Birçoğumuz bitkilere zarar veren böceklere mantarlara karşı kimyasal mücadeleye şiddetle karşıyız. Çünkü bir bahçenin ya da geniş bir arazinin tamamının ilaçlanması birçok canlı türünün zehirlenip ölmesine sebep oluyor. Ama peki ya evlerimizde?
İyice düşündüm de evimiz bizim özel yuvamız. Her hayvanın yuvası var. Hayvanlardan çoğu yuvasını başka canlılarla paylaşmak istemez. Doğada böyle. Bizim de öyle bir hakkımız olmalı değil mi? Yani haşereler hiç olmazsa yuvamıza ilişmesinler. Dolayısıyla evimizdeki ve balkonumuzdaki -özellikle de balkon camekânlı ise- bir türlü yok edemediğimiz bitki bitlerine son çare olarak kimyasallı ilaçlar kullanabiliriz diye düşünüyorum.
Kimyasallı yollara başvurmadan bitleri yok edici ilaçlar yapabilirsiniz. Küçük bir avuç sigara tütünü ya da o miktarda kırmızı pul biber iki – üç bardak sıcak suda akşamdan sabaha kadar bekletilir, sabahleyin bir çorba kaşığı arap sabunu ilave edilir karıştırılır, Amerikan bezinde süzülür ve o su bitli yaprakların altına üstüne fısfıslanır böylece bitler yok olur. Fakat her türde işe yaramıyor.
İlk önce çiçeğinizi banyoya götürüp duş altında yıkayarak bitlerden kurtulmayı deneyin. Öürümcek bitlerde bu usul işe yarıyor. Diğerlerinde olmuyorsa yukardaki tarifimi deneyin. İşe yaramazsa artık son çare olarak uygun bir kimyevi ilaç bulup kullanacaksınız.
Bahçelerde de, tüm bahçe sathına değil ama mesela sadece bir gülde, herhangi bir “hatıra, manevi değeri olan bir bitki” üzerinde kimyasal mücadele son çare olarak denenebilir diye düşünmeye başladım.
'Nim yağı'nı Amerikalılar çok etkili buluyor. Her türlü bitki bitine kesin etkiliymiş. Tamamen bitkisel bir yağ. Doğal dengelere hiçbir zararı yok. Hem mildiyö, külleme ve pas gibi fungus (mantar) türü hastalıkları da önlüyormuş. Toprak haşerelerini bile bitkinin köklerine zarar vermeden yok ediyormuş. Fakat (bildiğim kadarıyla) Türkiye'de yok. Olsa ne iyi olurdu kimyasallara başvurmak zorunda kalmazdık.
Amerikada ayrıca yeni organik mücadele ilaçlarını sprey olarak satıyorlar (muhtemelen içeriğinde nim yağı vardır). Burada da onlardan satılması için aynı duyarlılığın ve aynı rağbetin olması gerek. Arz talep meselesi. Talep yoksa arz da olmaz.
