İSTANBUL – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, astım dünyada 300 milyondan fazla insanı etkiliyor ve en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Astımın tedavisinin sadece Avrupa'da yılda 20 milyar Avro'yu bulduğu belirtiliyor. Astımın bir çok boyutunu değerlendiren Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) uyarıyor: Obezite ve psikolojik faktörler astımın ciddiyetini arttırıyor.
Günümüzde uygun tedaviyi doğru şekilde alan birçok astım hastasının hayatını normal şekilde sürdürebildiğini söyleyen TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk, şu bilgileri verdi: “Ancak çok sayıdaki hasta, tekrarlayan ataklar nedeniyle sık sık acil bakım için hastaneye başvurmaktadır. Her yaşta ortaya çıkabilen hastalık, çocukluk döneminde daha sık görülüyor. Ülkemizde astımla ilgili en önemli sorunlardan birisi hastalığın geç teşhis edilmesi ve hasta takibinde yaşanan sorunlardır. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlara karşı toplumda yaygın olan ön yargılar tedaviyi olumsuz etkiliyor. “
Astımda kesin sonuç alıcı tedavi bulunmayışı nedeniyle sorunun ciddiyetinin arttığını belirten Prof. Dr. Öztürk, “Astım, yaşlanmakta olan nüfus ve hava kirliliği gibi etkenlerle birleşince günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi haline gelmiştir. Türkiye'de 5 milyon civarında astımlı hasta bulunurken bunların ancak %5'inde hastalık tam kontrol altına alınabilmektedir. Bu kişilerin %80'inden fazlası günlük faaliyetlerini yerine getirmekte zorlanıyor. Astımlı hastaların yaklaşık %40'ı sorunları nedeniyle normal işlerini yapamadığı için istemedikleri alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Astımın Türkiye genelinde yılda 5 bin civarında ölüme neden olduğu tahmin ediliyor” dedi.
Çevresel faktörler
Çevresel faktörler nedeniyle son yıllarda dünyada astım ve alerjik sorunların sıklığının arttığını dile getiren Prof. Dr. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025 yılına kadar 100 milyon kişinin daha astım hastası olması bekleniyor. Çevre ve hava kirliliğini oluşturan sülfür dioksit, nitrojen oksit ve egzoz gazları ile her türlü organik yakıt ve ev içi hava kirleticiler, astım ve alerjik sorunları artırmaktadır. Astım bugün için tedavi edilebilir ve kontrol altında tutulabilir bir hastalık olmasına rağmen, her yıl dünyada 250 bin kişi astım nedeniyle ölmektedir. Ölümler tıbbi tedavilerin yetersizliği veya tedavideki gecikmelerden kaynaklanmaktadır. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi astım nedeniyle hastaneye yatırılmaktadır. Birçok ülkede, astımın toplum için yarattığı maddi yük, koroner kalp hastalıklarından daha fazladır.”
Astım ve KOAH karmaşası
Ülkemizde astımlı hastalar için ek risk faktörleri bulunduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, “Astımlı hastaların daha çok KOAH'lı hastalarla karıştırılması önemli bir sorun yaratmaktadır. Birçok KOAH'lı hasta sorunun astım olduğunu zannetmektedir. Gelişmiş ülkelerde bile KOAH'lı hastaların sadece %25-40'ına tanı konulabilmesi, bu konudaki karmaşayı artırmaktadır. Ülkemizde bulunan 3 milyona yakın KOAH'lı hastanın sadece 300-500 bini kendisinde bu hastalığın bulunduğunu bilmektedir. Oysa erken tanı konulabilse, bu kişilerde hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün olabilecektir.
Obezite astımın ciddiyetini arttıran bir faktör
Küresel iklim değişikliğinin astımın hem sıklığını hem de ciddiyetini olumsuz etkilediğini söyleyen TÜSAD- Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, şu bilgileri verdi: “İklim değişikliği sonucu polen mevsiminin erken başladığı, uzun sürdüğü, polenlerin alerjenik potansiyellerinin artarak daha ciddi alerjiye yol açtığı biliniyor. Artan ısı ile polenlerin artışı arasında da paralellik olduğu da gözlemlenmiştir.”
Obezite sayısındaki artış nedeniyle astım vakalarının sayısında ve ciddiyetinde artış olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tutluoğlu, “Son yıllarda önemle üzerinde durduğumuz diğer bir sorun obezite astım ilişkisidir. Obez veya aşırı kilolu hastalarda potansiyel diğer sağlık problemlerinin yanı sıra, astım gelişme riski çok daha fazladır. Yapılan araştırmalar obez astımlılarda hastalığın çok daha ciddi seyrettiğini, astımın kontrolünde güçlükler yaşandığını göstermiştir. Bu hastalarda zayıflama ile astım çok daha iyi kontrol edilebilir bir hale gelmiştir” diye konuştu.
Psikolojik faktörler astımın ciddiyetini arttırıyor
Psikolojik faktörlerin astım üzerindeki etkisinin hekimler tarafından ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tutluoğlu, “Kişinin içinde bulunduğu yaşam şartları, ekonomik problemler, ailevi sorunlar psikolojisini olumsuz olarak etkilemekte astımın kontrolünü güçleştirmektir. Ayrıca yıllardır devam eden ve daha ağır seyreden astımlı hastalarda hastalığın getirdiği kaygı, üzüntü ve stres bir kısır döngü yaratmakta ve hastalığın daha da kötüye gitmesine yol açmaktadır. Ağır ve ölümcül astımlı hastalarda hastalığın kötüleşmesi veya ağır seyretmesine yol açan nedenlerin başında psikolojik faktörler gelmektedir” dedi.
Astım çocuk yaş grubunda en sık karşılaşılan kronik hastalık
Türkiye'de çocukların %8-10 kadarında astım görüldüğünü dile getiren Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Astım çocukluk yaş grubunun en sık rastlanan kronik gidişli solunum yolu hastalığıdır. Ülkemizde yöresel farklılıklar olmakla birlikte, genel olarak çocukların %8-10 kadarında astım görülmektedir. Astımın sıklığında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, özellikle çocukluk yaş grubunda ciddi bir artış gözlenmektedir. Astım çocuklarda büyük oranda alerjik etmenlerle ortaya çıkmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda sık geçirilen virüs enfeksiyonları da astım atağına yol açmaktadır. Çocuklarda pasif sigara içiciliği de astım atağını başlatan önemli bir nedendir” diye konuştu.
Günümüzde uygun tedaviyi doğru şekilde alan birçok astım hastasının hayatını normal şekilde sürdürebildiğini söyleyen TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk, şu bilgileri verdi: “Ancak çok sayıdaki hasta, tekrarlayan ataklar nedeniyle sık sık acil bakım için hastaneye başvurmaktadır. Her yaşta ortaya çıkabilen hastalık, çocukluk döneminde daha sık görülüyor. Ülkemizde astımla ilgili en önemli sorunlardan birisi hastalığın geç teşhis edilmesi ve hasta takibinde yaşanan sorunlardır. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlara karşı toplumda yaygın olan ön yargılar tedaviyi olumsuz etkiliyor. “
Astımda kesin sonuç alıcı tedavi bulunmayışı nedeniyle sorunun ciddiyetinin arttığını belirten Prof. Dr. Öztürk, “Astım, yaşlanmakta olan nüfus ve hava kirliliği gibi etkenlerle birleşince günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi haline gelmiştir. Türkiye'de 5 milyon civarında astımlı hasta bulunurken bunların ancak %5'inde hastalık tam kontrol altına alınabilmektedir. Bu kişilerin %80'inden fazlası günlük faaliyetlerini yerine getirmekte zorlanıyor. Astımlı hastaların yaklaşık %40'ı sorunları nedeniyle normal işlerini yapamadığı için istemedikleri alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Astımın Türkiye genelinde yılda 5 bin civarında ölüme neden olduğu tahmin ediliyor” dedi.
Çevresel faktörler
Çevresel faktörler nedeniyle son yıllarda dünyada astım ve alerjik sorunların sıklığının arttığını dile getiren Prof. Dr. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025 yılına kadar 100 milyon kişinin daha astım hastası olması bekleniyor. Çevre ve hava kirliliğini oluşturan sülfür dioksit, nitrojen oksit ve egzoz gazları ile her türlü organik yakıt ve ev içi hava kirleticiler, astım ve alerjik sorunları artırmaktadır. Astım bugün için tedavi edilebilir ve kontrol altında tutulabilir bir hastalık olmasına rağmen, her yıl dünyada 250 bin kişi astım nedeniyle ölmektedir. Ölümler tıbbi tedavilerin yetersizliği veya tedavideki gecikmelerden kaynaklanmaktadır. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi astım nedeniyle hastaneye yatırılmaktadır. Birçok ülkede, astımın toplum için yarattığı maddi yük, koroner kalp hastalıklarından daha fazladır.”
Astım ve KOAH karmaşası
Ülkemizde astımlı hastalar için ek risk faktörleri bulunduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, “Astımlı hastaların daha çok KOAH'lı hastalarla karıştırılması önemli bir sorun yaratmaktadır. Birçok KOAH'lı hasta sorunun astım olduğunu zannetmektedir. Gelişmiş ülkelerde bile KOAH'lı hastaların sadece %25-40'ına tanı konulabilmesi, bu konudaki karmaşayı artırmaktadır. Ülkemizde bulunan 3 milyona yakın KOAH'lı hastanın sadece 300-500 bini kendisinde bu hastalığın bulunduğunu bilmektedir. Oysa erken tanı konulabilse, bu kişilerde hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün olabilecektir.
Obezite astımın ciddiyetini arttıran bir faktör
Küresel iklim değişikliğinin astımın hem sıklığını hem de ciddiyetini olumsuz etkilediğini söyleyen TÜSAD- Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, şu bilgileri verdi: “İklim değişikliği sonucu polen mevsiminin erken başladığı, uzun sürdüğü, polenlerin alerjenik potansiyellerinin artarak daha ciddi alerjiye yol açtığı biliniyor. Artan ısı ile polenlerin artışı arasında da paralellik olduğu da gözlemlenmiştir.”
Obezite sayısındaki artış nedeniyle astım vakalarının sayısında ve ciddiyetinde artış olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tutluoğlu, “Son yıllarda önemle üzerinde durduğumuz diğer bir sorun obezite astım ilişkisidir. Obez veya aşırı kilolu hastalarda potansiyel diğer sağlık problemlerinin yanı sıra, astım gelişme riski çok daha fazladır. Yapılan araştırmalar obez astımlılarda hastalığın çok daha ciddi seyrettiğini, astımın kontrolünde güçlükler yaşandığını göstermiştir. Bu hastalarda zayıflama ile astım çok daha iyi kontrol edilebilir bir hale gelmiştir” diye konuştu.
Psikolojik faktörler astımın ciddiyetini arttırıyor
Psikolojik faktörlerin astım üzerindeki etkisinin hekimler tarafından ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tutluoğlu, “Kişinin içinde bulunduğu yaşam şartları, ekonomik problemler, ailevi sorunlar psikolojisini olumsuz olarak etkilemekte astımın kontrolünü güçleştirmektir. Ayrıca yıllardır devam eden ve daha ağır seyreden astımlı hastalarda hastalığın getirdiği kaygı, üzüntü ve stres bir kısır döngü yaratmakta ve hastalığın daha da kötüye gitmesine yol açmaktadır. Ağır ve ölümcül astımlı hastalarda hastalığın kötüleşmesi veya ağır seyretmesine yol açan nedenlerin başında psikolojik faktörler gelmektedir” dedi.
Astım çocuk yaş grubunda en sık karşılaşılan kronik hastalık
Türkiye'de çocukların %8-10 kadarında astım görüldüğünü dile getiren Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Astım çocukluk yaş grubunun en sık rastlanan kronik gidişli solunum yolu hastalığıdır. Ülkemizde yöresel farklılıklar olmakla birlikte, genel olarak çocukların %8-10 kadarında astım görülmektedir. Astımın sıklığında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, özellikle çocukluk yaş grubunda ciddi bir artış gözlenmektedir. Astım çocuklarda büyük oranda alerjik etmenlerle ortaya çıkmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda sık geçirilen virüs enfeksiyonları da astım atağına yol açmaktadır. Çocuklarda pasif sigara içiciliği de astım atağını başlatan önemli bir nedendir” diye konuştu.
