Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Diyetle bor alımının sağlık ile etkileşimi: Güncel bakış

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Diyetle bor alımının sağlık ile etkileşimi: Güncel bakış

    DİYETLE BOR ALIMININ SAĞLIK İLE ETKİLEŞİMİ: GÜNCEL BAKIŞ
    Makbule GEZMEN-KARADAĞ, Duygu TÜRKÖZÜ

    ÖZET
    Bor; besinlerde; borik asit ve bor formunda bulunan, atomik numarası 5 olan ve periyodik cetvelde 3A grubunda bulunan bir elementtir.1800-1900 yıllar arasında borun ilk olarak toksisitesi tanımlanmıştır.2000’li yıllara gelindiğinde ise borun yalnızca toksik değil aynı zamanda önemli yaşamsal faaliyetlerde etkin esansiyel bir mineral olduğu ve makromineral metabolizması üzerinde, endokrin fonksiyonda; D vitamini metabolizması, görme fonksiyonunda ve kemik metabolizmasında ve immun fonksiyonda rolü olduğu; glikoz, triaçilgliseroller gibi enerji substratlarına ve aminoasit, protein gibi nitrojen içerikli maddelere etkisi bulunduğu bildirilmiştir. Bu derleme makalede; diyetsel kaynaklı olan borun insan fizyolojisindeki esansiyel rolü ve işlevleri ile sağlık ile olan etkileşimi tartıŞılacaktır.

    Anahtar Sözcükler: Bor, Metabolizma, Sağlık, Beslenme

    CURRENT OVERVIEW OF INTERACTONS WTH DIETARY BORON
    INTAKES AND HEALTH

    ABSTRACT
    Boron is the fifth element in the periodic table in Group IIIA which occurs in foods as borate and boric acid.It’s toxicity was identified between 1800-1900 years but; when 2000 years, t is identified not only toxic but also essential mineral that on macromineral metabolism, endocrin functions, vitamin D metabolism, visual function, bone metabolism, glucose and which known the energy substrats, aminoacids and proteins.So, this review articles will discuss that dietary source of boron’s essential functions and interactions with various health.

    GİRİŞ
    Bor; besinlerde; borik asit ve bor formunda bulunan, atomik numarası 5 olan ve periyodik cetvelde 3A grubunda bulunan bir elementtir (1). Bor ilk defa 1857’de Maesa icta tohumundan keşfedilmiştir. 1800’li yıllarla 1900’lu yıllar arasında borun ilk defa toksisitesi tanımlanmıŞtır. 1910 yılında ise borun fizyolojik önemi olan bir element olduğu. Borun fazla miktarda bitkilerde bulunduğu saptanmıştır. 1923 yılında yapılan çalıŞmalar sonucunda bitkilerde bulunan borun fizyolojik önemi olduğu ikinci kez tanımlanılmıŞtır.1981 ise hayvanlar için de borun elzem olduğu belirtilmiştir (2). Borun insan, hayvan ve bitkilerde elzem olup olmadığını gösteren çeşitli araştırmalar mevcuttur. Jackson ve Chepman 1975 yılında borun bitkiler için elzem olduğunu, hayvanlar içinse böyle bir kanıt olmadığını belirtmiştir (3). Blevins ve Lukeszewksi, Loomis ve Durst (1992), Warington bitkiler için borun esansiyel mikro besin ögesi olduğunu belirtmiştir (4).

    Hunt 1994 ve 1996, Nielsen 1994 ve 1996’da insanlar için borun elzem olduğunu belirtmiŞlerdir. WHO (World Health Organization) ise 1996 yılında yayınladığı raporunda borun iz element olabileceğini belirtmiştir (4,5). Son yapılan çalışmalarda ise borun insan ve hayvanlar için elzem olduğu ve makromineral metabolizması üzerinde, endokrin fonksiyonda (kalsitonin, östrojen, insulin,troid hormanları üzerine etkisi), D vitamini metabolizması, görme ve kemik metabolizmasında, immun fonksiyonda rolü olduğu; glikoz, triaçilgliseroller gibi enerji substratlar (lağım faresi)ına ve aminoasit, protein gibi nitrojen içerikli maddelere etkisi bulunduğu 1981’den bu yana yapılan çalışmalarda saptanmıştır (6,7,8). Bu derleme makalede de; diyetsel kaynaklı olan borun insan fizyolojisindeki esansiyel rolü ve işlevleri ile çeşitli hastalıklar ile olan ilişkisi tartışılacaktır.


    I. METABOLİZMASI

    A. Biyokimyası
    Membran; fosfoinositler, glikoproteinler ve glikolipidler, cis-hidroksil gurupları içerir. Organik asitlerle kompleks oluşturmuş bor, hidroksil gurupları içermektedir. karboksil gurubunun olması borun daha kuvvetli etki göstermesini sağlar. Membranda bor daha çok “diester borat polyol kompleks” Şeklindeki organik formda bulunur (6,8,9). Borun içerdiği hidrojen grupları, ajanları azaltıcı yönde etki gösterip lipid peroksidsyonunu gerçekleŞtirecek türleri; asit kloridleri, keton ve aldehitleri azaltır (9). Diğer bir hipoteze göre borun hücre membranında redoks metabolizmasındaki etkin görevi olduğuna dairdir. Havuç hücrelerinin büyüme kültürlerinde NADH oksidazı borun uyardığı belirtilmiŞtir. Bitkilerde ise NADH oksidazın azalmasının neye sebep olabileceği bilinememektir (8).


    B. Emilimi- Atımı
    Bor, böbreklerden hızlı bir Şekilde emilip atılan bir mineraldir (10). Anyonik iz element olduğu için diğerleri gibi borda idrar, feçes, ter ve solunum yoluyla atılır. Jansen ve ark. borik asidin farmakolojik dozunun %90-95’inin idrarla atılabileceğini göstermiştir (9).


    II. İŞLEVLERİ VE İNSAN FİZYOLOJİSİNDEKİ ÖNEMİ
    Borun yapılan araştırma sonuçlarına göre önemli yaşamsal faaliyetlerde etkin olduğu saptanmıştır. 1987 yılında bitki kaynaklı borun hücre membranında, kalsiyum metabolizmasında etkisi ve hormonsal işlevlerde önemli rolleri olduğu belirtilmiştir. 1991’de ise bu bilgilere ek olarak hayvan kaynaklı borun hücre içi-dışı anyon-katyon geçişinde de rol aldığı belirtilmiştir. 1997-2000 yılları arasında yapılan çalışmalarda, borun beslenme ve klinikte önemli rolleri olduğu gösterilmiştir. İnsanlar üzerinde yapılan sınırlı çalışmalarda borun; kalsiyum, bakır, magnezyum gibi mineraller ile azot, glikoz ve trigiliseritler gibi yaşam sürecinde önemli olan pek çok bileşenin kullanılması ve metabolizmasında etkin roller üstlendiğini ortaya konulmaktadır (10). Bu nedenle borun embriyogenezis, kemik gelişimi, immün fonksiyon, psikomotor fonksiyon gibi yaşamsal faaliyetlerde önemli roller oynadığı bildirilmektedir (8).


    A. Bor ve Embriyo Gelişimi
    Son yapılan çalışmalarda, borun yaşamın erken devrelerinde embriyo gelişimi için gerekli olduğu belirtilmiştir (8). Embriyo gelişiminde borun olumlu etkisinin ilk defa gösterildiği çalışmayı 1985’te Eddy ve Talbat yapmıştır (11). Loomis 1986, Halisen ve Riebesell 1991, Fort 1999 yılında Güney Afrika kurbağası Xenopus Laevisde borun embriyonik gelişim üzerine etkisini incelemişlerdir. Diyetlerinden bor azaltılan kurbağalarda anormal organogenozis, anormal gastrolasyon, kanama ve artmış embriyo ölümleri gözlenmiştir. Bu araştırmalar sonucu borun Xenopus Laevisde embriyogenezis üzerindeki olumlu rolü gösterilmiştir (4,8).

    1995 yılında yapılan bir çalışmada, embriyonik büyümesi yavaş olan balıklarda bor konsantrasyonu düşük bulunmuştur. Bu balıklar için sudaki bor miktarı 2 µm/L’den
    11µm/L’ye artırıldığında büyümede %8 artış gözlenmiştir. Aynı araştırmacılar bor düzeyini 2µm/L’den 4 µm/L’ye artırdıklarında büyüme, embriyonik dönemde %6.5 artmıştır (11). Rowe 1998’de zebra balıklar üzerinde yaptığı araştırmada erken postfertilizasyon periyodu sırasında, bordan fakir diyeti alan balıkların %45inin embriyoları ölmüştür (4,8). Lannove 1999’daki araştırmasında dişi farelere bordan sınırlı diyet ve bor suplementi bulunan diyet vermiştir. Çalışmada çift hücre embriyosunun gelişimini izlemiştir. Bordan sınırlı diyet uygulayan dişi farelerin embriyolarında diğer gurubun embriyolarına göre daha fazla zarar olduğu saptanmıştır. Bordan sınırlı diyet alan dişi farelerin embriyolarının %57’sinin, bor suplementi ile desteklenen guruptaki dişi farelerin embriyolarında %20’sinin dejenare olduğu belirlenmiştir (4,8).


    B. Bor ve D Vitamini-Büyüme ve Gelişme
    Son yıllarda D vitamininin biyolojik rolleri ve dokudaki reseptörleri üzerine araştırmalar artmıştır. Örneğin D vitamininin insülin sekresyonunu etkileyebileceği ve immun fonksiyonda olumlu rolü olabileceği düşünülmektedir. Vitamin D ile bor arasındaki ilişki incelendiğinde bor yetersizliği olan ratlarda (lağım faresi) D vitamini yetersizliği civcivlerde daha net gözlenmiştir (7). Son yıllarda yapılan çalışmalarda borun büyüme ve gelişmedeki etkinliği incelenmektedir. Araştırmalarda D vitamini yetersizliği oluşturulan hayvanlarda bor supplementi verilerek büyüme ve gelişme izlenmiştir. Bor supplementi verilen hayvanlarda büyüme ve gelişmenin diğer gruba göre daha fazla olabileceği gösterilmiştir. Borun büyümeye direkt etkisi olmasa da kemik gelişiminde etkili olduğuna dair kanıtlar söz konusudur (8).

    Borun kemik üzerine etkisiyle ilgili ilk çalışma sonucu, 1981 yılında Nielsen ve Hunt tarafından gösterilmiştir. Bu çalışmada D vitamini yetersizliği olmayan civcivlere bordan sınırlı diyetler verildiğinde gelişme geriliği gözlenmiştir. Araştırma sonuçlarında D vitamini yetersizliğinde borun D vitamin için vücutta optimum hormon aktivasyonunu sağlayıcı etkisi gösterilmiştir. Yine araştırma sonucu bor supplementi alan guruplarda alkelen fosfotaz düzeyinin artığı ve bacak anormalliklerinin önlendiği saptanmıştır (7,8).

    Literatürde D vitamini ile borun etkileşiminin büyüme ve gelişmeye etkisini gösteren çeşitli araştırmalar mevcuttur. Underwood ve Deluca 1984’te ratlarda (lağım faresi) D vitamini yetersizliği ile normal kemik yapısındaki değişiklikleri, kalsiyum ve fosfor düzeyini incelemiş ve D vitamininin bu minerallerin emilimi için önemli olduğunu belirtmişlerdir. Halloran 1985’te ratlarda (lağım faresi) D vitamininin azalmasıyla plazma kalsiyum seviyesinin düşüğü, hipokalsemi oluştuğunu göstermişlerdir. Hunt ve Nielsen 1989’da yaptıkları araştırmada borun diğer besin öğeleriyle etkileşim içinde olduğu ve borun D vitamini metabolizmasında rolü olduğu belirtilmiştir (7). Hunt 1989’da yaptığı araştırmada D vitamini yetersizliği olan ratlara bor supplementi verildiğinde osteoklast hücresinin arttığı belirtilmiştir. Bor supplementinin plazma kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonunun azalmasını ve kalsifikasyonu inhibe ettiği ve kemik malformasyonunun önlendiğini belirtmiştir (9,11).

    Hegsted ve ark. yaptıkları araştırmada değişik bor içeren diyetlerle beslenen ve D vitamini yetersizliği oluşturulan ratlarda (lağım faresi) büyüme ve gelişme, kemik mineral yoğunluğu ve serum mineral emilim düzeyindeki değişlikleri gözlemiştir. Bir guruba 0,158 ppm/gün diğerine 2,72 ppm/gün bor verilerek ratlar 11 hafta boyunca izlenmiştir. Araştırma sonucunda yüksek bor içerikli diyetle beslenen ratlarda (lağım faresi) kalsiyum, fosfat emiliminde artış saptanmıştır. Vücut ağırlığı, organ ağırlığı ve kemik parametrelerinde ise çok az değişiklik olduğu gözlenmiştir. Yine araştırma sonucunda yüksek bor içerikli diyet uygulanan ratlarda (lağım faresi) hipokalseminin önlendiği ve mineral dengesinin olumlu anlamda etkilendiği rapor edilmiştir(7).

    Ratların beyin kortekslerinde kalsiyum miktarında, serebellum ve karaciğerde fosfor miktarında artış kaydedilmiştir. Dışkıyla kalsiyum ve fosfor atımı azalmıştır (7). Elliat ve Edwards, Qin ve Klandort’ın yaptıkları çalışmada mature civcivlere bor suplmenti verilmiş ve civcivlerin kemik kitlesinde artış olduğu saptanmıştır. Rossi ve arkadaşları 1993 yılında bor suplementinin kemik kırılma süresini geciktirdiğini saptamışlardır (6). Sonuç olarak düşük bor içeren diyet tüketen hayvanlarda D vitamini, kalsiyum, kolekalsiferol, magnezyum ve fosfor yetersizlikleri gözlenebilir. Araştırmalarla varılan ortak sonuç, bor suplementinin verilmesiyle bu yetersizliklerin önlenebileceğine yöneliktir.

    C. Bor ve Mineral Metabolizması
    Diyetle alınan bor mineral metabolizmasını düzenlemede etkin rol oynar. Nielsen ve arkadaşları borun kalsiyum metabolizmasına olumlu etkilerinin olduğu; kalsiyum ve magnezyum kaybını azalttığını saptamışlardır (3). Başka çalışmalarda da; insan ve hayvanlarda bor yetersizliği durumunda idrarla kalsiyum atımının fazla olduğu saptanmıştır(9). Beattie ve Peace postmenopozal dönemdeki sağlıklı kadınlarda yaptıkları araştırmada bir guruba düşük bor diyeti, diğer guruba 3 mg bor suplementi olan diyet uygulanmıştır. Supplement alan gurupta kalsiyum emiliminde artış ve pozitif kalsiyum dengesi oluşmuş idrar kalsiyum atımı azalmıştır. Magnezyumda buna benzer değişiklik göstermiştir (3). Nielsen ve ark. 1988, Hunt 1989, Beattie ve Peace 1991, Hegsted ve ark. 1991’de borun kalsiyum ve kemik metabolizmasındaki olumlu etkilerini saptamışlardır (3). Nielsen 1990 da diyette bor azaldığında; plazma iyonize kalsiyum seviyesi, kalsitriol (d vitaminin aktif formu) konsantrasyonunda azalma, serum kalsitonin düzeyinde artış olduğunu saptamıştır (12).

    Hegsted 1990’da bor suplementinin kalsiyum ve fosfor emilimini artırdığını ve D vitamini yetersizliği olan ratlarda (lağım faresi) kalsiyum ve fosfor dengesini sağladığını belirtmişlerdir (6). 1994’te yapılan bir araştırma sonucunda bor suplementinin kalsiyum ve magnezyum emilimini artırdığını saptamışlardır (11). Naghii ve Samman 1997’de; 45 yaş üstü sağlıklı erkeklerde bir guruba düşük bor diyeti diğer guruba da günlük 10 mg bor içeren diyet uygulamıştır. Araştırma sonucunda supplement alan erkeklerde idrarla kalsiyum atımı azalmış, kemikte kalsiyum tutulumu %17 artmıştır (9). Kemik ve diğer parametrelerde sadece bor yetersizliği değil, borun diğer besin öğeleriyle ilişkisi nedeniyle borun görev aldığı mekanizmalarda değişiklik yaratabilmektedir. Magnezyum ve kalsiyum ve bor araştırmalarda kullanılan besin öğeleri arasındadır (7).


    D. Bor ve Hormonlar
    Yapılan araştırmalarda borun vücuttaki bazı hormonların düzeyinde değişiklik yaptığı gösterilmiştir. Bu hormonlar arasında kalsitonin, 17b estradiol, triidothyronin, 25- hidroksi kolekalsiferol ve testesteron yer alır. Örneğin; östrojen post menopozal dönemdeki bayanlarda estradiol konsantrasyonunu artırır. Bu dönemdeki bayanlarda borun az alınması bu dönüşümün baskılanmasına sebep olur (8). Postmenopozal dönem kadınlarda ve 45 yaş üstü erkeklerde diyetle yetersiz bor alınması serum kalsitriol (d vitaminin aktif formu) düzeyinin azalmasına neden olur. Borun yetersiz alınması serum kalsiyum da azalmaya sebep olacağı için kalsitonin hormonunda artışa sebep olur (8). Beattie ve Weersink 1992’de yaptıkları araştırmada, borun kateşol östrojenle hidroksil guruplarının birleşmesi sonucu bir yapı oluşturduğunu; bununda majör östrojenin katabolizması ve atımıyla ilgili olan metilasyonu sınırlandırdığını belirtmişlerdir (3).

    Nielsen ve ark. 1987 ve 1990 yıllarında 2000 kalori içeren diyetle 0,25 mg bor içeren diyeti bir guruba, diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiştir. Bor suplementi alan gurupta plazma estradiol ve testesteron düzeyinin arttığını saptamışlardır (3). Beattie ve Peace 1993’te post menopozal dönemdeki sağlıklı kadınlarda bir gruba 0,33mg diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiş; plazma estradiol testesteron düzeyindeki değişiklik incelenmiştir. Bor suplementi alan gurupta plazma östrojen ve testesteron düzeyinin arttığı belirtilmiştir (3). Green ve Fernando 1991’de 2,5 mg/gün bor suplementi verdiği erkeklerin hormonlarında 7 hafta sonra testesteron ve serbest testesteronda artış olmuştur (12). Naghii ve Samman 1997’de erkeklere düşük bor diyeti ve 10 mg bor suplementi içeren diyet uygulanmıştır. Bor suplementi alan guruptakilerin estradiol ve testesteron düzeylerinde artış olduğunu saptamıştır. Yine bu araştırmada LH’ın ( testesteronu inhibe eden hormon) kalsitonini inhibe ettiği ve dolayısıyla düşük bor düzeyi olan kiŞilerde kalsitoninin artacağını belirtmiŞlerdir (12).

    Nielsen ve Penland 1997’de, perimenopozal dönemdeki bayanlara 2,5 mg bor suplementi verilmiş ve oluşan hormon düzeyindeki değişiklikler kaydedilmiştir. Bor suplementi alan guruptaki bayanlarda 17b-estradioli alkelen fosfotaz ve tiroksin konsantrasyonunda artış gözlenmiŞtir. Bayanlarda gözlenen menopozal sendromlarda da azalma kaydedilmiştir (12). Bor, troid hormonunun aktivasyon ve metabolizmasına da etki etmektedir. Bu etkisini troid hormonunun reseptörleri ve hücre membranını uyarak yaptığı düşünülmektedir. Borun serum alkelen fosfotaz aktivitesine etki ederek dolaylı olarak troid hormonunu da etkilemiş olmaktadır. Kassem ve arkadaşları 1993’te yaptıkları araştırmada alkelen fosfotazın yardımıyla T3 uyarıcı hücrelerin proliferasyonunda arasındaki etkiyi göstermiştir. Milne ve ark., hücre kültürlerinde T3’ün alkelen fosfotaz aktivitesiyle etkilendiğini göstermiştir. Bu araştırmalara ek olarak daha sonra yapılan araştırmalarda da borun T3/T4 yapımında önemli etkisinin olduğu gösterilmiştir (12).

    E. Bor, İnsülin ve Glikoz Metabolizması
    Borla ilgili yapılan çalışmalarda, borun serum glikoz ve insülin seviyesi ile ilişkisi de incelenmiştir. Bordan sınırlı diyet uygulayan civcivlerde insülinin pik yaptığı seviyesi, bor suplementi alan civcivlere göre %75 daha az bulunmuştur. Civcivlerdeki insülin düzeyi verilen glikoz sonrası ölçülmüştür. Borun insülin seviyesini artırma özelliğini, nikotinamid adenin dinükleotid fosfat metabolizmasındaki yaptığı değişikliğe bağlı olarak gösterdiği belirtilmiştir. Bu metabolizma ile bor insülinin granüllerden sekresyonunu uyarıcı ve insülin salınımını artırıcı etki göstermektedir (8). Hunt, Herbel ve Nielsen 1997’de borun metabolizma üzerine olan etkisini postmenopozal kadınlar üzerinde incelemiş ve bor suplementasyonu yapılan kadınlarda yapılmayanlara göre serum glikoz düzeyinin daha düşük olduğu saptanmıştır (13).


    F. Bor ve Görme Fonksiyonu
    Yetişkin zebra balıklarında bor yetersizliği, fotofobiye sebep olmaktadır. Geçmiş çalışmalarda incelendiğinde bor yetersizliğinin fotoreseptör distrofiye sebep olabileceği gösterilmiştir. Bor suplementasyonu yapılan zebra balıklar ile bordan fakir diyet alan zebra balıkları karşılaştırılmış; bordan fakir diyet alan zebra balıklarında myoid ve segment azalmasından dolayı bor yetersizliğinin fotoreseptör hücrelerde azalma yaptığı sonucu çıkarılmıştır (8).


    G. Bor ve İmmun Fonksiyon
    Borun immün fonksiyonu artırıcı yönde rolü olduğu yapılan çeşitli araştırmalar ile gösterilmiştir. Araştırmalar sonucu ortak çıkarılan hipotez; borun fizyolojik gereksinme kadar alındığında, inflamatuar dengenin sağlanıp enfeksiyon hastalıklarının oluşma riski azaltacağıdır. (8). Artirite neden olan antijenjekte edilen ratlarda (lağım faresi); bir gruba bordan sınırlı diyet, diğer gruba da bor supplementi eklenen bir diyet verilmiştir. Bordan sınırlı diyet alan ratlarda (lağım faresi) bor suplementi alan ratlara göre daha az nötrofil konsantrasyonu, doğal öldürücü hücre ve CD8a+/CD4- hücrelerinin oluştuğu saptanmıştır (8). Nielsen’nin 1991’de yaptığı araştırmada ise; bir gruba 3mg/gün, diğer gruba 0.25 mg/gün bor içeren bir diyet uygulanmıştır. Yüksek miktarda bor alan gurupta diğer guruba göre beyaz kan hücresinin daha fazla olduğu görülmüştür (14). Nielsen’in 1999’da yaptığı bir çalışmada da, bor supplementi verilen ve bordan sınırlı diyet verilen postmenopozal kadınlarda immün fonksiyon üzerine borun etkisi de incelenmiştir. Sonuçta aynı Şekilde bor suplementi alan grupta beyaz kan hücreleri ve polimorfonüklear lökosit düzeyi yüksek, lenfosit düzeyi ise daha düşük saptanmıştır (12).


    H. Bor, Askorbat ve Antioksidan Metabolizma
    Borun askorbat metabolizmasına olan etkileri söz konusudur. Bitkilerde bor yetersizliği; askorbik asit miktarında, non-protein sülfidrit bileşiklerinde ve glutatyon redüktaz seviyelerinde azalmaya sebep olur (8).Borun membranda reaktif oksijen radikallerini süpürücü etkisi vardır. Bitkilerde bor membran geçirgenliğine etki eder. Dolayısıyla membranda lipid proksidasyonunda etkindir. Böyle bir sonuca bitkilerde yapılan ve bor yetersizliğinde artan malondialdehid konsantrasyonu, azalan superoksit dismutaz ve katalaz konsantrasyonlarının bulunmasıyla varılmıştır. Bor yetersizliğine bağlı olarak reaktif oksijen türlerinin artması ve sonuçta da eritrosit superoksit dismutaz konsantrasyonlarında değişiklikler gözlenir (8).


    Ġ. Bor ve Kanser
    Borun bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterdiği yönünde bulgular mevcuttur
    (10). Bor alımı ve Hormon Replasman Tedavisi (HRT) alan kadınlarda, akciğer kanseri riskini araştıran bir çalışmada, HRT almayan kadınlarda bor alımı ile akciğer kanseri arasında negatif bir ilişki bulunmuştur (15). Bor mineralinin su ve besin maddeleriyle vücuda alınmasıyla beraber prostat kanseri insidansının düştüğü, borun prostat kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde etken olduğu yapılan bazı çalışmaların sonucunda bildirilmiştir (10). Diyetsel kaynaklı bor alımı ile prostat kanseri arasındaki ilişkiyi inceleyen başka bir çalışmada ise; bor alımı ile prostat kanseri arasında doza bağlı ters bir ilişki bulunmuş ve bu ilişki bor mineralin steoroid hormonu seviyesini etkilemesine bağlanmıştır (16).


    J. Bor ve Lipid Metabolizması
    Herbel’in 1992 ve 1993 yıllarında yaptığı çalışmada bor supplementi verilen civcivlerde trigliserid düzeyinin yükseldiği görülmüştür (5). Nielsen’nin 1992’de yaptığı çalışmada bor suplementi verilen postmenopozal kadınlarda serum trigliserid düzeyinin arttığı görülmüştür. Naghii’nin 1997’deki araştırmasında 4 hafta boyunca 10mg/gün bor suplementi verilen erkeklerde plazma total kolesterol, trigliserid konsantrasyonlarında, LDL ve HDL gibi lipoprotein fraksiyonlarının seviyelerinde ve malondialdehid seviyesinde değişiklik olmamıştır (9). Armstrong ve ark. 2000’de yaptığı çalışma sonucunda; 5mg/kg bor suplementi verilen domuzlarda plazma total kolesterol düzeyinin arttığını, 15mg/kg bor suplementi verilen domuzlarda ise plazma trigliserid düzeyinin de artış gösterdiğini bildirmişlerdir (5).


    K. Bor ve Protein Metabolizması
    Nielsen’in 1989’da yaptığı araştırmada bor suplementi verilen grupta kan BUN (Kan Üre Azotu) konsantrasyonunun azaldığı bildirilmiştir. BUN protein katabolizması ürünüdür ve protein katabolizmasının bozuk olduğu kişilerde kan BUN düzeyi artar. Borun enerji substrat metabolizmasında etkin rolü vardır. Bundan dolayı bor suplementi verilmesi kan BUN düzeyini azaltır hipotezi yaratılmıştır (13). Hildebrand 1997’de yaptığı araştırmasında: borun membran glikoprotein yapısının değiştirilmesinde, nükleotid transport kinetiğinin sağlanmasında gerekli olduğunu belirtmiştir. İleriki çalışmalarda borun protein katabolizması ve transportundaki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir (11).


    L. Bor, Posa ve Sağlık
    Golden ve arkadaşları 1982, Barbosa ve ark. 1990’da yaptıkları araştırmada yüksek posa içeren besinlerin bordan da zengin olduğunu kaydetmişlerdir. Son yapılan çalışmalarda pre-post menopozal kadınlarda vejeteryan diyetleri gibi yüksek posalı diyetler uygulandığında plazma estradiol seviyesinin düştüğü saptanmıştır. Posa östrojenin enterohepatik döngüde etkisini azaltıp, fekal atımını artırmaktadır. Dolayısıyla plazma aktif östrojen seviyesi azalmaktadır. Fakat bununla birlikte posası az ve bor içeriği yüksek olan bitki orjinli besinler, plazma östrojen seviyesini yükseltmektedir (3).


    M. Bor ve Sinir Sistemi
    Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda bor yetersizliğinin beynin elektriksel aktivitesinde azalma oluşturduğu saptanmıştır. Bor yetersizliği, bireylerde kısa süreli hafıza kayıplarına, dikkat- algılama bozukluklarına, motor aktivitenin hızının azalmasına neden olur. Bu sorunların oluşmasını açıklayıcı temel prensibin ise borun sinir uyarı transportundaki etkisinin olabileceği düşünülmektedir (8). Penland 1989 ve 1990’da yaptığı araştırmalar sonucunda, düşük bor ve magnezyum içeren diyetler sonrası bireylerde elektroensefologram (EEG) okumalarında değişiklik olduğunu saptamıştır. Buna göre beyin fonksiyonlarının düşük bor diyetiyle ve diğer besin öğeleriyle etkileneceği rapor edilmiştir (7).


    N. Bor ve Vücut Ağırlığı
    Naghii ve Somman 1996’da ratlara bor suplementasyonu yapılması ile birlikte vücut ağırlıklarında artış olduğunu saptamışlardır. Rassi ve ark. ise 1993’te, bor suplementasyonunun vücut ağırlığında herhangi bir değişikliğine neden olmadığını bildirmiştir (5).


    O. Sporcular İçin Borun Önemi
    Bor, sporcular için endojenik olarak belirlenmiştir. Borun sporcularda kas kitlesini artırma ve yağ dokusunu azaltmada, kas kitlesinin sıkılaşmasını sağlamada rolü vardır. Bor suplementleri ve steroid komplekslerinin içinde bulunan formları, atletlerde kullanılabilmektedir. Araştırmalar sporcuların 2,5mg/gün borun düzenli olarak 2 ay kullanıldığında etkin olabildiğini belirtmektedir (13). Sporcular için ek bor supplementi pratikte kullanılmamaktadır ve borun fazla alımının toksik olduğu düşünüldüğünde kullanımının güvenilirliği ile ilgili daha çok araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır.


    P. Yaşlı Bireyler İçin Borun Önemi
    Bor, kalsiyum metabolizması ve kemik mineralizasyonundaki rolü nedeni ile özellikle erkeklere daha yüksek osteoporozis riski taşıyan yaşlı kadınlar için önemli bir iz mineraldir (17). Fakat fazla alımı, magnezyum metabolizmasındaki değişiklikler nedeni ile de kalsiyum atımını arttırmaktadır.

    III. BOR GEREKSİNMESİ
    Bor minerali için The Food and Nutrition Board of the National Academy of Sciences tarafından Dietary Referance Intake (DRI) değeri belirlenmemiş olup, maksimum alınabilecek düzeyleri; yetişkinler için (≥19 yaş) 20 mg/gün; adölesanlar için (14-18 yaş) 17 mg/gün ve 9-13,4-8 ve 1-3 yaş için sırası ile 11 ve 6,3 mg/gün olarak belirlenmiştir (Tablo 1).


    Tablo 1.Yaş Gruplarına Göre Bor Gereksinmesi ve Alınabilecek Maksimum Düzeylerinin Dağılımı (18).




    Yaş Grubu Bor Gereksinimi Maksimum Alım Düzeyi
    (mg/gün) (mg/gün)
    Infant
    0-6 ay Belirlenmemiştir Belirlenmemiştir
    7-12 ay Belirlenmemiştir Belirlenmemiştir
    Çocuk
    1-3 yaş Belirlenmemiştir 3
    4-8 yaş Belirlenmemiştir 6
    YetiŞkin
    9-13 yaş Belirlenmemiştir 11
    14-18 yaş Belirlenmemiştir 17
    19-70 yaş Belirlenmemiştir 20
    >70 yaş Belirlenmemiştir 20
    Hamilelik-Laktasyon
    <18yaş Belirlenmemiştir 17
    19-30 Belirlenmemiştir 20
    31-50 yaş Belirlenmemiştir 20
    Kaynak: . Food and Nutrition Board, Institute of Medicine, National Academies. Dietary Reference Intakes for Vitamin A, Vitamin K, Arsenic, Boron, Chromium, Copper, Iodine, Iron, Manganese, Molybdenum, Nickel, Silicon, Vanadium, and Zinc (2001).

    İnsanlarda bor yetersizliğine sık rastlanmamaktadır. İnsanlarda eksikliğinin ancak 63 gün boyunca günde 0.5 mg’dan daha az tüketimi sonucu gelişebileceği saptanmış olup, yapılan insan ve hayvan çalışmaları sonucunda WHO günlük 1-13 mg bor alımının güvenilir olduğunu bildirmiştir (1,19).


    IV. BORUN KAYNAKLARI
    Bor; su, toprak ve havada bulunur. Ayrıca; coğrafik koşullara ve diyetsel özelliklere bağlı olarak değişmekle birlikte, su ve besinlerden günlük olarak toplam 1-7 mg bor alımının olduğu bildirilmektedir (20). Borun başlıca besinsel kaynağı bitkisel besinler olup; kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler ve taze meyveler, yağlı tohumlar, Şarap, elma Şırası ve bira en zengin kaynakları arasındadır (8). Et, tavuk ve balık zayıf kaynakları arasında sayılmaktadır (21). 1994-1996 yıllarında Amerikan toplumunun diyetsel kaynaklı bor tüketiminin araştırıldığı bir çalışmada; diyete bor yönünden en çok katkısı olan 50 besin ve besin grubu belirlenmiş olup, bazılarının içermiş olduğu bor miktarları (µg/gün) Tablo 2’de listelenmiştir.


    Tablo 2. Bazı Besinlerin/Besin Gruplarının ve İçeceklerin Bor İçerikleri (µg/100g) (6)




    Besinler Bor İçeriği (µg/100 g)
    Yiyecekler
    Avakado 1212
    Yağlı Tohumlar 1214
    Süt 18
    Çiğ Elma 360
    Çiğ Muz 135
    Patates, kızartılmamış 62
    Patates, kızartılmış 147
    İeftali ve Nektarin 352
    Kurubaklagil 400
    Üzüm 490
    Brokoli 250
    Domates 63
    Havuç 230
    Soğan 190
    Pirinç 32
    Beyaz Ekmek 46
    İçecekler
    Kahve 34
    Şarap 566
    Çay 9
    Soda 6
    Kaynak: Rainey C, Nyquist L et al. Daily boron intake from American diet. J Am Diet Assoc. 1999; 99:335-340.


    İçme suları da çeşitli ülkelerde ve bölgelerde değişen aralıklarda olmak üzere <1 mg/L bor içermektedir. 2009 yılında WHO tarafından bor ile ilgili yayınlanan raporda Türkiye’de içme sularında bulunan bor konsantrasyonunun 0.01 ile 7 mg/L arasında değiştiği bildirilmektedir (22).WHO Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA-European Food Safety Authority) günlük toplam bor alımımıza, suların ortalama 0.2-0.6 mg/gün oranında katkı yaptığını bildirmektedir (23). WHO 1994 yılında borun insan sağlığına ve üremeye olumsuz etkileri olduğunu ifade ederek içme sularındaki bor seviyesinin 1 mg/L den 0,3 mg /L düşürülmesi yönünde bir rapor yayınlamıştır (24) Ancak bu kararını 1998 yılı itibariyle 0.5 mg/L olarak revize etmiştir (19). Ülkemizde de WHO’nun bu karar değişikliğini destekleyecek nitelikte olan, 1995 yılı itibariyle yapılan, borun yalnızca toksik değil insan sağlığı açısından önemli olan minerallerden birisi olduğunu da bildiren bazı projeler mevcuttur (25).


    SONUÇ VE ÖNERİLER
    2011 yılında EFSA’nın da kabul ettiği ve yapılan birçok araştırmada kanıtlandığı üzere; bor mineralinin insan fizyolojisinde birçok önemli fonksiyonu bulunmakta ve birçok hastalık ile ilişkisi bulunmaktadır (26). Bor, mineralinin toksik etkileri yanında esansiyel rolünün de unutulmaması ve sağlık için önemli bir mineral olduğunun kanıtlanması amacıyla bu konu ile ilgili daha çok araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır.


    KAYNAKÇA
    1. EFSA:European Food Safety Authority, 2006. Opinion Of The Scientific Panel On Dietetic Products, Nutrition And Allergies On A Request From The Commission Related To The Tolerable Upper Intake Level Of Boron. Request P.309-325 http://www.slv.se/upload/dokument/efsa/upper_level_opinions_full-part33,0.pdf
    2. Nielsen F. Boron- An Overlooked Element Of Potential Nutritional İmportance.Nutrition Today; January/February; 4-7, 1988.
    3. Beattie J, Peace H. The İnfluence Of A Low Boron Diet And Boron Supplementation On Bone, Major Mineral And Sex Streoid Metebolism İn Postmenopausal Women. BMJ, 69:871-884, 1993.
    4. Fort D, Stover E, Strong PL,Murray FJ, Keen JL.Chronic Feeding Of A Low Boron Diet Adversely Affect Reproduction And Development İn Xenopus Laevis. J Nutr.1999; 129:2055-2060.
    5. Armstrong T, Spears J, Crenshaw TD, Nielsen FH. Boron Supplementation Of A Semipurified Diet For Weanling Pigs İmproves Feed Efficiency And Bone Strength Characterictics And Alters Plasma Lipid Metabolites. J Nutr. 2000;139:2575-2581.
    6. Rainey C, Nyquist L, Christensen RE, Strong PL, Culver BD, Coughlin JR.Daily Boron İntake From American Diet. J Am Diet Assoc. 1999; 99:335-340.
    7. Hegsted M, Keenan MJ, Siver F, Wozniak P. Effect Of Boron On Vitamin D Deficient Rats.Biological Trace Element Research.1991;28:243-255.
    8. Nielsen F. The Emergence Of Boron As Nutritionally Important Throughout The Life Cycle. Nutrition. 2000;16:521-514.
    9. Naghii M, Samman S. The Effect Of Boron Supplementation On Its Urinary Excretion And Selected Cardiovasculer Risk Factors İn Healthy Male Subjects. Biological Trace Element Research. 1997;56:273-286.
    10. DemirtaŞ A.Bor’un İnsan Beslenmesi ve Sağlığı Açısından Önemi.Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 2010; 41(1):75-80.
    11. Eckhert C. Boron Stimulates Embryonic Trout Growth. J Nutr. 1998;128:2488-2493.
    12. Nielsen F, Penland J. Boron Supplementation Of Peri Menopausal Women Affects Bororn Metabolism An Indices Associated With Macromineral Metabolism, Hormonal Status And İmmun Function. The Journal Of Trace İn Experimental Medicine. 1999;12:251:261.
    13. Hunt C, Herbel L, Nielsen F. Metabolic Responses Of Postmenopausal Women To Supplementation Dietary Boron And Aluminum Dring Usual An Low Magnesium İntake: Boron, Calcium And Magnesium Absorbtion An Retention And Blood Mineral Concentration. Am J Clin Nutr. 65:803-813, 1997.
    14. Naghii MR. The Significance Of Dietary Boron, With Particular Reference To Athletes. Nutr Health. 1999;13(1):31-7.
    15. Mahabir S, Spitz MR, Barrera SL, Don YQ , Eastham C And .Forman M R.Dietary Boron And Hormone Replacement Therapy As Risk Factors For Lung Cancer İn Women. Am. J. Epidemiol. 2008; 167 (9): 1070-1080.
    16. Cui Y,Winton MI,Zhang ZF, Rainey C, Marshall J, De Kernion JB, Eckhert CD.
    Dietary Boron İntake And Prostate Cancer Risk. Oncology Reports 2004;11(4):887-892.
    17. Meacham SL, Taper LJ, Volpe SL. Effect Of Boron Supplementation On Blood And Urinary Calcium, Magnesium, And Phosphorus, And Urinary Boron In Athletic And Sedentary Women. Am J Clin Nutr 1995;61(2): 341–5.
    18. Food And Nutrition Board, Institute Of Medicine, National Academies. Dietary Reference Intakes For Vitamin A, Vitamin K, Arsenic, Boron, Chromium, Copper, Iodine, Iron, Manganese, Molybdenum, Nickel, Silicon, Vanadium, And Zinc (2001). http://www.iom.edu/activities/nutrit...y%20files/nutr ion/drıs/new%20material/6_%20elements%20summary.pdf
    19. IPCS (1998) Environmental Health Criteria 204: Boron. World Health Organization, Geneva, Switzerland. http://www.inchem.org/documents/ehc/ehc/ehc204.htm.
    20. Richold M.Boron Exposure From Consumer Products. Biological Trace Element Research, 1998; 66:121-129.
    21. WHO:World Health Orgaization, 2009..Boron in drinking-water: Background document for development of WHO Guidelines for Drinking-water Quality. Geneva, Switzerland. http://www.who.int/water_sanitation_.../dwq/boron.pdf
    22. WHO/FAO/IAEA:Trace Elements In Human Nutrition And Health. World Health Organisation, Geneva. 1996; Pp. 175–179.
    23. EFSA:European Food Safety Authority, 2004. Opinion Of The Scientific Panel On Dietetic Products, Nutrition And Allergies On A Request From The Commission Related To The Tolerable Upper Intake Level Of Boron. Request N EFSA-Q-2003-018. The EFSA Journal 210, 1-9
    24. WHO (1994) Assessing human health risks of chemicals: derivation of guidance values for healthbased exposure limits. Geneva, World Health Organization, International Programme on Chemical Safety (Environmental Health Criteria 170; http://www.inchem.org/documents/ehc/ehc/ehc170.htm
    25. Cantürk M, Onar R.Bor ve Sağlık.Eti Maden iŞletmeleri Genel Müdürlüğü, AR-GE Daire BaŞkanlığı Çevre Müdürlüğü Araştırma Projesi Raporları 2004; 41-43. http://www.maden.org.tr/resimler/ekl...c21cfcb_ek.pdf
    26. EFSA:Europian Food Safety Authority. Boron Related Health Claims. EFSA Journal 2011;9(6):2209 http://www.efsa.europa.eu/en/efsajournal/doc/2209.pdf

    Keywords: Boron, Metabolism, Health, Nutrition
    1 Doç. Dr. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü
    2 AraŞ.Gör. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü
    İletiŞim / Corresponding Author: Makbule GEZMEN_KARADAĞ GeliŞ Tarihi / Received: 25..12.2012
    Tel: 0312 2162638 e-posta: mgeznmen@gazi.edu.tr Kabul Tarihi / Accepted: 31.01.2014
Hazırlanıyor...
X