Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Geven Mix Extract

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Geven Mix Extract

    Tıbbi Kullanımı ve Faydaları:
    İmmün sistemini takviye eder. Kanser tedavisinde kemoterapinin vücuda verdiği hasar dolayısıyla zayıf düşerek enfeksiyonlara açık bir hale gelen vücudu immün sistemini takviye ederek korur. Bağışıklık sisteminin anahtar beyaz hücrelerinden biri olan T hücrelerini teşvik eder. Yine viral hücumlara karşı koyan interferon proteininin üretimini de teşvik eder. Örneğin GEVEN KÖKÜ alanlar grip, nezle ve soğuk algınlığına daha az yakalanırlar. Akut solunum yolu enfeksiyonlarında destekleyicidir. Çin'de kardiyovasküler hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Tansiyonu düşürür ve kalbe giden kan akışını iyileştirerek kalp krizlerini önlemede yardımcı olur. Vücudun fazla su ağırlığından kurtulmasına yardımcı olarak tansiyonun düşmesine yardım eder.

    Tıbbi Bakış Tarzı:
    Anti-toksikliği: Enzimler: Asetilkolin'i bozan ASETİL KOLİN ESTER ENZİMİNİ engeller ve böylece Beyni korur.
    Hormonlar: İmmün sistemini baskılayan kortizona karşı koyar.
    Lipid'ler: Thromboxane A2 nin üretimini engeller.
    Farmostatik ilaçlar: GEVEN'İN içeriğindeki swainsonine maddesi dolayısıyla kematropi tedavisinde cytotoxic ilaçların toksik etkisini azaltır.
    Deri: Deri yaralarını iyileştirdiğine dair folklorik bilgiler ve anektodal raporlar vardır.
    Dışkılama sistemi: Bağırsakları çalıştırır ve atım oranını arttırır.
    İmmün sistem: Astragalan B içeriği dolayısıyla shigella dysenteriae, staphylococcus aureus, streptococcus pneumoniae gibi bir çok zararlı bakteriye karşı engelleme görevi yapar. Baskı altındaki immün sistemini astragalan B içeriği dolayısıyla uyararak aktivasyonunun yeniden toparlanmasını sağlar.
    • Kanser tedavisi sırasında kullanılan kemoterapi ilaçlarının toksik etkisini azaltarak kanser hastalarının yaşam sürelerini arttırır.
    • Interleukin-2'nin kanserli hücreleri öldürme kabiliyetini arttırır.
    • Karaciğer kanserinin etkin bir şekilde iyileştirilmelerine yardım eder.
    • Astragalan B bir çok virüsü, onların dış hücre zarlarındaki kolestrole yapışarak müdafa güçlerini zayıflatarak immün sistemin onları kolayca yenmesine yardımcı olur. Aynı şekilde AIDSde HIVvirüsününde zaafa uğratılabileceği söylenmektedir.
    • Klasik soğuk algınlığına sebep olan virüs enfeksiyonlarına karşı vücudu korur. İyileşme zamanını kısaltır ve tekrarlama ihtimalini de azaltır.
    • Kalp hücrelerini enfekte eden coxsackie B virüsünü engellemeye yardımcı olur.
    • Gribi önlemeye yardımcıdır.
    • Beyaz kan hücrelerinin üretimini ve fonksiyonlarını arttırır.
    • Vücudun lymphocyte'ler ve B-lymphocyte'leri üretimlerini uyarır.
    • Vücudun helper-T hücrelerinin aktivitesini arttırır.
    • NK lymphocyte'lerinin fonksiyonlarını geliştirir.
    • Bir çok kanser hastasında görülenmakrofaj'ların baskılanmasını engeller ve aktivasyonlarını arttırır.
    • Fagositlerin aktivitelerini geliştirir.
    • Kalp-damar sistemi: İçeriğindeki astragaloside-4 sayesinde kalp yetmezliğiolan hastaların durumlarının iyileşmesine yardımcı olur. Yine ischemickalp rahatsızlığı ve anginahastaları ile kalp krizlerinde iyileşmede yardımcı olur.
    • Metabolizma: Antioksidan özellikleri iyileştirir; Hidroksil ve süperoksit serbest radikallerini temizler.
    • Atletik performansı geliştirir.
    • Bazal metabolik hızı arttırır.
    • Kronik yorgunluk sendromunu iyileştirir. Vücud enerjisi üretimini arttırır. Kronik hepatithastalarında interferon üretimini arttırarak ve glutamate pyruvate transaminaseenzimini normalleştirerek iyileşmelerinde yardımcı olur.
    • Gevenotu yalnız başına veya diğer bitkisel formüllere katılarak kronik hepatit-B nin toksik etkilerinden karaciğeri korur.
    • Yine karaciğerin fonksiyonlarını geliştirdiğinden ve anti-viralözelliklerinden dolayı hepatit-C nin iyileştirilmesinde yararlıdır.
    • Gevenotu, karaciğeribir çok toksinin hasar verici etkisine karşı korur.
    • Vücudun dayanıklılığını arttırır.
    Sindirim sistemi: Sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına katkı sağlar.
    Sinir sistemi: Adrenal bezlerinin fonksiyonunu geliştirir.
    Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda öğrenme kabiliyetini geliştirdiğigörülmüştür.
    • Acetylcholine'i bozan acetylcholinesterase enzimini engelleyerek hafızayı geliştirir
    • Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda uyku kalitesini geliştirdiğigörülmüştür.
    • Gevenotu vücudun stresi tolere etmekabiliyetini arttırır.


    Solunum sistemi: Folklorik bilgilere göre kronik akciğer zayıflığındaakciğerleri kuvvetlendirir.

    Etkileşimleri:
    Destekledikleri: Cytokine'ler:
    • Çeşitli antibody'lerin optimum miktarda üretilmeleri için uyarma görevi yapar.Bunlar IgA - IgE - IgG - IgM
    • İnterferonlarınvücutta üretimlerini (interferon alfa ve interferon gamma) teşvik eder.
    • Interleukin 2 nin anti-tümör aktivitesini geliştirir.
    • Interleukin 6nın üretimini arttırır.
    • Tumor necrosis faktör üretimini arttırır.


    Nörotransmitterler: Asetil kolininfonksiyonunu geliştirir.
    Farmostatik ilaçlar: Kemoterapide kullanılan anti-kanser ilaçların toksik etkinliklerini (kemik iliğine baskı, karaciğere hasar verme, mide bulantısı gibi) azaltır.İmmün sisteme baskı yapan siklofosfamit'e karşı etki yapar.Interleukin 2nin kanser hücreleri ile kombine olma potansiyelini arttırır.

    İkincil mesajcılar: Plazmacyclic AMP seviyelerini arttırır.

    İçeriği:
    Vitaminler: Choline
    Mineraller: Krom - Demir - Bakır - Mağnezyum - Mangan - Çinko - Molibden - Ribidyum
    Kimyasallar: Alkoloidler: Swainsonine*- Betaine
    Karbonhidratlar: Sucrose - Glucuronic Asit;(Polisakkaritler): Astragalan B
    Lipidler: (Triterpen glükositler): Astragaloside I - Astragaloside II - Astragaloside III - Astragaloside IV Astragaloside IV - Astragaloside V - Astragaloside VI - Astragaloside VII
    Phytosterol'ler: Beta-Sitosterol
    Organik asitler: Glucuronic Asit
    Polifenoller: (izoflavonoidler): 4'Hydroxy-3'-methoxyisoflavone 7-sug
    Diğer: Dimethoxyisoflane - Kumatakenin
    *Sadece astragalus oxyphysus da bulunur.

    Kullanımı:
    Yararlanılan Kısımları: Kökleri
    Tavsiye edilen dozajlar: Kurutulmuş ham kökler için: 3000-6000 mg/gün
    Tablet veya kapsüller(1: 2: 1'>2: 1 doz): 750-1500 mg/gün
    Tablet veya kapsüller(%70 polisakkarit'li): 500-2000 mg/gün
    Tentür: (1: 1: 5'>1: 5doz): 5-18 ml/gün
    Ticari bulunabilirlik: Kurutulmuş kök halinde1: 1 ve 1: 2 tentür 1: 2 tentür(0.34% Astragaloside-standartize) 1: 4 ve 1: 1: 5'>1: 5tentür125 mg kapsül - 200 mg kapsül(14 mg polisakkarit-standartize)300-400-404-455-470-520 kapsül-550 tabletToz: (4: 1 doz)

    Nuran Serinkaya
    Hayırlı akşamlar hocam ben GEVEN SETİ kullanıyorum BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR ve ENERJİ VERİYOR o kadar enerji veriyor ki aklın hayalin şaşar. Sabah saat 8 de sporuma gidiyorum 10.000 adım attım sonra egzersiz yapılan yere gittim egzersizimi de yaptım önceden sadece yürürdüm egzersiz yapmazdım ama GEVEN ürünün verdiği ENERJİ SAYESİNDE SONUNDA EGZERSİZ YAPMAYA BAŞLADIM. Pilatese gitmeyi düşünüyorum GEVEN sayesinde BÜTÜN HÜCRELER YENİLENİYOR hocam akşam birçok işimi yapıyorum hocam çok teşekkürler Allah'ım yolunuzu açık etsin. Hocam tam düzenli kullanacağım geveni inşallah çok sağ ol çok teşekkürler ellerinize emeklerinize sağlık hocam.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN SETİ sayesinde EGZERSİZ YAPMAYA BAŞLADIM hocam hatta pilatesi bile düşünüyorum hocam Allah'ım binlerde kez razı olsun.
    KAYNAK

    Fatma Fatma Ezgi
    Ben de GEVEN SETİNİ yeni başladım kullanmaya. Ramazan ayının 2. gününden beri kullanıyorum DİNÇLİK VERİYOR.
    KAYNAK

    Mer Yem
    Arkadaşlar GEVEN SETİNDEN söz etmek istiyordum. Şuanda kullanıyorum KENDİMİ ÇOK SAĞLIKLI YENİLENMİŞ HİSSEDİYORUM.
    KAYNAK

    Yasir Dursin‎
    İbrahim hocamdan hangi ürünü kullandıysam çok faydalarını gördüm şu sıralara GEVEN KAPSÜLÜ ve ORMUS GLD kullanıyorum SAÇIMIN GÜRLEŞTİĞİNİ, DERİLERİMİN GÜZELLEŞTİĞİNİ, DAHA ENERJİK, POZİTİF OLDUĞUMU HİSSEDİYORUM teşekkürler Gökçek ailesi.
    KAYNAK

    Mer Yem
    Hocam GEVEN KAPSÜL kullanıyorum ve ZENCE MAY kullanıyorum KENDİMİ ÇOK SAĞLIKLI HİSSEDİYORUM. Evet ellerinize sağlık hiçbir ürününüzün eşi benzeri yok hepsi süper.
    KAYNAK

    Hacı Turk‎
    Ben Gökçek ürünlerini 4-5 senedir kullanıyorum. Ben deli değilim, paramı yolda bulmadım. İbrahim Gökçek'i de tanımam akrabalığım da yok. Şimdi söyleyeceklerim yanlış anlaşılmasın diye öncen söyleyeyim dedim.

    KALBİM AĞRIYORDU, 5-6 ay ALIÇ KAPSÜL ve GÖKÇEK ZENCE MAY kullandım geçti AĞRI KALMADI.

    Geçmek bilmeyen UÇUKLARIM VARDI, ağzımın etrafında çok tehlikeli bir virüsmüş. 4-5 ay MELİSA KAPSÜL kullandım o da geçti çok şükür.

    Agresif DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ vardı Türkiye'de gittiğim peridontolog kalmadı hepsi antibiyotik, başka bir şey yapmadılar. O da beni daha hasta ediyordu diş düzelse de çare yine Gökçek ürünü. ORMUS GMS ile bir yemek kaşığı ağızımda 1-2 dk beklettim geri tükürdüm ve inanılmaz. DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ DÜZELDİ.

    Kafamda YAĞ BEZESİ vardı. ZERDEÇAL KAPSÜL ve ZENCE MAY ile YARI YARIYA KÜÇÜLDÜ. 3 Ayda fakat peyniri bırakmadığımdan tedavi yarım kaldı peynir gerçekten yemek doğru değil. Yemez de ürünlere devam etsem hepten eriyecek onu bir ara yapacağım.

    GEVEN JEL ürününü kullanın CİLDİNİZİ İPEK GİBİ YAPIYOR bunu bayanlar için söylüyorum.

    ORMUS GMS antibiyotik KULLANMADAN BOĞAZ AĞRISI, ÖKSÜRÜK için ÇOK ETKİLİ defalarca denedim.

    LİTYUM OROTAT ve SARI KANTARON ürünlerini tavsiye ederim. Gerçek ekstraktlar ile yapılıyor, içinde saman, yulaf yok. Denedim etkili, PSİKOLOJİMDE bir sorun yok. Günümüzün stresli zamanlarında sigara içmektense bir tane SARI KANTARON içiyorum işimi görüyor.

    Ben vicdanen yazmak zorunda hissettim. Videolarında da der İbrahim bey. İyi olan bizi unutuyor diye, artık mecbur hissettim parasıyla değil mi demeyin az elinizi vicdanınıza koyun.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN KAPSÜL ürünü TAHRİBAT YERLERİNİ TAMİR EDİYOR, ENERJİ VERİYOR benim kolum bir yere deyse simsiyah oluyordu kolumu saklıyordum. Sanki birisi vurmuş gibiydi ama şimdi eser yok artık derideki tabakaları kalınlaştırıyor, deriyi tamir ediyor, tüm hücreleri tamir ediyor GEVEN KAPSÜL ürünün kıymetini bilelim müthiş bir şey çok teşekkürler hocam ben asla GEVEN KAPSÜL olmadan yapamam.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Çok değerli hocam sizler halkınız için ne kadar değerli bitkiler çıkarıyorsunuz. Ellerinize, emeklerinize sağlık GEVEN KAPSÜL ürününün kıymetini kullananlar bilir hocam bana kırkbinkere maşallah ben çıldırdım spor yapıyorum hocam bu tarihe geçecek bir şey GEVEN KAPSÜLÜ anlamama GEVEN KAPSÜL ürününün kıymetini kullanan bilir. Her HÜCRELERİ TAMİR EDİYOR hocam DERİLERDEKİ TABAKADA KALINLAŞMA OLUYOR. CİLDİ bile GÜZELLEŞTİRİYOR bütün tahribat yerlerini tamir ediyor hocam Allah binlerce razı olsun çok teşekkürler sizlere.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Hayırlı günler hocam ben GEVEN KAPSÜL ile devam edeceğim inanılmazmış ben GEVEN KAPSÜL bunu gördüm bu başka bir şeymiş DEVAMLI AKTİF HAREKET DOLU GÜNLER YAŞATIYOR.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN SETİ sayesinde EGZERSİZ YAPMAYA BAŞLADIM hocam hatta pilatesi bile düşünüyorum hocam Allah'ım binlerde kez razı olsun.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Hayırlı akşamlar hocam ben GEVEN SETİ kullanıyorum BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR ve ENERJİ VERİYOR o kadar enerji veriyor ki aklın hayalin şaşar. Sabah saat 8 de sporuma gidiyorum 10.000 adım attım sonra egzersiz yapılan yere gittim egzersizimi de yaptım önceden sadece yürürdüm egzersiz yapmazdım ama GEVEN ürünün verdiği ENERJİ SAYESİNDE SONUNDA EGZERSİZ YAPMAYA BAŞLADIM. Pilatese gitmeyi düşünüyorum GEVEN sayesinde BÜTÜN HÜCRELER YENİLENİYOR hocam akşam birçok işimi yapıyorum hocam çok teşekkürler Allah'ım yolunuzu açık etsin. Hocam tam düzenli kullanacağım geveni inşallah çok sağ ol çok teşekkürler ellerinize emeklerinize sağlık hocam.
    KAYNAK

    Ftma Ftma
    Merhaba İbrahim Gökçek'i takip eden ve ürünlerini kullanan arkadaşlar. GEVEN KAPSÜLÜ içtim inanılmaz bi ürün GENÇLİK İKSİRİ. Kaşlarımın arasında YAŞLILIK ÇİZGİLERİ vardı Ramazan Ayında kullandım ÇİZGİLER YAVAŞ YAVAŞ KAYBOLDU, inanamadım ve bir kapsül bitirmeme rağmen SÜPER ENERJİ DE VERİYOR ve burada yazamayacağım ÖZEL HORMONAL ŞEYLER DE oldu 1 kutuyla böyle etki etti çok şaşkınım. Gökçek ürünleri HEM ŞİFALI HEM KALİTELİ HEM DE YAN ETKİSİZ. Ekim'in 18'inde bir sene olacak birçok ürünleri kullandım ÜRTİKERİM VAR ne hikmetse Gökçek'in hangi ürününü kullanırsam kullanayım HİÇ KAŞINTIM OLMUYOR. Şuan Ormus GLD ve SARI KANTARON KAPSÜL içiyorum Allah razı olsun İbrahim Gökçek'ten.
    KAYNAK

    Fatih Çınarlar
    İbrahim gökçek hocamdan GEVEN JEL aldım cildimdeki hafif kizarikliklar için ilk kullanımda cildimin rengi açıldı KIZARIKLIKLAR İYİCE AZALDI.
    KAYNAK

    Kayrs Neslisah
    Cildime çok iyi geldi çok teşekkür ederim hocam (GEVEN JEL)
    KAYNAK

    Serkan Kansoy
    GEVEN JEL aldım MUHTEŞEM BİRŞEY ya YÜZÜM PARLIYOR, KIRIŞIKLARIMI HEMEN GİDERDİ inanamadim İKİ GÜNDE BU KADAR ETKİ GÖSTERİNCE İNANAMIYORUM HALEN mutluyum bu üründen gerçekten muhteşem urunmus
    KAYNAK

    Mir AK
    GEVEN JEL İNANILMAZ BİR ÜRÜN kesinlikle herkese tavsiye ederim, BİR GÜN İÇİNDE SİVİLCELER SÖNDÜ ve RENGİM AÇILDI
    KAYNAK

    Mustafa AY‎
    Hocam öcelikle kolay gelsin. AYAĞIMA KAYNAR SU DÖKÜLDÜ ve YARA DERİ ALTINA KADAR İŞLEMİŞTİ iz kalmasından korkuyordum GEVEN JEL İLE maşallah ESER KALMADI hocam teşekkür ederim.
    KAYNAK

    sezerkutpinar
    YÜZÜM İÇİN GEVEN JEL KULLANDIM OLUMLU SONUÇ ALDIM Allah razı olsun hocam
    KAYNAK

    Fatima Çekik
    İbrahim Gökçek hocamın GEVEN KAPSÜLÜNDEN sonra bir sonraki ürünü ÜZERLİK KAPSÜL ömrümde böyle ürün görmedim üzerliği kullandığım zamanlarda HARİKA HİSSEDİYORSUNUZ bildiğiniz pamuk şekeri oluyorsunuz o kadar etkili yanında ORMUS GLD ürününü de kullandım Allah razı olsun Gökçek hocamızdan. Ürünlerin hepsi çok güzel, kaliteli ve etkili ben fayda gördüğüm için insanlara faydam dokunur diye yazma gereği duydum.
    KAYNAK

    salih.caliskan.750
    Oğlum için GEVEN KAPSÜL kullandık. 2 hafta sonra SAÇ DÖKÜLMESİNİ durdurdu. Ayrıca GEVEN JEL de kullandık. Cilde mükemmel bir etkisi var. CİLDİ PARLATIYOR, GENÇLEŞTİRİYOR. İbrahim hocama ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.
    KAYNAK

    ozkancamur
    GEVEN KAPSÜL müthiş bir ürün gerçekten enerji veriyor. Halsizliği bitiriyor CİLDİ PARLAK, BERRAK ve PÜRÜZSÜZ HALE GETİRİYOR ayrıca saçlar içinde mükemmel bir ürün GEVEN JEL ile birlikte kullanıldığında daha da etkisi belli oluyor.
    KAYNAK

    kitap_ve_vuslat
    CAT'S CLAW ve GEVEN KAPSÜL ürünlerini KORDİSEP SETİ ile birlikte BAĞIRSAK MANTARI için 3 ay annem kullandı. Çok etkili ürünler. Annem kolunu da inciltti koluna GEVEN JEL ile OZON YAĞI sürdük çok faydası oldu. Ürünleriniz çok kaliteli ve etkili herkese tavsiye ederim.
    KAYNAK

    o.y.a777
    İbrahim beyin birçok ürününü kullandım ve istisnasız hepsinden de şifa gördüm. GEVEN SETİ ürününü saçlarım için kullanmıştım çok memnun kaldım. DÖKÜLEN SAÇLARIMIN YERİNE 3 AY DA YENİLERİ ÇIKTI. Aynı zaman KASLARIMI GÜÇLENDİRDİ. Bu tarz sorunları olanlara öneririm. İbrahim beyi çok çaresiz kaldığım bir anda 6 yıl önce tesadüfen keşfettim. Allah ondan razı olsun. Tüm tanıdıklarıma tavsiye ettim. Onlar da kullanıyorlar. Biz çok memnunuz. Teşekkür ederiz.
    KAYNAK

    terziler. selma
    GEVEN SETİ kullanıyorum ŞEKERİM DÜŞTÜ.
    KAYNAK

    Fatima Çekik
    GEVEN KAPSÜL için yazılanlar az bile resmen GENÇLİK İKSİRİ o kadar diyeyim. Böyle bir ürün görmedim dehşet harika Allah Gökçek hocamızın iki cihanda yüzünü güldürür inşallah.
    KAYNAK

    Fatima Çekik
    Hocam dün bir tanıdığım sana ne olmuş böyle GENÇLEŞMİŞSİN dedi. Ben de GEVEN KAPSÜL kullanıyorum dedim hemen bugün OZON YAĞI ile GEVEN KAPSÜL siparişi verdim Allah ilminizi arttırsın.
    KAYNAK

    Ibrahim Sarıoğlu
    GEVEN KAPSÜL kullandım CİLT GÜZELLEŞTİ, BAĞIRSAK DÜZELDİ vücudum arındı. MAKADOR kullandım enerji veriyor erken boşalma ve İLİŞKİ SÜRESİNİ UZATIYOR.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN KAPSÜL vücudun GENÇLİK İKSİRİDİR ben kullandım YAŞLANMAYI DURDURUYOR. Keşke hiç sağlık sorunlarım olmasa da hep geven kapsül kullansaydım. Yaşlanmayı durduruyor, kan dolaşımını düzenliyor müthiş sonuçlar alınıyor çok teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    Fatima Çekik
    Ben de GEVEN KAPSÜL ürününü KRONİK ÜRTİKER için aldım 3 ay kadar kullandım süper bir enerji veriyor. Yüzüme bir güzellik geldi, KAZAYAĞI ÇİZGİLER de azalma oldu güne bir sefer kullandım harika geven kapsülü içenler bilir İbrahim hocamızdan Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Ibrahim Sarıoğlu
    GEVEN KAPSÜL kullandım CİLT GÜZELLEŞTİ, BAĞIRSAK DÜZELDİ vücudum arındı. MAKADOR kullandım enerji veriyor erken boşalma ve İLİŞKİ SÜRESİNİ UZATIYOR.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN KAPSÜL vücudun GENÇLİK İKSİRİDİR ben kullandım YAŞLANMAYI DURDURUYOR. Keşke hiç sağlık sorunlarım olmasa da hep geven kapsül kullansaydım. Yaşlanmayı durduruyor, kan dolaşımını düzenliyor müthiş sonuçlar alınıyor çok teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    GEVEN KAPSÜL vücudun GENÇLİK İKSİRİDİR ben kullandım YAŞLANMAYI DURDURUYOR. Keşke hiç sağlık sorunlarım olmasa da hep geven kapsül kullansaydım. Yaşlanmayı durduruyor, kan dolaşımını düzenliyor müthiş sonuçlar alınıyor çok teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    Murat Arslan
    Eşim GEVEN JEL ve GEVEN KAPSÜL kullanıyor çok memnun. CİLDİNİN GERGİNLEŞTİĞİNİ, GENÇLEŞTİĞİNİ görebiliyoruz.
    KAYNAK

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Türk kitresi, astragalus gummifer

    Çok Yıllık | 0,2-0,6m | 5-8 Aylar Na | Zamak


    Kitre, Targant, Astragalus gummifer
    Kitre zamkı
    Türk kitresi
    Geven otu zamkı

    Familyası; Baklagillerden, Schmettelingsblütler, Fabaceae(Leguminosae)

    Drugları; Kitre: Tragantha
    Geven otunun gövde veya kökünün üzerinden bıçakla özel olarak yapılan çizgilerden akan zamka kitre denir ve kitre başta ilaç yapımında kullanılır.

    Giriş; Özelikle Osmanlılar zamanında önemli ihraç maddesi olarak kul-lanılmıştır. Takriben 10 çeşit kalitede kitre pazarlanmakta idi, fakat bugün maalesef kitre üretimi ve ihracatı % 90 oranında İran tarafından yapılmaktadır. En kaliteli kitrenin elde edildiği geven otu türleri Türkiye'de yetişmesine rağmen, şu anda bu alanda hiç de iyi durumda değiliz. Bunun nedeni de 60-70 yıldır şifalı bitkilere karşı adeta gizli bir el tarafından sürekli olarak uydurulan yoğun propogandadır.
    Geven otunun takriben 500 çeşit türü olup bunlardan 30 çeşidinden kitre elde edilebilmektedir. Kitre elde edilen önemli geven otu türleri:
    Türk kitresi: astragalus gummifer, İran kitresi: astragalus brachycentrus, Irak kitresi: astragalus arabicus, Türkistan kitresi: astragalus membranaceus,
    Anadolu kitresi: astragalus microcephalus, Azeri kitresi: astragalus elymaiticus ve Moğol kitresi: astragalus mongholicus en önemlileridir.
    Türk kitresi olarak bilinen astragalus gummifer en çok bilinen ve tanınan tür iken, Anadolu kitresi olarak bilinen astragalu microcephalus en kaliteli olandır. Türkistan kitresi olarak bilinen astragalus memranaceus çok farklı şekilde kullanılır. Bu türün zamkı elde edilmez. Kökleri kurutulduktan sonra ince ince doğranır ve çayı içilir. Bu nedenle bu farklı bitkiyi ayrıca kısaca sona doru ele alacağız.

    Botanik; Türk kitresinin 30-60 cm boyunda kısmen yükselen kısmen yatay olarak çevresine yayılan ve kümeler halinde topluca yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları 9-13 çift ve sonda bir tek yapraktan meydana gelen kanat yapraklardır. Yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, koyu yeşil renkte 3-10 mm uzunluğunda 2-5 mm genişliğindedir.
    Çiçekleri başak şeklinde yaprak diplerinden çıkan uzun bir sap üzerinde 30-50 çiçekten meydana gelir. Kupa yaprakları çan şeklinde, yeşilimsi sarı 5-8 mm ve taç yaprakları 8-12 mm büyüklüğünde sarı renkli bazen üzerinde kırmızımsı veya morumsu damarlara rastlanır. Tohumları 2-4 mm büyüklüğünde ve oval şekildedir.
    Anadolu kitresi bu türden farklı olarak 50-150 cm boyunda, yaprakları 11-17 adet uzun yumurta veya oval şeklide 5-10 mm uzunluğunda 2-4 mm enindeki yan yapraklardan meydana gelir. Türkiye'nin Orta, Doğu ve Güney doğu bölgelerinde yabani olarak yetişir.

    Yetiştirilmesi; Vatanı Türkiye olan bu iki tür zaten yabani olarak yetiş-mektedir, şayet tohumları mera, çimenlik, yol kenarları, bahçe ve tar-lalara ekildiğinde kendiliğinden oralarda bakım gerek kalmadan yerleşir ve yayılır.

    Hasat zamanı; Mayıs sonu veya Haziran başında bitkinin kökleri açılır, Temmuz ortalarında gövde veya kökle gövde arasında 2-3 yerden bıçakla çizilerek eğri bir yara açılır. Bu çiziklerden dışarı çıkan bitki özü sertleşerek zamk şeklini alır. İlk elde edilen zamk şeffaf renkte ve birinci kalitedir, iki hafta sonra elde edilen zamk sarımsı renkte ve ikinci kali-tedir.

    Birleşiminde; Türk kitresinin birleşimindeki maddeleri şöyle sıralaya-biliriz;% 40 oranında suda çözünebilen Traganthin (molekül ağırlığı> 10.000 dalton) ve suda çözünmeyen fakat aşırı oranda şişme (su toplama) özelliğine sahip olan Bassorin % 60 oranındadır (molekül ağır-lığu> 100.000 dalton). Traganthin ise Traganthasit ve Arabinogalaktan - Protein den oluşur ve de Traganthasit'te % 40 D-Galakturon, % 40 D-Xylozlar, % 10 Fruktozlar, % 10-15 su, % 3 Nişasta ve % 5 Glukozlardan oluşur. Arabinogaktan ise % 70-80 L-Arabinozlar, % 12-15 β-D-Galaktozlar ve % 3 α-D-Galakturanasitten oluşur. Zamk asitli ortamda 10-15 kat, nötr ortamda 40-45 kat ve alkalik ortamda 35-40 oranında şişme (su toplama) özelliğine sahiptir.

    Tesir şekli; Su toplayıcı (kabartıcı, şişirici) özelliğe sahiptir.

    Kullanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştır-malar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Kitre yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin pekliğe karşı Ravent-, Keten-, Sinameki-, Nane-, Akdiken preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
    b-) Halk arasında hapı veya tozu alındığında su toplayıcı özelliği nedeniyle şişerek ağırlaşır ve bağırsakları harekete geçirir. Bu nedenle peklik giderici ilaçlara katılır ve 2-3 hafta süreyle kullanıldığında aynı keten tohumu gibi etki ettiği görülmüştür. Ayrıca diş pastası, kozmetik, parfüm, boya, tekstil endüstrisinde, ilaç sanayinde hap ve draje yapımında, salatalar için hazırlanan dressing, hardal, puding, pasta, dondurma ve sos yapımında kullanılır.

    Çayı: Kitre zamkının tozu veya granülitinden bir tatlı kaşığı (3 gram) 300-500 ml soğuksu ile içilir.
    Yan tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur, eğer toz, granülit ve hapını yutulduktan sonra yeterince su içilmezse yemek borusu, mide veya bağırsaklara yapışabilir.


    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Kronik Lenfositik ve Akut Myeloblastik Lösemili Hastalarda Telomeraz Enzim Aktivitesi Tayininin Önemi; İlk Sonuçlarımız

      Importance of The Detection of Telomerase Activity in The Patıents with Chronic Lymphocytic and Acute Myeloblastic Leukemia; Our First Results

      ÖZET: Ökaryotik lineer kromozomların uçlarında yer alan ve tekrarlayan DNA dizileri ile özel proteinlerden oluşan telomerler, kromozom uçlarını yıkıma karşı korurlar. Telomer boyu değişimi, telomer proteinleri ve telomeraz enzim kompleksi tarafından kontrol edilir. Telomeraz aktivitesi, fetal ve ergin testisler, fetal ovaryum, tamir gören dokuların çoğalan hücreleri, hematopoietik kök hücreleri, lenfositler, saç folikülleri ve barsak kripta hücrelerinde tespit edilmiştir. Bununla birlikte en sık olarak malignansilerin %85’inde (örneğin; hematolojik malignansiler) yüksek telomeraz aktivitesi belirlenmiştir. Bu nedenle telomeraz aktivitesinin, kanser teşhisinde önemli bir gösterge olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda lösemik hücrelerde ve normal lenfositlerde telomeraz aktivitesinin tayini ve kıyaslanması amaçlanmış- tır. Bu nedenle, sırasıyla Rai ve FAB kriterlerine göre yeni tanı 7 kronik lenfositik lösemi (KLL), 7 akut myeloblastik lösemi (AML) hastası ve 7 sağlıklı kişiden elde edilen toplam 21 periferik kan örneğinde telomeraz aktivitesi, TeloTAAGGG Telomerase PCR ELISAPLUS (Roche) kiti kullanılarak tayin edildi. PCR reaksiyonunun doğruluğundan emin olmak için PCR ürünleri poliakrilamid jelde yürü- tüldü ve gümüş boyama yöntemi ile bantlar görünür hale getirildi. KLL’li hastalarda kontrol grubuna göre düşük, AML’li hastalarda ise kontrol grubuna göre yüksek oranda telomeraz aktivitesi belirlendi. Ancak gruplar arasındaki fark, istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuç olarak; lösemilerin prognozu, evrelendirilmesi, hastalığın remisyonu ve tedaviye verdiği yanıtın takibinde telomeraz aktivite tayininin güvenilir bir gösterge olabilece- ği düşünüldü. [Anahtar Kelimeler: Telomer, telomeraz aktivitesi, kronik lenfositik lösemi (KLL), akut myeloblastik lösemi (AML), TRAP, ELİSA]

      SUMMARY: Telomeres, which are located at the ends of eukaryotic linear chromosomes and are comprised of repetitive DNA sequences with special proteins, protect ends of chromosomes against degradation. Telomere lenght is controlled by telomere proteins and telomerase enzyme complex. Telomerase activity is not detectable in somatic cells except for fetal and adult testes, fetal ovary, proliferative cells from renewal tissues, hematopoietic stem cells, lymphocytes, hair follicles and cryptic cells in the intestine. However high telomerase activity had been detected in %85 of human malignancies (e.g. hematologic malignancies). Thus it has thought that telomerase activity is a important marker in the cancer diagnosis. In our study it had been aimed determination of telomerase activity and comparison in leukemic cells and lymphocytes. Thus telomerase activity was determined by using TeloTAAGGG Telomerase PCR ELISAPLUS (Roche) kit in total 21 peripheral blood samples collected from newly diagnosed patients according to Rai and FAB criteria respectively 7 chronic lymphocytic leukemia (CLL), 7 acute myeloblastic leukemia (AML) patients and 7 healthy persons. To ensure the truth of PCR reaction PCR products were electrophoresed on a polyacrylamide gel and bands were made visible by the method of silver staining. Telomerase activity was low in the CLL patients and high in the AML patients according to control group. But the differences between the groups statistically was not significant. As a result, it was thought that determination of telomerase activity could be significant marker for prognose, remission and therapy of leukemia. [Key words: Telomere, telomerase activity, chronic lymphocytic leukemia (CLL), 7 acute myeloblastic leukemia (AML), TRAP, ELISA]

      GİRİŞ Ökaryotik canlıların lineer kromozomlarının uç- larında bulunan ve tekrarlayan DNA dizileri (örneğin; insanda ve farede TTAGGG) ile proteinlerden meydana gelen telomerler (1,2), kromozomların bütünlü- ğünü korur, kromozom uçlarında ekzonükleaz enzimlerinin etkileri sonucu ortaya çıkabilecek kromozom yıkımını ve uç uca kaynaşmaları engellerler (2,3). İnsanda, normal somatik hücrelerin telomer boyu, her hücre bölünmesinde kısalır (4,5). Bu kısalma, telomer proteinleri ve telomeraz enzimi tarafından kontrol edilir.

      Telomeraz enzimi, protein ve RNA’dan oluşan bir ribonükleoprotein kompleksi olup, kendine ait RNA’sını kalıp olarak kullanarak, telomer DNA’sının uzamasını sağlar (6,7).

      Telomeraz aktivitesi, fetal ve ergin testislerde, fetal ovaryumda, tamir gören dokuların çoğalan hücrelerinde, hematopoietik kök hücrelerde, lenfositlerde, saç foliküllerinde, barsak kripta hücrelerinde ve birçok kanser çeşidinde gösterilmiştir (3,8). Telomeraz aktivitesine sahip bu tip hücrelerde, hücre bölünmesinde meydana gelen telomer kaybı telafi edilerek, hücrenin bölünmeye devam etmesi sağlanır (4,9). Bu şekilde korunan sabit telomer uzunluğunun, hücresel yaşlanmayı engellediği ve kromozom dayanıklılığını sağladığı kabul edilmektedir (2).

      Bilindiği gibi, karsinogenezisin nedeni kontrolsüz hücre bölünmesidir (10,11). Bu bölünmenin ger- çekleşebilmesi için telomer boyunun belirli bir uzunlukta olması gerekir. Bunun için bu tip hücrelerde telomeraz aktivitesinde artış veya reaktivasyon görü- lür (5,12).

      Son yıllarda yapılan çalışmalarda, birçok kanser çeşidinin taranması, telomeraz aktivitesi ile malignensi arasında çok güçlü bir ilişkinin bulundu- ğunu göstermiştir (7,13).


      Yapılan bu çalışmalarda, telomeraz aktivitesi, hematolojik malignensilerin %67-100’ünde, primer akciğer karsinomalarının %80’inde, hepatosellüler karsinomaların %85’inde, gastrik karsinomaların %85’inde, prostat karsinomalarının %78-84’ünde, beyin tümörlerinin %66-94’ünde, meme karsinomalarının %93’ünde ve endometrial karsinomaların %95’inde belirlenmiştir (14,15).


      Bütün bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, telomeraz aktivitesinin, çeşitli insan kanserlerinin erken teşhisi ve hastalığın seyrinde prognostik bir marker olabileceğini düşündürmektedir (4,8). Ayrıca yapılan birçok çalışmada telomeraz aktivitesi inhibisyonunun umut vaat eden bir tedavi şekli olabileceği de ileri sürülmektedir (16,17).

      Biz de, bu çalışmamızda, kronik lenfositik lösemili (KLL) ve akut myeloblastik lösemili (AML) hastalardan ve sağlıklı kişilerden alınan periferik kan mononüklear hücrelerinde telomeraz aktivitesini belirlemeyi ve lösemiyi moleküler açıdan ele alan bilgilere katkıda bulunmayı amaçladık.

      MATERYAL - METOD
      Çalışmamızda Hematoloji Bilim Dalı’ndan temin edilen herhangi bir tedavi almamış, sırasıyla Rai ve FAB kriterlerine göre tanısı konulmuş olan 7 kronik lenfositik lösemi (KLL), 7 akut myeloblastik lösemi (AML) hastası ve 7 sağlıklı kişiden alınan kan örnekleri 2ml’lik EDTA’lı tüplerde toplandı.

      Toplanan kan örneklerinden Ficoll-Histopaque yöntemi (18) ile mononüklear hücreler izole edildi. Elde edilen hücreler, çalışma gününe kadar -800 C’de saklandı.

      Örneklerin toplanması tamamlanınca TeloTAAGGG Telomerase PCR ELİSAPLUS (Roche) kiti kullanılarak hücre ekstraksiyonu, PCR ve hibridizasyon-ELİSA işlemleri yapıldı. Hücre ekstraksiyonunu hazırlamak için her bir örnekten steril tüplere 2x105 hücre alındı ve hücreler lizis solüsyonu ile patlatıldı. Hücre ekstraktları 30 dak. 250C primer uzaması, 5 sn. 940 C telomeraz inaktivasyonu ve 30 sn. 940 C denatürasyon, 30 sn. 500 C annealing, 90 sn. 720 C polimerizasyon (30 döngü), 10 dak. 720 C son uzamadan oluşan PCR işlemine tabi tutuldu. Elde edilen PCR ürünlerine hibridizasyon-ELİSA işlemleri yapıldı ve ELİSA okuyucuda A450nm-A690nm’de okutularak örneklerdeki telomeraz aktivitesi tayin edildi. Yine poliakrilamid jelde yürütülen PCR ürünleri, gü-müş boyama yöntemi ile boyanarak telomeraz enzim aktivitesini gösteren merdiven band görüntüsü (50 bp’lik artan bandlar) yönünden incelendi (Şekil -1). Elde edilen tüm sonuçlar, student t testi ile değerlendirildi.

      BULGULAR
      Yaptığımız bu çalışmada, 7 sağlıklı kişi (kontrol grubu), 7 KLL’li hasta [6 geç evreli (evre III-IV) ve 1 intermediate evreli (evre II)] ve 7 AML’li hasta (1 M1, 2 M2, 2 M3 ve 2 M4 alt gruplarında olan) dan elde edilen periferik kan mononüklear hücrelerinde telomeraz aktivite düzeylerinin incelenmesi sonunda;. KLL’li hastaların telomeraz aktivitesinin (0,0213 ± 0,004), kontrol grubuna göre (0,1744 ± 0,098) daha düşük olmakla birlikte, istatistiksel açıdan anlamlı fark göstermediği belirlendi (p>0,05). Yine AML’li
      hastaların telomeraz aktivitesinin (0,53 ± 0,215), kontrol grubuna göre (0,1744 ± 0,098) yüksek olmasına rağmen, istatistiksel açıdan anlamlı fark göstermediği belirlendi (p>0,05) (Tablo-1).
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        TARTIŞMA Telomeraz aktivitesi pek çok normal somatik hücrede tayin edilemezken, hematolojik malignensileri de kapsayan çeşitli kanser türlerinde tayin edilebilmektedir. Bu nedenle telomeraz aktivitesinin karsinogenez sürecinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir (19,20).


        Yapılan bazı çalışmalarda, yetişkin sağlıklı kişilerden alınan periferik kan ve kemik iliği mononüklear hücrelerinde telomeraz aktivitesi belirlenmiştir (20,21,22). Ayrıca normal insan T ve B lenfositlerinde çok düşük seviyelerde telomeraz aktivitesinin bulunduğu, ancak bu hücreler in vitro olarak mitojenlerle uyarıldıklarında, telomeraz aktvitesinin arttığı belirtilmektedir (22). Biz de çalışmamızda literatürlerle uyumlu olarak yetişkin sağlıklı kişilerden alınan periferik kan lenfositlerinde telomeraz aktivitesi belirledik. Bu durum, nonspesifik mitojenlere ya da antijenlere maruz kalınca, lenfoblastlara dönüşen dinlenme halindeki lenfositlerin, çoğalabilmesinden kaynaklanmaktadır (22,23).


        Hematopoietik kök hücrelerinin ve antijenik bir uyarı ile çoğalan lenfositlerin, her hücre bölünmesinde meydana gelen telomer kısalmasını engellemek için telomeraz aktivitesine sahip oldukları düşünülmektedir (22). Hematopoietik kök hücrelerde ve lenfositlerde telomeraz aktivitesine rağmen, bu hücrelerde yaşlanmayla birlikte telomerlerin kısaldığı belirtilmektedir (22).


        Telomeraz aktivitesi bu normal hücrelerde muhtemelen bu dokunun rejeneratif potansiyelini sağlamak için korunmaktadır. Bununla birlikte organizma, bir antikanser mekanizma olarak, hematopoietik hücrelerin çoğalma kapasitelerini sınırlamaya ihtiyaç duymaktadır. Çünkü bu hücrelerde telomeraz aktivitesi telomer kısalmasını yavaşlatabilmekte, fakat önleyememektedir (22).


        KLL’li hastalarda telomeraz aktivitesini ölçmeye yönelik yapılan çalışmalarda, erken evre KLL’li hastalarda ortalama telomeraz aktivitesinin normal seviyede hatta kontrol grubundan daha düşük olduğu bulunmuştur. Ancak telomeraz aktivitesinin hastalığın geç evrelerinde 2-4 kat arttığı gösterilmiştir (20,22,24)


        Bunlara karşılık Counter ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada, geç evre KLL’li hastalardaki ortalama telomeraz aktivitesinin, kontrol grubundaki ortalama aktiviteden düşük, fakat bu değerlerin birbirine yakın olduğu bildirilmiştir (25).


        Bu çalışmada ayrıca hem erken hem de geç evreli KLL hastaları- nın bazılarında, telomeraz aktivitesinin hiç belirlenemediği de belirtilmiştir (25). Biz de çalışmamızda Counter ve arkadaşlarının çalışmasıyla (25) uyumlu olarak geç evre KLL’li hastalarda telomeraz aktivitesinin kontrol gruba göre istatistiksel olarak önemsiz olmakla birlikte bir miktar dü- şük olduğunu belirledik. Bu durum, Counter ve arkadaşları (25) tarafından ileri sürülen “Reaktivasyon Modeli” ile bağıntılı olarak açıklanabilir. Bu modele göre; başlangıçta progenitor lösemik hücre telomeraz aktivitesine sahip olmayıp, KLL’nin ilerlemesi esnasında lösemik hücrelerin bir kısmında telomeraz reaktivasyonu gerçekleştiğinden toplamda telomeraz aktivitesi düşük bulunabilmektedir. Çalışmamızda KLL’li hastalardaki telomeraz aktivitesinin düşük olmasının nedeni, KLL’deki lösemik lenfositlerin çok yavaş çoğalmalarından ve çoğalan bu hücrelerin bir kısmında gerçekleşen telomeraz reaktivasyonuna bağlı olabileceği düşünülebilir.


        Bunlara karşılık, AML’li hastalarda telomeraz aktivitesini belirlemek için yapılan bazı çalışmalarda, AML’li hastalarda telomeraz aktivitesinin kontrollerden 10-50 kat daha yüksek olduğu belirlenmiştir (20,22).Ayrıca AML’li hastalarda yüksek telomeraz aktivitesinin kötü prognoz ve tedaviye dirençle ilişkili olduğu ileri sürülmektedir (22,26).


        Biz de çalışmamızda AML’li hastalarda telomeraz aktivitesinin kontrole göre yüksek olmakla birlikte istatistiksel olarak bu yüksekliğin önemli olmadığını belirledik. Çalışmamızda AML’li hastalarda telomeraz aktivitesinin kontrol ve KLL’li hastalara göre önemsiz de olsa yüksek olmasının nedeni, AML’li hastalarda lösemik hücrelerin tam olarak olgunlaşmamış olması ve bu olgunlaşmamış hücrelerin aşırı çoğalabilme yeteneklerinden dolayı, telomeraz enzimlerinin aktive olmasına bağlı olabileceği düşünülebilir (27).


        Sonuç olarak; lösemilerin prognozu, evrelendirilmesi, hastalığın remisyonu ve tedaviye verdiği yanıtın takibinde telomeraz aktivite tayininin güvenilir bir gösterge olabileceği düşünüldü.


        KAYNAKLAR
        1. Kanoh J, Ishikawa F. Composition and conservation of the telomeric complex. Cell Mol Life Sci 60(11):2295-302, 2003
        2. Heist EK, Huq F, Hajjar R. Telomerase and the aging heart. Sci Aging Knowledge Environ 14(19):11, 2003
        3. Ferreira MG, Miller KM, Cooper JP. Indecent exposure: when telomeres become uncapped. Mol Cell 13(1):7-18, 2004
        4. Testorelli C. Telomerase and cancer. J Exp Clin Cancer Res 22(2):165-9, 2003
        5. Bibby MC. An introduction to telomeres and telomerase. Mol Biotechnol 24(3):295-301, 2003
        6. Wong JM, Collins K. Telomere maintenance and disease. Lancet 362(9388):983-8, 2003.
        7. Mokbel K. The evolving role of telomerase inhibitors in the treatment of cancer. Curr Med Res Opin 19(6):470-2, 2003.
        8. Hiyama E, Hiyama K. Telomerase as tumor marker. Cancer Lett May 194 (2):221-33, 2003
        9. Incles CM, Schultes CM, Neidle S. Telomerase inhibitors in cancer therapy: current status and future directions. Curr Opin Investig Drugs (6):675-85, 2003.
        10. Alberts B, Johnson A, Lewis J, Raff M, Roberts K, Walter P. Molecular Biology of The Cell. Fourth Edition, Garland Science, New York, 1313-32, 2002.
        11. Harrington L, Mcphail T, Mar V, Zhou W, Oulton R, Bass MB et.al. A mammalian telomerase-associated protein. Science 275: 973-7, 1997.
        12. Blasco MA, Hahn WC. Evolving views of telomerase and cancer. Trends Cell Biol 13 (6):289-94, 2003
        13. Gu J, Fang B. Telomerase promoter-driven cancer gene therapy. Cancer Biol Ther Jul-2(4 Suppl 1):64-70, 2003.
        14. Beltz LA. The ‘other’ telomerase inhibitors: non-Gquadruplex interactive agent, non-antisense, nonreverse transcriptase telomerase inhibitors. Curr Med
        Chem Anti-Canc Agents 2(5):589-603, 2002.
        15. Mu XC, Brien TP, Ross JS, Lowry CV, Mckenna BJ. Telomerase activity in benign and malignant cytologic fluids. Cancer (Cancer Cytopathol) 87:93-9, 1999.
        16. Nguyen B, Elmore LW, Holt SE. Telomerase as a target for cancer immunotherapy. Cancer Biol Ther 2(2):131-6, 2003.
        17. Mego M. Telomerase inhibitors in anticancer therapy: gossypol as a potential telomerase inhibitor. Bratisl Lek Listy 103(10):378-81, 2002.
        18. Boyum A. Separation of leukocytes from blood and bone marrow. Scand. J. Clin. Lab. Invest 21 (Suppl 97):77, 1968. 19. Cong YS, Wright WE, Shay JW. Human telomerase and its regulation. Microbiol Mol Biol Rev 66(3):407- 25, 2002.
        20. Engelhardt M, Mackenzie K, Drullinsky P, Silver RT, Moore MA. Telomerase activity and telomere length in acute and chronic leukemia, pre- and post-ex vivo culture. Cancer Res 60 (3):610-7, 2000.
        21. Trentin L, Ballon G, Ometto L, Perin A, Basso U, Chieco-Bianchi L, Semenzato G, De Rossi A. Telomerase activity in chronic lymphoproliferative disorders of B-cell lineage. Br J Haematol 106(3):662- 8, 1999.
        22. Koutroumba P, Polychronopoulou S, Haidas S. Structure and function of telomeres/telomerase and their role in preleukaemia and haematologic malignancies. Haema 6(1):35-47, 2003.
        23. Çavuşoğlu, H. (trans. ed.). Renkli Fizyoloji Atlası. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 1997.
        24. Trentin L, Ballon G, Ometto L, Perin A, Basso U, Chieco-Bianchi L, Semenzato G, De Rossi A. Telomerase activity in chronic lymphoproliferative disorders of B-cell lineage. Br J Haematol Sep;106(3):662-8, 1999.
        25. Counter CM, Gupta J, Harley CB, Leber B, Bacchetti S. Telomerase activity in normal leukocytes and in hematologic malignancies. Blood 85(9):2315-20,
        1995.
        26. Ohyashiki JH, Sashida G, Tauchi T, Ohyashiki K. Telomeres and telomerase in hematologic neoplasia. Oncogene 21(4):680-7, 2002.
        27. Ohyashiki JH, Ohyashiki K, Iwama H, Hayashi S, Toyama K, Shay JW. Clinical implications of telomerse activity levels in acute leukemia. Clinical
        Cancer Research 3:619-25, 1997
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Telomeraz Aktivitesini Değerlendirmede Kullanılan Yöntemler ve Dayandıkları Esaslar


          I. GİRİŞ
          İnsan kromozomlarının sonu 15 kilobaza kadar uzayabilen basit telomerik tekrar dizilerinden (5’-TTAGGG-3’) oluşur (6). Telomerik baz dizileri hücresel DNA’yı kararlı halde tutar ve onları yeni kombinasyonlardan (end to end fusion) ve enzimatik yıkımlardan korur (7).


          DNA polimerazlar DNA sentezini 5’→3’ doğrultusunda gercekleştirirken başlangıç için bir RNA primerine gereksinim duyarlar. Bu primerin atılmasıyla oluşan boşluk başka bir mekanizmayla yeniden doldurulmazsa, her hücre bölünmesinden sonra bir miktar telomerik kısalma ortaya çıkar. Hücre ve organizma yaşlanmasında, ana nedenin bu telomerik kısalma olduğu ileri sürülmüştür (6). Bu kaybı önlemenin yollarından biri telomeraz enziminin aktivite göstermesidir. Telomeraz bir ribonükleoprotein kompleksidir. Kromozom sonlarına (TTAGGG)n den oluşan hekzomerik tekrarları ekleyerek telomer uzunluğunu kararlı halde tutar. Enzim yapısında telomerik dizilere kalıplık yapacak 159 nükleotidlik bir RNA içerir. Önemli komponentlerinden diğer ikisi ise “reverse” transkriptaz ve Protein I’dir ( 8-10).


          Başlangıçta kullanılan aktivite tayin yöntemlerinde miktar saptaması hemen hemen imkansız olduğundan sonuçlar telomeraz pozitif ve telomeraz negatif olarak verilmiştir. Daha sonra geliştirilen yöntemlerde bu sorun aşılmaya çalışılmış ve miktar saptamada değişik yollar kullanılmıştır.


          II. KULLANILAN YÖNTEMLER
          Telomeraz aktivitesini saptamak amacıyla bir çok yöntem geliştirilmiştir. Bu sayede, daha önce kullanılan geleneksel yöntemin gerektirdiği fazla miktardaki doku ve hücre kullanımı giderilmiştir. Geliştirilen ilk yöntem telomerik tekrarların PCR ile çoğaltılması esasına dayanan TRAP (Telomeric Repeat Amplification Protocol) yöntemidir. Daha sonra geliştirilen bir çok modifikasyon ile TRAP yönteminin klinik uygulamalarda daha hassas ve güvenilir olması amaçlanmıştır.


          1. TRAP (Telomeric Repeat Amplification Protocol)
          Bu yöntem 1994’de Kim ve arkadaşları tarafından tanımlanmıştır (1). Eğer hücre ve dokulardan elde edilen homojenat telomeraz içeriyorsa, ortama konan özel hazırlanmış primerler telomeraz ile uzatılır. Uzama ürünleri (extension product), PCR amplifikasyonunda kalıp; 150 bp’lik myogenin (sıçan) fragmentleri internal standard olarak kullanılır. Ürünler spekroforetik olarak ayrılır. Radyoaktif işaretli primerler kullanılarak ya da radyoaktif işaretli dCTP’ler PCR ortamına eklenerek telomeraz ürünlerinin görüntülenmesi sağlanır. TRAP sonunda görüntü çözümleyici (Image Analyzer) kullanılır. Elde edilen veri, döngü sayısına karşı grafiklenir. Standarda göre değerlendirilir. Bununla birlikte miktar saptaması çok hassas değildir. Aktiviteyi nicel olarak saptamak zor ve güvenilir olmadığından, sonuçlar telomeraz negatif ve pozitif olarak değerlendirilir. Radyoizotoplar istenmiyorsa jel SYBR green I ile boyanır. Yöntemin uygulanışı Şekil 1’de gösterilmiştir.Bu yöntemin kusurları,


          1. Radyoizotopların kullanılması
          2. Zaman alıcı poliakrilamid jel elektroforeze gereksinim olması,
          3. Klinik örneklerden gelen PCR inhibitörlerinin etkilerine açık oluşu,
          4. Miktar saptamada karşılaşılan zorluklar,
          5. İnternal kontrole gereksinim olması,
          6. CX primerde primer-dimer oluşumu olarak sıralanabilir


          TRAP’da karşılaşılan zorlukları aşabilmek ve uygulamayı kolaylaştırmak için zaman içinde değişik kitler üretilmiştir. Bunlar TRAP-eze ve TRAP-eze-Elisa kitleridir.


          TRAP-eze yöntemi
          Oncor firması 1996’da TRAP-eze kitlerini üretmiştir. Bu kitler daha hassas, daha ucuzdur ve daha kısa zamanda uygulanabilir. Bu yöntemde “reverse” primer (RP) TRAP’ daki “reverse” primer CX’in modifiye şeklidir (Sekil 1). Primer-dimer oluşumu azaltılmıştır. Kit 36 bp’lik internal standard içerir (11). Şekil 2’de yöntem gösterilmiştir.


          TRAP-eze-Elisa yöntemi
          1. Telomeraz enzimi biotin işaretli “forward” P1-TS primerinin 3’ ucuna telomerik tekrar dizilerini ekler.
          2. Uzayan ürünler P2 “reverse” primeri kullanılarak PCR sisteminde amplifiye edilir.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            3. PCR ürünleri denatüre edilir ve telomerik tekrar dizileri ile hibridize olabilen digoksigenin (DIG) işaretli spesifik prob ile hibridize edilir. Bu son ürünler streptoavidin kaplı mikrotiter plaklarına biotin işaretli primer aracılığıyla bağlanır.


            4. Plaklara bağlı PCR ürünleri antiDIG-peroksidaz ile kompleks oluşturur.


            5. Son olarak peroksidaz substratı 3,3’,5,5’-tetrametil benzidin (TMB) peroksidaz enzimi tarafından renkli oksidasyon ürünlerine dönüştürülür. Reaksiyon durdurucu çözelti eklenerek renk oluşumu durdurulur. Örneklerin absorbansları 450 nm ve 620 nm’de mikrotiter plak okuyucuda okunur.


            1.a. Floresan-TRAP yöntemi


            Aldous ve Grabill (12) telomeraz aktivitesini saptamak için floresan bir yöntem (F-TRAP) kullanmışlardır. Radyoizotopların kullanımını elimine etmek için flore sans işaretli primerler kullanılmıştır.


            1.b. “Strech-PCR” yöntemi (Stretch-PCR assay)


            1996’da Tatematsu ve arkadaşları TRAP’ı biraz daha geliştirmişlerdir (13). PCR’a dayanan yöntemlerde iki sorun her zaman görülebilir
            1. “Forward” ve “reverse” primerler birbirleriyle etki li biçimde hibridize olarak türlü kombinasyonlar oluşturabilirler çünkü bunlar tekrar eden diziler için hazırlanmıştır. Amplifikasyon sırasında uzama ürün leri yerine bunlar çoğaltılabilir. Burada telomeraz tarafından uzatılmış primer kalıp gibi kullanılmamıştır.

            2. “Reverse” primerler telomerazla uzatılmış tekrar lanan dizilerden herhangi biriyle hibrid yapabilir. Sonuçta kısalmış PCR ürünleri ortaya çıkabilir.


            Bu sorunların üstesinden gelmek için bu yöntemde özel olarak dizayn edilmiş primerler kullanılmıştır.


            1. “Forward” ve “reverse” primerler 3’ uçlarında eşleşmeyen (mismatch) bir baz çifti içerirler. Bu durum primerdimer oluşsa bile uzamayı engeller. Telomeraz enzimi sadece dimer oluşturmayan “forward” primeri uzatır.


            2. Bu primerlerin 5’ uçlarına telomer dizileriyle ilişkisi olmayan ekstra “tag” dizileri ( M13-U, M13-R) eklenir ve böylece amplifikasyonda PCR ürünleri her zaman orijinal boylarını korur. Yöntemin uygulanışı Şekil 3’de gösterilmiştir.


            1.c. PicoGreen yöntemi
            Gelmini ve arkadaşları 1998’de hızlı, miktara bağlı ve nonizotopik bir assay yöntemi geliştirmişlerdir (14). Telomeraz ürününün çoğaltılmasında “stretch-PCR” yöntemi uygulanır. Burada PCR ürünlerine PAGE gibi zaman alıcı işlemler uygulanmaz. Bunun yerine PCR
            ürünleri PicoGreen ile muamele edilir. Yöntem floresan bir boya olan PicoGreen’in seçici olarak çift zincirli DNA’ya bağlanması esasına dayanır. Spektroflorometre ile floresans okunur. DNA konsantrasyonu kontrol DNA ile hazırlanan standart eğrisinden hesaplanır. Telomeraz aktivitesini belirleyen DNA miktarı ise saptanan DNA miktarından negatif kontrolde saptanan DNA’nın çıka rılması ile hesaplanır. RNaz ile muamele edilmiş hücre ya da doku homojenatı negatif kontrol olarak kullanılır.
            Sonuçlar protein miktarı saptanmış her örnek için ng DNA/μg protein olarak verilir.

            1.d. In situ PCR yöntemi
            Ohyashiki ve arkadaşları (15) tümör hücrelerinde telomeraz enziminin varlığını TRAP yönteminin modifikasyonu olan in situ PCR yöntemi ile göstermişlerdir. Böylece hücre düzeyinde telomeraz aktivitesinin araştırılmasına olanak sağlanmıştır


            2. TMA/HPA Yöntemi (Transcription-Mediated Amplification and Hybridization Protection Assay )


            Hirose ve arkadaşları (16) TMA/HPA yöntemini önermişlerdir. Bu yöntemin uygulaması kolay ve hızlıdır; ayrıca klinik örneklerden gelebilecek TRAP inhibitörlerinden çok az etkilenir. Telomeraz ürününün transkripsiyon yoluyla amplifikasyonu hızlı olduğundan ve bir tek kalıptan bir saat içinde milyarlarca RNA amplikonu oluşturulabildiğinden çoğaltmada su banyosu kullanılabilir. Bu yöntem RNA’larla hibridize olmuş ve olmamış probların farklı hidroliz olmaları ve telomeraz tarafından uzatılacak primere promotor eklenmiş olması esasına dayanır.


            Promotor primerle telomerik tekrarların birleşme noktasına komplementer olan akridinyum ester-işaretli problar hazırlanır ve kullanılır. Amplikon ve problar 65 oC’de 20 dak. inkübe edilir ve hidroliz tamponu eklenerek tekrar 10 dak. inkübe edilir ve soğutulur. Luminometre ile kemiluminesans ölçülür. Yöntemin uygulanışı Şekil 4’de gösterilmiştir


            3. “Reverse” Transkripsiyon –PCR Yöntemi (Reverse Transcription-PCR Assay or Taq Man Fluorogenic Detection System)


            Telomeraz kompleksinin aşağıdaki komponentleri klonlandıktan sonra, bu komponentlerin mRNA düzeylerinin saptanması enzim aktivite çalışmalarında yeni bir yaklaşım olmuştur.


            Telomeraz RNA komponenti TERC (hTR), telomeraz “reverse” transkriptaz TERT (TCS1, EST2), telomeraz protein I komponenti TEP1 (TP1).
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Yajima ve arkadaşları (17) hTR’in ifade edilme düzeyini saptamak için RT-PCR yöntemini geliştirmişlerdir. Bu sistemde spesifik PCR ürününün değerlendirilmesinde DNA polimerazın 5’→3’ ekzonükleaz aktivitesinden yararlanılır. Taq Man analiz yöntemi PCR’ı nicel yapar.


              Bu yöntemde hTR için iki primer (“forward” ve “reverse”) ve bir de hibridizasyon probu yer alır. Taq polimeraz PCR’ın uzama evresinde, uzama özelliği olmayan ve iki ucundan işaretli florojenik hibridizasyon problarını keser ve buraya primeri yerleştirir. Bu sırada serbest floresans veren haberciler çıkarılmış olur ve bunlar da anında okunur. Bu işlem için birleştirilmiş PCR ve floresans dedektör kullanılır. Floresansdaki artış sürekli olarak optik monitörden izlenir. Bu yöntemde PCR sonrası hiçbir işlem yapılmaz. Prob 5’ ucundan FAM ya da JOE adları verilen haberci floresan boyalarla, 3’ ucundan ise floresans söndürücü bir boya ile işaretlenir. Prob bütün iken hiçbir sinyal vermez çünkü 3’ ucundaki boya 5’ ucundaki etkiyi yok eder. Prob, Amply Taq DNA tarafından 5’→3’ doğrultusunda kesilerek yerine “forward” primer girer ve primer uzatılır. FAM 517 nm’de, JOE 554 nm’de okunur. Sonuçların hesaplanmasında standart eğriden yararlanılır. Amplifikasyon üç farklı basamakta gerçekleştirilir ( Evre I: 30 dak. 48 °C, “reverse” transkriptaz aktivitesi ; Evre II: 10 dak. 95 °C, RT inaktivasyonu ve Amply Taq Gold aktivasyonu ; Evre III: 15 sn.95 °C ve; 1 dak. 60 °C, 40 PCR döngüsü)


              4. Primerlerin Parçalanmamış İnsan T-Lösemik Hücre Çekirdekleri İçinde Uzatılması Fletcher ve arkadaşları 1999’da primerin parçalanmamış çekirdek içerisinde uzatıldığı bir sistem kullanmışlardır (18). İnsan T-lösemik hücrelerinden izotonik olarak izole edilen çekirdeklerdeki telomeraz aktivitesi çok düşük bir düzey gösterir. Ancak dört kadar TTAGGG telomerik tekrar dizisi ekleyebilir. Telomeraz aktivitesinin doğal ortamında araştırılması, enzim fonksiyonuna yeni bir ışık tutabileceği gibi yeni telomeraz inhibitörlerinin değerlendirilmesi için kullanışlı bir sistem oluşturur.


              III. SONUÇ
              Tanı açısından telomeraz aktivitesinin kliniklerde kullanılabilmesi için çok büyük sayılarda örneklerle çalışılmalı ve kesin miktar veren yöntemler geliştirilmelidir. Eğer TRAP yöntemi kullanılacaksa PicoGreen ile “stretch-PCR” yönteminin uygulanması, RT-PCR yöntemi kullanılacaksa hTERT’in ifade edilme düzeyinin saptanması tercih edilmelidir. Yapılan çalışmalar, hTERT ve telomeraz aktivitesi arasında güçlü bir korelasyonun varlığını göstermiştir.


              Kaynaklar


              1. Kim NW, Piatyszek MA, Powse KR, Harley CB, West MD, Ho PLC, Coviello GM, Wright WE, Weinrich SL, Shay JW (1994). Specific association of human telomerase activity with immortal cells and cancer. Science 266: 2011-2015.
              2. Albanell J, Bosl GJ, Reuter VE, Engelhardt M, Franco S, Moore MA, Dmitrovsky E (1999). Telomerase activity in germ cell cancers and mature teratomas. J Natl Cancer Inst 91(15): 1321-1326.
              3. Meeker AK, Coffey DS (1997). Telomerase: a promising marker of biological immortality of germ, stem, and cancer cells. A review. Biochemistry (Mosc) 62: 1323-1331.
              4. Mu XC, Brien TP, Ross JS, Lowry CV, McKenna BJ (1999). Telomerase activity in benign and malignant cytologic fluids. Cancer 87(2): 93-99.
              5. Yasui W, Yokozaki H, Shimamoto F, Tahara H, Tahara E (1999). Molecular-pathological diagnosis of gastrointestinal tissues and its contribution to cancer histopathology. Pathol Int 49(9): 763-774.
              6. Dahse R, Fiedier W, Ernst G (1997). Telomeres and telomerase: biological and clinical importance. Clin Chem 43: 708-714.
              7. Rhyu M (1995). Telomeres, telomerase, and immortality. J Natl Cancer Inst 87: 884-894.
              8. Feng J, Funk WD, Wang S, Weinrich S, Avilion A, Chiu C, et al. (1995). The RNA component of human telomerase. Science 269: 1236-1241.
              9. Harrington L, McPhail T, Mar V, Zhou W, Oulton R, Program AE, et al. (1997). A mammalian telomerase-associated protein. Science 275: 973-977.
              10. Nakamura TM, Morin GB, Chapman KB, Weinrich SL, Andrews WH; Lıngner J, Harley CB, Cech TR (1997). Telomerase catalytic subunit homolog from fission yeast and human. Science 277: 955-959.
              11. Holt SE, Norton JC, Wright WE, Shay JW (1996). Comparison of the telomeric repeat amplification protocol (TRAP) to the new TRAPeze telomerase detection kit. Methods in Cell Science 18: 237-248.
              12. Aldous WK, Grabill NR (1997). A fluorescent method for detection of telomerase activity. Diagnostic Molecular Pathology 6(2): 102-110.
              13. Tatematsu K, Nakayama J, Danbara M, Shionoya S, Sato H, Omine M, Ishikawa F (1996). A novel quantitative ‘stretch PCR assay’ that detects a dramatic increase in telomerase activity during the progression of myeloid leukemias. Oncogene 13:2265-2274.
              14. Gelmini S, Caldini A, Becherini L, Capaccioli S, Pazzagli M, Orlando C (1998). Rapid, quantitative non-isotopic assay for telomerase activity in human tumors. Clinical Chemistry 44 (10): 2133-2138.
              15. Ohyashiki K, Ohyashiki JH, Nishimaki J, Toyama K, Elbihara Y, Kato H, Wright WE, Shay JW (1997). Cytological detection of telomerase activity using an is situ telomeric repeat amplification protocol assay. Cancer Res 57: 2100-2103.
              16. Hirose M, Hashımoto JA, Tahara H, Ide T, Yoshimura T (1998). New method to measure telomerase activity by transcription-mediated amplification and hybridization protection assay. Clinical Chemeistry 44(12): 2446-2452.
              17. Yajıma T, Yagihashi A, Kameshima H, Kobayashi D, Furuya D, Hirata K, Watanabe N (1998). Quantitative reverse transcriptionPCR assay of the RNA component of human telomerase using the TaqMan fluorogenic detection system. Clinical Chemistry 44(12): 2441-2445.
              18. Fletcher TM, Trevino A, Woynarowski JM (1999). Enzymatic activity of endogenous telomerase associated with intact nuclei from human leukemia CEM cells. Biochem Biophys Res Commun 265(1) 51-56.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                KANSER TANI VE TEDAVİSİNDE DNA’YA YÖNELİK GÜNCEL YAKLAŞIMLAR: TELOMERAZ / TERT


                Özet


                Kromozomların uçlarında tekrarlayan TTAGGG ünitelerinden oluşan telomerik yapılar bulunmaktadır. Her hücresel bölünme ile birlikte telomerik uçlardan bir miktar DNA kaybedilmektedir.Telomeraz, kendi RNA’sını kalıp olarak kullanarak kendini sentezleme yeteneği olan ve heksomerik parçaları [(TTAGGG)n] kromozomal uçlara ekleyerek telomerik DNA’nın uzatılması, kromozomal uçlardaki kaybın dengelemesi ve korunması görevi olan ribonükleoprotein yapıda bir enzimdir.


                Kanser vakalarında, hücrenin telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi incelendiğinde in vivo ortamda tümör oluşumu ve telomeraz aktivitesinin birbiri ile ilintili olduğu gösterilmiştir. İyi huylu tümörlerde telomeraz aktivitesi yoktur ve telomerleri kısaldıkça erken evrelerine geri dönmektedirler. Daha saldırgan seyreden metastatik tümörlerde ise yüksek telomeraz aktivitesi gösterilmiştir.


                1.Giriş


                Kromozomların uçlarında tekrarlayan TTAGGG ünitelerinden oluşan telomerik yapılar bulunmaktadır.Her hücresel bölünme ile birlikte telomerik uçlardan bir miktar DNA kaybedilmektedir.Telomeraz, kendi RNA’sını kalıp olarak kullanarak kendini sentezleme yeteneği olan ve heksomerik parçaları [(TTAGGG)n] kromozomaluçlara ekleyerek telomerik DNA’nın uzatılması, kromozomal uçlardaki kaybın dengelemesi ve korunması görevi olan ribonükleoprotein yapıda bir enzimdir.Kanser vakalarında, hücrenin telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi incelendiğinde in vivo ortamda tümör oluşumu ve telomeraz aktivitesinin birbiri ile ilintili olduğu gösterilmiştir. İyi huylu tümörlerde telomeraz aktivitesi yoktur ve telomerazları kısaldıkça erken evrelerine geri dönmektedirler. Daha saldırgan seyreden metastatik tümörlerde ise yüksek telomeraz aktivitesi gösterilmiştir


                Son yıllarda yapılan araştırmalarla telomerazın bu fonksiyonlarından farklı olarak hücre proliferasyonu ile alakalı olan işlevleri ortaya çıkartılmıştır. Bu işlevler TERT olarak isimlendirilen ve telomerazın protein alt birimi olan ve telomerazın enzim aktivitesinden bağımsız olarak çalışan yapı ile ilişkilendirilmiştir. TERT β-Katenin/LEF transkripsiyon faktör kompleksine kofaktör olarak etki ederek Wnt arayolunda sinyal artırıcı etkisi gösterir.Böylece hücre, DNA hasarını onarmaya ve RNA bağımlı RNA polimeraz fonksiyonları ile ilişkili olan apoptoz karşı koyma ve hücre proliferasyonu özellikleri kazanır. TERT’in bu özellikleri sadece telomeraz bölgesinde değil aynı zamanda kromozomlar boyunca birçok bölgede kromatinlerl e ilişkili olarak bulunabilir. Çeşitli tümör gruplarında telomeraz aktivitesinin %85 oranında pozitif olduğu saptanmıştır. Bu nedenle telomeraz dolayısı ile TERT aktivitesinin, immortalizasyonda ve tümöral hücrelerin kontrolsüz çoğalmasında rol oynayan önemli mekanizmalardan biri olduğu ve telomeraz aktivitesinin kanser tanısında marker olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Telomerazın bu ek işlevlerinin tümorogeneze olan katkıları tam olarak açıklanamamıştır.Telomeraz enziminin aktivitesini regüle eden genlerin keşfedilmesiyle, gerontolojide ve kanser tedavisinde sürpriz gelişmelerin olması beklenmektedir.


                2.Telomer Nedir?
                Telomerler, ökaryotik kromozomların DNA ve protein içeren uç bölgeleri olup çok sayıda ‘’TTAGGG’’ (genellikle memelilerde görülen dizi) dizi tekrarı içeren heterokromatik yapılardır.Telomer sentezinden telomeraz (telomer terminal transferaz veya revers transkriptaz) enzimi sorumludur.Telomer kavramını ilk defa 1938’de Hermann J. Muller Drosophila melanogaster kromozomu üzerinde çalışarak tanımlamıştır.Muller X radyasyonundan sonraki yapı değişiklikleri ve bu değişikliklerin görülme sıklığını incelemiştir.Çalışmalarının sonucunda, kromozomların uç bölgelerindeki delesyonların ve inversiyonların çok az görüldüğünü saptamıştır.Araştırmalar ilerledikçe kırık uçlu kromozomların daha kolay birleştiği ve normal kromozomların telomer yapılarının kararlı olduğu, ne kırık uçlu kromozomların uçları ile ne de diğer telomerler ile birleşmediği görülmüştür.Bu bilgilerden sonra kromozomların bütünlüğünü sağlayan özel terminal yapıların varlığı kabul edilmiştir(Atlı ve Bozcuk,2002).

                3.Telomerler Ne İşe Yarar?
                Eksonükleazlara ve ligazlara dirençleri olan telomerlerin kromozom stabilitesinde, nükleer yapılaşmada, gen ekspresyonunda,kromozom uçlarının replikasyonlarının tamamlanmasında ve bu uçların birbirleriyle karışmasını ya da kromozomların iç kısımlarıyla reaksiyon vermelerini önlemekte, tümör oluşumunda, yaşlanmada ve hücre bölünmesinde rol aldığı bilinmektedir(Sun vd.,1999).


                Telomerleri kromozomların geri kalan kısımlarından ayıran özelliği; telomerik DNA’ nın hücre siklusuna bağlı olarak kaybı ve yeniden kazanılmasıdır ki bu işleme ‘’Telomer Dinamiği’’ denmektedir.İnsan somatik hücrelerinde telomer dinamiği negatif olup her hücre siklusunda kaybedilen telomerik DNA miktarı, yeniden sentezlenen telomerik DNA miktarından fazladır(Slijepcevic,1998). Hücrelerin her replikasyonunda terminal uçlarından yaklaşık 100 baz çifti (bp) kadar DNA kaybettiği ve hücresel yaşlanmaya yol açtığı ilk defa 1973’de Olovinikov tarafından ileri sürülmüştür(Kavaler vd.,1998).Yaşlılardaki fibroblast, lökosit gibi somatik hücrelerin telomer uzunluklarının, gençlerinkine oranla daha kısa olması da bu hipotezi desteklemektedir.Telomerik tekrarlar her hücre döngüsünde kaybedilir; ancak bu tekrarlar telomeraz enziminin etkisiyle kazanılır


                4. Telomeraz ve Yapısı


                Telomeraz (telomer terminal transferaz, telomer deoksinükleotidil transferaz), kromozomal uçlardaki ‘’TTAGGG’’ dizi tekrarlarının sentezinden sorumlu olan ribonükleoprotein yapıda özel bir DNA polimerazdır(Zheng vd.,1997). İlk defa Tetrahymena’ da Greider ve Blackbum tarafından tanımlanan telomeraz enzimi, daha sonraları insanlarda Morin tarafından HeLa hücrelerinde gösterilmiştir.Embriyonik hücreler ve erişkin kök hücrelerinde aktif olan bu enzim, normal somatik hücrelerde saptanmamakta; immortal kanser hücrelerinde ise yeniden aktive olmaktadır(Gorham vd.,1997)


                5. İnsan Telomeraz Alt Birimleri
                İnsan Telomeraz enziminin bilinen 3 komponenti mevcuttur(Horikawa vd.,1998):1. İnsan telomerazı RNA komponenti (TERC/hTR)2. İnsan telomerazı reverse transkriptazı ( hTERT/h-TRT/h-EST2)3. İnsan telomerazı protein komponenti (TEP 1/ TP 1)550 kDa boyutunda olan telomeraz enzimini diğer revers transkriptazlardan ayıran kendi RNA alt birimini (h-TR) kalıp olarak kullanmasıdır.’’h-TR’’ geni 1995’de Feng ve ark. (Soder vd.,1997) tarafından klonlanmış ve 3 nolu kromozomun uzun kolunda (3q26.3) bulunduğu tespit edilmiştir.h-TR m-RNA ekspresyonuna hem kanserli hem de normal dokuda rastlanmaktadır.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Telomerazın katalitik alt birimi olan ‘’h-TERT’’ i kodlayan gen, 1997’de klonlanmış ve 7 ekson içerdiği belirlenmiştir.İlk ekson telomeraza özgü olup diğerleri başka reverse transkriptazdakil erl e benzerlik göstermektedir(Kevser,2000). Telomeraz aktivitesiyle ‘’h-TERT’’ i kodlayan genin ekspresyon düzeyi arasında güçlü bir korelasyon saptanması, telomeraz aktivitesi regülasyonundan ‘’h-TERT’’ in sorumlu olduğunu düşündürmektedir(Zakian,1995)


                  ‘’TP 1’’, telomeraz kompleksinin regülatör komponenti olup, spesifik olarak telomerazın RNA alt birimini bağlamaktadır(Harrington vd.,1997). RT-PCR ile yapılan incelemelerde, hem telomeraz (+) hem telomeraz (-) hücrelerde büyük TP1 m-RNA ekspresyonuna rastlanması, enzim aktivitesinin kontrolünde gerekli olmadığını düşündürmektedir(Nakayama vd.,1998). Nakayama ve ark. TP1 proteinin post-translasyonel modifikasyonunun, enzimatik aktivitenin regülasyonunda rolü olabileceğini ileri sürmektedir


                  6. Telomerazın Fonksiyonu


                  Ökaryotik hücrelerdeki DNA replikasyonunda ana zincirdeki sentez tek RNA primeri kullanılarak 5’ yönünde kesintisiz olarak tamamlanırken, kesikli zincirdeki sentez 8-12 bp’lik RNA primerleri kullanılarak ‘’Okazaki Fragmanları’’ şeklinde gerçekleşmektedir.Terminal RNA primerlerinin uzaklaşmasına bağlı olarak yeni sentezlenen yavru zincirin 5’ ucunda, 12 bp’lik bir boşluk oluşmaktadır. Kalıp DNA’nın 3’ ucunun normal replikasyon mekanizmasıyla kopyalanamamasına “replikasyon sonu problemi” denmektedir. Bunu telafi edecek moleküler mekanizmaların yokluğunda, her hücre bölünmesinde kromozomal DNA’nın 3’ ucunda, yaklaşık 50-200 nükleotidlik kayıp olmakta vehücresel yaşlanma gelişmektedir. Telomerlerin 3’ ucunda bulunan guanin ve timin yönünden zengin 12-16 nükleotidlik uzantının, uzama evresinde kalıp görevi gördüğü düşünülmektedir. İnsan telomeraz enzimi (h-TR), telomerik DNA dizisine komplomenter olan 8-30 bazlık kısa bir segmentini, zincirin 3’ ucunun uzatılmasında kalıp olarak kullanmaktadır. Telomerazın katalitik alt birimi olan insan telomeraz katalitik alt ünitesi (h-TERT), bu diziye komplementer GGTTAG dizi tekrarlarını sentezleyerek guanin yönünden zengin olan 3’ ucuna ekler. RNA kalıbı, yeni sentezlenen telomerik dizinin 3’ ucuna doğru kayar ve DNA polimeraz, telomeraz enziminin sentezlediği bu diziyi kalıp olarak kullanarak, karşı tamamlayan zincirin sentezini gerçekleştirir(Dikmen ve Doğan,2003).


                  7. Telomer ve Yaşlanma


                  Normal dokulardaki telomerin uzatılmasından sorumlu sistemler bölünme sırasında etkinliklerini sürdürmezler. Bu nedenle telomerler hücre bölünmesi sırasında kısalırlar. Telomer uzunluğu hücrelerin replikatif yaşama süresini belirler. Telomerler kritik uzunluğa kadar kısaldıklarında yaşlanma programı aktive olur. Bundan sonra hücre bölünmesi durur. Fakat yaşamaya ve fonksiyon görmeye devam ederler. Eşey hücrelerinde telomerlerin bakımı aktif olarak yapılmaktadır. Bunun sebebi, bir sonraki nesle kromozom transferi yapılma zorunluluğudur. Bu durum telomer replikasyonunda görevli olan telomeraz enzimi aktivitesi ile gerçekleşmektedir(Atl ı ve Bozcuk,2002)


                  8. Telomer ve Kanser


                  Kanser vakalarında, hücrenin telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi incelendiğinde bazı önemli bulgular elde edilmiştir. Örnek olarak in vivo ortamda tümör oluşumu ve telomeraz aktivitesinin birbiri ile ilintili olduğuna dair ipuçları vardır. İyi huylu tümörlerde telomeraz aktivitesi yoktur ve telomerazları kısaldıkça erken evrelerine geri dönmektedirler. Daha saldırgan seyreden metastatik tümörlerde ise yüksek telomeraz aktivitesi gösterilmiştir. Telomeraz inhibitörü ilaçlar telomerlere karşı etkili ajanlar olarak önerilebilmektedir(Atlı ve Bozcuk,2002)


                  Araştırma Bulguları;


                  -Kanser Tanısında Belirleyici Olarak Telomeraz


                  Kim ve arkadaşları (1994) hücre ve dokulardaki telomeraz aktivitesinin tayininde kullanılmak üzere TRAP (Telomeric Repeat Amplification Protocol Telomerik Tekrarların Çoğaltılması) yöntemi geliştirmiş ve 24 farklı kanser türünde çalışarak, kanser ile telomeraz ekspresyonu arasında bir korelasyon olduğunu rapor etmişlerdir. Bugüne kadar incelenen farklı tip tümörlerin % 85’inden fazlasında telomeraz aktivitesinin tespit edilmesi, ölümsüz hücrelerde telomerazın tekrar aktive olduğunu göstermektedir(Kim vd.,1994).


                  TRAP metodunun geliştirilmesi ile dokulardaki telomeraz aktivitesinin belirlenmesi, çok sayıda kanser türünde telomeraz ekspresyonunun araştırılmasını sağlamıştır. Günümüzde çok sayıda tümörde telomeraz ekspresyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu sonuçlar telomerazın en yaygın olarak bilinen kanser belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Shay ve Wright’in 1996 yılında yaptıkları bir çalışmaya göre habis tümörlerin % 85’inin telomeraz aktivitesi gösterdiği bulunmuştur. Habis dokularda tespit edilen bu bulgu, telomerazın tanısal kanser için oldukça önemli bir gösterge olduğunu düşündürmektedir(Shay ve Wright,1996).


                  Tüm eşeysel dokularda telomeraz aktivitesi bulunmaktadır. Bununla beraber periferal kan lökositlerinde ve bazı vücut hücre popülasyonlarında zayıf telomeraz aktivitesi bulunmaktadır. Bazı normal dokularda da (% 6) tümörlerde olduğu gibi telomeraz pozitif olarak belirlenmiştir. TRAP metodunun telomeraz aktivitesini tespit etmek için yeterince hassas olması, tümörlü olması muhtemel dokuları belirlemeyi de sağlamaktadır. Son dönemlerde gerçekleştirilen bir çalışmada 266 premalignant dokunun 38’inin (% 14) telomeraz aktivitesine sahip olduğu bulunmuştur(Shay ve Wright,1996).


                  Kanser teşhisi için standart histopatolojik tekniklerl e biyopsi yapılarak tanı konmaktadır. Bu geleneksel yöntemlerin yanı sıra telomeraz aktivitesinin ölçümü oldukça özgün bir gösterge olarak kullanılabilir. Telomerazın en önemli klinik yararı idrar, kan, tükürük gibi vücut sıvılarından tespit edilebilmesidir. Örneğin; kan kanseri için yapılan çeşitli tanılar çok kesin sonuçlar verememektedir. Bu nedenle daha duyarlı belirteçler kan kanserini tespit etmek için önemli bulgular sunmaktadır. Kan kanseri olan bir hastanın idrarından ya da kan hücrelerinden telomeraz aktivitesi belirlenebilir(Kim,1997)
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    -Kolorektal Kanserler ve Telomeraz


                    Daha önceki çalışmalarda GIS’de telomeraz aktivitesinin bulunmadığı rapor edilmiş olmasına rağmen, Bachor ve ark.(Bachor vd.,1999), en fazla özofagus, takiben ince ve kalın bağırsaklar ve en düşük midede olmak üzere tüm GlS'de telomeraz aktivitesi saptamışlar ve bu farklılığın yenilenen epitelin rejenerasyon zamanından kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir. Kolorektal adenokanserlerd eki telomeraz aktivitesi ilk defa Chadeneau ve ark. tarafından incelenmiş; kolorektak Ca’ların %93’ünde (Zheng vd.,1997) telomeraz aktivitesi saptanırken, benign patolojilerde (adenomatöz polip, Crohn, divertiküler hastalık) aktivite tespit edilememiştir


                    -Beyin Tümörleri ve Telomeraz


                    Normal beyin dokusunda telomeraz aktivitesi saptayamayan Nakatani ve ark.(Nakatani vd.,1997), malign tümörlerde %81 (Glioblastoma multiformde %60, oligodendrogliomada %100), metastatik tümörlerde %100 aktivite tespit etmişlerdir. Telomeraz (+) olan hastaların prognozunun, telomeraz (-) olanlara göre daha kötü, yaşam sürelerinin ise daha kısa olduğunu belirleyen araştırmacılar, telomeraz aktivitesinin beyin tümörlerinin teşhisinde ve prognoz tayininde kullanılabileceğini ileri sürmektedirler


                    Meme Kanserleri ve Telomeraz
                    Bednarek ve ark.(Bednarek vd.,1997), meme kanserlerinin %95’ini, fibroadenomların ise %20’sini (1/5) telomeraz (+) bulmuşlardır. Enzim aktivitesi ile tümörün boyutu, evresi, lenf nodu metastazı, östrojen progesteron reseptör miktarı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptayamadıklarından, prognoz tayininde güvenilir olmadığını düşünmektedirler. 'Evre I' meme kanserleri ile in situ duktal kanserlerin çoğunda telomeraz aktivitesine rastlanması, telomeraz reaktivasyonunun erken dönemde gerçekleştiğini göstermektedir. Telomeraz aktivitesinin aksiller nod (-) olan meme kanserlerinde %70-80, aksiller nod (+) olanlarda ise %95 oranında (+) bulunması, aksiller nod (-) olan primer meme kanserlerinden hangilerinin daha agresif tedavi alacağının belirlenmesinde telomerazın yararlı olabileceğini düşündürmektedir


                    Mesane Kanserleri ve Telomeraz


                    Yoshida ve ark.(Yoshida vd.,1997), mesane Ca’lı doku örneklerinin %86’sında telomeraz aktivitesini (+) bulurken, tümör evresiyle telomeraz aktivitesi arasında korelasyon saptayamamıştır. Mesane kanserlerinde yapılan çeşitli çalışmaların sonuçları, Tablo 2’de verilmiştir. Düşük grade’li (Grade I ve II) tümörlerde telomeraz aktivitesiyle sitolojiyi karşılaştıran Kavaler ve ark.(Kavaler vd.,1998), tanı koyabilme oranının telomeraz için %82, sitoloji için %31 olduğunu tespit etmiştir (p<0.001). Benzer şekilde Ramakumar ve ark. (28), spot idrar örneklerinde grade I tümörler ile karsinoma insitu vakalarının "telomeraz" ile yakalanma şansının, sitolojiye ve diğer tümör belirteçlerine göre daha yüksek olduğunu tespit etmiştir.Tümörlü ve komşu normal dokuları RT-PCR ile inceleyen Ito ve ark.(Ramakumar vd.,1999), telomeraz aktivitesiyle hTERT m-RNA ekspresyonu arasında belirgin bir korelasyon bulunduğunu ve “h-TERT” ekspresyonunun telomeraz aktivitesinin hız sınırlayıcı determinantı olduğunu ileri sürmektedir.


                    -Serviks Kanserleri ve Telomeraz
                    HPV enfeksiyonu servikal tümör etiyolojisinde yer alan en önemli risk faktörlerinden birisidir. Telomeraz (+) olan servikal tümörlerin %91.3'ü ve telomeraz (+) olan CIN'lerin %40'ı HPV (+) bulunmuştur(Pao vd.,1997). HPV'ye ait E6 ve E7 onkoproteinlerinin, servikal displazi ve karsinoma patogenezinde rol oynadığı düşünülmektedir. Nair ve ark.(Nair vd.,2000) ise, E6 protein ekspresyonunun izlendi ği yüksek riskli HPV enfeksiyonu ile telomeraz ekspresyonu arasında belirgin bir korelasyon olduğunu ileri sürmektedir.Pao ve ark.(Pao vd.,1997), hastalığın evresine paralel olarak enzim aktivitesinde progresif artış saptamışlardır. CIN 1'lerin %5-16'sı, CIN 2'lerin % 24-30'u ve CIN 3'lerin %42-57'sinin karsinoma in situya veya invaziv karsinoma ilerlemesi ve bu lezyonlarda telomeraz pozitifliğinin de birliktelik göstermesi, bu sonucu desteklemektedir (Ma vd.,2000)


                    Endometrium Kanserleri ve Telomeraz


                    Endometrium kanseri, Amerikalı kadınlarda en sık görülen kanser tipi olup özellikle postmenopozaldönemde pik yapmaktadır. Brien ve Shroyer(Brien vd.,1997), endometriyal kanserlerde saptanan telomeraz aktivitesinin tümörün histolojik tipinden, evresinden, büyüklüğünden, myometriyal invazyon derecesinden bağımsız olduğunu tespit etmişlerdir. Normal endometrium örneklerinde erken proliferatif fazda (1-6. günler) telomeraz aktivitesisaptanamazken, mid-proliferatif fazda (8-11. günler) enzim aktivitesinde artış başladığı, geçproliferatif faz (11-14.günler) ve erken sekretuar fazda (15-19.günler) aktivitenin pik yaptığı, midsekretuar fazda (20-24.günler) giderek azalan aktivitenin geç sekretuar fazda (25-28.günl er) tamamen kaybolduğu tespit edilmiştir(Kyo vd.,1997). Benzer şekilde Kyo ve ark. da(Kyo vd.,1997),endometriumdaki telomeraz aktivitesi ile hücrelerin proliferatif kapasitesininkorelasyon gösterdiğini ve h-TERT ekspresyonunun menstrüel siklus fazlarına karakteristikolarak değiştiğini saptamışlardır. Bu nedenl e telomeraz aktivitesinin, post-menopozal kadınlardaki endometrial kanserin erken dönemde teşhisinde marker olarak kullanılabilmesi mümkündür. Telomeraz aktivitesinin proliferatif fazda indüklenip, diferansiasyon fazında azalması, ayrıca hormon replasmanı uygulanan post-menopozal kadınların endometriumları telomeraz (+) iken, tedavi almayanların endometriumlarının telomeraz (-) bulunması, enzim aktivitesinin over kaynaklı steroid hormonlar tarafından regüle edildiğini düşündürmektedir.


                    Over Kanserleri ve Telomeraz


                    Over kanserleri, kadın genital sistem tümörleri içerisinde en kötü prognoza sahip olan tümörlerdir. Epitelyal over tümörlerinin ayırıcı tanısının doğru yapılması, özellikle reprodüktif çağdaki kadınların tedavilerinin planlanmasında çok önemlidir.Kinugawa ve ark.(Kinugawa,2000), 38 yaş altında olup düzenli adet gören kadınların normal over dokularında telomeraz aktivitesinin belirgin şekilde daha yüksek olduğunu ve artan yaşla birlikte aktivitenin azaldığını tespit etmişlerdir. Bu sonuç, normal overlerde gözlenen telomeraz aktivitesinin, primordial follikül kaybına bağlı olarak artan yaşla birlikte azaldığını ve enzim aktivitesinin over kaynaklı steroid hormonlar tarafından regüle edildiğini düşündürmektedir.


                    Tedavide Telomeraz Enziminin Yeri
                    Telomeraz inhibisyonu; hTER veya hTERT’nin transkripsiyonu engellenerek, hTER veya hTERT mRNA’sı parçalanarak, hTERT’nin sentezi ve sentez sonrası modifikasyonu engellenerek, enzimin aktif bölgesi bloke edilerek, hTER ile hTERT’nin birleşmesi önlenerek, enzim kompleksinin çekirdeğe transfer olması veya substratı olan telomerlere tutunmasıengellenerek sağlanabilmektedir. Bugüne kadar üretilen telomeraz inhibitörleri Tablo I’de verilmiştir. Ayrıca, telomeraz inhibitörlerinin kan dolaşımında daha uzun süre kalabilecek şekilde kapsüle edilmesi, yıkıma uğramadan tümörün bulunduğu alana ulaşması ve yüksek oranda malign hücreler tarafından alınması hedeflenmektedir(Dikmen vd.,2006)


                    Tablo I. Telomeraz İnhibitörleri(Dikmen vd.,2006)

                    Telomeraz; kendi RNA’sını kullanarak sentezlediği telomerik dizileri kromozomların ucuna ekleyerek, RNA kalıbının fiziksel blokajıyla inhibe edilebilir.İnsan telomerazının RNA dizisine komplementer dizi içeren "Peptid nükleik asit" (PNA), negatif yüklü deoksiriboz-fosfat birimi yerine nötral N-(2-aminoetil) glisin üniti içeren modifiye nükleotidler ilave edilerek inhibe edilebilirler. Nükleazlarla veya proteazlarla degradasyona dirençli olan "PNA"lar, invitro şartlarda etkili inhibisyon yapmakta ve kanserli hastaların tedavisinde umut vaad etmektedir. Telomeraz inhibisyonunda diğer bir hedef,telomerazın nükleotid bağlayıcı kısmının bloke edilmesidir. Dideoksiguanin (ddG) ve Azidotimidin(AZT) gibi ajanlar, tercihen bu bölgeyi inhibeetmektedir. Henüz spesifik inhibitörleri bulunmamış olmakla beraber, telomerazın DNA ile bağlantısını sağlayan kısmın bloke edilmesi de tedavide yeni bir umut kaynağı olabilir. Telomeraz inhibitörleri, rezistan kanser hücrelerinin yeniden çoğalmasını önlemek için diğer terapilerle birlikte veya onları takiben kullanılabilir. Tümöre spesifik olan ilk tedavi rejimi olmakla birlikte, özellikle telomeraz aktivitesi gösteren hücrelerde (hematopoetik hücreler, germ hücreleri, aktive T ve B lenfositler, proliferatif hücreler) yan etkileri görülebilir (Dikmen ve Doğan,2003). Ayrıca, tüm ileri evre kanserlerde hTERT eksprese edilirken normal hücrelerde hTERT ekspresyonunun olmaması, hTERT geninin proksimal promotorunun üniversal bir gen tedavi sistemi kurmak amacıyla kullanılabileceğini düşündürmektedir (Dikmen vd.,2006)
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      9. Sonuç ve Tartışma


                      Farklı tip kanserlerde yapılan çalışmalar, telomeraz aktivitesinin diagnostik bir belirteç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Küçük miktardaki örneklerin ve vücut sıvılarının (idrar örnekleri, plevra/bronkoalveoler lavaj sıvıları, asit sıvısı, pelvik/periton yıkama sıvıları) bu yöntemle incelenebilmesi, telomerazın belirteç olarak kullanım değerini arttırmaktadır. Benign inflamatuvar lezyonlarda ve normal dokularda izlenen zayıf telomeraz aktivitesi, replikasyon gösteren kök hücreleri ya da aktive lenfositlerdeki telomeraz ekspresyonu ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Telomeraz inhibisyonu ile özellikle kısa telomerli tümöral hücrelerde yaşam süresinin kısalması, immortalizasyonda ve kanser gelişiminde telomeraz reaktivasyonunun rol aldığını desteklemektedir. Ancak bazı insan tümörleri ve immortal hücre serilerinin, telomeraz aktivitesi göstermemelerine rağmen uzun telomerlere sahip olmaları, telomer elongasyonunu sağlayan alternatif mekanizmaların bulunduğunu düşündürmektedir. İnsan telomerazının alt birimlerinin klonlanması, telomeraz aktivitesini regüle eden genlerin keşfedilmesi ve telomerazın dışında immortalizasyona yol açan diğer mekanizmaların aydınlatılmasıyla, gerontolojide ve kanser tedavisinde sürpriz gelişmelerin olması beklenmektedir.


                      Conflict of Interest / Çıkar Çatışması
                      Yazarlar tarafından herhangi bir çıkar çatışması beyan edilmemiştir.
                      No conflict of interest was declared by the authors.


                      10. Kaynaklar


                      Atlı K, Bozcuk AN., 2002. Telomerler ve Hücresel Yaşlanma. Geriatri, 5, 111-4.
                      Bachor C, Bachor OA, Boukamp P., 1999. Telomerase is active in normal gastrointestinal mucosa and not upregulated in precancerous lesions. Cancer Res Clin Oncol , 125, 453-60.
                      Bednarek AK, Sahin A, Brenner AJ, et al., 1997. Analysis of telomerase activity levels in breast cancer: positive detection at the in situ breast carcinoma stage I. Clinical Cancer Research, 3, 11-16
                      Brien TP, Kallakury BVS, Lowry CV,et al., 1997. Telomerase activity in benign endometrium and endometrial carcinoma. Cancer Research , 57:2760-4.
                      Dikmen G, Doğan P., 2003. Kanser ve telomeraz. Türk Klin Tıp Bilim., 23
                      Dikmen GZ, Dikmen E, Doğan P., 2006. Kanserde telomeraza yönelik tedavi stratejileri. Hacettepe Tıp Der., 37:49-55
                      Gorham H, Yoshida K, Sugino T, et al., 1997. Telomerase activity in human gynaecological malignancies. J Clin. Pathol., 50:501-4.
                      Harrington L, McPhail T, Mar V, Zhou W, et al., 1997. A mammalian telomerase-associated protein. Science , 275:973-6
                      Horikawa I, Oshimura M, Barrett JC., 1998. Repression of the telomerase catalytic subunit by a gene on human chromosome 3 that induces cellular senescence. Molecular Carcinogenesis , 22:65-72.
                      Ito H, Kyo S, Kanaya T, et al., 1998. Expression of human telomerase subunits and correlation with telomerase activity in urothelial cancer. Clin Cancer Res , 4:1603-8.
                      Kavaler E, Landman J, Chang Y, et al., 1998. Detecting human bladder carcinoma cells in voided urine samples by assaying for the presence of telomerase activity. Cancer ,82:708-14.
                      Kevser Piskin Özden., 2000. Telomeraz. Hacettepe Tıp Dergisi, 31(2):158-68.Kim NW., 1997. Clinical Implications of Telomerase in Cancer. Europ J Canc ,33(5): 781-6.Kim NW, Piatyszek MA, Prowse KR, Harley CB, West MD, Ho PL, Coviello GM, Wright WE, Weinrich SL, Shay JW., 1994. Specific Association of Human Telomerase Activity with Immortal Cells and Cancer. Science , 266: 2011-5.
                      Kinugawa C, Murakami T, Okamura K, et al., 2000. Telomerase activity in normal ovaries and premature
                      ovarian failure. Tohoku J Exp Med , 190:231-8.Kyo S, Takakuro M, Kohama T, et al., 1997.
                      Telomerase activity in human endometrium. Cancer Res., 15, 57(4):610- 4.
                      Ma YY, Wei SJ, Lin YC, et al., 2000. PIK3CA as an oncogene in cervical cancer. Oncogene ,19:2739-44.
                      Nair P, Jayaprakash PG, Nair MK, et al., 2000. Telomerase, p53 and human papillomavirus infection in the uterine cervix. Acta Oncologica , 39(1):65-70
                      Nakatani K, Yoshimi N, Mori H, et al., 1997. The significant role of telomerase activity in human brain tumors. Cancer , 80:471-6.
                      Nakayama T, Kyo S, Takakura M, et al., 1998. hTERT is a critical determinant of telomerase activity in renalcell carcinoma. Int J Cancer , 78:539-43.
                      Pao CC, Tseng CJ, Lin CY, et al., 1997. Differential
                      expression of telomerase activity in human cervical cancer and cervical intraepithelial neoplasia lesions. Journal of Clinical Oncology, 15(5):1932-7.
                      Ramakumar S, Bhuiyan J, Besse J, et al., 1999.
                      Comparision of screening methods in the detection of bladder cancer. The Journal of Urology , 161:388-94.
                      Shay JW, Wright WE., 1996. Telomerase Activity in Human Cancer. Curr Opin Oncol , 8(1): 66-71.
                      Slijepcevic P., 1998. Telomere length regulation-A view from the individual chromosome perspective. Experimental Cell Research , 244:268-74.
                      Soder AI, Hoare SF, Muir S, et al., 1997. Amplification, increased dosage and in situ expression of the telomerase RNA gene in human cancer. Oncogene , 14:1013-21.
                      Sun D, Lopez-Guajardo CC, Quada J, et al., 1999.
                      Regulation of catalytic activity and processivity of human telomerase. Biochemistry , 38:4037-44.
                      Yoshida K, Sugino T, Tahara H, et al., 1997.
                      Telomerase activity in bladder carcinoma and its implication for noninvasive diagnosis by detection of exfoliated cancer cells in urine. Cancer , 79:362-9.
                      Zakian VA., 1995. Telomeres: Beginning to understand the end. Science , 270:1601-6.
                      Zheng P-S, Iwasaka T, Yamasaki F, et al., 1997. Telomerase activity in gynecologic tumors. Gynecologic Oncology , 64:171-5


                      Ali Efe TİRYAKİOĞLU1, Mustafa Nuri ÖZKAN1, Seda KAYIM1, Özkan BAĞCI2,
                      Kadir ÇEVİKER3*, Burak TATAR4, Rasih YAZKAN5, Evrim ERDEMOĞLU4
                      1 Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Isparta
                      2 Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik A.D., Isparta
                      3 Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi A.D., Isparta
                      4 Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D., Isparta
                      5 Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi A.D., Isparta
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Telomer disfonksiyonu sonucu görülen hastalıklar

                        ÖZET


                        Telomer dinamiği, hem yaşlanma hem de kanser etyopatogenezinin anlaşılmasında önemlidir. Telomerler, kromozomal uçların DNA kırığı gibi algılanmasını önleyen koruyucu yapılardır ancak replikasyon sonu problemi nedeniyle her hücre bölünmesinde bir miktar kısalarak replikatif yaşlanmaya yol açar. Telomerik dizileri sentezleyen telomeraz, başlıca iki komponentten oluşmaktadır: Telomerik DNA sentezinde kalıp olarak kullanılan RNA komponenti (hTR/hTERC) ve kromozomal uçlara telomerik tekrarları ekleyen katalitik komponent (hTERT). Telomeraz aktivitesi, hücrelerin sonsuz proliferasyonları ve tümörogenez için gereklidir. Bununla birlikte, son yıllarda diskeratozis kongenita, idiyopatik pulmoner fibrozis ve kemik iliği yetmezliği sendromlarında, telomerazın komponenti olan TERT ve TERC genlerindeki heterozigot mutasyonlar tanımlanmıştır. Kısa telomerlerle karakterize olan bu hastalıklarda, telomerik kısalık hastalığın erken başlaması ve ciddiyeti ile korelasyon göstermektedir. Kısa ve disfonksiyonel telomerleri hedef alan tedavi stratejileri, kalıtsal erken yaşlanma sendromları ve yaşa bağlı hastalıklarda umut verici olabilir


                        Telomerler, kromozomların ucunda yer alan DNA/protein yapısında özelleşmiş koruyucu yapılardır [1]. Yapılan çalışmalar, bu koruyucu telomerik yapıların kaybının, genomik instabiliteye neden olarak belli kanserlere ve yaşla ilişkili rahatsızlıklara yol açtığınıortaya koymaktadır.


                        Telomerlerin 3’ ucunda guaninden zengin tek zincirli uç, kendi üzerinde katlanarak kement benzeri tloop yapısı oluşturur [4]. T-loop yapısıyla birlikte telomerik uçlara bağlanan proteinler de kromozomal uçları koruyarak, bu uçların DNA hasarı olarak algılanmasını engeller [5]. T-loop yapısının oluşturulmasında ve stabilitesinde rol alan 6 telomer spesifik protein “Shelterin” kompleksini meydana getirir, bu proteinlerden TRF1, TRF2 ve POT1 direkt TTAGGG tekrarlarına tutunur, birbirlerine TIN2, TPP1 ve Rap1 proteinleri ile bağlanırlar [6]. TRF1, TRF2 ve Tin2 ise telomerazın tutunmasını bloke ederek telomerik kısalmaya neden olduklarından, telomerlerin negatif regülatörleri olarak kabul edilmektedir. POT1 ve TTP1, telomerlerin pozitif regülatörleridir.


                        Belli bir kısalığın altındaki telomerlerde t-loop konformasyonu değişir. Telomer bozukluğu sonucunda kromozomal uçlarda füzyonlar oluşabilir ve/veya bu uçlar çift zincir kırıkları gibi algılanabilir ve DNA tamir mekanizmaları devreye girer. DNA hasarını gösteren 53BP1, γH2AX, BRCA1 ve Mre11 komplekslerinin de telomerik uçlara lokalize olması bu görüşü desteklemektedir.


                        Telomeraz, replikatif yaşlanma ve kanser


                        Somatik hücreler nedeniyle karşıt zincirin tam kopyalanamaması sonucu her replikasyonda 50-200 bp telomerik DNA kaybederler, sonuçta kısalan disfonksiyonel telomerler hasarlı DNA olarak algılanır ve “replikatif yaşlanma” olarak bilinen kalıcı büyüme duraklaması izlenir. Ancak hücre siklusunu kontrol altında tutan proteinlerin (p53/p21 ve pRB/p16) inaktive olduğu durumlarda, hücreler yaşlanma aşamasını atlayarak prolifere olmaya devam ederler ki, bu da genomik instabiliteye ve hücre ölümüne yol açar. Az sayıdaki hücre (10-5-10-7), telomeraz reaktivasyonu ile telomerik uzunluklarını korumayı başarıp bu kriz periyodunu aşabilir [9].


                        Telomeraz, ters transkriptaz aktivite gösteren katalitik alt ünite (hTERT) ve RNA alt ünitesi (hTR) içeren ribonükleoprotein yapıda bir komplekstir [10,11]. hTR, telomerik DNA sentezi için kalıp görevi görürken hTERT telomerik tekrarları (TTAGGG) kromozomal uçlara ekler [12]. Somatik hücrelerin çoğunda, embriyonik dönemde hTERT’in transkripsiyonu represe olduğundan telomeraz aktivitesi izlenmemekte ancak tümörlerin %90’ında yüksek düzeyde telomeraz aktivitesi saptanmaktadır [13]. Tümör gelişimi sürecinde, telomeraz aktivitesindeki artışta farklı mekanizmaların rol oynadığı düşünülmektedir; ancak somatik hücrelerde inaktif durumdaki enzimin reaktive olarak aktif forma mı geçtiği yoksa kök hücre ya da öncü hücrelerdeki enzimin aktivitesine belirgin artış sonucu yüksek bir düzeye mi ulaştığı henüz kesin olarak bilinmemektedir [14]. Tümörlerin geri kalan %10’luk kısmında ise telomerik uzunluklar alternatif yollarla (ALT: alternative lengthening of telomeres) korunmaktadır.


                        Telomer disfonksiyonu


                        Telomer disfonksiyonu, telomer homeostazının bozulmasıdır. Replikatif yaşlanmaya bağlı izlenen telomerik kısalma, t-loop yapısı ve/veya telomerik proteinlerin harabiyeti veya regülasyonundaki bozukluk, telomerik disfonksiyona yol açmaktadır. Yaşlanmanın, genetik ve çevresel faktörlerinde telomer disfonksiyonuna neden olduğu yeni yeni anlaşılmaktadır. Hücreler disfonksiyonel telomerlere cevap olarak yaşlanmaya veya apopitozise gidebilir ya da genomik instabilite gelişir


                        Telomerlerin kritik bir kısalığa ulaşması yaşlanmayı başlatan faktörlerden birisidir. Telomerik kısalma sonucunda hücre bölünmesinin kısıtlanması, premalign hücrelerin çoğalmasını ve tümörogenezis için gerekli ilave mutasyonların kazanılmasını engeller. Bu nedenle, telomerik kısalma, tümörden koruyucu bir mekanizma olarak kabul edilmektedir [17]. Kök hücrelerle yapılan çalışmalar da DNA hasarını takiben aktive olan hücre siklusu kontrol noktalarının hücreleri apopitozise ve yaşlanmaya yönlendirdiğini, bu kontrol mekanizmalarının inaktivasyonunun genomik instabiliteye yol açarak tümör oluşumunu tetiklediğini desteklemektedir.


                        Genomik instabilite, kanser gelişiminde en erken izlenen neoplastik değişimlerden birisidir [19]. Telomerik disfonksiyon hipotezi, kromozomal uçlar telomerik yapılar ile korunmadığında telomerlerin kısaldığını, telomerik füzyonların oluştuğunu ve bunun da genomik instabiliteye yol açtığını ileri sürmektedir (Şekil 1). Sonuç olarak genomik bütünlük kaybı, hücre büyümesini kontrol altında tutan hTERT gibi birtakım genlerin regülasyonunda bozukluğa yol açmakta ve sonuçta tümör oluşumuna neden olmaktadır [20,21]. Ancak genomik instabilitenin tek nedeni telomer disfonksiyonu değildir; DNA tamir mekanizmalarındaki hatalar, kontrol noktalarındaki defektler, kromozomal segregasyon defektleri ve viral infeksiyonlar, genomik instabiliteye yol açan diğer faktörlerdir.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Kanser gibi yaşlanma ile ortaya çıkan hastalıklarda risk faktörü kabul edilen çevresel faktörlerin, kısa telomerlerle korelasyon gösterdiği tespit edilmiştir. Beyaz kan hücrelerinin telomer uzunluklarında saptanan azalmanın, oksidatif hasar veya strese yanıt olarak hücre yaşam döngüsündeki azalmayı yansıttığı düşünülmektedir. Kronik strese maruz kalan kadınların daha kısa telomerlere ve düşük telomeraz aktivitesine sahip oldukları saptanmıştır [23]. İnsan immünyetmezlik virüsü (HIV) infeksiyonunun da CD8+ T lenfositlerindeki telomeraz aktivitesini azalttığı ve telomerlerde kısalmaya yol açtığı bildirilmektedir [24]. Sisplatin tedavisi alan yaşlı hastaların da telomer uzunluklarında kısalma olduğu rapor edilmektedir [25]. Ayrıca sigara içimi, telomerik kısalmaya yol açarak telomerik disfonksiyona yol açabilmektedir. Valdes ve arkadaşları kadınlarda sigara içimi ile beyaz kan hücrelerindeki telomer kısalması arasında doz bağımlı bir ilişki olduğunu ve sigara içiminin yaşlanmayı hızlandırdığını ileri sürmektedir


                          Telomerazın telomerik uçları korumaktan başka fonksiyonları var mıdır?


                          Son yıllarda yapılan araştırmalar, telomerazın telomer devamlılığını sağlamaktan başka apopitoz regülasyonunda, DNA tamirinde, kök hücre fonksiyonunda rolü olduğunu ortaya koymaktadır [27]. Ayrıca, yapılan mikroarray analizler, telomerazın hücre siklusu, metabolizma, diferansiyasyon ve sinyal iletiminde görevli genlerin ekspresyonunu regüle ettiğini göstermektedir Son yıllardaki araştırmalar, telomerik kısalma ile karakterize olan diskeratozis kongenita (DKC), kemik iliği yetmezliği sendromları ve idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF)’in, telomerazın alt ünitelerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu ortaya çıktığını göstermiştir [30]


                          DKC, X’e bağlı veya otozomal dominant geçiş gösteren, cilt pigmentasyonu, tırnak bozuklukları ve ağızda lökoplaki ile karakterize bir erken yaşlanma sendromudur. Ortalama görülme yaşı 16 olup, görülme sıklığı 1/1,000,000’dur [31]. DKC klinik bulguları, dokuların proliferatif kapasitelerindeki bozulma ile ilişkilidir; yenilenmeye ihtiyaç duyan cilt, oral mukoza ve kemik iliği DKC’de en çok etkilenen dokulardır. En sık ölüm sebebi ise kemik iliği yetmezliği, akciğer hastalıkları ve kanserdir.


                          DKC’nin X’e bağlı geçiş gösteren formunda, hTR/ hTERT ile birlikte bulunan ve nükleoler bir protein olan diskerini kodlayan DKC1 geninde mutasyon saptanmıştır. Bu hastaların hücrelerinde telomerler kısadır ve hTR düzeyi düşüktür [33,34]. DKC’nin daha nadir görülen otozomal dominant geçişli formunda ise, hTR’yikodlayan TERC veya hTERT’i kodlayan TERT geninde mutasyon mevcuttur. DKC’de genellikle “missense” (yanlış anlamlı) mutasyonlara rastlanmaktadır. Hastalığın her iki formu da telomerik kısalma ile karakterize olup, daha kısa telomerli hastalarda klinik tablo daha ağır seyretmektedir.


                          DKC’li olguların %80’inde genellikle aplastik anemi şeklinde kemik iliği yetmezliği görülmektedir. Bu nedenle DKC, kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarından birisi sayılabilir [37]. Ayrıca aplastik anemi, miyelodisplastik sendrom, paroksismal noktürnal hemoglobinüri ve esansiyel trombositoz gibi kemik iliği yetmezliği sendromlarında da TERC ve TERT genlerinde çeşitli mutasyonlar ve bu hastaların lökositlerinde telomerik kısalık saptanmıştır
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            İPF, skar dokusu oluşumu ve akciğer fonksiyon testlerinde bozulma ile karakterize ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Genellikle 50 yaşın üzerindeki erişkinleri etkiler. Spontan remisyon göstermeyen, tedavisi olmayan öldürücü bir hastalıktır [38]. Olguların yaklaşık %0.5- 2.2’si aileseldir, bunların da %20’sinde otozomal dominant geçiş saptanmıştır [39]. Ailesel İPF’de, genellikle TERT geninde nükleotid delesyonu, “missense” ve “splice site” (kesim bölge) mutasyonlarına rastlanmaktadır [30]. Akciğerler, yenilenmek için telomeraz eksprese eden kök hücrelere ihtiyaç duyduğundan, telomeraz eksikliği fibrozise yol açmaktadır. Pulmoner fibrozisli hayvan modellerinde, akciğer epitelyum hücre hasarında telomeraz ekspresyonunda artış izlenmesi, telomerazın bu hastalıktaki koruyucu rolünü ortaya koymaktadır


                            Tablo 1’de DKC, İPF ve kemik iliği yetmezliği sendromlarının klinik özellikleri ile izlenen mutasyonlar verilmektedir. TERC mutasyonları genelde DKC veya
                            kemik iliği yetmezliğinde izlenirken, TERT mutasyonları genelde İPF ve kemik iliği yetmezliğinde izlenmektedir. Telomerik kısalık her 3 hastalıkta ortak bir bulgu olup, hastaların fibroblastlarının, lenfoblastlarının ve lökositlerinin telomerleri belirgin şekilde kısadır. Telomerik kısalık erken başlangıç ve hastalığın ciddiyeti ile korelasyon göstermektedir. Aynı genlerdeki mutasyonların farklı klinik tablolara yol açması, genotip farklılığına, yaşa ve çevresel faktörlere bağlanmaktadır


                            DKC, kemik iliği yetmezliği sendromları ve İPF, telomerlerin uzatılmasıyla tedavi edilebilir mi?


                            Telomer kökenli replikatif yaşlanmaya bağlı görülen hastalıkların tedavisinde, in vitro şartlarda üretilmiş hücre ve dokuların kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Bunu test edebilmenin en iyi yöntemi, kişiden izole edilen kısa telomerli hematopoietik hücrelerin izole edilmesi, in vitro ortamda büyütülmesi, adenoviral hTERT ile transfekte edilmesi ve telomerlerin belli bir uzunluğa eriştikten sonra tekrar hastaya verilmesidir. Bu yaklaşımın en büyük avantajı, hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için rejeksiyon olmaması ve kemik iliği hücrelerinin ablasyonuna gerek kalmamasıdır [30,41]. Sonuç olarak, telomeraz ve telomerik uzunlukların regülasyonu, hem kanser hem de yaşa bağlı izlenen hastalıkların tedavisinde önemli bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır.
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Kaynaklar


                              1. Blackburn EH. Switching and signaling at the telomere.Cell 2001; 10:661-73.
                              2. Cheung AL, Deng W. Telomere dysfunction, genome instability and cancer. Front Biosci 2008; 13:2075-90.
                              3. Murnane JP, Sabatier L. Chromosome rearrangements resulting from telomere dysfunction and their role in cancer.Bioessay 2004; 26:1164-74.
                              4. Griffith JD, Comeau L, Rosenfield S, et al. Mammalian telomeres end in a large duplex loop. Cell 1999; 97:503-14.
                              5. De Lange T. Protection of mammalian telomeres. Oncogene 2002; 21:532-40.
                              6. De Lange T. Shelterin: the protein complex that shapes and safeguards human telomeres. Genes Dev 2005; 19: 2100-10.
                              7. Smogorzewska A, De Lange T. Regulation of telomerase by telomeric proteins. Annu Rev Biochem 2004; 73:177-208.
                              8. Ferreira MG, Miller KM, Cooper JP. Indecent exposure: when telomeres become uncapped. Molecular Cell 2004;16:7-18.
                              9. Stewart SA, Weinberg RA. Telomeres: cancer to human aging. Annu Rev Cell Dev Biol 2006; 22:531-57.
                              10. Greider CW, Blackburn EH. Identification of a specific telomere terminal transferase activity in tetrahymena extracts.Cell 1985; 43:405-13.
                              11. Greider CW, Blackburn EH. Tracking telomerase. Cell 2004;116:83-6.
                              12. Cong YS, Wright WE, Shay JW. Human telomerase and itsregulation. Microbiol Mol Biol Rev 2002; 66:407-425. 13. Blackburn EH. Telomere states and cell fates. Nature 2000;408:53-6.
                              14. Armanios M, Greider CW. Telomerase and cancer stemcells. Cold Spring Harb Symp Quant Biol 2005; 70:205-8.
                              15. Muntoni A, Reddel RR. The first molecular details of ALT inhuman tumor cells. Hum Mol Genet 2005; 14:191-6.
                              16. Gilley D, Tanaka H, Herbert BS. Telomere dysfunction inaging and cancer. The International Journal of Biochemistry and Cell Biology 2005; 37:1000-13.
                              17. Campisi J. Cellular senescence as a tumor-suppressor mechanism. Trends in Cell Biology 2001; 11:27-31.
                              18. Pelicci PG. Do tumor-suppressive mechanisms contributeto organism aging by inducing stem cell senescence? J ClinInvest 2004; 113:4-7.
                              19. Hanahan D, Weinberg RA. The hallmarks of cancer. Cell2000; 100:57-70.
                              20. DePinho RA. The age of cancer. Nature 2000; 408:248-54.
                              21. Artandi SE, DePinho RA. Mice without telomerase: whatcan they teach us about human cancer? Nature Medicine2000; 6:852-5.
                              22. Gilley D, Herbert BS, Huda N, Tanaka H, Reed T. Factors impacting human telomere homeostasis and age-related disease. Mechanisms of Ageing and Development 2008;129:27-34.
                              23. Epel ES, Blackburn EH, Lin J, et al. Accelerated telomereshortening in response to life stress. Proc Natl Acad Sci USA2004; 101:17312-5.
                              24. Dagarag M, Evazyan T, Rao N, Effros RB. Genetic manipulation of telomerase in HIV-specific CD8+ T cells: enhancedantiviral functions accompany the increased proliferativepotential and telomere length stabilization. J Immunol2004; 173:6303-11.
                              25. Unryn BM, Hao D, Gluck S, Riabowol KT. Acceleration oftelomere loss by chemotherapy is greater in older patientswith locally advanced head and neck cancer. Clin CancerRes 2006; 12:6345-50.
                              26. Valdes AM, Andrew T, Gardner JP, et al. Obesity, cigarettesmoking, and telomere length in women. Lancet 2005;366:662-4.
                              27. Cong Y, Shay JW. Actions of human telomerase beyond telomeres. Cell Research 2008; 18:725-32.
                              28. Perrault SD, Hornsby PT, Betts DH. Global gene expressionresponse to telomerase in bovine adrenocortical cells. Biochem Biophys Res Commun 2005; 335:925-36.
                              29. Santos JH, Meyer JN, Van Houten B. Mitochondial localization of telomerase as determinant for hydrogen peroxideinduced mitochondrial DNA damage and apoptosis. HumMol Genet 2006; 15:1757-68.
                              30. Garcia CK, Wright WE, Shay JW. Human diseases of telomerase dysfunction: insights into tissue aging. NucleicAcids Research 2007; 35:7406-16.
                              31. Drachtman RA. Alter BP. Dyskeratosis congenita. DermatolClin 1995; 13:33-9.
                              32. Dokal I. Dyskeratosis congenita in all its forms. Br J Haematol 2000; 110:768-79.
                              33. Heiss NS, Knight SW, Vulliamy TJ, et al. X-linked dyskeratosis congenita is caused by mutations in a highly conserved gene with putative nucleolar functions. Nat Genet1998; 19:32-8.
                              34. Wong JM, Collins K. Telomerase RNA level limits telomeremaintenance in X-linked dyskeratosis congenita. GenesDev 2006; 20:2848-58.
                              35. Vulliamy T, Marrone A, Goldman F, et al. The RNA component of telomerase is mutated in autosomal dominantdyskeratosis congenita. Nature 2001; 413:432-5.
                              36. Armanios M, Chen JL, Chang YP, et al. Haploinsufficiencyof telomerase reverse transcriptase leads to anticipation inautosomal dominant dyskeratosis congenita. Proc NatlAcad Sci USA 2005; 102:15960-4.
                              37. Dokal I, Vulliamy T. Dyskeratosis congenita: its link to telomerase and aplastic anaemia. Blood Rev 2003; 17:217-25.38. Gross TJ, Hunninghake GW. Idiopathic pulmonary fibrosis.N Engl J Med 2001; 345:517-25.
                              39. Marshall RP, Puddicombe A, Cookson WO, Laurent GJ.Adult familial cryptogenic fibrosing alveolitis in the UnitedKingdom. Thorax 2000; 55:143-6.
                              40. Driscoll B, Buckley S, Bui KC, Anderson KD, Warburton D.Telomerase in alveolar epithelial development and repair.Am J Physiol Lung Cell Mol Physiol 2000; 279:1191-8.
                              41. Shay JW, Wright WE. Hallmarks of telomeres in ageing research. J Pathol 2007; 211:114-23.

                              Z. Günnur Dikmen
                              Yrd. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara
                              İlgen Mender
                              Yüksek Lisans Öğrencisi,Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara
                              Pakize Doğan
                              Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X