Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Sodyum Lauryl Sülfat (SLS), Sodium Lauryl Sulfate (SLS), SLS kanserojendir/kanserojen

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Sodyum Lauryl Sülfat (SLS), Sodium Lauryl Sulfate (SLS), SLS kanserojendir/kanserojen








    Sodyum Lauryl Sülfat (SLS)
    İng. Sodium Lauryl Sulfate (SLS)

    Bu yazıda, yaklaşık otuz senedir süren ‘SLS kanserojendir/kanserojen değildir!' tartışmasının özetini bulacaksınız.

    Hindistan cevizinde bulunan yağ asitine basitçe sodyum ve sülfat eklenerek elde edilen bu kimyasal maddenin ismini herhangi şampuan veya diş macununun içindekiler kısmında görmek mümkün. Az once de bahsettiğim gibi; biz bunu kullanırken yaklaşık 30 senedir bunun hakkında tartışılıyormuş. Her daim kullandığınız diş macunun (bkz: ipana) arkasında bu maddenin ismini okumaktan sıkıldığınız günlerden birinde, internette bu konuda küçük bir arama yaptığınızda farkedebiliyorsunuz bunu. SLS ve türevleri (sodium laureth sulfate, ammonium laureth sulfate, sodium lauryl ether sulfate) temizlik sektörüne el atmış - bildiğim kadarıyla- en kalabalık ailelerden birisidir. Bu ailenin en rütbeli elemanı olan ve ayrıca aileye ismini veren sodyum lauryl sülfat'ın, şöhretini kanserojen olabilme özelliğini gizli tutmak gibi birtakım gayrimeşru yollarda kullandığı öne sürülüyor.

    SLS'nin avantajları şu şekilde özetlenebilir;
    - Sabun köpüğünü daha aktif hale getirir,
    - Köpük miktarını artırır,
    - Emülsiyon özelliği nedeniyle fazla yağ ve kiri saç ve deriden uzaklaştırır,
    - Ve - belki de bu kadar çeşitli alanlarda kullanılmasının en önemli sebebi- üretimi gayet ucuzdur.

    Zararları;
    - Çocuklarda göz gelişimini engeller,
    - Derinin zarar görmesine yol açar,
    - Kök hücrelerine zarar vererek saç dökülmesine sebebiyet verir (bu maddeyi internette ilk okuduğumda, yıllardır rahatsız eden telefon sapığınızın kimliğini öğrendikten sonra sizi kaplayan o hafif çocuksu hafif hayvansı bir içgüdüyle kurduğunuz intikam planları gibi ben de düşündüm bir an, yıllardır süren -3 yıl- bu yıkımın tüm sorumluluğunu onun üzerine atmak istedim, hatta planım da basitti; onu kötüleyen bir yazı yazacaktım ama vicdanım elvermedi not: bu yazıyı intikam duygusundan tamamiyle arındığıma emin olduktan sonra yazdım)
    - Kalp ve ciğer gibi organlara kadar girerek iltihaplara yol açar.

    Yazının başında da dediğim gibi ve bu yazı boyunca mümkün olan her virgül'üm sonuna ekleyeceğim gibi SLS'nin bu olası zararları konusunda ihtilaf var. ‘Zararsızdır' içerikli yazılardan, ‘tamamen zararlıdır' diye bas bas bağıran yazılara kadar birsürü yazı bulabilirseniz internette. Yine de, bu kadar tartışma içinde bazı bilimsel bulgular vermek mümkün. SLS'nin trietanolamin (TEA), dietanolamin (DEA), monoetanolamin (MEA) gibi bileşiklerle, vücuda teması halinde dahi zarar verebilecek olan ‘nitrozoamin (ing. nitrosamines)'leri oluşturur. ‘İlla SLS kullancam, o benim hayatımın anlamı' diyenlerin SLS'yi en azından bu bileşiklerle birlikte kulanmaması bu kişilerin son kullanma tarihini artıracaktır inancındayım. Bunun yanında altta referanslarını verdiğim birtakım araştırmalarda ise SLS'nin %2'den fazla kullanımı sonucunda yukarda saydığım zararlara yol açtığı tespit edilmiştir 1,2. Bu araştırmalarda beni rahatsız eden en önemli cümle ise, bir çok üründe bu oranın %20'den fazla olduğunu belirteniydi. Uçurum gayet açık. Bundan emin olmak için firmalarla haberleşmek mümkün. Ama ben size şimdiden alacağınız cevabı vereyim; ‘Hanımefendi/ beyefendi, ilginiz için teşekkürler. Ürünlerimiz kesinlikle belirtilen oranın altında SLS içermektedir'. Bu e-posta trafiğinden sonra her zamanki gibi karar size kalıyor. Bu çetrefilli sorun için en kolay çözüm bunu içeren ürünlerden sakınmak olacaktır. Hatta SLS içermeyen diş macunlarının satışa sunulmaya başlandığı günümüzde bunu gerçekleştirmek gittikçe kolaylaşıyor. Tahminim, SLS kullanan tüm firmalar alternatif çözümler için kafa yoruyordur ve bu yüzden bu kadar ucuz bir yöntem bulunabilir mi? SLS bu alandaki hükümdarlığını sürdürür mü? sorularının cevabını ilk merak eden kişi ben değilimdir.



    1 Journal of the American College of Toxicology, 2(7), 127-181, 1983
    2 Journal of the American College of Toxicology, 2(5), 1-34,1983
    Yazan: Ferdi KARADAŞ (fkaradas)
    Tarih: 15.07.2003
    Kategori: PratiKimya Temizlik Maddeleri
    43723 kez okundu.

  • #2


    Yorum yap


    • #3


      Sodyum Lauryl Sülfat (SLS) Şampuanlardaki Zararlı madde



      İngilizcesi =Sodium Lauryl Sulfate (SLS)

      Şuan da Benimde ilk defa bu konu üzerinde ilk araştırmam bu ve okuduklarıma Şok oldum.

      Kimyasal içerikli bir sitede okuduğum makale SLS kansorejenmi/kansorejen değilmi tartışmasını okuycaksınız.

      *Hindistan cevizinde bulunan yağ asitine basitçe sodyum ve sülfat eklenerek elde edilen bu kimyasal maddenin ismini herhangi şampuan veya diş macununun içindekiler kısmında görmek mümkün.

      *Her daim kullandığımız diş macunun (Varsa bakalım Hemen arkasına Örn=ipana)

      *Küçük bir araştırma sonunda evet SLS var dişmacununda,

      *SLS ve türevleri = *sodium laureth sulfate,* ammonium laureth sulfate, *sodium lauryl ether sulfate..----Temizlik Sektörüne el atmış bildiğim kadarıyla en kalabalık ailelerden biridir. BU ailenin En büyük ve En rütbeli olan ve ayrıca aileye ismini veren sodyum lauryl sülfat'ın, şöhretini kanserojen olabilme özelliğini gizli tutmak gibi birtakım gayrimeşru yollarda kullandığı öne sürülüyor.


      *Yazının başında da dediğim gibi ve bu yazı boyunca mümkün olan her virgül'üm sonuna ekleyeceğim gibi SLS'nin bu olası zararları konusunda ihtilaf var. ‘Zararsızdır' içerikli yazılardan,
      ‘tamamen zararlıdır' diye bas bas bağıran yazılara kadar birsürü yazı bulabilirseniz internette.

      *Yine de, bu kadar tartışma içinde bazı bilimsel bulgular vermek mümkün. SLS'nin trietanolamin (TEA), dietanolamin (DEA), monoetanolamin (MEA) gibi bileşiklerle, vücuda teması halinde dahi zarar verebilecek olan ‘nitrozoamin (ing. nitrosamines)'leri oluşturur. ‘İlla SLS kullancam, o benim hayatımın anlamı' diyenlerin SLS'yi en azından bu bileşiklerle birlikte kulanmaması bu kişilerin son kullanma tarihini artıracaktır inancındayım.

      *
      SLS'nin %2'den fazla kullanımı sonucunda AŞAĞI saydığım zararlara yol açtığı tespit edilmiştir.

      *Bu araştırmalarda beni rahatsız eden en önemli cümle ise,
      bir çok üründe bu oranın %20'den fazla olduğunu belirteniydi. Uçurum gayet açık. Bundan emin olmak için firmalarla haberleşmek mümkün.

      * Ama ben size şimdiden alacağınız cevabı vereyim; ‘Hanımefendi/ beyefendi, ilginiz için teşekkürler.
      Ürünlerimiz kesinlikle belirtilen oranın altında SLS içermektedir'.

      *Her zamanki gibi karar size kalıyor. Bu çetrefilli sorun için en kolay çözüm bunu içeren ürünlerden sakınmak olacaktır. Hatta SLS içermeyen diş macunlarının satışa sunulmaya başlandığı günümüzde bunu gerçekleştirmek gittikçe kolaylaşıyor. Tahminim, SLS kullanan tüm firmalar alternatif çözümler için kafa yoruyordur ve bu yüzden bu kadar ucuz bir yöntem bulunabilir mi? SLS bu alandaki hükümdarlığını sürdürür mü? sorularının cevabını ilk merak eden kişi ben değilimdir.


      *
      SLS'nin %2'den fazla kullanımı sonucunda=

      BAZI FİRMALAR %20 oranında.Of anam Offf...ŞUan İNTİKAM DUYGUSU VAR:

      *Zararları;

      - Çocuklarda göz gelişimini engeller,
      - Derinin zarar görmesine yol açar,
      - Kök hücrelerine zarar vererek saç dökülmesine sebebiyet verir.
      - Kalp ve ciğer gibi organlara kadar girerek iltihaplara yol açar.


      *SLS'nin avantajları şu şekilde özetlenebilir;
      - Sabun köpüğünü daha aktif hale getirir,
      - Köpük miktarını artırır,
      - Emülsiyon özelliği nedeniyle fazla yağ ve kiri saç ve deriden uzaklaştırır,
      - Ve - belki de bu kadar çeşitli alanlarda kullanılmasının en önemli sebebi- üretimi gayet ucuzdur.


      Yorum yap


      • #4
        Sodium Lauryl Sulfate and Sodium Laureth Sulfate


        This inexpensive detergent is commonly used in cosmetic cleansers, hair shampoos, bath and shower gels, bubble baths, etc. - It is probably the most dangerous ingredient used in skin and hair-care products. In the cleaning industry SLS is used in garage floor cleaners, engine degreasers, car-wash soaps, etc. It is very corrosive and readily attacks greasy surfaces.

        Sodium lauryl sulfate is used throughout the world for clinical testing as a primary skin irritant. Laboratories use it to irritate skin on test animals and humans so that they may then test healing agents to see how effective they are on the irritated skin.


        A study at the University of Georgia Medical College, indicated that SLS penetrated into the eyes as well as brain, heart, liver, etc., and showed long-term retention in the tissues. The study also indicated that SLS penetrated young children's eyes and prevented them from developing properly and caused cataracts to develop In adults.


        May cause hair loss by attacking the follicle. Classified as a drug in bubble baths because it eats away skin protection and causes rashes and infection to occur.

        Is potentially harmful to skin and hair. Cleans by corrosion. Dries skin by stripping the protective lipids from the surface so it can't effectively regulate moisture.

        Another extremely serious problem is the connection of SLS with nitrate contamination. SLS reacts with many types of ingredients used in skin products and forms nitrosomines (nitrates). Nitrates are potential cancer-causing carcinogenics.

        Because of the alarming penetrating power of SLS, large amounts of these known carcinogens are absorbed through the skin into the body. A variation of SLS is SODIUM LAURETH SULFATE (Sodium Lauryl Ether Sulfate- SLES). It exhibits many of the same characteristics and is a higher-foaming variation of SLS.



        A typical MSDS Data sheet on Sodium Lauryl Sulfate:

        Read about the governments: SLS Alert

        David Steinman on Sodium Lauryl Sulfate

        Hidden Dangers Lurking in Shampoo-Another article about the dangers of SLS

        Study from Norway on dangers of Sodium lauryl sulfate and recurrent aphthous ulcers

        Short Important Article on Sodium Laurel Sulfate (SLS)

        JOURNAL OF THE AMERICAN COLLEGE OF TOXICOLOGY re: SLS-Volume 2


        Caution Signs on Shampoos, Bubble Baths

        Common pesticides use fluoridation chemicals as their main ingredient

        Toxic Toothpastes can cause AIDS- Use of Toothpastes to get Sparkling Teeth And Die Young with a Charming Smile?

        More controversial ingredients in Everyday Products

        and even More questionable Ingredients to Avoid

        For Safe Products without controversial ingredients

        Yorum yap


        • #5
          Deterjanların Zararları



          EKOSU kullanarak deterjan sarfiyatlarınızı azaltmak neden bu kadar önemli ?
          EKOSU Manyetik Kireç Önleyici Aparatlarımızı kullanarak deterjan, parlatıcı, yumuşatıcı ve benzeri kimyasalları daha az kullanma imkanına sahip olabilirsiniz. Bu neden önemlidir? Bunu daha iyi anlayabilmeniz için size konuyla ilgili bir kaç haber ve makale sunuyoruz. Bu kimyasal maddelerin ne gibi zararları var, sağlığınız ve çevreniz açısından ortaya çıkan olumsuzluklar nelerdir? İnceleyin ve lütfen duyarlı olun. Geleceğimiz için deterjan sarfiyatlarınızı azaltın…

          ZARARLI KİMYASAL İÇEREN DETERJANLARIN ZARARLARI
          Kadınlar kullandığı temizlik maddeleri sebebiyle 55 binin üzerinde zararlı kimyasala maruz kalıyor. İçlerinde kanser yapan da var, sinir sistemini bozan da.Teknolojideki her bir gelişme, insanoğlunun hayatını kolaylaştırıyor. Bu yönüyle bilim, âdeta insanlığın hizmetinde. Tuz ruhundan sıvı deterjanlara, yumuşatıcılardan parlatıcılara kadar pek çok ürün market raflarını süslüyor. Artık evler toz kaldıran süpürgelerle temizlenmiyor, çamaşırlar küllü sularda yıkanmıyor. Tıpkı, ayak basılan her zemini temizleyip parlatmak için Arap sabunlarını tercih etmediğimiz gibi. Şimdi onların yerini kimyasal ürünler almış durumda. Havlularınızın yumuşacık mı olmasını istiyorsunuz? Kolayı var elbette. Satın alacağınız bir yumuşatıcı işinizi görüyor. Beyazların daha beyaz, renklilerin daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? Yeni formüllü bir deterjanı çamaşır makinenizde kullanmanız kâfi. “Sararan bardakları, çatal kaşık takımlarını nasıl parlatabilirim?” diye de üzülmeyin. Onun da çaresi var. Makinenizin özel bölümüne ekleyeceğiniz parlatıcıyla bulaşıklarınız artık daha ışıl ışıl.Kimyasal ürünler hayatımızın içine o kadar girdi ki. Dolgun saçlar için de onlara muhtacız, ter kokusundan kurtulmak için de. Peki, bu maddelerin sinsice hayatımızı zehir ettiğini, bedenimizi, suyu, toprağı, doğal ortamları, havayı yavaş yavaş kirlettiğini biliyor musunuz? Ya kanserojen etkiye sahip olduklarını? Cilt hastalıklarına, ağız, mide, boğaz iltihabına sebep olduklarını, sinir sistemini tahrip ettiklerini?

          HANIMLARDAN ‘TEMİZLİK MADDELERİNDEN UZAK DURUN!’ ÇAĞRISI

          Biz henüz farkında olmasak da Amerika ve Avrupa ülkelerinde kimyasalların insan hayatını olumsuz etkilediği yüzlerce araştırmayla ispatlanmış durumda. Devlet de sivil toplum da bu konuda çok hassas. Temizlik maddelerindeki kimyasalların zararları tüketicilere sık sık anlatılıyor. Okullarda öğrencilere özel eğitimler veriliyor. Hanımlar da boş durmuyor. Bir yandan evlerinde doğal temizlik maddeleri üretiyor, diğer yandan hazırladıkları web sitelerinden ve bloglardan hemcinslerine ‘kimyasal maddeler içeren temizlik malzemelerinden uzak durun!’ çağrısı yapıyorlar. Şüphesiz bu tür mesajlar arttıkça ağır kimyasalların kullanıldığı temizlik maddelerinin yerini insana ve çevreye zarar vermeyen alternatifler alıyor. Hatta ürünlerin ambalajı dâhil yüzde 90’ından fazlasının doğaya karışabilir ve geri dönüşebilir olmasına dikkat ediliyor.İnsanları bu tür arayışlara sevk eden en önemli sebep temizlik maddelerinde kullanılan kimyasalların verdiği zararlar tabii ki. Lavaboların temiz olması için kullanılan maddeler de çamaşırları kirlerden arındıran deterjanlar da insan sağlığını tehdit ediyor çünkü. Mesela, bulaşık makineleri için üretilen tabletler birer teknoloji harikası. Ama bu ürünler katmanlı bir yapıya sahip. Suda belli bir zaman diliminde çözülüyor. En son çözülen kısım ise bulaşıkların ışıl ışıl olmasını sağlayan ‘parlatıcı’ özelliğine sahip kimyasallar. İçinde kanserojen madde bulunan bu parlatıcıların zararlarını azaltmak için ya ‘durulama’ programlarını en az iki kez çalıştırmak gerekiyor ya da makineden çıkan bulaşıkları tekrar sirkeli su ile elde yıkamak. Günlük koşuşturmaca içinde kaç hanım böylesi bir zahmete girebilir ki?

          AMERİKA’DAKİ BİR ÇOK HANIM DETERJANLARDAN UZAK DURUYOR

          Diyelim ki bulaşıklar makinede değil de elde yıkandı. Makinede yıkanan elbiseleri ikinci kez elde yıkamak mümkün mü? Veya elbiseleri hangi temizlik ürünüyle yıkamak lazım? Piyasada satılan deterjanların çoğunda yüksek düzeyde fosfat ve klor var. Yanlışlıkla yutulursa çok önemli sağlık sorunlarına yol açıyor bu maddeler. Ayrıca klor, kanalizasyon sistemine karıştığında organiklerle birleşerek ‘son derece tehlikeli bir kimyasal’ diye tanımlanan ‘trihalometan’ maddesini üretiyor. Bulaşıklar için kullanılan deterjanların ana maddeleri de petrol kaynaklı. Bu sebeple bakterilerce ayrıştırılıp doğaya tekrar kazandırılamadığı gibi zararlı katkı maddeleri, sentetik esanslar, kokular ve renklendiriciler de içeriyor.Cahide Akyaldız (32), Amerika’da yaşayan bir ev hanımı. Çevresindeki birçok hanımın kimyasallardan uzak durduğunu söylüyor. Doğal deterjanlara ilginin giderek arttığını belirterek, “Buradaki hanımların takıntıları yok. Onlar için bulaşıkların doğal yolla yıkanması temizliğinden bile daha önemli.” diyor.
          Genelde sabun ve deterjanların temizleme gücünü artırmak için kullanılıyor. Kokuları alma, küf ve bakterilerin üremesini durdurma, leke çıkarma gibi özellikleri bulunuyor. Türkiye’de kilosu 2-3 TL arasında satılıyor. Çamaşır sodası ise yağ ve lekeleri çıkarıyor, sert suyu yumuşatıyor. Karbonat da (sodyum bikarbonat) gıdadan temizlik ürünlerine kadar geniş bir alanda çok amaçlı kullanılıyor. Kötü kokuları alıyor, alüminyum, altın, gümüş, paslanmaz çelik gibi metalleri parlatıyor, leke çıkarıyor, sert suyu yumuşatıyor. Birikmiş mineral ve yağları çözüp camları parlatan sirke de mikropları öldürüyor.Rengârenk ambalajlarıyla dikkat çeken temizlik ürünlerinin birçoğu kanserojen etkiye sahip. Hatta içlerinde sinir sistemi hasarı, cilt hastalıkları, ağız, mide, boğaz iltihabı yapanlar; karaciğer, böbrek, akciğer, pankreas ve dalakta hasara sebebiyet verenler var. Bazıları da merkezî sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve hiperaktiviteye yol açıyor. Gündelik hayatımızda kullandığımız ürünler 55 binin üzerinde kimyasal çeşit içeriyor. Her yıl da bunlara binin üzerinde yenileri ekleniyor. Çoğu yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi tutulmadan piyasaya sürülüyor. Sonra bunların büyük bir kısmı doğrudan kanalizasyona akıyor ve su sistemlerimize karışıyor. Söz konusu kimyasallar, sonunda “fazla yüklenme” ile vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında da yukarıda sayılan hastalıklar ortaya çıkıyor.

          Ev hanımları daha büyük tehlikede !

          Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Odabaşı’nın yaptığı bir araştırmaya göre çamaşır suyu, deterjan, parfüm gibi maddeler kimyasal reaksiyonlar sonucu kanserojen etki yapıyor. Amerika Çevre Koruma Kurumu’nun (US Environmental Protection Agency – EPA) yaptığı bir araştırma da ev temizlik ürünlerinin dışarıdan gelen toksinlere göre üç kat daha fazla kanserojen etkiye sahip olduğunu ispatlıyor. 15 yılın verilerini değerlendiren Uluslararası Kanser Kurumu (NCA) da ev hanımlarının çalışanlara göre yüzde 54 daha fazla kanser riski taşıdığını belirledi.

          Kimyasallar 26 saniyede tüm organlara geçiyor.

          Kimyasallar vücudumuza soluma, yutma ve temas yoluyla geçiyor. Kesinlikle kullanılmaması gereken başlıca kimyasallar ve zararları şunlar: Alkol (etanol, izopropanol) ev deodorantlarında, yüzey temizleyicilerde kullanılıyor ve sinir sisteminde hasara yol açabiliyor. Sodyum Hpoklorit diye tanımlanan çamaşır suyu ağız, mide ve boğazda iltihap yapıyor. Mukoz tabakasını bozuyor. Gözleri tahriş ediyor. Solunum yollarında hastalıklara sebebiyet veriyor. Petrol Distilasyon ürünleri göz ve deriye zarar verebiliyor. Cam ve tuvalet temizleyicilerde sıklıkla kullanılan amonyak baş ağrısı yapıyor. Akciğeri olumsuz etkiliyor. Mobilya ve yer temizleyicilerde bulunan fenol ile kresol (dezenfektan) ve nitrobenzen doğrudan kanserojen madde olarak anılıyor. Diğer bir kanserojen madde de formaldehit. Bu da birçok temizlik mamulünde koruyucu olarak kullanılıyor. Halı temizleyiciler içinde bulunan Perkloro etilen ile Ttrikloro etilen de kanserojen etkiye sahip maddeler. Mide yanması, görme bozukluğu yapan Hidro klorik asit de tuvalet temizleyicilerinde var. Güve ilacı diye bilinen ve Avrupa ülkeleri ile Rusya’da yasaklanan naftalin ya da Para Dikloro Benzen hem kansorejen etkiye sahip hem de sinir sistemini olumsuz etkiliyor. İşin en kötü tarafı ise temizleyici ürünlere maruz kaldıktan sadece 26 saniye sonra kimyasalların izi vücudun bütün organlarında görülebiliyor olması.
          Kaynak: Haber7 - Haber - Haberler - Son Dakika HaberleriAksiyon Dergisi

          Deterjanlar ve Sağlığımız

          Bize dayatılan Yaşam Tarzında olmazsa olmazların arasına sokulan Deterjanlar nedir? Çevre ve insan sağlığına getirdiği riskler nelerdir? Bu riskleri enaza indirmek için neler yapılabilir?Çamaşırda, bulaşıkta, vücut ve çevre temizliğinde yaygın olarak kullanılan bu kimyasallar üzerinde, uzun uzun düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.Prof.Dr.İsmet Dökmeci’in bu konuda yazmış olduğu bir makalede söyledikleri çok önemli:“İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan su, hava ve toprağın endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak çeşitli sentetik maddeler ve diğer toksik atıklarla hızla kirlenmeye yüz tutması daha şimdiden Dünyanın bir çok yöresini yaşanmaz duruma getirmiştir. Çevreyi koruyucu önlemler almadan gelişi güzel sanayileşen ülkelerde denetimsizlik, düzensiz kentleşme, hızla artan nüfus ya da toplumun eğitimsizliğinden kaynaklanan sorumsuzluk sonucu, sağlıklı yaşamamız için vazgeçilmez bir gereksinim olan doğanın kirlenmesi alabildiğince artmaktadır. Ne gariptir ki insanlar kendilerinin meydana getirdikleri bu manzara karşısında panik içinde çare arayışına girişmekte ve sonuçta faturasını ağır biçimde kendisine ve nesillerine ödetmektedir.” dedikten sonra“Son dönemlerde kamuoyunda deterjanların doğaya, dolayısıyla insan sağlığına olan zararları merak ve endişeyle tartışılmaktadır. İhmaller ve sorumsuzluklar sonucu ortaya çıktığına inandığımız çevre kirlenmesi sorunu bugünün insanlarının gelecek nesillerine bırakacağı kötü bir mirastır.” İfadesi ile konunun nesiller boyu önemini vurgulamaktadır.Deterjanın günlük hayatımıza girişi ile ilgili olarak da:“Bu asrın başında sabun elde edilmesinde kullanılan yağların kıt bulunması, temizleyici başka maddelerin bulunması için çalışmaların başlamasına neden oldu. Ham petrolden sentetik yolla elde edilen deterjan üretilmesine başlandı. Özellikle II. Dünya Harbi sırasında Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılan sentetik temizleyiciler bulaşıcı hastalıkalrın yayılmasının önlenmesinde ve temizlik işlerinde büyük kolaylıklar sağlamıştır. Ancak bu maddelerin rastgele üretilmesi ve çevreye yayılmasıyla 1960′lı yıllarda A.B.D gibi bazı batı ülkelerinde deterjanların doğa kirlenmesinde önemli rol oynadığı belirlenmiş ve bu konuda bir dizi önlemler alma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.” ve“Deterjanlara temizleyici özellik veren yapısındaki yüzey-aktif maddelerdir. Üreticiler çoğunlukla deterjanlar içinde pahalı olan bu maddeleri düşük oranda (%10-30) kullanmakta, onun yerine ucuz olan bentonit, kaolin, değişik tuzlar, asitler ve silikatlar gibi temizleyici özellikleri olan suda az eriyen inorganik maddeler karıştırmaktadırlar. Bir deterjanın yapısındaki biyolojik bozulmaya (biyodegredasyon) uğratmayan maddelerin oranı onun çevre kirlenmesi ve sağlığa olan zararlarının göstergesidir. Bu maddelerin su ve toprakta bozulmadan kalıp, akarsularla göl ve denizlere ulaşması buralarda yaşayan canlıları ve onlarla beslenen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Son 25 yıl içerisinde birçok ülke deterjan üretiminde biyodegredasyonu hızlı yüzey-aktif maddeler ve katkı maddeleri kullanmaktadırlar. Yüzey-aktif maddesi Lineer alkil benzen (LAB) ve benzeri yapıda olan deterjanlar su ve toprakta daha hızlı biyodegredasyona uğradığından deterjan üretiminde öncelikle tercih edilmektedir. Örneğin A.B.D, 1963 yılından bu yana LAB dışında yüzey-aktif maddenin deterjanlara katılmasına izin vermemektedir.” Açıklamasını yapmaktadır.Ülkemizde üretilen deterjanlara yakın zamana kadar katılan dedosil benzen (DDB) yüzey-aktif maddesi kimyasal yapısında sağlam halkalı gruplar içerdiğinden su ve toprakta bakteri ve enzimlerin etkisiyle oldukça güç çözünmekte dolayısıyla doğada giderek birikmekte idi. Bu tehlikeli gidişi durdurmak için DDB yasaklanmış ve onun yerine LAB kullanılmaya başlanmıştır.Deterjan içerisinde bulunan yüzey-aktif madde dışında önemli oranda (%70-90) bulunan temizleyici, beyazlatıcı, yumuşatıcı, köpürtücü, parlaklık verici ya da antiseptik özellik veren katlı maddelerinin çoğu da yüzey-aktif madde gibi insan organizmasına gıdalardan ve diğer yollardan girdiklerinde dokularda iritasyon sonucu olumsuz etkilere neden olabilmektedirler. Bir çok kanser türünün ise dokuların sürekli iritasyonu sonucu oluşabildiği literatürlerde bildirilmektedir. Ayrıca akciğer tahribatı, akciğer iltihabı, alerjik reaksiyonlar, santral sinir sisitemi, kalp, böbrek ve kan damar rahatsızlıkları, endokrin ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi önemli rahatsızlıkların kaynağı üretimde kullanılan katkı maddeleri ve dolayısı ile deterjanlar olabilmektedir.Deterjanın kullanım yerleri ile temas sonucu vücudumuza giren miktarı, yapacağı zarar yönünden önemlidir. A.B.D’de bir günde insan vücuduna giren deterjan yüzey-aktif maddesinin ençok 0.3-3 mg arasında olduğu belirtilmesine karşın ülkemizde bazı yörelerde yapılan çalışmalar içme sularında dahi çok yüksek miktarlarda deterjan bulunduğunu ortaya koymuştur.Her ne kadar vücudumuza giren günlük deterjan miktarı bilinmese de, bunun çok yüksek düzeyde olması güçlü bir olasılıktır. Bu nedenle biyodegredasyonu en hızlı olan deterjan kullanılmasının özellikle ülkemizde önemi büyüktür.Sonuç olarak medeniyet gereği olan temizlik işlerimizde kullandığımız deterjanların vazgeçilmez yararlarının yanında çevre kirlenmesi ve özellikle sağlığımız açısından zararlarından korunabilmek için üretimlerinin kontrol altında tutulması zorunludur. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlığa ve çevre kirlenmesine en az zararlı bileşimlerin saptanıp bu standardın dışında deterjan üretimine izin verilmemesi gerekmektedir.Ayrıca üretici firmaların deterjan kullanımını özendirmek için giriştikleri reklam kampanyalarının abartılı ve gerçeği yansıtmaması da tüketicinin kafasında ‘madem süper ötesi temizlik sağlıyor, madem tüm zorlu kiri pası çıkarabilmekte o zaman neden her ay reklamlarda formülü yenilenir ya da geliştirilir olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?’ Sorusunu tekrar ettirmektedir.Gıda Mühendisi İsmail Erbay’ın bir makalesinde de:“Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, Çamaşır ve Bulaşık deterjanları, Sıvı sabunlar ve Şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmışı değildir.Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır:1-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir.
          2-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir.
          3-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir.Küçük çocuğu olup ta boğaz enfeksiyonu geçirtmeden, bademcik hastalığı geçirmeden büyütebilen anne var mı? İnanın bu işin baş müsebbibi bulaşık deterjanlarıdır.Bu mamulleri kullandığınız zaman bir diğer tesir ve etkisi ise çevre kirliliğidir. Bunların içerisindeki kimyasalların başlıca özellikleri bulundukları yerde oksijeni tüketmeleridir. Oksijensiz bir yerde ise hayat olmaz.Kaynaklar:1. Çevre ve Deterjan.Prof.Dr.İsmet Dökmeci
          2. Su-Sabun-Deterjan.İsmail Erbay
          3. Healthy Family - Health and Wealth, Home Safety, Health, Relationship, Growing Family
          the_toxic_dangers_of_typical_laundry_detergent.htm
          4. http://www.soaringspiritwithtears.com/environment/soaps_detergents.htmlDeterjanların zararları hakkında daha fazla bilgi için; http://www.deterjaninzararlari.org/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.


          Yorum yap


          • #6




            Boraks Nedir? Nasıl Kullanılır?

            Bu karışımı iyice çalkalayın ve bulaşık suyuna yarım çay bardağı katarak kullanın ya da,
            1 su bardağı boraks ve 1 su bardağı çamaşır sodasını karıştırın üzerine 10 damla portakal yağı, 5 damla limon yağı, 5 damla biberiye yağı ve 2 damla kekik yağı damlatın. Bu karışımdan her defasında yarım çay bardağı kadarını bulaşık suyuna karıştırın ve doğal sirkeli suyla durulayın.
            Boraks, su, oksijen, sodyum ve bordan meydana gelen doğal bir mineraldir. Antiseptik, antifungal, antibiyotik özellikleriyle güçlü bir doğal dezenfektandır. Mantar oluşumunu önlediğinden koku giderici olarak kullanılabilir, yine bu özelliğiyle küflenmeyi de önler.
            Doğal ev temizliğinde sıklıkla kullanılan bir maddedir. Beyazlatır, suyun kirecini azaltarak yumuşamasını sağlar.
            Sindirim yoluna zarar verebilir bu nedenle yutulmamalıdır, hatta doğal bir mineral olmasına rağmen vücut dengelerini bozmamak adına solumamak daha doğru olur.

            Boraks Nerede, Nasıl Kullanılır?

            Çamaşır Temizliği:
            Elde çamaşır yıkarken arap sabunu, doğal zeytinyağlı sabun ya da doğal sabun rendesi kullanabilirsiniz. Lekeli çamaşırlar için boraks, limon suyu, hidrojen peroksit veya sirke eklediğiniz suya yatırdıktan sonra yıkayın.

            Çamaşır makinesi için:

            1 ölçü boraks, 1 ölçü çamaşır sodası, ½ ölçü karbonat karışımını deterjan gözünüze koyun ve makinenizi çalıştırın. Bu karışıma dilerseniz 1 ölçü doğal zeytinyağı sabunu rendesi de ekleyebilirsiniz. Renkliler için kullanırken doğal zeytinyağı sabunu rendesini 2 ölçü olarak arttırın boraks ve çamaşır sodası miktarını da yarım ölçü olarak azaltın. (Örnek: 2 çay bardağı doğal sabun rendesi, yarım çay bardağı çamaşır sodası ve boraks, çeyrek çay bardağı karbonat)

            Diğer bir seçenek olarak yanmamış yağla üretilen arap sabununu bir avuç kadar makinenizin çamaşır haznesine koyun ve deterjan gözüne yarım çay bardağı boraks ile yarım çay bardağı karbonat veya 1 çay bardağı çamaşır sodası ekleyin.
            Boraks ile doğal sıvı çamaşır temizleyici yapmak da mümkün:
            5 litre su (1 litresini kaynamış olacak)
            2 su bardağı doğal zeytinyağı sabunu rendesi (1 su bardağı arap sabunu da olabilir)
            1 su bardağı boraks
            1 su bardağı çamaşır sodası
            10 ml. dilediğiniz doğal aromatik yağ (lavanta yağı, portakal yağı, palmarosa yağı)
            Doğal aromatik yağı, boraks ve çamaşır sodası ile iyice karıştırın daha sonra doğal sabun rendesini ve kaynamış suyu ekleyerek karışım homojen hale gelene kadar iyice karıştırın. Son olarak kalan suyu ekleyin. Bu karışımdan deterjan gözüne her seferinde 1 çay bardağı ekleyerek kullanın.
            Doğal yağlar ve mineraller yüksek sıcaklıklarda daha etkili olurlar, makinenizi minimum 40 derecede çalıştırmanızda fayda var. Beyazları 60 derecede yıkamanız daha etkili olacaktır. Doğal sabun rendesini kendiniz hazırlayın çünkü sabun tozu olarak satılan ticari ürünlerde parabenler ve sentetik aromalar kullanılabiliyor. Daha yumuşak çamaşırlar için yumuşatıcı gözüne 1 çay bardağı doğal elma sirkesi ekleyin.

            Bulaşık Temizliği:
            Sıvı temizleyici isterseniz 1adet doğal zeytinyağı sabununu (yarım su bardağı arap sabunu da olabilir) rendeleyin. 1 çay bardağı boraksın üzerine 1O damla limon yağı, 6 damla biberiye yağı, 4 damla lavanta yağı, 2 damla portakal yağı damlatın ve yarım litre kaynamış su ekleyin.

            Bulaşık makinesi için:
            1 yemek kaşığı boraks
            1 su bardağı limon tuzu (taneli ise dövebilirsiniz)
            20 damla limon yağı veya portakal yağı
            Tüm malzemeleri karıştırın, her yıkamada deterjan gözüne 1 yemek kaşığı ekleyin.
            Kötü kokan dolaplara küçük kavanozlar içinde boraks veya karbonat koyup 2-3 günde bir karıştırabilirsiniz.

            Yer Temizliği:
            Özellikle yağlı yüzeylerde 2 litre sıcak su, 2 yemek kaşığı doğal zeytinyağı sabunu rendesi (1 yemek kaşığı arap sabunu da olabilir), 1 yemek kaşığı çamaşır sodası, 1 yemek kaşığı boraks, ½ fincan doğal elma sirkesi, 10 damla palmarosa yağı, bergamot yağı, limon yağı veya portakal yağı karışımını kullanın, oldukça etkili bir dezenfekte edici elde edersiniz ve durulamanız gerekmez.

            Banyo Temizliği:
            1 su bardağı boraks, yarım su bardağı çamaşır sodası, yarım su bardağı karbonat ve 10 damla limon yağı (greyfurt yağı, lavanta yağı, portakal yağı da olabilir) karışımını küvet temizliği ve lavabo temizliğinde kullanabilirsiniz. Kötü kokuları gidermek için bir kavanoza boraks veya karbonat koyun.

            1 tatlı kaşığı çamaşır sodası, 1 tatlı kaşığı boraks, 1 yemek kaşığı arapsabunu, 1 çay bardağı doğal sirke ve yarım litre kaynamış suyu karıştırın. Püskürtme şişesinde çalkalayıp duş çevresindeki duvarlar ve duşakabinlere sıkın. Sirkeli su ile durulayıp pamuklu bezle silin.

            Tuvalet Temizliği:
            Klozetin genel yüzeyleri ve oturma kısmının çevresi ve altını temizlemek için anti-bakteriyel sprey temizleyici: 1 su bardağı su, ¼ su bardağı doğal zeytinyağlı sabun rendesi (1 yemek kaşığı arap sabunu da olabilir), ¼ su bardağı boraks, ¼ su bardağı çamaşır sodası, 10 damla çay ağacı yağı(hint defnesi yağı), 10 damla lavanta yağı veya nane yağı. Püskürtme şişesi ile iyice çalkalayıp sıkın. Nemli bir bez veya süngerle silin.

            Klozet iç yüzeyleri için: 1 fincan boraks, 1 fincan çamaşır sodası, ½ fincan karbonat, ½ fincan doğal sirke, ve 10 damla çay ağacı(hint defnesi yağı) yağı kullanılabilir. Bu karışımı dökün ve fırçalayın.
            Klozetteki inatçı lekeler için: 1 fincan boraks, 1 fincan çamaşır sodası, 1 fincan doğal sirke, 1 fincan dövülmüş limon tuzu, 10 damla biberiye yağı veya lavanta yağı, 5 damla limon yağını karıştırın tamamını dökün ve 1 gece bekletin, sabah sadece sifonu çekin.

            Yukarıdaki karışımları alaturka tuvaletler için de uygulayabilirsiniz. Tuvaletteki kötü kokular için çöp kutunuza bir miktar boraks ekleyin bakteri ve küflenmeyi önlediğinden kötü koku oluşmasını önler.

            Halı Temizliği:
            Yarım su bardağı boraks ve yarım su bardağı karbonatı karıştırın kötü kokan halılara serpin ve birkaç saat sonra süpürün. Bu kötü kokuları oluşturan bakteri, mantar ve küfleri dezenfekte edecektir.

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X