Kalp yüzeyinde yer alan kaslara besin ve oksijen taşıyan arter damarları zaman içersinde sertleşmelere neden olabilmektedir. Damarların bu yeni görünümü plak haline dönüştükten sonra kan akımının doğru bir biçimde ulaştırılmasını engellemektedir. Bu durumun bir sonucu olarak meydana gelen pütürlü damarlar pıhtı oluşumunu artırmakta, belirli bir zaman diliminin ardından kan akışını tamamen durdurmaktadır. Koroner arter adı verilen bu hastalık pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Günümüzde hastalığın en önemli risk grubu arasında yaşlılar bulunmaktadır. Kan akışını etkileyen damarların tamamen tıkanması nedeniyle meydana gelen ani rahatsızlıklar koroner arter hastalığının bir sonucudur.
Koroner arter hastalığının en önemli belirtileri arasında göğüs kısmında gerginlik, yanma ve batma hissi, genellikle sol kolda meydana gelen ağrı ve ağırlıklar ve çene ağrıları yer almaktadır. Koroner arter tıkanıklığı kalbin tamamına yayılması halinde kalp kaslarına kalıcı biçimde zarar vermektedir. Böyle bir durumda kalbin çalışma gücü en aza iner ve kalp krizi riski artar. Skar dokusu olarak adlandırılan kalp dokusunun küçük olması durumunda iyileşme erken bir zamanda gerçekleşebilmektedir, ancak dokunun büyüklüğü kanın pompalanma işlevini olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Koroner artar hastalığının en önemli tedavi yöntemleri arasında bypass ameliyatı bulunmaktadır. Kalbe eklenen yeni damarlarla gözlemlene iyileşme durumu hastanın eski sağlığına kavuşması şeklinde sonuçlanır. Yapılacak diğer bir uygulama küçük bir balon ile darlığın açılması şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Koroner arter hastalığı tanı yöntemleri arasında en çok tercih edilen uygulamalardan biri EKG'dir. Elektrokardiyografi olarak adlandırılan yöntemde hastanın kalp atış hızı, düzeni ve kalp krizi riski hakkında araştırmalar yapılarak kesin sonuçlar elde edilir. Diğer bir tanı yöntemi damardan verilen talyum maddesi ile kalp kaslarını beslemektedir. Bu süreçte kalbin ne kadar beslendiğine dair gözlemelerde bulunulur. Doktorun gerekli gördüğü durumlarda hasta koşu bandına alınarak kalbinin elektrosu kaydedilmektedir. Damarların kalbi besleme oranı bu yöntemle tespit edilir. Tanı koymanın güçleştiği durumlarda koroner anjiografi yöntemi uygulanmaktadır. Damar yapısının incelenmesini sağlayan bu uygulama ile hasta hakkında kesin verilere ulaşılır.
Koroner arter hastalığının en önemli belirtileri arasında göğüs kısmında gerginlik, yanma ve batma hissi, genellikle sol kolda meydana gelen ağrı ve ağırlıklar ve çene ağrıları yer almaktadır. Koroner arter tıkanıklığı kalbin tamamına yayılması halinde kalp kaslarına kalıcı biçimde zarar vermektedir. Böyle bir durumda kalbin çalışma gücü en aza iner ve kalp krizi riski artar. Skar dokusu olarak adlandırılan kalp dokusunun küçük olması durumunda iyileşme erken bir zamanda gerçekleşebilmektedir, ancak dokunun büyüklüğü kanın pompalanma işlevini olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Koroner artar hastalığının en önemli tedavi yöntemleri arasında bypass ameliyatı bulunmaktadır. Kalbe eklenen yeni damarlarla gözlemlene iyileşme durumu hastanın eski sağlığına kavuşması şeklinde sonuçlanır. Yapılacak diğer bir uygulama küçük bir balon ile darlığın açılması şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Koroner arter hastalığı tanı yöntemleri arasında en çok tercih edilen uygulamalardan biri EKG'dir. Elektrokardiyografi olarak adlandırılan yöntemde hastanın kalp atış hızı, düzeni ve kalp krizi riski hakkında araştırmalar yapılarak kesin sonuçlar elde edilir. Diğer bir tanı yöntemi damardan verilen talyum maddesi ile kalp kaslarını beslemektedir. Bu süreçte kalbin ne kadar beslendiğine dair gözlemelerde bulunulur. Doktorun gerekli gördüğü durumlarda hasta koşu bandına alınarak kalbinin elektrosu kaydedilmektedir. Damarların kalbi besleme oranı bu yöntemle tespit edilir. Tanı koymanın güçleştiği durumlarda koroner anjiografi yöntemi uygulanmaktadır. Damar yapısının incelenmesini sağlayan bu uygulama ile hasta hakkında kesin verilere ulaşılır.
