Fast food aptal ve uyuşturucu bağımlısı yapıyor
Amerika Birleşik Devletleri kelimenin tam anlamıyla uyuşturucu ve obezlik (şişmanlık) çukuruna düşmüş durumda. Konunun bir de trajik boyutu var. Çünkü, hem uyuşturucu kullanım yaşı sürekli aşağı iniyor, hem de obezlik sınırı daha ilköğretim yaşlarında aşılıyor.
Özellikle uyuşturucu kullanma yaşının ilköğretim seviyelerine inmesi ülke çapında panik yaşanmasına yol açıyor. İlgili konuda yapılan araştırmalar ise, insanı şaşırtan bir gerçeği ortaya çıkarmış durumda. Çünkü, çocukları küçük yaşlarda obez hale getiren temel unsurun, fast food beslenme tarzı olduğu, endüstri ülkesi olan Amerika'da, ailenin tüm fertleri çalıştığı ve zaman fakiri olduğu için, mecburen bu beslenme tarzına mahkum olunduğu bilinen bir gerçek.
ÇOCUKLAR BAĞIMLI OLUYOR
Bu konuda bilinmeyen ise; fast food beslenme tarzının çocukların beyin kimyasında değişiklik yaratarak, onları bu tarza bağımlı hale getiriyor olması.
İş bu kadarla da sınırlı kalmıyor. Beyin kimyasal yapısının fast food beslenme tarzına bağımlı hale getirecek kimyasal dönüşüme uğraması sonrasında, aynı çocuk, doğal olarak esrar, eroin, kokain, extasy vb. gibi maddelerin de potansiyel bağımlılık adayı oluyor. Olağanüstü örgütlenmiş uyuşturucu kartellerinin ise, bu potansiyel adayları, uyuşturucu bağımlısı yapmaları ise kısa sürede gerçekleşiyor.
Kaliforniya Üniversitesi tarafından sürdürülen uzun soluklu araştırma sonuçlarına göre, bol kalorili maddelerden yapılan fast food yiyecekleri; beyindeki kimyasal dengeyi bozarak, 'Reward Sistem' adı verilen ve insanda geçici bir mutluluk yaratarak bağımlılık ortaya çıkaran oluşuma benzer bir yapı gerçekleştiriyor. Bunun sonucunda da, bu tür yiyeceklere sürekli istem meydana geliyor. Açıkcası, yedikçe yemek döngelinin pençesine düşülüyor.
İlgili konuda yapılan araştırmalar hakkında bilgi veren Dr. Paul S. Kenny ve Dr. Paul M. Johnson'a göre, fast food yiyecekleri zengin yağ, protein, baharat, karbonhidrat içerikleri ile beyindeki D2 Reseptörünü (Algılayıcı) uyarıyor, bu uyarım sonucunda da keyif, haz hormonu da denilen Dopamin salgısı artıyor ve ilgili kişi, seks yapmış veya uyuşturucu kullanmış gibi oluyor; arkasından bağımlılık değerliliği oluşuyor, yedikçe yemenin önüne geçilemiyor.
ŞİŞMAN VE DÜŞÜK ZEKALI
Fast food beslenme tarzının çocukların öğrenme kapasitelerini de olumsuz anlamda etkileyerek, yağlanmaya sebep olması, hormon düzenini de allak bullak ediyor, öğrenme bozukluklarına sebep oluyor. Ancak, Almanya'da son yapılan araştırmalara göre, fast food beslenme düzeni düşük iyot içeriği nedeniyle, Hipotroid'e, buna bağlı olarak da, genel gelişim ve öğrenme kapasitesi düşümüne etmen oluyor; ayrıca kalın bağırsak fonksiyon bozukluğuyla, kanserini de tetikliyor. Bu ise obez çocuk oranı süratle artan Almanya'yı dehşete düşürüyor.
Bilindiği üzere, Troid bezi, salgıladığı Thyroxin hormonuyla, sinir sistemi, dolaşım sistemi başta olmak üzere bir çok hayati sistemin sağlıklı çalışmasını düzenler. Fonksiyon bozukluğu ise, sayısız olumsuz gelişmeyi tetikler; zeka bozuklukları (Aptallık) dahil.
İnsan bu gelişmeleri öğrendiğinde, 'Yaşasın analarımızın tencere yemekleri!..' diye bağırmak istiyor.
Turgay Renklikurt
Amerika Birleşik Devletleri kelimenin tam anlamıyla uyuşturucu ve obezlik (şişmanlık) çukuruna düşmüş durumda. Konunun bir de trajik boyutu var. Çünkü, hem uyuşturucu kullanım yaşı sürekli aşağı iniyor, hem de obezlik sınırı daha ilköğretim yaşlarında aşılıyor.
Özellikle uyuşturucu kullanma yaşının ilköğretim seviyelerine inmesi ülke çapında panik yaşanmasına yol açıyor. İlgili konuda yapılan araştırmalar ise, insanı şaşırtan bir gerçeği ortaya çıkarmış durumda. Çünkü, çocukları küçük yaşlarda obez hale getiren temel unsurun, fast food beslenme tarzı olduğu, endüstri ülkesi olan Amerika'da, ailenin tüm fertleri çalıştığı ve zaman fakiri olduğu için, mecburen bu beslenme tarzına mahkum olunduğu bilinen bir gerçek.
ÇOCUKLAR BAĞIMLI OLUYOR
Bu konuda bilinmeyen ise; fast food beslenme tarzının çocukların beyin kimyasında değişiklik yaratarak, onları bu tarza bağımlı hale getiriyor olması.
İş bu kadarla da sınırlı kalmıyor. Beyin kimyasal yapısının fast food beslenme tarzına bağımlı hale getirecek kimyasal dönüşüme uğraması sonrasında, aynı çocuk, doğal olarak esrar, eroin, kokain, extasy vb. gibi maddelerin de potansiyel bağımlılık adayı oluyor. Olağanüstü örgütlenmiş uyuşturucu kartellerinin ise, bu potansiyel adayları, uyuşturucu bağımlısı yapmaları ise kısa sürede gerçekleşiyor.
Kaliforniya Üniversitesi tarafından sürdürülen uzun soluklu araştırma sonuçlarına göre, bol kalorili maddelerden yapılan fast food yiyecekleri; beyindeki kimyasal dengeyi bozarak, 'Reward Sistem' adı verilen ve insanda geçici bir mutluluk yaratarak bağımlılık ortaya çıkaran oluşuma benzer bir yapı gerçekleştiriyor. Bunun sonucunda da, bu tür yiyeceklere sürekli istem meydana geliyor. Açıkcası, yedikçe yemek döngelinin pençesine düşülüyor.
İlgili konuda yapılan araştırmalar hakkında bilgi veren Dr. Paul S. Kenny ve Dr. Paul M. Johnson'a göre, fast food yiyecekleri zengin yağ, protein, baharat, karbonhidrat içerikleri ile beyindeki D2 Reseptörünü (Algılayıcı) uyarıyor, bu uyarım sonucunda da keyif, haz hormonu da denilen Dopamin salgısı artıyor ve ilgili kişi, seks yapmış veya uyuşturucu kullanmış gibi oluyor; arkasından bağımlılık değerliliği oluşuyor, yedikçe yemenin önüne geçilemiyor.
ŞİŞMAN VE DÜŞÜK ZEKALI
Fast food beslenme tarzının çocukların öğrenme kapasitelerini de olumsuz anlamda etkileyerek, yağlanmaya sebep olması, hormon düzenini de allak bullak ediyor, öğrenme bozukluklarına sebep oluyor. Ancak, Almanya'da son yapılan araştırmalara göre, fast food beslenme düzeni düşük iyot içeriği nedeniyle, Hipotroid'e, buna bağlı olarak da, genel gelişim ve öğrenme kapasitesi düşümüne etmen oluyor; ayrıca kalın bağırsak fonksiyon bozukluğuyla, kanserini de tetikliyor. Bu ise obez çocuk oranı süratle artan Almanya'yı dehşete düşürüyor.
Bilindiği üzere, Troid bezi, salgıladığı Thyroxin hormonuyla, sinir sistemi, dolaşım sistemi başta olmak üzere bir çok hayati sistemin sağlıklı çalışmasını düzenler. Fonksiyon bozukluğu ise, sayısız olumsuz gelişmeyi tetikler; zeka bozuklukları (Aptallık) dahil.
İnsan bu gelişmeleri öğrendiğinde, 'Yaşasın analarımızın tencere yemekleri!..' diye bağırmak istiyor.
Turgay Renklikurt

Yorum yap