Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Potasyum İyodür

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Potasyum İyodür

    Potasyum İyodür

    Potasyum iyodür, Kl kimyasal formülle gösterilen organik bir bileşiktir. Yapısı yemeklerde tuz olarak kullanılan sodyum klorüre benzer. Doz ya da tablet şeklinde ticari şekilde satılan bir bileşiktir. Tablet olarak bir yetişkinin günde ihtiyacını olan iyotu karşılamaya yeter. Radyoaktif sızıntılarda havaya karışan radyoaktif iyoda karşı korunmak amacıyla kullanılır. Çünkü radyoaktif iyot tiroit kanseri riskini arttırmaktadır. Radyoaktif sızıntı olmadan önce 1 tablet 130 mg potasyum iyodür tüketildiğinde, sızıntıdan sonra kan dolaşımında bulunacak radyoaktif iyodun tiroit tarafından çekilmesi engellenir. Bunun sonucunda iyot idrarla dışarıya atılır. Eğer iyot tiroit tarafından tutuluyorsa, ilerleyen zamanda tiroit bezi kanseri oluşabilir. Potasyum iyodür tiroit dışındaki organları koruyamaz. Tiroit bezinde hasar olursa, buna da yararlı olamaz. Sadece radyoaktif sızıntı öncesinde alınırsa yararı olur. Bu nedenle nükleer santrallerin yakınında yaşayan kişiler açısından yaşamsal öneme sahip bir bileşik olduğu söylenebilir. Potasyum iyodür tiroit bezinin iyotla doymasını sağladığından, radyoaktif iyotla karşılaşıp, solunumla ya da ağızdan iyodu aldıklarında tiroit doymuş halde olduğu için, sızıntıdan etkilenmiyor.
    Potasyum iyodür kimler tarafından alınmalıdır?
    Radyoaktif sızıntı olma ihtimali olursa bebeklerin, çocukların, 40 yaşa kadar olan erişkinlerin, hamile olanların, emziren kadınların potasyum iyodür tedavisi olması tavsiye edilir. 40 yaşından sonra fazla miktarda radyoaktif iyot mağduriyeti olmadığında, potasyum iyodür alınmasına gerek kalmaz. Çünkü bu kişilerde iyot alerjisi olasılığı oldukça yüksektir.
    Potasyum iyodür dozu ne kadar olmalı?
    Potasyum iyodür hem tablet şeklinde, hem de sıvı şekilde olabilir. Bölünebilir olan tabletler içinde 130-65 mg potasyum iyodür olur. Sıvı olanlarda ise, 1 ml 65 mg potasyum iyodür içerir. Radyoaktif iyotla karşılaşma riski olan kişilerin, iyotla karşılaşan kişilerin 130 mg doz alması gerekir.
    3-18 yaş aralığında çocuklarda doz 65 mg, erişkin kiloda olan çocuklarda yaşı önemli olmadan 130 mg doz alınmalıdır.
    1 aydan 3 yaşına kadar olan çocuklarda 32 mg doz, a aydan küçük olanlarda ise 16 mg doz alınmalıdır.
    Alınan tek dozla tiroit bezi 24 saat süreyle korunabilir. Gerekenden daha fazla dozda potasyum iyodür alınması koruyucu etki yaratmaz, aksine ciddi hastalıklara, ölüme bile yol açabilir.
    Potasyum iyodürün sakıncalı olduğu kişiler kimlerdir?
    İnsanlar paniğe kapılarak bilinçsiz şekilde potasyum iyodür almamalıdır. Neticede bu bir kimyasal üründür. Vücut için zararlı etkileri olacaktır. Özellikle tükürük bezinde iltihaplanma, alerjik reaksiyon, mide ve bağırsak sorunları, cilt döküntüleri meydana gelebilir. Guatr hastası olanlar, hashimato hastaları, Hipertiroidi olanlarda doktor gözetiminde potasyum iyodür kullanmalıdır. Kalp ve böbrek hastaları içinde zararı olabilir. Bazı cilt hastalıklarında da potasyum iyodür risk oluşturabilir.


  • #2
    Potasyum İyodür ve Dermatoloji
    Doç. Dr. Ümit TÜRSEN1, Uzm. Dr. Belma TÜRSEN2
    1Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı, Mersin 2Mersin Devlet Hastanesi, Deri ve Zührevi Hastalıkları Kliniği, Mersin


    ÖZET Potasyum İyodür ve Dermatoloji
    Potasyum iyodür organik bir bileşik olup, kimyasal formülasyo- nu KI olarak kısaltılmaktadır. Satüre solüsyon olarak hazırla- nabilmektedir. Potasyum iyodür ilk olarak guatr tedavisinde, deniz yosunu külü şeklinde kullanılmıştır. Daha sonra değişik hastalıkların tedavisinde denenmiştir. Dermatolojide derin mikozlar, eritema nodozum, subakut nodüler migratuvar pannikülit, eritema induratum, Sweet's sendromu ve erite*ma multiforme gibi eritematöz dermatozların tedavisinde kullanılabilmektedir. Aynı zamanda rekalsitran piyoderma gangrenozum ve Wegener granulomatozu olgularında da uygulanmıştır. Potasyum iyodür iyodine karşı allerjik reaksi*yonu olan, dermatitis herpetiformis ve hipokomplementemik vaskülit gibi iyodin duyarlılık riski bulunan hastalarda kullanıl*mamalıdır. Kronik maruziyet tiroid üzerine yan etkili olabilir. Aynı zamanda teratojendir.
    Anahtar Kelimeler: Potasyum iyodür, dermatoloji
    Giriş
    Potasyum iyodür (KI) 19. yüzyıl başlarında savaş hazırlıkları sı*rasında Fransa'da keşfedilmiştir. Barut üreticileri deniz yosunu külünden sodyum karbonatla birlikte izole etmiştir. Bu işlem sırasında Fransız kimyacı olan Courtois 1811 yılında iyodü*rü keşfetmiştir. Bu keşiften sonra iyodür tiroid hastalığı, sifiliz, psoriasis ve atopik dermatit gibi hastalıkların tedavisinde kul*lanılmaya başlanmıştır. Bugüne kadar sporotrikozis ve özellikle pannikülitler gibi inflamatuvar durumların tedavisinde önemli bir ajan olarak kalmıştır (1).
    Farmakoloji ve Etki mekanizması
    En kolay yol olarak satüre potasyum iyodür solüsyonu şeklinde oral uygulanarak, hızlı absorbe edilip, tiroid ve tükrük bezlerine, koroid pleksus ile plasentaya dağılıp, başlıca böbrekler yoluy*la atılmaktadır. İnflamatuvar hastalıklardaki etki mekanizması spekülatif olup, immun modülasyon yoluyla gerçekleştiği düşü*nülmektedir. Dapsona benzer şekilde satüre potasyum iyodür solüsyonu nötrofil migrasyon ve toksisitesini baskılayarak etki göstermektedir. Miyachi ve Niwa 1982 yılında, KI'ün nötrofiller- de in vitro hidrojen peroksit ve hidroksil radikalleri gibi toksik
    ABSTRACT Potassium Iodide and Dermatology
    Potassium iodide (KI) is an inorganic compound with the chemical formula KI. Potassium iodide can be conveniently prepared as a saturated solution. Potassium iodide was first used as a medicament for the therapy of goiter, which had been treated with seaweed ash. Thereafter, potassium iodide has been tried for a variety of diseases. In dermatology, it is now being used for the treatment of cutaneous deep mycosis and erythematous dermatoses including erythema nodosum, subacute nodular migratory panniculitis, erythema induratum, Sweet's syndrome, and erythema multiforme. It has also been used in cases of recalcitrant pyoderma gangrenosum and Wegener granulomatosis. Potassium iodide is also not recom- mended for those who have had an allergic reaction to iodine, and people with dermatitis herpetiformis and hypocomple- mentemic vasculitis, conditions that are linked to a risk of iodine sensitivity. Chronic overexposure can have adverse ef- fects on the thyroid. Potassium iodide is a possible teratogen.
    Key Words: Potassium iodide, dermatology
    oksijen radikallerinin oluşumunu baskıladığını göstermişlerdir. Honna ve ark. ise 1990 yılında KI'ün nötrofil kemotaksisini inhi- be ettiğini bulmuşlardır (2,3). Sporotrikozdaki etki mekanizması bilinmemektedir. Direkt olarak antifungal etkinliği gösterileme*miş olup, iyodürün makrofaj aktivasyonunu arttırma yoluyla iyi*leştirici etkinliği olduğu düşünülmektedir. Sporotrix schenckii üzerine direkt etkinliği bulunmamaktadır. Spontan iyileşme ve klinik sonuçların çeşitliliği sonucunda daha çok konakta immun yanıtı güçlendirerek etkinlik gösterdiği sanılmaktadır (4).
    Doz
    Potasyum iyodür, potasyum hidroksitin sıcak solüsyonunun iyodürle reaksiyonu sonucu oluşturulmaktadır. Temel olarak satüre solüsyon olarak, 100 ml su içinde 100 gr KI şeklinde ha- zırlanmaktadır. Bu yaklaşık olarak 50 mg/damla KI'e karşılık gel*mektedir. Satüre solüsyon hazırlamak için KI'ün sıcak saf suya eklenmesi ve koruyucu amaçlı sodyum tiyosülfat kullanılması önerilebilmektedir. Oda ısısında KI çözünebilirliğinden dolayı, 1.40-1.48 gr/ml saf suda, solüsyon dansitesi 1.72 gr/ml olarak sonuçlanır ve final KI konsantrasyonu 1000 mg KI/ml satüre KI solüsyonu olarak Amerika Birleşik Devletleri formülasyon- larındaki gibi KI içerir. Bu solüsyon su, meyve suyu veya süte
    eklenerek içilebilir ve bu şekilde gastrointestinal irritasyondan kaçınılabilmektedir. Satüre KI solüsyonu sıkı kapatılmış, ışık al*mayan şişelerde ve 15-30°C ısıda muhafaza edilmelidir. Soğuk maruziyetinde kristalleşme meydana gelebilir ve ısıtılma veya çalkalama sonrası kristalleşme çözülebilmektedir. Solüsyonun rengi suda açık sarı şekilde gözlenmekte olup, renk kahveren*gimsi sarıya dönüştüğünde atılması gerekmektedir (5).
    Potasyum iyodür başlıca diyette iyodür eksikliği olan endemik alanlarda gelişen basit guatr tedavisinde kullanılmaktadır. Gu*atr, tiroid hormonu eksikliği nedeniyle gelişmektedir. Potasyum iyodür genellikle iyodize tuz olarak verilmektedir. Acil durum*larda kullanım amacıyla 130 mg'lık tabletleri de bulunmaktadır. Diğer kullanılma endikasyonları arasında hipertiroidi tedavisi, tiroid bezlerini radyasyondan korumak, Graves hastalığında pre-operatif hazırlık ve kutanöz lenfatik sporotrikoz ve inflama- tuvar dermatozlar gibi dermatolojik durumlar yer almaktadır (1,5).
    Dermatolojik Hastalıklarda Potasyum İyodür
    Potasyum iyodürün dermatolojik hastalıklarda etki mekaniz*ması açık olmamasına karşın nötrofiller üzerin etkisiyle açık- lanabilmektedir. Nötrofiller bakterilere karşı immun sistemde önemli beyaz kan hücreleridir (2, 3). Potasyum iyodür nötrofil- lerin hastalığın erken evresinde
    baskın olduğu durumlarda özellikle etkilidir. Funguslara karşı aktivitesi direkt onları öldürmekle veya vücudun immunolojik ve non-immunolojik savunma mekanizmalarını güçlendirmek- le oluşabilir (4). Potasyum iyodürün dermatolojik hastalıkların tedavisinde etkinliği bazı çalışmalarda gösterilmiştir (6-28) (Tablo 1).
    Sporotrikoz
    Tablo 1. Potasyum İyodürün Kullanıldığı Dermatozlar
    Hastalık Doz Bilgiler
    Sporotrikoz Erişkin: Günlük 500-1500 mg, 6-10 hafta içinde doz 4000*6000 mg'a kadar çıkılır. Çocuk: Erişkin dozunun 1/3*1/2 kadarı uygulanır
    • İlk olarak 20. yüzyıl başlarında kullanılıp, bugüne kadar etkili ve ucuz olduğu için sürmüştür.
    • Yüksek ve sık dozlarda uygulama gast*rointestinal irritasyona yol açtığı için, bazı ülkelerde yerini itrakonazole bırakmıştır.
    Eritema nodosum Sweet hastalığı Behçet hastalığı Nodüler vaskülit Eritema multiforme Günlük 300-900 mg
    • Lokal hassasiyet, ateş ve artralji gibi semptomları 24-48 saat içinde gider*mektedir.
    • Lezyonlar 10-14 gün içinde düzelmektedir.
    Rekalsitran piyoderma gangrenosum Günde 3 kez 300 mg • İki ay içinde belirgin iyileşme sağlarken, 4 ay sonra tam iyileşme oluşur.
    Wegener granulomatosisi Günlük 800 mg • Prednizolonla kombinasyonu lezyon- larda hızla düzelme ve 3 ay içinde tam gerileme sağlar.
    Potasyum iyodür ilk olarak 20. yüzyıl başlarında bu durum için kullanılmaya başlanmış olup, etkinliği ve düşük maliyeti nede*niyle günümüze kadar devam etmiştir. Fiks kutanöz sporotrikoz ve lenfokutanöz sporotrikozda etkinliği gösterilmiştir. Erişkinler için başlangıçta 250 mg şeklinde yaklaşık olarak 5 damla 1 gr/ ml solüsyon şeklinde günde 3 kez uygulanır. Tolere edildik*çe doz tedricen maksimum 2-2.5 gr olmak üzere günde 3 kez yaklaşık 40-50 damlaya kadar artırılıp 6-10 hafta kadar uygula*nabilmektedir. Tedavi iyodizm belirtileri veya hipersensitivite gelişirse kesilmelidir.
    Çocuklarda maksimum 1.25-2 gr olmak üzere yaklaşık 1 gr/ml solüsyon olmak üzere günde 3 kez 25-50 damla olarak 6-10 hafta boyunca uygulanabilmektedir. Günde 1 kez uygulamak, 3 kez uygulamak kadar etkili olup, özellikle çocuk sporotrikoz hastaları için tedavi uyumunu arttırabilmektedir. Bununla bir*likte mevcut olan ülkelerde, KI'ün tedavideki yerini itrakonazol almıştır. Çeşitli yan etkileri, tek bir oral uygulama formunun ol*maması gibi uzun dönem kullanma uyumu sorunu nedeniyle potasyum iyodür alternatif tedavi olarak düşünülmektedir. Potasyum iyodür ekstrakutanöz pulmoner, ekstraartiküler ve meningeyal sporotrikoz veya dissemine sporotrikozda ise etkili bulunmamıştır. Bu tip sporotrikozlarda amfoterisin B veya itra*konazol kullanımı düşünülmelidir (6-12). Türkiye'den Çoşkun ve ark. yaptıkları bir olgu bildirisinde ise terbinafin tedavisine KI eklenmesinin tedavi yanıtını artırabileceğini belirtmişlerdir. Bu olguda 250 mg/gün dozda 6 aylık terbinafin tedavisine, önce günde 10 damla, daha sonra ise günde 50 damla 3 kez KI solüs*yonu 2 ay boyunca uygulamışlardır (13).
    Diğer Subkutan Mikozlar
    Potasyum iyodür subkutan fikomikozis, insan pitiyosisi, nokar- diya braziliensis, kutanöz kriptokokkosisi ve rinoentomofitoro- mikosisi (rinofitomikosis) gibi diğer subkutan mikozlarda etkili bir şekilde uygulanabilmektedir (14-20). Macartney ise, KI teda*visini akciğer aspergillozlu olgularda etkili bulmuştur (21).
    Narendranath ve ark. kromoblastomikozlu bir olguda ilk hafta 200 mg, 2. haftadan itibaren ise 400 mg KI tedavisiyle lezyon- larda gerileme gözlemişler ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler için itrakonazol ve terbinafin gibi tedavilerden yaklaşık 50 kat daha ucuz olan KI tedavisinin daha mantıklı bir seçenek olabileceğini belirtmişlerdir (22).
    Aozasa ve ark. ise lenfokutanöz nokardiyosisli bir olguda 0.5 gr/gün dozda uygulamada bile KI tedavisinin faydalı olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu olgu sunularında Batı ülkelerinde özel*likle sporotrikoz gibi subkutan mikoz tedavisinde 6-7.5 gr/gün dozda uygulanan KI tedavisinin, Japonya'da 0.5 gr/gün dozda başlanılmasını önerip, tedricen dozun 3-4 gr/güne kadar çıkıla*bileceğini belirtmişlerdir (23).
    Kronik subkutan zigomikosisli bir olguda KI tedavisi başarılı bu*lunmuş ve etkinliğinin direkt antifungal veya dokuya geçerek anti-fibrotik ve proteolitik özelliğiyle olabileceği düşünülmüş*tür (24).
    Pannikülitler
    Potasyum iyodür eritema nodozum ve nodüler vaskülitte et*kili bulunmuştur. Bu durumlarda erişkin dozları 300-900 mg/ gün olarak değişmektedir. Lokal hassasiyet, ateş ve artralji gibi belirtiler 24-48 saat içinde gerilerken, 10-14 gün içinde lezyon- lar kaybolabilmektedir. Potasyum iyodürün eritema nodozum migrans (subakut nodüler migratuvar pannikülit) olgularında da başarılı olduğu belirtilmektedir (25-29).
    Türkiye'den Şutman ve ark. nın yaptığı bir çalışmada eritema nodozumlu 15 hasta potasyum iyodür ile tedavi edilip 8 has*tada (%53.3) tam olarak iyileşme, 4 hastada (%26.7) tama yakın iyileşme gözlenirken, 3 hastada (%20) iyileşme görülmemiştir. Ağrı, eritem ve nodozite gibi belirtilerde iyileşme 3 gün içinde başlayıp, lezyonlarda tam olarak kaybolma tedavinin başlangı*cından 7 ila 10 gün sonra görülmüş ve olgularda KI tedavisine bağlı herhangi bir yan etki görülmemiştir (30).
    Requena ve ark. ise yaptıkları bir derlemede KI'ün 400-900 mg/ gün dozda veya satüre solüsyonun su veya portakal suyu içinde günde 3 kez 2-10 damla kullanımında etkili olabileceğini belirt*miştir. Eritema nodozumda KI etki mekanizmasının bilinmediği, ancak teorik olarak mast hücrelerinden heparin salınımını uyar*dığı ve heparinin de gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonunu baskıladığını öne sürmüşlerdir. Bu mekanizmayı destekleyen diğer bir bulgunun ise heparinoid içeren merhemlerin eritema nodozum lezyonlarına oklüzyonla uygulanmasında faydalı ol*duğu olguların bildirilmesidir (31).
    Nötrofilik Dermatozlar
    Potasyum iyodür Sweet's sendromu ve piyoderma gangreno- zum olgularında da tedavi amaçlı kullanılmıştır (32, 33). San- burg ve Benzie, Crohn's hastalığı ve piyoderma gangrenozumlu bir olgunun KI tedavisiyle deri bulgularının gerilediğini gözlem*lemişlerdir (33). Richardson ve Callen ise rekalsitran piyoderma gangrenozumlu bir olguda KI'ün etkinliğini bulmuşlardır. Bu gibi durumlarda KI 300 mg dozda günde 3 kez uygulandığında etkili olabilmektedir. Nötrofilik dermatozlarda diğer tedavilerin etkisizliği, kontrendikasyonları veya tolere edilemeyen yan etki*leri varlığında KI tedavisi alternatif olabilmektedir (34).
    Horio ve ark 1980 yılında yaptıkları olgu bildirisinde ilk kez KI tedavisiyle Sweet sendromunda gerileme saptamışlardır (35). Daha sonra 1983 yılında yaptığı çalışmada da bunu doğrula*mışlardır. Sweet sendromu tedavisi için önerilen dozları enterik kaplı 300 mg lık tabletlerinin günde 3 kez verilmesi veya 1 gram/ ml su içinde satüre KI solüsyonunun 9 damla/gün (yaklaşık 450 mg KI içerir) olarak başlanması ve her gün 1 damla doz arttırı*larak son doz olan 21 damla/güne (Yaklaşık 1050 mg) çıkılması önerilmektedir. Bu dozda her damla 0.05 ml olarak hesaplanıp, 20 damlanın 1 ml olarak kabul edilmesi ve her damlanın yakla*şık 50 mg KI içerdiği göz önünde bulundurulmalıdır (32).
    Asahina ve ark. ise steroid tedavisine yanıt vermeyen bir olguda önce 900 mg/gün, daha sonra ise 1200 mg/gün doza çıktıkları KI tedavisiyle piyoderma gangrenozumlu bir olguda tamamen gerileme saptamışlardır (36).
    Koguchi ve ark. ise 67 yaşındaki bayan bir hastada gelişen eri*tema annulare sentrifugum-benzeri nötrofilik dermatozda KI tedavisinin etkili olduğunu göstermişler ve oral 0.9 gr/gün KI tedavisi ile 2 hafta içinde lezyonlarda tam kaybolma saptamış*lardır (37).
    Wegener Granülomatozisi
    Bir olguda kortikosteroid ile birlikte 800 mg/gün potasyum iyo*dür uygulandığında lezyonlarda hızlı bir şekilde gerileme ve 3 ay içinde de tam kaybolma gözlenmiştir (38).
    Diğer Hastalıklar
    Eritema multiforme, Behçet hastalığı ve dissemine granuloma annüare gibi değişik dermatozlarda KI uygulanabileceği belir*tilmektedir (1, 2, 39).
    Rozenbaum ve ark. ise yaptıkları bir olgu bildirisinde mikst kon- nektif doku hastalığı olan bir hastada gelişen nekrotizan vaskü- lit lezyonlarının günde 3 kez 300 mg KI tedavisiyle bir ay içinde gerileme ve 3 ay içinde ise tam kaybolma saptamışlardır (40).
    Kontrendikasyonları
    Potasyum iyodür kullanımından önce aşağıdaki durumlar dik*kate alınmalıdır. Hastanın hikayesinde tiroid hastalığı, böbrek hastalığı, aktif tüberküloz ve hiperkalemi gibi durumlar söz konusu ise kullanımdan kaçınmak gerekmektedir. Uzun dö*nem KI kullanımı hipotirodizm veya hipertirodizmi indükleye- bilmektedir. Bu yüzden multinodüler guatr, Grave's hastalığı ve otoimmun tiroid hastalığında kullanımından kaçınılmalıdır. Ay*rıca kardiyak hastalığı olanlar, Addison hastalığı ve miyotoniya konjenita durumlarında da dikkatli kullanılmalıdır. Eğer hasta amilorid, spirinolakton, triamterin gibi potasyum tutucu diüre- tikler, anti-tiroid ilaçlar ve lityum kullanıyorsa da uygulamadan kaçınılmalıdır. Potasyum iyodür hipersensitivitesi, hipokomple- mentemik vaskülit, Duhring hastalığı durumlarında da kullanıl*maması önerilmektedir (41-51).
    Gebelik boyunca potasyum kullanımı yenidoğanda tiroid has*talıkları ve guatr gelişimine yol açabilir. Gebelik kategorisi KI'ün D olup, kısa dönem kullanımı bazı klinisyenlerce zararsız bulun*muştur. Gebelikte uzun dönem kullanımı ise çoğu otör tarafın*dan önerilmemektedir. Emzirme döneminde kullanımı ise süt yoluyla bebeğe geçip deri döküntüleri ve tiroid problemlerine neden olabilir (49).
    Yan Etkiler
    Potasyum iyodür kısa dönem ve düşük dozda kullanıldığında yan etkileri oldukça nadir görülmektedir. En sık gözlenen yan etkileri karın ağrısı, diyare, bulantı ve kusmadır. Bu akut yan et*kiler sıklıkla tedavi boyunca ilaca alıştıkça veya doz artımından kaçındıkça gerileyebilmektedir. Diğer daha nadir yan etkileri arasında ürtiker ve anjiyoödem yer alıp, kollar, yüz, bacaklar, dil, boğaz ve lenf bezlerinde şişme ile karekterize bulgular verebilir (41-43).
    Uzun süre ve yüksek dozda kullanımında iyodizm (kronik iyot zehirlenmesi) veya potasyum toksisitesi belirtileri ortaya çıka*bilir. İyodizm belirtileri arasında ise ağız ve boğazda yanma, metalik tat, ağızda ve burunda sulantı artışı, göz kapaklarında şişlik, diş ve dişetlerinde ağrı ile şiddetli baş ağrısı yer almakta*dır. Potasyum toksisitesinde ise konfüzyon, düzensiz kalp atışı, hissizlik, karıncalanma, el ile ayaklarda ağrı ve güçsüzlük yer al*maktadır. Bu durumda tedavi kesilip, destekleyici tedavi başla*nır. İlaç kesilmesinden kısa bir süre sonra belirtiler kaybolur. Bol sıvı veya tuz alımı iyot eliminasyonuna yardımcı olabilmektedir (41).
    Prodüktif öksürük, akciğer ödemi, parotis ve submaksiller tük- rük bezlerinde şişlik veya hassasiyet, farinks, larinks ve tonsiller- de inflamasyon oluşabilmektedir (5).
    Hipersensitivite reaksiyonları arasında anjiyoödem, kutanöz ve mukozal hemorajiler, serum hastalığına benzer ateş, artralji, lenf nodlarında şişlik ve eozinofili gibi bulgular oluşabilir. Ürti*ker dışında, trombotik trombositopenik purpura ve fatal periar- teritis oluşabilir. Kronik ürtikerle birlikte hipokomplementemik vaskülit veya sistemik lupus eritematosus gibi hastalarda bu tip şiddetli hastalık riski yüksektir. Hipersensitivite oluşursa, tedavi mutlaka kesilmelidir (42, 47).
    Tablo 2. Potasyum İyodürün Yan Etkileri (41-51)
    Sık gözlenen yan etkiler: Karın ağrısı, diyare, bulantı ve kusma Nadir yan etkiler: Ürtiker ve anjiyoödem gibi hipersensitivite reaksiyonları, serum hastalığı benzeri tablo, trombotik trombositopenik purpura, periarteritis nodoza
    Kutanöz yan etkiler: Akneiform erupsiyon, iyododerma, Duhring hastalığında aktivasyon, püstüler psoriasis, granülomatöz vaskülit İyodizm: Ağız ve boğazda yanma, metalik tat, ağızda sulanma artışı, diş ve dişetlerinde ağrı ile şiddetli baş ağrısı
    Potasyum toksisitesi: Konfüzyon, düzensiz kalp atışı, hissizlik, karıncalanma, el ile ayaklarda ağrı ve güçsüzlük
    Kutanöz yan etkiler arasında akneiform erupsiyon, iyododerma tablosu şeklinde eritematöz, veziküler, büllöz, ürtikeryal, nodü- ler veya vejetatif yüz, omuz ve ekstremite lezyonları, Duhring hastalığında aktivasyon, nadir yan etkileri arasında ise periarte*ritis nodoza, püstüler psoriasis ve granülomatöz vaskülit oluşa*bilmektedir (Tablo 2) (43-46).
    İlaç Etkileşimleri
    Anjiyotensin konverting enzim inhibitörleriyle hiperkalemi, kardiyak aritmi, ve kardiyak arrest, anti-tiroid ilaçlarla birlikte hipotiroid ve guatrojenik etkinlik artışı, potasyum tutucu diü- retiklerle hiperkalemi, kardiyak aritmi, kardiyak arrest, lityumla hipotiroid etkinlik artışı, amiodaron ve sülfonamidlerle ise hipo- tirodizm riskinde artma meydana gelebilmektedir (5, 51).
    Sonuç
    Bugün için birçok hastalığın daha yeni modern tedavi yöntem*leri bulunmaktadır. Bununla birlikte, etkinliği ve düşük maliyeti dolayısıyla potasyum iyodür bazen seçilecek ilaç olabilmekte*dir. Sıklıkla 2. seçenek ilaçlar arasında, ilk seçenek ilaçların et*kisiz bulunduğu durumlarda potasyum iyodürün dermatolojik amaçlı kullanımı söz konusu olabilmektedir.
    Kaynaklar
    1. Sterling JB, Heymann WR. Potassium iodide in dermatology: A 19th century drug for the 21st century- Uses, pharmacology, adverse effects, and contraindications. J Am Acad Dermatol 2000; 43: 691-697.
    2. Miyachi Y, Niwa Y. Effect of potassium iodide, colchicines and Dap- sone on the generation of polymorphonuclear leukocyte- derived oxygen intermediates. Br J Dermatol 1982; 107: 209-214.
    3. Honna K, Saga K, Onodera H, Takahashi M. Potassium iodide inhibits neutrophil chemotaxis. Acta Derm Venereol 1990; 70: 247-249.
    4. Agarwal S, Gopal K, Umesh, Kumar B. Sporotrichosis in Uttarak hand (India): A report of nine cases. Int J Dermatol 2008; 47: 367-371.
    5. Hassan I, Keen A. Potassium iodide in dermatology. Indian J Dermatol Venereol Leprol 2012; 78: 390-393.
    6. Mahajan VK, Sharma NL, Sharma RC ve ark. Cutaneous sporotricho- sis in Himachal Pradesh, India. Mycosis 2005; 48: 25-31.
    7. Kauffman CA, Hajjeh R, Chapman SW. Practice guidelines for the management of of patients with sporotrichosis. For the Mycosis Study Group. Infectious Diseases Society of America. Clin Infect Dis 2000; 30: 684-687.
    8. Restrepo A. Treatment of tropical mycosis. J Am Acad Dermatol 1994; 31: 59-102.
    9. Bonifaz A, Saul A, Paredes-Solis V ve ark. Sporotrichosis in childhood: Clinical and therapeutic experience in 25 patients. Pediatr Dermatol 2007; 24: 369-372.

    10. Cabezas C, Bustamante B, Holgado W, Begue RE. Treatment of cu- taneous sporotrichosis with one daily dose of potassium iodide. Pediatr Infect Dis J 1996; 15: 352-354.
    11. Morris-Jones R. Sporotrichosis. Clin Exp Dermatol 2002; 27: 427*431.
    12. Houh W, Chung SR, Ro BI. Itraconazole in the treatment of sporotric- hosis: A Korean experience. Trop Doct 1995; 25: 107-109.
    13. Coskun B, Saral Y, Akpolat N, Ataseven A, Cicek D. Sporotrichosis successfully treated with terbinafine and potassium iodide:Case report and review of the literature Mycopathologia 2004; 158: 53-56.
    14. Burkitt DP, Wilson AM, Jelliffe DB. Subcutaneous phycomycosis. A review of 31 cases seen in Uganda. BMJ 1964; 1: 1669-1672.
    15. Prasad PV, Paul EK, George RV, Ambujan S, Viswanthan P Subcuta*neous phycomycosis in a child. Indian J Dermatol Venereol Leprol 2002; 68: 303-304.
    16. Goyal A, Gupta N, Das S, Jain S. Basidiobolomycosis of the nose and face: A case report and a mini-review of unusual cases of basidiobolomy- cosis. Mycopathologia 2010; 170: 165-168.
    17. Imwidthaya P. Human pythiosis in Thailand. Postgrad Med J 1994; 70: 558-560.
    18. Mitchell G, Wells GM, Goodman JS. Sporotrichoid Nocardia brasili- ensis infection: Response to potassium iodide. Am Rev Respir Dis 1975; 112: 721-723.
    19. Carrick L. Cutaneous cryptococcosis. AMA Arch Dermatol 1957; 76: 777-778.
    20. Bhatia N, Singh C, Kawatra R, Alam S, Dhawan R. Rhinoentomoph- thoromycosis: Rarity revisited. Ear Nose Throat J 2010; 89: 268-271.
    21. Macartney JN. Pulmonary aspergillosis: A review and a description of three new cases Thorax 1964; 19: 287.
    22. Narendranath S, Sudhakar GK, Mirabel RSMP, Kini H, Pinto J. Sa- fety and efficacy of oral potassium iodide in Chromoblastomycosis. Int J Dermatol 2010; 49: 334-348.
    23. Aozasa N, Kıso M, Kaneko T. Primary lymphocutaneous nocardiosis due to Nocardia brasiliensis which was successfully treated with only oral potassium iodide. J Dermatol 2011; 38: 826-828.
    24. Madke B, Chikhalkar S, Mahajan S, Kharkar V, Khopkar U. Ulcerati- ve subcutaneous zygomycosis: development of hypothyroidism induced by potassium iodide (Wolff-Chaikoff effect). Indian J Dermatol Venereol Leprol 2010; 76: 431-433.
    25. Horio T, Danno K, Okamoto H, Miyachi Y, Imamura S. Potassium iodide in erythema nodosum and other erythematous dermatosis. J Am Acad Dermatol 1983; 9: 77-81.
    26. Schultz EJ, Whiting DA. Treatment of erythema nodosum and no- dular vasculitis with potassium iodide. Br J Dermatol 1976; 94: 75-78.
    27. Horio T, Imamura S, Danno K, Ofuji S. Potassium iodide in the treat*ment of erythema nodosum and nodular vasculitis. Arch Dermatol 1981; 117: 29-31.
    28. Rotas A, Lowe D, Smout M. Erythema nodosum migrans in a young woman. Arch Dermatol 1980; 116: 325-326.
    29. Vilanova X, Aguade JP. Subacute nodular migratory panniculitis. Br J Dermatol 1959; 71: 45-50.
    30. Şutman K, Taştan B, Baykal K, Özcan S. Eritema Nodozumda Potas*yum îyodür Tedavisi. Turk J Dermatol 1992; 2: 59-61.
    31. Requena L, Requena C. Erythema Nodosum. Dermatol Online J 2002; 8: 4.
    32. Myatt AE, Baker DJ, Byfield DM. Sweet’s syndrome: A report on the use of potassium iodide. Clin Exp Dermatol 1987; 12: 345-349.
    33. Sanburg AL, Benzie JL. An unusual use of an old drug. Potassium iodide in pyoderma gangrenosum. Aust J Hosp Pharm 1987; 17: 187-188.
    34. Richardson JB, Callen JP. Pyoderma gangrenosum treated success- fully with potassium iodide. J Am Acad Dermatol 1993; 28: 1005-1007.
    35. Horio T, Imamura S, Danno K, Ofuji S. Potassium iodide in the treat- ment of erythema nodosum and nodular vasculitis. Arch Dermatol 1981; 117: 29-31.
    36. Asahina A, Minatani Y, Tada Y, Mitsui H, Tamaki K. Successful Tre- atment of Pyoderma Gangrenosum with Potassium Iodide Acta Dermato- Venereologica 2006; 86: 84-85.
    37. Koguchi H, Arita K, Yamane N, Shinkuma S, Shimizu H. Erythema Annulare Centrifugum-like Neutrophilic Dermatosis: Effects of Potassi- um Iodide. Acta Dermato-Venereologica 2012; 92: 333.
    38. Torinuki W. Wegener’s granulomatosis successfully treated with pred- nisolone and potassium iodide. J Dermatol 1994; 21: 693-695.
    39. Smith JB, Hansen CD, Zone JJ. Potassium iodide in the treatment of disseminated granuloma annulare. J Am Acad Dermatol 1994; 30: 791*792.
    40. Rozenbaum M, Slobodin G, Boulman N ve ark. Therapeutic Vignette: Old and New Drugs in Mixed Connective Tissue Disease. IMAJ 2008; 10: 831-832.
    41. Munoz FJ, Bellido J, Moyano JC, Alvarez MJ, Juan JL. Adverse reac- tions to potassium iodide from cough syrup. Allergy 1997; 52: 111-112.
    42. Curd JG, Milgrom H, Stevenson DD, Mathinson DA, Vaughan JH. Potassium iodide sensitivity in four people with hypocomplementemic vasculitis. Ann Intern Med 1979; 91: 853-857.
    43. Alpay K, Kurkcuoglu N. Iododerma: An unusual side effect of iodide ingestion. Pediatr Dermatol 1996; 13: 51-53.
    44. Reunala T. The role of diet in dermatitis herpetiformis. Curr Probl Dermatol 1991; 20: 168-175.
    45. Rasmussen H. Iodide hypersensitivity in the etiology of periarteritis nodosa. J Allergy 1995; 26: 394-407.
    46. Shelley WB. Generalized pustular psoriasis induced by potassium io- dide: A postulated role for dihydrofolatec reductase. JAMA 1967; 201: 1009-1014.
    47. Eeckhout E, Willemsen M, Deconinck A, Somers G. Granulomato- us vasculitis as a complication of potassium iodide treatment for sweet’s syndrome. Acta Derm Venereol 1987; 67: 362-364.
    48. Galina MP, Avnet NL, Einhorn A. Iodides during pregnancy: An appa- rent cause of neonatal death. N Engl J Med 1962; 267: 1124-1127.
    49. Briggs GG, Freeman RK, Yaffe SJ. Potassium iodide. A reference gu- ide to fetal and neonatal risk. Drugs in pregnancy and lactation’de. Ed. Briggs GG, Freeman RK, Yaffe SJ. 7. Baskı. Philadelphia, Lippincott Williams and Wilkins, 2005; 1326-1327.
    50. Woeber KA. Iodine and thyroid disease. Med Clin North Am 1991; 75: 169-178.
    51. Heymann W. Potassium iodide and the wolff-chaikoff effect: Rele- vance for the dermatologist. J Am Acad Dermatol 2000; 42: 490-492.

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X