Astım gelişen çocuklarda, akciğer fonksiyon eksikliği...
Danimarka'da yapılan ve Amerikan Göğüs Hastalıkları Derneği'nin American Journal of Respiratory ve Critical Care Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırmasına göre, 7 yaşından itibaren astım gelişen çocuklarda yenidoğanlardaki kadar akciğer fonksiyon eksikliği ve artmış bronşiyal yanıtsızlık görüldüğü saptandı.
Bu prospektif çalışmada astımlı annelerin risk altındaki çocuklarından oluşan 411 kişilik bir doğum kohortu oluşturuldu. 403 çocuğa (%98) 1. ayda ve bunların 317'sine (577) 7. yaşında spirometri testi yapıldı. Vital kapasitenin %50'sinde zorlu ekspiratuvar akış ve 0.5 saniyede zorlu ekspiratuvar akış ile ölçüldüğü üzere, 7 yaş itibariyle astım gelişen çocukların %14'ünde yenidoğanlarda görülen önemli fonksiyonel eksiklikler saptandı. Hava yollarını daraltan metakoline karşı bronşiyal yanıtsızlık da, astım gelişimi ile anlamlı düzeyde ilişkili bulundu. Yenidoğanlarda hava yolu reaktivitesi, yenidoğan akciğer fonksiyonuna kıyasla, astımın daha güçlü bir öngördürücüsüydü.
Daha önce bu alanda sınırlı sayıda çalışma olduğunu söyleyen Kopenhag Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Danimarka Pediatrik Astım Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hans Bisgaard, “Daha önce de yenidoğanların akciğer fonksiyonu ve astım gelişimi arasındaki ilişkiyi inceleyen birtakım çalışmalar yapılmıştı. Çalışmamızda 7 yaş itibariyle astım gelişen çocuklarda, yenidoğanlardaki gibi, önemli düzeyde hava akımı eksikliği ve artmış bronşiyal yanıtsızlık olduğu ortaya çıktı. Çalışmamızda da akciğer fonksiyon eksiklikleri çocukluk çağı boyunca ilerledi ve bu erken tedavi için iyi bir fırsat olabilir” diye konuştu.
Astım ile ilişkilendirilen hava akışı eksikliğinin yaklaşık %40'ının doğumda da mevcut olduğunu belirten Dr. Bisgaard, şu bilgileri verdi: “Hastalığın %60'ının çocukluk çağı boyunca gelişme gösterdiğini saptadık. Bu da, hem doğum öncesinde hem de erken çocukluk dönemindeki mekanizmaların, astımın önlenmesini hedef alan girişimlerden oluşması gerektiğini bizlere gösteriyor.”
Çalışmada homojen bir grubun kullanılması, sonuçların genel popülasyona uyarlanmasını kısıtladığını dile getiren Dr. Bisgaard, “Astım ile ilişkili akciğer fonksiyonunda görülen değişiklikler erken yaşlarda meydana çıkıyor. Bunun nedeni, inhale kortikosteroidlerin erken evrede etkisinin olmaması olabilir. Hastalığın erken evre patogenezi ve önlenmesi hakkında daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır” dedi.
Danimarka'da yapılan ve Amerikan Göğüs Hastalıkları Derneği'nin American Journal of Respiratory ve Critical Care Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırmasına göre, 7 yaşından itibaren astım gelişen çocuklarda yenidoğanlardaki kadar akciğer fonksiyon eksikliği ve artmış bronşiyal yanıtsızlık görüldüğü saptandı.
Bu prospektif çalışmada astımlı annelerin risk altındaki çocuklarından oluşan 411 kişilik bir doğum kohortu oluşturuldu. 403 çocuğa (%98) 1. ayda ve bunların 317'sine (577) 7. yaşında spirometri testi yapıldı. Vital kapasitenin %50'sinde zorlu ekspiratuvar akış ve 0.5 saniyede zorlu ekspiratuvar akış ile ölçüldüğü üzere, 7 yaş itibariyle astım gelişen çocukların %14'ünde yenidoğanlarda görülen önemli fonksiyonel eksiklikler saptandı. Hava yollarını daraltan metakoline karşı bronşiyal yanıtsızlık da, astım gelişimi ile anlamlı düzeyde ilişkili bulundu. Yenidoğanlarda hava yolu reaktivitesi, yenidoğan akciğer fonksiyonuna kıyasla, astımın daha güçlü bir öngördürücüsüydü.
Daha önce bu alanda sınırlı sayıda çalışma olduğunu söyleyen Kopenhag Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Danimarka Pediatrik Astım Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hans Bisgaard, “Daha önce de yenidoğanların akciğer fonksiyonu ve astım gelişimi arasındaki ilişkiyi inceleyen birtakım çalışmalar yapılmıştı. Çalışmamızda 7 yaş itibariyle astım gelişen çocuklarda, yenidoğanlardaki gibi, önemli düzeyde hava akımı eksikliği ve artmış bronşiyal yanıtsızlık olduğu ortaya çıktı. Çalışmamızda da akciğer fonksiyon eksiklikleri çocukluk çağı boyunca ilerledi ve bu erken tedavi için iyi bir fırsat olabilir” diye konuştu.
Astım ile ilişkilendirilen hava akışı eksikliğinin yaklaşık %40'ının doğumda da mevcut olduğunu belirten Dr. Bisgaard, şu bilgileri verdi: “Hastalığın %60'ının çocukluk çağı boyunca gelişme gösterdiğini saptadık. Bu da, hem doğum öncesinde hem de erken çocukluk dönemindeki mekanizmaların, astımın önlenmesini hedef alan girişimlerden oluşması gerektiğini bizlere gösteriyor.”
Çalışmada homojen bir grubun kullanılması, sonuçların genel popülasyona uyarlanmasını kısıtladığını dile getiren Dr. Bisgaard, “Astım ile ilişkili akciğer fonksiyonunda görülen değişiklikler erken yaşlarda meydana çıkıyor. Bunun nedeni, inhale kortikosteroidlerin erken evrede etkisinin olmaması olabilir. Hastalığın erken evre patogenezi ve önlenmesi hakkında daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır” dedi.
