç tutma kriterleri şunlardı: yazılı izin yok ve ek VA uygulaması yok. Hastaların ilk tanı anındaki hastalık evreleri, Union for International Cancer Control (UICC) evrelemesine göre sınıflandırıldı. Tüm dahil etme kriterlerini karşılayan hasta sayısı örneklem büyüklüğünü belirledi. Hastalıkların seyrine ve komorbiditelerine göre rutin ve bireysel takipler yapıldı. Etik Onayı


              Bu çalışma, NO kaydının gözlemsel bir kohort çalışmasıdır. NO kaydı Berlin Tabipler Birliği etik kurulu tarafından onaylanmıştır (Eth-27/10). Hastalar NO kaydına kayıt olmak için yazılı onay verdi. Veri toplama


              Daha önce açıklandığı gibi, dokümantasyon görevlileri, Havelhöhe Araştırma Enstitüsü'nde geliştirilen QuaDoSta (Kalite yönetimi, Dokümantasyon ve İstatistik) yazılımını kullanarak hasta bilgilerini, kanser tanılarını, komorbiditeleri, onkolojik tedavileri, AE'leri ve hastalık ilerlemesini hasta dosyalarından çıkarır ve verileri kaydeder. 26Aşağıdaki otoimmün hastalıklar dikkate alındı ​​ve şu şekilde sınıflandırıldı: bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit [K51], Crohn hastalığı [K50], Çölyak hastalığı [K90]), tiroid hastalıkları (Hashimoto [E06] ve Grave hastalığı [E05.0] ), romatizmal hastalıklar (Sjögren sendromu [M35.3], Bechterew hastalığı (ankilozan spondilit [M45]) ve diğer otoimmün hastalıklar (psoriasis [L40], multipl skleroz [G35], sarkoidoz [D86], lupus eritematozus [H01], vitiligo [L80]) Gemeinschaftskrankenhaus Havelhöhe ve ilgili ayakta tedavi gören pratisyenlere yapılan ziyaretler sırasında AE raporları toplanmıştır.Tüm AE'ler, Düzenleyici Faaliyetler için Tıp Sözlüğü (MedDRA*) Sürüm 15.0'a göre tercih edilen terimler olarak sınıflandırılmış ve Sistem Organ Sınıflarına (SOC) göre gruplandırılmıştır. ) Şiddet açısından,AE'ler, AE'ler için Ortak Terminoloji Kriterleri (CTCAE) v4.03'e göre değerlendirildi.27 NO'dan alınan tüm belgelenmiş veriler geriye dönük olarak analiz edildi ve önceki VA güvenlik çalışmalarıyla karşılaştırıldı. 13- 15 Bu çalışmaya dahil edilen her hasta için demografik ve tanı verileri ile birlikte oluşum tarihleri ​​ve sıklık sayıları çıkarıldı. Tarihler, dozlar, uygulama yolları ve ilişkili yan etkiler de dahil olmak üzere VA tedavilerinin ayrıntıları da kaydedildi ve değerlendirildi. VA ile ilgili tüm AE'ler, daha önce ayrıntılı olarak açıklandığı gibi değerlendirildi, sınıflandırıldı ve belgelendi. 13- 15Grupların Sınıflandırılması


              Önceden otoimmün komorbiditeleri olan tüm kanser hastaları, farklı müstahzarlar ve dozlarda ek VA tedavisi aldı. VA uzun vadeli alt grubu için uygun hastalar, en az 6 aylık bir süre boyunca iv, it veya yüksek sc VA uygulamaları aldı. Yüksek sc VA uygulamaları, Abnoba >0,2 mg/mL, Iscador ≥1 mg/mL veya Helixor ≥10 mg/mL'den hazırlıklardı. 6 aydan kısa veya sadece düşük sc VA uygulamaları alan tüm hastalar alt grup analizinden çıkarıldı (Şekil 1).
              Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 10.1177_1534735419832367-fig1.jpg
              Şekil 1.
              Çalışma popülasyonunun akış şeması.

              VA, Viscum albüm L; VA doz düzeylerinin ve uzun süreli VA tedavisinin ayrıntılı bir tanımı için Yöntemler bölümüne bakın. Uç Noktalar ve İstatistiksel Yöntemler


              Çalışmanın birincil sonucu, VA ile ilgili AE'leri analiz etmekti. Doktorlar tarafından bildirilen tüm VA ile ilgili beklenen etkiler ve advers olaylar, çalışma merkezi tarafından değerlendirildi. Beklenen etkiler, <5 cm boyutunda lokal reaksiyonlar, <38°C vücut ısısında artış, endurasyonlar ve yanma hissi idi. Lokal reaksiyonlar, istenen seviyelerin ötesinde artan sıcaklıklar ve diğer AE'ler, VA ile bir olay arasında nedensel bir ilişki doktorlar tarafından en azından makul bir olasılık olarak tanımlandıysa, şüpheli VA ile ilgili AE olarak değerlendirildi. sc dozları, daha önce benzer şekilde belirtildiği gibi sırasıyla düşük veya yüksek sc dozları olarak ayırt edildi. 14VA ile ilgili AE'lerin deneyimlenen etkileri, uygulama türü, doz seviyeleri ve hasta başına deneyimlenen VA ile ilgili AE'lerin sayısı belirlendi ve özetlendi. Ek olarak, doktorlar tarafından bildirilen ve kayıt defterinde belgelenen VA ile ilgili olmayan tüm diğer AE'ler, bu olayların herhangi bir nedenselliğinden, ciddiyetinden veya süresinin uzunluğundan bağımsız olarak hasta başına sayıldı. Raporlama yanlılığını azaltmak için, hasta başına farklı tedavi dönemleri için genel (VA ile ilgisi olmayan) AE'lerin oluşumunu karşılaştırdık. Bu amaçla, uzun süreli tedavi alt grubundaki hastaların genel AE'leri, VA tedavisi periyotları ve VA'sız aralıklar sırasında ortaya çıkmaları açısından ayırt edildi ve AE oranları (hasta başına aylık AE sayısı) belirlendi. hesaplandı. Boxplot, Öğrencinin ttest (eşleştirilmiş, 2 taraflı) ve Cohen's d analizleri, tedavi periyotlarında genel AE'lerin oluşumları arasındaki farklılıkları saptamak için gerçekleştirilmiştir. Tüm istatistiksel analizler , temel R ve “compute.es” paketleriyle birlikte R (R Sürüm 3.1.2 [2014]) 28 yazılımı kullanılarak yapıldı.

              Git: Sonuçlar

              Hasta Özellikleri


              2011 ve 2017 yılları arasında Gemeinschaftskrankenhaus Havelhöhe Kanser Merkezi'nde kayıtlı önceden var olan otoimmün hastalıkları olan toplam 226 kanser hastası tedavi edildi. Analiz için uygunluk, VA tedavisinin alınması ile karakterize edildi ve 106 hasta için NO kaydından tam veri alındı ​​(Şekil 1).tablo 174 (%70) kadın ve 32 (%30) erkek olmak üzere analiz edilen hastaların temel özelliklerini göstermektedir. İlk kanser teşhisinde, ortanca yaş 63 idi ve çeyrekler arası 54 ila 71 yıl arasındaydı. Medyan vücut kitle indeksi (VKİ) 23 idi ve 14 (%13) hasta zayıftı. İçindetablo 1, otoimmün hastalıklar ve kanser tanıları açısından hasta sayıları özetlenmiştir. 5 hasta için (%5) tek bir otoimmün hastalık belgelenmiştir. Çoğunluk tiroid veya bağırsak otoimmün hastalıklarından muzdaripti. En sık görülen otoimmün hastalıklar Hashimoto tiroiditiydi (n = 29, %27), bunu psoriazis (n = 20, %19) ve ülseratif kolit (n = 16, %15) izledi. Nadir lupus eritematozus, sarkoidoz, Bechterew hastalığı ve vitiligo vakaları özetlenmiştir.tablo 1diğer otoimmün hastalıklar altında. Hastalara kanser tanılarına göre meme (n=23, %22), akciğer (n=21, %20) ve kolorektal (n=19, %18) kanser tanısı konuldu. Cinsiyete göre en sık görülen kanser türleri kadın hastalarda meme kanseri (n = 23, %31) ve erkeklerde akciğer kanseri (n = 11, %34) idi. Mevcut histolojik veriler kadarıyla, tüm farklı UICC tümör aşamaları temsil edildi. İlk kanser teşhisi sırasında çoğu hastada erken evre kanserler vardı (tablo 1). Farklı üreticilerin VA özleri verildi (ayrıntılar için bkz.Tablo 2). Doksan yedi hasta (%92) sc enjeksiyonları aldı. 46 hastaya (%43) iv enjeksiyon ve 9'u (%8) etiket dışı VA tedavileri uygulandı ve genellikle sc VA uygulamaları eşlik etti. Tablo 1.


              Kanser Hastalarının İlk Tanı Günündeki Temel Özellikleri a .
              Hasta sayısı, n (%) 106 (100)
              Yaş (yıl), medyan (IQR) 63 (54-71)
              BMI, medyan (IQR) 23 (21-26)
              Zayıf (BMI < 18,5), n (%) 14 (13)
              Normal ağırlık (18,5 < VKİ < 25,0), n (%) 53 (50)
              Fazla kilolu (BMI > 25,0), n (%) 30 (28)
              NA, n (%) 9 (8)
              Cinsiyet, n (%)
               Erkek 32 (30)
               Dişi 74 (70)
              Otoimmün hastalıklar, n (%)
               Hashimoto tiroiditi 29 (27)
               Mezar hastalığı 8 (8)
               Ülseratif kolit 16 (15)
               Crohn hastalığı 9 (8)
               Çölyak hastalığı 6 (6)
               Sedef hastalığı 20 (19)
               romatizmal hastalıklar 11 (10)
               Multipl skleroz 3 (3)
               Diğerleri 9 (8)
              Kanser hastalığı, n (%)
               Akciğer 21 (20)
               Meme 23 (22)
               kolorektal 19 (18)
               Lenfoma 8 (8)
               Rahim, yumurtalık, servikal 5 (5)
               Karın 6 (6)
               Pankreas 5 (5)
               Karaciğer 3 (3)
               Başka 16 (15)
              UICC aşaması, n (%)
               0 2 (2)
               ben 15 (14)
               II 21 (20)
               III 19 (18)
               IV 18 (17)
               NA 31 (29)
              Ayrı bir pencerede aç
              Kısaltmalar: IQR, çeyrekler arası aralık; BMI, vücut kitle indeksi; UICC, Uluslararası Kanser Kontrolü Birliği; TNM, tümör, düğüm, metastaz.

              UICC'ye göre bir TNM evrelemesi. Hastalar çeşitli hastalık kombinasyonlarına sahip olabileceğinden, sütunlardaki sayı ve kısımlar (%) mutlaka 106'ya (%100) eklenmez. Tablo 2.


              VA Terapisinin Özellikleri ve AE'lerin Oluşumu (N = 106) a .
              Hasta sayısı, n (%) 97 (92) 46 (43) 9 (8)
               abnoba 60 (57) 13 (12) 8 (8)
               heliksör 13 (12) 37 (35) 1 (1)
               Iscador 38 (36) 1 (1) 0
               iscucin 6 (6) 0 0
              VA ile ilgili AE'ler, n (%)
               Hiçbiri 89 (84)
               1-3 16 (15)
               4-9 0
               >9 1 (1)
              AE'ler (VA-ilgisiz), n (%)
               Hiçbiri 33 (31)
               1-3 27 (25)
               4-9 20 (19)
               >9 26 (25)
              Ayrı bir pencerede aç
              Kısaltmalar: VA, Viscum album L; AE, advers olay.

              a Bakım standardına ek olarak uygulanan VA tedavisinin özellikleri (n = 106). Sütunlardaki sayılar ve kısımlar (%), hastalar sırasıyla çeşitli hazırlık ve uygulama kombinasyonları almış olabileceğinden, mutlaka 106'ya (%100) eklenmez. VA ile ilgili ve ilişkisiz AE'ler olarak ayrılan belgelenmiş AE'lerin sayısı hasta başına sayıldı ve her biri sırasıyla hayır, 1 ila 3, 4 ila 9 ve >9 AE olarak özetlendi. Subkutan VA Tedavisi


              97 hasta (%92) için SC VA başvurusu aldıkları NO kayıtlarında belgelenmiştir (Tablo 2). Hastaların VA tedavisi aldığı toplam süre 1 gün ile 6 yıl arasında değişmekteydi. Önceki bir raporda benzer şekilde açıklandığı gibi, 14'ü (91 hasta, %86) haftada 2 ila 3 kez sc VA uygulamaları aldı. iv veya it VA uygulamaları da uygulandığında, sc VA uygulamaları eşlik etmekte veya daha sonraki bir derste uygulanmaktadır. Abnoba'dan elde edilen VA özleri en sık kullanılanlardı (60 hasta, %57), ardından Iscador (38 hasta, %36) ve Helixor (13 hasta, %12;Tablo 2). VA tedavisinin başlangıcında düşük dozlar sc enjekte edildi ve tedavinin sonraki seyrinde VA dozları artırıldı. Uygulanan VA ürünleri belirgin bir şekilde farklılık gösterdi ve Yöntemler bölümünde ayrıntılı olarak özetlendiği gibi, sırasıyla düşük veya yüksek sc dozları olarak sınıflandırıldı. Analiz 28 hasta için (%26) tekrar tekrar ve en az 6 ay veya daha uzun bir süre boyunca yüksek sc VA dozları aldıklarını ortaya çıkardı. İntravenöz VA Tedavisi


              46 hasta için (%43) iv VA başvurusu aldıkları belgelendi (Tablo 2). Helixor'dan VA uygulamaları en sık kullanılan iv preparatıydı (37 hasta, %35), ardından Abnoba (13 hasta, %12) ve Iscador (1 hasta, %1;Tablo 2). Uygulanan dozlar ve iv tedavilerin periyotları belirgin şekilde değişkenlik gösterdi ve çoğu vakada kemoterapiye ek olarak ve sc VA uygulamaları ile birlikte uygulandı, önceki raporumuzda tarif edildiği gibi. 13 Dokuz hasta (%9) sadece tek bir VA iv uygulaması aldı ve 8 hasta (%8) >300 mg yüksek iv uygulamaları aldı. Yirmi hasta (%19), sc VA uygulamaları ve terapi araları dahil olmak üzere en az 6 ay veya daha uzun süre iv VA uygulamaları aldı. İntratümöral VA Tedavisi


              Toplamda, önceden var olan otoimmün komorbiditeleri olan 9 kanser hastası (%9; 4 pankreas, 3 karaciğer, 1 mide ve 1 akciğer kanseri) VA enjeksiyonları aldı. Bu hastaların 7'sinde it VA enjeksiyonlarına sc VA uygulamaları eşlik etti. Abnoba'dan hazırlanan preparatlar (8 hasta, %8) en sık uygulananlardı. Önceki yayınımızda bildirilene benzer şekilde, 15 it tarafından uygulanan VA dozu 30 ila 200 mg arasında değişmiştir. Bir hastaya (%1) 3 it enjeksiyonu ve 5 hastaya (%5) sadece tek bir it enjeksiyonu uygulandı. Olumsuz olaylar


              Çalışma grubu için, rapor edilen ve belgelenen tüm AE'ler NO kayıt defterinden alındı ​​ve sıklığa göre tanımlandı (bkz.Tablo 2). Çalışma kohortunun 89 hastasında (%84) VA ile ilgili AE belgelenmedi, 16 hastada (%15) 1 ila 3 VA ile ilgili AE ve 1 hasta için (%1) 10 VA ile ilgili AE alındı kayıt defterinden (Tablo 2). Ek olarak, VA ile ilgili olmayan diğer tüm AE'ler NO kayıt defterinden alındı ​​ve sıklık (Tablo 2). 33 hasta için (%31) AE yok, 27 hasta için (%25) 1 ila 3 AE, 20 hasta için (%19) 4 ila 9 AE ve 26 hasta için (%25) >9 VA ile alakasız AE belgelendi (Tablo 2).

              VA ile ilgili AE'lerle ilgili olarak, toplamda 17 hasta için (%16) 37 VA ile ilgili AE belgelenmiştir (Tablo 3). Boyutu <5 cm olan lokal reaksiyonlar, endurasyonlar veya yanma hissi gibi yirmi VA ile ilgili AE bekleniyordu. 12 hasta için (%11) toplam 17 beklenmedik VA ile ilgili AE belgelenmiştir (ayrıntılar için bkz.Tablo 3). VA ile ilgili AE'leri olan 17 hastanın tümü kadındı. VA ile ilgili tüm AE'ler hafif veya orta düzeydeydi (CTCAE, sürüm 4.03; derece 1 veya 2), 27ve 17 hastanın tümünde VA tedavisine hemen veya 1 ila 11 aylık bir aradan sonra devam edildi. Sadece 3 hastada (%3; hasta sayısı h, n, o) VA dozu düşürüldü; diğer 14 hastanın hepsinde (%13) VA ile ilişkili bir AE yaşadıktan sonra VA dozu korunmuştur (8 hasta) veya arttırılmıştır (6 hasta). Hiçbir hasta VA tedavisini tamamen durdurmadı. 3 hasta için (%3) iv uygulamasından kaynaklanan VA ile ilgili AE'ler (hasta numaraları h, i, m), biri (%1) bu uygulamadan (hasta numarası g) ve rapor edilen tüm diğer VA ile ilgili AE'ler sc'den kaynaklanmaktadır. uygulamalar. Romatoid artrit, Hashimoto tiroiditi, Sjögren sendromu ve diğer 5 komorbidite teşhisi konan bir servikal karsinom hastası (hasta numarası h) için, aralarında hipotansiyon ve ambulant iv sırasında kısa süreli bayılma olan bir VA ile ilişkili AE olmak üzere birden fazla AE rapor edilmiştir. VA uygulaması. VA uygulamasına ara verildikten sonra hastaya iv Fenistil (antihistamin) uygulandı ve dolaşım parametreleri normale dönerek tamamen iyileşti. Hasta aynı gün taburcu edildi ve başka bir tedaviye gerek duyulmadı. CTCAE, sürüm 4.03'e göre,27 bu olay derece 2 AE olarak sınıflandırılmıştır. Altı hafta sonra hasta çok düşük dozlarda sc VA preparatları aldı ve tolere etti ve bundan sonraki 2 ila 5 yıllık dönemde, bu hasta için düşük VA dozlarının ek sc uygulamaları belgelendi. VA ile ilgili başka AE belgelenmedi. VA ile ilgili AE'lerin bildirildiği 17 hasta için, VA ile ilgili olmayan çok sayıda AE belgelenmiştir. 2 hasta için (hasta numaraları k ve p) başka AE yok, 6 hasta için (hasta numaraları b, e, g, I, j, n, q) 1 ila 3 AE, 3 hasta için (hasta numaraları a, c, l ) 4 ila 9 AE ve 5 hasta için (hasta numaraları d, f, h, m, o) >9 VA'dan bağımsız AE'ler belgelenmiştir. Tablo 3.


              VA Tedavisine İlişkin Kaydedilmiş Olumsuz İlaç Reaksiyonları.
              eritem
               Lokal reaksiyon <5 cm b 8 11 7 yüksek sc b, f, l, m, q c
              4 düşük sc bir, e, n, l
               Lokal reaksiyon >5 cm 3 3 1 yüksek sc q c
              2 düşük sc k, j
              Endurasyon b 4 5 3 yüksek sc b, q c
              2 düşük sc c, e
              Yanma hissi b 3 4 3 yüksek sc d, qc
              1 düşük sc e
              Lokal reaksiyon, tanımlanmamış 3 4 1 yüksek sc q c
              3 düşük sc hayır
              Ateş basması 2 2 1 yüksek sc q c
              1 düşük sc p
              Ağrı 2 2 1 o g
              1 yüksek sc q c
              pireksi 1 2 2 iv i
              Beyaz hücre kan sayımı azaltma 1 1 1 yüksek sc d
              Şişme 1 1 1 iv m
              Şişmiş lenf düğümleri 1 1 1 yüksek sc f
              Alerjik reaksiyon 1 1 1 iv h
              Ayrı bir pencerede aç
              Kısaltmalar: sc, subkutan; iv, intravenöz; o, intratümöral; VA, Viscum albüm L; AE, advers olay.

              a Yüksek sc VA uygulamaları, Abnoba >0,2 mg/mL, Iscador ≥1 mg/mL veya Helixor ≥10 mg/mL'den elde edilen ürünlerdi; diğer tüm sc preparatları düşük sc dozları olarak sınıflandırıldı.
              b Beklenen VA ile ilgili AE'ler.
              c Hasta numarası q, VA ile ilgili birden fazla AE yaşadı. Hasta sayıları h , n ve o , VA ile ilgili AE'ler yaşadıktan sonra VA dozlarını azalttı. Alt Grup Analizi


              Otuz hasta (%28) alt grup analizi için uygundu ve en az 6 aylık bir süre boyunca tekrar tekrar iv, it veya yüksek doz sc VA uygulamaları aldı. Yetmiş altı hasta (%72) alt grup analizi için uygun değildi. Bu hastalardan 17'si (%16) kesme zamanında hala takipteydi, 9 hasta (%9) VA tedavisinin başlamasından sonraki 6 ay içinde öldü, 6 hasta (%6) sadece düşük VA uygulamaları aldı, 16 hasta ( %15) takip için kaybedildi ve 28 hastada (%26) 6 aydan kısa süre içinde veya tanımlanmamış VA uygulamaları kaydedildi.

              30 hastadan oluşan VA uzun süreli alt grubu için, VA tedavisinin medyan toplam uzunluğu 21 ay (çeyrekler arası aralık 11-34 ay) ve ortalama uzunluk 23 aydı (standart sapma 14 ay) ve VA tedavisi şu şekilde kesintiye uğradı: VA içermeyen aralıklar. Bu alt grubun tüm özellikleri ve farklı VA uygulamaları ve hazırlıkları ile ilgili ayrıntılar,Tablo 4. Yaş, VKİ ve cinsiyet açısından, VA uzun vadeli alt grubundaki 30 hasta, tüm çalışma kohortundaki 106 hastayla karşılaştırılabilirdi. Otoimmün komorbiditelerin dağılım aralığı ile ilgili olarak, alt grup ve tüm gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmedi (karşılaştırıntablo 1ile birlikteTablo 4). Bununla birlikte, tüm grubun 9 hastasında (%8) Crohn hastalığı varken, VA uzun süreli grubundan sadece bir (%3) hasta Crohn hastalığından muzdaripti. Benzer şekilde, uzun süreli VA grubunun tamamının %3'ü multipl sklerozdan muzdarip değildi (karşılaştırıntablo 1ile birlikteTablo 4). Tablo 4.


              Alt Grubun Özellikleri a .
              Hasta sayısı, n (%) 30 (100)
              Yaş (yıl), medyan (IQR) 62 (55-69)
              BMI, medyan (IQR) 24 (21-28)
              Zayıf (BMI < 18,5), n (%) 4 (13)
              Normal ağırlık (18,5 < VKİ < 25,0), n (%) 12 (40)
              Fazla kilolu (BMI > 25,0), n (%) 11 (37)
              NA, n (%) 3 (10)
              Cinsiyet, n (%)
               Erkek 8 (27)
               Dişi 22 (73)
              Otoimmün hastalık, n (%)
               Hashimoto tiroiditi 9 (30)
               Mezar hastalığı 3 (10)
               Ülseratif kolit 6 (20)
               Crohn hastalığı 1 (3)
               Çölyak hastalığı 1 (3)
               Sedef hastalığı 5 (17)
               romatizmal hastalıklar 6 (20)
               Multipl skleroz 0
               Diğerleri 2 (7)
              VA uygulamaları, n (%)
               sc 28 (93)
               iv 20 (67)
               BT 2 (7)
              VA hazırlıkları, n (%)
               abnobaviskum 19 (63)
               heliksör 19 (63)
               Iscador 10 (33)
              VA ile ilgili AE'ler, n (%)
               Hiçbiri 22 (73)
               1-3 7 (23)
               4-9 0
               >9 1 (3)
              AE'ler (VA-ilgisiz), n (%)
               Hiçbiri 5 (17)
               1-3 5 (17)
               4-9 8 (27)
               >9 12 (40)
              Ayrı bir pencerede aç
              Kısaltmalar: IQR, çeyrekler arası aralık; BMI, vücut kitle indeksi; VA, Viscum albüm L; sc, deri altı; iv, intravenöz; o, intratümöral; AE, advers olay.

              a Alt grubun 30 hastasının özellikleri. Sütunlardaki sayılar ve kısımlar (%), hastaların çeşitli otoimmün hastalık kombinasyonlarına sahip olabileceği ve sırasıyla çeşitli VA preparatları ve uygulamaları kombinasyonları almış olabileceğinden, 30'a (%100) eklenmesi gerekmez. VA ile ilgili ve VA ile ilişkili olmayan AE'ler olarak ayrılan belgelenmiş AE'lerin sayısı hasta başına sayıldı ve her biri sırasıyla 1 ila 3, 4 ila 9 ve >9 AE'ler olarak özetlendi.
              Alt grubun 22 hastası için (%73), VA ile ilgili AE bildirilmemiştir. 7 (%23) hasta için (hasta numaraları a, d, f, g, i, k, l inTablo 3) 1 ila 3 VA ile ilgili AE bildirildi ve 1 hasta için (%3, hasta sayısı q inTablo 3) 10 VA ile ilgili AE belgelendi. Ayrıca, genel VA ile ilgili olmayan AE'lerin oluşumu da değerlendirildi (Tablo 4). 5 hasta için (%17) 1 ila 3 VA ile alakasız AE, 8 hasta için (%27) 4 ila 9 VA ile alakasız AE ve 12 hasta için (%40) >9 VA ile alakasız AE belgelenirken, 5 hasta için alt grubun hastaları (%17) gözlemlenen tedavi periyotlarının tamamı boyunca hiçbir genel AE belgelenmemiştir (Tablo 4). Bu 30 hastanın hiçbirinde VA tedavisi sırasında altta yatan otoimmün hastalıkların alevlenmesi veya alevlenmesi kaydedilmedi. Alt grup AE'leri 22 hasta için (%73) VA'sız aralıklar için belgelenirken, 18 hasta için (%60) VA tedavisi periyotları sırasında AE'ler rapor edilmiştir. Alt grubun tüm hastaları için toplam 281 AE kaydedildi. Belgelenmiş AE'leri olan 25 hasta için, VA tedavisi periyotlarının medyan tüm uzunluğu 11 aydı (çeyrekler arası aralık 6-26 aydı) ve VA'sız gözlem periyotlarının medyan tüm uzunluğu 12 aydı (çeyrekler arası aralık 6 idi) -19 ay). VA tedavisi periyotları sırasında VA'sız aralıklar için toplam 172 VA ile ilgili olmayan AE (toplam AE'lerin %61'i) belgelendi ve 109 VA ile ilgili olmayan AE (toplam AE'lerin %39'u) belgelendi. İçindeşekil 2, belgelenmiş AE'leri olan 25 hasta için, VA tedavisi için VA ile ilgisi olmayan AE'lerin sayısı ve VA'sız aralıklar için kutu grafikleri gösterilmektedir. Görünüşe göre, VA tedavisi dönemleri için daha az genel AE kaydedildi. Pearson χ 2 testi ve Cohen'in d analizlerinin hesaplanması , bu azalma için p ( d ) = 0.07 ile d [%95 güven aralığı] = 0.54 [−0.05, 1.14] orta bir etki ortaya çıkardı . VA tedavisinin ve VA'sız dönemlerin nispi uzunlukları, hasta başına aylık AE'lerin sayısının hesaplanmasıyla göz önüne alındığında, VA'sız aralıklar için ayda ortalama 0,66 AE (ayda 0,69 AE'lik standart sapma) ortaya çıktı ve her bir hasta için 0,27 AE ortaya çıktı. VA tedavisi dönemleri için ay (ayda 0,3 AE'lik standart sapma). Öğrencit testi (2-kuyruklu, eşleştirilmiş) hesaplaması, VA-tedavi periyotları için AE oranlarının önemli ölçüde yarıya indiğini ortaya çıkardı ( P = .019).
              Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 10.1177_1534735419832367-fig2.jpg
              Şekil 2.
              VA tedavisi ve VA'sız aralıklardaki genel AE'lerin sayısı.

              VA, Viscum albüm L; AE, advers olay. AE'ler yaşayan alt grubun 25 hastası için, hasta başına belgelenmiş VA ile ilgili olmayan AE'lerin sayısı sayıldı. Kutu grafiklerinde, VA tedavisi periyotları ve VA'sız aralıklar için ilgili AE sayısı karşılaştırılır.

              Git: Tartışma


              Bu çalışma, önceden var olan otoimmün komorbiditeleri olan ve VA uygulamaları alan 106 onkolojik hastayı değerlendirdi. En sık görülen otoimmün hastalıklar Hashimoto tiroiditi, ülseratif kolit ve sedef hastalığıydı. Bu çalışma kohortunun on yedi hastası (% 16), daha önce yayınlanmış olan diğer VA ile tedavi edilen kanser hastalarının VA ile ilişkili AE oranlarıyla karşılaştırılabilir olan VA ile ilişkili AE'ler yaşadı. 13 , 14 30 hastadan oluşan uzun süreli bir VA alt grubunda, VA tedavisi periyotları sırasında VA ile ilgili olmayan AE'lerin oranları önemli ölçüde yarı yarıya azaldı. Bu nedenle, önceden var olan otoimmün bozuklukları olan kanser hastaları için VA tedavisi güvenli bir tedavi gibi görünmektedir.

              Uygulanan sc veya iv VA uygulamaları dozları, daha önce bildirildiği gibi karşılaştırılabilirdi. 13 , 14 VA preparatları en yaygın olarak, bireysel hastanın tepkilerine bağlı olarak zamanla yavaş yavaş artan düşük bir dozdan başlayarak sc enjeksiyonları yoluyla uygulanır. 29 Buna göre, bu çalışmanın tüm hastaları düşük VA konsantrasyonları ile başlamıştır. Başvurularla ilgili olarak, daha önce bildirilenlerden daha düşük miktarda başvuru gözlenmiştir. Daha önce, gözlemlenen VA ile ilgili AE'lerin doza bağımlı olduğunu ve VA preparatlarının bağışıklık uyarıcı, farmakolojik aktivitesi ile ilgili olduğuna inanıldığını bildirmiştik. 14Beklenen veya beklenmeyen, gözlenen VA ile ilgili AE'lerin oranları ve ciddiyeti, önceki raporlarımızda bildirilenlerle aynı aralıklardaydı. 13- 15 Önceden otoimmün komorbiditeleri olan ve VA uygulamaları alan tüm kanser hastalarının yalnızca 17'si (%16) VA ile ilişkili AE yaşadı ve yalnızca 3 hasta (%3) VA dozlarını düşürdü, ancak 17 VA ile ilgili AE hastasının tümü (%16) ) VA tedavisine devam etti (Tablo 3) VA ile ilgili bir AE yaşadıktan sonra. VA ile ilişkili yan etkiler, esas olarak enjeksiyon bölgesinde doza bağlı lokal reaksiyonlardan ve çeşitli hafif spesifik olmayan etkilerden oluşuyordu. 6 , 30 Mevcut analizin hastaları için gözlemlenen AE'lerin nedenselliğini değerlendirmek zordu. Örneğin ağrı, bulantı ve kusma ileri evre pankreas veya karaciğer kanserlerinin belirtileri olabilir. Ayrıca, faydalı terapötik tepkilerin oluşması için VA tedavisinde sağlam bağışıklık tepkilerinin gerekli olduğu ve bazı hafif veya orta derecede VA ile ilgili AE'lerin beklendiği ve istenen olaylar olduğu ileri sürülmektedir. 31 Bu nedenle, VA ile ilgili 20 belgelenmiş beklenen AE (boyut olarak <5 cm olan yerel reaksiyonlar, endurasyonlar ve yanma hissi)Tablo 3amaçlanan olaylar olarak kabul edilebilir.

              Otoimmün hastalıkların çoğu kadınlarda erkeklerden önemli ölçüde daha sık görülür. 21 Buna göre bizim çalışma kohortumuzda %70 kadındı. 32 erkek hastanın hiçbiri için VA ile ilgili herhangi bir AE bildirilmemiştir. Kadın denekler arasında erkeklere kıyasla daha yüksek AE riski de daha önce bulundu. 14 Kadın cinsiyetinin advers ilaç reaksiyonu yaşama risk faktörü olmasının nedenleri farmakokinetik, immünolojik ve hormonal faktörlerde cinsiyete bağlı farklılıkları içerebilir, ancak tam olarak anlaşılmamıştır. 32 , 33Bu çalışmada, Hashimoto tiroiditi, sedef hastalığı, ülseratif kolit, Grave hastalığı veya Sjögren sendromu gibi önceden mevcut komorbiditeleri olan kanser hastaları için VA tedavisi güvenli bir tedaviydi. Bununla birlikte, otoimmün hastalıkları, Crohn hastalığı ve multipl sklerozu olan hastaların oranı düşürüldü; bu nedenle, daha fazla sonuç çıkarılamaz.

              Tüm çalışma grubu için, gözlemlenen VA ile ilgili AE'ler çoğunlukla hafif ila orta yoğunluktaydı. Bununla birlikte, bir vakada, etiket dışı iv VA uygulamasından sonra bir hasta kısa süreli hipotansiyon ve bayılma yaşadı (CTCAE derece 2 reaksiyonları). Bu hasta için orijinal tıbbi kayıtların daha yakından incelenmesi, düşük sc dozlarıyla VA tedavisinin, bu AE meydana gelmeden 2 yıl önce, herhangi bir advers reaksiyon olmaksızın başlatıldığını ortaya çıkardı. Çoklu romatizmal ve otoimmün hastalıkları olan bu hasta için diğer ilaçlara, ışığa ve bakıra karşı daha fazla aşırı duyarlılık belgelenmiştir. Tanımlanan AE'den iki hafta sonra, çok düşük sc konsantrasyonları ile VA tedavisi ve ardından anti-otoimmün tedavi başlangıcı klinik kontrol altında gerçekleştirildi. Devam eden VA tedavisi sırasında, sonraki yıllarda bu hasta için VA ile ilgili başka AE bildirilmedi. Kienle ve diğerleri34 , intravenöz VA tedavisi altında doza bağlı bir şekilde veya infüzyon hızı çok yüksek olduğunda aşırı duyarlılığın ortaya çıkabileceğini özetlemiştir. Bu nedenle, daha sonraki kursta başka VA'ya özgü alerjik reaksiyon gözlenmezse, bu tür doza bağlı vasküler dilatasyon, immün aracılı olmayan psödoalerjik reaksiyon olarak adlandırılabilir. 34 , 35

              VA uzun vadeli alt grubundaki 30 hastanın hiçbiri için VA tedavisi sırasında altta yatan otoimmün hastalıkların alevlenmesi veya alevlenmesi kaydedilmedi ve VA ile ilgili olmayan AE'lerin oranında bir artış gözlenmedi. Bock ve arkadaşlarının 36 analizinde , eşzamanlı VA tedavileri uygulandığında, geleneksel olarak tedavi edilen kanser hastalarına önemli ölçüde daha az yan etki ve tedaviyle ilişkili semptom atfedildiği sonucuna varılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, bu çalışmada, VA tedavisi periyotlarında VA'sız dönemlere kıyasla genel (VA ile ilişkili olmayan) AE oranlarının önemli ölçüde yarıya indiğini gözlemledik. Bu nedenle, önceden belirli otoimmün komorbiditeleri olan burada analiz edilen kanser hastalarının alt grubu için, VA tedavisi güvenliydi ve ayrıca genel AE oranlarında önemli bir azalmaya yol açtı.

              ICI'lerin kullanımına ilişkin olarak bağışıklıkla ilgili AE'lerin yönetimi giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. ICI'ler çeşitli kanser türlerinin tedavisini iyileştirmiştir, ancak bağışıklıkla ilgili ciddi AE'lere neden olabilir, bu da nadiren ölümcül sonuçlarla bile otoimmün fenomenlerin gelişmesine yol açar. 2 , 37 ICI'lerin çoğu klinik çalışmasında, önceden var olan otoimmün hastalıkları olan hastalar hariç tutulmuştur, bu nedenle bu ilaçların bu hasta grubunu nasıl etkilediğine dair yalnızca sınırlı veri vardır. Birkaç vaka çalışmasının yakın tarihli bir incelemesinde, otoimmün hastalıkları olan hastalarda otoimmün hastalıkların alevlenmelerinin sıklıkla bildirildiği ve bu nedenle bu hastalarda ICI'lerin kullanımının sınırlı olduğu özetlenmiştir. 37Bu bağlamda ilginç bir şekilde, yakın zamanda, iyi güvenlik profilleri gösteren VA özleri ile ICI'lerin kombine tedavisinin klinik güvenlik analizlerini yayınladık. 38 Bugüne kadar bağışıklıkla ilgili AE'leri tedavi etmek için sınırlı olasılıklar vardır. Ek VA tedavisi, bağışıklıkla ilgili AE'lerin yönetiminde muhtemelen bir seçenek sunabilir.

              Alerjik, atopik veya özellikle otoimmün bozuklukları olan hastalarda VA tedavisi endikasyonu sınırlı olduğundan, burada analiz edilen hastalar için güvenlik verileri bulunmamaktadır. 6Bu nedenle, bu çalışmada, önceden otoimmün hastalıkları olan kanser hastalarında uygulanan VA preparatlarının kullanım ve güvenlik verileri olağan klinik uygulamalardan toplanmıştır. Bu hastaların ihtiyaç ve tercihlerine göre hekimlerin bireysel tedavi yaklaşımını dikkate alarak gerçek dünya verilerini temsil eder. Ancak, bu çalışmada, çeşitli raporlama ve belgeleme yanlılıkları göz ardı edilemez. Önceden otoimmün hastalıkları olan hastalar kanser tanıları, çeşitli komorbiditeler ve demografik sorunlar açısından birbirlerinden önemli ölçüde farklılık gösterdiğinden, burada tüm otoimmün komorbiditeleri için genel bir sonuca varılamaz. Çalışmanın gözlemsel, rastgele olmayan ve kontrolsüz karakteri nedeniyle birkaç istenmeyen yanlılık daha ortaya çıkmış olabilir. Bu çalışmaya dahil edilen multipl skleroz veya lupus eritematozus gibi bazı hastalıkların vaka sayısının düşük olması nedeniyle, mevcut analiz, Hashimoto tiroiditi, ülseratif kolit gibi otoimmün komorbiditeleri olan hastalarda eşlik eden VA tedavisinin güvenlik yönleriyle ilgili ilk gözlemlerle sınırlıdır. ve sedef hastalığı. Bununla birlikte, burada sunulan gerçek dünya verileri, onkolojik hastalarda ek VA tedavisinin mevcut güvenlik yönleri temelini tamamlamaktadır.

              Git: Sonuçlar


              Bulgularımız, önceden var olan otoimmün hastalıkları olan kanser hastalarında ek VA kullanımının güvenli olduğunu göstermektedir. Daha yüksek AE oranları gözlenmedi. Bir VA uzun vadeli alt grubunda, VA tedavisi periyotları için genel AE oranlarının önemli ölçüde yarıya indiği gözlemlendi. Mevcut veriler gözlemsel nitelikteydi. Önceden var olan otoimmün hastalıkları ve VA tedavisi olan kanser hastalarında güvenlik yönlerinin değerlendirilmesi konusunda daha geniş çalışma gruplarıyla daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

              Git: Teşekkür


              Mevcut çalışmada yer alan GKH ve FIH'deki tüm tıbbi dokümantasyon görevlilerine teşekkür ederiz.

              Git: Dipnotlar




              Çatışan Çıkar Bildirgesi: Yazar(lar) bu makalenin araştırılması, yazarlığı ve/veya yayınlanmasıyla ilgili olarak aşağıdaki potansiyel çıkar çatışmalarını beyan etmiştir: Ağ Onkolojisi, Iscador AG Arlesheim, İsviçre tarafından kısmen finanse edilmiştir; Abnoba GmbH Pforzheim, Almanya; ve Helixor Heilmittel GmbH Rosenfels, Almanya. Sözleşmeye göre, araştırmacılar fon sağlayıcıdan bağımsızdı. Friedemann Schad, gönderilen çalışmanın dışında Helixor Heilmittel GmbH'den hibeler, Abnoba GmbH'den hibeler, Iscador AG'den hibeler bildirmektedir. Helixor Heilmittel GmbH tarafından sağlanan hibeler, seyahat masraflarını ve konuşma ücretini içerir. Matthias Kröz, sunduğu çalışma dışında Helixor Heilmittel GmbH'den dersler için ücret aldı. Diğer tüm yazarlar, rakip finansal çıkarların olmadığını beyan eder.





              Finansman: Yazar(lar) bu makalenin araştırılması, yazarlığı ve/veya yayınlanması için herhangi bir finansal destek almamıştır.



              Git: Referanslar

              1. Abdel-Wahab N, Shah M, Suarez-Almazor ME. Kanserli hastalarda immün kontrol noktası blokajı ile ilişkili advers olaylar: vaka raporlarının sistematik bir incelemesi . PLoS Bir . 2016; 11 :e0160221. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              2. Cappelli LC, Shah AA, Bingham CO., 3. Kanser immünoterapisinin bağışıklıkla ilgili olumsuz etkileri—romatoloji için çıkarımlar . Rheum Dis Clin Kuzey Am . 2017; 43 :65-78. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              3. Horneber M, Bueschel G, Dennert G, Less D, Ritter E, Zwahlen M. Kaç kanser hastası tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanıyor: sistematik bir inceleme ve meta-analiz . Entegre Kanser Ther . 2012; 11 :187-203. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              4. Horneber MA, Bueschel G, Huber R, Linde K, Rostock M. Onkolojide Ökseotu tedavisi . Cochrane Veritabanı Syst Rev. 2008;( 2 ):CD003297. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              5. Bussing A. Ökseotu ( Viscum album L.) kullanılarak bağışıklık modülasyonu Iscador'u çıkarır . Arzneimittelforschung . 2006; 56 ( 6A ):508-515. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              6. Kienle GS, Grugel R, Kiene H. Hayvanlarda ve insanlarda daha yüksek dozlarda Viscum album L. güvenliği - bağışıklık değişikliklerinin ve güvenlik parametrelerinin sistematik olarak gözden geçirilmesi . BMC Tamamlayıcı Alter Med . 2011; 11:72 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              7. Schink M, Tröger W, Dabidian A, et al. Ökse otu özü kanser hastalarında doğal öldürücü hücre aktivitesinin cerrahi baskılanmasını azaltır. Randomize bir faz III denemesi . Forsch Komplementmed . 2007; 14 :9-17. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              8. Hamre HJ, Pham VN, Kern C, et al. Erken romatoid artritin 4 yıllık randomize olmayan karşılaştırmalı bir faz-IV çalışması: DMARD'ları tercih etmeyen hastalar için DMARD'ları içeren geleneksel tedaviye karşı DMARD'ları tercih eden hastalar için bütünleştirici antropozofik tıp . Hasta Uyum Tercih Eder . 2018; 12 :375-397. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              9. Beuth J, Schneider B, Schierholz JM. Bakım sonrası standartlaştırılmış ökse otu özü ile meme kanseri hastalarının tamamlayıcı tedavisinin etkisi: kontrollü bir çok merkezli karşılaştırmalı epidemiyolojik kohort çalışması . Antikanser Arş . 2008; 28 ( 1B ):523-527. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              10. Büssing A, Raak C, Ostermann T. Ökseotu özü (Iscador) ile tedavi edilen kanser hastalarında yaşam kalitesi ve ilgili boyutlar: bir meta-analiz . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med . 2012; 2012 :219402. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              11. Eisenbraun J, Scheer R, Kröz M, Schad F, Huber R. Meme kanseri hastalarında kemoterapi ve ökseotu özü ile eşzamanlı tedavi sırasında yaşam kalitesi . bitki ilacı . 2011; 18 :151-157. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              12. Ostermann T, Bussing A. Ökse otu özleri ile tedavi edilen kanser hastalarının hayatta kalması üzerine geriye dönük çalışmalar: bir meta-analiz . Keşfet (NY) . 2012; 8 :277-281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              13. Steele ML, Axtner J, Happe A, Kroz M, Matthes H, Schad F. Onkolojide ökseotu ( Viscum album L.) preparatlarının intravenöz uygulamasının güvenliği: gözlemsel bir çalışma . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med . 2014; 2014 : 236310. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              14. Steele ML, Axtner J, Happe A, Kröz M, Matthes H, Schad F. Advers ilaç reaksiyonları ve kanser hastalarında subkutan ökse otu ekstreleri ( Viscum album L.) ile tedaviye beklenen etkiler . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med . 2014; 2014 :724258. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              15. Steele ML, Axtner J, Happe A, Kröz M, Matthes H, Schad F. Onkolojide Avrupa ökseotu ( Viscum album L) preparatlarının intratumoral uygulamasının kullanımı ve güvenliği . Entegre Kanser Ther . 2015; 14 :140-148. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              16. Giat E, Ehrenfeld M, Shoenfeld Y. Kanser ve otoimmün hastalıklar . Otoimmün Rev. 2017; 16 :1049-1057. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              17. Hemminki K, Liu X, Ji J, Sundquist J, Sundquist K. Histolojiye göre otoimmün hastalık ve müteakip sindirim sistemi kanseri . Anne Oncol . 2012; 23 :927-933. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              18. Ehrenfeld M, Abu-Shakra M, Buskila D, Shoenfeld Y. Lenfoma ve otoimmünite arasındaki ikili ilişki . Kan Hücreleri Mol Dis . 2001; 27 :750-756. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              19. Bizzaro N, Antico A, Villalta D. Otoimmünite ve mide kanseri . Int J Mol Sci . 2018; 19 :E377. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              20. Forabosco P, Bouzigon E, Ng MY, et al. Otoimmün hastalıklarda genom çapında bağlantı çalışmalarının meta analizi . Eur J Hum Genet . 2009; 17 :236-243. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              21. Gleicher N, Barad DH. Otoimmün hastalıklar için risk faktörü olarak cinsiyet . J Otoimmün . 2007; 28 :1-6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              22. Vajdic CM, Falster MO, de Sanjose S, et al. Atopik hastalık ve Hodgkin olmayan lenfoma riski: InterLymph havuzlanmış bir analiz . Kanser Araş . 2009; 69 :6482-6489. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              23. Garg SK, Loftus EV., Jr. İnflamatuar bağırsak hastalığında kanser riski: yukarı mı, aşağı mı gidiyor, yoksa hala aynı mı? Curr Opin Gastroenterol . 2016; 32 :274-281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              24. Kalathil SG, Thanavala Y. Kanser hastalarında yüksek immünosupresif yük: kanser immünoterapisi için büyük bir engel . Kanser İmmünol İmmünoter . 2016; 65 :813-819. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              25. Sosa A, Cadena EL, Olive CS, Karachaliou N, Rosell R. İmmün bağlantılı advers olayların klinik değerlendirmesi . Ther Adv Med Oncol . 2018; 10 :1758835918764628. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              26. Schad F, Axtner J, Happe A, et al. Ağ Onkolojisi (NO)—sağlık hizmetleri araştırması ve antropozofik tıpta bütünleştirici terapötik müdahalelerin değerlendirilmesi için bir klinik kanser kaydı . Forsch Komplementmed . 2013; 20 :353-360. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              27. Ulusal Kanser Enstitüsü. Advers Olaylar için Ortak Terminoloji Kriterleri (CTCAE) v.4.0 . https://ctep.cancer.gov/protocolDeve...ctc.htm#ctc_50 . 13 Şubat 2019'da erişildi.
              28. R Vakfı. R: İstatistiksel Hesaplama İçin Bir Dil ve Ortam . Viyana, Avusturya: R İstatistiksel Hesaplama Vakfı; 2016. https://www.R-project.org/ [ Google Akademik ]
              29. Schad F, Thronicke A, Merkle A, Matthes H, Steele ML. Kanser hastalarında düşük ve yüksek başlangıç ​​dozlarında Viscum album L.'ye karşı bağışıklıkla ilgili ve advers ilaç reaksiyonları . bitki ilacı . 2017; 36 :54-58. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              30. Huber R, Lüdtke H, Wieber J, Beckmann C. İki ökseotu müstahzarının interlökin-6 üretimi ve diğer bağışıklık parametreleri üzerindeki güvenliği ve etkileri - sağlıklı deneklerde plasebo kontrollü bir klinik çalışma . BMC Tamamlayıcı Alternatif Med . 2011; 11 :116. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              31. Bussing A, Tröger W, Stumpf C, Schietzel M. Viscum album L. ekstraktları ile tedavilere lokal reaksiyonlar ve bunların T-lenfosit alt grupları ve yaşam kalitesi ile ilişkisi . Antikanser Arş . 2008; 28 (3B): 1893-1897. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              32. Gochfeld M. İnsan ve hayvan toksikolojisinde cinsiyet farklılıkları . Toksikol Patol . 2017; 45 :172-189. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              33. Zopf Y, Rabe C, Neubert A, et al. Kadınlar ADR'lerle erkeklerden daha sık karşılaşırlar . Eur J Clin Pharmacol . 2008; 64 :999-1004. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              34. Kienle GS, Mussler M, Fuchs D, Kiene H. Bütünleştirici kanser bakımında intravenöz ökseotu tedavisi: uzman doktorların prosedürlerini, kavramlarını ve gözlemlerini araştıran nitel bir çalışma . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med . 2016; 2016 :4628287. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              35. Pichler WJ, Hausmann O. İlaç aşırı duyarlılığının alerjik, pi ve yalancı alerjik formlara göre sınıflandırılması . Int Arch Alerji İmmünol . 2016; 171 :166-179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              36. Bock PR, Friedel WE, Hanisch J, Karasmann M, Schneider B. Primer olmayan hastalarda konvansiyonel adjuvan onkolojik tedaviye ek olarak standart Avrupa ökseotu özütü ( Viscum album L.) ile uzun süreli tamamlayıcı tedavinin etkinliği ve güvenliği. -metastaz yapmış meme kanseri. Almanya ve İsviçre'de [Almanca] çok merkezli, karşılaştırmalı, epidemiyolojik bir kohort çalışmasının sonuçları . Arzneimittelforschung . 2004; 54 :456-466. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              37. Tocut M, Brenner R, Zandman-Goddard G. Bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri ile tedavi edilen kanser hastalarında otoimmün fenomenler ve hastalık . Otoimmün Rev. 2018; 17 :610-616. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              38. Thronicke A, Steele ML, Grah C, Matthes B, Schad F. İleri veya metastatik kanserli hastalarda immün kontrol noktası inhibitörleri ve Viscum album L. tedavisinin kombine tedavisinin klinik güvenliği . BMC Tamamlayıcı Alternatif Med . 2017; 17 :534. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X