Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Glikojen Yıkımı, GLİKOJENOLİZİS

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Glikojen Yıkımı, GLİKOJENOLİZİS

    1
    GLİKOJENOLİZİS
    Glikojen Yıkımı
    Hatırlatma
    Bir aldehit veya keton alkollerle 1:1 oranda sırasıyla hemiasetal
    ve hemiketal oluşturmak üzere reaksiyona girerler. Bu
    reaksiyon sonrasında karbonil karbonunda yeni bir kiral merkez
    oluşur. Yapıdaki ikinci alkolün değişimi ise bir asetal yada ketal
    oluşturur. İkinci alkol diğer bir şekere aitse, oluşan bağa glikozit
    bağı denir.
    Hatırlatma
    D-glukozun iki siklik formunun
    oluşumu. C-1 deki aldehit grup
    ve C-5’teki hidroksil grubu
    arasındaki reaksiyon iki
    stereoizomerli (α ve β anomer)
    hemiasetal verir (Hemiasetal
    karbon çevresindeki
    stereokimya değişir). α ve β
    anomerlerin birbirine dönüşümü
    mutarotasyon olarak bilinir. 2
    Şekerler indirgen ajanlardır:
    Glukozun anomerik karbon atomunun oksidasyonu Fehling
    reaksiyonunun temelini oluşturur. Alkali koşullarda oluşan kuproz
    iyon (Cu+) kırmızı kuprozoksit olarak çöker. Hemiasetal (halka)
    formda, glukozun C-1’i Cu2+ ile okside olmaz. Ancak, halkanın
    açık formu (düz zincirli yapı) halka formu ile denge halindedir.
    Reaksiyon düz zincirli form üzerinden gider.
    Bir disakkarit iki monosakkaritten oluşur (burada iki D-glukoz molekülü). Burada sağdaki glukozun –
    OH grubuyla soldaki glukoz molekülünün molekül içi hemiasetal grubunun bir su çıkışı reaksiyonu
    sonucu O-glikozidik bağ oluşur. Bu reaksiyonun tersi hidroliz olup, glikozidik bağa suyun attağı ile
    gerçekleşir. Maltoz molekülünde bir adet indirgen uç (hemiasetal) bulunur. Mutarotasyon α ve β
    anomerlerin birbirine dönüşümü olarak bilindiğinden sağ uçtaki anomerik karbona bağlı olan bağlar
    dalgalışekilde veya tam yapıyı ortaya koyacak şekilde isimlendirilir.
    Nişaşta ve glikojen moleküllerinin
    elektron mikroskobu görüntüleri.
    a)Bir Kloroplast içerisindeki geniş
    nişaşta granülleri. Kloroplastlardaki
    nişaşta D-glukoz’dan fotosentetik
    olarak üretilir.
    b)Hepatositlerdeki glikojen
    granülleri. Bu granüller (~0.1m)
    sitozolde oluşur ve nişaşta
    granüllerine kıyasla (~1.0m)
    oldukça küçüktür.3
    •Nişaşta, glukozun amiloz ve amilopektin olmak üzere iki değişik
    polimerine sahiptir.
    •Amiloz, uzun dallanmamış glukoz (14) polimerinden oluşur.
    Bu tür zincirlerin molekül ağırlıkları birkaçbinden milyona kadar
    gider.
    •Amilopektinde oldukça yüksek molekül ağırlığına sahiptir (100
    milyona kadar).
    •Ancak amilozdan farklı olarak yüksek derecede dallanma
    bulunmaktadır.
    •Amilopektinde de amilozda olduğu gibi (14) bağlanmaların
    yanısıra her 24 ila 30 rezidü arasında (16) bağ tipinden oluşan
    dallanmalar bulunmaktadır.
    Glikojen, hayvan hücrelerinin ana depo
    polisakkaritidir. Amilopektinde olduğu gibi
    glikojende (14) bağlanmaların yanısıra
    dallanmaları oluşturan (16) bağ tipleri
    mevcuttur.
    Glikojen’in amilopektinden en önemli
    farklılığı dallanmaların her 8 ila 12 glukoz
    rezidüleri arasında gerekleşmiş olmasıdır.
    Dolayısıyla, glikojen nişaştaya kıyasla
    daha kompakt bir yapı arzeder. Glikojen
    bolca karaciğerde yer alır ve karaciğerin
    yaş ağırlığının %7 sini oluşturur.
    Glikojen ayrıca kaslarda da yer alır.
    Karaciğer hücrelerinde glikojen büyük
    granüller halinde görünür. Glikojen
    granülleri ayrıca sıkı bağlanmış formunda
    glikojen sentezi ve degradasyonundan
    sorumlu enzimleri de içerir.
    •Glukojen molekülü dallanmadan kaynaklı olarak bol miktarda indirgen olmayan
    uç içerir. Ancak sadece bir tane indirgen uç içerir. Glikojen enerji kaynaklı
    olarak kullanıldığında indirgen olmayan uçtan başlayarak degrade edilir.
    •Degrade edici enzimler (fosforilaz) aynı anda değişik uçlardan degradasyon
    işlemine başladığı için polisakkaritin monosakkarite dönüşüm hızı oldukça
    yüksektir.
    •Neden Glukoz monomerik formda depo edilmez?
    •Karaciğer hücreleri glikojeni glukoz ekivalentince 0.4M olacak şekilde depo
    eder. Glikojenin gerçek konsantrasyonu ise (çözünmez, sitozolun
    osmolaritesine çok az katkı yapar) yaklaşık 0.01 M dır.
    •Eğer sitozol 0.4 M glukoz içermiş olsaydı, osmolarite inanılmaz birşekilde
    artacak ve hücre içine su girişi yüzünden hücrenin patlamasına neden olacaktı.
    •Gerçek nasıl?
    •Karaciğer hücrelerimizde bu glukoz eşdeğeri 0.4 M kabul edilirse, kan
    dolaşımımızdaki glukoz konsantrasyonu ise 5mM dır. Aradaki bu fark kan
    dolaşımından karaciğer hücresine (eğer yeterli glikojen depoları varsa) glukoz
    girişine izin vermez. Glukozun hücre içerisine girişine ilişkin serbest enerji
    değişimi oldukça yüksek ve pozitiftir.4
    Bitişik rijit sandalyelerin en kararlı
    konformasyonunda polisakkarit zinciri
    eğilir, yani doğrusal değildir!
    Amilozun üç boyutlu yapısı
    incelendiğinde ise, yapının sıkı olarak
    sarılmış sarmal konformasyonda
    olduğu gözlenmektedir.
    GLİKOJENOLİZİS
    • Metabolizmada ana yakıt kaynağı olan glukoz, ATP üretmek üzere
    glikolizis ile yıkıma uğrar.
    • Yüksek yapılı organizmalar, yakıt kaynağının tükenmesi durumunda
    metabolik ihtiyaçlar doğrultusunda kullanmak üzere glukozu yüksek
    molekül ağırlıklı glukanlar (glukoz polisakkaritleri) şeklinde
    polimerleştirerek depo ederler.
    • Glukoz bitkilerde α-amiloz [α(1→4) bağlı glukan] ve amilopektin [α-
    amilozun α(1→4) bağına ek olarak 24-30 rezidüde bir α(1→6)
    dallanma içerir]’in bir karışımı olan nişasta şeklinde depo edilir.
    Glikojenin moleküler yapısı.
    • Glukoz hayvanlarda ise glikojen şeklinde depo edilir.
    Amilopektinden tek farkı dallanma noktasının 8-14 rezidüde bir
    yer almasıdır.5
    Glikojenin dallanmış yapısını
    gösteren diyagram.
    • Glikojen, 100-400 Ã… çapındaki 120,000’e kadar glukoz molekülü
    barındırabilen sitoplazmik granüllerde depo edilir.
    • Genellikle glikojen en fazla kullanıldığı kas (ağırlığının %1-2 kadarı) ve
    karaciğer hücrelerinde (ağırlığının %10 kadarı, vücudun ~12 saatlik enerji
    kaynağı) daha bol bulunur.
    Ratların iskelet kasındaki bir glikojen
    granülünün elektron mikrografı.
    Bu derste; glukoz moleküllerinin glukanın indirgen olmayan ucundan
    ardışık salınımlarına ilişkin mekanizmalar incelenecektir.
    Daha önce de belirtildiği üzere, glikojenin yüksek yapılı dallanmasının
    fizyolojik olarak kan dolaşımına çok hızlı glukoz molekülü
    salabilmesinden ötürü çok büyük önemi vardır.
    Peki neden yağlar gibi vücutta büyük kütleye sahip yapılar dururken
    glikojen depo edilir?
    Cevap üç kısımdan oluşur:
    1. Kaslar yağları glikojende olduğu gibi hızlı metabolize edemez (100
    m koşucusunu düşünün)
    2. Yağların yağ asidi kalıntıları anaerobik olarak metabolize
    edilemezler (100 m kelebek yüzücüsünü düşünün)
    3. Hayvanlar yağ asitlerini glukoza dönüştüremezler! Bu yüzden
    yağlar tek başlarına kan glukoz seviyesini düzenleyemezler!
    • Karaciğer ve kas, glikojenin en fazla depo edildiği iki ana organdır.
    • Kaslarda ATP’ye ihtiyaç duyulduğunda glikojen, glikolizise girmesi
    için glukoz-6-fosfata (G6P) yıkılır.
    • Karaciğerde, düşük kan glukozu konsantrasyonu glikojenin G6P’a
    yıkılmasını, G6P’ın hidroliz olarak glukoza dönüşmesini ve glukozun
    tekrar kana verilerek kan glukoz düzeyinin normale dönmesini
    tetikler. 6
    GLİKOJEN ÜÇ ENZİMATİK REAKSİYONLA YIKIMA UĞRAR.
    • Reaksiyon 1: Glikojen fosforilaz, glikojenin fosforoliz (fosfat grubunun yer
    değiştirmesi ile bağın kırılması)’ini katalizleyerek glukoz-1-fosfat (G1P)
    oluşturur.
    • Bu enzim dallanma noktasından kalıncaya dek glukozun
    açığa çıkmasını sağlar.
    • Bu reaksiyon konfigürasyonun değişimi ile ilerler ve bu durum kovalent
    glikozil-enzim araürününü de içeren çift yer değiştirme mekanizmasının
    göstergesidir.
    • Aynı zamanda reaksiyon sırasında enzim·Pi
    ·glikojen üçlü kompleksini
    takiben korunmuş okzonyum iyonu araürününün oluştuğu düşünülmektedir.
    GLİKOJEN ÜÇ ENZİMATİK REAKSİYONLA YIKIMA UĞRAR.
    • Reaksiyon 2: Glikojen dalkırıcı enzim
    Bu enzim glikojenin dallanmalarını uzaklaştırarak glikojenin daha üst düzey
    yıkılmasına olanak sağlamak için fosforilaz enzimine kolaylık sağlar. Bu
    enzim ayrıca 16 glikozidik bağlarıda kırabilir (dallanmanın olduğu ilk
    glukoz molekülü). Bu enziminde yardımıyla glikojen kalıntılarının yaklaşık
    %92 lik kısmı G1P ye dönüştürülür.
    Geri kalan yaklaşık %8 lik kısım ise (dallanma noktalarındaki), dogrudan glukoza
    dönüştürülmüş olur.
    GLİKOJEN ÜÇ ENZİMATİK REAKSİYONLA YIKIMA UĞRAR.
    • Reaksiyon 3: Fosfoglukomutaz
    Bu enzim G1P yi G6P ye dönüştürür. Bu ürün aynı zamanda, glikolizin ilk
    adımında heksokinaz enzimince de oluşturulmaktadır.
    Oluşan G6P kaslarda glikolitik yoldan devam ederken, karaciğerde glukoza
    hidrolizlenerek kana verilir.
    Şimdi, bu enzimlerin yapı ve mekanizmalarına biraz daha yakından bakalım…
    Reaksiyon 1. Glikojen fosforilazın
    reaksiyon mekanizması.
    Fosforilaz reaksiyonu sonucunda
    glikojenin indirgen olmayan terminal
    glikozil birimine ait C1-O1 bağının
    kırılmasıyla G1P oluşur.
    Bağ kırılması ve ardından
    okzonyum iyonunun oluşumu, Pi
    tarafından glikozidik oksijenin
    protonlanmasıyla gerçekleşir (asit
    katalizi).
    Oluşan okzonyum iyonu anyonik Pi
    ile iyon çifti oluşturarak kararlı hale
    gelir (elektrostatik kataliz).
    Hemen ardından PLP’a ait fosforil
    grubunun Pi
    ‘tan proton almasıyla
    G1P oluşur (baz katalizi).7
    Glikojen fosforilaz reaksiyonunun okzonyum iyonu üzerinden
    gerçekleştiği 1,5-glukonolakton gözlemine dayanmaktadır.
    Bu molekül fosforilazın bir inhibitörüdür. 1,5-glukonolakton
    öngörülen okzonyum iyonu ile aynı yarı sandalye
    konformasyonuna sahiptir ve bu geçiş basamağı analogu
    fosforilazın aktif merkezinde okzonyum iyonunu taklit eder.
    • Glikojen fosforilaz, 842 rezidülük altbirimleri birbirine eş
    dimerden oluşan glikojen yıkımının kontrol basamağını
    katalizleyen enzimdir.
    Tavşan kasına ait glikojen fosforilaz a (solda) ve b (sağda)’nin X-ray yapısı.
    Fosforilaz, kofaktör olarak
    pridoksal-5´-fosfat içerir ve
    aktivitesi için gereklidir.
    Bu B6
    vitamini türevi bir Schiff
    bazı ile Lys 679 üzerinden
    fosforilaza kovalent olarak
    bağlıdır.
    X-ray çalışmalarından PLP’ın
    fosfat grubunun enzimin aktif
    merkezine yakın yer aldığı ve bir
    asit-baz katalizörü olarak görev
    aldığı tahmin edilmektedir.8
    • Reaksiyon 2: Glikojenin dallanma noktalarını yıkan enzim, glikojen
    fosforilaz reaksiyonunun tamamlanmasını sağlar.
    • Aynı zamanda α(1 → 6) bağlı glikozil birimlerini de glukoza
    dönüştürür.
    • Sonuç olarak, glikojene ait glukoz rezidülerinin yaklaşık %92’si
    G1P’a dönüşmüş olur.
    • Kalan %8’lik kısım ise dallanma noktalarından elde edilen glukozu
    oluşturur.
    • Glikojenin dallanma noktalarını yıkan enzim, 1540 rezidülük
    monomer yapısındadır.
    • Glikojenin limit dallanma noktasından α(1 → 4) bağlı trisakkarid
    birimini başka bir dallanma noktasının indirgen olmayan ucuna
    transfer ederek bir α(1 → 4) transglikozilaz (glikozil transferaz)
    olarak görev görür.
    • Dallanma noktasında geriye kalan glikozil rezidüsünü ana zincire
    bağlayan α(1 → 6) bağını da aynı enzim hidroliz ederek glukoz ve
    dallanmamış glikojen açığa çıkmasını sağlar. Bu nedenle
    dallanma noktalarını yıkan enzim transferaz reaksiyonu ve
    α(1→6) glukozidaz reaksiyonu için iki ayrı aktif merkeze sahiptir.
    Dallanma noktalarını yıkan enzim tarafından katalizlenen reaksiyonlar.
    α(1 → 4) transglikozilaz (glikozil transferaz)
    α(1→6) glukozidaz
    • Reaksiyon 3: Fosfoglukomutaz G1P’ı G6P’a dönüştürür.
    • G6P da ya glikolizis yolağına girer (kaslarda olduğu gibi) ya da
    glukoza hidroliz olur (karaciğerde olduğu gibi).
    • Aktif fosfo-enzimden G6P’a bir fosforil grubu transferi sonucu
    glukoz-1,6-bifosfat (G1,6P) oluşur ve bu araürün enzimi tekrar
    fosforillleyerek G1P’a dönüşür.9
    (1) C1 karbonuna ait OH grubu fosfoenzime atak yaparak
    defosfoenzim-G1,6P araürününü oluşturur.
    (2) Defosfoenzimdeki Ser-OH grubu C6 karbonundaki fosforil
    grubuna atak yaparak fosfoenzimi rejenere ederken G1P’ın
    açığa çıkmasını sağlar.
    Glikojen metabolizmasının Termodinamiği:
    “Sentez ve Yıkım Yollarını Ayırmak için Gereken İhtiyaç”
    Forforilaz enzimi için G0’
    (standart biyokimyasal koşullar altındaki G)
    değeri +3.1 kJ/mol’dir.
    Bu veriye göre fosforilaz reaksiyonu 25 C’de [Pi]/[G1P]=3.5 olduğu
    zaman dengeye ulaşır (G=0).
    Hücre de bu oran ise 30 – 100 arasında değişir ki, bu da G değerini -5
    ila 8 kJ/mol arasına getirir.
    Dolayısıyla glikojen yıkımı egzergonik bir reaksiyondur. Bunun tersi ise,
    yani G1P ve Pi’den glikojenin sentezi ise istemsiz-endergonik bir
    süreçtir.
    Bu nedenle, glikojen sentezi ve yıkımı ayrı yolaklarla gerçekleşmelidir.
    Çünkü, her iki yolda kullanılan metabolitler benzerdir. Bu nedenle farklı
    enzimatik mekanizmaların rol oynaması gerekir (Fosfofruktokinaz-1 ve
    Fruktoz-1,6-bisfosfataz’da olduğu gibi)
    GLİKOJENEZİS
    (Glikojen Sentezi)
    McArdle hastalığı
    -Nadir, kalıtımsal glikojen depo hastalığı, ılımlı bir egzersiz
    sonrası şiddetli krampların oluşumu
    - Bu hastalardan alınan doku örneklerinin glikojen fosforilaz
    aktivitesinin olmadığı ve glikojen yıkımını gerçekleştiremediği
    görülmüştür.
    -Bu hastaların kaslarında ise normal düzeylerde glikojen
    depolarının olması, sentezin yıkımdan farklı bir mekanizma ile
    oluştuğunun bir diğer kanıtıdır.
    Glikojen sentezi yolunda rol oynayan enzimler;
    UDP-glukoz pirofosforilaz, glikojen sentaz, glikojen dallandırıcı
    enzimdir.
    İlaveten bir de Glikojenin isimli bir protein bulunmaktadır. 10
    UDP-Glukoz Pirofosforilaz Reaksiyonu
    G1P’ın glikojen ve Pi
    ‘a direkt olarak dönüşümü tüm fizyolojik Pi
    konsantrasyonları altında termodinamik olarak istemsiz (pozitif ΔG)
    olduğundan glikojen biyosentezi için ek bir ekzergonik adıma ihtiyaç
    vardır.
    Bu adım, G1P’ın üridin trifosfat (UTP) ile birleşimi olan üridin difosfat
    glukoz (UDP-glukoz veya UDPG) oluşumuna dayanır.
    UDPG’nin yüksek enerjili hali uzayan glikojen zincirine
    kendiliğinden bir glukozil grubu vermesine olanak sağlar.
    • UDP-glukoz pirofosforilaz UTP ve G1P’ın reaksiyonunu
    katalizler.
    • Bu reaksiyonda G1P’a ait fosforil grubu oksijeninin UTP’nin α
    fosfor atomuna atağı sonucu UDPG oluşur ve PPi açığa çıkar.
    • Bu fosfoanhidrit değişiminin ΔG°´ değeri beklenildiği gibi sıfıra
    yakındır.
    • Ardından, oluşan PPi ortamda bulunan inorganik pirofosfataz
    enzimi tarafından katalizlenen ekzergonik bir reaksiyonla
    hidroliz olur.
    • Bu nedenle UDPG oluşumuna ait toplam reaksiyon da
    ekzergoniktir.
    UDP-glukoz pirofosforilaz tarafından katalizlenen reaksiyon.
    • UDP-glukoz pirofosforilaz UTP ve
    G1P’ın reaksiyonunu katalizler.
    • Bu reaksiyonda G1P’a ait fosforil
    grubu oksijeninin UTP’nin α fosfor
    atomuna atağı sonucu UDPG oluşur
    ve PPi açığa çıkar.
    • Bu fosfoanhidrit değişiminin ΔG°´
    değeri beklenildiği gibi sıfıra yakındır.
    • Ardından, oluşan PPi ortamda bulunan
    inorganik pirofosfataz enzimi tarafından
    katalizlenen ekzergonik bir reaksiyonla
    hidroliz olur.
    • Bu nedenle UDPG oluşumuna ait
    toplam reaksiyon da ekzergoniktir.
    Glikojen Sentaz Reaksiyonu
    •Glikojen sentaz reaksiyonu ile UDPG’ye ait glikozil birimi bir α(1
    → 4) bağı oluşturmak üzere bir glikojen zincirinin indirgen
    olmayan ucundaki C4-OH grubuna transfer edilir.
    •Bu reaksiyonda da glikojen fosforilaz reaksiyonunda olduğu gibi
    bir okzonyum araürünü üzerinden ilerlediği düşünülmektedir.
    •Memeliler glikojen sentazın %70 benzerlikte iki izoformunu
    eksprese ederler; biri çoğunlukla kasta diğeri ise karaciğerde
    bulunur.
    •Bitkiler ve bakteriler ise nişasta/glikojen sentazlara sahiptirler
    fakat bu canlılar UDP-glukoz yerine glukoz donörü olarak ADPglukozu kullanırlar.11
    • Glikojen sentaz reaksiyonu için ΔG°´ değeri -13.4 kJ/mol’dür
    ve bu reaksiyon glikojen yıkımındaki istemli gerçekleşen
    glikojen fosforilaz reaksiyonunun gerçekleştiği koşullarda
    istemlidir.
    • Bu iki reaksiyon bir arada düşünüldüğünde glikojenin
    döngüsel olarak sentez ve yıkımı sürekli bir hareket
    makinasından çok gücünü UTP hidrolizinden sağlayan bir
    motora benzetilebilir.
    • Tüketilen UTP, nükleozid difosfat kinaz tarafından
    katalizlenen fosfat transferi reaksiyonu ile tekrar üretilir.
    • Glikojen sentaz iki glukoz rezidüsünü basit bir şekilde
    birleştiremez, sadece hazır bulunan bir α(1 → 4) bağlı glukan
    rezidüsünü genişletebilir.
    • Peki glikojen sentezi nasıl başlar?
    • Cevap, glikojen sentezinde bir glukoz rezidüsünün yarı-katalizli
    olarak «glikojenin» adı verilen 332 rezidülük homo-dimerik bir
    proteinin Tyr 194’e ait OH grubuna aktarılmasıyla başlar.
    • «Glikojenin», glukan zincirini UDP-glukoz tarafından sağlanan
    ~9 rezidüye kadar genişleterek glikojen sentezinin başlaması
    için bir primer oluşturur.
    • Glikojen sentaz bu noktadan sonra devreye girerek senteze
    devam eder.
    • Glikojen granüllerinin analizi sonucunda bu iki enzimin 1:1
    oranda bulundukları gösterilmiştir.
    Glikojenin iki farklı reaksiyonu
    katalizler. İlk olarak Tyr 194
    üzerindeki hidroksil grubunun UDPglukozun glikozil artığındaki C1
    karbonuna atağı ile glikozillenmiş Tyr
    rezidüsü oluşur.
    Ardından, terminal glukozun C4
    hidroksil grubu başka bir UDP-glukoz
    molekülünün C1 karbonuna atak
    yapar ve bu sekans α(1→4)
    glikozidik bağı ile bağlı sekiz glukoz
    rezidüsü içeren bir glikojen molekülü
    meydana gelinceye kadar uzamaya
    devam eder.12
    Bir glikojen molekülünün yapısı.
    Merkez glikojenin molekülünden başlayarak, glikojen zincirleri (12 - 14
    rezidülük) katmanlar halinde genişler. İç kısımdaki zincirlerin her birinde iki adet
    α(1→6) dallanma noktası bulunur. Dış katmandaki zincirlerde dallanma yoktur.
    Olgun bir glikojen partikülünde 12 adet katman bulunur (burada sadece 5
    tanesi gösterilmiştir). 21 nm yarıçaplı ve Mr ~1 × 107 olan bir glikojen molekülü
    yaklaşık 55,000 adet glukoz rezidüsü içerir.
    Glikojen sentaz tarafından katalizlenen reaksiyon.13
    Glikojen Dallandıran Enzim
    •Glikojen sentaz sadece α(1 → 4) bağı oluşumunu katalizleyerek α-
    amiloz meydana getirir. Dallanarak glikojen oluşumu 700 rezidülük
    monomerik bir enzim olan amilo-(1,4→1,6)-transglikozilaz (glikojen
    dallandıran enzim) tarafından katalizlenir.
    •Her bir dal ~7 glikozil rezidüsünden oluşan terminal zincir parçalarının
    aynı veya başka bir glikojen zincirindeki glukoz rezidüsünün C6-OH
    grubuna transferi ile meydana gelir.
    •Transfer edilen her bir parça en az 11 rezidülük bir zincirden gelmelidir
    ve yeni dallanma noktası diğer dallanma noktalarından en az 4 rezidü
    uzaklıkta bulunmalıdır.
    Glikojen’in dallanma reaksiyonu.
    GLİKOJENOLİZİS VE
    GLİKOJENEZİN METABOLİK
    REGÜLASYONU
    Glikojen biyosentezi, glikojen sentaz enzimi ve glikojen
    yıkımı da glikojen fosforilaz enzimi üzerinden allosterik
    efektörler, kovalent modifikasyon ve hormonal kontrol
    mekanizmaları aracılığıyla regüle edilir.
    • Enzim hem allosterik etkileşimler hem de kovalent modifikasyon ile regüle edilir.
    • Enzim katalizli modifikasyon prosesi ile fosforilazın iki formu arasında geçiş
    sağlanır:
    • Fosforilaz a, her iki altbiriminde de Ser 14’e bağlı fosforil grubu esterine
    sahiptir.
    • Fosforilaz b, fosforil grubuna sahip değildir.
    • Fosforilazın allosterik inhibitörleri ATP, G6P ve glukozdur.
    • Allosterik aktivatörü ise enzimin fosforile/defosforile formları ile farklı şekilde
    etkileşime girerek duyarlılığı yüksek bir kontrol sağlayan AMP molekülüdür.
    Enzimin
    ligand
    bağlanan
    bölgelerinin
    şematik
    gösterimi.
    Glikojen fosforilazın metabolik kontrolü14
    Glikojen fosforilaz aktivitesinin kontrolü.
    Enzim, enzimatik olarak
    inaktif T konformasyonu
    (üstte) veya katalitik olarak
    aktif olan R formu (altta)
    arasında geçiş yapabilir.
    Fosforilaz b’nin
    konformasyonu AMP, ATP ve
    G6P gibi efektörler tarafından
    allosterik olarak kontrol edilir
    ve fizyolojik koşullarda en çok
    T halinde bulunur. Buna
    karşılık, enzimin modifiye
    formu, fosforilaz a, bu
    efektörlere büyük oranda
    duyarsızdır ve glukoz düzeyi
    çok yüksek olmadıkça R
    halinde bulunur.
    Olağan fizyolojik koşullar altında, glikojen fosforilazın enzimatik aktivitesi,
    enzimin modifikasyon/demodifikasyon hızı ile belirlenir. Enzimin sadece T
    formunun modifiye/demodifiye edildiği unutulmamalıdır, bunun sonucu
    olarak efektörün bağlanması modifikasyon/demodifikasyon hızını etkiler.
    • Karaciğerde, glukoz fosforilaz a’nın allosterik inhibitörüdür ve T
    formuna geçmesini sağlar. Aynı zamanda fosforilllenmiş serinleri
    fosfataz tarafından hidroliz olmaya hazır hale getirir. Bu durum
    dengeyi fosforilaz b yönüne kaydırır.
    • Kasta, primer allosterik efektörler ATP, AMP ve G6P’dır. Kaslar
    kasılma sırasında ATP’yi kullandığında, AMP düzeyi yükselir ve
    artan AMP fosforilaz b’nin aktif olan R formuna geçmesini
    tetikler.
    • ATP bolluğunda veya G6P oluşturulduğunda, bu moleküller
    dengeyi T formuna geri çevirerek allosterik inhibitör olarak
    davranırlar.
    • Bu değişimler, glikojenin enerjiye ihtiyaç duyulduğu yüksek AMP,
    düşük [G6P] ve düşük [ATP] durumlarında yıkılacağını gösterir.
    Tam tersi durumda (düşük [AMP], yüksek [G6P] ve yüksek
    [ATP]) yani enerji ihtiyacı olmadığında glikojen yıkımı düşüktür.15
    • Glikojen sentazın aktivitesi glikojen fosforilazda olduğu gibi aynı tip kovalent
    modifikasyon ile düzenlenir. Aradaki fark cevabın tamamen ters olmasıdır.
    Glikojen sentaz, fosforile haldeyken inaktif, defosforile haldeyken aktif
    formundadır.
    • Hormonal sinyaller (glukagon veya epinefrin) glikojen sentazın cAMP bağımlı
    protein kinaz üzerinden fosforillenmesini stimule ederler. Glikojen sentaz
    fosforilaz kinaz ve glikojen sentaz kinaz gibi enzimler tarafından da
    fosforillenebilir.
    • Glikojen sentaz, fosforilazdan fosfat grubunu uzaklaştıran aynı fosfoprotein
    fosfataz tarafından defosforillenir.
    Glikojen sentazın metabolik kontrolü
    • Glikojen sentaz aynı zamanda allosterik olarak da kontrol edilir.
    ATP varlığında inhibe olurken, G6P aktivatör olarak davranır.
    Fakat, enzimin iki formu G6P’a farklı yanıt verir.
    • Fosforile (inaktif) formu «glikojen sentaz D» (G6P bağımlı)
    olarak adlandırılır çünkü sadece çok yüksek G6P
    konsantrasyonlarında aktiftir.
    • Defosforile formu «glikojen sentaz ɪ» (G6P bağımsız) olarak
    adlandırılır çünkü düşük G6P konsantrasyonlarında dahi aktiftir.
    Glikojen sentaz aktivitesi üzerinde insülin’in etkisi.
    İnsülinin karaciğer ve kaslardaki plazma membranı reseptörlerine bağlanmasıyla protein kinaz kaskadları
    uyarılır ve glikojen sentezi başlar. İnsülinin etkisiyle glikojen sentaz kinaz 3 (GSK3) inaktif hale gelirken,
    fosfoprotein fosfataz 1 (PP1) aktif hale geçer ve GLUT4 (glukoz taşıyıcı membran proteini) plazma
    membranına yerleşir. Glukozun hücre içine alımı ile birlikte glikojen sentezi için substrat sağlanır. Öte
    yandan, G6P glikojen sentazın inaktif formunu allosterik olarak aktive eder.16
    Glukagon ve epinefrin,
    sırasıyla, karaciğer ve kasta
    glikojen yıkımını aktive eden
    ve glikojen sentezini inhibe
    eden kaskad reaksiyonlarını
    aktive ederler.
    Glikojen depolanmasında görülen kalıtsal hastalıklar.
    KAYNAKLAR
    Lehninger, Principles of Biochemistry, Fifth Edition
    Donald Voet and Judith Voet, Biochemistry, Third Edition

  • #2
    Her hakkı BAŞKENT ÇANKAYA SPOR KULÜBÜ’ ne aittir
    1
    ANTRENMAN VE KAS GLİKOJEN İLİŞKİSİ
    Enerjinin Vücutta Depolanış Şekli
    1-ATP Adenosine trifosfat
    2-CP Kreatin Fosfat
    3-Karbonhidratlar
    - Kas glikojeni
    - Karaciğer glikojeni ve kan glikozu
    4-Yağlar
    5-Proteinler
    ATP: Vücutta kas çalışması için kullanılacak tek enerji kaynağıdır. Diper bütün enerji
    içeren kimyasal bileşikler ATP yi yeniden sentezlemek için kullanılırlar.Kaslarımız çok sınırlı
    miktarda ATP içerirler ve ATP egzersize başladıktan birkaç saniye sonra tüketilir.Çalışan kas
    liflerine gereken ATP yine aynı kas liflerinde depolanmış diğer enerji kaynaklarıyla çok
    çabuk yenilenmek zorundadır.
    CP: ATP nin yeniden sentezlenmesi için gerekli enerjinin en hızlı sağlandığı kimyasal
    maddedir.Kas çalışmasını maksimal şiddette 10-15 sn devam ettirecek kadar sınırlıdır.CP
    tüketildikten sonra kaslar için gerekli enerji karbonhidratlar,yağlar ve proteinlerden alınmak
    zorundadır.
    Karaciğer Glikojeni ve Kan glikozu
    Kan glikozu genel olarak kan şekeri olarak adlandırılır. Besinlerin sindirimi sırasında
    mideden kana karışan glikozdur. Dinlenik durumdayken kan glikozu depo deileceği kaslara
    ve karaciğere taşınır.
    Karaciğere giren glikoz glikojen olarak depo edilir. Ancak karaciğer glikojeni
    kasların ihtiyacını karşılamak için kaslara taşınmadan önce tekrar glikoza dönüştürülmek
    zorundadır.
    2
    Karaciğer glikojeni ve kan glikozunun yarışmalar sırasında enerji kaynağı olarak
    hiçbir katkısı yoktur. Karaciğer glikojeni ve kan glikozu dayanıklılık egzersizlerinde kas
    glikojenine destek olabilmektedir, ancak kas glikojeninin yerini tutamaz.Çünkü yüzücünün
    kas glikojeni tükenmeden daha fazla iş yapmasını sağlar.
    Egzersiz sonrası toparlanma sırasında kas glikojeninin eksikliklerini doldurarak diğer
    bir önemli görevi yerine getirir.
    KARBONHİDRATLAR: Basit şekerler ve nişastadan meydana gelmişlerdir. Glikoz,
    ATP nin yeniden sentezinde kullanılan basit bir şekerdir. Basit ve kompleks şeker ve nişasta
    içeren besinler sindirim süresince glikoza dönüştürülürler ve kana karışırlar buradan da
    hücrelere taşınırlar.
    Kas Glikojeni: Kas hücrelerine giren glikoz, glikojen olarak depolanır. Kas glikojeni,
    glikoz molekülleri zincirinden meydana gelmiştir. Egzersiz başladığında kaslarda depo edilen
    glikojen tekrar glikoza dönüştürülür. Bu işleme glycolysis adı verilir.ATP nin yeniden sentezi
    için gereken enerji işte bu zincirleme süreçler sırasıda açığa çıkar.Kas glikojeninden elde
    edilen enerji,diğer karbonhidrat formlarından daha çabuk kullanılır hale getirilebilir çünkü kas
    içerisinde depo edilebilirler ve taşınmalarına gerek yoktur.Sonuç olarak bütün fakat özellikle
    çok kısa yüzme yarışmalarında ATP nin yeniden sentezlenmesinde gereken ilk enerji
    kaynağıdır.
    YAĞLAR: Yağ metabolizmasının temel rolü antrenmanlar sırasında ATP nin yeniden
    sentezi için gerekli enerjiyi sağlamaktadır. Yağlar sadece aerobik yollarla metobolize edilirler
    ve bu işlem yağ depolarından kaslara taşınması gibi ek bir taşıma süresi içerir. Yağ
    metabolizması yavaş ve orta hızlarda yüzülen uzun tekrar setlerinde önemli miktarda enerji
    sağlamaktadır. Bu kas glikojeninin kullanım miktarını azaltmakta ve yorgunluğu
    geciktirmektedir.
    PROTEİNLER: Vücuttaki önemli tamponlayıcılardan biridir. Proteinler egzersiz
    sırasında vücut sıvılarının asit, temel dengesinin ayarlanmasında rol oynar.
    3
    ENERJİ SİSTEMLERİ
    Sistem Kimy.Kayn. Oks.Gereks. Hız ATPüret
    1.Anaerobik
    ATP-CP Fosfokreatin hayır en hızlı az, sınırlı
    La sist. Glikojen hayır hızlı az, sınırlı
    .
    2 Aerobik Glikojen yağlar evet yavaş çok, sınırsız
    Oksijen proteinler
    ANTRENMAN İLİŞKİSİ
    Bir yüzücünün çok fazla end 1 ve end 2 yaptıktan sonra kas glikojenindeki değişim
    azalma yönünde olmaktadır. Belirleyici olarak haftanın ilk üç günü bu tarz çalışmaların
    üstüne kas glikojen kullanım oranı yenilenme oranını aşacaktır. Dolayısıyla 4. gün belirgin bir
    tükenmeye yol açılmış olacaktır.
    Sporcular bu yoğun antrenmanı haftanın sadece 4 günü yapabilecek düzeydedirler. Geri
    kalan 3 gün ise kas glikojeninin yenilenmesine ayrılmaktadır. Üstelik sporcular toparlanma
    günlerinde de antrenman yapmaktadırlar.
    Gerçek anlamda genel dayanıklılık setleri toparlanma günleri için mükemmel
    antrenmanlardır. Az miktarda kas glikojeni kullanılsa da yağ metabolizması devreye gireceği
    için, glikojenin yenilenme hızı kullanım hızını aşacak dolayısıyla bir sonraki antrenman
    gününe depolar yenilenmiş olarak gelinecektir.
    Sprint antrenmanlarının her 3 seviyesi de toparlanma günleri için kullanılabilir. Tipik bir
    kısa koşu antrenmanı kas glikojeninin %25- 30 unu kullanacaktır. Kas glikojeninin%50 si 12
    saat sonra yenilenmekte dolayısıyla yenilenme hızı kullanım hızını aşmaktadır.
    Kas glikojen depolarının yenilenmesi
    - Yapılan egzersizin tipi
    - Toparlanma periyodunda kullanılan karbonhidrat miktarı
    1.Sürekli Dayanıklılık Egzersizleri
    - Toparlanmadan 1-2 saat sonrasına kadar sadece çok az kas glikojeni yenilenmiştir.
    4
    — Kas glikojeninin tam yenilenmesi. Dayanıklılık antrenmanını takiben yüksek
    karbonhidratlı diyet gerektirmektedir (yaklaşık 46 saat).
    — Kas glikojeni. Yüksek karbonhidratlı diyet sonrası egzersizi takiben daha hızlı
    yenilenmiştir.(%60.ilk 10 saat)
    — Besin kaynağı olarak karbonhidratların seçilmesi etkili olmuştur.
    2.Kısa Süreli Yüksek Şiddetli
    —Karbonhidrat alınmaksızın önemli miktarda kas glikojeni 30 dk 2 saat içinde
    yenilenmiştir.
    —Kas glikojeninin tam yenilenmesi normal karbonhidrat alımından daha fazla
    alınımı gerektirmektedir.
    —Normal veya yüksek karbonhidrat diyetinde kas glikojeninin tam yenilenmesi 24
    saat sürebilmiştir.
    —Kas glikojen depolarının yenilenmesi ilk birkaç saatte daha hızlıdır.% 39 u ilk
    saat,% 53 ü 5 saat içerisinde yenilenmiştir.
    % KAS GLİKOJEN
    EGZERSİZ TİPİ TÜKETİMİ KAYNAK
    ANAEROBİK EGZERSİZ
    1- 1x30 sn max. bisiklet erg 25 Jacobs ve ark, 1983
    2- 1x30 sn max. Koşu 25 Cheetham va ark, 1986
    3- 6x1 dk max. Bisiklet erg. 40 Golnick ve ark, 1973
    4-Yüksek şiddetli 25m. Ve 100m. 35 Houston,1978
    Tekrarlı 2200m.
    AEROBİK EGZERSİZ
    1- 6x500m 1 dk ara 54 Costill ve ark, 1988
    2- 30x100m 20 sn ara 69 Costill ve ark,1988
    3- 12x500m 1 dk ara 62 Costill ve ark,1988
    4- 60x100m 20 sn ara 85 Costill ve ark,1988 Her hakkı BAŞKENT ÇANKAYA SPOR KULÜBÜ’ ne aittir
    5
    5- 50m ve 400m lerde 62 Houston,1978
    Kısa aralarla 9000m
    6- 30m koşu 60 Coustill ve ark,1973
    7- 2 saat bisiklet 75 Bovens 1985
    Antrenman Planlamasında Kas Glikojeninin Yeri

    Bazı araştırmalar kas glikojen seviyesinin hemen hemen tüketildiğinde, çalışma
    kapasitesinin düştüğünü göstermektedir.
    Antrenman performansı kas glikojen seviyesi ile doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla
    hangi tip antrenmanın kas glikojen seviyesini daha çok tüketeceği ve dinlenme periyotlarında
    hangi tip antrenmanın yapılacağı önemli olmaktadır.
    Anaerobik eşik (end 2-A3-AT-zone2-AEC) ve en çok 02 kullanımını geliştirici
    dayanıklılık antrenmanları (end 3-MV02-zone3-AEP) en fazla tüketimin olduğu düzeylerdir.
    Yağlar düşük şiddetli temel dayanıklılık(end1-A1-A2-AEC) setlerinde ATP nin yeniden
    sentezi için gerekli enerjinin büyük kısmını karşılarlar.
    Sprint antrenmanlarında ise glikojen tüketimi en çok olmasına karşılık setlerin
    mesafeleri kısadır. Dolayısıyla end1 ve end2 (A!-A2-AEC-A3-AT-zone2-AEC)de
    kullanılandan daha azdır.
    Görüldüğü gibi aerobik egzersizler kas glikojeninin kısa süreli anaerobik
    egzersizlerden neredeyse iki kat daha fazla tüketilmesine yol açmıştır.
    Antrenman içinde yer alan sprint setleri end2 ve end3 setlerinden ayrıştırıldığında
    yapilan bu tarz bir antrenman toplam kas glikojeninin % 25 30 unu kullandığından üstüne
    yapılan iyi bir karbonhidrat diyetiyle kas yaklaşık 12 saat içinde tam doyuma ulaşır.özellikle
    yarış öncesi kasların tam dolması açısından bir gün öncesinde yapılacak spr2-3 ant ları bunu
    sağlar.
    Hazırlayan : Murat Özdoğan
    23.11.2007

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X