Leptospiroz nedir
Leptospiroz kan yoluyla bulaşan bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir. İnsanda kan yoluyla yayılan bir enfeksiyona neden olur; bu*nu, değişik organlarda yerleşim gösteren ikinci evre izler. Böbrek, karaciğer, be*yin zarı gibi yapılardaki yerleşimler, hastalığın değişik klinik tiplerini oluşturur.
Nedenleri
Leptospira, çapı 0,1 mikron olan, uzun*luğu ise yaşadığı ortamın koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilen (2-15 mikron ya da daha çok) bir mik*roorganizmadır. Birbirine yakın çok sa*yıda ince kıvrımdan oluşur ve uçları ti*pik olarak çengel biçiminde kıvrılmıştır. Kıvrılma hareketleriyle ilerler.
Leptospiranın fiziksel ve kimyasal etkenlere direnci azdır. Yaşadığı ortamın kuruması, 50°C sıcaklık, donma, hafif dezenfektanlar, ölmesi için yeterlidir. Hastalık yapıcı leptospiralar, dış or*tamda su ve çamur gibi koşullarda bir ay ya da biraz daha uzun süre yaşayabilir. Ama çoğunlukla Ömürleri daha kısadır.
Bulaşma yollar?
Yabani ve evcil hayvanlarda çeşitli sptospiroz biçimleri görülür. Hastalık, insanlara her zaman hayvan enfeksiyonlarından bulaşır. Besin zinciriyle hayvandan hayvana geçen enfeksiyon, ise rastlantı sonucu ortaya çıkar, sptospiroz çok sayıda hayvan türünde görülebilir. Ender olarak bazı hayvan ağır bir hastalık geçirdikten sonra taşıyıcı olurlar. Bazıları ise hiçbir zarar görmeden tüm yaşamları boyunca lepspiralan taşıyabilir. Başlıca doğal taşıyıcılar kemiriciler, özellikle fare ve yanlardır. Çoğunlukla evcil hayvanlar köpek, domuz, kedi, at, inek, öküz, koyun) ile birçok yabanıl hayvan türü de (tilki, kirpi, şempanze, kuyruksüren, bazı uçan hayvanlar) taşıyıcı olabilir. Böbrek havuzu ve idrar yolları Leptospiralanın gelişimi için en uygun or*tamdır. Vücuttan da idrar yoluyla atılır*lar. Dış ortamda dirençleri azdır, uzun süre yaşayabilmeleri için bazı toprak, su ve iklim koşullan (sıcak-nemli ik*lim, 25°C-30°C kadar sıcaklık, havada yüksek oksijen oranı) gereklidir. Leptospiralar genellikle bataklık su*larda, bazı bitkilerin (pirinç, şekerkamışı, keten) yetiştirilmesine elverişli top*raklardaki sularda ve madenlerdeki ça*murda bulunur. Elleriyle ayaklan mikroplu suların içinde uzun süre kalarak pirinç tarlala*rında çalışan işçiler, enfeksiyona kolay*ca yakalanır. Sağlıklı ama sürekli su içinde kaldığından yumuşamış olan de*riden ya da derideki küçük sıyrıklardan leptospiralar vücutla girebilir. Pirinç tarlalarında çalışanların dışında kanal ve kanalizasyonlarda çalışanlarda, tatlısu balıkçılannda ve akarsularda yıka*nanlarda da leptospiroz görülebilir. Hastalığın sıklıkla görüldüğü bir başka grup ise leptospira çıkaran hayvanları yani domuzlan yetiştirenlerdir. Köpeklerle ilişki sonucu bulaşma daha enderdir; at ve öküzlerden bulaşmaya ise yok denecek kadar az rastlanır. Lep*tospiralar çoğunlukla deriden vücuda girmekle birlikte, konjunktiva ve (ırmak sulan içildiğinde) ağız yoluyla da bulaşabilirler.
Kazayla suya düşen insanlann solu*num ve sindirim yollanna denetim dışında bol su girdiğinden mukoza yoluy*la leptospira bulaşması kolaylaşır. Bu durumda hastalık kapma olasılığı yük*sektir. Yüzücüler arasında da en çok serbest stilde, yani ağza su girmesine neden olacak biçimde yüzenlerde enfeksiyon görülür.
Belirtileri
Hastalığın çok çeşitli belirtileri vardır; bazıları ağır, bazılan ise hafif ve iyi gidişli birçok klinik tablo bilinir. En iyi bilinen iki biçimi karaciğer ve böbrek hastalığıdır; bunların bulunması tanıya götürücü değer taşır. Ama karaciğerin etkilenmesine bağlı sanlık ya da böbrek bozukluğu ile ilgili belirtilerin bulunma*dığı pek çok olgu da vardır. Klinik belir*tiler iki ana başlık altında toplanabilir: Sanlıklı leptospiroz (yüzde 10-30) ve sarılıksız leptospiroz (yüzde 70-90).
Kuluçka süresi, enfeksiyon etkeni*nin üreme hızına, enfeksiyonun bulaşma yoluna ve hastayla ilgili etkenlere bağlı olarak değişir. Bu süre genellikle 5-15 gündür; en çok 3-20 gün arasında deği*şebilir.
Kuluçka dönemi genellikle belirtisiz seyreder. Olgulann üçte birinde hafif bir genel kırıklık ve halsizlik görülebilir.
Ateş – Hastalığın başlangıcı, etken olan bütün leptospira türlerinde aynıdır: Ani olarak ağır septisemi (kana bakteri yayılması) belirtileriyle başlar. Ateş birkaç saat içinde şiddetli titremeyle birlikte 39°C-40°C'ye yükselir. Buna şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağrılan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma ve kenarlarında kızarma gibi belirtiler eşlik eder. Ateşin hastalığa özgü bir gidişi yok*tur. Genellikle arada azalsa da belirli bir yükseklikte bazen kan zehirlenme*si belirtileri geçici iyileşme gösterebilir. Beşinci ve yedinci günde ateşin nöbet biçiminde düşmesi, leptospiroz olasılığı*nı düşündürmelidir. Bunu birkaç saat ile 1-2 gün arasında değişen kısa bir ateşsiz dönem izler. Sonraki dönemde ateş, baş*langıçtaki kadar olmasa da yüksektir. Ama ateşin gidişi her olguda aynı değil*dir. Düşmesi bazen birkaç gün sürebilir. Olguların büyük bölümünde ateş 10-14 gün, hafif biçimlerde 2-3 gün sürer. Has*talık etkeni çok yavaş ürediği ve ateş hafif yükseldiği için gözden kaçabilen ha*fif olgular da vardır.
Kas ağrıları (miyalji) – Hastalığın başlangıcında ortaya çıkan kas ağrıları, şiddeti ve belirli kasları etkilemesi nede*niyle en önemli belirtilerden biridir; sanlıksız biçimlerde tanı açısmdan büyük önem taşır. Hastalık etkeninin kana ya*yıldığı dönemde özellikle önemli olan kas ağrıları, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması ve ateşin düşmesinden sonra ge*çer. Bütün vücuda yayılmakla birlikte en çok bel, ense ve karında şiddetlidirler. Hareket ve basınç da ağrıları artırır.
Beyin zarı tahrişi belirtileri bütün olgularda başlangıçtan beri şiddetli baş ağrısı bulunur; tahlillerde belirlenmese de bu, beyin zarlarının etkilendiğini gösterir. Beyin zarında tahriş belirtileri her zaman tam olarak ortaya çıkmaz. Bazen hiç klinik belirti yoktur. O za*man hastalık, beyin-omurilik sıvısından (BOS) leptospiraların ayrıştırılması ve sıvıdaki değişikliklerle saptanabilir. Be*lirtiler geçici ve hafif de olsa, seröz bir menenjit (beyin zarı iltihabı) tablosunu kanıtlamaya yeter.
Karaciğerin etkilenmesi – önceden sanılanın tersine, insandaki leptospirozda her zaman sarılık bulunmaz, olguların yalnız küçük bir bölümünde görülür. Sarılık gelişme oranı, ülkenin koşullarına, etken olan leptospira türüne, hasta*nın yaşadığı ortama ve özellikle iyi gidişli sanlıksız olgular içinde tanı koyulabilenlerin sayısına göre değişir. Kara*ciğerdeki değişiklikler ancak ayrıntılı incelemelerle kanıtlanabilecek kadar hafif de olsa, sanlıksız gidişli olguların büyük bir bölümünde karaciğer etkilen*miştir. Karaciğer elle muayenede ge*nellikle hafif ağrılı ve biraz büyümüş bulunur. Olguların küçük bir bölümünde sa*rılık, hastalığın 5-6. gününde ortaya çı*kar; başlangıcı genellikle ateşin düştüğü döneme denk gelir. Deri bu günlerde damar genişlemesi nedeniyle turuncu renk almıştır, bu durum genellikle alev ya da nar rengi olarak tanımlanır.
Böbrek belirtileri – Böbreklerle ilgi*li belirtiler sıklık ve özellik açısından leptospira enfeksiyonunun temel bulgu*ları olarak kabul edilir. Genellikle fazla şiddetli olmayan belirtilerle ortaya çı*kan akut bir nefroz söz konusudur; bu durum çok seyrek olarak ağır ve ölüm*cüldür. Böbrek bozulmasının çeşitli de*recelerde belirtileri gözlenebilir. Ödem ve yüksek tansiyon bulunmaması, has*talığın en önemli özelliğidir. Olguların büyük bir bölümünde böbreklerin etki*lenmesi, birkaç gün içinde ortadan kay*bolan bu belirtilerle kendini göstermeye başlar. Ağır biçimlerde ise idrar yoğun*luğunda anlamlı bir azalma, ayrıca idrar miktarında azalma (olgun) ya da azoteminin artmasıyla birlikte tam bir idrar durması (amiri) görülür, İdrarda leptos*pira bulunması 6-7. günden başlayarak saptanabilir. İyi gidişli biçimlerde, de*ğişken bir dönemden sonra idrar yeni*den normale döner. Ağır olgularda ise hasta üremik komaya girerek birkaç gün içinde ölebilir.
- Kalp-dolaşım sistemi belirtileri leptospira enfeksiyonu az ya da çok belirgin bir kan basıncı düşmesine ne*den olur. Nabız yumuşaktır ve sıklığı ateşin gidişiyle uyum göstermez. Kalp kası da hafif biçimde etkilenir. Ek atımlarla (ekstrasistol) birlikte kalp atım düzeninde bozukluklar görülür. Zehirlenmenin önde olduğu enfeksiyon belirtileriyle seyreden bir miyokardi: (kalp kası iltihabı) tablosuna çok ender rastlanır.Yüksek tansiyon bütün hastalık do*nemi boyunca ve iyileşme döneminde de sürer. Olguların büyük bir bölümün*de elektrokardiyografide önemli bir de*ğişiklik saptanmaz.
Kanama belirtileri hastalık özel*likle Akdeniz bölgesinde sıklıkla konjunktiva ve ağtabaka kanamalan ile or*taya çıkar. Özellikle belirtilerin şiddetli olduğu ağır olgularda küçük odaksal kanamalar, derialtı ve derin dokularda hematomlar (kan oturması), makattan siyah kan gelmesi (melena), mideden kan gelmesi (hematemez), âdet dışı ka*nama düzensizlikleri (metroraji), beyni ve beyin zan (meninks) ya da solunum sistemi kanamalan gelişebilir.
• Göz değişiklikleri – Genellikle hafif, iyi huylu ve hastalığa özgü değişiklikler*dir. Konjunktivanın küçük ve orta da*marlarının genişlemesiyle gelişen kıza*rıklık, kılcal damarlar da genişledi?inde yüze tipik bir görünüm verir. Konjunktiva altı kızarıklık çok erken gelişir ve 5-7 gün içinde geriler. Hasta yanma duygusu, gözyuvarlarında hafif ağrı, sulanma ve ışığa karşı aşırı duyarlılıktan yakınır. Ender olarak iridosiklit (iris ve kir*piksi cisim iltihabı), üveit (uvea iltiha*bı) ya da irit (iris iltihabı) gibi daha ağır enfeksiyonlar görülebilir.
Deri-mukoza değişiklikleri – leptospiralann salgıladığı zehirli maddelerin etkisiyle küçük damarlarda genişle*me görülebilir. Hastanın yüzü kızarmıştır, mukoza*larda hafif kanlanma artışı, konjunktivada şişme, deride ise kızarıklık bulunur. Genellikle olgulann yüzde 10′unda kızıl ya da kızamığa benzeyen yaygın bir dö*küntü ortaya çıkar; bu bazen sırt, omuz*lar ve boyunda lekelerle sınırlı olabilir. Döküntü, hastalığın 2-3. gününde başlar ve birkaç saat içinde hızla geriler. En sık (olgulann yüzde 30′unda) görülen deri belirtilerinden biri de dudaklardaki uçuk enfeksiyonudur.
• Solunum sistemi değişiklikleri ol*gulann yaklaşık yüzde 50′sinde yutak-gırtlak bölgesinde kızarma, sıklıkla da belirli bir özelliği olmayan, sıradan mikroplara bağlı hafif bir bronşit görülür. Bronş-akciğer enfeksiyonlan ender olarak gelişir ve bu enfeksiyonlann çok azında etken leptospiralardır. Leptospirozda gelişen akciğer değişikliklerinin önemli özelliği, solunum ağacından kan gelmesidir (hemoptizi).
Sindirim sistemi değişiklikleri – iş*tahsızlık, bulantı, kusma sık görülür. Dil genellikle düzleşmiş ve kenarları kı*zarmıştır. Bağırsak hareketlerindeki değişikliklerin belirli bir düzeni yoktur, bazen ishal, bazen de kabızlık görülür.
Klinik biçimler
Karaciğer, böbrek ve beyin zarlanndaki ilerleyici değişikliklere bağlı olarak leptospiroz karaciğer-böbrek iltihabı, böb*rek hastalığı, ya da lenfositer (lenfositle*rin egemen olduğu) beyin zan iltihabı tablolan oluşturabilir. Çeşitli leptospira türleri, bölgeden bölgeye değişen üreme hızlan, iklim, ortam ve hastanın vücut koşullan, yalnızca hastalığın gidişini ve şiddetini değil, enfeksiyonun klinik belir*tilerini saptamak açısından da önemlidir.
• Karaciğer böbrek iltihabı biçim*leri – Hastalık ağır bir enfeksiyon tablo*su ve genel durumda şiddetli bozulmay*la başlar. Şiddetli baş ve kas ağrılan gö*rülür. Olguların yansında ateş iki aşa*malı bir gidiş gösterir ve 10-14. güne doğru hafifleyerek düşer. Beşinci güne doğru değişken bir şiddette sarılık orta*ya çıkar; gözaklarının hafif sararmasıyla sınırlı olabileceği gibi, 1-2 gün içinde hızla şiddetlenebilir. Böbrek değişiklik*leri, olgulann büyük bölümünde idrar tahliliyle ortaya konabilen hafif bozuk*luklar ya da kan azot düzeyinde belirgin bir artış biçimindedir.
Kanama bozuklukları hafif burun kanamalan, konjunktiva ya da dişeti ka*namaları ve hafif derialtı kanama odaklanyla sınırlıdır; daha ender olarak id*rarda çıplak gözle saptanabilen kan gö*rülebilir. Başlangıçtan beri şiddetli olan ağır sinirsel değişiklikler, tifo belirtileri, çılgınlık hali, ajitasyon, erken ve şiddet*li sarılık, kan azot düzeyinin hızla art*ması, belirgin idrar azalması ya da tam idrar durması ile seyreden az sayıda ol*gu görülmüştür. Bunlar ölümcül sonuç veren kötü gidişli biçimlerdir. Ölüm, hastalığın ilk gününde kalp-dolaşım sis*teminin iflası sonucunda ya da 7-10. gü*ne doğru üremi ile gerçekleşir.
• Beyin zarı iltihabı – Sekiz-on gün süren iyi gidişli bir hastalık gibi başlar. Leptospirozlara özgü genel enfeksiyon belirtileri, bazen de belirgin beyin zan iltihabı bulgularıyla ortaya çıkar. Bu belirtiler çok ender olarak hafif şiddet*tedir. Bazı olgular çok hafif ve kısa sü*reli olduğundan dikkati çekmeyebilir. Dalak genellikle büyük, karaciğer normal boyutlardadır. Genellikle böb*rek işlevlerinde hafif bir bozulma var*dır. Sanlık pek görülmez. Bu biçimle*rin özelliği, ateşin düşmesi ve beyin zarı iltihabı bulgularının hafiflemesiyle birlikte vücut sıcaklığının iki aşamalı gidişi ve ateş yeniden yükselirken has*talığın da yeniden alevlenmesidir.
• Böbrek hastalığı – Yalnız böbrek bo*zukluklarının ön planda olduğu leptospiroz olgulan ender görülür ve özellikle nedenlerine yönelik veri olmadığında ta*nı konması güçtür. Böbreklerdeki deği*şiklikler nefron boşluklarını ve böbrek dokusunu etkiler. Buna doku içinde ka*namalara yol açan bir böbrek iltihabı da eklenebilir. Hastalık tipik olarak zehir*lenme ve enfeksiyon belirtileriyle başlar, birkaç gün sonra nefron borucukları ve böbreklerdeki belirtilere idrar ve kanama belirtileri de eklenir. Kan basıncı yüksel*mesi ve ödem, kural olarak yoktur. Çok ender olarak tedaviye dirençli idrar dur*ması ile birlikte hasta ağırlaşır ve birkaç saat içinde üremi gelişir; iyileşmeye yüz tutan biçimlerde birkaç gün sonra aşamalı olarak yeniden idrar çıkarılır, kan azot düzeyi ve idrar normallesin Kural olarak kalıcı doku yıkımı olmadığından, böbrek işlevi de tümüyle normale döner.
• Sarılıksız ateşli biçimler – özellikle Avrupa'da en sık görülen biçimlerdir ve değişik ülkelerde değişik adlarla anılır*lar. Çeşitli ülkelerde klinik tablo ve ana özellikleri aynı olmakla birlikte, enfek*siyon etkeni ve çevre koşullarına bağlı olarak bazı değişiklikler gösterebilirler.
Almanya'da hastalık etkeni Leptospira grippo-typhosa Feldfieber (tarla ateşi) ya da Schlommfieber (çamur ate*şi) diye bilinir. Bunlar çamurlu toprak*larda çalışan köylüleri etkiler ve genel*likle salgına neden olur. İtalya'da son yıllarda pirinç tarlalarında çalışan işçi*lerin aşılanması hastalığın sıklığını be*lirgin ölçüde azaltmışsa da, leptospiroz hemen hemen her zaman pirinç tarımıyla bağlantılı olmuştur. Türkiye'de lep*tospiroz olgulannın büyük bölümü Ka*radeniz Bölgesi'nde görülmektedir.
Sanlıksız ateşli biçimlerin özelliği karaciğer, böbrek ve beyin zan bozukluklan olmadan, gribe benzer belirtilerle ortaya çıkmalarıdır. Ateş aniden başlar. Ateş birkaç saatte en yük*sek düzeye ulaşır ve kısa iyileşme dö*nemleri dışında hastalığın sonuna değin yüksek kalır. Daha hafif gidişli olgular*da (yaklaşık yüzde 25) ateş birkaç gün boyunca 38°C'nin biraz üstünde kalır. En yaygın belirti olan baş ağrısı erken başlar ve olguların yüzde 25′inde beyin zarının belirgin biçimde etkilendiği görü*lür. Olguların yüzde 70′inde şiddetli kas ağrılarının bulunması tanıyı kolaylaştırır.
Hasta konjunktivalannda kızarma ve yanma duyusu tanımlar; çok tipik bir yüz görünümü vardır. İştahsızlık, yutakta kı*zarıklık, genellikle hafif bronş yakınma*ları görülür. Karaciğer ve böbrek belirti*leri kural olarak bulunsa da çok şiddetli değildir. Olguların yaklaşık yansında ka*raciğer hafifçe büyümüştür ve elle mua*yenede hafif ağrılıdır. Kanda bilirubin düzeyi hafifçe artar, idrarda ürobilin, al-bümin, silindir ve alyuvar görülür.Hastalık 8-12 gün içinde iz bırakma*dan geçer. iyileşme dönemi uzundur ve yoğun bir halsizlik vardır. Son derece hafif gidişli, çok kısa sü*reli belirtilerin muayenede fark edilme*diği biçimler de sık görülebilir.
Tanı
Karaciğer-böbrek belirtileriyle ortaya çıkan ağır biçimlerin tanısı kolaydır. Ancak sarılık öncesi evrede, başka ge*nel hastalıklardan (tifo ateşi, sepsis [kanda bakteri üremesine karşı tepki] vb) ayırt edilmesi güç olabilir. Daha az tipik belirtilerle ortaya çı*kan biçimlerde ayırıcı tanı çok güçtür. Basit karaciğer iltihabıyla başlayan lep-tospirozda en büyük güçlük, viral hepatit ile ayırıcı tanı konmasıdır.
Sarılıksız biçimlerin en önemlilerin*den olan leptospiroz kökenli beyin zarı iltihabı, beyin-omurilik sıvısının berrak olmasıyla, özellikle viral ve başlangıç evresindeki verem kökenli beyin zan il-tihaplanna benzer.Yalancı grip biçimini gripten, yalan*cı romatizmal belirtilen de gerçek romatizmal hastalıktan ayırt etmek gerekir. Kesin tanı doğrudan mikroskop ve kültür incelemeleri ile dolaylı testlere (bağışıklık testleri) dayanır. Doğrudan mikroskopik inceleme, kanda leptospira bulunan evrede kana, enfeksiyonun ikinci haftasından sonra da idrar ve beyin-omurilik sıvısına uygula*nır. Ama tanı açısından çok önemli değildir. Tanıya götürücü inceleme yönte*mi, alman örneğin (kan, beyin-omurilik sıvısı, idrar, böbrek biyopsi örneği) uy*gun besiyerlerine ekilmesidir. Hastalığın erken evresinde kesin tam sağladığından kan kültürünün büyük önemi vardır. Bağışıklık testleri çok kullanılır ve önemli yararlar sağlar. Ama bu testlerle ancak hastalığın 7-8. gününden sonra tam konabilir. En yaygın olarak kullanılan serolojik tepkime, çökelti testidir (aglütinas-yon). Aşamalı olarak sulandmlan hasta serumlan leptospira antijeniyle karşılaştınlır. En sulandınlmış örneklerde bile antijen-antikor tepkimesinin görül*mesi, hastada güçlü antikor yanıtı bu*lunduğunu, dolayısıyla bu hastalığı ge*çirmiş olduğunu gösterir.
Beklenen gidiş (prognoz)
Leptospira enfeksiyonunun gidişi kural olarak olumludur. Ölüm oranı bölgeye, bulaşma yoluna, leptospira türüne ve özellikle hafif olgularda tam koyma sü*resine bağlı olarak büyük ölçüde değişe*bilir. Sanlıksız ve beyin zarı iltihabıyla seyreden biçimlerde büyük oranda iyi*leşme sağlanır. Avrupa'da karaciğer-böbrek iltihabı biçimlerinden kaynakla*nan ölüm oram yüzde 7-25 arasında değişir. Ölüm hastalığın ilk günlerinde akut zehirlenme, daha sonra da böbrek yetmezliği sonucunda gerçekleşir. Belir*gin tansiyon düşmesiyle birlikte kalp atım hızının artması (taşikardi), her za*man kalp kası iltihabına (miyokardit) işaret eder. Kalp bulgulan karaciğer ve böbreklerde belirgin bir bozulmaya eş*lik ediyorsa, sonlanma kötü olur.
Hastalık beyin zarı, karaciğer ve böbreklerde kural olarak kalıcı iz bırak*maz, karaciğer sklerozu ya da sirozu ile kronik böbrek hastalığına dönüşmez.
Hastalık kalıcı bir bağışıklık sağlar artık hasta, aynı tür leptospiraların yol açabileceği enfeksiyonlara karşı olmuştur.
Tedavi
Hastalığın tedavisi erken ve geç olmak üzere iki aşamada ele alınır. Yaygın olarak kullanılan antibiyotikler, bütur leptospira türlerine karşı belirgin biçim*de etkilidir. Ama etkileri, tedaviye has*talığın ilk 2-3. gününde ya da en geç 4-5. gününde başlanmasına bağlıdır. Erken bir aşamada hastalığın nedenlerine dayanan kesin tanı konabilirse, tedaviye başlanır.
Antibiyotik tedavisi daha geç dönem*de, leptospiralar derin organlara yerleştik*ten sonra başlarsa, genellikle etkisiz kalır. Günümüzde hâlâ en etkili ilaç penisilin*dir. Tedaviye olabildiğince erken başlanır ve her 4-6 saatte bir, damar yolundan sü*rekli olarak yüksek dozlar verilir. Antibi*yotik uzun bir süre olası yinelenmeleri de önleyecek biçimde verilmelidir.
Daha ileri evrelerde tedaviden amaç leptospirozun en korkutucu belirtilerim, yani böbrek yetmezliğini önlemektir. Bu nedenle hasta dikkatle izlenmeli ve kan dolaşım? düzeltilerek böbrekteki do*la??mın bozulması engellenmelidir.Kan basıncındaki düşme ve dolaşım yetmezliği merkez sinir sistemini uyarı*cı (analeptik) ilaçlar, kalp güçlendirici*ler, böbreküstü bezi özütleri, kortizon grubu ilaçlar ve olanak varsa noradrenalinle tedavi edilmelidir. Yeterli mik*tarda sıvı vererek vücudun aşırı sıvı yi*tirmesi önlenir; beslenmede protein alı*mı kısıtlanmalı ve özellikle toplarda*mar yoluyla günde 160-200 gram gli*koz verilmelidir.
Leptospiroz kan yoluyla bulaşan bazı hayvanlardan geçen bir enfeksiyondur ve etkeni leptospira adlı bakterilerdir. İnsanda kan yoluyla yayılan bir enfeksiyona neden olur; bu*nu, değişik organlarda yerleşim gösteren ikinci evre izler. Böbrek, karaciğer, be*yin zarı gibi yapılardaki yerleşimler, hastalığın değişik klinik tiplerini oluşturur.
Nedenleri
Leptospira, çapı 0,1 mikron olan, uzun*luğu ise yaşadığı ortamın koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilen (2-15 mikron ya da daha çok) bir mik*roorganizmadır. Birbirine yakın çok sa*yıda ince kıvrımdan oluşur ve uçları ti*pik olarak çengel biçiminde kıvrılmıştır. Kıvrılma hareketleriyle ilerler.
Leptospiranın fiziksel ve kimyasal etkenlere direnci azdır. Yaşadığı ortamın kuruması, 50°C sıcaklık, donma, hafif dezenfektanlar, ölmesi için yeterlidir. Hastalık yapıcı leptospiralar, dış or*tamda su ve çamur gibi koşullarda bir ay ya da biraz daha uzun süre yaşayabilir. Ama çoğunlukla Ömürleri daha kısadır.
Bulaşma yollar?
Yabani ve evcil hayvanlarda çeşitli sptospiroz biçimleri görülür. Hastalık, insanlara her zaman hayvan enfeksiyonlarından bulaşır. Besin zinciriyle hayvandan hayvana geçen enfeksiyon, ise rastlantı sonucu ortaya çıkar, sptospiroz çok sayıda hayvan türünde görülebilir. Ender olarak bazı hayvan ağır bir hastalık geçirdikten sonra taşıyıcı olurlar. Bazıları ise hiçbir zarar görmeden tüm yaşamları boyunca lepspiralan taşıyabilir. Başlıca doğal taşıyıcılar kemiriciler, özellikle fare ve yanlardır. Çoğunlukla evcil hayvanlar köpek, domuz, kedi, at, inek, öküz, koyun) ile birçok yabanıl hayvan türü de (tilki, kirpi, şempanze, kuyruksüren, bazı uçan hayvanlar) taşıyıcı olabilir. Böbrek havuzu ve idrar yolları Leptospiralanın gelişimi için en uygun or*tamdır. Vücuttan da idrar yoluyla atılır*lar. Dış ortamda dirençleri azdır, uzun süre yaşayabilmeleri için bazı toprak, su ve iklim koşullan (sıcak-nemli ik*lim, 25°C-30°C kadar sıcaklık, havada yüksek oksijen oranı) gereklidir. Leptospiralar genellikle bataklık su*larda, bazı bitkilerin (pirinç, şekerkamışı, keten) yetiştirilmesine elverişli top*raklardaki sularda ve madenlerdeki ça*murda bulunur. Elleriyle ayaklan mikroplu suların içinde uzun süre kalarak pirinç tarlala*rında çalışan işçiler, enfeksiyona kolay*ca yakalanır. Sağlıklı ama sürekli su içinde kaldığından yumuşamış olan de*riden ya da derideki küçük sıyrıklardan leptospiralar vücutla girebilir. Pirinç tarlalarında çalışanların dışında kanal ve kanalizasyonlarda çalışanlarda, tatlısu balıkçılannda ve akarsularda yıka*nanlarda da leptospiroz görülebilir. Hastalığın sıklıkla görüldüğü bir başka grup ise leptospira çıkaran hayvanları yani domuzlan yetiştirenlerdir. Köpeklerle ilişki sonucu bulaşma daha enderdir; at ve öküzlerden bulaşmaya ise yok denecek kadar az rastlanır. Lep*tospiralar çoğunlukla deriden vücuda girmekle birlikte, konjunktiva ve (ırmak sulan içildiğinde) ağız yoluyla da bulaşabilirler.
Kazayla suya düşen insanlann solu*num ve sindirim yollanna denetim dışında bol su girdiğinden mukoza yoluy*la leptospira bulaşması kolaylaşır. Bu durumda hastalık kapma olasılığı yük*sektir. Yüzücüler arasında da en çok serbest stilde, yani ağza su girmesine neden olacak biçimde yüzenlerde enfeksiyon görülür.
Belirtileri
Hastalığın çok çeşitli belirtileri vardır; bazıları ağır, bazılan ise hafif ve iyi gidişli birçok klinik tablo bilinir. En iyi bilinen iki biçimi karaciğer ve böbrek hastalığıdır; bunların bulunması tanıya götürücü değer taşır. Ama karaciğerin etkilenmesine bağlı sanlık ya da böbrek bozukluğu ile ilgili belirtilerin bulunma*dığı pek çok olgu da vardır. Klinik belir*tiler iki ana başlık altında toplanabilir: Sanlıklı leptospiroz (yüzde 10-30) ve sarılıksız leptospiroz (yüzde 70-90).
Kuluçka süresi, enfeksiyon etkeni*nin üreme hızına, enfeksiyonun bulaşma yoluna ve hastayla ilgili etkenlere bağlı olarak değişir. Bu süre genellikle 5-15 gündür; en çok 3-20 gün arasında deği*şebilir.
Kuluçka dönemi genellikle belirtisiz seyreder. Olgulann üçte birinde hafif bir genel kırıklık ve halsizlik görülebilir.
Ateş – Hastalığın başlangıcı, etken olan bütün leptospira türlerinde aynıdır: Ani olarak ağır septisemi (kana bakteri yayılması) belirtileriyle başlar. Ateş birkaç saat içinde şiddetli titremeyle birlikte 39°C-40°C'ye yükselir. Buna şiddetli baş ağrısı, uykusuzluk, kas ve eklem ağrılan, genel halsizlik, şiddetli terleme, iştahsızlık, bulantı, kusma, kan basıncında düşme, yüzde kızarma, dilde paslanma ve kenarlarında kızarma gibi belirtiler eşlik eder. Ateşin hastalığa özgü bir gidişi yok*tur. Genellikle arada azalsa da belirli bir yükseklikte bazen kan zehirlenme*si belirtileri geçici iyileşme gösterebilir. Beşinci ve yedinci günde ateşin nöbet biçiminde düşmesi, leptospiroz olasılığı*nı düşündürmelidir. Bunu birkaç saat ile 1-2 gün arasında değişen kısa bir ateşsiz dönem izler. Sonraki dönemde ateş, baş*langıçtaki kadar olmasa da yüksektir. Ama ateşin gidişi her olguda aynı değil*dir. Düşmesi bazen birkaç gün sürebilir. Olguların büyük bölümünde ateş 10-14 gün, hafif biçimlerde 2-3 gün sürer. Has*talık etkeni çok yavaş ürediği ve ateş hafif yükseldiği için gözden kaçabilen ha*fif olgular da vardır.
Kas ağrıları (miyalji) – Hastalığın başlangıcında ortaya çıkan kas ağrıları, şiddeti ve belirli kasları etkilemesi nede*niyle en önemli belirtilerden biridir; sanlıksız biçimlerde tanı açısmdan büyük önem taşır. Hastalık etkeninin kana ya*yıldığı dönemde özellikle önemli olan kas ağrıları, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması ve ateşin düşmesinden sonra ge*çer. Bütün vücuda yayılmakla birlikte en çok bel, ense ve karında şiddetlidirler. Hareket ve basınç da ağrıları artırır.
Beyin zarı tahrişi belirtileri bütün olgularda başlangıçtan beri şiddetli baş ağrısı bulunur; tahlillerde belirlenmese de bu, beyin zarlarının etkilendiğini gösterir. Beyin zarında tahriş belirtileri her zaman tam olarak ortaya çıkmaz. Bazen hiç klinik belirti yoktur. O za*man hastalık, beyin-omurilik sıvısından (BOS) leptospiraların ayrıştırılması ve sıvıdaki değişikliklerle saptanabilir. Be*lirtiler geçici ve hafif de olsa, seröz bir menenjit (beyin zarı iltihabı) tablosunu kanıtlamaya yeter.
Karaciğerin etkilenmesi – önceden sanılanın tersine, insandaki leptospirozda her zaman sarılık bulunmaz, olguların yalnız küçük bir bölümünde görülür. Sarılık gelişme oranı, ülkenin koşullarına, etken olan leptospira türüne, hasta*nın yaşadığı ortama ve özellikle iyi gidişli sanlıksız olgular içinde tanı koyulabilenlerin sayısına göre değişir. Kara*ciğerdeki değişiklikler ancak ayrıntılı incelemelerle kanıtlanabilecek kadar hafif de olsa, sanlıksız gidişli olguların büyük bir bölümünde karaciğer etkilen*miştir. Karaciğer elle muayenede ge*nellikle hafif ağrılı ve biraz büyümüş bulunur. Olguların küçük bir bölümünde sa*rılık, hastalığın 5-6. gününde ortaya çı*kar; başlangıcı genellikle ateşin düştüğü döneme denk gelir. Deri bu günlerde damar genişlemesi nedeniyle turuncu renk almıştır, bu durum genellikle alev ya da nar rengi olarak tanımlanır.
Böbrek belirtileri – Böbreklerle ilgi*li belirtiler sıklık ve özellik açısından leptospira enfeksiyonunun temel bulgu*ları olarak kabul edilir. Genellikle fazla şiddetli olmayan belirtilerle ortaya çı*kan akut bir nefroz söz konusudur; bu durum çok seyrek olarak ağır ve ölüm*cüldür. Böbrek bozulmasının çeşitli de*recelerde belirtileri gözlenebilir. Ödem ve yüksek tansiyon bulunmaması, has*talığın en önemli özelliğidir. Olguların büyük bir bölümünde böbreklerin etki*lenmesi, birkaç gün içinde ortadan kay*bolan bu belirtilerle kendini göstermeye başlar. Ağır biçimlerde ise idrar yoğun*luğunda anlamlı bir azalma, ayrıca idrar miktarında azalma (olgun) ya da azoteminin artmasıyla birlikte tam bir idrar durması (amiri) görülür, İdrarda leptos*pira bulunması 6-7. günden başlayarak saptanabilir. İyi gidişli biçimlerde, de*ğişken bir dönemden sonra idrar yeni*den normale döner. Ağır olgularda ise hasta üremik komaya girerek birkaç gün içinde ölebilir.
- Kalp-dolaşım sistemi belirtileri leptospira enfeksiyonu az ya da çok belirgin bir kan basıncı düşmesine ne*den olur. Nabız yumuşaktır ve sıklığı ateşin gidişiyle uyum göstermez. Kalp kası da hafif biçimde etkilenir. Ek atımlarla (ekstrasistol) birlikte kalp atım düzeninde bozukluklar görülür. Zehirlenmenin önde olduğu enfeksiyon belirtileriyle seyreden bir miyokardi: (kalp kası iltihabı) tablosuna çok ender rastlanır.Yüksek tansiyon bütün hastalık do*nemi boyunca ve iyileşme döneminde de sürer. Olguların büyük bir bölümün*de elektrokardiyografide önemli bir de*ğişiklik saptanmaz.
Kanama belirtileri hastalık özel*likle Akdeniz bölgesinde sıklıkla konjunktiva ve ağtabaka kanamalan ile or*taya çıkar. Özellikle belirtilerin şiddetli olduğu ağır olgularda küçük odaksal kanamalar, derialtı ve derin dokularda hematomlar (kan oturması), makattan siyah kan gelmesi (melena), mideden kan gelmesi (hematemez), âdet dışı ka*nama düzensizlikleri (metroraji), beyni ve beyin zan (meninks) ya da solunum sistemi kanamalan gelişebilir.
• Göz değişiklikleri – Genellikle hafif, iyi huylu ve hastalığa özgü değişiklikler*dir. Konjunktivanın küçük ve orta da*marlarının genişlemesiyle gelişen kıza*rıklık, kılcal damarlar da genişledi?inde yüze tipik bir görünüm verir. Konjunktiva altı kızarıklık çok erken gelişir ve 5-7 gün içinde geriler. Hasta yanma duygusu, gözyuvarlarında hafif ağrı, sulanma ve ışığa karşı aşırı duyarlılıktan yakınır. Ender olarak iridosiklit (iris ve kir*piksi cisim iltihabı), üveit (uvea iltiha*bı) ya da irit (iris iltihabı) gibi daha ağır enfeksiyonlar görülebilir.
Deri-mukoza değişiklikleri – leptospiralann salgıladığı zehirli maddelerin etkisiyle küçük damarlarda genişle*me görülebilir. Hastanın yüzü kızarmıştır, mukoza*larda hafif kanlanma artışı, konjunktivada şişme, deride ise kızarıklık bulunur. Genellikle olgulann yüzde 10′unda kızıl ya da kızamığa benzeyen yaygın bir dö*küntü ortaya çıkar; bu bazen sırt, omuz*lar ve boyunda lekelerle sınırlı olabilir. Döküntü, hastalığın 2-3. gününde başlar ve birkaç saat içinde hızla geriler. En sık (olgulann yüzde 30′unda) görülen deri belirtilerinden biri de dudaklardaki uçuk enfeksiyonudur.
• Solunum sistemi değişiklikleri ol*gulann yaklaşık yüzde 50′sinde yutak-gırtlak bölgesinde kızarma, sıklıkla da belirli bir özelliği olmayan, sıradan mikroplara bağlı hafif bir bronşit görülür. Bronş-akciğer enfeksiyonlan ender olarak gelişir ve bu enfeksiyonlann çok azında etken leptospiralardır. Leptospirozda gelişen akciğer değişikliklerinin önemli özelliği, solunum ağacından kan gelmesidir (hemoptizi).
Sindirim sistemi değişiklikleri – iş*tahsızlık, bulantı, kusma sık görülür. Dil genellikle düzleşmiş ve kenarları kı*zarmıştır. Bağırsak hareketlerindeki değişikliklerin belirli bir düzeni yoktur, bazen ishal, bazen de kabızlık görülür.
Klinik biçimler
Karaciğer, böbrek ve beyin zarlanndaki ilerleyici değişikliklere bağlı olarak leptospiroz karaciğer-böbrek iltihabı, böb*rek hastalığı, ya da lenfositer (lenfositle*rin egemen olduğu) beyin zan iltihabı tablolan oluşturabilir. Çeşitli leptospira türleri, bölgeden bölgeye değişen üreme hızlan, iklim, ortam ve hastanın vücut koşullan, yalnızca hastalığın gidişini ve şiddetini değil, enfeksiyonun klinik belir*tilerini saptamak açısından da önemlidir.
• Karaciğer böbrek iltihabı biçim*leri – Hastalık ağır bir enfeksiyon tablo*su ve genel durumda şiddetli bozulmay*la başlar. Şiddetli baş ve kas ağrılan gö*rülür. Olguların yansında ateş iki aşa*malı bir gidiş gösterir ve 10-14. güne doğru hafifleyerek düşer. Beşinci güne doğru değişken bir şiddette sarılık orta*ya çıkar; gözaklarının hafif sararmasıyla sınırlı olabileceği gibi, 1-2 gün içinde hızla şiddetlenebilir. Böbrek değişiklik*leri, olgulann büyük bölümünde idrar tahliliyle ortaya konabilen hafif bozuk*luklar ya da kan azot düzeyinde belirgin bir artış biçimindedir.
Kanama bozuklukları hafif burun kanamalan, konjunktiva ya da dişeti ka*namaları ve hafif derialtı kanama odaklanyla sınırlıdır; daha ender olarak id*rarda çıplak gözle saptanabilen kan gö*rülebilir. Başlangıçtan beri şiddetli olan ağır sinirsel değişiklikler, tifo belirtileri, çılgınlık hali, ajitasyon, erken ve şiddet*li sarılık, kan azot düzeyinin hızla art*ması, belirgin idrar azalması ya da tam idrar durması ile seyreden az sayıda ol*gu görülmüştür. Bunlar ölümcül sonuç veren kötü gidişli biçimlerdir. Ölüm, hastalığın ilk gününde kalp-dolaşım sis*teminin iflası sonucunda ya da 7-10. gü*ne doğru üremi ile gerçekleşir.
• Beyin zarı iltihabı – Sekiz-on gün süren iyi gidişli bir hastalık gibi başlar. Leptospirozlara özgü genel enfeksiyon belirtileri, bazen de belirgin beyin zan iltihabı bulgularıyla ortaya çıkar. Bu belirtiler çok ender olarak hafif şiddet*tedir. Bazı olgular çok hafif ve kısa sü*reli olduğundan dikkati çekmeyebilir. Dalak genellikle büyük, karaciğer normal boyutlardadır. Genellikle böb*rek işlevlerinde hafif bir bozulma var*dır. Sanlık pek görülmez. Bu biçimle*rin özelliği, ateşin düşmesi ve beyin zarı iltihabı bulgularının hafiflemesiyle birlikte vücut sıcaklığının iki aşamalı gidişi ve ateş yeniden yükselirken has*talığın da yeniden alevlenmesidir.
• Böbrek hastalığı – Yalnız böbrek bo*zukluklarının ön planda olduğu leptospiroz olgulan ender görülür ve özellikle nedenlerine yönelik veri olmadığında ta*nı konması güçtür. Böbreklerdeki deği*şiklikler nefron boşluklarını ve böbrek dokusunu etkiler. Buna doku içinde ka*namalara yol açan bir böbrek iltihabı da eklenebilir. Hastalık tipik olarak zehir*lenme ve enfeksiyon belirtileriyle başlar, birkaç gün sonra nefron borucukları ve böbreklerdeki belirtilere idrar ve kanama belirtileri de eklenir. Kan basıncı yüksel*mesi ve ödem, kural olarak yoktur. Çok ender olarak tedaviye dirençli idrar dur*ması ile birlikte hasta ağırlaşır ve birkaç saat içinde üremi gelişir; iyileşmeye yüz tutan biçimlerde birkaç gün sonra aşamalı olarak yeniden idrar çıkarılır, kan azot düzeyi ve idrar normallesin Kural olarak kalıcı doku yıkımı olmadığından, böbrek işlevi de tümüyle normale döner.
• Sarılıksız ateşli biçimler – özellikle Avrupa'da en sık görülen biçimlerdir ve değişik ülkelerde değişik adlarla anılır*lar. Çeşitli ülkelerde klinik tablo ve ana özellikleri aynı olmakla birlikte, enfek*siyon etkeni ve çevre koşullarına bağlı olarak bazı değişiklikler gösterebilirler.
Almanya'da hastalık etkeni Leptospira grippo-typhosa Feldfieber (tarla ateşi) ya da Schlommfieber (çamur ate*şi) diye bilinir. Bunlar çamurlu toprak*larda çalışan köylüleri etkiler ve genel*likle salgına neden olur. İtalya'da son yıllarda pirinç tarlalarında çalışan işçi*lerin aşılanması hastalığın sıklığını be*lirgin ölçüde azaltmışsa da, leptospiroz hemen hemen her zaman pirinç tarımıyla bağlantılı olmuştur. Türkiye'de lep*tospiroz olgulannın büyük bölümü Ka*radeniz Bölgesi'nde görülmektedir.
Sanlıksız ateşli biçimlerin özelliği karaciğer, böbrek ve beyin zan bozukluklan olmadan, gribe benzer belirtilerle ortaya çıkmalarıdır. Ateş aniden başlar. Ateş birkaç saatte en yük*sek düzeye ulaşır ve kısa iyileşme dö*nemleri dışında hastalığın sonuna değin yüksek kalır. Daha hafif gidişli olgular*da (yaklaşık yüzde 25) ateş birkaç gün boyunca 38°C'nin biraz üstünde kalır. En yaygın belirti olan baş ağrısı erken başlar ve olguların yüzde 25′inde beyin zarının belirgin biçimde etkilendiği görü*lür. Olguların yüzde 70′inde şiddetli kas ağrılarının bulunması tanıyı kolaylaştırır.
Hasta konjunktivalannda kızarma ve yanma duyusu tanımlar; çok tipik bir yüz görünümü vardır. İştahsızlık, yutakta kı*zarıklık, genellikle hafif bronş yakınma*ları görülür. Karaciğer ve böbrek belirti*leri kural olarak bulunsa da çok şiddetli değildir. Olguların yaklaşık yansında ka*raciğer hafifçe büyümüştür ve elle mua*yenede hafif ağrılıdır. Kanda bilirubin düzeyi hafifçe artar, idrarda ürobilin, al-bümin, silindir ve alyuvar görülür.Hastalık 8-12 gün içinde iz bırakma*dan geçer. iyileşme dönemi uzundur ve yoğun bir halsizlik vardır. Son derece hafif gidişli, çok kısa sü*reli belirtilerin muayenede fark edilme*diği biçimler de sık görülebilir.
Tanı
Karaciğer-böbrek belirtileriyle ortaya çıkan ağır biçimlerin tanısı kolaydır. Ancak sarılık öncesi evrede, başka ge*nel hastalıklardan (tifo ateşi, sepsis [kanda bakteri üremesine karşı tepki] vb) ayırt edilmesi güç olabilir. Daha az tipik belirtilerle ortaya çı*kan biçimlerde ayırıcı tanı çok güçtür. Basit karaciğer iltihabıyla başlayan lep-tospirozda en büyük güçlük, viral hepatit ile ayırıcı tanı konmasıdır.
Sarılıksız biçimlerin en önemlilerin*den olan leptospiroz kökenli beyin zarı iltihabı, beyin-omurilik sıvısının berrak olmasıyla, özellikle viral ve başlangıç evresindeki verem kökenli beyin zan il-tihaplanna benzer.Yalancı grip biçimini gripten, yalan*cı romatizmal belirtilen de gerçek romatizmal hastalıktan ayırt etmek gerekir. Kesin tanı doğrudan mikroskop ve kültür incelemeleri ile dolaylı testlere (bağışıklık testleri) dayanır. Doğrudan mikroskopik inceleme, kanda leptospira bulunan evrede kana, enfeksiyonun ikinci haftasından sonra da idrar ve beyin-omurilik sıvısına uygula*nır. Ama tanı açısından çok önemli değildir. Tanıya götürücü inceleme yönte*mi, alman örneğin (kan, beyin-omurilik sıvısı, idrar, böbrek biyopsi örneği) uy*gun besiyerlerine ekilmesidir. Hastalığın erken evresinde kesin tam sağladığından kan kültürünün büyük önemi vardır. Bağışıklık testleri çok kullanılır ve önemli yararlar sağlar. Ama bu testlerle ancak hastalığın 7-8. gününden sonra tam konabilir. En yaygın olarak kullanılan serolojik tepkime, çökelti testidir (aglütinas-yon). Aşamalı olarak sulandmlan hasta serumlan leptospira antijeniyle karşılaştınlır. En sulandınlmış örneklerde bile antijen-antikor tepkimesinin görül*mesi, hastada güçlü antikor yanıtı bu*lunduğunu, dolayısıyla bu hastalığı ge*çirmiş olduğunu gösterir.
Beklenen gidiş (prognoz)
Leptospira enfeksiyonunun gidişi kural olarak olumludur. Ölüm oranı bölgeye, bulaşma yoluna, leptospira türüne ve özellikle hafif olgularda tam koyma sü*resine bağlı olarak büyük ölçüde değişe*bilir. Sanlıksız ve beyin zarı iltihabıyla seyreden biçimlerde büyük oranda iyi*leşme sağlanır. Avrupa'da karaciğer-böbrek iltihabı biçimlerinden kaynakla*nan ölüm oram yüzde 7-25 arasında değişir. Ölüm hastalığın ilk günlerinde akut zehirlenme, daha sonra da böbrek yetmezliği sonucunda gerçekleşir. Belir*gin tansiyon düşmesiyle birlikte kalp atım hızının artması (taşikardi), her za*man kalp kası iltihabına (miyokardit) işaret eder. Kalp bulgulan karaciğer ve böbreklerde belirgin bir bozulmaya eş*lik ediyorsa, sonlanma kötü olur.
Hastalık beyin zarı, karaciğer ve böbreklerde kural olarak kalıcı iz bırak*maz, karaciğer sklerozu ya da sirozu ile kronik böbrek hastalığına dönüşmez.
Hastalık kalıcı bir bağışıklık sağlar artık hasta, aynı tür leptospiraların yol açabileceği enfeksiyonlara karşı olmuştur.
Tedavi
Hastalığın tedavisi erken ve geç olmak üzere iki aşamada ele alınır. Yaygın olarak kullanılan antibiyotikler, bütur leptospira türlerine karşı belirgin biçim*de etkilidir. Ama etkileri, tedaviye has*talığın ilk 2-3. gününde ya da en geç 4-5. gününde başlanmasına bağlıdır. Erken bir aşamada hastalığın nedenlerine dayanan kesin tanı konabilirse, tedaviye başlanır.
Antibiyotik tedavisi daha geç dönem*de, leptospiralar derin organlara yerleştik*ten sonra başlarsa, genellikle etkisiz kalır. Günümüzde hâlâ en etkili ilaç penisilin*dir. Tedaviye olabildiğince erken başlanır ve her 4-6 saatte bir, damar yolundan sü*rekli olarak yüksek dozlar verilir. Antibi*yotik uzun bir süre olası yinelenmeleri de önleyecek biçimde verilmelidir.
Daha ileri evrelerde tedaviden amaç leptospirozun en korkutucu belirtilerim, yani böbrek yetmezliğini önlemektir. Bu nedenle hasta dikkatle izlenmeli ve kan dolaşım? düzeltilerek böbrekteki do*la??mın bozulması engellenmelidir.Kan basıncındaki düşme ve dolaşım yetmezliği merkez sinir sistemini uyarı*cı (analeptik) ilaçlar, kalp güçlendirici*ler, böbreküstü bezi özütleri, kortizon grubu ilaçlar ve olanak varsa noradrenalinle tedavi edilmelidir. Yeterli mik*tarda sıvı vererek vücudun aşırı sıvı yi*tirmesi önlenir; beslenmede protein alı*mı kısıtlanmalı ve özellikle toplarda*mar yoluyla günde 160-200 gram gli*koz verilmelidir.
