Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Himalaya Tuzu: Astım, Alerji, Yüksek tansiyon, Diyabet; www.himalayatuzu.com.tr

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #32
    Himalaya tuz hakkında

    Hastalık,Yorgunluk, Uykusuzluk, Stres-Depresyon...
    Sağlığa ''daha çok para'' harcıyoruz ama ''daha çok hastayız''...
    Neden mi? Nedeni aslında çok basit...


    Biz hücreler topluluğuyuz.
    Sağlığımız hücrelerimizin sağlığı ile mümkündür. Hücrelerimiz bölünerek çoğalır ve yenilenir. Eğer hücremiz sağlıklı ise yenilenen hücrelerde sağlıklı olacaktır...
    Hücrelerimizin sağlıklı olabilmesi için doğru ''besin maddelerinin'' ve oksijenin hücreye ulaşması ve bu maddelerin metabolizması sonucu açığa çıkan ''artık maddelerin'' hücreden uzaklaştırılması gerekmektedir. Bunu yapacak olan ''SU''dur. Su bu işlevini ozmos yöntemi ile yapmaktadır.
    Ozmos, suyun difüzyonu-geçişmesidir. Yani suyun "az yoğun'' ortamdan ''çok yoğun'' ortama geçişme olayıdır. Burada ''az yoğun'' ortam hücre dışı sıvısı ''çok yoğun'' ortam ise hücre içi sıvısıdır.
    Ozmos yoluyla hücreye giren suya eşdeğer su hücre dışına çıkar. Su hücreye girerken besin maddeleri, hücreden çıkarken ise artık-atık maddeleri taşır.
    Peki! Hiç düşündünüz mü -hücre dışı sıvı ile hücre içi sıvı arasında- yoğunluk farkı nasıl oluşur?
    Bu yoğunluk farkı TUZ, dolayısıyla onun barındırdığı mineraller sayesinde oluşur.
    Hücre içine ve hücre dışına yeterli su akışı (ozmos) hücreyi sağlıklı ve bazik ortamda tutar. Yani, ihtiyaç duyulan şey, SU ve ozmos dengesi için TUZdur. Ancak burada bahsedilen tuz, ''endüstri için üretilmiş olan'' ve sadece sodyumklorür (NaCl) içeren madde değil, diğer doğal mineralleri ve iz mineralleri, doğada olduğu oranda barındıran ''DOĞAL TUZ''dur.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #33
      HİMALAYA TUZU

      Himalaya tuzu, günümüzden 250-300 milyon yıl önce oluşan eski deniz tuzudur. Eski deniz tuzu olduğu için suda çözünen tüm mineralleri, yeryüzünde bulundukları ve çözündükleri oranda içerir. Çevresel kirlenme olmadığı için rafine edilmez, böylece içerdiği mineraller ve iz mineraller yok olmaz.
      Himalaya Tuzunun Oluşumu:
      Günümüzdeki Hint yarımadası yerkürenin şekillendiği dönemde ada'ydı ve Asya kıtası ile çarpıştı. Bu çarpışmanın etkisiyle, dünyamızın en yüksek noktası Everest'i barındıran Himalaya dağları oluştu.
      Bu oluşum sırasında arada kalan deniz tabanı düzleşerek suyun buharlaşmasına neden oldu. Böylece deniz tuzunu bu bölgeye bıraktı.
      Bugün, büyük bir kısmı Pakistan toprakları içerisinde olan tuz havzası ve tuz madenleri, bölgede sanayi ve yerleşim olmadığı için kirlenmeden günümüze ulaşmıştır. Bu nedenle işlenmesine gerek kalmadan gıda maddesi olarak kullanılabilmektedir.
      Himalaya Tuzunun Rengi:
      Dünyamızda, beyazdan siyaha pembeden kırmızıya kadar pek çok renk ve renk tonunda tuzlar vardır. Himalaya tuzu da beyaz, açık pembe, koyu pembe ve kahverengi tonlarda olabilmektedir.
      Renk farklılığının nedeni, bazı minerallerin yüksek oranda olması nedeniyle renklerinin baskın hale gelmesi, böylelikle oluşan tuza renklerini vermelerinden ileri gelir.
      Bu renkli tuzlar topikal, yani banyo tuzu olarak kullanılmak için uygundur. Gıda maddesi olarak kullanırken dikkatli olunması gerekir. Şöyle ki;
      Ülkemizde, sofra tuzu olarak kullanılacak tuzların çeşitliliğini düzenleyen ''Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği'' Madde 5 ''a'' bendinde belirtilen ''tuz beyaz renkte olmalıdır'' tanımlamasından, beyaz renkte olmayan tuzların riskli olabileceği de anlaşılmalıdır.
      Açık-koyu pembe ve kahverengi tuzlara rengini veren demir mineralidir ve tıp çevrelerince de bilinmektedir ki demir eksikliği tedavi edilebilirken demir fazlalığı için yapılacak çok fazla bir şey yoktur. Demir fazlalığı olduğunda, karaciğerde siroz, panreasta fibrozis ve beraberinde şeker, kalp hastalıklarından söz edilir.
      Bununla beraber bu renkli tuzlar, damak tadı için bazı özel menülerde arada bir kullanılabilir.
      Himalaya Tuzunun Faydaları:
      84 mineral içeren ''Himalaya Kristal Tuzu''nun (Purelife orijinal Himalaya kristal tuzudur) faydalarını şu şekilde maddeleyebiliriz:
      * Vücudun su dengesini düzenler
      * Hücrelerimizin, dolayısıyla vücudumuzun pH dengesinin düzenlenmesine destek verir (asit baz dengesini sağlar, bedenimiz ağırlıklı bazik olmalıdır ve tuz bazik olmaya katkı sağlar, hastalıklar asidik ortamda gelişir (mide hariç, üstelik mide asidi üretimi için tuzdaki klora ihtiyaç vardır)
      * Metabolizmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlayarak kan şekeri dengelenmesinden yaşlanma belirtilerini azaltmaya kadar destek verir.
      * Hücrelerde su geçişmesine -ozmos- sebep olması neticesinde hidroelektrik enerjisi üretimine destek olur
      * Besin maddelerinin emilimine yardımcı olur
      * Kas kramplarının önlenmesine yardımcı olur
      * Kemiklerimizin güçlenmesine destek olur
      * Uykumuzu düzenlemeye yardımcı olur
      * Dolaşımı destekler ve bu da pek çok sağlıklı işlevin beraberinde libidoyu da (cinsel istek ve güç) destekler
      * Kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur
      İnorganik mineraller sular-sıvılar ile vücuda alındığında hücrelerimiz için faydalı olamayabiliyor. Çünkü genellikle molekül yapılarının büyük olması hücrelerimize girişlerine engel olabiliyor. Bu nedenle bu inorganik minerallerin bitkilerce özümsenmesi neticesinde insan hücreleri için faydalı hale gelebildikleri biliniyor.
      Bununla beraber, bilinen bir başka gerçek de son yıllarda beslenme alışkanlıklarımızın değişmesi ve sonucunda vücudumuz için gerekli olan bu inorganik mineralleri alamıyor olmamızdır.
      İşte Himalaya Kristal Tuzu, vücudumuzun ihtiyacı olan bu mineralleri hem de vücudumuzun kullanabileceği bir yapıda bize sunuyor. Yukarıda sayılan tüm faydaların temeli bu özellikten kaynaklanıyor.
      Sonuç, ancak doğal beslenirsek yaşamsal gıdalardan yararlanabiliriz. Purelife Himalaya Kristal Tuz yaşamsal mesajlarından yararlanabileceğimiz doğal tuzdur.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #34
        Himalaya Tuzu ve Sofra Tuzu (Rafine Tuz) arasında ki fark Son 30-40 yıldır, üç büyük

        Himalaya Tuzu ve Sofra Tuzu (Rafine Tuz) arasında ki fark
        Son 30-40 yıldır, üç büyük beyaz tehlike diye tuz, şeker ve beyaz un'dan bahsedilmektedir.Bunlardan beyaz şeker ve beyaz un hakkında söylenenler doğrudur, çünkü her ikisinin de doğal özelikleri bozulmuştur ve artık doğal değillerdir. Peygamberimiz “Ya Ali yemekten önce ve yemekten sonra bir miktar tuz seni 70 tür Hastalığa karşı korur” buyurmuştur
        Peygamber Efendimiz beyaz un mamullerini kullanmamış ve kullanımını yasaklamış.. Osmanlının son dönemine kadarda Müslümanlar beyaz un mamulleri kullanmamışlardır. Beyaz unda vitamin ve minerallerin bazıları ya tamamen yoktur veya oldukça azdır, çünkü kepekle birlikte en önem lifli kısmı hayvan yemi olarak kullanılır.
        Beyaz un:
        Kepekli un sağlıklıdır, çünkü buğdaydaki mineral, vitamin, enzim ve amino asitler kabuğundadır. Kepeğin atılması ile birlikte bütün vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler de yok olur ve bu nedenle beyaz un besleyici değildir. (geniş bilgi için buğdaya bak.!)
        Beyaz un'la beslenen insanlarda sindirim rahatsızlıklar, deri hastalıkları, immün zafiyeti, cinsel güçsüzlük gibi birçok hastalık ortaya çıkar. Çünkü vücutta vitamin, mineral, aminoasit ve enzim yetersizliği ortaya çıkar. Bu vitamin, mineral, enzim ve amino asit yetersizliği haplarla kısa bir süre alınarak karşılanabilir, fakat uzun süre kullanılırsa bağırsaklar tembelleşir.
        Bilindiği gibi bağırsaklardaki faydalı bakteriler K ve B12-Vitaminleri gibi karmaşık vitaminler üretirler ki bilindiği gibi bunları lifli besinlerden üretirler. faydalı bakteriler kendileri için ürettikleri bu vitaminlerin çok azını kendileri kullanırlar ve geri kalanı vücut tarafından değerlendirilir. Arılarda bal kendileri için üretirler ama çok azını kendileri tüketirken asil ana kısmını insanlar tüketir.
        Beyaz şeker:
        Şekerin kullanılması ise çok yenidir. Şekerin doğal, yani birleşiminde vitamin mineral ve enzim içerdiğinden zararı pek yoktur. örneğin eskiden kullanılan Turhal şekeri veya esmer şeker normaldir. Eskiden tatlandırıcı olarak bal ve pekmez kullanılırdı. Şeker pancarından elde edilen şeker İlk zamanlar doğalken sürekli yeni metotların geliştirilmesi ile şimdi beyaz şeker hiç vitamin mineral, enzim ve amino asit içermez ve en önemli kısmı hayvan yemi yapımında kullanılır.
        Buda kandaki şekerin aniden yükselmesine sebep olur, çünkü vitamin, mineral, enzim, ve amino asit içermediğinden hızlı geçim olur. şeker kanda yükselirken bu şekeri hücreye taşıyacak olan insulini yeterince salgılanması nedeniyle zamanla şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Bu nedenle doğal şeker kullanılmalıdır.
        Tuz nedir?
        Peygamber efendimizin tavsiye ettiği tuz doğal tuzdur, günümüzde içerizine bir çok kimyasal katkı maddesi katılan toksik madde gibi etki yapan rafie Tuz (Sofra tuzu) kastedilmemektedir.Tuz sodyum ve klor elementlerinden oluşur ve 1 gram tuzun suda çözülmesi ile 0,6 gramı klor iyonu ve 0,4 gram sodyum iyonu ortaya çıkar. Yetişkin bir insanın vücudunda 100 gram sodyum ve 77 gram klor bulunur.Normal olrak bu şekilde olması gereken Rafine tuza alimünyum ve titan gibi vücudumuz için zehirli yabancı maddeler katılmakta ve bu yabancı maddeler tuza beyaz bir renk ve kayganlık vermektedir.sodyum iyonu vücudun ozmotik (gelişen) yapısında çok önemli rol oynar. Yani hücrelere besleyici maddenin (vitamin, mineral, enzim, amino asit ve glikoz gibi) girişi ve hücrelerdeki artık maddelerin dışarı çıkarılmasında, kısaca taşınmasında rol oynar. Ayrıca sinir ve kaslarda uyarıları iletmede rol oynar. Sodyum-potasyumla birlikte hücrelere giriş ve çıkışları kontrol ederler.Fakat Tuz doğal olarak 84 çeşit diğer elementlerle birlikte değilde sadece rafine olarak alınırsa bunu vücudumuz toksik madde olarak algılar ve atmaya çalışır.
        Klor iyonunun yetersizliği kanın pH-Değerinin asitleşmesine buda asi doza sebep olur, asi dozsa çok tehlikeli bir durumdur. Asidoz böbrek zafiyeti, akciğer iltihaplanması, aşırı kusma ve ishale sebep olur. Klor bilindiği gibi şehirlerin su şebekesine katılır, (çünkü klor mikroplan öldürür. Klor aynı şekilde bağırsaklardaki zararlı bakterilere ve bunların ürettiği zehirli gaz ve zehirli alkolleri zararsız hale getirir.Rafine Tuz tansiyonu yükseltir, şayet kişi daha önce böbrek iltihaplanması geçirmiş ve bu iltihaplanma kronikleşmişse, bu ağrı vermez. Kişi kronik böbrek ağrılarını unutur, fakat böbrekler kronik iltihaplı olması nedeniyle sodyumlu birleşikleri süzemez.Böylece kanda sıvı oranı artar ve buda yüksek tansiyona sebep olur. Örneğin sodyum (Na+) ve karbonik asit (HCO3-) birleşerek sodyum hidrojen karbonat (NaHCOS) oluşur ve bu dışarı atılamaz ve yüksek tansiyon problemi çıkar.Himalaya Tuzunda böyle bir durum olmaz.
        Arteryo skleroz: Yüksek tansiyona genellikle arteriyo skleroz (damarların yağlanması, daralması ve sertleşmesi) nedeniyle ortaya çıkar. Buda genellikle aşırı et, peynir, yumurta ve mamullerini yeme, alkol ve sigara içme nedeniyle olur.Sofra Tuzu damarların sertleşmesine seebp olur himalaya tuzu bunu önler.Az tuz alındığında mineral yetersizliği nedeniyle aritmi (kalp ritim bozukluğu), yorgunluk, baş ağrısı ve bayılma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yüksek tansiyona karşı alınan ilaçlar (antihipertensif) üreyi artırır, trigliserid, kolesterol ve şeker metabolizmasını bozar, kan akışını yavaşlatır ve buda yüksek tansiyona sebep olur.
        Diyet tuzu: Diyet tuzu adı ile üretilen sodyumsuz yeni tuz: potasyum, magnezyum, kalsiyum ve bir düzine organik asit içermektedir. Potasyum, sodyumundan daha zararlıdır ve ayrıca acı bir tadı vardır. Potasyum besinlerde yeterince mevcut olup ayrıca ekstra almaya gerekte yoktur. Ayrıca ekstra potasyum alındığında sodyumun karşıtı (antigonistik) olduğundan hücrelerdeki transport işlemi de negatif etkilenir. Hücrelere besleyici maddeler girer ve artık maddeler dışarı çıkar ve bu sodyum-potasyum dengesi ile olur.
        Sodyum-Potasyum dengesi: Denge bozulursa hücrelerdeki artık madde dışarı atılmazsa hücreler çöp hücreye dönüşür. Bilindiği gibi psikolojisi bozuk bazı insanlar evdeki çöpü dışarı atmadığı gibi dışarıdaki çöpü evlerine çekerler ve bu çöp yığını bütün çevreye hastalık yayan mikrop yuvasına dönüşür. iste hücrelerde böyle olabilir ve o zaman kişi hemen kolay hastalanır ve hastalıklardan da kolay kolay kurtulamaz.
        Araştırmalar:
        1-) New York'tan Prof. Dr. Michael A. Aldermann Amsterdam'da yaptığı konferansta 1400 kişi üzerinde yaptığı araştırmada az tuz alanların, çok tuz alanlara göre% 20 oranında daha çok kalp krizine yakalandıklarını tespit etmişti. (Nhp. 7.2001.1072)
        2-) Dünyada en çok tuz kullanan millet olarak bilinen Japonların diğer milletlere göre daha sağlıklı ve uzun ömürlü oldukları bilinmektedir.
        3-) Prof. Dr. K. Stupe (Kassenarzt 4.1997) az tuz alan yaşlılar üzeride araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucu yaşlılarda konsantrasyon zafiyeti, algılama zafiyeti, hafıza zafiyeti görüldüğünü tespit etmişlerdir. Hatta yaz aylarında yeterince tuz ve su almayanlarda colapsüs (kan dolaşımının durması) sebep olduğunu tespit etmiştir. (Nhp. 7.2001.1072)
        4-) Gelişme çağındaki çocukların az tuz alması halinde gelişme anormallikleri, yorgunluk, baş ağrısı, okulda anlamama, zorlanmalarda nefes darlığı, deri hastalıkları ve erken yaşlarda yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara, sebep olur. (Nhp. 7.2001.1072)
        5-) Remscheid'dan Prof. Dr. H. Kaulhausen Bayreuth'e eğitim seminerinde hamile bayanların tuz ve su alımını azaltmaları halinde hamilelikleri üzerinde kötü etkilere sebep olabileceğini beyan etmiştir. (NM.10.95.44)
        6-) New York'tan Prof. Dr. A. Aldermann ve ekibi 1900 erkek ve 1000 bayan üzerinde 4 yıl süren bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda az tuz alanların çok tuz alanlara göre daha fazla kalp krizi görüldüğünü tespit etmiştir. (GM.7-8.1996.37)
        Tecrübelerim:
        Larenjit (gırtlak iltihaplanması):
        Örneğin oğlum Muhammed Şamil 3 yaşında pseudokrup'a (larenjit, gırtlak İLTİHAPLANMASI) yakalandı ve Frankfurt Üniversitesi çocuk kliniğinde Hastalığa virüsler neden oluyor bakteriler değil, bu nedenle antibiyotikler etki yapmaz sadece tuzlu su ile Enhelesyon yapabiliriz dediler. Bende evde tuzda suda yeterince var o halde çocuğu eve götürebilirim dedim ve çocuğa tuzlu su ile Enhelesyon biraz yardımcı oluyor ve birkaç saat sonra rahatsızlıkları yeniden azıyordu onu özel bir homeopatik ilaçla tedavi ettim.
        Norodermatoz:
        Ahmet beyde besin alerjisi nedeniyle iki dirsek boynunda da kaşıntılı, kabarcıklı, alerjik ekzem (Nörodermatoz) oluşmuş.Himalaya Tuz'nun faydaları ona analatım ve kullanmasını tavsiye ettim. Yemekten önce içeceği her bardak suya bir tatlı kaşığı içebilirse bir yemek kaşığı sole (250 gr.himalaya tuzu 750 ml suda çözülerek sole hazırlanır) katmasını söyledim.Ahmet beyin atopik ekzemi (Nörodermatoz) bir hafta içinde azaldı ve 4 hatta içinde iyileşti. (15.10.10)
        İbrahim Gökçek
        Himalaya Tuzu:
        Tuz'un zararlarından bahsedilirken faydasından bahsetmek kimsenin aklına gelmez. Tuz aslında çok faydalıdır. Sofra tuzu doğada, denizlerde çözünmüş halde, kaya tuzu şeklinde ve kurumuş iç denizlerin yataklarında bulunur. Ve bu ilk saf haliyle içeriğinde pek çok mineral ve faydalı elementler barındırır. Tuz, tarih boyunca tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılsa da onun asıl önemi, insan bedeninin içerisindeki sıvıları dengeleyici özelliğinden kaynaklanıyor. Su vücuttaki sıvı dengesini, pH kontrolünü sağlar, sinir sistemi üzerindeki iletişimi sağlar. Gerekli miktarda su aldığımız durumlarda bile, tuz eksikliğinden dolayı vücudumuzdaki su miktarı tehlikeli bir şekilde normalin altına inebilir.Günümüzün tuzları yalnızca sodyum ve klor Tuzu zararlı hale getiren sofraya gelişine kadarki işlenme sürecidir. Tuzun formunun ne olduğu çok önemlidir. Günümüzde kullanılan sofra tuzu rafine edilerek içindeki birçok mineralden arındırılmıştır. Yani yemek tuzu, kimyada sodyum klorür (NaCl) ismiyle bilinen beyaz kristal yapılı bir bileşiktir. Bu iki mineral de tek başlarına yoğun olarak alındığında tansiyonu yükseltir ve dehidrasyon olabilir. Rafine sofra tuzlarının çok fazla işlemden geçirilmiş ve ısıyla kurutulmuş olması pek çok sağlık sorununa neden olabilir.
        'Tuz'un en iyileri
        Tuz için kullanılabilecek en iyi alternatifler işlenmemiş deniz ve kaya tuzlarıdır. Bunların arasında kirlenmeye uğramamış olanlar ise Himalaya tuzu ve Kelt deniz tuzudur. Bunlar denizlerin mineral kombinasyonunu taşırlar ve bu kombinasyon bedenin mineral kombinasyonuna çok yakındır. En iyi tuz alımı besinler aracılığı ile gerçekleşir.Deniz yosunu son derece iyi bir tuz kaynağıdır, içindeki birçok mineral bedenimiz tarafından kolaylıkla alınabilir.
        Ne kadar tuza ihtiyaç var?
        Erişkin bir insanın günlük tuz ihtiyacı 6-8 gram kadardır. Ancak sıcak havalarda ya da ağır fiziksel çalışma şartlarında bu miktar 10 grama kadar çıkabilir. İhtiyaç duyduğumuz tuz, günlük besinlerimizde zaten mevcuttur. Oysa yapılan araştırmalara göre bir insan günde 15 gramdan fazla tuz tüketiyor. Tuz tüketiminin düzenli olarak artması, nefrit (böbrek iltihabı), yüksek tansiyon ve damar sertliği gibi hastalıkları da beraberinde getiriyor.
        Himalaya deniz tuzunun faydaları
        Himalaya tuzu doğadaki en saf tuz olarak bilinir. 250 milyon yıl önceki denizlerin güneşttu kurumasıyla oluşmuş tuz havzalarından alınan bu tuz bedenimizde bulunan tüm elementleri içermesinin yanı sıra yeryüzünde bulunan elementlerden 84 ayrı minerali de bünyesinde barındırır. Vücut hücrelerinim iç sıvı dengesinin ve sinir sisteminin elektriksel faaliyetini destekler.
        Himalaya tuzunun fiyatına gelince piyasada 250-500 gr. paketlerde satılır 15 tl den başlar 40-50 tl ye kadar fiyatlara bulabilirsiniz.
        SÜREKLİ İÇİLEN KRİSTAL TUZLU SU KÜRÜNÜN, ŞU FAYDALARI GÖRÜLMÜŞTÜR
        ** Vücudun asit baz dengesini olumlu etkiler.
        ** Dolaşım sistemi ve organları olumlu etkiler.
        ** Kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur.
        ** Vücutta biriken toksinlerin ve ağır metallerin dışarı atılmasına yardımcı olur.
        İNSAN NORMAL KOŞULLARDA SAĞLIKLI DOĞAR.. SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN GÜNDE 2.5 lt A KRİSTAL TUZLU SU İÇMELİDİR
        DÜZENLİ KULLANIMLA ŞU RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİSİNDE YARDIMCI OLUR
        ** YÜKSEK TANSİYON (beyin kanaması,kalp krizi ,felç, v.s. rahatsızlıklara sebep olur.)
        ** KİLO kontrolü
        ** DEPRESYON (Lityum'la)
        ** STRES (Seretonin salgısını sağlamaya yardımcı olur.)
        ** BÖBREK TAŞLARININ ve KUMLARININ. ERİMESİNE
        ** KALP RİTMİNİ DÜZENLEME ve KALP DAMAR HASTALIKLARI
        ** MİGREN,
        ** KEMİK ERİMESİ (Osteoporoz)
        ** GUT hastalığına
        ** KİREÇLENME ve ROMATİZMAYA
        ** KANSERLİ HÜCRELERİN OLUŞUMUNU ÖNLEMEYE ve TEDAVİSİNE yardımcı olur.
        ** UYKU düzeni sağlar.
        ** DİABET (ŞEKER) hastalığına
        ** ALZHEİMER(Rafineri tuza konan Aliminyumlu katkı maddeler ALZHEİMER hastalığa yol açar.)
        ** ASTIM ve ALERJİYE (1 litre suya 2 çay kaşığı SOLE katılıp her gün 10 dakika buharında durularak tedaviye yardımcı olur. )
        ** KASLARDAKİ güç kaybına
        ** YAŞLANMAYI GECİKTİRİR.
        ** MAKSİMUM ENERJİ kaynağı olduğundan YORGUNLUĞA karşı, KRAMP ve ADELE ağrılarının giderilmesine yardımcı olur.
        ** HAFIZA, UNUTKANLIK İLE İLGİLİ SORUNLARDA
        ** SEDEF, EGZAMA, SİĞİL gibi cilt rahatsızlıklarına,
        ** AKNE ve UÇUKTA (Sole %26 lık tuzlu sudan siğil, uçuk ve akneye sürülür ve zamanla iyileşmeye yardımcı olur.)
        ** CİLT LEKELERİ ve ÇİLLERE tuzlu sudan ( SOLE ) akşam yatmadan sürüp üstüne kreminizi sürdüğünüzde zamanla pürüzsüz ve parlak bir cilt oluşumuna yardımcı olur..
        84 MİNERALLİ A KRİSTAL TUZUN KULLANILMASI
        Kristal tuz cam bir kavanoza konur, üzerini kapatacak kadar su eklenir ve bu karışım erimeyecek seviyeye geldiğinde %26 lık doymuşluğa ulaşır. Bu kristal tuzlu eriyik su=SOLE dir ve artık kullanıma hazırdır.. A KRİSTAL tuz + Su = SOLE = SIVI GÜNEŞ olarak adlanılır. ÇÜNKÜ 256 MİLYON YIL önceki temiz denizler o dönemin ekolojik koşullarının etkisi ile aşırı Güneş ışınlarıyla kurumuş ve bu güneş enerjisini içinde hapsetmiştir.
        SOLE Yİ, TUZ KULLANMANIZ GEREKEN TÜM GIDALARDA kullanabilirsiniz.
        Ayrıca tuzlukta öğüterek yemeklerinizde de gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.
        YÜKSEK TANSİYON HASTALARININ KULLANIM ŞEKLİ
        Günlük tüketmemiz gereken ortalama 2,5lt. (bünyeye göre artabilir) suya ilk hafta 1 çay kaşığı SOLE = A KRİSTAL TUZ + SU eriyik katarak içilecek. İkinci hafta 2.5 lt. içeceğiniz suya 2 çay kaşığı SOLE katılır ve düzenli içilmelidir. Vücudumuzun ihtiyacı olan SU ve MİNERALLER hücreler tarafından yeterince alındığından hücrelerin kuraklığı giderilecek ve zamanla yüksek tansiyonun tedavisine yardımcı olur.
        A Kristal tuzsuz su içildiğinde vücudun doğal minerallerini eksilterek, vücut hücrelerine girmeden süzgeçten geçer gibi vücuttan çıkıp gider. Bu nedenle kristal tuzlu su içmeliyiz.
        DİĞER SAĞLIK PROBLEMLERİNDE ve SAĞLIKLI İNSANLARDA KULLANIM ŞEKLİ :
        Günlük içmemiz gereken 2.5 lt. SUYA 1 ÇORBA KAŞIĞI SOLE katılmalıdır. Bu ENERJİ ve YAŞAM KAYNAĞI suyu sabah aç karına, yemeklerden yarım saat önce ve 1 saat sonra, 1′er bardak içmelidir. Yemeklerde kesinlikle su içmemeliyiz .Oysa 84 elementli A KRİSTAL TUZLU SU KÜRÜ insan fizyolojisinin birkaç ay gibi kısa sürede kendini toparlamasına, hücrelerin yenilenmesi, onarılması tedavisine maksimum seviyede yardımcı olur.
        A KRİSTALLİ SU KÜRÜNÜ sürekli yapmamız gerekir. Çünkü 84 mineralli A Kristali vücudumuz için gerekli olan mineralleri içerir.
        CİLT GÜZELLİĞİNE YARDIM İÇİN SÜRÜLEREK KULLANIM ŞEKLİ:
        Cilde sürülerek faydalı olmaya çalışırken İÇME KÜRÜNÜ sürekli uygulamak lazımdır.AKNE (sivilce) lerin üzerine %26lık eriyikten(SOLEDEN) karışımından sürün ve kuruduktan sonra günlük kreminizi uygulayın.
        SEDEF VE EGZAMALARDA YARDIMCI OLUR
        Her gün hasta bölgeye dayanabileceğiniz oranda bu A Kristal Tuzlu % 26 lik eriyikten(SOLEDEN) sürün. Önce haftada 2 gün küvet suyuna 0,5 – 1 kg. A Kristal Tuzu katılarak 20 dakika beklenir. İlk önce kızarıklık ve yanma olabilir. Küre devam edildikçe zamanla iyileştiği ve tamamen yok olduğu görülecektir. İyileşmeye başladıkça banyo kürü haftada 1 e indirilmelidir. Bu esnada A Kristal Tuzlu su kürünü içmeye kesinlikle devam etmelisiniz.
        SİĞİLLERDE TEDAVİYE YARDIMCI OLUR
        Su kürünü içmeye devam etmelisiniz. Aynı zamanda A Kristal Tuzlu eriyikten(SOLEDEN) her gün 2 kez sorunlu bölgeye sürülmelidir.
        CİLT LEKELERİ, ÇİLLER İÇİN TEDAVİYE YARDIMCI OLUR
        İçerek tedavi yanında %26 lık eriyikten( SOLEDEN ) çilli bölgeye günde 2 kez sabah akşam komple sürülür ve kuruduğunda günlük kullandığınız nemlendiriciden sürülür. Bu esnada güneşli günlerde yüksek faktörlü güneş kreminizi muhakkak sürmelisiniz. Birkaç ay sonra sonuca inanamayacaksınız.
        DOKTORLAR VE BİLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ
        Günün birinde bugün kapalı alanlardaki sıcaklık ve nemliliği düzenlediğimiz gibi iyon seviyesini de düzenleme ihtiyacında olacağız. (Dr.Krueger) *Eksi iyonlar havanın vitaminleridir. (Dr.E.R.Holiday) *Eksi iyonlar çok acı çeken hastaları sakinleştirdi. (Dr.Komblueh) *Eksi iyonlar yanıkları daha çabuk kurutup daha az yara iziyle daha çabuk iyileştirir. (Dr.Robert McGowan) *Eksi iyonlar hacmi daha fazla daha geniş hücre çekirdeği yaparlar ve oksijeni çekmek ve kullanmak için kapasitemizi geliştirirler. (D.R. Gualaterotti… Milan Üniversitesi) *Iyonlaştırma havada yoluyla taşınan alerjilere duyarlı olanları olumlu yönde etkiler. (Dr. Albert. P. Krueger & Dr. Richard F. Smith (Kaliforniya Üniversitesi )

        Himalaya Kristal Tuzu ile Ağız ve Diş Temizliği
        Tuz, ağız ve diş temizliği için son derece uygun bir maddedir. Diş taşı oluşumunu ve diş çürümesini önler. Diş problemlerinin çoğu ağız ve gırtlak kısmındaki fazla asitleşmeden meydana gelmektedir. Eğer diş taşı problemiyle karşı karşıya iseniz bunu SOLE ile çözümleyebilirsiniz. Tuz ile nötr bir ağız florası yapılandırılır. Ağız florasının nötrleşmesiyle birlikte mevcut hastalıklar iyileşip, ağız ve gırtlak florası da oluşabilecek hastalıklara karşı korunur ve diş minesi de tazelenir. 1098 – 1179 tarihleri arasında yaşamış Alman düşünür, yazar, besteci, doktor, başrahibe Hildegard von Bingen de o dönemlerde tuzu ağız ve diş sağlığında kullanıyordu ve tavsiye ediyordu.Tuzun ağız ve dişler için kullanımı: Her sabah dişlerinizi konsantre SOLE ile fırçalayınız. Ağza alınan SOLE dilimizin yardımıyla dişlerin arasından geçirilerek çalkalanır. Daha sonra ise gargara yapılarak tükürülür. Bu işlem yaklaşık 3 dakika kadar sürmektedir.
        Doğal deodorant
        Tuz doğal bir deodoranttır. Dezenfekte edici ve nötrleştirici özelliğiyle istenmeyen kokuları oluşturan mikrop ve bakterilerin üremesini önler. Bir tuz kristalini alıp biraz su ile ıslatın ve bedeninizin gerekli bölgelerine sürün.
        Ağır metal yüklenmeleri
        Birçok insan farkına varmadan Kurşun, Kadmiyum, Arsenik, Paladyum veya Amalgam gibi ağır metal yüklenmesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Yalnız yeryüzü ile hava bu metallerle kirli değil.Yıllarca, örneğin diş tedavisinde, Amalgam gibi toksik maddeler veya Paladyum ihtiva eden karışımlar tatbik edilmiştir.Bu zehirler organizmamızı zorlamaktadır, çünkü bunlar vücudumuz tarafından dışarı atılamamaktadır. Burada spesifik olmayan semptomlar, baş ağrısı veya çabuk yorulma, depresyon, canlılık kaybı vb. durumlar meydana gelmektedir.Himalaya Tuz Kristali (Doğal Tuz) bütün bu zehirli maddeleri vücudumuzdan atmaya yardımcı olabilir.
        Ağır metal yüklenmelerinde Tuz kullanımı
        Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Burada en önemlisi, gün boyunca bol bol iyi ve az mineralli içme suyu (kaynak suyu) içmenizdir ki vücudunuz iyonize olmuş ağır metalleri dışarı atabilsin.Yoksa içimizde olan bu ağır metaller sürekli hareket halinde olup, şikâyetlerin artmasına sebep olabilirler.
        Sindirim şikâyetleri ve metabolizma bozukluğu
        Sindirim şikâyetleri, romatizmal hastalıkların yanı sıra batı dünyasında en çok rastlanan şikâyetlerdir.Nedenleri ise çoğunlukla aynıdır: Hareket azlığı, sağlıksız yaşam ritmi, yetersiz beslenme ve su eksikliğidir. Buna bağlı olarak, mide bozuklukları, ishal, kabızlık, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıkları, yüksek kan yağları ve ürik asit veya diyabet (şeker hastalığı) ve çürümeler meydana gelir.Elbette esas olan, tüm bu hastalık tabloları için, sağlıklı ve dengeli beslenmenin gerekli olduğudur. Sağlıklı olmak veya sağlığını kazanmak her insan için temeldir. Esas itibariyle yiyeceklerimizin doğal ve besleyici olması gerekmektedir. Yiyeceklerin taze ve diri olmasına dikkat edilmelidir. Doğallığı bozulmuş beyaz un, tatlı ve konserve yiyeceklerden sakınılmalıdır. Bazik (alkalik) bir beslenme tercih edilmelidir.İnsanların çoğunluğu, birçok hastalığın çıkış noktası olan durumu ekşi bir metabolizma ile yaşamaktadır. Bazik (alkalik) yiyecekler arasında, meyve (yaş), sebze, salata ve kızıl buğday sayılır. Ekşilik (asit) sağlayıcılar ise, tatlıların tümü, et, salam/sosis, yumurta ve süt ürünleridir. Ceviz/Fındık ve bitkisel yağlar ise nötrdür. Yemeğinizi hazırlarken özellikle yüksek değerli soğuk pres edilmiş bitkisel yağlar tercih edilmelidir. Böylece kolesterin düzeyi dahi indirilebilir.Dengeli bir beslenme, 2/3 bazik (alkalik) yiyecekler ile 1/3'ü ekşilik (asit) sağlayıcılarından oluşur. Bu arada su içmeyi de unutmayınız. Vücudunuzun beher kilogramı için her gün 30 mililitre iyi, taze ve düşük mineralli kaynak suyu içiniz.SOLE (soley) ile uygulayacağınız bir içme kürü ile kısa zamanda, sindirim şikâyetleriniz tarih olacaktır. Bu SOLE (soley) sindirim organlarımızın Peristaltik'ini uyarır, mide asidini dengeler, karaciğer ve pankreasın sindirim özsularını üretmelerine destek olup, büyük aptesti ve metabolizmayı düzenler ve asidik bazları uyumlu kılar.
        Kadın rahatsızlıkları (hastalıkları)
        Kadın olmak bugünlerde birçok rolü üstlenmeyi gerektirmektedir. Klasik sorumluluklarının, ev kadını, annelik ve sevgili olmanın yanı sıra evini geçindirmek ve yaşamını sürdürebilmek için mesleki hayata atılması da yükünü arttırmaktadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise enerjiye mal olup, kronik yorgunluk / bitkinlik durumlarına sebep olur. Buna ilaveten, kadın bünyesinin kendine özgü tipik kadın hastalıkları eklenmektedir. Bunlar arasında adet günleri rahatsızlıkları, premenstrüel sendrom, batın ağrıları, kaşındırıcı veya yakıcı akıntılar, vajinal kuruluk, virütik, mantar veya bakteriyel enfeksiyonlar ve menopoz sayılabilir.Himalaya Kristal Tuzu ile bakteriler, mantarlar ve virüsler yok edilir, gelişmeleri önlenir.Mukoza tekrar doğal nemine kavuşup yenilenir ve kendini yeni enfeksiyonlardan daha iyi korur.
        Kadın rahatsızlıklarında (hastalıkları) Himalaya Tuz Kristali kullanımı
        Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Lokal rahatsızlıklarda, akıntı, kuru mukoza veya enfeksiyonlarda SOLE oturma banyosu tatbik edilebilir. Burada SOLE ün konsantrasyonu % 3 ila %8 olup 37 santigrat derece ısıda olmalıdır.Başlangıçta tüm vücut SOLE banyosu ise en fazla % 2 konsantrasyona sahip olmalıdır (l00 litre suya en fazla 2 Kg Tuz ilave edilir) . Burada yine suyun ısısının 37 santigrat dereceden fazla olmamasına dikkat edilmelidir.Kendinizi yenilemek ve enerji kazanmak için Himalaya Kristal Tuzlarıyla yapacağınız bir banyoya zaman ayırın.
        Kanser
        Kanser denilince ilk akla gelen, kontrolsüz, yok edici, bozulmuş (yozlaşmış) hücrelerin gelişerek büyümesidir.Bu teşhis bile kendi başına bir ölüm fermanı gibi kabul görmektedir.Kanserin manası, enerji eksikliğinden doğan vücudumuzdaki düzensizlik, kaos 'dur. Bu eksikliğin sebepleri çok yönlü olabilir. Örneğin genetik yaradılış, yanlış beslenme ve bulunulan çevre koşulları.En önemlileri arasında psikolojik faktörler, negatif düşünce ve duygular, eşlerin birbirleri ve kendilerine karşı sevgisizlikleri, yaşam korkuları, sürekli stres veya agresif/saldırgan çevre (muhit) sayılabilir. Bütün bu sayılan durumlardan dolayı vücudumuzun frekans yapısı yok edilmektedir.Biz burada kanserin tuz ile tedavi edilebileceğini ileri sürerek hak iddia etmek istemiyoruz.Buna rağmen Himalaya Kristal Tuz terapisi ile vücudunuzun eksik olan yapısını elde edebilmesi için enerjinizi hissedilir şekilde güçlendirebilir ve tümleşik bir terapi programı içerisinde vücudunuzun kendi kendini iyileştirme güçlerini aktive edebilir ve böylece iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilirsiniz.Bütün bunlarla birlikte sizin de çaba göstermeniz gerekecektir. Radikal bir şekilde düşüncelerinizi değiştirin – pozitif düşünüp, hareket edin. Sevdiğiniz ve etrafınızda olmalarından haz duyacağınız insanlar ile birlikte olun. Negatif stresten kaçının. Sağlıklı beslenin, bol taze kaynak suyu için ve vücudunuza bu tuz ile gerekli olan frekans yapısını verin ki enerjinizi ve vücudun tekrar yapılanmasını sağlayın.
        Himalaya Kristal Tuzu'nun kanserde uygulanışı
        Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Gün içerisinde en az 2 – 3 litre kadar taze, düşük mineralli, karbondioksitsiz kaynak suyu içiniz.Sağlık durumunuz el verdiği takdirde arada bir SOLE banyosu yapın. Bunun için % 1'lik konsantrasyon yeterli olup SOLE ün sıcaklığı 37 santigrat derecede olmalıdır.
        Kaynak: WASSER&SALZ
        Urquell des Lebens
        Dr. Med. Barbara Hendel / Peter Ferreira

        Yasal Uyarı:
        Bu sitede tanıtılan ürünlerle ilgili olarak verilen bilgiler tanıtım amaçlıdır; hastalıkların teşhis veya tedavi edilmesi, hastalıklardan korunma amacıyla kullanılmamalıdır.Bu sitede verilen bilgiler profesyonel tıbbi yardım veya yetkili sağlık personelinin sağlayacağı destek yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili sorularınız için ve her zaman yeni bir tedavi programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Bu sitede yer alan belgelerin ve bilgilerin doğrudan veya dolaylı kullanımı veya yorumu (veya hatalı kullanımı/yorumu) sonucu ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili olarak firmamız sorumlu tutulamaz.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #35
          Kaç çeşit tuz vardır
          himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuzu, himalaya tuzu nedir, tuz lambası, tuzlu su, tuzun kullanımı

          Kaç çeşit tuz vardır?
          Kaç çeşit tuz vardır? Tuzu, doğal tuz ve rafine edilmiş sofra tuzu olarak önce ikiye ayırmak gerekir. Gerçi doğal tuzlar da insan sağlığı açısından, mineral bileşimi ve oluşum süreci açısından da iki katagoride incelemek mümkün. Ancak önce temel belirleyici olan tuzun doğal mı yoksa rafinemi edilmiş olduğunu ayırt etmemiz gerekir. Çünkü bize sofra tuzu diye belletilen bir tuz değil saf sodyumklorürdür. Ve saf sodyumklorür de vücut için oldukça agrasif bir maddedir. İşte bu nedenle herkes tuzdan uzak durun der. Bize aman tuzdan kaçının derken, gerçek tuzun ne olduğunu bildiklerinden değil, sadece rafine edilmiş tuzun zararlı etkilerini bildiklerinden söylerler. Bu temel ayırt edici özelliklere göre tuzu şöyle sıralandırabiliriz; 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu b. Kaya tuzu c. Kiristal tuz 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (saf Sodyumklorür) 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu: Deniz tuzu özellikle deniz kenarlarında yapılan göletlerde, deniz suyunun kurutulması sonucu elde edlir. Ancak bugün denizlerin sanayi artıklarıyla kirlenmesinden dolayı, denizden elde edilen tuzlar da rafine edilmektedir. Bu sebepten, rafine edildikten sonra, tuzun kaynağı nereden olursa olsun, hiçbir anlamı ve özelliği kalmamaktadır. Rafine edilmiş tuzun kaynağı ne olursa olsun, canlı için bir zehirdir. b.Kaya tuzu: Kaya tuzu eski denizlerin kuruması sonucu oluşmuştur. Mineral bileşimi açısından, oluştuğu denizin mineral bileşimini taşır. Kaya tuzu milyonlarca yıl yaşında olduğu için hiçbir çevre kirlenmesinin etkisi yoktur. c. Kristal tuz: Dünyanın çeşitli bölgelerinde milyonlarca yıl yüksek basınç altında kalan kaya tuzları kristalleşirler. Kristal tuzlarını kaya tuzlarından ayıran en büyük özellik, basınç altında molekül yapısı yoğunlaşarak küçülmüş olmasındadır. Bu ince molekül yapısı kristal tuz iyonlarının hücre zarından hücreye girmelerini kolaylaştırır. Dünyanın en iyi kristal tuzlarından birisi de Himalaya tuzu olarak bilinen Himalaya kristal tuzudur. 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (NaCI) nedir? Özellikle ekonomik sebeplerden dolayı, kaya tuzları yüksek basınç ve yüksek isi altında rafine edilir. Rafine edilirken tuzun içerisinde bulunan Sodyum ve Klorür’ün dişinda, diğer bütün elementler ve iz elementleri çeşitli kimyasal ve fiziksel süreçten geçirilerek ayrıştırlıırlar. Ancak bu insan vücudunun ihtiyacı olan tuz değildir. Çünkü Sodyumklorür (Sofra Tuzu) insan vücudunda da kendi başına agrasif reaksiyonlara girer. Bu da vücudun kimyasal işleyişini bozar. Bu nedenle vücut sofra tuzunu agrasif bir madde olarak algılar ve hemen vücuttan dişari atmaya çalışır. Vücut bu agrasif maddeyi yanlızca su ile dışarı atabilmektedir. Toplumun büyük bir çoğunluğu su içmeye küstüğünden, vücut bu sofra tuzunu dışarı atamamaktadır. Özellikle aşırı sofra tuzu tüketimi, yüksek tansiyona, romatizmal kemik ağrılarına, mide ve bağırsak kanseri gibi birçok sağlık sorununa sebep olmaktadır.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #36
            Himalya tuz Kristalelleri çözeltisi ile İnhalasyon

            Himalya tuz Kristalelleri çözeltisi ile İnhalasyon
            Haz.18, 2010 himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuzu, himalaya tuzu nedir, himalaya tuzu yararları, tuzun kullanımı
            Himalaya Kristal Tuzları Sole, Sofra tuzu ve Banyo tuzu olarak kullanımı yanısıra Tuz Kristalelleri çözeltisi ile İnhalasyon olarakta kullanılır.
            Himalaya Tuzu inhalasyon olarak ;
            Asıtm
            Bronşit
            Sinüzit
            Nezle – Grip gibi rahatsızlıklarda kulanılır.

            Himalaya tuzunu inhalasyon olarak kullanmak için geniş bir içine yaklaşık 1-2 litre sıcak suyun içine 15-40 gr doğal himalaya tuzunu ilave ediniz. Başınıza resimde görüldüğü gibi bir havlu örtünerek buharın üzerine doğru eğilin. 10.15 dakika boyunca burundan nefas alıp ağzınızdan nefes verin. Haftada birkaç kez yapacağınız uygulama yeterlidir.
            Hayatınızın birçok alanda sifa kaynağı olarak kullandığımız himalaya tuzu hakkında birçok bilgiyi sitemizde bulabilir. Deneyimlerinizi ve aklınıza takılan soruları yazılarımızın altına yorum olarak bırakabileceğiniz gibi info@himalayatuzu.org adresinde yazabilirsiniz
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #37
              IŞIK SUYUÂ’nun (doymuş Himalaya kristal tuzlu su çözeltisi hazırlanışı himalay

              IŞIK SUYU'nun (doymuş Himalaya kristal tuzlu su çözeltisi) hazırlanışı himalaya kristal tuzu, himalaya tuzu, tuz lambası
              IŞIK SUYU'nun (doymuş Himalaya kristal tuzlu su çözeltisi) hazırlanışı
              Bu işlem, hayatın kaynağı olan su ve tuzu birbirine kavuştururken, 'iki'yi 'bir' yapma süreci ile onları onurlandırma işlemidir. Bir başka deyişle, kristal tuzdaki saklı ateşi (enerjiyi) suyun evrenine teslim törenidir.
              Hazırlanışı: Cam bir kavanoz içine yumurta büyüklüğünde Himalaya kristal tuzu konulur. Üzerine iki-üç bardak temiz içme suyu ilâve edilir. Bir müddet tuzun çözünmesi için beklenir. Çözeltinin doymuş hâle geldiği, dibinde bir miktar çözünmeden kalan tuzdan anlaşılabilir. Tuzun tamamı eridiyse, doymuş çözelti için biraz daha tuz ilâve edilmelidir. Bu stok çözeltiden yemek yaparken damak tadına göre gereken miktarda kullanılabilir. Vücudun kurumasına karşı kür olarak kullanıldığında, bir bardağa yarım çay kaşığı kadar ilâve edilerek başlanabilir. Yemekleden yarım saat kadar önce, yemek esnasında ve sonrasında olmak üzere günde ortalama 10 bardak kadar alınabilir. Kademeli olarak miktar arttırılabilir.
              Günlük su ihtiyacı: 30 ml / kg
              Günlük tuz ihtiyacı: 1.10-4 g / kg (yaklaşık 5-10 g arası)
              (Himalaya kristal tuzunun kullanımında metal kullanmayınız.)
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #38
                Himalaya Tuzu ve Sofra Tuzu (Rafine Tuz) arasında ki fark
                Son 30-40 yıldır, üç büyük beyaz tehlike diye tuz, şeker ve beyaz un’dan bahsedilmektedir.Bunlardan beyaz şeker ve beyaz un hakkında söylenenler doğrudur, çünkü her ikisinin de doğal özelikleri bozulmuştur ve artık doğal değillerdir. Peygamberimiz “Ya Ali yemekten önce ve yemekten sonra bir miktar tuz seni 70 tür Hastalığa karşı korur” buyurmuştur
                Peygamber Efendimiz beyaz un mamullerini kullanmamış ve kullanımını yasaklamış.. Osmanlının son dönemine kadarda Müslümanlar beyaz un mamulleri kullanmamışlardır. Beyaz unda vitamin ve minerallerin bazıları ya tamamen yoktur veya oldukça azdır, çünkü kepekle birlikte en önem lifli kısmı hayvan yemi olarak kullanılır.
                Beyaz un:
                Kepekli un sağlıklıdır, çünkü buğdaydaki mineral, vitamin, enzim ve amino asitler kabuğundadır. Kepeğin atılması ile birlikte bütün vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler de yok olur ve bu nedenle beyaz un besleyici değildir. (geniş bilgi için buğdaya bak.!)
                Beyaz un’la beslenen insanlarda sindirim rahatsızlıklar, deri hastalıkları, immün zafiyeti, cinsel güçsüzlük gibi birçok hastalık ortaya çıkar. Çünkü vücutta vitamin, mineral, aminoasit ve enzim yetersizliği ortaya çıkar. Bu vitamin, mineral, enzim ve amino asit yetersizliği haplarla kısa bir süre alınarak karşılanabilir, fakat uzun süre kullanılırsa bağırsaklar tembelleşir.
                Bilindiği gibi bağırsaklardaki faydalı bakteriler K ve B12-Vitaminleri gibi karmaşık vitaminler üretirler ki bilindiği gibi bunları lifli besinlerden üretirler. faydalı bakteriler kendileri için ürettikleri bu vitaminlerin çok azını kendileri kullanırlar ve geri kalanı vücut tarafından değerlendirilir. Arılarda bal kendileri için üretirler ama çok azını kendileri tüketirken asil ana kısmını insanlar tüketir.
                Beyaz şeker:
                Şekerin kullanılması ise çok yenidir. Şekerin doğal, yani birleşiminde vitamin mineral ve enzim içerdiğinden zararı pek yoktur. örneğin eskiden kullanılan Turhal şekeri veya esmer şeker normaldir. Eskiden tatlandırıcı olarak bal ve pekmez kullanılırdı. Şeker pancarından elde edilen şeker İlk zamanlar doğalken sürekli yeni metotların geliştirilmesi ile şimdi beyaz şeker hiç vitamin mineral, enzim ve amino asit içermez ve en önemli kısmı hayvan yemi yapımında kullanılır.
                Buda kandaki şekerin aniden yükselmesine sebep olur, çünkü vitamin, mineral, enzim, ve amino asit içermediğinden hızlı geçim olur. şeker kanda yükselirken bu şekeri hücreye taşıyacak olan insulini yeterince salgılanması nedeniyle zamanla şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Bu nedenle doğal şeker kullanılmalıdır.
                Tuz nedir?
                Peygamber efendimizin tavsiye ettiği tuz doğal tuzdur, günümüzde içerizine bir çok kimyasal katkı maddesi katılan toksik madde gibi etki yapan rafie Tuz (Sofra tuzu) kastedilmemektedir.Tuz sodyum ve klor elementlerinden oluşur ve 1 gram tuzun suda çözülmesi ile 0,6 gramı klor iyonu ve 0,4 gram sodyum iyonu ortaya çıkar. Yetişkin bir insanın vücudunda 100 gram sodyum ve 77 gram klor bulunur.Normal olrak bu şekilde olması gereken Rafine tuza alimünyum ve titan gibi vücudumuz için zehirli yabancı maddeler katılmakta ve bu yabancı maddeler tuza beyaz bir renk ve kayganlık vermektedir.sodyum iyonu vücudun ozmotik (gelişen) yapısında çok önemli rol oynar. Yani hücrelere besleyici maddenin (vitamin, mineral, enzim, amino asit ve glikoz gibi) girişi ve hücrelerdeki artık maddelerin dışarı çıkarılmasında, kısaca taşınmasında rol oynar. Ayrıca sinir ve kaslarda uyarıları iletmede rol oynar. Sodyum-potasyumla birlikte hücrelere giriş ve çıkışları kontrol ederler.Fakat Tuz doğal olarak 84 çeşit diğer elementlerle birlikte değilde sadece rafine olarak alınırsa bunu vücudumuz toksik madde olarak algılar ve atmaya çalışır.
                Klor iyonunun yetersizliği kanın pH-Değerinin asitleşmesine buda asi doza sebep olur, asi dozsa çok tehlikeli bir durumdur. Asidoz böbrek zafiyeti, akciğer iltihaplanması, aşırı kusma ve ishale sebep olur. Klor bilindiği gibi şehirlerin su şebekesine katılır, (çünkü klor mikroplan öldürür. Klor aynı şekilde bağırsaklardaki zararlı bakterilere ve bunların ürettiği zehirli gaz ve zehirli alkolleri zararsız hale getirir.Rafine Tuz tansiyonu yükseltir, şayet kişi daha önce böbrek iltihaplanması geçirmiş ve bu iltihaplanma kronikleşmişse, bu ağrı vermez. Kişi kronik böbrek ağrılarını unutur, fakat böbrekler kronik iltihaplı olması nedeniyle sodyumlu birleşikleri süzemez.Böylece kanda sıvı oranı artar ve buda yüksek tansiyona sebep olur. Örneğin sodyum (Na+) ve karbonik asit (HCO3-) birleşerek sodyum hidrojen karbonat (NaHCOS) oluşur ve bu dışarı atılamaz ve yüksek tansiyon problemi çıkar.Himalaya Tuzunda böyle bir durum olmaz.
                Arteryo skleroz: Yüksek tansiyona genellikle arteriyo skleroz (damarların yağlanması, daralması ve sertleşmesi) nedeniyle ortaya çıkar. Buda genellikle aşırı et, peynir, yumurta ve mamullerini yeme, alkol ve sigara içme nedeniyle olur.Sofra Tuzu damarların sertleşmesine seebp olur himalaya tuzu bunu önler.Az tuz alındığında mineral yetersizliği nedeniyle aritmi (kalp ritim bozukluğu), yorgunluk, baş ağrısı ve bayılma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yüksek tansiyona karşı alınan ilaçlar (antihipertensif) üreyi artırır, trigliserid, kolesterol ve şeker metabolizmasını bozar, kan akışını yavaşlatır ve buda yüksek tansiyona sebep olur.
                Diyet tuzu: Diyet tuzu adı ile üretilen sodyumsuz yeni tuz: potasyum, magnezyum, kalsiyum ve bir düzine organik asit içermektedir. Potasyum, sodyumundan daha zararlıdır ve ayrıca acı bir tadı vardır. Potasyum besinlerde yeterince mevcut olup ayrıca ekstra almaya gerekte yoktur. Ayrıca ekstra potasyum alındığında sodyumun karşıtı (antigonistik) olduğundan hücrelerdeki transport işlemi de negatif etkilenir. Hücrelere besleyici maddeler girer ve artık maddeler dışarı çıkar ve bu sodyum-potasyum dengesi ile olur.
                Sodyum-Potasyum dengesi: Denge bozulursa hücrelerdeki artık madde dışarı atılmazsa hücreler çöp hücreye dönüşür. Bilindiği gibi psikolojisi bozuk bazı insanlar evdeki çöpü dışarı atmadığı gibi dışarıdaki çöpü evlerine çekerler ve bu çöp yığını bütün çevreye hastalık yayan mikrop yuvasına dönüşür. iste hücrelerde böyle olabilir ve o zaman kişi hemen kolay hastalanır ve hastalıklardan da kolay kolay kurtulamaz.
                Araştırmalar:
                1-) New York’tan Prof. Dr. Michael A. Aldermann Amsterdam’da yaptığı konferansta 1400 kişi üzerinde yaptığı araştırmada az tuz alanların, çok tuz alanlara göre% 20 oranında daha çok kalp krizine yakalandıklarını tespit etmişti. (Nhp. 7.2001.1072)
                2-) Dünyada en çok tuz kullanan millet olarak bilinen Japonların diğer milletlere göre daha sağlıklı ve uzun ömürlü oldukları bilinmektedir.
                3-) Prof. Dr. K. Stupe (Kassenarzt 4.1997) az tuz alan yaşlılar üzeride araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucu yaşlılarda konsantrasyon zafiyeti, algılama zafiyeti, hafıza zafiyeti görüldüğünü tespit etmişlerdir. Hatta yaz aylarında yeterince tuz ve su almayanlarda colapsüs (kan dolaşımının durması) sebep olduğunu tespit etmiştir. (Nhp. 7.2001.1072)
                4-) Gelişme çağındaki çocukların az tuz alması halinde gelişme anormallikleri, yorgunluk, baş ağrısı, okulda anlamama, zorlanmalarda nefes darlığı, deri hastalıkları ve erken yaşlarda yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara, sebep olur. (Nhp. 7.2001.1072)
                5-) Remscheid’dan Prof. Dr. H. Kaulhausen Bayreuth’e eğitim seminerinde hamile bayanların tuz ve su alımını azaltmaları halinde hamilelikleri üzerinde kötü etkilere sebep olabileceğini beyan etmiştir. (NM.10.95.44)
                6-) New York’tan Prof. Dr. A. Aldermann ve ekibi 1900 erkek ve 1000 bayan üzerinde 4 yıl süren bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda az tuz alanların çok tuz alanlara göre daha fazla kalp krizi görüldüğünü tespit etmiştir. (GM.7-8.1996.37)
                Tecrübelerim:
                Larenjit (gırtlak iltihaplanması):
                Örneğin oğlum Muhammed Şamil 3 yaşında pseudokrup’a (larenjit, gırtlak İLTİHAPLANMASI) yakalandı ve Frankfurt Üniversitesi çocuk kliniğinde Hastalığa virüsler neden oluyor bakteriler değil, bu nedenle antibiyotikler etki yapmaz sadece tuzlu su ile Enhelesyon yapabiliriz dediler. Bende evde tuzda suda yeterince var o halde çocuğu eve götürebilirim dedim ve çocuğa tuzlu su ile Enhelesyon biraz yardımcı oluyor ve birkaç saat sonra rahatsızlıkları yeniden azıyordu onu özel bir homeopatik ilaçla tedavi ettim.
                Norodermatoz:
                Ahmet beyde besin alerjisi nedeniyle iki dirsek boynunda da kaşıntılı, kabarcıklı, alerjik ekzem (Nörodermatoz) oluşmuş.Himalaya Tuz’nun faydaları ona analatım ve kullanmasını tavsiye ettim. Yemekten önce içeceği her bardak suya bir tatlı kaşığı içebilirse bir yemek kaşığı sole (250 gr.himalaya tuzu 750 ml suda çözülerek sole hazırlanır) katmasını söyledim.Ahmet beyin atopik ekzemi (Nörodermatoz) bir hafta içinde azaldı ve 4 hatta içinde iyileşti. (15.10.10)
                İbrahim Gökçek
                Himalaya Tuzu:
                Tuz’un zararlarından bahsedilirken faydasından bahsetmek kimsenin aklına gelmez. Tuz aslında çok faydalıdır. Sofra tuzu doğada, denizlerde çözünmüş halde, kaya tuzu şeklinde ve kurumuş iç denizlerin yataklarında bulunur. Ve bu ilk saf haliyle içeriğinde pek çok mineral ve faydalı elementler barındırır. Tuz, tarih boyunca tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılsa da onun asıl önemi, insan bedeninin içerisindeki sıvıları dengeleyici özelliğinden kaynaklanıyor. Su vücuttaki sıvı dengesini, pH kontrolünü sağlar, sinir sistemi üzerindeki iletişimi sağlar. Gerekli miktarda su aldığımız durumlarda bile, tuz eksikliğinden dolayı vücudumuzdaki su miktarı tehlikeli bir şekilde normalin altına inebilir.Günümüzün tuzları yalnızca sodyum ve klor Tuzu zararlı hale getiren sofraya gelişine kadarki işlenme sürecidir. Tuzun formunun ne olduğu çok önemlidir. Günümüzde kullanılan sofra tuzu rafine edilerek içindeki birçok mineralden arındırılmıştır. Yani yemek tuzu, kimyada sodyum klorür (NaCl) ismiyle bilinen beyaz kristal yapılı bir bileşiktir. Bu iki mineral de tek başlarına yoğun olarak alındığında tansiyonu yükseltir ve dehidrasyon olabilir. Rafine sofra tuzlarının çok fazla işlemden geçirilmiş ve ısıyla kurutulmuş olması pek çok sağlık sorununa neden olabilir.
                ‘Tuz’un en iyileri
                Tuz için kullanılabilecek en iyi alternatifler işlenmemiş deniz ve kaya tuzlarıdır. Bunların arasında kirlenmeye uğramamış olanlar ise Himalaya tuzu ve Kelt deniz tuzudur. Bunlar denizlerin mineral kombinasyonunu taşırlar ve bu kombinasyon bedenin mineral kombinasyonuna çok yakındır. En iyi tuz alımı besinler aracılığı ile gerçekleşir.Deniz yosunu son derece iyi bir tuz kaynağıdır, içindeki birçok mineral bedenimiz tarafından kolaylıkla alınabilir.
                Ne kadar tuza ihtiyaç var?
                Erişkin bir insanın günlük tuz ihtiyacı 6-8 gram kadardır. Ancak sıcak havalarda ya da ağır fiziksel çalışma şartlarında bu miktar 10 grama kadar çıkabilir. İhtiyaç duyduğumuz tuz, günlük besinlerimizde zaten mevcuttur. Oysa yapılan araştırmalara göre bir insan günde 15 gramdan fazla tuz tüketiyor. Tuz tüketiminin düzenli olarak artması, nefrit (böbrek iltihabı), yüksek tansiyon ve damar sertliği gibi hastalıkları da beraberinde getiriyor.
                Himalaya deniz tuzunun faydaları
                Himalaya tuzu doğadaki en saf tuz olarak bilinir. 250 milyon yıl önceki denizlerin güneşttu kurumasıyla oluşmuş tuz havzalarından alınan bu tuz bedenimizde bulunan tüm elementleri içermesinin yanı sıra yeryüzünde bulunan elementlerden 84 ayrı minerali de bünyesinde barındırır. Vücut hücrelerinim iç sıvı dengesinin ve sinir sisteminin elektriksel faaliyetini destekler.
                Himalaya tuzunun fiyatına gelince piyasada 250-500 gr. paketlerde satılır 15 tl den başlar 40-50 tl ye kadar fiyatlara bulabilirsiniz.
                SÜREKLİ İÇİLEN KRİSTAL TUZLU SU KÜRÜNÜN, ŞU FAYDALARI GÖRÜLMÜŞTÜR
                ** Vücudun asit baz dengesini olumlu etkiler.
                ** Dolaşım sistemi ve organları olumlu etkiler.
                ** Kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur.
                ** Vücutta biriken toksinlerin ve ağır metallerin dışarı atılmasına yardımcı olur.
                İNSAN NORMAL KOŞULLARDA SAĞLIKLI DOĞAR.. SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN GÜNDE 2.5 lt A KRİSTAL TUZLU SU İÇMELİDİR
                DÜZENLİ KULLANIMLA ŞU RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİSİNDE YARDIMCI OLUR
                ** YÜKSEK TANSİYON (beyin kanaması,kalp krizi ,felç, v.s. rahatsızlıklara sebep olur.)
                ** KİLO kontrolü
                ** DEPRESYON (Lityum’la)
                ** STRES (Seretonin salgısını sağlamaya yardımcı olur.)
                ** BÖBREK TAŞLARININ ve KUMLARININ. ERİMESİNE
                ** KALP RİTMİNİ DÜZENLEME ve KALP DAMAR HASTALIKLARI
                ** MİGREN,
                ** KEMİK ERİMESİ (Osteoporoz)
                ** GUT hastalığına
                ** KİREÇLENME ve ROMATİZMAYA
                ** KANSERLİ HÜCRELERİN OLUŞUMUNU ÖNLEMEYE ve TEDAVİSİNE yardımcı olur.
                ** UYKU düzeni sağlar.
                ** DİABET (ŞEKER) hastalığına
                ** ALZHEİMER(Rafineri tuza konan Aliminyumlu katkı maddeler ALZHEİMER hastalığa yol açar.)
                ** ASTIM ve ALERJİYE (1 litre suya 2 çay kaşığı SOLE katılıp her gün 10 dakika buharında durularak tedaviye yardımcı olur. )
                ** KASLARDAKİ güç kaybına
                ** YAŞLANMAYI GECİKTİRİR.
                ** MAKSİMUM ENERJİ kaynağı olduğundan YORGUNLUĞA karşı, KRAMP ve ADELE ağrılarının giderilmesine yardımcı olur.
                ** HAFIZA, UNUTKANLIK İLE İLGİLİ SORUNLARDA
                ** SEDEF, EGZAMA, SİĞİL gibi cilt rahatsızlıklarına,
                ** AKNE ve UÇUKTA (Sole %26 lık tuzlu sudan siğil, uçuk ve akneye sürülür ve zamanla iyileşmeye yardımcı olur.)
                ** CİLT LEKELERİ ve ÇİLLERE tuzlu sudan ( SOLE ) akşam yatmadan sürüp üstüne kreminizi sürdüğünüzde zamanla pürüzsüz ve parlak bir cilt oluşumuna yardımcı olur..
                84 MİNERALLİ A KRİSTAL TUZUN KULLANILMASI
                Kristal tuz cam bir kavanoza konur, üzerini kapatacak kadar su eklenir ve bu karışım erimeyecek seviyeye geldiğinde %26 lık doymuşluğa ulaşır. Bu kristal tuzlu eriyik su=SOLE dir ve artık kullanıma hazırdır.. A KRİSTAL tuz + Su = SOLE = SIVI GÜNEŞ olarak adlanılır. ÇÜNKÜ 256 MİLYON YIL önceki temiz denizler o dönemin ekolojik koşullarının etkisi ile aşırı Güneş ışınlarıyla kurumuş ve bu güneş enerjisini içinde hapsetmiştir.
                SOLE Yİ, TUZ KULLANMANIZ GEREKEN TÜM GIDALARDA kullanabilirsiniz.
                Ayrıca tuzlukta öğüterek yemeklerinizde de gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.
                YÜKSEK TANSİYON HASTALARININ KULLANIM ŞEKLİ
                Günlük tüketmemiz gereken ortalama 2,5lt. (bünyeye göre artabilir) suya ilk hafta 1 çay kaşığı SOLE = A KRİSTAL TUZ + SU eriyik katarak içilecek. İkinci hafta 2.5 lt. içeceğiniz suya 2 çay kaşığı SOLE katılır ve düzenli içilmelidir. Vücudumuzun ihtiyacı olan SU ve MİNERALLER hücreler tarafından yeterince alındığından hücrelerin kuraklığı giderilecek ve zamanla yüksek tansiyonun tedavisine yardımcı olur.
                A Kristal tuzsuz su içildiğinde vücudun doğal minerallerini eksilterek, vücut hücrelerine girmeden süzgeçten geçer gibi vücuttan çıkıp gider. Bu nedenle kristal tuzlu su içmeliyiz.
                DİĞER SAĞLIK PROBLEMLERİNDE ve SAĞLIKLI İNSANLARDA KULLANIM ŞEKLİ :
                Günlük içmemiz gereken 2.5 lt. SUYA 1 ÇORBA KAŞIĞI SOLE katılmalıdır. Bu ENERJİ ve YAŞAM KAYNAĞI suyu sabah aç karına, yemeklerden yarım saat önce ve 1 saat sonra, 1′er bardak içmelidir. Yemeklerde kesinlikle su içmemeliyiz .Oysa 84 elementli A KRİSTAL TUZLU SU KÜRÜ insan fizyolojisinin birkaç ay gibi kısa sürede kendini toparlamasına, hücrelerin yenilenmesi, onarılması tedavisine maksimum seviyede yardımcı olur.
                A KRİSTALLİ SU KÜRÜNÜ sürekli yapmamız gerekir. Çünkü 84 mineralli A Kristali vücudumuz için gerekli olan mineralleri içerir.
                CİLT GÜZELLİĞİNE YARDIM İÇİN SÜRÜLEREK KULLANIM ŞEKLİ:
                Cilde sürülerek faydalı olmaya çalışırken İÇME KÜRÜNÜ sürekli uygulamak lazımdır.AKNE (sivilce) lerin üzerine %26lık eriyikten(SOLEDEN) karışımından sürün ve kuruduktan sonra günlük kreminizi uygulayın.
                SEDEF VE EGZAMALARDA YARDIMCI OLUR
                Her gün hasta bölgeye dayanabileceğiniz oranda bu A Kristal Tuzlu % 26 lik eriyikten(SOLEDEN) sürün. Önce haftada 2 gün küvet suyuna 0,5 – 1 kg. A Kristal Tuzu katılarak 20 dakika beklenir. İlk önce kızarıklık ve yanma olabilir. Küre devam edildikçe zamanla iyileştiği ve tamamen yok olduğu görülecektir. İyileşmeye başladıkça banyo kürü haftada 1 e indirilmelidir. Bu esnada A Kristal Tuzlu su kürünü içmeye kesinlikle devam etmelisiniz.
                SİĞİLLERDE TEDAVİYE YARDIMCI OLUR
                Su kürünü içmeye devam etmelisiniz. Aynı zamanda A Kristal Tuzlu eriyikten(SOLEDEN) her gün 2 kez sorunlu bölgeye sürülmelidir.
                CİLT LEKELERİ, ÇİLLER İÇİN TEDAVİYE YARDIMCI OLUR
                İçerek tedavi yanında %26 lık eriyikten( SOLEDEN ) çilli bölgeye günde 2 kez sabah akşam komple sürülür ve kuruduğunda günlük kullandığınız nemlendiriciden sürülür. Bu esnada güneşli günlerde yüksek faktörlü güneş kreminizi muhakkak sürmelisiniz. Birkaç ay sonra sonuca inanamayacaksınız.
                DOKTORLAR VE BİLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ
                Günün birinde bugün kapalı alanlardaki sıcaklık ve nemliliği düzenlediğimiz gibi iyon seviyesini de düzenleme ihtiyacında olacağız. (Dr.Krueger) *Eksi iyonlar havanın vitaminleridir. (Dr.E.R.Holiday) *Eksi iyonlar çok acı çeken hastaları sakinleştirdi. (Dr.Komblueh) *Eksi iyonlar yanıkları daha çabuk kurutup daha az yara iziyle daha çabuk iyileştirir. (Dr.Robert McGowan) *Eksi iyonlar hacmi daha fazla daha geniş hücre çekirdeği yaparlar ve oksijeni çekmek ve kullanmak için kapasitemizi geliştirirler. (D.R. Gualaterotti… Milan Üniversitesi) *Iyonlaştırma havada yoluyla taşınan alerjilere duyarlı olanları olumlu yönde etkiler. (Dr. Albert. P. Krueger & Dr. Richard F. Smith (Kaliforniya Üniversitesi )

                Himalaya Kristal Tuzu ile Ağız ve Diş Temizliği
                Tuz, ağız ve diş temizliği için son derece uygun bir maddedir. Diş taşı oluşumunu ve diş çürümesini önler. Diş problemlerinin çoğu ağız ve gırtlak kısmındaki fazla asitleşmeden meydana gelmektedir. Eğer diş taşı problemiyle karşı karşıya iseniz bunu SOLE ile çözümleyebilirsiniz. Tuz ile nötr bir ağız florası yapılandırılır. Ağız florasının nötrleşmesiyle birlikte mevcut hastalıklar iyileşip, ağız ve gırtlak florası da oluşabilecek hastalıklara karşı korunur ve diş minesi de tazelenir. 1098 – 1179 tarihleri arasında yaşamış Alman düşünür, yazar, besteci, doktor, başrahibe Hildegard von Bingen de o dönemlerde tuzu ağız ve diş sağlığında kullanıyordu ve tavsiye ediyordu.Tuzun ağız ve dişler için kullanımı: Her sabah dişlerinizi konsantre SOLE ile fırçalayınız. Ağza alınan SOLE dilimizin yardımıyla dişlerin arasından geçirilerek çalkalanır. Daha sonra ise gargara yapılarak tükürülür. Bu işlem yaklaşık 3 dakika kadar sürmektedir.
                Doğal deodorant
                Tuz doğal bir deodoranttır. Dezenfekte edici ve nötrleştirici özelliğiyle istenmeyen kokuları oluşturan mikrop ve bakterilerin üremesini önler. Bir tuz kristalini alıp biraz su ile ıslatın ve bedeninizin gerekli bölgelerine sürün.
                Ağır metal yüklenmeleri
                Birçok insan farkına varmadan Kurşun, Kadmiyum, Arsenik, Paladyum veya Amalgam gibi ağır metal yüklenmesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Yalnız yeryüzü ile hava bu metallerle kirli değil.Yıllarca, örneğin diş tedavisinde, Amalgam gibi toksik maddeler veya Paladyum ihtiva eden karışımlar tatbik edilmiştir.Bu zehirler organizmamızı zorlamaktadır, çünkü bunlar vücudumuz tarafından dışarı atılamamaktadır. Burada spesifik olmayan semptomlar, baş ağrısı veya çabuk yorulma, depresyon, canlılık kaybı vb. durumlar meydana gelmektedir.Himalaya Tuz Kristali (Doğal Tuz) bütün bu zehirli maddeleri vücudumuzdan atmaya yardımcı olabilir.
                Ağır metal yüklenmelerinde Tuz kullanımı
                Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Burada en önemlisi, gün boyunca bol bol iyi ve az mineralli içme suyu (kaynak suyu) içmenizdir ki vücudunuz iyonize olmuş ağır metalleri dışarı atabilsin.Yoksa içimizde olan bu ağır metaller sürekli hareket halinde olup, şikâyetlerin artmasına sebep olabilirler.
                Sindirim şikâyetleri ve metabolizma bozukluğu
                Sindirim şikâyetleri, romatizmal hastalıkların yanı sıra batı dünyasında en çok rastlanan şikâyetlerdir.Nedenleri ise çoğunlukla aynıdır: Hareket azlığı, sağlıksız yaşam ritmi, yetersiz beslenme ve su eksikliğidir. Buna bağlı olarak, mide bozuklukları, ishal, kabızlık, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıkları, yüksek kan yağları ve ürik asit veya diyabet (şeker hastalığı) ve çürümeler meydana gelir.Elbette esas olan, tüm bu hastalık tabloları için, sağlıklı ve dengeli beslenmenin gerekli olduğudur. Sağlıklı olmak veya sağlığını kazanmak her insan için temeldir. Esas itibariyle yiyeceklerimizin doğal ve besleyici olması gerekmektedir. Yiyeceklerin taze ve diri olmasına dikkat edilmelidir. Doğallığı bozulmuş beyaz un, tatlı ve konserve yiyeceklerden sakınılmalıdır. Bazik (alkalik) bir beslenme tercih edilmelidir.İnsanların çoğunluğu, birçok hastalığın çıkış noktası olan durumu ekşi bir metabolizma ile yaşamaktadır. Bazik (alkalik) yiyecekler arasında, meyve (yaş), sebze, salata ve kızıl buğday sayılır. Ekşilik (asit) sağlayıcılar ise, tatlıların tümü, et, salam/sosis, yumurta ve süt ürünleridir. Ceviz/Fındık ve bitkisel yağlar ise nötrdür. Yemeğinizi hazırlarken özellikle yüksek değerli soğuk pres edilmiş bitkisel yağlar tercih edilmelidir. Böylece kolesterin düzeyi dahi indirilebilir.Dengeli bir beslenme, 2/3 bazik (alkalik) yiyecekler ile 1/3’ü ekşilik (asit) sağlayıcılarından oluşur. Bu arada su içmeyi de unutmayınız. Vücudunuzun beher kilogramı için her gün 30 mililitre iyi, taze ve düşük mineralli kaynak suyu içiniz.SOLE (soley) ile uygulayacağınız bir içme kürü ile kısa zamanda, sindirim şikâyetleriniz tarih olacaktır. Bu SOLE (soley) sindirim organlarımızın Peristaltik‘ini uyarır, mide asidini dengeler, karaciğer ve pankreasın sindirim özsularını üretmelerine destek olup, büyük aptesti ve metabolizmayı düzenler ve asidik bazları uyumlu kılar.
                Kadın rahatsızlıkları (hastalıkları)
                Kadın olmak bugünlerde birçok rolü üstlenmeyi gerektirmektedir. Klasik sorumluluklarının, ev kadını, annelik ve sevgili olmanın yanı sıra evini geçindirmek ve yaşamını sürdürebilmek için mesleki hayata atılması da yükünü arttırmaktadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise enerjiye mal olup, kronik yorgunluk / bitkinlik durumlarına sebep olur. Buna ilaveten, kadın bünyesinin kendine özgü tipik kadın hastalıkları eklenmektedir. Bunlar arasında adet günleri rahatsızlıkları, premenstrüel sendrom, batın ağrıları, kaşındırıcı veya yakıcı akıntılar, vajinal kuruluk, virütik, mantar veya bakteriyel enfeksiyonlar ve menopoz sayılabilir.Himalaya Kristal Tuzu ile bakteriler, mantarlar ve virüsler yok edilir, gelişmeleri önlenir.Mukoza tekrar doğal nemine kavuşup yenilenir ve kendini yeni enfeksiyonlardan daha iyi korur.
                Kadın rahatsızlıklarında (hastalıkları) Himalaya Tuz Kristali kullanımı
                Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Lokal rahatsızlıklarda, akıntı, kuru mukoza veya enfeksiyonlarda SOLE oturma banyosu tatbik edilebilir. Burada SOLE ün konsantrasyonu % 3 ila %8 olup 37 santigrat derece ısıda olmalıdır.Başlangıçta tüm vücut SOLE banyosu ise en fazla % 2 konsantrasyona sahip olmalıdır (l00 litre suya en fazla 2 Kg Tuz ilave edilir) . Burada yine suyun ısısının 37 santigrat dereceden fazla olmamasına dikkat edilmelidir.Kendinizi yenilemek ve enerji kazanmak için Himalaya Kristal Tuzlarıyla yapacağınız bir banyoya zaman ayırın.
                Kanser
                Kanser denilince ilk akla gelen, kontrolsüz, yok edici, bozulmuş (yozlaşmış) hücrelerin gelişerek büyümesidir.Bu teşhis bile kendi başına bir ölüm fermanı gibi kabul görmektedir.Kanserin manası, enerji eksikliğinden doğan vücudumuzdaki düzensizlik, kaos ‘dur. Bu eksikliğin sebepleri çok yönlü olabilir. Örneğin genetik yaradılış, yanlış beslenme ve bulunulan çevre koşulları.En önemlileri arasında psikolojik faktörler, negatif düşünce ve duygular, eşlerin birbirleri ve kendilerine karşı sevgisizlikleri, yaşam korkuları, sürekli stres veya agresif/saldırgan çevre (muhit) sayılabilir. Bütün bu sayılan durumlardan dolayı vücudumuzun frekans yapısı yok edilmektedir.Biz burada kanserin tuz ile tedavi edilebileceğini ileri sürerek hak iddia etmek istemiyoruz.Buna rağmen Himalaya Kristal Tuz terapisi ile vücudunuzun eksik olan yapısını elde edebilmesi için enerjinizi hissedilir şekilde güçlendirebilir ve tümleşik bir terapi programı içerisinde vücudunuzun kendi kendini iyileştirme güçlerini aktive edebilir ve böylece iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilirsiniz.Bütün bunlarla birlikte sizin de çaba göstermeniz gerekecektir. Radikal bir şekilde düşüncelerinizi değiştirin – pozitif düşünüp, hareket edin. Sevdiğiniz ve etrafınızda olmalarından haz duyacağınız insanlar ile birlikte olun. Negatif stresten kaçının. Sağlıklı beslenin, bol taze kaynak suyu için ve vücudunuza bu tuz ile gerekli olan frekans yapısını verin ki enerjinizi ve vücudun tekrar yapılanmasını sağlayın.
                Himalaya Kristal Tuzu’nun kanserde uygulanışı
                Her sabah bir tatlı kaşığı SOLE (Sol) ü bir bardak iyi içme suyu (kaynak suyu) ile karıştırarak içiniz.Gün içerisinde en az 2 – 3 litre kadar taze, düşük mineralli, karbondioksitsiz kaynak suyu içiniz.Sağlık durumunuz el verdiği takdirde arada bir SOLE banyosu yapın. Bunun için % 1’lik konsantrasyon yeterli olup SOLE ün sıcaklığı 37 santigrat derecede olmalıdır.
                Kaynak: WASSER&SALZ
                Urquell des Lebens
                Dr. Med. Barbara Hendel / Peter Ferreira

                Yasal Uyarı:
                Bu sitede tanıtılan ürünlerle ilgili olarak verilen bilgiler tanıtım amaçlıdır; hastalıkların teşhis veya tedavi edilmesi, hastalıklardan korunma amacıyla kullanılmamalıdır.Bu sitede verilen bilgiler profesyonel tıbbi yardım veya yetkili sağlık personelinin sağlayacağı destek yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili sorularınız için ve her zaman yeni bir tedavi programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Bu sitede yer alan belgelerin ve bilgilerin doğrudan veya dolaylı kullanımı veya yorumu (veya hatalı kullanımı/yorumu) sonucu ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili olarak firmamız sorumlu tutulamaz.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #39
                  Kaç çeşit tuz vardır himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuz

                  Kaç çeşit tuz vardır
                  himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuzu, himalaya tuzu nedir, tuz lambası, tuzlu su, tuzun kullanımı

                  Kaç çeşit tuz vardır?
                  Kaç çeşit tuz vardır? Tuzu, doğal tuz ve rafine edilmiş sofra tuzu olarak önce ikiye ayırmak gerekir. Gerçi doğal tuzlar da insan sağlığı açısından, mineral bileşimi ve oluşum süreci açısından da iki katagoride incelemek mümkün. Ancak önce temel belirleyici olan tuzun doğal mı yoksa rafinemi edilmiş olduğunu ayırt etmemiz gerekir. Çünkü bize sofra tuzu diye belletilen bir tuz değil saf sodyumklorürdür. Ve saf sodyumklorür de vücut için oldukça agrasif bir maddedir. İşte bu nedenle herkes tuzdan uzak durun der. Bize aman tuzdan kaçının derken, gerçek tuzun ne olduğunu bildiklerinden değil, sadece rafine edilmiş tuzun zararlı etkilerini bildiklerinden söylerler. Bu temel ayırt edici özelliklere göre tuzu şöyle sıralandırabiliriz; 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu b. Kaya tuzu c. Kiristal tuz 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (saf Sodyumklorür) 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu: Deniz tuzu özellikle deniz kenarlarında yapılan göletlerde, deniz suyunun kurutulması sonucu elde edlir. Ancak bugün denizlerin sanayi artıklarıyla kirlenmesinden dolayı, denizden elde edilen tuzlar da rafine edilmektedir. Bu sebepten, rafine edildikten sonra, tuzun kaynağı nereden olursa olsun, hiçbir anlamı ve özelliği kalmamaktadır. Rafine edilmiş tuzun kaynağı ne olursa olsun, canlı için bir zehirdir. b.Kaya tuzu: Kaya tuzu eski denizlerin kuruması sonucu oluşmuştur. Mineral bileşimi açısından, oluştuğu denizin mineral bileşimini taşır. Kaya tuzu milyonlarca yıl yaşında olduğu için hiçbir çevre kirlenmesinin etkisi yoktur. c. Kristal tuz: Dünyanın çeşitli bölgelerinde milyonlarca yıl yüksek basınç altında kalan kaya tuzları kristalleşirler. Kristal tuzlarını kaya tuzlarından ayıran en büyük özellik, basınç altında molekül yapısı yoğunlaşarak küçülmüş olmasındadır. Bu ince molekül yapısı kristal tuz iyonlarının hücre zarından hücreye girmelerini kolaylaştırır. Dünyanın en iyi kristal tuzlarından birisi de Himalaya tuzu olarak bilinen Himalaya kristal tuzudur. 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (NaCI) nedir? Özellikle ekonomik sebeplerden dolayı, kaya tuzları yüksek basınç ve yüksek isi altında rafine edilir. Rafine edilirken tuzun içerisinde bulunan Sodyum ve Klorür'ün dişinda, diğer bütün elementler ve iz elementleri çeşitli kimyasal ve fiziksel süreçten geçirilerek ayrıştırlıırlar. Ancak bu insan vücudunun ihtiyacı olan tuz değildir. Çünkü Sodyumklorür (Sofra Tuzu) insan vücudunda da kendi başına agrasif reaksiyonlara girer. Bu da vücudun kimyasal işleyişini bozar. Bu nedenle vücut sofra tuzunu agrasif bir madde olarak algılar ve hemen vücuttan dişari atmaya çalışır. Vücut bu agrasif maddeyi yanlızca su ile dışarı atabilmektedir. Toplumun büyük bir çoğunluğu su içmeye küstüğünden, vücut bu sofra tuzunu dışarı atamamaktadır. Özellikle aşırı sofra tuzu tüketimi, yüksek tansiyona, romatizmal kemik ağrılarına, mide ve bağırsak kanseri gibi birçok sağlık sorununa sebep olmaktadır. (Bak. Yaşamın Gizemi (Su ve Tuz)
                  Kaynak: Yaşamın Gizemi Su ve Tuz, Yücel Aydemir
                  Yücel Aydemir'in kitabını sitemizden sipariş edebilirsiniz.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #40
                    Kaç çeşit tuz vardır? himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir,

                    Kaç çeşit tuz vardır
                    himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuzu, himalaya tuzu nedir, tuz lambası, tuzlu su, tuzun kullanımı
                    Kaç çeşit tuz vardır?
                    Kaç çeşit tuz vardır? Tuzu, doğal tuz ve rafine edilmiş sofra tuzu olarak önce ikiye ayırmak gerekir. Gerçi doğal tuzlar da insan sağlığı açısından, mineral bileşimi ve oluşum süreci açısından da iki katagoride incelemek mümkün. Ancak önce temel belirleyici olan tuzun doğal mı yoksa rafinemi edilmiş olduğunu ayırt etmemiz gerekir. Çünkü bize sofra tuzu diye belletilen bir tuz değil saf sodyumklorürdür. Ve saf sodyumklorür de vücut için oldukça agrasif bir maddedir. İşte bu nedenle herkes tuzdan uzak durun der. Bize aman tuzdan kaçının derken, gerçek tuzun ne olduğunu bildiklerinden değil, sadece rafine edilmiş tuzun zararlı etkilerini bildiklerinden söylerler. Bu temel ayırt edici özelliklere göre tuzu şöyle sıralandırabiliriz; 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu b. Kaya tuzu c. Kiristal tuz 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (saf Sodyumklorür) 1. Doğal tuz a. Deniz tuzu: Deniz tuzu özellikle deniz kenarlarında yapılan göletlerde, deniz suyunun kurutulması sonucu elde edlir. Ancak bugün denizlerin sanayi artıklarıyla kirlenmesinden dolayı, denizden elde edilen tuzlar da rafine edilmektedir. Bu sebepten, rafine edildikten sonra, tuzun kaynağı nereden olursa olsun, hiçbir anlamı ve özelliği kalmamaktadır. Rafine edilmiş tuzun kaynağı ne olursa olsun, canlı için bir zehirdir. b.Kaya tuzu: Kaya tuzu eski denizlerin kuruması sonucu oluşmuştur. Mineral bileşimi açısından, oluştuğu denizin mineral bileşimini taşır. Kaya tuzu milyonlarca yıl yaşında olduğu için hiçbir çevre kirlenmesinin etkisi yoktur. c. Kristal tuz: Dünyanın çeşitli bölgelerinde milyonlarca yıl yüksek basınç altında kalan kaya tuzları kristalleşirler. Kristal tuzlarını kaya tuzlarından ayıran en büyük özellik, basınç altında molekül yapısı yoğunlaşarak küçülmüş olmasındadır. Bu ince molekül yapısı kristal tuz iyonlarının hücre zarından hücreye girmelerini kolaylaştırır. Dünyanın en iyi kristal tuzlarından birisi de Himalaya tuzu olarak bilinen Himalaya kristal tuzudur. 2. Rafine edilmiş sofra tuzu (NaCI) nedir? Özellikle ekonomik sebeplerden dolayı, kaya tuzları yüksek basınç ve yüksek isi altında rafine edilir. Rafine edilirken tuzun içerisinde bulunan Sodyum ve Klorür'ün dişinda, diğer bütün elementler ve iz elementleri çeşitli kimyasal ve fiziksel süreçten geçirilerek ayrıştırlıırlar. Ancak bu insan vücudunun ihtiyacı olan tuz değildir. Çünkü Sodyumklorür (Sofra Tuzu) insan vücudunda da kendi başına agrasif reaksiyonlara girer. Bu da vücudun kimyasal işleyişini bozar. Bu nedenle vücut sofra tuzunu agrasif bir madde olarak algılar ve hemen vücuttan dişari atmaya çalışır. Vücut bu agrasif maddeyi yanlızca su ile dışarı atabilmektedir. Toplumun büyük bir çoğunluğu su içmeye küstüğünden, vücut bu sofra tuzunu dışarı atamamaktadır. Özellikle aşırı sofra tuzu tüketimi, yüksek tansiyona, romatizmal kemik ağrılarına, mide ve bağırsak kanseri gibi birçok sağlık sorununa sebep olmaktadır. (Bak. Yaşamın Gizemi (Su ve Tuz)
                    Kaynak: Yaşamın Gizemi Su ve Tuz, Yücel Aydemir
                    Yücel Aydemir'in kitabını sitemizden sipariş edebilirsiniz.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #41
                      Kristal Tuz Lambası nedir Kategorilenmemiş, himalaya kristal tuzu, himal

                      Kristal Tuz Lambası nedir
                      Kategorilenmemiş, himalaya kristal tuzu, himalaya kristal tuzu nedir, himalaya tuzu, himalaya tuzu nedir, tuz lambası, tuzlu su
                      Kristal Tuz Lambası
                      Kullandığımız birçok elektrikli ev araçları çevreye yüksek frekansta elektrik yayarlar. Bu insan vücudunun doğal elektrik frekansından oldukça yüksektir. Evlerimiz bilgisayar, televizyon gibi cihazlarin yaydığı pozitif yüklü iyonlarla doludur. Özellikle saatlerce bilgisayarın karşısında çalışma ya da televizyon seyretmeden dolayı insanda sinirlerin gerilmesine ve uykusuzluklara sebep olur. Ayrıca bu yüksek düzeydeki elektrik yüklü, vücutta bazi agrasif maddelerin özgürleşmesine sebep olur. Özgürleşen bu agrasif maddeler hücrenin genetik yapısına saldırarak bozarlar ki, bu vücutta kanser oluşmasına sebep olabilir. Çevreye yayılan aşırı elektrik yükünden, çocuklari daha fazla etkilenmektedir.
                      Kristal tuzun içerisindeki lamba yandığı zaman tuz hafif ısınır ve odadaki nemi lamba üzerinde toplar. Bu kristal tuzun yüzeyinin hafif ıslanmasına yol açar. Ve böylelikle Kristal tuz çevreye negatif yüklü iyonlar saçar. Negatif yüklü bu iyonlar çevrenin pozitif yüklü iyonlarıyla birleşerek ortamın nötral hale gelmesine yardımcı olur.
                      Çalışma odanıza bilgisayarınızın yanına koyacağınız bir kristal tuz lambası, hem ortama rahat bir görünümün verirken, öbür taraftan da ortamın elektrik yükünü azaltır. Böylelikle aşırı baş ağrılarından stresten ve uykusuzluktan kendinizi kurtarmış olursunuz.
                      Kaynak: Yaşamın Gizemi Su ve Tuz, Yücel Aydemir
                      Yücel Aydemir'in kitabını sitemizden sipariş edebilirsiniz.
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #42
                        Suyun dışında hiçbir şey suyun yerini tutamaz

                        Suyun dışında hiçbir şey suyun yerini tutamaz
                        himalaya kristal tuzu, himalaya tuzu, tuz lambası, tuzlu su
                        Suyun dışında hiçbir şey suyun yerini tutamaz
                        Ne çay, ne kahve, ne boyalı meşrubatlar, ne de sunî meyva suları suyun yerine geçemez. Aksine, enerji dönüşümü ve atıklarının uzaklaştırılmasında vücûtdaki suyu tüketirler. Bu sıvılar, su yerine kullanılırsa, beyinin su ihtiyacını bildirme şekli olan susama duygusu engellenir. Zamanla enerji ihtiyacını bildirme güdüsü olan acıkma hissi ile susama hissi birbirine karışır ve susadıkça da yemek yeme arzusu doğar. Vücûdun su eksikliği bildirilemeyince, vücût kendine zarar verme pahasına (daha değerli addettiği organları için diğerlerini fedâ etmek gibi) başka yöntemlere başvurur. Bu yöntem, acımasızca, diğer hayatî organlardan suyun tedârik edilmesidir. Vücût, su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa yüksek tansiyon, omurlardakini kullanırsa bel ve boyun fıtıkları, kemiklerdekini kullanırsa gut, artrit, romatizma, akciğerlerdekini kullanırsa astım, pankreastakini kullanırsa şeker, midedekini kullanırsa ülser hastalıklarını yaratır. Oluşabilecek hastalıkların sayısı bunlarla da sınırlı kalmayıp daha birçokları sayılabilir. Hücrelerin su eksikliğinde daha da fazla zorlanması, hücre içi katı enerji tüketiminin artmasına ve dolayısı ile normalinden hızlı bölünmesine ve bu tehlikeli gidişe tepki olarak da beyinin oksijen gönderimini kesmesine sebep olur. Oksijenin kesilmesi netîcesinde, hücrenin hayatiyetini devam ettirebilmek için ilkel, yâni oksijensiz-anaerobik solunumu tercih etmesi ile de kanserleşme denilen sürece girilmiş olur.
                        Bütün bunlara sebep olan, suyu azalan motorun bir süre sonra hararet yapması, suyu azalan yemeğin bir süre sonra dibinin tutması misâli, suyu azalan vücûdun da bir süre sonra 'kuruma' denilen asitleşme sürecine girerek hastalık ortamına hazırlanmasıdır. Oluşan 'sağlık ve hayat' dengesinin dışındaki bu durumun adı hastalık değil kurumadır. O hâlde, Su hayat ise, susuzluk ölümdür.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #43
                          TARİHTE TUZ

                          Beyaz Altından Beyaz Zehire...
                          Dünyada, restoran masalarından kaldırılması konuşuluyor mutfaklarımızda yaygın olarak kullandığımız tuzun.
                          Oysa tarihte uğruna savaşlar yapılıyor ve herkes kullanabilsin diye devletler tarafından zaman zaman sübvanse ediliyordu. Yine bilinen bir gerçek Roma'da askerlere maaş olarak verildiği. Üstelik halka kolay ulaşsın diye tuz yolları adı verilen yollar yapılmış o tarihlerde.
                          Geleneksel tıpta yeri olduğu gibi tüm dinlerde de faydalarına atıfta bulunulan tuz için bazı kaynaklarda, Peygamberimizin (s.a.v.); ''Ya Ali (r.a.), yemekten önce ve yemekten sonra bir miktar tuz seni 70 tür hastalığa karşı korur'' buyurduğu belirtilmektedir.
                          Peki, ne oldu da beyaz altın beyaz zehire dönüştü?
                          Hayat tuz olmadan mümkün değilken tükettiğimiz tuz neden bizi öldürüyor?
                          Aslında neden çok basit, ama ilginçtir tuzun yasaklanmasını savunan bilim adamları bu çelişkinin üzerine kafa yormuyor. Ya da acaba kafa yormak mı istemiyor?


                          Devletler ve Tuz
                          Tuz, tarihte günümüze göre çok daha değerliydi. Çünkü şimdiki teknoloji ve endüstri olmadığı için sadece doğal tuz kullanılıyordu. Daha sonraları deniz suyundan da -buharlaştırılarak- tuz elde edilerek kullanıldı. Ancak o dönemde denizler şimdiki gibi değildi. Hiç bir kimyasal artık, ağır metal yoktu. Tarihte tuzun nerelerde olduğunu bilmeyen insanoğlu, bildiği tuz kaynaklarını korumak ya da ele geçirmek için, yani tuz uğruna, savaşlar yaptı.
                          Devletlerin tuzla diğer ilişkileri ise şöyle:
                          * Çin'de İ.Ö.12. YY' da tuz vergisinden söz eden yazılar bulunmuştur.
                          * Roma'da İ.Ö. 5. YY' da kimi zaman devlet tuz vergisi almıştır kimi zaman ise tuzu sübvanse etmiştir. Yani maliyetinin altına bir fiyatla halka satmıştır
                          * Roma'da İ.Ö. 1. YY' da asker maaşları zaman zaman tuz olarak ödenmiştir.
                          * Roma'da İ.S. 1. YY' da yaşayan yazar-filozof Gaius Plinius insanlık tarihinin ilk ansiklopedisi olan ''Doğa Tarihi'' adlı eserinde, yaşadığı dönemde bir Roma yurttaşının günde ortalama 25 gram tuz tükettiğini tahmin ettiğini yazmıştır.
                          * Fransızlar, Venedikliler, Romalılar savaşlarda para ihtiyaçlarının karşılanması için tuz vergisi almışlardır.
                          * Büyük Roma yollarından ilki, ülkeye ve ülkenin içlerine tuz taşımak amacıyla yapılmıştır.
                          * Rönesans döneminde sofraya tuz koymak zenginliğin sembolüydü. Çünkü tuz çok lüks bir üründü.
                          * Ortaçağda Kral sofraları mücevher tuzluklar ile süslenirdi.
                          * Fransa’da 17. ve 18. YY' da tuz vergisi toplayıcıları vardı ve bunlar nefret edilen kişilerdi. Bu dönemde kadın-çocuk binlerce kişinin ölümüne neden oldular.
                          * İnkalar, Aztekler gibi yerli Amerika medeniyetleri yerleşim yerlerini tuz kaynaklarına yakın yerlerden seçiyorlardı.
                          Sodyumun Keşfi

                          Sir Humprey Davy isimli kimyacı sodyumun da dahil olduğu bir dizi elementi 1807 yılında bulmuştur. Elektroliz yoluyla laboratuvarda sodyumu ayrıştıran bu bilim adamına sodyumun babası denilmektedir.
                          1778 yılında doğan Sir H.Davy tıp alanında kendisini geliştirmek isteyen birisidir ancak 20 yaşına geldiğinde kimya bilimine ilgi duyarak kimya laboratuvarında çalışmaya başlar. 1800 yılında ''Kimyasal ve Felsefi Araştırmalar'' başlığındaki eseri ile ünlenir ve böylece Londra'da Kraliyet Enstitüsünde kimya dersleri vermeye başlar. 1802 yılında kimya profesörü olan Davy ''sepileme ve tabaklama'' konusuna yoğunlaşır. işte bu çalışmaları esnasında 1807 yılında sodyum potasyumu bileşiklerinden ayırmayı başarır. Davy ayrıca, magnezyum, kalsiyum, stronsiyum ve alüminyum gibi elementleri de keşfetmiştir. Toplamda 12 element keşfetmiştir.
                          Sir H.Davy daha sonra tuzu incelemiş ve minerallerinden ayrıştırarak laboratuvar ortamında sodyum klorürü elde etmiştir. Sir Davy elmasın bir karbon türevi olduğunu da bulan bilim adamıdır.
                          Sir Davy'nin bulduğu sodyum klorür (NaCl) sanayi için çok önemli bir maddedir. Çünkü diğer minerallerden ayrıştırılan sodyum klorür çok geniş alanlarda kullanım imkanına sahip olmuştur. Tuz da yüksek oranda sodyum klorür içerir ancak diğer mineraller kimyasal reaksiyonlara-etkileşime girdiği için sanayide istenen sonuçlar elde edilemez. Bu nedenle sanayi için, tuz saflaştırılarak yani diğer elementlerinden ayrıştırılarak NaCl (sodyum klorür) elde edilmiştir.
                          İnsanlığın Tuzlu Tarihi isimli kitabında Mark Kurlansky; 1875-1956 yılları arasında yaşamış olan Britanyalı yazar Edmund Cleriew Bentley'in kaleme aldığı bir taşlamaya da yer vermiş. Bentley bu taşlamayı sodyumu bulan Sir H.Davy'e yazmış. Dörtlük aynen şöyle:
                          ''Sir Humprey Davy,
                          Mide bulandırıcı adam, döndü köşeyi,
                          Keşfedince sodyumu,
                          Nefret kapladı toplumu.''
                          Yazar bu dörtlükte biraz haksızlık etmiş gibi. Nereden bilsin ki Sir Davy, laboratuvarda sanayi için saflaştırdığı sodyum, ekonomik diye insanlara gıda amacıyla verilecek.
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #44
                            Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği

                            Değerli müşteriler.
                            Tuz tebliğine göre himalaya tuzunu paketli olarak sizlere sunmanın iki yolu var. Bunlardan birincisi 2 ile 4 mm arasında sofrada öğütme tuzu olarak. İkincisi ise 6-8 mm arasında ve 1500 gr salamura tuzu olarak sunabilmekteyiz.
                            Bu yüzden tuz tebliğine uzgun olarak Himalaya Halit tuzundan taş değirmenlerde üğütülerek üretilen
                            * yemek için 2 mm 250 gr SALUS sofrada öğütme tuzu
                            * Tuzlu su kürü için 8 mm 1500 gr SALUS Salamura tuzu sunmaktayız.
                            Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:
                            TÜRK GIDA KODEKSİ TUZ TEBLİĞİ
                            (TEBLİĞ NO: 2007/53)

                            Amaç
                            MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; gıda olarak tüketime uygun olan işlenmiş tuzun tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşıma ve pazarlamasını sağlamak üzere bu ürünlerin özelliklerini belirlemektir.
                            Kapsam
                            MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, ambalajlı olarak insan tüketimine sunulan işlenmiş tuzu kapsar. Özel beslenme amaçlı üretilen tuzları, sodyumu azaltılmış potasyum vb. içeren tuzları kapsamaz.
                            Dayanak
                            MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 16/11/1997 tarihli ve 23172 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'ne göre hazırlanmıştır.
                            Tanımlar
                            MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;
                            a) İşlenmiş tuz: Ana maddesi sodyum klorür olan ve insan tüketimine uygun nitelikte üretilen ürün olup, tüketim amacına göre dörde ayrılır;
                            1) Sofra tuzu: Doğrudan tüketiciye sunulan, ince öğütülmüş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş tuzu,
                            2) Gıda sanayi tuzu: Gıda sanayinde kullanılan, doğrudan tüketiciye sunulmayan, iyotlu veya iyotsuz olarak üretilen tuzu,
                            3) İri salamura tuzu: Doğrudan tüketiciye sunulan, özellikle evlerde konserve, turşu, salamura ve benzeri ürünlerin yapımında gıda muhafaza amaçlı olarak kullanılan, iyot içermeyen tuzu,
                            4) Sofrada öğütme tuz: Tüketici tarafından sofrada öğütülmek üzere tüketiciye sunulan, kristal halde bulunan, iyot ilave edilmeyen tuzu ifade eder.
                            b) Yabancı madde: Tuz tanecikleri dışında gözle görülebilir her türlü organik ve inorganik maddelerdir.
                            Ürün özellikleri
                            MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ kapsamındaki ürünlerin özellikleri aşağıda verilmiştir.
                            a) Tuz beyaz renkte olmalı ve yabancı madde içermemelidir.
                            b) Rafine edilerek veya yıkanarak temizlenmemiş tuz, işlenmiş tuz olarak piyasaya sunulamaz.
                            c) Bu Tebliğde geçen tuzlarda rutubet miktarı kütlece en çok % 0.5 olmalıdır.
                            ç) Bu Tebliğde geçen tuzlarda Sodyum klorür miktarı; kuru maddede en az % 98 olmalıdır.
                            d) Bu Tebliğde geçen tuzlarda asitte çözünmeyen madde miktarı, kütlece en çok % 0.5 olmalıdır.
                            e) Bu Tebliğde geçen tuzlarda suda çözünmeyen madde miktarı, kütlece en çok % 0.5 olmalıdır.
                            f) Sofra tuzu;
                            1) Homojen olmalı, tane büyüklüğü; göz açıklığı 1000 m'lik elekten tamamı, 210 m'lik elekten ise en çok % 20'lik kısmı geçecek büyüklükte olmalıdır.
                            2) Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. İyot için belirlenmiş üst limit + 3 mg/kg farklılık gösterebilir.
                            3) İyot tüketmemesi gereken kişiler için iyotsuz tuz üretimi yapılabilir.
                            g) Gıda sanayi tuzu;
                            1) İyot eklenmesi zorunlu değildir.
                            2) İyot eklenmesi durumunda sofra tuzu için belirlenen ürün özellikleri sağlanmalıdır.
                            3) Gıda sanayi tuzu, perakende satış yerlerinde doğrudan tüketiciye sunulamaz; ancak, üretim yerleri ve gıda toptancılarında satışa sunulabilir.
                            ğ) İri salamura tuzu; tane büyüklüğü, göz açıklığı en az 6000 m'lik elekten tamamı, 2000 m'lik elekten ise en çok %10'luk kısmı geçecek büyüklükte olan işlenmiş tuzdur.
                            h) Sofrada öğütme tuzu; tane büyüklüğü, göz açıklığı en az 4000 m'lik elekten tamamı, 1000 m'lik elekten ise en çok %10'luk kısmı geçecek büyüklükte olan işlenmiş tuzdur.
                            Katkı maddeleri
                            MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ kapsamındaki ürünlerde kullanılacak katkı maddeleri, 22/12/2003 tarihli ve 25324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi-Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Tebliği'ne uygun olmalıdır.
                            Bulaşanlar
                            MADDE 7 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünler, 23/9/2002 tarihli ve 24885 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi – Gıda Maddelerinde Belirli Bulaşanların Maksimum Seviyelerinin Belirlenmesi Hakkında Tebliğ'de yer alan hükümlere uygun olmalıdır.
                            Hijyen
                            MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünler Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nin Gıda Hijyeni bölümünde yer alan genel kurallara ve 2/9/2001 tarihli ve 24511 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi – Mikrobiyolojik Kriterler Tebliği'ne uygun olarak üretilmelidir.
                            Ambalajlama ve etiketleme-işaretleme
                            MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünler; Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nin Ambalajlama-Etiketleme ve İşaretleme Bölümü'nde ve 25/8/2002 tarihli ve 24857 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği'nde yer alan hükümlere uygun olarak üretilmelidir. Bu Tebliğe ilave olarak aşağıdaki bilgiler de etikette bulunmalıdır:
                            a) İyotlu tuzda, Ek-1'de yer alan sembol kolay görünen boyutta ve ürün adı ile aynı yüzde bulunmalıdır.
                            b) İyot ilave edilen tuzun etiketinde son tüketim tarihi belirtilmelidir.
                            c) İyot ilave edilen tuzda iyot kaybını engelleyecek ambalaj materyali kullanılmalıdır.
                            ç) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde ürünün işleme tekniği etiket üzerinde yer almalıdır.
                            d) Sofra tuzunda;
                            1) Ürün adı “iyotlu sofra tuzu” olarak belirtilmelidir.
                            2) Etiketinde kullanım bilgisi olarak “serin, kuru ve ışıksız ortamda ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir” ifadesi yer almalıdır.
                            3) Net ambalaj miktarları 3000 g'ı geçmemelidir.
                            4) İyot tüketmemesi gereken kişiler için üretilen iyotsuz sofra tuzunda ambalaj büyüklüğü 250 g'ı geçemez. Etiket üzerinde, ambalajla kontrast teşkil edecek renkte ürün adı olarak “iyotsuz sofra tuzu” ifadesi yer almalıdır.
                            f) Gıda sanayi tuzunda;
                            1) Etiket üzerinde “Gıda sanayi için üretilmiştir.” ifadesi ürün adıyla birlikte ve ambalajla kontrast teşkil edecek renkte yer almalıdır.
                            2) İyot ilave edilip edilmediği etiket üzerinde belirtilmelidir. İyot ilave edilen gıda sanayi tuzlarında “iyotlu gıda sanayi tuzu” ifadesi yer almalıdır.
                            3) Net ambalaj miktarı en az 10 kg olmalıdır.
                            g) İri salamura tuzu için ambalaj büyüklüğü en az 1500 g olmalıdır.
                            ğ) Sofrada öğütme tuzun etiketi üzerinde ambalajla kontrast oluşturacak şekilde “iyot ilave edilmemiştir.” ifadesi yer almalıdır.
                            h) Sofrada öğütme tuzu için ambalaj büyüklüğü 500 g'ı geçmemelidir.
                            Taşıma ve depolama
                            MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerin taşınması ve depolanmasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nin Taşıma ve Depolama bölümündeki kurallara uyulmalıdır.
                            Numune alma ve analiz metotları
                            MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerden numune alınmasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nin Numune Alma ve Analiz Metotları bölümündeki kurallara uyulmalıdır. Numune uluslararası kabul görmüş metotlara göre analiz edilmelidir.
                            Tescil ve denetim
                            MADDE 12 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünleri üreten ve satan işyerleri; tescil ve izin, ithalat işlemleri, kontrol ve denetim sırasında bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır. Bu hükümlere uymayan işyerleri hakkında 27/5/2004 tarihli 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre yasal işlem yapılır.
                            Denetim
                            MADDE 13 – (1) Bu Tebliğde yer alan hükümlerin uygulanması ile ilgili denetim, 5179 sayılı Kanun'a göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
                            Yürürlükten kaldırılan mevzuat
                            MADDE 14 – (1) 13/1/2005 tarihli ve 25699 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi-Sofra ve Gıda Sanayii Tuzu Tebliği (Tebliğ No: 2004/44) yürürlükten kaldırılmıştır.
                            Uyum zorunluluğu
                            GEÇİCİ MADDE – (1) Halen faaliyet gösteren ve bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünleri üreten ve satan işyerleri bir yıl içerisinde bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır.
                            Yürürlük
                            MADDE 15 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
                            Yürütme
                            MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #45
                              Tuz devri kapandı Artık Himalaya Tuzu var
                              Sitemizi açtığımız günden buyana yazdığımız yazılarda sofralarımızdaki tuzun zararlarını duyurmak için elimizden gelen gayreti gösterdik.
                              Sizleri uyarırken bir taraftanda Türkiye genelinde yanlış ve aşırı tüketilen tuzun zararları hakkında yasal başvurularımızı yaptık son günlerde uğraşlarımız ve çabalarımız haklı görülerek gerekli yasal uygulamalar başlatıldı. Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık sofralarımızda Himalaya Tuzu kullanacağız.
                              Lokantalarda masaya konulan tuzluklar kalkacak, ekmekteki tuz oranları düşürülecek

                              Sağlık Bakanlığı aşırı kullanıldığında sağlığa zarar veren tuzun tüketimini Türkiye genelinde azaltmak için harekete geçti.

                              Bakanlık, toplu yemek yenen yerlerde masalardan tuzlukların kaldırılmasını, ekmekteki tuz oranının azaltılmasını sağlayacak.

                              Tuzun sağlık üzerindeki etkisini inceleyen Sağlık Bakanlığı, aşırı tuz tüketimiyle kan basıncının arttığını, kemiklerde kalsiyum kaybı oluştuğunu, fazla tuzun mide kanserinde de etkili olduğunu belirledi. Bakanlık tarafından yapılan toplantıda, tuz tüketiminin azaltılması için belirlenen bazı faaliyetler ise şöyle sıralandı:

                              * Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet, SHÇEK'e bağlı kurumlar, okullar, kredi yurtlar kurumu, üniversite kafeteryaları, işyerleri ve yemek fabrikalarındaki mönülerin tuz içerikleri incelenecek.

                              * Zincir restoran, fast-food ve lokantalardaki menülerin tuz içerikleri inceleme altına alınacak.

                              * Geleneksel gıdalardaki tuz miktarı belirlenecek. Ekmekte tuz kademeli olarak azaltılacak.

                              * Peynir, et ürünleri, işlenmiş tahıl ürünleri, bisküvi, kahvaltılık gevrek gibi çok tuzlu ürünlerdeki tuz oranı azaltılacak.

                              * Patates kızartması, salata, ayran gibi yiyeceklere hazırlama sırasında tuz eklenmeyecek.

                              * Az tuzlu gıdaların üretimi teşvik edilecek, vergi indirimi yapılması koşulları araştırılacak.

                              * Mönülerinde tuz içeriğini azaltan ve masalarından tuzlukları kaldıran restoran ve fast food zincirleri logo, bayrak veya sertifikayla ödüllendirilecek.

                              * Toplu yemek yenen yerlerdeki masalardan tuzlukların kaldırılması, küçük poşetlerde iyotlu tuzların bulundurulması sağlanacak.

                              * İl düzeyinde geleneksel tuz uygulamalarının yoğun olduğu bölgelerde, etnik gruplara yönelik özel eğitim programları yürütülecek.

                              * Tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik bilgilendirmeler için Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yapılacak.

                              * Marketlerde tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik uyarıcı bilgilendirmelerin yer alması sağlanacak.

                              TÜRKİYE 3 KAT FAZLA TUZ KULLANIYOR

                              Dünyada kişi başına günlük tuz tüketimi en çok 6 gr. Türkiye'de ise bu oran çok yüksek: Kişi başına düşen günlük tuz tüketiminin 18 gramı bulduğu belirtiliyor .

                              Uzmanlara göre günde bir çay kaşığından fazla tuz tüketmek sağlığı bozuyor…
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X