Bayramda tatlıya dikkat
BURSA (İHA) - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyetisyeni Sevinç Yetişen, ramazan ayında bir ay dinlenmeye çekilen midenin, bayramda tatlı ve hamur işi yiyeceklerle yorulmaması gerektiğini belirterek, bu yiyeceklerin fazla tüketilmesinin hiper tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırladığını bildirdi.
Yetişen, ramazanda oruç tutmanın kişinin beslenme durumunu önemli ölçüde etkilediğini, ayrıca kan limiti, lipo protein, protein, C vitamini ve hemoglobin değerleri üzerinde de etki yaptığını kaydetti. Yapılan araştırmalara göre, ramazan ayı boyunca toplam yiyecek alımı azaldığı için kilo kaybı görülmesi gerekirken, öğün sayısı ikiye inmesine rağmen, tatlı ve tahıl ağırlıklı beslenen Türk toplumunda, nüfusun yüzde 25'inde kilo alımı görüldüğüne dikkati çeken Yetişen, oysa şekerli ve hamurlu gıda tüketimini azaltarak standart kiloyu yakalamanın mümkün olduğunu vurguladı.
Yetişen, ramazan süresince en çok karşılaşılan sorunlardan birinin de sebze, meyve ve su tüketiminin azalmasıyla oluşan konstipasyon (kabızlık) olduğunu belirterek, vücudun sağlıklı şekilde işlevini yerine getirebilmesi için her türlü gıdanın, ramazanda da düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ramazan süresince değişen beslenme alışkanlığının, biraz dikkat edilmesi durumunda, bayram sonrası yine eski şekline döneceğini ifade eden Yetişen, şunları söyledi:
"Ramazanda bir ay dinlenmeye çekilen mide, bayramda tatlı ve hamur işi yiyeceklerle yorulmamalı. Özellikle, ağır hamur tatlıları, kızartmalar, yağlı yiyecekler fazla tüketilmemelidir. Bayramın ilk günlerinde az ve sık aralıklarla sebze ve meyveye ağırlık vererek beslenmeli, vücudun eski düzenine dönmesi sağlanmalıdır"
Yetişen, bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlıların nezaket gereği geri çevrilmediğine işaret ederek, "Şekerli, yağlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi, hiper tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırlıyor. Özellikle, 45 yaş ve üstü kişiler risk altında" diye konuştu.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
BURSA (İHA) - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyetisyeni Sevinç Yetişen, ramazan ayında bir ay dinlenmeye çekilen midenin, bayramda tatlı ve hamur işi yiyeceklerle yorulmaması gerektiğini belirterek, bu yiyeceklerin fazla tüketilmesinin hiper tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırladığını bildirdi.
Yetişen, ramazanda oruç tutmanın kişinin beslenme durumunu önemli ölçüde etkilediğini, ayrıca kan limiti, lipo protein, protein, C vitamini ve hemoglobin değerleri üzerinde de etki yaptığını kaydetti. Yapılan araştırmalara göre, ramazan ayı boyunca toplam yiyecek alımı azaldığı için kilo kaybı görülmesi gerekirken, öğün sayısı ikiye inmesine rağmen, tatlı ve tahıl ağırlıklı beslenen Türk toplumunda, nüfusun yüzde 25'inde kilo alımı görüldüğüne dikkati çeken Yetişen, oysa şekerli ve hamurlu gıda tüketimini azaltarak standart kiloyu yakalamanın mümkün olduğunu vurguladı.
Yetişen, ramazan süresince en çok karşılaşılan sorunlardan birinin de sebze, meyve ve su tüketiminin azalmasıyla oluşan konstipasyon (kabızlık) olduğunu belirterek, vücudun sağlıklı şekilde işlevini yerine getirebilmesi için her türlü gıdanın, ramazanda da düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ramazan süresince değişen beslenme alışkanlığının, biraz dikkat edilmesi durumunda, bayram sonrası yine eski şekline döneceğini ifade eden Yetişen, şunları söyledi:
"Ramazanda bir ay dinlenmeye çekilen mide, bayramda tatlı ve hamur işi yiyeceklerle yorulmamalı. Özellikle, ağır hamur tatlıları, kızartmalar, yağlı yiyecekler fazla tüketilmemelidir. Bayramın ilk günlerinde az ve sık aralıklarla sebze ve meyveye ağırlık vererek beslenmeli, vücudun eski düzenine dönmesi sağlanmalıdır"
Yetişen, bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlıların nezaket gereği geri çevrilmediğine işaret ederek, "Şekerli, yağlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi, hiper tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırlıyor. Özellikle, 45 yaş ve üstü kişiler risk altında" diye konuştu.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Yorum yap