Duyuru

Collapse
No announcement yet.

AIDS Yayılmaya Devam Ediyor

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • AIDS Yayılmaya Devam Ediyor

    AIDS Yayılmaya Devam Ediyor

    Her gün 11 bin kişiye HIV bulaşıyor. Bu da yılda 4,3 milyon kişinin AIDS hastalığına yakalandığı anlamına geliyor...BM AIDS?le Mücadele Programı (UNAIDS), bugün yayımladığı yıllık raporunda AIDS?in yayılmaya devam ettiğini, dünyada HIV taşıyanların sayısının 39,5 milyona çıktığını açıkladı.1 Aralık Dünya AIDS günü dolayısıyla bugün yayımlanan raporda, AIDS?e yeni yakalananların yüzde 40?ının 15-24 yaşındaki gençler olduğuna dikkat çekildi. İlk kez 1981 yılında ortaya çıkan AIDS?in, bu yıl, 2,9 milyon kişinin ölümüne neden olduğunun belirtildiği raporda, hastalığın özellikle yüzde 70?lik oranla eski Sovyet Bloku ile yüzde 12?lik oranla Güney Asya ve Güneydoğu Asya?da yayıldığı kaydedildi. Hastalığın Kuzey Afrika ve Orta Doğu?da bulaşma oranının yüzde 12, Sahraaltı Afrikası?ndaysa yüzde 7 oranında arttığı, dünyanın diğer bölgelerinde bu oranın nispeten sabit kaldığı vurgulandı.UNAIDS, AIDS?in yayılmasına rağmen 2000-2001 yıllarından bu yana HIV taşıyan gençlerin sayısının başta Kenya, Fildişi Sahili, Malavi, Zimbabve ve Botsvana olmak üzere 11 ülkenin 8?inde azaldığını belirtti.

    AFRİKA
    HIV taşıyanların oranının yüzde 63, AIDS?ten ölümlerin yüzde 72 olduğu Afrika?nın AIDS?ten en fazla etkilenen bölge olmaya devam ettiğine dikkat çekilen raporda, AIDS?ten en fazla etkilenenlerin Afrikalı kadınlar olduğu belirtildi.

    Sahraaltı Afrikası?nda HIV taşıyan yaklaşık 25 milyon kişiden yüzde 59?unun kadın olduğu vurgulandı.

    Bu yıl, 2,8 milyon Afrikalının AIDS?e yakalandığı ve 2,1 milyonunun bu hastalıktan yaşamını yitirdiği, bunun da tedavilerde kaydedilen başarılara rağmen dünyada AIDS nedeniyle ölümlerin yüzde 72?sine denk geldiği belirtildi.

    Saharaaltı Afrikası?nda Haziranda yaklaşık bir milyon kişinin tedavi gördüğü, bunun da Aralık 2003?e göre 10 kat fazla olduğu kaydedildi.

    47 milyon kişinin yaşadığı Güney Afrika?da, 240 bini 15 yaşın altındaki yaklaşık 5,5 milyon kişinin HIV taşıdığı, ancak birçoğunun bu virüsü taşıdığından haberdar olmadığı, bu nedenle hastalığın bulaşma tehlikesinin arttığı vurgulandı.

    UNAIDS?in raporuna göre AIDS salgınının boyutları rakamlarla şöyle:

    1- 2006?da HIV taşıyanların sayısı:
    Dünya Genelinde:
    37,2 milyonu 15-49 yaşındakiler, 2,3 milyonu yaşı 15?in altında olanlar olmak üzere 39,5 milyon. HIV taşıyan yetişkinlerin 17,7 milyonu kadın.
    Bölgesel düzeyde:
    Sahraaltı Afrikası: 24,7 milyon
    Kuzey Afrika ve Orta Doğu: 460 bin
    Latin Amerika: 1,7 milyon
    Karayipler: 250 bin
    Kuzey Amerika: 1,4 milyon
    Orta ve Batı Avrupa: 740 bin
    Doğu Avrupa ve Orta Asya: 1,7 milyon
    Doğu Asya: 750 bin
    Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 7,8 milyon
    Okyanusya: 81 bin

    2-2006?da AIDS?e yeni yakalananlar:
    Dünya genelinde:
    4,3 milyon. Bunların 3,8 milyonu yetişkin, 530 bini çocuk.
    Bölgesel düzeyde:
    Sahraaltı Afrikası: 2,8 milyon
    Kuzey Afrika ve Orta Doğu: 68 bin
    Latin Amerika: 140 bin
    Karayipler: 27 bin
    Kuzey Amerika: 43 bin
    Batı ve Orta Avrupa: 22 bin
    Doğu Avrupa ve Orta Asya: 270 bin
    Doğu Asya: 100 bin
    Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 860 bin
    Okyanusya: 7 bin 100

    3- 2006?da AIDS?ten ölenler
    Dünya Genelinde:
    2,9 milyon. 2,6?sı yetişkin, 380 bini çocuk.
    Bölgesel düzeyde:
    Sahraaltı Afrikası: 2,1 milyon
    Kuzey Afrika ve Ortadoğu: 36 bin
    Latin Amerika: 65 bin
    Karayipler: 19 bin
    Kuzey Amerika: 18 bin
    Batı ve Orta Avrupa: 12 bin
    Doğu Avrupa ve Orta Asya: 84 bin
    Doğu Asya: 43 bin
    Güney Asya ve Güneydoğu Asya: 590 bin
    Okyanusya: 4 bin
    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

  • #2
    Her gün 16 bin kişi AIDS

    Her gün 16 bin kişi AIDS virüsü kapıyor

    KONYA (İHA) - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve AIDS Savaşım Derneği Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Mahmut Baykam, dünyada her gün yaklaşık 16 bin kişinin AIDS virüsü kaptığını, yani her 5 saniyede bir kişinin bu virüsle temas ettiğini söyledi.

    Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Toplantı Salonu'nda Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla yapılan, AIDS Savaşım Derneği Konya Şubesi'nin 8. Genel Kurulu'nda konuşan Prof. Dr. Mahmut Baykam, AIDS'in her geçen gün hızla yayıldığını, Türkiye'de bugüne kadar 2 bin 254 kişi de bu virüsün görüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Baykam, "Dünya Sağlık Örgütü'nün Ekim 2006 verilerine göre, HIV ve AIDS virüsü ile yaşayan 39.5 milyon insan var. Bunlardan 37.7'si erişkin yaşlarda, 17.7 milyonu kadın, 15 yaş altı ise 2.3 milyon olarak saptanmış. Türkiye'de 1985 yılından beri AIDS vaka ve taşıyıcıları 2 bin 254 kişi olarak tespit edilmiş. İllere göre dağılımına bakıldığında ise, en çok İstanbul'da en az Trabzon'da görülmüş. Konya'da ise 1994 yılından beri 19 vaka görülmüş, bunlardan 4'ü ölmüş" dedi.

    AIDS'in cinsel yolla ve kan yoluyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Baykam, virüsün organ naklinde, tıraş bıçağı, diş fırçası, enjektör paylaşımı, kesici-delici aletler ve anneden emzirme yoluyla bebeğe geçtiğini hatırlatarak, "Günlük yaşamda ve sosyal ilişkilerle, öpüşme, dokunma, sarılma ve tokalaşma ile bulaşmaz. Ayrıca herkese açık tuvalet, havuz, duş kullanma, başkalarının eşyalarını kullanmakla da geçmez. Sinek, böcek sokması, hayvan ısırması ile bulaşmadığı tespit edilmiştir. AIDS'in belirtileri ise, tekrarlanan ateş ve gece terlemeleri, belirli bir nedeni olmayan süratli bir kilo kaybı, boyun, koltuk altı ve kasık lenf bezlerinde şişme, sürekli yorgunluk, ishal ve iştah azlığı, ağızda beyaz lekeler, deride koyu renkli lekeler, lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıklarıdır" diye konuştu.


    AIDS'ten korunmanın birçok yolu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baykam, "Cinsel temasla bulaşmayı önlemek için birden fazla kişiyle cinsel ilişki kurulmamalı, tek eşle evlilik tercih edilmeli, kan veya ilaç alırken daima tek kullanımlık steril iğne ve şırıngalar kullanılmalı. AIDS mikrobu almış kadınların hamile kalmamasına dikkat edilmeli ve toplumun bilinçlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.
    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

    Yorum yap


    • #3
      AIDS, insanlığı tehdit ediyor

      AIDS, insanlığı tehdit ediyor
      Günümüzde kesin tedavisi olmayan Acquired Immune Deficiency Syndrome (AIDS) (Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu), Türkiye'de bin 921, dünyada 39.5 milyon kişiyi hastalığın pençesine aldı.

      Bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık olan AIDS, insan sağlığını tehdit ediyor. HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüs, insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep oluyor. 2006 yılı verilerine göre tüm dünyada, 39.5 milyon HIV taşıyıcısı, 4.3 milyon yeni HIV vakası, 2.9 milyon AIDS'e bağlı ölüm gerçekleşirken, sadece 2006 yılında dünyada günde 11 bin yeni HIV vakası ortaya çıktı. Türkiye'de ise 1985-2006 yılları arasında 1921 HIV (+), 623 AIDS hastası tespit edildi. AIDS Virusu (HIV) bir insana bulaştıktan sonra hastalık belirtileri hemen ortaya çıkmıyor. Bu dönemdeki kişiye taşıyıcı deniyor ve bu kişi virüsü taşıyıp bulaştırıyor. Ortalama 10 yıl veya daha sonra hastalık belirtileri başlıyor, HIV virüsü ile enfekte kişi herhangi bir belirti göstermeyip sağlıklı görünebiliyor, hastalığı bulaştırmaya devam ediyor.

      1 Aralık Dünya AIDS Günü münasebetiyle hastalık ve tedavisi hakkında bilgi veren Samsun Sağlık İl Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, hastalığın belirtilerinin tekrarlayan ateş ve gece terlemesi, nedeni belirsiz hızlı kilo kaybı, boyun, koltuk altı ve kasık lenf bezlerinin şişmesi, sürekli yorgunluk, bir aydan fazla süren kronik ishal, iştah azlığı, tekrarlayan zona, kronik generalize herpes (uçuk), ağızda kandidiazis (mantar), deride değişiklikler, nedensiz kanamalar, geçmeyen öksürük veya nefes darlığı, herhangi bir hastalıkta vücudun tedaviye cevap vermemesi olduğunu söyledi.

      AIDS virüsünün tek bir hastalık tablosu oluşturmadığına dikkat çeken Kasapoğlu, kişinin kendi kendine tanı koymasının mümkün olmadığını, kesin tanının kan testleri ile konduğunu, HIV bulaşmasıyla ilgili kuşkulu bir durum varsa ELİZA testi yapılması gerektiğini, kuşkulu cinsel ilişki veya kan bulaşmasından sonra en az 2 ay geçmeden kan testinin doğru sonuç vermeyeceğini, temastan sonra 3. ve 6. aylarda kan testi sonucunun HIV yönünden olumsuz ise virüs yüzde 95 bulaşmamış olarak değerlendirildiğini vurguladı.

      AIDS'in 3 yolla bulaştığını belirten Kasapoğlu, "Cinsel ilişki yoluyla bulaşma en önemli bulaş yoludur. Bulaş için AIDS hastası veya HIV enfekte kişi ile yapılan tek bir cinsel temas yeterli olabilmektedir. Kadın-erkek arasındaki heteroseksüel ilişkilerde ve iki erkek ya da iki kadın arasındaki homoseksüel ilişkilerde bulaşabilir. Rektal ilişki ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar HIV enfeksiyonu bulaşma riskini arttırmaktadır. Birden fazla partneri olmak, eşcinsellik, hayatını fuhuşla kazanmak, iyi tanımadığı kişilerle cinsel ilişkiye girmek cinsel bulaşma açısından riskli davranışlardır. Kan yoluyla; HIV ile enfekte kan ve kan ürünleri, organ nakli, kanla bulaşık delici ve kesici aletlerin kullanımı jilet, tıraş bıçağı, ustura, manikür, pedikür aletleri, kulak delme, piercing, dövme, tattoaj, akupunktur, sterilize edilmemiş enjektör ve diğer cerrahi aletler ile bulaşabilir. Uyuşturucu madde kullananlar ortak enjektör kullanımı nedeniyle HIV riski taşırlar. Anneden bebeğe bulaş HIV ile enfekte gebe, hamilelik sırasında plasenta yoluyla, doğum sırasında vajinal sıvılarla ve doğumdan sonra anne sütüyle bebeğe enfeksiyonu bulaştırabilir" dedi.

      "AIDS'in kesin tedavisi yoktur" diyen Kasapoğlu, AIDS'ten korunma yolları hakkında şu bilgileri verdi: "Bugün için AZT (Azidothymidine = Retrovir = Zidovudine) isimli antiviral ilaç kullanımı ile yalnızca hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı geciktirilmektedir. İlerleyen hastalık ölümle sonuçlanmaktadır. Henüz AIDS'ten koruyucu bir aşı bulunamamıştır. Cinsel yolla bulaşmayı önlemek için cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, tek eşlilik, riskli gruplarla cinsel ilişkiden kaçınmak, alkol, uyuşturucu ve benzeri kullanımının cinsel eş seçmede ve gerekli önlemleri almada doğru karar vermeyi önleyebileceği unutulmamalıdır. Kan ve kan ürünleri naklinde kontrolsüz kan asla kullanılmamalıdır. Ortak kullanılan enjektörler virüsün yayılmasında en yaygın yollardan biridir. Uyuşturuculardan uzak durulmalıdır. Kanla bulaşık araç-gereçlerin kullanılabileceği yerlerden sakınılmalıdır (Dövme ve kulak delme dükkanları gibi). Başkalarının iğne, şırınga ve kesici aletleri kullanılmamalıdır. Riskli davranışlar söz konusu ise gebe kalmadan önce test yaptırıp, HIV'in negatif olduğuna emin olunmalıdır."

      Kasapoğlu, şüpheli durumlarda mutlaka kan testi yaptırılmasının bulaşma ve tedavi sürecinde çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
      Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

      Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

      Yorum yap


      • #4
        Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler

        Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler
        ANKARA(ANKA)- Sağlık Bakanlığı, AIDS'ten korunmak için sadakati ve tek eşliliği önemseyin, kondom kullanın? önerisinde bulundu.

        Sağlık Bakanlığı'nın 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya AIDS günü ile HIV'in yayılımını durdurmak ve salgından etkilenenlere destek olmak için ortak bir toplumsal hareket oluşturulmasının amaçlandığı belirtildi.

        AIDS'in, HIV nedeni ile oluşan, gerekli önlemler alınmadığı takdirde hızla yayılan bir hastalık olduğu kaydedilen açıklamada, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonunun meydana geldiğinin tahmin edildiğini kaydetti. Açıklamada, ?Etkilenen kişilerin çoğunluğu en üretici çağlarında olan 25 yaş altındaki gençlerdir. Halen dünyada yaklaşık 40 milyon erişkin ve çocuk HIV ile enfekte olmuştur. Yeni HIV vakalarının tahmini sayısı 4 milyon? denildi. Açıklamada, vakaların yüzde 95'inin ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığına dikkat çekildi.

        Ümit vadeden yeni çok ilaçlı tedavi şemaları ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkışının geciktirilebildiği ifade edilen açıklamada, tedavi giderlerinin çok yüksek oluşu ve yıllık ilaç giderlerinin astronomik rakamlara ulaşmasının, bu tedavilerden herkesin faydalanmasını zorlaştırdığı bildirildi.
        Açıklamada, HIV şüphesi olan ya da HIV tanısı konmuş kişilerin tanınabilirlik ya da damgalanma korkusu nedeniyle toplumda kimliklerinin gizli kalmasını istemeleri ve sağlık kurumlarına başvurmada çekinmelerinin bu hastalıkla yapılan mücadelede aksamalara yol açtığına işaret edildi.

        TÜRKİYE'DE SAYILARLA AIDS/HIV

        Türkiye'de 1985 yılından bu yana AIDS/HIV enfeksiyonunun görüldüğünü, 1985 yılında 1 AIDS ve 1 taşıyıcı toplam 2 olan vaka sayısının, Haziran 2007 itibarıyla 638 AIDS ve 2 bin 73 taşıyıcı toplam 2 bin 711'e ulaştığına değinilen açıklamada, ?İstatistiklere göre, enfekte olanların yarısından çoğu (YÜZDE 52) hastalığı korunmasız cinsel ilişki yoluyla, başlıca heteroseksüel ilişkiden kapmıştır. Bu yolla eşlerinden HIV enfeksiyonunu kapan kadın sayısı artmaktadır. Homo /Biseksüel Cinsel İlişki toplam sayının yüzde 8'ini ve ilaç bağımlıları da toplam sayının yüzde 6'sını oluştururken, kan naklinden ortaya çıkan vakalar yüzde 2'de kalmaktadır. Yurt dışında yaşamış veya yurt dışına seyahat etmiş olan kişi sayısı, toplamın yüzde 20'ini oluşturmaktadır. Vakaların yüzde 69'unu erkekler oluşturmakla birlikte, sayı kadınlar arasında da artış göstermektedir? denildi.
        Türkiye'de enfeksiyondan en fazla etkilenen nüfusun 25-49 yaş grubunda olduğu ifade edelin açıklamada, bildirilen kişilerin yüzde 16'sının yabancı uyruklu olduğu özellikle Ukrayna ve Moldova uyruklu yabancı vaka sayısında artış görüldüğü kaydedildi.

        BAKANLIKTAN 10 UYARI

        Açıklama'da şu uyarılara yer verildi:
        -Hastalık taşıyorsak kan bağışında bulunmamalıyız,
        -Gizlilik ve ikiyüzlülük HIV için güzel bir giriş kapısıdır. Hastalık taşıyorsak cinsel partnerimize durumumuzu açıklamalı ve onu hastalığımızdan korumak için kondom kullanmalıyız.
        -Tek eşliliği ve sadakatı önemsemeliyiz.
        -Kondom kullanımını teşvik etmeliyiz. Korunmasız ilişkiler hayatımızı karartabilir. AIDS'in kimde olduğunu dışarıdan bakarak anlayamayız, bu nedenle korunmasız her ilişkide risk olduğunu bilmeliyiz. Özellikle para karşılığı seks yapan kişilerin çok sayıda kişi ile cinsel ilişkiye girdiklerini hatırladığımızda bu kişilerin daha yüksek oranda risk taşıdığını bilmeli ve kendimizi korumalıyız.
        -Sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler sonucu erkekler kadınlarla olan ilişkilerinde daha etkin bir durumdadırlar. Bu durum onlara gerekli önlemleri almak konusunda daha fazla kontrol şansı ve sorumluluk getirmektedir. Onurlu davranışın kendimizi ve çevremizdekileri korumaktan geçtiğini unutmamalıyız. Eşinize hastalık bulaştırırsanız bunu ona nasıl söylerdiniz? Ve dahası kendinizi bir ömür boyu affedebilir misiniz?
        -AIDS'lilere, ailelerine yardımcı olmalıyız. Onların inkar tepkileri ve depresyona girmeleri ile mücadele etmeliyiz.
        -Çocuklarımızı ve gençleri hayatın bir gerçeği olan cinsellik konusunda aydınlatmalı ve korunma yollarını anlatmalıyız. Cinselliği yok saydığımız zaman çocuklarımız bu konuya daha bir ilgi duyarlar ve başka yerlerden öğrenmek isterler.
        -HIV/AIDS taşıdığını öğrendiğimiz kişileri suçlamamalı, yargılamamalı ve dışlamamalıyız.
        -HIV/AIDS günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerle, yanaktan yanağa öpüşmek ile, aynı tabaktan yemek yemek ile, aynı bardak, kaşık, çatalı kullanmak ile, aynı kıyafetleri kullanmak ya da aynı tuvalet/banyoyu kullanmak ile bulaşmaz. Bu nedenle HIV'e yakalananları dışlamamalı, onlara destek olmalı, onların da bizlerle aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız.
        -Damar yoluyla uyuşturucu kullanımı yüksek HIV bulaşma riski taşır. Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu maddelerden korumalı, arkadaşlarını tanımaya çalışmalı, çocuklarımızla iyi bir iletişim kurmalıyız.?

        ERKEKLER ÇOĞUNLUKTA

        Açıklamada, AIDS vaka ve taşıyıcılarının 1876'sının erkek 835'inin kadın olduğunu bildirilirken, bu bu sayılar içinde 226 erkeğin homo/biseksüel ilişki sonucu AIDS hastalığına yakalandığını açıkladı.
        Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

        Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

        Yorum yap


        • #5
          Dünyada 33.2 milyon AIDS'li var

          Dünyada 33.2 milyon AIDS'li var
          Ankara AA- Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Aralık 2007 tahminlerine göre, dünya genelinde 33.2 milyon kişinin HIV/AIDS ile enfekte olduğu ve hastalığın en sık gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde görüldüğü bildirildi.

          Her yıl Aralık ayının ilk günü, AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın oluşturulması ve bulaşma yolları konusunda bilincin artırılması için tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

          Hacettepe Üniversitesi (HÜ) HIV/AIDS Araştırma ve Tedavi Merkezi (HATAM) Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal, dünyanın 1980'lerin sonlarına doğru farkına vardığı AIDS'in giderek yayılmaya başladığını belirterek, 2004'te 46 milyon hasta sayısı ile en yüksek rakama ulaştığını söyledi.

          Dünya genelinde toplam 33.2 milyon kişinin AIDS olduğunu belirten Ünal, ''Bu rakamın 30.8 milyonunu erişkinler, 15.4 milyonunu kadınlar ve 2.5 milyonunu ise 15 yaş altı çocuklar oluşturuyor'' dedi.

          1998-2005 yılları arasında özellikle Rusya Federasyonu ve Ukrayna gibi ülkelerde hızlı bir yükseliş olduğunu vurgulayan Ünal, bu artışın söz konusu ülkelerde damar içi madde kullanımının artmasına bağlı olduğunu söyledi.

          AIDS'in genç erişkinlerde artmasının, erken yaşta aktif cinsel yaşama geçiş, güvenli seks hakkında bilgi eksikliği ve damar içi madde kullanımının artmasına bağlı olduğunu vurgulayan Ünal, AIDS'in pozitif taşıyıcı olan anne adayından bebeğe geçebileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi.

          Prof. Dr. Ünal, 1990 yılından bugüne AIDS'in yayılımında önemli bir değişiklik olduğunu vurgulayarak, önceleri homoseksüel erkeklerde görülen AIDS'in, zaman içinde kadınlarda daha sık görülmeye başladığını söyledi.

          Ünal, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 1985 yılından 2007 Haziran ayı sonuna kadar Türkiye'de toplam 2711 AIDS vakası ve taşıyıcısı görüldüğünü bildirdi.

          Ünal, Türkiye'de son yıllarda AIDS'li hasta sayısında artış olduğunu belirterek, yılda yaklaşık 300-350 yeni vaka belirlendiğini anlattı.

          Türkiye'de heteroseksüel cinsel temasla bulaşmanın ilk sırada olduğuna dikkati çeken Ünal, ''AIDS'li kişilerden 1469'unun heteroseksüel cinsel temas ile 773'ünün bilinmeyen nedenden, 123'ünün damar içi madde kullanımına bağlı, 5 kişinin de hem cinsel temas hem damar içi madde kullanımına bağlı nedenlerden dolayı AIDS'e yakalandığı belirlendi'' dedi.

          Son yıllarda dünya genelinde AIDS'in kadınlarda daha sık görülmesine karşın Türkiye'de erkeklerde görülme oranının yüksek olduğunu belirten Ünal, damar içi madde kullanımına bağlı bulaşmada da artış gözlendiğine dikkati çekti.

          AIDS'in tedavisinin pahalı olduğunu belirten Ünal, bir hastanın aylık tedavi maliyetinin yaklaşık bin dolar olduğunu kaydetti.
          Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

          Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

          Yorum yap


          • #6
            Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler

            Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler
            ANKARA(ANKA)- Sağlık Bakanlığı, AIDS'ten korunmak için sadakati ve tek eşliliği önemseyin, kondom kullanın? önerisinde bulundu.

            Sağlık Bakanlığı'nın 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya AIDS günü ile HIV'in yayılımını durdurmak ve salgından etkilenenlere destek olmak için ortak bir toplumsal hareket oluşturulmasının amaçlandığı belirtildi.

            AIDS'in, HIV nedeni ile oluşan, gerekli önlemler alınmadığı takdirde hızla yayılan bir hastalık olduğu kaydedilen açıklamada, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonunun meydana geldiğinin tahmin edildiğini kaydetti. Açıklamada, ?Etkilenen kişilerin çoğunluğu en üretici çağlarında olan 25 yaş altındaki gençlerdir. Halen dünyada yaklaşık 40 milyon erişkin ve çocuk HIV ile enfekte olmuştur. Yeni HIV vakalarının tahmini sayısı 4 milyon? denildi. Açıklamada, vakaların yüzde 95'inin ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığına dikkat çekildi.

            Ümit vadeden yeni çok ilaçlı tedavi şemaları ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkışının geciktirilebildiği ifade edilen açıklamada, tedavi giderlerinin çok yüksek oluşu ve yıllık ilaç giderlerinin astronomik rakamlara ulaşmasının, bu tedavilerden herkesin faydalanmasını zorlaştırdığı bildirildi.
            Açıklamada, HIV şüphesi olan ya da HIV tanısı konmuş kişilerin tanınabilirlik ya da damgalanma korkusu nedeniyle toplumda kimliklerinin gizli kalmasını istemeleri ve sağlık kurumlarına başvurmada çekinmelerinin bu hastalıkla yapılan mücadelede aksamalara yol açtığına işaret edildi.

            TÜRKİYE'DE SAYILARLA AIDS/HIV

            Türkiye'de 1985 yılından bu yana AIDS/HIV enfeksiyonunun görüldüğünü, 1985 yılında 1 AIDS ve 1 taşıyıcı toplam 2 olan vaka sayısının, Haziran 2007 itibarıyla 638 AIDS ve 2 bin 73 taşıyıcı toplam 2 bin 711'e ulaştığına değinilen açıklamada, ?İstatistiklere göre, enfekte olanların yarısından çoğu (YÜZDE 52) hastalığı korunmasız cinsel ilişki yoluyla, başlıca heteroseksüel ilişkiden kapmıştır. Bu yolla eşlerinden HIV enfeksiyonunu kapan kadın sayısı artmaktadır. Homo /Biseksüel Cinsel İlişki toplam sayının yüzde 8'ini ve ilaç bağımlıları da toplam sayının yüzde 6'sını oluştururken, kan naklinden ortaya çıkan vakalar yüzde 2'de kalmaktadır. Yurt dışında yaşamış veya yurt dışına seyahat etmiş olan kişi sayısı, toplamın yüzde 20'ini oluşturmaktadır. Vakaların yüzde 69'unu erkekler oluşturmakla birlikte, sayı kadınlar arasında da artış göstermektedir? denildi.
            Türkiye'de enfeksiyondan en fazla etkilenen nüfusun 25-49 yaş grubunda olduğu ifade edelin açıklamada, bildirilen kişilerin yüzde 16'sının yabancı uyruklu olduğu özellikle Ukrayna ve Moldova uyruklu yabancı vaka sayısında artış görüldüğü kaydedildi.

            BAKANLIKTAN 10 UYARI

            Açıklama'da şu uyarılara yer verildi:
            -Hastalık taşıyorsak kan bağışında bulunmamalıyız,
            -Gizlilik ve ikiyüzlülük HIV için güzel bir giriş kapısıdır. Hastalık taşıyorsak cinsel partnerimize durumumuzu açıklamalı ve onu hastalığımızdan korumak için kondom kullanmalıyız.
            -Tek eşliliği ve sadakatı önemsemeliyiz.
            -Kondom kullanımını teşvik etmeliyiz. Korunmasız ilişkiler hayatımızı karartabilir. AIDS'in kimde olduğunu dışarıdan bakarak anlayamayız, bu nedenle korunmasız her ilişkide risk olduğunu bilmeliyiz. Özellikle para karşılığı seks yapan kişilerin çok sayıda kişi ile cinsel ilişkiye girdiklerini hatırladığımızda bu kişilerin daha yüksek oranda risk taşıdığını bilmeli ve kendimizi korumalıyız.
            -Sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler sonucu erkekler kadınlarla olan ilişkilerinde daha etkin bir durumdadırlar. Bu durum onlara gerekli önlemleri almak konusunda daha fazla kontrol şansı ve sorumluluk getirmektedir. Onurlu davranışın kendimizi ve çevremizdekileri korumaktan geçtiğini unutmamalıyız. Eşinize hastalık bulaştırırsanız bunu ona nasıl söylerdiniz? Ve dahası kendinizi bir ömür boyu affedebilir misiniz?
            -AIDS'lilere, ailelerine yardımcı olmalıyız. Onların inkar tepkileri ve depresyona girmeleri ile mücadele etmeliyiz.
            -Çocuklarımızı ve gençleri hayatın bir gerçeği olan cinsellik konusunda aydınlatmalı ve korunma yollarını anlatmalıyız. Cinselliği yok saydığımız zaman çocuklarımız bu konuya daha bir ilgi duyarlar ve başka yerlerden öğrenmek isterler.
            -HIV/AIDS taşıdığını öğrendiğimiz kişileri suçlamamalı, yargılamamalı ve dışlamamalıyız.
            -HIV/AIDS günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerle, yanaktan yanağa öpüşmek ile, aynı tabaktan yemek yemek ile, aynı bardak, kaşık, çatalı kullanmak ile, aynı kıyafetleri kullanmak ya da aynı tuvalet/banyoyu kullanmak ile bulaşmaz. Bu nedenle HIV'e yakalananları dışlamamalı, onlara destek olmalı, onların da bizlerle aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız.
            -Damar yoluyla uyuşturucu kullanımı yüksek HIV bulaşma riski taşır. Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu maddelerden korumalı, arkadaşlarını tanımaya çalışmalı, çocuklarımızla iyi bir iletişim kurmalıyız.?

            ERKEKLER ÇOĞUNLUKTA

            Açıklamada, AIDS vaka ve taşıyıcılarının 1876'sının erkek 835'inin kadın olduğunu bildirilirken, bu bu sayılar içinde 226 erkeğin homo/biseksüel ilişki sonucu AIDS hastalığına yakalandığını açıkladı.
            Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

            Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

            Yorum yap


            • #7
              Türkiye'de HIV artıyor

              Dünyada sadece 2010'da 1,8 milyon kişinin yaşamını yitirdiği AIDS'in Türkiye'de diğer ülkelere oranla küçük HIV salgını olduğu, ancak yeni HIV vaka sayısının arttığı belirtiliyor

              Uzmanlar, hastalığın önlenmesi alanında ilk olarak orta öğretim okullarında, resmi müfredat kapsamında uygun bir HIV eğitiminin uygulamaya konulması, tüm yaş gruplarındakinüfus için davranış değişikliği programları hazırlanması, yüksek risk altındaki gruplara ulaşılarak HIV önleme ve tedavi hizmetlerine tam erişimlerinin sağlanması gerektiğini ifade ediyor.

              Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel MüdürüSeraceddin Çom, 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, HIV'in korunmasız cinsel ilişki ile ve virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünlerinin bir başka kişiye verilmesi yolu ile bulaştığını anlattı ve ''Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş cerrahi aletler, iğne, enjektör, diş hekimliği aletleri, kesici ve delici aletler, dövme aletleri ve akupunktur iğneleri ile HIV bulaşabilir. HIV virüsü taşıyan anneden bebeğine; hamileliği veya doğumu sırasında ya daemzirme yolu ile de hastalık bulaşabilir'' dedi.
              Çom, HIV enfeksiyonundan korunmak için kullanılmış iğne, enjektörler, jilet, tıraş bıçaklarına dokunulmaması, başkaları tarafından kullanılmış olan ustura, tırnak makası, manikür, pedikür aletlerinin dezenfekte edilmeden tekrar kullanmaması, kulak delme, piercing, dövme uygulanan yerlerin hijyen kurallarına uygun ve temiz olmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
              TÜRKİYE'DEKİ VAKALARIN YÜZDE 70'İ ERKEK
              AIDS'in Türkiye'de görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Çom, şunları kaydetti: ''Halen ülkemizde bilinen 3 bin 950 HIV taşıyıcısı ve 876 AIDS hastası vardır. Beş yıllık verilere bakıldığında 2007'de 24 AIDS, 352 HIV, 2008'de 49 AIDS hastası ve 401 HIV, 2009'da 75 AIDS hastası ve 453 HIV, 2010'da 70 ve 557 HIV ve 2011'de 35 AIDS hastası ve 266 HIV kişi bulunuyor. Ülkemizde 1985 ve Haziran 2011 arasında toplam 4 bin 826 vaka bulunmaktadır. Vakaların yüzde 70'ini erkekler oluşturmaktadır. Enfeksiyondan en fazla 25-39 yaşlar arasındaki kişiler etkilenmektedir.''
              1987'DEN BERİ KAN ÜRÜNLERİ HIV TESTİNDEN GEÇİRİLİYOR
              Çom'un verdiği bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı hastalığın görülme sıklığının önlenebilmesi için akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliğiiçinde, HIV/AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın artırılması, halkın HIV/AIDS hastalığının bulaşma yolları hakkında bilgilendirilmesi, güvenli ve sağlıklı cinsel ilişki konusunda bilinçlendirilmesi, kişilerin toplumda ayrımcılık ve damgalanmaya uğramalarını azaltmak hatta ortadan kaldırmak için çalışmalar yürütüyor.
              Toplumun koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesini sağlamak üzere, HIV/AIDS yanı sıra diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların da engellenmesine yönelik olarak, özellikle birinci basamak sağlık kurum ve kuruluşlarında ücretsiz kondom dağıtımı yapılıyor.
              Türkiye Üreme Sağlığı Programı kapsamında, silah altına alınan er ve erbaşlara yönelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma konularında da bilgilendirme ve bilinçlendirme eğitimleri yürütülüyor. Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezlerinde (GDTM), nitelikli test ve danışmanlık hizmetleri yanında kondom da dağıtılıyor. Bu hizmetler ücretsiz olarak sunuluyor. Kayıt altındaki seks çalışanları belirli aralıklar ile cinsel yolla bulaşan bütün hastalıklar açısından taramadan geçiriliyor.
              Kan ve kan ürünleri ile de bulaşabilen hastalığa karşı; Türkiye'de 1987'den beri kan ve kan ürünleri HIV yönünden test ediliyor. Organ ve doku nakilleri öncesinde gerekli testlerin yapılması HIV geçiş riski en aza indiriliyor.
              TÜRKİYE'DE HIV VAKALARINDA ARTIŞ VAR
              BM Türkiye Daimi Koordinatörü Shahid Najam da BM'in, Türkiye'deki AIDS/HIV durumunu nasıl gördüğü ve bu alandaki sorunların çözülmesi için ne gibi önerilerde bulunduğuna ilişkin bilgi verdi. ''Türkiye, nispeten küçük bir HIV salgınına sahiptir. Öte yandan, yeni HIV vakalarının sayısı artmaktadır'' diyen Najam, şöyle devam etti:
              ''Özellikle hastalığın önlenmesi alanında, ülkede yapılması gereken işler vardır. İlk olarak, orta öğretim okullarında (6. ve 8. sınıflar), resmi müfredat kapsamında uygun bir HIV eğitimi uygulamaya konulmalı. Avrupa'da, tüm ülkeler bu gerekli eğitimi vermektedir. Gençleri örgün eğitimleri sırasında ve cinsel olgunluğa erişmeden önce eğitemezsek, tüm yaşamları boyunca risk altında olacaklardır. Ayrıca tüm yaş gruplarındaki nüfus için, davranış değişikliği programları uygulanmalı. İkinci olarak, Türkiye gibi salgının anahtar nüfuslarda yoğunlaştığı ülkeler için UNAIDS tarafından önerilen önleme programları yoluyla, yüksek risk altındaki anahtar gruplara (özellikle seks işçileri ve müşterileri, erkeklerle cinsel ilişkide bulunan erkekler ve uyuşturucuenjekte eden kişiler) hitap edilmeli. Bu kişilerin HIV önleme ve tedavi hizmetlerine tam erişimi sağlanmalı. Üçüncü olarak, Türkiye'de cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi amacıylaprezervatif kullanımı çok düşüktür ve aktif bir biçimde teşvik edilmesi gereklidir. Son ama aynı derecede önemli bir nokta, HIV ile yaşayan kişilerin ve dışlanmış grupların damgalanmasını ve bunlara karşı ayrımcılık uygulanmasını önlemek amacıyla devlet ve sivil toplum tarafından harekete geçilmeli.''
              BM'nin Türkiye'deki HIV/AIDS üzerindeki çalışmasının ana sonuçları hakkında da bilgi veren Najam, BM'nin ulusal HIV/AIDS müdahalesine, savunma ve öncelikli alanlardaki eylemlerin desteklenmesi yoluyla yardım ve destek sağladığını söyledi. Ulusal AIDS Komisyonu, Sağlık Bakanlığı, STK'lar, üniversiteler ve medya ile birlikte çalıştıklarını dile getiren Najam, ''Araştırma ile izleme ve değerlendirmeye yapılan yatırımlar, salgının ülkedeki doğasının ve dinamiklerinin anlaşılmasına yardımcı oldu. Desteklerimiz, HIV ile yaşayan insanları destekleyen bir STK için kapasite oluşturulmasından bu alanda yenilikçi çalışmalar ve faaliyetler gerçekleştirmeye kadar uzandı. Gelecek iki yıl için hedefimiz, HIV/AIDS'in önlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda devlet ile olan ortaklığımızı genişletmek ve yeni vakaların sayısını azaltmak için daha iyi bir HIV/AIDS denetimi sağlamak olacaktır'' diye konuştu.
              YENİ HIV ENFEKSİYONLARI 1997'DEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE
              Birleşmiş Milletler AIDS'le Mücadele Programı (UNAIDS) kapsamında bu yıl, ''Sıfıra İniş Vizyonu: Sıfır yeni HIV vakası. Sıfır ayrımcılık. Sıfır AIDS'e bağlı ölüm'' hedefi konduğunu belirten Najam, dünyanın her köşesindeki toplumsal kesimden insanların 2015 yılında erişilmek istenilen açık hedefler etrafında harekete geçirmeyi amaçladıklarını ifade etti.
              Najam, HIV'in cinsel yolla bulaşmasını yarıya indirmeyi, uyuşturucu enjekte eden kişiler arasında HIV bulaşmasını yarı yarıya düşürmeyi, hiçbir bebeğin HIV hastası olarak doğmamasını sağlamayı, 15 milyon kişinin yaşam kurtaran antiretroviral tedavisine erişimine olanak tanımayı ve HIV ile yaşayan kişilerde tüberküloz (TB) ölümlerini yarıya indirmeyi istediklerini vurguladı.
              Tüm dünyaya yapılan ''Sıfıra İniş'' çağrısının, 2011-2015 için Dünya AIDS Gününün kapsayıcı teması olduğunu anlatan Najam, Dünya AIDS Kampanyası'nın Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları tarafından 5 Eylül 2011'de duyurulduğunu anımsattı.
              Najam, HIV tedavisinin yaşam kurtarma ve HIV önleme çabalarının ilerlemesi konusunda önemli bir etki sağladığını, HIV tedavisine uygun kişilerin yaklaşık yüzde 50'sinin artık tedaviye erişebildiğini, çocuklarda yeni HIV enfeksiyonlarının ortadan kaldırılmasının ulaşılabilir bir hedef olduğunu, HIV ile yaşayan hamile kadınların yaklaşık yüzde 50'sinin virüsün çocuklarına geçmesini önlemek için antiretroviral tedavi gördüğünü, yeni HIV enfeksiyonlarının 1997'den bu yana en düşük seviyelerde olduğunu vurguladı.
              ''Beş ülke daha, HIV'in gençler arasındaki yaygınlığında azalma rapor etmiştir. Rapor eden 24 ülkeden toplam 21'inde azalma görülmektedir'' diyen Najam, ''Yeni UNAIDS yatırım çerçevesi, ülkelerin 2015 hedeflerine erişmesine olanak verecektir. Harcamalar ile ilgili yeni stratejik yaklaşım, olağanüstü sonuçlar sağlayacaktır'' değerlendirmesinde bulundu.
              (A.A)

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X