Duyuru

Collapse
No announcement yet.

KUŞBURNU, Rosa canina

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • KUŞBURNU, Rosa canina

    KUŞBURNU

    Funda | 1-5m | 6-8 Aylar | Ça,Ho,Na | Meyve Kabuğu ve Tohumu

    Kuşburnu, Hagebutte, Rosa canina L.
    İtburnu
    Gül burnu
    Gül elması
    Yaban gülü
    Köpek gülü

    Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae

    Drugları: Kuşburnu meyve kabuğu: Cynosbati fructus
    Kuşburnu meyvesi ve tohumu: Cynosbati fructus cum semine
    Kuşburnu tohumu: Cynosbati semen
    Kuşburnu meyve kabuğu bazen sade bazen tohumuyla birlikte çay ve natürel ilacı yapılır. Reçeli sadece meyve kabuğundan yapılır.

    Giriş: Gülgiller takriben 7000 alt türü olan en kalabalık bitki ailesidir. Kuş-burnunun en çok kullanılan ve bilinen türleri İtburnu, Gül burnu veya Köpek gülü olarak da bilinen Rosa canina, Dağ kuşburnu; Rosa alpina ve Sarkık kuşburnu; Rosa pendulina’yı sayabiliriz. Eskiden Osmanlı ve Selçuklular tarafından bilinen ve kullanılan Kuşburnu Avrupa’da 18. yy.’dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

    Botanik: Boyu genellikle 1-205 m nadiren 5 m olan çalı şeklindeki küçük ağaççık olup, asıl vatanının Türkiye olduğu ve buradan dünyanın bütün yörelerine zaman içinde yayıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Batı Avrupa’dan Doğu Türkistan’a kadar çok geniş bir alana ve Kuzey Amerika’ya kadar yayılmıştır. Bitki yol kenarları, meralar, çimenlikler, or-man kenarları ve tepeliklerde yabani olarak yetişir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgesinde daha çok, Ege ve İç Anadolu bölgesinde ise seyrek olarak yetişir. genellikle çok sayıdaki gövde demet şeklinde yerden çıkar, yükselir ve çevresine sarkar, üzeri sarımsı veya esmer dikenlerle bezenmiştir. Eski dal ve gövdeler esmer, taze sürgünleri ise açık yeşil renktedir. Yaprakları tekli 5-7 kanattan meydana gelir ve 2-3 çifti karşılıklı ve de sonda bir tek bulunur. Kanat yaprakları oval şekilde, kenarları dişli, ortada ana bir damar ve ondan yanlara yan damarlara sahiptir ve kısa saplıdır. Çiçekleri kalp şeklinde beyazımsı pembe veya pembe renkte, beş adet taç yapraktan meydana gelir ve 20-30 adet döllenme tozluğu bulunur ve bu döllenme tozluklarının topuzcukları bazen pembemsi, bazen de esmer renktedir ve de ortada sarımsı bir göbek bulunur. Meyveleri koyu kırmızı renkte oval veya yumurta şeklinde, koyu kırmızı renkte 0,5-1,5 cm eninde 1-2,5 cm uzunluğunda etli bir kabuğu ve içinde tüylü sert sarımtırak beyaz tohumlar bulunur.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirilebilir ve özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.

    Hasat zamanı: Eylül ve Ekim aylarında toplanan meyveleri, güneşli, kuru ve havadar yerlerde iyice yıkandıktan sonra kurutulur. Suni olarak önce 30 dk 75-80°de ve bunu takriben dışarıda güneşli havada kurutulur. Bazı ülkelerde Kuşburnu çekirdeğinden Kuşburnu Çekirdek yağı (Kuşburnu yağı) elde edilir.

    Kuşburnu Çekirdek yağındaki (Kuşburnu yağı) önemli maddeler;
    1) C vitamini ortalama 100 gr da 1550 mg
    2) E vitamini başta olmak üzere B1,B2,B6,B3 (Niacin) vitaminleri, K ve P (Rutin) vitamini ve β-Carotin (Provitamin A)
    3) Minerallerden; Potasyum, Magnezyum, Sodyum, Silisikasit, Demir, Fosfor
    4) Doymamış yağ asitleri %33 α-Linolenasit, %43 Linolasit ayrıca Palmitinasit, Palmitoleinasit, Stearinasit, Oleikasit, Arahidonasit, Eicosenasit ve Behenasit içerir. (geniş bilgi için çörek, hodan veya ışıldak’a bak)(NH.1.02.42)
    5) Tanin, pektin, şeker ve meyve asitleri (malikasit, sitrikasit, fosforikasit) içerir.

    Kullanılması: Kuşburnu Çekirdek yağı veya kısaca Kuşburnu yağı kalite bakımından çörek, hodan ve ışıldak yağlarından da üstündür. Fakat henüz Kuşburnu yağı ile ilgili yeterince araştırma yapılmamıştır. Bilindiği gibi çörek, hodan ve ışıldak yağları başta Nerodermatoz (besin alerjisinin sebep olduğu kaşıntılı ve sulu ekzama) PMS’ye (permensturel syndrom) karşı etkili oldukları, özellikle de çörek yağının her türlü alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir. Kuşburnu yağının da aynı etkiye sahip olduğu kanaatindeyim. Fakat geniş çaplı klinik araştırmalarının neticelerini bek-lemek gerekmektedir.

    Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    1) Meyvesinde çok yüksek oranda C vitamini içerir. Bu oran bitkinin yetiştiği yöreye ve iklim şartlarına göre değişirse de %0,5-2 arasında değişebilir. Fakat ortalama %1,25 oranındadır (yani ortalama 1250 mg). Mesela 100 gr Kuşburnu 500-2000 mg C vitamini içerebilirken portakal veya limon 40-100 mg içerir.
    2) Carotinoitler; Rubixanthinler, Lycopin ve β-Carotin (Provitamin A)
    3) Diğer vitaminlerden E,B1,B2 ve Niacin
    4) Meyve asitleri %8-10 arasında olup en önemlileri sitrikasit ve malikasittir.
    5) Minerallerden; Potasyumda 100 gr da 500 mg gibi çok yüksek orandadır. Demir, Magnezyum, Sodyum ve Fosfor içerir. ayrıca %20-25 meyve şekeri, %15-25 Pektin, %3-5 Protein ve %0,5-1 yağlar içerir.

    Tesir şekli: C vitamini ihtiyacını giderici, idrar artırıcı, antiskorbüt (C vitamini yetersizliği ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Belirtisi diş etleri iltihaplanır, kanar, morarır ve dişler sallanır) hafif müshil yapıcı ve damarları büzücüdür.

    Araştırmalar:
    1-)
    Son yapılan klinik araştırmlara göre ORAC değeri 96.500 yani Aronya'dan (Aronia ORAC değeri 16.950) 6 kat daha güçlü bir antioksidandır ve vitamin mineral enzim değerleri de çok çok yüksektir. yani serbest radikalleri yok eder ve Başta Prostat ve Akciğer kanserine karşı etkili olduğu belgelenmiştir.
    2-) Üşütme ve bulaşıcı grip hastalıkları sırasında vücudun C vitaminine olan ihtiyacı oldukça fazla olmaktadır. Çünkü bakteri ve virüsleri yi-yerek zararsız hale getiren fagosit (Phagozytoz) ve İnterferon üretimi için C vitaminine ihtiyacı aşırı artmaktadır. Nobel ödülü kazanan L. Pauling 2-4 saatte bir 4,5-7,5 gr C vitaminine ihtiyaç olduğunu, bunun belli bir süre (3-4 gün) tekrar 0,5-1 gr a düşürülebilineceğini ifade etmektedir. Aynı görüşü F.C.Klenner ve I.Stone’de savunmaktadır.
    3-) Sürekli stresli bir hayat yaşayanlarda ve aşırı zihinsel çalışanlarda görülen dermansızlık veya çeşitli virüslerin salgını sonucu hastada normal Kortizol seviyesi düşer ve bu hemen engellenmez ise kişi kronik yorgunluk Chronic-Fatigue-Syndrom=CFS yakalanabilir.işte C vitamini böbrek üstü bezlerinin yeniden düzenli hormon üretmesini sağlayarak kişiyi yeniden sağlığına kavuşturur (Nhp.2.96.219). en çok C vitamini Kuşburnunda olduğuna göre Kuşburnu çay, natürel ilaç ve reçeline devam edilir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Kuşburnu başta bulaşıcı hastalıklardan grip, üşüt-me hastalıkları, dermansızlık, yorgunluk, mide-bağırsak rahatsızlıkları (gastrit, Enterit) ve C vitamini yetersizliğine karşı kullanılır.
    b) Komisyon E 164 No’lu ve 01.09.90 tarihli, Kuşburnu meyve kabuğu üzerine monografisini yayınlamıştır. Buna göre kuşburnu meyve ka-buğu başta; üşütme hastalıkları, gripli enfeksiyon ve diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı, vücudun bağışıklık sistemini (immün sistemi) kuvvetlendirmek için, idrar yolları rahatsızlıkları, ödem, romatizma rahatsızlıkları, mide-bağırsak ve safradaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. meyve kabuğu ve tohumları bir arada kullanıldığında gastrit, ülser, siyatik, akciüer rahatsızlıkları gibi daha birçok hastalığa da yukarıdaki rahatsızlıklara ilaveten etki ettiği ifade edilmektedir. Kuşburnu kökünün çayının Basuru iyileştirdiği yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir.

    Çayı: İki kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış kuşburnu kabuğunu (tohumda ilave edilebilir) demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. (Şayet 5-10 dk kaynatılır ise daha çok C vitamini elde edilir).

    Çay Harmanları;

    Gökçek Ödemi
    20 g Ardıç kozalağı
    20 g Kuşkonmaz kökü
    20 g Hindiba otu ve kökü
    20 g Altın başak otu
    10 g Kuşburnu
    10 g Kayışkıran kökü

    Gökçek Diuretik çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Maydanoz kökü
    20 g Isırgan kökü
    20 g Altın başak otu
    20 g Atkuyruğu otu

    Gökçek Böbrek ve mesane taşları çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Altın başak otu
    20 g Kayışkıran otu
    20 g Hindiba otu+kökü
    20 g Isırgan otu+kökü

    Gökçek Diuretik çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Maydanoz kökü
    20 g Isırgan kökü
    20 g Altın başak otu
    20 g Atkuyruğu otu

    Şurubu: Kuşburnu şurubu eskiden Osmanlı’nın meşhur şuruplarından birini teşkil ederdi, fakat zamanla unutuldu. Günümüzde değerinin an-laşılması ile yeniden şurubu, reçeli, çay harmanları ve de natürel ilaçları yapılamaya başlanmıştır.

    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aylarca (4 aydan fazla) sürekli içilirse bazı kişilerde deride kaşıntı yapabilir şayet ara verilirse kaşıntı da geçer.

  • #2
    C Vitamini Stresi Azaltmaya Yardımcıdır
    C vitamini kandaki kortizol seviyesini kontrol altına alarak stresi azaltır. Dahası, serotonin ve gamaaminobutirik asit (GABA) üretimini arttırır. Araştırmalara göre, diğer adı askorbik asit olan C vitamini stresi azaltmaya ve bilişsel fanksiyonları da geliştirmeye yardımcıdır. Aynı şekilde, nöronlardaki miyelin üretimini destekleyerek sinir sistemine de katkı sağlar. Sonuç olarak hücreler arası sinyal gönderimini ve hafızayı güçlendirir. “Günde bir elma doktoru uzak tutar” gibi çok bilinen sözler meyvelerin kültürümüzdeki yerinin önemini temsil eden birer örnektir. Örneğin, gemiciler yaşadığı sert gemi koşullarına dayanabilmek ve iskorbüt hastalığını önlemek için narenciye meyveleri taşır. C vitaminini hep grip ya da nezleyi önlemek için gereken bir şey gibi düşünürüz. Ancak kendi başına hastalıkları geçirmediğini belirtmek gerekir. Bu vitaminin başlıca yararı, hastalık riskini azaltmaya ve bağışıklık sistemi gibi temel fonksiyonları güçlendirmeye yardımcı olarak sağlığımızı korumaktır.

    C vitamini stresi nasıl azaltır?
    Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesinde (Oregon Health & Science University) yapılan bir araştırma enteresan bir keşfin kapılarını açtı. Araştırmaya göre C vitamini eksik olan bir kişide GABA reseptörleri düzgün çalışmamaya başlar. Yani bu demek oluyor ki gamaaminobutirik asit, merkez sinir sisteminde önemli bir işleve sahiptir.
    • Bu nörotransmitterin düşük seviyede olması anksiyete bozuklukları, uykusuzluk ve depresyon ile ilişkilidir.
    • Ayrıca GABA seviyesinin yüksek olmasının rahatlama, konsantrasyon, hafıza, daha az korku ve gerginlik gibi getirileri vardır.
    • Dopamin eksikliğine sebep olur buda Parkinsona sebep olabilir.
    • GABA Eksikliği zamanla Alzheimer hastalığını tetikler
    • Özeliklede asetil kolin eksikliği önce hafıza kaybı sonra Alzeimer Hastlığını tetikler. Beynin C vitaminine ihtiyacı vardır
    Bu araştırmada yer alan Dr. Henrique von Gersdorff, C vitaminin beynimiz için sandığımızdan çok daha önemli olabileceğini vurguluyor.
    Hatta bu vitaminin, çeşitli nörotransmitterlerin sentezine yardımcı olduğu ve dopaminin serotonine dönüştürülmesinde önemli bir rol oynadığı da artık biliniyor. Buna ek olarak, nörotransmitterlerin işleyişini de yönetir. Özeliklede asetil kolin eksikliği önce hafıza kaybı sonra Alzeimer Hastlığını tetikler. Beynin C vitaminine ihtiyacı vardır


    Askorbik asidin stresi azaltması nöromodülatör görevi görmesinden ötürüdür. Taze meyve ve sebzeleri daha çok tüketmemiz gerektiği sıkça söylense de bunun beyinle olan ilişkisinden bahsedenleri çok duymayız.

    Vücudumuzda C vitaminine en çok ihtiyaç duyan kısım beyindir. Hatta, insan vücudu C vitamininden mahrum kaldığında, bu eksikliğin etkilerinin beyinde vücudun diğer yerlerinden daha uzun süre etkisini sürdürdüğü görüldü.

    Bilim C vitaminin kaç tane işleve ve mekanizmaya etki ettiğini hala anlayabilmiş değil. Ancak, C vitaminin kandaki kortizol seviyesini düşürdüğünü biliyoruz.
    • 2015 yılında Oliveira IJ, de Souza VV, Motta V ve Da Silva SL adlı doktorların yaptığı bir araştırma, C vitaminin kortizol üretimine olan bu etkisinden dolayı stresi ve anksiyeteyi azalttığını gösteriyor.
    • Aynı araştırma buna ek olarak, bir grup lise öğrencisinin C vitamini tüketimini arttırdıktan sonra hafıza ve konsantrasyon gerektiren görevlerde daha başarılı notlar aldığını da göstermeyi başardı.
    • C vitamini kolajen sentezi için de elzem bir yapıtaşı. Bu element dişleri ve kemikleri korumakla kalmaz, ayrıca damarların sağlamlığını ve dayanıklılığını da arttırır.
    C vitamini seviyesi nasıl korunur
    İroniktir ki, uzmanlara göre vücudumuzdaki C vitamini seviyesinin düşük olması çok yaygın görülen bir durum. Eğer yeterli seviyede değilse daha çabuk grip olabiliriz ve vücudumuzun yaraları iyileştirmesi daha uzun sürebilir.


    C vitaminine en çok beynin ihtiyacı olduğunu göz önünde bulundurarak, bu vitamin olmadan strese daha çok yatkın olduğumuzu ve konsantrasyon problemlerine yol açtığını söylemiştik. Bunun yanı sıra, demir emilimi için de bu vitaminden yardım almamız gerektiğini belirtelim. C vitamini seviyenizi nasıl arttırabilirsiniz

    Tavsiye edilen günlük C vitamini alım miktarı 75 ila 90 miligramdır ve 100 g KUŞBURNU 1500-2000 mg C-Vitamini içerir yani portakal ve limondan 30-35 kat daha fazla C-VİTAMNİ demektir.. C vitamininizi yükseltmek istiyorsanız vitamin takviyelerine başvurmak yerine beslenmenize şu meyveleri dahil edin:
    • Portakal ve limon
    • Mango
    • Nar
    • Frenk üzümü
    • Guava
    • Brokoli
    • Kırmızı biber
    • Çilek
    Sonuç olarak, C vitaminin stresi azaltmaya yardımcı olduğunu bilmek iyi bir şey. Fakat günlük alışkanlıklarımızda da olumlu yönde değişiklikler yapmayı unutmamalıyız: sigara içmeyin, egzersiz yapın ve rutininize bazı rahatlama tekniklerini dahil edin. Anksiyete ve stres yönetimi de yardımcı olacaktır.

    Yorum yap


    • #3
      Rosa canina , Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea Ekstraktlarının Polifenolik Bileşimi ve İnsan Endotel Hücrelerinde Antioksidan Aktivitelerinin Değerlendirilmesi

      Efthalia Kerasioti ,Anna Apostolou ,Ioannis Kafantaris , Konstantinos Chronis , Eleana Kokka , Christina Dimitriadou , Evangelia N. Tzanetou , Alexandros Priftis ,Sofia D. Koulocheri , Serkos A. Haroutounian , Demetrios Kouretas , ve Dimitrios Stagos

      Bu çalışmanın amacı, Rosa canina, Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea bitki ekstraktlarının antioksidan aktivitesinin araştırılmasıydı . Sonuçlar, daha yüksek konsantrasyonlarda bulunan biyoaktif bileşiklerin R. canina özünde olduğunu gösterdi: hiperosid, astragalin, rutin, (+)-kateşin ve (-)-epikateşin; içinde R. sempervirens özü: kinik asit, (+) - kateşin, (-) -, astragalin ve hyperoside epikateşin; ve P. coccinea'daekstrakt: hiperosit, rutin, (-)-epikateşin, (+)-kateşin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit. R. caninna, R. sempervirens ve P için toplam polifenolik içerik 290.00, 267.67 ve 226.93 mg Gallik Asit Eşdeğeri (GAE)/g dw ve toplam flavonoid içeriği 118.56, 65.78 ve 99.16 mg Kateşin Eşdeğeri (CE)/g dw idi. sırasıyla koksinea özleri. Ekstraktlar, DPPH ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS)• + analizlerinde radikal süpürücü aktivite ve aşağıdaki etki sırasına göre ROO• kaynaklı DNA hasarına karşı koruma sergiledi : R. canina > R. sempervirens > P. coccinea . Son olarak, R. canina ile tedavive P. coccinea özütü, antioksidan molekül glutatyon düzeylerini önemli ölçüde artırırken, R. canina özütü, endotel hücrelerinde Reaktif Oksijen Türlerini (ROS) önemli ölçüde azalttı. Buradaki sonuçlar , özellikle R. canina özütünün, endotelin oksidatif stres kaynaklı patolojik durumlarının önlenmesi için gıda takviyeleri veya biyofonksiyonel gıdalar geliştirmek için kullanılabileceğini göstermiştir.

      Anahtar Kelimeler: Rosa canina, Rosa sempervivens, Pyrocantha coccinea, polifenoller, antioksidanlar, endotel hücreleri, glutatyon
      Giriş
      Canlı organizmalarda reaktif oksijen türlerinin (ROS) metabolizma ve inflamasyon gibi fizyolojik süreçler altında endojen olarak üretildiği iyi bilinmektedir [ 1 , 2 ]. Hücresel çoğalma ve farklılaşma dahil olmak üzere birkaç temel biyolojik sürecin ilerlemesi için düşük ROS seviyelerine ihtiyaç vardır [ 2 , 3 ]. Bununla birlikte, aşırı hücre içi ROS konsantrasyonu, insanlarda kanser, diyabet, romatoid artrit ve diğer dejeneratif hastalıklar dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların gelişimi ile ilişkili patolojik bir durum olan oksidatif strese yol açabilir [ 4 , 5]. Oksidatif stres, proteinler, lipidler ve DNA ile ROS etkileşiminin bir sonucu olarak vücudun sağlıklı hücrelerinin fonksiyonlarını ve yapılarını kaybetmelerine neden olur [ 6 ].

      Oksidatif strese özellikle duyarlı olan dokulardan biri, vasküler homeostazın kritik bir düzenleyicisi olan vasküler endoteldir. ROS'un neden olduğu endotel hücre hasarı veya işlev bozukluğu, ateroskleroz, tromboz ve kardiyovasküler hastalıklar dahil olmak üzere birçok vasküler komplikasyonun hem nedeni hem de sonucu olabilir [ 7 , 8 ]. Özellikle vasküler endotel hücreleri, farklı dokulardan türetilen ROS kan dolaşımında dolaştığından ve kan damarlarının iç duvarındaki endotelyal hücrelerle doğrudan etkileşime girebildiğinden, ROS hasarına karşı hassastır [ 9 , 10 ]. Ek olarak, oksidatif stres lökosit adezyonu yoluyla endotelde hasara neden olabilir [ 11 ].

      Bununla birlikte, insan organizması, ROS'un aşırı üretimine ve zararlı etkilerine karşı koymak için çeşitli antioksidan mekanizmalara sahiptir [ 12 ]. Antioksidan koruyucu mekanizmalar, serbest radikal üretimi ve temizleme arasında bir denge sağlamak için hareket eder. Bu antioksidanlar ya endojen olarak üretilir ya da özellikle bitkisel gıdalardan diyet yoluyla elde edilir [ 13 ]. Bitkisel gıdaların antioksidan özellikleri esas olarak, indirgeyici ajanlar, metal iyon şelatörleri, antioksidan enzim aktivatörleri ve oksidaz inhibitörleri olarak işlev gören fenolik hidroksilleri nedeniyle antiradikal aktivitelere sahip olan büyük bir ikincil metabolit grubu olan polifenollere atfedilir [ 14 , 15 ]]. Bu nedenle, redoks durumunu iyileştirmek ve organizmayı oksidatif stresin zararlı etkilerinden korumak için şu anda doğal antioksidan kaynaklarına büyük bir ilgi vardır.

      Rosaceae familyasına ait birçok bitki türü, reçel, çay ve içecek gibi çeşitli gıda müstahzarlarında kullanılmaları nedeniyle büyük önem arz etmektedir. Rosa cins Rosaceae ailesi yağışlı alanları ve çöller [kuzey yarımkürede esas olarak merkezi bir yaklaşık 200 türlerinden oluşmaktadır 16 ]. Rosa türleri kuşburnu, yalancı karp veya meyve üretir. Bir dizi çalışma, kuşburnunun antioksidan, antikanser, anti-inflamatuar ve anti-obezite aktiviteleri gibi çok çeşitli biyoaktiviteler gösterdiğini göstermiştir [ 17 , 18 , 19 , 20 ]. Rosa canina'nın yabani meyveleriC vitamini açısından zengindir ve diyabet, grip, artrit, iltihap, ağrı ve ishal gibi birçok hastalığın önlenmesi ve/veya tedavisi için kullanılır [ 17 , 18 , 21 ]. Yaprak dökmeyen gül olan Rosa sempervirens, Rosa türünün temsili bir üyesidir . Çok az dikenli veya hiç dikensiz uzun dallarla karakterize dikenli, tırmanan bir gül. Ayrıca önemli bir C vitamini, karotenoidler, polifenoller, organik asitler ve tokoferol kaynağıdır [ 22 ]. Pyracantha coccinea cinsi ait pyracantha arasında Rosaceaefamilyası Güney Avrupa'dan Güneydoğu Asya'ya kadar büyüyen bir bitkidir. Meyveleri, yağ asitleri, polifenolik bileşikler, fitosteroller ve vitaminler bakımından zengin içerikleri ile bilinir. Bu nedenle, geleneksel ilaçlarda kardiyak ve diüretik özellikler için kullanılmıştır [ 23 ].

      Bu çalışmanın amacı , Yunanistan'ın aşağıdaki üç yabani Rosaceae türünden elde edilen polifenolik ekstraktların antioksidan özelliklerini araştırmaktı ; Pyracantha coccinea (meyve özü), Rosa sempervirens (meyve özü) ve Rosa canina (meyve özü). Ekstraktlar ilk olarak serbest radikal DPPH karşı temizleme aktivitesi • 2,2'-azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) • incelendi +radikaller ve peroksil (ROO•) radikalinin neden olduğu DNA hasarına karşı koruyucu etkileri için. Ayrıca, ilk kez, bu ekstraktların insan endotel hücrelerinde antioksidan savunmayı artırma yeteneği değerlendirildi. Yukarıda bahsedildiği gibi, oksidatif stres kaynaklı endotel hasarı, kardiyovasküler hastalıklar için çok önemli bir etiyolojik faktördür ve bu nedenle bu tür hasarlardan koruyabilecek bileşiklerin tanımlanması önemlidir.

      Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler
      2.1. Bitki Materyali ve Ekstraktların Hazırlanması
      İncelenen Fresh bitki materyali Rosaceae aile bitkiler Rosa sempervirens (meyve), Rosa canina (meyve) ve Pyracantha coccinea Parnitha Dağı'nda büyümek ilgili vahşi bitkiler kolonilerden (meyve) 2014 yılının başlarında yaz aylarında toplanmıştır, (Attika Bölgesi, Yunanistan) . Her numune materyali için bir fiş örneği, Atina Ziraat Üniversitesi'nin (Atina, Yunanistan) herbaryumunda saklanmıştır.

      Havada kurutulduktan sonra, her bitki materyalinden 500 g ezildi, bir blender ile homojenleştirildi ve bir toz verecek şekilde liyofilize edildi; bu, karanlıkta 1 L metanol (HPLC-analitik derece) ile 48 saat karıştırıldı. Daha sonra çözelti süzüldü ve katı, aynı prosedür izlenerek iki kez yeniden özümlendi. Birleştirilen metanolik özler (toplamda 3 L), kimyasal içeriklerinin ve biyoaktivitelerinin değerlendirilmesi için daha fazla ayrıntılandırılan ham özler sağlamak üzere indirgenmiş basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı.

      2.2. HPLC ve Ultra Performanslı Sıvı Kromatografisi – Tandem Kütle Spektrometresi (UPLC-MS-MS) Analizi Kullanılarak Ekstraktların Polifenolik İçeriğinin Belirlenmesi
      Ekstraktların kimyasal bileşimi, Agilent 1100 diyot dizi dedektörü (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD) (ölçüm) ile donatılmış bir Hewlett Packard HP1100 (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD) üzerinde gerçekleştirilen HPLC analizi kullanılarak belirlendi. tüm çalışma boyunca tam dalga boyu aralığında absorbans), bir kuaterner pompa, gaz giderici ve üreticinin 5.01 yazılım paketi sistemini kullanan HP ChemStation'a bağlı (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD).

      Kullanılan kolon, aynı malzemeden (8 x 4 mm) bir koruma kolonu ile bağlanmış bir Zorbax Eclipse Plus C18, 5 um, 150 x 4.6 mm id kromatografik kolondu (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD). Enjeksiyon, 20 μL sabit döngülü bir Rheodyne enjeksiyon valfi (model 7725I) aracılığıyla yapıldı. Kromatografik analizler için HPLC dereceli su, bir Milli-Q sistemi (Merck Millipore, Burlington, MA, ABD) kullanılarak hazırlanırken, tüm HPLC çözücüleri (asetonitril hariç) kullanımdan önce 0.45 µm gözenek boyutuna sahip selüloz asetat membranlardan süzüldü.

      Mobil faz, su (A) ve asetonitril (B) içinde %0.3 asetik asitten oluşan bir gradyan sisteminden oluşuyordu. Akış hızı 1 mL/dk'da tutuldu ve kolon gradyan elüsyon programı şunlardan oluşuyordu: %25 B (0 dakika), %25 B (5 dakika), %30 B (10 dakika), %40 B (15 dakika) , %50 B (20 dakika) ve %70 B (30 dakika) burada ek 5 dakika kaldı ve 2 dakika boyunca başlangıç ​​koşullarına geri döndü, burada ek 2 dakika kaldı. Bu rutini, bir sonraki numunenin enjeksiyonundan önce sıfır zamanlı karışım ile 15 dakikalık bir dengeleme periyodu izledi. 35 dakikadan sonra elute olan bileşenleri (betulinik ve ursolik asitler) belirlemek için uzun çalışma süreleri (100 dakikaya kadar uzatılmış) da uygulandı. Pikler, alıkonma süreleri ve UV-vis spektrumları referans bileşiklerle karşılaştırılarak tanımlandı, ve veriler, standartlar olarak referans bileşiklerin karşılık gelen eğrileri kullanılarak belirlendi (Extrasynthese, Genay Cedec, Fransa; Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD; Alfa Aesar, Haverhill, MA, ABD; Fluka, Buchs, İsviçre). Doğrulayıcı UPLC-MS-MS analizi, bir TSQ Quantum Vantage (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD) üçlü dört kutuplu kütle spektrometresine bağlı bir Thermo Scientific Ultra Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi sistemi (Waltham, MA, ABD) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Kütle spektrometrik analizi, iki tamamlayıcı modda (pozitif ve negatif mod) çalışan bir ısıtılmış elektrosprey iyonizasyon (HESI) kullanılarak yapıldı. Seçilen iyon izleme (SIM) modu öncelikle analitlerin varlığını doğrulamak için kullanıldı. Bileşiklerin seçilmiş durumlarında,m/z 191 ( m/z 85, 93 ürün iyonları), rutin: ana iyon, m/z 609 ( m/z 300, 271 ürün iyonları), kersetin: ana iyon, m/z 300.9 ( m/z 179, 151 ürün iyonları), kuersitrin: ana iyon, m/z 447.1 ( m/z301, 300, 271 ürün iyonları)]. Çalışma koşulları şunlardı: püskürtme gerilimi 4,2 kV; buharlaştırıcı ve kapiler sıcaklıkları sırasıyla 280 ve 260 °C iken, kılıf ve yardımcı gaz sırasıyla 60 ve 40 isteğe bağlı birimde. LC ayrımı, bir Hypersil Gold üzerinde sağlandı. 3 um. 150 × 3 mm id kromatografik sütun (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD). Mobil faz ve gradyan sistemi, 0.3 mL/dk'lık bir akış hızı kullanılarak HPLC-UV analizi için yukarıda bahsedilen ile aynıydı. Su, asetonitril ve asetik asit Merck'ten (Darmstadt, Almanya) satın alındı ​​ve hepsi LC-MS derecesindeydi. PTFE filtreleri (0.45 um) Macherey-Nagel, Duren, Almanya'dan elde edildi. Tüm ölçümler üç kez tekrarlandı.

      2.3. Analitik Metot Validasyonu
      Analitik yöntem doğrulama kısmı ile ilgili olarak, tüm analitler için doğrusallık 10-1000 ng/mL aralığında (matriks uyumlu kalibrasyon standartları kullanılarak) belirlendi ve kabul edilebilir korelasyon katsayısı değerleri ( r 2 ≥ 0.99) gösterildi. Araştırılan bileşiklerin geri kazanımı (yöntemin doğruluğunun bir kriteri olarak), standartların karışık çözeltilerinin ilgili ekstreye eklenmesiyle iki konsantrasyon seviyesinde (40 ve 200 ng/mL) değerlendirildi ve kabul edilebilir aralık içinde düştü. %70-%120. Kesinlik değerleri, yüzde Göreli Standart Sapma (RSD %) < %15 ile her zaman kabul edilebilirdi.

      2.4. Ekstraktların Toplam Polifenolik İçeriğinin Değerlendirilmesi
      Ekstraktların toplam polifenolik içeriği (TPC), daha önce tarif edildiği gibi Folin-Ciocalteu yöntemiyle değerlendirildi [ 24 ]. Kısaca, 1 mL deiyonize su içeren bir tüpe 20 μL ekstrakt eklendi. Reaksiyon karışımına 100 μL Folin-Ciocalteu reaktifi eklendi, ardından oda sıcaklığında 3 dakika inkübe edildi. Daha sonra karışıma 280 μL %25 w/v sodyum karbonat çözeltisi ve 600 μL deiyonize su ilave edildi. Karanlıkta oda sıcaklığında 1 saatlik inkübasyonun ardından, absorbans, özütsüz Folin-Ciocalteu reaktifi ve damıtılmış su içeren bir köre karşı 765 nm'de ölçülmüştür. Absorbans ölçümü Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Numunenin optik yoğunluğu (20 μL) %25 olarak765 nm'de sodyum karbonat (280 uL) ve damıtılmış su (1.7 mL) w/v solüsyonu da ölçüldü. TPC, standart gallik asit konsantrasyonları (50–1500 μg/mL) ile korelasyon içinde standart bir absorbans değerleri eğrisi ile belirlendi. Toplam polifenolik içerik, ekstraktın kuru ağırlığının (dw) gramı başına mg gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak ifade edildi.

      2.5. Ekstraktların Toplam Flavonoid İçeriği
      Ekstraktların toplam flavonoid içeriği (TFC), daha önce tarif edildiği gibi küçük değişikliklerle [ 25 ] değerlendirildi. Özellikle, 1 mL metanolik özüt, 4 mL deiyonize su içeren 10 mL'lik bir şişeye ilave edildi. Daha sonra bu karışıma 0,3 mL sodyum nitrit (%5) ilave edildi ve oda sıcaklığında 5 dakika beklemeye bırakıldı. Daha sonra, 0.3 ml ALCL bölgesinin 3 · 6H 2O (%10 etanolik) ilave edildi, karışımın oda sıcaklığında 1 dakika beklemesine izin verildi ve 2 mL potasyum hidroksit (1 M) ilave edildi. Çözelti, deiyonize su ilavesiyle 10 mL'ye seyreltildi ve çözeltinin absorbansı, 510 nm'de bir köre karşı hemen ölçüldü. Flavonoid içeriği, gerçek kateşin numunesinden hazırlanan standart bir eğri (absorbans-konsantrasyon) kullanılarak ekstraktın kuru ağırlığının gramı başına mg kateşin eşdeğeri (CE) olarak ifade edildi.

      2.6. Serbest Radikal Temizleme Etkinliği
      Ekstraktların serbest radikal temizleme aktivitesi, 2,2-difenil-pikrilhidrazil (DPPH•) ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenztiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS• + ) radikal temizleme deneyleri kullanılarak değerlendirildi [ 26 , 27 ]. DPPH• tahlili ile ilgili olarak, 1.0 mL taze yapılmış DPPH• radikali (100 uM) metanolik solüsyonu, farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstrakt solüsyonu ile karıştırıldı. İçerikler kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta 20 dakika inkübe edildi ve absorbans 517 nm'de ölçüldü. Ölçüm, Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Her deneyde, metanol içinde tek başına test edilen numune kör olarak kullanıldı ve metanol içinde tek başına DPPH• kontrol olarak kullanıldı. ABTS• +ekstraktların radikal süpürücü aktivitesi, hafif modifikasyonlarla daha önce tarif edildiği gibi [ 27 ] belirlendi . Kısaca ABTS• + radikali, 2 mM ABTS ile 30 μM H 2 O 2 ve 6 μM yaban turpu peroksidaz (HRP) enzimi ile 1 mL distile su içinde karıştırılarak üretilmiştir . Çözelti kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta ABTS• + radikal oluşumuna kadar 45 dakika inkübe edildi . Daha sonra reaksiyon karışımına 10 µL farklı ekstrakt konsantrasyonları eklenmiş ve 730 nm'de absorbans okunmuştur. Ölçüm, Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Her deneyde, ABTS ve H 2 O içeren damıtılmış su içinde test edilen numune2 boş olarak kullanılmıştır ve ABTS • + 10 uL H radikalini çözelti 2 O kontrol olarak kullanılmıştır.

      Her iki tahlil için test edilen ekstrelerin radikal temizleme kapasitesi (RSC) yüzdesi aşağıdaki denkleme göre hesaplandı:
      Radikal süpürme kapasitesi (%) = [(Bir kontrol − Bir numune )/ Bir kontrol ] × 100
      burada A kontrol ve A numunesi , sırasıyla kontrol ve test edilen numunenin absorbans değerleridir. Ayrıca, ekstrelerin radikal süpürücü verimliliğini karşılaştırmak için IC 50 değeri,% 50 DPPH atma • ve ABTS neden konsantrasyonunu gösteren • + ekstre konsantrasyonuna karşı grafiği çizildi RSC yüzdesi hesaplandı radikalidir. Tüm deneyler üç kopya halinde ve en az iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

      2.7. Peroksil Radikal Kaynaklı DNA Plazmit İp Bölünmesi
      Peroksil radikali ile indüklenen DNA plazmit zinciri bölünme deneyi, daha önce tarif edildiği gibi gerçekleştirilmiştir [ 28].]. Kısaca, peroksil radikalleri (ROO•), 2,2'-azobis(2-amidinopropan hidroklorür)'ün (AAPH) termal bozunmasından üretilmiştir. 1 μg Bluescript-SK+ plazmit DNA, fosfat tamponlu salin (PBS) içinde 2.5 mM AAPH ve farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstrakt içeren reaksiyon karışımı (10 μL) karanlıkta 45 dakika 37 °C'de inkübe edildi. Daha sonra reaksiyon 3 µL yükleme tamponu (%0.25 bromofenol mavisi ve %30 gliserol) ilave edilerek durduruldu. DNA örnekleri agaroz jel elektroforezi ile analiz edildikten sonra fotoğraflandı ve Alpha Innotech Multi Image (ProteinSimple, San Jose CA, ABD) kullanılarak analiz edildi. Ek olarak, plazmit DNA, plazmit DNA yapısı üzerindeki etkilerini test etmek için tahlilde kullanılan en yüksek konsantrasyonda her bir özüt ile tek başına işlendi.
      % Engelleme = [(S − S o ) / (S kontrol − S o )] × 100
      burada S kontrolü , negatif kontrol numunesindeki (yalnızca plazmid DNA) süper sarmal DNA yüzdesidir , S o pozitif kontrol numunesindeki (test edilen ekstraktlar olmadan ancak radikal başlatma faktörünün varlığında) süper sarmal plazmit DNA yüzdesidir ve S test edilen ekstraktlar ve radikal başlatıcı faktör içeren numunedeki süper sarmallı plazmit DNA yüzdesidir. Ayrıca IC 50 % 50 AAPH ile uyarılan gevşeme inhibe konsantrasyonunu gösteren değerler ekstre konsantrasyonuna karşı grafiği çizildi yüzde engellenmesi hesaplanmıştır. Test edilen her bileşik için üç kopya halinde en az iki bağımsız deney yapıldı.

      2.8. Hücre Kültürü Koşulları
      Daha önce tarif edildiği gibi [ 29 ], insan endotelyal EA.hy926 hücreleri, normal Dulbecco'nun modifiye Eagle ortamında (DMEM) 37 °C'de %5 karbon dioksit içinde plastik tek kullanımlık doku kültürü şişelerinde kültürlendi.

      2.9. XTT Hücre Canlılığı Testi
      Endotel hücrelerinde ekstraktların antioksidan aktivitesini incelemek için sitotoksik olmayan konsantrasyonlar kullanıldı. Bu konsantrasyonları seçmek için, ekstraktların endotelyal hücrelerdeki sitotoksisitesi, daha önce tarif edildiği gibi XTT hücre canlılığı tahlil kiti (Roche, İsviçre) kullanılarak kontrol edildi [ 30 ]. Kısaca, EA.hy926 hücreleri 1 x 10 ile 96 oyuklu bir plakaya ekilmiştir 4DMEM ortamında kuyu başına hücreler. 24 saatlik inkübasyondan sonra hücreler, 24 saat boyunca serumsuz DMEM ortamında farklı ekstrakt konsantrasyonları ile işlendi. Daha sonra her kuyucuğa 50 µL XTT test solüsyonu eklendi. 4 saatlik inkübasyondan sonra, bir Bio-Tek ELx800 mikroplaka okuyucusunda (Winooski, VT, ABD) referans dalga boyu olarak 450 nm'de ve ayrıca 630 nm'de absorbans ölçüldü. Negatif kontrol, DMEM serumsuz ortamdı. Kontrol ve numunelerin absorbans değerleri, ekstrakt tedavisinin neden olduğu hücre büyümesinin yüzde inhibisyonunu hesaplamak için kullanıldı. Tüm deneyler üç kopya halinde ve iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

      2.10. EA.hy926 Hücrelerinin Ekstraktlarla Tedavisi
      R. sempervirens , R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktlar, endotelyal EA.hy926 hücrelerinde antioksidan kapasiteleri açısından incelendi. Hücreler, 24 saat boyunca şişelerde kültürlendi. Daha sonra ortam, sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda test edilen özleri içeren serumsuz bir ortam ile değiştirildi. Hücreler, 24 saat boyunca özler ile işlendi ve daha sonra tripsinize edildi, toplandı ve iki kez 300 x g'de 5 °C'de 10 dakika boyunca santrifüjlendi . İlk santrifüjlemenin sonunda, süpernatan sıvı atıldı ve hücresel pelet PBS içinde yeniden süspanse edildi. İkinci santrifüjlemeden sonra hücre peleti toplandı ve glutatyon (GSH) ve ROS seviyelerini ölçmek için kullanıldı.

      2.11. Endotel Hücrelerinde Akış Sitometrisi Analizi ile GSH ve ROS Düzeylerinin Değerlendirilmesi
      EA.hy926 hücrelerindeki GSH ve ROS seviyeleri, daha önce tarif edildiği gibi sırasıyla cıva portakalı ve DCF-DA kullanılarak değerlendirildi [ 31 , 32 ]. Kısaca, hücreler, 1 x 10 PBS içinde yeniden süspanse edilmiştir 6hücreler/mL ve karanlıkta 37 °C'de 30 dakika boyunca sırasıyla cıva portakalı (10 μΜ) veya 2',7'-Diklorofloresin diasetat (DCF-DA) (40 μΜ) varlığında inkübe edildi. Daha sonra hücreler yıkandı, PBS içinde yeniden süspanse edildi ve ROS için 488 ve 530 nm'de ve 488 ve 580'de uyarma ve emisyon dalga boylarına sahip bir FACSCalibur akış sitometresi (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak akış sitometrik analizine tabi tutuldu. GSH için nm. Veriler, 'BD Cell Quest' yazılımı (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak analiz edildi. Her bir deney en az üç kere tekrar edildi. 2.12. İstatistiksel analiz


      Tüm sonuçlar ortalama ± SD olarak ifade edildi. Farklılıklar p < 0.05'te anlamlı kabul edildi . Tek yönlü ANOVA, ardından SPSS 20.0 yazılımı (IBM, Armonk, NY, ABD) kullanılarak çoklu ikili karşılaştırmalar için Tukey testi yapıldı.

      3. Sonuçlar
      3.1. Biyoaktif Bileşiklerdeki Ekstraksiyon Bileşimi
      Ekstraktların TPC değerleri 267.67, 290.00 ve 226.93 mg GAE/g dw iken, TFC değerleri R. sempervivens , R. canina ve P. coccinea için sırasıyla 65.78, 118.56 ve 99.16 mg CE/gr dw idi (tablo 1). tablo 1


      Kurutulmuş meyveler R. canina , R. semprevirens ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktların biyoaktif bileşikleri .
      kinik asit 1102,59 ± 38,91 389,95 ± 10,29 ND
      (+)-Kateşin 134.75 ± 1.02 25.48 ± 0.68 7,93 ± 0,31
      gallik asit 2,21 ± 0,09 0,44 ± 0,03 ND
      protokateşik asit 2,09 ± 0,06 ND ND
      şırınga asidi ND ND 6.23 ± 0.17
      kafeik asit ND ND 1,49 ± 0,08
      (-)-Epikateşin 120.99 ± 1.18 34.01 ± 0.51 10.23 ± 1.10
      hiperozit 308.11 ± 7.10 8,31 ± 0,19 170.72 ± 3.49
      Rutin 25.64 ± 0.48 2,62 ± 0,14 25.82 ± 0.98
      Klorojenik asit ND ND 4,82 ± 0,06
      taksifolin ND ND 0,09 ± 0,02
      p -kumarik asit 2,44 ± 0,07 ND ND
      vanilin ND ND 7,89 ± 0,06
      astragalin 172.48 ± 7.48 9.16 ± 0.10 9,13 ± 0,05
      floridzin 3,41 ± 0,10 ND ND
      Eriodiktyol ND 0,05 ± 0,01 0,06 ± 0,01
      kersitrin ND 0,44 ± 0,07 ND
      kuersetin 0.67 ± 0.05 0.19 ± 0.02 0,06 ± 0,01
      genistein ND 0.03 ± 0.01 ND
      kaempferol 0,46 ± 0,02 ND 0,05 ± 0,01
      isorhamnetin ND ND ND
      izokuranetin ND ND 0.03 ± 0.01
      Betulinik asit 0,47 ± 0,03 ND ND
      ursolik asit 138,23 ± 4,44 ND ND
      TPC b 290,00 ± 2,10 gün 267,67 ± 1,78 e 226,93 ± 1,11 f
      TFC c 118,56 ± 1,69 gr 65,78 ± 0,93 saat 99,16 ± 1,22 ben
      Ayrı bir pencerede aç
      ND: algılanmadı. a Değerler μg/g kuru ekstrakt ağırlığı olarak ifade edilir ve üç ölçümden elde edilen ortalama ± SD'dir. b TPC: mg gallik asit eşdeğeri/g kuru ağırlık ekstresi olarak ifade edilen Toplam Polifenolik İçerik. c TFC: mg kateşin eşdeğeri/g kuru ağırlık özütü olarak ifade edilen Toplam Flavonoid İçeriği. d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h,i Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

      UPLC-MS-MS (özellikle UV'ye duyarlı olmayan bileşiklerin kantitatif analizi için) ile tamamlanan Diode-Array Detection ile HPLC kullanılarak değerlendirildiği gibi ekstraktların kimyasal bileşiminin kalitatif ve kantitatif değerlendirmesinden elde edilen sonuçlar şurada gösterilmektedir: tablo 1. Ekstraktların HPLC analizi, flavanoller (örn., (+)-kateşin ve (-)-epikateşin), flavonoller (örn. hiperosid, rutin, astragalin, kersitrin, kersetin ve kaempferol) gibi flavonoidlerin farklı alt sınıflarına ait polifenolleri tanımladı. flavanonoller (örneğin, taksifolin), flavanonlar (örneğin, eriodictyol ve izosakuranetin), izoflavonlar (örneğin, genistein). Bu bağlamda, hidroksibenzoik asitler (örn., gallik asit, siringik asit ve protokateşik asit), hidroksisinamik asitler (örn., kafeik asit ve p- kumarik asit) ve klorojenik asit gibi çeşitli polifenolik asitler de tespit edildi . Son olarak, floridzin ve vanilin polifenolleri, kinik asit ve terpenoidler betulinik asit ve ursolik asit gibi bir dizi ek molekül tanımlandı. Son bileşikler sadeceR. canina özü.

      Spesifik olarak, kimyasal analiz, R. canina ekstraktının özellikle hiperosid (308.11 μg/g dw), astragalin (172.48 μg/g dw), (+)-catechin (134.75 μg/g dw) ve (− )-epikateşin (120,99 μg/g dw) (tablo 1). Ayrıca, R. canina özütü önemli konsantrasyonda kinik asit (1102,59 μg/g dw) ve terpenoid, ursolik asit (138,23 μg/g dw) içeriyordu (tablo 1). Gelen R. sempervirens özü, yüksek konsantrasyonlarda tanımlanan bileşikler, kinik asit (389,95 g / g dw) ve polifenoller edildi (-) - epikateşin (34.01 ug / g dw), (+) - kateşin (25.48 ug / g dw ), astragalin (9.16 μg/g dw) ve hiperosid (8.31 μg/g dw) (tablo 1). Son olarak, P. coccinea özütü daha yüksek konsantrasyonlarda hiperozid (170.72 μg/g dw), rutin (25.82 μg/g dw), (-)-epicatechin (10.23 μg/g dw), astragalin (9.13 μg/g dw), (+)-kateşin (7,93 μg/g dw), vanilin (7,89 μg/g dw) ve siringik asit (6,23 μg/g dw) (tablo 1). 3.2. Ekstraktların Serbest Radikal Temizleme Aktivitesi


      Ekstraktların üçü de güçlü serbest radikal süpürücü aktivite sergiledi. Bilindiği gibi, IC alt 50 değeri, daha yüksek antioksidan aktivitesi. Bu durumda, güç için ve IC deney DPPH içinde 50 değerleri vardı: R. caninadır (100 ug / mL)> R. sempervivens (130 ug / mL)> S. coccinea (500 ug / mL) (Tablo 2). ABTS •+ testinde benzer bir geçiş sırası gözlendi ; R. canina (60 μg/mL) > R. sempervivens (85 μg/mL) > P. coccinea (140 μg/mL) (Tablo 2).

      Tablo 2
      DPPH ve ABTS radikallerine karşı serbest radikal süpürücü aktivite, ekstraktların peroksil radikali (ROO•) kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite.
      Rosa sempervivens (meyve) 130 ± 7,8a , * 85 ± 10.0 gün, * 570 ± 51,3 gr, *
      Rosa canina (meyve) 100 ± 7,0 b, * 60 ± 6,6 e, * 530 ± 68,9 gr, *
      Pyracantha coccinea (meyve) 500 ± 40,0 c, * 140 ± 4,2 f, * 950 ± 47,5 saat, *
      a Değerler, en az iki ayrı üçlü deneyin ortalama ± SD'sidir. b Değerler, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'sidir. * p < 0.05, kontrol değerlerinden önemli farkı gösterir. a,b,c Üst simge harfleri farklı olan değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h Farklı üst simge harflere sahip değerler, aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

      Son olarak, her üç ekstreler IC ile ROO • teşvikli DNA plazmidi kırılmaya karşı koruyucu aktivite sergiledi 50 değerleri ve güç sıralamasını R. caninayla (530 ug / mL)> R. sempervivens (570 ug / mL)> S. coccinea (950 ug / ml) (Tablo 2 ve Şekil 1).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g001.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 1
      ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik ekstraktların ROO• radikaline karşı koruyucu aktivitesi : Şerit 1, pBluescript-SK+ plazmit DNA'sı herhangi bir işlem görmemiş; şerit 2, tek başına ROO• radikaline maruz kalan plazmit DNA; şeritler 3-8 plazmit DNA, farklı ekstrakt konsantrasyonlarının varlığında ROO• radikaline maruz kalır ( P. coccinea : 0.063, 0.125, 0.250, 0.500, 1.0 ve 1.5 mg/mL; R. sempervivens : 2.0, 1.5, 1.0, 0.500 , 0.250, 0.125 mg/mL; R. canina: 0.063, 0.125, 0.250, 0.500, 1.0 ve 1.5 mg/mL); şerit 8, plazmit DNA, tek başına her bir özütün test edilen maksimum konsantrasyonuna maruz bırakılmıştır. OC: açık sirküler; SC: süper sargılı.

      3.3. Ekstraktların Endotel Hücrelerinin Antioksidan Durumu Üzerine Etkileri
      Endotel hücrelerinde ekstraktların antioksidan aktivitesini incelemek için akış sitometri analizi yapıldı. İlk başta, ekstraktın hücre canlılığı üzerindeki etkisi, sitotoksik olmayan konsantrasyonları kullanmak için XTT testi kullanılarak değerlendirildi. Hücre canlılığı tahlili, R. sempervivens için 2.5 mg/mL ve R. canina için 2.0 mg/mL üzerindeki konsantrasyonlarda önemli sitotoksisite sergilendiğini göstermiştir (şekil 2M.Ö). P. coccinea için kullanılan konsantrasyonların hiçbiri sitotoksisiteye sahip değildi (şekil 2A). Bu nedenle, aşağıdaki deneylerde ekstraktların seçilen sitotoksik olmayan konsantrasyonları 1.00 mg/mL'ye kadardı.
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g002.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      şekil 2
      ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik özler ile muameleyi takiben hücre canlılığı . Sonuçlar, üç kopya halinde gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrol değerinden önemli farkı gösterir.

      Ekstraktların endotel hücrelerinin antioksidan kapasitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, akış sitometrisi analizi ile GSH ve ROS seviyelerinin ölçülmesine dayanmaktadır. Sonuçlar, R. canina ekstraktının kontrole kıyasla sırasıyla 0.13, 0.25, 0.50 ve 1.00 mg/mL'de GSH seviyelerini %15.0, 10.4, 28.4 ve %43.1 oranında önemli ölçüde arttırdığını göstermiştir (Figür 3C). P. coccinea özütü ayrıca kontrole kıyasla GSH düzeylerini 0,50 ve 1,00 mg/mL'de sırasıyla %29,2 ve %32,3 oranında önemli ölçüde artırdı (Figür 3A). Bununla birlikte, R. sempervirens özütü, incelenen konsantrasyonların hiçbirinde GSH düzeylerini etkilemedi (Figür 3B).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g003.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Figür 3
      EA.hy926 hücrelerinde 24 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina özütleri ile tedaviden sonra GSH seviyeleri üzerindeki etkiler . ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra GSH seviyelerinin tespiti için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayımlarının histogramları. FL-2, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 580 nm kullanılarak FL-2 kanalında floresan algılamayı temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina özütleri ile muameleden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlarla tahmin edilen kontrol yüzdesi olarak GSH seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

      Ekstraktların ROS seviyeleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesinden elde edilen sonuçlar şu şekilde gösterilmektedir: Şekil 4. Sonuçlara göre, üç ekstraktan sadece biri ROS seviyelerini etkiledi. Özellikle, R. canina özütü , kontrole kıyasla sırasıyla 0,50 ve 1,00 mg/mL'de ROS'u sırasıyla %9,73 ve %13,37 oranında önemli ölçüde azaltmıştır (Şekil 4C). Bununla birlikte, P. coccinea ve R. sempervivens ekstreleri, kontrole kıyasla ROS seviyelerini önemli ölçüde etkilemedi (Şekil 4A,B).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g004.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 4
      Diyagramlar , EA.hy926 hücrelerinde P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina ekstreleri ile muameleden sonra ROS seviyelerindeki değişiklikleri göstermektedir . Histogramlar, ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra ROS seviyelerinin saptanması için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayımlarını gösterir.. FL-1, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 530 nm kullanılarak FL-1 kanalındaki floresan algılamayı temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina özütleri ile muameleden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlarla tahmin edilen kontrol yüzdesi olarak ROS seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

      4. Tartışma
      Bu çalışmanın amacı, yabani olarak büyüyen üç bitki türü olan R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea'nın meyvelerinden elde edilen polifenolik ekstraktların endotel hücrelerindeki antioksidan etkilerini ilk kez değerlendirmektir . Unutulmamalıdır R caninadır iyi çalışılmış bitki türleri [olan 33 ], ama sadece bir polifenolik bileşim için çalışma ve antioksidant faaliyeti vardır R. semprevirens meyve özleri [ 34 ] ve bildirilenolgu vardır P koksinea meyve özleri [ 23 ].

      İlk olarak, ekstraktların polifenolik bileşimi analiz edildi. R. canina özütü, test edilen üç özüt arasında en yüksek TPC'yi sergiledi. Dolayısıyla, beklendiği gibi R. canina da en yüksek TFC'ye sahipti. Bununla birlikte, R. sempervirens özütü, P. coccinea'dan daha yüksek TPC'ye sahip olmasına rağmen, birincisinin TFC'si , ikincisinden daha düşüktü. Bu muhtemelen , flavonoidler dışındaki polifenollerdeki R. sempervirens ekstraktının yüksek içeriğinden kaynaklanmaktadır . Diğer çalışmalar, R. canina ekstraktlarının TPC değerlerinin 50 ila 500 mg/g dw olduğunu gösterdi ve bu nedenle sonuçlarımız bu aralıktaydı [ 35 , 36]. Şimdiye kadar R. sempervirens polifenolleri üzerine, TPC için 57.9 mg GAE/g dw ve TFC için 0.47 mg CE/g dw bildiren tek bir çalışma olmuştur , buna karşın değerlerimiz 267.67 mg GAE/g dw ve 65.78 mg CE idi. /g dw, sırasıyla [ 34 ]. Nadpal ve diğerleri, [ 34 ], R. sempervirens'ten polifenolik ekstreleri izole etmek için farklı çözücüler (yani metanol ve su) kullanmışlardır . Onların sonuçları, su ekstraksiyonunun metanol ekstraksiyonuna kıyasla daha yüksek TPC ve TFC değerleri verdiğini gösterdi [ 34 ]. Ayrıca, başka bir çalışma , farklı lokasyonlarda yetiştirilen bitkilerden izole edilen R. canina ekstraktları arasında TPC değerlerinin farklı olduğunu göstermiştir [ 36].]. Daha önceki bir çalışmada, R. canina'nın etanol özütlerinin su özütlerinden daha yüksek TPC değerlerine sahip olduğu da gösterilmiştir [ 36 ]. Bhave ve diğerleri, [ 37 ] Rosa türlerindeki biyolojik olarak aktif bileşiklerin içeriğinin spesifik genotiplere bağlı olduğunu da göstermiştir. Ek olarak, R. canina'nın daha fazla olgunlaşmış meyvelerinden elde edilen ekstraktların, daha az olgunlaşmış meyvelere kıyasla daha yüksek TPC'ye sahip olduğu bildirilmiştir [ 38 ]. Bu nedenle, sonuçlarımız ile diğer çalışmalardan elde edilenler arasındaki farklılıklar, analitik yöntemlerdeki farklılıklar, farklı ekstraksiyon yöntemleri, genetik ve çevresel faktörler ve meyvelerin olgunluk aşaması ve hasat zamanı gibi farklı faktörlere atfedilebilir [ 37 , 38 ]., 39 ].

      HPLC analizi, R. canina özütünün özellikle hiperosid, astragalin, rutin, (+)-kateşin ve (-)-epikateşin polifenolleri açısından ve ayrıca terpenoid ursolik asit ve poli-hidroksillenmiş organik asit organik asit açısından zengin olduğunu gösterdi. , kinik asittir. Bu bileşiklerin varlığı önceki çalışmalarda da bildirilmiştir [ 33 , 40 ]. Ayrıca, ellagik asit, salisilik asit, vanilik asit, ferulik asit ve kafeik asit (bizim tarafımızdan bulunamadı) gibi R. canina ekstraktlarında eser miktarlarda başka polifenoller tanımlanmıştır [ 33 ]. R. sempervirensekstrakt daha yüksek miktarlarda kinik asit, (+)-kateşin, (-)-epikateşin, astragalin ve hiperosid içeriyordu. Bulgularımız gibi, Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] ayrıca R. sempervirens ekstraktında gallik asit, kersitrin, kersetin, hiperosid ve (+)-kateşini tanımladı , ancak numunelerimizle aynı konsantrasyonlarda olmasa da. Ancak Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] ayrıca ellagic asit, protocatechuic asit (bizim ekstraktımızda bulunmaz), ferulik asit ve kaempferol-3- O - glucoside bildirmiştir . Genel olarak çalışmamız, R. sempervirens ekstraktında kinik asit, (-)-epicatechin, rutin, astragalin, eriodictyol ve genistein'ı tanımlayan ilk çalışmadır . P. coccineaekstrakt daha yüksek konsantrasyonlarda hiperosid, rutin, (-)-epikateşin, (+)-kateşin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit içeriyordu. Beklendiği gibi, Rosa cinsinden iki özütün (yani, R. canina ve R. sempervirens ) polifenolik profilleri , Pyracantha cinsinin P. coccinea'sından elde edilen özütten daha fazla benzerliğe sahipti .

      Her üç ekstrakt da DPPH ve ABTS• + tahlillerinde güçlü serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi . Her iki tahlilde de R. canina özütünün en yüksek gücü, en yüksek TPC değerine uygundu. Bazı çalışmalar Yatırım Ortamı bildirmiştir 50 için DPPH denemesinde değerleri R caninadır bizim benzerdi özler, fakat diğer çalışmalar bizim önemli ölçüde farklı olan değerleri [bulduk 18 , 40 ]. Önceki çalışmalar ayrıca polifenoliklerin DPPH radikal süpürme aktivitesi için R. canina ekstraktlarının en önemli bileşikleri olduğunu göstermiştir [ 40 ]. Daha yüksek TPC'ye sahip R. sempervirens özütüP. coccinea özütü ayrıca daha büyük serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi. Nadpal et al. (2018) [ 34 ] 28 bildirmişlerdir ug / mL IC olarak 50 for a DPPH denemesinde değeri R. sempervirens , değer ug / mL 130 iken özü,. Değerlerimiz ile diğer çalışmalardan elde edilenler arasındaki farklar, muhtemelen yukarıda belirtildiği gibi, ekstraktların polifenolik bileşiminde farklılıklara yol açan farklı faktörlerden kaynaklanmaktadır.

      Ayrıca, üç özütün tümü, ROO• kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite gösterdi. DPPH ve ABTS• + tahlillerinde olduğu gibi, bu tahlilde potens sırası polifenolik konsantrasyon sırasını takip etti, yani R. canina > R. sempervirens > P. coccinea . Bu nedenle, bir kez daha, polifenolik konsantrasyonun ROO• kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitede çok önemli bir rol oynadığı görülüyordu. Ekstraktlarda tanımlanan polifenoller arasında, (+)-catechin, (-)-epicatechin, rutin, vanilin, astragalin, phloridzin ve gallik asidin ROO• radikalini temizlediği bildirilmiştir [ 41 , 42 , 43 , 44 , 45 , 46 ], 47 ]. Bildiğimiz kadarıyla R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea ekstraktlarının serbest radikal kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitesi ilk kez bu çalışmada incelenmiştir. Bu nedenle, bu sonuçlara dayanarak, test edilen bitki türlerinden elde edilen ekstraktlar, ROS'un neden olduğu DNA hasarının neden olduğu hastalıklara karşı koruma için kullanılabilir.

      Test edilen ekstraktlar güçlü serbest radikal süpürücü aktivite gösterdiğinden, endotel hücrelerinde sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda antioksidan etkileri de araştırıldı. Böylece, ekstrelerin hücreler içindeki en önemli antioksidan moleküllerden biri olan GSH'yi artırma yeteneği, akış sitometrisi ile değerlendirildi [ 48 ]. Serbest radikal süpürme deneyleriyle uyumlu olarak, R. canina özütü, hücrelerde GSH'yi artırmak için en büyük kapasiteyi sergiledi. Bununla birlikte, insanlar R. canina'dan kuşburnu tozu tükettiğinde , eritrositlerde GSH metabolizması ile ilgili enzimlerin aktivitesi üzerinde hiçbir etkinin olmadığı belirtilmelidir [ 49 ]. P. coccinea ile hücrelerin tedavisiözü ayrıca EA.hy926 hücrelerinde GSH seviyelerini önemli ölçüde arttırdı. Bununla birlikte, R. sempervirens özü tedavisinin GSH seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Bu bulgu ilgi çekiciydi, çünkü R. sempervirens özütü, P. coccinea özünden daha fazla polifenol içerirken, R. sempervirens özütünün polifenolik profili, R. canina'nınkine oldukça benzerdi . Bu çelişki, P. coccinea özünde R. sempervirens'ten daha yüksek konsantrasyonda bulunan polifenollerin incelenmesiyle açıklanabilir . Örneğin, hiperosid ve rutin R. canina ve P. coccinea'da daha yüksek konsantrasyonda bulunur.R. sempervirens ile karşılaştırıldığında ekstrelerin endotel hücrelerinde GSH düzeylerini arttırdığı bildirilmiştir [ 50 , 51 ]. R. canina ve P. coccinea ekstresi tedavisinin indüklediği GSH seviyelerinde gözlenen artış önemlidir, çünkü GSH antioksidan rolünden ayrı olarak endotel hücrelerinde hücre sinyalleşmesinin çok önemli bir düzenleyicisidir [ 52 , 53 ].

      Endotel hücrelerinde ekstrelerin ROS seviyeleri üzerindeki etkileri ile ilgili olarak, sadece R. canina ekstresi tedavisi önemli bir düşüş göstermiştir. Bu sonuç, diğer tüm deneylerde sergilenen R. canina özütünün en yüksek antioksidan potansiyeline uygundur. Ayrıca, ROS seviyelerinde R. canina ekstraktının neden olduğu azalma, en azından kısmen, ekstraktın GSH gibi antioksidan savunma mekanizmalarını artırma kapasitesine bağlandı. Ayrıca, R. caninadır özü bir H inhibe ettiği gösterilmiştir 2 O 2 , kolon kanser hücrelerinde ROS -kaynaklı artış [ 54 ]. Ayrıca, (+)-kateşin, (-)-epikateşin ve ursolik asit gibi bazı polifenoller daha yüksek konsantrasyonlarda tanımlanmıştır.R. canina'nın test edilen diğer iki ekstreye göre endotelyal EA.hy926 ve insan göbek damarı endotel hücreleri (HUVEC) hücrelerinde ROS'u azalttığı gösterilmiştir [ 55 , 56 , 57 ].

      Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, test edilen ekstrelerin, özellikle R. sempervirens ve P. coccinea meyve ekstrelerinin polifenolik bileşimi ile ilgili yeni bilgiler sağlamıştır . Ayrıca, test edilen üç özütün hepsinin, ROS'un neden olduğu DNA hasarına karşı koruma sağladığı ilk kez gösterildi, bu da onların göreceli hastalıkların önlenmesi için olası kullanımlarını öneriyor. Ayrıca R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktlarendotel hücrelerinde en önemli antioksidan molekül olan GSH düzeylerini arttırdığı gösterilmiştir. Bu bulgu, bu ekstraktların, kardiyovasküler gibi endotelde oksidatif hasarın neden olduğu hastalıkları önleyen gıda takviyeleri veya biyofonksiyonel gıdaların geliştirilmesi için kullanılabileceğini düşündürmektedir. İlginç bir şekilde, önceki in vivo çalışmalar, insanlara veya deney hayvanlarına kuşburnu tozu uygulamasının kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini bildirmiştir [ 22 , 58]]. Tabii ki, bu koruyucu aktivitelerin uygulandığı moleküler mekanizmaları daha fazla araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, farklı yıllar arasındaki çevresel değişkenlik, bitki ekstraktlarının kimyasal bileşimini ve dolayısıyla biyoaktivitelerini etkileyebileceğinden, test edilen faaliyetlerin bir yıldan diğerine nasıl değiştiği de incelenmelidir.

      Git: Yazar Katkıları
      Kavramsallaştırma, DS, SAH, DK; metodoloji, DS, SAH, DK; denetim, DS, SAH, DK; EK (Eleana Kokka), AA, KC, EK (Efthalia Kerasioti), CD, ENT, AP, SDK, IK; veri iyileştirme, EK (Efthalia Kerasioti), AP, AA, DS, SAH; yazı, DS, SAH, KC, EK (Eleana Kokka), CD, IK; fon alımı, DS, SAH, DK; kaynaklar, DS, SAH, DK; KC, EK (Eleana Kokka), CD, çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur.

      Finansman
      Çalışma kısmen Teselya Üniversitesi Biyokimya ve Biyoteknoloji Bölümü'ndeki “Toksikoloji” Yüksek Lisans programı (hibe no.: 5835) tarafından finanse edildi.

      Çıkar çatışmaları
      Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

      Referanslar
      1. Dupre-Crochet S., Erard M., Nüβe O. Fagositlerde ROS üretimi: Neden, ne zaman ve nerede? J. Leukoc. Biol. 2013; 94 :657-670. doi: 10.1189/jlb.1012544. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      2. Halliwell B. Yaşam Bilimleri Ansiklopedisi. Wiley, John & Sons; London, UK: 2001. Hastalıkta serbest radikaller ve diğer reaktif türler; s. 1–7. [ Google Akademik ]
      3. Zhang J., Wang X., Vikash V., Ye Q., Wu D., Liu Y., Dong W. ROS ve ROS-Aracılı Hücresel Sinyalizasyon. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e4350965. doi: 10.1155/2016/4350965. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      4. Rochette L., Zeller M., Cottin Y., Vergely C. Diyabet, oksidatif stres ve terapötik stratejiler. Biyokimya. Biyofiz. Acta. 2014; 1840 :2709-2729. doi: 10.1016/j.bbagen.2014.05.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      5. Lipinski B. Diabetes mellitusta oksidatif stresin patofizyolojisi. J. Diyabet Komplikasyonu. 2001; 15 :203–210. doi: 10.1016/S1056-8727(01)00143-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      6. Halliwell B. Serbest radikaller ve antioksidanlar: Kişisel bir görüşün güncellenmesi. Nutr. Rev. 2012; 70 :257–265. doi: 10.1111/j.1753-4887.2012.00476.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      7. Deanfield JE, Halcox JP, Rabelink TJ Endotelyal fonksiyon ve disfonksiyon: Test ve klinik uygunluk. Dolaşım. 2007; 115 :1285–1295. doi: 10.1161/CIRCULATIONAHA.106.652859. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      8. Victor VM, Rocha M., Solá E., Bañuls C., Garcia-Malpartida K., Hernández-Mijares A. Oksidatif stres, endotelyal disfonksiyon ve ateroskleroz. Kör. Eczacılık Des. 2009; 15 :2988–3002. doi: 10.2174/138161209789058093. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      9. Closa D., Folch-Puy E. Oksijensiz radikaller ve sistemik inflamatuar yanıt. IUBMB Hayat. 2004; 56 :185-191. doi: 10.1080/15216540410001701642. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      10. Muller MM, Griesmacher A. Endotelyal disfonksiyon belirteçleri. Klinik. Kimya Laboratuvar Med. 2000; 38 :77-85. doi: 10.1515/CCLM.2000.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      11. Zou Y., Yoon S., Jung KJ, Kim CH, Son TG, Kim MS, Kim YJ, Lee J., Yu BP, Chung HY Yaşlanma sırasında aortik yapışma moleküllerinin düzenlenmesi. J. Gerontol. Bir Biol. bilim Med. bilim 2006; 61 :232–244. doi: 10.1093/gerona/61.3.232. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      12. Karpinska A., Gromadzka G. Oksidatif stres ve doğal antioksidan mekanizmalar: Nörodejenerasyondaki rolü. Moleküler mekanizmalardan terapötik stratejilere. Postepy Hig. Med. Doz. 2013; 67 :43–53. doi: 10.5604/17322693.1029530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      13. Landete JM Diyetle doğal antioksidan alımı: Vitaminler ve polifenoller. Krit. Rev. Gıda Bilimi. Nutr. 2013; 53 :706–721. doi: 10.1080/10408398.2011.555018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      14. Procházková D., Boušová I., Wilhelmová N. Flavonoidlerin antioksidan ve prooksidan özellikleri. Fitoterapi. 2011; 82 :513–523. doi: 10.1016/j.fitote.2011.01.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      15. Landete JM Polifenoller hakkında güncel bilgiler: Fonksiyonlar, biyoyararlanım, metabolizma ve sağlık. Krit. Rev. Gıda Bilimi. Nutr. 2012; 52 :936-948. doi: 10.1080/10408398.2010.513779. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      16. Jiménez S., Jiménez-Moreno N., Luquin A., Laguna M., Rodríguez-Yoldi MJ, Ancín-Azpilicueta C. Farklı Rosa türlerinden kuşburnu kimyasal bileşimi: Gıda endüstrisi için alternatif bir antioksidan kaynağı. Gıda Bağımlısı. Kontam. Bölüm A. 2017; 34 :1121–1130. doi: 10.1080/19440049.2017.1319071. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      17. Roman I., Stanila A., Stanila S. Transilvanya'nın spontan florasından Rosa canina L. Biyotiplerinin biyoaktif bileşikleri ve antioksidan aktivitesi . Kimya sent. J.2013 ; 7 : 73. doi: 10.1186/1752-153X-7-73. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      18. Guimarães R., Barros L., Calhelha RC, Carvalho AM, Queiroz MJR, Ferreira IC Kuzeydoğu Portekiz'den yabani meyvelerin farklı zenginleştirilmiş fenolik ekstraktlarının biyoaktivitesi: Karşılaştırmalı bir çalışma. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2014; 69 :37-42. doi: 10.1007/s11130-013-0394-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      19. Nađpal JD, Lesjak MM, Šibul FS, Anačkov GT, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN İki kuşburnu ve koruyucularının biyolojik aktiviteleri ve fitokimyasal bileşiminin karşılaştırmalı çalışması: Rosa canina L. ve Rosa arvensis Huds . Gıda Kimyası 2016; 192 :907-914. doi: 10.1016/j.foodchem.2015.07.089. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      20. Serteser A., ​​Kargioğlu M., Gök V., Bağcı Y., Özcan MM, Arslan D. Türkiye'de yabani olarak yetiştirilen bazı bitki türlerinin antioksidan etkilerinin belirlenmesi. Int. J. Gıda Bilimi. Nutr. 2008; 59 :643–651. doi: 10.1080/09637480701602530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      21. Tumbas VT, Canadanovic-Brunet JM, Cetojevic-Simin DD, Cetkovic GS, Ethilas SM, Gille L. Kuşburnu ( Rosa canina L.) fitokimyasallarının kararlı serbest radikaller ve insan kanser hücreleri üzerindeki etkisi. J. Sci. Gıda Tarımı. 2012; 92 :1273–1281. doi: 10.1002/jsfa.4695. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      22. Andersson SC, Olsson ME, Gustavsson KE, Johansson E., Rumpunen K. Olgunlaşma sırasında kuşburnundaki tokoferoller ( Rosa spp.). J. Sci. Gıda Tarımı. 2012; 92 :2116–2121. doi: 10.1002/jsfa.5594. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      23. Keser S. Ateş dikeni ( Pyracantha coccinea ) meyve ekstraktlarının antiradikal aktiviteleri ve fitokimyasal bileşikleri . Nat. Ürün Araş. 2014; 28 :1789-1794. doi: 10.1080/14786419.2014.942304. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      24. Singleton VL, Orthofer R., Lamuela-Raventos R. Toplam Fenollerin ve Diğer Oksidasyon Substratlarının ve Antioksidanların Folin-Ciocalteu Reaktifi Aracılığıyla Analizi. Yöntemler Enzimol. 1999; 299 :152–178. [ Google Akademik ]
      25. Jia Z., Tang MC, Wu JM Duttaki flavonoid içeriğinin belirlenmesi ve süperoksit radikalleri üzerindeki süpürücü etkileri. Gıda Kimyası 1999; 64 :555–559. [ Google Akademik ]
      26. Brand-Williams W., Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanılması. LWT Gıda Bilimi Teknoloji. 1995; 28 :25–30. doi: 10.1016/S0023-6438(95)80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      27. Cano A., Hernández-Ruíz J., García-Cánovas F., Acosta M., Arnao MB Bitki materyalindeki toplam antioksidan aktivitenin tahmini için bir son nokta yöntemi. Bitki kimyası. Anal. 1998; 9 :196–202. doi: 10.1002/(SICI)1099-1565(199807/08)9:4<196::AID-PCA395>3.0.CO;2-W. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      28. Chang ST, Wu JH, Wang SY, Kang PL, Yang NS, Shyur LF Akasya confusa kabuğu ve öz odun ekstraktlarının antioksidan aktivitesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2001; 49 :3420–3424. doi: 10.1021/jf0100907. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      29. Priftis A., Panagiotou EM, Lakis K., Plika C., Halabalaki M., Ntasi G., Veskoukis AS, Stagos D., Skaltsounis LA, Kouretas D. Kavrulmuş ve yeşil kahve özleri, miyoblastta antioksidan ve sitotoksik aktivite gösterir. ve endotel hücre hatları hücreye özel bir şekilde. Gıda Kimyası Toksikol. 2018; 114 :119–127. doi: 10.1016/j.fct.2018.02.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      30. Kerasioti E., Stagos D., Priftis A., Aivazidis S., Tsatsakis AM, Hayes AW, Kouretas D. Peynir altı suyu proteininin kas C 2 C 12 hücreleri üzerindeki antioksidan etkileri . Gıda Kimyası 2014; 155 :271–278. doi: 10.1016/j.foodchem.2014.01.066. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      31. Goutzourelas N., Stagos D., Demertzis N., Mavridou P., Karterolioti H., Georgadakis S., Kerasioti E., Aligiannis N., Skaltsounis L., Statiri A., et al. Polifenolik üzüm ekstraktının kas ve endotel hücrelerinin oksidatif durumu üzerine etkileri. Hımm. Tecrübe. Toksikol. 2014; 33 :1099-1112. doi: 10.1177/0960327114533575. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      32. Kerasioti E., Stagos D., Georgatzi V., Bregou E., Priftis A., Kafantaris I., Kouretas D. Koyun Peynir Altı Suyu Proteininin Endotel Hücreleri Üzerindeki Antioksidan Etkileri. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e6585737. doi: 10.1155/2016/6585737. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      33. Ayati Z., Amiri MS, Ramezani M., Delshad E., Sahebkar A., ​​Emami SA Fitokimya, kuşburnunun geleneksel kullanımları ve farmakolojik profili: Bir inceleme. Kör. Eczacılık Des. 2018; 24 :4101-4124. doi: 10.2174/1381612824666181010151849. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      34. Nađpal JD, Lesjak MM, Mrkonjić ZO, Majkić TM, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN Üç yabani kuşburnunun fitokimyasal bileşimi ve in vitro fonksiyonel özellikleri ve geleneksel koruyucuları. Gıda Kimyası 2018; 241 :290–300. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.08.111. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      35. Gao X., Bjo L., Ttrajkovski V., Uggla M. Farklı test sistemlerinde kuşburnu etanol ekstraktlarının antioksidan aktivitelerinin değerlendirilmesi. J. Sci. Gıda Tarımı. 2000; 80 :2021–2027. doi: 10.1002/1097-0010(200011)80:14<2021::AID-JSFA745>3.0.CO;2-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      36. Koczka N., Stefanovits-Banyai E., Ombodi A. Bazı Rosa Türlerinin Kuşburnu Toplam Polifenol İçeriği ve Antioksidan Kapasitesi. İlaçlar. 2018; 5 : 84. doi: 10.3390/ilaçlar5030084. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      37. Bhave A., Schulzova V., Chmelarova H., Mrnka L., Hajslova J. Biyolojik olarak aktif bileşiklerinin içeriğine dayalı olarak kuşburnu değerlendirmesi. J. Gıda İlaç Anal. 2017; 25 :681–690. doi: 10.1016/j.jfda.2016.12.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      38. Elmastas M., Demir A., ​​Genç N., Dölek Ü., Güneş M. Bazı Rosa türlerinde olgunlaşma sırasında flavonoid ve fenolik asit içeriğindeki değişiklikler. Gıda Kimyası 2017; 25 :154–159. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.05.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      39. Cunja V., Mikulic-Petkovsek M., Zupan A., Stampar F., Schmitzer V. Frost, şeker, askorbik asit ve bazı kersetin glikozitlerin içeriğini azaltır, ancak Rosa canina kalçalarında seçilen karotenleri uyarır . J. Bitki Fizyol. 2015; 178 :55-63. doi: 10.1016/j.jplph.2015.01.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      40. Wenzig EM, Widowitz U., Kunert O., Chrubasik S., Bucar F., Knauder E., Bauer R. İki kuşburnu ( Rosa canina L.) müstahzarının fitokimyasal bileşimi ve in vitro farmakolojik aktivitesi . Bitkisel ilaç. 2008; 15 :826-835. doi: 10.1016/j.phymed.2008.6.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      41. Fusi J., Bianchi S., Daniele S., Pellegrini S., Martini C., Galetta F., Giovannini L., Franzoni F. Doğal bileşiklerin antioksidan aktivitesi ve SIRT1 modülasyonunun in vitro karşılaştırmalı bir çalışması. Biyomedikal. Eczacı. 2018; 101 :805-819. doi: 10.1016/j.biopha.2018.03.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      42. Yan XT, Li W., Sun YN, Yang SY, Lee SH, Chen JB, Jang HD, Kim YH Prunus mume meyvelerinden flavonoidlerin tanımlanması ve biyolojik değerlendirmesi . Bioorg. Med. Kimya Lett. 2014; 24 :1397–1402. doi: 10.1016/j.bmcl.2014.01.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      43. Kim GN, Jang HD Dut ( Morus alba L.) yaprağının su ekstraktındaki flavonol içeriği ve antioksidan kapasiteleri. J. Gıda Bilimi. 2011; 76 :C869–C873. doi: 10.1111/j.1750-3841.2011.02262.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      44. Galano A., León-Carmona JR, Alvarez-Idaboy JR Oksidatif strese karşı guaiacol türevlerinin koruyucu etkileri üzerinde çevrenin etkisi: Mekanizmalar, kinetik ve bağıl antioksidan aktivite. J. Fizik Kimya B.2012 ; 116 :7129-7137. doi: 10.1021/jp302810w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      45. Choi J., Kang HJ, Kim SZ, Kwon TO, Jeong SI, Jang SI Morus alba L.'nin yapraklarından izole edilen astragalinin insan kırmızı kan hücrelerinin serbest radikal kaynaklı oksidatif hemolizine karşı antioksidan etkisi . Kemer Eczacılık Araş. 2013; 36 :912-917. doi: 10.1007/s12272-013-0090-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      46. Vasantha Rupasinghe HP, Yasmin A. Omega-3 yağ asitleri ve balık yağının sulu emülsiyonlarının phloretin ve phloridzin tarafından oksidasyonunun engellenmesi. Moleküller. 2010; 15 :251–257. doi: 10.3390/moleküller15010251. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      47. Marino T., Galano A., Russo N. Gallik asidin OH ve OOH radikallerine karşı radikal süpürme yeteneği. Yoğunluk fonksiyonel teorisinden reaksiyon mekanizması ve hız sabitleri. J. Fizik Kimya B. 2014; 118 :10380–10389. doi: 10.1021/jp505589b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      48. Aquilano K., Baldelli S., Ciriolo MR Glutatyon: Eski bir antioksidan için redoks sinyalleşmesinde yeni roller. Ön. farmakol. 2014; 5 :196. doi: 10.3389/fphar.2014.00196. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      49. Kirkeskov B., Christensen R., Bügel S., Bliddal H., Danneskiold-Samsøe B., Christensen LP, Andersen JR Kuşburnunun ( Rosa canina ) plazma antioksidan aktivitesi ve C-reaktif protein üzerindeki etkileri romatoid artrit ve normal kontroller: Prospektif bir kohort çalışması. Bitkisel ilaç. 2011; 18 :953-958. doi: 10.1016/j.phymed.2011.02.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      50. Li HB, Yi X., Gao JM, Ying XX, Guan HQ, Li JC ECV-304 hücrelerinin tert-butil hidroperoksit kaynaklı yaralanmaya karşı hiperosit koruma mekanizması. Farmakoloji. 2008; 82 :105-113. doi: 10.1159/000139146. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      51. Gong G., Qin Y., Huang W., Zhou S., Yang X., Li D. Rutin, insan göbek damarı endotel hücrelerinde reaktif oksijen türlerinin aracılık ettiği mitokondriyal disfonksiyon yolunu düzenleyerek hidrojen peroksit kaynaklı apoptozu inhibe eder. Avro. J. Pharmacol. 2010; 628 :27–35. doi: 10.1016/j.ejphar.2009.11.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      52. Elliott SJ, Koliwad SK Redox vasküler endotelyal hücrelerde iyon kanalı aktivitesinin glutatyon ile kontrolü. Mikro sirkülasyon. 1997; 4 :341–347. doi: 10.3109/10739689709146798. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      53. Espinosa-Díez C., Miguel V., Vallejo S., Sánchez FJ, Sandoval E., Blanco E., Cannata P., Peiró C., Sánchez-Ferrer CF, Lamas S. Endotel disfonksiyonunda glutatyon biyosentezinin rolü ve fibroz. Redoks Biol. 2018; 14 :88–99. doi: 10.1016/j.redox.2017.08.019. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      54. Jiménez S., Gascón S., Luquin A., Laguna M., Ancin-Azpilicueta C., Rodríguez-Yoldi MJ Rosa canina Ekstraktlarının Caco-2 İnsan Kolon Kanseri Üzerinde Antiproliferatif ve Antioksidan Etkileri Vardır . PLoS BİR. 2016; 11 :e0159136. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      55. Zhang T., Mu Y., Yang M., Al Maruf A., Li P., Li C., Dai S., Lu J., Dong Q. (+)-Catechin, metilglioksal kaynaklı mitokondriyal disfonksiyonu önler ve EA.hy926 hücrelerinde apoptoz. Kemer Fizyol. Biyokimya. 2017; 123 :121–127. doi: 10.1080/13813455.2016.1263868. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      56. Ruijters EJ, Weseler AR, Kicken C., Haenen GR, Bast A. Flavanol (-)-epicatechin ve metabolitleri, doğrudan bir antioksidan etki yoluyla birincil endotelyal hücrelerde oksidatif strese karşı koruma sağlar. Avro. J. Pharmacol. 2013; 715 :147–153. doi: 10.1016/j.ejphar.2013.05.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      57. Li Q., ​​Zhao W., Zeng X., Hao Z. Ursolik Asit ApoE(-/-) Farelerde Aterosklerozu Azaltır: ROS/NF-KB Yolunun Aracılık Ettiği LOX-1'in Rolü. Moleküller. 2018; 23 :1101. doi: 10.3390/moleküller23051101. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      58. Cavalera M., Axling U., Rippe C., Swärd K., Holm C. Diyet kuşburnu, ApoE-null farelerde antiaterosklerotik etkiler uygular ve nitrik oksit aracılı dilatasyonu arttırır. J. Nutr. Biyokimya. 2017; 44 :52-59. doi: 10.1016/j.jnutbio.2017.02.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

      Yorum yap


      • #4
        Kuşburnu Rosa canina

        Yorum yap


        • #5
          KUŞBURNU'NUN PROSTAT ve AKCİĞER kanserine karşı olduğu ispatlanmıştır Aronya'dan daha çok Antioksidan içerir. KUŞBURNU Rosa canina Özü, İnsan Akciğer, Kolon ve Prostat Kanseri Hücreleri Üzerinde Antiproliferatif ve Proapoptotik Etkilere Sahiptir
          Kağan Kılınç,Selim Demir,İbrahim Turan,Ahmet Menteşe,Asım Örem,Mehmet Sönmez & Hepsini Göster ↓
          Sayfalar 273-282 | Alınma Tarihi 06 Aralık 2018, Kabul Edilme Tarihi 24 Mayıs 2019, Online Yayınlanma: 11 Haz 2019
          Alıntıyı indir https://doi.org/10.1080/01635581.2019.1625936 CrossMark LogosuÇapraz İşaret

          Farklı Rosa türlerinin sitotoksik etkilerini araştıran birkaç çalışma olmasına rağmen , Rosa canina'nın sitotoksik etkisine ilişkin yalnızca sınırlı araştırma yapılmıştır . Bu araştırmanın amacı, R. canina'nın antioksidan özelliklerini, fenolik karakterizasyonunu ve sitotoksik etkilerini değerlendirmektir.insan akciğeri (A549) ve prostat (PC-3) kanser hücreleri ve ilgili olası mekanizmalar üzerine. Ekstraktın antioksidan özellikleri ve fenolik karakterizasyonu sırasıyla spektrofotometrik yöntemler ve RP-HPLC kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik aktivitesi, MTT tahlili kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik etkisine dahil olan mekanizma daha sonra apoptoz, hücre döngüsü, mitokondriyal membran potansiyeli (MMP) ve florometrik ve luminometrik yöntemler kullanılarak kaspaz aktivitesi açısından değerlendirildi. Ekstraktın TPC değeri, gram numune başına 58.97 ± 2.22 mg gallik asit eşdeğeriydi ve ekstrakte askorbik asit ve p- kumarik asit ana fenolikler olarak tespit edildi. R. caninaekstresi, normal fibroblast hücrelerine kıyasla A549 ve PC-3 hücreleri üzerinde seçici bir sitotoksik etki sergiledi. G ekstresi açtığı hücre döngü yakalanmasını 1 bu hücrelerde azalmış MMP ile faz ve apoptoz ve artan kaspaz aktivitesi. R. canina'nın fitomedikal uygulamaları , kanser tedavisinde umut verici yaklaşımları temsil edebilir.

          Yorum yap


          • #6
            in vivo anti-inflamatuar etkisiRosa canina L. özü

            Yazar bağlantıları bindirme panelini açarancesca LattanzioaEmanuela Grecobdonatella carrettaaRinaldo CervellatibPaolo Govonicester Speronia

            https://doi.org/10.1016/j.jep.2011.07.006Hakları ve içeriği alın Soyut

            etnofarmakolojik alaka düzeyi


            Rosa caninaL., geleneksel halk hekimliğinde yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bitkidir. Kuşburnu özlerinden elde edilen çeşitli bileşiklerin görüntülendiği bildirildi.in vitro anti-inflamatuar aktiviteler. Çalışmanın amacı


            İn vivo etkileri, Rosa caninadır özleri hala tam olarak incelenmiştir. Bu çalışmada, bir hidroalkolik ham özütün anti-inflamatuar ve mide koruyucu etkileri.Rosa canina meyveler sıçanda test edildi. Malzemeler ve yöntemler


            Ekstraktın anti-inflamatuar aktivitesi, carrageenin ile indüklenen sıçan pençe ödem tahlili üzerinde test edildi. Etanolün neden olduğu gastrik hasar modelinde gastroprotektif etki araştırıldı. İn vitro olarak , bu ekstrenin antioksidan aktivitesi Briggs-Rauscher salınım reaksiyonu, Trolox® Eşdeğer Antioksidan Kapasite yöntemi ve toplam fenolik içeriği kullanılarak belirlendi. Sonuçlar


            Veriler, Rosa canina özütünün karageninin neden olduğu ödem gelişimini engellediğini göstermektedir ; anti-inflamatuar güç, indometasininkine benzer. Daha yüksek dozda ekstrakt kullanıldığında ödem önleme etkisi daha belirgindi. Rosa canina ile önceden tedavi edilmiş midelerde mide hasarını ifade eden toplam puan, ön tedavi görmemiş midelere göre daha düşüktü , ancak antiülserojenik etkinlik istatistiksel olarak anlamlı değildi. Rosa canina'da gastrik hasarı ifade eden toplam puan daha düşük olsa bile, antiülserojenik etkinlik istatistiksel olarak saptanabilir değildi.ön işleme tabi tutulmuş sıçanlardan mideleri, ön işleme tabi tutulmamış olanlara göre. Kimyasal analiz, özütün , in vivo gözlemlenen anti-inflamatuar etkilere de katkıda bulunabilecek iyi bir antioksidan aktiviteye sahip olduğunu ortaya çıkardı . Sonuçlar


            Toplamda, mevcut veriler, Rosa canina'nın iltihap önleyici özelliğini , iltihapla ilişkili hastalıkların yönetimi için yardımcı terapötik araç olarak potansiyel rolünü öne sürerek göstermektedir.

            Yorum yap


            • #7
              Rosa canina Ekstresi, İnsan Akciğer ve Prostat Kanseri Hücreleri Üzerinde Antiproliferatif ve Proapoptotik Etkilere Sahiptir

              Kağan Kılınç 1, Selim Demir 2, ibrahim turan 1, Ahmet Menteşe 3, Asım Orem 4, Mehmet Sönmez 5, Yüksel Aliyazıcıoğlu 4
              üyelikler yıkılmak üyelikler
              • 1Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Genetik ve Biyomühendislik Bölümü, Gümüşhane Üniversitesi, Gümüşhane, Türkiye.
              • 2Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, Türkiye.
              • 3Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Programı, Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu, Karadeniz Teknik, Üniversite, Trabzon, Türkiye.
              • 4Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, Türkiye.
              • 5Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Anabilim Dalı, Trabzon, Türkiye.
              Soyut


              Çeşitli çalışmalar farklı Rosa türlerinin sitotoksik etkilerini araştırmış olsa da , Rosa canina'nın sitotoksik etkisine ilişkin yalnızca sınırlı araştırma yapılmıştır . Bu araştırmanın amacı, R. canina'nın antioksidan özelliklerini, fenolik karakterizasyonunu ve sitotoksik etkilerini değerlendirmektir.insan akciğeri (A549) ve prostat (PC-3) kanser hücreleri ve dahil olan olası mekanizmalar üzerinde. Ekstrenin antioksidan özellikleri ve fenolik karakterizasyonu sırasıyla spektrofotometrik yöntemler ve RP-HPLC kullanılarak belirlendi. Ekstrenin sitotoksik aktivitesi, MTT tahlili kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik etkisine dahil olan mekanizma daha sonra florometrik ve luminometrik yöntemler kullanılarak apoptoz, hücre döngüsü, mitokondriyal membran potansiyeli (MMP) ve kaspaz aktivitesi açısından değerlendirildi. Ekstraktın TPC değeri gram örnek başına 58.97 ± 2.22 mg gallik asit eşdeğeri olup, ekstraktta majör fenolikler olarak askorbik asit ve p -kumarik asit tespit edilmiştir. R. caninaekstrakt, normal fibroblast hücrelerine kıyasla A549 ve PC-3 hücreleri üzerinde seçici bir sitotoksik etki sergiledi. Ekstrakt, Gı fazında hücre döngüsü durmasını ve bu hücrelerde azaltılmış MMP ve artan kaspaz aktivitesi yoluyla apoptozu indükledi . R. canina'nın fitomedikal uygulamaları, kanser tedavisinde umut verici yaklaşımları temsil edebilir.

              Yorum yap


              • #8
                Rosa Canina L. Dekstran Sülfat Sodyum Kaynaklı Enflamatuar Bağırsak Hastalığı Fenotipinde Endoplazmik Retikulum Değişikliklerini, Protein Kaçakçılığını ve Membran Bütünlüğünü Geri Getirebilir

                Dalanda Wanes , 1, 2, 3 Mohamad Toutounji , 1 Hichem Sebai , 2 Sandra Rizk , 4, † ve Hassan Y. Naim 1, * †
                Elad Tako, Akademik Editör
                Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi İlişkili Veriler

                Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                Git: Soyut


                Rosa Canina L. antioksidan ve antiinflamatuar aktiviteler sergileyen polifenol açısından zengin doğal bir tıbbi bitkidir. Son in vivo çalışmalar , Rosa canina L.'nin bir metanol ekstraktının olduğunu göstermiştir.(RCME), farelerde dekstran sülfat sodyum (DSS) tarafından tetiklenen inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) benzeri bir fenotipi tersine çevirmiştir. Mevcut çalışmada, RCME'nin endoplazmik retikulumdaki (ER) stres yanıtı, protein kaçağını ve sıralamanın yanı sıra lipid salları bütünlüğü dahil olmak üzere bağırsak Caco-2 hücrelerinin DSS tedavisi ile indüklenen hücresel mekanizmaların bozulmaları üzerindeki etkilerini araştırdık ve bir bağırsak enziminin fonksiyonel kapasiteleri. Konfluent sonrası 6 gün hücreler, 24 saat boyunca DSS (%3) veya eş zamanlı olarak DSS (%3) ve RCME (100 ug/mL) veya sadece RCME (100 ug/mL) ile işlendi veya işlenmedi. Elde edilen sonuçlar, RCME'nin, DSS ile işlenmiş hücrelerde birkaç ER stres işaretçisinin ekspresyon seviyelerindeki önemli artışı önleme yeteneğini göstermektedir. Eşzamanlı olarak, ER ve Golgi arasında DSS tarafından indüklenen bağırsak zarı glikoproteinleri sükraz-izomaltaz (SI) ve dipeptidil peptidaz 4'ün (DPP4) gecikmeli kaçakçılığı RCME tarafından tehlikeye atılmıştır. Ayrıca RCME, SI ve DPP4'ün kısmen bozulmuş polarize sıralamasını fırça kenar zarına geri yükledi. SI ve DPP4'ün verimli bir sıralama mekanizması, bozulmamış lipit sal yapıları ile sıkı bir şekilde ilişkilidir.DSS tarafından bozulan ve RCME tarafından normalize edilen trans -Golgi ağı (TGN). Son olarak, SI'nın enzimatik aktiviteleri, RCME'nin varlığında artar. Toplamda, DSS tedavisi ER stresini tetikledi, membran glikoproteinlerinin kaçakçılığını ve işlevini ve bozulmuş lipit sallarını, tümü RCME tarafından tehlikeye atılabilecek şekilde tetikledi. Bu bulgular, RCME'deki antioksidanların, Caco-2 hücrelerinde, ER ve TGN'de iki ana bölgede hareket ettiğini ve bu nedenle, zarla ilişkili proteinlerin sınıflandırılmasını düzelterek zar bütünlüğünü koruyabildiklerini göstermektedir.

                Anahtar Kelimeler: Rosa canina metanol ekstresi, polifenoller, enflamatuar bağırsak hastalığı, endoplazmik retikulum stresi, protein kaçakçılığı, bağırsak proteinleri, sükraz-izomaltaz, dipeptidil peptidaz 4, fırça kenar zarı, lipid sallar
                Git: 1. Giriş


                İnflamatuar barsak hastalıkları (IBD), iki ana tipi olan gastrointestinal sistemin kronik enflamatuar bozukluklarıdır: Crohn hastalığı ve ülseratif kolit. IBD'nin etiyolojisi, nihai olarak homeostazı bozan genetik, immün ve çevresel faktörleri içerir; bu da, bağırsak mikrobiyotası ve epitelyumun yanı sıra bağışıklık sisteminin iyi koordine edilmiş bir dinamik fonksiyonunu içerir. Birkaç çalışma, bağırsak sindirim fonksiyonunun ve emiliminin IBD'de [ 1 , 2 ], muhtemelen iltihaplı ve ardından değişen epitelyal morfolojiye [ 3 , 4 ] bağlı olarak bozulduğunu göstermiştir.], ishal, karın ağrısı ve kramp gibi çeşitli semptomlarla sonuçlanır. Bağırsak sukraz-izomaltaz (SI), disakkaritlerin sindiriminin son adımlarından sorumlu olan başlıca enzimlerden biridir. Bu gruptaki diğer enzimler maltaz-glukoamilaz ve laktaz-florizin hidrolazdır. Fırça kenar zarındaki (BBM) azalmış SI seviyeleri, karbonhidrat malabsorpsiyonunu ve ishal, şişkinlik, karın ağrısı ve kramp gibi ilişkili semptomları ortaya çıkarır. SI ile ilişkili malabsorpsiyon, genetik olarak belirlenmiş SI eksikliğinde veya hassas bağırsak sendromunda (IBS) olduğu gibi birincil veya IBD, çölyak hastalığı ve çeşitli fonksiyonel gastrointestinal bozukluklarda olduğu gibi ikincil olabilir. SI, bağırsak hücrelerinin apikal zarına giden salgı yolu boyunca yüksek doğrulukla ticareti yapılan bir tip II zar glikoproteinidir;5 ].

                Bağırsak proteinlerinin doğru katlanması ve olgunlaşması, sağlam bir endoplazmik retikulum (ER) işlevi gerektirir. Bağırsak epitel hücrelerinin ER'sinde yanlış katlanmış proteinlerin birikmesi, ER stresini tetikleyebilir, böylece katlanmamış protein tepkisini (UPR) aktive edebilir ve sonuç olarak ER homeostazını etkileyebilir. Bağırsakta ER homeostazının bozulması veya UPR'nin bozulması, proinflamatuar sitokinlerin yukarı regülasyonu, mukozal bariyer fonksiyonunun bozulması ve/veya bağırsak epitel hücrelerinde artan apoptoz yoluyla IBD'ye yol açabilir [ 4]. Bu açıdan, ER'de proteinin yanlış katlanması gibi, IBD'nin patogenezine katkıda bulunduğu çeşitli faktörler öne sürülmüştür. Önceki çalışmalar, aktif IBD'si olan hastaların bağırsak epitelinde ER stres belirteçlerinin seviyelerinin önemli ölçüde arttığını doğrulamıştır [ 6 , 7 ].

                IBD koşullarını taklit etmek için farklı deneysel modeller kullanılmış olsa da, dekstran sodyum sülfat (DSS) en yaygın kullanılan in vivo fare modelidir [ 8 ]. Bununla birlikte, in vitro kültür modelleri, hastalık patogenezinde yer alan hücresel ve moleküler mekanizmaları çözmek ve araştırmak için gerçekten önemli bir araçtır. Laboratuvarımızdaki önceki çalışmalar, Caco-2 hücrelerinin DSS tedavisi üzerine epitelyal bozulmayı incelemek için yeterli bir model olduğunu doğrulamıştır [ 9 ].

                IBD için mevcut olan güncel tedaviler, immünosüpresif ve biyolojik ajanlara ek olarak temel olarak kortikosteroidler, anti-inflamatuardır [ 10 ]. Bununla birlikte, bu ilaçlar, kullanımlarını sınırlayan ciddi yan etkiler ve yüksek komplikasyon riski gösterebilir [ 11 , 12 , 13 ]. Ayrıca, IBD'nin yüksek nüks oranı nedeniyle, alternatif tedavi kaynakları bulmak kritik öneme sahiptir. Birkaç fenolik bileşiğin, IBD'de enflamatuar yanıtı modüle ettiği veya iyileştirdiği rapor edilmiştir [ 14 ]. Bir murin DSS ile indüklenen kolit modelinde, polifenollerin uygulanması, monosit kemoatraktan protein 1 (MCP1) ve tümör nekroz faktörü a (TNFa) gibi inflamatuar belirteçlerin aşağı regülasyonunu indüklemiştir [ 15]. Benzer şekilde, yakın tarihli bir çalışmada, kolonda DSS'nin neden olduğu oksidatif strese karşı korunan DSS ile sarhoş olmuş farelere Rosa canina çiçeklerinin ham bir ekstraktının uygulanması . Ayrıca, DSS'nin neden olduğu histopatolojik hasar Rosa canina ekstresi ile hafifletilmiştir [ 16 ]. Rosaceae familyasına [ 17 ] ait Rosa cinsinin küçük bir çalısı olan Rosa canina L. , Kuzey yarım kürenin ılıman ve subtropikal bölgelerinde yaygındır [ 18 ]. Rosa canina L., soğuk algınlığı ve grip gibi diğer hastalıklara ek olarak romatizma, artrit ve gut gibi çeşitli enflamatuar bozukluklara karşı terapötik aktivitelere sahiptir [ 19 ,20 ]. Rosa canina L., mide ülserleri [ 21 ] ve ishal [ 22 ] gibi mide-bağırsak sistemi hastalıklarının tedavisi için kullanılmıştır . Rosa canina L.'nin biyolojik aktiviteleri, C vitamini, karotenoidler, antosiyaninler ve fenolik asitler gibi yüksek seviyelerde biyoaktif moleküllere bağlanır [ 16 , 23 ].

                Bu çalışmanın amacı, Rosa canina metanol ekstraktının (RCME) DSS kaynaklı ER homeostazının bozulması üzerindeki etkisini ve bağırsak Caco-2'deki LR'lere ek olarak bağırsak SI ve DPP4'ün protein kaçakçılığı ve sıralaması üzerindeki aşağı akış etkilerini araştırmaktı. hücreler.

                Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                2.1. Hücre Kültürü ve Tedavisi


                İnsan Kolon karsinomu Caco-2 hücreleri, Alman Mikroorganizmalar ve Hücre Kültürleri Koleksiyonundan (DSMZ, Braunschweig, Almanya) satın alınmıştır. Hücreler, %10 FCS (Sigma, Darmstadt, Almanya), l-glutamin (4 mM), piruvik asit (1 mM), D-glukoz ile takviye edilmiş Dulbecco's Modifiye Eagle Ortamında (DMEM, Sigma-Aldrich, Darmstadt, Almanya) kültürlendi. (4,5 mg/mL) ve penisilin/streptomisin (100 U/mL). Hücreler, nemlendirilmiş bir atmosferde (%5 CO2 ve %95 hava) 37 °C'de tutuldu. Konfluent sonrası 6 gün hücreler, 24 saat boyunca DSS (%3, 500 kDa; MP biomedicals GmbH, Eschwege, Almanya) veya eş zamanlı olarak DSS (%3) ve RCME (100 ug/mL) veya yalnızca RCME (100 µg/mL) ile muamele edildi. µg/mL). Kontrol, herhangi bir tedavi olmaksızın birleşme sonrası 7 gün hücreler kullandı. Tedavi edilen veya edilmeyen hücreler, aşağıda açıklandığı gibi sitotoksisite testine tabi tutuldu (Bölüm 2.3 ).

                2.2. RCME Hazırlığı
                RCME daha önce [ 16 ] tarif edildiği gibi hazırlandı . Kısaca, kurutulmuş Rosa canina çiçeklerinden elde edilen toz, %80 metanol ( w / v ) içinde yumuşatıldı ve ardından rotor-buharlaştırıcıda kurutuldu, ardından dondurarak kurutma yapıldı.

                2.3. Sitotoksisite Testi
                Hücre ölümü ölçümü, CytoTox-ONE™ Promega kiti (Promega Corporation, Fitchburg, WI, ABD) kullanılarak laktat dehidrojenaz (LDH) tahlili ile gerçekleştirilmiştir. LDH, hücre ölümünü gösteren hücre zarı hasarı üzerine salınan çözünebilir bir sitozolik enzimdir.

                Kısaca, önceden DSS (%3) veya RCME (50, 100, 500 ve 1000 µg/mL) (bkz. Bölüm 2.1 ) ile işlenmiş olan post-konfluent Caco-2 hücrelerinin süpernatanı, kit reaktifi ile karıştırıldı ve aşağıdakiler için inkübe edildi : karanlıkta 10 dk. Negatif kontrol yalnızca ortamdan oluşur, kontrol, işlenmemiş hücrelerden elde edilen süpernatanı ifade eder ve pozitif kontrol, %1 Triton X-100 ile lize edilmiş hücrelerden elde edilen süpernatanı ifade eder. LDH salımının seviyesi, üreticinin talimatlarına göre 560 nm'lik bir uyarma dalga boyunda ve 590 nm'lik bir emisyon dalga boyunda ölçülmüştür.

                2.4. Toplam RNA İzolasyonu ve Ters Transkripsiyon
                Konfluent hücrelerden altı gün sonra yukarıda tarif edildiği gibi DSS ve/veya RCME ile 24 saat muamele edildi. Toplam RNA, TRIzol reaktifi (Thermo Fisher Scientific, Waltham, MA, ABD) ile ekstre edildi, ardından Super Script III Ters Transkriptaz (Invitrogen, Carlsbad, CA, ABD) kullanılarak poli (dT) primeri ile cDNA sentezi yapıldı. Her iki prosedür de üreticilerin protokollerine göre gerçekleştirildi. Ortaya çıkan cDNA, ER stres belirteçlerinin, aktivasyon transkripsiyon faktörü 4'ün (ATF4), immünoglobülin bağlayıcı proteinin (BiP), C/EBP homolog proteininin (CHOP), ERAD'ın ekspresyon seviyelerini değerlendirmek üzere yarı kantitatif RT-PCR deneyleri için kullanıldı. listelenen primerleri kullanarak α-mannosidaz benzeri proteinleri (EDEM), glukozla düzenlenmiş protein 94'ü (Grp94) ve X-box bağlayıcı proteini (XBP1) güçlendirmetablo 1ve [ 24 ]' ten önce açıklanan deney protokolüne göre . Temizlik geni olarak gliseraldehit 3-fosfat dehidrogenaz (GAPDH) kullanıldı.

                tablo 1


                ER stres belirteçleri için primerlerin listesi.
                ATF4 ileri
                ATF4 rev
                GTTCTCCAGCGACAAGGCTA
                ATCCTGCTTGCTGTTGTTGG
                BiP fw
                BiP rev
                TGTTCAACCAATTATCAGCAAACTC
                TTTCTGCTGTATCCTCTTCACCAGT
                CHOP fw
                CHOP rev
                AGAACCAGGAAACGGAAACAGA
                TCTCCTTCATGCGCTGCTTT
                EDEM fw
                EDEM rev
                CAAGTGTGGGTACGCCACG
                AAAGAAGCTCTCCATCCGGTC
                Grp94 fw
                Grp94 rev
                GAAACGGATGCCTGGTGG
                GCCCCTTCTTCCTGGGTC
                XBP1 ileri
                XBP1 rev
                TGGCCGGGTCTGCTGAGTCCG
                ATCCATGGGGAGATGTTCTGG
                GAPDH Fw
                GAPDH rev
                CATGGCCTTCCGTGTTCCTA
                CCTGCTTCACCACCTTCTTGAT
                Ayrı bir pencerede aç
                fw: ileri; devir: geri; ATF4: aktivasyon transkripsiyon faktörü 4; BiP: immünoglobulin bağlayıcı protein; CHOP: C/EBP homolog proteini; EDEM: ERAD arttırıcı a-mannosidaz benzeri proteinler; Grp94: glukozla düzenlenmiş protein 94; XBP1: X-box bağlayıcı protein; GAPDH: Gliseraldehit 3-fosfat dehidrojenaz.

                2.5. Sükraz-İzomaltaz (SI) ve Dipeptidil Peptidaz 4'ün (DDP4) Biyosentetik Etiketlemesi, İmmünopresipitasyon ve Deglikosilasyon
                Konfluent sonrası yedi gün sonra farklı tedavi gruplarından Caco-2 hücreleri, metiyonin içermeyen ortamda 2 saat süreyle aç bırakıldı ve daha sonra farklı zaman noktalarında 100 uCi (35S) metionin ile biyosentetik olarak etiketlendi. Etiketleme zaman noktaları, araştırılan iki proteinin, yani SI ve dipeptidil peptidaz 4'ün (DPP4) taşıma kinetiklerine bağlı olarak seçildi. SI analizi için hücreler sürekli olarak 2 saat ve 6 saat ve DPP4 için 0.5 saat ve 2 saat etiketlendi. İşaretlemeden sonra hücreler iki kez buz soğukluğunda fosfat tamponlu salinle (PBS) yıkandı ve 25 mM Tris-HCl, pH 8.0, 50 mM NaCl, %0.5 Triton X-100 içeren bir lizis tamponunda 4 °C'de 1 saat süreyle çözündürüldü , %0.5 sodyum deoksikolat ve proteaz inhibitörlerinin bir karışımı. Hücresel lizatlar, 17.000 x g'de santrifüjlendi4 °C'de 20 dakika ve hücresel özler tutuldu ve SI (mAbs HBB2/614/88 ve HSI2) ve DPP4'e (mAb HBB 3/775/42) [25, 26] karşı yönlendirilen monoklonal antikorlarla immüno - çökeltildi . Antikorlar cömertçe Drs tarafından sağlandı. EE Sterchi ve H.-P. Hauri, daha önce İsviçre Bern Üniversitesi ve Basel Üniversitesi'nde ve Dr. B. Nichols, Baylor Tıp Fakültesi, Houston, ABD.

                İmmüno-çökeltilmiş SI ve DPP4 daha sonra endo-β- N -asetilglukozaminidaz H (Endo H) ile daha önce tarif edildiği gibi [ 27 ] karmaşık glikosile edilmiş protein formlarından mannoz açısından zengin glikosile edilmiş glikosile edilmişler arasında ayrım yapmak için işlendi . Kısaca, imüno-çökeltilmiş proteinler, denatüre edici tamponda (100 mM Tris-HCl, pH 7.5, %1 2-merkaptoetanol ve %1 SDS) 95 °C'de 10 dakika kaynatılarak protein-A Sepharose boncuklarından elüte edildi. Daha sonra, ayrıştırılan proteinler Endo H (2.5 mU; Sigma Aldrich, Darmstadt, Almanya) ile 37 °C'de 1 saat süreyle inkübe edildi. İşlenmiş veya işlenmemiş numuneler son olarak SDS-PAGE ile analiz edilmiştir ( Bölüm 2.8'de açıklanmıştır ).

                2.6. Brush Border Membran (BBM) Hazırlama
                BBM izolasyonu, CaCl2 kullanan ve Schmitz ve ark. [ 28 ] ve Sterchi ve Woodley tarafından yapılan modifikasyon [ 29 ]. Burada, DSS, DSS ve RCME, tek başına RCME ile işleme tabi tutulmuş veya işlenmemiş Caco-2 hücreleri, önce 12 mM Tris-HCl, pH 7.0 ve 300 mM manitol (homojenleştirme tamponu olarak anılır) içeren bir tampon içinde kullanılarak homojenleştirildi. bir Potter-Elvehjem homojenleştirici. Homojenatlar soğutuldu ve buz üzerinde birkaç ultrasonik darbeye (3 kez, her biri 10 saniye, 15 mikron) tabi tutuldu. Hücre kalıntıları , 4 °C'de 15 dakika boyunca 5000 x g'de santrifüjleme yoluyla homojenatlardan çıkarıldı . CaCl 2100 mM stok solüsyondan temizlenmiş homojenatlara 10 mM nihai konsantrasyona kadar eklendi. Muamele edilen homojenatlar , hücre içi ve bazolateral zarları temsil eden bir pelet (P1) ve bir süpernatan (S1) verecek şekilde hafifçe döndürülerek 4 °C'de 30 dakika bırakıldı, ardından 5000 x g'de 20 dakika santrifüjlendi . Daha sonra S1, BBM'yi temsil eden topak (P2) verecek şekilde 4 °C'de 30 dakika 25.000 x g'de santrifüjlendi . P1 ve P2 daha sonra homojenleştirme tamponunda yeniden süspanse edildi ve daha fazla biyokimyasal analiz için kullanıldı.

                2.7. Deterjana Dayanıklı Membranların Hazırlanması
                Kolesterol-sfingolipidlerle zenginleştirilmiş DRM'lerin veya LR'lerin izolasyonu, süreksiz bir sükroz yoğunluk gradyanı üzerinde gerçekleştirildi [ 30 ]. Kısaca, işlenmiş veya işlenmemiş Caco-2 hücreleri, fosfat tamponlu salin (pH 7.4) ( w / v ) içinde hazırlanan %1 Triton X-100 ile 4°C'de 2 saat süreyle çözündürüldü. Hücre ekstraktları daha sonra hücre kalıntılarını gidermek için 4 °C'de 20 dakika boyunca 5000 x g'de santrifüjlendi . Süpernatan (lizatlar olarak belirtilir), 1 mL %80 a / h sakaroz, %40 a / h sükroz içinde 1 ml lizat , 7 mL %30 a / h sükroz ve 1 mL %5 a / h'den oluşan bir sükroz gradyanı üzerine yüklendisukroz ve bir SW40 rotor (Beckman Coulter, Mississauga, ON, Kanada) kullanılarak 4 °C'de 18 saat boyunca 100.000xg'de ultrasantrifüjlemeye tabi tutuldu . Gradyanın tepesinden dibine on fraksiyon (her biri 1 mL) toplandı. Yüzen üst 3 fraksiyon, LR olarak kabul edilir ve son 3 alt fraksiyon, lipid olmayan raft fraksiyonlarına (LR olmayan) karşılık gelir. Toplanan fraksiyonlar, LR işaretçisi flotilin-2'nin (FLOT2) (Sigma, Münih, Almanya) dağılımını incelemek için SDS-PAGE'e tabi tutuldu.

                LR'leri ve LR olmayanları veya deterjanda çözünen zarları (DSM'ler) ayırmak için hızlı bir ekstraksiyon yöntemi de kullanıldı [ 31 ]. Kısaca, %1 Triton X-100 ile benzer bir çözündürme prosedürü, yukarıda açıklandığı gibi, hücresel özlerin 4 °C'de 1 saat 100,000 x g'de ultrasantrifüjlenmesi modifikasyonu ile gerçekleştirildi . Toplanan pelet, LR'leri içeriyordu ve süpernatan, LR olmayanları içeriyordu. LR'ler ve LR olmayanlar, bu iki fraksiyondaki SI seviyelerini değerlendirmek için SDS-PAGE ve Western lekeleme ile analiz edildi.

                2.8. SDS-PAGE, Western Blot ve Florografi
                Protein numuneleri , 10 mM ditiyotreitol (DTT) kullanılarak indirgeme koşulları altında Laemmli'ye [ 32 ] göre %6 veya %8 poliakrilamid levha jelleri üzerinde SDS-PAGE ile çözüldü . Jeller, PVDF zarları (240 mA, 1.5 saat) üzerine lekelendi. Zar, PBS içinde %5 kaymağı alınmış süt ve %0.1 Tween 20 (PBST) içinde bloke edildi. Membranlar, aşağıdaki birincil antikorlardan biriyle tedavi edildi: SI için HBB3/705/60 (1 ug/uL), DPP4 için mAb HBB 3/775/42 (1 ug/uL) [ 25 , 26] ve oda sıcaklığında 1 saat boyunca anti-flotilin-2 B-6 (0,2 µg/µL; Santa Cruz Biotechnology, Dallas, TX, ABD). Lekeler, 3 kez PBST ile yıkandı ve ikincil antikor, yaban turpu peroksidazına konjüge edilmiş anti-fare IgG (0.4 ug/uL; Thermo Fisher Scientific) ile daha ileri işleme tabi tutuldu. Tüm antikorlar, 1:5000'lik bir seyreltmede kullanıldı. Protein bantları, geliştirilmiş kemilüminesan peroksidaz substratı aracılığıyla görselleştirildi ve bir ChemiDoc MP™ Dokunmatik Görüntüleme Sistemi (Bio-Rad, Münih, Almanya) ile belgelendi.

                Radyoaktif olarak işaretlenmiş SI ve DPP4, %6 jel üzerinde analiz edildi ve protein bantları , jeli ıslatmak için 1 M sodyum salisilat kullanılması dışında esasen daha önce [ 33 ] tarif edildiği gibi florografi ile görselleştirildi.

                2.9. Enzimatik Tahlil
                SI'nın hücresel homojenatlar ve deterjan ekstraktlarındaki enzimatik aktiviteleri, substrat olarak sukroz kullanılarak Dahlqvist'e [ 34 ] göre ölçüldü . Kısaca, hücresel lizatlar, 37 °C'de 1 saat sükroz substratı (150 mM, pH 6.25) ile inkübe edildi. Daha sonra karışıma glikoz oksidaz-peroksidaz mono-reaktifi (GOD-PAP) eklendi, 20 dakika 37 °C'de inkübe edildi ve salınan glikozun optik yoğunluğu 492 nm'de ölçüldü.

                2.10. İstatistiksel analiz
                Sonuçlar, en az üç bağımsız deneyin ortalama ± standart hatası (SEM) olarak sunulur. Farklı gruplar arasındaki karşılaştırma için iki yönlü ANOVA ve ardından Tukey çoklu testi kullanıldı. Hesaplamalar için GraphPad Prism 8.0.1 (244) yazılımı (GraphPad Software, San Diego, CA, ABD) kullanıldı. p -değerleri < 0.05, istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

                Git: 3. Sonuçlar
                İnsan kolon adenokarsinomu hücre dizisi Caco-2, bu hücrelerin spontan olarak matür absorptif enterositlerin tipik özelliklerine sahip polarize tek tabakalı bir epitelyuma farklılaşma yeteneklerinden dolayı büyük ölçüde bir bağırsak epitel hücre modeli olarak kullanılmıştır [35 ] . Son zamanlarda, Caco-2 hücrelerinin, DSS kaynaklı ER stresi üzerine membran kaçakçılığındaki değişiklikleri araştırmak için bir model olarak uygunluğunu doğruladık [ 9 ]. Bu çalışmada, DSS ile tedavi edilmiş Caco-2 hücrelerinde bozulmuş hücre içi kaçakçılığın restorasyonunda ve bağırsak proteinlerinin işlevselliğinin kurtarılmasında RCME'nin potansiyelini araştırdık.

                3.1. Caco-2 Hücrelerinde DSS Kaynaklı ER Stresi RCME Tarafından Düzeltildi
                RCME ve DSS'nin protein kaçakçılığı ve aktivitesi üzerindeki etkilerini analiz etmeden önce, farklı konsantrasyonlarda (50, 100, 500 ve 1000 µg/mL) ve DSS'de (%3) RCME'nin Caco-2 hücreleri üzerinde sitotoksik etkilere neden olup olmadığını sorduk.Şekil 1tedavi edilen Caco-2 hücrelerine karşı tedavi edilen Caco-2 hücrelerinde önemli bir LDH salımı artışının gözlemlenmediğini gösterir; bu, kullanılan konsantrasyonlarda ne RCME ne de DSS'nin Caco-2 hücreleri üzerinde sitotoksik etkiler göstermediğini gösterir.
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-13-00441-g001.jpg'dir.
                Şekil 1
                Caco-2 hücrelerinin canlılığı , Rosa canina metanol ekstraktı (RCME) veya DSS tedavisinden etkilenmedi . Sadece ortam (Kontrol), farklı konsantrasyonlarda RCME (50, 100, 500 veya 1000 µg/mL) (RCME), %3 DSS veya Triton X-100 (pozitif kontrol) ile parçalanmış Caco-2 hücrelerinden süpernatanlar ) LDH düzeyini ölçmek için kullanıldı. Negatif kontrol, hücresiz ortam anlamına gelir. Tukey çoklu testi, **** p < 0,0001'e karşı DSS ile tedavi edilen grup, SEM, n = 3.

                ER stres indükleyicileri IRE1α, PERK ve ATF6'nın aktivasyonu ve çeşitli ER-stres sensörlerinin [ 37 , 38 , 39]. Bu mekanizma doğrultusunda verilerimiz, ER sensörleri CHOP, ATF4, BiP, Grp94, XBP1s ve EDEM'in Caco-2 hücrelerinin DSS işleminden sonra önemli ölçüde yukarı regüle edildiğini göstermektedir. İfade seviyelerindeki artış, bir sensörden diğerine farklılık gösteriyordu; ATF4 ve EDEM çoğunlukla yukarı regüle edildi (>16 kat), ardından CHOP ve GRP94 (>13 kat) ve son olarak XBP1 (yaklaşık 2,5 kat) ve BiP (yaklaşık 1,5 kat) katlamak). DSS'nin ER stres faktörleri üzerindeki etkilerini belirledikten sonra, RCME'nin işlevini ve ER homeostazını eski haline getirmedeki potansiyel rolünü ele aldık. Da gösterildiği gibişekil 2, RCME, muhtemelen bu ekstraktın polifenolik içeriği nedeniyle DSS'nin etkisini tamamen veya büyük ölçüde inhibe etti.
                İçinde resim, resim vb. bulunan harici bir dosya. Nesnenin adı besin-13-00441-g002.jpg'dir.
                şekil 2
                Rosa canina metanol ekstresi (RCME), dekstran sülfat sodyum (DSS) kaynaklı ER'yi inhibe eder. ER-stres belirteçlerinin ifadesi, ( A ) aktivasyon transkripsiyon faktörü 4, ( B ) immünoglobülin bağlayıcı protein (BiP), ( C ) C/EBP homolog proteini (CHOP), ( D ) ERAD arttırıcı α-mannosidaz benzeri proteinler (EDEM), ( E ) glikoz düzenlenmiş protein 94 (Grp94) ve ( F ) X-box bağlayıcı protein (XBP1), RCME ile tedavi edilen gruplarda önemli ölçüde azaldı. Tukey çoklu testi, * p < 0,05, ** p < 0,01, *** p < 0,001, **** p < 0,0001'e karşı DSS ile tedavi edilen grup, SEM, n = 3.

                3.2. Bağırsak Proteinlerinin ER'den Golgi Aparatına DSS Nedeniyle Gecikmiş Ticareti RCME Tarafından Geri Yüklendi
                RCME tedavisi, ER stres proteinlerinin seviyelerini normale döndürdüğünden, bu özütün, genellikle ER stres proteinlerinin hedefleri olan membran glikoproteinlerinin kaçakçılığı üzerindeki DSS'nin potansiyel etkilerini de ortadan kaldırıp kaldıramayacağını sorduk. Burada incelenen proteinlerden biri, karbonhidratlardaki geniş bir glikozidik bağlantı yelpazesinin hidrolizinde yer alan ana bağırsak disakaridazı olan SI'dır. Daha önce SI'nın hücre içi işlenmesinin, ER'den Golgi'ye gecikmeli çıkışı nedeniyle DSS ile işlenmiş Caco-2 hücrelerinde etkilendiğini göstermiştik [9 ] . Bu nedenle, önce biyosentetik olarak etiketlenmiş DSS ile işlenmiş Caco-2 hücrelerinde SI kaçakçılığı gecikmesini doğruladık ve ardından RCME'nin DSS etkisini tehlikeye atıp atmadığını belirledik. Da gösterildiği gibiFigür 3A, SI, N-bağlı mannoz açısından zengin glikosile edilmiş ER-konumlu glikoproteinleri parçalayan endo H'ye karşı tam duyarlılığı sayesinde, tüm deney numunelerinde 2 saatlik darbede mannoz açısından zengin 210 kDa protein bandı olarak tespit edildi. 6 saatlik etiketlemede, değişken oranlarda da olsa tüm numunelerde mannoz açısından zengin SI'nın kompleks glikosile edilmiş endo H'ye dirençli 245 kDa'ya olgunlaşması meydana geldi. SI'nın olgun ve mannoz bakımından zengin formlarının oranlarını karşılaştırmak için, endo H ile işlenmiş formlarının etiketleme yoğunluklarını ölçtük (yani, 245 kDa'ya karşı 185 kDa), çünkü bu yaklaşım protein bantlarının daha iyi ayrılmasıyla sonuçlanır. karşılık gelen yoğunlukların daha kesin ve daha kolay karşılaştırılmasına izin verir. Bu nedenle, vahşi tipte ve DSS ile işlenmiş örneklerde karmaşık olgun SI'nın mannoz açısından zengin türlere oranı 4.7 ± 0.56'ya karşı 1 idi. 7 ± 0.37, DSS ile işlenmiş örneklerde önemli ölçüde azalmış SI olgunlaşması ve Golgi'de gecikmiş ticaret ve işleme ile birlikte. Oran, RCME ile tedavi üzerine belirgin bir şekilde, olgunlaşma kinetiğinin kısmi restorasyonu ve SI kaçakçılığı oranı ile uyumlu olarak 3,3 ± 0,54'e yükseldi. RCME ile tedavi edilen hücrelerin benzer karmaşık glikosile oranlarına karşı mannoz bakımından zengin biyosentetik formlarla yönetilen, tedavi edilmemiş hücrelerinkine benzer SI olgunlaşma modelini ortaya koyduğunu belirtmekte fayda var.
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesnenin adı besin-13-00441-g003.jpg'dir.
                Figür 3
                Rosa canina metanol özü (RCME) tedavisi, dekstran sülfat sodyum (DSS) ile indüklenen gecikmeli sukraz-izomaltaz (SI) ve dipeptidil peptidaz 4 (DPP4) kaçakçılığını azaltır. Caco-2 hücreleri, DSS, DSS ve RCME veya RCME ile işlendi veya işlenmedi. Tedaviden 24 saat sonra, hücreler SI (A) ve DPP4( B ) analizi için sırasıyla (2 ve 6 saat) veya (30 ve 120 dakika) boyunca [35S] metionin ile sürekli olarak etiketlendi. Hücreler lize edildi, imüno-çökeltildi, endo-p-N-asetilglikozaminidaz H (endo H) ile işlendi ve daha sonra SDS-PAGE'ye, ardından florografiye tabi tutuldu. Gösterilen şekil, üç farklı deneyi temsil etmektedir.

                SI'ya ek olarak, RCME'nin etkilerinin salgı yolu boyunca ticareti yapılan başka bir proteinle de çoğaltılıp çoğaltılamayacağını belirlemek için başka bir apikal yerleşimli membran glikoproteini olan DDP4'ün biyosentezini ve işlenmesini inceledik. DPP4, SI'dan daha hızlı hücre içi kaçakçılık kinetiği sergilediği için, biyosentetik işaretleme için farklı zaman noktaları seçtik [ 25 ]. 30 dakikalık darbeden sonra, de novo sentezlenen DPP4'ün çoğunluğu endo H'ye duyarlı mannoz açısından zengin bir protein olarak göründü (Figür 3B, tüm 4 deney numunesi), oysa 2 saatlik darbeden sonra, DPP4'ün çoğu 124 kDa olgun endo H-dirençli forma dönüştürüldü. DSS ile işlenmiş numunede biyosentetik formlarda bir değişiklik gözlenmedi. Bununla birlikte, olgun kompleks glikosile edilmiş DPP4'ün mannoz bakımından zengin karşılığına oranı, DSS ile tedavi edilmiş hücrelere karşı tedavi edilmemiş hücrelerde önemli ölçüde 4 kata düşürülmüştür (5.5 ± 1.46'dan 1.3 ± 0.26'ya). Dikkat çekici bir şekilde ve SI'ya benzer bir tarzda, RCME, kompleksin mannoz açısından zengin oranını 2,4 ± 0,42'ye yükselterek DSS etkisine karşı koydu ve bu ekstraktların DPP4 kaçakçılığını en azından kısmen geri getirdiğini gösterdi. 3.3. DSS'nin Bağırsak Proteinlerinin Fırçalı Kenar Membranına Sıralanması Üzerindeki Etkisi RCME Tarafından Risk Altına Alınmıştır


                DSS tedavisi, SI ve DPP4'ün protein kaçakçılığında bir gecikmeye neden olur, yine de bu proteinlerin kayda değer oranları ER'den çıkabilmiş ve karmaşık olgun forma dönüştürülmüştür. DSS'nin, bu proteinlerin ER'den Golgi'ye kaçakçılığında kısmen RCME tarafından tehlikeye atılan gecikmeye neden olduğu göz önüne alındığında, bu ekstraktın, bu proteinlerin kaçakçılığını ve apikal zara ayrılmasını geri yüklemedeki potansiyel rolünü daha sonra ele aldık. DSS tarafından değiştirilmiştir. Bu amaçla, BBM'yi (P2 fraksiyonu) hücre içi ve bazolateral membranlardan (P1 fraksiyonu) ayırmak için Caco-2 hücrelerinin hücresel fraksiyonlamaları yapıldı. P1 ve P2'nin zenginleştirme faktörleri, bu fraksiyonlardaki SI ve DPP4'ün bant yoğunlukları ile toplam hücresel homojenattaki (H) karşılaştırılarak normalleştirildi.Şekil 4A, SI'nın BBM'de zenginleşmesinin, DSS ile işlenmiş Caco-2'de 1,92 kata, işlenmemiş hücrelerde 5,5 kata ve DPP4'ünkinin 8 kattan 1 katına düştüğünü gösterir (Şekil 4B). Çarpıcı bir şekilde, DSS ile muamele edilmiş hücrelere RCME'nin eklenmesi, yalnızca DSS etkisini tehlikeye atmakla kalmadı ve BBM'deki SI ifadesini normale döndürmekle kalmadı, bunun yerine bu seviyeleri 7.7 kata kadar yükseltti. BBM'deki SI seviyeleri, hücreler tek başına RCME ile tedavi edildiğinde neredeyse 9 kat daha önemliydi (Şekil 4C).
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-13-00441-g004.jpg'dir.
                Şekil 4
                Rosa canina metanol özü (RCME) tedavisi, dekstran sülfat sodyum (DSS) ile bozulmuş sükraz-izomaltaz (SI) ve dipeptidil peptidaz-4 (DPP4) sınıflandırmasını iyileştirir. Caco-2 hücreleri, DSS, DSS ve RCME veya RCME ile işlendi veya işlenmedi. İşlemden 24 saat sonra, hücresel homojenatlar (H), hücre içi ve bazolateral zarlara (P1), fırça kenar zarlarına (P2) ve çözünür ve vesiküler fraksiyona (S) fraksiyonlara ayrıldı. Fraksiyonlar SI( A ) ve DPP4( B ) analizi için SDS-PAGE'e tabi tutuldu. ( C )'de, farklı preparasyonlardan P2'deki SI veya DPP4 karşılaştırılır. Tukey çoklu testi, *** p < 0,001, **** p < 0,0001'e karşı DSS ile tedavi edilen grup, SEM, n = 3.

                RCME ayrıca DDP4 kaçakçılığını BBM'ye geri yükledi (Şekil 4B,C), genel olarak SI'dan daha az ölçüde olsa da. Aslında RCME, DSS ile muamele edilmiş hücrelerde DPP4'ün zenginleştirme seviyesini RCME eklendiğinde 1 kattan neredeyse 5'e yükselterek DSS'nin etkilerinden ödün verdi. Hücrelerin tek başına RCME ile işlenmesi, SI için gösterildiği gibi, işlenmemiş hücrelere kıyasla zenginleştirme faktöründe daha fazla bir artışla ilişkili değildi. RCME'nin her iki protein üzerindeki olumlu etkisine rağmen, RCME tedavisinden sonra BBM'de tutulan protein seviyelerindeki varyasyon, SI ve DPP4'ün hedefleme yollarındaki farkı yansıtır. SI doğrudan trans tarafından hedeflenirken-Golgi ağı (TGN) apikal membrana yüksek doğrulukla, DPP4 transsitoz yoluyla bazolateral membran yoluyla apikal membrana taşınır. DSS'nin her iki yolu da etkilediği ve bunların restorasyonunu ve ardından aktarılan DPP4 kaçakçılığının doğrudan hedeflenen SI'dan daha az verimli olduğu ve BBM'de DPP4 seviyelerinin düşmesine yol açtığı varsayılabilir. 3.4. Flotillin 2'nin Lipid Raftlardaki Dağılımı RCME Tarafından Eski Haline Getirildi


                Apikal membrana sıralama olan SI ve DPP4'ün salgı yolları boyunca son adıma, kolesterol ve sfingolipidler açısından zengin mikro alanlar veya LR'ler aracılık eder [ 5 , 40 ]. LR'ler, Triton X-100 gibi iyonik olmayan deterjanlara dirençli ve düşük kaldırma yoğunlukları nedeniyle sükroz yoğunluk gradyanlarında yüzen fraksiyonda tutulabilen, deterjanda çözünmeyen zarlardır. Hücresel preparasyonlarda LR'leri belirlemeye yönelik yaklaşımlardan biri , bu preparasyonlarda sıklıkla kullanılan bir LR markörü [ 41 ] olan FLOT2'nin ekspresyon seviyelerini değerlendirmektir .Şekil 5normal kontrol koşulları altında, FLOT2'nin öncelikle 3 üst yüzen fraksiyonda bol olduğunu ve çok az bir ölçüde 4-7 fraksiyonlarında olduğunu gösterir. DSS ile muamele edilmiş hücrelerde, FLOT2'nin farklı bir dağılım modeli elde edildi. Yüzen fraksiyonlara (1-3) ek olarak, FLOT2 ayrıca Triton X-100 çözünür sal olmayan fraksiyonlarda (8-10) tanımlandı ve LR'lerin genel hücresel konsantrasyonunda bir azalma ile birlikte oldu. Ayrıca, fraksiyon 1'de FLOT2'nin yoğunluğunda belirgin bir azalma vardı, bu da LR'lerin bileşiminde bir değişiklik olduğunu düşündürür. DSS ile muamele edilmiş hücreler RCME'ye tabi tutulduğunda, FLOT2, Triton X-100 çözünebilir hücresel lizatları temsil eden alt kısımlardan kayboldu. Ancak ilginç bir şekilde, DSS ile muamele edilmiş hücrelerde olduğu gibi fraksiyon 1'deki düşük FLOT2 yoğunluğunun, LR'lerin normale tamamlanmamış bir restorasyonu ile uyumlu olarak devam etmesidir. Son olarak, tek başına RCME tedavisi, benzer FLOT2 dağılımına sahip tedavi edilmemiş kontrollerdekine benzer bir FLOT2 paterni ortaya çıkardı.
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-13-00441-g005.jpg'dir.
                Şekil 5
                Dekstran sülfat sodyum (DSS) ile indüklenen lipid rafts (LR'ler) değişikliği, Rosa canina metanol ekstraktı (RCME) üzerinde geri kazanılmıştır.şekil 2. hücreler DSS, DSS ve RCME veya RCME ile işlendi veya işlenmedi. İşlemden 24 saat sonra, hücreler Triton X-100 ile parçalandı ve LR'ler sakaroz yoğunluk gradyanı üzerinde izole edildi. Toplanan 10 fraksiyon, flotilin-2 (FLOT2) analizi için SDS-PAGE'ye tabi tutuldu. 3.5. Sükraz-İzomaltazın Enzimatik Aktiviteleri RCME ile Muamele Edilmiş Hücrelerde Önemli Ölçüde Artmıştır


                LR'ler, N- ve O-glikosilasyon, intestinal Caco-2 hücrelerinde SI fonksiyonunun düzenlenmesinde yer alır [ 42 ]. Bu nedenle, N- ve O-glikosilasyon paternleri sağlam olduğunda ve LR'lerin bozulması bu aktiviteleri önemli ölçüde azalttığında, sükraz ve izomaltaz aktiviteleri LR'lerde önemli ölçüde artar. DSS, SI'nın gecikmiş olgunlaşmasını tetikler, ancak olgunlaşma paterni, endo H-muameleleri tarafından değerlendirildiği üzere, esasen tedavi edilmemiş kontrol hücrelerininkine benzer. DSS ile tedavi edilen hücrelerdeki LR'lerin bozulduğu göz önüne alındığında, bu bozulmanın SI işleviyle ilişkisini ele aldık ve Caco-2 hücrelerinin DSS ve/veya RCME işlemlerinden sonra spesifik enzimatik aktivitesini ölçtük. Da gösterildiği gibiŞekil 6A, toplam hücresel homojenattaki SI'nın genel spesifik aktivitesi , DSS tedavisinden sonra önemli ölçüde azaldı (>%50, p < 0.05). Dikkate değer bir şekilde, DSS ile muamele edilmiş hücrelerin RCME ile veya kontrol hücrelerinin RCME ile inkübasyonu sadece sükraz aktivitesini eski haline getirmekle kalmadı, bunun yerine neredeyse 2 kat önemli ölçüde artırdı.
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-13-00441-g006.jpg
                Şekil 6
                Rosa canina metanol özü (RCME) tedavisi, sükraz-izomaltazın (SI) dekstran sülfat sodyum (DSS) kaynaklı azaltılmış spesifik aktivitesini eski haline getirir ve iyileştirir. Caco-2 hücreleri, DSS, DSS ve RCME veya RCME ile işlendi veya işlenmedi (kontrol). Tedaviden 24 saat sonra, SI'nın hücresel homojenat ( A ) veya lipid sallar (LR'ler)/lipid olmayan sallar (LR olmayanlar) fraksiyonlarında ( B ) göreli aktivitesi sükroza karşı bir substrat olarak ölçüldü. Spesifik aktivite, Western blot ile görselleştirilen bant yoğunluğu ile ölçülen aktiviteyi ilişkilendirerek değerlendirildi. Tukey çoklu testi, * p < 0,05, ** p < 0,01'e karşı DSS ile tedavi edilen grup, SEM, n = 3.

                Verilerimiz, FLOT2 dağılımı tarafından değerlendirildiği üzere toplam hücresel LR'lerdeki azalmanın, LR'lerde LR olmayanlara karşı azalan SI aktiviteleri tarafından yansıtılan, SI'nın LR'lerle azaltılmış bir ilişkisine yol açtığı fikrini desteklemektedir (Şekil 6B). RCME'nin DSS ile işlenmiş Caco-2 hücreleri ile inkübasyonu, LR'lere karşı LR olmayan oranları tersine çevirdi ve LR'lerde tutulan SI aktivitesinde bir artışla sonuçlandı.

                Git: 4. Tartışma


                Farklılaşmış Caco-2 hücreleri, bağırsak karbohidrazlarını ve peptidazlarını eksprese eden ve emici enterositler için tipik olan morfolojik ve fonksiyonel özellikleri sergileyen polarize epitel hücreleridir [ 35 ]. Caco-2 hücrelerinin farelerde IBD'yi indükleyen DSS ile tedavisi, azalmış transepitelyal direnç, sıkı bağlantıların bozulması ve epitelyal bariyerin bozulmuş geçirgenliğini içeren önemli morfolojik değişikliklere yol açar. Benzer hücresel fenomenler IBD'de de meydana gelir ve Caco-2 hücrelerini, DSS tedavisi üzerine zar ve protein taşınmasını ve bağırsak fonksiyonunu araştırmak için yararlı bir deneysel model haline getirir. Bu yazıda , Rosa canina L' nin bir metanol ekstraktının potansiyelini inceledik.. DSS tarafından indüklenen ER stresi, bozulmuş protein kaçakçılığı ve LR'ler ve enzim fonksiyonu yoluyla sıralama gibi etkileri tersine çevirerek hücresel hemostazın geri kazanılmasında. Verilerimiz, RCME'nin ilk etki bölgesinin erken salgı yolu olduğunu göstermektedir, çünkü bu ekstrakt, UPR ile ilişkili protein belirteçleri XBP1'ler, ATF4, CHOP, EDEM ve GRP78'in (BiP) transkripsiyonel seviyelerini normalleştirme yeteneğine sahiptir. DSS tarafından yükseltildi. ER-stresi belirteçlerinin ekspresyonunun azalması, RCME'nin ve özellikle kersetin'in polifenolik bileşimine bağlanabilir [ 16 ]. Aslında, önceki raporlarda, quercetin'in stres koşulları altında BiP, CHOP ve kaspaz-3 ekspresyonunu azaltarak endotel hücrelerinde ER homeostazını geri kazandırdığı gösterilmiştir [43] .]. Diğer birkaç doğal bileşiğin de ER-stresini modüle ettiği ve inhibe ettiği gösterilmiştir [ 44 , 45 ].

                Artan sayıda kanıt, değişen redoks durumunun, ER'den kalsiyum salınımındaki değişikliklerin ve nükleer faktör-κB (NF-κB) gibi enflamasyon belirteçlerinin aktivasyonunun hepsinin ER homeostazını bozabileceğini ve iltihaplanmaya yol açabileceğini göstermektedir [ 46 ]. Reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunun ER-stresini tetikleyebileceği göz önüne alındığında, oksidatif stresi inhibe etmek için antioksidan moleküllerin kullanılması umut verici bir terapötik yaklaşım sunar. RCME'nin antioksidan özellikleri yakın zamanda rapor edilmiştir, bu sayede farelerde oral RCME uygulaması, DSS'nin neden olduğu oksidatif strese ve ROS'un aşırı yüklenmesine karşı koruyucu etkiler ortaya koymuştur [ 16]. İlginç bir şekilde, BiP seviyeleri yalnızca normale dönmekle kalmadı, tek başına veya DSS tedavisi ile kombinasyon halinde RCME tedavisi üzerine önemli ölçüde azaldı. BiP, ATP tarafından aktive edilen ve ER stres aktivasyonunda birincil sensör olarak kabul edilen bir ısı şoku proteinidir (HSP) . Fenolik bileşikler, HSP70 [ 48 ] gibi şaperonların ekspresyonunu uyarabilme yeteneğine sahiptir ve ayrıca bu ekspresyonu doza bağlı bir şekilde [ 49 ] baskılayabilir. Tümörlerde, fenolik bileşikler tarafından HSP'lerin ekspresyonundaki azalma, bu hücreleri savunmasız hale getirdiği için bile faydalıdır [ 50 ]. Benzer hatlar boyunca, proinflamatuvar mediyatör düzeylerinin artışını önleyebilen HSP70'in inhibisyonu da vardır [ 51].

                ER, proteinlerin katlandığı organeldir [ 52], taşıma yeterliliğinin kazanılması ve veziküler tomurcuklanma meydana gelir ve bu nedenle zar, salgı veya lizozomal proteinlerin yaşam döngüsünü düzenler. Burada gösterildiği gibi ER stres faktörlerinin önemli ölçüde aşırı ifadesinin, bu ER tabanlı olayların çoğunu modüle etmesi beklenir. Aslında, birkaç stres proteininin aşırı ekspresyonu ile birlikte DSS, ER'den Golgi aparatına iki bağırsak fırça kenarlı hidrolaz olan SI ve DPP4'ün kaçakçılığında önemli bir gecikmeye neden oldu. İlginç bir şekilde, bu gecikme, bu iki glikoproteinin olgunlaşma paternlerinin restorasyonu ile gösterildiği gibi, RCME tarafından da riske atılmıştır.53 ] ve GRP94 (veriler gösterilmemiştir). Özellikle UPR'nin ana düzenleyicisi olan GRP78, ER'deki redoks durumunu düzenleyen ve glutatyon ve NAD(P)H:kinon oksidoredüktazın antioksidan aktivitelerini modüle eden bir stres sensörüdür [54 , 55 ] .

                Bağırsak epitel hücrelerinde SI ve DPP4, apikal olarak fırça kenar zarına yüksek doğrulukla sıralanır [ 5 , 56 ]. Bu proteinler, farklı diyet karbonhidratlarının ve peptitlerinin sindirilmesinden sorumlu başlıca enzimlerdir ve bunların hücre yüzeyindeki ifadelerinin azalması, örneğin bozulmuş trafik ve yanlış sıralama nedeniyle, bağırsak arızasına neden olur. IBD hastalarında, DSS ile indüklenen kolit hayvan modellerinin yanı sıra DSS ile tedavi edilen Caco-2 hücreleri, hücre yüzeyi ekspresyonu ve SI ve DPP4 gibi çeşitli bağırsak hidrolazlarının aktivitesi değiştirilir [ 9 , 57 , 58]. SI ve DPP4'ün BBM'ye kısmen ayrılması ve DSS ile işlenmiş Caco-2 hücrelerinde hücre içi zarlarda birikmesi RCME ile düzeltilebilir. Golgi ve hücre yüzeyi arasındaki geç salgı yolundaki bu düzeltici etki, SI ve DPP4'ün sınıflandırılmasında doğrudan yer alan LR'lerin normalleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. DSS tarafından indüklenen LR dağılımının bozulması, esas olarak LR'lerdeki kolesterol seviyesinin azalmasına bağlanır [ 9 ]. Bu sonuç aynı zamanda, fibroblastların sfingolipid sentezini inhibe eden N-bütil-deoksinojirimycin (miglustat olarak bilinir) ile işlenmesi üzerine LR'lerin üst fraksiyonundaki FLOT2 yoğunluğunda ince bir azalma gösterdiğimizi gösteren önceki gözlemlerle de uyumludur. bu hücrelerdeki LR'lerin bileşimini değiştirir [ 59]. RCME'nin etkisi muhtemelen fenolik bileşimine, özellikle de DSS'nin [ 16 ] neden olduğu deneysel kolitte ortaya çıkan lipid peroksidasyonunu önleme kapasitesine sahip olan luteolin [ 60 ] ile bağlantılıdır . Yakın zamanda yapılan bir çalışma, bir polifenol bileşiği olan resveratrolün, sükroz gradyanlarında artan FLOT2 ekspresyonu ve yağ asitleri seviyelerinin yükselmesi ile değerlendirildiğinde, pozitif LR'leri etkilediğini göstermiştir [61 ] . RCME'nin kolesterol seviyelerini doğrudan düzeltebilecek başka bir etki alanı ER'dir. Aslında ER, kolesterol ve lipidlerin biyosentezinin birincil bölgesidir ve DSS ve RCME'den etkilenen GRP78, ER'de lipid metabolizmasının ana modülatörüdür [62] .]. DSS ile muamele edilmiş hücrelerde FLOT2 dağılımı ile değerlendirilen bozulmuş LR'ler bu nedenle erken ER seviyesinde RCME tarafından geri yüklenebilir ve böylece LR'lerle ilişkili SI ve DPP4'ün [5 , 40 , 63 , 64 ] bozulmuş kaçakçılığı ve sınıflandırılması tehlikeye girer .

                Son olarak, RCME'nin ER seviyesinde hareket ederek LR'ler aracılığıyla zar ve protein kaçakçılığını nihai olarak düzeltme kapasiteleri de SI'nın (ve muhtemelen ayrıca DPP4'ün) sindirim işlevi için de faydalıdır. SI'nın LR'lerdeki genel enzimatik aktivitesi, LR olmayanlardaki muadilinden 3 kat daha yüksektir. LR birliği ile enzimatik aktiviteler arasındaki doğrudan bir ilişki daha önce Caco-2 hücrelerinde gösterilmiştir. Aslında, SI'nın aktivitesi, LR'ler ile ilişkilendirildiğinde önemli ölçüde yükselmiştir ve LR olmayanlarda SI'ya kıyasla neredeyse 3 kat daha aktif olmuştur [ 42 ]. LR'ler 37 °C'de tedavi ile bozulduğunda, SI aktivitesi önemli ölçüde azaldı. Bu nedenle, LR'lerin RCME tarafından restorasyonu, SI aktivitesinin normale dönmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

                Toplamda, DSS tedavisi ER stresini indüklemiş, zar glikoproteinlerinin ve LR'lerin kaçakçılığını ve işlevini etkilemiştir. Dikkate değer bir şekilde, doğrudan IBD'nin patogenezinde yer alan proinflamatuar sitokin TNF-α'yı [ 35 , 36 ] aktive eden GRP78 ve UPR üyelerinin artan ekspresyonu, bu karışımın IBD'de dikkate alınmasını öneren RCME tarafından tersine çevrilebilir. terapiler.

                Git: teşekkürler


                Açık Erişim Yayıncılığı finansman programı kapsamında Deutsche Forschungsgemeinschaft (DFG), Bonn, Almanya ve Veterinerlik Üniversitesi Hannover Vakfı tarafından sağlanan desteği kabul ediyoruz.

                Git: Yazar Katkıları


                Kavramsallaştırma, HYN ve MT; Metodoloji, DW, HS, SR ve HYN; Yazılım, DW; Veri Düzenleme, DW ve SR; Görselleştirme, DW, SR ve HYN; Biçimsel Analiz, DW, SR ve HYN; Denetim, HS ve HYN; Yazma—Orijinal Taslak Hazırlama, DW ve SR; Yazma—İnceleme ve Düzenleme, HYN, DW ve SR; Finansman Edinimi, HYN Tüm yazarlar makalenin yayınlanan versiyonunu okudu ve kabul etti.

                Git: Finansman


                Bu çalışma, Alman Araştırma Vakfı'ndan (DFG) HYN'ye (grant NA331/13-1) verilen hibelerle desteklenmiştir.

                Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı


                Uygulanamaz.

                Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı


                Uygulanamaz.

                Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi


                Herkese açık bir depoda bulunan veriler.

                Git: Çıkar çatışmaları


                Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                Git: Dipnotlar




                Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



                Git: Referanslar

                1. Kilby K., Mathias H., Boisvenue L., Heisler C., Jones JL İnflamatuvar Bağırsak Hastalığı Olan Kişilerde Mikro Besin Absorpsiyonu ve İlgili Sonuçlar: Bir Gözden Geçirme. Besinler. 2019; 11 :1388. doi: 10.3390/nu11061388. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                2. Seyedian SS, Nokhostin F., Malamir MD İnflamatuvar barsak hastalığının tanı, korunma ve tedavi yöntemlerinin gözden geçirilmesi. J.Med. Hayat. 2019; 12 :113. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                3. Crohn hastalığı ve ülseratif kolitte Cao SS Epitelyal ER stresi. İltihap Bağırsak Dis. 2016; 22 :984–993. doi: 10.1097/MIB.0000000000000660. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                4. Luo K., Bağırsak epitel hücre fonksiyonunda ve inflamatuar bağırsak hastalığında Cao SS Endoplazmik retikulum stresi. Gastroenterol. Res. Pratik 2015; 2015 : 1–6. doi: 10.1155/2015/328791. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                5. Alfalah M., Jacob R., Preuss U., Zimmer K.-P., Naim H., Naim HY O-bağlantılı glikanlar, insan bağırsak sukraz-izomaltazının lipid sallarıyla ilişki yoluyla apikal sıralamasına aracılık eder. Curr. Biol. 1999; 9 :593–596. doi: 10.1016/S0960-9822(99)80263-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                6. Kaser A., ​​Lee A.-H., Franke A., Glickman JN, Zeissig S., Tilg H., Nieuwenhuis EE, Higgins DE, Schreiber S., Glimcher LH XBP1, ER stresini bağırsak iltihabına bağlar ve genetik verir insan inflamatuar barsak hastalığı riski. Hücre. 2008; 134 :743–756. doi: 10.1016/j.cell.2008.07.021. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                7. Shkoda A., Ruiz PA, Daniel H., Kim SC, Rogler G., Sartor RB, Haller D. Interleukin-10, bağırsak epitel hücrelerinde endoplazmik retikulum stresini bloke etti: Kronik iltihaplanma üzerindeki etki. Gastroenteroloji. 2007; 132 :190–207. doi: 10.1053/j.gastro.2006.10.030. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                8. Eichele DD, Kharbanda KK Dekstran sodyum sülfat kolit murin modeli: Enflamatuvar barsak hastalıklarının patogenezi konusundaki anlayışımızı ilerletmek için vazgeçilmez bir araç. Dünya J. Gastroenterol. 2017; 23 :6016. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                9. Toutounji M., Wanes D., El-Harakeh M., El-Sabban M., Rizk S., Naim HY Dextran Sodium Sulfate-Induced Bozunma Protein Kaçakçılığı ve Bağırsak Caco-2 Hücre Hattında Membran Bileşimindeki Değişiklikler. Int. J. Mol. bilim 2020; 21 :2726. doi: 10.3390/ijms21082726. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                10. Rutgeerts P., Vermeire S., Van Assche G. Enflamatuvar bağırsak hastalıkları için biyolojik tedaviler. Gastroenteroloji. 2009; 136 :1182–1197. doi: 10.1053/j.gastro.2009.02.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                11. Jw M., Wang Y., Dj T., Jk M., Bg F. Dirençli Crohn hastalığında remisyon indüksiyonu için metotreksat. Cochrane Veritabanı Sist. Rev. 2014 doi: 10.1002/14651858.CD003459.pub4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                12. Sartor RB İltihaplı bağırsak hastalıklarında enterik mikrofloranın terapötik manipülasyonu: Antibiyotikler, probiyotikler ve prebiyotikler. Gastroenteroloji. 2004; 126 :1620–1633. doi: 10.1053/j.gastro.2004.03.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                13. Tremblay L., de Chambrun GP, ​​De Vroey B., Lavogiez C., Delaporte E., Colombel J.-F., Cortot A. Stevens–Johnson sendromu ile sülfasalazin tedavisi: İki vaka raporu. J. Crohn Koliti. 2011; 5 :457–460. doi: 10.1016/j.crohns.2011.03.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                14. Konstantinidou V., Covas M.-I., Muñοz-Aguayo D., Khymenets O., de la Torre R., Saez G., Tormos MdC, Toledo E., Marti A., Ruiz-Gutiérrez V. In Akdeniz diyeti çerçevesinde sızma zeytinyağı polifenollerinin vivo nutrigenomik etkileri: Randomize kontrollü bir çalışma. FASEB J.2010; 24 :2546–2557. doi: 10.1096/fj.09-148452. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                15. Sánchez-Fidalgo S., Cárdeno A., Sánchez-Hidalgo M., Aparicio-Soto M., de la Lastra CA Diyette sızma zeytinyağı polifenol takviyesi, farelerde DSS kaynaklı kronik koliti modüle eder. J. Nutr. biyokimya 2013; 24 :1401–1413. doi: 10.1016/j.jnutbio.2012.11.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                16. Wanes D., Jabri M.-A., Tounsi H., Rtibi K., Zouari N., Hajji N., Jridi M., Abdellaoui A., Sebai H. Rosa canina Ekstraktının Biyoaktif Bileşenlerinin Kimyasal Karakterizasyonu ve Fare Modelinde Dekstran Sülfat Sodyum Kaynaklı Bağırsak Bağırsak Hastalığına Koruyucu Etkisi. J.Med. Yiyecek. 2020; 23 :1109–1119. doi: 10.1089/jmf.2019.0191. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                17. Ercişli S. Bazı gül ( Rosa spp.) türlerinin meyvelerinin kimyasal bileşimleri . Gıda Kimyası 2007; 104 :1379–1384. doi: 10.1016/j.foodchem.2007.01.053. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                18. Wissemann V., Gallenmüller F., Ritz C., Steinbrecher T., Speck T. Rosa bölümü Caninae'nin karşılıklı poliploid hibritlerinde büyüme formunun ve mekanik karakterlerin kalıtımı - hibrit yavruların ekolojik niş farklılaşması ve radyasyon süreci için çıkarımlar. ağaçlar. 2006; 20 :340–347. doi: 10.1007/s00468-005-0046-y. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                19. Chrubasik C., Roufogalis BD, Müller-Ladner U., Chrubasik S. Rosa canina etkisi ve etkinlik profilleri üzerine sistematik bir inceleme. fitoter. Res. Int. J.2008 ; 22 :725–733. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                20. Orhan DD, Hartevioğlu A., Küpeli E., Yeşilada E. Rosa canina L. meyvelerinden elde edilen ham ekstrakt ve fraksiyonların in vivo antiinflamatuar ve antinosiseptif aktivitesi. J. Ethnopharmacol. 2007; 112 :394–400. doi: 10.1016/j.jep.2007.03.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                21. Gürbüz İ., Üstün O., Yeşilada E., Sezik E., Kutsal O. Türkiye'de halk ilacı olarak kullanılan bazı bitkilerin anti-ülserojenik aktivitesi. J. Ethnopharmacol. 2003; 88 :93–97. doi: 10.1016/S0378-8741(03)00174-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                22. Mandade RJ, Choudhury A., Harsulkar A., ​​Wakade R. Rosa canina L. yaprak ekstraktının kemirgenlerde ishali önleyici bir ilaç olarak rolü. Hintli J. Pharmacol. 2011; 43 :316–319. doi: 10.4103/0253-7613.81510. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                23. Javanmard M., Asadi-Gharneh HA, Nikneshan P. İran'ın orta kesimindeki köpek gülü ( Rosa canina L.) ekotiplerinin biyokimyasal özelliklerinin karakterizasyonu . Nat. Üretim Res. 2017; 32 :1738–1743. doi: 10.1080/14786419.2017.1396591. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                24. Marone M., Mozzetti S., De Ritis D., Pierelli L., Scambia G. Aynı numuneden çoklu transkriptlerin ekspresyon seviyelerini değerlendirmek için yarı kantitatif RT-PCR analizi. Biol. devam etti. Çevrimiçi. 2001; 3 :19–25. doi: 10.1251/bpo20. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                25. Hauri HP, Sterchi E., Bienz D., Fransen JA, Marxer A. İnsan Bağırsak Epitel Hücrelerinde Mikrovillus Hidrolazlarının İfadesi ve Hücre İçi Taşınması. J. Hücre Biol. 1985; 101 :838–851. doi: 10.1083/jcb.101.3.838. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                26. Naim HY, Sterchi E., Lentze M. İnsan sükraz-izomaltaz kompleksinin biyosentezi. Sükraz alt biriminin diferansiyel O-glikosilasyonu, enzim kompleksi içindeki konumu ile ilişkilidir. J. Biol. kimya 1988; 263 :7242–7253. doi: 10.1016/S0021-9258(18)68634-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                27. Naim H., Sterchi E., Lentze M. İnsan ince bağırsak epitel hücrelerinde laktaz-florizin hidrolazın biyosentezi ve olgunlaşması. biyokimya J.1987 ; 241 :427–434. doi: 10.1042/bj2410427. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                28. Schmitz J., Preiser H., Maestracci D., Ghosh B., Cerda J., Crane R. Purification of human intestinal brush border membran. Açta BBA Biyomembr. 1973; 323 :98–112. doi: 10.1016/0005-2736(73)90434-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                29. Sterchi EE, Woodley JF İnsan ince bağırsak mukozasının peptid hidrolazları: Fırça kenar zarında altı farklı enzimin tanımlanması. klinik Chim. Açta. 1980; 102 :57–65. doi: 10.1016/0009-8981(80)90433-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                30. Shimada Y., Inomata M., Suzuki H., Hayashi M., Abdul Waheed A., Ohno-Iwashita Y. T-hücresi sinyal iletiminde yer alan kolesterol açısından zenginleştirilmiş bir mikro alanın ayrılması. FEBS J.2005 ; 272 :5454–5463. doi: 10.1111/j.1742-4658.2005.04938.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                31. Alfalah M., Wetzel G., Fischer I., Busche R., Sterchi EE, Zimmer K.-P., Sallmann H.-P., Naim HY Deterjana dirençli membranların yeni bir türü, erken epitel hücrelerinde protein sıralama olayı. J. Biol. kimya 2005; 280 :42636–42643. doi: 10.1074/jbc.M505924200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                32. Laemmli UK Bakteriyofaj T4 başının montajı sırasında yapısal proteinlerin bölünmesi. Doğa. 1970; 227 :680–685. doi: 10.1038/227680a0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                33. Naim H., Roth J., Sterchi E., Lentze M., Milla P., Schmitz J., Hauri H. İnsanlarda sükraz-izomaltaz eksikliği. Farklı mutasyonlar, bir bağırsak fırçası sınır enziminin hücre içi taşınmasını, işlenmesini ve işlevini bozar. J. Clin. Araştırmak 1988; 82 :667–679. doi: 10.1172/JCI113646. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                34. Dahlqvist A. Bağırsak disakaridazlarının tahlili. Anal. biyokimya 1968; 22 :99–107. doi: 10.1016/0003-2697(68)90263-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                35. Sambuy Y., De Angelis I., Ranaldi G., Scarino M., Stammati A., Zucco F. Bağırsak bariyerinin bir modeli olarak Caco-2 hücre çizgisi: Caco üzerinde hücre ve kültürle ilgili faktörlerin etkisi -2 hücre fonksiyonel özellikleri. Hücre Biol. Toksikol. 2005; 21 :1–26. doi: 10.1007/s10565-005-0085-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                36. Coleman OI, Haller D. Bağırsak dokusu homeostazı ve bağışıklığının şekillendirilmesinde ER stresi ve UPR. Ön. immünol. 2019; 10 :2825. doi: 10.3389/fimmu.2019.02825. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                37. Ron D., Walter P. Endoplazmik retikulum katlanmamış protein yanıtında sinyal entegrasyonu. Nat. Rahip Mol. Hücre Biol. 2007; 8 :519–529. doi: 10.1038/nrm2199. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                38. Shen J., Chen X., Hendershot L., Prywes R. BiP/GRP78 bağlanmasının ayrışması ve Golgi lokalizasyon sinyallerinin maskesinin kaldırılması yoluyla ATF6 lokalizasyonunun ER stres regülasyonu. Dev. Hücre. 2002; 3 :99–111. doi: 10.1016/S1534-5807(02)00203-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                39. Yamamoto K., Yoshida H., Kokame K., Kaufman RJ, Mori K. ATF6 ve XBP1'in endoplazmik retikulum strese duyarlı cis-hareket eden elementler ERSE, UPRE ve ERSE-II'nin aktivasyonuna farklı katkıları. J. Biochem. 2004; 136 :343–350. doi: 10.1093/jb/mvh122. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                40. Alfalah M., Jacob R., Naim HY Bağırsak Dipeptidil Peptidaz IV, N-andO-Glikanların Uyumlu Eyleminin yanı sıra Lipid Mikro Alanlarıyla İlişkilendirme Yoluyla Apikal Membrana Verimli Bir Şekilde Ayrıştırılır. J. Biol. kimya 2002; 277 :10683–10690. doi: 10.1074/jbc.M109357200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                41. Langhorst MF, Reuter A., ​​Stuermer C. İskele mikro alanları ve ötesi: Reggie/flotilin proteinlerinin işlevi. Hücre. Mol. Hayat Bilimi 2005; 62 :2228–2240. doi: 10.1007/s00018-005-5166-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                42. Wetzel G., Heine M., Rohwedder A., ​​Naim HY Glikosilasyon ve deterjana dirençli zarların bağırsak sükraz-izomaltazının işlevi üzerindeki etkisi. Biol. kimya 2009; 390 :545–549. doi: 10.1515/bc.2009.077. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                43. Suganya N., Bhakkiyalakshmi E., Suriyanarayanan S., Paulmurugan R., Ramkumar K. Quercetin, endotel hücrelerinde tunikamisin kaynaklı endoplazmik retikulum stresini iyileştirir. Hücre Çoğaltma 2014; 47 :231–240. doi: 10.1111/cpr.12102. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                44. Chen Z., Wen D., Wang F., Wang C., Yang L. Zerdeçal, testiküler Leydig hücrelerinde endoplazmik retikulum stresinin inhibisyonu yoluyla palmitik asit kaynaklı apoptoza karşı koruma sağlar. Üreme Biol. endokrinol. 2019; 17 :1–10. doi: 10.1186/s12958-019-0517-4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                45. Wang M., Meng X.-B., Yu Y.-L., Sun G.-B., Xu X.-D., Zhang X.-P., Dong X., Ye J.-X ., Xu H.-B., Sun Y.-F. Elatoside C, kısmen STAT3 aktivasyonuna bağlı olarak endoplazmik retikulum stresinin azaltılması yoluyla H9c2 kardiyomiyositlerde hipoksi/reoksijenasyonun neden olduğu apoptoza karşı koruma sağlar. apoptoz. 2014; 19 :1727–1735. doi: 10.1007/s10495-014-1039-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                46. ​​Malhotra JD, Kaufman RJ Endoplazmik retikulum stresi ve oksidatif stres: Bir kısır döngü mü yoksa iki ucu keskin kılıç mı? antioksidan. Redoks Sinyali. 2007; 9 :2277–2294. doi: 10.1089/ars.2007.1782. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                47. Carrara M., Prischi F., Nowak PR, Kopp MC, Ali MM BiP ATPase alanının Ire1 ve Perk'e kanonik olmayan bağlanması, ER stres sinyalini başlatmak için katlanmamış protein CH1 tarafından ayrıştırılır. eYaşam. 2015; 4 :e03522. doi: 10.7554/elife.03522. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                48. Liu L., He J., Xie H., Yang Y., Li J., Zou Y. Resveratrol, kara kemikli tavuklarda ısı stresine yanıt olarak antioksidan ve ısı şoku proteini mRNA ifadesini indükler. Palaz. bilim 2014; 93 :54–62. doi: 10.3382/ps.2013-03423. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                49. Roussou I., Lambropoulos I., Pagoulatos GN, Fotsis T., Roussis IG Şarap fenolik özleri ile ısı şoku protein seviyelerinin ve hücre popülasyonlarının azalması. J. Agric. Gıda Kimyası 2004; 52 :1017–1024. doi: 10.1021/jf034498a. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                50. Yoon T., Kang G.-Y., Han A.-R., Seo E.-K., Lee Y.-S. 2, 4-Bis (4-hidroksibenzil) fenol, ısı şoku transkripsiyon faktörü 1'i inhibe eder ve akciğer kanseri hücrelerini geleneksel antikanser modalitelerine duyarlı hale getirir. J. Nat. Üretim 2014; 77 :1123–1129. doi: 10.1021/np4009333. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                51. Leonard A., Grose V., Paton AW, Paton JC, Yule DI, Rahman A., Fazal F. Hücre içi BiP/GRP78'in seçici inaktivasyonu, akut akciğer hasarında endotelyal enflamasyonu ve geçirgenliği azaltır. bilim 2019 ; 9 :1–13. doi: 10.1038/s41598-018-38312-w. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                52. Braakman I., Bulleid NJ Memeli endoplazmik retikulumunda protein katlanması ve modifikasyonu. Annu. Rev. Biochem. 2011; 80 :71–99. doi: 10.1146/annurev-biochem-062209-093836. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                53. Pröpsting MJ, Jacob R., Naim HY Sükrazda amino asit kalıntısı 1098'de bir glutaminin proline değişimi, endoplazmik retikulum ve cis-Golgi'de sükraz-izomaltazın sıcaklığa duyarlı bir şekilde tutuklanmasına neden olur. J. Biol. kimya 2003; 278 :16310–16314. doi: 10.1074/jbc.C300093200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                54. Choy KW, Murugan D., Mustafa MR Kardiyovasküler hastalıkların tedavisi için ER stres yolunu hedefleyen doğal ürünler. Eczane. Res. 2018; 132 :119–129. doi: 10.1016/j.phrs.2018.04.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                55. Dauer P., Sharma NS, Gupta VK, Durden B., Hadad R., Banerjee S., Dudeja V., Saluja A., Banerjee S. ER stress sensor, glukoz düzenleyici protein 78 (GRP78) redoks durumunu düzenler. pankreas kanseri böylece “kök” Hücre Ölümü Dis. 2019; 10 :1–13. doi: 10.1038/s41419-019-1408-5. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                56. Naim HY, Joberty G., Alfalah M., Jacob R. N-andO-Bağlantılı Glikosilasyon Olaylarının Geçici Derneği ve Bağırsak Fırça Sınırı Sükraz-İsomaltaz, Aminopeptidaz N ve Dipeptidil Peptidaz IV'ün Polarize Sıralamasındaki Etkileri. J. Biol. kimya 1999; 274 :17961–17967. doi: 10.1074/jbc.274.25.17961. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                57. Bilski J., Mazur-Bialy A., Wojcik D., Zahradnik-Bilska J., Brzozowski B., Magierowski M., Mach T., Magierowska K., Brzozowski T. İnflamatuvar bozukluklarda intestinal alkalin fosfatazın rolü gastrointestinal sistemin. medyat. İltihap 2017; 2017 :9074601. doi: 10.1155/2017/9074601. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                58. Lackeyram D., Mine Y., Archbold T., Fan M. Dekstran sodyum sülfatın neden olduğu bağırsak iltihabı olan domuz yavrusunda ince bağırsak apikal hidrolaz aktiviteleri azalır. J. Animasyon bilim 2012; 90 :287–289. doi: 10.2527/jas.54010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                59. Brogden G., Shammas H., Walters F., Maalouf K., Das AM, Naim HY, Rizk S. Niemann-Pick C1 Gen Mutasyonlarının Lipid Depolama, Membran Kompozisyonu ve Miglustat Uyumluluğundaki Çeşitli Değişikliklerle İlişkili Farklı Trafik Fenotipleri . Int. J. Mol. bilim 2020; 21 :2101. doi: 10.3390/ijms21062101. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                60. Ashokkumar P., Sudhandiran G. Azoksimetanın neden olduğu deneysel kolon karsinojenezine karşı lipid peroksidasyonu ve antioksidan savunma durumu üzerinde luteolin'in koruyucu rolü. Biyomed. Eczacı. 2008; 62 :590–597. doi: 10.1016/j.biopha.2008.06.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                61. Gomes L., Sorgine M., Passos CLA, Ferreira C., de Andrade IR, Silva JL, Atella GC, Mermelstein CS, Fialho E. İnsan meme kanseri hücrelerinin resveratrol tedavisi üzerine yağ asitlerinde ve flotilinlerde artış. bilim 2019 ; 9 :13960. doi: 10.1038/s41598-019-50416-5. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                62. Cook KL, Soto-Pantoja DR, Clarke PA, Cruz MI, Zwart A., Wärri A., Hilakivi-Clarke L., Roberts DD, Clarke R. Endoplazmik retikulum stres proteini GRP78, ilaç duyarlılığını ve antitümörü kontrol etmek için lipid metabolizmasını modüle eder meme kanserinde bağışıklık. Kanser Arş. 2016; 76 :5657–5670. doi: 10.1158/0008-5472.CAN-15-2616. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                63. Jacob R., Naim HY Apikal membran proteinleri farklı veziküler taşıyıcılarda taşınır. Curr. Biol. 2001; 11 :1444–1450. doi: 10.1016/S0960-9822(01)00446-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                64. Lee T.-L., Wang S.-G., Chan W.-L., Lee C.-H., Wu T.-S., Lin M.-L., Chen S.-S. Bichalcone Analog TSWU-BR4 Tarafından Membran Lipid Homeostazının Bozulması, Oksidatif Dengenin Düzenlenmesinde ve Kanser Hücrelerinin İstilasında GRP78'in İşlevini Azaltır. hücreler. 2020; 9 :371. doi: 10.3390/cells9020371. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                Yorum yap


                • #9
                  Rosa canina L. metanolik özü, sıçanlarda ısı stresinin neden olduğu hafıza bozukluğunu önler

                  marjan erfani 1 2, Zohreh Ghazi Tabatabaei 3, Saeed Sadigh-Eteghad 1, Fatemeh Farokhi-Sisakht 1, Fereshteh Farajdokht 1, Cevad Mahmudi 1, Puran Karimi 1, Ava Nasrolahi 1 4
                  üyelikler genişletmekÜcretsiz makale Soyut


                  Yeni bulgular: Bu çalışmanın temel sorusu nedir? Isı stresi, hipokampusta nöronal hasara ve dolayısıyla bilişsel bozukluklara neden olan oksidatif stres ve nöroinflamasyonun indüklenmesi yoluyla beyin yapısı ve sinaptik yoğunluk üzerinde zararlı etkilere sahiptir. Bu çalışmada, Rosa canina tedavisinin ısı stresine maruz kalan sıçanlarda bilişsel işlev üzerindeki etkisini ve bunun altında yatan mekanizmaları araştırıyoruz. Ana bulgu ve önemi nedir? R. canina'nın, oksidatif stres ve nöroinflamasyonun zayıflaması ve hipokampusta sinaptik proteinlerin yukarı regülasyonu yoluyla ısı stresinin neden olduğu bilişsel eksiklikleri iyileştirdiğini gösteriyoruz.

                  Özet: Bu çalışmanın amacı, sıçanlarda ısı stresinin (HS) neden olduğu oksidatif stres, inflamasyon, sinaptik dejenerasyon ve hafıza disfonksiyonu üzerine Rosa canina (RC) kurutulmuş meyvelerinin sulu metanolik ekstraktının etkilerini değerlendirmektir. Altmış yetişkin erkek Wistar sıçanı rastgele beş gruba ayrıldı: kontrol grubu normal salin (NS) aldı; HS grubu 2 hafta boyunca günde bir kez 15 dakika süreyle ısı stresine (43°C) maruz bırakıldı; ve HS+R grupları ısı stresine maruz bırakıldı ve üç dozdan birini (250, 500 veya 1000 mg kg -1) aldı.) 2 hafta boyunca RC metanolik ekstrakt. Öğrenme ve hafızayı değerlendirmek için pasif kaçınma testi ve Y-labirent testi uygulandı. Reaktif oksijen türlerinin seviyeleri değerlendirildi. Serum kortizol konsantrasyonu ve hipokampal toplam antioksidan kapasitesi, süperoksit dismutaz ve glutatyon peroksidaz da spektrofotometri kullanılarak tespit edildi. Hipokampal dokuda c-Fos, ısı şoku proteini-70, tümör nekroz faktörü-α, büyüme ile ilişkili protein 43, sinaptik sonrası yoğunluk-95 ve sinaptofizinin protein ifadeleri değerlendirildi. Sonuçlar, RC'nin, HS'ye maruz kalan sıçanların hipokampüsünde tümör nekroz faktörü-a'nın aşağı regülasyonu ve büyüme ile ilişkili protein 43 ve sinaptofizin proteinlerinin yukarı regülasyonu ile birlikte HS tarafından indüklenen bilişsel işlev bozukluğunu önemli ölçüde iyileştirdiğini gösterdi. Üstelik, RC, hipokampusta serum kortizol konsantrasyonlarını önemli ölçüde azalttı ve ısı şok proteini-70 ve c-Fos'u yukarı doğru düzenledi. Ek olarak, RC uygulaması, hipokampusta reaktif oksijen türleri seviyelerini zayıflattı ve antioksidan savunmayı arttırdı. Bu bulgular, RC'nin, hümik maddelerin biliş üzerindeki zararlı etkisini antioksidan özellikleri aracılığıyla ve sinaptik işlevi ve plastisiteyi artırarak azalttığını göstermektedir.

                  Anahtar Kelimeler: Rosa canina; Isı stresi; yüksek ateş; hafıza bozukluğu; oksidatif stres.

                  © 2019 Yazarlar. Deneysel Fizyoloji © 2019 The Physiological Society. benzer makaleler

                  Yorum yap


                  • #10
                    Rosa canina , Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea Ekstraktlarının Polifenolik Bileşimi ve İnsan Endotel Hücrelerinde Antioksidan Aktivitelerinin Değerlendirilmesi

                    Efthalia Kerasioti , 1 Anna Apostolou , 2 Ioannis Kafantaris , 1 Konstantinos Chronis , 1 Eleana Kokka , 1 Christina Dimitriadou , 1 Evangelia N. Tzanetou , 2, 3 Alexandros Priftis , 1 Sofia D. Koulocheri , 2 Serkos A. Haroutounian , 2 Demetrios Kouretas , 1 ve Dimitrios Stagos 1, *
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                    1 Biyokimya ve Biyoteknoloji Bölümü, Thessaly Üniversitesi, Viopolis, 41500 Larissa, Yunanistan; moc.liamtoh@ailaht-fe (EK); moc.liamg@sinnaoisiratnafak (IK); rg.htu@sinorhcok (KC); rg.htu@akkokle (EK); moc.liamtoh@112_anitsirx (CD); rg.htu@sitfirp (AP); rg.htu@teruokd (DK)
                    2 Beslenme Fizyolojisi ve Beslenme Laboratuvarı, Atina Ziraat Üniversitesi, Iera Odos 75, 11855 Atina, Yunanistan; moc.nsm@12tsopanna (AA); moc.liamg@aztaye (KBB); rg.aua@luoks (SDK); rg.aua@rahes (SAH)
                    3 Pestisit Kontrol ve Fitofarmasi Departmanı, Benaki Phytopatological Institute, 8 St. Delta Street, Kifissia, 14561 Atina, Yunanistan
                    * Yazışma: rg.htu.dem@sokgats ; Tel.: +30-241-056-5229
                    Git: Soyut


                    Bu çalışmanın amacı , Rosa canina, Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea bitki özlerinin antioksidan aktivitesinin araştırılmasıydı . Sonuçlar, daha yüksek konsantrasyonlarda bulunan biyoaktif bileşiklerin R. canina ekstraktında olduğunu gösterdi: hyperoside, astragalin, rutin, (+)-catechin ve (-)-epicatechin; R. sempervirens ekstraktında : kinik asit, (+)-kateşin, (-)-epikateşin, astragalin ve hiperosid; ve P. coccinea'daekstrakt: hyperoside, rutin, (-)-epicatechin, (+)-catechin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit. R. caninna, R. sempervirens ve P için toplam polifenolik içerik 290.00, 267.67 ve 226.93 mg Gallik Asit Eşdeğeri (GAE)/g dw ve toplam flavonoid içeriği 118.56, 65.78 ve 99.16 mg Kateşin Eşdeğeri (CE)/g dw idi. sırasıyla coccinea özleri. Ekstraktlar, DPPH ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS)• + tahlillerinde radikal süpürme aktivitesi ve aşağıdaki etki sırasına göre ROO• kaynaklı DNA hasarından koruma sergiledi: R. canina > R. sempervirens > P. coccinea . Son olarak, R. canina ile tedavive P. coccinea ekstresi antioksidan molekül glutatyon seviyelerini önemli ölçüde artırırken, R. canina ekstresi endotel hücrelerinde Reaktif Oksijen Türlerini (ROS) önemli ölçüde azaltmıştır. Buradaki sonuçlar, özellikle R. canina ekstraktının, endotelyumun oksidatif stres kaynaklı patolojik durumlarının önlenmesi için gıda takviyeleri veya biyofonksiyonel gıdaların geliştirilmesi için kullanılabileceğini göstermiştir.

                    Anahtar Kelimeler: Rosa canina, Rosa sempervivens, Pyrocantha coccinea, polifenoller, antioksidanlar, endotel hücreleri, glutatyon
                    Git: 1. Giriş


                    Canlı organizmalarda, reaktif oksijen türlerinin (ROS) metabolizma ve inflamasyon gibi fizyolojik süreçler altında endojen olarak üretildiği iyi bilinmektedir [ 1 , 2 ]. Düşük ROS seviyeleri, hücresel proliferasyon ve farklılaşma dahil olmak üzere birçok temel biyolojik sürecin ilerlemesi için gereklidir [ 2 , 3 ]. Bununla birlikte, aşırı hücre içi ROS konsantrasyonu, insanlarda kanser, diyabet, romatoid artrit ve diğer dejeneratif hastalıklar dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların gelişimi ile ilişkili patolojik bir durum olan oksidatif strese yol açabilir [4, 5 ] .]. Oksidatif stres, ROS'un proteinler, lipidler ve DNA ile etkileşiminin bir sonucu olarak vücudun sağlıklı hücrelerinin fonksiyonlarını ve yapılarını kaybetmelerine neden olur [ 6 ].

                    Oksidatif strese özellikle duyarlı olan dokulardan biri, vasküler homeostazın kritik bir düzenleyicisi olan vasküler endotelidir. ROS'un neden olduğu endotel hücre hasarı veya işlev bozukluğu, ateroskleroz, tromboz ve kardiyovasküler hastalıklar dahil birçok vasküler komplikasyonun hem nedeni hem de sonucu olabilir [ 7 , 8 ]. Farklı dokulardan türetilen ROS kan dolaşımında dolaştığından ve kan damarlarının iç duvarındaki endotelyal hücrelerle doğrudan etkileşime girebildiğinden, özellikle vasküler endotel hücreleri, ROS hasarına karşı hassastır [ 9 , 10 ]. Ek olarak, oksidatif stres lökosit adezyonu yoluyla endotele zarar verebilir [ 11 ].

                    Bununla birlikte, insan organizması, ROS'un aşırı üretimine ve zararlı etkilerine karşı koymak için çeşitli antioksidan mekanizmalara sahiptir [ 12 ]. Antioksidan koruyucu mekanizmalar, serbest radikal üretimi ile süpürme arasında bir denge sağlamak için hareket eder. Bu antioksidanlar ya endojen olarak üretilir ya da diyet yoluyla, özellikle bitkisel gıdalardan elde edilir [ 13 ]. Bitkisel gıdaların antioksidan özellikleri esas olarak, indirgeyici maddeler, metal iyon şelatörleri, antioksidan enzim aktivatörleri ve oksidaz inhibitörleri olarak hareket eden fenolik hidroksilleri nedeniyle antiradikal aktivitelere sahip olan büyük bir ikincil metabolit grubu olan polifenollere atfedilir [14, 15 ] .]. Bu nedenle, redoks durumunu iyileştirmek ve organizmayı oksidatif stresin zararlı etkilerinden korumak için şu anda doğal antioksidan kaynaklarına büyük bir ilgi vardır.

                    Rosaceae familyasına ait birçok bitki türü, reçel, çay ve içecek gibi çeşitli gıda müstahzarlarında kullanılmaları nedeniyle yüksek önem arz etmektedir. Rosaceae familyasının Rosa cinsi , çoğunlukla kuzey yarımkürede yağışlı bölgelerde ve çöllerde bulunan yaklaşık 200 türden oluşur [ 16 ] . Rosa türleri kuşburnu, psödokarp veya meyve üretir. Bir dizi çalışma, kuşburnunun antioksidan, antikanser, antienflamatuar ve anti-obezite aktiviteleri gibi çok çeşitli biyoaktiviteler gösterdiğini göstermiştir [ 17 , 18 , 19 , 20 ]. Rosa canina'nın yabani meyveleriC vitamini açısından zengindir ve diyabet, grip, artrit, iltihaplanma, ağrı ve ishal gibi birçok hastalığın önlenmesi ve/veya tedavisi için kullanılır [ 17 , 18 , 21 ]. Yaprak dökmeyen gül Rosa sempervirens, Rosa türünün temsili bir üyesidir . Çok az karıncalanma olan veya hiç olmayan uzun dallarla karakterize dikenli, tırmanan bir gül. Ayrıca, önemli bir C vitamini, karotenoidler, polifenoller, organik asitler ve tokoferoller kaynağıdır [ 22 ]. Rosaceae'nin Pyracantha cinsinin Pyracantha coccinea'sıfamilyası Güney Avrupa'dan Güneydoğu Asya'ya kadar büyüyen bir bitkidir. Meyveleri, yağ asitleri, polifenolik bileşikler, fitosteroller ve vitaminler açısından zengin içerikleriyle bilinir. Bu nedenle, geleneksel ilaçlarda kardiyak ve diüretik özellikleri için kullanılmıştır [ 23 ].

                    Bu çalışmanın amacı , Yunanistan'ın aşağıdaki üç yabani Rosaceae türünden elde edilen polifenolik ekstraktların antioksidan özelliklerini araştırmaktı ; Pyracantha coccinea (meyve özü), Rosa sempervirens (meyve özü) ve Rosa canina (meyve özü). Ekstreler başlangıçta DPPH• ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS)• +'ye karşı serbest radikal yakalama aktiviteleri açısından incelendi .radikaller ve bunların peroksil (ROO•) radikalinin neden olduğu DNA hasarına karşı koruyucu etkileri için. Ayrıca, ilk kez, bu ekstraktların insan endotel hücrelerinde antioksidan savunmayı artırma yeteneği değerlendirildi. Yukarıda belirtildiği gibi, oksidatif stres kaynaklı endotel hasarı, kardiyovasküler hastalıklar için çok önemli bir etiyolojik faktördür ve bu nedenle, bu tür hasarlardan koruyabilecek bileşiklerin tanımlanması önemlidir.

                    Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                    2.1. Bitki Materyali ve Ekstraktların Hazırlanması


                    Araştırılan Rosaceae familyası bitkilerinin taze bitki materyali Rosa sempervirens (meyve), Rosa canina (meyve) ve Pyracantha coccinea (meyve), Parnitha dağında (Attica Bölgesi, Yunanistan) yetişen ilgili yabani bitki kolonilerinden 2014 yazının başlarında toplanmıştır. . Her örnekleme materyali için bir belge örneği, Atina Ziraat Üniversitesi'nin (Atina, Yunanistan) herbaryumuna bırakılmıştır.

                    Havayla kurutmadan sonra, her bir bitki materyalinden 500 g ezildi, bir blender ile homojenleştirildi ve liyofilize edilerek bir toz elde edildi; bu toz, karanlıkta 1 L metanol (HPLC-analitik dereceli) ile 48 saat karıştırıldı. Daha sonra çözelti süzüldü ve katı, aynı prosedür izlenerek iki kez yeniden özümlendi. Birleştirilen metanolik ekstraktlar (toplamda 3 L), kimyasal içeriklerinin ve biyoaktivitelerinin değerlendirilmesi için daha fazla detaylandırılan ham ekstraktlar elde etmek için indirgenmiş basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı.

                    2.2. Ekstraktların Polifenolik İçeriğinin HPLC ve Ultra Performanslı Sıvı Kromatografi–Tandem Kütle Spektrometresi (UPLC-MS-MS) Analizi Kullanılarak Belirlenmesi
                    Ekstrelerin kimyasal bileşimi, bir Agilent 1100 diyot dizisi dedektörü (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD) ile donatılmış bir Hewlett Packard HP1100 (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD) üzerinde gerçekleştirilen HPLC analizi kullanılarak belirlendi (ölçme tüm çalışma boyunca tüm dalga boyu aralığında absorbans), bir dörtlü pompa, gaz giderici ve üreticinin 5.01 yazılım paketi sistemini (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD) kullanan HP ChemStation'a bağlanmıştır.

                    Kullanılan kolon, aynı malzemeden (8x4 mm) bir koruma kolonu ile bağlanmış bir Zorbax Eclipse Plus C18, 5 um, 150 x 4.6 mm id kromatografik kolondu (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD). Enjeksiyon, 20 uL sabit döngülü bir Rheodyne enjeksiyon valfi (model 7725I) aracılığıyla yapıldı. Kromatografik analizler için HPLC dereceli su, bir Milli-Q sistemi (Merck Millipore, Burlington, MA, ABD) kullanılarak hazırlanırken, tüm HPLC solventleri (asetonitril hariç), kullanımdan önce 0.45 um gözenek boyutuna sahip selüloz asetat membranlardan filtre edildi.

                    Mobil faz, su (A) ve asetonitril (B) içinde %0.3 asetik asit gradyan sisteminden oluşuyordu. Akış hızı 1 mL/dk'da tutuldu ve kolon gradyan elüsyon programı şunlardan oluştu: %25 B (0 dk), %25 B (5 dk), %30 B (10 dk), %40 B (15 dk) , %50 B (20 dakika) ve %70 B (30 dakika) burada 5 dakika daha kaldı ve 2 dakika boyunca başlangıç ​​koşullarına geri döndü ve burada 2 dakika daha kaldı. Bu rutini, bir sonraki numunenin enjeksiyonundan önce sıfır zamanlı karışımla 15 dakikalık bir dengeleme süresi izledi. 35 dakikadan sonra ayrışan bileşenleri (betulinik ve ursolik asitler) belirlemek için uzun süreli çalışma süreleri (100 dakikaya kadar uzatılmış) da uygulandı. Pikler, tutulma süreleri ve UV-vis spektrumları referans bileşiklerle karşılaştırılarak tanımlandı, ve veriler, standart olarak referans bileşiklerin karşılık gelen eğrileri kullanılarak nicelendirildi (Extrasynthese, Genay Cedec, Fransa; Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD; Alfa Aesar, Haverhill, MA, ABD; Fluka, Buchs, İsviçre). Doğrulayıcı UPLC-MS-MS analizi, bir TSQ Quantum Vantage (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD) üçlü dört kutuplu kütle spektrometresine bağlı bir Thermo Scientific Ultra Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi sistemi (Waltham, MA, ABD) üzerinde gerçekleştirildi. Kütle spektrometrik analizi, iki tamamlayıcı modda (pozitif ve negatif mod) çalışan bir ısıtmalı elektrosprey iyonizasyon (HESI) kullanılarak gerçekleştirildi. Seçilen iyon izleme (SIM) modu öncelikle analitlerin varlığını doğrulamak için kullanıldı. Seçilmiş bileşik durumlarında,m/z 191 ( m/z 85, 93 ürün iyonları), rutin: ana iyon, m/z 609 ( m/z 300, 271 ürün iyonları), kuersetin: ana iyon, m/z 300.9 ( m/z 179, 151 ürün iyonları), quercitrin: ana iyon, m/z 447.1 ( m/z301, 300, 271 ürün iyonları)]. Çalışma koşulları şuydu: püskürtme voltajı 4.2 kV; buharlaştırıcı ve kapiler sıcaklıkları sırasıyla 280 ve 260 °C, kılıf ve yardımcı gaz ise sırasıyla 60 ve 40 rasgele birimde. LC ayrımı bir Hypersil Gold üzerinde sağlandı. 3 mikron 150 × 3 mm iç çapta kromatografik kolon (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD). Mobil faz ve gradyan sistemi, 0.3 mL/dk'lık bir akış hızı kullanılarak HPLC-UV analizi için yukarıda belirtilenle aynıydı. Su, asetonitril ve asetik asit Merck'ten (Darmstadt, Almanya) satın alınmıştır ve tümü LC-MS sınıfındadır. PTFE filtreleri (0.45 um) Macherey-Nagel, Duren, Almanya'dan temin edildi. Tüm ölçümler üç kez tekrarlandı. 2.3. Analitik Yöntem Validasyonu


                    Analitik yöntem doğrulama kısmı ile ilgili olarak, tüm analitler için doğrusallık 10–1000 ng/mL aralığında belirlendi (matriks uyumlu kalibrasyon standartları kullanılarak), kabul edilebilir korelasyon katsayısı değerleri ( r 2 ≥ 0,99 ) gösterdi . Araştırılan bileşiklerin geri kazanımı (yöntemin doğruluğunun bir kriteri olarak), standartların karışık çözeltilerinin ilgili özüt içine eklenmesiyle iki konsantrasyon seviyesinde (40 ve 200 ng/mL) değerlendirildi ve kabul edilebilir aralık içinde kaldı. %70−%120. Kesinlik değerleri, Bağıl Standart Sapma (RSD) yüzdesi < %15 ile her zaman kabul edilebilirdi.

                    2.4. Ekstraktların Toplam Polifenolik İçeriğinin Değerlendirilmesi
                    Ekstrelerin toplam polifenolik içeriği (TPC), daha önce tarif edildiği gibi Folin-Ciocalteu yöntemiyle değerlendirildi [ 24 ]. Kısaca, 1 mL deiyonize su içeren bir tüpe 20 μL ekstrakt ilave edildi. Reaksiyon karışımına 100 μL Folin-Ciocalteu reaktifi eklendi ve ardından oda sıcaklığında 3 dakika inkübasyona bırakıldı. Daha sonra karışıma 280 µL %25 w/v sodyum karbonat solüsyonu ve 600 µL deiyonize su eklendi. Karanlıkta oda sıcaklığında 1 saatlik inkübasyonun ardından, absorbans, Folin-Ciocalteu reaktifi ve ekstraktsız damıtılmış su içeren bir köre karşı 765 nm'de ölçüldü. Absorbans ölçümü, bir Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresi (Tokyo, Japonya) üzerinde gerçekleştirildi. Numunenin optik yoğunluğu (20 μL) %25765 nm'de ağırlık/hacim sodyum karbonat (280 uL) ve damıtılmış su (1,7 mL) çözeltisi de ölçüldü. TPC, standart gallik asit konsantrasyonları (50–1500 μg/mL) ile korelasyon halinde standart bir absorbans değerleri eğrisi ile belirlendi. Toplam polifenolik içerik, ekstraktın kuru ağırlığının (dw) gramı başına mg gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak ifade edildi.

                    2.5. Ekstraktların Toplam Flavonoid İçeriği
                    Ekstraktların toplam flavonoid içeriği (TFC), daha önce tarif edildiği gibi küçük değişikliklerle [ 25 ] değerlendirildi. Özellikle 1 mL metanolik ekstrakt, 4 mL deiyonize su içeren 10 mL'lik bir şişeye ilave edildi. Daha sonra bu karışıma 0,3 mL sodyum nitrit (%5) ilave edilerek 5 dakika oda sıcaklığında bekletildi. Ardından, 0,3 mL AlCl3 · 6H 2O (%10 etanolik) eklendi, karışım 1 dakika oda sıcaklığında bekletildi ve 2 mL potasyum hidroksit (1 M) eklendi. Çözelti, deiyonize su ilave edilerek 10 mL'ye seyreltildi ve çözeltinin 510 nm'de köre karşı absorbansı hemen ölçüldü. Flavonoid içeriği, otantik kateşin numunesinden hazırlanan standart bir eğri (absorbans-konsantrasyon) kullanılarak ekstraktın kuru ağırlığının gramı başına mg kateşin eşdeğerleri (CE) olarak ifade edildi. 2.6. Serbest Radikal Temizleme Etkinliği


                    Ekstrelerin serbest radikal süpürme aktivitesi, 2,2-difenil-pikrilhidrazil (DPPH•) ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenztiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS•+) radikal süpürme deneyleri [ 26 , 27 ]. DPPH• testiyle ilgili olarak, 1,0 mL taze yapılmış DPPH• radikalinin (100 uM) metanolik solüsyonu, farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstrakt solüsyonuyla karıştırıldı. İçerikler kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta 20 dakika inkübe edildi ve absorbans 517 nm'de ölçüldü. Ölçüm, bir Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) yapıldı. Her deneyde, metanol içinde tek başına test edilen numune kör olarak kullanıldı ve metanol içinde tek başına DPPH• kontrol olarak kullanıldı. ABTS• +ekstraktların radikal süpürme aktivitesi daha önce tarif edildiği gibi [ 27 ] hafif modifikasyonlarla belirlendi. Kısaca ABTS• + radikali , 2 mM ABTS'nin 30 μM H202 ve 6 μM yaban turpu peroksidaz (HRP) enzimi ile 1 mL distile suda karıştırılmasıyla üretildi . Çözelti kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta 45 dakika ABTS• + radikal oluşana kadar inkübe edildi. Daha sonra reaksiyon karışımına 10 μL farklı ekstrakt konsantrasyonları ilave edildi ve 730 nm'de absorbansları okundu. Ölçüm, bir Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) yapıldı. Her deneyde, ABTS ve H 2 O içeren damıtılmış suda test edilen numune2 kör olarak kullanıldı ve kontrol olarak 10 uL H20 içeren ABTS • + radikal solüsyonu kullanıldı.

                    Her iki tahlil için test edilen ekstraktların radikal süpürme kapasitesinin (RSC) yüzdesi, aşağıdaki denkleme göre hesaplandı:
                    Radikal süpürme kapasitesi (%) = [(A kontrol - Bir numune )/ A kontrol ] × 100
                    A kontrol ve A numunesi, sırasıyla kontrol ve test edilen numunenin absorbans değerleridir. Ek olarak, ekstraktların radikal yakalama etkinliğini karşılaştırmak için, DPPH• ve ABTS• + radikalinin %50 temizlenmesine neden olan konsantrasyonu gösteren IC50 değeri, ekstrakt konsantrasyonuna karşı RSC yüzdesi çizilen grafikten hesaplandı. Tüm deneyler üç kopya halinde ve en az iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

                    2.7. Peroksil Radikal Kaynaklı DNA Plazmid Strand Bölünmesi
                    Peroksil radikalinin indüklediği DNA plazmit sarmal bölünme deneyi, daha önce tarif edildiği gibi yapıldı [ 28]. Kısaca, peroksil radikalleri (ROO•), 2,2'-azobis(2-amidinopropan hidroklorür)'ün (AAPH) termal ayrışmasından üretilmiştir. 1 μg Bluescript-SK+ plazmit DNA, fosfat tamponlu salin (PBS) içinde 2,5 mM AAPH ve farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstraktı içeren reaksiyon karışımı (10 uL), karanlıkta 37 °C'de 45 dakika inkübe edildi. Daha sonra 3 µL yükleme tamponu (%0,25 bromofenol mavisi ve %30 gliserol) ilave edilerek reaksiyon durduruldu. DNA örnekleri agaroz jel elektroforezi ile analiz edildikten sonra fotoğrafları çekildi ve Alpha Innotech Multi Image (ProteinSimple, San Jose CA, ABD) kullanılarak analiz edildi. Ek olarak, plazmid DNA, plazmit DNA yapısı üzerindeki etkilerini test etmek için tahlilde kullanılan en yüksek konsantrasyonda tek başına her ekstraktla işlendi. % İnhibisyon = [(S − S o ) / (S kontrol − S o )] × 100
                    burada S kontrol, negatif kontrol numunesindeki (yalnızca plazmit DNA) aşırı sargılı DNA'nın yüzdesidir, S o , pozitif kontrol numunesindeki (test edilen ekstraktlar olmadan ancak radikal başlatıcı faktörün varlığında) aşırı sargılı plazmit DNA'nın yüzdesidir ve S o test edilen ekstraktlar ve radikal başlatıcı faktör ile numunedeki aşırı sarmal plazmit DNA'nın yüzdesidir. Ayrıca, AAPH kaynaklı gevşemeyi %50 oranında önleyen konsantrasyonu gösteren IC50 değerleri, ekstrakt konsantrasyonuna karşı inhibisyon yüzdesi grafiği çizilerek hesaplandı . Test edilen her bileşik için üç kopya halinde en az iki bağımsız deney gerçekleştirildi.

                    2.8. Hücre Kültürü Koşulları
                    Daha önce tarif edildiği gibi [ 29 ], insan endotelyal EA.hy926 hücreleri, %5 karbon dioksit içinde 37 °C'de plastik tek kullanımlık doku kültürü şişelerinde normal Dulbecco'nun modifiye Eagle ortamında (DMEM) kültürlendi.

                    2.9. XTT Hücre Canlılığı Testi
                    Ekstraktların endotel hücrelerindeki antioksidan aktivitesini incelemek için sitotoksik olmayan konsantrasyonlar kullanıldı. Bu konsantrasyonları seçmek için, ekstraktların endotelyal hücrelerdeki sitotoksisitesi, daha önce tarif edildiği gibi [ 30 ] XTT hücre canlılığı tahlil kiti (Roche, İsviçre) kullanılarak kontrol edildi . Kısaca, EA.hy926 hücreleri, 1 x 104 ile 96 oyuklu bir plakaya ekilmiştir.DMEM ortamında oyuk başına hücreler. 24 saatlik inkübasyondan sonra hücreler, 24 saat boyunca serumsuz DMEM ortamında farklı konsantrasyonlarda ekstraktlarla muamele edildi. Daha sonra her kuyucuğa 50 µL XTT test solüsyonu eklendi. 4 saatlik inkübasyondan sonra, bir Bio-Tek ELx800 mikroplaka okuyucusunda (Winooski, VT, ABD) referans dalga boyu olarak 450 nm'de ve ayrıca 630 nm'de absorbans ölçüldü. Negatif kontrol, DMEM serumsuz ortamdı. Kontrolün ve numunelerin absorbans değerleri, ekstrakt muamelesinin neden olduğu hücre büyümesinin yüzde inhibisyonunu hesaplamak için kullanıldı. Tüm deneyler üç kopya halinde ve iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

                    2.10. EA.hy926 Hücrelerinin Ekstraktlarla Tedavisi
                    R. sempervirens , R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen özler, endoteliyal EA.hy926 hücrelerinde antioksidan kapasiteleri açısından incelenmiştir. Hücreler, 24 saat boyunca şişelerde kültürlendi. Daha sonra ortam, sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda test edilen ekstraktları içeren serumsuz bir ortam ile değiştirildi. Hücreler, 24 saat boyunca ekstraktlarla muamele edildi ve daha sonra, tripsinize edildi, toplandı ve 5 ° C'de 10 dakika boyunca 300 x g'de iki kez santrifüjlendi . Birinci santrifüjlemenin sonunda, süpernatan sıvı atıldı ve hücresel pelet, PBS içinde yeniden süspanse edildi. İkinci santrifüjlemeden sonra hücre peleti toplandı ve glutatyon (GSH) ve ROS seviyelerini ölçmek için kullanıldı.

                    2.11. Endotel Hücrelerinde Akış Sitometri Analizi ile GSH ve ROS Düzeylerinin Değerlendirilmesi
                    EA.hy926 hücrelerindeki GSH ve ROS seviyeleri, daha önce tarif edildiği gibi sırasıyla cıva portakalı ve DCF-DA kullanılarak değerlendirildi [ 31 , 32 ]. Kısaca, hücreler 1 x 106'da PBS içinde yeniden süspanse edildihücre/mL ve sırasıyla cıva portakalı (10 μΜ) veya 2',7'-Diklorofloresin diasetat (DCF-DA) (40 μΜ) varlığında, karanlıkta 37 °C'de 30 dakika inkübe edildi. Daha sonra hücreler yıkandı, PBS içinde yeniden süspanse edildi ve ROS için 488 ve 530 nm'de ve 488 ve 580'de uyarma ve emisyon dalga boylarına sahip bir FACSCalibur akış sitometresi (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak akış sitometrik analizine tabi tutuldu. GSH için nm. Veriler 'BD Cell Quest' yazılımı (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak analiz edildi. Her bir deney en az üç kere tekrar edildi.

                    2.12. İstatistiksel analiz
                    Tüm sonuçlar ortalama ± SD olarak ifade edildi. Farklılıklar p < 0.05'te önemli kabul edildi . Tek yönlü ANOVA, ardından SPSS 20.0 yazılımı (IBM, Armonk, NY, ABD) kullanılarak çoklu ikili karşılaştırmalar için Tukey testi yapıldı.

                    Git: 3. Sonuçlar

                    3.1. Biyoaktif Bileşiklerde Bileşimi Çıkarın


                    Ekstrelerin TPC değerleri R. sempervivens , R. canina ve P. coccinea için sırasıyla 267.67, 290.00 ve 226.93 mg GAE/g dw iken, TFC değerleri sırasıyla 65.78, 118.56 ve 99.16 mg CE/gr dw idi (tablo 1). tablo 1


                    Kurutulmuş meyveler R. canina , R. semprevirens ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktların biyoaktif bileşikleri .
                    kinik asit 1102,59 ± 38,91 389,95 ± 10,29 ND
                    (+)-kateşin 134,75 ± 1,02 25,48 ± 0,68 7,93 ± 0,31
                    gallik asit 2,21 ± 0,09 0,44 ± 0,03 ND
                    protokatekuik asit 2,09 ± 0,06 ND ND
                    şırınga asidi ND ND 6,23 ± 0,17
                    kafeik asit ND ND 1,49 ± 0,08
                    (-)-Epicatechin 120,99 ± 1,18 34,01 ± 0,51 10,23 ± 1,10
                    hiperosit 308,11 ± 7,10 8,31 ± 0,19 170,72 ± 3,49
                    Rutin 25,64 ± 0,48 2,62 ± 0,14 25,82 ± 0,98
                    Klorojenik asit ND ND 4,82 ± 0,06
                    taksifolin ND ND 0,09 ± 0,02
                    p -Kumarik asit 2,44 ± 0,07 ND ND
                    vanilya ND ND 7,89 ± 0,06
                    Astragalin 172,48 ± 7,48 9,16 ± 0,10 9,13 ± 0,05
                    floridzin 3,41 ± 0,10 ND ND
                    Eriodictyol ND 0,05 ± 0,01 0,06 ± 0,01
                    Quercitrin ND 0,44 ± 0,07 ND
                    kuersetin 0,67 ± 0,05 0,19 ± 0,02 0,06 ± 0,01
                    genistein ND 0,03 ± 0,01 ND
                    Kaempferol 0,46 ± 0,02 ND 0,05 ± 0,01
                    isorhamnetin ND ND ND
                    izosakuranetin ND ND 0,03 ± 0,01
                    betulinik asit 0,47 ± 0,03 ND ND
                    ursolik asit 138,23 ± 4,44 ND ND
                    TPC b 290,00 ± 2,10 gün 267,67 ± 1,78 e 226,93 ± 1,11 f
                    TFC c 118,56 ± 1,69 gr 65,78 ± 0,93 saat 99,16 ± 1,22 ben
                    Ayrı bir pencerede aç
                    ND: algılanmadı. a Değerler, μg/g ekstraktın kurutulmuş ağırlığı olarak ifade edilir ve üç ölçümden elde edilen ortalama ± SD'dir. b TPC: Toplam Polifenolik İçerik, mg gallik asit eşdeğeri/g kurutulmuş ağırlık ekstraktı olarak ifade edilir. c TFC: Toplam Flavonoid İçeriği, mg kateşin eşdeğeri/g kuru ağırlık ekstraktı olarak ifade edilir. d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h,i Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

                    UPLC-MS-MS (özellikle UV'ye duyarlı olmayan bileşiklerin kantitatif analizi için) analizi ile tamamlanan Diode-Array Detection özellikli HPLC kullanılarak değerlendirilen ekstraktların kimyasal bileşiminin kalitatif ve kantitatif değerlendirmesinin sonuçları, içinde gösterilmektedir.tablo 1. Ekstrelerin HPLC analizi, flavanoller (örn., (+)-kateşin ve (-)-epikateşin), flavonoller (örn., hiperosid, rutin, astragalin, quercitrin, quercetin ve kaempferol), flavanonoller (ör. taksifolin), flavanonlar (ör. eriodictyol ve izosakuranetin), izoflavonlar (ör. genistein). Bu bağlamda, hidroksibenzoik asitler (örneğin, gallik asit, siringik asit ve protokatekuik asit), hidroksisinamik asitler (örneğin, kafeik asit ve p-kumarik asit) ve klorojenik asit gibi çeşitli polifenolik asitler de tespit edilmiştir. Son olarak, floridzin ve vanilin polifenolleri, kinik asit ve terpenoidler betulinik asit ve ursolik asit gibi bir dizi ek molekül tanımlandı. Son bileşikler sadece tespit edildiR. canina özü.

                    Spesifik olarak, kimyasal analiz, R. canina özütünün özellikle polifenoller hiperosit (308,11 μg/g dw), astragalin (172,48 μg/g dw), (+)-catechin (134,75 μg/g dw) ve (-) açısından zengin olduğunu gösterdi. )-epikatekin (120.99 μg/g dw) (tablo 1). Ayrıca, R. canina ekstraktı önemli konsantrasyonda kinik asit (1102,59 μg/g dw) ve terpenoid, ursolik asit (138,23 μg/g dw) (tablo 1). R. sempervirens ekstraktında , daha yüksek konsantrasyonlarda tanımlanan bileşikler kinik asit (389,95 μg/g dw) ve polifenoller (-)-epikateşin (34,01 μg/g dw), (+)-catechin (25,48 μg/g dw) idi. ), astragalin (9,16 μg/g dw) ve hiperosit (8,31 μg/g dw) (tablo 1). Son olarak, P. coccinea ekstraktı daha yüksek konsantrasyonlarda hiperosid (170,72 μg/g dw), rutin (25,82 μg/g dw), (-)-epicatechin (10,23 μg/g dw), astragalin (9,13 μg/g dw), sergiledi. (+)-kateşin (7,93 μg/g dw), vanilin (7,89 μg/g dw) ve şırınga asidi (6,23 μg/g dw) (tablo 1).

                    3.2. Ekstraktların Serbest Radikal Temizleme Aktivitesi
                    Ekstraktların üçü de güçlü serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi. Bilindiği gibi IC50 değeri ne kadar düşükse antioksidan aktivite o kadar yüksektir.
                    Dolayısıyla, DPPH tahlilinde potens sırası ve IC50 değerleri şöyleydi: R. canina (100 μg/mL) > R. sempervivens (130 μg/mL) > P. coccinea (500 μg/mL) (Tablo 2). ABTS •+ tahlilinde benzer önem sırası gözlendi ; R. canina (60 μg/mL) > R. sempervivens (85 μg/mL) > P. coccinea (140 μg/mL) (Tablo 2). Tablo 2


                    DPPH ve ABTS radikallerine karşı serbest radikal süpürücü aktivite, ekstraktların peroksil radikali (ROO•) kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite.
                    Rosa sempervivens (meyve) 130 ± 7,8 bir, * 85 ± 10.0 gün, * 570 ± 51,3 gr, *
                    Rosa canina (meyve) 100 ± 7,0 b, * 60 ± 6,6 gün, * 530 ± 68,9 gr, *
                    Pyracantha coccinea (meyve) 500 ± 40.0 c, * 140 ± 4,2 f, * 950 ± 47,5 sa, *
                    Ayrı bir pencerede aç
                    a Değerler, en az iki ayrı üçlü deneyin ortalama ± SD'sidir. b Değerler, üç bağımsız deneyden elde edilen ortalama ± SD'dir. * p < 0,05, kontrol değerlerinden önemli farkı gösterir. a,b,c Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h Farklı üst simge harflere sahip değerler, aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

                    Son olarak, üç ekstraktın tümü ROO• kaynaklı DNA plazmid kırılmasına karşı IC50 değerleri ve etki derecesi R. canina (530 μg/mL) > R. sempervivens (570 μg/mL) > P. coccinea (950 μg/mL) ile koruyucu aktivite sergiledi. ml) (Tablo 2VeŞekil 1).
                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g001.jpg'dir.
                    Şekil 1
                    ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik ekstraktların ROO• radikaline karşı koruyucu aktivitesi: Şerit 1, pBluescript-SK+ plazmit DNA herhangi bir işlem görmeden; kuşak 2, yalnızca ROO• radikaline maruz kalan plazmit DNA; şerit 3–8 plazmid DNA, farklı ekstrakt konsantrasyonlarının varlığında ROO• radikaline maruz bırakıldı ( P. coccinea : 0.063, 0.125, 0.250, 0.500, 1.0 ve 1.5 mg/mL; R. sempervivens : 2.0, 1.5, 1.0, 0.500 , 0,250, 0,125 mg/mL; R. canina: 0,063, 0,125, 0,250, 0,500, 1,0 ve 1,5 mg/mL); şerit 8, plazmit DNA, tek başına her ekstraktın test edilen maksimum konsantrasyonuna maruz bırakıldı. OC: açık dairesel; SC: süper sargılı. 3.3. Ekstraktların Endotel Hücrelerinin Antioksidan Durumu Üzerindeki Etkileri


                    Ekstraktların endotel hücrelerinde antioksidan aktivitesini incelemek için akış sitometri analizi yapıldı. İlk olarak, sitotoksik olmayan konsantrasyonları kullanmak için ekstraktın hücre canlılığı üzerindeki etkisi XTT tahlili kullanılarak değerlendirildi. Hücre canlılığı testi, R. sempervivens için 2,5 mg/mL'nin ve R. canina için 2,0 mg/mL'nin üzerindeki konsantrasyonlarda önemli sitotoksisite sergilendiğini gösterdi (şekil 2M.Ö). P. coccinea için kullanılan konsantrasyonların hiçbiri sitotoksisiteye sahip değildir (şekil 2A). Böylece, aşağıdaki deneylerde ekstraktların seçilen sitotoksik olmayan konsantrasyonları 1,00 mg/mL'ye kadar çıkmıştır.
                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g002.jpg'dir.
                    şekil 2
                    ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik ekstraktlarla yapılan muameleden sonra hücre canlılığı . Sonuçlar, üç kopya halinde gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0,05, kontrol değerinden önemli farkı gösterir.

                    Ekstraktların endotel hücrelerinin antioksidan kapasitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, akış sitometri analizi ile GSH ve ROS seviyelerinin ölçülmesine dayanıyordu. Sonuçlar, R. canina ekstraktının GSH düzeylerini kontrole kıyasla sırasıyla 0.13, 0.25, 0.50 ve 1.00 mg/mL'de %15.0, 10.4, %28.4 ve %43.1 oranında önemli ölçüde artırdığını gösterdi (Figür 3C). P. coccinea ekstraktı da kontrol ile karşılaştırıldığında GSH seviyelerini 0,50 ve 1,00 mg/mL'de sırasıyla %29,2 ve %32,3 oranında önemli ölçüde artırdı (Figür 3A). Bununla birlikte, R. sempervirens ekstresi, incelenen konsantrasyonların hiçbirinde GSH düzeylerini etkilememiştir (Figür 3B).
                    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g003.jpg'dir.
                    Figür 3
                    EA.hy926 hücrelerinde 24 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina ekstreleri ile muameleden sonra GSH düzeyleri üzerindeki etkiler . ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra GSH seviyelerinin saptanması için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayımlarının histogramları. FL-2, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 580 nm kullanılarak FL-2 kanalında floresansın saptanmasını temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina ekstraktları ile tedaviden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlar tarafından tahmin edilen kontrolün %'si olarak GSH seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

                    Ekstraktların ROS seviyeleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesinden elde edilen sonuçlar,Şekil 4. Sonuçlara göre, üç ekstrakttan sadece biri ROS seviyelerini etkiledi. Özellikle, R. canina özü, kontrol ile karşılaştırıldığında 0,50 ve 1,00 mg/mL'de ROS'u sırasıyla %9,73 ve %13,37 oranında önemli ölçüde azalttı (Şekil 4C). Bununla birlikte, P. coccinea ve R. sempervivens özleri, kontrole kıyasla ROS seviyelerini önemli ölçüde etkilemedi (Şekil 4A, B).
                    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g004.jpg'dir.
                    Şekil 4
                    Diyagramlar , EA.hy926 hücrelerinde P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina ekstreleri ile muameleden sonra ROS seviyelerindeki değişiklikleri göstermektedir . Histogramlar, ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra ROS seviyelerinin saptanması için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayısını gösterir.. FL-1, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 530 nm kullanılarak FL-1 kanalında floresansın saptanmasını temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina özütleri ile tedaviden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlar tarafından tahmin edilen kontrolün %'si olarak ROS seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

                    Git: 4. Tartışma
                    Bu çalışmanın amacı, üç yabani bitki türü olan R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea'nın meyvelerinden elde edilen polifenolik ekstraktların endotel hücrelerindeki antioksidan etkilerini ilk kez değerlendirmektir . R. canina'nın iyi çalışılmış bir bitki türü olduğu unutulmamalıdır [ 33 ], ancak R. semprevirens meyve özlerinin [ 34 ] polifenolik bileşimi ve antioksidan aktivitesi için yalnızca bir çalışma vardır ve P için yalnızca birkaç rapor vardır. coccinea meyve özleri [ 23 ].

                    Başlangıçta, ekstraktların polifenolik bileşimi analiz edildi. R. canina özü, test edilen üç özüt arasında en yüksek TPC'yi sergiledi. Dolayısıyla, beklendiği gibi R. canina da en yüksek TFC'ye sahipti. Bununla birlikte, R. sempervirens ekstraktının TPC'si P. coccinea'dan daha yüksek olmasına rağmen , birincisinin TFC'si ikincisinden daha düşüktü. Bunun nedeni muhtemelen R. sempervirens ekstraktının flavonoidler dışındaki polifenollerdeki yüksek içeriğidir. Diğer çalışmalar, R. canina ekstraktlarının TPC değerlerinin 50 ila 500 mg/g dw arasında olduğunu gösterdi ve dolayısıyla sonuçlarımız bu aralık içindeydi [ 35 , 36]. R. sempervirens'in polifenolleri üzerine şu ana kadar sadece bir çalışma yapılmış olup , TPC için 57,9 mg GAE/g dw ve TFC için 0,47 mg CE/g dw bildirirken, değerlerimiz 267,67 mg GAE/g dw ve 65,78 mg CE idi. /g dw, sırasıyla [ 34 ]. Nadpal ve arkadaşları [ 34 ], R. sempervirens'ten polifenolik ekstraktları izole etmek için farklı solventler (metanol ve su) kullanmışlardır . Sonuçları, su ekstraksiyonunun metanol ekstraksiyonuna kıyasla daha yüksek TPC ve TFC değerleri verdiğini gösterdi [ 34 ]. Ayrıca, başka bir çalışma, farklı yerlerde yetiştirilen bitkilerden izole edilen R. canina özleri arasında TPC değerlerinin farklı olduğunu göstermiştir [ 36]. Önceki bir çalışmada, R. canina'nın etanol özlerinin su özlerinden daha yüksek TPC değerlerine sahip olduğu da gösterilmiştir [ 36 ]. Bhave ve diğerleri, [ 37 ] Rosa türlerindeki biyolojik olarak aktif bileşiklerin içeriğinin spesifik genotiplere bağlı olduğunu da göstermiştir. Ek olarak, R. canina'nın daha olgun meyvelerinden elde edilen özlerin, daha az olgunlaşmış meyvelere kıyasla daha yüksek TPC'ye sahip olduğu bildirilmiştir [ 38 ]. Bu nedenle, sonuçlarımız ile diğer çalışmalardan elde edilen sonuçlar arasındaki farklılıklar, analitik yöntemlerdeki farklılıklar, farklı ekstraksiyon yöntemleri, genetik ve çevresel faktörler ve meyvelerin olgunluk aşaması ve hasat zamanı gibi farklı faktörlere bağlanabilir [ 37 , 38, 39 ].

                    HPLC analizi, R. canina ekstraktının özellikle polifenoller hiperosit, astragalin, rutin, (+)-kateşin ve (-)-epikateşin ve ayrıca terpenoid ursolik asit ve bir poli-hidroksillenmiş organik asit organik asit açısından zengin olduğunu gösterdi. , kinik asittir. Bu bileşiklerin varlığı önceki çalışmalarda da bildirilmiştir [ 33 , 40 ]. Ayrıca, ellagik asit, salisilik asit, vanilik asit, ferulik asit ve kafeik asit (bizim tarafımızdan bulunmadı) gibi R. canina ekstraktlarında eser miktarda başka polifenoller tanımlanmıştır [ 33 ]. R. sempervirensekstrakt daha yüksek miktarlarda kinik asit, (+)-kateşin, (-)-epikateşin, astragalin ve hiperosid içeriyordu. Bulgularımız gibi, Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] , numunelerimizle aynı konsantrasyonlarda olmasa da, R. sempervirens ekstraktında gallik asit, quercitrin, quercetin, hyperoside ve (+)-catechin tanımlamıştır . Bununla birlikte, Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] ayrıca ellagik asit, protokatekuik asit (ekstremizde bulunmaz), ferulik asit ve kaempferol-3- O -glukozit de bildirmiştir. Genel olarak, çalışmamız R. sempervirens ekstraktında kinik asit, (-)-epicatechin, rutin, astragalin, eriodictyol ve genistein'i tanımlayan ilk çalışmadır. P. coccineaekstrakt daha yüksek konsantrasyonlarda hiperosit, rutin, (-)-epikateşin, (+)-kateşin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit içeriyordu. Beklendiği gibi, Rosa cinsinden iki ekstraktın (yani, R. canina ve R. sempervirens ) polifenolik profilleri, Pyracantha cinsinin P. coccinea ekstraktından daha fazla benzerlik göstermiştir .

                    Üç ekstraktın tümü, DPPH ve ABTS• + testlerinde güçlü serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi . Her iki tahlilde de R. canina ekstraktının en yüksek gücü, en yüksek TPC değerine göre olmuştur. Bazı araştırmalar, R. canina ekstraktları için DPPH testinde bizimkine benzer IC50 değerleri bildirmiştir, ancak diğer çalışmalar bizimkinden önemli ölçüde farklı değerler bulmuştur [ 18 , 40 ] . Önceki çalışmalar, polifenoliklerin, DPPH radikal yakalama aktivitesi için R. canina ekstraktlarının en önemli bileşikleri olduğunu da göstermiştir [ 40 ]. R. sempervirens ekstraktı daha yüksek TPC'ye sahiptir.P. coccinea ekstraktı ayrıca daha fazla serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi. Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] bir R. sempervirens ekstraktı için DPPH testinde IC 50 değeri olarak 28 μg/mL bildirirken bizim değerimiz 130 μg/mL idi. Değerlerimiz ile diğer çalışmalardan elde edilen değerler arasındaki farklar, muhtemelen, yukarıda bahsedildiği gibi, ekstraktların polifenolik bileşiminde farklılıklara yol açan farklı faktörlerden kaynaklanmaktadır.

                    Ayrıca, üç ekstrakt da ROO• kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite gösterdi. DPPH ve ABTS• + tahlillerinde olduğu gibi, bu tahlildeki potens sırası, polifenolik konsantrasyon sırasını, yani R. canina > R. sempervirens > P. coccinea izlemiştir . Bu nedenle, bir kez daha, polifenolik konsantrasyonun, ROO• kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitede çok önemli bir rol oynadığı görüldü. Ekstraktlarda tanımlanan polifenoller arasında, (+)-catechin, (-)-epicatechin, rutin, vanilin, astragalin, phloridzin ve gallik asidin ROO• radikalini [ 41 , 42 , 43 , 44 , 45 , 46, 47 ]. Bildiğimiz kadarıyla R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea ekstraktlarının serbest radikal kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitesi ilk kez bu çalışmada incelenmiştir. Dolayısıyla, bu sonuçlara dayanarak, test edilen bitki türlerinden elde edilen ekstraktlar, ROS kaynaklı DNA hasarının neden olduğu hastalıklara karşı koruma için kullanılabilir.

                    Test edilen ekstraktlar güçlü serbest radikal süpürme aktivitesi gösterdiğinden, endotel hücrelerinde sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda antioksidan etkileri de araştırıldı. Bu nedenle, ekstrelerin hücrelerdeki en önemli antioksidan moleküllerden biri olan GSH'yi artırma kabiliyeti, akış sitometrisi ile değerlendirildi [ 48 ]. Serbest radikal yakalama testleri ile uyumlu olarak, R. canina ekstresi hücrelerde GSH'yi artırmak için en büyük kapasiteyi sergiledi. Bununla birlikte, insanlar R. canina'dan kuşburnu tozu tükettiklerinde , eritrositlerdeki GSH metabolizması ile ilgili enzimlerin aktivitesi üzerinde herhangi bir etkinin olmadığı belirtilmelidir [ 49 ]. Hücrelerin P. coccinea ile tedavisiekstrakt ayrıca EA.hy926 hücrelerinde GSH düzeylerini önemli ölçüde artırdı. Bununla birlikte, R. sempervirens ekstrakt tedavisinin GSH seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. R. sempervirens ekstraktının P. coccinea ekstraktından daha fazla polifenol içermesi ve R. sempervirens ekstraktının polifenolik profilinin R. canina'nınkine oldukça benzer olması nedeniyle bu bulgu ilgi çekiciydi . Bu çelişki, P. coccinea ekstraktında R. sempervirens'ten daha yüksek konsantrasyonda bulunan polifenollerin incelenmesiyle açıklanabilir . Örneğin, R. canina ve P. coccinea'da daha yüksek konsantrasyonlarda bulunan hiperosit ve rutinR. sempervirens ile karşılaştırıldığında ekstraktların endotel hücrelerinde GSH seviyelerini arttırdığı bildirilmiştir [ 50 , 51 ]. R. canina ve P. coccinea ekstraktı tedavisi tarafından indüklenen GSH seviyelerinde gözlemlenen artış önemlidir, çünkü GSH, antioksidan rolünün yanı sıra endotelyal hücrelerde hücre sinyalinin çok önemli bir düzenleyicisidir [ 52 , 53 ].

                    Ekstraktların endotelyal hücrelerde ROS seviyeleri üzerindeki etkileri ile ilgili olarak, sadece R. canina ekstraktı tedavisi önemli bir düşüş göstermiştir. Bu sonuç , R. canina ekstraktının diğer tüm analizlerde sergilenen en yüksek antioksidan gücü ile uyumluydu . Ayrıca, R. canina ekstraktının neden olduğu ROS düzeylerindeki düşüş, en azından kısmen, ekstraktın GSH gibi antioksidan savunma mekanizmalarını artırma kapasitesine bağlanmıştır. Ayrıca, bir R. canina ekstraktının kolon kanseri hücrelerinde H202 kaynaklı ROS artışını inhibe ettiği gösterilmiştir [ 54 ] . Ayrıca, (+)-kateşin, (-)-epikateşin ve ursolik asit gibi bazı polifenoller daha yüksek konsantrasyonlarda tanımlanmıştır.R. canina'nın test edilen diğer iki ekstreye göre endotelyal EA.hy926 ve insan göbek damarı endotel hücreleri (HUVEC) hücrelerinde ROS'u azalttığı gösterilmiştir [ 55 , 56 , 57 ].

                    Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, test edilen ekstraktların, özellikle R. sempervirens ve P. coccinea meyve ekstraktlarının polifenolik bileşimi hakkında yeni bilgiler sağlamıştır. Ayrıca, test edilen üç ekstraktın da ilk kez ROS'un neden olduğu DNA hasarına karşı koruma sağladığı gösterildi, bu da onların ilgili hastalıkların önlenmesi için olası kullanımlarını akla getiriyor. Ek olarak, R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktlarendotel hücrelerinde en önemli antioksidan molekül olan GSH düzeylerini arttırdığı gösterilmiştir. Bu bulgu, bu ekstraktların, kardiyovasküler gibi endotele oksidatif hasarın neden olduğu hastalıkları önleyen gıda takviyelerinin veya biyofonksiyonel gıdaların geliştirilmesi için kullanılabileceğini düşündürmektedir. İlginç bir şekilde, önceki in vivo çalışmalar, kuşburnu tozunun insanlara veya deney hayvanlarına uygulanmasının kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini bildirmiştir [ 22 , 58] .]. Elbette, bu koruyucu aktivitelerin uygulandığı moleküler mekanizmaları daha fazla araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, farklı yıllar arasındaki çevresel değişkenlik, bitki ekstraktlarının kimyasal bileşimini ve dolayısıyla biyoaktivitelerini etkileyebileceğinden, test edilen aktivitelerin bir yıldan diğerine nasıl değiştiği de incelenmelidir.

                    Git: Yazar Katkıları


                    Kavramsallaştırma, DS, SAH, DK; metodoloji, DS, SAH, DK; süpervizyon, DS, SAH, DK; deneyleri gerçekleştiren, EK (Eleana Kokka), AA, KC, EK (Efthalia Kerasioti), CD, ENT, AP, SDK, IK; veri iyileştirme, EK (Efthalia Kerasioti), AP, AA, DS, SAH; yazı, DS, SAH, KC, EK (Eleana Kokka), CD, IK; fon edinimi, DS, SAH, DK; kaynaklar, DS, SAH, DK; KC, EK (Eleana Kokka), CD, çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur.

                    Git: Finansman


                    Çalışma kısmen Thessaly Üniversitesi Biyokimya ve Biyoteknoloji Bölümü'ndeki “Toksikoloji” Yüksek Lisans programı (hibe no.: 5835) tarafından finanse edildi.

                    Git: Çıkar çatışmaları


                    Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                    Git: Referanslar

                    1. Dupre-Crochet S., Erard M., Nüβe O. fagositlerde ROS üretimi: Neden, ne zaman ve nerede? J. Leukoc. Biol. 2013; 94 :657–670. doi: 10.1189/jlb.1012544. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    2. Halliwell B. Yaşam Bilimleri Ansiklopedisi. Wiley, John ve Oğulları; Londra, Birleşik Krallık: 2001. Hastalıkta serbest radikaller ve diğer reaktif türler; s. 1–7. [ Google Akademik ]
                    3. Zhang J., Wang X., Vikash V., Ye Q., Wu D., Liu Y., Dong W. ROS ve ROS-Aracılı Hücresel Sinyalleşme. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e4350965. doi: 10.1155/2016/4350965. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    4. Rochette L., Zeller M., Cottin Y., Vergely C. Diyabet, oksidatif stres ve terapötik stratejiler. Biyokimya. biyografiler. Açta. 2014; 1840 :2709–2729. doi: 10.1016/j.bbagen.2014.05.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    5. Lipinski B. Diabetes mellitusta oksidatif stresin patofizyolojisi. J. Diyabet Komplikasyonu. 2001; 15 :203–210. doi: 10.1016/S1056-8727(01)00143-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    6. Halliwell B. Serbest radikaller ve antioksidanlar: Kişisel bir görüşün güncellenmesi. Nutr. Rev. 2012; 70 :257–265. doi: 10.1111/j.1753-4887.2012.00476.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    7. Deanfield JE, Halcox JP, Rabelink TJ Endotel fonksiyonu ve disfonksiyonu: Test ve klinik uygunluk. dolaşım. 2007; 115 :1285–1295. doi: 10.1161/CIRCULATIONAHA.106.652859. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    8. Victor VM, Rocha M., Solá E., Bañuls C., Garcia-Malpartida K., Hernández-Mijares A. Oksidatif stres, endotel disfonksiyonu ve ateroskleroz. Curr. eczane Des. 2009; 15 :2988–3002. doi: 10.2174/138161209789058093. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    9. Closa D., Folch-Puy E. Serbest oksijen radikalleri ve sistemik inflamatuar yanıt. IUBMB Hayat. 2004; 56 :185–191. doi: 10.1080/15216540410001701642. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    10. Muller MM, Griesmacher A. Endotel disfonksiyonunun belirteçleri. klinik kimya Laboratuvar Med. 2000; 38 :77–85. doi: 10.1515/CCLM.2000.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    11. Zou Y., Yoon S., Jung KJ, Kim CH, Son TG, Kim MS, Kim YJ, Lee J., Yu BP, Chung HY Yaşlanma sırasında aortik adezyon moleküllerinin düzenlenmesi. J. Gerontol. Biol. bilim Med. bilim 2006; 61 :232–244. doi: 10.1093/gerona/61.3.232. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    12. Karpinska A., Gromadzka G. Oksidatif stres ve doğal antioksidan mekanizmalar: Nörodejenerasyondaki rolü. Moleküler mekanizmalardan terapötik stratejilere. Postep Hig. Med. doz 2013; 67 :43–53. doi: 10.5604/17322693.1029530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    13. Landete JM Doğal antioksidanların diyetle alınması: Vitaminler ve polifenoller. kritik Rev. Gıda Bilimi Nutr. 2013; 53 :706–721. doi: 10.1080/10408398.2011.555018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    14. Procházková D., Boušová I., Wilhelmová N. Flavonoidlerin antioksidan ve prooksidan özellikleri. Fitoterapi. 2011; 82 :513–523. doi: 10.1016/j.fitote.2011.01.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    15. Landete JM Polifenoller hakkında güncel bilgiler: İşlevler, biyoyararlanım, metabolizma ve sağlık. kritik Rev. Gıda Bilimi Nutr. 2012; 52 :936–948. doi: 10.1080/10408398.2010.513779. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    16. Jiménez S., Jiménez-Moreno N., Luquin A., Laguna M., Rodríguez-Yoldi MJ, Ancín-Azpilicueta C. Kuşburnunun farklı Rosa türlerinden kimyasal bileşimi: Gıda endüstrisi için alternatif bir antioksidan kaynağı. Gıda Bağımlısı. Kontaminasyon Bölüm A. 2017; 34 :1121–1130. doi: 10.1080/19440049.2017.1319071. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    17. Roman I., Stanila A., Stanila S. Transilvanya'nın spontan florasından elde edilen Rosa canina L. Biotypes'in biyoaktif bileşikleri ve antioksidan aktivitesi . kimya Cent. J.2013 ; 7:73 . doi: 10.1186/1752-153X-7-73. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    18. Guimarães R., Barros L., Calhelha RC, Carvalho AM, Queiroz MJR, Ferreira IC Kuzeydoğu Portekiz'den yabani meyvelerin farklı zenginleştirilmiş fenolik ekstraktlarının biyoaktivitesi: Karşılaştırmalı bir çalışma. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2014; 69 :37–42. doi: 10.1007/s11130-013-0394-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    19. Nađpal JD, Lesjak MM, Šibul FS, Anačkov GT, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN Karşılaştırmalı çalışma iki kuşburnunun ve bunların konservelerinin biyolojik aktiviteleri ve fitokimyasal bileşimi: Rosa canina L. ve Rosa arvensis Huds . Gıda Kimyası 2016; 192 :907–914. doi: 10.1016/j.foodchem.2015.07.089. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    20. Serteser A., ​​Kargioğlu M., Gök V., Bağcı Y., Özcan MM, Arslan D. Türkiye'de yabani olarak yetişen bazı bitki türlerinin antioksidan etkilerinin belirlenmesi. Int. J. Gıda Bilimi Nutr. 2008; 59 :643–651. doi: 10.1080/09637480701602530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    21. Tumbas VT, Canadanovic-Brunet JM, Cetojevic-Simin DD, Cetkovic GS, Ethilas SM, Gille L. Kuşburnu ( Rosa canina L.) fitokimyasallarının stabil serbest radikaller ve insan kanser hücreleri üzerindeki etkisi . J. Sci. Gıda Tarım. 2012; 92 :1273–1281. doi: 10.1002/jsfa.4695. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    22. Andersson SC, Olsson ME, Gustavsson KE, Johansson E., Rumpunen K. Olgunlaşma sırasında kuşburnunda ( Rosa spp.) tokoferoller. J. Sci. Gıda Tarım. 2012; 92 :2116–2121. doi: 10.1002/jsfa.5594. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    23. Keser S. Ateş dikeni ( Pyracantha coccinea ) meyve özlerinin antiradikal aktiviteleri ve fitokimyasal bileşikleri. Nat. Üretim Res. 2014; 28 :1789–1794. doi: 10.1080/14786419.2014.942304. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    24. Singleton VL, Orthofer R., Lamuela-Raventos R. Folin-Ciocalteu Reaktifi Aracılığıyla Toplam Fenollerin ve Diğer Oksidasyon Substratlarının ve Antioksidanların Analizi. Yöntemler Enzimol. 1999; 299 :152–178. [ Google Akademik ]
                    25. Jia Z., Tang MC, Wu JM Duttaki flavonoid içeriklerinin belirlenmesi ve bunların süperoksit radikalleri üzerindeki süpürücü etkileri. Gıda Kimyası 1999; 64 :555–559. [ Google Akademik ]
                    26. Brand-Williams W., Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanılması. LWT Gıda Bilimi Teknoloji 1995; 28 :25–30. doi: 10.1016/S0023-6438(95)80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    27. Cano A., Hernández-Ruíz J., García-Cánovas F., Acosta M., Arnao MB Bitki materyalindeki toplam antioksidan aktivitenin tahmini için bir son nokta yöntemi. fitokimya Anal. 1998; 9 :196–202. doi: 10.1002/(SICI)1099-1565(199807/08)9:4<196::AID-PCA395>3.0.CO;2-W. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    28. Chang ST, Wu JH, Wang SY, Kang PL, Yang NS, Shyur LF Acacia confusa kabuğu ve öz odun özlerinin antioksidan aktivitesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2001; 49 :3420–3424. doi: 10.1021/jf0100907. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    29. Priftis A., Panagiotou EM, Lakis K., Plika C., Halabalaki M., Ntasi G., Veskoukis AS, Stagos D., Skaltsounis LA, Kouretas D. Kavrulmuş ve yeşil kahve özleri, miyoblastta antioksidan ve sitotoksik aktivite gösterir. ve hücreye özgü bir şekilde endotel hücre çizgileri. Gıda Kimyası Toksikol. 2018; 114 :119–127. doi: 10.1016/j.fct.2018.02.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    30. Kerasioti E., Stagos D., Priftis A., Aivazidis S., Tsatsakis AM, Hayes AW, Kouretas D. Peynir altı suyu proteininin kas C2C12 hücreleri üzerindeki antioksidan etkileri . Gıda Kimyası 2014; 155 :271–278. doi: 10.1016/j.foodchem.2014.01.066. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    31. Goutzourelas N., Stagos D., Demertzis N., Mavridou P., Karterolioti H., Georgadakis S., Kerasioti E., Aligiannis N., Skaltsounis L., Statiri A., et al. Polifenolik üzüm ekstraktının kas ve endotel hücrelerinin oksidatif durumu üzerindeki etkileri. Hımm. Tecrübe. Toksikol. 2014; 33 :1099–1112. doi: 10.1177/0960327114533575. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    32. Kerasioti E., Stagos D., Georgatzi V., Bregou E., Priftis A., Kafantaris I., Kouretas D. Koyun Peynir Altı Suyu Proteininin Endotel Hücreleri Üzerindeki Antioksidan Etkileri. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e6585737. doi: 10.1155/2016/6585737. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    33. Ayati Z., Amiri MS, Ramezani M., Delshad E., Sahebkar A., ​​Emami SA Kuşburnunun fitokimyası, geleneksel kullanımları ve farmakolojik profili: Bir gözden geçirme. Curr. eczane Des. 2018; 24 :4101–4124. doi: 10.2174/1381612824666181010151849. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    34. Nađpal JD, Lesjak MM, Mrkonjić ZO, Majkić TM, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN Üç yabani kuşburnunun fitokimyasal bileşimi ve in vitro fonksiyonel özellikleri ve bunların geleneksel konserveleri. Gıda Kimyası 2018; 241 :290–300. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.08.111. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    35. Gao X., Bjo L., Ttrajkovski V., Uggla M. Kuşburnu etanol özlerinin antioksidan aktivitelerinin farklı test sistemlerinde değerlendirilmesi. J. Sci. Gıda Tarım. 2000; 80 :2021–2027. doi: 10.1002/1097-0010(200011)80:14<2021::AID-JSFA745>3.0.CO;2-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    36. Koczka N., Stefanovits-Banyai E., Ombodi A. Bazı Rosa Türlerinin Kuşburnunun Toplam Polifenol İçeriği ve Antioksidan Kapasitesi. İlaçlar. 2018; 5:84 . doi: 10.3390/medicines5030084. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    37. Bhave A., Schulzova V., Chmelarova H., Mrnka L., Hajslova J. Kuşburnunun biyolojik olarak aktif bileşiklerinin içeriğine göre değerlendirilmesi. J. Gıda İlaç Anal. 2017; 25 :681–690. doi: 10.1016/j.jfda.2016.12.019. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    38. Elmastas M., Demir A., ​​Genç N., Dölek Ü., Güneş M. Olgunlaşma sırasında bazı Rosa türlerinde flavonoid ve fenolik asit içeriklerindeki değişiklikler. Gıda Kimyası 2017; 25 :154–159. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.05.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    39. Cunja V., Mikulic-Petkovsek M., Zupan A., Stampar F., Schmitzer V. Frost, Rosa canina kalçalarındaki şekerler, askorbik asit ve bazı kuersetin glikozitlerin içeriğini azaltır ancak seçilmiş karotenleri uyarır . J. Bitki Fizyol. 2015; 178 :55–63. doi: 10.1016/j.jplph.2015.01.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    40. Wenzig EM, Widowitz U., Kunert O., Chrubasik S., Bucar F., Knauder E., Bauer R. İki kuşburnu ( Rosa canina L.) preparatının fitokimyasal bileşimi ve in vitro farmakolojik aktivitesi . Bitki ilacı. 2008; 15 :826–835. doi: 10.1016/j.phymed.2008.06.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    41. Fusi J., Bianchi S., Daniele S., Pellegrini S., Martini C., Galetta F., Giovannini L., Franzoni F. Antioksidan aktivitenin ve doğal bileşiklerin SIRT1 modülasyonunun in vitro karşılaştırmalı çalışması. Biyomed. Eczacı. 2018; 101 :805–819. doi: 10.1016/j.biopha.2018.03.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    42. Yan XT, Li W., Sun YN, Yang SY, Lee SH, Chen JB, Jang HD, Kim YH Prunus mume meyvelerinden flavonoidlerin tanımlanması ve biyolojik değerlendirmesi . Biorg. Med. kimya Letonya 2014; 24 :1397–1402. doi: 10.1016/j.bmcl.2014.01.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    43. Kim GN, Jang HD Dut ( Morus alba L.) yaprağının su ekstraktındaki flavonol içeriği ve antioksidan kapasiteleri. J. Gıda Bilimi 2011; 76 :C869–C873. doi: 10.1111/j.1750-3841.2011.02262.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    44. Galano A., León-Carmona JR, Alvarez-Idaboy JR Guaiacol türevlerinin oksidatif strese karşı koruyucu etkileri üzerinde çevrenin etkisi: Mekanizmalar, kinetik ve bağıl antioksidan aktivite. J. Phys. kimya B.2012 ; 116 :7129–7137. doi: 10.1021/jp302810w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    45. Choi J., Kang HJ, Kim SZ, Kwon TO, Jeong SI, Jang SI Morus alba L.'nin yapraklarından izole edilen astragalinin insan kırmızı kan hücrelerinin serbest radikal kaynaklı oksidatif hemolizine karşı antioksidan etkisi. Ark. eczane Res. 2013; 36 :912–917. doi: 10.1007/s12272-013-0090-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    46. ​​Vasantha Rupasinghe HP, Yasmin A. Omega-3 yağ asitlerinin ve balık yağının sulu emülsiyonlarının phloretin ve phloridzin tarafından oksidasyonunun inhibisyonu. moleküller. 2010; 15 :251–257. doi: 10.3390/moleküller15010251. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    47. Marino T., Galano A., Russo N. Gallik asidin OH ve OOH radikallerine karşı radikal süpürme yeteneği. Yoğunluk fonksiyonel teorisinden reaksiyon mekanizması ve hız sabitleri. J. Phys. kimya B.2014 ; 118 :10380–10389. doi: 10.1021/jp505589b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    48. Aquilano K., Baldelli S., Ciriolo MR Glutatyon: Eski bir antioksidan için redoks sinyallemesinde yeni roller. Ön. Eczane. 2014; 5 :196. doi: 10.3389/fphar.2014.00196. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    49. Kirkeskov B., Christensen R., Bügel S., Bliddal H., Danneskiold-Samsøe B., Christensen LP, Andersen JR Kuşburnunun ( Rosa canina ) plazma antioksidan aktivitesi ve C-reaktif protein üzerindeki etkileri romatoid artrit ve normal kontroller: Prospektif bir kohort çalışması. Bitki ilacı. 2011; 18 :953–958. doi: 10.1016/j.phymed.2011.02.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    50. Li HB, Yi X., Gao JM, Ying XX, Guan HQ, Li JC ECV-304 hücrelerinin tert-bütil hidroperoksit kaynaklı hasara karşı hiperosit koruma mekanizması. Farmakoloji. 2008; 82 :105–113. doi: 10.1159/000139146. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    51. Gong G., Qin Y., Huang W., Zhou S., Yang X., Li D. Rutin, insan göbek damarı endotel hücrelerinde reaktif oksijen türlerinin aracılık ettiği mitokondriyal işlev bozukluğu yolunu düzenleyerek hidrojen peroksit kaynaklı apoptozu inhibe eder. Avro. J. Pharmacol. 2010; 628 :27–35. doi: 10.1016/j.ejphar.2009.11.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    52. Elliott SJ, Koliwad SK Vasküler endotel hücrelerinde glutatyon ile iyon kanalı aktivitesinin redoks kontrolü. Mikro sirkülasyon. 1997; 4 :341–347. doi: 10.3109/10739689709146798. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    53. Espinosa-Díez C., Miguel V., Vallejo S., Sánchez FJ, Sandoval E., Blanco E., Cannata P., Peiró C., Sánchez-Ferrer CF, Lamas S. Endotel disfonksiyonunda glutatyon biyosentezinin rolü ve fibroz. Redox Biol. 2018; 14 :88–99. doi: 10.1016/j.redox.2017.08.019. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    54. Jiménez S., Gascón S., Luquin A., Laguna M., Ancin-Azpilicueta C., Rodríguez-Yoldi MJ Rosa canina Extracts Have Antiproliferative and Antioxidant Effects on Caco-2 Human Colon Cancer. PLoS BİR. 2016; 11 :e0159136. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    55. Zhang T., Mu Y., Yang M., Al Maruf A., Li P., Li C., Dai S., Lu J., Dong Q. (+)-Catechin, metilglioksal kaynaklı mitokondriyal disfonksiyonu önler ve EA.hy926 hücrelerinde apoptoz. Ark. Fizyol. biyokimya 2017; 123 :121–127. doi: 10.1080/13813455.2016.1263868. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    56. Ruijters EJ, Weseler AR, Kicken C., Haenen GR, Bast A. Flavanol (-)-epicatechin ve metabolitleri, doğrudan bir antioksidan etki yoluyla birincil endotel hücrelerinde oksidatif strese karşı koruma sağlar. Avro. J. Pharmacol. 2013; 715 :147–153. doi: 10.1016/j.ejphar.2013.05.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    57. Li Q., ​​Zhao W., Zeng X., Hao Z. Ursolik Asit ApoE(-/-) Farelerde Aterosklerozu Azaltır: ROS/NF-κB Yolunun Aracılık Ettiği LOX-1'in Rolü. moleküller. 2018; 23 :1101. doi: 10.3390/molecules23051101. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    58. Cavalera M., Axling U., Rippe C., Swärd K., Holm C. Kuşburnu diyeti antiaterosklerotik etkiler gösterir ve ApoE-null farelerde nitrik oksit aracılı dilatasyonu arttırır. J. Nutr. biyokimya 2017; 44 :52–59. doi: 10.1016/j.jnutbio.2017.02.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                    Yorum yap


                    • #11
                      Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu olan hastalarda Rosa canina L. ve bir poliherbal formülasyon şurubunun etkisi : çok merkezli randomize kontrollü bir çalışma için bir çalışma protokolü

                      Haide Golsorkhi , 1, 2 Mostafa Qorbani , 3, 4 Mohammad Kamalinejad , 5 Saeideh Sabbaghzadegan , 1, 2 Mohsen Bahrami , 6 Mohammad Vafaee-Shahi , 7 Hadi Montazerlotfelahi , 8 Elham Abniki , 9 ve Majid Dadmehr 1, 2
                      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                      1 Geleneksel Tıp Bölümü, İslami ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma Enstitüsü, İran Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tahran, İran
                      2 Geleneksel Tıp Bölümü, Fars Tıbbı Okulu, İran Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tahran, İran
                      3 Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Araştırma Merkezi, Alborz Tıp Bilimleri Üniversitesi, Karaj, İran
                      4 Kronik Hastalıklar Araştırma Merkezi, Endokrinoloji ve Metabolizma Nüfus Bilimleri Enstitüsü, Tahran Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tahran, İran
                      5 Shahid Beheshti Tıp Bilimleri Üniversitesi, Eczacılık Okulu, Farmakognozi Bölümü, Tahran, İran
                      6 Fars Tıbbı Araştırmacısı, Özel klinik, Tahran, İran
                      7 Pediatri Bölümü, Tıp Fakültesi, İran Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tahran, İran
                      8 Pediatri Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Alborz Tıp Bilimleri Üniversitesi, Karaj, İran
                      9 Klinik Psikoloji Araştırmacısı, Özel klinik, Tahran, İran
                      Majid Dadmehr, E-posta: moc.oohay@rhemdaddijam .
                      Sorumlu yazar. İlişkili Veriler

                      Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                      Git: Soyut

                      Arka plan


                      Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk ve ergenlik döneminde en sık görülen davranış bozukluğudur. Bu hastaların bir kısmı mevcut farmakolojik tedavilere yanıt vermemekte ve ilaç yan etkileri de olabilmektedir. Bu çalışma, Rosa canina L. (RC) ve bir poliherbal formülasyon (PHF) şurubu dahil olmak üzere iki bitkisel ilaç ürününün, çocuk ve ergenlerde DEHB'nin klinik belirtileri üzerindeki etkinlik ve güvenliğini belirlemeyi amaçlamaktadır.

                      Yöntemler
                      DSM-5 tanı ölçütlerine göre doksan DEHB hastası rastgele olarak üç gruba atanacaktır: (1) RC şurubu + metilfenidat (MP), (2) PHF şurubu + MP ve (3) dahil etme ölçütlerine göre plasebo + MP (her grupta 30 kişi). Şurup dozajı her 8 saatte bir 5cc'dir ve MP, çalışma sırasında 8 hafta boyunca stabilize edilmiş bir doza sahip olacaktır. Ayrıca, Conner'ın anketleri , müdahaleden önce ve ardından 4 haftada bir öğretmen ve veliler tarafından doldurulacaktır. Ayrıca, Çocuk Belirti Envanteri dördüncü baskısı (CSI-4) ve mizaç anketleri, müdahaleden önce ve 2 aya kadar her 4 haftada bir doldurulacaktır.

                      Tartışma
                      Bu deneme, RC ve PHF şuruplarının çocuk ve ergenlerde DEHB'nin klinik belirtileri üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik ilk deneydir. Bulgularımız, bu bitkisel ürünlerin DEHB'nin klinik belirtileri üzerindeki etkisine dair yeni bilgiler sağlıyor.

                      deneme kaydı
                      İran Klinik Araştırmalar Sicili IRCT20190923044855N1 . 14 Ocak 2020'de tescil edildi. Duruşma https://www.irct.ir/ adresinde kaydedildi .

                      Anahtar Kelimeler: Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, DEHB, Tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar, Bitkisel tıp
                      Git: Arka plan


                      Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi sürekli olarak bozulan semptomlarla tanımlanan, çocuklarda ve ergenlerde görülen nöropsikiyatrik bozuklukların bir alt kümesine aittir [ 1 ] . Bu hastaların yarısından fazlası yetişkinlik döneminde bu semptomları sergiler [ 2 – 4 ]. Bu bozukluk sıklıkla öğrenme problemleriyle ve ayrıca akademik/mesleki, ailesel ve sosyal işlevsellikte yetersizlikle birleşir [ 1 – 3 , 5 , 6]. DEHB, kaygı, duygusal bozukluklar, madde kötüye kullanımı ve kişilik bozuklukları gibi yüksek bir komorbidite riski taşır. Ayrıca, kötü eğitim sonuçları, büyük bir meşgul olma şansı, boşanma veya hapis cezası, genel nüfusa kıyasla bunlar arasında daha fazla teşhis edilmektedir [ 3 , 5 ]. Ayrıca, DEHB olan çocukların %15-75'inde duygudurum bozukluğu ve vakaların %25'inde anksiyete olduğu bildirilmiştir [ 7 ]. DEHB'nin çocuklarda yaygınlık oranı tüm dünyada yaklaşık %8-12'dir [ 3]. DEHB için tedavi stratejileri temel olarak farmakoterapi ile bireysel veya kombinasyon halinde psikolojik ve davranışsal terapileri içerir. Psikostimülan ilaçlar, özellikle metilfenidat (MP), oldukça etkilidir ve DEHB tedavisi için birincil farmasötik ilaç seçimidir [ 3 , 6 , 7 ]. Uyarıcı ilaçlar, bu hastaların çoğunda DEHB semptomlarını etkili bir şekilde iyileştirir; bununla birlikte, bunların yaklaşık %30'u bu ilaç sınıfına yanıt vermemektedir ve ayrıca iştah kaybı, uyku bozuklukları ve kaygı gibi çok çeşitli ilaç yan etkileri de olabilir. Bu nedenle, birçok ebeveyn, DEHB'nin aşırı aktivitesini ve dikkatsizliğini kontrol etmek için gıda önerileri, bitkisel ilaçlar, homeopati ve egzersiz gibi tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar (CAM'ler) arar.7 ]. Bitkisel ilaç, iyi tolere etmesi ve ayrıca ebeveynlerin kabul etmesi nedeniyle DEHB için en yaygın uygulanan TAT yöntemidir [ 8 , 9 ]. Bu şifalı bitkiler için, anksiyolitik ve antidepresan etkiler, serotonin seviyelerini artırmaya yardımcı olan bilişsel işlevin iyileştirilmesi ve merkezi stimülasyon dahil olmak üzere, DEHB'nin patogenezi ile ilişkili çeşitli etki mekanizmaları vardır [7 ] . Bazı bitkisel ilaçlar potansiyel olarak DEHB için faydalı olabilir; ancak, çocuklarda bu hastalık üzerindeki spesifik etkileri hakkında sınırlı bilgi bildirilmiştir. Bu nedenle, etkinliklerini ve güvenliklerini desteklemek için klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

                      Rosa canina L. (RC), kökleri, yaprakları ve meyveleri gibi farklı kısımları yüzyıllardır geleneksel tıpta çeşitli hastalıkları tedavi etmek için kullanılan Rosacea familyasına aittir [ 10 ] . Preklinik çalışmalar, RC'nin diğer şifalı bitkilerle kombinasyon halinde kullanıldığında nöroprotektif etkilere sahip olduğunu göstermiştir [ 11 , 12 ]. Ayrıca, RC ekstraktının anksiyolitik özelliklere sahip olduğu ve tanıma hafızasını ve depresif benzeri davranışı geliştirebileceği gösterilmiştir [ 13 , 14 ]. Ayrıca, Malus domestica Borkh., Ocimum basilicum L. ve Vitis vinifera içeren bir poliherbal formülasyon (PHF) şurubu olduğunu varsaydık.L. özü, DEHB olan çocuklarda hafızayı ve bilişsel işlevi ve kaygıyı iyileştirme üzerinde yararlı etkilere sahip olabilir.

                      Deneysel bir hayvan modelinde, Malus domestica Borkh'un kronik uygulamasının olduğu gösterilmiştir . meyve suyu değerli antidepresan aktiviteye sahiptir [ 15 ]. Ocimum basilicum L., anksiyolitik, sedatif ve antidepresan benzeri etkilere sahip yenilebilir bir bitkidir [ 16 , 17 ]. Ayrıca nöroprotektif özellikleri, özellikle hafıza ve nörolojik kusurun iyileştirilmesi daha önce belgelenmiştir [ 18 ]. Farmakolojik çalışmalar, Vitis vinifera L.'nin bilişsel işlev ve nöropsikolojik durum üzerinde yararlı etkileri olduğunu göstermiştir; ek olarak, anksiyolitik benzeri aktiviteyi gösterir [ 19 , 20 ].

                      Bu nedenle, RC ve PHF şuruplarının çocuklarda ve ergenlerde DEHB'nin klinik belirtileri üzerindeki etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek için bu randomize klinik araştırmayı tasarladık.

                      Git: Yöntemler
                      Çalışma tasarımı
                      Bu çalışma, birincil olarak Conners Ebeveyn ve Öğretmen Derecelendirme Ölçeği kullanılarak DEHB'si olan çocuk ve ergenlerde iki bitkisel ürünün etkinliğini karşılaştırmak için randomize, çift kör, plasebo ve aktif ürün kontrollü, üç paralel tedavi koluna sahip çok merkezli bir klinik çalışmadır. sonuç ölçüsü. İkincil sonuç ölçütleri, eşlik eden şikayetler ve yan etkilerdir. Tarama ve temel değerlendirmelerden sonra, 90 hasta (5-14 yaş arası) 8 hafta boyunca üç tedaviden birini alacaktır. Sonuç değerlendirmeleri başlangıçta, 4 haftalık tedavi periyodunda ve 8. haftada tedavinin bitiminde yapılacaktır. Figür​Şekil 11çalışma programının ayrıntılarını sağlar. Bu araştırmanın raporlanması, Standart Protokol Öğeleri: Girişimsel Araştırmalar için Öneriler (SPIRIT) yönergelerine göre yürütülür (Şek.​(İncir. 2).2). Raporlama Denemelerinin Birleştirilmiş Standartları (CONSORT), bu protokolün tasarımı için metodoloji çerçeveleri olarak kullanılmıştır.
                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13063_2022_6297_Fig1_HTML.jpg
                      Şekil 1
                      Çalışmanın CONSORT akış diyagramı

                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13063_2022_6297_Fig2_HTML.jpg
                      İncir. 2
                      Girişimsel Araştırmalar için Standart Protokol Öğeleri Öneriler (SPIRIT) çalışmanın akış şeması

                      Çalışma protokolü, İran Tıp Bilimleri Üniversitesi Tıbbi Etik Kurulu [oturum no: IRIUMS.REC. 1398.561] ve İran Klinik Araştırmalar Siciline kayıtlı [kayıt kodu: IRCT20190923044855N1]. Çalışma popülasyonu


                      Hastalar (5 ila 14 yaş arası çocuklar ve ergenler) esas olarak İran'ın Tahran kentindeki Rasoul Akram akademik hastanesinde, Firooz Abadi akademik hastanesinde bulunan üç pediatrik nöroloji ve psikiyatri kliniğinden ve toplum kliniklerinden alınacaktır. Uygunluk kriterlerini karşılayan hastalar kapsamlı bir şekilde yapılacak ve çalışmaya dahil edilmeden önce yasal temsilcisinin araştırmaya katılması için yazılı onayı alınacaktır. Katılımcılar, deneme merkezi tarafından, randomizasyon yazılımı ( http://www.randomization.com ) tarafından üç tedavi kolundan birine (plasebo, RC ve PHF) randomize edilecek, katmanlara ayrılacaktır.). Sorumlu araştırmacı (PI), planın uygulanmasını değerlendirmek, hastaları takip etmek ve kontrol listelerini teslim etmek ve bunları almak ve gözden geçirmek ve ayrıca hasta sorunlarına yanıt vermek ve veri toplamak ve girmek için çalışma merkezlerinin her birinde bulunacaktır. ilacın olası yan etkileri. Dahil etme kriterlerini karşılayanlar, denemeye kaydolacak ve 1:1:1 randomizasyon oranıyla rastgele üç gruba ayrılacak. Uygunluk kriterleri


                      Hastalar şu kriterlere sahipse bu denemeye kaydolacaktır:

                      (1) 5 ila 14 yaş arası erkek ve kız çocuklar; (2) tüm çalışma ziyaretlerini takip etmeye istekli ve yetkin olan ebeveynler ve çocuklar; (3) DSM-5 tanı ölçütlerine göre DEHB tanısı; (4) çalışma süresi boyunca stabilize dozda oral uyarıcı ilaçlar (örn. MP) ile tedavi; ve (5) bitkisel ürünle etkileşime girebilecek diğer alternatif ve tamamlayıcı ilaçların kullanılmaması.

                      Hariç tutma kriterleri
                      Aşağıdaki kriterlerden herhangi birine sahip çocuklar araştırmanın dışında tutulacaktır:

                      (1) Zeka geriliği öyküsü; (2) bipolar bozukluk, psikoz, şiddetli davranım bozukluğu ve otizm öyküsü; ve (3) nörolojik hastalık, nöbet veya diğer ciddi tıbbi durum öyküsü.

                      Para çekme kriterleri
                      Öğrenimden çekilme kriterleri şu şekilde sıralanmıştır:

                      (1) Ebeveynlerin veya çocukların göçmenlik nedeniyle tedaviye devam etmek istememeleri veya çalışmaya katılmayı reddetmeleri; (2) tedavinin olası yan etkileri; ve (3) başka bir hastalığa yakalanmak veya ilacı almamak veya kötüye kullanmak.

                      Hedef örneklem büyüklüğüne ulaşmak için yeterli katılımcı katılımını sağlamak için kullanacağımız stratejiler şunlardır: ebeveynleri ve çocuklarını araştırma hakkında onam almadan önce eğitin, araştırma hakkında bilgi sahibi olduklarından emin olun, ebeveynlere ve çocuklara yazılı bilgi verin (gerekirse), sorularını yanıtlamak için zaman ayırın ve sorunları çözmek için düzenli toplantılarla (yüz yüze veya telefonla) onları teşvik edin.

                      Katılımcının elde tutulmasını ve tam takibi teşvik etmek için kullanacağımız stratejiler şunlardır: sorularını yanıtlamak için zaman ayırın, sorunları çözmek için onları düzenli toplantılarla (yüz yüze veya telefonla) teşvik edin, takip planlayın Muayenehane veya kliniğe yapılan rutin ziyaretlerle aynı zamana denk gelen ziyaretler ve hastaların tercihlerini kolaylaştırmak ve kayıp hastaların yerini bulmak için her türlü çabayı göstermek.

                      Çalışmadan çekilen katılımcılar rutin klinik uygulamalara göre izlenecektir.

                      Numune büyüklüğü hesaplaması
                      Örnek büyüklüğü, iki ortalamalı karşılaştırma formülü kullanılarak önceki çalışmaya [ 21 ] göre belirlendi . Tedavi ve plasebo gruplarında (sırasıyla -2,8 ±1,5 ve -1,2 ±2,5) tip I hata (0,05) ve tip II (0,2) ve DEHB klinik ölçeğinin ortalama değişimi (SD) ve yıpranma oranı dikkate alınarak %15, örneklem büyüklüğü her grupta 30 kişi olarak hesaplandı (toplam 90 hasta). Hastalar blok randomizasyon yöntemi kullanılarak gruplara ayrılacaktır.

                      Rastgeleleştirme
                      Uygunluk kriterlerini karşılayan denekler, izin verilen blok randomizasyon yöntemi kullanılarak rastgele müdahale ve plasebo gruplarına bölünecektir. Ayrıca, konuları yaş dağılımlarına göre (5-10 ve 10-14 yaş) eşleştirmek için tabakalı randomizasyon kullanılacaktır. Katılımcılar, (1) RC şurubu + MP, (2) PHF şurubu + MP ve (3) plasebo + MP'den oluşan üç tedavi grubuna rastgele atanacaktır. Daha sonra 8 hafta boyunca takip edilecekler. Bu denemede, bir çalışma istatistikçisi tarafından rastgele atama yazılımı aracılığıyla Kapalı Zarf araçlarına göre rastgele atama yapılacaktır. Hastaya sadece seçilen merkezde bulunan kişi, yapılacak rastgele dağıtım sıralama listesine göre ilaç verecektir.

                      Körleştirme
                      Hem araştırmacılar hem de katılımcılar, planın uygulanması sırasında çalışma tasarımına kör olacaklardır. Deneme sırasında bir katılımcının tahsis edilen müdahalesini ortaya çıkarmak için bir sıralama tahsis listesi kullanılır. Körleştirme koşulları, şok veya şiddetli ilaç reaksiyonu gibi yaşamı tehdit eden bir durumda yürütülecektir.

                      Araya girmek
                      RC, PHF ve plasebo şurup formundadır ve Tahran, İran'daki Shahid Beheshti Tıp Bilimleri Üniversitesi'ndeki eczacılık okulunun herbaryum merkezindeki bir botanikçi tarafından sağlanacaktır. RC, Rosa canina L. özü içerir; PHF, Malus domestica Borkh., Ocimum basilicum L. ve Vitis vinifera L. özü içerir; ve plasebo sükroz olarak kabul edilir.

                      DEHB'si olan doksan çocuk ve ergen çalışmaya davet edilecek ve rastgele üç gruba atanacaktır. Deneklerin şurup broşüründe çocuklar için önerilen doza göre her 8 saatte bir günde 5 cc tüketmeleri istenecektir.

                      Şuruplar 250 cc'lik cam kaplarda hazırlanacak ve yaklaşık bir ay yetecek. Şuruplar boyut, renk ve şekil bakımından aynıdır. Şurup ve paket sayıları ile ilgili olası komplikasyonlar kaydedilecektir. Ayrıca, çalışma ilerlemesi, denekler her 4 haftada bir alınarak takip edilecektir (Şekil 1).​(İncir. 22). Bağlılık


                      İlk ziyarette katılımcılara müdahale edilecek ve her ay yenilen şurupların tüm şişelerini getirmeleri istenecek. Müdahaleye uyum ve bağlılık düzeyini değerlendirmek için iade edilen takviyeler gözlemlenecektir. hasta güvenliği


                      Tüm katılımcılar PI tarafından izlenecek ve olası advers olaylar (AE'ler), çalışma süresi boyunca vaka rapor formuna (CRF) dikkatlice kaydedilecektir. Ayrıca ilk ziyarette her katılımcıya PI'nin telefon numarası verilecek ve şurup etiketinde de yazılacaktır. Bu çalışmadaki bitkisel ilaçların önemli yan etkileri yoktur, ancak bir olumsuz olay olması durumunda, PI, deneme katılımından kaynaklanan olumsuz olayları telafi etmek için toplayacak, rapor edecek ve yönetecektir.

                      Çalışma sonuçları
                      Birincil sonuçlar
                      Bu araştırmanın birincil amacı, bu bitkisel ilaç ürünlerinin başlangıçtan dahil edildikten sonraki 8 haftaya kadar (dikkat ve aktivite fonksiyon seviyeleri ve sosyo-eğitimsel fonksiyon seviyeleri dahil) Conner skoru üzerindeki etkililik ve güvenliğini belirlemektir.

                      İkincil sonuçlar
                      Bu çalışmanın ikincil çıktıları, çalışma sonunda başlangıç ​​değerleri ile karşılaştırıldığında advers olayların ortaya çıkışını, uyku skorundaki değişiklikleri, iştah alışkanlığını ve komorbiditeleri (örn. anksiyete, depresyon ve obsesif-kompulsif bozukluklar) içerir.

                      prosedür
                      Araştırmanın başında, araştırmanın amacı, yöntemi ve yararları ebeveynlere ve katılımcılara açıklanacak ve kendilerine bilgilendirilmiş onam formu verilecektir. Conners Kapsamlı Davranış Derecelendirme Ölçekleri (Conners CBRS), davranışsal, toplumsal, eğitimsel konular ve bunların semptomları dahil olmak üzere katılımcı davranışının birkaç önemli alanı hakkında bilgi elde etmek için kullanılacaktır. Bu anketin geçerliliği ve güvenilirliği daha önce onaylanmıştır [ 22 , 23 ]. Bu çalışmada, Conner'ın CBRS anketlerinden ikisi tamamlanacaktır (hem ebeveyn hem de öğretmen derecelendirme ölçekleri):
                      1. Conners'ın Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği (CPRS), çocuk davranış sorunlarının ebeveyn raporlarını etkili bir şekilde toplamak için bir araç
                      2. Conners'ın Öğretmen Derecelendirme Ölçeği (CTRS), sınıftaki çocukların davranışlarına ilişkin öğretmen raporları almak için bir araç [ 24 – 27 ]

                      Bu anketlere ek olarak, çalışma katılımcılarındaki dikkat problemlerini değerlendirmek için daha önce geçerliliği [ 28 , 29 ] olan Çocuk Semptom Envanteri-4 (CSI-4) anketi kullanılacaktır. CSI-4 anketi, 5 ila 12 yaş arasındaki çocuklarda DEHB'nin teşhisi ve şiddetinin değerlendirilmesi için kullanılan bir davranış derecelendirme ölçeğidir [ 30 , 31 ]. Mizaç belirleyici anketi de bu çalışmada kullanılan başka bir doğrulanmış ankettir [ 32 ].

                      Bu anketler müdahaleden önce doldurulacak ve ardından Conner'ın anketleri, çalışma sırasında öğretmen ve veliler tarafından sadece 4 haftada bir kullanılacaktır. Görüşmeci, 2 ay boyunca her 4 haftada bir çocukların belirtilerini ve semptomlarını değerlendirecektir. Katılımcıların yaşam tarzını (diyet, uyku, aktivite vb.) değiştirmeye yönelik spesifik bir müdahale yoktur.

                      Yaşam tarzı değişiklikleri
                      İlacın etkinliğini değerlendirmek için hastanın yaşam koşullarına herhangi bir müdahalede bulunulmaz.

                      Hastalar günlük tedavilerinden (MP/Ritalin) mahrum bırakılmaz. Ayrıca müdahalelerden birini kullanacaklardır. Ritalin ve bitkisel şuruplar arasındaki ilaç etkileşimlerini önlemek için hastalar şurupları MP/Ritalin aldıktan 2 saat sonra tüketeceklerdir. Araştırma süresince hastaların diğer bitkisel ilaçları kullanmasına izin verilmez. Hastaları günde üç kez şurubu içmeye teşvik edeceğiz.

                      Veri yönetimi
                      Veriler etüt merkezleri tarafından ortaklaşa yönetilecektir. Tüm veriler basılı ve elektronik vaka rapor formları (CRF'ler) ile kaydedilecektir. Her değerlendirmeden sonra tanımlayıcılar (örn. isim ve doğum tarihi) anonimleştirilecek, kodlanacak ve güvenli bir sunucuda saklanacaktır. Dosyalar parola korumalı bir bilgisayarda yedeklenecektir. Proje ekibi denemeyi tasarladı ve hazırladı ve sonuçları yaygınlaştıracak. Ekip, çalışmanın ilerleyişini tartışmak için düzenli olarak toplanacaktır. Yalnızca sonuç değerlendiricilerinin CRF'lere erişimi vardır ve çift veri girişini gerçekleştirir.

                      Veri analizi
                      Sürekli değişkenlerin normal dağılımı Kolmogorov-Smirnov testi kullanılarak değerlendirilecektir. Sürekli ve kategorik değişkenler sırasıyla ortalama (standart sapma) ve sayı (%) olarak sunulacaktır. Niteliksel değişkenleri analiz etmek için ki-kare veya Fisher'in kesin testi kullanılacaktır. Çalışma grupları genelinde sürekli temel özellikler, ANOVA testi kullanılarak test edilecektir. Eksik veriler, çoklu regresyon atama yöntemi kullanılarak yüklenecektir. Zaman grubu etkileşimini kullanan müdahalenin etkisini değerlendirmek için iki yönlü tekrarlanan ANOVA (RMA) ölçümleri kullanılacaktır. Anlamlılık düzeyi 0,05'ten küçük kabul edilecektir. Veriler SPSS 21 istatistik yazılımı kullanılarak analiz edilecektir.

                      Veri erişilebilirliği
                      Nihai deneme veri seti yalnızca PI ve çalışma istatistikçisi (MQ) tarafından kullanılabilir olacak ve diğer araştırmacıların erişimi sınırlı olacaktır. Son olarak, çalışma sonuçları sadece yayında sunulacaktır. Ayrıca, ilgili yazara makul bir talepte bulunulduktan sonra veriler paylaşılabilir.

                      Git: Tartışma
                      Bildiğimiz kadarıyla bu, iki bitkisel formülasyonun DEHB'li çocuk ve ergenlerin yanı sıra komorbiditeleri, iştahları ve uykuları üzerindeki terapötik etkilerini değerlendirmek için ilk kez tasarlanmış çok merkezli yeni bir çalışmadır.

                      Konvansiyonel ilaçların uzun süreli kullanımı ve yan etkileri ebeveynleri endişelendiriyor, bu nedenle giderek artan bir şekilde CAM'lerin tedavi seçeneklerini arıyorlar [ 7 ]. DEHB tanısı olan bazı hastalar, hiperkinetik ve konsantrasyon bozukluklarını yönetmek için sıklıkla diyet değişiklikleri, besin takviyesi ve tek başına veya mevcut farmakolojik tedavilerle birlikte sadece bitkisel ilaçlar dahil olmak üzere TAT'ları kullanmaktadır [2 ] . Diyet, egzersiz ve besin takviyelerinin hepsinin DEHB'si olan bir çocuk için bazı potansiyel faydaları vardır. Huzursuzluk, kaygı ve depresyon üzerinde iyi etkileri olduğu gösterilen bitkisel ilaçlar da uygun seçenekler olabilir; ancak, daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır [ 7]. Ayrıca, DEHB'de kronik inflamasyon ve oksidatif stresin rolü not edilmiştir. Diyet polifenolleri, antioksidan ve immünomodülatör özelliklere sahiptir; bu nedenle, DEHB'nin yönetiminde faydalı olabilirler [ 33 ].

                      DEHB'si olan çocuklar ve ergenler için bir tedavi olarak klinik deneylerde farklı bitkisel preparatlar değerlendirilmiştir. Bulgular, bazılarının MP kadar etkili olabileceğini önermektedir [ 6 ]. RC'nin kaygı, tanıma, hafıza ve depresif benzeri davranışlar üzerinde bazı yararlı etkileri vardır [ 13 , 14 ]. Çok sayıda çalışma , PHF şurubundaki bileşenlerin kaygı, depresyon ve hafıza üzerinde önemli ölçüde iyileştirici etkilere sahip olduğunu göstermiştir [ 15-20 ]. Bu nedenle yazarlar, RC ve PHF şuruplarının DEHB'nin yönetimi için değerli olacağını varsaydılar.

                      Git: teşekkürler
                      Uygulanamaz.

                      Git: Kısaltmalar
                      DEHB Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
                      RC Rosa Canina L.
                      PHF poliherbal formülasyon
                      DSM-5 Ruhsal bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı
                      Milletvekili metilfenidat
                      CSI-4 Çocuk Belirti Envanteri-dördüncü baskı
                      CAM'ler Tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar
                      PI Baş araştırmacı
                      SD Standart sapma
                      CI Güven aralığı
                      AE'ler Olumsuz olaylar
                      CRF Durum Raporu Formu
                      Conners CBRS Conners Kapsamlı Davranış Derecelendirme Ölçekleri
                      CTRS Conners'ın Öğretmen Derecelendirme Ölçeği
                      CPRS Conners' Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği
                      Git: Yazar katkıları
                      MB ve MK bu çalışmanın fikrini tasarladı. HG, MD ve MVS çalışmayı koordine etti. MQ istatistiksel analiz konusunda tavsiyelerde bulundu. HG, HM, MVS ve EA organize katılımcı yönetimi ve veri toplama. HG, MD ve SS taslağı hazırladı. Makale tüm yazarlar tarafından okunmuş ve onaylanmıştır.

                      Git: Finansman
                      Bu araştırma İran Tıp Bilimleri Üniversitesi tarafından desteklenmiştir (hibe no. 98-2-63-15165). Fon sağlayıcının çalışma tasarımında, verilerin toplanmasında, analizinde ve yorumlanmasında hiçbir rolü yoktur; kağıdın yazımı; ve makaleyi gönderme kararı.

                      Git: Veri ve materyallerin mevcudiyeti
                      Bu deneme, biyolojik örneklerin saklanmasını içermez. Mevcut çalışma sırasındaki veriler ve materyaller, ilgili yazara makul bir talepte bulunulduktan sonra paylaşılabilir. Tam protokole genel erişim şu şekilde erişilebilir: https://www.irct.ir/ (Kayıt numarası: IRCT20190923044855N1).

                      Git: Beyannameler
                      Etik onay ve katılım onayı
                      İran Tıp Bilimleri Üniversitesi Etik Kurulu çalışma protokolünü [oturum no: IRIUMS.REC. 1398.561]. Tüm uygun katılımcıların ebeveyni veya velisi, çalışmanın ayrıntıları ve katılımcıların bu denemeden elde edebileceği tüm faydalar ve riskler hakkında PI tarafından bilgilendirilecektir. Araştırmadan çekilmeyi seçmeleri durumunda çocuklarına ait verileri onay formunda kullanmayı kabul edip etmedikleri sorulacaktır. Ayrıca araştırma ekibinin ilgili verileri araştırmaya katılan üniversitelerden veya düzenleyici kurumlardan kişilerle paylaşabilmesi için izin istenecektir. Ayrıca, tüm araştırmacılara eğitim verilmiş ve çalışma katılımcılarının gizliliğini korumak için bir taahhüt imzalanmıştır. Çalışmanın başında,

                      Bu materyaller istek üzerine ilgili yazardan temin edilebilir. Protokoldeki herhangi bir değişiklik veya ciddi olumsuz olaylar, veri izleme komitesine rapor edilecektir. Verilerin ve izleme sonuçlarının gizliliği korunacaktır.

                      yayın izni
                      Çalışma sonuçları araştırmacılar tarafından hakemli dergilerde yayınlanacak veya konferanslarda sunulacaktır.

                      Rekabet eden çıkarlar
                      Yazarlar, rekabet eden çıkarları olmadığını beyan eder.

                      Git: Dipnotlar
                      Yayıncının Notu
                      Springer Nature, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



                      Git: Referanslar

                      1. Polanczyk G ve ark. DEHB'nin dünya çapında yaygınlığı: sistematik bir gözden geçirme ve metaregresyon analizi. Ben J Psikiyatri. 2007; 164 (6):942–948. doi: 10.1176/ajp.2007.164.6.942. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      2. Sarris J ve ark. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) tedavisinde tamamlayıcı ilaçlar (bitkisel ve beslenme ürünleri): kanıtların sistematik bir incelemesi. Ther Med'i tamamlayın. 2011; 19 (4):216–227. doi: 10.1016/j.ctim.2011.06.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      3. Luo Y ve ark. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğundaki (DEHB) Front Human Neurosci'deki heterojenliğin gözden geçirilmesi. 2019; 13:42 . doi: 10.3389/fnhum.2019.00042. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      4. Sharma A, Couture J. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (ADHD) patofizyolojisi, etiyolojisi ve tedavisinin gözden geçirilmesi Ann Pharmacother. 2014; 48 (2):209–225. doi: 10.1177/1060028013510699. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      5. Lee SS ve ark. Çocuklukta dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile madde kullanımı ve kötüye kullanım/bağımlılığın ileriye dönük ilişkisi: bir meta-analitik inceleme. Clin Psychol Rev. 2011; 31 (3):328–341. doi: 10.1016/j.cpr.2011.01.006. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      6. Wong YW, Kim DG, Lee JY. DEHB'li çocuklar ve ergenler için geleneksel oryantal bitkisel ilaç: sistematik bir inceleme. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Altern Med. 2012;2012. 10.1155/2012/520198. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ]
                      7. Pellow J, Solomon EM, Barnard CN. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklar için tamamlayıcı ve alternatif tıbbi tedaviler Altern Med Rev. 2011; 16 (4):323–337. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      8. Shakibaei F, et al. Çocuklarda ve ergenlerde dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde Ginkgo biloba. Randomize, plasebo kontrollü bir deneme. Klinik Uygulamalarını Tamamlayın. 2015; 21 (2):61–67. doi: 10.1016/j.ctcp.2015.04.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      9. Gromball J ve ark. İlkokul çocuklarında kediotu kökü ve melisa özleri ile yedi haftalık tedavi sırasında hiperaktivite, konsantrasyon güçlükleri ve dürtüsellik düzeliyor. Bitki ilacı. 2014; 21 (8-9):1098–1103. doi: 10.1016/j.phymed.2014.04.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      10. Selahvarzian A, et al. Rosa canina L. Herbal Med J. 2018'in tıbbi özellikleri; 3 (2):77–84. [ Google Akademik ]
                      11. Daneshmand P, et al. Bitki özünün (Rosa canina, Tanacetum vulgare ve Urtica dioica) sporadik Alzheimer hastalığının sıçan modeli üzerindeki nöroprotektif etkileri. Avicenna J Med Biyoteknoloji. 2016; 8 (3):120–125. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      12. Vafaee F ve ark. İmmünomodülatör ilaç Setarud'un erkek sıçanlarda serebral iskemi üzerindeki nöroprotektif etkileri. Nöral Regen Res. 2012; 7 (27):2085–2091. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      13. Farajpour R, et al. Rosa canina hidro-alkolik ekstraktın kronik uygulaması, diyabetik farelerde depresif benzeri davranışı ve tanıma hafızası bozukluğunu hafifletir: oksidatif stresin olası bir rolü. Tıp Prensi Uygulaması. 2017; 26 (3):245–250. doi: 10.1159/000464364. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      14. Nemati Z, et al. Rosa canina çiçeklerinin hidroalkolik ekstraktının sıçanlarda kaygı üzerine etkisi. Nörofizyoloji. 2015; 47 (2):133–137. doi: 10.1007/s11062-015-9509-y. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                      15. Lobo AR, Satish S. Deneysel hayvan modellerinde Malus domestica'nın taze meyve suyunun anti-depresan aktivitesi üzerine bir araştırma. 2019. [ Google Akademik ]
                      16. Rabbani M, Sajjadi SE, Vaezi A. Ocimum basilicum L.'nin uçucu yağının ve hidroalkolik ekstraktının ve uçucu yağının kimyasal bileşiminin anksiyolitik ve yatıştırıcı etkisinin değerlendirilmesi. Arş. İlaç Bilim. 2015; 10 (6):535. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      17. Ali SS, et al. Bir hayvan depresyon modelinde Ocimum basilicum'un antidepresan benzeri etkisi. Biyoteknoloji Histokim. 2017; 92 (6):390–401. doi: 10.1080/10520295.2017.1323276. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      18. Singh V, Krishan P, Shri R. Farelerde iskemi reperfüzyonu kaynaklı beyin hasarından sonra Ocimum basilicum L. ekstresi ile hafıza ve nörolojik kusurun iyileştirilmesi. Metab Beyin Dis. 2018; 33 (4):1111–1120. doi: 10.1007/s11011-018-0215-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      19. Aslam M, Sultana N. Farelerde Vitis vinifera suyunun anksiyolitik benzeri aktivitesinin değerlendirilmesi. Avicenna J Phytomed. 2016; 6 (3):344–350. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      20. Calapai G, et al. Sağlıklı yaşlı erişkinlerde bir Vitis vinifera özütünün bilişsel işlev üzerindeki etkileri üzerine randomize, çift kör, klinik bir çalışma. Ön Eczacılık. 2017; 8 :776. doi: 10.3389/fphar.2017.00776. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      21. Bae S, Park S, Han DH. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu için ek bir tedavi olarak karışık bir bitki özü: randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. Entegre Med Res. 2021; 10 (3):100714. doi: 10.1016/j.imr.2021.100714. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      22. Conners CK ve ark. Gözden geçirilmiş Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği (CPRS-R): faktör yapısı, güvenilirlik ve ölçüt geçerliliği. J Anormal Çocuk Psikoloğu. 1998; 26 (4):257–268. doi: 10.1023/A:1022602400621. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      23. Conners CK ve ark. Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeğinin (CTRS-R) revizyonu ve yeniden standardizasyonu: faktör yapısı, güvenilirlik ve ölçüt geçerliliği. J Anormal Çocuk Psikoloğu. 1998; 26 (4):279–291. doi: 10.1023/A:1022606501530. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                      24. Smyth AC, Meier ST. Conners yetişkin DEHB derecelendirme ölçeklerinin psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesi. J Dikkat Bozukluğu. 2019; 23 (10):1111–1118. doi: 10.1177/1087054715624230. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                      25. Izzo VA, Donati MA, Primi C. DEHB'yi çoklu bilgi yaklaşımıyla değerlendirmek: Conners'3 ölçeklerinin katkısı. J Dikkat Bozukluğu. 2019; 23 (6):641–650. doi: 10.1177/1087054718815581. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                      26. Abdekhodaie Z, Tabatabaei SM, Gholizadeh M. Kuzeydoğu İran'daki anaokulu çocuklarında DEHB yaygınlığının araştırılması ve klinik görüşme yoluyla Conners anketinin ölçüt geçerliliğinin belirlenmesi. Çöz Dev Devre Dışı. 2012; 33 (2):357–361. doi: 10.1016/j.ridd.2011.10.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      27. Shaked D, et al. Conners sürekli performans testinin güvenilirliği ve geçerliliği. Uygulama Neuropsychol Yetişkin. 2020;27(5):478-87. [ PubMed ]
                      28. Mohamadesmaiel E, Alipour A. Çocuk Belirti Envanteri-4 (CSI-4) J Hariç Çocuk Bozukluklarının güvenirlik, geçerlilik ve kesme puanları üzerine bir ön çalışma . 2002; 2 (3):239–254. [ Google Akademik ]
                      29. Sprafkin J ve ark. Çocuk Semptom Envanteri-4'ün güvenilirliği ve geçerliliği için ek kanıt: klinik olarak sevk edilen erkek çocuklarda ebeveyn kontrol listesi. J Clin Çocuk Ergen Psikol. 2002; 31 (4):513–524. doi: 10.1207/S15374424JCCP3104_10. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      30. Shooshtary MH, et al. İran'da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun yaygınlığı: sistematik bir derleme. İran J Psikiyatri. 2010; 5 (3):88. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      31. Mohammad Esmaeel E. Çocuk belirti envanteri-4'ün (CSI-4) uyarlanması ve standardizasyonu J Çocuk Dışında. 2007; 7 (1):79–96. [ Google Akademik ]
                      32. Salmannezhad H, et al. İran Tıbbında Mizaj tanımlama anketinin tasarımı ve doğrulanması. İran Kızılayı Med J. 2018;20(11):9.
                      33. Verlaet AA, et al. DEHB'nin diyetle antioksidan tedavisinin gerekçesi. Besinler. 2018; 10 (4):405. doi: 10.3390/nu10040405. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                      Yorum yap


                      • #12
                        Rosa canina Ekstraktlarının Caco-2 İnsan Kolon Kanserinde Antiproliferatif ve Antioksidan Etkileri Vardır

                        Sandra Jiménez , 1 Sonia Gascón , 2 Asunción Luquin , 1 Mariano Laguna , 3 Carmen Ancin-Azpilicueta , 1, * ve María Jesús Rodríguez-Yoldi 2, *
                        Gianfranco Pintus, Editör
                        Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                        1 Uygulamalı Kimya Bölümü, Navarre Devlet Üniversitesi, Pamplona, ​​İspanya
                        2 Farmakoloji ve Fizyoloji Bölümü, CIBERobn, IA2, IIS Aragón, Veteriner Fakültesi, Zaragoza Üniversitesi, Zaragoza, İspanya
                        3 Kimyasal Sentezler ve Homojen Kataliz Enstitüsü, CSIC, İnorganik Kimya Bölümü, Zaragoza Üniversitesi, Zaragoza, İspanya
                        Sassari Üniversitesi, İTALYA
                        Çakışan Çıkarlar: Yazarlar, çatışan çıkarların olmadığını beyan etmişlerdir.
                        Deneyleri tasarladı ve tasarladı: MJR-Y CA-A. Gerçekleştirilen deneyler: SJ SG AL. Verileri analiz etti: MJR-Y ML CA-A. Katkıda bulunan reaktifler/materyaller/analiz araçları: SJ SG AL. Makaleyi yazdı: MJR-Y CA-A ML.

                        * E-posta: se.arravanu@nicna (CA-A); se.razinu@loydorjm (MJR-Y) İlişkili Veriler

                        Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                        Git: Soyut


                        Rosa canina kalçalarının farklı fraksiyonlarının insan kolon kanseri hücre dizileri (Caco-2) üzerindeki in vitro antiproliferatif ve antioksidan etkileri incelenmiştir . Test edilen bileşikler, toplam ekstrakt (fraksiyon 1), C vitamini (fraksiyon 2), nötr polifenoller (fraksiyon 3) ve asidik polifenoller (fraksiyon 4) idi. Tüm özler, hem düşük hem de yüksek konsantrasyonlarda 72 saat sonra yüksek sitotoksisite gösterdi. Akış sitometrik analizi, tüm fraksiyonların hücre döngüsünde apoptotik bir yol ile eşzamanlı hücre ölümüyle sonuçlanan rahatsızlıklar ürettiğini ortaya çıkardı. Rosa canina'ya yanıt olarak Caco-2 hücrelerinin redoks durumundaki değişikliklerkalçalar belirlendi. Hücreler, bitki fraksiyonlarının varlığında hidrojen peroksite maruz bırakıldı ve Reaktif Oksijen Türlerinin (ROS) üretimi önemli ölçüde azaldı. Bu nedenle, verilerimiz kuşburnu özlerinin Caco-2 hücrelerinde antiproliferatif etki üreten güçlü bir antioksidan olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bu sonuçlar terapötik bir ajan olarak Rosa canina için umut verici bir gelecek öngörüyor . Bu nedenle, bu doğal bitki, kolorektal karsinoma yönelik fonksiyonel gıdaların etkili bir bileşeni olabilir.

                        Git: giriiş


                        Uzun bir süredir antioksidanlarla diyet uygulamanın farklı hastalıklara yakalanma riskini azalttığına inanılıyordu, ancak bu inanç şu anda revize ediliyor [ 1 , 2 ]. Antioksidanların meyve ve sebzelerdeki rolü, hücresel hasara karışan biyolojik oksidasyonu önlemektir ve bu tür moleküller ayrıca gıda endüstrisinde oksidasyonun kötüleşmesini önlemek için kullanılır [ 3 ]. García-Alonso ve ark . [ 4 ], diyet bileşenlerinin hücresel sistemlerde hücre proliferasyonu, sitotoksisite ve oksidatif reaksiyonlar üzerinde önemli modülatör etkiler gösterebileceğini bildirmiştir. Çok sayıda in vitroçalışmalar, bitki sekonder metabolitlerinin, memeli hücrelerinde gen ekspresyonu, apoptoz, düşük yoğunluklu lipoprotein oksidasyonu, hücre içi sinyalleşme, P-glikoprotein aktivasyonu ve kanserojen aktivasyonu ve detoksifikasyon ile ilişkili enzim aktivitelerinin modülasyonu dahil olmak üzere çeşitli süreçleri potansiyel olarak etkileyebileceğini göstermektedir [ 5 – 7 ]. Birincil antioksidanlar olan fenolik bileşikler, antiproliferatif özellikler sunar ve serbest radikalleri temizleyerek oksidasyonu engeller veya geciktirir. İkincil antioksidanlar, metal iyonlarının bağlanması, ROS'un temizlenmesi, UV radyasyonunun emilmesi, hidroperoksitlerin radikal olmayan türlere dönüştürülmesi veya singlet oksijenin deaktive edilmesi gibi çeşitli mekanizmalar aracılığıyla çalışır [ 8 , 9 ].]. Reaktif oksijen türleri, hücresel metabolizmanın bir sonucu olarak üretilir ve ortam kirliliği, tütün tüketimi vb. DNA [ 10 ]. İnsanlarda ROS, enflamatuar bozukluklar ve kanser gibi hastalıklara neden olabilir [ 11], neden oldukları hücre hasarı nedeniyle. Düşük ve orta konsantrasyonlarda, ROS ve Reaktif Nitrojen Türleri (RNS) yararlı etkilere sahiptir ve örneğin enfeksiyöz ajanlara karşı bir savunma olarak, bir dizi hücresel sinyal yolağının işlevinde ve indüklenmesinde olduğu gibi hücresel tepkilerde fizyolojik roller içerir. mitojenik bir tepki. Çeşitli ROS aracılı eylemlerin aslında hücreleri ROS kaynaklı oksidatif strese karşı koruduğu ve "redoks dengesini " yeniden kurduğu veya sürdürdüğü bilinmektedir [ 12-14 ]. Redoks ve antioksidan sistemler, fonksiyonel gıda bilimi için en umut verici hedefler arasındadır [ 15 , 16].]. Antioksidan yeteneği olan molekülleri sentezlemenin zorluğu göz önüne alındığında, bu bileşiklerin sebze veya meyve gibi doğal kaynaklardan ekstraksiyonu çok önemlidir [ 8 ]. Rosa cinsi , Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Orta Doğu'da yaygın olarak dağıtılan yaklaşık 100 tür içerir. Güllerin ( Rosa türleri) sözde meyvesi olan kuşburnu, Orta Avrupa ülkeleri gibi birçok kültürde gıda ve ilaç amaçlı kullanılmış ve sözde ve belgelenmiş sağlık özellikleri nedeniyle son yıllarda daha fazla dikkat çekmiştir [ 17 ] . Rosa Canina'nın yabani meyvelerinin geleneksel bitki çaylarında, marmelatlarda, jölelerde, reçellerde, yoğurtlarda, çorbalarda tüketilmesi [ 18], gıda takviyeleri [ 19 ], vb. Orta Avrupa ülkelerinde (Almanya, Macaristan, Avusturya, Sırbistan, Polonya …) soğuk algınlığı ve grip tedavisi için yaygındır. Genel olarak, kuşburnu yüksek konsantrasyonlarda askorbik asit, fenolik bileşikler ve sağlıklı yağ asitleri sunar [ 20 ]. Ancak bu maddelerin içeriği, kuşburnunun coğrafi kökeni veya kuşburnunun geldiği gül çeşidi gibi farklı faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir [ 21 ].

                        Öte yandan, kanser dünya çapında önemli bir ölüm nedenidir. Antioksidanlara atfedilen özelliklerden biri de kansere yakalanma riskini azaltmalarıdır. Diğer yazarların yanı sıra Gallaher ve Trudo [ 22 ], yüksek oranda meyve ve sebze tüketiminin kolon kanseri riskini azalttığını ileri sürdüler. Polifenoller antikanserde önemli bir rol oynayabilir ve farklı organlar üzerinde etkileri gözlemlenmiştir. Proantosiyanidinler, flavonoid, resveratrol, tanenler, epigallocatechin-3-gallate, gallik asit ve antosiyanin gibi birçok polifenol test edilmiştir; hepsinin etki mekanizması farklı olmasına rağmen bazı modellerde koruyucu etki göstermiştir [ 23 ]. Wenzel ve ark . [ 24], flavonların çekirdek yapısı olan 2-fenil-4H-1-benzopiran-4-on'un HT-29 insan kolon kanseri hücreleri üzerindeki varsayılan antikanser aktivitesini gösterdi. Flavonun HT-29 hücrelerinde hücre proliferasyonunu azalttığı ve apoptozun yanı sıra farklılaşmayı güçlü bir şekilde indüklediği bulundu. Bu şekilde, birçok polifenol, antiproliferasyon, antioksidasyon, östrojenik/antiöstrojenik aktivite, hücre döngüsünün durdurulması veya apoptozu indükleme, detoksifikasyon enzimlerini indükleme, konakçı bağışıklık sisteminin düzenlenmesi ve hücresel sinyalleşmedeki değişiklikler gibi kemo koruması göstermiştir [25 ] . Ek olarak, quercetin, kolon karsinomu HT-29 ve Caco-2 hücrelerinin bölünmesi üzerinde tercihli bir sitotoksik etki gösterir [ 26]. Kanser hücrelerinde hücre döngüsü ilerlemesinin ve hücre ölümünün (apoptoz) düzenlenmesinin aracılık ettiği, ellagik asidin potansiyel antikanser özellikleri hakkında kapsamlı araştırmalar yapılmıştır [27 ] . Fenolik bileşiklerin etkilerini Mitogen-Activated Protein Kinazs (MAPK), Activator Protein-1 (AP-1) veya Nuclear Factor–kB (NF-kB) gibi farklı sinyal yolları üzerinde ayrı ayrı veya sıralı olarak gösterebileceğine inanılmaktadır. tamamlayıcı ve örtüşen bir etki mekanizması sunabilen bu yollar arasında muhtemelen etkileşime girmenin yanı sıra [ 28]. Meyve ve sebzelerdeki fitokimyasalların aditif ve sinerjistik etkilerinin, onların güçlü antioksidan ve antikanser aktivitelerinden sorumlu olduğu ve bu diyetin faydalarının, tüm gıdalarda bulunan fitokimyasalların karmaşık karışımına atfedildiği varsayılmaktadır [29 ] .

                        Bu nedenle, kanserojen hücrelerde doğal antioksidanların etki mekanizması hakkında daha iyi bilgi sahibi olmanın önemi göz önüne alındığında, bu çalışmanın amacı kolon kanseri hücre hattı Caco-2 üzerinde farklı konsantrasyonlarda Rosa canina kalça ekstraktlarının biyolojik özelliklerini değerlendirmektir. Rosa canina kalçalarından elde edilen C vitamini, nötr ve asidik polifenollerin antioksidan aktivitesini ve DNA'yı oksidatif hasardan korumadaki olası rolünü değerlendiriyoruz . Kuşburnu ekstraktlarının, kolon kanseri hücre dizisi Caco-2'nin proliferasyonunun inhibisyonu ve hücresel döngü ve apoptoz üzerindeki etkisi de araştırılmaktadır.

                        Git: Malzemeler ve yöntemler

                        Bitki materyalleri, HPLC antioksidan analizi ve antioksidan aktivite


                        Çalışma Rosa canina'dan 2014 yılı hasadı kuşburnu ile yapılmıştır.madeni para. Kullanılan kuşburnu, sahibi D. Fidel Pascual Molins'in izniyle Mariola Dağı'nda Agres (Alicante) belediyesinde bulunan “Ca'l retor” denilen tarlada toplandı. Kuşburnu örneklerini sağlayan firma Herbes del Molí (Avenida Constitución, 5, 03827 Benimarfull, Alicante, İspanya) olup bu tür faaliyetler için gerekli izinlere sahiptir. Öte yandan, numuneler nesli tükenmekte olan veya koruma altındaki bir türe ait değildir. Bu coğrafi bölgede kışları -15°C'ye kadar soğuk, yazları ise 35°C'yi ve hatta 40°C'yi aşan sıcaklıklarla sıcak geçer. Yağışlar çok düzensizdir ve yılda 350 ila 900 mm arasında değişebilir. Taze toplanan kuşburnu analize tabi tutulmadan önce donduruldu (-40°C).

                        Kuşburnunun hazırlanması, saflaştırılması, fraksiyonlanması ve HPLC analizi


                        Kuşburnu ekstraktını hazırlamak, saflaştırmak ve parçalara ayırmak için Tumbas ve ark . [ 19] değiştirilmiş yöntem kullanıldı. Kuşburnu kabuğu ve posası (10 g) ultra-turrax ile homojenleştirildi ve daha sonra 250 mL aseton:su (80:20 v/v) çözeltisi içinde 24 saat yumuşatıldı. Bu aşamadan sonra, çözücüleri ortadan kaldırmak için numune liyofilize edildi (Telstar, model Cryodos-50, İspanya) ve elde edilen kalıntıda tüm antioksidanlar mevcut (toplam özüt, Fr 1). Bu ekstrakt (Fr 1) daha sonra katı faz kromatografisi kullanılarak fraksiyonlara ayrıldı ve üç farklı antioksidan fraksiyonu elde edildi. Her şeyden önce, tortu sülfürik asit (5 mL, 0.5 M) içinde çözüldü, çözelti santrifüjlendi (15000 rpm, 30 dakika) ve önceden şartlandırılmış (2 mL) bir Chromabond C-18 kartuşundan (Scharlab SL, Barcelona) geçirildi. metanol ve 5 mL 5 mM H2S04). C vitamini gibi polar maddeler, 2 mL 5 mM H2S04 ( Fr 2) ile ekstre edildi .

                        Kartuşta tutulan fenolik bileşikler, metanol (2 mL) ve damıtılmış su (5 mL) ile yıkandı. Saflaştırılmış kuşburnu özü olarak kabul edilen bu çözeltiden, nötr ve asidik fenoller özütlendi ve fraksiyonlara ayrıldı. Kısaca, saflaştırılmış kuşburnu özü pH'ı 7.0'a ayarlandı (2 M NaOH çözeltisi kullanılarak) ve 8 mL metanol ve ardından 4 mL damıtılmış-deiyonize su ile önceden şartlandırılmış bir Chromabod kartuşundan geçirildi. Sütun, 10 mL damıtılmış-deiyonize su ile yıkandı ve nötr fenoller (Fr3), metanol (12 mL) kullanılarak elüte edildi. Atık kısım pH'ı 2.0'a ayarlandı (2.0 M HCI kullanılarak) ve daha sonra metanol (8 mL) ve HCI (4 mL, 0.01 M) ile ön şartlandırılmış bir kartuştan geçirildi. Daha sonra kolon, HC1 (5 mL, 0.01 M) ve tutulan kısım (asidik fenoller, Fr 4) metanol (12 mL) kullanılarak yıkandı. Tüm fraksiyonlar (1-4) liyofilizatör kullanılarak kurutuldu ve daha sonra HPLC analizine kadar -40°C'de donduruldu.

                        HPLC analizi, iki 515 pompa, bir U6K enjektör ve ayrı bileşikler için farklı dalga boylarında (200 ila 600 nm) kullanılan bir 996 Fotodiyot Dizi Detektörü ile donatılmış bir yüksek basınçlı sıvı kromatografı (Waters Chromatography Div., Milford, MA) ile gerçekleştirildi. ). Kullanılan kolon, bir Atlantis dC 18 ters fazıydı (150 mm x 4.6 mm iç çap, 5 um parçacık boyutu) ve kromatografik kontrol için Empower 2.0 yazılımı kullanıldı. Her ikisi de Sharlab'dan iki mobil faz A (%0.1 fosforik asit) ve B (asetonitril) nötr ve asidik fenolik bileşik analizi için kullanıldı. Akış hızı, lineer gradyan profiliyle 1 mL/dak idi: 0–20 dak, %10'dan %22'ye B; 21–40 dakika, %22'den %40'a B; 41–50 dakika, %40'tan %55'e B; 51–60 dakika, %55'ten %10'a B; 61–65 dakika, %10 B'de dengeleme. Metanol içinde çözülmüş örneklerin enjeksiyon hacmi 10 μL idi.

                        Askorbik asidin HPLC analizi için mobil faz olarak pH 5.1'de 0.1 mol/L amonyum asetat kullanıldı. Akış hızı 0.4 mL/dk idi. Numuneler, %8 asetik asit içinde bir metafosforik asit (%3 w/w) solüsyonunda çözündürüldü ve numunelerin enjeksiyon hacmi 10 uL idi.Şekil 12, 3 ve 4 fraksiyonlarının kromatogramlarının bir örneğini gösterir.
                        Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g001.jpg'dir.
                        Şekil 1
                        Fr 2 (A) Örneği; Fr 3 (B) ve Fr 4 (C) kromatogramları. Doruklar: (1) askorbik asit; (2) kateşin; (3) rutin; (4) kuersetin; (5) mirisetin; (6) kafeik asit; (7) kumarik asit; (8) şırınga asidi; (9) gallik asit; (10) vanilik asit; (11) protokatekuik asit; (12) ellagik asit.

                        Kuşburnu özü fraksiyonlarının antioksidan aktivitesi


                        Toplam antioksidan aktivite, Cano ve diğerleri tarafından açıklanan ABTS yöntemine göre ölçüldü . [ 30 ] Bu tahlil için ABTS radikali, 2,2'-azino-bis-(3-etilbenzoitiazolon-6-sülfonik asit) ve potasyum persülfat hazırlandı. Karanlıkta 16 saat sonra radikal oluşur. Kalibrasyon eğrisini elde etmek için, A 0 olarak absorbans(inhibe edilmemiş sinyal) 744 nm'de 1500 uL ABTS UV spektrumunda bir Jasco Spektrofotometre V-630 (Washington, ABD) ölçüldü, ardından 25 uL askorbik asit standart çözeltisi eklendi. Bir dakika karıştırıldıktan sonra absorbans A (engellenmiş sinyal) kaydedildi. Bu prosedür, ilk 4 mM standart solüsyondan hazırlanan farklı konsantrasyonlarda (90–300 μM) altı askorbik asit solüsyonu ile tekrarlandı. İnhibisyon yüzdesi şu denklemle hesaplanır: % İnhibisyon = 1-(A/A 0 ) x 100. Kalibrasyon eğrisi elde edildikten sonra, 1500 µL ABTS'ye 25 µL Rose numunesi eklenerek aynı prosedür kullanıldı. Toplam antioksidan aktivite, kuru meyvenin gramı başına mg askorbik asit olarak ifade edildi.

                        Tüm hesaplamalar ve konsantrasyonlar kuru bitki materyaline atıfta bulunulmuştur, bu yüzde meyvenin tazeliğini de bilmeye yardımcı olur. Kuru bitki materyali yüzdesini belirlemek için 5 gr kuşburnu kabuğu ve posası tartılarak 105°C'de 24 saat ısıtıcıda bekletildikten sonra 30 dakika desikatörde bekletildikten sonra soğutulduktan sonra tartılmıştır. İşlem sabit ağırlığa kadar tekrarlandı. Hesaplanan kuru bitki materyali yüzdesi %62 idi. Her durumda, n = 4 (her fraksiyondan iki numune ve her numuneden iki analiz). Biyolojik tahliller


                        Hücre kültürü


                        Caco-2 hücreleri, Dr. Edith Brot-Laroche (Université Pierre et Marie Curie-Paris 6, UMR S 872, Les Cordeliers, Fransa) tarafından sağlanmıştır. Daha fazla analiz için iki hücre klonu seçildi: Caco-2/PD7 (erken geçişten ve heterojenden) ve Caco-2/TC7 (geç geçişten ve homojenden). Bu klonlar, geç birleşmede iyi organize edilmiş bir fırça kenarı sergiledi ve dipeptidilpeptidaz IV aktivitesi seviyelerinde hiçbir farklılık göstermedi. Her iki klon da sükroz-izomaltaz enziminin ince bağırsağın fırça sınırındaki ekspresyon seviyelerindeki ve glikoz tüketim oranlarındaki farklılıklar temelinde seçildi. Sükroz-izomaltaz ekspresyonunun, glikoz tüketim oranlarında bir azalma ile birlikte, Caco-2 hücrelerinin erken geçişlerinden geç geçişlerine kadar arttığı gösterilmiştir [ 31]. Caco-2 hücreleri, 37°C'de %5 C02'lik nemli bir atmosferde tutuldu . Hücreler (pasajlar 50-80), %20 fetal sığır serumu, %1 esansiyel olmayan amino asitler, %1 penisilin (1000 U/mL), %1 ile takviye edilmiş Dulbecco'nun Modifiye Eagles ortamında (Gibco Invitrogen, Paisley, BK) büyütüldü. streptomisin (1000 μg/mL) ve %1 amfoterisin (250 U/mL). Hücreler, %0.25 tripsin-1 mM EDTA ile enzimatik olarak pasajlandı ve 2x104 hücre/cm2 yoğunlukta 25 veya 75 cm2'lik plastik şişelerde alt kültürlendi . Kültür ortamı her 2 günde bir değiştirildi. Hücre birleşimi (%80) mikroskobik inceleme ile doğrulandı. Hücre farklılaşmasını önlemek için tohumlamadan 24 saat sonra deneyler yapıldı [ 32 ].

                        Hücre tedavisi ve sitotoksisitenin belirlenmesi


                        Rosa canin a fraksiyonlarının stoğu , gerekli konsantrasyona tam ortam içinde seyreltildi. Sitotoksisite tarama deneyleri için hücreler, 4x103 hücre/oyuk yoğunlukta 96 oyuklu plakalara ekildi . Kültür ortamı, 72 saat maruz kalma süresi ile 0 ila 1000 mg/L arasında değişen konsantrasyonlarda 1-4 bitki fraksiyonları içeren taze ortam (fetal sığır serumu olmadan) ile değiştirildi. Daha sonra, hücre büyümesi sulforhodamine B testi [ 33] kullanılarak ölçüldü.]. Hücreler, 500 g/L trikloroasetik asit (1 saat, 4°C) ile sabitlendi, damıtılmış su ile yıkandı ve 4 g/L sülforhodamin B (20 dakika, oda sıcaklığı) ile boyandı. Plakalar daha sonra bağlanmamış boyayı çıkarmak için 10 mL/L asetik asit ile yıkandı. Proteine ​​bağlı boya, 10 mmol/L Tris bazı ile özümlendi. Son olarak sonuçlar, 540/620 nm dalga boyunda bir taramalı çok gözlü spektrofotometre (Biotex Sinergy ht Siafrtd, Vermont, ABD) ile absorbans ölçülerek elde edildi. Hücre büyümesi üzerindeki etki, kontrolün yüzdesi olarak ifade edildi ve kontrol yüzdesi olarak hesaplandı. Deneyler, dört tekrarlı oyuklarda gerçekleştirildi ve en az üç kez tekrarlandı.

                        apoptoz ölçümleri


                        İnsan Caco-2 hücre dizisi PD7 ve TC7 klonları, 72 saat boyunca 125 veya 1000 mg/L 1-4 bitki fraksiyonuna maruz bırakıldı, toplandı ve üreticinin tavsiyesine göre Annexin V-FTIC ile boyandı. Apoptotik ve nekrotik veya ölü hücrelerin bazal seviyesini tanımlamak için kullanılan reaksiyona girmemiş hücreler tarafından bir negatif kontrol hazırlandı. İnkübasyondan sonra hücreler akış sitometri tüplerine aktarıldı ve iki kez ılıman fosfat tamponlu salinle yıkandı ve 100 uL Annexin V bağlama tamponunda (10 mM Hepes/NaOH, pH 7.4, 140 mM NaCl, 2.5 mM CaCl2) yeniden süspanse edildi), her 100 μL hücre süspansiyonuna 5 μL Annexin V-FITC ve 5 μL propidyum iyodür (PI). Karanlıkta oda sıcaklığında 15 dakika inkübasyondan sonra 400 uL 1 X Annexin bağlama tamponu eklendi ve 1 saat içinde akış sitometrisi ile analiz edildi. Sinyal yoğunluğu, bir BD FACSAria (New Jersey, ABD) kullanılarak ölçüldü ve BD FASCDiva kullanılarak analiz edildi.

                        DNA içeriğinin propidyum iyodür boyaması ve hücre döngüsü analizi


                        İnsan Caco-2 hücre hatları PD7 ve TC7 klonları, 72 saat boyunca 125 veya 1000 mg/L 1-4 bitki fraksiyonuna maruz bırakıldı. Hücreler %70 buz soğukluğunda etanol içinde sabitlendi ve 24 saat 4°C'de saklandı. Santrifüjlemeden sonra hücreler, fosfat tamponlu salin içinde yeniden hidratlandı ve RNaz A (100 μg/mL) içeren PI (50 μg/mL) solüsyonunda boyandı. PI lekeli hücreler, bir argon iyon lazeri ile donatılmış bir BD FACS Dizisinde (New Jersey, ABD) DNA içeriği açısından analiz edildi. PI tarafından yayılan kırmızı floresan, DNA'ya bağlı PI miktarının bir ölçüsü olarak 620 nm daha uzun geçişli filtre ile toplandı ve doğrusal bir ölçekte gösterildi. Hücre döngüsü dağılımı doğrusal bir ölçekte belirlendi. Döngü fazlarındaki hücrelerin yüzdesi, MODIFIT 3.0 verity yazılımı kullanılarak belirlendi.

                        Hücre içi peroksit (ROS) oluşumu


                        Hücreler, 4x103 hücre/oyuk yoğunlukta 96 oyuklu plakalara ekildi . ROS üretimi, diklorofloresein tahlili [ 34 ] kullanılarak değerlendirildi. Caco-2 hücreleri, oksidatif stres indüksiyonundan önce 24 saat süreyle kültürlendi ve ardından 24 saat boyunca 96 çok oyuklu plakada 1-4 fraksiyonun (125 veya 1000 mg/mL) iki konsantrasyonuna sahip 100 uL serumsuz kültür ortamı ile inkübe edildi. . Daha sonra ortam çıkarıldı, hücreler iki kez fosfat tamponlu salinle yıkandı ve 37°C'de PBS içinde 100 uL 20 uM 2',7'-diklorofloresein diasetat (DCFH-DA) ile 1 saat süreyle inkübe edildi. Bu süreden sonra hücreler yıkandı ve serumsuz kültür ortamı (kontrol) veya 20 mM H202 ile desteklenmiş PBS içinde yeniden süspanse edildi .. DCF-DA'nın oksitlenmiş flüoresan türevinin oluşumu, çok plakalı bir okuyucuda 535 nm emisyon dalga boyunda ve 485 nm uyarma dalga boyunda izlendi. "Sıfır" zamanında bir ölçüm yapıldı, hücreler daha sonra çoklu plaka okuyucuda 37°C'de inkübe edildi ve 20 dakika sonra floresan üretimi ölçüldü. ROS üretimi , fraksiyon bitkilerinde ön inkübasyon olmadan H202 ile floresans oluşturan hücrelerin yüzdesi olarak ifade edilen gelişigüzel floresan birimleri olarak ifade edilir . istatistiksel analiz


                        Tüm sonuçlar ortalama ± SEM olarak ifade edilir. Ortalamalar, tek yönlü bir varyans analizi (ANOVA) kullanılarak karşılaştırıldı. p < 0.05'teki önemli farklar, bir Bonferroni Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılarak karşılaştırıldı. İstatistiksel analiz ve grafikler, bir PC bilgisayarda GraphPad Prism Version 5.02 programı kullanılarak yapıldı.

                        Git: Sonuçlar ve tartışma

                        Her kuşburnu özü fraksiyonundaki antioksidanlar


                        Rosa canina kalça ekstraktında bulunan C vitamini miktarı 101±1 mg/Kg kuru meyve (tablo 1ve S1 Tablosu ). Bu numunedeki C vitamini konsantrasyonu, Tumbas ve arkadaşları tarafından bulunandan altı kat daha yüksekti . [ 19 ] Sırbistan'dan Rosa canina kuşburnunda . Ancak Demir ve arkadaşlarının bulduklarından daha düşüktü . [ 18 ] Türkiye'den Rosa canina , Rosa dumalis , Rosa gallica'da ve Türkben ve diğerleri tarafından bulunanlardan . [ 35 ] Türkiye'den de Rosa canina . Strålsjö ve ark . [ 36], kuşburnundaki farklı askorbik asit içeriğinin birçok faktöre bağlı olduğunu, ancak esas olarak kurutulmuş kuşburnunun taze kuşburnundan daha az askorbik asit içeriği sunmasından kaynaklandığını bulmuştur. Bu fraksiyonun toplam antioksidan kapasitesi 38.5 mg C vitamini/g kuru numune idi. Rosa canina'daki toplam nötr polifenol bileşenleri (myricetin, rutin, catechin ve quercetin) , 40.8 mg/kg kuru meyve idi. Bu kuşburnunda bulunan nötr polifenoller arasında en bol bulunanı rutindi ve onu kateşin takip etti (tablo 1ve S1 Tablosu ). Kaempferol, Tumbas ve diğerleri tarafından incelenen Sırbistan'dan Rosa canina özütünün aksine bu kuşburnunda bulunmadı . [ 19 ] Rutin, serbest radikalleri ve ayrıca metalleri şelatlayarak [ 8 ] hareket eder ve oksitleyici türler üzerindeki süpürme özelliklerine dayanarak gastrik lezyonlar ve diyabet gibi ROS ile ilgili hastalıklarda uygulanmıştır. Rutin ayrıca hipoksik pulmoner ve vazokonstriksiyonu da azaltır [ 37 ]. tablo 1

                        Farklı ekstrakt fraksiyonlarının kimyasal formülü, konsantrasyonu ve toplam antioksidan kapasitesi.
                        Cum 2 Askorbik asit 101±1 38,5±0,2
                        Nötr polifenoller Fr 3 mirisetin 5,4±0,2
                        Rutin 22±1
                        kateşin 11,9±0,5
                        kuersetin 1,5±0,2
                        Toplam 40.8 4,5±0,2
                        Asidik polifenoller Fr 4 Vanilik asit 260±30
                        kafeik asit 2±1
                        şırınga asidi 110±10
                        gallik asit 298±2
                        ellagik asit 80±4
                        protokatekuik asit 210±20
                        Toplam 960 3,0±0,1
                        Ayrı bir pencerede aç
                        mg/kg kuru meyve cinsinden a Fr2 ve Fr3; Fr 4 in μg/kg kuru meyve.

                        b mg vit. C/g kuru meyve

                        Demir ve ark . [ 18 ] , kateşin konsantrasyonunun Türkiye'deki farklı Rosa türlerinde büyük bir değişkenlik gösterdiğini (1.65 ila 39.90 mg/g) bulmuşlardır. C vitamini ile olana benzer şekilde, bu varyasyonların nedenleri, fenolik metabolizmayı ve dönüşümü etkileyebilecek farklı coğrafi bölgeler arasındaki iklimsel çeşitlilik, çevresel faktörler (örn. ışık, sıcaklık, toprak besinleri…) ve meyve olgunluğu olabilir. Kateşin antioksidan etkisi çok ilginçtir, elektron transfer süreçleri ile serbest radikalleri temizleme yeteneğine sahiptir.

                        Katekol oksidasyon mekanizması, katekol ve resorsinol grupları ile ilgili sıralı aşamalarda meydana gelir ve oksidasyon pH'a bağlıdır [ 38 ]. Mirisetin ve kersetin konsantrasyonları, rutin ve kateşin konsantrasyonlarından çok daha düşüktü (tablo 1ve S1 Tablosu ). Myricetin kimyasal yapısı karakteristiktir, 3,5 pozisyonundaki hidroksil gruplarının ve 3',4' ve 5' pozisyonundaki üç sürekli hidroksil grubunun birleşik katkısı antioksidan etkinliğini artırabilir, ancak 6 hidroksil grubunun varlığı hidrofobikliğini azaltabilir. bu polifenolün biyolojik etkisi için olumsuz bir faktör olabilir [ 39 ]. Quercetin, rutin gibi çok çeşitli şekerler içeren glikozitler oluşturduğu üstün bitkilerde biriken en bol flavonoiddir [ 40], ancak konsantrasyonu, bu kuşburnu örneğinin nötr fenolik bileşikleri arasında bulunan en küçük olanıdır. Quercetin ve türevi quercetin-3-O-glucuronide, antioksidatif etkiler yoluyla mitokondriyal fonksiyonun kemokorunması yoluyla ROS aşırı üretimini inhibe eder. Serbest yağ asitleri, mitokondriyal membranın potansiyel olarak çökmesine neden olan ROS seviyelerini arttıran solunum zincirinde elektron taşınmasını baskılayarak ROS oluşumunu kolaylaştırır [ 41 ]. Bu fraksiyonun toplam antioksidan kapasitesi 4.5±0.2 mg C vitamini/g kuru numune idi.

                        Daha fazla sayıda asidik polifenol bulunmasına rağmen, bu fraksiyonun toplam konsantrasyonu en küçük olanıydı (960 μg/Kg kuru madde). Bu fraksiyonun en bol bulunan bileşiği gallik asit iken, kafeik asit gerçekten düşük bir konsantrasyonda mevcuttu; kumarik asit tespit edilmedi (tablo 1ve S1 Tablosu ). Bu fraksiyonun toplam antioksidan kapasitesi 3.0±0.1 mg C vitamini/g kuru numune idi. Nötr polifenollerde olandan farklı olarak, asidik fenolik fraksiyonun biyoaktif in vivo formları ve bunun hastalıkları önlemeye katkısı hakkında çok az şey bilinmektedir . Rechner ve ark . [ 42 ] diğerleri arasında, başlangıç ​​yapısını değiştiren konjugasyon reaksiyonları yoluyla insan vücudunda asidik fenollerin metabolizması hakkında kanıtlara sahiptir. Bu, başlangıçtaki asidik fenollerin biyoaktivitesini arttırır veya azaltır [ 43 ].

                        Sitotoksisite ve apoptoz çalışmaları


                        Rosa canina fraksiyonlarının hücresel etkileri, insan kolon kanseri hücre hatlarına (Caco-2) karşı test edilmiştir. Sonuçlar, % hücre büyümesi cinsinden ifade edilir (Şek.​(Şek.22Ve​ve33ve S1 Veri Seti ), iyi bilinen sülforhodamin B tahlili kullanılarak fraksiyonlara 72 saat maruz bırakıldıktan sonra elde edildi ( ayrıntılar için Malzeme ve Yöntemlere bakın ). Caco-2 hücre dizilerinin tüm kuşburnu fraksiyonlarının artan konsantrasyonlarına (0-1000 mg/L) maruz bırakılması, hücre büyümesinin kayda değer bir şekilde engellenmesine yol açtı (Şekiller​(Şek.22Ve​ve33ve S1 Veri Kümesi ).
                        Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g002.jpg'dir.
                        İncir. 2
                        Fr 1'in farklı konsantrasyonları (0–62,5-125-250-500-1000 mg/L) ile tedavi edilen Caco-2 hücreleri (PD7) hücre büyümesi (%) : toplam ekstrakt (A), Fr 2: vit. C(B), Fr3; nötr polifenoller (C) ve Fr 4: 72 saat sonra kuşburnundan ( Rosa canina L) asit polifenoller veya flavonoidler (D). Değerler, her biri altı tekrarda gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SEM'sidir. *p <0.05, kontrol ile karşılaştırıldığında (tedavisiz).

                        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g003.jpg'dir.
                        Şek. 3
                        Fr 1'in farklı konsantrasyonları (0–62,5-125-250-500-1000 mg/L) ile tedavi edilen Caco-2 hücreleri (TC7) hücre büyümesi (%) : toplam ekstrakt (A), Fr 2: vit. C(B), Fr3; nötr polifenoller (C) ve Fr 4: 72 saat sonra kuşburnundan ( Rosa canina L) asit polifenoller veya flavonoidler (D). Değerler, her biri altı tekrarda gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SEM'sidir. *p < 0.05, kontrol ile karşılaştırıldığında (tedavisiz).

                        Kanser, kontrolsüz hücresel proliferasyon ile karakterize edildiğinden, tedaviye bağlı apoptozise büyük ilgi vardır. Bunun ışığında, Rosa canina'nın farklı fraksiyonlarının, hücre ölümünün iyi bilinen biyobelirteçleri olan Annexin-V/propidium iodide çift boyama tahlilini kullanarak apoptozu indükleyerek insan tümör hücresi proliferasyonunu inhibe etme yeteneğini test ettik [ 44 ] 72 sa (Şekil 4A ve 4Bve S2 Veri Kümesi ). Apoptozun erken evrelerinde, hücre zarı asimetrisini kaybeder ve zar fosfolipitleri fosfatidilserin (PS), sitoplazmik kısımdan hücre dışı tarafa taşınır. Annexin-V (FITC konjuge) hücre yüzeyinde açığa çıkan PS'ye spesifik olarak bağlanır ve akış sitometrisi ile saptanabilir, böylece erken evre apoptik hücrelerin tanımlanmasına olanak tanır. Sağlam zarları olan canlı hücreler ve erken apoptoz geçiren ancak nispeten sağlam zarları olan hücreler propidium iyodür içermezken, ölü ve hasarlı hücrelerin zarları PI geçirgendir ve ayrıca annexin-V ile boyanır [44 ] .
                        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g004.jpg'dir.
                        Şekil 4
                        1 (Fr 1: toplam) iki konsantrasyonla (a: 125 ve b: 1000 mg/L) tedavi edilen PD7 (A) ve TC7 (B) kolon kanseri hücrelerinde propidyum (PI) alımı ve annexin V boyaması kullanılarak kantitatif akış sitometrisi analizleri özü), 2 (Fr 2: vit. C), 3 (Fr 3: nötr polifenoller) ve 4 (Fr 4: asit polifenoller veya flavonoidler) kuşburnundan ( Rosa canina L) 72 saat sonra . Kontrolde (C), hücreler tedavi görmemiştir. Deneyler üç kopya halinde yapıldı.

                        Bu şekilde, hücre canlılığını azaltan konsantrasyonlardaki farklı bitki fraksiyonları analiz edildi. Raporlanan verilerTablo 2VeŞekil 4A ve 4B( S2 Veri Kümesi ), 72 saat boyunca farklı bitki fraksiyonları ile yapılan işlemin, her iki kanser hücre hattı (PD7 ve TC7) için tedavi (kontrol) uygulanmayan hücrelere göre çok daha yüksek miktarlarda apoptoz ürettiğini gösterir, böylece bunların hücre ölümünü indükleme yeteneklerini gösterir. apoptotik yol. 125 mg/L konsantrasyonda, 1. ve 2. fraksiyonlar, kontrol ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde daha yüksek derecede erken apoptozu indüklerken, 3. ve 4. fraksiyonları olan hücrelerin tedavisi geç apoptozu indükler. Öte yandan, 1000 mg/L konsantrasyonda, fraksiyon 1 ve 2 geç apoptozu indükler (Tablo 2,Şekil 4A ve 4Bve S2 Veri Kümesi ). Özetlemek gerekirse, elde edilen sonuçlar, Rosa canina'nın bu fraksiyonlarının apoptik yolakları aktive ederek hücre ölümünü indükleyebildiğini, dolayısıyla nekroza ve bununla ilgili yan etkilere neden olmak için biyolojik hedeflerle seçici olmayan bir şekilde reaksiyona girme yeteneklerini azalttığını göstermektedir. Tablo 2

                        72 saat sonra iki konsantrasyonda (a: 125 ve b: 1000 mg/L) kuşburnu fraksiyonu ( Rosa canina L) ile tedavi edilen PD7 ve TC7 kolon kanseri hücrelerinin özeti .
                        Kontrolde, hücreler tedavi edilmez.
                        PD7 Kontrol 76.4 4.3 16.9 2.4
                        Cum 1a 29.1 53.7 16.3 0.9
                        Cum 2a 35.1 44.9 18.8 1.2
                        Cum 3a 7.7 12.2 79.0 1.0
                        Cum 4a 0.0 22.3 64.2 13.5
                        Cum 1b 0.6 0.1 96.0 3.3
                        Cum 2b 14.4 6.2 76.5 2.9
                        Cum 3b 0.3 0.0 84.8 14.9
                        Cum 4b 0,5 0.0 87.6 11.9
                        TC7 Kontrol 88.3 7.1 3.1 1.5
                        Cum 1a 35.7 52.3 10.8 1.2
                        Cum 2a 40.6 39.5 18.9 1.0
                        Cum 3a 26.9 12.2 56.4 4.4
                        Cum 4a 28.1 27.0 41.1 3.8
                        Cum 1b 5.4 22.4 59.9 12.3
                        Cum 2b 32.0 35.6 30.4 1.9
                        Cum 3b 14.0 26.4 50.3 9.3
                        Cum 4b 1.9 19.5 62.3 16.2
                        Ayrı bir pencerede aç
                        Daha sonra bitki özlerinin, 72 saatlik tedaviden sonra her iki kanser hücre hattında hücre döngüsü ilerlemesi üzerindeki etkilerini analiz ettik. Propidyum iyodür ile boyanmış hücrelerin DNA içeriğini değerlendirmek için akış sitometrisi kullanılarak hücre döngüsü analizi yapıldı. Boyalı hücrelerin belirli dalga boylarında floresan yoğunluğu, burada bulunan DNA miktarı ile ilişkilidir. Hücre döngüsünün S fazı sırasında hücrelerin DNA içeriği iki katına çıktığından, G 0 fazı ve G 1 fazındaki (S fazından önce) hücrelerin nispi miktarı , G 2 / fazındaki hücrelerin floresansı olarak belirlenebilir. M fazı, G 0 /G 1'deki hücrelerinkinden iki kat daha yüksek olacaktır.faz. Hücre döngüsü anomalileri, çeşitli hücre hasarlarını gösterebilir, örneğin, bir kanser hücresine dönüşmeyi (karsinojenez) önlemek için hücre döngüsünün belirli kontrol noktalarında kesintiye uğramasına neden olan DNA hasarı. Bu şekilde Hu ve ark . [ 45 ], anti-kanser ajanlarının hücre döngüsünü G0/Gı, S veya G2/M fazında durdurduğunu ve ardından apoptotik hücre ölümüne neden olduğunu ortaya çıkardı. Hücre döngüsünün durdurulması, tümör hücrelerinin sitotoksik ajanlarla yönetimi ve tedavisi için takdir edilen bir hedef haline gelmiştir [ 46 ]. Alt G 0 hücre fraksiyonunun floresan yoğunluğu, apoptotik hücre popülasyonunu temsil eder [ 47 ].

                        Bu çalışmada,Şekil 5( S2 Veri Kümesi ) , Rosa canina'nın farklı fraksiyonları ile tedavi edilen PD7 ve TC7 hücrelerinin bir grafiğini gösterir . 125 mg/L'deki 1. ve 2. fraksiyonlar , bir S-fazı durmasını içeren G 0 /G 1'de bir azalma ile S fazını arttırır . S-fazındaki popülasyonda bir azalma, G2 fazında eş zamanlı bir artışa neden olan bir sonraki faza hücrelerin girişini engelleyebilecek hücrelerle inkübasyondan sonra 3. ve 4. fraksiyonlarda saptanır. Bu gerçek, bu fraksiyonlar için bulunan geç apoptoz ile uyumlu olabilir. 1000 mg/L konsantrasyonda, tüm fraksiyonlar hücre döngüsünde hücre döngüsü ilerlemesini etkileyebilecek önemli bozukluklara neden olur. Bu olay geç apoptozdaki artışla ilişkili olabilir (Tablo 2ve S1 Veri Kümesi ).
                        Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g005.jpg'dir.
                        Şekil 5
                        İki konsantrasyonda (a: 125 ve b: 1000 mg/L) Fr 1: toplam ekstrakt (1), Fr 2: vit. C (2), Fr 3: nötr polifenoller (3) ve Fr 4: kuşburnundan ( Rosa canina L) 72 saat sonra asit polifenoller veya flavonoidler (4). Kontrolde (C), hücreler tedavi görmemiştir. Hücre döngüsü ve DNA fragmantasyonu, propidyum iyodür boyaması ile belirlendi. G1 , S ve G2 fazının yüzdeleri mümkün olduğunda gösterilmiştir. Deneyler üç kopya halinde yapıldı.

                        Rosa canina fraksiyonlarının antioksidan aktivitesi


                        Oksidatif stres, süperoksit anyonları (-OOH), hidrojen peroksit ( H202 ) ve hidroksil radikalleri (-OH) gibi reaktif oksijen türleri tarafından indüklenir . ROS, aerobik solunum ve metabolizmada üretilir [ 48 ] ve antioksidan enzimler ve enzimatik olmayan temizleyiciler [ 49 ] tarafından modüle edilir. Bitki ve sebzelerden elde edilen doğal antioksidanlara genellikle ROS'un hücrelere verdiği zararı gidermek için ihtiyaç duyulur. ROS ve serbest radikallerin, kanser de dahil olmak üzere belirli insan hastalıklarının patogenezindeki rolü giderek daha fazla tanınmaktadır [ 50 ]. Bu nedenle, düşük ila orta düzeyde ROS, hücresel proliferasyon, farklılaşma ve hayatta kalma için gereklidir [ 51 ].

                        Caco-2 hücreleri üzerinde Rosa canina fraksiyonları tarafından üretilen sitotoksisite mekanizmasını değerlendirmek için bu çalışma, ROS oluşumu açısından oksidatif stresin rolünü araştırmıştır. ROS üretimi, H202 20 mM ve farklı bitki fraksiyonları ile işlenen Caco-2 hücrelerinin, pozitif kontrole ( 20 mM H202 ile ) kıyasla oksitleyici türlerin üretiminde bir azalma gösterdiğini gösterdi (Şekil 6A ve 6Bve S2 Tablosu ). Değerler , 1000 mg/L konsantrasyonunda fraksiyon 3 ve 4'ten biraz daha düşük olan negatif kontrole ( H202 olmadan ) benzerdi .
                        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0159136.g006.jpg'dir.
                        Şekil 6
                        Bitki fraksiyonlarının (1-4) Caco-2 hücrelerinde ROS üretimi üzerindeki etkisi: (A: PD7 ve B: TC7) 72 saatlik tedavi için 125 ve 1000 mg/L'de. 20 dakika boyunca 20 mM H202 (pozitif kontrol, H202 ) ile tedavi edilen hücrelere kıyasla %ROS üretimi . Negatif kontrol (H 2 O 2 olmadan , kontrol). Değerler, her biri altı tekrarda gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SEM'sidir. *p < 0.05, negatif kontrolle karşılaştırıldığında (H 2 O 2 olmadan ).

                        Git: Sonuçlar


                        Sonuçlarımız, hem C vitamini hem de kuşburnundan elde edilen polifenollerin (nötr ve asidik), kanser hücrelerine (Caco-2) karşı antioksidan ve antiproliferatif etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Bu etkiler, hem birlikte (fraksiyon 1) hem de ayrı ayrı (fraksiyon 2-4) C vitamini, polifenoller ve flavonoidler tarafından sağlanır. Bu etkiler, kanser hastalığını apoptotik yolla iyileştirir. Bu konudaki ilerleme, terapötik stratejileri fonksiyonel gıdaların tüketimine yönlendirebilir. Bu sayede Rosa canina beslenme ve sağlık açısından faydaları olan bir gıda olarak ortaya çıkmaktadır. Bu konuda ileri çalışmalar grubumuzun amacıdır.


                        Git: Destek Bilgisi

                        S1 Veri Kümesi

                        Sitotoksisite ve apoptoz sonuçları.
                        İki insan kolon kanseri hücre hattında (Caco-2) test edilen kuşburnu fraksiyonlarının tüm konsantrasyonlarının verileri.

                        (XLS)
                        Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (94K, xls) S2 Veri Kümesi

                        Kantitatif akış sitometrisi ve hücre döngüsü analizleri.
                        İki insan kolon kanseri hücre hattında (Caco-2) test edilen kuşburnu fraksiyonlarının tüm konsantrasyonlarının sonuçları.

                        (DOCX)
                        Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (447K, docx) S1 Tablosu

                        HPLC ile elde edilen kuşburnundaki antioksidanların sonuçları.
                        Bu tabloda, her örneğin 4 enjeksiyonuna karşılık gelen tüm sonuçlar yer almaktadır.

                        (DOCX)
                        Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (14K, docx) S2 Tablosu

                        Bitki fraksiyonlarının Caco-2 hücrelerinde ROS oluşumu üzerindeki etkileri.
                        İki insan kolon kanseri hücre hattında (Caco-2) test edilen kuşburnu fraksiyonlarının tüm konsantrasyonlarının sonuçları.

                        (XLSX)
                        Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (19K, xlsx)
                        Git: Finansman Tablosu


                        Bu çalışma şu projeler tarafından desteklenmiştir: Bilim ve Yenilik Bakanlığı (SAF2013-41651), Aragón Bölgesel Hükümeti (A-32) ve CIBER (Centros de Investigación Biomédica en Red) Alt Programı (CIBERobn, CB06/03/). 1012,) Instituto de Salud Carlos III ve Proyecto ELENA, EFA 220/11 ELENA. Yazarlar ayrıca bu çalışmadaki işbirliği için AVANZARE'e teşekkür etmek isterler. Finansörlerin çalışma tasarımında, veri toplama ve analizinde, yayınlama kararında veya taslağın hazırlanmasında hiçbir rolü yoktu.

                        Git: Veri kullanılabilirliği


                        İlgili tüm veriler makale ve Destekleyici Bilgi dosyaları içindedir.

                        Git: Referanslar

                        1. Le Gal K, İbrahim MX, Wiel C, Sayın VI, Akula MK, Karlsson C, et al. Antioksidanlar farelerde melanom metastazını artırabilir . bilim çeviri Med . 2015; 7 ( 308 ):1–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        2. Sayın VI, İbrahim MX, Larsson E, Nilsson JA, Lindahl P, Bergo MO. Antioksidanlar farelerde akciğer kanseri ilerlemesini hızlandırır . bilim çeviri Med . 2014; 6 ( 221 ):221ra15 10.1126/scitranslmed.3007653 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        3. López V, Martín S, Gómez-Seranillos MP, Carretero ME, Jäger AK, Calvo MI. Nane özlerinin nöroprotektif ve nörokimyasal özellikleri . Phyther Res . 2010; 24 ( 6 ):869–74. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        4. García-Alonso J, Ros G, Jesús Periago M. HepG2 hücrelerinde fenolik açıdan zengin bir meyve suyunun antiproliferatif ve sitoprotektif aktiviteleri . Gıda Res . 2006; 39 ( 9 ):982–91. [ Google Akademik ]
                        5. Duthie GG, Duthie SJ, Kyle JA. Kanser ve kalp hastalığında bitki polifenolleri: beslenme antioksidanları olarak çıkarımlar . Nutr Res Rev . 2000; 13 ( 1 ):79–106. 10.1079/095442200108729016 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                        6. Zaletok S, Gulua L, Wicker L, Shlyakhovenko V, Gogol S, Orlovsky O, et al. Yeşil çay, kırmızı şarap ve limon özleri, deneysel tümör büyümesini ve kanser ilacı toksisitesini azaltır . Tecrübe. Oncol . 2015; 37 :262–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        7. Działo M, Mierziak J, Korzun U, Preisner M, Szopa J, Kulma A. Cilt bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde bitki fenoliklerinin potansiyeli . Int J Mol Sci . 2016; 17 ( 2 ):160 10.3390/ijms17020160 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        8. Charles DJ. Doğal antioksidanlar İçinde: Charles DJ, editör. Baharatların, bitkilerin ve diğer kaynakların antioksidan özellikleri . New York: Springer; 2013. sayfa 39–64. [ Google Akademik ]
                        9. Alshikh N, Costa de Camargo A, Shahidi F. Seçilmiş mercimek çeşitlerinin fenolleri: Antioksidan aktiviteler ve düşük yoğunluklu lipoprotein ve DNA hasarının inhibisyonu . J Fonksiyonel Gıdalar . 2015; 18 :1022–38 [ Google Akademik ]
                        10. Guimarães R, Barros L, Carvalho AM, Ferreira ICFR. Rosa micrantha'nın kimyasal bileşenleri ve biyoaktivitesi üzerine çalışmalar : Gıda, farmasötik veya kozmetik uygulamalar için alternatif bir antioksidan kaynağı . J Tarım Gıda Kimya . 2010; 58 :6277–84. 10.1021/jf101394w [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                        11. Ferreira ICFR, Barros L, Abreu RMV. Yabani mantarlardaki antioksidanlar . Curr Med Chem . 2009; 16 ( 12 ):1543–60. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        12. Valko M, Leibfritz D, Moncol J, Cronin MTD, Mazur M, Telser J. Normal fizyolojik fonksiyonlarda ve insan hastalığında serbest radikaller ve antioksidanlar . Int J Biochem Hücre Biol . 2007; 39 ( 39 ):44–84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        13. Circu ML, Aw TY. Reaktif oksijen türleri, hücresel redoks sistemleri ve apoptoz . Serbest Radik Biol Med . 2010; 48 ( 6 ):749–62. 10.1016/j.freeradbiomed.2009.12.022 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        14. Sena LA, Chandel NS. Mitokondriyal reaktif oksijen türlerinin fizyolojik rolleri . Mol Hücresi 2012; 48 ( 2 ):158–67. 10.1016/j.molcel.2012.09.025 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        15. Montero P, Calvo MM, Gómez-Guillén MC, Gómez-Estaca J. Potansiyel gıda boyası ve fonksiyonel bileşen olarak karides atıklarından astaksantin içeren mikrokapsüller: Karakterizasyon, stabilite ve biyoerişilebilirlik . LWT—Gıda Bilimi Teknolojisi . 2016; 70 :229–36. [ Google Akademik ]
                        16. Carocho M, Barros L, Barreira JCM, Calhelha RC, Soković M, Fernández-Ruiz V, et al. “Serra da Estrela” peynirinde fonksiyonel ve koruyucu madde olarak fesleğen . Gıda Kimyası 2016; 207 :51–59. 10.1016/j.foodchem.2016.03.085 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        17. Chrubasik JE, Roufogalis BD, Chrubasic S. Ağrılı osteoartrit ve kronik bel ağrısının tedavisinde bitkisel antiinflamatuar ilaçların etkinliğinin kanıtı . Fitotere Arş . 2007; 21 :675–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        18. Demir N, Yıldız Ö, Alpaslan M, Hayaloğlu AA. Türkiye'de kuşburnu ( Rosa L.) meyvelerinin uçucu maddeleri, fenolik bileşikleri ve antioksidan aktivitelerinin değerlendirilmesi . LWT—Gıda Bilimi Teknolojisi . 2014; 57 ( 1 ):126–33. [ Google Akademik ]
                        19. Tumbas VT, Canadanović-Brunet JM, Cetojević-Simin DD, Cetković GS, Ethilas SM, Gille L. Kuşburnu ( Rosa canina L.) fitokimyasallarının kararlı serbest radikaller ve insan kanser hücreleri üzerindeki etkisi . J Sci Gıda Tarım . 2012; 92 ( 6 ):1273–81. 10.1002/jsfa.4695 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        20. Larsen E, Kharazmi A, Christensen LP, Christensen SB. İnsan periferik kan nötrofillerinin in vitro kemotaksisini inhibe eden kuşburnundan ( Rosa canina ) elde edilen bir antiinflamatuar galaktolipid . J Nat Ürün . 2003; 66 ( 7 ):994–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        21. Nybom H, Werlemark G. Güzellik, güzelliğin yaptığı gibidir – Kuşburnunun mutfakta ve tıbbi alanda kullanımı. İçinde: Debener T, Linde M, editörler. Acta Horticulturae 1064. Hannover, Almanya; 2015. sayfa 137–50.
                        22. Gallaher DD, Trudo SP. Beslenme ve kolon kanseri In: Coulston AM , Boushey CJ, Ferruzzi M, editörler. Hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde beslenme . Londra: Akademik Basın; 2013. sayfa 697–715. [ Google Akademik ]
                        23. Shahidi F, Ambigaipalan P. Gıdalarda, içeceklerde ve baharatlarda fenolikler ve polifenolikler: Antioksidan aktivite ve sağlık etkileri—Bir inceleme . J Fonksiyonel Gıdalar . 2015; 18 :820–97. [ Google Akademik ]
                        24. Wenzel U, Kuntz S, Brendel MD, Daniel H. Diyet flavonu, insan kolon karsinomu hücrelerinde güçlü bir apoptoz indükleyicidir . Kanser Res . 2000; 60 ( 14 ):3823–31. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        25. Pandey KB, Rizvi SI. İnsan sağlığı ve hastalığında diyet antioksidanları olarak bitki polifenolleri . Oxid Med Cell Longev . 2009; 2 ( 5 ):270–8. 10.4161/oxim.2.5.9498 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        26. Agullo G, Gamet L, Besson C, Demigné C, Rémésy C. Quercetin, aktif bölünen kolon karsinomu HT29 ve Caco-2 hücreleri üzerinde tercihli bir sitotoksik etki uygular . Yengeç Lett . 1994; 87 ( 1 ):55–63. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        27. Beattie J, Crozier A, Duthie GG. Fındıkların potansiyel sağlık yararları . Curr Nutr Gıda Sci . 2005; 1 :71–86. [ Google Akademik ]
                        28. Yang J, Liu RH. Elma özleri ve quercetin 3-beta-d-glucoside kombinasyonunun in vitro MCF-7 insan meme kanseri hücrelerinde antiproliferatif aktivite üzerindeki sinerjistik etkisi . J Tarım Gıda Kimya . 2009; 57 ( 18 ):8581–86. 10.1021/jf8039796 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        29. Liu RH. Kanser önlemede fitokimyasalların potansiyel sinerjisi: etki mekanizması . J Besleyici 2004; 134 :3479S–3485S. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        30. Cano A, Hernandez-Ruiz J, Garcia-Canovas F, Acosta M, Arnao MB. Bitki materyalindeki toplam antioksidan aktivitenin tahmini için bir son nokta yöntemi . Fitokim Anal . 1998; 9 ( 4 ):196–202. [ Google Akademik ]
                        31. Chantret I, Rodolosse A, Barbat A, Dussaulx E, Brot-Laroche E, Zweibaum A, et al. Caco-2 hücre hattının erken ve geç geçişlerinden izole edilen klonlarda sükraz-izomaltazın diferansiyel ifadesi: glikoza bağımlı negatif düzenleme için kanıt . J Hücre Bilimi . 1994; 107 :213–25. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        32. Garcia-Moreno E, Gascón S, Rodríguez-Yoldi MJ, Cerrada E, Laguna M. Antikanser ajanlar olarak S-propargiltiyopiridin fosfan türevleri: karakterizasyon ve antitümör aktivite . Organometalikler . 2013; 32 :3710–20. [ Google Akademik ]
                        33. Skehan P, Storeng R, Scudiero D, Monks A, McMahon J, Vistica D, et al. Antikanser-ilaç taraması için yeni kolorimetrik sitotoksisite testi . J. Natl. Kanser Enst . 1990; 82 ( 13 ):1107–12. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        34. Ruiz-Leal M, George S. PHAH ve pestisit toksisitesinin araştırılması için uygulanan yerleşik bir balık hücresi hattında erken evre oksidatif stresin değerlendirilmesine yönelik bir in vitro prosedür . Mar Çevre Res . 2004; 58 ( 2–5 ):631–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        35. Türkben C, Uylaşer V, İncedayi B, Çelikkol I. Kuşburnunun ( Rosa canina L.) besin ögeleri üzerine farklı olgunluk dönemleri ve süreçlerinin etkileri . J Gıda Tarım Çevresi . 2010; 8 ( 1 ):26–30. [ Google Akademik ]
                        36. Strålsjö L, Alklint C, Olsson ME, Sjöholm I. Kurutma sonrası kuşburnunda ( Rosa ssp.) toplam folat içeriği ve tutma . J Tarım Gıda Kimya . 2003; 51 ( 15 ):4291–95. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        37. Li Q, Qiu Y, Mao M, Lv J, Zhang L, Li S ve diğerleri. Hipoksi kaynaklı pulmoner arter hücre proliferasyonu üzerinde rutinin antioksidan mekanizması . moleküller _ 2014; 19 ( 11 ):19036–49. 10.3390/molecules191119036 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        38. Janeiro P, Oliveira Brett AM. Kateşin elektrokimyasal oksidasyon mekanizmaları . Anal Chim Açta . 2004; 518 ( 1–2 ):109–15. [ Google Akademik ]
                        39. Li Y, Ding Y. Mini inceleme: Myricetin'in diabetes mellitusta terapötik potansiyeli . Gıda Bilimi Hum Wellness . 2012; 1 ( 1 ):19–25. [ Google Akademik ]
                        40. Schieber A, Berardini N, Carle R. Yüksek performanslı sıvı kromatografisi-elektrosprey iyonizasyon kütle spektrometresi ile mango kabuklarından ( Mangifera indica L. Cv. “Tommy Atkins”) flavonol ve ksanton glikozitlerin tanımlanması . J Tarım Gıda Kimya . 2003; 51 :5006–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        41. Guo XD, Zhang DY, Gao XJ, Parry J, Liu K, Liu BL ve diğerleri. Quercetin ve quercetin-3-O-glucuronide, reaktif oksijen türleri ile ilişkili enflamasyonun inhibisyonu yoluyla endotelyal insülin direncini iyileştirmede eşit derecede etkilidir . Mol Nutr Gıda Arş . 2013; 57 ( 6 ):1037–45. 10.1002/mnfr.201200569 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        42. Rechner AR, Kuhnle G, Bremner P, Hubbard GP, Moore KP, Rice-Evans CA. İnsanlarda diyet polifenollerinin metabolik kaderi . Serbest Radik Biol Med . 2002; 33 ( 2 ):220–35. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        43. Piazzon A, Vrhovsek U, Masuero D, Mattivi F, Mandoj F, Nardini M. Fenolik asitlerin ve metabolitlerinin antioksidan aktivitesi: ferulik ve kafeik asitlerin sülfat türevlerinin ve ferulik asidin asil glukuronidinin sentezi ve antioksidan özellikleri . J Tarım Gıda Kimya . 2012; 60 ( 50 ):12312–23. 10.1021/jf304076z [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                        44. Willingham MC. Apoptozun tespiti için sitokimyasal yöntemler . J Histochem Sitokim . 1999; 47 ( 9 ):1101–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        45. Hu X, Zhang X, Qiu S, Yu D, Lin S. Salidroside, insan meme kanseri hücrelerinde hücre döngüsü durmasını ve apoptozu indükler . Biochem Biophys Res İletişim . 2010; 398 ( 1 ):62–67. 10.1016/j.bbrc.2010.06.033 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                        46. ​​Schwartz GK, Shah MA. Hücre Döngüsünü Hedeflemek: Kanser Tedavisine Yeni Bir Yaklaşım . J Clin Oncol . 2005; 23 ( 36 ):9408–21. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                        47. Jain SK, Pathania AS, Meena S, Sharma R, Sharma A, Singh B, et al. Mallotus B'nin rottlerden yarı sentezi: sitotoksisite ve apoptozu indükleyen aktivitenin değerlendirilmesi . J Nat Ürün . 2013; 76 ( 9 ):1724–30. 10.1021/np400433g [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                        48. Al-Gubory KH, Fowler PA, Garrel C. Gebelik sonuçlarında hücresel reaktif oksijen türleri, oksidatif stres ve antioksidanların rolleri . Int J Biochem Hücre Biol . 2010; 42 ( 10 ):1634–50. 10.1016/j.biocel.2010.06.001 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        49. Taleb-Senouci D, Ghomari H, Krouf D, Bouderbala S, Prost J, Lacaille-Dubois MA., et al. Ajuga iva sulu ekstraktının streptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçanlarda antioksidan etkisi . Bitki ilacı 2009; 16 :623–31. 10.1016/j.phymed.2008.12.004 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                        50. Serrano J, Goñi I, Saura-Calixto F. Kimyasal yöntemlerle belirlenen gıda antioksidan kapasitesi, fizyolojik antioksidan kapasitesini hafife alabilir . Gıda Res . 2007; 40 ( 1 ):15–21. [ Google Akademik ]
                        51. Trachootham D, Alexandre J, Huang P. ROS aracılı mekanizmalarla kanser hücrelerini hedefleme: radikal bir terapötik yaklaşım? Nat Rev ilacı Discover . 2009; 8 :579–91. 10.1038/nrd2803 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                        Yorum yap


                        • #13
                          Türk halk hekimliğinde kullanılan potansiyel anti-influenza etkili bitkiler: Bir derleme

                          Seyid Ahmet Sargın
                          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                          Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, 07400, Alanya, Antalya, Türkiye
                          Git: Soyut

                          Etnofarmakolojik alaka


                          Yüzyılımızda sıklıkla karşılaştığımız SARS, kuş gribi ve domuz gribi gibi salgınlar nedeniyle günümüzde hızlı, yan etkisi olmayan çözümlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Avrupa ve Orta Doğu'nun engin etnomedikal deneyimine ve en zengin florasına (%34 endemik) sahip olması nedeniyle Türkiye, bu konuda yüksek bir araştırma potansiyeline sahiptir. Gribin önlenmesi ve tedavisi için yerli halkın yüzyıllardır kullandığı bitkiler, bu sorunla mücadelede etkili alternatifler sunabilir. Bu kapsamda Türkiye'nin yedi bölgesinde yapılan seçilmiş 81 çalışma arasından 45 familyaya ait 224 bitki taksonu tespit edilmiştir. Ancak bunların sadece 35'inin (%15,6) dünya çapında in vitro ve in vivoanti-influenza aktivitesi üzerine yapılan araştırma. Bu kapsamda etkinliği defalarca kanıtlanmış olan kuersetin ve klorojenik asit, tespit edilen diğer 56 etken madde içerisinde en yaygın (%7,1) etken madde olarak kayıtlara geçmiştir. Çalışmanın amacı


                          Bu çalışma, Türk halk hekimliğinde yüzyıllardır grip tedavisinde kullanılan, insanlığın yakalandığı grip veya COVID 19 gibi grip benzeri salgın hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek bitki türlerinin envanterini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. ile karşılaşmakta ve bunları literatürdeki deneysel çalışmalarla da karşılaştırmaktadır. Malzemeler ve yöntemler


                          Yukarıdaki konu ile ilgili inceleme, Web of Science, Scopus, ScienceDirect, ProQuest, Medline, Cochrane Library, EBSCO, HighWire Press, PubMed ve Google Scholar gibi elektronik veri tabanları kullanılarak iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Her iki taramanın sonuçları, bölgesel karşılaştırmalı analizleriyle birlikte ayrı tablolarda sunulmaktadır. Sonuçlar


                          Taksonlar hakkında elde edilen veriler, grip önleyici etki mekanizması ve aktif maddeleri içeren bir tabloda sunulmaktadır. Rosa canina (%58,7) ve Mentha x piperita (%22,2) Türkiye'de en yaygın kullanılan bitkiler olarak belirlendi. Ayrıca Sambucus nigra (%11,6) , Olea europaea (%9,3), Eucalyptus spp., Melissa officinalis ve Origanum vulgare (%7,0) en çok araştırılan taksonlar olarak ortaya çıkmıştır. Çözüm


                          Bu, Türkiye'de bitkilerle grip tedavisi konusunda ülke çapında gerçekleştirilen ilk etnomedikal tarama çalışmasıdır. Son zamanlarda yapılan deneysel anti-grip araştırmalarında otuz dokuz bitki doğrulandı ve bu bitkilerin zengin bir farmakolojik kaynak olduğunu güçlü bir şekilde gösteriyor. Ayrıca henüz araştırılmamış 189 (%84,4) takson tespiti ile hem ulusal hem de uluslararası farmakolojik araştırmacılar için yeni doğal tıp araştırmaları açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Sıtma önleyici ilaçların üretiminin ve COVID-19'a karşı başarılı kullanımının başladığı düşünüldüğünde, Centaurea drabifolia subsp . phlocosa(endemik bir takson), hem grip hem de sıtma tedavisinde kullanıldığı tespit edilmiştir.

                          Anahtar Kelimeler: Anti-influenza, Antiviral, Antimalarial, COVID-19, Geleneksel tedavi, Türkiye
                          Git: grafik özet






                          Git: 1. Giriş


                          Bitkiler, insanların karşılaştığı çeşitli hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için her zaman birincil tercih olmuştur ve hemen hemen her tür hastalık için spesifik veya geniş spektrumlu aktif bileşikler içerir (Alaoui- Jamali, 2010 ). Türkiye'de yaşayan insanlar da yüzyıllardır çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde bitkilerden yararlanmıştır. Kırsal kesimde yaşayan insanlar, özellikle zengin bir şifalı bitki repertuarına sahiptir ( Ertuğ, 2004 ). Grip salgınlarını önlemek ve tedavi etmek için kullanılan kuşburnu çayı, nane-limon çayı ve sarımsak-limon çayı gibi bitkisel kürler yöre halkı tarafından iyi bilinmesine rağmen, bunların büyük çoğunluğu ve grip önleyici etkileri henüz bilinmiyor. ilgili endüstriler tarafından in vitro yeterince araştırılmıştır (Bekut ve diğerleri, 2018 ).

                          Virüs sınıflandırmasında influenza virüsleri, Orthomyxoviridae familyasının 7 cinsinden 4'ünü oluşturan RNA virüsleridir ( Kawaoka, 2006 ), Human Rhinoviruses (HRV'ler), Enterovirus cinsi ve Picornaviridae familyası içindedir ( Jacobs ve ark., 2013 ). Bununla birlikte, influenza virüslerinin neden olduğu grip ve Human Rhinovirus'ün neden olduğu soğuk algınlığı, hastalık semptomları açısından her ikisi de solunum virüsü türleri olmasına rağmen çok benzerdir ( CDC, 2019).). Genel olarak ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında solunum yolu viral hastalıklarının en sık nedeni iken, kış aylarında grip virüsü baskındır. Öte yandan grip veya grip benzeri virüsler oldukça bulaşıcıdır ve ciddi komplikasyonlara, her yıl farklı bir genetik kodla patlak veren salgınlara ve hatta hayatı tehdit eden pandemilere neden olurlar (Jacobs ve ark., 2013 ) . Günümüzde COVID-19, grip benzeri bir virüsün en çarpıcı örneklerinden biridir. Enfekte kişilerle ve kontamine maddelerle veya damlacıklarla doğrudan temas yoluyla hızlı bulaşması nedeniyle her gün binlerce hasta ateş, öksürük ve nefes darlığı nedeniyle ölmektedir ve şu anda bazılarının dışında kesin bir tedavisi veya aşısı yoktur. mevcut sıtma ilaçları ( Basiri, 2020). Anti-influenza ilaçlarına karşı direncin endişe verici ölçüde yaygın olduğu görüldüğünden, doğal olarak oluşan yeni antiviral moleküllerin tanımlanmasına acil bir ihtiyaç vardır ( Haidari ve diğerleri, 2009 ). Bitkisel ilaçlar yüzyıllardır grip semptomlarını tedavi etmek için kullanılmış ve bunlardan elde edilen esansiyel yağlar, gribe karşı tamamlayıcı ve alternatif tedaviler olarak reçete edilmiştir ( Setzer, 2016 ). Bu nedenle, grip hastalığının tedavisine katkıda bulunmak ve onların önemini göz önünde bulundurarak, grip önleyici etkileri Türk insanı tarafından yüzyıllardır denenmiş ve güvenilen bitkilere ağırlık verdik.

                          Temel olarak, tedavi için Oseltamivir ve Zanamivir gibi bazı antiviral ilaçlar mevcuttur; ancak ilaca dirençli suşların yeni bir virüs türü olarak ortaya çıkması ciddi bir endişe kaynağıdır ( Watanabe ve Kawaoka, 2015 ). Ayrıca aşılar, en yüksek ölüm oranlarının görüldüğü ( Wang ve ark., 2006 ; Rajasekaran ve ark., 2013 ) ve bulantı, kusma, nöropsikiyatrik olaylar, karın ağrısı gibi yan etkilerin görüldüğü yaşlılarda yalnızca %50 civarında etkilidir. ağrı, ishal, sinüzit, baş ağrısı ve baş dönmesi çok yaygındır ( Grienke ve ark., 2009 ). Bu nedenle dünyada doğal etken maddeler veya etkinliği kanıtlanmış geleneksel uygulamalar daha çok kabul görmektedir ( Rajasekaran ve ark., 2013 ).

                          Bitkilerin etnomedikal faydalarına dayanan ampirik bilgiler ve biyo deneyler, bitkilerin influenzaya karşı kullanılabilecek yeni antiviralleri belirleme potansiyeline sahip olduklarını göstermektedir. Özellikle saflaştırılmış bitki kimyasalları kullanılarak grip virüslerine karşı bitki bazlı antiviral aktivite ve aktif içerikler üzerine yapılan araştırmaların sonuçları ümit vericidir ( Grienke ve diğerleri, 2012 ). Bunlardan bazıları, Dianthus superbus kaynaklı quercetin 3-glucoside'nin (Q3G) influenza virüsü enfeksiyonu ve replikasyonu üzerindeki antiviral ve sitotoksik etkisinin Nile ve ark. (2020) , tarafından Anacardium occidentale'den türetilen agatisflavonun nöraminidaz inhibe edici etkisini (Grip Virüsü replikasyonu üzerinde) ortaya koymaktadır.De Freitas ve ark. ( 2020 ) ve Moradi ve ark. (2020) .

                          Velavan ve Meyer'in (2020) belirttiği gibi , yüksek salgın ve ölüm oranlarına sahip COVID-19 grip benzeri pandeminin 2020'nin başlarında ortaya çıkması, bu viral hastalığa karşı yeni, etkili ve çeşitli önlemlere acil ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Türkiye, bitki kullanımında yüzyıllardır var olan çok zengin (endemik floranın %34'ü) florası ve folklorik deneyimi nedeniyle bu konuda ciddi araştırma yapma potansiyeline sahiptir (Güner ve ark., 2012 ). Bununla birlikte, Galanthus elwesii ve Rheum ribes'in saptanması gibi bugüne kadar yapılan yerel araştırmalar, 16 bitki etkisi arasında Herpes simpleks virüsü ve Sindbis virüsüne karşı güçlü bir antiviral etkiye sahipti ( Hudson ve diğerleri, 2000).) ve Salvia türlerinin antiviral ve sitotoksik etkilerinin araştırılması ( Özçelik ve ark., 2011 ) genellikle antiviral düzeyde kalmıştır.

                          Bu çalışmada, Türk halk hekimliğinde influenza virüslerinin neden olduğu hastalıklara karşı kullanılan bitki taksonlarının toplam listesi ilk kez sunulmuştur. Ayrıca, bu bitkilerden hangilerinin dünya çapında anti-influenza aktivitesi için araştırıldığını ve aktif bileşiklerini ortaya koymaktadır. Araştırma kaydı olmayan taksonlar, yeni ilaç araştırmacıları için önemli bir kaynaktır.

                          Git: 2. Malzemeler ve yöntemler

                          2.1. Veri toplama


                          Bu araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada Türk halk hekimliğinde grip tedavisinde kullanılan şifalı bitkiler listesi sunulurken, ikinci aşamada bitkilerden elde edilen bitkilerin “anti-influenza” etkilerine yönelik deneysel çalışmaların olup olmadığı araştırılmıştır. dünya literatüründe bu liste. Bu çalışmalar arasında özellikle etken madde tayini olanlar tercih edilmiştir. Her iki çalışma için Web of Science, Scopus, ScienceDirect, ProQuest, Medline, Cochrane Library, EBSCO, HighWire Press, PubMed ve Google Scholar gibi çeşitli elektronik veritabanları taranmıştır. Bitki envanter araştırmasının yararına, tüm bölgelerde yürütülen ulusal çalışmalar (Şekil 1 ) Türkiye dikkate alınmıştır. Ayrıca detaylı bir kapsam elde etmek için YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanı da araştırma literatürüne dahil edilmiştir. Her iki taramanın sonuçları,Tablo 3,Tablo 4.
                          Şekil 1
                          Şekil 1
                          Türkiye bölgesel haritası. Tablo 3


                          Türk halk hekimliğinde influenzaya karşı kullanılan bitki taksonlarının listesi.
                          Adoxaceae Sambucus ebulus L. W Avrupa cüce yaşlı Hava araçları parçaları Kaynatma Baytop (1999) , Tuzlacı ve Tolon (2000) , Gürbüz ve diğerleri. (2019)
                          Adoxaceae Sambucus nigra L. W Mürver, Avrupa mürveri Yapraklar, Çiçekler, Meyveler infüzyon Özhatay ve ark. (2009) , Ugulu ve diğerleri. (2009) , Kalafatçılar ve Kalafatçılar (2010) , Yeşilada (2012) , Karaköse ve Karaköse (2017) , Öztürk ve diğerleri. (2017b)
                          Amaranthaceae Amaranthus retroflexus L. W Kırmızı köklü domuz otu, kırmızı köklü domuz otu Yapraklar infüzyon Arıtuluk (2010) , Polat ve ark. (2013) , Sargın ve ark. (2013) , Yeşilyurt ve diğerleri. (2017b) , Gürbüz ve ark. (2019) , Olgun (2019)
                          Amaranthaceae Chenopodium albümü L. W Kuzu dördü Hava araçları parçaları Kaynatma Baytop (1999) , Şenkardeş (2014) , Kılıç (2016)
                          nergis zambağıgiller Allium cepa L. C Onion, bulb onion, common onion Bulbs, Leaves Eaten raw, Boiling, Juice with some honey Cansaran and Kaya (2010), Polat et al. (2013), Gökçe (2014), Saraçoğlu (2014), Günbatan et al. (2016), Maranki and Maranki (2016), Paksoy et al. (2016), Uzun and Kaya (2016), Köse (2019), Ekşi et al. (2020)
                          Amaryllidaceae Allium sativum L. C Garlic, onion, shallot, leek, chive, Chinese onion Leaves, Bulbs, Flowers Eaten raw or a tablespoon of a tincture prepared with the bulbs, lemon and vinegar is drunk 2–3 times a day Tuzlacı (2006), Sargin et al. (2013), Gökçe (2014), Şenkardeş (2014), Köse (2019), Ekşi et al. (2020)
                          Anacardiaceae Rhus coriaria L. CW Tanner's sumach, Sicilian sumac Leaves, Fruits Infusion, Spice Tuzlacı and Erol (1999), Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Akgül et al. (2016)
                          Apiaceae Cuminum cyminum L. CW Cumin Seeds Spice Baytop (1999), Güneş et al. (2018)
                          Apiaceae Pimpinella anisum L. CW Anise, aniseed Seeds Infusion after powdering Genç (2010), Akgül et al. (2016), Ugulu et al. (2009)
                          Apiaceae Prangos platychlaena Boiss. E No English name Leaves Infusion after powdering Tuzlacı and Doğan (2010), Olgun (2019)
                          Asparagaceae Asparagus acutifolius L. CW Wild asparagus Aerial parts Infusion Demirci and Özhatay (2012), Polat et al. (2013), Sargin et al. (2013, 2015a), Demirci-Kayıran (2019), Polat (2019)
                          Berberidaceae Berberis crataegina DC.a W Pipperidge Roots, Stems Decoction Sezik et al. (1992), Arıtuluk (2010)
                          Brassicaceae Eruca vesicaria (L.) Cav. CW Rocket, garden rocket Leaves Eaten raw, Salad Akan and Bakır-Sade (2015), Demirci-Kayıran (2019)
                          Brassicaceae Erysimum × cheiri (L.) Crantz CW Wallflower Flowers Infusion Baytop (1999), Sargin et al. (2013)
                          Brassicaceae Lepidium sativum L. CW Garden cress Aerial parts Infusion Baytop (1999), Ugulu et al. (2009), Gökçe (2014), Bulut and Tuzlacı (2015)
                          Brassicaceae Raphanus raphanistrum subsp. sativus (L.) Domain CW Radish Tubers Eaten after mixing with some honey Sargin et al. (2013), Günbatan et al. (2016), Güneş (2017)
                          Cactaceae Opuntia ficus-indica (L.) Mill. CW Prickly pear, cactus pear, barbary fig Stems, Fruits Cataplasm Baytop (1999), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Cannabaceae Celtis tournefortii Lam. CW Oriental hackberry Fruits Decoction Polat et al. (2013), Polat (2019), Olgun (2019)
                          Caprifoliaceae Knautia orientalis L. W Oriental widow flower Flowers Infusion after drying Güneş and Özhatay (2011), Güneş (2017)
                          Caprifoliaceae Morina persica L. W Whorl flower Flowers Infusion Şenkardeş (2014), Ozturk et al. (2017a)
                          Compositae Achillea aleppica DC. W Sweet yarrow Aerial parts Infusion Şenkardeş (2014), Kılıç (2019)
                          Compositae Achillea arabica Kotschy W Arabian milfoil Fruits Eaten raw, Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Kılıç (2016)
                          Compositae Achillea cretica L. W Cretan milfoil Flowering branches Infusion Bulut et al. (2017b), Yılmaz (2019)
                          Compositae Achillea millefolium L. W Common yarrow Leaves, Flowers Infusion Baytop (1999), Özhatay et al. (2009), Akan and Bakır-Sade (2015)
                          Compositae Achillea nobilis L. subsp. sipylea (O.Schwarz) Basler W Noble yarrow Aerial parts, Flowers Infusion Bulut and Tuzlacı (2015), Sargin et al. (2015a, 2015b), Güner and Selvi (2016), Ozturk et al. (2017b)
                          Compositae Anthemis cotula L. W Dog fennel, stinking chamomile Aerial parts Infusion Güneş and Özhatay (2011), Akgül et al. (2016), Kılıç (2016), Güneş et al. (2018), Polat (2019), Demirci-Kayıran (2019), Kılıç (2019)
                          Compositae Anthemis fumariifolia Boiss. E No English name Flowers, Flowers Infusion Şenkardeş (2014), Kılıç (2016)
                          Compositae Anthemis haussknechtii Boiss. & Reut. W No English name Aerial parts Infusion Akgul et al. (2018), Kılıç (2019)
                          Compositae Arctium minus (Hill) Bernh. W Lesser burdock, little burdock, wild rhubarb Leaves, Roots Decoction Baytop (1999), Günbatan et al. (2016)
                          Compositae Artemisia absinthium L. W Wormwood, grand wormwood, absinthe, absinthium Flowers, Leaves, Flowering branches, Aerial parts Infusion after drying Tuzlacı and Erol (1999), Kılıç (2016)
                          Compositae Bellis perennis L. W Common daisy Flowers Infusion Özçelik et al. (2016), Karaköse and Karaköse (2017), Köse (2019)
                          Compositae Centaurea drabifolia subsp. floccosa (Boiss.) Wagenitz & Greutera E No English name Flowers Infusion, Eaten raw by chewing Ezer and Avcı (2004), Arıtuluk (2010)
                          Compositae Centaurea iberica Trevir. ex Spreng.a W Iberian knapweed, Iberian star-thistle Leaves The juice extracted by crushing the leaves is drunk twice a day Tuzlacı (2006), Çiçek (2019)
                          Compositae Centaurea jacea L. W Brown knapweed Aerial parts Infusion Ergül-Bozkurt and Terzioğlu (2017)
                          Compositae Centaurea solstitialis L.a W Yellow star-thistle, golden starthistle Aerial parts Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Şenkardeş (2014), Bulut and Tuzlacı (2013)
                          Compositae Cota austriaca (Jacq.) Sch.Bip. W Austrian mayweed Aerial parts Infusion Şenkardeş (2014), Kılıç (2019)
                          Compositae Cota tinctoria (L.) J.Gay W Golden marguerite, yellow chamomile Flowers Infusion Ertuğ et al. (2004), Şenkardeş (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Günbatan et al. (2016), Kılıç (2016), Özçelik et al. (2016), Karaköse and Karaköse (2017), Kurt and Karaoğul (2018)
                          Compositae Crepis vesicaria L. W Beaked hawk's-beard Flowers, Flowers Infusion Özhatay et al. (2009)
                          Compositae Helianthus annuus L. CW Common sunflower Leaves, Flowers, Fruits Infusion, Decoction, Medicinal bath Baytop (1999), Cansaran and Kaya (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Sargin et al. (2013), Ozturk et al. (2017a)
                          Compositae Helichrysum arenarium (L.) Moench W Dwarf everlast, immortelle Flowers Decoction Tuzlacı and Erol (1999), Akgül et al. (2016), Bağcı et al. (2016), Günbatan et al. (2016)
                          Compositae Lactuca serriola L. W Prickly lettuce Aerial parts Infusion Bulut and Tuzlacı (2013), Şenkardeş (2014)
                          Compositae Matricaria aurea (Loefl.) Sch.Bip. W Golden mayweed Aerial parts Infusion Akgul et al. (2018), Kılıç (2019)
                          Compositae Matricaria chamomilla L. W Chamomile, German chomile Aerial parts, Flowering branches, Flowers Infusion Özer et al. (2005), Özhatay et al. (2009), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Sargin et al. (2013, 2015a), Nacakcı and Dutkuner (2015), Akgül et al. (2016), Güneş (2017), İşler (2017), Demirci-Kayıran (2019)
                          Compositae Pallenis spinosa (L.) Cass. W Spiny starwort Flowering branches, Seeds Infusion Ertuğ (2004), Sargin et al. (2015a)
                          Compositae Silybum marianum (L.) Gaertn. W Milk thistle, Marian thistle Stems, Fruits Eaten raw after peeling, Infusion Baytop (1999), Sargin et al. (2015a), Demirci-Kayıran (2019), Kılıç (2019)
                          Compositae Tanacetum aureum (Lam.) Greuter & al. W Golden feverfew Whole parts Decoction Güneş and Özhatay (2011)
                          Compositae Tanacetum cadmeum (Boiss.) Heywood E No English name Fruits Eaten raw, Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Kocabas et al. (2017)
                          Compositae Tanacetum parthenium (L.) Sch.Bip. W Feverfew, bachelor buttons Flowers, Flowers Infusion Şenkardeş (2014), Günbatan et al. (2016), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Compositae Tripleurospermum callosum (Boiss. & Heldr.) E.Hossain E No English name Flowers Infusion Cansaran and Kaya (2010), Günbatan et al. (2016)
                          Compositae Tripleurospermum parviflorum (Willd.) Pobed. W No English name Flowers Infusion Arıtuluk (2010), Şenkardeş (2014)
                          Compositae Tussilago farfara L. W Coltsfoot Aerial parts, Flowering branches, Leaves Infusion Sargin et al. (2015a), Kılıç (2016), Bulut et al. (2017a)
                          Compositae Xeranthemum annuum L. W Annual everlasting Aerial parts Decoction Özhatay et al. (2009), Tuzlacı and Doğan (2010)
                          Cornaceae Cornus mas L.a CW Cornelian cherry Fruits Eaten raw, Decoction, Jam Koçyiğit and Özhatay (2006), Polat et al. (2013), Köse (2019)
                          Cupressaceae Juniperus drupacea Labill. W Syrian juniper Fruits, Seeds, Cones Decoction, Mixture Ertuğ (2004), Sargin (2015), Kocabaş and Gedik (2016)
                          Cupressaceae Juniperus oxycedrus L. W Cade, cade juniper, prickly juniper Fruits, Seeds, Leaves, Tars, Cones Decoction, Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Tuzlacı (2006), Şenkardeş (2014), Nacakcı and Dutkuner (2015), Sargin (2015), Sargin et al. (2015b), Günbatan et al. (2016)
                          Dioscoreaceae Dioscorea communis (L.) Caddick & Wilkin W Black bryony, lady's-seal, black bindweed Flowering branches, Stems After boiling, Roasted with onions Sargin et al. (2013, 2015a), Bulut and Tuzlacı (2015), Gürbüz et al. (2019)
                          Elaeagnaceae Hippophae rhamnoides subsp. caucasica Rousi W Sanddorn, sea bucktorn Fruits Infusion, Syrup, jam Baytop (1999), Şenkardeş (2014)
                          Euphorbiaceae Euphorbia macroclada Boiss.a W No English name Latex of Stem Dropped onto a piece of bread, then swallowed. Şenkardeş (2014), Kılıç (2019)
                          Fagaceae Quercus ithaburensis subsp. macrolepis (Kotschy) Hedge & Yalt. W Valonia oak Cupula, Seeds Decoction Baytop (1999), Sargin et al. (2013, 2015a), Akan and Bakır-Sade (2015)
                          Gentianaceae Centaurium erythraea Rafn W Common centaury, European centaury Flowering branches Infusion Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Özhatay et al. (2009), Demirci-Kayıran (2019)
                          Hypericaceae Hypericum perforatum L. CW St. John's Wort Flowering branches, Aerial parts Infusion Tuzlacı and Tolon (2000), Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Tuzlacı (2006), Özhatay et al. (2009), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), Güner and Selvi (2016), Güneş (2017), Kartal and Güneş (2017), Yeşilyurt et al. (2017b), Köse (2019)
                          Iridaceae Iris caucasica Hoffm. W Caucasean Iris Aerial parts Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Polat (2019)
                          Iridaceae Iris sari Schott ex Baker E Tall bearded iris Flowers Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Kılıç (2016)
                          Lamiaceae Ballota nigra L. W Black horehound Leaves, Aerial parts Infusion Özhatay et al. (2009), Arıtuluk (2010)
                          Lamiaceae Clinopodium acinos (L.) Kuntze W Basil-thyme Aerial parts Infusion Özhatay et al. (2009), Kartal and Güneş (2017)
                          Lamiaceae Clinopodium dolichodontum (P.H.Davis) Bräuchler & Heubl W No English name Aerial parts, Flowering branches Infusion Sargin (2015), Ozturk et al, (2017a), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Lamiaceae Cyclotrichium origanifolium (Labill.) Manden. & Scheng. W Marjoram, leaved calamint Aerial parts Infusion, Juice after crashing, Gargle Sargin (2015), Bağcı et al. (2016), Ozturk et al, (2017b)
                          Lamiaceae Lavandula angustifolia Mill. CW Lavender, true lavender Leaves Infusion Baytop (1999), Bozyel and Merdamert-Bozyel (2020)
                          Lamiaceae Lavandula pedunculata subsp. cariensis (Boiss.) Upson & S.Andrews W Turkish lavender, French lavender Flowering branches Infusion Baytop (1999), Ertuğ (2004), Arıtuluk (2010)
                          Lamiaceae Lavandula stoechas L. CW Spanish lavender, topped lavender Leaves, Flowering branches Infusion Tuzlacı (2006), Bulut and Tuzlacı (2015), Sargin et al. (2015a), Özçelik et al. (2016), Bozyel and Merdamert-Bozyel (2020)
                          Lamiaceae Marrubium rotundifolium Boiss. E Silver edged horehound Aerial parts Cataplasm Arıtuluk (2010), Sargin et al. (2015a), Yeşilyurt et al. (2017a)
                          Lamiaceae Melissa officinalis L. CW Lemon balm Aerial parts Infusion Özhatay et al. (2009), Güneş (2017), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Mentha longifolia (L.) L. W Horsemint, Asian mint Leaves Infusion Kilic and Bagci (2013), Gökçe (2014), Sargin et al. (2015a), Günbatan et al. (2016), Özçelik et al. (2016), Yeşilyurt et al. (2017b), Gürbüz et al. (2019)
                          Lamiaceae Mentha longifolia subsp. typhoides (Briq.) Harley W Horse mint Aerial parts Eaten raw, Infusion Güneş and Özhatay (2011), Demirci and Özhatay (2012), Polat et al. (2013), Şenkardeş (2014), Kılıç (2016), Bulut et al. (2017a), Yeşilyurt et al. (2017b), Polat (2019), Kılıç (2019), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Mentha pulegium L. W Pennyroyal, pennyrile, squaw mint Leaves Infusion Gökçe (2014), Sargin et al. (2015a), Güner and Selvi (2016), Yeşilyurt et al. (2017b), Akbulut et al. (2019), Köse (2019), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Mentha spicata L. W Garden mint, spearmint, curly mint, mint, common mint Aerial parts Infusion Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Tuzlacı (2006), Cakilcioglu et al. (2011), Polat et al. (2013), Tetik et al. (2013), Gökçe (2014), Paksoy et al. (2016), Yeşilyurt et al. (2017b), Güneş (2017), Güneş et al. (2018), Polat (2019), Köse (2019)
                          Lamiaceae Mentha x piperita L. CW Peppermint Leaves Infusion with/without lemon juice, Spices Saraç (2005), Ugulu et al. (2009), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Tetik et al. (2013), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), Sargin and Büyükcengiz (2019), Günbatan et al. (2016), Bulut et al. (2017b), Güneş (2017), Yeşilyurt et al., 2017a, Yeşilyurt et al., 2017b, Bulut et al. (2019), Demirci-Kayıran (2019), Gürbüz et al. (2019), Kılıç (2019)
                          Lamiaceae Micromeria myrtifolia Boiss. & Hohen. W No English name Aerial parts Infusion, Spices Bulut and Tuzlacı (2015), Kocabaş and Gedik (2016), Güzel and Güzelsemme (2018), Çiçek (2019), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Lamiaceae Micromeria nervosa (Desf.) Benth. W No English name Aerial parts Infusion Ertuğ (2004), Bulut et al. (2017b)
                          Lamiaceae Ocimum basilicum L. CW Basil, great basil Aerial parts Infusion Arıtuluk (2010), Polat et al. (2013), Tetik et al. (2013), Polat (2019)
                          Lamiaceae Origanum acutidens (Hand.-Mazz.) Ietsw. E No English name Aerial parts Infusion Polat (2019)
                          Lamiaceae Origanum hypericifolium O.Schwarz & P.H.Davis E No English name Aerial parts Infusion Bulut et al. (2017a), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Origanum majorana L. W Sweet marjoram, marjoram Flowering branches Infusion Ertuğ et al. (2004), Bulut and Tuzlacı (2015), Sargin (2015), Sargin et al. (2013, 2015a), Sargin and Büyükcengiz (2019), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Origanum onites L. W Pot marjoram, Cretan oregano Aerial parts Infusion with/without Sage leaves Ertuğ (2004), Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Ugulu et al. (2009), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Sargin et al. (2013, 2015a), Gökçe (2014), Nacakcı and Dutkuner (2015), Akbulut et al. (2019), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Origanum saccatum P.H.Davis E No English name Aerial parts, Flowering branches Infusion Sargin (2015), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Lamiaceae Origanum syriacum subsp. bevanii (Holmes) Greuter & Burdet W No English name Aerial parts, Flowering branches Infusion Sargin (2015), Sargin et al. (2015b), Sargin and Büyükcengiz (2019), Guzel and Guzelsemme (2018), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Origanum vulgare L. W Ornamental oregano Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Özhatay et al. (2009), Cakilcioglu et al. (2011), Polat et al. (2013), Gökçe (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Çiçek (2019)
                          Lamiaceae Origanum vulgare subsp. gracile (K.Koch) Ietsw. W Russian oregano Leaves, Flowering branches, Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Ozturk et al, (2017a), Tuzlacı and Doğan (2010), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Origanum vulgare subsp. hirtum (Link) Ietsw. W Greek oregano Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Cakilcioglu et al. (2011), Gökçe (2014), Bulut (2016)
                          Lamiaceae Origanum vulgare subsp. viridulum (Martrin-Donos) Nyman W Winter marjoram Flowering branches Infusion Ertuğ et al. (2004), Cakilcioglu et al. (2011), Gökçe (2014), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Lamiaceae Phlomis armeniaca Willd.a W No English name Flowers, Aerial parts Infusion Şenkardeş (2014), Dalar et al. (2018), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Prunella vulgaris L. W Common selfheal, self-heal Flowering branches Infusion Baytop (1999), Ergül-Bozkurt and Terzioğlu (2017), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Lamiaceae Rosmarinus officinalis L. CW Rosemary Leaves, Stems Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Yeşilada (2012), Saraçoğlu (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Güner and Selvi (2016), Maranki and Maranki (2016), Kocabas et al. (2017), Kurt and Karaoğul (2018), Akbulut et al. (2019)
                          Lamiaceae Salvia absconditiflora Greuter & Burdet E No English name Aerial parts, Leaves, Flowers Cataplasm with dough Demirci and Özhatay (2012), Sargin (2013), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), Ozturk et al, (2017a), Kılıç (2019)
                          Lamiaceae Salvia aramiensis Rech.f. W Aramenian salve Leaves Infusion Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Salvia candidissima Vahl W Silver sage Leaves Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Salvia fruticosa Mill. W Greek sage, Turkish sage Aerial parts, Essential oil Infusion, Lotion Tanker et al. (1998), Ertuğ (2004), Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Bulut (2016)
                          Lamiaceae Salvia multicaulis Vahl W Many-stemmed sage Aerial parts Infusion, Decoction Tetik et al. (2013), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Salvia officinalis L. CW Culinary sage, golden sage, garden sage Aerial parts Infusion Tanker et al. (1998), Ertuğ et al. (2004), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Yeşilada (2012), Akan and Bakır-Sade (2015), Maranki and Maranki (2016), Kurt and Karaoğul (2018), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Salvia palaestina Benth. W Palestinian sage Aerial parts Infusion Kocabas et al. (2017), Bulut et al. (2019), Kılıç (2019)
                          Lamiaceae Salvia sclarea L. W Clary sage, clary, clary wort Flowering branches, Leaves Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Salvia syriaca L W Syrian sage Leaves, Flowers Infusion Kilic and Bagci (2013), Şenkardeş (2014)
                          Lamiaceae Salvia tomentosa Mill. W Balsamic sage Aerial parts Infusion, Steam compress Tuzlacı and Erol (1999), Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Ertuğ et al. (2004), Sargin et al. (2013, 2015a), Güner and Selvi (2016), Özçelik et al. (2016), Bulut et al. (2017a), Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Salvia verticillata L. W Lilac sage Leaves Infusion Köse (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Salvia viridis L. W Horminum sage Leaves, Flowers Infusion Paksoy et al. (2016), Güneş (2017)
                          Lamiaceae Satureja cuneifolia Ten. W Apulian savory Aerial parts Infusion, Decoction Ertuğ et al. (2004), Sargin et al. (2013, 2015a), Güneş (2017), Kartal and Güneş (2017)
                          Lamiaceae Satureja hortensis L. W Summer savory Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Polat et al. (2013), Tetik et al. (2013), Güneş (2017), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Satureja thymbra L. W Thyme-leaved savory Aerial parts, Flowering branches, Essential oil Infusion, Spice, Lotion Ertuğ et al. (2004), Nacakcı and Dutkuner (2015), Sargin (2015); Sargin et al. (2015a)
                          Lamiaceae Satureja wiedemanniana (Avé-Lall.) Velen. W No English name Aerial parts Infusion Cansaran and Kaya (2010), Han and Bulut (2015)
                          Lamiaceae Sideritis arguta Boiss. & Heldr. E No English name Leaves, Flowers Infusion Akbulut et al. (2019), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Sideritis dichotoma Huter E No English name Aerial parts Infusion Cansaran and Kaya (2010)
                          Lamiaceae Sideritis erythrantha Boiss. & Heldr. E No English name Aerial parts Infusion, Gargle Ertuğ et al. (2004), Sargin (2015), Sargin et al. (2015b), Ozturk et al, (2017b)
                          Lamiaceae Sideritis germanicopolitana Bornm. E No English name Aerial parts Infusion Han and Bulut (2015), Günbatan et al. (2016)
                          Lamiaceae Sideritis huber-morathii Greuter & Burdet E No English name Aerial parts Infusion Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Sideritis leptoclada O.Schwarz & P.H.Davis E No English name Aerial parts Infusion Bulut et al. (2017a), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Sideritis libanotica Labill. W No English name Leaves, Flowers Infusion Arıtuluk (2010), Akbulut et al. (2019)
                          Lamiaceae Sideritis libanotica subsp. linearis (Benth.) Bornm. W No English name Aerial parts Infusion Arıtuluk (2010), Nacakcı and Dutkuner (2015), Demirci and Özhatay (2012)
                          Lamiaceae Sideritis montana L. W Mountain ironwort Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Paksoy et al. (2016), Özhatay et al. (2009)
                          Lamiaceae Sideritis perfoliata L. W No English name Aerial parts Infusion Bulut and Tuzlacı (2015), Kocabaş and Gedik (2016), Bulut et al. (2017a), Ozturk et al, (2017b), Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Sideritis rubriflora Hub.-Mor. E No English name Aerial parts Infusion, Gargle Sargin (2015), Sargin et al. (2015b)
                          Lamiaceae Sideritis scardica Griseb. W Shepherd's tea Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Özhatay et al. (2009), Güneş (2017)
                          Lamiaceae Sideritis sipylea Boiss. E No English name Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Sargin et al. (2013, 2015a)
                          Lamiaceae Sideritis syriaca subsp. nusairiensis (Post) Hub.-Mor. E No English name Aerial parts Infusion Şenkardeş (2014), Kocabaş and Gedik (2016), Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Sideritis tmolea P. H. Davis E No English name Aerial parts, Flowers Infusion Baytop (1999), Ertuğ et al. (2004), Arıtuluk (2010), Sargin et al. (2013, 2015a)
                          Lamiaceae Sideritis vulcanica Hub.-Mor. E No English name Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Polat (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Stachys annua (L.) L. W Annual yellow Aerial parts Infusion Şenkardeş (2014), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Lamiaceae Stachys lavandulifolia Vahl W Lamb's ear Aerial parts Infusion Polat et al. (2013), Sargin (2015), Sargin and Büyükcengiz (2019), Polat (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Teucrium chamaedrys L. W Midget Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Tuzlacı and Doğan (2010), Kaval et al. (2014)
                          Lamiaceae Teucrium chamaedrys subsp. sinuatum (Celak.) Rech.f. W No English name Aerial parts Infusion Polat et al. (2013), Kaval et al. (2014), Polat (2019)
                          Lamiaceae Teucrium polium L.a W Hulwort, felty germander, mountain germander Aerial parts Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Tuzlacı (2006), Koçyiğit and Özhatay (2006), Özhatay et al. (2009), Tuzlacı and Doğan (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Polat et al. (2013), Kaval et al. (2014), Şenkardeş (2014), Günbatan et al. (2016), Dalar et al. (2018), Polat (2019), Bulut et al. (2019), Kılıç (2019), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Lamiaceae Thymbra capitata (L.) Cav. W Spanish oregano, cone-head thyme Aerial parts, Flowering branches, Essential oil Infusion, Lotion, Spice Ertuğ et al. (2004), Sargin (2015), Sargin et al. (2015a), Yılmaz (2019)
                          Lamiaceae Thymbra sintenisii Bornm. & Azn. W No English name Aerial parts Infusion Ozturk et al, (2017)a, Bulut et al. (2019)
                          Lamiaceae Thymbra spicata L. W Thyme spiked Aerial parts, Flowers Infusion, Lotion, Spice Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Bulut and Tuzlacı (2013, 2015), Sargin et al. (2013, 2015a; 2015b), Özçelik et al. (2016), Sargin and Büyükcengiz (2019), Akan and Bakır-Sade (2015), Sargin (2015), Güner and Selvi (2016), Kocabaş and Gedik (2016), Kılıç (2019)
                          Lamiaceae Thymus cilicicus Boiss. & Balansa W Cilician thyme Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Gökçe (2014), Özçelik et al. (2016), İşler (2017), Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Lamiaceae Thymus haussknechtii Velen. E No English name Leaves Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Tetik et al. (2013), Gökçe (2014), Paksoy et al. (2016), İşler (2017)
                          Lamiaceae Thymus kotschyanus Boiss. & Hohen. W No English name Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Polat et al. (2013), Kaval et al. (2014), Kocabaş and Gedik (2016), İşler (2017), Kocabas et al. (2017), Polat (2019), Bulut et al. (2019)
                          Lamiaceae Thymus longicaulis C.Presl W Creeping thyme Flowering branches, Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Gökçe (2014), Günbatan et al. (2016), İşler (2017), Akbulut et al. (2019), Gürbüz et al. (2019)
                          Lamiaceae Thymus longicaulis subsp. chaubardii (Rchb.f.) Jalas W No English name Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Özhatay et al. (2009), Arıtuluk (2010), Genç (2010), Bulut and Tuzlacı (2015), İşler (2017)
                          Lamiaceae Thymus migricus Klokov & Des.-Shost. W No English name Leaves Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Genç (2010), Tuzlacı and Doğan (2010), Güneş and Özhatay (2011), İşler (2017)
                          Lamiaceae Thymus nummularius M.Bieb. W No English name Flowering branches Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Genç (2010), İşler (2017), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Lamiaceae Thymus praecox subsp. jankae (Celak.) Jalas W No English name Leaves Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı (2006), Arıtuluk (2010), Genç (2010), Günbatan et al. (2016), İşler (2017)
                          Lamiaceae Thymus revolutus Celak. E No English name Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Kocabas et al. (2017), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Lamiaceae Thymus sipyleus Boiss. W No English name Aerial parts Infusion Tuzlacı (2006), Cansaran and Kaya (2010), Genç (2010), Gökçe (2014), Şenkardeş (2014), Paksoy et al. (2016), Polat (2019)
                          Lamiaceae Thymus transcaucasicus Ronniger W No English name Whole parts Infusion Tuzlacı (2006), Genç (2010), Güneş and Özhatay (2011), Gökçe (2014), İşler (2017)
                          Lamiaceae Thymus zygioides Griseb. W No English name Aerial parts, Flowering branches Infusion Tuzlacı (2006), Özhatay et al. (2009), Genç (2010), Sargin et al. (2013, 2015a), Gökçe (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), İşler (2017)
                          Lamiaceae Vitex agnus-castus L. W Chaste tree, Abraham's balm Seeds Decoction, Swallowing Tuzlacı (2006), Akan and Bakır-Sade (2015), Sargin (2015), Güner and Selvi (2016), Demirci-Kayıran (2019)
                          Lamiaceae Ziziphora capitata L. W No English name Aerial parts Infusion Kilic and Bagci (2013), Kocabas et al. (2017), Kılıç (2019)
                          Lamiaceae Ziziphora clinopodioides Lam. W Blue mint bush Aerial parts Infusion Ertuğ et al. (2004), Tuzlacı and Doğan (2010), Sargin et al. (2013, 2015a)
                          Lamiaceae Ziziphora taurica M.Bieb. W No English name Aerial parts Infusion Baytop (1999), Ertuğ et al. (2004), Sargin et al. (2013, 2015a)
                          Lamiaceae Ziziphora taurica subsp. cleonioides (Boiss.) P.H.Davis E No English name Aerial parts Infusion Ertuğ (2004), Ertuğ et al. (2004), Arıtuluk (2010), Sargin et al. (2013, 2015a)
                          Lamiaceae Ziziphora tenuior L. W No English name Aerial parts Infusion Ertuğ (2004), Sargin et al. (2013), Dalar et al. (2018)
                          Lauraceae Laurus nobilis L. CW Laurel, true laurel, bay, royal bay, sweet bay, Grecian laurel Leaves, Seeds Infusion of the leaves with/without quince leaves after drying and pulverizing, Decoction of the seeds Tuzlacı (2006), Nacakcı and Dutkuner (2015), Kurt and Karaoğul (2018), Gürbüz et al. (2019), Köse (2019)
                          Leguminosae Ceratonia siliqua L. CW Carob, carob tree Fruits Eaten raw, Boiling, Molasses Kurt and Karaoğul (2018), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Leguminosae Glycyrrhiza glabra L. CW Licorice, liquorice Leaves, Roots Infusion after pulverizing Özer et al. (2005), Saraç (2005), Genç (2010), Sargin et al. (2013, 2015a), Gökçe (2014), Kurt and Karaoğul (2018), Kılıç (2019)
                          Leguminosae Trifolium repens L. W Dutch clover Aerial parts Infusion Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Ozturk et al, (2017b)
                          Lythraceae Punica granatum L. CW Pomegranate Fruits Eaten raw, Juice Baytop (1999), Kocabaş and Gedik (2016), Demirci-Kayıran (2019)
                          Malvaceae Alcea calvertii (Boiss.) Boiss. W No English name Aerial parts Infusion, Decoction Akan and Bakır-Sade (2015), Kılıç (2016), Ozturk et al, (2017a)
                          Malvaceae Alcea excubita Iljin W No English name Flowers, Leaves Infusion Tuzlacı and Doğan (2010), Kılıç (2016)
                          Malvaceae Alcea pallida (Willd.) Waldst. & Kit. W Hollyhock, eastern hollyhock Flowers, Fruits, Aerial parts Infusion, Decoction Arıtuluk (2010), Bulut et al. (2017a)
                          Malvaceae Alcea rosea L. W Garden hollyhock, rose mallow Leaves, Flowers, Roots Infusion Şenkardeş (2014), Akgül et al. (2016), Demirci-Kayıran (2019)
                          Malvaceae Alcea setosa (Boiss.) Alef. W Bristly hollyhock Flowers, Fruits Infusion Akgul et al, (2018), Kılıç (2019)
                          Malvaceae Alcea striata Alef. W No English name Flower, Fruits Infusion Akgul et al, (2018), Kılıç (2019)
                          Malvaceae Althaea officinalis L. CW Common marsh Buds, Flowers Infusion Baytop (1999), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Sargin et al. (2015b), Demirci-Kayıran (2019)
                          Malvaceae Malva neglecta Wallr. W Cheeseplant, dwarf mallow Aerial parts Infusion, Decoction Tuzlacı and Erol (1999), Cakilcioglu et al. (2011), Kilic and Bagci (2013), Polat et al. (2013), Tetik et al. (2013), Kaval et al. (2014), Şenkardeş (2014), Dalar et al. (2018), Olgun (2019)
                          Malvaceae Malva sylvestris (L.) Mill.a W Large-flowered mallow, high mallow Aerial parts Roasted with rice, radish, onion and butter, Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Özer et al. (2005), Özhatay et al. (2009), Polat et al. (2013), Nacakcı and Dutkuner (2015), Sargin et al. (2015a), Dalar et al. (2018), Demirci-Kayıran (2019), Köse (2019)
                          Malvaceae Tilia cordata Mill. W Bast, small-leaved linden Leaves, Fruits Decoction with cinnamon and cloves Saraç (2005), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Gökçe (2014), Şenkardeş (2014), Akgül et al. (2016), Maranki and Maranki (2016), İşler (2017), Yeşilyurt et al. (2017b)
                          Malvaceae Tilia platyphyllos Scop. W Broad-leaved lime Flowers, Bracts Infusion Saraç (2005), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Bulut and Tuzlacı (2013), Gökçe (2014), Maranki and Maranki (2016), Bulut et al. (2017b), İşler (2017)
                          Malvaceae Tilia rubra subsp. caucasica (Rupr.) V.Engl. W No English name Flowers, Leaves, Barks Infusion, Decoction Saraç (2005), Tuzlacı (2006), Cansaran and Kaya (2010), Gökçe (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Güner and Selvi (2016), Uzun and Kaya (2016), Maranki and Maranki (2016), İşler (2017), Karaköse and Karaköse (2017), Köse (2019)
                          Malvaceae Tilia tomentosa Moench CW European white lime, silver lime, silver linden Leaves, Flowers, Fruits, Barks, Bracts, Roots Infusion, Decoction Tuzlacı and Tolon (2000), Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001), Saraç (2005), Özhatay et al. (2009), Sargin et al. (2013), Gökçe (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Akgül et al. (2016), Maranki and Maranki (2016), Bulut et al. (2017a), İşler (2017), Yeşilyurt et al. (2017a, 2017b), Guzel and Guzelsemme (2018), Kurt and Karaoğul (2018), Gürbüz et al. (2019)
                          Moraceae Ficus carica L.a CW Fig, common fig Fruits, Leaves Eaten after drying, Infusion Sargin et al. (2013, 2015a), Köse (2019)
                          Moraceae Morus alba L. CW White mulberry Fruits Syrup Cakilcioglu et al. (2011), Şenkardeş (2014), Olgun (2019)
                          Myrtaceae Eucalyptus camaldulensis Dehnh. CW Murray red gum, red gum, river red gum, long-beak eucalyptus Leaves, Essential oils The 2% infusion is sweetened with honey and drunk 2–3 glasses a day. Medicinal bath, frankincense Karamanoğlu (1977), Tanker et al. (1998), Baytop (1999), Ertuğ (2004), Saraç (2005), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Ozturk et al. (2017a)
                          Myrtaceae Eucalyptus globulus Labill. CW Blue gum, southern blue gum Leaves, Essential oils The 2% infusion is sweetened with honey and drunk 2–3 glasses a day. Medicinal bath, frankincense Karamanoğlu (1977), Tanker et al. (1998), Baytop (1999), Saraç (2005), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Kurt and Karaoğul (2018)
                          Nitrariaceae Peganum harmala L. W Harmal piganum Seeds Infusion Yeşilyurt et al. (2017a), Bulut et al. (2019), Demirci-Kayıran (2019)
                          Oleaceae Fraxinus ornus subsp. cilicica (Lingelsh.) Yalt. E No English name Stems, Barks Infusion Demirci and Özhatay (2012), Ozturk et al, (2017a)
                          Oleaceae Olea europaea L.a CW Olive, common olive Fixed oils Cataplasm with one tablespoon molasses, tarhana and flour Tuzlacı (2006), Nacakcı and Dutkuner (2015), Sargin et al. (2015a), Köse (2019)
                          Orchidaceae Dactylorhiza osmanica (Klinge) P.F.Hunt & Summerh. E No English name Tubers Infusion (with some milk after powdering) Şenkardeş (2014), Sargin (2015), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Orchidaceae Orchis anatolica Boiss. W Orchid Tubers Infusion, Spice (after powdering) Baytop (1999), Sargin (2015), Ozturk et al, (2017b)
                          Papaveraceae Papaver orientale L. W Great scarlet poppy Seeds Roasted with garlic Tanker et al. (1998), Baytop (1999), Güneş and Özhatay (2011)
                          Papaveraceae Papaver rhoeas L. W Flanders poppy Flowers Infusion Tanker et al. (1998), Ugulu et al. (2009), Bulut et al. (2017b)
                          Pedaliaceae Sesamum indicum L. CW Sesame, common sesame Seeds Crushed and mixed with boiled grape juice, Eaten raw Baytop (1999), Bağcı et al. (2016), Güneş (2017)
                          Pinaceae Abies cilicica (Antoine & Kotschy) Carrière W Spring grove, cilica fir, hunnewell Cones, Resins, Buds, Branches Decoction Baytop (1999), Ozturk et al. (2017a)
                          Pinaceae Pinus nigra J.F.Arnold W Black pine Resins, Tars, Essential oils Decoction, Medicinal bath, frankincense Tanker et al. (1998), Arıtuluk (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Bağcı et al. (2016), Özçelik et al. (2016), Gürbüz et al. (2019)
                          Pinaceae Pinus sylvestris L. CW Redwood, Scots fir Buds, Resins, Cones, Essential oils Decoction, Medicinal bath, frankincense Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Karaköse and Karaköse (2017), Gürbüz et al. (2019)
                          Plantaginaceae Plantago major L.a W Rat's-tail plantain Leaves Infusion Özhatay et al. (2009), Cakilcioglu et al. (2011), Olgun (2019)
                          Plantaginaceae Plantago major subsp. intermedia (Gilib.) Lange W No English name Aerial parts, Leaves Infusion after drying Arıtuluk (2010), Sargin et al. (2015a), Yeşilyurt et al. (2017a)
                          Polygonaceae Portulaca oleracea L. W Common purslane, fatweed Aerial parts Eating raw, Boiling, Roasting Şenkardeş (2014), Kılıç (2019), Köse (2019), Olgun (2019), Yılmaz (2019)
                          Polygonaceae Rumex crispus L. W Curled dock Roots Cataplasm Tuzlacı (2006), Arıtuluk (2010), Sargin et al. (2015a), Yeşilyurt et al. (2017a)
                          Polygonaceae Rumex patientia L. W Garden patience Leaves Decoction Tuzlacı (2006), Güneş and Özhatay (2011), Ozturk et al, (2017b)
                          Polygonaceae Rumex scutatus L. W Shield dock Leaves Infusion Tuzlacı (2006), Cansaran and Kaya (2010), Ozturk et al, (2017a)
                          Ranunculaceae Adonis annua L. W Annual pheasant's eye Flowers Infusion after drying Baytop (1999), Güneş (2017)
                          Ranunculaceae Helleborus orientalis Lam. W Lenten-rose Roots Eaten raw Tuzlacı and Tolon (2000), Koçyiğit and Özhatay (2006)
                          Ranunculaceae Nigella arvensis L. CW Wild fennel, field fennel flower Flowers, Seeds Infusion after drying and crashing Güneş (2017)
                          Ranunculaceae Nigella sativa L. CW Black cumin Seeds Eating raw, Infusion after crashing Bulut et al. (2017a), Kurt and Karaoğul (2018)
                          Rosaceae Crataegus monogyna Jacq. CW Hawtorn, may Fruits Eaten raw, Infusion Cakilcioglu et al. (2011), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), Olgun (2019)
                          Rosaceae Crataegus orientalis Pall. ex M.Bieb. CW Oriental hawtorn Fruits Eaten raw, Infusion Arıtuluk (2010), Polat et al. (2013), Şenkardeş (2014), Ozturk et al, (2017b)
                          Rosaceae Crataegus pentagyna Waldst. & Kit. ex Willd. W Small-flowered black hawtorn Flowers Infusion Özhatay et al. (2009), Koçyiğit and Özhatay (2006)
                          Rosaceae Cydonia oblonga Mill CW Quince Leaves, Fruits Infusion, Cataplasm (with some thyme and tarhana flour), Eaten raw Cansaran and Kaya (2010), Bulut and Tuzlacı (2013), Polat et al. (2013), Sargin et al. (2013), Şenkardeş (2014), Özçelik et al. (2016), Paksoy et al. (2016), Uzun and Kaya (2016), Güneş (2017), Yeşilyurt et al. (2017a, 2017b), Gürbüz et al. (2019), Köse (2019), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Rosaceae Eriobotrya japonica (Thunb.) Lindl. CW Loquat Leaves Infusion with Cydonia leaves and Tilia flowers Baytop (1999), Gürbüz et al. (2019)
                          Rosaceae Malus domestica Borkh. C Apple Fruits Eaten raw, Juice Baytop (1999), Olgun (2019)
                          Rosaceae Mespilus germanica L.a CW Medlar, medlar tree Leaves, Fruits Infusion Eaten raw Tuzlacı (2006), Özhatay et al. (2009), Şenkardeş (2014), Köse (2019)
                          Rosaceae Potentilla speciosa Willd. W No English name Roots Decoction Demirci and Özhatay (2012), Ozturk et al, (2017a), Güneş et al. (2018)
                          Rosaceae Prunus avium (L.) L. CW Sweet cherry Fruits stalks Paste (from tarhana flour and rye seeds, honey or molasses) Sargin et al. (2015a), Çiçek (2019), Gürbüz et al. (2019)
                          Rosaceae Prunus cerasifera Ehrh. CW Cherry plum Fruits Eaten raw, Infusion, Decoction Özhatay et al. (2009), Tetik et al. (2013), Çiçek (2019)
                          Rosaceae Prunus laurocerasus L. W Laurel cherry Leaves Infusion with Cydonia leaves Baytop (1999), Bulut (2016), Gürbüz et al. (2019)
                          Rosaceae Prunus mahaleb L. CW Mahaleb cherry Leaves Infusion Baytop (1999), Bulut and Tuzlacı (2013), Bulut et al. (2019)
                          Rosaceae Prunus spinosa L. W Sloe, blackthorn Fruits Eaten raw, Decoction Özhatay et al. (2009), Yeşilyurt et al. (2017b)
                          Rosaceae Rosa × damascena Herrm. CW Rose, damask rose Fruits Infusion Baytop (1999), Ozturk et al, (2017a), Guzel and Guzelsemme (2018)
                          Rosaceae Rosa × dumalis Bechst. CW Glaucous northern dog rose Fruits, Leaves Decoction, Infusion Polat et al. (2013), Polat (2019), Olgun (2019)
                          Rosaceae Rosa boissieri Cr‚p.a W Rose Leaves, Fruits Infusion Decoction Tuzlacı (2006), Olgun (2019)
                          Rosaceae Rosa canina L.a CW Dog rose, briar rose, common briar Fruits, Leaves, Flowers, Petals, Roots, Stems Eaten raw, Infusion, Decoction, Jam, Marmalate Tuzlacı and Erol (1999), Saraç (2005), Koçyiğit and Özhatay (2006), Özhatay et al. (2009), Ugulu et al. (2009), Genç (2010), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Tuzlacı and Doğan (2010), Cakilcioglu et al. (2011), Güneş and Özhatay (2011), Demirci and Özhatay (2012), Yeşilada (2012), Bulut and Tuzlacı (2013), Kilic and Bagci (2013), Polat et al. (2013), Sargin et al. (2013, 2015a; 2015b), Tetik et al. (2013), Kaval et al. (2014), Şenkardeş (2014), Bulut and Tuzlacı (2015), Nacakcı and Dutkuner (2015), Akgül et al. (2016), Bağcı et al. (2016), Bulut (2016), Güner and Selvi (2016), Ozturk et al, (2017a), Paksoy et al. (2016), Uzun and Kaya (2016), Bulut et al. (2017a, 2017b), Ergül-Bozkurt and Terzioğlu (2017), Karaköse and Karaköse (2017), Yeşilyurt et al. (2017b), Dalar et al. (2018), Güneş et al. (2018), Guzel and Guzelsemme (2018), Polat (2019), Akbulut et al. (2019), Çiçek (2019), Demirci-Kayıran (2019), Gürbüz et al. (2019), Kılıç (2019), Köse (2019), Sargin and Büyükcengiz (2019)
                          Rosaceae Rosa hemisphaerica Herrm. W Sulphur rose Fruits Eaten raw, Decoction Şenkardeş (2014), Uzun and Kaya (2016)
                          Rosaceae Rosa xanthina Lindl. W Yellow rose Fruits Decoction, Jam Güneş and Özhatay (2011)
                          Rosaceae Rubus canescens DC. W Woolly blackberry Leaves Infusion Özhatay et al. (2009), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Polat et al. (2013), Polat (2019), Akbulut et al. (2019)
                          Rosaceae Rubus sanctus Schreb. W Holy bramble Fruits, Roots, Flowers Eaten raw or after drying, Decoction, Infusion, Jam, Marmalate Ertuğ (2004), Kalafatçılar and Kalafatçılar (2010), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), Güneş et al. (2018), Kılıç (2019), Çiçek (2019), Olgun (2019)
                          Rutaceae Citrus spp. CW Oranges, lemons, grapefruits, pomelos, limes Fruits, Pericarps Dropped in teas and soups, Juice (sweetened with sugar), Gargle, Eaten fresh, Jam, Marmalade, Hot mush (externally) Baytop (1999), Ertuğ (2004), Saraç (2005), Genç (2010), Sağıroğlu et al, (2013), Gökçe (2014), Akan and Bakır-Sade (2015), Gürbüz et al. (2019), Köse (2019)
                          Sapindaceae Aesculus hippocastanum L. CW Horse-chestnut, conker tree Seeds Peeled, minced, then swallowed Baytop (1999), Gürbüz et al. (2019), Köse (2019)
                          Scrophulariaceae Scrophularia chrysantha Jaub. & Spach W Figwort Whole parts Decoction after drying Güneş and Özhatay (2011)
                          Solanaceae Physalis alkekengi L. W Bladder cherry Fruits Eaten raw, Decoction Karaköse and Karaköse (2017), Ozturk et al, (2017b)
                          Urticaceae Urtica dioica L. W Stinging nettle, perennial nettle, tall nettle, common nettle Aerial parts (without flowering) Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Kilic and Bagci (2013), Polat et al. (2013), Özer et al. (2005), Tetik et al. (2013), Kaval et al. (2014), Şenkardeş (2014), Sargin et al. (2015a), İşler (2017), Ozturk et al, (2017a), Yeşilyurt et al. (2017a, 2017b), Kılıç (2019)
                          Urticaceae Urtica urens L. W Small nettle Aerial parts Infusion Tuzlacı and Erol (1999), Özer et al. (2005), Cakilcioglu et al. (2011), Şenkardeş (2014), İşler (2017), Yeşilyurt et al. (2017b)
                          Violaceae Viola sieheana W.Becker W No English name Flowers Infusion Özhatay et al. (2009), Karaköse and Karaköse (2017)
                          Violaceae Viola suavis M.Bieb. W Russian violet Aerial parts Infusion Ergül-Bozkurt and Terzioğlu (2017)
                          Vitaceae Vitis vinifera L. CW Common grapevine, grapevine, table grape Fruits, Seeds Eaten raw or dried, Cataplasm (with tarhana flour), Molasses Tuzlacı (2006) , Polat ve ark. (2013) , Sargın ve ark. (2013 , 2015a) , Kılıç (2019) , Köse (2019)
                          Ayrı bir pencerede aç
                          W: Yabani planlar, C: Kültür bitkileri, WC: Yabani ve kültür bitkileri, E: Endemik bitkiler.

                          Cesurca vurgulanmış taksonlar (toplam 189'dur ve grip önleyici etkileri henüz deneysel olarak araştırılmamıştır).

                          a Sıtma tedavisinde kullanıldığı da tespit edilen bitkiler. Tablo 4


                          Çalışmada tespit edilen taksonların dünya çapında anti-influenza aktivite araştırma sonuçları.
                          Alcea rosea L. Belirtilmemiş (Havadan parçalar) Serumda, bronkoalveolar lavaj sıvısında, ince bağırsak sıvısında ve akciğerlerde antiviral doğuştan gelen bağışıklık tepkilerini ortaya çıkarır Kim ve ark. (2018)
                          Allium cepa L. Belirtilmemiş (Ampuller) Hemaglutinasyon Testi (HA) titrelerini azaltır ve kuş gribi virüsü alt tipi H9N2'yi ve virüsün yayılmasını yok eder Ahmadi ve ark. (2018)
                          Allium sativum L. Allisin (Ampüller) Viral nükleoprotein sentezini ve polimeraz aktivitesini inhibe eder Chavan ve ark. (2016) ,
                          Crataegus monogyna Jacq. Klorojenik asit (Meyveler) Nöraminidaz aktivitesini inhibe eder ve yeni oluşan virüs partiküllerinin enfekte hücrelerden salınmasını engeller. Ding ve ark. (2017)
                          Cydonia dikdörtgen Değirmen Klorojenik asit, 3-Kafeoilkinik asit (Meyveler) İnfluenza viral aktivitesini inhibe eder ve hemaglütinasyon inhibisyonu üzerinde etkisi yoktur Hamauzu ve ark. (2005)
                          Okaliptüs camaldulensis Dehnh. Belirtilmemiş (Yapraklar) Virüs replikasyonunu tamamen engelle Sadatrasul ve ark. (2017)
                          Okaliptüs camaldulensis Dehnh. 1,8-sineol (Yapraklar, Uçucu yağ) İnfluenzaya özgü serum immünoglobülin (Ig) G2a antikorlarının üretimini arttırır, burun boşluğunda mukozal salgılayıcı IgA (s-IgA) tepkilerini uyarır, üst solunum yolunda solunum yolu intraepitelyal lenfositlerin (IEL'ler) ekspresyonunu iyileştirir ve dendritik teşvik eder hücre (DC) olgunlaşması ve yardımcı uyarıcı moleküllerin ifadesi Li ve ark. (2017)
                          Okaliptüs camaldulensis Dehnh. Mentofin (Yapraklar, Uçucu yağ) Kuş Gribi Virüsünü (AIV) etkisiz hale getirin Barbour ve ark. (2010)
                          Okaliptüs globulus Labill. 1,8-sineol (Yapraklar, Uçucu yağ) İnfluenzaya özgü serum immünoglobülin (Ig) G2a antikorlarının üretimini arttırır, burun boşluğunda mukozal salgılayıcı IgA (s-IgA) tepkilerini uyarır, üst solunum yolunda solunum yolu intraepitelyal lenfositlerin (IEL'ler) ekspresyonunu iyileştirir ve dendritik teşvik eder hücre (DC) olgunlaşması ve yardımcı uyarıcı moleküllerin ifadesi Li ve ark. (2017)
                          Okaliptüs globulus Labill. Mentofin (Yapraklar, Uçucu yağ) Kuş Gribi Virüsünü (AIV) etkisiz hale getirin Barbour ve ark. (2010)
                          Okaliptüs globulus Labill. Citronellol and Eugenol (Leaves, Essential oil) 1,8-Cineole and α-Thujone (Leaves) Inhibits the hemagglutinin activity, but not the Neuraminidase activity Vimalanathan and Hudson (2014)
                          Glycyrrhiza glabra L. 3,4-dihydro-8,8-dimethyl-2H,8H-benzo dipyran-3-ol, Biochanin B, Glabrol, Glabrone, Hispaglabridin B, Licoflavone B, Licorice glycoside B, Licorice glycoside E, Liquiritigenin, Liquiritin, Prunin (Roots) Inhibit Neuraminidase (NA) activity Grienke et al. (2014)
                          Hypericum perforatum L. Hypericin (Flowers) Inhibits virus-induced cytopathic effect; ie: Lung consolidation and lessening of lung virus titers. Pu et al. (2009)
                          Hypericum perforatum L. Isoquercetin (Flowers) Inhibit the replication of both influenza A and B viruses at the lowest effective concentration Kim et al. (2010)
                          Hypericum perforatum L. Chlorogenic acid and Quercetin (Flowers) Taken together, it was proposed that chlorogenic acid and quercetin could be employed as the effective lead compounds for anti-influenza A H1N1 due to having strong binding abilities with neuraminidase. Liu et al. (2016)
                          Malus domestica Borkh. 5-Caffeoylquinic acid (Fruits) Inhibit influenza viral activity and no effect on hemagglutination inhibition Hamauzu et al. (2005)
                          Matricaria chamomilla L. Borneol (Flowers-Essential oil) Inhibit the replication of the influenza virus A (H1N1) Sokolova et al. (2017)
                          Melissa officinalis L. Not specified (Leaves) Inhibit the HA (hemagglutinin) activity, but not the NA (Neuraminidase) activity Jalali et al. (2016)
                          Melissa officinalis L. Not specified (Leaves) Inhibit replication of AVI through the different virus replication phase, especially throughout the direct interaction with the virus particles Pourghanbari et al. (2016)
                          Melissa officinalis L. Tannin (Leaves) Aqueous extracts of the melissa plant blocked hemadsorption by parainfluenza viruses, but the tannin of this plant has no effect on influenza A and B viruses in hemagglutination and hemadsorption. Kucera and Herrmann (1967)
                          Mentha x piperita L. Menthone and Pulegone (Leaves) Show good antiviral effects in infected mice. Qi et al. (2012)
                          Mentha x piperita L. Mentofin (Leaves, Essential oil) Inactivate Avian Influenza Virus (AIV) Barbour et al. (2010)
                          Morus alba L. Cyanidin-3-rutinoside, Rutin, Cyanidin-3-glucoside, Quercetin, Chlorogenic acid (Fruit juice and seeds) Exhibit 1.3 log inhibition in the pre- and cotreatment of the virus against FL04, a type B virus. Also exhibited significant DPPH radical scavenging and ferric ion-reducing activities in a dose-dependent manner. Kim and Chung (2018)
                          Nigella sativa L. Not specified (Seeds) Enhance immune responsiveness and suppress pathogenicity of influenza viruses in turkeys Umar et al. (2016)
                          Olea europaea L. Not specified (Leaves) Blokes the receptor site of the viruses Mehmood et al. (2018)
                          Olea europaea L. Not specified (Leaves) Shows significant antiviral activity. Olive oil was included in formulations to ameliorate its potential cytotoxic effects. Vimalanathan and Hudson (2012)
                          Olea europaea L. Not specified (Fruits) Both in influenza A/H1N1 and HRV14, replication cycle and progeny virus production were significantly decreased after the treatment with CAPeo (An essential oil combination based on three aromatic plants (Thymbra capitata, Origanum dictamnus and Salvia fruticosa in extra-virgin olive oil) Tseliou et al. (2019)
                          Origanum vulgare L β-carotene and Linoleic acid (Aerial parts) Decrease influenza virus activation by inhibiting the hemagglutination Mancini et al. (2009)
                          Origanum vulgare L. Carvacrol (Essential oil) Shows significant antiviral activity. Olive oil was included in formulations to ameliorate its potential cytotoxic effects. Vimalanathan and Hudson (2012)
                          Origanum vulgare L. Not specified (Essential oil) Linalool (Essential oil) Linalool (Essential oil) Reduce visible cytopathic effects of influenza A/WS/33 virus activity by > 52.8%. Choi (2018)
                          Papaver rhoeas L. Kaempferol-3-sophoroside, Kaempferol-3-neohesperidoside, Kaempferol-3-sambubioside, Kaempferol-3-glucoside, Quercetin-3-sophoroside, Luteolin, Chelianthifoline (Pollen) Display noncompetitive inhibition of H3N2 neuraminidase and reduce the severity of virally induced cytopathic effects Lee et al. (2016)
                          Peganum harmala L. Not specified (Seeds) Inhibit cytopathic effect of influenza virus Moradi et al. (2017)
                          Pimpinella anisum L. Not specified (Essential oil) Linalool (Essential oil) Linalool (Essential oil) Reduce visible cytopathic effects of influenza A/WS/33 virus activity by > 52.8%. Choi (2018)
                          Portulaca oleracea L. Not specified (Aerial parts) Suppress the production of circulating H1N1 and H3N2 and inhibit the binding of virus to cells and decrease the viral load within 10 min to prevent viral infection Li et al. (2019)
                          Punica granatum L. Not specified (Seeds) Inhibit cytopathic effect of influenza virus Moradi et al. (2017)
                          Punica granatum L. Ellagic acid, Caffeic acid, Luteolin, and Punicalagin (Fruit juice) Suppress replication of influenza A virus and inhibit viral RNA replication and agglutination of chicken red blood cells by influenza virus Haidari et al. (2009)
                          Salvia fruticosa Mill. Not specified (Aerial parts-Essential oil) Both in influenza A/H1N1 and HRV14, replication cycle and progeny virus production were significantly decreased after the treatment with CAPeo (An essential oil combination based on three aromatic plants (Thymbra capitata, Origanum dictamnus and Salvia fruticosa in extra-virgin olive oil) Tseliou et al. (2019)
                          Salvia officinalis L. Citronellol and Eugenol (Leaves, Essential oil) 1,8-Cineole and α-Thujone (Leaves) Inhibits the hemagglutinin activity, but not the Neuraminidase activity Vimalanathan and Hudson (2014)
                          Salvia sclarea L. Not specified (Essential oil) Linalool (Essential oil) Linalool (Essential oil) Reduce visible cytopathic effects of influenza A/WS/33 virus activity by > 52.8%. Choi (2018)
                          Sambucus nigra L. Not specified (Fruits) Reduce hemagglutination and inhibit the replication of human influenza viruses Zakay-Rones et al. (1995)
                          Sambucus nigra L. Not specified (Fruits) Reduce visible cytopathic effects and inhibit at an early point in infection, probably by rendering the virus non-infectious Chen et al. (2014)
                          Sambucus nigra L. Not specified (Fruits) Decrease virus titer and inhibit viral protein synthesis or virus particle release. Shahsavandi et al. (2017)
                          Sambucus nigra L. Not specified (Fruits) Suppress viral replication in the bronchoalveolar lavage fluids and increase the level of the IFV-specific neutralizing antibody in the serum Kinoshita et al. (2012)
                          Sambucus nigra L. Not specified (Fruits) Exhibit a specific neuraminidase-inhibiting effect Krawitz et al. (2011)
                          Silybum marianum (L.) Gaertn. Silymarin (Seeds) Reduces cytopathic effect (CPE) and inhibits viral mRNA synthesis with no cytotoxicity Song and Choi (2011)
                          Thymbra capitata (L.) Cav. Carvacrol (Essential oil) Shows significant antiviral activity. Olive oil was included in formulations to ameliorate its potential cytotoxic effects. Vimalanathan and Hudson (2012)
                          Thymbra capitata (L.) Cav. Apigenin, Thymol (Aerial parts-Essential oil) Both in influenza A/H1N1 and HRV14, replication cycle and progeny virus production were significantly decreased after the treatment with CAPeo (An essential oil combination based on three aromatic plants (Thymbra capitata, Origanum dictamnus and Salvia fruticosa in extra-virgin olive oil) Tseliou et al. (2019)
                          Urtica dioica L. Lectin (Roots) Inhibit mannosidases in host cells rendered the progeny viruses more sensitive to the mannose-binding agents and even to the N-acetylglucosamine-binding Urtica dioica agglutinin Van der Meer et al. (2007)
                          Vitis vinifera L. Not specified (Fruits) Exhibit the prevention of the virus infectivity and the antioxidant activities (DPPH scavenging capacity and superoxide anion radical scavenging capacity) Bekhit et al. (2011)
                          Cota tinctoria (L.) J.Gaya Not specified (Aerial parts) No correlation was found between antiviral activity and fatty acid contents of the extracts. Orhan et al. (2009)
                          Ficus carica L.a Not specified (Fruits) The results indicated that the prepared emulsions could elicit a little degree of immunity, but they could not inhibit the anamnestic response and infection. Najjari ve ark. (2015)
                          Olea europaea L.a Belirtilmemiş (Meyveler) Sonuçlar, hazırlanan emülsiyonların bir miktar bağışıklık sağlayabildiğini, ancak anamnestik yanıtı ve enfeksiyonu engelleyemediklerini gösterdi. Najjari ve ark. (2015)
                          Origanum acutidens (El.-Mazz.) Ietsw. A Carvacrol (Çiçek-Uçucu yağ) Ekstraktların hiçbiri MDCK hücrelerinde influenza A/Aichi virüsünün çoğalmasını engellemedi. Sökmen ve ark. (2004)
                          Rosmarinus officinalis L.a Karnosik asit (Havadan parçalar) İnfluenza A virüsünün replikasyonunu etkilemezken hem A hem de B tipi hRSV'yi inhibe eder Shin ve ark. (2013)
                          Teucrium polium L.a Belirtilmemiş (Havadan parçalar) İnfluenza virüsü enfektivitesi üzerinde anlamlı bir etki yok Derakhshan ve ark. (2015)
                          Ayrı bir pencerede aç
                          a Virüs inaktivasyonu için önemli bir sonucu olmayan taksonlar.
                          Arama motorlarında sadece İngilizce ve Türkçe kelimeler kullanılmıştır. Varsa Çince, Korece, Fransızca gibi farklı dillerde yapılan çalışmalarda İngilizce çevirileri incelenmiştir. Bu kapsamda Ocak 1977 ile Şubat 2020 tarihleri ​​arasında Türkiye genelinde yapılan yaklaşık 700 makale dahil edilme kriterlerini karşılamadığı için dışlanmış ve 81 çalışma arasında yerel halkın yüzyıllardır kullandığı şifalı bitkilerin belirlenmesi konusunda görüş birliği sağlanmıştır. Bu çalışmalardan seçilen bitkilerin listesi,tablo 1 . tablo 1


                          Türkiye'de yapılan etnomedikal araştırmalardan özenle seçilmiş seksen bir eser.
                          Şenkardeş (2014) 39 17.4 İç Anadolu
                          Tuzlacı (2006) 34 15.2 Tüm bölgeler
                          Baytop (1999) 33 14.7 Tüm bölgeler
                          Ertuğ ve ark. (2004) , 29 12.9 Ege
                          Özhatay ve ark. (2009) 26 11.6 Marmara
                          Sargın (2015) 25 11.2 Akdeniz
                          Olgun (2019) 23 10.3 Doğu Anadolu
                          Polat ve ark. (2013) 23 10.3 Doğu Anadolu
                          Gökçe (2014) 22 9.8 Tüm bölgeler
                          Kılıç (2019) 22 9.8 Güneydoğu Anadolu
                          Genç (2010) 21 9.4 Tüm bölgeler
                          Köse (2019) 20 8.9 Kara Deniz
                          Arıtuluk (2010) 19 8.5 Akdeniz
                          Sargın ve ark. (2015a) 19 8.5 Ege
                          Çakılcıoğlu ve ark. (2011) 18 8.0 Doğu Anadolu
                          Demirci-Kayıran (2019) 18 8.0 Akdeniz
                          İşler (2017) 17 7.6 Tüm bölgeler
                          Polat (2019) 17 7.6 Doğu Anadolu
                          Gürbüz ve ark. (2019) 16 7.1 Kara Deniz
                          Kalafatçılar ve Kalafatçılar (2010) 16 7.1 Tüm bölgeler
                          Bulut ve Tuzlacı (2015) 15 6.7 Marmara
                          Bulut ve ark. (2019) 15 6.7 Güneydoğu Anadolu
                          Güneş (2017) 15 6.7 Marmara
                          Günbatan ve ark. (2016) 14 6.3 İç Anadolu
                          Çiçek (2019) 13 5.8 Güneydoğu Anadolu
                          Karaköse ve Karaköse (2017) 13 5.8 Kara Deniz
                          Öztürk ve ark. (2017) bir 13 5.8 Güneydoğu Anadolu
                          Sargın ve Büyükcengiz (2019) 13 5.8 Akdeniz
                          Tuzlacı ve Doğan (2010) 13 5.8 Doğu Anadolu
                          Tuzlacı ve Erol (1999) 13 5.8 Akdeniz
                          Ertuğ (2004) 11 4.9 Ege
                          Güneş ve Özhatay (2011) 11 4.9 Doğu Anadolu
                          Kılıç (2016) 11 4.9 Doğu Anadolu
                          Kılıç ve Bağcı (2013) 11 4.9 Doğu Anadolu
                          Güzel ve Güzelşemme (2018) 10 4.5 Akdeniz
                          Ozturk et al. (2017b) 10 4.5 Mediterranean
                          Saraç (2005) 10 4.5 All Regions
                          Tetik et al. (2013) 10 4.5 Eastern Anatolia
                          Yeşilyurt et al. (2017b) 10 4.5 Marmara
                          Akgül et al. (2016) 9 4.0 Central Anatolia
                          Bulut et al. (2017a) 9 4.0 Aegean
                          Cansaran and Kaya (2010) 9 4.0 Black sea
                          Güner and Selvi (2016) 9 4.0 Marmara
                          Nacakcı and Dutkuner (2015) 9 4.0 Mediterranean
                          Özçelik et al. (2016) 9 4.0 Mediterranean
                          Akan and Bakır-Sade (2015) 8 3.6 Southeastern Anatolia
                          AkBulut et al. (2019) 8 3.6 Aegean
                          Kurt and Karaoğul (2018) 8 3.6 Black sea
                          Paksoy et al. (2016) 8 3.6 Central Anatolia
                          Sargin et al. (2013) 8 3.6 Aegean
                          Yılmaz (2019) 8 3.6 Aegean
                          Demirci and Özhatay (2012) 7 3.1 Southeastern Anatolia
                          Kaval et al. (2014) 7 3.1 Eastern Anatolia
                          Kocabaş and Gedik (2016) 7 3.1 Mediterranean
                          Maranki and Maranki (2016) 7 3.1 All Regions
                          Tuzlacı and Eryaşar-Aymaz (2001) 7 3.1 Marmara
                          Ugulu et al. (2009) 7 3.1 Aegean
                          Tanker et al. (1998) 7 3.1 All Regions
                          Dalar et al. (2018) 6 2.7 Eastern Anatolia
                          Güneş et al. (2018) 6 2.7 Mediterranean
                          Kocabas et al. (2017) 6 2.7 Mediterranean
                          Bağcı et al. (2016) 5 2.2 Central Anatolia
                          Bulut and Tuzlacı (2013) 5 2.2 Aegean
                          Bulut et al. (2017b) 5 2.2 Aegean
                          Koçyiğit and Özhatay (2006) 5 2.2 Marmara
                          Özer et al. (2005) 5 2.2 All Regions
                          Sargin et al. (2015b) 5 2.2 Mediterranean
                          Uzun and Kaya (2016) 5 2.2 Central Anatolia
                          Akgul et al. (2018) 4 1.8 Southeastern Anatolia
                          Bulut (2016) 4 1.8 Marmara
                          Ergül-Bozkurt ve Terzioğlu (2017) 4 1.8 Kara Deniz
                          Tuzlacı ve Tolon (2000) 4 1.8 Marmara
                          Yeşilada (2012) 4 1.8 Tüm bölgeler
                          Yeşilyurt ve ark. (2017a) 4 1.8 Kara Deniz
                          Kartal ve Güneş (2017) 3 1.3 Marmara
                          Bozyel ve Merdamert-Bozyel (2020) 2 0.9 Tüm bölgeler
                          Ekşi ve ark. (2020) 2 0.9 Tüm bölgeler
                          Han ve Bulut (2015) 2 0.9 İç Anadolu
                          Karamanoğlu (1977) 2 0.9 Tüm bölgeler
                          Saraçoğlu (2014) 2 0.9 Tüm bölgeler
                          Sağıroğlu ve ark. (2013) 1 0.4 Kara Deniz
                          Ayrı bir pencerede aç 2.2. veri seçimi


                          Bitki taraması kapsamında olduğu belirlenen çalışmalar incelendi, karşılaştırıldı ve aşağıdaki kriterlere göre özenle seçildi. Buna göre, bir çalışma:
                          • •
                            Türkiye sınırları içinde bir alanda gerçekleştirilecek.
                          • •
                            etnobotanik veya etnofarmakolojik kavram düzeninde gerçekleştirilir.
                          • •
                            kullanılan bitkilerin bilimsel adlarını ve yerel adlarını içerir.



                          Ayrıca kitap kaynaklarının seçiminde yazarın akademik bir unvana sahip olması ya da eserinden alıntı yapılmış olması kriteri de dikkate alınmıştır. Bunlardan hiçbiri yoksa, çalışma dikkate alınmadı.

                          Ortaya çıkan bitkilerin dünya literatüründe taraması aşağıdaki kriterler dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Buna göre, bir çalışma şöyle olmalıdır:
                          • •
                            deneysel ( in vitro veya in vivo ) bir çalışma, inceleme değil.
                          • •
                            bitkinin bilimsel adını başlığına dahil etti. Bitkinin sadece İngilizce adının yazılması durumunda, bilimsel adının metin içinde belirtilmesi zorunludur.
                          • •
                            “grip önleyici, grip önleyici veya influenzaya karşı antiviral faaliyetler” başlıkları altında yürütülmektedir.



                          Aktif bileşik(ler) içeriyorsa tercih edilir hale gelir ve etki mekanizması kaydedilir. 2.3. Veri düzenlemesi


                          tablo 1bitkilerin bilimsel adlarını, ailelerini, yerel adlarını, İngilizce ortak adlarını, kullanılan kısımlarını, kullanılan formları ve referansları içerir. Belirtilen bitki taksonlarının bilimsel isimlerinin geçerliliği Türkiye Bitki Listesi (Damarlı Bitkiler) ( Güner ve ark., 2012 ) kitabı, Uluslararası Bitki İsimleri İndeksi (IPNI: http://www.ipni.org ) tarafından sağlanmıştır. ve Bitki Listesi ( http://www.theplantlist.org ). Taksonların İngilizce ortak adları, aşağıdaki veritabanları veya arama motorları kullanılarak tabloya yerleştirilmiştir: EPPO Global Database ( https://gd.eppo.int ), Plants Database ( http://garden.org/plants ), USDA PLANTS ( https://plants.sc.egov.usda.gov/java ), Yaşam Ansiklopedisi (https://eol.org ), Lübnan Florası ( http://www.lebanon-flora.org ), Springer Link ( https://link.springer.com/article ), İsrail Florası Çevrimiçi ( http:// flora.org.il ), Altervista Flora Italiana ( http://luirig.altervista.org/flora ) ve Çevrimiçi Dünya Bitkileri ( http://www.plantsoftheworldonline.org ). Yaygın İngilizce isimleri bulunamayan taksonların Türkiye'ye endemik veya İran-Turan unsurları içerdiği kaydedilmiştir.

                          Son olarak bitkiler aile adlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Elde edilen etnobotanik verilerin bilimsel geçerliliğini kanıtlamak için dünya literatüründe yer alan listedeki taksonlarla ilgili deneysel çalışmaların araştırma verileri ayrı bir tabloda gösterilmiştir (Tablo 4). Bu tabloda araştırılan taksonlar ve referanslarına ek olarak etki mekanizması, aktif bileşikleri ve kullanılan kısımları da yer almaktadır. Bu tarama çalışmalarında elde edilen bulguların bir derleme değil, deneysel çalışmalara ( in vitro veya in vivo ) ait olmasına büyük özen gösterilmiştir . 2.4. Karşılaştırmalı analiz


                          Türk halk hekimliğinde anti-influenza potansiyeline sahip bitkilerin toplam listesi elde edildikten sonra, komşu ve yakın ülkelerde yapılan benzer araştırmalardaki benzerlik yüzdelerini belirlemek için bir karşılaştırma yapılmıştır.Tablo 2 ). Konu bütünlüğünden uzaklaşmamak için bu ülkelerdeki tüm çalışmalar karşılaştırmamıza dahil edilmedi. Bu nedenle, her ülkeden sadece içeriği en zengin ve benzerlik yüzdesi en yüksek olan çalışma karşılaştırma listesine dahil edilmiştir. Benzerlik yüzdesi >%10 olan çalışmalar ön seçimde elenmiştir. Tablo 2


                          Komşu çalışmaların benzerlik yüzdeleri (benzerlik indeksine göre azalan düzende sıralanmıştır).
                          Irak Süleymaniye (Kuzey) 20 15 75.0 Ahmet (2016)
                          Bosna Hersek Javor Dağı 15 11 73.3 Savić ve ark. (2019)
                          Kıbrıs Tüm 26 19 73.1 Karousou ve Deirmentzoglou (2011)
                          Bulgaristan Tüm 18 13 72.2 Kozuharova ve ark. (2013)
                          Romanya Dobruja (Güney-Doğu) 24 17 70.8 Pieroni ve ark. (2014)
                          Kosova Güney 20 14 70.0 Mustafa ve ark. (2015)
                          Hırvatistan Knin 18 12 66.7 Varga ve ark. (2019)
                          Gürcistan Kafkasya 20 13 65.0 Bussmann ve ark. (2016)
                          Suriye Halep 14 9 64.3 Alachkar ve ark. (2011)
                          İran Kirman'daki Sirjan 14 9 64.3 Nasab ve Hüsrev (2014)
                          Arnavutluk Alpler 30 18 60.0 Mustafa ve ark. (2012)
                          Yunanistan Selanik (Kuzey) 74 44 59.5 Hanlidou ve ark. (2004)
                          Sırbistan Güneydoğu 36 20 55.6 Jarić ve ark. (2015)
                          Makedonya Sharr Dağları 20 9 45.0 Rexhepi ve ark. (2013)
                          Ürdün Kuzey Badia 14 6 42.9 Alzweiri ve ark. (2011)
                          İsrail Tüm 21 8 38.1 Lev ve Amar (2000)
                          Karadağ Prokletije Dağları 22 7 31.8 Menković ve diğerleri (2011)
                          Ayrı bir pencerede aç
                          Git: 3. Sonuçlar ve tartışma


                          Yeni antimikrobiyal ajanlara, özellikle antivirallere olan talep sürekli artmaktadır. Bu talep, piyasada antiviral ajanların bulunmamasından ve mevcut ilaçlara dirençli mutantların ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır ( Vijayan ve diğerleri, 2004 ). İnsanoğlu var olduğumuz süre boyunca kış hastalıklarıyla mücadelede hep bitkilerden şifa arayışı içinde olmuştur ancak klinik çalışmalar bu noktaya kadar sınırlı kalmıştır. Aşağıdaki çalışmalar Türkiye'de görece yeni olmasına rağmen gelecekte yapılacak çalışmalar için umut vericidir: Duman ve ark. (2018), Ribes uva-crispa L ve Ribes multiflorum'un in vitro antiviral aktivitesini ortaya çıkardıTürkiye'de doğal olarak yetişen Kit ex Schult, yaprak ve meyvelerin metanol ve sulu özlerini kullanır; Doğan ve ark. (2020), Ribes uva-crispa sulu meyve ve yaprak metanol özlerinin solunum sinsityal virüsüne (RSV) (dünya çapında viral bir enfeksiyonun nedeni) karşı anti-RSV etkilerini ortaya çıkardı ve bunların sentetik ilaçlara göre avantajlarını vurguladı; son olarak Adem ve arkadaşları (2020), hesperidin, rutin, diosmin ve apiin gibi doğal polifenollerin COVID-19 tedavisinde nelfinavir'den daha etkili olduğunu bulmuştur. Bitkiler (Tablo 3 Türkiye'de yüzyıllardır yerli halk tarafından influenzanın önlenmesi ve tedavisi için kullanılan ), soğuk algınlığından solunum yetmezliğinden ani ölümlere kadar olumsuz etkilerinin bu şekilde araştırılması gerekmektedir. Günümüzde SARS, kuş gribi, domuz gribi ve COVID-19 gibi salgınlar her yıl insanoğlunun varlığını tehdit ettiğinden çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. 3.1. Bölgesel analiz


                          81 çalışmanın bölgelere göre dağılımı şu şekilde yapıldı: 13 Akdeniz (%16,0), 11 Doğu Anadolu (%13,6), 10 Marmara ve Ege Bölgesi (%12,3), 8 Karadeniz (%12) , Orta ve Güneydoğu Anadolu'da 7 (%11,1) ve tüm bölgelerde 15 genel çalışma (%18,5). Alınan toplam 921 atıfın bölgesel dağılımı şöyle oldu: Akdeniz: 150 (%16,3), Doğu Anadolu: 141 (%15,3), Ege: 109 (%11,8), Marmara: 98 (%10,6), İç ve Güneydoğu Anadolu: 82 (%8,9), Karadeniz: 75 (%8,1) ve tüm bölgeleri kapsayan genel çalışmalar: 184 (%20,0). Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yapılan çalışmalara çok atıf alınmasının nedeni, bu bölgelerde biyoçeşitlilik ve endemizm oranının daha yüksek olmasının bir sonucu olarak bitki seçeneğinin daha fazla olmasından kaynaklanmış olabilir.Güner ve ark., 2012 ) diğerlerine kıyasla, yerel halkın influenza tedavisinde kullanabilecekleri. Ayrıca bölgenin topoğrafik yapısı ve kış şartlarında bölgenin şehir merkezlerinden izole olması ( Doğanay ve Orhan, 2016 ) bu kırsal alanlarda yaşayan insanların daha çok doğal tedavi yöntemlerini tercih etmelerinde etken olmuş olabilir. . 3.2. Türkiye'de grip tedavisinde kullanılan etnomedikal bitkilerin veri analizi


                          Toplam 57 makale, 13 kitap, yedi tez, üç bölüm ve bir kongre raporundan oluşan 81 çalışma arasından seçilen 224 bitkinin 43 familyaya ait olduğu tespit edilmiştir. Bu bitki taksonları en yaygın olarak Lamiaceae (88 takson, %39,3), Compositae (32 takson, %14,3), Rosaceae (21 takson, %9,4), Malvaceae (13 takson, %5,8) ve diğer familyalara (70 takson) aittir. , %31,3). Lamiaceae familyasının en çok tercih edilen sonucu, uçucu yağların en yüksek dozunu içeren familya olması nedeniyle Türk halkının grip tedavisini tercih etmesinden kaynaklanıyor olabilir ( Askun ve ark., 2012 ). İkinci familya olan Compositae ise Türkiye'nin en yaygın familyası olarak bilinmektedir ( Güner vd., 2012).). Temsilcisi Papatya gibi kapitula çiçek yapılarına sahip taksonlardan hazırlanan infüzyonlar yöre halkı tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu beklenen bir sonuçtu.

                          Türkiye'nin farklı bölgelerinde yapılan araştırmalara göre (Şekil 1), en yaygın cinsler Sideritis (16 takson, %7,1), Salvia (12 takson, %5,4), Thymus (12 takson, %5,4) ve Origanum'dur (10 takson, %4,5). Bu bulgu, bu cins üyelerinin anti-influenza tedavisinde diğer cinslere göre daha etkili olduğunu gösterebilir. Ayrıca Türkiye'de yerel halk tarafından en çok tercih edilen şifalı çaylardır ve ülke çapında doğal dağıtımı olmasa bile bu ürünleri hemen hemen her halk pazarında, aktarda ve baharatçıda bulmak mümkündür (Ertuğ, 2004; Doğan , 2012 ) . Kekik ( Thymus spp.), melisa ( Melissa officinalis ), lavanta ( Lavandula angustifolia ) gibi bazı türler), cassidony ( Lavandula stoechas ) ve adaçayı ( Salvia officinalis ), günümüzde kırsal halk tarafından evlerin bahçelerinde, balkonlarında veya küçük çiftliklerde halk hekimliği, ticaret ve hane halkı geçimi için yetiştirilmektedir ( Güneş, 2017 ; Ekşi vd. , 2020 ). kekik, melisa, lavanta ve adaçayı gibi, Tespit edilen bitkilerden 145'i yabani (%64,7), 49'u yabani ve ekili (%21,9), 27'si endemik (%12,1) ve 3'ü (Allium cepa, Allium sativa ve Malus ) evcila ) yetiştirildi (% 1.3). Bu parametreler bir sütunda gösterilir.Tablo 3; yabani taksonlar "W", ekili "C", ekili & yabani "CW" ve endemik "E". Kullanılan bitki parçalarının çoğu hava kısımları (%41,1), çiçekler/çiçekli dallar/yapraklar (%30,8), yapraklardır. (%25,0), meyveler (%17,4), tohumlar/kozalaklar (%8,5), kökler/soğanlar/yumrular (%6,7) ve diğer kısımlar (gövdeler, tomurcuklar, kabuklar, bütün kısımlar, reçineler, katranlar, kupulalar, brakteler, meyve sapları, uçucu yağlar ve sabit yağlar) (%14,3) Bu kısımlar en çok infüzyon (%78,6), kaynatma/kaynatma (%19,2), çiğ yeme/yutma/salata (%12,9), pekmez/reçel/şurup olarak kullanıldı. /meyve suyu (%7,6), losyon/damla/kataplasm/buhar sıkıştırma (%6,3) ve diğer tüketim biçimleri (kavurma, gargara, tentür, karışım ve macunlar) (%5,4) ve baharat amaçlı toz haline getirilmiş (%3,1). en fazla kullanım türüne sahip olanların Citrus türleri (7 tür, %3,1),Rubus sanctus (5 tip, %2,2) ve Vitis vinifera (4 tip, %1,8), en fazla tüketim parçasına sahip taksonlar ise Rosa canina ve Tilia tomentosa (6 parça, %2,7) ve Juniperus oxycedrus (5) türlerine aittir. parçalar, %2.2). Ayrıca Rosa canina (5 farklı kullanım şekli ve 6 farklı parça ile) hem parça toplamı hem de kullanım şekli açısından en verimli bitkiler olarak ortaya çıkmıştır (Tablo 3). 3.3. Verilerin yakın ülkelerdeki çalışmalarla karşılaştırmalı değerlendirmesi


                          Rosa canina (46 referans ve %56,8 ile) ve Mentha x piperita (17 referans ve %21,0 ile) gibi 16 takson (İncir. 2 , kırmızı renk), en çok alıntı yapılan bitkiler olarak tespit edilmiştir. Bu bitkilerin çokça anılmasının nedeni, gribe karşı daha güçlü koruyucu ve tedavi edici etkilerinin bir yansıması olabilir; bu belki de yüzyıllardır Türk halk hekimliğinde kazanılan deneyimin bir sonucu olabilir. Bunu coğrafi olarak yakın 17 ülke arasındaki benzer çalışmaları karşılaştırdığımızda açıkça görebiliriz (İncir. 2, Mavi renk). Sunulan verilerin ortaya çıkışıTablo 2şuna benzer şekildeİncir. 2%76,7 benzerlik ile bu bitkilerin üstün etkinliğini teyit etmektedir.
                          İncir. 2
                          İncir. 2
                          Türkiye ve çevre ülkelerde en çok alıntı yapılan bitkiler.

                          Nitekim başta Rosa canina (%64,7 ile 11 ülke), Sambucus nigra (%47,1 ile 8 ülke) ve başta Rosa canina (%64,7 ile 11 ülke) olmak üzere 17 komşu ülkede yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Menta x piperita(%35,3 ile 6 ülke). Benzerlik en çok Irak (%75,0), Bosna Hersek (%73,3) ve Kıbrıs'ta (%73,1) görülürken, en az benzerlik Karadağ (%31,8) ve İsrail'de (%38,1) görüldü. Bunun nedeni, yer şekilleri, iklim ve bitki örtüsü benzerliğinin yanı sıra, Osmanlı döneminde yaklaşık 500 yıl boyunca o ülkelerin kültürleri ile iç içe yaşamamız olabilir. İsrail ve Karadağ'daki benzerliğin düşük olmasının nedeni, coğrafi uzaklığın yanı sıra sosyal-kültürel alışkanlıklar, dini ritüeller, topografya ve bitki örtüsünün farklılığından kaynaklanıyor olabilir (Tablo 2). Matricaria chamomilla'nın 12 ülkede (%70,6) influenza tedavisinde en çok kullanılan bitki olarak ortaya çıkması, bu bitkinin yayılış alanının çok geniş olması ve halkın ulaşımının ve kullanımının çok kolay olması nedeniyle çok şaşırtıcı olmamıştır .İncir. 2). 3.4. Küresel literatürdeki çalışmalarla karşılaştırmalı analiz


                          Anti-influenza faaliyetleri açısından dünyada yapılan deneysel araştırmalarda 224 taksondan sadece 35'i (%15,6) tespit edilmiştir. Yine de bu çalışmalar arasında sadece 18 takson (%8,0) için etken madde tespit edilmiş; kalan 17 taksonun (%7,6) ise belirtilmediği görüldü (Tablo 4 ). İçindeTablo 4, aktif gradyanları “belirtilmemiş” olan bu taksonlar için sadece “araştırmada kullanılan kısımlar” fikir olarak verilmiştir. 189 (%84,4) takson için henüz araştırma yapılmamış olması dikkat çekicidir (bunlar kalın harflerle vurgulanmıştır).Tablo 3). Bu 35 takson arasında en yaygın aktif kimyasallar kuersetin ve klorojenik asit (%7,1), mentofin (%5,4) ve 1,8-sineol (%3,6)'dür. Araştırmalarda en çok tercih edilen mekanizmalar, viral nükleoprotein sentezini veya polimeraz ve nöraminidaz aktivitesini (toplam 47 mekanizmanın %40,4'ü) inhibe ederek viral replikasyonun inhibisyonu, nöraminidaz inhibisyonu ile virüslerin reseptör bölgesini bloke etme, hemaglütinasyonu azaltma veya hemadsorpsiyonu bloke etme (%31,9), hemadsorpsiyonu bloke ederek virüsün neden olduğu sitopatik etkinin inhibisyonu (%21,3) ve bağışıklığın uyarılması ve güçlendirilmesi (%6,4). Listenin sonundaki altı taksonun alfabetik diziden ayrılmış bir çizgi olarak gösterilmesinin nedeni, onlar için yapılan deneysel çalışmalarda virüs inaktivasyonu açısından anlamlı bir sonuç çıkmamasıdır (Tablo 4).

                          Global literatürde bulunan tarama sonuçlarına göre deneysel anti-influenza çalışmalarında en çok tercih edilen bitkiler Sambucus nigra (%14,3, 35 taksondan), Olea europaea (%11,4), ardından Eucalyptus camaldulensis, E. globules, Melissa officinalis ve Origanum vulgare (%8.6). Bunun nedeni bu bitkilere doğada veya sanal pazar ortamından kolayca ulaşılabilmesi ve daha az paraya elde edilebilmesi olabilir. Ayrıca Türkiye'deki okaliptüs ağaçları, geleneksel tıpta sıtmaya karşı yapraklarından hazırlanan demleme kullanıldığı için "sıtma ağacı" olarak da bilinir ( Baytop, 1999 ; Ertuğ, 2004).). COVID-19'a karşı etkinliği klinik çalışmalarla tam olarak kanıtlanmamış olsa da klorokin ve benzeri sıtma ilaçlarının yaygın kullanımına ve seri üretimine birçok ülkede izin verilmekte ve olumlu sonuçlar alınmaya devam edilmektedir ( Millán-Oñate ve ark., 2020) . ; Touret ve de Lamballerie, 2020 ). Bu çalışmada sıtma tedavisinde kullanılmak üzere tespit edilen Centaurea drabifolia subsp floccosa (endemik bir takson) dahil olmak üzere on dört bitki daha olduğundan, verilerin bu korelasyonu olumlu ve beklenmedik olmuştur . Bu on beş bitki,Tablo 3bilimsel adlarının sonuna "*" işareti konularak.

                          Dünya literatüründe yer alan araştırma sonuçları ile çalışmanın etnobotanik sonuçları arasında bulunan bu 35 taksona ait bitki parçalarının (%15,6) uyumluluk yüzdesi %92,9 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, yerel halkın bitki kullanımı konusundaki tercihlerinde yüzyıllardır eşit derecede haklı olduklarını kanıtlayabilir. 3.5. Aktif bileşiklerin karşılaştırmalı değerlendirmesi


                          Anti-influenza aktivitesi ile tipik bir polifenol yapısına sahip olan quercetin içeren taksonlar Hypericum perforatum, Morus alba ve Papaver rhoeas'tır ( Kim ve diğerleri, 2010 ; Liu ve diğerleri, 2016 ; Kim ve Chung, 2018 ) (Tablo 4). Tarama kayıtlarımızda en yaygın aktif gradyanlar olarak kuersetin ve klorojenik asit tespit etmemiz tesadüf değildir, çünkü bu bileşiklerin grip tedavisinde kullanılan en etkili bileşikler olduğu bulunmuştur. Bu bulguları destekleyen Kumar ve ark. (2003) fareler üzerinde yaptıkları bir çalışmada quercetin (Şek. 3 A) Akciğerlerde influenza virüsü enfeksiyonunun neden olduğu oksidatif stresi azaltmak ve akciğerleri serbest radikallerin toksik etkilerinden korumak için bir ilaç olarak faydalı olabilir. Başka bir çalışmada, Wu ve ark. (2016) , influenza enfeksiyonunun erken evresinde inhibitör aktivite gösteren quercetin'in, influenza virüsü enfeksiyonlarının tedavisi ve profilaksisi için etkili, güvenli ve uygun fiyatlı doğal ürünler geliştirmek için gelecekte bir terapötik seçenek sunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, Nil ve ark. (2020) , Dianthus superbus'tan kuersetin 3-glikozidin (Q3G) antiviral ve sitotoksik etkilerinin araştırılmasında , Q3G (Şek. 3B) bu maddenin influenza A ve B virüslerine karşı güçlü antiviral aktivite gösterdiğini bulmuştur. Bu nedenle doğal bir grip önleyici ilaç olarak geliştirilip kullanılabileceğini vurguladılar.
                          Şek. 3
                          Şek. 3
                          Quercetin (A), quercetin 3-glucoside (B) ve klorojenik asidin (C) kimyasal yapıları.

                          Öte yandan, klorojenik asit (CHA) bir kafeoilkinik asit bileşenidir (Şek. 3C) Cydonia oblonga, Crataegus monogyna, Morus alba, Hypericum perforatum, Eucalyptus globules gibi Türk halk tıbbında geleneksel olarak kullanılan birçok sebze ve meyvede bulunur ( Baytop , 1999 ; Ding ve diğerleri, 2017 ; Kim ve Chung, 2018 ). Nitekim, Ding ve diğerleri dahil olmak üzere birçok araştırmacı . (2017) ve Ren ve diğerleri. (2019) , CHA'nın influenza A virüsünü hem in vitro hem de in vivo seviyelerde inhibe etmek için bir nöraminidaz bloke edici görevi gördüğüne dikkat çekerek , CHA'nın influenza tedavisinde potansiyel olarak faydalı olduğunu belirtmişlerdir.

                          Araştırmalar arasında anti-influenza aktivitesi açısından en aktif bileşikleri içeren taksonlar Glycyrrhiza glabra (35 kimyasalın %31,4'ü ile 11), Papaver rhoeas (7; %20,0), Morus alba (5; %14,3) olmuştur. ve Punica granatum (4; %11.4) (Tablo 4). Glycyrrhiza glabra (meyan kökü), dünya çapında en eski ve en popüler geleneksel bitkisel ilaçlar arasındadır ( Grienke ve diğerleri, 2014 ). Ayrıca kökleri Türk halk hekimliğinde solunum yolu enfeksiyonlarını tedavi etmek için en sık kullanılan kısımlardan biridir ( Baytop, 1999 ; Ertuğ, 2004 ). Bu nedenle, taramada köklerin en fazla sayıda aktif bileşene sahip olduğu ortaya çıkmış olabilir. Bu sonuç Grienke ve ark.'nın bulguları ile örtüşmektedir . (2014)çünkü bitki bileşenlerinin birikiminin, şekil odaklı bir sanal tarama temellerine göre bilinen grip Nöraminidaz inhibitörlerine (viral replikasyonda anahtar enzimler ve griple savaşmak için birinci basamak ilaç hedefi olan) 3B benzerlikler gösterdiğini vurgulamışlardı. Dolayısıyla bu bulgu, bu bitkinin anti-influenza aktivitesi açısından diğer taksonlardan daha etkili ve spesifik olduğuna işaret ediyor olabilir. 3.6. Eko bitkiler


                          Ayrıca, geleneksel olarak grip tedavisinde kullanılan ve şifalı bitkiler ve halk pazarlarında satılan 9 şifalı egzotik bitki tespit edildi. Zingiber officinale (zencefil), Curcuma longa (zerdeçal), Syzygium aromaticum (karanfil), Piper nigrum (karabiber) ve Cinnamomum verum (tarçın) bu bitkilere örnektir. Bu bitkilerin grip tedavisinde hangi kısımlarından, hangi yöntemlerden ve ne sıklıkta kullanıldığına dair bilgiler yazının devamında yer almaktadır.Tablo 5 . Sunulan narenciye türleriTablo 3aslında egzotik türlerdir. Yüzyıllar boyunca, Türkiye florasında ağırlıklı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında bir dağılım sergilemişlerdir. Citrus limon (limon), C. sinensis (portakal), C. reticulata (mandalina), C. paradisi (greyfurt) ve C. x aurantium (narenciye) bu türlerdendir. Floraya yerleşen diğer bir bitki olan Eucalyptus camaldulensis ve E. globulus (Okaliptüs ağaçları) Avustralya menşeili olup, 20. yüzyıldan bu yana ormancılıkta, yol kenarlarının düzenlenmesinde, bataklıkların kurutulmasında ve sıtmayla mücadele gibi halk hekimliği uygulamalarında kullanılmaktadır . Osmanlı dönemi ( Özgün, 2013 ). Tablo 5


                          Türk halk hekimliğinde grip tedavisinde kullanılan egzotik bitkiler.
                          tarakgiller Terminalia chebula Retz. kara halile kara halile Siyah myroalan Olgunlaşmamış Meyveler Kaynatma veya infüzyon (toz haline getirildikten sonra) Güney Asya Baytop (1999) , Akan ve Bakır-Sade (2015)
                          defnegiller Cinnamomum verum J.Presl Tarçın, darçın Tarçın, gerçek tarçın ağacı Havlamak Karanfilli/karanfilsiz kaynatma veya infüzyon (toz haline getirildikten sonra) Güney ve Güneydoğu Asya Baytop (1999) , Kocabaş ve Gedik (2016) , Gürbüz ve ark. (2019)
                          Lythraceae Lawsonia inermis L. Kına, kına otu Hina, kına ağacı, mignonette ağacı, Mısır kurtbağrı Yapraklar Akciğer iltihabının tedavisinde %1'lik infüzyon kullanılmaktadır. Bebeklerde ateşi düşürmek için kuru nane, bal ve yumurta ile karıştırılarak dışarıdan bebeğin göğsüne ve sırtına sürülür. Kuzeydoğu Afrika Baytop (1999) , Günbatan ve diğerleri. (2016) , Demirci-Kayıran (2019)
                          Myrtaceae Syzygium aromaticum (L.) Merr. & LMPerry Karanfil Karanfiller Çiçek tomurcukları, Uçucu yağ Pastil, İnfüzyon, Buhur Maluku Adaları Baytop (1999) , Sargın ve diğerleri. (2013)
                          Piperaceae Piper Nigrum L. Kara biber, kara biber Karabiber Olgunlaşmamış Meyveler Nane ( Mentha × piperita ) ile hazırlanan infüzyon bal ilave edildikten sonra tüketilir. Hindistan Baytop (1999) , Güneş (2017) , Gürbüz ve diğerleri. (2019)
                          Rubiaceae Kınakına tüylü Vahl Kınakına, kınakına ağacı Kırmızı cinchona, kina Havlamak Sülfat tuzları içeren 15–30 gr likör veya şarap günde 3 defa içilir. Orta ve Güney Amerika Baytop (1999)
                          Zingiberaceae Zingiber officinale Roscoe Zencefil Zencefil rizomlar Kurutulmuş ve toz haline getirilmiş rizomlar infüzyon olarak kullanılır veya balla karıştırılarak yenir. Güney Asya Baytop (1999) , Sargın ve diğerleri. (2013) , Akan ve Bakır-Sade (2015) , Kocabaş ve Gedik (2016) , Gürbüz ve ark. (2019) , Demirci-Kayıran (2019)
                          Zingiberaceae Alpinia officinarum Hance Havlıcan, havlucan küçük havlıcan rizomlar Kaynatma veya infüzyon (toz haline getirildikten sonra) Güneydoğu Asya Baytop (1999) , Sargın ve diğerleri. (2013) , Akan ve Bakır-Sade (2015) , Kurt ve Karaoğul (2018)
                          Zingiberaceae Zerdeçal L. Zerdeçal, Hint safranı, safran kabağı, sarıboya, zerdeçav Zerdeçal rizomlar Limon ve zingiber içeren/içermeyen kaynatma veya infüzyon (toz haline getirildikten sonra). Günde iki kez bir kahve kaşığı biraz balla yenir. Hint yarımadası ve Güneydoğu Asya Baytop (1999) , Akan ve Bakır-Sade (2015)
                          Ayrı bir pencerede aç
                          Burada özellikle vurgulamamız gereken nokta, influenza tedavisi için piyasaya sürülecek bitkisel ürünler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Avrupa Fitoterapi Bilimsel Kooperatifi (ESCOP) tarafından belirlenirken ve Türk hükümeti tarafından denetlenirken, bu standart uygulamalar Türkiye'de halk pazarlarında ve aktarlarda geleneksel olarak tüketilen ve satılan taze veya kurutulmuş bitki taksonları için henüz mevcut değildir. Ayrıca şifalı bitkilerin farmakopelerinde belirtilen reçetelere göre kullanıldıklarında gripten korunma ve tedavi etmede çok başarılı oldukları da göz ardı edilemez. Bu nedenle, kanıtlanmış deneme yanılma yöntemleri ile geleneksel-ampirik uygulamaların acilen kayıt altına alınması, etkinliklerinin ve aktif içeriklerinin in vitro veya in vitro olarak gösterilmesi gerekmektedir.in vivo çalışmalar yapmak ve ilgili resmi standart kuruluşları tarafından farmakopelerine optimal tarifeler ekleyerek halkı aydınlatmak.

                          Çalışmamızda ayrıca 27 endemik bitkinin influenza tedavisinde etkin olarak kullanıldığı ve doğadan toplandığı belirlendi. Uluslararası Doğayı Koruma Derneği'nin (IUCN) kırmızı listesinde yer alan endemik ve tehlike altındaki türlerin bilinçsizce toplanması yasalar, medya ve eğitim araç ve yöntemleri kullanılarak daha dikkatli bir şekilde izlenmeli ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır.

                          Git: 4. Sonuç


                          İnfluenza kontrolü ve salgınların etkilerini azaltmak için ilk tercih aşı olmakla birlikte, Nachbagauer ve Nachbagauer ve Palese (2020) . Antiviral ilaçların yan etkileri ve komplikasyonları göz önüne alındığında, günümüzde hızla yayılan pandemik influenza suşları için daha etkili çare arayışları tüm dünyada yoğun bir şekilde devam etmektedir.

                          Tıbbi bitkiler, kolay üretilmeleri, düşük maliyetleri, suda çözünürlükleri, düşük toksisiteleri ve seçici etkileri nedeniyle, özellikle bitkisel esansiyel yağlar ve bunların sulu ekstraktlarında bulunan antiviral bileşikler, son zamanlarda üzerinde en çok çalışılan doğal bileşenlerdir (Grienke ve ark., 2009) . ). Bu nedenle, geleneksel otlar gibi doğal ürünler, potansiyel olarak etkili yeni antiviral ilaçların geliştirilmesinde büyük umut vaat ediyor. Özellikle birçok bitki ve sebzede bol miktarda bulunan quercetin, klorojenik asit, mentofin ve linalool gibi fitokimyasallar üzerinde yapılan son araştırmalar, her yıl yenilenmesi gereken çok sayıda antiviral aşı bulma çabalarını ve büyük maliyetleri ortadan kaldırıyor. sonraki grip salgınlarının başarılı yönetimi konusunda daha iyimser.

                          Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu'nun en zengin florası ve engin etnomedikal deneyimine sahip olması nedeniyle bu konuda ciddi araştırmalar için dikkate değer bir potansiyele sahiptir. Bu kapsamda yapılan bu çalışma, Türkiye'de bitkilerle grip tedavisi konusunda ülke çapında yapılan ilk etnomedikal tarama çalışmasıdır. Özellikle Sideritis (16 takson; %7,1), Salvia (12; %5,4), Thymus (12; %5,4) ve Origanum (10; %4,5) gibi en yaygın tespit edilen cins üyeleri olduğunu vurgulamak isteriz. ) yeni doğal ilaç kaynakları araştıran sektörlerin ilgisi için diğer cinslere göre anti-influenza hedeflemesi açısından daha verimli olabilir.

                          Bu çalışma ile deneysel çalışmalarda yüksek anti-influenza aktiviteleri ve inhibisyon potansiyelleri kanıtlanmış olan bu 35 (%15,6) bitkinin klinik araştırmalara konu olmasını ve yakın gelecekte yaygın olarak kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Ayrıca henüz araştırılmamış 189 (%84,4) takson tespiti ile hem ulusal hem de uluslararası farmakolojik araştırmacılar için önemli bir kaynaktır. Özellikle bu çalışmada hem sıtmaya hem de influenzaya karşı kullanım kayıtları sunulan on beş bitki taksonundan başlayarak, insan kullanımına yönelik standart uyum için gerekli klinik araştırma ve değerlendirme çalışmalarına başlanabilir. Bir veya birden fazla sıtma benzeri ilacın olası seri üretimi ile o bölgede yaşayan yerli halka ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlanabilir. Öyleyse, Bu bitkilerin gerçek değerini anlamak için daha fazla deneysel çalışmaya acilen ihtiyaç vardır. Elde edilecek verilere dayanarak, Türk halk hekimliğinde sıklıkla kullanılan bitki taksonlarını da içerecek şekilde griple mücadele çalışmalarının gelecekte yaygınlaştırılmasının daha etkili bir seçenek olacağı kanaatindeyiz.

                          Git: Referanslar
                          • Adem S., Eyüpoğlu V., Sarfraz I., Rasul A., Ali M. Güçlü COVID-19 Ana Proteaz (Mpro) İnhibitörlerinin Doğal Polifenollerden Belirlenmesi: Bir in Silico Stratejisi CORONA'ya Karşı Bir Umut Ortaya Çıkarıyor. Ön baskılar. 2020; 46 (3):1–16. doi: 10.20944/preprints202003.0333.v1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Ahmadi S., Rajabi Z., Marandi MV Kırmızı ve sarı soğanların (Allium cepa) sulu özlerinin kuş gribi virüsü alt tipi H9N2'ye karşı antiviral etkilerinin değerlendirilmesi. İran. Vet. bilim Teknoloji 2018; 2 (19):23–27. doi: 10.22067/veterinary.v2i10.74060. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Ahmed HM, Irak, Kürdistan, Süleymaniye Eyaletindeki şifalı bitkiler tarafından kullanılan şifalı bitkiler üzerine etnofarmakobotanik çalışma. J. Ethnobiol. Etnomed. 2016; 12 (8):1–17. doi: 10.1186/s13002-016-0081-3. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Akgül G., Yılmaz N., Celep A., Celep F., Çakılcıoğlu U. Kapadokya merkezinde (Nevşehir, Türkiye) aktarlarda ve halk pazarlarında satılan bitkilerin etnobotanik amaçlı Hintli J. Tradit. Bil. 2016; 15 (1):103–108. [ Google Akademik ]
                          • Akan H., Bakır-Sade Y. Kâhta (Adıyaman) merkezi ve Narince köyü'nün etnobotanik kapsamı Bitlis Eren Üniv. J. Sci. Teknoloji 2015; 4 (2):219–248. doi: 10.17798/beufen.47724. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Akbulut S., Karaköse M., Özkan ZC Denizli'nin karalahana ve acıpayam illerinde bazı yabani bitkilerin geleneksel kullanımları. Üniv. J. İçin. Fak. 2019; 19 (1):72–81. doi: 10.17475/kastorman.543529. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Akgül A., Akgül A., Şenol SG, Yıldırım H., Seçmen O., Doğan Y. Kültürlerin buluştuğu ipek yolu üzerinde bir şehir olan Midyat'ta (Türkiye) bir etnobotanik çalışma. J. Ethnobiol. Etnomed. 2018; 14 (12):1–18. doi: 10.1186/s13002-017-0201-8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Alachkar A., ​​Jaddouh A., Elsheikh MS, Bilia AR, Vincieri FF Suriye'de geleneksel tıp: Halep valiliğinde halk hekimliği. Natl. Üretim komün. 2011; 6 (1):79–84. doi: 10.1177/1934578X1100600119. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Alaoui-Jamali M. Springer Bilim ve İş Medyası; 2010. Kanser için Alternatif ve Tamamlayıcı Tedaviler: Bütünleştirici Yaklaşımlar ve Geleneksel İlaçların Keşfi. [ Google Akademik ]
                          • Alzweiri M., Al Sarhan A., Mansi K., Hudaib M., Aburjai T. Kuzey Badia bölgesi Ürdün'deki şifalı bitkilerin etnopharmakolojik araştırması. J. Ethnopharmacol. 2011; 137 (1):27–35. doi: 10.1016/j.jep.2011.02.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Arıtuluk ZC Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Ankara: 2010. Tefenni (Burdur) İlçesi Florası ve Halk Hekimliği. Yüksek Lisans Tezi. [ Google Akademik ]
                          • Aşkun T., Tümen G., Satil F., Modanlıoğlu S., Yalçın Ö. İçinde: Anlaşıldı. tüberkül. - Yeni Yaklaşımlar Dövüşü. Uyuşturucu Direnci. Cardona PJ, editör. Teknolojide; 2012. Flavonoidler ve diğer fenolik bileşikler içeren bazı farklı Lamiaceae bitki özlerinin antimikobakteriyel aktivitesi; sayfa 309–336. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Barbour EK, Yaghi RH, Jaber LS, Shaib HA, Harakeh S. Uçucu yağın kuş gribi ve Newcastle hastalığı virüslerine karşı güvenliği ve antiviral aktivitesi. Stajyer. J. Uygulama Res. Veteriner. Med. 2010; 8 (1):60–64. [ Google Akademik ]
                          • Basiri MR Korona virüs hastalığının (Covid-19) tedavileri ve morbiditenin önlenmesine ilişkin teorisi J. Pharm. Eczane. 2020; 8 :89–90. doi: 10.17265/2328-2150/2020.03.004. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Baytop T. Nobel Tıp Kitapevleri; 1999. Türkiye'de bitkiler ile tedavi: Geçmişten Bugüne. İstanbul. [ Google Akademik ]
                          • Bağcı Y., Erdoğan Y., Doğu S. Sarıveliler (Karaman) ve çevresinde yetişen bitkilerin etnobotanik özellikleri. Selçuk Üniv. J. Sci. Fak. 2016; 42 (1):84–107. [ Google Akademik ]
                          • Bekhit AEDA, Cheng VJ, McConnell M., Zhao JH, Sedcole R., Harrison R. Üzüm kabuğu çayı infüzyonunun antioksidan aktiviteleri, duyusal ve anti-influenza aktivitesi. Gıda Kimyası 2011; 129 (3):837–845. doi: 10.1016/j.foodchem.2011.05.032. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Bekut M., Brkić S., Kladar N., Dragović G., Gavarić N., Božin B. Anti (retro) viral terapide seçilmiş Lamiaceae bitkilerinin potansiyeli. Eczane. Res. 2018; 133 :301–314. doi: 10.1016/j.phrs.2017.12.016. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Bozyel ME, Merdamert-Bozyel E. Lavandula (Lamiaceae) cinsinin geleneksel Türk tıbbında etnomedikal kullanımları. Int. J. Acad. Uygulama Res. 2020; 4 (2):5–16. [ Google Akademik ]
                          • Bulut G. Marmara adasının tıbbi ve yabani gıda bitkileri (Balıkesir-Türkiye) Açta Soc. Bot. Pol. 2016; 85 (2):3501. doi: 10.5586/asbp.3501. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Bulut G., Tuzlacı E. Turgutlu'daki (Manisa–Türkiye) şifalı bitkiler üzerine bir etnobotanik çalışma J. Ethnopharmacol. 2013; 149 :633–647. doi: 10.1016/j.jep.2013.07.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Bulut G., Tuzlacı E. Bayramiç (Çanakkale-Türkiye) Marmara Pharm. J.2015 ; 19 :268–282. doi: 10.12991/mpj.201519392830. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Bulut G., Zahid Bozkurt M., Tuzlacı E. Uşak (Türkiye) Marmara Pharm. J.2017 ; 21 (2):305–310. doi: 10.12991/marupj.300795. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Bulut G., Haznedaroğlu MZ, Doğan A., Koyu H., Tuzlacı E. Acıpayam (Denizli-Türkiye) J. Herb. Med. 2017; 10 :64–81. doi: 10.1016/j.hermed.2017.08.001. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Bulut G., Doğan A., Şenkardeş İ., Avcı R., Tuzlacı E. Batman ili ve kozluk ilçesi (Batman-Türkiye) Agric. Conspectus Sci. 2019; 84 (1):29–36. [ Google Akademik ]
                          • Bussmann RW, Paniagua Zambrana NY, Sikharulidze S., Kikvidze Z., Kikodze D., Tchelidze D., et al. Svaneti ve lechkhumi'nin tıbbi ve gıda bitkileri, sakartvelo (Gürcistan Cumhuriyeti), kafkasya. Med. Aromatik Bitkiler. 2016; 5 (266) doi: 10.4172/2167-0412.1000266. 2167-0412. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Çakılcıoğlu U., Khatun S., Türkoğlu İ., Hayta S. Maden (Elazığ-Türkiye)'deki tıbbi bitkilerin etnopharmacolojik araştırması J. Ethnopharmacol. 2011; 137 (1):469–486. doi: 10.1016/j.jep.2011.05.046. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Cansaran A., Kaya Ö.F. Türkiye'nin Amasya ilçesinde (Amasya-Merkez, Bağlarüstü, Boğaköy ve Vermiş köyleri; Yassıçal ve Ziyaret ilçeleri) yapılan etnobotanik araştırmaların katkıları Biodicon. 2010; 3 (2):97–116. [ Google Akademik ]
                          • CDC Soğuk algınlığına karşı grip. 2019. https://www.cdc.gov/flu/symptoms/coldflu.htm
                          • Chavan RD, Shinde P., Girkar K., Madage R., Chowdhary A. Plumbago indica ve Allium sativum özlerinin anti-influenza aktivitesi ve hemaglütinasyon inhibisyonunun değerlendirilmesi. Eczacılık. Res. 2016; 8 (2):105. doi: 10.4103/0974-8490.172562. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Chen C., Zuckerman DM, Brantley S., Sharpe M., Childress K., Hoiczyk E., Pendleton AR Sambucus nigra ekstreleri, replikasyon sırasında erken bir noktada bulaşıcı bronşit virüsünü inhibe eder. BMC Vet. Res. 2014; 10 (24):1–12. doi: 10.1186/1746-6148-10-24. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Choi HJ Anti-influenza A/WS/33 virüs aktivitesine sahip uçucu yağların kimyasal bileşenleri. Osong Yayın. Sağlık Arş. Perspektif. 2018; 9 (6):348. doi: 10.24171/j.phrp.2018.9.6.09. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Çiçek İ. Çermik ilçesi ve köylerinin (Diyarbakır) etnobotanik özellikleri. Yüksek lisans Tezi. Bingöl Üniv. bilim Ins. Bingöl. 2019 [ Google Akademik ]
                          • Dalar A., ​​Mukemre M., Ünal M., Özgökçe F. Geleneksel şifalı bitkiler Ağrı İli, Türkiye. J. Ethnopharmacol. 2018; 226 :56–72. doi: 10.1016/j.jep.2018.08.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • De Freitas CS, Rocha ME, Sacramento CQ, Marttorelli A., Ferreira AC, Rocha N., et al. Anacardium occidentale L.'den bir Biflavonoid olan Agathisflavone , influenza virüsü nöraminidazını inhibe eder. Curr. Tepe. Med. kimya 2020; 20 (2):111–120. doi: 10.2174/1568026620666191219150738. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Demirci S., Özhatay N. Kahramanmaraş'ta (Türkiye) bir etnobotanik çalışma; Andırın'da tıbbi amaçla kullanılan yabani bitkiler. Kahramanmaraş. Türk. J. Ecz. bilim 2012; 9 (1):75–92. [ Google Akademik ]
                          • Demirci-Kayıran SD Dioscorides'in Doğu Akdeniz bölgesinde yazdığı De Materia Medica'daki şifalı bitkilerin günümüzdeki kullanımları üzerine bir araştırma. Lokman Hekim Derg. 2019; 9 (2):189–202. doi: 10.31020/mutftd.519382. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Derakhshan M., Niazmand S., Rezaee R., Derakhshan R. Teucrium polium L.'nin insan influenza virüsü üzerindeki etkileri . Avicenna J. Phytomed. 2015; 5 :29–30. [ Google Akademik ]
                          • Ding Y., Cao Z., Cao L., Ding G., Wang Z., Xiao W. Klorojenik asidin influenza A (H1N1/H3N2) virüsüne karşı antiviral aktivitesi ve nöraminidazın inhibisyonu. bilim 2017 ; 7 :45723. doi: 10.1038/srep45723. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Doğan Y. Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde geleneksel olarak kullanılan yabani yenilebilir yeşillikler. Açta Sok. Bot. Pol. 2012; 81 (4):329–342. doi: 10.5586/asbp.2012.037. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Dogan HH, Duman R., Dinç M. Ribes uva-crispa L. ekstraktlarının in vitro antiviral aktivitesi . Pak. J. Ecz. bilim 2020; 33 (3):1173–1178. doi: 10.36721/PJPS.2020.33.3.REG.1173-1178.1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Doğanay H., Orhan F. Pegem Akademi Yayıncılık; Ankara: 2016. Türkiye Beşeri Coğrafyası [ Google Scholar ]
                          • Duman R., Doğan HH, Dinç M., Tuncer P. Ribes uva crispa Linn'in sitotoksik ve antiviral aktivitesi . ve Ribes multiflorum Kiti. eski Romer ve Schultes özleri. Int. J. İlaç Sci. Res. 2018; 9 (5):1779–1787. doi: 10.13040/IJPSR.0975-8232. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Ekşi G., Özkan AMG, Koyuncu M. Sarımsak ve soğan: bir doğu masalı. J. Ethnopharmacol. 2020; 253 :112675. doi: 10.1016/j.jep.2020.112675. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Ergül-Bozkurt A., Terzioğlu S. Sürmene-Camburnu (Trabzon) Int. J. İkinci. Metab. 2017; 4 (3):517–529. doi: 10.21448/ijsm.377774. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Ertuğ F. Bodrum yöresinin yenilebilir yabani bitkileri (muğla, Türkiye) Türk. J.Bot. 2004; 28 :161–174. [ Google Akademik ]
                          • Ertuğ F., Tümen G., Çelik A., Dirmenci T. Buldan (Denizli) etnobotanik alan keşif 2003. TUBA-KED. 2004; 2 (2):187–218. [ Google Akademik ]
                          • Ezer N., Avcı K. Çerkeş (Çankırı) Yöresinde Kullanılan Halk İlaçları Hacettepe Üniv. Eczacı. Fak. Derg. 2004; 24 (2):66–80. [ Google Akademik ]
                          • Genç L. Anadolu Üniversitesi Web-Ofset; Eskişehir: 2010. Tıbbi Ve Aromatik Bitkilerin Kullanım Alanları Ve Etiği. [ Google Akademik ]
                          • Gökçe NP Doğan Kitap; İstanbul: 2014. Doğanın Mucizesi Şifalı Bitkiler. [ Google Akademik ]
                          • Grienke U., Schmidtke M., Kirchmair J., Pfarr K., Wutzler P. Alpinia katsumadae'den diarilheptanoidleri inhibe eden nöraminidaz hakkında antiviral potansiyel ve moleküler içgörü . J.Med. kimya 2009; 53 (2):778–786. doi: 10.1021/jm901440f. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Grienke U., Schmidtke M., von Grafenstein S., Kirchmair J., Liedl KR, Rollinger JM Influenza neuraminidase: doğal ürünler için ilaçlanabilir bir hedef. Nat. Üretim 2012 ; 29 (1):11–36. doi: 10.1039/c1np00053e. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Grienke U., Braun H., Seidel N., Kirchmair J., Richter M., Krumbholz A., et al. Meyan kökü bileşenlerinin grip karşıtı etkinliğine erişmek için bilgisayar destekli yaklaşım. J. Nat. Üretim 2014; 77 (3):563–570. doi: 10.1021/np400817j. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Günbatan T., Gürbüz İ., Özkan AMG Çamlıdere (Ankara, Türkiye) Türk. J.Bot. 2016; 40 (3):241–249. [ Google Akademik ]
                          • Güner Ö., Selvi S. Balıkesir/Türkiye şifalı bitkiler pazarında satılan yabani şifalı bitkiler ve kullanım özellikleri. Biodicon. 2016; 9 (2):96–101. [ Google Akademik ]
                          • Güner A., ​​Aslan S., Ekim T., Vural M., Babaç MT Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi ve Flora Araştırma Derneği Yayını; İstanbul: 2012. Türkiye Bitkileri Listesi (Damarlı Bitkiler) (S. 47-83. [ Google Scholar ]
                          • Güneş F. Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde kullanılan şifalı bitkiler. Açta Sok. Bot. Pol. 2017; 86 (4):1–21. doi: 10.5586/asbp.3565. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Güneş F., Özhatay N. Kars (Doğu) Türkiye'den bir etnobotanik çalışma. Biodicon. 2011; 4 (1):30–41. [ Google Akademik ]
                          • Güneş S., Savran A., Paksoy MY, Çakılcıoğlu U. Karaisalı (Adana-Türkiye) Indian J. Tradit. Bil. 2018; 17 (2):290–298. [ Google Akademik ]
                          • Gürbüz İ., Özkan AMG, Akaydın G., Salihoğlu E., Günbatan T., Demirci F., Yeşilada E. Halk hekimliği düzce ilinde (Türkiye) Türk. J.Bot. 2019; 43 (6):769–784. [ Google Akademik ]
                          • Güzel Y., Güzelsemme M. Hatay'ın Antakya ve Defne illerinde bitki çayı olarak kullanılan yabani bitkiler. Anadolu J. AARI. 2018; 28 (1):1–5. [ Google Akademik ]
                          • Haidari M., Ali M., Casscells SW, Madjid M. Nar ( Punica granatum ) saflaştırılmış polifenol ekstresi, influenza virüsünü inhibe eder ve oseltamivir ile sinerjistik bir etkiye sahiptir. Bitki ilacı. 2009; 16 (12):1127–1136. doi: 10.1016/j.phymed.2009.06.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Hamauzu Y., Yasui H., Inno T., Kume C., Omanyuda M. Çin ayvasının ( Pseudocydonia sinensis Schneid.), ayvanın ( Cydonia oblonga Mill.) fenolik profili, antioksidan özelliği ve anti-grip viral aktivitesi elma ( Malus domestica Mill.) meyveleri. J. Agric. Gıda Kimyası 2005; 53 (4):928–934. doi: 10.1021/jf0494635. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Han MI, Bulut G. Kadişehri'nin (Yozgat–Türkiye) halk ilaçları Acta Soc. Bot. Pol. 2015; 84 (2):237–248. doi: 10.5586/asbp.2015.021. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Hanlidou E., Karousou R., Kleftoyanni V., Kokkini S. Thessaloniki (Kuzey Yunanistan) bitkisel pazarı ve etnobotanik gelenekle ilişkisi. J. Ethnopharmacol. 2004; 91 (2–3):281–299. doi: 10.1016/j.jep.2004.01.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Hudson JB, Lee MK, Şener B., Erdemoğlu N. Türk şifalı bitkilerinin özlerinde antiviral aktiviteler. eczane Biol. 2000; 38 (3):171–175. doi: 10.1076/1388-0209(200007)3831-SFT171. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • İşler N. Mustafa Kemal Üniversitesi Yayınları; Hatay: 2017. Genel Tıbbi Bitkiler. [ Google Akademik ]
                          • Jacobs SE, Lamson DM, St George K., Walsh TJ İnsan rinovirüsleri. klinik Mikrobiyoloji. Rev. 2013; 26 (1):135–162. doi: 10.1128/CMR.00077-12. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Jalali P., Moattari A., Mohammadi A., Ghazanfari N., Pourghanbari G. Melissa officinalis'in oseltamivir ile karşılaştırıldığında insan influenza virüsüne (Yeni H1N1) karşı etkinliği. Asya Pak. J. Trop. Dis. 2016; 6 (9):714–717. doi: 10.1016/S2222-1808(16)61115-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Jarić S., Mačukanović-Jocić M., Djurdjević L., Mitrović M., Kostić O., Karadžić B., Pavlović P. Suva planina dağında (güneydoğu Sırbistan. J. Ethnopharmacol . 2015; 175 :93–108. doi: 10.1016/j.jep.2015.09.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kalafatçılar Ö.A., Kalafatçılar A.İ. Sidas Yayınları; İzmir: 2010. Bitkiler Ve Sağlık. [ Google Akademik ]
                          • Karaköse M., Karaköse GC Esenli (giresun) orman planlama biriminin tıbbi ve aromatik bitkileri. Int. J Sec. metabolit. 2017; 4 (3):285–305. doi: 10.21448/ijsm.372229. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Karamanoğlu K. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları; Ankara: 1977. Farmasötik Botanik Ders Kitabı [ Google Scholar ]
                          • Karousou R., Deirmentzoglou S. Kıbrıs'ın bitkisel pazarı: geleneksel bağlar ve kültürel alışveriş. J. Ethnopharmacol. 2011; 133 (1):191–203. doi: 10.1016/j.jep.2010.09.034. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kartal Ç., Güneş F. Türkiye'den Meriç Kasabasında Kullanılan Tıbbi Bitkiler. Indian J. Pharm. Eğitim 2017; 51 (3):248–253. doi: 10.5530/ijper.51.3s.23. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kaval I., Behçet L., Çakılcıoğlu U. Geçitli ve çevresindeki (Hakkari-Türkiye) tıbbi bitkiler üzerine etnobotanik çalışma J. Ethnopharmacol. 2014; 155 (1):171–184. doi: 10.1016/j.jep.2014.05.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kawaoka Y. Caister Akademik Basın; Wymondham: 2006. Grip Virolojisi: Güncel Konular. [ Google Akademik ]
                          • Kim H., Chung MS Dut ( Morus alba ) suyu ve tohumunun influenza virüslerine karşı antiviral aktiviteleri. bariz. Temel. Tamamlayıcı Altern. Med. 2018:1–10. doi: 10.1155/2018/2606583. 2606583. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kim Y., Narayanan S., Chang KO Bitki kaynaklı izoquercetin tarafından influenza virüsü replikasyonunun inhibisyonu. Antivir. Res. 2010; 88 (2):227–235. doi: 10.1016/j.antiviral.2010.08.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kılıç Ö., Bağcı E. Keban'da (Elazığ – Türkiye) bazı şifalı bitkilerin etnobotanik araştırması J. Med. Bitkiler Arş. 2013; 7 (23):1675–1684. doi: 10.5897/JMPR2013.4451. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kim MS, Chathuranga K., Kim H., Lee JS, Kim CJ Farelerde Althaea rosea bitki özünün anti-influenza özellikleri . Koreli J. Vet. Res. 2018; 58 (3):153–158. doi: 10.14405/kjvr.2018.58.3.153. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kinoshita E., Hayashi K., Katayama H., Hayashi T., Obata A. Mürver suyu ve fraksiyonlarının anti-influenza virüsü etkileri. Biyosci. Biyoteknoloji biyokimya 2012; 76 (9):1–6. doi: 10.1271/bbb.120112. 120112. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kocabaş YZ, Erol A., Aktolun O. KSÜ avşar yerleşkesi (kahramanmaraş) ve çevresi florasının şifalı bitkileri. Aksaray J. Sci. Müh. 2017; 1 (2):110–120. doi: 10.29002/asujse.306972. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kocabaş YZ, Gedik O. Kahramanmaraş il merkezinde açık pazarlarda satılan bitkiler üzerinde etnobotanik araştırmalar. Iğdır Üniv. J. Enst. bilim teknoloji 2016; 6 (4):41–50. [ Google Akademik ]
                          • Köse M. Artvin Çoruh Üniv. bilim Ins. Artvin'de; 2019. Güneysu (Rize) İlçesinin Etnobotanik Özellikleri. Yüksek lisans Tezi. [ Google Akademik ]
                          • Kozuharova E., Lebanova H., Getov I., Benbassat N., Napier J. Bulgaristan'daki şifalı bitkiler hakkındaki geleneksel bilginin çağdaş durumunun tanımlayıcı çalışması. Afrika J. Ecz. Eczane. 2013; 7 (5):185–198. doi: 10.5897/AJPP12.871. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Koçyiğit M., Özhatay N. Yalova'da (kuzeybatı Türkiye) tıbbi amaçlı kullanılan yabani bitkiler Türk. J. Ecz. bilim 2006; 3 (2):91–103. [ Google Akademik ]
                          • Krawitz C., Mraheil MA, Stein M., Imirzalioglu C., Domann E., Pleschka S., Hain T. Klinik olarak ilgili insan solunum yolu bakteriyel patojenlerine ve influenza A ve B virüslerine karşı standardize edilmiş bir mürver sıvı ekstraktının inhibitör aktivitesi. BMC Kompl. Alternatif M.2011; 11 (1):16. doi: 10.1186/1472-6882-11-16. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kucera LS, Herrmann EC, Jr. Nane familyasından (labiatae. I. Tannin of Melissa officinalis. Proc. Soc. Exp. Biol. Med. 1967; 124 (3):865–869. doi: 10.3181) antiviral maddeler /00379727-124-31872. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kumar P., Sharma S., Khanna M., Raj HG Quercetin'in deneysel influenza virüsü enfeksiyonunda lipit peroksidasyonu ve akciğer morfolojisindeki değişiklikler üzerindeki etkisi. Int. J. Uzm. Pathol. 2003; 84 (3):127–134. doi: 10.1046/j.1365-2613.2003.00344.x. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Kurt P., Karaoğul E. Bartın'da Aktarlarda Satılan Tıbbi Aromatik Bitkiler ve yaratıkki Pazar Payları Bartın Orman Fakültesi Dergisi. 2018; 20 (1):73–80. doi: 10.24011/barofd.400016. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kılıç Ö. Bingöl (Türkiye) RAJAR'dan bir etnobotanik araştırma . 2016; 2 (10):685–691. doi: 10.18535/rajar/v2i10.05. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Kılıç M. Manisa Celal Bayar Üniv. bilim Ins. Manisa; 2019. Artuklu (Mardin) Yöresinde Yetiştirilen Bitkiler Üzerinde Etnobotanik Bir Araştırma. Doktora tezi. [ Google Akademik ]
                          • Lee IK, Hwang BS, Kim DW, Kim JY, Woo EE, Lee YJ ve diğerleri. In vitro anti-influenza aktivitelerine katkıda bulunan Kore Papaver rhoeas arı polenindeki nöraminidaz inhibitörlerinin karakterizasyonu . Bitki Med. 2016; 82 (6):524–529. doi: 10.1055/s-0041-111631. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Lev E., Amar Z. 20. yüzyılın sonunda İsrail'de satılan geleneksel ilaçların etnopharmakolojik araştırması. J. Ethnopharmacol. 2000; 72 (1–2):191–205. doi: 10.1016/S0378-8741(00)00230-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Li Y., Xu YL, Lai YN, Liao SH, Liu N., Xu PP İntranazal 1,8-sineolün influenza aşısı ile birlikte uygulanması, influenza virüsü enfeksiyonuna karşı çapraz koruma sağlar. Bitki ilacı. 2017; 34 :127–135. doi: 10.1016/j.phymed.2017.08.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Li YH, Lai CY, Su MC, Cheng JC, Chang YS Portulaca oleracea L.'nin influenza A virüslerine karşı antiviral aktivitesi . J. Ethnopharmacol. 2019; 241 :112013. doi: 10.1016/j.jep.2019.112013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Liu Z., Zhao J., Li W., Shen L., Huang S., Tang J., et al. Geleneksel Çin tıbbından kuersetin ve klorojenik asidin grip önleyici etkilerinin hesaplamalı ekranı ve deneysel doğrulaması. bilim 2016 ; 6 :19095. doi: 10.1038/srep19095. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Mancini DAP, Mendonça RMZ, Pinto JR, Orico LD, Rizzo MA, Stroibel RC, Mancini-Filho J. Ev sahibi hayvanlarda grip virüsünü etkisiz hale getiren kekik ( Origanum vulgare ) bileşiklerinin değerlendirilmesi . yayın UEPG. 2009; 15 (1):45–52. doi: 10.5212/publicatio.v15i01.974. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Maranki E., Maranki A. Nesil Basım Yayın Gıda A.Ş; İstanbul: 2016. Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler. [ Google Akademik ]
                          • Mehmood MD, Anwar H., Noreen S., Ameen F., Hassan S., Hussain S. melaleuca alternifolia (çay ağacı yağı) ve Olea europaea'nın (zeytin yaprağı ekstresi) vero hücreye uyarlanmış kuş gribi üzerindeki in vivo anti-viral etkisi virüs. Hımm. J.2018 ; 14 (1):7–19. [ Google Akademik ]
                          • Menković N., Šavikin K., Tasić S., Zdunić G., Stešević D., Milosavljević S., Vincek D. Prokletije Mountains (Karadağ) J. Ethnopharmacol'da yabani şifalı bitkilerin geleneksel kullanımları üzerine Ethnobotanical study. 2011; 133 (1):97–107. doi: 10.1016/j.jep.2010.09.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Millán-Oñate J., Millan W., Mendoza LA, Sánchez CG, Fernandez-Suarez H., Bonilla-Aldana DK, Rodríguez-Morales AJ Klorokin ve klaritromisin aldıktan sonra Kolombiya'dan bir hastada COVID-19 pnömonisinin başarıyla iyileşmesi. Ann. klinik Mikrobiyoloji. Antimikrob. 2020; 19 (16):1–9. doi: 10.1186/s12941-020-00358-y. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Moradi MT, Karimi A., Lorigooini Z., Pourgheysari B., Alidadi S., Hashemi L. On iki İran şifalı bitkisinin in vitro anti influenza virüs aktivitesi, antioksidan potansiyeli ve toplam fenolik içeriği. Marmara Ecz. J.2017 ; 21 (4):843–851. doi: 10.12991/mpj.2017.10. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Moradi MT, Karimi A., Rafieian-kopaei M., Rabiei-Faradonbeh M., Momtaz H. Nar kabuğu ekstresi, influenza virüsünün içselleştirilmesini ve çoğalmasını engeller: bir in vitro çalışma. Avicenna J. Phytomed. 2020; 10 (2):143. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                          • Mustafa B., Hajdari A., Krasniqi F., Hoxha E., Ademi H., Quave CL, Pieroni A. Kosova'daki Arnavut alplerinin tıbbi etnobotaniği. J. Ethnobiol. Etnomed. 2012; 8 (6):1–14. doi: 10.1186/1746-4269-8-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Mustafa B., Hajdari A., Pieroni A., Pulaj B., Koro X., Quave CL Güney Kosova'da yaşayan Arnavutlar, Boşnaklar, Goralı ve Türkler arasında halk bitkilerinin kültürler arası karşılaştırması. J. Ethnobiol. Etnomed. 2015; 11 (1):39. doi: 10.1186/s13002-015-0023-5. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Nacakcı FM, Dutkuner İ. Kumluca (Antalya)'da etnobotanik bir çalışma. Türkiye Ormancılık Dergisi. 2015; 19 (2):113–119. doi: 10.18182/tjf.421970. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Nachbagauer R., Palese P. Evrensel bir grip virüsü aşısı mümkün mü? Annu. Rahip Med. 2020; 71 :315–327. doi: 10.1146/annurev-med-120617-041310. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Najjari AHA, Rajabi Z., Marandi MV, Dehghan G. İncir ( Ficus carica ) ve zeytin ( Olea europaea ) meyvesinin hekzanik ekstraktlarının ve selenyum nanopartiküllerinin inaktive edilmiş kuş gribi virüsü alt tipi H9N2'nin immünojenisitesi üzerindeki etkisi. Veteriner. Res. Forum. 2015; 6 (3):227–231. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                          • Nasab FK, Khosravi AR İran'ın Kirman eyaletindeki sirjan şifalı bitkilerinin etnobotanik çalışması. J. Ethnopharmacol. 2014; 154 (1):190–197. doi: 10.1016/j.jep.2014.04.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Nile SH, Kim DH, Nile A., Park GS, Gansukh E., Kai G. Dianthus superbus L'den gelen quercetin 3-glucoside'nin influenza virüsü enfeksiyonuna karşı etkisinin araştırılması- In vitro ve in silico biyokimyasal ve toksikolojik tarama. Gıda Kimyası Toksikol. 2020; 135 :110985. doi: 10.1016/j.fct.2019.110985. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Olgun Ş. Bingöl Üniv. bilim Enst. Bingöl; 2019. Arıcak (Elazığ) İlçesinin Etnobotanik Özellikleri. Yüksek lisans Tezi. [ Google Akademik ]
                          • Orhan İ., Deliorman-Orhan D., Özçelik B. Çeşitli yenilebilir bitkilerin lipofilik ekstraktlarının ve bunların yağ asitlerinin antiviral aktivitesi ve sitotoksisitesi. Gıda Kimyası 2009; 115 (2):701–705. doi: 10.1016/j.foodchem.2009.01.024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Özer Z., Elibüyük l.Ö., Önen H., Elibüyük EA In: Toygar K., Toygar NB, editörler. cilt 12. 2005. Sağlıklı bir yaşamdır yabancı kayıtlar: Türk mutfak kültürü üzerine örnekler; sayfa 113–194. (Türk Halkını Kültür Araştırma Ve Tanıtma Vakfı). [ Google Akademik ]
                          • Özgün C. Osmanlı ağaç topraklarında Yeni Ve Egzotik bir Tür: Okaliptüs. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. 2013; 13 (26):5–29. [ Google Akademik ]
                          • Özhatay N., Akalın E., Genç GE, Kültür Ş. IV Balkan Botanik Kongresi; Sofya: 2009. Avrupa Türkiye'sinden (Türkiye Trakyası) Yabani Damarlı Bitkilerin Etnomedikal Kullanımları s. 613–623. [ Google Akademik ]
                          • Özçelik B., Orhan İ.E., Kan Y. Seçilmiş adaçayı ( Salvia L.) türlerinin antiviral aktivite ve sitotoksisitesinin belirlenmesi . J. Pharmacol. bilim 2011; 36 :155–160. [ Google Akademik ]
                          • Özçelik H., Cinbilgel İ., Muca B., Tavuç İ., Koca A., Bebekli O. Sistem Ofset; Ankara: 2016. Burdur İli Bitki Envanteri (Ekonomik, Nadir Ve Endemik Bitkileri) [ Google Scholar ]
                          • Öztürk M., Altay V., Gönenç TM In: Şifalı Bitkilerden İlaç Keşfi - Yaklaşımlar ve Uygulamalar, Bölüm 24, Bağlantısız ve Diğer Gelişmekte Olan Ülkelerin Bilim Teknoloji Merkezi. Bhojraj S., et al., editörler. DAYA Yayınevi; Yeni Delhi: 2017. Doğu Akdeniz'deki yüksek dağlardan elde edilen bitki; sayfa 327–367. [ Google Akademik ]
                          • Öztürk M., Altay V., Gücel S., Altundağ E. İçinde: Plant Biodiversity: Monitoring, Assessment and Conservation. Ansari AA, Gill SS, editörler. CABI; Wallingford: 2017. Bölüm 5: Güneydoğu Anadolu-Türkiye'deki Kurak Alanların bitki çeşitliliği: insan sağlığı ve gıda güvenliğindeki rolü; s. 83–124. [ Google Akademik ]
                          • Paksoy MY, Selvi S., Savran A. Ulukışla'daki (Niğde-Türkiye) tıbbi bitkilerin etnopharmakolojik araştırması J. Herb. Med. 2016; 6 (1):42–48. doi: 10.1016/j.hermed.2015.04.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Pieroni A., Nedelcheva A., Dogan Y. Dobruja'da (Güney-Doğu Romanya) Genet'te Tatarlar ve Rumenler arasında şifalı bitkiler ve yabani gıda bitkilerinin yerel bilgisi. kaynak. Kırpma Evrimi. 2015; 62 (4):605–620. doi: 10.1007/s10722-014-0185-3. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Polat R. Bingöl (İl merkezi) (Türkiye) tıbbi bitkiler üzerinde etnobotanik çalışma J. Herb. Med. 2019; 16 :100211. doi: 10.1016/j.hermed.2018.01.007. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Polat R., Çakılcıoğlu U., Satıl F. Solhan'da (Bingöl—Türkiye) şifalı bitkilerin geleneksel kullanımları J. Ethnopharmacol. 2013; 148 (3):951–963. doi: 10.1016/j.jep.2013.05.050. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Pourghanbari G., Nili H., Moattari A., Mohammadi A., Iraji A. Avian influenza A virüsüne (H9N2. Virus Dis. 2016; 27 (2):170) karşı oseltamivir ve Melissa officinalis L. esansiyel yağının antiviral aktivitesi –178.doi: 10.1007/s13337-016-0321-0. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Pu XY, Liang JP, Wang XH, Xu T., Hua LY, Shang RF, et al. Hypericum perforatum'un anti-influenza A virüs etkisi . özü. Virol. Günah. 2009; 24 (1):19. doi: 10.1007/s12250-009-2983-x. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Qi T., Falong Y., Nan Z., Ting H., Liu Y., Ling G., Xi P., Jinwei L. Schizonepetae, menthone ve pulegone'nin uçucu yağının anti-influenza virüsünün etkisi üzerine çalışma . Eczane. klinik Çene. Anne. Med. 2012; 2 http://en.cnki.com.cn/Article_en/CJF...L201202010.htm [ Google Akademik ]
                          • Rajasekaran D., Palombo EA, Yeo TC, Ley DLS, Tu CL Yeni grip önleyici aktiviteye sahip geleneksel şifalı bitki özlerinin tanımlanması. PLoS BİR. 2013; 8 (11) doi: 10.1371/journal.pone.0079293. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Ren J., Huang J., Yang B., Lin S., Li J., Liao H., et al. Yerleştirme ve moleküler dinamikler: H5N1 influenza virüsü (Anhui 2005) nöraminidazın (NA) klorojenik asit (CHA) Int tarafından inhibisyonunun simülasyonu . J. Clin. Tecrübe. Med. 2019; 12 (8):9815–9823. [ Google Akademik ]
                          • Rexhepi B., Mustafa B., Hajdari A., Rushidi-Rexhepi J., Quave CL, Pieroni A. Sharr Dağlarında (Makedonya Cumhuriyeti) Genet'te Arnavutlar, Makedonlar ve Goralılar arasında geleneksel şifalı bitki bilgisi . kaynak. Kırpma Evrimi. 2013; 60 (7):2055–2080. doi: 10.1007/s10722-013-9974-3. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Sadatrasul MS, Fiezi N., Ghasemian N., Shenagari M., Esmaeili S., Jazaeri EO, et al. Okaliptüs yaprakları ekstresi ile formüle edilmiş su içinde yağ emülsiyonu, influenza virüsünün in vitro bağlanmasını ve replikasyonunu inhibe eder . AMAÇLAR Microbiol. 2017; 3 (4):899–907. doi: 10.3934/microbiol.2017.4.899. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sağıroğlu M., Topuz T., Ceylan K., Turna M. Yahyalı (Kayseri) ve Tarsus (Mersin) Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Dergisi'nden an ethnobotanical anket . 2013;(2):13–37. [ Google Akademik ]
                          • Saraç ME Doğan Kitap; İstanbul: 2005. Doğanın Şifalı Eli. [ Google Akademik ]
                          • Saraçoğlu İ.A. Gün Ofset; İstanbul: 2014. Tıbbi Bitkiler Ve Bitkisel Sağlık Rehberi. [ Google Akademik ]
                          • Sargın SA Mersin ili Bozyazı ilçesindeki şifalı bitkilerin etnobotanik araştırması. J. Ethnopharmacol. 2015; 173 :105–126. doi: 10.1016/j.jep.2015.07.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sargın SA, Büyükcengiz M. Mersin'in Gülnar ilçesinde etnomedikal uygulamalarda kullanılan bitkiler. J. Herb. Med. 2019; 15 :1–18. doi: 10.1016/j.hermed.2018.06.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Sargın SA, Akçicek E., Selvi S. Türkiye'de Alaşehir (Manisa) yöre halkının kullandığı şifalı bitkiler üzerine bir etnobotanik çalışma. J. Ethnopharmacol. 2013; 150 (3):860–874. doi: 10.1016/j.jep.2013.09.040. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sargın SA, Selvi S., López V. Sarıgöl ilçesinin (manisa) etnomedicinal bitkileri, Türkiye. J. Ethnopharmacol. 2015; 171 :64–84. doi: 10.1016/j.jep..2015.05.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sargın SA, Selvi S., Büyükcengiz M. Mersin'in aydıncık ilçesinin etnomedicinal bitkileri, Türkiye. J. Ethnopharmacol. 2015; 174 :200–216. doi: 10.1016/j.jep.2015.08.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Savić J., Mačukanović-Jocić M., Jarić S. Medical ethnobotany on the Javor mountain (Bosna Hersek) Eur. J. Entegre Med. 2019; 27 :52–64. doi: 10.1016/j.eujim.2019.02.007. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Sağıroğlu M., Topuz T., Ceylan K., Turna M. An ethnobotanical survey from Yahyalı (kayseri) ve Tarsus (mersin) Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Dergisi. 2013; 2 :13–37. [ Google Akademik ]
                          • Şenkardeş İ. Marmara Üniv. Sağlık Bilimi ins.; İstanbul: 2014. Nevşehir'in Güney İlçelerinde (Acıgöl, Derinkuyu, Gülşehir, Nevşehir-Merkez, Ürgüp) Etnobotanik Araştırmalar Doktora Tezi. [ Google Akademik ]
                          • Grip tedavisi için tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar olarak Setzer WN Esansiyel yağları. Am. J. Essent. 2016; 4 (4):16–22. [ Google Akademik ]
                          • Sezik E., Zor M., Yeşilada E. Türkiye'de Geleneksel Tıp II. Kastamonu'da halk hekimliği. Int. J. Eczacılık. 1992; 30 (3):233–239. doi: 10.3109/13880209209054005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Shahsavandi S., Ebrahimi MM, Farahani AH Lipid sal derneğine müdahale: Sambucus nigra tarafından influenza virüsü enfeksiyonunu kontrol etmek için bir mekanizma . İran. J. Ecz. Res. (IJPR) 2017; 16 (3):1147. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                          • Shin HB, Choi MS, Ryu B., Lee NR, Kim HI, Choi HE, et al. Karnosik asidin solunum sinsityal virüsüne karşı antiviral aktivitesi. Virol. J.2013 ; 10 (1):303. doi: 10.1186/1743-422X-10-303. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sökmen M., Serkedjieva J., Daferera D., Gulluce M., Polissiou M., Tepe B., et al. Origanum acutidens'in bitkisel kısımlarından ve kallus kültürlerinden elde edilen uçucu yağ ve çeşitli ekstraktların in vitro antioksidan, antimikrobiyal ve antiviral aktiviteleri. J. Agric. Gıda Kimyası 2004; 52 (11):3309–3312. doi: 10.1021/jf049859g. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Sokolova AS, Yarovaya OI, Semenova MD, Shtro AA, Orshanskaya IR, Zarubaev VV, Salakhutdinov NF Sentez ve influenza A virüsünün güçlü inhibitörleri olarak yeni borneol türevlerinin in vitro çalışması. Med. kimya İletişim 2017; 8 (5):960–963. doi: 10.1039/C6MD00657D. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Song JH, Choi HJ Grip A virüsü replikasyonuna karşı Silymarin etkinliği. Bitki ilacı. 2011; 18 (10):832–835. doi: 10.1016/j.phymed.2011.01.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Tanker N., Koyuncu M., Coşkun M. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları; Ankara: 1998. Farmasötik Botanik. [ Google Akademik ]
                          • Tetik F., Civelek S., Çakılcıoğlu U. Malatya'da (Türkiye) bazı şifalı bitkilerin geleneksel kullanımları J. Ethnopharmacol. 2013; 146 (1):331–346. doi: 10.1016/j.jep.2012.12.054. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Touret F., de Lamballerie X. Klorokin ve COVID-19 hakkında. Antivir. Res. 2020; 177 :1–2. doi: 10.1016/j.antiviral.2020.104762. 104762. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Tseliou M., Pirintsos SA, Lionis C., Castanas E., Sourvinos G. Üç aromatik bitkiden ( Coridothymus capitatus (L.) Rchb.f., Origanum dictamnus L. ve Salvia fruticosa Mill ) elde edilen uçucu bir yağ kombinasyonunun antiviral etkisi .) üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüslere karşı. J. Herb. Med. 2019; 17 :100288. doi: 10.1016/j.hermed.2019.100288. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Tuzlacı E. Alfa yayınları; İstanbul: 2006. Şifa Niyetine: Türkiye'nin Bitkisel Halk İlaçları [ Google Scholar ]
                          • Tuzlacı E., Doğan A. Türk halk şifalı bitkileri, IX: Ovacık (Tunceli) Marmara Ecz. J.2010 ; 14 :136–143. doi: 10.12991/201014449. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Tuzlacı E., Erol MK Türk halk şifalı bitkileri. Bölüm II: Eğirdir (Isparta) Fitoterapia. 1999; 70 (6):593–610. doi: 10.1016/S0367-326X(99)00074-X. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Tuzlacı E., Eryaşar-Aymaz P. Türk halk şifalı bitkileri, bölüm IV: Gönen (Balıkesir) Fitoterapia. 2001; 72 (4):323–343. doi: 10.1016/S0367-326X(00)00277-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Tuzlacı E., Tolon E. Türk halk şifalı bitkileri, bölüm III: Şile (İstanbul) Fitoterapia. 2000; 71 (6):673–685. doi: 10.1016/S0367-326X(00)00234-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Ugulu İ., Başlar S., Yörek N., Doğan Y. Türkiye'nin İzmir ili çevresinde kullanılan şifalı bitkilerin araştırılması ve kantitatif etnobotanik değerlendirmesi. J.Med. Bitkiler Arş. 2009; 3 (5):345–367. [ Google Akademik ]
                          • Umar S., Münir MT, Subhan S., Azam T., Nisa Q., Khan MI, et al. Hindilerde kuş gribine (H9N2) karşı Nigella sativa'nın koruyucu ve antiviral aktiviteleri . J. Suudi Soc. Agric. bilim 2016 doi: 10.1016/j.jssas.2016.09.004. Basında. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Uzun M., Kaya A. Mihalgazi (Eskişehir), Türkiye'deki şifalı bitkilerin etnobotanik araştırması. eczane Biol. 2016; 54 (12):2922–2932. doi: 10.1080/13880209.2016.1194863. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Van der Meer FJUM, de Haan CAM, Schuurman NMP, Haijema BJ, Verheije MH, Bosch BJ, et al. Karbonhidrat bağlayıcı bitki lektinleri ve peptidik olmayan antibiyotik pradimisin A, koronavirüs zarf glikoproteinlerinin glikanlarını hedefler. J. Antimikrob. 2007; 60 (4):741–749. doi: 10.1093/jac/dkm301. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Varga F., Šolić I., Dujaković MJ, Łuczaj Ł., Grdiša M. İç Dalmaçya etnobotaniğine ilk katkı: Hırvatistan'ın Knin bölgesinin tıbbi ve yabani gıda bitkileri. Açta Sok. Bot. Pol. 2019; 88 (2):1–20. doi: 10.5586/asbp.3622. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Velavan TP, Meyer CG COVID-19 salgını. Trop. Med. Int. Sağlık. 2020; 25 (3):278–280. doi: 10.1111/tmi.13383. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Vijayan P., Raghu C., Ashok G., Dhanaraj SA, Suresh B. Nilgiris şifalı bitkilerinin antiviral aktivitesi. Hintli J. Med. Res. 2004; 120 :24–29. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                          • Vimalanathan S., Hudson J. Ticari kekik yağlarının ve taşıyıcılarının Anti-Grip virüsü aktiviteleri. J. Uygulama eczane bilim 2012; 2 (7):214–218. doi: 10.7324/JAPS.2012.2734. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Vimalanathan S., Hudson J. Uçucu yağların ve buharların grip virüsü önleyici aktivitesi. Am. J. Essent. 2014; 2 (1):47–53. [ Google Akademik ]
                          • Wang X., Jia W., Zhao A. Bitkilerden ve geleneksel Çin tıbbından elde edilen grip önleyici maddeler. Fitoterapi Arş. 2006; 20 (5):335–341. doi: 10.1002/ptr.1892. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Watanabe T., Kawaoka Y. İnfluenza virüsü-konakçı interaktomları, antiviral ilaç geliştirmenin temeli olarak. Curr. görüş. Virol. 2015; 14 :71–78. doi: 10.1016/j.coviro.2015.08.008. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Wu W., Li R., Li X., He J., Jiang S., Liu S., Yang J. Bir antiviral ajan olarak Quercetin, influenza A virüsü (IAV) Girişini inhibe eder. virüsler. 2016; 8 (6):1–18. doi: 10.3390/v8010006. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          • Yeşilada E. Hayykitap; İstanbul: 2012. Bitkileri İyileştiren. [ Google Akademik ]
                          • Yeşilyurt EB, Şimşek İ., Akaydın G., Yeşilada E. Karadeniz bölgesinin (Türkiye) seçilmiş ilçelerinde bir etnobotanik araştırma Türk. J.Bot. 2017; 41 :47–62. doi: 10.3906/bot-1606-12. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Yeşilyurt EB, Şimşek İ., Tuncel T., Akaydın G., Yeşilada E. Marmara Bölgesi'nin bazı yerleşim yerlerinde halk ilacı olarak kullanılan bitkiler. Marmara Ecz. J.2017 ; 21 :132–148. doi: 10.12991/marupj.259891. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          • Yılmaz D. Karadeniz Teknik Üniv. bilim Ins. Trabzon'da; 2019. Datça Yarımadasının (Muğla) Etnobotanik Özellikleri Yüksek Lisans Tezi. [ Google Akademik ]
                          • Zakay-Rones Z., Varsano N., Zlotnik M., Manor O., Regev L., Schlesinger M., Mumcuoğlu M. İn vitro birkaç influenza virüsü suşunun inhibisyonu ve mürver özü ( Sambucus nigra L ) ile semptomların azaltılması .) influenza B Panama salgını sırasında. J. Alternatif Kompl. Med. 1995; 1 (4):361–369. doi: 10.1089/acm.1995.1.361. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                          Yorum yap


                          • #14
                            Sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı hepatotoksisiteye karşı Rosa canina meyve ekstraktının hepatoprotektif etkisi

                            Heibatollah Sadeghi , 1, 2 Saleh Hosseinzadeh , 3 Mehdi Akbartabar Touri , 4 Mehdi Ghavamzadeh , 3 Mehrzad Jafari Barmak , 2 Moslem sayahi , 3 ve Hossein Sadeghi 1, 5, *
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                            1 Şifalı Bitkiler Araştırma Merkezi, Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi , Yasuj, İran
                            2 Hücresel ve Moleküler Araştırma Merkezi, Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi, Yasuj, İran
                            3 Öğrenci Araştırma Komitesi, Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi, Yasuj, İran
                            4 Sağlığın Sosyal Belirleyicileri Araştırma Merkezi, Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi, Yasuj, İran
                            5 Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı, Yasuj, İran
                            * Sorumlu Yazar: Tel: 098 ‏7433230290, Faks: 098‏7433235153, ‎H_sadeghi_m@yahoo.com
                            Git: Soyut

                            Amaç:


                            Bu çalışma , sıçanlarda karbon tetraklorür (CCl4 ) kaynaklı hepatotoksisiteye karşı Rosa canina'nın (R. canina) hidro-etanolik meyve ekstraktının hepatoprotektif aktivitesini araştırmak için yapılmıştır . Malzemeler ve yöntemler:


                            Erkek Wistar albino sıçanları, kontrol, toksik ( CCl4 ), R. canina 250, 500 ve 750 mg/kg + CCl4 ve tek başına R. canina 750 mg/kg dahil olmak üzere, her biri 8 hayvandan oluşan altı gruba rastgele ayrıldı . Hayvanlara altı hafta boyunca R. canina (po, günlük) ve CCl 4 (haftada iki kez 1 ml/kg, zeytinyağında %50 v/v, ip) uygulandı. Aspartat aminotransferaz (AST), alanin amino transaminaz (ALT), alkalin fosfataz (ALP), albümin (ALB), toplam protein (TP) ve malondialdehit (MDA) seviyelerini tayin etmek için serum analizi yapıldı. Biyokimyasal gözlemler ayrıca karaciğer kesitinin histopatolojik incelemesi (hematoksilen ve eozin boyama) ile desteklenmiştir. Sonuçlar:


                            Hepatotoksisite, AST, ALT, ALP ve lipid peroksidasyonun (MDA) serum seviyelerinde önemli artış ve ALB ve TP seviyelerinde azalma ile kanıtlanmıştır. CCL4 enjeksiyonu ayrıca merkezi damarda tıkanıklığa ve lenfosit infiltrasyonuna neden oldu. 500 ve 750 mg/kg dozlarında R. canina'nın hidro-alkolik meyve özü ile muamele CCl 4'teki yüksek ALT, AST, ALP ve MDA düzeylerini önemli ölçüde azaltmıştır (p<0.01). Ekstre ayrıca belirtilen dozda CCl 4 grubuna kıyasla ALB ve TP serum seviyelerini arttırdı (p<0.01) Histopatolojik çalışmalar biyokimyasal bulguyu destekledi. Çözüm:


                            Bulgularımız, R. canina'nın hidro-alkolik meyve ekstraktının sıçanlarda CCl 4'ün neden olduğu karaciğer hasarı üzerinde hepatoprotektif etkilerini gösterdi ve bu etkilerin oksidatif stresi azaltarak üretilebileceğini öne sürdü.

                            Anahtar Kelimeler: Hepatoprotektif , Tetraklorür , Rosa canina meyvesi , Sıçanlar
                            Git: giriiş


                            Karaciğer vücuttaki en önemli metabolik organdır. Hayvanların vücudunda metabolizma, detoksifikasyon, depolama ve salgılama işlevlerinde önemli bir rol oynar (Swarnalatha ve Reddy 2012). Çeşitli ksenobiyotikler veya oksidatif stres, karaciğerin bu önemli fonksiyonları üzerinde zararlı etkiler üretebilir (Kale ve ark., 2012 ▶ ). Farmasötik bilimlerdeki gelişmelere rağmen, karaciğer hastalığı dünya çapında çözülmemiş bir sağlık sorunu olarak varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle yeni tedavi arayışları halen devam etmektedir. Günümüzde, bitkisel ilaçlar, antioksidan ve anti-enflamatuar aktiviteler gibi çok sayıda yararlı özelliklerinden dolayı karaciğer bozukluklarının önlenmesi veya tedavisi için ana seçeneklerden biridir (Jaishree ve Badami 2010 ▶; Pareek ve diğerleri, 2013).

                            Rosa canina L., Avrupa, batı Asya ve kuzeydoğu Afrika'da yetişen Rosaceae familyasına ait bir çalıdır. Gül meyvesi geleneksel olarak idrar söktürücü, müshil ve safra taşı, artrit, gut, ateş, soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır (Orhan ve ark., 2007; Chrubasik ve ark., 2008 ▶ ; GHIORGHIŢĂ1 ve ark., 2012 ▶ ) . R. canina meyve ekstraktının fitokimyasal analizi flavonoidlerin, fenolik asitlerin, tanenlerin, karotenoidlerin, yağ asitlerinin, fosfolipidlerin, galaktolipidlerin, minerallerin, vitaminlerin (özellikle C vitamini ve ayrıca B1, B2, K, PP, E vitaminleri) varlığını göstermiştir. özünde (Demir ve Özcan 2001 ▶ ; Lattanzio ve diğerleri, 2011 ▶ ). R. caninayüksek fenolik içeriği ile tanınmaktadır (Roman ve ark., 2013). Bu bileşikler , in-vivo ve in-vitro ortamda çeşitli önemli fizyolojik ve biyolojik özellikler sergileyen bilinen doğal antioksidanların önemli bir sınıfını oluşturur (Campos-Vega ve diğerleri, 2010 ▶ ). R. canina meyve ekstraktının antioksidan aktivitesi çeşitli çalışmalarda belgelenmiştir (Kılıçgün ve Altıner 2010 ▶ ; Naser ve diğerleri, 2011; Fattahi ve diğerleri, 2012 ▶ ; Roman ve diğerleri, 2013). Ayrıca, farklı toksinlerin neden olduğu hepatotoksisiteyi önlemek ve tedavi etmek için antioksidan aktiviteye sahip birçok doğal ajan önerilmiştir (Akindele ve ark., 2010 ▶ ▶, Murat Bilgin ve ark., 2011, Bachar ve ark., 2012, Ottu ve ark., 2013). Bu nedenle bu çalışma, R. canina meyvesinin hidro-alkolik ekstraktının neden olduğu hepatotoksisite üzerindeki potansiyel hepatoprotektif etkilerini incelemek için tasarlanmıştır. sıçanlarda karbon tetraklorür (CCl4) ile .

                            Git: Malzemeler ve yöntemler


                            Bitki materyali

                            R. canina'nın meyvesi, Ekim 2013'te İran'ın Kohgilouyeh ve Boyerahmad eyaletindeki Dena Dağları'ndan toplandı. Toplanan parçalar süzüldü ve gölgede kurutuldu.

                            Ekstrakt hazırlama

                            İlk olarak R. canina'nın kurutulmuş meyveleri öğütülmüştür. Toz haline getirilmiş R. canina meyvesi, oda sıcaklığında etanol/su (50/50, v/v) içinde 48 saat yumuşatıldı ve sonra süzüldü. Daha sonra, ikinci kez, 24 saat boyunca kalan ezilmiş malzemeye yeterli %50 etanol ilave edildi ve ardından yeniden süzüldü. Ekstre solüsyonu toplandı ve bir döner buharlaştırıcı (Hyedolph, tip: HeizbadHei-VAP, Almanya) kullanılarak 40°C'de indirgenmiş basınç altında konsantre edildi. Son olarak ekstrakt tartıldı ve -20°C'de saklandı (Sadeghi ve diğerleri, 2014).

                            Kimyasallar

                            Karbon tetraklorür (CCl4 ) , Trikloroasetik asit (TCA), tiyobarbitürik asit (TBA), dietil eter ve diğer çözücüler Merck, Almanya'dan temin edildi. ALT, AST, ALP, ALB ve TP tayini için tahlil kitleri Pars Azmun, Tahran, İran'dan satın alınmıştır.

                            deney hayvanları

                            Kırk sekiz erkek albino Wistar faresi (180-220 g), Razi Institute of Iran'dan (Tahran, İran) satın alındı. Hayvanlar standart çevre koşullarında tutuldu ve standart laboratuvar yemi ve musluk suyu almalarına izin verildi.

                            Hepato-koruyucu aktivite

                            Sıçanlar rastgele her biri sekiz hayvandan oluşan altı gruba ayrıldı. Altı hafta boyunca aşağıdaki gruplara göre tedavi uygulandı:

                            Grup I (kontrol grubu) zeytinyağı aldı.

                            Grup II (hepatotoksik grup) CCl4'ün (zeytinyağında %50 v/v, 1 ml/kg) ip enjeksiyonunu haftada iki kez aldı (AkbartabarToori ve ark., 2015 ▶ ).

                            Grup III-V (ekstrakt grupları) 250, 500 ve 750 mg/kg dozlarında CCl4 artı R. canina (po, günlük) ekstraktı aldı (Deliorman Orhan ve ark., 2007 ▶ ).

                            Grup VI, yalnızca 750 mg/kg dozlarında R. conina meyve özü aldı

                            Karaciğer fonksiyon parametrelerinin değerlendirilmesi

                            CCl4 ve R. canina ekstraktının son dozundan yirmi dört saat sonra , kardiyak ponksiyon yoluyla kan örnekleri alındı. Daha sonra, hayvanlar aşırı dozda dietil eter ile ötenazi edildi. Serum ayrımı için kan oda sıcaklığında 30 dakika pıhtılaşmaya bırakıldı ve ardından 2000 rpm'de 15 dakika santrifüjlendi. Serum ALT, AST, ALP, ALB ve TP seviyeleri için pars azmun tanı kitleri, Tahran, İran kullanılarak üreticiler tarafından açıklanan yönteme göre değerlendirildi.

                            Lipit peroksidasyonunun tayini

                            Serum MDA seviyesinin ölçümü, daha önce açıklanan yönteme göre yapıldı (Buege ve Aust 1978 ▶ ). Bu yönteme göre 375 mg TBA, 2 mL klorhidrik asit (HCl, 0.25 N), ardından 15 g trikloroasetik asit (TCA) içinde toplam 100 mL hacim olacak şekilde çözüldü. Solüsyon 50 ° C su banyosunda TBA tamamen eriyene kadar ısıtıldı. Daha sonra 1 mL serum 2 mL TCA-TBA-HCl ile karıştırıldı. Daha sonra çözelti, kaynar su banyosunda 15 dakika ısıtıldı. Soğutulduktan sonra topaklanma çökeltisi santrifüjleme (1700 x g, 15 dakika) ile çıkarıldı. Son olarak süpernatanın absorpsiyonu, serum numunesi hariç tüm reaktifleri içeren bir köre karşı 535 nm'de belirlendi. Serum MDA konsantrasyonu nmol/ml olarak ifade edildi (Sharma ve diğerleri, 2006).

                            histolojik çalışmalar

                            Hayvanlara ötenazi yapıldıktan sonra, karaciğerler dikkatlice çıkarıldı ve 1 hafta boyunca %10'luk tamponlu formaldehit solüsyonunda sabitlendi. Daha sonra, sabit biyopsiler parafine gömüldü ve 3-4 mm'lik dilimler halinde kesildi. Dilimler cam slaytlara monte edildi ve patolojik analiz için hematoksilen ve eozin ile boyandı. Görüntüler ışık mikroskobu altında incelenmiştir (Sadeghi ve ark., 2014)

                            istatistiksel analiz

                            Veriler ortalama±SD olarak ifade edildi. Kontrol ve tedavi grupları arasındaki farklar, SPSS 16.0 yazılımı kullanılarak ANOVA ve ardından Tamhane'nin post-hoc testi ile test edildi. p<0,05 tüm karşılaştırmalar için anlamlı farklılık olarak kabul edildi.

                            Git: Sonuçlar


                            Karaciğer fonksiyon parametrelerinin değerlendirilmesi

                            Da gösterildiği gibitablo 1, CCl 4'ün ip enjeksiyonu toksik grupta ALT, AST ve ALP'nin serum düzeylerini kontrol grubuyla karşılaştırıldığında önemli ölçüde (p<0.001) artırdı. ALB ve TP'nin serum seviyeleri, CCl 4 ile zehirlenme nedeniyle önemli ölçüde azaldı (p<0.01). 500 ve 750 mg/kg dozlarında R. canina meyve özü , AST, ALT ve ALP'ye göre CCl4'ün neden olduğu karaciğer hasarını önemli ölçüde inhibe etti (sırasıyla p<0.01, p<0.001) . R. canina500 ve 750 mg/kg dozlarında ALB'nin azalmış serum düzeylerini önemli ölçüde artırdı (sırasıyla p<0.05 ve p<0.01). Ekstrakt ayrıca belirtilen dozlarda TP'nin serum düzeylerini toksik gruba kıyasla bu etkiye rağmen artırdı. sadece 750 mg/kg dozunda istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.001). Ek olarak, tek başına R. canina uygulaması (750 mg/kg, Grup VI), kontrol grubuyla karşılaştırıldığında ALT, AST, ALP, ALB ve TP serum düzeyleri üzerinde herhangi bir etki göstermedi. Tablo 1


                            Sıçanlarda CCl 4 ile indüklenen hepatotoksisitede Rosa canina meyve özütünün serum biyokimyasal parametreleri üzerindeki etkisi .
                            Kontrol 1 ml'lik araç 72,4 ± 4,07 146,6 ± 18,73 259,4 ± 44,08 3,38 ± 0,14 7,06 ± 0,32
                            CCl 4 Zeytinyağında CCl 4
                            (1:1) 1 ml
                            167,3 ± 20,41 *** 252 ± 32,46 *** 591,4 ± 46,99 *** 2,72 ± 0,22 ** 6,34 ± 0,20 **
                            RC + CCl 4 250 mg; 1 ml 129,9 ± 17,72 ** 228,8 ± 32,66 * 513,7 ± 64,24 *** 2,88 ± 0,09 *** 6,35 ± 0,13 *
                            RC + CCl 4 500 mg; 1 ml 85,6 ± 9,75 c 177,7 ± 48,29 412,4 ± 72,29 ** b 3,14 ± 0,05 bir 6,87 ± 0,36
                            RC + CCl 4 750mg; 1 ml 74,4 ± 8,38 c 166,7 ± 24,16 b 310,1 ± 59,32 c 3,45 ± 0,08 b 7,19 ± 0,29 c
                            sadece uzaktan kumanda 750mg 64,8 ± 3,87 c 152,2 ± 18,51 b 273,2 ± 41,15 c 3,41 ± 0,07 b 7,01 ± 0,30 bir
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Değerler ortalama ± SD (n = 8) RC, Rosa canina meyvesinden elde edilen hidro-alkolik ekstrakt olarak rapor edilmiştir; ALT, alanin aminotransferaz; ALP, alkalin fosfataz; AST, aspartat aminotransferaz; ALB, albümin; TP, toplam protein; MDA, malondialdehit.
                            * p<0,05,
                            ** p<0.01,
                            *** p<0,001 - kontrol grubu.
                            bir p<0.05,
                            bp <0.01,
                            c p<0.001 - CCl4 grubu
                            Lipit peroksidasyonunun tayini

                            Lipit peroksidasyonu, plazmadaki malondialdehit (MDA) konsantrasyonunun ölçülmesiyle belirlendi. Da gösterildiği gibiŞekil 1CCl 4 ile zehirlenen ratlarda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında serum MDA düzeyinde anlamlı artış gözlendi (p<0.001). Hayvanlara 500 ve 750 mg/kg dozlarında R. canina tedavisi, CCl 4 enjeksiyonuna bağlı olarak serum MDA düzeylerindeki artışı engelledi (p<0.001). R ile tedavi edilen sıçanlarda MDA serum düzeylerinde fark yoktu. tek başına canina (750mg/kg) ve kontrol grubu.
                            Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı AJP-6-181-g001.jpg'dir.
                            Şekil 1
                            Rosa canina meyvesinin CCl4 ile tedavi edilen sıçanlarda serum malondialdehit (MDA) düzeyine etkisi . Veriler, kontrol grubuna göre ortalama ± SD* p<0,05 ve *** p<0,001'i ifade eder. C, p<0.001 - CCl 4 grubu

                            histopatolojik çalışmalar

                            gösterildiği gibiİncir. 2karaciğer bölümlerinin histolojik değerlendirmesi, CCl4 enjeksiyonunun hücresel sınırların kaybı, merkezi damarda tıkanıklık, tahrip olmuş lobüler yapı ve lenfosit infiltrasyonu gibi patolojik değişiklikleri indüklediğini ortaya çıkardı. Hayvanların 500 ve 750 mg/kg dozlarında R. canina ile tedavisi, CCl4'ün neden olduğu hepatik hasarı normale döndürmüştür. Bununla birlikte, 250 mg/kg dozda R. canina meyvesinin özü, CCl4'ün neden olduğu patolojik değişiklikler üzerinde önemli bir koruyucu etki göstermemiştir. Ayrıca ekstraktın tek başına uygulanması (750 mg/kg) kontrol grubuyla karşılaştırıldığında herhangi bir karaciğer hasarı oluşturmadı.
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı AJP-6-181-g002.jpg'dir.
                            şekil 2
                            R. canina meyve özütünün sıçanlarda CCl4 kaynaklı hepatotoksisite üzerindeki etkisi . Sıçanların karaciğer dilimleri cam slaytlara yerleştirildi ve hematoksilen ve eozin ile boyandı. Görüntüler ışık mikroskobu altında incelendi. CCl 4 ile zehirlenme , hücre sınırlarının kaybı, merkezi damarda tıkanıklık, lobüler yapının tahrip olması ve lenfosit infiltrasyonu (B) gibi patolojik değişikliklere neden olmuştur. Hayvanların 500 ve 750 mg/kg dozlarında R. canina ile tedavisi, CCl4'ün neden olduğu hepatik hasarı normale (D,F) doğru tersine çevirdi. A : Kontrol grubu, B: CCl 4 grubu, C: CCl 4 + R. canina 250 mg/kg D: CCl 4 +R. canina 500 mg/kg, E: CCl 4 + R. canina 750 mg/kg, F: R. canina 750 mg/kg tek başına

                            Git: Tartışma


                            Bu çalışmanın sonuçları, R. canina meyvesinin etanolik ekstraktının sıçanlarda CCl4 kaynaklı karaciğer hasarına karşı hepatoprotektif etkilerini açıkça göstermiştir. CCl4 tarafından indüklenen hepatotoksisite, deney hayvanlarında ksenobiyotik kaynaklı hepatotoksisitenin en iyi karakterize edilen sistemlerinden biridir. Bu yöntem genellikle birçok biyoaktif maddenin ve tıbbi bitkinin hepatoprotektif özelliklerini değerlendirmek için kullanılır (Huang ve diğerleri, 2013 ▶ ). Lipid peroksidasyonu, antioksidan enzimlerin aktivitesinin azalması ve serbest radikallerin oluşumu CCl 4 ile indüklenen hepatik hasarın birincil nedenleri olduğu bildirilmiştir (Srivastava ve Shivanandappa 2006 ▶). Bu değişiklikler, hepatik yaralanmalar gibi birçok rahatsızlığın patogenezinde önemli rolü olduğu düşünülen hücresel oksidatif stres sırasında gözlenenlere benzer (Wu ve ark., 2007 ▶ ) .

                            Bu çalışmada CCl 4 zehirlenmesi, hayvanlarda hücresel sızıntının ve karaciğerdeki hücre zarı aktivitelerinde başarısızlığın bir belirteci olan ALT, AST ve ALP'nin serum seviyelerini önemli ölçüde yükseltmiştir (Mujahid ve ark., 2013). Bu sonuçlar önceki çalışmalarla iyi bir uyum içindedir. Yang ve arkadaşları, sıçanlarda CCL 4 ile zehirlenmenin serumdaki ALT, AST ve ALP düzeylerini yükselttiğini karaciğer hasarına işaret ettiğini gösterdiler (Yang ve ark., 2011 ▶ ). Ayrıca, ALB ve TP'nin CCl4 ile azalması, karaciğer hasarının başka bir göstergesidir. CCl4, protein biyosentezinin azalmasına yol açan endoplazmik retikulum üzerindeki poliribozomların bozulmasına ve ayrışmasına neden olur (Sathesh Kumar ve diğerleri, 2009 ▶ ). R. canina'nın meyve özü ile tedavi500 ve 750 mg/kg dozlarda, bu belirteç enzimlerin seviyelerindeki artışı önemli ölçüde önleyerek, karaciğer hasarına karşı koruma anlamına gelir . Bu nedenle ekstraktın plazma zarını stabilize etmesi veya CCl4'ün neden olduğu hepatik doku yaralanmalarını onarması mümkündür . CCl 4 enjeksiyonu ayrıca karaciğer toksisitesinin bir başka göstergesi olan TP ve ALB'nin serum seviyelerinde önemli bir azalmaya neden olmuştur (Ravikumar ve Gnanadesigan 2012 ▶ ). Ekstrakt, TP ve ALB'nin serum seviyelerindeki CCl4 kaynaklı düşüşü normale doğru tersine çevirdi .

                            Yukarıda bahsedildiği gibi, reaktif oksijen türlerinin oluşumu ve lipid peroksidasyonu, CCl4'ün karaciğer toksisitesine katılır. MDA, çoklu doymamış yağ asitleri peroksidasyonunun ikincil bir ürünüdür (Amat ve diğerleri, 2010 ▶ ) ve tahmin etmek için ana belirteç görevi görür . lipid peroksidasyon seviyeleri (Cho ve diğerleri, 2013 ▶ ). Ayrıca lipid peroksidasyon düzeyi, membran hasarının bir ölçüsüdür ve hücre zarının yapı ve fonksiyonundaki değişikliği gösterir (Kepekçi ve ark., 2013 ▶ ). Bu çalışmada, R. canina'nın 500 ve 750 mg/kg dozlarındaki meyve ekstraktı , sıçanlarda CCl 4 ile zehirlenmeye bağlı olarak serum MDA düzeylerinin yükselmesini önemli ölçüde engellemiştir. Meyvelerin farkına varmak önemlidir.R. canina , anti-enflamatuar ve anti-bakteriyel aktiviteler dahil olmak üzere çeşitli biyolojik ve farmakolojik aktiviteler sergileyen Fenolik bileşikler (Hvattum 2002 ▶ , Fecka 2009 ▶ ) açısından zengindir (Zdařilová ve diğerleri, 2009 ▶ ). Ayrıca R. canina'nın antioksidan aktivitesi bazı çalışmalarda bildirilmiştir (Daels‐Rakotoarison ve ark., 2002 ▶ , Serteser ve ark., 2009 ▶ , Kılıçgün ve Altıner 2010 ▶ ). Ayrıca, R. canina ekstraktlarının radikal yakalama kapasitelerinin fenolik içerik ile pozitif korelasyon gösterdiği ortaya çıkmıştır (Wenzig ve ark., 2008 ▶ , Fattahi ve ark., 2012 ▶). Bu nedenle, R. canina meyve özütünün hepatoprotektif etkinliğine, bir dereceye kadar, özütün süpürücü serbest radikal etkinliği aracılık ediyor olabilir .

                            Karaciğer kesitlerinin histopatolojik incelemesi, biyokimyasal bulgularımızı doğruladı. CCl 4 enjeksiyonu, merkezi vende tıkanıklık, tahrip olmuş lobüler yapı ve lökosit infiltrasyonu dahil olmak üzere çeşitli hepatik histolojik değişiklikleri indükledi. Bu değişiklikler, R. canina meyve özütü ile önemli ölçüde azaltılmıştır .

                            Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, R. canina meyvesinin etanolik ekstraktının sıçanlarda CCl 4 kaynaklı karaciğer hasarı üzerinde hepatoprotektif etkilerini göstermektedir. Bu koruyucu etkiler, en azından kısmen, ekstraktın antioksidan özellikleri ile ilgili olabilir.

                            Git: Çıkar çatışması


                            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                            Git: teşekkürler


                            Yazarlar, Yasuj Tıp Bilimleri Üniversitesi araştırma konseyine bu çalışma için mali destek sağladıkları için teşekkürlerini sunarlar.

                            Git: Referanslar
                            • Akbartabar Toori M, Joodi B, Sadeghi H, Sadeghi H, Jafari M, Talebianpoor MS, Mehraban F, Mostafazadeh M, Ghavamizadeh M. Sıçanlarda karbon tetrakloridin neden olduğu karaciğer hasarına karşı Otostegiapersica'nın hava kısımlarının hepatoprotektif aktivitesi. Avicenna J Phytomed. 2015; 5 :238–246. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            • Akindele AJ, Ezenwanebe KO, Anunobi CC, Adeyemi OO. Byrsocarpus coccineus Schum ve Thonn (Connaraceae) J Ethnopharmacol'ün hepatoprotektif ve in vivo antioksidan etkileri . 2010; 129 :46–52. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Amat N, Upur H, Blazeković B. Artemisia absinthium L.'nin sulu ekstraktının farelerde kimyasal ve immünolojik olarak indüklenen karaciğer yaralanmalarına karşı in vivo hepatoprotektif aktivitesi. J Etnofarmakol. 2010; 131 :478–484. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Mahmud Z, Bachar S, Qais N. Sıçanlarda Karbon Tetraklorür Kaynaklı Karaciğer Hasarına Karşı Premna esculenta Roxb Yapraklarının Etanolik Ekstraktlarının Antioksidan ve Hepatoprotektif Aktiviteleri. J Genç Ecz. 2012; 4 :228–234. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            • Buege J, Aust S. Tiobarbuturik asit tahlili. Yöntemler Enzimol. 1978; 52 :306–307. [ Google Akademik ]
                            • Campos-Vega R, Loarca-Piña G, Oomah BD. Bakliyatların küçük bileşenleri ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri. Gıda Res. 2010; 43 :461–482. [ Google Akademik ]
                            • Cho BO, Ryu HW, So Y, Jin CH, Baek JY, Park KH, Byun EH, Jeong IY. 2,3-dehidrosilibinin sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı karaciğer hasarı üzerindeki hepatoprotektif etkisi. Gıda Kimyası 2013; 138 :107–115. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Chrubasik C, Roufogalis BD, Müller-Ladner U, Chrubasik S. Rosa canina etkisi ve etkinlik profilleri üzerine sistematik bir inceleme. PhytotherRes. 2008; 22 :725–733. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Daels-Rakotoarison DA, Gressier B, Trotin F, Brunet C, Luyckx M, Dine T, Bailleul F, Cazin M, Cazin JC. Rosa canina meyve özütünün nötrofil solunum patlaması üzerindeki etkileri. Fitoterapi Arş. 2002; 16 :157–161. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Demir F, Özcan M. Türkiye'de yabani olarak yetiştirilen gül (Rosa canina L) meyvelerinin kimyasal ve teknolojik özellikleri. J Gıda Müh. 2001; 47 :333–336. [ Google Akademik ]
                            • Deliorman Orhan D, Hartevioğlu A, Küpeli E, Yeşilada E. Rosa canina L meyvelerinden elde edilen ham ekstrakt ve fraksiyonların in vivo antiinflamatuar ve antinosiseptif aktivitesi. J Etnofarmakol. 2007; 112 :394–400. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Fattahi S, Jamei R, Hosseini Sarghein S. Batı Azerbaycan'dan Rosa canina ve Rosa pimpinellifolia meyvelerinin antioksidan ve antiradikal aktiviteleri. IJPP. 2012; 2 :523–529. [ Google Akademik ]
                            • Fecka I. Çayır tatlısı ve köpek gülünden elde edilen bitkisel ürünlerde hidrolize edilebilir tanenlerin ve diğer polifenollerin kalitatif ve kantitatif tayini. Phytochem Anal 20: 177-190. 2009; 20 :177–190. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • GhiorghitaG , MaftelDE , Nicuta D, RatiI V. Romanya'daki yerel habitatlardan Rosa canina L. genotiplerinde çeşitli parametrelerin incelenmesi ve bu türün in vitro tepkisi. Acad Roman Sci Ann - Seri Biol Sci. 2012; 1 :91–109. [ Google Akademik ]
                            • Huang GJ, Deng JS, Huang SS, Lee CY, Hou WC, Wang SY, Sung PJ, Kuo YH. Akut karaciğer hasarı olan bir fare modelinde Antrodia camphorata kaynaklı eburikoik asit ve dehidroeburikoik asidin hepatoprotektif etkileri. Gıda Kimyası 2013; 141 :3020–3027. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Hvattum E. Kuşburnunda (Rosa canina) fenolik bileşiklerin, elektrosprey iyonizasyon tandem kütle spektrometresi ve diyot dizisi saptamasıyla birleştirilmiş sıvı kromatografi kullanılarak belirlenmesi. RCM. 2002; 16 :655–662. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Jaishree V, Badami S. Enicostemma axillare'den swertiamarinin sıçanlarda d-galaktozamin kaynaklı akut karaciğer hasarına karşı antioksidan ve hepatoprotektif etkisi. J Etnofarmakol. 2010; 130 :103–106. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Kale I, Asif Khan M, Irfan Y, Veerana GA. CCl4 tarafından indüklenen Sesbania grandiflora (Linn) çiçeklerinin etanolik ve sulu ekstraktının hepatoprotektif potansiyeli. Asya Pac J Trop Biomed. 2012; 2 :S670–S679. [ Google Akademik ]
                            • Kepekçi RA, Polat S, Çelik A, Bayat N, Saygıdeger SD. CCl4'ün neden olduğu hepatotoksisiteye karşı fenolik bileşiklerle zenginleştirilmiş Spirulina platensis'in koruyucu etkisi. Gıda Kimyası 2013; 141 :1972–1979. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Kılıçgün H, Altıner D. Rosa canina'nın antioksidan etki mekanizmaları ile polifenol içeriği arasındaki ilişki. Eczacılık Mag. 2010; 6 :238. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            • Lattanzio F, Greco E, Carretta D, Cervellati R, Govoni P, Speroni E. Rosa canina L ekstraktının in vivo anti-inflamatuar etkisi. J Etnofarmakol. 2011; 137 :880–885. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • M Siddiqui HH, Hussain A, Hussain MS. Adenanthera pavonina'nın (Linn) sıçanlarda anti-tüberküloz ilaçların neden olduğu hepatotoksisiteye karşı hepatoprotektif etkileri. Doktor J. 2013; 5 :286–290. [ Google Akademik ]
                            • Murat Bilgin H, Atmaca M, Deniz Obay B, Özekinci S, Taşdemir E, Ketani A. Sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı akut hepatotoksisiteye karşı kumarin ve kumarin türevlerinin koruyucu etkileri. Exp Toxicol Pathol. 2011; 63 :325–330. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Montazeri N, BaherE , Mirzajani F, Barami Z, YousefianS İran'dan Rosa Canina meyvesinin fitokimyasal içerikleri ve biyolojik aktiviteleri. J Med Fabrikası Arş. 2011; 5 :4584–4589. [ Google Akademik ]
                            • Deliorman Orhan D, Hartevioğlu A, Küpeli E, Yeşilada E. Rosa canina L meyvelerinden elde edilen ham ekstrakt ve fraksiyonların in vivo antiinflamatuar ve antinosiseptif aktivitesi. J Etnofarmakol. 2007; 112 :394–400. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Ottu OJ, Atawodi SE, Onyike E. Akut ve kronik karbon tetraklorür zehirlenmesinin ardından sıçanlarda Cassia singueana'nın metanolik kök ekstraktının antioksidan, hepatoprotektif ve hipolipidemik etkileri. Asya Pac J Trop Med. 2013; 6 :609–615. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Pareek A, Godavarthi A, Issarani R, Nagori BP. Fagonia schweinfurthii (Hadidi) Hadidi ekstresinin HepG2 hücre hattında ve sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı hepatotoksisitede antioksidan ve hepatoprotektif aktivitesi. J Etnofarmakol. 2013; 150 :973–981. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Ravikumar S, Gnanadesigan M. Rhizophora mucronata Mangrov Bitkisinin CCl4 Sarhoş Sıçanlarda Hepatoprotektif ve Antioksidan Özellikleri. J Exp Clin Med. 2012; 4 :66–72. [ Google Akademik ]
                            • Roman I, Stănilă A, Stănilă S. Transilvanya'nın spontan florasından elde edilen Rosa canina L biyotiplerinin biyoaktif bileşikleri ve antioksidan aktivitesi. Chem Cent J. 2013; 7:73 . [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            • Sadeghi H, Zarezade V, Sadeghi H, Akbartabar Toori M, Jafari Barmak M, Azizi A, Ghavamizadeh M, Mostafazadeh M. Anti-inflamatuar Activity of Stachys Pilifera Benth. İran Kızılayı Med J. 2014; 16 :9. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            • Sathesh Kumar S1, Ravi Kumar B, Krishna Mohan G. Trichosanthes cucumerina Var cucumerina L'nin sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı karaciğer hasarı üzerindeki hepatoprotektif etkisi. J Etnofarmakol. 2009; 123 :347–350. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Serteser A, Kargioğlu M, Gök V, Bağcı Y, Özcan MM, Arslan D. Türkiye'de yabani olarak büyüyen bazı bitkilerin antioksidan özellikleri. Int J Food Sci Nutr. 2009; 60 :147–154. [ Google Akademik ]
                            • Sharma JB, Sharma A, Bahadur A, Vimala N, Satyam A, Mittal S. Normal gebelikte ve preeklampside oksidatif stres belirteçleri ve antioksidan seviyeleri. Int J Gynaecol Obstet. 2006; 94 :23–27. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Srivastava A, Shivanandappa T. Sıçanlarda etanol kaynaklı oksidatif strese karşı Decalepis hamiltonii köklerinin sulu ekstraktının hepatoprotektif etkisi. Hepatol Res. 2006; 35 :267–275. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Swarnalatha L, Reddy PN. Sphaeranthus amaranthoides'in albino sıçanlarda D-galaktozamin kaynaklı hepatit üzerindeki hepatoprotektif aktivitesi. Asya Pac J Trop Biomed. 2012; 2 :S1900–S1905. [ Google Akademik ]
                            • Wenzig EM, Widowitz U, Kunert O, Chrubasik S, Bucar F, Knauder E, Bauer R. İki kuşburnu (Rosa canina L) preparatının fitokimyasal bileşimi ve in vitro farmakolojik aktivitesi. Bitki ilacı. 2008; 15 :826–835. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Wu Y, Yang L, Wang F, Wu X, Zhou C, Shi S, Mo J, Zhao Y. Primer kültürlü neonatal sıçan hepatositlerinde Laggera pterodonta'dan gelen toplam fenoliklerin kimyasal kaynaklı yaralanma üzerindeki hepatoprotektif ve antioksidatif etkileri. Gıda Kimyasal Toksikol. 2007; 45 :1349–1355. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Yang L, Wang CZ, Ye JZ, Li HT. Ginkgo biloba L'den elde edilen poliprenollerin hepatoprotektif etkileri, sıçanlarda CCl4 kaynaklı hepatotoksisite üzerinde bırakır. Fitoterapi. 2011; 82 :834–840. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            • Zdarilová A, Svobodová A, Simánek V, Ulrichová J. Prunella vulgaris özü ve rosmarinik asit, insan dişeti fibroblastlarında lipopolisakarit kaynaklı değişikliği baskılar. Toksikol İn Vitro. 2009; 23 :386–392. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                            Yorum yap

                            Hazırlanıyor...
                            X