Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Obezite, endometrium kanserlerinde önemli bir risk!

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Obezite, endometrium kanserlerinde önemli bir risk!

    Obezitenin, endometrium kanserlerinde en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Zeynep Kamil Hastanesi Kadın Doğum Klinik Şefi Op. Dr. Sadiye Eren, “Sanıldığının aksine tüm endometrium kanserlerinin hormonlarla doğrudan bağlantılı olmadığı görüldü. Hormonların etkisiyle olan tümörlerde temel etken östrojendir. Östrojen fazla olduğunda ve etkilerini karşılayacak yeterli progesteron olmadığında östrojenin yaptığı hücre mitozu, progesteron tarafından durdurulamıyor. Kontrolsüz büyüme de kansere doğru gidişe neden oluyor” dedi.


    Rahim içi kanserlerin oluş mekanizmaları hakkında bilgi veren Op. Dr. Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gen mutasyonları ile ilgili son dönemde yapılan çalışmalar hormon yoluyla olan kanserlerin pek çok etkeni olduğunu gösteridi. Östrojen öncelikle şişman kadınlarda fazladır. Yağ dokusunda androjenden östrojene dönüş fazladır. Bazı yumurtlama bozuklukları olan polikistik overli hastalarda östrojen hakimdir. Şişmanlık önemli bir risk faktörüdür. Vücut kütle indeksi katsayısının 28'in üstünde olmasıyla bunun altında olması arasında bile risk farklılıkları var. Çünkü, yağ dokusundaki androjenlerin östrojene dönüşmesi, sürekli ösrojene maruziyeti getiriyor. Sürekli östrojen maruziyeti de endometrium kanserinde önemli etken. Bu grup hastalar, endometrium kanserlerin dörtte üçünü oluşturuyor.”

    Östrojene bağımlı olmayan grupta ise durumun biraz daha farklı geliştiğini dile getiren Op. Dr. Eren, “Hormon bağımlı olmayan tek gen mutasyonları özellikle hücre siklusunu etkileyen sistem içinde bozulmalar yaratır. Bu normalde vücut içindeki düzeltici sistemler tarafından onarılır. Bazen bu düzeltici sistemler çalışamaz; bunda gen mutasyonları da burada etkendir. Kontrolsüz büyüme bir şekilde yol alır ve kansere gidiş süreci başlar. Gen mutasyonu olan bu tümörler daha agresif seyreden tümörlerdir. Her iki grupta da tedavi pek değişmiyor. Ancak hormona bağlı hastalıklarda, çok ileri safhalarda hormon tedavisi yapılıyor. P53 ve P16 mutant gen olarak bulunması, agresyonla birlikte giden bir gösterge. Henüz kanser olmamış, gen mutasyonları görülen bazı öncül lezyonların varlığı, kansere dönüşüm olup olmayacağı konusunda fikir verebiliyor” diye konuştu.

Hazırlanıyor...
X