Peygamber Efendimiz: Sahura kalkma, öğle uykusu, iftarı su ile açma ve güzel kokular la orucu kolay tutabilirsiniz buyurmuşlardır.
Oruçla tedavi:
Ortalama 1.70 cm boyunda 70 kg ağırlığındaki bir kişinin %18'i, yani 12 kg aradoku oluşturur. Aradokular hücrelere besin ve oksijeni tasır vede buradaki artık maddelerin dısarı atılmasını sağlar. Ayrıca organların ve dokuların sarkmadan hafif gergin olarak durmalarını sağlar. Şayet bir kişi hızlı yemek yer, alkol, sigara, kahve ve siyah çay gibi kötü alışkanlıkarı var ise, o kişnin aradokularıda artı maddeler (cüruf) yoğunlaşır Curuf almanca ?Schlaken? anlamına, yani artık maddeler demektir. Cüruf bilindiği gibi maden cevherinin işlendikten sonra artık madde olarak ortaya çıkan kısımdır. Kişinin vücudundaki cüruf oranı artıkca önce ağız-, ter-, idrar- ve dışkı kokusu sonra şişmanlık, astım, allerji, besinallerjisi, baharallerjisi, nefes darlığı, damarsertliği, saçların yağlanması, kalp ve kandolaşımı rahatsızlıkları ortaya çıkar.
Bu rahatsızlıklardan kurtulmak için sünnete uygun oruç tutmak gerekir. Peygamber Efendimiz günde en fazla iki defa yemek yemiş ve hiçbir zaman 13 lokmadan fazla yemek yememiştir.Çoğu zaman iki günde bir oruç tutmuştur ve hatta iki gün üstüste oruç tutuğu zamanda olmuştur. Müslüman olan İran'lı bir hekim Medine'ye gelmiş ve bir muayehane açmıştır, fakat aradan aylar geçmesine rağmen hiç bir kişinin gelmemesine çok üzülmüş ve sehabeye neden muayenehanesine gelmediklerini sormuştur. Sahabe de ?Biz müslüman olduktan sonra pek hastalanmıyoruz, çünkü sünnete uygun yaşıyoruz? derler.
Bugün ise Camii'de bir ara hocalık yapan bir şahısı benim komşum iftara devetetmişti, o şahısta komşuma ?Yemekten sonra 5kg elma ve bir tepsi baklava isterim? dedi. Bizde şaka yapıyor zannederek gülmüştük, oysa bu zat 5-6 tabak yemek yedikten sonra, gerçekten 5kg elma ve bir tepsi baklavayı gerçekten yedi. Çare az yemek yemek, her lokmayı enaz 30 defa çiğnemek gerekir. Böylece kişide erken doymuşluk hissi uyanır ve kişide fazla yemek yiyemez. Zamanla kişinin dilciklerinin yanlarında kastan bir halka oluşur vede artık besinleri tamamen çiğnemeden yutamaz. Almanyanın karaormanlar kliniklerinde 3 haftalık oruçla tedavi (heilfasten) 2500-3000? tutmaktadır. Biz ise inancımızın gereği bunu yapıyoruz, fakat hiçbir müslümanda sünnete uymuyor (tabbi bende) uysak zaten buralarda olmazdık.
Oruç tutan kimsede stres, sıkıntı, üzüntü, sinirlilik vehatta depresyona karşı direnç oluşur. Oruçlu sabretme, sıkıntılara göğüs germe, açlık ve susuzluğa dayanma ve nefsine hakim olma duygusu kazanır. Fakirlik ve yoksuluğun ne demek olduğunu anlar. Kişide şefkat, merhamet, başkalarına yardım etme ve insanlara faydalı olma gibi duygular kazanır. Elindeki nimetlerin değerini bilir ve israftan sakınmayı öğrenir. Oruç kişinin iradesini güçlendirir. Hayatında açlık nedir bilmeyen varkılı bir insan, yoksulların çektiği açlık, sıkıntı ve ızdırabı gereği gibi hissetmez. Fakat bu insan oruç tutarsa açlığın bizzat tatmış olur. Böylece yokluk içinde kıvranan fakirlerin sıkıntılarını içinde duyarak şefkat ve merhamet duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.
Depresyondaki bir tanıdığıma birçok doğal ilaç tavsiyeettim ve oda denedi. Kılıçotu, Gökçek İksir ve Gökçek Tonik depresyona karşı iyi gelir.. Bunlara ilavette oruç tutmasını tavsiye ettim. İsamil bey oruça başladıktan bir kaç gün sonra sıkıntılarının büyük ölçüde yok olduğunu ve rahatladığını söyledi. İnsanların kendilerine büyük hedef seçmeleri ve çok yoğun çalışmalarına rağmen hedeflerine ulaşamamaları onları bunalıma sokar. Bunu atlatmanın bir diğer çareside oruçtur.
Evet ben diyete pek inanmıyordum, çünkü birçok yöntemi denememe ragmen 6-7 kg veriyodum ve sonra yeniden aynı kiloya ulaşıyordum. Yani kendi üzerimde yaptığım deneylerde bir netice elde edemedim. Bu nedenlede diyet yapmayı artık hiç düşünmüyordum. Takii Hasan beyin kayını ABD'den bir profösürün özel bir reçetesi ile 130 kg'dan 87 kg'a düştüğünü duydum ve orjinal reçeteyi öğrendim. Bu reçetenin 1000 yıllık eski bir Türk Reçetesi olduğunu bendeki dosyada görünce şaşırdım. Ben bu reçeteyi yıllardır biliyordum ama kulamayı pek düşünmemiştim, çünkü diğer reçetelerden netice alamayınca artık bu kadar deney yeter diye bunu denemekten vazgeçmiştim. Şimdi bu reçeteyi yeniden ADB'li profösür tedavide kulanınca yeniden ele aldım. Diyet reçetesini geliştirdim ve daha etkili bir forma geldi. Bu reçetenin ismi Gökçek Diyet'dir. Bu Gökçek Diyet üzerinde 6 ay çalıştım ve sonunda 15.03.2007 tarihinde en uygun şeklini verek satışa sundum.
Aşırı Kilolar: Sevil hanım hamilelikten önce 55 kg geliyordu. Doğumdan sonra 85 kg'a çıkmıştı. Bir çok diyet metodu denemesine rağmen bir netice elde edememişti. Bana yardımcı olup olmıyacağımı sordu. Bende ona Gökçek Diyetle birlikte beslenmesinide değiştirirse başarılı olabileceğini söyledim. Akşamları saat 17'den sonra et, peynir, yumurta, ekmek, tatlı, bakliyatgiler ve hamurlu yiyecekler yememesini ve bu saat'ten sonra sebze, meyve veya yoğurt yemesini ve günde 3 defa 30 ml Gökçek Diyet almasını söyledim. Sevil hanım Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı artı doğru beslenme ile 3 ay sonra 30 kg vererek eski kilosuna yeniden kavuştu. Doğru beslenemek şartı ile kısa sürede zayıflamak mümkündür ve aynı kiloda kalmak içinde doğu beslenemye devam etmek gerek. Diyetle bir kaç ayda zayıflarsınız, fakat beslenmenizi değiştirmezseniz yeniden kilo alabilirsiniz.
Neden akşam saat 18'den sonra ağır yemekler yememeli, çünkü mide 18'de sonra çalışmasını minimuma (en düşük tempo) indirir. Ve böylece tam sindirilmeyen besinler bağırsaklara geçer ve oradada gerekli sindirim olmaz ve absorbe dilen besleyici meddeler tam hazmedilmemiş olduğundan yanarak enerjiye dönüşürken aşırı curuf (artık madde) oluşur ve bu curuf (artık madde) vücudun zayıf noktalarına depolanır. Böylece kilo vermek imkansız olur vede kişi sürekli kilo alır. Mide sabah saat 3'de çalışmaya başlar ve saat 7'de en yüksek çalışma temposuna ulaşır. Saat 13'e doğru çalışmasını yavaşlatır ve 18'den sonra çalışmasını minimuma indirir. Bağırsaklar saat 7'de normal çalışmasına başlar ve saat 13'de çalışma temposu maksimuma erişir ve saat 18'ye doğru temposunu azaltır vede saat 22'a doğru minimum derecede çalışır. Bu nedenle geç saatlerde yenen besinler hazmedilmez ve büyük problem yaratır.
Ben 26 yaşına kadar 57 kg geliyordum, sonra evlenince (1983) 67 kg'a, iki aylik askerlikten sonra (1989) 77 kg'a, 2000 yılında 87 kg'a ve 2003'de 90 kg'a çıktım. Bir çok diyet yöntemi uyguladıysamda pek başarılı olmadım. Bende et, peynir ve yumurtayı bıraktım vede siyah çay kahve, kola ve fanta içmemeye başladım. Vede akşamları fıstık ve antep fıstığı yemeyi bıtaktım. Akşamları ise hamurlu ve bakliyatgiller gibi ağır yiyecekler yerine meyve ve yoğut yedim. İki haftadır sebze, meyve, yoğurt yedim ve Gökçek Zayıflama çayı içtim vede 6 kg (06.12.06) verdim. Gökçek İksir ve Gökçek Tonikbağırsak florasını düzenler ve hastalığa sebep olan bakteri, virüs ve mantarları zamanla zararsız hale getirir. Şişmanlık başta nefes darlığı, kolesterol, damar sertliği, yüksek tansiyon, allerji, sindirim rahatsızlıkları, görme ve duyma anormalikleri vb.. gibi rahatsızlıkların ana sebebidir.
Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı ile zayıfladık, peki bu diyeti bırakınca yeniden kilo alırmıyız? diye sorular soruluyor. Diyet diyince bir kaç ay dikkat edeceksin sonra yine istediğin gibi yiyip içeceksin diye anlaşılıyor. Diyet ömür boyu sürecek bir beslenme şeklidir. Bir atasözü vardır: Kahvaltını Sultan gibi, öğle yemeğini Ağa gibi ve akşam yemeğini dilenci gibi ye buyurmuştur. Bu ne demek sabah istediğin gibi yiyebilirsin, öğle dikkat etmelisin ve akşam ise çok az yemelisin, ayni ilaç alır gibi. İşte o zaman kilo almazsın. Sindirim sisteminin çalışma temposuna göre kişi beslenirse bir çok hastalıktan kurtulur vede kolay kolay hastanmaz, bağışıklık ssitemi en ideal şekilde çalışır. Sindirim organalrı ile bağışıklık sisteminin ner ilgisi ve diyecek olursanız. Evet çok ilgisi var, çünkü bağışıklık sisteminin % 85'i bağırsakalarda faliyet gösterir. Bağırsakalarınız sağlıklı ise vücudunuzda sağlıklıdır. Bağırsakalrınızda problem varsa burası bataklık gibi sürekli mikrop üretir ve diğer bir çok hastalığı tetikleyen merkez olur.
Gökçek Zayıflama çayı: Hücreler, hücrearaları, dokular ve doku araları, organalar ve organ araları, eklemler vede özelikler bağ dokularında oluşan curufu atmada Gökçek Kan çayıda çok önmelidir. Bağ dokularını temizler kemikleri güçledirir, damarlara elastizite kazandırır, yani kireçlenmeyi (yağlanmayı ) önler. Bilindiği gibi bir kişinin bünyesinin % 18'i bağ dokularından oluşur. Yani asında en büyük organ diyebiliriz. Fakat hepsi bir arada olmadığından her organ, doku, kemik, damar veya sinirin kendine has bir bağ dokusu vardır. Bu nednele bazı bağ dokularının oldukca sert iken, bazıları oldukca yumşak ve elastik olabilir. Bu bağ dokuları organları ve dokuları elastik tutmakla kalamaz orgara kanın giriş ve çıkışları vede artık maddeleri taşınması bu bağ dokuları aracılığı ile olur. Bağdokularında curuf oluşması demek buraya yerleşen bakteri virüs ve mantarların sürekli çoğalması vede toksik madde üretmesi demektir. İşte Gökçek İksiri veya Gökçek Diyetin yaptığı bu temizlik hareketini Gökçek Zayıflama çayı destekler ve tedavi sürecinin kısalmasını sağlar.
Gökçek Diyet Kuralları A: Kilolu ve hastalıklı kişilerin dikkat etmesi gereken kurallar. Obez ve hastalıklı kişilerde genelikle mide ve bağırsak problemleri olur. Bağırsaklar besinlerdeki mineral, vitamin ve enzimleri değerlendiremediğinden kişi sürekli fazla yemek yeme zorunda kalır ve kilo alır ve de hastalıklar sürekli çoğalır azalmaz. Bu tür rahatsızlıklar'da Gökçek İksir ve Gökçek Tonik kullanmaları gerekir.
1-) Sindirim Rahatsızlıkları Yemekten 30 dakika önce ve 2 Saat sonra Sıvı (çay, kahve, kola, meyve suyu vs, ) tüketilirse sindirim rahatsızlıkları olmaz. Aksi halde kişi hastalıklardan kurtulamaz. Çünkü mide asidi çok sert bir asit olup, besinler ile alınan bakteri, virüs, mantar ve parazitleri haşlar. Aynı tencerede patatesi kaynatınca nasıl ki mikroplar ve parazitler haşlanırsa işte öyle. Fakat yemek den hemen önce, yemek sırasında ve yemekten sonra kişi sıvı tüketir ise mide de haşlanmayan mikrop ve parazitler besinleri fermente eder ve kokuşma başlar. Bozulan besinler bağırsaklar tarafından sümüksü bir mukoz ile kaplanır. Bu nedenle besinler hazmedilmez ve mikropların fermentasyonu sonucu bağırsaklarda şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık ve ishal gibi anormalikler ortaya çıkar. Bu yanlış beslenme uzun süre devam ederse kişide cilt hastalıkları, alerji, depresyonu vb. hastalıkları tetikler.
2-) Peynir asla yenememeli, çünkü asidoza sebep olur. Asidozu nötürleştirmk için aşırı mineraller harcanır ve curuf oluşur ve vücudun zayıf noktasına depolanır. Her kişinin bünyesinde değişik noktalarında zayıf dokular vardır. Bu nedenle curuf kişiden kişiye değişik noktalarda yoğunlaşır ve bu curuf içine mikroplar yerleşerek toksik maddeler üretirler. Cüruf nedeniyle kişide vitamin, mineral, enzim ve protein eksikliği oluşur ve bağışıklık sistemi zayıfladığından mikroplar azar, çünkü curuf içindeki mikroplara bağışıklık sistemi etki edemez.
3-) Et ve et mamüleri de aisdoza sebep olur, özelikle de et artıklarından yapılan ve aşırı kimyasal katkı maddeleri içeren sucuk, salam ve sosis iyi değildir, diyet süresince hayvansal ürün yememek gerek. Diyet'ten sonrada sade ve temiz et haftada bir defa yenebilir.
4-) Bakliyat, tahil ve özelikle un mamüleri (ekmek, makarna, mantı, pasta, çikolata vs) hemen hemen nişastadan oluşur, yani nişasta polisakkarid demektir. Poli sakkarid parçalandığında dissakkarid ortaya çıkar ve disakkarid de parçalanınca Glikoz ortaya çıkar. Glikoz bildiğimiz şekerdir. Kandaki fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Yani ha et yemeşsiniz ha ekmek her ikisi de yağalanmaya şişmanlığa sebep olur.Çok çiğnemek şartı ile doğal besinler (kepekli ekmek doğal pirinç) yenebilir.
5-) Akşam altıdan sonra yenen yemek sindirilmez, midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır mide ve bağırsaklar genişler,sarkar vede deforme olur.. Mide ve bağırsaklar çalışma temposunu bu saat'ten sonra minimum seviyeye indirir. Bu nedenle mecbur kalırsanız yoğurt veya meyve yiyebilirsiniz.
6-) Salataya mutlaka zeytinyağı, sirke ve limonsuyu katımlalıdır ve meyveler yemekten önce yenmeli, böylece bağırsakların peristalik harelketi forma girer. Kabızlık, ishal ve hazımsızlık görülmez. Zeytin yağı katılmadan yenen salata kısa sürede mide ve bağırsakalarda kalır ve dışarı atılır, zeytin yağlı sakata uzun süre mide ve bağırsakalarda kalır ve kişiye doymuşluk hissi verir. Et ve peynir yiyenler bu nedenle kendilerini domyamış hissederler.
7-) ÇOK ÇİĞNEMEK YARI SİNDİRMEKTİR, AZ ÇİĞNEMEK HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam hazmedilme den bu kas tarafından bırakılmaz, artı besinlere ağız tükrüğün'den yeterince Ptiyalin enzim ismi ile anılan enzim karışır ve buda besinlerdeki mineral ve vitaminlerin değerlendirilmesinde rol oynar.
8-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur ve mideyi tahriş eder. Bu nedenle çok kolay gastrite yakalanma rizikosu ve bağırsaklarda da kuruma nedeniyle pompa gibi çalışan vilüs kanaları fonksiyonlarını yerine getiremez ve kişide vitamin, mineral ve enzim yetersizliği görülür.
9-) Tatlılar özeliklede kola ve fanta gibi içeceklerde aşırı şeker bulunması nedeniyle bağırsaklarda mantarlar azar. Mantarlar zehirli alkoller, zehirli gazlar ve biyojen aminler (örneğin histamin) üretir ve bu da alerji, kemik erimesi, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları, depresyon vs gibi hastalıklara sebep olurlar.
10-) Yani bol sebze ve az meyve yerseniz hızlı zayıflarsınız, hızlı zayıflama sırasında deri, kas ve dokulardaki cüruf atılmaz. Bu nedenle zayıflayan kişinin güzelliği bozulur ve çirkinleşir. Tanıdığım bir bayan çok kısa sürede zayıflamıştı fakat çok çirkinleşmişti derileri, kasları sarkmış güzü buruşmuştu. Ben arkadaşın hanımını böyle görünce adeta hayalet görmüş gibi oldum. Bir Alman bayan ise yine hızlı zayıflamış kol-, baldır ve karın kasları aşırı sarkmıştı, sarkık kısımları ameliyatla aldılar, fakat yine de çirkinleşmesini önleyemediler. Yağlar erirken aynı zamanda cürufun da erimesi için Gökçek İksir kullanmak şarttır, yoksa zayıflayacağım diye çirkinleşebilirsiniz. Bu nedenle zayıflarken yağlar erir ve cürufu erimezse kişide çirkinleşme olur. Gökçek İKSİRİ ile hem vücudunuzun direnci düşmez, hem de zayıflarken çirkinleşme ve sarkma gibi problemler olmaz, çünkü vücudumuzun çöpcüsü olan lenf sistemini çalıştırır. Çöpcü çöpü toplarsa vücut'ta curuf problemi olmaz. Diyetten sonra yine eski beslenme tarzına dönülmemeli, diyet iki günlük iş değildir, hayat boyu dikkat edilmesiz gereken bir yaşam kuralıdır.
Oruçla tedavi:
Ortalama 1.70 cm boyunda 70 kg ağırlığındaki bir kişinin %18'i, yani 12 kg aradoku oluşturur. Aradokular hücrelere besin ve oksijeni tasır vede buradaki artık maddelerin dısarı atılmasını sağlar. Ayrıca organların ve dokuların sarkmadan hafif gergin olarak durmalarını sağlar. Şayet bir kişi hızlı yemek yer, alkol, sigara, kahve ve siyah çay gibi kötü alışkanlıkarı var ise, o kişnin aradokularıda artı maddeler (cüruf) yoğunlaşır Curuf almanca ?Schlaken? anlamına, yani artık maddeler demektir. Cüruf bilindiği gibi maden cevherinin işlendikten sonra artık madde olarak ortaya çıkan kısımdır. Kişinin vücudundaki cüruf oranı artıkca önce ağız-, ter-, idrar- ve dışkı kokusu sonra şişmanlık, astım, allerji, besinallerjisi, baharallerjisi, nefes darlığı, damarsertliği, saçların yağlanması, kalp ve kandolaşımı rahatsızlıkları ortaya çıkar.
Bu rahatsızlıklardan kurtulmak için sünnete uygun oruç tutmak gerekir. Peygamber Efendimiz günde en fazla iki defa yemek yemiş ve hiçbir zaman 13 lokmadan fazla yemek yememiştir.Çoğu zaman iki günde bir oruç tutmuştur ve hatta iki gün üstüste oruç tutuğu zamanda olmuştur. Müslüman olan İran'lı bir hekim Medine'ye gelmiş ve bir muayehane açmıştır, fakat aradan aylar geçmesine rağmen hiç bir kişinin gelmemesine çok üzülmüş ve sehabeye neden muayenehanesine gelmediklerini sormuştur. Sahabe de ?Biz müslüman olduktan sonra pek hastalanmıyoruz, çünkü sünnete uygun yaşıyoruz? derler.
Bugün ise Camii'de bir ara hocalık yapan bir şahısı benim komşum iftara devetetmişti, o şahısta komşuma ?Yemekten sonra 5kg elma ve bir tepsi baklava isterim? dedi. Bizde şaka yapıyor zannederek gülmüştük, oysa bu zat 5-6 tabak yemek yedikten sonra, gerçekten 5kg elma ve bir tepsi baklavayı gerçekten yedi. Çare az yemek yemek, her lokmayı enaz 30 defa çiğnemek gerekir. Böylece kişide erken doymuşluk hissi uyanır ve kişide fazla yemek yiyemez. Zamanla kişinin dilciklerinin yanlarında kastan bir halka oluşur vede artık besinleri tamamen çiğnemeden yutamaz. Almanyanın karaormanlar kliniklerinde 3 haftalık oruçla tedavi (heilfasten) 2500-3000? tutmaktadır. Biz ise inancımızın gereği bunu yapıyoruz, fakat hiçbir müslümanda sünnete uymuyor (tabbi bende) uysak zaten buralarda olmazdık.
Oruç tutan kimsede stres, sıkıntı, üzüntü, sinirlilik vehatta depresyona karşı direnç oluşur. Oruçlu sabretme, sıkıntılara göğüs germe, açlık ve susuzluğa dayanma ve nefsine hakim olma duygusu kazanır. Fakirlik ve yoksuluğun ne demek olduğunu anlar. Kişide şefkat, merhamet, başkalarına yardım etme ve insanlara faydalı olma gibi duygular kazanır. Elindeki nimetlerin değerini bilir ve israftan sakınmayı öğrenir. Oruç kişinin iradesini güçlendirir. Hayatında açlık nedir bilmeyen varkılı bir insan, yoksulların çektiği açlık, sıkıntı ve ızdırabı gereği gibi hissetmez. Fakat bu insan oruç tutarsa açlığın bizzat tatmış olur. Böylece yokluk içinde kıvranan fakirlerin sıkıntılarını içinde duyarak şefkat ve merhamet duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.
Depresyondaki bir tanıdığıma birçok doğal ilaç tavsiyeettim ve oda denedi. Kılıçotu, Gökçek İksir ve Gökçek Tonik depresyona karşı iyi gelir.. Bunlara ilavette oruç tutmasını tavsiye ettim. İsamil bey oruça başladıktan bir kaç gün sonra sıkıntılarının büyük ölçüde yok olduğunu ve rahatladığını söyledi. İnsanların kendilerine büyük hedef seçmeleri ve çok yoğun çalışmalarına rağmen hedeflerine ulaşamamaları onları bunalıma sokar. Bunu atlatmanın bir diğer çareside oruçtur.
Evet ben diyete pek inanmıyordum, çünkü birçok yöntemi denememe ragmen 6-7 kg veriyodum ve sonra yeniden aynı kiloya ulaşıyordum. Yani kendi üzerimde yaptığım deneylerde bir netice elde edemedim. Bu nedenlede diyet yapmayı artık hiç düşünmüyordum. Takii Hasan beyin kayını ABD'den bir profösürün özel bir reçetesi ile 130 kg'dan 87 kg'a düştüğünü duydum ve orjinal reçeteyi öğrendim. Bu reçetenin 1000 yıllık eski bir Türk Reçetesi olduğunu bendeki dosyada görünce şaşırdım. Ben bu reçeteyi yıllardır biliyordum ama kulamayı pek düşünmemiştim, çünkü diğer reçetelerden netice alamayınca artık bu kadar deney yeter diye bunu denemekten vazgeçmiştim. Şimdi bu reçeteyi yeniden ADB'li profösür tedavide kulanınca yeniden ele aldım. Diyet reçetesini geliştirdim ve daha etkili bir forma geldi. Bu reçetenin ismi Gökçek Diyet'dir. Bu Gökçek Diyet üzerinde 6 ay çalıştım ve sonunda 15.03.2007 tarihinde en uygun şeklini verek satışa sundum.
Aşırı Kilolar: Sevil hanım hamilelikten önce 55 kg geliyordu. Doğumdan sonra 85 kg'a çıkmıştı. Bir çok diyet metodu denemesine rağmen bir netice elde edememişti. Bana yardımcı olup olmıyacağımı sordu. Bende ona Gökçek Diyetle birlikte beslenmesinide değiştirirse başarılı olabileceğini söyledim. Akşamları saat 17'den sonra et, peynir, yumurta, ekmek, tatlı, bakliyatgiler ve hamurlu yiyecekler yememesini ve bu saat'ten sonra sebze, meyve veya yoğurt yemesini ve günde 3 defa 30 ml Gökçek Diyet almasını söyledim. Sevil hanım Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı artı doğru beslenme ile 3 ay sonra 30 kg vererek eski kilosuna yeniden kavuştu. Doğru beslenemek şartı ile kısa sürede zayıflamak mümkündür ve aynı kiloda kalmak içinde doğu beslenemye devam etmek gerek. Diyetle bir kaç ayda zayıflarsınız, fakat beslenmenizi değiştirmezseniz yeniden kilo alabilirsiniz.
Neden akşam saat 18'den sonra ağır yemekler yememeli, çünkü mide 18'de sonra çalışmasını minimuma (en düşük tempo) indirir. Ve böylece tam sindirilmeyen besinler bağırsaklara geçer ve oradada gerekli sindirim olmaz ve absorbe dilen besleyici meddeler tam hazmedilmemiş olduğundan yanarak enerjiye dönüşürken aşırı curuf (artık madde) oluşur ve bu curuf (artık madde) vücudun zayıf noktalarına depolanır. Böylece kilo vermek imkansız olur vede kişi sürekli kilo alır. Mide sabah saat 3'de çalışmaya başlar ve saat 7'de en yüksek çalışma temposuna ulaşır. Saat 13'e doğru çalışmasını yavaşlatır ve 18'den sonra çalışmasını minimuma indirir. Bağırsaklar saat 7'de normal çalışmasına başlar ve saat 13'de çalışma temposu maksimuma erişir ve saat 18'ye doğru temposunu azaltır vede saat 22'a doğru minimum derecede çalışır. Bu nedenle geç saatlerde yenen besinler hazmedilmez ve büyük problem yaratır.
Ben 26 yaşına kadar 57 kg geliyordum, sonra evlenince (1983) 67 kg'a, iki aylik askerlikten sonra (1989) 77 kg'a, 2000 yılında 87 kg'a ve 2003'de 90 kg'a çıktım. Bir çok diyet yöntemi uyguladıysamda pek başarılı olmadım. Bende et, peynir ve yumurtayı bıraktım vede siyah çay kahve, kola ve fanta içmemeye başladım. Vede akşamları fıstık ve antep fıstığı yemeyi bıtaktım. Akşamları ise hamurlu ve bakliyatgiller gibi ağır yiyecekler yerine meyve ve yoğut yedim. İki haftadır sebze, meyve, yoğurt yedim ve Gökçek Zayıflama çayı içtim vede 6 kg (06.12.06) verdim. Gökçek İksir ve Gökçek Tonikbağırsak florasını düzenler ve hastalığa sebep olan bakteri, virüs ve mantarları zamanla zararsız hale getirir. Şişmanlık başta nefes darlığı, kolesterol, damar sertliği, yüksek tansiyon, allerji, sindirim rahatsızlıkları, görme ve duyma anormalikleri vb.. gibi rahatsızlıkların ana sebebidir.
Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı ile zayıfladık, peki bu diyeti bırakınca yeniden kilo alırmıyız? diye sorular soruluyor. Diyet diyince bir kaç ay dikkat edeceksin sonra yine istediğin gibi yiyip içeceksin diye anlaşılıyor. Diyet ömür boyu sürecek bir beslenme şeklidir. Bir atasözü vardır: Kahvaltını Sultan gibi, öğle yemeğini Ağa gibi ve akşam yemeğini dilenci gibi ye buyurmuştur. Bu ne demek sabah istediğin gibi yiyebilirsin, öğle dikkat etmelisin ve akşam ise çok az yemelisin, ayni ilaç alır gibi. İşte o zaman kilo almazsın. Sindirim sisteminin çalışma temposuna göre kişi beslenirse bir çok hastalıktan kurtulur vede kolay kolay hastanmaz, bağışıklık ssitemi en ideal şekilde çalışır. Sindirim organalrı ile bağışıklık sisteminin ner ilgisi ve diyecek olursanız. Evet çok ilgisi var, çünkü bağışıklık sisteminin % 85'i bağırsakalarda faliyet gösterir. Bağırsakalarınız sağlıklı ise vücudunuzda sağlıklıdır. Bağırsakalrınızda problem varsa burası bataklık gibi sürekli mikrop üretir ve diğer bir çok hastalığı tetikleyen merkez olur.
Gökçek Zayıflama çayı: Hücreler, hücrearaları, dokular ve doku araları, organalar ve organ araları, eklemler vede özelikler bağ dokularında oluşan curufu atmada Gökçek Kan çayıda çok önmelidir. Bağ dokularını temizler kemikleri güçledirir, damarlara elastizite kazandırır, yani kireçlenmeyi (yağlanmayı ) önler. Bilindiği gibi bir kişinin bünyesinin % 18'i bağ dokularından oluşur. Yani asında en büyük organ diyebiliriz. Fakat hepsi bir arada olmadığından her organ, doku, kemik, damar veya sinirin kendine has bir bağ dokusu vardır. Bu nednele bazı bağ dokularının oldukca sert iken, bazıları oldukca yumşak ve elastik olabilir. Bu bağ dokuları organları ve dokuları elastik tutmakla kalamaz orgara kanın giriş ve çıkışları vede artık maddeleri taşınması bu bağ dokuları aracılığı ile olur. Bağdokularında curuf oluşması demek buraya yerleşen bakteri virüs ve mantarların sürekli çoğalması vede toksik madde üretmesi demektir. İşte Gökçek İksiri veya Gökçek Diyetin yaptığı bu temizlik hareketini Gökçek Zayıflama çayı destekler ve tedavi sürecinin kısalmasını sağlar.
Gökçek Diyet Kuralları A: Kilolu ve hastalıklı kişilerin dikkat etmesi gereken kurallar. Obez ve hastalıklı kişilerde genelikle mide ve bağırsak problemleri olur. Bağırsaklar besinlerdeki mineral, vitamin ve enzimleri değerlendiremediğinden kişi sürekli fazla yemek yeme zorunda kalır ve kilo alır ve de hastalıklar sürekli çoğalır azalmaz. Bu tür rahatsızlıklar'da Gökçek İksir ve Gökçek Tonik kullanmaları gerekir.
1-) Sindirim Rahatsızlıkları Yemekten 30 dakika önce ve 2 Saat sonra Sıvı (çay, kahve, kola, meyve suyu vs, ) tüketilirse sindirim rahatsızlıkları olmaz. Aksi halde kişi hastalıklardan kurtulamaz. Çünkü mide asidi çok sert bir asit olup, besinler ile alınan bakteri, virüs, mantar ve parazitleri haşlar. Aynı tencerede patatesi kaynatınca nasıl ki mikroplar ve parazitler haşlanırsa işte öyle. Fakat yemek den hemen önce, yemek sırasında ve yemekten sonra kişi sıvı tüketir ise mide de haşlanmayan mikrop ve parazitler besinleri fermente eder ve kokuşma başlar. Bozulan besinler bağırsaklar tarafından sümüksü bir mukoz ile kaplanır. Bu nedenle besinler hazmedilmez ve mikropların fermentasyonu sonucu bağırsaklarda şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık ve ishal gibi anormalikler ortaya çıkar. Bu yanlış beslenme uzun süre devam ederse kişide cilt hastalıkları, alerji, depresyonu vb. hastalıkları tetikler.
2-) Peynir asla yenememeli, çünkü asidoza sebep olur. Asidozu nötürleştirmk için aşırı mineraller harcanır ve curuf oluşur ve vücudun zayıf noktasına depolanır. Her kişinin bünyesinde değişik noktalarında zayıf dokular vardır. Bu nedenle curuf kişiden kişiye değişik noktalarda yoğunlaşır ve bu curuf içine mikroplar yerleşerek toksik maddeler üretirler. Cüruf nedeniyle kişide vitamin, mineral, enzim ve protein eksikliği oluşur ve bağışıklık sistemi zayıfladığından mikroplar azar, çünkü curuf içindeki mikroplara bağışıklık sistemi etki edemez.
3-) Et ve et mamüleri de aisdoza sebep olur, özelikle de et artıklarından yapılan ve aşırı kimyasal katkı maddeleri içeren sucuk, salam ve sosis iyi değildir, diyet süresince hayvansal ürün yememek gerek. Diyet'ten sonrada sade ve temiz et haftada bir defa yenebilir.
4-) Bakliyat, tahil ve özelikle un mamüleri (ekmek, makarna, mantı, pasta, çikolata vs) hemen hemen nişastadan oluşur, yani nişasta polisakkarid demektir. Poli sakkarid parçalandığında dissakkarid ortaya çıkar ve disakkarid de parçalanınca Glikoz ortaya çıkar. Glikoz bildiğimiz şekerdir. Kandaki fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Yani ha et yemeşsiniz ha ekmek her ikisi de yağalanmaya şişmanlığa sebep olur.Çok çiğnemek şartı ile doğal besinler (kepekli ekmek doğal pirinç) yenebilir.
5-) Akşam altıdan sonra yenen yemek sindirilmez, midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır mide ve bağırsaklar genişler,sarkar vede deforme olur.. Mide ve bağırsaklar çalışma temposunu bu saat'ten sonra minimum seviyeye indirir. Bu nedenle mecbur kalırsanız yoğurt veya meyve yiyebilirsiniz.
6-) Salataya mutlaka zeytinyağı, sirke ve limonsuyu katımlalıdır ve meyveler yemekten önce yenmeli, böylece bağırsakların peristalik harelketi forma girer. Kabızlık, ishal ve hazımsızlık görülmez. Zeytin yağı katılmadan yenen salata kısa sürede mide ve bağırsakalarda kalır ve dışarı atılır, zeytin yağlı sakata uzun süre mide ve bağırsakalarda kalır ve kişiye doymuşluk hissi verir. Et ve peynir yiyenler bu nedenle kendilerini domyamış hissederler.
7-) ÇOK ÇİĞNEMEK YARI SİNDİRMEKTİR, AZ ÇİĞNEMEK HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam hazmedilme den bu kas tarafından bırakılmaz, artı besinlere ağız tükrüğün'den yeterince Ptiyalin enzim ismi ile anılan enzim karışır ve buda besinlerdeki mineral ve vitaminlerin değerlendirilmesinde rol oynar.
8-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur ve mideyi tahriş eder. Bu nedenle çok kolay gastrite yakalanma rizikosu ve bağırsaklarda da kuruma nedeniyle pompa gibi çalışan vilüs kanaları fonksiyonlarını yerine getiremez ve kişide vitamin, mineral ve enzim yetersizliği görülür.
9-) Tatlılar özeliklede kola ve fanta gibi içeceklerde aşırı şeker bulunması nedeniyle bağırsaklarda mantarlar azar. Mantarlar zehirli alkoller, zehirli gazlar ve biyojen aminler (örneğin histamin) üretir ve bu da alerji, kemik erimesi, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları, depresyon vs gibi hastalıklara sebep olurlar.
10-) Yani bol sebze ve az meyve yerseniz hızlı zayıflarsınız, hızlı zayıflama sırasında deri, kas ve dokulardaki cüruf atılmaz. Bu nedenle zayıflayan kişinin güzelliği bozulur ve çirkinleşir. Tanıdığım bir bayan çok kısa sürede zayıflamıştı fakat çok çirkinleşmişti derileri, kasları sarkmış güzü buruşmuştu. Ben arkadaşın hanımını böyle görünce adeta hayalet görmüş gibi oldum. Bir Alman bayan ise yine hızlı zayıflamış kol-, baldır ve karın kasları aşırı sarkmıştı, sarkık kısımları ameliyatla aldılar, fakat yine de çirkinleşmesini önleyemediler. Yağlar erirken aynı zamanda cürufun da erimesi için Gökçek İksir kullanmak şarttır, yoksa zayıflayacağım diye çirkinleşebilirsiniz. Bu nedenle zayıflarken yağlar erir ve cürufu erimezse kişide çirkinleşme olur. Gökçek İKSİRİ ile hem vücudunuzun direnci düşmez, hem de zayıflarken çirkinleşme ve sarkma gibi problemler olmaz, çünkü vücudumuzun çöpcüsü olan lenf sistemini çalıştırır. Çöpcü çöpü toplarsa vücut'ta curuf problemi olmaz. Diyetten sonra yine eski beslenme tarzına dönülmemeli, diyet iki günlük iş değildir, hayat boyu dikkat edilmesiz gereken bir yaşam kuralıdır.

Hayir ameller en az on misliyle yazilir, bu yediyüz misline kadar çikar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) söyle buyurmustur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sirf benim içindir, ben de onu (diledigim gibi) mükâfaatlandiracagim. Kulum benim için sehvetini, yiyecegini terketti."
Çok yiyip içeni Allahü teâlâ sevmez.) [İ.Gazali]
Yorum yap