Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi, Florür İnsan Sağlığına Zararı

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi, Florür İnsan Sağlığına Zararı



    Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi


    Çoğu diş macunu üzerinde bir uyarı yazısı vardır. “Dikkat: Çocukların kullanımı için uygun değildir. Çocukların erişemeyeceği yerde saklayınız. Eğer yutulması durumunda beklenmeyen bir etki görülürse Sağlık Bakanlığı Türkiye Farmakovilijans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz.” Eğer ufak bir miktardan fazlası zehirli olabiliyorsa o zaman bunu her gün ağzıma sürmek istemiyorum.

    Dişmacunları kozmetik olarak sınıflandırılıyor. Yiyecek olarak sınıflandırılmadıkları için içerikleri ile ilgili daha az kontrol yapılıyor. Diş macunları genelde aşağıdaki maddeleri içeriyor:

    Florür: Florür diş çürüklerini tedavi etmez. Amerikan Diş Hekimleri Birliği Temmuz 2009 Journal’a göre suların florür içerip içermemesi çocuklarda diş çürüğü miktarını etkilemiyor. Florür tehlikelidir. Suları florürlemede kullanılan florürün çoğu gübre endüstrisinin toksik atığıdır. (1) Çevre Koruma Ajansı Çalışanları Birliği (Environmental Protection Agency’s Employee Union) üyesi 1500 bilimadamı, avukat, mühendis ve profesyonel çalışanlar suların florlenmesine karşıdır. Bilimsel veriler kontrol dışına çıkan florüre maruz kalmada artışa, florür sindirmenin diş sağlığı açısından faydasının olmadığına ve bu sindirimin insan sağlığına zararına dikkat çekmektedir.(2)

    Florür bir enzim ve hormon inhibitörüdür. Sindirim sistemi yanısıra sinir sistemini de etkiler. Florür kırılgan kemik ve dişlerin ana sebebi olmanın yanısıra, diş minesinde beyaz, açık gri veya kahverengi lekelere yol açar. Florür diş minesinin doğal oluşumunu bozar. Fluorapatite olarak daha kırılgan, sahte bir diş minesi yaratır. Bu sahte diş minesi normal diş minesine göre diş çürüklerinden uzun vadede daha iyi koruma sağlamaz. Bakterilere karşı kuvvetli bir bariyer diş çürüklerini önlemez, esasta mineral açısından zengin beslenme alışkanlıkları dengeli bir vücut kimyası yaratarak kemiklere ve dişlere gereken sağlamlığı kazandırır.

    Florür beyin ve böbrek hasarına, I.Q. düşüşüne yol açabilir. Hamilelerde plasenta bariyerini geçebilir. Suların florlanması kanserle ilişkilendirilmektedir. 1977’de ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Baş Kimyageri Dr. Dean Burk ve Güvenli Su Derneği (Safe Water Foundation) başkanı Dr. John Yiamouyiannis suların florlanmasının kanser riskini artırdığını ispat etti. Araştırmalarına göre 350.000 kanser ölümlerinin onda biri çeşme suyu florlanması sebebiyle oluyor.

    Amerika’da suların florlanması yaygınken, Avrupa’nın büyük kısmında bu uygulama yapılmıyor. Diş çürüklerini florlu diş macunu kullanmadan, dişlerimizi dişçide florlu macunla temizletmeden, kalsiyum, fosfor, yağda çözülen vitaminlerce zengin besinleri tüketip, mineralce eksik yiyecekleri tüketmeyerek doğru beslenme ile önleyebilir, hatta tedavi edebiliriz.

    Florür ile ilgili daha fazla okumak için: Fluoride Action Network,Fluoride Action Network | Broadening Public Awareness on Fluoride. , Fluoride Education Project, www.poisonfluoride.com/pfpc .

    Silika Hidrat (hydrated silica): Kuvartz ve kumdan yapılır ve dişmacunu içinde aşındırıcıdır. Çok fazla fırçalama sonucunda dişmacunu içindeki kum dişlerde aşınmaya, diş minesinin incelmesi ile alttaki sarı dentin tabakasının gözükmesine yani sararmaya sebep olabilir.

    Aşındırıcılar diş macunlarına temizleme gücünü verir. Lekeleri çıkarır. Diğer aşındırıcılar arasında kalsiyum fosfat, alumina, kalsiyum karbonat bulunur.

    Sorbitol ve sakarin: Her ikisi ve tatlandırıcı ve diş macunu içinde kullanılıyor. Bu yapay tatlandırıcılardan diş ve genel sağlık açısından uzak durmakta fayda var.

    Titanyum Dioksit: Parlaklık ve beyazlık sağlayan bir pigment. Leke çıkarıcı ve beyazlatıcı olarak kullanılıyor. Potansiyel olarak insanlar için karsenojen bir maddedir. (3) Diş macunu içerisindeki titanyum dioksit eğer nano boyutta parçacıklar içeriyorsa o zaman vücudunuzdaki hücrelere toksik olabilir ve dokunma ile emilebilir. (4)

    Gliserin: Dişmacununun hamursu kıvamını vermek için katılır. Diş macununun kurumasını önler. Gliserin’in söylenene göre dişten temizlenmesi için 27 kere dişlerin durulanması gerekiyor. Gliserin filmi dişin daha kuvvetli ve sert olmasını engelleyecek şekilde diş üzerinde bir bariyer yaratabilir. Genelde küçük bir vücuda diş macununun bir oranda yutulması ile veya difüzyonla diş etlerinden kana karışmak sureti ile alınır.

    Diğer kurumasını önleyen maddeler arasında sorbitol, su, xylitol (diş çürükleri ile mücadele için ekleniyor) bulunur.

    Sodyum Lauril Sülfat (SLS): Köpürtücü ve yağ arındırıcı olarak kullanılır. Genelde arabaları yıkamada ve garaj zeminin temizlemede kullanılır. Aynı zamanda tüm köpüren sabun, temizlik malzemeleri, şampuanlarda bulunur. Vücud tarafından emilerek hücreleri etkileyebilir, zarar verebilir. Ağız ülseri ile bağlantsı kurulmuştur.

    Kalınlaştırıcılar: Diş macununu kalınlaştırırlar. Bunlar arasında carrageenan, cellulose gum, xanthan gum bulunur.

    Koruyucular: Diş macununda mikroorganizma üremesini önlerler. Böylece diş macununu buzdolabında saklamanız gerekmez. Koruyucular arasında sodyum benzoat, methyl paraben ve ethyl paraben bulunur.

    Aroma: Diş macunlarındaki SLS gibi maddelerin korkunç tadı yüksek oranda tatlandırıcı madde ve aroma ile kapatılır.

    Renklendiriciler: Bazı diş macunları renklendirilmezse korkunç gözükebilirler, hoşa gidecek yapay renklerle kırmızı, yeşil ve mavi dişmacunları yapılır. Titanyum dioksitle beyaz renk verilir.

    Doğal diş temizleyiciler:
    1. Deniz tuzu. Ufak bir miktarı diş fırçanıza sürün.
    2. Ev yapımı diş tozu
    3. Bitkisel diş tozu
    4. Toothsoap. Diş sabunu. Hindistansevizi, zeytin ve palm yağlarından yapılma likit bir sabun. Welcome mytoothsoap.com - BlueHost.com
    5. Orappeal System: naturalief.com
    6. Her tür kimyasal ve ismini telafuz edemediğiniz, bahçenizde yetiştiremeyeceğiniz maddeler içermeyen bitkisel veya likit doğal temizlik malzemesi.

    Kaynak: “Cure Tooth Decay” kitabı, Ramiel Nagel Cure Tooth Decay - Stop, treat and reverse dental cavities naturally.

    (1) Connett, Michael. “The Phosphate Fertilizer Industry: An Environmental Overview.” Fluoride Action Network. N.p., n.d., Web. 29 Sept. 2010 <Fluoride Action Network | The Phosphate Fertilizer Industry: An Environmental Overview >

    (2) “NTEU 280 Fluoride.” NTEU 280 Home Page – EPA Headquarters. N.p., n.d. Web. 29 Sept. 2010 < NTEU 280 Fluoride >

    (3) “Titanium Dioxide Classified as Possibly Carcinogenic to Humans”. CCOHS: Canada’s National Centre for Occupational Health and Safety information. N.p., n.d. Web. 29 Sept. 2010. < CCOHS: What's New Archive >

    (4)Kumazawa, R. “Effects of Titanium ions and particles on neutrophil function and morphology.” Biomaterials Volume 23, issue 17, Sept.2002, pages 3757-3764.

    Toothpaste - What's In It?
    http://answers.yahoo.com/question/in...7121600AAd0P50

    Gönderen Başak Pirtini zaman: 16:36


  • #2

    Florür: Diş Macunumdaki Düşman (mı)?




    Geçtiğimiz günlerde HugeDomains.com - YalanSavar.com is for Sale (Yalan Savar) ‘da yayınlanan, diş hekimi İlkay Uzun’un kaleme aldığı florürün faydası/zararı analizini yapan “Macuncu geldi hanım! Forürlü macunlar bunlar” başlıklı yazıya yer vermiştik. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Bu kez bilimsel başka bir makaleden yola çıkılarak, editörümüz Tanla tarafından florürün gerçekten zararlı olup olmadığı farklı açılardan sorgulanıyor.



    2012 Temmuz ayında yayınlanan bir bilimsel makale, yüksek oranlı florüre maruz kalınan bölgelerde yaşayan çocukların, az oranlı florüre maruz kalan bölgelerde yaşayan çocuklara kıyasla önemli ölçüde daha düşük IQ (zeka katsayısı) skoruna sahip olduğunu belirtti. Makale, bu bulguların, yüksek oranda florürün çocuklarda sinir sistemi gelişimini olumsuz yönde etkilediğine dair görüşleri muhtemelen desteklediğini öne sürdü. (1)
    Bu makale florür konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Florür gerçekten bu kadar zararlı mı? Çocuklarımıza diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaya çalışırken florürlü diş macunlarından vazgeçmek mi lazım? Aklıma takılan soruları yanıtlayabilmek için araştırma yapmaya başladım.
    Bu yazımda florürün ne olduğu, faydaları, zararları, dünya ve Türkiye’deki florür konusundaki uygulamalardan bahsettikten sonra, florürlü diş macunu konusundaki düşüncelerimi paylaşacağım.
    Florür nedir?

    Florür, flor elementinin indirgenmiş anyon (negative ion) halidir. Doğal olarak suda, yiyeceklerde, toprakta ve bazı minerallerin içinde bulunur. Ayrıca laboratuvarlarda yapay olarak üretilerek içme suyuna ve çeşitli kimyasal ürünlere de katılabilir. Florür diş sağlığını korumak amacıyla yaygın olarak kullanılan bir maddedir.
    Florür diş çürümesine karşı nasıl korur?

    Florür dişleri iki şekilde korur:
    1- Diş çürümesi ağız içindeki belli bir bakteriden kaynaklanır. Şekerli bir gıda yediğinizde bu bakteri dişin yüzeyindeki faydalı mineralleri yok eden bir asit üretir. Florür bu zararlı asit üretimini engeller.
    2- Eğer diş mineleri zaten asit tarafından zarar görmüşse, florür zarar gören alanlarda birikerek mineyi yeniden yapılandırır. Böylece çürüklerin oluşmasını engeller.
    Florür ne şekilde insan vücuduna girer?

    Florür insan vücuduna içme suyu ve florür içeren ürünlerin tüketilmesi yoluyla girer. Florür doğada bulunan bir maddedir. Bazı kaya ve toprak cinslerinde bulunan bu madde içme sularına karışabilir. Yine uygun şekilde arıtma yapılmayan endüstriyel atıklar da içme sularındaki florür miktarını artırabilir. Florür içeren ürünler diş macunları, gargara suları, diş doktorları tarafından tedavide kullanılan bazı ilaçlardır. Ayrıca diğer bazı ilaçlarda ve böcek ilaçlarında da florür bulunabilir.
    Dünyada içme suyundaki florür nasıl düzenlenmiştir?

    Florür Aksiyonu Ağı’nın (The Florür Action Network) verilerine göre,(2) Avrupa nüfusunun %97’si içme sularında florür kullanmamaktadır. Avrupa’da kullanan ülkeler ve nüfusa oranına göre suda florür kullanma yüzdesi şu şekildedir: İrlanda(%73), İspanya(%11), İngiltere(%11) ve Polonya(%1).
    Yukarıdaki ülkeler dışında şu OECD ülkeleri içme suyuna florür eklemektedir: Avustralya(%80), Şili (%70%), İsrail (%70%), Amerika (%64), Yeni Zelanda (%61) ve Güney Kore(%6).
    Amerikan nüfusunun çoğu florür eklenmiş musluk suyudan içmektedir. Amerikan içme suyundaki florür standardı 1 litreye 0,7-1,2 miligramdır. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, 1945 yılından beri uygulanmakta olan içme suyuna florür katılması işlemini “20. yüzyıldaki en önemli halk sağlığı başarılarından biri” olarak kabul etmektedir. (3) Bununla beraber, son dönemde içme suyundaki florür oranının azaltılması konusunda fikirler oluşmaya başlamıştır. (4) Bunun nedeni, florür konusunun ilk gündeme geldiği 40’lı yıllardan bu yana, piyasada florür içeren ürünlerin ve doğal kaynaklardan alınan florür miktarının artmış olması ve içme suyuna eskisi kadar florür eklemenin gerekli olmamasıdır.
    Türkiye’de içme suyundaki florür nasıl düzenlenmiştir?

    Türkiye’de içme suyuna florür katılmadığına dair birkaç kaynakta bilgi olsa da, devlet sitelerinde bu konuda bir bilgiye ulaşamadığım için emin olamıyorum. Bununla beraber, 1997 senesinde yayınlanan ve şu anda kullanımda olmayan Türk İçme Suyu Standartı’na göre sularda bulunacak maksimum florür miktarını 1 litreye 1,5 miligram olarak belirlenmiş. (5) Türkiye’de ayrıca bazı bölgelerde sudaki florür miktarının doğal olarak yüksek olduğuna dair veriler bulunuyor. (6)
    Florür konusundaki tartışmalar nedir?

    Florür konusunda inceleme yaptığınızda, bu maddenin insan sağlığına yararlı olduğunu ve zararlı olduğunu söyleyen görüşlerle karşılaşıyorsunuz. Bu yarar/zararların hepsi ayrı ayrı birer yazı konusu olabilecek kadar uzun. Bu nedenle aşağıdaki tabloda sadece özetlerini veriyor ve bu konularla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenlerin aşağıda listelediğim kaynaklara başvurmalarını öneriyorum.
    [one_half]
    Faydaları
    • Dişlerde Diş çürümesini ve ciddi çürüklerin oluşmasını önler. Dolgu ve diş çekimi ihtiyacını azaltır.
    [/one_half]
    [one_half_last]
    Zararları

    • Dişlerde: 8 yaşından küçük çocuklarda gereğinden fazla florür tüketilmesi dental fluorosis denilen ve diş minesinin görünümünü değiştiren bir rahatsızlığa neden olur. Bu rahatsızlıkta dişlerin üzerinde beyaz lekeler oluşur. İleri vakalarda dişlerde oyuklar oluşabilir. (7)
    • Kemiklerde: Yaşam boyunca fazla florür tüketilmesi kemik kırılmalarına neden olabilir. Ayrıca kemiklerde skeletal fluorisis denilen ağrılı bir rahatsızlığa sebep olabilir.(7)
    • Diğer: Florürüneklem iltihabı (artrit), kanser, kalp/damar rahatsızlıkları, şeker hastalığı, iç salgı bezleri rahatsızlıkları, mide/bağırsak rahatsızlıkları, böbrek rahatsızlıkları, erkeklerde üreme problemi ve tiroid gibi rahatsızlıklara sebep olduğu, çocuklarda zeka düşüklüğüne neden olduğu ve beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediğine dair bazı araştırmalar bulunmaktadır. (8)
    [/one_half_last]
    Florür: Yararlı mı? Zararlı mı?

    Bu yazımda diş macunundaki florür konusundaki tartışmaların her iki yönünü de vermeye çalıştım. Florürün zararları konusunda yazılan makaleleri okuyan birinin ilk planda düşüneceği şey “Florür bu kadar zararlıysa neden yasaklanmıyor?” olacaktır.
    Florürün çeşitli zararlarına işaret eden bazı bilimsel çalışmalar olmasına rağmen, bilim adamları arasında, florürün olması gerekenden fazla tüketiminin dişlerde ve kemiklerde oluşturduğu zarar dışında, bu konuda henüz bir fikir birliği yoktur.
    Öte yandan florürün diş çürüklerini engellemedeki etkisi pek çok kaynakta bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
    Eğer okuduğunuz kaynaklardan edindiğiniz bilgiler sonucunda florür kullanmanın zararlı olduğuna karar verirseniz florür tüketiminizi azaltma yoluna gidebilirsiniz. Aşağıda verdiğim öneriler herhangi bir zararı olmayan ve bir kısmını genel sağlığınız için zaten yapıyor olduğunuzu tahmin ettiğim önerilerdir.
    Florür tüketimini azaltmak için yapabilecekleriniz

    Florür Aksiyonu Ağı florür tüketimini azaltmak için 10 maddelik bir öneri listesi geliştirmiştir: (9)
    1. Florürlü su içmeyin. Su filtresi kullanın ya da doğal olarak daha az florür içeren kaynak sularını tercih edin. Şişe sularının etiketlerini okuyun.
    2. Diş fırçalarken özellikle çocuklarınızın diş macunu yutmalarını engelleyin. Çocuklara mümkünse florürsüz diş macunları alın. Güzel tadından dolayı yutma isteğini artıracağı için çocuklarınıza aromalı diş macunlarından almayın.
    3. Dişçinizde gereksiz yere florür içeren jelli diş tedavileri yaptırmayın.
    4. İşlenme sürecinde su içeren her türlü yiyecek ya da içecek florür içerebilir. Bu nedenle işlenmiş yerine taze yiyecekleri tüketin.
    5. Amerika başta olmak üzere bazı ülkeler, üzüm suyu ve şarap üretiminde cryolite denen ve florür içeren bir böcek ilacı kullanmaktadır. Bu nedenle bu ürünleri ya tercih etmeyin ya da cryolite içeren böcek ilaçlarını daha az kullanan Avrupa markalarını tercih edin.
    6. Çay bitkisi yüksek oranda florür tutar. Çay aynı zamanda antioksidandır. Çaydan fayda sağlamak için, antioksidan özelliği yüksek olan genç yapraklı çay türlerinden için, buzlu çay ve hızlı paket çay gibi ürünlerden kaçının.
    7. Yapılan bir araştırmaya göre teflon içeren kaplarda yemek pişirmek, yiyeceklerdeki florür miktarını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle çelik tencereler ve tavalar tercih edin.
    8. Kullandığınız ilaçların içeriğine bakıp, florür içermeyen alternatiflere yönelmeye çalışın.
    9. Tavuk üretimi sırasında kemiklerin mekanik olarak etten ayrıldığı tavuk ürünlerini tercih etmeyin. Bu ayrılış sırasında kemikler kırıldığı ve etin içinde kemik parçaları kaldığı için florür miktarını artırabilir.
    10. Florürlü tuzdan uzak durun.

    Florür konusunda ne düşünüyorum?

    Üzerinde tartışma yapılan konuları incelerken, sağlıklı karar verebilmek için bilimsel kaynakları referans almak gerekir. Bir maddenin sağlığa zararlı olduğunu söylerken çeşitli websitelerinde ya da kitaplarda kaynak verilmeden ileri sürülmüş olan iddialara inanmak, filmlerde gördüğümüz şeylerin gerçek olduğuna inanmak gibidir. Ne yazık ki komplo teorileri kıvamında, insanların gözünün korkutulduğu yazılar, bilimsel verilerin sunulduğu makalelerden daha çekici gelmektedir.
    Bilimsel fikirler yapılan uzun süreli araştırmalar ve ortaya atılan tezlerin birden fazla kere kanıtlanıyor olması sonucunda ortaya çıkar. Bilimsel gerçek, doğası gereği çürütülmeye ya da geliştirilmeye her zaman müsait olsa da, eldeki veriler ışığında büyük ölçüde doğru olan bir kararı yansıtır.
    Halk sağlığını ilgilendiren konularda, bilimsel olarak aksi kanıtlanmadığı sürece, devlet kurumları ve/veya kar amacı gütmeyen kurumlarca uygulanan kararları takip etmek daha faydalı olacaktır. Bu örnek özelinde, sulara florür ekleme ya da florürlü diş macunu kullanmak, bilimsel açıdan bireylere zarardan daha çok fayda getirdiğine inanıldığı için tavsiye edilmektedir.
    Bilimsel düşünce sistemini mantıklı bulmakla beraber, yine de florür konusunda açık bir kapı bırakmak istiyorsanız, yukarıda belirttiğim üzere, florür tüketiminizi azaltma yöntemlerini deneyebilirsiniz.
    Kendi adıma, diş doktorları tarafından da önerildiği üzere, istemeden yutma tehlikesine karşılık, çocuğuma 2 yaşından önce kesinlikle florürlü diş macunu vermeme taraftarıyım. 2-8 yaş döneminde de florürlü diş macunu kullanma konusunu daha sonra ayrıca değerlendirmeyi düşünüyorum.
    Günümüzde florüre maruz kaldığımız kaynakların eskiye oranla arttığı açık. Florürün olması gerekenden fazla alınmasının dişlerde ve kemiklerde rahatsızlıklara yol açtığı da bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu nedenle aşırı miktarda florür almamak için yukarıda bahsettiğim florür azaltma yöntemleri uygulayabilirim. Bu yöntemlerin detayına baktığımda, kaynak suyu içmek, diş macunu yutmamak, taze yiyecekleri tüketmek ve teflon kaplarda pişirmemek gibi pek çok öneri diğer sağlık konularıyla bağlantılı olarak zaten uyguladığım konular.
    Sonuç olarak, kullanım miktarına dikkat edildiği sürece, florürün zarardan çok fayda getireceğini düşünüyorum. Florürlü diş macunları konusu hakkında daha fazla bilgi için, bu yazıyı hazırlarken kaynak olarak gösterdiğim ve Alternatif Anne’de de geçen hafta yayınlananbu yazıya da göz atmayı ihmal etmeyin…
    [divide style="2"]
    Kaynaklar
    Türkçe Kaynaklar
    – Hapçıoğlu, B, Türkiye’de İçme Sularındaki Florürün Bölgesel Dağılımı, 1992, İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi
    http://www.iudergi.com/tr/index.php/...le/17189/16449
    – Küçükeşmen, Ç, Diş Hekimliğinde Florun, İnsan Vücudu ve Dişler Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi, 2008, S.D.Ü Tıp Fak. Derg.
    http://med.sdu.edu.tr/tipdergisi/200...f/10cigdem.pdf
    – Doğal Anneyim
    Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi
    Doğal Anneyim: Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi
    – Yalansavar.org
    Macuncu Geldi Hanım! Florürlü Macunlar Bunlar!
    Macuncu Geldi Hanım! Florürlü Macunlar Bunlar! | Yalansavar
    İngilizce Kaynaklar
    (1) Choi AL, Sun G, Zhang Y, Grandjean P 2012. Developmental Fluoride Neurotoxicity: A Systematic Review and Meta-Analysis. Environ Health Perspect
    EHP – Developmental Fluoride Neurotoxicity: A Systematic Review and Meta-Analysis
    (2) The Flouride Action Network (FAN)
    Water Fluoridation Status in OECD Nations (OECD ülkelerinde su florlama durumu)
    Fluoride Action Network | Water Fluoridation Status in OECD Nations
    (3) Centers for Disease Control and Prevention
    Ten Great Public Health Achievements — United States, 1900-1999 (Amerika’da 1900-1999 yılları arasındaki en büyük halk sağlığı başarıları)
    Ten Great Public Health Achievements -- United States, 1900-1999
    (4) Government recommends lowering fluoride levels in U.S. drinking water (Hükümet Amerika’daki içme sularındaki florür oranlarının azaltılmasını öneriyor)
    Government recommends lowering fluoride levels in U.S. drinking water - CNN.com
    (5) Türk İçme Suyu Standartı -18 Ekim 1997 tarih ve 23144 sayılı resmi gazetede yayınlanan TS 266 sayılı standarta ait yönetmelik
    (6) Occurrence and problems of high fluoride waters in Turkey: an overview. (Türkiye’de yüksek oranlı florür içeren suların bulunduğu yerler ve yarattığı sorunlar: genel bakış)
    Occurrence and problems of high fluoride waters in Turkey: an overv... - PubMed - NCBI
    (7) Centers for Disease Control and Prevention
    Community Water Fluoridation: Questions and Answers (İçme Suyunun Florlanması: Sorular ve Yanıtlar)
    CDC - Fluoridation FAQs - Community Water Fluoridation - Oral Health
    (8) The Flouride Action Network (FAN)
    Health Effects Database (Florürün sağlığa etkileri veri tabanı)
    http://www.Florüralert.org/researchers/health_database/
    (9) The Flouride Action Network (FAN)
    Top 10 Ways to Reduce Fluoride Exposure (Florüre maruz kalmayı azaltmak için en önemli 10 yöntem)
    Fluoride Action Network | Top 10 Ways to Reduce Fluoride Exposure
    – United States Environmental Protection Agency
    Basic Information about Fluoride in Drinking Water (İçme Suyundaki Florür Üzerine Temel Bilgiler)
    Basic Information about Fluoride in Drinking Water | Basic Information about Regulated Drinking Water Contaminants | US EPA
    – National Academies Press
    Fluoride in Drinking Water: A Scientific Review of EPA’s Standards
    Fluoride in Drinking Water: A Scientific Review of EPA's Standards | The National Academies Press
    – Centers for Disease Control and Prevention
    Fluoridation (Florlama)
    CDC - Community Water Fluoridation - Oral Health
    – National Cancer Institute
    Can fluoridated water cause cancer? (Florürlü su kanser yapar mı?)
    Fluoridated Water - National Cancer Institute
    – Agency for Toxic Substances & Disease Registry
    ToxFAQs™ for Fluorine, Hydrogen Fluoride, and Fluorides (Toksik Madde Sık Sorulan Soruları, Florür-ve türevleri)
    ATSDR - ToxFAQs™: Fluorides, Hydrogen Fluoride, and Fluorine
    – Wikipedia
    Water Fluoridation Controversy (Su Florlama Tartışmaları)
    Water fluoridation controversy - Wikipedia, the free encyclopedia

    Yorum yap


    • #3


      Florürün zararları nelerdir

      Florür tartışmalı bir madde. Düşük dozlarda diş çürümelerini engellediği için önceleri serbestçe diş macunlarına, hatta bazı ülkelerde şebeke suyuna katılırken, son yıllarda zararları faydalarından daha çok tartışılıyor.
      Çin, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda, Macaristan ve Japonya gibi bazı ülkelerde suya florür katılması yasak. Türkiye’de suya florür katılmıyor, ama pek çok ilimizin şebeke suyunda doğal olarak florür bulunuyor. Üstelik şebeke suyu tek florür kaynağı değil. Hazır meyve suyu ve gazlı içeceklerden tutun, bebek mamalarına kadar pek çok üründe florür bulunuyor.
      Florür Kaynakları
      Çoğu kişi florürsüz diş macunu kullanarak bu kimyasalın zararlı etkilerinden korunabileceğini düşünüyor. Ancak bazı illerimizde şebeke suyunda yüksek sayılabilecek miktarlarda florür bulunuyor. Türkiye İçme Sularında Florürün Bölgesel Dağılımı (I) başlıklı çalışmada, Marmara Bölgesi’nin suları incelenmiş ve bazı ilçelerde florür değerlerinin tehlikeli seviyelere çıktığını saptamış. Örneğin Kırklareli merkez ilçede sudaki florür değerlerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün güvenli bulduğu aralık olan 0,5 – 1.7 mg/lt.nin üzerinde olduğu saptanmış.
      İşin kötüsü, oturduğunuz bölgedeki suların düşük florürlü olması da yetmiyor, çünkü tükettiğimiz pek çok hazır içecek, Türkiye’nin farklı bölgelerinde, şebeke suyundan üretiliyor. Eğer üretimin yapıldığı bölgedeki sular yüksek florür içeriyorsa, ürünü tükettiğinizde siz de florüre maruz kalıyorsunuz.
      Florür kaynağı olabilecek bazı ürün ve gıdalar şöyle:
      · Florürlü diş macunu
      · Bebek maması
      · Hazır çorba
      · Tavuk bulyon
      · Teflon tava veya tencerede pişmiş gıdalar
      · Gazlı içecekler
      · Hazır meyve suları
      · Paketli ve/veya işlenmiş gıdalar
      · Anestezi kimyasalları
      · Florürlü tuz
      · Sigara
      Florür neden zararlı?
      1. Biyobirikim
      Biyo birikim, belirli bir kimyasalın vücutta birikme eğilimine verilen teknik isim. Florür, biyo birikimli kimyasalların arasında. Sağlıklı bir kişi, her gün aldığı florürün %50 – 60’ını idrar yoluyla vücudundan atıyor. Geri kalanıysa kemiklerde ve beyinde birikiyor. Bebek ve çocuklarsa aldıkları florürün sadece %20’sini vücuttan atabiliyor. Kemiklerde biriken florür miktarı hayat boyu artış gösteriyor.
      2. Üreme sistemi
      Laboratuvar hayvanlarında yapılan deneylerde, yüksek dozlarda florürün erkek üreme organlarına hasar verdiği ve kısırlığa yol açtığı tespit edilmiş. ABD’de yapılan bir araştırma, şebeke suyunda 3 mg/lt. ve daha fazla florür bulunan yerlerde doğurganlık oranlarının düştüğünü belirlemiş. Bir başka araştırmaysa, yine yüksek florürlü bölgelerde yaşayan erkeklerde ortalamanın altında testosteron hormonu tespit etmiş.
      3. Beyin (merkezi sinir sistemi)
      Florürün merkezi sinir sistemi için zararlı olduğunu belgeleyen onlarca araştırma var. Florürün beyinde biriktiğine, davranış değişikliklerine yol açabildiğine ve uzun vadede Alzheimer hastalığına yol açabildiğine dair bulgular var.
      İçme suyunun florürlenmesini destekleyenler, bu çalışmalarda çok yüksek dozda florür kullanıldığını savunsalar da, florürün biyobirikimli olduğunu unutmamak gerekli.
      4. Düşük IQ
      Çin, İran, Hindistan ve Meksika’da yapılan 24 ayrı çalışmada, vücuttaki florür miktarıyla IQ arasında ters bağıntı olduğu ortaya konmuş. İçme suyundaki 1 mg/lt. florür artışının, 0,59 IQ puanı kaybına yol açtığı bulunmuş.
      5. Erken ergenlik
      Florürün merkezi sinir sistemi dışında da olumsuz etkileri var. Florür aynı zamanda pineal bezini olumsuz etkiliyor. Bu bez, pek çok başka işlevin yanı sıra, büyüme ve ergenlik süreçlerinden sorumlu. Yapılan araştırmalar (PDF), içme suyuna florür katılan bölgelerde kız çocukların, florür kullanılmayan bölgelere kıyasla 5 ay önce âdet gördüğünü ortaya koymuş.
      6. Tiroid hormonları
      Florürün tiroid bezini de olumsuz etkilediği bildiriliyor. Ukrayna’da yapılan bir çalışmada, 2,3 ml/lt. düzeyinde florürün tiroit hormonunda azalmaya yol açtığı belirlenmiş. Hatta bu etki o kadar tutarlıymış ki, 20. yüzyıl ortalarında hipertiroidizmi (aşırı aktif tiroid bezi) olanlara florür tedavisi önerilmiş.
      7. Romatizma belirtileri
      Skeletal florozis, florürün kemiklerde birikmesiyle ortaya çıkan ve romatizma benzeri belirtilere yol açan bir rahatsızlık. İşin kötüsü, belirtileri romatizmayla karıştırılabildiğinden, erken safhada teşhis koyulması oldukça güç. Belirtiler ışığında doktorlar genellikle romatizmadan şüphelendikleri için, aslında son derece basit bir şekilde (florür alımını keserek) tedavi edilebilecek rahatsızlık, uzun yıllar tedavi edilmeyebiliyor.
      8. Kemik erimesi
      Florür, kemiklerde birikiyor. Florürün sağlık üzerindeki etkisini araştıran ilk çalışmalardan birine göre, içme suyuna florür katılan bölgelerdeki çocuk nüfusunda görülen kemik ve kemik bağlantılı rahatsızlıklarda iki kat artış kaydedilmiş. Benzer şekilde, Meksika’da yapılan bir araştırma (PDF), diş macunundaki florürle çocuk kemik kırılmaları arasında bağıntı olduğunu ortaya çıkarmış.

      Yorum yap


      • #4
        Diş Macunlarında Bulunan Florür Zararlı mı?



        Sadece içtiğimiz ya da yediğimiz besinlerle değil, ayrıca kullandığımız bakım ürünleriyle de bedenimize bazı maddelerin girmesini sağlıyoruz. Bunlardan en önemlisi ise, en az günde 2 defa dişlerimizi fırçaladığımızı düşünürsek, kullandığımız diş macunu ve içeriğindeki florür maddesi. Son dönemlerde pek çok yazılı ve görsel basında florürün zararları ya da diş macununun zararları hakkında haberler duymuş olmalısınız. Hepsinin başlığı ortak bir noktada birleşiyor: “Doğal yollardan alınmayan ve fazla miktarda kullanılan florürün dejeneratif eklem hastalığına sebebiyet verdiği kanıtlanmıştır.”
        Florür sadece diş macunlarında bulunmuyor. Satın aldığınız pek çok hazır gıdanın içinde florür maddesini koruyucu özelliğinden dolayı ekliyorlar. Soda, şarap, işlenmiş gıdalar, hazır çorba ve soslar ve bebek mamaları bunlardan sadece bir kaçı… Hatta şehir su şebekesine florür ekleniyor. Damacana suların içine yine aynı sebepten dolayı florür takviyesi yapılıyor. Fakat dünyanın pek çok ülkesinde fazladan florür birikimi yaptığı için artık suların içine florür eklenmiyor ve hatta çoğu ülkede yasal olarak yasaklanmış durumda. Eğer hazır gıdalar üzerine oturmuş bir beslenme şekliniz varsa, suyunuz ekstra florür ihtiva ediyor ve diş bakımınızı florürlü diş macunu ile yapıyorsanız, bedeninizde istenmeyen boyutlarda florür birikimi yapıyorsunuz demektir. Araştırmalar sonucunda florürün zararlarına bakacak olursak:
        • Sağlıklı bir bedende böbrekler %50 oranında florürü dışarı atabilir ve fazla alınan florür kemiklere birikir ve zaman içinde kemiklerde sorunlar yaşatır.
        • Formül mama ile beslenen bebekler florüre en fazla maruz kalanlar arasında yer alıyor. Formül mamalar su ile hazırlandığı ve mamaların içine florür eklendiği için ileri yaşlarda kemik ve böbrek rahatsızlıklarına yakalanma olasılıklarının çok yüksek olduğu düşünülüyor.
        • Yapılan bir araştırmada, yüksek dozlarda florür verilen hayvanlarda, erkek üreme sistemlerinde sorunlar ortaya çıkmış. Kısırlığı ve sperm kalitesini yüksek oranda tehdit ettiği savunuluyor.
        • 2006 yılında Ulusal Araştırma Konseyi’nin bir yayınına göre, fazla alınan florür beyin fonksiyonlarına müdahale ediyor ve özellikle bebeklerde zeka sorunlarına yol açtığı savunuluyor. Aynı çalışmayı takip eden bir başka araştırmada ise 24 farklı ülkeden hayvan denekleri kullanılmış ve IQ seviyesinde sorunlar yaşandığı tespit edilmiş.
        • Florür ergenlik çağındaki çocukların yüksek seviyede epifiz bezini uyardığı ve büyüme hormonu olan melatonin salgısını yavaşlattığı görülmüş. Genç kızlarda daha erken yaşlarda adet kanamasına ve hormonel bozukluğa sebebiyet verdiği düşünülüyor.
        • İleri yaşlarda vücutta biriken florür, kemik hasarına ve kemik kırılmalarına neden oluyor.

        Gördüğünüz gibi diş macunları günah keçisi seçilse de, yediğimiz, içtiğimiz her şeyin içerisinde fark etmeden florür tükettiğimizi de anladık. Bambum blog olarak bizimle buradaysanız, hazır gıdalardan ve katkı maddesiyle dolu her türlü besin maddesinden ailenizi koruduğunuzu düşünüyoruz. O halde geriye kalıyor diş macunları. Çocuklarımıza diş fırçalama alışkanlığını kazandırmak amacıyla çoğumuz lisanslı ürünlerin diş fırçalarını ve oldukça renkli ve sevimli diş macunlarını alıyoruz. Mercimek büyüklüğünde rengârenk diş macunu diş fırçasına sürülüyor ve tadından hoşlanmıyorum diyen çocuğa da pek rastlanmıyor maalesef. Çocuklar ebeveynlerin yaptığı gibi ağız temizliğini yaptıktan sonra çalkalama yoluna gitmeksizin, çoğunu tadı harika olduğu için yutuyor ya da tam manasıyla ağız içlerini diş macunundan arındırmıyorlar. Ellerine verseniz tüm diş macunu tüpünü severek tüketebilirler. Bu sebeple florürsüz diş macunlarını seçmek ve ebeveyn kontrolünde diş fırçalama alışkanlığını kazandırmak en doğru seçenek olsa gerek.



        Etiketler: diş macunları zararlı mı, florür neden zararlı, florür nedir?

        Yorum yap


        • #5
          "Florür"ün Zararları Kanıtlandı
          Son araştırmalar; dişleri florür nedeniyle zarar görmüş çocukların, başkalarına göre daha kötü kemik rahatsızlıklarıyla karşılaştığını gösteriyor. Bu floridasyon(*) karşıtlarının yıllardır söylediği bir şey olmasına rağmen, Sağlık Bakanlığı gibi floriddestekçileri durumu inkâr etmeye devam ediyor.Floridasyonun, dental florozise neden olduğu uzun zamandır biliniyor. NZ(Yeni Zelanda) ve deniz aşırı ülkelerde yapılan çalışmalara göre, bu oran florütleştirilmemiş-florür eklenmemiş toplumlara kıyasla iki kat artıyor.Dental florozis(**) ,
          diş
          minesinde florür nedeniyle oluşan bir kusurdur. Lekeler sarı veya beyazdırlar, çürüme eğilimi gösterebilirler ve tedavileri pahalıdır. Bilek ekleminden çekilen röntgen filmleri; dental florozis bulunan Tibetli çocukların %96'sında, el bileği kemiğinde sertleşme veya kalınlaşma gibi problemleri içeren, gelişimsel iskelet anomalilerini açığa çıkarıyor.
          İngiliz Tıp Bülteni, floridasyon bölgelerinde yaşayan yaşlı beyaz kadınlarda, bilek kemiği kırılmalarının %32 daha fazla görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca Mexica'da yürütülen bir çalışma, kemik kırılmalarındaki artışı, dental florozisle ilişkilendiriyor. Polonyalı çocuk sağlığı uzmanları,
          denta
          l florozis görülen 11-15 yaş arası çocuklarda, anormal kemik değişimleri gözlemledi.
          Uluslararası bir Romatoloji çalışması, birçok Amerikalı'nın günlük miktarda tükettiği
          doğal floridasyonlu sular
          la, diz osteoartiriti(***) rahatsızlığını ilişkilendiriyor. Bu tip kemik rahatsızlıkları genellikle yanlış tanı konularak artrit(eklem iltihabı) gibi gözükse de, bunların tümü erken evre iskelet florozisi ile bağlantılı. İskelet florozisi içeren artrit rahatsızlığı, Yeni Zelanda'ya her yıl 2 milyar dolara mal oluyor.
          Dünya Sağlık Örgütü(WHO), dental florozisin uzun dönemlik florür zehirlenmesinin ilk görünür işareti olduğunu kabul ederken, Sağlık Bakanlığı gibi floridasyon destekçileri; "Dental florozisin sadece kozmetik bir sorun" olduğunu söyleyerek halkı yanıltmaya devam ediyorlar.Yeni Zelanda Florür Eylemi Grubu ve Floridasyona Hayır Kampanyası temsilcisi Mark Atkin:"Bu ağır bir ihmalkarlık ve Bakanlığın yasal görevini yapmamasıdır. Onların, bu toksin konusunda insanlara baskı yaptıkları, bu ileriyi göremeyen yönlendirmelerinin yerine, floridasyonun işe yaramadığını, insanları tehlikeye attığını" söylüyor. Son araştırmalar, florürün önlenmesi gereken en önemli zamanın, yaşamın ilk yılı olduğunu gösteriyor. Atkin:"Eğer biberonla beslenen bebeklerin maması, florür eklenmiş su ile yapılırsa, bir faktör nedeniyle bebeklerde doz aşımı oluyor. Geçen yıl, Amerika Diş Derneği, 'bebek mamalarının florür eklenmiş su ile yapılmaması' uyarılarını vurgulamıştı." Atkin sözlerine şöyle son veriyor:"Bizim kendi besin standartları belgelerimizdeki uyarıları, Bakanlık reddederek, bebekleri riske atıyor. "(*) Water fluoridation; su floridasyonu, diş çürümelerini engellemek amacıyla kamusal su kaynaklarına kontrollü florür ilavesidir.
          (**) Dental florozis, dişlerin gelişimi aşamasında, optimal dozun üzerinde (F) alımına bağlı olarak, ameloblastlarda mine formasyonunun zarar görmesi sonucu ortaya çıkan bir tür mine hipoplazisidir(Bir organ ya da dokunun az gelişmiş olması).
          (***) Osteoartrit (kısaca OA) ya da dejeneratif eklem hastalığı, herhangi bir eklemin, üzerine yük binen yüzeyinin hasar gördüğü bir durumdur. Bu durum eklemlerin normal, ağrısız, yumuşak hareketlerini bozar ve özellikle bacakta geliştiği zaman vücudun ağırlığını taşıma yeteneğini bozabilir.
          Güncelleme: 04/03/2010
          Kaynak: "Fluoridation Damages Bones As well As Teeth"
          , scoop.co.nz, Çev. Ayşe Güldoğan,yaklasansaat.com, 17/2/2010.

          Yorum yap


          • #6
            Bir diş macunu gerçeği: Florür

            Ergem Şenyuva
            Geçtiğimiz günlerde yedi yaşındaki kızımı diş doktoruna götürdüm. Güle oynaya dışarı çıkarken doktor ona renkli bir diş fırçası yanında küçük tüpte altı yaşın üzerinde çocukların kullanabileceği ve içinde florür olan konvensiyonel bir diş macunu hediye etti.

            Diş macununu görünce, ister istemez "bu çocuklar ne kadar az florüre maruz kalsa o kadar iyi olmaz mı?" diye sorduğumda, çok standart olarak, "bu kadarcığı bir şey yapmaz" cevabıyla karşılaştım ve bir süredir florür konusuna dair okuyup öğrendiklerimi paylaşmaya karar verdim.




            Öncelikle florür neymiş onu öğrenmek gerekli. Florür aslında doğada olan bir mineral. Ancak bizim diş macunlarında ya da sularda rastladığımız florürde durum farklı. Bizler florüre diş macunları, ilaçlar, pestisitler, içecekler ve sular yoluyla maruz kalıyoruz. Florür genellikle sulara ve kullandığımız diş macunlarına diş çürümesini engellemek için ekleniyor. Ancak florür sandığımız kadar masum bir kimyasal değil. Hatta tarihçesini okuyunca ister istemez, evdeki diş macununuza bakışınız bile bir anda değişebilir.

            II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar ve Ruslar, Farben adlı şirketin ürettği florürü hapistekileri daha 'etkisiz ve aptal' yapmak için içme sularına katıyorlarmış. Florürün beynin belli bir bölgesine tahribat yaparak, kişileri mücadele anında daha az aktif hale getirdiği tespit edilince bir kimyasal silah olarak kullanılmış. Halen günümüzde bilinen sakinleştirici ilaçların %25'i florür içermektedir. Dahası II. Dünya Savaşı sırasında florür nükleer silah yapımı için kullanılmış. Tabii bütün bunlara değinirken, her kimyasalın arkasında olduğu gibi, florürün arkasındaki lobi kaynağının gücünü de unutmamak lazım. Bir zamanlar dünyanın en büyük florür üreticisi olan Alcoa, Dow Chemical, Dupont ve Kellogg bütün olayın başını çeken Farben'la bir anlaşma imzalayarak, florürün yaygınlaşması için çalışmışlar.

            Günümüzde florür diş çürüklerini önlemek için kullanılıyor. Peki gerçekten koruyor mu?

            Yıl 2014. Florür halen hayatımızda. Bazı ülkelerde suya katılıyor. İstanbul Belediyesi bize katılmadığını ifade etti. Bizler florüre en çok diş macunlarımızda rastlıyoruz. Azıcık diş macunundan ne olur diyebilirsiniz. Ancak yapılan araştırmalarda alınan florür miktarının, ne kadar çok diş macunu kullanıldığıyla doğrudan korelasyonu olduğu öne çıkmış. Peki diş macunlarındaki florür gerçekten diş çürümelerini önlüyor mu ki bu kimyasalı aldığımıza değsin?

            Pek tabii ki hayır. Fluorosis denilen ve dişlerin beyaz, sarı veya kahverengi lekeli olmasına yol açan ve araştırmacıların kronik florür toksikliği adını verdiği durum, yüksek miktarda florürün vücuda girmesinden dolayı oluyor. Pek tabii en büyük endişemiz, eğer suyumuzda florür varsa olmalı. Yine de geçtiğimiz yıl Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, florürün çocukların nörolojik gelişimlerini negatif yönde etkilediğini tasdikliyor. Çocuklara florürlü diş macunu verirsek, diş çürümelerini önler miyiz sorusu her şey bir yana aslında çok önemli. Bilhassa Amerika'da yapılan araştırmalarda, yoksulluk, yetersiz beslenme ve dişçiye kolay ulaşamama problemleriniden dolayı ağız sağlığı sorunları çekenlerin florür tarafından hiç azalmadığı ortaya çıkmış.

            Bugüne kadar florürün yararlı ve kullanılması gereken bir kimyasal olmasıyla ilgili de bir veri toplanamamış. Her ne kadar bu konuda yapılan araştırmanın azlığı, konuya tam anlamıyla kamuoyunun eğilmesini engellemiş ve florürü savunanların desteğini almışsa da, yapılan araştırmalar florürün ne gerçekten diş çürümelerini tam anlamıyla önlediğini gösteriyor, ne de bu kimyasala bir ihtiyacımız olduğunu. Ayrıca florüre hassas bünyeler ve belli ırk gurupları da bu kimyasaldan da negatif olarak etkilenebiliyor.

            Durum böyleyken özellikle küçük çocuklara florürlü diş macunu kullandırmak niye?
            Kaynaklar: http://www.huffingtonpost.com/dr-mercola/fluoride_b_2479833.html
            http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16128790
            http://fluoridealert.org/articles/50-reasons/
            http://www.reuters.com/article/2012/07/24/idUS127920+24-Jul-2012+PRN20120724
            http://www.healthychildren.org/English/healthy-living/oral-health/Pages/FAQ-Fluoride-and-Children.aspx
            http://www.who.int/water_sanitation_health/dwq/nutrientschap14.pdf

            Yorum yap


            • #7
              Diş Macununda Tehlike!

              Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekiyor
              Triklosan ihtiva eden ürünlerin olumsuz etkileri
              Nazi kamplarında Florid kullanıldı
              çocukların diş macununu yutması


              Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekti. Dişlerini fırçalayan küçük çocukların genelde macunu yuttuğunu söyleyen uzmanlar, "Yüksek dozda flor, kansere ve zeka geriliğine neden olabilir. 5-6 yaş öncesi çocuklara macun kullandırtmayın" dedi. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, çocuk sağlığı için önemli uyarılarda bulundu. Diş macunlarının içinde 'sodyum florür' adı verilen zehirli bir kimyasalın yer aldığını anlatan Aydın, bunun doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip olmadığını ve birden çok zararı bulunduğunu söyledi. Aydın, diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da bu maddenin kullanıldığını kaydetti.Bağışıklık Sistemini Çökertir

              Çocukların dişlerini fırçalarken macunu yuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ahmet şunları kaydetti: "Bu çok sakıncalı. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde çocuklarda zeka geriliğine yol açar. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertir, enfeksiyonlara karşı direnci düşürür, üreme sistemine zarar verir ve kalıcı dişlerin çıkmasını geciktirir. O nedenle yuttuğuna emin olacağımız yaşa kadar çocuklara macun kullandırtmamalıyız. Bu yaş da 5-6'dır."Sadece Diş Fırçası Kullanılabilir

              Dişlerinin çıkmasıyla birlikte fırçalanmaya başlanabileceğini ifade eden Aydın, o yaşta sadece uygun diş fırçasının kullanılmasının diş sağlığı için yeterli olacağını sözlerine ekledi. Aydın fırçaya alternatif olarak da hijyenik misvakı önerdi. Diş çürüklerini önlemek için şekerli ve rafine gıdaların mümkün oldukça azaltmak gerektiğine işaret eden Aydın, "İşlenmemiş doğal gıdaları yiyin. Çocuklarınızı biberonla beslemeyin. Dişlerin iyi gelişmesi için yarı katı ve katı veya kemirilen gıdaları erken başlatın" uyarılarıında bulundu.Çocuklar Yutmamalı

              İÜ Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Toksikolog Prof. Dr. Salih Cengiz;
              Belli bir dozun üzerine çıkılmadıkça sorun olmaz. Ancak sürekli alınması ve yutulması durumunda bu dişleri olumsuz etkiler. Dişlerde bir takım beyaz lekelenmelere ve yumuşamalara neden olur. Dişlerin daha kolay çürümesine yol açar. Yani dişleri kuvvetlendireyim derken dozu aştığında sertleşme yerine yumuşama gibi bir sorun ortaya çıkmış olur. Bu açıdan doz çok önemli. Çocukların yutmadan kullanması büyük önem arz ediyor.
              Flor Son Derece Zararlı

              Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı;
              Sodyum florürün diş macununda bulunma sebebi diş minesinin daha iyi gelişmesini sağlamak. Ancak flor aynı zamanda, klor, brom ve iyot gibi son derece zehirli bir kimyasaldır. Miktarı ne kadar fazla olursa, zarar verme etkisi o derece artar. Özellikle çocuklar için sakıncalı. Yutmamaları gerekir.
              Anne Baba Kontrol Etmeli

              Ortodontist Dr. Aylin Sezen; Çocuklar genelde macunu yuttuğu için kesinlikle diş macunu önermiyoruz. Çok yutması halinde, flörüz türü hastalık oluşabilir. Bu bir kimyasal ve biz çocuğun temel olarak kimyasal bir şeye temas etmemesi gerektiği için önermiyoruz. 2 yaşın altında bebekler için diş macun kullandırtmıyoruz. 2 yaşından sonra, anne baba kontrolünde fırçaya az miktarda sürüp, dişler temizlenebilir. (Kaynak: TRT - Haber)


              Triklosan ihtiva eden ürünlerin etkileri


              Mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları ve kozmetiklere katılan ve sağlık üzerine pek çok olumsuz etkileri olan "triklosan"ın yeni bir marifeti daha ortaya çıktı.

              Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmaya göre triklosan iskelet ve kalp kası fonksiyonlarını da bozuyor. Araştırmada triklosanın insanların ve hayvanların günlük hayatta maruz kalabilecekleri dozlarının kas aktivitesi üzerine olan etkileri incelendi.

              Normalde, 'izole kas liflerinin' elektrikle uyarılması kas kasılmasına yol açması gerekirken triklosan varlığında kalsiyum kanallarındaki iki protein arasındaki ilişkinin bozulduğu ve bunun da iskelet ve kalp kasının kasılmasını etkilediği görüldü. Araştırmada triklosanın 'canlı hayvanlarda' da iskelet ve kalp kaslarını etkilediği de ispatlandı. Narkoz altında triklosana maruz bırakılan farelerde kalp fonksiyonlarında 20 dakika içinde yüzde 25 ve kol kavrama kuvvetinde 1 saat süreyle yüzde 18 azalma olduğu belirlendi. Kavrama kuvveti ilaçların nöro-musküler hastalıklardaki etkilerini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüm.

              Kalp-damar hastalıkları profesörü Nipavan Chiamvimonvat şunları söylüyor:
              "Hayvanlarda elde ettiğimiz bu sonuçların insanlar için de geçerli olduğu tabii ki söyleyemeyiz, daha pek çok araştırmanın yapılması gerekir. Ancak, bu etkilerin çok farklı hayvan modellerinde ve çok farklı deney şartlarında bu kadar belirgin olması, bu maddenin hayvan ve insan sağlığı için çok zararlı olabileceğini düşündürüyor.

              Triklosanın özellikle kalp fonksiyonlarına olan etkileri çok dramatik. Bir ilaç olarak kabul edilmemekle beraber, triklosan adeta kuvvetli bir kalp kası deprasanı gibi etki gösteriyor. Şu anda hastalığın tabii seyri ile, triklosana maruz kalmanın etkilerini net olarak ayırt etmek mümkün olmasa da, kalp yetersizliği olan hastalarda, triklosanın etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir.

              40 seneden beri kullanılan triklosanın kan proteinlerine bağlandığı ve dolayısıyla biyolojik olarak etkilerini kaybettiği iddialarına da güvenmemek gerekir. Bu bağlanmanın triklosanın etki göstereceği organlara daha çabuk ulaşmasını kolaylaştırması da hesaba katılmalıdır.
              Balıklar da etkileniyor

              Araştırmada triklosanın balıklar üzerine olan etkileri de incelendi. Bu amaçla suda yaşayan yaratıklar için model olarak kabul edilen golyan balığı kullanıldı. Bu balıklar 7 gün süreyle triklosan bulunan suda bulundurulduklarında, yüzme aktivitelerinin hem normal yüzmede, hem de yırtıcı bir hayvan tarafından tehdit edildikleri durumu taklit eden yüzme testinde, kontrol grubuna göre önemli ölçüde azaldığı belirlendi.Triklosan nedir?

              Triklosan, mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları, kozmetikler ve başka pek çok ürüne katılan bir maddedir. 2001′de yapılan bir araştırmaya göre triklosan ve ona benzer bir ürün olan triklokarbon Amerika'da sıvı sabunların yüzde 76'sı ve kalıp sabunların yüzde 26'sında bulunuyor. Bu oranların bugün çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

              Son senelerde mutfak aletleri, oyuncaklar, yatak takımları, çoraplar, elbiseler, alışveriş torbaları, bilgisayar klavyeleri gibi ürünlerde de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Triklosan alglerden balıklara ve yunuslara kadar birçok su canlısında tespit edildiği gibi varlığı insan kan, idrar ve anne sütünde de gösterildi.
              Triklosanın sağlığa zararları

              Triklosan ihtiva eden ürünlerin insan sağlığı üzerine pek çok olumsuz etkileri var:
              • Kanada Tıp Birliği (Canadian Medical Association) 2009 senesinde hükümetten bakterilerde antibiyotik direncine yol açtığı ve kloroform gibi sağlığa zararlı maddelerin oluşumuna sebep olduğu için triklosanın evlerde kullanılan ürünlerde yasaklanması istemiştir. Araştırmalara göre triklosanın sudaki klor ile reaksiyona girmesiyle muhtemel karsinojen bir madde olarak bilinen kloroform oluşmaktadır.

              • Triklosan sudaki serbest klorla birleşerek diklorofenol oluşumuna da yol açmakta; bu da ultraviyole ışınların etkisiyle dioksin' e dönüşmektedir. Oluşan dioksin miktarı çok az olmakla beraber bu madde çok toksiktir ve hormonları bozucu etkisi de vardır. Ayrıca bunların vücuttan atılmaları çok yavaş olup tabiatta da çok uzun süre kalırlar. 2006′da kurbağalar ve fareler üzerinde yapılan araştırmalar çok düşük miktarlardaki triklosanın bile tiroit hormonlarının reseptörlerine bağlandığını ve tiroit hormonlarını bloke ettiğini ortaya çıkarmıştır.

              • Birçok araştırmada triklosanın bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması' na sebep olduğu da gösterilmiştir.
              • Triklosanla temasları fazla olan çocuklarda alerjilerin çok sık görüldüğü de pek çok araştırma ile ortaya konmuştur. Bazı kişilerde alerjik temas dermatitine yani bir tür egzamaya yol açabileceği de bilinmektedir.
              • Triklosanın üreme hormonları ve beyinde hücre sinyallerini bozduğunu gösteren araştırmalar da var.
              Triklosan ve triklokarbonun suyollarına karışmış olduğunu, yunuslarda rastlandığını ilk gösteren bilim adamlarından olan Arizona Üniversitesinden Rolf Halden şunları söylüyor:
              "Triklosan her zaman her yerde bulunan bir çevre kirleticidir. Bunun bir de market torbalarına eklenmesi zaten tabiatta yok edilmesi çok uzun zaman alan naylonun daha da zararlı olmasına yol açacaktır.
              Triklosan sadece diş eti iltihabını önleyebiliyor

              1972 senesinden beri yüzlerce üründe kullanılmasına karşılık triklosanın insan sağlığı üzerine olan kanıtlanmış tek olumlu etkisi diş macununda bulunan triklosanın dişeti iltihabını (jinjivit) önlemesidir. Bu da 1997′de yapılmış olan çalışmadan çıkan bir sonuç.

              Triklosanın diş macunu dışındaki ürünlerde insan sağlığına ekstra bir katkısı olduğunu gösteren hiçbir bulgu olmadığı gibi bu madde başta bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması, kanserojen kloroform oluşumuna yol açması, tiroit hormonlarını bozması ve çevre kirliliği yaratması gibi pek çok sağlık sorununun da sebebidir. Üstelik FDA' ya göre antibakteriyel sabun ve şampuanların normal su ve sabunla yıkanmaya göre bir üstünlüğü de yoktur. (Kaynak: Sabah)



              Nazi kamplarında Florid kullanıldı


              Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından şiddette tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid bir zamanlar fare zehiri olarak kullanılıyordu. İyibilgi yine dokunulamayana dokunuyor… İyibilgi diş macununun ipliğini pazara çıkardı. Yazıyı aynen aktarıyoruz ve uyarıyoruz: Okurken dehşete kapılacaksınız!

              Üstelik floridli… Bu cümleyi diş macunu reklâmlarında mutlaka duyarız. Beyaz ve sağlıklı dişler için, içinde florid olan diş macunlarına ihtiyacımız vardır. Televizyon ekranlarındaki beyaz önlüklü diş hekimleri hep böyle derler. Amerika’da ise florid içme sularına da karıştırılıyor. Avrupa’da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD’de her yıl 143 bin ton florid ‘’ ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği’’ adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi.

              ‘’ Thamoo Water’’ 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak İngiltere’de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini Londra’daki Parlementı’ya vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası’nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ‘’floridsiz diş macunları’’nı üretip raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.

              Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken, kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu öğrendi. Ve çok daha ürkütücü bir bilgiyle karşılaştı. Kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını.
              Sodyum florid ya da fare zehiri:

              19. yüzyılda yaygın deyimle "şeytan zehiri" olarak bilinen sodyum florid fare zehiri olarak kullanılıyordu. Bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprağa depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği de bulunduğu için sodyum floridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolama maliyetinden kurtulmak için ‘floridli diş macunları’ masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır.

              Anti Florid kampanyası’nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tıp Merkezi’nden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika’da içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı, nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu da açıklanan bir diğer bilgi.

              Sodyum florid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor. ABD’de uygulamanın, kısa adı EPA (Environmental Protection Agency Çevre Koruma Örgütü) olarak bilinen kurum aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve EPA’nın içme sularında florid kullanılmasına ilişkin tavsiye raporları verdiğini de hatırlatmak istiyoruz. EPA hazırladığı bu ‘’tavsiye’’ raporlarında endüstri kollarına atıklarını değerlendirmenin ve atıklarından para kazanmanın yollarını gösteriyor. Bu atıkların başında ise sodyum florid geliyor. İçme sularına florid karıştırılması yasa maddesi böylece devreye giriyor. Amerikalıların ‘’çevre’’ koruma kurumu, sermayeyi koruma kurumu olarak faaliyet gösteriyor.
              Florid Nazi kamplarında

              Florid kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında ise çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası’nda Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben’de gerçekleştiriliyor.

              LG: Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor.
              (Kaynak: dogalhayat.com.tr)

              Yorum yap


              • #8
                Dişlerimizi zehir ile mi temizliyoruz?


                Toksik Diş Macunu – Florür tehlikesi
                Çoğu diş macunu üzerinde bir uyarı yazısı vardır. “Dikkat: Çocukların kullanımı için uygun değildir. Çocukların erişemeyeceği yerde saklayınız. Eğer yutulması durumunda beklenmeyen bir etki görülürse Sağlık Bakanlığı Türkiye Farmakovilijans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz.” Eğer ufak bir miktardan fazlası zehirli olabiliyorsa o zaman bunu her gün ağzıma sürmek istemiyorum.
                Dişmacunları kozmetik olarak sınıflandırılıyor. Yiyecek olarak sınıflandırılmadıkları için içerikleri ile ilgili daha az kontrol yapılıyor. Diş macunları genelde aşağıdaki maddeleri içeriyor:
                Florür: Florür diş çürüklerini tedavi etmez. Amerikan Diş Hekimleri Birliği Temmuz 2009 Journal’a göre suların florür içerip içermemesi çocuklarda diş çürüğü miktarını etkilemiyor. Florür tehlikelidir. Suları florlemede kullanılan florürün çoğu gübre endüstrisinin toksik atığıdır. (1) Çevre Koruma Ajansı Çalışanları Birliği (Environmental Protection Agency’s Employee Union) üyesi 1500 bilimadamı, avukat, mühendis ve profesyonel çalışanlar suların florlenmesine karşıdır. Bilimsel veriler kontrol dışına çıkan florüre maruz kalmada artışa, florür sindirmenin diş sağlığı açısından faydasının olmadığına ve bu sindirimin insan sağlığına zararına dikkat çekmektedir.(2)
                Florür bir enzim ve hormon inhibitörüdür. Sindirim sistemi yanısıra sinir sistemini de etkiler. Florür kırılgan kemik ve dişlerin ana sebebi olmanın yanısıra, diş minesinde beyaz, açık gri veya kahverengi lekelere yol açar. Florür diş minesinin doğal oluşumunu bozar. Fluorapatite olarak daha kırılgan, sahte bir diş minesi yaratır. Bu sahte diş minesi normal diş minesine göre diş çürüklerinden uzun vadede daha iyi koruma sağlamaz. Bakterilere karşı kuvvetli bir bariyer diş çürüklerini önlemez, esasta mineral açısından zengin beslenme alışkanlıkları dengeli bir vücut kimyası yaratarak kemiklere ve dişlere gereken sağlamlığı kazandırır.
                Florür beyin ve böbrek hasarına, I.Q. düşüşüne yol açabilir. Hamilelerde plasenta bariyerini geçebilir. Suların florlanması kanserle ilişkilendirilmektedir. 1977’de ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Baş Kimyageri Dr. Dean Burk ve Güvenli Su Derneği (Safe Water Foundation) başkanı Dr. John Yiamouyiannis suların florlanmasının kanser riskini artırdığını ispat etti. Araştırmalarına göre 350.000 kanser ölümlerinin onda biri çeşme suyu florlanması sebebiyle oluyor.
                Amerika’da suların florlanması yaygınken, Avrupa’nın büyük kısmında bu uygulama yapılmıyor. Diş çürüklerini florlu diş macunu kullanmadan, dişlerimizi dişçide florlu macunla temizletmeden, kalsiyum, fosfor, yağda çözülen vitaminlerce zengin besinleri tüketip, mineralce eksik yiyecekleri tüketmeyerek doğru beslenme ile önleyebilir, hatta tedavi edebiliriz.
                Florür ile ilgili daha fazla okumak için: Fluoride Action Network, www.fluoridealert.org, Fluoride Education Project, www.poisonfluoride.com/pfpc.
                Silika Hidrat (hydrated silica): Kuvartz ve kumdan yapılır ve dişmacunu içinde aşındırıcıdır. Çok fazla fırçalama sonucunda dişmacunu içindeki kum dişlerde aşınmaya, diş minesinin incelmesi ile alttaki sarı dentin tabakasının gözükmesine yani sararmaya sebep olabilir.
                Aşındırıcılar diş macunlarına temizleme gücünü verir. Lekeleri çıkarır. Diğer aşındırıcılar arasında kalsiyum fosfat, alumina, kalsiyum karbonat bulunur.
                Sorbitol ve sakarin: Her ikisi ve tatlandırıcı ve diş macunu içinde kullanılıyor. Bu yapay tatlandırıcılardan diş ve genel sağlık açısından uzak durmakta fayda var.
                Titanyum Dioksit: Parlaklık ve beyazlık sağlayan bir pigment. Leke çıkarıcı ve beyazlatıcı olarak kullanılıyor. Potansiyel olarak insanlar için karsenojen bir maddedir. (3) Diş macunu içerisindeki titanyum dioksit eğer nano boyutta parçacıklar içeriyorsa o zaman vücudunuzdaki hücrelere toksik olabilir ve dokunma ile emilebilir. (4)
                Gliserin: Dişmacununun hamursu kıvamını vermek için katılır. Diş macununun kurumasını önler. Gliserin’in söylenene göre dişten temizlenmesi için 27 kere dişlerin durulanması gerekiyor. Gliserin filmi dişin daha kuvvetli ve sert olmasını engelleyecek şekilde diş üzerinde bir bariyer yaratabilir. Genelde küçük bir vücuda diş macununun bir oranda yutulması ile veya difüzyonla diş etlerinden kana karışmak sureti ile alınır.
                Diğer kurumasını önleyen maddeler arasında sorbitol, su, xylitol (diş çürükleri ile mücadele için ekleniyor) bulunur.
                Sodyum Lauril Sülfat (SLS): Köpürtücü ve yağ arındırıcı olarak kullanılır. Genelde arabaları yıkamada ve garaj zeminin temizlemede kullanılır. Aynı zamanda tüm köpüren sabun, temizlik malzemeleri, şampuanlarda bulunur. Vücud tarafından emilerek hücreleri etkileyebilir, zarar verebilir. Ağız ülseri ile bağlantsı kurulmuştur.
                Kalınlaştırıcılar: Diş macununu kalınlaştırırlar. Bunlar arasında carrageenan, cellulose gum, xanthan gum bulunur.
                Koruyucular: Diş macununda mikroorganizma üremesini önlerler. Böylece diş macununu buzdolabında saklamanız gerekmez. Koruyucular arasında sodyum benzoat, methyl paraben ve ethyl paraben bulunur.
                Aroma: Diş macunlarındaki SLS gibi maddelerin korkunç tadı yüksek oranda tatlandırıcı madde ve aroma ile kapatılır.
                Renklendiriciler: Bazı diş macunları renklendirilmezse korkunç gözükebilirler, hoşa gidecek yapay renklerle kırmızı, yeşil ve mavi dişmacunları yapılır. Titanyum dioksitle beyaz renk verilir.
                Doğal diş temizleyiciler:
                1. Deniz tuzu. Ufak bir miktarı diş fırçanıza sürün.
                2. Ev yapımı diş tozu
                3. Bitkisel diş tozu
                4. Toothsoap. Diş sabunu. Hindistansevizi, zeytin ve palm yağlarından yapılma likit bir sabun. www.mytoothsoap.com
                5. Orappeal System: naturalief.com
                6. Her tür kimyasal ve ismini telafuz edemediğiniz, bahçenizde yetiştiremeyeceğiniz maddeler içermeyen bitkisel veya likit doğal temizlik malzemesi.

                Kaynak: “Cure Tooth Decay” kitabı, Ramiel Nagel www.curetoothdecay.com
                (1) Connett, Michael. “The Phosphate Fertilizer Industry: An Environmental Overview.” Fluoride Action Network. N.p., n.d., Web. 29 Sept. 2010 Fluoride Action Network | The Phosphate Fertilizer Industry: An Environmental Overview>
                (2) “NTEU 280 Fluoride.” NTEU 280 Home Page – EPA Headquarters. N.p., n.d. Web. 29 Sept. 2010 <>NTEU 280 Fluoride>
                (3) “Titanium Dioxide Classified as Possibly Carcinogenic to Humans”. CCOHS: Canada’s National Centre for Occupational Health and Safety information. N.p., n.d. Web. 29 Sept. 2010. <>CCOHS: What's New Archive>
                (4)Kumazawa, R. “Effects of Titanium ions and particles on neutrophil function and morphology.” Biomaterials Volume 23, issue 17, Sept.2002, pages 3757-3764.
                Toothpaste - What's In It?
                http://answers.yahoo.com/question/in...7121600AAd0P50

                Yorum yap


                • #9
                  FLOR VERNİK UYGULAMASI YAPAN AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNİN DİKKATİNE

                  Denizli Halk Sağlığı Müdürlüğü Toplum Sağlığı Hizmetleri Şubesi tarafından koordine edilen ASM'lerde yürütülen flor vernik uygulamalarına ait elimize ulaşan dilekçelere istinaden çocuğuna flor vernik uygulaması yaptırmak istemeyen ebeveynlerin Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ağız ve Diş Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan Koruyucu Dişhekimliğinde Yerel Florür Uygulamaları Klavuzunda (http://saglik.gov.tr)yer alan aşağıdaki yazı doğrultusunda bilgilendirilmeleri rica olunur.Florür Vernikler (cila):Florürlü vernik yani cilalar, ilk olarak florürün diş yüzeyine daha uzun süre temasını sağlamak üzere geliştirilmiş ürünlerdir. Ancak bu süreçte florür verniğin tükürükle de etkileşime geçerek mine üzerinde CaF2 tabakası oluşturduğu ve yavaş salınan depo florür görevi gören bu tabakadan, plak pH’sı düştüğünde florür iyonu salındığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda yüksek miktarda florür içeren vernikler erken teşhis edilen beyaz lezyonlarda demineralizasyonu azaltarak, remineralizasyonu desteklemektedir. Düşük-orta ve yüksek çürük risk grubu çocuklarda öneril-mektedir.
                  Yaygın olarak kullanılan florürlü vernikler;• 22.600 ppm aktif florüre eşdeğer % 5 sodyum florür içermektedir.• Yılda 2-4 kez uygulanır.Florür Vernik (cila) Uygulamasının Avantajları Nelerdir?• 6 yaş altındaki çocuklarda da güvenle uygulanabilmektedir.• Klinik dışında da uygulanabildiğinden, okul programlarına uygundur.• Başta Kanada ve Kuzey Avrupa Ülkeleri olmak üzere bir çok ülkede uygulanmaktadır.• Çürük oluşumunu %30-40 oranında azalttığı gösterilmiştir.FLORÜR VERNİK KULLANIMI GÜVENLİ MİDİR?Evet. Florürlü vernikler diş yüzeyine sürüldüğünde tükürükle temas ederek kısa sürede sertleştiği için yutulum ve florür intoksikasyon riski yok denecek kadar azdır. Bu nedenle 6 yaş altındaki çocuklarda dahi güvenle kullanılabilmektedir. (Sağlık Bakanlığı Koruyucu Uygulamalar Klavuzu)Çürük profilaksisinde kullanılan oral florür kaynakları güven vericidir; büyük miktarda yutulmadığı takdirde hiçbir yan etki oluşmaz.Not:Flor vernik öncelikli olarak 12-42 aylık bebeklere uygulanacaktır.Fakat ilk uygulaması 30 -36 aylık iken yapılan bebeklerin 42. aya kadar olan uygulamalarının tamamlanarak ailenin talebi doğrultusunda 6. uygulamaya kadar devam edilmesi gerekmektedir. Uygulamayı yaptırmak istemeyen ailelere tutanak şeklinde belge imzalatılabilir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Florür: Ölümüne mi içiyoruz?




                    Diş macunları, gargaralar, bir takım hazır gıdalar, antibiyotikler ve dahası şebeke suyunda karşımıza çıkan florür(fluoride) aslında alüminyum imalat ve nükleer sanayinin atık ürünü olan ‘sodyum florür’den başka bir şey değildir.Yenilebilir, organik bir çeşit çözünmeyen tuz olan ve hem kemik hem de dişlerimizi güçlendiren kalsiyum flora fosfat ile akalası yoktur. İsim benzerliği sadece bildiğiniz zehiri allayıp pullayıp çocuklarımızın diş macunlarına kadar sokanların işine yaramıştır. Sodyum Florürü üreten firmalar öyle kuvvetli lobi çalışmaları yapmışlardır ki günümüzde pediyatrik hekimler 9 aylık bebeklere dahi sodyum florür damlası reçete eder hale gelmişlerdir.

                    Sodyum Florür suda çözülen bir zehirdir. Renksiz, kokusuz ve tatsız olması sebebiyle de fare ve haşere zehirinde kullanılan ve hatta panzehiri olmayan bir zehirdir. Sodyum Florür diş macunundan ve şebeke suyundan başka nerelerde kullanılır diye merak ediyor olursanız: Sarin sinir gazı, Anti-Depresan Prozak benzeri pek çok psikiyatrik ve uyuşturucu etkisi olan ilaçlarda karşımıza çıkmaktadır.

                    Düşünüyorum da, Sodyum Florür’ün gerçekte bir zehir olduğunu bilse acaba kaç ebeveyn minicik çocuğuna ‘diş çürüklerini’ önleyeceği safsatasına inanıp bu maddeyi verir? Yapılan bağımsız araştırmalar artık gerçekleri ortaya koymaktadır. Örneğin Dr. J. Yiamouyiannis 40.000 çocuktan iki senede toplanan ham verileri incelemiş ve sodyum florürün diş çürümelerine karşı bir başarı SAĞLAMADIĞI sonucuna varmıştır.1Tüm yaş grupları içinde hiç şüphesiz bebekler florür toksisitesine en açık olanlardır. Kiloca küçük oldukları için aynı miktardaki sudan, bir yetişkine kıyasla (kilo başına) % 400 daha fazla florür almış olurlar. Bebekler, daha fazla florüre maruz kaldıkları yetmezmiş gibi bir de yetişkinlere göre böbreklerindeki florürü dışa atmakta da daha az donanımlıdırlar. Sağlıklı bir yetişkin sindirim yoluyla sodyum florürün % 50’sini dışarı atabilmekte iken bu miktar bebeklerde maalesef sadece %15-%20’lerdedir. Bebeklerine sodium fl
                    orür damlaları veren, ya da anne sütü yerine florürlü sularla hazırlanan bebek mamalarıyla bebeklerini besleyenlerin bu gerçekleri bilmeye hakkı yok mu sizce? Sodyum Florür’ün zararlarını araştırıp, teyid eden pek çok araştırma yapılmış ve sudaki florür seviyesi arttıkça florosiz hastalığının da doğru oranda arttığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmıştır.2
                    Orta derecede Florosiz vakası
                    Bütün holistik sağlıkçıların ve önleyici hekimlerin de üzerinde hemfikir olduğu konu artık, Sodyum Florür’ün kümülatif bir toksin olduğudur. Bu toksik birikim elbette zamanla çok daha büyük sağlık sorunlarına dönüşebilir. Dişlerdeki florosiz estetik bir rahatsızlık gibi görünüp sizi çok ürkütmeyebilir ancak kemiklerinize de aynı etkisinin olabileceğini gözardı etmeyin. Eklem ağrıları, kireçlenme, iskelet florosizi aslında birer florür birikimi ve toksitidesi sonucu olabilir.
                    Bugün bilimsel araştırmaları okuyup incelediğinizde florür birikiminin yol açtığı pek çok muhtemel hastalık ya da sağlık sorununu kendiniz de görebilirsiniz. Nedir bu sorunlardan bazıları : Düşük IQ seviyesi,Dr. Phyllis 1995 yılında yaptığı bir çalışma sonucu florürün çocukların IQ seviyesinin düşmesinde etken olduğuna inanmaktadır. 3 Kireçlenme, Bunama, Kas Rahatsızlıkları, Kemik Sorunları ve Hassasiyeti, Bozuk Tiroid fonksiyonları, kurşun emilimini artışı, ciddi göz bozuklukları ve daha belki de henüz ispatlanmamış başkaca hastalıklar.

                    Florür kullanmayı durduran bazı ülkelere ait veriler:
                    • Japonya’da 1970′lerden beri sularda florür yok denecek seviyededir ve yine artan şeker tüketimlerine rağmen diş çürüklerinde azalma var.
                    • Küba’ da 1990’dan beri şebeke suyuna florür EKLENMEMEKTEDİR ve 1997 Mart’ında yapılan ölçüme göre diş çürükleri ciddi oranda AZALMIŞIR.
                    • Hollanda’da Tiel şehrinde 1973′de sulara florür eklenmesi durdurulmuştur ve 1993′de yapılan araştırma diş çürüklerinde azalma göstermiştir.

                    Ayrıca unutulmaması gerekir ki şebeke suyuna florür kattığınız zaman kimin ne kadar florüre maruz kaldığını da asla kontrol edemez hale geliyorsunuz. Kimi insan günde 1 bardak su içer kimisi 10 bardak içer.. o zaman kim ne kadar florür alıyor nasıl bilinebilir? Kaldı ki florür artık o kadar beklenmedik yerlerde karşımıza çıkıyor ki, kullandığınız tavadan tutun da içtiğiniz ilaca kadar vücudumuza yükledikçe yüklüyoruz bu toksik maddeyiDiş çürüklerini önlemenin zehirli su içmekten ya da diş macununa mikrop öldürecek diye zehir eklemekten çok daha doğal ve sağlığınızı tehdit etmeyecek yöntemleri var elbet. Neden kimse bunlardan bahsetmiyor anlamak mümkün değil ama ben bu konuda payıma düşeni yapayım istedim ve evde hazırlanabilecek bir kaç alternatif diş temizleme karışımı tarifi vermeyi görev bildim. Bu linkten tariflere ulaşabilirsiniz.
                    Özetle diş çürüklerini tedavi etmek için ya da önlemek için florürlü su içmek ya da florürlü diş macunu kullanmak senelerdir inandırıldığımız kadar da etkili bir yöntem değil. Florürün varsa bile olumlu etkisi, birikiminin yarattığı sağlık sorunları çürütülmeye başlanmış olumlu etkisini gölgede bırakacak kadar çoktur. Diş ve kemik sağlığı için öncelikle sağlıklı doğal beslendiğinizden emin olun. Unutmayın sağlık besinlerinizle başlar. Ağız hijneyini de ihmal etmez iseniz zaten sabah akşam florürlü su içip vucudunuzda zehir biriktirmenize gerek kalmaz. Halkı sağlıklı beslenmek ve ağız hijyeni konusunda bilinçlendirip eğitmek yerine ‘iyisi mi suya zehir koyalım sorun çözülsün’ tarzında bir yaklaşım sağduyu sahibi herkesi elbette rahatsız eder. Elbette zamanla daha fazla insan şu soruları soracaktır: bu florürü kim üretir, kim pazarlar, kim belediyelere bu zehiri hangi ‘ikna edici’ kabiliyetleriyle satabilir?
                    Siz siz olun, sağlığınızı kendi ellerinize alın. En kıymetli hazineniz sağlıkla aldığınız nefestir ve bence sağlığınızı politik malzeme yapmamak için bireysel olarak elinizden ne geliyorsa yapın.

                    Referanslar
                    1-. Yiamouyiannis, J.A. “Water Fluoridation and Tooth Decay: Results from the 1986-87 National Survey of U.S. Schoolchildren”, Fluoride, 23, 55-67, 1990
                    2-Prevalence of dental fluorosis in relation with different fluoride levels in drinking water among school going children in Sarada tehsil of Udaipur district, Rajasthan. Sarvaiya BU, Bhayya D, Arora R, Mehta DN.
                    3-”Neurotoxicity of Sodium Fluoride in Rats”, Mullenix, P.Neurotoxicology and Teratology, 17 (2), 1995).

                    - See more at: Florür: Ölümüne mi içiyoruz? | Buket Kaptan | Holistik Sağlık

                    Yorum yap


                    • #11
                      Su ve Diş Macununda ki Gizlenen Florür Tehlikesi




                      Amerikada ki bilim adamları tarafından yapılan yeni bir çalışmada, içme suyundaki yüksek florüre maruz kalma, beyin hasarına sebeb olduğunu kanıtlamış. Aslında yıllardır Florürün insan sağlığına olan zararlı etkileri bir çok çalışmada ortaya çıkarılarak, Amerika eyaletinlerinde ve Avrupanın 90 % oranında suya ilave edilen Flörür yasaklanmıştır.
                      Flörürün insan sağlığına etkilerinin araştıldığı 60 günlük bir süre ile fareler üzerinde yapılmıştır. Florürün , beyin neokorteks, hipokampus ve serebellum alanlarda nörodejeneratif ve morfolojik değişikliklere neden olduğu, omurilik ve siyatik sinirlerde yıpranmalara sebeb olduğu gösterilmiştir.(1)

                      Amerika televizyon sunucusu Alex Jones'un suya katılan Florürün zararları ve devlet tarafından neden hala savunulduğunla ilgili videosu oldukça bilgilendirici.
                      Ayrıca K. Pratap Reddy tarafından da Haydarabad Üniversitesi Journal Tıp ve Müttefik Bilimler enstitüsünde ki bir çalışmada da yüksek düzeyde florürün içme suyuna (1-12 ppm)katılması, iskeletin fiziksel deformasyonlara neden olduğu ve doğrudan merkezi sinir sistemini etkilediği ispatlamışlardır.Florüre Eylem Ağı (FAN) göre, 25, flor flor düzeyleri, bir milyon kişi başına 0,3 ila 3 parça olarak düşük bile, IQ azalması ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

                      Dr. Phyllis Mullenix ve arkadaşları tarafından 1995 yılında sıçanla yapılan bir çalışmada da , florürün "motor fonksiyon bozukluğuna, IQ ve / veya insanlarda öğrenme güçlüğü için potansiyel bir göstergesi olan zeka kapasitesinde gerilemelere sebeb olduğunuda ayrıca ABD, Meksika, Çin ve Hindistan gibi farklı ülkelerde yapılan çok sayıda ki çalışmalarıyla florür maruz kalan çocuklarda IQ açıkları ile ilişkili olduğunu tespit etmişlerdir.

                      Yeni Zelanda Florür Eylemi Grubu ve Floridasyona Hayır Kampanyasıtemsilcisi Mark Atkin:
                      "Bu ağır bir ihmalkarlık ve Bakanlığın yasal görevini yapmamasıdır. Onların, butoksin konusunda insanlara baskı yaptıkları, bu ileriyi göremeyen yönlendirmelerinin yerine, floridasyonun işe yaramadığını, insanları tehlikeye attığını" söylüyor. Son araştırmalar, florürün önlenmesi gereken en önemli zamanın, yaşamın ilk yılı olduğunu gösteriyor. Atkin:

                      "Eğer biberonla beslenen bebeklerin maması, florür eklenmiş su ile yapılırsa, bir faktör nedeniyle bebeklerde doz aşımı oluyor. Geçen yıl, Amerika Diş Derneği,'bebek mamalarının florür eklenmiş su ile yapılmaması' uyarılarını vurgulamıştı." Atkin sözlerine şöyle son veriyor:
                      "Bizim kendi besin standartları belgelerimizdeki uyarıları, Bakanlık reddederek, bebekleri riske atıyor. " diyerek aslında çok önemli bir vurdum duymazlığa işaret etmektedir. Bu özelliği sebebi ile Hitler Yavudi kamplarındakı gaz odalarında bu gazı kullanmıştır.

                      Bu tehlikelerin farkında olan bir çok Amerika eyaletlerinde içme sularına katılan florür yasaklanmıştır, fakat ülkemizde malesef bu kimyasal hala diş sağlığında oldukça popüler bir şeçimdir.Avrupa da florürün şehir suyuna ilavesi 99% oranında reddedilmiş,yasaklanmış, ya da çevre, sağlık, yasal ya da etik kaygılar nedeniyle florür takviyesidurdurulmuştur. Hatta bu yüzyılın Almanyasında dahi Florür bakın hangi gerekçe ile yasaklanmış:

                      "1978 yılında, Batı Alman Gaz ve Su Uzmanları Derneği, yasal nedenlerle florür takviyesi red ederek, 1 Litre başına 1 mg olan optimal florür konsantrasyonunu insan vücudunda uzun vade kullanıldığında bir hasara sebeb olabileceği gerekçesini göz önünde bulundurulduğunda kullanımını yasaklamıştır' (2)

                      Başka bir çalışmada ise Florürün Tiroid kanseri ile bağlantısına dikkate çekmektedir.1955 yılında New England Journal da ki bir rapora göre ‘ tiroid kanseri, San Francisco, şehrin içme suyu florürlü sahip olduğu döneminde yüzde 400 artış göstermektedir ", Gladys Caldwell ve Philip Zanfagna adlı yazarların 1974 yılında ki çalışmalarını yazdığı kitaptan alınmıştır.(3)

                      Daha yakın bir tarihte 1998 yılında John Yiamouyiannis sodyum florür Ulusal Toksikoloji Programı kanser biyoassay sonuçlarını yayınlamıştır. Bu yine verilerin yanı sıra tiroid adenom olayların florürlü suyu tükeyen populayonlarda artmış olduğu gözlenmiştir. Ancak, ne yazık ki NTP raporunun son yayınlanan bölümünde ise "karsinojenite mutlak kanıt değildir ", sonucu ile FDA tarafından değiştirilmiştir.

                      Her ne kadar Florürün zaralı olduğunun kanıtlanması örtbas edilmeye çalışılsa da sonunda FDA Amerikanın bütün eyaletlerinde suya eklenen miktarı azaltığını açıklamıştır.

                      http://www.naturalnews.com/030952_CDC_fluoride.html



                      Ekim 2010 yılından bu yana Amerika Waterloo, Ontario'da florür takviyesi engellemek için29 eyalettin çeşitli şehirlerinde florür takviyesi durdurulmuştur.Böbrek hastalığı olan kişiler, florür toksisitesi ne yüksek bir duyarlılıkları vardır. Florürü vücüttan atılımını sağlamayan böbreğim süzme kapasitelerinin azalmalmıştır. Sonuç olarak, florür toksik seviyeleri yükselir ve kemiklerde birikir ve alüminyumun toksisitesini de yoğunlaştırmak ve renal osteodistrofi olarak bilinen acı bir kemik hastalığı neden olabilir.

                      http://www.fluoridealert.org/fluoride-facts.aspx


                      Ayrıca diş kavitesini güçlendiriği öne sürülen Florürün aslında diş dental yapısında hiç bir önemi olmadığını vurgulayan bir dizi çalışmada çalışmada da 1998de‘ USA ve Batı ülkelerinde suya ilave edilen florür varlığında veya yokluğunda diş kavitesi üzerinde hiç bir farklılık görülmemiştir.’(4)
                      Demek ki Florürün uzun süreli kullanımlarının etkileri yıllardır bilinmekte ama göz ardı edilmektedir. Peki neden?

                      Bu kadar zehirli olan bu kimyasalın ilk önce insan vücüdundaki etkilerine baktıktan sonra, bu tehlikeli maddenin neden suyumuzda veya diş macunumuzda son bulduğunu anlamanızı sağlamak için gerçekleri önünüze sermeye çalışacağım.

                      Florür, nötr haldeki flor atomunun, bir elektron alarak iyon(anyon) haline geçtiğinde aldığı isimdir. F−1 olarak gösterilir. Bu iyona başka bir unsur yapıştırılır. Florür iyonu içeren maddelere de verilen bir isimdir. Bir iyon olduğundan dolayı, kendi başına doğada yer almaz; ancak bir çözeltide karşı iyonu ile yer alabilir.

                      İnsan vucudünda florürü emerek depo eden ilk merkez, Epifiz,denen omurgalıların beyninde yer alan mercimek tanesi büyüklüğünde bir bezdir. Bu bez ingilizcede pineal gland epiphysis cerebri, epiphysis, conarium ve organ Üçünçü göz olarak da tanımlamaktadırlar. Bu organ ayrıca bir kozalağa ‘Pine’ benzediği için bu adı almıştır.



                      Bu epifiz bezi doğumdan üç yaşına kadar hızlı büyümeye devam ederken, üç yaşından ergenliğe kadar daha yaş büyümeye devam eder. ( 3 yaş altı çoçukların kullandığı macunlarında ki floürü miktarda bezin büyümesini tamamen durdurarak IQ düzeyini etkiler) Epifiz bezi vücutta bir çok organında düzenli çalışmasını sağlamaktadır. Erken yaşlarda alınmaya başlayan florür bu bezin gelişmesini engellerken Kısırlıktan, böbrek yetmezliğine, Tiroid, pankreas ve hipofiz bezinin de aktivitelerinde aksaklığa sebeb olur. Sonuçta, kanserle, şeker hastalığı ile , kısırlık gibi bir çok hastalıkla savaşan bu yüz yılın insanları ortaya çıkar.


                      Bu kadar bilgiden sonra artık Epfiz bezinin sağlıklı çalışmasının önemini ve florürün toksik etkileri bilinmesine rağmen neden ısrarla önerilmiş olabileceğinizi herhalde tahmin etmişsinizdir.
                      Bill Gate’in bir toplantısında ağzından kaçırdığı gibi, ‘Dünya populasyonu hızla büyümeye devam ediyor ve bir şey yapılmalı ‘ bence zaten yapılmaya çoktan başlandı. Bir yandan üremenini önüne geçilmediği 3 dünya ülkelerinde bitmeyen savaşlarla, Afrika kıtasının sonu gelmez etnik temizliği ve AIDS ile, ve kısırlaştırılan Avrupa.
                      Populasyonun dengede tutulmasını sağlamsının yanında, aslında Epifizin bezinin yüzyıllardır üçüncü göz olarak bilinmesi de dikkat

                      e değerdir. Bir çok ruhsal dokrin öğreticileri bu kısmın aktiviyasnunun bizi ruhsalığa taşıyarak aslında rüyada olduğumuz bu realiteden uyanacağımızı belirtmektedirler.


                      Luke J. (2001). Fluoride deposition in the aged human pineal gland. Caries Research
                      35:125-128.
                      Luke J. (1997). PhD Thesis: The Effect of Fluoride on the Physiology of the
                      Pineal Gland



                      Ortadaki resim; Sümerlerde medeniyetinde 3000 yıl öncesine ait taş kabartmalardan ve çok ilginç olanı Vatikanda Papa nın elinde tutuğu çam kozalağına benzemiyor mu? Acaba yüzyıllardır bu bezin sırrı bilinmekte olup, bazı gizli örgütler tarafından insan realitiseni kontrol ve manipülayonunda mı kullanılıyor du?


                      1*Varner JA, et al. (1998). Chronic Administration of Aluminum-Fluoride and Sodium-Fluoride to Rats in Drinking Water: Alterations in Neuronal and Cerebrovascular Integrity.Brain Research. 784: 284-298.

                      2*Hilleman B Alıntılar: "florür takviyesi: Çekişme uzağa gitmek olmaz" Chemical and Engineering News, 1988 Ağustos, 66:31
                      3*Caldwell G, Zanfagna PE - "Fluoridation and Truth Decay" Top-Ecol Press, Library of Congress No. 74-80847 (1974) also, see: Gotzsche A-L - "The Fluoride Question: Panacea or Poison?" Stein & Day (New York) ISBN 0-8128-1974-X (1975)

                      4*Heifetz SB, et al. (1988). Prevalence of dental caries and dental fluorosis in areas with optimal and above-optimal water-fluoride concentrations: a 5-year follow-up survey. Journal of the American Dental Association 116: 490-5.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Floridli diş macunu yahut ağır ağır zehirlenmek
                        Modern köleleştirme operasyonu: Floridli diş macunu! Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından şiddette tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid bir zamanlar fare zehiri olarak kullanılıyordu!

                        Üstelik floridli… Bu cümleyi diş macunu reklâmlarında mutlaka duyarız. Beyaz ve sağlıklı dişler için, içinde florid olan diş macunlarına ihtiyacımız vardır. Televizyon ekranlarındaki beyaz önlüklü diş hekimleri hep böyle derler. Amerika'da ise florid içme sularına sa karıştırılıyor. Avrupa'da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD'de her yıl 143 bin ton florid '' ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği'' adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi.
                        '' Thamoo Water'' 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak İngiltere'de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini Londra'daki Parlementı'ya vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası'nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ''floridsiz diş macunları''nı üretip raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.
                        Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu öğrendi. Ve çok daha ürkütücü bir bilgiyle karşılaştı. Kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını.
                        Sodyum florid ya da fare zehiri:
                        19. yüzyılda yaygın deyimle ''şeytan zehiri'' olarak bilinen sodyum florid fare zehiri olarak kullanılıyordu< bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprağa depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği de bulunduğu için sodyum floridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolarına maliyetinden kurtulmak için ' floridli diş macunları' masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır.
                        Arsenikten 15 kat daha kuvvetli
                        Anti Florid kampanyası'nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tıp Merkezi'nden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika'da içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu da açıklanan bir diğer bilgi. Sodyum florid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor. ABD'de uygulamanın, kısa adı EPA (Environmental Protection Agency Çevre Koruma Örgütü) olarak bilinen kurum aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve EPA'nın içme sularında florid kullanılmasına ilişkin tavsiye raporları verdiğini de hatırlanmak istiyoruz. EPA hazırladığı bu ''tavsiye'' raporlarında endüstri kollarına atıklarını değerlendirmenin ve atıklarından para kazanmanın yollarını gösteriyor. Bu atıkların başında ise sodyum florid geliyor. İçme sularına florid karıştırılması yasa maddesi böylece devreye giriyor. Amerikalıların ''çevre'' koruma kurumu, sermayeyi koruma kurumu olarak faaliyet gösteriyor.
                        Florid Nazi kamplarında
                        Florid kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında ise çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası'nda Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben'de gerçekleştiriliyor.
                        LG: Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor. (iyibilgi)

                        Yorum yap


                        • #13

                          Diş Macunlarının Zararları


                          Diş macununda kimyasal zehir


                          Diş macunlarında bulunan sodyum florür maddesinin kimyasal bir zehir olduğunu söyleyen uzmanlar aileleri uyardı.


                          Dişlerini fırçalayan küçük çocukların genelde macunu yuttuğunu söyleyen uzmanlar, "Yüksek dozda flor, kansere ve zeka geriliğine neden olabilir. 5-6 yaş öncesi çocuklara macun kullandırtmayın" dedi

                          İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, çocuk sağlığı için önemli uyarılarda bulundu.
                          Diş macunlarının içinde 'sodyum florür' adı verilen zehirli bir kimyasalın yer aldığını anlatan Aydın, bunun doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip olmadığını ve birden çok zararı bulunduğunu söyledi. Aydın, diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da bu maddenin kullanıldığını kaydetti.

                          BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ÇÖKERTİR

                          Çocukların dişlerini fırçalarken macunu yuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ahmet şunları kaydetti: "Bu çok sakıncalı. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde çocuklarda zeka geriliğine yol açar. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertir, enfeksiyonlara karşı direnci düşürür, üreme sistemine zarar verir ve kalıcı dişlerin çıkmasını geciktirir. O nedenle yuttuğuna emin olacağımız yaşa kadar çocuklara macun kullandırtmamalıyız. Bu yaş da 5-6'dır."

                          MİSVAK DA KULLANILABİLİR

                          Dişlerinin çıkmasıyla birlikte fırçalanmaya başlanabileceğini ifade eden Aydın, o yaşta sadece uygun diş fırçasının kullanılmasının diş sağlığı için yeterli olacağını sözlerine ekledi. Aydın fırçaya alternatif olarak da hijyenik misvakı önerdi. Diş çürüklerini önlemek için şekerli ve rafine gıdaların mümkün oldukça azaltmak gerektiğine işaret eden Aydın, "İşlenmemiş doğal gıdaları yiyin. Çocuklarınızı biberonla beslemeyin. Dişlerin iyi gelişmesi için yarı katı ve katı veya kemirilen gıdaları erken başlatın" uyarılarIında bulundu.

                          Çocuklar yutmamalı

                          İÜ Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Toksikolog Prof. Dr. Salih Cengiz

                          Sürekli alınması ve yutulması durumunda bu dişleri olumsuz etkiler. Dişlerde bir takım beyaz lekelenmelere ve yumuşamalara neden olur. Dişlerin daha kolay çürümesine yol açar. Yani dişleri kuvvetlendireyim derken dozu aştığında sertleşme yerine yumuşama gibi bir sorun ortaya çıkmış olur. Çocukların yutmadan kullanması büyük önem arz ediyor.

                          Flor son derece zararlı

                          Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı

                          Sodyum florürün diş macununda bulunma sebebi diş minesinin daha iyi gelişmesini sağlamak. Ancak flor aynı zamanda, klor, brom ve iyot gibi son derece zehirli bir kimyasaldır. Miktarı ne kadar fazla olursa zarar verme etkisi o derece artar. Özellikle çocuklar için sakıncalı. Yutmamaları gerekir.
                          bugün, 01/04/ 2012

                          Yorum yap


                          • #14
                            Florid mi dediniz?
                            Naziler floridi nüfusu aptallaştırmak, daha itaatkâr ve teslimiyetçi kılmak için kullanmışlar. Florid bilinen en etkili fare zehiri olmakla birlikte Prozac (FLUoxetene Hydrochloride) ve Sarin (Isopropyl-Methyl-Phosphoryl FLUORIDE) sinir gazının da ortak bileşenlerinden biridir.
                            Şehir sularımızın* floridlenmesi, artı insan yapımı floridin diş macunlarına, diğer diş vb. tüketim ürünlerine de konmasıyla hepimiz tehlikeli miktarda floridi düzenli ve sürekli olarak almaktayız. Floridin diş sağlığını geliştirdiğine yönelik açıklamalara karşın bu tür florid diş sağlığını daha da bozmaktadır. Floridi hayatımızdan hemen ve tamamen çıkarmak pek mümkün görünmese de bir takım önlemlerle bedenlerimizden çıkartmaya başlayabailiriz.
                            Bir de şunu anlamakta fayda var. Doğal ve yapay olmak üzere iki farklı florid var.
                            Onlarca yıldır konuştuğumuz şeyin tam aksine insan yapımı florid, flor zehirlenmesine yol açmakta ve zayıflamış ya da çürümüş dişlere davetiye çıkarmaktadır. ABD'de şebeke suyuna florid karıştırılmayan eyaletlerde kemik kırıkları daha az görülmektedir. Daha da kötüsü florid, hiperaktivite ya da uyuşukluk, artirit, tiroid işlevlerinde düşüş, IQ düşüşü, bunama, bağışıklık sistemi bozulması, genetik hasar, hücre ölümü, kanserler ve önemli enzimlerin etkinlik kaybetmesi ile yaşam süresinde düşüşe neden olmaktadır.
                            Florid kendi doğal haliyle önemli bir elementtir ancak biz onun doğal haline ve çok az miktarda ihtiyaç duyarız. Dişinizde kendiliğinden bulunan doğal, mineral floride Apatite(calcium fluoro-chloro-hydroxyl phosphate) adı verilir. İnsan yapımı olan –ve kimi yerlerde şebeke sularına karıştırılan– florid ise sodyum floriddir. Bu florid; alüminyum, çelik, çimento, fosfat ve nükleer silah üretiminde oluşan kimyevi bir yan üründür. Bu floridin ne besleyici yönü, ne de sağlığa faydası vardır.
                            Florid ürünlere eklenmezden önce alüminyum ve nükleer endüstrisi bu yüksek toksik ürünün uzaklaştırılması konusunda sorun yaşıyordu. Şimdi toplumda pazarlanan bu büyük yalan sayesinde bu floridi biz tüketiyoruz. Hem de yiyip içerek ya da suyla doğaya vererek.
                            Floridi azaltmak ve ondan korunmak:
                            Florid katılmış diş macunu ve diğer diş ürünlerinden uzak durmak, floridlenmiş şişe sularından kaçınmak, bu tür süt ve meşrubatları (Türkiye'de bu ürün sınıfında florid olmadığını sanıyorum) tüketmemek yapılacak ilk şeydir. Yine şebeke suları floridlenmiş ülkelerde yaşayanlar için çeşme suyuna karşı önlem alınmalı.
                            Mutfaklarda kullanılan arıtma sistemlerinin aktiflenmiş alüminyum oksitli olanları içme suyundaki floridi önemli ölçüde azaltmaktadır. Ancak unutmayın ki banyo, havuz ve duşlarda halen maruz kalacaksınız. Floridli şebeke suyu olan yerlerde yaşayanlar tüm ev florid arıtma sistemi çözümlerini inceleyebilirler.
                            Bedenlerimizdeki floridden kurtulmak için ise karaciğer temizliği içeren tedaviler yardımcıdır. İki tip karaciğer arındırma yaklaşımı vardır. İkisi de kolaylıkla evde yapılabilir ve bir ila iki hafta arası zaman alır. İlki karaciğerin kendine odaklıdır, ancak ikincisi aynı zamanda da safra kesesinin arındırılmasını içerir. Safra kesesi doğrudan karaciğer işleviyle bağlantılıdır. Bu iki tip arınma yöntemini destekler kitlerin de internetten kolayca bulunup alınabileceği belirtiliyor.
                            Bedeni floridden arındırmayla ilgili araştırmayı daha ileriye ve uygulamaya götürmek isteyenler için aşağıdaki maddeleri araştırmalarını öneriyorum. Bu maddeler floridle mücadelede kullanıldığı bilinen –muhtemelen kitlerin içinde de bulunan– maddelerdir.

                            Boron
                            Borax
                            İyot
                            Hint hurması/demirhindi ağacı küspesi, kabuğu ve yaprağı (Çay olarak tüketilebilir. Afrika kökenli Hint ve güneydoğu Asya ayurvedik ilacıdır.)
                            Lesitin
                            Bol C vitamini tüketimi (askorbik asit değil, doğal C vitamini önerilir)
                            Elma pektini
                            Melatonin hormonu salgısını arttırmak. (Böylece epifiz bezinin sertleşmesinin/kireçlenmesinin önüne geçilir.)
                            *Ülkemizde şehir sularının floridli olup olmadığına dair bir bilgi yoktur. ABD'de sularının floridlendiği bilinen bazı şehirler yakın zamanda bu uygulamaya son verdiler.
                            Kaynak: http://thewatchers.adorraeli.com/201...made-fluoride/
                            Bakın Montague Keen 26 Şubat 2012 mesajı ne diyor:
                            Tüm hastalıklar ortadan kalkacak. Çoğu hastalık ilaç şirketlerine para kazandırmak için insan yapımıdır. Sizin için iyi olarak kabul ettiğiniz her şeyin gerçekte tam zıddı olduğunu kabul etme zamanıdır. Eğer sizin için kötü olduğu söylenen birşey varsa, bilin ki o sizin için iyidir. Bu onların sizi kontrol etmek ve ortadan kaldırmak için kurduğu şeytani planlarının bir parçasıdır.



                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap

                            Hazırlanıyor...
                            X