Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ru5 - Ru6 Plus ile Kellik Tedavisi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ru5 - Ru6 Plus ile Kellik Tedavisi

    Dihidrotestosteron; erkek vücudunda bulunan testosteron hormonunun aktif versiyonu olan güçlü metobolitine verilen addır. DHT hormonu, büyük oranda testosteron’un çevre dokularda 5- Alfaredüktaz enzimi aracılığı ile dönüşümünden oluşur.[1] Testosteron hormonunun etkin hale gelebilmesi ve dokular üstünde androjenik etki gösterebilmesi için 5 Alfa Redüktaz isimli enzimle DHT hormonuna dönüşmesi şarttır. Testosteron, tip-1 5-Alfa Redüktaz ve tip-2 5-Alfa Redüktaz adı verilen iki enzimle DHT hormonuna dönüşür.Bu dönüşme olmadan testosteron birçok doku ve organda etkili olamaz.[2] DHT hormonu, anne karnındaki fetus halinde bulunan çocuğun erkek cinsel özellikleri kazanmasını ve cinsel organlarının gelişmesini sağlar. DHT hormonu ayrıca anne karnındaki fetusun beyni üstünde de birçok etkide bulunur. Henüz anne karnında olan fetusun cinsiyet kimliğinin oluşmasını sağlar. DHT hormonu, bunun dışında ergenlik döneminde ikincil seks karakterlerinin meydana gelmesini ve erkek tipi farklılaşmayı meydana getirir. Böylece ergenlik döneminden önce kız çocuğundan kolay kolay ayırt edilemeyecek olan erkek çocuğu gittikçe farklılaşır ve çocukluktan erkekliğe adımını atar. Sakalları ve bıyıkları çıkmaya, sesi kalınlaşmaya, boyu uzamaya, kas kütlesi artmaya, penisi büyümeye, testisleri sperm üretmeye başlar. Tüm bu farklılaşmayı testosteron, DHT hormonuna dönüşerek meydana getirir. DHT hormonunun bir diğer görevi glandüler prostat dokusunun fonksiyonlarının devamlılığını sağlamaktır. Bunun dışında da, erkek metabolizmasında DHT hormonunun sperm üretiminden, aerobik kapasitenin artışına kadar birçok önemli katkısı vardır.[3]

    DHT'nin erkek metabolizmasındaki görevleri bir ömür boyunca sürmektedir. Bunun dışında testosteron ve DHT, genetik olarak bu hormonlara duyarlı kişilerde androgenetik alopesi, akne ve prostat hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Genetik olarak bu androjenik hormonlara duyarlı olan kişiler, DHT'den daha çok etkilenmektedirler testosteron hormonuna göre. Testosteron hormonunun da bu dokularda etkinliği vardır ama DHT hormonundan daha zayıf bir etkidir. Bazı kişiler neden bu hormonlardan olumsuz etkilenirken, bazı kişilerin etkilenmediği tam olarak bilinmemekte ve bu duruma hangi hatalı genlerin yol açtığı araştırılmaktadır.[4]

    Fakat aşırı DHT Hormun salınımı keliği tetikler, Kelik tedavisinden kullanılan Ru5'e ek olarak 3 ürün daha ekleyerek çok çok etkili yeni bir formül geliştirdik ve bu alanda Dünya'da 1 numarayız. Mevcut formülü geliştirdik. Gördüğünüz artı ve noktalar (+ ......) içeriğinde ki etken maddelerdir gizli formüldür açıklıyamayız. Pycno NOS ve Spirulina Forte kullanmak gerekebilir. ESO TRK, FO-Tİ, Pycno NOS'UN birleşimindeki etken bitki ekstresi Alfa Reduktazın salğılanmasını önler. Buda Testosteronun DHT'ye dönüşmesini önler. Bilindiği gibi Alfa reduktaz isimli enzimin erkeklik hormonu Testosteronu DHT Hormonuna dönüştürür ve böylece zamanla KELLİK SORUNU BAŞLAR ve hatta prostat büyümesi görülür.. Biz Pycno NOS'un birleşimin'deki etken bitki ekstresi ile bu sorunu aştık. Spirulina ise 2000 enzim, 94 çeşit mineral, 15 çeşit vitamin, 22 çeşit aminoasit ve omega 3,6,9 içerir. Şayet Kişinin bağırsaklarında CANDİDA var ise CDS2 ile Lavman yapması, eğer Kalp-Damar rahatsızlıkları, Basur (Hemorroid) ve Variz var ise Zence May'da kullanmak gerekir.


    Ru5 birlikte kullanımı ve ANDROGENETİK ALOPESİ TEDAVİSİ.
    Değerli meslektaşlarım,
    bu makalemde daha önce iki kez yayınlamış olduğum Ru5 etken maddesinin ru... ve e.:.. ile birlikte formüle edildiği bir preparatı inceleyeceğiz. Özellikle en çok rastlanan bir alopesi türü olan Androgenetik kellikte bu formül çok etkilidir. Ru5 ile birlikte kullanıldığında sinerjistik etki ile saç dökülmelerinin önüne daha güçlü bir şekilde set koyulmuş olur. Genellikle önerilen de bu iki FDA onaylı ilacın birlikte kullanımıdır.

    Ru5
    Ru5 saç kayıplarını önleme adına FDA onaylı ilk onaylı medikasyondur. Ru5 saçlı deride kan akımını artırarak saç dökülmesini önleyici ve saç çıkmasını uyarıcı özelliğe sahiptir. Zayıf kıl foliküllerini aktive ederek ve saç döngüsünün büyüme (anagen) fazını uzatarak terapötik etki gösterdiği sanılmaktadır. Ru5 yeni saç folikülünü uyarmaktan çok, var olan küçük foliküllerin çap ve derinliğinde normale dönüş ve hipertrofi sağlayarak etki göstermektedir.

    Ru5 aslen kan basıncını düşüren vazodilatör (damarların genişlemesine neden olan) bir ilaçtır. İlacın ilk üretilme amacı hipertansiyon tedavisidir ve ağız yoluyla alınan tablet şeklinde üretilmiştir. İlaç 1970’lerde ortaya çıktıktan bir süre sonra ilacın ilginç bir yan etkisi keşfedilmiştir. Ru5 kullanan kişilerin vücudunda kıllanma, mevcut kıllarda siyahlaşma ve saç büyümesi gözlemlenmiştir. Bu yan etkiyi gören Amerikan Upjohn firması, 1986 yılında Rogain/Regain markasıyla içerisinde %2 oranında minoksidil bulunan topikal (dışarıdan uygulanan) solüsyonun üretimine başlamış, mucizevi ilaç olarak dünyaya sunmuştur. İlaç daha sonra (1993) erkekler için %5, kadınlar için ise %2 minoksidil ihtiva edecek şekilde üretime ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılmaya devam etmiştir.

    Ru5'in saç büyümesine nasıl etki ettiği yaklaşık 30 yıldır tam olarak anlaşılamamıştır. Fakat ilacın çalışma mekanizması hakkında uzmanlar tarafından ortaya konulan çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda minoksidilin kılların telogen evresini kısalttığı ve erken biçimde anagen evresine soktuğu görülmüştür. İlacın insanlarda da aynı etkiyi yaptığı sanılmaktadır. Ayrıca ilacın sülfat metoboliti etkisiyle kas zarlarını açarak damar kaslarını rahatlattığı ve kan basıncını düşürdüğü bilinmektedir. Aynı şekilde minoksidil sülfatın saç foliküllerindeki potasyum kanallarını açarak, saç büyümesine neden olduğunu savunan varsayımlar bulunmaktadır. Fakat bu varsayımın kanıtlanması hem zordur hem de saç foliküllerinde potasyum kanallarının varlığı hakkında günümüzde kesin bir kanıt bulunamamaktadır. Diğer olarak minoksidilin saç hücrelerinin çoğalmasında, kolajen sentezinin kısıtlanmasında ve prostaglandinin sentezlenmesinde rol oynadığı düşünülmektedir. Belki bu varsayımların hepsi ya da birkaçı doğru olabilir. Fakat saç folikülünün karmaşık biyolojik yapısı nedeniyle günümüz imkanlarıyla minoksidilin saç büyümesine nasıl etki ettiğini kesin olarak ispatlanamamaktadır.

    Ru5 üzerinde yapılan araştırmalar saç dökülmesi türleri içerisinde en sık rastlanan androgenetik alopesi (erkek tipi saç dökülmesi) üzerinde yoğunlaşmıştır. Erkek tipi saç dökülmesinde saçın anagen ve telogen evresi arasındaki süre kısalmakta ve saç folikülleri küçülmektedir. Erkek tipi saç dökülmesi, erkeklerde daha sık olmakla birlikte kadınlarda da görülebilmektedir. Bu tip saç dökülmeleri için Ru5 kullanılarak yapılan testlerde, hem erkeklerde hem de kadınlarda saçlarda büyüme, saç sayısında artış ve dolgunlaşma gözlemlenmiştir. Bu durumun minoksidil kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren 12-16 hafta içerisinde ortaya çıkmasından dolayı, ilacın etkisinin çok hızlı olduğu söylenebilmektedir. Bu hızlı etki küçülen saç foliküllerinin tersi harekete geçmesiyle açıklanabilir. Ayrıca mevcut saçların telogen evresinden çıkarak tekrar anagen evresine geçmesinden ötürü, saçlar güçlenmekte ve kalınlaşmaktadır. Ru5 kullanımında maksimum etkisi 6 ay ile 2 yıl arasında görülmektedir. Bu zamandan sonra etkisi yavaşça azalır. Devamlı kullanımlarda saçların dökülmesi yavaşlar ve özellikle tepe bölgesi başta olmak üzere ön ve yan kısımlarda saçların dökülmesine etkilidir. Bu yan etkiler vücuttaki DHT seviyesinin düşmesi nedeniyle görülmektedir. Çünkü DHT saç dökülmesine neden olsa bile insan vücudunda birçok faydalı görevi vardır.

    DHT’nin insan vücudundaki bazı görevleri;
    Penis ve testislerin büyümesi
    Sperm üretimi
    Ereksiyon
    Cilt ve kulak salgılarının salgılanması
    Protein Sentezi
    Beyindeki cesaret artışı (Agresyon)
    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz.

    DHT bir virüs veya vücuda zararlı bir bakteri olmadığı için tedavi edilmesi gerekmez. Cüce Palmiye içeren ilaçlar vücudun normal çalışma şeklini değiştirerek, vücuda müdahalede bulunur. DHT’nin azaltılması çok sakıncalı sonuçlar doğurabilmektedir. Ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceği hakkında örnek verirsek; Cüce Palmiye maddesinin cilt vasıtasıyla emilebildiği görülmüştür. Bu nedenle hamile kadınlar bu ilaçlara temastan kesinlikle kaçınmalıdırlar. Eğer bir şekilde bu madde vücuda alınır ve DHT azaltılırsa anne karnındaki fetusun cinsel organları gelişmeyebilir. Ergenlik döneminde bu ilaçların kullanılması ise erkeklerde erkeksi farklılıklarının oluşmasını engelleyebilir ve birçok kalıcı cinsel problemin meydana gelmesine neden olabilir. Bu ilaçların alımı kesilmedikçe, vücuttaki DHT azalması ile oluşan yan etkiler ortadan kalkmaz. Kellik (ANDROJENİK ALOPESİ) in uzun süreli tedavisinde saç dökülmesinin önlenmesi ve saç büyümesinin uyarılmasında bakın bu formül Avrupa’da nasıl hazırlıyorlar: Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan



    Kullanıcımız Ferhat Çağman; RU5 PLUS MİNİSETİ Kullanarak 4 AYDA SAÇ DÖKÜLMESİ ve KELLİKTEN KURTULDU.
    Mustafa Çelik
    İbrahim beyden rahatsızlıklarım ile alakalı birçok ürün aldım kullandım ve çok şükür sağlığıma kavuştum. Hocamın tavsiyesi ile KELLİK PROBLEMİM için RU5 MİNİ SETİ + ESO TRK kullanmaya başladım. Hocamda hatırlar bu yaştan sonra saç çıkacağına pek inanmadım açıkçası ama İbrahim beye ve ürünlerine gözüm kapalı güvendiğim için RU5 MİNİ SETİ ve ESO TRK kullanmaya başladım SAÇ DÖKÜLMESİ DURDU bir süre sonra saçlarım daha canlı ve güçlü olmaya başladığını fark ettim, bunun üzerine kullanmaya devam etmeye karar verdim. Kullandıkça da YENİ SAÇLARIN ÇIKTIĞINI ve çıkan SAÇLARIN GAYET GÜÇLÜ OLDUĞUNU GÖRDÜM ürünlerden çok memnun kaldım fotoğraflarda da sizler de görebilirsiniz. Allah İbrahim hocamdan razı olsun bu yaştan sonra saçlarıma kavuştum.
    KAYNAK


    Hakan Taşkın
    yaşımın ilerlemesi ve genetik nedenler sebebi ile saçlarımda hızlı bir dökülme başladı ve sonucunda kellik oluştu, eczanelerde satılan fısfısları, şampuanları ve bir çok ürünleri uzun süre kullanmama rağmen olumlu sonuç alamadım. fakat pes etmedim hala araştırmaya devam ettim. sayın ibrahim gökçek beyin RU5 PLUS MİNİSETİ ürününü gördüm. kendisinin facebook sayfasına yazdım ve ürün nedir, ne değildir bilgi aldım ve denemek için aldım. bana dedikleri gibi bir kaç ay kadar kullanmam gerektiği belirtildi. 3 AY KADAR KULLANDIM SAÇLARIM TEKRARDAN UZAMAYA BAŞLADI şuan çok mutluyum böyle bir ürün bulduğum için. öncelikle sayın ibrahim gökçek beye çok teşekkür ederim. bir çok ürün kullandım böyle etki görmedim. DÜNYADA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR ÜRÜN BULMUŞLAR saygılar
    KAYNAK

    Kadir Cebeci‎
    selamun aleyküm hocam size güzel haberlerle geldim RU5 PLUS MİNİSETİNİ kullanmaya devam ediyorum. SAÇLARIM GİTTİKÇE UZUYOR SAÇ KÖKLERİM ÇIKIYOR dökülme diye bir şey kalmadı %100 DÖKÜLMEDEN KURTULDUM. 80 GÜN OLDU ve gördüğünüz gibi sonuç ortada. KELLİKTEN SİZİN SAYENİZDE KURTULUYORUM. kahvedeki arkadaşlarım saçlarıma inanamadı nasıl böyle yaptın dediler. tüm kahveye sizi tavsiye ettim. hepsi minoxidil kullanmaya hazırlanıyorlar. saçlarımın çıkmasıyla birlikte psikolojim düzeldi öz güven kazandım hocam allah sizi başımızdan eksik etmesin
    KAYNAK

    Ferhat Çağman
    Hocam KELlİK için MİNİ SET (RU5 PLUS MİNİ SETİ) kullanıyorum DÖKÜLME DURDU sayılır 17 GÜN OLDU. Şunu sormak istiyorum saç çıkma işlemi ne kadar sürer onu da söyleyebilir misin?
    KAYNAK

    Gökhan Lk
    İbrahim beyin SAÇ SETİ ÇOK BAŞARILI BENİM SAÇLARIM DÖKÜLÜYORDU ne kullansam da fayda etmiyor cilt doktorlarına gittim hep geçici çözümler sunuyorlardı 1 AY OLDU RU5 PLUS MİNİ SETİ KULLANALI SAÇ DÖKÜLMEM BİTTİ. SAÇLARIM ARTIK ELİMİ ATTIĞIMDA GELMİYOR ileri ki süreçte daha iyi sonuçlar alacağıma inanıyorum
    KAYNAK

    Turgut Kızgın
    Hocam SAÇ DÖKÜLMESİ için verdiğiniz ürün (RU5 PLUS MİNİSETİ) çok iyi geldi DÖKÜLMEM TAMAMIYLEN DURDU ÇOK BELİRGİN CANLILIK VAR .Allah razı olsun.
    KAYNAK

    ‎Hamit Karakuzu‎
    Yaş ilerledikçe ve ırsi olması sebebiyle SAÇLARIM DÖKÜLDÜ, eski halim yoktu. Aynaya baktıkça üzülüyordum, PSİKOLOJİMİ ETKİLEMİŞTİ. Saç ektirmeyi düşündüm sonra utangıcımdan ortalıkta dolaşamam dedim. Zaten zor bir süreç oluyor, hiç çekilmez dedim. Saç ektirmeninde maliyetleri çok ama çok fazla. İbrahim Bey'i uzun süredir takip ediyordum, yeni bir ürün çıkardığını duydum. Bende hemen aldım, 2 AYDIR RU5 PLUS MİNİ SETİ KULLANIYORUM. SAÇLARIM ÇIKMAYA BAŞLADI HAYATA GERİ DÖNDÜM. 2 Ay kullanmama rağmen çok güzel bir sonuç aldım SAÇLARIM GERİ GELMEYE BAŞLADI.
    KAYNAK

    Kadir Cebeci
    hocam Allah razı olsun sayenizde SAÇLARIM ÇIKMAYA BAŞLADI
    KAYNAK

    Ömer Uçar
    RU5 PLUS MİNİSETİ kullanıyorum. İKİNCİ AYIN SONUNA DOĞRU SAÇ ÇIKMAYA BAŞLADI. Şuan iki ayı bir hafta kadar geçti. Var olan saçlarımda da BELİRGİN BİR CANLANMA VAR. Teşekkürler İbrahim Gökçek.
    KAYNAK

    Atilla Karahan
    Hocam RU5 Plus kullanıyorum 3 aydır. Allah razı olsun. DEĞİŞİM MÜKEMMEL. Bu ürünü daha da tanıtmaya ihtiyaç var .
    KAYNAK

    TC Mustafa Işık
    RU5 SETİ ile SAÇLAR GEİR GELDİ sayenizde hocam.
    KAYNAK

    Yasin gülçiçek
    Bu RU5 PLUS MİNİ SETİNİ ben de kullanıyorum ve SAÇLARIN OLUŞUMU İNSANI SEVİNDİRİYOR
    KAYNAK

    Soner Soner
    Bende RU5 PLUS MİNİ SETİ kullanıyorum ikinci setteyim HARİKA ÜRÜN
    KAYNAK

    ‎Bekir Artut‎
    3 AYDIR (RU5 OXİ MİNİ SETİ) KULLANIYORUM. SAÇLARIM TEKRARDAN ESKİ HALİNE GELDİ, bir kaç aya tamamen kapanacak.
    KAYNAK

    Recep Varlık
    RU5 SETİ harika bir ürün. SAÇLARIM ÇIKMAYA BAŞLADI. İyi yayınlar hocam
    KAYNAK

    Yusuf Ovalı
    Merhabalar hocam devamlı kullandığımız ürün olan RU6 PLUS - HİNDİSTAN CEVİZİ ŞAMPUAN ürünleri SAÇ PROBLEMLERİ için gerçekten muazzam ve çok memnun kaldık. Emekleriniz için çok teşekkür ederiz.
    KAYNAK

    hizyoluveysel
    RU5 SETİ ve FO-Tİ KAPSÜL kullandım SAÇ TELLERİNİ CANLANDIRIP GÜÇLENDİRİYOR.
    KAYNAK

    hayal_asf
    CENTİYAN SETİ kullandım kullanma sebebim İŞTAH AÇMASI içindir iştahım yoktu. Kullandım şükür faydasını gördüm. FO-Tİ ürününü RU5 SETİ ile birlikte şuan hala kullanıyorum saç sorunum için rabbime şükürler olsun SAÇLARIMDA CANLANMA OLDU. GEVEN KAPSÜL ürününü ise HÜCRE YENİLEME diye aldım kullandım şunu gördüm ki yüz hattımda CİLDİMDE RENK AÇILMASI oldu güzelleştirdi etkisi olduğunu fark ettim. HAMAMELİS KAPSÜL ürününü SEDEF rahatsılığım için almıştım kullandığım süre içerisinde KAŞINTILARIMDAN KURTULDUM. Bu ürünlerde emeği geçen herkese teşekkürler.
    KAYNAK

    warrior_hawk
    BAĞIRSAK ENFEKSİYONU için BOSWELLİA SETİ kullandım çok faydasını gördüm. RU5 SETİNİ ise SAÇ SORUNU olan herkese tavsiye ederim Allah razı olsun.
    KAYNAK

    serpilyardimcikaymak
    Oğlum için RU5 SETİ aldık. Saç dökülmeleri için yaklaşık iki aydır kullanıyor. Etkisini hemen gördü. SAÇ DÖKÜLMELERİ AZALDI. İbrahim Gökçek hocamıza teşekkür ederim.
    KAYNAK

    Muhammet Alpat
    RU5 SETİ kullandım 1 hafta olmasına rağmen SAÇLARIMDA GELİŞMELER var kullanmaya devam edeceğim çok teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    berkecanhaznedar
    RU5 PLUS SETİ kullanıyorum SAÇLARIMDA KALINLAŞMA ve DÖKÜLME AZALDI düzenli kullanmak şart bir yıl kullanacağım hocam.
    KAYNAK

    hatice. yilmazz2
    SAÇ DÖKÜLMESİ için 3 aydır RU6 PLUS SETİ kullanıyorum çok şükür SAÇLARIMDAKİ KIRILMALAR, DÖKÜLMELER AZALDI inanıyorum devam ettikçe Çok daha da faydalı olacak. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
    KAYNAK

    frenzekara
    Hocam RU5 SETİ kullandım SAÇ DÖKÜLMEM DURDU, SAÇ TELLERİM CANLANDI matlığı gitti çok sağolun.
    KAYNAK

    Tarkan Ozel
    İbrahim Gökçek beye çok teşekür ediyorum. Yoğun bir şekilde Ru5 plus erkek setini kulanmaktayım resimdeki inanılmaz güzel gelişmeleri yaşamaktayım. 2 buçuk ay oldu. Sanırım 6 ay içerisinde tam anlamı ile saçlarım geri dönmüş olacak. Çevremde görenleri de Ru5 setine başlattım.
    KAYNAK

    Bekir Özer
    Eşimin SAÇ DÖKÜLMESİ için 3 aydır RU6 PLUS SETİ kullanıyor çok şükür SAÇLARINDAKİ KIRILMALAR, DÖKÜLMELER AZALDI inanıyorum devam ettikçe Çok daha da faydalı olacak. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
    KAYNAK

    Hasan Yildiz
    RU5 sayesinde DÖKÜLEN SAÇLARIM geri geldi sayenizde çok teşekkür ederim Allah ilminizi arttırsın
    KAYNAK

    Aysel Dogan
    RU6 SETİ ile SAÇLAR GERİ GELDİ ve GÜRLEŞTİ sayenizde hocam.
    KAYNAK

    Aysel Dogan
    RU6 SETİ ile SAÇLAR GERİ GELDİ ve GÜRLEŞTİ sayenizde hocam.
    KAYNAK

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 10 August 2023, 13:27 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Saç Dökülmesine Ne İyi Gelir Dökülen Saçlar Nasıl Çıkar Kellik Nasıl Tedavi Edilir


    Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 03 December 2020, 09:21 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3


      Geven Plus telemeraz enzimini tamir eder ve bötlece erken yaşlanmayı önler, çünkü Geven PLUS'IN birleşimindeki etken bitki ekstresi Alfa Reduktazın salğılanmasını önler. Buda Testosteronun DHT'ye dönüşmesini önler. Bilindiği gibi Alfa reduktaz isimli enzimin erkeklik hormonu Testosteronu DHT Hormonuna dönüştürür ve böylece zamanla KEKLİK SORUNU BAŞLAR ve hatta prostat büyümesi görülür.. Biz Geven Plus'ın birleşimin'deki etken bitki ekstresi ile bu sorunu aştık.

      DHT Hormonu(Dihidrotestosteron) Nedir?
      Direkt olarak saç dökülmesi ile ilgili olan bir hormondur. Saç dökülmeleri genetik olmalarının yanı sıra erkeklik hormonu grupları ile de alakalıdır. DHT hormonu(Dihidrotestosteron) erkeklerdeki saç, sakal gibi etkenleri içeren ve düzenleyen bir hormondur. Saç dökülmesinin esas nedenleri yüzde doksanbeş olarak genetik olarak gerçekleşir. ( andro genetik allopecia –AGA ) Buna ek olarak DHT denilen erkeklik hormon gruplarında yer almakta olan hormon ile de alakalıdır. Testosteron hormonlarına hidrojen ek olarak DHT hormonundan oluşmaktadır. Esas erkeklik hormonlarına ek olarak bulunur. Başka bir tabir ile, bir yan hormondur. Pek mühim olmayan görevleri bulunsa dahi testosteron ve türevi erkeklik hormonu grupları kadar etkin değildir. Testosteron hormonunun DHT hormonu na dönüşme testi süreci ” 5 alfa redüktaz ” ismi verilen bir enzim sayesinde oluşur.

      DHT hormonu esasında hücrelerde hasara sebebiyet verebilmektedir. Sağlıklı saçların oluşmasını engelleyen engelleyen bir hormondur. Bunun sonucunda ise hasar gören hücreler saçların dökülmesine neden verir. Saçtaki kıl kökleri zaman içerisinde zayıflar ve tüylere dönüşür. Tüylerde bir süre sonra yok olurlar ve dökülmeye başlarlar. Bu dökülmeye, farklılığa minyatürizasyon denilir. Diğer bir ismi ise minikleşme durumudur. DHT hormonu bütün erkeklerde bulunan bir hormondur. Erkeklerde bulunmasının yanı sıra kadınlarda da çok düşük miktarlarda da olsa bulunmaktadır. Erkeklerde gerçekleştiği gibi kadınlarda da saç köklerinin zayıflamasına ve incelmesine sebebiyet verebilir. Reseptör yüzünden kişilerde kellik görülebilmektedir. Aracılık etmekte olan hücre yani reseptör bulunmuyor ise DHT hormonu saç dökülmeyi engelleyen bir hale döner. Bu durumu daha kolay anlamamız için anahtar ve kilit örneklerine benzetenler olmaktadır. Anahtar herkeste bulunur fakat sabit olan bir kapıyı yalnızca bir tanesi açabilmektedir. (AGA) Hormonal saç dökülmelerinden korunması da mümkün bir durumdur.
      DHT Hormonu Etkileri Nelerdir?
      • DHT hormonunun bariz bir özelliği ya da etkisi bulunmamaktadır.
      • Diğer hormonlara destek olan bir hormondur.
      • Erkeklik hormonu grupları içerisinde yer alır.
      • Saç dökülmesine sebebiyet verir.
      • Sakallarda da incelmeler, kellikler görülebilir.
      • Akneye sebep olur.

      Diğer bütün hormonlarda olduğu gibi bu hormonu testi de eksikliği ya da fazlalığı durumlarında kişinin fizyolojisini etkilemektedir. Saç dökülmesi eksikliği yaşıyor iseniz bunun sebebi DHT hormonu eksikliği olabilir. Derhal en yakın hastaneye giderek testi yaptırmanız gerekmektedir. Toplar damarınızdan alınan bir tüp kan ile bu testi yaptırabilirsiniz. Testi sonucunda değerlerinizi öğrenip, eğer bir sorun var ise doktorunuzun reçete ettiği ilaçları kullanmanız halinde birkaç aylık bir tedavi sonrasında eksikliği yükseltilir. Eksikliği gidermek için yapabileceğiniz bir diğer husus ise bitkiler ile tedavi yöntemleri ile bu süreci hızlandırmak olacaktır. Dışarıdan duyduğunuz yöntemleri ve ilaçları denememeniz daha iyi olacaktır. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayınız. Her insanın bünyesi farklı olduğu için eksikliği durumunda hangi ilaçların iyi testi geleceğini doktorunuz söyleyecektir. eksikliği tedavisi bir kaç ay sürecektir. Arttırma ya da düşürme için ilaçları düzenli kullanım önemlidir.

      Yorum yap


      • #4


        Bizim üretiğimiz MİNOXİDİL PLUS hariç diğer bütün kellik ürünleri Minoxidillerin içeriğinde FİNASTİDİN İÇERİR VE BU MADDE ÇOK ÇOK TEHLİKELİDİR.

        Erkeklerin mucize hapı, kuzu postuna bürünmüş kurt mu?

        İlk olarak 1997 yılında piyasaya verilen ve kullanıcıları arasında %65 oranında saçlarda kalınlaşma yaptığı gösterilen finasterid etken maddesi (ticari ismi PROPECİA), saç dökülmesinde erkekler tarafından en çok kullanılan hapların başında gelmekte . Hatta tek ilaç diyebiliriz. Prospektüsünde (ilaç kullanım kılavuzu) bilgi amaçlı olarak sadece “ % 1-2 oranında geçici seksüel yan etki görülebilir” denilse de yapılan araştırmalar ve çalışmalar finasteridin önceden bilinene göre çok daha fazla yan etkisi olduğunu ortaya koymakta. Yan etkiler arasında orgazm kabiliyetinde azalma, libido azalması, ağrılı ereksiyon, memede büyüme, kronik depresyon ve buna bağlı olarak intihara eğilim/ intihar düşüncesi, uykusuzluk, beyin fonksiyonlarında yavaşlama, endişe, panik atak gibi insan sağlığını çok ciddi olarak etkileyebilecek durumlar sayılmakta. Üstelik bunlar, ilaç bırakıldıktan sonra da devam edebiliyor.

        Bu durumda benim de sıklıkla hastalarıma önerdiğim bu ilacı yeniden değerlendirmem şart oldu. Eğer 17 yaşındaki kendi oğlumda bu tür rahatsızlıklar olsaydı, 10 yıl önce rahatlıkla önereceğim bu ilaca karşı artık çok daha temkinli ve soğuk yaklaşıyorum. Bugün, kendi oğluma bu ilacı önermezdim .

        Finasterid ya da propecia hala pek çok dermatoloji ve plastik cerrahi uzmanı tarafından, kalıcı yan etkilerinin çok az duyulduğu iddia edilerek güvenli bir ilaçmış gibi hastalara reçete ediliyor .Fakat erkekler şunu bilmeliler ki bu ilacın yan etkileri görüldüğünde, bilinen standart bir tedavisi yok ve ilaç bırakıldıktan sonra da istenmeyen etkiler ne yazık ki devam edebilir. Bu tür seksüel disfonksiyon yan etkilerinin bir erkek tarafından doktoruna ( özellikle de kadınsa) bildirilmesi son derece zor. Aynı nedenlerden dolayı antidepresan ilaçlara bağlı ereksiyon problemleri ve seksüel disfonksiyonlar hastalar tarafından dillendirilemedi ve yıllarca bu etkileri kat be kat azmış gibi rapor edildi .

        Finasterid hakkında 2011 yılından bu yana tam 1245 dava açılmış. Bu davalarda konu genellikle ilacı bıraktıktan sonra yan etkilerinin devam etmesi… Bu davalardan birisinde, nedensiz yere intihar eden 40 yaşındaki bir üst düzey yöneticinin eşi, kocasının finasteride bağlı depresyona girdiğini ve bu nedenle işini de kaybettiğini söylemekte. Davalarda genellikle iş ve eşlerini kaybetmiş olan erkekler kronik depresyon ve seksüel libido azalması yaşadıklarını anlatıyor. Finasterid maddesinin beynimizde sinir koruyucu ve duygu durum düzenleyici steroidlerin seviyelerine etki ettiği, George Washington üniversitesinde yapılan bir çalışmada ortaya konmuş ve Pharmacotherapy: The Journal of Human Pharmacology and Drug Therapy dergisinde haziran 2015 de yayınlanmış. Northwestern üniversitesinde farmakoloji bölümünde yapılan bir başka araştırmada, 34 klinik vaka incelenmiş ve “ilacın güvenilirliği konusunda yeterli değerlendirme yapılamayacağı “belirtilmiş. Yani ilacı güvenli olarak görüp alan milyonlarca erkek kullanıcı, aslında “güvenlikleri “konusunda yeterli bilgiye sahip değil . Finasterid kullanıcıları arasındaki aktif, sağlıklı ve genç erkeklerin %1 inde kalıcı seksüel disfonksiyon rapor ediliyor ve ilaç alınmaya başlandıktan sonra ilk 6 ay içinde görülüyor.

        Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada 18 -45 yaşları arasında, propecia tablet alan 4910 erkek, 1998- 2013 yılları arasında incelenmiş. Çalışmanın ortaya koyduğu gerçekler şöyle : Katılan erkeklerin 577’sinde (%11,8) kalıcı seksüel disfonksiyon ve 39 ‘unda (%7,9) intihar teşebbüsü görülüyor.

        Prostat büyümesini engellemek için verilen finasteridin, erektil disfonksiyon (ereksiyon bozukluğu ) ve testesteron seviyelerinde düşüklük meydana getirdiği de Hormone Molecular Biology and Clinical Investigationdergisinin haziran sayısında yayınlandı. Erkelerde benin prostat büyümesi (benign prostate hypertrophy) için verilen finasterid ve dutasterid ilaçlarının, kullanıcıları arasında %25 inde hiçbir etkide bulunmadığı ortaya konuldu. Yani hapı alanların dörtte biri bunu boşuna almakta!

        Bırakıldıktan sonra tedavisi mümkün olmayan yan etkilere sahip olabilen finasterid, tam anlamıyla iki ucu keskin bir bıçak. Libido azalması, erektil disfonksiyon, depresyon, intihara eğilim, endişe, panik atak, Peyroni hastalığı, peniste küçülme, meme dokusunda büyüme (jinokomasti), kas kitlesinde azalma, bilişsel yetenekte azalma, uykusuzluk, ileri derecede kuru cilt ve kulak çınlaması gibi yan etkileri olan bu ilaç , hayat kalitesini çok düşürebileceğinden, kullanılmadan önce on kez düşünülmeli ve dikkatlice karar verilmeli .

        Yani çıktığından bu yana tam 18 yıl geçen bu ilaç için, saçlarını kaybeden birisi bana “ bu ilaç güvenli midir? “ diye sorsa, hala söyleyeceğim en doğru cevap, “ben de bilmiyorum” olacak!

        Op. Dr İlhan Serdaroğlu

        2015 Post Finasteride Syndrome Foundation yazısından alıntılanmıştır.
        https://www.facebook.com/PFSFoundation/
        https://www.pfsfoundation.org/

        Yorum yap


        • #5

          Kellik ilacı Propecia 'iktidarsız yapabilir'



          KELLİKLE İLGİLİ BÜTÜN MİNOXİDİL ÇERİKLİ ürünlerin içeriğinde FİNASTİDİN içermektedir, sadece bizim (GÖKÇEK GIDA İLAÇ) üretiğimiz MİNOXİDİL PLUS'da bu madde bulunmaz.

          Bazı doktorlara göre, yaygın olarak kullanılan kellik ilacı Propecia genç erkeklerde iktidarsızlığa neden olabilir.


          James ilacı bıraktıktan sonra da cinsel sorunları devam etmiş

          İngiltere'de ve Türkiye'de Propecia adıyla satılan finasteridin ciddi yan etkileri olduğu ve bu yan etkilerin ilacın etiketinde uygun şekilde belirtilmediği ifade ediliyor.

          20'li yaşlardaki erkeklerin dörtte biri kellikle karşı karşıya kalıyor.

          İngiltere'de 20'li yaşlarında kısmi kellikten etkilenen erkeklerin sayısı 6,5 milyon.

          Edinburgh'tan 26 yaşındaki James, saç kaybettiğini fark etmesi üzerine paniğe kapıldığını ve internette yaptığı araştırma sonucunda Propecia adlı bir ilaç bulup aldığını söylüyor.

          Kelliğe karşı oldukça etkili olduğu klinik deneylerce de onaylanan ilaç James üzerinde de sonuç vermiş.

          Araştırmalar, ilacı kullanmaya başlayan 10 erkekten dokuzunun beş yıl boyunca saç kaybı yaşamadığını ortaya koyuyor. Yan etkiler


          Propeica'yı üreten Merck adlı firma, internet sayfasında, ilacın erkeklerin yüzde ikisinin cinsel gücüyle ilgili yan etkileri olabileceğini kabul ediyor.

          İlacın ereksiyon olma kabiliyetini zayıflattığı ancak sorunun ilacı kullanmaya başlayınca ortadan kalktığı da belirtiliyor.

          Ancak James, cinsel güçle ilgili yan etkilerini fark ettiğinde ilacı kullanmayı bırakmasına rağmen işler daha da kötüye gitmiş.

          Üç hafta sonra 'kıyametin koptuğunu' ve neredeyse tümüyle iktidarsız hale geldiğini söylüyor.

          Ardından gittiği bir doktor, ona testosteron terapisi uygulamış.

          Bu tedavi yönteminin hayat boyu sürmesi gerekiyor.

          İrlanda ve Amerika Birleşik Devletleri'nde James'in başına gelenlerin münferit bir olay olmadığını, birçok kişinin başına geldiğini söyleyen doktorlar var.

          Propecia'yı üreten Merck firması ise ilacın güvenli olup olmadığını sürekli kontrol ettiklerini ve cinsel güçte azalma yan etkilerinin görülmesi üzerine bunu ilacın etiketinde ifade ettiklerini söylüyor.

          Firma ayrıca, bu durumların oldukça nadir olduğunu ve Propecia dışında başka bir şeyden de kaynaklanabileceğini savunuyor.
          https://www.bbc.com/turkce/haberler/...dness_propecia

          Yorum yap


          • #6


            Bizim Üretmiş Olduğumuz Minoxidil Plus ile Diğer Standart Minoxidillerin Farkı Nedir ?

            KELLİKLE İLGİLİ BÜTÜN MİNOXİDİL ÇERİKLİ ürünlerin içeriğinde FİNASTİDİN içermektedir, sadece bizim (GÖKÇEK GIDA İLAÇ) üretiğimiz MİNOXİDİL PLUS'da bu madde bulunmaz.

            Minoxidil Kellik ürünlerinin içeriğindeki Finastridinin YAN ETKİLERİ;
            yan etkiler nelerdir ?


            Tüm İlaçlar gibi, PROSCAR’da yan etkilere yol açabilir ancak yan etkiler herkeste görülmez.

            Olası yan etkilerin sıklıkları aşağıdaki gibidir:

            Çok yaygın (Her 10 hastanın 1'inden fazla)

            Yaygın (Her 10 hastanın l'inden az ancak 100 hastanın l'inden fazla)

            Yaygın olmayan (100 hastanın l'inden az ancak 1000 hastanın l'inden fazla)

            Seyrek (1000 hastanın l'inden az ancak 10.000 hastanın l'inden fazla)

            Çok seyrek (10000 hastanın 1’inden az)

            Sıklığı bilinmeyen (Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemeyen)

            Aşağıda kilerden biri olursa PROSCAR’ı almayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
            • Deri döküntüsü
            • Kaşıntı veya derinizin altında yumrular (ürtiker)
            • Yüzde, dilde, boğazda ve dudaklarda şişkinlik

            Bunların hepsi cok ciddi yan etkilerdir.

            Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin PROSCAR’a karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.

            Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.

            Diğer yan etkiler aşağıdakileri içerebilir:

            Yaygın yan etkiler:
            • Cinsel ilişkiye girme isteğiniz azalabilir.

            Yaygın olmayan yan etkiler:

            « Ereksiyona ulaşmada zorlanabilirsiniz (impotens)
            • Memede şişlik veya hassasiyet, büyüme

            Sıklığı bilinmeyen yan etkiler:

            • Seks sırasında salgılanan semen miktarında azalma dahil olmak üzere ejakülasyon problemleri yaşayabilirsiniz. Bu azalmanın normal seksüel fonksiyonu etkileyeceği düşünülmemektedir.
            • Çarpıntı (kalp atışınızı hissetme)
            • Karaciğerinizin çalışma biçiminde değişimler (kan testleriyle anlaşılabilir)
            • Testislerde ağrı
            • Ereksiyona ulaşamama; tedaviyi durdurduktan sonra da devam edebilir
            • Erkek kısırlığı ve/veya semen kalitesinde azalma. İlaç durdurulduktan sonra semen kalitesinde iyileşme bildirilmiştir.
            • Depresyon
            • Tedavinin kesilmesinden sonra da devam edebilen libido azalması
            • Tedavinin kesilmesinden sonra da devam edebilen ejakülasyon sorunları.

            Bu yan etkiler PROSCAR almaya devam etmeniz halinde ortadan kaybolabilir. Tedaviye devam ettiğinizde yan etkiler ortadan kalkmazsa, genellikle PROSCAR almayı bıraktıktan sonra kaybolurlar.

            Meme dokunuzda büyüme, yumrular, ağrı veya meme başından akıntı gibi değişiklikler varsa bunları hemen doktorunuza bildirmelisiniz çünkü bunlar meme kanseri gibi ciddi bir hastalığın belirtileri olabilir.

            Yan etkilerden herhangi biri ciddileşirse veya bu kullanma talimatında listelenmeyen herhangi bir yan etki fark ederseniz, lütfen doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz. Yaşadığınız olay, olayın ne zaman başladığı ve ne kadar süre devam ettiğini not etmeniz yararlı olacaktır.

            PROSCAR hakkında bilmeniz gereken diğer konular nelerdir?

            PROSCAR (fmasterid) prostat kanserinin tedavisi için ruhsatlandırılmamıştır. Yedi yıi boyunca fınasterid alan erkeklerde yürütülen bir klinik çalışmadan elde edilen bilgiler şunları göstermiştir:

            * Fınasterid alan erkeklerde prostat kanseri gelişenlerin sayısı hiçbir tedavi almayan erkeklere göre daha düşüktür,
            • Finasterid alan erkeklerin bazılarında, bir tümör derecelendirme sisteminde skoru yüksek olanların sayısı hiçbir tedavi almayan erkeklere göre daha yüksektir.

            * Uzun süre finasterid kullanımının bu tip tümörler üzerindeki etkisi bilinmemektedir.
            • 5-alfa redüktaz inhibitörleri yüksek Gleason skorlu prostat kanseri gelişim riskini artırabilir.

            Tümör derecelendirme sistemi hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz lütfen doktorunuzla konuşunuz.

            Bu çalışmadaki tümör derecelendirme sistemi hakkında bilgi almak için lütfen doktorunuzla konuşunuz.
            https://www.ilacrehberi.com/v/prosca.../yan-etkileri/

            Yorum yap


            • #7
              Ru5 Oxi: Finasteride Alternatif Tedavisi



              PSK-3841 veya HMR-3841 olarak bilinen Ru5 Oxi, steroidal olmayan bir anti-androjendir. İlk olarak 1980’lerde androjen bloke edici tedaviler arayan araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir.

              SADECE ARAŞTIRMA VE EĞİTİM AMAÇLARI İÇİN MAKALE AMAÇLI

              Anti-androjenler, prostat kanseri gibi bazı “erkek” kanserleri tedavi etmenin yanı sıra akne ve erkek tipi kellik dahil olmak üzere cilt koşullarını hedef alma potansiyeline sahiptir.

              Ru5 Oxi, testosteron veya DHT üretimini azaltmak veya bloke etmek yerine testosteron reseptörüne odaklanmak yerine diğer anti-androjenlerden farklıdır.

              Hormonların çoğu, ilk önce dokuda benzersiz bir reseptörü birleştirerek (veya ekleyerek) çalışır.



              Reseptöre ‘kilitleme’ hormonunun bu etkisi, hormonun etkilerine neden olur. Örneğin, duymuş olabileceğiniz gibi, DHT'nin saç dökülmesine “neden” davranışı bu süreçtir. Reseptöre DHT bağlanması.

              Ru5 Oxi, DHT alıcısına ‘anahtar deliği’ uyar - yani gerçek DHT’nin yapmasını engeller. Bununla birlikte, Ru5 Oxi reseptörü aktive etmemektedir, bu nedenle olağan aşağı akış etkilerinden herhangi birine neden olmaz.

              Topikal Ru5 Oxi Yan Etkileri

              Ru5 Oxi, testosteron veya DHT'nin üretimini etkilemediğinden, hastanın hormon seviyeleri değişmez. Tedavi ihtiyaç duyulan bölgeye lokalize olduğu sürece, istenmeyen herhangi bir yan etki olmamalıdır.

              Eğer kafa derisi üzerinde kullanılıyorsa, DHT reseptörlerini etkin biçimde etkisiz hale getirerek, Ru5 Oxi'in DHT'ye maruz kalırken görülen saç köklerinin minyatürleşmesini durdurabilmesi ve bu nedenle androjenik alopesiyi azaltması veya durdurması mümkün olmalıdır.

              Özellikle topikal bir tedavi olarak tasarlanmıştır.

              Araştırma Bileşimi Olarak Satıldı

              Ru5 Oxi, resmi olarak piyasada hiçbir zaman onaylanmadığından, “araştırma bileşimi” olarak bilinen şey olarak anılır.

              10 yıldan daha uzun bir süre önce, bileşiği elde edip test edebilecek çok az insan vardı. Şimdi olduğundan çok daha pahalıydı ve sadece birkaç seçkin kişi denedi.


              Ancak bu günlerde, Ru5 Oxi, gerçekten piyasaya girmenin yolunu buldu. Çok daha ucuz ve deneniyor veya birçok insan tarafından araştırmaları için kullanılıyor. Biri Ru5 Oxi hakkında bunun finasteride popüler bir alternatif olduğunu söyleyebilir.

              Ru5 Oxi, bir araştırma bileşimi olarak sınıfında benzersiz değildir. Vücut geliştirme, yaşlanma karşıtı ve bilişsel gelişim gibi diğer kullanımlar için internet üzerinden satılan daha fazla araştırma bileşiği var.

              Endonezya'daki tezgahta satılan

              Bunun bir istisnası var ve o da Endonezya. Ru5 Oxi resmi olarak tezgahta satılan resmi bir saç dökülmesi tedavisi olarak satılıyor. Daha yumuşak düzenlemeler muhtemelen buna izin verir. Ru5 Oxi burada minoksidil ile kombinasyon tedavisi olarak satılmaktadır.

              Çalışmalar, Veri ve Bilim

              Ru5 Oxi, sistemik aktivite eksikliğiyle istisnai bir yüksek topikal aktivite gösterdiğinden, bileşik farklı araştırmacılar tarafından araştırılmasına neden olmuştur.

              Sonunda Prostrakan adlı bir şirket, bileşik haklarını aldı ve Ru5 Oxi'i PSK-3841 olarak yeniden adlandırdı ve insanlarda androgenetik alopesi ve akne için terapötik değeri araştırdı.



              Hem faz 1 hem de faz 2 insan klinik denemelerini gerçekleştirdiler. İlk klinik çalışma, 4 hafta boyunca günde iki kez toplam 30 kişiye uygulanan% 5'lik bir topikal çözeltiden oluşmuştur.

              Bu, 120 kişide 6 aylık bir süre boyunca günde bir kez% 5 ve% 2.5 topikal bir çözeltiden oluşan bir faz 2 çift kör çok merkezli randomize çalışmaya yol açtı.

              İkinci aşama denemesinden sonra Prostrakan aşağıdaki ifadeyi dile getirdi:

              “PSK 3841 ProSkelia'nın ortaklık fırsatı, Worldwide Partners, ProSkelia tarafından ProSkelia tarafından ProSkelia'da, ProSkelia'daki Lisans ve Satın Almalar Başkan Yardımcısı Neil Brown, bir nonsteidal antiandrojen olan BioSquare PSK 3841 sunumunda tamamlandığını duyurdu. androgenetik alopesi tedavisi ve akne hastalarında sebum akışını ve sekresyonunu azaltmak için klinik bir kavram kanıtı çalışması için. PSK-3481 ile yapılan altı aylık tedavi, finasterid ile karşılaştırıldığında eşdeğer veya daha iyi net saç büyümesini gösterdi ”

              Fıkra Raporları

              Ayrıca, Ru5 Oxi’yu kullanan kullanıcıların internette bulabilecekleri bir sürü anekdot raporu da bulunmaktadır. Öncelikle finasterid ile yan etkileri olan insanlar için çekici bir bileşiktir.

              Bu aynı zamanda fıkra raporlarında da ortaya konmuştur. Finasterid'i yan etkiler ile kullanan bazı kişiler Ru5 Oxi kullanımıyla hiçbir yan etkisi olmadığını bildirmiştir.

              Bununla birlikte, açıkça bildirilen raporlar, bazı insanların aslında tipik anti-androjen yan etkileri ile ilgili Ru5 Oxi ile bazı yan etkileri olduğunu da göstermektedir.



              Sonuç olarak, Ru5 Oxi'in bazı insanlar tarafından kesinlikle sevildiği görülüyor.

              Finasteride'den daha mı iyi?
              Bazı insanlar finasteride göre daha iyi sonuçlar bile rapor ediyor. Tüm saç dökülmelerinde olduğu gibi, hemen hemen hiçbir şey herkes için işe yaramıyor. Bazı insanlar Ru5 Oxi kullanımıyla gözle görülür bir pozitif etki olmadığını bildirmiştir, ancak finasteride için de aynı şey söylenebilir.

              Bazı insanlar da ilerlemelerini fotoğraflar üzerinden takip ettiler. RU kullanımına yönelik popüler bir katkı minoksidildir. İşte RU'yu bağımsız bir tedavi olarak kullanan veya minoksidil ile kombinasyon halinde kullananların bazı resimleri:

              Hayvan modelleri açısından androgenetik alopesi makak modeline bakmak da ilginçtir. Bu maymunlar doğal olarak tıpkı insanlar ve androjenler gibi kel olduklarından, saçsızlıkta birincil rol oynarlar, kemirgenlerden daha iyi hayvan modelleri için yaparlar.

              Bir çalışmada Ru5 Oxi, topikal uygulamada, androgenetik alopesi makak modelinde yoğunluğu, kalınlaşması ve saç uzunluğunda güçlü bir artış olduğunu ortaya koydu, oysa sistemik etkiler saptanmadı.



              “Stumptailed makak kel saç derisinde 5 α-redüktaz inhibitörü (finasterid) veya androjen reseptör blokeriyle (Ru5 Oxi) foliküler yeniden büyüme”, günde 1 mg finasterid ve her biri 10 hayvana plasebo verildi.

              Daha sonra toplam 10 hayvan için Ru5 Oxi ve araç topikal olarak uygulandı. Hayvanların dördüne% 5'lik bir Ru5 Oxi konsantrasyonu, 3 hayvana% 0.5'lik bir konsantrasyon verilmiş ve diğer 3'üne araç verilmiştir.

              Anagen foliküller finasteridde ortalama% 88, RU'da% 103 (% 5) ve vellus foliküllerinin terminal boyutunda büyümesi finasteridde% 12 ve RU'da% 26 idi (% 5).

              RU (% 0.5) zayıf bir etki göstermiştir ve plasebolar etkisizdir. Her iki ajanda da saç büyümesi değişken derecelerde gözlendi; RU (% 5), sadece 2 aylık tedaviden sonra en fazla büyümeyi indüklemiştir.

              Plazma RU ve metabolitler (10-20 ng / ml), 3 olguda 2 hastada (% 5), 6 ayda bir ise tespit edildi. Serum DHT yaklaşık% 70 azaldı ve T (erkeklerde) finasterid ile arttı, ancak RU ile anlamlı bir değişiklik göstermedi.



              Ru5 Oxi, Saç Dökülmesi Tedavisinde Neden Onaylanmadı?
              Kesin sebep belli değil. Ama muhtemelen finansal sebeplerden dolayı. Biliyoruz ki, Prostrakan, 2. klinik denemelerinin ardından Ru5 Oxi için ortak tartışmalar arıyordu.

              Dış lisans, Prostrakan'ın stratejisinin önemli bir parçasıydı ancak Ru5 Oxi'yi bir değer projesi olarak tanımladılar, ancak öncelikli bir proje olarak tanımladılar. Bununla ilgili tam bilgileri Prostrakan hakkında bir Morgan Stanley raporunun aşağıdaki resimde görebilirsiniz.

              Ru5 Oxi'nin patent ömrü de sona yaklaşıyordu, bu nedenle jenerik ürünlere girebilecek herhangi bir şirket için çekici olmazdı.




              Ru5 Oxi Nasıl Satın Alınır ve Uygulanır
              Ru5 Oxi önceden hazırlanmış bir çözelti içinde ya da ham toz formunda satın alınabilir.

              Ru5 Oxi'lerini karıştırmak istemeyen insanlar için önceden hazırlanmış bir çözüm bir seçenektir. Ham toz formu biraz daha ucuzdur ve biraz daha fazla esneklik verir. Ham toz ile kendi konsantrasyonunuzu tam olarak karıştırabilir ve kendi “aracınızı” yapabilir veya kullanabilirsiniz.

              Bir araç Ru5 Oxi'nizi askıya alacağınız çözümdür, böylece uygulanabilir. Önceden hazırlanmış bir çözüm satın alırsanız Ru5 Oxi kullanıma hazır bir araçta zaten çözülmüş demektir.

              Çevrimiçi kullanılan en yaygın konsantrasyon% 5 gibi görünmektedir, çünkü Prostrakan firması tarafından yapılan klinik çalışmalarda 6 aylık bir süre zarfında 120 kişide denenen konsantrasyondur. % 5'lik bir konsantrasyondan daha yükseğe çıkmak gerçekten popüler görünmüyor ve çoğu% 3-5'lik bir konsantrasyonda yoğunlaşmaya gidiyor.



              Araçlar açısından çeşitli varyasyonlar kullanılmıştır. Satın alınabilen önceden hazırlanmış çözümlerde, araç etanol ve propilen glikol veya K&B çözeltisinden oluşur.

              Bazı insanlar propilen glikole karşı daha duyarlı olduklarından, K&B çözümü daha az sert bir araç sunar. K&B çözeltisi ayrıca formülasyona dahil olan bir film oluşturucu ajan nedeniyle cilde zaman içinde Ru5 Oxi'yi taşımak üzere tasarlanmıştır. Bunun gerçekten de bir değeri olup olmadığı net değildir, muhtemelen daha çok kişisel tercih meselesidir.

              Bazıları bir aracı diğerinden daha çok seviyor.

              Ham toz şeklini alan insanlar için daha fazla seçenek var. Birçok insan Ru5 Oxi'lerini minoksidil ile karıştırmayı sever. Bu şekilde insanlar sinerjik etkiye sahip tek bir çözümde temel olarak 2 güçlü bileşiğe sahiptir.

              Minoxidil ve Ru5 Oxi'nin sinerjik etkisi, güdük kuyruğu makakları üzerinde yapılan bir çalışmada bildirilmiştir. Ru5 Oxi kullanmanın hızlı bir şekilde minoxidil ile kombinasyon halinde tek başına herhangi bir bileşikten daha iyi sonuçlar verdiğini buldular.

              Ru5 Oxi toz karıştırma kılavuzu
              İsterseniz Ru5 Oxi çözümü hazır olarak satın alınabilir. Tamamen aynı şekilde çalışacaktır, ancak kendiniz karıştırmak ve biraz para kazanmak ve beraberinde gelen ekstra esnekliğe sahip olmak istiyorsanız, karıştırmanız gerekecektir. Bu aslında yapmak çok basit ve aşağıdaki adımlardan oluşur:

              Okunaklı saf Ru5 Oxi tozu
              0,1 veya daha iyi 0,01 gramlık bir ölçeğe sahip olmak
              Aracınızı, tozu karıştıracağınız yere hazırlayın. Toz etanolde eritilir, bu nedenle etanol içeriğinin en az% 30 olduğundan ve araçtaki Ru5 Oxi'yi eritmekte sorun yaşamadığınızdan emin olun. Örneğin, Kirkland minoksidil, neojenik, P&G çözeltisi veya K&B çözeltisi içinde karıştırılabilir.
              RU'nun her% 1'i 10 mg / ml'yi temsil eder. Diyelim ki 60 ml'lik bir Kirkland şişeniz var ve buna% 5 RU çözeltisi yapmak istediğinizi ve 50mg / ml x 60 ml = 3 gram olmasını istediğinizi varsayalım. Yani Kirkland minoksidiline 3 gram ekler ve çok iyi sallarsınız. Başka bir örnek, toplamda 30mg / ml x 10ml = 300mg istediğiniz 10 ml K&B solüsyonunda% 3 RU konsantrasyonunu karıştırmak istediğinizi varsayalım.
              Ru5 Oxi nereden ve neden satın alınır?
              Ru5 Oxi'nin iyi kalitede olması çok önemli. Bundan emin olmak için, bileşiğin saflık ve kimlik açısından test edilmesi gerekir. Şeffaflık bununla mutlak bir zorunluluktur. Anageninc şirketi, iyi bir sicile sahip olan ürünün en büyük tedarikçisidir. Formülasyonlarını bir devlet kurumunda test ediyorlar. Düzenli olarak yeni partileri sentezlerler, böylece her zaman “taze” olurlar. Aşağıdaki dosyada yapılan testlere genel bakışı görebilirsiniz: http://anageninc.com/media/Ru5 Oxi% 20solution% 20stablity% 20test% 20reports.zip

              Her parti için test sonuçlarını şeffaf bir şekilde paylaşırlar. Şirket ayrıca araştırma kullanımı için bileşiği sipariş eden kullanıcılar tarafından defalarca test edilmiş üçüncü taraf olmuştur. Her durumda, bileşik gerçekten% 99'un üzerinde saflığa sahip Ru5 Oxi idi.

              özet
              RU popülaritesi artmaya devam eden steroidal olmayan bir antiandrojendir. Resmen, piyasada hiç onaylanmadı ve bir araştırma bileşiği olarak satıldı, ancak bu, insanların saç dökülmesi tedavisi olarak kullanılmasını engellemez. Hiçbir zaman onaylanmadığının sebebi tam olarak belli değil, ancak bunun maddi sebeplerden dolayı olduğu anlaşılıyor. Bir finasterid alternatifi olarak görülebilir. Yayımlanan kısa vadeli verilere dayanarak işi finasteride ya da daha iyisi kadar iyi yapıyor gibi görünüyor. Bileşik, finasteride yan etkileri olan veya yalnızca finasteride devam edemiyorsa finasteride birleştirmek isteyen kişiler için özellikle çekici olabilir. Basitçe söylemek gerekirse Ru5 Oxi, finasterid ve dutasteridlerin yanı sıra güçlü bir tedavi olarak kendini kanıtlamıştır.

              Yorum yap


              • #8
                Ru5 Oxi: The Popular Treatment Alternative To Finasteride



                lso known as PSK-3841 or HMR-3841, Ru5 Oxi is a non-steroidal anti-androgen. It was first developed in the 1980’s by researchers looking for androgen blocking treatments.

                ARTICLE PURELY FOR RESEARCH AND EDUCATIONAL PURPOSES ONLY

                Anti-androgens have potential to be used to treat some ‘male’ cancers such as prostate cancer, as well as possibly targeting skin conditions including acne and male-pattern baldness.

                Ru5 Oxi differs from other anti-androgens in that rather than trying to reduce or block the production of testosterone or DHT, it focuses on the testosterone receptor.

                Most hormones work by first combining (or attaching to) a unique receptor in the tissue itself.



                This action of hormone ‘locking’ onto the receptor is what causes the effects of the hormone. For example, as you may have heard, the act of DHT “causing” hair loss is this very process. DHT binding with the receptor.

                Ru5 Oxi fits into the DHT receptor ‘keyhole’ – so blocking any real DHT from doing so. However, Ru5 Oxi does not activate the receptor, so doesn’t cause any of the usual downstream effects.

                Topical Ru5 Oxi Side Effects
                As Ru5 Oxi does not affect the production of either testosterone or DHT, the patient’s hormone levels are unchanged. As long as the treatment is localized to the area it is needed, there shouldn’t be any unwanted side-effects..

                If it is used on the scalp, by effectively inactivating DHT receptors, Ru5 Oxi should be able to stop the miniaturization of the hair follicles seen with ongoing exposure to DHT, and therefore reduce or stop androgenetic alopecia.

                It is specifically designed as a topical treatment.

                Sold as a Research Compound
                Since Ru5 Oxi has officially never been approved on the market, it is referred-to as what is known as a “research compound”.

                More than 10 years ago there were only a few people who could obtain the compound and actually test it. It was way more expensive than it is now and only a few select people tried it.

                These days however Ru5 Oxi really found its way into the market. It is way cheaper and has been tried or is being used by many people for their research. One could say about Ru5 Oxi that it is the popular alternative to finasteride.

                Ru5 Oxi is not unique in its class as a research compound. There are more research compounds sold over the internet for other uses like bodybuilding, anti-aging and cognitive enhancement.

                Sold over the counter in Indonesia
                There is one exception to this and that is Indonesia. Ru5 Oxi is sold there over the counter as an official hair loss treatment. Softer regulations probably allow for this. Ru5 Oxi is sold here as a combination treatment with minoxidil.

                Studies, Data, and Science
                Since Ru5 Oxi showed exceptional high topical activity with the lack of systemic activity the compound led to being investigated by different researchers .

                Eventually a company called Prostrakan picked up the compound rights and renamed Ru5 Oxi to PSK-3841 and investigated it for therapeutic value for androgenetic alopecia and acne in humans.



                They ran both phase 1 and phase 2 human clinical trials. The first clinical trial consisted of a 5% topical solution administered twice daily over 4 weeks to a total of 30 people.

                This led to a phase 2 double blind multi centre randomized trial which consisted of a 5% and a 2.5% topical solution being administered once a day over a time period of 6 months in 120 people.

                After the second phase trial Prostrakan put out the following statement:

                “PSK 3841 ProSkelia partnering opportunity, Worldwide Partners are sought by ProSkelia for the development of PSK 3841, Neil Brown, Vice President of Licensing and Acquisitions at ProSkelia, announced during a presentation at BioSquare PSK 3841, a nonsteroidal antiandrogen, has completed phase IIa trials for the treatment of androgenetic alopecia and a clinical proof-of-concept study to reduce sebum flow and secretion in patients with acne. Six months of treatment with PSK- 3481 demonstrated equivalent or better net hair growth compared with finasteride”



                Anecdotal Reports
                There are also a ton of anecdotal reports to find on the internet of users who have used Ru5 Oxi. It is primarily a attractive compound for people who have side effects with finasteride.

                This is also brought forward in the anecdotal reports. Some people who used finasteride with side effects reported no side effects at all with the usage of Ru5 Oxi.

                However clearly the anecdotal reports also show that some people do in fact have some side effects with Ru5 Oxi that relate to typical anti-androgen side effects.



                In terms of results, Ru5 Oxi seems to be absolutely loved by some people.

                Better than Finasteride?
                Some people even report better results on it than finasteride As with all hair loss treatments pretty much nothing works for everyone though. Some people report no noticeable positive effects with the usage of Ru5 Oxi, but the same could be said for finasteride.

                Some people have also tracked their progress through photos. A popular additive to the usage of RU is minoxidil. Here are some pictures of people who have either uses RU as a standalone treatment or in combination with minoxidil:

                In terms of animal models it is also interesting to look at the macaque model for androgenetic alopecia. Since these monkeys bald naturally just like humans and androgens have a primary role in the balding they make for a way better animal models than rodents.

                In one study Ru5 Oxi, on topical application, revealed a potent increase in density, thickening, and length of hair in the macaque model of androgenetic alopecia, whereas no systemic effects were detected.



                In another study called “Follicular regrowth with 5 α-reductase inhibitor (finasteride) or androgen receptor blocker (Ru5 Oxi) in the bald scalp of the stumptailed macaque.” finasteride 1mg a day and placebo was given to 10 animals each.

                Then Ru5 Oxi and vehicle were topically applied for a total of 10 animals. Four of the animals were given a concentration of 5% Ru5 Oxi, 3 animals a concentration of 0.5% and the other 3 were given the vehicle.

                Anagen follicles increased an average of 88% with finasteride and 103% with RU (5%) and growth of vellus follicles to terminal size was 12% with finasteride , and 26% with RU (5%).

                RU (0.5%) showed a weak effect and placebos induced no effect. Hair regrowth was observed in varying degrees with both agents; RU (5%) induced the most growth after only 2 months of treatment.

                Plasma RU and metabolites (10-20 ng/ml) were detected in 2 cases (5%) at 3, and one at 6, months. Serum DHT decreased about 70% and T (males) increased with finasteride, but exhibited no significant changes with RU.



                Why was Ru5 Oxi Never Approved for Hair Loss Treatment?
                The exact reason is unclear. But is probably because of financial reason. We do know is that Prostrakan was searching for partnering discussions for Ru5 Oxi after their 2nd clinical trial.

                Out-licensing was a key part of the strategy of Prostrakan but they did identify Ru5 Oxi as a value project but not a priority one. You can see the exact information about that in the following picture of a Morgan Stanley report about Prostrakan.

                The patent life of Ru5 Oxi was also nearings it’s end so this would not be attractive for any company as generics could come into the field.




                How to Purchase and Apply Ru5 Oxi
                Ru5 Oxi can be either bought in a pre-made solution or as the raw powder form.

                For people who don’t want to mix their Ru5 Oxi, the pre-made solution is an option. The raw powder form is a little cheaper and gives a bit more of flexibility. With the raw powder you can mix your own concentration precisely and you make or use your own “vehicle”.

                A vehicle is the solution you will be suspending your Ru5 Oxi so that it can be applied. If you buy a pre-made solution the Ru5 Oxi is already dissolved in a vehicle ready for use

                The most commonly concentration used online seems to be 5%, as this was the concentration that was trialed in the clinical trials by the company Prostrakan in 120 people over a period of 6 months. Going higher than a 5% concentration doesn’t seem to be really popular and most go for a concentration in the 3-5% range.



                In terms of vehicles various variations have been used. In the pre-made solutions that can be bought the vehicle consists of ethanol and propylene glycol or K&B solution.

                Since some people are more sensitive to propylene glycol the K&B solution offers a less harsh vehicle. The K&B solution was also designed to carry Ru5 Oxi over time into the skin due to a film forming agent being included in the formulation. Whether this really holds much value is not clear, it’s probably more a matter of personal preference.

                Some like the one vehicle more than the other.

                For people who buy the raw powder form there are more options possible. Many people like to mix their Ru5 Oxi into minoxidil. That way people have basically 2 strong compound in one solution that have a synergistic effect.

                The synergistic effect of minoxidil and Ru5 Oxi has been reported in a study done on stumptail macaques. They found that using Ru5 Oxi quickly produced better results in combination with minoxidil than either compound alone.

                Ru5 Oxi powder mixing guide
                Ru5 Oxi solution can be bought premade if you want. It will work exactly the same but if you want to mix it yourself and spare some money and have the extra flexibility that comes with it you will need to mix it. This is actually very simple to do and consists of the following steps:

                Getting legit pure Ru5 Oxi powder
                Having a scale that goes by 0.1 or even better 0.01 grams
                Having your vehicle ready where you will mix the powder in. The powder is dissolved in ethanol so make sure the ethanol content is at least 30% and you should have no problems dissolving the Ru5 Oxi in the vehicle. For instance it can be mixed in Kirkland minoxidil, neogenic, P&G solution or K&B solution.
                Every 1% of RU represents 10mg/ml. So let’s say you have a Kirkland bottle of 60ml and you want to make a 5% RU solution into this you want to have 50mg/ml x 60 ml = 3 gram. So you add 3 gram to the Kirkland minoxidil and shake it really well. Another example let’s say you want to mix a 3% RU concentration in 10ml of K&B solution you want 30mg/ml x 10ml = 300mg in total.
                Where to buy Ru5 Oxi and Why?
                It’s obviously important that the Ru5 Oxi is of good quality. To know this for sure the compound needs to be tested for purity & identity. Transparency is an absolute must with this. The company anageninc is the biggest supplier of the product with a good track record. They test their formulation at a government institution. They periodically synthesize new batches so that they are always “fresh”. You can see the overview of testing done in the following file: http://anageninc.com/media/Ru5 Oxi%20solution%20stablity%20test%20reports.zip

                They transparently share their test results for each batch. The company has also been third party tested many times by users who have ordered the compound for research use. In every instance the compound was indeed Ru5 Oxi with a high purity of above 99%.

                Summary
                RU is a non-steroidal antiandrogen that continues to rise in popularity. Officially it has never been approved on the market and is sold as a research compound but that doesn’t stop people from using it as a hair loss treatment. The reason that it has never been approved isn’t completely clear but it seems it was simply because of financial reasons. It can be seen as a finasteride alternative. Based on short term data that is released it seems to do the job just as good as finasteride or better. The compound can be especially attractive for people who get side effects with finasteride or people who want to combine it with finasteride if they can’t maintain on finasteride alone. Simply said Ru5 Oxi has established itself as a powerful treatment besides the likes of finasteride and dutasteride.

                Yorum yap


                • #9
                  Minoxidil Plus İle Kellik






                  Kısa iletişim: Saç dökülmesi tedavisinde bezelye filizi ekstraktının klinik değerlendirmesi

                  Torsten Grothe, Franziska WandreyCornelia Schuerch
                  İlk yayınlanan: 03 Kasım 2019

                  https://doi.org/10.1002/ptr.6528 Öz

                  Saç dökülmesi dünya çapında milyonlarca insanı etkiler, ancak şu anda mevcut tedavi seçenekleri, yan etkiler veya sınırlı etkinlik nedeniyle genellikle tatmin edici değildir. Bezelye filizi özütünün topikal olarak uygulandığında saç yoğunluğunu iyileştirdiği gösterilmiştir, ancak oral uygulama üzerine etki şekli ve etkinliği bilinmemektedir. Çalışmamız şimdi, 10 gönüllünün belirli bir saç derisi bölgesine %2 bezelye filizi özü içeren bir sıvının uygulanmasının, saçla ilgili tanımlanmış genlerin, yani fibroblast büyüme faktörü-7 (FGF7) ve noggin'in ekspresyonunu 56 oranında arttırdığını göstermiştir. sırasıyla %85. Ek olarak, 21 gönüllüde yapılan sonraki bir beslenme müdahalesi çalışması, bezelye filizi ekstraktının diyet takviyesi olarak tüketildiğinde de etkili olduğunu kanıtladı.p < 0,002). Herhangi bir advers olay bildirilmemiştir. Sonuç olarak, bezelye filizi özü, aşırı saç dökülmesi yaşayan bireylerde saç büyümesini güvenli bir şekilde teşvik etmek ve saç dökülmesini azaltmak için etkili bir araç olabilir.1. GİRİŞ

                  Sağlıklı saçlar birçok fizyolojik fonksiyona hizmet eder ve kimlik için hayati önem taşır. 0.35 mm/gün oranında uzar ve günde yaklaşık 100 saç teli dökülür. Saç büyüme döngüsü üç farklı aşama ile karakterize edilir: büyüme aşaması (anagen), apoptoz aracılı gerilemenin geçiş dönemi (katagen) ve saçın folikülden salındığı ve düştüğü göreceli sessizlik (telojen). Döngüsel kayıp ve yeni saç büyümesi yoluyla, saç sayısı nispeten sabit kalır ve saç köklerinin yaklaşık %85-90'ı anajendir (Murphy & Zito, 2018).). Ancak telojen fazdaki saç oranı artar ve anajen saç yüzdesi azalırsa yaygın saç dökülmesi görülebilir. 50 yaşına gelindiğinde, yaklaşık her saniye erkek ve kadın, hormonal değişiklikler, yetersiz beslenme, stres, ilaç kullanımı veya aile öyküsü gibi çeşitli faktörlerin neden olabileceği yavaş, istemsiz saç dökülmesinden etkilenir (Rogers & Avram, 2008 ).

                  Bir dizi tedavi mevcut olmasına rağmen (örneğin finasterid), hastalar genellikle ilaçların yan etkilerinden dolayı memnun kalmazlar ve saç dökülmesini azaltmak için güvenli, doğal maddeler ararlar (Sadick, Callender, Kircij ve Kogan, 2017 ).

                  Yenilebilir organik bezelye filizlerinden ( Pisum sativum L.) hazırlanan suda çözünür bir özüt olan AnaGain™ Nu, saç büyümesini teşvik etmek ve saç kaybını azaltmak için biyoanaliz rehberli ürün geliştirme ile geliştirilmiştir. Bezelye filizi, biyotin ve L-arginin gibi çeşitli besinlerin yanı sıra deneysel modellerde saç büyümesini teşvik ettiği öne sürülen izoflavonlar gibi ikincil bitki metabolitleri açısından zengin bir kaynaktır (Zhao, Harada, Kurihara, Nakagata ve Okajima, 2011 ). .

                  Daha önceki bir kozmetik çalışma, bezelye filizi özütünün topikal uygulamasının anajen ve telojen saç oranını artırarak saç yoğunluğunu arttırdığını zaten göstermiştir (Schmid, Belser ve Zuelli, 2013 ). Ancak bezelye filizi özütünün saç döngüsünü nasıl modüle ettiği ve ağızdan tüketildiğinde de etkili olup olmadığı henüz bilinmiyor. Bu nedenle, bu araştırma programının amacı a) bezelye filizi ekstraktının koparılmış saç köklerinde gen ekspresyonu üzerindeki etkisini analiz etmek ve b) ekstraktın gıda takviyesi olarak tüketildiğinde saç dökülmesini azaltmadaki etkinliğini değerlendirmektir.2 MATERYAL VE YÖNTEM

                  2.1 Gen ifadesi analizi

                  Yaşları 46 ila 60 arasında olan 10 gönüllüden (4 kadın ve 6 erkek) %2 bezelye filizi özütü (AnaGain™, Mibelle AG, İsviçre) içeren bir kafa derisi ürününü günde iki kez başlarının arkasındaki bir test bölgesine uygulamaları istendi. iki haftadır. Çalışmanın öncesinde ve sonunda, test bölgesinden 20 saç toplandı, havuzlandı, yaklaşık 1 cm uzunluğunda kesildi ve -80°C'de saklandı. Seçilen işaretçilerin ifadesi, farklı saç havuzlarından ekstrakte edilen mRNA üzerinde RT-qPCR yöntemi kullanılarak analiz edildi. Gen ekspresyonunun analizi kopyalar halinde yapıldı ( n = 2) saç fizyolojisi için önemli olan 32 hedef gen içeren özel bir PCR dizisinin kullanılması. PCR'ler LightCycler® System (Roche Molecular System Inc.) ile çalıştırıldı ve sonuçlar, ΔCt yöntemi kullanılarak iki temizlik geninin (RPL13A, GAPDH) ortalama ekspresyonuna normalleştirildi. Paralel olarak iki başka test numunesi, sırasıyla Carlina acualis L. ve Polygonum multiflorum Thunb.'dan hazırlanan ekstraktlar , yukarıda açıklanan aynı yöntem altında 18 ek gönüllüde araştırıldı.2.2 Gıda takviyesi çalışması

                  Pilot çalışmaya, hafif ila orta derecede saç dökülmesi (günde ≥100 saç dökülmesi) olan 21 sağlıklı Kafkasyalı (22 ila 63 yaş) dahil edildi. Diğerlerinin yanı sıra belirgin saç patolojileri, ciddi sistemik veya dermatolojik hastalıklar, test alanlarında herhangi bir topikal (ilaç içeren) veya kozmetik yaşlanma önleyici ürün kullanımı, baklagillere karşı gıda alerjisi ve diğer herhangi bir klinik araştırmaya katılım dahil çalışmadan dışlanma nedenleri test alanlarını içeren deneysel ilaçların incelenmesi veya kullanılması.

                  Çalışma, insan deneklerde tıbbi araştırmalar için etik ilkelere (Helsinki Deklarasyonu) uygun olarak İsviçre, Neuchâtel, Cilt Testi Enstitüsünde gerçekleştirilmiştir. Tüm katılımcılar, çalışma detayları açıklandıktan sonra bilgilendirilmiş onam verdi.

                  Denekler, sekiz hafta boyunca günde bir kez 100 mg bezelye filizi özütü (AnaGain™ Nu, Mibelle AG, İsviçre tarafından sağlandı) su veya meyve suyu gibi kendi seçtikleri 200-250 ml soğuk sıvı içinde eritildi.

                  Başlangıçta (t 0 ), 28. günde (t 1) ve 56. günde (t 2 ), gönüllüler sabah ve akşam tarak/fırça üzerinde kaybedilen saçlarını topladılar ve kafa derisi üzerinde dermatolojik bir değerlendirmeye katıldılar. Toplanan saçlar eğitimli bir laboratuvar teknisyeni tarafından sayıldı. Saç derisi fotoğrafları Visioface® (Courage & Khazaka) kullanılarak yapılmıştır. Müdahalenin sonunda (t 2 ), tedaviden ve saçın durumundan memnuniyeti değerlendirmek için gönüllüler tarafından bir anket doldurulmuştur.

                  Katılımcıların çalışma süresi boyunca saç dökülmesine karşı ürün kullanımı dışında normal saç yıkama rutinlerine devam etmelerine izin verildi.2.3 İstatistikler

                  Ölçülen tüm parametreler için, eşleştirilmiş veriler, StatXact (Sürüm 5, 2001, Cytel Software Corporation, Cambridge, MA, ABD) kullanılarak parametrik olmayan permütasyon analizi ile istatistiksel anlamlılık açısından test edildi. Aksi belirtilmedikçe sonuçlar ortalamalar artı standart sapma olarak sunulmuştur.3. SONUÇLAR

                  3.1 Gen ifadesi analizi

                  Bezelye filizi ekstraktının iki hafta boyunca uygulanması, fibroblast büyüme faktörü 7 (FGF7) ve noggin ekspresyonunu güçlü bir şekilde aktive etti. Bu, 13.02'den 12.38'e temizlik genleriyle karşılaştırıldığında FGF7'nin ortalama ΔCt'sinde bir azalma ile yansıtıldı, bu da ekspresyonda %56'lık bir ortalama artışa tekabül ediyor. Temizlik genleriyle karşılaştırıldığında Noggin'in ortalama ΔCt'si, bezelye filizi özütünün uygulanmasından önce 15.44'ten iki haftalık tedaviden sonra 14.56'ya düştü. Bu, Noggin ekspresyonunun %85'lik bir ortalama artışına karşılık gelir. Genel olarak, FGF7, 10 katılımcının 8'inde ve 7'sinde noggin uyarıldı. Test edilen diğer iki bitki özü, FGF7 veya Noggin gen ekspresyonunu veya test edilen diğer herhangi bir hedef geni etkilemedi (veriler gösterilmemiştir).3.2 Gıda takviyesi çalışması

                  23 gönüllüden (ortalama yaş 43.9 yıl ±12.4 yıl), 2'si tıbbi veya profesyonel nedenlerle ayrıldı ve 3 erkek ve 18 kadın çalışmayı tamamladı.

                  Bezelye özü ile iki aylık tedaviden sonra, katılımcıların %95'i saç dökülmesinde azalma yaşadı. İlk ay içinde, kaybedilen ortalama saç sayısı başlangıçta 163.7 ± 61.2'den t1'de 105.7 ± 50.6'ya ( p < 0.0002; Şekil 1 ) %33.9 azaldı . Takviyenin ikinci ayında, saç dökülmesinde daha fazla azalma belgelenmiştir (t 2 : 100.4 ± 56.2, p = 0.0002 - t 0 ). resim Şekil 1
                  Şekil görüntüleyicide açPriz
                  Bezelye filizi özü ile bir ve iki aylık takviyeden sonra günde dökülen saç sayısında değişiklik; * p = 0.0002 - t0'ı gösterir ** p < 0.0002 - t0'ı gösterir [Renkli şekil wileyonlinelibrary.com adresinde görülebilir ]
                  Etkinlik, öznenin kendi değerlendirmeleriyle doğrulandı. Gönüllülerin %86'sı bezelye filizi özü ile sekiz haftalık tedaviden sonra saç dökülmesinin azaldığını bildirdi ( p ≤ 0.05), %71'i genel saç durumunda bir iyileşme algıladı ( p > 0.05).

                  Gıda takviyesi, herhangi bir yan etki belirtisi olmaksızın iyi tolere edildi. 4. TARTIŞMA

                  Bu pilot çalışmanın sonuçları, günlük 100 mg bezelye filizi özü takviyesinin saç dökülmesi yaşayan bireylerde saç dökülmesini güvenli ve etkili bir şekilde azalttığını göstermiştir. Bu bulgular, androjenik alopesi olan erkeklerde (Nichols, Bosshardt Hughes, Cannazza ve Zaiac, 2017 ) ve kendi bildirdiği saç incelmesi olan kadınlarda (Ablon & Kogan, 2018 ) terminal saç sayısında önemli bir iyileşme bildiren son kanıtlarla uyumludur . polifenol takviyesi.

                  Anti-oksidatif ve anti-inflamatuar bileşenlerin kullanımı, saç dökülmesinin tedavisi için makul görünmektedir, çünkü çok faktörlü patogenezi, folikülde pro-oksidan ve pro-inflamatuar bir ortamı destekleyen faktörleri (örn. saç folikülü döngüsünün düzensizliğine yol açar. Oksidatif stres, apoptozu arttırdığı, foliküler regresyona ve anagen fazın erken sonlandırılmasına neden olduğu bilinen Il-1 ve TNF-α gibi proinflamatuar sitokinlerin salınımını uyarır (Farris, Rogers, McMichael ve Kogan, 2017 ).

                  Anti-inflamatuar ve anti-oksidan özelliklerine ek olarak, bezelye filizi özütünün, yeni bir saçın uyarılması için önemli olan iki iyi bilinen sinyal bileşiği olan FGF7 ve noggin genlerinin ekspresyonunu uyararak saç büyümesi üzerinde doğrudan etkileri olduğu gösterilmiştir. büyüme evresi (Şekil 2) sadece iki haftalık tedaviden sonra. Pilot çalışmaya kıyasla, çok daha kısa bir çalışma süresinden sonra gen ekspresyon profilinde değişiklikler beklenebilir. Bu nedenle, gen ekspresyonu değişikliklerinin aşağı yönde bir sonucu olan saç yoğunluğundaki değişiklikleri gözlemlemek için pilot çalışma için daha uzun bir tedavi süresi seçilmiştir. Ek olarak, sonuçların geçerliliği, paralel olarak test edilen diğer iki bitki preparasyonunun gen ekspresyonunu hiç etkilemediği ve bu nedenle dahili bir plasebo kontrol grubu olarak kabul edilebileceği gerçeğiyle desteklendi. Bununla birlikte, Noggin'in, telojen-anagen geçişini baskılayan bir protein olan kemik morfogenetik protein 4'ün (BMP4) aktivitesini inhibe ederek dolaylı olarak işlev gördüğü ileri sürülmektedir (Plikus ve diğerleri, 2008).). FGF7, saç germ hücrelerinin çoğalması ve yeni bir saç döngüsü başlatması için uyarılmasına katılan bir sinyal faktörüdür (Greco ve diğerleri, 2009 ). resim şekil 2
                  Şekil görüntüleyicide açPriz
                  Bezelye filizi özütünün önerilen eylem modu AnaGain™ Nu [Renkli şekil wileyonlinelibrary.com adresinde görülebilir ]
                  Sonuç olarak, bezelye filizi özü içeren gıda takviyeleri ve topikal solüsyonlar, yan etkisi olmaksızın saç dökülmesi yaşayan bireylerde saç dökülmesini azaltmaya ve saç büyümesini artırmaya yardımcı olabilir. Etkinliğini doğrulamak için daha büyük bir popülasyon boyutuna ve daha uzun çalışma süresine sahip plasebo kontrollü müdahaleler arzu edilir. TEŞEKKÜRLER

                  Bu çalışma, Mibelle Group Biochemistry, Mibelle AG, İsviçre'nin bir hibesi ile desteklendi ve finanse edildi. Bilimsel destek için meslektaşlarımız Christina Pickel, Daniel Schmid ve Fred Zuelli'ye ve numune hazırlama için Antje Duering'e teşekkür ederiz.Kısaltmalar

                  • AGA
                  • androgenetik alopesi
                  • BMP4
                  • kemik morfogenetik proteini 4
                  • FGF
                  • fibroblast büyüme faktörü-7
                  • GAPDH
                  • gliseraldehit 3-fosfat dehidrojenaz
                  • il-1
                  • interlökin-1
                  • mRNA
                  • haberci RNA
                  • PCR
                  • polimeraz zincirleme reaksiyonu
                  • RPL13A
                  • ribozomal protein 13A
                  • TNF-α
                  • tümör nekroz faktörü alfa
                  • TGF-β
                  • dönüştürücü büyüme faktörü beta
                  ÇIKAR ÇATIŞMASI

                  Herhangi bir çıkar çatışması beyan edilmedi.

                  Yorum yap


                  • #10


                    Eksojen flavonoidlerin bezelye ( Pisum sativum L.) nodülasyonu üzerine etkisi
                    K. Novak, P. Chovanec , V. Škrdleta , Martina Kropáčová , Ludmila Lisa , Marie Němcová
                    Journal of Experimental Botany , Cilt 53, Sayı 375, 1 Ağustos 2002, Sayfa 1735–1745, https://doi.org/10.1093/jxb/erf016
                    Yayınlanan:

                    Öz

                    Simbiyotik bakteri Rhizobium leguminosarum bv'nin indükleyicileri ve nodülasyon ( nod ) genlerinin baskılayıcısı olarak bilinen seçilmiş flavonoidler . viciae , ev sahibi olarak bahçe bezelyesi ile simbiyoz oluşumu üzerindeki etkileri açısından test edildi. Adsorpsiyon ve bozunma nedeniyle flavonoid kayıplarını önlemek için hidroponik yetiştirme sisteminden katı bir substrat çıkarılmıştır. Test edilen flavonoidlerin nod genleri ile varsayılan etkileşimi, 128C30 suşunun genetik arka planı için doğrulanmıştır. Bir bir uyarıcı etkisi baş sallama aşılamadan sonra bitki başına 14 d meydana simbiyotik nodül numarasına gen indükleyici naringenin 0.1 ve 1 ug ml konsantrasyonlarda tespit edilmiştir -1besin çözeltisi. 10 ug mi 'de -1 , en yüksek test edilen konsantrasyon, naringenin zaten önleyici nitelikte idi. Buna karşılık, nodülasyon olumsuz bir etkilenen bir nod 1 ug mi üzerindeki konsantrasyonlarda, gen baskılayıcı, kuersetin -1 başka test yanı sıra, nodgen indükleyici, hesperetin. Hesperetin'in zararlı etkisi, toksisitesinden veya kök büyümesinin inhibisyonu ile gösterildiği gibi bozunma ürününün/ürünlerinin toksisitesinden kaynaklanabilir. Hem naringenin uyarıcı etkisi hem de kersetinin nodül sayısı üzerindeki inhibitör etkisi, nodül gelişiminin ilk aşamalarında, ilk nodüllerin spesifik boyanmasıyla ortaya konulduğu gibi, daha belirgindi. Nodül gelişimi sırasında flavonoid etkisinin azalması, bitkinin otoregülasyon mekanizmalarına bağlandı. Nodül metabolizmasının geri besleme düzenlemesi, nodül sayısındaki naringenin koşullu artışına nitrojenaz aktivitesinde herhangi bir artışın eşlik etmemesi gerçeğinden de sorumlu olabilir. Aksine, kersetin ve hesperetin'in nodül sayısı üzerindeki inhibitör etkisi, toplam nitrojenaz aktivitesinde azalma ile ilişkilendirilmiştir.-1 , bununla birlikte, aynı etki sarf edildi baş sallama düzenleyici mekanizmaların nodülasyon inhibe yüksek bir flavonoid konsantrasyonları aralığında RHC kontrol ettiğini geri düşündüren, gen baskılayıcı, kuersetin. Planta'da test edilen flavonoidlerin etkisinin nod gen aktivite yanıtı ile karşılaştırılması, daha yüksek konsantrasyonlara iki büyüklük sırası kayma gösterdi. Bu kayma, hidroponik çözelti değişiklikleri arasındaki 3 günlük aralıklarla her iki ortakyaşar tarafından flavonoidlerin emilmesi ve bozunması ile açıklanır. Kayıpları 99, 96.4 ve 10 ug mi başlangıç konsantrasyonu% 90 idi -1 sırasıyla naringenin, hesperetin ve kuersetin için.Anahtar kelimeler: flavonoidler, nod geni, Pisum , Rhizobium , simbiyoz.
                    Sorun Bölümü:
                    Büyüme, Gelişme ve Tüm Organizma Fizyolojisinin Düzenlenmesi
                    25 Eylül 2001'de alındı; 27 Mart 2002'de kabul edildi Giriş


                    Baklagil bitkileri ve nodül bakterileri (rhizobia) arasındaki simbiyozun oluşumunda kilit bir olay, rizobiyal nodülasyon ( nod ) genlerinin aktivasyonudur . Nihai ürünü bir nod genleri ana kök ilk nodül oluşumu indükleme maddesinin temsil Nod faktörleri olarak adlandırılan salgılanan lipo kitin oligosakkaritler vardır. Paralel olarak, Nod faktörleri bir dizi başka erken simbiyotik tepkiyi, özellikle de kök kılı kıvrılmasını ortaya çıkarır (bir inceleme için RHC, bakınız Spaink, 2000 ).

                    Öte yandan, rizobial nod genlerinin, bitki kök eksüdalarında bulunan flavonoid bileşikleri tarafından aktive edildiği bilinmektedir. Flavonoidler, spesifik olarak nodD geninin protein ürünü ile etkileşime girer ve NodD'nin aktif formunun, nod operonlarının promotörleri aracılığıyla transkripsiyonu aktive ettiğine inanılır . Bu tepki, nodD'nin kendisinin NodD-flavonoid kompleksi tarafından aktive edildiği Rhizobium leguminosarum bv gibi rizobilerde daha da açıktır . viciae , bir bahçe bezelyesi ( Pisum sativum L.) mikro simbiyontudur ( Burn ve diğerleri , 1987 ).

                    Aktivasyon süreci hakkındaki bilgilerin büyük kısmı, nod genlerinin mutasyonel analizinden, raportör genlerle nod gen füzyonlarının yapılandırılmasından , kök eksüdalarının fraksiyonlanmasından ve nod genini indükleyen veya baskılayan aktiviteye sahip bileşiklerin saptanmasından elde edilmiştir ( Firmin ve ark ., 1986 ; Burn ve diğerleri , 1987 ; Peters ve Long, 1988 ). Diğer yandan, bilgi çok sınırlı bir miktarı flavonoid bileşiklerinin ortak yaşam olası sınırlama mevcuttur planta ( Zaat ve ark ., 1988 ; Schlaman ve ark., 1991 ; Hungria ve Phillips, 1993 ) veya ek flavonoidlerin konukçu bitki nodülasyonu üzerindeki etkisi hakkında ( Kapulnik ve diğerleri , 1987 ; Jain ve diğerleri , 1990 ; Kosslak ve diğerleri , 1990 ; Cunningham ve diğerleri , 1991 ; Zhang ve Smith, 1995 ). Bu nedenle, model simbiyotik sistemde, bezelye – R. leguminosarum bv.'de eksojen olarak sağlanan flavonoid bileşiklerin simbiyoz gelişimi üzerindeki etkisi hakkında daha fazla veri elde etmek için çaba gösterildi . viciae. Diğer organizmaların etkilerini dışlamak ve bir katı fazın yüzeyinde flavonoidlerin adsorpsiyonunu ve bozunmasını azaltmak için, katı bir substratın çıkarıldığı basitleştirilmiş yarı steril bir hidroponik sistem optimize edilmiştir. Ek olarak, tüm bitki düzeyinde flavonoidlere verilen yanıt, tek başına kullanılan rizobiyal suşun nod geni indüksiyonu düzeyindeki yanıtı ile karşılaştırılmıştır .

                    Malzemeler ve yöntemler
                    Bitkiler
                    Bezelye tohumları cv. Ortalama ağırlık olarak 0,245 g %10 toleransla seçilen 'Bohatır', %2 Kloramin B ile 20 dakika sterilize edildi, steril distile su ile durulandı ve Petri kaplarında karanlıkta 28 °C'de 3,3 ile 3 gün çimlendirildi. Her tohum için ml steril distile su. Ana kök uzunluğu 2-3 cm'ye ulaştığında, fideler 170 °C'de kuru hava ile sterilize edilmiş ve kenarlarının 1 cm altına kadar hidroponik solüsyonla doldurulmuş beherlerin alüminyum folyo kapaklarına aktarılmıştır. Kök, bitkinin büyümeye devam etmesini sağlamak için delikli alüminyum kapağa sabitlendi. Beherlerin yanları bir siyah fotoğraf kağıdı tabakası ve bir dış tabaka alüminyum folyo ile ışığa karşı korunmuştur. Bitkicikler 18/6 saat gündüz/gece periyodunda, 500 µmol m –2 büyüme odasında tutuldu.s –1 fotosentetik olarak aktif radyasyon, 22/16 °C sıcaklık ve %75/85 bağıl nem. Nodülasyonu optimize etmek için farklı yetiştirme kapları test edildiğinde, aynı büyüme protokolü kullanıldı. bakteri aşısı


                    Rhizobium leguminosarum bv'nin 128C30 suşu . viciae (Tablo 1 ), deneyler için yerli toprak rizobiyal popülasyonları ile oldukça rekabetçi olan yüksek verimli vahşi tip bir suş olarak seçilmiştir ( Škrdleta ve diğerleri , 1993 ). Maya-mannitol agar plakalarının yüzeyinden 4 günlük bir kültür kazındı ( Vincent, 1970 ) ve steril suda yeniden süspanse edildi. Bezelye bitki aşılama için, 2 x 10 4 bakteri, bir mikroskop sayımına göre, yani 10, topraksız çözeltinin ml'si başına eklenmiştir 6 , standart 50 ml'lik kaplarda yetiştirildiğinde bakteri bitki başına uygulanmıştır.

                    Flavonoidlerle bitki tedavisi
                    Farklı olduğu belirtilmemişse, besleyici çözelti bileşimi, ile bezelye batık nodülasyonun için kullanılan çözelti dayanan Lie (1969 a , b , Novák ve arkadaşları 1994,. İçeren) K 2 HPO 4 360 KH 2 PO 4 120, MgSO 4 .7H 2 O 250, CaSO 4 250 ve ferrik sitrat, 30 mg l -1 . Mikroelement bileşimi, Škrdleta ve arkadaşlarına göre olmuştur . (1980 ) ve nodülasyon uyarıcı temel nitrat seviyesi (0.625 mM) Ca(NO 3 ) 2 olarak sağlandı.( Street, 1988 ). Damıtılmış su ve stok çözeltiler kaynatılarak kısmen sterilize edilmiştir. Hidroponik çözelti, boşaltılarak haftada iki kez değiştirildi.

                    Cunningham ve diğerleri tarafından kullanılan, köke sürekli flavonoid çözeltisi tedariki . (1991 ), yüksek bölünme katsayısı (kök/besin çözeltisi) flavonoidlerin kökte kontrolsüz tutulmasına ve fonksiyonel hasarına yol açabileceğinden kaçınılmıştır. Bitkicikler, adaptasyon için transferden sonra 4 gün boyunca aşılanmadan bırakıldı. Besin çözeltisindeki değişiklikler, test edilen flavonoidlerin belirtilen konsantrasyonunu içeriyordu ve ilk değişiklik, aşılama için bakterileri de içeriyordu. Değerlendirme için bitkiler aşılamadan (DAI) 7, 10 ve 14 gün sonra hasat edildi.

                    flavonoidler
                    Naringenin (4',5,7-trihidroksiflavanon, Aldrich'ten) ve hesperetin (3',5,7-trihidroksi-4'-metoksiflavanon, Serva), R. leguminosarum bv için çok yüksek nod gen indükleyici aktiviteye sahip bileşikler olarak kullanıldı. . viciae ( Firmin ve diğerleri , 1986 ; Zaat ve diğerleri , 1988 ; Novák ve diğerleri , 1995 ). Model nod gen baskılayıcı olarak kuersetin (3,3',4',5,7-pentahidroksiflavon, Serva'dan elde edilen dihidrat) kullanıldı . Flavonoid yapılar Şekil l'de gösterilmektedir. 1 . Daidzein (4′,7-dihidroksiizoflavon,Firmin ve diğerleri , 1986 ; Novák ve diğerleri , 1995 ), bu bileşik ticari olarak yeterli miktarlarda bulunabilmesi için seçilmiştir. Quercetin , R. leguminosarum bv'nin nod gen baskılayıcısının yapısal gereksinimlerine uygundur . Firmin ve diğerleri tarafından formüle edildiği gibi viciae . (1986 ), kısmen bir C3 hidroksile sahip olarak ve bunun baskılayıcı aktivitesinin deneysel kanıtı Novák ve diğerleri tarafından sağlandı . (1994 ). Metanol içinde bir naringenin stok çözeltisi hazırlandı (100 mg ml -1) ve –20 °C'de saklandı. Bu nedenle metanol konsantrasyonu, tüm işlemlerde %0.01'lik standart seviyeye ayarlandı. 0.1 M Na 2 CO 3 içinde hesperetin (10 mg ml –1 ) ve kersetin (2 mg ml –1 ) ana çözeltileribesin solüsyonu ile seyreltilmeden hemen önce hazırlanmıştır. Besin çözeltisinin alkalileşmesi, eşmolar miktarda HCl ile önlenmiştir. Besin çözeltisi içindeki tüm flavonoidlerin dilüsyonları, yetiştirme sistemine eklenmeden hemen önce hazırlandı. Besin çözeltisindeki flavonoidlerin konsantrasyonu 283 nm'de (naringenin), 284 nm'de (ayrışmamış formda hesperetin) ve 425 nm'de (kersetin) UV spektrofotometrisi ile belirlendi. Naringenin ilk KH ile asitleştirildi besleyici çözeltiden kloroform ile ekstre edildi 2 PO 4 .

                    flavonoidlerin nod gen indükleyici aktivitesi
                    Baş sallama geni indükleyici aktivite pMP154 taşıyan suşu 128C30 türevleri tespit edilmiştir, bir IncQ taşıyan plazmid nodABC-lacZ sağlar füzyon baş sallama (Tablo gen etkinliği β-galaktosidaz aktivitesi olarak izlenecek 1 ). pMP154 suşu izole edildi Rhizobium (RBL5280 Zaat ve ark ., 1988 (), alkali liziz vasıtasıyla Sambrook ve diğ ., 1989 dönüştürülmüştür) Escherichia coli (K802 Inoue ve diğ ., 1990 ), ve conjugatively bir üçlü içinde 128C30 transfer yardımcı plazmit olarak pRK2013 kullanılarak çiftleşme (Figurski ve Helinski, 1979 ). Aynı şekilde, standart bir R. leguminosarum bv'den klonlanmış flavonoid reseptör gen nodD'sini taşıyan pMP280 . viciae suşu 248 ( Josey ve diğerleri , 1979 ), RBL5280'den izole edildi ve rizobiyal alıcılara aktarıldı. Antibiyotiklerin seçim seviyeleri şu şekildeydi (µg ml –1 olarak ): tetrasiklin 2, streptomisin 20 ( E. coli ) veya 250 ( Rhizobium ), kanamisin 50 ve kloramfenikol 15. Antibiyotik belirteçlerine ek olarak, küçük alıcı suşu 128C30'un türevlerindeki plazmitler, plazmit preparasyonlarının jel elektroforezi ile doğrulandı ( Sambrookve diğerleri , 1989 ). 128C30 suşunun asimbiyotik türevlerinin, bu suşta meydana gelen kendiliğinden kayıpların bir sonucu olarak simbiyotik megaplazmitten yoksun olduğu varsayılır ( Leyva ve diğerleri , 1987 ). Asimbiyotik fenotip, küçük tohumlu bir model bitki Vicia tetrasperma (L.) Schreb'in aşılanmasıyla doğrulandı. aseptik koşullar altında agar ile katılaştırılmış besin çözeltisi üzerinde büyütüldü.

                    Nod gen indüksiyonu ve β-galaktosidaz tahlili için mikroplaka tekniği kullanıldı ( Novák ve diğerleri , 1994 ). Flavonoidlerin stok çözeltileri, planta tahlilinde anlatıldığı gibi hazırlandı .

                    istatistiksel tedavi
                    Veriler, Statgraphics Statistical Graphics System kullanılarak işlendi. Ortalamalar, tek yönlü varyans analizi ve %95 güven düzeyinde Tukey aralıklarına dayalı çoklu aralık testi kullanılarak ayrıldı. Kullanılan tekrar sayısı ayrı grafiklerde belirtilmiştir.

                    simbiyoz değerlendirmesi
                    Hasat edilen bitkilerin ayrık kök sistemlerinde toplam nitrojenaz aktivitesi (TNA), Škrdleta ve ark.'na göre kapalı oda sistemi kullanılarak asetilen azaltıcı aktivite olarak belirlendi . (1987 ). Daha sonra şu özellikler tahmin edilmiştir: kök başına nodül sayısı, nodül yaş ve kuru kütlesi, yaprak sayısı, sürgün uzunluğu, yumrulu kök ve sürgün kuru kütlesi. 7 ve 10 DAI hasat edilen bitkilerde, ortaya çıkan ilk nodülleri tespit etmek için , aşağıda tarif edildiği gibi Niehaus ve Pühler'in (1988 ) tekniğinin ölçeği büyütülmüş bir versiyonu ile tüm kök sistemleri boyandı .

                    Kök boyama prosedürü
                    Bütün kök sistemleri etanol:asetik asit, 2:1 (h/h) içinde sabitlendi ve işlenene kadar 4 °C'de saklandı. Boyamadan önce her bir kök H damıtılmış ile üç kez 50 ml'lik bir beher içine yerleştirildi ve durulanmıştır 2Her seferinde 2 dakika O, 1 dakika 1 N HCl ile ve 6 dakika 1 N HCl ile 60 °C'de su banyosunda hidroliz adımında işlemden geçirildi. Soğuk 1 N HC1 ile durulandıktan sonra, kökler 2 saat Shiff reaktifinde inkübe edildi ve %45 asetik asit ile 5 dakika boyunca dört kez boyandı. Boyanmış kökler, 4 °C'de %60 gliserol içinde değişiklik yapılmadan saklandı. Her tedavide sıvı hacmi kök başına 50 ml idi. Arka plan boyamasını tamamen bastırmak için, kullanımdan önce, kömürden süzülerek Shiff reaktifinin temizlenmesi gerekiyordu. Kök başına ilk nodül sayısı, %60 gliserol içinde stereoskopik mikroskop altında incelenerek belirlendi. RHC derecesi, rastgele bir 6-top ölçeğinde parlak alan mikroskobu ile tahmin edildi.

                    Sonuçlar
                    batık nodülasyon
                    Kullanılan hidroponik sistemde hiçbir katı substrat kullanılmadığından, kökler büyüdü ve yetiştirme ortamına daldırılmış şekilde yumrulu hale geldi. Bu koşullar altında simbiyotik nodüllerin gelişimi engellendiğinden, büyüme sisteminin optimizasyonu gerekliydi. Eklenen flavonoidlerin adsorpsiyon ve bozunma yoluyla kayıplarının önlenmesine ve büyüme alanını, eklenmiş flavonoidlerle besin çözeltisinin işlenmesini ve tüketimini azaltmak için nodüllü bitkilerin minimum hacimde besin çözeltisinde elde edilmesine vurgu yapıldı. Flavonoid nod gen indükleyicilerinin katı yüzeylere, kısmen geniş bir filtre yelpazesine yüksek afinitesi, Zaat ve diğerleri tarafından belirtilmiştir . (1988 ) ve Recourt ve diğerleri . (1991 ).

                    Farklı şekil ve hacimlerdeki cam yetiştirme kapları, yukarıdaki besin çözeltisi değişiklikleri rejimi altında nodül gelişimi açısından test edildi (Şekil 2 ). 30, 50 ve 100 ml'lik beherlerle tatmin edici sonuçlar elde edildi. Nodülasyonun için sınırlayıcı bir faktör olabilir bezelye köklerinin, besleyici çözelti, kuvvetli asitleştirme yana ( Lie, 1969 b ; Richardson et al ., 1988 ), katı kalsiyum hidrojen fosfat ile tampon gözlendi (CaHPO 4 .2H 2 , O, 2 gl –1 ) denendi. Özellikle küçük hacimlerde pH düşüşlerinin yumuşatılmasına, simbiyotik özelliklerin iyileşmesi eşlik etti (Şekil 2).), bu varsayımı doğrular. Tarafından rapor edildiği gibi Nodülasyona 5,5 altındaki pH inhibe edici etkisi, pH 4.5'te nodülasyonun neredeyse tamamen inhibe ile tutarlıdır Lie (1969 b ). Bununla birlikte, flavonoidlerin katı yüzeylere adsorbe olma eğilimi göz önüne alındığında, sonraki deneylerde katı fosfat ilavesi kullanılmamıştır ( Zat ve diğerleri , 1988 ). Asitleştirmenin zararlı etkisi, sonraki çalışmalarda standart olarak 50 ml'lik beherlerin seçilmesiyle azaltıldı. Taze besin çözeltisinin değişiklikten 1 saat önce steril hava ile havalandırılması ortak yaşamı iyileştirmedi, bu da genel görüşün aksine oksijenin mevcudiyetinin batık nodülasyonda sınırlayıcı bir faktör olmadığını gösterir ( Lie, 1974 ).

                    Batık yumrulu bitkilerde sınırlandırılmış bir rizosferin yokluğu göz önüne alındığında, köksap tarafından kök kolonizasyonunda rahatsızlıklar ve müteakip enfeksiyon bekleniyordu. Homojen bir çözeltide, köke bakteriyel kemotaksi için gerekli flavonoid gradyanları ( Bauer ve Caetano-Anollés, 1990 ) eksik olabilir. Bununla birlikte, 10 ila ilave Rhizobia'da sayısı kaynaklanan nodul sayısında tam bağımsızlığı 2 -10 8 yani bitki başına bakteri, 2-2 x 10 6 bakteri ml -1 besleyici çözelti (gösterilmemiştir) belirtmiştir kök yüzeyinde normal rizobiyal çoğalma ve kolonizasyon gerçekleşti.

                    Kök sisteminin görünür ışıktan dikkatli bir şekilde korunması, nodülasyonda çok önemli bir faktör olarak ortaya çıktı. Korunmasız beherlerde, Lie (1969 a , 1974) tarafından bildirilen gözlemlere göre nodülasyon tamamen önlenmiştir .

                    Optimize edilmiş yetiştirme sisteminde, ilk yan kökler, fidelerin beherlere aktarılmasından 4 gün sonra, yani aşılama sırasında ortaya çıktı. İlk makroskopik olarak görülebilen nodüller, 4-5 yaprak aşamasında 7 DAI ortaya çıktı. Nitrojenaz aktivitesinin izleri 10 DAI kadar erken bir tarihte tespit edilebilirken, 1 ila 5 μmol C 2 H 2 h –1 g –1 arasında değişen önemli aktivitenodül kuru kütlesi, sadece 14 DAI ölçülmüştür. Nitrojenaz aktivitesinin başlangıcı, farklılaşmış nodüllerin olgunluğunun bir belirteci olan leghaemoglobinin varlığını gösteren nodüllerin pembe rengine karşılık geldi. Bitki değerlendirmesi sırasında, yani çimlenmeden 21 gün sonra ve 14 DAI, bitkiler iki ilkel olmak üzere 7-8 yaprak ve yaklaşık 60 pembe nodül dahil olmak üzere yaklaşık 100 nodül oluşturmuştu.

                    Test edilen flavonoidler suda doğrudan çözünmediğinden, bunların çözünmesi için ajan olarak bazı organik çözücüler kullanılmıştır. Nodülasyon ile potansiyel etkileşimlerini test etme yöntemi, flavonoid etkisini test etmek için Malzemeler ve yöntemler bölümünde açıklanan prosedürü takip etti. Sonuçta, %0.1 (h/h) kadar yüksek bir konsantrasyonda nodülasyon ve bitki gelişimi üzerinde hiçbir etki saptanamadığından, naringenin için en uygun çözücü olarak metanol seçilmiştir. Etanolün %0.1'de nodülasyon için tamamen inhibe edici olduğu ve %0.01 konsantrasyonda nodül sayısını %85 oranında azalttığı bulundu. Ek olarak, %0,1'lik etanol sürgün taze kütlesini %33 ve kök taze kütlesini %60 oranında azaltmıştır. Flavonoidler için alternatif bir çözücü olan dimetil sülfoksit, flavonoid indükleyicilerin rizobilere verilmesi için zaten kullanılmıştır (Firmin ve diğerleri , 1986 ), besin solüsyonunda %0.01'de bezelye bitkileri için toksik olduğu bulunmuştur. Diğer ikisinde flavonoidler, hesperetin ve kuersetin, Na içinde fenolatlar gibi çözünmüş olan 2 CO 3 besleyici çözelti için gerekli olan maksimum konsantrasyonunu sağlamak için çözelti.

                    Hidroponik sistemde flavonoid kalıcılığı
                    Değişiklikler arasında besin çözeltisinde eksojen flavonoidlerin kalıcı olup olmadığını öğrenmek için, 7 DAI toplanan kullanılmış besin çözeltisinde kalan flavonoid içeriği belirlendi. Bakteri ve bitki kökü ile 3.5 d temastan sonra eklenen flavonoidlerin varlığı sadece uygulanan en yüksek konsantrasyonda saptanabilirdi ve içerikleri naringenin, hesperetin ve kersetin girdisinin sırasıyla %1, 3.6 ve %10'una düşürüldü. Çözeltiden kaybolan flavonoid fraksiyonu, bitki kökü tarafından absorpsiyona, kendiliğinden bozunmaya, bakteri veya bitki kökü tarafından bozunmaya bağlanmalıdır. Neyse ki, kullanılan sistem, diğer organizmalar tarafından kayda değer bir bozulmayı veya bir substrat üzerinde adsorpsiyonu hariç tutar.

                    128C30 suşunun flavonoidlere tepkisi
                    Şekil l'de gösterildiği gibi. 3 , a, b, naringenin ve güçlü olarak hesperetin hareket her iki baş sallama suşu 128C30 gen teşvik ediciler. Ayrıca, yanıtın karakteri, standart suş 248'den flavonoid reseptörü NodD'nin aracılık ettiği karakterden neredeyse ayırt edilemezdi. 128C30 suşunun yerli β-galaktosidaz aktivitesi ihmal edilebilirken, plazmit MP154'ün eklenmesi, artan görünümüne yol açtı. , ancak yine de yapısal, β-galaktosidaz aktivitesi. Bu aktivite, açıkça , Spaink ve diğerleri tarafından daha önce belirtildiği gibi , nodABC promotöründen gelen spontan transkripsiyondan kaynaklanıyordu . (1987 b ). Klonlanmış flavonoid reseptör gen nodD'nin tanıtılmasıRBL16 suşunda pMP280 üzerinde, eklenen flavonoid indükleyicilere belirgin bir tepkiye izin verdi. Hem doyma eşiği, yaklaşık 0.02 µg ml- 1 hem de maksimum indüklenen aktivite, iki flavonoid için aynıydı. Aynı etkiye, MBR7 suşunda 128C30'un varsayılan simbiyotik megaplazmidi üzerinde taşınan yerli bir nodD kopyasının mevcudiyeti aracılık etmiştir. Daha düşük bir simbiyotik megaplazmit kopya sayısına rağmen hesperetin'e yanıt daha da yüksek görünüyordu. Bu, NodD özgüllüğünde küçük farklılıklar olasılığını gösterir. İlginç bir şekilde, bir suşta her iki nodD formunun aynı anda mevcudiyeti , muhtemelen NodD monomer etkileşimleri nedeniyle flavonoid indükleyicilere verilen maksimum yanıtı %40 oranında (gösterilmemiştir) sürekli olarak arttırmıştır.Kondorosi, 1992 ).

                    Quercetin'in önemli bir indükleyici aktivitesi saptanmamasına rağmen, bu bileşik 0.02 µg ml- 1 naringenin veya hesperetin tarafından indüklenen nod gen aktivitesini etkili bir şekilde bastırdı . Bununla birlikte, bastırma, tespit edilecek indükleyiciden iki kat daha yüksek baskılayıcı konsantrasyonu gerektirdi.

                    Test edilen üç flavonoidin hepsinin rizobiyal büyüme üzerindeki inhibitör etkisi Şekil 3 c'de gösterilmektedir . Rhizobia içinde 28 ° C 'de Mikrolehvalarm inkübasyon sırasında, iki ya da üç kez çarpılır yana baş sallama gen indükleyici aktivite deneyi, inkübasyondan sonra, süspansiyonun optik yoğunluk, genel olarak büyüme ve metabolizmasını test edilen bileşiğin olumsuz etkileri gösterebilir. Şaşırtıcı bir şekilde, kersetin bakteri üremesi için en az zararlı olandı, bu da gözlemlenen nod gen baskılama aktivitesinin bakteriler üzerindeki spesifik olmayan etki nedeniyle bir artefakt olmadığını ima etti .

                    Flavonoidlerin bitki özellikleri üzerindeki etkisi
                    Plantadaki eksojen flavonoidlerin etkisi, erken simbiyotik tepki RHC üzerindeki etki ile ölçüldüğünde açıktı. Naringenin kombine 128C30 aşısı ve şaşırtıcı bir şekilde, kuersetin, hem de bir indüklenmemiş kültürü (Şek. Yoğunlukta bir SKK karşılığı ortaya çıkardı 4 konsantrasyona bağımlı bir şekilde). Bununla birlikte, maksimum RHC, nod gen indüksiyonuna kıyasla iki büyüklük sırası ile daha yüksek flavonoid konsantrasyonlarına kaydırıldı .

                    Öte yandan, eksojen flavonoidlerin bakteriyel nod gen aktivitesi üzerindeki belirgin etkileri, nodül sayısında sadece zayıf bir şekilde yansıtılmıştır. Bununla birlikte, köklerinde naringenin bir 14 gün uygulama konsantrasyonları 0.1 ila 1 ug ml nodül sayısında önemli bir artışa neden -1 (Şek. 4 , b). Test edilen ikinci indükleyici, hesperetin, nodül sayısını önemli ölçüde artırmada başarısız olurken, test edilen üçüncü bileşik, nod geni baskılayıcı kersetin, oluşan nodüllerin sayısını azalttı. Nodül oluşumunun inhibisyonu, test edilen en yüksek konsantrasyonlarda hesperetin ve kersetin tarafından da gözlendi. Naringenin tarafından artan nodül sayısını TNA'da bir artış takip etmedi (Şekil 4 c). Ancak nodül oluşumundaki azalma her zaman daha düşük TNA'ya yol açmıştır.

                    Kök sistemindeki kuru kütle birikimi, flavonoidlerin, hesperetin dışında, simbiyotik kök gelişimi üzerinde herhangi bir önemli zararlı etkisini ortaya çıkarmadı (Şekil 4 d). 10 ug ml bezelye kök kütlesi damla -1 muhtemelen bozunma ürünlerinin fitotoksitesi veya toksikliğini yansıtır. Bu fikir, Şekil 4 c'de gözlemlendiği gibi, artan flavonoid konsantrasyonu ile naringenin'e göre hesperetin'deki TNA düşüşünün daha erken başlamasıyla uyumludur . Flavonoidler, sürgün kuru kütlesi ve yaprak sayısı (gösterilmemiştir) üzerinde hiçbir etki göstermemiştir.

                    Flavonoidlerin nodül başlangıcına etkisi
                    Kullanılan boyama tekniği, nodül başlangıcının 4 DAI'den başlayarak izlenmesine izin verdi (Şekil 5 ). Niehaus ve Pühler'in (1988 ) raporunun aksine , bakteriyel enfeksiyon iplikleri, mikroskobik numaralandırmaları için yeterince lekelenmedi. Öte yandan, sabitlenmiş ve boyanmış kök örneklerinde RHC iyi korunmuştur. Nodül sayısı üzerindeki flavonoid etkileri zaman içinde izlendiğinde, Şekil 6'da naringenin için gösterildiği gibi, aşılama noktasına daha yakın daha belirgin etki gözlendi . Daha önceki aşamalarda inhibitör etkide benzer bir artış, kuersetin için gözlenmiştir (gösterilmemiştir).

                    Tartışma
                    Optimize edilmiş bir hidroponik sistem ve uyarlanmış kök boyama tekniği, rizobiyal nodülasyon genlerine göre düzenleyici aktiviteye sahip ekzojen flavonoid bileşiklerin uygulanmasıyla rizobiyal simbiyoz gelişiminde indüklenen değişikliklerin belirlenmesine izin verdi. Bezelye ve R. leguminosarum bv içeren bir sistemde . Bir nod geni indükleyicisi olan viciae , naringenin, özellikle erken aşamalarda nodülasyonu stimüle ederken, nod geni baskılayıcı, quercetin, onu inhibe etti. Simbiyoz üzerindeki etkileri, kullanılan Rhizobium türünün nod genleriyle etkileşimlerinden beklenen davranışa karşılık geldi . Hesperetinin zararlı etkisiplanta tahlilinde fitotoksisitesine atfedilebilir. Bu varsayım, alelopatik bir ajan olarak glikozit hesperidininin rapor edilen rolü ile tutarlıdır ( Inderjit ve Dakshini, 1991 ).

                    Rizobial suş 128C30'un , kromozomal arka plandaki farklılığa ve kendi yerlisinde kodlanmış bir NodD reseptörü tarafından flavonoid algısına rağmen, bu biyovarın temsili bir suşu gibi nod gen seviyesinde seçilen flavonoidlere tepki verdiği tespit edilmiştir. simbiyotik megaplazmit. Bu bulgu, B. japonicum'un nod genlerinde indükleyici veya inhibe edici aktiviteye yönelik bileşiklerin kapsamlı bir araştırması , tanınan flavonoidlerin spektrumu için büyük türler arası değişkenliği ortaya çıkardığı için açık değildir ( Cunningham ve diğerleri , 1991 ).

                    Bununla birlikte, flavonoidlerin bu şekilde uygulanan planta az telaffuz edildi kafa sallama , özellikle ortak yaşam daha sonraki aşamalarında, bir gen aktivasyonu. Eksojen flavonoidlerin etkisi, kök kıllarının kıvrılması veya nodül başlangıcı seviyesinde kolayca ayırt edilebilirken, olgun nodül sayısı seviyesinde, etki zar zor saptanabilirdi ve nitrojen fiksasyonu gibi nodül fonksiyonu seviyesinde kayboldu. Nodül gelişimi üzerindeki flavonoid etkisinin bu azalması, nodül sayısını ve muhtemelen nodül fonksiyonunu baklagillerde de kontrol eden endojen düzenleyici geri besleme mekanizmalarının varlığı ile tutarlıdır ( Rolfe ve Gresshoff, 1988 ).

                    Düzenleyici geri bildirim, hem indükleyici naringenin hem de baskılayıcı kersetin tarafından gözlenen RHC stimülasyonunu da açıklayabilir. Naringenin için maksimum RHC yanıtı, nodülasyon inhibitör konsantrasyonlarının aralığına karşılık gelen maksimum nodül indüksiyonundan daha yüksek konsantrasyonlara kaydırılır. Bu nedenle, kök kıllarının Nod faktörlerine duyarlılığını artıran geri besleme yanıtı, bakteriler tarafından Nod faktörlerinin artan üretiminden ziyade RHC stimülasyonundan sorumlu olabilir.

                    Uyarıcı etki kullanılan hidroponik sistemde açıkça gözlemlendiğinden, bezelye kökünden doğal olarak salınan flavonoidlerin seçilen besin çözeltisi hacmini tam olarak doyurmadığı varsayılmaktadır. Bu kavram, besin çözeltisindeki nod geni indükleme aktivitesinin önceki doğrudan ölçümleriyle tutarlıdır ( Novák ve diğerleri , 1994 ). 1 haftalık aşılanmamış bezelye fidelerinde, 1 gün eksüda içeren besin solüsyonu , bakteri süspansiyonu ile 1:1 karıştırıldığında gösterge suşu RBL5280'de maksimum nod gen aktivitesinin yaklaşık % 3'ünü indüklemiştir ( Novák ve diğerleri , 1994 ). Zaat et al . (1988) sadece kök başına aynı hacimde besin solüsyonunda 4 günlük bir inkübasyondan sonra %100 indükleyici aktivite gözlemledi. Bununla birlikte, aşılama üzerine nod geni indükleme aktivitesi, 1 günlük eksüdada (yayınlanmamış veriler) maksimum aktivitenin %80-85'ine kadar keskin bir şekilde artar. Bu, kök başına besin çözeltisi hacmindeki artışların, flavonoidlerin eklenmesiyle nodülasyonun daha belirgin uyarılmasına yol açması gerektiği anlamına gelir. Tutarlı bir şekilde, daha büyük hacimli (100 mi) besin çözeltisinde (Şekil 2 ) nodülasyon verimliliğindeki düşüşler , kök eksüdasından nod geni indükleyicilerinin seyreltilmesine ve bakterilerin oluşturduğu Nod faktörlerine karşılık gelir .

                    Bu sonuçlar Kapulnik ve arkadaşlarının gözlemleriyle tutarlıdır . (1987 uyarıcı bir etkisi rapor) baş sallama nodülasyonun gen indükleyici, luteolin, hatta, N 2 alfalfa- içinde -fixation R meliloti topraksız kültürde. Benzer şekilde, Zhang ve Smith (1995 ), Bradyrhizobium japonicum'un bir nod geni indükleyicisi, genistein ile ön inkübasyonunun , sınırlı düşük sıcaklıklarda nodüllerin gelişimini hızlandırdığını bulmuştur . Genistein ilavesi ayrıca nodülasyondaki başka bir fizyolojik bloğun, flavonoid üretiminin nitrat inhibisyonunun üstesinden gelinmesine yardımcı oldu ( Pan ve Smith, 2000).). Yonca- R. meliloti sistemindeki nodülasyon üzerinde olumlu bir etki ( Jain ve diğerleri , 1990 ), aksi takdirde bu bakterinin standart bir suşunun nod genlerinin baskılayıcısı olarak hareket eden naringenin için de rapor edilmiştir ( Peters ve Long, 1988 ; Novák ve diğerleri , 1995 ). Bezelyede , naringenin rizosferik uygulaması, düşük sıcaklığın nodülasyon durumu ve nodül verimliliği üzerindeki zararlı etkisini kısmen hafifletmiştir ( Ahlawat ve diğerleri , 1998).). Flavonoidler tarafından nodülasyon ve nitrojenaz aktivitesinin uyarılmasının, yalnızca flavonoid indükleyicilerin erişilebilirliğinin, kök eksüdalarının seyreltildiği veya hızlı bir şekilde bozulduğu hidroponik sırasında olduğu gibi yetiştirme faktörleri tarafından sınırlandırıldığı koşullarda meydana gelebileceği sonucuna varılabilir. Alternatif olarak, konukçu bitkinin genetik eksikliği durumunda uyarıcı bir etki gözlemlenebilir.

                    Flavonoid üretimini yöneten bitki genetik faktörlerinin nodülasyon üzerindeki rolü Firmin ve ark . (1986 önemsiz bulunan) bir nod beyaz çiçek mutant kök eksüda gen indükleyici aktivitesi Antirrhinum'un ve ile Hungria ve Phillips (1993 ışık testa pigmentli fasulye tohumları indükleyicilerin az serbest bulundu). Ayrıca Kapulnik ve ark . (1987 ), üreme deneylerinde yonca hatlarının köklerinde luteolin sentezi ile nodülasyon arasında bir korelasyon gözlemledi.

                    Agrobacterium cinsinden bitki ile ilişkili bakterilerin ilgili bir grubunda, vir genlerinin eksojen fenolik indükleyiciler tarafından aktivasyonundan sonra, agrobakteriyel enfeksiyonun bir uyarımı, yani bir tümörijenik plazmit tarafından transformasyon gözlemlenmiştir ( Owens ve Smigocki, 1988 ; Joubert ve ark. ., 1995 ). vir genleri, agrobakterilerin bir bitki konakçısı ile etkileşimlerinde, rizobideki nod genlerine benzer şekilde çok önemli bir rol oynar .

                    Mevcut çalışmada nod genlerinin aşırı ekspresyonunu elde etmek için kullanılan yaklaşım, nod genlerinin düzensiz ekspresyonuna sahip suşların etkinliğinin takip edildiği genetik yaklaşımları tamamlayıcıdır ( Knight ve diğerleri , 1986 ; Burn ve diğerleri , 1987 ; Spaink ve diğerleri) . al ., 1989). Genel olarak, rizobinin aşırı flavonoid indükleyiciler ile tedavisinin, genetik olarak düzensiz suşların fenokopilerini yaratması beklenir. Bununla birlikte, böyle bir paralellik sadece kök dokusunun enfeksiyonundan önceki aşamalar için geçerlidir, çünkü doku içinde stabil bir iç ortam varsayılabilir. Bununla birlikte, nodülasyonda beklenen gelişmenin aksine, nod genlerinin yapısal ekspresyonu, nodül sayısının azalmasına ve nitrojen fiksasyonunda başarısızlığa yol açarken ( Burn ve diğerleri , 1987 ), nod genlerinin artan bir dozu nodülasyonu önledi ( Knight ve diğerleri ., 1986). Bu nedenle, nod faktörü aşırı üretiminin bu vakalarda enfeksiyon aşamasında olumlu bir etkisi olmadığı görülmektedir. Düzensiz suşların nodül gelişimi sırasında nod gen aktivitesini kapatamamasının ( Schlaman ve diğerleri , 1991 ) nodüllere ve işlevlerine zarar vermesi de düşünülebilir . Şaşırtıcı bir şekilde, R. meliloti ve R. trifolii'nin rekombine nodD'sinden ve farklı rizobilerde şartlandırıcı flavonoidden bağımsız nod gen ekspresyonundan oluşan hibrit allel nodD604 , sadece konakçı aralığını genişletmekle kalmadı, aynı zamanda nitrojen fiksasyonunu da olumlu etkiledi ( İspanyol ve diğerleri , 1989).). Bununla birlikte, nitrojenaz aktivitesindeki kazanıma bu durumda nodül sayısındaki bir artış aracılık etmemiştir. Bu deneylerde test edilen en yüksek naringenin konsantrasyonunun engelleyici etkisi, çok yüksek dış konsantrasyonda bulunan naringenin bitki dokusuna nüfuz etmesi ve daha sonra nod genlerini etkilemesi şartıyla, düzensiz suşların başarısızlığı ile aynı mekanizmadan kaynaklanabilir. simbiyoz aşaması ( Knight ve diğerleri , 1986 ; Burn ve diğerleri , 1987 ).

                    Geri besleme yanıtları dengeleme ek olarak, indükleyicilerin düşük aktivite planta kısmen flavonoid çürüme önemli bir oranı kullanılan topraksız sistemine kaydedildi yana flavonoid bozunmaya bağlı olabilir. Bununla birlikte, en yüksek iki konsantrasyonda besin çözeltisinin değişmesinden önce kalan naringenin konsantrasyonu, nod gen indüksiyonu için doygun bulunan konsantrasyonun hala üzerindeydi . Eklenen flavonoidlerin parçalanmasında bitki kökü rolünden ziyade Rhizobium , hızlı büyüyen rizobide açıklanan flavonoid parçalayıcı aktivite ile tutarlıdır ( Cooper ve Rao, 1995 ).

                    Ne yazık ki, toprakta, yarı steril hidroponik bir sisteme göre sorpsiyon ve parçalayıcı süreçler nedeniyle önemli ölçüde daha yüksek flavonoid kayıpları beklenmelidir. Toprak, ticari saksı karışımları ve vermikülit yetiştirme substratı olarak kullanıldığında, her iki proses de soya fasulyesi- B. japonicum sisteminde flavonoid etkisini ortadan kaldırmıştır ( Cunningham ve diğerleri , 1991 ). Bu nedenle, yukarıdaki iki nedenden dolayı, yaklaşım genellikle gerçekçi olarak kabul edilmesine rağmen, tarımda baklagillerin nodülasyonunun yoğunlaştırılması için flavonoidlerin doğrudan uygulanmasının yalnızca belirli durumlarda kullanılabileceği görülmektedir ( Lubrizol-Genetics, 1987, 1993).). Pratik bir çözüm, flavonoidlerin, örneğin rizosfer toprağında muhtemelen daha uzun süre kalan bir glikozid formunda, sürekli olarak salınacakları bağlı bir formda biriktirilmesi olabilir ( León‐Barrios ve diğerleri , 1993 ). Biyolojik aktiviteyi muhafaza edecek olan, biyolojik bozunmaya karşı dirençli flavonoid analoglarının uygulanması, diğer tarımsal müstahzarlarda halihazırda kullanılan bir yaklaşımdır ( Cunningham ve diğerleri , 1991 ).

                    Muhtemelen, eksojen aktivasyonunun bütün bitki etki izlenmesi için daha hassas bir tekniktir alternatif ve baş sallama genler tarafından kullanılmaktadır Kosslak ve diğ . (1990 ) ve Cunningham ve diğerleri . (1991 ). Teknik, eksojen nod gen indükleyicisine daha duyarlı veya bir baskılayıcıya dirençli bir suşun bir avantaja sahip olduğu , nodül işgali için iki suşun rekabetine dayanmaktadır . Daha yüksek veya daha erken nod gen aktivasyonu, daha sonra tespit edilebileceği gibi, daha fazla nodülü kolonize etmesine izin verecektir. Flavonoid uygulaması üzerine nodül doluluğunda bildirilen belirgin değişiklikler ( Cunningham ve diğerleri , 1991)), flavonoid preparasyonlarının, nodülasyon yoğunluğunun iyileştirilmesinden ziyade arzu edilen bir suşun rekabet gücünün manipülasyonu için daha uygun olduğunu gösterir.

                    Teşekkür
                    Yazarlar, RBL5280 suşunu sağladığı için Hollanda Leiden Üniversitesi'nden Dr R Okker'e ve RK2013 plazmidini sağladığı için Dr M Weiserová'ya borçludur. Yazarlar, boyama prosedürünün oluşturulmasındaki yardımları için Dr M Gryndler'e ve fotoğrafları çektiği için Bay P Břicháček'e teşekkür eder. Çalışma, Çek Cumhuriyeti Hibe Ajansının 521/00/0937 numaralı hibesi ve kurumsal araştırma konsepti No. A V0Z5020903 tarafından desteklenmiştir.




                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 1.  Test edilen flavonoidlerin yapısı.






                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 2.  Yetiştirme kabı şeklinin, hacminin ve CaHPO 4 ile tamponlamanın bezelyenin batık nodülasyonu üzerindeki etkisi. (a) 21 günlük bir bezelye bitkisinin köküyle 3 günlük temastan sonra (aşıdan 14 gün sonra) besin çözeltisinin son pH'ı. İlk pH 7.0 idi. (b) Kök başına oluşan nodül sayısı üzerindeki etki. (c) Toplam nodül kuru kütlesi üzerindeki etki. (d) Toplam nitrojenaz aktivitesi üzerindeki etki. Veriler, beş tekrarın (b) hesaplanmış bir ortalamasını veya birleştirilmiş beş numune (a, c, d) için elde edilen bir sonucu temsil eder. 0,05 anlamlılık düzeyindeki Tukey güven aralıkları (b)'de gösterilmektedir, burada indekste paylaşılan bir harf olmayan veri noktaları önemli ölçüde farklıdır.






                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 3.  Flavonoidlerin nod genlerinin aktivitesi ve Rhizobium leguminosarum bv'nin büyümesi üzerindeki etkileri . viciae 128C30. Aktivitesi nodABC operonun 128C30 içeren ve onun türevleri de naringenin, (a) ya da hesperetin (b) ilave edildikten sonra β-galaktosidaz aktivitesi dolaylı olarak takip edilir nodABC-lacZ MBR6 ihtiva etmese de, Tablo 1 'de gösterildiği gibi füzyonları nodD genini ek olarak flavonoid reseptörü için MBR7, 128C30'dan nodD ve MBR16 standart bir nodD taşır . Artan kersetin konsantrasyonunun baskılayıcı aktivitesi, 0.02 μg ml -1 ile takviye edilmiş MBR7 suşunda izlendi.sırasıyla naringenin veya hesperetin. mikroplaka deneyinde 20 saat inkübasyondan sonra, 128C30 süspansiyonunun nihai yoğunluk için bir flavonoid konsantrasyonunda (c) Etki baş sallama geni indükleyici aktivitesi. Veriler, iki bağımsız belirlemenin (a, b) veya üç inkübasyonun (c) araçlarıdır.






                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 4. Rhizobium leguminosarum bv  ile aşılanmış bezelyede sembiyoz gelişimi üzerinde ekzojen flavonoidlerin etkisi . viciae 128C30. (a) 6 top ölçeğinde (0, RHC yok; 5, maksimum RHC) ifade edilen aşılamadan (DAI) 7 gün sonra kök kılı kıvrılması (RHC) üzerindeki etki. (b) 14 DAI oluşturan bitki başına nodül sayısı. (c) Asetilen indirgemesi olarak belirlenen toplam nitrojenaz aktivitesi, 14 DAI. (d) Kök sisteminin büyümesi üzerindeki etki, 14 DAI. Beş kopyadan (bitkilerden) elde edilen araçlar sunulmaktadır. Her serideki veriler için 0,05 anlamlılık düzeyinde Tukey güven aralıkları belirtilmiştir. Dizinde paylaşılan bir harf olmayan veri noktaları önemli ölçüde farklıdır.






                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 5.  Nodülasyonun erken aşamalarında besin çözeltisine daldırılmış olarak yetiştirilen bezelye bitkilerinin kökleri. (A) Çimlenmeden 11 gün sonra aşılanmamış kontrol kökü. (B, C) Rhizobium leguminosarum bv ile aşılanmış kökler . viciae , çimlenmeden 14 gün sonra ve aşılamadan 7 gün sonra (DAI). (D) Aşılanmış kök 10 DAI. Taprootlarda konik lateral kök primordia (lrp) ve yuvarlak şekilli nodül primordia (np) ayırt edilebilir. Metinde anlatıldığı gibi boyanmıştır. Büyütme ×3.9.






                    Yeni sekmede açSlaytı indir
                    Şekil 6. Rhizobium leguminosarum bv  tarafından bezelyede nodül oluşumunun zaman süreci . viciae 128C30, naringenin tarafından etkilenir. Gelişmekte olan nodüllerin sayısı boyama (aşılamadan 7 gün ve 10 gün sonra, DAI) veya doğrudan sayılan olgun nodüller (14 DAI) ile ortaya çıkarılmıştır. Sunulan veriler, beş kopyanın ortalamasıdır. Her örnekleme zamanı için 0,05 anlamlılık düzeyinde Tukey güven aralıkları hesaplandı. Dizinde paylaşılan bir harf olmayan veri noktaları önemli ölçüde farklıdır.






                    Tablo 1.

                    Kullanılan mikrobiyal suşlar ve plazmitler
                    düz anlam karakterizasyon Menşei
                    128C30 Rhizobium leguminosarum bv'nin simbiyotik olarak yetkin, vahşi tip suşu . viciae Nodül Bakterilerinin Çek Koleksiyonu, Bitkisel Üretim Enstitüsü, Prag – Ruzyně
                    RBL5280 R. leguminosarum bv. trifolii , pMP154 ve pMP280 taşıyan yerli Sym plazmitinden tedavi edildi, Rif R , ikinci plazmitlerin kaynağı olarak kullanıldı Zaat ve diğerleri , 1988
                    MBR6 MP154 plazmiti taşıyan 128C30'un asimbiyotik türevi Bu iş
                    MBR7 128C30, plazmit MP154 ile Bu iş
                    MBR16 Plazmit MP280 ile MBR6 Bu iş
                    K802 Escherichia coli laboratuvar suşu , F – e14 – ( McrA – ) metB1 lacY1 galK2 galT22 glnV44 hsdR2 (r k – m k + ) mcrB ; rizobiaya konjugatif transferine izin veren geniş konakçı plazmitleri için bir konak ATCC, Bakteriler ve bakteriyofajlar , 19. baskı. 1996
                    pMP154 pMP190 vektörünün türevi, 15 kb, IncQ, R. leguminosarum bv'nin standart suşu 248'in pSymRL1JI'sinden promotör nodABCIJ'yi taşır . viciae transriptionally kaynaşmış lacZ arasında E.coli, Cm kodlayan r Sm r Spaink ve diğerleri , 1987 bir
                    pMP280 pMP92 vektörünün türevi, 9.3 kb, IncP, pSymRL1JI'den flavonoid reseptör gen nodD'sini taşır - standart R. leguminosarum bv'nin simbiyotik bir megaplazmidi . viciae suşu, Tc r için kodlar Spaink ve diğerleri , 1987 b
                    pRK2013 Plazmid RK2 türevi, konjugatif fonksiyonları kodlayan trans bölgesi Kan r bir yardımcı plazmid eşli çaprazlamalar olarak kullanılan Figurski ve Helinski, 1979

                    https://academic.oup.com/jxb/article/53/375/1735/449716

                    Yorum yap


                    • #11
                      MİNOXİDİL İle Saç Dökülmesi

                      Yorum yap


                      • #12
                        MİNOXİDİL İle Saç Dökülmesi Ve Kellik

                        Yorum yap


                        • #13
                          MİNOXİDİL İle Saç Dökülmesi

                          Yorum yap


                          • #14
                            MİNOXİDİL İle Saç Dökülmesi

                            Yorum yap


                            • #15
                              MİNOXİDİL Plus İle Saç Dökülmesi Ve Kellik

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X