Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ülker'de GDO şoku!, ÜLKER ÇOCUKLARIMIZI ZEHİRLİYOR

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ülker'de GDO şoku!, ÜLKER ÇOCUKLARIMIZI ZEHİRLİYOR

    Lütfen dikkat bizim derdimiz tasamız bebeklerimiz ve çocuklarımız, bazılarını inancının bizi ilgilendirmez, herkes istediği gibi inanır. Önemli olan iyi yurttaş ve faydalı vatandaş olmaktır; Bebek ve Küçük Çocuk Mamalarına GDO'lu gıda katan Ülker Firması'nın sahibi Murat Ülkerine karaim YAHUDİSİ olduğunu ve bu neden ile bebek ve küçük çocukların mamasına GDO 'lu gıda katığını iddaa edenler var. Bu doğru değil kişi YAHUDİ olabilir, Müslüman olabilir, Hırıstiyn olabilir. Kişinin inancı kendinedir. Yahudi bebekleri ve küçük çocukları zehirliyor demek saçma bir düşünce. Lütfen MÜSLÜMAN olupta nice kirli işler yapanlar var. Bu din ile değil, insanlıkla ilgili bir sorundur. Para hırsı insana bir çok şeyi yaptırıyor bu neden ile dikkat edin diyorum.



    Ülker'de GDO şoku!



    Ülker grubu şu sıralar habire yabancı firmaları satın almakla, dünyanın önemli çikolata üreticilerini bünyesine katmakla meşgul. Tabii ortada milyar dolarların konuşulduğu satın almalar bunlar.

    Bu kadar hızlı ve kontrolsüz büyüme çok büyük riskleri de beraberinde getiriyor. Küresel bir firma olmakla övünen Ülker, küresel olmanın doğurduğu felaketleri de kapımıza taşıdı.
    Ülker ürünlerinde, hem de bebe ürünlerinde bir biri ardına GDO tespit edilmeye başlandı. Pek çok firmanın ürünlerinde sağlığa aykırı numuneler çıkması halinde manşetten veren medya organları bu vahim durumu sayfalarına taşımadılar.
    GDO’lu ürünler insanın bütün metabolizmasını bozan, kanseri tetikleme özelliği taşıyan ürünler olarak tanımlanıyor. Bütün dünyada bilinçli devletler ve tüketiciler, GDO’lu ürünlere karşı savaş açmış durumda.

    Ama gelin görün ki Ülker, bebekler için hazırlanan mamalarda GDO’lu madde kullanıyor.
    Önce olayı nakledelim:
    İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanları, piyasa denetimleri sırasında Ülker ürünlerinden de numune aldılar. Uzmanlar, 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit ettiler.
    Bununla da yetinilmedi, numuneler Ankara’ya gönderildi. Bu tespiti, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı da onayladı.
    Yeni hem İstanbul’daki gıda laboratuarları, hem de Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı2nın raporuyla “Ülker’in çocuk mamalarında GDO olduğu” tescillenmiş oldu.
    Ülker’in GDO konusundaki sicili hayli bozuk.

    Geçtiğimiz Haziran ayında Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti. Aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününden Ağustos ayında Zonguldak’ta alınan numunesinde de GDO bulunmuştu. Milupa ürünlerinde GDO’nun varlığını yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gelişmeler üzerine mevzuat değişikliğine gitti.
    Yani ‘yandaş firmaları kurtarma planını’ devreye soktu.
    Sonuçta Ülker’in şüpheye yer olmayacak şekilde ürünlerinde GDO olduğu ortaya çıktı.
    Ülker’in açıklama yaparak bunu doğrulaması ve ‘o parti ürünleri toplattık’ demesi bizi tatmin etmiyor.
    Cevaplaması gereken sorular şunlar:
    1. Kullanılan hangi hammaddeler ve katkı maddeleri GDO içermektedir?
    2. Bu maddeler Türkiye’de mi üretilmekte, yurt dışından mı getirilmektedir?
    3. Ülker, firması dünyanın en büyük gıda firmalarından biri haline gelmekle övünürken kendi laboratuvarlarında bu tahlilleri yapmamakta mıdır?
    4. Yapıyor idiyseler bebe ürünlerini GDO’lu olduklarını bilerek mi piyasaya sürmüşlerdir?
    Ülker’e kısa bir hatırlatma:
    Amerikalı ünlü bilim adamı William Enghadal, GDO’lu tohumları ‘ölüm tohumları’ olarak nitelemekte ve bu ürünlerin ‘insanlığın güvenliğini ve geleceğini tehdit ettiğini’ söylemekte.
    ABD’li gıda araştırmacıları Dr. Gary Null ve Richard Polonetsky’ın yapımcılığını üstlendiği GDO’lu ürünleri konu alan belgeselin adı ‘seeds of death’ yani ‘ölüm tohumları.’
    Ülker bu ‘ölümcül’ konuda bizi daha fazla aydınlatmalı.
    Ve bebeklere GDO yedirmenin bir bedeli olmalı.
    Kafe’de sigara içenlere öfkelenen devlet, çocuklara GDO yedirenlere sessiz kalmamalı.
    Tabi ortada devlet varsa.

    Ülker'de GDO şoku! | Yeni Mesaj Gazetesi


  • #2
    Ülker mamasında GDO çıktı



    • Eklenme Tarihi: 03 Aralık 2014 05:18
    70. yılını “mutlu et, mutlu ol” kampanyasıyla kutlayan Ülker’in ürettiği “Hero Baby” marka bebek mamasında GDO tespit edildi. Ülker, geçtiğimiz ay 10 işçiyi, sendika değiştirmeleri üzerine işten atmıştı.
    Tamer Arda ERŞİN
    Ankara


    Sendika değiştirdikleri için işçilerini işten atan Ülker firmasının ürettiği “Hero Baby” adlı bebek mamasının GDO’lu olduğu ortaya çıktı. Ülker yetkilileri iddiayı doğrularken, 2 parti ürünün piyasadan çekildiği bildirildi.
    2 ÜRÜNDE GDO
    İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Bu tespiti, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı da onayladı.
    ÜLKER: PİYASADAN ÇEKTİK
    Olay üzerine iletişime geçtiğimiz Ülker Hero Baby firması yetkilileri 2 parti üründe böyle bir tespite rastlandığını doğrularken, ürünlerin piyasadan çekilerek imha edildiği ifade etti. İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün rutin denetimlerinin sık sık yaptığını ve GDO tespit edilen 2 parti dışındaki ürünlerin piyasadan çekilmesinin söz konu olmadığını savunan firma yetkilileri, ürünlerin üretimine devam edileceği bilgisini verdi.


    MAMALARA DİKKAT!
    Geçtiğimiz haziran ayında Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti. Aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününden ağustos ayında Zolguldak’ta alınan numunesinde de GDO bulunmuştu. Milupa ürünlerinde GDO’nun varlığını yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gelişmeler üzerine mevzuat değişikliğine gitmesi “firmaları kurtarma planı” olarak değerlendirilmişti. Gıda Güvenliği Hareketi değişikliğin iptali için Danıştayda dava açmıştı. Gıda Kontrol Müdürü İrfan Erol’un çok sayıda firmanın ürününde GDO tespit edildiği, ancak hiç birinin teşhir edilmediğini itiraf etmesi üzerine Gıda Güvenliği Hareketi suç delilleriyle 7 Haziran 2014’de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı. Aradan 5 ay geçmesine rağmen Danıştay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının savunma vermediğini gerekçe göstererek yürütmeyi durdurma kararı vermedi.

    Kaynak: http://www.evrensel.net/haber/98862/...inda-gdo-cikti

    Yorum yap


    • #3
      Ülker'in Hero Baby mamasında GDO tespit edildi



      135




      Mamaların gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi

      03.12.2014 13:56Karakter boyutu :

      Ülker'in Hero Baby mamasında GDO tespit edildi. Daha önce de Milupa mamalar da GDO tespit edilmişti.
      Gıda Hareketi'nin açıklamasına göre İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.

      Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları piyasa denetimleri sırasında aldıkları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürününün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti.
      Odatv.com

      Kaynak :http://www.odatv.com/n.php?n=unlu-ma...kti-0312141200


      Yorum yap


      • #4
        Ülker ve Eti ürünleri GDO'lu mu?
        TMMOB: Bisküvi, kraker, puding, bitkisel yağ, bebek maması, çikolata ve gofret gibi pek çok gıda ürününde GDO var.
        TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Gökhan Günaydın, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar (GDO) ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine ilişkin yönetmeliğinin "hukuk, egemenlik ve halk sağlığı açısından bir skandal" olduğunu açıkladı, bazı basın organları da bunu kamuoyuyla paylaştı.
        800 ÇEŞİT GDO'LU ÜRÜN MASAMIZA GELİYOR
        Günaydın, Türkiye'de kapıların GDO`ya zaten açık olduğunu söyleyerek, şunları dile getirdi: `GDO`lu üretimin yüzde 99`unu ABD, Arjantin, Kanada ve Çin yapıyor. Türkiye, GDO`lu üretimin yüzde 90`ından fazlasını oluşturan 4 ana üründe, yani pamuk, soya, kanola ve mısırda ithalat yapıyor. İthalatın yapıldığı ülkeler de ABD ve Arjantin. Türkiye`de ithalatçı bir firma `ithal ettiğim hammaddede GDO yok` derse bu beyan yeterli sayılıyor. Türkiye`ye 2003`te 1.8 milyon ton mısır, 900 bin ton soya girdi. 2005`te bu rakam 1.2 milyon tona çıktı.
        Bunlar ABD ve Arjantin`den geldi. Bugün mısırdan ve soyadan üretilen 800 çeşit GDO barındıran ürün tüketici sofrasına giriyor. Bisküvi, kraker, puding, bitkisel yağ, bebek maması, çikolata ve gofret gibi pek çok gıda ürününde GDO olmasına rağmen, tüketicinin bundan haberi olmuyor.` Günaydın bu açıklamalarıyla Ülker, Eti gibi bu alanda faaliyet gösteren şirketleri işaret ediyor.

        ilkehaber.com sitesinden 06.12.2014 tarihinde yazdırılmıştır.

        Yorum yap


        • #5

          Ülker mamasında GDO çıktı

          3 Aralık 2014


          Ülker’in ürettiği “Hero Baby” marka bebek mamasında GDO tespit edildi.
          Ülker firmasının ürettiği “Hero Baby” adlı bebek mamasının Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı (GDO) olduğu ortaya çıktı.
          Evrensel gazetesinden Tamer Arda Erşin’in haberine göre, İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi.
          Tespiti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı da onayladı.
          Ülker Hero Baby firması yetkilileri 2 parti üründe böyle bir tespite rastlandığını doğrularken, ürünlerin piyasadan çekilerek imha edildiği ifade etti.
          İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün rutin denetimlerinin sık sık yaptığını ve GDO tespit edilen 2 parti dışındaki ürünlerin piyasadan çekilmesinin söz konu olmadığını savunan firma yetkilileri, ürünlerin üretimine devam edileceğini belirtti.
          Geçtiğimiz haziran ayında Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti. Aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününden ağustos ayında Zonguldak’ta alınan numunesinde de GDO bulunmuştu.
          Milupa ürünlerinde GDO’nun varlığını yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gelişmeler üzerine mevzuat değişikliğine gitmesi “firmaları kurtarma planı” olarak değerlendirilmişti. Gıda Güvenliği Hareketi değişikliğin iptali için Danıştayda dava açmıştı.
          Gıda Kontrol Müdürü İrfan Erol’un çok sayıda firmanın ürününde GDO tespit edildiği, ancak hiç birinin teşhir edilmediğini itiraf etmesi üzerine Gıda Güvenliği Hareketi suç delilleriyle 7 Haziran 2014’de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı.
          Aradan 5 ay geçmesine rağmen Danıştay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının savunma vermediğini gerekçe göstererek yürütmeyi durdurma kararı vermedi.


          Kaynak: http://www.imctv.com.tr/2014/12/03/u...nda-gdo-cikti/

          Yorum yap


          • #6
            Ülker’in mamasında GDO çıktı

            3 Aralık 2014


            İşçilerini sendika değiştirdikleri gerekçesiyle işten atan Ülker’de Hero Baby adlı bebek maması markasında GDO tespit edildi, ürün piyasadan çekildi
            “Mutlu et, mutlu ol” sloganıyla 70. yılını kutlarken sendika değiştiren işçilerini işten atan Ülker’de şimdi de genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) ürün skandalı yaşandı. Evrensel’in haberine göre, şirketin ürettiği “Hero baby” adlı bebek mamasında GDO’lu olduğu ortaya çıkarken, şirket yetkilileri de iddiayı doğruladı, ürün piyasadan çekildi.
            Üründeki GDO’yu İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarının denetimi sırasında tespit edildi. Tespiti Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı tarafından da onaylandı.
            Ülker ise ürünü piyasadan çektiklerini ve imha ettiklerini ileri sürdü. Diğer ürünlerinde GDO çıkması gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyleyen şirket, üretime devam edeceğini de belirtti.
            Sendika.Org

            Yorum yap


            • #7






              Ülker Hero Baby mamasında GDO çıktı

              03.12.2014 15:43
              A24.com.tr » sağlık » Ülker Hero Baby mamasında GDO çıktı


              Ülker'in Hero Baby mamasında GDO tespit edildi. Daha önce de Milupa mamalar da GDO tespit edilmişti.








              Gıda Hareketi'nin açıklamasına göre İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.

              Kaynak: Ülker Hero Baby mamasında GDO çıktı


              Yorum yap


              • #8


                DEV MARKANIN BEBEK MAMASINDA GDO BULUNDU

                Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın "Türkiye'de GDO yoktur" şeklindeki iddialarının aksine piyasa denetimleri sırasında bu kez de Ülker firmasınca üretilen "Hero Baby"de GDO tespit edildiği ortaya çıktı.

                08.11.2014 789 okunma
                ÜLKER HERO BABY'DE GDO
                İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları
                23064 parti nolu
                “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile

                07063 parti nolu
                “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildiği, teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.
                İŞTE SIRADANLAŞAN SKANDALIN BELGESİ

                HAZİRAN'DA DA MİLUPA MAMALARINDA GDO TESPİT EDİLMİŞTİ.
                Geçtiğimiz Haziran ayında da Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit edilmişti.
                Bununla da kalmamış aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününde de Ağustos ayında Zolguldak'ta alınan numunesinde deGDO tespit edilmişti.
                GDO'LAR BAKANLIĞI MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİNE İTTİ
                Milupa ürünlerindw GDO'nın varlığının yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gelişmeler üzerine mevzutta değişikliğine giderek firmaları kurtarmaya kalkmış, bunun üzerine de Gıda Hareketi değişikliğin iptali için Yüksek Mahkeme'ye dava açmıştı.
                DANIŞTAY NEYİ BEKLİYOR?
                Gıda Kontrol Müdürü İrfan Erol'un çok sayıda firmanın ürününde GDO tespit edildiği ancak hiç birinin teşhir edilmediğini itiraf etmesinin üzerine, Gıda Hareketi suç delilleriyle 7 Haziran 2014'de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı. Aradan 5 ay geçmesine rağmen Danıştay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın savunma vermediğini gerekçe göstererek yürütmeyi durdurmaya bile karar ver(e)medi.
                EKŞİ SÖZLÜK UTANACAK MI?
                Milüpa'da GDO tespit edildiğinde yaptığımız belge yayınını hazmedemeyen ve "sırf ülker hero baby'nin önünü açıp yandaş sermaye kazansın diye b..k atma politikasıdır", "ve "ülker hero baby pazarda nasıl tercih konusu hâline getirilebilir?" sorusuna birilerinin bulduğu garip çözüm" gibi edepsiz ifadelerle Gıda Hareketi'ne hakaret yağdıran Ekşi Sözlük'ün seviyesiz ve terbiyesiz yazarlarından özür beklemiyoruz. Zira onlar hak, hukuk, adalet, izan ve şeref kavramlarının ne anlamlarını bilirler, ne de böyle yazanların genlerinde bunlara yer vardır. Zira Ekşi Sözlük'ün her defasında Gıda Hareketi'ne ve başkanına yaptığı çirkin iftira ve hakaretler sadece kendi kimliklerinin izharıdır.

                kaynak: Dev markanın bebek mamasında gdo bulundu | Haberler | Tarim.com.tr


                Yorum yap


                • #9


                  DEV MARKANIN BEBEK MAMASINDA GDO BULUNDU

                  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın "Türkiye'de GDO yoktur" şeklindeki iddialarının aksine piyasa denetimleri sırasında bu kez de Ülker firmasınca üretilen "Hero Baby"de GDO tespit edildiği ortaya çıktı.

                  08.11.2014 789 okunma
                  ÜLKER HERO BABY'DE GDO
                  İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları
                  23064 parti nolu
                  “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile

                  07063 parti nolu
                  “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildiği, teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.
                  İŞTE SIRADANLAŞAN SKANDALIN BELGESİ

                  HAZİRAN'DA DA MİLUPA MAMALARINDA GDO TESPİT EDİLMİŞTİ.
                  Geçtiğimiz Haziran ayında da Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit edilmişti.
                  Bununla da kalmamış aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününde de Ağustos ayında Zolguldak'ta alınan numunesinde deGDO tespit edilmişti.
                  GDO'LAR BAKANLIĞI MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİNE İTTİ
                  Milupa ürünlerindw GDO'nın varlığının yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gelişmeler üzerine mevzutta değişikliğine giderek firmaları kurtarmaya kalkmış, bunun üzerine de Gıda Hareketi değişikliğin iptali için Yüksek Mahkeme'ye dava açmıştı.
                  DANIŞTAY NEYİ BEKLİYOR?
                  Gıda Kontrol Müdürü İrfan Erol'un çok sayıda firmanın ürününde GDO tespit edildiği ancak hiç birinin teşhir edilmediğini itiraf etmesinin üzerine, Gıda Hareketi suç delilleriyle 7 Haziran 2014'de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı. Aradan 5 ay geçmesine rağmen Danıştay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın savunma vermediğini gerekçe göstererek yürütmeyi durdurmaya bile karar ver(e)medi.
                  EKŞİ SÖZLÜK UTANACAK MI?
                  Milüpa'da GDO tespit edildiğinde yaptığımız belge yayınını hazmedemeyen ve "sırf ülker hero baby'nin önünü açıp yandaş sermaye kazansın diye b..k atma politikasıdır", "ve "ülker hero baby pazarda nasıl tercih konusu hâline getirilebilir?" sorusuna birilerinin bulduğu garip çözüm" gibi edepsiz ifadelerle Gıda Hareketi'ne hakaret yağdıran Ekşi Sözlük'ün seviyesiz ve terbiyesiz yazarlarından özür beklemiyoruz. Zira onlar hak, hukuk, adalet, izan ve şeref kavramlarının ne anlamlarını bilirler, ne de böyle yazanların genlerinde bunlara yer vardır. Zira Ekşi Sözlük'ün her defasında Gıda Hareketi'ne ve başkanına yaptığı çirkin iftira ve hakaretler sadece kendi kimliklerinin izharıdır.

                  kaynak: Dev markanın bebek mamasında gdo bulundu | Haberler | Tarim.com.tr


                  Yorum yap


                  • #10


                    Ülker'in Hero Baby mamasında GDO çıktı

                    03 Aralık 2014, 15:16 - Okunma: 308
                    Mamaların gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.Daha önce de Milupa mamalar da GDO tespit edilmişti.



                    Ülker'in Hero Baby mamasında GDO tespit edildi. Daha önce de Milupa mamalar da GDO tespit edilmişti.
                    Gıda Hareketi'nin açıklamasına göre İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO'nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.

                    Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları piyasa denetimleri sırasında aldıkları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürününün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti.
                    Oda Tv

                    Yorum yap


                    • #11




                      03 Aralık 2014, 23:19

                      Ülker Hero Baby GDO'lu çıktı

                      Yapılan denetimler sonucunda Ülker Hero GDO'lu çıktı
                      Ülker Hero Baby GDO’lu çıktı
                      İstanbul Valiliği,İl Gıda ve Hayvancılık Tarım Müdürlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda Ülker Hero Bayb GDO’lu çıktı.

                      Sendika değiştirdikleri için işçilerini işten atan Ülker firmasının ürettiği “Hero Baby” adlı bebek mamasının GDO’lu olduğu ortaya çıktı. Ülker yetkilileri iddiayı doğrularken, 2 parti ürünün piyasadan çekildiği bildirildi.
                      2 ÜRÜNDE GDO
                      İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Bu tespiti, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı da onayladı.
                      ÜLKER: PİYASADAN ÇEKTİK
                      Olay üzerine iletişime geçtiğimiz Ülker Hero Baby firması yetkilileri 2 parti üründe böyle bir tespite rastlandığını doğrularken, ürünlerin piyasadan çekilerek imha edildiği ifade etti. İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün rutin denetimlerinin sık sık yaptığını ve GDO tespit edilen 2 parti dışındaki ürünlerin piyasadan çekilmesinin söz konu olmadığını savunan firma yetkilileri, ürünlerin üretimine devam edileceği bilgisini verdi.
                      MAMALARA DİKKAT!
                      Geçtiğimiz haziran ayında Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürünün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti. Aynı firmanın “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı-Ekopaket” isimli ürününden ağustos ayında Zolguldak’ta alınan numunesinde de GDO bulunmuştu. Milupa ürünlerinde GDO’nun varlığını yazılı bir açıklamayla kabul eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gelişmeler üzerine mevzuat değişikliğine gitmesi “firmaları kurtarma planı” olarak değerlendirilmişti. Gıda Güvenliği Hareketi değişikliğin iptali için Danıştayda dava açmıştı. Gıda Kontrol Müdürü İrfan Erol’un çok sayıda firmanın ürününde GDO tespit edildiği, ancak hiç birinin teşhir edilmediğini itiraf etmesi üzerine Gıda Güvenliği Hareketi suç delilleriyle 7 Haziran 2014’de yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmıştı. Aradan 5 ay geçmesine rağmen Danıştay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının savunma vermediğini gerekçe göstererek yürütmeyi durdurma kararı vermedi.
                      Tamer Arda ERŞİN – Ankara
                      Bebek mamalarında GDO serbest bırakıldı!

                      Bebek maması üreten Milupa'nın raflardan alınmış ürünlerinde yapılan analizlerde GDO tespit edilmişti. Bu ürünlerle ilgili Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, “söz konusu bebek mamasının ithalat kontrollerinde GDO analizi yaptırılmış GDO tespit edilmediğinden ithalatına izin verilmiştir. Ancak piyasa denetimlerinde GDO tespit edildiğinden bebek mamalarının toplatılması sağlanmış ve ilgili firma hakkında hukuki süreç başlatılmıştır.” denilmekteydi. 29 Mayıs 2014 günlü Resmi Gazete’de ise GDO yönetmeliğinde değişiklik yapan Bakanlık, tüm bebek mamalarında GDO kullanımını serbestleştirdi.
                      Biyogüvenlik Kanunu’nun yasaklar başlıklı 5. Maddesinde, GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaklanmıştır. Kanundaki bu açık düzenlemeye rağmen, bugün yapılan yönetmelik değişikliğiyle bu yasak yönetmelikle delinmiştir.
                      Kanun’daki bu yasağı delmek için Bakanlık, Kanunda tanımı olmayan bir kavramı yönetmeliğe koymuştur. Bu kavram şu şekilde tanımlanmıştır, “GDO Bulaşanı: Genetik modifikasyon teknolojisi uygulanan veya uygulanmayan bir üründe, birincil üretim aşaması dahil üretim, imalat, işleme, hazırlama, işleme tabi tutma, ambalajlama, paketleme, nakliye veya muhafaza sırasında ya da çevresel faktörler ile teknik olarak engellenemeyen, önlenemeyen veya tesadüfi olarak bulaşan GDO’ları,” piyasa denetimi sırasında ya da Türkiye’ye girişi sırasında, “Yüzde 0,9 ve altında GDO tespit edilmesi halinde bu durum GDO bulaşanı olarak” kabul edileceği de bu yönetmeliğe işlenmiştir.
                      “GDO bulaşanı olan ürünlerde bulaşan olarak tespit edilen genlerin Biyogüvenlik Kurulu tarafından onaylanmış olması durumunda ürünler onay amacına uygun olarak kullanılabilir.” Denilmiştir. Kısaca Bakanlık şunu demek istemektedir, Türkiye’de Biyogüvenlik Kurulu bugüne kadar sadece hayvan yemi ihtiyacına yönelik ürünlerde bulunan GDO’lara izin vermiştir. Bu GDO’lara Biyogüvenlik Kurulu izin verdikten sonra, aynı gen insan ürünlerinde de çıkarsa, ürünün piyasada kullanılmasına izin verilecektir. Bu düzenleme Biyogüvenlik sistemine tamamen aykırıdır. Biyogüvenlik Kanunu’nu yok saymak demektir. Kanun’un yasaklar başlıklı 5. Maddesinin ç bendinde, “GDO ve ürünlerinin Kurul tarafından piyasaya sürme kapsamında belirlenen amaç ve alan dışında kullanımı” Yasaktır. Oysa bu yönetmelikle hayvan yeminde bulunan gen, eğer ki çocuk maması dahil diğer insan gıdalarında da bulunursa bunlar tüm ürünün binde dokuzunun altındaysa bu ürünlere izin verilecektir. Hem de ister üretim aşamasında isterse de paketleme, nakliye, ambalaj aşamasında gdo bulaşmış olmasına bakılmaksızın. GDO’lu olarak üretilen bir ürünü bile, binde dokuz eşiğinin altında denilerek, GDO’lu olmaktan çıkarmanın yolu bulunmuştur.
                      Oysaki Biyogüvenlik Kanunu’na göre “Bulaşan” kavramıyla kast edilen, gıda veya yeme kasten ilave edilmeyen ancak, gıdanın birincil üretim aşaması dâhil üretimi, imalatı, işlenmesi, hazırlanması, işleme tabi tutulması, ambalajlanması, paketlenmesi, nakliyesi veya muhafazası ya da çevresel bulaşma sonucu gıdada bulunan, hayvan tüyü, böcek parçası gibi yabancı maddeler hariç olmak üzere her tür maddeyi kapsar. Oysa bu yönetmelikteki düzenlemeyle, GDO’lu bulaşan kavramı icat edilmiş ve kasten olup olmadığına bakılmaksızın Kanun’daki yasaklar delinmiştir. Bu durumda şunu söylemek mümkündür: Gıda piyasasında suç işleyen firmaları kurtarmak için, tüm ürünlerde ve en başta bebek mamalarında GDO serbest hale getirilmiştir.
                      MİLUPA'NIN MAMASINDA GDO TESPİT EDİLMİŞTİ
                      Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları "Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı" ürünün incelemesi sırasında GDO tespit edilmişti. Gidahareketi.org'un haberine göre; yetkililer, GDO'nun varlığından emin olmak için Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı'na ait şahit numuneleri Ankara Kontrol Laboratuarı'nda gönderdi. Ankara Kontrol Laboratuarı'nın yaptığı analizlerde Milupa'nın GDO içerdiği kesinleşti. Bunun üzerine GDO'lu Milupa'ların ürünlerin toplatılması için, 80 il Valiliği'ne yazı gönderildi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada olay doğrulanırken, sorumlular hakkında hukuki süreç başlatıldığı bildirdi. 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu'nun 15. maddesi, gıdalarda GDO bulunduranlara 5 ila 12 yıl arasında hapis cezası öngörüyor.
                      Bakanlık da gidahareketi.org'un haberini şu ifadelerle doğrulamıştı:
                      "İnternet sitenizde yer alan bir bebek maması firmasına ait ithal bebek mamasında GDO tespit edilmesine yönelik bilginin kamuoyuna açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur; söz konusu bebek mamasının ithalat kontrollerinde GDO analizi yaptırılmış GDO tespit edilmediğinden ithalatına izin verilmiştir. Ancak piyasa denetimlerinde GDO tespit edildiğinden bebek mamalarının toplatılması sağlanmış ve ilgili firma hakkında hukuki süreç başlatılmıştır. Bilgilerinize arz ederiz"
                      BAKANLIK: AMACIMIZ BULAŞMAYA AÇIKLIK GETİRMEK
                      Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı son çıkarılan yönetmeliğin, GDO’nun bulaşmasına yönelik mevzuatta bulunan tereddütleri gidermeye yönelik bir düzenleme olduğunu iddia etti. Açıklamada, “Dünyada birçok ülkede ve Avrupa Birliği'nde onaylanmış GDO ve ürünlerinin insan gıdası olarak tüketilmesi serbest olmasına rağmen, ülkemizde GDO içeren gıda üretimine ve ithalatına izin verilmemiştir. Dolayısıyla, Türkiye’de GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasaktır." denildi.
                      Türkiye’de GDO ile ilgili işlemlerin, Biyogüvenlik Kanunu ve bu kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun almış olduğu kararlar çerçevesinde yürütüldüğüne işaret eden Bakanlık, “Söz konusu Yönetmelik değişikliği, Biyogüvenlik Kurulu’nun önerisiyle, üniversiteler, bakanlıklar ve ilgili meslek kuruluşlarından alınan görüş ve öneriler doğrultusunda hazırlanmıştır.” cümlesine dikkat çekti.
                      Yönetmelik’te yapılan değişikliklerin ise aşağıdaki nedenlerle yapıldığı belirtilerek, şunlar aktarıldı: "Biyogüvenlik Kurulu, geçtiğimiz yıllarda, ‘sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere’ 3 soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermiştir. Ancak, sadece yem amaçlı ithal edilen bazı ürünlerde, mer’i mevzuatımızda bulaşma ve bulaşma miktarının ne olduğu hususu yer almadığından, GDO’lu olmadığı halde, bulaşmadan kaynaklanan mağduriyetler yaşanmıştır. Yapılan bu değişiklik ile ‘Bulaşma’ kavramına açıklık getirilerek bu tereddüt, eksiklik ve mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanmıştır."
                      GDO'YA HAYIR PLATFORMU,HALKA ÇAĞRI YAPTI
                      GDO’ya Hayır Platformu da konuya dair yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğinin, GDO'lu gıdaların bugünden itibaren sofralara geleceğinin net bir ifadesi olduğu belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yerildi:
                      "Yönetmelikte yapılan düzenleme Biyogüvenlik Kanunu'na aykırıdır. Zira, kanunun "Yasaklar" başlıklı 5. maddesinin (d) fıkrasında "GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanımı" yasak olduğu açıkça belirtilmektedir. Buna karşın yönetmelikte hiçbir ayrım yapılmadan "GDO bulaşanı" kavramı getirilerek gıdalarda %0,9 ve altında onaylanmış GDO bulunmasına izin veriliyor olması kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Kanunun izin vermediği bir konu yönetmelikle izinlendirilmiştir. Biyogüvenlik Kurulu'nun gıda amaçlı izin verdiği hiçbir GDO yoktur.
                      Son derece büyük üzüntülerin üst üste yaşandığı ülkemizde, daha geçtiğimiz hafta bebek mamalarında bile GDO tespit edilmişken, yapılan bu yönetmelik değişikliği ile halkımızın yine bir tedirginlik ve sıkıntı içerisine sokulmuştur. Bu tür davranışlar halkımızın gözünde Bakanlığı tek bir sözüne dahi inanmayacağı bir kurum haline getirmektedir.
                      Halkımıza sesleniyoruz! GDO'ya prim tanıyanlara tepkinizi belirtiniz! Sakın tepkisiz kalmayınız! Tarım Bakanlığına, İl Müdürlüklerine, İlçe Müdürlüklerine GDO istemediğinizi belirtiniz!"
                      'BİNDE 9 KRİTERİ BİLİMSEL DEĞİL'
                      TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, yönetmeliğin, kesinlikle Biyogüvenlik Kanunu’na aykırı olduğunu işaret etti. Atalık, son günlerde gündeme gelen bebek maması olayını hatırlatarak “Biyogüvenlik Kanunu’nun izin verdiği hiçbir GDO’lu ürün yok. Kanun özetle, bebek maması ve ürünlerinde ve küçük çocuk ek besinlerinde kesinlikle yasaklıyor. Bu yönetmelikle, yediklerimizin tamamında GDO bulunmasına yol açıyor. Üstelik binde 9’luk kriterin de hiçbir bilimsel yanı yok” dedi.
                      DANIŞTAY’DA DAVA AÇILACAK
                      Tüketici Hakları Derneği avukatı Emre Baturay Altınok, bu yönetmelikle birlikte ‘GDO var-yok’ analizinin bir hükmünün kalmadığına işaret etti. Av. Altınok, GDO’lu ürün ithalatı yapanlara hapis cezası verildiğini ve bu cezanın paraya çevrilmediğine işaret ederek, yapılan son değişiklikle bu cezada önemli bir yumuşamaya gidilmiş olduğunu işarete etti. “Yönetmelik ithalatçılara nefes aldırmış oldu. Bu yönetmelik, kanun hükmünü aşan bir boyutta” diyen Av. Baturay yönetmeliğin iptaline karşı pazartesi günü Danıştay’da dava açacaklarını kaydetti.

                      Av. Fevzi ÖZLÜER - Evrensel.net - Emek Evrenseldir

                      Kaynak: http://www.gorelesol.com/haber/haber...?haberID=19825

                      Yorum yap


                      • #12
                        Hero Baby de GDO Çıktı

                        Posted by Anadolu On Aralık 03, 2014 0 Comment

                        70. yılını “mutlu et, mutlu ol” kampanyasıyla kutlayan Ülker’in ürettiği “Hero Baby” marka bebek mamasında GDO tespit edildi. Ülker yetkilileri iddiayı doğrularken, 2 parti ürünün piyasadan çekildiği bildirildi.
                        İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi.
                        Evrensel gazetesinden Tamer Arda Erşin’in haberine göre bu tespiti, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait Ankara Ulusal Referans Laboratuvarı da onayladı.
                        ÜLKER: PİYASADAN ÇEKTİK
                        Olay üzerine iletişime geçtiğimiz Ülker Hero Baby firması yetkilileri 2 parti üründe böyle bir tespite rastlandığını doğrularken, ürünlerin piyasadan çekilerek imha edildiği ifade etti. İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün rutin denetimlerinin sık sık yaptığını ve GDO tespit edilen 2 parti dışındaki ürünlerin piyasadan çekilmesinin söz konu olmadığını savunan firma yetkilileri, ürünlerin üretimine devam edileceği bilgisini verdi.

                        Kaynak: Hero Baby de GDO Çıktı | Anadolu İzlenimleri Dergisi

                        Yorum yap


                        • #13
                          Güllüoğlu çekildi, sıra Ülker ve Eti’de

                          13 Ağustos 2012 Pazartesi 00:00 |

                          Gıda ürünlerinde kullanılacak 29 GDO türünün ithali için TGDF’nin harekete geçmesi üzerine, Güllüoğlu Baklavaları federasyondan çekildi. Gözler, sektörün iki büyüğünde...


                          Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) tarafından gıda ürünlerinde kullanılmak üzere 29 adet GDO türünün ithali için yapılan başvurunun sonuçlanmasına kısa bir süre kala, Greenpeace’in başlattığı “Yemezler” kampanyası büyük gıda firmalarını harekete geçirdi.

                          Ünlü baklava üreticisi Güllüoğlu, “Tüketicinin sağlığını hiçe sayan hiçbir kurumla işbirliği yapmayız” açıklaması ile, TGDF üyeliğinden çekildi. Taraf ’a konuşan Güllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Güllü, çocuğuna ve torununa yediremeyeceği hiçbir ürünü satmayacağını belirterek, “Mühendislerimiz gerekli çalışmaları yaptılar. Sonuç olarak bunun insan sağlığı için zararlı olduğunu düşündük ve bu kararı verdik. Biz tarihî lezzet üretiyoruz. Gazlı içecek bile satmıyoruz. Karardan sonra bilim adamları, doktorlar, bizzat beni arayarak tebrik ettiler” dedi.

                          Sıra Ülker ve Eti’de

                          Sivil toplum kuruluşları Güllüoğlu’nun kararına tam destek verdi. Greenpeace, TGDF üyelerinin logolarını yayınladığı listeden Güllüoğlu’nu çıkarırken, Fikir Sahibi Damaklar Derneği de, üyelerinin karara destek amacıyla bayramda baklava yemek için Karaköy Güllüoğlu’na gideceklerini açıkladı.

                          Güllüoğlu’nun açıklamasından sonra Ülker, Eti, Algida gibi sektörün lokomotif şirketleri de sitelerinde açıklamalar yaptılar. Ülker, ürünlerinde GDO kullanmadığını duyurdu. Ülker, ismini teşhir eden Greenpeace’e karşı da tüm hukuki haklarını kullanacağını açıkladı.

                          Eti firması ise ürünlerinde hiçbir zaman GDO kullanmayacağını duyurdu. Ancak TGDF üyeliği hakkında bir açıklama yapmadı. Algida, GDO başvurusunun TGDF’nin sorumluluğunda olduğunu belirtmekle yetindi.

                          Firmalar beklentilere cevap vermiyorlar

                          Taraf ’a konuşan Greenpeace Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, TGDF üyesi Eti, Ülker ve Algida firmalarının yaptığı “GDO kullanmıyoruz” açıklamalarının kamuoyunun beklentisine cevap vermekten uzak olduğunu belirterek şunları kaydetti: “TGDF, kimin talebine istinaden bu başvuruyu yaptığını açıklamalıdır. Bu firmaların da kamuoyunu ikna etmesi için az zamanları var.”

                          Melen Şarapçılık: Ayrıldık, vicdanımız rahat

                          Daha önce gıda amaçlı kullanılmak üzere GDO başvurusu yapan TÜGİDER’den “Başvuruyu insani bulmuyorum” diyerek istifa eden Melen Şarapçılık Yönetim Kurulu Başkanı Cem Çetintaş, Taraf ’a yaptığı açıklamada, istifasının ardından karalama kampanyaları başlatıldığını belirterek, “GDO kullanılması beni vicdanen arzu ettiğim dünyaya götürmeyecekti. Verdiğim karardan dolayı vicdanım rahat” dedi.

                          SERKAN AYAZOĞLU

                          Yorum yap


                          • #14
                            Ülker’in Hero Baby mamasında Gdo tespit edildi

                            Anasayfa ANASAYFA, GÜNDEMNuristanbul.net 04 Aralık 2014 Okunma


                            Mamaların gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO’nun varlığının teyit edildiği öğrenildi
                            Ülker’in Hero Baby mamasında GDO tespit edildi. Daha önce de Milupa mamalar da GDO tespit edilmişti.
                            Gıda Hareketi’nin açıklamasına göre İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanlarının piyasa denetimleri sırasında aldıkları 23064 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü, Bisküvili, Muzlu, 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ile 07063 parti nolu “Ülker Hero Baby Sütlü 8 Tahıllı Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdası 6-36 ay” ürünlerinin incelemesi sırasında GDO tespit edildi. Teyit için gönderildiği Bakanlığa ait Ankara Ulusal Referans laboratuarınca da GDO’nun varlığının teyit edildiği öğrenildi.
                            Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü elemanları piyasa denetimleri sırasında aldıkları “Milupa Aptamil Sütlü Tahıl Karışımı” ürününün incelemesi sırasında GDO tespit etmişti.





                            Ülker’in Hero Baby mamasında Gdo tespit edildi | Nurİstanbul.net

                            Yorum yap


                            • #15
                              GDO devi Monsanto'nun politik bağlantıları

                              Geçen haftaki yazımda; geleceğin tohumlarını elinde bulunduran Monsanto şirketinin kronolojik geçmişinden, bu şirketin tohumlarının –bugün kendi kurumsal geçmişinde hiç bahsetmese de- esasında son derece toksik kimyasal ürünlerle atıldığından, hatta atom bombası geliştirme çalışmalarıyla bağlantılarından söz etmiştim. Peki; bu son derece kirli kimyasal ürün geçmişi bir yana, günümüzde Monsanto dünyada nasıl bir güç oluşturmakta? Bunun için Monsanto’nun ABD’de, Avrupa’da ve Türkiye’deki girift ve karanlık politik bağlantılarına bir bakalım…


                              Monsanto’nun ABD hükümeti ve kamu kuruluşlarıyla bağlantıları

                              Resmî sayılara göre Monsanto ABD’de 2008 yılı lobicilik faaliyetlerine toplam 8,8 milyon dolar harcamıştır. Bu verilere yansıyan bir diğer kalem de bağışlardır; şirketin diğer dönemlerde doğrudan en büyük bağışta bulunduğu bilinen iki isim 1999-2003 yıllarının Temsilciler Meclisi Tarım Komitesi Başkanı Larry Combest ve 2001-2005 yıllarınınAdalet Bakanı John Ashcroft’dır. Ancak esas çarpıcı olan bildirilen resmî sayılara bakarak göremeyeceğimiz, Monsanto hesabına ABD hükümeti ve kamu kuruluşlarında çalışan birçok kilit adam olmasıdır.

                              Monsanto’nun adamlarından biri hepimizin tanıdığı bir isim: George Bush Sr., yani “Baba Bush”. 1987 yıllında, o zaman Başkan Yardımcısı olan George Bush Sr., Monsanto laboratuvarını ziyaret eder ve bir ekin DNA’sına Roundup Ready transgeni enjekte ederken görüntü verir. Bu videoyu “The World According to Monsanto” belgeselinde ya da google’da arayıp seyredebilirsiniz. Roundup Ready soyanın piyasaya sürülmesinden dokuz yıl önceki bu haber görüntüsünde, bir şirket yetkilisi Bush’a üzerinde çalıştıkları bu ürünün onaylanması hakkındaki endişesini dile getirir ve Bush “Beni arayın,deregülasyon bizim işimiz” der [deregülasyon: düzenlemelerin azaltılması veya kaldırılması yönünde yapılan yasal düzenlemeler]. İki yıl sonra, 1989’da Bush Başkan seçilir. Üç yıl sonra 1992’de, Başkan Yardımcısı Dan Quayle, Food and Drug Administration’ın (FDA / “ABD Gıda ve İlaç Dairesi”) tüketicinin bilme hakkını hiçe sayan yeni politikasını ilan eder: Artık GDO’lu besinlerin etikette belirtilme zorunluluğu olmadığı gibi, test edilme zorunluluğu da yoktur.

                              İkinci tanıdığımız isim, iki ayrı ABD hükümetinde Savunma Bakanlığı yapan ve 9 Eylül olaylarından sonra Afganistan ve Irak Savaşı’nın arkasındaki en önemli isimlerden biri sayılan Donald Rumsfeld. 1975 ve 1977 yılları arasında Ford Hükümeti’ndeki Savunma Bakanlığı görevinin ardından politik kariyerine ara verir ve G.D Searle & Company’de çalışmaya başlar. 1977-1981 yıllarındaAspartam patentini elinde bulunduran G.D Searle & Company ilaç şirketinin CEO’su, Başkanı ve sonra Yönetim Kurulu Başkanı olur. 20 Ocak 1981’de Ronald Reagan ABD Başkanı seçilince, Rumsfeld’i geçiş dönemi takımına alır. 20 Mayıs 1981’de, yani seçimden sadece dört ay sonra, aspartam FDA’den sekiz yıldır alamadığı onayı alır. 1985’te Monsanto G.D. Searle’i satın alır. Bu satıştan 12 milyon dolar kazandığı konuşulan Rumsfeld, 2001 ile 2006 yılları arası bu kez George W. Bush (oğul Bush) tarafından Savunma Bakanı olarak atanır.

                              Diğer isimlere, hükümette önemli görevlerde bulundukları ve çevirdikleri oyunlar durumun vahametini ortaya koyduğu için kısaca değinmek istiyorum.

                              Amerikan medyasının deyimiyle Monsanto ve ABD hükümeti arasındaki “döner kapı”yı sıklıkla kullanan diğer isimlere ise, Türkiye’de pek bilinmeseler de, durumun vahametini görebilmemiz için değinmek istiyorum.

                              Clarence Thomas: 1976–1979 yıllarında Monsanto’da avukat. 1991’de George Bush Sr. tarafından Anayasa Mahkemesi’ne atanır. 2000 Başkanlık Seçimi’nde, Florida eyaleti oylarının yeniden sayılması hakkında açılan Bush vs. Gore davasında (Kevin Spacey’nin oynadığı Recount filminden hatırlayabilirsiniz) seçimin kaderini belirleyen oyu George W. Bush lehine kullanarak, oğul Bush’un seçilmesini sağlar. Anne Veneman: 1989-1991(Baba Bush dönemi) Tarım Bakanlığı müsteşar yardımcısı görevinde bulunur. 1993’te biyoteknoloji şirketi Calgene'in yönetim kurulu üyesidir. [Calgene insan tüketimine sunulan ilk genetik yapısı değiştirilmiş besin olan Flavr Savr domatesini üreten biyoteknoloji şirketidir. Flavr Savr 1992’de FDA’nın onayına, 1994’te ise tüketiciye sunulur ve 1997’de üretimi durdurulur.]. Flavr Savr’ın tüketime sunulmasından bir yıl sonra yani1995’te, Venema Kaliforniya Gıda Dairesi Başkanı olur. 1997’de Monsanto, Calgene’i satın alır. 2001-2005 yıllarında Veneman, George W. Bush hükümetinde Tarım Bakanı olur. Tommy Thompson:1987-2001 Wisconsin Eyaleti Valisi. Monsanto Thompson’un 1987 valilik seçimlerinde kampanyasına 50.000 dolar bağışta bulunur. Thompson döneminde Wisconsin eyaletinde Monsanto’nun 1994’te piyasa sürdüğü inek sütünü artıran büyüme hormonu Posilac’ın (rBST/rBGH) kullanımı için 37 milyon dolarlık bir biyoteknoloji bölgesi kurulur. Thompson, 2001-2005 yıllarında George W. Bush’un Sağlık Bakanı olur.


                              Monsanto Posilac’ın (rBST/rBGH) FDAonayı, piyasaya sürülmesi, kullanılması ve ürün etiketinde rBGH içerip içermediğinin belirtilmemesi için yıllarca elinden geleni ardına koymaz. Piyasaya sürülmeden önce Posilac’ın FDA’dan onay alma sürecindeki bir kilit isim ise Margaret Miller’dır. Miller, FDA’ya rBGH büyüme hormonunun güvenirliği hakkındaki bilimsel raporu yazmakla sorumlu Monsantolaboratuvar yöneticisidir. Miller, raporu yazar ve 1989 yılında, Monsanto raporu FDA’ya sunmadan kısa bir süre önce Monsanto’dan ayrılıp FDA’da çalışmaya başlar. Peki, FDA’daki görevi ne midir? Miller artık Monsanto’dayken yazdığı raporun FDA’nın onaylayıp onaylamamasına karar verecek kişidir. (Bu dönemde bir diğer “başarısı” da FDA’nın sütte kabul ettiği antibiyotik oranını 100 milyonda 1’den, 1 milyon’da 1’e -yani 100 kat- yükseltmek olmuştur.) Onay sürecinde Miller’in yardımcısı da eski bir Monsanto araştırmacısı Susan Sechen’dir. Özetle, Monsanto kendi raporunu onaylamıştır. FDA onayından sonra; Monsanto etiket yönetmeliğini de birazdan okuyacağınız Michael R. Taylor aracılığıyla halledecektir.

                              Monsanto ve kamu kurumları arasında gelip giden kilit isimlerden biri de EPA’da (Environmental Protection Agency - “ABD Çevre Koruma Kurumu) 10 yıl kadar müdür yardımcısı, yönetici yardımcısı gibi önemli görevlerde bulunan Linda J. Fisher’dır. Fisher, EPA’dan ayrılıp, 1995-2001 yıllarında Monsanto Başkan Yardımcısı olur. 2001’de ise Yönetici Vekili olarak EPA’ye geri döner.

                              Monsanto’nun adamlarının sıklıkla girip çıktığı (hatta neredeyse birer Monsanto şubesi olan) iki önemli kurumdan biraz söz etmekte fayda var. İlki, FDA -Food and Drug Administration (“ABD Gıda ve İlaç Dairesi”)- kamu sağlığını koruma ve sağlamakla yükümlü, yönetmelik ve denetimler aracılığıyla tütün ürünleri, gıda takviyeleri, ilaç, aşı, biyoeczacılık ürünleri, kan transfüzyonları, medikal ürünler, elektromanyetik radyasyon yayan aletler, veteriner ürünleri ve kozmetiklerden sorumlu ve ABD Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir birim. FDA’nın başındaki yetkili (“Commissioner”) Senato’nun önerisi ve onayı doğrultusunda ABD Başkanı tarafından tayin ediliyor. İkincisi ise EPA - Environmental Protection Agency (“ABD Çevre Koruma Kurumu”)- insan sağlığı ve çevreyi korumakla yükümlü, Kongre’den geçen yasaları temel alarak yönetmelik yazan ve uygulamaya koyan ABD federal hükümetine bağlı bir kurum. Kurumun başındaki yönetici (“Administrator”) ABD Başkanı tarafından tayin ediliyor ve Kongre tarafından onaylanıyor. Yani, kamu sağlığını koruma ve sağlamakla ve insan sağlığını ve çevreyi korumakla yükümlü, bunlarla ilgili yönetmelik ve denetimleri yapan iki kurum Monsanto’nun elinde.


                              Her şeyin Reagan ve Baba-Oğul Bush, yani Cumhuriyetçi hükümetler döneminde kaldığını ve Clinton hatta büyük değişimler vaat eden BarackObama döneminin farklı olduğunu düşünüyorsanız, çok yanılıyorsunuz. Mayıs 2010’da Başkan Obama’nın FDA Gıda Güvenliği Dairesi Başdanışmanı olarak atadığı Michael R. Taylor’ın da geçmişi oldukça düşündürücüdür. 1976’da FDA Daire Başkanı Özel Kalem Müdürü olan Taylor, 1980’lerde (rBGH) Posilac’ın FDA onay sürecinde Monsanto’yu temsil eden hukuk şirketinde çalışmaya başlar. 1991-1994 yıllarında FDA Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı yani Monsanto’daki ikinci adam olur. FDA’nın rBGH etiketleme yönetmeliğini yazar ve süt ürünleri şirketlerinin etiketlerde rBGH içerir ya da içermez gibi bir ayrım yapmasını gerçek anlamda yasaklamış olur.1994-1996 yıllarında ise Tarım Bakanlığı’nda Gıda Güvenliği ve Denetimi Bölümü’nde yönetici olur. Kısa bir süreliğine aynı hukuk şirketine geri döndükten sonra, Obama’nın atamasına kadar Monsanto’nun Kamu Politikası’ndan Sorumlu Başkan Yardımcısı yani şirketin ikinci en güçlü adamı olarak görevini sürdürür. Ayrıca Obama’nın Tarım Bakanı Tom Vilsack, “Amerikalıların yeme alışkanlıklarını değiştirmeleri” gerektiğini söyleyen ünlü bir Monsanto ve biyoteknoloji destekçidir, ABD Zirai Ticaret Temsilcisi Siddiqui, eski bir Monsanto lobicisidir. Obama en son olarak da GDO’lu Roundup Ready Alfalfa Kontaminasyonu davasında Monsanto’nun savunma avukatı Elena Kagan’ı da Anayasa Mahkemesi’ne atadı.

                              ABD’de durum son derece iç karartıcı, bakanlıklar ve kamu kuruluşları amiyane tabirle Dingo’nun hatta “Monsanto’nun ahırına” dönüşmüş vaziyette. Ne yazık ki, Monsanto’nun gücü ABD ile sınırlı kalmıyor. Ocak 2011’de Wikileaks, dünya gıda stokunu kontrol etmeyi hedefleyen Monsanto’nun, kuklası ABD Hükümeti aracılığıyla diğer ülkelere uyguladığı baskıları açığa çıkaran bazı diplomatik belgeler sızdırdı.

                              Monsanto'nun Avrupa'daki diplomatik oyunları

                              Belgelere göre, ABD’nin Paris Büyükelçisi Craig Stapleton (1989-1998 George W. Bush’un Texas Rangers Baseball takımındaki ortağı) Washington’la 2007 tarihli bir yazışmasında, Fransa’nın Monsanto’nun GDO’lu mısırını yasaklama girişimine cevap olarak, GDO’lu ürünlerin kullanımını teşvik etmeyen AB ve diğer ülkelerin askerî tarzda ticari savaşla cezalandırılmasını tavsiye eder. Belgeleri yayınlayan Guardian gazetesi, ABD diplomatlarının doğrudan Monsanto gibi GDO şirketlerine çalıştıklarını gösterdiğini yazar. Vatikan’la yapılan 2008 tarihli bir yazışma, gelişmekte olan ülkelerdeki Katolik piskoposlar GDO’lu ürünlere karşı çıktıkları için, ABD’nin Papa’nın danışmanlarına uyguladığı baskıyı ve Papa’nın GDO’lu ürünlere destek vermesi için Vatikan’daki lobi faaliyetlerini açığa çıkarmakta. 2009 Madrid Büyükelçiliği yazışmaları ise, ABD’nin AB’yi biyoteknoloji yasalarını sıkılaştırmamaya ikna etmek için İspanya’yla beraber çalıştığını göstermekte. Hatta bir yazışmada, büyükelçi “İspanya da düşerse, Avrupa’nın geri kalanı da düşer” ifadesini kullanır. Yazışmalar İspanya Hükümeti’nin ABD’den Brüksel’e baskı uygulamaya devam etmesini istediğini ve ABD’nin İspanya Biyoteknoloji Kurulu’nun açıklamasından önce İspanya’nın nasıl oy vereceğini bildiğini göstermektedir.

                              Türkiye bağlantıları
                              Bu son nokta, bugünlerde Biyogüvenlik Kurulu’nun Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’nun gıda amaçlı 29 gen ve Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin 3 soya geni ithalat başvurularına cevabını bekleyen ülkemiz için de çok düşündürücüdür. (TÜGİDER’ın ithalatını istediği üç çeşit GDO’lu soyanın ikisi Monsanto, biri Bayer’indir).

                              Türk medyası şu ana kadar GDO şirketlerinin oyunlarından ikisine yer verdi.
                              Türk medyasında yer alan bir hadise, bir önceki yazımda bahsettiğim (Monsanto tarafından satın alınan) Delta & Pine Land’in Türkiye’deki şirketi Türk Delta Pine’nın 2001 ve 2006 yılları arasında hükümet raporları ve sertifikasyonlar elde etmek için bazı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı çalışanlarına yaklaşık 43,000 dolar rüşvet vermesi. Bu skandal ABD Sermaye Piyasaları Kurulu tarafından ortaya çıkarıldı, yani esasında bu skandal ABD’de patlak verdikten sonra Türk medyasında yer aldı.


                              Diğeri, Nisan 2009’da, yani Türkiye’de GDO’lu Ürün Yönetmeliği çıkmadan altı ay önce, TBMM Tarım Komisyonuüyeleri CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, AKP Denizli Milletvekili Mehmet Erdoğan, AKP Gaziantep Milletvekili Özlem Müftüoğlu, AKP Bursa Milletvekili Ali Koyuncu, MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve TÜBİTAKBaşkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Arif Adlı ve Adana Çiftçiler Birliği Genel Sekreteri’nden oluşan bir heyetin ABD Tarım Bakanlığı’nın davetlisi olarak yaptıkları ABD gezisi. Heyetin TBMM Genel Kurulu kararıyla gittiği bu gezide, uçak paraları hariç tüm masraflar ABD Tarım Bakanlığı tarafından karşılandı. Heyet, Washington’da Tarım Komisyonu çalışmalarına katıldıktan sonra St. Louis’e gidipMonsanto’yu gezdi. Medyanın tepkisini çeken milletvekilleri dönüşte “uzaya götürseler etkilenmem”, “ben ikna olmadım” ve “faydalı bir gezi oldu” gibi açıklamalarda bulundular. Altı ay sonra ise GDO’lu Ürün Yönetmeliği yürürlüğe girdi.

                              Monsanto
                              ’nun Türkiye’deki bağlantılarından bazıları da dünyanın en büyük gıda işleme ve dağıtım şirketlerinden Cargill üzerinden. Mayıs 1998’de Monsanto ile Cargill bir biyoteknoloji ortak girişimi kurduklarını ilan ederler, birkaç ay sonra Monsanto Cargill’in uluslararası tohum operasyonlarını 1.4 milyar dolara satın alır. Artık, Cargill’in tohum sattığı 51 ülkenin kapıları Monsanto’nun GDO’lu tohumları için aralanmıştır. 1960’dan beri Türkiye’de faaliyet gösteren Cargill, aynı yıl Türkiye’de bir hamle yaparak Bursa’da İznik Gölü’ne yakın bir mevkide, tarım arazisi üzerine 90 milyon dolarlık (mısırdan elde edilen) nişasta bazlı şeker (NBŞ) fabrikası kurar. Bazı sivil toplum kuruluşları ayaklanır, dava açılır ve iki yürütmeyi durdurma kararına rağmen 1999 sonu fabrika faaliyete geçer. 2004’te mahkeme yapı ruhsatının iptaline karar verir. Başbakan Erdoğan’ın 2004 ABD ziyareti öncesinde, Cargill tesisinin yasal bir statüye kavuşmasının ve bu firmanın üretimini yaptığı NBŞ üretim kotasının yükseltilmesinin Bush’la görüşmesinin gündem maddelerinden olduğu medyada yer alır. Daha sonradan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı yasası ile tarım arazisinde inşa edilmiş sanayi tesislerine af getirilse de, hükümet işi sağlama almak için Temmuz 2005’te hazırladığı bir kararnameyle Cargill fabrikasının arazisini özel endüstri bölgesi ilan eder, ayrıcalıklı bir statü kazandırır ve mahkeme kararlarını etkisiz hale getirir. Mısırdan elde edilen NBŞ ve tatlandırıcı üretim kotasına gelince de o söz de tutulur; Fransa Hollanda ve İngiltere de %0, AB ülkeleri ortalaması %2-3 olan bu kotanın Türkiye’de kanunla belirlenen oranı her ne kadar %10 gibi yüksek bir oran olsa da, Bakanlar Kurulu bu oranı dilediği gibi daha da yükseltmekte bir çekince görmemektedir. 2009-2010’da toplam 25 Avrupa ülkesi 1,2 milyon ton NBŞ üretirken, Türkiye tek başına 500.000 ton üretmiştir.



                              Türkiye’de NBŞ üreten beş tesisin en büyüğü Cargill(400.000 ton kapasite),
                              2001’de Cerestar’ı satın alarak, bu Fransız nişasta ve tatlandırıcı şirketinin Ülker’le 1993’te ortaklaşa kurmuş oldukları PNS Pendik Nişasta Sanayi’nin de %50 ortağı olur. NBŞ’yi en çok kullanan gıda üreticilerinden Ülker’in piyasanın en büyük şirketiyle ortaklığından karı ve çıkarı çok büyüktür. Türkiye’de yaşanan bu denklemi özetlemek gerekirse: Dünyanın en önemli GDO’lu mısır tohumu üreticisi Monsanto’nun en büyük müşterilerinden (organik bağı da bulunan) Cargill, Türk ortağı Ülker ile Cola-Turka için mısırdan NBŞ üretir, Erdoğan’ın oğlu Cola-Turka’nın en büyük dağıtımcılarından biridir. Hükümet NBŞ’in hammaddesi mısırın ithalatında fon ve gümrükleri düşürür, bu arada eski Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu da en büyük mısır ithalatçılarından biridir. Bakanlar kurulu da NBŞ üretim kotasını istediği gibi yükselterek bu çarkın dönmesine aracı olur.

                              Bu yazıda Monsanto’nun sadece ABD, Avrupa ve Türkiye’de bazı bilinen bağlantılarından söz ettim. Gelişmekte olan ülkelere yapılan baskılar ve oynanan oyunlara başka bir yazıda değineceğim. Dünya gıda stokunu kontrol ederek dünyayı kontrol etmeyi hedefleyen bu büyük güce karşı Haiti ve Peru gibi bazı ülkelerin direnme gayretleri biraz da olsa ümit uyandırıyor. Öte yandan, 2010 yılında 500,000 Monsanto hissesi satın alan dünyanın en zengin adamıBill Gates’in, GDO’lu tohumların dünyayı açlıktan kurtaracak tek çare olarak göstermesi ve Asya ülkelerine kabul ettirilmek istenen GDO’lu “altın pirinç”in geliştirilmesi için kendi vakfı aracılığıyla 20 milyon dolar yatırım yapması, ne yazık ki daha da büyümekte olan bir güçle karşı karşıya olduğumuza işaret ediyor.



                              Monsanto dosyası "GDO ile dünyaya hükmetme hesapları" ile devam edecek.

                              Ayşe Bereket
                              info@yesilist.com

                              GDO devi Monsanto'nun politik bağlantıları

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X