Duyuru

Collapse
No announcement yet.

DMSO Nedir? Dimethyl sulfoxide (DMSO)

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • DMSO Nedir? Dimethyl sulfoxide (DMSO)


    DMSO Nedir?




    DMSO Nedir?
    Dimethyl sulfoxide (DMSO) ilk kez Rus bilim adımı Alexander Zaytsev tarafından bulunmuş olduğu ile ilgili Alman kimya dergilerinde yayınlar mevcuttur. Kimyasal bileşik formulu (CH3)2SO dir.
    Bilimsel ve popüler literatürde tartışmalara yol açan, Op. Dr. İlhami GÜNERAL in öncülük ettiği basit bir bileşiktir. Terapötik ve toksik maddeler genellikle aprotik çözücü olduğu için DMSO içinde çözünürler. DMSO su ile hızlı etkileşime girer. DMSOnun hızlı nüfuz etme gücü ve biyolojik membranlardan sızma özelliğine sahiptir. DMSO sistemik toksisitesi düşük olarak kabul edilir.

    Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir, Op.Dr.İlhami Güneral de kanserden korkma modası geçmiş tedaviden kork adlı kitabında DMSO tedavisine ne kadar önem verdiğine değinmiştir.

    DMSO Genellikle hastanın durumuna ve hastalığın evresine göre uygun doz belirlenerek kullanılmalıdır.

    Ulaşılması zor hasarlı dokulara etken maddelerin gönderilmesini sağlayan taşıyıcı bir maddedir. DMSO tedavisi mutlaka uzman doktor kontrolünde uygulanmalıdır.

    Özellikleri

    • Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
    • Antienflamatuardır.
    • Antibakteriyel ve fungusittir.
    • İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
    • Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
    • Ca fonksiyonunu durdurarak, kalp kasının yükünü hafifletir.
    • Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
    • Bağışıklığı kamçılar.
    • Vücutta interferon oluşturucudur.
    • Hidroksil serbest radikallerini yok eder.
    • Kolojeni yumuşatır.


    Op. Dr. İlhami Güneralin de kitabında değindiği gibi DMSO; Amerikan tabipler birliğinin başkan seçim konferansında eski İndiana valisi Dr. Bowenın Kanserden ölmek üzere olan ve dayanılmaz acılar içinde kıvranan eşine yasa dışı bir ilaç kullandığını itiraf etmesiyle ciddiyet kazanmıştır. Eşi Multipl Miyeloma adında bir cins kemik kanserine tutulmuş ve vefat etmişti. Dr Bowennin anlattıklarına göre, DMSO eşinin ağrılarını birkaç dakika içinde yok etmişti.

    Op. Dr. İlhami Güneralin çalışmaları da desteklemektedir ki DMSO su ile birleştiğinde bağlama gücü iki su molekülünün bağlanma gücünden daha büyüktür, bu yüzden DMSO hiçbir zarar vermeden dokulara kolayca sızar etken maddeleri de beraberinde taşır. Kanser Hücresine afinitesi olan hematoksilon ile doğrudan hedeflenen kanser kitlerine sürüklenir. Beyin hücrelerinin gereksinimi olan nükleik asit bu yolla damar beyin bariyerini kolaylıkla aşarak nöronlara nüfuz eder. Hematoksilon çok güçlü boyar maddedir ve DMSO da çözülerek istenilen kanserli hücreye sızması böylece mikroskobik yolla kanserli hücrenin tespiti sağlanır.

  • #2
    DMSO NEDİR ?
    Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir.
    Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar alınmaktadır.

    DMSO 'NUN ÖZELLİKLERİ
    ââ‚¢Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder
    ââ‚¢Antienflamatuardır.
    ââ‚¢Antibakteriyel ve fungusittir.
    ââ‚¢İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
    ââ‚¢Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü) dür.
    ââ‚¢Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
    ââ‚¢Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
    ââ‚¢Bağışıklığı kamçılar.
    ââ‚¢Vücutta interferon oluşturucudur.

    Öncelikle,
    1-Kanser türleri
    2-Romatoit artrit
    3-Kalp ve damar hastalıkları
    4-Yumuşak doku travmaları gibi hastalıklarda kullanılmaktadır.

    Kanser tedavisinde DMSO mucizesi
    DMSO tedavisi, kanserli bölgenin yokedilmesini hedefler, kanseri ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tedavi yönteminin mutlaka bağışıklık sistemine yönelik takviyelerle desteklenmesi gerekmektedir.
    Houstonââ‚â„¢da kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSOââ‚â„¢yu, ââ‚Ã…“hematoksilinâ₝ adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor.

    Basitçe; hematoksilin maddesi DMSOââ‚â„¢yu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar alınmaktadır.

    DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir.

    DMSO KULLANIM ŞEKİLLERİ VE TEDAVİ DOZLARI

    ORAL KULLANIM
    İlk gün 0,5 ml olarak başlanır.2 ve 3.günler 1 ml'ye çıkılır.4.günden itibaren ise 1,5 ml çıkılır.İlaç tercihen aç karna,bir miktar su veya meyve suyuna karıştırılarak içilir.Gerekirse günde 2 ml'ye kadar çıkılabilir.
    NASAL KULLANIM
    Solunum yoluyla kullanılacak DMSO özel olarak seyreltilmiş bir solüsyondur.Sabah ve akşam 4 cc olarak nebulizatör cihazına konularak buhar şeklinde solunur.
    DAMAR İÇİ KULLANIM
    Damar içi kullanım kesinlikle klinik ortamda doktor tarafından uygulanmalıdır.Hastalığın durumuna göre izotonik NaCl çözeltisi içerisinde,doktor tarafından belirlenen dozlarda 1 saatlik bir süre içerisinde yavaş yavaş verilmelidir.
    LOKAL KULLANIM
    Özellikle bölgesel ağrılar,Romatizma ağrıları,ödem,ve yumuşak doku travmalarında günde 2-3 kez az miktarlarda sürülerek kullanılır.Sıvı, jel, krem ve sprey formları mevcuttur.

    DMSO'nun aşağıdaki hastalıklarda kullanılması önerilmemektedir.
    1-Ağır böbrek yetmezliği
    2-Karaciğer yetmezliği
    3-Siroz

    ÖNEMLİ UYARI
    Dmso ürünleri majistral ilaçtır. Yani,eczacı tarafından doktorun yazığı reçeteye ve dozlara göre tam steril laboratuvar ortamda hazırlanmalıdır.DMSO'nun doktorun önerdiği şekillerde ve belirttiği dozlarda kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.Ancak bilinçsiz bir şekilde ve yüksek dozlarda kullanıldığında böbrek fonksiyonlarında hafif yükselme,karaciğer fonksiyon testlerinde artmalara sebep olabilir.Bu yan etkiler oral ve damar içi uygulamalarda görülebilmektedir.

    Yorum yap


    • #3
      DMSO (dimethylsülfoksit)
      DMSO bir reçeteli ilaç ve besin takviyesidir. Bu aynı zamanda bir endüstriyel çözücü olarak kullanılır.
      DİĞER İSİMLERİ NELERDİR?
      Dimethylis Sulfoxidum, dimetil sülfoksit, Dimetil Sulphoxide, dimethylsülfoksit, Diméthylsulfoxyde, Dimetilsulfóxido, Metil Sulphoxide, NSC-763, SQ-9453, Sulphinybismethane.
      VÜCUT İÇİN ETKİLERİ NELERDİR?
      İnterstisyel sistit için FDA onaylı bir ürün olarak kullanılmaktadır. Muhtemel diğer etkileri arasında Idoxuridine olarak adlandırılan bir ilaç ile birlikte kullanıldığında, herpes zoster virüsü (zona) neden olduğu ağrıyı dindirnektedir. Kemoterapi nedeniyle cilt ve doku hasarının tedavisinde de kullanılmaktadır.
      Sponsorlu Bağlantılar

      Yeterli kanıt olmasa da baş ağrısı, artrit, göz problemleri, safra taşları, amiloidoz denilen bir durum, kas problemleri, beyindeki yüksek kan basıncı, cerrahi sonrası iyileşmeye yardımcı, kallus olarak bilinen deri rahatsızlıkları ve astım için faydalı oluğu bildirilmektedir.
      DMSO (dimethylsülfoksit) NASIL ETKİ EDER?
      DMSO vücuttaki protein, karbonhidrat, yağ ve suyun etkilediği deri ile ilgili ilaçların etkilerine yardımcı olur.
      GÜVENLİ Mİ?
      DMSO reçeteli bir ilaç olarak kullanıldığı zaman güvenlidir. Sağlık uzmanı tarafından reçete edilmemiş ürünler kullanmayın. Bazı reçetesiz DMSO ürünlerin kullanımı sağlık için uygun değildir. Onlar, yan etkilere neden olan maddeler ihtiva ediyor olabilir.
      DMSO ağız yoluyla alınması veya cilde uygulanması deri reaksiyonları, kuru cilt, baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, solunum problemleri, görme problemleri, kan problemleri, alerjik reaksiyonlar gibi bazı yan etkileri sayılabilir. DMSO, sarımsak gibi nefes ve vücut kokusu ve lezzet hissetmenize neden olur. Eğer;
      • Hamile veya emziren
      • Karaciğer sorunları
      • Böbrek sorunları
      • Göz problemleri
      • Şeker hastası
      • Baş ağrısı
      • İdrar yolu kanseri varsa bu ürünü kullanmayınız.

      İLAÇLARLA ETKİLEŞİM
      Deri, göz ve kulak (topikal ilaçlar) için uygulanan ilaçlarEtkileşim Değerlendirme: Orta derecede etkileşime sahip olabilir. Bu nedenle dikkatli olun ve doktorunuzla konuşun.
      DMSO (dimethylsülfoksit), bazı ilaçların vücutta absorbesine yardımcı olabilir. DMSO uygulanması deri, göz ve kulaklara koyulan ilaçlar ile birlikte vücudunuzun ilaç emilimini artırabilir. Bu da etki yada yan etkilerini artırabilir. Vücudunuzun ne kadar tıp emer arttırılması ilacın etkileri ve yan etkileri artabilir.
      Shot (Enjektabl ilaçlar) olarak verilen ilaçlarEtkileşim Değerlendirme: Orta derecede etkileşime sahip olabilir. Bu nedenle dikkatli olun ve doktorunuzla konuşun.
      DMSO (dimethylsülfoksit), bazı ilaçların vücutta absorbesine yardımcı olabilir. Buna bağlı olarak kullanılan ilaçların etki yada yan etkilerini artırabilir.
      Oral ilaçlarEtkileşim Değerlendirme: Orta derecede etkileşime sahip olabilir. Bu nedenle dikkatli olun ve doktorunuzla konuşun.
      DMSO (dimethylsülfoksit) vücudunuzun ilaç emilimini artırabilir. Ağız yoluyla alınan ilaçlar ile birlikte DMSO almak, vücudunuzun ilaç emilimini artırabilir. Bu da ilaçların etkileri ve yan etkileri artırabilir.
      DOZ AYARLAMASI
      Aşağıdaki dozlarda bilimsel araştırmalar incelenmiştir:
      CİLT İÇİN UYGULAMA:
      DMSO, kanser tedavisi bazı yan etkilerin önlenmesi için:% 77-90 genellikle 10-14 gün süreyle her 3-8 saatte bir tıbbi gözetim altında uygulanır.
      Zona (herpes zoster): DMSO’nin % 5-40 idoxuridine döküntü görünümünü müteakip sonra 48 saat içinde, her 4 saatte bir ve 4 gün boyunca uygulanır.
      Sinir ağrısı için: % 50 DMSO solüsyonu, 3 hafta boyunca günde 4 kez kullanılır.
      Osteoartrit için: % 25 DMSO jeli, günde 3 defa kullanılır ve % 45.5 DMSO topikal çözeltisi günde 4 kez kullanılır.
      MESANE İÇİN:
      İdrara sık çıkma dürtüsi (interstisyel sistit) ve kronik enflamatuar mesane hastalığı için: Doktorlar tarafından mesane içine bir kateter denilen bir tüp kullanarak, DMSO çözeltisi yerleştirilir. Kateter çıkarılır ve hasta idrara çıkmadan bir süre kadar tutması istenir.

      Yorum yap


      • #4
        DMSO
        DMSO asrımızda, kortizon ve antibiyotiklerden sonraki en önemli buluştur. Kemoterapi ve radyoterapi ile alındığında, saç dökülmesi, ve ağız kenarında yara oluşumunu engellemektedir. İnsanlar üzerinde hiçbir yan etkisi yoktur. Dr. Bowen’ın araştırmalarına göre; sadece, çok uzun kullanıldığında köpeklerde katarakta sebep olmaktadır.

        DMSO ilk kez Houston’lu ünlü ortopedist Dr. Tucker’in – biraz da istemeyerek – bir insan üzerinde uygulamasıyla kanser tedavi alanına girmiştir.

        Dr. Tucker kendi buluşu bir tür kemik ezmesiyle, hayvanlar üzerinde,. Kırık tedavisi yapmaktaydı. Kemikleri, yakınındaki bir kesimevinden, Houston Meat Packing Company’den elde ediyordu.

        Yine kemik almak üzere yaptığı bir ziyarette (yüzü kanserli dana) etlerinin de tüketim maksadıyla pazarlandığını gördü. Konuştuğu veteriner bu tür kanserin organizmada yayılmadığını ve metastaz yapmadığını savunuyordu.

        Dr. Tucker bu olayı incelemeye karar verdi. Kanserli danaların kanında bir antibadi olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Hasta hayvanların kanından elde ettiği gamma globulin’i kanserli farelere enjekte etti. Adenokarsinomlu ve lenfosarkomalı hayvanlarda tümör gelişiminde gecikmeler olmasına karşılık fibrosarkoma ve melanomalı hayvanlarda bir etki görülmüyordu.

        Tümörleri nata net bir şekilde inceleyebilmek için bir boya aramaya başladı.

        Metilen mavisi tüm dokuları kop koyu maviye, pikrit asit de sarıya boyuyordu. Safranin tümörü boyayamıyordu. Sonunda ideal bir doku boyası buldu.

        Hematoksilin. Açık förmülü C 16 H 14 O 6 olan bu madde iki serbest H atomu ile kolayca okside olup Hematin’e dönüşüyor ve tömürü başka, diğer dokuları başka renge boyuyordu. Lakin ortada bir sorun vardı. Bu boya maddesi ne eterde eriyebiliyordu ne de alkolde.

        1963 de DMSO güçlü bir eritici olarak tavsiye edilince Dr. Tucker rahat bir nefes aldı.

        Hematoksilinin çok ilginç bir niteliği vardı. Sağlam dokularda etkisiz olmasına karşı, gerek mikroskopik incelemede gereksi masif diseksiyonda sadece tümörü boyuyordu.

        Panama’da bir kanser araştırma enstitüsü başkanı olan Dr. Carrizo ile birlikte, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda DMSO+Hematoksilin (D+H) karışımının antikanser etkisini görerek şaşırdılar. (E.J. Tucker and a. Carrizo: Hematoxilon Dissolved in Dimethyl Sulfokside used in Recurrent Neoplasm. (İnternational Surgery, 49: pp. 516-527, June 1968)

        Medical World News mecmuasının 1991 ilkbahar sayısında, sadece Meksika’da, en az yedi DMSO kliniği açılmış olduğu ve bu kliniklerde hepsi de ABD vatandaşı hastaların tedavi gördüğü yazılıyor.

        Meksikada bu klinikler üç günlük DMSO tedavisi için hastadan ortalama 800 dolar alıyorlar.

        Sonuç olarak; 55 ülkede reçete ile satılan ve başarıyla uygulanan bir ilaçtır.

        Dimethyl Süfoxide(DMSO), aslında bir tür boya incelticidir. Ama aşağıdaki terapötik özelliklere sahip olan bir incelticidir:

        1-Miyelinsiz sinir elyafının etkinliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
        2-Antienflamatuardır.
        3-Bakteri, fungus(mantar) ve virüslerin üremesini önler.
        4-İlaçların hücre zarlarından kolaylıkla geçmesini sağlar.
        5-Damarlarda, platolitlerden oluşan tromboz olasılığını azaltır.
        6-Sadece deriye sürüldüğü zaman bile müsekkin etkisi yapar.
        7-Hücrelerin içindeki histamin ve prostoglandin salgısını önleyerek damar genişletici rol oynar.
        8-Kollajeni yumuşatır.
        9-Hidroksil serbest radikallerini yok eder.
        10-Bağışıklığı kamçılar.
        11-Damar içi kullanıldığında güçlü diüretiktir(idrar söktürücü).
        12-Organizmada interferon oluşumunu sağlar.
        13-Yaraların kapanmasını hızlandırır.

        DMSO bu niteliklerinden dolayı,spora bağlı travmalarda, artiritlerde, ayak ve bacak problemlerinde, baş ve omurga travmalarında başarıyla kullanılmaktadır. Zihin özürlülerin ve kanserlilerin tedavisinde umulmadık bir etki göstermektedir, deniyor.

        DMSO belirli oranda Hematoksylin olarak bilinen, organik boya karıştırılarak, kanser hastalığına karşı kullanılmaktadır.

        DMSO hiçbir zarar vermeden tüm hücre ve doku zarlarından kolayca geçer ve eritilmiş olduğu maddeleri de beraberinde sürükler. Bu niteliği ona, bazen , hedeflediği dokuya doğrudan ulaşmasını sağlar. Örneğin kanser hücresine afinitesi olan Hemaxilon ile birletşitğinde meydana gelen solüsyon DMSO’yu doğrudan doğruya kanser kitlesine sürükler. Zeka engelli çocukların beyin hücrelerinin gereksinimi olan nükleik asit DMSO yardımı ile damar-beyin engelini kolaylıkla aşarak nöronlara ulaşır.
        TÜRKİYE'DE Kİ DMSO UYGULAMALARININ SONUÇLARI:
        Rahmetli Dr. İlhami Güneral'in kitabında yere göğe sığdıramadığı DMSO gerçekte kanser üzerinde iddia edildiği gibi fazlaca bir etkisi olan bir şey değildir.
        Yaklaşık 1000'e yakın hasta üzerinde DMSO'nun etkisini gözlemleme imkanı yakaladım. Ağrı kesici özelliğini bir tarafa bırakırsak, kanser tümörlerini yok etmede herhangi bir faydasını göremedim.
        Zaten Rahmetli Dr. İlhami Güneral, yıllarca DMSO ve bazı vitaminlerle kanseri tedavi etmeye çalışmışsa da, elinde bir tek kanseri tamamen tedavi edebildiğine dair bir tıbbi rapor yoktu.
        DMSO'NUN HAZIRLANMASI:
        25 gram hematoxylin 80 gram saf DMSO'nun içerisinde eritilir.

        DMSO'NUN DAMARDAN VERİLMESİ:
        250 cc İzotonik Sodyum Klorür içerisine 10 cc hazırlanmış DMSO katılır. İzotonik Sodyum Klorür torbası iki taraftan tutularak yaklaşık 4-5 dakika sallanır. Böylece hazırlanmış DMSO’nun izotonik sodyum klorür sıvısı içerisinde iyice karışması sağlanmış olur.

        Hastanın ağrılarında azalma görülebilir. Fakat ilk verilen DMSO ile etkili bir sancı kesme beklenmemelidir.

        İlk DMSO verildikten 48 saat sonra ikinci defa DMSO 13 cc olarak verilir. Bu sefer biraz daha etkili bir sancı kesmesi beklenebilir.

        İkinci DMSO verildikten 48 saat sonra üçünçü defa DMSO 15 cc olarak verilir. Bu sefer biraz daha etkili bir sancı kesmesi beklenebilir.

        Hastanın sancıları kesildiyse yeniden sancıları başlayana kadar DMSO verilmez. Eğer sancılar 48 saatten önce başlamışsa bu sefer 48 saat sonunda DMSO 18 cc olarak verilir. Bu sefer biraz daha etkili bir sancı kesmesi beklenebilir.


        Üçüncü defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 4. defa verilecek DMSO dozu 20 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Dördüncü defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 5. defa verilecek DMSO dozu 23 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Beşinci defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 6. defa verilecek DMSO dozu 25 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Altıncı defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 7. defa verilecek DMSO dozu 28 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Yedinci defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 8. defa verilecek DMSO dozu 30 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Sekizinci defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 9. defa verilecek DMSO dozu 33 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Dokuzuncu defa DMSO verildikten sonra sancı 48 saatten daha fazla bir süre sonra başlamışsa bu sürenin sonunda DMSO + izotonik solüsyonu verilir. Eğer 48 saatten daha önce ağrılar başlanmışsa 48 saat dolması beklenir. 10. defa verilecek DMSO dozu 35 cc olarak ayarlanır. Bu sefer biraz daha fazla etki beklenebilir.

        Hastaya en fazla verilebilecek olan doz 35 cc’dir. Bundan sonrası hastada el ayak ve vücutta uyuşukluğa sebep olabilir.

        35 cc doza geldikten sonra hastanın uzun süre ağrılarının kesildiği görülecektir. Bu aşamadan sonra hastaya 48 saatte değil, ağrısının yeniden başladığı zamanda yeniden 35 cc olarak DMSO + izotonik solüsyonu verilmeye devam etmelidir.

        DMSO’nun damardan verilmesinde hastanın durumuna göre ağrılar bazen 3-4 gün bazen de 1 ay kadar kesilir. Hasta gündelik yaşamına devam eder. Hastanın sancısının kesilmesi hastadan hastaya değişmektedir.
        Önemli Not:
        1-) Bu uygulama kesinlikle doktor kontrolünde yapılmalıdır. Bu uygulamadan doğacak yan etki ya da bünyesel zararlardan dolayı sorumluluk hasta ya da hasta yakınlarına aittir. Bu bilgiler bilgi amaçlı verilmiştir.

        2-) Hastaya DMSO verilirken en geç 15 günde bir Creatin değerlerine bakılmalıdır. Eğer hastanın creatin değerleri yükseliyorsa, normal sınırlarına gelinceye kadar DMSO verilmesine ara verilmelidir.

        3-) İzotonik Sodyum Klorür torbasının iyice sallanmayıp hastaya hazırlanmış DMSO verilmesi durumunda hastanın beynine topluca giden DMSO hastanın kendisinden geçmesine sebep olabilir. Bu nedenle hastaya DMSO verilirken başında yakınları bulunmalı ve DMSO’nun solüsyon torbası içinde toplanıp toplanmadığını kontrol etmelidir. Eğer toplanma
        görülürse derhal sorumlu doktor ve hemşireye haber verilip solüsyon torbasının yeniden sallanıp DMSO’nun dağıtılması sağlanmalıdır.

        DMSO’nun damardan verilecekse, Hastanın kilosu ve boyuna göre damardan dakikada kaç damla verileceği hesaplanır.
        Hastaya verilecek DMSO+izotonik solüsyonun hesaplanması:
        Hasta kilolu ise en fazla verilecek dakikada damla sayısı; 30’u geçmemelidir. Gerçi 36 damlaya kadar verilebilir. Ancak en risksiz olanı kilolu bir hasta için dakikada 30 damladır.

        Hastanın kilosu 48’in altında ise; hastaya dakika da en fazla 20-22 damla verilmelidir.

        Hastanın kilosu 48-60 arası ise hastaya dakikada 24-26 damla verilmelidir.

        Hastanın kilosu 60-70 arası ise dakika da 26-28 damla verilmelidir.

        Hastanın kilosu 70 ve daha fazla ise dakika da 28-30 damla verilmelidir.

        Hastanın kilosu 80 ve daha fazla ise 30 damla verilmelidir.

        Hastanın sağlık durumuna göre en fazla 36 damla verilebilir.

        Yorum yap


        • #5
          KANSER TEDAVİSİNDE KULLANILAN DMSO NEDİR?


          DMSO (Dimethyle Sulfoxide)
          Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir.

          Özellikleri:

          1-Miyelinsiz sinir kılıfının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.AĞRIYI KESER

          2-Antienflamatuardır.ÖDEMİ ÇÖZER

          3-Antibakteriyel ve fungusittir.BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR

          4-İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.İLAÇLARIN ETKİNLİĞİNİ ARTTIRIR

          5-Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.

          6-Kalsiyumun fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.

          7-Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.ANTİAGİNG ETKİLİDİR

          8-Vücutta interferon oluşturucudur.

          Yorum yap


          • #6
            DMSO (Dimethyle Sulfoxide) TEDAVİSİ[IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image001.gif[/IMG]

            Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir.
            Özellikleri
            · Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
            · Antienflamatuardır.
            · Antibakteriyel ve fungusittir.
            · İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
            · Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
            · Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
            · Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
            · Bağışıklığı kamçılar.
            · Vücutta interferon oluşturucudur.

            DMSO’nun aşağıdaki hastalıklarda kullanılması önerilmemektedir.
            1-Ağır böbrek yetmezliği
            2-Karaciğer yetmezliği
            3-Siroz
            Öncelikle,
            1-Kanser türleri
            2-Romatoit artrit
            3-Kalp ve damar hastalıkları
            3-Yumuşak doku travmaları gibi hastalıklarda kullanılmaktadır.
            DMSO tedavisini destekleyici yöntemler

            DMSO tedavisi, kanserli bölgenin yokedilmesini hedefler, kanseri ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tedavi yönteminin mutlaka bağışıklık sistemine yönelik takviyelerle desteklenmesi gerekmektedir.
            Antikanser diyet

            Güvercinleri örnek alın… Çünkü güvercinler kansere yakalanmayan yegane kuş!
            Taze sebze, meyve ve zeytinyağı kanseri önlüyor!
            Dr.İlhami Güneral’in kendisine ‘rehber’ edindiği ünlü uzmanlardan biri de Dr. Cornelis Moerman. Bu doktorun The Cancer Survivers adlı kitabından yaptığı alıntıda Dr. Güneral şöyle diyor:
            ‘Dr. Moerman, gerçekte sağlıklı bir insanda kanser oluşmayacağını ileri sürüyor. Ona göre, insan vücudundaki her hücrede latant, yani uyuklar durumda bir virüs bulunuyor. Sağlıklı insanda zararsız bir sembiyant yani zorunlu beraberlikte olan bu mikrop, uzun süren bir yanlış beslenme sonucu dokuların zayıflaması ve metabolizmanın bozulmasından ötürü kanser oluşumuna neden oluyor.
            Dünyada iki canlının kanserden ölmediği kesinleşmiş durumda: Köpekbalıkları ve güvercinler. Dr. Moerman, güvercinlerin beslenme şekillerini değerlendirerek 10 yıllık araştırmaları sonucu şu diyeti öneriyor:
            · A vitamini kanseri önler: Taze meyve ve sebzede, yoğun olarak da zeytinyağında A vitamini var… En çok A vitamini bulunduran sebze ise karnabahar…
            · B kompeksi vitaminler kanseri önler… Nobel ödüllü Alman biyokimyacı Otto Warburg, ‘B2-B3 ve B5 karışımı kansere karşı en güçlü koruma yöntemidir’ diyor. Bu vitaminler kuzu ve oğlak ciğerinde var.
            · C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir. İki kez Nobel ödülü alan Dr. Linus Pauling, doğru zamanda, yani kemoterapi görmeden günde 10 gram C vitamini alan kanserlilerin almayanlardan 20 misli uzun yaşadıklarını kanıtladı.
            · E vitamini DNA tahribatını önler: Ekmekte bol bol var….
            · Sitrik asit: Limonda bol miktarda var. Kanı sulandırır.
            · İyod: Bu mineral troid bezinin çalışmasını dengeler. Tuzu az kullanın, kullanırken iyotlusunu tercih edin…
            · Demir: Kanda oksijen taşıyan bu pigmenti ihmal etmeyin.
            · Kükürt: Çok atlanan bir önemli maddedir. Hücreyi yaşatır. Lahana ve brüksellahanasında bol miktarda bulunur.
            Buğday çimi, Acıbadem, Elma

            Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır. Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan ‘laetril’ içermektedir. Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. Japon bilim adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
            Buğday çimi evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir. Evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri….
            Buğday şırasının tarifi: Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar. Laetril, buğday çiminden başka acı badem, kayısı çekirdeğinde ve elma çekirdeğinde bulunur. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika’daki ilaç sanayinin maşaları bu ‘laetril’ adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika’da satılan ‘laetril’ bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD’ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. ‘Kanserin Ölümü’ adlı kitabında Manner, bu madde ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
            Zeytinyağı mucizesi

            Egzoz gazları, fabrika bacalarının kustuğu kanserojenler, içme sularımıza karışan sanayi atıkları, bir yandan da belediyelerin temizlemek için suya kattıkları klor, fast food gıdalardaki, hazır yiyeceklerdeki tehlikeli katkı maddelerine karşı elimizde iki silah var: EKMEĞİMİZ ve ZEYTİNYAĞIMIZ Doktor İlhami Güneral, bugün dünyanın en önemli kanser ilacı olarak kabul edilen köpekbalığı kıkırdağının Küba’nın ihracat kalemleri arasında ilk sırada yer alışını gülümseyerek karşılıyor. Köpekbalığından çıkarılan squalene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunuyor. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimi ile köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar squalene alınır…
            ·
            Kanser tedavisinde DMSO mucizesi

            Houstan’da kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSO’yu, “hematoksilin” adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor. Basitçe; hematoksilin maddesi DMSO’yu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almaktadır.
            DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir.


            · Yorum Yapın
            DMSO’nun doktorun önerdiği şekillerde ve belirttiği dozlarda kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.Ancak bilinçsiz bir şekilde ve yüksek dozlarda kullanıldığında böbrek fonksiyonlarında hafif yükselme,karaciğer fonksiyon testlerinde artmalara sebep olabilir.Bu yan etkiler oral ve damar içi uygulamalarda görülebilmektedir.
            Etiketler: DMSO TEDAVİSİNİN YAN ETKİSİ VARMIDIR?

            Yorum yap


            • #7
              DMSO (Dimethyle Sulfoxide) TEDAVİSİ[IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image001.gif[/IMG]

              Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir.
              Özellikleri
              · Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
              · Antienflamatuardır.
              · Antibakteriyel ve fungusittir.
              · İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
              · Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
              · Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
              · Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
              · Bağışıklığı kamçılar.
              · Vücutta interferon oluşturucudur.

              DMSOnun aşağıdaki hastalıklarda kullanılması önerilmemektedir.
              1-Ağır böbrek yetmezliği
              2-Karaciğer yetmezliği
              3-Siroz
              Öncelikle,
              1-Kanser türleri
              2-Romatoit artrit
              3-Kalp ve damar hastalıkları
              3-Yumuşak doku travmaları gibi hastalıklarda kullanılmaktadır.
              DMSO tedavisini destekleyici yöntemler

              DMSO tedavisi, kanserli bölgenin yokedilmesini hedefler, kanseri ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tedavi yönteminin mutlaka bağışıklık sistemine yönelik takviyelerle desteklenmesi gerekmektedir.
              Antikanser diyet

              Güvercinleri örnek alın Çünkü güvercinler kansere yakalanmayan yegane kuş!
              Taze sebze, meyve ve zeytinyağı kanseri önlüyor!
              Dr.İlhami Güneralin kendisine rehber edindiği ünlü uzmanlardan biri de Dr. Cornelis Moerman. Bu doktorun The Cancer Survivers adlı kitabından yaptığı alıntıda Dr. Güneral şöyle diyor:
              Dr. Moerman, gerçekte sağlıklı bir insanda kanser oluşmayacağını ileri sürüyor. Ona göre, insan vücudundaki her hücrede latant, yani uyuklar durumda bir virüs bulunuyor. Sağlıklı insanda zararsız bir sembiyant yani zorunlu beraberlikte olan bu mikrop, uzun süren bir yanlış beslenme sonucu dokuların zayıflaması ve metabolizmanın bozulmasından ötürü kanser oluşumuna neden oluyor.
              Dünyada iki canlının kanserden ölmediği kesinleşmiş durumda: Köpekbalıkları ve güvercinler. Dr. Moerman, güvercinlerin beslenme şekillerini değerlendirerek 10 yıllık araştırmaları sonucu şu diyeti öneriyor:
              · A vitamini kanseri önler: Taze meyve ve sebzede, yoğun olarak da zeytinyağında A vitamini var En çok A vitamini bulunduran sebze ise karnabahar
              · B kompeksi vitaminler kanseri önler Nobel ödüllü Alman biyokimyacı Otto Warburg, B2-B3 ve B5 karışımı kansere karşı en güçlü koruma yöntemidir diyor. Bu vitaminler kuzu ve oğlak ciğerinde var.
              · C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir. İki kez Nobel ödülü alan Dr. Linus Pauling, doğru zamanda, yani kemoterapi görmeden günde 10 gram C vitamini alan kanserlilerin almayanlardan 20 misli uzun yaşadıklarını kanıtladı.
              · E vitamini DNA tahribatını önler: Ekmekte bol bol var.
              · Sitrik asit: Limonda bol miktarda var. Kanı sulandırır.
              · İyod: Bu mineral troid bezinin çalışmasını dengeler. Tuzu az kullanın, kullanırken iyotlusunu tercih edin
              · Demir: Kanda oksijen taşıyan bu pigmenti ihmal etmeyin.
              · Kükürt: Çok atlanan bir önemli maddedir. Hücreyi yaşatır. Lahana ve brüksellahanasında bol miktarda bulunur.
              Buğday çimi, Acıbadem, Elma

              Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır. Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan laetril içermektedir. Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. Japon bilim adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
              Buğday çimi evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir. Evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri.
              Buğday şırasının tarifi: Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar. Laetril, buğday çiminden başka acı badem, kayısı çekirdeğinde ve elma çekirdeğinde bulunur. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerikadaki ilaç sanayinin maşaları bu laetril adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksikada satılan laetril bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABDye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Kanserin Ölümü adlı kitabında Manner, bu madde ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
              Zeytinyağı mucizesi

              Egzoz gazları, fabrika bacalarının kustuğu kanserojenler, içme sularımıza karışan sanayi atıkları, bir yandan da belediyelerin temizlemek için suya kattıkları klor, fast food gıdalardaki, hazır yiyeceklerdeki tehlikeli katkı maddelerine karşı elimizde iki silah var: EKMEĞİMİZ ve ZEYTİNYAĞIMIZ Doktor İlhami Güneral, bugün dünyanın en önemli kanser ilacı olarak kabul edilen köpekbalığı kıkırdağının Kübanın ihracat kalemleri arasında ilk sırada yer alışını gülümseyerek karşılıyor. Köpekbalığından çıkarılan squalene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunuyor. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimi ile köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar squalene alınır
              ·
              Kanser tedavisinde DMSO mucizesi

              Houstanda kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSOyu, hematoksilin adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor. Basitçe; hematoksilin maddesi DMSOyu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almaktadır.
              DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir.


              · Yorum Yapın
              DMSOnun doktorun önerdiği şekillerde ve belirttiği dozlarda kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.Ancak bilinçsiz bir şekilde ve yüksek dozlarda kullanıldığında böbrek fonksiyonlarında hafif yükselme,karaciğer fonksiyon testlerinde artmalara sebep olabilir.Bu yan etkiler oral ve damar içi uygulamalarda görülebilmektedir.

              DMSO TEDAVİSİNİN YAN ETKİSİ VARMIDIR?

              DMSO’nun doktorun önerdiği şekillerde ve belirttiği dozlarda kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.Ancak bilinçsiz bir şekilde ve yüksek dozlarda kullanıldığında böbrek fonksiyonlarında hafif yükselme,karaciğer fonksiyon testlerinde artmalara sebep olabilir.Bu yan etkiler oral ve damar içi uygulamalarda görülebilmektedir.
              Etiketler: DMSO TEDAVİSİNİN YAN ETKİSİ VARMIDIR?

              DMSO TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

              Kanser tedavisinde DMSO mucizesi

              Houstan’da kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSO’yu, “hematoksilin” adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor. Basitçe; hematoksilin maddesi DMSO’yu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almaktadır.
              DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir.
              Özellikleri

              · Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
              · Antienflamatuardır.
              · Antibakteriyel ve fungusittir.
              · İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
              · Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
              · Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
              · Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
              · Bağışıklığı kamçılar.
              · Vücutta interferon oluşturucudur.

              DMSO (Dimethyle Sulfoxide)

              Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir.
              Özellikleri

              · Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
              · Antienflamatuardır.
              · Antibakteriyel ve fungusittir.
              · İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
              · Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
              · Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
              · Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
              · Bağışıklığı kamçılar.
              · Vücutta interferon oluşturucudur
              Etiketler: DMSO NEDİR?

              Yorum yap


              • #8
                HASTALIK DİYE BİR ŞEY KABUL ETMİYORUM!

                Bu haberi gazetemizin sayfalarına taşımadan önce çok düşündüm, çok araştırdım. Sonuçta, yazacağım haber günümüzde çağın vebası olan ve birçok insanın hayatını zindana çeviren kanser hastalığıyla yakından ilgiliydi.

                Araştırdıkça şaşırdım, şaşırdıkça interneti, dokümanları daha çok taradım. DMSO adlı bir alternatif tedavi vardı ve sadece kansere değil, prostattan şeker hastalığına, Behçet hastalığından astıma, kalp ve damar hastalıklarından cinsel sorunlara, kronik mide ve sindirim sistemi hastalıklarında migrene kadar akla gelen pek çok hastalığa faydası olduğu iddia ediliyordu.

                Türkiye`de bu yöntemi uygulayan Mustafa Güngör, Ankara Numune Hastanesi`nden emekli bir kimya mühendisi. Bir gün bir televizyon programında Operatör Doktor İbrahim Güneral`i izlemiş ve çok etkilenmiş, o günden beri 8 senedir de bu ilaç ve alternatif iyileştirme yöntemleri konularında araştırma yapıyor. Kendisini sürekli geliştirdiğini ifade eden Güngör, “Bu yöntemi kendime ve aile yakınlarıma uyguladım. Derken başkalarına tavsiye ettim. İnsanların iyileştiğini gördükçe mutlu oldum. Başta sevdiğim tüm insanlara ve tüm insanlığa buradan seslenmek istiyorum; lütfen kolonlarınızın boşalmasını sağlayın. Beni önyargısız dinleyin…” diyor.

                Mustafa Bey, DMSO nedir?
                DMSO odundan elde edilen organik, kükürtlü bir maddedir. Dr.Stanley Jacob`a göre DMSO, yüzyılımızın antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir. Basitçe, hematoksilin maddesinin DMSO`yu kanserli organa taşıyarak bu sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. DMSO kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir.

                DMSO nasıl ortaya çıkmış?
                Houstan`da kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSO`yu, ‘hematoksilin` adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü iyileştiriyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor.

                Tıp dünyası bu ilacı kabul ediyor mu?
                Ortodoks tıp, her ne kadar kabul etmez görünse de, bilimsel literatürde bu maddenin olağanüstü nitelikleri hakkında 6 binden fazla yazı çıkmıştır. Aralarında Almanya, İsviçre, Rusya, Avusturya, İngiltere, İrlanda, Kanada, Meksika ve birçok Güney Amerika devleti de bulunan 55 ülkede reçeteyle edinilen bir ilaçtır.

                [IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image001.gif[/IMG]KOLON TEMİZLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ
                DMSO hangi kanser türlerine iyi geliyor?
                Tedavi herhangi bir kanser türüne özel uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almakta.

                Peki, bu yöntem sadece kanser hastalığı için mi kullanılıyor, yoksa başka hastalıklara da iyi geliyor mu?
                DMSO prostat, HPV (herpes virüsü), Behçet Hastalığı, astım, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolestrol, trigliserit, kalp ve damar hastalıkları gibi aklınıza gelebilecek daha pek çok hastalığa iyi geliyor.

                Bu ilacı kullanacak insanlar neler yapmalı?
                İlk başta önemli olan kolon temizliğinin yapılmasıdır. Yani bağırsaklarınız temiz olmalıdır. Ben hastalara rahatsızlığı her ne olursa olsun, önce kolon temizliği yapıyorum. Sağlıklı insanların dahi yapması gereken bir işlem kolon temizliği. Kolonların temiz olmaması tüm hastalıklara davetiye çıkarır.

                PİŞMİŞ YİYECEKLERE DİKKAT
                Yani hastalıkların sebebi, bağırsaklarımız mı?
                Benim nazarımda hastalıkların 3 türlü sebebi vardır: Birincisi kolon temizliğinin yapılmamış olması yani kolonda olan kabızlık, ikincisi insanların susuz kalması, üçüncüsü ise vücudun alkali olması. Yani asidiğin az olması.

                Size göre, günlük yaşamımızda nasıl beslenmeliyiz?
                İçtiğimiz suların pH değerinin yüksek olması lazım. Hayvansal gıdaların asidik değer yüksektir; bunları hiç yememek gerekir. Sebzeleri çiğ yiyebilmek çok önemli. Mesela, benim bugün bir öğünüm, çiğ taze fasulye idi. Ekmek ve unlu ürünler, pişmiş gıdalar oldukça asidiktir. Ben hastalara çiğ meyve, sebze ve bunların çiğken sıkılmış sularını içmelerini tavsiye ediyorum.

                Size danışan hastalara başka neler tavsiye ediyorsunuz?[IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image002.gif[/IMG]
                İlk üç gün İngiliz tuzu ve lavmanla kolon temizliği yaptırıyorum. Yani bağırsak boşaltımı tavsiye ediyorum. Ondan sonraki 3 günde meyve suları, daha sonraki 1 gün de sebze suları içmelerini söylüyorum. Daha sonraki günlerde artık vücudun buna alışması lazım. Robotta çekilmiş sebzeler, meyveler bol zeytinyağıyla birlikte yenmeli. Ayrıca insanın spor yapması da lazım.

                BİLDİKLERİMİ İNTERNETE AKTARDIM
                Yani bu söylediklerinizi yapan hastalar iyileşiyor mu?
                Ben hastalık diye bir şey kabul etmiyorum. Hele hele tedavisi olmayan hastalık kesinlikle yok. İnsanlar doktora gitmekten korkmasın. Erken teşhisler önemli. Tıpta ve alternatif tedavi yöntemlerinde kendilerine muhakkak bir şifa bulacaklardır. Altını çizerek söylüyorum. Kolon temizliği çok önemli. Tüm hastalıkların tek nedeni kolonların dolu olmasıdır.

                Bu konuyla ilgili bilgilerinizi insanlarla nasıl paylaşıyorsunuz?
                Bu konuyla ilgili bir internet sitesi kurduk. DMSO ve bu ilacın kullanan hastaların bilgileri yazıyor. İlgilenenler okusun ve mucize niteliğindeki iyileşmeleri görsün.

                Böyle çok örnek var mı, Mustafa bey?
                Elbette. Örneğin, bir arkadaşımın annesi kalp hastasıydı. Kalbe giden 2 damar tıkalı ve biri yırtıktı… Kalp ameliyatı olacaktı. Bir hastanede 17 günü yoğun bakım ünitesinde olmak üzere, 2 ay yattı. Hastaneden çıkınca oğlu beni evine götürdü. Hasta 11 tane ilaç kullanıyordu. ‘Bana kalırsa bu ilaçları kullanma, bol bol su iç, DMSO kullan` dedim. Dediklerimi yaptı. Daha sonra hastaneye ameliyat olmak için yürüyerek gidiyor ve doktorlar bu iyileşmeyi görünce gözlerine inanamıyor.

                LOKMAN HEKİM DEĞİLİM!
                [IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image003.gif[/IMG]
                Bize bu yöntemle iyileşen hastalardan bir örnek daha verir misiniz?
                Bursa`da bir hasta vardı. Hem böbrek yetmezliği vardı hem de rahim kanseriydi ve acilen diyalize girmesi gerekiyordu. Oğlu beni aradı. Ne olursa olsun annesini diyalize sokmamasını söyledim. Bu arada DMSO ilacını kullandı. 1 ay sonra Kayseri`de araştırma hastanesine gidiyor. Doktorlar hastaya lavman yapıyorlar. Dışkısı ile birlikte yaklaşık 1,5-2 kilo ağırlığında et şeklinde bir şeyler geliyor. Benim tabirimle tümörler dökülüyor. Bunu gören doktorlar hastanın oğluna ‘Annen birazdan ölecek, ciğerinden parçalar dökülüyor` diyor. Oğlu beni aradı. ‘Öyle bir şey olmaz, annen tümörlerini döküyor` dedim ve kadın iyileşerek hastaneden çıktı.

                Çok ilginç… Yaptığınız iş bir çeşit Lokman hekimlik mi?
                Bu arada, burada anlattığım örneklerde hastaların tedavi gördüğü hastanelerin ismini vermiyorum ama internet sitemizde bu hastanelerin adı ve hastaların telefon numaraları yazılı. Dileyen DMSO kullanarak iyileşen hastaları arayarak gerçekliği ile ilgili bilgi alabilir. Benim burada hurafelerle, otla Lokman`lık yaptığım yok. Siteyi okuyanlar ilacın ne olduğunu daha iyi anlayacaktır.

                Mustafa Bey, DMSO`nun yan etkilerinden hiç bahsetmedik…
                Bahsetmedik çünkü birçok uluslararası sempozyumda, DMSO`nun etkileri ve yan tesiri bulunmadığı kanıtlanmıştır.

                Yorum yap


                • #9
                  Dimethyl Sulfoxide - DMSO Nedir

                  Doktorlar, DMSO ile ilgili olarak şu bilgileri veriyorlar: 'DMSO odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Yirminci yüzyılın en büyük üç buluşundan biridir. Bunları sırasıyla antibiyotik prensibi, kortizon prensibi ve DMSO prensibi olarak sıralayabiliriz. ABD'de sınırlı olarak kullanımına izin verilen DMSO, Almanya, isviçre, Rusya, Avusturya, İngiltere, İrlanda, Kanada, Meksika ve Güney Amerika devletlerinin çoğunun içinde bulunduğu 55 ülkede reçete ile alınabilmektedir.
                  [IMG]file:///C:/Users/igokcek/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image002.jpg[/IMG]
                  DMSO'nun hayret uyandırıcı, kimyasal, biyolojik ve fizik karakteristiği olan küçük basit bir molekül olduğunu belirttikten sonra, DMSO'nun özellikleri şöyle sıralanıyor:


                  1) Sinir liflerinin iletkenliğini bloke ederek ağrıları keser
                  2) Antienflamatuardır, vücuttaki şişlikleri indirir
                  3) Bakteri, virüs ve mantara karşı statik etkisi vardır
                  4) Tüm örtü dokularından kolayca ve zarar vermeden geçerek beraberinde istenen ilacı taşıyabilir. Örneğin DMSO içinde eritilmiş penisilin, iğne kullanmaya gerek kalmadan, cilde sürülerek deri altına ulaşabilir.
                  5) Kanda pıhtılaşma olasılığını azaltır
                  6) Damar açıcıdır
                  7) Kanserojen hidroksil serbest radikallerini silip süpürür
                  8) Bağışıklığı güçlendirir
                  9) Kuvvetli bir idrar sökücüdür

                  Squalene insan dokusunda küçük miktarda doğal olarak bulunan, yüksek miktarda saflığa sahip çoklu doymamış hidrokarbon sıvısıdır. Squalene, insan vücudunun farklı hücrelerine oksijen tedarikini artıran özel bir kapasiteye sahiptir. Squalene ‘nin kaynağı 1500 metre kadar derinliklerde bulunan derin deniz köpekbalıklarının karaciğeridir.

                  Squalene kanser , tümör, ülser ve romatizmaya karşı vücudun savunma sistemini kuvvetlendirdiği bilinmektedir. Karaciğer, böbrek, şeker ve strese bağlı şikeyetleri azalttığı görülmüştür.Squalene gastriti olan insanlar için şiddetle tavsiye edilir. Çok çalışan insanlar için genel bir sağlık toniği olarak kullanılabilir. Kan dolaşımını hızlandırarak kanı toksinlerden temizlemeye, saflaştırmaya ve zehri çıkarmaya yardımcı olduğu görülmüştür.Squalene cildin, ihtiyaç duyduğu besinleri almaya yardımcı eder ve daha güzel bir cilt sağlar. Ayrıca kalp hastalığı, şeker hastalığı, arterit ve hepatit olan hastalar için çok yaralı olduğu bilinmektedir.


                  Hint okyanusu,Japon Denizi gibi 600 - 1000 metre gibi çok derin denizlerde yaşayan Aizame (Aİ) cinsi köpekbalığınını karaciğerinden elde edilir. Bu cins balığın karaciğerinin bu kadar kıymetli olma nedeni ise, Ai köpek balığının 400 milyon yıldır hiçbir evrime uğramaması, bu kadar derin bir denizde çok az oksijenle yaşayabilmesidir. Karaciğer ,balığın vücudunun yaklaşık % 25-30 unu oluşturmakta ve bol miktarda SQUALEN içermektedir. Araştırmalar sonucunda elde edilen sonuç Aİ balığının kıymeti hakkında başka bir fikir verebilir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    dmso Anlamı nedir ? Sözlükte dmso Ne demek?
                    DMSO nedir?
                    DMSO (Dimethyle Sulfoxide) odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. DMSO, kortizon ve antibiyotiklerden sonraki en önemli buluştur. Kemoterapi ve radyoterapi ile alındığında, saç dökülmesi, ve ağız kenarında yara oluşumunu engellemektedir. İnsanlar üzerinde hiçbir yan etkisi yoktur. Dr. Bowen’ın araştırmalarına göre; sadece, çok uzun kullanıldığında köpeklerde katarakta sebep olmaktadır. DMSO ilk kez Houston’lu ünlü ortopedist Dr. Tucker’in biraz da istemeyerek bir insan üzerinde uygulamasıyla kanser tedavi alanına girmiştir. Dr. Tucker kendi buluşu bir tür kemik ezmesiyle, hayvanlar üzerinde, kırık tedavisi yapmaktaydı.
                    Kemikleri, yakınındaki bir kesimevinden, Houston Meat Packing Company’den elde ediyordu. Yine kemik almak üzere yaptığı bir ziyarette (yüzü kanserli dana) etlerinin de tüketim maksadıyla pazarlandığını gördü. Konuştuğu veteriner bu tür kanserin organizmada yayılmadığını ve metastaz yapmadığını savunuyordu. Dr. Tucker bu olayı incelemeye karar verdi. Kanserli danaların kanında bir antibadi olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Hasta hayvanların kanından elde ettiği gamma globulin’i kanserli farelere enjekte etti. Adenokarsinomlu ve lenfosarkomalı hayvanlarda tümör gelişiminde gecikmeler olmasına karşılık fibrosarkoma ve melanomalı hayvanlarda bir etki görülmüyordu. Tümörleri nata net bir şekilde inceleyebilmek için bir boya aramaya başladı.
                    Metilen mavisi tüm dokuları kop koyu maviye, pikrit asit de sarıya boyuyordu. Safranin tümörü boyayamıyordu. Sonunda ideal bir doku boyası buldu. Hematoksilin. Açık förmülü C 16 H 14 O 6 olan bu madde iki serbest H atomu ile kolayca okside olup Hematin’e dönüşüyor ve tömürü başka, diğer dokuları başka renge boyuyordu. Lakin ortada bir sorun vardı. Bu boya maddesi ne eterde eriyebiliyordu ne de alkolde. 1963 de DMSO güçlü bir eritici olarak tavsiye edilince Dr. Tucker rahat bir nefes aldı. Hematoksilinin çok ilginç bir niteliği vardı. Sağlam dokularda etkisiz olmasına karşı, gerek mikroskopik incelemede gereksi masif diseksiyonda sadece tümörü boyuyordu.

                    Panama’da bir kanser araştırma enstitüsü başkanı olan Dr. Carrizo ile birlikte, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda DMSO+Hematoksilin (D+H) karışımının antikanser etkisini görerek şaşırdılar. (E.J. Tucker and a. Carrizo: Hematoxilon Dissolved in Dimethyl Sulfokside used in Recurrent Neoplasm. (İnternational Surgery, 49: pp. 516-527, June 1968). Medical World News mecmuasının 1991 ilkbahar sayısında, sadece Meksika’da, en az yedi DMSO kliniği açılmış olduğu ve bu kliniklerde hepsi de ABD vatandaşı hastaların tedavi gördüğü yazılıyor. Sonuç olarak; 55 ülkede reçete ile satılan ve başarıyla uygulanan bir ilaçtır.
                    Kanser tedavisinde DMSO
                    Houstan’da kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSO’yu, “hematoksilin” adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor.
                    Basitçe; hematoksilin maddesi DMSO’yu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almaktadır.
                    DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir. DMSO tedavisi, kanserli bölgenin yokedilmesini hedefler, kanseri ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tedavi yönteminin mutlaka bağışıklık sistemine yönelik takviyelerle desteklenmesi gerekmektedir.
                    DMSO’nun diğer özellikleri nelerdir?
                    1. Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
                    2. Antienflamatuardır.
                    3. Antibakteriyel ve fungusittir.
                    4. İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
                    5. Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
                    6. Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
                    7. Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
                    8. Bağışıklığı kamçılar.
                    9. Vücutta interferon oluşturucudur.

                    Yorum yap


                    • #11
                      dmso Anlamı nedir ? Sözlükte dmso Ne demek?
                      DMSO nedir?
                      DMSO (Dimethyle Sulfoxide) odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. DMSO, kortizon ve antibiyotiklerden sonraki en önemli buluştur. Kemoterapi ve radyoterapi ile alındığında, saç dökülmesi, ve ağız kenarında yara oluşumunu engellemektedir. İnsanlar üzerinde hiçbir yan etkisi yoktur. Dr. Bowenın araştırmalarına göre; sadece, çok uzun kullanıldığında köpeklerde katarakta sebep olmaktadır. DMSO ilk kez Houstonlu ünlü ortopedist Dr. Tuckerin biraz da istemeyerek bir insan üzerinde uygulamasıyla kanser tedavi alanına girmiştir. Dr. Tucker kendi buluşu bir tür kemik ezmesiyle, hayvanlar üzerinde, kırık tedavisi yapmaktaydı.
                      Kemikleri, yakınındaki bir kesimevinden, Houston Meat Packing Companyden elde ediyordu. Yine kemik almak üzere yaptığı bir ziyarette (yüzü kanserli dana) etlerinin de tüketim maksadıyla pazarlandığını gördü. Konuştuğu veteriner bu tür kanserin organizmada yayılmadığını ve metastaz yapmadığını savunuyordu. Dr. Tucker bu olayı incelemeye karar verdi. Kanserli danaların kanında bir antibadi olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Hasta hayvanların kanından elde ettiği gamma globulini kanserli farelere enjekte etti. Adenokarsinomlu ve lenfosarkomalı hayvanlarda tümör gelişiminde gecikmeler olmasına karşılık fibrosarkoma ve melanomalı hayvanlarda bir etki görülmüyordu. Tümörleri nata net bir şekilde inceleyebilmek için bir boya aramaya başladı.
                      Metilen mavisi tüm dokuları kop koyu maviye, pikrit asit de sarıya boyuyordu. Safranin tümörü boyayamıyordu. Sonunda ideal bir doku boyası buldu. Hematoksilin. Açık förmülü C 16 H 14 O 6 olan bu madde iki serbest H atomu ile kolayca okside olup Hematine dönüşüyor ve tömürü başka, diğer dokuları başka renge boyuyordu. Lakin ortada bir sorun vardı. Bu boya maddesi ne eterde eriyebiliyordu ne de alkolde. 1963 de DMSO güçlü bir eritici olarak tavsiye edilince Dr. Tucker rahat bir nefes aldı. Hematoksilinin çok ilginç bir niteliği vardı. Sağlam dokularda etkisiz olmasına karşı, gerek mikroskopik incelemede gereksi masif diseksiyonda sadece tümörü boyuyordu.

                      Panamada bir kanser araştırma enstitüsü başkanı olan Dr. Carrizo ile birlikte, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda DMSO+Hematoksilin (D+H) karışımının antikanser etkisini görerek şaşırdılar. (E.J. Tucker and a. Carrizo: Hematoxilon Dissolved in Dimethyl Sulfokside used in Recurrent Neoplasm. (İnternational Surgery, 49: pp. 516-527, June 1968). Medical World News mecmuasının 1991 ilkbahar sayısında, sadece Meksikada, en az yedi DMSO kliniği açılmış olduğu ve bu kliniklerde hepsi de ABD vatandaşı hastaların tedavi gördüğü yazılıyor. Sonuç olarak; 55 ülkede reçete ile satılan ve başarıyla uygulanan bir ilaçtır.
                      Kanser tedavisinde DMSO
                      Houstanda kanser tedavisi üzerine pek çok çalışma gerçekleştirmiş olan E.J. Tucker, 1962 yılında kanserli hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucunda DMSOyu, hematoksilin adlı boya maddesi ile karıştırarak kullandı. Bu karışım tümör kitlesini boyamakla kalmıyor, aynı zamanda pek çok farklı kanser türünü tedavi ediyordu. Daha sonra bu yöntem pek çok kanserli hastanın sağlığına kavuşturulmasında kullanıldı, kullanılmaya da devam ediyor.
                      Basitçe; hematoksilin maddesi DMSOyu kanserli organa taşıyarak bu mucizevi maddenin sorunlu bölgeye direkt etki etmesini ve zaman içinde kanserin yok edilmesini sağlıyor. Tedavi, herhangi bir kanser türüne özel de uygulanmıyor. Tüm türler için kullanılabiliyor. Yıllardır, dünyada pek çok ülkede farklı enstitü ve kliniklerde başarıyla uygulanmakta, çok önemli sonuçlar almaktadır.
                      DMSO tedavisi, kemoterapi ve radyoterapinin aksine, bağışıklık sistemine zarar vermeden kanseri yok etme üzerinde kurulmuş bir prensiptir. DMSO tedavisi, kanserli bölgenin yokedilmesini hedefler, kanseri ortaya çıkaran sebebi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tedavi yönteminin mutlaka bağışıklık sistemine yönelik takviyelerle desteklenmesi gerekmektedir.
                      DMSOnun diğer özellikleri nelerdir?
                      1. Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
                      2. Antienflamatuardır.
                      3. Antibakteriyel ve fungusittir.
                      4. İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
                      5. Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
                      6. Ca fonksiyonunu durdurarak,kalp kasının yükünü hafifletir.
                      7. Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
                      8. Bağışıklığı kamçılar.
                      9. Vücutta interferon oluşturucudur.

                      Yorum yap


                      • #12
                        DMSO Tedavisi Nedir?
                        Dimetil sülfoksit, DMSO, kağıt yapım işleminin bir yan ürünü olarak üretilen bir çözücüdür. Suda çözünmeyen birçok terapötik ve de zehirli maddeler, DMSO içinde çözülürler. Tıbbi tedavilere alternatif olarak DMSO'nun, inişli çıkışlı bir geçmişi vardır. Dünyada, 125'den fazla ülkede, DMSO'nun insanlar üzerinde ilaç olarak kullanılması onaylanmıştır. Ancak Amerika'da, FDA, (US Food and Drug Administration) DMSO'nun sadece interstisyel sistit tedavisi için kullanımına onay vermiştir.
                        -DMSO Tedavisi Nedir? Bu Tedaviyi Savunanların Görüşleri;
                        DMSO ilk kez 1866 yılında, Rus bilimadamı Alexander Saytzeff tarafından sentezlendi. Dr. Saytzeff, bulgularını 1867 yılında bir Alman kimya bülteninde rapor etmişti. O zamandan beri, DMSO, farkedilmeden karanlık içinde beklemektedir! İkinci Dünya Savaşından sonra kimyagerler DMSO'nun olağan üstü çok yönlülüğünü not etmeye başladılar. Farkettikleri şey, DMSO'nun hemen hemen her şeyin çözelti haline gelmesine sebep olduğu, ve bu çözelti içinde taşıyor olmasıydı.
                        DMSO'nun farmasötikal hikayesi 1961 yılında, Dr Jacob'un Oregon Health Sciences University'de organ transplant programının lideri olması ve, içinde renksiz bir sıvı olan bir şişeyi eline almasıyla başladı. Sıvının, organlar için koruyucu potansiyelini araştırırken, aniden deriye hiç zarar vermeden hızla ve derin bir şekilde nüfuz ettiğini keşfetti. Merakı uyanmıştı. Böylece yaşam boyu sürecek araştırması başladı. 1960'lar ve 70'lerde Jacob, DMSO'nun potansiyel tıbbi kullanımı konusuna derinden daldı, fakat FDA, klinik çalışmalar için yaptığı bir çok başvuruyu geri çevirdi.
                        DMSO, bir çok farklı şekillerde çalışmaktadır ve durum, tedavi prensipleri için tümüyle yenidir. Bu madde bozulmuş hücresel fonksiyonları ya da hasarlı hücreleri hedef alır. Hücreler, kendi içlerindeki su yapısının değişmesi ve stabilize olması yoluyla iyileşir ve yenilenirler. Biyolojik sistemler üzerindeki etkilerini, suyun likit yapısını değiştirerek ortaya koyar. Bu yüzden değişiklikler protein ve diğer moleküller üzerinde meydana gelir. DMSO'nun eğilimi, beyaz kan hücreleri oluşturmak ve makrofajların MIF (migrasyon inhibitör faktör) bağışıklık üretimini çoğaltmaktır. Böylece, bağışıklık sistemi, makrofajların daha hızlı hareket etmesi sağlanarak daha fazla etkin hale gelir.
                        Dr Jacob, DMSO'nun serbest radikalleri saf dışı bırakan bir antioksidan olduğunu ve enflamasyonu azalttığnı keşfetmiştir. Akut ve kronik kas-iskelet sistemi yaralanmalarında DMSO'nun etkileri ile ilgili gözlemleri, 1967 yılında “Annals of the New York Academy of Science” da yayınlanan bir çalışma ile onaylanmıştır. Aynı dergide, aynı yıl yayınlanan Japonya'ya ait bir çalışma ise, DMSO'nun romatoit artrit ile ilişkili ağrı ve enflamasyon tedavisinde DMSO'nun etkinliğini gözler önüne sunmuştur.
                        Dr. Molton ise “DMSO: Yeni bir Şifa Gücü” adlı kitabında; DMSO'nun nasıl ağrıya engel olduğunu, enflamasyonu azalttığını, bakteri ve mantarları öldürdüğünü, kan pıhtılaşmasını engellediğini, kan dolaşımını geliştirdiğini, serbest radikalleri nötrize etiğini, bağışıklık sistemini canlandırdığını ve yaraların iyileşmesini hızlandırdığını anlatıyordu. “DMSO Doğa'nın Şifacısı” adlı kitabında Dr. Morton Walker, DMSO'nun test edildiğini ve aspirinden 7 kez daha güvenli olduğunu açıklıyordu.
                        “DMSO: Eksiksiz Çağdaş Rehber” adlı kitabında Dr. David Williams , 68. Sayfada, “Tıp dünyasında, daha güvenli olduğunu söyleyebileceğim başka hiçbir ilaç üzerinde çalışmadım. Tahminlerime göre, DMSO'nun insan toksikolojisinde, başka her hangi bir deneysel ilaçtan çok daha fazla veri bulunmaktadır.”
                        Encyclopedia of Medical Breakthroughs and Forbidden Treatments (Tıbbi Buluşlar ve Yasaklanmış Tedaviler Ansiklopedisi)'ne göre, DMSO, tıbbi harika ürün olarak bilinmekteydi; FDA ile ters düşmeden önce, 21. Yüzyılın Aspirin'i, olarak anılıyordu. FDA ürünü onaylamış ancak, tıbbi uygulamalarını sınırlamıştı.

                        “Bu tedavinin savunucularına göre DMSO, kanser hücrelerini çevreleyen protein kabuğunu boylu boyunca yırtabilir, kanser hücrelerine saldırarak uygulanan ilaçları ve bağışıklık sistemini destekleyebilir. Yine onlara göre, kanser hücrelerinin enerji düzeylerini düşürerek iyi huylu olmalarına yol açar. (Guide to Unconventional Cancer Therapies 1st ed. Toronto: Ontario Breast Cancer Information Project, 1994:271-274)
                        Damar içi zerk edilen DMSO ve hamotoksilon kombinasyonu, tümör küçültme konusunda olumlu sonuçlar verir. Bu karışım, özellikle, adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom, prostat kanseri, meme kanseri, lenfoma ve diğer bazı solid tümörler üzerinde, düzeltici etkiler gösterir. Kanserli fareler üzerinde yapılmış deneylerde, DMSO ve hamotoksilon karışımı boyanmış olarak kullanıldığından, karışımın sadece tümörler ile yakınlık kurduğu görülmüştür. Protoplazma tarafından çevrelenmiş bir lenfosarkoma'nın, tümörü besleme eğilimi vardır ve keşfedildiğine göre, DMSO ve hamotoksilon karışımı bu protoplazmayı yok ederek, tümörün açlıktan ölmesine yol açar.
                        Bu maddenin tüm mekanizmalarının bütünüyle anlaşılmamasına rağmen, bir taşıyıcı-çözücü olarak hareket eden DMSO'nun, dekstroz ile kolayca karıştığı ve dekstroz (şeker) ile beslenen tümör hücre duvarlarına çekildiğinde, bir “Truva Atı” olarak iş gördüğü belirtilmektedir. Böylelikle normal dokulara dokunmadan, kanser hücrelerini yok eder.
                        DMSO kanser tedavisi iddiaların çoğunun arkasındaki mantık, DMSO'nun, anti-inflamatuar ve antioksidan içerikler taşımasından kaynaklandığı yönündedir. Laboratuar çalışmalarında, (“Neoplasma” dergisi – 2004 çalışması) anti kanser ilaçları verebilmek için çözücü olarak DMSO kulanmanın, bu ilaçların etkisini çoğalttığını göstermiştir.
                        DMSO, DMSO sık sık enflamasyon ve skleroderma, artrit gibi romatizmal hastalıklarda tedavi olarak kullanılır. Ülseratif kolit, inflamatuar genitoüriner hastalıklar, romatoid artrit, kronik bel enflamasyon ve bir çok oto immün hastalıklarda, hastalarda enflamasyonu azaltmak için topikal ve hatta intravenöz kullanılır.
                        Lokal anestezi etkisi vardır ve prostaglantin denen belirli bileşikleri engelleyerek dokulardaki enflamasyonu giderir. Etkili bir ağrı kesicidir, ağrıyı oluşturan sinir iletim liflerini bloke eder. Enflamatuara neden olan kimyasalları azaltarak, enflamasyonu ve şişmeyi azaltır. Yaralı bölgedeki kan damarlarını genişletip oksijen girişini çoğaltarak ve kan trombosit yapışıklığını azaltarak, bölgeye kan akışını geliştirir. Bilinen en yüksek potansiyelli serbest radikal avcısıdır. Vücudumuzdaki bazı moleküllerin eşitsiz sayıdaki elektronları üretmesi ve bu istikrarsız miktarın diğer hücreleri yoketmesi yüzünden, bu önemli bir mekanizmadır. DMSO bu moleküllere yapışır ve onlar, DMSO ile birlikte vücuttan dışarı atılırlar.
                        Dr. Stanley Jacob tarafından, Oregon Health Sciences University'de Mayıs 2002 tarihinde sunulan bir rapor, oral, intravenöz ve harici DMSO kullanan fibromiyalji hastalarının %70'inin, iki aylık bir tedaviden sonra semptomlarda iyileşme gözlemlediklerini kaydetmiştir. DMSO gözlemcisi olan Maya Muir, DMSO'nun doğrudan ağrı reseptörlerinin duyarlılığını azalttığını ve tatbik edildiği bölgelerde, enflamasyonu giderdiğini gösteren araştırmayı rapor etmiştir.
                        Reviews in Clinical and Basic Pharmacology 'nin 1985 sayısında yayınlanan bir makale, sklerodermi (deri sertleşmesi) ile ilişkili deri sorunlarında haricen kullanılan DMSO'nun yararlı olabileceğini söylüyordu. Rusya'daki Institute of Rheumatology tarafından yürütülen bir çalışma, kolajen ve elastinin korunmasında rol oynayan glikosaminoglikanlar ve polisakkaritlerin üretimini çoğalttığını bulguluyordu. Sistemin sklerodermi sorunu olanlarda 7-12 ay arası kullanılan %50 DMSO solüsyonu en iyi sonuçları ortaya koymuştur.
                        DMSO topikal bir analjezik olarak % 30 oranında su çözeltisi içinde % 70 DMSO, en yaygın şekilde kullanılmaktadır. Laboratuar çalışmaları, DMSO'nun, periferik sinir C liflerini engelleyerek ağrıyı kestiğini önermektedir. Bir çok klinik deney etkinliğini ortaya koysa da, sadece tek bir deneyde bir yarar ile karşılaşılmamıştır. DMSO ile, yanıklar, kesikler, burkulmalar tedavi edilmiş ve 6 saat gibi kısa bir sürede, iyileşme rapor edilmiştir. Bir çok olimpiyat takımı ve atletleri, – şimdi bir çokları başka iyileşme modellerini izleseler de – DMSO'yu kullandılar.
                        Dr. Jacob, 1980 yılında U.S. Senate Subcommittee on Health'de yaptığı bir konuşmada, “DMSO, etkinliğinin izleyenlerin gözleri önünde sergilenebileceği nadir ajanlardan biridir… Ödematöz bilek burkulması sorunu yaşayan birisi varsa, DMSO uygulaması sonrasında, bir saat içerisinde şişliğin inmesi söz konusudur. Başka hiçbir tedavi modeli bunu gerçekleştiremez.” demişti.
                        Portland'daki Oregon Health and Science University'nden öğretim üyesi olan Dr. Jacob, DMSO'nun kapalı kafa travması için etkili bir tedavi olduğunu ve, omurilik yaralanmaları, embolik inme gibi diğer koşullar için de umut vaat ettiğini savunmaktadır.
                        1978 ile 1982 yıllarında sürdürülmüş çalışmalarda Dr Jacob'un aldığı notlarda, “Bir kafa yaralanmasında, intravenöz DMSO uygulamasından 5 dakika sonra, şişliğin indiğini gözlemledik. Başka hiçbir tedavi bu kadar çabuk yanıt vermez. İntravenöz barbitüratlar gibi diğer sık kullanılan tedavi ajanlarının uygulandığı hastalarda, beyindeki şişlik devam eder. Biz, uzun zamandır bu tür yaralanmalarda DMSO'nun etkinliğinden haberdarız” demektedir.
                        Dr Jacob ve arkadaşları, daha önceleri Avrupa'da, travmatik beyin yaralanması geçiren hastalar üzerinde uygulanan ön klinik çalışmasını finanse etmişlerdi. Çalışma sonuçları, %80'lere çıkan kurtulma oranı ile (daha önceki oranlar, %30-40) fevkaladeydi ve hastaların %70'i olağanüstü sonuçlar ile karşılaşmışlardı. (Daha önceleri bu oran %10'du.)
                        -Yan Etkileri Var mı?
                        DMSO'nun doğrudan cilde uygulanmasından sonra deri reaksiyonları olağandır. Sedasyon, baş ağrısı, baş dönmesi ve mide bulantısı, DMSO tedavisinin yan etkileri olarak tarif edilmiştir. Dimetil sülfoksit'e alerjisi olanlar bu ilacı kullanmamalıdır. DMSO'nun, sarımsak ve istiridye gibi hafif bir kokusu vardır. Son tedaviden sonra, iki gün içinde bu koku kaybolur. Doktor gözetiminde olmadan asla DMSO almayınız.
                        DMSO toksisite çalışmalarında, intravenöz infüzyon sırasında, hemoliz harici, 1 g / kg vücut ağırlığı veya altında verildiğinde, erişkin insanlar üzerinde hiçbir ciddi yan etki görülmemiştir. Bu dozun üstünde; karaciğer, böbrek ve bağırsak hasarı görülmüştür. Amerikan Kanser Derneği'ne göre DMSO, sedatifler, steroidler, kan sulandırıcı ve kalp ilaçları gibi ilaçların etkilerini arttırmaktadır. Ama bazı vakalarda yeterince güvenli olmayabilir.
                        Endüstriyel kullanımlar için tasarlanmış bazı DMSO ürünlerinde, kontaminasyon potansiyeli bulunmaktadır. Haricen kullanılan DMSO doğal deri tarafından hızlıca emilir. Bu yüzden tatbik edilen cildin temiz olması gerekmektedir, çünkü deri üzerindeki her hangi bir şey DMSO ile birlikte absorbe edilir.
                        -Karşı Görüşün Düşünceleri
                        American Cancer Society; Varolan bilimsel literatür, DMSO'nun insanlar üzerinde kanser tedavisi için uygun olmadığını göstermektedir. Insan hastalıklarının tedavisi için DMSO testleri, 1960'ların ortalarında başladı ama, güvenlik sebebiyle, özellikle de göze zarar verme potansiyeli yüzünden durduruldu. Son zamanlarda fareler üzerinde yapılan araştırmalar, DMSO'nun mesane kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının etkinliğini geliştirmek için bir ilaç taşıyıcı olarak, daha ileri çalışmalara değer bulunduğunu göstermiştir.
                        Bununla birlikte, tipik olarak laboratuarda kullanılan konsantrasyonlar, insanlar için oldukça toksik hatta öldürücü olabilir. DMSO'nun, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylanmış tek kullanım yeri, interstisyel sistit diye bilinen idrar kesesi iltihabının tedavisi içindir. Bu durum için kullanıldığı zaman, % 50 çözelti DMSO, bir kateter yoluyla mesane içine damlatılır ve 15 dakika boyunca orada tutulur.
                        Memorial Sloan-Kettering Cancer Center; DMSO ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu, 1980-1990 yıllarında yayınlanmıştır. DMSO, ağrının giderilmesinde yardımcı olabilir ama, güvenlik ve etkinliğini onaylayabilmek için daha fazla çalışmaya gereksinim vardır. DMSO'nun insanlar üzerinde kanseri iyileştirdiğine ait bir kanıt bulunmamaktadır. Bazı laboratuar çalışmaları, DMSO'nun kanserin ilerlemesini yavaşlattığını göstermişse de, klinik bir çalışma yapılmamıştır.

                        Yorum yap

                        Hazırlanıyor...
                        X