KORKU VE ENDİŞE NEDİR?
Korku, hepimizin hayatta kalma mekanizmasında var olan, her normal bir insanın sahip olduğu duygusal bir tepkidir. Bebeklikten yaşlılık dönemine kadar hepimiz hayatta kalma içgüdülerimize sahip olduğumuz sürede ve ölçüde, her tehlike hissedişimizde korku ile tepki veririz. Korku, aklı ve bedeni içine alan, tehlikeye karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır. Korku, tehlikeye karşı bizi uyaran ve tehlikeyle başa çıkmamız için bize hazırlık yapma imkanı sunan koruyucu bir amaca hizmet etmektedir.
Korku reaksiyonları, her ne zaman korku duyulacak yada bilinmeyen, yeni bir şeyle karşılaşılacak olunursa olunsun, muhtemel bir tehlike karşısında hemen kendini gösterir. Bu beklenmedik bir balonun aniden patlamasına karşı bir tepki yada bizi şaşırtan yine beklenmedik bir şeye karşı oluşabilen tepkisel bir duygu durumu da olabilir. Bu yoğun duygu durumu, genellikle saniyelerle kısıtlı olup, beyin tehlikenin olmadığını, geçtiğini idrak edecek kadar yeterli bilgiyi almasına dek sürer. Beynin belirli, kesin bir işaret almadığı durumlarda ise, korku daha uzun sürerek daha yoğun hissel bir tepkiye yol açabilir.
Çoğu insan olaylar ve durumlar karşısında, korku beslediği nesne veya durumdan sakınır bir tavır izler. Tabii ki, korkunu yarattığı o heyecan yükleyici aşırı hızdan hoşlanarak korku karışımı heyecan sağlayıcı uç sporlarla ilgilenen istisna tutabileceğimiz insanların varlığından söz etmek de mümkündür. Fakat, hepimiz az yada çok miktarda bir korkuyu, bir parça farklı olarak da olsun hayatlarımızda birebir tecrübe ederiz.
Endişe, görünüşte var olan bir neden olmaksızın oluşan kavrayış, anlama şekli olarak tanımlanır. Endişe genellikle, bir insanın güvenlik ve huzurunu rahatsız edecek, bozacak anlık bir tehlikenin olmadığı, fakat bu duygunun kendini hissettirdiği veya birey tarafından hissedildiği durumlarda ortaya çıkar. Endişe, insanın var olan durumdan kaçarak kurtulmak istemesine sebep olabilir. Kalp hızla atmaya başlar, vücut terlemeye başlar. Ve bunu da, midede oluşabilecek kasıntılar ve midenin içinde uçuşan kelebekler hissi izleyebilir. Bununla yanı sıra, çok az miktarda oluşabilecek endişe, aslında insanların tetikte ve odakta kalmalarına yardımcı olabilir.
Çocuklar, hayata dair yeni tecrübe etmeye başladıkları ve aşina olmaya başladıkları şeylerden etkilenerek, yetişkinlere oranla daha fazla korkuya sahip olma eğilimi gösterirler. Yaşça büyük çocukların korkuları daha küçük çocuklarınkinden farklı bir boyut gösterirken, her çocuğun en az bir nefeste sayabileceği bir dolu korkuya sahip olması da oldukça normaldir. Yaşça küçük çocuklar karanlık, canavarlar, gök gürültüsü, şimşek, kaybolma, iri köpekler gibi şeylere karşı yoğun bir korku duyarken; daha büyük çocukların korkuları ise genellikle incitilme, aşağılanma gibi şeylere karşı oluşabilir. Ayrıca, çocukların belirli şeylere karşı korku ve endişe sahibi olmaları, onları güvenli davranış biçimleri geliştirme konusunda yardımcı olabilir. Örneğin, ateşten korkan bir çocuk, bu korkusundan uzak durmak için kibritlerle oynama alışkanlığından vazgeçebilir.
Çocuklar büyüdükçe, geliştikçe korku ve endişelerinin doğası ve şekli de değişmeye başlar:
Yabancı kişilere ve mekanlara karşı huzursuzluk yaşayan çocuklar, tanımadıkları insanlarla, aşina olmadıkları yüzlerle karşılaştıklarında anne- babalarına sıkıca yapışarak gerginliklerini önlemeye yönelik bir çeşit teskin edici tedbir olarak anne babalarına sığınırlar (yabancı endişesi).
· 10- 18 aylık yeni yürümeye başlayan çocuklar, anne babasından biri veya her ikisi yanından ayrıldığında, duygusal açıdan sıkıntılı ve huzursuz anlar yaşarlar (ayrılma endişesi).
4- 6 yaş arası çocuklar, canavar yada hayalet gibi şeyler hakkında korku ve endişe yaşarlar.
7- 12 yaş arası çocuklar ise gerçek olay ve durumları yansıtan ve gerçekte tecrübe ettikleri- bedensel yaralanma, doğal afetler gibi- şeylere karşı korku beslerler.
Çocukluk döneminden çıkıp, buluğ çağına giren ergenler de, yine yaygın olarak belirli korkulara sahip olma eğilimi gösterirler. Çoğu ergen küçük duruma düşünülme, başarısız olma gibi sosyal korkuları tecrübe ederken, bazıları ise hasta olma veya yara alma gibi endişeler taşıyabilir. Bir kısım ergen yükseklikten, köpeklerden, yılandan, böceklerden veya topluluk önünde konuşma yapmaktan korkabilir. Ayrıca dünya görüşlerinin ve ufuklarının geliştiği bu dönemde, ergenlerin savaş veya şiddet gibi global korkularının da oluşması oldukça muhtemeldir.
Korku, hepimizin hayatta kalma mekanizmasında var olan, her normal bir insanın sahip olduğu duygusal bir tepkidir. Bebeklikten yaşlılık dönemine kadar hepimiz hayatta kalma içgüdülerimize sahip olduğumuz sürede ve ölçüde, her tehlike hissedişimizde korku ile tepki veririz. Korku, aklı ve bedeni içine alan, tehlikeye karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır. Korku, tehlikeye karşı bizi uyaran ve tehlikeyle başa çıkmamız için bize hazırlık yapma imkanı sunan koruyucu bir amaca hizmet etmektedir.
Korku reaksiyonları, her ne zaman korku duyulacak yada bilinmeyen, yeni bir şeyle karşılaşılacak olunursa olunsun, muhtemel bir tehlike karşısında hemen kendini gösterir. Bu beklenmedik bir balonun aniden patlamasına karşı bir tepki yada bizi şaşırtan yine beklenmedik bir şeye karşı oluşabilen tepkisel bir duygu durumu da olabilir. Bu yoğun duygu durumu, genellikle saniyelerle kısıtlı olup, beyin tehlikenin olmadığını, geçtiğini idrak edecek kadar yeterli bilgiyi almasına dek sürer. Beynin belirli, kesin bir işaret almadığı durumlarda ise, korku daha uzun sürerek daha yoğun hissel bir tepkiye yol açabilir.
Çoğu insan olaylar ve durumlar karşısında, korku beslediği nesne veya durumdan sakınır bir tavır izler. Tabii ki, korkunu yarattığı o heyecan yükleyici aşırı hızdan hoşlanarak korku karışımı heyecan sağlayıcı uç sporlarla ilgilenen istisna tutabileceğimiz insanların varlığından söz etmek de mümkündür. Fakat, hepimiz az yada çok miktarda bir korkuyu, bir parça farklı olarak da olsun hayatlarımızda birebir tecrübe ederiz.
Endişe, görünüşte var olan bir neden olmaksızın oluşan kavrayış, anlama şekli olarak tanımlanır. Endişe genellikle, bir insanın güvenlik ve huzurunu rahatsız edecek, bozacak anlık bir tehlikenin olmadığı, fakat bu duygunun kendini hissettirdiği veya birey tarafından hissedildiği durumlarda ortaya çıkar. Endişe, insanın var olan durumdan kaçarak kurtulmak istemesine sebep olabilir. Kalp hızla atmaya başlar, vücut terlemeye başlar. Ve bunu da, midede oluşabilecek kasıntılar ve midenin içinde uçuşan kelebekler hissi izleyebilir. Bununla yanı sıra, çok az miktarda oluşabilecek endişe, aslında insanların tetikte ve odakta kalmalarına yardımcı olabilir.
Çocuklar, hayata dair yeni tecrübe etmeye başladıkları ve aşina olmaya başladıkları şeylerden etkilenerek, yetişkinlere oranla daha fazla korkuya sahip olma eğilimi gösterirler. Yaşça büyük çocukların korkuları daha küçük çocuklarınkinden farklı bir boyut gösterirken, her çocuğun en az bir nefeste sayabileceği bir dolu korkuya sahip olması da oldukça normaldir. Yaşça küçük çocuklar karanlık, canavarlar, gök gürültüsü, şimşek, kaybolma, iri köpekler gibi şeylere karşı yoğun bir korku duyarken; daha büyük çocukların korkuları ise genellikle incitilme, aşağılanma gibi şeylere karşı oluşabilir. Ayrıca, çocukların belirli şeylere karşı korku ve endişe sahibi olmaları, onları güvenli davranış biçimleri geliştirme konusunda yardımcı olabilir. Örneğin, ateşten korkan bir çocuk, bu korkusundan uzak durmak için kibritlerle oynama alışkanlığından vazgeçebilir.
Çocuklar büyüdükçe, geliştikçe korku ve endişelerinin doğası ve şekli de değişmeye başlar:
Yabancı kişilere ve mekanlara karşı huzursuzluk yaşayan çocuklar, tanımadıkları insanlarla, aşina olmadıkları yüzlerle karşılaştıklarında anne- babalarına sıkıca yapışarak gerginliklerini önlemeye yönelik bir çeşit teskin edici tedbir olarak anne babalarına sığınırlar (yabancı endişesi).
· 10- 18 aylık yeni yürümeye başlayan çocuklar, anne babasından biri veya her ikisi yanından ayrıldığında, duygusal açıdan sıkıntılı ve huzursuz anlar yaşarlar (ayrılma endişesi).
4- 6 yaş arası çocuklar, canavar yada hayalet gibi şeyler hakkında korku ve endişe yaşarlar.
7- 12 yaş arası çocuklar ise gerçek olay ve durumları yansıtan ve gerçekte tecrübe ettikleri- bedensel yaralanma, doğal afetler gibi- şeylere karşı korku beslerler.
Çocukluk döneminden çıkıp, buluğ çağına giren ergenler de, yine yaygın olarak belirli korkulara sahip olma eğilimi gösterirler. Çoğu ergen küçük duruma düşünülme, başarısız olma gibi sosyal korkuları tecrübe ederken, bazıları ise hasta olma veya yara alma gibi endişeler taşıyabilir. Bir kısım ergen yükseklikten, köpeklerden, yılandan, böceklerden veya topluluk önünde konuşma yapmaktan korkabilir. Ayrıca dünya görüşlerinin ve ufuklarının geliştiği bu dönemde, ergenlerin savaş veya şiddet gibi global korkularının da oluşması oldukça muhtemeldir.
