Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kişniş, Coriander, Koriander, Coriandrum sativum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Kişniş, Coriander, Koriander, Coriandrum sativum

    KİŞNİŞ

    1-2 Yıllık | 0,3-0,8m | 6-7 Aylar | Ça,Na,Ar | Tohumu ve Eterikyağı
    Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum L.

    Familyası: Maydanozgillerden, Doldengeweaechse, Apiaceae

    Drugları: Kişiniş tohumu (meyvesi): coriandri fructus
    Kişniş yağı (eteryağı): coriandri aetheroleum
    Kişiniş tohumu çay, baharat ve natürel ilaç yapımında ve kişiniş to-humundan elde edilen eter yağı aroma tedavisinde ve de baharat olarak kullanılır.

    Giriş: Kişniş maydanozgillerin bir alt grubu olan coriandrealardan olup, bu grupta sadece iki tür mevcuttur. Bunlar yabani ve kültür kişnişi diye ikiye ayrılır. Kültür kişniş Türkiye’de ve Avrupa’da yetişen Coriandrum sativum en çok bilinen ve kullanılandır. Bu tür Kişniş Türk Kişnişi ve Rus Kişnişi olarak ikiye ayrılır. Bu türden Rus kişinişi küçük tohumlu: coriandrum sativum var. microcarpum ve Türk kişnişi: coriandrum sativum var. macrocarpum (var. vulgare) diye anılır. Kişnişin MÖ: 1500 yüzyılında Mısırlılar tarafından kullanıldığı ve yine M.Ö 2. yüzyılda Çinliler tarafından kullanıldığı belgelenmektedir.
    Vatanının Doğu Akdeniz ülkeleri:Mısır, Suriye, Filistin ve Türkiye olduğu ve buradan Avrupa’nın batısından Çin’in doğusuna kadar yayıldığıdır. Günümüzde başta Türkiye, Fas, Japonya, ABD, Hindistan, Çin, Arjantin, Macaristan ve Balkan ülkelerinde yetiştirilir.

    Botanik: Kişniş 30-80 cm boyunda genellikle bir yıllık bir bitkidir, fakat iki yıllık olan alt türleride mevcuttur. Kökleri iğ şeklinde, bitkinin tamamı kendine has bir kokuya sahiptir ve bu kokuda tahtakurusunun pis kokusuna benzer. Alt yaprakları uzun saplı, üç parça, kenarları kertikli ve parçalar kalp şeklindedir. Orta ve üstteki yapraklar gövdeye oturmuştur ve ortadaki yapraklar önce üç sonra tekrar üçe ayrılırken, en üsteki yapraklar iplik gibi incedir. Çiçeklerinden 10-20 tanesi topluca bir arada şemsiyecik oluşturur ve kenardaki çiçeklerin ters yumurta şeklinde beyaz veya pembe renkte, her bir çiçek 3-5 taç yaprağa sahiptir ve ortada taç yaprağı olmayan çiçekler pembe renklidir. Şemsiyecikler uzun bir sapla kendisi gibi 3-5 adet şemsiyeciğin bir araya gelmesi ile geriden şemsiye şeklinde çiçek demetleri oluşturur. Meyveleri sarımsı esmer, kahverengi fakat genellikle pastkahvererengimsi renkte, küre şeklinde, üzerinde 8-10 adet yay şeklinde çıkıntılar vardır ve yayalar boydan boya uzanır. Dış kabuğun içinde iki ayrı parça karşılıklı bulunur ve Rus kişnişi 1,5-3 mm ve Türk kişnişi 3-5 mm çapındadır.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Konya, Burdur, Isparta yörelerinde yaygın olarak yetiştirilir.
    Hasat zamanı: Meyveleri farklı zamanlarda yani Ağustos’tan Eylül’e kadar olgunlaştığından, önce olgunlaşanlar toplanır, sonra beli bir süre sonra tekrar olgunlaşan meyveleri toplanır ve hasat böyle devam eder. Şayet olgunlaşan meyvelerin yanında olgunlaşmamış meyvelerde top-lanırsa daha sonra iyice kurutulsa da kötü bir koku yayar.

    Birleşimi: Meyvelerinin (tohumlarının) birleşimindeki önemli maddeler şöyledir;
    a) Eter yağı türevleri %0.4-1 arasında olup sıcak ülkelerde yetişen Kişnişin eter yağı az; Hindistan’da %0.1-0.2’dir. Soğuk ülkelerde ise bu oran yüksektir. Mesela Norveç’te %1.4-1.7 ve Türkiye’de %0.5-1 gibi çok değişkenlik gösterir. Eter yağının %60-70 S-(+)-Linalool (D-(+)-Linalool) ve az miktarda Geraniol, Borneol, p-Cymel, Kimonen, Campfer, Cineol, α-Pinen ve 8-Terpinen içerir.
    b) Sabit yağlar %13-20 arasında olup %40 Petroselinasit, %35 Oleikasit ve %15 Linolenasit en önemlileridir.
    c) Ayrıca %15 Protein, Karbonhidratlar, az miktarda Flavoniter, Carbonikasitler ve Tanen içerir.
    d) Bitkinin yaprak, çiçek, sap, kök ve olgunlaşmamış meyvelerinde kötü kokuya neden olan Aldehidler;Decanal, Tridecen-(2)-al, Nonanal, Transdecen-2-al ve Trans-Dodecen-2-al içerir. Olgunlaşmış Kişniş meyvesinde(tohumunda) Aldehid türevleri bulunmaz. Bu nedenlede kötü değil güzel kokarlar.

    Tesir şekli; Gaz söktürücü, kramp çözücü, ishali önleyici, iştah açıcı, hafif terletici, mideyi kuvvetlendirici ve hazmettiricidir.

    Araştırmalar; ABD’nin New York şehrinde iki bilim adamı Prof. Dr. Med. Omura ve Dr. Klinghardt taze kişnişin salata şeklinde yenmesi halinde dişlerdeki zehirli dolgu maddesi civanın sebep olduğu hücre zehirlenmesini önlediği tespit etmişlerdir. (Nhk.01.00.44)
    Reperfüzyon; İskemi (ischemia) yerel kanlanma eksikliğidir, bu nedeniyle doku veya organda meydan gelen bozulma veya hücre ölümlerinin yenilenmesi, kanlanması ve normale dönmesine reperfüzyon denir. İşte KİŞNİŞ EKSTRAKTI ile yapılan KLİNİK ARAŞTIRMLARIN KİŞNİŞİN bu özelikte olduğu yani doku ve organları özelikle de Karaciğer, Kalp ve diğer organları yenilediği belgelenmiştir. Yapılan Yeni araştırmalara göre MİGREN ve BAŞ AĞRISINI önlediği ve hatta İran'da Migren ve Baş ağrısı rahatsızlıkları olan hastaları Kişniş reçetesi yazığı bilinmektedir.

    Kulanılması;
    a) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmıştır ve buna göre KİŞNİŞ EKSTRAKTIN DAN yapılan damla, draje ve kapsüllerin MİGREN, BAŞ AĞRISI, REPERFÜZYON, Yani DOKU ve ORGAN yenileyici olduğu ve ve dişlerdeki amalgamın içerdiği CİVA ZEHİRLENMESİNE karşı etkilidir.
    b) Komisyon E’nin 18.09.1986 tarihli ve 173 nolu monografi bildirisine göre kişniş tohumunun sindirim zafiyeti ve iştahsızlığa karşı kul-lanılabileceği beyan edilmiştir.
    c) Aroma tedavisinde kişniş yağı başta şişkinlik, hazımsızlık, kramplar ve iştahsızlığa karşı kullanılır.
    d) Halk arasında kişniş şişkinlik (gaz), hazımsızlık ve kramp başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Bu rahatsızlıklara karşı kişniş;kimyon, anason, rezene ve kakule gibi bitki tohumları ile birlikte kullanılır ise daha etkili olur.

    Çay; İki tatlı kaşığı kişniş (kişniş tohumu sade kişniş diye anılır) hafif ezilerek demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları;

    Gökçek Şişkinlik çayı;
    20 g Kimyon tohumu
    20 g Kişniş tohumu
    20 g Papatya çiçeği
    20 g Oğul otu
    10 g Nane yaprağı
    10 g Rezene tohumu

    Gökçek Şişkinlik çayı;
    20 g Melek otu kökü
    20 g Anason tohumu
    20 g Kimyon tohumu
    20 g Rezene tohumu
    20 g Kişniş tohumu

    Gökçek Mide-Bağırsak çayı(şişkinlik ve hazımsızlık);
    40 g Kişniş tohumu
    30 g Rezene tohumu
    20 g Kimyon tohumu
    10 g Oğul otu yaprağı

    Gökçek Mide ve Bağırsak çayı (şişkinlik, tıkanma ve sinirsel mide ağrısı)
    30 g Anason tohumu
    30 g Rezene tohumu
    15 g Kişniş tohumu
    15 g Kimyon tohumu
    10 g Ebe gömeci çiçeği

    Baharat; Kişniş tohumu ekmek, pasta, sebzeli ve etli yemeklere baharat olarak kullanılır.

    Ekstresi; Kişniş tohumu Etal ilşe Ekstraksiyonu yapılarak Hülasası (eks-tresi) elde edilir. Bu ekstre sade olarak aynı Eter yağı gibi kullanıldığı gibi Natürel ilaç yapımında da kullanılır.

    Ar; Kişniş tohumu su buharı ile damıtılarak(destilasyon) Eter yağı elde edilir ve bu Eter yağı yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. Yemeklere 2-3 damla damlatılır veya 1-2 damla şekerle veya bir parça ekmekle alınır.
    İki formül içinde geçerli uygulama;Tüm malzemeler karıştırılır. Bu yağdan 3-5 damla karın üzerine damlatılarak, çocuk ve bebeklerin şiş-kinlik, karın ağrısı ve hazımsızlık gibi rahatsızlıklarında ovalama şeklinde uygulanır.

    Yan tesirleri; Bilinen bir yan tesiri yoktur.fakat Eter yağının çok sert olması nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.


    Metin Demir
    Merhaba ibrahim hocam KİŞNİŞ SETİNİZİ 2 aydır kullanıyorum düzenli olarak yaşamış olduğum MİGREN ATAKLARIMDAN eser kalmadı allah razı olsun sizlerden
    KAYNAK

    Mahmut Güler
    KİŞNİŞ SETİNİZİ 3 aydır kullanıyorum düzenli olarak yaşamış olduğum MİGREN ATAKLARIMDAN eser kalmadı allah razı olsun sizlerden
    KAYNAK

    Aysel Dogan
    MİGREN için KİŞNİŞ SETİ kullanıyorum 3 ay olmak üzere 4üncü seti aldım ÇOK MEMNUNUM hocam
    KAYNAK

    Emre Kara
    KİŞNİŞ SETİNİ herkese tavsiye ederim. Özellikle MİGREN icin kullandım SÜPER ÖTESİ. Hocamızdan rabbim razı olsun inşallah.
    KAYNAK

    Aykut Yalcin
    MİGREN ataklarımdan KİŞNİŞ SETİ sayesinde kurtuldum hamdolsun İbrahim beye sonsuz teşekkürler
    KAYNAK

    Recep Cetin
    10 Yıldır KRONİK MİGREN hastasıyım ayrıca 8 yıldır VERTİGO var.1,5 yıl önce KİŞNİŞ SETİ kullanmaya başladım inanılmaz iyi geldi başımdaki vertigo ve migren BİTTİ çok memnunum.
    KAYNAK

    Havva Yavuz
    Selamlar hocam migren için KİŞNİŞ SETİ kullanıyorum migren rahatsızlığıma çok iyi geldi günden güne etkisini gösteriyor şükürler olsun yardımcı oldu bu set bana düzenli olarak kullanmaya devam ediyorum
    KAYNAK

    Aykut Yalçın
    Hocam KİŞNİŞ SETİ ile 5 yıllık MİGRENDEN KURTULDUM Allah sizden razı olsun....
    KAYNAK

    Hüseyin Şahin
    KİŞNİŞ SETİNİ 2 ay kullandım 15 yıldır çektiğim MİGREN AĞRILARIMDAN KURTULDUM, hayata küsmüş durumdayken bu ürün sayesinde tekrar neşem, keyfim yerine geldi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.
    KAYNAK

    Havva Yavuz
    Selamlar hocam migren için KİŞNİŞ SETİ kullanıyorum migren rahatsızlığıma çok iyi geldi günden güne etkisini gösteriyor şükürler olsun yardımcı oldu bu set bana düzenli olarak kullanmaya devam ediyorum
    KAYNAK

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 07 December 2023, 09:09 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    Kişniş'in Reperfusion Özelliği Reperfusion Nedir, Vücutta Nasıl Oluşur




    Migren, İSKEMİK (Kan dolaşımı zafiyeti) ve Reperfusyon (Dokularda Yenilenme) Kişniş ile Çözümü




    Coriandrum sativum ekstresinin koruyucu etkisi karaciğer iskemi reperfüzyon hasarında enflamasyon ve apoptoz
    Authors: A. Kükner, G. Soyler, P. Toros, G. Dede, F. Meriçli, S. Işık, O. Edebal, C. Özoğul

    Coriandrum sativum özütünün iltihaplanma ve apoptoza karşı koruyucu etkisi karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı Coriandrum sativum'un iltihaplanma ve apoptoza karşı etkisi

    Öz
    Arka Plan: Bu çalışmanın amacı, anti-enflamatuar ve Coriandrum sativum ekstresinin karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı üzerindeki antioksidan etkileri ışık mikroskobik ve biyokimyasal seviyeler.
    Gereç ve yöntemler: Sham, iskemi / reperfüzyon hasarı (IRI), IRI + Coriandrum sativum ekstresi ve sadece Coriandrum sativum ekstresi grupları oluşturuldu. Altmış dakika iskemi ve 60 dakika reperfüzyon yapıldı. Tedavi grubunda 300 mg / kg / gün Coriandrum sativum sonda ile verildi. Karaciğer dokuları% 4 oranında sabitlendi paraformaldehit. Serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve alkalin fosfataz (ALP) enzimleri ölçüldü. Nükleer faktör-kappa beta (NF-kappa B), Tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-α) ve Kaspaz-3 (Cas-3) immünohistokimya boyama yapıldı. Mikroskobik skorlama yapıldı sinüzoidal tıkanıklık, vakuolizasyon ve nekroz terimleri. Bulgular: Sinüzoidal genişleme ve yaygın tıkanıklık, Kupffer hücre artışı, nötrofil nekrotik alanlarda artış ve hepatositlerde vakuolizasyon ve safra kanalı proliferasyonu portal triad iskemi / reperfüzyon karaciğer dokusunda gözlendi. Çok nadir, nekrotik Coriandrum sativum tedavi grubunda alanlar gözlenirken, tıkanıklık ve vakuolizasyon ve safra kanalı proliferasyonu iskemik gruba göre azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum gruplarında AST ve ALT seviyeleri yükseldi.

    IRI grubu ile karşılaştırıldığında, Coriandrum sativum'un AST ve ALT seviyeleri önemli ölçüde azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum grupları vardı Coriandrum sativum ile karşılaştırıldığında ALP'de istatistiksel olarak önemli farklılıklar ve Sham grupları. IRI'nin ALP seviyeleri arasında önemli bir fark yoktu ve IRI + Coriandrum sativum grupları TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immün pozitif lekeli hepatositler çoktur ve yaralanma grubunda yaygın olarak gözlemlenmiştir. Vardı IRI grubunda pozitif TNF-α immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri. İçinde Coriandrum sativum ile tedavi edilen grup, Kupffer hücreleri boyanmazken, TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 eksprese eden hepatositlerin, IRI grubu. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ifade değerleri istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, grupta önemli bir düşüş olduğu görüldü. Coriandrum sativum ile tedavi edildi.

    Sonuç
    Coriandrum sativum özütünün proinflamatuarı azalttığı bulundu.
    sitokin TNF-α ve apoptotik hücre ölümü ve karaciğer iskemi reperfüzyonunda karaciğer enzimleri yaralanma.

    Anahtar kelimeler: karaciğer iskemisi, Coriandrum sativum, TNF-α, NF-kappa B, Cas-3

    GİRİŞ
    Karaciğer iskemi / reperfüzyon hasarı (IRI) artan klinik bir sorundur. travma, hepatektomi veya karaciğer transplantasyonu sonrası morbidite ve mortalite [1, 2]. iskemik dönem, oksijen ve besin nakillerinin tıkanması olarak tanımlanır. sırayla hücresel metabolizmayı engeller. Kan kaynağı tarafından geri yüklendiğinde reperfüzyon, dokuya giden kan akışındaki ani artış konsantrasyonu artırır serbest oksijen radikalleri ile sonuçlanır ve bölgede iltihaplı hücre infiltrasyonu ile sonuçlanır. hasar [1, 3]. Reperfüzyonun akut aşaması üç ila altı saat arasında sürer. Sırasındabu sefer, T-hücresi ve Kupffer hücre aktivasyonunun yanı sıra adezyon aktivasyonu moleküller artar. Geç (subakut) aşama, reperfüzyonun 18 ila 24. saatidir ve nötrofil infiltrasyonu bu süre zarfında en yüksek seviyesine ulaşır. Aktifleştirilmiş Kupffer hücreleri ve diğer hepatik hücreler ayrıca Tümör gibi enflamatuar aracıların salgılanmasını başlatır. nekroz faktörü-alfa (TNF-α), İnterlökin 6 (IL-6), Hücrelerarası Yapışma Molekülü (ICAM), Vasküler hücre yapışma proteini (VCAM) ve Pselektinler [4, 5]. TNF-α ekspresyonu, Nükleer faktör kappa beta (NF-kappa B). NF-kappa B, karaciğer IR hasarında önemli rol oynayan bir transkripsiyon faktörüdür, inflamasyon yanıtı ve hepatositlerin korunması ve rejenerasyonu [6]. Hepatik apoptoz, IRI'nin şiddeti ile doğru orantılıdır [7, 8]. Nekrotik hücre ölümü apoptozlu hepatik hücreler de oluşabilir [9]. IRI'nin patofizyolojisi, çok sayıda belirleyici faktör ve bu faktörleri anlamak ve tanımlamak esastır. koruyucu hekimlikte yeni tedavi stratejileri geliştirmek [1]. Coriandrum sativum Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan önemli bir tıbbi bitki ve daha sonra Hindistan, Çin'e yayıldı ve şimdi tüm dünyada yetiştiriliyor. Coriandrum
    sativum genellikle ilaçlarda, doğal tedavide ve gıda koruyucularında kullanılır. endüstri [10, 11, 12, 13]. Yazarların bildiği kadarıyla bu, Biyokimyasal ve anti-inflamasyon ve antiapoptotik etkilerini kapsamlı bir şekilde araştırın. Bir sıçan modelinde hepatik IR'de Coriandrum sativum kullanımı. Bu çalışmanın amacı, Coriandrum'un metanol ekstresinin biyokimyasal ve mikroskobik etkilerini araştırmak sativum, sıçanlarda karaciğer iskemik reperfüzyon yaralanmalarında.


    MALZEMELER VE YÖNTEMLER
    Bitki Materyali ve Ekstraksiyon Alayköy yöresinden Coriandrum sativum yaprakları toplanmıştır. Kuzey Kıbrıs ve ardından kurutuldu. Kurutulmuş yapraklar metanol ile ekstrakte edildi. maserasyon yöntemi ve ekstrakt buharlaştırıldı. HPLC analizine göre (Agilent Technologies 1200 serisi HPLC kullanılarak gerçekleştirildi ve Eclipse ile ayrıldı XDB-C18 sütunu (150 mm x 4.6 mm, 5 um). Mobil fazlar olarak, (A):% 0,5'lik su formik asit ve (B): Metanol, 1 mL / dakika akış hızında kullanıldı. Gradyan başlangıçta 18 dakika için% 90-70 A, daha sonra 5 dakika için% 55-80 A ve son olarak 5 dakika için% 90 A. Saptama dalga boyu 254 nm'ye ayarlandı. Enjeksiyon hacmi, her biri için 10 uL idi. örnek ve standart çözümler ve veri doğrulama sonuçlarına göre, izokersitrin yüzdesinin 139.25 ppm (% 0.21) içerdiği bulunmuştur.

    Hayvanlar ve Deneysel Tasarım
    Tüm deneysel protokoller Bakım Kılavuzuna göre gerçekleştirildi ve Laboratuvar Hayvanlarının Kullanımı ve Hayvan Bakımı ve Kullanımı Yerel Etik tarafından onaylanmıştır. Yakın Doğu Üniversitesi Komitesi (2019 / 01-57). Altı - yedi yaşlı kadın Wistar Albino sıçanlar (450-500 gr ağırlık), sabit bir oda sıcaklığında (22 ± 2 ° C) bir 12 saatlik aydınlık / karanlık döngüsü. Standart fare yemi (210 kcal / 100 g / gün) ile beslendiler ve içtiler. musluk suyu ad libitum. Tüm cerrahi müdahaleler sabah 9:00 ve Günlük etkileri en aza indirmek için 12:00 PM.
    Hayvanlar rastgele dört gruba ayrıldı:  Sham grubu (n = 10): Orta hat kesiği yapıldı ve hepatik pedikül (duktus hepaticus, hepatik portal ven ve uygun hepatik arter içerir) seferber edildi. Kan akışı engellenmedi.  İskemi / reperfüzyon (IRI) grubu (n = 10): İskemi, iskemik dönemden sonra 1 saat boyunca vasküler klemp ile hepatik pedikül, klemp açılarak 1 saat karaciğer reperfüzyonu sağlandı.  IRI + Coriandrum Sativum grubu (n = 10): Coriandrum sativum ekstresi verildi sonda ile 300 mg / kg / gün iskemiden 3 gün önce ve iskemiden 1 saat önce
    [14].  Coriandrum Sativum grubu (n = 10): Coriandrum sativum ekstresi, 3 gün boyunca gavaj 300 mg / kg / gün. İskemi / Reperfüzyon
    Tüm hayvanlara 90 mg / kg ketamin HCl verildi (Ketalar R, Pfizer İlaç Firma, İstanbul, Türkiye) + ksilazin hidroklorür 10 mg / kg (Rompun R 23.32 mg / ml, Bayer İlaç Şirketi, İstanbul, Türkiye) 15 saatlik açlıktan sonra. Hayvanlar ameliyat masasına sırtüstü pozisyonda yerleştirilmiş, dört noktada hareketsizleştirilmiş ve bir karın boşluğunu ortaya çıkarmak için orta hat karın laparotomi yapıldı. HepatikIRI, Pringle Manevrası ile yapıldı. Karaciğer bağlarından ayrıldıktan sonra ve hepatik pedikül (duktus hepaticus, hepatik portal ven ve uygun hepatik arter) atravmatik mikrovasküler klemp ve lobusta hepatik iskemi ile kenetlenmiş hepatis mediana ve lobus hepatis uğursuz. 60 dakikalık iskemiden sonra klemp çıkarıldı ve intraperitoneal olarak 1 ml% 0.9 NaCl uygulandı, ardından batın kapatıldı ve reperfüzyon için 1 saat bekledik [15]. Diğer hepatik loblar tamamen alınmıştı portal ve arteriyel kan temini. İskemik loblarda renk değişikliği ortaya çıktı, ancak reperfüzyonda lobların rengi normale döndü. Sıçanlar ısıtılmış masalarda tutuldu iskemi ve reperfüzyon sırasında. Gruplarda iskemi / reperfüzyon ve IRI + Coriandrum
    sativum, sıçanlar reperfüzyon süresi ile 60 dakika anestezi altında tutuldu ve madde verildi. Reperfüzyon döneminin sonunda, kan alındı. sıçanların kalpleri ve kanını yok etme yöntemi ile ötenazi yapıldı. Doku örnekleri histolojik incelemeler için reperfüze lobus hepatis sinisterden alınmıştır. İçindeki fareler Sham ve Coriandrum sativum grupları aynı yöntem ve doku ile ötenazi yapıldı. lobus hepatis sinisterden örnekler alındı. Reperfüzyon döneminde 3 sıçanIRI grubundan ve IRI + Coriandrum sativum grubundan 2 sıçan öldü.

    Kan Örneği Analizleri
    Serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve alkalin fosfataz (ALP) ölçümleri bir Abbott Architect kullanılarak yapılmıştır. c8000 klinik kimya analizörü (Abbott Instruments-Abbott Diagnostics, Abbott Park, IL, A.B.D).

    Işık Mikroskobu
    Tüm sıçanlara ötenazi yapıldı ve doku örnekleri% 4 paraformaldehit içinde sabitlendi 48 saat boyunca parafine gömülür ve 5 um'lik kesitler halinde kesilir. Hematoksilen-eozin boyama karaciğerin genel yapısını değerlendirmek için yapıldı. Doku bölümleri incelendi, bölüm başına 10 alanla ve vakuolizasyon, sinüzoidal tıkanıklık için 0 ile 4 arasında puanlandı, ve hepatosit nekrozu, yarı kantitatif olarak değerlendirildi. değiştirilmiş Suzuki skorlama sistemi [16].

    İmmünohistokimyasal Boyama
    Karaciğer doku örneklerinin immünohistokimyasal değerlendirmesi, aşağıdaki lekeler: Cas-3 (Anti Cas 3 antikor ab 2302, abcam), TNF-α (Anti-TNF alfa antikoru ab183896, abcam), NF-kappa B p65 (Anti – NF-kappa B p65 antikoru– ChIP Sınıfı ab7970, abcam). Cas-3, TNF-α ve NFkappa B ile pozitif boyanan hücreler ışık mikroskobunda 20 farklı şekilde 40x büyütme ile sayıldı. alanlar.
    İstatistiksel analizler

    Tüm istatistiksel analizler SPSS 17.0 ile yapıldı. Elde edilen veriler gruplar parametrik olmayan Kruskal - Wallis testi kullanılarak karşılaştırıldı. grup, gruplar ise birbirleriyle karşılaştırıldılar Mann - Whitney U Ölçek. P <0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

    SONUÇLAR
    Biyokimyasal sonuçlar

    IRI ve IRI + Coriandrum sativum'da AST ve ALT seviyeleri arttı gruplar. IRI grubu ile karşılaştırıldığında, Coriandrum'un AST ve ALT seviyeleri sativum önemli ölçüde azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum grupları vardı Coriandrum sativum ile karşılaştırıldığında ALP'de istatistiksel olarak önemli farklılıklar ve Sham grupları. IRI'nin ALP seviyeleri arasında önemli bir fark yoktu
    ve IRI + Coriandrum sativum grupları (Tablo 1). Işık mikroskobik sonuçlar Tıkanıklık, vakuolizasyon ve nekrozun oldukça yüksek olduğu gözlendi IRI grubunda Sham ve Coriandrum sativum sonuçlarıyla karşılaştırıldığında gruplar. IRI + Coriandrum sativum grubu tıkanıklıkta azalma gösterdi, vakuolizasyon ve nekroz. Yine de, seviyeler hala daha yüksekti. Sham ve IR grupları (Tablo 2). Sham grubu (Şekil 1a) ile karşılaştırıldığında dilatasyon ve sinüzoidlerin tıkanması (Şekil 1b), Kupffer hücre sayısının artması (Şekil 1c), hepatosit dejenerasyonu ve artan nötrofil sayısı olan nekrotik alanlar (Şekil 1d), hepatositlerin özellikle portal triadlar çevresinde vakuolizasyonu (Şekil 1e) ve safra kanallarının çoğalması (Şekil 1f) IRI grubunda doğrulandı.
    IRI + Coriandrum sativum grubu azalmış tıkanıklık (Şekil 1g), azalmış Kupffer hücre aktivasyonu ve azalmış olmasına rağmen, safranın hala fark edilebilir bir proliferasyonu kanallar (Şekil 1h). TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 ifadeleri çok yaygındı ve sahte gruplara kıyasla IR grubunda hepatositlerde güçlü ekspresyon vardı. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immünohistokimyasal olmadığı görüldü. karaciğer sahte grubunda boyama (Şekil 2a), ancak pozitif TNF-alfa vardı immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri (Şekil 2b) ve hepatositler (Şekil 2c) IRI grubu. Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta Kupffer hücreleri boyanmış, TNF-alfa ifade eden hepatositlerin, IRI grubu (Şekil 2d). IRI'da NF-kappa B boyaması olduğu bulundu. grubu (Şekil 2e). İmmünohistokimyasal boyamanın ciddiyeti ve boyanma sayısı Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta hücreler azalmıştır (Şekil 2f). Gözlemlendi IRI grubunda (Şekil 2g) birçok hepatositin Cas-3 ifade ettiği ve Cas-3 Coriandrum sativum tedavi grubunda ekspresyon çok düşüktü (Şekil 2h). Ne zaman TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ifade değerleri değerlendirildi istatistiksel olarak, tedavi edilen grupta önemli bir düşüş olduğu görüldü. IRI grubunda ifadelerin arttığı Coriandrum sativum. Bu sonuçlar
    mikroskobik bulgular ile pozitif korelasyon göstermiştir (Tablo 3).

    TARTIŞMA
    Bu çalışma boyunca elde edilen sonuçlar, Coriandrum sativum'un sırasında karaciğer IRI'nin histolojik ve biyokimyasal sonuçları üzerindeki terapötik etkiler akut faz. Karaciğer nakli veya ameliyatlar sırasında IRI, yenilenme. Birçok farklı faktör bunu tetikleyebilir ve bunlardan biri, iskemik dönem [17]. Çeşitli bitki özlerinin önleyici veya tedavi edici etkileri veya IRI'daki bileşenler incelenmiştir. Endotelyal adezyon moleküllerinin tıkanması, sitokinlerin azalması hücrelerden, serbest oksijen radikallerinden ve hepatositlerden salınır apoptoz tartışılmıştır [18]. Coriandrum sativum bitkisinin antioksidan özelliği vardır. anti-enflamatuar etkiler ve Coriandrum sativum'un karaciğer üzerindeki koruyucu etkisi çeşitli hepatotoksik maddelerin neden olduğu hasar bildirilmiştir [14, 19, 20, 21]. Çalışmalar, Coriandrum sativum özü dozajının 3000'e kadar toksik olmadığını göstermiştir. mg / kg [22]. Çalışmamızda, Coriandrum'un antiinflamatuar etkisini belirledik. sativum, 300 ile tedavi edilen sıçanlarda düşük dozlarda Kıbrıs-Lefkoşa bölgesinden elde edilmiştir. mg / kg. Coriandrum savitum ekstresinin bu bölgeden elde edildiği tespit edilmiştir.
    aktif madde olarak 139.25 ppm izokersitrin içerir. İzokersitrin (kersetin-3-O-βd-glukopiranosid), kersetin ve buluntularının başlıca glikozidik formlarından biridir. birçok şifalı bitkide yaygın olarak bulunur. Antioksidan, antiinflamatuar, antiapoptotik özelliği vardır. etkiler [23]. Kişnişin (Coriandrum sativum) ana biyoaktif bileşenidir. L.) ve kişniş yaprakları ve köklerinde yaygın olarak bulunur. Son yıllarda izokersitrin yeni biyolojik faaliyetlerin keşfi ve olma yeteneği nedeniyle büyük bir potansiyele sahiptir. rutinin enzimatik modifikasyonu ile elde edilmiştir [24]. İlk birkaç saat içinde reperfüzyon yaralanması üzerine Kupffer hücreleri aktive olur ve sitokinler salgılarlar. Kupffer hücre aktivasyonu ile pozitif bir korelasyon vardır. karaciğer IRI [25, 26]. Öte yandan, nötrofiller uyarılmada ana rolü oynar. inflamatuar kademeli mekanizmaların süreci [27]. Reperfüzyon sırasında seleksiyon endotel hücrelerindeki reseptörlerin sayısı artar, lökositler endotelyal hücreye yapışır hücreler ve daha sonra yaralanma bölgesine göç ederler [3, 25]. Hepatositlerin nükleer piknozu, hepatik kordlarda saçılma ve hepatik sinüzoid genişleme gözlemlenebilir. Öyleydi
    reperfüzyonda yaygın lokal nekroz, hepatositlerde vakuolizasyon ve enflamatuar hücre artışı önemli ölçüde artmıştır; bu bulgular 3 gündür ve 7. günde minimal düzeye inmiştir [25]. Nedeni olmasına rağmen IRI'ye bağlı hepatosit yağları tam olarak anlaşılamamıştır, çok faktörlü olabilir ve her ikisini de içerebilir parankimal ve parankimal olmayan disfonksiyon, büyük miktarda lipid birikimi reperfüzyon aşamasında iskemideki metabolik değişiklikler nedeniyle hepatositlerde oluşur. Hücre içi trigliseridler, hepatosit metabolizmasının bozulması nedeniyle birikir ve
    ışık mikroskobunda vakuolizasyon gözlenir [28]. Steatoz varlığı Karaciğeri takiben% 2 ile% 14 arasında artan ölüm riski ile ilişkili rezeksiyon cerrahisi [29].
    Çalışmamızda sinüzoid tıkanıklığı çok belirgin ve yaygındı. IRI grubu. Nekroz alanları yaygın değildi, ancak çok sayıda nekrotik hepatosit ve vakuolizasyon tespit edildi. Sonuç olarak portal alanlarda safra kanalı proliferasyonu tespit edildi hepatik pediküldeki safra kanalının ligasyonu. IRI + Coriandrum sativum grubunda, portal alanı çevresinde birkaç mitotik hepatosit vardı. Kupffer hücre aktivasyonu daha az alanda gözlendi. Kupffer hücrelerindeki azalma metabolik değişiklikleri etkiledi ve nekrotik hepatosit sayısı. Ek olarak, lipid nedeniyle azalmış vakuolizasyon tedavi grubundaki hepatositlerde birikme hipolipidemiye bağlıdır

    Coriandrum sativum'un etkisi.
    TNF-α, IR'de Kupffer hücrelerinden salgılanan birincil inflamatuar sitokindir. yaralanmalar. TNF-α ve NF-kappa B seviyeleri reperfüzyon aşamasında önemli ölçüde artar iskemiden sonra. İskemi ve reperfüzyon yaralanmalarında aşırı TNF-α aktivitesi artışı mitokondri üzerindeki doğrudan toksik etkilerle hücre ölümünü veya apoptozu uyarır [30, 31]. NFkappa B'nin bir proinflamatuar olarak hareket ettiği düşünülmektedir. Bu nedenle, NF-kappa B'nin inhibisyonu inflamatuar yanıtı baskılaması bekleniyor [5, 32]. NF-kappa B'nin ifadesi hepatosit sitoplazmasında sıcak iskemi (35-37ºC) sonrası görüldü, nükleer boyama [32]. Çalışma sonuçlarımız literatür ile uyumludur. Bir pozitif Artmış TNF-α ekspresyonu ile artmış NF-kappa B arasında korelasyon gözlendiIRI grubundaki ifade. IRI grubunda nötrofillerdeki artış çok belirgindir. O grupta inflamasyon belirteçlerinin ve inflamasyonun azaldığı belirlendi Coriandrum sativum ile tedavi edildi. Coriandrum sativum grubunda NF-kappa B azalmaya bağlı olarak hepatositlerde ve Kupffer hücrelerinde önemli ölçüde azalma tespit edildi TNF – α ifadesi. Deneysel modelimiz sıcak iskemi modeli olduğundan, NF-kappa B hepatosit sitoplazmasında boyanma görüldü. Karaciğer IR'de iltihaplanmaya ek olarak hepatositlerde yaralanmalar, apoptotik hücre ölümü ve nekroz görülür [33, 34]. Bizim çalışmada hem nekrotik hem de apoptotik hücre ölümü gözlenmiştir. Belirlendi Coriandrum sativum tedavisinde apoptotik ve nekrotik hücre sayısında azalma grubu, ve bu anti-enflamatuar etkinin neden olduğu azalmış nötrofilden kaynaklanıyordu. Coriandrum sativum. İskemi reperfüzyon çalışmalarında, IRI'da AST ve ALT değerleri artmıştır [14, 35, 36]. İskemik grupta AST ve ALT seviyeleri önemli ölçüde arttı ve Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta azalmış ancak kontrol seviyesine ulaşmamıştır. bizim çalışmamız. ALP düzeyinde, IRI ve IRI arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. IRI + Coriandrum sativum grupları. ALP artışının ana nedenlerinden biri safra kanalı tıkanma ve yayılma. Safra kanalı proliferasyonu, portal triadlarda yaygındır. IRI, proliferasyon IRI + Coriandrum sativum grubunda daha az bulundu. Bu sonuç yüksek ALP seviyesini açıkladı. Travma, kanser cerrahisi ve karaciğer kızılötesi yaralanmalarında parankimal ve parankimal olmayan hücreleri içeren karmaşık bir dizi karmaşık olay vardır. transplantasyon. TNF-α ve NF-kappa B faktörleri, inflamatuar faktörler, artış ve NFkappa B, inflamasyona bağlı hücre adezyon moleküllerinde artışa neden olur, sitokinler, anti-apoptotik ve pro-apoptotik proteinler. Bu nedenle, çok önemlidir IR hasarını önlemek ve / veya azaltmak için iltihabı önlemek. Bu çalışmada amacımız, Coriandrum sativum'un hepatik IRI ile indüklenen inflamasyon, oksidatif stres, apoptoz ve hiperlipidemiye karşı olası koruyucu etkisini araştırmak doku. Akut fazda, 300 mg / kg Coriandrum sativum, hasar, karaciğer enzimlerini, iltihaplanmayı ve apoptozu azaltır. Hepatoprotektif Coriandrum sativum'un etkisi kısmen pro ifadesinin engellenmesinden kaynaklanıyor olabilir - enflamatuar sitokinler. Coriandrum'un antiinflamatuar ve antiapoptotik etkisi sativum immünohistokimyasal olarak gösterilmiştir. Ayrıca yağda yağ birikimi Coriandrum sativum ile tedavi edilen grubun hepatositlerinde vakuolizasyon azaldı. Bu bulgu, Coriandrum sativum'un anti-lipidemik etkisinin bir göstergesiydi. Coriandrum sativum özündeki aktif bileşen olan izokersetinin, önemli rol. Literatür taramasına göre, önceki hiçbir çalışma Karaciğer IR yaralanmalarına karşı Coriandrum sativum. Yazarların bildiği kadarıyla, bu bu tür verilerin ilk kez sağlandığı zamandır. Çalışmanın kısıtlılığı oksidatif stres verilerinin olmamasıdır. Ayrıca gösteriliyor Western Blotting yöntemi ile protein ekspresyonları çalışma sonuçlarımızı güçlendirecektir. İskemi öncesi kullanılan dozun artırılması ve uzun süreli kullanım, reperfüzyonun uzatılması dönemi ve Coriandrum sativum kullanımının devam etmesi daha etkili sonuçlar sağlayacaktır. Ders çalışma Coriandrum sativum'un moleküler düzeyde diğer sitokinler üzerindeki etkilerinin bu konudaki bilgiler. Bu çalışma sonuçları, yapılacak çalışmaların kaynağı olacaktır. Coriandrum sativum ile yapılır. Özellikle belli bir miktarın antioksidan etkisi Günlük hayatta tüketilen Coriandrum sativum bazılarının ortaya çıkmasını engelleyecek veya geciktirecektir. hastalıklar. Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

    Yorum yap


    • #3
      Coriandrum sativum'un Kanser Hücrelerinin Göç ve İstila Yetenekleri Üzerindeki Etkileri

      Honing Huang1, Tomomi Nakamura1, Toshinori Yasuzawa2 3, Shigeru UeshimaDOI: 10.3177 / jnsv.66.468 Öz

      Coriandrum sativum (kişniş), Apiaceae familyasında yıllık bir bitkidir. Yaprakları ve tohumları yemek pişirmek için kullanılır. Kişnişin iltihap önleyici, analjezik ve kanser önleyici etkileri gibi birçok yararlı işlevi vardır. Kişnişin anti-kanserojen potansiyeli iyi bilinmesine rağmen, kişnişin kanser metastazı üzerindeki etkileri henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu çalışmada, kişnişin göç ve istila üzerindeki etkileri, insan hepatoselüler karsinom hücre hattı (HepG2) ve fare melanoma hücre hattı (B16F10) kullanılarak in vitro ve in vivo araştırılmıştır. Kanser hücrelerinin göç ve istila yetenekleri, trans-kuyulu çift odacık ile değerlendirilmiş ve bu yetenekler, kanser hücrelerinin, konsantrasyonu proliferasyonu etkilemeyen kişniş ekstresi ile muamelesi ile önemli ölçüde bozulmuştur. Kanser hücrelerinin kişniş özütü ile tedavisi, şartlandırılmış ortamlarında hücre göçü ve istilasına dahil olan hem matris metaloproteinaz 2 (MMP-2) hem de ürokinaz tipi plazminojen aktivatör (u-PA) aktivitelerini önemli ölçüde azaltmıştır. Ayrıca kişniş özütü, B16F10 hücrelerinde Erk 1 veya IkB'nin fosforilasyonunu bastırdı ve MMP-2 veya u-PA mRNA'nın ekspresyonunu inhibe etti. B16F10 hücrelerinin C57BL / 6J farelerinin kuyruk damarına enjekte edilmesinden sonra, akciğerlerdeki metastatik bölgelerin sayısı sayıldı. Kişniş içeren diyetle beslenen fareler, kontrol diyetiyle beslenenlere göre daha az sayıda metastatik bölgeye sahipti. Kişniş ekstresinin kanser hücresi göçünü ve istilasını bastırma yeteneklerine sahip olabileceği öne sürüldü, bu da kişnişin kanser prognozunun iyileşmesini sağladığını gösteriyor. bunlar, şartlandırılmış ortamlarında hücre göçü ve istilasına karıştı. Ayrıca kişniş özütü, B16F10 hücrelerinde Erk 1 veya IkB'nin fosforilasyonunu bastırdı ve MMP-2 veya u-PA mRNA'nın ekspresyonunu inhibe etti. B16F10 hücrelerinin C57BL / 6J farelerinin kuyruk damarına enjekte edilmesinden sonra, akciğerlerdeki metastatik bölgelerin sayısı sayıldı. Kişniş içeren diyetle beslenen fareler, kontrol diyetiyle beslenenlere göre daha az sayıda metastatik bölgeye sahipti. Kişniş ekstresinin kanser hücresi göçünü ve istilasını bastırma yeteneklerine sahip olabileceği öne sürüldü, bu da kişnişin kanser prognozunun iyileşmesini sağladığını gösteriyor. bunlar, şartlandırılmış ortamlarında hücre göçü ve istilasına karıştı. Ayrıca kişniş özütü, B16F10 hücrelerinde Erk 1 veya IkB'nin fosforilasyonunu bastırdı ve MMP-2 veya u-PA mRNA'nın ekspresyonunu inhibe etti. B16F10 hücrelerinin C57BL / 6J farelerinin kuyruk damarına enjekte edilmesinden sonra, akciğerlerdeki metastatik bölgelerin sayısı sayıldı. Kişniş içeren diyetle beslenen fareler, kontrol diyetiyle beslenenlere göre daha az sayıda metastatik bölgeye sahipti. Kişniş ekstresinin kanser hücresi göçünü ve istilasını bastırma yeteneklerine sahip olabileceği öne sürüldü, bu da kişnişin kanser prognozunun iyileşmesini sağladığını gösteriyor. ve MMP-2 veya u-PA mRNA'nın ekspresyonunu inhibe etti. B16F10 hücrelerinin C57BL / 6J farelerinin kuyruk damarına enjekte edilmesinden sonra, akciğerlerdeki metastatik bölgelerin sayısı sayıldı. Kişniş içeren diyetle beslenen fareler, kontrol diyetiyle beslenenlere göre daha az sayıda metastatik bölgeye sahipti. Kişniş ekstresinin kanser hücresi göçünü ve istilasını bastırma yeteneklerine sahip olabileceği öne sürüldü, bu da kişnişin kanser prognozunun iyileşmesini sağladığını gösteriyor. ve MMP-2 veya u-PA mRNA'nın ekspresyonunu inhibe etti. B16F10 hücrelerinin C57BL / 6J farelerinin kuyruk damarına enjekte edilmesinden sonra, akciğerlerdeki metastatik bölgelerin sayısı sayıldı. Kişniş içeren diyetle beslenen fareler, kontrol diyetiyle beslenenlere göre daha az sayıda metastatik bölgeye sahipti. Kişniş ekstresinin kanser hücresi göçünü ve istilasını bastırma yeteneklerine sahip olabileceği öne sürüldü, bu da kişnişin kanser prognozunun iyileşmesini sağladığını gösteriyor.

      Yorum yap


      • #4
        Coriandrum sativum (Aile: Umbelliferae/Apiaceae; Ortak Ad: Kasbour, Kişniş, Kişniş) [ 164 ] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/art...C7981375/#CR97

        C. sativum ve C. tordylium'un meyve ve yaprakları, farklı gastrointestinal ve kalp hastalıklarının geleneksel tedavisinde ve ayrıca yemek malzemesi olarak kullanılmaktadır. Yağı birçok kozmetik formülasyonunda kullanılmaktadır. Genellikle C. sativum şişkinlik, ishal, iştahsızlık, hazımsızlık, kusma ve ağrı gibi birçok GIT bozukluğunun tedavisinde ve ayrıca antihipertansif, antiseptik, antiemetik, kas gevşetici, antidiyabetik, antienflamatuar, emmenagog, lipolitik olarak kullanılır ve sinir yatıştırıcı etkiye sahiptir.

        Kişnişin ana kimyasal bileşenleri linalool, geranil asetat ve gama-terpinendir. Ayrıca a-cedren (%3.87), sitronelal (%1.96), geraniol (%1.87), b-pinen (%1.82), b-sesquiphell-andrene (%1.56), sitral ve sitronellil asetat gibi başka kimyasal bileşenlere de sahiptir. %1.36 her biri), sitronelol (%1.31), m-simen (%1.27) ve a-farnesence (%1.22) minör olarak. Bugüne kadar kişniş, BP üzerindeki sonucunu değerlendirmek için klinik çalışmalarda test edilmemiştir, ancak birçok çalışmada kişnişin antioksidan aktiviteler gösterdiği ve β-adrenoseptör tarafından ROS üretimini engellediği bildirilmektedir. Jabeen et al. iyi kurutulmuş tohumların ve kişniş tozunun seyreltilmiş metanolik ekstresinin vazodilatör etkilerinin normotansif Sprague-Dawley sıçanlarında üretilen ve ortalama arteriyel kan basıncı, SBP ve DBP'nin doza bağlı bir şekilde düştüğünü bildirdi [ 165]. Vazodilatör etki, Ca ++ kanal blokajı ve endotelyal bağımlı yolaklar yoluyla ortaya çıkar [ 166 ]. Aktif bileşenler, hipertansiyonun yönetimi ve tedavisi için vazoaktif bileşeni dengelemek üzere sinerjik olarak hareket eder. Ayrıca kişniş özü, NF-kB ve Inos üzerinde inhibitör bir etkiye sahiptir [ 166 ].


        Kişniş, Coriander, Koriander, Coriandrum sativum


        Yorum yap


        • #5
          Coriandrum sativum L. (Kişniş) Esansiyel Yağı: Antifungal Aktivite ve Candida spp. Üzerindeki Eylem Modu ve İnsan Tüm Genom İfadesinden Etkilenen Moleküler Hedefler

          Irlan de Almeida Freires , 1 Ramiro Mendonça Murata , 2, Vivian Fernandes Furletti , 3 Adilson Sartoratto , 3 Severino Matias de Alencar , 4 Glyn Mara Figueira , 3 Janaina Aparecida de Oliveira Rodrigues , 5 Marta Cristina Teixeira Duarte , 3 ve Pedro Luiz Rosalen 1 ,
          Eleftherios Mylonakis, Editör
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
          Git: Öz


          Oral kandidiyazis, dünya çapında giderek artan prevalans ve insidans oranları ile ağız boşluğunun fırsatçı bir mantar enfeksiyonudur. Bu rahatsızlığı yönetmek için özel olarak hedeflenen yeni stratejiler, mantar önleyici özelliklere sahip olduğu bilinen uçucu yağlar (EO) kullanılarak önerilmiştir. Bu çalışmada, Candida üzerinde Coriandrum sativum L. (kişniş) yapraklarından elde edilen EO'nun antifungal aktivitesini ve etki şeklini araştırmayı amaçladık.spp. Ek olarak, insan hücrelerinde tam genom ekspresyonundan etkilenen moleküler hedefleri tespit ettik. EO fitokimyasal profili, maya hücrelerinin canlılığını olumsuz yönde etkilemesi muhtemel olan ana bileşenler olarak monoterpenleri ve seskiterpenleri gösterir. Fraksiyonlar halinde izolasyonlarının antimikrobiyal etkisinin azalmasına yol açtığından, EO kimyasal bileşiklerinin sinerjistik bir aktivitesi var gibi görünmektedir. C. sativum EO, membran ergosterolüne bağlanarak iyonik geçirgenliği arttırır ve hücre ölümüne yol açan membran hasarına neden olabilir, ancak hücre duvarı biyosentezi ile ilgili yolaklar üzerinde etki göstermez. Bu etki modu, çeşitli konsantrasyonlarda EO'nun neden olduğu biyofilm bütünlüğündeki bozulmayı gösteren fotomikrograflarla gösterilmektedir. EO ayrıca Candida'yı da inhibe ettidüşük konsantrasyonlarda polistiren substrata biyofilm yapışması ve minimum inhibitör konsantrasyonda Candida albicans'ın proteolitik aktivitesini azaltmıştır . Son olarak, EO ve onun seçilmiş aktif fraksiyonu, kemokinler ve MAP-kinaz (çoğalma/apoptoz) ve ayrıca yapışma proteinlerini içeren yollarda gen ekspresyonunu etkileyen varsayılan mekanizmalarla insan hücreleri üzerinde düşük sitotoksisiteye sahipti. Bu bulgular, C. sativum yapraklarından elde edilen EO'nun potansiyel mantar önleyici aktivitesini vurgular ve gelecekteki dönüşümsel toksikolojik araştırmalar için yollar önerir.

          Git: Giriş


          Oral kandidiyazis, özellikle HIV bağışıklığı baskılanmış ve hastaneye yatırılan bireyler arasında son birkaç on yılda dünya çapında yaygınlık ve insidans oranları artan, ağız boşluğunun yaygın bir fırsatçı mantar enfeksiyonudur [1] . Candida albicans'ın dünya çapındaki mantar enfeksiyonlarının %42'sinden fazlasını oluşturduğu ve bunu C. glabrata, C. parapsilosis, C.tropicalis, C. krusei, C. guilliermondii, C. rugosa ve C. gibi albicans olmayan türlerin izlediği tahmin edilmektedir . dubliniensis [2] , [3] .

          Genel olarak, polienler, azoller, pürin analogları ve ekinokandinler dahil olmak üzere kandidiyazis tedavisinde kullanılabilen sentetik antifungal bileşiklerin ve terapötik ajan sınıflarının sayısı artmaktadır [4] . Ancak mantar patojenleri ökaryot olduklarından, biyolojik süreçlerinin bir kısmını insan hücreleriyle paylaşırlar ve bu da mantar önleyici ilaçların kullanımından kaynaklanan önemli zararlı yan etkilere yol açar [5] . Ayrıca, patojenlerin sentetik ajanlara karşı artan direnci [6] , [7] ve oral kandidiyazis tedavisi için uygun maliyetli tedavilere duyulan ihtiyaç, bu alanda yeni alternatiflerin araştırılmasına neden olmuştur.

          Bu bakış açısıyla, doğal olarak oluşan ajanlar, tıp ve dişçilik alanlarında potansiyel terapötik uygulama ile biyoaktif moleküllerin bir kaynağı olarak öne çıkmaktadır [8] . Bunlar arasında, uçucu yağlar (EO), mantar enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisi açısından son derece umut verici doğal bileşik grupları olarak kabul edilir [9] .

          Potansiyel antifungal aktiviteye sahip bir tür , popüler olarak kişniş olarak bilinen Coriandrum sativum L.'dir. Kullanım tarihi M.Ö. 1.550 yıllarına dayanan Doğu Akdeniz orijinli Apiales düzenindeki Apiaceae familyasına ait küçük yıllık bir bitkidir [10] . Kişniş yaprakları ve tohumları, yemek hazırlamada baharat olarak kullanılmasına ek olarak, halk hekimliğinde kolesterol düşürücü bir ajan, sindirim uyarıcısı ve anti-hipertansif bir ajan [11] olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. C. sativum'un farmasötik uygulamaları ayrıca antibakteriyel [12] , antioksidan [13] , hepatoprotektif [14] ve antikonvülsan [15] ortaya çıkardı. faaliyetler.

          C. sativum'dan elde edilen EO'nun Candida türlerine karşı güçlü bir mantar önleyici etkiye sahip olduğu kanıtlanmıştır [9] , [16] , [17] . Bununla birlikte, çoğu çalışma , yapraklarda bulunanlardan farklı bir kimyasal bileşime sahip olan meyvelerden [17] ve tohumlardan [9] EO'yu analiz etmiştir [16] , [18] . C. sativum'un örneğin takma dişle ilgili oral kandidiyazis tedavisi için daha fazla araştırmayı garanti ettiği göz önüne alındığında , EO'nun antifungal aktivitesinin, etki şekli, Candida'ya karşı aktivitesi ile ilgili olarak yapraklarından aydınlatılmasına ihtiyaç vardır. biyofilmler ve toksikolojik amaçlar için farmakogenomik analizler yapmak.

          Bu nedenle, bu çalışma , klinik olarak ilgili Candida türleri üzerinde Coriandrum sativum L. (kişniş) yapraklarından elde edilen EO'nun antifungal aktivitesini ve etki modunu araştırmayı ve insan hücrelerinde bir tam genom ekspresyon analizi yoluyla etkilenen moleküler hedefleri belirlemeyi amaçlamaktadır. .

          Git: Malzemeler ve yöntemler

          Bitki Malzemesi
          Coriandrum sativum L., Campinas Üniversitesi (UNICAMP), SP, Brezilya'daki Kimya, Biyoloji ve Tarım Araştırma Merkezi'ndeki (CPQBA) Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Koleksiyonunun (CPMA) germoplazma bankasından elde edildi (şu adresten edinilebilir: http ://webdrm.cpqba.unicamp.br/cpma/ ) ve GM Figueira (CPMA küratörü) tarafından tanımlanmıştır.

          Bitki materyali, Kasım 2012 ile Ocak 2013 arasında, çiğlenme noktasından sonraki sabah toplanmıştır. Bir kupon örneği UNICAMP'taki Biyoloji Enstitüsü'nün (Campinas, SP, Brezilya) herbaryumuna yatırıldı ve ayrıca bir kimlik numarası (CPMA fişi # 644) alınarak CPQBA'nın herbaryumuna kaydedildi.

          Uçucu Yağ Ekstraksiyonu
          EO, Clevenger tipi bir sistemde 3 saat boyunca hidrodistilasyon yoluyla birkaç parti halinde işlenen 100 gm yaprak kullanılarak elde edildi. Sulu fazın özü, 50 ml diklorometan ile üç kez çıkarıldı. Organik tabaka daha sonra (Na, susuz sodyum sülfat ile kurutuldu, izole edilmiş 2 SO 4 ) ve filtre edildi; çözücü buharlaştırılarak ham EO elde edildi. Yağ içeriği, amber renkli cam şişelerde -20°C'de saklandı. EO'nun stok seyreltmeleri, araç olarak %6.25 propilen glikol (h/h) kullanılarak hazırlandı.

          Önceki bir çalışmada, [16] den EO parçalandı C sativum kuru kolon ayırma yöntemi kullanılarak yaprak ve (F kimyasal benzerlik göre 5 fraksiyon halinde gruplandırılmıştır ince tabaka kromatografisi ile 10 fraksiyonlar tanımlanmıştır 3 -F 4 , K 5 , K 6 , F 7 , F 8 –F 10 ). Bu fraksiyonlar Candida klinik izolatları ve kültür toplama suşlarına karşı test edilmiş ve en düşük Minimum İnhibitör ve Mantar öldürücü Konsantrasyon (MIC/MFC) değerlerini gösteren fraksiyon “aktif” olarak kabul edilmiştir (F 8 – F 10 ). Çalışmamızda, EO'yu çıkardık ve daha ileri mikrobiyolojik ve farmakogenomik testler için bu "aktif fraksiyonu" (F 8 – F 10 ) elde etmek için fraksiyonlama işlemini [16] gerçekleştirdik .

          Kütle Spektrometrisi (GC-MS) ile Eşleştirilmiş Gaz Kromatografisi ile Fitokimyasal Analiz
          Uçucu bileşenlerin profili, bir HP-5975 kütle seçici detektörü ve HP-5 kapiler kolonu (30 mx0.25 mmx0.25 um çap) ile birleştirilmiş bir Hewlett-Packard 6890 gaz kromatografı kullanılarak belirlendi. GC-MS analizi, enjektör 220°C'ye, kolon 60°C'ye, ısıtma rampası 3°C/dk ve son sıcaklık 240°C'ye ayarlıyken bölünmüş enjeksiyon (40∶1) kullanılarak yapıldı, ve MS detektörü 250°C'ye ayarlanmıştır. Helyum, 1 ml/dk'da taşıyıcı gaz olarak kullanıldı. GC-MS elektron iyonizasyon sistemi 70 eV'ye ayarlandı. EO ve aktif fraksiyon numuneleri, analiz için etil asetat içinde çözündürüldü. Tutma indeksleri (RI'ler), hidrokarbon standartlarının (alkanlar C 8 –C 30 ) birlikte enjeksiyonu ile belirlendi.) ve EO ve yukarıda belirtilen koşullar altında aktif fraksiyon. Yağ bileşenleri, literatürden ( http://www.pherobase.com/database/kovats/kovats-index.php adresinden temin edilebilen Pherobase ) ve NIST 05 kitaplık profillerinden elde edilen verilerle karşılaştırılarak ve birlikte enjeksiyon yoluyla tanımlandı. otantik standartlar [12] , [19] .

          mikroorganizmalar
          Candida spp'nin referans suşları. Bu çalışmada kullanılan Hollanda Koleksiyonu – Central Bureau voor Schimmelcultures (CBS): C. albicans CBS 562, C. tropikalis CBS 94, C. krusei CBS 573, dubliniensis CBS 7987 ve Candida rugosa CBS 12.

          Minimum İnhibitör ve Mantar öldürücü Konsantrasyon (MIC/MFC) Tayini
          Bu, Candida spp.'nin antifungal duyarlılığını araştıran biyo-güdümlü bir çalışmadır . C. sativum'un eylemineEO ve aktif fraksiyonu. MIC testi, 100 ul/göz RPMI-1640 ortamı (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) içeren 96 oyuklu U tabanlı doku kültürü mikroplakaları kullanılarak gerçekleştirildi. EO emülsiyonu ve aktif fraksiyonun bir stok solüsyonu birinci kuyuya aktarıldı ve 1.000 ila 0.48 ug/ml arasında değişen konsantrasyonlar elde etmek için seri olarak seyreltildi. Pozitif ve negatif kontroller olarak sırasıyla nistatin (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ve Amfoterisin B (União Química Farmaceutica Nacional, SP, Brezilya) ve %6.25 propilen glikol (araç, v/v) kullanıldı. Kültür ortamının ve EO emülsiyonunun sterilliği ve maya canlılığı da kontrol edildi. Mantar inoküller 2.5 x 10 bir son konsantrasyon elde etmek üzere (530 nm, 0.08-0.1 abs) hazırlanmış ve seyreltilmiştir 3Kuyularda CFU/ml. Plakalar, 24-48 saat süreyle 35°C'de inkübe edildi. MIC, görünür mantar büyümesini engelleyen yağın en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı [20] .

          MFC, 48-72 saat 35°C'de inkübe edilen Sabouraud Dekstroz Agar plakaları (HIMEDIA Laboratories Pvt. Ltd., Mumbai, Hindistan) üzerindeki MIC'den daha yüksek bir konsantrasyona sahip inkübe edilmiş her kuyudan bir kısım alt kültürlenerek belirlendi. MFC, katı ortam üzerinde görünür hiçbir büyümeye izin vermeyen EO veya aktif fraksiyonun en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı [20] .

          MFC/MIC oranı, EO ve aktif fraksiyonunun fungistatik (MFC/MIC≥4) veya fungisidal (MFC/MIC<4) aktiviteye sahip olup olmadığını belirlemek için hesaplandı [21] .

          Esansiyel Yağın Eylem Modu
          Bulunan mantar önleyici etkinin Candida spp. ile doğrudan etkileşimin sonucu olup olmadığını belirlemek için testler yapıldı . hücre duvarı yapısı (sorbitol testi) veya membran iyonik geçirgenliği (ergosterol testi).

          sorbitol tahlili
          EO'nun MIC'si, mikrodilüsyon tekniği ile sorbitol (ozmotik koruyucu) varlığında belirlendi [20] . Başlangıçta, plakanın her kuyucuğuna 100 uL RPMI-1640 ilave edildi. Daha sonra, 100 ul EO birinci kuyucuğa aktarıldı ve 1.000 ile 0.48 ug/ml arasında değişen konsantrasyonlar elde etmek için iki oranında seri olarak seyreltildi. Son olarak, aşı, 100 ul (2.5 x 10 5 CFU / mL) RPMI-1640, daha önce sorbitol (0.8 M nihai konsantrasyon) (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) her aktarılmıştır ile takviye hazırlanmıştır. Maya büyümesi, ortam sterilitesi ve araç da kontrol edildi. Plakalar 35°C'de inkübe edildi ve 48 saat ve 7 gün sonra okundu [22] – [24] .

          ergosterol tahlili
          EO'nun ergosterol ile etkileşime girip girmediğini belirlemek için Candida spp.'ye karşı MIC belirlendi . 100, 200 ve 400 µg/ml konsantrasyonlarında eksojen ergosterolün varlığında ve yokluğunda mikrodilüsyon yöntemi [20] ile. Pozitif kontrol olarak amfoterisin B kullanıldı. Tek başına araç bir negatif kontrol görevi gördü ve ergosterol varlığında maya canlılığı da kontrol edildi. Plakalar 24 saat 35°C'de inkübe edildi ve ardından [22] – [24] okundu .

          Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) Analizi
          Candida spp bütünlüğünü değerlendirmek için . SEM kullanılarak hücreler, biyofilm ilk (2.5 x 10 geliştirildi 5CFU/ml) doku kültürü ile muamele edilmiş bölmeli cam slaytlarda (BD Falcon, Bedford, MA, ABD) ve EO (MIC, MFC, MIC çarpı 10, MIC çarpı 20) veya nistatin (MIC) ile tedavi edilmiştir. Bölmeli slaytlar, 72 saat boyunca 35°C'de çalkalamalı bir inkübatöre (100 rpm) yerleştirildi. Numuneler daha sonra iki kez yıkandı ve 12 saat oda sıcaklığında glutaraldehit/PBS %3 (h/h, pH 7.4) içinde tutuldu. Ardından odacıklı slaytlar, 10 dakika boyunca etanol (%50, %70 ve %90) ile seri olarak dehidre edildi ve kritik bir noktaya 30 dakika süreyle kurutuldu. Son olarak, bölmeler çıkarıldı ve kalan slaytlar bir metalizer makinesinde altınla kaplandı ve bir taramalı elektron mikroskobu (Jeon JSM 5600LV, Tokyo, Japonya) kullanılarak gözlemlendi [16] .

          Candida spp. Yapışmasının İnhibisyonu. biyofilmler
          Yapışma testleri, 96 oyuklu U tabanlı işlem görmemiş plakalar kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Candida mono-tür biyofilminin yapışmasını değerlendirmek için her kuyucuğa 100 µL Sabouraud Broth eklendi ve 100 µL EO emülsiyonu birinci kuyucuğa aktarıldı ve seri olarak iki oranında seyreltilerek MIC ve sub-MIC elde edildi. konsantrasyonlar. Son olarak, maya aşı (2.5 x 10, 100 uL 5 Sabouraud Broth artı sükroz (% 2) ile hazırlanan CFU / mL) tüm oyuklara ilave edildi. Bu testte kullanılan kontrol grupları şunlardı: EO emülsiyonu ve kültür ortamının sterilliği, maya büyümesi (karşılaştırmalar için uyum standardı olarak da kullanılır), nistatin (pozitif kontrol) ve araç (negatif kontrol). Plakalar, 72 saat süreyle 35°C'de bir çalkalayıcıda (125 rpm) inkübe edildi.

          Yapıştırılan maya hücrelerinin miktar tayini
          İnkübasyon periyodundan sonra tüm kuyucukların sıvı içerikleri atıldı ve plakalar iki kez yıkandı ve oda sıcaklığında 45 dakika kurutuldu. Daha sonra her kuyucuğa 200 µL %0.4 kristal viyole eklendi ve 45 dakika inkübe edildi. Gözler daha sonra tekrar yıkandı ve hemen 200 uL %95 etanol ile boyandı. 45 dakika sonra, boyası alınmış çözeltinin 100 uL'si yeni düz tabanlı plakaların oyuklarına aktarıldı ve her kuyudaki kristal viyole, bir SpectraMax 340 ayarlanabilir mikroplaka okuyucu (Molecular Devices Ltd, Sunnyvale, CA, ABD) kullanılarak 595 nm'de ölçüldü. ). Yapışmanın inhibisyonu, %100 mantar yapışması değeri atanan maya büyüme grubuna göre dolaylı olarak ölçülmüştür [12, 16, 25'ten uyarlanmıştır].

          C. sativum EO'nun C. albicans'ın Proteolitik Aktivitesi Üzerindeki Etkisi
          C. albicans CBS 562 suşu daha önce katı kültür ortamında proteaz üretme kabiliyeti açısından değerlendirildi. 8 mm çaplı, uygun şekilde sterilize edilmiş bir cam çubuğun dairesel ucu kullanılarak, maya kolonileri Agar Sabouraud Dekstroz plakalarından alındı ​​ve BSA/YNB agar (%0.2 sığır serumu albümini, 1.45 g Maya Nitrojen Bazsız) içeren Petri plakalarına basıldı . amonyum sülfat ve amino asitler, 20 g glikoz, litre başına 20 g agar ) pH 4.0'da. Plakalar 37°C'de 72 saat süreyle inkübe edildi [26]. Proteazların varlığı, maya kolonisi çevresinde yarı saydam bir bölgenin üretilmesiyle tespit edildi. Pz aralığı olarak adlandırılan enzimatik aktivite seviyesi, koloni çapı (cd) ile koloni çapı+yarı saydam bölge (cdz) arasındaki oran olarak belirlendi ve şu şekilde sınıflandırıldı: proteolitik aktivite yokluğu (Pz = 1.0); pozitif aktivite (1.0>Pz≥0.64); veya güçlü pozitif aktivite (Pz<0.64) [27] . Bu prosedürleri takiben, C. sativum'un anti-proteolitik etkisini test ettik.MFC, MIC ve sub-MIC (MIC/2, MIC/4, MIC/8) konsantrasyonlarında olacak şekilde kültür ortamına EO eklendi. Pepstatin A (5.0 uM) (proteaz inhibitörü) pozitif kontrol olarak kullanıldı ve tek başına araç da test edildi. %100 proteolitik aktivite standardı olarak işlenmemiş mikroorganizmalar içeren bir kontrol kullanıldı.

          Esansiyel Yağın İnsan Tüm Genom İfadesi Üzerindeki Etkileri
          İnsan HeLa hücreleri üzerindeki potansiyel toksik mekanizmaları incelemenin bir yolu olarak , C. sativum EO'nun ve aktif fraksiyonunun insan tüm genom ekspresyonunun modülasyonu üzerindeki etkisine ilişkin bir translasyonel farmakogenomik çalışma gerçekleştirdik . C. albicans sıklıkla vajina, serviks, ağız, sindirim sistemi ve deride az miktarda bulunur [5] . HeLa hücre dizisi, orijinal olarak bir insan uterin serviksinden izole edilmiştir ve halihazırda bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. HeLa hücreleri C. albicans [28] tarafından istila edilebilir ve biyomedikal araştırmalarda en yaygın olarak kullanılan insan hücre dizisini temsil eder [29].. Tüm genom ifade verilerimiz, HeLa hücrelerinde EO kullanan araştırmacılar tarafından geçmiş ve gelecekteki deneyler için bir referans aracı sağlayabilir. Bu tahliller Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC), Ostrow Diş Hekimliği Okulu, Periodontoloji Bölümü, Teşhis Bilimleri ve Diş Hijyeni ve Biyomedikal Bilimler Bölümü'nde (Los Angeles, CA, ABD) gerçekleştirilmiştir.

          Toplam RNA, insan hücrelerinden izole edildi (HeLa CCL-2) IC EO ya da aktif fraksiyonu ile muamele 30 (% 30 önleyici konsantrasyon) ve tabi tüm genom Gene Expression HumanHT-12 BeadChip V4 kullanılarak sisteme (lllumina Inc. , San Diego, CA, ABD). Her çipte, doğal olarak oluşan ajanların gen ekspresyonunun modülasyonu üzerindeki etkisini belirlemek için 47.231 prob (insan transkriptomunu temsil eden) kullanarak 34.602 geni analiz edebildik. Kanonik haritalar ve ilişkisel ağlar oluşturmak için GeneGo MetaCore (Thomson Reuters, New York, NY, ABD) yazılımı kullanılarak biyoinformatik analizler yapıldı. Bu teknik, insan genomundaki EO ve aktif fraksiyonundan etkilenen spesifik moleküler hedefleri belirlememize izin verdi.

          Mikrodizi analizimizden elde edilen veri seti, GSE56431 erişim numarasıyla Gene Expression Omnibus (GEO) platformunda ( http://www.ncbi.nlm.nih.gov/geo ) depolanmıştır .

          İstatistiksel analiz
          Tüm deneyler, üç bağımsız deneyde üç kopya halinde gerçekleştirildi. Her tahlil için en uygun istatistiksel yaklaşımı belirlemek için başlangıçta bir keşif veri analizi yapıldı. Veriler, Graphpad Prism sürüm 5.0 (San Diego, CA, ABD) kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. Yapışma ve anti-proteolitik aktivitenin inhibisyonu testinde, tip I hata (α) 0.05 olarak ayarlanmış tek yönlü Varyans Analizi ve Tukey'nin son testi kullanıldı. Farmakogenomik veriler GeneGo MetaCore yazılımı (Thomson Reuters, New York, NY) ve DAVID Bioinformatics Resources 6.7 (NIAID/NIH, ML, ABD, http://david.abcc.ncifcrf.gov/ adresinden temin edilebilir ) üzerinde işlendi .

          Git: Sonuçlar
          Uçucu Yağ ve Fraksiyon Verimleri
          Bitki materyalinin kuru ağırlığı (%, w/w) ile ilişkili olarak ifade edilen C. sativum EO verimi, %0.29 olarak bulunurken, aktif fraksiyon verimi, EO veriminin (%, w/w) bir fonksiyonu olarak ifade edildi. %7.5 idi.

          GC-MS ile Fitokimyasal Analiz
          EO'nun kimyasal bileşimi ve aktif fraksiyonu şu şekilde gösterilmektedir: Tablolar 1 ve ​ve 2,2, sırasıyla. Bileşenlerinin analizleri, başta mono- ve seskiterpen hidrokarbonlar olmak üzere uçucu bileşiklerin varlığını göstermiştir. EO'da C. sativum'dan toplam bileşiminin %82.52'sini temsil eden 12 bileşik belirledik . Fraksiyon içeriğinin %79.52'sini oluşturan EO'nun aktif fraksiyonunda altı bileşik tanımlandı. EO'da tanımlanan ana bileşikler decanal (%19.09), trans-2-decenal (%17.54), 2-decen-1-ol (%12.33) ve siklodekandır (%12.15), hepsi de aktif maddede benzer kimyasal profillere sahiptir. kesir (tablo 1). tablo 1

          Uçucu yağda GC-MS tarafından tanımlanan bileşikler ve Coriandrum sativum yapraklarındaki aktif fraksiyonu .
          R t (dk) R I (a) Tanımlanan analitler* Göreceli Yüzde (b)
          EO Aktif Kesir
          7.62 1004 sekizgen 0.34 -
          15.00 1198 trans-4-ondalık 0.47 -
          15.38 1207 Dekanal 19.09 4.91
          17.74 1263 trans-2-ondalık 17.54 24.11
          18.15 1272 2-decen-1-ol 12.33 16.57
          18.26 1275 siklodekan 12.15 16.62
          19.61 1307 tek kanallı 0.99 -
          21.97 1364 2-düzensiz 1.17 1.50
          22.31 1372 trans-2-undecen-1-ol 0.49 -
          23.84 1409 oniki kanal 4.10 -
          26.19 1467 cis-2-dodecenal 10.72 15.81
          26.44 1473 dodekan-1-ol 3.13 -
          26.46 1474 M (c)  = 184 - 6.40
          31.81 1612 M = 194 0.94 -
          34.02 1671 M = 210 11.51 14.09
          34.18 1675 M = 194 1.92 -
          Notlar: (a) Tutma İndeksi; (b) Kromatogram için entegre edilen toplam alanın yüzde fraksiyonu; (c) M: tanımlanmamış bir bileşiğin moleküler ağırlığı. *Yalnızca tanımlanan veya moleküler ağırlıklarıyla belirtilen bileşikler listelenmiştir. Tablo 2

          Uçucu yağın antifungal aktivitesi ve C. sativum'un Candida spp. üzerindeki aktif fraksiyonu . (değerler µg/ml olarak ifade edilmiştir).
          Gerginlik C. sativum EO Aktif Fractionfrom C sativum EO nistatin amfoterisin B
          mikrofon MFC MFC/MIC oranı mikrofon MFC MFC/MIC oranı mikrofon MFC MFC/MIC oranı mikrofon MFC MFC/MIC oranı
          C. albicans CBS 562 15.6 31.2 2 250 1.000 4 7.8 15.6 2 0.038 0.07 2
          C. tropikalis CBS 94 31.2 62.5 2 250 500 2 3.9 7.8 2 0.01 0.02 2
          C. krusei CBS 573 15.6 31.2 2 125 250 2 3.9 15.6 4 0.15 0.15 1
          C. dubliniensis CBS 7987 31.2 62.5 2 31.2 125 4 3.9 3.9 1 0.002 0.004 2
          C. rugosa CBS 12 15.6 31.2 2 62.5 125 2 1.9 15.6 8 0.07 0.61 8
          Ayrı bir pencerede aç
          Not: +, mantar büyümesi; , mantar büyümesi yok.

          EO'nun Antifungal Aktivitesi ve Eylem Modu
          C. sativum'un EO ve aktif fraksiyonu ve Candida spp. üzerindeki standart antifungaller için MIC ve MFC değerleri . gösterilmektedirTablo 2. EO için MIC değerleri 15,6 ila 31,2 µg/ml aralığında ve MFC değerleri 31,2 ila 62,5 µg/ml aralığındaydı. Aktif fraksiyon, aktif fraksiyon grubu için sırasıyla 31.2 ila 250 ug/ml ve 125 ila 1.000 ug/ml arasında değişen EO'dan daha yüksek MIC ve MFC değerleri gösterdi. EO emülsiyonunda kullanılan araç maya büyümesini etkilemedi.

          EO ve aktif fraksiyon için bulunan MFC/MIC oranı, bu numunelerin test edilen maya türlerinin çoğuna karşı mantar öldürücü bir etkisi olduğunu göstermiştir. Ham EO'nun aktif fraksiyonundan daha iyi bir mantar önleyici etkiye sahip olduğu gösterildiğinden, EO'nun artan anti- Candida aktivitesini, fraksiyonlama işleminin maliyetlerini ve fraksiyonların ham yağlarına göre potansiyel olarak daha yüksek toksik etkileri [12] .

          EO'nun umut verici antifungal etkileri göz önüne alındığında, daha sonra maya hücrelerinin canlılığının etkilendiği mekanizmayı inceledik. Sonuçlarımız , bir ozmotik koruyucunun (sorbitol) varlığında veya yokluğunda antifungal testin bulguları değişmediğinden , C. sativum EO'nun antifungal özelliklerinin hücre duvarı biyosentez yollarıyla ilişkili olmadığını göstermiştir (Tablo 3). Bunun yerine, EO'nun MIC değerleri, ekzojen ergosterol konsantrasyonunun artmasıyla 8 ila 16 kat arasında arttı; bu, EO'nun zar ergosterolüne bağlandığını ve iyonik geçirgenliği artırdığını ve sonuçta hücre ölümüne neden olduğunu gösteriyor. Aynı etki şekli, pozitif kontrol olarak kullanılan amfoterisin B için de gözlemlenmiştir (Tablo 4). Tablo 3

          Etkisi C sativum ilgili EO Candida spp. hücre duvarı biyosentezi ( sorbitol tahlili ).
          Konsantrasyon (µg/ml) Candida albicans (CBS 562) Candida tropikalis (CBS 94) Candida krusei (CBS 573) Candida dubliniensis (CBS 7987) Candida rugosa (CBS 12)
          ile sorbitol Sorbitol olmadan ile sorbitol Sorbitol olmadan ile sorbitol Sorbitol olmadan ile sorbitol Sorbitol olmadan ile sorbitol Sorbitol olmadan
          1000 - - - - - - - - - -
          500 - - - - - - - - - -
          250 - - - - - - - - - -
          125 - - - - - - - - - -
          62.5 - - - - - - - - - -
          31.2 - - + + - - + + - -
          15.6 + + + + + + + + + +
          7.8 + + + + + + + + + +
          3.9 + + + + + + + + + +
          1,95 + + + + + + + + + +
          0.97 + + + + + + + + + +
          0.48 + + + + + + + + + +
          Ayrı bir pencerede aç Tablo 4

          Farklı eksojen ergosterol konsantrasyonlarının (100-400 µg/ml) C. sativum EO ve Amfoterisin B'nin Candida spp.
          Gerginlik Ergosterol yokluğunda EO'nun MİK değeri ergosterol varlığında EO'nun MIC'si Amfoterisin Bin MİK'si ergosterol yokluğu Ergosterol varlığında Amfoterisin B'nin MİK değeri
          100 µg/ml 200 ug/ml 400 ug/ml 100 µg/ml 200 ug/ml 400 ug/ml
          C. albicans CBS 562 15.6 500 500 500 0.038 2.4 2.4 4.8
          C. tropikalis CBS 94 31.2 250 250 250 0.01 2.4 2.4 9.7
          C. krusei CBS 573 15.6 62.5 125 125 0.15 4.8 9.7 9.7
          C. rugosa CBS 12 15.6 125 125 125 0.002 4.8 19.5 19.5
          C. dubliniensis CBS 7987 31.2 - - - 0.07 - - -
          Ergosterol varlığında maya büyümesi + + + + + + + +
          Araç + + + + + + + +
          Not: +, mantar büyümesi; , belirsiz nedenlerden dolayı mantar büyümesi veya düzensiz büyüme yok. Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) Analizi


          C. sativum EO'nun oral Candida biyofilm bütünlüğü üzerindeki etkisi SEM ile değerlendirildi. EO'nun farklı konsantrasyonlarında maya morfolojisinin, türe bağlı olarak hücre hasar yoğunluğu ile bozulduğu görüldü (Şekil 1A–E). Her maya türü için en temsili yaralanmalar ve bunlara neden olan EO konsantrasyonları aşağıdaki gibidir: C. albicans – MIC çarpı 20 (312,5 µg/ml); C. tropikalis – MİK çarpı 10 (312,5 µg/ml); C. krusei – MIC çarpı 10 (156.0 µg/ml); C. dubliniensis – MIC çarpı 20 (625 µg/ml); ve C. rugosa – MIC çarpı 20 (312,5 µg/ml). Bu konsantrasyonlarda, EO, biyofilm yapısını büyük ölçüde etkileyerek, çoğunun MIC'de nistatin (pozitif kontrol) için gözlenene benzer şekilde şişkinlikten solmuş bir görünüme dönüşmesine neden oldu. Araç biyofilm bütünlüğünü etkilemedi.

          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0099086.g001.jpg
          Ayrı bir pencerede aç
          Şekil 1
          Biyofilm morfolojisine etkileri.
          Propilen glikol (araç) (sol taraf), C. sativum yapraklarından elde edilen uçucu yağ (orta taraf) ve nistatin (sağ taraf) ile muameleden sonra Candida biyofilm hücrelerini gösteren SEM Fotomikrografları (5.000x ). En temsili hücre yaralanmalarına aşağıdaki EO konsantrasyonları neden olmuştur: (A) C. albicans – MIC çarpı 20 (312,5 µg/ml); (B) C tropicalis - MIC kez 10 (312.5 ug / ml); (C) C. krusei – MIC çarpı 10 (156.0 µg/ml); (D) C. dubliniensis – MIC çarpı 20 (625 µg/ml); ve (E) C. rugosa – MIC çarpı 20 (312,5 µg/ml). Nistatin, MIC'de tüm suşlara karşı test edilmiştir (bkz.Tablo 2) ve araç biyofilm bütünlüğünü etkilemedi. Candida spp. Yapışmasının İnhibisyonu. biyofilmler


          EO, test edilen tüm suşlara karşı düşük konsantrasyonlarda yapışma önleyici aktiviteye (%42-85) sahipti. En iyi sonuçlar için bulunmuştur C. tropicalis üzerinde, C sativum EO ve konsantrasyonlarda nistatin belirgin biçimde inhibe biyofilm bağlılıkları MIClerde daha düşük: 15.6 ve 0.9 ug / ml, sırasıyla ( p <0.05) değildi araca kıyasla biyofilm yapışmasını etkiler (Tablo 5). Tablo 5

          C. sativum EO ve nistatinin (kontrol) Candida spp.'nin biyofilm yapışması üzerindeki inhibitör etkileri . 72 saat sonra. Değerler, biyofilm yapışmasının inhibisyonunun ortalama ± standart sapması (%) olarak ifade edildi.
          Konsantrasyon (µg/ml) Biyofilm yapışmasının inhibisyonu (%)
          c. albicans C. tropikal C. krusei C. dubliniensis C. rugosa
          EO Kontrol EO Kontrol EO Kontrol EO Kontrol EO Kontrol
          0.12 - - - - - - - - - -
          0.24 - - - - 7,30±12,65 Abd 3,93±6,81 Ab - - - -
          0.48 - - - 10,16±5,67 Aa 7,30±12,64 Abd 2,24±3,89 Ab - - - -
          0.97 - - - 23,80±20,61 Aa† 8,05±13,94 Abd 0,74±1,29 Ab - - - -
          1,95 - - - 49,93±5,95 Ab† 9,92 ± 17,19 Aad 16,67±12,64 Aab - 2,25±2,88 Aa - -
          3.90 - - - 84,63±2,65 Ac† 14,41 ± 12,19 Aad 0,93±1,62 Aab 10,18±9,57 Aa 11,78±7,99 Aa - 2,57±4,46 Aa
          7.81 - - 1,26±2,19 Aa 88,33±1,36 Fc † 9,55 ± 8,31 Abd 3,96±6,81 Ab 8,23±14,25 Aa 12,73±11,81 Aa - 6,36±5,51 Aa
          15.62 - - 27,23±26,13 Ab† 88,96±1,33 Fc † 1,68±2,02 Abd 14,79±5,30 Ab 11,60±12,62 Aa 26,82±6,57 Aa - 10,15±8,81 Aa
          31.25 - - 67,30±9,35 Ac† 85,83±3,33 Ac† 20,78±3,93 Aad 34,08±18,47 Aa† 16,46±16,42 Aa 41,38±4,18 Ba† 32,57±19,99 Aa† 16,51±20,39 Aa
          62.50 53,43±8,58 Aa† 41,92±12,94 Aa† 85,80±4,32 Ac† 86,16±3,10 Ac† 42,13±3,93 Aa† 46,06±9,74 Aa† 61,51±3,99 Ab† 71,81±1,43 Ab† 68,03±5,56 Aa† 73,71±4,43 Ab†
          125,00 52,74±7,03 Aa† 53,26±10,61 Aa† 89,76±1,69 Ac† 87,96±1,68 Ac† 39,51±6,98 Aa† 40,82±5,39 Aa† 57,84±6,40 Ab† 71,46±0,54 Ab† 47,34±41,04 Aa† 70,60±5,30 Ab†
          250,00 46,73±5,97 Aa† 43,04±4,00 Aa† 85,06±2,44 Ac† 87,36±0,41 Ac† 40,63±9,99 Aa† 41,76±2,53 Aa† 48,72±4,23 Ab† 65,42±3,02 Ab† 48,63±2,40 Aa† 76,89±2,74 Fb †
          Ayrı bir pencerede aç
          Aynı satırdaki farklı büyük harfler, karşılık gelen suşa karşı aynı konsantrasyonda EO ve nistatin arasındaki istatistiksel olarak anlamlı farkı (p<0.05) gösterir. Aynı sütundaki farklı küçük harfler, aynı ürünün (EO veya nistatin) konsantrasyonları arasındaki istatistiksel olarak anlamlı farkı (p<0.05) gösterir.
          Not: EO: C. sativum esansiyel yağı; Kontrol: nistatin; “-”, “bağlılığın engellenmesi yok” anlamına gelir, † Araçla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark (p<0.05). Araç (propilen glikol %6.25) biyofilm büyümesini ve yapışmayı etkilemedi (p>0.05). Testler, üç bağımsız deneyin üç kopyası halinde gerçekleştirildi ve veriler, Tek Yönlü Varyans Analizine (ANOVA) ve ardından Tukey'nin son testine sunuldu (a = 0.05).

          C. sativum EO'nun C. albicans'ın proteolitik Aktivitesi Üzerindeki Etkisi
          C. albicans CBS 562 suşu, proteazlar için pozitif aktiviteyi gösteren 0.84'lük bir Pz aralığına sahipti. C. sativum yapraklarından elde edilen EO , C. albicans'ın proteolitik aktivitesini azalttı, MIC'de işlenmemiş mikroorganizma grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir fark (%100 proteolitik aktivite) ( P <0.05), görüldüğü gibişekil 2.
          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0099086.g002.jpg
          şekil 2
          Anti-proteolitik aktivite.
          C. sativum yapraklarından ve Pepstatin A'dan (proteaz inhibitörü) elde edilen farklı EO konsantrasyonlarının Candida albicans CBS 562'nin tüm proteolitik aktivitesi üzerindeki etkisi ( Tukey'in son testi ile Tek yönlü ANOVA, * P <0.05; *** P < 0.0001). İşlenmemiş mikroorganizma grubu, %100 proteolitik aktivite standardı olarak kabul edildi.

          Uçucu Yağın Tüm İnsan Genom İfadesi Üzerindeki Etkileri
          Den EO ve etken fraksiyon C sativum L. IC insan hücreleri üzerinde düşük sitotoksisite 30 sırasıyla 359.76 ve 366.69 ug / ml, ve. Gen ekspresyonu, çoğunlukla kemotaksis (IL-6, IL-8) ve proliferasyon/apoptoz (c-Jun, c-Fos, c-Jun/ C-Fos ve AP-1). Ekspresyon, 11 adezyon proteini (alfa-4/beta-1-integrin; ITGB1; fosfoinositid-3-kinaz; düzenleyici alt birim 2 (beta); alfa-5/beta-) ile ilgili sırasıyla 28 ve 30 gende aşağı regüle edildi. 1-integrin; alfa-6/beta-1-integrin; alfa-10/beta-1-integrin; alfa-V/beta 3-integrin; alfa-8/beta-1-integrin; integrin-alfa-V (ITGAV ); alfa-11/beta-1-integrin; alfa-2/beta 1-integrin), görüldüğü gibiŞekil 3 ve ​ve4.4. Aynı modülasyon modelleri DAVID Bioinformatics veritabanında da bulundu (grafikler gösterilmemiştir).
          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0099086.g003.jpg
          Ayrı bir pencerede aç
          Figür 3


          Farmakogenomik analiz.
          Genleri C. sativum'dan EO ( 1) ve aktif fraksiyon ( 2) tarafından yukarı regüle edilen yolakların temsili haritası . Her bileşenin yanındaki termometre, türü (kırmızı renk yukarı düzenleme anlamına gelir) ve gen ifadesinin modülasyonunun büyüklüğünü gösterir (MetaCore, Thomson Reuters).

          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0099086.g004.jpg
          Ayrı bir pencerede aç
          Şekil 4

          Farmakogenomik analiz.
          Genleri C. sativum'dan EO ( 1) ve aktif fraksiyon ( 2) tarafından aşağı regüle edilen yolakların temsili haritası . Her bileşenin yanındaki termometre, türü (mavi renk aşağı düzenleme anlamına gelir) ve gen ifadesinin modülasyonunun büyüklüğünü gösterir (MetaCore, Thomson Reuters).

          Git: Tartışma
          İnsanları etkileyen bir dizi hastalığa karşı potansiyel bir terapötik ajan olarak C. sativum'un araştırılmasındaki son gelişmeler nedeniyle [10] , özellikleri hakkında kapsamlı araştırmalar teşvik edilmiştir. Bu çalışmada, C. sativum yapraklarından elde edilen kimyasal olarak karakterize edilen EO'nun hem planktonik hem de biyofilm kültürlerinde Candida albicans ve albicans olmayan suşların canlılığı ve yapışması üzerindeki etkilerini araştırdık ve antifungal etki modunu değerlendirdik.

          Miktarlar değişebilse de, önceki tüm çalışmalar, kişniş yaprağı EO'nun ana bileşenlerinin alkoller ve aldehitler olduğu konusunda hemfikir görünmektedir [18] , decanal, trans-2-decenal, 2-decen-1-ol bulduğumuz için sonuçlarımızı doğrulamaktadır. ve siklodekan en belirgin bileşiklerdir. Bu analitlerin çoğu ayrıca Kenya [30] , ABD [31] , Bangladeş [32] , Fiji [33] ve Brezilya'dan [34] kişniş yaprağı örneklerinin ana bileşenleri olarak bulunmuştur . Yaprak EO'sunda bulunan mono- ve seskiterpenler, gözlemlenen mantar önleyici aktivite ile ilgili olabilir. Doğal ürünler, MIC değerleri 500 µg/ml'den düşük olduğunda mikrobiyal aktivitenin güçlü inhibitörleri olarak kabul edilir [35]. Dolayısıyla, burada sunulan bulgular, C. sativum'dan elde edilen EO'nun, düşük MIC ve MFC değerlerine sahip klinik olarak ilgili Candida türlerine karşı güçlü mantar öldürücü etkilere sahip olduğunu ortaya koymuştur .

          Bu biyo-güdümlü çalışmada benimsenen fraksiyonlama süreci iyi yapılandırılmıştır [12] , [36] . Bununla birlikte, C. sativum'dan elde edilen EO'nun , aktif madde için bulunan daha yüksek MIC/MFC değerleri ile gösterildiği gibi, fraksiyonlar halinde izolasyonunun, antimikrobiyal aktivitenin azalmasına yol açtığından, kimyasal karmaşıklık ile kurucu bileşiklerinin bir sinerjisine sahip göründüğünü bulduk. ham petrole göre oranı. Bu, diğer çalışmalarla uyumludur [12] , [16] , [37] . Bir EO içindeki çok sayıda molekülün karışımının, yağın koku, yoğunluk ve renginin yanı sıra hücre penetrasyonunu tanımlamada rol oynadığını belirtmekte fayda var [38]., lipofilik veya hidrofilik çekim ve hücre zarlarında fiksasyon ve hücresel dağılım. Bu nedenle, biyolojik amaçlar için, sinerjizm kavramının önemi nedeniyle, ham petrolün bazı bileşenlerinden ziyade ham petrolü incelemek daha bilgilendiricidir [39] . Bu gerçekle bağlantılı olarak, fraksiyone edilmemiş yağa kıyasla C. sativum EO'nun aktif fraksiyonu için bu çalışmada gözlemlenen daha kötü sonuçlar, daha ileri mikrobiyolojik testler için EO'yu seçmemize yol açtı.

          EO'ların antifungal aktivitesi temel olarak hücre duvarından geçme ve lipid çift tabakasının yağ asidi zincirleri arasına nüfuz etme, membran akışkanlığını ve geçirgenliğini değiştirme ve membran proteinlerine zarar verme, sitoplazmik membranın bozulmasına ve hücre ölümüne yol açma yeteneklerine bağlıdır. Hücre homeostazının kaybı, hücre içeriğinin sızması ve lizis, membran yapısı ve işlevindeki bu indüklenmiş değişikliklerin kritik sonuçlarıdır [39] , [40] . C. sativum yaprak EO'nun antifungal aktivitesi bilinmesine rağmen, mayaların canlılığı ve patojenitesi üzerindeki etki modları yeterince çalışılmamıştır. Burada, C. sativum yaprağı EO antifungal etkileri için iki olası ana mekanizmayı araştırdık .Candida mayaları: (i) hücre duvarı biyosentezini bloke eder veya (ii) membran iyonik geçirgenliğini arttırır. Bulgularımız, EO'nun zar ergosterolüne bağlandığını, hücre zarını daha geçirgen hale getirdiğini ve sonuçta hücre ölümüyle sonuçlandığını, çünkü ergosterolün hücre bütünlüğünü, canlılığını, işlevini ve normal büyümesini sürdürmek için çok önemli olduğunu gösterdi [41] . Bu aynı mekanizma, nistatin ve amfoterisin B [42] gibi polienlerin antifungal aktivitesinden sorumludur . Etkisinin testleri C sativum (örneğin enzim-hedefleme ve 2- analizi ergosterol biyosentezi üzerinde EO 13 C-asetat) [43] bizim çalışmamızda yapılmamıştır, ancak diğer hücre hedefleri de bu EO antifungal aktivitesine dahil olabileceğinden şiddetle tavsiye edilir.

          Oldukça farklı bir kimyasal bileşime sahip olmasına rağmen, C. sativum tohumlarından elde edilen EO , birincil etki modu hücre geçirgenliği ve bunun sonucunda akış sitometrisi analizlerine dayalı olarak mayalarda [9] ve bakterilerde [44] DNA sızıntısı olan antimikrobiyal aktiviteye de sahiptir .

          Antifungallerin etki tarzının incelenmesi, mevcut ajanlara karşı direncin ortaya çıkmasını sınırlamak ve ayrıca mantar enfeksiyonlarına karşı daha güvenli ve daha güçlü ilaçlar geliştirmek için önemli bir stratejidir [45] . Antifungallerin birincil etki mekanizmalarına (β-Glukanlar biyosentezi bloke etme ve ergosterol sentezi veya işlevinde bozulma) ek olarak [42] , bazı ajanların başka hedefler üzerinde, örneğin mitokondriyal aktivite üzerinde alternatif etkileri olabilir. Reaktif Oksijen Türlerinin (ROS) üretimi ve düzenlenmesi, kalsiyum homeostazı ve ATP üretimi, tümü hücre canlılığı ile ilgilidir [46] . Bunu göz önünde bulundurarak, C. sativum'un çalışmasını öneriyoruz.EO, mantar hücresindeki metabolik süreçlerin düzenlenmesi ile ilişkili diğer stratejik hedefler üzerinde antifungal potansiyelinin kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için eylem.

          Klinik bir perspektiften bakıldığında, fungal biyofilm oluşumu, sağlık açısından olumsuz sonuçlara yol açar, çünkü bu tür biyofilmler , planktonik popülasyonlardan son derece farklı özellikler sergileyen korunan mikroorganizma rezervuarları olarak hareket eder [47] , özellikle bir dizi antifungal ajana karşı yüksek düzeyde direnç [48]. ] . Candida türlerinde biyofilm oluşumu ile artan virülans ve direnç paterni arasında bir ilişki olduğu gösterilmiştir [48] , [49] . Bu nedenle, doğal ürünlerin antifungal aktivitesinin incelenmesi, daha fazla güvenilirliğe ve tıbbi açıdan ilgili koşullara daha yakın bir yaklaşıma ulaşmak için biyofilm büyüme modellerine öncelik vermelidir. etkisini değerlendirmek için elektron mikroskobu kullandık.Oral Candida biyofilm bütünlüğü üzerine C. sativum EO . EO'nun nispeten düşük konsantrasyonlarda (156.0 ila 312.50 µg/ml) maya morfolojisini açıkça bozduğunu gösterdik. Bu bulgular, hücre zarı yapısının bir dereceye kadar değişmiş gibi göründüğünü, ancak hücre duvarının değişmediğini gözlemlediğimiz için, EO'nun muhtemelen hücre duvarı biyosentezinden ziyade zar geçirgenliği üzerinde etki ettiğini gösterdiğinden, etki modu ile tutarlıdır. Gram pozitif oral bakterilerde olduğu gibi, Candida biyofilmlerinde EO'nun etkisinin neden olduğu basit konformasyonel değişiklik , maya hücrelerini daha duyarlı ve daha az virülan hale getirebilir [50] .

          Biyofilm oluşumunun ve bir substrat malzemesine yapışmanın ilk aşamalarına, hem yüzey hidrofobisitesi gibi abiyotik faktörler hem de artan adezin ve diğer hücre yüzeyi proteinleri gibi biyotik faktörler aracılık eder [51] . Bu nedenle, maya hücrelerinin yapışmasının inhibisyonu, Candida spp.'de biyofilm oluşumunun ilk aşamalarını bozmak için umut verici bir hedef oluşturabilir . [52] . Bu çalışmada, C. sativum EO'nun 72 saatlik Candida biyofilmlerinin bir polistiren substrat üzerine yapışmasını önleme yeteneği kontrol edildi . C. sativum olduğunu gösterdik.EO, test edilen suşlarda 62.2 µg/ml'lik bir konsantrasyonda biyofilm yapışmasının istatistiksel olarak anlamlı %42-85'lik bir inhibisyonundan sorumluydu. Başka bir çalışmada, Streptococcus mutans'a karşı C. sativum EO'nun aktif fraksiyonu için yapışma önleyici aktivite de bulundu . Yazarlar burada sunulan aynı yöntemi kullanarak, seçilen fraksiyonun 31.2 µg/ml [12] konsantrasyonda biyofilm yapışmasının %95'ini engellediğini gösterdiler .

          Etkisi C sativum ağız ile EO C. albicans biyofilm geliştirme kinetikleri daha önce tespit edilmiştir. 125 µg/ml'de yağın biyofilm oluşumu üzerinde net bir etkisi, 48 saat sonra gözlemlendi, bu, gecikme fazında bir artış ve biyofilm büyümesinde bir azalma ile karakterize edildi [16] .

          Konak yüzeylere yapışmayı ve kolonizasyonu takiben, C. albicans hyphae, konakçı hücrelere aktif penetrasyonu kolaylaştırdığı bulunan proteazları salgılayabilir [53] . Ek olarak, salgılanan proteazların hücre dışı besin alımını desteklediği düşünülmektedir [54] . Tıbbi bitkilerin kullanımı da dahil olmak üzere oral kandidiyazisin kontrolü için salgılanan hidrolazların inhibisyonunu içeren yeni tedavi yaklaşımları geliştirilmiştir [55] . C. sativum EO'nun C. albicans tarafından salgılanan aspartik proteazlar üzerindeki inhibitör etkisiagar difüzyon yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Numune lipo-çözünürlüğüne bağlı difüzyon ve özgüllük eksikliği ile ilgili eksikliklere rağmen, bu tekniğin mikroorganizmaların tam proteolitik aktivitesinin ön inhibisyon oranlarını sağladığı bir dizi çalışma tarafından rapor edilmiştir [56] – [58] . MIC'deki C. sativum EO'nun, C. albicans'ın proteolitik aktivitesinde istatistiksel olarak anlamlı yaklaşık %7-8'lik bir azalmaya neden olduğunu bulduk . Bu bulgular, EO'nun kandidiyaz gelişimini engelleyebilecek maya istila mekanizmalarına müdahale ederek hareket edebileceğini göstermektedir. Literatürde C. sativum için bu özelliği araştıran güncel bir çalışma olmadığı için, spektrofotometrik testler kullanılarak C. sativum EO varlığında hücre dışı proteinaz aktivitesinin belirlenmesi yapılmalıdır.

          Çoğu EO muhtemelen karsinojenisiteden yoksun olsa da – sitotoksisiteden değil – bunlardan bazıları veya daha doğrusu onların bileşiklerinden bazıları, metabolik aktivasyondan sonra ikincil karsinojenler haline gelebilir [39] , [59] . Bu nedenle, insanlarda bir bitkisel formülasyon olarak kullanılacak herhangi bir bitki türevi materyalin toksikolojik tahlillerinin yapılması esastır. Çalışmamızda, C. sativum'dan EO ve aktif fraksiyonun ön farmakogenomik analizini yaptık ,bu örneklerin insan genomu ifadesine nasıl müdahale edeceğini belirlemek. Hem EO hem de aktif fraksiyonu nispeten düşük sitotoksik aktiviteye sahipti ve tanımladığımız varsayılan mekanizmalar, proinflamatuar kemokinlerin (örneğin, IL-6, IL-8) yollarını ve mitojenle aktive olan protein kinaz yolunu (yani proliferasyon ve proliferasyon) içerir. apoptoz süreçleri) ve ayrıca yapışma proteinleri (çoğunlukla integrinler). Bu, uluslararası literatürde C. sativum EO'nun farmakogenomik profilini gösteren ilk translasyonel çalışmadır . Bu nedenle, bulgularımız daha fazla in vitro ve in vivo araştırmalar için genomik bilgiler sağlar .

          C. sativum , kendisine GRAS (Genellikle Güvenli Olarak Kabul Edilir) statüsü veren Gıda ve İlaç İdaresi ve ayrıca Avrupa Konseyi (CoE) tarafından gıda kullanımları için onaylanmıştır [58] . C. sativum yapraklarının rapor edilen herhangi bir yan etki olmaksızın tüketilme geçmişine ve tohumlardan EO (linalool) [9] ana bileşeninin toksisitesinin olmamasına dayanarak , ek bir gıda bileşeni olarak C. sativum'un kullanımı güvenli kabul edilir [ 60] . Ortalama letal dozun (LD 50 ) arasında C sativum tohumları EO 2.257 ml / kg olarak belirlenmiştir [61] . Bununla birlikte, LD 50 EO literatürde rapor edilmemiştir ve yapraklardaki EO'nun kimyasal bileşimi tohumlarınkinden önemli ölçüde farklı olduğundan belirsizliğini korumaktadır.

          Daha önce tartışıldığı gibi, tıbbi cihazlarda EO'nun birkaç başka uygulaması da mümkündür. Bu nedenle, bu özel EO'nun kullanımı, klinik ortamlarda Candida enfeksiyonlarının önlenmesi açısından daha fazla araştırılmalıdır [9] .

          Git: Sonuçlar
          C. sativum yapraklarından elde edilen EO, Candida spp.'ye karşı güçlü antifungal ve yapışma önleyici aktiviteye ve ayrıca C. albicans'a karşı anti-proteolitik aktiviteye sahiptir ve hücre duvarı biyosentezini bozmak yerine hücre zarı iyonik geçirgenliğini artırarak hareket eder. Tüm bu özellikler muhtemelen tanımlanan kurucu mono- ve seskiterpen hidrokarbonların sinerjik etkisinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, farmakogenomik analizler, C. sativum EO'nun kemokin ve mitojenle aktive olan protein kinaz yollarındaki (proliferasyon/apoptoz) gen ekspresyonunun modülasyonu ve ayrıca yapışma proteinlerinin ekspresyonu yoluyla varsayılan mekanizmalar ile nispeten düşük sitotoksisiteye sahip olduğunu ortaya koydu .


          Protez ile ilişkili kandidiyazis gibi ağız hastalıklarının tedavisinde potansiyel bir aday olarak C. sativum EO'nun umut verici antifungal aktivitesini daha fazla araştırmak için artık başka toksikolojik biyo-tahlillere ve faz I ve II klinik deneylere ihtiyaç vardır .

          Git: Finansman Beyanı
          Bu yayında bildirilen araştırmalar São Paulo Araştırma Vakfı (FAPESP, Brezilya, hibeler #2011/14757-0, #2011/15984-0 ve #2014/09742-2), Ulusal Bilimsel ve Teknolojik Gelişim Konseyi (CNPq, Brezilya, hibe #308644/2011-5) ve Ulusal Sağlık Enstitülerinin Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi (NCCAM), (NIH, ABD, ödül #5R00AT00650704). İçerik yalnızca yazarların sorumluluğundadır ve fon sağlayan kuruluşların resmi görüşlerini yansıtmayabilir. Finansörlerin çalışma tasarımı, veri toplama ve analizi, yayınlama kararı veya makalenin hazırlanmasında hiçbir rolü yoktu.

          Git: Referanslar
          1. Samaranayake LP, Fidel PL, Naglik JR (2002) HIV enfeksiyonu ile ilişkili mantar enfeksiyonları . Ağız Hastalığı 8 : 151-160. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          2. Colombo AL, Nucci M, Park BJ, Nouér SA, Arthington-Skaggs B, et al. (2006) Brezilya'da kandidemi epidemiyolojisi: on bir tıp merkezinde ülke çapında kandidemi gözetimi . J Clin Microbiol 44 : 2816–2823. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          3. Pfaller M, Neofytos D, Diekema D, Azie N, Meier-Kriesche H, et al. (2012) 3648 hastada kandidemi epidemiyolojisi ve sonuçları: Prospektif Antifungal Tedavi (PATH Alliance) kayıt defterinden veriler, 2004–2008 . Diag Microbiol Infect Dis 74 : 323–331. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          4. Messer SA, Moet GJ, Kirby JT, RN Jones (2009) Candida spp., Cryptococcus spp. ve Aspergillus spp.'ye karşı test edilen yeni ekinokandin Anidulafungin dahil olmak üzere çağdaş antifungal ajanların etkinliği : SENTRY Antimikrobiyal Gözetim Programından Rapor (2006'dan 2007'ye) . J Clin Microbiol 47 : 1942-1946. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          5. Berman J, Sudbery PE (2002) Candida albicans : tomurcuklanan mayadan alınan dersler üzerine inşa edilmiş moleküler bir devrim . Nat Rev Genet 3 : 918-930. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          6. Kuhn DM, Ghannoum MA (2004) Candida biyofilmleri: antifungal direnç ve ortaya çıkan terapötik seçenekler . Curr Opin İlaçları Araştırma 5 : 186–197. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          7. Ramage G, Rajendran R, Sherry L, Williams C (2012) Mantar biyofilm direnci . Int J Microbiol 2012 : 528521 10.1155/2012/528521 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          8. Newman DJ, Cragg GM (2012) 1981'den 2010'a 30 Yıl Boyunca Yeni Uyuşturucu Kaynakları Olarak Doğal Ürünler . J Nat Prod 75 : 311–335. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          9. Silva F, Ferreira S, Duarte A, Mendonça DI, Domingues FC (2011) Coriandrum sativum uçucu yağının antifungal aktivitesi, Candida türlerine karşı etki şekli ve amfoterisin B. Phytomedicine ile potansiyel sinerjisi . 19 : 42-47. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          10. Asgarpanah J, Kazemivash N (2012) Coriandrum sativum L. African J Pharm Pharm'ın fitokimyası , farmakolojisi ve tıbbi özellikleri . 6 : 2340–2345. [ Google Akademik ]
          11. Snigdha C, Monika T (2013) Coriandrum sativum : Umut verici bir fonksiyonel ve tıbbi gıda . Int J Phytomed İlgili Endüstri 5 : 59–65. [ Google Akademik ]
          12. Galvão LCC, Furletti VF, Bersan SMF, Cunha MG, Ruiz ALTG, et al. (2012) Uçucu Yağların Streptococcus mutans'a Karşı Antimikrobiyal Aktivitesi ve Antiproliferatif Etkileri . Kanıta Dayalı Komplem Altern Med , 10.1155/2012/751435 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          13. Harsha SN, Anilakumar KR (2012) Coriandrum sativum L. yaprağı ekstresinin in vitro serbest radikal süpürücü ve DNA hasarı koruyucu özelliği . J Food Sci Technol , 10.1007/s13197-012-0648-5 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          14. Sreelatha S, Padma PR, Umadevi M (2009) Coriandrum sativum ekstraktlarının sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı hepatotoksisite üzerindeki koruyucu etkileri . Gıda Kimyasal Toksikol 47 : 702–708. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          15. Emamghoreishi M, Heidari-Hamedani GH (2008) Coriandrum sativum tohumunun özü ve uçucu yağının pentilentetrazol kaynaklı nöbete karşı etkisi . Eczacılık Bilimi 7 : 1-10. [ Google Akademik ]
          16. Furletti VF, Teixeira IP, Obando-Pereda G, Mardegan RC, Sartoratto A, et al. (2011) Eylem Coriandrum sativum sözlü üzerine L. uçucu yağ Candida albicans biyofilm . Kanıta Dayalı Komplem Altern Med , 10.1155/2011/985832 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          17. Soares BV, Morais SM, Fontenelle ROS, Queiroz VA, Vila-Nova NS, et al. (2012) Coriandrum sativum L. Fruits uçucu yağının antifungal aktivitesi, toksisitesi ve kimyasal bileşimi . Moleküller 17 : 8439–8448 10.3390/molecules17078439 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          18. Matasyoh JC, Maiyo ZC, Ngure RM, Chepkorir R (2009) Coriandrum sativum'un uçucu yağının kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi . Gıda Kimyası 113 : 526–529. [ Google Akademik ]
          19. Adams RP (2007) Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ile Uçucu Yağ Bileşenlerinin Tanımlanması, Allured, Carol Stream, Ill, ABD.
          20. Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI) (2002) Protokol M27-A2. Mayaların Et Suyu Seyreltme Antifungal Duyarlılık Testi için Referans Yöntemi. 2.ed. Pensilvanya: NCCLS, 51p.
          21. Siddiqui ZN, Farooq F, Musthafa TNM, Ahmad A, Khan AU (2013) Yeni halopirazol türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve antimikrobiyal değerlendirmesi . J Suudi Kimya Soc 17 : 237-243. [ Google Akademik ]
          22. Frost DJ, Brandt KD, Cugier D, Goldman RJ (1995) Mantar hücre duvarı sentezi ve montajına yönelik inhibitörlerin saptanması için bir tam hücreli Candida albicans tahlili . J Antibiyotik 48 : 306-310. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          23. Escalante A, Gattuso M, Pérez P, Zacchino S (2008) Phytolacca tetramera Hauman'dan izole edilen antifungal fitolakosit B'nin etki mekanizmasının kanıtı . J Nat Prod 71 : 1720–1725. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          24. Lima IO, Pereira FO, Oliveira WA, Lima EO, Menezes EA, et al. (2013) Antifungal aktivite ve karvakrolün Candida albicans suşlarına karşı etki şekli . J Esansiyel Yağı Res 25 : 138–142. [ Google Akademik ]
          25. Djordjevic D, Wiedmann M, McLandsborough LA (2002) Listeria mono-cytogenes biyofilm oluşumunun değerlendirilmesi için mikrotitre plaka deneyi . Applied Environm Microbiol 68 : 2950–2958. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          26. Rodrigues JAO, Höfling JF, Azevedo RA, Gabriel DL, Tamashiro WMSC (2007) Candida spp.'den salgılanan bir aspartil proteinazın tespiti için monoklonal antikorların üretimi . Biyolojik Örneklerde . Hibridoma 26 : 201-210. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          27. Price MF, Wilkinson ID, Genty LO (1982) Candida albicans'ta fosfolipaz aktivitesinin tespiti için plaka yöntemi . Saboraudia 20 : 7–14. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          28. Drago L, Mombelli B, De Vecchi E, Bonaccorso C, Fassina MC, et al. (2000) Candida albicans hücresel içselleştirme: yeni bir patojenik faktör mü? Int J Antimicrob Agents 16 : 545–547. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          29. Skloot R (2010) Henrietta Lacks'in ölümsüz hayatı. New York: Taç Yayıncılar.
          30. Sahib NG, Anwar F, Gilani AH, Hamid AA, Saari N, et al. (2012) Kişniş ( Coriandrum sativum L.): Fonksiyonel Gıdalar ve Nutrasötikler için Yüksek Değerli Bileşenlerin Potansiyel Bir Kaynağı- Bir İnceleme . Fitoster. Res . 10.1002/ptr.4897 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          31. Potter TL (1996) Kişniş esansiyel yağı . J Agri Food Chem 44 : 1824–1826. [ Google Akademik ]
          32. Bhuiyan MNI, Begum J, Sulatana M (2009) Bangladeş'ten Coriandrum sativum L.'nin yaprak ve tohum esansiyel yağının kimyasal bileşimi . J Pharmacol 4 : 150–153. [ Google Akademik ]
          33. Eyres G, Dufour JP, Hallifax G, Sotheeswaran S, Marriott PJ (2005) Gaz kromatografi olfaktometrisi (GCO) ve kapsamlı iki boyutlu gaz kromatografisi-uçuş süresi kullanılarak kişniş ve yabani kişniş yapraklarındaki karakter etkili koku maddelerinin tanımlanması kütle spektrometrisi (GCx GC-TOFMS) . J Eylül Bilim 28 : 1061-1074. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          34. Begnami AF, Duarte MCT, Furletti V, Rehder VLG (2010) Coriandrum sativum L.'nin farklı Candid a türlerine karşı in vitro antimikrobiyal potansiyeli . Gıda kimyası 118 : 74-77. [ Google Akademik ]
          35. Duarte MCT, Leme EE, Delarmelina C, Soares AA, Figueira GM, et al. (2007) Brezilya şifalı bitkilerinden elde edilen uçucu yağların Escherichia coli üzerindeki aktivitesi . J Ethnopharmacol 111 : 197-201. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          36. Jeon JG, Rosalen PL, Falsetta ML, Koo H (2011) Çürük Araştırmasında Doğal Ürünler: Güncel (Sınırlı) Bilgi, Zorluklar ve Gelecek Perspektifi . Çürük Res 45 : 243–263. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          37. Delaquis PJ, Stanich K, Girard B, Mazza G (2002) Dereotu, kişniş, kişniş ve okaliptüs esansiyel yağlarının bireysel ve karışık fraksiyonlarının antimikrobiyal aktivitesi . Int J Food Microbiol 74 : 101–109. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          38. Cal K (2006) Uçucu yağlardan ve topikal araçlardan terpenlerin cilde nüfuz etmesi . Planta Med 72 : 311-316. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          39. Bakkali F, Averbeck S, Averbeck D, Idaomar M (2008) Uçucu yağların biyolojik etkileri - bir inceleme . Gıda Kimyasal Toksikol 46 : 446-475. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          40. Pauli A (2006) Uçucu yağlardan elde edilen bileşiklere özel referans ile yüksek bitkilerden elde edilen antikandidal düşük moleküler bileşikler . Med Res Rev 26 : 223–268. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          41. Ghannoum MA Rice LB (1999) Antifungal ajanlar: Etki modu, direnç mekanizmaları ve bu mekanizmaların bakteriyel dirençle korelasyonu . Clin Microbiol Rev 12 : 501–517. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          42. Pierce CG, Srinivasan A, Uppuluri P, Ramasubramanian AK, López-Ribot JL (2013) Biyofilmlere vurgu yapan antifungal tedavi . Curr Opinion Pharmacol 13 : 726–730. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          43. Müller C, Staudacher V, Krauss J, Giera M, Bracher F (2013) Ergosterol biyosentez inhibitörlerinin moleküler hedefinin tanımlanması ve bunların toplam ergosterol biyosentezi üzerindeki etkilerinin nicelleştirilmesi için uygun bir hücresel deney . Steroidler 78 : 483-493. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          44. Silva F, Ferreira S, Queiroz JA, Domingues FC (2011) Kişniş ( Coriandrum sativum L.) esansiyel yağı: antibakteriyel aktivitesi ve akış sitometrisi ile değerlendirilen etki modu . J Med Mikrobiol 60 : 1479–1486. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          45. Lopes G, Pinto E, Andrade PB, Valenta P (2013) Florotaninlerin Dermatofitlere ve Mayalara Karşı Antifungal Aktivitesi: Etki Mekanizmasına Yaklaşımlar ve Candida albicans Virülans Faktörü Üzerinde Etki . PloS ONE 8 : e72203 10.1371/journal.pone.0072203 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          46. Sun N, Fonzi W, Chen H, She X, Zhang L, et al. (2013) Candida albicans Mitokondriyal Elektron Taşıma Zinciri Kompleksi I Mutantlarında Azole Duyarlılığı ve Transkriptom Profili Oluşturma . Antimicrob Agents Chemother 57 : 532–542. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          47. Ramage G, Mowat E, Jones B, Williams C, Lopez-Ribot J (2009) Fungal biyofilmlere ilişkin mevcut anlayışımız . Kritik Rev Mikrobiol 35 : 340–355. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          48. Ramage G, Rajendran R, Sherry L, Williams C (2012) Mantar biyofilm direnci . Int J Microbiol 2012 : 528521 10.1155/2012/528521 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          49. Hasan F, Xess I, Wang X, Jain N, Fries BC (2009) Klinik Candida izolatlarında biyofilm oluşumu ve virülans ile ilişkisi . Mikroplar Enfekte 11 : 753–761. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          50. Kajfasz JK, Rivera-Ramos I, Abranches J, Martinez AR, Rosalen PL, et al. (2010) İki Spx proteini, Streptococcus mutans'ta stres toleransı, hayatta kalma ve virülansı modüle eder . J Bakteriyol 192 : 2546–2556. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          51. Ramage G, Saville SP, Thomas DP, López-Ribot JL (2005) Candida biofilms: an update . Ökaryotik Hücre 4 : 633-8. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          52. Rane HS, Bernardo SM, Howell AB, Lee SA (2013) Kızılcıktan türetilen proantosiyanidinler, biyofilm ve yapışmaya özgü mekanizmalar yoluyla yapay idrarda Candida albicans biyofilmlerinin oluşumunu engeller . J Antimicrob Chemother. Baskıdan önce e-pub. doi:10.1093/jac/dkt398. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
          53. Wächtler B, Citiulo F, Jablonowski N, Förster S, Dalle F, ve diğerleri. (2012) Candida albicans -epitelyal etkileşimler: enfeksiyon sürecinde aktif penetrasyon, indüklenen endositoz ve konakçı faktörlerin rollerini incelemek. PLoS One 7:e36952; PMID:22606314; 10.1371/journal.pone.0036952. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ]
          54. Naglik JR, Challacombe SJ, Hube B (2003) Candida albicans , virülans ve patogenezde aspartil proteinazları salgıladı. Mikrobiol Mol Biol Rev; 67: 400–28; PMID:12966142; 10.1128/MMBR.67.3.400-428.2003. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ]
          55. Höfling JF, Mardegan RC, Anibal PC, Furletti VF, Foglio MA (2011) Tıbbi Bitki Ekstraktlarının Oral Candida albicans ve Proteinazlara Karşı Antifungal Aktivitesinin Değerlendirilmesi . Mikopatol 172 : 117-124. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          56. Vermelho AB, Meirelles MNL, Lopes A, Petinate SDG, Chaia AA, et al. (1996) Agar plakalarındaki mikroorganizmalardan hücre dışı proteazların tespiti . Mem Inst Oswaldo Cruz 91 : 755–760. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          57. Kantarcıoğlu AS, Yücel A (2002) Klinik Candida izolatlarında suş kaynaklarına göre fosfolipaz ve proteaz aktivitesi . Mikozlar 5 : 160–165. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          58. Vaishali C, Jain PC (2012) Sagar ve Jabalpur bölgesinin (MP) farklı habitatlarından mantar izolatları tarafından alkalin proteaz üretiminin taranması. J. Acad. Indus . Çözünürlük 1 : 215–220. [ Google Akademik ]
          59. Guba R (2001) Toksisite mitleri – uçucu yağlar ve kanserojen potansiyelleri . Int J Aromather 11 : 76-83. [ Google Akademik ]
          60. Burdock GA, Carabin IG (2009) Bir gıda bileşeni olarak kişniş ( Coriandrum sativum L.) uçucu yağının güvenlik değerlendirmesi . Gıda Kimyasal Toksikol 47 : 22–34. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          61. Özbek H, Him A, Turkozu D (2006) Coriandrum sativum L. uçucu yağ ekstraktının öldürücü doz ve antiinflamatuar etki düzeyleri . Ege J Med 45 : 163–167. [ Google Akademik ]

          Yorum yap


          • #6
            Coriandrum sativum tohumları özütü, deneysel sıçanlarda AGE inhibisyonu yoluyla diyabetik nefropatinin ilerlemesini hafifletir.

            Anu Kajal1, Randhir Singh 10.1371 / journal.pone.0213147PMCID: PMC6405108Ücretsiz PMC makalesi Öz

            Bu çalışmada, C. sativum (CPE) tohumlarının petrol eter ekstresinin fitokimyasal bileşimini kromatografik, spektroskopik ve ayrıca spektrometrik analizler kullanarak gösterdik. CPE, Streptozotosin (STZ) -nikotinamid (NAD) ile uyarılan tip 2 diyabet modelinde diyabetik nefropatinin (DN) hafifletilmesindeki olası rolü açısından değerlendirildi. 45 gün boyunca 100, 200 ve 400 mg / kg dozlarında CPE uygulaması, serum glukoz, lipid ve kreatinin seviyeleri dahil olmak üzere yüksek biyokimyasal parametrelerde önemli bir zayıflama üretmiştir. CPE ayrıca tedavi edilen diyabetik sıçanlarda albüminüriyi ve yüksek kreatinin klirensini korumuştur. Böbreklerde gelişmiş glikasyon son ürünleri (AGE'ler) oluşumu, süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon (GSH) seviyesinde kayda değer artışla birlikte önemli ölçüde azalmıştır, ve tiyobarbitürik asit reaktif türler (TBARS) açısından lipid peroksidasyonunda azalma. Olası mekanizmayı ortaya çıkarmak için moleküler yerleştirme çalışmaları da yapıldı. Sonuç olarak, STZ-NAD modelini kullanarak, CPE'nin biyoaktif bileşenlerin varlığıyla DN'nin ilerlemesini engelleyebileceğini başarıyla tahmin ettik. C. sativum antidiyabetik tedavi için potansiyel bir adjuvan olarak hareket edebilir ve daha fazla araştırılması gerekir.

            .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .


            Karışım modelleri kullanılarak Coriandrum sativum şurubunun migrensiz olma üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi


            Samaneh Mansouri , 1 Iraj Kazemi , 2 Ahmad Reza Baghestani , 3, * Farid Zayeri , 1 ve Zahra Ghorbanifar 4
            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
            Şuraya gidin: Öz


            Arka plan: Coriandrum sativum (kişniş), geleneksel İran tıbbında baş ağrısı tedavisi olarak reçete edilir. Bu bitkinin tıbbi özelliklerini bulmak için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bununla birlikte, bu bitkinin migrensiz hale gelme üzerindeki etkinliğini değerlendiren hiçbir çalışma yoktur.

            Yöntemler: Altmış sekiz migren hastası rastgele iki eşit müdahale ve kontrol grubuna ayrıldı . Her biri günde üç kez 15 mL kişniş veya plasebo şurubuna ek olarak 500 mg sodyum valproat aldı. Biz konuyu takip etti ve 1 de onların migren süresi kaydedildi st , 2 nd , 3 rd ve 4 th haftalarda. Verilerin özel özelliklerini dikkate almak için uygun bir istatistiksel model uyguladık, bu da SAS 9.4 kullanarak daha doğru sonuçlara yol açtı.

            Bulgular: Bulgularımız, migrensiz olma olasılığının sadece çalışmanın son haftalarında müdahale grubundaki tüm hastalarda plasebo grubuna göre önemli ölçüde yüksek olmadığını (p <0.001), aynı zamanda plasebo grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek olduğunu gösterdi. 30 yaşından büyük hastalara kıyasla 30 yaş. Kişniş şurubu kullanan migrenlilerde migren süresi çalışma sırasında önemli ölçüde azaldı (p <0.001).

            Sonuç: Bu çalışmanın bulgusu, kişnişin hem migrensiz olma olasılığı hem de migren ataklarının süresi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Etkileri çalışmanın son haftalarında daha belirgindi.

            Anahtar Kelimeler: Migren baş ağrısı, Coriandrum sativum , Bitkisel ilaç, Klinik deneme, Karışım modeli ↑ Bu konuda "zaten bilinenler":


            Reçete edilen kimyasal ilaçların migren süresini kısaltmada önemli olumlu etkileri olmasına rağmen, komplikasyonları ve yan etkileri ihmal edilebilir düzeyde değildir. Bitkisel bir ilaç olan kişniş, migren süresini kısaltmada önemli bir etkiye sahip olabilir. Ancak migrenin kronik bir hastalık olması ve sağlık sistemine ve topluma büyük bir yük bindirmesi nedeniyle migrensiz olmak migren süresini kısaltmaktan daha önemlidir. → Bu makale ne ekler:


            Bu makale, müdahale grubunda migrensiz olma olasılığının kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca kişniş, 30 yaşından küçük migren hastalarında daha iyileştirici bir etkiye sahiptir. Kişnişin aurasız migrenliler üzerindeki olumlu etkisi, aurasız hastalara göre önemli ölçüde daha yüksekti. Bu sonuçlar ancak bu makalede uygulanan daha uygun ve karmaşık bir istatistiksel yöntemle elde edilebilir.

            Giriş
            Tüm dünyada son derece yaygın bir semptom baş ağrısıdır ( 1 ) ve üçüncü en yaygın hastalık olan migren, en sık görülen ikinci baş ağrısı türüdür ( 2 ). Genel nüfusun yaklaşık% 15'i yaşamları boyunca migrenden etkilenir ve bunların% 75'i kadındır. Migren atakları, migrenlilerin% 90'ından fazlasında fonksiyonel özürlülüğe neden olabilir ( 3 ). Migren hastaları için reçete edilen çok sayıda önleyici tedavi vardır. Ancak birçok çalışma, bu kimyasal ilaçların kabızlık gibi çeşitli komplikasyonları olduğunu göstermiştir ( 4 ). Titreme ( 5 ), saç dökülmesi ve kilo alımı ( 6 ), aşırı terleme ( 7), depresyon ve ortostatik hipotansiyon ( 8 ). Geleneksel tedaviler, geleneksel tıbbın kronik hastalığı etkili ve yan etkileri olmaksızın tedavi edemediği her yerde uygulanabilir ( 9 ).

            Son yıllarda bitkisel ilaç kullanımı sadece gelişmekte olan ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de artmış ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından özellikle kronik hastalıklarda teşvik edilmektedir ( 10 ). Geleneksel Pers tıp tarihleri Başağrısı tedavisi 6'ya geri inci yüzyılda ( 11 ). Eski Pers uygulayıcılarının reçetelerinden biri Coriandrum sativum (C. sativum, kişniş) meyvesiydi ( 12 ). Bu bitkinin tıbbi özelliklerini bulmak için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Kişnişin antioksidan ( 13 ) ve anksiyolitik ( 14), Etkileri. Standart antioksidan - askorbik asit - ile karşılaştırıldığında kişnişin antioksidan aktivitesi oldukça üstündür ( 15 ).

            Kişnişin, FAO / WHO tarafından insanlar için belirlenen izin verilen sınırların oldukça altında olan ve ek olarak önerilebilecek mikro besin öğeleri içerdiği gösterilmiştir ( 16 ). Kişnişin farmakolojik etkilerini araştırmak için yapılan çok sayıda in vitro ve in vivo çalışma, bu bitkinin antimikrobiyal, antiinflamatuar, anti-kanser ve analjezik aktiviteler gibi çok sayıda tıbbi özelliğe sahip olduğunu göstermiştir ( 17 ). Ayrıca kişniş, içerdiği yüksek C vitamini, folat, A vitamini, B12 vitamini ve polifenoller nedeniyle beslenme açısından değerlidir ( 18 , 19 ).

            Ayrıca Kişniş tohumu yağında ( 20 ) bulunan Linalool , merkezi sinir sistemi bozukluklarını hafifletmede önemli etkilere sahiptir ( 21 ). Fareler üzerinde bir in vitro çalışma, kişniş uçucu yağ önemli uzaysal (artırır belirtilmedikçe 22 ). Kişnişin ( 24 ) baş ağrısını hafifletme etkisini açıklayabilen linalool'un insan denekler üzerinde yatıştırıcı etkileri olduğu da gösterilmiştir ( 23 ).

            Daha önce de belirtildiği gibi, geleneksel tedavilerin olumsuz etkilerinin neden olduğu daha az iş kapasitesi ve komorbid bozuklukların yanı sıra günlük aktivitelerde bozulma hemen hemen tüm migren hastalarında önemli bireysel ve sosyal yük oluşturur. Bu nedenle, önemli ölçüde daha düşük maliyetli ve daha az yan etkiye sahip koruyucu bitkisel ilaç kullanmak daha iyi bir seçim olabilir.

            Migren konusunda yapılan çok sayıda çalışmaya rağmen bitkisel ilaçların migren atakları üzerindeki etkinliği daha az ilgi görmüştür. Literatür taramamız sırasında kişnişin migrensiz hale gelme üzerindeki etkisini değerlendiren yayınlanmış herhangi bir makale bulamadık. Bu nedenlerden dolayı, iki ana amaçla bir çalışma yapmaya karar verdik: Birincisi, kişnişin migren ataklarının süresi üzerindeki etkinliğini belirlemek; ikincisi, bu bitkinin migrensiz olma üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi. Ayrıca 30 yaşın altındaki migrenlilerde ve 30 yaş ve üstü migrenlilerde migren ataklarının oluşma riskini karşılaştırdık.

            Bu hedeflere ulaşmak için, 500 mg sodyum valproata ek olarak rastgele kişniş veya plasebo şurubu alan 68 migren hastası üzerinde plasebo kontrollü bir klinik araştırma çalışması yapılmıştır. Migren ataklarının sayısı ve süresi 4 hafta boyunca haftalık olarak kaydedildi.

            Genelleştirilmiş doğrusal karışık modeller veya marjinal modeller dahil olmak üzere uzunlamasına verileri analiz etmek için çeşitli istatistiksel yöntemler önerilmiştir. Ancak bu yaklaşımlar, çarpıklık ve aşırı sıfırlar gibi verilerin tüm özelliklerini dikkate almaz. Bununla birlikte, iki parçalı modeller, modelleri her biri bu özelliklerden birini dikkate alan iki parçaya bölerek bu özelliklerin üstesinden gelebilir. Diğer modellerle karşılaştırıldığında, iki parçalı model kullanmak, genelleştirilmiş doğrusal karma modeller çerçevesinde daha genel bir yaklaşımdır. Bu çalışmada, bu modelleri sadece kişnişin migren ataklarının süresi ve sıklığının azaltılmasına etkisini değerlendirmek için değil, aynı zamanda bu geleneksel tedaviyi uyguladıktan sonra migrensiz olma olasılığını değerlendirmek için uyguladık.

            Yöntemler
            Veriler: Bu makalede, prospektif, iki kollu, randomize, üçlü kör, plasebo kontrollü bir çalışma çalışması sırasında veri topladık. Altmış sekiz migren hastası, randomizasyon için 1: 1 oranında rastgele permüte 4 boyutunda bloklar kullanılarak, her grupta 34 hasta olmak üzere iki eşit gruba rastgele dağıtıldı. Hastalar 18 ila 45 yaş arasındaydı. Üç kör bir çalışma olduğu için hastalar, doktorlar ve veri analisti her grubun tedavisinden habersizdi. Çalışma Helsinki Bildirgesi'ne uygun olarak yürütüldü ve Shahid Beheshti Tıp Bilimleri Üniversitesi Etik Kurulu tarafından onaylandı. Etik onayın referans numarası 400/876 idi. Protokol, İran'ın klinik araştırmalar siciline kaydedildi ve kayıt numarası alındı: IRCT 2012122511876N1. Denekler işe alımdan önce çalışmanın amacı hakkında bilgilendirildi. Ayrıca bilgilendirilmiş bir onay formu imzaladılar.

            İran'ın Tahran kentindeki Shohadaye-Tajrish hastanesinin nöroloji kliniğine başvuran migren atağı olan 135 hastadan dahil edilme kriterleri olan 87 hasta seçildi. Bu hastalardan 19 kişi çalışmamıza katılmayı reddetti. Tüm hastalarda dahil etme ve dışlama kriterleri bir nörolog tarafından değerlendirildi. Popülasyonumuz, uluslararası baş ağrısı derneği tanı kriterlerine göre en az 1 yıldır ayda en az dört atakla migren geçiren migrenlilerdi. Hamile kadınlar veya hamile kalma kararı alan ve emziren kadınların katılmasına izin verilmedi. Eş zamanlı bitkisel veya kimyasal tedavi gören hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Kalp hastalığı veya diyabet gibi ciddi tıbbi sorunlar da dışlama kriteri olarak kabul edildi. Ayrıca,

            Katılımcılar her iki grupta da 500 mg sodyum valproat aldı. Her gruba dağılımlarına göre, bir ay boyunca günde üç kez 15 mL plasebo veya kişniş şurubu aldılar.

            Kurutulmuş kişnişin toplam uçucu yağını ekstrakte ettikten sonra Clevenger tipi bir aparat kullandık. Analiz için gaz kromatografisi (GC) ve GC-kütle spektrometresi (GC-MS) yöntemleri kullanıldı. Başlıca bileşenleri% 82 linalool,% 6 geraniol,% 5 α-pinen,% 3 β-pinen ve% 1.5 timol idi. Şurubu hazırlamak için kişniş meyvesinin toplam buharlaştırılmış etanol özütü ile 100 mg buharlaştırılmış etanol özütü, sukroz farmakope şurubunun bazında% 70'in üzerinde brix ile her 5 mL şurup için kullanıldı. Plasebo için kişniş özü içermeyen aynı görünüm, paketleme ve farmakope şurup formülü kullanılmıştır. Plasebo şurubu sıvı-sıvı yöntemiyle üretildi.

            Kalite kontrolünü değerlendirmek için şuruplar bir farmakolog tarafından üretildi. Bir plasebo şurubu ve bir kişniş şurubu, kontroller olarak saklandı. Şurup üretiminin her aşamasında, hem plasebo hem de kişniş şurupları, kontrolleri ile karşılaştırıldı. Kalite güvencesini değerlendirmek için, hastalar önceden belirlenmiş bir anket aracılığıyla bir uzman tarafından değerlendirildi ve takip edildi. Her haftanın sonunda performansları ilgili hocaya verildi.

            Başlangıçta migren ataklarının başlangıçtaki süresine ek olarak temel özellikleri ve demografik bilgileri kaydedildi. Araştırmacılar hastalardan dört hafta boyunca her hafta migren ataklarının sürelerini yazmalarını istedi. Her haftanın sonunda baş ağrısı sürelerini ve yan etkilerini kliniğe bildirdiler. Son hastanın dört haftalık takibinin ardından, mühürlenmiş kodlar çözüldü. Bir hastadan birkaç zaman noktasında toplanan bu tür verilere boylamsal veriler denir. Genelleştirilmiş tahmin denklemlerini kullanarak doğrusal karışık modeller veya marjinal modeller dahil olmak üzere uzunlamasına verileri analiz etmek için çeşitli istatistiksel yöntemler önerilmektedir.

            İlk aşamada, verilere uyması için doğrusal bir karma model uyguladık. Modelin yeterliliğini kontrol etmek için, sırasıyla çarpıklığın ve aykırı değerin varlığını gösteren standartlaştırılmış silinmiş kalıntıların normal nicelik ve kutu grafiğini çiziyoruz. Standartlaştırılmış silinmiş artıkların bu model için tahmin edilen değerlere göre grafiğini çizerek, uygulanan modelin uygun olmadığını doğrulayan sabit olmayan hata varyansı ortaya çıktı. Bu problemleri çözmek için bir yaklaşım, aykırı değerleri bulmak ve etkilerini dikkate almak için bunları modele kukla değişkenler olarak tanıtmaktır. Bu yöntemi uyguladık, ancak söz konusu parseller önemli ölçüde değişmedi. Diğer bir yaklaşım, heteroskedastisiteyi göz önünde bulundurmak için modeldeki grup değişkenine rastgele bir etki eklemektir. Heteroskedastisite, homoskedastisite varsayımı ihlal edildiğinde ortaya çıkar.

            Üçüncü yaklaşım, sonuç değişkeni için uygun dağıtım uygulamaktır. Gösterilen yanıt değişkeninin histogramıŞekil 1normal olmayan bir dağılım gösterir. Normal dağılım için uyum iyiliği testi (Kolmogorov-Smirnov D testi, p <0.01) da verilerimizin normal dağılmadığını doğruladı.


            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı mjiri-34-44-g001.jpg'dir.
            Şekil 1
            Migren ataklarının süresinin histogramı

            Daha önce bahsedildiği gibi, bu çalışmadaki sonuç değişkeninin, yukarıdaki yaklaşımları uygunsuz kılan iki ayırt edici özelliği vardır. Birincisi, çok sayıda sıfır ve ikincisi, çarpık olan pozitif değerler. İstatistikçiler bu tür verileri yarı sürekli olarak adlandırır. Sonuç için normal dağılım varsayan istatistiksel yaklaşımlar uygun değildir, çünkü bu yöntemler aşırı sıfırların yanı sıra pozitif değerlerin çarpıklığa eğilimini de dikkate almaz. Ayrıca, sonucun ikili bir değişkene yeniden kodlanması, yararlı bilgileri atlar. Dolayısıyla, bu tür verilerle başa çıkmak için iki parçalı modeller önerildi. Bu modeller, birleşik bir modeldeki verilerin hem sıfır kısmını hem de pozitif kısmını dikkate alır. Bu özellikleri hesaba katmak için özel bir durum olarak probit / log-skew-normal karışım modelini uyguladık ( 25 ).

            İstatistiksel analiz
            Y ij , j ve Y ij ≥0 zamanında i'nci konuyla ilgili bir ölçümü belirtir ve I i'yi bir gösterge işlevi olarak tanımlarsabenben= {1 ben f Yben j= 00 ben f Yben j≠ 0 probit log çarpık normal modelinde Y ij'nin olasılık yoğunluk fonksiyonu :


            f(yben j) =benbenP(Yben j= 0 ) +P(Yben j> 0 ) f(Yben j|Yben j⟩ 0)
            (1)


            Probit bağlantı işlevi (Y ij = 0) için kullanıldı:


            P(Yben j= 0 ) = ϕ ( -XT( 1 ) i jβ( 1 )) , x( 1 ) i j⊆xben j ,β( 1 )⊆ β
            (2)


            Ф, standart normal kümülatif dağılım işlevi (cdf) olduğunda, X (1) ij , ortak değişkenlerin bir vektörü ve β (1) , regresyon parametrelerinin bir vektörüdür.

            Tüm pozitif yanıtların logaritması için çarpık normal dağılım da kullanılmıştır.


            günlük (yben j|yben j> 0 ) ~SN(XT( 2 ) benjβ( 2 ), σ, δ) , X( 2 ) benj⊆xben ,β( 2 )⊆ β
            (3)


            X, (2) ij i migren ataklarının süresi ile ilişkili değişkenlerin vektörüdür inci j konu inci haftada. β (2) modelin pozitif yanıt kısmındaki regresyon parametrelerinin vektörüdür.

            Açıklayıcı değişkenlerin migren ataklarının süresi üzerindeki etkisini değerlendirmek için yukarıdaki istatistiksel modeli uyguladık. Migrensiz olma olasılığı üzerinde etkili olan faktörler de kabul edildi. Modelin montajında ​​SAS yazılımı 9.4 sürümü kullanıldı. 0.05'ten küçük P değeri anlamlı kabul edildi.

            Sonuçlar
            Çalışmamızda olarak tablo 1analize dahil edilen 68 hastadan, her iki gruptaki hastaların% 77,3'ünün (n = 51) kadın ve% 22,7'sinin (n = 15) erkek olduğunu göstermektedir. Müdahale ve plasebo gruplarında ortalama yaş sırasıyla 33.09 ± 7.5 ve 31.03 ± 7.2 yıldı. Tüm hastaların% 83.3'ünde (n = 55) aurasız migren vardı - her grupta% 80'den fazla. Gruplar arasında migren süresinin eğilimleri şu şekilde gösterilmiştir:Tablo 2. Müdahale gruplarındaki migrenliler, yer grubuna kıyasla ortalama olarak önemli ölçüde daha uzun migren atakları yaşamış olsalar da - sırasıyla haftada yaklaşık 24 saat ve 15 saat - çalışmanın sonunda önemli ölçüde daha kısa migren yaşadılar. tablo 1

            Çalışmadaki hastaların demografik özellikleri
            Değişken Kategori Müdahale Kontrol Toplam p
            Cinsiyet † Kadın 26 (78,79) 25 (75,76) 51 (77,27) 0.769
            Erkek 7 (21,21) 8 (24,24) 15 (22.73)
            Medeni s tatus † Tek 9 (27,27) 15 (45,45) 24 (36,36) 0.125
            Evli 24 (72,73) 18 (54,55) 42 (63,64)
            M igraine tipi † Aura olmadan 27 (81.82) 28 (84.85) 55 (83,33) 0.741
            Aura ile 6 (18.18) 5 (15.15) 11 (16.67)
            Yaş ‡ (yıl) 33.09 ± 7.51 31.03 ± 7.20 32.06 ± 7.37 0.259
            †Numara (%)

            ‡ Ortalama ± sd Tablo 2

            Tedavi grubu genelinde migren süresi
            Zaman Müdahale Grubu Plasebo Grubu
            Temel 23.94 ± 19.96 14.94 ± 13.95
            İlk hafta 8.03 ± 0.85 10.7 ± 7.88
            İkinci hafta 3.57 ± 2.53 8.4 ± 5.24
            Üçüncü hafta 0.98 ± 1.27 6.84 ± 4.80
            Dördüncü hafta 0.15 ± 0.43 4.17 ± 3.74
            Veriler ortalama ± SD olarak sunulmuştur

            Tablo 2Migren süresi ortalama 4 kadar fazla 23 saat başlangıca azaldığını gösterir inci bizim çalışma boyunca plasebo grubunda sadece 10 saat azalma yaşanırken, müdahale grubunda çalışmanın haftası.şekil 2 bu farklılıkları da göstermektedir.
            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı mjiri-34-44-g002.jpg'dir.
            İncir. 2
            Tedavi grupları arasında migren sürelerinin eğilimleri

            Genel olarak, kişniş meyvesinin migren ataklarının süresi üzerindeki etkisi, probit / log skew-normal modeli kullanılarak değerlendirildi. Tablo 3son karışım modelinin migren verilerine uydurulmasının sonuçlarını gösterir. Zaman ve grup değişkeni arasındaki etkileşim, migren atağı olmama olasılığı ile önemli ölçüde ilişkiliydi (probit alt modeli). Müdahale grubunda plasebo grubuna göre migrensiz olma olasılığının oldukça yüksek olduğunu (beta = -0.496, p <0.001) göstermektedir. Tablo 3

            Probit ve log çarpık normal alt modellerin sonuçları
            Probit p Günlük çarpıklığı normal p
            β 0 5.033 (0.906) * <.000 1 2.866 (0.191) <.000 1
            β Hafta -0.857 (0.177) <.000 1 -0.248 (0.024) <.000 1
            β Hafta × Müdahale -0.496 (0.112) <.000 1 -0,47 (0,039) <.000 1
            β Aurasız migren 0,932 (0,532) 0.085 0.083 (0.216) 0.702 0
            başlangıcından itibaren β yıl 0,054 (0,044) 0.228 0,076 (0,021) 0.000 4
            β Kadın -0.262 (0.405) 0.519 -0,159 (0,194) 0,413 0
            σ † 0,384 (0,051) <.000 1
            δ ‡ -0,401 (0.119) 0.001 0
            Ç 11 * 0.681 (0.482) 0.162
            Ç 22 * 0,375 (0,079) <.000 1
            S 12 × -0.014 (0.121) 0,905 0
            -2 Log Olasılığı 606.300
            AIC ¥ 640.300
            BIC § 677.500
            * Parametre tahminleri (Standart Hata)

            † Modelin ölçek parametresi

            ‡ Çarpıklık parametresi

            * Rastgele efekt varyansı

            × Rastgele efektler kovaryansı

            ¥ Akaike Bilgi Kriterleri

            §Bayesian Bilgi Kriterleri

            Figür 3bu sonucu doğrular. Bu şekil, müdahale grubunda migren atağı olmama olasılığının çalışma sırasında plasebo grubuna göre önemli ölçüde arttığını göstermektedir. GibiTablo 4 göstermektedir ki, her iki tedavi grubunda da migrensiz olma olasılığı başlangıçta 0.0001 iken, bu olasılıklar müdahale ve plasebo gruplarında sırasıyla 0.84'ün üzerine ve 0.17'nin biraz üzerine çıkmıştır.
            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı mjiri-34-44-g003.jpg'dir.
            Şekil 3
            Tedavi gruplarında migrensiz olma olasılık eğilimleri Tablo 4

            Tedavi gruplarında migrensiz olma olasılığı
            Tedavi Zaman
            Temel 1 st hafta 2 nd hafta 3 rd hafta 4 th hafta
            Müdahale 0.0001 0.0078 0.1066 0.4559 0.8408
            Plasebo 0.0001 0.0014 0.0107 0.0521 0.1736
            Migren ataklarının süresi de takip haftaları ve takip haftası ile tedavi grubu arasındaki etkileşim ile ilişkiliydi. Çalışma süresince kişniş meyve şurubu kullanan migren hastalarında migren süresinin önemli ölçüde azaldığını ortaya koymaktadır (p <0.001, beta = -0.471).

            Ayrıca şu sonuç çıkarılabilir: Tablo 3başlangıcından itibaren geçen yılların migren süresi üzerinde olumlu anlamlı etkileri oldu (p = 0.0004, beta = 0.076), bu da migren tanısı daha uzun olan kişilerin daha fazla saat baş ağrısı çektikleri anlamına geliyor. Bu tabloda δ olarak bildirilen çarpıklık parametresi oldukça anlamlıydı (p = 0.001, tahmini δ = -0.401)

            Bu sonuç, çarpıklığı dikkate alan bir model kullanılarak onaylandı. Hipotezi test etmek için: H 0 : δ = 0, nihai modelimiz, olabilirlik oranı testi kullanılarak probit / log-normal model ile de karşılaştırılmıştır. Olabilirlik oranının ki-kare testi istatistiği 11.6, p <0.001'dir.

            Regresyon katsayıları ve standart hatalarına ek olarak, Tablo 3her biri özel bir özelliğe sahip başka parametreler içerir. Örneğin, iki model bileşenindeki (S 11 ve S 22) rastgele etkilerin varyansları oldukça anlamlıydı, bu da modeldeki aynı migren hastasının ölçümleri arasındaki korelasyonları dikkate almak için rastgele etkilerin gerekli olduğunu gösteriyordu (p <0.001).

            İki rastgele etki arasındaki negatif kovaryansın çekici bir yorumu vardır: migren süresi ne kadar uzunsa, migrensiz olma olasılığı o kadar düşüktür (S 12 = 0.014, P = 0.905). Ancak bu parametre tahmini, modelimizde istatistiksel olarak anlamlı değildir. Ek olarak, modelimizde AIC ve BIC, modelimizin üstünlüğünü doğrulayan probit log-normal modeline kıyasla daha küçüktü.

            İstatistik modelimizi 30 yaş altı ve 30 yaş üstü migren hastalarında ayrı ayrı uyguladık. Modelimiz, müdahale grubundaki hastaların migren atak sürelerinin her iki yaş kategorisinde de plasebo grubuna göre önemli ölçüde azaldığını göstermiştir.

            Ancak Tablo 4, kişniş şurubunun, özellikle tedavi dönemlerinin son haftasında, 30 yaşın altındaki hastalar üzerinde daha iyileştirici bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bu yaş gruplarında migrensiz olma olasılığını karşılaştırmak için bağımsız örneklem t testi kullanarak bu bulguyu onayladık (p <0.001).Şekil 4 ve Tablo 5 bu farkı açıkça göstermektedir. Tablo 5

            Yaş ve tedavi grupları arasında migrensiz olma olasılığı
            Yaş grupları Tedavi Zaman
            Temel 1 st hafta 2 nd hafta 3 rd hafta 4 th hafta
            30 yaşından küçük Müdahale 0.0000 0.0000 0,0762 0.6186 1
            30 yaşından büyük veya eşit Müdahale 0.0015 0.0191 0.1160 0,3724 0.7049
            30 yaşından küçük Plasebo 0.0000 0.0000 0.0000 0.1552 0.2622
            30 yaşından büyük veya eşit Plasebo 0.0002 0.0015 0.0070 0,0259 0.0752
            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı mjiri-34-44-g004.jpg'dir.
            Şekil 4
            Yaş ve müdahale kategorilerine göre migrensiz olma olasılık eğilimleri

            Dahası, bazı marjinal kanıtlar, Aurasız migrenlilerde migrensiz olma olasılığının, auralı migrenlilerden daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Şekil 5 ve Tablo 6. Tablo 6

            Migren tipi ve tedavi grupları arasında migrensiz olma olasılığı
            Migren tipi Tedavi Zaman
            Temel 1 st hafta 2 nd hafta 3 rd hafta 4 th hafta
            Auralı Migren Müdahale 0,0724 0.0900 0.1106 0.1343 0.1614
            Aurasız Migren Müdahale 0.0196 0,0762 0.2067 0.4082 0.6208
            Auralı Migren Plasebo 0,0275 0,0454 0,0717 0.1082 0.1565
            Aurasız Migren Plasebo 0.0000 0.0010 0,0222 0.1105 0.2900
            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı mjiri-34-44-g005.jpg'dir.
            Şekil 5
            Tedavi grupları ve migren tipi genelinde migrensiz olma olasılık eğilimleri

            Tartışma
            Migren atakları, migrenlilerin yaşamlarının en üretken yıllarında rutin faaliyetlerini etkileyebilir. Hatta hükümetler için sosyal ve ekonomik sonuçlara bile yol açabilir. Migrenin dolaylı maliyet ve yükünü tahmin etmeye odaklanan çalışmalarda, kaçırılan iş günleri ve bozulmuş iş performansı kullanılmıştır ( 26 ). Ayrıca, migrenle çalışmaya atfedilebilen, üretkenlik azalmasının aylık maliyeti olan kayıp iş gücü maliyetini, migren ataklarının sıklığını ve migren atağı her geçirdiklerinde migrenle çalıştıkları saat sayısını hesaplamak için ay tahmin edildi ( 27). Bu nedenle, sadece migren süresini kısaltmak değil, aynı zamanda migren hastalarının migrenden kurtulabileceği bir tedavi bulmak da çok önemlidir. Geleneksel İran tıbbında bitkisel bir tedavi olarak kişniş özü, baş ağrılarını tedavi etmek için yaygın olarak reçete edildi ( 12 ).

            Çoğu durumda, araştırmacılar müdahalenin sonuçları üzerindeki etkisini değerlendirmek için GEE gibi daha az karmaşık istatistiksel yöntemler uygular ( 24 ). Müdahalelerinin arzu edilen bir etkiye sahip olduğunu gösterebilseler de, veri özelliklerine dikkat etmezler. Çalışmamızda kişniş şurubunun migren süresi üzerindeki etkisi değerlendirildiği gibi istatistiksel modelimiz kullanılarak migrensiz hale gelmeyi etkileyen faktörleri belirledik. Bu etkiyi hesaplayan bir karışım modeli uyguladık. Dahası, verilerin doğru dağılımını düşündük ve bu da daha doğru çıkarımlar ile sonuçlandı ( 25 , 28 ).

            Bulgularımız, bu bitkinin migren süresini önemli ölçüde azaltabileceğini ve Maharasnadhi Quather adlı geleneksel bir formülde kullanılan kişnişin insan üzerindeki analjezik etkisini bildiren Sri Lanka'daki çalışmaya uygun olarak migrensiz olma olasılığını önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. (MRQ) ( 29 ).

            Yetişkin fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, linalool'un kalıcı ağrıyı yönetme etkisi gösterilmiştir ( 30 ). Bu çalışma, kronik ağrının, inflamatuar aracıları uyandıran nosisepsiyonun engellenmesi yoluyla giderilebileceğini gösterdi. Diğer bazı çalışmalarda, lavanta esansiyel yağının büyük miktarda linalool içeren migren üzerindeki önemli etkisi de gösterilmiştir ( 31 ). Çalışmamızda en yüksek orana sahip ana bileşen linalool olduğu için, hem kişniş hem de lavantada linalolun sedatif etkisi nedeniyle varlığı migren tedavisindeki etkinliklerini tanımlayabilir ( 32 ).

            Dahası, linalool, düşük sıcaklıklar ve soğutma ajanları tarafından aktive edilen geçici reseptör potansiyel ailesinden biri olan TRPM8'in bir agonisti olarak kabul edilmiştir ( 33 ). Bu gen üzerinde yapılan araştırmalar, migren olası genlerinden biri olabileceğini ortaya koydu ( 34 ).

            Migrenden muzdarip 60 hasta üzerinde migrenin önlenmesi için özel bir butterbur kökü ekstresi üzerine yapılan plasebo kontrollü bir çalışma çalışması, bu bitkinin migren ataklarının sayısını azaltmada önemli bir etkisi olduğunu göstermiştir ( 35 ). Petasin ve izopetasin gibi ana bileşenlerinin anti-enflamatuar etkisinden kaynaklanabilir ( 36 ). Bu anti-enflamatuar özellik, birçok çalışmada kişnişinde de görülebilmektedir ( 37 ). Bu bitkisel tedavinin etkinliğini tanımlayabilir. Feverfew, kişniş ve lavanta, beyindeki nitrik oksit üretim seviyesini düşürerek migren ataklarının sıklığını azaltır. Nitrik oksit insan vücudu için gerekli olmasına rağmen, yüksek seviyesi migren ataklarına neden olabilir ( 38 ).

            Neyse ki, gözlemlenen veya kaydedilen herhangi bir yan etkimiz yok. Bunun nedeni, nüfusumuzun genç ve sağlıklı olması ve ortalama 32 yaşında olması olabilir. Diğer bir neden, kısa takip süremiz olabilir. Deneklerimiz sadece bir ay boyunca plasebo veya kişniş şurubu aldı. Bu nedenle çalışmamızın kısıtlılıklarından biri, çalışmamızda kişnişin uzun dönem etkinliğinin tartışılamamasıdır. Bitkisel bir ilacın etkililiğini ve güvenliğini değerlendirmek için güvenilir bir yöntem, birkaç iyi tasarlanmış klinik araştırma yapmak olduğundan ( 10 ), farklı bölgesel alanlarda daha büyük örneklem büyüklüğü ve daha uzun takip süreleri ile klinik araştırma çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Bu, araştırmacıların bulgularını daha geniş bir popülasyona genellemelerine yardımcı olacaktır.

            Sonuç
            Sonuç olarak, çalışmamız kişnişin özellikle 30 yaş altı migrenlilerde migren atak riskini azaltmada kısa vadeli etkilerinin yanı sıra migren ataklarının süresi ve sıklığını azaltabileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle kimyasal ilaçların yan etkileri olmaksızın migren için olası etkili bir tedavi olarak düşünülebilir.

            Çıkar Çatışması
            Yazarlar, rakip çıkarları olmadığını beyan ediyorlar.

            Notlar
            Bu makaleyi şu şekilde alıntılayın : Mansouri S, Kazemi I, Baghestani AR, Zayeri F, Ghorbanifar Z. Coriandrum sativum şurubunun migrensiz olma üzerindeki etkisinin karışım modelleri kullanılarak değerlendirilmesi. Med J Islam Repub Iran . Med J Islam Repub Iran. 2020 (6 Mayıs); 34: 44. https://doi.org/10.34171/mjiri.34.44

            Referanslar
            1. Ghorbanifar Z, Delavar Kasmaei H, Minaei B, Rezaeizadeh H, Zayeri F. Iran Red Crescent Med J. 2014; 16 (6): e15935. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            2. Vos T, Flaxman AD, Naghavi M, Lozano R, Michaud C, Ezzati M. vd. 289 hastalık ve yaralanmanın 1160 sekeli için sakatlıkla (YLD'ler) geçen yıllar 1990-2010: Küresel Hastalık Yükü Çalışması 2010 için sistematik bir analiz. Lancet. 2013; 380 (9859): 2163–2196. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            3. Zhang Q, Wu Q, Zhang J, He L, Huang J, Zhang J. ve diğerleri. Aurasız migrenin ayırt edici analizi: çok özellikli bir sınıflandırma yaklaşımı ile fonksiyonel ve yapısal MRI kullanma. PLoS One. 2016; 11 (9): e0163875. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            4. Bahis PM, Hugtenburg JG, Penninx BWJH, Hoogendijk WJG. Doğal bir ortamda uzun süreli kullanım sırasında antidepresanların yan etkileri. Eur Neuropsychopharmacol. 2013; 23 (11): 1443–1451. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            5. Ramakrishnappa SK, Belhekar MN. Serum ilaç seviyesi ile ilişkili sodyum valproat kaynaklı saç dökülmesi. Indian J Pharmacol. 2013; 45 (2): 187–188. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            6. Chen B, Choi H, Hirsch LJ, Moeller J, Javed A, Kato K. ve diğerleri. Epilepsili erişkinlerde antiepileptik ilaçların kozmetik yan etkileri. Epilepsi Davranışı. 2015; 42 : 129–137. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            7. Ferguson JM. SSRI antidepresan ilaçlar: Yan etkiler ve tolerans. Prim Care Companion J Clin Psikiyatrisi. 2001; 3 (1): 22–27. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            8. Miller S. Epizodik migrenin akut ve önleyici tedavisi. Ann Indian Acad Neurol. 2012; 15 (Ek 1): S33 – S39. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            9. Kamali SH, Khalaj AR, Hasani-Ranjbar S, Esfehani MM, Kamalinejad M, Soheil O. et al. Obezite tedavisinde üç şifalı bitkinin bir kombinasyonu olan 'Itrifal Saghir'in etkinliği: Randomize kontrollü bir çalışma. DARU J Pharm Sci. 2012; 20 (1): 33. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            10. Pal SK, Shukla Y. Bitkisel ilaç: Mevcut durum ve gelecek. Asya Pac J Cancer Prev. 2003; 4 (4): 281–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            11. Zarshenas MM, Petramfar P, Firoozabadi A, Moein MR, Mohagheghzadeh A. Geleneksel İran tıbbında baş ağrısı türleri ve bu çareler. Pharmacogn Rev. 2013; 7 (13): 17–26. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            12. İbn-i Sina AH. Al-qanun fit-tib [Tıp kanonu]. Beyrut: Alamle-al-Matbooat Inst; 2005.
            13. de Almeida Melo E, Bion FM, Filho JM, Guerra NB. Sulu ve eterik kişniş (Coriandrum sativum L) ekstrelerinin in vivo antioksidan etkisi. Eur J Lipid Sci Technol. 2003; 105 (9): 483–487. [ Google Scholar ]
            14. Emamghoreishi M, Khasaki M, Fath Aazam M. Coriandrum sativum: Yüksek artı labirentte anksiyolitik etkisinin değerlendirilmesi J Ethnopharmacol. 2005 Ocak 15; 96 (3): 365–70. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            15. dos Santos P, Dutra JV, Delarmelina J, Tose L, Romão W, Jamal C. vd. Organik veya kimyasal gübre altında yetiştirilen Coriandrum sativum, DNA hasarını etkili bir şekilde önler: Ön fitokimyasal tarama, flavonoid içeriği, ESI (-) FTICR MS, in vitro antioksidan ve in vivo (fare kemik iliği) siklofosfamide karşı antimutajenik aktivite. Asya Pac J Trop Biomed. 2018; 8 (6): 292. [ Google Scholar ]
            16. Messaoudi M, Begaa S. İki Cezayir baharatında (Coriandrum sativum L ve Cuminum cyminum L) diyet alımı ve bazı mikro besinlerin ve toksik elementlerin içeriği Biol Trace Elem Res. 2019; 188 (2): 508–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            17. Laribi B, Kouki K, M'Hamdi M, Bettaieb T. Kişniş (Coriandrum sativum L) ve biyoaktif bileşenleri. Fitoterapia. 2015; 103 : 9–26. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            18. Daly T, Jiwan MA, O'Brien NM, Aherne SA. Yaygın olarak tüketilen bitkilerin karotenoid içeriği ve bir in vitro sindirim modeli kullanılarak biyo-erişilebilirliğinin değerlendirilmesi. Bitki Gıdaları Hum Nutr. 2010; 65 (2): 164–169. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            19. Puthusseri B, Divya P, Veeresh L, Kumar G, Neelwarne B. Bitki yapraklarında folat bağlayıcı proteinlerin ve folatların stabilitesinin değerlendirilmesi. Food Chem. 2018; 242 : 555–559. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            20. Günther E. Uçucu yağlar. New York: D Van Nostrand Şirketi; 1948.
            21. Mani V, Parle M, Ramasamy K, Abdul Majeed AB. Farelerde Coriandrum sativum yaprakları hafıza açıklarının tersine çevrilmesi. J Sci Food Agric. 2011; 91 (1): 186–192. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            22. Cioanca O, Hritcu L, Mihasan M, Hancianu M. Alzheimer hastalığının amiloid β (1-42) sıçan modelinde solunan kişniş uçucu yağının bilişsel güçlendirici ve antioksidan aktiviteleri. Physiol Behav. 2013; 120 : 193–202. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            23. Emamghoreishi M. Kişniş tohumlarının özleri ve uçucu yağlarının yatıştırıcı-hipnotik aktivitesi. İran J Med. 2015; 31 (1): 22–27. [ Google Scholar ]
            24. Delavar Kasmaei H, Ghorbanifar Z, Zayeri F, Minaei B, Kamali SH, Rezaeizadeh H. et al. Coriandrum sativum şurubunun migren üzerindeki etkileri: Randomize, üçlü kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Iran Red Crescent Med J. 2016; 18 (1): e20759. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            25. Mahmud S, Lou WW, Johnston NW, Smith S, Schreiber J, Johnston S. vd. Pediyatrik solunum semptomlarının kohort çalışmasına uygulanarak, fazla sıfır içeren tekrarlanan ölçüm verileri için bir probit-log-çarpık-normal karışım modeli. BMC Med Res Methodol. 2010; 11 (1): 327–339. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            26. Hawkins K, Wang S, Rupnow MFT. Amerika Birleşik Devletleri'nde migrenin dolaylı maliyet yükü. J Occup Environ Med. 2007; 49 (4): 368–374. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            27. Osterhaus JT, Gutterman DL, Plachetka JR. ABD'de migren baş ağrısının sağlık kaynağı ve kayıp işgücü maliyetleri. Farmakoekonomi. 1992; 2 (1): 67–76. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            28. Tooze JA, Grunwald GK, Jones RH. Sıfırda kümelenme ile tekrarlanan ölçüm verilerinin analizi. Stat Methods Med Res. 2002; 11 (4): 341–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            29. Thabrew MI, Dharmasiri M, Senaratne L. Poliherbal formülasyon Maharasnadhi Quathar'da anti-enflamatuar ve analjezik aktivite. J Ethnopharmacol. 2003; 85 (2–3): 261–267. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            30. Batista PA, de Paula Werner MF, Oliveira EC, Burgos L, Pereira P, da Silva Brum LF. et al. Farelerde kronik inflamatuar ve nöropatik aşırı duyarlılık modellerinde (-) - Linalool'un antinosiseptif etkisi. J Pain. 2010; 11 (11): 1222–1229. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            31. Rafie S, Namjoyan F, Golfakhrabadi F, Yousefbeyk F, Hassanzadeh A. Migren için profilaktik bir tedavi olarak lavanta esansiyel yağının etkisi: Randomize kontrollü bir klinik çalışma. J Herb Med. 2016; 6 (1): 18–23. [ Google Scholar ]
            32. Re L, Barocci S, Sonnino S, Mencarelli A, Vivani C, Paolucci G. vd. Linalool, fare nöromüsküler kavşağındaki nikotinik reseptör-iyon kanalı kinetiğini değiştirir. Pharmacol Res. 2000; 42 (2): 177–181. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            33. Behrendt HJ, Germann T, Gillen C, Hatt H, Jostock R. Fare soğuk mentol reseptörü TRPM8 ve vanilloid reseptör tip-1 VR1'in bir florometrik görüntüleme plakası okuyucu (FLIPR) deneyi kullanılarak karakterizasyonu. Br J Pharmacol. 2004; 141 (4): 737–745. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            34. Dussor G, Cao YQ. TRPM8 ve Migren. Baş ağrısı J Baş Yüz Ağrısı. 2016; 56 (9): 1406–1417. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            35. Diener HC, Rahlfs VW, Danesch U. Migrenin önlenmesi için özel bir butterbur kökü ekstraktının ilk plasebo kontrollü denemesi: Etkinlik kriterlerinin yeniden analizi. Eur Neurol. 2004; 51 (2): 89–97. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            36. Thomet OA, Wiesmann UN, Blaser K, Simon HU. İnflamatuar efektör fonksiyonlarının insan eozinofillerinde petasin, isopetasin ve neopetasin tarafından farklı inhibisyonu. Clin Exp Allergy. 2001; 31 (8): 1310–1320. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            37. Mahendra P, Bisht S. Coriandrum sativum'un anti-anksiyete aktivitesi, farklı deneysel anksiyete modelleri kullanılarak değerlendirildi. Indian J Pharmacol. 2011 Eylül; 43 (5): 574–577. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            38. Ansari M, Rafiee K, Emamgholipour S, Fallah MS. Migren: Moleküler Temel ve Bitkisel Tıp. Nörolojik Hastalıklarda İleri Konular. Londra: InTechOpen; 2012. s. 187-214.
            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap


            • #7
              Coriandrum sativum — 1,2-dimetil hidrazin kaynaklı kolon kanserinde lipid metabolizması üzerindeki etki

              Yazar bağlantıları bindirme panelini açarV Chithra S Leelamma

              https://doi.org/10.1016/S0378-8741(00)00182-3Hakları ve içeriği alın Soyut

              Sıçanlarda 1,2-dimetil hidrazin (DMH) ile indüklenen kolon kanserinde kişniş tohumlarının lipid parametreleri üzerindeki biyokimyasal etkisi incelenmiştir. Çalışma, baharat verilen gruba kıyasla DMH kontrol grubunda kolesterol konsantrasyonlarının ve kolesterol/fosfolipid oranının düştüğünü, fosfolipid seviyesinin ise önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Fekal kuru ağırlık, fekal nötr steroller ve safra asitleri, DMH uygulanan gruba kıyasla kişnişle beslenen grupta keskin bir artış gösterdi. Böylece kişniş deneysel kolon kanserinde lipid metabolizmasındaki zararlı etkilere karşı koruyucu bir rol oynar. Tanıtım

              Çoğu baharatın birçok vitamin kaynağı olduğu ve insan rahatsızlıklarının çoğu için yerel çare olduğu bilinmektedir (Chopra ve diğerleri, 1956; Nadkarni ve Nadkarni, 1976). Çok çeşitli fizyolojik ve farmakolojik etkiler sergilerler (Beena ve diğerleri, 1995). Çevresel faktörler, çeşitli kanser türlerinin etiyolojisinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Epidemiyolojik ve deneysel çalışmalar, diyet faktörlerinin, özellikle doymuş yağ asitlerinin kanser gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir (Mekeown Eyssen ve diğerleri, 1985, Graham ve diğerleri, 1988, Sullivan ve diğerleri, 1990). Baharatların kanserojen (Chitra ve diğerleri, 1994) ve antikanserojenik özelliklere sahip olduğu bildirilmektedir. Bazı baharatların hipolipidemik özellikleri belgelenmiştir (Sharma ve diğerleri, 1991, Ram ve diğerleri, 1996). Mevcut raporlar, safra asitlerinin hem hayvanlarda hem de insan deneklerde kolon tümörünü teşvik etmede önemli bir rol oynadığı gerçeğine ışık tutmaktadır (Wilpart ve diğerleri, 1983). Refter ve diğerleri, 1983, Caderni ve diğerleri, 1988, safra asitlerinin hem kültürlenmiş kolon mukoza hücrelerinde hem de hayvanın kolonunda neoplastik değişiklikleri indüklediğini gösterdi. Çeşitli baharatların günlük alımı ve insanlar üzerindeki faydalı etkileri göz önüne alındığında, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılan bir baharat olan kişniş tohumlarının 1,2-dimetil hidrazin (DMH) ile indüklenen kolonda lipid metabolizması üzerindeki etkisini araştırmayı önerdik. deney hayvanları olarak sıçanları kullanarak karsinojenez. 1988, safra asitlerinin hem kültürlenmiş kolon mukoza hücrelerinde hem de hayvanın kolonunda neoplastik değişiklikleri indüklediğini gösterdi. Çeşitli baharatların günlük alımı ve insanlar üzerindeki faydalı etkileri göz önüne alındığında, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılan bir baharat olan kişniş tohumlarının 1,2-dimetil hidrazin (DMH) ile indüklenen kolonda lipid metabolizması üzerindeki etkisini araştırmayı önerdik. deney hayvanları olarak sıçanları kullanarak karsinojenez. 1988, safra asitlerinin hem kültürlenmiş kolon mukoza hücrelerinde hem de hayvanın kolonunda neoplastik değişiklikleri indüklediğini gösterdi. Çeşitli baharatların günlük alımı ve insanlar üzerindeki faydalı etkileri göz önüne alındığında, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılan bir baharat olan kişniş tohumlarının 1,2-dimetil hidrazin (DMH) ile indüklenen kolonda lipid metabolizması üzerindeki etkisini araştırmayı önerdik. deney hayvanları olarak sıçanları kullanarak karsinojenez.Bölüm snippet'leri

              Bitki materyali

              Denemede kuru ve toz kişniş tohumları kullanılmıştır.Hayvanlar

              Deneyde 60-70 g ağırlığındaki Sprague-Dawley suşundan erkek albino sıçanlar kullanıldı. Onlara normal laboratuvar diyeti (Hindustan Lever Ltd.) verildi ve su ad libitum verildi. Her biri 12 sıçandan oluşan üç gruba ayrıldılar - grup I, II ve III. Grup I normal grup, grup II DMH kontrol grubu ve grup III deney grubu olarak görev yaptı.Diyet

              Grup I, normal laboratuvar diyeti; grup II, normal laboratuvar diyeti+DMHSonuçlar

              15. haftanın sonunda, baharatla beslenen grubun karaciğer, distal kolon ve bağırsaklarında kolesterol düzeyi DMH kontrol grubuna göre arttı. Ancak 30. haftanın sonunda karaciğer, barsak, proksimal ve distal kolondaki kolesterol konsantrasyonu DMH kontrol grubuna göre deney grubunda önemli bir düşüş gösterdi (Tablo 1). Deneyin karaciğer, bağırsak, proksimal ve distal kolonunda fosfolipid konsantrasyonu arttı.tartışma ve sonuçlar

              Çalışmamızda 15 haftalık sürenin sonunda (pre-neoplastik evre) karaciğer ve bağırsakta kolesterol düzeyinde artış gözlendi. Kolon karsinomunun erken evresindeki kolesterol seviyelerindeki bu artış, hem bağırsakta hem de karaciğerde kolesterol sentezinin artmasından kaynaklanabilir. Karaciğer ve bağırsak, kolesterol sentezi için önemli yerler olarak gözlenmiştir. Benzer gözlemler daha önce rapor edilmişti (Manoj, 1993). Ama kolesterol seviyesi düştüReferanslar (25)

              Yorum yap


              • #8
                Coriandrum sativum L. Esansiyel Yağının Oral Candida albicans Biyofilm Oluşumu Üzerindeki Etkisi

                VF Furletti , 1, 2 , * IP Teixeira , 1, 2 , G. Obando-Pereda , 1, 2 , RC Mardegan , 1, 2 , A. Sartoratto , 2 GM Figueira , 2 RMT Duarte , 2 VLG Rehder , 2 MCT Duarte , 2 ve JF Höfling 1
                Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                1 Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Bölümü, Piracicaba Dişhekimliği Okulu, University of Campinas-UNICAMP, 13414-903 Piracicaba, SP, Brezilya
                2 Kimya, Biyoloji ve Tarım Araştırma Merkezi, Campinas Üniversitesi-UNICAMP, PO Box 6171, 13083-970 Campinas, SP, Brezilya
                *VF Furletti: rb.moc.arret@ittelrufiviv
                Git: Soyut


                Allium tuberosum, Coriandrum sativum, Cymbopogon martini, Cymbopogon winterianus ve Santolina chamaecyparissus'tan elde edilen ekstraktların ve uçucu yağların etkinliği Candida spp.'ye karşı değerlendirildi . periodontal hastalığı olan hastaların ağız boşluğundan izole edilir. En aktif yağ fraksiyonlara ayrıldı ve C. albicans'a karşı test edildi.biyofilm oluşumu. Yağlar, su-damıtma yoluyla elde edildi ve ekstraktlar, yumuşatılmış kurutulmuş bitki materyali ile hazırlandı. Minimal İnhibitör Konsantrasyon—MIC, mikrodilüsyon yöntemiyle belirlendi. Yağ bileşenlerinin kimyasal karakterizasyonu, Gaz Kromatografisi ve Kütle Spektrometresi (GC-MS) kullanılarak yapıldı. C. sativum aktivite yağının hücre ve biyofilm morfolojisi Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile değerlendirildi. Planktonik Candida spp.'ye karşı en iyi aktiviteler . uçucu yağ ve C. sativum'dan gruplandırılmış F 8-10 fraksiyonları için gözlendi . Ham petrol ayrıca C. albicans'ta biyofilm oluşumunu etkileyerek biyofilm büyümesinin azalmasına neden oldu. F 8–10'un kimyasal analiziana aktif bileşikler, 2-heksen-1-ol, 3-heksen-1-ol ve siklodekan olarak tespit edilen fraksiyonlar. Gruplanmış olarak test edilen bu bileşiklerin standartları, yağdan daha güçlü bir aktivite sağladı ve bu, ana yağ bileşenlerinden sinerjistik bir etki olduğunu düşündürdü. C. sativum yağının aktivitesi, yeni bir doğal antifungal formülasyon potansiyelini göstermektedir.

                Git: 1. Giriş

                Son yirmi yılda, Candida cinsi mayalar tıp literatüründe kayda değer bir ilgi görmüştür. Colombo ve Guimarães [ 1 ] Candida türlerinin neden olduğu nozokomiyal enfeksiyonlardaki artışı vurgulamıştır . 80'li yılların başında Candida spp. Amerika Birleşik Devletleri'nde hastane kaynaklı enfeksiyonlarla ilişkili yedinci en sık patojendi . 80'lerin sonunda, bu ajan en sık görülen beşinci patojeni temsil ediyordu ve yazara göre şu anda hastane kaynaklı enfeksiyon vakalarının %8'ini oluşturuyor ve teşhis testlerinde bulunan dördüncü ana izole edilmiş patojen olarak kabul ediliyor.

                Klinik olarak sağlıklı bireylerin ağız boşluğunda izole edilen kommensal Candida türlerinin sıklığı %40 ila %60 arasında değişmektedir [ 2 ]. Endokrin bozukluklar, gebelik, demir eksikliği, immün bozukluklar ve kserostomi gibi çeşitli faktörler kandidiyazis gelişimine zemin hazırlar [ 3 ]. Oral kandidoz oluşumu, konakçıya ve mayanın kendisine bağlı olabilir. Konakla ilgili en çok belirtilen nedenler diyabetes mellitus (DM), diş kaybı, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, ağız hijyeni, sistemik hastalıklar, hormonal değişiklikler, immünsüpresyon, radyasyon ve kemoterapidir [4] .]. Maya ile ilgili faktörler arasında (virulans faktörleri de denir), adezyon fenomeni, misel oluşumu, fenotipik değişkenlik, hücre dışı enzimlerin (proteaz ve fosfolipaz) üretimi ve toksinler [ 4 – 6 ] gözlenebilir . Ayrıca, Candida türlerinin bir biyofilm olarak büyüyebilme özelliği , antifungallerin daha dahili biyofilm yapısına erişimini bloke ederek veya önleyerek ilaçlara karşı direnci artırabilir [ 7 ].

                Kandidoz, insan ağız boşluğunun en yaygın mantar enfeksiyonu olarak kabul edilir ve C. albicans , C. tropikalis, C. parapsilosis, C. krusei, C. glabrata ve C. dubliniensis gibi albicans olmayan türler olmasına rağmen ilgili ana türdür . belirli hasta grupları arasında yaygın hale gelmektedir [ 3 , 8 – 10 ]. Şiddetli periodontitis oluşumu ayrıca Candida türlerinin izolasyonu ile ilişkilendirilmiştir . periodontal lezyonlardan [ 11 – 14 ]. Maya, dokulara erişim yoluyla iltihaplanmaya yol açan metabolitler üretir.

                Özellikle AIDS döneminden sonra oral kandidoz tedavisinde azol antifungallerin yaygın kullanımı, Candida albicans dışı türlerin, özellikle de bu antifungal ajan sınıfına doğal olarak daha dirençli olanların sıklığındaki artışta baskın faktör gibi görünmektedir. C. glabrata ve C. krusei [ 15 ] gibi . Bazı çalışmalardan elde edilen veriler, antifungal ajanlarla uzun süreli veya aralıklı tedavinin C. albicans prevalansını değiştirdiğini ve diğer Candida türlerinin sıklığını artırdığını göstermektedir [ 16 , 17 ].

                İnsan patojenlerinin birçok ilaca karşı direnci günümüzde iyi bilinmektedir ve terapötik özelliklere sahip çok çeşitli bileşikler sunan halk hekimliğinde kullanılan bitkiler de dahil olmak üzere yeni kaynaklardan antimikrobiyal maddelerin aranması ihtiyacını göstermektedir. Bitkilerin bir ilaç kaynağı olarak kullanımı gelişmekte olan ülkelerde sağlık sorunlarına bir alternatif olarak yaygındır ve özellikle Asya, Latin Amerika ve Afrika'da olmak üzere bazı kültür ve geleneklerde yerleşiktir [18 ] . Bu bölgelerdeki pek çok yerli bitki henüz çalışılmamıştır ve halihazırda etraflıca incelenmiş olan Avrupa yerli bitkilerinin aksine antimikrobiyal etki açısından araştırılabilir [ 19 ]. Duarte ve Figueira'ya göre [ 19], C. albicans'a karşı aktif tıbbi bitkiler hakkında mevcut olan bilgiler , yakın zamana kadar, Allium [ 20 ], Radix gentianae [ 21 ] bitki familyalarından türetilen materyalle ilgili bazı patentler dışında, insan veya hayvan kullanımı için etkili formülasyonlarla sonuçlanmamıştır. ve Lee ve diğerleri tarafından incelenen beş özüt. [ 22 ].

                Brezilya'da, mevcut zengin flora ve biyoçeşitliliğe rağmen, yerli ve egzotik bitkiler de dahil olmak üzere, yalnızca yaklaşık 44 tür ve pozitif aktiviteleri olan 22 familyadan elde edilen veriler mevcuttur [19 ] . Bu çalışmanın amacı, CPQBA/UNICAMP'taki CPMA-Tıbbi ve Aromatik Bitki Koleksiyonuna ait tıbbi bitkilerden elde edilen ekstraktların, uçucu yağların ve fraksiyonların Candida spp.'nin planktonik hücrelerine karşı antimikrobiyal aktivitesini değerlendirmektir . CBS koleksiyonundan ve periodontal hastalığı olan hastalardan izole edilmiştir. Coriandrum sativum L' den elde edilen en aktif yağ, C. albicans biyofilm oluşumuna karşı test edildi .

                Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                2.1. Örnekler

                Bu araştırmanın geliştirilmesi için Candida spp. Hollanda Koleksiyonundan elde edilen referans suşlar—CBS ( C. albicans CBS 562, C. dubliniensis CBS 7987, C. krusei CBS 573, C. tropicalis CBS 94 ve C. parapsilosis CBS 604) ve Diş Hekimliği Fakültesi gönüllülerinden klinik izolatlar Piracicaba-FOP/UNICAMP, São Paulo-Brezilya as C. albicans (3A5, 13A5, 41M2 ve 50M2), C. dubliniensis 26A2, 26A3 ve 26A4), C. krusei (56M3, 56M4 ve 56M5), C. tropikalis (53M6, 52M7 ve 53M8) ve C. parapsilosis(45M2, 45M4 ve 45M5) kullanıldı. Oral mukozadan toplanan izolatlar, kromojenik besiyeri CHROMagar- Candida'da ve morfolojik ve biyokimyasal testlerle tanımlandı . Klinik izolatların kodları, gönüllü sayısına ve orijin yerine karşılık gelmektedir (A periodontal cepten ve M mukozadan). Daha sonra, mayalar -70°C'de %15 gliserol içeren YPD ortamında saklandı ve FOP/UNICAMP'tan Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Bölümü'nün mikoloji koleksiyonunda tutuldu. Bu araştırma, Araştırma Etik Kurulu'nun (008/2003) izniyle yapılmıştır.

                2.2. Şifalı Bitkiler

                Allium tuberosum Rottl olarak incelenen bitkiler . ex Spreng, Coriandrum sativum L, Cymbopogon martinii (Roxb.) JF Watson, C. winterianus Jowitt ve Santolina chamaecyparissus, Campinas Üniversitesi, São Paulo'daki Kimya, Biyoloji ve Tarım Araştırma Merkezi'nin (CPQBA) deneysel alanında yetiştirildi. , Brezilya. Bitkiler, Kasım 2001'den Kasım 2002'ye kadar, çiğlenme noktasından sonraki sabah saatlerinde toplandı. Kupon örnekleri Campinas Üniversitesi Herbaryumunda (UEC) saklandı ve Dr. Washington Marcondes Ferreira Neto (küratör) tarafından veya CPQBA'daki herbaryumda tanımlandı.

                2.3. Uçucu Yağ Çıkarma

                Uçucu yağlar, 100 g havadaki taze bitki parçalarından, 3 saat boyunca Clevenger tipi bir sistem kullanılarak su damıtma yoluyla elde edildi. Sulu fazın özü, üç kez 50 mL diklorometan ile çıkarıldı. Toplanan organik fazlar, sodyum sülfat ile kurutuldu ve süzüldü ve çözücü, kuruyana kadar buharlaştırıldı. Yağ numuneleri -25°C'de kapalı cam şişelerde saklandı [ 23 ].

                2.4. Ekstrakt Hazırlama

                Kurutulmuş bitki materyali (10 g), belirtildiği gibi 150 mL heksan veya diklorometan ile yumuşatıldı ve oda sıcaklığında 200 rpm'de 3 saat çalkalandı. Daha sonra özler süzüldü ve bitki kalıntıları taze %70 etanol ile yeniden özümlendi. Toplanan süzüntüler, vakum altında konsantre edildi ve bir sonraki kullanıma kadar 4°C'de saklandı [ 23 ].

                2.5. Uçucu Yağ Fraksiyonlaması

                En iyi aktiviteyi sergileyen uçucu yağ, silika jel 60 Merck (0,063–0,200 mm) ile hazırlanan kuru bir kolonda fraksiyonlara ayrıldı. Destek için selüloz torba (3 cm çapında) kullanıldı. Uçucu yağ doğrudan paketlenmiş kolona kondu ve elüe edildi. Her kolonda kullanılan mobil faz, farklı elüentlerde TLC (ince tabaka kromatografisi) kullanılarak uçucu yağ analizinden sonra tanımlandı. Elüsyondan sonra, kolon üç kısma ayrıldı ve fraksiyonlar ayrı ayrı uygun şişelere aktarıldı, etil asetat içinde çözündürüldü ve TLC ile analiz edildi. Benzer fraksiyonlar gruplandı ve vakum kullanılarak süzüldü ve silika kalıntıları etil asetat [ 23 ] ile özümlendi.

                2.6. Aktivite Testi-Minimal İnhibitör Konsantrasyon (MIC) Testi

                Mayalar, Sabouraud Dextrose Agar (Merck) plakalarında 36°C'de gece boyunca büyütüldü. Deneyler için inokulum, kazınmış hücre kütlesinin %0.85 NaCI solüsyonunda seyreltilmesiyle hazırlandı, McFarland ölçeği 0.5'e ayarlandı ve 580 nm'de spektrofotometrik okuma ile doğrulandı. Hücre süspansiyonları son olarak tahliller için RPMI-1640 ortamında (Difco) 104  UFC mL- 1'e seyreltildi . MİK testleri CLSI'ye [ 24 ] göre, 100 uL RPMI-1640 ortamı içeren doku kültürü test plakası (96 kuyucuk) kullanılarak  gerçekleştirilmiştir . Tıbbi bitkilerden elde edilen uçucu yağ veya ham ekstraktların stok çözeltileri seyreltilerek birinci kuyucuğa aktarıldı ve 1 ile 0,03 mg mL-1 arasında değişen konsantrasyonlar elde etmek için seri seyreltmeler yapıldı .. Nistatin ve Flukonazol (Merck), 1 ile 0,03 mg mL -1 arasında değişen antimikotik kontrol referansı olarak kullanıldı . Tüm oyuklara maya inokulumu eklendi ve plakalar 36°C'de 48 saat inkübe edildi. MIC, RPMI-1640 orta renk değişimi (pembeden sarıya) ile gösterildiği gibi, görünür büyümeyi engelleyen en düşük yağ veya ekstrakt konsantrasyonu olarak tanımlandı.

                2.7. C. albicans Biyofilm İndüksiyonu

                Standardize edilmiş C. albicans hücreleri (  RPMI 1640 ortamında 1.0 x 106 hücre/mL), %2 sukroz içeren RPMI-1640 ortamı içeren 96 gözlü doku kültürü plakalarının (TPP) kuyularına yerleştirildi ve 37°C'de 1.5 saat inkübe edildi . 1.5 saatlik ilk yapışmadan sonra ortam aspire edildi ve yapışmayan hücreler çıkarıldı ve steril damıtılmış su ile yıkandı. Kuyucuklardaki yapışık hücrelere RPMI 1640 ortamı eklendi. Plakalar 24 saat 37°C'de inkübe edildi [ 25 ].

                2.8. C. sativum Uçucu Yağının ve Fraksiyonlarının C. albicans'taki Biyofilm Oluşumu Üzerindeki Etkinliği

                C. sativum esansiyel yağının C. albicans biyofilm oluşumu üzerindeki antimikrobiyal aktivitesini değerlendirmek için , numuneler 24 saat boyunca düzenli aralıklarla, planktonik hücreler için önceden bulunan MIC'ye karşılık gelen iki farklı konsantrasyonda ve 1 mg/mL'de uygulandı. Uygulamalar, planktonik hücre adezyonundan önce ( T 0 ), ön adezyondan sonra ( T 3 h) ve 6 saat, 12 saat, 18 saat, 24 saat ve 48 saat sonra yapıldı  . Plakalar, uygulamadan sonra takip eden aralıklarla okunmuştur. Flukonazol (fungistatik)—0064 mg/mL ve nistatin (mantar öldürücü)—1 mg/mL kontrolleri de testlere dahil edildi. Testler, her biri üç kez olmak üzere üç bağımsız deneyde gerçekleştirilmiştir [ 25 ].

                2.9. Biyofilm Kantifikasyonu

                Her bir kuyucukta oluşan biyofilm 200  µL distile su ile iki kez yıkandı ve 45 dakika kurutuldu. Her oyuğa, 45 dakika boyunca 110  uL %0.4 kristal viyole ilave edildi. Bu işlemden sonra kuyucuklar distile su ile dört kez yıkandı ve hemen 350  µL %95 etanol ile renklendirildi. Son prosedürden 45 dakika sonra geçen 100  uL renksiz çözelti, yeni bir plakanın kuyusuna aktarıldı ve kristal viyole, bir ELISA okuyucusunda (SpectraMax 340 ayarlanabilir MICROPLATES Reader, Molecular Devices Ltda) 595 nm'de ölçüldü. Oluşan biyofilm miktarı, kontrol kuyucuklarının absorbans değerlerinden absorbans çıkarılarak ölçüldü [ 26 ].

                2.10. Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM)

                C. albicans bütünlük hücrelerini SEM kullanarak değerlendirmek için , biyofilmler önce yukarıda açıklandığı gibi Lab-Tek odacıklı lamelde (Nunc) geliştirildi ve C. sativum esansiyel yağı ve standart ilaçlarla işlendi. Numuneler, oda sıcaklığında bir saat süreyle glutaraldehit 0.15 M %2.5 (v/v) PBS içinde sabitlendi. Bu işlemden sonra hazneli lamellere %1'lik osmiyum trioksit ile 1 saat muamele edildi ve 3 mL distile su ile üç kez yıkandı. Hazneli lameller daha sonra bir etanol serisiyle (%50 ila %100) hidratlandı, kritik bir noktaya kadar kurutuldu ve metalleştiricide altınla kaplandı ve ardından bir taramalı elektron mikroskobu kullanılarak gözlendi [27 ] .

                2.11. Gaz Kromatografisi ve Kütle Spektrometresi Analizleri (GC-MS)
                Uçucu bileşenlerin tanımlanması, bir HP-5975 kütle seçici dedektör ve HP-5 kılcal kolon (25 m x 0.25 mm x 0.25 μm çap) ile donatılmış bir Hewlett-Packard 6890 gaz kromatografisi kullanılarak  yapıldı . GC ve GC-MS, enjektör 220°C'ye ayarlanmış, kolon 60°C'ye ayarlanmış, ısıtma rampası 3°C min -1 ve son sıcaklık 240°C olacak şekilde bölünmüş/bölünmemiş enjeksiyon kullanılarak gerçekleştirildi ve MS ve FID detektörü 250°C'ye ayarlanmıştır. Helyum 1 mL dk −1'de taşıyıcı gaz olarak kullanıldı. GC-MS elektron iyonizasyon sistemi 70 eV'ye ayarlandı. Analizler için bir uçucu yağ numunesi etil asetat içinde çözündürüldü. Tutma indeksleri (RI'ler), hidrokarbon standartlarının birlikte enjeksiyonu ile belirlendi. Yağ bileşenleri, literatürden, profillerden, Nist 05 kitaplığından elde edilen verilerle karşılaştırılarak ve mevcut olduğunda otantik standartların birlikte enjeksiyonu ile tanımlandı [28 ] .

                2.12. İstatistiksel analiz

                Tüm istatistiksel testler tek yönlü ANOVA ile yapıldı ve P <.05 değeri statik olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel test STATISTICA v.5.0 (Stasoft, ABD) sistem yazılımı kullanılarak yapıldı ve grafikler SIGMAPLOT v.10.0 kullanılarak yapıldı. Sistem yazılımı (SPSS Inc.). Biyofilm tahlili sırasında her zaman farklı tedaviler karşılaştırıldı.

                Git: 3. Sonuçlar

                3.1. Yağ ve Ekstrakt Verimleri

                Yağ ve ekstrakt verimleri, bitki materyalinin kuru ağırlığına (% w/w) göre ifade edildi. C. martinii (%1.36) ve C. winterianus'tan (%1.88) daha fazla miktarda uçucu yağ elde edildi, ardından S. chamaecyparissus (%0.15), C. sativum (%0.08) ve A. tuberosum (%0.11) geldi. Uçucu yağlarla karşılaştırıldığında ekstrakt verimleri daha yüksekti ve %1,33 ( C. sativum ) ile %18,5 ( A. tuberosum ) arasında değişiyordu. Ara verimler %7,33 ( C. martini ), %10,14 ( S. chamaecyparissus ) ve %14,68 ( C. winterianus) idi .

                Aktivite sonuçlarına göre C. sativum esansiyel yağı kuru kolonda fraksiyonlara ayrıldı ve fraksiyonlar ince tabaka kromatografisi (TLC) analizinde sunulan bantların eşdeğerliğine göre gruplandı. Gruplandırılmış F 8-10 fraksiyonları en yüksek verimi (155,20 mg/g) sunmuş, ardından F7 fraksiyonu (120,40 mg/g), F5 fraksiyonu (25,90 mg/g), F6 (22,60 mg/g) ve F3-4 gruplandırılmıştır. fraksiyon (8.74 m/g).

                3.2. Planktonik Candida spp'ye Karşı Esansiyel Yağ ve Ekstrakt Aktivitesi

                Uçucu yağların (EO'lar), diklorometanik ekstraktların (DE'ler) ve hekzanik ekstraktın (HE) minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) Candida spp.'ye karşı test edilmiştir. planktonik hücreler, belirtildiği gibitablo 1. Genel olarak, yağlar ve ekstraktlar planktonik Candida spp.'ye karşı iyi bir etki göstermiştir. ve klinik izolatlar; bununla birlikte, C. sativum'dan elde edilen yağ ve hekzanik ekstrakt, 0,015–0,500 mg/mL ve 0,007–1,000 mg/mL arasındaki MİK değerlerinde tüm suşları inhibe edebildi.

                tablo 1


                İncelenen tıbbi türlerden uçucu yağlar, diklorometan (DE) ve heksan (HE) ekstraktlarının Anti- Candida aktivitesi (MIC-mg/mL).
                Kültür koleksiyonu
                C. albicans CBS 562 0,500 0,500 0,015 0,125 0,063 0,250 1.000 0,125 1.000 0,250
                C krusei CBS 573 >1.0 >1.0 0,015 0,125 0,063 0,125 0,063 0,063 0,500 0,500
                C. parapsilosis CBS 604 0,015 0,015 0,125 0,031 0,125 0,063 1.000 0,125 1.000 1.000
                C. dubliniensis CBS 7987 1.000 >1.0 0,007 0,031 0,125 0,250 0,500 0,125 0,063 0,063
                C. tropikalis CBS 94 >1.0 >1.0 0,125 0,500 1.000 1.000 1.000 1.000 1.000 1.000

                Klinik izolatlar
                C. albicans 3 A5 0,500 >1.0 0,015 1.000 0,250 1.000 1.000 1.000 1.000 >1.0
                C. albicans 13 A5 0,500 >1.0 0,031 1.000 0,063 1.000 0,500 1.000 1.000 >1.0
                C. albicans 41 M2 0,500 >1.0 0,031 1.000 0,063 1.000 1.000 1.000 1.000 >1.0
                C. albicans 50 M2 0,500 >1.0 0,063 1.000 0,250 1.000 0,500 1.000 1.000 >1.0
                C.krusei 56 M3 0,007 >1.0 0,007 0,031 0,007 0,063 0,031 0,002 0,125 0,063
                C.krusei 56 M4 1.000 >1.0 0,007 0,015 0,007 0,007 0,007 0,007 0,007 0,500
                C.krusei 56 M6 1.000 >1.0 0,007 0,002 0,007 0,007 0,007 0,007 0,007 0,015
                C. parapsilosis 45 M2 0,015 >1.0 0,007 0,063 0,031 0,063 0,250 0,250 0,500 0,125
                C. parapsilosis 45 M4 0,015 >1.0 0,007 0,125 0,015 0,031 0,063 0,063 0,250 0,125
                C. parapsilosis 45 M5 0,015 >1.0 0,015 0,007 0,250 1.000 1.000 0,063 1.000 1.000
                C. dubliniensis 26 A2 1.000 >1.0 0,063 0,250 0,250 0,500 1.000 0,500 0,500 0,500
                C dubliniensis 26 A3 1.000 >1.0 0,031 0,250 0,250 0,500 1.000 0,250 0,250 0,500
                C dubliniensis 26 A4 >1.0 >1.0 0,500 0,250 1.000 0,250 1.000 0,250 0,500 1.000
                C. tropikalis 53 M6 >1.0 >1.0 0,125 0,500 >1.0 >1.0 >1.0 >1.0 1.000 1.000
                C. tropikalis 53 M7 >1.0 >1.0 0,063 0,250 0,250 0,250 1.000 1.000 >1.0 >1.0
                C. tropikalis 53 M8 >1.0 >1.0 0,031 0,250 >1.0 >1.0 >1.0 >1.0 >1.0 >1.0
                Ayrı bir pencerede aç
                a Kodlar, gönüllülerin sayısına ve örneğin alındığı yere karşılık gelir; (A)-periodontal cep; (M) oral mukoza.

                C. sativum esansiyel yağı fraksiyonlarının aktivitesi ayrıca Candida spp.'nin planktonik hücrelerine karşı da test edildi ve fraksiyon 5 hariç genel olarak güçlü aktivite gösterdi (Tablo 2). En düşük aktivite , TLC analizi ile bulunan en polar fraksiyon olan gruplandırılmış F 8–10 MIC değeri için gözlendi . Tıbbi bitkilerden elde edilen inhibisyon sonuçlarını karşılaştırmak için ticari olarak temin edilebilen iki antifungal ajan seçildi: nistatin (polienik fungisit) ve flukonazol (azol fungistatik).

                Tablo 2

                Ham esansiyel yağın (EO) ve C. sativum fraksiyonlarının (F) Anti- Candida aktivitesi (MIC-mg/mL).
                Kültür koleksiyonu

                C. albicans CBS 562 0,015 0,063 >1.0 0,500 0,125 0,015
                C krusei CBS 57 0,015 0,500 0,500 0,250 0,125 0,063
                C. parapsilosis CBS 604 0,125 0,500 >1.0 0,250 0,250 0,063
                C. dubliniensis CBS 7987 0,007 0,125 >1.0 0,063 0,063 0,031
                C. tropikalis CBS 94 0,125 0,500 >1.0 1.000 0,063 0,063

                Klinik izolatlar
                C. albicans 13 A5 0,031 0,125 >1.0 0,500 0,250 0,063
                C.krusei 56 M3 0,007 0,250 0,250 0,250 0,125 0,063
                C. parapsilosis 45 M4 0,007 0,500 >1.0 0,250 0,250 0,063
                C dubliniensis 26 A3 0,031 0,250 >1.0 0,250 0,125 0,063
                C. tropikalis 53 M7 0,063 >1.0 >1.0 1.000 0,250 0,125
                Ayrı bir pencerede aç
                a Kodlar, gönüllülerin sayısına ve örneğin alındığı yere karşılık gelir; (A)-periodontal cep; (M) oral mukoza.

                3.3. C. sativum Esansiyel Yağının C. albicans Biyofilmine Karşı Etkinliği
                Şekil 1(a)C. albicans CBS 562 ve klinik izolat 13A5 için kinetik biyofilm gelişimini gösterir . Nistatin, flukonazol ve C. sativum esansiyel yağının biyofilm büyümesi üzerindeki etkisi Şekillerde gösterilmiştir.1(b)Ve1(c). C. sativum'dan elde edilen ham uçucu yağ ve ilaçlar, biyofilm yetiştirme sırasında düzenli aralıklarla uygulandı. Şekillerde gösterilen sonuçlar1(b)Ve1(c)gecikme fazındaki artış ve biyofilm büyümesindeki azalma nedeniyle karakterize edilen, yağın biyofilm oluşumu üzerindeki net etkisini gösterir. Flukonazolden daha düşük olsa da nistatin için benzer etkiler gözlendi ( P ≤ .05).
                Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı ECAM2011-985832.001.jpg'dir.
                Şekil 1
                Biyofilm kinetik gelişimi: (a) Tedavi olmaksızın kontrol; (b) C. albicans CBS 562 için biyofilm kinetik gelişiminde nistatin, flukonazol ve C. sativum esansiyel yağının etkisi ; (c) C. albicans klinik izolatı 13A5 için biyofilm kinetik gelişiminde nistatin, flukonazol ve C. sativum esansiyel yağının etkisi .

                İstatistiksel analiz, 48 saatlik tedaviden sonra anlamlı bir fark ( P ≤ .05) gösterdi (Şekiller1(b),1(c)). C. albicans CBS 562 için elde edilen sonuçlara bakıldığında , en iyi tedavilerin nistatin (1 mg/mL) ve uçucu yağ (0,125 mg/mL) olduğu görülmüştür. Klinik izolat 13A5 için, biyofilm üzerindeki etki istatistiksel olarak nistatin (1 mg/mL), flukonazol (0,0641 mg/mL) ve uçucu yağ (1 mg/mL) ile aynıydı, ancak esansiyel yağ için daha düşüktü. 0,125 mg/mL.

                3.4. Yağ Bileşenlerinin Kimyasal Karakterizasyonu
                Uçucu yağın kimyasal bileşimi ve C. sativum'dan gruplandırılmış F 8-10 fraksiyonları aşağıdaki şekilde gösterilmektedir:Tablo 3. Değerlendirme, kütle spektrometrisine (GC-MS) bağlı gaz kromatografisi ile yapıldı. Yağ analizi, deken, dekanal, desenol, desenal, dekanol, dodekanal, dodekanol, tetradekanol, tetradekanol, tridekanol, heksenol ve siklodekan gibi alkollerin ve aldehitlerin uçucu türevlerinin varlığını gösterdi. Fraksiyon F 8-10, 3-heksen-1-ol (%16.08), 2-heksen-1-ol (%14.52) ve 1-dekanol (%44.16) ile zenginleştirilmiştir. İzole edilmiş bileşenlerin (Sigma-Aldrich standartları) C. albicans planktonik hücrelere (Tablo 4).

                Tablo 3


                Tanımlanan bileşikler, alıkonma süresi (Rt), alıkonma İndeksi (RI) ve ham petrol ve C'deki bağıl yüzde (% ) . sativum uçucu yağ fraksiyonları F 8–10 .
                3.54 — 3-heksen-1-ol <E> — 0.44
                3.63 — 3-heksen-1-ol <Z> 1.24 16.08
                3.78 — 2-heksen-1-ol <Z> 0,77 14.52
                5.19 933   α -pinen 0,15 —
                10.23 1101  Undekan 0,33 —
                10.40 1106  anal olmayan 0,28 —
                13.02 1172  nonanol 0.19 —
                14.49 1209  Dekanal 10.97 —
                16.73 1262  2-onluk <E> 2.74 —
                17.12 1272 2-decen-1-ol <E> 4.11 —
                17.32 1277 1-dekanol 15.30 44.16
                18.65 1309 ondekanal 2.20 —
                20.96 1364 2-ondesenal <E> 1.01 —
                21.25 1371 2-undesenol <E> 1.21 1.71
                21.38 1375  undekanol 1.96 3.62
                22.89 1411  oniki kanal 7.53 —
                25.19 1469  2-dodesenal 8.16 —
                25.45 1475  2-dodesenol 11.26 13.04
                25.52 1477 siklododekan 2.54 4.43
                26.89 1512 Tridecanal 1.00 —
                29.11 1570 2-tridesenal <E> 1.44 —
                29.28 1574 2-tridesenol <E> 0,86 —
                29.56 1581 karyofilen oksit 0,47 —
                30.78 1614 tetradekanal 1.26 —
                33.01 1674 2-tetradesenol <E> 13.58 —
                36.58 1775 2-pentadesenol 3.10 —
                40.03 1879 2-hekzadesenol 0.80 —
                47.73 —  fitol 3.06 —
                — — tanımlanamayan bileşikler 2.52 2.01
                Ayrı bir pencerede aç

                Tablo 4


                C. sativum esansiyel yağının (OE), F 8–10 fraksiyonlarının ve F 8–10'da bulunan ana bileşiklerin anti- Candida aktivitesi (MIC-mg/mL) .
                C. albicans CBS 562 0,015 0,015 0,063 0,031 0,500 0,063 0,031 0.0005
                C. albicans 13 A 0,031 0,063 0,063 0,007 0,125 0,031 0,015 0.0005
                Ayrı bir pencerede aç

                3.5. Taramalı Elektron Mikroskobu
                C. sativum ham petrolünün ve gruplandırılmış F 8-10 fraksiyonlarının , taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile değerlendirilen C. albicans hücreleri ve biyofilm morfolojisi üzerindeki etkisi Şekillerde gösterilmiştir.2(a)–2(c)bitki materyallerinin hücre yapısında değişikliğe neden olduğunu göstermektedir.
                Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı ECAM2011-985832.002.jpg'dir.
                şekil 2
                C. albicans biyofilminin taramalı elektron mikroskobu (SEM) : (a) işlem görmemiş; (b) C. sativum ham esans yağı ile muamele edilmiş; (c) gruplandırılmış fraksiyonlar F 8-10 ile işleme tabi tutulmuştur .

                Git: 4. Tartışma
                Doğal ürünlerin mikroorganizmalar üzerindeki etkinliği yakın zamanda literatürle doğrulanmıştır. Ekstraktlar, uçucu yağlar ve izole edilmiş bileşikler gibi bitki materyalleri, bakteri [ 29 ], maya [ 30 ] ve filamentli mantarlara [ 31 ] karşı inhibisyon göstermiştir . Bununla birlikte, çoğu çalışma planktonik hücrelere odaklanır; Bununla birlikte, birçok mikroorganizmanın bir biyofilm olarak büyüyebilmesi ve ilaçlara karşı daha büyük bir dirence yol açabilmesi, bu doğal ürünlerle biyofilm mekanizması oluşumu ile ilgili daha ileri aktivite çalışmalarına ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, önceden bilinen antimikrobiyal aktiviteye sahip 5 farklı tıbbi türden uçucu yağlar ve özler [ 30 , 32 , 33], Candida spp.'ye karşı değerlendirildi . planktonik hücreler ve C. albicans biyofilmi.

                Doğal ürünler için standart antibiyotiklerle karşılaştırıldığında kabul edilebilir inhibisyon seviyesi konusunda fikir birliği olmadığı için, Duarte ve ark. [ 30 ], 0.5 mg/mL'ye kadar güçlü aktivite-MIC olmak; 0,51 ve 1,0 mg/mL arasında orta düzeyde aktivite-MIC ve 1,1 mg/mL üzerinde zayıf aktivite-MIC. Bu nedenle, mevcut çalışmada elde edilen sonuçlar, farklı Candida spp. CBS ve orta ila güçlü aktiviteye sahip klinik izolatlar. Bitki materyalleri, flukonazol ve nistatin aktivitesi ile karşılaştırıldığında, bazı durumlarda bitki materyalleri yukarıda belirtilen ilaçlara benzer veya onlardan daha iyi idi.

                CBS standart suşlarının ve klinik izolatların duyarlılığı göz önüne alındığında, CBS koleksiyonundan elde edilen suşlar genel olarak uçucu yağlara karşı daha hassastır. Araştırılan farklı türler arasında C. dubliniensis ve C. tropicalis'ten elde edilen klinik izolatlar, C. sativum'dan elde edilen esansiyel yağ durumu dışında en dirençli türlerdi (orta ila zayıf aktiviteler - MİK ≥ 1,0 mg/mL) .

                Brezilya'nın Kuzeydoğu yemeklerinde çok yaygın bir çeşni olarak kullanılan bir bitki olan C. sativum'dan elde edilen yağ , tüm Candida spp. İlk tahlillerde CBS ve klinik izolatlar. Yağın fraksiyonlanması, F 8-10 fraksiyon aktivitesini vurguladı; bununla birlikte, planktonik hücrelerde uygulama, bu bitkinin ham petrol şeklinde potansiyel kullanımını gösteren en iyi aktivitelerde bulunmadı. F 8-10 fraksiyonları, 2-heksen-ol, 3-heksen-ol ve 1-dekanol ana bileşenleri olarak sunuldu ve tek başına veya grup halinde test edildiğinde, karışım en düşük MİK değerlerini sunduğundan, bileşiklerden sinerjistik bir etki gösterdi.

                C. sativum'dan düzenli aralıklarla uygulanan ham uçucu yağ, biyofilm gelişimini etkilemiş ve gecikme fazında gecikmeye ve biyofilm büyümesinde azalmaya neden olmuştur (Şekiller).1(b)Ve1(c)) kontrol tahlili ile karşılaştırıldığında (Şekil 1(a)). C. albicans CBS 562 ve klinik izolat 13A5'in tedavilere tepkisi farklıydı çünkü bu sonuncusu, ilaçların ve esansiyel yağın varlığında daha yüksek bir büyüme sergiliyordu. İstatistiksel analiz, nistatin ve C. sativum esansiyel yağı için benzer bir etki göstererek, 48 saatlik tedaviden sonra önemli bir fark ( P ≤ .05) gösterdi. Bu çalışmada test edilen malzemelerin aktivitesi, SEM analizi ile doğrulandı ve solmuş bir görünüm sergileyen hücre deformasyonu gösterdi.

                Git: 5. Sonuç

                Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, tıbbi türlerin oral kandidozun önlenmesi veya tedavisi için potansiyel kullanımına işaret etmekte ve Candida spp.'ye karşı güçlü bir aktivite gösteren ham C. sativum esansiyel yağının etkisini vurgulamaktadır . planktonik hücreler ve C. albicans biyofilmi.

                Git: teşekkürler

                Yazarlar, mali destek için FAPESP'ye (São Paulo Araştırma Vakfı) ve Capes'e (Brezilya Fon Ajansı) teşekkür eder.

                Git: Referanslar

                1. Colombo AL, Guimarães T. Epidemiologia das infecções hematogenicas por Candida spp. Revista da Sociedade Brasileira de Medicina Tropical . 2003; 36 (5):599–607. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                2. Arendorf TM, Walker DM. Candida albicans'ın insandaki prevalansı ve ağız içi dağılımı. Oral Biyoloji Arşivleri . 1980; 25 (1):1–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                3. Samaranayake LP, MacFarlane TW. Diyet karbonhidratlarının Candida albicans'ın epitel hücrelerine in vitro yapışması üzerindeki etkisi. Tıbbi Mikrobiyoloji Dergisi . 1982; 15 (4):511–517. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                4. Paula CR. Kandidiyazlar. İçinde: Zaitz C, Campbell I, Marques AS, editörler. Micologia Médica Compêndio . cilt 434. São Paulo, Brezilya: MEDSI; 1998. [ Google Akademik ]
                5. Vidotto V, Koga-Ito CY, Milano R, Fianchino B, Pontón J. Candida albicans'ta germ tüpü üretimi, fosfolipaz aktivitesi ve serotip dağılımı arasındaki korelasyon. Revista Iberoamericana de Micologia . 1999; 16 (4):208–210. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                6. Menezes EA, Augusto KL, Freire CCF, Cunha FA, Karadağ RM, Karadağ RM. Candida türlerinin sıklığı ve enzimatik aktivitesi. Fortaleza-CE hastanesinin endokrinoloji servisinin diyabetik hastalarının ağız boşluğu. Journal Brasileiro de Patologia ve Medicina Laboratuvarı . 2007; 43 (4):241–244. [ Google Akademik ]
                7. Kuhn DM, George T, Chandra J, Mukherjee PK, Ghannoum MA. Candida biyofilmlerinin antifungal duyarlılığı : amfoterisin B lipid formülasyonlarının ve ekinokandinlerin benzersiz etkinliği. Antimikrobiyal Ajanlar ve Kemoterapi . 2002; 46 (6):1773–1780. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                8. Pfaller MA. Kandidiyaz epidemiyolojisi. Hastane Enfeksiyonu Dergisi . 1995; 30 :329–338. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                9. Xu J, Boyd CM, Livingston E, Meyer W, Madden JF, Mitchell TG. Kadınları kolonize eden patojenik mayaların türleri ve genotipik çeşitlilikleri ve benzerlikleri. Klinik Mikrobiyoloji Dergisi . 1999; 37 (12):3835–3843. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                10. De Repentigny L, Lewandowski D, Jolicoeur P. İnsan immün yetmezlik virüsü enfeksiyonunda orofaringeal kandidiyazisin immünopatogenezi. Klinik Mikrobiyoloji İncelemeleri . 2004; 17 (4):729–759. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                11. Peterson DE, Minah GE, Overholser CD, et al. Miyelosüprese kanser hastalarında akut periodontal enfeksiyonun mikrobiyolojisi. Klinik Onkoloji Dergisi . 1987; 5 (9):1461–1468. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                12. Yuvalar J, Rams TE, Listgarten MA. Şiddetli yetişkin periodontitisinin subgingival florasındaki mayalar, enterik çubuklar ve psödomonadlar. Oral Mikrobiyoloji ve İmmünoloji . 1988; 3 (2):47–52. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                13. Reichart PA. HIV enfeksiyonunda oral belirtiler: mantar ve bakteriyel enfeksiyonlar, Kaposi sarkomu. Tıbbi Mikrobiyoloji ve İmmünoloji . 2003; 192 (3):165–169. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                14. Boniotto M, Hazbón MH, Jordan WJ, et al. DEFB1 geninin -44 tek nükleotid polimorfizminin erken başlangıçlı periodontal hastalık ile ilişkisini incelemek için yeni saç tokası şeklindeki primer deneyi. Klinik ve Teşhis Laboratuvarı İmmünolojisi . 2004; 11 (4):766–769. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                15. Dronda F, Alonso-Sanz M, Laguna F ve ark. HIV ile enfekte hastalarda Candida albicans ve non-albicans Candida suşlarına bağlı karışık orofaringeal Candidiasis. Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Dergisi . 1996; 15 (6):446–452. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                16. Kişiler DA, Laughlin M, Tanner D, Perfect J, Gockerman JP, Hathorn JW. Flukonazol ve Candida krusei fungemisi. New England Tıp Dergisi . 1991; 325 (18):s. 1315. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                17. Millon L, Manteaux A, Reboux G ve ark. İnsan immün yetmezlik virüsü pozitif hastalarda flukonazole dirençli tekrarlayan oral kandidiyazis: aynı genotipe sahip Candida albicans suşlarının kalıcılığı. Klinik Mikrobiyoloji Dergisi . 1994; 32 (4):1115–1118. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                18. Shale TL, Stirk WA, Van Staden J. Lesotho'da kullanılan tıbbi bitkilerin anti-bakteriyel ve anti-inflamatuar aktivite açısından taranması. Etnofarmakoloji Dergisi . 1999; 67 (3):347–354. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                19. Duarte MCT, Figueira GM. Brezilya'daki yerli ve egzotik şifalı bitkilerden elde edilen özütlerin ve uçucu yağların Anti- Candida aktivitesi. İçinde: Carpinella MC, Rai M, editörler. Bitkilerden Yeni Terapötik Ajanlar . Bilim Yayıncısı; 2009. sayfa 123–166. [ Google Akademik ]
                20. Plummer N. İnce bağırsağı kolonize eden yeni antimikrobiyal bileşimler—patojenik olmayan mikroorganizmalar ve Allium bitki materyali içerir; Gastrointestinal ve ürogenital hastalıkların tedavisi için. ABD Patenti no. EP554319-A, 1992.
                21. Chen Y. Centiyana uygulayarak Candida ve Cryptococcus mantar enfeksiyonlarını tedavi etme yöntemi. ABD Patenti no. 5837254 A, 1996.
                22. Lee SE, Hwang HJ, Ha JS, Jeong HS, Kim JH. Antioksidan aktivite için tıbbi bitki özlerinin taranması. Yaşam Bilimleri 2003; 73 (2):167–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                23. Gorelov VE, Aksel'rod LS, Migalinskaya LN. Elek dolgulu fraksiyonasyon kolonlarının hidroliği ve etkinliğinin incelenmesi. Kimya ve Petrol Mühendisliği . 1971; 7 (3):211–214. [ Google Akademik ]
                24. Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü, norma M27-A2. Testleri seyreltmek için referans yöntemi, antifungisa tedavisine duyarlılığı belirlemek için kullanılır. 2. baskı, 2002.
                25. Niu C, Gilbert ES. Biyofilm oluşumunu ve yapısını etkileyen bitki esansiyel yağ bileşenlerini belirlemek için kolorimetrik yöntem. Uygulamalı ve Çevresel Mikrobiyoloji . 2004; 70 (12):6951–6956. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                26. Djordjevic D, Wiedmann M, McLandsborough LA. Listeria monocytogenes biyofilm oluşumunun değerlendirilmesi için mikrotiter plaka deneyi. Uygulamalı ve Çevresel Mikrobiyoloji . 2002; 68 (6):2950–2958. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                27. Hawser SP, Douglas LJ. İn vitro olarak kateter malzemelerinin yüzeyinde Candida türlerinin biyofilm oluşumu. Enfeksiyon ve Bağışıklık . 1994; 62 (3):915–921. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                28. Adams RP. Uçucu Yağ Bileşenlerinin Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometresi ile Tanımlanması . 4. baskı. Hasta, ABD: Allured Publishing Corporation; 2007. [ Google Akademik ]
                29. Ertürk O. On bir baharat bitkisinden elde edilen etanolik ekstraktların antibakteriyel ve antifungal aktivitesi. Biyoloji _ 2006; 61 (3):275–278. [ Google Akademik ]
                30. Duarte MCT, Figueira GM, Sartoratto A, Rehder VLG, Delarmelina C. Brezilya tıbbi bitkilerinin Anti-Candida aktivitesi. Etnofarmakoloji Dergisi . 2005; 97 (2):305–311. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                31. Fukai T, Yonekawa M, Hou AJ, Nomura T, Sun HD, Uno J. Cudrania cochinchinensis'in köklerinden Candida, Cryptococcus ve Aspergillus türlerine karşı antifungal ajanlar. Doğal Ürünler Dergisi . 2003; 66 (8):1118–1120. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                32. Lo Cantore P, Iacobellis NS, De Marco A, Capasso F, Senatore F. Coriandrum sativum L. ve Foeniculum vulgare Miller var. vulgare (Miller) esansiyel yağları. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2004; 52 (26):7862–7866. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                33. Proença A. Plantas Aromáticas em Portekiz—Caracterização ve Utilizações . Lisboa, Portekiz: Fundação Calouste Gulbenkian, Serviço de Educação e Bolsas; 2007. [ Google Akademik ]

                Yorum yap


                • #9
                  Coriandrum sativum L.: Etnopharmakoloji, Fitokimya ve Kardiyovasküler Faydaları Üzerine Bir İnceleme

                  Nisa Najibah Mahleyuddin , 1, † Said Moshawih , 1, † Long Chiau Ming , 1 Hanis Hanum Zulkifly , 2 Nurolaini Kifli , 1 Mei Jun Loy , 3 Md. Moklesur Rahman Sarker , 4 Yaser Mohammed Al-Worafi , 5, 6 Bey Hing Goh , 7, 8 Shobna Thuraisingam , 9 ve Hui Poh Goh 1, *
                  Maria João Matos, Akademik Editör
                  Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi İlişkili Veriler

                  Tamamlayıcı Malzemeler
                  Git: Soyut

                  Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                  1 PAP Rashidah Sa'adatul Bolkiah Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Brunei Sultanlığı Üniversitesi, Seri Begawan BE1410, Brunei; moc.liamg@hbjnasin (NNM); moc.liamtoh@omomdeeas (SM); nb.ude.dbu@gnim.gnol (LCM); nb.ude.dbu@ilfik.inialorun (NK)
                  2 Eczacılık Fakültesi, Universiti Teknologi MARA, Shah Alam 42300, Malezya; ym.ude.mtiu@4892hsinah
                  3 Mühendislik Fakültesi, Universiti Teknologi Malaysia, Johor Bahru 81310, Malezya; moc.liamg@yoliemnuj
                  4 Eczacılık Bölümü, Bangladeş Devlet Üniversitesi, Dhaka 1205, Bangladeş; moc.oohay@2002ruselkom
                  5 Tıp Bilimleri Fakültesi, Azal İnsani Gelişme Üniversitesi, Amran PO Box 447, Yemen; moc.oohay@ifarowy
                  6 Eczacılık Fakültesi, Fujairah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Fujairah PO Box 2202, Birleşik Arap Emirlikleri
                  7 Biyofonksiyonel Molekül Keşif (BMEX) Araştırma Grubu, Eczacılık Okulu, Malezya Monash Üniversitesi, Subang Jaya 47500, Malezya; ude.hsanom@gnih.yeb.hog
                  8 Eczacılık Bilimleri Fakültesi, Zhejiang Üniversitesi, Hangzhou 310058, Çin
                  9 Kimya Bölümü, Fen Fakültesi, Universiti Putra Malaysia, Kuala Lumpur 43400, Malezya; moc.liamg@amisanbohs
                  * Yazışma: nb.ude.dbu@hog.iuhhop
                  † Bu yazarlar bu çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur. İlişkili Veriler

                  Apiaceae (Umbelliferae) familyasına ait olan Coriandrum sativum ( C. sativum ), mutfak ve geleneksel tıpta kullanımlarıyla geniş çapta tanınmaktadır. C. sativum, polifenoller, vitaminler ve birçok fitosterol gibi çeşitli fitokimyasallar içerir ve bunlar, antikanser, anti-inflamatuar, antidiyabetik ve analjezik etkiler gibi özelliklerini açıklar. C. sativum'un kardiyovasküler faydalarıdaha önce özetlenmemiştir, bu nedenle bu derleme, son literatüre göre kardiyovasküler hastalıklardaki etkinliğini daha fazla değerlendirmeyi ve tartışmayı amaçlamaktadır. Aşağıdaki veritabanları kullanılarak elektronik bir literatür taraması gerçekleştirildi: PubMed, Scopus, Google Scholar, ön baskı platformları ve Cochrane Systematic Review Veritabanı. Veritabanının başlangıcından Ağustos 2021'e kadar makaleler toplandı. Ayrıca kişnişin geleneksel kullanımları ve fitokimyası orijinal kaynaklarda araştırıldı ve özetlendi. Sonuç olarak, kardiyovasküler faydaları kapsayan ve uygunluk kriterlerini karşılayan çalışmaların çoğu in vivo iken, sadece birkaçı in vitro ve klinik çalışmalardır. Sonuç olarak, C. sativumantihipertansif, anti-aterojenik, antiaritmik, hipolipidemik gibi kardiyovasküler faydaların yanı sıra kalbi koruyucu etkileri nedeniyle fonksiyonel bir gıda olarak kabul edilebilir.

                  Anahtar Kelimeler: Coriandrum sativum , kardiyovasküler, kişniş, antihipertansif, hipolipidemik, kardiyoprotektif, fonksiyonel gıda, etnofarmakoloji
                  Git: 1. Giriş


                  Kişniş sativum Linn. ( C. sativum ) veya kişniş, çeşitli koşullarda geleneksel tıpta olduğu kadar mutfakta da geniş kullanım yelpazesiyle tanınmaktadır [ 1 ]. Geniş kullanım yelpazesini açıklayan kökler, yapraklar, meyveler ve tohumlar dahil olmak üzere bitkinin her bir bölümünde farklı kimyasal bileşikler tanımlanmıştır [ 2 ]. Birkaç isim vermek gerekirse, bu tür bileşikler, sırasıyla antikanser, anti-enflamatuar ve otonomik gevşeme indükleme etkileri göstermesi beklenen gallik asit, timol ve bornil asetat içerir [ 3 , 4 , 5]. Kişnişte bulunan bir terpen alkolü olan Linalool'ün, nöroprotektif, anksiyolitik, antikonvülsan ve analjezik etkilere sahip olduğu için kişnişin bazı terapötik değerlerinden sorumlu olan ana bileşen olduğu bildirilmiştir [6 , 7 , 8 , 9 ] .

                  Bitkinin her parçasının farklı besin ve tıbbi değerlere sahip olduğuna inanılır; bu nedenle geleneksel olarak farklı alanlarda tüketilmiştir. Özellikle kişniş Hindistan'da gastrointestinal rahatsızlık, solunum ve idrar şikayetlerini gidermek için kullanıldı; ek olarak, Pakistan'ın bazı bölgelerinde, kişniş bitkisinin tamamı şişkinlik, dizanteri, ishal ve kusmayı tedavi etmek için halk tıbbi kullanımlarına sahiptir [ 10 , 11 ]. Öte yandan, kendine özgü kokusu ve tadı ile kişniş, mutfak endüstrisinde genellikle bir çeşni ve koruyucu madde olarak gıdalara eklenir; yaprak ve tohum şeklinde, öğütülmüş veya bütün olarak kullanılabilir [ 12 ]. Ayrıca, C. sativum'un toz haline getirilmiş meyvesibalık, et ve unlu mamul tarifleri gibi bazı yiyeceklerin tadını maskelemek için tatlandırıcı bir madde olarak kullanılmıştır [ 13 ].

                  Dünya Sağlık Örgütü'ne [ 14 ] (WHO, 2019) göre , dünya çapındaki başlıca ölüm nedeni kardiyovasküler hastalıklardır (CVD'ler). CVD'ler, derin ven trombozu ve pulmoner emboliye ek olarak koroner ve periferik arter hastalıkları, romatizmal, serebrovasküler ve konjenital kalp hastalıklarını içeren bir grup kalp ve kan damarı bozukluğudur [15 ] . Birçok araştırma ve inceleme makalesinde [ 16 , 17 , 18 ] bildirilen çeşitli sağlık yararlarına sahip olmasına rağmen , kişnişin kalp koruyucu etkileri hiçbir zaman anti-aterojenik, antihipertansif, antiaritmik ve hipolipidemik etkiler [ 19 ] açısından özetlenmemiştir. . İçinde bulunan fitokimyasallar Flavonoidler, fenolik asitler, fitosteroller ve terpenler gibi C. sativum, kardiyovasküler sağlıkta önemli bir potansiyele sahiptir ve anjiyotensin dönüştürücü enzimi (ACE) inhibe edici potansiyel, kardiyoprotektif, antihiperlipidemik ve kardiyo metabolik bozukluğu inhibe edici özellikler göstermiştir [ 20 , 21 , 22 , 23 ]. Bu nedenle, C. sativum'un fitokimyasal bileşenleri ilgili ekstrelerindeki mevcudiyetleri ışığında gözden geçirildi ve özetlendi ve gösterilen biyolojik aktivitelerle ilişkilendirildi. Ayrıca bu derleme, kişniş özütlerinin kardiyovasküler etkilerini bu bitki üzerinde gerçekleştirilen tüm in vitro, in vivo ve klinik çalışmalarda daha fazla değerlendirmeyi, özetlemeyi ve tartışmayı amaçlamaktadır.

                  1.1. Botanik Açıklama ve Taksonomi
                  C. sativum, Apiaceae (Umbelliferae) familyasına ait olup, her yıl yetişen otsu bir bitki olup, boyu 20–70 cm'dir (tablo 1). C. sativum, İngilizce'de "kişniş" veya "Çin maydanozu" olarak bilinir; İspanyolca'da "kişniş"; Sanskritçe'de "kusthumbari" veya "dhanya"; Bengalce'de “dhane”; Tayland'da “pak chee”; ve Çince'de "Yánsuī", "Yán qiàn", "Hú suī" veya "Xiāngcài" [ 1 , 2 , 24 ]. Büyümesinin Çin, Avrupa, Hindistan, Afrika ve Asya'ya genişlemiş olabileceği Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinden kaynaklandığı düşünülmektedir; yine de, birkaç yazar kişnişi tahıllarda bir yabani ot olarak kabul etmiştir ve kökeni hala net değildir [ 25 ]. Yapraklar değişken mızrak şeklinde ve tüysüz yüzeylerle yeşil, çiçekler ise asimetrik şekilli şemsiyelerde beyaz veya pembedir (Şekil 1Veşekil 2) [ 2 , 18 ]. Bu arada, tohumlar, oval biçimli globüllere sahip iki merikarplı kuru şizokarplardır. Ayrıca, C. sativum'un gövdeleri, içi boş dallar ve tüysüz bir yüzey ile soluk yeşildir [ 24 ].
                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-27-00209-g001.jpg'dir.
                  Şekil 1
                  ( A ) C. sativum çiçekleri (Andrey Zharkikh tarafından). ( B ) C. sativum yarım ve bütün tohumlar (ZoyaChubby tarafından). North Carolina Extension Gardner'dan: Bitki araç kutusu. ( https://plants.ces.ncsu.edu/plants/coriandrum-sativum/ , erişim tarihi 20 Aralık 2021).

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-27-00209-g002.jpg'dir.
                  şekil 2
                  Coriandrum sativum'un yaprakları (Forest ve Kim Starr tarafından). North Carolina Extension Gardner'dan: Bitki araç kutusu. ( https://plants.ces.ncsu.edu/plants/coriandrum-sativum/ , erişim tarihi 20 Aralık 2021). tablo 1


                  C. sativum'un taksonomik sınıflandırması aşağıdaki gibidir.
                  Ortak isimler: Kişniş, Çin Maydanozu, kişniş, kusthumbari, dhanya, dhane, pak chee, yuan sui, hu sui
                  Krallık: bitkiler
                  alt krallık: Tracheobionta
                  süper bölüm: Spermatofit
                  Bölüm: Magnoliophyta
                  Sınıf: manoliyopsida
                  Alt sınıf: Rosidae
                  Emir: Apiales
                  Aile: Apiaceae / Umbelliferae
                  cins: Koriandrum L.
                  Türler: Koriandrum sativum L.
                  Ayrı bir pencerede aç 1.2. Etnomedikal Kullanımlar
                  C. sativum, insanlar tarafından en eski baharatlardan biri olarak kullanılmıştır. Geleneksel olarak, C. sativum tohumları ağrıyı, romatoid artriti ve enflamasyonu gidermek için tüketilirken [ 26 ], kişnişin kaynatılmasının ağız ülserlerini ve göz kızarıklığını tedavi ettiğine inanılıyordu [ 27 ]. Tohumlar, şişkinlik, ishal, hazımsızlık ve mide bulantısı gibi gastrointestinal bozuklukları gidermek için reçete edilmiştir [ 28 ]. Kişnişin bu etkileri karaciğeri uyararak safra ve sindirim sisteminin hareketini hızlandıran diğer sindirim enzimlerinin salgılanmasını arttırarak uyguladığına inanılmaktadır, bu nedenle gıdanın gastrointestinal sistemden geçiş süresini kısaltmaktadır [29] .]. Suudi Arabistan, Ürdün ve Fas gibi ülkelerde, kişnişin kan şekerini düşürdüğü [ 30 , 31 , 32 ], afrodizyak ve analjezik güce ek olarak Salmonella gibi gıda kaynaklı patojenlere karşı antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu da bilinmektedir [30, 31, 32]. 33 ]. Ayrıca, kişniş geleneksel olarak Türkiye ve Hindistan'da hazımsızlığı gidermek için kullanılmıştır [ 34 ] ; su atılımını arttırmak; ve nöbetleri, anksiyeteyi ve uykusuzluğu önler [ 35 , 36 ]. Ayrıca, C. sativum'un belgelendiği belgelenmiştir.Fas'ta geleneksel olarak diyabet, hazımsızlık, şişkinlik, uykusuzluk, böbrek rahatsızlıkları, iştahsızlık ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır [ 37 ]. C. sativum'un ayrıntılı geleneksel kullanımları şu bölümlerde sunulmaktadır:Tablo 2.

                  Tablo 2


                  C. sativum'un farklı ülkelerdeki geleneksel kullanımları .
                  Romatoid artrit, iltihaplanma ve eklem ağrısı Hindistan Tohumlar/tohumlar sulu ekstrakt [ 26 , 38 , 39 ]
                  Kızamık, diyabet, aerofaji, gastroenterit için Çin Tüm bitki parçaları [ 40 ]
                  Antiviral ve nöro-enerji verici Pakistan bitkisel ilaçları (Intellan) Bitkinin hava kısımları
                  Bazı karaciğer hastalıkları - Kavrulmuş tohumların sulu özü
                  Gaz giderici, diüretik, dispeptik şikayetler, iştahsızlık, konvülsiyon, uykusuzluk ve anksiyete ve tıbbi amaçlı İran geleneksel tıbbı Toz tohumlar veya kuru ekstrakt [ 38 ]
                  Terletici, idrar söktürücü, gaz giderici ve uyarıcı aktivite İran geleneksel tıbbı Tüm bitki parçaları [ 37 , 41 ]
                  Diüretik ve bazı böbrek hastalıkları için Fas Bitki parçalarının oral uygulaması [ 42 ]
                  Ağız ülseri ve göz kızarıklığı - yapraklar kaynatma [ 27 ]
                  Köri tozu ve zencefilli ekmeğin bir bileşeni olarak öğütülmüş
                  , aynı zamanda likörlerin ve alkollü içkilerin bir bileşenidir. Tütün ve parfümlerin aromatik maddesi.
                  Unani tıbbında susuzluğu gidermek ve melankoli için.
                  Hindistan Tohumlar ve yaprakların sulu infüzyonu [ 39 ]
                  Uyarıcı ve gaz giderici; mide, antibilious, sindirim uyarıcı Hindistan Yapraklar [ 29 ]
                  Düşük kan şekeri seviyeleri Suudi Arabistan, Ürdün, Fas Meyveler, yaprak ve tohumların kaynatılması [ 30 , 31 , 32 ]
                  Afrodizyak, analjezik, antimikrobiyal özellikler - uçucu yağ [ 33 ]
                  Meze, Sindirim, Gaz Giderici Türkiye tohumların infüzyonu [ 34 ]
                  Anksiyete, yatıştırıcı ve kas gevşetici etki için - sulu özü [ 35 , 36 ]
                  Grip, ağız kokusu, cinsel organlardan gelen hoş olmayan kokuları tedavi eder. Geleneksel Çin Tıbbı tohumlar [ 43 ]
                  Kurtçuklara karşı ve romatizmayı tedavi etmek için Avrupa farmakopesi meyveler
                  Mide salgısını uyarır, mide ülserlerini ve ağız enfeksiyonlarını tedavi eder Asya bölgesi Uçucu yağlar
                  Ayrı bir pencerede aç

                  1.3. fitokimya
                  Son araştırmalar, C. sativum'dan farklı türde alkaloidler, esansiyel yağlar, yağ asitleri, flavonoidler, fenolikler, indirgeyici şekerler, steroller, tanenler ve terpenoidlerin ekstrakte edildiğini ortaya çıkardı [ 16 , 44 ] . Özellikle yaprakların bol miktarda folat, askorbik asit, gallik asit, kafeik asit, ferulik asit ve klorojenik asit konsantrasyonuna sahip olduğu bildirildi. Ek olarak, C. sativum tohumlarının suda çözünür bileşenlerinin araştırılması , monoterpenoid, monoterpenoid glikozitler ve glukozitler dahil olmak üzere 33 bileşiğin ve norkarotenoid glukozit gibi aromatik bileşik glikozitlerin varlığını göstermiştir [ 45 ]. C. sativum'un vejetatif kısmında, ferulik asit glukozit ve p -kumaroilkinik asitin yanı sıra quercetin çeşitli glikozitler (405,36–3296,16 mg/kg), kaempferol 3- O -rutinosid (320,86 mg/kg) gibi farklı fenolikler ve flavonoidler önemli ölçüde yüksek konsantrasyonlarda tespit edildi [ 46 ]. Kişniş otunun polifenolik içeriğine ilişkin başka bir çalışma, %40 etanol ekstraktının birçok flavonoid (%0.13 ila %10.71), kumarin (%1.4 ila %6.83) ve fenolkarboksilik asitler (%7.24 ila %13.51) içerdiğini göstermiştir [47 ] . Antosiyanin ayrıca kişniş yapraklarında da karakterize edildi ve konsantrasyonun salisilik asit, nitrojen, fosfor, potasyum ve çinko gübrelerinden etkilendiği bulundu [ 48 ].Figür 3VeTablo 3C. sativum'un farklı fitokimyasal yapı sınıflarını sunar .

                  Tablo 3

                  C. sativum'un ana fitokimyasal bileşenleri , ekstrakte edilen bitki kısmı ve ekstraksiyon yöntemi dahil olmak üzere kimyasal sınıflarına göre sınıflandırılmıştır.
                  Ferulik asit, Gallik asit ve Kafeik asit Fenolik asitler Yer üstü parçalar Eter, etil asetat, bütanol ve 2-etil asetat özleri [ 47 ]
                  Salisilik asit Benzoik asit türevi
                  Esculetin, Esculin, Scopoletin
                  4-Hydroxycoumarin, Umbelliferon ve Dicoumarin
                  kumarinler
                  Hyperoside, rutin, hesperidin, vicenin, diosmin, luteolin, apigenin, orientine, dihidroquercetin, catechin ve arbutin flavonoidler
                  β-karoten ve toplam karotenoidler karotenoidler Olgun ve genç bitki aşamasında yapraklar, taze ve kuru tohumlar Buz gibi soğuk aseton daha sonra petrol eteri ile paylaştırıldı. [ 69 ]
                  α-, β-, γ- δ- tokoferoller ve α-, γ-tokotrienoller Tokoller Bütün meyve, perikarp ve tohumlar n -heksan ile ekstrakte edildi [ 70 ]
                  Petroselinik asit, linoleik asit, palmitik asit ve oleik asit Yağ asitleri Suda kaynatıldı, ardından bir kloroform/metanol/heksan karışımı kullanılarak öğütüldü ve son olarak ince tabaka kromatografisiyle ayrıldı
                  Stigmasterol, β-sitosterol, δ-stigmasterol steroller Kişniş meyvesinin tohumu ve perikarpı Bir Soxhlet aparatında n -heksan ile ekstre edildi [ 71 ]
                  Linalool, kafur ve geraniol Uçucu yağlar Hidrodistilasyon ve ardından 2-metilbütan ile ekstraksiyon
                  Ayrı bir pencerede aç
                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-27-00209-g003.jpg'dir.
                  Figür 3
                  Terpenler, fenolik asitler, flavonoidler, yağ asitleri ve fitosteroller gibi C. sativum'dan ekstrakte edilen fitokimyasal moleküler yapılar .

                  C. sativum'un bu bileşenleri , süperkritik gazlara ek olarak n-heksan, su ve metanol gibi solvent ekstraksiyonu, mikrodalga destekli ekstraksiyon, sonikasyon ve hidrodistilasyon dahil olmak üzere farklı yöntemlerle ekstrakte edildi [ 20 , 49 , 50 , 51 , 52 , 53 , 54 ]. Uçucu yağlar (EO'lar) ve yağlı yağlar, sırasıyla %0,03-2,6 ve %9,9-27,7 içeriğiyle meyvedeki en önemli bileşenlerdi [ 55]. Kişniş tohumlarında ketonlar, alifatik aldehitler, alifatik hidrokarbon, alifatik alkoller, esterler, monoterpen hidrokarbonlar, monoterpen oksitler, monoterpen alkoller, monoterpen esterler ve yüksek miktarlarda ekstrakte edilen ana monoterpen alkol olarak linalool ile seskiterpenler dahil olmak üzere farklı EO kemotipleri tespit edildi. 56 ]. Kişniş tohumlarından elde edilen en yüksek EO yüzdesi, %87.54'lük linalool içeriğiyle [ 57 ] Tunus'ta yetiştirilirken, C. sativum'dan %73.1, %40.9-79.9, %37.65 ve %69.60 linalool ekstrakte edildi. sırasıyla Cezayir, İran, Bangladeş ve Pakistan'dan [ 58 , 59 , 60 ].

                  EO'lar, hidrodistilasyon ekstraksiyonu [ 10 ], kritik altı su, Soxhlet aparatı [ 61 ], solvent ekstraksiyonu, buhar damıtma ve süperkritik C02 yöntemleri [ 62 ] kullanılarak bitkinin farklı kısımlarının ekstrakte edilmesiyle elde edilebilir . Bununla birlikte, EO içeriği, yetiştirilen çeşitlerin farklı kökenleri, iklim ve coğrafi koşullar [ 10 , 63 ], yetiştirme alanı ve mevsimi, bitki olgunlaşma derecesi ve türün genotipleri. Özellikle 2-dodesenal, kök ve sapta ana uçucu EO olarak bulunurken, 1-etenil-siklododekanol, yapraklarında en yüksek uçucu bileşen olarak bulunmuştur.C. sativum [ 64 ]. Ayrıca, yapraklardan ekstrakte edilen yağlarda, Kore C. sativum'un gövdelerinin EO ekstraktlarından farklı yüzdeler, bileşenler ve immünotoksisite tanımlandı [ 65 ]. Ek olarak, farklı ülkelerden ticari kişniş meyvelerinin esansiyel yağ verimleri ve etkinlikleri çıkarıldı ve coğrafi bölgeye göre farklı olduğu bulundu [ 66 ]. Arjantin'deki bazı çevre koşulları ile iki yerel kişniş türünün (Avrupa ve Arjantin) uçucu yağ bileşimi arasındaki ilişki incelenmiştir [ 67]. Genotipik ve fenotipik varyasyonların, gübreler, yabani otlar ve toprak bozulması gibi diğer çevresel koşullardan kaynaklanan etkileşime ek olarak, uçucu yağların konsantrasyonlarının çeşitliliğine katkıda bulunduğu da bulunmuştur. Benzer şekilde, iki C. sativum çeşidinin, vulgare ve microcarpum'un fenolik içeriklerinin benzer olduğu, ancak ana fenolik bileşiklerin, yani quercetin-3-b- d glukozit ve quercetin-3- O- glukuronidin farklı konsantrasyonları ile bulunduğu bulundu. 68 ]. Bunun da ötesinde, kaba meyveler için ortalama EO verimi (%0,1 ila %0,5), mikrokarpumunkinden (%0,8-2,1) daha düşüktür [ 16]. C. sativum'un toplam fitokimyasal bileşenlerinin ayrıntıları ,Tablo 3.

                  Farklı çalışmalar , biyoaktivite tayininde kullanılan ekstraktlardaki C. sativum fitokimyasallarının karakterizasyonunu içermiştir . Bununla birlikte, çok az çalışma, bu farmakolojik etkiden sorumlu olan belirli bir bileşiğin biyoaktivite kılavuzlu izolasyonunu içermektedir. Quercetin açısından zengin sulu etanolik ekstraktın a-amilaz ve a-glukosidaz inhibisyonunda faydalı olduğu ve dolayısıyla potansiyel bir antidiyabetik etkiye sahip olduğu bulunmuştur [ 72]. Ekstre ayrıca vanilik asit, kafeik asit ve p-kumarik asit gibi başka flavonoid bileşikleri de içerirken, toplam fenolik içerik 2.68 ± 0.07 mg GAE/g DW idi. 1 mg/mL sulu etanol için lipaz inhibisyon aktivitesi, %55.76 ± 1.40 idi ve bu, önemli ölçüde güçlü bir anti-obezite özelliğini gösterir. Aynı çalışmada, anjiyotensin dönüştürücü enzim, kişniş özleri tarafından %70.66 ± 2.34'e kadar inhibe edilmiştir, bu da polifenolik açısından zengin özütün in vitro hipertansiyon için faydalı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, linalool, askorbil palmitat ve petroselinik asit açısından zengin C. sativum tohumlarının petrol eteri ekstraktında diyabetik nefropati önleme ve hipolipidemik aktiviteler gösterilmiştir [ 73]. Diyabet nedeniyle heksokinaz enzimlerinin doyması, reseptörleri ile etkileşime girdiklerinde vasküler yaşlanmaya ve böbrek hasarına neden olan ileri glikasyon son ürünlerinin (AGE'ler) oluşumuna yol açar [ 74 ] . Yukarıda belirtilen çalışmadan, diğer terpenler ve yağ asitlerine ek olarak linaloolün RAGE reseptörü ile bağlanma potansiyeline sahip olduğu ve ardından AGE'lerin zarar verici etkisini bloke ettiği bulunmuştur. Farklı bir çalışmada, C. sativum'un Eos'un ana bileşenleri, diyabet, mikrobiyal enfeksiyonlar ve asetilkolinesteraz enzimine karşı belirgin aktiviteleri olan linalool, γ-terpinen ve a-pinendi [ 75 ]. Hipotansif [ 20 ] ve nöroprotektif olanlar [ 76 ] gibi diğer aktiviteler] sırasıyla C. sativum'un flavonoidler ve izokumarin glikozitler içeren fraksiyonlarında tespit edildi . Fenolik glikozitler daphnin ve benzil- O -β-d-glukozite ek olarak, izokumarin glikozitler kişniş A ve B'nin, sinir büyümesi, bakımı ve nöronal ile ilgili ana nörotrofik faktör olarak sinir büyüme faktörünü uyardığı bulunmuştur. hayatta kalma Ayrıca, izokumarinlerin aglikonları, glikozitlerinden daha önemli nörotrofik özelliklere ek olarak anti-enflamatuar etkiler göstermiştir.Şekil 4ilgili ekstrakt/fraksiyondaki fitokimyasalların karakterizasyonu veya izolasyonu ile C. sativum üzerinde gerçekleştirilen çalışmaların ayrıntılarını gösterir .


                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-27-00209-g004.jpg'dir.


                  Şekil 4
                  Farklı çalışmalardan C. sativum fitokimyasallarının bazı biyolojik aktivitelerindeki rolü ① Suttisansanee, Thiyajai, Chalermchaiwat, Wongwathanarat, Pruesapan, Charoenkiatkul ve Temviriyanukul [ 72 ], ② Kajal ve Singh [ 73 ], ③ Hajlaoui, Arraouadi, Noumi, Aouadi , Adnan, Khan, Kadri ve Snoussi [ 75 ], ④ Hajlaoui, Arraouadi, Noumi, Aouadi, Adnan, Khan, Kadri ve Snoussi [ 75 ], ⑤ Cha, Yoon, Kim, Kim ve Lee [ 76 ] ve ⑥ Ramazan, et al. [ 77 ].

                  Git: 2. Sonuçlar
                  Önceki çalışmalardan C. sativum , kardiyoprotektif etkinliklerini göstermiştir (bkz. Grafik Özet). Bunlar, bir antioksidan, antihipertansif, anti-aterojenik, antiaritmik etkisinin yanı sıra artan lipid profili ve kardiyak biyo belirteçler veya enzimler gibi KVH'lere yol açabilecek diğer faktörlerin iyileştirilmesini içerir. PRISMA akış şemasından,Figür 3kullanılmış olan arama stratejisini ve sonuçlarını gösterir; toplam 3008 çalışma tarandı ve 13 tanesi taramadan önce mükerrer kayıtlar olarak bu incelemeden çıkarıldı. Belirlenen dahil etme kriterlerini karşılamadığı için toplam 2977 çalışma daha da dışlandı, bu nedenle geriye sadece 18 çalışma alınıp bu incelemeye dahil edildi. On iki in vivo, iki in vitro ve iki klinik çalışmanın yanı sıra iki karışık in vivo ve in vitro çalışma elde edildi. Bu derlemede yer alan çalışmaların sonuçları, ekstrakte edilen bitki kısımları, ekstraksiyon yöntemi, kullanılan doz, karakterize edilen fitokimyasallar ve izolasyon yöntemi özetlenmiştir.Tablo 4.

                  Tablo 4
                  C. sativum'un önceki çalışmalardan elde edilen kardiyovasküler potansiyeli, kullanılan bitki kısmı, ekstraksiyon yöntemi, kullanılan dozaj, karakterize edilen fitokimyasallar ve izolasyon yöntemi ile ilgili ayrıntılarla birlikte.
                  Yapraklar ve gövde etanol ekstraksiyonu 200mg/kg Fenolikler, flavonoidler buharlaşma Wistar albino fareleri Antioksidan, Hipolipidemik
                  Normoglisemik
                  Ananthan ve ark. [ 78 ]
                  tohumlar metanol ekstraksiyonu 100 mg/kg,
                  200 mg/kg,
                  300 mg/kg
                  N/D Indirgenmiş basınç Yetişkin erkek Wistar fareleri Miyokard enfarktüsüne neden olan kalp hasarını azaltır Patel, Desai, Gandhi, Devkar ve Ramachandran [ 49 ]
                  tohumlar Soxhlet çıkarma 250mg/kg N/D Indirgenmiş basınç Erkek albino tavşanlar hipolipidemik Sharma ve ark. [ 79 ]
                  Suda asılı, piyasadan temin edilen kişniş tozu - 1 gr/kg N/D - Erkek Wistar fareleri hipolipidemik Lal ve ark. [ 80 ]
                  tohum tozu - günde 2 gr N/D - İnsan bireyleri Düşük yüksek kan basıncı, Hipokolesterolemik Zeb ve ark. [ 81 ]
                  Piyasadan temin edilen tohumlar, toz haline getirilmiş - günde 5 gr N/D - Tip 2 diyabet hastaları Hipolipidemik, antioksidan Rajeshwari ve ark. [ 82 ]
                  tohumlar sulu ekstraksiyon 200mg/kg N/D - Meriones shawi fareleri Hipolipidemik
                  Normo-glisemik
                  Kardiyoprotektif
                  Aissaoui ve ark. [ 83 ]
                  tohumlar hidrodistilasyon IC50 : 34,8 ± 2,3 μg/ mL linalool hidrodistilasyon In vitro çalışma Antihipertansif, Antioksidan Chaudhary ve ark. [ 84 ]
                  tohumlar metanol içinde maserasyon 183 mg/kg N/D - Sıçanlar kardiyoprotektif Afsheen ve ark. [ 85 ]
                  tohumlar Homojenize tohumlar Diyetin %10'u N/D - Sprague-Dawley fareleri hipolipidemik Dhanapakiam ve ark. [ 86 ]
                  tohumlar sulu ekstraksiyon 1 gr/kg N/D - Wistar albino fareleri Kardiyoprotektif,
                  Hipolipidemik, Antioksidan,
                  Geliştirilmiş sol ventrikül fonksiyonları
                  Dhyani ve ark. [ 87 ]
                  Yapraklar Çoklu çözücülerle Soxhlet ekstraksiyonu IC50 : 28.91 ± 13.42 μg/ mL Pinocembrin, Apigenin, psödobaptigenin, galangin-5-metil eter, quercetin, baicalein, kaempferol, pinobanksin-glikozitler, rutin, isorhamnetin, daidzein, luteolin, pektolinerigenin LC-ESI-MS/MS In vitro çalışma antihipertansif Hussain, Jahan, Rahman, Sultana and Jamil [20]
                  Seeds Solvent extraction Addition of 100 g to diet Stigmasterol, Lanosterol, β-Sitosterol, D5Avenasterol, Sitostanol, D7stigmastenol, D7
                  Avenasterol, Tocopherols
                  Gas-liquid chromatography Male albino rats Hypocholesterolemic effect Ramadan, Amer and Awad [77]
                  Seeds Homogenized seeds 10% of diet N/D - Female albino rats Hypolipidemic Chithra and Leelamma [88]
                  Seeds Water extraction 300 mg/kg N/D - Male albino rats Antiarrhythmic Rehman, Jahan, Khalil ul, Khan and Zafar [51]
                  Seeds Maceration with Aqueous/Methanol 200 mg/kg N/D - In vitro and in vivo study on
                  Sprague-Dawley rats
                  Antioxidant, Hypocholesterolemic Anti-atherogenic Patel ve ark. [ 89 ]
                  Meyve Sulu/Metanol ile Maserasyon 1–30 mg/mL hipotansif olarak 1–10 mg/kg diüretik olarak N/D Ham ekstraktın organik fraksiyonlanması In vivo ve in vitro çalışma Anti-hipertansif, İdrar söktürücü Jabeen, Bashir, Lyoussi ve Gilani [ 50 ]
                  Yapraklar Metanol ile Maserasyon 100mg/kg N/D - tavşanlar hipolipidemik Kousar ve ark. [ 90 ]
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Git: 3. Tartışma

                  3.1. Hipolipidemik Aktivite

                  Ham C. sativum ekstraktının triaçilgliserol (TCA) ve toplam kolesterol (TC) seviyelerini düşürdüğü gösterilmiştir, bu da sıçanlarda kan lipit profilini azaltma potansiyelini göstermektedir [77 , 79 , 80 , 82 , 83 , 86 , 87 , 88 ] , 90 ]. Stigmasteroller ve sitosteroller gibi tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri ve polar lipidler içeren biyoaktif steroller, kişniş ekstraktında yüksek miktarlarda bulunur [ 77 ]. Ayrıca tokoferoller ve fenolikler gibi antioksidanların varlığı doymamış yağ asitlerini peroksidasyondan korur .]. Doymuş yağ asitleri muhtemelen düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C) seviyelerini yükseltirken, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) dahil olmak üzere doymamış yağ asitleri, LDL-C seviyelerini düşürür [92 ] . Gıdalarda PUFA içeren yağların daha yüksek alımı, plazma lipoproteinlerine daha fazla doymamış yağ asitlerinin dahil edilmesine yardımcı olur; PUFA boyut olarak daha büyüktür [ 93 ]. Ek olarak, zarlardaki doymamış asitlerin akışkanlığının katı yağlarla dengelenmesi gerektiğinden, katı bir yağ olarak kolesterol kanda dolaşmak yerine hücre zarı bileşeni olarak daha fazla dahil edilecektir [ 94]. Ayrıca flavonoidler ve polifenoller gibi fitokimyasal bileşenler de kişnişin hipolipidemik özelliğinden sorumlu olabilir, bu sayede flavonoidler enerji metabolizmasında yer alan FAS proteinlerini azaltmaktan sorumludur. Karaciğer kinaz B1 yolu yoluyla hepatosit hücrelerinde AMPK aktivitesini uyararak karaciğerde FAS ekspresyonunun inhibisyonu, böylece karaciğerde yağ asidi sentezini ve ardından yağ birikimini azaltabilir [95 ] .

                  Chithra ve Leelamma [ 88 ] tarafından önerilen kişniş tohumları için başka bir potansiyel hipolipidemik mekanizma, kolesterol biyosentezinde anahtar bir enzim olan 3-hidroksi-3-metilglutaril koenzim A redüktaz (HMG-CoA) aktivitesinde önemli bir artışı içerebilir. Kişniş verilen sıçanlarda karaciğer kolesterolü önemli ölçüde azaldığından, bunun nedeni büyük olasılıkla safra asitlerine bozunma hızının sentez hızından daha fazla olmasıydı. Bunun dışında Sharma, Sharma, Jasuja ve Joshi [ 79 ] C. sativum uygulanan tavşanların dışkısında kolesterol ve fosfolipidlerin atılımında artış bulmuşlardır.tohum özü. Genel olarak, bitki sterolleri ve stanoller, kolesterolün bağırsak emilimini azaltır, nötr fekal sterol atılımını arttırır ve karaciğer kolesterol birikimini önler; ancak Abcg5 , Abcg8 veya Npc1l1 gibi karaciğer X reseptörü hedef gen indüksiyonuna neden olmadılar . Bu nedenle, fitosterol kaynaklı kolesterol absorpsiyon azalması, Abcg5/8 Taşıyıcıdan bağımsızdı [ 96 ].

                  Tersine, TC düzeylerinin azalması , plazma lesitin kolesterol asiltransferaz (LCAT) aktivitesini daha da artıran, hepatik safra asitlerinin sentezini yükselten hipertrigliseridemik sıçanların [ 88 , 97 ] deneysel diyetine eklenen lif miktarına atfedildi, böylece hepatik safra asitlerinin sentezini yükseltti. safra asitlerinin ve kolesterolün fekal atılımındaki kolesterol yıkımını arttırır ve LDL karaciğer üretimini azaltır. Kişniş tohumu yağı, ağırlıklı olarak stigmasterol ve β-sitosterol olmak üzere steroller açısından zengindir ve bunlar, diyet kolesterolünün emilimini önlemede önleyici olarak çalışır [ 88 , 98] .]. Stigmasterol ve kolesterol yapıları arasındaki küçük fark, ilkinin kolesterolün yerini alması için bağırsak miseline dahil edilmesine izin verir ve ardından ikinci emilimi azaltır. Ayrıca fitosteroller, özellikle stigmasterol, kolesterol emilimini baskılayan ve hepatik safra asitlerinin sentezini artıran ve böylece kolesterolün parçalanmasını artıran HMG-CoA redüktaz enzim aktivitesini arttırır [99 ] .

                  3.2. Antioksidan ve Anti-Aterojenik Özellikler
                  Miyokardı etkileyen oksidatif stres, koroner arter hastalığı riskini artıran ateroskleroz insidansı ile ilişkili olabileceğinden, antioksidanlar kardiyovasküler sağlığın geliştirilmesinde önemli bir rol oynar [100 , 101 ] . C. sativum'un belirgin bir antioksidan aktiviteye sahip olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir ve bu, esas olarak kişnişin polifenoller, vitaminler ve sterol bileşenlerinin aktivitesinden kaynaklanmaktadır [ 78 , 89 , 90 ].

                  Özellikle, C. sativum fitokimyasallarının yeteneği ile ilişkili olan antioksidan mekanizma, çöpçü reseptör (SRB1) ekspresyonunu inhibe etmektir, bu da köpük hücre oluşumlarının sayısını azaltır ve ardından aterojenik plakları azaltır [ 79 , 89] .]. Ayrıca, ateroskleroz mekanizması, daha sonra bir kolesterol plağına dönüşen arter duvarlarında LDL-C birikimini içerir. Enflamatuar bir hastalık olarak tanımlanan ateroskleroz, reaktif oksijen türleri ve lipoksijenazlar tarafından oksidasyon süreçlerinin yanı sıra, hapsedilmiş LDL-C ve hücre dışı matriste (ECM) meydana gelen enzimatik değişiklikleri içerir. Bu değişiklikler, hücre duvarındaki monositlerin yapışkanlığını artıran endotelyal hücrelerden adezyon molekülleri ve kemokinlerin üretimini arttırır, bu da enflamatuar hücrelerin subendoteliyal boşluklara sızmasını kolaylaştırır [102, 103 ] .]. Bu, daha sonra lipit yüklü köpük hücrelere dönüştürülen çöpçü reseptörü (SRB1) aracılığıyla bu oksitlenmiş LDL'yi (Ox-LDL) temizlemek için makrofajların işe alınmasıyla sonuçlanır [104 ] . Sonunda, bu hücreler, apoptotik cisimlerin yağlı bir çizgiyi taklit ettiği apoptotik ölüme maruz kalır [ 105 ]. Ayrıca bu, benzer bir kadere sahip olan makrofajların işe alınmasını artırır, bu sayede yan ürünlerin birikmesi aterosklerozu teşvik eder [ 105 ]. Bu nedenle, kişniş özü, SRB1'in ekspresyonunu önleme potansiyeline bağlı olarak köpük hücrelerinin sayısındaki azalmayı gösterdiği için Ox-LDL'nin gelişimini doza bağlı bir şekilde düşürür [79 , 89 ] .

                  Diğer bir potansiyel antioksidan mekanizma, C. sativum'un yaprak ekstraktındaki [ 106 , 107 ], serbest radikal toplayıcı görevi gören ve böylece miyokardiyal dokularda oksidatif hasarı önleyen [ 89 ] yüksek polifenol seviyeleri ile ilişkilidir. Serbest radikaller oldukça reaktiftir; örneğin, hidroksil radikalleri, membran fosfolipitlerinde, DNA'da ve proteinlerde hasara neden olabilir; burada ilki, peroksil radikallerinin oluşumuna neden olur [ 77 ]. Bu nedenle, vücutta süperoksit dismutaz (SOD) enzimi ve glutatyon peroksidaz (GSH-px) gibi doğal antioksidan bileşenler yetersiz olduğunda, doku hasarına yol açan bir oksidatif zincir reaksiyonu [ 78 ] meydana gelebilir [108] .]. Bununla birlikte, kişnişin bu güçlü antioksidan potansiyelinin, tokoferoller ve steroller gibi farklı antioksidan bileşiklerin kombinasyonunun sinerjistik etkisinden de kaynaklanabileceği bildirilmiştir [77 ] .

                  Kişniş gibi yeşil yapraklı bitkiler, kendilerine bir savunma mekanizması olarak yaralar ve stres uygulandığında genellikle (E)-2-Alkenallerden oluşan uçucu yağlar üretirler. C. sativum'un N-pentan özütü, bu tür yeşil yaprak uçucuları için uçucu yağının bileşenlerinin %70'ini oluşturur [ 109 ]. Bu alkenallerin, Nrf2 aktivasyonu ile sonuçlanan a, β-doymamış aldehit grubu tarafından elektrofilik modifikasyon yoluyla Keap1 proteinlerine bağlandığı öne sürülmüştür. Bu aktivasyon, farklı in vivo ve in vitro analizlerde detoksifikasyona ve ROS nötralizasyonuna yol açar [ 110 ]. Ayrıca umbelliferon, metanol kullanılarak C. sativum'dan ekstrakte edilen bir kumarin türevidir [ 111] ve ayrıca CREB, SIRT1, FOXO-3, PPAR-γ genleri ve proteinlere ek olarak Nrf2 ekspresyonunu arttırdığı bulunmuştur. SIRT1 yukarı regülasyonu, oksidatif savunma mekanizmalarının ve DNA onarımının düzenlenmesinde anahtar bir rol oynar [ 112 ] ve kişnişin antioksidan ve anti-aterojenik etkilerini gösterdiği yollardan biri olarak kabul edilebilir.

                  Ayrıca, Dhyani, Parveen, Siddiqi, Hussain ve Fahim [ 87 ] tarafından yapılan bir araştırma, C. sativum tohum ekstraktının kardiyak hemodinamik parametreleri, yani sistolik kan basıncını (SBP), diyastolik kan basıncını (DBP), kalp atış hızını iyileştirme yeteneğini gösterdi. (HR) ve deneysel sıçanlarda ortalama arter basıncı (MAP). Miyokardiyal iskemik hasar durumunda yansıtıcı yanıt, OAB'de bir düşüş ve HR'de ve kardiyak kontraktilitede bir artış ile gösterilir; bu durumda ikincisi, baroreseptörlerin aktivasyonuna bağlı olarak gerçekleşir ve sonunda vazokonstriksiyona yol açar ve dolayısıyla kalp kasları arasındaki dengesizliği arttırır. kalp dokularında oksijen arzı ve talebi [ 87]. Kişniş ekstraktının, yukarıda belirtilen çalışmalarda gösterildiği gibi, bu parametreleri iyileştirmesi ve sonuçta MI olayının önlenmesi beklenmektedir. Erkek Wister sıçanlarında kardiyak hasarın izoproterenol ile indüklenmesinden sonra miyofibriler hasara bağlı miyokard enfarktüsünün önlenmesiyle ilişkili antioksidan potansiyeli nedeniyle C. sativum'un polifenol açısından zengin özü için bir kardiyoprotektif etki de gösterilmiştir [ 49 ]. Reaktif oksijen türlerinin yükselmesi, kalsiyumun sarkoplazmik retikulum ve miyofilament arasındaki taşınmasında kesintiye uğradıktan sonra kendisine yönlendirilmesine atfedilen mitokondri şişmesi nedeniyle nekroz, apoptoz veya otofajiye neden olan miyokard hasarı ile ilişkilidir [113] . ].

                  Yukarıdaki mekanizmalara ek olarak, C. sativum ekstraktının tavşanlarda kolesterol birikmesi üzerindeki etkisini belirlemek için aort histolojisi de incelendi ve aort ve lümen boyutunun neredeyse normal duruma geri döndürüldüğü neredeyse normal histolojiyi gösterdi. , böylece kişnişin anti-aterojenik potansiyeli kanıtlanmıştır. Bunun aksine, ekstrakt tedavisi uygulanmadan kolesterolle beslenen hayvanların aortunun histolojik gözlemi, normal beslenen grupla karşılaştırıldığında ateromatöz plak sergiledi. Aterosklerotik lezyonlarda biriken lipidler çoğunlukla, pro-oksidanlar tarafından oksitlenebilen ve aortun en iç ve orta katmanlarında lipid yüklü köpük hücreleri ile karakterize edilen plaklarla sonuçlanan LDL'den türetilir [79] .]. Aterojenik indeks, kolesterol ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) [ 115 ] arasındaki oranı temsil eden ateroskleroz [ 114 ] gibi CVD'ler için çok önemli bir prognostik gösterge olarak hizmet eder . Artmış miyokard enfarktüsü riski, aterojenik indeksin beşten fazla olması ile gösterilir [ 116 ]. Ayrıca, Sharma, Sharma, Jasuja ve Joshi [ 79 ] ve Aissaoui, Zizi, Israili ve Lyoussi [ 83 ] tarafından yapılan önceki bir çalışmada C. sativum ekstraktının bu oranda önemli bir düşüş bildirdiği bildirilmiş olup , bu da kişnişin bir başka potansiyel olduğunu göstermektedir. CVD riskini azaltmak için fonksiyonel gıda.

                  3.3. Antihipertansif Potansiyel

                  C. sativum'un bir diğer potansiyel kardiyoprotektif etkisi, antihipertansif özelliğidir [ 20 , 51 ]. Bu özellik, özellikle Hussain, Jahan, Rahman, Sultana ve Jamil [ 20 ] tarafından in vitro olarak gösterilen anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibisyon mekanizmasını içeren C. sativum'un flavonoid açısından zengin yapraklarına atfedilir [20]. 50 değeri 28.91 μg/mL idi, bu enzim inhibisyonunu 16–310 μg/mL arasında sergileyen bitki özlerinin IC50 değerleri ile aynı özelliğe sahip diğer bitkilerle karşılaştırılabilir [ 117 , 118 , 119]. Kişniş yapraklarında tanımlanan flavonoidler, ayrı ayrı ve çeşitli mekanizmalarda ham özlerde hipotansif etkiler gösterdiği kanıtlanmış olan quercetin, rutin, apigenin ve luteolin [ 120 , 121 , 122 ] içerir [ 123 , 124 , 125 , 126] . ]. ACE inhibisyonu yoluyla hipertansiyon yönetiminde potansiyel mekanizma, kan basıncının temel düzenleyicisi olarak ACE inhibisyonu ile renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) düzenleyici mekanizması tarafından nitrik oksit (NO) üretiminin kontrolünü içerir. [ 20]. NO, kan basıncının düzenlenmesinde önemli bir vazodilatatördür. ACE, kompleksteki çinko iyonuna ek olarak substrata bağlanarak karbonil grubunun polarizasyonuna neden olur ve böylece kan basıncında yükselmeye katkıda bulunan bir nükleofilik saldırıyı teşvik eder [20 ] . Bu nedenle, bazı flavonoidler ve ayrıca flavonoidlerin serbest hidroksil grupları, ACE'nin aktif bölgesi üzerinde çinko iyonu ile şelasyon yaparak ACE etkisini inhibe eder [127], bunun nedeni bu aktif yakınında amino asitler ile hidrojen köprülerinin oluşması olabilir. site [ 128 , 129 , 130 ]. Dolayısıyla bu, kişniş ekstraktının bu polifenol sınıfının etkisiyle kalbi koruyucu etkisini gösterir.

                  Ayrıca, anestezi uygulanmış sıçanlarda C. sativum'un ham ekstraktının antihipertansif etkisinin araştırılmasının, arteriyel kasılmaların gevşemesine neden olduğu ve böylece kan basıncını düşürdüğü gösterilmiştir [ 50 ]. Böyle bir etkinin, kişniş biyoaktif bileşiklerinin kolinerjik ve kalsiyum kanal bloke edici etkilerinin kombinasyonundan kaynaklandığı bildirilmiştir [ 131 ]. Ek olarak, C. sativum'un diüretik etkisi, idrar çıkışındaki elektrolit kaybını artırarak bu antihipertansif aktiviteye katkıda bulunur [ 132 ]. Bu nedenle, bu çalışmalardan elde edilen bulgular, kişniş ekstraktının fonksiyonel bir gıda olarak hipertansiyonda araçsal olarak kullanıldığı varsayımını güçlendirmektedir.

                  3.4. Antiaritmik Aktivite

                  Aritmi, taşikardi veya bradikardi olabilen düzensiz kalp hızı veya ritim paternleri olarak tanımlanabilen CVD'lerden biridir [ 133 ]. C. sativum tohum ekstraktının antiaritmik aktivitesi, Rehman, Jahan, Khalil ul, Khan ve Zafar [ 51 ] tarafından nabız hızının azalmasının yanı sıra elektrokardiyogram (EKG) paternlerinin ve kardiyak normalizasyonu ile sonuçlanan bir çalışmada değerlendirilmiştir. laktat dehidrojenaz (LDH), kreatin kinaz-MB fraksiyonu (CK-MB), aspartat transaminaz (AST) ve alanin transaminazı (ALT) içeren biyo belirteç seviyeleri. Rehman, Jahan, Khalil ul, Khan ve Zafar [ 51 ] C. sativum'un anti-taşikardi etkinliğini buldularbeta bloker ilaç propranolol ile karşılaştırılabilirdi, ancak anti-bradikardi etkisi atropininkinden daha azdı, bu nedenle polifenolik bileşiklerin varlığı bu etkiden sorumlu olabilir. Polifenoller, kalp atış hızının düzenlenmesi için beta-adrenerjik reseptörlere bağlanır ve aynı zamanda miyositlerin aksiyon potansiyelini yavaşlatabilen, böylece muhtemelen aritmileri caydırabilen negatif bir kronotropik etkiye sahiptir [107 ] .

                  Git: 4. Malzemeler ve Yöntemler
                  Bu inceleme için kullanılan elektronik veritabanları PubMed, Scopus, Google Scholar, ön baskı platformları ve Cochrane Systematic Review Veritabanı idi. Makaleler, veri tabanının başlangıcından Ağustos 2021'e kadar toplanmıştır. Elektronik arama için kullanılan stratejiler aşağıda gösterilmiştir.Şekil 5(PRISMA Akış diyagramı).

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-27-00209-g005.jpg'dir.
                  Şekil 5
                  PRISMA Akış Şeması.
                  Aramayı yürütmek için kullanılan terimler şunları içeriyordu: " Coriandrum sativum ", kişniş, kişniş, kardiyovasküler, hipertansif, kan basıncı, ateroskleroz, miyokardiyal, kardiyoloji, kardiyak, kalp, hiperlipidemi, kolesterol, sağlık yararı, yarar, kullanımlar, klinik etki, klinik kullanım, tıp, etnotıp, fitoterapi ve etnobotanik. Bu terimler, "AND" ve "OR" Boole operatörleri ile birlikte kullanıldı ve arama stratejisi Ek Tablo S1'de bulunabilir . Ön Baskı Platformu için arama terimleri , ilgilenilen konuyla ilgili arama sonuçlarını sınırlamak için " Coriandrum sativum ", kişniş ve kişniş ile sınırlandırıldı .

                  Bu incelemeye dahil edilecek çalışmaların uygunluğu, aşağıdaki dahil etme ve hariç tutma kriterlerine göre değerlendirildi:

                  Dahil edilme kriterleri:
                  1. Araştırma makaleleri, yönergeler, monograflar, teknik makaleler, konferans tutanakları dahil olmak üzere makaleler;
                  2. Yalnızca İngilizce dilinde bildirilen çalışmalar,
                  3. Kardiyovasküler hastalıkların tedavisi;
                  4. İnsan çalışmaları, in vivo hayvan modeli ve in vitro laboratuvar çalışmaları;
                  5. Çalışmaların yayınlanma yılı ile ilgili herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.

                  Hariç tutma kriterleri: Kişnişin kardiyovasküler sağlıkla ilgili olmayan diğer faydalarını değerlendiren çalışmalar, incelemeler, mektuplar, vaka çalışmaları, konferans kağıtları, görüşler, raporlar veya başyazılar.

                  Kişniş ile ilgili, kalbi koruyucu aktivitesini inceleyen çalışmalarla ilgili yayınların taranması yapılmıştır. C. sativum'un farmakolojik özellikleri ve terapötik etkileri ile ilgili olmaları durumunda ilgili literatür alındı ​​ve gözden geçirildi .

                  5. Sonuçlar

                  Kişniş, son yüzyıllarda hem mutfak hem de geleneksel amaçlar için yaygın olarak kullanılmaktadır. C. sativum ekstraktında linalool, ekstrakte edilen yağdaki ana bileşen olarak tanımlanmış olmasına rağmen , birçok flavonoid, fenolik asit ve fitosterolün, kişnişin kardiyoprotektif etkilerinden sorumlu olması beklenen fitokimyasalların ana grupları olduğu bulunmuştur. Bu derlemede KVH'lerde kişnişin etkinliği tartışılmış ve C. sativum'un yer aldığı daha önceki çalışmalara ve raporlara göre değerlendirilmiştir. doza bağımlı bir şekilde hipolipidemik, antioksidan, antiaterojenik, antihipertansif ve antiaritmik özellikler sergilediği gösterilmiştir. Bu sistematik incelemeye dahil edilen çalışmalar, kişnişin kalbi koruyucu yeteneğine ışık tutuyor; bununla birlikte, ekstraktlarının kardiyovasküler hastalıklardaki etki mekanizmasını aydınlatmak için daha fazla in vitro çalışmaya ihtiyaç vardır. Taze ve ekstrakte edilmiş C. sativum'u terapötik ve besleyici amaçlarla tüketilebilen fonksiyonel bir gıda ve nutrasötik ajan olarak değerlendirme çabasıyla bu incelemede sunulan sonuçları doğrulamak için klinik deneyler de garanti edilmektedir.

                  Git: Tamamlayıcı Malzemeler


                  Aşağıdaki destekleyici bilgiler şuradan indirilebilir: Tablo S1: Arama terimleri kombinasyonu ve stratejisi tablosu.
                  Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (62K, zip)
                  Git: Yazar Katkıları


                  Kavramsallaştırma, LCM ve HPG; metodoloji, NNM ve YMA-W.; biçimsel analiz, NNM ve SM; soruşturma, HHZ; veri iyileştirme, NNM ve NK; yazma—orijinal taslak hazırlama, NNM ve MJL; yazma—inceleme ve düzenleme, SM, ST ve MMRS; görselleştirme, SM ve HPG; denetim, BHG, HPG ve LCM; proje yönetimi, BHG, ST ve HPG Tüm yazarlar, makalenin yayınlanan sürümünü okudu ve kabul etti.

                  Git: Finansman


                  Bu araştırma çalışması herhangi bir dış finansman almadı.

                  Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı


                  Uygulanamaz.

                  Git: Çıkar çatışmaları


                  Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                  Git: Dipnotlar




                  Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



                  Git: Referanslar

                  1. Prachayasittikul V., Prachayasittikul S., Ruchirawat S., Prachayasittikul V. Kişniş ( Coriandrum sativum ): Refah için umut verici bir fonksiyonel gıda. Gıda Res. Int. 2018; 105 :305–323. doi: 10.1016/j.foodres.2017.11.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  2. Mandal S., Mandal M. Kişniş ( Coriandrum sativum L.) esansiyel yağı: Kimya ve biyolojik aktivite. Asya Pak. J. Trop. Biyomed. 2015; 5 :421–428. doi: 10.1016/j.apjtb.2015.04.001. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  3. Riella KR, Marinho RR, Santos JS, Pereira-Filho RN, Cardoso JC, Albuquerque-Junior RL, Thomazzi SM Kemirgenlerde Lippia gracilis esansiyel yağının bir monoterpeni olan timolün anti-enflamatuar ve sikatrizing aktiviteleri. J. Ethnopharmacol. 2012; 143 :656–663. doi: 10.1016/j.jep.2012.07.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  4. Matsubara E., Fukagawa M., Okamoto T., Ohnuki K., Shimizu K., Kondo R. (-)-Bornil asetat, otonomik gevşemeye neden olur ve görev performansında herhangi bir etki olmaksızın görsel ekran terminal çalışmasından sonra uyarılma seviyesini azaltır. düşük doz durumu. Biyomed. Res. 2011; 32 :151–157. doi: 10.2220/biomedres.32.151. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  5. Sun G., Zhang S., Xie Y., Zhang Z., Zhao W. SMMC-7721 insan hepatoselüler karsinom hücrelerinde apoptozu indükleyen seçici bir antikanser ajan olarak gallik asit. Oncol. Letonya 2016; 11 :150–158. doi: 10.3892/ol.2015.3845. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  6. de Lucena JD, Gadelha-Filho CVJ, da Costa RO, de Araujo DP, Lima FAV, Neves KRT, de Barros Viana GS L-linalool, hemiparkinson farelerinde nöroprotektif bir etki gösterir. Naunyn. Schmiedebergs Kemeri. eczane 2020; 393 :1077–1088. doi: 10.1007/s00210-019-01793-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  7. Souto-Maior FN, de Carvalho FL, de Morais LC, Netto SM, de Sousa DP, de Almeida RN Deneysel fare anksiyete modellerinde inhale linalool oksidin anksiyolitik benzeri etkileri. eczane biyokimya Davranış 2011; 100 :259–263. doi: 10.1016/j.pbb.2011.08.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  8. Souto-Maior FN, Fonseca DV, Salgado PR, Monte LO, de Sousa DP, de Almeida RN Monoterpen linalool oksitin antinosiseptif ve antikonvülsan etkileri. eczane Biol. 2017; 55 :63–67. doi: 10.1080/13880209.2016.1228682. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  9. Li XJ, Yang YJ, Li YS, Zhang WK, Tang HB alfa-Pinene, linalool ve 1-oktanol, COX-2'yi inhibe ederek sığlanın topikal anti-inflamatuar ve analjezik aktivitelerine katkıda bulunur. J. Ethnopharmacol. 2016; 179 :22–26. doi: 10.1016/j.jep.2015.12.039. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  10. Laribi B., Kouki K., M'Hamdi M., Bettaieb T. Kişniş ( Coriandrum sativum L.) ve biyoaktif bileşenleri. Fitoterapi. 2015; 103 :9–26. doi: 10.1016/j.fitote.2015.03.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  11. Khan SW, Khatoon S. Pakistan'ın kuzey bölgelerindeki Gilgit'teki Haramosh ve Bugrote vadilerinin bazı yararlı bitkileri üzerine etnobotanik çalışmalar. Pak. J.Bot. 2008; 40:43 . [ Google Akademik ]
                  12. Singletary K. Kişniş: Potansiyel sağlık yararlarına genel bakış. Nutr. Bugün. 2016; 51 :151–161. doi: 10.1097/NT.0000000000000159. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  13. Mahendra P., Bisht S. Coriandrum sativum: Büyük tıbbi etkiye sahip günlük kullanım baharatı. Eczacılık. J.2011 ; 3 :84–88. doi: 10.5530/pj.2011.21.16. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  14. Dünya Sağlık Örgütü Kardiyovasküler Hastalıklar. [(25 Eylül 2021'de erişildi)]. Çevrimiçi olarak erişilebilir: https://www.who.int/health-topics/ca...ases#tab=tab_1
                  15. Rahman FA, Abdullah SS, Manan W., Tan LT, Neoh CF, Ming LC, Chan KG, Lee LH, Goh BH, Salmasi S., et al. Akut Miyokard Enfarktüsünde Siklosporinin Etkinliği ve Güvenliği: Sistematik Bir İnceleme ve Meta-Analiz. Ön. eczane 2018; 9 :238. doi: 10.3389/fphar.2018.00238. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  16. Wei JN, Liu ZH, Zhao YP, Zhao LL, Xue TK, Lan QK Coriandrum sativum L. Food Chem'in fitokimyasal ve biyoaktif profili. 2019; 286 :260–267. doi: 10.1016/j.foodchem.2019.01.171. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  17. Khazdair MR, Anaeigoudari A., Hashemzehi M., Mohebbati R. Bazı baharat bitkilerinin nöroprotektif gücü, bir literatür taraması. J. Gelenek. Tamamlayıcı. Med. 2019; 9 :98–105. doi: 10.1016/j.jtcme.2018.01.002. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  18. Sahib NG, Anwar F., Gilani AH, Hamid AA, Saari N., Alkharfy KM Kişniş ( Coriandrum sativum L.): Fonksiyonel gıdalar ve nutrasötikler için potansiyel bir yüksek değerli bileşen kaynağı — Bir inceleme. fitoter. Res. 2013; 27 :1439–1456. doi: 10.1002/ptr.4897. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  19. Chrysant SG, Hipertansiyon Tedavisinde Kullanılan Chrysant GS Bitkileri ve Etki Mekanizmaları. Curr. Hipertans. 2017 ; 19:77 . doi: 10.1007/s11906-017-0775-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  20. Hussain F., Jahan N., Rahman KU, Sultana B., Jamil S. Coriandrum sativum'un hipotansif biyofonksiyonel bileşiklerinin tanımlanması ve bunların Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim (ACE) inhibisyon potansiyellerinin değerlendirilmesi. Oksit. Med. Hücre. Longev. 2018; 2018 :4643736. doi: 10.1155/2018/4643736. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  21. Agunloye OM, Oboh G., Ademiluyi AO, Ademosun AO, Akindahunsi AA, Oyagbemi AA, Omobowale TO, Ajibade TO, Adedapo AA Kardiyo-koruyucu ve antioksidan özellikleri kafeik asit ve klorojenik asit: Mechanistic role of anjiyotensin dönüştürücü enzim, kolinesteraz ve siklosporin kaynaklı hipertansif sıçanlarda arginaz aktiviteleri. Biyomed. eczane 2019; 109 :450–458. doi: 10.1016/j.biopha.2018.10.044. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  22. Micallef MA, Garg ML Kan lipitlerinin ötesinde: Hiperlipidemi için fitosteroller, statinler ve omega-3 çoklu doymamış yağ asidi tedavisi. J. Nutr. biyokimya 2009; 20 :927–939. doi: 10.1016/j.jnutbio.2009.06.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  23. Oliveira JR, Ribeiro GHM, Rezende LF, Fraga-Silva RA Kardiyovasküler ve Metabolik Hastalıkların Tedavisinde Bitki Terpenleri: Bir Gözden Geçirme. Protein Pept. Letonya 2021; 28 :750–760. doi: 10.2174/0929866528999210128210145. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  24. Al-Snafi AE Coriandrum sativum'un kimyasal bileşenleri ve farmakolojik aktiviteleri üzerine bir inceleme. IOSR J. Pharm. 2016; 6 :17–42. doi: 10.9790/3013-067031742. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  25. Diederichsen A. Kişniş: Coriandrum sativum L. Cilt 3 Bioversity International; Roma, İtalya: 1996. [ Google Scholar ]
                  26. Nair V., Singh S., Gupta YK Coriandrum sativum'un deneysel modellerde anti-granüloma aktivitesi. J. Ayurveda Bütünleyici. Med. 2013; 4 :13–18. doi: 10.4103/0975-9476.109544. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  27. Paniagua-Zambrana NY, Bussmann RW, Romero C. Coriandrum sativum L. A piaceae. Etnobot. And Dağları 2020:1–7. doi: 10.1007/978-3-319-77093-2_79-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  28. Musselman LJ In: Gıda, İlaç ve Kozmetiklerde Kullanılan Yaygın Doğal İçerikler Ansiklopedisi. 2. baskı Leung AT, Foster S., editörler. Baharcı; New York, NY, ABD: 1996. [ Google Scholar ]
                  29. Platel K., Srinivasan K. Baharatların sindirimi uyarıcı etkisi: Bir efsane mi yoksa gerçek mi? Hintli J. Med. Res. 2004; 119 :167–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  30. Otoom S., Al-Safi S., Kerem Z., Alkofahi A. Diyabetik Ürdünlü hastaların şifalı otları kullanmaları. J. Herb. Eczacı. 2006; 6 :31–41. doi: 10.1080/J157v06n02_03. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  31. Tahraoui A., El-Hilaly J., Israili Z., Lyoussi B. Güneydoğu Fas'ta (Errachidia eyaleti) geleneksel hipertansiyon ve diyabet tedavisinde kullanılan bitkilerin etnopharmakolojik incelemesi J. Ethnopharmacol . 2007; 110 :105–117. doi: 10.1016/j.jep.2006.09.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  32. Al-Rowais NA Diabetes mellitus tedavisinde bitkisel ilaç. Suudi Med. J.2002 ; 23 :1327–1331. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  33. Chaudhry N., Tariq P. Karabiber, defne yaprağı, anason ve kişnişin oral izolatlara karşı bakterisidal aktivitesi. Pak. J. Ecz. bilim 2006; 19 :214–218. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  34. Ugulu İ., Başlar S., Yörek N., Doğan Y. Türkiye'de İzmir ili çevresinde kullanılan tıbbi bitkilerin araştırılması ve kantitatif etnobotanik değerlendirmesi. J.Med. Bitkiler Arş. 2009; 3 :345–367. [ Google Akademik ]
                  35. Emamghoreishi M., Heidari-Hamedani G. Bilinci yerinde farelerde Coriandrum sativum tohumu özü ve uçucu yağının antikonvülsan etkisi. İran. J. Ecz. Res. 2004; 3:71 . [ Google Akademik ]
                  36. Emamghoreishi M., Heidari-Hamedani G. Kişniş tohumlarının özütlerinin ve esansiyel yağının yatıştırıcı-hipnotik aktivitesi. İran. J.Med. bilim 2006; 31 :22–27. [ Google Akademik ]
                  37. Aissaoui A., El-Hilaly J., Israili ZH, Lyoussi B. Anestezi uygulanmış sıçanlarda sulu bir Coriandrum sativum L. ekstraktının sürekli intravenöz infüzyonunun akut diüretik etkisi. J. Ethnopharmacol. 2008; 115 :89–95. doi: 10.1016/j.jep.2007.09.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  38. Taherian AA, Vafaei AA, Ameri J. Opiat sistemi, farelerde Coriandrum sativum'un antinosiseptif etkilerine aracılık eder. İran. J. Ecz. Res. 2012; 11 :679. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  39. Wichtl M. In: Bitkisel İlaçlar ve Fitofarmasötikler: Bilimsel Temelde Uygulama İçin Bir El Kitabı. Wichtl M., editör. Medpharm GmbH Scientific Yayıncıları; Stuttgart, Almanya: 2004. [ Google Akademik ]
                  40. Khare CP Hint Şifalı Bitkileri: Resimli Sözlük. Springer Bilim ve İş Medyası; Berlin/Heidelberg, Almanya: 2008. [ Google Scholar ]
                  41. Grieve M. Modern Bir Bitkisel. Cilt 2 Kurye Şirketi; North Chelmsford, MA, ABD: 2013. [ Google Scholar ]
                  42. Hassar M. La phytotherapie au Maroc. Espérance Medicale. 1999; 6 :83–85. [ Google Akademik ]
                  43. Bashir S., Safdar A. Kişniş Tohumları: Etno-tıbbi, Fitokimyasal ve Farmakolojik Profil. bilim Baharatlar Culin. Otlar-Son Lab. Klinik Öncesi. klinik Damızlık. 2020; 2 :39–64. [ Google Akademik ]
                  44. Chauhan P., Jaryal M., Kumari K., Singh M. Brassica juncea ve Coriandrum sativum'un Sulu Yaprak Ekstraktlarının Fitokimyasal ve in vitro Antioksidan Potansiyeli. Dünya Sebze Merkezi; Tainan, Tayvan: 2012. [ Google Scholar ]
                  45. Ishikawa T., Kondo K., Kitajima J. Kişnişin suda çözünen bileşenleri. kimya eczane Boğa. 2003; 51 :32–39. doi: 10.1248/cpb.51.32. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  46. ​​Barros L., Duenas M., Dias MI, Sousa MJ, Santos-Buelga C., Ferreira IC In vivo ve in vitro büyütülmüş Coriandrum sativum L. Food Chem. 2012; 132 :841–848. doi: 10.1016/j.foodchem.2011.11.048. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  47. Oganesyan E., Nersesyan Z., Parkhomenko AY Coriandrum sativum'un toprak üstü kısmının kimyasal bileşimi. eczane kimya J.2007 ; 41 :149–153. doi: 10.1007/s11094-007-0033-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  48. Rahimi AR, Babaei S., Mashayekhi K., Rokhzadi A., Amini S. Kişnişin ( Coriandrum sativum L.) antosiyanin içeriği salisilik asit ve besin maddesi uygulamasından etkilenmektedir. IJB. 2013; 3 :141–145. doi: 10.12692/ijb/3.2.141-145. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  49. Patel DK, Desai SN, Gandhi HP, Devkar RV, Ramachandran AV Coriandrum sativum L.'nin sıçanlarda izoproterenol kaynaklı miyokard nekrozu üzerindeki kardiyo koruyucu etkisi . Gıda Kimyası Toksikol. 2012; 50 :3120–3125. doi: 10.1016/j.fct.2012.06.033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  50. Jabeen Q., Bashir S., Lyoussi B., Gilani AH Kişniş meyvesi bağırsak düzenleyici, kan basıncını düşürücü ve idrar söktürücü aktiviteler sergiler. J. Ethnopharmacol. 2009; 122 :123–130. doi: 10.1016/j.jep.2008.12.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  51. Rehman N., Jahan N., ul-Rahman K., Khan KM, Zafar F. Tuz kaynaklı aritmik sıçanlarda Coriandrum sativum tohumlarının anti-aritmik potansiyeli. Pak. Veteriner. J.2016 ; 36 :465–471. [ Google Akademik ]
                  52. Shrirame B., Geed S., Raj A., Prasad S., Rai M., Singh A., Singh R., Rai B. Optimization of Supercritical Extraction of Coriander ( Coriandrum sativum L.) Seed and Characterization of Essential İçindekiler. J. Essent. Yağ Ayı. Bitkiler. 2018; 21 :330–344. doi: 10.1080/0972060X.2018.1470943. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  53. Coelho JP, Cristino AF, Matos PG, Rauter AP, Nobre BP, Mendes RL, Barroso JG, Mainar A., ​​Urieta JS, Fareleira JM, et al. Süper kritik karbondioksit ile aromatik bitkilerden uçucu yağ ekstraksiyonu: Deneyler ve modelleme. moleküller. 2012; 17 :10550–10573. doi: 10.3390/moleküller170910550. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  54. Sourmaghi MH, Kiaee G., Golfakhrabadi F., Jamalifar H., Khanavi M. Hidrodamıtma ve mikrodalga destekli hidrodamıtma ile ekstrakte edilen Coriandrum sativum L.'nin uçucu yağ bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırılması. J. Gıda Bilimi Teknoloji 2015; 52 :2452–2457. doi: 10.1007/s13197-014-1286-x. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  55. Coşkuner Y., Karababa E. Kişniş tohumlarının ( Coriandrum sativum L.) fiziksel özellikleri J. Gıda Müh. 2007; 80 :408–416. doi: 10.1016/j.jfoodeng.2006.02.042. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  56. Dulavratotu GA, Carabin IG Bir gıda maddesi olarak kişniş ( Coriandrum sativum L.) esansiyel yağının güvenlik değerlendirmesi. Gıda Kimyası Toksikol. 2009; 47 :22–34. doi: 10.1016/j.fct.2008.11.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  57. Msaada K., Hosni K., Taarit MB, Chahed T., Kchouk ME, Marzouk B. Üç olgunluk aşaması boyunca kişniş ( Coriandrum sativum L.) meyvelerinin uçucu yağ bileşimindeki değişiklikler . Gıda Kimyası 2007; 102 :1131–1134. doi: 10.1016/j.foodchem.2006.06.046. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  58. Zoubiri S., Baaliouamer A. Gıda tanelerini koruyucu olarak Cezayir'de yetiştirilen Coriandrum sativum tohumunun uçucu yağ bileşimi . Gıda Kimyası 2010; 122 :1226–1228. doi: 10.1016/j.foodchem.2010.03.119. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  59. Nejad Ebrahimi S., Hadian J., Ranjbar H. İran'dan Coriandrum sativum L.'nin farklı çeşitlerinin uçucu yağ bileşimleri . Nat. Üretim Res. 2010; 24 :1287–1294. doi: 10.1080/14786410903132316. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  60. Bhuiyan MNI, Begum J., Sultana M. Bangladeş'ten Coriandrum sativum L.'nin yaprak ve tohum uçucu yağının kimyasal bileşimi . Bangladeş J. Pharmacol. 2009; 4 :150–153. doi: 10.3329/bjp.v4i2.2800. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  61. Eikani MH, Golmohammad F., Rowshanzamir S. Kişniş tohumlarından ( Coriandrum sativum L.) uçucu yağların kritik altı su ekstraksiyonu J. Food Eng. 2007; 80 :735–740. doi: 10.1016/j.jfoodeng.2006.05.015. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  62. Msaada K., Taârit MB, Hosni K., Salem N., Tammar S., Bettaieb I., Hammami M., Limam F., Marzouk B. Comparison of Different Extraction Methods for the Detection of Essential oils and Related Compounds kişnişten ( Coriandrum sativum L.) Açta Chim. Slov. 2012; 59 :803–813. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  63. Benyoussef EH, Saibi S. Uçucu yağ bileşiminin su damıtma kinetiği üzerindeki etkisi. Lezzet Kokusu J.2013 ; 28 :300–308. doi: 10.1002/ffj.3169. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  64. HuaSong S., Yue Z., WenZhong Z., ShengQiang D., Kai S., ZhongXiao T., Yan Y., Ying H. Eryngium foetidum L. ve Yunnan Coriandrum sativum L.'deki uçucu bileşenlerin farklı bitki organları. Gıda Res. Dev. 2016; 37 :161–165. [ Google Akademik ]
                  65. Chung I.-M., Ahmad A., Kim S.-J., Naik PM, Nagella P. Kore Coriandrum sativum'un yapraklarından ve gövdelerinden elde edilen esansiyel yağ bileşenlerinin bileşimi ve bunların Aedes aegypti L. üzerindeki immünotoksisite aktivitesi. İmmünofarmakol. İmmünotoksikol. 2012; 34 :152–156. doi: 10.3109/08923973.2011.589030. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  66. Orav A., Arak E., Raal A. Farklı ülkelerden Coriandrum sativum L. meyvelerinin uçucu yağ bileşimi . J. Essent. Yağ Ayı. Bitkiler. 2011; 14 :118–123. doi: 10.1080/0972060X.2011.10643910. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  67. Gil A., De La Fuente EB, Lenardis AE, López Pereira M., Suárez SA, Bandoni A., Van Baren C., Di Leo Lira P., Ghersa CM Farklı çevre koşullarında yetiştirilen iki genotipten kişniş esansiyel yağı bileşimi koşullar. J. Agric. Gıda Kimyası 2002; 50 :2870–2877. doi: 10.1021/jf011128i. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  68. Saygı KO Coriandrum sativum vulgare ve Coriandrum sativum microcarpum'dan Fenoliklerin HPLC-DAD ile Nicelleştirilmesi. İran. J. Sci. Teknoloji Trans. Bir Bilim. 2021; 45 :1319–1326. doi: 10.1007/s40995-021-01132-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  69. Divya P., Puthusseri B., Neelwarne B. Ticari kişniş ( Coriandrum sativum L.) çeşitlerinin karotenoid içeriği, kurutma sırasındaki stabilitesi ve antioksidan aktivitesi . Gıda Res. Int. 2012; 45 :342–350. doi: 10.1016/j.foodres.2011.09.021. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  70. Sriti J., Wannes WA, Talou T., Mhamdi B., Hamdaoui G., Marzouk B. Kişniş meyvesinin farklı kısımlarının lipid, yağ asidi ve tokol dağılımı. End. Bitkileri Prod. 2010; 31 :294–300. doi: 10.1016/j.indcrop.2009.11.006. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  71. Sriti J., Talou T., Wannes WA, Cerny M., Marzouk B. Tunus kişniş meyvesinin farklı kısımlarının esansiyel yağı, yağ asidi ve sterol bileşimi. J. Sci. Gıda Tarım. 2009; 89 :1659–1664. doi: 10.1002/jsfa.3637. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  72. Suttisansanee U., Thiyajai P., Chalermchaiwat P., Wongwathanarat K., Pruesapan K., Charoenkiatkul S., Temviriyanukul P. Tayland Gıdalarında Yaygın Sebzelerden Sulu Etanolik Ekstraktların Fitokimyasalları ve In Vitro Biyoaktiviteleri. Bitkiler. 2021; 10 :1563. doi: 10.3390/plants10081563. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  73. Kajal A., Singh R. Coriandrum sativum tohumları, AGE inhibisyonu yoluyla deneysel sıçanlarda diyabetik nefropatinin ilerlemesini hafifletir. PLoS BİR. 2019; 14 :e0213147. doi: 10.1371/journal.pone.0213147. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  74. Singh R., Kaur N., Kishore L., Gupta GK Diyabetik komplikasyonların yönetimi: Kimyasal bileşenlere dayalı bir yaklaşım. J. Ethnopharmacol. 2013; 150 :51–70. doi: 10.1016/j.jep.2013.08.051. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  75. Hajlaoui H., Arraouadi S., Noumi E., Aouadi K., Adnan M., Khan MA, Kadri A., Snoussi M. Carum carvi L'nin Antimikrobiyal, Antioksidan, Anti-Asetilkolinesteraz, Antidiyabetik ve Farmakokinetik Özellikleri . ve Coriandrum sativum L. Tek Başına ve Kombinasyon Halinde Uçucu Yağlar. moleküller. 2021; 26 :3625. doi: 10.3390/moleküller26123625. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  76. Cha JM, Yoon D., Kim SY, Kim CS, Lee KR Coriandrum sativum'un havai kısımlarından nörotrofik ve anti-nöroinflamatuar bileşenler . Biyoorganik Kimya 2020; 105 :104443. doi: 10.1016/j.bioorg.2020.104443. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  77. Ramadan MF, Amer MMA, Awad AES Kişniş ( Coriandrum sativum L.) tohumu yağı, kolesterol içeren bir diyetle beslenen sıçanlarda plazma lipid profilini iyileştirir. Avro. Gıda Res. Teknoloji 2008; 227 :1173–1182. doi: 10.1007/s00217-008-0833-y. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  78. Ananthan R., Latha M., Ramkumar K., Pari L., Baskar C., Bai VN Gymnema montanum yaprak ekstraktının Wistar sıçanlarında alloksan kaynaklı oksidatif stres üzerindeki düzenleyici etkileri. Beslenme. 2004; 20 :280–285. doi: 10.1016/j.nut.2003.11.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  79. Sharma N., Sharma P., Jasuja ND, Joshi SC Erkek albino hiperlipidemik tavşanlarda ateroskleroz ve oksidatif stres üzerinde Coriandrum sativum tohum ekstraktının iyileştirici etkinliği . Res. J. Ecz. Biol. kimya bilim 2014; 5 :26–39. [ Google Akademik ]
                  80. Lal AA, Kumar T., Murthy PB, Pillai KS Coriandrum sativum L.'nin triton kaynaklı hiperlipidemik sıçanlarda hipolipidemik etkisi. Hintli J. Uzm. Biol. 2004; 42 :909–912. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  81. Zeb F., Safdar M., Fatima S., Khan S., Alam S., Muhammad M., Syed A., Habib F., Shakoor H. Sarımsak ve kişniş tohumu tozu takviyesi: Vücut kitle indeksi üzerindeki etki , lipid profili ve hiperlipidemik hastaların kan basıncı. Pak. J. Ecz. bilim 2018; 31 :1935–1941. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  82. Rajeshwari U., Shobha I., Andallu B. Anason tohumlarının ve kişniş tohumlarının antidiyabetik, hipolipidemik ve antioksidan aktiviteler açısından karşılaştırılması. Spatula DD Peer Rev. J. Tamamlayıcı. Med. İlaç Keşfi 2011; 1 :9–16. doi: 10.5455/spatula.20110106123144. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  83. Aissaoui A., Zizi S., İsrailli ZH, Lyoussi B. Coriandrum sativum L.'nin Meriones shawi sıçanlarında hipoglisemik ve hipolipidemik etkileri . J. Ethnopharmacol. 2011; 137 :652–661. doi: 10.1016/j.jep.2011.06.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  84. Chaudhary SK, Maity N., Nema NK, Bhadra S., Saha BP, Mukherjee PK Hindistan'dan gelen rezene ve kişniş yağlarının anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibisyon aktivitesi. Nat. Üretim komün. 2013; 8 :671–672. doi: 10.1177/1934578X1300800531. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  85. Afsheen N., Khalil Ur R., Jahan N., Khan KM, Zia MA Çeşitli tıbbi bitki konsantrasyonlarının kardiyoprotektif potansiyelinin yanıt yüzey metodolojisi kullanılarak optimizasyonu. Pak. Veteriner. J.2019 ; 39 :13–18. doi: 10.29261/pakvetj/2018.111. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  86. Dhanapakiam P., Joseph JM, Ramaswamy VK, Moorthi M., Kumar AS Kişniş tohumlarının ( Coriandrum sativum ) kolesterolü düşürme özelliği : Etki mekanizması. J. Çevre. Biol. 2008; 29 :53–56. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  87. Dhyani N., Parveen A., Siddiqi A., Hussain ME, Fahim M. Endotelin Reseptörlerinin Modülasyonu ve Antioksidan Potansiyeli Yoluyla Kalp Yetmezliği Sıçanlarında Coriandrum sativum (L.) Tohum Ekstresinin Kardiyoprotektif Etkinliği. Diyet. ek 2020; 17 :13–26. doi: 10.1080/19390211.2018.1481483. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  88. Chithra V., Leelamma S. Kişniş tohumlarının ( Coriandrum sativum ) hipolipidemik etkisi: Etki mekanizması. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 1997; 51 :167–172. doi: 10.1023/A:1007975430328. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  89. Patel D., Desai S., Gajaria T., Devkar R., Ramachandran AV Coriandrum sativum L. tohum ekstresi ham 264.7 hücrelerinde lipotoksisiteyi azaltır ve sıçanlarda aterojenik değişiklikleri önler. EXCLI J.2013; 12 :313–334. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  90. Kousar S., Jahan N., Khalil Ur R., Nosheen S. Coriandrum sativum'un antilipidemik aktivitesi . Biyosci. Res. 2011; 8 :8–14. [ Google Akademik ]
                  91. Wang X., Zhu C., Peng T., Zhang W., Zhang J., Liu H., Wu C., Pan X., Wu C. Çift doğal ile doymamış yağ asitlerinde zenginleştirilmiş bir emülsiyonun arttırılmış stabilitesi hem sulu hem de yağ fazlarında güçlendirilmiş antioksidanlar. Gıda Hidrokol. 2018; 82 :322–328. doi: 10.1016/j.foodhyd.2018.02.012. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  92. Froyen E. Sağlıklı bireylerde yağ tüketiminin düşük yoğunluklu lipoprotein partikül boyutu üzerindeki etkileri: Bir anlatım incelemesi. Lipitler Sağlık Dis. 2021; 20:86 . doi: 10.1186/s12944-021-01501-0. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  93. Bays H. Omacor'a klinik genel bakış: Omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin konsantre bir formülasyonu. Am. J. Cardiol. 2006; 98 :71i–76i. doi: 10.1016/j.amjcard.2005.12.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  94. Colin A., Reggers J., Castronovo V., Ansseau M. Lipids, depresyon ve intihar. ensefal. 2003; 29 :49–58. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  95. Bao L., Hu L., Zhang Y., Wang YI Lomatogonium rotatum'dan ekstrakte edilen flavonoidlerin hipolipidemik etkileri . Tecrübe. Med. 2016; 11 :1417–1424. doi: 10.3892/etm.2016.3038. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  96. Plösch T., Kruit JK, Bloks VW, Huijkman NC, Havea R., Duchateau GS, Lin Y., Kuipers F. Farelerde diyet bitki sterolleri ve stanolleri tarafından kolesterol emiliminin azaltılması, Abcg5/8 taşıyıcısından bağımsızdır. J. Nutr. 2006; 136 :2135–2140. doi: 10.1093/jn/136.8.2135. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  97. Hwang G.-H., Heo Y.-R., Lee H.-J., Park O.-J., Kang S.-K., Kim Y.-D. Hipertrigliseridemik diyet uygulanan sıçanlarda Coriandrum sativum L.'nin lipit metabolizması üzerindeki etkileri . Nutr. bilim 2001; 4 :13–19. [ Google Akademik ]
                  98. Sriti J., Wannes WA, Talou T., Mhamdi B., Cerny M., Marzouk B. Tunus kişniş ( Coriandrum sativum ) tohumunun lipid profilleri. J. Am. Yağ Kimyası Sos. 2010; 87 :395–400. doi: 10.1007/s11746-009-1505-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  99. Batta AK, Xu G., Honda A., Miyazaki T., Salen G. Stigmasterol, sıçanlarda plazma kolesterol düzeylerini düşürür ve hepatik sentezi ve bağırsak emilimini engeller. Metabolizma. 2006; 55 :292–299. doi: 10.1016/j.metabol.2005.08.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  100. Kong CK, Low LE, Siew WS, Yap WH, Khaw KY, Ming LC, Mocan A., Goh BH, Goh PH Biological Activity of Snowdrop ( Galanthus spp., Family Amaryllidaceae) Front. eczane 2020; 11 :552453. doi: 10.3389/fphar.2020.552453. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  101. Anmol RJ, Marium S., Hiew FT, Han WC, Kwan LK, Wong AKY, Khan F., Sarker MMR, Chan SY, Kifli N., et al. Citrus grandis (L.) Osbeck'in Fitokimyasal ve Terapötik Potansiyeli : Bir İnceleme. J. Kanıt. Temelli Entegr. Med. 2021; 26 doi: 10.1177/2515690X211043741. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  102. Weber C., Noels H. Ateroskleroz: Güncel patogenez ve terapötik seçenekler. Nat. Med. 2011; 17 :1410–1422. doi: 10.1038/nm.2538. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  103. Glass CK, Witztum JL Ateroskleroz: Önümüzdeki yol. Hücre. 2001; 104 :503–516. doi: 10.1016/S0092-8674(01)00238-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  104. Greaves DR, Gough PJ, Gordon S. Çöpçü reseptörlerinin lipid taşınması, ateroskleroz ve konak savunmasındaki rolünün tanımlanmasındaki son gelişmeler. Curr. görüş. Lipidol. 1998; 9 :425–432. doi: 10.1097/00041433-199810000-00006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  105. Björkerud B., Björkerud Sr Arteriyel düz kas hücreleri, makrofajlar ve fibroblastlar üzerinde apoptoza karşı güçlü büyüme teşviki ile hafif ve güçlü bir şekilde oksitlenmiş LDL'nin karşıt etkileri. arteriyoskler. tromb. Vasc. Biol. 1996; 16 :416–424. doi: 10.1161/01.ATV.16.3.416. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  106. Sreelatha S., Inbavalli R. Alloxan kaynaklı diyabetik sıçanlarda Coriandrum sativum yaprağının ve gövdesinin antioksidan, antihiperglisemik ve antihiperlipidemik etkileri. J. Gıda Bilimi 2012; 77 :T119–T123. doi: 10.1111/j.1750-3841.2012.02755.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  107. Dianat M., Negin A., Mohammad B., Yaghoub F. Sıçanlarda ellagic asit ve zorunlu egzersizin antidysritmik, inotropik ve kronotropik etkileri. Res. J. Ecz. Biol. kimya bilim 2014; 5 :1549–1557. [ Google Akademik ]
                  108. Ramazan MF, Moersel J.-T. Bitkisel yağların antiradikal etkisinin taranması. J. Yiyecek Bileşimleri. Anal. 2006; 19 :838–842. doi: 10.1016/j.jfca.2006.02.013. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  109. Potter TL Kişnişin uçucu yağ bileşimi. J. Agric. Gıda Kimyası 1996; 44 :1824–1826. doi: 10.1021/jf950814c. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  110. Abiko Y., Kumagai Y. Arseniğin Olumsuz Sağlık Etkilerini Azaltmaya Yönelik Önleyici Ajanlar ve Fitokimyasallar. Arsen. Kontaminasyon Asya. 2019:151–161. doi: 10.1007/978-981-13-2565-6_9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  111. Mazimba O. Umbelliferon: Kaynaklar, kimya ve biyoaktivite incelemesi. Boğa. Fak. eczane Kahire Üniv. 2017; 55 :223–232. doi: 10.1016/j.bfopcu.2017.05.001. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  112. Ali FE, Hassanein EH, El-Bahrawy AH, Omar ZM, Rashwan EK, Abdel-Wahab BA, Abd-Elhamid TH Umbelliferonun sisplatin kaynaklı böbrek hasarına karşı nefroprotektif etkisine aracılık eden NRF2, sitoglobin, SIRT1/FOXO -3 ve NF-kB-p65 sinyal yolları. J. Biochem. Mol. Toksikol. 2021; 35 :e22738. doi: 10.1002/jbt.22738. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  113. Webster KA Mitokondriyal membran geçirgenliği ve miyokard enfarktüsü sırasında hücre ölümü: Kalsiyum ve reaktif oksijen türlerinin rolleri. Gelecek Cardiol. 2012; 8 :863–884. doi: 10.2217/fca.12.58. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  114. Nwagha U., Ikekpeazu E., Ejezie F., Neboh E., Maduka I. Enugu, Nijerya'daki postmenopozal kadınlar arasında kardiyovasküler riskin yararlı bir göstergesi olarak plazmanın aterojenik indeksi. Afr. Sağlık Bilimi 2010; 10 :248–252. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  115. Boers M., Nurmohamed MT, Doelman CJ, Lard LR, Verhoeven AC, Voskuyl AE, Huizinga TW, van de Stadt RJ, Dijkmans BA, van der Linden S. Glukokortikoidlerin ve hastalık aktivitesinin toplam ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol üzerindeki etkisi romatoid artritli hastalarda. Ann. rom. Dis. 2003; 62 :842–845. doi: 10.1136/ard.62.9.842. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  116. Georgiadis AN, Papavasiliou EC, Lourida ES, Alamanos Y., Kostara C., Tselepis AD, Drosos AA Aterojenik lipid profili, erken romatoid artritli hastaların bir özellik özelliğidir: Etkisi erken tedavi—Prospektif, kontrollü bir çalışma. Artrit Res. orada. 2006; 8 :1–7. doi: 10.1186/ar1952. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  117. Pihlanto A., Akkanen S., Korhonen HJ Patatesin ( Solanum tuberosum ) ACE-inhibitör ve antioksidan özellikleri Food Chem. 2008; 109 :104–112. doi: 10.1016/j.foodchem.2007.12.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  118. Daskaya-Dikmen C., Yücetepe A., Karbancıoğlu-Güler F., Daskaya H., Özçelik B. Anjiyotensin-I-dönüştürücü enzim (ACE)-inhibitör peptidler bitkilerden. Besinler. 2017; 9 :316. doi: 10.3390/nu9040316. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  119. Liu M., Du M., Zhang Y., Xu W., Wang C., Wang K., Zhang L. Ceviz proteininden bir ACE inhibe edici peptidin saflaştırılması ve tanımlanması. J. Agric. Gıda Kimyası 2013; 61 :4097–4100. doi: 10.1021/jf4001378. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  120. Nazni P., Dharmaligam R. Kişniş çiçeklerinden fenolik bileşiğin izolasyonu ve ayrılması. Int. J. Agric. Gıda Bilimi 2014; 4 :13–21. [ Google Akademik ]
                  121. Rajeshwari C., Andallu B. RP-HPLC ile Coriandrum sativum L. tohumlarının metanolik ve etanolik ekstraktlarında flavonoidlerin izolasyonu ve eşzamanlı tespiti . Pak. J. Gıda Bilimi 2011; 21 :13–21. [ Google Akademik ]
                  122. Msaada K., Jemia MB, Salem N., Bachrouch O., Sriti J., Tammar S., Bettaieb I., Jabri I., Kefi S., Limam F. Üç kişnişten ( Coriandrum ) metanolik ekstraktların antioksidan aktivitesi sativum L.) meyve çeşitleri. Arap. J. Chem. 2017; 10 :S3176–S3183. doi: 10.1016/j.arabjc.2013.12.011. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  123. Luo J., Zhang C., Liu Q., Ou S., Zhang L., Peng X. Sardalya peptitlerinin ve kuersetin'in birleşik etkisi, anjiyotensin I dönüştürücü enzim aktivitesini ve enflamasyonu inhibe ederek hipertansiyonu hafifletir. Gıda Res. Int. 2017; 100 :579–585. doi: 10.1016/j.foodres.2017.07.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  124. Oyagbemi AA, Omobowale TO, Ola-Davies OE, Asenuga ER, Ajibade TO, Adejumobi OA, Afolabi JM, Ogunpolu BS, Falayi OO, Ayodeji F. Rutin'in Kim-1'in modülasyonu yoluyla sodyum florür kaynaklı hipertansiyon üzerindeki iyileştirici etkisi Sıçanlarda /NF-κB/Nrf2 sinyal yolu. çevre. Toksikol. 2018; 33 :1284–1297. doi: 10.1002/tox.22636. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  125. Gao H.-L., Yu X.-J., Hu H.-B., Yang Q.-W., Liu K.-L., Chen Y.-M., Zhang Y., Zhang D .-D., Tian H., Zhu G.-Q. Apigenin, Hipotalamik Paraventriküler Çekirdekte NADPH Oksidaz Bağımlı ROS Üretimi ve Sitokinleri Modüle Etme Yoluyla Hipertansiyonu ve Kardiyak Hipertrofiyi İyileştirir. Kardiyovasküler Toksikol. 2021; 21 :721–736. doi: 10.1007/s12012-021-09662-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  126. Oyagbemi AA, Omobowale TO, Ola-Davies OE, Asenuga ER, Ajibade TO, Adejumobi OA, Afolabi JM, Ogunpolu BS, Falayi OO, Saba AB, et al. Luteolin aracılı Kim-1/NF-kB/Nrf2 sinyal yolları, sodyum florürün neden olduğu hipertansiyonu ve kardiyovasküler komplikasyonları korur. Biyofaktörler. 2018; 44 :518–531. doi: 10.1002/biof.1449. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  127. Loizzo MR, Said A., Tundis R., Rashed K., Statti GA, Hufner A., ​​Menichini F. Ailanthus excelsa (Roxb)(Simaroubaceae) Phytother'den izole edilen flavonoidler tarafından anjiyotensin dönüştürücü enzimin (ACE) inhibisyonu . Res. Int. J. Adanmış Pharmacol. Toksikol. Değerlendir. Nat. Üretim türev 2007; 21 :32–36. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  128. Chen C.-H., Lin J.-Y., Lin C.-N., Hsu S.-Y. Tripterospermum lanceolatum'dan izole edilen tetrahidroksiksantonlar tarafından anjiyotensin-I-dönüştürücü enzimin inhibisyonu. J. Nat. Üretim 1992; 55 :691–695. doi: 10.1021/np50083a025. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  129. Bormann H., Melzig M. Metalopeptidazların flavonoidler ve ilgili bileşikler tarafından inhibisyonu. Ölüm Eczanesi. 2000; 55 :129–132. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  130. Lacaille-Dubois M., Franck U., Wagner H. Bitkilerden potansiyel anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörlerini araştırın. Bitki ilacı. 2001; 8 :47–52. doi: 10.1078/0944-7113-00003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  131. Klinik Tıpta Epstein M. Kalsiyum Antagonistleri. Cilt 183 Hanley Belfus Inc.; Phila, PA, ABD: 1992. [ Google Scholar ]
                  132. Chiu AT, McCall DE, Timmermans PB Sıçan aortunda reseptör tarafından işletilen ve potansiyel olarak işletilen Ca2 + kanallarının farmakolojik özellikleri. Avro. J. Pharmacol. 1986; 127 :1–8. doi: 10.1016/0014-2999(86)90199-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  133. Mendel B., Christianto, Setiawan M., Prakoso R., Siagian SN A Karşılaştırmalı Etkililik Sistematik İncelemesi ve Junctional Ektopik Taşikardi Profilaksisi için İlaçların Meta-Analizi. Curr. Kardiol. Rev. 2021 doi: 10.2174/1573403X17666210603113430. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                  Yorum yap


                  • #10
                    Flukonazole dirençli Candida glabrata üzerinde nane, nar ve kişnişin antifungal aktivitesinin değerlendirilmesi

                    Lekshmy Jayan , N Priyadharsini , R Ramya ,ve K Rajkumar
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                    Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
                    Git: SOYUT

                    Tanıtım:

                    Farklı Candida türlerinin gösterdiği antifungal direnç , kandidiyaz tedavisini büyük ölçüde etkilemiştir. Bu, yönetimleri için daha yeni, daha güvenli terapötik alternatiflere duyulan ihtiyacı doğurmuştur. Fitokimyasal ajanların çok sayıda tıbbi aktiviteye sahip olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Nişan almak:

                    Bu çalışmanın amacı flukonazolün etkinliğini ve direncini değerlendirmek ve Candida glabrata'da Coriandrum sativum, Mentha piperita ve Punica granatum'un antifungal etkilerini karşılaştırmaktı . Malzemeler ve yöntemler:

                    Organizma belirli bir ortama aşılandı ve özütler seri seyreltmelerde eklendi ve inhibisyon bölgesini değerlendirmek için inkübe edildi. Sonuçlar:

                    Üç özütün tümü, flukonazole dirençli C. glabrata'da flukonazole istatistiksel olarak anlamlı ve üstün antifungal aktivite gösterdi . Çözüm:

                    Ekstraktlar dirençli C. glabrata suşlarında üstün antifungal aktivite gösterse de , bu ekstraktların vücuttaki herhangi bir sistemik veya lokal faktör tarafından etkinliklerinin engellenip engellenmediğini görmek için hastalarda bu ekstraktları değerlendirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

                    Anahtar Kelimeler: Mantar önleyici direnç, Candida glabrata , kandidiyazis, kişniş, flukonazol, bitki özleri, nane, fitokimyasal tedavi
                    Git: GİRİŞ

                    Kendi kendine tedavi yarardan çok zarar verir; Sağlık sorunları için kendi kendine teşhis koyma ve İnternet kaynaklarına güvenme konusundaki susuzluk, çeşitli farmakoterapötik ajanların etik olmayan bir şekilde kullanılmasına yol açmıştır. Son yıllarda antimikrobiyal dirençli organizmaların gelişimindeki artışın nedenlerinden biri, antimikrobiyallerin ve steroidal ajanların artan kullanımının, bu organizmaların gelişmesini sağlayan mikrofloranın uyumunu bozan immünosupresyona yol açmasıdır. Fırsatçı bir enfeksiyon denilince akla gelen ilk isim Candida cinsinin mantar organizmalarının neden olduğu kandidiyazdır.. Son on yılda, bu organizmalar kendilerine karşı kullanılan antifungal ilaçların çoğuna karşı antifungal direnç ikilemiyle karşı karşıyadır. Bu organizmalar normal bireylerde hastalığa neden olmadan bulunabilse de, duyarlı bireylerde lokalize veya nadir durumlarda dissemine kandidiyaza yol açabilir.[ 1 ]

                    Candida glabrata , 1990'ların başında ağız boşluğu ve diğer mukozal yüzeylerin patojenik olmayan bir kommensali olarak kabul edildi. Geniş spektrumlu antibiyotiklerin, immünosupresanların ve kanser tedavisinin artan uygulaması, organizmanın büyümesi için uygun bir ortam sağlayan konakçıda baskılanmış bağışıklığa yol açtı.[ 2 ] Bu organizmaların şu anda, hastanede yatan hastalar, acı çeken kişiler gibi bağışıklığı baskılanmış kişilerde kandidiyaza neden olduğu bilinmektedir. diyabet, AIDS ve kanser tedavisi görenlerden. C. glabrata , azoller gibi yaygın antifungal ilaçlara doğuştan direnç gösteren, özellikle hastane enfeksiyonları olmak üzere yüzeyel ve sistemik kandidal enfeksiyonların ikinci yaygın nedenidir.[ 3] Candida albicans'tan bile daha yüksek kolonizasyon frekansına ve protez gibi diş aletlerinde daha yüksek kolonizasyon kapasitesine sahiptir. Bu organizma, yüksek oksidatif strese dayanma kabiliyetine sahiptir ve onu başarılı bir insan patojeni yapar ve ayrıca biyofilmler, özellikle hastalığın yayılmasına ve yayılmasına yardımcı olan maya formu oluşturma kabiliyetine sahiptir.[ 4 ]

                    Kandidal türlerdeki mantar hücresel yapısının, ökaryotik yapıları nedeniyle insan hücrelerininkiyle karşılaştırılabilir görünümü, kandidal enfeksiyonların tedavisini olumsuz etkiler. Candida'nın patogenezi, invazyon modu ve virülans faktörleri hakkında sayısız araştırma olmasına rağmen , yönetiminde sadece bir avuç kemoterapötik ajan etkilidir. Bu ajanların kullanımı, mantar türlerinin duyarlılık profili, yan etkileri ve hastanın toleransı ile daha da sınırlıdır.[ 5 ] Bu dezavantajların üstesinden gelmek için, daha yeni sınıfların olmaması nedeniyle çoklu ilaç hedefleri denenmektedir. farmakoterapötik ajanlar veya hedefler. C. glabrata'nın minimum inhibitör konsantrasyonualbicans'tan daha yüksektir ve nihayetinde çeşitli dirençli suşlar da tanımlanmıştır.[ 6 , 7 ]

                    Kandidiyazisin hem yönetiminde hem de önlenmesinde azollerin ve diğer antifungal ajanların etik dışı kullanımının bir ürünü olarak, dirençli suşların ortaya çıkması nedeniyle tedaviye dirençli kandidiyaz vakalarının sıklığında bir artış vardır . yatkın bireylerde veya bu enfeksiyonları geliştirme riski yüksek olanlarda ve ayrıca çeşitli nedenlerle bağışıklığı baskılanmış bireylerde seçim. Son zamanlarda flukonazolün hedef bölgesi olan ERG11 geninde mutasyon geliştiğini gösteren ve dolayısıyla azol ilaçlarına karşı antifungal dirence yol açan suşlar olmuştur.[ 6 ]

                    Hem sentetik farmakoterapötik ajanların hem de doğal fitokimyasal ürünlerin birlikte uygulanması, kandidiyazda çoklu ilaç direncini tersine çevirmek ve üstesinden gelmek için potansiyel bir terapötik strateji olabilir.[ 8] Atalarımızın sağladığı bilgelikte sorularımızın cevabını bulmak her zaman daha iyidir; bitkisel ekstraktların kullanımı ve bu enfeksiyonların tedavisinde kullanılması bize bu kemoterapötik ajanlara daha iyi bir alternatif olduğu kanıtlanabilecek daha ucuz ve daha basit bir alternatif sağlayacaktır. Bu ajanlar, organizmanın ilaçlara karşı önceki duyarlılığını geri kazanmalarına yardımcı olabilir veya tek başına kişniş, nane ve nar gibi organik veya bitkisel bitkilerden elde edilen terapötik ajanlar olarak kullanılabilir. Doğal ajanların daha ucuz olmaları ve herhangi bir fantezi ekipmana ihtiyaç duymadan evde hazırlanabilmeleri gibi ek bir etkisi vardır. Sentetik farmakoterapötik ajanların aksine, bu doğal ajanlar daha az yan etkiye sahiptir. Tüm bu avantajlar, bu ekstraktlar tarafından üretilen ikincil metabolitlerin varlığına bağlanabilir. Bu çalışmanın amacı flukonazolün etkinliğini ve direncini değerlendirmek ve flukonazolün antifungal etkilerini karşılaştırmaktı.C. glabrata'da Coriandrum sativum, Mentha piperita ve Punica granatum .

                    Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER

                    Bitkisel bileşeni çıkarma yöntemi

                    Uygun büyüklükte M. piperita , C. sativum ve P. granatum'u (toz veya parçalar) bir ekstraktöre alın. Hammadde miktarının yaklaşık 3 katı olan alkol ekleyin ve geri akış altında 80°C ile 85°C arasındaki bir sıcaklıkta 3-4 saat ısıtın. Ekstreyi uygun boyutta bir kaptan (tercihen 10 um gözenek boyutunda) filtreleyin. Marc, özü her seferinde aynı kaba süzülerek üç kez daha ekstrakte edilir. Elde edilen filtrat daha sonra depolanır. Mikroorganizmaların büyümesini değerlendirme yöntemi

                    Organizma, belirli bir kültür ortamına, HiCrome kandidal diferansiyel agar ortamına aşılanır ve ardından 24-48 saat boyunca inkübe edilir. Organizmanın büyümesi, kültür ortamında 24-48 saat inkübasyonun ardından agar yüzeyinden ayrılabilen sarımsı kremsi, pürüzsüz ve kabarık koloninin varlığı ile gösterildi. Organizmaların varlığı daha sonra KOH ve periyodik asit-Schiff (PAS) boyamasında doğrulandı. Candida glabrata'nın flukonazole karşı etkinliğini ve direncini değerlendirme yöntemi

                    C. glabrata türlerinin flukonazole direnci , kültür ortamına flukonazol antifungal disk eklenerek değerlendirilecek ve 20-24 saatlik inkübasyondan sonra inhibisyon bölgeleri kontrol edilecek ve yetersiz büyüme gözlenirse kültür tekrar inkübe edilecektir. 48 saat boyunca. Dirençli türler, 48 saat sonra bile bir inhibisyon bölgesi göstermede başarısız olacaktır ve bu suşlar, daha fazla çalışma için izole edilmiştir. Nane, nar ve kişnişin Candida glabrata üzerindeki mantar önleyici etkinliğini değerlendirme yöntemi

                    Mantar suşları temin edilip spesifik kültür ortamında aşılandı ve bitki özütlerinin standart konsantrasyonları (25, 50, 75, 100, 125, 150, 175 ve 200 µl) kültüre ilave edildi ve antifungal aktiviteyi değerlendirmek için inkübe edildi. inhibisyon bölgesini tahmin ederek özütlerin. Organizmanın büyümesi, kültür ortamında 24-48 saat inkübasyonun ardından agar yüzeyinden ayrılabilen sarımsı kremsi, pürüzsüz ve kabarık koloninin varlığı ile gösterildi. Organizmaların varlığı daha sonra KOH ve PAS boyamasında doğrulandı. istatistiksel analiz

                    Elde edilen ham veriler daha sonra istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Ham veriler normal dağılımları takip etmedi ve bu nedenle istatistiksel anlamlılığı değerlendirmek için parametrik olmayan istatistiksel analiz yapıldı. Çalışma farklı gruplar arasında bir karşılaştırma gerektirdiğinden Pearson korelasyon testi yapıldı. Test, farklı ekstrakt gruplarının kendi aralarında ve flukonazol ile C. glabrata'ya karşı etkinliğinin karşılaştırmasını mümkün kıldı .

                    Git: SONUÇLAR

                    Çalışma, C. sativum , M. piperita ve P. granatum ekstraktlarının flukonazole dirençli C. glabrata üzerindeki antikandidal özelliklerini belirlemek için bu ekstraktların organizmalara karşı inhibisyon bölgesi ve minimum inhibitör konsantrasyonu değerlendirilerek yapılmıştır.

                    Doğal özler arasında, bitkisel özler, 25 µl'den 75 µl'ye kadar bir konsantrasyonda bir inhibisyon bölgesi oluşturamadı. Aynı zamanda, 100 µl'lik bir konsantrasyondan 200 µl'ye kadar inhibisyon bölgesinin çapında bir artış gösterdi. C. sativum , çalışılan üç ekstrakt arasında en büyük inhibisyon bölgesine ve en düşük minimal inhibisyon konsantrasyonuna sahipti.

                    Çalışmada flukonazole dirençli C. glabrata suşu kullanılmış olmasına rağmen, çalışmada kullanılan tüm ekstraktlar mantar suşuna göre daha düşük bir antifungal etki göstermiştir. Suşlar dirençli olsa da, inhibisyon bölgesi, 200 µl konsantrasyonda bitkisel ekstraktlarla karşılaştırılabilir 250 mg konsantrasyonda flukonazol tarafından üretildi. Pozitif kontrol ve çalışma grubu arasındaki değerlerin analizi tüm bu ekstraktlarda P < 0,001 gösterdiğinden, bunlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilir. Flukonazolün antifungal özelliği ile flukonazole dirençli C. glabrata'ya karşı bitkisel özler (nar, nane ve kişniş) arasında önemli bir fark vardır.. Üç farklı ekstraktın kendi aralarında karşılaştırılmasında P değeri 0,001'den büyük olduğu için istatistiksel olarak anlamsız kabul edilmiştir. Bitkisel özlerin antifungal aktivitesinde önemli bir fark olmadığını, yani neredeyse eşit derecede güçlü olduklarını göstermektedir. Ayrıca korelasyon değerleri +1'e yakın olduğu için pozitif bir korelasyon gösteriyorlar [Tablolar​[Tablolar11-5ve Grafikler​Grafikler11-3]. tablo 1

                    Punica granatum tarafından Candida glabrata'ya karşı inhibisyon bölgesi (mm)
                    25 0 0 0
                    50 0 0 0
                    75 0 0 0
                    100 05 15 11
                    125 14 16 16
                    150 16 17 18
                    175 19 23 20
                    200 21 26 23
                    Pozitif kontrol (flukonazol) - 250 mg 26
                    Negatif kontrol (etanol) - 200 mg 0
                    Ayrı bir pencerede aç Tablo 5

                    Coriandrum sativum ve Mentha piperita'nın antifungal özelliklerinin flukonazole dirençli Candida glabrata ile karşılaştırılması
                    kişniş sativum 26 200 0.956 0.866 Önemsiz
                    mentha piperi 23
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JOMFP-24-517-g001.jpg'dir.
                    Grafik 1
                    Punica granatum tarafından Candida glabrata'ya karşı inhibisyon bölgesi (mm)

                    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JOMFP-24-517-g003.jpg'dir.
                    Grafik 3
                    Mentha piperita tarafından Candida glabrata'ya karşı inhibisyon bölgesi (mm) Tablo 2

                    Flukonazol ve Punica granatum , Coriandrum sativum ve Mentha piperita'nın antifungal özelliklerinin flukonazole dirençli Candida glabrata'ya karşı karşılaştırılması
                    flukonazol 26 250 mg 0.000 Önemli
                    punica granatum 21 200 ul
                    flukonazol 26 250 mg 0.000 Önemli
                    kişniş sativum 26 200 ul
                    flukonazol 26 250 mg 0.000 Önemli
                    mentha piperi 23 200 ul
                    Ayrı bir pencerede aç Tablo 3

                    Punica granatum ve Coriandrum sativum'un antifungal özelliklerinin flukonazole dirençli Candida glabrata ile karşılaştırılması
                    punica granatum 21 200 0.945 0.865 Önemsiz
                    kişniş sativum 26
                    Ayrı bir pencerede aç Tablo 4

                    Punica granatum ve Mentha piperita'nın antifungal özelliklerinin flukonazole dirençli Candida glabrata ile karşılaştırılması
                    punica granatum 21 200 0.960 0.867 Önemsiz
                    mentha piperi 23
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JOMFP-24-517-g002.jpg'dir.
                    Grafik 2
                    Coriandrum sativum tarafından Candida glabrata'ya karşı inhibisyon bölgesi (mm)

                    Git: TARTIŞMA

                    Antimikrobiyal direnç, son on yılda dünya çapında karşılaşılan çeşitli bulaşıcı hastalıkların yönetimindeki en büyük terapötik zorluklardan biridir. Antimikrobiyal ajanların bilinçsiz kullanımı, daha yıkıcı enfeksiyonlara yol açan çeşitli dirençli mikroorganizmaların gelişmesine yol açmıştır. Bu enfeksiyonların daha iyi anlaşılmasına çalışılsa da, tedavisi veya tersine çevrilmesi için henüz kesin bir yöntem bulunamadı, bu nedenle yeni, daha güvenli alternatiflerin araştırılmasını gerektiriyor.[ 9 , 10] Fitokimyasal ajanlar veya bitkisel terapötik ajanlar, eski zamanlarda herhangi bir hastalık için ana tedavi modaliteleriydi. Bu ajanların zararlı etkilerinin bilgisiyle, birçok durumu tedavi etmek için bitkisel ajanlar bulmak için köklerimizi yeniden yönlendiriyoruz. Bu bitkisel ajanlar enfeksiyonları, kanseri tedavi etmek, yara iyileşmesini hızlandırmak vb. için kullanılmıştır. Bu doğal ajanlar, sentetik farmakoterapötik yöntemlerin olumsuz etkileri ve çeşitli bulaşıcı patojenlerin dirençli suşlarının ortaya çıkması nedeniyle kaybettikleri terapötik değerlerini geri kazanmaktadır. Çeşitli bitkisel bitkilerin yapraklarında, meyvelerinde veya köklerinde tıbbi etkisi vardır. Çok sayıda antibakteriyel antifungal ve antioksidatif potansiyeline sahip olan çok sayıda biyoaktif molekül içerirler.[ 11 , 12 ]

                    Flukonazole dirençli C. glabrata'ya karşı C. sativum , M. piperita ve P. granatum gibi üç bitki özütünün antifungal etkinliğini değerlendirmek için bir in vitro çalışma yürüttük ve özlerin etkinliği daha sonra flukonazol ile karşılaştırıldı. herbiri. Antifungal ajanların C. glabrata'ya karşı etkinliğini değerlendirmek için sadece birkaç çalışma yapılmıştır . Çalışmamız kişniş, nane ve narın flukonazole dirençli C. glabrata'ya karşı antifungal etkisini değerlendiren türünün ilk örneğidir.. Mevcut çalışmada, üç özütün tümü, eylemlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmaksızın karşılaştırılabilir antifungal özellik gösterdi. Bununla birlikte, tüm ekstraktlar flukonazolden önemli ölçüde üstündü.

                    C. sativum veya kişniş, linalool, cedren, simen ve pinen gibi biyoaktif kimyasal bileşikler içeren yaygın olarak kullanılan mutfak baharatlarından biridir. Bu fitokimyasal bileşikler onlara antikanserojen, antibakteriyel, antifungal, nöroprotektif etki ve antidiyabetik gibi çeşitli tıbbi aktiviteler sağlar. Kişniş ve linalool'deki biyoaktif moleküllerden birinin bu biyolojik etkileri düzenlemede dikkate değer bir rol oynadığı bulunmuştur.[ 11 , 13 ] Msaada ve ark . (2014), kişnişin yüksek konsantrasyonlarda flavonoidler, tanenler ve polifenollerin bir ürünü olarak güçlü antioksidan özelliklere sahip olduğunu bildirmiştir.[ 14 ] Chaudhary ve ark .. Kişnişin antibakteriyel özelliklerini değerlendirmek için yapılan bir çalışmada, güçlü bir antibakteriyel ajan olduğu ve Staphylococcus , Streptococcus , Klebsiella , Lactobacillus , Salmonella'nın önemli ölçüde inhibisyonunu gösterdiği ve ekstraktın zengin flavonoidler, alkaloidler, glikozitler ve amino asitler içerdiği ancak indirgeyici şekerlerden yoksun olduğu sonucuna varılmıştır. .[ 15 ] Liu ve diğerleri . (2016), nanenin Gram pozitif Staphylococcus aureus ve Bacillus cereus ile Gram negatif Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa'ya karşı antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir.ve C. albicans'a karşı antifungal aktivite, ancak insan embriyonik böbrek hücre hatlarına karşı hafif sitotoksisite gösterdi.[ 16 ] Mevcut çalışmada, C. sativum'un antifungal aktivitesi, flukonazole dirençli C. glabrata türlerinde flukonazolünkinden üstündü . Diğer ekstraktlarla karşılaştırıldığında, görsel olarak kişniş, kolonilerin çevresinde açık bir inhibisyon bölgesi gösterdi ve bu, diğer iki ekstrakta bulunmayan organizmaların tamamen parçalandığını düşündürdü.

                    Narın çekirdeği, kabuğu veya kabuğu genellikle atılır, ancak son zamanlarda tıbbi değeri olan biyokimyasal moleküllere sahip oldukları bulunmuştur. Ayrıca östrojen benzeri eylemler uyguladığı da gösterilmiştir.[ 17 ] Punicalagin ve ellagic asit, bu tıbbi özelliklerden sorumlu olduğuna inanılan bu özel bitki ekstraktlarının en önemli bileşenleridir.[ 18 ] Patel ve ark ., bir çalışmada Narın Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler üzerinde antibakteriyel özelliklerin yanı sıra C. albicans üzerinde antifungal aktiviteye sahip olup olmadığını değerlendirdikleri çalışma, narın hem Gram-negatif hem de Gram-pozitif organizmaları ve Candida'yı inhibe ettiği sonucuna varmıştır. Narda bulunan biyoaktif metabolitlerin, mantar önleyici özelliklerini uyguladığı iki etki şekli vardır. Birincisi, hücre zarını b5nd5ng t6 ile bakteriyel hücre zarını yok etmektir. İkinci olarak, bu moleküller, zarla bütünleşmiş enzim moleküllerini inhibe ederek apoptozun tetiklenmesine neden olur.[ 19 ] Rongai ve ark . (2019), misel büyümesinin inhibisyonunu değerlendirerek antifungal özelliklerini değerlendirmek için narın farklı genotiplerini karşılaştırmış ve yabani genotipler CREA-FRU6, CREAFRU11 ve CREAM-FRU76'nın güçlü antifungal aktiviteye sahip olduğunu bildirmiştir.[ 18 ] Rizwan ve ark .. nar kabukları ve Darehald kök kabuğunun antikandidal aktivitesini değerlendiren bir çalışma yaptı ve her iki ekstrenin de flukonazol ve vorikonazol ile karşılaştırıldığında üstün antifungal aktivite gösterdiği sonucuna vardı.[ 20 ] Mevcut çalışmada, narın C. glabrata'ya karşı güçlü antifungal etkisi olmamasına rağmen daha yüksek konsantrasyonlarda daha düşük konsantrasyonlarda, flukonazolden daha üstün istatistiksel olarak anlamlı antifungal etki gösterdi. Mbatha (2018) da nar kabuğu üzerinde yaptığı çalışmasından benzer sonuçlar bildirmiş ve narın mantar öldürücü etkiye ek olarak C. albicans'ta subterapötik seviyelerde germ tüpü oluşumunu da engellediği sonucuna varmıştır .[ 21] Bu çalışmanın sonuçları Nicole ve arkadaşları tarafından elde edilen sonuçlarla çelişiyordu . (2014) nar özütünün Candida türlerine karşı antifungal özelliğinin olmadığını bildirmiştir . Bununla birlikte, çalışmamızda nar, daha yüksek konsantrasyonlarda kişniş ve nane ile karşılaştırılabilir antifungal etkiler göstermiştir.

                    Nane, mutfak ve kozmetik dünyasının bir parçası olan antimutajenik ve kimyasal önleyici bir bitki materyalidir. Nanenin antiparaziter, antibakteriyel, analjezik, böcek kovucu özelliklere sahip olduğu uzun zamandır kanıtlanmıştır. İçinde bulunan ana bileşen mentol ve pulegondur. Deyab et al . Candida ile ilişkili protez stomatitinde nane ve elma sirkesini karşılaştıran bir çalışma yaptılar ve nanenin antikandidal aktiviteye sahip olduğu sonucuna vardılar. Moleküller hücre zarına bağlanır, böylece hücre tarafından ergosterol üretimini daha da azaltarak onu bozar ve nane için mantar öldürücü aktivite sağlar.[ 22 ] Githaiga ve ark . in vitro gerçekleştirildinanenin antibakteriyel özelliklerini değerlendirmek ve nanenin temel bileşenlerini değerlendirmek için yağ damıtma yapmak için çalışma. Nanenin önemli antibakteriyel özelliklere sahip olduğunu ve tanenlerin, alkaloitlerin vb. ana bileşenleri olduğunu bildirdiler.[ 23 ] Çalışmamızda nane, flukonazole göre üstün antifungal etki gösterdi ve nane ile karşılaştırıldığında kolonileri çevreleyen yeşilimsi bir inhibisyon bölgesi gösterdi. C. sativum tarafından üretilen temiz bölge . Mevcut çalışma, Oktay Erdoğan ve ark . nane, lavanta ve kekiğin Verticillium dahliae'ye karşı antifungal aktivitesini araştırdıkları yerKleb. ve nane ve kekiğin doza bağımlı bir şekilde benzer antifungal aktivite gösterdiğini bildirmiştir.[ 24 ] Mevcut çalışmanın sonuçları Wenji ve ark . 2019, nane yapraklarının %80 konsantrasyonda C. albicans'a karşı güçlü antifungal aktiviteye sahip olduğunu bildirmiştir .[ 25] Çalışma, sayısız yan etkiye sahip olduğu bilinen mevcut farmakoterapötik ajanlara doğal ve aynı zamanda daha güvenli bir alternatif sağladı. Bu fitokimyasal ajanlar ülkemizde mevcuttur ve kültürümüzün bir parçasıdır ve bu nedenle daha ucuz olacak ve hem zengin hem de fakirler tarafından kolayca temin edilebilecektir. Ayrıca, doğal ajan olmaları nedeniyle, yatkın bireylerde yan etki korkusu olmadan profilaktik bir önlem olarak kullanılabilirler. Çalışmanın en önemli kısıtlılığı in vitro olmasıÇalışmamızda, sistemik faktörlerin veya sistemik hastalıkların bu ajanlar üzerindeki etki şekli üzerindeki etkisini değerlendiremedik. Kandidiyaz en yaygın olarak ek bir enfeksiyon olarak ortaya çıktığından, ilgili birincil bozuklukların çoğu ya bakteriyel enfeksiyonlar ya da diyabet ve HIV gibi sistemik durumlardı. Bu bitkisel ajanların, farklı amaçlarla uygulanan başka herhangi bir ilaçla antagonistik veya sinerjistik bir etkiye sahip olup olmadığı bilinmemektedir. Bu çalışmanın bir diğer sınırlılığı, ham bitki özlerinin kullanılmasıdır. Ayrıca, in vitro bir çalışma olduğu için, ilacın etkinliğinde kafa karıştırıcı bir faktör olarak hareket edebilecek ağız boşluğu veya vücuttaki diğer durumların etkisi değerlendirilemedi.

                    Zamanın ihtiyacı, enfeksiyonların tedavisinde daha yeni ilaçların, özellikle kandidal enfeksiyonların tedavisinde antifungal hedeflerin keşfedilmesidir, çünkü bunlar, tedavilerinde kullanılan tüm antifungal ilaçlara karşı en dirençli olanlardır.[ 14 , 15 ]

                    Git: ÇÖZÜM

                    Bu çalışma C. sativum , M. piperita ve P. granatum'un C. glabrata'ya karşı antifungal aktivitesini değerlendirmek için yapılmıştır . Çalışmada kullanılan tüm bitki özleri, C. glabrata'ya karşı güçlü antifungal aktivite göstermiştir ., ve değerler istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Dolayısıyla bu ajanlar, herhangi bir zararlı yan etki olmaksızın mevcut terapötik sistemlere göre daha güvenli ve daha ucuz bir alternatif olabilirler. Bu ilaçlar da flukonazolden üstündü. Bu ekstraktlar tek başına kullanılabilir veya durumu yönetmek için gereken dozu azaltacak olan flukonazol ile çoklu ilaç kombinasyonu olarak kullanılabilir. Vücuttaki herhangi bir sistemik veya lokal faktör tarafından etkinliklerinin engellenip engellenmediğini görmek için hastalarda bu ekstraktları değerlendirmek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca, bu çalışmanın diyabet, immünsüpresyon ve edinilmiş immün yetmezlik sendromu olan hastalarda daha yaygın olması nedeniyle başka amaçlarla verilen ilaçlarla ilaç etkileşimleri değerlendirilmelidir.in vitro çalışma. Mali destek ve sponsorluk

                    sıfır. Çıkar çatışmaları

                    Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

                    Git: REFERANSLAR

                    1. Fritz H. Kayser, KA Bienz, J. Eckert. Tıbbi mikrobiyoloji. 1. baskı. Tıbbi yayınlar; 2005. [ Google Akademik ]
                    2. Subhan M, Faryal R, Macreadie I. Candida glabrata'da statin direnci . Biyoteknoloji Lett. 2018; 40 :1389–94. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    3. Li L, Redding S, Dongari-Bagtzoglou A. Candida glabrata : Gelişmekte olan bir oral fırsatçı patojen. J Dent Arş. 2007; 86 :204–15. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    4. Rodrigues CF, Henriques M. Candida glabrata biyofilmlerinin neden olduğu oral mukozit: Flukonazol ve askorbik asidin birlikte kullanımının başarısızlığı. Ther Adv Infect Dis. 2017; 4 :10–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    5. Thaczuk D. İlaç direnci. AIDS haritası. 2018; 5 :1112–22. [ Google Akademik ]
                    6. Szweda P, Gucwa K, Romanowska E, Dzierz Anowska-Fangrat K, Naumiuk, Brillowska-Da Browska A, et al. Polonya'daki Candida glabrata klinik izolatları arasında azol direnci mekanizmaları . J Med Mikrobiyol. 2015; 64 :610–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    7. Vale-Silva LA, Sanglard D. Dengeyi her iki yönde değiştirmek: Candida glabrata'da ilaç direnci ve virülans . FEMS Maya Arş. 2015; 15 :fov025. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    8. Biswas C, Chen SC, Halliday C, Martinez E, Rockett RJ, Wang Q, ve diğerleri. <em>Candida glabrata</em> antifungal ilaç direnci belirteçlerinin tespiti için. J Vis Exp. 2017; 130 :e56714. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    9. WHO. Antimikrobiyal Direnç: Temel Gerçekler. Dünya Şifa Organı; 2018. s. 1–11. [ Google Akademik ]
                    10. Khan S, Imran M, Imran M, Pindari N. Çeşitli etanolik bitki özlerinin patojenik çoklu ilaca dirençli Candida spp.'ye karşı antimikrobiyal aktivitesi. Biyobilgi. 2017; 13 :67-72. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    11. Freires ID, Murata RM, Furletti VF, Sartoratto A, De Alencar SM, Figueira GM, et al. Coriandrum sativum L. (Kişniş) esansiyel yağı: Candida spp. üzerinde antifungal aktivite ve etki şekli ve insan tüm genom ifadesinde etkilenen moleküler hedefler. PLoS Bir. 2014; 9 :1–26. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    12. Sahai MR, Muhammed SA. Acacia senegalensis ve Kigelia Africana'nın vajinal Candida albicans üzerindeki sinerjik etkisi. J İlaçlar Geliştirin. 2018; 7 (2):1–4. [ Google Akademik ]
                    13. Angiosperms P, Asterids E, Apiaceae A. Kişniş veya kişniş. 2018:1–8. [ Google Akademik ]
                    14. Msaada K, Ben JM, Salem N, Bachrouch O, Sriti J, Tammar S, et al. Üç kişniş (Coriandrum sativum L.) meyve çeşidinden elde edilen metanolik ekstraktların antioksidan aktivitesi. Arap J Chem. 2014; 12 (Ek):3176–3183. [ Google Akademik ]
                    15. Chaudhary AA, Chauhan V, Sabbir Ansari MK. Coriander sativum'un patojenik organizmalara karşı in vitro antimikrobiyal potansiyeli . Uluslararası J Adv Arş. 2014; 2 :208–11. [ Google Akademik ]
                    16. Liu D, Hu L, Liu X, Kang X, Hu Y, Xie H, et al. Naneden izole edilen üç ekstraktın antibakteriyel, antifungal ve in vitro sitotoksik aktiviteleri. J Med Tesisleri Arş. 2016; 10 :546–52. [ Google Akademik ]
                    17. Johanningsmeier SD, Harris GK. Fonksiyonel bir gıda ve nutrasötik kaynak olarak nar. Annu Rev Gıda Bilimi Teknol. 2011; 2 ::181–201. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    18. Rongai D, Pulcini P, Di LD, Nota P, Preka P, Milano F. Farklı nar (Punica ganatum L.) Genotiplerinin Punicalagin içeriği ve antifungal aktivitesi. Bahçıvanlık. 2019; 5 (3):1–9. [ Google Akademik ]
                    19. Patel A, Shadab K, Bhise KS. Nar kabuğunun antifungal ve antimikrobiyal aktivitesi. World J Ecz Arş. 2017; 6 (4):1424–30. [ Google Akademik ]
                    20. Rizwan R, Shaheen S, Memon Z, Faisal Afridi MZ. Otların (Darehald ve Nar) Antifungal aktivitelerinin azollerle in vitro karşılaştırılması. Int J Clin Med. 2018; 9 :703–15. [ Google Akademik ]
                    21. Mbatha TF. Punica granatum L (nar) kabuğu ve tohum ekstraktlarının antifungal etkisi ve kabuk ekstraktının Candida albicans'ın virülans faktörleri üzerine etkisi. WIReDSspace. 2018; 3 :5–10. [ Google Akademik ]
                    22. Deyab MH, El B, Bakır NG. Nane yağına veya elma sirkesi solüsyonuna daldırma, akrilik yumuşak astarlar için geçerli bir mantar önleyici yaklaşım mıdır? Futur Dent J.2018; 4 (2):302–307. [ Google Akademik ]
                    23. Githaiga BM, Gathuru EM, Waithaka PN, Kiarie LW. Nane (Mentha spicata) yapraklarından elde edilen uçucu yağların antibakteriyel aktivitesinin seçilmiş patojenik bakteriler üzerinde belirlenmesi. J Drugs Eczacılık Bilimi. 2018; 2 (1):123–129. [ Google Akademik ]
                    24. Oktay Erdoğan AC. Verticillium Dahliae lavanta özleri üzerinde nane, kekik, lavanta özleri ve uçucu yağların in vitro antifungal aktivitesi ve Verticillium dahliae üzerindeki uçucu yağlar. Adli Çevre Boğası. 2016; 25 (11):4856-4862. [ Google Akademik ]
                    25. Wenji KY, Rukmi I, Suprihadi A. Metanolik ve kloroform nane yapraklarının (Mentha piperita L.) in vitro antifungal aktivitesi, metanolik ve kloroform nane yapraklarının (Mentha piperita L.) Candida albicans'ın in vitro antifungal aktivitesine karşı ekstraktlar Candida'ya karşı ekstraktlar albikanlar. GİB Konf Ser J Fizik Konf Ser. 2019; 1217 (1):1–13. [ Google Akademik ]

                    Yorum yap


                    • #11



                      Organik kültürden elde edilen Coriandrum sativum L. esansiyel yağı, planktonik ve multi-biofilm Candida'ya karşı antifungal aktivite gösterir.

                      DHX Barbosa 1, CR Gondim 2, MQ Silva-Henriques 3, CS Yükseliyor 4, DN Alves 1, SG Santos 5, RD Castro 6
                      üyelikler yıkılmak üyelikler

                      • 1Universidade Federal da Paraiba - UFPB, Centro de Ciências da Saúde - CCS, Doğal Ürünler ve Sintéticos Bioativos - PgPNSB, João Pessoa, PB, Brasil.
                      • 2Universidade Federal da Paraiba - UFPB, Centro de Ciências da Saúde - CCS, João Pessoa, PB, Brezilya.
                      • 3Universidade Federal da Paraiba - UFPB, Departamento de Clínica e Odontologia Social, Centro de Ciências da Saúde - CCS, João Pessoa, PB, Brezilya.
                      • 4Universidade Estadual da Paraíba - UEPB, Centro de Ciências Agrárias e Ambientais - CCHSA, Departamento de Agroecologia ve Agropecuária, Lagoa Seca, PB, Brasil.
                      • 5Universidade Federal da Paraiba - UFPB, Centro de Ciências da Saúde - CCS, Departamento de Ciências Farmacêuticas - DCF, João Pessoa, PB, Brezilya.
                      • 6Universidade Federal da Paraiba - UFPB, Centro de Ciências da Saúde - CCS, Departamento de Clínica e Odontologia Social - DCOS, João Pessoa, PB, Brasil.
                      Ücretsiz makale Soyut

                      Bu çalışma, Coriandrum sativum L.'nin yapraklarından elde edilen uçucu yağın fitokimyasal profilini ve Candida spp.'ye karşı antifungal aktivitesini analiz etmeyi amaçlamıştır. Araştırma, bitkisel ürünün toplanmasını, makrobesinlerinin analizini, uçucu yağın ekstraksiyonunu ve kimyasal analizini ve büyümeyle birlikte minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve minimum fungisidal konsantrasyon (MFC) yoluyla antifungal aktivitenin test edilmesini içeren bir in vitro çalışmadan oluşuyordu. inhibisyon kinetiği ve ürünün çok türlü Candida biyofilmi üzerindeki etkileri. Azot (47,08 g Kg-1), fosfor (5,3 g Kg-1) ve potasyum (50,46 g Kg-1) seviyeleri normal sınırlardaydı. Ana bileşenler oktanal, dekanal, dec-(2E)-enal ve dodecanal idi. Test edilen 11 Candida suşuna karşı değerlendirilen ürünün MIC ve MFC'si 31,25 ila 250 μg/mL arasında değişmiştir. Test edilen 3 konsantrasyonda (250, 125 ve 62,5 μg/mL) 24 saatlik maruziyet sırasında mantar büyümesinin inhibisyonu vardı. 80 mg/mL'lik konsantrasyon, çok türlü biyofilmde en büyük azalmayı sağladı (biyofilmde %70 azalma).Coriandrum sativum L. esansiyel yağ özü, esas olarak alkoller ve aldehitlerden oluşur ve Candida spp.'ye karşı mantar öldürücü aktivite gösterir. planktonik ve biyofilm formlarında. uçucu yağ özü, esas olarak alkoller ve aldehitlerden oluşur.
                      Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 22 September 2022, 08:26 ) değiştirilmiştir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Kişnişin Hiç Duymadığınız 10 Faydası

                        ​​​​​​ Kişniş: Güçlü Bağışıklık İçin Bitkisel Formül
                        Maydanozgillerden bir bitki olan kişniş, Türk mutfağında da kullanılan bir bitkidir. Kişniş tohumu, kuru yaprakları ve yaş haliyle yemeklere eklenir. Kişnişin çok talep görmesinde sağlığa olan faydaları etkendir. Özellikle de bitkisel tedavi yöntemlerinin bir parçası olan kişniş faydası saymakla bitmeyen bir bitki olarak bilinir. Güneşi çok seven, Akdeniz ikliminde bolca yetişen özelliğe sahiptir. Çin maydanozu ismiyle de bilinir. Kişnişin Faydaları
                        • Görme Yetisini Güçlendirir
                        • Ağız İçi Yaralarını İyileştirir
                        • Kalp Hastalıklarını Önler
                        • Stresi Engeller
                        • Kemiklerin Sağlığını Korur
                        • Cilt Hücrelerini Yeniler
                        • Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendirir
                        • Kan Şekerini Dengeler
                        • Kolesterolü Dengeler
                        • Hazmı Kolaylaştırır

                        Ülkemizde sıklıkla Akdeniz Bölgesi illerinde yetişen kişnişin faydaları keşfedilmeyi bekliyor, diyebiliriz. Antiseptik ve antioksidan özellikleri sayesinde kişniş neye iyi gelir sorusuna yanıt olarak, enfeksiyon problemlerine karşı doğal ilaç niteliği taşır, yanıtını verebiliriz. Eğer kansızlık, halsizlik, çabuk yorulma ya da depresyona kolay yakalanma gibi sorunlar yaşıyorsanız içeriğindeki yüksek demir sayesinde kişniş ile tanışmanızı tavsiye ederiz; çünkü kişniş otu faydaları arasında demir eksikliğine iyi gelmesi, kan yapması gibi özellikler de yer alır.

                        Uzmanların gündeme getirdiği kişniş, az önce bahsettiğimiz gibi pek çok hastalığa iyi gelmektedir. Şimdi sizlerle bu sayfada kişniş otunun faydaları nelermiş inceleyelim. Kişniş faydaları nelerdir sorusuna bu satırlarda yanıt bulacaksınız. Kişniş faydası ve şifalı etkilerini günlük hayatınızda test etmeden önce doktor onayı almanızı önemle hatırlatırız.

                        Kişniş Tohumu: 6 Faydası, Nasıl Kullanılır?
                        Kişniş Faydaları: Hiç Duymadığınız 10 Özelliği
                        1) Görme Yetisini Güçlendirir
                        • Kişniş birçok şekilde tüketilir. Özellikle de kişniş tohumu faydaları söz konusuysa göz sağlığına iyi geldiği unutulmamalıdır.
                        • Kişniş tohumunu düzenli bir şekilde tüketerek görme kaybını önleyebilirsiniz.
                        • Retinanın sağlığını en iyi şekilde korumak için kişniş çayı ve baharatı tüketilmelidir.


                        2) Ağız İçi Yaralarını İyileştirir
                        • Düzenli olarak kişniş çayı içerseniz ağız sağlığını korursunuz.
                        • Kişniş çayının faydaları ağız içinde oluşan bakteri ve kötü kokuyu gidermek ile görevlidir.
                        • Kişniş çayını tüketenler, diş çürümesinden ve ağız kokusundan uzak bir yaşam sürecektir.

                        Ağız Yarasına Ne İyi Gelir? Neden Oluşur? İlaçsız Bitkisel Tedavi



                        3) Kalp Hastalıklarını Önler
                        • Tansiyonu dengeleme görevine sahip olan kişniş baharatı, kalp hastalıklarını önleyecek kadar etkilidir.
                        • Damarlardaki tıkanmayı önleyen kişniş olası bir kalp krizi riskini ortadan kaldırır.
                        • Mutfağınızda kişnişe yer vererek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.


                        4) Stresi Engeller
                        • C vitamini ve antioksidan maddelerce zengin olan kişniş, sinir uçlarını uyarır.
                        • Stres, kaygı, endişe ve uyku bozukluğu gibi sorunları 1 fincan kişniş çayı sayesinde önleyebilirsiniz.
                        • Kişniş çayını uykudan önce tüketmeniz ve düzenli olarak içmeniz önerilir.




                        5) Kemiklerin Sağlığını Korur
                        • Kişniş kalsiyum kaynaklarından biridir ve kemikleri koruyacak kadar güçlüdür.
                        • Kişniş tohumu faydaları nelerdir diyenler için kişnişin kemikleri güçlendirdiğini söyleyelim.
                        • Güçlü bir iskelet yapısı için yemeklerinize kişniş baharatını ekleyebilirsiniz. Çayını içerek kalsiyum ihtiyacınızı alabilirsiniz.


                        6) Cilt Hücrelerini Yeniler
                        • Kişniş antioksidan maddeleri yoğun olarak barındırır. Bu yönüyle kişnişin cilde faydaları oldukça etkilidir.
                        • Ciltte yağlanma ve leke gibi durumları önler. Düzenli olarak kişniş yağını cildinize masaj olarak uygularsanız o bölgedeki sivilce, leke ve yaraların iyileşmesine yardım edersiniz.
                        • Ayrıca kişniş çayı içerek genel cilt sağlığını korumuş olursunuz. Gençliğin sırrı 1 fincan kişniş çayında!


                        7) Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendirir
                        • A vitamini, C vitamini, B vitamini ve pek çok minerali barındıran kişniş bağışıklık sistemi dostudur.
                        • Yemeklerinize kişniş baharatını ekleyerek vücut direncini yüksek tutabilirsiniz.
                        • Eğer ölçülü şekilde kişniş tüketirseniz; daha az hastalanır kendinizi daha çok iyi hissedersiniz.


                        8) Kan Şekerini Dengeler
                        • Kişnişin kan şekerini dengeleme görevi bulunmaktadır. Bu görevi sayesinde şeker hastaları güvenle yemek yiyebilecek.
                        • Kişniş çayı, kişniş baharatı tüketen şeker hastalarının kendilerini daha iyi hissettiği bilinmektedir.
                        • Ani şeker yükselmesini ve düşüşünü önlemek için gün içinde kişniş çayı içip yemeklerinize kişniş ekleyebilirsiniz.



                        9) Kolesterolü Dengeler
                        • Kandaki kolesterol seviyesi yükseldiğinde kalp hastalıklarına davetiye çıkar. Bu hastalıklardan kurtulmak için kişniş tüketilmelidir.
                        • Düzenli kişniş tüketimi ve kişniş çayı içmek kolesterol seviyesini dengede tutmaya yardım eder.
                        • Kötü kolesterolü düşürme etkisi olan kişnişi mutfağınızdan eksik etmemelisiniz.


                        10) Hazmı Kolaylaştırır
                        • Zaman zaman mide yanması, mide ekşimesi, kusma ve şişkinlik gibi mide sorunlarıyla mücadele ediyorsanız mutlaka kişnişle tanışmalısınız.
                        • Kişniş, mide problemlerini çözme konusunda oldukça etkilidir.
                        • Hazımsızlık, sindirim problemleri için günde 1 fincan kişniş çayını yemekten sonra tüketebilirsiniz.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Kişniş faydaları nelerdir?

                          Kişniş, ilk bakıldığında maydanozu anımsatan özellikle Asya, Meksika ve Orta Doğu mutfaklarında sıklıkla karşımıza çıkan yeşil bitkidir. Yemeklerde lezzeti artıran kişniş, iyi bir lipit kaynağı olarak da bilinmektedir. İçeriğinde A, K ve C vitaminlerini barındıran kişniş, sağlığa birçok faydası bulunur. Özellikle gucamole ve salsa soslarında tercih edilerek, yemeklere tat katmaktadır. Kişniş aynı zamanda içeriğinde fitokimyasallar, vitamin, mineral, ve antioksidanlar yüklü bir besindir.



                          İçindekilerKişniş besin değeri

                          Kişniş, bitkisel besin, fenolik bileşik, flavonoidler açısından zengin bir besindir. Besin değerleri şu şekilde sıralanabilir:
                          • A Vitamini: 270 IU (ünite)
                          • K Vitamini: 12.4 mcg (mikrogram)
                          • Folat: 2.5 mcg
                          • Potasyum: 20.8 mg

                          Kişniş, kalorisi olmayan doymuş yağ ve kolesterol bakımından düşüktür. İçerisindeki diyet lifi sayesinde vücuda sağlık verir. Aynı zamanda A, C, E, K vitaminleri, demir, potasyum, kalsiyum, magnezyum kaynağı olarak görülür. K vitamini ve kalsiyum sayesinde kişniş, kemikleri güçlendirir. Diş ve saçlar için oldukça faydalı olmaktadır. Kişnişin faydaları

                          Yeşil ve yapraklı bir bitki olan kişniş, soslarda, baharatlarda sıklıkla tercih edilerek kullanılır. Kişnişin sağlığa faydaları şu şekilde sıralanabilir: Vücuda zarar veren ağır metallerin uzaklaştırılmasında etkilidir

                          Kişniş vücuttaki ağır metallerin vücutta atılmasına yardımcı olur. Birçok kişi farkında olmadan ağır metallere maruz kalmaktadır. Zaman geçtikçe toksin olarak vücutta birikerek, sağlığa zarar verebilir. Vücudun canlanmasını sağlayan şifalı bitkiler arasında yer alan kişniş, biyokimyasal besinler arasında etkili bir profile sahip olmaktadır. Kişniş ruh sağlığını korur

                          Kişniş, içeriğindeki bileşenler sayesinde sinirleri yatıştırır ve doğal sakinleştirici görevi görür. Böylelikle uyku kalitesini artırmak için de kullanılır. Aynı zamanda anti-anksiyete etkileri de bulunmaktadır. Kalp sağlığını iyileştirir

                          Kişnişin faydaları arasında kalbe sağladığı yararlar da yer alır. İdrar söktürücü etkisi olan kişniş, vücutta biriken sodyumu atarak kan basıncını düşürür. Antioksidan ve lif barındıran kişniş, kalp hastalıkları riskini düşürür ve kolesterol seviyelerini dengede tutar. Kemik, cilt ve göz sağlığını destekler

                          Kişniş, çeşitli vitaminler, fosfor ve beta-karoten ve antioksidan içerir. Böylelikle cilt, kemik ve göz sağlığına olumlu etkilerde bulunur. Cilt ve mukoza zarlarını destekleyerek, yaşlılıkla beraber görülen göz bozukluklarına karşı etkilidir. Kişnişte bulunan cildin bariyerini daha güçlü hale getiren linoleik asit, cilde güzel katkıları vardır. Ciltte oluşacak olan iltihabı azaltarak, pürüzsüz hale getirir. Hafızayı güçlendirir, beynin işlevinin artmasını sağlar

                          Kişniş bitkisi, antioksidan, antienflamatuar içererek beynin işlevinin artmasında etkilidir. Oksidatif strese maruz kalan nöronlar, yaşam kalitenizi artırmaya da yarar. Aynı zamanda hafızanın da daha iyi çalışmasını sağlar. Taze kişniş nasıl tüketilir?

                          Kişniş, yemeklerde çorbalara, köri sosa ve özellikle Asya yemeklerine dahil edilebilir. Sapları da yaprakları da tüketilebilen kişnişin sapları daha acı bir tat vermektedir. Birçok kişi bu yüzden yemeklerde saplarını kullanmamayı tercih eder. Kişniş şu şekillerde tüketilebilir:
                          • Meksika yemeklerinde ya da salsa sosunda kişniş kullanılabilir
                          • Balıkların üstüne lezzet katmak amacıyla kişniş ve limon karıştırılarak, eklenebilir.
                          • Çorbalarda ya da pürelerde kişniş tercih edilebilir.
                          Kişnişin yan etkileri nelerdir?

                          Kişniş, fazla tüketildiğinde dişlerde aşınmaya neden olabilir. Bu yüzden doğru tüketim konusunda uzman doktora danışılması gerekir. Kişniş alerjiye sebep olabilir. Bu yüzden yemeden önce alerjiniz olup olmadığından emin olunuz.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Antihipertansif Olarak Kullanılan Bitkiler

                            Tarawanti Verma , 1 Manish Sinha , 2 Nitin Bansal , 3 Shyam Raj Yadav , 4 Kamal Shah , 5 ve Nagendra Singh Chauhan 6
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                            1 I.K. Gujral Pencap Teknik Üniversitesi (IKGPTU), Jalandhar, Pencap Hindistan
                            2 Ödüllü Eczacılık Enstitüsü, Kathog, Jwalamukhi, Kangra, Himachal Pradesh Hindistan
                            3 Farmakoloji Bölümü, ASBASJSM Eczacılık Fakültesi, BELA, Ropar, Punjab Hindistan
                            4 Kimya Bölümü, SP Jain College (Veer Kunwar Singh University, Ara), Sasaram, Bihar Hindistan
                            5 Farmasötik Araştırma Enstitüsü, GLA Üniversitesi, NH#2, Mathura, Uttar Pradesh 281406 Hindistan
                            6 Uyuşturucu Test Laboratuvarı Avam Anusandhan Kendra, 1. Kat Govt. Ayurvedik Hastane Binası, Govt. Ayurvedic College Campus GE Road, Raipur, Chhattisgarh 492010 Hindistan
                            Tarawanti Verma, E-posta: moc.liamg@68amrev.arat .
                            Katılımcı Bilgileri .
                            Sorumlu yazar.
                            Git: Soyut

                            Soyut

                            Hipertansiyon kritik bir sağlık sorunudur ve diğer kardiyovasküler hastalıklardan daha kötüdür. Esas olarak iki tiptir: Primer veya esansiyel hipertansiyon ve Sekonder hipertansiyon. Hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, inme ve renal vasküler hastalık için birincil olasılık özelliğidir. Bitkisel ilaçlar, hipertansiyonun yönetimi ve tedavisinde minimum yan etkilerle milyonlarca yıldır kullanılmaktadır. Bu incelemeyi yazmanın amacı, hayvan çalışmalarında ve insan katılımında doğal bitkilerin anti-hipertansif etkileri hakkında bilgi toplamanın yanı sıra, hücre kültürü ve ex-vivo'nun altından temel mekanizmaları özetlemektir.doku verileri. DSÖ'ye göre, doğal otlar/çalılar insan vücudunun hemen hemen tüm rahatsızlıklarını tedavi etmek için giderek artan bir şekilde kullanılmaktadır. Bitkiler, kimyasal bileşenlerin icadı için düzenli endüstriyel birimlerdir, vücudun farklı sağlık sorunlarına karşı savaşma konusundaki doğal kapasitesini artırmak için bağışıklık güçlendirici olarak, bitkisel ilaçlar ve gıda ürünleri olarak da kullanılırlar. Dünya nüfusunun yüzde sekseni (yaklaşık 5,6 milyar insan) önemli sağlık sorunları için doğal bitkilerden elde edilen ilaçları tüketmektedir. Bu derleme, hipertansiyonu normalleştirmek için kullanılan şifalı bitkilerin, yani Hibiscus sabdariffa'nın geleneksel kullanımı, fitokimyasal bileşenleri ve farmakolojik değerleri hakkında kuş bakışı bir analiz sunmaktadır .Allium sativum, Andrographis panikulata, Apium graveolens, Bidenspilosa, Camellia sinensis, Coptis chinensis, Coriandrum sativum, Crataegus spp., Crocus sativus, Cymbopogon citrates, Nigella sativa, Panax ginseng, Salviaemiltiorrhizae, Zingiber officinale, Tribulus terrestris, Rauwolfiaserpentina, Terminalia arjuna vb . Grafik Soyut

                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figa_HTML.jpg


                            Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, Antihipertansif bitkiler, Tansiyon, Vazodilatasyon, Bitkisel ilaçlar, Tansiyon düzenleme
                            Git: giriiş

                            Hipertansiyon ciddi bir tıbbi durumdur ve kalp, beyin, böbrek ve diğer hastalıkların riskini artırabilir. Dünya çapında erken ölümlerin önemli bir nedenidir. Klinik hipertansiyonu yönetmek için birkaç modern ilaç kullanılmasına rağmen, çeşitli yan etkilerle ilişkilidir. Potansiyel antihipertansif aktiviteye ve daha az yan etkiye sahip doğal bitkisel ilaçların kullanımı, yaşam tarzındaki değişiklik ve hafif egzersiz ile ilişkilendirildiğinde sentetik ilaçların yerine iyi bir alternatif olabilir.

                            Kan basıncı (BP), kanın damar duvarları içindeki basınç egzersizi olarak tanımlanabilir. İki tiptir: SBP (sistolik kan basıncı < 120 mmHg) ve DBP (diyastolik kan basıncı < 80 mmHg). Hipertansiyon hastasında SBP 140 mmHg'nin üzerine çıkar veya DBP 90 mmHg'nin üzerine çıkar. Şu anda dünya nüfusunun %26,4'ü hipertansiyon hastasıdır ve 2025 yılında bu oranın %60 artacağı tahmin edilmektedir. Hipertansiyon başlıca iki tiptir (Şek. 1).
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig1_HTML.jpg
                            Şekil 1
                            hipertansiyon türleri Primer veya Esansiyel Hipertansiyon (%90-95)

                            Hastaların kan basıncının yükselmesine katkıda bulunabilecek net bir şekilde tanımlanabilir bir nedeni yoktur. Sekonder Hipertansiyon (%5-10)

                            Hastalar, kan basıncının yükselmesinin temel nedeni olarak esas olarak böbrek veya adrenal hastalığa sahiptir [ 1 ]. Bunun dışında Nitrik oksit NO ve kalp debisi ve periferik vasküler direnç gibi faktörler de hipertansiyonda önemli rol oynar [ 2 , 3 ]. Bu gözden geçirme, hayvan çalışmalarında ve insan katılımında doğal bitkilerin anti-hipertansif etkileri hakkında bilgi toplamanın yanı sıra, hücre kültürü ve ex-vivo doku verilerinden temeldeki mekanizmaları özetlemektir. DSÖ'ye göre doğal otlar/çalılar dünya çapında insan vücudunun hemen hemen tüm hastalıklarını tedavi etmek için giderek artan bir şekilde kullanılmaktadır [ 4]. Herhangi bir doğal bitkide bulunan fitokimyasal bileşenlerin türü, onu belirli bir rahatsızlığın veya hastalık grubunun tedavisinde faydalı kılar. Şifalı otlar/çalılar ile tedavi, allopatik tedaviye kıyasla daha az yan etki oranları ile temel ve daha ucuz bir tedavidir [ 5 , 6 ]. Hipertansiyon kritik bir sağlık sorunudur ve diğer kardiyovasküler hastalıklardan daha kötüdür. Diüretikler, tek başına veya diğer antihipertansif ajanlarla birlikte, tehlikeli ve istenmeyen yan etkiler pahasına kan hacmini azaltarak artan kan basıncını düşürmek için düzenli olarak kullanılmaktadır. İlginç bir şekilde, doğal kaynaklardan elde edilen ilaçların alternatif olarak kullanılması, hipertansiyon ve buna bağlı diğer hastalıkların tedavisi için en iyi seçimdir [ 7] .]. Dubick, Bitkilerin kimyasal bileşenlerin icadı için düzenli endüstriyel birimler olduğunu, vücudun farklı sağlık sorunlarına karşı savaşma doğal kapasitesini artırmak için bir bağışıklık güçlendirici olarak, ayrıca bitkisel ilaçlar ve gıda ürünleri olarak kullandıklarını açıkladı. Kültürel , dini ve halk geleneklerinde , şifalı bitkiler hemen hemen tüm rahatsızlıklara şifa kaynağı olarak anlatılmaktadır [ 8-10 ]. 1970 yılından bu yana başta dünyanın gelişmekte olan ülkeleri olmak üzere Dünya Sağlık Örgütü politikaları arasında yerli bitki ilaçları da yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünya nüfusunun %80'i (yaklaşık 5,6 milyar insan) önemli sağlık sorunları için doğal bitkilerden elde edilen ilaçları tüketmektedir [ 11 , 12]. Bu derleme, hipertansiyonu normalleştirmek için kullanılan şifalı bitkilerin geleneksel kullanımı, fitokimyasal bileşenleri ve farmakolojik değerleri üzerine bir kuşbakışı analizi sağlar [ 13 , 14 ].

                            Git: Hipertansiyonun Mekanizmaları/Patofizyolojisi

                            Tansiyon Düzenleme

                            Kalp debisi, kan hacmi, arteriyel ton dengesi vb. gibi çeşitli parametreler . Kardiyovasküler sistem kan basıncını sonuçlandırabilir. Fizyolojik BP seviyelerinin korunması, natriüretik peptitler, renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi (RAAS), endotel hücreleri, bağışıklık sistemi ve sempatik sinir sistemi (SNS) içeren birleştirilmiş bir nörohumoral sistemin çeşitli öğelerinin çok yönlü bir ilişkisini içerir. Bu birleşik nörohümoral sistemin bileşenlerindeki herhangi bir dengesizlik, dolaylı veya doğrudan ortalama BP seviyesinde bir artışa veya düşüşe neden olabilir. Ayrıca bu dengesizlik uzun süre devam ederse hedef organ hasarına (KBH ve sol ventrikül hipertrofisi gibi) ve KVH'ye de yol açar.

                            Potasyum kanalları [ 15 ] gibi farklı fizyolojik efektörler (Şek. 2), Nitrik oksit (NO) (Şek. 3), renin anjiyotensin sistemi (Şek. 4), Reaktif oksijen türleri (Şek. 5) ve Kalsiyum iyonları (Şek. 6) vasküler tonusu modüle eder ve bu faktörlerdeki herhangi bir dengesizlik hipertansiyona neden olabilir.
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig2_HTML.jpg
                            İncir. 2
                            Potasyum kanallarının kan damar sistemine etkisi

                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig3_HTML.jpg
                            Şek. 3
                            Oksidatif stres ve NOS'un kan damar sistemi üzerindeki rolü

                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig4_HTML.jpg
                            Şekil 4
                            ACE'nin kan basıncı düzenlenmesindeki rolü. BP kan basıncı, PLC fosfolipaz C, SNP tek nükleotid polimorfizmi, ACE anjiyotensin dönüştürücü enzim, DAG diasilgliserol, IP 3 inositoltrifosfat

                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig5_HTML.jpg
                            Şekil 5
                            Reaktif oksijen türlerinin kan damar sistemi üzerindeki etkisi

                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig6_HTML.jpg
                            Şekil 6
                            Kalsiyum kanalı aracılı vazokonstriksiyon mekanizması. CM hücre zarı, SR sarkoplazmik retikulum, MLCK Miyosin hafif zincir kinaz, ATP adenozin trifosfat, AMP adenozin monofosfat, GMP guanozin monofosfat, NO nitröz oksit, AC adenilat siklaz

                            Doğa, bu faktörleri etkili bir şekilde değiştirebilen pek çok kurşun molekülü sağladı veya ilham verdi.1Ve​ve 2.2. Aşağıdaki bölüm, potansiyel bir antihipertansif etkiye sahip yaygın geleneksel şifalı otların ayrıntılarını içermektedir. tablo 1

                            Antihipertansif aktiviteye sahip yaygın olarak kullanılan şifalı bitkiler
                            1 allium sativum Fruktozla beslenen fareler ACE'yi engeller damar gevşetici [ 40 ]
                            Sıçanlardan izole edilen pulmoner arterler HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 37 ]
                            Endotel hücreleri İnsan göbek damarı HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 38 ]
                            Sprague-Dawley sıçan aort halkaları H 2 S'yi artırır damar gevşetici [ 39 ]
                            SHR'den izole edilen VSMC'ler Ang-II- geliştirilmiş hücre döngüsü ilerlemesini azaltın Çoğalma önleyici [ 43 ]
                            Fruktozla beslenen fareler NADPH aktivitesini azaltır antioksidan [ 77 ]
                            İnsan nötrofilleri ROS temizleme antioksidan [ 78 ]
                            2 K-1C faresi Karınca oksidasyonunu etkiler antioksidan [ 79 ]
                            Fruktozla beslenen Wistar fareleri eNOS'u artırır damar gevşetici [ 77 ]
                            Fruktozla beslenen Wistar fareleri VCAM-1'i azaltır Antienflamatuvar [ 77 ]
                            Sprague-Dawley sıçanının torasik aortik VSMC'leri Cx43 ifadesini indükler Çoğalma önleyici [ 80 ]
                            Yüksek fruktozla beslenen fareler NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 81 ]
                            2 Andrografi panikulata SHR ROS'u temizler antioksidan [ 49 ]
                            SHR ACE'yi azaltır damar gevşetici [ 49 ]
                            Sprague-Dawley sıçanları izole kalpler HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 44 ]
                            Sprague-Dawley fareleri izole kalpler Sprague-Dawley fareleri Ca 2+ kanallarını engeller damar gevşetici [ 44 ]
                            Npr1 geni nakavt fareler NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 82 ]
                            3 Apium mezarları Sıçan izole aort halkaları Ca 2+ kanallarını engeller damar gevşetici [ 58 ]
                            CCl 4 ile tedavi edilen fareler Antioksidanları güçlendirin antioksidan [ 59 ]
                            4 kamelya sinensis Koroner kalp hastalarının brakiyal arterleri Akış aracılı dilatasyonu (FMD) artırır damar gevşetici [ 83 ]
                            Koroner kalp hastalarının brakiyal arterleri Akış aracılı dilatasyonu (FMD) artırır damar gevşetici [ 84 ]
                            Süperoksit üreten sistem ROS'u temizler antioksidan [ 85 ]
                            In vitro endotel hücreleri VCAM-1'i azaltır Antienflamatuvar [ 86 ]
                            İnsan endotel hücreleri NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 73 ]
                            STZ beslemeli SHR NADPH oksidazını azaltır antioksidan [ 87 ]
                            Güçlü erkek sigara içenler (klinik öncesi pilot) HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 72 ]
                            diyabetik SHR eNOS ayrışmasını engeller damar gevşetici [ 88 ]
                            Obez, hipertansif insanlar TNF-α'yı azaltır Antienflamatuvar [ 89 ]
                            STZ ile beslenen Sprague-Dawley fareleri BloklarAT 1 reseptörü damar gevşetici [ 90 ]
                            Streptozotosin (STZ) ile beslenen Sprague-Dawley fareleri Antioksidanları artırır antioksidan [ 90 ]
                            STZ beslemeli SHR Engellenmiş eNOS ayrımı antioksidan [ 88 ]
                            C57BL/6 fareler Antioksidanları güçlendirin antioksidan [ 91 ]
                            İnsan aort düz kas hücreleri HO-1 enzimini artırır Çoğalma önleyici [ 92 ]
                            5 Kıpti chinensis Sıçan aort endotel hücreleri NF-κB'yi azaltır Antienflamatuvar [ 93 ]
                            Sıçan aort endotel hücreleri VCAM-1'i inhibe eder Antienflamatuvar [ 93 ]
                            Hale ve içten insanlar EMP'yi azaltır damar gevşetici [ 94 ]
                            Sıçan kardiyomiyositleri (insülin tarafından uyarılan hipertrofi) eNOS ifadesini düzenler damar gevşetici [ 95 ]
                            CIHH sıçanlarının torasik aorta halkaları eNOS ifadesini düzenler damar gevşetici [ 95 ]
                            CIHH sıçanlarının torasik aorta halkaları Ca 2+ kanallarını engeller damar gevşetici [ 95 ]
                            Sıçan kardiyomiyositleri (insülin tarafından uyarılan hipertrofi) Kalp hipertrofisini engeller Çoğalma önleyici [ 95 ]
                            Aterosklerotik renovasküler hastalığı (ARD) olan Wistar fareleri Antioksidanları artırır antioksidan [ 96 ]
                            ARD Wistar fareleri Reddedilen NADPH oksidaz antioksidan [ 96 ]
                            Aterosklerotik renovasküler sıçanlar NF-κB'yi azaltır Antienflamatuvar [ 96 ]
                            6 kişniş sativum CCl 4 - Wistar albino sıçanlarında indüklenen hepatotoksisite Antioksidanları artırır antioksidan [ 97 ]
                            NF-κB'yi azaltır LPS ile uyarılan RAW 264.7 Antienflamatuvar [ 98 ]
                            İzoproterenolün neden olduğu kardiyotoksisiteye sahip erkek Wistar sıçanları b-adrenoseptör uyarımı ile ROS üretiminin etkisizleştirilmesi antioksidan [ 99 ]
                            7 Crataegus spp. Hipertansif sıçanlar (L-NAME tarafından tetiklenir) eNOS'u etkinleştirir damar gevşetici [ 100 ]
                            Erkek Wistar sıçanının aort halkaları eNOS'u etkinleştirir damar gevşetici [ 101 ]
                            Memeli arter halkaları eNOS'u etkinleştirir damar gevşetici [ 101 ]
                            enzimatik tahlil ROS'u temizler antioksidan [ 102 ]
                            STZ tarafından üretilen diyabetli sıçanlar TNF-α'yı azaltır Antienflamatuvar [ 103 ]
                            STZ tarafından üretilen diyabetli sıçanlar IL-6'yı azaltır Antienflamatuvar [ 103 ]
                            8 Çiğdem Genotoksinlerle tedavi edilen Swiss albino fareler Gelişmiş antioksidanlar antioksidan [ 104 ]
                            Kobay izole kalp Ca 2+ kanallarını engeller damar gevşetici [ 105 ]
                            BeCl 2 ile tedavi edilen Wistar fareleri Oksidatif stresi azaltır antioksidan [ 106 ]
                            BeCl 2 ile tedavi edilen Wistar fareleri Antioksidanları artırır antioksidan [ 106 ]
                            İskemi-reperfüzyonlu sıçanlar eNOS'u etkinleştirir damar gevşetici [ 107 ]
                            İskemi-reperfüzyonlu sıçanlar NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 107 ]
                            9 ebegümeci sabdariffa sağlıklı erkekler Ürik asit konsantrasyonunu düşürür [ 108 ]
                            SHR izole aort HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 23 ]
                            SHR izole aort Ca 2+ kanallarını engeller damar gevşetici [ 23 ]
                            Evre 1 ve 2'deki hipertansif insanlar Plazma Na + seviyelerini azaltır [ 30 ]
                            CCl 4 tarafından indüklenen hepatotoksisiteye sahip sıçan karaciğeri ROS'u temizler antioksidan [ 109 ]
                            sağlıklı insanlar antioksidanları geliştirir antioksidan [ 110 ]
                            Anlaşılır değil HAYIR'ı artırır damar gevşetici [ 111 ]
                            PDGF ile tedavi edilen sıçan VSMC'leri ERK yolu aktivasyonunu engeller Çoğalma önleyici [ 112 ]
                            SHR torasik aortik VSMC'ler Azalmış pRb, CDK4 ve siklin D1 Çoğalma önleyici [ 113 ]
                            SHR torasik aortik VSMC'ler β-galaktosidazı azaltır Çoğalma önleyici [ 113 ]
                            SHR Ürik asit konsantrasyonunu düşürür [ 111 ]
                            10 panaks Hipoksi/reoksijenasyon-oksidatif hasarlı sıçan kardiyomiyositleri Antioksidanları artırır antioksidan [ 114 ]
                            Fare kardiyomiyositleri NF-κB'yi azaltır Antienflamatuvar [ 115 ]
                            Fare makrofajları NF-κB'yi azaltır Antienflamatuvar [ 116 ]
                            Fare makrofajları TNF-α'yı azaltır Antienflamatuvar [ 116 ]
                            Fare makrofajları IL-6'yı azaltır Antienflamatuvar [ 116 ]
                            11 Salviae miltiorrhizae KKH hastaları Antioksidanları artırır antioksidan [ 117 ]
                            Sprague-Dawley sıçanının torasik aortik VSMC'leri ROS'u azaltır antioksidan [ 118 ]
                            İnsan göbek damarının endotel hücreleri TNF-α'yı azaltır Antienflamatuvar [ 118 ]
                            İnsan göbek damarının endotel hücreleri NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 118 ]
                            İnsan göbek damarının endotel hücreleri VCAM-1'i inhibe eder Antienflamatuvar [ 118 ]
                            Sprague – Dawley sıçan torasik aort VSMC'leri PDGF proliferasyonunu inhibe eder Çoğalma önleyici [ 118 ]
                            12 Zingiber officinale enzimatik tahlil ROS'u temizler antioksidan [ 119 ]
                            Sıçan kalbi Lipit peroksidasyonunu inhibe eder antioksidan [ 120 ]
                            13 Bidens piloza L Yüksek fruktozla beslenen Wistar fareleri Mekanizma belirlenmedi damar gevşetici [ 64 ]
                            LPS ile uyarılan RAW 264.7 NF-κB'yi inhibe eder Antienflamatuvar [ 121 ]
                            LPS ile uyarılan RAW 264.7 TNF-α aktivasyonu Antienflamatuvar [ 122 ]
                            14 Afrika memelisi l-NAME kaynaklı hipertansif sıçanlar Ca2 + antagonistleri damar gevşetici [ 123 ]
                            15 Cymbopogon citratus Sıçan izole torasik aort Ca 2+ akışını engeller damar gevşetici [124]
                            Rat isolated thoracic aorta Increases NO bioavailability Vasorelaxant [124]
                            Isolated aorta from WKR Increases NO bioavailability Vasorelaxant [125]
                            SHR isolated aorta Increases NO bioavailability Vasorelaxant [125]
                            16 Nigella sativa SHR isolated aorta Enhances K+, Na+ and Cl− in urine [126]
                            17 Agastache Mexicana Rat thoracic aorta NO overproduction Vasorelaxant [127]
                            18 Cocos nucifera Salt-induced hypertensive male Wistar rats nitric oxide production Vasorelaxant and antihypertensive [128]
                            19 Lepidium sativum WKY and SHR rats Na + excretion increased in urine Antihypertensive and diuretic [129]
                            20 Laelia autumnalis Rat aortic rings isolated Ca2 + Channels blockade Vasorelaxant [130]
                            21 Carum copticum Preparations rabbit aorta and jejunum, rat thoracic aorta Calcium antagonism Antihypertensive [131]
                            22 Olea europaea Dahl salt-sensitive rat Angiotensin II inhibition Antihypertensive [132]
                            23 Hsian-tsao Male SHRs Increased antioxidant activities Antihypertensive [133]
                            24 Eucommia ulmoides Dog carotid and rat aortic rings Nitric oxide production Vasorelaxant [134]
                            25 Phyllanthus urinaria Spontaneously hypertensive rats ACE Inhibitors Antihypertensive [135]
                            26 Tropaeolum majus SHR Angiotensin II inhibition Antihypertensive [136]
                            27 Fritillaria Ussuriensis Rat aortic rings ACE inhibition, increased NO/cGMP level Antihypertensive [137]
                            28 Laelia anceps SHR aortic rings Ca2+ channels blockade Vasorelaxant and antihypertensive [138]
                            29 Guazuma ulmifolia Sugar nourished hypertensive rats Nitric oxide production Antihypertensive [139]
                            30 Lepechinia caulescens Rat thoracic aorta Nitric oxide liberation Vasodilator [140]
                            31 Elettaria cardamomum Preparations of rabbit jejunum Ca++ antagonism BP lowering effect [141]
                            32 Aronia mitchurinii SHR ACE inhibition BP lowering effect [142]
                            33 Momordica charantia Rats Mediate NO/cGMP production Hypotensive [143]
                            34 Clerodendron trichotomum Rat plasma ACE inhibiter Antihypertensive [144]
                            35 Tanacetum vulgare Wistar rat aorta NO production enhancer Vasorelaxing [145]
                            36 Cecropia pachystachya Rats hearts Na,K-ATPase pump stimulator Cardiotonic [146]
                            37 Eugenia uniflora Rats hearts Ca++ antagonism Hypotensive [147]
                            38 Geum japonicum Rat thoracic aorta Mediate NO/cGMP production hypotensive [148]
                            39 Cirsium japonicum Rat thoracic aorta Nitric oxide production enhancer Vasorelaxation [149]
                            40 Astragalus complanatus Hypertensive rats Ang II receptor blocker Antihypertensive [150]
                            41 Citrus limetta Mice Ang II receptor blocker BP lowering effect [151]
                            42 Achillea millefolium Anesthetized rats ACE inhibitior Antihypertensive [152]
                            43 Averrhoa carambola Rat aorta Ca2+ inhibitior Hypotensive [153]
                            44 Valeriana wallichii Preparations of rabbit jejunum k+ channel activation BP lowering effects [154]
                            45 Erythroxylum gonocladum Rat plasma ACE inhibitior Antihypertensive [155]
                            46 Cudrania tricuspidata Rats with NO synthesis inhibition NO/cGMP overproduction Antihypertensive [137]
                            47 Antrodia camphorata Rat aortic rings NO/cGMP overproduction Antihypertensive [156]
                            48 Melothria maderaspatana Hypertensive rats Increased vitamin C utilization Antihypertensive [157]
                            49 Solanum torvum Rat aorta Calcium influx blocked Antihypertensive [158]
                            50 Echinodorus grandiflorus Perfused kidney and aorta of rabbit Nitric oxide production Vasodilator [159]
                            51 Polyalthia longifolia Rats fed egg yolk ACE inhibition Reduced BP [ 160 ]
                            52 Jatropha gossypiifolia Sıçan aortu Ca 2+ /NE antagonizması antihipertansif [ 161 ]
                            53 Salvia cinnabarina Erkek Wistar fareleri nitrik oksit üretimi Daha düşük kan basıncı [ 162 ]
                            Ayrı bir pencerede aç Tablo 2

                            Anti-hipertansif ajanlar olarak farklı tıbbi bitkilerin tamamlanmış klinik deneyleri
                            1 allium sativum 2600 mg/gün sarımsak tozu/10 gün Hafif hipertansiyon Plasebo kontrollü, çaprazlama/6 SBP düşüşü/17 mmHg [ 38 ]
                            960 mg/gün YAŞ/12 hafta kontrolsüz hipertansiyon Çift kör, randomize, paralel, plasebo kontrollü/50 SKB azalması/10,2 ± 4,3 mmHg [ 172 ]
                            480 mg/gün YAŞ/ 12 hafta kontrolsüz hipertansiyon Çift kör, randomize, paralel, plasebo kontrollü/79 SKB azalması/11,8 ± 5,4 [ 173 ]
                            300–1500 mg/gün toz sarımsak/4 hafta Evre 1 hipertansiyon Randomize, paralel, plasebo kontrollü/210 SBP ve DBP azalır/9,2 ve 6,26 mmHg [ 174 ]
                            2 kamelya sinensis 400 ml suda kaynatılan 7,6 gr çay yaprağı/1 saat Hafif hipertansiyon Çift kör, plasebo kontrollü/20 SBP ve DBP artırır/1,7 ve 0,9 mmHg (yeşil çay) her biri 0,7 mmHg (siyah çay) [ 175 ]
                            379 mg yeşil çay gaspı / 12 hafta Obez, hipertansiyon Randomize, paralel, plasebo kontrollü/56 SBP ve DBP azalır/4 mmHg [ 89 ]
                            4479 mg (3 bardak/gün, her biri 1493 mg) siyah çay/ 24 hafta Hafif hipertansiyon Randomize, paralel, plasebo kontrollü/95 SBP ve DBP azalır/2 ve 2,1 mmHg [ 176 ]
                            3 Crataegus spp. 500 mg/gün gasp/ 10 hafta Hafif hipertansiyon Çift kör, randomize, paralel, plasebo kontrollü/36 DBP/13,1 mmHg [ 170 ]
                            2,7–3 mg/gün flavonoidler (Hidro-alkolik ekstrakt)/4 ay Hafif hipertansiyon Çift kör, randomize, paralel, plasebo kontrollü/92 SBP ve DBP azalır/13 ve 8 mmHg [ 177 ]
                            4 Çiğdem 400 mg/gün/7 gün Sağlıklı Çift kör, randomize, paralel, plasebo kontrollü/30 HARİTA ve SBP azalır/11 ve 5 mmHg [ 178 ]
                            5 ebegümeci sabdariffa 10 g/gün kurutulmuş kaliks/4 hafta Hafif ila orta dereceli hipertansiyon Randomize, kaptopril kontrollü 75 SBP ve DBP azalır/15,32 ve 11,29 mmHg [ 29 ]
                            720 mL/gün (3 kez, her biri 240 mL) çay formu/6 hafta Ön ve hafif hipertansiyon Randomized, double-blind, placebo-controlled/65 MAP, SBP, & DBP diminish/7.2, 3.1, & 4.5 mmHg [31]
                            6 Nigella sativa 200 & 400 mg/day seed extract aqueous (100 and 200 twofold a day)/8 weeks Mild hypertension Randomized, double-blind, placebo-controlled/108 SBP & DBP diminish/2.2 & 1.1 mmHg LDL-cholestrol reduction [179]
                            5 mL/day (2.5 double a day) Nigella sativa oil/8 weeks Healthy Double-blind, randomized, parallel, placebo-controlled/70 SBP & DBP diminish/ 10.6 & 9.6 mmHg [180]
                            7 Panax 3 g/day P. quinquefolius/12 weeks Essential hypertension Randomized, double-blind, placebo-controlled/64 SBP decrease/17.4 mmHg [181]
                            300 mg/gün P. ginseng ekstresi/8 hafta Hafif hipertansiyon Rastgele, plasebo kontrollü/ 90 SBP ve DBP azalır/3,1 ve 2,3 mmHg [ 182 ]
                            400 mg/ 3 saat Sağlıklı Randomize, çift-kör, çaprazlama/23 SBP ve DBP azalır/4,8 ve 3,6 mmHg [ 183 ]
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Hibiscus Sabdariffa (HS) (Aile: Malvacae; Yaygın Ad: Rosella, Hibiscus, Jamaica Sorrel, Red Sorrel) [ 16 – 19 ]

                            Bu bitkinin çiçek, yaprak ve kaliks gibi çeşitli kısımları birçok Batı Afrika ülkesinde çeşitli tıbbi sorunların tedavisinde kullanılmaktadır [ 20 ]. Hoş tadı, dekoratif görünümü, tıbbi ve mutfak etkisi nedeniyle, hümik maddeler dünya çapında birçok türde modern soğuk ve sıcak içecek üretmek için kullanılmaktadır. İhale genç yapraklar, kaliks ve saplar çiğ veya pişmiş olarak salata olarak kullanılır. Kaliks birçok yerde çorba, turşu, sos, puding yapımında ve ayrıca tatlandırıcı olarak kullanılır. Nijerya vatandaşları, antihipertansif ajan olarak kaliks infüzyonunu (zobo) kullandılar.

                            Deneysel çalışmalar hümik maddelerin antimikrobiyal, antioksidan, antikolesterol, antihipertansif aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir [ 21 ]. Ürdün'ün Kuzey Badialocity halkı, HS'nin yapraklarını ve çiçeklerini kullanır ve onlara göre, sıcak su infüzyonları yüksek kan basıncını tedavi etmek için kullanılırken, soğuk infüzyonlar daha düşük kan basıncını tedavi etmek için kullanılır [22 ] . Tobago ve Trinidad bölgesinde yaşayanların yaprakları hipertansiyonu tedavi etmek için kullanılırken çiçek ve tohumları hipokolesterolemik etki için kullanılır [ 23 , 24 ].

                            Önceki çalışmalar, HS ile tedavide SBP ve DBP seviyesinin tuzla indüklenen hipertansifte ve normotansif grupta doza bağımlı olarak azaldığını göstermiştir [ 25 ]. ACE inhibitörleri ile karşılaştırıldığında, kaptopril [ 26 ] ile eşit derecede etkiliydi ancak lisinoprilden [ 27 ] daha az etkiliydi .

                            Farklı çalışmalardan, H2S kaliks ekstraktının endotele bağlı ve bağımsız vazodilatör yolaklarla insan ve deney hayvanlarında antihipertansif ve vazodilatör etkiye sahip olduğu bulunmuştur . cGMP/nitrik oksit-gevşetici yolağının açılması, endotel yoluyla sağlanır ve guanilat siklazın aktivasyonu ile endotel bağımlı vazodilatasyona neden olurken, endotelden bağımsız bileşenden Ca2 + akışının inhibisyonu sorumludur [ 20 ].

                            HS'nin suda çözünür aktif bileşenleri, antosiyaninler, ağırlıklı olarak siyanidin-3-sambubiyosid ve delfinidin-3-sambubiyosid, hipokolesterolemik, antioksidan ve antihipertansif etkilerden sorumludur [24 , 26 – 29 ] .
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figb_HTML.jpg


                            Allium Sativum : (Ortak Ad: Sarımsak; Aile: Alliaceae veya Liliaceae) [ 30 , 31 ]

                            A. Sativum'un soğanı, dünya çapında güçlü aroması ve tadı nedeniyle binlerce yıldır sebze olarak popüler olarak kullanılan çok amaçlı bir baharat veya bitkidir. Koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, ateroskleroz ve yaşa bağlı vasküler değişiklikler gibi kardiyovasküler hastalıkların (CVD'ler) tedavisi için ilgi çekici bir bitkidir [ 32 ]. Aynı zamanda bir antioksidan, anti-kanser, anti-inflamatuar, antibakteriyel ve hipokolesterolemik olarak da kullanılabilir. Tüm bu farmakolojik faaliyetler, onu farmakologlar ve sağlık pratisyenleri için ilginç kılmaktadır.

                            allisin (ana aktif bileşen), ajoen, s-allil -l -sistein, dialil disülfidler (DADS), metil tiyosülfonat ve dialil trisülfidler vb. gibi organosülfür bileşenlerinin varlığı bu farmakolojik aktivitelerden sorumludur. Allium Sativum , ham, kuru toz, sulu ekstrakt, yağ ve yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE) formu gibi çeşitli çeşitlerde kullanılabilir. Mata analizi yorumu, AGE'nin, A. Sativum'un diğer formlarına kıyasla güvenilir bir kan basıncı düşüşü (hem SBP hem de DBP) ürettiğini doğruladı [ 33 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figc_HTML.jpg






                            Ku ve ark. ve Mousa ve Mousa, sarımsağın etanolik ekstraktının , NO biyoyararlanımını artırarak sıçanın pulmoner arterlerinde allisin gibi sülfit bileşenleri ile gevşemeye neden olduğunu bildirmiştir [ 34 , 35 ]. Benavides ve ark. sarımsağın H2S üretimini ve sentezini artırmak için kırmızı kan hücrelerine polisülfidler sağladığını bildirmiştir [ 36 ].

                            Ayrıca, Sendlet al. sarımsağın bileşeni olan gama-glutamil-sisteinlerin, ACE aktivitesini inhibe etmek için bir antagonist olarak hareket ettiğini bildirmiştir [ 37 ]. Alliin, Alliinase enzimi ile reaksiyona girdiğinde, Allicin endotelin-1 etkisini antagonize eder, Ang II'nin vazokonstriktör tepkilerini azaltır ve NF-kB'yi devre dışı bırakır [ 33 , 38 – 42 ].

                            Andrographispaniculata : (Ortak Ad: Kalmegh, Kirayat, Bhunimba, Acı Kralı; Aile: Acanthaceae)

                            Bu, doğu ve güneydoğu Asya'nın soğuk algınlığı, ateş [ 43 ], üst solunum yolu ve gastrointestinal sistem enfeksiyonları, hepatit, herpes ve CVD'leri [ 44 ] tedavi etmek için yaygın olarak kullanılan geleneksel bir şifalı bitkidir.

                            Andrographis panikülat , β-adrenoseptörlerin, otonomik ganglion reseptörünün ve anjiyotensin dönüştürücü enzimin (ACE) aktivitesini inhibe ederek etki eder [ 45 ]. Ekstraktları birkaç diterpenoid bileşik içerir , yani . 14-deoksi-11,12-didehidroandrografolit, andrografolid ve 14-deoksiandrografolid [ 46 ] anti-enflamatuar, bakterisidal [ 47 ], antioksidan ve hipotansif etkilerden sorumludur . Kloroform özü NO sentezini aktive edebilir ve son olarak endotelyal hücrelerde NO üretimini uyarabilir ve bu da sonuçta Ach hareketini inhibe ederek düz kaslarda gevşemeye neden olur [ 48 ]. A. panikülataimpulsif olarak hipertansif sıçanlarda (SHR) reaktif oksijen türlerini ve ACE aktivitelerini azaltarak kan basıncını düşürür [ 44 ]. Awang ve arkadaşlarına göre. [ 46 ], hem 14-deoksiandrografolid hem de 14-deoksi-11,12-didehidroandrografolit tarafından izole sıçan kalbinde vasküler direncin azaldığını buldu. Onlara göre, yüksek konsantrasyonda 14-deoksi-11,12-didehidroandrografolid içeren ham ekstrakt, vazodilatasyondan sorumlu olan artan NO salınımı yoluyla dikkate değer hipotansif özellik üretir. Ayrıca 14-deoksi-11,12 - didehidroandrografolid , voltaj kapılı Ca2 + kanalları ile hücre içindeki Ca2 + seviyesini düşürür.2+ akım ve yüksek K + aktivasyon yolları, düz kası gevşetmek için endotel koruyucu etkiler üretti ve sonuçlar verapamil ile karşılaştırılabilirdi [ 33 , 49 – 51 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fige_HTML.jpg


                            Apiumgraveolens (Kereviz): (Ortak Ad: Kereviz, Ajmod; Aile: Umbelliferaeor Apiaceae)

                            Asya ve Afrika'nın subtropikal ve ılıman bölgelerinde yaygın olarak bulunan yıllık veya kalıcı bitkilerdir. Apium graveolens'in farklı kısımları, antienflamatuar, antihipertansif, antimikrobiyal, bakterisidal, fungisidal, anti-kanser, anti-virüs, mide-bağırsak, anti-spazmodik ve anti-anti- oksitleyici özellikler [ 52 ].

                            In vivo hayvan çalışmaları , A. graveolens'in hipotansif bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir [ 33 ]. Moghadam ve arkadaşlarına göre. tohumun heksan özleri, hipertansif sıçanlarda kan basıncını ek özlerinden daha etkili bir şekilde düşürür [ 53 ]. Bunun nedeni, kerevizin lezzetinden ve aromatik kokusundan sorumlu olan n-butylphthalide'in daha iyi korunmasıdır. n-butylphthalide'in bu etkisi SHR'ler tarafından da desteklenmiştir [ 54 ]. Ko ve ark. apigeninflavon ekstre edilmiş form , sıçanın izole aortunda aort halkası kasılmalarını bloke eden Ca2 + akışını bloke ederek voltaj ve reseptör kapılı kanalları etkiler [ 55]. Houston, kerevizin aktif bileşenlerinin muhtemelen dolaşımdaki katekolaminlerin yoğunluğunu azaltarak ve vasküler direnci düşürerek insan arter basıncını düşürdüğünü bildirmiştir [ 56 ]. Fazal ve ark. 4 hafta boyunca günlük tohum ekstraktı kullanımının kan basıncını %12 oranında azaltabildiğini bildirmiştir [ 57 ]. Ayrıca, Popovic ve ark . bu bitkinin flavonoid içeriğinin, antioksidan mekanizmaları güçlendirebilen oksidatif stresi azalttığını bildirmiştir [ 33 , 58 ]. Moghadam ve ark. kereviz tohumlarının n-butylphthalide (NBP) [ 50 , 53 ] gibi bazı hidrofobik bileşenler nedeniyle hipotansif bir etkiye sahip olduğunu doğruladı . Karaciğer ile ilişkili hipertansiyonu tedavi etmek için de kullanılabilir.51 ].



                            Bidenspilosa L. (Yaygın İsimler: Broom Stick, Beggar'stick ve Black-Jack; Asteraceae Ailesi)

                            B. pilosa bitkisinin tamamı tentür, kuru toz, maserasyon veya kaynatma gibi farklı formlarda halk ilaçlarında bileşen olarak kullanılmaktadır.

                            Biyoaktif bileşenlerin birçok sağlık yararı vardır ve bakteri, kanser, obezite, hipertansiyon, sıtma ve kardiyovasküler hastalıklarda [ 12 , 59 ] kullanılması onu günümüzde ilgi çekici bir bitki haline getirmektedir. Bidens pilosa'nın farklı kısımları, en az 60 flavonoid [ 12 ] ile çok sayıda faydalı kimyasal bileşen içerir. Bu nedenle, normalde bu bitkinin özleri , vazodilatasyon, lipit profili iyileştirme, insülin duyarlılığını temizleyen serbest radikaller, kalsiyum bloker vb. gibi beklenen farklı [ 2 ] mekanizmalarla yaklaşık 40 hastalık kategorisini [ 12 , 60 ] tedavi etmek için ilaç olarak kullanılır . 64]. Önceki çalışmalar, quercetin'in NO üretimini ve/veya biyoyararlanımı artırarak endotel fonksiyonunu iyileştirdiğini doğrulamıştır. Ek olarak, Bilanda ve ark. quercetin'in hipertansiyonu azaltabileceğini ve önleyebileceğini destekledi [ 2 ]. Bidens pilosa'nın metilen klorür ve sulu özleri, fruktozla beslenmenin ürettiği hipertrigliseridemi ve yüksek tansiyonu tersine çevirdi, ancak plazma glikoz ve insülin seviyelerini etkilemedi, ancak birkaç deney insülin duyarlılığı üzerinde etki gösterdi [12 , 61 ] . Gulfsha ve ark. Bidens pilosa'nın yüksek dozlarda yaprak özleri, plazma kreatinin düzeylerini düşürebilir ve bu da plazma kolesterol düzeyini yükseltebilir. Yani, bunu önerdilerBidens pilosa'nın hipotansif etkisi, insülin duyarlılığından bağımsızdır [ 65 ].

                            Dimo ve arkadaşlarına göre. Bidens pilosa'nın sulu ve CH 3 Cl yaprakları, 3 haftalık sürekli bir tedavi için çeşitli normotansif ve hipertansif sıçan modellerinde (fruktoz tarafından indüklenen) yüksek kan basıncını azaltabilir ve önleyebilir [ 2 , 66 ]. Dimo ve ark. ve Bartolome ve ark. B. pilosa'nın damar gevşetici tepkilere sahip olduğunu kanıtladı [ 12 , 61 ] ve ayrıca Nguelefack ve ark. artan miktarlarda B. pilosa'nın zorla alınması , bir sıçanın noradrenalin ve potasyum klorür önceden daraltılmış aortlarında gevşemeye neden olduğunu bildirdiler . Ancak vazodilatasyonu açıklamak için net bir mekanizma yorumlamadılar [ 67]. Varsayımları, vazodilatasyonun muhtemelen ya kalsiyum kanalı antagonizması ile meydana geldiği ya da siklooksijenaz metabolitini içerdiği yönündeydi [ 33 ]. Ayrıca vazodilatasyon mekanizmasının ATP'ye bağımlı K + kanalıyla ilişkili olmadığından da bahsetmişlerdir [ 12 , 67 ].



                            Camellia sinensis (Ortak Ad: Çay; Aile: Theaceae)

                            Camellia assamica veya Camellia sinensis'in yeni temiz ve parlak yaprakları, dünya çapında en sık tüketilen içecekleri , yani suyun yanında bulunan çayı hazırlamak için karakteristik olarak işlenir.

                            Çayın başlıca flavonoidleri, (-)- epikateşin-3-gallat (ECG), (-)-epigallocatechin-3-gallate (EGCG), (-)- epicatechin (EC), (-)- epigallocatechin ( EGC, birincil bileşen) [ 68 ]. Bu kateşinler, enzimatik bir reaksiyonla flavinlere dönüştürülür ve arubiginler, etkili vazodilatörler olarak bilinir. Bu kateşinler aynı zamanda oksidatif stres ve dimetilarjinin yoğunluklarında eş zamanlı bir düşüş yoluyla NO serbestleşmesinin artmasıyla kan akışındaki büyük artıştan da sorumludur [ 69]. Ayrıca, Hong ve ark. EGCG'nin insanların endotel hücrelerinde bir NF-kB'nin aktivasyonunu azaltabildiğini bildirmiştir. Pürin alkaloidleri, fenolik asitler, flavan-3-oller, flavonoller, saponinler, hidrolize olabilen tanenler ve yoğunlaştırılmış tanenler gibi ikincil metabolitlere ve bunların glikozit formlarına sahiptir. Flavan-3-ol türevleri, theaflavinler, thearubiginler gibi birçok kimyasal bileşen . diğerlerinin konsantrasyonundaki bir değişiklikle yeni bileşenler oluşturmak için ortaya çıkarlar. Bu nedenle, işleme bağlı olarak her çay türü farklı tatlara ve bileşenlere sahiptir. Camellia sinensis'in sulu özü, pleiotropik etkilerin yanı sıra anti-diyabetik, anti-inflamatuar antibakteriyel, antihipertansif ve anti-kanser aktiviteleri üretebilir [ 70]. Deka ve Vita, onlara göre düzenli olarak yeşil ve siyah çay tüketen kişide küçük bir hipertansiyon riski vardır [ 68 ]. Peng ve ark. ayrıca düzenli çay kullanımının diyastolik kan basıncını (DBP) [ 71 ] üzerinde önemli bir azalma etkisine sahip olduğunu meta-analize dayalı olarak bildirmiştir [ 71 ], diğer çalışmalar bunun konsantrasyona bağlı olduğunu göstermiştir [ 72 ]. Bir Japon grup analizine göre, düzenli olarak konsantre, sadece yeşil çay tüketimi KVH mortalite riskini azaltabilir [ 73 ]. o _Çayın metillenmiş EGCG içeriği anjiyotensin dönüştürücü enzimi inhibe edebilir, bu nedenle düzenli olarak 7 gün siyah çay ekstresi tüketimi sistolik kan basıncını (SBP) düşürücü etkiye sahiptir. Cheang ve ark. Çalışmalarına dayanarak, theaflavin-3,3-digallat'ın endoplazmik retikulumun stresini azaltarak ve sistatiyonin gama-liyaz ve sistatiyonin-β-sentaz gibi Hsienzimleri modifiye ederek asetilkolin bağımlı kasılmayı önleyebildiğini ve endotelyal işlevi artırabildiğini açıklamaktadır . Liyofilize yeşil çay ekstraktının tüketilmesiyle, hafif hipertansif hastalarda SBP (- 4.9 mmHg) ve DBP'de (- 4.7 mmHg) önemli bir düşüş [ 74 , 75]. Peng ve arkadaşlarına göre. yeşil çay, damar daraltıcı, damar genişletici ve hiperpolarize edici faktörler arasındaki dengeyi sağlamak gibi farklı mekanizmalarla kan basıncını düşürebilir [ 71 ]. Antioksidan enzimleri uyararak ve pro-oksidan enzimleri azaltarak ventrikül fonksiyonunu geliştirmek ve ROS üretimini yönetmek için nitrik oksit (NO) üretimi üzerinde artan bir etkiye sahiptir [76 ] .


                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figh_HTML.jpg


                            Coptis chinensis (Aile: Ranunculaceae, Yaygın Ad: Çin Altın İpliği)

                            Çin halk tıbbında kullanılır. Coptis chinensis'in ana kimyasal bileşeni , sedatif, immünostimülatör, hipotansif, antimikrobiyal, koleretik, antikonvülsan, uterotonik, antihelmintik, antikanser ve karminatif aktiviteler gibi başlıca farmakolojik aktivitelerinden sorumlu olan berberindir. Ayrıca, lipit ve karbonhidrat metabolizmasını, kardiyotonisiteyi ve endotel fonksiyonunu da etkiler. Tüm bu faaliyetler nedeniyle, son on yılda, bu alkaloid araştırmacılar için bir ilgi noktasıdır [ 76 ].

                            Lan ve ark. berberinin çok sayıda mekanizma yoluyla önemli bir hipotansif etkiye sahip olduğunu doğruladı. BBR, NO'nun sentezi ve salınması ile ilişkili olan enzim eNOS'un ekspresyonunu ve ardından vazodilatasyon arttırır. Bu vazodilatasyon muhtemelen iyi bilinen vazodilatatör PGI2 ve KATP kanallarının açılması ve ayrıca Ca2 + akış blokajı tarafından yönlendirilir. Bir çalışma, BBR'nin endotel mikropartiküllerinin olgunluğunu azaltarak endotel disfonksiyonunu etkilediğini bildirdi. Berberin ayrıca transkripsiyon faktörü NF-kB ve VCAM-1 ekspresyonunun yanı sıra VSMC proliferasyonunu da inhibe edebilir [ 163 ] (Şekil. 7).


                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fig7_HTML.jpg
                            Şekil 7
                            berberinin etki mekanizması

                            Coriandrum sativum (Aile: Umbelliferae/Apiaceae; Yaygın Ad: Kasbour, Kişniş, Kişniş) [ 164 ]

                            C. sativum ve C. tordylium'un meyve ve yaprakları, çeşitli mide-bağırsak ve kalp hastalıklarının konvansiyonel tedavisinde ve ayrıca yemek servislerinde kullanılmaktadır. Yağı birçok kozmetik formülasyonunda kullanılmaktadır. C. sativum genellikle gaz, ishal, anoreksiya, hazımsızlık, kusma ve ağrı gibi pek çok GİS rahatsızlığının tedavisinde kullanılır ve ayrıca antihipertansif, antiseptik, antiemetik, kas gevşetici, antidiyabetik, antiinflamatuar, emmenagogue, lipolitik ve sinir yatıştırıcı etkiye sahiptir.

                            Kişnişin ana kimyasal bileşenleri linalol, geranil asetat ve gama-terpinendir. Ayrıca a-cedrene (%3.87), citronellal (%1.96), geraniol (%1.87), b-pinen (%1.82), b-sesquiphell-andrene (%1.56), citral ve Citronellil asetat ( Minör olarak her biri %1,36), sitronellol (%1,31), m-simen (%1,27) ve a-farnesans (%1,22). Bugüne kadar kişnişin kan basıncı üzerindeki etkisini değerlendirmek için klinik araştırmalarda test edilmemiştir, ancak birçok çalışmada kişnişin antioksidan aktivite gösterdiği ve b-adrenoseptör tarafından ROS üretimini inhibe ettiği bildirilmiştir. Jabeen ve ark. iyi kurutulmuş tohumların ve kişniş tozunun seyreltik metanolik harcının vazodilatör etkilerinin ve ortalama arteriyel kan basıncının, SBP ve DBP'nin normotansif Sprague-Dawley sıçanlarında doza bağımlı bir şekilde düştüğünü bildirmiştir [ 165]. Vazodilatatör etki, Ca ++ kanal blokajı ve endotelyal-bağımlı yolaklar aracılığıyla gerçekleşir [ 166 ]. Aktif bileşenler, hipertansiyonun yönetimi ve tedavisi için vazoaktif bileşeni dengelemek için sinerjistik olarak hareket eder. Ayrıca, kişniş özünün NF-kB ve Inos üzerinde inhibe edici bir etkisi vardır [ 166 ].



                            Crataegus spp. (Cins: Crataeguscrenulata Syn., Pyracanthacrenulata ; Aile: Gül; Yaygın Ad: Alıç, Yabanmersini veya Dikenli Elma)

                            Alıç çalıları, kardiyovasküler hastalıkların tedavisi için uzun yıllardır geleneksel tıpta kullanılmaktadır. Walker ve ark. alıç ilacının (düzenli 10 hafta boyunca 500 mg) hipertansif hastalarda DBP'yi azaltabildiğini bildirmiştir [ 167 ]. Bone ve Mills'e göre, BP'deki büyük düşüş, yalnızca ilacın daha uzun süre daha yüksek dozlarda uygulanmasından sonra meydana gelir [ 168 ].

                            Asgary ve ark. üç ay boyunca Crataegus curvisepala'nın hidro-alkolik çiçek özlerinin uygulanmasıyla rastgele, plasebo kontrollü, çift kör bir klinik çalışma yürütün, hem DBP hem de SBP'nin sırasıyla yaklaşık 8 ve 13 mmHg azaldığını buldu. Crataegustanacetifolia isquercetin'in ana kimyasal bileşeni , bir vazorelaksant, antiinflamatuar ve anti oksidan gibi ana farmakolojik işlevlerinden sorumlu olan bir polifenolik flavonoiddir . .ve flavonoidler yani vitexin,rutin, vb. Ayrıca alıç özleri hem endotelyal hücreler hem de VSMC'ler üzerinde etkilidir.Crataegustanacetifolia'nın özü, serin1177'de eNOS'un fosforilasyonunu ve aktivasyonunu artırarak vazodilatasyona neden olur ve sonuç olarak endotelyal hücrelerde NO sentezini ve salınımını artırır [ 169 ]. Anselm ve ark . çiçek ve yaprakların ekstrakt ve ayrıştığı, Crataegus'un hiperosidinin muhtemelen endotele bağlı gevşeme üretmek için PI3-kinaz, eNOS, Src, ROS, Akt ve antioksidan enzimlerin (CAT, SOD) yukarı regülasyonu gibi çoklu sinyal yollarını aktive edebileceği bilgisi verildi. .Tüm etki mekanizmalarının katkısıyla birlikte Crataegus'un hipertansif sonucunu iyileştirir. İlginç bir şekilde, ekstrakt ayrıca VCAM-1, IL-6, NF-kB, iNOS ve TNF-a seviyelerini düşürerek anti-inflamatuar etkiye sahiptir [ 170 , 171].


                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figk_HTML.jpg



                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figl_HTML.jpg


                            Çiğdem sativus (Aile: Iridaceae; Ortak Ad: Safran)

                            Sapsız Crocus sativus bitkisinin tıbbi değeri 4000 yılı aşkındır. Hoş tat ve renk için farklı gıdalarda ve kozmetikte de kullanılmaktadır. Flavonoller (kaempferol), karotenoidler (krosin ve krosetin), fenolik bileşikler, antosiyaninler, terpenoidler ve alkaloidler gibi kimyasal bileşenlere sahiptir. Yaygın olarak, safran özü bir antispazmodik, afrodizyak, balgam söktürücü, anti-depresan, antitussif, antikonvülsan, nöroprotektif, hipolipidemik, anksiyolitik, antikanser, kardiyovasküler koruyucu ve antioksidan olarak kullanılmıştır [177 ] .

                            Başlıca kimyasal bileşenleri krosin, safranal, pikrokrosin ve krosetindir. Bu bileşenler, farklı etki mekanizmalarıyla anti-hipertansif olarak işlev görür. Modaghegh ve ark. safranın 7 gün boyunca düzenli kullanımının, damar gevşetici etkisinden dolayı sağlıklı insanlarda arter basıncında ve SBP'de büyük bir düşüşe neden olabileceğini bildirmiştir [ 184 ]. Fatehi ve arkadaşlarına göre. Petal'in C. sativus özleri , yüksek konsantrasyonda antosiyaninler içerir ve flavonoidler, periferik vasküler direnci modüle edebilir ve bu da, miktara bağlı yöntemde yanıt olarak erkek Sprague-Dawley sıçanlarının BP'sini azaltır [ 185 , 186 ]. Imenshahidi ve ark. C. sativus'un krosin, safranal ve stigma ekstresininerkek Wistar sıçanlarında normotansif ve salinle uyarılan hipertansiyonda ortalama kan basıncını sakinleştirin [ 177 ]. Daha sonra, 2015'te, safranalın kronik uygulamada tuzlu hipertansif sıçanlarda SBP'yi azaltabildiğini ancak normotansif olanı etkilemediğini de bildirdiler.Boskabady ve ark. safranın kimyasal bileşenlerinin ağırlıklı olarak krosin potasyum kanallarının açılması, Ca2 + kanallarının bloke edilmesi ve b-adrenoseptör antagonizması yoluyla kobayın kasılmasını ve kalp atış hızını azalttığından bahsetmiştir . Ayrıca safranal, protein kinaz B fosforilasyonunu/ GSK-3b'yi, iNOS aktivasyonunu, TNF-a ekspresyonunu ve NF-kB aktivitesini de etkiler [ 4 , 178 ].
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figm_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Fign_HTML.jpg


                            Cymbopogon sitratlar (Aile: Gramineae; Yaygın Ad: Limon otu, Citronella, Squinant)

                            C. sitratların sürgün ve yapraklarının ekstraktı, besinsel, kozmetik ve tıbbi uygulamaları için, dünya çapında yüksek uçucu yağ içeriği için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çeşitli araştırmalar, flavonoidler, alkaloidler, esansiyel yağ, fenoller, tanenler, deoksişekerler, saponinler, antrakinonlar gibi bitki bileşenlerinin bitkinin yapraklarında ve sapında bulunduğunu kabul etmiştir [187 ] .

                            C. sitratların ana bileşeni, tek başına veya diğer bileşenlerle kombinasyon halinde antimikrobiyal, antioksidan, kemo-koruyucu ve antispazmodik özellikler olarak kullanılan sitraldir. Chitra Devi ve ark . hava kısımlarının (gövdeler ve yapraklar) ve köklerin metanolik ekstraktlarının C. sitratlar olduğunu bildirmiştir.(ana aktif bileşen olarak sitral içeren), doza bağlı bir şekilde fenilefrin ile uyarılan kasılmalarda vazorelaksasyon sergiledi. Sitral, L-NAME'in neden olduğu zayıflamayı inhibe ederek vazorelaksasyon oluşturmak için NO sentezini ve salınımını etkiler. Ayrıca, yaprak ekstresi gevşemeyi indüklemek için prostasiklin sentezini etkileyebilir. Ayrıca, kök, gövde ve yaprak ekstresi kombinasyonunun gevşetici etkisi, Ca2+ iyon kanallarının (endotelden bağımsız) tıkanmasına bağlı olabilir [ 188]. Citrus medica'nın meyve özü ve Persea americana'nın taze yaprak özü gibi diğer bitkisel ilaçlarla kombinasyon halinde Cymbopogon sitratların taze yaprak özütü, sükroz ve etanolün neden olduğu sıçanlarda hipertansiyonu azaltabilir. Bu karışım sükroz ve etanolün kronik kullanımından zarar görmüş böbrek, karaciğer ve vasküler endoteli korumak için kullanılabilir [ 105 ]. Ray, limon otunun kaynatılmasının günde iki kez tatbik edildiğinde ortalama arter basıncı üzerinde önemli bir etki yarattığını bildirdi [ 189 ]. Bastos ve ark. sitronellolün (asiklik monoterpenoid) intravenöz bolus aşılaması, Wistar sıçanlarında kalsiyum kanallarını bloke etmenin yanı sıra kafein kapılı ve IP 3'ü değiştirerek antihipertansif bir etki oluşturdu.bağımlı hücre içi Ca2 + depoları . Limon otu yağı, ROS aktivitesini baskılayabilir. İlginç bir şekilde sitral, iNOS ve NF-kB aktivitesini azaltır ve anti-inflamatuar etkiler üretir [ 125 ].



                            Nigella sativa (Aile: Ranunculaceae; Ortak Ad: Bereket Tohumu, Çörek Otu)

                            Farklı sulu ve yağlı Bereket Tohumu, geniş bir farmakolojik aktivite yelpazesi sergiler ve diyabet, iltihaplanma, hipertansiyon, kardiyovasküler komplikasyonlar, hepatik bozukluk, kanser, böbrek bozukluğu ve artrit gibi birçok rahatsızlığı ve rahatsızlığı tedavi etmek için kullanılır. N. sativa'nın kan basıncını düşürücü etkisi vardır [ 7 , 190 ]. Çörek otunun esansiyel yağı, tohumların değerli etkilerinin çoğundan sorumlu ana aktif bileşen olarak timokinona sahiptir [ 124 , 190 , 191 ]. Jaarin ve arkadaşlarına göre . Çörek otu toprağı, in vivo olarak ACE'yi azaltarak antihipertansif etkiye sahiptir [ 192 ]. Timol, diğer aktif bileşenN. sativa'nın, endotel hücrelerinin zarında endotelyal bağımsız yolla (kalsiyum kanallarından kalsiyum iyonlarının akışını inhibe ederek) kan basıncını düşürdüğü ve ardından vazorelaksasyon yaptığı bildirilmiştir [7 ] .

                            Çörek otu yağı dört önemli, farmakolojik olarak aktif bileşiğe sahiptir: timol (THY), timokinon (TQ), timohidrokinon (THQ), ditimokinon (DTQ) ve a-hederin, uçucu yağlar, flavonoidler, antioksidanlar, alkaloidler, saponin, proteinler, yağ asitler vb . diğer biyoaktif bileşenlerdir. Wong, N. sativa ekstraktının hafif hipertansiyonda sekiz hafta boyunca günde iki kez düzenli kullanımının kan basıncında önemli bir düşüşe yol açtığını bildirdi [ 193 ]. Nigella sativa'nın reaktif oksijen türleri üzerinde inhibe edici bir etkisi vardır ve hipertansiyonun yönetiminde olası bir rol oynayabilir [ 194 ]. Hüseyin ve ark. N. sativa yağının hem DBP'yi hem de SBP'yi önemli ölçüde azaltabileceği sonucuna vardı [195 ]. Ayrıca, Ahmad ve ark . TQ'nun COX-1 ve COX-2 metabolitlerinin sentezini ve salımını azaltarak vazodilatasyona neden olduğunu açıkladı [ 124 ]. Çörek otu, NF-kB ve TNF-a üzerinde bir anti-enflamatuar ajan olarak hareket etmek üzere inhibe edici bir etkiye sahiptir [ 33 , 196 ].
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figp_HTML.jpg


                            Panax ( Panax ginseng, Panaxquinquefolius, Panax japonicas, Panaxnotoginseng; aile: Araliaceae; Ortak Ad: Japon Ginsengi, Asya veya Kore Ginseng, Çin ginsengi, Amerikan Ginsengi)

                            Panax ("her şeyi iyileştiren"), geleneksel olarak insan vücudunun tüm hastalıklı sağlık sorunlarını iyileştirme konusunda kendine güvene sahiptir [ 197 ]. Panax'ın kökleri yüzyıllardır halk hekimliğinde çok çeşitli farmakolojik ve terapötik amaçlarla katı veya sıvı halde kullanılmaktadır. Bugüne kadar, en aktif ve yararlı olan 40 ginsenosidden bazıları keşfedildi: Rb1, Rg1, Rg3, Rh1, Re ve Rd [ 180 ]. Bu şifalı bitkinin hipotansif, antioksidasyon, antidiyabetik, vazorelaksasyon, anti-kanserojen, anti-alerjik, anti-inflamatuar, antidiyabetik, antikanser vb. gibi birçok biyolojik faydası vardır . Şaşırtıcı bir şekilde Kim, ginsenginhipertansif ve hipotansif durumları "normalleştirebilir". Aynı zamanda anti-kanserojen ve antidiyabetik bir ajan olarak etki eder [ 180 ]. Bu, literatürde ginseng'in kan basıncını düşürücü bir etkiye sahip olduğu iyi bir şekilde bildirilmektedir, ancak Mucalo ve ark. muhtemelen vasküler karakteri değiştirerek, ANS'yi ayarlayarak veya arterlerin barorefleksini uyarlayarak hipotansif durumları reostatik olarak düzenlemek için kan basıncını artırabilir [ 199 ]. Rhee ve ark . P. ginseng'in ginsenoside'sinin, hafif hipertansiyonu olan hastalarda ve sağlıklı deneklerde SBP ve DBP'de önemli bir azalma etkisine neden olabileceğini bulmuştur [ 200]. Ginsenoside Rg3 artan bir etki üretir; eNOS'un ekspresyonu, NO üretiminde bir artışa ve ardından vazorelaksasyona yol açar [ 201 ]. Ayrıca ginseng , antihipertansif karakter üzerinde ek bir etkiye sahip olan adrenal katekolamin emisyonunu da inhibe eder [ 180 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figq_HTML.jpg






                            Salviaemiltiorrhizae (Aile: Labiatae; Yaygın Ad: Danshen, Kırmızı/Çin Adaçayı)

                            Salviaemiltiorrhizae , Çin'in en eski ve düzenli olarak kullanılan geleneksel bitkisidir ve genellikle KVH tedavisinde kullanılır. Başlıca fitokimyasalları danshensu, tanshinones (tanshinon I &tanshinone II) salvianolic asitlerdir (A & B) ve diğer bileşikler minördür. Esas olarak kök özleri, anti-mikrobiyal, antiviral, anti-oksidan, anti-kanser, anti-inflamatuar aktivite ve kardiyovasküler hastalıklar gibi yararlı farmakolojik davranışlara sahiptir [ 181 , 182 ]. Danshen'in kök ekstresi , eNOS sinyalinin sentezini orta derecede artırarak nabız hızını ve sistolik kan basıncını düşürür [ 202 ] ve vazodilatasyon üretmek için NO üretimini yükseltir. Tanshinon IIA, endotel hücre mekanizmasına dahil olmadan vazodilatasyona neden olur [ 202]. Wang ve ark. danshen'in metabolitinin , etkilenen bir reseptör ve voltaja bağlı kalsiyum kanalları yoluyla hücre içi Ca2 + akışının yanı sıra depolandığını da artırdığını bildirmiştir [ 203 ]. Danshen ayrıca ACE'leri kan basıncında bir azalmaya neden olacak şekilde inhibe eder [ 149 , 204 ] bilimsel antihipertansif etkilerle sonuçlanır, danshen'in ayrıca ROS üretimi, oksidasyon, iltihaplanma ve çoğalma gibi hipertansiyonla ilgili diğer parametreleri de etkilediği belgelenmiştir [ 205 – 208 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figs_HTML.jpg



                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figt_HTML.jpg


                            Zingiberofficinale (Aile: Zingiberaceae; Ortak Ad: Zencefil)

                            Zingiber officinale'nin köksapı , on üçüncü yüzyıldan beri çok yaygın olarak kullanılan bir mutfak malzemesidir [ 209 ]. Akınyemi ve ark. zencefilin sulu ekstraktının ACE'yi ve lipid peroksidasyonunu azaltabildiğini bildirmiştir [ 210 ].Suekawa ve ark. (6)-shogoal ve (6)-gingerol'ün intravenöz ve oral dozunun kan basıncında önemli bir düşüşe neden olduğu bulunmuştur [ 211 ].

                            Kesinlikle, [ 6 ]-zencefil yağlarının vazodialasyon [ 212 ] üretmek için anjiyotensin II tip 1 reseptörünün taze bir antagonisti olduğu düşünülmektedir . Zingiber officinale ( ZO ) uzun bir geleneksel kullanım geçmişine sahiptir. Beta-karoten, zencefildiol, zencefilol, zencefil, kafeik asit, kapsaisin ve kurkumin gibi çok sayıda bileşen içerir. Literatür araştırması, zencefilin kan basıncını düşürücü, antioksidan, kolesterol düşürücü, antienflamatuar, antimikrobiyal, antikanser, antiplatelet agregasyonu, hipoglisemik, kardiyovasküler koruyucu, nöroprotektif, solunum koruyucu, antidiyabetik, kemopreventif, antiobezite gibi çoklu biyolojik aktivitelere sahip olduğunu doğruladı. antiemetik, bulantı önleyici [ 120]. Zencefilin sağlığa faydaları esas olarak shogaol ve gingeroller gibi fenolik bileşiklerin varlığına borçludur. Ojulari ve diğerleri, (2014), Zingiber officinale kullanımının BP'yi azaltabileceği sonucuna varmıştır [ 213 ].Talaei ve diğerleri. 56 gün boyunca günlük zencefil tozu kullanımının tip 2 diyabetli hastalarda DBP ve SBP'yi düşürebileceğini göstermiştir [ 14 ]. Bazı çalışmalar, zencefilin hipertansiyon tedavisinde ek etki sağlamak için antihipertansif ilaçlarla birlikte kullanılabileceğini kanıtlamıştır [ 92 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figu_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figv_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figw_HTML.jpg


                            Tribulus terrestris (Aile: Zygophyllaceae; Yaygın Ad: Gokhru/Gokshura, Poncture Vine)

                            Tek yıllık çalı Tribulusterrestris , çeşitli rahatsızlık türlerini tedavi etmek için uzun süredir ilaç olarak kullanılmaktadır. Çalıların farklı kısımları, flavonol, spirostanol ve furostanol saponinler (tigogenin, neotigogenin, hecogenin, neohecogenin, gitogenin, neogitogenin, chlorogenin, sarsasapogenin, ruscogenin ve diosgenin), flavonoidler, alkaloidler ve glikozitler (quercetin) gibi tıbbi açıdan önemli bir dizi kimyasal bileşen içerir. 3- O -rutinosid, kersetin 3- O -glikozit ve kaempferol 3- O -glikozid) [ 214]. Bu aktif bileşenler, immünomodülatör, afrodizyak, antiürolitik, diüretik, hipolipidemik, antidiyabetik, hepatoprotektif, analjezik, absorpsiyonu arttırıcı, kardiyotonik, anti‑inflamatuar, antibakteriyel, antispazmodik, antikanser, antikariyojenik, larva öldürücü ve antelmintik aktiviteler gösterdi [214 ] . Chui ve arkadaşlarına göre. ve Lu ve ark . Tribulus terrestris bitkisi , koroner kalp hastalığı, serebral arteriyoskleroz, miyokard enfarktüsü, tromboz ve hipertansiyonun tedavisi için alışılmış bir şekilde kullanılır [ 215-217 ] . Gokhru'nun sulu ve metanolik ekstraktları, dürtüsel hipertansif sıçanlarda doğrudan membran hiperpolarizasyonu ve arteriyel düz kasın gevşemesi ile zorunlu bir antihipertansif etkiye sahiptir [ 214]. Adaikan ve ark . farklı rahatsızlıkların tedavisi için yararlı etkilerinin, nitrerjik sinir uçlarından ve endotelden nitrik oksit (NO) deşarjını artırma kabiliyetine borçlu olduğunu bildirmiştir [218 ] . Ayrıca Sharifi ve ark. gokhru'nun antihipertansif etkisinin, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitör etkisi ile ilişkili olabileceğini önermiştir [ 217 , 219 ].
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figx_HTML.jpg



                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figy_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figz_HTML.jpg


                            RauwolfiaSerpentina (Aile: Apocynaceae/Dogbane; Yaygın Ad: Devil Pepper, Indian Snakeroot, Serpentine Wood)

                            RauwolfiaSerpentinaesas olarak hipertansiyon tedavisinde kullanılır. Sinir sisteminin aktivitesini yavaşlatır, bu da kalp atış hızını azaltır ve kan damarlarını genişletir. Rauwolfia, yağ asitleri, alkoller, şekerler ve glikozitler, steroidler, fitosteroller, flavonoidler, oleoresinler ve tanenler dahil diğerleri ile birlikte başlıca fitokimyasal olarak indolealkaloidlerden oluşur. indolealkaloidler bitkinin tüm kısımlarında bulunur, ancak ana kaynak kök kabuğudur. Tanımlanan farklı indol türevleri ajmalinin, ajmalidin, ajmalicine, ajmaline, coryanthine, aricine, deserpidine, canescine, lankanescine, isoserine, isoajmaline, isoserpiline, rauhimbine, neoajmaline, raubasine, papaverine, raucaffricine, reserpine, recanescine, reserpiline, rauwolfinine, rescinnamine, tebain, serpantinin, reserpinin, serpantin, yohimbin, sarpagin ve yohimbin [ 220]. Yukarıdaki tüm indol türevlerinde, reserpin majör olanıdır ve hem sistolik hem de diyastolik kan basıncını düşürebildiği için antihipertansif aktiviteye sahiptir [ 220 – 223 ]. Reserpin, VTA (ventral tegmental alan), hipotalamus ve çekirdek akkumbenlerinde serotonin, nor-adrenalin ve dopamin seviyesi gibi biyojenik aminlerin tükenmesine neden olan VMAT2 sonuçlarına geri döndürülemez bağlanma kapasitesine sahiptir. Moleküler mekanizma, VMAT2 proteininin geri dönüşümsüz olarak hücredeki depolama veziküllerine bağlandığını ve içeriklerini, örneğin monoamin'i, daha sonra MAO-A enzimleri tarafından lekelenen sitozole "sızdırır". Bu mekanizmaya göre monoaminlerin yenilenmesi yaştan bağımsızdır [ 224 ].
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figaa_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figab_HTML.jpg


                            Terminalia arjuna (Aile: Combretaceae; Yaygın Ad: Arjuna)

                            Terminalia arjuna , etkili bir kardiyoprotektif ajandır (miyokardiyumda indüklenmiş ısı şoku proteini) Maulik ve ark. uzun süre kullanıldı [ 225 ]. Yüzyılların deneyimlerine dayanarak, arjuna kabuğu kaynatma Hindistan kıta altı bölgelerinde konjestif kalp yetmezliği, dislipidemi, anjinal ağrı ve hipertansiyon tedavisinde kullanılmaktadır. Mevcut farklı fito bileşenler şunlardır: flavonoidler, triterpenoidler, β-sitosterol, glikozitler [ 226 ], arjunetosidler I–IV, arjunon, arjunin, arjunolon, saponinler, arjunetein, oligomerikproantosiyanidinler, leteilin, ellagic asit, fitosteroller, gallik asit, arjungenin, arjunik asit, tanenler, arjunolik asit ve mineraller [ 227 ].

                            Arjuna , izoprenalin tarafından indüklenen miyokardiyal iskemide hipotansiyon ve koroner vazodilatasyon yoluyla prostaglandin E2 benzeri etkiye sahiptir. Kabuk özü ayrıca izoprenalin tarafından indüklenen oksidatif stresi azaltabilir [ 226 ]. Terminalia arjuna'nın en önemli avantajı , kalp kası aktivitesini iyileştirmek ve ardından kalbin pompalama işlevini geliştirmektir. Terminaliaarjuna'nın inotropik etkisinin saponin glikozitlerden, damar güçlendirme ve antioksidan etkisinin ise OPC'ler ve flavonoidlerden kaynaklandığı bildirilmektedir . Kardenolitler, hücre içi hem sodyum hem de kalsiyumdaki artışla kardiyak kasılma kuvvetini artırır [ 227]. Ayrıca hafif diüretik, kardiyotonik antiinflamatuar, ROS temizleyici, prostaglandin E2, antitrombotik, antiplatelet etkiler, anti-aterojenik etkiler ve hipolipidemi etkisi vardır. Koroner arter hastalığını tedavi etmek için tek başına ve/veya statinle birlikte tedavi etmek için de kullanılır. Tüm bu biyolojik özellikler Terminalia arjuna'yı şu anda benzersiz bir şifalı bitki yapmaktadır [ 228 , 229 ].
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figac_HTML.jpg



                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2020_281_Figad_HTML.jpg


                            Git: Çözüm

                            Günümüzde, dünya çapında birincil ölüm nedeni olan hipertansiyon ve KVH'yi tedavi etmenin daha etkili yolunu araştırmak en önemlisidir. Doğa gerçekten de çürümeler sırasında ilaç olarak tanıtılan tüm yeni, küçük kimyasal varlıklara ilham verir veya üretir. Muhtemelen, çoğu hastanın KVH tedavisi için alopatik yerine bitkisel ilaçları tercih etmesinin nedeni budur. Bu derlemede, hipertansiyonun yönetimi ve tedavisi için en sık kullanılan farklı bitkileri etki mekanizmaları ile tartıştık. Doğal bitkilerin ve izolatlarının farmakolojik aktiviteleri, endotel fonksiyonu, ROS üretimi, proinflamatuar sinyalleme, trombosit aktivasyonu, farklı iyon kanallarının açılıp kapanması, ACE inhibisyonu, gen ekspresyonu vb. gibi birçok parametreyi modüle ederek hipertansiyon patogenezini etkiler. Bitkisel ilaçlar gerekli klinik ve deneysel çalışmalar sonucunda geniş bir etki yelpazesine sahip oldukları için önümüzdeki dönemde daha fazla ilgi görecektir. Ayrıca çörek otu, kişniş, sarımsak, Çin adaçayı, zencefil ve ginseng gibi uzun süredir kullanılan bitkilerin tüketimi konusunda hastaların uygun şekilde eğitilmesi önerilir. Çünkü kan basıncını yükseltebilen ve hastalara zarar verebilecek bazı ilaçlar da mevcuttur.

                            Git: Etik Standartlara Uyum

                            Çıkar çatışması
                            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                            Git: Katılımcı Bilgileri

                            Tarawanti Verma, E-posta: moc.liamg@68amrev.arat .

                            Manish Sinha, E-posta: moc.liamg@0002mrahp.hsinam .

                            Nitin Bansal, E-posta: moc.liamffider@psdnitin .

                            Shyam Raj Yadav, E-posta: moc.liamg@jarmayhsy .

                            Kamal Shah, E-posta: moc.liamg@3060lamak .

                            Nagendra Singh Chauhan, E-posta: moc.liamg@ardnegan.nahuahc .

                            Git: Referanslar

                            1. Beevers G, Lip GYH, O'Brien E. BMJ. 2001; 322 :912–916. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            2. Bilanda DC, Dzeufiet PDD, Kouakep L, Aboubakar BFO, Tedong L, Kamtchouing P, Dimo ​​T, Complement BMC. Altern. Med. 2017; 17 :479–486. doi: 10.1186/s12906-017-1972-0. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            3. Li D, Wang R, Huang J, Cai Q, Yang CS, Wan X, Xie Z. Nutrients. 2019; 11 :1115–1135. doi: 10.3390/nu11051115. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            4. Ghaffari S, Roshanravan N. Biomed. Eczacı. 2019; 109 :21–27. doi: 10.1016/j.biopha.2018.10.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            5. Kapoor D, Vijayvergiya R, Dhawan V. J. Ethnopharmacol. 2014; 155 :1029–1045. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            6. Laurent S. Pharmacol. Res. 2017 tarih: 10.1016/j.phrs.2017.07.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            7. Vaz NP, Oliveira DRD, Abouelella GA, Abouelella NA, Khater HF. Son Prog. Med. Bitkiler. 2019; 48 :219–244. [ Google Akademik ]
                            8. Huxtable RJ. Fizyol. Rev. 1992; 72 (1):101–163. doi: 10.1152/physrev.1992.72.1.101. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            9. Gazanfer SA. Arap şifalı bitkilerinin el kitabı. Boca Raton, EL: CRC Basın; 1994. s. 180. [ Google Akademik ]
                            10. Manvitha K, Bidya B. Int. J. Herb. Med. 2014; 1 (6):5–7. [ Google Akademik ]
                            11. G. Bodeker, CK. Ong, C. Grundy, G. Burford, K. Shein, DSÖ Sağlığı Geliştirme Merkezi (2005), https://www.who.int/iris/handle/10665/43108 . Erişim tarihi: 4 Ocak 2020
                            12. Bartolome AP, Villaseñor IM, Yang WC. bariz. Tabanlı Tamamlayıcı Altern. Med. 2013; 2013 : 1–51. doi: 10.1155/2013/340215. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            13. Potawale SE, Shinde VM, Harle UN, Borade SB, Libi SB, Anandi L, Dhalawat HJ, Deshmukh RS. Eczane. Çevrimiçi. 2008; 2 :185–196. [ Google Akademik ]
                            14. Talaei B, Mozaffari-Khosravi H, Bahreini S. J. Nutr. Gıda Güvenliği. 2018; 3 (2):70–78. [ Google Akademik ]
                            15. Nelson MT, Quayle JM. Am. J. Physiol. 1995; 268 :C799–C822. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            16. Onyenekwe PC, Ajani EO, Ameh DA, Gamaniel KS. Hücre Biyokimyası işlev 1999; 17 :199–206. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            17. Etük AB. J.Med. bilim 2006; 6 (6):894–900. [ Google Akademik ]
                            18. Abdelrahman Z, Hassan Shayoub MA. Am. J. Pharmatech Arş. 2016; 6 (2):293–310. [ Google Akademik ]
                            19. Nurfaradilla SA, Saputri FC, Harahap Y. Evid. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2019; 2019 :1–7. doi: 10.1155/2019/9694212. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            20. Ajay M, Chai HJ, Mustafa AM, Gilani AH, Mustafa MR. J. Ethnopharmacol. 2007; 109 :388–393. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            21. Abubakar MG, Ukwuani AN, Mande UU. Sky J. Biochem. Res. 2015; 4 (3):013–015. [ Google Akademik ]
                            22. Alzweiri M, Sarhan AA, Mansi K, Hudaib M, Aburjai T. J. Ethnopharmacol. 2011; 137 :27–35. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            23. Lans C.J. Ethnobiol. Etnomed. 2006; 3:13 . [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            24. Hopkins AL, Lamm MG, Funk J, Ritenbaugh C. Fitoterapia. 2013; 85 :84–94. doi: 10.1016/j.fitote.2013.01.003. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            25. Mojiminiyi FBO, Dikko M, Muhammad BY, Ojobor PD, Ajagbonna OP, Okolo RU, Igbokwe UV, Mojiminiyi UE, Fagbemi MA, Bello SO, Anga TJ. Fitoterapi. 2007; 78 :292–297. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            26. Herrera-Arelano A, Flores-Romero S, Chavez-Soto MA, Tortoriello J. Phytomedicine. 2004; 11 :375–382. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            27. Herrera-Arelano A, Miranda-Sanchez J, Avila-Castro P, Herrera-Alvarez S, Jimenez-Ferrer JE, Zamilpa A, Roman-Ramos R, Ponce-Monter H, Tortoriello J. Planta Med . 2007; 73 :6–12. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            28. McKay DL, Chen CYO, Saltzman E, Blumberg JB. J. Nutr. 2010; 140 :298–303. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            29. Gurrola-Diaz CM, Garcia-Lopez PM, Sanchez-Enriquez S, Troyo-Sanroman R, Andrade-Gonzalez I, Gomez-Leyva JF. Bitki ilacı. 2010; 17 :500–505. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            30. Meresa A, Fekadu N, Degu S, Tadele A, Geleta B. J. Clin. Tecrübe. Eczane. 2017; 7 (2):2–16. doi: 10.4172/2161-1459.1000228. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            31. Chan W-JJ, McLachlan AJ, Luca EJ, Harnett JE. AGRIS. 2019 doi: 10.1016/j.hermed.2019.100292. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            32. Agrawal M, Nandini D, Sharma V, Chauhan NS. Int. J. Ecz. bilim 2010; 1 (5):1–21. [ Google Akademik ]
                            33. Disi SSA, Anwar MA, Eid AH. Ön. Eczane. 2016; 6 :323–247. doi: 10.3389/fphar.2015.00323. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            34. Ku DD, Abdel-Razek TT, Dai J, Kim-Park S, Fallon MB, Abrams GA. klinik Tecrübe. Eczane. Fizyol. 2002; 29 :84–91. doi: 10.1046/j.1440-1681.2002.03596. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            35. Musa AS, Musa SA. Nutr. Res. 2007; 27 :119–123. doi: 10.1016/j.nutres.2007.01.001. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            36. Benavides GA, Squadrito GL, Mills RW, Patel HD, Isbell TS, Patel RP. Proc. Natl. Acad. bilim AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ. 2007; 104 :17977–17982. doi: 10.1073/pnas.0705710104. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            37. Sendl A, Elbl G, Steinke B, Redl K, Breu W, Wagner H. Planta Med. 1992; 58 :1–7. doi: 10.1055/s-2006-961378. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            38. Banerjee SK, Maulik M, Mancahanda SC, Dinda AK, Gupta SK, Maulik SK. Hayat Bilimi 2002; 70 :1509–1518. doi: 10.1016/S0024-3205(01)01514-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            39. Frishman WH, Beravol P, Carosella C. Dis. Pzt. 2009; 55 :121–192. doi: 10.1016/j.disamonth.2008.12.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            40. Castro AG, Lorenzo A, González MC. Mol. Nutr. Gıda Res. 2010; 54 :781–787. doi: 10.1002/mnfr.200900108. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            41. Pan LL, Liu XH, Gong QH, Yang HB, Zhu YZ. antioksidan. Redoks Sinyali. 2012; 17 :106–118. doi: 10.1089/ars.2011.4349. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            42. Qidwai W, Ashfaq T. Evid. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2013; 201 :125649. doi: 10.1155/2013/125649. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            43. Kunwar RM, Shrestha KP, Bussmann RW. J. Ethnobiol. Etnomed. 2010; 6:35 . doi: 10.1186/1746-4269-6-35. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            44. Zhang CY, Tan BK. klinik Tecrübe. Eczane. Fizyol. 1996; 23 :675–678. doi: 10.1111/j.1440-1681.1996.tb01756. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            45. Karaki H, Nakagawa H, Urakawa N. Br. J. Pharmacol. 1984; 81 :393–400. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            46. ​​Awang K, Abdullah NH, Hadi AHA, Fong YS. J. Biomed. Biyoteknoloji 2012; 2012 :876458. doi: 10.1155/2012/876458. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            47. Tan BK, Zhang C, Kuroyangi M. Pharmacol. Res. 1998; 38 :413–417. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            48. Nyeem MAB, Mannan MA, Nuruzzaman M, Kamrujjaman KM, Das SK. J.Med. Bitkiler Damızlık. 2017; 5 (2):318–324. [ Google Akademik ]
                            49. Jayakumar T, Hsieh CY, Lee JJ, Sheu JR. bariz. Bazlı Tamamlayıcı. Alternatif. Med. 2013; 2013 : 1–16. doi: 10.1155/2013/846740. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            50. Salehi B, Venditti A, Frezza C, Yücetepe A, Altuntas U, Uluata S, Butnariu M, Sarac I, Shaheen S, Petropoulos SA, Matthews KR, Kılıç CS, Atanassova M, Adetunji CO, Ademiluyi AO, Özçelik B, Fokou PVT, Martins N, Cho WC. J. Sharifi-Rad. Uygulama bilim 2019; 9 :3547–3586. doi: 10.3390/app9173547. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            51. Tabassum N, Ahmad F. Pharmacog. Rev. 2011; 5 (9):30–41. doi: 10.4103/0973-7847.79097. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            52. Khalil A, Nawaz H, Ghania JB, Rehman R, Nadeem F. Int. J. Chem. biyokimya bilim 2015; 8 :40–48. [ Google Akademik ]
                            53. Moghadam MH, Imenshahidi M, Mohajeri SA. J.Med. Yiyecek. 2013; 16 :558–563. doi: 10.1089/jmf.2012.2664. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            54. Tsi D, Tan BK. Fitoterapi Arş. 1997; 11 :576–582. [ Google Akademik ]
                            55. Ko FN, Huang TF, Teng CM. Biyokimya. biyografiler. Açta. 1991; 1115 :69–74. doi: 10.1016/0304-4165(91)90013-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            56.Houston MC. Prog. Kardiyovasküler Dis. 2005; 47 :396–449. doi: 10.1016/j.pcad.2005.01.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            57. Fazal SS, Singla RK. Hint Global J. Pharm. bilim 2012; 2 (1):36–42. [ Google Akademik ]
                            58. Popovic M, Kaurinovic B, Trivic S, Mimica-Dukic N, Bursac M. Phytother. Res. 2006; 20 :531–537. doi: 10.1002/ptr.1871. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            59. Thiyagarajan R, Boobalan R. Int. J. Ecz. Biol. Ark. 2014; 5 (4):82–88. [ Google Akademik ]
                            60. Kviecinski MR, Felipe KB, Correia JFG, Ferreira EA, Rossi MH, Gatti FM, Filho DW, Pedrosa RC. J.Med. bilim 2011; 6 :5651–5662. [ Google Akademik ]
                            61. Dimo ​​T, Rakotonirina SV, Tan PV, Azay J, Dongo E, Cros G.J. Ethnopharmacol. 2002; 83 (3):183–191. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            62. Dimo ​​T, Nguelefack TB, Tan PV, Yewah MP, Dongo E, Rakotonirina SV, Kamanyi A, Bopelet M. Phytother. Res. 2003; 17 :1135–1139. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            63. Hsin-Ling Y, Ssu-Ching C, Nai-Wen C, Jia-Ming C, Mei-Ling L, Pei-Chuan T, Han-Hsuan F, Wei-Wan K, Hsiao-Chi C, Hsuan-Hui W, You-Cheng H. Gıda Kimyası. Toksikol. 2006; 44 :1513–1521. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            64. Yu-Chuan L, Meng-Ting Y, Chuan-Ju L, Cicero LTC, Wen-Chin Y. Sci. Rep. 2016 doi: 10.1038/24285. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            65. Gulfsha P, Ali M. IOSR J. Pharm. Biol. bilim 2019; 14 (4):73–85. [ Google Akademik ]
                            66. Dimo ​​T, Azay J, Tan PV, Pellecuer J, Cros G, Bopelet M, Serrano M.J. Ethnopharmacol. 2001; 76 (3):215–221. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            67. Nguelefack TB, Dimo ​​T, Mbuyo EP, Tan PV, Rakotonirina SV, Kamanyi A. Phytother. Res. 2005; 19 :207–210. doi: 10.1002/ptr.1646. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            68. Deka A, Vita JA. fitoter. Res. 2011; 64 :136–145. doi: 10.1016/j.phrs.2011.03.009. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            69. Oyama J, Maeda T, Kouzuma K, Ochiai R, Tokimitsu I, Higuchi Y. Circ. J.2010 ; 74 :578–588. doi: 10.1253/circj.CJ-09-0692. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            70. Hong MH, Kim MH, Chang HJ, Kim NH, Shin BA, Ahn BW. Hayat Bilimi 2007; 80 :1957–1965. doi: 10.1016/j.lfs.2007.02.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            71. Peng X, Zhou R, Wang B, Yu X, Yang X, Liu K. Sci. 2014 ; 4 :6251. doi: 10.1038/srep06251. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            72. Stepien M, Kujawska-Luczak M, Szulinska M, Kregielska-Narozna M, Skrypnik D, Suliburska J, Skrypnik K, Regula J, Bogdanski P.J. Physiol. Eczane. 2018; 69 (2):1–8. doi: 10.26402/jpp.2018.2.13. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            73. Mineharu Y, Koizumi A, Wada Y, Iso H, Watanabe Y, Date C, Kondo T. J. Epidemiol. Toplum Sağlığı. 2011; 65 (3):230–240. doi: 10.1136/jech.2009.097311. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            74. San Cheang W, Ngai CY, Tam YY, Tian XY, Wong WT, Zhang Y, Leung FP. bilim Rep. 2015 doi: 10.1038/srep10340. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            75. Zhang L, Ho CT, Zhou J, Santos JS, Armstrong L, Granato D. Compr. Rev. Gıda Bilimi Gıda Saf. 2019; 18 :1474–1495. doi: 10.1111/1541-4337.12479. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            76. Bagade A, Tumbigeremutt V, Pallavi G. J. Restor. Med. 2017; 6:37 . doi: 10.14200/jrm.2017.6.0100. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            77. Vazquez-Prieto MA, Rodriguez Lanzi C, Lembo C, Galmarini CR, Miatello RM. J. Nutr. Metab. 2011; 2011 :475216. doi: 10.1155/2011/475216. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            78. Morihara N, Hayama M, Fujii H. Plant Foods Hum. Nutr. 2011; 66 :17–21. doi: 10.1007/s11130-011-0216-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            79. Drobiova H, Thomson M, Al-Qattan K, Peltonen-Shalaby R, Al-Amin Z, Ali M. Evid. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2011; 2011 :703049. doi: 10.1093/ecam/nep011. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            80. Joshi CN, Martin DN, Shaver P, Madamanchi C, Muller-Borer BJ, Tulis DA. Ön. Fizyol. 2012; 3 :220. doi: 10.3389/fphys.2012.00220. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            81. Padiya R, Chowdhury D, Borkar R, Srinivas R, PalBhadra M, Banerjee SK. PLoS BİR. 2014; 9 :e94228. doi: 10.1371/journal.pone.0094228. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            82. Das S, Periyasamy R, Pandey KN. Fizyol. Genomik. 2012; 44 :430–442. doi: 10.1152/physiolgenomics.00147.2011. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            83. Duffy SJ, Keaney JF, Holbrook M, Gökçe N, Swerdloff PL, Frei B. Dolaşım. 2001; 104 :151–156. doi: 10.1161/01.CIR.104.2.151. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            84. Hodgson JM, Puddey IB, Burke V, Watts GF, Beilin LJ. klinik bilim 2002; 102 :195–201. doi: 10.1042/cs1020195. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            85. Nakagawa T, Yokozawa T. Gıda Kimyası. Toksikol. 2002; 40 :1745–1750. doi: 10.1016/S0278-6915(02)00169-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            86. Ludwig A, Lorenz M, Grimbo N, Steinle F, Meiners S, Bartsch C. Biochem. biyografiler. Res. komün. 2004; 316 :659–665. doi: 10.1016/j.bbrc.2004.02.099. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            87. Ribaldo PD, Souza DS, Biswas SK, Blok K, Lopes deFaria JM, Lopes deFaria JB. J. Nutr. 2009; 139 :96–100. doi: 10.3945/jn.108.095018. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            88. Faria AM, Papadimitriou A, Silva KC, Lopes deFaria JM, Lopes deFaria JB. Diyabet. 2012; 61 :1838–1847. doi: 10.2337/db11-1241. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            89. Bogdanski P, Suliburska J, Szulinska M, Stepien M, Pupek-Musialik D, Jablecka A. Nutr. Res. 2012; 32 :421–427. doi: 10.1016/j.nutres.2012.05.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            90. Thomson M, Al-Qattan K, Mansour MH, Ali M. Evid. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2012; 2012 :409047. doi: 10.1155/2012/409047. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            91. Newsome BJ, Petriello MC, Han SG, Murphy MO, Eske KE, Sunkara M. J. Nutr. biyokimya 2014; 25 :126–135. doi: 10.1016/j.jnutbio.2013.10.003. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            92. Shaban MI, El-Gahsh NFA, El-Said A, El-Sol H. IOSR J. Nurs. Sağlık Bilimi 2017; 6 (5):79–86. [ Google Akademik ]
                            93. Wang Y, Huang Y, Lam KS, Li Y, Wong WT, Ye H. Cardiovasc. Res. 2009; 82 :484–492. doi: 10.1093/cvr/cvp078. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            94. Affuso F, Mercurio V, Fazio V, Fazio S. World J. Cardiol. 2010; 2 :71–77. doi: 10.4330/wjc.v2.i4.71. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            95. Zhang P, Song SJ, Liu WL, Li LL, Zhao WL, Zhang Y. Zhongguo Yingyong Shenglixuezazhi. 2011; 27 :420–425. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            96. Wan X, Chen X, Liu L, Zhao Y, Huang WJ, Zhang Q. PLoS ONE. 2013; 8 :e59794. doi: 10.1371/journal.pone.0059794. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            97. Sreelatha S, Padma PR, Umadevi M. Food Chem. Toksikol. 2009; 47 :702–708. doi: 10.1016/j.fct.2008.12.022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            98. Wu TT, Tsai CW, Yao HT, Lii CK, Chen HW, Wu YL. J. Sci. Gıda Tarım. 2010; 90 :1846–1854. doi: 10.1002/jsfa.4023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            99. Patel DK, Desai SN, Gandhi HP, Devkar RV, Ramachandran AV. Gıda Kimyası Toksikol. 2012; 50 :3120–3125. doi: 10.1016/j.fct.2012.06.033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            100. Koçyıldız ZC, Birman H, Olgaç V, Akgün-Dar K, Melikoˇglu G, Meriçli AH. fitoter. Res. 2006; 20 :66–70. doi: 10.1002/ptr.1808. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            101. Brixius K, Willms S, Napp A, Tossios P, Ladage D, Bloch W. Cardiovasc. Uyuşturucu Ter. 2006; 20 :177–184. doi: 10.1007/s10557-006-8723-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            102. Cheng N, Wang Y, Gao H, Yuan J, Feng F, Cao W. Food Chem. Toksikol. 2013; 59 :709–714. doi: 10.1016/j.fct.2013.07.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            103. Topal G, Koç E, Karaca C, Altuğ T, Ergin B, Demirci C. Phytother. Res. 2013; 27 :330–337. doi: 10.1002/ptr.4726. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            104. Premkumar K, Abraham SK, Santhiya ST, Ramesh A. Phytother. Res. 2003; 17 :614–617. doi: 10.1002/ptr.1209. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            105. Dzeufiet PDD, Mogueo A, Bilanda DC, Aboubakar B-FO, Tédong L, Dimo ​​T, Kamtchouing P. BMC Tamamlayıcı. Altern. Med. 2014; 14 :507–519. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            106. El-Beshbishy HA, Hassan MH, Aly MA, Dogish SA, Alghaithy AA. ekotoksikol. çevre. Saf. 2012; 83 :47–54. doi: 10.1016/j.ecoenv.2012.06.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            107. Bharti S, Golechha M, Kumari S, Siddiqui KM, Arya DS. Avro. J. Nutr. 2012; 51 :719–727. doi: 10.1007/s00394-011-0251-y. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            108. Ali BH, AlWabel N, Blunden G. Phytother. Res. 2005; 19 :369–375. doi: 10.1002/ptr.1628. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            109. Ajiboye TO, Salawu NA, Yakubu MT, Oladiji AT, Akanji MA, Okogun JI. İlaç Kimyası Toksikol. 2011; 34 :109–115. doi: 10.3109/01480545.2010.536767. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            110. Frank T, Netzel G, Kammerer DR, Carle R, Kler A, Kriesl E. J. Sci. Gıda Tarım. 2012; 92 :2207–2218. doi: 10.1002/jsfa.5615. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            111. Alarcón-Alonso A, Zamilpa FA, Aguilar M, Herrera-Ruiz J, Tortoriello EF. J. Ethnopharmacol. 2012; 139 :751–756. doi: 10.1016/j.jep.2011.12.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            112. Zhang W, Chen G, Deng CQ. J. Ecz. Eczane. 2012; 64 :139–145. doi: 10.1111/j.2042-7158.2011.01379.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            113. Tao LL, Lei Y. Zhong Xi Yi Jie He Xue Bao. 2012; 10 :76–84. doi: 10.3736/jcim20120112. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            114. Doh KC, Lim SW, Piao SG, Jin L, Heo SB, Zheng YF. Am. J. Nefrol. 2013; 37 :421–433. doi: 10.1159/000349921. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            115. Ma L, Liu H, Xie Z, Yang S, Xu W, Hou J. PLoS ONE. 2014; 9 :e103628. doi: 10.1371/journal.pone.0103628. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            116. Wang Y, Liu Y, Zhang XY, Ouyang DY, Liu KP. Int. İmmünofarmakol. 2014; 23 :77–84. doi: 10.1016/j.intimp.2014.07.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            117. Qian Q, Qian S, Fan P, Huo D, Wang S. Phytother. Res. 2012; 26 :60–66. doi: 10.1002/ptr.3513. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            118. Cho YH, Ku CR, Hong ZY, Heo JH, Kim EH, Choi DH. bariz. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2013; 2013 :623639. doi: 10.1155/2013/623639. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            119. Shin SG, Kim JY, Chung HY, Jeong JC. J. Agric. Gıda Kimyası 2005; 53 :7617–7622. doi: 10.1021/jf051014x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            120. Mao QQ, Xu XY, Cao SY, Gan RY, Corke H, Beta T, Li HB. yiyecekler. 2019; 8 :185–206. doi: 10.3390/foods8060185. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            121. Xagoari A, Papapetropoulos A, Mauromatis A, Economou M, Fotsis T, Roussos C. J. Pharmacol. Tecrübe. orada. 2001; 296 :181–187. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            122. Çan YM, Lo CP, Chen YP, Wang SY, Yang NS, Kuo YH. Br. J. Pharmacol. 2005; 146 :352–363. doi: 10.1038/sj.bjp.0706343. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            123. Nguelefack-Mbuyo PE, Nguelefack TB, Dongmo AB, Afkir S, Azebaze AG, Dimo ​​T, Legssyer A, Kamanyi A, Ziyyat A.J. Ethnopharmacol. 2008; 117 :446–450. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            124. Ahmad A, Husain A, Mujeeb M, Khan SA, Najmi AK, Siddique NA, Damanhouri ZA, Anwar F. Asian Pac. J. Trop. Biyomed. 2013; 3 (5):337–352. doi: 10.1016/S2221-1691(13)60075-1. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            125. Bastos JF, Moreira IJ, Ribeiro TP, Medeiros IA, Antoniolli AR, De Sousa DP. Temel Klinik. Eczane. Toksikol. 2010; 106 :331–337. doi: 10.1111/j.1742-7843.2009.00492. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            126. Zaoui A, Cherrah Y, Lacaille-Dubois MA, Settaf A, Amarouch H, Hassar M. Therapie. 2000; 55 :379–382. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            127. Hernandez-Abreu O, Castillo-Espana P, Leon R, Ibarra Barajas M, Villalobos-Molina R, González-Christen J. Biochem. Eczane. 2009; 78 :54–61. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            128. Bankar GR, Nayak PG, Bansal P, Paul P, Pai KSR, Singla RK. J. Ethnopharmacol. 2011; 134 :50–54. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            129. Maghrani M, Zeggwagh NA, Michel JB, Eddouks M. J. Ethnopharmacol. 2005; 100 :193–197. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            130. Vergara-Galicia J, Ortiz-Andrade R, Rivera-Leyva J, Castillo-España P, Villalobos-Molina R, Ibarra-Barajas M. Fitoterapia . 2010; 81 :350–357. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            131. Gilani AH, Khan AU, Jabeen Q, Subhan F, Ghafar R. J. Ethnopharmacol. 2005; 100 :347–352. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            132. Somova LI, Shode FO, Ramnanan P, Nadar A.J. Ethnopharmacol. 2003; 84 :299–305. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            133. Yeh CT, Huang WH, Yen GC. J. Nutr. biyokimya 2009; 20 :866–875. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            134. Kwan CY, Chen CX, Deyama T, Nishibe S. Vasc. Eczane. 2003; 40 :229–235. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            135. Lin SY, Wang CC, Lu YL, Wu WC, Hou WC. Gıda Kimyası Toksikol. 2008; 46 :2485–2492. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            136. Gasparotto A, Jr, Gasparotto FM, Lourenço ELB, Crestani S, Stefanello MEA, Salvador MJ. J. Ethnopharmacol. 2011; 134 :363–372. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            137. Kang DG, Hur TY, Lee GM, Oh H, Kwon TO, Sohn EJ, Lee HS. Hayat Bilimi 2002; 70 :2599–2609. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            138. Vergara-Galicia J, Ortiz-Andrade R, Castillo-Espana P, Ibarra Barajas M, Gallardo-Ortiz I, Villalobos-Molina R. Vasc. Eczane. 2008; 49 :26–31. [ Google Akademik ]
                            139. Magos GA, Mateos JC, Páez E, Fernández G, Lobato C, Márquez C.J. Ethnopharmacol. 2008; 117 :58–68. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            140. Aguirre-Crespo F, Vergara-Galicia J, Villalobos-Molina R, López-Guerrero J, Navarrete-Vázquez G, Estrada-Soto S. Life Sci. 2006; 79 :1062–1068. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            141. Gilani AH, Jabeen Q, Khan AU, Shah AJ. J. Ethnopharmacol. 2008; 115 :463–472. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            142. Hellstrom JK, Shikov AN, Makarova MN, Pihlanto AM, Pozharitskaya ON. J. İşlev. yiyecekler. 2010; 2 :163–169. [ Google Akademik ]
                            143. Ojewole JAO, Adewole SO, Olayiwola G. Cardiovasc. JS Afr. 2006; 17 (5):227–232. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            144. Kang DG, Lee YS, Kim HJ, Lee YM, Lee HS. J. Ethnopharmacol. 2003; 89 :151–154. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            145. Lahlou S, Tangi KC, Lyoussi B, Morel N. J. Ethnopharmacol. 2008; 120 :98–102. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            146. Consolini AE, Ragone MI, Migliori GN, Conforti P, Volonte MG. J. Ethnopharmacol. 2006; 106 :90–96. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            147. Consolini AE, Sarubbio MG. J. Ethnopharmacol. 2002; 81 :57–63. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            148. Xie YW, Xu HX, Dong H, Fiscus RR. J. Ethnopharmacol. 2006; 109 (1):128–339. doi: 10.1016/j.jep.2006.07.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            149. Yang L, Zou X, Liang Q. Uzm. Mol. Med. 2007; 39:73 . [ Google Akademik ]
                            150. Xue B, Li J, Chai Q, Liu Z, Chen L. Phytomedicine. 2008; 15 :759–762. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            151. Perez YY, Jimenez-Ferrer E, Alonso D, Botello-Amaro CA, Zamilpa A. J. Ethnopharmacol. 2010; 128 :611–614. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            152. De Souza P, GasparottoJr A, Crestani S, Stefanello MEA, Marques MCA, Jed SS. Bitki ilacı. 2011; 18 (10):819–825. doi: 10.1016/j.phymed.2011.02.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            153. Soncini R, Santiago MB, Orlandi L, Moraes GOI, Peloso ALM, dos Santos MH. J. Ethnopharmacol. 2011; 133 :353–357. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            154. Gilani AH, Jabeen Q, Ghayur MN, Janbaz KH, Akhtar MS. J. Ethnopharmacol. 2005; 98 :127–135. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            155. Lucas-Filho MD, Silva GC, Cortes SF, Mares-Guia TR, PerpétuaFerraz V, Serra CP. Bitki ilacı. 2010; 17 :383–387. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            156. Wang GJ, Tseng HW, Chou CJ, Tsai TH, Chen CT, Lu M. Life Sci. 2003; 73 :2769–2783. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            157. Veeramani C, Aristatile B, Pushpavalli G, Pugalendi KV. Suudi J. Biol. bilim 2011; 18 :99–105. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            158. Nguelefack TB, Mekhfi H, Dongmo AB, Dimo ​​T, Watcho P, Zoheir J.J. Ethnopharmacol. 2009; 124 :592–599. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            159. Tibiriça E, Almeida A, Cailleaux S, Pimenta D, Kaplan MA, Lessa MA. J. Ethnopharmacol. 2007; 111 :50–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            160. Saleem R, Ahmed M, Ahmed SI, Azeem M, Khan RA, Rasool N. Phytother. Res. 2005; 19 :881–884. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            161. Abreu IC, Marinho AS, Paes AM, Freire SM, Olea RS, Borges MO. Fitoterapi. 2003; 74 :650–657. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            162. Alfieri A, Maione F, Bisio A, Romussi G, Mascolo N, Cicala C. Phytother. Res. 2007; 21 :690–692. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            163. Jiarong L, Feixia D, Ziyou Y, Wenjie Z, Jinping F, Guoli S.J. Ethnopharmacol. 2015; 23 (161):69–81. doi: 10.1016/j.jep.2014.09.049. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            164. Singh P, Mishra A, Singh P, Goswami S, Singh A, Tiwari KD. Hintli J. Res. eczane Biyoteknoloji. 2015; 3 (5):358–366. [ Google Akademik ]
                            165. Jabeen Q, Bashir S, Lyoussi B, Gilani AH. J. Ethnopharmacol. 2009; 122 :123–130. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            166. Sahib NG, Anwar F, Gilani AH, Hamid AA, Saari N, Alkharfy KM. fitoter. Res. 2013; 27 :1439–1456. doi: 10.1002/ptr.4897. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            167. Walker AF, Marakis G, Morris AP, Robinson PA. fitoter. Res. 2002; 16 :48–54. doi: 10.1002/ptr.947. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            168. Bone K, Mills S. Fitoterapi ilkeleri ve uygulaması. Edinburg: Churchill Living taşı; 2013. [ Google Akademik ]
                            169. Asgary S, Naderi GH, Sadeghi M, Kelishadi R, Amiri M. Drugs Exp. klinik Res. 2004; 30 :221–225. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            170. Anselm E, Socorro VF, Dal-Ros S, Schott C, Bronner C, Schini-Kerth VB. J. Cardiovasc. Eczane. 2009; 53 :253–260. doi: 10.1097/FJC.0b013e31819ccfc9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            171. Negi PS, Singh R, Dwivedi SK. kesin. Hayat Bilimi J.2018 ; 2 (3):146–150. doi: 10.14429/dlsj.3.12571. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            172. Ried OR, Frank NP. Stoklar Maturitas. 2010; 67 :144–150. doi: 10.1016/j.maturitas.2010.06.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            173. Ried K, Frank OR, Stocks NP. Avro. J. Clin. Nutr. 2013; 67 :64–70. doi: 10.1038/ejcn.2012.178. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            174. Ashraf R, Khan RA, Ashraf I, Qureshi AA. Pak. J. Ecz. bilim 2013; 26 :859–863. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            175. Hodgson JM, Puddey IB, Burke V, Beilin LJ, Jordan N. J. Hypertens. 1999; 17 :457–463. doi: 10.1097/00004872-199917040-00002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            176. Hodgson JM, Puddey IB, Woodman RJ, Mulder TP, Fuchs D, Scott K. Arch. Stajyer. Med. 2012; 172 :186–188. doi: 10.1001/archinte.172.2.186. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            177. Imenshahidi M, Hosseinzadeh H, Javadpour Y. Phytother. Res. 2010; 24 :990–994. doi: 10.1002/ptr.3044. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            178. Boskabady MH, Shafei MN, Shakiba A, Sefidi HS. fitoter. Res. 2008; 22 :330–334. doi: 10.1002/ptr.2317. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            179. Dehkordi FR, Kamkhah AF. Fundam. klinik Eczane. 2008; 22 :447–452. doi: 10.1111/j.1472-8206.2008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            180. Kim JH. J. Ginseng Arş. 2012; 36 :16–26. doi: 10.5142/jgr.2012.36.1.16. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            181. Wang BQ. J.Med. Bitkiler Arş. 2010; 4 (25):2813–2820. [ Google Akademik ]
                            182. Woo KS, Yip TWC, Chook P, Kwong SK, Szeto CC, Li JKY, Yu AWY, Cheng WKF, Chan TYK, Fung KP, Leung PC. bariz. Bazlı Tamamlayıcı. Altern.s Med. 2013; 2013 : 1–8. doi: 10.1155/2013/132912. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            183. Jovanovski E, Bateman EA, Bhardwaj J, Fairgrieve C, Mucalo I, Jenkins AL. J. Am. Sos. Hipertans. 2014; 8 :537–541. doi: 10.1016/j.jash.2014.04.004i. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            184. Modaghegh MH, Shahabian M, Esmaeili HA, Rajbai O, Hosseinzadeh H. Phytomedicine. 2008; 15 :1032–1037. doi: 10.1016/j.phymed.2008.06.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            185. Fatehi M, Rashidabady T, Fatehi-Hassanabad Z. J. Ethnopharmacol. 2003; 84 :199–203. doi: 10.1016/S0378-8741(02)00299-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            186. Hosseini A, Razavi BM, Hosseinzadeh H. Iran. J. Temel Med. bilim 2018; 21 :1091–1099. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            187. Ekpenyong CE, Akpan EE, Daniel NE, Pharmacogn J. Phytochem. 2014; 3 (1):133–141. [ Google Akademik ]
                            188. Devi RC, Sim SM, Ismail R. Evid. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2012; 2012 : 1–8. doi: 10.1155/2012/539475. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            189. Nambiar VS, Matela H. Int. J. Ecz. Biol. Ark. 2012; 3 (5):1035–1043. [ Google Akademik ]
                            190. Amin B, Hosseinzadeh H. Planta Med. 2016; 82 :8–16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            191. Gali-Muhtasib H, El-Najjar N, Schneider-Stock R. Lead Mol. Nat. Üretim 2019 tarihi: 10.1016/S1572-557X(05)02008-8. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            192. Jaarin K, Foong W, Yeoh M, Kamarul Z, Qodriyah H, Azman A, Zuhair J, Juliana Kamisah Y. Klinikler. 2015; 70 :751–757. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            193. Hüseyin DAS, Hüseyin MM. Av. Med. Bitki. Res. 2016; 4 (2):27–57. [ Google Akademik ]
                            194. Müşerref HM, Arman MSI. Int. J. Mol. bilim 2018; 3 (6):245–250. [ Google Akademik ]
                            195. FallahHuseini H, Amini M, Mohtashami R, Ghamarchehre ME, Sadeqhi Z, Kianbakht S. Phytother. Res. 2013; 27 :1849–1853. doi: 10.1002/ptr.4944. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            196. Kundu JK, Liu L, Shin JW, Surh YJ. biyokimya biyografiler. Res. komün. 2013; 438 :721–727. doi: 10.1016/j.bbrc.2013.07.110. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            197. Kim JH. J. Ginseng Arş. 2017 doi: 10.1016/j.jgr.2017.10.004. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            198. Choi KT. Açta Eczacılık. Günah. 2008; 29 (9):1109–1118. doi: 10.1111/j.1745-7254.2008.00869. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            199. Mucalo E, Jovanovski D, Rahelic V, Božikov Z, Romic VV. J. Ethnopharmacol. 2013; 150 :148–153. doi: 10.1016/j.jep.2013.08.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            200. Rhee MY, Cho B, Kim KI, Kim J, Kim MK, Lee EK. Am. J. Chin. Med. 2014; 42 :605–618. doi: 10.1142/S0192415X14500396s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            201. Lee KH, Bae IY, Park SI, Park JD, Lee HG. J. Ginseng Arş. 2015 doi: 10.1016/j.jgr.2015.08.002. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            202. Kim EY, Jho HK, Kim DI, Rhyu MR. J. Ethnopharmacol. 2008; 116 :223–227. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            203. Wang SP, Zang WJ, Kong SS. Avro. J. Pharmacol. 2008; 579 :283–288. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            204. Kwan YW, KW'ye, Lau WM, Tsang SH. Avro. J. Pharmacol. 1999; 365 :241–251. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            205. Yang TY, Wei JC-C, Lee MY, Chen CMB, Ueng KC. fitoter. Res. 2012; 26 :291–298. doi: 10.1002/ptr.3548. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            206. Zhang J, An SJ, Fu JQ, Liu P, Shao TM, Li MLX, Zhan Jiao Z, Chai XQ. Hücre. Fizyol. biyokimya 2016; 40 :347–360. doi: 10.1159/000452550. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            207. Lin TH, Hsieh CL. Çene. Med. 2010; 5 (22):1–6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            208. Wang L, Ma R, Liu C, Liu H, Zhu R, Guo S, Tang M, Li Y, Niu J, Fu M, Gao S, Zhang D. Curr . eczane Des. 2017; 23 (7):1077–1097. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            209. Bekar K. Nutr. Bugün. 2010; 45 (4):171. [ Google Akademik ]
                            210. Akınyemi AJ, Ademiluyi AO, Oboh G.J. Med. Yiyecek. 2013; 16 :641–646. doi: 10.1089/jmf.2012.0022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            211. Suekawa M, Ishige A, Yuasa K, Sudo K, Aburada M, Hosoya E. J. Pharmacol. 1984; 7 :836–848. doi: 10.1248/bpb1978.7.836. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            212. Liu PL, Liu JT, Kuo HF, Chong IW, Hsieh CC. Arabulucular Inflamm. 2014; 2014 :523684. doi: 10.1155/2014/523684. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            213. Ojulari LS, Olatubosun OT, Okesina KB, Owoyele BV. IQSR J. Dent. Med. bilim 2014; 13 (10):76–78. [ Google Akademik ]
                            214. Chhatre S, Nesari T, Somanil G, Kanchan D, Sathaye S. Pharmacogn. Rev. 2014; 8 (15):45–51. doi: 10.4103/0973-7847.125530. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            215. Chui SZ, Liao CX, Jiao QP, Zhu HM, Chen SY, Chou ZJ. Yeni İlaçlar Kliniği Remed. 1992; 11 :202–204. [ Google Akademik ]
                            216. Lu SB, Lu BJ, Shen MZ, Rong YZ. Açta Üniv. Med. Saniye. Şangay. 1994; 14 (1):78–79. [ Google Akademik ]
                            217. Sharifi AM, Darabi R, Akbarloo N. Life Sci. 2003; 73 :2963–2971. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            218. Adaikan PG, Gauthaman K, Prasad RN, Ng SC. Ann. Acad. Med. Singapur 2000; 29 (1):22–26. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            219. Eljabri NAE-A, Ahmed AK, Ahmed A. Int. J. Innov. eğitim Res. 2015; 3 (8):67–73. [ Google Akademik ]
                            220. Lobay J. Integr. Med. 2015; 14 (3):40–46. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            221. Vekil RJ. dolaşım. 1955; 12 :220–229. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            222. Soni R, Jaiswal S, Bara JK, Saksena P. J. Biotech. biyokimya 2016; 2 (5):28–32. [ Google Akademik ]
                            223. Kiran K, Priya AJ, Devi RG. İlaç Buluşu. Bugün. 2018; 10 (1):2674–2678. [ Google Akademik ]
                            224. Hedgecock T, Phillips A, Ludrick B, Golden T, Wu N. J. Life Sci. 2019; 5 (1):2160–2167. doi: 10.21276/SSR-IIJLS.2019.5.1.8. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            225. Maulik SK, Talwar KK. Am. J. Cardiovasc. İlaçlar. 2012; 12 (3):157–163. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            226. Dwivedil S, Chopra D. J. Tradit. Tamamlayıcı. Med. 2014 doi: 10.4103/2225-4110.139103. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            227. Choudhari AB, Nazım S, Gomase PV, Khairnar AS, Shaikh A, Choudhari P.J. Pharm. Res. 2011; 4 (3):580–581. [ Google Akademik ]
                            228. Dwivedi S.J. Ethnopharmacol. 2007; 114 :114–129. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            229. Kumar G, Saleem N, Kumar S, Maulik SK, Ahmad S, Sharma M, Goswami SK. Ön. Eczane. 2019; 10 :1443. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]

                            Yorum yap


                            • #15
                              MİGREN, İSKEMİK ( KAN DOLAŞIMI ZAFİYETİ ) VE REPERFUSYON ( DOKULARDA YENİLENME ) KİŞNİŞ İLE ÇÖZÜMÜ

                              Konu ahmetkirmizi tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18434-ahmetkirmizi Saat 31 May 2023, 14:07 ) değiştirilmiştir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X