Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ülseratif Kolit, Ülseratif kolit belirtileri, Kalınbağırsak ülseri, Spastik kolit

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ülseratif Kolit, Ülseratif kolit belirtileri, Kalınbağırsak ülseri, Spastik kolit



  • #2
    Ülseratif Kolit

    Ülseratif kolit kronik ve peryodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihapalanmasıdır. Kalın bağırsak mukazasının genelikle yüzeyi iltihapalanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır.

    Ülseratif kolit Morbus krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayrımak oldukca zordur. Morbus Krohn hastalığı genellikle bağırsakaların tamamında görülsede daha çok ince bağırsakta ve tabii kalın bağırsaktada görüldüğünden bu iki hastalığı bir birinden ayrımak zor olmaktadır.

    Ülseratif kolie genelikle 20-40 yaşı arasındaki yetişkin insanalar yakalanmaktadır ve bayanlarda erkeklere oranla daha çok görülmektedir. Almanyada takriben 700-800.000 kişide Ülseratif Kolit görülmektedir.

    Ülseratif kolit ağır bir hastalıktır ve hastalık beli aralıklarla ağırlaşmaktadır ve ağırlaştığı zaman kişinin dinlenmesi ve hatta hastanede gözetim altında olması gerekebilir. Ülseratif kolit zamanında tedavi edilmediğinde bağırsak kanserine bile sebep olabilir.

    Ülseratif Kolitin Sebebi:
    Bağırsak mukazasındaki bu iltihaplı değişimin sebebi yıllardır süren araştırmalara rağmen neden olduğu ve nasıl tedavi edilebilceği bilinmemektedir. Uzmanlar bu konuda farklı görüşteler. Bu görüşlerden bazıları: Enfeksiyon, genetik kalıtım, pisikolojik faktörler olabileceği yönündedir. Bana göre bağırsakalardaki bu iltihapalı hastalıkların asıl sebebi bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle mikroplarla başedememesidir.

    Ülseratif Kolit hastalarında hastalık % 50 oranında kalın bağırsağın son kısmında (rektum) görülmekte ve % 30 ornında kalın bağırsağın sol iniş kısmıda ve sadece % 20 oranında kalın bağırsağın tamamında görülmektedir. Hastalık % 85 oranında kronik olarak yıllarca devam eder ve peryodik aralıklarla hafif ağırlaşır ama pek problem yaratmazlar. Hastalık sadece hastalatın %10?unda çok ağır ve tehlikeli görülebilir.

    Hastalığın Belirtileri:
    Hastalık ne kadar çok yayılmışsa o kadar çok ağır geçer ve aşağıdaki belirtileri görülür.
    Kanlı İshaller, feces cerahatli, sümüksü olur ve kişide günde 10-20 defa ishal olabilir. Bu aşırı kanlı ishaller kansızlığa sebep olabilir ve bu kansızlık hayati tehlikeye sebep olabilir.
    Zayıflamna
    Karında kramplı ağrılar
    Hafif ateşlenme
    Nadiren Ülseratif kolitle birlikte deride ve gözde iltihapalnmada olabilir.
    Çok nadirende toksik zehirlenme görülebilir.

    Ülseratif Kolitin Teşhisi:
    Kan testi ile hastalığın ağırlığı ve kanamanın yoğunluğu anlaşılır, bu nedenle kan testi yapılması şartır. Kolonoskopi ile kalın bağırsak muhazasından alınan doku ve iltihap incelenir ve hastalığa sebep olan bakterilerin özelikleri tesbitedilir. Buna ilavetten ultrason muayenesi yapılır. Tabii bağırsak florasının iyiyce incelenmesi gerekir vede patolojik bakterilerin olma ihtimalinin olmaması gerekir.

    Ülseratif Kolitin Tedavisi:
    Ülseratif Kolit günüzmüzde kortizonla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Fakat kortizonun o kadar çok yantesiri vardırki bu ilaçın tedavide kulanılmaması daha uygundur. Kortizon yerine keten, çörekotu ve Gökçek İksiri kulanılmalıdır. Bağırsaklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle iltihapalanmaya sebep olan bakteri ve mantarları yokedemez. Antibiyotik ilaçlar kulanınca sadece zararlı bakteriler yok olumaz, aynı zamanda faydalı bakterilerde azalır. Bozulan bağırsak florası nedeniyle faydalı bakteriler azalır ve onun yerine çok tehlikeli mantarlar yerleşir.

    Doğru ilaç kulanmak gibi doğru beslenmekte çok önemlidir. Peynir, et ve mamülleri vücuttaki asit oranını artırır. Asidi nötürleştirmek için aşırı oksijen ve kalsiyum kulanılır. Aşırı oksijen harcanması demek bağışıklık sistemindeki T-Hücreleri, B-Hücreleri, Lenfositler, Makrofajlar vb enerji düştüğünden mikroplarla mücadelle edemezler. Siyah çayda mahsuzludur, çünkü siyah çayın birleşimindeki tanin bağırsakaları kurutur ve bağırsakalarda 2.000.000.000 pompa vardır. Pompalar vitaminleri, mineralleri ve aminositleri absorbe ederler, şayet kuruma olursa fonksiyonları azalır.

    Bağırsak mantarlarının üretiği zehirli maddelere mikotosinler denir ve Mikotoksinler (mantar zehirleri): Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besin allerjisi, kronik bağırsak ilt. (morbus krohn hastalığı ), kalın bağırsakiltihaplanması (kolit), kalın bağırsak ülseri (ülseratif kolit), psodö-allerji, allerji, allerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çoçuklarda hiperaktifitete neden olur. Buna karşı kulanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık dahada karmaşı bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotoksinler organizmayı taripeder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı ), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Yorum yap


    • #3
      Ülseratif Kolite Doğal Çözüm, Paketlenmiş Gıda Tehlikesi, Hazır Gıda Tehlikesi, Abur Cubur, Kimyasal Katkı Maddeleri Tehilkelidir, Hazır Gıdalar Bağırsaklara Zarar Veriyor, Kola Bağırsakları Yakar Kavurur, Kimyasal ilaçlar Bağırsakları Yakıp Kavuruyor, Ülseratif Kolit'in Tedavisi, Bağırsak Tahribatı, Bağırsak Tedavisi,


      Ülseratif kolit

      Ülseratif kolit, kanser riski taşıyor

      Dışkı yoluyla kan kaybedilmesi, şiddetli ishal, kilo kaybı, ağrı ve ateşle ortaya çıkan ülseratif kolitin ciddiye alınıp, tedavi edilmesi gerekiyor. Aksi halde kalın bağırsak kanserine yakalanma riski artıyor.

      Ülseratif kolit, kalın bağırsak iç yüzeyinin bilinmeyen nedenlerle kendiliğinden iltihaplanması olarak tarif edilen bir hastalık. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Geçim, ülseratif kolitin öncelikli tedavisinin ilaçla olduğunu belirtiyor ve ameliyata karar verilmesi gereken özel durumlar gelişebileceği uyarısında bulunuyor.

      Dışkı yoluyla kan kaybedilmesi, kanamanın yanı sıra şiddetli ishal, kilo kaybı, karın ağrıları ve ateşle ortaya çıkan ülseratif kolit hastalığının muhakkak ciddiye alınması ve tedaviye başlanması gerekiyor. Aksi halde kalın bağırsak kanserine yakalanma riski artıyor. Kalın bağırsak iç yüzeyinin bilinmeyen nedenlerle kendiliğinden iltihaplanması olarak tarif edilen ülseratif kolit, kalın bağırsak yüzeyinde geniş yaraların açılmasına ve bu yaralardan da kan, protein ve diğer değerli vücut salgılarının kaybına yol açıyor.
      Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Geçim, ülseratif kolitin nedenlerinin tam olarak bilinemediğini, erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık rastlandığını belirterek şöyle konuşuyor:
      ?Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkileri olduğu düşünülür. Bu faktörler arasında en çok tartışılanlar sigara ve alkol kullanımı, beyazlatılmış şeker tüketme, doğum kontrol hapları ve bazı enfeksiyon hastalıklarıdır. Olayın bağışıklık sisteminin henüz çözülemeyen bir bozukluğundan ileri geldiğine dair güçlü deliller vardır. Muhtemelen bağırsak yüzeyinde bağışıklığı sağlayan hücrelerin normalde reaksiyona yol açmayan mikroorganizma veya kimyasal maddelere karşı başlayan reaksiyonlarının aşırılaşması gibi bir durum söz konusu olabilirse de henüz hastalığın sebebi bilinmemektedir demek daha doğrudur.?

      ÜLSERATİF KOLİTİN KANSERLE İLİŞKİSİ
      Kanser riskini artırması ülseratif kolit hastalığının çok iyi takip edilmesini gerektiriyor. Ülseratif kolitin başlangıçta hastanın sağlam bir kişiye göre biraz daha yüksek bir oranda kalın bağırsak kanseri riski taşımasına neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ethem Geçim,?Hastalığın 10-15 yıl devam etmesini takiben bu risk giderek artar. Bu nedenle ülseratif kolitli hastaların düzenli olarak kolonoskopi ile takip edilmeleri yani bağırsağın iç yüzünün görüntülenmesi anlamına gelen bu yöntemle izlenmeleri önemlidir. Ayrıca gerektiğinde bağırsak yüzeyinden alınan parçalar da mikroskop altında incelenmelidir? diyor.

      Kalın bağırsak kanseri riskinini artırmasının yanısıra ülseratif kolitin neden olduğu başka sağlık sorunları da bulunuyor. Vücudun başka organlarında da ülseratif kolite yol açan mekanizmanın etkilerine bağlı hastalıkların gelişebildiğini söyleyen Prof. Dr. Ethem Geçim, ?Bunların başında bel kemiği ve diğer bazı eklem iltihaplanmaları, karaciğer-safra sistemi iltihaplanması, ayrıca ağız, göz ve deride yaralar oluşması, kansızlık ve pıhtılaşma bozuklukları, böbreklerde bazı sorunlar ile akciğer ve kalp zarının iltihaplanmaları gibi sorunlar sayılabilir? diye ekliyor.

      ÜLSERATİF KOLİTİN TEDAVİSİ
      Ülseratif kolitin tedavi seçeneğindeki ilk adım ilaç tedavisi. Ancak verilen ilaçların miktarı, tedavi güçleri ve kullanma süreleri arttıkça, zehirli yan etkilerinin de o oranda artacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ethem Geçim, şu uyarılarda bulunuyor:

      ?Örnek verirsek kortizonun yan etkilerine bağlı olarak, şeker hastalığı, mide ülseri delinmesi, yüksek tansiyon, katarakt, kas incelmesi, kemik erimesi, pankreas iltihaplanması gibi ölümcül yan etkiler gelişebilir. Hastaların kendilerine verilen tüm ilaçların yan etkilerini önceden bilmeye ve istedikleri anda ilaç tedavisini terk etmeye, ilaç tedavisinin alternatifleri konusunda bilgi edinmeye hakları vardır. Bu nedenle de hastaların ancak belirli sürelerle bu ilaçları kullanmaları ve eğer cevap alınamıyorsa yine uygun bir süre organ nakli yapıldığında da kullanılan bağışıklığı baskılayıcı ilaçlara geçilmesi doğru olur. Eğer yine cevap alınamazsa, bu hastaların cerrahi olarak tedavi edilmeleri gereklidir. Ayrıca bu ilaçları kullanan kişilerde böbrek yetmezliği gelişme ihtimali olduğu da unutulmamalıdır. Hastalar, ilaçların tüm yan etkilerini ve potansiyel risklerini kendilerine bu ilaçları veren hekimlerle mutlaka ve tüm detayları ile açık açık tartışmalıdırlar. ?

      AMELİYATIN GEREKLİ OLDUĞU DURUMLAR
      Hastalarda şiddetli kanama, bağırsak delinmesi, bağırsak duvarının iltihaplanması sonucu bağırsak çapının iyice genişleyip patlamaya doğru gitmesi, bağırsaktan kan dolaşımına geçen mikropların kan zehirlemesine yol açması gibi durumlarda acil cerrahi öneriliyor.

      Prof. Dr. Ethem Geçim, eğer ilaçla tedavide yan etkiler ortaya çıkmışsa veya tedaviye rağmen hastalık kontrol altına alınamıyorsa yine cerrahi tedavi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor:

      ?İlaçların yan etkileri zaman içinde ortaya çıktığına göre hastalığın genç yaşta başlaması ilaçla tedavi açısından bir dezavantajdır. Zira bu hastalarda umulan ilaç kullanım süresi uzundur ve büyük olasılıkla uzun dönemde tehlikeli ilaç yan etkileri ortaya çıkacaktır. Bu söylediklerimiz ışığında özellikle önlerinde uzun bir ömür olan genç hastalarda ameliyat ile tedaviye daha erken dönemde ve daha sıcak bakılması gerekir. Cerrahi uygulama öncesi, hastaların, tedavilerinin neden ilaçla değil de ameliyatla yapıldığı konusunda ikna olmaları gerekir. Yine cerrahinin de beklenen etkileri, riskleri ve yaratabileceği kalıcı sorunlar da hastaya açıkça anlatılmalıdır. Cerrahinin bir diğer gerekçesi de hastada kanser gelişmesi veya hastalığın kansere doğru ilerlediğinin tespitidir. Hekimin bu noktadaki marifeti hastanın kansere yakalanmadan gereğinde ameliyat edilmesinin sağlanmasıdır. Ameliyatla tedavinin temel prensibini hasta olan kolonun çıkarılması oluşturuyor. Ardından kalan ince bağırsak direkt olarak karın duvarına bağlanıyor.?

      Prof. Dr. Ethem Geçim, dışkının hayat boyu bir torbaya akması veya ince bağırsaktan yapılan kesenin hastanın anüsüne bağlanması ve hastaların normal yoldan dışkı yapmalarının sağlanması gibi seçenekler bulunduğunu belirtiyor.

      PROKTIT
      Proktit, rektumun iltihaplanmasıdır. Bu bir enfeksiyondan (bakteri veya virüs) kaynaklanabilir. Ülserleşmiş kolitin veya Crohn hastalığının belirtisi de olabilir. Bazen proktit anal cinsel ilişkiden olabilir. Proktiti cinsel ilişki yoluyla almış olan bir kimse bu enfeksiyonu cinsel ilişki yoluyla başka bir partnere geçirebilir. (Seks ilişkisi Yoluyla Geçen Hastalıklar).
      Belirtiler

      - Dışkıda, kan balgam veya cerahat bulunması,
      - Kabızlık
      - İshal,
      - Şiddetli rektal ağrılar,
      - Ateş.

      Proktite bağlı bazı belirtiler enfeksiyonun olası nedenini açıklar. Balgam, kan veya cerahatın dışkıda görülmesi iltihaplanmanın bel soğukluğundan kaynaklanmış olabileceğini belirtir. Proktiti eğer herpes simpleks virüsü yapmışsa, anüsün etrafında yara veya su toplaması gibi kabarcıklar bulabilirsiniz. Her iki durumda da makat yanar ve kaşınır. Tekrar tekrar duyulan aşırı dışarı çıkma hissi veya bağırsakları hareket ettirmeme hali meydana gelir. Eğer enfeksiyon rektumda değil de daha derin-de bağırsağınızda ise (protokolit) belirtilerin daha kuvvetli olması, anorektal sancı ve ateş görülmesi beklenir.

      Teşhis
      Doktoronuz anüs çevresindeki cildi muayene edecek dışkıdaki balgamı (varsa) inceleyecek ve protosigmoidoskopik (Kolon Kanseri için Radyografik Tarama) bir muayene programı uygulayacaktır. Frengi için bir kan testi de yapılabilir.

      Bu hastalık enfeksiyon sebebine bağlı olarak kolayca tedavi edilebilir veya edilemez. Bakteriyel enfeksiyonlar (bakteriden kaynaklanan) antibiyotiklere cevap verebilir. Fakat viral (virüsten kaynaklanan) enfeksiyonlar vermez.

      İlaç Tedavisi
      Bakteriyel enfeksiyonların ilk tedavisi antibiyotiktir. Ekseriyetle tetracycline hydrochloride ile tedavi yapılır. Herpes simpleks virüsün neden olduğu proktiti tedavi edebilecek ilaç yoktur. Gene de doktorunuz enfeksiyonun yayılmasını önleyici ve belirtileri hafifletici müstahzarlar verebilir.

      Yorum yap


      • #4



        mehmet6716 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
        Mrb
        Eşim 2002 Yılından bu yana Ülseratif Kolit Hastasıydı.Uzun zaman doktorların verdiği ilaçları kullandı ama zarardan başka bişeye yaramadı.2 aydır Gökçek İksir kullanmakta ve 15 inci günden sonra tamamen iyileşme gösterdi.Şu an halen kullanmakta ve hastalıktan eser kalmadı .Çok memnunuz uzun zaman o kadar sıkıntı çektik Bu hastalık için Gökçek İksiri tavsiye ediyoruz ve çok teşekkür ediyoruz ibrahim beyden allah razı olsun.

        Arayıp Konuşmak İsteyenler için
        Eşinizin iyilkeştiğine çok sevindim, iyileşen bütün hastalar yazsalar inanın bu site gibi bir kaç site daha dolar.Ülseratifin tedavisi kişiden kişiye bünyeden bünyeye göre farklılık gösterir ve bazen 40-50 gün Gökçek Tonik ve 4-5 ay Gökçek İksir kullanmak gerekebilir.

        Yorum yap


        • #5
          serkan33 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
          Bu iksiri ve toniki kurdeşen olan amca oğlu alıp kullanmış iyi oldu.Banada tevsiyeetti, bende zaten yıllardır kutu kutu hap yutuyorum hiç bir faydasınıda görmüyorum ama dahada azmasın diye mecburuz işte.Bende bundan 4 hafta önce iksir ve toniki denemeye başladım.Önce ağrılarım arttı doğrusu korktum ibrahim beyi aradım olur böyle tepkiler korkmayın bu normal dedi.Pislik dokulardan sökülürken ağrı verirmiş.Sonra dışkıdan sümüksü balgam gibi şeyler gelmeye başladı ibrahim bey buda iyi içerideki pislik dışları atılıyor devam dedi.Doğrusu bir kaç defa bırakmayı düşündüm daha kötü olacağımdan korktum.Ama şimdi karın ağrılarım geçti, kanamalar geçti, içimden akan pis yapışkan sümüksü madde azaldı.Şimdi tonik ve iksire daha çok güveniyorum.Artık buna devam edeceğim, diğer ilaçları kullanmama gerek kalmadı.Valla bu iksir ve tonik mucize gibi bir şey.İyiki varsın abi
          [SIZE=3][COLOR=fuchsia]Serkan bey iyileştiğinize memun oldum, fakat siz daha iyi bilirsiniz ülseratifkolit ağır bir hastalık ve uzun süreli tedavi gerektirir.Tedaviye ara vermeden devam etmeniz gerek.Takriben 7-8 hafta Gökçek Tonik ve 5-6 ay Gökçek İksir kullanmanız gerekir.


          Yorum yap


          • #6
            senol08 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            öncelikle Herkese Selamlarımı Sunarım. Allah Bütün Hastalara şifalar Versin Inşallah.benim Eşim 2 Yıldır ülseratif Kolit Hastası En Son Iki Sefer Birincide On Gün Ikincide 14 Gün Gastroenteroloji Uzmanı Kontrolunde Yattı. ülseratif Koliti Tedavi Olmadığı Gibi Genel Sağlık Durumuda Iyi Değildi Artık. Ve Bir Gün Internette Dolaşırken Gökçek Iksir Ve Gökçek Tonike Rastladım Ve Dikkatimi çekti Okudum şifayı Veren Allah Biz Sebeplere Tutunuyoruz ölçüsüyle şifa Vesilesidir Inşallah ümidiyle Yola çıkarak Ilaçları Aldık Ve Kullanmaya Başladı Eşim. Ilk On Onbeşgün Bağırsak Yırtılması Gibi Ağrı Oldu Ondan Sonra Yavaş Yavaş Azaldı Ve Bu Ağrıların Olduğu Dönemlerde çok Yoğun şekilde Iltihapla Karışık Kanama Ve Yarı Ishal şeklinde Devam Etti.acaba Dahamı Kötüye Gidiyor Diye Ibrahim Beye Durumu Ilettik Gayet Normal Dedi Ilaç Etki Ediyorki Tepki Oluyor Cevabı Verdi. Sabredin Ve Ilaçları Kullanmaya Devam Edin Dedi Ve O Ağrılar Ve Dışkı şekli Yavaş Yavaş Düzelmeye Başladı Ve En önemlisi Hastanın Takatı Düzelmeye Başladı.şuanda 53 Gün Oldu Ilaca Başladıktan Sonra Ve Hastada Fark Etmeye Başladı Allaha şükürler Olsunki Istikamet Iyiye Doğru Gidiyor Allah Razı Olsun Ibrahim Gökçek Beye Vesile Olduğu Için. Tam Tedavi Için Daha Biraz Daha Kullanmamız Gerekiyormuş Olsun Yeterki Hasta Iyi Olsun Gerçekten ülseratif Kolit Zor Bir Hastalık Bizim Gibi Olanların Allah Yardımcısı Olsun Denemelerini Tavsiye Ederim.


            Şenol bey sizinde söylediğiniz gibi ülseratifkolit çok ağır bir rahatszılıktır ve tedaviside o oranda zaman alır.Çok kimyasal ilaç kullananlarda tedavi süreci o ölcüde uzar.Çünkü kimyasal ilaçlar bağırsak mukozasını tahrip eder ve mukoza duyarlılığını kaybeder.Gökçek İksir ve Gökçek Tonik devam edein.Bazen ve nadiren 3 ay tonik ve 5-6 ay iksir kullanmak gerekebilir.

            Yorum yap


            • #7
              Evvela bütün hastalıkların şifasını veren ALLAH ın selamı üzerinize olsun. Benim bu siteye ikinci yazım ilkini 28.8.2008 de yazmıştım. Eşimin ülseratif kolit hastası olduğunu ve tibben artık tedaviye cevap vermediğini ve daha sonra ibrahim gökçek beyle tanıştığımı yazmıştım. Şu anda 06.07.2008 de başladığımız gökçek iksir, tonik ve çay tedavisine devam ediyoruz. Yaklaşık 3.5 ay oldu ve şu anda şıkayetlerınde hissedilir derecede azalma oldu ve hasta kendisini çok iyi hissediyor. Karın ağrısı denen birşeyi kalmadı çok şükür. Ama kesin sonuç için birdaha tekrarlamaması için birkaç aydaha tedaviye devam etmemiz gerekiyormuş. ALLAH ibrahim beyden razı olsun ve bütün hastaların yardımcısı olsun şifalar versin inş. Yazımızı okuyan herkese gerçekten bu ilaçları tereddütsüz uygulayabileceklerini tekrar söylüyorum. Saygılarımla

              Yorum yap


              • #8
                senol08 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                Evvela bütün hastalıkların şifasını veren ALLAH ın selamı üzerinize olsun. Benim bu siteye ikinci yazım ilkini 28.8.2008 de yazmıştım. Eşimin ülseratif kolit hastası olduğunu ve tibben artık tedaviye cevap vermediğini ve daha sonra ibrahim gökçek beyle tanıştığımı yazmıştım. Şu anda 06.07.2008 de başladığımız gökçek iksir, tonik ve çay tedavisine devam ediyoruz. Yaklaşık 3.5 ay oldu ve şu anda şıkayetlerınde hissedilir derecede azalma oldu ve hasta kendisini çok iyi hissediyor. Karın ağrısı denen birşeyi kalmadı çok şükür. Ama kesin sonuç için birdaha tekrarlamaması için birkaç aydaha tedaviye devam etmemiz gerekiyormuş. ALLAH ibrahim beyden razı olsun ve bütün hastaların yardımcısı olsun şifalar versin inş. Yazımızı okuyan herkese gerçekten bu ilaçları tereddütsüz uygulayabileceklerini tekrar söylüyorum. Saygılarımla


                [SIZE=4][COLOR=indigo]Şenol bey teşekkürler, ülseratif kolit hastları şayet sabrederlerse zamnala iyileşirler, siz de sabredenlerdensiniz tebrikler.Ülseratif kolit çok ağır bir rahatszılık ve çok zman gerekir.

                Yorum yap


                • #9

                  ebru35 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  ben 2 yıla yakındır ülseratif kolit hastasıyım bir sürü ilaç kullandım ve hiç bir faydasını görmedim. tuvalet sıkıntıı, gaz problemi, stres, sinir, şişkinlik, bunlar gibi bir sürü rahatsızlıklar ,sonra abim sizin sitenizi keşfetmiş , başta size sonra abime allah razı olsun diyorum.sizin gökçek iksiri, gökçek toniği ve çayını kullanmaya başladıktan sonra normal bir insana döndüm . iltihaplarımda ve kanamlarımda azalma oldu ve gittikçede yok denecek hale geliyor. Etrafımda ki tanıdıklarıma ve bu hastalığı çeken herkese bu iksiri ve toniği tavsiye ediyorum . Şişkinliğim kalmadı zayıfladım buda psikolojimi düzeltti. Bir kullanıcı ve bundan fayda gören biri olarak size minnetarım .Ve ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. Hayatınızda size sağlık ve huzur dilerim. saygılarımla.


                  Ebru hanım ülsewratif kolit gibi çok ağır bir rahatszılıktan kurtulduğunuz için çok memnun oldum.Fakat iyileştim diye hemen tedaviyi yarıda bırakmamanız gerekir.

                  Yorum yap


                  • #10


                    ferhat55 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    2 yıldan beri Ülseratifkolit hastasıyım.İlaçlar tedaviye sonuç vermedi.Ve internetten İbrahim GÖKÇEK ile tanıştım.İksir,Tonik ve Kolit Çayı içiyorum.3 Ay oldu ve %80 bir düzelme oldu.Şuan çok iyiyim ve şuan bırakmadan kullanıyorum.3 Ay daha kullanacağım.Çok faydasını gördüm.
                    ferhat55 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster

                    İbrahim Gökçek'e Çok Teşekkür Ederim..

                    Herkeze Acil Şifalar ..


                    Ferhat bey iyileşmenize çok sevindim, fakat malumunuz ülseratifkolit çok ağır bir vaka ve kesin tedavisi çok zaman alır.

                    Yorum yap


                    • #11


                      doktortrk Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      Yegenim 9 yaşında VE ülseratif kolit hastasıydı. Doktorların yazdıgı ilaçları kullandı fakat fayda görmedi.Gökçek tonik siparişi verdim 2 ay boyunca onu yemeklerden sonra yarım çay bardağı aldı ve beslenmesine dikkat ederek (çukulata,cips,kızartma ve hayvansal gıdalardan peynir kesinlikle yemedi) tamamen kurtuldu.Emegi geçen herkese çok teşekkür ederim..
                      Bugün bizi ziyaret eden doktorumunu yeğeni 2 aylık bir tedavi süreci sonunda ülseratifkoliten kurtulmuştur, Allah sağlık sıhhat versin.Bu çocukla birlikte aynı rahatszılıktan dolayı aynı klinikte tedavi gören diğer 20 çocuk herhangi bir gelişme olmamıştır, çünkü onların henüz iksir, tonik ve kolit çaylarından haberleri yok.İnşallah diğer hastalarada ulaşırız.

                      Yorum yap


                      • #12
                        merhaba hocam.Aslında hastalıgın ne oldugunu bugüne kadar adını hiç bir doktor koyamadı.Annem bundan yaklaşık 15 yıl önce migde bulantısı migdede aşırı agrı ve müthiş bir sırt agrısı çekmeye başladı her 2 dak da bir istifra ediyodu sonra 5 dk.10 dk. 20 dk diye bu süre uzayarak istifra etmesi kesiliyodu kapıdanın açılmasından esen rüzgardan bile etkileniyodu .korkumuzdan çocuk gibi koruyoduk onu üşütüp hastalanmasın diye .Sabahlara kadar sırtına masajlarmı yapmadık sıcak su torbalarımı koymadık anlatamam size.Kimi doktormigde de iltihaplanma var dedi dieri yok öyle bişey dedi öbürü safrada taş var dedi bir dieri safrada taşı bırak kum bile yok dedi.anlıycanız şaşıp kaldık.bundan 5 sene evvel kaplıcaya gitti annem 1 hafta banyo aldı çok şükür ondan sonra ii oldu ama bu sene tekrarladı hastalıgı .artık kaplıcayada gidemez< çünki kalp hastası.Hocam lütfen yardımcı olun ne yapmam lazım hagi ilacınızı önerirsiniz çok teşekkürler

                        Yorum yap


                        • #13
                          Ayrıca hocam sırtında kireçleme oldugunu söylemiş doktorlar bundan dolayı olabilirmi kusması migde agrısı.

                          Yorum yap


                          • #14
                            filizfiliz Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                            Ayrıca hocam sırtında kireçleme oldugunu söylemiş doktorlar bundan dolayı olabilirmi kusması migde agrısı.
                            Bağırsak mantarlarının üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar beyne etki eden toksik maddeler vücudunun bütün dengelerini bozar.İksir, tonik, detoks ve kemik çayı kullansın birşeyi kalmaz.

                            Yorum yap


                            • #15
                              hocam detoks çayının ücretini ögrenmek için ürünler listesinde göremedim fiyatını .Birde 2 çay verdiginiz zaman bunların içimi nasıl olacak karışıkmı içecek Mesela BİR DEMLİKDE İKİSİNİ BİRDEN DEMLEYİP Mİ İÇECEK yada ayrı ayrımı içecek.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X