Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alüminyum ne kadar tehlikeli ise, BOR o kadar faydalı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Alüminyum ne kadar tehlikeli ise, BOR o kadar faydalı




    Alüminyum ne kadar tehlikeli;
    Alüminyum kozmetik, çikolata ve baharat bulunur ve birçok besinin ambalajı alüminyumlu maddelerden oluşur. Alüminyumun gerçekten zararlı olduğu ve hatta Alzheimer hastalığını tetiklediği bilinmektedir. Alüminyumunu faydalarını saymakla bitmez, fakat faydası endüstride kullanımı ile ilgili; Örneğin uçak yapımında alüminyum kullanılması onun hafif olmasını sağlar. Bu güne kadar alüminyumun zehirsiz olduğu düşünülüyordu, fakat göğüs kanseri ve Alzheimer hastalığını tetiklediği artık bir gerçektir.

    Alüminyum vücuda nasıl geçer.
    Alüminyum genelikle besinlerle alınırsa da alüminyumlu tencere, alüminyumlu çaydanlık veya alüminyum folyo ile de alınır. Alüminyum dünyada en çok olan elementlerden biridir ve tabii ki besinlerde bulunması normaldir. Fakat 1g çikolatada 33 mg Alüminyum olması hiçte hoş değil. Günümüzde birçok insanın kullandığı deodorantların içinde ki alüminyum klorit koltuk altında ki ter ve yağ kanalarını tıkar, akamayan ter ve çıkamayan yağ zamanla iltihaplanır ve başta terbezi iltihaplanması (hidradenitis suppurativa, akne inverse, köpek memesi) ve lenf bezesi şişme ve iltihaplanmasına sebep olabilir. Alüminyumlu deodorant kullanıldığında ter artık dışarı akmaz ve kanal duvarından geri absorbe edilir. Bunu alüminyumlu deodorant kullanan kişi kendide deneyebilir, koltuk altına yapıştırılan koli band çekildiğinde terin akmadığı görülür.

    Bir kişi günlük ne kadar Alüminyum alabilir?
    Kişinin yaşadığı yöre ve beslenmesine bağlı olarak alacağı günlük alüminyum oran Avrupa Beslenme Güvenli Komisyonu (EFSA) tarafından 15mg olarak belirlenmiştir. Bu yetşikinler için kg başında 0,2 mg, çocuk ve bebekler için 0,35mg olarak tespit edilmiştir. EFSA günlük kg başına 0,143mg (bu 70 kg glen bir kişinin 0,143 mg alması halinde günlük 10mg demektir) alüminyum aldığında problem teşkil etmiyeceğini, fakat kişi düzenli olarak günde 50-100mg alırsa tabii ki zehirlenir. Fransız ilaç Konrol Merkezi (AFSSAPS) sağlıklı cildin %0,5 tahriş olan cildin ise %18 alüminyum absorbe ettiğini tespit etmiştir. Alman Risk Değerlendirme Estitüsü sağlıklı cilt ile 10,5mg alüminyum aldığını ve yıpranmış cildin ise bunun çok çok fazlasını emdiğini belirtmiştir. İçme suları alüminyum içerir, artı su arıtma tesislerinde arıtma maddesi olarak alüminyum kullanılır. Artı bazı ilçlar alüminyum içermekte olup ilaçler ile yoğun alüminyum alınmaktadır. Özelikle de mide asidine karşı alüminyumhidroksit içeren ilaçlar maalesef çok çok zararlı olabilir.

    Alüminyumun Vücutta Dağılımı;
    Alüminyum vücuda girer girme organlarda dağılır, fakat bu dağılım eşit oranda değildir. Vücuda giren alüminyumun yarısı kemiklerde, dörtte biri akciğerde ve büyük bir kısmı da beyin-omur ilik sıvısını [beyin-omur ilik sıvısı (BOS) veya bel sıvısı] geçerek beyinde depolanır. Alüminyum oranı kişi yaşlandıkça yavaş yavaş artar, çünkü alınan alüminyumun hepsi atılamaz ve sürekli depolama nedeniyle zamanla toksik bir durum oluşur. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda Kalsiyum ve Demir yetersizliğinde beyin ve kemiklerde çok yoğun Alüminyum depolanır. Alüminyumun vücuttan idrar kanalı ile atılması konusunda birçok görüş var. Bazıları 60 dakikada yarısı atılır ve geri kalanı 50 yılda atılır demektedirler. Yani alınan alüminyumun büyük bir kısmı bir gün içinde atılırken bir kısmı da 50 yıl vücutta kalabiliyor.

    Alüminyum Alzheimer Yapar mı?
    Genelikle diyalize giren böbrek hastalarında alüminyum vücuttan tamamen atılamadığı için beyinde yoğunlaşmakta ve zamanla önce beyinde tahribat yapar ve sonra Alzheimer Hastalığını tetikler. Alüminyum-Kalsiyum dengesi sinir sisteminde bozulup, sinir hücrelerinde alüminyum yoğunlaşırsa Beyinde ki sinir hücreleri alüminyum tarafından zehirlenir ve kişi alzheimer yakalanır.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alzheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalar da hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularındaki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür. Borun toprakta azalması kullanılan kimyasal ilaçlar ve insan vücudunda borun azalması; kimyasal ilaçlar, kimyasal gübre, mantarlar, alüminyum folyo, alüminyum, tencere, alüminyum çaydanlık vb.,

    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler;
    Boraks Dekahidrat ( Sodyum Tetra Borat ), Bor elementi periyodik sistemin 3. grubunun başında yer alır. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.82, erime noktası 2190 °C'dir. Elmastan sonra en sert madde olan bor, gri-siyah kristalin veya amorf mikro kristalin yeşilimsi sarı renkli bir yapıdadır. Bor doğada serbest bulunmaz. Oksijenle birleşerek borik asit, boraks, kolemanit, kernit gibi tuzları halinde veya silikatları halinde bulunur. Boraks eksiden evlerde temizlik mazemesi ve böcek ilaçı olarak kullanılmış bu neden ile hemen hemen her evde de bulunan Boraks aniden tehlikeli madde olarak sınıflandırılmıştır. Hatta Avusturalyada Boraks tehlikeli madde olarak ilan edilmiş ve yasaklanmıştır. Neden böyle oldu bunun arkasında hangi Tıp Mafyası var bunlar değineceğiz.

    Boraks doğada çeşitli formlarda bulunan bir mineral olup Dünyada en çok Türkiye’de % 72, sonra Kaliforniya % 15 ve Kazakistan’da % 9 oranında bulunmaktadır. Boraks ortasında 2 sodyum elementi ve ona bağlı 4 adet bor elementi ve bunun etrafında 10 veya bazen daha az su molekülün den oluşur. Boraks borik asit ve sodyum tuzu karışımıdır. Boraks çözeltisi nin PH-Değeri 9-10 yani çok güçlü bir alkalidir. Borak % 11,3 ve borik aist % 17,5 oranında bor içerir. Borik asit eskiden konserve maddesi olarak kullanılmış ve hatta çok yoğun kullanılmıştır. Taki Avusturlaya’da ki sözde yasağa kadar.

    Kullanıldığı Alanlar:
    Bor eskiden konserve katkı maddesi olarak kullanılmıştır, çünkü bor hem doğal ve hem de yan etkisi olmayan en etki dezenfektan olup besinlerdeki mantar, bakteri ve virüsleri yok edicidir. Eskiden konserve sanayinde çok kullanılan boraks bir dedikoduya kurban edilmiştir ve çok çok tehlikeli kanserojen kimyasallar konserve katkı maddesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda bir Türk ilim adamın yaptığı çalışmalar sonucunda bor saflaştırılmış ve yeni borlu bir beton türü üretilmiştir. Bu borlu beton ile gökdelenler şimdikinin 3-4 katı daha yükselse dahi problem olmayacak, çünkü borlu beton ile binaların dayanıklılığı görülmemiş oranda artacak. Bor cam, çimento, cam sanayi, röntgen cihaz odalarında borlu çimento kullanılır. Hızlı trenlerde ray sistemleri bor karbür ile kaplanır. Boraks, borun en önemli bileşiğidir. Tetra borik asidin sodyum tuzuna 'boraks' denir. Boraks, mineral halinde tinkal, tinkalkonit olarak doğada bulunur. Saf halde renksiz saydam kristaller halindedir. 400°C'de suyunu kaybeder. Renksiz olan boraksın sudaki çözeltisi hafif kalevi bir reaksiyon gösterir. Bundan dolayı boraks bazı çamaşır tozlarına katılır. Boraks çözeltilerinin kristallendirilmelerinde sıcak çözeltide 60°C'nin üstündeki sıcaklıklarda pentahidrat ve altındaki sıcaklıklarda dekahidrat boraks kristallenir. Boraks deka hidrat kolayca su kaybedebilir, boraks pentahidrat ise daha iyi muhafaza edilebilir.

    Boraks Hayat Verir;
    Beyin %85, Kan %90, böbrekler %82, kas %75, kemikler %22 oranında su içerir ve ortalama erkeklerin vücudu %55-65 ve kadınların vücudu %50-60 su dan oluşur. Beyinde yüksek oranda su bulunur ve ancak sulu ortamda beyin iyi çalışır su oranı düştükce beynin foksiyonları azalır. Alüminyum ve kalsiyum beyinde artar ise kireçlenme nedeniyle kişide önce unutkanlık sonra azheimer hastalığı vb., rahatsızlıklar görülür. Bor ise tek başına durmaz, bor ortada 2 bor elementi ve bunlara bağlı 4 adet sodyum ve bunların etrafında 10 adet su molekülü bağlı olarak bulunur. Naghii ve Samman 1997’de; 45 yaş üstü sağlıklı erkeklerde bir guruba düşük bor diyeti diğer guruba da günlük 10 mg bor içeren diyet uygulamıştır. Araştırma sonucunda supplement alan erkeklerde idrarla kalsiyum atımı azalmış, kemikte kalsiyum tutulumu %17 artmıştır. Naghii M, Samman S. insan ve hayvanlarda bor yetersizliğinin idrar ile kalsiyum atımının fazla olduğu tespit edilmiştir.(27) Nielsen F. Borun hücre zarındaki reaktif oksijen radikallerini temzileyici etkisinin olduğunu tesbit etmiştir.. İnsan ve hayvanalr üzerinde yapılan çalışmalarda bor yetersizliğinine beyinin elktriksel aktivitesini azaltığı tesbit edilmiştir. Bor yetersizliği önce kısa süreli hafız kaybı, dikkat etksikliği, algılama zafiyeti, motor aktivitesi hızının azalacağı ve daha sonra alzheimer, depresyon, şizofren vb., daha ağır rahatszılıkların ortaya çıkacağı beyan edilmiştir.(29)
    Bor-Kalsiyum Metabozlizması (Savaşları, Antagonist=Düşman Kardeşler);
    Bor-Kalsiyum ilişkisine ister metobolik değişimler, ister antogonist zıtlıklar isterse bor-kalsiyum tampon sistemleri diyelim ortada çok karmaşık bir bor-kalsiyum ilişkisi var.Bu bor-kalsiyum ilişkisini Dünyada ilk anlayan ve çözen kişi ben ibrahim Gökçek’e aittir ve hastalıkların ortaya çıkışının %95-96 neden kayanaklandığını ilk ben buldum. Vücudun herhangi bir noktasında bor azalır ise kalsiyum ile bu açık kapatılmaya çalışılır, kalsiyumun yoğunlaştığı noktada ise çeşitli hastalıklar görülür. Azalan boru takviye ettiğinizde kemiklerden çözülüp gelen kalsiyum tekrar kemiklere döner ve yaşam kalitesi yükselir hastalıklar yok olur.
    1-) Bor hücre zarında azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum hücre ve hücre zarında yoğunlaşır ise hücre sertleşir ve foksiyonları azalır.
    2-) Hücreler arası sıvıda ki (intersellüler sıvı) bor azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum yoğunlaşır ise hücreler arası sıvı kirlenir akışı ağırlaşır, zamanla batatlık gibi mikrop üreten bir merkez oluşur.
    3-) Sinir Sisteminde bor azalır, kalsiyum artar ise sinir sistemi iletkenliğini kaybeder ve zamanla ms, polinöropati, sinir ucu iltihaplanması, unutkanlık, alzheimer, depresyon gibi rahatsızlıkları tetikler.
    4-) Lenf kanalında borun yerine kalsiyum geçer ise lenf kanalı sertleşir.Lenf sistemi vücudumuzun fen işleri gibi çöp toplar. Lenf sisteminindeki kalsiyum yoğunlaşırsa lenf kanalı çöp lüğe döner ve iltihabi hastalıkları tetikler.Önce lenf bezesi şişmesi, iltihaplanması sonra lenfoma kadar gider.
    5-) Damarların iç yüzeyinde ki borun yerini kalsiyum alır ise damarlar sertleşir ve arteroskleroz (damar sertliği ve plak oluşumu) nedeni ile beyin kanaması, kalp krizi, diabet, karaciğer yağlanması ve cinsel yetersizlik gibi rahatszılıklar görülebilir.
    6-) Eklem ve yumşak dokuda borun yerini kalsiyum alır ise eklem kireçlenmesi, romatoid artrit, artroz, fibromiyalji ve ankilozan spondilit gibi rahatsızlıklar nükseder.

    Boraks ve İnsan Sağlığı;
    Ben İbrahim Gökçek 35 yılık çalışmamın sonucu hastalıkların %95-96’inin BOR Eksikliğinden kaynaklandığını tespit ettim. Bor’un vücutta azalmasını tetikleyen 4 ana sebep vardır.
    1-) Alüminyum folyo ve Alüminyum kaplar
    2-) Kimyasal ilaçlar
    3-) Kimyasal Gübre
    4-) Kandidoz Mantarı
    Aluminyum Bor ile antogonsit, yani düşman kardeşler alüminyum giren hücrelerde bor çıkar. Kimayasal ilaç kullananlarda bor kendiliğinden yavaş yavaş yok olur. Kimyasal gübre kullanılan tarım alanlarda üretilen tahıl, sebze ve meyvelerde bor 0,25 mg’a kadar düşer ve organik tarım yapılan toprakta yetişen gıdalarda ise 20 mg bor bulunur. Kandidoz Mantarı bağırsaklarda saçak şeklinde çoğalır ve streç folyo gibi bağırsakları sarar ve kişinin bağırsakları besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz vs emilimi minimum seviyeye düşer. Böylece kişide önce halsizlik, dermansızlık, sonra alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, depresyon, kalp damar hastalıkları görülmeye başlar.

    Bor Eksikliği Hangi Hastalıkları Tetikler;
    1-) Hücre zarı çöker; Bor hücre zarını korur dayanıklı ve fonksiyonel yapar, fakat bor azalır ise hücre zarı çöker ise hücre içine zararlı maddeler girer ve artık maddeler dışarı atılamaz ve hücre çöplüğe dönüşür. Hücreler beslenemeyince kişide halsizlik, dermansızlık ve sürekli açlık duygusu başlar ve sonra alerjik hastalıklar cilt hastalıkları vb hastalıklar görülür.
    2-) OBEZİTE Problemi; Hücreler beslenemeyince kişide sürekli açlık duygusu uyanır, sürekli çok gıda tüketmek zorunda kalır ve zamanla aşırı kilo alır. OBEZİTEYE SON; Bor vücut ısısını hafif artırdığı için normalden fazla enerji harcar ve böylece kişi yavaş yavaş zayıflar.
    3-) Hormon Bezeleri; Hormon salgılayan bezelerde ki kalsiyum oranı artıkça kireçlenme nedeniyle bezeler yeterince hormon salgılayamaz ve kişide hormon yetersizliği neden ile cinsel isteksizlik, cinsel yetersizlik başta olmak üzere birçok problem ortaya çıkar.
    4-) Sinir Sistemi; Sinir hücrelerinde kalsiyum yoğunlaşması neden ile sinir sisteminde iletkenlik problemi doğar ve kişide algılama zafiyeti başalar ve zamanla nöropati ve ms gibi hastalıklar görülür.
    5-) Lenf Sistemi; Lenf bezeleri ve kanallarında kalsiyum yoğunlaşması artık ve toksik maddelerin taşınmasında zafiyetlere sebep olur ve zamanla lenf ödemi, lenf bezesi şişmesi ve lenfoma gibi rahatsızlıkları tetikler.
    6-) Romatizma; Hücre zarındaki zafiyet (bor eksikliği) nedeniyle kemiklerde olması gereken kalsiyum yumuşak doku, hücreler ve eklemlere akın eder. Eklem ve yumuşak dokuda yoğunlaşan kalsiyum artroz, artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, sle ve Behçet gibi hastalıkları tetikler.
    7-) Kalp-Damar; Damarların iç yüzeyinde biriken kalsiyum damarların sertleşip kireçlenmesine sebep olur, kireçlenen damarlar kalp krizi, beyin kanaması, unutkanlık Alzheimer, cinsel yetersizlik, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması (diyabet), görem zafiyeti ve kulak çınlamasına sebep olur.
    8-) Genital Siğil-Genital Herpes; Virüs ve Mantarlar koloni şeklinde birlikte çalışır, virüs varsa mantar var, mantar var ise virüs vardır. Bor virüs ve mantara karşı çok çok kuvvetli dezenfektandır.
    9-) Alerji, Sedef, Egzama; Kandidoz mantarı saçak şeklinde bütün bağırsak mukozasını streç folyo gibi sarar ve ince bağırsak artık yeterince DAO (diaminooksidaz) salgılayamaz, dao'nun azalması histaminin aşırı yükselmesine sebep olur ve kurdeşen, polen alerjisi, besin alerjisi, atopik egzama ve sedef gibi rahatsızlıklar hortlar.

    Artroz-Bor ilişkisi:
    Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bir kişinin günlük sebze ve meyveden alması gerek miktar 5 mg. Fakat sebze ve meyvenin yetiştiği toprak kullanılan gübre vs., nedeni ile bor oranı çok farklı olabilmektedir. Kimyasal gübre kullanılan topraktan bor oranı 0,25 mg'a kadar düşmekte, organik tarım da ise bu oran 20 mg’a kadar yükselmektedir. Tabii ki Ülke’ den ülkeye de sebze ve meyvede ki bor oranı da değişir. Türkiye bu bakımdan çok çok şanslı bir ülke çünkü Dünya bor rezervinin hemen hemen % 72’si bizde dir. Günümüzde çiftçilerin aşırı kimyasal gübre kullanması nedeniyle maalesef tüketilen sebze ve meyvede ki bor oranı bizde de çok çok düşmüştür.

    Bir kişinin günlük alması gereken miktardan çok az miktarda alınan bor birçok hastalığı tetikler. Bilindiği gibi bağırsak mantarları bağırsaklarda çoğalırsa bütün bağırsağı streç folyo gibi kaplar ve bağırsakların vitamin, mineral, enzim vs emilimini önler. Vitamin, mineral, enzim vs yetersizliğine sebep olur ve kişinin bağışıklık sistemi çöker. Bağışıklık sisteminin çökmesi birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Batı Ülkelerinde bir kişinin günlük aldığı bor 1-2 mg, kimyasal gübre kullanılan tarım alanlardın da ki sebze ve meyve ile alınan bor 0,25 mg’a düşmektedir. Örneğin; Jamaika’da şeker kamışı için aşırı kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle toprakta ki bor oranı aşırı oranda düşmüş ve insanların % 70’i artroz dan muzdariptir. Aynı şekilde Mauritius adasında da toprakta ki bor oranı aşırı şekilde kimyasal gübrelerden dolayı azalmış ve insanların % 50’sinde artroz görülmeye başlamıştır. Bir örnekte Batı Avusturalya’nın Carnavon şehrinde toprak bor bakımından çok zengin olması nedeniyle burada artrozlu hasta oranı sadece %1 dir.

    Boraks Doğal Antibiyotik;
    Boraks mantar ve virüslere karşı çok güçlü, fakat bakterilere karşı zayıf bir dezenfektandır. İnsan, hayvan ve bitki hücresinin hücre zarı dayanıklı ve nemli olması ve birçok sinyali iletebilmsi gerekir. Bor insan vücudunda hemen her organda bulunmasına rağmen tiroid bezelerinde sonrada kemik ve dişlerde daha yoğundur. Kemikler ve eklemler için bor eksikliği düşünülemez. Bor tiroid bezelerini uyararak vücudun kalsiyum, magnesyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Bor yetersizliği tiroid bezesinin aşırı çalışmasına sebep olur ve çok aşırı hormon salğılar. Aşırı tiroid hormon ise kemiklerde ki kalsiyumun çözülüp kana karışmasına neden olur. Bu durum zamanla eklemlerde artroz (eklem deformasyonu), osteoporoz (kemik erimesi), artrit (eklem iltihaplanması) ve diş çürüklerine sebep olur. Bor yetersizliğ anlaşılmaz ve uzun süre devam ederse yumşak dokuda sertleşme, kas krampları ve eklem sertleşmesi gibi rahatsızlıkları ortaya çıkar. Aynı şekilde damarlarda kireçlenme, hormon bezelerinde sertleşme, böbreklerde taş ve böbreklerde kireçlenme böbreklerin iflasına kadar gider. Borun immün fonksiyonu artırıcı yönde rolü olduğu yapılan çeşitli araştırmalar ile gösterilmiştir. Borun gerekli oranda alındığında bağışklık istemini güçlendirdiği tesbit edilmiştir. (29)

    Boraks Hormon Düzenleyici;
    Bor steroid hormonlarında ki metabolik değişimleri, özelikle de seks hormonlarını etkiler ve erkeklerde testestoron hormonunu artırır ve bayanlarda menopoz rahatsızlıklarına sebep olan östrojen hormonunu dengede tutar. Bor D-Vitaminini aktif forma çevirir ve böylece yumuşak doku ve eklemlerde ki kireçlenmeyi önler. Bor birçok metabolik değişimde rol oynayarak sedef, görme zafiyeti, hafıza zafiyeti, kalp problemi gibi rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır. Alman kanser araştırmaları uzmanı Dr. Paul Gerhard Seeger yapmış olduğu araştırmalar sonucunda kanserin hücre zarının zayıflaması sonucu ortaya çıktığını belgelemiştir. Bor hücre zarı fonksiyonları için çok çok önemlidir, bor eksikliği hüce zarının çözülmesine sebep olur. Hücre zarını çözülmesi tümörlerin yayılmasını tetikler. Bor türevleri tümörleri yok edici, kemik erimesini, iltihap önleyici, kolesterol, lipid ve trigliseridi düşürücü, pıhtılaşma ve doku bozulmasını önleyicidir. Bor prosta tümörünü ve iyi huylu prostat büyümesini önelyicidir. Orta yaşlarda ki erkeklere günde 100 mg boraks verilmiş ve testosteron oranın % 30 artığı tespit edilmiştir. Prostat kanser olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda hastalarda testosteronu artırdığı PSA’yı düşürdüğü ve %64’ünde prostat tümörünü küçüldüğü tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda borun vücuttaki bazı hormonların düzeyinde değişiklik yaptığı gösterilmiştir.(28) Nielsen ve ark. 1987 ve 1990 yıllarında 2000 kalori içeren diyetle 0,25 mg bor içeren diyeti bir guruba, diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiştir. Bor elementi alan gurupta plazmada estradiol ve testesteron, yani kadınlık ve erkeklik hormonu artırdığı tesbit edilmişlerdir.

    Rex Newnham Artroz Kürü;
    Dr. Rex Newnham kendisi osteopat ve herbalist 1960 ‘lı yıllarda artroza yakalanmış ve her türlü modern tıp ilaçlarını kullanmış ve faydasını görmemiştir. Dr. Rex Newnham Avusturalya’nın Peth Üniversitesinde Toprak ve Bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmaktadır. Mesleği nedeniyle hastalıkların temelinde bitkilerin biyo kimyasında ki bozulmaların tetiklediğini tespit etmiştir. Bitkilerin biyo-kimyasını çok iyi bilen Dr. Rex Newnham çevresinde ki toprağın mineral bakımından çok yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Doktor Rex bitkilerde ki Kalsiyum metabolizmasının bor ile desteklendiği biliyordu. Dr. Rex günde 30 mg boraks almaya karar vermiş ve 3 hafta içinde eklemlerdeki şişlikler, donukluk ve sertliklerin geçtiğini tespit etmiştir.

    Dr. Rex Sağlık Bakanlığı ve Üniversite yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde buluşundan bahsetmiş, fakat hiç ir kimse ilgilenmemiştir. Artroz hastaları bor’un bu etkisinden çok çok etkilenmişler. Bazı hastalar üzerinde zehirli, karınca ve hamam böceklerine karşı ibaresini görünce ürkmüşlerdir. Rex boraksı standardize ederek 10.000 kutu tabet üretmiştir. Dr. Rex 5 yıl boyunca her ay 10.000 kutu borak satmış ve binlerce insan hücum etmiş. Bu durumun önüne geçmek için ilaç olarak üretebilmek için Sağlık Bakanlığına başvurmuştur. Rex’in başvurusu Sağlık Bakanlığı bu bor’lu tablet üretiminin ilaç sektörüne zarar verebileceğini ile sürerek zehir olarak ilan etmiştir. Sağlık Bakanlığı Dr. Rex 1.000 Us Dolar cezaya çarptırmıştır ve yasaklamıştır. Sebep ilaç sektörüne zarar vermek, insanlara değil.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalarda hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularında ki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür.

    Kalsiyum-Magnezyum Metabolizması;
    Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunda karşı oyuncular (antagonist=düşman kardeşler) ve aynı zamanda birlikte çalışırlar (cooperation=işbirliği). İnsan vücudunda ki magnezyumun yarısı kemiklerde yarısı da doku ve hücrelerdedir, kalsiyumun ise %99 kemiklerde ve %1’ hücreler arası sıvıda bulunur. Kalsiyum hücre içine girince hücre büzülür, kalsiyum hücreden çıkıp magnezyum içerir girince hücre rahatlar. Bu hücrelerdeki pompa sisteminin çalışması için çok enerji gerekir. Şayet yeterince enerji yoksa kalsiyum hücre içinde yoğunlaşır. Enerji yersizliğinin sebebi Kandidoz mantarı, yanlış beslenme veya vücutta aşırı cüruf depolanması olabilir. Kemiklerdeki kalsiyum ne kadar çok yumuşak dokuya kayarsa organlarda sertleşme, lenf akışında yavaşlama buda hastalık demektir. Sinir hücrelerinde kalsiyum artar ise sinir hücrelerindeki haberleşme aksar. Göz merceğinde kalsiyum artar ise katarakta sebep olur. Hormon salgılayan bezelerde kalsiyum oranının artması hormonların azalması ve bütün hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesi demektir. Hücreler arasında ki kalsiyum yoğunluğu magnezyumun azalması demektir. Magnezyum yetersizliği enzimlerin oluşmaması ve haliyle enerji yetersizliği ortaya çıkar ve kişide önce halsizlik, yorgunluk, sonra alerjik hastalıklar ve cilt hastalıkları sonrada depresyon vs. görülür. Hücre zarında kalsiyum oranı artar ise hücre içine giriş ve çıkışlarda yavaşlama olur ve artık maddeler atılamadığından çöplük (cüruf) oluşur. Hücreler arasında kalsiyum oranı çok yoğunlaşırsa hücreler ölmeye başlar. Bor hücre zarının fonksiyonlarını artırır, kalsiyum ve magnezyum dengesini sağlar. Bor ile birlikte hücre ve dokudaki fazla kalsiyum tekrar kemiklere depolanır ve magnezyum oranı arta ve problemler ortadan kalkar.

    Bor ile Kansere Çare;
    Alman onkolog ve kanser araştırmalar uzmanı Dr. Paul-Gerhard Seeger kanserin hücre zarında ki çözülme nedeniyle başladığını bildirmiştir. Bor türevleri hücre zarının fonksiyonları için çok çok önemlidir. Şayet hücre zarı çözülmeye başlarda kanserde ortaya çok kolay çıkar. Belki de Dünyadaki kanser vakalarını bu kadar çok yayılması BOR Eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bor türevleri tümörlerin gelişimini ve çoğalmasını, kemik erimesi ve iltihapları önler.

    Bor ile Mantara Son;
    Boraks tozu mantar yok edici bu neden ile Mantar hastalıklarına karşı en ideal ilaç. Kandidoz mantarı sağlıklı bir kişide problemsiz bir mantar, fakat kimyasal ilaç kullanan ve ve yanlış beslenenlerde hızla çoğalır. Kandidoz mantarı bütün bağırsakları saçak şeklinde mantar kolonisi birçok kolu ile (pseudo-hyphen) sarabilecek bir zincirleme ile çoğalır ve yayılır. Bağırsaklar artık besinlerde ki vitamin, mineral, enzim, glikoz vs besleyici maddeleri absorbe edemez hale gelir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklar yavaş yavaş ortaya çıkar. Bağırsak mukozası (sümüksü deri) tahriş ve tahirp olduğundan kişide bağırsak rahatsızlıkları ve iltihabi hastalıklar zuhur eder. Bağırsaklarda ki deformasyon nedeniyle artık sindirilmemiş protein artıkları da absorbe edilir. Hyphen (saçak şeklinde mantar kolonisi) kana karışırsa otoimmun hastalıklar ve kansere sebep olur. Kandidoz mantarı saçak şeklinde ince bir streç folyo gibi bağırsağı sarabilir. Boraks ile yapılan klinik araştırmalarda; borik asit veya Borak’sın kandidoz folyosunu çözdüğü ve yayılmasını, çoğalmasını önlediği tespit edilmiştir. Antibiyotiklerin sebep olduğu kandidoz mantarı istilasını boraks ve borik asit’in antimikozik (mantar öldürücü) özeliği nedeniyle bütün mantar hastalıkları (alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, vs) tedavi edilebilir. Kandidoz Mantarını üretmiş olduğu toksik maddelerden AFLATOKSİN B1’in DNS’i tahrip edebilir zarar verbilir. Aflotoksin B1 Karaciğer ve Akciğerde kansere sebep olabilir. Bor Türevleri zarar gören DNS’in kendisini yenilemesini sağlar. (Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165

    Boraks ile Tecrübeler;
    Boraks’ın kandidoz mantarı ve birçok hastalığa karşı etkisi mükemmel bununla ilgili birçok hasta tecrübesi www.earthclinic.com bu siteye kayıtlı üyeler tarafından beyan edilmiştir. Bir üye ’’Benim sedef hastasıyım ve eklemlerimde dayanılmaz ağrılar var ve yeni yeni romatoid-sedef hastalığı da başladı. Ben bu forumda boraks üzerine yazıları okuyunca hemen denmek istedim. Aman Allah’ım bir gün sonra dizimdeki ağrılar yok oldu. Sedef olan yerle 2 gün içinde çok daha iyi bir duruma geldi. Ben ¼ tatlı kaşığı boraksı 1 litre su ile karıştrarak alıyorum.’’

    Tırnak Mantarı olan bir forum üyesi; ’’Ben yaş olan ayaklarıma avuç dolusu boraks ile ovaladım ve kaşıntı hemen geçti. Birkaç hafta sonra arkadaşımla karşılaştım ne oldu dedi, hiçbir rahatsızlık kalmadığını söyledim.’’ („Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012; )

    Vajina Mantarı olan birçok bayan da yatmadan önce bir soft jel kapsülüne boraks duldurmuş ve vajinaların fitil gibi yerleştirmişlerdir. Bu metot o kadar etkili ki bazen bir defa kullanmak bile problemi çözülmüştür. Fakat tabii ki 2 hafta süre ile bunu devam etmek gerekir. Vajina mantarına karşı etkisi klinik araştırmlarla tespit edilmiştir. (De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336; ) ve (Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55; )

    Boraks ile yapılan bir diğer araştırmada ise bor’un florit ile reaksiyona girerek floridi vücuttan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir. Bor vücudu ağır metallerden temizler arıtır ve idrar yolu ile dışarı atılır. („Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012; )

    Fibromiyalji; Foruma üye olan bir bayan yıllarca fibromiyalji, çene eklemi ağrısı, kronik yorgunluk ve rosacea hastalığı nedeniyle acı çekmiş. Bu rahatsızlıklara sebep olarak flor elementinden şüphelenmiş. Bayan 1/8 deniz tuzu ve 1/8 boraksı bir litre su ile karıştırarak gün içinde tüketmiş ve 2 hafta içinde rahatsızlıkları hafiflemiştir. 2 hafta içinde yüzündeki gül hastalığı solmuş cildi güzelleşmiş, ateşi düşmüş ve ağrıları azalmıştır. Sürekli yorgun olan bayan tekrar normal yaşama dönmüş ve tam enerji ile çalışmaya başlamıştır ve en önemlisi KİLO vermiştir.

    İskelet Fluorosis; Alüminyum madenlerinde çalışan işçiler görülen iskelet veya dişlerde renk değişim ve florit oranın yükselmesine kısaca iskelet fluorisis denir. Çin’de 31 iskelet fluorisis hastası üzerinde boraks ile tedavi denemeleri yapılmıştır. Tedavi süreci içinde kademeli olarak alınan boraks oranı günlük 300 mg dan 1.100 mg’a kadar yükseltilmiş ve hastalar da %50-80 oranında iyileşme görülmüştür.

    Tiroit Kanseri; Foruma üye olan bir bayan; ’’7 yıl önce tiroit kanseri, 6 yıl önce böbrek üstü bezesinde zafiyet, sonra erken menopoz başladı, bir yıl sonra rahim sarkması ve sonra rahim ameliyatla alındı. 3 sene öncede fibromiyalji ve nöropati ortaya çıktı. Ben küçükken sürekli florlu su ve florlu hap aldım. 2008’in son baharında ben tamamen güçsüz kaldım takatim kesildi ve yardıma muhtaç duruma geldim. Ben artık yürüyemez olmuştum ve hiç uyuyamıyordum. Sırt ağrılarından her gün kusuyordum. Floritin yan tesirleri üzerine bir yazı okuyunca, anladım ki benim problemim bu flor’ dan kaynaklanıyor. Ben boraks ile vücut temizliğine başladım ve 1/8 tatlı kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak bir günde tüketim. Tam 3 gün sonra benim rahatsızlıklarım hemen hemen yok oldu.


    Alınabilecek Boraks-Dozajı;
    Boraks ile birçok hastanın sadece ağrıları azalmamış, kalıcı olarak iyileşmişlerdir. Sedef hastalığında; ¼ tatlı kaşığı, boraks bir litre suya katılır çalkalanır ve gün içinde tüketilir. Saç dibi, Ayak ve Parmak Tırnağındaki mantar boraks ile ovalanır. Vajina mantarına karşı boraks boraks kapsülü fitil gibi kullanılır. Roza hastalığı, yumuşak doku romatizması, kronik yorgunluk sendromu, kemik erimesi vb., rahatsızlıklara karşı kullanılır. Boraks idrarla dışarı atılır ve her hangi bir organda depolanmaz. Dozaj vücut ağırlığına göre değişir. Şayet kişinin herhangi bir hastalığı yoksa bir tatlı kaşığı boraks (5 ml=0,40 gram) bir litre su ile karıştırılarak alınır. Eğer kişinin; artroz, artrit, osteoporoz, menopoz gibi rahatsızlıkları varsa ve seks hormonu çok düşükse kademeli olarak bu dozajı 3 katına kadar çıkarmak mümkündür.

    Boraks Tehlikeli Değil, Şayet Dozaja Uyulursa;
    30 yıl önce bir tanıdığıma doktoru sinir hapı (kimyasal bir hap) vermiş ve demiş ki bünyen zayıf yarım tabet al, bir tabet sana ağır gelir demiş. Yaşlı amcada canım bir haptan ne olur diyerek bir hapı bütün olarak içmiş, adamcağızı hastaneye zor yetiştirdiler az kalsın ölecekti. Tabii ki boraks aynı şekilde dozaj önemlidir, alınması gereken miktar tatlı kaşığının ¼’ü bir litre suya katılacak ve gün içerisinde tüketilecek. 1981 yılında Avrupa Birliğinde boraks zehirli olarak ilan edildi ve kullanımı yasaklandı. Oysa insanlar üzerinde herhangi bir klinik araştırma yapılmadı. Sodyum hidroksit (NaOH) ve Hidroklorik asit (HCL) zehirli olmalarına rağmen yasak mı değil, çünkü Sodyum hidroksit ve Hidroklorik asit ikisi de ilaç sanayini tehdit edecek alternatif olabilecek bir madde değiller. Oysa ki Boraks aklınıza gelebilecek bir çok hastalığı problemsiz iyileştirebilir. Dr. Rex Newnham 10.000 lerce hastayı tedavi etmiş teşekkür yerine para cezasına çarptırılmıştır. Neden? Çünkü İlaç Endüstrisi zarar etmesin daha çok para kazansın diye oyunlar oynanmaktadır.

    Boraks’ın Yan Etkisi var mı?
    Yıllarca yanlış beslenme, kimyasal ilaçlar veya kandidoz mantarı neden ile eklemler, bağdokusu, hücreler arası, lenf sistemi ve sinir sistemine depolanana kireç 3-5gün boraks alınca hemen kalsiyumdan kurtulamazsınız. Forumda 2-3 haftada insanlar en ağır artroz, artrit, osteoporoz vs. hastalıktan kurtulduğunu yazıyor, fakat vücudun temizlenmesi için 3 ay kadar ½ çay kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak içmek gerekir. ½ Çay kaşığı demek 1-2 gram demektir.

    Boraks Zehirlenmesi; Boraks ile toplam 784 kişide zehirlenme olayı görülmüştür. Bu kişiler bilmeden 10-88 gram boraks yutmuşlar ve herhangi bir ölüm vakası olmamış ve herhangi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Fakat kg başına 84 mg boraks (60 kg ağırlığında bir kişi 40 gram boraks alırsa) alanlarda mide-bağırsak, kalp dolaşımı, karaciğer, böbrekler ve sinir sisteminde rahatsızlıklara sebep olmuştur. Cilt hastalıklarından kaşıntı ve kızarıklıklar ve ölüm vakaları görülmüştür. Bir kişi 60 kg ise 40 gram boraks onun için tehlikeli, 70 kg ise onun için 50 gram tehlikeli demektir. Kimyasal ilaçlardan herhangi birinden 40-50 tane yutarsanız çok daha tehlikeli olur. Boraks’ da alınması gereken miktar ½ çay kaşığı yani 1-2 gram demektir. Bu dozajın asla yan tesiri olmaz aylarca kullansa bile.

    Kalsiyum Hapı Alın Kemikler Güçlensin Masalı;
    Heidelberg’deki Alman Kanser Araştırma Merkezi’nde 23 bin 980 kişi, 10 yılı aşkın bir süre izlendi ve kalsiyum ilaçları alanlarla almayanların kalp krizi geçirme oranları karşılaştırıldı. Merkezde, kalsiyum ilaçları almayan 15 bin 959 kişiden 851′inin kalp krizi geçirdiği, kalsiyum ilaçları alanların kalp krizi geçirme olasılığının ise almayanlardan yüzde 86 oranında daha yüksek olduğu gözlendi. Araştırma sonuçları ‘Heart’ (Kalp) dergisinde yayımlanmıştır. O halde kalsiyum hapı almak daha tehlikelidir, bu nedenle kalsiyum yerine bor hapı alınmalıdır. Kalsiyum alalım diye kullandığımız haplar kalp krizi tehlikesini arttırıyor. Kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği bildirildi. BBC’nin haberinde, Almanya’da yapılan bir araştırmanın, kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği tespit edilmiştir. (http://heart.bmj.com/content/98/12/920.full,http://www.medpagetoday.com/Cardiolo...nfarction/3289 )

    Son zamanlarda kemik erimesi için verilen kalsiyumun ve kemik erimesine karşı kullanılan ilaçların kalp krizi riskini artırdığına dair yayınlar yapılmaktadır. İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre fazla kalsiyum alımının tüm nedenlere bağlı ölüm riski, kalp ve damar hastalıkları ile iskemik kalp hastalığı riski artırdığı tespit edilmiştir. British Medical Journal dergisinde yayınlan bu çalışmada kalsiyum alan 1914-1948 doğumlu yaklaşık 61.433 kadın ortalama 19 yıl süreyle takip edilmişlerdir. Katılımcıların aldıkları besinlerin içindeki kalsiyum miktarı hesaplanmış, ayrıca dışarıdan ilaç olarak aldıkları kalsiyum miktarı kaydedilmiştir.
    Araştırmaya katılanların günlük aldıkları kalsiyuma göre 4 gruba ayrılmıştır;
    1-) Günlük 600 mg’dan az kalsiyum alanlar
    2-) Günlük 600-999 mg kalsiyum alanlar
    3-) Günlük 1000-1399 mg kalsiyum alanalar
    4-) Günlük 1400 mg’dan fazla kalsiyum alanlar
    19 yıl süre bu araştırma süresinde 11.944 kadın vefat etmiş ve bunlardan 3962 ‘si kalp-damar hastalığı, 1932 si iskemik kalp hastalığı ve 1100’ü inme sonucu ölmüştür. Yüksek oranda kalsiyum alanlarda kalp-damar hastalıkları ve iskemik kalp hastalığından ölenlerin diğer gruplara göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir.. Kaynak: Michaëlsson K, et al "Long term calcium intake and rates of all cause and cardiovascular mortality: community based prospective longitudinal cohort study" BMJ 2013; 346: f228.
    Not: Doğrusu kalsiyum hapı almak değil, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlamaktır, bu da ancak boraks ile mümkündür. Dünyayı kimyasal ilaç ve kimyasal gübre ile zehirliyoruz sonrada hortlayan hastalıkları tedavi edebilmek için yine zehir olan kimyasallara sarılarak sürekli zehirlenme sarmalından kurtulamıyoruz.

    Kaynak:
    1. Benderdour, M., Bui-Van, T., Dicko, A., Belleville, F.: „Invivo and in vitro effects of boron and boronated compounds“ in J Trace Elem Med Biol, 1998, 12(1):2-7;
    2. Newnham, R. E.: „Arthritis: The Mainstay Of The ,Health Industry‘ – The Disease That ,Health‘ Authorities Don’t
    Want Cured“ auf whale.to;
    3. Newnham, R. E.: „Essentiality of Boron for Healthy Bones and Joints“ auf ncbi.nlm.nih.gov;
    4. Newnham, R. E.: „Agricultural Practices Affect Arthritis“ in Nutrition and Health, 1991, 7(2):89-100;
    5. Newnham, R. E. et al: „Boron and Arthritis“, auf arthritistrust.org, 1994;
    6. Last, W.: „Arthritis And Rheumatism“ auf health-science-spirit.com;
    7. Last, W.: „Overcoming Arthritis“ auf health-science-spirit.com;
    8. Xu, P., Hu, W. B., Guo, X., Zhang, Y. G., Li, Y. F., Yao, J. F., Cai, Q. K.: „Therapeutic effect of dietary boron supplement on retinoic acid-induced osteoporosis in rats“ in Journal of Southern Medical University, 2006, 26(12):1785-8;
    9. „BORON“ auf iThyroid.com;
    10. Naghii, M. R., Mofid, M., Asgari, A. R., Hedayati, M., Daneshpour. M. S.: „Comparative effects of daily and weekly boron supplementation on plasma steroid hormones and proinflammatory cytokines“ in J Trace Elem Med Biol, 2011, 25(1):54-8;
    11. Harvey, D.: „BORON“ in LE Magazine, 08.2006;
    12. „Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012;
    13. De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336;
    14. Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55;
    15. Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165;
    16. „Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012;
    17. „Borax Extrarein-01“ auf supergenial.ch;
    18. Last, W.: „The Ultimate Cleanse“ auf health-science-spirit.com; deutsche Übers. s. „Die ultimative Reinigung“ in NEXUS Magazin, 2009, 25:30-37;
    19. „Sodium Chloride MSDS“ auf Sciencelab.com;
    20. „Borax Decahydrate MSDS“ auf hillbrothers.com;
    21. „CDC Toxic Profiles: BORON 2. Relevance To PublicHealth“ auf atsdr.cdc.gov;
    22. United States Environmental Protection Agency: „Boric Acid/ Sodium Borate Salts“ auf regulations.gov;
    23. „Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals“ auf en.wikipedia.org;
    24. European Chemical Agency (ECHA): „Boric Acid“ auf http://echa.europa.eu;
    25. Oecd Sids: „Sodium Percarbonate“ auf inchem.org
    26. „Sodium bicarbonate MSDS“ auf sciencelab.com;
    27. Naghii M, Samman S. The Effect Of Boron Supplementation On Its Urinary Excretion And Selected Cardiovasculer Risk Factors İn Healthy Male Subjects. Biological Trace Element Research. 1997;56:273-286.
    28. Beattie J, Peace H. The İnfluence Of A Low Boron Diet And Boron Supplementation On Bone, Major Mineral And Sex Streoid Metebolism İn Postmenopausal Women. BMJ, 69:871-884, 1993.
    29. Nielsen F. The Emergence Of Boron As Nutritionally Important Throughout The Life Cycle. Nutrition. 2000;16:521-514.
    30. Hunt C, Herbel L, Nielsen F. Metabolic Responses Of Postmenopausal Women To Supplementation Dietary Boron And Aluminum Dring Usual An Low Magnesium İntake: Boron, Calcium And Magnesium Absorbtion An Retention And Blood Mineral Concentration. Am J Clin Nutr. 65:803-813, 1997.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Alüminyum Folyo Tehlikesi

    Bugün yine konumuz sağlık. Kanser hastalığına zemin oluşturan, sigaradan bile daha zararlı olduğu, konunun uzmanları tarafından bildirilen Alüminyum folyoyu biraz daha yakından tanıyalım.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan yaptığı bir araştırma sonucu, alüminyum kaplarda pişirilen ve saklanan yemeklerin sağlık açısından zararları bir kez daha gözler önüne sermişti. Yeni araştırmalar özellikle yüksek ısıya ve beklemeye maruz bırakılan alüminyum folyodaki alüminyum maddesinin yiyeceklere geçtiğini gösteriyor.

    Alüminyumun insan vücuduna başta kemik hastalıkları olmak üzere çok sayıda zararı olduğu belirtiliyor. Bu zararlardan bazıları anemi, kemik erimesi, zeka geriliği ve kanser.

    Alzheimer hastalarının beyin dokusunda görülen yüksek miktardaki alüminyum, uzmanların Alzheimer ve alüminyum arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmesine yol açıyor. Ayrıca artan alüminyum miktarı vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin emilimini de azaltıyor.

    Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemeklerin, tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği, hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiş durumda. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde meydana gelen birikim Alzheimer’a ek olarak başka ciddi beyin rahatsızlıklarına yol açabiliyor.

    Vücutta mineral dengesi çok önemlidir, eğer alüminyum seviyesi artarsa diğer mineral eksiklikleri görülebilmektedir. Özellikle demir eksikliği en sık görülen problemdir.

    Alüminyum folyoyu eğer buzdolabında ya da derin dondurucuda kullanacaksak içerisindeki yiyecek asitli, tuzlu ve sulu bir besin olmamalıdır. Pişirme işlemi için alüminyum tencere yerine çelik tencere, alüminyum folyo veya kapları yerine yağlı kağıt veya kağıt ambalajları tercih edin.

    Alüminyum folyo ve Alüminyum Tencere Kullanmayın
    Alüminyum tencerelerde yemek yapmak, alüminyum folyo ya da kapları içerisinde yemeğe ısıl işlem uygulamakla tüketilecek besine daha çok alüminyum geçmesine neden olacaktır. Ayrıca bu şekilde pişmiş bir yemeğin yanında asidik bir besin varsa örneğin bol limonlu bir salata ya da portakal suyu gibi alüminyum emilimi daha da hızlanmış olacaktır.

    Alüminyum Vücudumuza Nasıl Giriyor?
    Alüminyum birçok paketlenmiş ürün içerisinde, kullandığımız şampuanlarda, antiperspirant ve deodorantlarda, bazı ilaçlarda hatta eser miktarda içtiğimiz su ve çay içerisinde dahi bulunmaktadır ama emilimi folyo ya da kapları kadar olmamaktadır.

    Alüminyum folyo, yapılan yemeklerin, yiyeceklerin saklanması ve pişirilmesinde mutfaklarda ve restoranlarda çok sık kullanılmaktadır. Ateşe dayanıklı olması nedeniyle bizlere kolaylık sağlayan alüminyum folyo, bazı maddelerle bir araya geldiğinde reaksiyona geçip çözülebiliyor.

    Özellikle sıcak, sulu, asitli yiyeceklerin uzun süre alüminyum folyoya maruz kalması ve ısı ile beraber gıdanın alüminyum ile temas etmesi halinde gıdalara alüminyumun migrasyonu, nüfuz etmesi söz konusu oluyor.

    Alüminyum kaplarda pişirilen yemeklerin, sağlık yönünden birçok sakıncası bulunmaktadır, özellikle fırında yemek pişirirken kullanmak alzheimer, kemik erimesi, kansere neden olabilmekte ve diyaliz hastaları için sakıncalı sonuçlar oluşturmaktadır.

    Alüminyum fazlalığı bebeklerde zeka geriliğine de neden olabilmekte, özellikle hamilelikte uygunsuz kullanımından kaçınmak, bebeğin yemeklerini folyo ya da kaplarında pişirmemek önemli.

    Alimünyumu aldığımız kaynaklar: Alüminyum mutfak kapları, alüminyum folyolar. Hedef organlar: Kemikler, beyin, böbrekler ve mide.

    Zehirlenme belirtileri:
    Bunama, gastroenterit, böbrek hasar, karaciğer fonksiyon bozukluğu, iştah kaybı, denge kaybı, adale ağrısı, psikoz, nefes darlığı, bünyede zayıflık. Son dönemde yapılan araştırmalar alüminyumun Alzheimer, Parkinson, bunama, hareketlerde koordinasyon kaybı, kelimeleri düzgün telaffuz edememe gibi nörolojik problemlerin oluşumunda çok büyük katkısı olduğunu ortaya koyuyor.

    Alüminyum zehirlenmesi ve etkileri:
    - Kan ve beyin fonksiyon bozuklukları
    - Mide ve bağırsak ülseri
    - Gastrointestinal hastalık
    - Parkinson hastalığı
    - Cilt problemleri
    - Hiperaktivite
    - Bebeklerde zeka geriliği
    - Çocuklarda öğrenme bozuklukları
    - Karaciğer rahatsızlığı
    - Mide bulantısı
    - Kabızlık
    - Mide ağrısı ve gaz
    - Enerji eksikliği

    Aytül Farquharson

    Kaynak: http://www.gidahareketi.org/

    Yorum yap


    • #3
      Alüminyum zararlı mı?


      Hayatımızın her alanında yer alan alüminyumun zararları incelendi. Çok fazla iyi yönü var. Ancak bu metalin karanlık bir yönü de var.

      Uçaklardan mutfak gereçlerine kadar birçok yerde kullanılan ve hafif bir metal olan alüminyum uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Bu metalin faydaları milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştırdı. Ancak yeni bir belgesel bu metalin zararları inceliyor.

      İçeceklerimiz alüminyum kutularda sunuluyor. Mutfak gereçlerimiz alüminyumdan.
      Alüminyumu bizi iyi, güvende ve temiz hissettiren ürünlerde görüyoruz.

      Ancak Avusturyalı film yönetmeni Bert Ehgartner alüminyumun farklı bir yönü olduğunu söylüyor: “Çok fazla iyi yönü var. Ancak bu metalin karanlık bir yönü de var.”

      Ehgartner yeni filmi Alüminyum Çağı'nda işte bu karanlık yanı araştırıyor.

      Belgesel metalin çıkarılması ve üretiminin doğaya olan etkilerinden bahsediyor.

      Önce Brezilya'nın yağmur ormanlarında yüksek oranda alüminyum hidroksit içeren boksitin çıkarıldığı madenleri görüyoruz: “Her yıl doğal çeşit zengini olan yağmur ormanlarından 250 futbol sahası büyüklüğünde bir alanda ağaçlar kesiliyor.”
      .
      Bundan sonra alüminyum üretiminden arda kalan zehirli atıklar geniş alanlara dağıtılıyor:“Tek görülebilen milyonlarca ton hiçbir kullanım alanı olmayan atığın oluştuğu.”

      Film, madenciliğin yarattığı atıkların yakınlarda yaşayanların sağlığını bozduğunu iddia ediyor.

      Film ayrıca 2010 yılında Macaristan'daki bir alüminyum fabrikasındaki bir kazanın görüntülerini içeriyor.

      Ehgartner, alüminyumun insanları başka şekillerde de hasta ettiğini söylüyor. Hayatımızı daha kolay ve daha güvenli yapan ürünlerin bize zarar verdiğini iddia ediyor: “Aşılarda, bazı kozmetik ürünler ve deodorantlarda ve hatta yiyeceklerde alüminyum bulmak beni çok şaşırttı.”

      Filmde görüş bildiren bilim insanları bu ürünlerde bulunan alüminyumun meme kanseri, Alzheimer, alerji ve otizm gibi birçok modern hastalıkla ilişkisi olduğunu öne sürüyor.

      Nörolog Dr. Christopher Shaw özellikle suda ve mide ilaçlarında bulunan alüminyumun Alzheimer hastalığının gelişimindeki etkisinden endişeli: “Birçok araştırmacı artık alüminyumun Alzheimer gibi hastalıklara yol açabileceğini düşünüyor. Başka hastalıklara etkisi olup olmadığı henüz bilinmiyor ama Alzheimer'la ilgisi berraklaşmaya başladı.”

      Ancak herkes bu fikirde değil.

      Alüminyum Birliği, röportaj talebimizi reddetti ancak şu açıklamayı yaptı: “'Alüminyum Çağı' bilimsel verilere ve genel kanıya ters düşüyor. Bilimsel araştırmalar alüminyum ile filmde konu edilen hastalıklar arasında nedensel bir bağ olmadığını ortaya koyuyor.”

      Georgetown Üniversitesi'nden Melissa Perry, “İlk mesajım şu: Panik yapmayın,” şeklinde konuşuyor.

      Melissa Perry, George Washington Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü'nde epidemiyoloji uzmanı: “Mevcut kanıtlar bize alüminyumun Alzheimer ile ilişkisi konusunda kesin sonuçlar sağlamıyor. Bu beyin sorunları ve meme kanseri için de geçerli. Bunun anlamı da daha fazla araştırma yapılmasının şart olduğu.”

      Bu, filmin yönetmeni Bert Ehgartner'ın da katıldığı bir görüş: “Yani alüminyum insanlık için bir tehdit ve bizim elimizde yeterli araştırma yok. Bu filmi yapma nedenlerinden biri. Biliminsanlarına araştırmaları için destek vermek. Bence bu gerçekten gerekli.”

      Yorum yap


      • #4

        Gıdalarda Alüminyum Tehlikesi
        Gıda Sektöründe Üretim ve Sunum Aşamalarında Kullanılan Malzemeler, İnsan Sağlığını Doğrudan İlgilendiriyor.

        Gıda sektöründe üretim ve sunum aşamalarında kullanılan malzemeler, insan sağlığını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye'de gıda üretimi ve satışı yapan çok sayıda iş yerinde kullanılan alüminyumdan imal edilmiş malzemelerin ciddi hastalıklara yol açtığı ileri sürüldü. Kamu-Sen'e bağlı Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Ahmet Doğruyol'un açıklamaları ve sendika üyelerinden Veteriner Hekim Yekta Ünsal'ın yaptığı araştırmanın sonuçları, bu iddiaların temelini oluşturuyor. Türkiye'de gıda denetimlerinin yeterince yapılmadığını ve insan sağlığının tehlikeye atıldığını öne süren Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Doğruyol, "Üretimde kullanılmaması Gıda Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle belirlenmiş malzemeler yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor" diye konuştu. İzmir Tarım İl Müdürlüğü Kontrol Şube Müdürlüğü'nde konuyla ilgili görevlendirilen 2 veteriner hekimin tüm İzmir'de gıda denetimi yapmasının güçlüğüne dikkat çeken Doğruyol, "Bu soruna Sağlık Bakanlığı el atmalıdır. Bu önemli konu gerekirse ilgili bakanlıklar arasında tekrar ele alınarak, gıda denetimleri yeniden yapılandırılmalıdır" dedi. Vücutta doğal olarak bulunan bazı metallerin insan sağlığına yararları olduğunu söyleyen Veteriner Hekim Yekta Ünsal ise, "Demir kansızlığı önler, çinko enzim reaksiyonunda yer alır. Metallerin normal olarak vücutta bulunma oranı çok düşüktür. Bulunma oranı yükseldiği takdirde, vücutta toksik etki yapmaya başlarlar" şeklinde konuştu. Alüminyum, arsenik, kadmiyum, kurşun, civa ve çinko gibi ağır metallerin insan sağlığı üzerinde ciddi zararlı etkiler oluşturacağına vurgu yapan Veteriner Hekim Ünsal, "Yapılan deneyler göstermiştir ki, alüminyumun bitkiler, hayvanlar ve insanlar üzerinde yaptığı zararlı etkiler önemsenmeyecek düzeyde değildir. İnsan hayatı açısından ele alındığında, günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız alüminyum, hücrelerde farklı bileşikler meydana getirerek oldukça zararlı bir etkide bulunmaktadır. Vücuda alımı genellikle kirlenmiş içme suyu, alüminyum kaplar, alüminyum folyo, antasit türü ilaçların tüketilmesiyle ve solunum ile olan alüminyumun insan vücuduna etkisi, gastrointestinal, hematolojik, iskelet sistemi ve nöral etkiler şeklinde sıralanabilir. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde birikimi ciddi beyin rahatsızlıklarına, alzheimer, parkinson, amiotrofik lateral sklerozis ve lou gehrig's gibi hastalıklara yol açmaktadır" diye konuştu. Gıda ile ilgili işyerlerine 5179 sayılı Gıda Kanunu'na göre Tarım Bakanlığı, il müdürlüğü, kontrol şube müdürlükleri tarafından üretim izni verildiğini kaydeden Ünsal şöyle devam etti: "Gıda işyerlerinde alüminyum malzemeler üretimde kullanılmaktadır ve bu malzemelerim üretim izinleri yoktur. Yukarıdaki bilgiler ışığında üretim izni alıp alamayacağı ciddi bir sorundur. 5179 Sayılı Gıda Kanunu'nda; 'Gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin hijyen kurallarına uygun olmalıdır. İnsan sağlığına zarar verecek muhteviyatta gıda maddeleri üretilemez. Gıdaların içerisine zararlı bir madde katılamaz. İşletmede kullanılan tüm alet ve ekipmanlar, teknik donanımlar, ısı, buhar, asit, alkali, tuz ve benzerlerine karşı dayanıklı ve gıdaya bulaşmayı önleyecek şekilde olmalı, koruyucu ve önleyici bakımları düzenli olarak yapılmalı ve kayıt altına alınmalı' denilmektedir. Sonuç olarak gıda işyerlerinde üretim aşamasında alüminyumun malzemenin kullanılmasıyla ortaya çıkacak sağlık sorunlarını engellemek ve böyle bir ihtimalin oluşmaması için derhal üretimden çekilmelidir. Üretim izni olmayan bu malzemeleri üretiminde kullanan işyerlerine verilmiş olan üretim izinleri gözden geçirilmelidir. Bu tip işyerlerine üretim izni veren tarım il müdürlükleri personelinin insan sağlığı ile ilgili karar verme mesleki yeterliliğine sahip meslek gruplarından seçilmesi gerekmektedir." Türkiye'nin hemen her yerinde gıda üretimi yapan iş yerlerinde daha ucuz olduğu için alüminyum malzemeden imal edilmiş ekipmanların kullanıldığını anlatan Veteriner Hekim Yekta Ünsal, "Yurtdışında 1970'li yıllardan itibaren alüminyum malzemeler gıda sektöründen çekilmiştir. Bizde halen gıdaların üretiminde ve sunumunda büyüklü küçüklü pek çok mağaza, market ve işyerinde alüminyum malzemeler kullanılmaktadır. Doğru olan krom gibi paslanmaz metallerden imal edilmiş malzemeler kullanmaktır" dedi. (UÇ-YK-RA-Y)





        Yorum yap


        • #5
          Alüminyum tehlikesi

          Samsun

          Uzmanlar, alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilen yiyeceklere yüksek miktarda alüminyum geçtiğini saptadı.
          Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan, yürüttüğü bir çalışma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden sakıncalı olduğunun anlaşıldığını iddia etti.

          Turhan, Türkiye'de özellikle kırsal kesimlerde alüminyum kapların hala yaygın olarak kullanıldığını, alüminyum folyonun da özellikle fırında yemek pişirilirken vazgeçilmez pişirme materyallerinden biri olduğuna dikkati çekti. Alüminyumun doğada en çok rastlanılan elementlerden biri olduğunu belirten Turhan, alüminyumun zararlı etkileri üzerine yapılan araştırmaların, fazla miktarda alınan alüminyumun başta çeşitli kemik hastalıkları olmak üzere, alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtığının, diyaliz hastaları için ise son derece sakıncalı olduğunun tespit edildiğini anımsattı.

          Özellikle kırmızı ve beyaz etlerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyoyla pişirilmesi durumunda yiyeceklere ne kadar alüminyum geçtiğini tespit etmek için çalışma yürüttüğünü kaydeden Turhan, araştırma sonucunda yüksek ısı ve bekleme süresine bağlı olarak yiyeceklere alüminyum geçtiğini tespit ettiğini söyledi.

          Turhan, yaptığı araştırmaya göre, sığır, koyun ve manda gibi kırmızı etlerin alüminyum folyoya sarılarak fırında pişirilmesi durumunda pişirme, sıcaklık ve süreye bağlı olarak etlerin pişirilmeden önceki alüminyum içeriklerinin yüzde 90 ile 400 oranında arttığını, beyaz etlerde ise bu artışın yüzde 80 ile 250 arasında olduğunu belirtti.

          Etlerin içerdiği yağ miktarının da alüminyum artışını etkilediğini belirten Turhan, yağlı etlerde geçişin daha fazla olduğunu kaydetti.

          Yrd. Doç. Dr. Turhan, alüminyumun bilenen zararlarını yeniden anımsatarak, “Alüminyumun toksit etkisinin zararlı olduğu yıllardan beri bilinmektedir, bu nedenle yiyeceklerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilmesini tavsiye etmiyoruz” dedi.

          Turhan, özellikle fırın yemeklerinde kullanılan alüminyum folyonun yerine yağlı kağıdın kullanılabileceğini de belirtti.

          Yorum yap


          • #6
            Alüminyum Tehlikesi

            Hayatımızın her alanında kullanılan alüminyumun yararindan çok zararları son yıllarda konuşulmakta. Kozmetikte, mutfakta, elimizi attigimiz her yerde alüminyuma rastlamak mümkün. Geçen hafta yabancı bir kanalda dokümantasyon olarak alüminyum konusu ele alinmaktaydi. Izlerken çok endiselendigimizi söylemeliyim. Öyle ki Alzheimer ile bağlantısı netleşecek kadar berraklastigi bir gerçek.Alerji ve otizmin nedeni hatta bir cok kanser türünüde tetikledigi soylenenler arasindaydi. Etkisinde kaldığım bu bilgileri biraz araştırma yaparak teyit etmek istedim. Ve gerçekten zararları bir madde olduğu yazilanlar arasindaydi. Hatta 2010 yılında bu maden atıkları konusunda bir film yapılmış . Brezilya'da bir bölgede atik alüminyum maddelerinin konulduğu yerde yaşayan insanlarda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmış. Bu konuyu ele alan film yapımcısı bilimadamlarınin alüminyum için araştırma yapmalarini teşvik etmek istemiş . Malesef güvenerek kullandığımız bu madde bizi çok ciddi şekilde tehdit ediyor . Su zamanda sağlığımızı tehdit etmeyen birsey kalmadi zaten. Kulagimizin bir köşesinde bu bilgiler kalsin . Olabildiğince kendimizden, evimizden uzak tutmaya bakalım ...

            Yorum yap


            • #7
              Çayda alüminyum riski

              Çayın günde 6-8 bardaktan fazla tüketilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, ''Çay gereğinden çok tüketildiğinde alüminyum zehirlilik açısından risk taşıyabilir'' uyarısında bulundu.

              AA
              Güncelleme: 13:00 TSİ 05 Ocak. 2012 Perşembe

              KIRŞEHİR - TÜBİTAK tarafından desteklenen, Ahi Evran Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Fırat Üniversitesindeki araştırmacıların da katıldığı ''Gıdalarda Eser Alüminyum Tayini İçin Katı Faz Özütleme Yöntemi Geliştirilmesi ve Ticari Katı Faz Kartuşu Üretilmesi'' başlıklı projeyi yürüten Yrd. Doç. Dr. Çiftçi, araştırmaların çaydaki alüminyum miktarının gerekenden fazla olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
              Ahi Evran Üniversitesi (AEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Harun Çiftçi, proje kapsamında Türkiye'de sadece 6 yerde olan ''sürekli ışın kaynakları alevli atomik absorpsiyon spektrofotometre'' cihazının AEÜ'ye kazandırıldığını, bu cihaz sayesinde insan sağlığını ilgilendiren birçok bilimsel çalışmanın rahatlıkla yapılabileceğini ifade etti.
              Elde ettikleri proje çıktılarının insan sağlığını doğrudan ilgilendiren gıda, su ve çevre kalitesini belirlemede önemli rol oynayacağına işaret eden Çiftçi, bu kapsamda gıda ve su örneklerinde ağır metal düzeylerinin çeşitli aletsel yöntemler kullanılarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.
              Ağır metallerin başta metalürji olmak üzere sanayinin birçok alanında kullanımının hızla arttığını, özellikle alüminyumun kolay şekillenebilmesi, uzun ömürlü ve ekonomik özelliğiyle ideal bir ambalaj malzemesi olarak gıda, meşrubat ve ilaç teknolojisinde kullanıldığını belirten Çiftçi, çeşitli alanlardaki atıklarla dolaylı olarak veya gıda, içecek ve sularla doğrudan insan bünyesine geçerek vücutta çeşitli proteinlere bağlanan alüminyumun geniş bir alana yayıldığını ve organizmadan uzaklaştırılmasının zor olduğunu belirtti.

              FAZLA ALÜMİNYUMUN VÜCUDU NASIL ETKİLER?
              Vücutta tolere edilebilen miktarın üzerinde alınan alüminyumun Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıklara sebep olduğunu söyleyen Çiftçi, şöyle konuştu: ''Bundan korunmanın en etkili yolu, gıda ve içecek yoluyla organizma tarafından alınacak alüminyum miktarının azaltılmasıdır. Bu nedenle, gıda örneklerindeki alüminyumun, başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere çeşitli kuruluşlar tarafından önerilen değerlere uygun olup olmadığının kontrol edilmesi önemlidir. Bu amaçla geliştirdiğimiz ayırma ve zenginleştirme yöntemiyle başta Kırşehir şebeke suyu olmak üzere çeşitli su örneklerinde alüminyum düzeyini belirledik ve bu düzeyleri Dünya Sağlık Örgütünce üst sınır olarak önerilen litrede 0,2 miligram düzeyinden aşağı ölçtük.''

              GÜNDE 6-8 BARDAK ÇAY YETERLİ
              Araştırmada en ilginç bulguların çay örneklerinden elde edildiğini belirten Çiftçi, ''Vücuda birçok faydası olan çay gereğinden çok tüketildiğinde alüminyum zehirlilik açısından risk taşıyabilir. Yeşil çay dahil olmak üzere çayın dem ve özelliğine göre bir bardakta ortalama alüminyum düzeyini litrede 2,5-12 miligram arasında tespit ettik. Bu değerler, içme sularında önerilen üst sınır olan litrede 0,2 miligramdan 12 ile 60 kat daha fazla. Sağlığımız açısından günde 6-8 bardak çay yeterlidir, daha fazla çay içerken bu hususlar dikkate alınmalı'' diye konuştu.

              BİTKİ ÇAYLARINDA AMÜMİNYUM ORANI DÜŞÜK
              Yaklaşık 15 çay numunesi aldıklarını, sonuçların birbirine yakın çıktığını ifade eden Çiftçi, yurt dışından gelen çaylara ve bitki çaylarına baktıklarını, özellikle bütün bitki çaylarında alüminyum miktarının çok düşük çıktığını belirtti.

              Çiftçi, alüminyumla ilgili çalışmaların çok ciddi olduğunu, özellikle yurtlarda alüminyum tencere, tabak ve çaydanlık kullanımının tamamen yasaklandığını belirterek, bunun da güzel bir gelişme olduğunu söyledi.

              Yorum yap


              • #8
                Mutfaktaki büyük tehlike!

                Uzmanlar, alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilen yiyeceklere sıcakla temas esnasında yüksek miktarda alüminyum geçtiğini saptadı. ...
                Evlerde ve dışarıda afiyetle yediğimiz yiyeceklerin hangi kaplarda pişirildiğine ve hangi kaplarda servis edildiğine dikkat ediyor muyuz?

                Alüminyum folyo, yiyeceklerin saklanması ve pişirilmesinde mutfağımızın vazgeçilmezidir. Ateşe dayanıklı olması nedeniyle bizlere kolaylık sağlayan alüminyum folyo, bazı maddelerle bir araya geldiğinde reaksiyona geçip çözülebiliyor. Özellikle sıcak, sulu, asitli yiyeceklerin uzun süre alüminyum folyoya maruz kalması ve ısı ile beraber gıdanın alüminyum ile temas etmesi halinde gıdalara alüminyumun migrasyonu, nüfuz etmesi söz konusu olabiliyor. Gıdaların alüminyum emmesine neden oluyor.
                Yiyeceklere geçen alüminyumun zararları neler?
                Başta kemik hastalıkları olmak üzere alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtığı belirtiliyor.
                Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan, yürüttüğü bir çalışma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden sakıncalı olduğunun anlaşıldığını iddia etti.

                Turhan, Türkiye'de özellikle kırsal kesimlerde alüminyum kapların hala yaygın olarak kullanıldığını, alüminyum folyonun da özellikle fırında yemek pişirilirken vazgeçilmez pişirme materyallerinden biri olduğuna dikkati çekti. Alüminyumun doğada en çok rastlanılan elementlerden biri olduğunu belirten Turhan, alüminyumun zararlı etkileri üzerine yapılan araştırmaların, fazla miktarda alınan alüminyumun başta çeşitli kemik hastalıkları olmak üzere, alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtığının, diyaliz hastaları için ise son derece sakıncalı olduğunun tespit edildiğini anımsattı.

                Özellikle kırmızı ve beyaz etlerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyoyla pişirilmesi durumunda yiyeceklere ne kadar alüminyum geçtiğini tespit etmek için çalışma yürüttüğünü kaydeden Turhan, araştırma sonucunda yüksek ısı ve bekleme süresine bağlı olarak yiyeceklere alüminyum geçtiğini tespit ettiğini söyledi.
                Turhan, özellikle fırın yemeklerinde kullanılan alüminyum folyonun yerine yağlı kağıdın kullanılabileceğini de belirtti.
                Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, alüminyumun başta alzheimer olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği, kanser gibi birçok hastalığa neden olabileceğini dile getirdi. Kavaklı, "Besinlerde alüminyum artması, vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin emilimini azaltır.'' diye konuştu.
                Alüminyum folyoların sağlığa çok zararlı olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Seyran Tombul ise besinlerin saklanmasında yağlı kâğıtların kullanılması gerektiğini vurguladı.
                Folyo kullanırken nelere dikkat etmeli?
                •Alüminyum folyoyu, asitli (yoğurt, limon sıkılmış et ve ürünleri gibi), yüksek sıcaklıkta pişirilen ve uzun süre dondurarak muhafaza edilen gıdalarda kullanmayın.
                •Alüminyum kaplar yerine paslanmaz çelik kaplar, folyo yerine de yağlı kâğıt ambalajları tercih edin.
                •Folyoya ısıtma işlemi uygulamayın.
                •Balık, et gibi yiyecekleri alüminyum folyoya sarıp fırında pişirmeyin. Çünkü yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, alüminyum folyo ile reaksiyona girebilir.
                •Alüminyum folyoya sarılıp saklanacak gıdalar, çok tuzlu, ıslak ya da limonlu olmamalı.
                Alüminyum kaplar hastalık kaynağı
                Gümüşhane Tarım İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada alüminyum kapların başta Alzheimer hastalığı olmak üzere kemik erimesi, zeka geriliği hatta kansere neden olacağı bildirildi.
                Tarım İl Müdürlüğü alüminyum kaplar için yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Alüminyum kaplar ısıyı son derece iyi iletmesine rağmen zararları araştırma yapıldıkça ortaya çıkmaktadır. Alüminyum diğer pek çok metalde olduğu gibi temas ettiği besine geçebilir G asitli besinlerle temasta bu geçiş daha fazla olmaktadır. Son yıllarda alüminyumun Alzheimer hastalığının oluşumunda etken olduğu konusunda araştırma yapılırken bu hastaların beyin dokusunda yüksek miktarda alüminyum birikimi olduğu tespit edilmiştir. Besinlerde alüminyum artması için çok gerekli olan kalsiyum demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin vücuda yarayışlılığını azaltır. Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemekleri tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zekâ geriliği hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiştir.
                Gıdalarda alüminyum tehlikesi gıda sektöründe üretim ve sunum aşamalarında kullanılan malzemeler, insan sağlığını doğrudan ilgilendiriyor.
                Türkiye'de gıda üretimi ve satışı yapan çok sayıda iş yerinde kullanılan alüminyumdan imal edilmiş malzemelerin ciddi hastalıklara yol açtığı ileri sürüldü. KamuSen'e bağlı Türk Sağlık-Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Ahmet Doğruyol'un açıklamaları ve sendika üyelerinden Veteriner Hekim Yekta Ünsal'ın yaptığı araştırmanın sonuçları, bu iddiaların temelini oluşturuyor.
                Vücutta doğal olarak bulunan bazı metallerin insan sağlığına yararları olduğunu söyleyen Veteriner Hekim Yekta Unsal ise, "Demir kansızlığı önler, çinko enzim reaksiyonunda yer alır. Metallerin normal olarak vücutta bulunma oranı çok düşüktür. Bulunma oram yükseldiği takdirde, vücutta toksik etki yapmaya başlarlar" şeklinde konuştu. Alüminyum, arsenik, kadmiyum, kurşun, civa ve çinko gibi ağır metallerin insan sağlığı üzerinde ciddi zararlı etkiler oluşturacağına vurgu yapan Veteriner Hekim Unsal, "Yapılan deneyler göstermiştir ki, alüminyumun bitkiler, hayvanlar ve insanlar üzerinde yaptığı zararlı etkiler önemsenmeyecek düzeyde değildir. İnsan hayatı açısından ele alındığında, günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız alüminyum, hücrelerde farklı bileşikler meydana getirerek oldukça zararlı bir etkide bulunmaktadır. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde birikimi ciddi beyin rahatsızlıklarına, alzheimer, parkinson, amiotrofik lateral sklerozis ve lou gehrig's gibi hastalıklara yol açmaktadır" diye konuştu.
                Türkiye'nin hemen her yerinde gıda üretimi yapan iş yerlerinde daha ucuz olduğu için alüminyum malzemeden imal edilmiş ekipmanların kullanıldığını anlatan Veteriner Hekim Yekta Unsal, "Yurtdışında 1970'li yıllardan itibaren alüminyum malzemeler gıda sektöründen çekilmiştir. Bizde halen gıdaların üretiminde ve sunumunda büyüklü küçüklü pek çok mağaza, market ve işyerinde alüminyum malzemeler kullanılmaktadır.” dedi.
                AĞIR METAL TEHLİKESİ
                Vücutta doğal olarak bulunan bazı metallerin sağlığımıza yararları vardır. Örneğin demir kansızlığı önler,çinko ise 100’den fazla enzim reaksiyonunda yer alır. Metallerin normal olarak vücutta bulunma oranı çok düşüktür. Bu oran yükseldiği takdirde, vücutta toksik etki yapmaya başlarlar.
                Ağır metaller, yoğunlukları suyun yoğunluğunun en az 5 katı daha fazla olan metallerdir. Bunlar vücudumuz tarafından işlem göremez ve vücutta birikirler. Ağır metallerin vücutta hiçbir fonksiyonu yoktur ve vücut için zararlıdırlar.
                Alüminyum
                Alındığı kaynaklar: Alüminyum mutfak kapları,alüminyum folyolar...
                Hedef organlar : Kemikler,beyin,böbrekler ve mide.
                Zehirlenme belirtileri: Bunama, gastroenterit, böbrek hasar,karaciğer fonksiyon bozukluğu, iştah kaybı, denge kaybı, adale ağrısı, psikoz, nefes darlığı, bünyede zayıflık.
                Son dönemde yapılan araştırmalar alüminyumun Alzheimer, Parkinson, bunama,hareketlerde koordinasyon kaybı, kelimeleri düzgün telaffuz edememe gibi nörolojik problemlerin oluşumunda çok büyük katkısı olduğunu ortaya koymuştur.

                Isıtma işlemi yapılmaksızın, tamamen koruma amaçlı olarak alüminyum folyo içinde, gıda saklamak uygundur; Ancak yüksek ısıda (fırın, mikrodalga) su oranı yüksek gıdaların folyo içine hapsedilerek pişirilmesi sakıncalıdır. Yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, folyoyu oluşturan alüminyum metalinin, alüminyumun bir bileşiği halinde çözünerek gıdaya karışmasına ve vücutta metal birikimine sebep olur.
                Buzdolabının sağladığı 4-6°C derece sıcaklıkta alüminyum folyo ile uzun süreli saklama yapmak, sağlıklıdır. Gıdanın, ıslak asidik ya da bazik karakterde olmamasına dikkat edilmelidir.
                Sonuç olarak; beslenmemizde en sağlıklı gıdaları tercih etmeye çalışırken bunların pişirilmesinde de çok dikkatli olmalıyız. Gıdalarımızın ısıtma ve pişirme işlemlerinde Alüminyum Folyo ve Alüminyum Folyo kaplar yerine, Fırın Kağıtları ve Fırına Girebilen Karton Gıda Kapları kullanmayı tercih etmeli ve eve paket servis istediğimiz işletmelerden de Fırına Girebilen Karton Gıda Kapları içerisinde teslim etmelerini istemeliyiz. Böylece hem sağlığımızı korumuş olup, hem de doğaya karşı olan sorumluluklarımızı da yerine getirmiş oluruz.

                Yorum yap


                • #9
                  Pişirme Kapları: "Sağlık İçin Tehdit" Olabilirler!;
                  ALÜMİNYUM

                  Besin hazırlama ve pişirmede kullanılan araç-gereçler sağlık için de bir tehdit oluşturabilirler. Daha sağlıklı bir hayat için krom, cam, toprak gibi kapları tercih edin.

                  -Her tür kullanıma uygun olabilecek tek bir malzemenin mevcut olmaması, araçların yapımında çok değişik malzemenin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
                  TSE damgasının bulunması aracın asgari bazı özellikler ve emniyet bakımından testlerden geçtiğini gösterir.


                  ALÜMİNYUM

                  Alüminyum, ısıyı son derece iyi iletir. 1888 yılından beri şekillendirilebilme ve işleme kolaylığı yanında korozyona (kimyasal bozulma) karşı dayanıklılığı nedeniyle her türlü araç ve gereç yapımında kullanılmaya başlanmıştır.

                  Alüminyum diğer pek çok metalde olduğu gibi temas ettiği besine geçer. Bu özellik besinin nötr, alkaliveya asit oluşu ile artar ya da azalır. Genellikle asitli besinlerle temasta bu geçişin daha fazla olduğu bildirilmektedir. Vücuda fazla alüminyum alınması sakıncalıdır.

                  Alüminyumun vücutta birikmesi, nörolojik bozukluklar, osteodistrofi ve anemiye yol açabilir. Son yıllarda alüminyumun Alzheimer hastalığının oluşumunda etken olduğu konusunda araştırma yapılırken bu hastaların beyin dokusunda yüksek miktarda alüminyum birikimi olduğu tespit edilmiştir.
                  *Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan GÜVEN bu konuda şu açıklamayı yaptı.
                  Bu hastalığa yakalananların beyin hücrelerinde normalin 4 katına kadar aluminyum fazlalığı tespit edildi 1989 da...Özellikle, beynin hâfızayla alâkalı hippocampus bölgesindeki hücrelerde bu birikim çok fazlaolarak bulundu. İnsanların farkında olmadan gıda ve diğer yollarla aldıkları fazla aluminyum beyni iflasa sürüklüyordu... Yapılan araştırmalara göre, normal kapta pişen domatesteki aluminyum oranı, alimunyum kapta piştiğinde % 100 yakın artıyordu. Diğer taraftanda, aluminyum "kutu"larda saklanan, içilenkonserve ve meşrubat türü gıdalar çıkıyor karşımıza! Bunların yanısıra vücuda alınan bazı ilaçlara da dikkat edilmeli! Meselâ, stresli toplumlar sürekli mide yanmalarına karşı antiasid almaya başladılar... Ki alınan antiasid hap veya şurupların pek çoğunda yoğun miktarda alüminyum hydroxid ve alüminyum tuzları bulunmakta!. Yanı sıra ishal kesici (antidiarrheal) haplar dahi alüminyumlu maddeler ihtiva etmekte. Bir kısım ağrı kesici aspirinler, kepek olmasını önleyici bazı şampuanlar, bazı deodorantlar, hepbeynimizin belâsı alüminyumu ihtiva etmekte...
                  Uzmanlar, alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilen yiyeceklere yüksek miktarda alüminyum geçtiğini saptadı.

                  *Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan, yürüttüğü bir çalışma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden sakıncalı olduğunun anlaşıldığını iddia etti. Turhan şunları ekledi:

                  "Fazla miktarda alınan alüminyum başta çeşitli kemik hastalıkları olmak üzere, alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtıp, diyaliz hastaları için ise son derece sakıncalı olduğu tespit edildi.

                  Özellikle kırmızı ve beyaz etlerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyoyla pişirilmesi durumunda yiyeceklere ne kadar alüminyumun geçtiğini tespit etmek için çalışma yürüttüldü. Araştırma sonucunda yüksek ısı ve bekleme süresine bağlı olarak yiyeceklere alüminyum geçtiği tespit edildi.

                  Sığır, koyun ve manda gibi kırmızı etlerin alüminyum folyoya sarılarak fırında pişirilmesi durumunda pişirme, sıcaklık ve süreye bağlı olarak etlerin pişirilmeden önceki alüminyum içeriklerinin % 90 ile 400oranında arttığı, beyaz etlerde ise bu artışın % 80 ile 250 arasında olmaktadır.

                  Etlerin içerdiği yağ miktarı da alüminyum artışını etkilemektedir. Yağlı etlerde geçişin daha fazlaolmaktadır."


                  Vücuda fazla alınan alüminyum kansere neden olduğu konusunda da araştırmalar devam etmektedir. Vücuda fazla alınan alüminyumun beyinde birikerek zeka geriliğine neden olduğu araştırmalar sonucu tespit edilmiştir.

                  Besinlerde alüminyum artması, vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, mağnezyum gibi minerallerin vücuda yarayışlılığını azaltır. Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemekleri tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiştir.

                  Ancak alüminyumun yüzeyi daima onu koruyan bir oksit tabaka ile kaplıdır. Bu tabaka herhangi bir ovucu veya kimyasal madde ile çıkartılmadığı sürece alttaki tabakayı önemli ölçüde koruyucu bir etki yapar. Bu nedenle alüminyum kapların telle ovulması doğru değildir. Asit ve alkaliler de oksit tabakayı etkilerler. Bu nedenle besinlerin kap içinde bekletilmeleri doğru değildir. Temizlikte kullanılan deterjanlar da alkaliözellik taşırlar. Deterjan kuvvetli alkali içeriyorsa metal üzerine daha çok etki yapacağı açıktır.Alüminyum kapların kararması su ve besinin ortamından ileri gelir. Sirke, limon gibi asitli maddeler konduğunda bu siyahlıklar giderilebilir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi alkali ve asitli maddelerin kap içinde fazla durmaları sakıncalıdır.
                  Özellikle koruyucu tabakası delinmiş dip kısmında siyahlıklar görünmeye başlamış olan alüminyum kapları sağlığınız için atın.
                  Bir görüşe görede, alüminyum fazlası, böbrek fonksiyonları normal olan kişilerde atılabilir, ancak fonksiyonların bozuk olması halinde bu atılım düşer. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalar özellikle diyaliz hastaları alüminyum birikimi riski taşırlar.

                  Alüminyum
                  eritropoietine dirençli anemi, diyaliz demansı şeklinde santral sinir sistemi değişiklikleriyanısıra düşük dönüşüm hızlı kemik hastalığına dayol açar. Hastalar yaygın kemik ve eklem ağrılarından yakınırlar, kas güçsüzlüğü ve spontan kırıklar görülebilir. Düşük dönüşüm hızlı kemik hastalığı belirginalüminyum depolanması olmaksızın da görülebilmektedir.
                  DEMİR

                  Demir kapların iyice kurulanmadıkları takdirde paslanma özellikleri olmasının yanısıra diğer önemli bir özellikleri de içlerinde asitli besin pişirilmesi halinde besinin rengini bozmasıdır. Pek çok diğer metalde olduğu gibi demir de içinde pişirilen yiyeceğe geçme özelliği gösterir. Demirin vücutta birikimi oldukça zor olduğundan bu geçişin toksik bir etki yaratmada önemli bir rol oynamayacağı aksine, demiri düşük diyetle beslenen kişilerde bu yolla geçen demirin olumlu bir katkı yapacağı ileri sürülmektedir. Demir kap içinde pişirilen yiyeceğin asitli olması demir geçişini arttırıcı etki yapmaktadır.

                  PASLANMAZ ÇELİK

                  Çelik ile demir karbon alaşımıdır ve paslanır. Çeliğe % 11.5 oranında krom eklenirse çelik paslanmaz bir özellik kazanır. Tencere ve tavalar için en iyi kalite paslanmaz çelik %18 krom, % 8 nikel içerir. Yüksek nikel oranı çeliğe parlaklık, krom sağlamlık ve korozyona karşı dayanıklılık verir. Çelik kaplardan pişirilen yemeğe demir, krom ve nikel geçişi olur. Yukarıda da belirtildiği gibi demir, elzem bir besin ögesi olduğundan bu geçiş çok önemli değildir, aynı durum krom için de geçerlidir. Ancak, bazı hassas kişilerde allerjik kontak dermatite neden olabilir.

                  Paslanmaz çelikten yapılmış pişirme kapları, tezgah ve bıçak kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Paslanmaz çelik yüksek ısı etkisiyle kararır. Bu nedenle tezgah üzerine ocaktan yeni indirilmiş tencere, tava vb. konulmamalıdır. Bıçaklar da ateşe temas ettirilmemelidir. Paslanmaz çelik kaplar içinde uzun süre asitli bir yiyecek bırakılırsa korozyon olur. Paslanmaz çelik tencere içinde yemek pişirme son derece düşük ısıda yapılır ve yemeğin suyunu kaybetmesi söz konusu olmayacağı için yemek lezzetli olur. Bu şekilde pişirme yemeğin daha kısa sürede pişmesini sağlar, böylece besin değeri de daha iyi korunmuş olur.

                  BAKIR

                  Isıyı çok iyi ileten bir metal olması nedeniyle hem elektrik telleri yapımı hem de pişirme kabı olarak oldukça yaygın kullanılmaktadır. Saf bakır çok yumuşaktır. Bu nedenle diğer metallerle alaşım halinde kullanılır. Bakır çok çabuk lekelenir. Uzun süre açıkta bırakılırsa üzerinde siyahımsı yeşil bir renk oluşur. Bu, bakır karbonattır. Bu tabaka ovularak giderilebilir. Ancak böyle bir kapta pişirilen yemeğin kusturucu etki yaptığı görülmüştür. İnsan organizması bir miktar bakırı metabolize edebilir. Ancakfazlası, özellikle çocuklarda zararlıdır. Hindistanda bebeklerde görülen sirozun nedeninin, kalaysız bakır kaplarda kaynatılan sütten kaynaklandığını bildiren araştırmalar vardır.

                  Bakır kaplar bu nedenle kalaylanmaktadır. Kalayın zamanla dökülmesi bakır kapların kullanımını azaltmıştır. Bazı gözlem ve araştırmalar, gelişigüzel kalaylanan kaplardan yemek içerisine sağlık için zararlı kurşun gibi maddelerin karışabildiğini göstermiştir. Bu nedenle sokaklarda kalaylatılmış veya kalayları yer yer dökülmüş bakır kaplar yemek pişirme ve saklama için uygun değildir.

                  TOPRAK KAPLAR

                  Toprak kaplar kilden yapılmaktadır. Isıyı muntazam ve çabuk iletmediklerinden pişirme ısısının düşük olması veya fırına koyarken fırının önce soğuk olmasına daha sonra ısının açılmasına dikkat etmek gerekir. Bu kaplar yavaş ısınırlar fakat ısıyı iyi tutarlar. Ani ısı değişikliklerinde kırılabilirler. Toprak kaplar besindeki asit ve alkaliden etkilenmez. Bu açıdan sağlıklıdır denilebilir. Ancak yüzeyde çatlama olşursa buralardamikroorganizma barınabilir. Kabın kullanıldıktan sonra iyice yıkanması ve çok iyi kurulanması gerekir. Toprak kapların yüzeyi bazen sırlarla kapatılır. Sır yüksek ısıda kontrollü bir şekilde yapılmışsa sırdan yiyeceğe, kurşun , kadmiyum gibi zararlı maddeler geçtiğini bildiren çalışmalar vardır. Bu nedenle bu kapların besin saklamada kullanılmaması daha doğru olur.

                  CAM

                  Cam, silisyum dioksit, sodyum ve kalsiyumoksit karışımıdır. Ancak bu maddelerin oranlarına bağlı olarak değişik tür camlar yapılabilir.

                  Cam gözeneksizdir ve asit ve alkaliden etkilenmez. Bu bakımdan pişirme ve saklama kabı olarak uygundur. Bazı cam kaplar ani ısı değişikliklerinden etkilenirler ve kırılırlar. Ancak son yıllarda ani ısı değişmelerine de dayanıklı camlar yapılmıştır. Yine de cam kapları düşük ısıda pişirmekte ve ocaktan aldıktan sonra soğuk yüzeye bırakmamakta yarar vardır. Cam kaplarda yiyecekler yapışabilir, bunlar ıslatarak bekletme veya su konulup hafif ısıtma ile giderilebilirler. Camlar çizilirse temizlenmeleri güçleşir. Bu nedenle telle ovulmamalıdırlar.

                  PLASTİKLER

                  Evde kullanılan plastik iki grupta incelenebilirler.

                  Termoplastikler:Bunlar akrilik, florokarbon, naylon, polietilen, polipropilen, polistren ve vinil gibi adlarla bilinen plastiklerdir. Ovucularla çizilirler ve lekelenirler. Salata tabağı, bardak vb. yapımında kullanılırlar.

                  Termosettingler: Bu grupta fenolikler, melamin, üre ve kazein bulunur. Bunların en önemli özelliği şekillerini korumaları, ısıyla tekrar yumuşamamalarıdır. Melaminler 90°C su sıcaklığında bile dayanırlar. Teflonda termosetting plastiklerdendir. Plastiklerin pişirme kabı olarak kullanılmaları teflon ile yaygınlaşmıştır.

                  Plastiklerde metaller gibi temas ettikleri besine geçiş gösterebilmektedirler ve bu durum sağlık için sakıncalıdır. Ayrıca, teflon kaplar çizildikleri takdirde daha sakıncalı olabilirler. Teflon kaplarda yiyeceğin karıştırılması veya çevrilmesi gerektiğinde kesinlikle metal kaşık ya da maşa kullanılmamalıdır. Son yıllarda çizilmeye dayanıklı kaplar yapılmıştır. Çizilmeye dayanıklı kapların sağlık üzerindeki sakıncaları üzerine fazla bir araştırma bulunmamaktadır.

                  Yüksek sıcaklık ve şişe plastiklerindeki belli kimyasallar goğüs kanserine neden olabilir. Lütfen dikkatli olun ve arabada bırakılmış plastik şişelerden su içmeyin.
                  Prof. Dr. Metintaş'ın ise bu konudaki açıklamalı şöyledir: "Plastik bardaklar içerisine konulan 70-90 derecesıcaklığındaki içeceklerin, içinde bulunduğu plastik malzemeyi ısı etkisiyle çözüp monomerlerine ayırır, buda tehlikeli sonuçlara yol açar. Bu monomerler tehlikeli kanserojen malzemelerdir. Köpük bardakların ısıya dayanıklılığı daha yüksektir. Ancak, daha yüksek ısıdaki sıvılar bu materyalin de çözünmesini sağlayabilir. Bu durumda yine monomerik gruplar sıvıya geçecek ve ağız yolla bünyeye toksik madde alımı gerçekleşir. Şu anda plastik bardaklardaki sıcak içeceklerin bazı kimyasal reaksiyonlara yol açtığını biliyoruz. Plastik ve köpükten imal edilen bardaklardan uzun süre sıcak sıvı içenler kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir" dedi.

                  Plastik kaplar besin saklama için kullanılmamalıdır. Plastik özel olarak besin taşıma işlemi için yapılmamışsa çok daha sakıncalıdır. Bazı yörelerde plastik temizlik kovalarının veya plastik gaz bidonlarının süt ya da içme suyu taşımasında kullanıldığı görülmektedir. Bu bidonlar besin için yapılmadığından kullanılan plastik insan sağlığına zarar veren türdendir, kesinlikle besinle temas ettirilmemesi gerekir.
                  Amerika'da yapılan araştırmada, halkın yüzden 90'ının vücutlarında Bisfenol A (BPA) olduğu bu oranın çocuk ve bebekler içinde geçerli olduğu belirtildi.
                  Yapılan hayvan çalışmalarında, artan orandaki BPA miktarının sırasıyla, cinsel organlarda kalıcı değişiklikler yaptığı, prostatın ağırlığını %30 oranında artırdığı, testislerden salınan testosteron hormonunu azalttığı,meme hücrelerinde kansere yatkınlık yaptığı, prostat hücrelerini kansere ve hormonlara daha hassas hale getirdiği, davranışsal yetenekleri azalttığı ve zihinsel ve davranışsal seks farklılıklarını değiştirdiği ispatlandı.

                  Amerikan Tıp Derneğinin dergisinde de yayınlanan çalışmada, deneklerin idrarlarındaki BPA miktarları tespit edildi. Bilim adamları kalp hastalığı, karaciğer enzim yüksekliği ve diyabet rahatsızlığı olanlarda bu miktarların daha yüksek olduğunu tespit ettiler.
                  Özellikle atık maddeden üretilen siyah torbalar, insan sağlığını tehdit ediyor. Artık maddelerin dönüştürülmesi sırasında şeffaflaştırma mümkün olmadığı için koyu tonlarda renklendirme yapılıyor.
                  Türk Gıda Kodeksi'ne göre, gıda maddelerinin hijyenik olmadan dönüştürülen koyu renkli torbalarda taşınması ve muhafaza edilmesi yasak. Siyah renkli naylon torbaların içinde barındırdığı mikroorganizmalar, insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit. Ancak şeffaf poşetlere göre daha ucuz olduğu için esnaf bunları tercih ediyor.

                  Dünya ülkelerinin, naylon torbalara savaş açalı epey oluyor. Süpermarketlerde naylon torba kullanımına son verilyor. Halkın satın aldığı ürünleri bez çantalar ya da sepetlerle taşıması teşvik ediliyor.

                  EMAYE

                  Son yıllarda emaye pişirme kapları yaygınlaşmıştır. Madenin, çok yüksek sıcaklıkta özel maddelerle kaplanmasıyla yapılır. Kolayca çözünmez, fakat yemek kaplara yapışır. Yanmış besin artıklarını kaptan ayırmak güçtür ve kapların rengi zamanla kararır.Emaye yıpranmadığı sürece sağlık yönünden bir sakıncası olmaz

                  Kapların Kullanılmasında Dikkat Edilecek Genel Kurallar:

                  Kaplar yüksek ısı ile temas ettirilmemelidir.
                  Yıkama işlemi sırasında kap telle ovulmamalı, kapta yanmış ya da yapışmış yiyecek artığı varsa, kap içine biraz su ilavesiyle ısıtılmalı, yapışan ya da yanan besinin yumuşaması sağlanmalı daha sonra bulaşık süngeri ile temizlenmelidir.

                  Kabın temizliğinde kullanılan deterjanın iyice durulanması gerekir. Kullanılan deterjanın miktarının çok düşük olmasına özen gösterilmelidir. Böylece durulama daha kolay ve sağlıklı olur. Ayrıca, sıvı ve krem deterjanlar kolay çözündüklerinden tozlara göre daha az kalıntı bırakırlar. Dört kişilik bir ailenin bir öğünlük bulaşığını yıkamak için 2-3 damla sıvı ya da 1 kahve kaşığı krem deterjan yeterlidir. Bulaşık yıkama makinalarında kullanılan deterjanlar özel deterjanlardır. Elle yıkamaya uygun olmadıklarından, elle yıkamada kullanılmaları halinde elde tahrişlere yol açarlar. Makinaya konulacak deterjan da çok az kullanılmalı, bunun için bulaşıklar makinaya artıkları iyice sıyrılıp yerleştirilmelidirler.
                  Yıkanan kaplar iyice kurulanmalıdır. Metal veya plastik kap içinde besin saklama yapılmamalıdır.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Alüminyum gıda alerjisine yolmu açıyor
                    Bir hafif metal olan alüminyum çağında yaşıyoruz. Alüminyum, yapı malzemelerine, gıda ambalajlarına, kozmetik ürünlerine, dahası suyumuza girmiş olan, “her kapıyı açan” bir maddedir. Son dönemlerde yapılan araştırmalar, alüminyumun sinirler üzerinde zehir etkisi yarattığını ve büyük olasılıkla birçok hastalığa zemin hazırladığını ortaya çıkarmıştır.
                    Alüminyum bu bağlamda, meme kanseri vakalarının artışı ve Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilmektedir. Alüminyumun gıda alerjileriyle ilişkisi olabileceği görüşü, bugüne kadar fazla ilgi görmemişti.Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, belirli bir gıda maddesi kobaylara alüminyum hidroksitle birlikte verildiğinde, hayvanların kısa bir süre bu gıda maddesine karşı alerjik reaksiyon gösterdikleri saptandı. Bu metotla, bir gıda maddesine karşı yapay yolla alerji etkisi yaratılabilmektedir. Güncel çalışmalar, bu riskin sadece hayvanlarla sınırlı olmadığını kanıtlamıştır. Söz konusu riskin, toplumlarda alerjilerin hızla artış göstermelerinin nedenlerinden biri olduğu düşünülmektedir.Bir aşının etki gücünü artırmak için içine alüminyum eklenir. Günümüzde, alerjilerin ve muhtemelen aşı reaksiyonlarının nedenlerinin vücuda yapılan bu alüminyum yüklemesi olabileceği üzerinde durulmaktadır.Hamilelikte diyaframın yukarıya doğru sıkışmasına bağlı olarak, iki anne adayından biri mide yanmasından yakınır. Bu sıkıntıyı hafifletmek amacıyla kadınlara alüminyum içeren ilaçlar verilir. İstatistikler göstermektedir ki, bu annelerin çocukları diğer çocuklardan çok daha sık gıda alerjisi sorunuyla karşı karşıya kalırlar.Alüminyum organizmaya nasıl ulaşıyor?Alüminyum; sitrik asit, laktik asit ve glütamin asidiyle birlikte alındığında vücut tarafından çok kolay emilir. Buna göre, domates sosları, hazır çorbalar, bira ve limonata vs, alüminyumun vücuda girişini kolaylaştıran başlıca gıdalardır. Genelde bu gıdaların ambalajları, söz konusu tehlikeli hafif metalden ihtiva ederler.Alüminyum sıklıkla, paketlenmiş hamur işlerinde, şekerlemelerde, bebek maması ve peynirde bulunmaktadır. Alüminyum içeren E kodlu katkı maddeleri; renklendiriciler (E173), stablizatör (E520 ve 521) ve incelticiler (E554, E555, E556 ve E598) olarak kullanılırlar. Bir sonraki alışverişinizde, bu uyarılara dikkat etmenizi, alüminyum katkısı bulunmayan gıda maddelerini tercih etmenizi öneririz.Evlerimizde çoğunlukla gizli alüminyum tuzakları vardır. Bunların başında alüminyum folyo ve tek seferlik alüminyum kaplar gelir. Alüminyum teflon tava, alüminyum tencere ya da alüminyum kettle’nin yerini alüminyum içermeyen malzemelerden yapılmış mutfak araç gereçleri almalıdır.Birçok kozmetik malzemesinde de alüminyum bulunur. Deodorantların üçte ikisi alüminyum bileşimleri içerirler. Son zamanlarda onkologların büyük bir kısmı, kanser hastalarına alüminyum içerikli deodorantları kullanmamalarını önermektedirler.Alüminyumdan uzak durulmalıTemiz alüminyum diye bir şey söz konusu olmadığı için, bu maddeden kesinlikle uzak durulmalı. Tek kullanımlık kahveler, konserveler ve tüp içindeki gıdaları tüketilmemeli. Bunların yerine cam kavanozlardaki gıdalar ve elbette daha mükemmel olan taze gıdalar tercih edilmeli. Piyasada, bu tehlikeli metali içermeyen deodorantlar, diş macunları ve güneş koruyucular da bulunmaktadır. Kullanılan ilaçların kutusundan çıkan prospektüsler de dikkatle okunmalı.Kaynak: gesund&active

                    Yorum yap


                    • #11
                      Deodorant Alüminyum Tehlikeleri


                      Alüminyum tabanlı deodorantlar nedeniyle onlar yaşamı tehdit eden hastalıklarıngelişimine bağlı olduğunu spekülasyonlara son yıllarda kamu tartışmakaynağı olmuştur . Endişe iki ana bölgeler, vücutta uzun süre maruz kalma ve alüminyum birikmesi Alzheimer Hastalığı ya da göğüs kanserine yakalanma riskini içerir. Alzheimer Hastalığı
                      Alzheimer Hastalığı ağır hafıza sorunları ve vücut işlevlerinin kademeli olarak bozulmasına neden olur. Alüminyum yüksek düzeyde alüminyum teneke kutuların , tencere ve alüminyum esaslı deodorantlarelemanı için her gün maruz kalma , bir sağlık tehlikesi temsil spekülasyon yaratarak, Alzheimer hastaları beyinlerinde bulunmuştur. Ancak,Alzheimer Derneği , Alzheimer araştırma bir lider ,hastalığın gelişim kalıtım , kafa travması veya kardiyovasküler hastalık atfedilebilecek daha muhtemel olduğunu bildirdi.
                      Meme Kanseri

                      alüminyum kanser hücrelerinin büyümesini teşvik ettiğinden şüphelenilen östrojen seviyeleri üzerinde bir etkiye sahip olduğu spekülasyonlar vardır. Alüminyum esaslı deodorant günlük kullanımı da özellikle tıraş çizilme sahip kullananlar olarak , meme kanserinin başlangıcından bir faktör olduğu tartışma kökenli. Bununla birlikte,Ulusal Kanser Enstitüsü hayır olduğunu belirtiyor " koltuk altı ter önleyiciler veya deodorantkullanımı ve meme kanserisonraki gelişimini bağlayan kesin kanıt . "
                      Doğal Alternatifler
                      < br >

                      Alüminyum - özgür antiperspiranlar ve deodorantmetale maruz kaldıkları sınırlamak isteyenler içinşu anda piyasada bulunmaktadır . Bu ürünlerin çoğu kabartma tozu , koku yaratan bakterileri mücadele ıslaklık , çinko oksit veya bitkisel yağlar absorbe yardımcı olan doğal bir madde içerir .
                      Alüminyum Pozlama

                      Alüminyum gezegendekien yaygın unsurlardan biridir . Deodorantlara ve ter önleyici maddelere ek olarak, alüminyum bileşikleri, antasitler , boya , makyaj ve diğer pek çok ev ürünleri de bulunabilir. Bu nedenle, alüminyum maruz kalmaktan kaçınmak için neredeyse imkansız olurdu . Alüminyum bileşikleri içeren deodorant ve diğer ürünler hakkında endişeleri ile Tüketiciler Sağlık ve İnsan Hizmetleri ' Ev Ürünleri VeritabanıABD Bölümükelime " alüminyum " üzerine bir arama yaparak bilgi alabilirsiniz .


                      From:http://tr.265health.com/public-healt...017075579.html

                      Yorum yap


                      • #12
                        Sağlığa zararları: Metal tencere, alüminyum tava ve plastik tabak


                        8 Temmuz 2014 / GenelYorum Yapılmamış

                        Mutfakta kullanılan ve plastik, alüminyum veya metalden yapılan eşyaların sağlığa zararı nedir?
                        Teflon tencere ve tavaların insan sağlığı açısından olumsuz etkileri ve hastalık riski hakkında bilgi.
                        Alüminyum tencere ve tavaların sağlık açısından tehlikesi var mı?
                        Plastik malzemeler zararlı mı? İşte tüm sorularınızın cevapları…

                        İnsan sağlığına olumsuz etkisi olan, metal, plastik, alüminyum gibi malzemeler mutfağınızda tehlike saçıyor
                        Teflon tencere ve tavalar
                        Yanmaz ve yapışmaz pişiriciler; kanser, doğum kusurları, bağışıklık sistemini çökertme, kalp krizi ve felç riskini artırmaya yol açan kimyasal toksik karışımlar içeriyor. Bu kimyasal suçlular; halı, kıyafet, ütü masası, ocak, tencere ve tavalardaki su ve leke geçirmez kaplamalarda kullanılan florin bileşikleri

                        Alüminyum tencere ve tavalar
                        Alüminyumun Alzheimer hastalığı ile bağlantısı tespit edildi. Bu malzemeden yapılan pişirme kapları hafif ve ucuz olduklarından tercih ediliyor. Alüminyum kabın içine tuzlu ya da asidik yiyecekler konulduğunda metal yüzeyde çukurluklar oluşur ve yiyeceklere alüminyum bulaşır. Hem teflon hem de alüminyum yerine toprak, paslanmaz çelik, seramik, cam, porselen ve dökme demir pişiriciler kullanmayı tercih edilmeli

                        Plastik malzemeler
                        Mutfağınızda plastik ne varsa atın! Bu gereçler, ısı aldıklarında erir. Sıcak bir tava, plastik bir kaşık ya da spatula için uygun bir kullanım alanı değildir. Isıyla temas ettiğinde kanserojen madde açığa çıkaran plastik yerine paslanmaz çelikten spatula, kepçe gibi gereçler ile cam ya da metal kapları tercih etmek gerekir

                        Plastik saklama kapları
                        Pek çok plastik kap, belli bir zamandan sonra kırılır ve ısındığında, ovulduğunda ya da deterjana maruz kaldığında bozulur. Polikarbonat plastikte bulunan temel içerik maddesi Bisfenol A, çoğunlukla biberonlarda ve geri dönüşümlü süt şişelerinde kullanılıyor

                        Laboratuvar deneylerinde Bisfenol maddesinin farelerde doğal hormon seviyesini bozduğu, genetik hasara ve düşük gebeliklere yol açtığı ortaya çıkarıldı. Dolayısıyla sağlıklı mutfaklar için marketten plastik içinde satın aldığınız gıda ürünlerini derhal plastikten kurtarmalısınız

                        Metal kaplar
                        Domates, turşu, limon, karbonhidratlı içecekler, çay gibi asidik gıdalar, metal ile etkileşime geçtiğinde zehirli hale gelir. Galvanizli metal kaplardan zehirli miktarda çinko gıda içine sızabilir. Dolayısıyla metal kaplar yerine cam kapları kullanmak daha sağlıklıdır


                        Yorum yap


                        • #13
                          Sağlığa zararları: Metal tencere, alüminyum tava ve plastik tabak


                          8 Temmuz 2014 / GenelYorum Yapılmamış

                          Mutfakta kullanılan ve plastik, alüminyum veya metalden yapılan eşyaların sağlığa zararı nedir?
                          Teflon tencere ve tavaların insan sağlığı açısından olumsuz etkileri ve hastalık riski hakkında bilgi.
                          Alüminyum tencere ve tavaların sağlık açısından tehlikesi var mı?
                          Plastik malzemeler zararlı mı? İşte tüm sorularınızın cevapları…

                          İnsan sağlığına olumsuz etkisi olan, metal, plastik, alüminyum gibi malzemeler mutfağınızda tehlike saçıyor
                          Teflon tencere ve tavalar
                          Yanmaz ve yapışmaz pişiriciler; kanser, doğum kusurları, bağışıklık sistemini çökertme, kalp krizi ve felç riskini artırmaya yol açan kimyasal toksik karışımlar içeriyor. Bu kimyasal suçlular; halı, kıyafet, ütü masası, ocak, tencere ve tavalardaki su ve leke geçirmez kaplamalarda kullanılan florin bileşikleri

                          Alüminyum tencere ve tavalar
                          Alüminyumun Alzheimer hastalığı ile bağlantısı tespit edildi. Bu malzemeden yapılan pişirme kapları hafif ve ucuz olduklarından tercih ediliyor. Alüminyum kabın içine tuzlu ya da asidik yiyecekler konulduğunda metal yüzeyde çukurluklar oluşur ve yiyeceklere alüminyum bulaşır. Hem teflon hem de alüminyum yerine toprak, paslanmaz çelik, seramik, cam, porselen ve dökme demir pişiriciler kullanmayı tercih edilmeli

                          Plastik malzemeler
                          Mutfağınızda plastik ne varsa atın! Bu gereçler, ısı aldıklarında erir. Sıcak bir tava, plastik bir kaşık ya da spatula için uygun bir kullanım alanı değildir. Isıyla temas ettiğinde kanserojen madde açığa çıkaran plastik yerine paslanmaz çelikten spatula, kepçe gibi gereçler ile cam ya da metal kapları tercih etmek gerekir

                          Plastik saklama kapları
                          Pek çok plastik kap, belli bir zamandan sonra kırılır ve ısındığında, ovulduğunda ya da deterjana maruz kaldığında bozulur. Polikarbonat plastikte bulunan temel içerik maddesi Bisfenol A, çoğunlukla biberonlarda ve geri dönüşümlü süt şişelerinde kullanılıyor

                          Laboratuvar deneylerinde Bisfenol maddesinin farelerde doğal hormon seviyesini bozduğu, genetik hasara ve düşük gebeliklere yol açtığı ortaya çıkarıldı. Dolayısıyla sağlıklı mutfaklar için marketten plastik içinde satın aldığınız gıda ürünlerini derhal plastikten kurtarmalısınız

                          Metal kaplar
                          Domates, turşu, limon, karbonhidratlı içecekler, çay gibi asidik gıdalar, metal ile etkileşime geçtiğinde zehirli hale gelir. Galvanizli metal kaplardan zehirli miktarda çinko gıda içine sızabilir. Dolayısıyla metal kaplar yerine cam kapları kullanmak daha sağlıklıdır


                          Yorum yap


                          • #14
                            Rujda kanser tehlikesi



                            Kadınların vazgeçilmezi kozmetik ürünlerin içerisinde bulunan yüksek dozda zehirli madde, akciğer ve mide kanserine neden olabiliyor.
                            Yeni bir araştırma, günlük hayatta kullanılan ruj ve dudak parlatıcılarının içinde birçok zehirli kimyasal maddeye rastlandığını ortaya koydu. Kozmetik ürünleri sıkça kullanan kadınlar, içeriğindeki yüksek dozdaki kroma maruz kalarak akciğer ve mide kanserine davetiye çıkarıyor.
                            Araştırmacılar, bazı renkli ruj ve dudak parlatıcılarında alüminyum ve manganez bulunduğunu belirtti. Araştırmalar,alüminyumun Alzheimer'a neden olduğunu, manganezin ise ruh halinedeki ani değişikliklere ve hafızayı etkilediği ileri sürüyor.
                            Araştırmada, California Üniversitesi'nde okuyan bir grup kız öğrenciden çantalarında ve evde kullandıkları rujların markalarını istedi. Daha sonra bu markaların içerikleri inceleme altına alındı. Seçilen 32 ruj ve parlatıcı markasından 10'unda yüksek miktarda krom bulundu.
                            Environmental Health Perspectives dergisinde yayımlanan araştırma, günde ortalama 8 kere bu ürünlerin uygulanmasıyla, kadınların yüksek miktarda alüminyum ve manganezin maddelerine maruz kaldığını belirtiyor.
                            Araştırmayı yürüten Katharine Hammond, bu maddelerin ürünlerde çıkmasının sorun olmadığını ancak yüksek miktarda olduğu takdirde tehlike yarattığını açıkladı. Hammond, "Zehirli metaller bazı ürünlerde çok fazla çıkıyor. Bu da kadın sağlığını uzun vadede etkileyebilir" dedi.
                            Araştırmacılar, kadınları paniğe sokmayı değil sadece kullandıkları ürünleri hakkında bilinçlenmelerini istediklerini belirtti.

                            Yorum yap


                            • #15
                              ALÜMİNYUMA KARŞI GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

                              Alüminyumun canlı hücreler üzerinde yararlı bir işleve sahip olduğu gözlemlenmemiştir. Bazı kişilerde, alüminyumun herhangi bir formundan kaynaklanabilen temas dermatiti (deri iltihabı), stiptik (kan durdurucu) veya ter önleyici ürünler kullanımıyla birlikte ortaya çıkan kaşıntılı kızarıklık, alüminyumtencerelerde pişen yemeklerin yenmesiyle ortaya çıkan sindirim bozuklukları ve besinlerin emiliminin durması, ve Rolaids, Amphojel, ve Maalox gibi antasit (asit giderici) ilaçların kullanımıyla ortaya çıkan kusma vb. gibi zehirlenme belirtileri şeklinde alerjik reaksiyonlar yaratabilir.
                              Diğer kişilerde alüminyum, ağır metaller kadar zehirli olmasa da ve alüminyumdan yapılmış mutfak gereçleri kullanımının (yüksek korozyon direnci ve iyi ısı iletkenliği nedeniyle tercih edilir), genelde alüminyum zehirlenmesine yol açtığı kanıtlanmamış olsa da, yüksek dozlarda alındığında zehirlenme belirtileri gösterebilir. Alüminyum bileşikleri içeren antasitlerin aşırı dozda tüketimi ve alüminyum içeren ter önleyicilerin aşırı miktarda kullanımı zehirlenme nedeni olabilir. Alüminyumun Alzheimer hastalığına yol açtığı iddia edilmişse de o araştırma, tam tersine, Alzeimer hastalığının neden olduğu tahribatın, vücutta alüminyum birikimine yol açtığı şeklinde çürütülmüştür. Özetle, eğer alüminyumzehirlenmesi varsa bunun oldukça spesifik bir mekanizma ile gerçekleşmesi gerekir. Zira insanın yaşamı boyunca, toprakta doğal kil mineralinin içindeki alüminyum ile olan teması zaten yeterince yüksektir.
                              Alüminyumun, onun hızla korozyona uğramasına neden olan bazı kimyasallarla temas etmesinden kaçınmak gerekir. Örneğin, bir parça alüminyumun yüzeyine damlatılan çok küçük bir miktar civa, koruyucu alüminyum oksit tabakasını kolayca deler ve birkaç saat içinde devasa yapı kirişleri bile önemli derecede zayıflayabilir. Bu nedenle, pek çok havayolu şirketi, uçakların yapısal iskeletinde alüminyum önemli bir yer tuttuğu için civalı termometrelere izin vermemektedir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X