Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alüminyum ne kadar tehlikeli ise, BOR o kadar faydalı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #16
    Ağır Metaller ve İnsan Sağlığına Etkileri Sponsorlu Bağlantılar:
    Ağır metaller : Ağır metaller yerkabuğunda doğal olarak bulunan bileşiklerdir. Bozulmaz ve yok edilemezler. Küçük bir miktara kadar vücudumuza gıdalar, içme suyu ve hava yolu ile girerler. İz elementler gibi bazı ağır metaller (örneğin bakır, selenyum, çinko) insan vücudunun metabolizmasını sürdürmek için elzemdirler. Bununla birlikte yüksek konsantrasyonlarda toksik olabilirler. Ağır metal zehirlenmesi oluşabilmektedir, örneğin kontamine olmuş içme suyundan (örneğin kurşun borular), emisyon kaynaklarına yakın ortam hava konsantrasyonun yüksek olmasından veya gıda zinciri yoluyla.

    Ağır metaller tehlikelidir çünkü biyobirikme eğilimlidirler. Biyobirikim zamanla biyolojik bir organizmada bir kimyasal konsantrasyonun, kimyasalın doğadaki konsantrasyonuyla karşılaştırıldığında artması demektir. Bileşikler herhangi bir zamanda canlı şeylerde birikebilirler ve onların vücuda alınmaları ve depolanması metabolize edilmelerinden veya atılmalarından daha hızlıdır.

    Halen daha, ağır metallerden kaynaklanan gıda zehirlenmeleri çok nadirdir ve çoğu durum sadece çevresel kirlenmeden sonra meydana gelir. Böyle bir çevresel kirlenmenin en bilinen örneği 1932-55 yılları arasında Japonya'da meydana gelenidir.

    1932'den itibaren, Japonya'da Chisso's kimyasalları tarafından cıva içeren lağım Minimata sahiline serbest bırakıldı. Cıva deniz ürünlerinde birikti, daha sonra nüfusta cıva zehirlenmeleri gözlendi. 1952'de, cıva zehirlenmesinin ilk kanıtı Japonya'da Minimata nüfusunda ortaya çıkmıştır ve bunun nedeni cıva ile kirlenmiş balıkların tüketimiydi. 1950'lerde toplam 500 ölüm vakası kaydedildi. Ondan sonra; Japonya, endüstri aleminin en katı çevresel kanunlarını çıkardı ve hastalık da Minimata sendromu olarak bilinir.

    Aşağıdaki ağır metaller toksisite semptomları içermektedir : Alüminyum
    Altın
    Antimon
    Arsenik
    Bakır
    Baryum
    Bizmut
    Cıva
    Galyum
    Gümüş
    Hafniyum
    İndiyum
    İridyum
    Kadmiyum
    Kalay
    Krom
    Kurşun
    Lantan
    Manganez
    Nikel
    Niobyum
    Palladyum
    Platin
    Rhodium
    Ruthenium
    Scandium
    Stronsiyum
    Tantalum
    Talyum
    Tungsten
    Vanadium
    Yttrium
    Zirconyum

    Ağır Metal Kirliliği ve İnsan Sağlığına Etkileri :
    Yirminci yüzyılda pek çok bilimsel gelişme yaşanmıştır. Bunlardan en önemli olanı sanayileşme alanında meydana gelen gelişmelerdir. Diğer taraftan özellikle kimya alanındaki gelişmeler ilerleyen yıllarda ciddi çevre problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Endüstri devriminin ardından başlayan çevre kirliliği özellikle 2. dünya savaşının ardından tüm dünyaya yayıldı.

    Son 50 yıldaki teknolojik gelişmeler yaşam koşullarını eskisine göre çok kolaylaştırmasının yanı sıra, çevre kirliliğinde büyük bir artışa sebep olmuştur. Şehir havası otomobil egzozlarından çıkan yüz binlerce ton ksilen ve toluen tarafından, içme suyu sistemleri uçucu organik maddeler tarafından, kırsal alanlar pestisidler ve herbisidler tarafından, ormanlar ve balıkçılık alanları kükürt ve azot emisyonları tarafından kirletilmektedir. Minamata körfezi, Çernobil ve Bhopal gibi büyük çevre felaketleri halkın ve hükümetlerin çevre konusuna eğilmelerini hızlandırdı. Sadece ABD sanayi kuruluşları her yıl 300 milyon tondan fazla tehlikeli atık üretmektedirler ki bu da kişi başına 1 ton atık demektir. Yine ABD’de 500.000’den fazla doğal alan tehlikeli atıklar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir.

    Endüstriyel işlem ve ürünlerde ağır metal kullanımı son yıllarda hızla artmış ve buna bağlı olarak insanlar üzerindeki etkisi de tehlikeli değerlere ulaşmıştır. Günlük hayatta o kadar çok ağır metal içeren ürün kullanıyoruz ki şimdilik bunlardan kurtulmamız mümkün gözükmüyor. Civa-amalgam diş dolgusu, kurşunlu boya, musluk suyu, yiyecek prosesleri, kimyasal tortu ve kişisel bakım ürünleri (kozmetik ürünleri, şampuan, saç ürünleri, gargara sıvısı, diş macunu, sabun vb) her gün kullandıklarımızdan sadece birkaçı. Bunun yanında insanlar evde, dışarıda, birçok iş sahasında her gün ağır metallerin etkisine maruz kalmaktadır.

    Son yıllarda artan pil kullanımı insan sağlığı ve çevre için potansiyel tehlike oluşturmaktadır. Evlerde, işyerlerinde, ulaşımda ve sanayide önemli miktarda pil kullanılmaktadır. Piller, motorlarda, elektronik cihazlarda, saatlerde, kameralarda, hesap makinelerinde, işitme aletlerinde, kablosuz telefonlarda, oyuncaklarda v.b. yerlerde geniş bir kullanım alanı bulmaktadır. Kullanım süresi dolan pillerin kullanıcılar tarafından bilinçsizce bertaraf edilmesinin sonucu, çevreye önemli derecede ağır metal dağılmakta, bu da insan hayatını tehdit etmektedir. Diğer önemli bir tehdit unsuru da akülerdir.

    Ağır metaller bioakumülatiftir ve insan vücudunda herhangi bir olumlu fonksiyonu olmayıp fazlası toksik etkiye neden olurlar. Solunum beslenme ve deri emilimi yoluyla insan vücuduna girerek dokularda birikmeye başlarlar. Bu metaller vücuttan uzaklaştırılamaz ve zaman içinde toksik değere ulaşırlar. Denekler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda ağır metallere maruz kalan insanlarda, ruhsal ve nörolojik etkilere bağlı davranış bozuklukları, nörotransmiter üretimi ve bunların fonksiyonunda düzensizlikler ortaya çıkması ve daha birçok metabolizma sorunu gözlemlenmiştir. Daha sonraları, maruz kalınan ağır metal oranına göre sakatlıklar ve bazı organların görevini yapamaması gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmıştır.

    Alüminyum, arsenik, kadmiyum, kurşun, civa, ve çinko en yaygın ağır metallerdir.

    Alüminyum : Sinir sistemi bozukluklarına neden olan alüminyum mutfak kaplarından, içme suyundan, ilaçlardan ve alüminyum işleyen tesislerden kaynaklanabilir. Alüminyum akciğere ve sinir sitemine etki etmektedir. Hemodiyaliz deneyimleri sonucunda alüminyumun beyinde zararlara yol açtığı ve Alzheimer hastalığına neden olduğu saptanmıştır(Diyalize giren hastalara yüksek dozlara alüminyum hidroksit verilmektedir). Kronik maruz kalma ile akciğer kanseri, astım görülebilir.

    Arsenik : Metal ayrıştırma, pestisidler, herbisidler, piller, kablolar, mil yatakları gibi kullanım alanları vardır. Bulaşma yolları arasında kaynak suları, süttozu, soya sosları, su ürünleri (biyobirikim) besin katkıları ve sigara sayılabilir. Solunduğunda güçlü bir karsinojen (kanser yapıcı) olan arsenik, bağırsaklar ve karaciğer üzerinde yüksek derecede tahribata neden olur. Fransızların büyük komutanı Napolyon’un saç telleri üzerinde yapılan çalışmalar ilginç bir sonuç ortaya koyarak tarihe ışık tutulmasına vesile olmuştur. Yapılan çalışmalarda Napolyon’a ait saç telleri alüminyum silindire konuldu ve birkaç saat süreyle bir uranyum reaktöründe tutuldu. Sonuç şaşırtıcıydı. Saçtaki arsenik miktarı normalin 13 katıydı. Dahası, arsenik ufak dozlar halinde, yavaş yavaş verilmişti. Yani Napolyon, yemeğine sürekli arsenik eklenmesinin sonucu zehirlenmiştir.

    Bakır : Bakır çok yaygın bir maddedir ve doğada doğal olarak bulunur ve doğal olaylar yoluyla ile doğada yayılır. İnsanlar bakırı yaygın bir şekilde kullanırlar. Örneğin endüstride ve tarımda kullanılır. Bakır üretimi son on yılda çok gelişmiştir ve buna bağlı olarak doğadaki bakır miktarı artmıştır.

    Bakır birçok çeşit gıdada, içme suyunda ve havada bulunabilir. Bundan dolayı her gün yiyerek, içerek ve soluyarak önemli bir miktar bakırı vücudumuza alırız. Bakırın absorbsiyonu gereklidir, çünkü bakır insan sağlığı için gerekli olan bir iz elementtir. İnsanların yüksek konsantrasyonlarda bakırı orantılı olarak idare edebilmelerine rağmen, çok fazla bakır önemli sağlık problemlerine yol açabilir. Bakırdan tesisata sahip evlerde yaşayan kişiler çoğu kişiye oranla daha fazla bakır miktarına maruz kalmaktadırlar, çünkü bakır, korozyona uğramış borulardan içme suyuna geçmektedir. Bakıra mesleki olarak maruz kalma sıklıkla olmaktadır. Çalışma ortamında bakır bulaşması metal ateşi olarak bilinen grip benzeri duruma neden olmaktadır. Bu durum iki gün sonra geçer ve bu aşırı hassasiyetten olur. Bakıra uzun süreli maruz kalma burun, ağız ve göz tahrişine ve baş ağrılarına, karın ağrılarına, baş dönmesine, kusmaya ve ishale neden olmaktadır. Bakırın kasten yüksek miktarda alımı karaciğer ve bakır hasarlarına ve hatta ölüme bile neden olabilir. Bakırın kanserojen olup olmadığı da henüz saptanmamıştır. Uzun süreli yüksek konsantrasyonlardaki bakıra maruz kalma ile genç ergenlerde zekanın azalması arasında bir bağlantı olduğunu gösteren bilimsel makaleler bulunmaktadır. Böyle bir şey olup olmadığı gelecek araştırmalar için konu olmalıdır.

    Kurşun : Kurşun tüm çevrede ve özellikle kent havasında bulunan ileri derecede toksik bir ağır metaldir. Sanayide daha çok pil yapımında, benzin katkı maddesi olarak, basımda, radyasyon koruyucusu olarak, kablo yalıtkanı olarak, boyalarda, lehimde, folyolarda ve sayısız alaşım içinde kullanılmaktadır. Bir kent sakininin yılda ortalama 20 kilo kurşunu hurdaya çıkardığı tahmin edilmektedir. Kurşun biyolojik olarak parçalanamaz. Nontoksik forma çevrilemez.

    Kurşun vücuda solunum, içme suyu ve gıda zinciri yolu ile girerek ciğerlere kadar ulaşır ve ciğerlerde yavaş yavaş absorbe(emilme) edilerek kana karışır. Kan yolu ile önce karaciğer, böbrek, beyin ve kas gibi yumuşak dokulara taşınır. 35–40 gün bekledikten sonra kurşun metabolitleri yardımı ile kemik ve diş gibi sert dokularda birikir.

    Kurşun; işitme bozukluğuna, sinir iletim sisteminde ve hemoglobin bileşiminde düşmeye, kansızlığa, mide ağrısına, böbrek ve beyin iltihaplanmasına, kısırlığa, kansere ve ölüme neden olmaktadır. Özellikle çocuklarda bilişsel ve davranışsal bozukluklara yol açar. Çocukluk dönemindeki kronik maruz kalma, yetişkinlikte kalıcılaşan obeziteye yol açabilir. Yarılanma süresi 20 yıl olduğundan vücuttan atılma olasılığı yoktur.

    Çinko : Diğer metallerle çok sayıda alaşımın yapısına katılır. Otomotiv endüstrisinde, elektrikli gereçler, oyuncak, diş dolgusunda, deodorantlarda, pillerde ve kaynak işlerinde kullanılır. Demir ve benzeri metallerin, korozyona karşı önlem amacıyla galvanizlenmesinde de kullanılır. Kronik maruziyet ile deri ve akciğer hastalıkları görülür.

    Civa : Termometrelerin, barometrelerin, difüzyon pompalarının ve daha birçok laboratuar gerecinin yapımında kullanılır. Cıva buharlı lambaların ve reklâm ışıklandırmalarının, cıvalı şalterlerin, diş hekimliğinde kullanılan bazı karışımların, koruyucu boyaların, böcek öldürücü ilaçların ve pillerin yapısında da cıva bulunur. Cıva doğada bozulmadığından cıva ve cıva bileşikleri halk ve çevre sağlığı bakımından çok tehlikeli ve toksittir. İçme suyu veya gıda zinciri yolu ile insan vücuduna giren cıva; Bazı nörolojik bozukluklara, merkezi sinir sisteminin tahribine ve kansere, böbrek, karaciğer, beyin dokularının tahribine, kromozomları tahrip edip sakat doğumlara neden olmaktadır.

    Kadmiyum : Kadmiyum ve bileşiklerinin çözeltileri zehirlidir. Ağır metaller içerisindeki en tehlikeli ve toksit maddelerden biri kadmiyumdur. Çevremizdeki kadmiyum kaynakları; kadmiyum içeren boyalar, sigara dumanı, plastik katkı maddeleri, Kadmiyum sülfür ve çinko üreten tesislerdir. Piller çöpe atıldığı zaman depo sahasında bozularak kadmiyum ve bileşikleri serbest hale geçerek suya karışır. Kadmiyumlu sızıntı suyu, içme suyunu ve toprağı kirleterek gıda zinciri ve içme suyu yolu ile insan vücuduna girer. Vücut kadmiyumu kalsiyum gibi algılar ve kadmiyum vücutta birikmeye başlar.

    Vücutta kalsiyum eksilmesinden dolayı kemikler yavaş yavaş zayıflamaya başlar. Ayakta durmak hatta öksürmek bile kemiklerin kırılmasına hatta iskelet ufalanarak neticede hastanın ölmesine neden olur. Ayrıca günde bir paket sigara içen insanların vücutlarında, daha ziyade karaciğer ve böbreklerinde sigara içmeyenlere nazaran %50 oranında daha fazla kadmiyum taşımaktadırlar. Ankara'da yapılan bir araştırma da hava kirliliği yoğun olan semtler de yaşayan insanların idrarlarında kadmiyum ve kurşuna rastlanmıştır.

    Nikel : Nikel, çevrede çok düşük seviyede bulunan bir elementtir. İnsanlık, nikeli, bir çok farklı uygulamalar için kullanır. Nikelin, en yaygın uygulaması, paslanmaz çelik ve diğer metal malzemelerin içeriği olarak kullanılmasıdır. Nikel, mücevherat gibi metal ürünlerde genelde bulunur.

    Gıda maddeleri, doğal olarak küçük miktarlarda nikel içerir. Çikolata ve katı yağların, yüksek oranda nikel içerdiği bilinir. Kirli topraklardan elde edilen sebzelerin yüksek miktarda tüketilmesiyle nikel alımı artacaktır. Bitkilerin nikeli topladığı bilinir ve dolayısıyla sebzelerden nikel alımı yüksektir. Sigara içenler, ciğerlerine yüksek oranda nikel alırlar. Nikel deterjanlarda da bulunabilir.

    İnsanlar nikele solunum yoluyla, içme suyuyla, gıdaların tüketimiyle veya sigara içilmesiyle maruz kalabilir. Nikelle kirlenen toprak veya su deriyle temas ettiğinde de nikele maruz kalınabilir. Aslında nikelin az miktarda alınması vücut için gereklidir; fakat aşırı dozda alınırsa insan sağlığı için tehlikeli olabilir.

    Nikelin fazla miktarda alınması aşağıda belirtilen bozukluklara neden olabilir.
    Akciğer, burun, prostat ve gırtlak kanseri riskini artırır.
    Akciğerlerde tıkanma
    Solunum yetersizliği
    Doğum kusurları
    Astım ve kronik bronşit
    Mücevherlerden kaynaklanan deri isiliği gibi alerjik reaksiyonlar
    Kalp rahatsızlıkları
    Nikel gazına maruz kalındığında, halsizlik ve baş dönmesi
    Günlük hayatta en dikkatli kullanmamız gereken nesnelerden biri, piller…

    Piller konusunda belediyelere düşen görevler :
    < Pillerdeki cıva, kadmiyum ve kurşun gibi zehirli ağır metaller konusunda halkı bilinçlendirmek
    < Pillerin ayrı toplanmasını sağlamak ve kırmızı renkli pil kutuları ile pil toplama merkezleri oluşturmak.
    < Vatandaşların pilleri nasıl ayrı toplayacakları konusunda bilgilendirmek
    < Pillerin depolama alanlarında ayrı özel hücrelerde depolanması sağlanmak

    Pil kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
    • Çok zorunlu kalmadığınız sürece pil tercih etmeyiniz
    • İhtiyacınıza göre pil seçiniz
    • Kullanım talimatlarına uyunuz
    • Çocuklardan kesinlikle uzak tutunuz
    • Pilleri dilinizle kontrol etmeyiniz
    • Herhangi bir şekilde içini açmayı denemeyiniz
    • Eski, sızıntı yapan pilleri katiyen çıplak elle temas etmeyiniz, temas halinde ellerinizi iyice yıkayınız
    • Cihazınızı uzun süre kullanmayacaksanız pilleri çıkartınız
    • Ateşe atmayınız
    • Kullanılan pilleri kesinlikle çöpe atmayınız, ayrı poşette biriktiriniz ve belediyenizin pil toplama merkezi varsa oraya götürünüz

    Çevremize bırakılan metal emisyonlarının azaltılması konusunda her türlü önlemin alınması öncelikle kirletici durumundaki kuruluşların görevi olmalıdır. Çevremizi kirleten emisyonların azaltılması hatta mümkünse doğal değerlere kadar indirilmesi, atık suların ve baca gazlarının temizlenmesi ek bir maliyet gibi düşünülmemelidir. Çünkü gerekli önlemler alınmazsa gelecek nesillere bırakacak bir dünya kalmayacaktır.

    Konuyla ilgili aramalar: ağır metal nedir , ağır metaller nelerdir , ağır metallerin çevreye etkileri , ağır metallerin zararları , insan sağlığı üzerindeki etkileri , hangileri , insan sağlığına etkileri , giderilmesi hastaneciyiz.blogspot.com

    Kaynak: http://hastaneciyiz.blogspot.com.tr/...-etkileri.html

    Yorum yap


    • #17
      Alüminyum Zararlı mı?



      WASHINGTON—


      Uçaklardan mutfak gereçlerine kadar birçok yerde kullanılan ve hafif bir metal olan alüminyum uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Bu metalin faydaları milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştırdı. Ancak yeni bir belgesel bu metalin zararları inceliyor.


      İçeceklerimiz alüminyum kutularda sunuluyor. Mutfak gereçlerimiz alüminyumdan.

      Alüminyumu bizi iyi, güvende ve temiz hissettiren ürünlerde görüyoruz.

      Ancak Avusturyalı film yönetmeni Bert Ehgartner alüminyumun farklı bir yönü olduğunu söylüyor: “Çok fazla iyi yönü var. Ancak bu metalin karanlık bir yönü de var.”

      Ehgartner yeni filmi Alüminyum Çağı’nda işte bu karanlık yanı araştırıyor.

      Belgesel metalin çıkarılması ve üretiminin doğaya olan etkilerinden bahsediyor.

      Önce Brezilya’nın yağmur ormanlarında yüksek oranda alüminyum hidroksit içeren boksitin çıkarıldığı madenleri görüyoruz: “Her yıl doğal çeşit zengini olan yağmur ormanlarından 250 futbol sahası büyüklüğünde bir alanda ağaçlar kesiliyor.”
      .
      Bundan sonra alüminyum üretiminden arda kalan zehirli atıklar geniş alanlara dağıtılıyor: “Tek görülebilen milyonlarca ton hiçbir kullanım alanı olmayan atığın oluştuğu.”

      Film, madenciliğin yarattığı atıkların yakınlarda yaşayanların sağlığını bozduğunu iddia ediyor.

      Film ayrıca 2010 yılında Macaristan’daki bir alüminyum fabrikasındaki bir kazanın görüntülerini içeriyor.

      Ehgartner, alüminyumun insanları başka şekillerde de hasta ettiğini söylüyor. Hayatımızı daha kolay ve daha güvenli yapan ürünlerin bize zarar verdiğini iddia ediyor: “Aşılarda, bazı kozmetik ürünler ve deodorantlarda ve hatta yiyeceklerde alüminyum bulmak beni çok şaşırttı.”

      Filmde görüş bildiren bilim insanları bu ürünlerde bulunan alüminyumun meme kanseri, Alzheimer, alerji ve otizm gibi birçok modern hastalıkla ilişkisi olduğunu öne sürüyor.

      Nörolog Dr. Christopher Shaw özellikle suda ve mide ilaçlarında bulunan alüminyumun Alzheimer hastalığının gelişimindeki etkisinden endişeli: “Birçok araştırmacı artık alüminyumun Alzheimer gibi hastalıklara yol açabileceğini düşünüyor. Başka hastalıklara etkisi olup olmadığı henüz bilinmiyor ama Alzheimer’la ilgisi berraklaşmaya başladı.”

      Ancak herkes bu fikirde değil.

      Alüminyum Birliği, röportaj talebimizi reddetti ancak şu açıklamayı yaptı: “’Alüminyum Çağı’ bilimsel verilere ve genel kanıya ters düşüyor. Bilimsel araştırmalar alüminyum ile filmde konu edilen hastalıklar arasında nedensel bir bağ olmadığını ortaya koyuyor.”

      Georgetown Üniversitesi'nden Melissa Perry, “İlk mesajım şu: Panik yapmayın,” şeklinde konuşuyor.

      Melissa Perry, George Washington Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nde epidemiyoloji uzmanı: “Mevcut kanıtlar bize alüminyumun Alzheimer ile ilişkisi konusunda kesin sonuçlar sağlamıyor. Bu beyin sorunları ve meme kanseri için de geçerli. Bunun anlamı da daha fazla araştırma yapılmasının şart olduğu.”

      Bu, filmin yönetmeni Bert Ehgartner’ın da katıldığı bir görüş: “Yani alüminyum insanlık için bir tehdit ve bizim elimizde yeterli araştırma yok. Bu filmi yapma nedenlerinden biri. Biliminsanlarına araştırmaları için destek vermek. Bence bu gerçekten gerekli.”

      Yorum yap


      • #18
        Alüminyum Kapların Tehlikesi - alüminyum Tencerelerin Zararları
        Alüminyum Kapların Tehlikesi - alüminyum Tencerelerin Zararları Forum Alev
        Alüminyum Folyonu İnsan Sağlığına Zararları

        Uzmanlar, alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilen yiyeceklere yüksek miktarda alüminyum geçtiğini saptadı.

        Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan, yürüttüğü bir çalışma sonucunda alüminyum
        kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden sakıncalı olduğunun anlaşıldığını iddia etti.

        Turhan, Türkiye'de özellikle kırsal kesimlerde alüminyum kapların hala yaygın olarak kullanıldığını, alüminyum folyonun da özellikle fırında yemek pişirilirken vazgeçilmez pişirme materyallerinden biri olduğuna dikkati çekti. Alüminyumun doğada en çok rastlanılan elementlerden biri olduğunu belirten Turhan, alüminyumun zararlı etkileri üzerine yapılan araştırmaların, fazla miktarda alınan alüminyumun başta çeşitli kemik hastalıkları olmak üzere, alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtığının, diyaliz hastaları için ise son derece sakıncalı olduğunun tespit edildiğini anımsattı.

        Özellikle kırmızı ve beyaz etlerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyoyla pişirilmesi durumunda yiyeceklere ne kadar alüminyum geçtiğini tespit etmek için çalışma yürüttüğünü kaydeden Turhan, araştırma sonucunda yüksek ısı ve bekleme süresine bağlı olarak yiyeceklere alüminyum geçtiğini tespit ettiğini söyledi.

        Turhan, yaptığı araştırmaya göre, sığır, koyun ve manda gibi kırmızı etlerin alüminyum folyoya sarılarak fırında pişirilmesi durumunda pişirme, sıcaklık ve süreye bağlı olarak etlerin pişirilmeden önceki alüminyum içeriklerinin yüzde 90 ile 400 oranında arttığını, beyaz etlerde ise bu artışın yüzde 80 ile 250 arasında olduğunu belirtti.

        Etlerin içerdiği yağ miktarının da alüminyum artışını etkilediğini belirten Turhan, yağlı etlerde geçişin daha fazla olduğunu kaydetti.

        Yrd. Doç. Dr. Turhan, alüminyumun bilenen zararlarını yeniden anımsatarak, “Alüminyumun toksit etkisinin zararlı olduğu yıllardan beri bilinmektedir, bu nedenle yiyeceklerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilmesini tavsiye etmiyoruz” dedi.

        Turhan, özellikle fırın yemeklerinde kullanılan alüminyum folyonun yerine yağlı kağıdın kullanılabileceğini de belirtti.

        Yorum yap


        • #19
          Alzeimer dan Ölümün Olası Bir Sebebi de Aluminyum
          Aluminyumun Alzeimer hastalığına sebebiyet vermesi fazlaca sorgulanır olmakta. Nespresso kapsüller aluminyum içermektedir ve kapsülün kahve yapılırkenki processte kahvede aluminyum parçacıkları bırakması sorgulanabilir. Aluminyumun Alzeimer hastalığına sebep verdiğinden şüphelenilmekte. Bu yüzden de bunun gibi makalelerde yiyeceklerinizin aluminyum içerisinde uzun süre bekletilmemesi tavsiye edilir. Nespresso kapsüllerinin hem gövdesi hem de kapak kısmı tamamen aluminyumdan yapılmıştır. Nespresso, aluminyumdan kahveyi korumak için kapsülün içinde özel bir kaplama yaptıklarını belirtmekte.
          Kahvenin processe girmesi şu şekilde olmakta:
          Nespresso'nun hava geçirmez kapsülleri aluminyum folyo ile kaplanmıştır.Kapsül makineye yerleştirildiğinde, kapsülün üst kısımı delinir. Bazı makineler tek büyük bir delik yapar ve diğerleri de pek çok küçük delik oluşturur. Makine çalıştığında yüksek basınç altında sıcak su pompalar. Bu da kapsülün tamamından daha ince bir folyoya sahip olan kapsülün alt düz tabanında çekilmeye sebep oluyor. Kapsülün dayanağı, tutan yerinin (makkineye yerleştiği yer) tabanı folyoyu delen pek çok kabarık, kalkık karelerden oluşmaktadır. Bu deliklerden çıkan pişmiş kahve altta bekleyen kahve fincanına dolar.Kahvenin piştiği yerde basıncı serbest bırakan bir valf vardır, bu valf kahvenin çıkış yolunda bir tıkanma durumunda oluşucak herhagi bir patlamayı engeller.
          Teknik olarak bakıldığında, kapsül arka kısımdan delinip, kapağı parçalanana kadar basınç altında yüksek basınçtaki sıcak suda tutulur ve kahve su ile fincana dolar.Kapsüle processten geçtikten sonra bakarsanız eğer, bu porcessin aluminyum parçacıklarının kahve ile fincana dolma ihtimalinin hayli yüksek olduğunu görebilirsiniz.
          Kaynak : http://www.glbrain.com/index.php?r=t...178&toolType=6
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #20

            Yorum yap


            • #21
              Alüminyum Alzheimer Tetikler, Alzheimer Hastalığına Alüminyum Sebep Olur, Civa Otizime Sebep Olur

              Yorum yap


              • #22

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X