Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ülseratif Kolit, Ülseratif kolit belirtileri, Kalınbağırsak ülseri, Spastik kolit

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #16
    filizfiliz Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
    hocam detoks çayının ücretini ögrenmek için ürünler listesinde göremedim fiyatını .Birde 2 çay verdiginiz zaman bunların içimi nasıl olacak karışıkmı içecek Mesela BİR DEMLİKDE İKİSİNİ BİRDEN DEMLEYİP Mİ İÇECEK yada ayrı ayrımı içecek.
    Kullanımları ile ilgili broşür gönderiyoruz

    Yorum yap


    • #17
      merhaba hocam ben 6 yıldır ülseratif kolit hastasıyım. 5 yıl salofalk 500 mg ilaç kullandım hastalığımın aktif olduğu dönemde kortizon ve antibiyotikler kullanıldı. şuanda salazopyrin en-tab 500 mg, prednol 32 mg kullanıyorum.. sitenizi internette arama sırasında buldum. tavsiye ettiğiniz iksirleri kullandıktan sonra hastalıktan tamamen kurtulurmuyum. çok zor bir hastalık Allah ın izniyle artık kurtulmak istiyorum.. yardımlarınız için teşekkürler.

      Yorum yap


      • #18
        beyzaca Nickli öğeden Alıntı
        merhaba hocam ben 6 yıldır ülseratif kolit hastasıyım. 5 yıl salofalk 500 mg ilaç kullandım hastalığımın aktif olduğu dönemde kortizon ve antibiyotikler kullanıldı. şuanda salazopyrin en-tab 500 mg, prednol 32 mg kullanıyorum.. sitenizi internette arama sırasında buldum. tavsiye ettiğiniz iksirleri kullandıktan sonra hastalıktan tamamen kurtulurmuyum. çok zor bir hastalık Allah ın izniyle artık kurtulmak istiyorum.. yardımlarınız için teşekkürler.
        Beyza hanım iksir, tonik ve lifli detoks kullanmalısınız.Ne kadar antibiyotik kullanırsanız o kadar mantar yerleşir.

        Yorum yap


        • #19
          Merhabalar
          Pamukkale üniversitesi son sınıf biyoloji ögrencisiyim ismim Ömer hepinize büyük geçmiş olsun... Ben ve hocalarım Ülseratif kolit üzerine bir çalışma yapmaktayız.

          Çalışmamız Ülseratif kolit'in beslenme ile ÜK'in oluşma ve alevlenmelerin artması arasında bir ilişki olup olmadığı çalışılacaktır.


          Ülseratif kolit, nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamış, etiyolojisinde imminolojik, genetik ve çevresel faktörlerin sorumlu tutulduğu kronik inflamatuar bir kolon hastalığıdır. Ülseratif kolit'te hastalık mekanizmasını tetikleyen olaylar nonspesfiktir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada beslenme ile ÜK'in oluşma ve alevlenmelerin artması arasında bir ilişki olup olmadığı çalışılacaktır.
          Sizlerden ricam otuz sorudan oluşan ve kısa cevaplar gerektiren anket sorularını cevaplamanız ..
          Umarım Türkiye için aydınlatıcı bi çalışma olur ve bütün Ülseratif kolit'li hastalarımıza şifa olur..

          Lütfen yardımcı olmak istiyorsanız mail yoluyla irtibata geçelim
          herkeze mutlu ve sağlıklı günler.
          e-mail
          atciomer@hotmail.com

          cevaplamanız 15 dakıkayı bıle almaz Teşekkur ederım
          Ömer ATÇI

          Yorum yap


          • #20
            ferhat55 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            Merhaba ben samsun bafradan yazıyorum. 3 yıldır Ülseratif kolit hastasıyım.Doktorumun verdiği ilaçların hiç bir faydasını bulamadım. 1 yıldır İBRAHİM GÖKÇEK in verdiği iksir, tonik ve kolit çayını kullandım. Şu an bir tek iksir kullanmaktayım. 20 gün önce doktorum tarafından biopsi ve kolonoskobi yaptırdım ve hastalığımın iyi olduğunu öğrendim. iBRAHİM Bey e teşekkür ediyorum. Herkeze açil şifalar diliyorum. Ferhat
            [SIZE=3]

            [COLOR=Purple]Maşallah çok güzel gelişmeler, sizinde söylediğiniz gibi ülseratif kolitin tedavisi zaman alır.Siz sabretiğiniz için şanslısınız.

            Yorum yap


            • #21
              ÜLSERLİ KOLİT:Ülserli kolit özellikle kalınbağırsağın son bölümleri olan sigmoit alt, düzbağırsağm (rektum) üst kısmını içeren bölgede çok sayıda yüzeysel ül-serleşmeyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı olgularda hastalıklı bölgenin mukoza dokusunda aşın hücre çoğalmasına bağlı olarak polipe benzer yapılar görülebilir. Ülserli kolit bütün ka*lınbağırsağı, bazen incebağırsağm son bölümü olan ileumu da etkileyebilir. Ama düzbağırsak ve sigmoit kolondan sonra en tehlikeli bölge, inen kalınba ğırsağın düzbağırsağa komşu olan bö lümleridir.
              NEDENLERİ
              Ülserli kolit tek nedene bağlanamaz; bağırsak mukozasının çeşitli etkenlere karşı olağandışı tepkiler vermesi sonu cunda ortaya çıkar. Bu etkenlerin başlı-caları aşağıda sıralanmıştır:
              • Yapısal-kahtsal etkenler – Hastalık genellikle aynı ailede birçok kişide gö rülür.
              • Psikosomatik etkenler – Ruhsal sı kıntıların vücuda yansımasıyla ilgili olan bu tip etkenler daha çok belli bir ruhsal yapıdaki (toplumsal uyum güçlü ğü olan, ruhsal çöküntüye eğilimli) kişilerde görülür. Bu olgularda düş “kınk-hklan, duygusal darbeler, aile içi anlaş mazlıklar, toplumsal ve ekonomik sı kıntılar gibi hazırlayıcı koşullar hastalı ğın ortaya çıkmasına ya da alevlenme sine yol açar. Bu durumda psikolojik tedavi yararlı olabilir. • Bağışıklık etkenleri Hastalığın oluşmasmda antikorların önemli rol oy nadığı sanılmaktadır. Kalınbağırsaktaki bakterilere karşı antikor üretilirken, ba ğırsağın kendi mukozasına karşı da özantikorlar gelişmektedir.Olguların yüzde 50’sinde süt protei nine karşı antikor saptanmıştır; ama bunlara sağlıklı kişilerde de rastlan maktadır. Aynca süte karşı tepki, yalmzca bağışıklığa bağlı aşırı duyarlılık durumunda değil, özel bir enzim olan laktaz eksikliği sonucunda da oluşabi lir. Birçok ülserli kolit olgusunda bu enzimin eksikliğine rastlanmıştır.
              GÖRÜLME SIKLIĞI
              Bütün dünyada oldukça yaygın biçimde karşılaşılmakla birlikte hastalığın görül me sıklığının uzun yıllardan beri aym düzeyde kaldığı söylenebilir. Ama elde ki istatistik veriler bölgeden bölgeye önemli farklılıklar gösterdiğinden an lamlı bir genel oran ve sayı vermek ola naksızdır.
              Ülserli kolit olgularının yüzde 15′inde başlangıç belirtileri yaşamın ilk 20 yılında ortaya çıkar. Hastalığın en sık görüldüğü yaş grubu 20-30 arasıdır. Aynı aile bireyleri arasmda daha çok görüldüğünden, ülserli kolitin aile has talığı özelliği taşıdığı söylenebilir. Ay nca kadınlarda erkeklere oranla belir gin biçimde daha sık ortaya çıkar.Ülserli kolitin görülme sıklığına yö nelik ilk ^aştırmalarda hastalığın geliri ve kültür düzeyi yüksek, önemli sorum luluklar üstlenmiş kişiler arasında daha çok rastlandığı sonucuna vanlmıştır. Kentlerde de kırsal kesime göre daha yaygındır.
              ABD, İngiltere ve Danimarka’da ırk, çevre ve toplumsal-ekonomik ko şullan kesin biçimde belirlenmiş grup larda yapılan çalışmalar ise hastalığın sanılandan daha yaygın bir dağılımı ol duğunu göstermiştir
              LEZYONLARIN ÖZELLİKLERİ
              Başlangıçta damarlarda bölgesel bir kan toplanması gözlenir. Bu nedenle lezyon-lann çevresindeki hücreler arası sıvıda artış olur. Hastalıktan etkilenen bölgeler ödemli ve kanamalıdır. Hemen ardından hasta bölgelerdeki bağırsak epiteli bü tünlüğünü yitirir; mukoza ve mukoza al tı katmanına kadar inen küçük çaplı do ku ölümü ve ülser alanlan açılmaya baş lar. Buna karşılık kas katmanı ile kalın bağırsağı dıştan örten seröz (sıvı içeren) katman hastalıktan etkilenmez.Hastalık ilerledikçe, doku Ölümü ve küçük ülser alanları çevreye doğru yayı larak daha f eniş ülserler oluşturur. Ül serler arasındaki mukoza aşırı kırmızı ve şiştir. Sonunda polipe benzer çıkıntı lı kütlelerin oluşmasıyla bu bölgelerde hastalığa özgü tipik görünüm ortaya çı kar. Kalınbağırsağın hasta yüzeylerinde irinli ve kanlı bir sıvı birikir. Bunlar nedbe dokusu bırakarak İyileşir. Bu olaylann başlaması ya da yinelemesi hastalığın en temel belirtisi olan kanlı ishalin ortaya çıkmasına neden olur. Epitel katmanında doku ölümüyle sey reden iltihaplanma sonucunda mukoza artık kalınbağırsak boyunca su emebil me özelliğini yitirir. Aynca kasılmalar sıklaşır, lezyonlardan bağırsak boşluğu na sürekli kan sızmaya başlar. Kaslar büzüşür ve nedbe dokusunun gelişme siyle ortaya çıkan biçim bozuklukları, bağırsağın sertleşip kısalmasına neden olur. Bu oluşumlar kalınbağırsak fil minde kolayca ayırt edilen tipik bir gö rünüme yol açar.
              BELİRTİLERİ
              Ülserli kolit yalnız düzbağırsağı etkile yebilir (ülserli proktit) ya da düzbağır-saktan inen kalınbağırsağa yayılıp bü tün kalınbağırsakta görülebilir (panko-lit). Hastalık dikkat çekmeden, çok sinsi başladığı için hekime genellikle geç başvurulur. Klinik tablo çok belirgin değildir. Genel olarak kendini kötü his setme, kolay yorulma, çocuklarda büyü menin yavaşlaması, karın ağrılan, ishal nöbetleri, bazen de kabızlığı izleyen is hal nöbetleri gözlenir.İnatçı ve ve çok sık (günde 20′ye varan), kanlı, mukuslu ve irinli sıvı dış-kılama, karın ağnlan, kilo yitimi, anüs büzgen kasında ağrılı kasılmalar ve bu nunla birlikte acil dışkılama gereksini mi ve genel durumun bozulması, ülserli koliti düşündürür. Ateş her zaman orta ya çıkmaz. Bu durum, hastalığın kro nikleştiğini gösterir.Alevlenme dönemleri birkaç hafta ya da birkaç ay sürebilir. Belirtilerin gerilediği dönemlerde, dışkılama nor*male dönse de, yumuşak dışkıda her za man iltihap belirtileri bulunabilir. Geri leme dönemleri haftalar, aylar, hatta yıllarca sürebilir. Ama gene de alevlen meler giderek sıklaşır ve daha uzun sü*rer.Ender de olsa akut, birden alevlenen ve ilerleyici biçimler görülebilir. Bu du rumda kalınbağırsağın tümü hastalıktan etkilenmiş demektir. Sulu dışkılama ara lıksız sürer; günde 30-40 kez dışküayan hastalar vardır. Genel durum son derece bozuktur ve hastalık çok ağırlaştığından hastanın vakit geçirmeden hastaneye ya tırılarak tedavi edilmesi zorunludur.
              KOMPLİKASYONLAR
              Ülserli kolitin komplikasyonlan yerel ya da genel olabilir. Yerel komplikas yonların en sık görülenleri, hasta bağır sak ile yakın organlar arasında oluşan fistüllerdir. Aynca dölyolunda yaygın yalancı polip oluşumu, kalınbağırsak tı kanması, delinme, kötü huylu tümör ge lişimi, bağırsağın torbalaşması ve ağır kanamalar görülebilir. Genel komplikasyonlar arasında emilimin çok aza in*mesine bağlı olarak beslenme yetersiz liği, beslenme ve metabolizma bozukluklan, bunlara bağlı olarak zayıflama ve kansızlık, eklem iltihabı, karaciğer iltihabı ve yağlanması sayılabilir.
              TANI
              Tanı yukarıda değinilen belirtilerin de ğerlendirilmesiyle konur. Kanlı, sü-müksü ve irinli dışkılamayla görülen İs hal, kann ağnsı, makattan kan gelmesi, kilo kaybı, bağırsak kasılmalan, anüs büzgen kasmda ağrı, ateş, bazen olduk ça tipik eklem ağrıları tanıya yardımcı belirtilerdir.
              Kesin tam için sigmoidoskoptan ya rarlanılır. Bu yöntem anüsten düzbağır-sağa ve onu izleyen sigmoit kolona ka dar uzatılan bir alet yardımıyla kalınba ğırsak içinin gözle incelenmesi temeli ne dayanır. Ülserli kolit olgularının yüzde 90-95′inde inen kalınbağırsak, sigmoit kolon ve düzbağırsak mukozası hastalıktan etkilendiğinden, sigmoidos-kop Ülserli kolitin son derece tipik lez-yonlannı gösterebilir. Bunlar mukozada şişme, ülserler, sümüksü-irinli sıvı, ka nama ve iltihap kökenli polip oluşumu dur.Hastalıklı bölgelerden alman biyop si örneklerinin incelenmesi ve daha sonra alman örneklerle karşılaştırılması tanıda önemli rol oynar. Bu işlem has talığın bağırsak kanseri, bağırsak vere mi, akut bakteri kökenli dizanteri gibi olgulardan ayırt edilmesi açısından da yararlıdır.Düzbağırsağm parmakla muayene edilmesi tam açısından çok değerli bil giler verirse de, aşın ağrılı olması ve genellikle makat (anüs) çevresinde de iltihap bulunması nedeniyle hastaya sı*kıntı verebilir.Kolonoskopi, yani sigmoit kolonu da aşacak biçimde kalınbağırsağın bir alet yardımıyla içerden gözlenmesi, ta nıya yardımcı bir başka inceleme yön temidir. Ama ilgili kalınbağırsak yüze yi çok ince ve kolayca incinebilir oldu ğundan büyük bir özenle yapılması ge rekir. Bu yöntemlerin içerdiği güçlükler nedeniyle bağırsak filmleri tamdaki önemini hâlâ korumaktadır. Öte yandan son derece duyarlı bir durumda olan ka lınbağırsağa film çekmeden önce kont rast madde olarak baryum verilmesinin de sakıncaları vardır. Bazen hastalığın gidişi sırasında bağırsağın gergin olma sı, kontrast madde vermeden çekilen filmlerin de tanıda kullanılabilmesini sağlamaktadır.
              BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)
              Ülserli kolitin gidişi 1960′lara değin ol dukça kötüydü. Hastaların yaklaşık yüzde 80′inde ilk nöbetten sonraki 6-12 ayda ikinci nöbet gelmekte, bunu da ye ni alevlenmeler İzlemekteydi. Bu du rum hastanın yaşama düzenini bozmak la kalmayıp, sık sık bağırsak delinmele ri ya da anormal kalınbağırsak genişle mesi (akut megakolon) gibi komplikasyonlara yol açarak ölümle sonuçlanı*yordu. Bu komplikasyonlar sonucunda Ölüm oranı, belirtiler başladıktan sonra ki ilk 10 yılda yüzde 20, 20 yılda da yüzde 40′a ulaşmaktaydı.
              O zamanlar tedavi şansım belirleyen iki etken vardı: İlk nöbetin ne ölçüde ağır geçirildiği ve hastalığın yaygınlığı. Günümüzde ise uygun ve etkili önleyici tedavi yöntemleri geliştirilmiş, yinele*melerin sayısıyla şiddeti azaltılmış ve hastaların ortalama ömrü genel nüfusta ki ortalama Ömür düzeyine yükseltil miştir.
              TEDAVİ
              Ülserli kolit tedavisi dört temel amaca yöneliktir:
              • Hastalığın en ağır belirtilerini, özel likle ishal ve sonuçlanın denetim altına almak.
              • Özellikle ishale bağlı sıvı ve elektro lit kaybıyla kanamanın ağırlık kazandı ğı olgularda kansızlığı önlemek.
              • Kalınbağırsaktaki hastalık süreçleri nin sessiz olduğu dönemleri uzatmak.
              • Alevlenmeleri önlemek.
              Bilinen bütün ilaçlar, hastalık süre cinin ancak bir dönemi için etkilidir. Hastalığın kökeni tam olarak bilinmedi ğinden, nedene değil, belirtilere yönelik bir tedavi uygulanabilmektedir.
              Kesin iyileşme sağlayan bir ilaç te davisi henüz geliştirilememiştir. İlaç te davisinin amacı, hastalığın gidişini de netim altına almak, alevlenme dönemle rinde hastalığı geriletmek ve alevlenme leri elden geldiğince engellemektir. Bu amaçlara yönelik olarak yapılan yoğun çalışmalar sonucunda denenen sayısız ilaçtan birçoğunun etkisi kanıtlanmıştır.Ülserli kolit şiddeti son derece de ğişken bir hastalıktır: Düzbağırsakla sı nırlı hafif biçimlerden, hastanın yaşamı nı tehlikeye sokabilecek kadar ağır ola bilen ve bütün kalınbağırsağı etkileyen biçimlere kadar değişiklik gösterebilir. Bu nedenle tedavi de hastalığın gidişine göre değişmektedir.Genel olarak hastaların en önemli yakınması olan karın ağnlan, yaygın biçimde kullanılan spazm çözücülerle giderilebilir. Aynı zamanda beslenme bozuklukları da protein, vitamin ve mi neraller (Özellikle demir) bakımından zengin yiyecekler alınarak düzeltilebi lir. Bu arada süt gibi hastalık belirtileri ni ağırlaştırabilecek, sindirimi güç be sinlerden kaçınmak gerekir.

              Tedavide en sık kullanılan ilaçlar üç grupta toplanabilir: 1) İltihap giderici ilaçlar. 2) Bağışıklık sistemini baskıla yıcı ya da düzenleyici ilaçlar. 3) îshal önleyici ilaçlar.
              Kortikoitler (kortikosteroîtler) -Ülserli kolit tedavisinde en önemli ilaç lardır. Bunlar ağız yoluyla, enjeksiyon la ya da hastalığın kalınbağırsağın son bölümleriyle sınırlı kaldığı durumlarda yerel olarak kullanılabilir. Sağlayacak ları yarar, vücudun iltihap yanıtım bas kı altına almaları ve bağışıklık yanıtını azaltmalarına bağlıdır. Hastalığın akut döneminde etkin olarak belirtileri geri lettikleri kanıtlanmıştır. Buna karşın alevlenmelerin önlenmesinde, uzun sü reli dozların yaran kuşkuludur.
              Kortikoitlerin hastalığın alevlendiği dönemlerde kesin olarak kullanılmaları önerilir. Günlük dozlan ve uygulama biçimleri hastalığın ağırlığına göre de ğişir. Ülserli kolitin kalınbağırsağın son bölümleriyle sınırlı ve hafif biçimlerin de lavman yaparak yerel olarak steroit verilmesi yeğlenen bir yöntemdir. Bu durumlarda, bağırsaktan emilmeyen ilaç bileşimleri kullandır. Önemli olan, iltihaplı bağırsak mukozasıyla olabildi ğince uzun süre ilişkide kalabilecek tip te ilaçların kullanılmasıdır.
              Ağır ya da orta şiddetteki olgularda, steroit grubu ilaçlar ağız yoluyla ya da iğneyle verilir. Aynca yerel uygulama da yapılabilir. Damar yoluyla verilen prednizon, uygulanan doza bağlı olarak (günlük 20-60 mg) son derece etkilidir. İlaç günde 2-3 doza bölünerek ya da sı vı içinde eritilip düşük dozlar biçiminde verilebilir. Bu arada yüksek dozlarda (örneğin günde 60 mg düzeyinde) yan etkilerin daha sık ortaya çıktığı unutul mamalıdır. Prednizonun sabahları tek doz olarak ağız yoluyla verilmesi hem yeterli bir etki sağlamakta, hem de yan etki olasılığım en aza indirmektedir.
              Hipofizden salgılanan ve böbreküstü bezinin kortizon salgılamasını uyaran adrenokortikotrop hormon (ACTH) da mar yoluyla verildiğinde steroitlerle ay nı etkiyi gösterir. Ağır kolit olgulannda ve daha Önce hiç steroit verilmemiş has talarda daha çok kullanılır. Bu durumda önerilen doz günde 120 ünitedir. Daha önce kortizon tedavisi uygulanmış has talarda ise damar yoluyla verilen korti-zol (hidrokortizon) daha yararlıdır.Salazopirin – Ülserli kolitin uzun süreli tedavisinde kullanılan en önemli ilaçtır. Sülfapiridin adlı sülfamit grubu ile molekülün etkin bölümünü oluştu ran 5-aminosalisilik asitten (5-ASA) oluşur. Sülfamitli bölümün yalnız taşı yıcı işlevi vardır. Ağız yoluyla alman ilaç bağırsak bakterileri tarafından par çalanıp sülfapiridin ve 5-ASA’ya ayn-şır. 5-ASA daha çok yerel etki gösterir. Bağırsaktan bütünüyle emilerek karaci ğerde yıkıma uğratılan sülfamit grubu ise ilacın yan etkilerinden sorumlu olan bölümdür.
              1941 ‘de bireşimlenen ilaç, ülserli kolit yanında romatoit artrit tedavisinde de kullanılır. Kortikoitlerle geriletilen Ülserli kolitin, günde 2-4 gr’lik dozlarda alman bu ilaç sayesinde yeniden alev lenmesinin engellenebileceği ancak 1960′larda kanıtlanabilmiştir. Hastalı ğın alevlenme ya da ağırlaşma dönem*lerinde ise etkisi çok sınırlıdır. Salazo-pirinin önemli yan etkileri vardır. Bun lar arasında sindirim sistemi bozukluk-lan, akyuvar sayısında değişim ve er keklerde ortaya çıkan geçici kısırlık sa*yılabilir. Bunlann hemen hepsi sülfapi-ridİnden kaynaklanır. Yeni ilaçlarda birden çok ya da yalnız 5-ASA grubunu içeren moleküllere yer verilmekte, bu ilaçların hızlı ya da yavaş etkili hap, makattan kullanılan fitil ve çözelti gibi çeşitli biçimleri geliştirilmektedir. Yal nızca 5-ASA içeren ilaçların, salazopi-rinden daha etkili olmasa bile, yan etki leri bakımından çok daha güvenle kulla nılabildiği söylenebilir. Böylece hemen hemen bütün hastalar bir kolit nöbetin den sonra yinelemelere karşı önleyici olarak bu ilaçlan yıllarca, hatta yaşam boyu kullanabilirler.
              Azatioprin – Bağışıklık sistemi üze rimde baskılayıcı etkisi olan bir ilaçtır. Hastalığın alevlenme ve gerileme dö nemlerindeki yaran henüz kesinlik ka zanmamış, çelişkili sonuçlar alınmıştır. Yaran steroit tedavisine gerek görülen olgularla sınırlıdır.
              Azatioprin tedavisi, önemli yan etki len nedeniyle çoğu zaman düşük doz larda ve steroit dozunu azaltma amacıy la kullanılır. Cerrahi girişimin sakıncalı olduğu kişilerde de kullanımı sınırlıdır.
              İshal önleyici ilaçlar – Bu ilaçlar ancak hafif ya da orta şiddetteki olgu larda kullanılır. Ağır biçimlerde kesin likle kullanılmamalıdır. Ülserli kolitte doğru tedavi uygulayabilmek için her şeyden önce hastalığın ağırlık derecesi nin değerlendirilmesi zorunludur.
              AĞIR YA DA ÇOK HIZLI SEYREDEN KOLİT
              Hastalığın bu biçimi mutlaka hastanede tedavi edilmeli ve bazı genel önlemler alınmalıdır:
              • Ağızdan beslenme durdurulur (sindi rim kanalı dışından, yani damar yoluyla beslenme uygulanır).
              • Sıvı ve elektrolit dengesi düzenlenir ve korunur.
              • Kansızlık giderilir ve kandaki düşük protein oranı yükseltilir.
              ilaç tedavisi olarak damardan olduk ça yüksek dozlarda kortikoit (örneğin günde 40-60 mg prednizolon) verilir. Hastalıktan kalınbağırsağın son bölüm leri etkilenmışse tedaviye yerel olarak uygulanan kortikoitler eklenebilir. Bu durumda günde iki kez lavman biçimin de 100 mg kortizol verilebilir. Aynca ağız yoluyla geniş etkili antibiyotik te davisi önerilir.
              Tedavi 5-6 gün uygulandıktan sonra klinik durum yeniden değerlendirilir. Kesin iyileşme varsa, hem aşamalı ola rak ağızdan beslenmeye, hem de korti koit verilmesine geçilebilir. Steroit do zu aşamalı olarak azaltılarak günde 20 mg’ye kadar indirilir ve en az 4-6 hafta bu dozda tedavi sürdürülür. Daha sonra antibiyotikler kesilerek salazopirin te davisine geçilir.
              Orta derecede bir iyileşme varsa ya da iyileşme kuşku vericiyse, damar yo luyla tedaviye belirgin bir yanıt almana değin, gerekirse bir haftadan uzun süre devam edilir. Hastanın durumunun dü*zelmemesi ya da daha kötüleşmesi cer rahi girişimi gündeme getirir.
              ORTA DERECEDE AĞIR KOLİT A
              Bu durumda genellikle hastanede yat maya gerek yoktur. Ağızdan ve gerekir se yerel olarak kortikoitler, salazopirin ve ishale karşı ilaçlar kullanılır.
              Geleneksel tedavi yöntemi olarak ağız yoluyla günde 20-40 mg predni-zon ya da prednizolon, ayrıca kalınba ğırsağın son bölümleriyle sınırlı bir durum söz konusuysa lavman yoluyla günde 100-200 mg kortizol, ağızdan da günde 4 kez 1 gr salazopirin veri lir.
              En az 4 haftalık tedaviden sonra ste-roit miktarı giderek azaltılır. Bu sırada salazopirin dozu da günde 4 kez 0,5 gr’ ye indirilir.
              HAFİF ÜLSERLİ KOLİT
              Günde dört kezden az olmak üzere kan lı ishal biçiminde dışkılama olduğunda ve genel belirtiler bulunmadığında, ha fif gidişli ülserli kolit söz konusudur. Ülserli kolitin kalınbağırsağın son bö*lümleriyle sınırlı kaldığı durumlarda ka bızlık ve dışkıyla kan kaybına oldukça sık rastlanır.
              Tedavi, hastalığın etkilediği bölgeye göre değişir: Yalnızca düzbağırsak ve sigmoit kolon iltihaplandığında, yerel olarak uygulanan steroit (örneğin lav man yoluyla günde 100 mg kortizol ve*rilmesi) ve salazopirin (günde 4 kez 1 gr) yeterlidir. Bağırsak çok daha yaygın biçimde etkilenmişse, kortikoitler ağız yoluyla verilir (günde 20 mg prednizon ya da prednîzolon).
              UZUN SÜRELİ TEDAVİ
              Belirti vermeyen ülserli kolitin alevlen mesini etkin biçimde önleyebildiği kanıt lanmış tek ilaç salazopirindir. Uzun süreli tedavide en uygun doz günde 4 kez 0,5 gr’den toplam 2 gr olarak kabul edilir. Daha yüksek dozlar hem yararsızdır, hem de ilacm tehlikeli yan etkilerini artırır.
              Yukarda belirtildiği gibi bu ilaçla te davi, sakınca yaratmayan durumlarda ömür boyu sürdürülür ve hastanın ülser li kolitten ölme olasılığını hemen he men ortadan kaldırır.
              Buraya kadar sıralanan tedavi öneri lerini özetlemek gerekirse, ülserli koli tin kronikleşme, akut nöbetlere ve komplikasyonlara yol açma olasılığına karşın doğru ilaç tedavisiyle çoğu za man denetim altına alınabileceği ve cer rahi girişimle tedavisine gerek kalmaya cağı söylenebilir.
              TÜMÖR TEHLİKESİ
              Ülserli kolitin tümörü hazırlayıcı bir oroluşturduğu düşüncesi çok yaygındır. Bu hastalığı 10-15 yıldır taşıyan ve kalınbağırsağı yaygın biçimde hastalık tan etkilenen kişiler bütün ülserli kolit olgularının yüzde 10-15′ini oluşturur. Bunlar tümör gelişimi bakımından en tehlikeli grupta yer alır.10-20 yaşlarında kansere yakalan ma tehlikesi 200′de l’dir. Bu tehlike her yıl artarak 20 yıl sonra 6O’ta l’e yük-selir. Ülserli kolitte tümör gelişimi kadar önemli olan bir tehlike de, asıl hastalığın belirtilerinin tümörün ilk be-lirtilerini gizlemesidir. Bu hasta larda bağırsak kanseri son derece ses siz ve özel bir biçimde ilerler. Zaten uzun süredir dışkılama düzeni bozuk ve dışkıyla kan kaybı olan hastalarda tümör tanısı çok geç, cerrahi tedavi olasılığının azaldığı bir aşamada kona bilir.

              Yorum yap


              • #22
                a.ozturk Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                Sayın İbrahim Gökçek Bey,
                Ben ülseratif kolitten ameliyat oldum. Kalınbağırsağım tamamen alındı. Fakat poşit oldum, küçük çapta lezyonik ülserler ortaya çıktı. Gönderdiğiniz iksir, tonik ve kolit çayını kullandım. Ülserler iyileşti, artık ilaç da kullanmıyorum. Ayrıca demir eksikliğim de ortadan kalktı. İyileşmeme vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum.
                Ülseratif kolitten amaliyatı olmadan gelseydiniz belki amaliyata gerek bile kalmazdı, çok ağır hastaları tedavi ettik çok şükür

                Yorum yap


                • #23
                  m.kaya Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  Selam aleyküm,ben almanyada yasamakda olan bir okurunuzum.Yaklasik 4.ay önce acilar icinde kivranmakdaydim ,neler yasadigimi bir o yüce mevlam biliyor birde ben.Taaaaki ibrahim hocamla taniyanadek,Allahima devalarca sükürler olsun,vede saygi deger hocama her gün sabahdan aksama kadar belkide her gün 10 defa 100 defa dualarimi esirgemeyerek onu karsima cikartan yüce mevlama sonsuz sükürlerimi ileterek yasiyorum.Ben öyle bir haldeydimki resmen sürünüyordum ,evden cikamiyordum bikere,günde 15-20 kere ayak yoluna gidmem gerekiyordu agrilar icinde kivranarak,sürekli kramflar ,kan kayip etmek,iltahapdan kemiklerin agrisi ,ayaga kalkamiyacak derecedeydi neredeyse vede sürekli hasdane ev arasinda mekik dokuyordum,icdigim haplarin hesabi belli deyildi en kötüsüde sürekli cortison tedavisi basima cok daha zararlar acmaya baslamisdi ,sayamayacgim kadar,mesela kafamda sac kalmamisdi ,simdi ise bu ülser colit denen hasdaligi hocamin sayesinde yenmis gibiyim ,tekrardan hayatin güzel olduggunu fark eddim,cronik bir hasdalik diye hic umudum kalmamisdi.Simdi hocam size dönmek istiyorum beni hatirliyorsundur umarim,ben Mannheimdan Melahat,neredeyse kompile kalin bagirsagimi aldiracakdim ,sizi tanimasaydim, siz karsima öyle bir zamanda cikdinizki belki inamayacaksinizdir ama ben resmen pes etmisdim,sizi bana allahim gönderdi .Allah sizin ömrünüzü uzun ama cok uzun eylesin, eylesinki daha cok insana yetisebilin.Size yürekden tesekür ediyor vede elleriniden öpüyorum hocam. LÜTFEN HOCAM BU ISI BIRAKMAYIN,IKSIR TONIGI TÜM DÜNYAYA TANITIN
                  Ülseratif kolit gibi çok ağır bir hastalığı tedavi edebilmek çok şükür sabırla mümkündür.Günümüzde ülseratif kolitin tedavi edilememesinin sebebi bağırsak mantarlarının teşhis edilememesinden kaynaklanmaktadır.Bağırsak mantarları ancak ve anca dilden ve belirtilerinden anlaşılır.Elbette ki bizde bütün dünyaya bu ürünü yaymak isteriz, fakat bu reklam işi ve para olmadan olmuyor.Artı bu i,şi yapanların % 99'u şarlatan olunca genelikle bizde fark edilmiyoruz. Arada kaynayıp gidiyoruz.İnşallah bir gün başaracağız.

                  Bu rahatsızlıklardan biri veya bir kaçı varsa bağırsaklarınızda mantar var demektir veya dile bakılır.
                  1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal
                  2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
                  3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu,
                  4-) Dişte ve dile beyazımsı, sarımsı veya kahverengi pas gibi tabaka varsa mantar var demektir, hiç bir tabaka çokta aşırı kızarmışsa çok yoğun mantar var demektir.
                  5-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsantre olamama, unutkanlık, isteksizlik
                  6-) Aşırı tatlı yeme isteği ve aşırı açlık duygusu
                  7-) Kasların titremsi ve kas ağrısı
                  8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması
                  9-) Ense, omuz, sırt ve bel ağrısı
                  10-) Eklem ağrısı ve şişmesi
                  11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma,
                  12-) Küf gibi pis bir koku
                  13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
                  14-) Kolit, ülseratif kolit, morbus kron, ibs ve enterit gibi iltihaplı rahatsızlıklar
                  15-) Kronik böbrek yetmezliği, Mesane iltihaplanması, instersistiyel sistit, cinsel isteksizlik, prostatit,
                  16-) Mikotoksinler migren, baş ağrısı, depresyon ve panik atakı tetikler
                  17-) Diabet, kolesterol ve yüksek tansiyonu tetikler
                  18-) Kurdeşen, kaşıntı, polen alerjisi, besin alerjisi, alerjik astım, faranjit
                  19-) Sedef, ekzem, atopik ekzem, seboroik ekzem, akne inverse
                  Bunlardan birkaçı görülürse mantar olabilir.

                  Yorum yap


                  • #24
                    Mannheımdakı hasdanede calısan bır profösör demısdıkı,öyle bır bıtkısel ılac olsaydı sayet,bu hasdalıgı yenen,bunu tüm dünya duymusdu sımdıye dek ozaman,sızde lütfen duyurun ozaman hocam.selametle kalın ınsallah,allahımın selamı herkezın üstüne ınsallah

                    Yorum yap


                    • #25
                      m.kaya Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      Mannheımdakı hasdanede calısan bır profösör demısdıkı,öyle bır bıtkısel ılac olsaydı sayet,bu hasdalıgı yenen,bunu tüm dünya duymusdu sımdıye dek ozaman,sızde lütfen duyurun ozaman hocam.selametle kalın ınsallah,allahımın selamı herkezın üstüne ınsallah
                      Günümüzde ben kimlerle aynı alanda mücaddele ediyorum, öreneğin adamın arkasında 5 televizyon kanalı, 40 radyo ve 4-5 adet gazete ve dergi vede bir siyasi parti var.Peki sattığı ürün ne satığı ürün ABD de FDA tarafından insan sağlığını tehdit ettiği ispatlanan ve Türkiye'de de bazı profösörlerin aynı şekilde tehlikeli madde olduğunu belgeledikleri REİSHİ mantarı satılıyor ve bu mantarın birleşiminde ki etken maddenin fare zehirinde ki Wafferin'in bir benzeri olduğu tesbit edilen bu mantar Türkiye'de peynir ekmek gibi satılıyor.Ne tuaf değil mi? http://www.kordisepforte.com/f201/re...cudu-5731.html Benim de maddi durumum iyi olsa neler yapabilirim.

                      Yorum yap


                      • #26

                        Yorum yap


                        • #27

                          Yorum yap


                          • #28

                            Yorum yap


                            • #29

                              Yorum yap


                              • #30

                                Yorum yap

                                Hazırlanıyor...
                                X