Duyuru

Collapse
No announcement yet.

KLORDİOKSİT, Klordioksit,ClO2, CD2, CD

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • KLORDİOKSİT, Klordioksit,ClO2, CD2, CD

    Çaresiz kalmadan rastlanılmıyor bazı çarelere. Kul sıkışmayınca…
    Geçmiş zaman olur ki…Bu konuda ilk gönderiyi, buraya ve bloğuma 2 sene evvel eklemiştim. Diğerini ise Mart 2020’de. “Ne diyor bu kız, kulak verelim” diyen sağlık personeli dostlarımız oldu; gerek korunma gerek protokol amaçlı dikkate alan. “Sen de kimsin ve ne haddine!” diyen; Helsinki Bildirgesi’ni hatırlattığım, vakaları, kitapları, tüm örnekleri işaret ettiğim ama sesimi duymak istemeyen kişiler de…
    Bugün, aynı şeyi bir farkla söylüyorum: CO.MU.SAV çatısı altındaki binlerce (1000lerce) hekim, vaka, rapor ve dünyada arındırılmış tek yer olan San José de Chiquitos’u da kapsayan bir röportaj eşliğinde.
    Kim konuk? İsmini yazınca s.a.ns.ürleniyor. Biyofizik, biyokimya ve KD deyince ilk akla gelen isim diyebilirim dünyada. O kadar önemsiyorum ki duygularımı anlatamam.
    Şayet “istenirse” çok ekonomik yöntemler var demiştik. Blogda, kendi röportajım hariç, konuğumuzun diğer yayın ve videolarını da izleyebilirsiniz kaynak siteler beraberinde.
    İngilizce konusunu es geçin; Türkçe altyazı mükemmel. Sade vatandaş olarak elimden gelen budur. Daha iyisini bilim insanlarımız yapsın.
    Söyleşi, profilimdeki linke tıkladığınızda karşınızda. (Kanalda yok, yutup sevmiyor böyle işleri.) Doktor, hemşire, eczacılarımız başta olmak üzere, tüm sağlık personelimize ve sizlere yılbaşı armağanımdır.

    Burada oluruz olmayız, bunu zaman gösterecek. Yerin bir de altı olduğunun bilincinde, haksızlık karşısında susmayan, kişisel çıkar gözetmeyen, kasıtlı yanılTmayan, dosdoğru insanlarla çevrili bir yaşam dilerim.

    Let me introduce you to Dr. Andreas Ludwig Kalcker. He is my hero!
    I see him as a person who marries physics with chemistry. And that’s where magic happens, really, because the field of medicine lacks the scientific input of physics in their therapeutics and treatment modalities. And he is also working with frequency machines, and enhanced Rife technology. He is in a unique position to evaluate the “C.V.D” symptomology picture given his background in physics, and his involvement with energy and frequencies.
    Our guest has dedicated himself to understanding the power of ch.lo.ri.ne dio.x.ide (CD). Over the last 10 years, he’s seen great success with CD healing especially chronic or incurable diseases. And recently he has tremendous success in the treatment of C.V.D.19. He is a biophysicist. During the video, we talked about CD and CDS and highlight his experiences in Ecuador. And I hope to invoke some curiosity among doctors and bureaucrats.
    He says “We have a solution! Why don’t you hear us out?!”
    Enjoy and dare to know!
    Dr. Andreas Ludwig Kalcker Röportajının Deşifre Metnini Aşağıda Bulabilirsiniz:

    Merih: Merhabalar. Dr. Andreas Ludwig Kalcker ile sohbet yayınımıza hoş geldiniz.
    Kendisini ağırlamaktan onur duyuyoruz.
    Konuğumuz kendini ‘Klordioksit’ [KD] bileşiğinin gücünün anlaşılabilmesine adamış bir uzman ve 10 yıldır da, iyileşmez denilen kronik birtakım hastalıkların tedavisinde bu bileşikle oldukça başarılı sonuçlar elde etmiş bir isim. Ve güncel bir gelişme olarak da, Covid-19 tedavisindeki üstün başarılarını konuşacağız bu akşam. Kendisi biyofizik uzmanı ve kendisinden bu akşam, geliştiricisi olduğu KD/KDS solüsyonları hakkında bilgi alıp Ekvador’daki deneyimlerini öğreneceğiz. Bu paylaşımların tıp camiası ve sağlık bürokrasisinde ilgi ve merak uyandırması ümidindeyiz. Sn. Dr. Kalcker, size yeniden hoşgeldiniz demek istiyorum.

    Dr. Kalcker: Programına davet ettiğin için ben çok teşekkür ederim Merih.

    Merih: Yoğun programınız arasında davetimizi kabul ettiğiniz için asıl biz teşekkür ederiz.
    Bu bileşiğe Türkiye’de ilgi giderek artıyor, o yüzden sizden ricam, bu molekülün gerçek ve tam potansiyeli hakkında bizi aydınlatmanız olacak. Çünkü korku gözleri kör ediyor biliyorsunuz ve diğer yandan da finans bilmin belkemiği durumunda. Önce şunu soralım o zaman size: Biyofizik uzmanı kimdir, ne yapar ve Andreas Kalcker kimdir, ne çalışmalar yapmaktadır?

    Dr. Kalcker: İsviçre’de çalışmalarını sürdüren kendi halinde bir biyofizik uzmanıyım ve bu madde ile ilgili patent çalışmaları üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Şu an 4 patentimiz var elimizde, beşincisi de yolda. Farmasötik patentler bunlar ve işim de bu maddeyi geliştirmek. Fakat biyofiziğin konusu daha ziyade elektriktir tabii; insan bedeninin elektriksel evrenidir. Bu ne demek…
    Klordioksit esasında bir ilaç bileşiği filan değil, bir oksitleyici bu. Yani aslen elektriksel bir mevzu bu da, çünkü oksidasyonda da elektron yer değişimi sözkonusudur. Öncelikle bu maddenin mükemmelen patojen oksitleyebileceğini fark ettik, çünkü klor *iyonu* var —aman dikkat, klor ve klor iyonu farklı şeylerdir— ve yanında da O2, yani oksijen molekülü taşıyor.

    Tam da kimyasal ayrışmanın meydana geldiği yerde bulunan moleküler oksijenden bahsediyoruz. ClO2 maddesi tam da patojenlerin olduğu, hasar almış ve ihtiyaç oluşmuş bölgede gidip moleküler bileşenlerine (Cl ve O2) ayrıldığında, oraya oksijen sağlamış oluyor yani. Tam aradığımız, mükemmel etki mekanizması bu, hatta Covid-19 tedavisindeki muzazzam başarının ardında yatan da bileşiğin bu özelliğidir, çünkü ortama, eksikliği duyulan oksijeni sağlıyor. Zaten görüldüğü kadarıyla Covid-19’da da sorun akciğerlerde değil, kanda. Kan oksijeni alamıyor. Ve bu madde gidip doğrudan interstisyel dokuya (bağ dokusu) oksijen bırakabiliyor! Doku sıvılarından da kana geçiyor tabii oksijen. Klordioksitin intravenöz kullanımında ise yaptığımız ölçümler, kanda kullanılabilir haldeki oksijenin %50’nin üstünde arttığını gösteriyor. Bu muazzam bir farktır, solunum cihazı ihtiyacını da ortadan kaldırır.

    Merih: Bu alana nasıl yöneldiğinizi merak ediyorum, kişisel hikayenizi paylaşmak ister misiniz?

    Dr. Kalcker: Aslına bakarsanız, bundan 15 sene kadar önce ağır artrit hastasıydım ben. Eller bu halde olduğundan benim için büyük sorun tabii, oynatamıyorum, kalem dahi tutamıyordum. Bu maddeyi duydum, internetten sipariş ettim filan ama pek bir şey olacağına da inanmıyorum, kuşkucu bir yapım var.
    Bizim köpeğe verdim ilk… 13 yaşında, tüm günü sepette geçiren minik, yaşlı bir köpekti bizimki. Bir tek kuyruğunu oynatabiliyor, tek hareket bu… Biraz suyla birlikte verdim bunu köpeğe ve ertesi gün bir baktım bahçede koşuyor bizimki, Sonra ben kendim almaya başladım. ve etkisini de gördüm; artık piyano da çalabiliyor bu eller gitar da. Bir şeyi bizzat yaşayıp deneyimlemişseniz, daha da hiçbir şey sizi aksine ikna edemiyor işte. Bakınız, bilimin bugünlerde “atıf sayısı” üzerinden yürüdüğünü anlamamız lazım. Fakat atıf almakla bilmi eşdeğer tutamazsınız. Bilim bir şeyi ölçümlemek demektir, sonra o ölçüm başka çalışmalarla tekrarlanabiliyor mu, ona bakarsın. Örneğin bir madde aldın koydun, bunu ölçümledin, başka bir şey ilave ettin ölçüm şu oldu gibi… O yüzden, atıf aldın mı bu bilimsel kanıt sayılır diye bir şey yok, olayın meydana gelmesi kanıttır zaten. Ve bu defa da Ekvador’da tecrübe ederek KD’nin yarattığı etkiye şahit olduk işte. Geçtiğimiz sene bazı seminerler vermek üzere Ekvador’daydım. Birçok doktorun (AEMEMI) katılımı ile gerçekleşen seminerlerdi bunlar ve herhalde bir 15 binden fazla kişinin öldüğü Guayaquil diye, durumun en ağır olduğu yerlerden birindeki doktorlarla beraberdik. Ailesinden birini kaybetmemiş olan yok gibiydi maalesef orada. Olay şu ki, doktorlar kendileri de hastalanıyorlar bu süreçte ve bana da yapabileceğin bir şey var mı diye sordular. Oral alım denendi, işe yaradı evet, fakat herkeste değil. Başhekimin mesela durumu çok ağırdı çünkü diyabetliydi. Diyabet hastaları bu süreçte çok daha fazla rahatsızlanıyorlar ve hayati tehlikeleri de daha yüksek oluyor biliyorsunuz. Damaryolundan verebilir miyiz diye sorunca doktorlar, elbette dedim. Verdik ve bugün hala hayatta, atlattı hastalığını. Öyle olunca bir ön klinik deney başlattılar orada. Bu ne manaya geliyor? Sokakta insanlar ölmüş kalmış ve cesedi koymaya torba yetiştiremediğiniz, karton kutuya kaldığınız bir şehirdesiniz, düşünün. Tam bir kaos ortamı. Fakat hakikaten doktorları çok cesur ve tamam, bir ön deney başlatıp neler yapılabileceğine bir bakalım dedik. Akademik açıdan baktığınızda evet, %100 kesinlik taşıyacak bir şey değil tabii bu, tek bir ön deney yapıyorsunuz daha. Fakat ‘proof of concept’ (kavram kanıtlama) olarak görmek lazım bunu. 100’ün üzerinde hastanın katılımıyla yapılan deneyde, 4 günün ardından %97’sinde hastalık belirtisi kalmadığı görüldü. Hakikaten büyük başarı bu ve şimdi ABD’nin sağlık enstitüsünde (NIH) kayıtlı, bilimsel bakımdan da “su geçirmez” sayılacak gerçek klinik deneyimizin de temeli bu çalışmaydı işte. Önümüzdeki birkaç hafta içinde yayımlanmasını bekliyoruz çalışmanın. Çünkü bu normal bir deney artık ve en aşağı 6 ay sürüyor bu deneyler biliyorsunuz. Ortaya konulmuş bu verilerin yayımlanmasını sağlamak gerçekten önemli. Diğer yandan, bir de COMUSAV adını verdiğimiz ve ‘www.comusav.com’ adresinden erişilebilecek bir oluşum başlattık. Tüm dünyadan 4000 kadar doktorun yanısıra birkaç yüz kadar da hukukçunun biraraya geldiği bir platform bu. Çünkü durum o ki, bu madde birçok ülkede resmi olarak onay alabilmiş değil, ancak hukukçukların değerlendirmesine göre evet, dileyen her doktor bunu kullanabilir, çünkü uluslararası Helsinki Beyannamesi’nin 37. maddesi açıkça der ki, doktorun elinde hastası için kullanabileceği onaylı başka yöntemin bulunmadığı durumlarda bu izni vardır. Sırf Helsinki Beyannamesi değil, insanın hakları çerçevesinde ‘yaşam hakkı’ olarak da bu yetki bizlere veriliyor. COMUSAV grubumuzda bir de insan hakları komisyon üyemiz var
    ve çok net bir şekilde birçok beyanname ve anlaşmaya göre bu hakkımız var. Anlamamız gereken şu; FDA veya Avrupa’nın EMA’sı gibi ulusların sağlık hizmetlerini düzenleyen idari kurumlar
    uluslarüstü yetkiye sahip değiller! Doktorları koruyan uluslarüstü kanunlar olduğu ve bunlara dayanarak hareket edebilecekleri net bir biçimde bilinmeli. Önümüzdeki hafta, ayın 28’inde tarafımızdan işin hukuki boyutuyla ilgili bir basın açıklaması yapılacak. Evet, doktorlar KD’yi kullanıyor artık ve sayıları 4000’e ulaşmış durumda. 20 bini aşkın kişide de, KD kullanımı öncesi ve sonrasında yapılan PCR testleri ile iyileşme kanıtlanmış durumda. Hem de rekor sürede iyileşiyor insanlar; faz 1, faz 2 ve faz 2a’ da kaydediliyor iyileşme! %100’e yakın başarı oranı ve faz 2b ve faz 2c’de de oldukça büyük başarı oranımız. Peki buradan ne anlıyoruz? Elimizde hastalıktan korunmak için ‘profilaktik’ olarak da kullanılabilecek bir madde var,
    —bahsettiğim tüm bu doktorlar kullanıyor da zaten— aşı kadar etkili, ama 10 kat daha ucuz! Daha ucuz bile olabilir hatta…

    İşin bir diğer yönü de, hasta oldukta sonra aşının size hiçbir faydası yok! Aşının koruyucu etkinliği en iyi ihtimalle %50 kadardır; yazı-tura atmak gibi yani, hasta oldun-olmadın, işiniz şansa kalmıştır. Ve enfekte olduktan sonra da, aşının sizin için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ama bu madde sizi iyileştirir! Aradaki büyük fark bu işte. Çünkü bir yandan ihtiyacını duyduğumuz oksijeni sağlar vücuda, diğer yandan da oksitlemek suretiyle patojeni öldürür.
    Çoğu kişi oksitlenme dendiğinde tehlikeli bir şey zannedip korkuyor. Bir şeyin ne kadar büyük olduğuna göre değişir yarattığı tehlike. Bu şuna benzer; çaktığınız kibritin alevi ile koca bir sanayi yangını bir değildir. Burada bir avuç molekülden bahsettiğimizin anlaşılması gerekir. Bir maddenin toksisitesinden bahsederken, o şeyin *miktar*ına değinmeyen kişi konu hakkında hiçbir şey bilmiyordur. Bu madde zehirli diyor mesela biri, iyi de her şey bir noktada zehirli hale dönüşür, su bile. O yüzden, hangi noktada zehirli hale geldiğini bilip belirtmek gerekir.
    Üstelik, bizim kullandığımız miktarlar açıkça o eşiğin fazlasıyla altındadır.
    Klordioksit, 292 mg/kg’da toksik etki gösterir. Bu ne demek? 60 kiloluk ortalama birini alalım mesela, bu kişinin 20.000 mg klordioksit alması lazım zehirlenmesi için. 20.000 mg’dan kastımız ne? Toz halde bir şey değil bu bakın, GAZ haldeki maddenin 20 bin mg’ı bu! Su var elimizde diyelim, maden suyu bu ve içindeki *baloncukların* ağırlığı 20.000 miligram ediyor!
    Düşünsenize ne kadar içmeniz gerektiğini o suyu?! 20 litre içmiş olmanız lazım ve tabii ki imkansız böyle bir şey. Dünyada klordioksitten ölen *kimse* olmamasının nedeni de o.
    Her halükarda, bizim kullandığımız dozlar zaten, açık ama *apaçık* biçimde, çok çok düşük dozlar. Biz ne kullanıyoruz? Günlük standart dozumuz 30 mg. 20.000 ile kıyasladığınızda solda sıfır kalıyor yani bizimkisi. Epey bir fark var.
    İlki bu. İkincisi ise, insanda 3. faz klinik çalışmaları zaten yapılmış bu bileşiğin! Tedavi edici etkisi için değil ama su dezenfeksiyonundaki kullanımına yönelik 1980’lerde Lubbers ve Bianchine tarafından yapılmış klinik deneyler var. 3 fazlı deney yürütmüşler ki binlerce insanın dahli olan çalışmalardır bunlar ve deneylerinde içimlik dozda 25 mg’a kadar çıkmışlar ve kimsede en ufak bir olumsuz etki gözlemlenmemiş. Zararlı etki olmadığını buradan da anlayabiliyoruz. Sonuç olarak, kimileri şarlatan kimileri ise guru diyor bana —guru olmayı tercih ederim şahsen— fakat konu şu, tamam, belki 1 doktoru kandırdım, belki 10 belki 20’si kandı bana… Fakat cidden, COMUSAV 4.000 doktorun olduğu bir grup… Dört bin! 20.000 insan üzerinde birebir kullanmışlar bunu…
    Yapmayın artık… 4.000 doktoru birden kandırdın demek biraz komik kaçıyor artık.

    Merih: Peki niye böyle aksettiriliyor? Aşı çıkarma derdindeki endüstrinin çıkarları bunu gerektiriyor da ondan. O yüzden, ‘para bilmin belkemiğidir’ diyorum ya. Oysa klordioksitin yılanyağı (sahte ilaç) filan olmadığını biliyoruz biz. KD’ye sonra yeniden döneriz ama ben size farklı bir şey sormak istiyorum şimdi. Alman biyolog ve *eski* virolog—virolojiyi geçerli bir bilim dalı olarak görmediğinden artık bu titri kullanmıyor— Stefan Lanka’nın çalışmalarını da takipteyiz. Dünya genelinde gitgide daha çok doktor ve bilimadamı viroloji alanındaki bu “virüs izolasyonu” konusunu sorgulamaya başlamış durumda. Bu noktada ortada kesinlikle bir bilimsel sahtekarlık olduğunu, virüslerin hiçbirinin olması gerektiği gibi izole edilmemiş ve hiçbirinin de bugüne kadar patojenisitesinin kanıtlanmamış olduğunu ifade eden isimler bunlar. Covid semptomoloji tablosuna eşsiz bir noktadan bakabileceğinizi düşündüğümüz için sormak istiyoruz size, zira hem fiziğe hakimsiniz hem de frekanslar ve enerji tıbbı ile ilgili çalışmalarınız var. Covid-19 tablosunda sebebin viral enfeksiyon olduğunu düşünüyor musunuz? yoksa çevre kirliliğidir, aşılardır, elektromanyetik etkilerdir, glifosattır, hepsinin birden oluşturduğu yaman bir toksisite durumu mu var? KD’nin çözmede bir numara olduğu bu kanda pıhtılaşma, hipoksi durumuna yol açan bunlar olabilir mi?

    Dr. Kalcker: Lanka beyin çalışmalarına vakıf değilim. Fakat şunu çok net söyleyebilirim: İster adına virüs deyin, ister ‘prion’, isterseniz ‘eksozom’… fark etmez. Bu şey öldürüyor. Neden?
    Güney Amerika’da ölüm oranları çok yüksek, Almanya’da öyle değil mesela. Orada şehirde de ölüm var, ormanlık alanlarda da, 2/3/4G’si bile olmayan yerli ırkta da…
    Bunlar, ormanda bulduğuyla beslenen insanlar. Henüz “organik” yani gıdaları. Yok demekle bilimsel olarak kanıtlamış olmuyorsunuz iddianızı. Virüsle ilgili konu çok komplike bir defa. Önce şunu anlamamız lazım; Virüsün çapı 120 nanometre. Bu ne demek? Arılar ultraviyole ışınları görebiliyor mesela, biz göremiyoruz ama bu ışının kalınlığı 360 nanometre! Virüsün 3 katı yani!
    Ebat önemli burada. Virüsün oksidanlara bunca hassas olmasının sebebi de bu kadar küçük olması zaten. Hücrelerinize dokunamaz KD, çünkü hücre *binlerce* kat büyüktür KD’den. Kibrit yaktığınızda verdiği enerji ile koca bir ateşten çıkan enerjiyi kıyaslayabilir misiniz? Büyüklük önemli. Kesin olan bir şey var ki virüs / eksozom —ismine her ne diyorsanız artık— bunun farklı çeşitleri var. Ve kesin olan bir diğer şey de bunun doğal olmadığı. İşin gerçeği bu. Meksika’da, hiçbiri ölmek istemeyen ancak hastanelerde çalışırken hayatını kaybetmiş 1500’den fazla doktor var. 1500 can kaybından bahsediyoruz, o halde belli ki ortada bulaşıcı bir hastalık var. Ve belli ki ölümcül de bir hastalık. O yüzden ismi ne olmuş umurumda değil açıkçası.
    Bir patojenin size saldırabilmesi için proton yükü olması lazım. Bu ne demek? Asit halde olması lazım. Virüste de, kapsitler —taçlı virüsün tacındaki çıkıntılar yani— asidiktir.
    Ve bu asit, klordioksit ile reaksiyona girer. Hangi tip virüs olursa olsun hepsinde aynı mekanizmadan dolayı etkilidir. Klordioksitin su dezenfektanı olarak 100 yıllık bir geçmişi var ve hiçbir virüs karşısında duramamıştır bugüne kadar. Bakteri de aynı şekilde, hatta biyolojik silah olarak kullanılan şarbon bakterisinin sporları bile direnemiyor KD’ye. Ebola da aynı şekilde…
    Bunun anlamı ne derseniz, ben olaya problem odaklı bakmıyorum, virüs var mı yok mu tartışmasına girmiyorum, çözüm odaklı bakıyorum ve çözüm de elimizde. *Bunun* duyulmasını sağlamamız lazım çünkü insanlar acı çekmekte. Şu an koca ülkeler, endüstriler —oteller, restoranlar ve çalışanları— felakete sürüklenmekte. Dünyanın görüp göreceği en büyük krizin başındayız şu an. Ve bu şekilde giderse açlıklar başgösterecek. Böyle bir şey olsun istemeyiz elbette. Çünkü açsan, yediğinde glifosat var mı yok mu konusu önceliğini yitirecektir. Hayatta kalma derdindesin çünkü. Temel aldığımız konu da o yüzden şu, diyeceksin ki: Hey, ortada bir çözüm var, niye duymazlıktan geliyorsun?

    Merih: KD’ye geri dönecek olursak, Dr. Alan Keyes ile birlikte Mike Adams’ın konuğu olarak katıldığınız programı izledim, kan hücrelerinin KD ile oksijenasyonunun gerçek zamanlı görüntü kayıtlarını paylaştınız orada. KD’nin mikroskop altındaki görüntüleri bunlar. İzleyicilerimiz için sizin o 2 dk’lık videonuzu ve oradaki açıklamalarınızı kaydın hemen bu bölümüne ilave edeceğim. Görmek inanmaktır zira. Ülkemizdeki tıp profesyonellerinin bir kısmı da tedavide oksitleyici kullanımına yavaş yavaş ısınmaya başladığından,
    bu molekülü iş başında görmek onların da ilgisini çekecektir diye düşünüyorum. Videoyu tam burada görecekler şimdi.

    “Klordioksit kullanımı, sağlık alanındaki birçok resmi kurum tarafından insan sağlığına zararlı ilan edilmiştir; bunun için de ‘Methemoglobinemia’ye yol açtığı gerekçesi öne sürülmüştür. Bu ithamların açıkça yanlış bilgiye dayandığını görüyoruz.

    Solunum yoluyla alınacak klordioksit akciğer alveollerinin fonksiyonunu elbette bozar, kan bu yüzden oksijensiz kalınca da, bahsi edilen bu Methemoglobinemia ortaya çıkar. Ancak, klordioksitin pH değeri 7.4 olan 50 ppm’lik sıvı çözeltisi ağızdan veya damaryolundan alındığındaki etki bunun tam tersidir! Ve bunu da faz-kontrast mikroskobu ile alınmış şu görüntülerde olduğu gibi gayet rahat gözlemleyebilirsiniz.

    100 ppm konsantrasyonda ClO2 çözeltisi sol-üst taraftan verildiğinde, Methemoglobinemia’lı canlı kan örneği üzerindeki etkisi bakın şöyle oluyor. ClO2 alan gönüllülerin diğer kan gazı değerlerine bakıldığında hepsinde de, hiçbir olumsuz etki olmaksızın kanın biyolojik kullanıma uygun oksijen değerlerinin %50 arttığı tespit ediliyor. Bu görüntülere bakıldığında da, sıvı çözelti halindeki klordioksitin ortama sağladığı oksijenle, kandaki Methemoglobinemia’yı ortadan kaldırdığı, kana akışkanlık kazandırdığı rahatlıkla görülebilmekte ve bu da, FDA ve WHO’nun aksi yöndeki iddialarının yanlışlığını kanıtlamaktadır. Yüzyıllık geçmişi boyunca klordioksit içiminin, ölüme yol açtığına dair ortada bilimsel tek bir kanıt veya belge olmamasına rağmen insan sağlığı için tehlikeli ilan edilmesi çok vahim bir hata. Resmi sağlık birimlerinin kanıtlama mecburiyeti duymadan ileri sürdükleri bu hatalı bildirim, resmi makamların bu ihmali yüzünden binlerce can kaybı yaşanacak.”

    Dr. Kalcker: Video hakkında hemen bir şey söyleyeyim isterseniz; videoda Covidli hastalarda görülene çok benzer, akışkanlığını kaybetmiş, oldukça koyu bir kan örneği görüyorsunuz.
    Kanda topaklaşma var ve oksijensiz olduğu görülebiliyor kanın. KD’yi verdiğinizde hücreler *anında* oksijen kazanıyor. Hakikaten anında etki ediyor KD ve alyuvarlar herhangi bir zarar görmüyor bundan. Hatta daha yüksek dozlarda da alyuvarlara olumsuz bir etki olmadığını gösteren başka çekimler de var elimizde. Çünkü kullanılan oksidasyon potansiyeli hücrelerimizi tahrip edecek güçte değil. Kırmızı kan hücrelerinden binlerce kat küçük bir virüsten bahsediyoruz.

    Merih: Şimdi, elimizde bir klordioksit var, bu ilk çıkanı, en eskisi… İçimlik kullanılıyor bu daha ziyade. Bir de yeni nesil CDS / KDS var, pH olarak da nötr bu ve bildiğimiz kadarıyla intravenöz olarak kullanılabiliyor. Nerede nasıl doğdu bu KD? Ve bir de, her hastalıkta hayati rolü olan ancak modern tıbbın müdahale etmek için elinde hemen hiçbir gerecinin olmadığı lenfatik sistem konusu var. Sizin de belirttiğiniz gibi çokça sudan meydana geliyor madem beden—yapılandırılmış sudan hatta— ve klordioksit de su arındırma işinde usta biliyoruz ki,
    o zaman bu gazın bedende çok yönlü çalışma mekanizmasını bir de sizden dinlemek isteriz izninizle.

    Dr. Kalcker: Valla bildiğimiz bir şey varsa o da her şeyi bilmediğimiz. İnanın 13 yıl bile suyla bu kadar benzer ve bunca basit yapıda bir molekülü tüm yönleriyle anlamamıza yetmiyor.
    Faz açısı yaklaşık 117 derece, suyunki ise 104, böyle olunca kümelenme yapıyor bu iki molekül, bir ‘yapı’ meydana geliyor. Nereden biliyoruz bunu? Bir parça kan alır mikroskopla bakarsanız,
    numuneye klordioksit eklediğinizde ilginç şekilde, kanın daha sonra tıpkı bal peteği gibi altıgen şekle bürünerek kuruduğunu görüyorsunuz. Bu oldukça ilginç bir mevzu aslında.
    Bedende de Satürn’ün kuzey kutbundakine benzer şekilde elektromanyetizmal, daha doğrusu elektrofizyolojik kuvvetler var ve bunlar vorteks (girdap) oluşturan kuvvetler biliyoruz ki.
    Vorteks oluşabilmesi için enerji olması lazım. Bu ne demek? Bir şekilde enerji seviyesini yükseltiyoruz demek, ki bu çok çok önemli bir husus. Tam da hücrenin çalıştığı, yani sağlığın doğduğu yerde 360 nanometrelik klordioksitin yaptığı bu işte. Diğer yandan tabii mitokondilere de daha fazla oksijen ulaşmış oluyor. Bu şu demek; Proton mevcudiyeti ağırlıkta olduğunda ATP sentaz gereği gibi iş göremez. Fazla proton olması ne demek? Hücre fazla asidik, bu durumda da hücre ölmeye mahkum demek. Böyle gider hücrede işler. Görülen hastalıkların %90’ı oksijen azlığına bağlı gelişiyor aslında. Neden? Çünkü yeterli kan sağlanamıyor doku ve hücrelere. Kan dolaşımında problem varsa kan gereği gibi ulaştırılamıyor demektir, ve kanın işi de esas olarak her an her noktaya oksijen sağlamaktır. Oksijen iletiminde başvurduğu ikinci bir yol daha var vücudun: Klor iyonu—sofra tuzundan tanıyoruz hani— Klor değil yani, klor iyonu. Bu iyonun taşınabilmesinin sebebi akıl almaz derecede küçük olması; nanometre bile değil, *pikometre*den bahsediyoruz burada. Yani nanometrenin de 1000 kat küçüğü bir değerden bahsediyoruz.
    Ve geçemeyeceği şey yok bu iyonun. Laboratuvarda silikon tüp filan kullanıyorsunuz ya hani, o silikon tüpten bile geçip gidiyor bu, o bile tutamıyor! Çünkü acaip küçük bir şey.
    Öyle olunca da vücutta dilediği zardan geçiyor bu ve patojenlerin saklandığı yerlere intikal edebiliyor! Kanın [yani oksijenin] ulaşamadığı yerlere saklanır patojenler, klor iyonu da kendisine kıyasla dev gibi kalan kan hücresinin ulaşamadığı [oksijen alamayan] yerlere gidip pıt pıt bırakıverir oksijeni. Bir yanıyla iyi bir şey bu oksijen; girer temizler ortamı,
    ve bu miniminnacık klor iyonu da—ki vücut *klor*u da kullanır, makrofajlar bu yolla oksitler— hayret verici bir mükemmelikle gider, elektrik akımına hiç gelemeyen minik virüsleri resmen elektrik verip imha eder. Bilimsel olmayan terminolojiyle açıklamak istersek, fareyi nakavt etmek için vermeniz gereken akım gücüyle fili devirmek için kullanacağınız bir olmayacaktır.
    Elinizde pille gidip fil filan öldüremezsiniz ama o pille kesinlikle bakteri öldürürsünüz.

    Merih: KD için kimyasal ventilatördür, ikinci kanımızdır diyorsunuz. Covid-19’un solunum sisteminde akut bir viral pnömoniden ziyade kimyasal bir pnömoni olduğunu belirtiyorsunuz.

    Dr. Kalcker: Doğru. Çoğu ülkede viral pnömoni tedavisi verilmekte bu hastalık için ancak burada yaşanan oksijen yetmezliğidir— Evet, ventilatör kullanımının sonuçlarından da gayet iyi anlaşılabiliyor bu aslında. Suni solunum cihazına (ventilatör) bağlananların çoğu, hatta neredeyse hepsi can veriyor. %90 küsürlerin üzerinde can kaybı var entübe edilenlerde.
    Niye böyle? Çünkü istediğiniz kadar oksijen basın ciğere, ki oksijen vermekle bitmiyor, karbondioksitin de dışarı çıkabilmesi lazım, bu ikisinin bir döngüsü var ciğerde, bu olmadan yaşatamazsınız hastayı, ikincisi de, kan öylesine ferritin dolu ki, oksijen alamıyor. Ferritin demirdir ama demiroksit değil. ‘Heme’deki demir oksit formudur. İkisi arasındaki farkı bilmek gerekiyor. Ferritin var ve yükü de artı ise, yani proton zengini ve asit formdaysa, bu sitokin fırtınası yaratır, sitokin fırtınası da tüm bu felaketin müsebbibi histamin akınını doğurur işte. Ortada bir ciğer problemi varsa, bu sonuç olarak oluşmuştur, sebep değildir. Doktor grubumuzun olduğu COMUSAV videolarımızdan da görebilirsiniz, çok ağır hastalar var mesela, oksijen satürasyonu 60, hatta altında hastanın, damardan klordioksiti veriyorsunuz, bir-iki saat sonra kalkmış yatağında oturuyor bu adam! Ölüm döşeğinden geldiği nokta o. Elbette tam toparlanabilmek için birkaç güne daha ihtiyaçları var bu hastaların ama anında başlıyor iyileşme süreci, bunu demek istiyorum. Kanıt mıdır değil midir, bunu tartışmıyoruz, bir kişi dahi olsa gözünüzle görüyorsunuz çünkü iyileşmeyi. Bilhassa da yoğun bakım ünitesine düşmüş doktorların nasıl iyileştiğini görüyorsunuz. Bakın, elimizde öyle bir madde var ki, doktorları koruyor bir defa, çünkü ölüyor doktorlar bu hastalıktan! Hemşireler, askeri personel, polis, cenazeyle birebir ilgilenecek kişiler, hepsi için koruma sağlıyor. İkinci olarak, oluşmuş acil durumda işe yarayan, etki sağlayan bir çaredir bu. Entübe edilmiş ve bu tedaviden sonuç alamayacak çok insan var çünkü. Meksika’da çokça KD ile tedavi uygulayan askeri bir hastane var mesela
    ve oranın tek doktoru, entübe edilmiş 87 hastayı tek başına KD ile yaşama döndürmüş durumda. Bence önemli rakamlar bunlar. %90 ölümle sonuçlanacak bir senaryoda hem de… Harika haberler bunlar. Hastalıkların güvenli, ucuz ve etkili biçimde tedavisinde yeni paradigma klordioksit demektir. Çok açık. Burada bir ayrım yapmak zorundayız yalnız. Klordioksit var klordioksit var… Kimyagere sorarsanız, kloriti asitle karıştırırsanız klordioksit olur, der. Aynı şey değil ama bakın, ne tür bir asit kullanıyorsunuz bir defa? Çünkü sitrik asitle de yapabilirsiniz bunu fosforik asitle de, hatta sülfürük asitle bile yapabilirsiniz bunu; toksisite konusu ayrı tabii. Her ne kullanarak yapılmışsa yapılsın, elde etikleri son üründe hep KLORİT vardır.
    KDS’de ise klorit yoktur! Ortada bir hasar oluşumu varsa bu hep klorit kaynaklıdır ama bizim kullandığımız KDS’de bu yok, çünkü bir tek gazı kullanıyoruz biz, materyalin bütününü değil.
    Burada büyük fark var çünkü salt gazı kullandığınızda, örneğin API denilen ‘aktif farmasötik madde’ gibi zararlı maddeler olmuyor içinde. Patenti bunlar üzerine alıyorsunuz işte, ki benim de ilaç patentlerim var bu şekilde. Klordioksit değil olay, klordioksiti patentleyemezsiniz zaten. Patentlerim de ücretsizdir, maddi kazanç da sağlamıyorum bunlardan. Merak eden olursa diye not düşelim onu da.
    Yapılan en büyük hata, tıp profesyonellerinin bunu, içinde klorit olan klordioksit zannetmeleri. Değil! Klorit taşımayan klordioksit *gazı* bu ve nötr halde. İşin kilit noktası burası işte ve evet, bu halini güvenle damar yolundan verebilirsiniz.

    Merih: Peki siz satışını yapıyor musunuz bu KD veya KDS ürünlerinin?

    Dr. Kalcker: Yok, hiçbir zaman da satmadım.

    Merih: Patentleriniz bile ücretsiz hem.

    Dr. Kalcker: KD seti nereden temin edebiliriz diye sorar hep insanlar bana, fakat laboratuvar ekipmanı dışında bir şey yok benim elimde görüyorsunuz. Tıbbi tedavi verip veremeyeceğimi soranlar da var, hayır veremem, biyofizikçiyim ben. Benin görevim öğrenmek isteyen profesörlere, doktorlara bilgiyi aktarmak sadece. Evet, üstelik patentlerimiz bile ücretsiz. Pfizer ve Novartis dışındakiler öyle, evet.
    Bolivya’da mesela KD çok tutuldu. Nerede başladı? Daha başlarda, eylül başında Bolivya’da [günde] 100’ü aşkın ölüm yaşandı. O yüzden Lanka teorisini fazla ciddiye alamıyorum, neden ölüyordu peki bu insanlar her Allahın günü? Bulaşıcı değil peki, testi filan da tartışmıyoruz ama ortada *ölüm* var! Hadi o 100’ün yarısı virüsten ölmemiş olsun, geri kalanı öldü virüsten işte?
    Ve her şekilde fazla bu ölümler. Eylül başında oluyor bu ve Bolivya’da KD’yi polis ve askeriyede kullanmaya başlıyorlar. Polislerde çok başarılı sonuçlar alınıyor, siyasilerden hastalananlar olduğunda da Dr. Patricia Callisperis başta olmak üzere askeri tabiplerce KD ile tedavileri sağlanıyor ve iyileşiyorlar. Muhalefet partisi hemen yasal düzenlemeyle bunun kullanıma sokulmasını teklif ediyor, ve o zamanın sağlık bakanının şiddetle karşı çıkmasına, KD toksiktir, şöyledir böyledir diye tamamen yanlış ithamlarına rağmen, büyük mücadeleler sonunda kullanımı yasallaştırılıyor. Kanun önce köy ve kasabalarda uygulamaya geçiriliyor ve buralarda halk kullanıyor, ve COVID vakaları tamamen sıfırlanan ilk şehir San José de Chiquitos oluyor. Belediye başkanı “KD kullanılacak, bitmiştir,” deyip gayet son derece net bir tavır sergiliyor. Böylelikle KD’yi kullanan ilk onlar oluyor ve üzerinden 2 ay geçmeden de 100’ün üzerinde seyreden can kaybı neredeyse sıfıra iniyor. Diğer komşu ülkelerde, örneğin Arjantin’de günlük can kaybı *şu ara* 270’in üzerindedir, gitgide daha da kötüleşiyor durum orada,
    ve nasıl oluyorsa(!), etrafı salgından kırılan ülkelerle çevrili olan Bolivya, hastalığın görülmediği tek ülke durumunda! Olur tabii, çünkü son iki ayda Bolivya’da üretilip kullanıma girmiş klordioksit miktarı 2500 metreküp dolayında. Bu kadarı yeterli oluyor ülkeye, hatta insanlar kuyruk filan oluşturuyor KD alabilmek için. Bolivyalılarla epey dalga da geçildi bu yolu tercih ettikleri için ama şimdi bakıyorsunuz askeriye kullanıyor bunu, diğer sektörler kullanıyor, başka ülkeler de katılmış durumda kervana… Lakin YouTube, Facebook ve büyük teknoloji firmalarının müthiş sansürü ile karşı karşıyayız, zira bunların da kendi “pLandemi”leri var uygulamak istedikleri.
    Aslında, düşünecek olursanız, evet resmi mercilerin engeli var bu konuda, ancak uluslarüstü yasalarca doktorun bunu kullanma yetkisi bulunmakta. O yüzden iş, bireysel olarak doktorun bunu kullanıp kullanmama konusundaki kararına kalıyor.

    Merih: KD’yi özellikle de akciğer problemleri ve kandaki bu pıhtılaşma sorunları ile ilgili olarak almanın en iyi yolu nedir peki içelim mi, lavman mı yapalım, banyo suyuna mı katalım?

    Dr. Kalcker: İnternet sitemde başka birçok bilginin yanısıra çeşitli protokollerin de verilmiş olduğunu göreceksiniz, orada ‘C’ Protokolü vardır, standart protokolümüzdür bu. ‘C Protokolü’ korunma amaçlı uygulayabileceğiniz, veya diyelim ilk semptomlar ortaya çıkar çıkmaz devreye sokabileceğiniz standart yöntemdir. Tad alma duyunuz gitti, baş ağrısı başladı veya sırt ağrısı, yogunluk var filan… o zaman uygulayabilirsiniz. Bu ‘C’ydi . Fakat ateşlendiniz ve sorun akciğere indiyse ‘F’ Potokolünü uyguluyorsunuz. Bunda doz daha yüksektir ve daha sık alırsınız KD’yi. Bu da işe yaramıyorsa o zaman ‘Y’ protokolüne, yani intravenöz protokole geçilir. Bu protokol yalnızca doktor kontrolünde uygulanabilir.

    Merih: Peki KD’nin profilaktik kullanımı için neler söyleyebilirsiniz?

    Dr. Kalcker: Çok basit. İnternet sitemden kendiniz nasıl hazırlayabileceğinizi gösteren videoyu izleyin. – Bloğumda var o video. Oldukça düşük bir seyrelti olan 3000 ppm’lik (%0.3’lük) konsantre haldeki ana solüsyonu hazırladıktan sonra, şırıngayla hergün bundan 10 ml alıp su şişenize koyup gün içinde için. Su şişesini alın, bölün 10 kısma, oraları çizgi çekerek işaretleyin ve gün içinde buna göre için. Bunu yaptınız mı her şekilde korunursunuz. Dr. Callisperis gibi doktorlarımız var mesela, yoğun bakımda maskesiz, koruyucu giysisiz 2000’ün üstünde hasta görmüş insanlar bunlar… mesafe hiç yok zaten, insanlara sarılıp kucaklıyor bu doktorlar. Çünkü insanlar korku içinde. Nefessiz kaldığını hissettiği anda o korku öyle bir geliyor ki insana, inanın berbat bir ölüm şekli bu. Veya bir diğer doktorumuz, 14 bin hasta da o görmüş durumda. Maske vs. hiçbir şeye gerek bile duymuyorlar. Gerek de yok zaten. KD içmek yetiyor.
    Doktorlar mesela yoğun bakım ünitesine girerken belki bir sprey şişe hazırlayabilirler veya çıktıktan sonra da ağza-göze-burna sıkabilirler bunu, biraz da eller, iş tamamdır.
    Çünkü virüsler oksidasyona aşırı hassas hakikaten. Bunu anlarsak iş çözülür.

    Merih: Peki tedavi amacıyla evde kullanımı güvenli midir bunun doktora filan danışmadan?

    Dr. Kalcker: Tedavide daima doktor kontrolünde olsun iş isteriz açıkçası, burada kesinlikle tıbbi yönlendirme şart. Hastaysan doktora gidersin, fakat hiçbir şekilde doktor bulamıyorsan ve ölmek üzereysen haliyle, alıp kendin kullanacaksın demektir. Yaşama hakkını kullanıyorsun, temel insan hakkındır bu. Yaşamak insan olarak hakkın olduğu gibi bedenine istediğin şeyi uygulamak da hakkın. Fakat yine de, blogdan veya internet sitemizden biraz okuma yapmadan kullanılması taraftarı değilim açıkçası. Tonlarca video, değişik protokol ve bir sürü bilginin olduğu koca bir forum alanı var mesela sitede. Konuyla ilgili hiç bilgisi olmayanlar için asistanımın hazırlamış olduğu mini dersler var, kendisi 2 yıldır laboratuarda benimle birlikte çalışıyor. Hiçbir şey bilimiyorum, nereden başlanır fikrim yok diyenlere yönelik eğitim materyalleri hazırlıyor. O yüzden, insanlar kendileri hazırlayabilirler bunu. Tamam, ben de doktor gözetiminde olsun, reçete etsin isterim ama bazen mümkün olmuyor bu. Bolivya’da buna özel yasa geçirilmesinin sebebi de buydu çünkü bir baktık insanlar türeyiverdi birtakım ürünler satmaya çalışan, fakat sattığının klordoksitle alakası yok. O yüzden kanun koruyucu oluyor. Nasıl mı? Çünkü aynı kanun üniversitelere de bunu üretme hakkı tanıyor. Üniversite bilmeyecek de kim bilecek bunu yapmasını, basit mi basit bir bileşik bu, çok kolay yapması. Üniversitede yapılıyor ki konsantrasyonun 3000 ppm olduğu garanti olsun, insanların satın aldğı şey gerçekten klordioksit —bizim KDS dediğimiz şey— olsun. Ve sonuç harikulade başarılı oldu. Kesinlikle çok başarılıydı. Bolivya’da şimdi tüm üniversiteler, hatta askeri akademiler üretiyor KD’yi.
    Ve halka onlar sağlıyor. Kimi zaman belediye başkanı karşılıyor ücretini kimi zaman bir şirket grubu sponsor oluyor kimi zaman bedavaya dağıtılıyor. Zaten çok ucuz bir şey, Bolivya’da 5 dolara filan satılıyor. Hayat kurtarıyor, yaptığı bu… Problemin çözümü kendisi. İnsanlık nedense çözüme değil, korkuya odaklanmış durumda maalesef. Çözüm elimdeyse kimin ne dediğine neden bakayım ki? İşin iyi tarafı, virüsün diğer tüm alt tiplerine karşı da etkili bu. Covid hastalığının da ağırlık bakımından çeşitleri var; kimi türü çok ağır geçerken kimisi hafif seyrediyor.
    Güney Amerika’da çok ağır seyrediyor hastalık, Almanya’daki hafif seyirle mukayese kabul etmez. İnsanlar çok çabuk biçimde ölüme gittiler maalesef orada da ve aralarında doktorlar da var,
    normal şartlarda hayatta kalacak bilgiye sahip insanlar bunlar. Sonuç olarak, elimizde gayet işe yarayan bir şey var ve aşıdan da ucuz. Aşının işe yaramadığı noktada da, yani hastalığa yakalandığınızda da iş görüyor hem. O halde ne bekliyoruz?

    Merih: Bilinmesi gereken herhangi bir kontraendikasyon var mı, halihazırda ilaç kullananlar olabilir çünkü?

    Dr. Kalcker: Evet, çok önemli bir nokta bu. Her madde için geçerli olduğu gibi bunda da alınacak doz önemli, dozun doğru olması lazım. Fakat bizim bu 4000 doktordan gelen geribildirimler var tabii ve hayretler içerisindeler; çok etkilendiler çünkü KD kullananlarda yan etki, diğer hastalıkların da uçup gitmesi şeklinde oluyor! Diyabetlilerde mesela—veriler de gitgide daha iyiye gidiyor aslında çünkü hiperglisemi değerleri düşüşe geçiyor hastalarda, ona göre ilacının dozunu ayarlaması gerekiyor mesela. Veya kan sulandırıcı ilaç kullananların da yine doz ayarı yapması gerekebiliyor, çünkü KD alımında vücutta her şey düzelmeye başlıyor. Bunlara dikkat etmek gerekiyor. Fakat 13 yılllık deneyimimizde KD ile doğrudan kontraendikasyon oluşturacak bir maddeye rastlamadık. KD deyince bir *gaz*dan bahsediyoruz tabii, reseptörle işi olan bir şey değil bu. Çünkü normalde eczacılıkta kullanılan, reseptör bazlı ilaçlardır. İlaçlar, belli reseptörlere yönelik tasarlanır. Oksijenin reseptörü var mı peki? Bedendeki her bir hücremiz olur kendileri. Özel bir reseptörü filan yok yani, sadece hücrenin *kendi* oksijen için reseptör sayılır ve bir de tabii mitokondri! Hakikaten olağanüstü. Üstelik ömrü de kısa; bedende en fazla 2 saat kalabiliyor. Tepe yapıp 4 saat içinde vücudu tamamen terk etmiş oluyor. O yüzden gün içinde düzenli aralıklarla almanız gerekiyor. Nefes almak gibi düşünün; kalktınız, nefesinizi aldınız, tüm gün götürmez o nefes sizi, bir daha bir daha nefes almanız gerekir. Dozu sürekli tekrarlama durumunu da buna benzetiyorum ben. Bir şişe hazırlıyorsunuz, gün boyu 10 ml’lik yudumlar alıyorsunuz, hepsi bu. Korunmanın en iyi yolu bu. Hasta düşmüşseniz de aynı yöntemle iyileşiyorsunuz.

    Merih: Yani mottomuz ‘ne kadar *fazla* o kadar iyi’ değil, ‘ne kadar *sık* o kadar iyi’.

    Dr. Kalcker: Aynen. Mümkün mertebe zamana yayıyoruz yani doz alımını. Bolivya ve Meksika’daki doktorlar şunu fark ediyorlar, kişi enfekteyse ve yaşı da ileriyse—hastanelerde 40-50 tane ventilatör yok tabii, bu insanlar yatırılmıyor dahi, eve gönderiliyor orada— o yüzden iki problemle karşı karşıyalar. İlki, insanlar tıbben yardım alamıyor, ikincisi, aile de enfekte olabilir. O yüzden ev ahalisini komple ‘C’ protokolüne başlatıyorlar, yatağa düşmüş COVID’li aile bireyi de, gece de dahil olmak üzere saat başı dozunu alıyor ki virüs yeniden çoğalmasın.
    Bakıyorlar ki günde 8 saat dozunu alıp yatmaya gittiğinde günün diğer 10-12 saatinde doz almıyorsan virüs yeniden güç kazanıyor. O yüzden, dozlarla aralıksız vurduğunuzda galip gelebiliyorsunuz.

    Merih: Hep Covid üzerinden gidiyoruz ama acaba kronik hastalıklardaki uzun vadeli kullanım nasıl olmalı? Artritten örnek verelim mesela, sözgelimi benim de daha nadir bir formu olan ankilozan spondilitim var. Uzun vadede nasıl kullanalım?

    Dr. Kalcker: Sizin deneyiminiz nedir?

    Merih: 4 yaşındaki oğlum ve ben 2 ay kadar aldık KD’yi, iyiydi, akut bir enfeksiyon sözkonusuydu çünkü, fakat artrit için kullanmadım çünkü homeopatik tedavi alıyorum zaten Biz KD’yi hep profilaktik olarak kullanıyoruz, günde 2 defa alıyoruz mesela. KDS hazırlamayı da öğrendik. Sabah bir doz akşam bir doz şeklinde, arada alıyoruz. Hazırlanan parti bitene kadar içiyoruz.

    Dr. Kalcker: Ankilozan spondilit için çok daha fazla almanız gerekiyor KD’yi; daha yüksek dozda ve tüm gün boyunca almalısınız. Bir nevi metabolik asidoz da var ortada çünkü. Dengeyi yeniden sağlamamız gerekiyor vücutta. Bu madde mantar, virüs, bakterinin yanısıra histamini de oksitliyor bakın, vücuttaki oksijen seviyelerini yeniden dengeye kavuşturduğu gibi pH’ı da düzenliyor. Aldığınız miktarın kafi oranda olması lazım, yeterince almıyorsanız sonuç beklememek lazım.

    Merih: Kanser tedavisinden bahsedelim mi biraz da? İstismara çok açık bir alan bu biliyorsunuz, hem umut tacirliğine soyunan çok, hem de hastalar ağa kolay düşme eğiliminde maalesef. KD’nin kanser için başarı öyküleri var mı elimizde?

    Dr. Kalcker: Hem de çok. Hatta henüz biri daha bir video gönderdi, iyileşen çocukların video ve fotoğrafları, çok hoş hakikaten. Bunu gösterebilecek miyim size bilmiyorum ama… Bir oğlan çocuğu… Kamera ekrana odaklanabilir umarım… Tamam şimdi gözüktü sanırım. Elias, tamam artık ölecek diye eve gönderilmişti. Çocuklardaki klasik kanser, lösemiliydi o da. Doktorları intravenöz tedaviye OK verdi ve bir de şimdi görün kendisini… İşte size Elias.. Tek vaka değil bu tabii, başka çocuklar da var onun gibi. Evet kanser için KD hakikaten ümit vaadeden bir madde. Fakat her zaman işe yaramıyor, onu da söylemem lazım. %50 gibi diyelim başarı oranına, fakat yine de, kemoterapinin vaadettiği %3’ten iyidir bu %50. Kesinlikle.

    Merih: Peki kanser tedavisi olarak izinli mi KD, yoksa kemo + KD mi almak zorunda?

    Dr. Kalcker: Çok yöntem var. Doktorlara yön gösterecek materyal de mevcut. Bu konuda bize danışan doktor da çok. Önümüzdeki yıl burada bir araştırma merkezi açıp doktorlarla beraber KD’nin kanserdeki etkisi üzerine çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Böylelikle ellerinde kurşun geçirmez bilimsel verileri, istedikleri kanıtlar, her şey olacak. Şu an bir tek ‘Proof of concept’ var elimizde ama tabii ilaç olarak onaylatmak çok farklı bir durum, 10 yıl sürüyor en azından bu süreç.

    Merih: Ve kitabınız, “Forbidden Health” (Yasaklı Sağlık), İngilizce versiyonunu arıyorum hala… Farklı sorunlar için KD’nin nasıl kullanılabileceğine dair protokolleri nereden bulabiliriz?

    Dr. Kalcker: Kitapta hakikaten oldukça fazla bilgi var. www.voedia.com sitesinden temin edebilirsiniz kitabı. Biliyorum biliyorum siteyi, onu da yazarız zaten buraya. Yayıncının adresi bu.
    Birçok dilde yayınlıyorlar kitabı da; İngilizce, Almanca, İspanyolca, Rumence, Çek, Litvanyaca, Portekizce ve başka diller de var şu an çevrilmekte olduğu. Türkçe de fena olmaz hani?
    Biz de çevrilmesini umut ediyoruz, evet. Umarım olur. Çok iyi olur, hatta Ali diye bir arkadaşım da var, kendisi Türk asıllı Alman vatandaşı ve KD ile ilgili çok çalışmaları var kendisinin.
    Almanya’da yetişmiş, epey de bilgili bu konuda. Birçok başarılı işe de imza atmıştır kendisi.

    Merih: Bir şey atlamamak adına Mike Adams’la röportajınızdan aldığım kısa bazı notlarım var. KD tıpkı kan gibi çalışır diyorsunuz, asidik dokulara oksijen sağlar ve metabolik asidoz durumundan da kurtarır diyorsunuz.
    Bu tamam ✔
    Kandan bağımsız ikincil oksijen taşıyıcısıdır, hangi tip mikroorganizma olursa olsun yarattığı asiditeyi ortadan kaldırır.
    Bu da tamam ✔
    Bir dakika içinde KD emilip sisteme alınır, bağırsaklara ulaşmaz.

    Dr. Kalcker: Evet, çünkü bilindik klasik klordioksit karışımında, içtiğinizde bir kısmı bağırsağa ulaşır ve *belki* ishal sözkonusu olabilir, illa olacak diye bir kaide yok, alınan doza bağlıdır bu durum. KDS de ise olmaz bu. Niye? Çünkü bu sadece gazdan ibaret de ondan. Gaz midede, 11 santigrat derece sıcaklıkta buharlaşır. Mide asidiyle tepkimeye filan da girmez! Bununla ilgili de video yaptım, inanmayanlar var çünkü, fakat yok böyle bir durum. Ne oluyor? Bu gaz 11 derecede buharlaşıyor… Yuttunuz, mide de 36.5-37 derece, sıcak bir ortam, gaz mide duvarından geçip gidiyor; Fick’in birinci difüzyon kanunudur bu. Farmasötik kimya kanunlarından birinden bahsediyorum. Mideden çıkıp interstisyel dokuya işler. Sonra ikinci kanun gereğince dönüp—ve fakat ortamda asidik bir şeye rastlamadığı takdirde tabii, çünkü bedenimiz çokça nötrdür; kanda pH 7.3 – 7.4’dür mesela, hafif baziğe kaçan bir değerdir bu—o yüzden KD’nin bununla reaksiyona girme ihtimali olmaz— fakat kanda şayet virüs, mantar, enfeksiyon yahut enflamasyon varsa —bunlar daima asit haldedir çünkü proton zenginidirler— KD molekülü o noktada bileşenlerine ayrılır ve bunu da tam o asidik partikülün bulunduğu yerde yapar. Güdümlü füze gibi düşünün, problemi buluyor, o noktada bileşenlerine ayrışıyor, bakteriyse bulduğu bakteriyi öldürüyor, değilse, o noktada oksijen bıraktı zaten, beden bu oksijeni, ihtiyacı olan enerjiye yeniden kavuşmada kullanıyor. Zira bana göre hastalık— ben hastalığı enerji yoksunluğu olarak tanımlıyorum ve bana göre önemli de bir noktadır bu. Hastalığın adının önemi yok, derindeki problem, ortak payda nedir hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayan diye baktığınızda daima enerji eksikliğini bulursunuz. Enerjiyi nasıl üretiyoruz peki? Yakarak! Kalori yakıyoruz mesela. Bir şey yedik, kalorisini yakıyoruz. Bir şeyi *yakmak* için de, tutuşturucu bir şey lazım, karbon olur bu veya şeker olur, ve bu durumda bunu oksijenle yapmamız lazım işte—pardon… Konu az çok bundan ibaret yani. Bir şeyi yakabilmek veya oksitlemek için oksijene ihtiyacınız var.
    Birçok şeyde kullanabileceğimiz mükemmel bir kompanent bu da, epey bir araştırma yapılabilir üstünde. Ve yapılacak da. Şu anda Bolivya’da KD üzerine araştırmalara başlamış 6 üniversite bulunmakta, başka birçok üniversitede de başlandı. Meksika’da ‘proof of concept’le, döllenmiş tavuk yumurtasına tek sefer verildiğinde, ki hepsi koronavirüsle enfekte edilmiş yumurtalar bunlar, tek bir dozla her şeyde %50 iyileşme kaydedildiği gösterildi mesela. Bakılan kriterlerde alınan sonuç bu oldu yani. Çalıştığı çok açık bu maddenin. İnternetten inanılmaz sayıda veriye ulaşılabilir. Klordioksitle ilgili literatürü taradığımızda 1372 yayınla karşılaştık. Akciğer problemli domuzda denendiğinde mükemmelen işe yaradığı görülüyor mesela, ki insan da biyolojik manada domuza oldukça benzer yapıdadır, hatta domuz kalp kapakçığıdır ameliyatla insana takılan da. Doku olarak çok uyumludur. Fareninkine göre çok daha iyi eşleşir. İşe yarıyor yani, biliyoruz. Ve artık iş harekete geçmeye bakar.

    Merih: Hücreler KD ile daha uzun yaşıyor, sağlıklı hücreye zarar da vermiyor. İlginç nokta, KD de ozon da, ikisi de glifosatı oksitleyip ortadan kaldırıyormuş, müthiş bir etki bu. –
    Dr. Kalcker: Doğrudur.

    Merih: Zehir öldürücü, aşı bertaraf edici, sırf kanda değil etkisi, interstisyel sıvıları da temizliyor sizin de dediğiniz gibi, ve kanın olmadığı noktalara kadar sirayet ederek, gizli-saklı ne patojen kalmışsa bulundukları yerde haklıyor.

    Dr. Kalcker: Doğrudur.

    Merih: Ben sorularımı tamamladım, benim atladığım bir şey var mı sizin ilave etmek istediğiniz?

    Dr. Kalcker: Konuyla ilgili araştırma yapmak isteyenleri büyük forum alanımıza davet etmek isterim; adresimiz “www.forbiddenhealth.com”. www.forbiddenhealth.com Ücretsiz de üye olabilirsiniz veya derneğe üye de olabilirsiniz, nasıl isterseniz. Dernek üyelerinin daha fazla şeye erişimi oluyor. Doktorsanız daha da derine inip tüm bilimsel açıklama ve verilere de ulaşabiliyorsunuz bu kanaldan. İşin temelini öğrensem yeter diyorsanız da ücretsiz katılıp sorunuzu sorabilirsiniz forumda. Binlerce kişilik bir grup bu, çok sayıda doktor var aramızda, moderatörlerimiz var. İnsanların orada kaynaşıp birbirlerine yardım ettiğini görmek çok güzel hakikaten ve tüm diller de mevcut bu arada… Yapay zeka programıyla öyle bir hale geldi ki siz Türkçe yazıyorsunuz mesela, başkası size İsveççe veya İspanyolca cevap veriyor ve siz bunları Türkçe görüyorsunuz ekranınızdan. Oldukça başarılı bir program hakikaten.
    Dilediğiniz dilde okuyup yazabilirsiniz yani. Amacımız da buydu zaten, uluslararası bir platform yaratmak. Kendi internet sitemi de şimdi çok dilli hale getireceğiz, Türkçe olmasını da isteriz tabii. Genel olarak bir göz atıp her şey doğru mu kontrol edecek birilerini bulabilirseniz Türkçeyi de eklemekten zevk duyarız efendim.

    Merih: Teşekkürler. Ve cesaretinizden ötürü de kutlamak isteriz sizi, bunca mütevazi olmanızı da çok takdir ediyoruz. İnsanlığa hizmetlerinizden ötürü müteşekkiriz. Kahramanımsınız.
    Türkiye’ye mutlaka bekleriz, güzel İstanbul’u ve tarihi eserlerini görmek isterseniz sizi ağırlamaktan memnuniyet duyarız.

    Dr. Kalcker: Hayatım ve yaptıklarım bir mana taşısın isterim, motivasyonum bu esasında. Mezarlığın en zengini olmanın ise bana göre hiçbir manası yok.

    Merih: Kesinlikle katılıyorum. Her şey için teşekkürler.

    Dr. Kalcker: Rica ederim.

    Merih: İrtibatta kalalım, şimdilik hoşçakalın. KLORDİOKSİT (CD) GÜNLÜK DOZU NASIL HAZIRLANIR?
    CDS NASIL HAZIRLANIR?


    This post was last modified on 27 Nisan 2021 22:07

    NEXTOsteopati Tedavisi Nedir? Nasıl Uygulanır? »
    PREVİOUS« Şimdiki Aklım Olsa... VİEW COMMENTS

    • Semha Kayali
      20 Aralık 2020 at 01:25
      Maşallah, subhanallah Merihcim. Simdi bitti kesinlikle harikasin. Çok Çok teşekkürler. Sorularin, derli-toplu dağılmadan konunun anlaşılabilmesi, anlatılabilmesi ... nihayet uzun uzun okumaya incelemeye sabredemeyen yakınlara da iletilecek bir kaynak var. Sadaka-i cariye adeta, Allahu teala iki cihanda mukafatlandirsin inşallah...
    • Kübra
      22 Aralık 2020 at 12:34
      Merih yine fark yaratan bir projeye imza atmış. Sayesinde bilgiyi doğru adresten çarpıtmadan almak mümkün oluyor, doğru sorular doğru şekilde ve Merih’in dinlemeye doyulamayan diksiyonu ile e KD üstadı da olunca dilimize müthiş bir yayın kazandırılmış oluyor. Teşekkürler!
    • Semra
      22 Aralık 2020 at 20:05
      Merih hanım muhteşem gerçekten biz bu KD yi nasıl temin edebilirizlutfen yardımcı olun
    • Şemsi
      23 Aralık 2020 at 00:03
      Yaa harika birisisiniz nasıl tesekkur etsek azdır
    • Cumbavlu
      24 Aralık 2020 at 03:06
      Röportajı izledikten sonra hangi adımları atalım diyenlere;

      1. https://andreaskalcker.com/coronavirus/protocolos.html girip en üstteki videoyu izlerseniz orada nasil uretilecegini açıklayıp adim adim yapıyor. Ne yazik ki burada turkce altyazı yok, ingilizce anlatılmış. Ancak gozunuz korkmasın izleyerek de anlayabilirsiniz. Ayrica bu sitede covidde uygulama şekilleri, odayı dezenfekte etmede kullanılacak miktarlar, içilecek olursa nelerle birlikte kullanıma dikkat edilmesi gerektiği vb yazıyor.

      2. Direk yapmaktansa biraz forum kurcalayip baska kullanıcıların tecrübelerine bakmak istiyorum derseniz forbiddenhealth.com a giriyorsunuz o da sizi saludprohibida.com diye İspanyolca bir siteye yönlendiriyor. Yukarida ingilizce dil seçeneğini secebilir veya Google translate ile otomatik turkce çevirme seçeneğini kullanabilirsiniz. Bu çıkan sayfada foruma girebilmek için bir üyelik oluşturmanız gerekiyor. Sadece isim,kullanici adi ve e-posta adresi isteyen basit bir üyelik. Mailinize gelen onaylama işlemini de yapınca Voila! Artik forumdasiniz. Burada sorulmuş sorular ve cevaplar var yine site dili İspanyolca, google translate ile biraz anlatim bozuklukları olsa da anlayabiliyorsunuz. Ne yazik ki bazı başlıklara giriş engeli konmuş, herhalde videoda bahsedilen ücretli üyelik gerekiyor onlar için ama genel sorularınıza cevap bulabileceğiniz bir çok başlık acik. Hammaddeleri alirken dikkat etmeniz gerekenler, saklanması, bir yere nakli sırasında soguk zincire gerek var mı vb. sorular buradan cevaplanabilir.

      3. Ben kitabi almadım, yukarıdaki kaynaklar şimdilik yetti ama forumlarda, yorumlarda birseyler bulmaya çalışmaktansa muhtemelen kitap daha kısa bir yol olacaktir ????????*♀️

      4. Son olarak, kimse size nokta atışı şuradan hammaddeleri alacaksınız, şu adımlarla yapacaksınız, sizi şöyle ikna edelim, şu şu çalışmalar var diyemez. Bu kadar yol gösterme sonrası herkesin kendi kararını vermesi gerekiyor. Forumda bas ağrısı yaptigi icin aldigi ml miktarını azaltalan da var, adim adim aldigi ml miktarını yükselterek romatoid artritini iyileştiren de. Ve bir çok covid iyileşme haberi... ama dediğim gibi bunların hiç birisi, başkasına, size bunu için dedirtemez. Forumdaki mesajlarin yazıldığı tarihler bile karar vermenizi etkileyebilir (guncel olup olmamaları bakımından) Kendi sorumlulugunuzu alip karar vermeniz gerekiyor. Nihayetinde çağımız dezenformasyon çağı, bilgi kirliliği aşikar. Bulmak isterseniz negatif şeyler de bulabilirsiniz bu konular hakkında. Neye ve kime güveneceğinizi siz bilirsiniz...
    • Necla Ulugün
      31 Ocak 2021 at 12:39
      Merih cim harika bir röportaj, yürekten kutluyorum, ayrıca röportajı sağlık çalışanlarına affetmen büyük incelik, çalıştığım birimde Dr. arkadaşlarımla paylaşacağım ve seni ilgiyle takip etmeye devam edeceğim, çok teşekkürler...
    • Betül Sekmen
      6 Nisan 2021 at 00:20
      Alıp yapma konusunda direk Türkçe bir kaynak oluşsa keşke. Teşekkürler
    • Yasemin
      27 Nisan 2021 at 13:37
      Ben clordioksit icin siparis verdim ölcüleri de uygun görunuyor umarım yanlıs bir uygulama yapmam. Yapan kisiler daha açıklayıcı bir sekilde yazarlarsa sevinirim mesela her gun bir damla arttırılacagı konusunda en son ne kadar miktarda artıs yapması gerek buna bir açıklama getirebilirmisiniz ben otizmli oglum icin uygulamak isterim litfen deneyen yapan kisiler yazabilirmi
      • Hatice
        28 Nisan 2021 at 05:16
        Ben Kerri Rivera nın kitabını okudum. Orda verilen bilgiye göre kişiyi tedavi edecek günlük doz Heixheimer reaksiyonuna ulaştığı dozdur. Bu da sizi ishal eden doz demek. KD kullanılmaya başladığında her gün 1 damla arttırılarak kullanılır, sizi ishal eden dozu bulur ve o doz öncesini günlük tedavi dozu olarak kullanırsınız. Profilaktik kullanım dozu daha düşüktür diye tahmin ediyorum. Otizm protokolü için muhakkak Kerri Rivera nın "Otizm olarak bilinen Etkilerden Kurtulmak" adlı kitabını alıp okumanızı tavsiye ederim. Orda çok fazla detaylı şekilde anlatılıyor.
      • Özlem
        15 Haziran 2021 at 12:41
        Nerden sipariş verdiniz Yasemin hanım
    • Hatice
      28 Nisan 2021 at 05:20
      Merihcim yılın röportajı olmuş! Muhteşem bilgiler.. Senin her zamanki üstün röportaj yeteneğin ve diksiyonunla birleşince; dinlemekten, okumaktan ve izlemekten 1 saatin nasıl geçtiği hiç de anlaşılmayan bir görsel şölen çıkmış ortaya. Emeklerinize sağlık!
    • Cansu
      14 Kasım 2021 at 13:58
      Bunu uygulayan bir doktor var mı acaba. Onun kontrolünde yapsak.

  • #2
    Mms activator optimatör karıştığı zaman CDS2 klordioksit dönüşür klordioksit. İnsan vücuduna giren her türlü bakteri, virüs ve mantarı yok eder. 212 yıl önce jim hampel tarafından bulunan bu buluş Kolera, SARS, Mars Genital siğil, Genital herpes hpv virüsü aklınıza gelen her türlü virüsü, bakteriyi mantarın DNA'sından RNA’sından elektronlar alarak patlatır, yok eder. Malum çin’den yeniden bir korona vakası ortaya çıktı. Dünyaya yayılıyor. Birçok dünya ülkesi Çin'den gelen yolcuları bir çok bilgi istiyorlar. Belgesini olmayana almıyorlar veya karantinaya alıyorlar. Yeni bir grip salgını söz konusu. Herkesin buna hazırlıklı olması lazım. Bu da sadece MMS Activator Optimator 3er damla damlayırosun bir bardağa iki dakika bekledikten sonra üstüne bir litre su ilave edip gün içinde tüketiyorsunuz. En doğal, en etkili, en ucuz korunma şekli bu. Bundan başka korunma şekli yok dünyanın hiçbir yerinde. Bu her türlü mikrobu yok eder. 2 dakika bekledikten sonra CDS2’ye dönüşür. CDS2 klordioksit her türlü mikrobun elektronu alarak patlatır yok eder, iş işten geçtikten sonra kronikleştikten sonra o hastalık kullanırsanız yine tedavi eder çok zaman alır ama akutken hastalık gelmeden tedbir olarak kullanırsanız kolay kolay vücuda nüfuz etmez. Etse de yok eder
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3
      Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Hücrelerinde Klor Dioksitin Antikanser Potansiyeli

      Bu makaleyi şu şekilde alıntı yap: Yıldız S, Bilir C, Eskiler G, et al. (06 Ekim 2022) Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Hücrelerinde Klor Dioksitin Antikanser Potansiyeli. Tedavi 14(10): e29989. doi:10.7759/cureus.29989

      Soyut
      Arka plan
      Klor dioksit (ClO 2 ) oksijen, klorür ve potasyumdan oluşan etkili bir dezenfektandır. Yüksek oksidatif kapasitesi nedeniyle, ClO 2 antimikrobiyal, antiviral ve antifungal etkiler gösterir. Bununla birlikte, antikanser etkileri açıklanmaya devam etmektedir.

      Metodoloji
      CIO 2'nin antikanser aktivitesi, WST-1, Annexin V, hücre döngüsü analizi ve akridin turuncusu boyama ile kontrol olarak DMS114 küçük hücreli akciğer kanseri (SCLC) hücreleri ve insan göbek damarı endotel hücreleri (HUVEC) üzerinde değerlendirildi. Uzun süreli stabilize ClO2 solüsyonunun (LTSCD) olası terapötik etkilerini ilk kez araştırdık .

      Sonuçlar
      Ön bulgularımız, LTSCD'nin HUVEC hücrelerinde daha az toksisite ile SCLC hücrelerinin çoğalmasını (p < 0.01) önemli ölçüde engellediğini gösterdi. Ek olarak, LTSCD, nükleer kabarcıklanma ve vakuolar oluşum yoluyla SCLC hücrelerinde apoptotik hücre ölümünü indükledi. Bununla birlikte, LTSCD tedavisi, her iki hücre hattında da hücre döngüsü durmasını tetiklememiştir.

      Sonuçlar
      LTSCD, SCLC'nin tedavisi için terapötik bir potansiyel olabilir. Bununla birlikte, SCLC'de LTSCD'nin neden olduğu hücre ölümünü hem in vitro hem de in vivo olarak değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerekir.

      giriiş
      Küçük hücreli akciğer kanseri (SCLC), 2020'de 2,21 milyon kişiye akciğer kanseri teşhisi konmasıyla dünya genelinde tüm akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %15'ini oluşturmaktadır. SCLC'li hastalar, yaklaşık 12-20 aylık ortalama genel sağkalım (OS) ile kötü prognoz göstermektedir. geç teşhis ve hızlı tümör büyümesi nedeniyle. KHAK tedavisinde cerrahi, birinci basamak standart kemoterapi (etoposid veya platin kombinasyonlu irinotekan) ve profilaktik serebral ışınlama kullanılır. Ek olarak, bazı ilaçlar SCLC'nin ikinci basamak tedavisi için kullanılmaktadır. Ancak hastaların çoğunda mevcut tedavi seçeneklerine karşı direnç gelişmekte ve ek bölgelerde metastaz yapılmaktadır [1-4].. Bu nedenle, daha iyi tedavi yanıtları elde etmek ve SCLC'li hastaların sağkalımını ve sonuçlarını iyileştirmek için alternatif tedavi stratejilerine acilen ihtiyaç vardır.

      Sulu klor dioksit (ClO 2 ) etkili bir dezenfektan ve su arıtıcıdır ve ağız gargaralarında ve yüzey dezenfektanlarında kullanılır. ClO2 oksijen, klorür ve potasyumdan oluşur ve etkisi, etki sırasında ortaya çıkan oksijenin salınmasına bağlıdır. Bu nedenle ClO 2, yüksek oksidatif kapasite ve biyosidal aktivite sergileyerek onu toksik olmayan, antimikrobiyal, antiviral ve antifungal bir madde haline getirir. ClO2 , guanilat siklaz enziminin indüklenmesi yoluyla siklik GMP üretimini indükleyerek, özellikle yanıklar olmak üzere yara iyileşmesini hızlandırır [5-7] . Ancak, kanser tedavisinde ClO2'nin antikanser aktivitesini araştıran çok az çalışma vardır [8,9] . Gerçekten de, ClO2, reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretimini indükleyerek kanser hücrelerinin çoğalmasını potansiyel olarak engeller. Schwartz (2017) tarafından yapılan çalışmada, ClO2 tedavisi kanser hücrelerinin hücre içi pH'ını düşürmüş ve iki hasta (pankreas ve prostat kanseri) sonuçlarını iyileştirmiştir [8] . Ek olarak, Kim ve ark. (2016), ClO2'nin ROS üretimi yoluyla MCF-7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücrelerinin yanı sıra LoVo, HCT-116 ve SW-480 kolon kanseri hücrelerinin proliferasyonunu inhibe ettiğini bildirmiştir [ 9 ] . Bu nedenle, ClO2'nin altında yatan moleküler mekanizmayı değerlendirmek için daha ileri araştırmalar gereklidir.-farklı kanser türleri üzerinde aracılı antikanser etkiler. Bu bağlamda, bu çalışma uzun süreli stabilize ClO 2 solüsyonunun (LTSCD) SCLC kanser hücreleri üzerindeki sitotoksik ve apoptotik etkilerini in vitro olarak araştırmayı amaçlamıştır.

      Malzemeler ve Yöntemler
      LTSCD'nin hazırlanması
      Tüm reaktifler Merck ve Sigma-Aldrich'ten satın alındı. Çalışma boyunca analitik reaktif dereceli kimyasallar ve damıtılmış-deiyonize su kullanıldı. Sodyum klorit, gıda sınıfı %32'lik çözelti halinde Turoski Kimyevi Maddeler, Kocaeli, Türkiye tarafından sağlandı. Rhodamine B (RhB) , bir florimetre ve ultraviyole görünür (UV-Vis) spektrometre kullanılarak bir çapraz kontrol yaklaşımıyla hazırlanan solüsyonlardaki Cl02 konsantrasyonunu belirlemek için bir floresan boya olarak kullanıldı . Elektronik spektrumlar, 1 cm kuvars hücreli bir Shimadzu UV-2600 Pc-spektrofotometre üzerinde kaydedildi. Floresans uyarma ve emisyon spektrumları, oda sıcaklığında 1 cm yol uzunluklu küvetler kullanılarak bir Varian Eclipse spektroflorometre üzerinde kaydedildi.

      Raf ömrünü uzatmak için LTSCD, baz bileşen için B ve aktivatör için A'dan oluşan iki bileşenli bir ürün olarak yapılandırıldı. Bileşenlerin bileşenleri Tablo 1'de listelenmiştir . Aktive edilmiş LTSCD, aşağıda verilen bileşenlerden hazırlanıp bir süre kullanılabilir.
      B A
      16,5 gr sodyum klorit (%32 çözelti) 6,2 gr sodyum bisülfat
      1,6 gr sodyum karbonat 19,4 gr Sodyum persülfat
      481,9 g DI su 6.74 gr sitrik asit
      Toplam miktar 500 gr 677,5 g DI su
      Toplam miktar 100 gr
      Tablo 1: LTSCD'nin hazırlanmasında kullanılan A ve B'nin bileşenleri.
      LTSCD: uzun süreli stabilize ClO2 solüsyonu

      Bileşen B, amaçlanan kimyasal için yeterince inert ve kaza için daha güvenli olan amber renkli 750 mL'lik bir politetrafloroetilen (PET) şişesine eklendi. Konsantre sülfürik asit (kons. H 2 SO 4) (1.5 mL) şişeye ilave edilerek ağzı kapatılmıştır. Hafifçe asitlendirilmiş B karışımı, aktivasyon için beş dakika beklemeye bırakıldı. Daha sonra çeker ocakta hazırlanan karışıma A bileşeni eklenmiştir. Nihai karışım 24 saat bekletildi ve üretilen gazların çıkarılması ve yeterli stabilizasyon için hafifçe örtüldü. Hazırlanan LTSCD beş ay stabil kaldı ve bu tür çalışmalarda üç ay güvenle kullanılabildi. Hazırlanan LTSCD'nin konsantrasyonu 3000 ppm idi. Ancak stabilite süresini uzatmak için 500 ppm'e seyreltilerek stok solüsyon olarak kullanıldı. Stok solüsyon, serin (4°C) ve karanlık koşullarda saklandı ve seyreltilmiş bir uygulama solüsyonu (50 mg/L ClO2 içeren) hazırlamak için kullanıldı .). Yeni hazırlanmış veya daha uzun süre dayanan LTSCD çözeltileri için, sırasıyla bir UV-Vis spektrometre ve florimetre kullanılarak çapraz kontrol yapılarak konsantrasyonların kontrol edilmesi önerildi.

      Hücre kültürü ve sitotoksisite analizi
      DMS114 hücreleri ve insan göbek damarı endotel hücreleri (HUVEC), ATCC'den elde edildi ve 37°C'de nemlendirilmiş bir inkübatörde %10 fetal sığır serumu (FBS) ve %1 penisilin-streptomisin ile desteklenmiş Dulbecco'nun modifiye kartal ortamı (DMEM) ortamında kültürlendi . LTSCD'nin hücrelerdeki sitotoksisitesini belirlemek için WST-1 analizi yaptık. Hücreler, 24 ve 48 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda (0.1-10 mg/L) LTSCD'ye maruz bırakıldı. İnkübasyonun ardından, hücrelerin canlılığı, 450 nm'de çok plakalı bir okuyucu tarafından WST-1 boyası kullanılarak ölçüldü.

      Annexin V ve hücre döngüsü analizi
      Cl02 aracılı apoptotik etkiler , Annexin V ve hücre döngüsü analizi ile analiz edildi. Hücreler, 48 saat boyunca en etkili LTSCD konsantrasyonu ile muamele edildi. Tedavinin ardından hücreler yeniden süspanse edildi ve fosfat tamponlu salin (PBS) ile yıkandı. Daha sonra hücreler, Annexin V analizi için Annexin V ve 7-AAD boyası ile boyandı. Hücre döngüsü analizi için hücreler, iki ila üç saat süreyle %70 soğuk etanol ile sabitlendi ve hücre döngüsü boyası ile boyandı. Boyamadan sonra hücreler bir Muse Cell Analyzer ile analiz edildi.

      Akridin turuncusu (AO) boyama
      Cl02 kaynaklı apoptotik ölümü gözlemlemek için hücreler AO ile boyandı. 1 ve 5 mg/L LTSCD ile 48 saat muamele edildikten sonra hücreler %4 paraformaldehit ile fikse edildi ve 1 mg AO boya ile boyandı. 30 dakikalık inkübasyonun ardından hücreler, PBS ile yıkandı ve bir EVOS Hücre Görüntüleme İstasyonu aracılığıyla görselleştirildi.

      istatistiksel analiz
      İstatistiksel karşılaştırma için SPSS versiyon 22 (IBM Corp., Armonk, NY, ABD) kullanıldı. Grupları karşılaştırmak için, Tukey analizi sonrası tek yönlü varyans analizi kullanıldı. <0.05 P değerleri anlamlı kabul edildi.

      Sonuçlar
      DMS114 hücrelerinde LTSCD antikanser potansiyelinin değerlendirilmesi
      ClO2 aracılı antikanser aktiviteyi değerlendirmek için WST-1 analizi yaptık. Şekil l' de gösterildiği gibi , DMS114 hücrelerinin canlılığı, doza bağlı bir şekilde önemli ölçüde azaldı (p < 0.01). DMS114 hücrelerinin yüzdesi 24 mg/L için 0.1, 0.5, 1, 5 ve 10 mg/L'de sırasıyla %96.3 ± %0.6, %97.7 ± %0.7, %88.7 ± %1.7, %49.3 ± %2.5 ve %44.7 ± %0.4 idi. saat. Ayrıca, DMS114'ün yaşayabilirliği, 1, 5 ve 10 mg/L ClO2 ile tedaviden sonra önemli ölçüde %66,0 ± %3,1, %43,2 ± %1,5 ve %46,4 ± %1,6'ya düştü .sırasıyla 48 saat boyunca. HUVEC kontrol hücrelerinde, 48 saat boyunca 1 ve 5 mg/L'de sırasıyla %19,7 ± %2,2 ve %25,5 ± %1,0 düşüş gözlendi. Bu nedenle LTSCD tedavisi, HUVEC hücreleri üzerinde önemli bir toksik etkiye yol açmadı ve SCLC hücre proliferasyonunu inhibe etti.
      DMS114-ve-HUVEC-hücrelerinin-tedaviden-sonra-LTSCD'nin-farklı-konsantrasyonlarında-24-ve-48-saat-için-WST-1-analiziyle-(p-<)-canlılığı -0,05*,-p-<-0,01**). Şekil 1: WST-1 analizi ile 24 ve 48 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda LTSCD ile tedaviden sonra DMS114 ve HUVEC hücrelerinin yaşayabilirliği (p < 0,05*, p < 0,01**).


      HUVEC: insan göbek damarı endotelyal hücreleri; LTSCD: uzun süreli stabilize ClO2 solüsyonu

      LTSCD'nin DMS114 hücreleri üzerindeki apoptotik etkilerinin değerlendirilmesi
      WST-1 analizine göre LTSCD'nin en etkili konsantrasyonunu (48 saat için 1 ve 5 mg/L) seçtik. LTSCD tedavisi, Şekil 2'de gösterildiği gibi, özellikle DMS114 hücrelerinde erken apoptotik hücre ölümünü indüklemiştir . 1 ve 5 mg/L LTSCD ile inkübasyonun ardından, toplam apoptotik ölüm oranı, DMS114 hücrelerinde sırasıyla %37,2 ± %1,2 ve %49,6 ± %0,8'e (p < 0,01) yükselirken, %18,8 ± %0,5 ve %27,6 ± %0,6 apoptotik HUVEC hücrelerinde sırasıyla 48 saat boyunca ölümler tespit edildi. Ayrıca, ClO2 aracılı apoptotik etkiler de AO boyaması ile doğrulandı (Şekil 2B). Özellikle, DMS114 hücrelerinde 5 mg/L'de 48 saat boyunca nükleer kabarcıklanma ve vakuolar oluşum gözlendi. Öte yandan, LTSCD ile tedavi edilen HUVEC hücrelerinin morfolojisi kontrol grubuna benzerdi. Ek olarak LTSCD tedavisi, 1 mg/L'de DMS114 hücrelerinde G2/M fazını indükledi. Bununla birlikte, LTSCD tedavisi, daha az toksisite nedeniyle HUVEC hücrelerinde hücre döngüsü durmasını tetiklememiştir (Şekil 3 ).
      Annexin-V-analizi-ve-AO-boyama ile değerlendirilen LTSCD kaynaklı apoptotik etkiler.

      Şekil 2: Annexin V analizi ve AO boyama ile değerlendirilen LTSCD kaynaklı apoptotik etkiler.
      (A) (a) DMS114 ve (b) HUVEC hücrelerinde Annexin V analizinin histogramları. (B) Hücrelerde Cl02 kaynaklı erken ve geç apoptotik ölümün istatistiksel karşılaştırması. (C) 48 saat boyunca 1 ve 5 mg/L LTSCD ile tedaviden sonra (a) DMS114 ve (b) HUVEC hücrelerinin görüntüleri (p < 0,05*, p < 0,01**).

      HUVEC: insan göbek damarı endotelyal hücreleri; LTSCD: uzun süreli stabilize ClO2 solüsyonu ; AO: akridin portakalı

      LTSCD'nin-(a)-DMS114-ve-(b)-HUVEC-hücreleri üzerindeki-hücre döngüsü-etkileri.- Şekil 3: LTSCD'nin (a) DMS114 ve (b) HUVEC hücreleri üzerindeki hücre döngüsü etkileri.
      (A) Hücre döngüsü sonuçlarının histogramları. (B) 1 ve 5 mg/L LTSCD ile inkübasyonun ardından G0/G1, S ve G2/M tutuklamasındaki hücre yüzdesinin istatistiksel karşılaştırması (p < 0,05*, p < 0,01**).

      HUVEC: insan göbek damarı endotelyal hücreleri; LTSCD: uzun süreli stabilize ClO2 solüsyonu

      Tartışma
      Bu çalışma, LTSCD'nin, HUVEC kontrol hücrelerinde daha az toksisite ile apoptotik hücre ölümü ve G2/M tutuklaması yoluyla SCLC hücrelerinde antikanser aktivite uyguladığını gösterdi. Literatürde, suda daha yüksek çözünürlüğü nedeniyle ClO2'nin antibakteriyel, antiviral ve antifungal özellikleri araştırılmıştır [10,11] . Son araştırmalar, ClO2'nin şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2'nin rekombinant spike proteinini anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 reseptörüne bağlanarak önlediğini göstermiştir [12,13] . Ek olarak ClO2, zarflı virüslerde başak proteinlerinin bir veya daha fazla sistein, tirozin veya triptofan amino asit kalıntıları ile etkileşime girer ve ayrıca zarfsız virüslerin viral DNA'sına bağlanır.[14,15] . Bununla birlikte, konsantrasyon, maruz kalma süresi, pH ve sıcaklık, ClO2'nin antiviral ve antimikrobiyal etkilerini etkiler [ 16-18] .

      Ayrıca, CIO 2 aromatik amino asitlerle etkileşime girerek proteinlerin oksitlenmesine yol açar ve DNA veya RNA'ya bağlanır [19,20] . Bu bağlamda Kim ve ark. (2016), CIO 2'nin antiviral ve antikanser etkilerini değerlendirdi ve CIO 2'nin muhtemelen ROS'u tetiklemesinden dolayı meme ve kolon kanseri hücre proliferasyonunu önemli ölçüde inhibe ettiğini bildirdi [9] . CIO 2 kaynaklı sitotoksisitenin bir başka olası mekanizması, CIO 2'ninpoliaminleri oksitleyebilir ve bu oksidatif moleküller, hidrojen peroksit ve aldehitler, kanser hücreleri için son derece toksiktir. Ayrıca, oksidasyon tarafından üretilen artan hidrojen peroksit, apoptoz, piknoz ve nekrozu indükleyebilir. Bu nedenle, CIO2 aracılı oksidasyon, endojen hidrojen peroksit tarafından kanser hücrelerinin hücre ölümüne neden olur [21,22] . Çalışmamızda, LTSCD'nin HUVEC hücrelerinde daha az toksisite ile DMS114 hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde engellediğini gösterdik. Ek olarak LTSCD, DMS114 hücrelerinde nükleer kabarcıklanma ve G2/M tutuklaması ile apoptozu indükledi. Bununla birlikte, doza bağlı G2/M tutuklaması DMS114 hücrelerinde biraz arttı. Oksidatif stres ve yüksek ROS seviyesi, DNA hasar tepkisini indükleyerek hücre döngüsünün durmasına ve apoptotik hücre ölümüne neden olur.[23] . Bununla birlikte, dengesiz ROS seviyeleri ve DNA hasarı, DNA hasarı onarım mekanizmasını aşar ve hücre döngüsünden çıkışa neden olur. Bu nedenle aşırı hasar, hücre döngüsü kontrol noktalarını tetiklemeden çıkış hücre döngüsüne yol açar ve apoptoza rağmen direnç geliştirir [23,24] . Bu nedenle, LTSCD'nin neden olduğu apoptozun altında yatan mekanizmayı ve bunun hücre döngüsü ile ilişkisini aydınlatmak için daha fazla araştırma yapılmalıdır.

      Bu çalışmanın bazı sınırlılıkları vardır. Bu, SCLC hücrelerinde CIO 2 etkinliğini değerlendiren ilk çalışmadır . Bu nedenle etkisini başka bir kemoterapötik ilaçla karşılaştırmadık. İkincisi, LTSCD'nin neden olduğu apoptozun altında yatan moleküler mekanizmaları in vitro ve in vivo olarak değerlendirmedik. Bu nedenle, bu çalışmayı bir ön araştırma olarak tasarladık ve bu yeni bulgular doğrultusunda LTSCD'nin farklı kanser türlerinde antikanser aktivitesini değerlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

      Sonuçlar
      LTSCD, HUVEC hücrelerinde daha az toksisite ile SCLC hücreleri üzerinde antikanser etkilere sahiptir. SCLC'nin tedavisi için LTSCD'nin neden olduğu hücre ölümünün kapsamlı mekanizmalarını değerlendirmek için daha fazla araştırma tasarlanmalıdır.

      Referanslar
      1. Yang S, Zhang Z, Wang Q: Küçük hücreli akciğer kanseri için ortaya çıkan tedaviler . J Hematol Onkol. 2019, 12:47. 10.1186/s13045-019-0736-3
      2. Humeniuk MS, Kelley MJ: Küçük hücreli akciğer kanserinin ikinci basamak tedavisi: daha çok mu daha iyi? . Ann Transl Med. 2016, 4:S65. 10.21037/atm.2016.10.68
      3. Yang CY, Yang JC, Yang PC: Gelişmiş küçük hücreli dışı akciğer kanserinin hassas yönetimi . Annu Rev Med. 2020, 71:117-36. 10.1146/yıllık-med-051718-013524
      4. Sung H, Ferlay J, Siegel RL, Laversanne M, Soerjomataram I, Jemal A, Bray F: Küresel kanser istatistikleri 2020: GLOBOCAN, 185 ülkede 36 kanser için dünya çapında insidans ve mortalite tahminleri . CA Kanser J Kliniği. 2021, 71:209-49. 10.3322/caac.21660
      5. Yee S, Lim YC, Goh CF, Kotra V, Ming LC: Klor dioksitin dezenfektan olarak etkinliği . Prog Mikroplar Mol Biol. 2020, 3: 10.36877/PMMB.A0000128
      6. Gan W, Ge Y, Zhong Y, Yang X: Klor dioksitin su arıtımında inorganik ve organik bileşiklerle reaksiyonları: kinetik ve mekanizmalar . Environ Sci Water Res Technol. 2020, 6:2287-312. 10.1039/D0EW00231C
      7. Shewale JG, Gelhaus HC, Ratcliff JL, Hernandez-Kapila YL: Stabilize klor dioksit içeren ağız bakım ürünlerinin in vitro antiviral aktivitesi . Oral Dis. 2021, 10.1111/odi.14044
      8. Schwartz L: Metabolik tedaviye olası bir yardımcı olarak klor dioksit . J Kanser Tedavi Teşhisi. 2017, 1:6-10. 10.29245/2578-2967/2018/1.1107
      9. Kim Y, Kumar S, Cheon W ve diğerleri: Klor dioksitin reaktif oksijen türlerinin indüklenmesiyle antikanser ve antiviral aktivitesi . J Appl Biol Chem. 2016, 59:31-6. 10.3839/JABC.2016.007
      10. Lang NP, Brecx MC: Klorheksidin diglukonat-kimyasal plak kontrolü ve dişeti iltihabının önlenmesi için bir ajan . J Periodontal Arş. 1986, 21:74-89. 10.1111/J.1600-0765.1986.TB01517.X
      11. Moher D, Liberati A, Tetzlaff J, Altman DG: Sistematik incelemeler ve meta-analizler için tercih edilen raporlama öğeleri: PRISMA bildirimi . PLoS Med. 2009, 6:e1000097. 10.1371/journal.pmed.1000097
      12. Hatanaka N, Xu B, Yasugi M, ve diğerleri: Klor dioksit, SARS-CoV-2'ye karşı sodyum hipokloritten daha güçlü bir antiviral ajandır . J Hastane Enfeksiyonu. 2021, 118:20-6. 10.1016/j.jhin.2021.09.006
      13. Ogata N, Miura T: SARS-CoV-2 koronavirüsünün başak proteininin klor dioksit tarafından insan anjiyotensin dönüştürücü enzim 2'ye bağlanmasının inhibisyonu . Ann Pharmacol Ecz. 2020, 5:1195.
      14. Totaro M, Badalucco F, Costa AL, ve diğ.: Klor dioksit ile dezenfeksiyonun solunum yolu ile bulaşan, enterik ve kan yoluyla bulaşan virüsler üzerindeki etkinliği: bir anlatı sentezi . patojenler. 2021, 10:1017. 10.3390/patojenler10081017
      15. Noszticzius Z, Wittmann M, Kály-Kullai K, Beregvári Z, Kiss I, Rosivall L, Szegedi J: Klor dioksit boyut seçici bir antimikrobiyal ajandır . PLoS Bir. 2013, 8:e79157. 10.1371/journal.pone.0079157
      16. Berman D, Hoff JC: Simian rotavirus SA11'in klor, klor dioksit ve monokloramin tarafından etkisizleştirilmesi . Uygulama Ortamı Mikrobiol. 1984, 48:317-23. 10.1128/aem.48.2.317-323.1984
      17. Sanekata T, Fukuda T, Miura T, ve diğ.: Klor dioksit ve sodyum hipokloritin feline calicivirus, insan influenza virüsü, kızamık virüsü, köpek distemper virüsü, insan herpes virüsü, insan adenovirüsü, köpek adenovirüsü ve köpek parvovirüsüne karşı antiviral aktivitesinin değerlendirilmesi . Biyokontrol Bilimi 2010, 15:45-9. 10.4265/biyo.15.45
      18. Palcsó B, Moldován Z, Süvegh K, Herczegh A, Zelkó R: Uzun süreli antimikrobiyal etki için klorin dioksit yüklü poli(akrilik asit) jeller . Materyal Bilim Müh C Mater Biol Uyg. 2019, 98:782-8. 10.1016/j.msec.2019.01.043
      19. Ogata N: Klor dioksit ile proteinin denatürasyonu: triptofan ve tirozin kalıntılarının oksidatif modifikasyonu . Biyokimya. 2007, 46:4898-911. 10.1021/bi061827u
      20. Jin M, Shan J, Chen Z, ve diğ.: Enterovirüs 71'in sudaki klor dioksit inaktivasyonu ve bunun genomik hedefler üzerindeki etkisi . Environ Sci Technol. 2013, 47:4590-7. 10.1021/es305282g
      21. Soda K: Poliaminlerin tümör yayılmasını hızlandırdığı mekanizmalar . J Uzm Kliniği Kanser Arş. 2011, 30:95. 10.1186/1756-9966-30-95
      22. Gerner EW, Meyskens FL Jr. Poliaminler ve kanser: eski moleküller, yeni anlayış . Nat Rev Kanser. 2004, 4:781-92. 10.1038/nrc1454
      23. Kuczler MD, Olseen AM, Pienta KJ, Amend SR: Polianöploid kanser hücrelerinde (PACC'ler) bir direnç mekanizması olarak ROS kaynaklı hücre döngüsü durması . Prog Biophys Mol Biol. 2021, 165:3-7. 10.1016/j.pbiomolbio.2021.05.002
      24. Srinivas ABD, Tan BW, Vellayappan BA, Jeyasekharan AD: ROS ve kanserde DNA hasarı yanıtı . Redox Biol. 2019, 25:101084. 10.1016/j.redox.2018.101084

      Yorum yap


      • #4
        Klor dioksit hakkında sorular
        Klor dioksit ve klor aynı şey midir?

        ClO 2 su arıtımında nasıl kullanılır? Nasıl çalışır?

        ClO 2 sadece kentsel su arıtımında mı kullanılıyor? h4>

        ClO 2 kullanımının çevre üzerinde ne gibi etkileri vardır?

        Su arıtma için neden klor yerine ClO2 kullanmalıyım?

        ClO 2 zehirli midir?

        ClO 2 toplu bir ürün müdür?

        ClO 2 nasıl yapılır?

        ClO 2 pahalı mı?

        ClO 2 güvenle saklanabilir mi?
        Klor dioksit ve klor aynı şey midir?


        Klor dioksit (ClO 2 ) adı klor içerse de, Klor dioksit klordan tamamen farklıdır. Her şeyi değiştirmek için tek bir atom yeterlidir. Klor ve ClO 2 arasındaki fark, farklı kimyasal yapılarından kaynaklanır ve kimyasal davranışlarından da bu sorumludur.

        Hidrojene benzer. Genellikle oldukça patlayıcı bir gazdır, ancak oksijenle birleştiğinde dihidrojen okside dönüşür - yaygın olarak su olarak bilinir. Su arıtımında klor dioksit nasıl kullanılır ve nasıl çalışır?


        Şu anda, ClO 2 , koku ve tat sorunları olan yüzey suları için birincil dezenfektan olarak çoğunlukla Kuzey Amerika'da kullanılmaktadır. Çok düşük konsantrasyonlarda (0,1 ppm) ve geniş bir pH aralığında bile güçlü bir biyosittir. ClO 2 bakteri hücre duvarından geçer ve organizmayı öldürmek için hücrenin sitoplazmasındaki hayati amino asitlerle reaksiyona girer. Bu reaksiyonun yan ürünü klorittir. Önemli ölçüde, toksikolojik çalışmalar ClO 2 (klorit) dezenfeksiyon yan ürününün oluşturmadığını göstermiştir.

        insan sağlığı için herhangi bir önemli tehlike

        Geri Klor dioksit sadece kentsel su arıtımında mı kullanılıyor?


        Klor dioksit, kağıt hamuru ve kağıt endüstrisinde ağartma maddesi olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Aslında, ClO 2 , zararlı çevresel etkilerinden kaçınmak için ağartma işlemlerinde en yaygın kullanılan kimyasal haline geldi. Klor dioksit ayrıca gıda endüstrisinde meyve ve sebzelerin temizlenmesi, et ve kümes hayvanlarının dezenfekte edilmesi, proses suyunun temizlenmesi, yüzen suyun dezenfekte edilmesi ve koku kontrolü için biyosit olarak kullanılmaktadır. Endüstriyel proseslerde, ClO 2 endüstriyel su arıtma (soğutma sistemleri / soğutma sistemleri), amonyak fabrikalarında, kağıt hamuru fabrikalarında (çamur kontrolü, kağıt makineleri), petrol sahalarında, hava yıkayıcılarda, Tekstil ağartma ve elektronik endüstrisinde kullanılır. Klor dioksit ayrıca tıbbi atıklarda kullanılır . Klor dioksit çevreyi nasıl etkiler?


        Klor dioksit çevre dostudur ve çevreyi ve insan sağlığını bakterilerden ve diğerlerinin neden olduğu yan ürünlerden koruduğu için bir kirlilik koruma teknolojisidir Desinfektionsmethoden oluşmuş olurdu. Örneğin, kağıt hamuru ve kağıt endüstrisinde ClO 2 kullanımı fabrika atıklarındaki tüm dioksinleri ortadan kaldırmış ve böylece su ekosisteminde önemli bir iyileşmeye katkıda bulunmuştur.

        Geri Su arıtımı için neden klor yerine klor dioksit kullanmalıyım?


        Hem klorin hem de klor dioksitin güçlü ve etkili dezenfektanlar olduğu unutulmamalıdır. Klor, dünyanın her yerindeki insanlar için güvenli içme suyu üretmekten ve depolamaktan sorumlu olan çok etkili bir dezenfektandı ve öyle. Yüzey suyunun organik maddeler içeren içme suyu kaynağı olduğu durumlarda, ClO 2 < /sub> aşağıdaki hizmetleri sunar. İlk olarak, ClO 2 bir klor reaksiyonu değil oksitleyici kullanır. Bu, kanserojen olduğundan şüphelenilen organik klor bileşiklerinin oluşumunu pratik olarak hariç tutar. İkinci olarak, sahada ClO 2 oluşturulur ve bu klorun depolanmasını ve/veya taşınmasını önler . Klor dioksit zehirli midir?

        Klor dioksit ve klor aynı şey midir?


        Klor dioksit (ClO 2 ) adı klor içerse de, Klor dioksit klordan tamamen farklıdır. Her şeyi değiştirmek için tek bir atom yeterlidir. Klor ve ClO 2 arasındaki fark, farklı kimyasal yapılarından kaynaklanır ve kimyasal davranışlarından da bu sorumludur.

        Hidrojene benzer. Genellikle oldukça patlayıcı bir gazdır, ancak oksijenle birleştiğinde dihidrojen okside dönüşür - yaygın olarak su olarak bilinir. Su arıtımında klor dioksit nasıl kullanılır ve nasıl çalışır?


        Şu anda, ClO 2 , koku ve tat sorunları olan yüzey suları için birincil dezenfektan olarak çoğunlukla Kuzey Amerika'da kullanılmaktadır. Çok düşük konsantrasyonlarda (0,1 ppm) ve geniş bir pH aralığında bile güçlü bir biyosittir. ClO 2 bakteri hücre duvarından geçer ve organizmayı öldürmek için hücrenin sitoplazmasındaki hayati amino asitlerle reaksiyona girer. Bu reaksiyonun yan ürünü klorittir. Önemli ölçüde, toksikolojik çalışmalar ClO 2 (klorit) dezenfeksiyon yan ürününün oluşturmadığını göstermiştir.

        insan sağlığı için herhangi bir önemli tehlike

        Geri Klor dioksit sadece kentsel su arıtımında mı kullanılıyor?


        Klor dioksit, kağıt hamuru ve kağıt endüstrisinde ağartma maddesi olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Aslında, ClO 2 , zararlı çevresel etkilerinden kaçınmak için ağartma işlemlerinde en yaygın kullanılan kimyasal haline geldi. Klor dioksit ayrıca gıda endüstrisinde meyve ve sebzelerin temizlenmesi, et ve kümes hayvanlarının dezenfekte edilmesi, proses suyunun temizlenmesi, yüzen suyun dezenfekte edilmesi ve koku kontrolü için biyosit olarak kullanılmaktadır. Endüstriyel proseslerde, ClO 2 endüstriyel su arıtma (soğutma sistemleri / soğutma sistemleri), amonyak fabrikalarında, kağıt hamuru fabrikalarında (çamur kontrolü, kağıt makineleri), petrol sahalarında, hava yıkayıcılarda, Tekstil ağartma ve elektronik endüstrisinde kullanılır. Klor dioksit ayrıca tıbbi atıklarda kullanılır . Klor dioksit çevreyi nasıl etkiler?


        Klor dioksit çevre dostudur ve çevreyi ve insan sağlığını bakterilerden ve diğerlerinin neden olduğu yan ürünlerden koruduğu için bir kirlilik koruma teknolojisidir Desinfektionsmethoden oluşmuş olurdu. Örneğin, kağıt hamuru ve kağıt endüstrisinde ClO 2 kullanımı fabrika atıklarındaki tüm dioksinleri ortadan kaldırmış ve böylece su ekosisteminde önemli bir iyileşmeye katkıda bulunmuştur.

        Geri Su arıtımı için neden klor yerine klor dioksit kullanmalıyım?


        Hem klorin hem de klor dioksitin güçlü ve etkili dezenfektanlar olduğu unutulmamalıdır. Klor, dünyanın her yerindeki insanlar için güvenli içme suyu üretmekten ve depolamaktan sorumlu olan çok etkili bir dezenfektandı ve öyle. Yüzey suyunun organik maddeler içeren içme suyu kaynağı olduğu durumlarda, ClO 2 < /sub> aşağıdaki hizmetleri sunar. İlk olarak, ClO 2 bir klor reaksiyonu değil oksitleyici kullanır. Bu, kanserojen olduğundan şüphelenilen organik klor bileşiklerinin oluşumunu pratik olarak hariç tutar. İkinci olarak, sahada ClO 2 oluşturulur ve bu klorun depolanmasını ve/veya taşınmasını önler .
        Read more: https://www.lenntech.com.tr/systems/...#ixzz86ZVA78ep

        Yorum yap


        • #5
          Şimdiki Aklım Olsa…

          Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş

          Önce 6 yaşıma gider; kronik bademcik iltihabı, ateş ve şiddetli kulak ağrıları sebebiyle beni 3 ilde, bilinen en iyi isimlere götüren ve her seferinde “ameliyat şart” yanıtı alan aileme; “ne yiyor içiyorum, ortamda tetikleyen ne var, bademcikler neden hep alarmda, izleyelim” derdim. Çok direndiler aldırmamak için ama sağır olabilirmişim. Hikâye orada başladı. (“Dikkat!” diyen askerini yok etmekle başlarsan işe, romatizmaya evrilir elbette; su uyur bağışıklık uyumaz. Yaygın inancın aksine kendine saldırmıyor, korumaya çalışıyor.)

          Ateş, hastalık, herhangi bir sıkıntı hiç yok ergenlik boyunca; ama salt diz ağrısı. “Boyu hızlı uzuyor da ondan” yanıtı. Üniversitede spor yaparken kalçadan adeta kopan bir kayış, tutulan bacak, “fıtık olamaz, kas sıkışmasıdır” yanıtı; branşlar arası maraton başlangıcı…Yok sayma, unutma, canına tak deyince yeni tetkikler ve başa dönüş… 12 senelik koşturmaca. Omurlar eriyor, omurgada erken yaşlanma var // yok 5 ayrı fıtık var // yok fıtık değil kemik erimesi // yok diz eklemi şekil değiştirmiş çünkü bacaklardan biri 1.5 cm kısa, ameliyat lazım! Vaktiyle basketbol/badminton oynayabilen, bacak şekli muntazam olan ama sonradan değişen diz eklemi hakkında kimseleri ikna edemeyen, diz ağrısına, kalça oyulmasına, omurga yanmasına çare bulamayan, alanında en iddialı isimlere giden ve nihayetinde aldığı ameliyat önerisiyle kendine gelen; neyse ki nihayetinde, can kulağı ile dinleyen bir hekimin, bir bavul röntgene bakmaya gerek bile duymadan “romatizma” teşhisi ve bingo. AS (iltihaplı omurga romatizması) ile tanışma. Buraya park edelim, bu konuda yazım çok. #gdcankilozanspondilit
          Tek sorum vardı sadece doktora: Neden saldırıyor vücudum kendi dokularına? -Bilmiyoruz. Ama bu atakları az hasarla geçirebilmen için en hafif ilaçlarla başlayacağız.

          Şimdiki aklımla soru şu olurdu: “SaldırMıyor. Beni korumaya çalışıyor bağışıklığım. Ama neye karşı? Ne tetikliyor bu savaşı?”

          Bu hesap, bu konuda okumaların ürünü… Ama daha çok duyusal (duygu değil duyu) ihtiyaçları olan evin miniğini kotarma çabası. O yüzden maddeler aşağıdaki gibi devam ediyor. Kimse alınmasın (ama herkes akletsin); kendimi yazdım.

          Şimdiki aklım olsa…
          Herkesin farklı ve biricik olduğunu dikkate alırdım. Bir ürünün, yöntemin, terapinin, gıdanın dozunun da ihtiyaca/kişiye has olduğunu unutmazdım. Fermante ürünler (örneğin) herkese şifalı gelecek diye bir şey yok. Sabah aç karnına, falancanın rutin bellediği bir şey, bende aynı etkiyi yapmayabilir ve bu normaldir; parmak izlerimizin farklı oluşu tesadüfi değil; aklederdim.

          O dönemde (15 sene önce) homeopati, doku minerali, pilates konusuna eğilir; binlerce ünitelik vitamin iğneleri yaptırmak yerine minerale daha fazla önem verirdim.

          Bedenime kulak verir, tepkilerini halı altına süpürmez, susturmaz, baskılamaz; ne dediğini anlamaya çalışırdım. Uyarmaya ve yara sarmaya programlı zira.

          Balık yağı dahil, senelerce üst üste (aralıksız) içmek yerine belli dönemlerde, haftalık periyotta dahi olsa ara vererek, dönüşümlü kullanırdım.

          Hamilelik öncesi, arınmaya çalışır; hacamat ve sülükle çoook önceden tanışır ve düzenli yaptırırdım.

          Lavman nedir, neye yarar anlamaya çalışırdım. Esasen bağırsak değil karaciğer için gerekliliğini kafama not ederdim. Kanser hastalarının kahve lavmanını özellikle araştırıp öğrenmeleri için farkındalık oluşturmaya çalışırdım.

          Bildiklerimi (örneğin) iş yerimde/arkadaş çevremde herkese canhıraş anlatmak yerine; bilgiye, deneyime değer veren ve idrak seviyesi yüksek, kalbi kararmamış kimselerle paylaşırdım. Hoş, bunu hâlâ yapamıyorum. Herkese her şeyi anlatmak mümkün değil oysa!

          Rahim ağzı kns koruma amaçlı olduğu iddia edilen o “şey”leri yaptırmazdım. “Bayram değil seyran değil; şirketim neden kampanya başlatıyor tüm kadınlar için” diye irdelerdim, içeriğini incelerdim koşarak bedenime zerk ettirmeden evvel.

          Prof.Dr. Alişan Yıldıran’ın sohbetlerini izlerdim (bkz: vitamingiller.com) ve yazılarını dikkatle okurdum. @bookmarqt ta göreceğiniz kitapları alırdım. “Eleştirel Aşı literatürü Derlemesi” ve “Peron Notları”. O zamanlar bu kitaplar vardı da biz mi okumadık? Bkz: Urfa’da Oxford Sendromu.

          Hamilelikte başıma gelen hamilelik ürtikeri, şiddetli konstipasyon, bileklerde ödem konusunu normal karşılamaz; ne diyor bu karaciğer/böbrek anlamaya çalışır, homini gırtlak yemek yerine biraz dikkat ederdim. Gene minerallere ağırlık verirdim. Hayatıma homeopatiyi dahil ederdim bebeğim de buna dahil olmak üzere. Hamilelik süresince içtiğim vitamin ve minerallerin sentetik değil olabildiğince doğal olanlarını seçerdim.

          Hadi sezaryen doğum yaptım; bazen kaçınılmaz… Bir üstteki kitabı okur ve gecenin bir vakti uyuyan bebeği uyandırarak kuzumun aklını aldıkları testleri, sonradan yaptırmak üzere doktorumla konuşurdum. “Şey Takvimi’ndeki” rutin “şeyleri” ise yaptırmadan evvel 40 kez düşünürdüm. Beni bu konuda uyaran ailemi; “okumuş insanlar da bunu söylerse pes, tabii ki yapılacak bu “şeyler”, bu ne cehalet” diyerek yok saymak yerine anlamaya çalışırdım.

          Beni, seneler sonra (Kawasaki Sendromu sonrası) homeopatım, aynen şu kelimelerle uyarınca ayıldım: Dokundurtmayın bir daha bu çocuğa! Net bir uyarı. Bazı şeyler, başa gelenlerle sarsılmadan, duvardan duvara çarpılmadan anlaşılmıyor. O zamana dek ise; uyaran, söyleyen kötü belleniyor. Bence sakıncası yok. Eğlenceli hesaplara buyursunlar. Olumlamalar da bol karikatürler de.

          Doğumdan sonra en kısa zamanda miniği bir osteopata götürürdüm. İster normal doğum olsun ister sezaryen. Bir manuel terapi + kraniosakral dokunuş şart.

          Miniğin, yalnızlık sever ve ürkek, duyusal (ses/koku/ışık dahil) hassasiyetleri hakkında erken zamanlı pedagog muayenesine götürür ve DUYU BÜTÜNLEME nedir, farkında olurdum.

          Miniği, homeopati ve ev reçeteleriyle büyütmeye gayret ederdim. Varsa burada hatamız, Yaradana sığınıp.

          Gıda bazlı temiz mineral ve vitaminlere ulaşmaya çalışırdım. Az ama öz. Her çantamda o meşhur nezle ilacını taşımaz, geleni görevli gibi karşılar, ateşlensem sevinir, şükrederdim.

          Toksik insanlardan uzak duruyordum zaten ama bu konuda daha net olurdum. Nezaketin düzeyini, karşımdakine göre ayarlardım. Nükteden anlamayana kendi diliyle konuşurdum. Gerçi o kısım bünyeye gömülü gelmiş. Modüler değil. ????

          Miniğimle daha fazla oyun oynardım. Çalıştığım dönemde, tek kişiyle veya tek hanede kalmasını sağlar, dönüşümlü olarak bakım almasına izin vermezdim. Çeşitlilik, her zaman doğru değil ve bu konu da onlardan biri.

          Uykuma, beslenmemden daha fazla dikkat ederdim. İkisini de uzun süre yok saydım.

          Klor.di.oksit, gümüş, iyot, mineraller ve hatta biyotin hk farkındalığımı artırırdım.

          Alma-verme dengesini gözetir; alırken hâlâ beni tutan bakış açımı, ailem dahil herkese karşı değiştirirdim.

          Uzatmayayım; liste uzun ve çeşitli ama temel noktaları bilmem anlatabiliyor muyum…

          Esenlikler.
          Merih​​​​​​
          Önceki İçerikNÖROGELİŞİM SÜRECİ VE INPP
          Sonraki İçerikDR. Andreas Ludwig Kalcker ile Klordioksit Sohbeti — Türkçe Alt Yazılı 6 YORUMLAR

          1. Sevda Doğulu 20 Kasım 2020 at 16:19 Benim oglumun da 3.5 yaşındayken bademcik ve geniz eti alındı malesef bilgisizlik doktorun bizi yanlış yönlendirmesi şimdilik ağrı yok 6 yaşında ama ilerde olmamasi için ne yapabiliriz
          2. Hilde Şifa 18 Aralık 2020 at 07:40 Tebrikler merih bir yazı bu kadar kısa ve bu kadar bilgi dolu. Lafı eveleyip gevelemeden sanki bir bitkinin özünü en faydali yerini veriyor gibi vermişsin bilgiyi. Zaten şurda yazdiklarini merak edip araştirsa okuyanlar farkındalık kapısı açılmış olur. Bu platformda daha çok okuyacağim belliki seni. Yorumu Cevapla
          3. Münevver 20 Aralık 2020 at 14:05 Instagram’da takip ediyorum sizi ama orada her şey havada uçuşuyor, bir yorumla zaten çok iyi bilmediğim konular olduğu için başka bir yere sapmak yada asıl anlatılanı unutmak mümkün. Burası çok derli toplu ve hedef belirleyici, yol gösterici olmuş. Sağ olun, var olun, hepsini tek tek okuyorum. Emeğinize, yüreğinize sağlık Yorumu Cevapla
          4. Betül 20 Aralık 2020 at 22:27 Ben artık bu blogdan çıkmam Merih, eline yüreğine sağlık.. sosyal medyadan sizi zaten takip ediyorum ama orda dikkatim çok dağılıyor, buraya da KD yi okumaya gelmiştim ama buna da kısmetmiş.. Bedenin bilgeligine inananlar arasındayız ne mutlu bize ???? Yorumu Cevapla
          5. Şirin 7 Şubat 2022 at 18:42 Öncelikle paylaşımlarınızda bize verdiğiniz bilgiler konusunda size çok teşekkür ederim. Küçüklüğümde hep bademcik sorunu yaşadım 8 yaşımdan sonra sorunlar hafifledi ve giderek tamamen bitti.Şanslıydım ki hiç bir hekim alalım dememiş.Benden 8 yaş küçük kardeşim benim kadar şanslı değildi malesef.Bademcik ve geniz eti ameliyatı oldu sonrasında bir çok kronik hastalığın baş göstermesinden dolayı hala sorunlar yaşamakta.Bu yüzdendir ki çocukların bademcik konusunda hassasiyetim hep olmuştur.Merih hanımcığımın atölyesine katılmıştım. Kbb uzmanı Mehmet Ali Seyitoğlu’nun adını ilk orada duydum.İyi bir hekim olduğunu ve operasyon denilen çocuklar için bir kez de onunla görüşülmesi gerektiğine dair bilgi edinmiştim.Çevremde hekimlerin bademcik operasyonu önerdiği bir çok çocuğun velisine Mehmet Ali beyin fikrinide alın dediğimde hiç bir zaman yanılmadım.Çevremde bir çok arkadaşımın çocuğu bu harika hekim sayesinde ameliyattan kurtuldu.Onlar adına ve kendim adına bilgilerinizi cömertçe bizimle paylaştığınız için Merih hanım önce size teşekkür ederim sonra da Dr.Mehmet Ali bey’e.Hala mesleğini insani, vicdani değerler içerisinde etik şartlarda sürdüren tüm hekimlere selam olsun. Yorumu Cevapla
          6. Esra Konyalı 16 Şubat 2022 at 09:50 Merhaba, 4.5 yasinda bir oglum var. Bir gece kulaklarim agliyor diyerek uyandi, bogazina baktigimizda bademciklerin cok buyudugunu yutkunmakta zorlandigini farkettik. Birkac gun takviyelerle destekledik fakat genizden konusmaya baslayinca bir kbb uzmanina gorunduk. Oglumu muayene ettiginde 28 yillik meslek hayatinda gordugu en buyuk geniz eti oldugunu direk alinmasi ve bademciklerinde traslanmasi gerektigini soyledi. Ben saskindim dusunecegimizi soyleyip ayrildik ordan. Bu arada oglum gece agzi acik uyumaya ve horlamaya basladi, birkac kez nefes alamayip sicradigini farkettim. Kıymetli onerilerle Kbb doktoru Mehmet Ali Sehitoglu’na goturdum oglumu hemen. Kendisinin cocuklarla iletisimi hayran olunasiydi. Muayene etti, kulaklarinda fazlaca kir biriktigini soyledi ve nazikce temizledi (ilk gittigimiz dr cok kir birikmis gorunuyor deyip temizlemeye gerek duymamisti) temizledikten sonra oglum oksurmeye basladi ve biraz sesi acildi. Sonrasinda bana kulaklarda problem olmadigini, geniz etinin hava kirliligi, alerjenler, ev tozu akarlarina bagli olarak sisebilecegini 8 yasindan itibaren zaten kendi kendine kuculdugunu operasyon yapmaya gerek olmadigimi soyledi ve biz derin bir nefes aldik. Bir kitabi acip bademcik fotograflari gosterdi, bir karede oglumun tum bogazini kaplayan buyumus bademcikleri vardi bak dedi bu normal bir bademcik buyumesi, alinmasi gerektigi anlamina gelmez, herkesin kucuk olacak diye birsey yok gayet saglikli oglun ilac dahi vermeyecegim sana dedi☺️ Cocuk soguktan hastalanmaz kalin giydirme, terlerse de muhakkak degistir terli birakma yeter dedi. Ve dr beyle gorusmemizin ardindan sesi eski haline dondu, alerjenleride hayatimizdan cikarmaya basladikca uyku kalitesi iyilesmeye basladi. Mehmet Ali Beye gitmemis olsaydik ve ilk dr yorumuyla operasyon olsaydi oglum, vucudun savunma sisteminin en onemli ikilisi geniz eti/bademcik kaybetmis olacaktik. Bu problemi yasayan herkesin bizim gibi ameliyata gerek olmadan sifa bulmasini diliyorum. Yorumu Cevapla

          Yorum yap


          • #6
            1- KLORDIOKSIT NEDİR?



            Klordioksit, 1814 yılında Sir Humprey Davy tarafından bulunmuştur. Yıllardır dezenfektan olarak kullanılmaktadır. Klordioksit 11C de gaz formunda bulunur. Hafif sarı-yeşil renklidir. Sert, keskin ve klor kokuludur.

            CAS Numarası : 10049-04-4
            Kimyasal Formülü : ClO2
            Molekül ağırlığı : 67,5 g/mol
            Görünümü : Sarı gaz
            Kokusu : Tipik
            Havadaki yoğunluğu : 2,4 (Hava=1, 273 K)
            Erime noktası : - 59ºC
            Kaynama noktası : 11ºC

            Klordioksit son derece etkin bir biyosid olup 50 yıldan bu yana gıda endüstrisinde et, sebze ve meyvelerin dezenfeksiyonunda, şehir içme suyu dezenfeksiyonunda güvenle kullanılan insan sağlığına dost aktif bir maddedir.

            Günümüzde klordioksit düşük konsantrasyonlarda etkili, tatsız ve kokusuz olması kalıntı veya klor tadı bırakmaması, düşük ve yüksek PH oranlarında bakteri, alg ve funguslara karşı olması yanında biyofilm oluşumunu da önlemektedir. Klordioksit su kaynaklı ve klora direnç gösteren parazitler olan Giardia ve Cryposporidium’a karşı etkili bir dezenfektandır.

            Klor dioksit güçlü oksidan bir maddedir. Serbest radikal oluşturan tek biosiddir. Serbest radikal oluşturabildiği için son derece hızlı etki gösterir. Kendine özgü elektron değişim mekanizması vardır.Organik moleküllerin elektrondan zengin merkezine saldırır. Bir elektron transfer edilir ve klor dioksit, klorite indirgenir. Temas ettiği yüzeyler için reaktif bir radikaldir ve etkisini oksidasyon ile gösterir. Mikro organizmazlar inaktif durumdayken de etkilidir. Klordioksit, mikroorganizmaların hücre duvarları ve membranlarını dağıtarak onları öldürür ya da infektivitelerini yok eder.

            Organizmanın hücre duvarını parçalayarak hücre içindeki amino asitlerle etkileşime girer. Mikroorganizmaların enzim yapısını ve fonksiyonlarını bozar, sentezi durdurur. Hücrenin ölümüne yol açar. Yağ asitleri ile de etkileşmektedir.DNA ve RNA üzerine ya etki etmez ya da çok az etki etmesine rağmen protein sentezini durdurur. Virüslerde ise protein üretimini durdurarak elemine eder.

            Klordioksit ve klor aynı şey değildir. Klor, kimyasal bir elementtir. İyon formunda bilinen tuzun bir parçasıdır ve insan için gereklidir. Güçlü bir oksitleyici ajanıdır. İyon halinde deniz suyunda bol miktarda bulunur. Diğer birçok elementle kolayca bağ oluşturabilir. Sodyum ile birleştiğinde tuz kristalleri, magnezyumla birleştiğinde magnezyum klorit oluşur.

            Klordioksit kimyasal bir bileşiktir. Bir klor, iki oksijen iyonu içerir. Oksitleyici ajanlar, elektron donörlerinden kolayca elektron alabilen kimyasal bileşiklerdir. Bu elektronları kimyasal reaksiyonlarla alırlar. Bu önemlidir çünkü, tüm patojenler, klordioksite elektron verme eğilimindedirler. Bununla birlikte, sağlıklı dokular ve oksijenle beslenen mikroorganizmalar klordioksitten etkilenmezler. Klordioksit oldukça kararsız bir yapıdadır. Bu kararsızlık durumu klordioksitin patojen öldürmedeki başarısının sırrıdır.

            Şehir suyu temizleme sistemlerinde klordioksit, kanserojen yan ürünler çıkarmadığı için klorun yerini almaya başlamıştır. Amerikan Çevre Koruma Dairesi Klordioksitin patojenleri ve şarbon gibi hastalık mikroplarını güvenli bir şekilde yok ettiğini onaylamıştır. MMS protokolünde kullanılan klordioksit 1ppm civarındadır ve insan vücudundaki patojenleri etkili bir şekilde yok etmek için kullanılabilir.

            Klordioksit tüm organizmaların hücre duvarından 5 elektron alarak kapatılamayacak büyüklükte hasar meydana getirir. Böylece hücre çekirdeğine ve stoplazmasına hücum ederek hücrenin 5 dakika içinde lisis yoluyla ölümüne neden olur. Isleyişi itibari ile klordioksite karşı mikroorganizmalar direnç geliştiremez.

            Zaman içerisinde klordioksitin etkinlik oranı azalır sterilizasyon ve dezenfeksiyon ürünlerinde hiçbir zararlı kimyasal madde bulunmaz ,aldehit veya parasetik asit içermez

            Kararsız olması klordioksiti patojenlerle karsılastıgında etkili yapan özelligidir. Klordioksitin aşırı kararsız durumu patojenlerin direnç gelistirmesini engeller. Esas itibari ile klordioksit bir oksitleyicidir.

            Bununla birlikte saglıklı hücreler ve faydalı bakteriler klordioksitten etkilenmez. Klordioksit patojenlerle karsılastıgında patojenleri öldürür. Kandaki normal seviyedeki oksijen, hastalık durumlarındaki patojenlerin tümünü öldüremezken ortama klordioksit göndermek her seyi degistirir.Ancak klordioksitin vücuda etkisi zaman içine yayılmıs sekilde gerçekleşmektedir.

            Yok ettiği bazı bakteri ve virüsler;
            • Bakteriyel Sporlar
            • Lejyonerya Hastalığı
            • Botrytis Cinerea
            • Xanthomonas Campestris
            • Pseudomonas Syringea
            • Alternaria kahverengi Leke
            • Alternaria Yaprak Lekesi ve Alternaria Fitri
            2- KLORDIOKSIT’İN AVANTAJLARI NELERDİR?

            Çok amaçlı dezenfektan. Diğer dezenfektanların geride bıraktıkları kimyasal ve kansorojen etkiler oluşturmamaktadır.

            Mükemmel bir bakterisit (E.coli), spor öldürücü , virüs öldürücü , yosun öldürücü. Diger dezenfektanlara (Parasetik Asit, Hidrojen peroksit, Sodyum Hipoklorit ) kıyasla belirli pH larda 2,5 kat daha fazla oksidasyon gücü ayrıca daha az isçilik gerektirir.

            Klorla kıyaslandığında daha güçlü ve daha hızlı dezenfektan etkisi. Parasetik asit ve klor ürünleri ile kıyaslandıgında daha düsük dezenfektan maliyetleri.

            pH değerinde bağımsız dezenfekte etkisi vardır, sürekli dezenfeksiyonu mümkün kılar.

            Borular ve membranlardaki mikrobiyolojik kalıntıyı yok eder, biyolmi öldürür ve uzun süreli etki saglar.

            Sudaki fenoller, yosunlar ve bunların parçalanarak oluşturduğu yan ürünlerden kaynaklanan koku ve tat sorunlarına yol açmaz ve var olanları da yok eder.

            Trihalojenmetan, klorfenol, AOX ve kloramin gibi zararlı yan ürünlerin oluşumunu engeller çok küçük bir oran ile (0,5mg/lt) mayaları ve lactobasileri öldürür.

            Birincil, ikincil ve üçüncül dereceden aminler ile reaksiyona girmez.

            Korozif değildir, diğer dezenfektanlarla karşılaştırıldığında suda daha hızla çözünür.

            Mikroorganizmalara karşı diğer dezenfektanlarla karşılaştırıldığında çok daha düşük konsantrasyonlarda ve dozlarda etki eden bir dezenfektandır. Serbest radikal oluşturabildiği için gerekli reaksiyon süresi de çok daha düşüktür.

            Klordioksit kullanımı suda mikrobiyal kirleticilerin sağlık riskini tamamen yok eder ve aynı zamanda kimyasal kirlilik ve yan etkilerini de yok denilecek kadar minumum düzeye indirir.

            Diğer tüm dezenfektanlardan farklı olarak minumum % 99.5 bakteriyel ve virüsid temizlik sağlanmaktadır.

            Su depolarında, sulama borularında ve sulama ekipmanlarında yosun oluşumunu, film tabakasının oluşumunu ve tıkanmaları engeller. Daha önce oluşmuş yosun ve film tabakalarını yok eder.

            KLORDİOKSİT’i ONAYLAYAN ve KULLANILMASINI DESTEKLEYEN KURUM ve DEVLETLER

            EPA (Federal Amerika Çevre Dairesi)

            Corona’ya karşı insan ve çevre dostu dezenfektan olarak önerdi.

            USDA (Amerika Birleşik Dveletleri Tarım Bakanlığı)

            Organik Tarımda Dezenfektan olarak kullanılmasını onaylamıştır.

            WHO (Dünya Sağlık Örgütü)

            1992 yılında içme suyu dezenfektanı olarak onaylamıştır.

            TEPA (Tayvan Çevre Koruma Ajansı)

            Insan ve Çevre Dostu dezenfektan olarak onaylamıştır.

            IATA ( Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği)

            Corona’ya karşı uçaklarda kullanılmasını onaylamıştır.

            Ayrıca;

            1944’de Amerika Birleşik Devletlerinde
            1985’de Avrupa Birliği ülkelerinde
            1988’de Japonya’da
            1987’de Birleşik Krallık’da
            2005’de Çin’de içme suyu dezenfektanı olarak onaylanıp kullanılmaya başlamıştır.



            3-KLORDIOKSIT KULLANIM ALANLARI NELERDİR?
            • İçme suyu dezenfektanı olarak,
            • Su arıtımı için saflaştırma kimyasalı olarak,
            • Suda yosun önleyici olarak,
            • Endüstriyel atık suların dezenfeksiyonunda,
            • Kanalizasyon atık suyunun sterilizasyonu ve kokusunun giderilmesinde,
            • Gıda İşletmelerinde ve Gıda sterilizasyonunda,
            • Gıda işlenmesinde Mantar önleyici kimyasal olduğu için gıda işleme şirketleri tarafından meyve ve sebzelerin yıkanmasında,
            • Meşrubat sanayinde şişelerin yıkama ve çalkalanma alanlarındaki yüzeylerde,
            • Süt endüstrisinde yıkama ve çalkalanma anlarındaki yüzeylerde,
            • Şeker nişastasının merhem ve waksların beyazlatılmasında,
            • Her türlü depo sterilizasyonlarında(araç-normal yada soğutma sistemli)
            • Çiçekçilik ve akvaryum sektöründe,
            • Topluma Açık Alanların Dezenfeksiyonunda,
            • Tuvalet ve banyoların dezenfeksiyon işlemlerinde,
            • Tekstil fiber kağıt hamuru ve kağıt endüstrisinde ağartıcı olarak,
            • Biyolojik Atık Boşaltılmasında,
            • Endüstriyel soğutma sistemlerinde ve kulelerde mikrobik kirlenmeyi engellemede,
            • Hayvancılık Sektöründe (Büyük ve küçük baş hayvancılıkta, kümes hayvanları üretim kesimhane ve paketleme sürecinde)
            [B]4- İçme Suyu Dezenfeksiyonunda Klordioksit



            İçilebilir su arıtımında dezenfeksiyon amaçlı Klor Dioksit uzun yıllardır şehir şebeke sularında kullanılmakta ve dezenfeksiyon sonucu oluşabilecek sağlığa zararlı yan ürün (trihalometan ve halojenli asetik asitler) oluşumunu engellemektedir; su içinde kimyasal ve kanserojen yan ürün oluşturmamakla birlikte su içinde bulunan yosunları, mikropları ve bakterileri öldürerek sudan bulaşacak hastalıkları engellemektedir. Amerika Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Tayvan Çevre Koruma Ajansı (TEPA) tarafından yapılan çalışmalar da Klor Dioksitle içme suların dezenfeksiyonunu destekler. 0.8 ppm’lik Klor Dioksit ile içme suyunun dezenfeksiyonu sağlanır ve içilebilir su için optimum değere ulaşılır. 1950 den beri Brüksel, Viyana, Zürih gibi şehirlerde içme sularının dezenfeksiyonunda Klor Dioksit kullanılmaktadır.

            Klordioksit uzun vadeli mücadelede patojen mikroplara, mantarlara, alglara ve virüslere karşı çok etkili, ayrıca kaynakları koruyan bir dezenfektandır. Dünyanın birçok ülkesinde patente sahip olan sadece çok tehlikeli lejyonella bakterisine karşı çok kesin başarı sağlamakla kalmayıp, ayrıca kullanımında birçok avantajları da getirmektedir. Klordioksit geniş bir pH aralığında etkilidir. Kullanıma hazır olan çözeltinin çevreye karşı duyarlılığı sayesinde su arıtmanın hemen hemen tüm alanlarında risksiz bir kullanım sağlamaktadır. Bunun dışında diğer klor içeren dezenfekte uygulamalarında olduğu gibi içme suyunda halojenli maddeleri örneğin trihalojen bileşimi (trihalometan THM) ve klorlu fenoller, AOX bileşikleri ve kloraminler oluşturmaktadır.
            • Klordioksit lejyonella bakterisine karşı kesin etkilidir
            • Klordioksit aşındırıcı değildir
            • Klordioksit yatırım maliyetleri düşüktür
            • Klordioksit klor içeren dezenfekte uygulamalarında olduğu gibi içme suyunda halojenli maddeleri örneğin Trihalojen bileşimi (trihalojenmetan THM ) ve klorlu fenoller, AOX bileşikleri ve kloraminler oluşturmamaktadır
            • Klordioksit tehlike içeren yan etkileri bulunmamaktadır
            • Geniş bir pH aralığında etkilidir
            • Su kaynaklı patojenlerin % 100 ünü ortadan kaldırır
            • Dozajlanması ve dozaj kontrolü kolaydır
            • Kullanımı, depolaması ve nakliyesi sorunsuzdur. Sürekli işleyen boru sistemlerinde biyofilmi yok eder ve biyofilm oluşmasını önleyici özelliktedir
            • Diğer dezenfeksiyon türlerinden kat kat daha yüksek dezenfekte gücü ve kullanım kolaylığı sağlar, uzun süreli stabildir.
            [B]5- Topluma Açık alanlar için Klordioksit



            Topluma açık alanlarda yer yüzey ve ortam dezenfeksiyonun da spreyleme veya silme yöntemi ile min. % 99.5 oranında bakteriyel ve virüsid dezenfeksiyon. Kullanım dozajlarının az olması sebebi ile çok düşük maliyetler ile (işçilik ve sarf malzemesi olarak) sık sık uygulamak sonucunda başarılı ve sağlıklı ortamlar yaratmak mümkündür.

            Mükemmel bir bakterisit (E.coli), spor öldürücü , virüs öldürücü , yosun öldürücü. Diger dezenfektanlara (Parasetik Asit, Hidrojen peroksit, Sodyum Hipoklorit ) kıyasla 2,5 kat daha fazla oksidasyon gücü ile çok daha başarışı sonuçlar sağlar ve ayrıca daha az isçilik gerektirir.

            pH degerine bağımsız olarak dezenfekte etkisi vardır, sürekli dezenfeksiyonu mümkün kılar. Kalıntı bırakmaz.

            Korozif değildir, diğer dezenfektanlarla karşılaştırıldığında suda daha hızla çözünür.

            Mikroorganizmalara karşı diğer dezenfaktanlarla karşılaştırıldığında çok daha düşük konsantrasyonlarda ve dozlarda etki eden bir dezenfektandır. Serbet radikal oluşturabildiği için gerekli reaksiyon süresi de çok daha düşüktür.



            Topluma açık alanlar kapsamında;
            • Konaklama Tesisleri,
            • Hastane,
            • Okul,
            • İş yerleri,
            • Fabrikalar,
            • Ofisler,
            • Resmi Kurumlar,
            • Bankalar,
            • Ulaşım Merkezleri (Havaalanı-Tren ve Otobüs Garı ve duraklar)
            • Kafeler ve Restoranlar,
            • Benzin İstasyonları,
            • Araç dezenfeksiyonları,
            • Camiler,
            • Parklar ve Oyun Bahçeleri,
            • Spor Salonları (stad-kapalı salonlar, antreman sahaları ve tesisleri ve benzeri)
            • Umuma açık tuvaletler,
            • Fuar ve Sergi Alanları,
            • Sinema, Tiyatro ve Gösteri Merkezleri,
            • Alışveriş Merkezleri,
            • Müzeler,
            • Ev, Apartman ve Siteler,
            • Ve benzeri tüm yapı ve acık alanlarda

            6- Mebranın da Biyofilm Kontrolünde Klordioksit



            Ters Osmoz - RO yöntemiyle Deniz suyu şartlandırılarak kullanılabilir ve içilebilir su elde edilebilmektedir. Deniz Suyunun dezenfeksiyonunda Reverse Osmosis (Ters Osmoz - RO) yöntemi kullanılmasına karşın deniz suyunda bulunan mikrobiyolojik canlılar nedeniyle biyofilm tabakaları oluşmaktadır. Klor Dioksit deniz sularından oluşan biyofilm tabakalarını ortadan kaldıran, en yüksek verimi veren kimyasal olduğu Çevre Koruma Ajansları tarafından yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Klor Dioksit biyofilm tabakasını ortadan kaldırır ve Reverse Osmosis (Ters Osmoz - RO ) verimini arttırır. 0.2 – 0.3 ppm’lik Klor Dioksit ile Deniz suyunun dezenfeksiyonu sağlanabilmekte ve biyofilm tabakalarının oluşmasını engellemede kesin sonuç alınabilmektedir.

            7- Zebra Midyesinin Kontrolünde Klordioksit



            Endüstride soğutma amaçlı kullanılan derin deniz suyu işletmelerinde biyofilm tabakalarının oluşumunun engellenmesi ve zebra midyelerinin (Dreissena polymorpha) uzaklaştırılması amacıyla klor dioksit ile dezenfeksiyon sağlanmaktadır. Derin deniz sularında meydana gelen Zebra Midyeleri (Dreissena polymorpha) soğutma suların bulunduğu sistemlerin kanallarında tıkanmalara neden olur ve ekonomik zarar verir. Zebra Midyesinin (Dreissena polymorpha) dezenfeksiyonu için çeşitli kimyasallar kullanılmış fakat bunlar düşük verimle çalışarak zebra midyesinin oluşumuna engel olamamıştır. Klor Dioksitin Zebra Midyesi (Dreissena polymorpha) ile mücadelesi başarılı sonuçlar vermiştir. Klor dioksit dezenfeksiyonu sağlar ve kanallarda olan zebra midyesi kaynaklı tıkanmaları tamamen ortadan kaldırarak sorunsuz şekilde sistemin sürekliliğini sağlar.

            [B]8- Spa ( Kaplıca ) Sularının Dezenfeksiyonunda Klordioksit



            Spa (kaplıca) sularında mikrobiyolojik faktörlerden dolayı suda kirlenmeler olur ve bu kirliliği Tayvan Çevre Koruma Ajansı (TEPA) tarafından da desteklenen yüksek verimle çalışan, yüksek oksidasyon gücüne sahip ve suyla temasından sonra herhangi bir kimyasal, kanserojen yan ürün üterimi olmayan Klor Dioksit, günümüzde su dezenfeksiyonu olarak aktif kullanılmaktadır. Spa (kaplıca) sularının yüksek sıcaklıklarda içerdiği bakteriler ve virüsler 0,7 ppm’lik Klor Dioksit ile minimize olur, koku oluşumu ortadan kalkar ve dezenfeksiyon sağlanır.

            Meyve ve sebzelerin raf ömürlerinin az olmasının en önemli nedeni bakteri varlığıdır. Gıda paketlemesinde Klor Dioksit ile dezenfeksiyon yapılmaktadır. Çeşitli meyve ve sebzelerin 40- 120 arasında değişen konsantrasyonlardaki Klor Dioksit çözeltisi ile yıkanmasıyla bakteri varlığı yok olmakta ve bununla birlikte raf ömürleri ortalama 5 günden 14 güne çıkmaktadır.

            9- Un Üretiminde ve Beyazlatılmasında Klordioksit



            Unun performansını ve besleme değerini arttırmak amacıyla değirmenden una katkı maddeleri ilave edilir. Bunun yanı sıra öğütülmüş un sarı renkte olup beyazlatılması veya ağartılması söz konusudur. Bu işlemleri yapmak için çoğu işletmede kanser ve alerji riski olan Potasyum Bromat ve Benzoil peroksit kullanılmaktadır. Bu katkı maddelerin kullanımına Avrupa’da ve İngiltere’de izin verilmemektedir. Klor Dioksit herhangi bir kansorejen ve alerji riski olmadığı için unun beyazlatılmasında, ağartılmasında ek olarak performansın ve besleme değerinin arttırılmasında kullanılmaktadır. Unun en yüksek performansa sahip olabilmesi (oksidasyon) için 3-6 hafta beklemek gerekir. Unun oksidasyonu için Klor Dioksit kullanılır ve bu süreyi minimize eder.

            10- Klordioksit ile Kükürt İçeren Kimyasal Bileşiklerin Arıtılması

            Kimyada Sülfür terimi, Kükürt içeren kimyasal bileşiklerin birkaç tipi için kullanılır. Sülfür bileşikleri, çeşitli reaksiyonlar sonucunda oluşturdukları tat, koku, toksitite ve korozyon gibi problemler nedeniyle önemli bir çevre kirleticisidir. Kükürt içeren bileşiklerin giderilmesi amacıyla en çok uygulama alanı bulan kimyasal oksidasyonla gidermede oksitleyici olarak Klor Dioksit kullanılmaktadır. Atık sularında bulunan yüksek oranda Kükürt içeren bileşiklerin yok edilmesin de Klor Dioksitle yapılan Kimyasal Oksitleme ekonomik olmaktadır. Kanalizasyon sistemlerinde oluşan Hidrojen Sülfür (H2S) , beton malzemelerin aşınmasına, kötü kokuların oluşmasına neden olur. Kontrollü Klor Dioksit püskürtmesiyle kaynaktaki koku yok olur ve beton malzemelerde oluşan aşınmalar minimize edilir

            [B]11- Yüzme ve Süs Havuzlarının Dezenfeksiyonunda Klordioksit



            Yüzme havuzların dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasallara karşı dirençli mikropların artması, oluşturdukları kimyasal ve kansorejen yan ürünler sonucu salgın hastalıklar ile birlikte, yüzme astımı ve ishal görünümü artmıştır. Klor Dioksit su içinde herhangi bir tepkimeye girmeden ve kansorejen yan ürün oluşturmadan Yüzme Havuzlarının dezenfeksiyonunu sağlamakta ve suda rahatsız edici kokuları ortadan kaldırmaktadır. Kullanılacak Klor Dioksit miktarı havuz suyunun kirliliğine, sıcaklığına, pH ve temas süresine bağlı olarak değişiklik gösterebilir ama genel olarak düşük dozlarda kullanılarak yüzme havuzları için dezenfeksiyon sağlanır. Bununla birlikte Klor Dioksit ile yüzme havuzlarının dezenfeksiyonu sonucu tanklar, borular ve pompalarda yosun giderici olarak kullanılan ek kimyasalları kullanımı ortadan kalkar ve malzeme – bakım masrafları minimize olur.

            Etki alanı geniş, uzun süre kalıcıdır
            • Düşük dozaj uygulaması
            • Yosunlama önlenir
            • Havuz suyunun daha temiz ve berrak görünmesini sağlar
            • Suyun kirlilikten dolayı değiştirilme süresini uzattığı için tasarruf sağlar
            • Dezenfekte etme hızlılığı ve kolaylığı ile zamandan tasarruf sağlar
            • Bakım masraflarını %50’ye kadar azaltır
            Uygulama Alanı Uygulama Dozu
            Süs havuzlarında 15 ml/1000 lt su ile
            Yüzme havuzlarında Uygulama metod ve dozları için lütfen danışınız


            Süs havuzlarının etrafa mikrop yaymasını engelleyen, çevreye zarar vermeyen, su ile temas edilen yerlerde biyofilm tabakası oluşmasını ve hastalık yapan mikroorganizmaların yok edilmesini sağlayan güçlü bir dezenfektandır.

            12- Tarımda Klordioksit



            Tarımda klordioksit kullanımı, suyun temin edildiği akarsular, küçük kanallar (kanalet) ve kuyular, tarımsal sulama için gerekli uygunluğu göstermediği gibi, üründe çeşitli hastalıkları oluşturabilecek mikroorganizmalara ortam hazırlamaktadır. Klordioksit kullanımı ile sularda bulunan mikroorganizmalar yok edilerek hızlı ve kalıcı dezenfeksiyon sağlanmaktadır.

            Klordioksit kullanımı ile tarımsal sulama sistemlerinde suyun dinlendirildiği tank, depolar ve sistemde ki borularda oluşan biyofilm tabakaları, mantarlar, yosunlar, bakteriler, mikroorganizma ve virüsler gibi zararlıların oluşumları önlenerek, ürün kalitesi ve verimin artışı sağlanabilmektedir.

            Armut, elma ve ayva ağaçlarının ortak problemi ateş yanığıdır. Bu sorun yüzünden yüzlerce ağaç telef olur ve kesilir hale gelir. Bunun yanında küllenme, kara kale, memeli pası gibi hastalıklarda ağaçların ölmesine neden olur. Klor Dioksit ile ağaçlara yapılan müdahalelerde bakteriler, ve hastalıklar yok olur. 100-115 ppm konsantrasyonundaki Klor Dioksit ile 20-25 günde bir yapılan dezenfeksiyon ağaçların verimini arttırır, bakteri ve hastalıkların yok olmasını sağlar. Hastalıktan dolayı kesilme durumunda olan ağaçların bile tekrar canlanmasına yardımcı olur.



            Domateslerde fide dikiminde 1 hafta 10 gün içinde uygulanan Klordioksit o dönemde fidelerde oluşan Rhizoctania, Fusarium, Phythium, Alternaria gibi etmenlerin yaptığı hastalıkları kontrol altına almaktadır. Hastalıklar 1 aylık periyotta gözükmemektedir.

            Domates yetiştiriciliğinde, ileri devrelerde meydana gelen Fusarium hastalığı domates bitkisine çok zarar vermektedir ve kontrol altına almak oldukça zordur; kontrol altına almak için çok fazla kimyasal uygulanmaktadır. Zarar bazı şartlarda % 80’e kadar çıkmaktadır. İlk dikimden itibaren uygulanan Klordioksit Fusariumu kontrol altına almaktadır ve hastalık oluşmamaktadır. Kalıntı bırakmamakta ve fototoksisite oluşmamaktadır. Dolayısı ile ihracat sorunu yaşanmamaktadır. Hastalık görüldükten sonra kullanılsa bile sağlıklı bitkilere yayılmasını durdurmuştur. Tarımda ve seralarda kullanılan; kanalet, kuyu ve akarsulardan alınan sular sulama sistemlerin de kullanılabilecek kalitede değildir. Ürünler de birçok hastalığa sebep olacak mikroorganizmalar bulunmaktadır. Klordioksit hızlı ve kalıcı bir dezenfeksiyon sağlayarak bu mikroorganizmaların yok edilmesini sağlamaktadır.

            Suyun kalitesi önemlidir. Tarımın her alanında kullanılmak için depolarda dinlendirilen suyun oluşturduğu biyofilm tabakası, mantar, bakteri, virüs, yosun gibi mahsullerin kalite ve yapısını bozacak ve maddi kayıplara sebep olacaktır. Klordioksit kullanılması su sistemlerine ait depo ve borularda biyofilm oluşumunu önleyerek ürün kalitesi ve verim artışı sağlanır.

            Organik tarımda rezüdü ve fitotoksisite olmaması önemlidir. Klordioksit organik tarımda en etkili dezenfektandır. İhracat ürünlerinde klordioksit üstten pülverize edildiğinde yola dayanıklılık süresi artar. Klordioksit Bakterisid, Fungusid, Algisid ve Virüsid etkisi ile geleceğin ürünüdür. Dönüm de ilaç maliyetlerinde ciddi tasarruflara sebep olacaktır.

            Bitkilerde meydana gelen Külleme, Alternariel, Botrythis, Mildiyo vb hastalıklarda önceden korumak amacı ile uygulanan klordioksit tam koruma sağlamıştır.

            Narenciyelerde uygulanan klordioksit etek çürüklerini ve uç kurumalarını hem tedavi etmiş hem de bu zararlara karşı koruma görevi göstermektedir.

            Kesme çiçeklerde vazo ömrünü uzatmak için klordioksit kullanımı ön plana çıkmıştır. Süs çiçeklerinde oluşan deformasyon klordioksit ile kontrol altına alınmıştır.

            Klordioksit Toprağa Uygulandığında

            Organik tarımda kimyasal katkılar kullanılmadığı için Klordioksit gibi dezenfektanlar kullanılmaktadır. Toprağa uygulandığında sulama yapıldığında aktifleşerek bakterilere, funguslara, nematodlara karşı kalıcı koruma sağlar.

            Depolama alanlarında yapılacak pulvarizasyon ile ürünlerin (sebze, meyve, çiçek) üzerine bulaşan bakterilerin yok edilmesi sağlanır. Böylece ürünlerin raf ömürleri uzatılır. Klordioksit daha sonra buharlaşarak kalıntı bırakmaz

            Hasat Sonrası Klordioksit Kullanımı



            Temas ettiği bitkinin yüzeyindeki tüm bakterileri yok eder. Daha sonra buharlaşarak yok olur, kalıntı bırakmaz. Meyve ve sebzelerin raf ömürlerinin az olmasının en önemli nedeni bakteri varlığıdır. Gıda paketlemesinde Klor Dioksit ile dezenfeksiyon yapılmaktadır. Çeşitli meyve ve sebzelerin 40-120 arasında değişen konsantrasyonlardaki Klor Dioksit çözeltisi ile yıkanmasıyla bakteri varlığı yok olmakta ve bununla birlikte raf ömürleri ortalama 5 günden 14 güne çıkmaktadır.

            13- Sanayide Klordioksit



            Klordioksit, canlı hücrelerde bulunan taşıyıcı proteinleri bir daha oluşmamak üzere yok ederek sudaki mikroorganizmaları öldürür. Klordioksit, yüksek redoks potansiyelinden (suyun indirgenme-yükseltgenme yeteneği) dolayı diğer böcek öldürücülerle karşılaştırıldığında virüs, bakteri, mantar ve tek hücreli gibi mikroorganizmaları ve bulaşıcı canlıları dezenfekte etmede çok daha etkilidir , bu yüzden sanayide klordioksit kullanımı önemlidir..

            Klor gibi maddelerle karşılaştırıldığında oksitlenme potansiyeli çok daha yüksek olduğundan az miktarda kimyasala ihtiyaç duyulur. Legionella gibi klora dayanıklı mikroorganizmalar klordioksit yöntemiyle tamamen yok edilebilir. Diğer dezenfektanlar ile karşılaştırıldığında Klordioksit in en önemli avantajı biyofilm üzerindeki etkisidir. Biyofilmi düşük dozlarda yavaş yavaş ayrıştırır. 1 ppm yoğunluğundaki Klordioksit biyofilmdeki hemen hemen tüm Legionella bakterilerini 18 saat içinde yok edecektir. 1,5 ppm yoğunluğunda Klordioksit kullanımıyla aynı süre içinde biyofilmde önemli bir daralma elde edilebilir. Klordioksit dezenfeksiyon işlevi pH değerinden neredeyse hiç etkilenmez. Böylece Klordioksit, alkali bulunan ortamlarda da hiçbir sorun çıkmadan kullanılabilir.

            Sanayide Klordioksitin Avantajları
            • Korozif Değildir
            • Hızlı ve yüksek etki sağlar
            • Lejyonlerlere karşı kesin çözüm sağlar
            • Bakım maliyetlerini düşürür
            • Biyofilm tabakasını yok eder
            • Sisteminizde %40’a varan enerji tasarrufu sağlar
            Uygulama Alanı Uygulama Şekli Uygulama Süresi Uygulama Dozu
            Kullanım Suyu Lejyonerlere Karşı Dozaj Pompası İle Sürekli 1000 Litre suya 140 ml Klordioksit
            Su hatlarının biyofilm tabakası temizlenmesi Şok Dozajlama 1 saat 1000 Litre suya 1 litre Klordioksit
            [B]14- Hastane ve Kliniklerde Klordioksit



            Hastane ve kliniklerde, hasta ve personelin risk altında bulunmasından dolayı, hasta ve personel sağlığının korunması ve güvenliği adına belirli yönetmelikler oluşturulmuştur. Bunlar temiz, steril bir ortam, güvenli tedavi suyu, temiz içme suyu, temiz su depolama tankları, temiz kullanım suyu, lejyoner kontrol hizmetleri gibi konuları kapsayan ihmal edilmemesi gereken önemli kurallardır.

            Lejyoner hastalığı genellikle hastane su sistemlerinde bulunan ve sıcak su koşullarında gelişerek ölümcül zatürre hastalığına dönüşebilir. Sadece hastane personeli ve hastaların bu risk altında bulunması bir yana, diğer taraftan böyle bir durum hastane ve sağlık merkezlerinin imajına da ciddi anlamda zarar verir. Hastane ve Kliniklerde Klordioksit kullanımı ile Lejyonella ve oluşturduğu biyofilm, tamamen parçalanarak yok edilebilir. Hastane ve sağlık merkezlerinde ısıtma yöntemleri veya soğutma gibi bina servis yöntemleri gereği kapalı sistemler mevcuttur. Bu sistemler içerisinde bulunan su, buharlaşmanın da az olmasından dolayı belirsiz bir zaman zarfında muhafaza edilir. Bu zaman içerisinde hareket halinde ki su, oluşturduğu korozyon ve tortulardan dolayı tıkanmalara, sistemin ağır işlemesine ve benzeri sorunlarla birlikte, soğutulmuş su sistemlerinde oldukça sıklıkla rastlanan Pseudomonas türü bakterilere yataklık etmeye başlayacaktır. Hastanelerde, Sağlık Ocaklarında ve Kliniklerde Klordioksit kullanımı ile bu tür oluşumlar yok edilir ve Klordioksit’in düzenli kullanımı ile tamamen engellenmiş olur.



            Klinik ve hastanelerde bulunan nötralizasyon sistemleri de büyük bir risk teşkil etmekte olup, gerekli dezenfeksiyon uygulanmadığında telafisi olmayan ciddi mikroorganizmaların yayılmasına ve hastalıklara sebep olacaktır.Hastane ve Klinklerde Klordioksit kullanımı ile nötralizasyon sistemlerinde dezenfeksiyon sağlanır, oluşabilecek risklerin önüne geçilir.

            Hastanelerde ve sağlık merkezilerinde mevcut su sistemlerinde, ünitelerde, depo ve tanklarda uygun dozajlarda uygulanacak Klordioksit ile gerekli şartlar sağlanarak, tüm riskler kontrol altına alınır. Hem personel ve hastaların sağlık açısından güvenliği sağlanıp, hem de cihaz ve sistemlerin daha sağlıklı bir şekilde çalışarak, suyun kullanıldığı her alanda mikroorganizmalardan arındırılmış steril bir sonuca ulaşılır.
            Uygulama Alanı Uygulama Şekli Uygulama Süresi Uygulama Dozu
            Kullanım suyu lejyonerlere karşı Dozaj pompası ile Sürekli 1000 litre suya 140 ml Klordioksit
            Biyofilm mücadelesi Şok dozajlama 1 saat 1000 litre suya 1 litre Klordioksit
            Yüzey dezenfeksiyonu Şok dozajlama 10 dakika 1000 litre suya 1 litre Klordioksit
            [B]15- Atık Su Dezenfeksiyonu İçin Klordioksit



            Klordioksit , içme ve kullanım suyu dezenfeksiyonunda etkili olduğu kadar, atık su arıtımında da yapılan çalışmalar neticesinde göstermiştir ki ; klor gibi su içerisinde hidrolize olmadığı için, mikroorganizmalara karşı sabit aktivitesi ile etkili bir dezenfektandır. Atık sularda koliform popülasyonlarını yok edici özelliği bulunmaktadır.

            Sularda koku ve renk oluşturucu bileşikler genellikle inorganik tuzlar (demir-mangan türevleri), sülfür bileşikleri, yosun ve alglerden gelen organik türler ve kirletici kaynaklardan gelen organik bileşiklerin kontaminasyonundan kaynaklanır. Demir ve mangan bileşiklerini de okside edici özelliği olduğundan dolayı oksidasyon ajanı olarak kullanılır, koku ve renk giderme yanında istenmeyen organik bileşiklerin giderilmesinde etkilidir. Klordioksit, organik yüklü atık sulardaki diğer klor bazlı ürünlere göre dezenfeksiyon esnasında trihalojenmetanlar gibi halojenler oluşturmaz.

            Klordioksit ’in, atık sularda sıklıkla rastlanan Pseudomonas aeruginosa, Escherichiacoli, Stapylococcus aereus, Enterococcus hirae, Enterococcus faecalis, Enterococcus faecium, Candida albicans, Aspergilus niger, Klebsiella pneumoniae, Proteus mirabilis, Legionella pneumophila gibi mikroorganizmalar üzerindeki etkinliği laboratuvarlarca raporlanmıştır.

            [B]16- Gıda İşletmelerinde Klordioksit



            Klordioksit farklı oranlarda uygulanarak, su ve deniz ürünleri işlemede, meyve ve sebze yıkamada, kanatlı et işlemede, süt ürünleri vb.gibi gıda ve içecek endüstrisi için şişelemede kullanıldığında, mikrobiyolojik kontrolü sağlamaktadır. Klordioksit suyun içindeki çoğu "organik" ile reaksiyona girmez; bu durum Klordioksit’i çok etkili bir dezenfektan yapar. Et ambalaj endüstrisinde oluşan kötü kokulu ikincil ve üçüncül aminler de dahil olmak üzere, kokuların nötralize edilmesine yardımcı olan mükemmel bir koku nötralizatörüdür. Meyve ve sebzelerin raf ömürlerinin az olmasının en önemli nedeni bakteri varlığıdır. Gıda paketlemesinde Klor Dioksit ile dezenfeksiyon yapılmaktadır. Çeşitli meyve ve sebzelerin 40- 120 arasında değişen konsantrasyonlardaki Klor Dioksit çözeltisi ile yıkanmasıyla bakteri varlığı yok olmakta ve bununla birlikte raf ömürleri ortalama 5 günden 14 güne çıkmaktadır.
            • Meyve ve sebze işleme tesislerinde
            • Kümes hayvanları işleme tesislerinde
            • Gıda ile temas eden kağıt üretiminde
            • Pastörize ediciler, ısıtıcılar ve soğutucuların temizliğinde
            • Ambalajlama dezenfeksiyon işlemlerinde
            • Ekipmanların Dezenfeksiyonunda
            • Tankerler, gemiler, soğuk zincir nakliye araçlarının dezenfeksiyonunda
            • Kasa yıkama, şişe yıkama, personel el yıkama
            • Su dağıtım ve depolama tanklarının su arıtma ve dezenfeksiyonu
            • Küf ve koku kontrolünde
            Uygulama Alanı Uygulama Şekli Uygulama Süresi Uygulama Dozu
            Kullanım ve üretim suyunda Dozaj pompası ile Sürekli 1000 litre suya 70 ml klordioksit
            Biyofilm mücadelesi Şok dozajlaa 1 saat 1000 litre suya 1 litre klordioksit
            Şişe yıkamada Dozajlama Şişe yıkama süresince 1000 litre suya 1 litre klordioksit
            [B]17- Hayvancılıkta Klordioksit



            Klordioksit, düşük konsantrasyonlarda etkili, tatsız ve kokusuz bir madde olması, kalıntı ve klor tadı yaratabilecek klorofenollere dönüşmemesi, düşük ve yüksek pH değerlerinde bakteri fungus, alg ve biofilmlere karşı etkili olması, kloramin ve trihalomentanların (THMs) oluşumuna neden olabilecek bazı maddelerle ve amonyakla reaksiyona girmemesi gibi özelliklere sahiptir. Ayrıca Klordioksit, su kaynaklı parazitlerden klora dayanıklı Giardia ve Cryptosporidium’a karşı da etkili bir maddedir.

            [B]Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvanlarda

            • Organik bulaşmayı önler
            • Askıda katı madde oluşmaz
            • Dezenfeksiyon yan ürünleri oluşmaz
            • Hayvanlar ve hayvansal gıdalar için olumsuz bir etkisi yoktur
            • Hayvanların içme suyunun dezenfeksiyonunu sağlar
            • Kullanım suyu hatlarının dezenfeksiyonunda, Biyofilmi yok eder, oluşumunu engeller
            • CIP temizliğinde kullanıma uygundur
            • Süt üretim tesislerinde ekipman dezenfeksiyonunda kullanılır
            • At yetiştiriciliğinde ahır ve ekipmanların dezenfeksiyonu
            • Atlarda oluşan mantar ve benzeri hastalıklara karşı koruyucu etki eder
            • Genel yıkama ve hijyen
            Kümes Hayvanlarında



            Kümes hayvanlarının içme sularındaki mikroplar, bakteriler ve Salmonella görülmesi hayvanların gelişmesini ve istenilen kiloya ulaşmasını engeller, optimum verime ulaşmasını engeller, ölüm oranlarını arttırır, maddi kayıba neden olurlar. Kümes Hayvanlarının içme sularının dezenfeksiyonu Klor Dioksitle sağlanır ve bu dezenfeksiyon sonucu sudan kaynaklı kayıplar engellenir. 0.6- 0.8 ppm aralığında Klor Dioksit ile Kümes Hayvanların içme suyunda yapılan dezenfeksiyon sonucu;
            • Ölüm oranlar max. %2 değerinde,
            • Daha kısa günde istenilen ortalama ağırlığa ulaşılır.
            • Ortalama tavuk ağırlığı %10 artar, % 6 lık yem tasarrufu olur.
            • Bunlara ek olarak depo ve borularda yosun giderici veya biosidal olarak kullanılan ek kimyasal kullanımı kalkar ve bunlar için malzeme – bakım masrafları minimize edilir, maddi kazanç sağlar.

            Klordioksit ile Kümes hayvanlarının içme suyu dezenfeksiyonu dışında ortam şartlarındaki iyileştirme içinde genel temizlik ile birlikte dezenfeksiyon sağlanır.
            - Su deposu ve hatların temizliği
            - Tavuk içme sularının dezenfeksiyonu
            - Kümes ön yıkama
            - Karkas yıkama
            - Kesimhanelerde genel kullanım suyu
            • Organik bulaşmayı önler
            • Askıda katı madde oluşmaz
            • Dezenfeksiyon yan ürünleri oluşmaz
            • Hayvanlar ve hayvansal gıdalar için olumsuz bir etkisi yoktur
            • Hayvanların içme suyunun dezenfeksiyonunu sağlar
            • Kullanım suyu hatlarının dezenfeksiyonunda, Biyofilmi yok eder, oluşumunu engeller
            • CIP temizliğinde kullanıma uygundur
            • Ortam ve ekipman Dezenfeksiyonu (Sisleme / püskürtme )
            • Tavuk karkaslarında Salmonella’yı önler
            Su ve Deniz Ürünlerinde

            Klordioksit balık üretim havzalarında düşük yoğunlukta çok etkilidir. Klordioksit çok seçici bir oksidandır ve ağırlıklı olarak organik maddelerle reaksiyona girer. Diğer oksidanlarla (hidrojen peroksit, ozon ve klor) karşılaştırıldığında klordioksitin en büyük avantajı, yüksek oksidasyon kapasitesiyle birlikte düşük oksidasyon gücüne de sahip olmasıdır. Yaklaşık 0.04 mg/lt konsantrasyonda bakteri basıncı, suda biyolojik ve su ürünleri yetiştiriciliği üzerinde olumsuz bir etki yapmadan büyük ölçüde azaltılır. 0.1 mg/lt konsantrasyonda amonyak ve nitrit seviyeleri düzenli olarak ölçülmelidir. Daha yüksek konsantrasyonlarda (0,2 mg/lt ila 0,5 mg/lt arasında), ClO2 balıklarda ki bakteri problemlerini önemli ölçüde azaltabilir ve çözebilir.
            • Canlı veya hasat sonrası balık taşımacılığı suyunda
            • Su ürünleri işleme tesislerinde, Ürün yıkama sularında
            • Salmonella ve Listeria mono-cytogenes üzerinde yüksek oranda öldürücü etkiye sahiptir.
            • Balıklar ve karidesler için püskürtme / daldırma suyunda
            • CIP temizliğinde ve soğuk hava depolarının dezenfeksiyonunda
            • Ortam ve ekipman Dezenfeksiyonunda

            18.İçecek Sektörün de Klordioksit



            İçecek ve gıda üretimi yapan işletme ve kuruluşların üretim öncesi, üretim aşaması ve üretim sonrası tedarik ettiği hammadde ve üretip depoladığı içecek ve gıdaların, temizlik ve sanitasyonu konusunda bakteriyel ve virüsal temizlik yapar.

            Süt ve meşrubat sektöründe tüm şişe tiplerinin yıkanmasında kullanılır. Pas, küf ve yağ çözücü etkisi ile kullanımı son derece kolay, ekonomik ve dozajlamaya müsaittir. PH değerlerinden bağımsız olarak çalıştığı için düşük dozajlarda ve kısa sürede en ekonomik mutlak çözüm sağlar.

            Kısa sürede ve başarılı dezenfeksiyon etkisi ile işletmelerde dolum sürelerinde zaman kazandırır. Kalıntı % 0 olduğu için içecekler de kalıntı veya yapısal bir bozukluğa sebep olmaz
            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X