Duyuru

Collapse
No announcement yet.

AŞI ve OTİZM

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • AŞI ve OTİZM

    AŞI ve OTİZM

    98'in o kasvetli Şubat günü, Londra'daki pek çok insan gibi biyokimyacı Nicholas Chadwick de bilim insanlarının söyleyeceklerini duymak için sabırsızlanıyordu. Royal Free Hastanesi'nde gastroenterolog Andrew Wakefield'in laboratuvarında lisansüstü eğitim yapan Chadwick, yeni bir çalışmanın sonuçlarının açıklanacağı bir basın toplantısına çağrılmıştı. Flaşlar patlarken Wakefield, mikrofonlarla dolu kürsüye çıkıp meslektaşlarıyla birlikte KKK (kızamık, kızamıkçık, kabakulak) aşısının tetiklediği yeni bir sendromu keşfettiklerini söyledi. Çalışma o gün saygın bilim dergisi The Lancet'te yayımlanmıştı. Çalışmaya katılan 12 çocuktan 8'inde KKK aşısından hemen sonra semptomları yaklaşık altı gün süren bağırsak iltihabı şikayeti görülmüştü. Bu gürültünün nedeni, çalışmaya konu olan çocuklardan 9'unda otizmin de başlamasıydı. Üstelik bu trajik hastalık, onları KKK aşısı olduktan 1 ila 14 gün içerisinde yakalamıştı. Bilim insanları raporlarında "KKK ve otizm arasındaki bağlantıyı kanıtlamış değiliz" diye yazsalar da, Wakefield gayet kararlıydı. "Bu benim için ahlaki bir mesele, bu mesele halledilene kadar KKK'nin kullanımına destek veremem." Oysa Chadwick araştırmalarında hiçbir iz bulamamıştı. Chadwick, "Birkaç vakada yanlış pozitif sonuç almıştık ama aslında test ettiğimiz bütün örnekler negatifti," diyecekti daha sonra bir mahkemedeki ifadesinde. Newsweek'e anlattığına göre negatif sonuçları açıkladığında Wakefield omuz silkmişti. Wakefield sadece üçlü aşı hakkında uyarıda bulunmuştu, tekli aşıların (buna kızamık da dahil) tehlike oluşturduğunu söylememişti.

    KKK, Atlantik'in her iki yakasında da aynı içeriğe sahipti, dolayısıyla çocuk aşılarına karşı sert tepkiler ABD'de de yükseldi. Bunda otizmin görülme oranının giderek artması ve bilim insanlarının bu durumu bütünüyle açıklayamaması da biraz etkili oldu. Örneğin Kaliforniya'da otizmin görülme sıklığı 1990'da 10 bin doğumda 6.2'yken, 2001'de 10 binde 42.5'e çıktı. Ebeveynler çocuklarını aşılatmamaya başladı. Wakefield'in açıklamasından sonraki birkaç yılda Britanya'da KKK aşılamalarının oranı yüzde 92'den yüzde 80'lerin altına düştü. ABD'de ulusal çapta kıyaslanabilir bir düşüş yaşanmasa da aşılamaya direnen gruplar ülkenin dört bir yanında ortaya çıktı ve onların oluşturduğu altyapı yüzünden kızamık salgınları yedi kat arttı.
    2002'de Dublin'deki Coombe Kadın Hastanesi patologlarından John O'Leary, normal çocukların yüzde 7'sinde, otistik çocuklarınsa yüzde 82'sinde kızamık virüsüne ait RNA'lar bulunduğunu rapor etti ve bazı çocukların aşıdaki virüsleri sistemlerinden atamadıklarını ve bunun otizme neden olduğunu öne sürdü. Aynı yıl, Utah Devlet Üniversitesi'nden bir biyolog, otistik çocukların kan ve omurilik sıvısı örneklerinde kızamık virüsüne karşı çok yüksek seviyede antikor bulunduğunu bildirdi ve KKK aşısının bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine neden olarak beyne zarar verdiği varsayımında bulundu. 2003'te, o zaman New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan gastroenterolog Arthur Krigsman, Wakefield'in bulgularına kendisinin de ulaştığını bildirdi: 40 otistik çocuğun bağırsakları ciddi şekilde iltihaplanmıştı. Bu bulgu bağırsaklardan sızan zararlı bileşiklerin beyne ulaştığı fikrini destekliyordu.

    7 Temmuz 1999'da Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve ABD Halk Sağlığı Müdürlüğü, pek çok aşıda yer alan bir koruyucu maddeyle ilgili bir uyarı yayımladı. Thimerosal adlı koruyucu yüzde 49,6 etil cıva ihtiva ediyor ve 1930'lardan beri de DTB (difteri, tetanos, boğmaca) ve HiB (Haemophilus influenzae) aşısının da aralarında olduğu (KKK bunlar arasında değil) pek çok aşıda 1930'lardan beri kullanılıyor. Uzmanlar, thimerosal kaynaklı "herhangi bir zararı gösteren hiçbir bilgi ya da kanıtın" bulunmadığını açıklayarak güven tazelemeye çalıştı. Öte yandan aşılar nedeniyle çocukların maruz kaldığı toplam cıva miktarının, cıvayla ilgili "federal güvenlik yönergelerinden birindeki miktarı geçtiğini" açıkladılar.
    Ancak 6 Nisan 2000'de milletvekili Dan Burton öz torununun "bir günde dokuz aşı olana dek" son derece normal olduğunu daha sonra "konuşmayı kestiğini, başını duvarlara vurduğunu, bağırarak ve çığlık atarak ellerini salladığını" anlattı. İfade verenler arasında Wakefield de vardı. Söylediğine göre Lancet'te yayımlanan araştırmasından bu yana daha çok çocukla çalışmış ve 150 vakada KKK aşısının otizmi tetiklediğini tespit etmişti.

    10 Kasım 2002'de The New York Times Magazine "O kadar da kaçık olmayan bir otizm teorisi," başlığıyla thimerosal hakkında bir makale yayımladı. Bu makalede Mark ve David Geier adlı bir baba ile oğlunun Ağustos 2002'de yaptığı araştırmayla ilgili haberler de vardı. Geierlar, aşı sonrası yaşanan yan etkileri saptamak için federal bir veritabanını taradılar. Araştırmanın sonuçlarına göre, thimerosal içeren aşı yapılan çocukların otizme yakalanma oranı bu maddeyi içermeyen aşı vurulan çocuklara göre daha fazlaydı. 2003 baharında Geierlar bir başka çalışma daha yayımladı, aşılardaki cıva oranı arttıkça çocukların otizme yakalanma ihtimali de artıyordu.

    Otizme aşıların neden olduğuna dair teorilerdeki ilk çatlaklar 2004 başlarında ortaya çıktı. Londra'daki The Sunday Times gazetesinden Brian Deer'in soruşturması, Wakefield'in Lancet'te yayımlanan çalışmasında tarif ettiği çocukların Royal Free Hastanesi'nin kapısının önünden bile geçmediğini ortaya çıkardı. 6 Mart'ta Wakefield'in makalesinin 12 ortak yazarından 10'u makalede yer alan KKK ile otizmin ilintili olduğu iddiasından vazgeçtiklerini resmen ilan etti. Wakefield onlara katılmadı. Şimdi Teksas'ta otizm tedavisiyle ilgili Thoughtful House adlı bir hayır kurumunda yetkili müdür olarak çalışan Wakefield, otistik çocukların ailelerinin avukatından para aldığını itiraf ediyor ama bunun bir çıkar çatışmasını gösterdiğini kabul etmiyor. 2005'te hekimlere lisans vermekten sorumlu Britanya Genel Tıp Konseyi, Wakefield hakkında Lancet çalışmasından maddi çıkar elde ettiği iddiasını da içeren bir görevi suiistimal araştırması başlattı. Gazeteci Deer'in Wakefield ve ortak yazarlarının çocukların tıbbi kayıtlarını tahrif ettiği iddiasıyla birlikte, araştırma o günden bu yana genişledi. Deer, çocukların bağırsak ve otizm sendromlarının KKK aşısı vurulmalarından çok daha önce var olduğunu rapor etti, oysa 1998'deki Lancet makalesinde tam tersi bildirilmişti.

    Sonuçta çocukluk aşılarının otizm riskini arttırmadığını kesin biçimde gösteren kanıtlar birikmeye başlamıştı. Royal Free'den Brent Taylor'ın liderliğindeki bir ekip 2002'de 473 çocukla yaptıkları araştırmada KKK olan ve olmayan çocuklar arasında otizm oranı açısından hiçbir fark olmadığını açıkladı. Finlandiya'dan bilim insanları, 2000'de yayımlanan bir makalede 2 milyon çocukla çalışarak aynı sonuca vardıklarını duyurdu. 2001'de 3 milyon çocuğun tıbbi kayıtlarını inceleyen Boston Üniversitesi bilim insanları da aynı sonuca vardı. İngiltere'de 2004 yılında 14 bin çocukla yapılan araştırmada aşılar yoluyla thimerosal'a maruz kalan çocukların nörolojik problem yaşama oranı diğerlerine göre daha az çıktı. Aynı yıl, ABD'deki Tıp Enstitüsü (IOM) 200'ün üzerindeki araştırmayı inceleyerek aşı-otizm teorisini reddetti. Enstitü, bağlantıya dair kanıt bulamamakla kalmadı - aslında bağlantının varlığını reddeden kanıtlar bulmuştu- Wakefield grubunun 1998'deki Lancet makalesini doğrudan hedef aldı. Otizm semptomları, genelde çocukların KKK aşısı vurulduğu yaşlarda ortaya çıktığı için, bazı çocukların aşıdan hemen sonra otizm semptomları göstermesi kaçınılmazdı.

    Aşı karşıtı kampanya etkili olmaya başlamıştı. Ebeveynler çocuklarını aşılatmayı ertelemeye ya da aşıdan tamamen vazgeçmeye yöneldikçe çocuklar aniden önlenebilen hastalıklara yakalanmaya başladı ve bazıları öldü. 2008'de ABD'de kızamık vakaları 131'e ulaştı. Bu, yıllardır görülen en yüksek rakamdı. Geçen ay Minnesota'da beş çocuk Hib'e yakalandı. Dördü çok ciddi komplikasyonlar geçirdi, beşincisi ise öldü. Bazı aileler, çocuğun vücudundan cıvanın hızla sökülmesinin otizmi tedavi edeceğine inanarak çelatlama terapisini tercih etti. Ne yazık ki, bu terapi toksik cıva ve kurşunun yanı sıra demir ve kalsiyum gibi yaşamsal metalleri de söküyordu.

    2004'te Büyük Britanya Yüksek Mahkemesi KKK aşısı olduktan hemen sonra bağırsaklarında kızamık genleri bulunan otistik çocukları tespit ederek Wakefield'in teorisini büyük ölçüde doğrulayan Dublin laboratuarını incelemesi için Londra Üniversitesi moleküler biyologlarından Stephen Bustin’i görevlendirdi. Bustin, çok sayıda problem buldu. Laboratuarın bulduğu genetik materyaller DNA idi, oysa kızamık genleri RNA'dan oluşuyordu. Ekipmanlar o kadar kötü kalibre edilmişti ki, sonuçlar, örneklerin makinenin neresine konduğuna göre değişiyordu.
    Çocuklarının aşı sonucunda zarar gördüğüne inanan ebeveynler, iddialarını ABD yasalarına göre kurulan özel "aşı mahkemeleri"ne taşıdı. 1999'dan bu yana 5 bin civarında aile, aşıların çocuklarında otizme neden olduğunu öne sürerek mahkemeye başvurdu. Bu rakam hepsiyle tek tek ilgilenmek için çok büyüktü; dolayısıyla 2004'te müracaatlar üç test davasına bölündü. Bir davada KKK'nin otizme yol açtığı iddiası, diğerinde aşılardaki thimerosal'in otizme neden olduğu savı görülecekti. Bir diğer dava da ikisinin kombinasyonunun hastalığa yol açtığı görüşü değerlendirilecekti. Duruşmalar 11 Haziran 2007'de başladı. İfade verenlerden Bustin, otistik çocuklardaki kızamık geni bulgusunun uydurma bilime dayandığını savundu.
    12 Şubat'ta "KKK aşısının otizmle ilişkili olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadı." Thimerosal bağlantısı için ileri sürülen kanıtlar ise "son derece yetersizdi."
    Aşı-otizm korkusunun, önleyici tıbbın en büyük başarılarına zarar vermesi ve birçok yeni ebeveyni dehşete düşürmesi yeterince kötü. En trajik olanı ise, milyonlarca dolarlık kaynağın yönünü zalim bir hastalığın gerçek nedenlerini ve tedavisini araştırmaktan uzaklaştırması.
    22 Mart 2009 tarihli Türkiye Newsweek’ten özetlenerek alınmıştır.

  • #2
    Otizm Nedir? Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık gelişimsel bir bozukluktur.

    Günümüzde her 110 çocuktan birini etkilediği bilinen ve pek çok ailenin hayatının altüst olmasına yol açan bu bozukluğun yirminci yüzyılın ortalarına kadar bir adı bile yoktu. 1943’te Dr. Leo Kanner 11 çocuk üzerinde yaptığı çalışmalar sonunda literatüre ‘Erken Çocukluk Otizmi’ terimini kazandırdı. Aynı yıllarda Hans Asperger, bugün Asperger Sendromu olarak bilinen, aynı bozukluğun daha hafif bir biçimini tanımladı. Kanner üzerinde çalıştığı 11 çocukta, sosyal ilişki kuramama, dili iletişim için kullanmama, ekolali, tekrarlayıcı davranışlar, değişiklikleri tolere edememe gibi günümüzde de tanı kriterleri içinde olan özellikler yanında, geçerliliğini yitirmiş bazı özellikler de tarif etmiştir.

    Otizm DSM-III tanı sınıflamasına kadar çocukluk çağı psikozları arasında yerini almıştır.Yıllar süren değerlendirmeler sonunda araştırmacılar, otizm ile çocukluk şizofrenisinin ayrı bozukluklar olduğu konusunda birleşmişlerdir ve otizm resmi bir sınıflama terimi olarak DSM-III’e girmiştir. 1994 yılında DSM-IV (Uluslararası Ruhsal Hastalıklar Tanı ve İstatistik El Kitabı) içinde Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (günümüzde Otistik Spektrum Bozuklukları terimi daha çok kullanılmaktadır) başlığı altında yerini almıştır. Bu başlık altında bazı farklarla birbirinden ayrılan ama sonuç olarak otistik belirtilerin olduğu değişik tablolar yer alır.

    DSM-IV-TR’ye göre, otistik bir çocuk, üç yaşından önce aşağıdaki alanların birinde veya daha fazlasında gecikme veya anormal fonksiyon gösterecektir.
    • Sosyal etkileşim
    • Sosyal iletişimde kullanılan dil
    • Hayali veya sembolik oyun oynama



    Bir çocuğa otistik bozukluk teşhisi konması için aşağıdaki listelerden en az 6 kriteri karşılaması gerekir.

    Sosyal etkileşimde bozukluk (çocukta en az iki semptom gözlenmelidir)

    Sosyal etkileşimlerde zorluk yaşamak. Örneğin: Çocuk, göz teması, yüz ifadesi, duruş ve mimikler gibi sözlü olmayan birçok davranış sergileyecektir.
    Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak yaşıtlarıyla ilişkisinin eksikliği
    Başarıları, ilgi alanlarını veya haz aldığı şeyleri diğerleriyle paylaşma konusunda isteksizlik
    Sosyal veya duygusal etkileşime katılım sağlayamamak veya cevap verememek

    İletişim bozukluğu (en az bir tane)

    Konuşulan dilin gelişiminin gecikmesi veya dil gelişiminin olmaması ve çocuğun bunun eksikliğini hareketlerle telafi etmeye çalışmaması
    Konuşabilen çocuklarla konuşma başlatma veya konuşmayı devam ettirme konusunda yetersiz girişimler
    Tekrarlayan, kalıplaşmış veya çok öznel dil kullanımı

    Hayali veya sembolik oyun oynama (en az bir tane)

    Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak taklide dayalı sosyal oyunlar oynamamak veya spontane, hayali oyun oynamamak
    Tekrarlayan, sınırlı ve kalıplaşmış aktiviteler, davranışlar ve ilgi alanları (en az 1 tane)
    Sınırlandırılmış ve kalıplaşmış (örneğin, bazı şeyleri çevirmek) anormal (odaklanma ve yoğunluk olarak) ilgi alanlarıyla meşgul olmak
    Bir işlevi veya amacı olmayan rutinleri veya tekrarlanan hareketleri ısrarla yinelemek
    Nesnelerin parçalarıyla sürekli meşgul olmak

    Otizme Ne Sebep Olur?

    otizim_cocukOtizmin nedeni henüz tam olarak tespit edilememiştir. Otizmin tek bir nedeni yoktur. Pek çok nedeni olduğu artık bilinmektedir. Otistik bireylerde beyin hücreleri farklı çalışmaktadır. Hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde eksiklik yada fazlalık olduğu düşünülmektedir. Bazı genetik hastalıklar otizme yol açar. Genetiğin otizmin nedenleri arasında önemli bir yeri vardır. Kardeş ve ikiz çalışmaları bunu doğrulamaktadır. Otistik bir çocuğun kardeşinde otizm görülme riski genel popülasyona göre 50-100 kat daha fazladır. Tek yumurta ikizlerinde her ikisinin birden otistik olma oranı çift yumurta ikizlerine göre daha fazladır. Bütün bunlar genetiğin etkisini bize gösteriyor fakat sadece genetiğin tek neden olmadığı noktasına da ulaştırıyor. Sadece genetik etkili olsaydı tek yumurta ikizlerinde her iki bebeğinde her zaman otistik olması gerekirdi. Yapılan çalışmalar bir tek gen değil birden çok genin etkileşimi sonucu hastalık yapıcı etki oluştuğunu ortaya koymuştur. Klinik tablodaki davranışsal çeşitlilik çevresel faktörlerinde etkili olduğunu düşündürmektedir. Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası faktörler ile otizm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Eldeki bulgular genetik olarak otizme yatkınlığı olan çocukların doğum sırasında sorun yaşama riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca, anne karnında geçirilen kızamıkçık virüsünün, pek çok anormalliğin yanında otizme de yol açabildiği bilinir.

    Şu kesin olarak bilinmektedir ki, otizm tek bir nedenle olmaz, birden çok etkenin bir araya gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşık bir durumdur.

    Otizm erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülür fakat genelde kızlarda daha ağır seyreder. Otistik bireylerin % 70’inde zeka geriliği görülmektedir. % 30’u normal ve bu %30’luk dilimin %10’u üstün zekaya sahiptirler. Zeka düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar otizmin ağırlık derecesi üzerinde belirleyici rol oynar. Eşlik eden hastalıklar arasında en sık rastlanılanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum bozuklukları ve epilepsidir. Her üç çocuktan biri epileptik anlamda risk taşımaktadır. 0-5 yaş arası ve ergenlik döneminde epilepsi nöbetlerinin görülme olasılığı artar.

    Ülkemizdeki kayıtlara göre 271.000 otistik özellikleri olan bireyin bulunduğu, bu rakamın 81.000’nin 0-14 yaş arası çocuklardan oluştuğu tahmin edilmektedir. Her 110 çocuktan biri otistik özellikler göstermektedir.

    Otizmin Tipik Belirtileri Nelerdir?

    Otizm tanılı bireyler aşağıdaki tipik davranışların en az yarısını gösterirler. Bu semptomlar çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Her bir semptomun etkisi de diğerinden farklı olabilir. Ayrıca, bu davranışlar birçok farklı sebeple ortaya çıkarak, gelişimine uygun olmayacak şekilde sergilenebilir.
    • Göz kontağı kısıtlıdır yada yoktur.
    • Çevreye ilgisizdirler.
    • Adına tepki vermezler.
    • Aşırı hareketli yada hareketsiz olabilirler.
    • Bazıları fiziksel temasa (öpülme, sarılma vs.) izin vermez yada hoşlanmazlar.
    • Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler.
    • Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler.
    • İşaret etmezler, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade ederler.
    • Taklit becerisi yoktur yada sınırlıdır.
    • Konuşma birçoğunda gelişmemiştir.
    • Konuşma gelişse bile bunu iletişim aracı olarak kullanmazlar.
    • Ekolaliktirler, söylenenleri papağan gibi tekrar ederler.
    • Zamirleri ters kullanırlar.
    • Uygun olmayan vurgulamalar, kalıp cümlelerle konuşurlar.
    • Mekanik ve tek düze ses tonu kullanırlar.
    • Uygunsuz gülme ve kıkırdamalar vardır.
    • Düzen takıntıları vardır.
    • Nesne takıntıları vardır. Objelere gereksiz yere bağlanma(İp, pet şişe, araba… vs)
    • Rutinlerindeki değişikliklere tepki gösterirler.
    • Tekrarlayan davranışları (stereotipiler) vardır. (Nesneleri çevirme, el çırpma, kanat çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme…)
    • Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar. (Arabaları dizerler,topu çevirirler…)
    • Hayali oyun oynamazlar.
    • Sürekli aynı oyunları oynamayı tercih ederler.
    • Bazıları çok inatçıdır.
    • Bazıları ses, acı, koku, ışık ve dokunuşa aşırı hassasiyet gösterebilir.
    • Bazıları soğuk, sıcak, acıya duyarsız olabilir.
    • Bazıları tehlikeye karşı duyarsız olabilir.
    • Yemek yeme bozuklukları vardır.
    • Bazıları kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar verebilir.
    • Beklemeye yada isteklerini ertelemeye pek tahammüllü değillerdir.



    Otizmin Genel Belirtileri

    Otistikler aşağıdaki genel davranışların en az yarısını gösterirler. Bu belirtiler bazı hastalarda çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Her bir belirtinin etkisi de diğerinden farklı olabilir. Ayrıca, Bu davranışlar birçok farklı sebeple ve yaşlarına uygun olmayacak bir şekilde sergilenebilir.
    • Diğer Çocuklarla ilişki kurmakta zorluk
    • Herşeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermek
    • Uygunsuz ve sebepsiz gülmek ve ağlamak
    • Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
    • Tehlikeye karşı duyarsızlık
    • Göz temasının çok az ya da hiç olmaması
    • Sürekli aynı oyunları oynamak
    • Motor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste koyabilir.)
    • Acıya karşı duyarsızlık
    • Ekolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)
    • Yanlız kalmayı tercih etmek
    • İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmak
    • Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak
    • Objeleri kendi etrafında çevirmek
    • Seslere karşı aşırı duyarlılık yada aşırı duyarsızlık
    • Normal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlık
    • Objelere gereksiz yere bağlanmak
    • Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak



    kaynak: todev.org

    Yorum yap


    • #3
      Aşı Otizme Sebep Olur, Aşı Hiperaktiviteyi Tetikler, Aşı Dikkat Eksikliğine Sebep Olur,







      Civalı Aşı Otizmi Tetikler, Civalı Aşı Beyin Hasarına Sebep Olur, Thimerosallu Aşı Otizmi Tetikler,




      Yorum yap

      Hazırlanıyor...
      X