Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Boraks Nedir, BoraksÂ’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Boraks Nedir, BoraksÂ’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler






    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler;
    Boraks Dekahidrat ( Sodyum Tetra Borat ), Bor elementi periyodik sistemin 3. grubunun başında yer alır. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.82, erime noktası 2190 °C'dir. Elmastan sonra en sert madde olan bor, gri-siyah kristalin veya amorf mikro kristalin yeşilimsi sarı renkli bir yapıdadır. Bor doğada serbest bulunmaz. Oksijenle birleşerek borik asit, boraks, kolemanit, kernit gibi tuzları halinde veya silikatları halinde bulunur. Boraks eksiden evlerde temizlik mazemesi ve böcek ilaçı olarak kullanılmış bu neden ile hemen hemen her evde de bulunan Boraks aniden tehlikeli madde olarak sınıflandırılmıştır. Hatta Avusturalyada Boraks tehlikeli madde olarak ilan edilmiş ve yasaklanmıştır. Neden böyle oldu bunun arkasında hangi Tıp Mafyası var bunlar değineceğiz.

    Boraks doğada çeşitli formlarda bulunan bir mineral olup Dünyada en çok Türkiye’de % 72, sonra Kaliforniya % 15 ve Kazakistan’da % 9 oranında bulunmaktadır. Boraks ortasında 2 sodyum elementi ve ona bağlı 4 adet bor elementi ve bunun etrafında 10 veya bazen daha az su molekülün den oluşur. Boraks borik asit ve sodyum tuzu karışımıdır. Boraks çözeltisi nin PH-Değeri 9-10 yani çok güçlü bir alkalidir. Borak % 11,3 ve borik aist % 17,5 oranında bor içerir. Borik asit eskiden konserve maddesi olarak kullanılmış ve hatta çok yoğun kullanılmıştır. Taki Avusturlaya’da ki sözde yasağa kadar.

    Kullanıldığı Alanlar:
    Bor eskiden konserve katkı maddesi olarak kullanılmıştır, çünkü bor hem doğal ve hem de yan etkisi olmayan en etki dezenfektan olup besinlerdeki mantar, bakteri ve virüsleri yok edicidir. Eskiden konserve sanayinde çok kullanılan boraks bir dedikoduya kurban edilmiştir ve çok çok tehlikeli kanserojen kimyasallar konserve katkı maddesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda bir Türk ilim adamın yaptığı çalışmalar sonucunda bor saflaştırılmış ve yeni borlu bir beton türü üretilmiştir. Bu borlu beton ile gökdelenler şimdikinin 3-4 katı daha yükselse dahi problem olmayacak, çünkü borlu beton ile binaların dayanıklılığı görülmemiş oranda artacak. Bor cam, çimento, cam sanayi, röntgen cihaz odalarında borlu çimento kullanılır. Hızlı trenlerde ray sistemleri bor karbür ile kaplanır. Boraks, borun en önemli bileşiğidir. Tetra borik asidin sodyum tuzuna 'boraks' denir. Boraks, mineral halinde tinkal, tinkalkonit olarak doğada bulunur. Saf halde renksiz saydam kristaller halindedir. 400°C'de suyunu kaybeder. Renksiz olan boraksın sudaki çözeltisi hafif kalevi bir reaksiyon gösterir. Bundan dolayı boraks bazı çamaşır tozlarına katılır. Boraks çözeltilerinin kristallendirilmelerinde sıcak çözeltide 60°C'nin üstündeki sıcaklıklarda pentahidrat ve altındaki sıcaklıklarda dekahidrat boraks kristallenir. Boraks deka hidrat kolayca su kaybedebilir, boraks pentahidrat ise daha iyi muhafaza edilebilir.

    Boraks Hayat Verir;
    Beyin %85, Kan %90, böbrekler %82, kas %75, kemikler %22 oranında su içerir ve ortalama erkeklerin vücudu %55-65 ve kadınların vücudu %50-60 su dan oluşur. Beyinde yüksek oranda su bulunur ve ancak sulu ortamda beyin iyi çalışır su oranı düştükce beynin foksiyonları azalır. Alüminyum ve kalsiyum beyinde artar ise kireçlenme nedeniyle kişide önce unutkanlık sonra azheimer hastalığı vb., rahatsızlıklar görülür. Bor ise tek başına durmaz, bor ortada 2 bor elementi ve bunlara bağlı 4 adet sodyum ve bunların etrafında 10 adet su molekülü bağlı olarak bulunur. Naghii ve Samman 1997’de; 45 yaş üstü sağlıklı erkeklerde bir guruba düşük bor diyeti diğer guruba da günlük 10 mg bor içeren diyet uygulamıştır. Araştırma sonucunda supplement alan erkeklerde idrarla kalsiyum atımı azalmış, kemikte kalsiyum tutulumu %17 artmıştır. Naghii M, Samman S. insan ve hayvanlarda bor yetersizliğinin idrar ile kalsiyum atımının fazla olduğu tespit edilmiştir.(27) Nielsen F. Borun hücre zarındaki reaktif oksijen radikallerini temzileyici etkisinin olduğunu tesbit etmiştir.. İnsan ve hayvanalr üzerinde yapılan çalışmalarda bor yetersizliğinine beyinin elktriksel aktivitesini azaltığı tesbit edilmiştir. Bor yetersizliği önce kısa süreli hafız kaybı, dikkat etksikliği, algılama zafiyeti, motor aktivitesi hızının azalacağı ve daha sonra alzheimer, depresyon, şizofren vb., daha ağır rahatszılıkların ortaya çıkacağı beyan edilmiştir.(29)

    Bor-Kalsiyum Metabozlizması (Savaşları, Antagonist=Düşman Kardeşler);
    Bor-Kalsiyum ilişkisine ister metobolik değişimler, ister antogonist zıtlıklar isterse bor-kalsiyum tampon sistemleri diyelim ortada çok karmaşık bir bor-kalsiyum ilişkisi var. Bu bor-kalsiyum ilişkisini Dünyada ilk anlayan ve çözen kişi ben ibrahim Gökçek’e aittir ve hastalıkların ortaya çıkışının %95-96 neden kayanaklandığını ilk ben buldum. Vücudun herhangi bir noktasında bor azalır ise kalsiyum ile bu açık kapatılmaya çalışılır, kalsiyumun yoğunlaştığı noktada ise çeşitli hastalıklar görülür. Azalan boru takviye ettiğinizde kemiklerden çözülüp gelen kalsiyum tekrar kemiklere döner ve yaşam kalitesi yükselir hastalıklar yok olur.
    1-) Bor hücre zarında azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum hücre ve hücre zarında yoğunlaşır ise hücre sertleşir ve foksiyonları azalır.
    2-) Hücreler arası sıvıda ki (intersellüler sıvı) bor azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum yoğunlaşır ise hücreler arası sıvı kirlenir akışı ağırlaşır, zamanla batatlık gibi mikrop üreten bir merkez oluşur.
    3-) Sinir Sisteminde bor azalır, kalsiyum artar ise sinir sistemi iletkenliğini kaybeder ve zamanla ms, polinöropati, sinir ucu iltihaplanması, unutkanlık, alzheimer, depresyon gibi rahatsızlıkları tetikler.
    4-) Lenf kanalında borun yerine kalsiyum geçer ise lenf kanalı sertleşir.Lenf sistemi vücudumuzun fen işleri gibi çöp toplar. Lenf sisteminindeki kalsiyum yoğunlaşırsa lenf kanalı çöp lüğe döner ve iltihabi hastalıkları tetikler.Önce lenf bezesi şişmesi, iltihaplanması sonra lenfoma kadar gider.
    5-) Damarların iç yüzeyinde ki borun yerini kalsiyum alır ise damarlar sertleşir ve arteroskleroz (damar sertliği ve plak oluşumu) nedeni ile beyin kanaması, kalp krizi, diabet, karaciğer yağlanması ve cinsel yetersizlik gibi rahatszılıklar görülebilir.
    6-) Eklem ve yumşak dokuda borun yerini kalsiyum alır ise eklem kireçlenmesi, romatoid artrit, artroz, fibromiyalji ve ankilozan spondilit gibi rahatsızlıklar nükseder.
    7-) Borun bir miktar fazla alınması ile birlikte vücut ısısı da hafif artar ve böylece depolanan yağlar yavaş yavaş erir ve kişi kilo verir. Obeziteden yılda 300.000 kişinin öldüğü düşünülürse bu çok zayıflama metodu çok ucuz va problemsiz bir metotdur.


    Boraks ve İnsan Sağlığı;
    Ben İbrahim Gökçek 35 yılık çalışmamın sonucu hastalıkların %95-96’inin BOR Eksikliğinden kaynaklandığını tespit ettim. Bor’un vücutta azalmasını tetikleyen 4 ana sebep vardır.
    1-) Alüminyum folyo ve Alüminyum kaplar
    2-) Kimyasal ilaçlar
    3-) Kimyasal Gübre
    4-) Kandidoz Mantarı
    Aluminyum Bor ile antogonsit, yani düşman kardeşler alüminyum giren hücrelerde bor çıkar. Kimayasal ilaç kullananlarda bor kendiliğinden yavaş yavaş yok olur. Kimyasal gübre kullanılan tarım alanlarda üretilen tahıl, sebze ve meyvelerde bor 0,25 mg’a kadar düşer ve organik tarım yapılan toprakta yetişen gıdalarda ise 20 mg bor bulunur. Kandidoz Mantarı bağırsaklarda saçak şeklinde çoğalır ve streç folyo gibi bağırsakları sarar ve kişinin bağırsakları besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz vs emilimi minimum seviyeye düşer. Böylece kişide önce halsizlik, dermansızlık, sonra alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, depresyon, kalp damar hastalıkları görülmeye başlar.

    Bor Eksikliği Hangi Hastalıkları Tetikler;
    1-) Hücre zarı çöker; Bor hücre zarını korur dayanıklı ve fonksiyonel yapar, fakat bor azalır ise hücre zarı çöker ise hücre içine zararlı maddeler girer ve artık maddeler dışarı atılamaz ve hücre çöplüğe dönüşür. Hücreler beslenemeyince kişide halsizlik, dermansızlık ve sürekli açlık duygusu başlar ve sonra alerjik hastalıklar cilt hastalıkları vb hastalıklar görülür.
    2-) OBEZİTE Problemi; Hücreler beslenemeyince kişide sürekli açlık duygusu uyanır, sürekli çok gıda tüketmek zorunda kalır ve zamanla aşırı kilo alır. OBEZİTEYE SON; Bor vücut ısısını hafif artırdığı için normalden fazla enerji harcar ve böylece kişi yavaş yavaş zayıflar.
    3-) Hormon Bezeleri; Hormon salgılayan bezelerde ki kalsiyum oranı artıkça kireçlenme nedeniyle bezeler yeterince hormon salgılayamaz ve kişide hormon yetersizliği neden ile cinsel isteksizlik, cinsel yetersizlik başta olmak üzere birçok problem ortaya çıkar.
    4-) Sinir Sistemi; Sinir hücrelerinde kalsiyum yoğunlaşması neden ile sinir sisteminde iletkenlik problemi doğar ve kişide algılama zafiyeti başalar ve zamanla nöropati ve ms gibi hastalıklar görülür.
    5-) Lenf Sistemi; Lenf bezeleri ve kanallarında kalsiyum yoğunlaşması artık ve toksik maddelerin taşınmasında zafiyetlere sebep olur ve zamanla lenf ödemi, lenf bezesi şişmesi ve lenfoma gibi rahatsızlıkları tetikler.
    6-) Romatizma; Hücre zarındaki zafiyet (bor eksikliği) nedeniyle kemiklerde olması gereken kalsiyum yumuşak doku, hücreler ve eklemlere akın eder. Eklem ve yumuşak dokuda yoğunlaşan kalsiyum artroz, artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, sle ve Behçet gibi hastalıkları tetikler.
    7-) Kalp-Damar; Damarların iç yüzeyinde biriken kalsiyum damarların sertleşip kireçlenmesine sebep olur, kireçlenen damarlar kalp krizi, beyin kanaması, unutkanlık Alzheimer, cinsel yetersizlik, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması (diyabet), görem zafiyeti ve kulak çınlamasına sebep olur.
    8-) Genital Siğil-Genital Herpes; Virüs ve Mantarlar koloni şeklinde birlikte çalışır, virüs varsa mantar var, mantar var ise virüs vardır. Bor virüs ve mantara karşı çok çok kuvvetli dezenfektandır.
    9-) Alerji, Sedef, Egzama; Kandidoz mantarı saçak şeklinde bütün bağırsak mukozasını streç folyo gibi sarar ve ince bağırsak artık yeterince DAO (diaminooksidaz) salgılayamaz, dao'nun azalması histaminin aşırı yükselmesine sebep olur ve kurdeşen, polen alerjisi, besin alerjisi, atopik egzama ve sedef gibi rahatsızlıklar hortlar.

    Artroz-Bor ilişkisi:
    Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bir kişinin günlük sebze ve meyveden alması gerek miktar 5 mg. Fakat sebze ve meyvenin yetiştiği toprak kullanılan gübre vs., nedeni ile bor oranı çok farklı olabilmektedir. Kimyasal gübre kullanılan topraktan bor oranı 0,25 mg'a kadar düşmekte, organik tarım da ise bu oran 20 mg’a kadar yükselmektedir. Tabii ki Ülke’ den ülkeye de sebze ve meyvede ki bor oranı da değişir. Türkiye bu bakımdan çok çok şanslı bir ülke çünkü Dünya bor rezervinin hemen hemen % 72’si bizde dir. Günümüzde çiftçilerin aşırı kimyasal gübre kullanması nedeniyle maalesef tüketilen sebze ve meyvede ki bor oranı bizde de çok çok düşmüştür.

    Bir kişinin günlük alması gereken miktardan çok az miktarda alınan bor birçok hastalığı tetikler. Bilindiği gibi bağırsak mantarları bağırsaklarda çoğalırsa bütün bağırsağı streç folyo gibi kaplar ve bağırsakların vitamin, mineral, enzim vs emilimini önler. Vitamin, mineral, enzim vs yetersizliğine sebep olur ve kişinin bağışıklık sistemi çöker. Bağışıklık sisteminin çökmesi birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Batı Ülkelerinde bir kişinin günlük aldığı bor 1-2 mg, kimyasal gübre kullanılan tarım alanlardın da ki sebze ve meyve ile alınan bor 0,25 mg’a düşmektedir. Örneğin; Jamaika’da şeker kamışı için aşırı kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle toprakta ki bor oranı aşırı oranda düşmüş ve insanların % 70’i artroz dan muzdariptir. Aynı şekilde Mauritius adasında da toprakta ki bor oranı aşırı şekilde kimyasal gübrelerden dolayı azalmış ve insanların % 50’sinde artroz görülmeye başlamıştır. Bir örnekte Batı Avusturalya’nın Carnavon şehrinde toprak bor bakımından çok zengin olması nedeniyle burada artrozlu hasta oranı sadece %1 dir.

    Boraks Doğal Antibiyotik;
    Boraks mantar ve virüslere karşı çok güçlü, fakat bakterilere karşı zayıf bir dezenfektandır. İnsan, hayvan ve bitki hücresinin hücre zarı dayanıklı ve nemli olması ve birçok sinyali iletebilmsi gerekir. Bor insan vücudunda hemen her organda bulunmasına rağmen tiroid bezelerinde sonrada kemik ve dişlerde daha yoğundur. Kemikler ve eklemler için bor eksikliği düşünülemez. Bor tiroid bezelerini uyararak vücudun kalsiyum, magnesyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Bor yetersizliği tiroid bezesinin aşırı çalışmasına sebep olur ve çok aşırı hormon salğılar. Aşırı tiroid hormon ise kemiklerde ki kalsiyumun çözülüp kana karışmasına neden olur. Bu durum zamanla eklemlerde artroz (eklem deformasyonu), osteoporoz (kemik erimesi), artrit (eklem iltihaplanması) ve diş çürüklerine sebep olur. Bor yetersizliğ anlaşılmaz ve uzun süre devam ederse yumşak dokuda sertleşme, kas krampları ve eklem sertleşmesi gibi rahatsızlıkları ortaya çıkar. Aynı şekilde damarlarda kireçlenme, hormon bezelerinde sertleşme, böbreklerde taş ve böbreklerde kireçlenme böbreklerin iflasına kadar gider. Borun immün fonksiyonu artırıcı yönde rolü olduğu yapılan çeşitli araştırmalar ile gösterilmiştir. Borun gerekli oranda alındığında bağışklık istemini güçlendirdiği tesbit edilmiştir. (29)

    Boraks Hormon Düzenleyici;
    Bor steroid hormonlarında ki metabolik değişimleri, özelikle de seks hormonlarını etkiler ve erkeklerde testestoron hormonunu artırır ve bayanlarda menopoz rahatsızlıklarına sebep olan östrojen hormonunu dengede tutar. Bor D-Vitaminini aktif forma çevirir ve böylece yumuşak doku ve eklemlerde ki kireçlenmeyi önler. Bor birçok metabolik değişimde rol oynayarak sedef, görme zafiyeti, hafıza zafiyeti, kalp problemi gibi rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır. Alman kanser araştırmaları uzmanı Dr. Paul Gerhard Seeger yapmış olduğu araştırmalar sonucunda kanserin hücre zarının zayıflaması sonucu ortaya çıktığını belgelemiştir. Bor hücre zarı fonksiyonları için çok çok önemlidir, bor eksikliği hüce zarının çözülmesine sebep olur. Hücre zarını çözülmesi tümörlerin yayılmasını tetikler. Bor türevleri tümörleri yok edici, kemik erimesini, iltihap önleyici, kolesterol, lipid ve trigliseridi düşürücü, pıhtılaşma ve doku bozulmasını önleyicidir. Bor prosta tümörünü ve iyi huylu prostat büyümesini önelyicidir. Orta yaşlarda ki erkeklere günde 100 mg boraks verilmiş ve testosteron oranın % 30 artığı tespit edilmiştir. Prostat kanser olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda hastalarda testosteronu artırdığı PSA’yı düşürdüğü ve %64’ünde prostat tümörünü küçüldüğü tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda borun vücuttaki bazı hormonların düzeyinde değişiklik yaptığı gösterilmiştir.(28) Nielsen ve ark. 1987 ve 1990 yıllarında 2000 kalori içeren diyetle 0,25 mg bor içeren diyeti bir guruba, diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiştir. Bor elementi alan gurupta plazmada estradiol ve testesteron, yani kadınlık ve erkeklik hormonu artırdığı tesbit edilmişlerdir.

    Rex Newnham Artroz Kürü;
    Dr. Rex Newnham kendisi osteopat ve herbalist 1960 ‘lı yıllarda artroza yakalanmış ve her türlü modern tıp ilaçlarını kullanmış ve faydasını görmemiştir. Dr. Rex Newnham Avusturalya’nın Peth Üniversitesinde Toprak ve Bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmaktadır. Mesleği nedeniyle hastalıkların temelinde bitkilerin biyo kimyasında ki bozulmaların tetiklediğini tespit etmiştir. Bitkilerin biyo-kimyasını çok iyi bilen Dr. Rex Newnham çevresinde ki toprağın mineral bakımından çok yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Doktor Rex bitkilerde ki Kalsiyum metabolizmasının bor ile desteklendiği biliyordu. Dr. Rex günde 30 mg boraks almaya karar vermiş ve 3 hafta içinde eklemlerdeki şişlikler, donukluk ve sertliklerin geçtiğini tespit etmiştir.

    Dr. Rex Sağlık Bakanlığı ve Üniversite yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde buluşundan bahsetmiş, fakat hiç ir kimse ilgilenmemiştir. Artroz hastaları bor’un bu etkisinden çok çok etkilenmişler. Bazı hastalar üzerinde zehirli, karınca ve hamam böceklerine karşı ibaresini görünce ürkmüşlerdir. Rex boraksı standardize ederek 10.000 kutu tabet üretmiştir. Dr. Rex 5 yıl boyunca her ay 10.000 kutu borak satmış ve binlerce insan hücum etmiş. Bu durumun önüne geçmek için ilaç olarak üretebilmek için Sağlık Bakanlığına başvurmuştur. Rex’in başvurusu Sağlık Bakanlığı bu bor’lu tablet üretiminin ilaç sektörüne zarar verebileceğini ile sürerek zehir olarak ilan etmiştir. Sağlık Bakanlığı Dr. Rex 1.000 Us Dolar cezaya çarptırmıştır ve yasaklamıştır. Sebep ilaç sektörüne zarar vermek, insanlara değil.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalarda hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularında ki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür.

    Kalsiyum-Magnezyum Metabolizması;
    Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunda karşı oyuncular (antagonist=düşman kardeşler) ve aynı zamanda birlikte çalışırlar (cooperation=işbirliği). İnsan vücudunda ki magnezyumun yarısı kemiklerde yarısı da doku ve hücrelerdedir, kalsiyumun ise %99 kemiklerde ve %1’ hücreler arası sıvıda bulunur. Kalsiyum hücre içine girince hücre büzülür, kalsiyum hücreden çıkıp magnezyum içerir girince hücre rahatlar. Bu hücrelerdeki pompa sisteminin çalışması için çok enerji gerekir. Şayet yeterince enerji yoksa kalsiyum hücre içinde yoğunlaşır. Enerji yersizliğinin sebebi Kandidoz mantarı, yanlış beslenme veya vücutta aşırı cüruf depolanması olabilir. Kemiklerdeki kalsiyum ne kadar çok yumuşak dokuya kayarsa organlarda sertleşme, lenf akışında yavaşlama buda hastalık demektir. Sinir hücrelerinde kalsiyum artar ise sinir hücrelerindeki haberleşme aksar. Göz merceğinde kalsiyum artar ise katarakta sebep olur. Hormon salgılayan bezelerde kalsiyum oranının artması hormonların azalması ve bütün hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesi demektir. Hücreler arasında ki kalsiyum yoğunluğu magnezyumun azalması demektir. Magnezyum yetersizliği enzimlerin oluşmaması ve haliyle enerji yetersizliği ortaya çıkar ve kişide önce halsizlik, yorgunluk, sonra alerjik hastalıklar ve cilt hastalıkları sonrada depresyon vs. görülür. Hücre zarında kalsiyum oranı artar ise hücre içine giriş ve çıkışlarda yavaşlama olur ve artık maddeler atılamadığından çöplük (cüruf) oluşur. Hücreler arasında kalsiyum oranı çok yoğunlaşırsa hücreler ölmeye başlar. Bor hücre zarının fonksiyonlarını artırır, kalsiyum ve magnezyum dengesini sağlar. Bor ile birlikte hücre ve dokudaki fazla kalsiyum tekrar kemiklere depolanır ve magnezyum oranı arta ve problemler ortadan kalkar.

    Bor ile Kansere Çare;
    Alman onkolog ve kanser araştırmalar uzmanı Dr. Paul-Gerhard Seeger kanserin hücre zarında ki çözülme nedeniyle başladığını bildirmiştir. Bor türevleri hücre zarının fonksiyonları için çok çok önemlidir. Şayet hücre zarı çözülmeye başlarda kanserde ortaya çok kolay çıkar. Belki de Dünyadaki kanser vakalarını bu kadar çok yayılması BOR Eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bor türevleri tümörlerin gelişimini ve çoğalmasını, kemik erimesi ve iltihapları önler.

    Bor ile Mantara Son;
    Boraks tozu mantar yok edici bu neden ile Mantar hastalıklarına karşı en ideal ilaç. Kandidoz mantarı sağlıklı bir kişide problemsiz bir mantar, fakat kimyasal ilaç kullanan ve ve yanlış beslenenlerde hızla çoğalır. Kandidoz mantarı bütün bağırsakları saçak şeklinde mantar kolonisi birçok kolu ile (pseudo-hyphen) sarabilecek bir zincirleme ile çoğalır ve yayılır. Bağırsaklar artık besinlerde ki vitamin, mineral, enzim, glikoz vs besleyici maddeleri absorbe edemez hale gelir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklar yavaş yavaş ortaya çıkar. Bağırsak mukozası (sümüksü deri) tahriş ve tahirp olduğundan kişide bağırsak rahatsızlıkları ve iltihabi hastalıklar zuhur eder. Bağırsaklarda ki deformasyon nedeniyle artık sindirilmemiş protein artıkları da absorbe edilir. Hyphen (saçak şeklinde mantar kolonisi) kana karışırsa otoimmun hastalıklar ve kansere sebep olur. Kandidoz mantarı saçak şeklinde ince bir streç folyo gibi bağırsağı sarabilir. Boraks ile yapılan klinik araştırmalarda; borik asit veya Borak’sın kandidoz folyosunu çözdüğü ve yayılmasını, çoğalmasını önlediği tespit edilmiştir. Antibiyotiklerin sebep olduğu kandidoz mantarı istilasını boraks ve borik asit’in antimikozik (mantar öldürücü) özeliği nedeniyle bütün mantar hastalıkları (alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, vs) tedavi edilebilir. Kandidoz Mantarını üretmiş olduğu toksik maddelerden AFLATOKSİN B1’in DNS’i tahrip edebilir zarar verbilir. Aflotoksin B1 Karaciğer ve Akciğerde kansere sebep olabilir. Bor Türevleri zarar gören DNS’in kendisini yenilemesini sağlar. (Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165

    Boraks ile Tecrübeler;
    Boraks’ın kandidoz mantarı ve birçok hastalığa karşı etkisi mükemmel bununla ilgili birçok hasta tecrübesi www.earthclinic.com bu siteye kayıtlı üyeler tarafından beyan edilmiştir. Bir üye ’’Benim sedef hastasıyım ve eklemlerimde dayanılmaz ağrılar var ve yeni yeni romatoid-sedef hastalığı da başladı. Ben bu forumda boraks üzerine yazıları okuyunca hemen denmek istedim. Aman Allah’ım bir gün sonra dizimdeki ağrılar yok oldu. Sedef olan yerle 2 gün içinde çok daha iyi bir duruma geldi. Ben ¼ tatlı kaşığı boraksı 1 litre su ile karıştrarak alıyorum.’’

    Tırnak Mantarı olan bir forum üyesi; ’’Ben yaş olan ayaklarıma avuç dolusu boraks ile ovaladım ve kaşıntı hemen geçti. Birkaç hafta sonra arkadaşımla karşılaştım ne oldu dedi, hiçbir rahatsızlık kalmadığını söyledim.’’ („Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012; )

    Vajina Mantarı olan birçok bayan da yatmadan önce bir soft jel kapsülüne boraks duldurmuş ve vajinaların fitil gibi yerleştirmişlerdir. Bu metot o kadar etkili ki bazen bir defa kullanmak bile problemi çözülmüştür. Fakat tabii ki 2 hafta süre ile bunu devam etmek gerekir. Vajina mantarına karşı etkisi klinik araştırmlarla tespit edilmiştir. (De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336; ) ve (Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55; )

    Boraks ile yapılan bir diğer araştırmada ise bor’un florit ile reaksiyona girerek floridi vücuttan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir. Bor vücudu ağır metallerden temizler arıtır ve idrar yolu ile dışarı atılır. („Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012; )

    Fibromiyalji; Foruma üye olan bir bayan yıllarca fibromiyalji, çene eklemi ağrısı, kronik yorgunluk ve rosacea hastalığı nedeniyle acı çekmiş. Bu rahatsızlıklara sebep olarak flor elementinden şüphelenmiş. Bayan 1/8 deniz tuzu ve 1/8 boraksı bir litre su ile karıştırarak gün içinde tüketmiş ve 2 hafta içinde rahatsızlıkları hafiflemiştir. 2 hafta içinde yüzündeki gül hastalığı solmuş cildi güzelleşmiş, ateşi düşmüş ve ağrıları azalmıştır. Sürekli yorgun olan bayan tekrar normal yaşama dönmüş ve tam enerji ile çalışmaya başlamıştır ve en önemlisi KİLO vermiştir.

    İskelet Fluorosis; Alüminyum madenlerinde çalışan işçiler görülen iskelet veya dişlerde renk değişim ve florit oranın yükselmesine kısaca iskelet fluorisis denir. Çin’de 31 iskelet fluorisis hastası üzerinde boraks ile tedavi denemeleri yapılmıştır. Tedavi süreci içinde kademeli olarak alınan boraks oranı günlük 300 mg dan 1.100 mg’a kadar yükseltilmiş ve hastalar da %50-80 oranında iyileşme görülmüştür.

    Tiroit Kanseri; Foruma üye olan bir bayan; ’’7 yıl önce tiroit kanseri, 6 yıl önce böbrek üstü bezesinde zafiyet, sonra erken menopoz başladı, bir yıl sonra rahim sarkması ve sonra rahim ameliyatla alındı. 3 sene öncede fibromiyalji ve nöropati ortaya çıktı. Ben küçükken sürekli florlu su ve florlu hap aldım. 2008’in son baharında ben tamamen güçsüz kaldım takatim kesildi ve yardıma muhtaç duruma geldim. Ben artık yürüyemez olmuştum ve hiç uyuyamıyordum. Sırt ağrılarından her gün kusuyordum. Floritin yan tesirleri üzerine bir yazı okuyunca, anladım ki benim problemim bu flor’ dan kaynaklanıyor. Ben boraks ile vücut temizliğine başladım ve 1/8 tatlı kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak bir günde tüketim. Tam 3 gün sonra benim rahatsızlıklarım hemen hemen yok oldu.


    Alınabilecek Boraks-Dozajı;
    Boraks ile birçok hastanın sadece ağrıları azalmamış, kalıcı olarak iyileşmişlerdir. Sedef hastalığında; ¼ tatlı kaşığı, boraks bir litre suya katılır çalkalanır ve gün içinde tüketilir. Saç dibi, Ayak ve Parmak Tırnağındaki mantar boraks ile ovalanır. Vajina mantarına karşı boraks boraks kapsülü fitil gibi kullanılır. Roza hastalığı, yumuşak doku romatizması, kronik yorgunluk sendromu, kemik erimesi vb., rahatsızlıklara karşı kullanılır. Boraks idrarla dışarı atılır ve her hangi bir organda depolanmaz. Dozaj vücut ağırlığına göre değişir. Şayet kişinin herhangi bir hastalığı yoksa bir tatlı kaşığı boraks (5 ml=0,40 gram) bir litre su ile karıştırılarak alınır. Eğer kişinin; artroz, artrit, osteoporoz, menopoz gibi rahatsızlıkları varsa ve seks hormonu çok düşükse kademeli olarak bu dozajı 3 katına kadar çıkarmak mümkündür.

    Boraks Tehlikeli Değil, Şayet Dozaja Uyulursa;
    30 yıl önce bir tanıdığıma doktoru sinir hapı (kimyasal bir hap) vermiş ve demiş ki bünyen zayıf yarım tabet al, bir tabet sana ağır gelir demiş. Yaşlı amcada canım bir haptan ne olur diyerek bir hapı bütün olarak içmiş, adamcağızı hastaneye zor yetiştirdiler az kalsın ölecekti. Tabii ki boraks aynı şekilde dozaj önemlidir, alınması gereken miktar tatlı kaşığının ¼’ü bir litre suya katılacak ve gün içerisinde tüketilecek. 1981 yılında Avrupa Birliğinde boraks zehirli olarak ilan edildi ve kullanımı yasaklandı. Oysa insanlar üzerinde herhangi bir klinik araştırma yapılmadı. Sodyum hidroksit (NaOH) ve Hidroklorik asit (HCL) zehirli olmalarına rağmen yasak mı değil, çünkü Sodyum hidroksit ve Hidroklorik asit ikisi de ilaç sanayini tehdit edecek alternatif olabilecek bir madde değiller. Oysa ki Boraks aklınıza gelebilecek bir çok hastalığı problemsiz iyileştirebilir. Dr. Rex Newnham 10.000 lerce hastayı tedavi etmiş teşekkür yerine para cezasına çarptırılmıştır. Neden? Çünkü İlaç Endüstrisi zarar etmesin daha çok para kazansın diye oyunlar oynanmaktadır.

    Boraks’ın Yan Etkisi var mı?
    Yıllarca yanlış beslenme, kimyasal ilaçlar veya kandidoz mantarı neden ile eklemler, bağdokusu, hücreler arası, lenf sistemi ve sinir sistemine depolanana kireç 3-5gün boraks alınca hemen kalsiyumdan kurtulamazsınız. Forumda 2-3 haftada insanlar en ağır artroz, artrit, osteoporoz vs. hastalıktan kurtulduğunu yazıyor, fakat vücudun temizlenmesi için 3 ay kadar ½ çay kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak içmek gerekir. ½ Çay kaşığı demek 1-2 gram demektir.

    Boraks Zehirlenmesi; Boraks ile toplam 784 kişide zehirlenme olayı görülmüştür. Bu kişiler bilmeden 10-88 gram boraks yutmuşlar ve herhangi bir ölüm vakası olmamış ve herhangi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Fakat kg başına 84 mg boraks (60 kg ağırlığında bir kişi 40 gram boraks alırsa) alanlarda mide-bağırsak, kalp dolaşımı, karaciğer, böbrekler ve sinir sisteminde rahatsızlıklara sebep olmuştur. Cilt hastalıklarından kaşıntı ve kızarıklıklar ve ölüm vakaları görülmüştür. Bir kişi 60 kg ise 40 gram boraks onun için tehlikeli, 70 kg ise onun için 50 gram tehlikeli demektir. Kimyasal ilaçlardan herhangi birinden 40-50 tane yutarsanız çok daha tehlikeli olur. Boraks’ da alınması gereken miktar ½ çay kaşığı yani 1-2 gram demektir. Bu dozajın asla yan tesiri olmaz aylarca kullansa bile.

    Kalsiyum Hapı Alın Kemikler Güçlensin Masalı;
    Heidelberg’deki Alman Kanser Araştırma Merkezi’nde 23 bin 980 kişi, 10 yılı aşkın bir süre izlendi ve kalsiyum ilaçları alanlarla almayanların kalp krizi geçirme oranları karşılaştırıldı. Merkezde, kalsiyum ilaçları almayan 15 bin 959 kişiden 851′inin kalp krizi geçirdiği, kalsiyum ilaçları alanların kalp krizi geçirme olasılığının ise almayanlardan yüzde 86 oranında daha yüksek olduğu gözlendi. Araştırma sonuçları ‘Heart’ (Kalp) dergisinde yayımlanmıştır. O halde kalsiyum hapı almak daha tehlikelidir, bu nedenle kalsiyum yerine bor hapı alınmalıdır. Kalsiyum alalım diye kullandığımız haplar kalp krizi tehlikesini arttırıyor. Kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği bildirildi. BBC’nin haberinde, Almanya’da yapılan bir araştırmanın, kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği tespit edilmiştir. (http://heart.bmj.com/content/98/12/920.full, http://www.medpagetoday.com/Cardiolo...nfarction/3289 )

    Son zamanlarda kemik erimesi için verilen kalsiyumun ve kemik erimesine karşı kullanılan ilaçların kalp krizi riskini artırdığına dair yayınlar yapılmaktadır. İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre fazla kalsiyum alımının tüm nedenlere bağlı ölüm riski, kalp ve damar hastalıkları ile iskemik kalp hastalığı riski artırdığı tespit edilmiştir. British Medical Journal dergisinde yayınlan bu çalışmada kalsiyum alan 1914-1948 doğumlu yaklaşık 61.433 kadın ortalama 19 yıl süreyle takip edilmişlerdir. Katılımcıların aldıkları besinlerin içindeki kalsiyum miktarı hesaplanmış, ayrıca dışarıdan ilaç olarak aldıkları kalsiyum miktarı kaydedilmiştir.
    Araştırmaya katılanların günlük aldıkları kalsiyuma göre 4 gruba ayrılmıştır;
    1-) Günlük 600 mg’dan az kalsiyum alanlar
    2-) Günlük 600-999 mg kalsiyum alanlar
    3-) Günlük 1000-1399 mg kalsiyum alanalar
    4-) Günlük 1400 mg’dan fazla kalsiyum alanlar
    19 yıl süre bu araştırma süresinde 11.944 kadın vefat etmiş ve bunlardan 3962 ‘si kalp-damar hastalığı, 1932 si iskemik kalp hastalığı ve 1100’ü inme sonucu ölmüştür. Yüksek oranda kalsiyum alanlarda kalp-damar hastalıkları ve iskemik kalp hastalığından ölenlerin diğer gruplara göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir.. Kaynak: Michaëlsson K, et al "Long term calcium intake and rates of all cause and cardiovascular mortality: community based prospective longitudinal cohort study" BMJ 2013; 346: f228.
    Not: Doğrusu kalsiyum hapı almak değil, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlamaktır, bu da ancak boraks ile mümkündür. Dünyayı kimyasal ilaç ve kimyasal gübre ile zehirliyoruz sonrada hortlayan hastalıkları tedavi edebilmek için yine zehir olan kimyasallara sarılarak sürekli zehirlenme sarmalından kurtulamıyoruz.

    Kaynak:
    1. Benderdour, M., Bui-Van, T., Dicko, A., Belleville, F.: „Invivo and in vitro effects of boron and boronated compounds“ in J Trace Elem Med Biol, 1998, 12(1):2-7;
    2. Newnham, R. E.: „Arthritis: The Mainstay Of The ,Health Industry‘ – The Disease That ,Health‘ Authorities Don’t
    Want Cured“ auf whale.to;
    3. Newnham, R. E.: „Essentiality of Boron for Healthy Bones and Joints“ auf ncbi.nlm.nih.gov;
    4. Newnham, R. E.: „Agricultural Practices Affect Arthritis“ in Nutrition and Health, 1991, 7(2):89-100;
    5. Newnham, R. E. et al: „Boron and Arthritis“, auf arthritistrust.org, 1994;
    6. Last, W.: „Arthritis And Rheumatism“ auf health-science-spirit.com;
    7. Last, W.: „Overcoming Arthritis“ auf health-science-spirit.com;
    8. Xu, P., Hu, W. B., Guo, X., Zhang, Y. G., Li, Y. F., Yao, J. F., Cai, Q. K.: „Therapeutic effect of dietary boron supplement on retinoic acid-induced osteoporosis in rats“ in Journal of Southern Medical University, 2006, 26(12):1785-8;
    9. „BORON“ auf iThyroid.com;
    10. Naghii, M. R., Mofid, M., Asgari, A. R., Hedayati, M., Daneshpour. M. S.: „Comparative effects of daily and weekly boron supplementation on plasma steroid hormones and proinflammatory cytokines“ in J Trace Elem Med Biol, 2011, 25(1):54-8;
    11. Harvey, D.: „BORON“ in LE Magazine, 08.2006;
    12. „Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012;
    13. De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336;
    14. Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55;
    15. Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165;
    16. „Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012;
    17. „Borax Extrarein-01“ auf supergenial.ch;
    18. Last, W.: „The Ultimate Cleanse“ auf health-science-spirit.com; deutsche Übers. s. „Die ultimative Reinigung“ in NEXUS Magazin, 2009, 25:30-37;
    19. „Sodium Chloride MSDS“ auf Sciencelab.com;
    20. „Borax Decahydrate MSDS“ auf hillbrothers.com;
    21. „CDC Toxic Profiles: BORON 2. Relevance To PublicHealth“ auf atsdr.cdc.gov;
    22. United States Environmental Protection Agency: „Boric Acid/ Sodium Borate Salts“ auf regulations.gov;
    23. „Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals“ auf en.wikipedia.org;
    24. European Chemical Agency (ECHA): „Boric Acid“ auf http://echa.europa.eu;
    25. Oecd Sids: „Sodium Percarbonate“ auf inchem.org
    26. „Sodium bicarbonate MSDS“ auf sciencelab.com;
    27. Naghii M, Samman S. The Effect Of Boron Supplementation On Its Urinary Excretion And Selected Cardiovasculer Risk Factors İn Healthy Male Subjects. Biological Trace Element Research. 1997;56:273-286.
    28. Beattie J, Peace H. The İnfluence Of A Low Boron Diet And Boron Supplementation On Bone, Major Mineral And Sex Streoid Metebolism İn Postmenopausal Women. BMJ, 69:871-884, 1993.
    29. Nielsen F. The Emergence Of Boron As Nutritionally Important Throughout The Life Cycle. Nutrition. 2000;16:521-514.
    30. Hunt C, Herbel L, Nielsen F. Metabolic Responses Of Postmenopausal Women To Supplementation Dietary Boron And Aluminum Dring Usual An Low Magnesium İntake: Boron, Calcium And Magnesium Absorbtion An Retention And Blood Mineral Concentration. Am J Clin Nutr. 65:803-813, 1997.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2


    Alüminyum ne kadar tehlikeli;
    Alüminyum kozmetik, çikolata ve baharat bulunur ve birçok besinin ambalajı alüminyumlu maddelerden oluşur. Alüminyumun gerçekten zararlı olduğu ve hatta Alzheimer hastalığını tetiklediği bilinmektedir. Alüminyumunu faydalarını saymakla bitmez, fakat faydası endüstride kullanımı ile ilgili; Örneğin uçak yapımında alüminyum kullanılması onun hafif olmasını sağlar. Bu güne kadar alüminyumun zehirsiz olduğu düşünülüyordu, fakat göğüs kanseri ve Alzheimer hastalığını tetiklediği artık bir gerçektir.

    Alüminyum vücuda nasıl geçer.
    Alüminyum genelikle besinlerle alınırsa da alüminyumlu tencere, alüminyumlu çaydanlık veya alüminyum folyo ile de alınır. Alüminyum dünyada en çok olan elementlerden biridir ve tabii ki besinlerde bulunması normaldir. Fakat 1g çikolatada 33 mg Alüminyum olması hiçte hoş değil. Günümüzde birçok insanın kullandığı deodorantların içinde ki alüminyum klorit koltuk altında ki ter ve yağ kanalarını tıkar, akamayan ter ve çıkamayan yağ zamanla iltihaplanır ve başta terbezi iltihaplanması (hidradenitis suppurativa, akne inverse, köpek memesi) ve lenf bezesi şişme ve iltihaplanmasına sebep olabilir. Alüminyumlu deodorant kullanıldığında ter artık dışarı akmaz ve kanal duvarından geri absorbe edilir. Bunu alüminyumlu deodorant kullanan kişi kendide deneyebilir, koltuk altına yapıştırılan koli band çekildiğinde terin akmadığı görülür.

    Bir kişi günlük ne kadar Alüminyum alabilir?
    Kişinin yaşadığı yöre ve beslenmesine bağlı olarak alacağı günlük alüminyum oran Avrupa Beslenme Güvenli Komisyonu (EFSA) tarafından 15mg olarak belirlenmiştir. Bu yetşikinler için kg başında 0,2 mg, çocuk ve bebekler için 0,35mg olarak tespit edilmiştir. EFSA günlük kg başına 0,143mg (bu 70 kg glen bir kişinin 0,143 mg alması halinde günlük 10mg demektir) alüminyum aldığında problem teşkil etmiyeceğini, fakat kişi düzenli olarak günde 50-100mg alırsa tabii ki zehirlenir. Fransız ilaç Konrol Merkezi (AFSSAPS) sağlıklı cildin %0,5 tahriş olan cildin ise %18 alüminyum absorbe ettiğini tespit etmiştir. Alman Risk Değerlendirme Estitüsü sağlıklı cilt ile 10,5mg alüminyum aldığını ve yıpranmış cildin ise bunun çok çok fazlasını emdiğini belirtmiştir. İçme suları alüminyum içerir, artı su arıtma tesislerinde arıtma maddesi olarak alüminyum kullanılır. Artı bazı ilçlar alüminyum içermekte olup ilaçler ile yoğun alüminyum alınmaktadır. Özelikle de mide asidine karşı alüminyumhidroksit içeren ilaçlar maalesef çok çok zararlı olabilir.

    Alüminyumun Vücutta Dağılımı;
    Alüminyum vücuda girer girme organlarda dağılır, fakat bu dağılım eşit oranda değildir. Vücuda giren alüminyumun yarısı kemiklerde, dörtte biri akciğerde ve büyük bir kısmı da beyin-omur ilik sıvısını [beyin-omur ilik sıvısı (BOS) veya bel sıvısı] geçerek beyinde depolanır. Alüminyum oranı kişi yaşlandıkça yavaş yavaş artar, çünkü alınan alüminyumun hepsi atılamaz ve sürekli depolama nedeniyle zamanla toksik bir durum oluşur. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda Kalsiyum ve Demir yetersizliğinde beyin ve kemiklerde çok yoğun Alüminyum depolanır. Alüminyumun vücuttan idrar kanalı ile atılması konusunda birçok görüş var. Bazıları 60 dakikada yarısı atılır ve geri kalanı 50 yılda atılır demektedirler. Yani alınan alüminyumun büyük bir kısmı bir gün içinde atılırken bir kısmı da 50 yıl vücutta kalabiliyor.

    Alüminyum Alzheimer Yapar mı?
    Genelikle diyalize giren böbrek hastalarında alüminyum vücuttan tamamen atılamadığı için beyinde yoğunlaşmakta ve zamanla önce beyinde tahribat yapar ve sonra Alzheimer Hastalığını tetikler. Alüminyum-Kalsiyum dengesi sinir sisteminde bozulup, sinir hücrelerinde alüminyum yoğunlaşırsa Beyinde ki sinir hücreleri alüminyum tarafından zehirlenir ve kişi alzheimer yakalanır.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alzheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalar da hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularındaki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür. Borun toprakta azalması kullanılan kimyasal ilaçlar ve insan vücudunda borun azalması; kimyasal ilaçlar, kimyasal gübre, mantarlar, alüminyum folyo, alüminyum, tencere, alüminyum çaydanlık vb.,

    Yorum yap


    • #3


      BORUN İNSANLARA ETKİSİ
      Bor insan vücuduna doğal olarak yiyecek ile içeceklerle, solunum ile deri yoluyla girmektedir. Vücuda giren borun % 90–95 kadarı ilk 24 saatte değişikliğe uğramadan idrarla atılırken, çok az bir kısmı kemik, tırnak, saç, dişler, kıllar; karaciğer ile dalak gibi organlarda birikirler. Yüksek dozlarda bor alınması durumunda, kusma, ishal, baş dönmesi, titreme gibi zehirlenme belirtileri gözlenebilir. Deride döküntüler, karaciğer, böbrek ile merkezi sinir sistemi anormallikleri de görülebilmektedir.Yapılan araştırmalar, bor’un zehir etkisinin düşük olduğunu göstermiştir. 15–30 g boraks ya da 2–5 g borik asit doğrudan alındığında ani rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yetişkinlerde baş ağrısı, kusma, ishal, depresyon; çocuklarda ise daha çok havale, koma ile beyin zarı yıkımı zehirlenme belirtileri arasındadır. Yararlı etkileri de saptanan bor; kalsiyum, D vitamini ile bazı vücut minerallerinin düzenlenmesinde rol oynar. Ca ile Mg’ un azalmasını da önleyerek kemik yapısını korur. Tablet biçiminde bor alındığında küçüklerin öğrenme yetenekleri ile okul becerilerinin arttığı, sportif performans ile atletik yapının geliştiği saptanmıştır. Günlük 3,25 mg bor alınmasının motor etkinliklerde, tepki süresinde, kısa-uzun süreli hafıza ile hatırlama yeteneklerinde gelişmeye neden olduğu belirlenmiştir. Daha düşük dozda alınmasında ise bireylerin daha zayıf psiko motor ile zihinsel başarım sergiledikleri gözlenmiştir. Bu çalışmalar göstermektedir ki beyin fonksiyonları ile zihinsel başarım için bor temel bir elementtir. Nielsen’ in 1992 yılında yapmış olduğu araştırmalar, bor içeren yiyeceklerin kemik erimesini engellemeye yardımcı olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Nielsen, yüksek kemik erimesi riski taşıyan 48-82 yaşları arasındaki kadınlar üzerinde yapmış olduğu araştırmada, borun Ca ile Mg metabolizmasını arttırarak östrojenik katkı sağladığını tespit etmiştir.


      Erkeklerde de testesteron düzeyini artırarak kas doku niceliğinde artışa neden olduğu da ortaya konmuştur. Ca, Mg ile riboflavin (vitamin B2) içeren vitaminli minerallerle dengeli biçimde alınırsa borun olumlu etkisi üst düzeylere çıkar.Günlük olarak çocuklarda 1,5 mg, 11–18 yaş arası erkeklerde 2mg, yetişkin erkeklerde 2mg, kadınlarda 2mg, menapoz öncesi kadınlarda 3mg, hamilelerde 2,5mg emziren annelerde ise 2,5mg bor sağlık acısından en uygun niceliklerdir.Önemli bir bor kaynağı olan erik kurusunun (Prunus domestica) 100 gramı, vücudun günlük gereksinimi olan 2-3 mg boru karşılar. Bor’ca zengin bitkisel besinler, yapraklı sebzeler, fındık, baklagiller ile turunçgiller dışındaki meyvelerdir. Elma, vişne, üzüm, fındık, ceviz, fasulye, pancar, biber ve baklagillerde yüksek oranlarda; tahıllarda, patates ile çilekte ise az miktarda olduğusaptanmıştır.

      1980’lere kadar sadece bitkiler için değerli olduğu düşünülen bor, bu tarihten sonraki araştırmalar sonucunda, insanlarda aşağıda belirtilen konularda da yaşamsal önemi taşıdığı gerçeği ortaya çıkarılmıştır

      Enzimatık hücre reaksiyonlarında,
      Hücre zarının sağlıklı işlemesinde,
      Diğer mineraller ve D vitamini metabolizmasında,
      Steroid hormonların düzenlenmesinde,
      Arthritis, osteoarthritis ve osteoporosis’ in engellenmesinde
      Beyin ve zihinsel fonksiyonların desteklenmesinde.
      (Mesut Başıböyük’ten bölümsel bir aktarım)

      Yorum yap


      • #4

        BOR İLE KANSER TEDAVİSİü;
        YAN ETKİSİ OLMAYAN KANSER TEDAVİSİ ” BNCT” TIPTA ÇIĞIR AÇACAK
        Yazar: Oğuz Sezgin | 04 Nisan 2013 | 0 Kanser, sadece Amerika’ da bile her yıl 500,000 insanın ölümü nedeni olarak gösteriliyor. Amerikan Missouri Üniversitesi başkanlığında başlatılan kanser savaşında başarıya ulaşıldı. Profesör M. Frederick Hawthorne ve ekibi yeni bir çeşit radyasyon terapisi geliştirerek farelerde başarıyla uyguladı. Yeni geliştirilen terapinin , sıradan kemoterapi ve radyasyon tedavilerine göre hiçbir yan etki yaratmadığı belirtiliyor. Yeni geliştirilen kanser tedavisi için yakında insanlar üzerinde de klinik çalışmalar başlanacak. “ 1930’ lardan beri bilim adamları, bor nötron yakalama terapisi (boron neutron capture therapy-BNCT) adı verilen kanser tedavisinde başarılı olmaya çalışıyor, “ diyor Hawthorne. Geçenlerde Başkan Obama tarafında ulusal bilim madalyasını kazanmıştı. Missouri Üniversitesi Uluslarası Nano Tıp ve Moleküler Kimya Enstitüsü’ nden Hawthorne’ un ekibi bor nötron yakalama terapisini uygulamanın bir yolunu bularak nanokimya ile kanser hücrelerinde büyük bir avantaj yarattı. Kanser hücreleri normal hücrelerden daha fazla madde absorbladığı için daha hızlı büyüyor ve yayılıyor. Fakat Hawthorne’ un ekibi kanser hücrelerini bor kimyasalı içine hapsederek avantaj sağladı. Bor-infüze edilmiş kanser hücrelerin nötronlarla bombalandığında , bor atomu yayılarak kanser hücrelerini seçiyor ve yok ederek, bor atomlarını komşu sağlıklı hücrelerle paylaşıyor. Borun fiziksel özellikleri sayesinde Hawthorne’ un yöntemi teknik açıdan mümkün oluyor. Borun özel bir formu nötronlandığında , lityum, helyum ve enerji salıyor. Aynı bilardo toplarının hareketlerine benzer şekilde, helyum ve lityum atomları da kanser hücrelerini penetre ederek, dokulara zarar vermeden hücreleri yok ediyor. “ BNCT tekniğiyle farklı türden kanserler tedavi edilebiliyor. Farelerde tedavi mükemmel şekilde uygulandı. Bundan sonraki aşamalarda daha büyük hayvanlar ve sonrasın insanlarda denemeler yapacağız. Her şeye rağmen insanlarda tedaviye başlamadan önce uygun ekipman ve tesisi kurmamız gerekiyor. Missouri Üniversitesi tesisler inşa edildiğinde Dünya’ da BNCT tedavisinin uygulandığı ilk üniversite olacak, “ diyor . Yeni geliştirilen bu kanser tedavisi umarız kanser hastalarının derdine çare olur. Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases...0403131354.htm http://en.wikipedia.org/wiki/File:Ne...erapyImage.jpg Araştırma Referansı : P. J. Kueffer, C. A. Maitz, A. A. Khan, S. A. Schuster, N. I. Shlyakhtina, S. S. Jalisatgi, J. D. Brockman, D. W. Nigg, M. F. Hawthorne. Boron neutron capture therapy demonstrated in mice bearing EMT6 tumors following selective delivery of boron by rationally designed liposomes. Proceedings of the National Academy of Sciences, 2013; DOI: 10.1073/pnas.1303437110


        Gerçek Bilim linkini göstermeden paylaşmak yasaktır http://www.gercekbilim.com/yan-etkis...-gelistirildi/

        Yorum yap


        • #5


          Türk mucitten çığır açacak 'bor' buluşu

          Dünya rezervinin yüzde 72'si Türkiye'de bulunan ‘Bor' maddesinin saflaştırılmasıyla elde edilen ‘Sodyum Pentaborat' maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu Türkiye üretecek.Taşı su haline getirerek bu suyun yanmayan malzeme üretiminde kullanılmasını sağlayarak bu çalışmasıyla bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Türk kaşif Faruk Durukan, Türkiye'deki 10'a yakın üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü ‘Bor' madenini saflaştırma çalışmasını tamamladı. Üniversitelerdeki akademisyenler ile aylardır ‘Bor' maddesi üzerinde çalışmalar yapan Faruk Durukan, dünyada yalnızca Amerika'da gerçekleştirildiği bilinen ‘Bor' maddesini saflaştırma çalışmasını Türkiye'de de tamamlayarak, daha da fazlasını yaptı.Amerika'da ‘Bor' maddesinin yalnızca saflaştırılarak içinden ‘Sodyum Pentaborat ' maddesinin alınabildiği bilinirken, Faruk Durukan, bu maddenin kullanımı konusunda keşfettiği buluşuyla Türkiye'de ve dünyada inşaat sektörüne yeni bir boyut kazandırdı.

          .............................


          İşte “BOR” Gerçeği

          Türkiye’nin bor madeni rezervleri sık sık gündeme gelen bir konu. Bu yüzden dünya bor rezervi en yüksek ülke olduğumuz ve 500 yıl tek başımıza dünyanın bor ihtiyacını karşılayabileceğimiz herkesin bildiği bir gerçek. Türkiye, Eskişehir’in Kırka Beldesi, Kütahya’nın Emet ve Hisarcık İlçeleri’yle Bursa’nın Kestelek Köyü üzerinden Balıkesir’in Bigadiç İlçesi’ne kadar kilometrelerce uzunlukta bor yataklarına sahip. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1861 Madin Nizamnamesi’nin uygulamaya konmasıyla Balıkesir’in Susurluk İlçesi’nin Aziziye ve Sultançayırı Köyleri dolaylarında 1865’ten itibaren önce Fransız, sonra İngilizler bor üretip Avrupa’ya ihraç ettiler. Bölgedeki faaliyet 1950’lere dek sürdü. Daha sonra firmalar ayrıldı, yeraltı kuyuları kapatıldı.
          Geçen süre içinde bor madeniyle ilgili pek çok tartışma yapıldı. Kimileri bu madenin Türkiye’nin geleceği olduğunu savunurken kimileri buna bu kadar güvenmenin doğru olmadığını iddia etti. En son ise AB tarafından borun toksik(zehirli) bir madde olduğu haberi çıktı. Habere göre AB, boru "üremeye olumsuz etkili zehirli madde" listesine aldı. Türkiye’nin bu iddia üzerinden yılda en az 50 milyon dolarlık ihracat kaybı yaşaması bekleniyor. Ama şimdi işin ekonomik ve siyasi tarafını bir yana bırakıp bu madenin insan yaşamında hangi alanlarda ve ne şekillerde kullanıldığına bakalım.

          Bor Tarım ve Hayvancılıkta Yüksek Verim Demek
          Bor tarım ve hayvancılıkta verimi dolayısıyla geliri de artırıyor. Yapılan deneyler borun, gübrenin bileşimindeki fosfat, azot, magnezyum gibi maddelerin toprakta çözünürlüğünü kolaylaştırdığını ortaya çıkardı. Borlu gübre kullanımının ürün verimini yüzde 18-35 oranında arttırdığı belirtiliyor ancak dünyada tarımda yoğun olan bor kullanımında Türkiye oldukça geri kalıyor. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi'yle yürütülen çalışmalarda, hayvanların temel besin maddesi olan yonca bitkisi veriminin, borlu gübre sayesinde yüzde 30 artış olduğu ve Konya’da yapılan araştırmada borlu gübrenin buğday verimini yüzde 35 oranında arttırdığı ortaya çıktı.

          Türkiye'de tarım alanı olarak kullanılan toprakların yüzde 20'sinde bor eksikliği olduğu belirtiliyor. Bor eksikliği olan topraklara verilecek borlu gübrenin verimi yüzde 20 arttırdığı düşünüldüğünde, Türkiye'nin 60 milyar dolar olan tarımsal gelirine 2.4 milyar dolarlık ek gelir sağlanacak.
          Tavukçuluk sektöründe ise borlu yemin tavukların et ve yumurta kalitesinde olumlu etkisi olduğu ve tavukların ağırlıklarında 17 grama kadar artış yaşandığı belirtiliyor. Borlu yem ayrıca, tavuk yumurtalarının kabuklarını kalınlaştırarak yumurtadaki fireyi azaltıyor, yumurtanın bayatlamasını geciktiriyor, kolesterol oranını düşürüyor.

          İnsan Sağlığında Mucizelere Neden Olabiliyor

          Tıpta, bor ve türevleri ile yapılan ilaç ve çalışmalar özellikle kemik erimesi, sindirim hastalıkları ve kanser tedavisinde kullanılıyor. Bor katkılı vitaminler, prostat kanserinden kemiklerin güçlenmesi, zihin algılamasının gelişmesine kadar insan üzerinde pek çok olumlu etki sağlıyor. Kanser tedavisinde, yeni borlu tedavi yöntemi, sadece kanserli hücreyi yok ediyor ve kemoterapi yönteminden çok daha kısa sürede sonuç veriyor.

          Bitkiler Bor’u toprak ve sudan alıyorlar ve o yolla da hayvan ve insanlara geçiyor. Başta kalsiyum ve D vitamini olmak üzere vücut minerallerinin düzenlemesinde rol oynar, kalsiyum ve magnezyumun azalmasını önleyerek kemik yapısını korur. Bordan fakir beslenme kemik erimesi ve kırılmasına yatkınlık yaratır. Küçüklerin öğrenme yetenek ve okul becerilerinin artmasına katkıda bulunduğu da ileri sürülüyor. Ayrıca atletik yapının gelişmesi ve sportif performans için tablet şeklinde bor alındığı biliniyor. Henüz kesinleşmeyen diğer etkileri ise mikrop öldürücü, yara kurutucu ve vücut yağlarını eritmesi olarak gösteriliyor.

          Yorum yap


          • #6
            BOR'un bir faydası daha ortaya çıktı


            Yapılan araştırmalar zayıflamaya ve kalp krizinin önlenmesine de katkı sağladığını ortaya çıktı...

            Tarımdan askeri sanayiye, camdan deterjana, ilaç sanayisinden enerjiye kadar yaklaşık 500 alanda yararlanılan bor madeninin kullanım alanlarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Son yapılan araştırmalar, borun, obeziteyle mücadele ve kalp krizininin önlenmesinde de önemli katkılar sağladığını ortaya koydu.

            Bor, çağın en büyük sağlık sorunlarının başında gelen obeziteyle mücadelede umut oldu. Dünyada en hızlı yayılan hastalıklardan birisi olan obezite, sigaranın neden olduğu ölümlerin ardından ikinci sırada yer alıyor. Her yıl 300 bin insan obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye'de yapılan araştırmalar, borun vücut ısısını artırarak zayılamayı sağladığını ortaya çıkardı.

            Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesince ortak yürütülen araştırmalarda, borun kalp krizinin önlenmesinde ve kalp krizi sonrası uykuya geçen hücrelerin yeniden kalbe kazandırılmasında önemli bir katkı sağladığı tespit edildi.

            Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Endüstriyel İlişkiler Koordinatörü Münib Karakılıç, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesiyle birlikte borun, zayıflamaya ve kalp krizinin önlenmesine yönelik bir araştırma yaptıklarını belirtti. Araştırmada elde ettikleri bulguların son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Karakılıç, borun, obezite ile mücadele ve kalp krizinin önlenmesi konusunda umut olduğunu dile getirdi. Karakılıç, şunları söyledi:

            ''Ankara Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesince ortaklaşa yapılan çalışmalarda borun zayıflamada ve kalp krizinde çok önemli pozitif etkiler sağladığı tespit edildi. Şu an çalışma devam ediyor. Araştırma sonuçları bu senenin sonunda ya da önümüzdeki yıl dünya literatüründe yayınlanabilir. Bor madeni, özellikle kalp krizini engellemede veya kalp krizi sonucu uykuya geçmiş hücrelerin kalbe yeniden kazandırılması konusunda çok önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bu hücreleri kalbe yeniden kazandırıyor. Bu sonucun çok büyük bir ilgi ve dikkat odağı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda hazırlanan ilaç şu anda fareler üzerinde deneniyor. Farelere çeşitli yollarla kalp krizi geçirtiliyor ve ilaç veriliyor. Farelerde yeterli dozda kullanıldığında uykuya geçen hücrelerin yeniden faal hale geldiğini gözlendi.

            Bunun yanı sıra borun bir diğer etkisi üzerine yaptığımız bir çalışma daha var. Obeziteyle mücadelede borun kullanılması. Borun vücuda belli bir miktarın üzerinde alınması halinde vücuttaki genel ısı seviyesini bir miktar artırdığı ve böylece zayıflamaya yardımcı olduğu belirlendi.''

            ''AVRUPALILAR BORUN KULLANILMASINI ENGELLEMEK İSTİYORLAR''


            Bor madeni kullanımın erkekte üreme fonksiyonunu olumsuz etkilediğine yönelik görüşlerin, Avrupa Birliği Komisyonu'nun 2008 yılında bor kullanımını ''Kategori 2'' altında ''üremeye olumsuz toksik madde'' olarak sınıflandırmasıyla gündeme geldiğini belirten Karakılıç, BOREN Ensittüsü olarak bu konuda yaklaşık 500 bin liralık ödenekle bor maruziyetinin insanların üreme fonksiyonu üzerindeki toksik etkilerinin araştırdıklarını ifade etti.

            Deneklerin, özellikle bor maruziyetinin çok yüksek olabileceğinin düşünüldüğü bor tesislerinden ve topraktaki bor yüzdesinin fazla olduğu yerlerden seçildiğini anlatan Karakılıç, bor maruziyetinin insanların üreme fonksiyonu üzerindeki toksik etkilerinin araştırılması çalışmaları sonucunda, olumsuz bir etkiye rastlamadıklarını bildirdi.

            AB'nin yapmış olduğu çalışmada farelere çok yüksek dozda bor enjekte edilerek borun erkekte üremeyi düşürdüğü açıklandığını ifade eden Karakılıç, şunları kaydetti:

            ''Halbuki farelerle insanların gerek terleme mekanizmaları gerekse vücuda aldıkları toksinleri atış mekanizmaları çok farklıdır. İnsanda vücut ısısının yükselmesiyle birlikte doğrudan doğruya terleme başlar. Bunun yanı sıra diğer dışarı çıkarma kanalları da ayrıca vücuttan toksik madde atımını sağlar. Halbuki farelerde terleme yoktur. Fareler sadece dışkılama ve idrar yoluyla toksik maddeleri atabiliyorlar. Dolayısıyla yeteri düzeyde atamadıkları için böyle bir etki görülüyor. Farelerde terleme olmadığı için vücut ısısı artarken erkek üreme organları da yeterince soğuyamadığı için fertilite düşüyor. İnsanlarda bu konuda olumsuz bir etki gözlemlenmedi ancak, çalışmalarımız değişik kanallardan devam ediyor.''

            Araştırmada elde ettikleri bulguları, AB'ye uluslararası düzeyde yayınlanması için gönderdiklerini belirten Karakılıç, buna karşılık Avrupalıların bunu duyurmak istemediklerini savundu. Dünyadaki toplam bor rezervinin yüzde 70'inin Türkiye'de bulunduğunun altını çizen Karakılıç, ''Avrupa kıtasında bor cevherlerinin miktarı çok az ve bulunduğu bazı bölgelerde çıkarılması çok zor. Bu nedenle Avrupalılar borun kullanılmasını engellemek istiyorlar. Bor ürünleri hiç bir zaman tek başına bir şey değil, ama bir başka maddeyle kullandığınız zaman müthiş özellikler kazandırıyor. Avrupalılar, borun yerine ikame edecek kendilerinde bulunan malzemeleri kullanmak istiyorlar'' diye konuştu. (AA)


            Yorum yap


            • #7
              Kemik iliği kanseri tedavisinde bor umudu

              Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı (TKİTV) Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, "Kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ya da element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz." dedi.Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi öncülüğünde, kentte görev yapan doktorlara yönelik kemik iliği kanseri hastalığı, bulguları, belirtileri, teşhis ve tedavi yöntemleri konulu toplantı düzenlendi.Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TKİTV Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan başkanlığındaki toplantıya, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği Şefi Prof. Dr. İmdat Dilek, YYÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim üyeleri Doç. Dr. Cengiz Demir ve Yrd. Doç. Dr. Uğur Türktaş, konuşmacı olarak katıldı.Prof. İlhan, yaptığı konuşmada, Türkiye'de her yıl bin 500 kişinin kemik iliği kanserine yakalandığını belirterek, hastalığın ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıkları, tarımsal ilaçlama, sigara ve bağışıklık bozukluğu gibi faktörlerin etkisini anlattı.Hastalığın, yaşlanmayla doğru orantılı olduğuna dikkati çeken İlhan, Türkiye'de özellikle kanser ilaçlarının kullanımında ücret alınmamasının ve 45 ayrı merkezde ilik naklinin yapılmasının hastalar için avantajını vurguladı.İlhan, hastalığın genel itibarıyla kemik kırıklarıyla ortaya çıktığına ve ülke açısından azımsanamayacak seviyeye ulaştığına değinerek, şöyle konuştu:"Ülkenin değişik bölgelerindeki bilim insanlarıyla 'bu hastalığa nasıl erken tanı koyarız ve nasıl tedavi yaparız?' diye iş birliği yapıyoruz. Aynı zamanda Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nde de bir toplantı yaptık. 'Bor madeni kullanılarak herhangi bir çalışma yapabilir miyiz' konusunu tartıştık. Bana gelen dosyalara bakıldığında, kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ve element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz. Ama tam tersine siz bu bor maddesini gereksiz yere kullanırsanız belki de yan etki yapacaktır. Şu da gösteriyor ki araştırmalar ilerledikçe yurdumuzdaki metaller ve elementlerden daha fazla faydalanacağız. Bor Enstitüsü bununla ilgili laboratuvar çalışmalarına başladı."Laboratuvar çalışmaları kapsamında elde edilen bulguların, yakın zamanda hayvanlar üzerinde test edileceğini anlatan İlhan, söz konusu deneylerde olumlu sonuçların ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi.İlhan, kemik iliği kanserinin halsizlik, kemik kırıklığı, kemik ağrıları, böbrekte iltihap, idrarda sorun ve kansızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirterek, bu tür sorunları olan vatandaşların dahiliye doktoruna görünmesi tavsiyesinde bulundu.Kemik iliği kanserinin yaşlılarda görülmesine karşın Türkiye'de genç nüfusta da rastlandığını anlatan İlhan, şöyle konuştu:"Ben bunu maalesef düzensiz ve gereksiz tarım ilaçlarının kullanılmasına bağlıyorum. Bakanlık da bu konuda birkaç yıldır farklı çalışmalar yapıyor. Örneğin Meclisimizde bir kanser araştırma komisyonu kuruldu. Artık Tarım Bakanlığımızın genetiği ile oynanmış gıdalara, özellikle tarımda gereksiz hormon ilaçlarının kullanılmasına dikkat etmesi gerekiyor. Böceklere karşı ilaçlanan tarım ürünleri yıkanmadan yenildiği zaman da kanser riski ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle daha dikkatli olmamız şart. Çünkü bu kansere yakalanma riski batı toplumlarında 65 yaş ve üzeri iken ülkemizde 30 yaşa kadar düşmüş durumda."İlhan, uygulanacak yöntemlerle genç yaşta kansere yakalanma riskinin ortadan kalkmasıyla Türkiye'deki 65 yaş ve üzeri nüfusta artış yaşanacağını vurguladı. İlhan, Sağlık Bakanlığınca başlatılan aile hekimliği uygulamasının da yaşlı nüfusun artmasına olanak sağlayacağını sözlerine ekledi.

              Yorum yap


              • #8
                Kanser tedavisinde bor mucizesi
                Tıpta özellikle kemik erimesi, sindirim hastalıkları ve kanser tedavisinde kullanılan bor türevli yöntemler adeta mucize meydana getiriyor.

                Bor katkılı vitaminler prostat kanserinden kemiklerin güçlenmesi, zihin algılamasının gelişmesine kadar insan üzerinde pek çok olumlu etki sağlıyor.

                Kanser tedavisinde kemoterapi yerine geliştirilen yeni borlu tedavi yöntemi, sadece kanserli hücreyi yok ediyor ve kemoterapidekinin aksine 'iki seansta' sonuç alınıyor.

                BAYRAM KILINÇER - ANKARA

                Yorum yap


                • #9
                  Vulvovaginal kandidiazis (VVK) etkeni Candida albikans adı verilen bir mantardır. Kandida kadınların %25'inde normal vaginal flora içinde kolonizedir.Vulvovaginal kandidiazisli vakaların %89-%92'sinden Candida albicans sorumludur.


                  Vulvovaginal kandidiazis (VVK) etkeni Candida albikans adı verilen bir mantardır. Kandida kadınların %25'inde normal vaginal flora içinde kolonizedir.Vulvovaginal kandidiazisli vakaların %89-%92'sinden Candida albicans sorumludur.Bu hastalığın ortaya çıkmasında daha az oranda ise diğer kandida türleri etkendir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %75'ini etkileyen fırsatçı bir mantar enfeksiyonudur. Tekrarlayan vulvovaginal kandidiazis (kronik vulva vaginal kandidiazis:KVVK) ise premenopozal kadınların %5 - % 8'ini etkiler. KVVK tanısı koyabilmek için her yıl bu hastalığın dört veya daha fazla tekrarlaması gerekir.

                  TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN BELİRTİLERİ
                  Klinikte vulvada ödem, vaginada ödem ve peynirimsi süt kesiği gibi akıntı izlenir.Spekulum ile vaginal muayene yapıldığı zaman cilt ve mukozalar üzerinde beyaz renkli, yerinden kolay sıyrılmayan bu tipik akıntı gözlenebilir. KVVK'li kadınların büyük kısmında şiddetli ve çok rahatsız edici boyutlara varan oranda vulvada kaşıntı mevcuttur.Bu kaşıntının ve enfeksiyonun şiddeti,mantar organizmasının sayısı ile uyumlu değildir. Vaginada irritasyon, idrar yaparken yanma ve sızlama olur, bu şikayet özellikle vulvada kaşıntıya bağlı olarak oluşan sıyrıklar mevcutsa daha belirgin hale gelir.Vulva derisinde çok yaygın kızarıklık (eritem), ödem olan hastalarda vücut direncini düşüren şeker hastalığı gibi önemli bir metabolik hastalık mutlaka araştırılmalıdır.VVK kötü koku olmasa bile sıklıkla mantar enfeksiyonu ile birlikte değişik mikroplar da ürer ise hastalar kötü kokudan da şikayet edebilir.TEKRARLAYAN

                  VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN BULAŞMA ŞEKLİ
                  Vaginal mantar enfeksiyonu kişilerin normal vagen florası içinde mevcut olan mantar hücrelerinin çeşitli nedenlerle çoğalması sonucu oluşur. Genellikle cinsel yolla geçen bir hastalık olarak bilinmesine rağmen ortaya çıkması için cinsel ilişki şart değildir, bakirelerde, küçük kız çocuklarında bile görülebilir.Özellikle yaz aylarında plaj kumları arasında üreyen mantar-candida da enfeksiyona neden olabilir.

                  TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN RİSK FAKTÖRLERİ
                  KVVK çok fazla nedene bağlı olmakla birlikte vakaların yaklaşık % 50' sinde sebebi tesbit edilemez. KVVK oluşmasına neden olan risk faktörleri arasında antibiyotik kullanma, doğum kontrol hapları, sık cinsel ilişki, ticari vulvovaginal solüsyonların kullanılması, vaginal kandidiazisin yetersiz tedavisi, hormon ilaçları, gebelik, DM ve HIV enfeksiyonu gibi immün sistemi etkileyen hastalıklar sayılabilir. Hormonal dalgalanmalar ve antibiyotik kullanmak en çok VVK ve KVVK'e neden olan faktörlerdir.. Hormonal dalgalanmalar özellikle gebelik, adetin luteal fazı, oral kontraseptif kullanmak ve hormon replasman tedavilerini kapsar. Tanımlanmamış doğuştan veya sonradan oluşan immün yetersizlik VVK kadar KVVK olasılığını da artırmaktadır. Ayrıca genital bölgenin havalanmasını bozan ve devamlı ıslak kalmasına neden olan naylon iç çamaşırlar, aşırı kilolu olmak (obesite) mantar enfeksiyonuna zemin hazırlar.

                  TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNDA TANI
                  Birçok çalışmada KVVK'li hastaların hemen hemen yarısı semptomatik olduğu halde değerlendirmede kandida kültürü negatif sonuç vermektedir. Özellikle KVVK'li hastalarda bu durumda, %10 potasyum hidroksit veya salin mikroskopik inceleme ile tipik fungal formlar görülerek tanı kesinleştirilmelidir.Potasyum hidroksit ile incelemede kandida sporları veya hifleri bulunmasa bile bu durum enfeksiyon olmadığı anlamına gelmez ve hasta klinik bulgulara ve şüpheye bağlı olarak tedavi edilebilir.Kandida araştırması için vaginal kültür alındığı taktirde sonucu 24-72 saat içinde çıkar. Hastaların kendi başına KVVK tanısı koyması hatalı olabilir ve yanlış tedavi sonucunda vulvada irritasyon ve kontakt dermatit gelişebilir.

                  TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUNDA TEDAVİ
                  Klinik olarak belirti veren VVK ve KVVK vakaları gebeler dahil tedavi edilmelidir. Özellikle sık tekrarlayan KVVK vakalarında mutlaka altta yatan neden araştırılmalı ve bu neden ortadan kaldırılmalıdır.Lokal olarak uygulanan tedavilerde (imidazole ve azol grubu ile) VVK vakalarının en az % 80'i tedaviye cevap verir. Oysa ki KVVK vakalarında tedevi başarısı azdır. KVVK'li bazı kadınlara natrium tetraborate (Borax) ile vaginal duş yapmaları önerilir. Bazı kadınlarda ise Tea Tree Oil'li tamponlar kullanılabilir fakat bu tedavi de sık sık allerjik reaksiyona neden olabilir. Erkek partnerlerin oral kavitesinde , penisinde veya seminal sıvısında bulunan mantarlar tedavi edilirse KVVK'li kadınlarda mantar enfeksiyonunun tekrarlama şansı daha azdır.Pratik olmayan , emniyetsiz, kanıtlanmamış tedavi seçeneklerinin uygulanması da hastalığın yayılmasına neden olur. Bugüne kadar bu hastalığın standart bir tedavi şekli bulunamamıştır. Bu konuda asıl tartışma; KVVK teşhisi her konduğunda tedavi etmek, ilaçları aralıksız kullanmak veya profilaksi amacıyla ilaçları periyodik kullanmak seçeneklerinden hangisinin daha uygun olduğu konusudur. Her bir atağın tedavisi için oral flucanazol ile lokal olarak kullanılan azoller birlikte emniyetli ve pratik bir seçenektir. Profilaksi için oral ketoconazole lokal miconazole ve oral itraconazole kullanılabilir.

                  KVVK'de en etkili tedavi stratejisi kronik supresyon (baskılanma) programıdır. Pratikte oral veya vaginal azol antifunugal ajanlara 14 gün devam edilir. Supresyon safhasında en uygun tedavi haftada bir kez oral olarak verilen fluconazole 150 mg tedavisidir. KVVK'in supresyonu için oral flucanazol 150 mg haftada bir kez, 6 ay devam eden tedavide başarı şansı %90'a yakındır. Alternatif tedaviler ise günde bir kez oral olarak verilen ketoconazole 100 mg veya gün aşırı oral olarak verilen itraconazole 100 mg yine alternatif olarak topikal (intravaginal) azole preparatları günde bir defa uygulanabilir. Supresyon rejiminde başarı oranları % 90'dan daha büyüktür.Albikans olmayan diğer kandida türü olan Candida glabrata ise KVVK'li kadınlarda nadir görülür, kronikleşmeyen akut enfeksiyonlarda Candida glabrata daha çok görülür. Asıl sorun Candida glabratanın azol antifungal ajanlarına karşı çeşitli derecelerde dirençli olmasıdır. Lokal olarak iki hafta boyunca her gün 600 mg Boric asit uygulanması enfeksiyonu akut olarak kontrol edebilir, fakat Candida glabratanın azol antifugal ajanlarına karşı nisbi direnci yüzünden etkili bakım rejimleri kullanılamaz.Erkek partner sünnetsiz ise ya da mantara bağlı balanitis (sünnet derisi altında olan penis başının iltihabı) semptomları varsa tedavi edilmelidir. KVVK vakalarında cinsel partnerin de tedavisi oral mantar ilaçları ile eş zamanlı tedavi edilmelidir.


                  GEBELİKTE VULVOVAGİNAL KANDİDİAZİS
                  Gebelerde VVC insidansı, gebe olmayanlara göre 2-20 kat daha fazladır. Gebelikte değişen hormonal ortam enfeksiyonun tekrarlamasına ve tedavinin zorlaşmasına neden olur. Lokal olarak kullanılan antifungal ilaçların büyük bir kısmı 1-2 haftadan daha uzun peryotta verilirse daha etkili olur. Buna rağmen clorimazole ile olan tek doz tedavi de gebe kadınlarda etkili olabilir. Vaginal antifungal tedavide sistemik emilim çok az olduğu için gebelikte vaginal antifungal tedavi güvenlidir. Gebelikte yalnızca topikal tedavi önerilmektedir. Gebelikte oral antifungal ilaçlar önerilmez. Ketoconazole gibi oral triazol grubu ilaçlar süte geçtiği için emziren kadınlarda kullanılmaz.Candida Glabrata (Torulopsis glabrata)Vulvo vajinal kandida enfeksiyonlarının büyük bir kısmında etken candida albikans olmakla beraber, vakaların yaklaşık %10-15'inde Torulopsis glabratagibi diğer Candida türleri de etken olabilir. Candida glabrata en çok immün sistemi zayıflamış kimselerde ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyondur. En sık HIV pozitif kimselerde ve yaşlılarda görülür. Uzun süre, haftada bir Flucanazol kullananlarda, uzun süre candida albicans tedavisi olanlarda, azol bileşikleri kullananlarda albicans harici candida türleri üreyebilir; özellikle candida glabrata tespit edilebilir. Candida glabrata enfeksiyonları sık sık bakteriel vaginozis enfeksiyonları ile birlikte görülebilir; vajen PH’sı alkali olur.Vulvo vajende, ürüner sistemde, kan dolaşımında (candidemia) tespit edilebilir. Enfeksiyon kronikleşirse deri, saçlı deri ve kana yayılabilir. Bütün vücuda yayılan kandida enfeksiyonu oldukça tehlikeli olup, hastane bakımı gerektirir.Bir yıl içinde antibiyotik tedavisi olmadığı halde en az 3 – 4 kez spesifik candida enfeksiyonu olması halinde kandida enfeksiyonunun tekrarladığı (rekürrent) kabul edilir. Tedavi: Candida Glabrata’nın neden olduğu semptomatik ürüner sistem enfeksiyonlarında amphotericin B (blood irrigation) veya fluconazole ile etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Fluconazole tedavisi 200 mg/day 14 gün devam (candida albikans enfeksiyonu tedavisi gibi). Amphotericin B, fungal enfekssiyon tedavisi sırasında hastalarda mortaliteye neden olabilir. Vulvovajinal tedavide, Boric acid 600 mg jelatin kap, 14 gün boyunca günde bir kez intravajinal olarak uygulandığında hastaların %70’i tedaviye cevap verir; geri kalan %30’unda semptomlar tekrarlar. Bu durumda Nistatin vajinal suppozituvar 100.000 ünite/gün kullanılır. Bu tedavilerde de başarısızlık olursa Candida Glabratanın yüksek derecede sensitif olduğu Topikal flucytosine 14 gün boyunca günde bir kez uygulanır. Flucytosine ile tedavide lokal toksisite görülmesi, pahalı olması ve rezistans gelişmesi potansiyeli olduğundan fazla tercih edilmez. Hastalar Boric asit ve flucytosine tedavisine cevap vermezse, boric asit, flucytosine, Nystatin tedavisine kombine olarak oral itraconazole de ilave edilir. Vajinal enfeksiyonda ilk aşama tedavi alternatifi terconazole 7- gun krem kullanmaktır, tedavi gerekirse tekrarlanabilir; tedavide kür oranı % 40’dır, rekürrent sıktır. Kronik enfeksiyonlar için ikinci aşama tedavisi: Boric asit vajinal suppoituvarlardır. İrritasyona karşı vitamin E kullanılabilir. Borik asit cilt ve saçlı deri enfeksiyonu için de kullanılabilir.Asemptomatik kandidaüri genellikle tedavi edilmez, fakat renal transplantasyon yapılan hastalarda, nötropenik hastalarda ve idrar yoluna sonda takılacağı zaman ya da ürüner sistem cerrahisinden önce asemptomatik kandidaüri tedavi edilmelidir.
                  Op. Dr. Kutlugül Yüksel

                  Yorum yap


                  • #10
                    Sağlık Boraks için kullanır
                    Boraksvücudun iç ve dış kısımlarında hem anti -inflamatuar etkileri için tıp doktorları ve Homoeopaths arasında fazla 200 yıl geriye uzanan bir üne sahiptir . Boraks kronik hastalık göstergesidir koşullarını zayıflatıcı neden bor diyet eksiklikleri tamamlamak için reçete edilir . Bor eksikliği hormon üretimini , anormal kalsiyum alımını , magnezyum destabilizasyonu ve maya ve mikrop overgrows azalmış isnat edilebilir . Bu eksiklikler normalize olduğunda , hastalığın birçok belirtileri kontrol altına alınabilir . 19. ve 20. yüzyıllarda rahmi iltihabı
                    Doktorlar rahim iltihabı geçiren kadınlar günde iki kez boraks ile ılık bathwater emmek tavsiye . Kadınlar bol , yumurta - beyaz gibi akıntı veya leucorrhea gösterildi , bunlar boraks ve ılık su solüsyonu ile günde üç dört kez Duş için söylendi . Boraks ve su maruz altına alınabilir Diğer belirtiler ağır pıhtılaşmış adet kanamaları, ağrılı cinsel ilişki , kan - çizgili vajinal akıntı , ağrılı adet , karın şişliği ve gebelik sahte belirtileri içerir .
                    Erektil Disfonksiyon < br >

                    magnezyum takviyesi alan erkek iktidarsızlık ters olurken boraks bir çay kaşığı dörtte bir günkurs boyunca yudumladı içme suyu bir litre ilave bildirilmiştir . Bu, insan vücudu üzerindeki boraks birçok etkilerine bağlanabilir. Boraks , kandaki kalsiyum ve magnezyum dengeler. Bu hormon üretimini uyarır . Hiper florür birikimi , iç mantar büyüme ve tehlikeli mikrop üretim toksik devletler boraks tüketimi ile normalize edilir . Son olarak , boraks gibi kadın libido geliştirme isnat edilmiştir .
                    Artrit

                    1960'larda Doğal Tıp doktoru Rex Newnham kendini denediği takviyesi boraks yenmesi ile onun diyet bir bor eksikliği . O acı iltihabı ve eklem sertliği üç hafta boyunca günde iki kez 30 miligram boraks aldıktan sonra azaltılabilir olduğunu keşfetti . Orejimi sürdürmek zorunda önce ek olarak ,kabartma bütün bir yıl boyunca sürdü . Boraks romatoid artrit atfedilenamip kontrol eder. Bor - güçlendirilmiş gargara irin akması ,diş ve dişeti artrit tedavi. Spondilit ,omurganın artrit , Still Hastalığı, jüvenil artrit , gut , ürik asit birikimi ve osteoporoz tüm boraks takviyeleri duyarlı .
                    Deri Yaşlanması Caydırıcı

                    Boraks may nem vedoğal yaşlanma sürecini eşlik elastikiyet kaybı caydırmak için cilt nemlendiriciler eklenecektir . Özellikle , boraks suyu yumuşatır ve cilt bakım kremleri , nemlendirici kullanılansudan ayrılmasını yağ tutar . Basit bir soğuk krem ​​tarifi suda çözünmüş boraks , zeytin yağı ve balmumu içerir .


                    From:http://tr.265health.com/alternative-...017013429.html

                    Yorum yap


                    • #11
                      BOR ELEMENTİ HAKKINDA…
                      “bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe ererdi. “
                      (imam-ı azam )


                      Bor, periyodik sistemin üçüncü grubunun başında yer alan bir elementtir. Bu gurubun diğer üyeleri metal olmasına karşın Bor ametal sayılmaktadır. Ancak, diğer elementlere olan yüksek kimyasal ilgisi nedeniyle doğada serbest halde bulunmayan bor’un meydana getirdiği minerallerin, çok eski tarihlerden beri tanındığı, kullanıldığı bilinmektedir. En yaygın bor bileşikleri; borik asit ile bor’un sodyum, kalsiyum, magnezyum ile meydana getirdiği bileşiklerdir. Çok sert, ısıya dayanıklıdır. Doğada serbest bir element olarak değil, tuz şeklinde bulunur
                      Periyodik cetvelin 3A grubunun ilk, en hafif üyesidir. Atom numarası 5’ tir. Temel hal elektron yapılandırması 1s22s22p1 ‘dir. İlk üç iyonlaşma enerjisi 800.6, 2427.1 ile 3659.7 kJmol-1 ‘dir, grup IIIA’ nın öteki elementlerinin iyonlaşma enerjilerinden büyüktürler
                      Bundan başka, 19.yüzyılın baslarında İtalya’nın Toskana bölgesinde keşfedilen boratlarının kökeninin de volkanik etkiyle olduğu saptanmıştır. Borat yataklarının kimyasal çökelme sonucu gölsel ortamlarda oluşabilmesi için, volkanik etkinliğin yanı sıra boratların birikim oluşturabilecekleri bir havza olması, ayrıca, bölgede kurak-yarı kurak bir iklimin hüküm sürmesi bir başka önemli koşuldur. Boratlar suda çözünebilir nitelikte olduğu için, bunların uzun süre (milyonlarca yıl) boyunca böyle bir tehlikeden korunabilmesi için üzerinin başka kayaç tabakaları tarafından örtülmesi gereklidir. Ne var ki günümüze kadar saptanan en yaşlı bor yataklarının en fazla 30 milyon yaşında olması, bunlarının üzerinin başka kayaç tabakaları tarafından örtülmesinin yeterli olmadığının göstergesidir.
                      Borat oluşumlarına, gölsel ortamlar dışında, deniz ortamında oluşan tuz yatakları içinde de rastlanır. Ancak bu tür ortamlarda meydana gelen boratlar çoğunlukla ekonomik değere sahip değildir. Deniz ortamında oluşmuş olup ekonomik değeri olan borat yataklarına bugüne kadar yalnızca Doğu Avrupa’da rastlanmış.
                      Bor mineralleri, bundan başka, yeraltındaki magmanın yeryüzüne doğru yükselirken kristalleşmesi sonucunda da oluşabiliyor. Bu tür bir oluşum biçimi sırasında bor, kayacı oluşturan minerallerin kristal yapısına girmez; soğumakta olan magma kristalleşirken dışarı salınan suyla birlikte, oluşmakta olan sokulum kayacını terk eder. Bor minerallerinin bir başka oluşum biçimiyse magmanın yeraltından yükselirken sokulum yapması ve yüzeye yaklaşırken soğuması sırasında, çevredeki farklı kayaçların yüksek ısı ile basınçtan etkilenmesi, değişimle birlikte bor elementinin oluşmasıdır. Bu tür yollarla oluşmuş bor madenleri Doğu Rusya’da ile Çin’de bulunmaktadır.
                      Bulunduğu Bölgeler ;
                      ABD, Şili, Arjantin, Peru, Bolivya, İtalya, Rusya ile Türkiye’de yüksek nicelikte bor maden rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’deki bor madenleri, ki bunlar dünya rezervlerinin %72 si, dünyanın en büyük bor bileşiği sağlayıcısı olarak bilinen Eti Maden’ce işletilmektedir. Dünyanın yer kabuğundaki bor yüzdesinin 0,001–0,0003 dolayında olduğu varsayılmaktadır.

                      Bor’un Kullanıldığı Yerler Şunlardır :
                      BOROSİLİKAT CAMLARDA
                      SERAMİKTE
                      TEMİZLEME ile BEYAZLATMA ENDÜSTRİSİNDE
                      TARIMDA
                      YAPI ÇİMENTO SEKTÖRÜNDE
                      CAM ELYAFI
                      YANMAYI ÖNLEYİCİ (GECİKTİRİCİ) MADDELER
                      NÜKLEER UYGULAMALAR
                      METALURJİ
                      OTOMOBİL HAVA YASTIKLARI, ANTİFRİZ
                      FÜZE / UÇUŞ YAKITLARI
                      ATIK TEMİZLEME
                      BORLU KATI YAKITLAR/HÜCRE YAKITLARI
                      (FUEL CELLS)


                      ENERJİ ÜRETİMİ ile ISI DEPOLAMA
                      BORUN İNSANLARA ETKİSİ
                      Bor insan vücuduna doğal olarak yiyecek ile içeceklerle, solunum ile deri yoluyla girmektedir. Vücuda giren borun % 90–95 kadarı ilk 24 saatte değişikliğe uğramadan idrarla atılırken, çok az bir kısmı kemik, tırnak, saç, dişler, kıllar; karaciğer ile dalak gibi organlarda birikirler. Yüksek dozlarda bor alınması durumunda, kusma, ishal, baş dönmesi, titreme gibi zehirlenme belirtileri gözlenebilir. Deride döküntüler, karaciğer, böbrek ile merkezi sinir sistemi anormallikleri de görülebilmektedir.

                      Yapılan araştırmalar, bor’un zehir etkisinin düşük olduğunu göstermiştir. 15–30 g boraks ya da 2–5 g borik asit doğrudan alındığında ani rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yetişkinlerde baş ağrısı, kusma, ishal, depresyon; çocuklarda ise daha çok havale, koma ile beyin zarı yıkımı zehirlenme belirtileri arasındadır. Yararlı etkileri de saptanan bor; kalsiyum, D vitamini ile bazı vücut minerallerinin düzenlenmesinde rol oynar. Ca ile Mg’ un azalmasını da önleyerek kemik yapısını korur. Tablet biçiminde bor alındığında küçüklerin öğrenme yetenekleri ile okul becerilerinin arttığı, sportif performans ile atletik yapının geliştiği saptanmıştır. Günlük 3,25 mg bor alınmasının motor etkinliklerde, tepki süresinde, kısa-uzun süreli hafıza ile hatırlama yeteneklerinde gelişmeye neden olduğu belirlenmiştir. Daha düşük dozda alınmasında ise bireylerin daha zayıf psiko motor ile zihinsel başarım sergiledikleri gözlenmiştir. Bu çalışmalar göstermektedir ki beyin fonksiyonları ile zihinsel başarım için bor temel bir elementtir. Nielsen’ in 1992 yılında yapmış olduğu araştırmalar, bor içeren yiyeceklerin kemik erimesini engellemeye yardımcı olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Nielsen, yüksek kemik erimesi riski taşıyan 48-82 yaşları arasındaki kadınlar üzerinde yapmış olduğu araştırmada, borun Ca ile Mg metabolizmasını arttırarak östrojenik katkı sağladığını tespit etmiştir.
                      Erkeklerde de testesteron düzeyini artırarak kas doku niceliğinde artışa neden olduğu da ortaya konmuştur.
                      Ca, Mg ile riboflavin (vitamin B2) içeren vitaminli minerallerle dengeli biçimde alınırsa borun olumlu etkisi üst düzeylere çıkar.
                      Günlük olarak çocuklarda 1,5 mg, 11–18 yaş arası erkeklerde 2mg, yetişkin erkeklerde 2mg, kadınlarda 2mg, menapoz öncesi kadınlarda 3mg, hamilelerde 2,5mg emziren annelerde ise 2,5mg bor sağlık acısından en uygun niceliklerdir.
                      Önemli bir bor kaynağı olan erik kurusunun (Prunus domestica) 100 gramı, vücudun günlük gereksinimi olan 2-3 mg boru karşılar. Bor’ca zengin bitkisel besinler, yapraklı sebzeler, fındık, baklagiller ile turunçgiller dışındaki meyvelerdir.
                      Elma, vişne, üzüm, fındık, ceviz, fasulye, pancar, biber ve baklagillerde yüksek oranlarda; tahıllarda, patates ile çilekte ise az miktarda olduğusaptanmıştır.
                      1980’lere kadar sadece bitkiler için değerli olduğu düşünülen bor, bu tarihten sonraki araştırmalar sonucunda, insanlarda aşağıda belirtilen konularda da yaşamsal önemi taşıdığı gerçeği ortaya çıkarılmıştır :
                      Enzimatık hücre reaksiyonlarında,
                      Hücre zarının sağlıklı işlemesinde,
                      Diğer mineraller ve D vitamini metabolizmasında,
                      Steroid hormonların düzenlenmesinde,
                      Arthritis, osteoarthritis ve osteoporosis’ in engellenmesinde
                      Beyin ve zihinsel fonksiyonların desteklenmesinde.


                      TÜRKİYE’DE BOR ÜRETİMİNİN TARİHÇESİ
                      1850’li yılların başında, Bebek’te mermer işleri ile uğraşan Polonyalı sığınmacıi Henri Groppler eski ortağı Fransız mühendis Camille Desmazures’e alçı taşından yapıldığını sandığı heykeller hediye eder. Heykellerde yüksek oranda boraks olduğunu anlayan Fransız Camille Desmazures, ortağı ile birlikte Türkiye’de boraks aramaya başlar. Balıkesir ili Susurluk ilçesi yakınlarındaki Sultançayırı dolayında bor bulurlar. Buldukları “PANDERMİT” adı verilen bir bor minerali türüdür. Esasen bu alan 13 ile 14. Yüzyıllarda Romalılarca işletilmiş bir alandır. Bu pandermitin işletilmesi için 1856 yılında Sultandan 37 dönüm arazi üzerine “alçıtaşı” madeni çıkarmak için 20 yıl süreli işletme izni alırlar. Bor Osmanlı döneminde yabancı firmalarca “ALÇITAŞI” olarak işletilmiştir. 1950 yılında Sultançayırındaki cevherler Desmond Aber Smith’den 3/12002 sayılı Kararname ile bu yıllarda dünya tekeli firma durumundaki Borax Consolidated Ltd’ye devredilmiştir. Borax Consolidated 1951 yılında 11.000 ton’a yakın dış-satım yapsa da 1954 yılında bor cevherinin tükendiğini ileri sürerek, Sultançayırı Ocağını kapatır. Ancak pasalardaki düşük tenörlü cevherin satışını 1961 yılına kadar sürdürerek Türkiye’deki çalışmalarını sürdürür. 14 Haziran 1935 tarihinde kurulan Etibank’da Bor Madenleri ile ilgisini sürdürmektedir. MTA’nın Kütahya/Emet yöresinde Tersiyer Linyit Arama adı altında yürüttüğü çalışmalarda kolemanit yatağı bulunur. İlk jeolojik saptamalardan sonra alınan ruhsat 15 Mayıs 1958 de Etibank’a devrolunur. Etibank ruhsatı aldıktan sonra 1958 ve 1959 yıllarında aramalarını sürdürürken üretime de geçer.

                      Borax Consolidated Ltd. 1955 yılında yabancı sermayeyi teşvik kanunlarından yararlanmak için Türk Boraks Madencilik Anonim Şirketini kurar. Bu tarihten sonra Türkiye’de bu yeni şirket aracılığıyla madencilik fçalışmalarını yürütecektir. Bu şirketin hisselerinin %94’ü Borax Consolidated, % 2 si Türk hissedarlar, % 4’ ü İngiliz hissedarlara verilmiştir. Bu arada başka bir kararname ile iki yabancı şirkete daha arama ile işletme izni verilir. Bunlardan biri American Potash And Chemical Co. , öteki ise Ugine Kuhlman’dır. Eskişehir Kırka’da bor tuzu aramaları maden arama ruhsatı sahibi yerli madenciler adına 1950 li yılların sonlarına doğru MTA uzmanlarınca başlatılmıştır. Bu aramalar devam ederken 1961 Ağustos ayında Borax Consolidated Ltd. Maden Dairesinden kendi adına bir arama ruhsatı alarak hissesinin büyük bir kısmı kendisine ait Türk Boraks Madencilik A.Ş.’ne devir ederek aramaları başlatır. Şirket ürettiği TİNKAL ürününün fiyatlarını önce 30–35 $/ton’a, sonradan 17 $/ton’a kadar düşürmüştür. Şirketin Maden Dairesine ruhsat için başvuruları eksiklikler nedeniyle sonuçlanmaz. Aynı biçimde aldıkları 6 ruhsattan 5’i kaldırılır. edilir. Bu boraks yataklarının ruhsatı 1968 yılından başlıyarak Etibank’a geçmiştir.
                      Etibankça bu yatakları işlemek için gerekli çalışmalara 1969 yılında başlanarak 1970 yılında tesisler kurulmaya başlanmıştır. Balıkesir’in Bigadiç İlçesi yakınlarında da 1950 yılından beri bor tuzu (KOLEMANİT ile ÜLEKSİT) üretip dış-satım yapan Türk Girişimcileri (Bortaş, Ali Şayakcı, Rasih-İhsan, Yakal Madencilik) vardı. 1976 yılında burada etkinlik gösteren Fransız KEMAD Ltd. (Kimya Endüstri Madenleri Ltd. Şti.) nin saha sınır anlaşmazlığı nedeniyle Bakanlar Kurulu Kararıyla 13.02.1976 da Tülü Açık İşletmesinin bulunduğu sahanın Etibank’a verilmesi ile Etibank bölgede madencilik faaliyetlerine başlamış, 08.04.1976 tarihinde Emet Kuruluşuna bağlı “Etibank Bigadiç Madenleri İşletmesi Şantiyesi” kurulmuştur. Bursa Mustafa Kemalpaşa’da Kestelek dolayındaki bor tuzu yatakları (Kolemanit) MTA Enstitüsünün Linyit Araştırmaları sırasında 1954 yılında bulunmuştur. Öteki tüm bor tuzu alanlarının imtiyazı hakkında olduğu gibi 4 Ekim 1978 tarih ile 2172 sayılı Devlet’çe işletilecek Madenler ile ilgili yasa gereği 21.08.1979 tarihinde alan o tarihteki adımız ile Etibank’a devredilmiştir.
                      Bugün için bu görev 1983 yılında çıkartılan 2840 sayılı Devletçe işletilecek madenler kapsamında Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünce yürütülmektedir. 1978 öncesi gerek yabancı gerekse yerli özel sektör, Bor üretim eylemlerinde, katma değeri fazla olan rafine ürün üretmek için herhangi bir yatırım yapmadan ürünleri ham cevher olarak satma yoluna giderken, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Etibank) 1980 yılından günümüze dek toplam 700 Milyon $’ den fazla yatırım yaparak rafine bor üretim kapasitesini 831.000 ton/yıl seviyesine yükseltmiştir. Ayrıca Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü olarak yeni bor ürünleri tesisleri yatırımlarımız devam etmekte olup, var olan rafine ürün kapasitesini daha üst düzeylere yükseltmek için yoğun bir yatırım atağı süreci yürütülmektedir..
                      (Mesut Başıböyük’ten bölümsel bir aktarım)

                      Yorum yap


                      • #12
                        BOR MİNERALLERİ


                        BOR TUZLARIoğada yaklaşık 230 çeşit doğal bor mineralinden ticari değere sahip olanları özellikle; tinkal, kolemanit, üleksit, probertit, borasit, pandermit, szyabelit, hidroborasit ve kernit'tir. Bor, doğada tüm canlıların yaşantısını devam ettirmesi için vazgeçilmez elementlerden birisidir.Bunun yanında; bor dünyada en yaygın kullanım alanına sahip olan elementlerin başındagelmektedir. Sanayinin en önemli temel taşlarından birisi olan bor ürünleri; katma değerinin çok yüksek olması nedeniyle; dünyada belli başlı firmaların elindedir. Oligopol'lerin olduğu bir pazarda, Türkiye çok önemli bir paya sahiptir. Ancak, rezerv ve cevher kalite avantajının yüksek olmasına rağmen; yurt içi ve yurt dışı pazarda istenen düzeyi henüz yakalayamamıştır.
                        Eti Bor A.Ş, Eti Holding A.Ş.'ye bağlı bir KİT olup; Türkiye'deki tek bor üreticisi ve pazarlayıcısı durumundadır. Rekabetin yüksek, Türkiye bor cevheri satış fiyatlarının çok düşük olması ve katma değerinin yüksek olması nedeniyle bor cevherleri; dünya piyasasındaki gerçek değerine ulaşabilmesi için 1978 yılında devletleştirilmiştir. Bor cevherlerinin devletleştirilmesi ve Eti Holding A.Ş.'ye devriyle birlikte; Dünya'da en büyük Bor üreticileri Amerika'da yerleşik U.S. Borax ile Türkiye'de Eti Holding A.Ş. olmuştur. Ancak, bu iki büyük üretici dışında, diğer Bor üreticileri; Arjantin, Şili, Çin, Rusya gibi ülkelerde bulunmaktadır. 1998 yılında Etibank'ın Bankacılık kısmının özelleştirilmesi nedeniyle; yeniden yapılanmaya gidilmiş ve Eti Holding A.Ş.'nin 7 bağlı ortaklığından birisi olan Bandırmadaki Eti Bor A.Ş.ye 5 adet Bor İşletmesi bağlanmıştır. İlaveten, borların pazarlama işlemi ise ayrı bir genel müdürlük olan; Eti Pazarlama ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanları; cam, seramik, deterjan, ilaç ve kimya sanayii, yanmayı önleyici (geciktirici) madde yapımı, tarım, metalurji, enerji depolama, arabalar (hava yastıkları, hidrolik fren vb), su arıtma, pigment ve kurutucu olarak, nükleer uygulamalar ve diğer kullanım alanlarıdır. A.B.D., Batı Avrupa ve Japonyada bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanlarındaki kullanım oranları farklıdır. A.B.D.de en çok tüketim fiberglas yapımı ve izolasyon sanayiinde olmaktadır. Batı Avrupada ise sabun ve deterjan sanayii bor tüketiminde öndedir. Japonyada en büyük bor tüketimi tekstil ve fiberglas sanayiinde erçekleşmektedir. Borun başlıca kullanım alanı cam endüstrisidir. Bu alandaki kullanımın 1997'de B2O3 olarak 640.000 tonun üstünde olduğu tahmin edilmektedir. 1998'de, Amerika'nın bor talebinin %71'i cam endüstrisine aittir. Borun deterjan ve ağartıcılarda kullanımı ise Avrupa'da geniş ölçüde yaygındır. 1997'de perborat olarak Avrupa'nın toplam bor talebinin yaklaşık 242.000 ton olduğu belirtilmektedir. Bu değer dünya toplamının %86'sıdır. Dünya bor rezervi yaklaşık 170 milyon ton B2O3 ve baz rezerv ise 473 milyon ton B2O3 olarak verilmektedir. Dünyadaki önemli bor yataklarının ise; Türkiye, Rusya ve ABD'de olduğu bilinmektedir. Dünya bor üretiminde 1970'de 768.000 ton B2O3 olan üretim değeri, 1977'den itibaren yılda 1,511 milyon tona (B2O3) yükselmiştir. Bu durum, büyük ölçüde Türkiye'deki üretim artışından ileri gelmektedir. Ülkemizde bor üretimi 1970'de 122.000 ton B2O3 den, 1996'da 494.000 ton B2O3'e ulaşmıştır. Amerika'nın bor üretimi ise tersine, nispeten sabit kalarak 510-730.000 ton B2O3 arasında değişim göstermiştir.1999 yılı bor üretiminde Türkiye 1.550 bin ton ile lider durumdadır. ABD 1.270 bin ton ile ikinci, Rusya ise 1.000 bin ton ile üçüncü durumdadır. Toplam üretim ise yaklaşık 4.470 bin ton ile az miktarda bir artış(%2'lik) göstermiştir. 1980'lerin başında Dünyadaki ekonomik durgunluk nedeniyle düşen bor talebi, 1988-91 arasında yılda 1,3 milyon ton'a yükselmiş, bu tarihten sonra durgunluk tekrar borat talebini düşürdüyse de, 1994'den itibaren dünya talebi artarak 1997'de yaklaşık 1,5 milyon ton'a ulaşmıştır. Roskill(1999) bilgilerine göre; 1997 yılı dünya toplam doğal bor, doğal sodyum boratlar ve konsantre bor ihraç miktarı 945.294,5 ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye; 900.000 tonluk ihraç miktarı ile ham bor ihracatında dünyada % 95'in üzerinde bir paya sahiptir. Diğer önemli ihracatçılar ise; Şili (15.751 ton), Peru (20.189 ton) ve Amerika ( 5331,5 ton)'dır. Türkiye ham bor cevheri ihracatı yanında rafine bor ürünü ihracatına da ağırlık vermektedir. Yıllık bor ürünleri ihracat gelirlerinin % 53 ü ham bor ürünlerinden elde edilmektedir. 1998 yılı rakamlarına göre Türkiye'nin ihracat pazarının %56'sını Batı Avrupa, %28'ini Amerika ve Uzak Doğu oluşturmaktadır. Orta Doğu ile İskandinavya %7, Doğu Avrupa %4 ve Afrika %0.5 paya sahiptir(ÖİK DPT Bor Bileşikleri Raporu, 2000). Türkiye'nin ham borlarda ithalatı yoktur. Ancak; Sodyum perboratlarda yaklaşık 18.000 tonluk ithalat mevcut olup; artış devam etmektedir. 1998 yılı itibariyle Türkiye bor ürünleri ithalatına yaklaşık 13.350 $ harcamıştır.

                        Türkiye'deki bilinen borat yatakları özellikle Eskişehir-Kırka, Balıkesir-Bigadiç, Bursa-Kestelek ve Kütahya-Emet'te bulunmaktadır.
                        En önemli ham bor ürünleri ise; kolemanit, tinkal ve üleksit'tir. Ayrıca; borik asit, perboratlar, pentahidratlar gibi rafine bor ürünleri de üretilip, satılmaktadır. Türkiyede önemli tinkal yatakları Kırkada ve önemli kolemanit yatakları ise Emet ve Bigadiç civarında bulunmaktadır. Üleksit ise Bigadiç'te üretilmektedir.1998 yılı üretim faaliyetleri neticesinde; 568.496 ton konsantre kolemanit, 2.654 ton öğütülmüş kolemanit, 27.200 ton kırılmış kolemanit, 758.310 ton konsantre tinkal ve 220.000 ton konsantre üleksit üretilmiştir. Satışlara baktığımızda; 1998 yılı konsantre bor ürünlerinde toplam 715.722 ton satış gerçekleşmiştir. 1998 yılı ürün satış dağılımı ise şöyledir; 152.820 ton konsantre tinkal, 324.700 ton konsantre kolemanit, 212.896 ton konsantre üleksit satışı gerçekleşmiştir. Ayrıca, 1.861 ton öğütülmüş kolemanit, 20.945 ton kırılmış kolemanit (-25 mm) ve 2.500 ton parça kolemanit satışları gerçekleşmiştir. Ham bor satışlarından yaklaşık 131 milyon $ gelir elde edilmiştir.
                        TÜRKİYE'nin en önemli yeraltı zenginliklerinden birisi olan borların değerlendirilmesi için aşağıdaki noktalara dikkat edilmesinde yarar görülmektedir: Borların kullanım alanları çok yaygın, katma değeri ve kar marjı çok yüksek olup Türkiye yüksek kaliteli rezervlere sahip olması nedeniyle dünya piyasasında söz sahibidir. Dolayısıyla, bor faaliyetlerinin Türkiye'de tek elden yürütülmesinde fayda görülmektedir. Ayrıca, Eti Holding'in yeniden yapılanması sonucu meydana gelen yasal sorunlar biran önce çözülmelidir. Bor Araştırma-Geliştirme çalışmalarının üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde geliştirilmesi ve teknik elemanların araştırma çalışmalarına katılımının sağlanması için her türlü destek verilmelidir. Bor ürün çeşitliliğinin artırılması ve teknolojik yeniliklerin teşvik edilmesi sağlanmalıdır. Türkiye'de bor kullanımının arttırılması için yurt içi ve yurt dışındaki sanayi uruluşları, üniversite ve araştırma kurumları ile işbirliğine gidilmelidir. Rafine borların katma değerinin yüksek olması nedeniyle; ham bor yerine kademeli olarak rafine bor satışı sağlanmalıdır. Bu nedenle; rafine bor ürünleri ve özel bor kimyasalları yatırımlarına ağırlık verilmeli ve üretimde otomasyona geçilmelidir. Kalite ve verimlilik çalışmalarına hız verilmelidir.

                        BOR ELEMENTİ : Periyodik sistemin üçüncü grubunun başında bulunan ve atom numarası 5 olan bor elementi, kütle numaraları 10 ve 11 olan iki kararlı izotopundan oluşur. Bor, yeryüzünde toprak, kayalar ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir. Toprağın bor içeriği genelde ortalama 10-20 ppm olmakla birlikte ABD in batı bölgeleri ve Akdenizden Kazakistana kadar uzanan yörede yüksek konsantrasyonlarda bulunur. Deniz suyunda 0.5-9.6 ppm, tatlı sularda ise 0.01 - 1.5 ppm aralığındadır. Yüksek konsantrasyonda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları, borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri olarak daha çok Türkiye ve ABD in kurak, volkanik ve hidrotemal aktivitesinin yüksek olduğu olan bölgelerde bulunmaktadır (Woods, 1994). Tarihte ilk olarak 4000 yıl önce Babiller Uzak Doğudan boraks ithal etmiş ve bunu altın işletmeciliğinde de kullanmışlardır. Mısırlıların da boru, mumyalamada, tıpta ve metalurji uygulamalarında kullandıkları bilinmektedir. İlk boraks kaynağı Tibet Göllerinden elde edilmiştir.Boraks; koyunlara bağlanan torbalarda Himalayalardan Hindistana getirilmiştir. Eski Yunanlılar ve Romalılar boratları temizlik maddesi olarak kullanmıştır. İlaç olarak ilk kez Arap doktorlar tarafından M.S. 875 yılında kullanılmıştır. Borik Asit 1700lü yılların başında borakstan yapılmış, 1800lü yılların zaşında ise elementer bor elde edilmiştir (Moseman, 1994). Elementer bor 1808 yılında Fransız Kimyacı Gay-Lussac ile Baron Louis Thenard ve bağımsız olarak İngiliz kimyacı Sir Humpry Davy tarafından bulunmuştur. Bor, biri amorf ve altısı kristalin polimorf olmak üzere, çeşitli allotropik formlarda bulunur. Alfa ve beta rombohedral formlar en çok çalışılmış olan kristalin polimorflarıdır. Alfa rombohedral strüktür 1200 °C in üzerinde bozulur ve 1500 °Cde beta rombohedral form oluşur. Amorf form yaklaşık 1000 °C in üzerinde beta rombohedrale dönüşür ve her türlü saf bor ergime noktasının üzerinde ısıtılıp tekrar kristalleştirildiğinde beta rombohedral forma dönüşür. Bor elementinin kimyasal özellikleri morfolojisine ve tane büyüklüğüne bağlıdır. Mikron ebadındaki amorf bor kolaylıkla ve bazen şiddetli olarak reaksiyona girerken kristalin bor kolay reaksiyona girmez. Bor yüksek sıcaklıkta su ile reaksiyona girerek borik asit ve diğer ürünleri oluşturur. Mineral asitleri ile reaksiyonu, onsantrasyona ve sıcaklığa bağlı olarak yavaş veya patlama şeklinde olabilir ve ana ürün olarak borik asit oluşur.
                        Bor elementinin fiziksel özellikleri Özellik ...............................................Değ eri Atom ağırlığı .................................10.811±0.005 veya 0.007 Ergime noktası................................... 2190+20 °C Kaynama noktası................................... 3660 °C Isıl genleşme katsayısı (25-1050 °C arası, 1 °C için)........................5x106-7x106 Knoop sertliği..................................... 2100-2580 HK Mohs sertliği....................................... (elmas-15) 11 Vickers sertliği .......................................5000 HV

                        BOR MİNERALLERİ
                        1. KRİSTAL SUYU İÇEREN BORATLAR
                        Kernit (razorit) :Na2B407.4H2O , Tinkalkonit :Na2B407.5H2O , Boraks (Tinkal) :Na2B407.10H2O , Sborgit :NaB508.5H2O , Eakwrit :Na4B10017.7H2O , Probertit :NaCaB509.5H2O , Üleksit :NaCaB509.H2O , Nobleit :CaB6O10.4H2O , Gowerit :CaB6O10.5H2O , Florovit :CaB2O4.4H2O , Kolemanit :Ca2B6O11.5H2O , Meyerhofferit :Ca2B6O11.7H2O , İnyoit :Ca2B6O11. 13H2O , Preseit(pandermit) :Ca4B10O19.7H2O , Tercit :Ca4B10O19.2H2O , Ginorit :Ca2B14O23.8H2O , Pinnoit :MgB2O4.3H2O , Kaliborit :HKMg2B12O21.9H2O , Kurnakavit :Mg2B6O11.15H2O , İnderit :Mg2B6O11.15H2O , Predorazhenskit :Mg3B10O18.4 1/2H2O , Hidroborasit :CaMgB6O11.6H2O , İnderborit :CaMgB6O11.11H2O , Larderellit NH4)2B10O16.4H2O , Ammonioborit NH4)3B15O20.(OH)8.4H2O , Veatçit :SrB6O10.2H2O , p-Veatçit Sr, Ca) B6O10.2H2O

                        2. BİLEŞİK BORATLAR (HİDROKSİL VE/VEYA DİĞER TUZLAR İLE) Teepleit :Na2B. (OH) 4Cl , Bandilit :CuB. (OH) 4Cl , Hilgardit :Ca2BO8.(OH) 4Cl ,Borasit :Mg3B7O13Cl , Fluoborit :Mg3(BO3) , Hambergit :Be2(OH, F) BO3 , Suseksit :MnBO3H , Szaybelit Mg, Mn)BO3H , Roveit :Ca2Mn22+((OH)4 (B4O7(OH)2) , Seamanit :Mn32+(OH) (B (OH)4 (PO4) , Viserit :Mn4B2O5 (OH, Cl) 4 , Lüneburgit :Mg3 (PO4)2B2O3.8H2O , Kahnit :Ca2BAs ,Sulfoborit :Mg3SO4B2O4 (OH)2.4H2O

                        3.BORİK ASİT Sassolit (doğal borik asit) :B(OH)3

                        4. SUSUZ BORATLAR Jenemejevit :Al6BO15.(OH)3 , Kotoit :Mg3B2O8 , Nordenskiöldine :CaSnB2O6 , Rodozoit :CsB12Be4Al4O28 , Varvikit Mg, Fe) 3TiB2O8 , Ludvigit Mg, Fe2+) 2Fe2+BO5 , Paygeit Fe2+, Mg) 2Fe3+BO5 , Pinakiolit :Mg3Mn2+Mn23+B2O10 , Hulsit Fe2+Mg2+, Fe3+, Sn4+) 3BO3O2

                        5. BOROFLUORİTLER Avagadrit K, Cs) BF4 , Ferruksit :NaBF4

                        6. BOROSİLİKAT MİNERALLERİ Akzinit grubu Ca, Mn, Fe, Mg) 3Al2BSi4O15 (OH) , Bakerit :Ca4B4(BO4) (SiO4)3 (OH) 3H2O , Kapelenit Ba, Ca, Ce, Na)3 (V, Ce, La) 6 (BO3)6 Si3O9 , Karyoserit :Melanoseritin toryumca zengin türüdür. , Danburit :CaB2Si2O8 , Datolit :CaBSiO4OH , Dumortiyerit :Al 7O3 (BO3) (SiO4) 3 , Grandidiyerit Mg, Fe) Al3 BSiO9 , Homilit Ca, Fe) 3B2Si2O10 , Hovlit :Ca2B5SiO9 (OH)5 , Hyalotekit Pb, Ca, Ba) 4 BSi6O17 (OH, F) , Kornerupin :Mg3Al6 (Sr, Al, B) 5O21 (OH) , Manondonit :LiAl4 (AlBSi2O10) (OH)8 , Melanoserit :Ce4CaBSiO12 (OH) , Safirin :Mg3, 5Al9Si, 5O2 , Searlesit :NaBSi2O6H2O , Serendibit :Ca4(Mg, Fe,Al)6 (Al, Fe)9 (Si,Al)6 3O4 , Turmalin grubu mineraller Tritom Ce, La, YTh5(Si, B)3 (O, OH, F)13 , İdokreyz (Vezüvyanit) :Ca10Mg2Al4 (Si4)5 (Si2O7)2 (OH) 4

                        7. TİCARİ BOR MİNERALLERİ Ticari öneme sahip olan bor mineralleri; tinkal, kolemanit, kernit, üleksit, pandermit, borasit, szaybelit, hidroborasit gibi minerallerdir. Boraks (Tinkal) (Na2B4O7.10H2O) Tabiatta genellikle renksiz ve saydam olarak bulunur. Ancak içindeki bazı maddeler nedeniyle pembe, sarımsı, gri renklerde de bulunabilir. Sertliği 2- 2.5, özgül ağırlığı 1.7 gr/cm3 B2O3 içeriği % 36.6 dir. Tinkal suyunu kaybederek kolaylıkla tinkalkonite dönüşebilir. Kille ara katkılı tinkalkonit ve üleksit ile birlikte bulunur. Ülkemizde Eskişehir-Kırka yataklarından üretilmektedir. Kernit (Razorit) (Na2B4O7.4H2O) Tabiatta renksiz, saydam uzunlamasına iğne şeklinde küme kristaller şeklinde bulunur. Sertliği 3, özgül ağırlığı 1.95 gr/cm3 ve B2O3 içeriği %51dir. Soğuk suda az çözünür. Kırkada Na-borat kütlesinin alt seviyelerinde yer alır. Dünyada ise Arjantin ve A.B.D.de bulunur. Üleksit (NaCaB5O9.8H2O) Tabiatta masif, karnıbahar şeklinde, lifsi ve sütun şeklinde bulunur. Saf olanı, beyaz rengin tonlarındadır. İpek parlaklığında olanları da vardır. Genelde kolemanit, hidroboraksit ve probertit ile birlikte teşekkül etmiştir. B2O3 içeriği % 43tür. Ülkemizde Kırka, Bigadiç ve Emet yörelerinde, dünyada ise Arjantinde bulunmaktadır. Probertit (NaCaB509.5H2O) Kirli beyaz, açık sarımsı renklerde olup ışınsal ve lifsi şekilli kristaller şeklinde bulunur. Kristal boyutları 5 mm ile 5 cm arasında değişir. B2O3 içeriği % 49.6dır. Kestelek yataklarında üleksit ikincil mineral olarak gözlenir. Ancak Emette tekdüze tabakalı birincil olarak ve Doğanlar, İğdeköy bölgesinde kalın tabakalı olarak oluşmuştur. Kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) Monoklinik sistemde kristallenir. Sertliği 4-4.5, özgül ağırlığı 2.42dir. B2O3 içeriği % 50.8dir. Suda yavaş, asitte (HCl) hızla çözünür. Bor bileşikleri içinde en yaygın olanıdır. Türkiyede Emet, Bigadiç ve Kestelek de, dünyada ise A.B.D.de bilinen birçok yatak vardır. Pandermit (Priseit) (Ca4B10O19.7H2O) Beyaz renkte ve masif olarak teşekkül etmiş olup kireçtaşına benzer. Ülkemizde Sultançayırı ve Bigadiç yataklarında Pandermit gözlenmektedir. B2O3 içeriği % 49.8dir. Hidroborasit (CaMgB6O11.6H2O) Bir merkezden ışınsal ve iğne şeklindeki kristallerin rasgele yönlenmiş ve birbirini kesen kümeler halinde bulunur. Lifsi bir dokuya sahiptir. B2O3 içeriği % 50.5tir. Beyaz renkte, bazen içerisindeki impüritelere bağlı olarak sarı ve kırmızımsı renklerde (arsenik içeriğine göre) kolemanit, üleksit, probertit, tunalit ile birlikte bulunur. Ülkemizde en çok Emet, Doğanlar, İğdeköy yörelerinde ve Kestelekte oluşmuştur.

                        BOR ÜRÜNLERİNİN BAŞLICA KULLANIM ALANLARI
                        Çok çeşitli sektörlerde kullanılan bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanları giderek artmaktadır. Üretilen bor minerallerinin % 10a yakın bir bölümü doğrudan mineral olarak tüketilirken geriye kalan kısmı bor ürünleri elde etmek için kullanılmaktadır. Bazı Bor Ürünlerinin Kullanım Alanları : Amorf Bor ve Kristalin Bor : Askeri Piroteknik, Nükleer Silahlar ve Nükleer Güç Reaktörlerinde Muhafaza Bor Flamentleri : Havacılık için Kompozitler, Spor malzemeleri için Kompozitler Bor Halidleri : İlaç Sanayii, Katalistler, Elektronik Parçalar, Bor Flamentleri ve Fiber Optikler Özel Sodyum Boratlar : Fotoğrafçılık Kimyasalları, Yapıştırıcılar, Tekstil, “Finishing” Bileşikleri, Deterjan ve Temizlik Malzemeleri, Yangın Geciktiricileri, Gübre ve Zırai Araçlar Fluoborik Asit : Kaplama Solüsyonları, Fluoborat Tuzlar, Sodyum Bor Hidrürler Trimetil Borat : Kaplama Solüsyonları, Fluoborat Tuzlar, Sodyum Bor Hidrürler Sodyum Bor Hidrürler : Özel Kimyasalları Saflaştırma, Kağıt Hamurunu Beyazlaştırma, Metal Yüzeylerin Temizlenmesi Bor Esterleri : Polimerizasyon Reaksiyonları için Katalist, Polimer Stabilizatörleri, Yangın Geciktiricileri Kalsiyum Bor Cevheri (Kolemanit) : Tekstil Cam Elyafı, Bor Alaşımları, Curuf Yapıcı, nükleer atık muhafazası Sodyum Bor Cevheri (Üleksit ve Probertit) :Yalıtım Cam Elyafı, Borosilikat Cam Borik Asit : Antiseptikler, Bor Alaşımları, Nükleer, Yangın Geciktirici, Naylon, Fotoğrafcılık, Tekstil, Gübre, Katalist, Cam, Cam Elyafı, Emaye, Sır Susuz Boraks : Gübre, Cam, Cam Elyafı, Metalurjik Curuf Yapıcı, Emaye, Sır, Yangın Geciktirici Sodyum Perborat : Deterjan ve Beyazlatıcı, Tekstil Sodyum Metaborat : Yapıştırıcı, Deterjan, Zirai İlaçlama, Fotoğrafçılık, Tekstil Sodyum Pentaborat : Yangın Geciktirici, Gübre Bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanları: -Cam sanayii -Seramik sanayii -Temizleme ve beyazlatma sanayii -Yanmayı önleyici (geciktirici) maddeler - İlaç ve Kimya Sanayii -Tarım -Metalurji - Enerji depolama -Arabalardaki hava yastıklarında -Atık temizleme işlemleri -Pigment ve kurutucu olarak -Nükleer uygulamalar -Diğer kullanım alanları A.B.D., Batı Avrupa ve Japonyada bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım oranları farklıdır. A.B.D.de en çok tüketim fiberglas izolasyon sanayiinde olmaktadır. Batı Avrupada ise sabun ve deterjan sanayii bor tüketiminde öndedir. Japonyada en büyük bor tüketimi tekstil ve fiberglas sanayiinde gerçekleşmektedir Cam Sanayii : Bor; pencere camı, şişe camı v.b. sanayilerde ender hallerde kullanılmaktadır. Özel camlarda ise borik asit vazgeçilemeyen bir unsur olup, rafine sulu/susuz boraks, borik asit veya kolemanit/boraks gibi doğal haliyle kullanılmaktadır. Çok özel durumlarda potasyum pentaborat ve bor oksitler kullanılmaktadır. Bor, ergimiş haldeki cam ara mamulüne katıldığında onun viskozitesini, yüzey sertliğini ve dayanıklılığını artırdığından ısıya karşı izolasyonunun gerekli görüldüğü cam mamüllerine katılmaktadır. Dünyada borun %42'si, ABD'de ise %71'i cam endüstrisinde tüketilmektedir. Cam Elyafı : Kullanılan bor oksidin A.B.D.de %40ı, B.Avrupada % 14ü yalıtımlı cam elyafına harcanmaktadır. Ergimiş cama % 7 borik oksit verecek şekilde boraks pentahidrat veya üleksitprobertit katılmaktadır. Maliyetine bağlı olarak sulu veya susuz tipleri kullanılmakta, bazı hallerde de borik asitten yararlanılmaktadır. Arzulanan yalıtım derecesine göre çeşitli spesifikasyonlar tanımlanır: R-1, R-7 v.b. gibi. Roll, loft veya sünger halinde imal edilmektedir. Binalarda yalıtım amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Hafifliği, fiyatının düşüklüğü, gerilmeye olan direnci ve kimyasal etkilere dayanıklılığı nedeniyle plastiklerde, sınai elyaf v.b. de, lastik ve kağıtta yer edinmiş olan cam elyaf, kullanıldığı malzemelere sertlik ve dayanıklılık kazandırmaktadır. Böylece sertleşmiş plastikler otomotiv, uçak sanayilerinde, çelik ve diğer metalleri ikame etmeye başlamıştır. Ayrıca spor malzemelerinde de (kayaklar, tenis raketleri v.b.) kullanılmaktadır. Yapılmakta olan araştırmalar yeni kullanım alanlarının da olacağını göstermektedir. Trafik işaretleri, karayolu onarımı birer örnek olarak verilebilir. Bu gibi mamullerde E camı kullanıldığından, rafine kolemanit tercih edilmektedir. E tipi cam elyafı, en çok kullanılan tür olup % 90 uygulamada tercih edilmektedir.İngilterede oto başına 75 kg. cam yünü tüketilmektedir. Fransada Renault firması, üzerine poliyester paneller monte edilen metal şasi imalatına girişmiştir. B2O3e olan toplam talebin A.B.D.de % 13ü, B.Avrupada % 7si bu tür elyaftan karşılanmaktadır. Otomobillerde borun kullanılması, arabaların ağırlığını azaltmakta ve dolayısıyla yakıt tüketimini azaltmaktadır. Ayrıca, araçlarda paslanmayı geciktirmektedir. Optik Cam Elyafı: Işık fotonlarının etkin biçimde transferini sağlamaktadır. İngiliz Feleconun ürettiği yeni bir elyaf saniyede 140 milyon baytı 27 km. uzağa taşıyabilmektedir. Bu lifler % 6 borik asit ihtiva etmektedir. Phillipsin Hollandadaki fabrikasında bu lifler üretilmektedir. Borosilikat Camlar: Camın ısıya dayanmasını, cam imalatı sırasında çabuk ergimesini ve devitrifikasyonun önlenmesini sağlayan bor; yansıtma, kırma, parlama gibi özelliklerini de arttırmaktadır. Bor, camı asite ve çizilmeye karşı korur. Cam tipine bağlı olarak; cam eriğinin % 0.5 ile % 0.23ü bor oksitten oluşmaktadır. Örneğin Pyrexde % 13.5 B2O3 vardır. Genellikle cama boraks, kolemanit, borik asit halinde karma olarak ilave edilmektedir. Otolar, fırınlar, çamaşır makinaları, çanak/çömlek v.b. de bu tür camlar tercih edilmektedir. Seramik Sanayii :Emayelerin vizkozitesini ve doygunlaşma ısısını azaltan borik oksit % 20ye kadar kullanılabilmektedir. Özellikle emayeye katılan hammaddelerin % 17-32si borik oksit olup, sulu boraks tercih edilir. Bazı hallerde borik oksit veya susuz boraks da kullanılır. Metalle kaplanan emaye onun paslanmasını önler ve görünüşüne güzellik katar. Çelik, aluminyum, bakır, altın ve gümüş emaye ile kaplanabilir. Emaye asite karşı dayanıklılığı arttırır. Mutfak aletlerinin çoğu emaye kaplamalıdır. Banyolar, kimya sanayi teçhizatı, su tankları, silahlar v.b. de kaplanır. 1997 yılında Batı nın seramik endüstrisinin borat tüketimi 69.000 ton civarında gerçekleşmiştir. Seramiği çizilmeye karşı dayanıklı kılan bor, % 3-24 miktarında kolemanit halinde sırlara katılır. Temizleme ve Beyazlatma Sanayii : Sabun ve deterjanlara mikrop öldürücü (jermisit) ve su yumuşatıcı etkisi nedeniyle % 10 boraks dekahidrat ve beyazlatıcı etkisini artırmak için toz deterjanlara % 10-20 oranında sodyum perborat katılmaktadır. Çamaşır yıkamada kullanılan deterjanlara katılan sodyum perborat (NaBO2H2O2.3H2O) aktif bir oksijen kaynağı olduğundan etkili bir ağartıcıdır. Perboratların çamaşır yıkamada klorlu temizleyicilerin yerini alması sıcak veya soğuk su kullanımına bağlıdır. Çünkü perboratlar ancak 55°Cnin üstünde aktif hale geçerler. Ancak, ABD'de kullanılan aktivatör (tetracetylethylenediamine) kullanımı ile bu sorun giderilmeye çalışılmıştır. 1997 yılı deterjan sanayiindeki bor tüketimi; Batı Avrupa'da 242.000 ton ve Kuzey Amerika'da ise 21.000 ton'dur. Batı Avrupa'da tüketilen borun % 35'i, Doğu Avrupa'da ise %5'i deterjan sanayiinde kullanılmaktadır. Dünya perborat talebinin %86'sı Batı Avrupa tarafından tüketilmektedir Yanmayı Önleyici (Geciktirici) Maddeler : Borik asit ve boratlar selülozik maddelere, ateşe karşı dayanıklılık sağlarlar. Tutuşma sıcaklığına gelmeden selülozdaki su moleküllerini uzaklaştırırlar ve oluşan kömürün yüzeyini kaplayarak daha ileri bir yanmayı engellerler. Ateşe dayanıklı madde olarak selülozik yalıtım maddelerinin kullanımı borik asit artmasına yol açmıştır. A.B.D.de kullanılmakla birlikte, son yıllarda çok fazla yaygınlaşmamıştır. Bor bileşikleri plastiklerde yanmayı önleyici olarak giderek artan oranlarda kullanılmaktadır. Bu amaç için kullanılan bor bileşiklerinin başında çinko borat, baryum metaborat, borfosfatlar ve amonyum fluoborat gelir. Tarım : Bor mineralleri bitki örtüsünün gelişmesini artırmak veya önlemek maksadıyla kullanılmaktadır. Bor, değişken ölçülerde, birçok bitkinin temel besin maddesidir. Bor eksikliği görülen bitkiler arasında yumru köklü bitkiler (özellikle şeker pancarı) kaba yoncalar, alfaalfalar, meyva ağaçları, üzüm, zeytin, kahve, tütün ve pamuk sayılmaktadır. Bu gibi hallerde susuz boraks ve boraks pentahidrat içeren karışık bir gübre kullanılmaktadır. Bu da, suda çok eriyebilen sodyum pentaborat (NaB5O8.5H2O) veya disodyum oktaboratın (Na2B8O13) mahsulün üzerine püskürtülmesi suretiyle uygulanmaktadır. Bor, sodyum klorat ve bromosol gibi bileşiklerle birlikte otların temizlenmesi veya toprağın sterilleştirilmesi gereken durumlarda da kullanılmaktadır. Metalurji : Boratlar yüksek sıcaklıklarda düzgün, yapışkan, koruyucu ve temiz, çapaksız bir sıvı oluşturma özelliği nedeniyle demir dışı metal sanayiinde koruyucu bir cüruf oluşturucu ve ergitmeyi hızlandırıcı madde olarak kullanılmaktadır. Bor bileşikleri, elektrolit kaplama sanayiinde, elektrolit elde edilmesinde sarf edilmektedir. Borik asit nikel kaplamada, fluoboratlar ve fluoborik asitler ise; kalay kurşun, bakır, nikel gibi demir dışı metaller için elektrolit olarak kullanılmaktadır. Alaşımlarda, özellikle çeliğin sertliğini artırıcı olarak kullanılmaktadır. Bu konuda ferrobor oldukça önem kazanmıştır. Çelik üretiminde 50 ppm bor ilavesi çeliğin sertleştirilebilme niteliğini geliştirmektedir.Kanada, Batı Almanya, Japonya ve ülkemizde çelik üretiminde florit yerine kolemanit kullanılmaktadır. Nükleer Uygulamalar : Atom reaktörlerinde borlu çelikler, bor karbürler ve titanbor alaşımları kullanılır. Paslanmaz borlu çelik, nötron absorbanı olarak tercih edilmektedir. Yaklaşık her bir bor atomu bir nötron absorbe etmektedir. Atom reaktörlerinin kontrol sistemleri ile soğutma havuzlarında ve reaktörün alarm ile kapatılmasında (B10) bor kullanılır. Ayrıca, nükleer atıkların depolanması için kolemanit kullanılmaktadır. Enerji Depolama : Termal storage pillerindeki, Sodyum Sülfat ve su ile yaklaşık %3 ağırlıktaki boraks dekahidratın kimyasal karışımı gündüzün güneş enerjisini depolayıp gece ısınma amacıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca, binalarda tavan malzemesine konulduğu taktirde güneş ışınlarını emerek, evlerin ısınmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca, bor, demir ve nadir toprak elementleri kombinasyonu (METGLAS) % 70 enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu güçlü manyetik ürün; bilgisayar disk sürücüleri, otomobillerde direk akımmotorları ve ev eşyaları ile portatif güç aletlerinde kullanılmaktadır. Otomobil Havayastıkları, antifriz :Bor hava yastıklarının hemen şişmesini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Çarpma anında, elementel bor ile potasyum nitrat toz karışımı elektronik sensör ile harekete geçirilir. Sistemin harekete geçirilmesi ve hava yastıklarının harekete geçirilmesi için geçen toplam zaman 40 milisaniyedir. Ayrıca otomobillerde antifriz olarak ve hidrolik sistemlerde de kullanılmaktadır. Atık Temizleme : Sodyum borohidrat, atık sulardaki civa, kurşun, gümüş gibi ağır metallerin sulardan temizlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Yakıt : Sodyum tetraborat, özel uygulamalarda yakıt katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Daha önce Amerikan Donanması tarafından uçuş yakıtı olarak kullanılmıştır. Karboranlar için Amerikan Deniz Araştırma Ofisi ve Amerikan Ordusu tarafından katı roket yakıtı olarak kullanılması için araştırmalar yapılmıştır. Şu anda Amerikan askeri ihtiyacı ise Callery Chemical Co. tarafından işletilmekte olan tesisten karşılanmaktadır.Dibor, B2H6 ve B5H9 gibi bor hidratlar; uçaklarda yüksek performanslı potansiyel yakıt olarak araştırılmışlardır. Boraneler Hidrojenle karşılaştırıldığında daha yüksek performansla yanmaktadır. Fakat onlar, pahalı, toksik ve yakıldığında açığa çıkan bor oksit çevresel açıdan uygun değildir. Amerikan Hükümeti, 1950 sonlarında borlu yakıtlar için 300 milyon US $ ayırmıştır, ancak program 1960 başlarında iptal edilmiştir. Sağlık : BNCT (Boron Neutron Capture Therapy) kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Özellikle; beyin kanserlerinin tedavisinde hasta hücrelerin seçilerek imha edilmesinde kullanılmakta ve sağlıklı hücrelere zararının minimum düzeyde olması nedeniyle tercih nedeni olabilmektedir. Ayrıca, insan vücudunda normalde bulunan bor, bazı ülkelerde tabletler şeklinde üretilmeye başlanmıştır. Diğer Kullanım Alanları :Ahşap malzeme korunması için sodyum oktaborat kullanılır. % 30luk sodyum oktaborat çözeltisi ile muamele görmüş tahta malzeme yavaş yavaş kurutulursa bozunmadan ve küllenmeden uzun süre kullanılabilir. Silisyum üretiminde bor triklorür, polimer sanayiinde, esterleme ve alkilleme işlemlerinde ve etil benzen üretiminde bor trifluorür katalizör olarak kullanılmaktadır. Bor karbür ve bor nitrür; döküm çeperlerinde yüksek sıcaklığa dayanıklı (refrakter) malzeme püskürtme memelerinde de aşınmaya dayanıklı (abrasif) malzeme olarak kullanılan önemli bileşiklerdir. Araçların soğutma sistemlerinde korozyonu önlemek üzere boraks, antifiriz karışımına katkı maddesi olarak da kullanılır. Tekstil sanayiinde, nişastalı yapıştırıcıların viskozitlerinin ayarlanmasında, kazeinli yapıştırıcıların çözücülerinde, proteinlerin ayrıştırılmasında yardımcı madde boru ve tel çekmede akıcılığı sağlayıcı madde, dericilikte kireç çöktürücü madde olarak boraks kullanılmaktadır. Borun önümüzdeki yıllarda önemli miktarda kullanılabileceği bir üretim dalı da çimento sanayiidir. İHRACAT Roskill(1999) bilgilerine göre; 1997 yılı dünya toplam doğal, doğal sodyum boratlar ve konsantre bor ihraç miktarı 945.294,5 ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye; 900.000 tonluk ihraç miktarı ile ham bor ihracatında dünyada % 95'in üzerinde bir paya sahiptir. Diğer önemli ihracatçılar ise; Şili (15.751 ton), Peru (20.189 ton) ve Amerika ( 5331,5 ton)'dır. Dolayısıyla; Türkiye, dünyada ham bor cevheri ihracatcısı olan tek ülke sayılabilir. Türkiye ham bor cevheri ihracatı yanında rafine bor ürünü ihracatına da ağırlık vermektedir.

                        TÜRKİYE REZERVİ
                        Türkiye'deki bilinen borat yatakları özellikle Eskişehir-Kırka, Balıkesir-Bigadiç, Bursa-Kestelek ve Kütahya-Emet'te bulunmaktadır. Türkiye Bor Rezervi (milyon ton) Rezerv Yeri ...........Rezervler ............... B2O3 Bigadic....................935.................... ...330 Emet ......................545.......................20 0 Kestelek..................... 7..........................3 Kırka....................... 520 .....................140 TOPLAM ..................2007 .................... 673 Ürün Tipi .....................Rezervler Kolemanit .....................1.050 Boraks ........................... 519 Üleksit .............................61 TOPLAM .......................1.630 Bu e-kitap, http://ekutup.dpt.gov.tr/adresindedir. Yeterli gelmediyse , Sizin için araştıralım bilim@marbleport.com

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bor
                          Boraks'in Faydaları:



                          • Bitki gelişimine destek olacak bor ve çinko içerir.
                          • Üniform çiçek yapısı oluşmasını sağlar.
                          • Bitkilerde sararmaları önler, besin noksanlıklarını giderir.
                          • Buğdayda gluten miktarını artırır.
                          • Çeltikte dane kalibrasyonunu artırır.
                          • Sebzelerde meyve kalitesini artırır.
                          • Bitkinin hastalıklara karşı direncini artırır.
                          • Meyve kalitesini artırır.

                          BORBitkilerde Borun Fonksiyonları:
                          Bor, temel fonksiyonları hâlâ tartışılan, en az anlaşılabilmiş bitki besin elementidir. Hücre duvar yapısında ve duvar sentezinde, hücre bölünmesi, uzaması ve nükleik asit metabolizmasında, lignin oluşumunda, solunumda, hormon (auxin / indol asetik asit) metabolizmasında, fenol metabolizmasında şeker / karbonhidrat metabolizmasında, gametlerin oluşumu, döllenmenin artırılmasında etkileri olduğu bilinmektedir.
                          Bor Eksikliği:
                          Normal olarak bitkiler 25-100 ppm arasında bor içerirler. 20 ppm bitkilerde borun eksiklik sınırı olarak kabul edilmektedir. Bitkilerde birçok hastalığın bor eksikliğinden meydana geldiği bilinmektedir. Örneğin elmalarda mantarlanmış çekirdek evi hastalığı bunlardan biridir. Şiddetli noksanlıkta yaprak dökümü gecikir ve getatif büyüme noktaları oluşur. Sürgünler kısa, yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar. Ancak yapraklarda kloroz görülmez.
                          Kullanım:
                          Sebze, meyve ağaçları, narenciye ve süs bitkilerinde bitki çeşidi, yapısı ve ihtiyaca bağlı olarak çiçeklenme başlangıcı ile birlikte 200-350 cc / 100 lt su dozajında yapraktan uygulanmalıdır.

                          Karışabilirlik:
                          Karıştırılmak istenilen malzemelerle mutlaka ön karışım denemesine tabi tutulmalıdır.


                          Yorum yap


                          • #14
                            Bor

                            Vikipedi, özgür ansiklopedi
                            Başlığın diğer anlamları için Bor (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.
                            Bor, atom numarası 5 ve kimyasal sembolü B olan kimyasal elementtir. Bor bir yarı metaldir. Gerek Güneş Sistemi'nde gerek Dünya'nın kabuğunda düşük miktarlı bir elementtir. Buna rağmen, doğada rastlanan bileşiklerinin (borat minerallerinin) suda çözünürlüğü nedeniyle belli yerlerde yüksek yoğunlukta bulunabilir. Bu mineraller boraks ve kernit olarak topraktan çıkarılır.Elemental bor doğada bulunmaz. Endüstride yüksek saflıkta bor zorlukla elde edilebilir çünkü bor, karbon ve başka elementlerle bileşikler oluşturur. Borun çeşitli allotropları vardır: amorf bor kahverengi bir tozdur; kristal bor ise siyah, son derece sert (Mohs sertlik skalasında yaklaşık 9,5) ve oda sıcaklığında düşük iletkendir. Elemental bor, yarı iletken endüstrisinde bir dopant olarak kullanılır.Bor bileşiklerinin ana kullanım alanları, çamaşır tozunda beyzalatıcı olarak (sodium perborat) ve ısı yalıtımında kullanılan cam elyafının boraks bileşeni olaraktır. Bor bileşklierinin ayrıca, yüksek kuvvetli düşük ağırlıklı yapısal malzemelerde özelleşmiş rolleri vardır. Camlar ve seramiklerde onların ısı şokuna dayanıklı olması için kullanılır. Boron içeren reaktanlar organik bileşiklerinsentezinde kullanılırlar, ve boron içermeyen bazı ilaçların yapımında ara ürün olurlar.Biyolojide boratlar memelilere düşük düzeyde toksiktir (sofra tuzu kadar) ama eklem bacaklılarda çok daha etkilidirler. Boron içeren doğal bir antibiyotik bilinmektedir. Bitkilerde az miktarda boron hücre duvarının sertleşmesi için gereklidir, bu yüzden toprakta boronun varlığı bitki büyümesi için gereklidir. Deneylerde boronun hayvanlarda da eser seviyede dahi olsa gerekli bir element olduğu bulunmuştur, ama hayvan fizyolojisindeki rolü bilinmemektedir.
                            Konu başlıkları

                            [gizle]


                            Kullanım Yerleri

                            Bor mineralleri, sanayide sayısız denecek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks veborik asit; özellikle nükleer alanda, savunma sanayisinde, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve genellikle kâğıt sanayinde kullanılmaktadır.

                            Savunma sanayii

                            'Boron Carbide' bileşeninin olağanüstü sertliğinden dolayı tank zırhında ve kurşun geçirmez yeleklerde kullanılmaktadır. Mohs sertlik skalasında 9,5 derecesi vardır, elmastan sonra bilinen en sert malzemelerden biridir.[kaynak belirtilmeli]

                            Cam sanayii


                            Bor; pencere camı, şişe camı vb. sanayilerde ender hallerde kullanılmaktadır. Özel camlarda ise borik asit vazgeçilemeyen bir unsur olup, rafine sulu/susuz boraks, borik asit veya kolemanit/boraks gibi doğal haliyle kullanılmaktadır. Çok özel durumlarda potasyum pentaborat ve bor oksitler kullanılmaktadır. Bor, ergimiş haldeki cam ara mamulüne katıldığında onun viskozitesini, yüzey sertliğini ve dayanıklılığını artırdığından ısıya karşı izolasyonunun gerekli görüldüğü cam mamüllerine katılmaktadır.

                            Cam elyafı

                            Ergimiş cama % 7 borik oksit verecek şekilde boraks pentahidrat veya üleksit- probertit katılmaktadır. Maliyetine bağlı olarak sulu veya susuz tipleri kullanılmakta, bazı hallerde de borik asitten yararlanılmaktadır. Arzulanan yalıtım derecesine göre çeşitli spesifikasyonlar tanımlanır: R-1, R-7 vb. gibi. Roll, loft veya sünger halinde imal edilmektedir. Binalarda yalıtım amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Hafifliği, fiyatının düşüklüğü, gerilmeye olan direnci ve kimyasal etkilere dayanıklılığı nedeniyle plastiklerde, sınai elyaf vb. de, lastik ve kağıtta yer edinmiş olan cam elyaf, kullanıldığı malzemelere sertlik ve dayanıklılık kazandırmaktadır. Böylece sertleşmiş plastikler otomotiv, uçak sanayilerinde, çelik ve diğer metalleri ikame etmeye başlamıştır. Ayrıca spor malzemelerinde de (kayaklar, tenis raketleri vb.) kullanılmaktadır. Yapılmakta olan araştırmalar yeni kullanım alanlarının da olacağını göstermektedir. Trafik işaretleri, karayolu onarımı birer örnek olarak verilebilir. Bu gibi mamullerde E camı kullanıldığından, rafine kolemanit tercih edilmektedir. E tipi cam elyafı, en çok kullanılan tür olup % 90 uygulamada tercih edilmektedir. İngiltere'de oto başına 75 kg cam yünü tüketilmektedir. Fransa'da Renault firması, üzerine poliyester paneller monte edilen metal şasi imalatına girişmiştir. B2O3'e olan toplam talebin ABD'de % 13'ü, B. Avrupa'da % 7'si bu tür elyaftan karşılanmaktadır. Otomobillerde borun kullanılması, arabaların ağırlığını azaltmakta ve dolayısıyla yakıt tüketimini azaltmaktadır. Ayrıca, araçlarda paslanmayı geciktirmektedir.

                            Optik Cam Elyafı

                            Işık fotonlarının etkin biçimde transferini sağlamaktadır. İngiliz Felecon'un ürettiği yeni bir elyaf saniyede 140 milyon baytı 27 km. uzağa taşıyabilmektedir. Bu lifler % 6 borik asit ihtiva etmektedir. Phillips'in Hollanda'daki fabrikasında bu lifler üretilmektedir.Borosilikat Camlar: Camın ısıya dayanmasını, cam imalatı sırasında çabuk ergimesini ve devitrifikasyonun önlenmesini sağlayan bor; yansıtma, kırma, parlama gibi özelliklerini de arttırmaktadır. Bor, camı asite ve çizilmeye karşı korur. Cam tipine bağlı olarak; cam eriğinin % 0.5 ile % 0.23'ü bor oksitten oluşmaktadır. Örneğin Pyrex'de % 13,5 B2O3 vardır. Genellikle cama boraks, kolemanit, borik asit halinde karma olarak ilave edilmektedir. Otolar, fırınlar, çamaşır makinaları, çanak/çömlek vb. de bu tür camlar tercih edilmektedir. ABD'de bu tür cam üreten 100'e yakın firma vardır. Biri de Corning Glass Works'dur. General Electric, Andron Hocking önemliler arasında yer almaktadır.


                            Seramik Sanayii

                            Emayelerin vizkozitesini ve doygunlaşma ısısını azaltan borik oksit % 20'ye kadar kullanılabilmektedir. Özellikle emayeye katılan hammaddelerin % 17-32'si borik oksit olup, sulu boraks tercih edilir. Bazı hallerde borik oksit veya susuz boraks da kullanılır. Metalle kaplanan emaye onun paslanmasını önler ve görünüşüne güzellik katar. Çelik, aluminyum, bakır, altın ve gümüş emaye ile kaplanabilir. Emaye asite karşı dayanıklılığı arttırır. Mutfak aletlerinin çoğu emaye kaplamalıdır. Banyolar, kimya sanayi teçhizatı, su tankları, silahlar vb. de kaplanır. 1997 yılında Batı 'nın seramik endüstrisinin borat tüketimi 69.000 ton civarında gerçekleşmiştir. Seramiği çizilmeye karşı dayanıklı kılan bor, % 3-24 miktarında kolemanit halinde sırlara katılır.

                            Temizleme ve Beyazlatma Sanayii

                            Sabun ve deterjanlara mikrop öldürücü (jermisit) ve su yumuşatıcı etkisi nedeniyle % 10 boraks dekahidrat ve beyazlatıcı etkisini artırmak için toz deterjanlara % 10-20 oranında sodyum perborat katılmaktadır.Çamaşır yıkamada kullanılan deterjanlara katılan sodyum perborat (NaBO2H2O2.3H2O) aktifbir oksijen kaynağı olduğundan etkili bir ağartıcıdır. Perboratların çamaşır yıkamada klorlu temizleyicilerin yerini alması sıcak veya soğuk su kullanımına bağlıdır. Çünkü perboratlar ancak55 °C'nin üstünde aktif hale geçerler. Ancak, ABD’de kullanılan aktivatör(tetracetylethylenediamine) kullanımı ile bu sorun giderilmeye çalışılmıştır. 1997 yılı deterjan sanayiindeki bor tüketimi; Batı Avrupa’da 242.000 ton ve Kuzey Amerika’da ise 21.000 ton’dur. Batı Avrupa’da tüketilen borun % 35’i, Doğu Avrupa’da ise %5’i deterjan sanayiinde kullanılmaktadır. Dünya perborat talebinin %86’sı Batı Avrupa tarafından tüketilmektedir.

                            Yanmayı Önleyici (Geciktirici) Maddeler

                            Borik asit ve boratlar selülozik maddelere, ateşe karşı dayanıklılık sağlarlar. Tutuşma sıcaklığına gelmeden selülozdaki su moleküllerini uzaklaştırırlar ve oluşan kömürün yüzeyini kaplayarak daha ileri bir yanmayı engellerler.Ateşe dayanıklı madde olarak selülozik yalıtım maddelerinin kullanımı borik asit artmasına yol açmıştır. ABD'de kullanılmakla birlikte, son yıllarda çok fazla yaygınlaşmamıştır.Bor bileşikleri plastiklerde yanmayı önleyici olarak giderek artan oranlarda kullanılmaktadır. Bu amaç için kullanılan bor bileşiklerinin başında çinko borat, baryum metaborat, borfosfatlar ve amonyum fluoborat gelir.

                            Tarım

                            Bor mineralleri bitki örtüsünün gelişmesini artırmak veya önlemek maksadıyla kullanılmaktadır. Bor, değişken ölçülerde, birçok bitkinin temel besin maddesidir. Bor eksikliği görülen bitkiler arasında yumru köklü bitkiler (özellikle şeker pancarı) kaba yoncalar, alfaalfalar, meyve ağaçları, üzüm, zeytin, kahve, tütün ve pamuk sayılmaktadır. Bu gibi hallerde susuz boraks ve boraks pentahidrat içeren karışık bir gübre kullanılmaktadır. Bu da, suda çok eriyebilen sodyum pentaborat (NaB5O8.5H2O) veya disodyum oktaboratın (Na2B8O13) mahsulün üzerine püskürtülmesi suretiyle uygulanmaktadır.Bor, sodyum klorat ve bromosol gibi bileşiklerle birlikte otların temizlenmesi veya toprağın sterilleştirilmesi gereken durumlarda da kullanılmaktadır.

                            Metalurji

                            Boratlar yüksek sıcaklıklarda düzgün, yapışkan, koruyucu ve temiz, çapaksız bir sıvı oluşturma özelliği nedeniyle demir dışı metal sanayiinde koruyucu bir cüruf oluşturucu ve ergitmeyi hızlandırıcı madde olarak kullanılmaktadır.Bor bileşikleri, elektrolit kaplama sanayiinde, elektrolit elde edilmesinde sarf edilmektedir. Borik asit nikel kaplamada, fluoboratlar ve fluoborik asitler ise; kalay kurşun, bakır, nikel gibi demir dışı metaller için elektrolit olarak kullanılmaktadır. Alaşımlarda, özellikle çeliğin sertliğini artırıcı olarak kullanılmaktadır. Bu konuda ferrobor oldukça önem kazanmıştır. Çelik üretiminde 50 ppm bor ilavesi çeliğin sertleştirilebilme niteliğini geliştirmektedir.

                            Nükleer Uygulamalar
                            Atom reaktörlerinde borlu çelikler, bor karbürler ve titanbor alaşımları kullanılır. Paslanmaz borlu çelik, nötron absorbanı olarak tercih edilmektedir. Yaklaşık her bir bor atomu bir nötron absorbe etmektedir.Atom reaktörlerinin kontrol sistemleri ile soğutma havuzlarında ve reaktörün alarm ile kapatılmasında (B10) bor kullanılır.Ayrıca, nükleer atıkların depolanması için kolemanit kullanılmaktadır.

                            Enerji Depolama

                            Termal storage pillerindeki, Sodyum Sülfat ve su ile yaklaşık %3 ağırlıktaki boraks dekahidratın kimyasal karışımı gündüz güneş enerjisini depolayıp, gece ısınma amacıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca, binalarda tavan malzemesine konulduğu takdirde güneş ışınlarını emerek, evlerin ısınmasını sağlayabilmektedir.Ayrıca, bor, demir ve nadir toprak elementleri kombinasyonu (METGLAS) % 70 enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu güçlü manyetik ürün; bilgisayar disk sürücüleri, otomobillerde direk akım- motorları ve ev eşyaları ile portatif güç aletlerinde kullanılmaktadır.Otomobil Havayastıkları, antifriz Bor hava yastıklarının hemen şişmesini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Çarpma anında, elementel bor ile potasyum nitrat toz karışımı elektronik sensör ile harekete geçirilir. Sistemin harekete geçirilmesi ve hava yastıklarının harekete geçirilmesi için geçen toplam zaman 40 milisaniyedir. Ayrıca otomobillerde antifriz olarak ve hidrolik sistemlerde de kullanılmaktadır.

                            Atık Temizleme

                            Sodyum borohidrat, atık sulardaki civa, kurşun, gümüş gibi ağır metallerin sulardan temizlenmesi amacıyla kullanılmaktadır.

                            Yakıt

                            Sodyum tetraborat, özel uygulamalarda yakıt katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Daha önce Amerikan Donanması tarafından uçak yakıtı olarak kullanılmıştır.Karboranlar için Amerikan Deniz Araştırma Ofisi ve Amerikan Ordusu tarafından katı roket yakıtı olarak kullanılması için araştırmalar yapılmıştır. Şu anda Amerikan askeri ihtiyacı ise Callery Chemical Co. tarafından işletilmekte olan tesisten karşılanmaktadır. Dibor, B2H6 ve B5H9 gibi bor hidratlar; uçaklarda yüksek performanslı potansiyel yakıt olarak araştırılmışlardır. Boraneler Hidrojenle karşılaştırıldığında daha yüksek performansla yanmaktadır. Fakat onlar, pahalı, toksik ve yakıldığında açığa çıkan bor oksit çevresel açıdan uygun değildir. Amerikan Hükümeti, 1950 sonlarında borlu yakıtlar için 300 milyon US $ ayırmıştır, ancak program 1960 başlarında iptal edilmiştir.

                            Sağlık

                            BNCT (Boron Neutron Capture Therapy) kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Özellikle; beyin kanserlerinin tedavisinde hasta hücrelerin seçilerek imha edilmesinde kullanılmakta ve sağlıklı hücrelere zararının minimum düzeyde olması nedeniyle tercih nedeni olabilmektedir. Ayrıca, insan vücudunda normalde bulunan bor, bazı ülkelerde tabletler şeklinde üretilmeye başlanmıştır.


                            Diğer Kullanım Alanları

                            Ahşap malzeme korunması için sodyum oktaborat kullanılır. % 30'luk sodyum oktaborat çözeltisi ile muamele görmüş tahta malzeme yavaş yavaş kurutulursa bozunmadan ve küllenmeden uzun süre kullanılabilir.Silisyum üretiminde bor triklorür, polimer sanayiinde, esterleme ve alkilleme işlemlerinde ve etil benzen üretiminde bor trifluorür katalizör olarak kullanılmaktadır.Bor karbür ve bor nitrür; döküm çeperlerinde yüksek sıcaklığa dayanıklı (refrakter) malzeme püskürtme memelerinde de aşınmaya dayanıklı (abrasif) malzeme olarak kullanılan önemli bileşiklerdir.Araçların soğutma sistemlerinde korozyonu önlemek üzere boraks, antifiriz karışımına katkı maddesi olarak da kullanılır.Tekstil sanayiinde, nişastalı yapıştırıcıların viskozitlerinin ayarlanmasında, kazeinli yapıştırıcıların çözücülerinde, proteinlerin ayrıştırılmasında yardımcı madde boru ve tel çekmede akıcılığı sağlayıcı madde, dericilikte kireç çöktürücü madde olarak boraks kullanılmaktadır.



                            Bor kimyası
                            Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için elektronca fakirdir. Bu nedenle genelde lewis asidi olarak davranır, başka bir deyişle elektron zengini bileşiklerle kolayca bağlanarak elektron ihtiyacını giderir. Ayrıca bor, metal olmayan elementler arasında en düşük elektronegativiteye sahip olduğundan reaksiyonlarda genelde elektronlarını kaybeder, başka bir deyişle yükseltgenir.
                            Boraks kristali

                            Borun temel cevherleri; kernit (Na2B4O7.4H2O), boraks (Na2B4O7.10H2O), kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) ve uleksit (NaCaB5O9.8H2O) gibi boratlardır. Bor elementi, periyodik sistemin 3. grubunun başında yer alır. Elmastan sonra en sert madde olan ametal bor gri-siyah kristalin veya amorf mikrokristalin, yeşilimsi sarı renkli bir yapıda olup başlıca özellikleri aşağıdaki gibidir.
                            • Periyodik sırası : 5
                            • Atom ağırlığı : 10.82
                            • Izotopları
                              • B10 : % 19.57
                              • B11 : % 80.43

                            • Termik nötron absorbsiyon kesidi
                              • B10 : 40.10 Barn
                              • B11 : 07.5 Barn

                            • Kristal yapısı : Tetragonal-Hekzagonal
                            • Yoğunluğu
                              • Kristalin : 2.33 g/cm
                              • Amorf : 2.34 g/cm Erime Noktası : 2190 °C (-20 °C)

                            • Sertliği : 9.3 Mohs

                            Bor bileşiklerinin yaygın kullanımları ve borun element olarak erken tanımlanmış olmasına karşın, bor kimyası çalışmaları nispeten kısıtlı bir alanda sürdürülmüştür. Bunun nedenleri, bor bileşiklerinin hidroliz veya oksidasyona yönelik stabil olmayan nitelikleri ve malzemelerin bir çoğunun kullanımındaki yapısal zorluklarıydı. Nihayet Stock, ünlü deneysel vakum tekniğini geliştirince bor kimyasının araştırılmasında yeni bir kapı aralandı.Grup IIIA elementlerinden sadece bor bir ametaldir. Bu gruptaki diğer elementler; alüminyum, galyum, indiyum ve talyumdur. Bor, gruptaki diğer elementlerden çok daha küçük biratomdur. Bu durum, ametal bor ve metal özellikteki diğer grup elemanları arasında belirli farklılıklara neden olur.Ga, In ve Tl’un atom büyüklükleri periyodik sınıflandırmada de atom yarıçapı bu elementlerin artan atom numaralarıyla birlikte artmaz. Bu elementlerin göreceli şekilde küçük oluşları gruptan aşağı inerken bile beklenen şekilde azalmayan nispeten yüksek iyonizasyon potansiyeli içermelerine neden olur.Üretimi[değiştir | kaynağı değiştir]

                            Türkiye'de başlıca bor çıkarılan iller.

                            Türkiye'de ilk borun çıkarılması.

                            Dünyanın en zengin boraks yatakları Türkiye'nin orta ve batı bölgeleridir. Balıkesir'de Sultançayırı ve Bigadiç, Eskişehir'de Seyitgazi (Kırka) veKütahya çevresi önemli çıkarım alanlarıdır.Türkiye'de büyük çapta boraks üretimi, 1968'de Bandırma'da Etibank Boraks ve asitborik fabrikalarında, önce kolemanitten başlayarak yapılmıştır. Öğütülmüş kalsine kolemanit, Na2CO3 ve NaHCO3 ile reaksiyona sokulur, tepkime sonucu oluşan CaCO3 çamurunun süzülmesiyle geriye kalan ana çözelti kristallendirilir, ayrılan kristaller kurutulur ve torbalanır.ABD-Kaliforniya'da bazı tuzlu su çözeltilerinde % 2,0 kadar boraks bulunur. Borakslı göllerden itibaren sadece bir kristallendirme işlemiyle elde edilen üründe, sodalı su ile yapılan tekrar kristallendirmeler yardımıyla saf hale getirilir. Borik asitin zayıf bir asit olması nedeniyle boraks, su etkisiyle kısmen hidrolize uğrar; dolayısıyla meydana gelen boraks kristallerinin bir kısmının hidrolizini önlemek için, boraksın sodyum karbonat eşliğinde kristallendirilmesi gerekir.2(2CaO.3B2O3) + 4NaHCO3 + Na2CO3 + 28H2O › 3Na2B4O7.10H2O + 4CaCO3 + CO

                            Dış bağlantılar



                            Kaynakça

                            Yorum yap


                            • #15
                              BOR'UN KULLANIM ALANLARI

                              Saflık derecesi yüksek (99,99%) kristalize Bor, elektronik yapı elemanları ve yarı iletkenlerde kullanılır.Yine kristalize borun tel seklindeki kristalleri uçak sanayi ve uzay taşıtlarında bulunan sentetik malzemelerde ve hafif madenlerde (alaşım) elyaf kuvvetlendiricisi olarak kullanılmaktadır. Amorf Bor havai fişeklerin karışımında veya katı roket yakıtlarında katkı maddesi olarak kullanılır. Demirle alaşımı (ferrobor) sonucu sertlik derecesi çok yüksek çeliklerin imalatına olanak sağlar. Bu alaşımlar Bor B10 isotopuyla beraber atom reaktörlerinde nötron absorbanı olarak da kullanimaktadir. Karbon ile kullanımda borkarbit elde edilir (sertlik: 9,3), Alüminyum ile de kadretik Bor (bor elması, AIB12) elde edilir ki her ikisinin de yüksek sertlik dereceleri doğrultusunda taslama, bilyeleme malzemeleri veya aşınmaya dayanıklı parçalar olarak, örneğin kum püskürtme memesi yapımında, kullanılırlar. İzolasyon (yalıtım) ve ağartma malzemeleri (Perborate) imalatlarındaki kullanımları nedeniyle bor bileşiklerinden Borik asid B2O3 ve Sodyumtetraborad Na2B4O7 (Borax) teknik açıdan önemlidirler.Elementer Bor'un Kullanıldığı Önemli Uygulamalar
                              • Roket yakıtlarında kompozit (katkı maddesi),
                              • İnce taneli inşaat çeliğine alaşım ilavesi,
                              • Nükleer yakıtların muhafazası için kullanılan çeliğe kompozit,
                              • Nikel esaslı alaşımlar,
                              • Bakırın deoksidasyonu,
                              • Helikopter pervaneleri, tenis raketleri, golf sopası, (kristalize Bor ve borfibrin),
                              • Bombardıman uçaklarındaki kaplama (yetersiz radar yankısı),
                              • Havai fişekler ve işaret fişeklerinde (kuvvetli yeşil ışığından dolayı),
                              • Silisyuma p-aşılanması,
                              • Atom reaktörlerindeki kontrol çubuklarında (Ferrobor ve 10B),
                              • Radyasyona dayanıklı kıyafetlerde,
                              • Gübrelerde,
                              • Uçak yakıtlarının temizlenmesinde.

                              Bor Bileşiklerinin Kullanıldığı Önemli Uygulamalar
                              • Çamaşır tozları (Perborate),
                              • Termik izolasyon (Bor silisyum fibrinleri),
                              • Işık dalgası iletkenleri,
                              • Isıya dayanıklı borsilikat camlar (Pyrex, Duran),
                              • Seramik vernikleme (sırlama),
                              • Bitki koruma (haşarata karsı) malzemeleri,
                              • Fren ve debriyaj balataları,
                              • Zırh ve kursun geçirmez yelekler,
                              • Lehim kullanımında (borik asit),
                              • Tahta koruma ürünlerinde (az zehirli olusundan),
                              • Aleve dayanaklılığından dolayı platinlerde,
                              • UV isini absorberi olarak güneş yağlarında,
                              • Hava yastıklarında ateşleyici (Bornitrat karışımı),
                              • Kanser tedavisinde terapi metodu (Boron Neutron Capture Therapie, BNCT).

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X