Duyuru

Collapse
No announcement yet.

BAOBAB, Adansonia digitata

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • BAOBAB, Adansonia digitata

    Baobab Ağacı Nedir, Nerede Ve Nasıl Yetişir? Baobab Ağacı Özellikleri, Bakımı Ve Faydaları Hakkında Bilg

    "Baobab Ağacı, Malvaceae ailesinden olanbir ağaç türüdür. Bu ağacın 8 tane farklı türü olduğu bilinir. Bu ağaç türleri çoğunlukla Asya ve Afrika'da görülür. Binlerce yıl yaşayabilen ve en yaşlı ağaçlar arasında yer alan bitki türüdür. 18 metreye kadar uzun boya sahip olan bu ağaç, beli 30 metreyi bulmaktadır, çapı ise 9 metre kadar uzanabilir. Ağaç, yapraklarını döken ağaç türleri arasında yer alır. Bu ağacın odunundan kağıt yapıldığı da bilinir. Baobab Ağacı özellikleri nelerdir, nerelerde yetişir, faydaları nelerdir gibi pek çok sorunun ve merak edilenlerin cevabını sizler için derledik. "

    Baobab Ağacı, süngerimsi ve yumuşak gövdeye sahip olan bir ağaç çeşididir. Bu ağacın gövdesi dev büyüklüğe sahiptir.

    Baobab Ağacı Nedir? Baobab Ağacı Hakkında Bilgi

    Bu ağaç türü, gövdesi büyük olan bir ağaç türüdür. Aşağıya doğru sarkan dallara sahip olmak ile birlikte, tüm yılı genellikle yapraksız geçirir. Portakal kadar büyüklüğünde etli ve ekşi denilecek kadar bir meyveye sahiptir. Bu meyvenin adına maymun ekmeği denir.

    Baobab Ağacı, uzun yıllar meyvesinin içinde gizli olan tohumlarda ürer. Bu yaşan yüzyıllar kadar sürer. Gövdesinde bol miktarda su tutar. Ağacın dalları aşağıya doğru sarktığı için kubbe görünümü ortaya çıkar. Afrika ülkeleri ve Avustralya'da yetiştirilir. Gövdesinin çapı 5o metre, boyu ise 30 metreye dayanır.

    Baobab Ağacı Latince İsmi Nedir ve Nerede Yetişir?

    Baobab Ağacı 32 Afrika ülkesinde ve Avustralya'da yetişir. Bu ağaçlar yaklaşık olarak 3.000 yıl yaşar. Bu sebepten dolayı yaşlı ağaç türü olarak bilinir. Afrika'da en fazla görüldüğü yer Senegal ve Madagaskar olarak bilinir. Baobab Ağacı'nın Latincesi Adansonia Grandidieri demektir. 8 farklı türü bulunan bu ağacın isimleri; Fony baobabı, Za baobabı, Afrika baobabı, Büyük baobab, Suarez baobabı, Perrier baobabı, Avustralya baobabı, Madagaskar baobabı olarak bilinir.

    Baobab Ağacı Faydaları Nelerdir?

    Bu ağacı yetiştiren yerlerde tedavi edici etkisi oldukça kullanıldığı görülmektedir. Bu tedavi edici ve bu ağaca sahip olan faydalar şu şekilde sıralanabilir.
    Ağaçtan çıkan ve taze olan yaprakları sebze olarak tüketilebilir.
    Ağacın neredeyse tüm bedeni su depolar ve bu yüzden susuzluğu gidermede işe yarayan bir ağaçtır.
    Bu ağaçtan çıkan meyveler üzerine şeker dökülüp yenilen meyvelerdir.
    Bu ağaçtan çıkan odunlar kağıt yapımında kullanılır, ağacın kabuklarında bulunan lifler ise güçlü halatların yapımında kullanılır.
    Yaprak ve kabuklarından Adasonina adlı madde elde edilir. Bu madde ateş düşürücü görev gördüğü için ateş düşürücü tedavilerde kullanılabilir.
    Ağacın bedeni büyük olduğundan dolayı bu ağaçtan çıkan kağıtlar da bayağı fazla olur.
    Portakal kadar büyük, yumurta şekline sahip, kahverengi sarımsı rengi olan, tüylü olan meyvelerinin içinde bulunan sert ve siyah renk, adeta böbreğin şeklini andıran tohumu saran kuru toza sahiptir. Bu tozdan içecek yapılıp ağrı kesici gibi tedavi yöntemlerinde kullanmak mümkündür.
    Ağaçtan çıkan meyveler sayesinde Baobab yağı elde edilmektedir. Bu yağın içinde A, C, D, E, F vitaminleri vardır. Bunların yanı sıra beta karoten de bulunur. Bu sebepten dolayı hem saça hem cilde çok yararı olduğu bilinir
    Doğal yollardan olan bir cilt nemlendiricisidir.
    Cillte yer alan gözenekleri tıkamadan bakımını yapar.
    Baobab yağı, hücrelerin yenilenmesinde etkili olduğu için yaşlanma karşıtı olarak da oldukça fayda sağlayan bir yağ türüdür.

    Baobab Ağacı Nasıl Yetiştirilir?

    Bu ağacın Türkiye'de yetiştirilmesi mümkün değildir. Bunun sebebi ağacın türünün Tropik alanda yetişebilen bir tür olmasıdır. Bu ağaç çok uzun ömürlü olduğu için dikildikten ancak yıllar sonra görülebilir. Bu ağaç kalın kabuklara, büyük yapraklara ve yumurtadan az daha büyük meyvelere sahip olan bir ağaçtır.

    Gövdesine benzeyen kalın dallarının ucu yere doğru meyilli olduğundan dolayı ağaç, ilk bakıldığında ters duruyormuş gibi bir izlenim verir. Bu ağaç, sıcak bölgelerde yetişir ve Tropikal bölgelerde yetişmesi uygundur. Bu sebepten dolayı çok yavaş büyür, dikildiği yerde çokça zaman fide olan haliyle kalır. Bu sebeple bu ağacı dikmiş olan kişinin ağaç büyüdüğü zaman ve büyüme aşamasında olduğu zaman görmesi pek mümkün olan bir durum değildir.

  • #2
    Hayat Ağacı ‘Baobab’

    3000 yıl yaşadığına ve özünden içenlerin ömrünü uzattığına inanılan, hayat ağacı “baobab” Afrika’da kutsal sayılan bir ağaçtır. Bu yazıda birçok sinema yapımında da yer alan, “Hayat Ağacı” diye kendinden söz ettiren, devasa boyutlara ulaşan baobab ağacı ile ilgili bilgiler vereceğiz.

    Baobab Nedir? Hayat Ağacı Anlamı
    Afrikalıların inancına göre tanrı önce baobab ağacını yarattı. Kötü ruh (şeytan) ise bu ağacın ihtişamını kıskandığı için ağacı kökleri yukarıda kalacak şekilde ters çevirdi. Baş aşağı çevirilmiş hissiyatı veren hayat ağacı baobab

    Hayat Ağacı (Baobab Ağacı) Özellikleri
    Senegal devlet armasında yer alan Baobob ağacının 10′ a kadar türü bulunmaktadır.

    Baobab Ağacı Nerede Yetişir?
    Ne yazık ki anavatanından kilometrelerce uzakta olan Türkiye’ de özelliklerini tam göstererek yetişmemektedir. Afrika’ dan Avusturalya’ ya kadar uzanan geniş bir coğrafya ana yurdu olarak varsayılabilir.

    Hayat Ağacı Türleri
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Afrika Baobabı – Adansonia Digitata (URL1)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Büyük Baobab – Adansonia Grandidieri (URL2)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Avusturalya Baobabı – Adansonia gregorii (URL3)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Madagaskar Baobabı – Adansonia Madagascariensis (URL4)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Perrier Baobabı – Adansonia Perrieri (URL5)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Fony Baobabı – Adansonia Rubrastipa (URL6)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' ZA Baobabı – Adansonia ZA (URL 7)
    • Hayat Ağacı 'Baobab' Suarez Baobabı – Adansonia Suarezensis (URL8)
    Hayat Ağacı Bitkisi Afrika’ya Can Veriyor


    “Adansonia” her ne kadar bilimsel adı olarak bilinse de Afrika halkı Baobab ağcına “Anıt ağaç” ve “Hayat ağacı” demektedirler. Halk arasından kutsal bir yere sahip olan Baobab ağacı hem geçim kaynağı, hem ilaç yapımında, hem de barınma maksadıyla kullanılmaktadır. Doğanın bize nimet olarak verdiği bir ağaç daha olan Baobab ağacına halk söz yerindeyse her konuda sırtlarını dayamaktadırlar.
    Baobab Meyvesi toplayan Afrikalılar Baobab Meyvesi


    Yeryüzünün en geniş gövdeli ağacı olan Baobab ağacı halk arasında “Maymun ekmeği” olarak da bilinmektedir. 10-20 metre ve daha fazla boya, 50 metreye yakın gövde çapı yapmaları mümkündür. Baobab ağacının gövde kabuklarından ve yapraklarından “adasonia” adı verilen ateş düşürücü madde olarak kullanılan bir sıvı çıkarılmaktadır. Ayrıca hindistan cevizi büyüklüğün de ve 1.5 kg ağırlığında olan meyveleri mevcuttur. Meyvelerin tadları ekşi olmasına rağmen şeker katılarak yenilebilmektedir, zehirli değildir. Ender ve koruma altında olan Adsonia türleri, Afrika halkı tarafından soy devamı için kontrollü ve denetimli bir şekilde tohumdan üretim yapmaktadırlar.
    Bu yazı da ilginizi çekebilir: Rosa - Gül Çeşitleri Ve Bakımı Baobab Ağacı Özellikleri
    Baobab ağacı çok uzun ömürlü bir ağaçtır. Yılın 8 ayını yapraksız geçirmektedir. Yapraksız geçen 8 ayın sonunda ilkbahar aylarında yeni çıkan yapraklar sebze olarak tüketilmektedir. Kuraklığa çok dayanıklıdır ki gövdesinden 120 bin litreye kadar su depolaması mümkündür. Sucul bir bitki diyebiliriz fakat tam anlamıyla bir sukulent diyemeyiz. Çünkü genç ve yeni fidanlar bol bol sulanmaya ihtiyaç duymaktadırlar.

    Baobab Kabuğu
    Baobab ağacını 10 cm kalınlığında olan gövde kabukları geçmiş zamanlarda ilaç yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Ama şimdiler de gövde kabuklarından çok sağlam halatlar yapılmaktadır. Bir çok farklı üründe kullanılan Baobab kabuğu ayrıca Hindistan’ da fil heybesi ve kağıt yapımında kullanılmaktadır.

    Baobab Çiçeği
    Silindirik bir gövde üzerinde köke benzer şekilde dallanan Baobab ağacı baş aşağı büyüyen bir ağaç olarak da isimlendirilir. Yukarıda da bahsettiğim üzere yılın 8 ayı yapraksız olduğu için sadece dal olarak görünmektedir. Bu dalların üzerinde ekim ve aralık ayların da beyaz 2-5 cm büyüklüğün de tatlımsı kokusu olan çiçekleri açmaktadır. Çiçekler açtıkları günün gecesinden renkleri kahverengiye dönerek tohum oluştururlar. Yani çiçekleri de ağaç üzerinde çok kalmamaktadır.

    Baobab Yağı
    Baobab ağacının meyvelerinin içerisinde bulunana çekirdekler, soğuk sıkma yöntemi uygulanarak yağ çıkarma işlemi yapılır. Böylece Baobab yağı oluşur. Bu Baobab ağacı yağı hücre yenileme özelliği taşıdığı için yaşlanma karşıtı olarak kullanılır. Ayrıca saça ve cilde çok iyi gelmektedir.


    Çok uzun süre yaşadığını bildiğimiz Baobab ağacı hemen hemen 2000 ile 3000 yıl arası yaşamaktadır. Bu kadar uzun süre yaşayan Baobab ağacının sırlarından sadece bir tanesi, herhangi bir kaza sonucu zarara uğrayan ağaç kendi kendini yenileyerek iyileştirme gücüne sahiptir. Tabi ki bu özellikte ömrünü uzatmaktadır. Bu yazı da ilginizi çekebilir: Palmiye Ağacı Çeşitleri ve Özellikleri Hayat ağacı, ismini tam anlamıyla hakkeden ve karşılayan Baobab ağacı , hayranlık uyandıran özellikleri ile bitki köşemizde sizlerle buluştu. Baobab ağacı gibi ömrünüz olsun.



    Kaynakça
    1. URL1-https://upload.wikimedia.org/wikiped...C_Tanzania.jpg
    2. URL2 – https://twitter.com/theabrarz/status...348480?lang=ar
    3. URL3 https://en.wikipedia.org/wiki/Adanso..._Australia.jpg
    4. URL 4 https://en.wikipedia.org/wiki/Adanso...e:Baobab_M.jpg
    5. URL 5 https://static.inaturalist.org/photo...jpg?1444383684
    6. URL6 – https://upload.wikimedia.org/wikiped...chaelhogan.jpg
    7. URL 7 – https://upload.wikimedia.org/wikiped...sonia_za-2.jpg
    8. URL 8 – https://upload.wikimedia.org/wikiped...uarezensis.jpg

    Yorum yap


    • #3
      Adansonia digitata'nın Sulu Özü , Wistar farelerinde Pamuk Çekirdeği Özü Kaynaklı Testis Hasarını tersine çevirdi

      Dare Joseph Babatunde , 1 Olaniyan Olugbemi Tope , 2 Oigiagbe Eboselume Fidelis , 3 Okotie Gloria Enevwo , 4 ve Eweoya Olugbenga 5
      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
      1 Anatomi Bölümü, Osun Eyalet Üniversitesi, Osogbo, Nijerya
      2 Üreme Biyolojisi ve Gelişimsel Programlama Laboratuvarı, Fizyoloji Bölümü, Edo Üniversitesi Iyamho, Edo Eyaleti, Nijerya
      3 Anatomi Bölümü, Bingham Üniversitesi Karu, Nasarawa Eyaleti, Nijerya
      4 Fizyoloji Bölümü, İbadan Üniversitesi, İbadan, Nijerya
      5 Anatomi Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi ve Yardımcı Sağlık Bilimleri, Gambiya Üniversitesi, Serrekunda, Gambiya
      Sorumlu Yazar: Olaniyan Olugbemi Tope Üreme Biyolojisi ve Gelişimsel Programlama Laboratuvarı Fizyoloji Bölümü Edo Üniversitesi Iyamho Edo Eyaleti, Nijerya. E-posta: gn.ude.ytisrevinuode@imebgulo.nayinalo
      Git: Soyut

      Amaç:


      Kısırlık, doğum kontrol hapı kullanmayan cinsel yönden aktif çiftlerin bir yıllık kesintisiz cinsel ilişkiden sonra gebe kalamaması durumudur. Pamuk Çekirdeği Ekstresi (CSE), aktif bileşeni Gossypol'ün etkisiyle testislerde oksidatif hasara neden olarak erkek kısırlığına bağlanmıştır. Adansonia digitata'nın, antioksidan etkiler de dahil olmak üzere tıbbi açıdan faydalı pek çok özelliği olduğu bilinmektedir. Bu çalışma, Adansonia digitata'nın Pamuk tohumu ekstraktının neden olduğu testis hasarı üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçladı. Yöntemler:


      Kırk (40) Erişkin erkek Wistar sıçanı, her grupta beş sıçan olacak şekilde 8 gruba ayrıldı (n=5). Grup 1, kontrol olarak görev yaptı ve ağızdan 0.5 ml fosfat tamponu aldı; Grup 2, ağızdan 800 mg/kg b.wt A. digitata aldı; Grup 3, sadece oral olarak 300 mg/kg vücut ağırlığı E Vitamini aldı; Grup 4 intraperitoneal olarak 60 mg/kg vücut ağırlığı CSE aldı; Grup 5 intraperitoneal olarak 20 mg/kg vücut ağırlığı CSE aldı; Grup 6 intraperitoneal olarak 60 mg/kg vücut ağırlığı CSE ve ağızdan 800 mg/kg vücut ağırlığı A. digitata aldı; Grup 7 intraperitoneal olarak 20 mg/kg vücut ağırlığı CSE ve ağızdan 800 mg/kg vücut ağırlığı A. digitata aldı; Grup 8 intraperitoneal olarak 60 mg/kg vücut ağırlığı CSE ve 300 mg/kg Vit aldı. Sözlü olarak. 21 gün süreyle uygulandı. Karın insizyonunu takiben testisler ve epididim diseke edildi. Epididim, semen analizi için kullanılırken, testisler histolojik analiz ve biyokimyasal analiz için işlendi. Tüm veriler SPSS versiyon 17.0 yazılımı kullanılarak ANOVA ile analiz edildi. Ap <0,05 anlamlı kabul edildi. Sonuçlar:


      CSE uygulaması , sadece CSE ile tedavi edilen grupta bulunan sperm sayısında anlamlı ( p <0.05) düşüşe neden oldu. Ancak, A. digitata uygulaması sperm sayısı, G6PDH, LDH, GPx ve SOD'de önemli artışa ( p <0.05) neden olmuştur; ancak MDA seviyeleri azalmıştı. Histolojik gözlemler, CSE ile tedavi edilen sıçanların testislerinde Spermatogonya sayısında ve farklılaşan hücrelerde bir azalma gösterdi. Sonuçlar:


      Elde edilen sonuçlar, A. digitata'nın CSE uygulamasının neden olduğu testis hasarına karşı koymada antioksidan yeteneğini ortaya çıkardı .

      Anahtar Kelimeler: Gossypol, Adansonia. Digitata, Biyokimyasal tahlil, Testis, Wistar fareleri
      Git: GİRİİŞ


      Kısırlık, cinsel olarak aktif bir çiftin doğum kontrolü kullanmayan bir çiftin bir yıl kesintisiz cinsel ilişkiden sonra hamile kalamaması durumudur. İnfertil çiftlerin %30-50'sinde erkek problemlerinin rol oynayabileceği bildirilmiştir (WHO, 2010). Pamuk tohumu özü, sarı bir polifenolik binaftalin pigmenti, gossipol içerir ( Coutinho, 2002 ). Dedikodu [(2,2'-binaftalen)-8,8'-dikarboksaldehit-1,1', 6,6', 7,7'-hekzahidroksi-5,5'-diizopropil-3,3'-dimetil] pamuk bitkisinden ekstrakte edilen doğal olarak oluşan bir bileşik ve oral bir erkek kontraseptif ajan olarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ( Shelley ve diğerleri, 2009) .). Gossypol, erkek doğum kontrol hapı olarak anılır; ancak seks hormonu seviyelerini veya libidoyu etkilemez ve mekanizması kadınlar tarafından kullanılan steroidal oral kontraseptiflerden farklıdır ( Oyetunji ve diğerleri, 2012 ). Gossypol, sperm ve spermatojenik hücrelerde enerji metabolizmasında çok önemli bir rol oynayan bir enzimi inhibe ederek kontraseptif etkisini gösterir. Hedef enzim olan laktat dehidrojenaz X (LDH-X), yalnızca spermde ve glikolizde yer alan erkek gonadal hücrelerde bulunur ve mitokondrinin enerji üretmesini sağlamada rol oynar (Oyetunji ve ark. , 2012 ) . Gossypol'ün akrozomal enzimleri inhibe ederek testiküler hasara neden olduğu gösterilmiştir ( Yuan & Shi, 2000).), hücre dışı ve hücre içi proteinlere afinite ( Wang ve diğerleri, 1992 ) ve spermatogenez ve sperm hareketliliğinin inhibisyonu (Countinho, 2002). Hedef germ hücrelerinin mitokondrisi, dedikoduya yanıt olarak hücresel organeller arasında en hassas ve en ciddi şekilde hasar görmüş olanıdır ( Xue ve diğerleri, 1983 ). Hasarlar arasında şişme, vakuolasyon, crista tükenmesi, lizis, matriste granüler birikim ve bozulmamış mitokondri parçalanma süreci yer alır ( Xue ve diğerleri, 1983 ). İnsan spermatozoasının mitokondriyal belirteç enzimi LDH-X'in aktivitesi, gossypol tedavisinden sonra belirgin şekilde azaldı veya tamamen baskılandı ( Xue ve ark.,1983 ).

      Bitkiler son yıllarda oksidatif hasarı tedavi etmek için kullanılmıştır. Çeşitli antioksidan bitkiler, testislerde alternatif mekanizmalar tarafından oluşturulan oksidatif strese karşı koyma yetenekleri açısından değerlendirilmiştir, örneğin, domateslerin ana bileşeni olan kırmızı bitki antioksidanı olan likopen, sıçan testislerinde indüklenen oksidatif hasarı tersine çevirebilir. siklosporin A veya sisplatine maruz kalmanın ardından ( Aitken & Shaun, 2009 ). Diğer bitkiler , testisleri ısı stresi ve hidrojen peroksidin neden olduğu oksidatif hasardan koruyan lycium barbarum bitkisine sahiptir; ve testisleri diyabet kaynaklı oksidatif testis hasarından koruyan Musa Paradisiaca ( Aitken & Shaun, 2009 ). Baobab veyaAdansonia digitata, antioksidan özelliğinden dolayı bu tür bitkilerden biri olarak kullanılabilir. Adansonia digitata, Malvaceae familyasına aittir ( Bremer ve diğerleri, 2003 ). Dağılım alanı geniştir ve bu tür, Batı Madagaskar'ın yanı sıra Sahra Altı Afrika'nın yarı kurak ve yarı nemli bölgelerinin çoğunda bulunabilir ( Diop ve diğerleri, 2006 ). Baobab, çok amaçlı kullanımları olan çok uzun ömürlü bir ağaçtır. Farklı bitki kısımları gıda ve ilaç olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır ( Sidibe ve Williams, 2002).). Meyve özü çok yüksek C vitamini içeriğine sahiptir ve çeşnilerde, meze olarak ve meyve suyu yapımında kullanılabilir, tohumları önemli miktarda ham protein, sindirilebilir karbonhidrat ve yağ içerir; oysa yüksek düzeyde lizin, tiamin, kalsiyum ve demir içerirler ( Caluwé ve diğerleri, 2010 ). Kuru baobab meyve özü, hafif miktarda ekşi, canlandırıcı bir tada sahiptir ve özellikle karbonhidratlar, enerji, kalsiyum, çok yüksek potasyum, tiamin ve C vitamini açısından yüksek değerlerle çok besleyicidir (Arnold ve diğerleri , 1985 ) . Meyve özünün yüksek kalsiyum içeriği, baobab meyvelerini hamile ve emziren kadınlar, çocuklar ve yaşlılar için doğal bir kalsiyum takviyesi kaynağı olarak cazip hale getirir.Osman, 2004 ). Yüksek doğal C vitamini içeriği nedeniyle, baobab meyve özü iyi belgelenmiş bir antioksidan kapasiteye sahiptir ( Brady, 2011 ). Antioksidanlar, kanser, yaşlanma, iltihaplanma ( Ramazan ve diğerleri, 1994 ) ve kardiyometabolik hastalıklar gibi oksidatif stresle ilişkili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir , çünkü bu kronik hastalıklara katkıda bulunan serbest radikalleri ortadan kaldırabilirler ( Carlsen ve diğerleri, 2010 ). Bu aktiviteler, sulu ekstrakttaki steroller, saponinler, triterpenoidler, flavonoidler, fenolik bileşikler ( Chadare ve diğerleri, 2009 ) ve triterpenlerin varlığına bağlanabilir ( Brady, 2011 ).

      Bu çalışma , Adansonia digitata'nın Wistar sıçanlarında Gossypol ile indüklenen testis hasarı üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır .

      Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER


      Ağırlıkları (150 - 200 g) arasında olan kırk (40) erkek Wistar faresi, Bingham Üniversitesi Karu hayvan barınma tesisinden sekiz gruba ayrıldı (n=5). Sıçanlar kontrol odasındaydı ve deney başlamadan önce iki hafta süreyle iklime alıştırıldı. Onlara sıçan peletleri (yetiştirici püresi) ve su ad libitum verildi . Hayvan haklarına ilişkin etik onay ise aynı Kurumun Kurumsal Hayvan Bakım Komitesinden alınmıştır. Tüm deneysel prosedürler, Bingham Üniversitesi, Karu, Nasarawa Eyaleti, Nijerya'daki Kurumun Hayvan Etik Komitesi'nin (IAEC) deney yönergeleri izlenerek yapıldı. Deney Hayvanları ve Bakımı


      Sıçanlar, her biri 5 sıçandan oluşan sekiz (8) gruba ayrıldı;

      Grup 1, 0,5 ml fosfat tamponlu salin (PBS) aldı.

      Grup 2 ( yalnızca 800 mg/kg b.wt Adansonia )

      Grup 3 (300 mg/kg vücut ağırlığı E Vitamini),

      Grup 4 (60 mg/kg sadece pamuk çekirdeği ekstresi),

      Grup 5 (20 mg/kg sadece pamuk çekirdeği ekstresi),

      Grup 6 (60 mg/kg pamuk çekirdeği ekstresi + 800 mg/kg b.wt Adansonia ),

      Grup 7 (20 mg/kg pamuk çekirdeği ekstresi + 800 mg/kg b.wt Adansonia )

      Grup 8 (60 mg/kg pamuk çekirdeği ekstresi + 300 mg/kg vücut ağırlığı E Vitamini). Deney protokolü


      • Ekstrakt Hazırlama


      Pamuk tohumu, Nyanya pazarından temin edildi ve Bingham Üniversitesi Biyoloji Bilimi laboratuvarında doğrulandı. Artık pamuk lifleri toplandı ve tohumlar öğütüldü. 20 g toz haline getirilmiş pamuk tohumu, 200 ml %70 etanol içinde ıslatıldı. Çözelti, bir cam çubuk kullanılarak ara sıra karıştırılarak 24 saat oturmaya bırakıldı. Çözelti 24 saat sonra filtre kağıdı kullanılarak süzüldü ve tortu, Ramadan ve arkadaşlarına göre atıldı . (1994) . Elde edilen süzüntü, intraperitoneal uygulama için fosfat tamponunda çözülen sarımsı yarı katı bir macun elde edilene kadar 60 ° C'de bir sıcak plaka kullanılarak konsantre edildi.

      Adansonia meyve kabuğu, Nassarawa eyaletindeki Nyanya pazarından elde edildi ve Bingham Üniversitesi Biyolojik Bilim Laboratuvarında doğrulandı. Meyve kabuğu, posayı ve tohumları ortaya çıkarmak için kırıldı. 500 gr posa 5 litre distile suda 48 saat bekletildi. Çözelti daha sonra filtre kağıdı kullanılarak süzüldü ve kalıntı atıldı. Süzüntü, meyvemsi kokulu koyu renkli yarı katı bir macun elde edilene kadar 60°C'de konsantre edildi. Bu, oral uygulama için fosfat tamponunda çözüldü. • Ayıklama Yönetimi


      Adansonia digitata oral sonda ile uygulandı. Adansonia digitata ve E vitamininin uygun konsantrasyonları, bir metal orofaringeal kanül yoluyla uygulandı. Adansonia digitata'nın LD50'si, Ramadan ve arkadaşlarına göre 8000 mg/kg'dır . (1994) . Pamuk çekirdeği ekstraktı uygulaması 21 gün süreyle intraperitoneal enjeksiyon yoluyla yapıldı. • Örnek koleksiyon


      Hayvanlar son uygulamadan 21 gün sonra 24 saat sonra servikal dislokasyon ile kesildi ve testisleri eksize edildi. Her sıçanın sol testisleri H&E boyamaları kullanılarak histolojik analiz için Bouins sıvısında sabitlendi, diğeri ise enzim histokimyası için %5 sükroz çözeltisinde homojenleştirildi. Spermatozoa, yeni geliştirilmiş nebular hemositometre sayım odası kullanılarak semen analizi için epididimin kaudal kısmından elde edildi. Biyokimyasal Prosedürler


      • Semen Analizi


      Kaudal epididim disseke edildi; Olaniyan ve diğ . (2018) sperm hareketliliği ve morfolojisi için. Sperm konsantrasyonları, spermin 1:9 oranında %10 formo-salin içinde sabitlenmesiyle belirlendi. Sayım, yeni geliştirilmiş nebular hemositometre kullanılarak yapıldı ( Olaniyan ve diğerleri , 2018 ). • Histolojik hazırlık


      Testislerin histolojisi, Akpantah ve ark. (2003) . Organlar enlemesine yaklaşık 0,5 cm kalınlığında plaklar halinde kesildi ve bir gün buin sıvısında sabitlendi, ardından dehidrasyon için %70'lik alkole aktarıldı. Dokular farklı sürelerde %90'lık mutlak alkol ve ksilenden geçirildikten sonra etüvde 65 0'da 1'er saat olmak üzere iki değişim erimiş parafin mumuna aktarıldı .Sızma için C. Daha sonra gömüldüler ve seri kesitler döner mikrotom kullanılarak beş mikronda (5 um) kesildi. Dokular, albüminize slaytlara aktarıldı ve 2 dakika boyunca bir sıcak plaka üzerinde kurumaya bırakıldı. Slaytlar daha sonra ksilen ile mumdan arındırıldı ve mutlak alkolden geçirildi (2 değişiklik); %70 alkol, %50 alkol ve ardından 5 dakika su. Slaytlar daha sonra Hematoksilen ve Eosin ile boyandı. Slaytlar Kanada balzamına monte edildi. Her grup için X100 ve X40 büyütme kullanılarak fotomikrograflar alındı. • Enzim Histokimyası


      Eksize edilen testis dokuları 1 ml 0,25 mm (%5) sukroz solüsyonu içeren Lao tarzı havana konularak iyice homojenize edildi. Doku homojenatları, enzim tahlili için 5 ml'lik düz serum şişesinde toplandı; Glikoz 6 fosfat dehidrojenaz (G6PD), Süperoksit Dismutaz (SOD), Malondialdehit (MDA), Glutatyon Peroksidaz (GPx) ve Laktat Dehidrojenaz (LDH). • Doku homojenatlarında malondialdehit (MDA) seviyesi tayini


      Dokulardaki malondialdehit seviyeleri, aşağıda gösterildiği gibi Stocks & Domandy (1971) tarafından özetlenen protokole göre ölçüldü . 0.1 ml homojenat plastik bir test tüpüne pipetlendi. Üzerine 1 ml %20 trikloroasetik eklendi. Karışım karıştırıldı ve 2000g'de 5 dakika santrifüjlendi. 0.5 ml süpernatan, bir Pyrex test tüpüne pipetlendi. 0.05 ml 10.0 umol/L 1, 1, 3, 3-Tetrametoksilpropan başka bir Pyrex test tüpüne (standart) pipetlendi. 0.5 ml Trikloroasetik asit çözeltisi ve 1.0 ml Tiyobarbitürik asit, 3. bir Pyrex test tüpüne (boş) pipetlendi. Tüm tüpler sıkıca kapatılmıştır. Deney tüpleri 100 0 daki su banyosunda ısıtıldı.C'de 20 dakika. Tüm tüpler suda soğutuldu. Spektrofotometre, 532 nm'de reaktif blank kullanılarak körlendi. Testler ve standartların absorbansları okundu.
      Dokumalondialdehit =( Mutlakile ilgilitesti × 10 )mutlakile ilgilitan dart _× 10 µ mol / L • Doku homojenatında Glikoz 6 Fosfat Dehidrogenaz (G-6-PDH) Aktivitesinin Belirlenmesi


      Lohr & Walker (1974) yöntemini kullanarak homojenattaki G6PD aktivitesini ölçtük . Prosedür reaktif tablosunda gösterildiği gibidir (tablo 1). tablo 1


      reaktif tablo
      Reaktif R2 (tampon) 1.0 ml
      Reaktif R2 (NAOP) 30 ul
      homojenleştirmek 15 ul
      Karıştırın, 370C'de 5 dakika inkübe edin
      R3 (Glikoz 6 fosfat) 15 ul
      Ayrı bir pencerede aç
      365 nm'de ilk absorbansı okuyun ve zamanlayıcıyı aynı anda başlatın (havaya karşı), 1, 2 ve 3 dakika sonra absorbansı tekrar okuyun. • Hesaplama


      Homojenat aktivitede G6PDH = dakikada 60571x absorbans değişim oranı (mµ/ml).

      U/L homojenatında G6PDH = 60571xdk x1000 başına absorbans değişim oranı. • Doku Homojenatında Laktat Dehidrogenaz (LDH) Aktivitesinin Belirlenmesi


      Balch ve diğerlerinin yöntemine göre homojenattaki LDH aktivitesini ölçtük . (2009) . Homojenat 4ºC'de 10 dakika 10000xg'de santrifüjlendi. Elde edilen berrak süpernatan, LDH aktivitesinin ölçümü için kullanıldı. • Doku homojenatında Glutatyon Peroksidaz aktivitesinin belirlenmesi


      Homojenattaki glutatyon peroksidaz aktivitesi Randox lab, Ardmore, Diamond road, Crumlin co, UK BT294QY reaktif kiti ile Paglia & Valentine (1967) yöntemi kullanılarak belirlendi . • Homojenattaki Süperoksit Dismutaz (SOD) Aktivitesinin Belirlenmesi


      SOD'nin enzim aktivitesi , Randox lab Ltd. tarafından üretilen reaktif kiti kullanılarak Misra & Fridovich (1972) yöntemine göre test edildi. İstatistiksel analiz


      Verileri, SPSS/17.0 yazılımı (SPSS Inc, Chicago, ABD) ile One-way ANOVA (Analysis of Variance) kullanarak istatistiksel olarak değerlendirdik. Tukey post-hoc analizi, Ortalama ± Standart sapma olarak ifade edildi. p <0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

      Git: SONUÇLAR

      Semen parametreleri


      Elde edilen sonuçlar , kontrol, Adansonia digitata ve Vitamin E grupları arasında sperm sayısı ve hareketliliği açısından anlamlı bir fark olmadığını ( p >0.05) göstermektedir. Adansonia Digitata ve Vitamin E'nin aşağıda gösterildiği gibi uygulanmasıTablo 2, pamuk çekirdeği ekstresi ile tedavi edilen gruplarla karşılaştırıldığında sperm konsantrasyonunda ve canlılık veya motilitede yansıtılan spermatojenik özellikleri korumuştur. Sperm sayısı ve motilitesindeki önemli azalma, özellikle 60 mg/kg vücut ağırlığı CSE'de olmak üzere, pamuk tohumu gruplarında sperm kalitesini karakterize etmiştir. Sonuçlar, CSE alan hayvanlar arasında sperm motilitesi üzerinde daha büyük etki gösterdi; kontrol grubuyla karşılaştırıldığında sperm sayısı ve motilitesinde ve 20 mg/kg CSE vücut ağırlığında anlamlı düşüş ( p <0.05). Hem Pamuk tohumu özü hem de Adansonia digitata ile tedavi edilen grup, Pamuk tohumu özü ile tedavi edilen gruplarla karşılaştırıldığında sperm sayısı ve hareketliliğinde önemli bir gelişme ( p <0.05) gösterdi (p <0.05)Tablo 2). Adansonia Digitata ve Vitamin E'nin 6, 7 ve 8. gruplara müdahalesi, hem pozitif hem de negatif kontrol gruplarına benzer sperm özellikleri ortaya çıkardı. Sperm konsantrasyonu (sayıları) ve motilitesindeki önemli artış, sadece CSE alan gruplarla karşılaştırıldığında hayvan gruplarını tanımlar. Tablo 2


      Adansonia digitata Sulu Ekstraktının Wistar sıçanlarında pamuk tohumu ekstraktının neden olduğu testis hasarında sperm parametreleri üzerindeki etkileri
      1 (Yalnızca PBS) 84.00±3.50 70.00±1.12
      2 (Yalnızca reklam) 82,00±11,70 60.00±0.98
      3 (yalnızca Vit. E) 89,00±4,50 65.00±2.31
      4 (60mg/kg ÖAM) 63.00±4.20 + 5,00±1,94 +
      5 (20mg/kg ÖAM) 69.00±1.00 + 10.00±2.01 +
      6 (60mg/kg ÖAM +Reklam) 78,00±22,60 * 60,00±1,11 *
      7 (20mg/kg ÖAM +Reklam) 81,50±0,70 * 50,00±1,06 *
      8 (60mg/kg ÖAM +Vit.E) 96,00±2,80 * 60,00±0,04 *
      Ayrı bir pencerede aç
      Değerler ortalama±SEM olarak temsil edilir, n=5

      * CSE gruplarıyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyini gösterir
      + , kontrol grubuyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyi gösterir .

      Elde edilen sonuçlar kontrol, Adansonia digitata ve Vitamin E grupları arasında G6PDH aktivitesinde anlamlı fark olmadığını ( p >0.05) göstermektedir. Bununla birlikte, pamuk çekirdeği ekstraktı ile muamele edilen gruplar, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında G6PDH enzimlerinin aktivitelerinde önemli bir fark ( p <0.05) ortaya koydu. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, pamuk çekirdeği ekstresi ile tedavi edilen grupta LDH seviyeleri de önemli ölçüde azaldı ( p <0.05). Pamuk çekirdeği ekstresi ve Adansonia ekstresi ile tedavi edilen grup, pamuk tohumu ekstresi gruplarına kıyasla LDH aktivitesinde önemli bir artış ( p <0.05) gösterdi (p <0.05).Tablo 3). Bu gözlemler, CSE'nin 20 mg/kg vücut ağırlığı ve negatif kontrollerle karşılaştırıldığında, CSE'deki hayvanın 60 mg/kg vücut ağırlığındaki G-6-PDH ve LDH enzim aktivitelerinde önemli düşüşler gösterdi. Daha da önemlisi, kontrol grubu ile benzer özellikler gösteren Adansonia Digitata ve Vitamin E'li gruplarda G-6-PDH ve LDH enzim aktivitelerindeki anlamlı artıştır. Tablo 3


      Adansonia digitata Aqueous Extract'ın Wistar sıçanlarında Gossypol'ün Neden Olduğu Testis Hasarında Karbonhidrat Metabolik Enzimlerin Aktivitesi Üzerindeki Etkileri
      1 (Yalnızca PBS) 5625± 2,90 4030±3,80
      2 (Yalnızca reklam) 5378± 5,70 4121±4,30
      3 (yalnızca Vit. E) 5331± 3,90 4027±1,50
      4 (60mg/kg ÖAM) 3150± 3,40 + 2941±2,70 +
      5 (20mg/kg ÖAM) 2753± 2,90 + 2769±4,40 +
      6 (60mg/kg ÖAM +Reklam) 4784± 7,50 * 3964±3,50 *
      7 (20mg/kg ÖAM +Reklam) 4645± 2,40 * 3041±1,80 *
      8 (60mg/kg ÖAM +Vit.E) 4525± 3,20 * 3647±5,20 *
      Ayrı bir pencerede aç
      Değerler ortalama±SEM olarak temsil edilir, n=5 G6PDH = Glikoz 6 fosfat dehidrojenaz, LDH = Laktat dehidrojenaz

      * CSE gruplarıyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyini gösterir
      + , kontrol grubuyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyi gösterir Lipid Peroksidasyonu (Malondialdehit seviyeleri)


      üzerindeki sonuçlardanmasa 4, kontrollere kıyasla pamuk çekirdeği ekstresi uygulanan gruplarda malondialdehit seviyelerinde önemli bir artış ( p <0.05) vardır . Hem pamuk özü hem de Adansonia digitata ile tedavi edilen grup, pamuk özü grubu ile karşılaştırıldığında malondialdehit seviyelerinde önemli bir düşüş ( p <0.05) gösterdi . Malondialdehit (MDA) aktiviteleri lipid peroksidasyonuna tabi tutulmuştur; bu nedenle, CSE ile tedavi edilen hayvanlarda artan MDA aktiviteleri, 20mg/kg CSE'ye kıyasla 60mg/kg CSE'de önemli sunum ile artan lipid peroksidasyonu anlamına gelir. Tablo 4


      Adansonia digitata Sulu Ekstraktının Wistar sıçanlarında Gossypol'ün neden olduğu testis hasarında lipid peroksidasyonu, Süperoksit Dismutaz (SOD) ve Glutatyon Peroksidaz (GPx) aktivitesi üzerindeki etkileri.
      1 (Yalnızca PBS) 21.00±0.60 884±3.00 704±2.90
      2 (Yalnızca reklam) 23,70±0,90 657±1.50 716±3,20
      3 (yalnızca Vit. E) 23,30±1,50 764±3,40 651±2.20
      4 (60mg/kg ÖAM) 29,70±1,20+ 603±3.20+ 581±6.10+
      5 (20mg/kg ÖAM) 25,30±1,90+ 616±4.40+ 660±2,50+
      6 (60mg/kg ÖAM +Reklam) 17.00±1.20 * 708±2,70 * 764±2,00 *
      7 (20mg/kg ÖAM +Reklam) 23,70±0,90 * 681±2,10 * 688±3,00 *
      8 (60mg/kg ÖAM +Vit.E) 21,30±0,90 * 626±3,80 * 707±4,10 *
      Ayrı bir pencerede aç
      Değerler ortalama±SEM olarak temsil edilir, n=5

      SOD = Süperoksit dismutaz, GPX = Glutatyon Peroksidaz

      * CSE gruplarıyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyini gösterir
      +, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında p <0.05 anlamlılık düzeyi gösterir Antioksidan enzimler (SOD ve GP X )


      Pamuk çekirdeği ekstraktı ile tedavi edilen gruplar, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında sadece antioksidan enzimlerde (SOD ve GP X ) önemli bir azalma ( p <0.05) gösterdi. Hem pamuk özü hem de Adansonia digitata ile tedavi edilen grup, pamuk çekirdeği özü ile tedavi edilen gruplarla karşılaştırıldığında SOD ve GPx'te önemli bir artış ( p <0.05) gösterdi (p < 0.05).masa 4). SOD ve GPx'in serbest radikal silme aktivitelerine sahip olduğu gösterilmiştir, CSE, SOD ve GPx aktivitelerini önemli ölçüde düşürerek hücre hasarı etkisini kanıtlamıştır ve bu nedenle dokuyu, 20 mg'a kıyasla özellikle 60 mg/kg CSE'de oksidan etkilere maruz bırakmaktadır. /kg ÖAM. Adansonia Digitata ve Vitamin E'nin önleyici antioksidan teşvik edici etkileri, bu antioksidan enzim aktivitelerini aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi sürdürme etkisine yansır:masa 4 histolojik analiz


      Testis dokusunun H&E boyaması, Adansonia Digitata alan grubun normal hücre konfigürasyonu gösterdiğini, ancak pamuk tohumu ile tedavi edilen grupta testis bütünlüğünde anormallikler olduğunu ortaya çıkardı. A. digitata ile hem pamuk çekirdeği ekstresi alan grup, testis hücre mimarisinde önemli bir gelişme gösterdi. Adansonia Digitata uygulaması, testislerin histolojik görünümünü korumuştur; spermatogonia popülasyonu, görülen spermatogonial farklılaşmanın tüm aşamalarını iyi bir şekilde ifade etti. Bazal membran, astarlı seminifer epitel ve ayrıca seminifer tübüllerde beklenen üç (3) temel hücre tipi (Spermatogonia, Sertoli ve Leydig) plaka B'de gösterildiği gibi açıkça gösterilmiştir. Spermatogenezisin iyileştirilmesi ve sürekli kanıtı ; Hem 20 hem de 60 mg/kg dozlarda pamuk çekirdeği ekstresi tedavisi ile spermatogonia popülasyonundaki azalma ve boş dolu alanlardaki artış vakuolasyon kanıtı ile ilişkilidir. Bununla birlikte, levha D'de gösterildiği gibi, spermatogonia popülasyonunda yoğun dejenerasyon önemliydi. Daha da önemlisi, bazal membran dejenerasyonundaki değişiklikler nedeniyle seminifer epitel kaybı, pamuk tohumu özü ile tedavi edilen hayvanlarda gösterilen boş lümeni haklı gösterebilir. Pamuk çekirdeği ekstresi ve Adansonia digitata'nın birlikte uygulanmasıyla testis hasarına müdahale edilmesi, seminifer tübüllerin üç ana hücresinin de açıkça gösterildiği ve spermatogonia hücresinin tüm aşamalarının gösterildiği gibi, testis bütünlüğünün korunduğunu ve spermatogenezin sürekli kanıtını ortaya çıkardı; farklılaşan spermatogonia, Sertoli ve interstisyel boşluklardaki interstisyel hücre. E Vitamini, F, G ve H plakalarında gösterildiği gibi, Adansonia Digitata tedavisinden elde edilen sonuçlara benzer şekilde gelişmiş testis yapısı sergileyen kanıtlanmış bir antioksidandır.

      Git: TARTIŞMA


      Bu çalışmadaki bulgular, pamuk çekirdeği ekstraktının, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında sperm parametrelerinde önemli bir azalma gösterdiğini göstermiştir. Bu gözlemler Randel ve diğerleri tarafından yapılan raporu desteklemektedir . (1992), pamuk çekirdeği ekstresindeki polifenolik binaftalin pigmentinin (gossypol), sperm hücresindeki enerji seviyesini ve mitokondriyal biyobelirteci azaltmada doğal bir kontraseptif görevi gördüğünü ortaya koymuştur. Hem pamuk özü hem de Adansonia digitata ile tedavi edilen grup, pamuk çekirdeği özü ile tedavi edilen gruplarla karşılaştırıldığında, sperm sayısında ve hareketliliğinde önemli bir artış gösterdi.Tablo 2). Bu, ekstraktın triterpenoidler, flavonoidler ve C vitamini gibi aktif bileşenlerine, spermdeki enerji seviyesini ve mitokondriyal biyobelirteci artırmasına bağlanabilir.

      Elde edilen sonuçlarTablo 3kontrollerin G6PDH aktivitesi, Adansonia digitata ve E Vitamini ile tedavi edilen gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığını gösterir . Bununla birlikte, pamuk çekirdeği ekstraktının uygulanması, G6PDH aktivitesinde doza bağımlı önemli bir azalmaya neden olmuştur, bu da pamuk tohumu ekstraktının testisteki antioksidan sistemi baskıladığını düşündürmektedir. Bu sonuç , gosipolün testis dokusundan serbest radikaller üretebileceğini ve antioksidan savunmasını azaltabileceğini ortaya koyan Bender ve diğerleri (1988) tarafından elde edilen sonuçla uyumludur . Pamuk tohumu ekstresi ve Adansonia digitata ile tedavi edilen gruplar, sadece pamuk tohumu ekstresi ile karşılaştırıldığında G6PDH aktivitesinde önemli bir artış gösterdi. Bu, Adansonia digitata'nın(baobab), testisin G6PDH antioksidan sistemini güçlendirdi ve bu, Carlsen ve ark. (2010) , Adansonia digitata'nın aktif bileşenlerininbiyolojik aktivitesinden triterpenler, fenolik, flavonoidler ve saponinler sorumlu olabilir. G6PDH, NADPH seviyesini koruyarak hücrelere indirgeyici enerji sağlayan ve böylece hücrelerdeki glutatyon fonksiyonlarını artıran pentoz fosfat yolundaki sitozolik bir enzimdir. G6PDH enzimi, glikoz-6-fosfatın 6-fosfoglukonata oksidasyonunu katalize ederken, aynı zamanda nikotinamid adenin dinükleotit fosfat NADP+'yı NADPH'ye indirgeme işlevi görür; veya elektron transferi açısından, glikoz-6-fosfat iki elektron kaybederek 6-fosfoglukonat olur ve NADP+ iki elektron kazanarak NADPH olur, bu pentoz fosfat yolundaki ilk adımdır. G6PD, 5 karbonlu şeker ribozunu üretmenin yanı sıra, hücre içinde yeterli NADPH seviyelerinin korunmasından da sorumludur.Jacobasch ve diğerleri, 1982 ).


      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jbra-25-02-0257-g01.jpg'dir.
      Plaka A. Yalnızca o.5ml PBS ile tedavi edilen hayvanın testisini gösterir (kontrol); ifade edilen spermatogonia popülasyonunun tüm aşamaları, SB-Spermatogonia, SA-Spermatogonia B, SE-Seminifer Epitel, IC-Interstisyel Hücreler, SL- Sertoli Hücreleri. H&E lekesi, x400

      Plaka B. 800mg/kg AD ile tedavi edilen hayvanın testisini gösterir; seminifer tübüller yakından bitişikti ve spermatogonia popülasyonunun tüm aşamaları ifade edildi, SB-Spermatogonia, SA-Spermatogonia B, SE-Seminiferous Epithelium, IC-Interstisyel hücreler, SL-Sertoli hücreleri. Lümen H&E boyasında spermatositlerin varlığı ile sürekli spermatogenezin göstergesi, x 400

      Levha C. 300mg/kg Vit ile tedavi edilen hayvanın testisini gösterir. e; Seminifer tübüllerin gevşemesi yakın apozisyon, SE-Seminifer Epitelin gevşemesinde görülen tüm mimaride hafif değişiklik. Bununla birlikte, spermatogonia popülasyonunun tüm evreleri ifade edilir, SB-Spermatogonia B, SESeminifer Epitel, IC- İnterstisyel hücre, SL- Sertoli hücreleri. Lümen H&E boyasında spermatositlerin varlığı ile sürekli spermatogenez göstergesi, x 400


      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jbra-25-02-0257-g02.jpg'dir.
      Plaka D. 60 mg/kg CSE ile tedavi edilen hayvanların testislerini göstermektedir; Spermatogonia popülasyonunda ciddi kayıp, interstisyel hücrelerin kaybı nedeniyle lümenin ve interstisyel boşlukların anormal genişlemesi, bazal membranda hasar ve SE-Seminifer epitel kaybı belirgindir H&E boyası, x400

      Plaka E. Yalnızca 20 mg/kg CSE ile tedavi edilen hayvanın testisini, hücre kaybıyla interstisyel boşluklarda artışı, gevşek bazal membranı (Lm) ve vakuolasyonlu spermatogonia dejenerasyonunu göstermektedir. H&F lekesi, x 400


      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jbra-25-02-0257-g03.jpg'dir.
      Plaka F. 60mg/kg CSE+AD ile tedavi edilen hayvanın testisini göstermektedir; İnterstisyel boşlukların anormal genişlemesi, Abis, bununla birlikte, spermatogonia popülasyonunun tüm evreleri eksprese edildi, SB-Spermatogonial, SASpermatogonia B, SE-Seminiferous Epithelium, IC-interstisyel hücreler, SL-Sertoli hücreleri. Lümende spermatosit varlığı ile sürekli spermatogenez göstergesi H&E, x400

      Plaka G. 20 mg/kg CSE+AD ile tedavi edilen hayvanın testisini gösterir; İnterstisyel hızların anormal genişlemesinde azalma, SE-Seminifer Epitelyumun gevşemesinde görülen tüm mimaride hafif değişiklik, azalmış vakuolasyon kanıtı; ancak, spermatogonia rejenerasyonu ve sürekli spermatogenez ile. H&E boyası, X1000.

      Plaka H. 60 mg/kg CSE+Vit ile tedavi edilen hayvanların testislerini göstermektedir. e; Belirgin yenilenme ve azaltılmış vakuolasyon ile spermatogonia popülasyonu. Leydig hücreleri ve sürekli spermatogenez ile azaltılmış gevşek bazal seminifer membran ile bozulmamış interstisyel boşluklar. H&Leke, x 400



      Pamuk tohumu özü, Adansonia ile tedavi edilen grupla karşılaştırıldığında LDH seviyelerini de önemli ölçüde azaltır. Adansonia digitata ile pamuk özü ile tedavi edilen grup, pamuk çekirdeği özü ile tedavi edilen grupla karşılaştırıldığında LDH aktivitesinde önemli bir artışa sahipti. Bu , gosipolün glikoliz ve akrozomal enzim seviyesini inhibe ederek LDH seviyesini azaltabildiğini ve mitokondriyal markörde genel bir azalmaya neden olduğunu gösteren Ikeda (1990) tarafından yürütülen çalışma ile uyumludur . Malondialdehit genellikle, hücre fonksiyonlarında ikincil hasara neden olan lipid peroksidasyon hasarının ana özelliği olarak kabul edilir ( Korchazhkina ve diğerleri, 2003 ). İçindeTablo 4Adansonia digitate ile tedavi edilen grupla karşılaştırıldığında, pamuk çekirdeği ekstresi ile tedavi edilen gruplarda malondialdehit seviyelerinde önemli bir artış vardı . Bu bulgu, Zhang ve ark. (2011) , Adansonia digitata'nın herhangi bir biyolojik ortamda serbest radikalleri temizleyebilen C vitamini, tiamin, lizin, fenolik bileşikler, triterpenoidler, flavonoidler, saponinler ve steroller açısından zengin olduğunu kanıtlayanlar . Pamuk tohumu ekstresi ile Adansonia digitata ile tedavi edilen grup, pamuk tohumu ekstraktı ile tedavi edilen grupla karşılaştırıldığında malondialdehit seviyelerinde önemli düşüş gösterdi.

      Süperoksit dismutaz (SOD), in vivo olarak yaygın olarak bulunan hücresel oksidatif metabolizma ile yakından ilişkilidir. Reaktif oksijen türlerinin doğal bir temizleyicisidir ( Zhang ve diğerleri, 2011 ). SOD spesifik olarak süperoksit anyonları ile birleşir ve serbest radikalleri doğrudan yakalayıp ortadan kaldırarak hücre zarı lipid peroksidasyonunu ve metabolitlerin oluşumunu önlemek için glutatyon peroksidaz ile sinerjistik olarak hareket eder ( Alul ve diğerleri, 2003 ). Glutatyon peroksidaz (GPx), hidrojen peroksidi (H 2 O 2 ) H 2 O'ya dönüştürerek lipid peroksidi ve hidrojen peroksidi temizleme konusunda güçlü bir yeteneğe sahiptir.Tablo 3, kontrollerle karşılaştırıldığında, pamuk çekirdeği ekstresi antioksidan seviyesinde önemli bir düşüş gösterirken, A. digitata ile hem pamuk tohumu ekstresi alan grup, antioksidan aktivitede önemli bir artış gösterdi.

      Testis dokusu, Adansonia Digitata alan grubun normal hücre konfigürasyonu gösterdiğini, ancak pamuk tohumu ile tedavi edilen grupta testis bütünlüğünde anormallik olduğunu ortaya çıkardı. A. digitata ile pamuk çekirdeği ekstresi alan grup, testis hücre mimarisinde önemli bir gelişme gösterdi. Cesaret et al. (2017)interstisyel boşlukta anormal genişleme, bazal lamina kaybı, vakuolasyonlu spermatogonia dejenerasyonu bildirmiştir. X ışınlarına maruz kalan hayvanlarda seminifer tübüllerin germinal epitelinde de kayıp görülmüştür. X ışınlarına maruz kalmanın spermatidleri ve spermatogonia popülasyonunu bozarak ve tüketerek spermatogenezi bozduğunu, bunun da testis dokusu hasarında artışa neden olduğunu ve sonuç olarak sperm özelliklerini değiştirdiğini belirtmişlerdir. Bu benzer bulgular, pamuk çekirdeği ekstresi ile tedavi edilen hayvanların histolojik özelliklerinde tekrarlandı. Bu nedenle, Wang ve ark. (1992) , Yuan ve Shi (2000) ve Coutinho, 2002Toksikoloji çalışmalarında, Gossypol'ün akrozomal enzimlerin inhibisyonu, hücre dışı ve hücre içi proteinlere afinite, spermatogenez ve sperm hareketliliğinin inhibisyonu yoluyla testis hasarına neden olduğu gösterilmiştir.

      Hedef germ hücrelerinin mitokondrileri, dedikoduya yanıt olarak hücresel organeller arasında en hassas ve en ciddi şekilde hasar görmüş olanlardı ( Xue ve diğerleri, 1983 ). Hasarlar arasında şişme, vakuolasyon, crista tükenmesi, lizis, matriste granüler birikim ve bozulmamış mitokondri parçalanma süreci yer alır ( Xue ve diğerleri, 1983 ). İnsan spermatozoasının mitokondriyal belirteç enzimi LDH-X'in aktivitesi, gossypol tedavisinden sonra belirgin şekilde azaldı veya tamamen baskılandı ( Xue ve diğerleri, 1983) .). Çalışmadan elde edilen bulgular, vücut ağırlığı başına 60 mg/kg olarak uygulanan pamuk çekirdeği ekstraktının, 20 mg/kg ile karşılaştırıldığında erkek üreme fonksiyonları üzerinde daha zararlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir.

      Git: ÇÖZÜM


      Adansonia Digitata'nın, pamuk çekirdeği ekstraktının neden olduğu testis disfonksiyonu üzerinde doğurganlığı artırıcı etkileri olduğu görülüyor. Pamuk çekirdeği ekstraktında bulunan Gossypol'ün , testisleri oksidatif hasara maruz bırakmadaki rolü nedeniyle antifertilite etkileri olduğu bilinmektedir . Bu model aracılığıyla, Adansonia Digitata uygulamasının antioksidan özellikleri aracılığıyla erkek üreme fonksiyonlarını iyileştirebileceğini gösterebildik . Adansonia Digitata'daki ana aktif bileşenin ilaç formülasyonlarında izole edilmesi için daha fazla çalışma yapılmalıdır.

      Git: Dipnotlar




      Açıklama bildirimi

      Yazarlar potansiyel bir çıkar çatışması bildirmedi



      Git: REFERANSLAR
      • Aitken RJ, Roman SD. Testislerde antioksidan sistemler ve oksidatif stres. İçinde: Cheng CY, editör. Spermatogenezdeki moleküler mekanizmalar. cilt 636. New York: Springer-Verlag; 2009. sayfa 154–171. [ Google Akademik ]
      • Akpantah AO, Oremosu AA, Ajala MO, Noronha CC, Okanlawon AO. Garcinia Kola tohumunun ham ekstraktının erkek Sprague-Dawley sıçanlarının üreme organlarının Histolojisi ve Hormonal Mileu'su üzerindeki etkisi. Nijer J Health Biomed Sci. 2003; 2 :40–46. doi: 10.4314/njhbs.v2i1.11457. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      • Alul RH, Wood M, Longo J, Marcotte AL, Campione AL, Moore MK, Lynch SM. C vitamini, düşük yoğunluklu lipoproteini homosistein aracılı oksidasyondan korur. Serbest Radik Biol Med. 2003; 34 :881–891. doi: 10.1016/S0891-5849(03)00028-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Arnold TH, Wells MJ, Wehmeyer AS. Khoisan gıda fabrikaları: gelecekteki ekonomik sömürü potansiyeli olan taksonlar. İçinde: Wickens GE, Goodin JR, Field DV, editörler. Kurak topraklar için bitkiler. Dordrecht: Springer; 1985. sayfa 69–86. [ Google Akademik ]
      • Balch CM, Gershenwald JE, Soong SJ, Thompson JF, Atkins MB, Byrd DR, Buzaid AC, Cochran AJ, Coit DG, Ding S, Eggermont AM, Flaherty KT, Gimotty PA, Kirkwood JM, McMasters KM, Mihm Junior MC, Morton DL, Ross MI, Ayık AJ, Sondak VK. 2009 AJCC melanom evreleme ve sınıflandırmasının son versiyonu. J Clin Oncol. 2009; 27 :6199–6206. doi: 10.1200/JCO.2009.23.4799. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Bender HS, Derolf SZ, Misra HP. Dedikodunun sıçan testisinin antioksidan savunma sistemi üzerindeki etkileri. Arch Androl. 1988; 21 :59–70. doi: 10.3109/01485018808986734. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Brady O. Ticari ürün geliştirme için Adansonia digitata L. meyve özünün karakterizasyonu ve biyoaktivite tayini. Cathal Brugha Caddesi: Sağlık ve Beslenme için Nutrasötikler Lisans Diploması Dublin Teknoloji Enstitüsü. 2011 [ Google Akademik ]
      • Bremer B, Bremer K, Chase W, Reveal L, Soltis E, Soltis S, Stevens F, Anderberg A, Fay F, Goldblatt P, Judd S, Kallersjo M, Karehed J, KRON A, Lundberg J, Nickrent L, Olmstead G , Oxelman B, Pires C, Rodman E, Rudall J, Savolainen V, Sytsma J, Van Der Bank M, Wurdack K, Xiang Y, Zmarzty S. Çiçekli bitkilerin takımları ve aileleri için Angiosperm Phylogeny Group sınıflandırmasının bir güncellemesi: AP II. Bot J Linn Soc. 2003; 141 :399–436. doi: 10.1046/j.1095-8339.2003.t01-1-00158.x. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      • Caluwé E, Halamová K, Van Damme P, Adansonia digitata L. Geleneksel kullanımlar, fitokimya ve farmakoloji üzerine bir inceleme. Afr Odak. 2010; 23 :11–51. doi: 10.21825/af.v23i1.5039. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      • Carlsen MH, Halvorsen BL, Holte K, Bøhn SK, Dragland S, Sampson L, Willey C, Senoo H, Umezono Y, Sanada C, Barikmo I, Berhe N, Willett WC, Phillips KM, Jacobs Junior DR, Blomhoff R. The dünya çapında kullanılan 3100'den fazla yiyecek, içecek, baharat, bitki ve takviyenin toplam antioksidan içeriği. Nutr J.2010; 9 :3–3. doi: 10.1186/1475-2891-9-3. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Chadare FJ, Linnemann AR, Hounhouigan JD, Nout MJ, Van Boekel MA. Baobab gıda ürünleri: bileşimleri ve besin değerleri üzerine bir inceleme. Crit Rev Food Sci Nutr. 2009; 49 :254–274. doi: 10.1080/10408390701856330. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Coutinho EM. Gossypol: erkekler için bir kontraseptif. Doğum kontrolü. 2002; 65 :259–263. doi: 10.1016/S0010-7824(02)00294-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Dare BJ, Olayemi OS, Falana BA, Duri FIO, Osinubi AAA. D-Riboce-L sistein, X-ışınlarına maruz bırakılan sıçan modelinde (Rattus Novergicus) testis bütünlüğünü korumuştur. Hücre Biol. 2017; 5 :38–44. [ Google Akademik ]
      • Diop AG, Sakho M, Dornier M, Cisse M, Reynes M. Le baobab africain (Adansonia digitata L.): ana karakter özellikleri ve kullanımları. meyveler 2006; 61 :55–69. doi: 10.1051/meyveler:2006005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      • Ikeda M. Dedikodu asetik asit tarafından NAD bağlantılı enzimlerin inhibisyon kinetiği. Androloji. 1990; 22 :409–416. doi: 10.1111/j.1439-0272.1990.tb02019.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Jacobasch G, Bleiber R, Schönian G. Glikoz-6-fosfat dehidrojenaz eksikliğinde heksoz monofosfat şantının metabolizması ve birbiriyle yakından ilişkili reaksiyonlar. Hematoloji (Budap) 1982; 15 :401–407. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      • Korchazhkina O, Exley C, Spencer SA. 2,4-dinitrofenilhidrazin ile türevlendirmenin ardından normal insan idrarında malondialdehitin ters fazlı yüksek performanslı sıvı kromatografisiyle ölçümü. J Chromatogr B Analyt Technol Biomed Life Sci. 2003; 794 :353–362. doi: 10.1016/S1570-0232(03)00495-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Löhr GW, Waller HD. Glikoz-6-fosfat dehidrojenaz. İçinde: Bergmeyer HÜ, editör. Enzimoloji analizinde yöntemler. Weinheim: Chemie-Verlag; 1974. sayfa 636–643. [ Google Akademik ]
      • Misra HP, Fridovich I. Epinefrinin otooksidasyonunda süperoksit anyonunun rolü ve süperoksit dismutaz için basit bir tahlil. J Biol Chem. 1972; 247 :3170–3175. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      • Olaniyan OT, Kunle-Alabi OT, Raji Y. Plukenetia conophora tohumlarının metanol ekstraktının ve 4H-Pyran-4-One 2,3-Dihidro-3,5-Dihidroksi-6-Metil'in erkek Wistar'ın üreme işlevi üzerindeki koruyucu etkileri kadmiyum klorür ile tedavi edilen sıçanlar. JBRA Yardımcı Üreme 2018; 22 :289–300. doi: 10.5935/1518-0557.20180048. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Osman MA. Baobab (Adansonia digitata) meyve ve tohum protein çözünürlüğünün kimyasal ve besin analizi. Bitki Besinleri Hum Nutr. 2004; 59 :29–33. doi: 10.1007/s11130-004-0034-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Oyetunji OA, Dare JB, Leke JM, Olaniyan TO, Kadirs RE, Owolabi JO, Yama OE, Lenus CS, Ariyo A. Pamuk çekirdeği ekstresi ve anti-fertilite: metabolik ve hormonal değişiklikler sıçan modelinde. World J Life Sci Med Arş. 2012; 2 :196–199. [ Google Akademik ]
      • Paglia DE, Valentine WN. Eritrosit glutatyon peroksidazın kantitatif ve kalitatif karakterizasyonu üzerine çalışmalar. J Lab Klinik Med. 1967; 70 :158–169. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      • Ramazan A, Harraz M, El-Mougy SA. Adansonia digitata'nın meyve özünün antiinflamatuar, analjezik ve antipiretik etkileri. Fitoterapi. 1994; 65 :418–422. [ Google Akademik ]
      • Randel RD, Chase Junior CC, Wyse SJ. Dedikodu ve pamuk tohumu ürünlerinin memelilerin üremesi üzerine etkileri. J Animasyon Bilimi 1992; 70 :1628–1638. doi: 10.2527/1992.7051628x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Rowe PJ, Comhaire FH, Hargreave TB, Mellows HJ. Kısır çiftlerin standartlaştırılmış araştırılması ve teşhisi için el kitabı. Cambridge: Cambridge University Press/Dünya Sağlık Örgütü (WHO); 2010. [ Google Akademik ]
      • Shelley MD, Hartley L, Yeraltı Suyu PW, Balık RG. Tümör hücre dizilerinde gosipol üzerinde yapı-aktivite çalışmaları. Antikanser İlaçlar. 2000; 11 :209–216. doi: 10.1097/00001813-200003000-00009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Sidibe M, Williams JT. Baobab, Adansonia digitata L. Southampton: Uluslararası Yeterince Kullanılmayan Mahsuller Merkezi;; 2002. [ Google Akademik ]
      • Hisse senetleri J, Dormandy TL. Hidrojen peroksit tarafından indüklenen insan kırmızı hücre lipitlerinin otoksidasyonu. Br J Haematol. 1971; 20 :95–111. doi: 10.1111/j.1365-2141.1971.tb00790.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Wang JM, Tao L, Wu XL, Lin LX, Wu J, Wang M, Zhang GY. (+) ve (-) gosipolün plazma proteinine diferansiyel bağlanması ve bunların sıçan testisine girişi. J Üreme Fertil. 1992; 95 :277–282. doi: 10.1530/jrf.0.0950277. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Xue SP, Liang DC, Fei RR, Chen XM, Ye SJ, Liu Y, Wu YW, You MM, Guo XY. Dedikodu antispermatojenik etkisinin hücre altı bölgesi ve olası moleküler etki mekanizması. Sci Sin B. 1983; 26 :614–633. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      • Yuan YY, Shi QX. Hamster sperm akrozomal enziminin gossypol tarafından inhibisyonu, dölleme kapasitesindeki azalma ile yakından ilişkilidir. Doğum kontrolü. 2000; 62 :203–209. doi: 10.1016/S0010-7824(00)00161-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      • Zhang M, Yuan H, He Z, Yuan L, YJ, Deng S, Zhu L, Guo C, Lu Y, WU J, Wen L, Wei Q, Xue L. Domuz yavrusu Sertoli hücrelerinde DNA hasarı ve hücresel oksidaz aktivitesinin azalması dedikoduya maruz kaldı. Afr J Biotechnol. 2011; 10 :2797–2802. doi: 10.5897/AJB10.1495. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

      Yorum yap


      • #4
        Adansonia digitata'nın sulu özü, Wistar Sıçanlarında Kadmiyum Klorürün neden olduğu testis hasarını önler

        Babatunde Joseph Dare 1, Oluğbemi Tope Olaniyan 2, Oluwafemi Isaac Oyeniyi 3, Gloria Enevwo Okotie 4, İsmail Adetayo Lawal 5, Olugbenga Eweoya 6
        üyelikler genişletmekSoyut

        Amaç: Wistar Sıçanlarında kadmiyum klorürün neden olduğu testis hasarına karşı Adansonia digitata'nın sulu ekstraktının rolü araştırıldı.

        Yöntemler: Ağırlıkları (150-170) olan otuz (30) adet erkek Wistar Sıçan altı gruba (n=5) ayrıldı. Grup A, kontrol olarak görev yaptı ve fosfat tampon salinin oral uygulamasını aldı; grup B yalnızca 800 mg/kg A. digitata aldı; grup C'ye tek doz 2 mg/kg canlı ağırlık kadmiyum klorür intraperitoneal olarak enjekte edildi; grup D'ye tek doz 2 mg/kg canlı ağırlık kadmiyum klorür intraperitoneal olarak enjekte edildi ve 800 mg/kg sulu A. digitata özütü ile tedavi edildi.; E grubu sadece 300 mg/kg E vitamini aldı; grup F'ye intraperitoneal olarak tek doz 2 mg/kg kadmiyum klorür enjekte edildi ve 300 mg/kg E vitamini ile tedavi edildi. 21 gün sonra hayvanlar servikal dislokasyonla öldürüldü, testisler histolojik analiz için Bouins sıvılarında sabitlendi ve testisler eksize edildi. diğer doku malondialdehit (MDA) ve antioksidan enzim aktivitesinin belirlenmesi için %5 sükroz çözeltisi içinde homojenize, biyokimyasal tahlil.

        Bulgular: Kadmiyum klorür artı A. digitata ile tedavi edilen grup, sadece kadmiyum klorür grubuna kıyasla antioksidan aktiviteler ve biyokimyasal enzimlerde önemli artış (p<0.05) ile MDA düzeylerinde önemli düşüşe neden oldu.

        Sonuçlar: A. digitata'nın sulu ekstraktının, kadmiyum klorür kaynaklı testis hasarına karşı iyileştirici etkisi olduğu görülmektedir. Bu, polifenolik bileşiklerin varlığına bağlanabilir.

        Anahtar Kelimeler: Adansonia digitata; Kadmiyum Klorür; Wistar Sıçanları; antioksidan; testisler.

        © 2021 Walter de Gruyter GmbH, Berlin/Boston.

        Yorum yap


        • #5
          Adansonia digitata L. (Baobab Meyvesi) Sağlıklı Yetişkinlerde Yemek Sonrası Glisemi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Bir Çalışma

          Keyla Rita , Maria Alexandra Bernardo , Maria Leonor Silva , José Brito , Maria Fernanda Mesquita , Ana Maria Pintão ve Margarida Moncada *
          Wojciech Kolanowski, Akademik Editör
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          Centro de Investigação Disiplinlerarası Egas Moniz, Instituto Universitário Egas Moniz, Campus Universitário, Quinta da Granja, Monte de Caparica, 2829-511 Caparica, Portekiz; moc.liamg@atir.alyek (KR); tp.ude.zinomsage@odranreba (MAB); tp.ude.zinomsage@avlisl (MLS); moc.liamtoh@aajotirb (JB); tp.ude.zinomsage@atiuqsemf (MFM); tp.ude.zinomsage@oatnipa (AMP)
          * Yazışma: tp.ude.zinomsage@mcadiragram İlişkili Veriler

          Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
          Git: Soyut

          Baobab meyveleri, yüksek polifenol içeriğine atfedilen terapötik özellikleri nedeniyle Afrika'da geleneksel olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın amacı, sağlıklı yetişkinlerde baobab meyvesinin yemek sonrası glisemi üzerindeki etkisini araştırmak ve biyoaktif bileşiklerini ve antioksidan aktivitesini ölçmekti. Çalışma ( NCT05140629 ) 31 sağlıklı denek üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılar kontrol grubuna (oral glukoz tolerans testi (OGTT); n = 16) ve müdahale grubuna (OGTT, ardından 250 mL baobab sulu özü (BAE) uygulaması; n = 15) rastgele ayrıldı. Toplam fenoller, proantosiyaninler, hidrolize edilebilir tanenler ve antioksidan aktivite (FRAP, DPPH, ABTS ve O2 • − ve NO inhibisyonu)• yöntemler) sayısallaştırıldı. Tekrarlanan ölçümler Karışık tipte ANOVA ve bağımsız örnekler t-testi kullanıldı. Eğri altındaki glisemi artış alanı ( p = 0.012) ve glukoz maksimum konsantrasyonu ( p = 0.029), kontrol grubuyla karşılaştırıldığında müdahale grubunda anlamlı olarak daha düşüktü. BAE, fenollerin, proantosiyaninlerin ve hidrolize edilebilir tanenlerin toplam içeriğinin yanı sıra süperoksit anyonlarını ve nitrik oksit radikallerini ve yüksek bir antioksidan aktiviteyi temizlemek için güçlü bir kapasite ortaya çıkardı. Sonuç olarak, bu çalışma, bu gıda bileşeninin, glikoz yükü akut koşulları altında umut verici bir doğal antioksidan kaynağı ve hipoglisemik bir ajan olarak kullanılmasını teşvik etmektedir.

          Anahtar Kelimeler: Adansonia digitata , baobab meyvesi, tokluk glisemisi, antioksidan, polifenoller, proantosiyaninler
          Git: 1. Giriş

          Geleneksel bitkiler, yüzlerce yıldır kan şekeri yönetiminde potansiyel önleyici ve terapötik ajanlar olarak kullanılmaktadır. Çok sayıda şifalı bitkinin hipoglisemik etki göstererek diabetes mellitus (DM) tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir [ 1 ]. Bu bitkilerin günlük kullanımı, DM prevalansının dünya çapında artması, yaşam kalitesini düşüren ve mortaliteyi artıran ciddi komplikasyonlara neden olması nedeniyle önemlidir [ 2 ].

          Adansonia digitata L. (baobab), Afrika ve Hindistan'da yaygın olarak dağıtılan sembolik ve kültürel bir ağaçtır ve tıbbi kullanımları nedeniyle artan ilgi görmektedir [ 3 , 4 ]. Malvaceae familyasına ait olan bu ağaç, Afrika kıtasına özgüdür [ 4 ] ve Sahra altı Afrika'nın savanları da dahil olmak üzere çoğunlukla alçak rakımlı bölgelerde bulunur [ 5 ].

          Baobab meyvesi, literatürde çok az çalışma yayınlanmış olmasına rağmen, glisemi düzeylerini kontrol etmede umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. Bununla birlikte, baobab meyve tozu posasının sulu ekstraktının insanlarda 120 ve 180 dakikada eğri altındaki kan glukoz alanını (AUC) önemli ölçüde azaltması ( p < 0.05) [ 6 ] gibi bazı ümit verici sonuçlar yayınlanmıştır ; veya sağlıklı katılımcılarda baobabdan elde edilen polifenol ekstraktı ile zenginleştirilmiş beyaz ekmeğin yenilmesinden sonra, insülin yanıtının EAA'sında anlamlı ( p < 0.05) azalma, ancak postprandiyal glukoz yanıtını önemli ölçüde azaltmadı [ 7 ]. Ek olarak, hayvan modellerinde baobab meyvesinin metanollü ekstraktları da hipoglisemik etki göstermiştir [ 8]. Ancak, daha yakın zamanda, Evang ve ark. (2021), baobab meyve özü alımının, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında müdahale grubundaki hemoglobin seviyesini önemli ölçüde iyileştirmediğini ortaya çıkardı [ 9 ].

          Baobab meyvesi, polifenoller gibi biyoaktif bileşiklerine atfedilen potansiyel antioksidan özelliklere de sahip gibi görünmektedir [ 10 ]. Fenolik bileşikleri [ 6 ], epikateşin, prosiyanidin A2, prosiyanidin B2, prosiyanidin B5, prosiyanidin C1 [ 11 ] ve kuersetin gibi prosiyanidinler hakkında az bilgi olmasına rağmen baobab ekstraktlarında bulunmuştur [ 8 ]. Bu meyve aynı zamanda tanenler, fitik asit, tripsin inhibitörleri, BAPA (N-benzoyl-DL-arginin-P-nitroanilide), tripsin tip III [ 12 ], oksalatlar ve hidrosiyanik asit içermesinin yanı sıra yüksek çözünür lif içeriğine sahiptir. 12 , 13 ].

          Bu nedenle, baobab sulu özütünün yutulmasının, proantosiyanin ve hidrolize edilebilir tanenler dahil olmak üzere polifenol bileşikleri içeriği nedeniyle yetişkin deneklerde glisemi tepkisini iyileştirebileceğini varsaydık. Hipotezi test etmek için, bir oral glikoz tolerans testinden (OGTT) sonra Adansonia digitata L. sulu meyve özütü alan sağlıklı yetişkinlerde, (1) glisemik etki, (2) üzerinde çalıştığımız randomize kontrollü bir klinik çalışma gerçekleştirildi. ) biyoaktif bileşikler ve (3) antioksidan aktivite.

          Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

          2.1. Etik değer

          Bu çalışma Egas Moniz Cooperativa de Ensino Üstün Etik Komitesi (protokol kodu 518) tarafından onaylandı ve Helsinki Bildirgesi'ne (1975 Bildirgesi, 2000'de revize edildi) uygun olarak yürütüldü. Çalışma hakkında sözlü ve yazılı bilgilendirme yapıldıktan sonra tüm uygun katılımcılara bilgilendirilmiş onam verildi. Bu çalışma Clinicaltrials.gov'da ( NCT05140629 ) kayıtlıdır . 2.2. Çalışma Tasarımı ve Katılımcılar

          Portekiz, Monte de Caparica'daki Campus Universitário Egas Moniz'de toplanan 31 denek ile, istatistiksel analizi yapan araştırmacıyı görmeden randomize kontrollü bir klinik çalışma yürütüldü. Uygunluk kriterleri, 18-40 yaşları arasındaki erkek veya kadın yetişkinleri, şu anda emzirme veya hamilelik geçirmemiş ve bilgilendirilmiş onamı okuma ve imzalama becerisini içermektedir. Açlık kan şekeri <126 mg/dL olan sağlıklı denekler dahil edildi. 8 saatten az veya 10 saatten fazla aç olan, gastrointestinal, hepatik ve kardiyovasküler hastalık semptomları ve öyküsü olan, baobab intoleransı veya alerjisi olan, plazma glukozunu etkileyebilecek ilaç ve/veya takviye tüketimi olan ve baobab, su, müdahaleden önceki 8 saat içinde kahve veya alkol alımı ve tütün içilmesi dışlandı.

          Uygunluk kriterleri karşılandıktan ve bilgilendirilmiş onam imzalandıktan sonra, katılımcılar dahil etme ve hariç tutma kriterlerine tabi tutuldu ve daha sonra rastgele kontrol veya müdahale gruplarına ayrıldı. Katılımcılar, işe alındıklarında sırayla müdahale veya kontrol grubuna atanmışlardır. Anonimliği korumak ve verilerin gizliliğini sağlamak için her katılımcıya bir kodlama atfedildi.

          8-10 saatlik açlıktan sonra kontrol grubuna OGTT, müdahale grubuna OGTT ve ardından baobab sulu ekstraktı verildi.

          Bu çalışmanın katılımcılarının kaydı, tahsisi, takibi ve analizinin akış şeması şu şekilde gösterilmektedir:Şekil 1.
          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-14-00398-g001.jpg'dir.
          Şekil 1
          CONSORT akış şeması kaydı, tahsisi, takibi ve analizi. 2.3. Baobab Sulu Ekstrakt Hazırlama

          Baobab meyvesi, Luanda (Angola) şehrinde bulunan Benfica pazarından satın alınmış ve Lizbon'a (Portekiz) getirilmiş, usulüne uygun olarak plastik bir torbaya sarılmış ve standart çevre koşullarında (21–23 °C, 50– %60 nem) ihtiyaç duyulana kadar.

          Meyvenin sulu ekstraksiyonu için 40 ± 1 g posa, tohumlar ve kırmızı lifler tartıldı ve meyve 300 mL suda 5 dakika kaynatıldı. Oda sıcaklığına kadar yavaşça soğutulduktan sonra, ekstrakt daha sonra bir kapta buzdolabına yerleştirildi ve burada ortalama 10 °C sıcaklıkta 8 saat kaldı. BAE, bir ağ elek yardımıyla elendi, tohumlardan ve liflerden ayrıldı ve daha sonra klinik denemeye ve antioksidan tahlillerine tabi tutuldu. Antioksidan deneyleri için, süzme işleminden sonra, ekstrakt blenderden (Kenwood Multipro Compact Food Processor FDP302SI) geçirildi ve analiz sırasında çökelti oluşumu önlenerek homojen numuneler elde etmek için tekrar süzüldü. Hem klinik deney hem de kimyasal analiz için elde edilen sulu özütün nihai konsantrasyonu 0,1333 g idi.Adansonia digitata L. (AD) /mL ekstrakt taze ağırlık (FW). 2.4. Müdahaleler

          Bir gecelik açlığın ardından, Oral Glikoz Tolerans Testinden (t0) hemen önce, kapiler damla kan yoluyla kan şekeri seviyesi değerlendirildi. Kontrol grubu katılımcıları, ADA tarafından reçete edildiği gibi 75 g susuz oral glukoz ile hazırlanmış tek başına glukoz solüsyonu (OGTT) aldılar [ 14], 200 mL suda çözüldü. Müdahale grubu, glikoz solüsyonu ve ardından 250 mL baobab sulu özü (33.33 g FW) aldı. Kontrol ve müdahale gruplarında her bir katılımcı için ayrıca müdahaleden hemen sonra 30 (t30), 60 (t60), 90 (t90) ve 120 (t120) dakikalarda kan glukoz düzeyi ölçüldü. Glukometre ekipmanı (Lizbon, Portekiz), glukometre şeritleri (One Touch Select Plus) (Lizbon, Portekiz) ve steril neşterler (Sarstedt normal 21G) (Lizbon, Portekiz) güvenlik önlemleri alınarak kan şekeri konsantrasyonlarını ölçmek için kullanıldı ve asepsi.

          Glisemi değerlerine bağlı olarak, her bir katılımcının eğri altındaki kan glukoz artış alanı (EAAi) GraphPad Prism (sürüm 5.0) (San Diego, ABD) kullanılarak tanımlandı. Maksimum konsantrasyonlar (Cmax) ve maksimum konsantrasyonların (ΔCmax) varyasyonları, ilgili temel glisemi seviyeleri değerleri ile karşılaştırılarak belirlendi. 2.5. Antropometrik Parametre Değerlendirmesi

          Antropometrik parametreler, yani ağırlık, boy ve vücut kitle indeksi (VKİ) toplandı. BMI ağırlık (Kg) bölü boy ( m2 ) kare (Kg/m2 ) olarak hesaplandı . Vücut ağırlığı, Inbody® ölçeği, model 230 (Seul, Kore) aracılığıyla biyo-empedans ile tahmin edilmiştir . 2.6. Diyet Alım Değerlendirmesi

          Çalışmanın katılımcıları, bir araştırmacı tarafından tüketilen tüm yiyecekleri tanımlaması için dikkatlice talimat verilen 24 saatlik bir yiyecek hatırlama anketi doldurdu. Alınan her besinin miktarı resimler yardımıyla tahmin edildi. Farklı boyutlarda yemek resimlerinin olduğu bir kitap kullanıldı. Araştırmacı anketi katılımcıyla birlikte gözden geçirdi.

          Her katılımcının gıda alımı The Food Processor SQL (sürüm 11.3.285) yazılımı (Oak Brook, IL, ABD) kullanılarak analiz edildi ve toplam enerji, karbonhidratlar, proteinler ve lipidlerin ortalama alımı elde edildi. 2.7. Kimyasal analiz

          Folin–Ciocalteu ve gallik asit-1-hidrat (C6H2(OH)3COOH.H2O) PanReac'tan (Castellar del Vallès, Barcelona); tanik asit, TPTZ 2,4,6-tri(2-piridil)-s-triazin, Trolox (6-hidroksi-2,5,7,8-tetrametilkroman-2-karboksilik asit), DPPH (2,2-difenil) -1-pikrilhidrazil), ABTS (2,2'-azino-bis (3-etilbenzo tiyazolin-6-sülfonik asit), potasyum persülfat (K2S2O8), NADH (nikotin-adenin dinükleotid indirgenmiş), NBT (nitro mavi tetrazolyum) ≥ %97 ve PMS (fenazin metosülfat) Sigma-Aldrich'ten (Buenos Aires, Arjantin); 1-bütanol, NED (1-naftil etilendiamin dihidroklorür) ve sülfanilik asit Merck'ten (Darmstadt, Almanya); prosiyanidin A2, Extrasynthese (Genay, França), potasyum iyodat VWR Analar Normapur'dan ve sodyum nitroprussid Riedel-de Haën'den (Charlotte, NC, ABD) Tüm reaktifler pro analiz sınıfındaydı. Tüm absorbans ölçümleri bir Perkin-Elmer Lambda 25'te (Watertown, MA, ABD) yapıldı. Reaktifler analitik terazide (Sartorius ± 0.0001 g) tartıldı. 2.8. Toplam Fenol, Proantosiyanidinler ve Hidrolize Edilebilir Tanenler İçerik Değerlendirmesi

          Toplam fenolik konsantrasyon, standart olarak gallik asit kullanan Folin-Ciocalteu yöntemine göre belirlendi [ 15 ]. Sonuçlar, mg gallik asit eşdeğerleri/L (GAE/L) olarak ifade edildi. Bu analiz için, önceden suda seyreltilmiş (x15) 125 μL BAE ve 125 μL etanol, 2,5 mL Folin–Ciocalteu reaktif çözeltisine (H20 içinde 1:10 seyreltilmiş) ve 2 mL sulu sodyuma ilave edildi . karbonat ( Na2C03 ) 1M . 15 dakika sonra absorbans 765 nm'de ölçüldü.

          Proantosiyaninlerin içeriği Gu ve arkadaşlarının (2002) sıcak 1-bütanol/HCl çözeltisinde kırmızımsı pigmentler üreten proantosiyanidin polimerlerinin asidik hidrolizine dayanan modifikasyonlu yöntemine göre belirlendi [16 ] . Daha sonra 200 μL seyreltilmiş BAE (×2), 200 μL metanol ve 2600 μL HCl/1-bütanol %10( v / v ) solüsyonuna eklendi . Test tüpleri çalkalandı ve 100 °C'de 50 dakika inkübe edildi. Absorbans 550 nm'de ölçüldü. Sonuçlar, prosiyanidin A2/L'nin (EPA2/L) mg eşdeğerleri olarak ifade edilir.

          Willis ve Allen'ın yöntemi, BAE'nin [ 17 ] hidrolize edilebilir tanenlerinin belirlenmesi için uyarlanmıştır. 5 mL %2.5 potasyum iyodata ( KIO3 ) 1 mL ekstrakt hacmi eklendi . Karışım daha sonra karıştırıldı ve 20 dakika süreyle 25°C'deki su banyosuna döndürüldü. Bir spektrofotometre (Sturbridge, MA, ABD) ile 550 nm'de bir absorbans okuması yapıldı ve sonuçlar mg tanenik asit eşdeğerleri/L (TAE/L) olarak ifade edildi. 2.9. Antioksidan Testleri

          Antioksidan etki (indirgeme yeteneği), Ferrik İndirgeyici Antioksidan Güç (FRAP) testine [ 18 ] göre Fe2 + TPTZ kompleksinden yoğun mavi renk oluşumu izlenerek değerlendirildi . 150 uL seyreltilmiş BAE'ye 2850 uL (25 mL 300 mM asetat tamponu pH = 3.6 çözelti artı HC1 40 mM içinde 2.5 mL 10 mM TPTZ çözeltisi + 2.5 mL 20 mM FeCl3.6H20 çözeltisi ) hacmi eklendi . Tüpler 30 dakika karanlıkta tutuldu (farklı konsantrasyonlarda 7 deney). Absorbans 593 nm'de belirlendi ve sonuçlar mg Trolox eşdeğerleri/L (TE/L) cinsinden ifade edildi.

          ABTS yöntemi, bir numunenin bir referans antioksidan standardı (Trolox) ile karşılaştırıldığında ABTS radikalini (ABTS + ) inhibe etme kapasitesine dayanıyordu . ABTS + radikali , potasyum persülfat ( K2S208 ) ile kimyasal reaksiyonla üretildi . Böylece , 440 uL K2S208'e (140 mM) 25 mL ABTS (7 mM) ilave edildi ve oda sıcaklığında 12-16 saat karanlıkta bekletildi. Çözelti, önceki çözeltiden bir hacim alınarak ve λ = 734 nm'de absorbansı 0.70 [ 19] olana kadar etanol içinde seyreltilerek hazırlandı.]. Tüpler 30 dakika karanlıkta tutuldu. Sonuçlar, mg Trolox eşdeğerleri/L (TE/L) cinsinden ifade edilmiştir.

          DPPH yöntemi, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikal süpürücü [ 18 ] tarafından belirlendi . Daha önce metanol içinde hazırlanmış 2850 uL DPPH çözeltisine λ = 515 nm 1.1 ile 150 uL BAE hacmi eklendi. Çözeltiler ışıksız ortamda 24 saat bekletildi. Absorbans 515 nm'de belirlendi ve sonuçlar mg Trolox eşdeğerleri/L (TE/L) cinsinden ifade edildi. 2.10. O 2 • − Anyon ve NO Radikalinin İnhibisyon Kapasitesi

          Süperoksit anyonu, NADH'nin PMS ve oksijen ile reaksiyona girerek oksidasyonu ile üretilir ve NBT'nin azalmasına neden olur [ 20 , 21 ]. 40 mM Tris-HCl tampon pH 8 içerisinde 2 mL NADH (189 μM) ve NBT'ye (120 μM) farklı konsantrasyonlarda 500 μL hacimde BAE eklendi. 0,5 mL PMS ( 60 uM) ve oda sıcaklığında 5 dakikalık inkübasyondan sonra absorbans 560 nm'de ölçülmüştür.

          İnhibisyon NO radikal testi, Nikkhah ve arkadaşlarının (2008) [ 22 ] yöntemine dayanıyordu. 1 mL sodyum nitroprussid ve 250 μL fosfat tamponlu saline (PBS) farklı konsantrasyonlarda 250 μL hacimde BAE eklendi. Karışım 25 °C'de 150 dakika tutuldu. Daha sonra bu karışımdan 0,5 mL 1 mL sülfanilik asit (%20 buzlu asetik asit içinde %0,33) ilave edilerek 5 dakika oda sıcaklığında bekletildi. Daha sonra 1 mL NED (%0.1 w / v ) eklendi ve bu karışım 25°C'de 30 dakika bekletildi. Reaksiyon sonunda pembe bir kromofor oluştu. Absorbans 540 nm'de ölçüldü.

          O2 • - ve NO radikallerinin inhibisyon yüzdesi Denklem (1) kullanılarak belirlendi ve sonuçlar mg gallik asit eşdeğerleri (GAE)/L olarak ifade edildi.
          % ben=Akontrol _ _ _ _ _ _-Aörnek _ _ _ _ _Akontrol _ _ _ _ _ _× 100
          (1)
          2.11. İstatistiksel analiz

          İstatistiksel analiz , Mac için Excel ® (Washington, DC, ABD) ve SPSS ® (Statistical Package for Social Sciences) (New York, NY, ABD), sürüm 27.0, yazılım kullanılarak yapıldı . Veriler ortalama ± SD ve SEM olarak sunulur. Farklı zamanlarda postprandiyal kan şekeri için 2 grup arasındaki farkı değerlendirmek için karışık tipte tekrarlanan ANOVA ölçümü kullanıldı. Antropometrik parametreler, toplam enerji alımı, karbonhidratlar, protein ve lipitler ve Cmax, ΔCmax ve AUCi değerleri açısından 2 grup arasındaki farkı değerlendirmek için bağımsız örnekler t testi kullanıldı . Tüm istatistiksel testler %5 anlamlılık düzeyinde yapıldı.

          Git: 3. Sonuçlar

          3.1. Çalışmanın Katılımcıları

          Kontrol grubu 16 (9 kadın, 7 erkek) ve müdahale grubu 15 (12 kadın, 3 erkek) olmak üzere toplam 31 kişi seçkisiz olarak çalışmaya atanmıştır. Araştırmaya katılanların genel özellikleri aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.tablo 1. Başlangıçta, kontrol ve müdahale grupları arasında yaş, antropometrik parametreler ve diyet alımı açısından önemli bir fark bulunmadı ( p > 0.05). tablo 1

          Çalışma katılımcılarının temel özellikleri.
          Yaşam yılları) 25,25 (±7,29) 24,53 (±4,37) 0,744
          Ağırlık (m) 70,05 (±18,51) 65,36 (±9,67) 0,382
          Yükseklik (m) 1,67 (±0,07) 1,65 (±0,08) 0,553
          VKİ (Kg/m 2 ) 24,81 (±5,59) 23,82 (±3,33) 0,551
          Müdahaleden önceki son öğünde TEI (Kcal) 336,24 (±194,33) 595,05 (±578,01) 0,118
          TEI * (Kcal) 1705,63 (±495,51) 1917,48 (±721,01) 0,353
          Protein * (g) 85,21 (±33,40) 92,95 (±38,12) 0,554
          Karbonhidrat * (g) 208,40 (±88,14) 215,41 (±89,40) 0,828
          Lipid * (g) 60,18 (±22,15) 78,34 (±35,56) 0,104
          Ayrı bir pencerede aç
          1 p -Değeri, Student t - testi ile hesaplanmıştır . Kısaltmalar: BMI (vücut kitle indeksi); TEI (toplam enerji alımı); SS (standart sapma). * Müdahaleden önceki gün. 3.2. Doğum Sonrası Glisemi

          Müdahale ve kontrol grupları için tokluk kan şekeri yanıtıTablo 2. Kapiler kan glukoz konsantrasyonu, 0 dakikada (başlangıç) gruplar arasında önemli ölçüde farklılık göstermedi ( p = 0.115). Tekrarlanan ölçümlerin bağımsız faktörlerinin (ANOVA) analizi, bağımsız ve tekrarlanan ölçüm faktörleri arasında etkileşim olmadığını ortaya çıkardı ( p = 0.092); bu nedenle, farklı anlarda PBG'de herhangi bir farklılık çıkarmak mümkün değildir. Bununla birlikte, baobab ekstresi alımı, farklı anlarda kılcal kan glikoz seviyesinde hafif bir düşüş gösterdi (şekil 2).
          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı besin-14-00398-g002.jpg
          şekil 2
          Sağlıklı yetişkinlerde kılcal kan şekeri düzeylerinin (mmol/L) ortalama zaman noktaları. Tablo 2

          Kontrol grubunda ( n = 16) oral glukoz tolerans testinden sonra ve müdahale grubunda oral glukoz tolerans testi artı baobab ekstraktından sonra ( n = 15) farklı anlarda elde edilen ortalama kılcal kan glukoz seviyeleri (mmol/L) : müdahaleden önce (t0) ve müdahaleden 30 (t30), 60 (t60), 90 (t90) ve 120 (t120) dakika sonra.
          t0 5,25 (±0,39) 5,94/4,61 5,04 (±0,31) 5,94/4,61
          t30 8,31 (±1,30) 10,71/5,49 7,54 (±1,00) 9,55/5,55
          t60 7,93 (±1,56) 11.49/5.88 6,62 (±1,14) 8.33/4.38
          t90 7,22 (±1,31) 9,93/4,77 6,24 (±0,61) 7,71/5,49
          t120 6,75 (±1,19) 9,44/4,83 5,92 (±0,57) 6,99/4,83
          Ayrı bir pencerede aç
          p -Değer, farklı anlarda karışık tipte ANOVA'nın tekrarlanan ölçümü ile hesaplanmıştır. Kısaltma: SD (standart sapma).

          2 grup arasında ΔCmax varyasyonunda da anlamlı bir fark yoktu ( p = 0.054). Bununla birlikte, Cmax ve AUCi ortalama değerleri, müdahale grubunda önemli ölçüde daha düşüktü ( sırasıyla, p = 0.012 ve p = 0.029), bu, sağlıklı deneklerde baobab alımının kan şekeri kontrolü üzerinde umut verici bir etkisi olduğunu düşündürür (Tablo 3). Tablo 3

          Kapiler kan şekeri seviyesi eğri altındaki artan alan (AUCi), maksimum glikoz konsantrasyonu (Cmax) ve katılımcıların maksimum glukoz konsantrasyonu (ΔCmax) değişimi.
          AUCi (0–120 dakika) 253,68 (±101,14) 172,44 (±61,92) 0,012
          Cmaks (mmol/L) 8,66 (±1,37) 7,71 (±0,85) 0,029
          ΔCmaks 3,41 (±1,17) 2,66 (±0,85) 0,054
          Ayrı bir pencerede aç
          1 p -Değer bağımsız örneklem t -testi ile hesaplanmıştır . Kısaltmalar: AUCi (eğrinin altındaki artımlı alan); Cmax (maksimum konsantrasyon); ΔCmax (maksimum konsantrasyon değişimi). 3.3. BAE'nin Bileşik Miktarı ve Antioksidan Kapasitesi

          Baobab sulu özü (BAE) kimyasal analizi, yüksek toplam fenolik içeriği ve önemli ölçüde proantosiyanidinler ve hidrolize edilebilir tanenler içeriğini ortaya çıkardı. Ayrıca BAE, FRAP, DPPH ve ABTS yöntemleriyle yüksek antioksidan aktivitenin yanı sıra anyon O 2 • - ve NO • radikalinin (IC 50 ) yüksek inhibisyon kapasitesini göstermiştir (Tablo 4). Tablo 4

          Ortalama değer (±SEM) olarak ifade edilen BAE'nin (0,133 g/mL FW) toplam fenoller, proantosiyaninler ve hidrolize edilebilir tanen içeriği, anyon ve radikal inhibisyon kapasitesi ve antioksidan kapasitesi.
          Bileşiklerin ölçümü Toplam fenoller (mg GAE, n = 7) 937 (±15,79) 702,39 (±11,85)
          Proantosiyaninler (mg PAE2, n = 7) 448,43 (±14,46) 336,33 (±10,85)
          Hidrolize olabilen tanenler (mg TAE, n = 6) 316,84 (±6,28) 237,63 (±4,71)
          süpürme
          kapasitesi
          IC 50 O 2 • − anyon (mg GAE, n = 7) 77,14 (±3,43) 57,86 (±2,57)
          IC 50 NO • radikal (mg GAE, n = 5) 39,33 (±6,89) 29,48 (±5,17)
          antioksidan aktivite FRAP (mg TE, n = 7) 1719,40 (±45,92) 1289,58 (±34,44)
          ABTS (mg TE, n = 5) 1339,19 (±55,53) 1004,42 (±41,65)
          DPPH radikali (mg TE, n = 5) 1692,92 (±172,31) 1269,72 (±129,23)
          Ayrı bir pencerede aç
          Kısaltmalar: FRAP (Ferrik İndirgeyici Antioksidan Güç); ABTS (2,2'-azino-bis (3-etilbenzo tiyazolin-6-sülfonik asit); DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil); GAE (Gallik asit eşdeğerleri); PAE2 (Prosiyanidin A2 eşdeğerleri); TAE (Tanik asit eşdeğerleri); TE (Trolox eşdeğerleri) IC50 : %50 süpürme veya inhibisyon verecek konsantrasyon.

          Git: 4. Tartışma

          Az sayıda randomize klinik çalışma yayınlanmış olmasına rağmen, baobab meyvesi postprandiyal glisemi yanıtı üzerinde etkili gibi görünmektedir [ 6 ]. Bu çalışmada, sulu baobab ekstraktının (0,1333 g Adansonia digitata L./mL ekstrakt taze ağırlık) yutulması, 120 dakikada ( p = 0,012) ve kılcal kan glukoz maksimum konsantrasyonunda, yemek sonrası glisemi artış eğrisi altındaki alanı (EAAi) önemli ölçüde azaltmıştır. ( p = 0.029), maksimum glikoz konsantrasyonunun değişimi üzerinde hiçbir etkisi olmamasına rağmen ( p> 0.05) gözlendi. Bu bağlamda, bu çalışma baobab sulu özütünün alımının sağlıklı yetişkinlerde yemek sonrası glisemiyi iyileştirebileceği hipotezini desteklemektedir. Bu sonuçlar, Coe ve ark.'nın (2013) çalışmasına [ 6 ] göredir ; bu çalışmada, glisemik yanıt EAA, baobab ekstresi alımından 60, 120 ve 180 dakika sonra önemli ölçüde azalmıştır. Bununla birlikte, Coe ve ark. (2016), polifenol özleri ile zenginleştirilmiş beyaz ekmeğin yenilmesinin postprandiyal glisemik yanıt üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını göstermiştir [ 7 ]. Rastgele dağılım ve basit boyut nedeniyle gruplar arasında erkek/kız oranı açısından heterojenlik gözlenmediğinden, çalışmanın sonuçları biraz dikkatli değerlendirilmelidir.

          Bununla birlikte, glukoz kontrolünü etkileyen ana parametreler tanımlandı ve gruplar arasındaki homojenliği doğrulandı. Ayrıca, başlangıçta, kan şekeri düzeylerinde gruplar arasında anlamlı fark yoktu ( p > 0.05).

          Aslında, yemek bileşiminin, özellikle karbonhidrat içeriğinin, glisemik yanıtı [ 23 ] ve ayrıca protein gibi diğer beslenme faktörlerini etkileyebileceği iyi bilinmektedir . Karamanlis ve ark.'nın çalışmasına göre, protein alımı, glukagon benzeri peptit 1'in (GLP-1) uyarılması yoluyla postprandiyal glisemiyi önemli ölçüde azaltır [ 24 ]. Bununla birlikte, baobab meyvesinin kalıntı protein içeriği (%3.2) [ 12 ] olduğundan , bu, glikoz tepkisini değiştirmede ana faktör olmamalıdır.

          Ayrıca, glisemik yanıt üzerindeki yararlı etki, baobab özünde tanımlanan biyoaktif bileşiklere atfedilebilir [ 6 , 9 , 11 ]. Baobab meyvesinin , potansiyel antihiperglisemik etkileri nedeniyle ilgi kazanan epikateşin ve prosiyanidinler [ 11 ] gibi polifenoller açısından zengin olduğu gösterilmiştir . Aslında, in vitro ve in vivo çalışmalar, epikateşin ve prosiyanidinler B2 ve C1'in , kan glukoz yanıtının iyileşmesine katkıda bulunan GLP1 seviyesini [ 25 , 26 ] artırarak insülin sekresyonunu teşvik ettiğinin gösterildiğini bildirmiştir. Kakaodan izole edildiğinde polifenol ekstraktlarının yutulmasından sonra GLP-1 salgılanmasının arttığı da rapor edilmiştir [ 27].] ve kahve [ 28 ]; ikinci durumda, çalışma, fare hücre dizilerinde (C57BL/6J) bu artışın cAMP'ye bağlı bir yolla gerçekleştirildiğini bildirdi.

          Bu çalışmada analiz edilen Angola baobab meyve özü yüksek bir polifenolik içeriğe sahip olduğundan, yazarlar bu bileşiklerin GLP-1 artışına ve dolayısıyla insülin salgılanmasına katkıda bulunabileceğini ve bunun da hipoglisemik etkiyi açıklayabileceğini öne sürmektedir. Bununla birlikte, baobab meyve özütünün GLP-1 ve insülin sekresyonu üzerindeki etkisini değerlendirmediğimiz için, hipoglisemik etkinin altında yatan bu hipotez ileriki çalışmalarda ele alınmalıdır.

          Ek olarak, bazı meyvelerdeki (örn. elma ve çilek) polifenollerin glikoz emilimini kontrol etmede bir etkisi olduğu görülmektedir. Manzano ve Williamson'a (2010) göre, glukoz taşıyıcıları SGLT1 ve GLUT2 tarafından bağırsak lümeninden hücrelere glukoz taşınmasında önemli bir inhibisyon vardır [ 29 ]. Gelecekteki çalışmalar, bu çalışmada bulunan hipoglisemik etkiyi açıklamanın olası bir yolu olabileceğinden, baobab meyve özünden elde edilen polifenollerin enterosit glikoz taşıyıcıları üzerindeki etkisini de araştırmalıdır.

          Ayrıca Magaia'ya (2013) göre, baobab meyvesi yüksek lif içeriğine sahiptir [ 30 ], bu da glikoz emiliminin inhibisyonu nedeniyle glikoz seviyesinin düşmesine katkıda bulunabilir [ 31 ].

          Bu çalışma aynı zamanda baobab ekstraktının güçlü bir antioksidan aktiviteye ve reaktif oksijen türlerini inhibe etme kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir. Mevcut baobab ekstraktında bulunan toplam fenollerin 702.39 ± 11.8 mg GAE/100 g olduğu ve baobabtaki ana polifenolik bileşiklerin prosiyanidinler (336.33 ± 10.85 mg EPA2/100 g) ve hidrolize edilebilir tanenler (237.63 ± 4.71 mg TAE/) olduğu dikkate alındığında 100 g), bu ekstrede bulunan polifenolik bileşiklerin, özellikle prosiyanidinler ve tanenlerin antioksidan aktivitesinden sorumlu olabileceğini söyleyebiliriz. Dudonné ve arkadaşlarına göre. (2009), DPPH, ABTS ve FRAP testleri ile toplam fenolik içerik arasında önemli korelasyonlar bulundu. Üstelik,32 ].

          Prosiyanidin B2 ayrıca hiperglisemi sırasında reaktif oksijen türleri tarafından ortaya çıkan pankreatik β-hücrelerinde gelişmiş glikasyon-son ürün oluşumunu önleyerek oksidatif stres üzerinde yararlı bir etki gösterebilir [33 ] . Hiperglisemik koşullar altında, oksidatif stres, peroksidasyon ve pro-oksidasyon süreçleri tarafından üretilir [ 34 ]. Proteinlerin ve lipidlerin gelişmiş glikasyonunun bir sonucu olarak, reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretimi ve hücresel mitokondriyal disfonksiyon meydana gelir [ 35 ]. Aslında, Bräunlich ve arkadaşları (2013), prosiyanidin B2, B5 ve C1'in ROS'a karşı inhibe edici bir aktivite bildirmiştir [ 34 ].

          Ek olarak, baobab ekstraktı O 2 • − anyon ve NO radikallerini önleme kapasitesi gösterdi ki bu da ilgili bir sonuç olarak kabul edildi. Kan glukoz seviyelerinin salınımları sırasında ortaya çıkan oksidatif stres durumu [ 35 ], süperoksit anyonu ve nitrik oksidin [ 36 ] inaktivasyon reaksiyonundan kaynaklanan serbest radikallerin oluşumunu içerir . Postprandiyal hiperglisemi durumunda, sağlıklı deneklerde gösterildiği gibi endotel disfonksiyonu meydana gelebilir. Ceriello ve arkadaşlarına göre, oksidatif stres bu oluşum için ana faktör olabilir [ 37]. Bu nedenle, sonuçlar, baobab sulu ekstraktının , oksidatif stresin önlenmesine yol açabilecek O2 • − anyon ve NO • radikallerinin inhibisyonu yoluyla bir antioksidan kapasiteye sahip olduğu hipotezimizi desteklemektedir .

          Çalışmamızın ileriki çalışmalarda dahil edilmesi gereken kısıtlılıkları bulunmaktadır. İlk olarak, yazarlar, bu ekstraktın GLP-1 ve insülin sekresyonu üzerindeki etkisini doğrulamak için önemli olan plazma glukagon benzeri peptit (GLP-1) ve insülin konsantrasyonunu değerlendirmediler. İkinci olarak, bu çalışmada gruplar arasında cinsiyet açısından homojen bir örneklem elde edemedik. Bu nedenle homojen bir dağılımın sağlanabilmesi için daha fazla sayıda katılımcının dahil edilmesi gerekmektedir. Son olarak, bu çalışma tasarımı, bu ekstrakt etkisinin akut durum (OGTT) altında analizine izin verir. Bu nedenle, ek çalışmalar, baobab meyve özü etkisini daha uzun süreler boyunca ve günlük karışık öğün alımının bir parçası olarak ele almalıdır.

          Git: 5. Sonuçlar

          Bu çalışma, sağlıklı yetişkinler tarafından Adansonia digitata L. (baobab) meyve özü alımının glisemi artımlı AUC'yi önemli ölçüde azalttığını ve ayrıca önemli ölçüde antioksidan aktiviteye ve reaktif oksijen türlerinin inhibisyon kapasitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle, mevcut sonuçlar, bu gıda bileşeninin, glikoz yükü akut koşulları altında umut verici bir doğal antioksidan kaynağı ve hipoglisemik bir ajan olarak kullanılmasını teşvik etmektedir.

          Git: Yazar Katkıları

          Kavramsallaştırma, KR, MM ve AMP; metodoloji, KR, MM, AMP, MAB, MLS ve JB; biçimsel analiz, MM, MAB ve JB; yazma—orijinal taslak hazırlama, KR; yazma—inceleme ve düzenleme, AMP, MM, MLS, MAB ve MFM; süpervizyon, MM, AMP, MAB, MLS ve MFM Tüm yazarlar makalenin yayınlanmış sürümünü okumuş ve kabul etmiştir.

          Git: Finansman

          Bu çalışma, UIDB/04585/2020 projesi kapsamında FCT—Foundation for Science and Technology, IP aracılığıyla ulusal fonlarla finanse edilmektedir.

          Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı

          Çalışma, Helsinki Bildirgesi yönergelerine göre yürütüldü ve Egas Moniz Cooperativa de Ensino Superior Etik Kurulu tarafından onaylandı (23 Kasım 2016'da protokol kodu 518 onayı).

          Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı

          Çalışmaya katılan tüm deneklerden bilgilendirilmiş onam alındı. Bu makaleyi yayınlamak için hastalardan yazılı bilgilendirilmiş onam alınmıştır.

          Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi

          Bu çalışmada sunulan veriler son yazarın isteği üzerine mevcuttur.

          Git: Çıkar çatışmaları

          Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

          Git: Dipnotlar


          Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



          Git: Referanslar

          1. Xie W., Zhao Y., Zhang Y. Tip 2 diabetes mellituslu hastaların tedavisinde geleneksel Çin ilaçları. bariz. Bazlı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2011; 2011 :726723. doi: 10.1155/2011/726723. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          2. Cho NH, Shaw JE, Karuranga S., Huang Y., da Rocha Fernandes JD, Ohlrogge AW, Malanda B. IDF Diyabet Atlası: 2017 için küresel diyabet prevalansı tahminleri ve 2045 için tahminler. Diyabet Res . klinik Pratik 2018; 138 :271–281. doi: 10.1016/j.diabres.2018.02.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          3. Kamatou GPP, Vermaak I., Viljoen AM Adansonia digitata'nın güncellenmiş bir incelemesi: Ticari açıdan önemli bir Afrika ağacı. Afr. J.Bot. 2011; 77 :908–919. doi: 10.1016/j.sajb.2011.08.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          4. Singh S., Parasharami V., Rai S. Adansonia Digitata L.'nin Tıbbi Kullanımları: Nesli Tükenmekte Olan Bir Ağaç Türü. J. Ecz. bilim Yenilik 2013; 2 :14–16. doi: 10.7897/2277-4572.02324. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          5. Rahul J., Jain MK, Singh SP, Kamal RK, Anuradha, Naz A., Gupta AK, Mrityunjay SK Adansonia digitata L. (baobab): Geleneksel bilgilerin ve taksonomik açıklamanın gözden geçirilmesi. Asya Pak. J. Trop. Biyomed. 2015; 5 :79–84. doi: 10.1016/S2221-1691(15)30174-X. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          6. Coe SA, Clegg M., Armengol M., Ryan L. Polifenol bakımından zengin baobab meyvesi (Adansonia digitata L.), insanlarda nişasta sindirimini ve glisemik yanıtı azaltır. Nutr. Res. 2013; 33 :888–896. doi: 10.1016/j.nutres.2013.08.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          7. Coe S., Ryan L. Polifenol özleri ile zenginleştirilmiş beyaz ekmek, glisemik tepki veya tokluk üzerinde hiçbir etki göstermez, ancak sağlıklı katılımcılarda postprandiyal insülin ekonomisini artırabilir. Nutr. Res. 2016; 36 :193–200. doi: 10.1016/j.nutres.2015.10.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          8. Gwarzo MY, Bako HY Adansonia digitata'nın Metanolik Meyve Hamuru Ekstraktının Alloxan ile Uyarılan Diyabetik Sıçanların Kan Glikoz Düzeyleri Üzerindeki Hipoglisemik Etkinliği. Int. J. Animasyon Veteriner. Av. 2013; 5 :108–113. doi: 10.19026/ijava.5.5585. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          9. Evang EC, Habte TY, Owino WO, Krawinkel MB Baobab ( Adansonia digitata L.) meyve posasının ek tüketimi Kenya'daki okul çocuklarının hemoglobin seviyelerini ve demir durumunu iyileştirebilir mi? Bir randomize kontrollü müdahale denemesinin bulguları. Avro. J. Nutr. 2021; 60 :2617–2629. doi: 10.1007/s00394-020-02447-2. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          10. Tembo DT, Holmes MJ, Marshall LJ Termal işlemin ve depolamanın Malavi'den gelen baobab meyvesi ( Adansonia digitata ) özünün biyoaktif bileşikleri, organik asitleri ve antioksidan aktivitesi üzerindeki etkisi. J. Yiyecek Bileşimleri. Anal. 2017; 58 :40–51. doi: 10.1016/j.jfca.2017.01.002. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          11. Adansonia digitata'dan Shahat AA Procyanidins . eczane Biol. 2006; 44 :445–450. doi: 10.1080/13880200600798510. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          12. Osman MA Baobab ( Adansonia digitata ) meyve ve tohum protein çözünürlüğünün kimyasal ve besin maddesi analizi. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2004; 59 :29–33. doi: 10.1007/s11130-004-0034-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          13. Chadare FJ, Linnemann AR, Hounhouigan JD, Nout MJR, Van Boekel MAJS Baobab gıda ürünleri: Bileşimleri ve besin değerleri üzerine bir inceleme. kritik Rev. Gıda Bilimi Nutr. 2009; 49 :254–274. doi: 10.1080/10408390701856330. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          14. American Diabetes Association Diabetes mellitus'un teşhisi ve sınıflandırılması. Diyabet bakımı. 2010; 33 :S62–S69. doi: 10.2337/dc10-S062. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          15. Rama Prabha M., Vasantha K. Calotropis procera'nın (Ait.) Antioksidan, sitotoksisite ve polifenolik içeriği R. Br. Çiçekler. J. Uygulama eczane bilim 2011; 1 :136–140. [ Google Akademik ]
          16. Rock L., Group AS, Incorporated M., Human B. Lowbush Blueberry'den Polimerik Prosiyanidinlerin Fraksiyonlanması ve Optimize Edilmiş Normal-Fazlı HPLC-MS Floresan Saptama Yöntemiyle Seçilmiş Gıdalardaki Prosiyanidinlerin Miktarının Belirlenmesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2002; 50 :4852–4860. doi: 10.1021/jf020214v. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          17. Willis RB, Allen PR Potasyum iyodat kullanarak hidrolize edilebilir tanenleri ölçmek için geliştirilmiş yöntem. Analist. 1998; 123 :435–439. doi: 10.1039/a706862j. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          18. Thaipong K., Boonprakob U., Crosby K., Cisneros-Zevallos L., Hawkins Byrne D. Guava meyve özlerinden antioksidan aktiviteyi tahmin etmek için ABTS, DPPH, FRAP ve ORAC tahlillerinin karşılaştırılması. J. Yiyecek Bileşimleri. Anal. 2006; 19 :669–675. doi: 10.1016/j.jfca.2006.01.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          19. Zulueta A., Esteve MJ, Frígola A. ORAC ve TEAC, gıda ürünlerinin antioksidan kapasitesini ölçmek için karşılaştırma yapar. Gıda Kimyası 2009; 114 :310–316. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.09.033. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          20. Morais ZB, Pintao AM, Costa IM, Calejo MT, Bandarra NM, Abreu P. Sado Estuary'den (SW Portekiz) denizanası catostylus tagi'nin bileşimi ve in vitro antioksidan etkileri J. Aquat . Gıda Ürünleri Teknoloji 2009; 18 :90–107. doi: 10.1080/10498850802581799. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          21. Yu HH, Liu XG, Xing RE, Liu S., Guo ZY, Wang PB, Li CP, Li PC Denizanası Rhopilema esculentum'dan proteinlerin antioksidan aktivitesinin in vitro tayini . Gıda Kimyası 2006; 95 :123–130. doi: 10.1016/j.foodchem.2004.12.025. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          22. Naqinezhad A., Sharafi M. İran Böğürtleninin (Morus Nigra) Antioksidan Aktivitesi ve Kanseri Baskılayıcı Etkisi için In Vitro Tarama . J.Bot. 2008; 1 :167–172. [ Google Akademik ]
          23. Skytte MJ, Samkani A., Astrup A., Frystyk J., Rehfeld J., Larsen TM, Krarup T., Haugaard SB Karbonhidrat kısıtlamasının postprandiyal glikoz metabolizması, β-hücre fonksiyonu, bağırsak hormonu salgılanması ve tokluk üzerindeki etkileri Tip 2 diyabetli hastalarda. Am. J. Physiol. endokrinol. Metab. 2021; 320 :E7–E8. doi: 10.1152/ajpendo.00165.2020. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          24. Karamanlis A., Chaikomin R., Doran S., Bellon M., Bartholomeusz FD, Wishart JM, Jones KL, Horowitz M., Rayner CK Effects of protein on glisemik ve inkretin yanıtları ve sağlıklı deneklerde oral glukozdan sonra mide boşalması . Am. J. Clin. Nutr. 2007; 86 :1364–1368. doi: 10.1093/ajcn/86.5.1364. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          25. Drucker DJ Bağırsak hormonlarının glukoz homeostazındaki rolü. J. Clin. Araştırmak 2007; 117 :24–32. doi: 10.1172/JCI30076. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          26. Domínguez Avila JA, Rodrigo García J., González Aguilar GA, de la Rosa LA Artan Glukagon Benzeri Peptid-1 (GLP1) ve İnsülin Sinyali ile İlgili Polifenollerin Antidiyabetik Mekanizmaları. moleküller. 2017; 22 :903. doi: 10.3390/moleküller22060903. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          27. Kawakami Y., Watanabe Y., Mazuka M., Yagi N., Sawazaki A., Koganei M., Natsume M., Kuriki K., Morimoto T., Asai T., et al. Sağlıklı katılımcılarda kakao polifenol bakımından zengin çikolatanın postprandiyal glisemi, insülin ve incretin salgılanması üzerine etkisi. Beslenme. 2021; 85 :111128. doi: 10.1016/j.nut.2020.111128. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          28. Fujii Y., Osaki N., Hase T., Shimotoyodome A. Kahve polifenollerinin yutulması, C57BL/6J farelerinde aktif glukagon benzeri peptit-1 (GLP-1(7-36)) amidin yemek sonrası salınımını arttırır. J. Nutr. bilim 2015; 4 :e9. doi: 10.1017/jns.2014.71. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          29. Manzano S., Williamson G. Çilek ve elmadan elde edilen polifenoller ve fenolik asitler, insan bağırsak Caco-2 hücreleri tarafından glikoz alımını ve taşınmasını azaltır. Mol. Nutr. Gıda Res. 2010; 54 :1773–1780. doi: 10.1002/mnfr.201000019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          30. Magaia T., Uamusse A., Sjöholm I., Skog K. Mozambik'in seçilmiş yenilebilir yabani meyvelerinde diyet lifi, organik asitler ve mineraller. Springerplus. 2013; 2 :88. doi: 10.1186/2193-1801-2-88. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          31. Gill SK, Rossi M., Bajka B., Whelan K. Gastrointestinal sağlık ve hastalıkta diyet lifi. Nat. Rahip Gastroenterol. Hepatol. 2021; 18 :101–116. doi: 10.1038/s41575-020-00375-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          32. Dudonné S., Vitrac X., Coutière P., Woillez M., Mérillon J.-M. DPPH, ABTS, FRAP, SOD ve ORAC tahlilleri kullanılarak endüstriyel öneme sahip 30 bitki özünün antioksidan özelliklerinin ve toplam fenolik içeriğinin karşılaştırmalı çalışması. J. Agric. Gıda Kimyası 2009; 57 :1768–1774. doi: 10.1021/jf803011r. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          33. Yin W., Li B., Li X., Yu F., Cai Q., ​​Zhang Z., Cheng M., Gao H. Üzüm çekirdeği procyanidin B2'nin diyabetik pankreas üzerindeki anti-enflamatuar etkileri. Gıda İşlevi. 2015; 6 :3065–3071. doi: 10.1039/C5FO00496A. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          34. Bräunlich M., Slimestad R., Wangensteen H., Brede C., Malterud KE, Barsett H. Radikal süpürücüler ve enzim inhibitörleri olarak Aronia melanocarpa'dan ekstraktlar, antosiyaninler ve prosiyanidinler. Besinler. 2013; 5 :663–678. doi: 10.3390/nu5030663. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          35. Wright E., Scism-Bacon JL, Glass LC Tip 2 diyabette oksidatif stres: Açlık ve yemek sonrası gliseminin rolü. Int. J. Clin. Pratik 2006; 60 :308–314. doi: 10.1111/j.1368-5031.2006.00825.x. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          36. Ceriello A., Taboga C., Tonutti L., Quagliaro L., Piconi L., Bais B., Da Ros R., Motz E. Postprandial hipertrigliseridemi ve hipergliseminin endotelyal disfonksiyon ve oksidatif stres oluşumu: Kısa ve uzun vadeli simvastatin tedavisinin etkileri. dolaşım. 2002; 106 :1211–1218. doi: 10.1161/01.CIR.0000027569.76671.A8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          37. Ceriello A., Quagliaro L., Piconi L., Assaloni R., Da Ros R., Maier A., ​​Esposito K., Giugliano D. Dolaşımdaki Yapışma Molekülleri ve Oksidatif Stres Üretimi ve Postprandiyal Hipertrigliseridemi ve Hipergliseminin Etkisi Simvastatin Tedavisinin Olası Rolü. Diyabet. 2004; 53 :701–710. doi: 10.2337/diyabet.53.3.701. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

          Yorum yap


          • #6
            Adansonia digitata meyvesinin erkek Wistar sıçanlarında yüksek şeker/yüksek yağ diyetiyle simüle edilmiş Metabolik Sendrom modeli üzerindeki iyileştirici etkinliği

            Yazar bağlantıları bindirme panelini açarHayat Muhammed Süleyman,Beşir Osman a,Iman H. Abdoon a,Emir Mustafa Saad b.,Hasan Halid c A Hartum Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı, 1111 Al Qasr Avenue, POB 1996, Hartum, Sudan B Hartum Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, Sudan C Hartum Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı, Sudan
            20 Kasım 2019'da alındı, 20 Ocak 2020'de revize edildi, 24 Ocak 2020'de kabul edildi, 25 Şubat 2020'de çevrimiçi olarak erişilebilir, Record Versiyonu 25 Şubat 2020

            https://doi.org/10.1016/j.biopha.2020.109968Haklar ve içerik alın

            Adansonia digitata meyvesi 1 . giriiş


            Metabolik sendrom (MetS) - ortak bir patofizyolojiyi paylaşan bir kardiyovasküler risk faktörleri kompleksi ile yaygın bir durum - "Kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diabetes mellitus için tek başına şans eseri olduğundan daha sık birlikte ortaya çıkan bir dizi risk faktörü" olarak tanımlanır. [ 1 ]. MetS, dislipidemi , hipertansiyon, diabetes mellitus ve obeziteile karakterizedir [ 2 , 3 ]. Bir dizi kanıt, MetS'nin pankreas disfonksiyonu , Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAYKH), kanser ve kronik böbrek hastalığı risklerinin artmasıyla ilişkisini vurguladı [ [4] , [5] ,[6] ]. Ek olarak, "sedef hastalığı, androjenik alopesi , hidradenitis suppurativa akneve rosacea" gibi cilt belirtileri MetS ile komorbiditeler olarak bildirilmiştir [ 7 ]. MetS'nin klinik tanısı için kriterler arasında açlık glukozu ≥100 mg/dL veya tedavi sırasında diyabetik (tip II); yüksek kan basıncı ≥130/85 mm Hg veya antihipertansif ilaçlar; erkeklerde trigliseritler ≥150 mg/dL ve HDL-C <40 mg/dL ve kadınlarda <50 mg/dL veya lipid düşürücü ilaç tedavisi altındave bel çevresi erkeklerde ≥40 inç (102 cm) ve kadınlarda ≥35 inç (88 cm). Bu koşullardan herhangi üçü Mets tanısını doğrular [ 8]. Oksidatif stres, lipotoksisite, inflamasyon, mikro ve makro vasküler düzensizlikler, sendromun altını çizen ortak işaretlerdir [9,10]. Enflamatuar koşullar altında, moleküler oksijenin bir elektron indirgemesi, reaktif lipid aldehitlerin ve glikozdan türetilen glikasyon son ürünlerinin oluşumu için ızgarayı oluşturan reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretimini indüklerlipid peroksidasyonu-geri dönüşümsüz bir reaksiyon- biyolojik sistemde ilerleyen oksidasyon reaksiyonlarını gerektiren oldukça reaktif lipid radikallerinin bir dizi izomerini üretir. Ortaya çıkan modifiye ürünler normal metabolik süreçleri bozar, substrat kullanımını değiştirir, enflamatuar yanıtı şiddetlendirir, endoteli tehlikeye atar ve glutatyon peroksidazı inhibe ederek endojen antioksidan korumayı azaltır[[11],[12],[13]]. Sonuç olarak, ateroskleroz ve kardiyovasküler olayları içeren klinik komplikasyonlartemizleme mekanizmalarınabağlanabilir.ve hasarlı bir endotel içindeki enflamatuar kaskadlar [ 14 , 15 ].

            Giderek artan bir şekilde, hepatik steatoz tutarlı bir şekilde oksidan üretimi ve bozulmuş β-oksidasyon ile ilişkilendirilmiştir . Basit steatozdan NAFLD'ye ilerleme, oksidatif stres, lipotoksisite ve periferlerden karaciğere kontrolsüz yağ transferi yoluyla yayılır [ 16 ]. NAFLD, artmış kanser ve kardiyovasküler komplikasyon riski olan hepatik dokulardaki MetS belirtilerini temsil eder [ 17 , 18 ]. Plazmaya sızma nedeniyle yüksek hepatik biyobelirteç seviyeleri, membran bütünlüğü kaybının ve hepatik hücre hasarının bir işareti olarak kabul edilir [ 19 ]. Benzer şekilde, böbrek dokusunda artan lipid peroksidasyonu, böbrekte glomerüler vekronik böbrek hastalığını hızlandıran ve böbrek yetmezliğine yol açabilen tübüler nekroz [ 20 , 21 ]. Ayrıca kronik böbrek hastalığı (KBH) ve özellikle diabetes mellituslu hastalarda azalmış glomerüler filtrasyon hızı MetS ile giderek artan bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Doğal savunma mekanizmaları, hücreleri hasardan korumak ve onarım süreçlerini kolaylaştırmak için bir enflamatuar yanıt başlatsa da, yine de tekrarlayan enflamasyon ve başarısız temizleme mekanizmalarına, değişen derecelerde patolojik hasar eşlik edecektir. Ancak karaciğer ve böbrek hücreleri, patolojik lezyonlara rağmen kısmen fonksiyonel kalabilme kapasitesine sahiptir [ 22 ].

            Serum üre, glomerüler filtrasyonun ötesindeki nedenlerle seviyelerin değişime karşı daha savunmasız olduğu kreatinin'den daha az güvenilir bir glomerüler filtrasyon belirtecidir. Klinikler , özellikle ilerlemiş böbrek yetmezliği vakalarında glomerüler filtrasyon hızının daha doğru bir tahminini hesaplamak için üre ve kreatinin klirensinin ortalamasını kullanma eğiliminde olabilir [ 23 ]. İnsanda kreatinin, üre ve ürik asit/üratların serum seviyeleri idrarda değişmeden atılır ve doğrudan filtrasyon durumuyla ilişkilidir. Öte yandan, sıçanlarda, ürik asit/üratların plazma seviyeleri, ürik asidi parçalayan ürikaz enziminin yüksek seviyesinden etkilenir ve plazma seviyelerinin dalgalanmalara daha duyarlı olmasını sağlar [ 24]. Bu nedenle, insanlardan farklı olarak üre, sıçanlarda böbrek fonksiyon değerlendirmeleri için ilgili bir biyobelirteç olarak kabul edilir [ 25 ].

            Yüksek risk faktörlerine sahip durumlar, hastalar ve sağlık hizmeti sunucuları üzerinde erken teşhis, tespit ve değerlendirmelerle büyük ölçüde azaltılabilecek ağır bir yük oluşturmaktadır. Risk sınıflandırma konsepti, belirli bir topluluk içinde istenmeyen klinik sonuçların yüksek olasılıklarıyla ilişkili olan belirli hastalık risklerini tahmin etmek için istatistiksel ölçümler kullanır [ 26 ]. Buna göre, spesifik hastalık komplikasyonları açısından yüksek risk altındaki hastaların belirlenmesi için modeller oluşturulabilir. MetS'nin sistemik belirtileri, yüksek düzeyde enflamatuar mediatörler ile temsil edilir.IL-6 ve TNF-α, leptin, protrombik faktör (PAI-1), oksidize LDL-C ve ürik asit dahil olmak üzere plazmada MetS'nin erken saptanması için kullanılabilir. MetS'de azalma eğiliminde olan diğer biyobelirteçler arasında IL-10, ghrelin , adiponektin ve HDL-C enzimi PON1 yer alır [ 26 ]. Benzer şekilde, dermatolojik belirtiler, spesifik cilt koşullarıyla ilgili spesifik belirteçler tarafından tespit edilebilir [ 7 ].

            Aşırı ROS oluşumunun engellenmesi terapötik bir hedef olarak kabul edildiğinden, antioksidanlar, lipid peroksidasyonu/ROS oluşumları tarafından hızlandırılan veya şiddetlendirilen durumların yönetiminde çok önemli bir rol oynayabilir [27 ] . Bir dizi kanıt, eksojen antioksidanların ROS'u temizleyebilen/nötralize edebilen ve lipid peroksidasyonunu durdurabilen etkili moleküller olarak kapasitesini göstermiştir. Kim ve Park 2018'e göre; günlük diyette balık tüketiminin plazmada toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein düzeylerini koruduğu [ 28 ]. Sıçanlarda diyete bağlı obezitede zeytin yaprağı ekstresi, kardiyak ve hepato-koruyucu aktiviteler sergiledi ve anti-Metabolik Sendrom potansiyeli gösterdi [ 29]. Öte yandan, kakao tozundan türetilen polifenoller, plazmada HDL-C'yi önemli ölçüde yükseltmiş, trigliseritleri ve C-reaktif proteini azaltmıştır [ 30 ]. Öte yandan, sağlık ve hastalığa ilişkin bağırsak mikrobiyotasına ilişkin yeni görüşler, mikrobiyomun konakçı ile dinamik ilişkileri sürdüren önemli bir çevresel faktör olduğunu düşündü [ 25 ]. Bakteri üreten asetatlar içeren bağırsak mikrobiyotası, gıda dönüşümlerinin ötesinde biyolojik süreçleri etkileyerek konakçının refahına katkıda bulunur . Asetatlar, bağırsak mukozasının geçtiği bağırsak epitel hücreleri için önemli bir enerji kaynağıdır.güçlendirilmiştir. Öte yandan, mikrobiyom/gıda çapraz sinyalleri, ilgili antikor ekspresyonunun sistemik indüksiyonu da dahil olmak üzere bir dizi metabolik süreç yoluyla lokal bağırsak bağışıklığını indükleyebilir. Bu nedenle, tutarlı HS/HFD tüketiminin mikrobiyom sistemini bozduğu, asetat üreten bakterilerin seviyelerini etkilediği, bağırsak epitel hücrelerini zayıflattığı ve sonuç olarak enflamasyonu indüklediği açıktır [30 ] . "Sağlık yararı sağlamak için konakçı mikroorganizmalar tarafından seçici olarak kullanılan bir substrat" ​​şeklindeki son prebiyotik tanımı, prebiyotik kavramını karbonhidrat türevleri dışındaki çeşitli maddeleri içerecek şekilde genişletmektedir [ 31 ]. Sonuç olarak, fenolikler, triterpenoidler ve diğer antioksidanlar dahil olmak üzere antioksidanlargenel olarak fitokimyasallar bu tanıma dahildir [ 31 ]. Konak-mikroflora etkileşimlerine ilişkin yeni içgörüler , bağışıklık sistemi, metabolik bozukluklar , cilt belirtileri ve ötesi ile ilgili hastalıklar için terapötik ve önleyici faaliyetler sağlamak üzere prebiyotikler olarak nutrasötikler için yeni bakış açıları açabilir [ 32 ]. Yeni ve bilinen prebiyotikler, spesifik fizyolojik hedeflere, patolojik risk faktörlerine ve/veya metabolik süreçlere uyarlanabilir [ 32 ]. Gıda içeren antioksidanların, bağırsak mikroflorasını artırarak yararlı bir ödül sağladığı ve bunun da enflamatuar barsak hastalığı gibi belirli sağlık sorunlarını olumlu bir şekilde iyileştirebileceği gösterilmiştir., kanser ve bağışıklık sistemi bozuklukları. İhtiyaca göre tasarlanmış kişiselleştirilmiş diyet planları, yeni tedavi olanaklarıyla hassas diyet kavramını şekillendiriyor [ 33 ].

            MetS simülasyonu için kemirgen modelleri, Domuza ek olarak kobay, Nil, Kum, Wistar ve Zuker farelerini içerir [ 2 , 34 ]. Ele alınan diğer bazı modeller, spontan hipertansif fareleri ve düşük kapasiteli koşucu fareleri içermektedir [ 35 , 36 ]. Metabolik durumları incelemek ve yorumlamak ve sağlık ve hastalıkta insan sistemi biyolojisinin derinlemesine anlaşılmasını sağlamak için in silico pertürbasyonları içeren hesaplamalı yaklaşımlar da tanıtıldı [ 37 , 38 ]. İn vivo ve in silico modellerin kombinasyonları ile veriye dayalı fizyolojik bir modelleme de geliştirilmiştir [ 39]. Hayvan modellerinde kemirgenler, insanlarda MetS'yi simüle etmek için en çok kullanılan modeller olmaya devam etmektedir. Wong ve diğerleri, 2016 [ 2 ]; Bu çalışmada, erkek Albino Wistar sıçanlarında yüksek şeker/yüksek yağ diyeti (HS/HFD) ile simüle edilmiş Metabolik Sendrom modelinde sulu Adansonia digitata meyve özünün terapötik ve koruyucu potansiyelini araştırdık . 2 . Çalışmanın arkasındaki hipotez

            2.1 . Metabolik Sendromun terapötik ve koruyucu yönetimi


            MetS dünya çapında %10-84'ü ve Batı'da nüfusun %20-40'ını etkileyen yaygın bir durumdur [ 2 ]. 17,5 milyon ölümün 7,4 milyonu koroner kalp hastalıkları ve inmeden kaynaklanmaktadır [ 40 ]. Ayrıca, yaklaşık 7.6 milyon ölüm hipertansiyona bağlanmaktadır ve diyabet dünya çapında 6. ölüm nedeni olarak kabul edilmektedir [ 41 , 42 ]. MetS yönetimi, yalnızca polifarmasi , artan fiziksel iş yükü ve dünya çapında sağlık hizmeti sağlayıcıları için yüksek mali maliyeti gerektiren semptomatik tedavilere bağlıdır [ 43 ]. MetS yönetimi için yeni terapötik hedefler, yeni aktif moleküller ve/veya yeni stratejiler talep edilmektedir [ 25].

            Adansonia digitata (A. digitata) , [Baobab] meyvesi, tarih boyunca Afrika'daki yerel Savannah sakinleri tarafından yiyecek olarak kullanılmıştır. Yapraklar meyve özü ve tohumlar dahil olmak üzere ağacın tüm kısımları yenilebilir. Yerli halk için ana gıda ve gelir kaynaklarından birini oluşturur. A. digitata'nınfarklı kısımları, Sudan'da geleneksel olarak dizanteri , ishal ve dehidratasyonu tedavi etmek için kullanılmıştırDiğer ülkelerde ülser , idrar bozuklukları, ateş, cilt problemleri, anemi ve sıtma için kullanılmaktadır [ 44 , 45 ]. Meyve özü zengindir: aromatik bileşikler , mineraller, organik asitler, özellikle askorbik asit, alanin , arginin , glisin , lizin , metiyonin , prolin , serin ve valin dahil amino asitler , B1, B2, B3, beta karoten ve C vitamini dahil vitaminler. Beta-sitosterol, beta-amirin, alfa-amirin ve ursolik asit dahil tritriterpenoidler ) [ [46],[47],[48]].

            Farmakolojik olarak, Baobab bir antioksidan [ 44 ], antiinflamatuar [ 49 ], analjezik/antipiretik [ 49 ] antilipidemik [ 50 , 51 ), hipoglisemik [ 52 , 53 ), antimikrobiyal [ 54 , 55 ) antiobezite [ [52 ] , [53] , [54] , [55] , [56] , [57] ], kardiyoprotektif [ 58 ] ve hepatoprotektif [ [59] , [60] , [61] ].

            Bu çalışma önerisinin zamanına kadarki literatür incelemelerimize göre, bu önemli meyvenin Metabolik Sendrom üzerindeki etkilerini inceleyen daha önce herhangi bir rapor bulunamadı . Bu çalışma, erkek Albino Wistar farelerinde Mets'i simüle etmek için bir HS/HFD formülü kullanılarak dislipidemi , diabetes mellitus ve obezite dahil olmak üzere 3 MetS durumunu kapsayacak şekilde tasarlanmıştır .

            Okside lipid ürünleri diğer MetS durumları arasında ortak bir teşhis belirteci olarak kabul edildiğinden, postprandiyal hiperglisemi , karaciğer fonksiyonu, böbrek fonksiyonu ve obeziteye odaklanarak A. digitat meyvesi ile Simvastatin karşılaştırmasını inceledik . 2.2 . etik onay


            Bu çalışma için etik onay, Eczacılık Fakültesi Araştırma Etik Kurulu ve Hartum Sudan Üniversitesi Tıp ve Sağlık Çalışmaları Enstitüsü Kurumsal İnceleme Kurulu tarafından verildi. 3 . araç ve yöntemler

            3.1 . Malzemeler

            3.1.1 . Bitki


            A. digitata kuru meyve kabukları Kordofan eyaletinden (Batı Sudan) getirilmiştir. Meyve özü kabuklardan çıkarıldı ve normal oda sıcaklığında mekanik çalkalama ile tohumlardan ince toz halinde ayrıldı. Hem meyve çekirdekleri hem de toz, Aromatik ve Tıbbi Bitkiler Enstitüsü, Hartum, Sudan tarafından doğrulandı . 3.1.2 . Kimyasallar


            Kolesterol ve kolik asit tozları Adamas Beta Reagents, China idi.

            10 mg Simvastatin tablet SAJA (Suudi-Japon farmasötikleri) ürünüdür.

            HS/HFD formülü için diğer tüm diyet bileşenleri Hartum'daki yerel bir pazardandı. 3.1.3 . Hayvanlar


            140–200 g ağırlığındaki kırk iki erkek Wister faresi, Fakülte Araştırma Kurulu'nun izni ile Sudan Hartum Üniversitesi Eczacılık Fakültesi hayvan barınağından serbest bırakıldı. Aynı tesiste barındırıldılar ve bakıldılar, rastgele 7 gruba (n = 6) ayrıldılar, açıkça işaretlendiler, kontrollü sıcaklık/nem ve su ve ad libitum diyet ile 12 saat aydınlık/karanlık döngüsü altında kafes başına 3 sıçan barındırıldı . Sıçanlar yeni ortama alışmaları için deneyden bir hafta önce ayrı bir odaya yerleştirildi ve uluslararası kabul görmüş 3 Rs talimatını benimseyen ve ARRIVE kurallarına uygun Hartum Üniversitesi kurallarına göre kullanıldı. 3.2 . Yöntemler

            3.2.1 . Deney protokolü


            HS/HFD formülü (Sikarwar MS ve ark.'nın değiştirilmiş bir versiyonu ) [ 62 ] %2 kolesterol, %1 kolik asit, %10 fıstık yağı , %40 sukroz ve %47 standart laboratuvar diyetinden (SLD) oluşur . SLD, %23,5 mısır unu, %2,94 susam yağı , %5,87 kurutulmuş et, %2,93 kurutulmuş tam yağlı süt tozu, %0,01 sodyum klorür ve %11,75 buğday kepeği unundan (lifler, mineraller, B6 vitamini , tiamin açısından zengindir) oluşur . , folat , E vitamini ve fenolikler) [ 63 ].

            Diyet aynı tesiste talep üzerine hazırlandı. A. digitata dozları bir pilot çalışmadan belirlendi. Sulu A. digitata meyvesi günlük olarak taze hazırlanmış ve dozlar intragastrik bir tüp aracılığıyla ağızdan verilmiştir . 3.2.2 . Diyet ve tedavi protokolü


            Farklı gruplar için diyet ve tedavi protokolü Tablo 1'de gösterilmektedir .

            Tablo 1 . Diyet ve tedavi protokolü.
            SLD SLD sıfır
            HS/HFD SLD sıfır
            HS/HFD SLD 200 mg/kg/gün meyve
            (A. digitata)
            HS/HFD SLD 400 mg/kg/gün meyve
            ( A. digitata)
            HS/HFD SLD 800 mg/kg/gün meyve
            ( A. digitata)
            HS/HFD SLD 10 mg/kg/gün Simvastatin
            HS/HFD+400 mg/kg/gün
            A. digitata eş zamanlı
            Deney sonlandırıldı
            HS/HFD= yüksek şeker/yüksek yağlı diyet, SLD= standart laboratuvar diyeti. 3.2.3 . Kan alımı ve araştırılan parametreler


            1 ml [ 64 ] kan numuneleri başlangıçta heparinize tüplerde, W6, W7, W8 ve W9'da orbital pleksus yoluyla her numune alma zamanında dönüşümlü gözlerden alındı. Kan 15 dakika 3000 devirde santrifüj edildi. Ayrılan serum, üreticinin standart protokollerine göre bir otomatik analiz cihazı (COBAS Roche Integra 400 Plus, İsviçre) tarafından incelemeler altındaki tüm biyobelirteçler için analiz edildi. Cihaz elektronik kopya sonuçları sağlar. Araştırılan biyobelirteçler arasında postprandiyal plazma glikozu (PPPG), toplam kolesterol (TC), trigliseritler (TG'ler) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C) yer alır. Düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C), Friedewald denklemi kullanılarak hesaplandı [ 65]. Karaciğer fonksiyonu, alanin transaminaz-(ALT), aspartat transaminaz-(AST), alkalin fosfataz-(ALP), albümin-(ALB), toplam bilirubin (TBIL), direkt bilirubin (DBIL) ve toplam protein (TP) ölçülerek değerlendirildi. . Böbrek fonksiyonu kreatinin ve üre ölçülerek değerlendirildi. 3.2.4 . Ağırlık kayıtları


            Hayvanların tüm vücut ağırlıkları, gram olarak kalibre edilmiş bir hassas terazi ile taban çizgisinde, 6. haftada ve 9. haftada okundu. Organ ağırlıkları, 6. ve 9. haftada kaydedildi. 3.2.5 . Patolojik prosedürler


            Diseksiyon etil eter ile genel anestezi altında yapıldı . 6. haftanın sonunda G1, G2 ve G7'den rastgele üç sıçan seçildi. 9. haftanın sonunda G1, G2, G3, G4, G5 ve G6'dan 3 sıçandan oluşan başka bir set parçalara ayrıldı. Kalp, böbrek ve karaciğerden 1 cm3 örnek alınarak patolojik inceleme yapıldı. Numuneler daha sonra kullanılmak üzere %10 formal salin içinde muhafaza edildi. Organ numuneleri, parafine gömülü olarak kesildi ve standart patolojik prosedürlere göre hematoksilen-eozin ile boyandı [ 66 ]. Geri kalan fareler, yüksek dozda etil eter ile öldürüldü ve kesilen hayvanlardan kalan karkaslarla birlikte güvenli bir şekilde yok edildi. 3.2.6 . Veri analizi


            Tüm biyobelirteçler mg/dL cinsinden ölçüldü. Tüm veriler Ortalama ± SEM olarak ifade edildi. İstatistiksel anlamlılık , SPSS sürüm 22'de eşleştirilmiş örnekler t -testi ile ölçüldü. P ≤ 0.05, istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Histopatoloji slaytları, bir Olympus dijital fotoğraf makinesine bağlı bir ışık mikroskobu Nikon E200 (H&E X40) altında okundu. Tüm vücut ve organ ağırlıkları kalibre edilmiş hassas terazi ile gram olarak kaydedildi. 4 . Sonuçlar

            4.1 . HS/HFD öncesi ve sonrası lipid profili


            HS/HFD'de 6 hafta sonra, G2–G6, TC'de 10 kat (P ≤ 0.000) ( Şekil 1a ), TG'lerde 5 kat (P ≤ 0.000) ( Şekil 1 b), 39 kat önemli bir artış gösterdi. başlangıca göre hiçbir değişiklik göstermeyen negatif kontrole kıyasla LDL-C'de (P ≤ 0.000) ( Şekil 1c ) ve HDL-C'de neredeyse bir kat azalma (P ≤ 0.003) ( Şekil 1 d). G7, negatif kontrole kıyasla TC'de 1,58 kat (P ≤ 0,010), TG'lerde 0,83 kat (P ≤ 0,010) ve LDL-C'de 6,49 kat (P ≤ 0,000) önemli bir artış gösterdi, ancak tüm bu biyobelirteçler önemli ölçüde düşüktü (P≤0.000) pozitif kontrole kıyasla. HDL-C, başlangıca göre 0,72 kat (P≤0,010) önemli ölçüde arttı ve ayrıca pozitif kontrole (P0,001) kıyasla önemli ölçüde arttı.
            1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (234KB)
            2. İndir : Tam boyutlu resmi indirin

            Şekil 1 . Erkek albino Wistar sıçanlarında 3 haftalık Adansonia digitata meyvesi ve 10 mg Simvastatin tedavisinin pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında lipid parametreleri üzerindeki etkileri : a- toplam kolesterol, b- Trigliseridler, c- LDL-C, d- HDL-C. Sonuçlar ortalama ± SEM'dir (n = 6). # P ≤ 0,05, W6'ya karşı taban çizgisini temsil eder, *P ≤ 0,05, W7'ye, W8 veya W9'a karşı W6'yı, + P ≤ 0,05, W6'ya (G7) karşı W6 pozitif kontrolü temsil eder. 4.2 . G2 – G6, dislipidemik olarak kabul edildi

            4.2.1 . A. digitata meyve özünün HS/HFD kaynaklı dislipidemi üzerindeki iyileştirici etkinliği


            SLD'ye geçtikten sonra, W9'da G2 ile gösterildiği gibi, TG'lerde 1,51 kat (P = 0,014) ve LDL-C'de 1,64 kat (P≤0,010) ( Şekil 1 c ) normal çözünürlük mekanizmalarıyla önemli azalmalar gözlendi. HDL-C, 0.56 kat daha azaltıldı (P≤0.038) ( Şekil 1 d).

            G3–G5, 4 lipit parametresinde önemli ölçüde doza bağlı aktivite gösterdi. 200 mg/kg/gün A. digitata meyvesi, Simvastatin ile TC'yi 3.23'e karşı 2.89 kat azaltmıştır (P≤0.001) ( Şekil 1a ). Simvastatin ile TG'ler 7,37'ye karşı 3,44 kat (P ≤ 0,001) ( Şekil 1 b) ve LDL-C, Simvastatin ile 8,07'ye karşı 8,03 kat, (P ≤ 0,001) ( Şekil 1 c). Simvastatin HDL-C'yi 2,27'ye karşı 2,92 kat yükseltti (P ​​≤ 0,000) ( Şekil 1D). 400 ve 800 mg/kg/gün aracılı azalmalar sırasıyla TC'de 6,34 ve 6,83 kat (P ≤ 0,000), TG'lerde 10,57 ve 12,36 kat (P ≤ 0,000), LDL-C'de 49 kat (P ≤ 0,000) her iki dozda da sırasıyla . HDL-C sırasıyla 2,38 ve 2,66 kat arttı (P ≤ 0,000). 4.2.2 . HS/HFD öncesi ve sonrası tokluk plazma glukozu


            G1, tüm değerlendirme noktalarında tokluk plazma glukozunda (PPPG) önemsiz değişiklik gösterdi. G2–G6, %39,78'e eşdeğer önemli bir artış gösterdi (5 grupta ortalama artış) (P ≤ 0,000), ( Şekil 2a ). G7, BL'de 114.83'e karşılık 102.17 mg/dL'ye plazma glikozunda anlamlı (P ≤ 0.016) bir artış gösterdi; bu, W6'daki pozitif kontrole kıyasla hala önemli ölçüde (P ≤ 0.024) düşüktür ( Şekil 2a ).
            1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (297KB)
            2. İndir : Tam boyutlu resmi indirin

            Şekil 2 . a- Erkek Albino Wistar sıçanlarında pozitif kontrole kıyasla A. digitata meyvesine karşı 3 haftalık 10 mg Simvastatin tedavilerinin postprandial plazma glukoz seviyeleri üzerindeki etkisi .

            b: Adansonia digitata meyvesine karşı 10 mg Simvastatin tedavilerinin erkek Albino Wistar sıçanlarında pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında hepatik biyobelirteçler üzerindeki etkisi, 2b: ALT, 2c: ALP, 2d: AST, 2e: ALB, 2f : TP .

            Tüm biyobelirteçlerin sonuçları ortalama ± SEM'dir (n = 6). # P ≤ 0,05, W6'ya karşı BL'yi temsil eder , *P ≤ 0,05, W7'ye, W8'e veya W9'a karşı W6'yı temsil eder . + P ≤ 0,05, W6 (G7) ile W6 pozitif kontrolünü temsil eder. 4.3 . G 2 – G6 hiperglisemik kabul edildi

            4.3.1 . A. digitata meyvesinin HS/HFD kaynaklı hiperglisemi üzerindeki terapötik aktivitesi


            G2, SLD'ye geçtikten sonra normal çözünürlük mekanizmalarıyla PPPG seviyelerinde önemli düşüşler gösterse de (P ≤ 0.023), yine de W9'daki seviyeler, BL'ye kıyasla hala önemli ölçüde yüksekti (P ​​≤ 0.001) (Şekil 2a ) . 200 mg/kg/gün A. digitata meyvesi, pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında PPPG'de BL'nin altındaki değerlere önemli ölçüde doza bağımlı düşüşler gösterdi. 9. haftadaki seviyeler %60.14 oranında azaldı. 10 mg/kg Simvastatin, PPPG seviyelerinde W6'ya göre önemsiz bir değişiklik gösterdi ( Şekil 2a ). Sırasıyla 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata meyvesinde %61.42 ve %63.91 (P0.000) azalmalar gösterilmiştir . 4.4 . Karaciğer fonksiyon testi

            4.4.1 . HS/HFD öncesi ve sonrası hepatik biyobelirteçler


            ALT-(P0.004), ( Şekil 2b ), AST-(P ≤ 0.002), ( Şekil 2d )'de %90,1 ve ALP-(P≤0.000)'de %100 gibi önemli bir artış - ( Şekil 2 c), W6'da G2–G6 tarafından kaydedilmiştir. Toplam proteinde (P0.000) ( Şekil 2f ) %28,53'lük bir artış gözlemlendi ve albümin (ALB) %7,22 (P ≤ 0,010), ( Şekil 3e ) azaldı . G7'de ALT'de %6,28, (P0,020), AST'de %11,06 (P ≤ 0,002), ALP'de %11,82 (P0,001) ve TP'de %4,33 (P≤0,033) önemli bir artış oldu. G1 ile karşılaştırıldığında gözlendi, ancak bu seviyeler G2 ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde düşüktü (P≤0.000). Albümin, G7'de önemli ölçüde azaldı ( Şekil 3 B).
            1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (155 KB)
            2. İndir : Tam boyutlu resmi indirin

            Şekil 3 . A'nın Etkileri _ erkek Albino Wistar sıçanlarında kreatinin ve üre üzerinde digitata meyvesine karşı 10 mg Simvastatin, pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında, Şekil 3 a: kreatinin, Şekil 3 b: üre.

            Sonuçlar ortalama ± SEM'dir (n = 6). # P ≤ 0,05, W6'ya karşı BL'yi temsil eder, *P ≤ 0,05, W7'ye, W8 veya W9'a karşı W6'yı temsil eder , +P ≤ 0,05, W6'ya (G7) karşı W6 pozitif kontrolü temsil eder. 4.5 . G2–G6 sonuçları hepatik disfonksiyonu yansıttı

            4.5.1 . Normal çözünürlüğün yükselmiş hepatik biyobelirteçler üzerindeki etkileri


            W9'da G1, BL veya W6'da kaydedilenlere göre incelemeler altındaki biyobelirteçlerin hiçbirinde değişiklik göstermedi. Yalnızca SLD'ye geçiş, iki transaminazda ve alkalin fosfatazda sırasıyla %12,06, (P ≤ 0,020), %13,73 (P ≤ 0,004) ve %32,57, (P ≤ 0,009) oranında normal çözünürlükte önemli azalmalar gösterdi. Toplam protein ve albümin için önemsiz değişiklikler kaydedildi. W6'da toplam bilirubin ve direkt bilirubin sırasıyla %147 (P ≤ 0.000) ve %12 (P ≤ 0.011) artmasına rağmen , herikisiHer iki biyobelirteç de sonraki iki hafta boyunca sabit kaldı. SD sıfır olduğu için bilirubinin önemi hesaplanamadı. 4.5.2 . A. digitata meyvesi ile tedaviden sonra HS/HFD ile önceden tedavi edilmiş sıçanların hepatik biyobelirteçleri


            G3–G5, önemli ölçüde yükselmiş albümin dışında doza bağlı bir seyirde araştırılan tüm hepatik biyobelirteçlerde önemli düşüşler gösterdi. 200, mg/kg/gün ALT'yi %46,71 azalttı (P≤0,002) AST %47,47 (P≤0,000), ALP'yi %46,44 azalttı (P≤0,001)- Toplam protein %10,36 azalttı (P≤0,001) ve albümin %9,91 oranında yükseldi (P≤0,042). 400 ve 800 mg/kg/gün ALT'de %50,94 (P ≤ 0,000) ve %52,72 (P≤0,000), AST'de %53,14 (P ≤ 0,000) ve %52,25 (P ≤ 0,000), %55,17 ( ALP'de sırasıyla P ≤ 0.000) ve %56.84 (P≤0.000). Toplam protein sırasıyla %.15.44 (P ≤ 0.002) ve %18.21 (P≤0.001) oranında azaldı. Albümin sırasıyla %17.63 (P ≤ 0.000) ve %21.11 (P ≤ 0.000) oranında yükselmiştir. 10 mg Simvastatin, pozitif kontrolde normal çözünürlüğe benzer etkiler göstermiştir. 4.6 . Böbrek fonksiyonu

            4.6.1 . HS/HFD öncesi ve sonrası böbrek fonksiyonu


            G1, W6'da kreatinin veya ürede BL'den önemli bir değişiklik göstermedi. G2–G6, sırasıyla %28,57 (P≤0,001) ve %19,04 (P≤0,006) oranında önemli artış gösterdi. G7, BL'ye kıyasla 6. haftada kreatinin ve ürede önemsiz artışlar gösterdi, ancak bu seviyeler, W6'da G2'ye kıyasla sırasıyla önemli ölçüde düşüktü (P≤0.001), (P≤0.025). 4.7 . G2–G6 sonuçları böbrek fonksiyon bozukluğunu yansıtıyor

            4.7.1 . Normal çözünürlüğün yükselmiş renal biyobelirteçler üzerindeki etkileri


            G1, W6'dan hiçbir değişiklik göstermedi. G2, 9. haftada normal mekanizmalarla kreatinin düzeyinde %33,33 (P ≤ 0,017) önemli azalma gösterdi. Normal çözünürlükte üre için önemsiz değişiklik kaydedildi. 4.7.2 . A. digitata meyvesi ile tedaviden sonra HS/HFD ile önceden işlenmiş sıçanların renal biyobelirteçleri


            W9'da G3-G5, kreatinin değerinde 200 mg/kg/gün ile %40.00'e (P ≤ 0.005) eşdeğer doza bağlı önemli azalmalar gösterdi ( Şekil 3a ). Benzer şekilde 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata meyvesi sırasıyla %40.54 (P ≤ 0.007) ve %47.61 (P ≤ 0.004) göstermiştir.

            Üre, A. digitata meyvesi tarafından doza bağlı bir seyirde taban çizgisi aralığına önemli ölçüde düşürülmüştür . 200 mg/kg/gün ile %11,97'lik bir azalma (P ≤ 0,010) gözlendi. 10 mg Simvastatin grubu, G2'de normal çözünürlüğe benzer etkiler gösterdi ( Şekil 3 b). Sırasıyla 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata meyvesi, %19.39 (P ≤ 0.001) ve %21.34 (P ≤ 0.000) azalmaya aracılık etti. 4.8 . Aterojenik plazma indeksi (AIP)


            Aterojenik Plazma İndeksi, hastanın kardiyak olay riskinin değerlendirilmesi için klinik bir belirleyici olarak kabul edilir [ 67 ]. A. digitata meyvesinin kardiyovasküler olay riskini azaltma yeteneğini değerlendirmek için BL'de, W6'da ve W9'da AIP'yi hesapladık . Kullanılan formül şuydu: -

            AIP = log (trigliseritler/HDL-C) mmol/L [ 68 ], Değerler şu şekilde yorumlanmıştır:-

            −0,3 ila 0,1=düşük risk, 0,1–0,24=orta risk ve ≥0,24= yüksek risk [ 67 ]. Kaydedilen sonuçlar ( Tablo 1 )' de gösterildi . 4.9 . Anti-obezite aktivitesi

            4.9.1 . HS/HFD öncesi ve sonrası tüm vücut ağırlığı


            W6'da G1, W6'nın sonunda tüm vücut ağırlığında önemli bir %5,27 (P ≤ 0,001) artış gösterdi. BL ile karşılaştırıldığında G2-G6'da %9,35'lik (P ≤ 0,002) önemli bir ağırlık artışı gözlendi.

            G3 en yüksek kilo alımını (%9.79) ve G4 en düşük ağırlığı (%6.56) temsil ediyordu ( Tablo 2 ). G7, Gl'e kıyasla önemsiz kilo artışı gösterdi (P ≤ 0.087), ancak W6'da G2'ye kıyasla önemli ölçüde düşüktü (P ≤ 0.021), ( Tablo 3 ). W9'da G1, ağırlıkta %3,95 oranında daha fazla bir artış gösterirken (P ≤ 0,018), G2, W6'ya göre önemsiz bir değişiklik gösterdi ( Tablo 3 ).

            Tablo 2 . Adansonia digitata meyve özü ile tedaviden önce ve sonra dislipidemik Wister sıçanlarının Aterojenik Plazma mmol/L İndeksi .
            -0,31 -0,38 -0,37
            -0,39 0,62 ### 0,10**
            -0,43 0,55 ### -0,81***
            -0,45 0,65 ### -0.92***
            -0,27 0,71 ### -0.95***
            -0,35 0,71 ### -0,52***
            -0,34 -0,55 + –
            Sonuçlar ortalama ± SEM'dir (n= 6).

            ### P ≤0,000, ## P ≤0,001 ve # P≤0,05: W6'ya karşı BL'yi temsil eder.

            ***P≤0,000, **P≤0,001 ve *P≤0,05: W7'ye karşı W6'yı, W8'e karşı W6'yı, W9'a karşı W6'yı temsil eder. + P≤0.05, W6-G7'ye karşı W6 pozitif kontrolü temsil eder.

            Tablo 3 . 10 mg Simvastatin'e karşı Adansonia digitata meyvesinin, BL ve W6 ile karşılaştırıldığında HS/HFD ile önceden tedavi edilmiş Wistar sıçanlarının tüm vücut ağırlığı üzerindeki etkileri .
            167,50 ± 7,93 176,33 ± 8,49 ## 183,3 ± 13,59 #
            174,17 ± 5,4 189,67 ± 5,77 ### 182,67 ± 5,42
            150,83 ± 2,39 165,60 ± 5,29 ### 159,00 ± 3,49*
            157,50 ± 4,23 167,83 ± 6,93 ## 153,33 ± 5,73**
            155.00 ± 3.16 169,83 ± 4,71 ## 150,83 ± 5,69***
            155,42 ± 4,20 170,60 ± 3,17 ## 178,75 ± 2,06 #
            174,17 ± 4,73 176,50 ± 5,00 + –
            Tüm veriler ortalama ± SEM'dir (n = 6).

            # P ≤ 0,05, W6'ya karşı taban çizgisini, *P ≤ 0,05, W7'ye, W8'e, W9'a karşı W6'yı, + P ≤ 0,05, W6'ya (G7) karşı W6 pozitif kontrolü temsil eder. 4.10 . G2-G6 fazla kilolu kabul edildi

            4.10.1 . A. digitata'nın HS/HFD ile önceden tedavi edilmiş sıçanların vücut ağırlığı artışı üzerindeki anti-obezite etkileri


            G3-G5, 200, 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata ile W9'da %3,98 (P ≤ 0,048), %8,64 (P ≤ 0,001) ve %11,19, (P ≤ 0,000) arasında önemli doza bağımlı kilo kaybı gösterdi. sırasıyla. W6 ile karşılaştırıldığında W9'da 10 mg/kg/gün Simvastatin için tüm vücut ağırlığında %4,77'lik anlamlı bir artış (P ≤ 0,040) kaydedildi ( Tablo 3 ). 4.11 . patolojik sonuçlar

            4.11.1 . Gözlemsel makroskopik işaretler


            Başlangıçta genel özellikleri açısından incelenen 42 erkek sıçanın temiz-düz beyaz renkli kürkleri, normal hareketleri, düzenli solunumları ve normal top şeklinde dışkıları olduğu görüldü.

            W6'da G1, gözle görülür bir değişiklik olmadan kaldı. G2 – G6'nın daha az yoğun, yamalı kürke sahip olduğu fark edildi ve sırtta ve kuyruğa yakın yerlerde değişen derecelerde kürk kaybı ve alopesi yamaları vardı. Kürk renginde açık kahverengimsi bir kreme dönüşmenin yanı sıra gevşek düzensiz topak şeklindeki dışkı ve ağır hareketler kaydedildi. Tüm sıçanların normal solunumu vardı ve obezite fark edilmedi. G7, benzer özellikler gösterdi, ancak G2-G6'da fark edilenlerden daha az yoğunluk gösterdi. W9'da yeniden incelemede: G1, başlangıçtan veya W6'dan itibaren gözle görülür bir değişiklik göstermedi. G2, W6'da kaydedilen aynı özelliklerle kaldı. G3–G6 normal topak şeklindeki dışkıyı geri kazandı; Kürk yamaları, renkte bir miktar iyileşme, normal hareket, düzenli nefes alma ile açıkça azaldı ve W9'da obezite fark edilmedi. 4.11.2 . Brüt inceleme


            W6'da diseksiyondan sonra incelenen organlar arasında karaciğer, kalp, böbrek ve dalak vardı. G1, 4 organın tümünde normal renk, boyut ve şekil gösterdi. G2 organlarında belirgin morfolojik değişiklikler gözlemlendi. Karaciğer rengi, G1'de koyu parlak kestane kırmızısına kıyasla donuk ve yağlı bir görünümle hafif pembemsi beyaza dönüştü. G7 karaciğeri hafif pembemsi kırmızı renk gösterdi. W9'da G1 ve G2 karaciğerlerinde herhangi bir değişiklik gözlenmedi. G3-G5: G2 ile karşılaştırıldığında renkte pembemsi kırmızıya doza bağlı bir değişiklik gözlendi. G6, G2'ye kıyasla W6'da görülen görüntüden hiçbir gelişme göstermedi. Tüm grupların kalp, böbrek ve dalakları 6. haftada G1'e kıyasla koyulaşmış donuk renkte konjesyonlu görünüyordu. W9'da G3-G5'te daha az konjesyon ve daha parlak bir renk gözlendi. 4.11.3 . HS/HFD'ye göre organ ağırlığındaki değişim


            G2'nin organ ağırlığındaki değişiklikler, W6'daki G1 ile karşılaştırıldı. W9'da G3–G6, G1 ve G2 ile karşılaştırıldı. G1 karaciğerleri, W6 ve W9 arasında önemli bir ağırlık değişikliği göstermedi ( Tablo 4 ). W6'daki G2, W6'daki G1'e (P ≤ 0.000) kıyasla karaciğer ağırlığında 2 kat önemli artış gösterdi. Normal rezolüsyon mekanizmaları, karaciğer ağırlığını W9'da 0.33 kat önemli ölçüde azalttı (P ≤ 0.018) ( Tablo 4 ). G3–G5, G2'ye kıyasla sırasıyla 200, 400 ve 800 mg/kg/gün ile 0,51 (P ≤ 0,023), 0,74 (P ≤ 0,006) ve 0,77 (P ≤ 0,005) kat doza bağlı anlamlı azalma gösterdi (Tablo 4 ) . G7, karaciğer ağırlığında G1'e kıyasla 0.75 kat artış (P ≤ 0.000) gösterdi ve bu aynı zamanda W6'da G2'ye kıyasla 0.67 kat (P ≤ 0.005) ile önemli ölçüde düşüktü (Tablo 4 ) .

            Tablo 4 . 10 mg Simvastatine karşı Adansonia digitata'nın, BL ve W6 ile karşılaştırıldığında HS/HFD ile önceden tedavi edilmiş Wistar sıçanlarının karaciğer ve dalak ağırlığı üzerindeki etkileri .
            5,40 ± 0,21 5,80 ± 0,06 0,25 ± 0,03 0,29 ± 0,03#
            15,83 ± 0,12 ### 11,94 ± 0,39* 0,46 ± 0,01## 0,50 ± 002#
            – 10,45 ± 0,94* – 0,40 ± 0,02*
            – 9,08 ± 0,09** – 0,35 ± 0,01**
            – 8,94 ± 0,03** – 0,34 ± 0,01**
            – 11,80 ± 0,28 – 0,45 ± 0,02
            9,47 ± 0,68++ – 0,26 ± 0,01++
            Tüm tablo verileri ortalama ± SEM'dir (n = 6). # P ≤ 0,05, W6'ya karşı taban çizgisini, *P ≤ 0,05, W7'ye, W8'e, W9'a karşı W6'yı , +P ≤ 0,05, W6'ya (G7) karşı W6 pozitif kontrolü temsil eder.

            10 mg/kg/gün Simvastatin, karaciğer ağırlığında G2'ye kıyasla W9'da önemsiz bir azalma gösterdi.

            G1 dalak ağırlığı, W9'da %14,8'lik bir artış gösterdi (P ≤ 0,041). G2, W6'da neredeyse %67 önemli ölçüde arttı (P ≤ 0.001) ve ayrıca W9'da %11.10 arttı (P ≤ 0.015), G3-G5, dalak ağırlığında %13.39'a eşdeğer doza bağlı anlamlı azalma gösterdi (P ≤ 0.093) ), 200, 400 ve 800 mg/kg/gün A. dgitata ile %24,41 (P ≤ 0,007) ve %26,57 (P ≤ 0,007)meyve sırasıyla Pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında G6'da dalak ağırlığında önemsiz bir değişiklik gözlendi. G7, G1'e kıyasla dalak ağırlığında önemsiz bir artış gösterdi, ancak G2'ye kıyasla anlamlı derecede düşüktü (P ≤ 0.001). Simvastatin, W9'da pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında dalak ağırlığında önemsiz bir değişiklik gösterdi. Araştırılan tüm gruplarda W6 ve W9 arasında kalp ve böbrek ağırlığında önemli bir değişiklik kaydedilmedi. 4.11.4 . Karaciğer, böbrek ve kalp dokusunda mikroskobik patolojik değişiklikler


            Hepatik dokuların W6: G1'deki mikroskobik görüntüsü, normal bir hepatik merkezi damardan yayılan iyi düzenlenmiş normal hepatik hücreler gösterdi ( Şekil 4a G1). G2, bulutlu ve yağlı hücrelerle şiddetli hidropik dejenerasyon gösterdi ( Şekil 4 a G2). Enflamatuar hücre infiltrasyonu gözlendi ( Şekil 4a G2a).
            1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
            2. İndir : Tam boyutlu resmi indirin

            Şekil 4 . a Karaciğer dokusunda patolojik değişiklikler. Resim/(H&E- 40X).

            W6'da G1: karaciğer örneğinde normal bir merkezi damardan yayılan normal hepatik hücreler görüldü . G2, HS/HFD'nin hepatik doku üzerindeki etkileri: şiddetli hidropik dejenerasyon, bulutlu ve yağlı hücreler. G2a: Enflamatuar hücre infiltrasyonu. G7: inflamatuar infiltrasyonlar olmadan hafif hidropik dejenerasyon gösterdi.

            W9'da: G1 ve G2, W6'ya benzer bir tablo gösterdi. Hepatik doku patolojisinde G3-G5, A. digitata meyve aktivitesi: hepatik dokuda HS/HFD kaynaklı patolojinin lezyon yoğunluğunda doza bağımlı bir azalma. G6: Simvastatin, HS/HFD kaynaklı lezyonlar üzerinde hiçbir etki göstermedi. A. digitata meyvesinde veya Simvastatin ile tedavi edilen gruplarda W9'da enflamatuvar infiltrasyon saptanmadı .

            b Böbrek dokusundaki patolojik değişiklikler. Resim/(H&E- 40X).

            W6, G1'de: böbrek numunesi normal glomerüller ve tübüller gösterdi, G2 bazı alanlarda tübüler epitel nekrozu, büzülmüş, parçalanmış ve parçalanmış glomerüller gösterdi. G7, bazı parçalanmış ve parçalanmış glomerüller gösterdi, ancak inflamatuar infiltrasyon göstermedi.

            W9-'da: G1'de değişiklik görülmedi. G2'de de benzer lezyonlar görüldü ( Şek. 4b : G2b). G3-G5 , böbrek dokusu patolojisinde A. digitata meyve aktivitesi gösterdi : çoğunlukla normal böbrek dokusuna dönüştü ( Şekil 4 b: G3, G4 ve G5). Simvastatin, böbrek dokusunda HS/HFD'nin neden olduğu lezyonlarda değişiklik göstermedi ( Şekil 4 b: G6).

            c Kalp dokusundaki patolojik değişiklikler. Resim/(H&E- 40X).

            W6'da: G1 normal miyokardiyum , miyofibriller ve normal kas çapraz çizgileri gösterdi. G2: miyofibrillerin düzensiz yapısını ve kopmuş kas demetlerini gösterdi, G2b: kalp dokusunun nekrozu, ancak hiçbir enflamatuar hücre infiltrasyonu tespit edilmedi. G7, enflamatuar infiltrasyon olmadan daha düşük derecede kas düzensizliği gösterdi.

            W9'da: G1 ve G2, W6'da görülene benzer resimler gösterdi. Kalp dokusu patolojisinde G3-G5, A. digitata meyve aktivitesi, enflamatuvar infiltrasyon olmadan çoğunlukla normal miyokardiyuma geri dönmüştür ( Şekil 4 c: G3, G4 ve G5). G6: Simvastatin, kalp kası üzerindeki HS/HFD kaynaklı lezyonlarda değişiklik göstermedi ( Şekil 4 c: G6).
            G7, inflamatuar infiltrasyon olmaksızın hafif hidropik dejenerasyon gösterdi ( Şekil 4 a G7).

            W9'daki hepatik doku: G1, W6'ya benzer bir tablo gösterdi ve G2, W6'nın HS/HFD ile çökeltilmiş patolojisinde hiçbir değişiklik göstermedi ( Şekil 4 a G2b). G3-G5, hepatik dokuda HS/HFD ile çökeltilen patolojik değişikliklerin doza bağlı azalmış lezyon yoğunluğunu gösterdi ( Şekil 4 a G3, G4 ve G5). Simvastatin, HS/HFD ile çökelen lezyonlar üzerinde hiçbir etki göstermedi ( Şekil 4 a G6). A. digitata'da veya Simvastatin ile tedavi edilen gruplarda W9'da enflamatuvar infiltrasyon saptanmadı .

            W6: G1'deki böbrek dokuları Normal glomerüller ve tübüller gösterdi. G2, Büzülmüş, parçalanmış ve biraz parçalanmış glomerül gösterdi ( Şekil 4b G2), ayrıca kalınlaşmış tübüller ve tübüler nekroz tespit edildi ( Şekil 4b G2b). W9'da G1'de herhangi bir değişiklik gözlenmedi. G2'de böbrek dokusunda HS/HFD ile çöktürülmüş patolojide herhangi bir değişiklik fark edilmedi. A. digitata (G3–G5) ile tedavi edilen üç gruptan alınan numuneler çoğunlukla normal böbrek dokuları (glomerüller ve tübüller) gösterdi. Her üç doz görüntüsünde de böbrek dokusunda enflamatuvar hücre saptanmadı ( Şekil 4 b G3, G4 ve G5). 10 mg/kg/gün Simvastatin, HS/HFD ile çökelen lezyonlarda değişiklik göstermedi ( Şekil 4b G6) ancak hiçbir enflamatuar hücre tespit edilmedi. Eşzamanlı olarak tedavi edilen G7, daha az tübüler nekroz ve daha az parçalanmış/büzülen glomerül ile orta derecede doku hasarı gösterdi. Enflamatuvar hücre infiltrasyonu saptanmadı ( Şekil 4b G7).

            W6: G1'deki kalp dokusu, normal miyofibriller ve kas demetleri ile normal miyokardiyum gösterdi ( Şekil 4 c G1). G2, miyofibrillerin düzensiz yapısını ve ayrılmış kas demetlerini gösterdi ( Şekil 4 c G2), görüldüğü gibi nekroz ( Şekil 4 c G2b). W9'da aynı derecede lezyon yoğunluğu görüldü. Enflamatuvar infiltrasyon saptanmadı. W9'da G1 ve G2, W6'dan hiçbir değişiklik göstermedi. 200, 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata (G3–G5) ile tedavi edilen üç grup, pozitif kontrol G2'nin kalp dokusundaki patolojik lezyonlara kıyasla çoğunlukla normal miyokardiyal kas demeti ve miyofibriller gösterdi (Şekil 4) . c G3, G4 ve G5). Enflamatuvar hücre infiltrasyonu saptanmadı.

            10 mg/kg/gün Simvastatin, ( Şekil 4 c G6) ile gösterildiği gibi, kalp kası dokularının HS/HFD kaynaklı düzensizliği üzerinde hiçbir etki göstermedi . G6 dokularında hiçbir enflamatuar hücre tespit edilmedi.

            Eşzamanlı olarak tedavi edilen G7, orta derecede düzensiz kalp dokusu yapısı gösterdi. Enflamatuvar hücre infiltrasyonu saptanmadı ( Şekil 4 C G7). 5 . Tartışma


            Metabolik sendrom, spesifik bir tedavisi olmayan yaygın bir hastalıktır [ 69 , 70] . Yönetim yalnızca polifarmasi ve artan yan etki riskini içeren semptomatik tedaviye bağlıdır . Dislipidemi ve diyabet, MetS ve buna bağlı kardiyovasküler komplikasyonların ayırt edici özellikleri olduğundan, yüksek plazma glikozu ve lipidlerinin düzenlenmesi terapötik hedefler olarak kabul edilir [ 10 ]. Bu çalışmada dislipidemi, hiperglisemi, kilo alımı, yükselmiş hepatik ve renal (kreatinin ve üre) biyobelirteçleri saptanmıştır. İstisnai olarak, albümin önemli ölçüde azaldı. Bir dizi kanıt, plazmadaki düşük albüminin doğrudan hepatositlerdeki hasarın derecesi ile ilişkili olduğunu ve bunun karaciğer fonksiyonunun bozulduğunu gösterdiğini göstermiştir.60 , [71] , [72] , [73] ). Bilirubin de W6'da önemli ölçüde arttı, ancak pozitif kontrol dahil tüm gruplarda HS/HFD'nin sonlandırılmasından bir hafta sonra başlangıca geri döndü. Bilirubinin etkili bir şekilde normalleştirilmesi, A. digitata meyvesindeki antioksidanlar tarafından artırılabilen bilirubinin antioksidan aktivitesine bağlanabilir . Aynı zamanda bilirubin klirensi/doğal taşıma sistemlerine de atfedilebilir [ 74 ]. Benzer şekilde, HS/HFD periyodunun sonunda artmış kreatinin ve üre seviyeleri gözlendi. Plazmada yüksek serum kreatinin ve üre, böbrek fonksiyon bozukluğunu gösterir [ [75] , [76] ,[77] ]. İncelenmekte olan biyobelirteçlerin hiçbiri, yalnızca SLD'ye geçildiğinde normal çözünürlük mekanizmaları aracılığıyla taban çizgisine normalleşmez. Kalp, karaciğer ve böbrek dokusu örnekleri W6'da patolojik lezyonların yanı sıra enflamatuar hücre infiltrasyonu gösterdi. Sıçanların hiçbiri çıplak gözle bariz bir şekilde obez olmamasına rağmen, HS/HFD süresinin sonunda sıçanın tüm vücut ağırlığında önemli bir artış kaydedildi. Bu sonuç, kemirgenin tüm vücut ağırlığı üzerindeki HFD etkilerinin her zaman obezite ile bağlantılı olmadığı, ancak tutarlı bir şekilde karaciğer yağlanması , bozulmuş β-oksidasyon ve oksidan üretimi ile bağlantılı olduğu yönündeki diğer bulgularla uyumludur [ 16]. Kilo alımı, yalnızca yüksek kalori alımından ziyade, kalori tüketimi ile enerji harcaması arasındaki dengesizlikle giderek daha fazla ilişkilendirilmektedir [ 78 ]. Öte yandan, kürk yoğunluğunda ve renginde iyileşme ve ayrıca alopesi yamalarında azalma gözlemlendi. Ellie C. Stefanadi ve arkadaşlarına göre. 2018; alopesi dahil olmak üzere bazı dermatolojik belirtilerin MetS komorbiditelerinden biri olarak kabul edildiğini [ 7 ].

            Wong SK ve diğerleri tarafından bildirildiği üzere . 2016; [ 2 ], bu bulgular modeli doğrular ve insanlarda MetS'yi simüle eder.

            200, 400 ve 800 mg/kg/gün A. digitata meyve posasının oral uygulaması , bir haftalık tedaviden sonra HDL-C'de gözle görülür bir artışla birlikte TC, LDL-C ve TG'lerde doza bağlı önemli düşüşlere aracılık etti. Postprandiyal plazma glukozunda da benzer şekilde derin düşüşler tespit edildi. Eşzamanlı olarak tedavi edilen grup, başlangıca göre aterojenik lipidlerde ve glikozda önemli bir artış gösterdi, ancak kaydedilen değerler, pozitif kontrole kıyasla önemli ölçüde daha düşüktü. Ayrıca bu grup, A. digiata meyvesinin koruyucu potansiyellerini yansıtabilecek eş zamanlı HS/HFD'ye rağmen HDL-C'de önemli bir artış kaydetti.

            İki transamiaz ve ayrıca alkalin fosfataz, A. digitata tarafından taban çizgisine önemli ölçüde normalleştirildi.meyve. Benzer şekilde, toplam proteinde doza bağlı bir azalma gözlendi. Albümin, fark edilir derecede yüksek bir önemle (P ≤ 0.000) önemli ölçüde taban çizgisine geri yüklendi. Ek olarak, kreatinin ve ürede doza bağımlı bir azalma kaydedildi. Doku patolojisinin incelenmesi, hepatik dokularda lezyon şiddetinde doza bağımlı kısmi bir azalma ve kalp ve böbrekte hemen hemen normal yapılara dönüş olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, enflamatuar infiltrasyon ortadan kaldırıldı. Eşzamanlı olarak tedavi edilen grup, enflamatuar hücre infiltrasyonu olmadan nispeten daha az doku düzensizliği gösterdi. 3 doz için sırasıyla %4, %8.7 ve %11'lik önemli kilo kaybı kaydedilmiştir. Benzer şekilde, yükselmiş karaciğer ağırlıkları, normal çözünürlüğe göre önemli ölçüde iki kattan bir kata düşürülmüştür ve sonrasında bir katın altına düşmüştür.A. digitata tedavisi. Bununla birlikte, artan dalak ağırlıkları, doza bağlı bir seyirde normale düşmüştür. Böbrek ve kalp ağırlıklarında değişiklik kaydedilmedi. Chess D ve diğerleri , 2008'e göre ; SLD ve HFD ile tedavi edilen fareler arasında kalp kütlesinde hiçbir fark gözlenmedi [ 79 ].

            A. digitat meyvesinin yukarıdaki terapötik ve koruyucu aktiviteleri, meyvenin besin zenginliği ve yüksek antioksidan kapasitesi ile ilişkilendirilebilir. Meyvenin C vitamini , β-sitosterol, α/β-amyrin ve üroslik asitler içerdiği bildirilmiştir [ 80 ]. Bu üç pentasiklik triterpenoid ve C vitamininin, lipoprotein ekspresyonunu, insülin duyarlılığını ve hepatik korumayı iyileştirerek antioksidan, antiinflamatuar, antilipidemik ve antidiyabetik aktivitelere aracılık ettiği bildirilmiştir [ [81] , [82] , [83] ]. Zengin bir metionin kaynağı olarak– kükürt içeren bir amino asit – güçlü bir antioksidan olarak lipid peroksidasyonunu inhibe edebilir [ 84 , 85 ]. Meyve, LDL-C'nin karaciğere geri alımını kolaylaştırabilir, hepatositlerde yağ asidi tüketimini uyarabilir ve bir kofaktör olarak C vitamini varlığında metiyonin ve lizinden yapılan hepatik enzim karnitin sentaz üretimini artırarak plazma trigliserid katabolizmasını artırabilir. 82 , 84 ). Amino asit L arginin içeren, antioksidan, antinitrosif ve antihipertansif aktivitelerin olduğu varsayılabilir.meyvenin antioksidan/antiinflamatuar etkinliğini artırabilen L arginin/NO yolu aracılığıyla aracılık edilebilir [ 86 ]. A. digitata meyvesi , C vitamini varlığında endotel onarımına aracılık eden lizin ve prolin açısından da zengindir. Lizin ve prolin hidroksilasyonu , vasküler yatak bütünlüğünü koruyan kollajen ve elastin çapraz geçişlerini indükler [ 82 ]. McRae MP ve arkadaşlarına göre . (2008), 500 mg C vitamini takviyesinin insanlarda TC, LDL-C ve TG'leri önemli ölçüde azalttığını ancak HDL-C üzerindeki etkilerinin anlamlı olmadığını(82). Sonuçlarımız, A. digitata'nınmeyve, C vitamini ile sinerjistik bir aktiviteye işaret edebilen HDL-C'de önemli bir artışa aracılık etti. Kardiyovasküler riski değerlendirmek için klinik bir belirleyici olan plazmanın Aterojenik İndeksinde, kardiyoprotektif aktivitelere işaret eden oldukça önemli bir azalma tasvir edildi.

            PPPG'de temel değerlerin altındaki değerlere ∼ %60-64'lük büyük düşüş, A. digitata meyvesinin güçlü antioksidan aktivitesine bağlanabilir . Süperoksit ve reaktif radikallerin inhibe edilmesinin, hiperglisemiye neden olan üç yolu bloke edebildiği bildirilmiştir [ 87 ]. Glisemik yanıtta, nişasta sindiriminde ve alloksan kaynaklı diyabet üzerindeki hipoglisemik etkilerde önemli azalmalar bildirilmiştir [ [88] , [89] , [90] ].

            Hepatik biyobelirteçler olan kreatinin ve ürenin normalleşmesi, A. digitata meyvesinin antioksidan aktivitesi ile sızdıran/bozuk zar üzerinde stabilize edici bir aktivite olarak yorumlanabilir . Weitz 2010'a göre; omega 3-yağ asitleri takviyesinin karaciğer yağlanmasında ve insülin direncinde önemli azalma gösterdiğini göstermiştir [ 91 ]. Bir dizi kanıt, A. digitata meyvesinin asetaminofen ve karbon tetraklorür zehirlenmesine karşı hepatoprotektif aktivitesini göstermiştir [ 60 , 59 ]. Simvastatin, yükselmiş hepatik biyobelirteçler üzerinde veya kreatinin ve üre üzerinde hiç veya önemsiz etkilere aracılık etti. A. digitata'nın farklı faaliyet alanlarıSimvastatin, statinlerden farklı bir etki mekanizmasına işaret edebilir .

            Son prebiyotik tanımıyla, bir nutrasötik olarak A. digitata meyvesinin bir prebiyotik olarak ek aktiviteler sağlayabileceğini varsaymak uygun olabilir . Bağırsak mikrobiyotası ve A. digitata meyvesi arasındaki karşılıklı konuşmalar, bağırsak mikroflrasında sonuç olarak bağışıklık sistemini güçlendiren ve konakçıya sağlık kazandıran değişikliklere neden olabilir. Bu, A. digitata meyvesinin dizanteri ishali ve ülser tedavisi için geleneksel kullanımını açıklayabilir . 6 . Çözüm


            MetS, bu çalışmada HS/HFD formülü ile başarıyla simüle edilmiştir. A. digitata meyve özü, anti-enflamatuar, antilipidemik ve hipoglisemik aktiviteler gösterdi ve bu da azalmış AIP'ye (Atrojenik Plazma İndeksi) yansıdı. Ek olarak, hepatik/böbrek biyobelirteçlerini normalleştirdi ve kalp, karaciğer ve böbrek dokularında HS/HFD kaynaklı patolojik hasar üzerinde onarıcı bir aktiviteye aracılık etti. Zengin A. digitata ile bağlantı kurmak önemlidir.çoklu biyolojik hedefler yoluyla çoklu aktif bileşikler tarafından sinerjistik olarak aracılık edilebilen çeşitli/geniş farmakolojik/terapötik ve koruyucu aktivite yelpazesine meyve. Güçlü antioksidan/antiinflamatuar aktiviteler, sinerjistik ve birbiriyle ilişkili terapötik ve koruyucu faydaları yönlendiren ana mekanizma olabilir.

            MetS ve oksidatif stres ile ilişkili diğer karmaşık durumların yönetimi için geniş bir terapötik indekse, çeşitli ve çok hedefli aktif bileşenlere sahip düşük maliyetli bir nutrasötik olan Adansonia digitat meyvesi önerilebilir . Daha fazla araştırma şiddetle tavsiye edilir ve klinik deneyler esastır ( Şema 1 ).
            1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (467KB)
            2. İndir : Tam boyutlu resmi indirin

            şema 1 . Erkek Wistar sıçanlarında HS/HFD ile simüle edilmiş Metabolik Sendrom modelinde Adansonia digitata meyvesinin şematik önerilen aktivite yolları .

            (TC: toplam kolesterol, TG'ler: trigliseritler, LDL-C: düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol, HDL-C: yüksek yoğunluklu lipoprotein Kolesterol, AIP: Aterojenik Plazma İndeksi, ALT: alanin transaminaz , AST: aspartat aminotransferaz, ALP: alkalin fosfataz , ALB: albümin, TP: toplam protein, BIL: bilirubin). 7 . Çalışmanın sınırlamaları


            Çalışmanın ana sınırlılıkları şunlardır:
            • •
              Orijinal yöntemin referansına göre çalışmaya sadece erkek sıçanlar dahil edildi.
            • •
              Yüksek kan basıncı, MetS için önemli bir tanı kriteri olmasına rağmen, BP ölçüm cihazının bulunmaması nedeniyle çalışmamıza dahil edilmedi.
            • •
              Aşağıdaki hususlar konuyla ilgili olmasına rağmen bu çalışmada ele alınmamıştır:
            • •
              A. digitata meyvesinin MetS ortamlarında orta moleküller, metabolitler ve sinyal yolları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
            • •
              A. digitata meyvesinin bir prebiyotik olarak mikrobiyom üzerindeki potansiyel etkileri, özellikle dizanteri, ishal ve ülser tedavisi için geleneksel kullanımla ilgili olarak
            8 . beslenme önerileri


            Adansonia digitata (Baobab), besleyici ve tıbbi değerleri ile Afrika'da iyi tanınan organik bir meyvedir. Sınırsız olarak meyve suyu, kek olarak ve ekmeklik diğer tahıllarla karıştırılarak kullanılmıştır [ 92 , 45 ]. Adansoina digitata meyvesi - düşük maliyetli bir nutrasötik - geniş bir terapötik pencereye (LD 50 = 8000 mg/kg) [ 49 ] sahiptir ve yan etkileri yoktur veya önemsizdir.

            2017'de bir çalışma grubu; sağlıklı gönüllülerin kahvaltısına eklenen 15 g Baobab meyve tozunun tokluk ve açlığın azaltılması üzerinde önemli etkileri olduğunu ve bunun da kilo verme potansiyelini öngörebileceğini bildirmiştir [ 52 ] Chadare ve diğerleri, (2009) tarafından rapor edilmiştir; 40 g baobab posası tozu, 19 yaşındaki hamile kadınlar için önerilen günlük C vitamini alımının %100'ünü sağlar [ 93 ].

            Sıçanlarda mg/kg vücut ağırlığı dozunu insanlara tahmin etmek için, -Gözlenen Olumsuz Etki Düzeyi- (NOAEL) olarak hesaplanan insan eşdeğer dozu (HED) mg/kg vücut ağırlığı kullanıldı [94 ] . Doza göre faktör yöntemine göre, vücut yüzey alanı için bir dönüştürme faktörünün = 0.67 olduğu belirtilmiştir [ 95 ]. 400 ve 800 mg/kg/gün ile hemen hemen benzer sonuçlar elde edilmiştir. Bu nedenle 400 mg/kg, maksimumun altında bir doz olarak kabul edilir. NOAEL'in 400 mg/kg/gün olması önerildi. 178 g ortalama sıçan ağırlığı için, HED mg/kg denklemi =

            [Hayvan NOAEL mg/kg X(kg cinsinden hayvan ağırlığı/kg cinsinden insan ağırlığı) (1−0,67) ]/10.(95)

            Yukarıdaki formülü uygulayarak insanda A. digitata için başlangıç ​​dozu =HED mg//kg = [400 X (0,178/60) 0,33 ]/10 = 5,86 mg/kg/gün

            60 kg ağırlığındaki bir İnsan için başlangıç ​​dozu (5,86 × 60) = 351,6 mg/gün saf tozdur.

            Bu doz, insanlardaki farmakokinetik/dinamik çalışmalarına göre klinik deneylerle ayarlanmalıdır. Yazar Katkıları


            HMS: kavramsallaştırmaya, literatür taramasına, deneysel çalışmaya, veri analizine, yorumlamaya ve orijinal taslağın yazılmasına katkıda bulundu. BO: ve HK: kavramsallaştırma, redaksiyon ve eleştirel değerlendirmeye katkıda bulundu. AMS: patolojik yorumlamaya ve eleştirel değerlendirmeye katkıda bulundu. IHA: veri analizine ve redaksiyona katkıda bulundu. Finansman


            Bu araştırma, kamu, ticari veya kar amacı gütmeyen sektörlerdeki finansman kuruluşlarından herhangi bir hibe almamıştır. Rekabetçi Menfaat Beyanı


            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir. İmzalı bir Çıkar Çatışması Beyan Formu ayrı bir belge olarak eklenmiştir. Referanslar
            1. [1]
              KGMM Alberti , RH Eckel , SM Grundy , PZ Zimmet , JI Cleeman , KA Donato , et al.
              Metabolik sendromu uyumlu hale getirme: Uluslararası Diyabet Federasyonu Epidemiyoloji ve Önleme Görev Gücü'nün ortak bir ara bildirisi; Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü; Amerikan kalp derneği; Dünya Kalp Federasyonu; Uluslararası Ateroskleroz Derneği; ve Uluslararası Obezite Çalışmaları Derneği
              Tiraj , 120 ( 16 ) ( 2009 ) , s. 1640 - 1645
              20 Ekim
              Google Akademik
            2. [2]
              SK Wong , K.-Y. Çene , FH Suhaimi , A. Fairus , S. Ima-Nirwana
              Metabolik sendromun hayvan modelleri: gözden geçirme
              Nutr. Metab. (Londra) ( 13 ) ( 2016 ) , s. 65
              4 Ekim
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            3. [3]
              IC Amihăesei , L. Chelaru
              Metabolik sendrom yaygın bir tehdit edici durumdur; risk faktörleri, teşhis kriterleri, tedavi seçenekleri, önleme ve tartışmalar: genel bakış
              Rahip Med. Sos. Med. Nat. Iasi , 118 ( Aralık (4) ) ( 2014 ) , s. 896 - 900
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            4. [4]
              E. Vanni , E. Bugianesi , A. Kotronen , S. De Minicis , H. Yki-Järvinen , G. Svegliati-Baroni
              Metabolik sendromdan NAFLD'ye mi yoksa tam tersi mi?
              kazmak Karaciğer Dis. , 42 ( Mayıs (5) ) ( 2010 ) , s. 320 - 330
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            5. [5]
              K. Esposito , P. Chiodini , A. Colao , A. Lenzi , D. Giugliano
              Metabolik sendrom ve kanser riski
              Diyabet Bakımı , 35 ( Kasım (11) ) ( 2012 ) , s. 2402 - 2411
              View PDF
              This article is free to access.

              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            6. [6]
              VD Raikou , S. Gavriil
              Metabolik sendrom ve kronik böbrek hastalığı
              Hastalıklar [İnternet] , 6 ( 1 ) ( 2018 )
              24 Ocak [alıntı yapılan 2020 11 Ocak]; Şuradan edinilebilir:
              https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5871958/
              Google Akademik
            7. [7]
              Metabolik Sendrom ve Deri: Yüzeysel Olmayan Bir İlişki. Deri Hastalıkları ve Metabolik Sendrom Arasındaki İlişkinin ve Yüksek Riskli Hastalar İçin Bir Klinik Karar Algoritmasının Gözden Geçirilmesi
              ( 2020 )
              [İnternet]. [alıntı tarihi: 7 Ocak 2020]. Şuradan edinilebilir:
              https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5822485/
              Google Akademik
            8. [8]
              PL Huang
              Metabolik sendrom için kapsamlı bir tanım
              Dis. modeli. makine , 2 ( 5–6 ) ( 2009 ) , s. 231 - 237
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            9. [9]
              A. Cozma , O. Orăşan , D. Sâmpelean , A. Fodor , C. Vlad , V. Negrean , et al.
              Metabolik sendromda endotel disfonksiyonu
              ROM. J. Stajyer. Med. , 47 ( 2 ) ( 2009 ) , s. 133 - 140
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            10. [10]
              V. Kain , GV Halade
              Diyabetik kardiyomiyopatide metabolik ve biyokimyasal stresörler
              Front Cardiovasc Med [İnternet] , 4 ( 2017 )
              31 Mayıs [alıntı yapılan 2017 23 Eylül]; Şuradan edinilebilir:
              http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5449449/
              Google Akademik
            11. [11]
              S. PENDYALA , JM WALKER , PR HOLT
              Yüksek yağlı bir diyet, bağırsaktan kaynaklanan endotoksemi ile ilişkilidir.
              Gastroenterology , 142 ( Mayıs (5) ) ( 2012 ) , s. 1100 - 1101.e2
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            12. [12]
              T. Nishikawa , D. Edelstein , XL Du , S. Yamagishi , T. Matsumura , Y. Kaneda ve diğerleri.
              Mitokondriyal süperoksit üretimini normalleştirmek, hiperglisemik hasarın üç yolunu bloke eder
              Nature , 404 ( 6779 ) ( 2000 ) , s. 787 - 790
              13 Nisan
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            13. [13]
              O. İlkun , S. Boudina
              Metabolik sendromda kardiyak disfonksiyon ve oksidatif stres: antioksidan tedaviler üzerine bir güncelleme
              Curr. eczane Des. , 19 ( 27 ) ( 2013 ) , s. 4806 - 4817
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            14. [14]
              A. Ayala , MF Munoz , S. Argüelles
              Lipit peroksidasyonu: malondialdehit ve 4-Hidroksi-2-Nonenal'in üretimi, metabolizması ve sinyal mekanizmaları
              Oxid Med Cell Longev [İnternet] ( 2014 )
              [alıntı 2017 20 Ağustos];2014. Şuradan edinilebilir:
              http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4066722/
              Google Akademik
            15. [15]
              A. Lerman , JC Burnett
              Vazomotor hareketin düzenlenmesinde bozulmamış ve değiştirilmiş endotel
              dolaşım. , 86 ( Aralık (6) ) ( 1992 ) , s. III12 - 19
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            16. [16]
              PA Kakimoto , AJ Kowaltowski
              Yüksek yağlı diyetlerin kemirgen karaciğer biyoenerjisi ve oksidatif dengesizliği üzerindeki etkileri
              Redox Biol. , 8 ( 2016 ) , s. 216 - 225
              14 Ocak
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            17. [17]
              A. Lonardo , F. Nascimbeni , M. Maurantonio , A. Marrazzo , L. Rinaldi , LE Adinolfi
              Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı: gelişen paradigmalar
              Dünya J. Gastroenterol. , 23 ( 36 ) ( 2017 ) , s. 6571 - 6592
              28 Eylül
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            18. [18]
              AJ Sanyal , C. Campbell-Sargent , F. Mirshahi , WB Rizzo , MJ Contos , RK Sterling , et al.
              Alkolsüz steatohepatit: insülin direnci ve mitokondriyal anormallikler ilişkisi
              Gastroenteroloji. , 120 ( Nisan (5) ) ( 2001 ) , s. 1183 - 1192
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            19. [19]
              P. Valva , DA Ríos , E. De Matteo , MV Preciado
              Kronik hepatit C virüsü enfeksiyonu: karaciğer hasarını tahmin etmede serum biyobelirteçleri
              Dünya J. Gastroenterol. , 22 ( 4 ) ( 2016 ) , s. 1367 - 1381
              28 Ocak
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            20. [20]
              J. Chen , P. Muntner , LL Hamm , DW Jones , V. Batuman , V. Fonseca ve diğerleri .
              ABD Yetişkinlerinde metabolik sendrom ve kronik böbrek hastalığı
              Ann. Stajyer. Med. , 140 ( 3 ) ( 2004 ) , s. 167
              3 Şubat
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleGoogle Akademik
            21. [21]
              SY Kim , AY Lim , SK Jeon , IS Lee , R. Choue
              Adriamisin kaynaklı nefrotik sendromlu sıçanlarda diyet proteini ve yağ içeriğinin böbrek fonksiyonu ve enflamatuar sitokinler üzerindeki etkileri [İnternet]
              Arabulucular Inflamm. ( 2011 )
              [alıntı tarihi: 2017, 29 Ağustos]. Şuradan edinilebilir:
              https://www.hindawi.com/journals/mi/2011/945123/
              Google Akademik
            22. [22]
              C. Brenner , L. Galluzzi , O. Kepp , G. Kroemer
              Karaciğer iltihabında hücre ölüm sinyallerinin kodunu çözme
              J. Hepatol. , 59 ( 3 ) ( 2013 ) , s. 583 - 594
              1 Eylül
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            23. [23]
              J. Traynor , R. Mactier , CC Geddes , JG Fox
              Klinik pratikte böbrek fonksiyonu nasıl ölçülür?
              BMJ. , 333 ( 7571 ) ( 2006 ) , s. 733 - 737
              7 Ekim
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            24. [24]
              C. Chen , J.-M. Lü , Q. Yao
              Hiperürisemi ile ilişkili hastalıklar ve Ksantin Oksidoredüktaz (XOR) İnhibitörleri: genel bakış
              Med. bilim Monit. , 17 ( Temmuz (22) ) ( 2016 ) , s. 2501 - 2512
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            25. [25]
              VV Konopelniuk , II Goloborodko , TV Ishchuk , TB Synelnyk , LI Ostapchenko , MY Spivak , et al.
              Çemen otu bazlı biyonanokompozitin yüksek kalorili diyete bağlı obezite sıçan modeli karşılaştırmalı çalışmasında böbrek fonksiyon bozukluğu ve endojen zehirlenme üzerindeki etkinliği
              EPMA J. , 8 ( Aralık (4) ) ( 2017 ) , s. 377 - 390
              View PDF
              This article is free to access.

              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            26. [26]
              JA Talwalkar
              Risk sınıflandırması kavramı
              R. de Franchis (Ed.) , Portal Hipertansiyon VI , Springer International Publishing , Cham ( 2016 ) , s. 9 - 18
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            27. [27]
              M. Laguerre , J. Lecomte , P. Villeneuve
              Antioksidanların lipit oksidasyonuna karşı koyma yeteneğinin değerlendirilmesi: mevcut yöntemler, yeni trendler ve zorluklar
              Prog. Lipid Res. , 46 ( Eylül (5) ) ( 2007 ) , s. 244 - 282
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleGoogle Akademik
            28. [28]
              K. Kim , JS Parkı
              Prediyabetli kişilerde balık tüketiminin metabolik risk faktörleri üzerindeki etkisi: 2015 (6.) Kore Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketlerindeki veriler kullanılarak
              Nutr. Res. Pratik , 12 ( Haziran (3) ) ( 2018 ) , s. 233 - 242
              Google Akademik
            29. [29]
              H. Poudyal , F. Campbell , L. Brown
              Zeytin yaprağı ekstresi, yüksek karbonhidrat, yüksek yağ ile beslenen sıçanlarda kardiyak, hepatik ve metabolik değişiklikleri azaltır.
              J. Nutr. , 140 ( Mayıs (5) ) ( 2010 ) , s. 946 - 953
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleçapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            30. [30]
              RK Singh , H.-W. Chang , D. Yan , KM Lee , D. Üçmak , K. Wong ve ark.
              Diyetin bağırsak mikrobiyomu üzerindeki etkisi ve insan sağlığı üzerindeki etkileri
              J Transl Med [İnternet] , 15 ( Nisan (8) ) ( 2017 )
              [alıntı tarihi: 8 Ocak 2020]; Şuradan edinilebilir:
              https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5385025/
              Google Akademik
            31. [31]
              GR Gibson , R. Hutkins , ME Sanders , SL Prescott , RA Reimer , SJ Salminen ve diğerleri .
              Uzman mutabakat belgesi: Uluslararası Bilimsel Probiyotikler ve Prebiyotikler Derneği (ISAPP) prebiyotiklerin tanımı ve kapsamı hakkında fikir birliği beyanı
              Nat. Rahip Gastroenterol. Hepatol. , 14 ( Ağustos (8) ) ( 2017 ) , s. 491 - 502
              View PDF
              This article is free to access.

              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            32. [32]
              R. Bubnov , L. Babenko , L. Lazarenko , M. Kryvtsova , O. Shcherbakov , N. Zholobak ve diğerleri.
              Uyarlanmış nanoceria bir prebiyotik görevi görebilir mi? Obez farelerde gelişmiş lipit profili ve bağırsak mikrobiyotası hakkında rapor
              EPMA J. , 10 ( 4 ) ( 2019 ) , s. 317 - 335
              1 Aralık
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            33. [33]
              RL Hughes , ML Marco , JP Hughes , NL Keim , ME Kable
              Bağırsak mikrobiyomunun diyete yanıtı tahmin etmedeki rolü ve hassas beslenme modellerinin geliştirilmesi-bölüm I: mevcut yöntemlere genel bakış
              Av. Nutr. , 10 ( 6 ) ( 2019 ) , s. 953 - 978
              1 Kasım
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleçapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            34. [34]
              X. Zhang , LO Lerman
              Metabolik sendromu araştırmak: domuz modellerinin katkıları
              Toksikol. Pathol. , 44 ( Nisan (3) ) ( 2016 ) , s. 358 - 366
              View article
              çapraz referansGoogle Akademik
            35. [35]
              A. Aleixandre de Artiñano , M. Miguel Castro
              Metabolik sendromu incelemek için deneysel sıçan modelleri
              Br. J. Nutr. , 102 ( 9 ) ( 2009 ) , s. 1246 - 1253
              14 Kasım
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            36. [36]
              S. Renner , B. Dobenecker , A. Blutke , S. Zöls , R. Wanke , M. Ritzmann ve diğerleri.
              Mekanistik ve translasyonel diyabet araştırması için kemirgen ve kemirgen olmayan hayvan modellerinin karşılaştırmalı yönleri
              teriogenoloji. , 86 ( 1 ) ( 2016 ) , s. 406 - 421
              1 Temmuz
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            37. [37]
              M. Wu , C. Chan
              İnsan metabolik ağı: sistem biyolojisinde yeniden yapılanma, simülasyon ve uygulamalar
              Metabolitler , 2 ( 1 ) ( 2012 ) , s. 242 - 253
              2 Mart
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            38. [38]
              C. Anjiyon
              İnsan sistemleri biyolojisi ve metabolik modelleme: hastalık metabolizmasından hassas tıbba bir inceleme
              Biyomedikal Arş. Int. , 2019 ( 2019 ) , Madde 8304260
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            39. [39]
              YJW Rozendaal , Y. Wang , Y. Paalvast , LL Tambyrajah , Z. Li , K. Willems van Dijk ve diğerleri.
              Metabolik Sendrom gelişiminin in vivo ve in silico dinamikleri
              PLoS Hesaplama. Biol. , 14 ( 6 ) ( 2018 ) , Makale e1006145
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            40. [40]
              P. Pyakurel , P. Karki , M. Lamsal , A. Ghimire , PK Pokharel
              Sanayi işçileri arasında kardiyovasküler risk faktörleri: doğu Nepal'den kesitsel bir çalışma
              J. İşgal. Med. Toksikol. , 11 ( 2016 ) , s. 25
              View PDF
              This article is free to access.

              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            41. [41]
              J. Kishore , N. Gupta , C. Kohli , N. Kumar
              Delhi Kırsalında hipertansiyon prevalansı ve risk faktörlerinin belirlenmesi [İnternet]
              Int. J. Hipertens. ( 2016 )
              [alıntı tarihi: 3 Kasım 2018]. Şuradan edinilebilir:
              https://www.hindawi.com/journals/ijhy/2016/7962595/
              Google Akademik
            42. [42]
              KİM | Diyabet [İnternet]. DSÖ. [3 Mart 2018'den alıntı]. Şu adresten erişilebilir: http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs312/en/ .
              Google Akademik
            43. [43]
              A. Chaudhury , C. Duvoor , VS Reddy Dendi , S. Kraleti , A. Chada , R. Ravilla ve diğerleri.
              Antidiyabetik ilaçların klinik incelemesi: tip 2 diabetes mellitus yönetimi için çıkarımlar
              Front Endocrinol (Lozan) [İnternet] , 8 ( Ocak (24) ) ( 2017 )
              [alıntı tarihi: 3 Mart 2018]; Şuradan edinilebilir:
              https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5256065/
              Google Akademik
            44. [44]
              E. Besco , E. Braccioli , S. Vertuani , P. Ziosi , F. Brazzo , R. Bruni ve diğerleri.
              Baobab ürünlerinin bütünsel antioksidan kapasitesinin ölçümü için fotokemilüminesans kullanımı
              Araştırma kapısı. , 102 ( 4 ) ( 2007 ) , s. 1352 - 1356
              1 Ocak
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            45. [45]
              J. Rahul , MK Jain , SP Singh , RK Kamal , NA Anuradha ve diğerleri .
              Adansonia digitata L. (baobab): geleneksel bilgilerin ve taksonomik tanımlamanın gözden geçirilmesi
              Asya Pak. J. Trop. Biyomed. , 5 ( Ocak (1) ) ( 2015 ) , s. 79 - 84
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            46. [46]
              GPP Kamatou , I. Vermaak , AM Viljoen
              Adansonia digitata'nın güncellenmiş bir incelemesi: ticari açıdan önemli bir Afrika ağacı
              Güney Afr. J.Bot. , 77 ( Ekim (4) ) ( 2011 ) , s. 908 - 919
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            47. [47]
              AE Aluko , J. Kinyuru , LM Chove , P. Kahenya , W. Owino
              Tanzanya'dan gelen baobab (Adansonia digitata) hamurunun beslenme kalitesi ve fonksiyonel özellikleri
              J. Gıda Arş. , 5 ( 5 ) ( 2016 ) , s. 23
              26 Eylül
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            48. [48]
              D. Kabore , H. Sawadogo-Lingani , B. Diawara , CS Compaore , MH Dicko , M. Jakobsen
              Baobab (Adansonia digitata) ürünlerinin gözden geçirilmesi: işleme tekniklerinin etkisi, tıbbi özellikleri ve kullanımları
              AJFS , 5 ( 16 ) ( 2011 ) , s. 833 - 844
              23 Aralık
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            49. [49]
              A. Ramazan , FM Harraz , SA El-Mougy
              Adansonia digitata'nın meyve özünün antiinflamatuar, analjezik ve antipiretik etkileri
              Araştırma kapısı. , 65 ( 5 ) ( 1994 ) , s. 418 - 422
              1 Ocak
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            50. [50]
              AJ Alhassan , M. İbrahim , IK Jarumi , A. Wudil
              Adensonia digitata'nın sulu meyve özü ekstraktının anti-hiperlipidemik potansiyellerinin deneysel sıçanlarda değerlendirilmesi
              Avro. bilim J. ( 12 ) ( 2016 ) , s. 1857 - 7881
              1 Mayıs
              Google Akademik
            51. [51]
              Ja's 39, Mohammed afaru S. Adansonia digitata Meyve Pulpunun Metanolik Ekstraktı ile Tedavi Edilen Alloxan ile Uyarılan Diyabetik Wistar Sıçanlarının Lipit Profili. [alıntı tarihi: 5 Kasım 2018]; Şu adresten edinilebilir: http://www.academia.edu/15890494/Lipid_Profile_of_Alloxan-ducing_Diabetic_Wistar_Rats_Treated_with_Methanoli c_Extract_of_Adansonia_digitata_Fruit_Pulp .
              Google Akademik
            52. [52]
              R. Garvey , M. Clegg , S. Coe
              Baobab meyvesinin (Adansonia digitata) sağlıklı yetişkinlerde tokluk üzerine akut etkileri
              Nutr. Sağlık , 23 ( 2 ) ( 2017 ) , s. 83 - 86
              1 haziran
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            53. [53]
              wjpp'ler | ÖZET [İnternet]. [10 Temmuz 2019'dan alıntı]. Şu adresten edinilebilir: http://www.wjpps.com/wjpps_controller/abstract_id/7094 .
              Google Akademik
            54. [54]
              JA Seukep , AG Fankam , DE Djeussi , IK Voukeng , SB Tankeo , JA Noumdem , et al.
              Yedi Kamerun diyet bitkisinin metanol ekstraktlarının MDR fenotiplerini ifade eden bakterilere karşı antibakteriyel aktiviteleri
              Springerplus [İnternet] , 2 ( Temmuz (31) ) ( 2013 )
              [alıntı tarihi: 3 Ocak 2017]; Şuradan edinilebilir:
              http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3738912/
              Google Akademik
            55. [55]
              K. Anani , JB Hudson , C. de Souza , K. Akpagana , GH Kulesi , JT Arnason ve diğerleri.
              Togo'nun şifalı bitkilerinin antiviral ve antimikrobiyal aktivitelerinin araştırılması
              eczane Biol. , 38 ( 1 ) ( 2000 ) , s. 40 - 45
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            56. [56]
              M. Mwale , JF Mupangwa , C. Mapiye , S. Happyson , J. Chimvuramahwe
              Baobab Tohumlu Kek Diyetlerinin Kademeli Düzeylerinde Beslenen Gine Tavuğu Kümeslerinin Büyüme Performansı , vol. 7 ( 2008 )
            57. [57]
              E. Arama , P. Michaud , R. Rouffiac , F. Rodriguez
              Baobab (Adansonia digitata L.) meyvesinden elde edilen hamurda formüle edilmiş teofilin ve parasetamolün uzun süreli salınımlı tabletlerinin biyoyararlanımı
              eczane Açta Helv. , 64 ( 4 ) ( 1989 ) , s. 116 - 120
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            58. [58]
              MAM Ghoneim , AI Hassan , MG Mahmoud , MS Asker
              Adansonia digitata'nın sıçanlarda izoproterenol kaynaklı miyokard hasarına karşı koruyucu etkisi
              Araştırma kapısı. , 27 ( 2 ) ( 2016 ) , s. 84 - 95
              25 Şubat
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            59. [59]
              AA Al-Qarawi , MA Al-Damegh , SA El-Mougy
              Adansonia digitata hamurunun hepatoprotektif etkisi
              J. Otlar, Baharatlar Med.l Bitkiler [İnternet] ( 2008 ) ,10.1300/J044v10n03_01
              22 Eylül [alıntı tarihi: 3 Ocak 2017]; Şuradan edinilebilir:
              View article
              Google Akademik
            60. [60]
              A. Hanafy , HM Aldawsari , JM Badr , AK İbrahim , SE-S. Abdel-Hady
              Adansonia digitata ekstraktının sıçanlarda asetaminofen kaynaklı hepatotoksisite üzerindeki hepatoprotektif aktivitesinin değerlendirilmesi
              Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med [İnternet] ( 2016 )
              [alıntı yapılan 2017 28 Ağustos];2016. Şuradan edinilebilir:
              http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4812277/
              Google Akademik
            61. [61]
              M. Awad Mohamed , I. Tajeldin , A.-E. Hassan Muhammed , H. Hassan
              Adansonia digitata L. (BAOBAB) meyve özü ekstraktının sıçanlarda CCL4-ENDUCED hepatotoksisite üzerindeki hepatoprotektif etkisi
              Dünya J. Ecz. Res. ( 4 ) ( 2015 ) , s. 368 - 377
              1 Ağustos
              Google Akademik
            62. [62]
              MS Sikarwar , MB Patil
              Triton kaynaklı ve aterojenik diyete bağlı hiperlipidemik sıçanlarda Salacia chinensis kök ekstraktlarının antihiperlipidemik aktivitesi
              Hintli J. Pharmacol. , 44 ( 1 ) ( 2012 ) , s. 88 - 92
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            63. [63]
              L. Stevenson , F. Phillips , K. O'sullivan , J. Walton
              Buğday kepeği: bileşimi ve sağlığa faydaları, Avrupa perspektifi
              Int. J. Gıda Bilimi Nutr. , 63 ( Aralık (8) ) ( 2012 ) , s. 1001 - 1013
              View PDF
              This article is free to access.

              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            64. [64]
              S. Parasuraman , R. Raveendran , R. Kesavan
              Küçük laboratuvar hayvanlarında kan örneği toplama
              J. Pharmacol. Eczacı. , 1 ( 2 ) ( 2010 ) , s. 87 - 93
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            65. [65]
              S. Kannan , S. Mahadevan , B. Ramji , M. Jayapaul , V. Kumaravel
              LDL-kolesterol: Friedewald, büyük bir Hint laboratuvar veri tabanından doğrudan ölçüm çalışmasına karşı hesaplandı
              Hintli J. Endocrinol. Metab. , 18 ( 4 ) ( 2014 ) , s. 502 - 504
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            66. [66]
              Bancroft'un Histolojik Teknikler Teorisi ve Uygulaması E-Kitabı - 7. Baskı [İnternet]. [alıntı tarihi: 2018, 21 Haziran]. Şu adresten edinilebilir: https://www.elsevier.com/books/bancr...-0-7020-5032-9 .
              Google Akademik
            67. [67]
              M. Dobiásová
              [AIP--kardiyovasküler riskin önemli bir belirleyicisi olarak plazmanın aterojenik indeksi: araştırmadan uygulamaya]
              Vnitr. Lek. , 52 ( Ocak (1) ) ( 2006 ) , s. 64 - 71
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            68. [68]
              M. Dobiásová , J. Frohlich
              Bir aterojenik indeks olarak plazma parametre günlüğü (TG/HDL-C): apoB-lipoprotein-tükenmiş plazmada (FER(HDL)) lipoprotein parçacık boyutu ve esterleşme oranı ile korelasyon
              klinik biyokimya , 34 ( Ekim (7) ) ( 2001 ) , s. 583 - 588
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            69. [69]
              PC Deedwania , R. Gupta
              Metabolik sendromda yönetim sorunları
              J. Doç. Physicians India , 54 ( 2006 ) , s. 797 - 810
              Ekim
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            70. [70]
              KC Ferdinand
              Kardiyometabolik sendromun bir bileşeni olarak tip 2 diabetes mellituslu hastalarda kardiyovasküler risk yönetimi
              J. Kardiyometab. Syndr. , 1 ( 2 ) ( 2006 ) , s. 133 - 140
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            71. [71]
              SA Şerif , T. Devaki
              Likopen, sıçanlarda d-galaktozamin/lipopolisakarit kaynaklı hepatit sırasında karaciğer fonksiyonunu stabilize eder
              J. Taibah Üniv. bilim , 7 ( 1 ) ( 2013 ) , s. 8 - 16
              1 Ocak
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleçapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            72. [72]
              DG Levitt , MD Levitt
              İnsan serum albümin homeostazı: sentez, katabolizma, renal ve gastrointestinal atılımın rollerine ve serum albümin ölçümlerinin klinik değerine yeni bir bakış
              Int. J. Gen. Med. ( 9 ) ( 2016 ) , s. 229 - 255
              15 Temmuz
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            73. [73]
              Y.-E. Cho , E.-J. Ben , P.-G. Ay , E. Mezey , B.-J. Şarkı , M.-C. Baek
              İlaç ve alkolün neden olduğu karaciğer hasarı için potansiyel biyobelirteçler olarak dolaşımdaki hücre dışı veziküllerde artan karaciğere özgü proteinler
              PLoS Bir [İnternet]. , 12 ( 2 ) ( 2017 )
              22 Şubat [alıntı tarihi: 2017, 28 Ağustos]; Şuradan edinilebilir:
              http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5321292/
              Google Akademik
            74. [74]
              H. Roelofsen , CN Van Der Veere , R. Ottenhoff , B. Schoemaker , LM Jansen peter , RPJO Elferink
              Endotoksemik sıçanların perfüze karaciğerinde azalmış bilirubin taşınması
              Gastroenteroloji. , 107 ( 4 ) ( 1994 ) , s. 1075 - 1084
              1 Ekim
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            75. [75]
              JM Saland , CB Pierce , MM Mitsnefes , JT Flynn , J. Goebel , JC Kupferman ve diğerleri.
              Kronik böbrek hastalığı olan çocuklarda dislipidemi: Çocuklarda kronik böbrek hastalığı raporu (CKiD) çalışması
              böbrek uluslararası , 78 ( Aralık (11) ) ( 2010 ) , s. 1154 - 1163
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleçapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            76. [76]
              M. Kawabe , A. Sato , T. Hoshi , S. Sakai , D. Hiraya , H. Watabe ve diğerleri.
              Perkütan koroner girişim geçiren koroner arter hastalığı olan hastalarda uzun vadeli risk sınıflandırması için kan üre nitrojeninin etkisi
              IJC Kalp Damarı. ( 4 ) ( 2014 ) , s. 116 - 121
              1 Eylül
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            77. [77]
              J.-H. Kim , H.-J. Jang , W.-Y. Cho , S.-J. Yeon , C.-H. Lee
              Kükürt içeren amino asitlerin in vitro antioksidan etkileri
              Arabian Journal of Chemistry [İnternet] ( 2018 )
              9 Ocak [alıntı tarihi: 2018, 25 Mayıs]; Şuradan edinilebilir:
              http://www.sciencedirect.com/science...78535218300030
              Google Akademik
            78. [78]
              MG Picchi , AM de Mattos , MR Barbosa , CP Duarte , MA Gandini , GV Portari ve diğerleri.
              Sıçanlarda yağlı karaciğer hastalığının bir modeli olarak yüksek yağlı bir diyet
              Açta Cr. sütyen , 26 ( 2011 ) , s. 25 - 30
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            79. [79]
              D. Satranç , B. Lei , B. Hoit , AM Azimzadeh , W. Stanley
              Yüksek doymuş yağ diyetinin aşırı basınç yüklemesine yanıt olarak Kardiyak hipertrofi ve işlev bozukluğu üzerindeki etkileri
              J. Kart. Hata. , 14 ( Şubat (1) ) ( 2008 ) , s. 82 - 88
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            80. [80]
              D. Kaboré , H. Sawadogo-Lingani , B. Diawara , C. Compaoré , M. Dicko , M. Jakobsen
              Baobab (Adansonia digitata) ürünlerinin gözden geçirilmesi: işleme tekniklerinin etkisi, tıbbi özellikleri ve kullanımları
              Afr. J. Gıda Bilimi , 5 ( Ocak (1) ) ( 2011 )
              Google Akademik
            81. [81]
              FA Santos , JT Frota , BR Arruda , TS de Melo , A.Ade CA da Silva , G.Ade C. Brito , et al.
              Farelerde Protium heptaphyllum'dan bir triterpenoid karışımı olan α, β-amirin'in antihiperglisemik ve hipolipidemik etkileri
              Lipitler Sağlık Dis. , 6 ( Ağustos (11) ) ( 2012 ) , s. 98
              View PDF
              This article is free to access.

              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            82. [82]
              Milletvekili McRae
              C vitamini takviyesi, serum düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü ve trigliseritleri düşürür: 13 randomize kontrollü çalışmanın meta-analizi
              J. Kiropr. Med. , 7 ( Haziran (2) ) ( 2008 ) , s. 48 - 58
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            83. [83]
              FA Oliveira , MH Chaves , FRC Almeida , RCP Lima , RM Silva , JL Maia ve diğerleri.
              Protium heptaphyllum (Aubl.) March'tan bir triterpen karışımı olan alfa- ve beta-amirin'in koruyucu etkisi. Farelerde asetaminofen kaynaklı karaciğer hasarına karşı gövde odun reçinesi
              J. Ethnopharmacol. , 98 ( 1–2 ) ( 2005 ) , s. 103 - 108
              8 Nisan
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            84. [84]
              JC Aledo , FR Canton , FJ Veredas
              Metiyonin oksidasyon bölgelerini tahmin etmek için bir makine öğrenimi yaklaşımı
              BMC Biyoinformatik [İnternet] , 18 ( Eylül (29) ) ( 2017 )
              [alıntı tarihi: 1 Mart 2018]; Şuradan edinilebilir:
              https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5622526/
              Google Akademik
            85. [85]
              P. Manna , J. Das , PC Sil
              Sülfür içeren amino asitlerin diyabet ve bununla ilişkili komplikasyonların önlenmesinde adjuvan tedavi olarak rolü
              Curr. Diabetes Rev. , 9 ( Mayıs (3) ) ( 2013 ) , s. 237 - 248
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            86. [86]
              P. Tripathi , S. Pandey
              L-arginin, kardiyomiyopati sırasında oksidatif stres durumunu hafifletir
              Hintli J. Biochem. biyografiler. , 50 ( Nisan (2) ) ( 2013 ) , s. 99 - 104
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            87. [87]
              S. İbrahim , A. Al-Ahdal , A. Khedr , G. Mohamed
              Iris germanica rizomlarından antioksidan α-amilaz inhibitörleri flavonoidler
              Rahip Sütyen. Farmacon. , 27 ( 2 ) ( 2017 ) , s. 170 - 174
              1 Mart
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleçapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            88. [88]
              SA Coe , M. Clegg , M. Armengol , L. Ryan
              Polifenol bakımından zengin baobab meyvesi (Adansonia digitata L.), insanlarda nişasta sindirimini ve glisemik yanıtı azaltır.
              Nutr. Res. , 33 ( Kasım (11) ) ( 2013 ) , s. 888 - 896
              Görünüm PDFMakaleyi görüntüleScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            89. [89]
              M. Gwarzo , H. Yakubu Bako
              Adansonia digitata'nın metanolik meyve özü ekstraktının alloksan ile indüklenen diyabetik sıçanların kan glukoz seviyeleri üzerindeki hipoglisemik aktivitesi
              J. Animasyon Veteriner. Av. ( 5 ) ( 2013 ) , s. 108
              20 haziran
              View article
              çapraz referansScopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            90. [90]
              M. İbrahim , I. Jarumi , A. Alhassan , A. Wudil , M. Dangambo
              Adansonia digitata L.'nin (Afpead) sulu meyve özü ekstraktının alloksan ile indüklenen diyabetik sıçanlar üzerindeki akut toksisitesi ve hipoglisemik aktivitesi
              J. Av. Med. eczane bilim ( 6 ) ( 2016 ) , s. 1 - 6
              10 Ocak
              Google Akademik
            91. [91]
              D. Weitz , H. Weintraub , E. Fisher , AZ Schwartzbard
              Kardiyovasküler hastalıkların tedavisi için balık yağı
              Kardiol. Rev. , 18 ( 5 ) ( 2010 ) , s. 258 - 263
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            92. [92]
              IU Muhammed , IK Jarumi , AJ Alhassan , AM Wudil , MA Dangambo
              Adansonia digitata L.'nin (Afpead) sulu meyve özü ekstraktının alloksan ile indüklenen diyabetik sıçanlar üzerindeki akut toksisitesi ve hipoglisemik aktivitesi
              J. Av. Med. eczane bilim , 6 ( 3 ) ( 2016 ) , s. 1 - 6
              5 şubat
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            93. [93]
              FJ Chadare , AR Linnemann , JD Hounhouigan , MJR Nout , MAJS Van Boekel
              Baobab gıda ürünleri: bileşimleri ve besin değerleri üzerine bir inceleme
              kritik Rev. Gıda Bilimi Nutr. , 49 ( Mart (3) ) ( 2009 ) , s. 254 - 274
              Scopus'ta görüntüleGoogle Akademik
            94. [94]
              Yetişkin Sağlıklı Gönüllülerde Terapötikler İçin İlk Klinik Araştırmalarda Maksimum Güvenli Başlangıç ​​Dozunun Tahmin Edilmesine İlişkin Endüstri Rehberi; Kullanılabilirlik [İnternet]
              Federal Kayıt ( 2005 )
              [alıntı tarihi: 31 Mayıs 2018]. Şuradan edinilebilir:
              https://www.federalregister.gov/documents/2005/07/22/05-14456/guidance-for-industry-on-estimating-the-maximum-safe-starting-dose-in-initial-clinical-trials- için
              Google Akademik
            95. [95]
              AB Nair , S. Jacob
              Hayvanlar ve insanlar arasında doz dönüşümü için basit bir uygulama kılavuzu
              J. Temel Klinik. eczane , 7 ( Mart (2) ) ( 2016 ) , s. 27 - 31
              View article
              çapraz referansGoogle Akademik

            Yorum yap


            • #7
              Adansonia digitata meyvesinin erkek Wistar sıçanlarında yüksek şeker/yüksek yağ diyetiyle simüle edilmiş Metabolik Sendrom modeli üzerindeki iyileştirici etkinliği

              Hayat Muhammed Süleyman 1, Beşir Osman 2, İman H Abdoon 2, Emir Mustafa Saad 3, Hasan Halid 4
              üyelikler yıkılmak üyelikler

              • 1Hartum Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı, 1111 Al Qasr Avenue, POB 1996, Hartum, Sudan. Elektronik adres: hayatibrahimsuliman19@gmail.com.
              • 2Hartum Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı, 1111 Al Qasr Avenue, POB 1996, Hartum, Sudan.
              • 3Hartum Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, Sudan.
              • 4Hartum Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı, Sudan.
              ücretsiz makale Soyut

              Metabolik sendrom, hücre fonksiyonlarını tehlikeye atan ve çoklu organ patolojilerini gerektiren oksidatif stres ile karakterize bir metabolik bozukluklar kompleksidir. Güçlü bir antioksidan olan Adansonia digitata meyvesinin Wistar sıçanlarında yüksek şeker/yüksek yağlı diyetle simüle edilen metabolik sendromda terapötik ve koruyucu potansiyelini araştırdık. 42 erkek rat (140-200 g) rastgele 7 gruba ayrıldı. G1, 9 hafta boyunca (negatif kontrol) standart laboratuvar diyetinde (SLD) tutuldu. 5 gruba 6 hafta boyunca yüksek şeker/yüksek yağ diyeti verildi, ardından 3 hafta daha SLD'ye geçildi + aşağıdaki gibi oral tedavi: G2+ tedavi yok (pozitif kontrol), G3-G5 + 200, 400 ve 800 mg/kg/gün sulu Sırasıyla A. digitata meyvesi, G6 + 10 mg/kg/gün Simvastatin. G7 + HS/HFD + 400 mg/kg/day A. digitata meyvesi aynı anda ve W6'da sonlandırıldı. Sonuçlarımız, G2-G6'nın, W6'daki negatif kontrole kıyasla kalp, karaciğer ve böbrek dokularında dislipidemi, hiperglisemi, kilo alımı, yüksek hepatik biyobelirteçler, yüksek kreatinin ve üre artı patolojik düzensizlikler geliştirdiğini gösterdi. 200 mg/kg/gün A. digitata meyvesi, 3 haftalık tedaviden sonra Plazmanın Aterojenik İndeksinde (P ≤ 0.000) önemli bir azalma ile indüklenen dislipidemi (P ≤ 0.001), hiperglisemiyi (P ≤ 0.001) önemli ölçüde iyileştirmiştir. Meyve, kreatinin ve ürenin yanı sıra yükselmiş hepatik biyobelirteçleri normalleştirdi. Hepatik dokuda lezyon yoğunluğunda doza bağlı kısmi bir azalma gözlenirken, kalp ve böbrek çoğunlukla normal histolojiye geri döndü. Enflamatuar infiltrasyon ortadan kaldırıldı. İki yüksek doz için ilgili sonuçlar gözlendi. Eşzamanlı tedavi, koruyucu aktivite olarak yorumlanabilecek pozitif kontrole kıyasla araştırılan tüm biyobelirteçlerde önemli ölçüde daha düşük seviyeler gösterdi. Tüm vücut ağırlığında %4-11 oranında azalma sağlandı. SONUÇ: MetS, erkek Wistar sıçanlarında bir HS/HFD formülü ile başarıyla simüle edildi. Sulu A. digitata meyvesi ile muamele, kilo kaybı, anti-enflamatuar, hipolipidemik, hipoglisemik, renal, hepatik ve kardiyo-koruyucu aktivitelerle yansıyan anti-Metabolik Sendrom potansiyeli gösterdi.

              Anahtar Kelimeler: Adansonia digitata meyvesi; antioksidanlar; Yüksek şeker/yüksek yağlı diyet; Metabolik sendrom; Oksidatif stres.

              Telif hakkı © 2020 Yazar(lar). Elsevier Masson SAS tarafından yayınlandı.. Tüm hakları saklıdır.

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X