Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Işgın, Rheum Ribes

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Işgın, Rheum Ribes

    Onu Bilmeden Geçen Bütün Günlerinize Hayıflanabilirsiniz: Işgın Otu Ayşin İldeş

    Ekle Bir gün Galata’nın Serdar-ı Ekrem caddesinde yürürken karşılaşmıştık ışgınla. Seyyar satıcının arabasında daha önce görmediğimden ve yemediğimden emin bir şekilde kendisini satın almıştım. Adını bir süre "ışkın" sanarak yabancı dilde yazılmış tarif kitaplarından aşina olup olmadığımı anlamaya çalıştım fakat değildim. Zaten o da "ışkın" değil ışgındı. Böylece kendisiyle neler yapabileceğime bir göz attım ve bu mucizevi sebzeyle neden daha önce tanışmamışız diye hayıflandım.

    Sonra kansere çok iyi geldiği manşetten duyurulunca ışgının yıldızı yeniden parlamaya başladı. Türkiye’de yetişen tek ravent türü olan ışgın, Jamie Oliver’ın mutfağında sık sık kullandığı ve yıllarca "Bu ne ya?" dediğimiz rhubarb ile uzaktan akraba. Kendisiyle daha yakından tanışmanın vakti geldi de geçiyor bile...


    Pişman olmayacaksınız: Işgını yakından tanıyalım




    Işgın otu, sofralarımızdan eksik olmayan sebzelerden biri olmasa da mutlaka her eve girmeyi hak edecek kadar faydalı. Bilimsel olarak başta kansere olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiği kanıtlanan ışgın, halk arasında uçkun ya da ışkın olarak da biliniyor. Ama doğrusu ışgın. Doğal ilaç olarak nitelendirilen bu sebzenin bilimdeki adı ise “Reun Ribes”. Sürekli roka diye alıp hayal kırıklığı yaşadığım kuzukulağı familyasından gelen ışgın en çok mayıs ve haziran aylarında yetişiyor. Özellikle Erzurum yöresi, ışgının anavatanı. Geniş ve kalın yapraklı bitki, karların erimesi sonucunda ortaya çıkıyor.

    Bkz Işgının faydaları: Ne işe yarıyor bu mucizevi sebze?

    • Özellikle lösemi ve kanser ile mücadelede kullanılan ışgın, hücrelerin yenilenmesinde ve gelişmesinde büyük rol oynuyor.
    • İçeriğinde kimyasal maddeler barındırdığı için bir tür ilaç olarak kabul ediliyor ve ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.
    • Mideyi rahatlatıyor ve sindirimi kolaylaştırıyor.
    • Şeker ve tansiyon hastalarının kullanması gereken ışgının bir de afrodizyak özelliği mevcut.
    • Kabıza, astıma, nefes darlığına, soğuk algınlığına, ishale, hemoroide ve ülsere de iyi geldiği biliniyor.
    • Grip, ateşli hastalıklar, böbrek rahatsızlığı, yorgunluk, uykusuzluk, stres gibi birbirinden çok farkı rahatsızlıklara da iyi geliyor.
    • Özellikle kan şekerini düzene sokan ışgın, iştah açıyor ve kendinizi dinç hissetmenizi sağlıyor.
    • Hamilelik esnasında ışgın kabuklarının iç kısmını lekelenen bölgenize sürebilirsiniz.
    • Kolesterolü düşürüyor ve kalp rahatsızlıklarına iyi geliyor.
    • Kırışıklıkları gideriyor ve cildi yeniliyor. Aynı zamanda anti ageing özelliği de bulunuyor.
    • Bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve özellikle kış aylarında hastalıklardan koruyor.
    • C vitamini yönünden zengin olan ışgın, A, B1, B2, E ve K vitaminlerini de bol miktarda içeriyor.

    Bu mesele ciddi: Işgının kanser üzerindeki etkisi




    Bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre ışgın, kanserli hücrelerin gelişmesini önleyebilir gibi gözüküyor. Sheffield Hallam Üniversitesi’nin çalışmasına göre, Işgın kırmızı sebzelerde yer alan polifenoller bakımından zengin bir sebze. Araştırmanın sorumlusu Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Nikki Jordan-Mahy’in Daily Telegraph gazetesine verdiği röportajda "Araştırmalarımız sonucunda Işgının özellikle pişirildiğinde polifenol miktarı bakımından etkili hale geliyor. Bu bitkiden elde edilecek bir ilacın da kanserle mücadelede kullanılabileceğini düşünüyoruz" diyor.

    Bu durumda ışgını yemeklerinize katıp, pişirerek tüketmek iyi bir fikir olabilir.
    ABD’de yapılan bir araştırmaya göre ışgın otu kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatıyor. Atlanta Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir başka araştırmaya göreyse ışgın otunun içinde bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanserli hücrelere enjekte edildi ve iki günde kanserli hücrelerin yaklaşık yarısı yok oldu. Bu da gelecekte bizi ışgın kullanılarak üretilen kanser ilaçlarının beklediği anlamına geliyor.

    Bu da son ama en lezzetli soru: Nasıl tüketmeli?




    Taze olarak tüketilebilen gıdalardan biri olan ışgın, ekşiliği yönünden size kiviyi çağrıştırabilir. Ama yukarıda da okuduğunuz gibi pişirerek tüketmeye bakın siz. Işgını mutfağınızda şifa niyetine kullanmanın birçok yolu var. Mesela ışgınlı omlet hem güne sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlar hem de ışgının ekşisi tadı yumurtayla çok iyi gider. Reçeli, şurubu, yemeği ve çorbasına kadar birçok alanda faydalanabileceğiniz bu sebzeyi dolabınızdan eksik etmeyin.

  • #2
    Rheum ribes Özütlerinin Antioksidan ve Antibakteriyel Aktiviteleri

    Year 2021, Volume 11, Issue 1, 104 - 117, 15.06.2021

    Hatice Aysun MERCİMEK TAKCI Filiz UÇAN TÜRKMEN Mustafa GÜNEŞ Pemra BAKIRHAN
    https://doi.org/10.31466/kfbd.879822 Abstract


    Polygonaceae familyasının türü olan Rheum ribes’in taze gövde ve yaprakları Lübnan, İran ve Türkiye’nin doğusunda sebze olarak tüketilmektedir. Son zamanlarda farmakolojik alanlarda kullanılan bu bitkiden Asya ülkelerinde saf ilaç materyalleri üretilmektedir. Çalışmamızda, Rheum ribes gövde kısımlarından etil asetat, hekzan, metanol ve saf su çözücüleri kullanılarak 10-100 mg/mL konsantrasyonlarda hazırlanan özütlerin in vitro fitokimyasal, antioksidan ve antibakteriyel aktiviteleri incelenmiştir. Çözücülere bağlı olarak ekstraksiyon verimi değişmekle birlikte en yüksek ekstraksiyon verimi (%25.3), en yüksek total fenolik (0.80±0.00 mg GAE/g) ve flavonoid içerik (0.321±0.00 mg RE/g) 100 mg/mL konsantrasyonda metanol özütünde belirlenmiştir. Rheum ribes metanol gövde özütünün DPPH· süpürme aktivitesi %91.10±0.51 olarak kaydedilmiş olup IC50 dozu 10.50 mg/mL’dir. En yüksek Fe(II) iyonlarını şelatlama aktivitesi %49.70±3.10, indirgeme kapasitesi (0.19±0.00) ve süperoksit anyonu giderme aktivitesi (%39.20±2.40) 100 mg/mL konsantrasyonda metanol özütünde belirlenmiştir. Rheum ribes’in etil asetat, hekzan ve metanol özütlerinin test bakterileri üzerinde antibakteriyel aktivite gösteremediği belirlenmiştir. Saf su özütünün gösterdiği antibakteriyel aktivite 9.00±1.00 ve 14.50±1.50 mm zon çapı aralığındadır. En yüksek inhibitör etki 14.50±1.50 mm zon çapı ile S. aureus’a karşı gözlenmiştir.


    https://dergipark.org.tr/en/pub/kfbd/issue/62741/879822

    Yorum yap


    • #3
      Rheum ribes Özütlerinin Antioksidan ve Antibakteriyel Aktiviteleri

      Hatice Aysun MERCİMEK TAKCI1* , Filiz UÇAN TÜRKMEN2 , Mustafa GÜNEŞ3 , Pemra BAKIRHAN4

      Öz

      Polygonaceae familyasının türü olan Rheum ribes’in taze gövde ve yaprakları Lübnan, İran ve Türkiye’nin doğusunda sebze olarak tüketilmektedir. Son zamanlarda farmakolojik alanlarda kullanılan bu bitkiden Asya ülkelerinde saf ilaç materyalleri üretilmektedir. Çalışmamızda, Rheum ribes gövde kısımlarından etil asetat, hekzan, metanol ve saf su çözücüleri kullanılarak 10-100 mg/mL konsantrasyonlarda hazırlanan özütlerin in vitro fitokimyasal, antioksidan ve antibakteriyel aktiviteleri incelenmiştir. Çözücülere bağlı olarak ekstraksiyon verimi değişmekle birlikte en yüksek ekstraksiyon verimi (%25.3), en yüksek total fenolik (0.80±0.00 mg GAE/g) ve flavonoid içerik (0.321±0.00 mg RE/g) 100 mg/mL konsantrasyonda metanol özütünde belirlenmiştir. Rheum ribes metanol gövde özütünün DPPH· süpürme aktivitesi %91.10±0.51 olarak kaydedilmiş olup IC50 dozu 10.50 mg/mL’dir. En yüksek Fe(II) iyonlarını şelatlama aktivitesi %49.70±3.10, indirgeme kapasitesi (0.19±0.00) ve süperoksit anyonu giderme aktivitesi (%39.20±2.40) 100 mg/mL konsantrasyonda metanol özütünde belirlenmiştir. Rheum ribes’in etil asetat, hekzan ve metanol özütlerinin test bakterileri üzerinde antibakteriyel aktivite gösteremediği belirlenmiştir. Saf su özütünün gösterdiği antibakteriyel aktivite 9.00±1.00 ve 14.50±1.50 mm zon çapı aralığındadır. En yüksek inhibitör etki 14.50±1.50 mm zon çapı ile S. aureus’a karşı gözlenmiştir.

      Anahtar Kelimeler: Rheum ribes, Antioksidan, Antibakteriyel

      Antibacterial and Antioxidant Activities of Rheum ribes extracts

      Abstract

      The fresh stem and leaves Rheum ribes, species of Polygonaceae family, are consumed as vegetable in Lebanon, Iran and eastern Turkey. Recently, crude drug materials from this plant are used in pharmacological research in Asian countries. In this study, in vitro phytochemical, antioxidant and antibacterial activity of the extracts prepared at 10-100 mg/mL concentrations by using ethyl acetate, hexane, methanol and distilled water from stem parts of Rheum ribes were examined. The extraction efficiency varies depending on the solvents and the highest extraction efficiency was calculated as %25.3 at methanol extract. The highest total phenolic and flavonoid contents were determined 0.80 ± 0.00 mg GAE/g and 0.321 ± 0.00 mg RE/g at 100 mg/mL concentration of methanolic extract. DPPH· radical scavenging activity of methanolic stem extract was %91.10±0.51 (IC50 dose 10.50 mg/mL). The highest Fe(II) ions chelating activity (49.70±3.10%), reduction capacity (0.19±0.00) and superoxide anion scavenging activity (39.20 ± 2.40%) were recorded at methanol extract. Ethyl acetate, hexane and methanol extracts of Rheum ribes not showed antibacterial activity against test bacteria. Antibacterial activity of distilled water extract was in the range of 9.00±1.00 and 14.50±1.50 mm. The highest inhibitory effect was observed against S. aureus with 14.5 ±1.50 mm zone diameter.

      Keywords: Rheum ribes, Antioxidant, Antibacterial

      1. Giriş

      Dünya Sağlık Örgütü küresel nüfusun %80'inin birinci basamak sağlık hizmeti ihtiyaçları için geleneksel yöntemlerle tıbbi bitkilerden elde edilen ilaçların kullanıldığını bildirmiştir. Tarih boyunca Anadolu’da da tedavi amaçlı kullanılan bitkilere, halk hekimliği uygulamalarında yaygın olarak rastlanılmaktadır. Anadolu’da yetişen bitkiler baharat, boya, gıda, çay, hayvan hastalıklarının tedavisi, meşrubat ve kozmetik sanayinde kullanımı gibi birçok alanda kültürel çeşitliliğimizin bir parçası olmuştur.

      Yayla muzu (R. ribes), Lübnan, Irak, İran ve Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgelerinde yetişen Polygonaceae familyasına ait çok yıllık bir bitkidir (Davis, 1967). Doğu bölgelerimizde 1800 ile 2800 metre yüksekliklerde yayılış gösteren bitki olup, bölgesel olarak değişmekle beraber ışgın, yayla muzu ve uçkun gibi adlarla anılmaktadır (Tosun ve Kızılay, 2003). R. ribes, Doğu Anadolu Bölgesinde Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında görülüp, boyu ortalama 150 cm’dir (Andiç ve ark., 2009). Gövde taban kısımdan yapraklıdır. Yaprakları büyük, kırmızımsı, bitkinin kenarları ince tırtırlı ve buruşuk şeklindedir. Yaprakların üst tarafı sert ve pürüzlüdür. Çiçekleri ise küçük, sarımsı ve beyazdır. Tohumların boyutu 9-15 mm’dir. Kazık köklü ve çok yıllıktır. R. ribes, kabukları gövdeden temizlenerek yenen, pH değeri 3.56 olması sebebiyle ekşi tat veren ve yeşil renkli bir bitkidir.

      R. ribes 1939 yılında tıbbı açıdan ilk kez incelenmiştir. R. ribes yetiştiği bölgede halk tarafından gövde kısmı, taze iken dış kabuğu soyularak yenilmekle beraber Hakkâri'de uçkunlu dondurma ve kek olarak Bitlis’te turşusu yapılarak tüketilmektedir. Tunceli ve Bitlis'in bazı bölgelerinde ateşte pişirilerek tüketilmektedir (Güvenç ve Kaya, 1996).

      Besin olarak tüketilmekle beraber halk arasında tıbbi amaçlı olarak da kullanımı yetiştiği bölge içinde oldukça yaygındır. Bitlis ve çevresinde bitkinin gövde kısmı sindirimi kolaylaştırıcı olarak bilinmekte, kök kısımları ise hemoroit ve şeker hastalığı tedavisi için de kullanılmaktadır. Aynı zamanda kökleri, şeker hastalığında fayda sağlamış, ülser ve mide rahatsızlığında olumlu etkiye rastlanmıştır (Tosun ve Kızılay, 2003; Meral 2017). R. ribes kökünde anti tümör etkiye sahip maddelerin olduğu düşünülmektedir (Mohammed ve Karim, 2010). Antioksidan özelliklerinden dolayı kanserli hücrelere etki yönünden olumlu sonuçlar verebileceği düşünülen bu bitki üzerinde yapılan bir çalışmada ilk bulgulara göre kaynatarak elde edilen özütlerin kanserli dokuda antiproliferatif bir etkisi bulunamamıştır. R. ribes genç sürgünlerinde, krizofanol, fiskiyon ve emodolan trakinonlarıyla, kuersetin, 5-dezoksikuersetin, kuersetin 3-O-ramnozit, kuersetin 3-Ogalaktozit ve kuersetin 3-O-rutinozit flavonoidleri bulunmaktadır (Tosun ve Kızılay, 2003).

      Bu çalışmada, aktarlardan temin edilen hazır kurutulmuş R. ribes’in gövde özütlerinin fitokimyasal özellikleri ve antibakteriyel aktivitelerinin incelenmesi amaçlanmıştır.

      2. Materyal ve Metot

      2.1. Bitki Özütlerinin Hazırlanması


      Aktarlardan temin edilen hazır kurutulmuş R. ribes’in gövde kısımları mekanik karıştırıcıda çekilerek toz haline getirilip kapalı bir kap içerisinde oda sıcaklığında saklanmıştır. %10 (w/v) konsantrasyonda etil asetat, hekzan, metanol ve saf su kullanılarak oda sıcaklığında 180 rpm’de 72 saat çalkalamalı koşullarda ekstrakte edilmiştir. Ekstraksiyonu takiben süzüntü Whatman filter paper No.1 ile süzülmüş ve evaporatörde (Heidolph Hei-Vap Presicion ML/G1) konsantre edilmiştir. Her çözücünün kaynama noktasına uygun sıcaklıklarda yapılan evaporasyon sonrası örneklerin son konsantrasyonu 100 mg/mL olacak şekilde metanol içerisinde süspanse edilmiştir. Özütler analizlerde kullanılana kadar +4°C’de saklanmıştır.

      2.2. Fitokimyasal Analizler

      R. ribes özütlerindeki toplam fenolik madde miktarı Folin Ciocalteu kalorimetrik metodu ile belirlenmiştir. Ekstraktların 500 µL’sine %7.5’lik NaHCO3 çözeltisinden 2.5 mL eklenmiştir. Karışıma %10’luk Folin-Ciocalteu ayracından 2.5 mL ilave edilmiştir. 45ºC’de 45 dak. su banyosunda inkübasyon süresince tüplerdeki renk değişimi takip edilmiştir. Örneklerin absorbansı spektrofotometrede (Biochrom, Libra S60, B, England) 765 nm dalga boyunda köre karşı okutulmuştur. Sonuçlar, ekstrenin gramı başına mg gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak ifade edilmiştir (Stankovic, 2011).

      Flavonoid madde miktarı için, özütler 1:5 oranda saf su ile seyreltilmiş ve %5’lik 300 µL NaNO2 eklenerek oda sıcaklığında 5 dak. bekletilmiştir. Takiben reaksiyon karışımına 600 µL %10’luk AlCl3.6H2O eklenmiş tekrar 5 dak. oda sıcaklığında bekletilmiştir. 2 mL 1 M’lık NaOH ilave edilmiş ve karışıma saf su eklenerek son hacim 10 mL’ye tamamlanmıştır. 510 nm’de karışımın absorbansı okutulmuştur. Sonuçlar, ekstrenin gramı başına mg rutin eşdeğeri (RE) olarak ifade edilmiştir. (Sharm ve Vig, 2013).

      2.3. Antioksidan Kapasite Analizleri

      DPPH· süpürme aktivite tayini:
      Blois’in (1958) tarafından bildirilen serbest radikal giderme metodu örneklerin bir elektron veya proton verebilme yeteneğine bağlı olarak DPPH· (1,1-difenil-2- pikrilhidrazil) çözeltisinin renginin açılması esasına dayanmaktadır.

      Rheum özütlerinin 100 µL’si metanol içinde çözünmüş DPPH· (0.025 g/L) çözeltisinin 3.9 mL’sine eklenmiştir. Reaksiyon gerçekleşmesi için karışım 120 dak. karanlıkta bekletilmiştir. Reaksiyon karışımı 515 nm dalga boyunda okutulmuştur. Standart olarak 200-1000 µg/mL konsantrasyonda BHT (Butilhidroksi toluen) kullanılmıştır. Örnek yerine metanolün ilave edildiği tüplerin absorbansı kontrol olarak değerlendirilmiştir. Özütlerin DPPH· radikali giderme aktivitesi aşağıdaki formüle göre hesaplanmıştır.

      DPPH· inhibisyonu (%) = [(AbsKontrol-AbsNumune)/AbsKontrol] x100

      Demir (II) ı̇yonlarını şelatlama aktivitesinin tayini: Rheum özütlerinin Fe+2 iyonlarını şelatlama aktivitelerini belirlemek için Dinis ve ark., (1994) buldukları metot uygulanmıştır. Belirtilen yönteme göre demir şelatlama gücü yüksek olan ferrozinle, ekstraktlarda bulunan metal bağlayıcı bileşiklerin yarışması esasına dayanmaktadır. Özütler içinde bulunan bileşiklerin demir bağlama gücü yüksekse kırımızı renkli olan ferrozin-Fe+2 kompleksinin oluşumu engellenecektir.

      100 µL özüt içeren deney tüplerine 370 µL saf su ve 10 μL 2 mM FeCl2 çözeltisi eklenmiştir. Reaksiyon karışımı oda sıcaklığında 30 dak. bekletilmiştir. Tüplere 20 μL 5 mM ferrozin çözeltisi ilave edilip karıştırılmıştır. Karışıma 2.5 mL saf su eklenerek 10 dak. bekletilmiştir. İnkübasyonu takiben spektrofotometrede 562 nm dalga boyunda köre karşılık örnekler okunmuştur. Standart olarak 50-250 µg/mL konsantrasyonlarda EDTA kullanılmıştır. Örnek yerine özütlerin hazırlandığı çözücüye göre 1 mL saf su ve metanol kullanılarak kontrol çalışılmıştır. Ferrozin-Fe+2 kompleksinin inhibisyon yüzdesi aşağıda belirtilen formülle hesaplanmıştır

      % Şelatlama Aktivitesi: (1–(562 nm’de Örnek Absorbansı/562 nm’de Kontrol Absorbansı)) x 100

      İndirgeme kapasite tayini: Oyaizu’nın (1986) belirlediği metotla özütlerin indirgeme kapasitesi belirlenmiştir. Örneklerin içinde bulunan indirgen maddenin Fe+3 iyonunu Fe+2 iyonuna indirgenmesi test edilmektedir. Ortama FeCl3 eklenmesiyle Prusya mavisi rengini alan yeni karşımın absorbans değeri ölçülür. Elde edilen yüksek absorbans değeri aynı zamanda yüksek indirgeme kapasitesine göstermektedir. Rheum özütlerinin 100 µL’sine, 250 µL fosfat tamponu (0.2 M pH 6,6) ve 250 µL %1’lik K3Fe(CN)6 eklenmiştir. Reaksiyon karışımı 50ºC’de 20 dak bekletilmiş ve 250 µL %10’luk TCA eklenmiş ve 2500 rpm’de 10 dak santrifüj edildikten sonra 250 µL alınan örneklere eşit hacimde saf su ve 50 μL %0,1’lik FeCl3 çözeltisi ilave edilmiştir. Reaksiyon karışımına 1650 mL saf su eklenmiştir ve reaksiyon karışımlarının absorbansı 700 nm’de okutulmuştur. Standart olarak BHA çözeltisi (Bütilhidroksi anisol) kullanılmıştır.

      Süperoksit radikali giderme aktivitesi: Süperoksit anyonu giderme aktivitesi Nishikimi ve ark. (1972) metoduna göre belirlenmiştir. NADH/PMS/O2 sistemi ile üretilen süperoksit radikali sarı renkli NBT’yi mavi-mor renkli formazon türevine indirgemektedir. 1 mL 156 μM NBT (0.1 M fosfat tamponunda, pH 7.4) ve 1 mL 468 μM NADH (0.1 M fosfat tamponunda, pH 7.4) karışımlarına 1 mL değişik konsantrasyonlarda hazırlanan bitki özütleri veya 1 mL standart BHA çözeltisi (50-400 μg/mL) ilave edilmiştir. Reaksiyon çözeltisine 100 μL 60 μM PMS çözeltisi (0.1 M fosfat tamponu pH 7.4) eklendikten sonra 25ºC’de 5 dak inkübasyon sonunda örnekler spektrofotometrede 560 nm’de okutulmuştur. Aynı deney koşullarında 1 mL su kullanılarak kontrol çalışılmıştır. Aşağıdaki formüle göre özütlerin antioksidan aktiviteleri belirlenmiştir.

      % Süperoksit Radikali Giderme Aktivitesi = ((560 nm’de Kontrol Absorbansı - 560 nm’de Örnek Absorbansı)/560 nm’de Kontrol Absorbansı) x 100

      2.4. Antibakteriyel Analizler

      Antimikrobiyal analizler Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir (Bauer ve ark., 1966). Mikroorganizmaların bir gecelik kültürlerinin yoğunluğu steril fizyolojik tuzlu ile 0.5 MacFarland standart bulanıklığa ayarlanmıştır. Mueller Hinton Agar besiyeri yüzeyine steril eküvyon çubuğu ile 0.5 MacFarland bulanıklığa ayarlanan kültürler inoküle edilmiştir. İnokülasyonu takiben 6 mm çaplı steril blank disklere her bir yayla muzu ekstrelerinden 20 µL emdirilip steril penset yardımı ile agar yüzeyine yerleştirilmiştir. Test edilen her mikroorganizma türüne spesifik pozitif kontrol kullanılmıştır. Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae ve Proteus spp. için Tetrasiklin (30 mcg/disk); Staphylococcus aureus için Metisilin (5 mcg/disk); Pseudomonas aeruginosa için Polimiksin B (300 unite/disk) kullanılmıştır. Negatif kontrol olarak kullanılmak üzere ise steril blank disklere 20 µL metanol emdirilmiştir. Disklerin eşit aralıklarla yerleştirildiği plaklar 37ºC’de 12-24 saat inkübe edilmiştir. İnkübasyon süresini takiben disklerin etrafında bakterilerin üremediği şeffaf zonların varlığı incelenmiştir. Tüm antimikrobiyal analizler üç tekrarlı yürütülmüştür.

      2.5. İstatistiksel Analiz

      Analiz sonuçları, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak varyans analizine tabi tutulmuş ve önemli bulunan farklılıklar Tukey çoklu karşılaştırma testine göre belirlenmiştir (p<0.05).

      3. Araştırma Bulguları

      Çözücülerin polaritesine bağlı olarak özütlerin verimi değişmekle birlikte, en yüksek ekstraksiyon verimi metanol ekstratında %25.3 olarak belirlenmiştir. Etil asetat ve saf su kullanılarak yapılan uygulamalar sonucunda elde edilen % verim 18 ve 20’dir. En düşük ekstraksiyon verimi ise hekzanda %10 olarak hesaplanmıştır. Bitkilerdeki biyoaktif bileşiklerin hidrofobik özelliklerinden dolayı metanol ve saf su gibi polaritesi yüksek çözücülerin kullanıldığı çalışmalarda yüksek verim sonuçları elde edilmektedir. 10-100 mg/mL konsantrasyonlardaki özütlerin toplam fenolik madde miktarı mg GAE/g cinsinden Tablo 1’de verilmiştir.

      Tablo 1. R. ribes özütlerinin toplam fenolik içerikleri (mg GAE/g ekstre)
      Konsantrasyon Etil Asetat Hekzan Metanol Saf su
      10 mg/mL 0.059±0.00e 0.058±0.00c 0.061±0.00e 0.062±0.00d
      25 mg/mL 0.126±0.00d .061±0.00bc 0.108±0.01d 0.075±0.00d
      50 mg/mL 0.183±0.01c 0.069±0.01b 0.141±0.00c 0.102±0.00c
      75 mg/mL 0.219±0.01b 0.080±0.00a 0.209±0.00b 0.129±0.00b
      100 mg/mL 0.254±0.00a 0.084±0.00a 0.321±0.00a 0.174±0.02a
      *(Gösterilen veriler n=3’ün ortalama değerleridir. Grafikte farklı simgeler (a-e, a-d ve a-c) ile ifade edilen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (p˂0.05)).

      Özütlerin konsantrasyon oranı arttıkça toplam fenolik ve flavonoid madde içeriklerinin de arttığı gözlenmektedir. R. ribes özütlerindeki toplam fenolik madde içerikleri 0.12±0.00e ve 0.80±0.00a mg GAE/g ekstre aralığında belirlenmiştir. Toplam flavonoid içerikleri ise 0.058±0.00c ve 0.321±0.00a mg RE/g ekstre olarak hesaplanmıştır. Toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları, Tukey çoklu değerlendirme testine göre karşılaştırıldığında ortalamalar arasındaki gözlenen fark önemli bulunmuştur. Konsantrasyona bağlı en yüksek fenolik ve flavonoid madde içerikleri metanolik özütte gözlenmekte olup, 100 mg/mL konsantrasyondaki fenolik madde içeriği 0.80±0.00a mg GAE/g ve flavonoid içerik ise 0.321±0.00a mg RE/g olarak hesaplanmıştır. En düşük fitokimyasal içeriğe hekzan özütünde rastlanmıştır.

      Farklı konsantrasyonlardaki R. ribes özütlerinin ve standart antioksidanın (BHT) % inhibisyon cinsinden DPPH· radikal süpürme aktiviteleri ve IC50 dozu Tablo 3’te verilmiştir.

      Tablo 3. R. ribes özütlerinin ve BHT’nin DPPH· süpürme aktivitesi (%) ve IC50 dozu
      Özütler 10 mg/mL 25 mg/mL 50 mg/mL 75 mg/mL 100 mg/mL IC50 dozu (mg/mL)
      Etil Asetat 45.03±0.00e 58.29±0.00d 68.89±0.01c 82.59±0.01b 86.86±0.00a 12.47
      Hekzan 20.03±0.51e 33.10±0.06d 49.23±0.64c 61.61±0.13b 77.61±0.57a 54.71
      Metanol 46.00±0.06e 60.20±0.13d 70.00±0.32c 86.00±0.01b 91.10±0.51a 10.50
      Saf su 30.80±0.1d 39.03±0.51cd 53.38±0.06bc 69.13±0.38ab 84.82±0.13a 42.97
      Standart 200 µg/mL 400 µg/mL 600 µg/mL 800µg/mL 1000 µg/mL 0.58
      BHT 26.29±0.18e 42.53±1.31d 51.99±0.54c 63.53±1.61b 70.67±0.30a
      *(Gösterilen veriler n=3’ün ortalama değerleridir. Grafikte farklı simgeler (a-e ve a-d) ile ifade edilen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (p˂0.05)).

      R. ribes özütlerindeki toplam fenolik ve flavonoid içeriğin yüksek olduğu metanolik ekstraktta en yüksek DPPH· giderme aktivitesi 100 mg/mL konsantrasyonda %91.10±0.51a olarak belirlenmiştir. Özütün IC50 dozu 10.50 mg/mL’dir. % inhibisyonun en yüksek olduğu metanolik ekstraktın, DPPH·’ın %50’sini inhibe eden dozu düşüktür. R. ribes’in etil asetat, hekzan, metanol ve saf su ekstraktlarının 100 mg/mL’lik konsantrasyonlarında sırasıyla %86.86±0.00a , 77.61±0.57a , 91.10±0.51a ve 84.82±0.13a radikal giderme aktivitesi gözlenmiştir. Standart olarak BHT kullanılan test sisteminde 1000 µg/mL konsantrasyonda %70.67±0.30a inhibisyon gözlenmiş ve IC50 dozu 0.58 mg/mL olarak tespit edilmiştir.

      R. ribes’in kök ve gövde kısımlarının metanol ve kloroform özütlerinin incelendiği literatürde, çalışmamıza benzer şekilde en yüksek fenolik içerik (35.71±1.23 µg PEs/mg) gövde metanol özütünde belirlenmiştir. Çalışmamıza benzer nitelikte fenolik içeriğinin en yüksek olduğu gövde metanol ekstraktında yüksek DPPH· inhibisyonu kaydedilmiştir (Öztürk ve ark., 2007). Bingöl’den toplanan yenilebilir yabani sebzelerden R. ribes L.’nin aseton; saf su; asetik asit (70:29.5:0.5 v/v/v) özütünün 23.32±3.05 mg GAE/100gm total fenolik içeriğinde, DPPH· inhibisyonunun IC50 dozunu 32.66±1.45 olarak tespit etmişlerdir (Samancıoğlu ve ark., 2016). Bu IC50 dozu çalışmamızda metanol özütünde hesaplanan (10.50 mg/mL) değerden oldukça yüksektir.

      Çalışmamızda polar çözücüler arasındaki en yüksek IC50 dozu (42.97 mg/mL) saf su özütlerinde rastlanmıştır. Benzer şekilde, R. ribes L.’nin kök sulu ve etanol özütlerinin incelendiği çalışmada, yüksek fenolik ve flavonoid içeriği gözlenen etanol ekstraktının (4.73 µg/mL) IC50 dozu su ekstraktına (25.62 µg/mL) göre düşük bulunmuştur (Khalida ve ark., 2014).

      Meral (2017), çalışmamızın sonuçlarına benzer olarak fenolik madde miktarı yüksek güneşte kurutularak hazırlanan özütte en yüksek DPPH· inhibisyonu (%52-91) kaydedilmiştir. Mohammed ve ark. (2018) tarafından R. ribes’in kök ve gövde etil asetat, hekzan ve metanol özütlerinde en yüksek fenolik içerik etil asetat özütlerinde 88.28±0.40 µg GAE/mg olarak belirlenirken en yüksek flavonoid içerik 278.19±5.76 µg kuersetin/mg ile metanol özütünde rapor edilmiştir. Çalışmamıza benzer şekilde en düşük total fenolik (11.72±0.10 µg GAE/mg) ve flavonoid (10.23±1.58 µg quercetin E/mg) içerik hekzan özütünde tespit edilmiştir.

      Yıldırım ve ark. (2015) R. ribes’in tohum ve meyvesinin metanolik özütlerinin antioksidan aktivite analizlerinde çalışmamızı destekler nitelikte konsantrasyon arttıkça ekstraktların % radikal süpürme aktivitesinin de arttığı tespit edilmiştir. En yüksek radikal giderme aktivitesi meyve özütünde %78 olarak belirlenmiş olup, çalışmamızda kaydedilen 75 ve 100 mg/mL konsantrasyonda gövde metanol özütlerinin antioksidan aktivitesinden oldukça düşüktür (86.00±0.01b ve 91.10±0.51a ).

      Çalışmamıza benzer olarak Mohammed ve ark. (2018), etil asetat, hekzan ve metanol kök ve sap özütleri için en düşük % DPPH· inhibisyonuna hekzan özütlerinde (11.72±0.10 ve 20.65±0.13) rastlamışlardır. Nemat Shahi ve ark. (2016) tarafından R. ribes metanolik özütünün en yüksek DPPH· inhibisyonu 300 mg/L konsantrasyonda ortalama %90 olarak tespit edilmiştir. Bu inhibisyon çalışmamızda belirlenen 100 mg/mL konsantrasyonda elde edilen %91.10±0.51a ’den oldukça düşüktür.

      Çalışmamızda elde edilen veriler gibi, 300 µg R. ribes içeren ekstraktların DPPH inhibisyon analizinde en düşük absorbans değeri polar çözücülerde belirlenmiştir (Oktay ve ark., 2007).

      Özütlerin Fe+2 iyonlarını şelatlama analizleri, Tukey çoklu değerlendirme testine göre karşılaştırıldığında ortalamalar arasındaki gözlenen fark önemli bulunmuştur (Tablo 4).

      Tablo 4. R. ribes özütlerinin Fe Şelatlama aktivitesi (%)
      10 mg/mL 25 mg/mL 50 mg/mL 75 mg/mL 100 mg/mL
      Etil Asetat 9.17±0.28e 16.39±0.83d 17.50±0.28c 24.44±1.11b 31.67±1.11a
      Hekzan 4.44±0.56e 11.90±1.40d 16.40±0.80c 22.50±1.90b 27.80±0.60a
      Metanol 25.60±1.10c 29.70±1.40c 36.40±1.40b 40.30±1.40b 49.70±3.10a
      Saf su 9.20±0.80e 19.44±0.56d 25.00±0.56c 30.56±2.22b 40.83±1.94a
      Standart 50 µg/mL 100 µg/mL 150 µg/mL 200 µg/mL 250 µg/mL
      EDTA 80.16±1.34b 93.59±0.83a 94.42±0.00a 94.83±0.00a 94.73±0.10a
      *(Gösterilen veriler n=3’ün ortalama değerleridir. Grafikte farklı simgeler (a-e, a-b ve a-c) ile ifade edilen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (p˂0.05)).

      R. ribes özütlerinin Fe+2 iyonlarını şelatlama aktivitesi %4.44±0.56e ve 49.70±3.10a aralığındadır. DPPH· radikali giderme aktivitesi sonuçlarımıza benzer şekilde en düşük metal şelatlama aktivitesi hekzan özütünde (4.44±0.56e ) belirlenmiştir. 100 mg/mL konsantrasyondaki etil asetat, hekzan, metanol ve saf su özütlerinin Fe+2 iyonlarını şelatlama aktivitesi sırasıyla %31.67±1.11, 27.80±0.60, 49.70±3.10 ve 40.83±1.94 olarak tespit edilmiştir.

      50-250 µg/mL konsantrasyonda EDTA kullanılan test sisteminde metal şelatlama aktivitesi %80.16±1.34b ve 94.73±0.10a olarak hesaplanmıştır. Test edilen R. ribes ekstraktlarının Fe+2 iyonlarını şelatlama aktivitesi EDTA ile karşılaştırıldığında oldukça düşüktür.

      Tanrıkurt ve ark. (2013), Diyarbakır yerel marketlerden temin edilen R. ribes gövde kısımlarından sulu özütler hazırlamışlar ve ortalama olarak EDTA’dan 90 kat daha düşük metal şelatlama aktivitesi saptamışlardır. Öztürk ve ark. (2007), R. ribes’in kök ve gövde kısımlarının metanol ve kloroform özütlerinin metal şelatlama aktivitesini inceledikleri çalışmada, sonuçlarımıza benzer şekilde özütlerinin konsantrasyonu arttıkça şelatlama aktivitesinin de arttığını saptamışlardır. En yüksek metal şelatlama aktivitesi metanol gövde özütünde %93.71±0.80 olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızda elde edilen en yüksek şelatlama aktivitesinden (%49.70±3.10a ) oldukça yüksektir. Özütlerin indirgeme kapasitesi analiz sonuçları Tablo 5’te verilmiştir.

      Tablo 5. R. ribes özütlerinin indirgeme kapasitesi tayini (abs.)
      10 mg/mL 25 mg/mL 50 mg/mL 75 mg/mL 100 mg/mL
      Etil Asetat 0.07±0.01d 0.09±0.00c 0.11±0.00b 0.11±0.00b 0.13±0.01a
      Hekzan 0.07±0.00e 0.09±0.00d 0.11±0.00c 0.10±0.00b 0.12±0.00a
      Metanol 0.12±0.00e 0.13±0.00d 0.15±0.00c 0.17±0.00b 0.19±0.00a
      Saf su 0.09±0.00e 0.11±0.00d 0.12±0.00c 0.13±0.01b 0.14±0.00a
      Standart 20 µg/mL 50 µg/mL 100 µg/mL 200 µg/mL 400 µg/mL
      BHA 0.22±0.01c 0.24±0.01c 0.25±0.02c 0.32±0.03b 0.51±0.01a
      *(Gösterilen veriler n=3’ün ortalama değerleridir. Grafikte farklı simgeler (a-e, a-d ve a-c) ile ifade edilen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (p˂0.05)).

      R. ribes özütlerinin Fe+3’ü indirgeme kapasitelerinin standartlara kıyasla oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Özütlerin indirgeme kapasiteleri 0.07±0.00 ve 0.19±0.00 aralığındadır. En yüksek indirgeme aktivitesinin gözlendiği 100 mg/mL konsantrasyonda metanol özütünün aktivitesi 0.19±0.00’dır. Bu absorbans değeri standart olarak kullanılan BHA’nın 20 µg/mL ve diğer konsantrasyonlardaki indirgeyici güçten oldukça düşüktür.

      Oktay ve ark. (2007), Erzurum ilinden temin edilen ışgının (R. ribes) farklı kısımlarından elde edilen eter, etanol ve saf su özütlerinden sadece etanol ekstresinde indirgeme kapasitesini belirlemişlerdir. Fakat bu antioksidan aktivite istatiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Tanrıkurt ve ark. (2013), Diyarbakır’dan temin edilen R. ribes sulu gövde özütlerinde 250 μg/mL konsantrasyonda indirgeme kapasitesini 0.46±0.074 olarak tespit etmişlerdir. Çalışmamızı destekler nitelikte yüksek indirgeme kapasitesi 250 μg/mL konsantrasyonda yüksek fenolik ve flavonoid içerikle ilişkilendirilmiştir.

      Özütlerin süperoksit radikali giderme aktivitesi in vitro koşullarda PMS/NADH/O2 sisteminde süperoksit radikali oluşturularak çalışılmış ve bu radikali etkisizleştirebilme kapasiteleri belirlenmiştir (Tablo 6).
      10 mg/mL 25 mg/mL 50 mg/mL 75 mg/mL 100 mg/mL
      Etil Asetat 14.40±0.80c 22.00±2.80b 25.60±1.60bc 28.00±2.40ab 32.00±2.40a
      Hekzan 12.00±2.40d 18.40±0.80c 24.80±0.80b 28.40±0.40ab 32.00±1.60a
      Metanol 18.80±0.40d 27.20±3.20c 31.60±4.40ab 36.40±2.80a 39.20±2.40a
      Saf su 12.80±0.80d 24.40±0.40c 32.00±1.60b 40.00±0.80a 40.00±2.40a
      Standart 50 µg/mL 100 µg/mL 200 µg/mL 300 µg/mL 500 µg/mL
      BHA 11.50±0.26e 17.10±0.77d 22.20±0.77c 26.30±0.26b 28.80±0.77a
      *(Gösterilen veriler n=3’ün ortalama değerleridir. Grafikte farklı simgeler (a-e, a-d ve a-c) ile ifade edilen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (p˂0.05)).

      50-500 µg/mL konsantrasyonda BHA’nin süperoksit anyonu giderme aktivitesi %11.50±0.26e ve 28.80±0.77a aralığındadır. Ekstraktların süperoksit anyonu giderme aktiviteleri µg/mL konsantrasyonda test edilen BHA standardından düşüktür.

      Polarite indeksi en düşük çözücü hekzan kullanılarak hazırlanmış özütlerin süperoksit anyonu giderme aktivitesi sonuçları, diğer antioksidan aktivite testlerine kıyasla diğer çözücülere yakın % inhibisyon değerleri göstermiştir. Özütlerin konsantrasyon artışı ile süperoksit anyonu giderme aktivitesindeki artışı test edilen tüm konsantrasyonlarda doğru orantılı değildir. Bu sebeple diğer antioksidan aktivite analizlerine karşın, özütlerin süperoksit radikali oluşum inhibisyon değerlerinin konsantrasyona bağlı olmadıkları saptanmıştır.

      Tanrıkurt ve ark. (2013), R. ribes’in sulu özütlerinin farklı konsantrasyonlarda süperoksit anyonu giderme aktivitesini test etmişler ve 500 µg/mL konsantrasyonda %31.21±1.00 olarak saptamışlardır. Bu, çalışmamızda elde edilen en yüksek aktivitenin gözlendiği (%39.20±2.40a ) metanol özütünün konsantrasyonundan (100 mg/mL) oldukça düşüktür. Oktay ve ark. (2007), R. ribes’in etanol, eter ve su özütlerinin en yüksek süperoksit giderme aktivitelerini kök eter (87.01±0.21) ve etanol (86.69±0.10) özütlerinde saptamışlardır. Çalışmamızdan farklı olarak polaritesi düşük çözücüde yüksek aktivite belirlenmiştir.

      Negatif kontrol olarak konsantre metanol kullanılmış ve metanolün izolatlar üzerinde antibakteriyel aktivitesine rastlanmamıştır. 100 mg/mL konsantrasyonda R. ribes’in etil asetat, hekzan ve metanol özütlerinin test bakterileri üzerinde antibakteriyel aktivite gösteremediği belirlenmiştir. R. ribes’ in saf su ekstraktının 100 mg/mL konsantrasyonda test bakterilerine karşı antibakteriyel aktivite gösterdiği gözlenmiştir. Saf su özütlerinin bakterilere karşı gösterdiği antibakteriyel aktivite 9.00±1.00 ve 14.50±1.50 mm zon çapı aralığındadır. En yüksek inhibitör etki 14.50±1.50 mm zon çapı ile S. aureus’a karşı gözlenmiştir (Şekil 1)



      Şekil 1. Ekstraktların ve standart antibiyotiklerin test bakterilerine karşı antibakteriyel aktivitesi

      Bu inhibisyon polarite indeksi yüksek saf su gibi çözücülerle hazırlanmış özütlerin içerdiği polifenol miktarının yüksekliği ile ilişkilendirilebilir. Gr negatif test bakterilerine karşı en yüksek inhibitör aktivite 12.00±2.00 mm zon çapı ile P. aeruginosa’ya karşı gözlenmiştir. Ancak bu antibakteriyel aktivite, P. aeruginosa’ya karşı standart Polimiksin B antibiyotiği için belirlenen 17.00±0.00 mm inhibitör etkiden daha zayıftır.

      Saf su özütünün en yüksek antibakteriyel aktivite gösterdiği S. aureus’a karşı 25, 50 ve 75 mg/mL test konsantrasyonlarının da inhibitör etkisi saptanmıştır. Konsantrasyona bağlı olarak inhibitör aktivitenin artış gösterdiği belirlenmiştir. 25, 50 ve 75 mg/mL konsantrasyonları için belirlenen inhibitör aktivite sırasıyla 8.60±0.40, 10.00±1.00 ve 11.50±0.50 mm olarak belirlenmiştir (Şekil 2).



      Şekil 2. R. ribes saf su ekstraktının S. aureus’a etkili olduğu konsantrasyonlar

      Sonuçlarımıza benzer şekilde literatürdeki çalışmalarda R. ribes bitkisinin farklı kısımlarının antibakteriyel aktivitesi gözlenmiş olup, bu inhibitör etki çözücü, test edilen mikroorganizma ve ekstraksiyon metotlarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

      Kosikowska ve ark. (2010) tarafından Rheum spp.’nin etanol özütünde çalışmamızı destekler nitelikte Gr pozitif bakteri Staphylococcus spp.’ye karşı Gr negatif bakterilerden (Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae ve Proteus mirabilis) daha yüksek inhibitör etki gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçlarımıza benzer şekilde R. ribes’in etanol ve sulu özütlerinde E. coli, S. aureus, P. aeruginosa ve P. mirabilis karşı geniş bir spektrumda antibakteriyel aktivitesi tespit edilmiştir (Khalida ve ark. 2014). Sonuçlarımızdan farklı olarak, Obaid ve ark. (2016), R. ribes metanolik özütünde 9.76-5000 µg/mL konsantrasyonlarda E. coli üzerinde antibakteriyel aktivite saptamışlardır.

      R. ribes ile yapılan farklı bir çalışmada (Tanış ve ark., 2010) standart suşlar üzerinde belirlenen 6-19 mm arasında inhibisyon, sonuçlarımızı desteklemektedir. R. ribes’in 25-75 mg/mL konsantrasyonda kök etanolik ve saf su özütlerinin E. coli, S. aureus, P. mirabilis ve P. aeruginosa’ya karşı güçlü antibakteriyel aktivite gözlenmiş olup (Khalida ve ark., 2014), bu sonuçlar su özütüne ilişkin sonuçlarımız ile uyumludur.

      4. Tartışma ve Sonuç

      Bu çalışma, Anadolu ve Ortadoğu'da yaygın olarak kullanılan yenilebilir ve tıbbi bitkilerden biri olan R. ribes'in antioksidan ve antimikrobiyal önemini ortaya koymuştur. Sonuçlarımıza göre, R. ribes özütlerinin serbest radikal hasarına karşı koruyucu ve yardımcı güvenli gıda ürünleri ve katkı maddelerinin geliştirilmesi için kullanılabilecektir. Bununla birlikte, daha ileriki çalışmalarda, özellikle R. ribes metanol özütlerinden antioksidan aktivite gösteren bileşenlerin tanımlanması ve in vivo antioksidan aktivite testlerinin yapılması gereklidir.

      Teşekkürler

      Bu çalışma 2019 yılında Kilis 7 Aralık Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde yüksek lisans tezi olarak sunulmuş ve kabul edilmiştir.

      Yazarların Katkısı

      Tüm yazarlar çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur.

      Çıkar Çatışması Beyanı

      Yazarlar arasında herhangi bir çıkar çatışması bulunmamaktadır.

      Araştırma ve Yayın Etiği Beyanı

      Yapılan çalışmada araştırma ve yayın etiğine uyulmuştur.

      Kaynaklar

      Andiç, S., Tuncturk, Y., Ocak, E., and Kose, S., (2009). Some chemica characteristic of edible wild rhubarb species (Rheum ribes L.). Research Journal of Agriculture and Biological Sciences, 5(6), 973-977. Bauer, A. W., Kirby, W. M., Sherris, J. C., and Turck, M., (1966). Antibiotic susceptibility testing by a standardized single disk method. American Journal of Clinical Pathology, 45(4), 493-496. Blois, M. S., (1958). Antioxidant determinations by the use of a stable free radical. Nature, 26, 1199-1200. Davis, P. H., (1967). Flora of Turkey and The Aegean Islands, Edinburg Universiyt Press Dinis, T. C., Madeira, V. M., and Almeida, L. M., (1994). Action of phenolic derivates (acetoaminophen, salycilate and 5-aminosalycilate) as inhibitors of membrane lipid peroxidation and as peroxyl radical scavengers. Archives of Biochemistry and Biophysics, 315(1), 161-169. Güvenç, İ., Kaya, Y., (1996). Erzurum'da sebze olarak değerlendirilen yöresel bazı bitkiler. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 27(3): 369-374. Khalida, K. A., Ehklass, M. T., and Saleh, R. S., (2014). Phenolic profile, antioxidant, and antibacterial effects of ethanol and aqueous extracts of Rheum ribes L. Roots, Der Pharmacia Lettre, 6(5), 201-205. Kosikowska, U., Smolarz, H. D., and Malm, A., (2010). Antimicrobial activity and total content of polyphenols of Rheum L. species growing in Poland, Current Europan Journal of Biology, 5(6), 814-820. Memişoğulları, R., 2005. Diyabette serbest radikallerin rolü ve antioksidanların etkisi. Düzce Tıp Fakültesi Dergisi 7(3): 30-39. Meral, R., (2017). Farklı Sıcaklık derecelerinin uşkun bitkisinin antioksidan aktivitesi ve fenolik profili üzerine etkisi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tarım Bilimleri Dergisi, 27(1), 88-94. Mohammed, B., and Karim., J. K., (2010). Antitumoractivity of Rheum ribes and Thymus syriacus in male albino mice, Journal of Thi-Qar Science, 2(3), 2-11. Mohammed, I. H., Kakey, E. S., and Farimani, M. M., (2018). In vitro evaluation of antioxidant activates for parts of rhubarb (Rheum ribes) and syrian mesquite (Prosopis farcta). International Conference on Pure and Applied Sciences (ICPAS 2018) Nemat Shahi, M. M., Elhami Rad, A. H., Nemat Shahi, N., and Bakhsh Amin, M. R., (2016). Study of antioxidant activity and free radical scavenging power of Rheum ribes flower extract. Journal of Fundamental and Applied Sciences, 8(3), 1164-1174. Nishikimi, M., Rao, Na., and Yagi, K., (1972). The occurance of superoxide anion in the reaction of reduced phenazine methosulfate and molecular oxygen. Biochemical and Biophysical Research Communications, 46(2), 849-854. Obaida, H. H., Tawfeeqb, H. K., Zamel Khalafc, Z., and Shafeeq, Z. S., (2016). Inhibitory effect of rhizomes methanolic extracts of Rheum ribes and TiO2 NPs on Escherichia coli. International Journal of Sciences: Basic and Applied Research (IJSBAR), 30(1), 262-275. Oktay, M., Yıldırım, A., Bilaloglu, V., and Gulcin I., (2007). Antioxidant activity of different parts of ısgin (Rheum ribes L.), Asian Journal of Chemistry, 19(4), 3047-3055. Oyaizu, M., (1986). Studies on product of browing reaction prepared from glucose amine. Japan of Nutrition, 44, 307-315. Ozturk, M., Aydogmus Ozturk, F., Duru, M. E., and Topcu, G., (2007). Antioxidant activity of stem and root extracts of Rhubarb (Rheum ribes): An edible medicinal plant. Food Chemistry,103(2), 623-630. Samancioglu, A., Sat, I. G., Yildirim, E., Ercisli, S., Jurikova, T., and Mlcek, T., (2016). Total phenolic and vitamin C content and antiradical activity evaluation of traditionally consumed wild edible vegetables from Turkey. Indian Journal of Traditional Knowledge, 15(2), 208-213. Sharm, S., and Vig, P. A., (2013). Evaluation of in vitro antioxidant properties of methanol and aqueous extracts of Parkinsonia aculeata L. leaves. The Scientific World Journal, 2013. Article ID 604865 Stankovic, M. S., (2011). Total phenolic content,flavonoid concentration and antioxdant activity of Marrubium peregrinum L. extracts, Kragujevac Journal of Science. 33(2011), 63-72. Tanis, H., Karcioğlu, L., Dıraz, E., ve Aygan, A., (2010). Kahramanmaras Bölgesinde Yetisen Isgın (Rheum ribes L.)’ın Antibakteriyal Aktivitesinin Belirlenmesi. KSÜ Doğa Bilimleri Dergisi, 13(2), 1-3. Tanrikut, S. E., Ceken, B., Altas, S., Pirinccioglu, M., Kizil, G., and Kizil, M., (2013). DNA cleavage protecting activity and in vitro antioxidant potential of aqueous extract from fresh stems of Rheum ribes. Acta Alimentaria, 42(4), 461-472. Tosun, F., and Akyuz Kızılay, C., (2003). Anthraquinones and flavanoids from Rheum ribes. Journal of Faculty Pharmacy Ankara, 32(1), 31-35. Yildirim, I., Kutlu, T., and Takim, K., (2015). Comparison of antioxidant activity of Rheum ribes fruits and seed methanolic extracts against protein oxidation and lipid peroxidation. Pakistan Journal of Biological Sciences, 18(5), 232-239.
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Işkın otu bitkisini öneriyor! Işkın otunun faydaları ve zararları nelerdir, uçkun otu nedir?

        Canan Karatay’ın ısrarla tüketin dediği Işkın otunun faydaları saymakla bitmiyor. Başta grip, nezle, yüksek ateş olmak üzere birçok hastalığa karşı etkili olan Işkın otunun aynı zamanda lösemi tedavisinde etkili olduğu söylenmektedir. Çiğ ya da pişirerek tüketebileceğiniz Işkın otu, bağırsak, mide ve sindirimi problemini yaşayan kişilerde gaz söktürücü özelliğe sahiptir. A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri yönünden zengin bir içeriğe sahiptir. Peki, ışgın otu nedir, ışgın otunun faydaları, ışgın otu kansere iyi gelir mi, ışgın otu nasıl kullanılır? Işkın yemeği (Mıhlama) tarifi nasıl yapılır? İşte detaylar...

        Işkın Otu (uçkun) Nedir? Faydaları Nelerdir?

        Bilimsel ismi “Reun Ribes” olan ışkın otu ayrıca “ışkın”, “uçkun”, “rebez”, “ohçun” isimleriyle de anılır. Anadolu’da ise “yayla muzu” olarak bilinir. Bu isim ışkının muz gibi soyularak yenme özelliğinden ileri gelir. Kuzukulağı familyasına mensup olan bu bitki son derece ekşimsi tadıyla kiviyi anımsatır. Türkiye’de yetişen ilk yabani ravent türüdür. Sarımsı ve beyaz çiçekler ile fil kulağını andıran yapraklardan meydana gelir. Üç köşeli, kırmızıya çalan kahverengi kanatlı meyveleri vardır. Işkın otu yapraklarının zehirli olduğu söylenir. Bu nedenle sadece gövdesi ile kökü tüketilir. Bitkinin çiçekleri aynı zamanda güzel kokuludur. Her ne kadar evlerimizde henüz layık olduğu yeri alamasa da ışgın otu aslında içinde barındırdığı olağanüstü faydaları ile tam bir şifa kaynağıdır. Bugün gördüğü ilginin çok daha fazlasını hak eder. Başta kanser olmak üzere pek çok rahatsızlığa iyi gelen bu sebze doğal bir ilaç niteliği taşır.

        Işgın Otunun Faydaları Nelerdir?


        Kuzukulağı familyasından gelen, en çok mayıs ve haziran aylarında yetişen özellikle kanser ile mücadelede kullanılan önemli bir bitkidir. İçeriğindeki çok çeşitli kimyasal maddeler birçok ciddi hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Şimdi, ışgın otunun sağlık açısından faydalarına daha yakından bakalım: Sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca mide duvarını koruyarak yara oluşmasını önler.
        Hücrelerin yenilenmesinde ve gelişmesinde önemli rol oynuyor. Işgın otu iştah açıcıdır. Düzenli olarak tüketildiğinde kilo almaya yardım eder.

        Grip, yorgunluk, uykusuzluk, ateşli hastalıkların tedavisine yardımcı olur
        Kaynatılıp suyu içildiğinde astım ve nefes darlığına iyi gelir.
        Az alındığında kabız, biraz yüksek dozda alındığında ise müshil etkisi vardır.
        Mide ve bağırsaklarda meydana gelen gazların giderilmesini sağlar.
        Kemiklerin güçlenmesi sağlar ve kemik erimesi gibi hastalıkların önüne geçer
        Mide asidini dengeleyerek yemek borusu kanserine yakalanma olasılığı azaltır.
        Düzenli kullanıldığında sivilceleri ve ciltteki birçok leke türünü kalıcı olarak temizler.
        Bağırsak, mide ve sindirimi problemini yaşayan kişilerde gaz söktürücü özelliğe sahiptir.

        Işgın Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

        Astım hastalığına iyi gelmektedir. Kusmayı önlemektedir. Şeker ve tansiyon hastalıklarına iyi gelir. Hemoroid, ülser, ishal gibi sorunlara iyi gelir. Böbrek rahatsızlığı gibi oluşan rahatsızlıkları gidermede yarar sağlamaktadır. Kalp rahatsızlıklarının oluşmasını engellemektedir. Kırışıklıkların giderilmesinde yardımcı olur. Tıbbi ilaçlarda da kullanılan ışgın otu kanser hastalıklarına şifa olduğu gibi mucizevi faydaları ile birçok hastalığa fayda sağlamaktadır.

        Işgın Nasıl Tüketilir?

        Işgını et yemeklerine, makarnaya veya salatalara ekleyebileceğiniz gibi reçel, tatlı ve pastalarda da kullanabilirsiniz. Yani hem tatlılar hem de tuzlular için uygun bir bitkidir. Çiğ yendiğinde tadı oldukça mayhoştur. Ayrıca bazı aktarlarda ve şifalı ürünler satılan yerlerde ışkın otu kurusu bulunur. Ancak taze olarak tüketilmesi önerilir. Taze ışgının tıpkı bir muz gibi kabuğu soyulur ve yenir. Henüz tam olmamışların tadı biraz acıya çalsa da tam olgunlaşmış ışgının tadı mayhoştur.

        Işkın (Uçkun) Otu Kansere İyi Gelir mi?

        Uçgun otunun kökünde antioksidan ve antitümör etki yapan maddeler olduğu düşünülmektedir. Bu özelliği sayesinde kanserli hücrenin gelişimini önleyeceği düşünülür. Ayrıca, polifenol zengini olan ışgın, kanserle mücadele edebilir. Atlanta Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan araştırmada, ışgın otunun barındırdığı parietin isimli pigmentlerin kanserli hücrelerin yarısını öldürdüğü tespit edilmiştir. Meme, akciğer, karaciğer, rahim ağzı, mide, ağız, boğaz, baş, boyun kanseri hücrelerinin öldürdüğü düşünülmektedir. Ancak, bu düşünce bilimsel olarak tam kanıtlanmış değildir. Işgın otunun kanser üzerindeki etkisi hala araştırılan bir konudur. Bazı araştırmalar uçkun otunun kanserli hücrenin büyümesini önlemediği yönünde sonucuna varmışlardır.
        Yoğurt, zencefil, zerdeçal, tarçın kullanımı ve faydaları

        Işkın Yemeği Tarifi Nasıl Yapılır?

        Işkın Yemeği (Mıhlama) Tarifi İçin Malzemeler

        1 kg ışkın
        4 yumurta
        1 yemek kaşığı dolusu tereyağı Işkın Yemeği (Mıhlama) Tarifi Nasıl Yapılır?

        Işkını soyup küçük küçük doğrayın. Yıkayıp tencereye alın, üzerine gelecek kadar su ekleyin. Kaynamaya başlayınca 5 dakika kadar kaynatıp suyunu süzün. Tereyağı eritip ışkını ekleyin, üzerine yumurtaları kırın ve tuz ekleyin. Yumurta pişince ocaktan alın. Afiyet olsun. Püf noktaları: Yumurtası ve tereyağı bol olunca daha güzel olur. Elazığ’da bu yemeğe mıhlama da denir. Işgın ya da uçkun diyen de var bu bitkiye. Eğer ışkınlar tazeyse haşlamaya gerek yok. Tereyağını ve ışkını tencereye koyup yumuşayıncaya kadar pişmesini bekleyin. Ardından menemen gibi yumurtasını üstüne kırın.

        Işkın yemeği faydaları

        Türkiye'de özellikle Elazığ'ın yanı sıra, Bingöl, Tunceli, Erzurum, Muş ve Bitlis başta olmak üzere yüksek kesimlerde doğal olarak yetişen Işkın, halk tarafından şeker, kalp, sarılık ve iştahsızlık gibi bir çok rahatsızlığa iyi geldiği belirtiliyor.

        Işkın otu nasıl demlenir?

        Bu çayı hazırlamak son derece kolaydır. 100 gram kadar temizlenip ayıklanmış ışkın otu kökü iki bardak suyun içine bırakılır ve 12 saat bekletilir. Bu sürenin sonunda çay süzgeçten geçirilir. İçine damak tadına göre bir – iki tatlı kaşığı kadar şeker ilave edildikten sonra kaynatılır. Uçkun Hangi Ayda Çıkar? Işgın nerede yetişir ne zaman çıkar?
        Taze dağ muzu; nisan mayıs aylarında çıkar, haziran sonuna dek mevsimi sürer. Işkın ayrıca, kurutularak da saklanır ve bu şekilde de satışı yapılmaktadır. Uçkun turşusu

        Işkın turşusu da Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illerimizde yaygın olarak hazırlanır, lezzetlidir.

        Yorum yap


        • #5
          • Işkın otu nedir, neye iyi gelir? Işkın otu faydaları ve kullanımı

          Dağlık alanlarda yetişen ışkın otu sağlığa faydaları ile dikkat çekiyor. Işgın otu olarak da bilinen ışkın salata ve yemeklerde kullanılmasının yanında alternatif tıpta da yer alıyor. Peki, ışkın otu nedir, neye iyi gelir? İşte, ışkın faydaları ve merak edilenler...


          Doğu'nun muzu olarak adlandırılan ışkın faydaları sayesinde tıbbi bitkiler arasında yer alıyor. Yaralara iyi geldiği bilinen ışkın otu farmakolojik araştırmalarda da çok sık kullanılıyor. Peki, ışkın otu nedir, neye iyi gelir? İşte, ışkın faydaları...

          ışkın otu nedir?

          Işkın otu, kuzukulağıgiller (Polygonaceae) familyasından 1000 – 4000 m yüksekliklerde yetişen, mayıs-haziran aylarında sarımsı beyaz çiçek açan, 40–150 cm boyunda, çok yıllık, otsu bir ravent türüdür.

          Işkın otu nerede yetişir?

          Güneybatı Asya'nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde (Türkiye, Suriye, İsrail, Filistin, Ürdün, Lübnan, Ermenistan, Azerbaycan, Irak, İran, Afganistan ve Pakistan) yayılım gösterir ve Türkiye'de yabani olarak yetişen tek ravent (Rheum) türüdür.





          ışkın otu nerelerde kullanılır?

          Türkiye'de bahar sonu yaz başlangıcında (yöresine göre değişkenlik gösteren bir aylık sürede: nisan sonu, mayıs ayı, haziranın ilk yarısı) çiçek durumunun lifli sapları dağ köylülerince yükseklerden/yaylalardan toplanıp Doğu Anadolu şehirlerindeki (özellikle Elazığ, Erzincan, Gaziantep,Tunceli, Hakkâri, Van) pazarlarda «ışgıncı» ya da «ışkıncı» denen satıcılar tarafından demetler hâlinde satılır. Kabuğu muz gibi soyulduktan sonra genelde tuza bandırılıp çiğ olarak yenir. Ekşi ve biraz da mayhoş lezzette olan ışgının kiviye yakın bir tadı vardır.

          Hakkâri'de dondurma «uşkunlu dondurma» ya da «uçkunlu dondurma» olarak da değerlendirilir. Bitlis Adilcevaz'da turşusu yapılır. Tunceli'de ve Bitlis'te pişirilerek yendiği de olur. Erzurum'da sebze olarak değerlendirilir. Elazığ'da «ışgınlı yumurta» (ya da «ışkınlı yumurta» ve «ekşili ışgın», Van'da «kavurmalı uşgun ekşilisi» ya da «eşgili yemeği» adlı yemek yapılır.Işkın faydaları nelerdir?

          Batı mutfağından aktarılan yemek tariflerinde keklerde, turtalarda ve pastalarda yer alır.




          ışkın faydaları nelerdir?

          Uçukları tedavi etmek için cilde uygulanır.

          Kabızlık, ishal, mide ekşimesi, mide ağrısı, gastrointestinal (GI) kanama ve belirli GI teşhis prosedürleri için hazırlık dahil olmak üzere sindirim şikayetleri için kullanılır.

          Ciltteki hemoroid veya yırtıklardan kaynaklanan ağrıyı azaltır.

          Araştırmalar ışkın otunun, yüksek kolesterolü olan kişilerde toplam kolesterolü ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL veya "kötü") kolesterolü azaltabileceğini göstermiştir.

          Diş eti hastalığının tedavisine yardımcı olabilir.

          Yorum yap


          • #6
            Işkın otu nedir? Işkın otunun faydaları nelerdir? Işkın otu ne işe yarar? Işkın otu ne için kullanılır, nasıl tüketilir?

            Kuzukulağıgiller familyasında bulunan Işkın Otu, çok yıllık otsu gurubunda bulunuyor. 40 ile 150 santim boylarına kadar ulaşabilen Işkın Otu, genellikle yüksek yerlerde yetişen bitkidir. Işkın otu nedir? Işkın otunun faydaları nelerdir? Işkın otu ne işe yarar? Işkın otu ne için kullanılır, nasıl tüketilir? gibi soruların cevaplarını derledik.


            Daha çok dağlık alanlarda yetişen Işkın Otu, ekşi bir tada sahiptir. Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri içerisinde muz olarak tanımlanan Işkın Otu, kahverengi ve kırmızı çiçeklere sahiptir. Kivi ile aynı tadı olan bu mucizevi bitkinin, sağlık için onlarca faydası bulunuyor. Yüksek yerlerde yetişen Işkın Otunun toplanma işlemlerinin biraz zor olduğunu söylemek mümkün.

            Işkın otu nedir?

            Halk dilinde daha çok Uçkun Otu olarak bilinen bu ot türü, C vitamini başta olmak üzere, A, B1, B2, E ve K vitaminleri açısından çok zengindir. Kuzukulağı familyasının üyesi olan Işkın Otu, kanser ile mücadele etmek için son dönemlerde birçok araştırmaya konu olmuştur. İçerisinde birçok kimyasal madde bulunduran Işkın Otu, ciddi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılabiliyor. Sağlık açısından yüzlerce faydası bulunan Işkın Otu, halen bilimsel araştırmaların konu başlıklarından birisidir. Kanserle mücadele için çokça tercih edilen Işkın Otu, yüzyıllardır alternatif tıpta tercih edilebiliyor.

            Işkın otunun faydaları nelerdir?

            Işkın Otu, yüksek yerlerde yetiştiğinden her dönem değer verilen bitkiler arasında yer almıştır. İnsan sağlığına faydaları kanıtlanmış nitelikte olan Işkın Otu faydaları şöyle.
            - Kanser ve lösemi gibi ağır hastalıklarda tedavi maksadıyla kullanılabiliyor. Işkın Otu, hücreleri sürekli olarak yenilediği için bu anlamda çok büyük faydaları bulunuyor.
            - Yorgunluk, grip, böbreklerde rahatsızlık gibi sorunların yaşanması durumunda, Işkın Otu tercihler arasında yer alabiliyor.
            - Mevsime bağlı gelişen yüksek ateşin indirilmesi çabalarında Işkın Otu uzman tavsiyesi alındıktan sonra kullanılabilir.
            - Bağırsak veya midede meydana gelen her türlü gazın giderilmesi ve bu organların doğru şekilde çalışması için etkili bir bitkidir. Işkın Otu sindirim sisteminin kolaylaşmasını sağlayan ot grubunda bulunuyor.
            - Mide asidini dengeleyici özelliği bulunan Işkın Otu, Yemek Borusu Kanseri sorununu büyük oranda engelleyebiliyor.
            - Işkın Otu, nefes alıp verme konusunda rahatlatan etkisiyle dikkat çekiyor. Özellikle astım rahatsızlığı bulunan kişilerin kullanması durumunda, rahat nefes alabilmenin önünü açabiliyor.
            - Ciltte meydana gelen tüm lekelerde ve sivilce sorunlarında Işkın Otu kullanılabilir. Yoğun miktarda mikrop öldürücü maddelere sahip olan Işkın Otu, uzman bilgisi alındıktan sonra tüketilmelidir.

            Işkın Otu faydalarından doğru şekilde yararlanabilmek için mutlaka uzman bilgisi alınmalı ve buna göre kullanılmalıdır. Aşırı veya yanlış tüketim fayda yerine vücuda zarar verebilir.

            Işkın otu ne işe yarar?

            Doğal yapısıyla insanoğlunun bin yıllardır tedavi maksadıyla kullandığı Işkın Otu, yüksek yerlerde yetiştiğinden faydaları bol bitkiler gurubunda yer alıyor. Işkın Otu kullanımında mutlaka dikkat edilmesi gereken konu, tüketimin aşırı şekilde olmamasıdır. Işkın Otu kullanımı esnasında aşırı tüketime kaçılırsa, sorunlar ortaya çıkabilir.

            İştah açan yapısı vardır

            Işkın Otunun belki de en önemli özelliği iştah açıcı özellikte olmasıdır. İçerisinde bulundurduğu maddeler sayesinde, kullanıldığında midede açlık hissiyatına sebep olabilir. Bunun haricinde sindirimi kolaylaştırdığından, iştahın bir süre sonra daha kolay hale gelmesini sağlayabiliyor.

            Kemik erimesini engelliyor

            Işkın Otu içerisinde yüksek miktarda kalsiyum bulunur. Kalsiyum, kemiklerin gelişimin doğru şekilde olmasını sağlayarak, kemik erimesi rahatsızlığının önüne geçiyor. Kemik erimesi rahatsızlığı olanlar için önerilen Işkın Otu düzenli kullanılmalıdır.

            Işkın otu ne için kullanılır?

            Işkın Otu kullanım alanlarında birçok neden bulunuyor. Daha çok sağlık problemlerinden korunmak için tercih edilen Işkın Otu, mineral ve vitamin bakımından çok zengindir.

            Kilo vermek için kullanılıyor

            İçerisinde diyet lif kaynaklarının bulunmasının keşfedilmesinden itibaren, zayıflamak amacıyla kullanılıyor. Bu kullanım amacı, Işkın Otunun daha çok bilinmesine, popüler hale gelmesine neden oluyor.

            Işkın otu nasıl tüketilebilir?

            Işkın Otunun kök bölümüne kadar olan ot kısmı iyice yıkandıktan sonra kaynatılmaya bırakılır. Kaynatma işlemi yapıldıktan sonra her süzülerek içilmeye başlanabilir. Işkın Otu kullanımında tüketiminde dikkat edilmesi gereken nokta, uzman bilgisi dışında kullanılmaması gerektiğidir. Bitkinin kullanımı diğer bitkiler gibidir. Kullanımının tam olarak hangi aralıklarla olması gerektiği hakkında mutlaka bilgi edinmelidir. Işkın Otu tüketimi öncesinde uzmanlara bilgi verilmesi öneriliyor.

            Yorum yap


            • #7
              İn Vitro Antikanser MCF-7, Anti-Enflamatuvar ve Salamura Karides Öldürme Testi (BSLA) ve Rheum kaburgalarının Bütün Bitki Butanol Fraksiyonunun GC-MS Analizi (WBFRR)

              Jahangir Khan Achakzai , 1 Muhammed Anwar Panezai ,1 Muhammed Ayub Kakar ,1 Abdul Manan Kakar ,1 Shahabuddin Kakar , 2 Javed Khan , 3 Nazima Yousaf Khan , 1 Inayatullah Khilji , 1 ve Ajab Khan Tareen1
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
              1 Biyokimya Enstitüsü, Belucistan Üniversitesi, Quetta 87300, Pakistan
              2 Zooloji Bölümü, Belucistan Üniversitesi, Quetta 87300, Pakistan
              3 Mikrobiyoloji Bölümü, Quaid-i-Azam Üniversitesi, İslamabad 45320, Pakistan
              Sorumlu yazar.
              Jahangir Khan Achakzai: moc.oohay@tsimehcoib.rignahaj
              Akademik Editör: Jane Hanrahan İlişkili Veriler

              Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
              Git: Soyut


              Bu çalışmada, GC-MS analizi, rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun ( WBFRR ), IC50 değeri 36.01± 0.26 olan antikanser (MCF-7) aktivitesi sergileyen 21 bileşikten oluştuğunu göstermiştir. Antikanser MCF-7, antiinflamatuar ve Brine Shrimp Lethality Assay (BSLA) için MTT testi (MCF-7), kemilüminesans tekniği kullanılarak Oxidative Burst testi ve B-Hatching teknikleri kullanıldı. Yapısal açıklama için GC-MS kullanıldı. Roma kaburgalarının bütün bitki metanol özütü ( WMERR ), romat kaburgalarının bütün bitki n-heksan fraksiyonu ( WHFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ), antikanser (MCF-7) hücre hattına karşı etkisizdi. Bütün bitki metanol özüroma kaburgaları ( WMERR ), romatizma kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ), IC50 değeri 23.2±1.9, 24.2±2.7 ve 12.0±0.6 olan ROS üzerinde anti-inflamatuar aktivite gösterdi . . Roma kaburgalarının bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ), LD50 693.302 ile Salamura Karides Öldürücülüğü gösterirken, roma kaburgalarının bütün bitki metanol özü ( WMERR ) ve roma kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) en yüksek konsantrasyonda yüksek öldürücülük gösterdi. Bu çalışma, rheum ribes'in tüm bitki bütanol fraksiyonunun ortaya çıktığını ortaya koydu.(WBFRR), önemli antikanser (MCF-7) aktivitesi sergiledi. Yakın gelecekte, rheum ribes'in tüm bitki bütanol fraksiyonunun ( WBFRR ) bileşeni, MCF-7 hücre hattına karşı en az toksisite ve yan etki ile alternatif ilaç olabilir.

              Git: 1. Giriş


              Subtropikal ve ılıman bölge bitkisi olan Rheum ribes , Polygonaceae familyasına aittir. Bu bitkinin İngilizce adı, örneğin Rhapontic ravent, Himalaya veya Hint raventi ve Çin raventi olmak üzere üç türden olan raventtir [ 1 ]. Asya ülkelerinin bu bitkisinde bol miktarda aktif fitokimyasal ve ham ilaç bulunmaktadır [ 2 ]. Biyolojik olarak aktif fitokimyasallar flavonoidler (quercetin 3-O-rutinoside, quercetin 3-O-rhamnoside, quercetin 3-O-galactoside ve catechin), antosiyaninler (siyanür 3-glukozit ve siyanür 3-rutinosid), stilben (desoxyrhapontigenin ve trans) -rhapontigenin) ve antrakinonlar (emodin, physcion, aloe-emodin, krizopanol ve rhein). Rheum ribes'in etnomedikal özelliklerimüshil, antioksidan, analjestik, antidiyabetik, antimutajenik, askatartik, antiinflamatuar, antikanser, antibakteriyel, hepatoprotektif, antiplatelet, ishal, kızamık, kolagog, mide, çiçek hastalığı, hemoroid, antiemetik ve antipsoriatiktir [ 3-10 ] . Bu araştırma çalışmasında, antikanser MCF-7, antiinflamatuar ve Brine Shrimp Lethality Assay (BSLA) ve GC-MS analizi analiz edilmektedir.

              Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

              2.1. bitki materyali

              2.2. çıkarma


              Bitki rheum ribes , Chaman, Belucistan, Pakistan dağlarından toplandı ve bir taksonomist Prof. Dr. Rasool Bakhsh Tareen, Botanik Bölümü, Belucistan Üniversitesi, Quetta, Pakistan tarafından tanımlandı. 3 kg bütün rheum ribes bitkisi gölgede kurutuldu ve sonra öğütüldü, 5 litre metanol içine batırıldı, 7 gün bekletildi ve her gün çalkalandı. 7 günlük bir süre sonunda rheum ribes bitkisinin tamamını içeren metanol süzüldü ve döner buharlaştırıcı yardımıyla buharlaştırıldı. Roma kaburgalarının kurutulmuş yarı katı tüm bitki metanolik özü(WMERR) 48.6 gramdı. Bu ham ekstrakt 11.5gm antikanser MCF-7, antiinflamatuar ve Brine Shrimp Lethality Assay (BSLA) açısından incelenirken geri kalan ekstrakt örneğin n-heksan, sulu ve bütanol gibi çözücülerle fraksiyonlara ayrıldı. 2.3. Ham Ekstraktın Fraksiyonlanması


              Bir ayırma hunisinde, ham özüt ile sulu ve n-heksan gibi iki çözücü ilave edildi. Ayırma hunisi, sulu katman ve n-heksan katmanı gibi iki katman oluşturmak üzere iyice çalkalanmıştır. Her iki solvent de döner buharlaştırıcının yardımıyla ayrı ayrı buharlaştırılarak roma liflerinin bütün bitki n-heksan fraksiyonu ( WHFRR ) 0.1 gm ve roma kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) 23.6 gm elde edildi. Her iki fraksiyon da antikanser MCF-7, antiinflamatuar ve Salamura Karides Öldürme Tahlili (BSLA) açısından incelenirken, rheum ribes'in bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ), bütanol [ 11 , 12 ] gibi bir solvent ile ayrıca fraksiyonlara ayrıldı . 2.4. Roma kaburgalarının Bütün Bitki Sulu Fraksiyonunun Fraksiyonlanması ( WAFRR )


              Tüm bitki rheum ribes sulu fraksiyonu (WAFRR), bütanol gibi solvent ile fraksiyonlara ayrıldı. 2.5. Tüm Bitki Butanol Rheum Ribe Fraction'ın Oluşumu ( WBFRR )


              Ayırma hunisinde, rheum ribes'in bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) ile butanol ve sulu gibi iki solvent ilave edildi. Ayırma hunisi, bütanol tabakası ve sulu tabaka gibi iki tabaka oluşturmak üzere iyice çalkalanmıştır. Her iki solvent de döner buharlaştırıcı yardımıyla ayrı ayrı buharlaştırılarak roma kaburgalarının tüm bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ) 2.5 gm ve roma kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( LAFRR ) oluşturuldu. Roma kaburgalarının bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ), antikanser MCF-7, anti-enflamatuar ve Salamura Karides Ölüm Tahlili (BSLA) açısından incelendi [ 11 , 12 ]. 2.6. MTT Testi (MCF-7 Hücre Hatları)


              Bu tahlilde, yüzde on fetal sığır serumu içeren Dulbecco's Eagle modifiye ortamı, daha sonra yüzde beş C02 içinde tutulan MCF-7 hücre hatlarının kültürlenmesi için kullanıldı.ve 37°C'de inkübe edildi. MCF-7 hücreleri, birleşme geliştiğinde toplandı ve oyuk başına 8000 hücre, 96 oyuklu düz içine kaplandı. 24 saat sonra 50 ug/ml'lik ekstraktlar ve fraksiyonlar ilave edildi ve ardından 48 saat inkübe edildi. İnkübasyondan sonra ekstraktlar ve fraksiyonlar çıkarıldı. Her kuyucuğa 0.5 mg/ml MTT eklendi ve 37°C'de 3 saat inkübatörde tutuldu. MTT, Formazan kristallerine indirgendi, bu daha sonra 100 ul DMSO içinde çözüldü ve 570 nm'de absorbans, mikro plaka okuyucu (Spectra Max plus, Molecular Devices, CA, ABD) kullanılarak alındı. Bu deneyde standart ilaç olarak doksorubisin kullanıldı. Canlı hücrelerdeki azalma veya yüzde inhibisyon aşağıdaki formül yardımıyla hesaplandı:

              % İnhibisyon = 100 - (test bileşiğinin OD ortalaması - negatif kontrolün OD ortalaması)/(pozitif kontrolün OD ortalaması - negatif kontrolün OD ortalaması) x 100)

              IC50'nin hesaplanması için ekstraktların ve fraksiyonların 20 mM stok solüsyonu, 50 uM ile çalışma solüsyonunda seyreltildi ve daha sonra yüzde 50'den daha az inhibisyon elde etmek için, çalışma solüsyonu seri dilüsyonlarda daha fazla seyreltildi. EZ-fit5 yazılımının yardımıyla IC50 hesaplandı [ 13 ]. 2.7. Anti-inflamatuar Tahlil


              Kemilüminesans Tekniği Kullanılarak Oksidatif Burst Deneyi . Bu teknikte, 25 ul seyreltilmiş tam kan HBSS ++ ve 25 ul özler ve fraksiyonlar, 15 dakika 37°C'de inkübe edildi ve ardından 96 oyuklu plakalara kaplandı. Kontrol kuyucukları HBSS ++ ve hücreleri içerirken boş kuyucuklar HBSS ++ içerir . Her kuyucuğa 25 ul luminol ve 25 ul serum opsonize zimosan eklendi. Bağıl ışık birimleri cinsinden, ROS seviyesi lüminometre cinsinden kaydedildi. Bu tahlilde, standart bir ilaç olarak IC50 11.2 ± 1.9'a sahip Ibuprofen kullanılmaktadır [ 14 ] . 2.8. Salamura Karides Öldürme Testi


              B-Kuluçka Teknikleri . 50 mg salamura karides yumurtasını, yarısına kadar filtrelenmiş tuzlu su çözeltisiyle doldurulmuş bir kuluçka tepsisine dağıtın. 23°C'de inkübatöre koyun. 20 mg ekstrakt ve fraksiyon alın ve 2 ml çözücü içinde çözün. Bu çözeltiden 5, 50 ve 500 ul'yi 3 şişeye aktarın. Çözücünün buharlaşmasına izin vermek için gece boyunca bırakın. Pasteur pipeti yardımıyla her şişeye 10 larva koyun. 5 ml deniz suyu ekleyin. Aydınlatma altında 24 saat boyunca 25-27°C'de inkübe edin. Pozitif ve negatif kontroller için, referans sitotoksik ilacı solventle birlikte diğer şişelere ekleyin. LD50 tayini için Finney bilgisayar programı kullanıldı [ 15-17 ] . 2.9. Gaz Kromatografisi Kütle Spektrometresi (GC-MS) Analizi: Üçlü Dört Kutuplu Elde Etme Yöntemi MS Parametreleri


              Rheum ribes bileşiklerinin tanımlanması ve miktar tayini için , 2 ul rheum ribesekstrakt veya fraksiyon, kütle spektrometre modunun mevcudiyetinde gaz kromatograf mod.6890N Ağ GC Sistemine (Agilent Technologies Palo Alto, CA) doğrudan enjekte edildi. 5973 Ağ Kütle Seçici Dedektörü (Agilent Technologies Palo Alto, CA) ve bir HP-5MS kolonu varlığında döşenmiştir (30 m uzunluk, 0,25 mm iç çap, 0,25 um film genişliği Agilent Technologies, Palo Alto, CA). Helyum gazı kapalıydı. Enjeksiyon 250°C'de split-splitless enjektöre (split oranı 30:1) yapıldı. Fırın programı şu şekildeydi: 3 dakika 70°C, ardından 5 dakika 6°C/dk - 180, ardından 10 dakika 6°C/dk - 280°C, ardından 8°C/dk - 290°C 20 dakika MSD transfer hattı 250°C sıcaklığa ayarlandı; MSD sıcaklığı dört kutuplu 150°C ve iyonlaşma sıcaklığı 230°C idi; kütle spektrumu yetmiş elektrovolttu ve otuz beş ile 300 m/z arasındaki serilerde tarama başarısı sağlandı. bileşenlerinin tanımlanmasırheum ribes ekstraktı veya fraksiyonu, kütle spektrumları NIST 02 ve WILEY [ 18 ] kitaplıklarında mevcut olanlarla eşleştirilerek atanmıştır .

              Git: 3. Sonuçlar ve tartışma


              MCF-7 hücre hattı sonuçları, rheum ribes'in (WBFRR) tüm bitki bütanol fraksiyonunun, 36.01± 0.26 IC50 değeri ile MCF-7 hücre hattına karşı antikanser aktivite sergilediğini göstermiştir. Roma kaburgalarının bütün bitki metanol özütü ( WMERR ), romat kaburgalarının bütün bitki n-heksan fraksiyonu ( WHFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ), antikanser (MCF-7) hücre hattına karşı etkisizdi. Ekstrenin antikanser aktiviteleri (MCF-7 hücre dizisi) ve rheum ribes bitkisinin tüm fraksiyonları ,tablo 1. tablo 1


              Tüm Rheum ribes bitkisinin ekstraktlarının ve fraksiyonlarının Antikanser Testi (MCF-7) .
              1 WMERR 50 38.17 etkin değil

              2 WHFRR 50 22.46 etkin değil

              3 WAFRR 50 9.90 etkin değil

              4 WBFRR 50 93.15 36,01± 0,26

              5 doksorubisin 50 73.23 0,80± 0,05
              Ayrı bir pencerede aç
              Roma kaburgalarının bütün bitki metanol özütü ( WMERR ), romat kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki butanol fraksiyonu ( WBFRR ), IC50 değeri 23.2±1.9, 24.2 olan ROS üzerinde anti-inflamatuar aktivite gösterdi . ±2,7 ve 12,0±0,6. Ekstraktın anti-inflamatuar aktiviteleri ve rheum ribes fraksiyonları gösterilmiştir.Tablo 2. Tablo 2


              Tüm Rheum ribes bitkisinin özlerinin ve fraksiyonlarının anti-inflamatuar aktiviteleri .
              1 WMERR 250,50,10 - 23,2± 1,9

              2 WHFRR 250,50,10 - -

              3 WAFRR 250,50,10 - 24,2± 2,7

              4 WBFRR 250,50,10 - 12.0± 0.6

              5 İbuprofen     11,2± 1,9 ug/ml
              Ayrı bir pencerede aç
              rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ), LD50 693.302 ile tuzlu su karidesi öldürücülüğü gösterirken, roma kaburgalarının bütün bitki metanol özü ( WMERR ) ve rheum ribes'in bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) en yüksek konsantrasyonda yüksek öldürücülük gösterdi. Reum ribes ekstraktının ve fraksiyonlarının salamura karidesi ölüm testi Tablolarda gösterilmektedir.​Tablolar33​3​–6. Tablo 3


              Salamura Karides Ölümcüllük Tüm Bitkinin Biyoanalizi Rheum Ribes Metanol Ekstresi (WMERR).
              10 30 28 - Etoposid 7.4625
              100 30 27
              1000 30 00
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 4


              Tüm Bitkinin Tuzlu Su Karides Ölümcüllüğü Biyolojik Tahlili Rheum kaburgalarının n-Heksan Fraksiyonu (WHFRR).
              10 30 28 - Etoposid 7.4625
              100 30 24
              1000 30 00
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 5


              Rheum kaburgalarının Tüm Bitki Sulu Fraksiyonunun Salamura Karides Ölümcüllüğü Biyolojik Tahlili (WAFRR).
              10 30 29 - Etoposid 7.4625
              100 30 24
              1000 30 00
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 6


              Tuzlu Su Karides Ölümcüllüğü Tüm Bitkinin Biyoanalizi Rheum kaburgalarının Butanol Fraksiyonu (WBFRR).
              10 30 30 693.302 Etoposid 7.4625
              100 30 29
              1000 30 11
              Ayrı bir pencerede aç
              Rheum ribes'in (WBFRR) tüm bitki butanol fraksiyonunun (WBFRR) moleküler formülü, moleküler kütlesi, yapısı ve RT'si Tablolarda gösterilmektedir.​Tablolar77​7​–10rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun ( LBFRR ) 1-21 bileşiklerinin kütle spektrumu yorumu Tablolarda sunulmuştur.​Tablolar1111​11​–14. Tablo 7


              Bileşiklerin moleküler formülü, moleküler kütlesi, yapısı ve RT'si 1-5 rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ).
              1 1H-Inden-1-on,2,3-dihidro-3,3,6-trimetil- C12H14O 174 21.411

              2 Bütanoik asit, 4-(1,1-dimetiletoksi)-3-hidroksi-, metil ester, (R)- C9H18O4 190 22.644

              3 Oktaetilen glikol monododesil eter C28H58O9 538 22.804

              4 Silan, (difenilmetoksi)trimetil- C16H20OSi 256 23.140

              5 Tetradekanoik asit, 2-hidroksi- C14H28O3 244 24.015
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 8


              Bileşiklerin moleküler formülü, moleküler kütlesi, yapısı ve RT'si 6-10 rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ).
              6 Bütandioik asit, dibütil ester C12H22O4 230 25.151

              7 Bütandioik asit, hidroksi-, dibutil ester, (±)- C12H22O5 246 26.902

              8 Pipradrol C18H21NO 267 27.076

              9 tetradekanoik asit C14H28O2 228 30.280

              10 n-Hekzadekanoik asit C16H32O2 256 39.870
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 9


              Bileşiklerin moleküler formülü, moleküler kütlesi, yapısı ve RT'si 11-15 rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ).
              11 Heksandioik asit, bis(2 metilpropil) ester C14H26O4 258 40.231

              12 butil sitrat C18H32O7 360 44.843

              13 2-Bromotetradekanoik asit C14H27BrO2 307 45.437

              14 (2,3-Difenilsiklopropil)metil fenil sülfoksit, trans- C22H20OS 332 48.124

              15 9,10-Sekokolesta-5,7,10(19)-trien-3,24,25-triol, (3 β ,5Z,7E)- C27H44O3 416 48.653
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 10


              Bileşiklerin moleküler formülü, moleküler kütlesi, yapısı ve RT'si 16-21 rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ).
              16 etil izo-allokolat C26H44O5 436 54.708

              17 β -D-Mannofuranoside, 2,3:5,6-DI-O-etilborandiil-1 -O-(stigmasta-5, 22-dien-3-il)- C39H64B2O6 650 55.215

              18 9,19-Siklolanost-24-en-3-ol, asetat, (3 β )- C32H52O2 468 55.985

              19 Stigmastan-3,5-dien C29H48 396 56.278

              20 E vitamini C29H50O2 430 56.655

              21 9,19-Siklolanost-24-en-3-ol, asetat, (3 β )- C32H52O2 468 57.338
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 11


              Rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun ( LBFRR ) bileşik 1-5'in kütle spektrumu .
              1 174(M + ], 300), 160(125), 159(999), 131(90), 116(110), 115(172), 91(107), 51(86), 39(116), 27 (80)

              2 190(E + ), 117(238), 104(188), 103(466), 85(191), 71(167), 59(134), 57(999), 43(454), 41(287) , 29(219)

              3 538(E + ), 89(468), 87(229), 73(351), 71(213), 59(182), 57(384), 45(999), 44(232), 43(338) , 29(196)

              4 256(A+], 378), 241(218), 179(444), 178(240), 168(176), 167(999), 165(400), 152(180), 73(680), 45( 244)

              5 244(E + ), 89(999), 71(389), 69(220), 57(285), 55(454), 43(727), 42(233), 41(610), 29(363) , 27(194)
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 12


              Rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun ( LBFRR ) 6-10 bileşiklerinin kütle spektrumu .
              6 230(E + ), 157(148), 102(45), 101(999), 57(180), 56(159), 55(67), 41(167), 29(133), 28(72) , 27(49)

              7 246(E + ), 173(78), 145(304), 117(170), 90(155), 89(999), 71(214), 57(554), 56(143), 41(262) , 29(251)

              8 267(E + ), 182(16), 165(24), 152(15), 105(69), 85(50), 84(999), 82(12), 77(73), 56(50) , 55(12)

              9 228(E + ), 129(371), 85(241), 73(999), 71(338), 69(282), 60(841), 57(609), 55(451), 43(681) , 41(461)

              10 256(M + ), 129(435), 83(267), 73(980), 71(373), 69(351), 60(999), 57(840), 55(767), 43(817) , 41(574)
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 13


              Rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun (LBFRR) bileşik 11-15'in kütle spektrumu .
              11 258(E + ), 185(585), 129(999), 111(264), 101(136), 100(124), 57(463), 56(225), 55(216), 41(216) , 29(145)

              12 360(E + ), 259(159), 186(103), 185(999), 129(676), 111(104), 57(180), 56(86), 43(59), 41(200) , 29(118)

              13 307(E + ), 99(339), 83(299), 73(436), 69(386), 57(616), 55(712), 43(946), 41(999), 29(473) , 27(296)

              14 332(E + ), 207(238), 193(89), 130(103), 129(959), 128(137), 117(83), 115(160), 92(57), 91(999) , 77(98)

              15 416(E + ), 136(999), 118(920), 81(655), 69(672), 67(606), 59(841), 57(713), 55(999), 44(999) , 43(999)
              Ayrı bir pencerede aç Tablo 14


              Roma kaburgalarının (LBFRR) tüm bitki bütanol fraksiyonunun 16-21 bileşiklerinin kütle spektrumu .
              16 436(E + ), 83(460), 81(547), 69(609), 57(797), 55(914), 44(492), 43(999), 41(867), 29(476) , 17(469)

              17 650(E + ), 395(282), 394(440), 255(268), 111(255), 99(245), 83(999), 81(256), 69(441), 57(256) , 55(430)

              18 468(E + ), 121(278), 109(324), 107(311), 95(456), 93(260), 81(316), 69(752), 55(485), 43(999) , 41(572)

              19 397(A+1], 165), 396(A + ], 547), 147(201), 145(157), 105(167), 81(233), 57(269), 55(291), 43 (999), 41(209)

              20 430(M + ], 318), 166(117), 165(999), 164(326), 85(135), 71(226), 57(410), 55(185), 43(419), 41 (171)

              21 468(E + ), 121(278), 109(324), 107(311), 95(456), 93(260), 81(316), 69(752), 55(485), 43(999) , 41(572)
              Ayrı bir pencerede aç
              Git: 4. Sonuç


              Bu çalışmada, GC-MS analizi, rheum ribes'in tüm bitki bütanol fraksiyonunun ( WBFRR ), IC50 değeri 36.01± 0.26 olan antikanser (MCF-7) aktivitesi sergileyen 21 bileşikten oluştuğunu göstermiştir. Roma kaburgalarının bütün bitki metanol özütü ( WMERR ), romat kaburgalarının bütün bitki n-heksan fraksiyonu ( WHFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ), antikanser (MCF-7) hücre hattına karşı etkisizdi.

              Roma kaburgalarının bütün bitki metanol özütü ( WMERR ), romat kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) ve romat kaburgalarının bütün bitki butanol fraksiyonu ( WBFRR ), IC50 değeri 23.2±1.9, 24.2 olan ROS üzerinde anti-inflamatuar aktivite gösterdi . ±2,7 ve 12,0±0,6.

              Roma kaburgalarının bütün bitki bütanol fraksiyonu ( WBFRR ), LD50 693.302 ile tuzlu su karidesi öldürücülüğü gösterirken, roma kaburgalarının bütün bitki metanol özü ( WMERR ) ve roma kaburgalarının bütün bitki sulu fraksiyonu ( WAFRR ) en yüksek konsantrasyonda yüksek öldürücülük gösterdi.

              Bu çalışma, rheum ribes'in (WBFRR) tüm bitki bütanol fraksiyonunun önemli antikanser MCF-7 aktivitesi sergilediğini ortaya çıkardı. Yakın gelecekte, rheum ribes'in bütün bitki bütanol fraksiyonunun ( WBFRR ) bileşeni, MCF-7 hücre dizisine karşı en az toksisite ve yan etki ile alternatif ilaç olabilir.

              Git: teşekkürler


              Yazarlar, antikanser MCF-7, anti-inflamatuar ve Salamura Karides Öldürme testi ve GC-MS analizi ve Biyokimya Enstitüsü sağladığı için Kimya Araştırma Enstitüsü, Karaçi Üniversitesi, Karaçi, Pakistan'dan Hussain Ebrahim Jamal'a (HEJ) müteşekkiriz. , Ekstraksiyon ve fraksiyonasyon için laboratuvar olanakları sağladığı için Balochistan Üniversitesi, Quetta, Pakistan.

              Git: Veri kullanılabilirliği


              Bu çalışmanın bulgularını desteklemek için kullanılan veriler talep üzerine ilgili yazardan temin edilebilir.

              Git: Çıkar çatışmaları


              Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

              Git: Referanslar

              1. Agarwal SK, Singh SS, Lakshmi V., Verma S., Kumar S. Ravent (Rheum türleri) Kimyası ve Farmakolojisi. Bir inceleme. Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Dergisi . 2001; 60 (1):1–9. [ Google Akademik ]
              2. Kashiwada Y., Nonaka G.-I., Nishioka I., Yamagishi T. Galloyl ve Rhubarb'dan hidroksisinnamoyl glikozları. fitokimya _ 1988; 27 (5):1473–1477. doi: 10.1016/0031-9422(88)80218-8. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              3. Li F., Wang SC, Wang X., ve diğ. Ravent tarafından indüklenen katartik farmakolojinin yeni keşfi. China Journal of Chinese Materia Medica . 2008; 33 (4):481–484. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              4. Rajkumar V., Guha G., Kumar RA Rheum emodi rizom ekstraktının antioksidan ve anti-kanser potansiyelleri. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2011; 2011 :9. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              5. Hina R., Begum W., Anjum F., Tabasum H. Rheum emodi (Rhubarb), Büyüleyici bir bitki. Farmakognozi ve Fitokimya Dergisi . 2014; 3 (2):89–94. [ Google Akademik ]
              6. Ding Y., Zhao L., Mei H., et al. Alfa-naftilizotiyosiyanatın neden olduğu kolestatik hepatiti anti-inflamatuar yol yoluyla tedavi etmek için Emodin'in keşfi. Avrupa Farmakoloji Dergisi . 2008; 590 (1–3):377–386. doi: 10.1016/j.ejphar.2008.06.044. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              7. Lee MS, Sohn CB Krizofanolün anti-diyabetik özellikleri ve ravent köksapından elde edilen glikozit. Biyolojik ve Eczacılık Bülteni . 2008; 31 (11):2154–2157. doi: 10.1248/bpb.31.2154. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              8. Magda MA, Nehad MG Rheum palmatum, Curcumalonga ve Alpinia officinarum ekstraktlarının bazı patojenik mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal etkinliği. Afrika Biyoteknoloji Dergisi . 2011; 10 (56):12058–12063. [ Google Akademik ]
              9. Xu ZP, Lu ZJ, Chen JH, Deng XY, Mao YZ, Huo X. Ravent etanol ekstraktının tavşanlarda hiperlipidemi ve karaciğer yağı üzerindeki etkisi. Çin Uygulamalı Fizyoloji Dergisi . 2007; 23 (3):375–379. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              10. Xing X., Zhao Y., Kong W., et al. Sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı karaciğer hasarı üzerinde raventin "doz-zaman-yanıt" ilişkilerinin araştırılması. Etnofarmakoloji Dergisi . 2011; 135 (2):575–581. doi: 10.1016/j.jep.2011.03.053. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              11. Achakzai JK, Anwar M. GC-MS analizi ve allium cepa'nın (DFAC) diklorometan fraksiyonunun in vitro antileishmanial aktivitesi . Uluslararası Eczacılık ve Biyo Bilimler Dergisi . 2016; 7 (2):40–51. [ Google Akademik ]
              12. Bakht J., Khan S., Mohammad S. Taze Allium cepa'nın gram pozitif ve gram negatif bakteri ve mantarlara karşı antimikrobiyal potansiyelleri. Pakistan Botanik Dergisi . 2013; 45 :1–6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              13. Scudiero DA, Shoemaker RH, Paull KD, et al. İnsan ve diğer tümör hücre dizileri kullanılarak kültürde hücre büyümesi ve ilaç duyarlılığı için çözünebilir bir tetrazolyum/formazan testinin değerlendirilmesi. Kanser Araştırması . 1988; 48 (17):4827–4833. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              14. Helfand SL, Werkmeister J., Roder JC İnsan doğal öldürücü hücrelerinin kemilüminesans yanıtı: I. hedef hücre bağlanması, kemilüminesans ve sitoliz arasındaki ilişki. Deneysel Tıp Dergisi . 1982; 156 (2):492–505. doi: 10.1084/jem.156.2.492. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              15. de Almeida Alves TM, Fonseca Silva A., Brandão M., et al. Brezilya şifalı bitkilerinin biyolojik taraması. Oswaldo Cruz Enstitüsü Hatıraları . 2000; 95 (3):367–373. doi: 10.1590/s0074-02762000000300012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              16. Kivack B., Mert T., Tansel H. Ceratonia siliqua L. ekstraktlarının antimikrobiyal ve sitotoksik aktiviteleri . Türk Biyoloji Dergisi . 2001; 26 :197–200. [ Google Akademik ]
              17. Carballo JL, Hernandez-inda ZL, Perez P., Garcia-Gravalos MD Deniz doğal ürünlerinde in vitro sitotoksisiteyi saptamak için iki salamura karides testi arasında bir karşılaştırma. Bio Med Merkezi Biyoteknoloji . 2002; 2 :1–10. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              18. Ahmed El-Wakil E., Mohamed El-Sayed M., El-Sayed E., Abdel-Lateef GC-MS Mısır Beyaz Soğanının (Allium cepa L.) Esansiyel Yağı ve Antioksidan Aktivitesinin İncelenmesi International Journal of Pharma Sciences ve Araştırma IJPSR . 2015; 6 (3) [ Google Akademik ]

              Yorum yap


              • #8
                Rheum ribes kökünün hidroalkolik ekstraktının diyabetik dişi sıçanlarda renoprotektif etkisi

                Shokri Hamzeh , 1 Farah Farokhi , *, 1 Reza Haydari , 1 ve Ramin Manaffar 2
                Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                1 Biyoloji Bölümü, Temel Bilimler Fakültesi, Urmiye Üniversitesi , Urmiye, IR Iran
                2 Urmiye Üniversitesi Artemi ve Su Hayvanları Araştırma Enstitüsü, Urmiye, IR Iran
                * Sorumlu Yazar: Tel: 09143460715, Faks: +9804412776707, ‎f.farokhi@urmia .ac.ir
                Git: Soyut

                Amaç: Tıbbi bitkiler, antidiyabetik etkileri olan zengin doğal antioksidan kaynakları olarak dünya çapında çeşitli semptomları ve birçok hastalığı azaltmak için kullanılmaktadır. Polygonaceae familyasına ait olan R. ribes L., semptomatik rahatlama sağlayabilir ve diyabetin ikincil komplikasyonlarının önlenmesine yardımcı olabilir.

                Gereç ve Yöntemler: 36 dişi erişkin sıçan rastgele 6'şarlı 6 gruba ayrıldı. Normal salin ile tedavi edilen Normal Kontrol grupları. R. ribes kökünün hidroalkolik ekstraktı (150 mg/kg) ile ard arda 4 hafta boyunca gavajlarla tedavi edilen pozitif kontrol grupları . Diyabet, intraperitoneal olarak 120 mg/kg alloksan monohidrat enjeksiyonu ile indüklendi. İki diyabetik grup, farklı dozlarda R. ribes kökü ekstraktı ile tedavi edildi. Altıncı diyabetik gruplar glibenklamit (0.6 mg/kg) ile tedavi edildi. 28 gün sonunda kan örnekleri alındı ​​ve böbrek dokuları ışık mikroskobu için işlendi.

                Bulgular: Sonuçlar , R. ribes'in hidro-alkolik ekstraktının diyabetik sıçanlarda glukoz, kolesterol, trigliserit, üre ve kreatinin seviyesini diyabetik sıçanlara göre azalttığını (p<0.05), HDL seviyesini ise aynı oranda artırdığını gösterdi. grubu (p<0.05). Böbrek örneklerinin histopatolojik değişiklikleri, ilgili kontrol ile karşılaştırılabilirdi. Diyabetik sıçanlarda böbrek kesitleri, artan Bowman boşluğu ve akut tübüler nekroz ile glomerüler kılcal damarlarda atrofi gösterdi. R. ribes kökü ile tedavi edilen gruplar normal duruma doğru düzeldi.

                Sonuç: R. ribes kökünün hidroalkolik ekstraktının alloksan ile indüklenen diyabetik sıçanlarda kan şekerini kontrol ederek ve renal koruyucu etkiler yoluyla renal disfonksiyonu iyileştirdiğini not etmek ilginçtir .

                Anahtar Kelimeler: Alloxan , Diabetes mellitus , Rheum ribes kök ekstraktı
                Git: Giriş

                Diyabet, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması bozuklukları ile birlikte kronik hiperglisemi ile karakterizedir. Dünyada diyabetten etkilenen yetişkin sayısının 1995 yılında 135 milyon iken 2025 yılında 300 milyona çıkması beklenmektedir (Liu ve ark., 2007 ▶ ). Bu diyabetik popülasyonun çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerden çıkacaktır (Shaw ve ark., 2010 ▶ ).

                Tip 1 diyabette β hücre yıkımı genellikle mutlak insülin eksikliğine yol açar ve hastalar düzenli olarak insülin almaya bağımlıdır (Ranjan ve Raman jam, 2002 ▶ ). Tip 2 diyabet, insülin direnci ve insülin eksikliğinin bir kombinasyonu olan heterojen bir tiptir (Lokesh ve Amit, 2006 ▶ ). Plazmadaki serbest yağ asitlerinin yüksek seviyelerine atfedilen insülin direnci (Halder ve ark., 2003 ▶) kas hücrelerine glikoz taşınmasının azalmasına, hepatik glikoz üretiminin artmasına ve yağın parçalanmasının artmasına neden olur. Diyabette tedavinin amacı, daha sonraki mikrovasküler komplikasyonları (retinopati, nefropati ve mikroanjiyopati) önlemek için normoglisemi sağlamaktır. Glisemik kontrolü sağlamaya yönelik yoğun tedavinin, uzun vadeli komplikasyon riskini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir (DCCT, 2002 ▶ ).

                Şifalı bitkiler, insan sağlığı sorunlarına yeni çareler bulmak için her zaman önemli bir kaynak olmuştur. Geleneksel olarak, diyabet tedavisi için çok sayıda bitki önerilmiştir. Ayrıca pek çok bitkinin antidiyabetik etkileri birçok araştırmacı tarafından rapor edilmiştir (Ghorbani , 2013 ▶ ). Literatüre göre 800'den fazla bitkinin antidiyabetik özelliklere sahip olduğu keşfedilmiştir (Eddouks ve Maghrani, 2004 ▶ ). Bu geleneksel ilaçların bazıları deneysel olarak incelenmiştir (Marles ve Farnsworth, 1996 ▶). Bazı bitkilerin ß hücrelerinin yenilenmesine ve direncin üstesinden gelinmesine yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Ek olarak, bazıları tıpta çok faydalı olabilecek antioksidan aktiviteye ve kolesterol düşürücü özelliklere sahiptir. Mevcut oral anti-diyabetik ilaçların etkinlik veya güvenlik konusundaki kısıtlamaları, araştırmacıları daha az yan etkiye sahip yeni ilaçlar keşfetmeye teşvik etmiştir. Bitkilerin çoğu, sıklıkla antidiyabetik etkiye sahip olduğu öne sürülen glikozitler, alkaloidler, terpenoidler, flavonoidler, karotenoidler vb. içerir (Malviya ve ark., 2010 ▶ ). R. ribes L., polygonaceae familyasına aittir. Tıbbi amaçlar için kullanılır; taze sapları ve yaprak sapları da sebze olarak tüketilmektedir. Türkiye'nin doğusunda, Lübnan'da ve İran'da yaygın olarak bulunur (Krishnaiah ve diğerleri, 2010).▶ ). R. ribes müshil, antidiyare, gastrointestinal kanama ve tedavi yaralanmaları gibi farklı semptomların tedavisinde kullanılmıştır (Tyler ve diğerleri, 1988 ▶ ; Machlean ve diğerleri, 2001 ▶ ). İnsan, sıçan ve sıçanlarda sırasıyla böbrek yetmezliği, glikoz alım modifikasyonu ve diyabetik nefropati budavari ve Li-Is tarafından tanımlanmıştır (Budavari, 1989 ▶ ; Li-Is, 1993 ▶ ). R. ribes köklerinin kaynatma ekstraktı, alloksan kaynaklı diyabetik sıçanlarda önemli kan şekeri düşürme aktivitesine sahiptir, ancak bu ekstrakt, sağlıklı sıçanlarda hipoglisemik etki göstermemiştir (Özbeket al., 2004 ▶). R. ribes'in hem etanolik hem de sulu özlerinin tavşanda hipokolesterolemik etkileri de rapor edilmiştir (Hadjzadeh ve ark., 2004 ▶ ). Bingöl'den toplanan R.ribes kökleri tanen (%8) ve antrasen türevleri (%0.025) içermektedir (Baytop, 1999 ▶ ). Bitkiden toplanan materyal üzerinde yapılan kimyasal çalışmanın sonuçlarına göre Erzincan, chrysophanol, physcion, Rhein, aloe-emodin, physcion-8-O-glucoside, aloe-emodin-8-O-glucoside, sennoside A ve rhaponticin gibi maddeler bulundu. bitkinin yer altı kısımlarında (Tuzlacıetal., 1991 ▶ ). R. ribes'in fenolik bileşen profili dikkate alındığındaözellikle flavonoidleri, stilbenleri ve antrakinonları, potansiyel bir antioksidan kaynağı sağlıyor gibi görünmektedirler (Matsuda ve ark., 2001 ▶ ). Bildiğimiz kadarıyla, R. ribes'in hipoglisemik etkisi üzerine sistematik bir çalışma yoktur . Bu çalışma, R. ribes kökünün hidroalkolik ekstraktının diyabetik Sıçanlar üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçladı . Deney sonuçları, standart bir hipoglisemik ajan olan glibenklamidin sonuçları ile karşılaştırıldı.

                Git: Malzemeler ve yöntemler

                malzeme hazırlama

                Alloxan monohidrat ve kloroform Sigma Chemicals, Almanya'dan satın alınmıştır. Glibenklamit İran'daki Minoo Company'den temin edildi. Taze, yeşil R. ribes bitkileri, Mayıs 2010'da İran ve Irak arasındaki sınır bölgelerinde İran'ın kuzeybatısındaki Batı Azerbaycan'ın Dalavan Dağları'ndan toplandı. Bitkilerin türleri Urmiye Üniversitesi Biyoloji Bölümü, bilim bölümü tarafından doğrulandı. Toplanan bitkiler kurutulmadan önce küçük parçalar halinde kesildi. Toz haline getirilmiş bitki materyalleri (50 gr), etanol (300 mi) ile Sohxlet aparatı ile 12 saatlik bir süre boyunca özümlendi. Süzüldükten sonra çözücü, konsantre bir ekstrakt verecek şekilde bir Rotavapor-RE kullanılarak indirgenmiş basınç altında çıkarıldı. Tortu daha sonra bir sonraki işlem için -20°C'de saklandı.

                diyabet indüksiyonu

                Vücut ağırlıkları 200±20 g olan 36 adet dişi Wistar sıçanı İran Pasteur Enstitüsü'nden satın alındı ​​ve Uremia Üniversitesi hayvan barınaklarında barındırıldı. 20±5°C, %30±5 bağıl nem ve 12 saat aydınlık/karanlık döngüsünde tutuldular. Hayvanlara, musluk suyuna ve standart laboratuvar faresi yemine ücretsiz erişim izni verildi. Hayvanları içeren tüm deneysel prosedürler, Urmiye, İran'daki Urmiye Üniversitesi Fen Fakültesi Hayvan Araştırmaları Etik Kurulu tarafından onaylandı.

                Tüm Sıçanlar, kafes koşullarına 7 günlük adaptasyon sürecinden geçirildi. Daha sonra gece boyunca aç bırakıldılar ve normal salin içinde yeni çözülmüş 120 mg/kg alloksan monohidrat intraperitoneal olarak enjekte edildi (Huang ve ark., 2006 ▶ ). Alloksan tedavisi bittikten sonra tüm hayvanlara serbest yem ve su verildi. Alloksan enjeksiyonundan 2 gün sonra bir kan şekeri testi ölçümü yapıldı ve benzer şiddet düzeyinde diyabeti olan eşleşen fare çiftlerini elde etmek için parametre olarak kullanıldı (Jothivel ve ark., 2007 ▶ ).

                Deneysel tasarım

                Hayvanlar, grup başına altı sıçan olacak şekilde altı gruba ayrıldı. Bu deneyde birinci grup kontrole normal salin (NC) ile tedavi edildi, ikinci grup pozitif kontrol (normal kontrol) olarak R. ribes kökü özütü 150 mg/kg vücut ağırlığı (N+RR150) ile tedavi edildi, üçüncü grup diyabetik olarak normal aldı salin sıçanları (DC), dördüncü grup R. ribes kökü ekstresi (75 mg/kg vücut ağırlığı) (DC+RR75) ile tedavi edilen diyabetik sıçanlar olarak, beşinci grup R. ribes kökü ekstresi (150mg/kg ) ile tedavi edilen diyabetik sıçanlar idi. vücut ağırlığı) (DC+RR150) ve son grup glibenklamid (0,6 mg/kg vücut ağırlığı) (DC+G) ile tedavi edilen diyabetik sıçanlardı (Kazemi ve ark.,2010 ▶). Deney sonunda (28. gün) hayvanlar 12 saat aç bırakılarak tartıldı ve kloroform (Japon İlaç Ortakları) ile anestezi uygulandı. Hayvanların kalplerinden kan örnekleri alındı ​​ve santrifüjleme (4°C'de 3000 rpm'de 20 dakika) ile serumları ayrıldı ve -20°C'de saklandı. Elde edilen ve %10'luk doğal tampon formalinde saklanan böbrek örneklerinde biyokimyasal analizler yapıldı. Doku işlendikten sonra, numuneler silindirik parafin blokerlerde bloke edildi ve ardından Hematoksilin-eozin (Dhandapani ve diğerleri, 2002 ▶ ) ve Periyodik Asit Schiff [PAS] (her numunenin çapı 5-6 mikrondu) ile boyandı. Kesitler, histopatolojik değişikliklerin değerlendirilmesi için 400x büyütmede mikroskobik olarak incelendi.

                istatistiksel analiz

                Tüm değerler Ortalama±SEM olarak ifade edilir. Farklılıklar SPSS istatistiksel analiz paketi (tek yönlü ANOVA ve Tukey testi, p<0.05) kullanılarak karşılaştırıldı.

                Git: Sonuçlar

                tablo 1R. ribes kökü ve glibenclamid'in hidro-alkolik ekstraktlarının vücut ağırlığı ve glikoz içeriği üzerindeki etkisini gösterir . Alloksan ile indüklenen diyabetik ratların serum glukoz düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak (p<0.05) yüksekti. Diyabetik sıçanlara 28 gün boyunca R. ribes kökü (75 ve 150 mg/kg) veya glibenklamit (0.6 mg/kg canlı ağırlık) uygulanması, diyabetik kontrol ile karşılaştırıldığında serum glukoz seviyesinde önemli düşüşe (p<0.05) neden oldu. Diyabetik ratların vücut ağırlıklarında da kontrol gruplarına göre önemli azalma (p<0.05) bulundu. Ekstrakt (75 ve 150 mg/kg) veya glibenklamit (0.6 mg/kg canlı ağırlık) ile tedavi edilen gruplar, diyabetik kontrol grubuna kıyasla vücut ağırlığında bir artış (p<0.05) gösterdi. Da gösterildiği gibiTablo 2alloksan, LDL-kolesterol seviyelerinde önemli bir artışın kaydedildiği önemli hiperlipidemik etkiye neden olmuştur. R. ribes kökü diyabetik sıçanların ekstraktları ile tedavi sonrası , diyabetik grupla karşılaştırıldığında LDL-kolesterolde önemli bir düşüş sağladı, ancak HDL-kolesterol, diyabetik grupla karşılaştırıldığında önemli bir artış kaydetti. gösterildiği gibiTablo 2, LDL-kolesterol düzeylerindeki azalma normal düzeylere ulaşır. Ayrıca, diyabetik sıçanlarda, R. ribes ile önceden tedavi edilmiş gruptaki plazma HDL-kolesterol seviyeleri , normal grupla karşılaştırıldığında önemli bir artış kaydetmiştir; aksine, LDL-kolesterol, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında önemli bir düşüş kaydetti (Tablo 2). tablo 1

                Tedavi altındaki Sıçanların vücut ağırlığı ve kan Şekeri
                AKŞ (mg/dl) 104,16±3,28 98,44±6,83 371,66±6,83 b 196,65±4,42 c 118,67±1,43 111,27±3,63
                Vücut Ağırlığı (g) 240,5±1,78 232,52±3,91 139,76±3,75 b 187±1,53 c 202,63±5,02 gün 206,55±3,46 gün
                Ayrı bir pencerede aç
                RR: R. ribes kökü, N: normal, C: kontrol, G: glibenklamit, D: diyabetik.Değerler ortalama±SEM olarak sunulur; n=6 her grupta. Tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey testi. Benzer kelimeler fark göstermezken, benzer olmayan kelimeler anlamlı farklılık göstermektedir (p<0.05). Tablo 2

                Tedavi altındaki Sıçanların bazı biyokimyasal kan faktörleri
                Serum Kreatinin (mg/dl) 0,78±0,02 0,79± 0,08 bir 1,72± 0,06b 1,30±0,04 c 0,90±0,01 gün 0,77±0,06 bir
                Serum üre(mg/dl) 22,11±0,72 21.71± .34 72,3±0,17 b 39,33±2,38 c 26,44±1,10 23,57±1,06
                Kolesterol(mg/dl) 106,37±0,49 101,22±1,69 142,54±2,68 b 114.66±.74 c 105,66±2,59 118,81±2,204 c
                Trigliserid(mg/dl 62.29±.82 61,46±1,08 132,20±1,71 b 87 ±2,09 c 69,05±3,09 82,19±3,00 c
                LDL.Ch.(mg/dl) 25,46±0,67 26.02±08 60,96±4,32 b 34.04±.07 c 22,95±0,84 24,5±1,18
                HDL.Ch.(mg/dl) 48,5±0,44 51,55±2 34,55±0,49 b 43,3±1,16 c 49 .55±49 47,79± 0,30
                Ayrı bir pencerede aç
                RR: R. ribes kökü, N: normal, C: kontrol, G: glibenklamit, D: diyabetik.Değerler ortalama±SEM olarak sunulur; n=6 her grupta. Tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey testi. Benzer kelimeler fark göstermezken, benzer olmayan kelimeler anlamlı farklılık göstermektedir (p<0.05).

                Hem kontrol hem de deney gruplarının ortalama serum kreatinin, serum üre değerleri,Tablo 2. Alloxan ile indüklenen diyabetik sıçanlar, normal kontrol ile karşılaştırıldığında serum kreatinin değerinde önemli bir artış (p<0.05) gösterirken, serum üresi önemli ölçüde arttı (p<0.05). R. ribes kökünün ve ayrıca glibenklamidin (0.6 mg/kg vücut ağırlığı) uygulanmasından sonra bu parametrelerde normale yakın seviyelere önemli bir geri dönüş oldu .

                böbrek histopatolojisi

                Diyabetik sıçanlarda, böbrek kesitlerinde bazal membranda hafif kalınlaşma, mezangiyal hücrelerin yoğunluğunda hafif değişiklik, artmış Bowman boşluğu (üriner boşluk) ile glomerüler kılcal damarlarda atrofi ve akut tübüler nekroz (NT) görüldü. R. ribes kökü (75 ve 150 mg/kg) veya glibenklamit (0.6 mg/kg vücut ağırlığı) ile tedavi edilen gruplar , yani normal glomerulus, normal bazal membran ve kılcal damarlar gibi iyileşme özellikleri gösterdi. Ayrıca, R. ribes kökü (75 ve 150 mg/kg) veya glibenklamit (0.6 mg/kg vücut ağırlığı) ile tedaviden sonra Bowman boşluğu (üriner boşluk) ve akut tübüler nekroz (NT) normal duruma doğru iyileşmiştir .
                İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı AJP-4-392-g001.jpg'dir.
                Şekil 1
                Böbrek kesitlerinin histopatolojik değerlendirmesi. Çeşitli paneller, kontrol böbreği (A), diyabetik böbrek (B) glomerül kılcal damarlarının atrofisini (G), artan Bowman boşluğunu (idrar boşluğu) (ABD) ve kg akut tübüler nekrozu (NT), 75 mg/kg ile tedavi edilen diyabetik böbreği temsil eder. R. ribes kökü (C), 150 mg R. ribes kökü (D) ile tedavi edilen diyabetik böbrek, 0,6 mg/kg glibenklamit (E) ile tedavi edilen diyabetik böbrek ve hidroalkil ekstraktı ile tedavi edilen Pozitif kontrol R. kök ribes (150 mg) /kg vücut ağırlığı) (F) normal glomerulus ile

                Git: Tartışma

                Alloksanın pankreasın Beta hücreleri üzerindeki spesifik toksisitesinin, alloksanın pankreatik Bata hücreleri tarafından hızlı emilmesi ve alloksan tarafından serbest radikal üretimi nedeniyle olduğu iyi anlaşılmıştır. Serbest radikaller, hücresel bileşiklerde (proteinler, lipitler, karbonhidratlar, nükleik asitler vb.) geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir ve bu nedenle, ateroskleroz gibi bazı hastalıklara neden olabilecek zar fonksiyonu, metabolizma ve gen ekspresyonu gibi hücresel aktiviteleri etkiler. , kanser, melitus diyabet vb. (Szkudelski, 2001 ▶ ). Antioksidanlar, daha sonra zardan aktarılan elektronla inaktif hale gelen serbest radikalleri de absorbe edebilirler (Fukuda ve diğerleri, 2004 ▶ ; Vaya ve Aviram, 2002 ▶ ).

                Bu çalışmada, monohidrat alloksan tedavisi ile serum glukozundaki önemli artış, Byung-Hyun Park bulgularıyla iyi bir uyum içinde olan Langerhans β-hücrelerinin distraksiyonuna bağlanabilir (Byung-Hyun ve Jin-Woo, 2001 ▶ ). Alloksan enjekte edildikten sonra diyabetik sıçanlarda kan şekeri içeriğinin artmasıyla, önceki raporlara benzer şekilde trigliserit içeriği de arttı (Broadhurst, 1997 ▶ ). Diyabetik sıçanlarda LDL ve HDL içeriğinde gözlemlenen artış, önceki raporlara benzer şekilde bulunabilir (Winocour ve diğerleri, 1992 ▶ ; Abou-Seif ve Yussef, 2004 ▶ ).

                Diyabetik farelerin Rhubarb ile tedavisinin plazma glikozunda keskin bir azalmaya yol açtığını gözlemledik. Bu sonuç, Rhubarb'dan elde edilen ana antrakinonların anti-neoplastik potansiyelleri nedeniyle aglikonların rekabeti ile glukoz absorpsiyonunun ve translokasyonun modifikasyonu ile ilişkilendirilebilir (Fairbairn, 1977 ▶ ). Rhubarb'ın bu terapötik etkisi, muhtemelen kalın bağırsak tonusundaki doğrudan artışa bağlandı, bu da bağırsaktan glikoz çalınmasını azaltır ve atılımını artırır (Sim, 1967 ▶ ▶). Vaoler ve meslektaşları, diyabetik hastada glikozun düşürülmesini, ebeveyn sonrası kan şekerini düşüren lifli diyete su ile temas ettiğinde viskoz jel oluşturarak ince bağırsakta karbonhidrat emilimini geciktirerek açıkladılar. Ravent %74 lif içerir, yani (%66 çözünmez ve %8 çözünür), bu da belirli fizyolojik aktiviteye yol açabilir (Vaoler ve diğerleri, 1981 ▶ ).

                Ayrıca Rhubarb lifinin pro-glukagon gen ekspresyonunu arttırdığı ve bağırsak glukoz alımını modüle ederek kan glukozunun azalmasını desteklediği öne sürülmüştür (Reime ve ark., 2008 ▶ ). Goel ve diğerleri, Rhubarb'ın, pankreasın β-hücresi stimülasyonu ile en yakından ilişkili olan (suda çözünür tanen) içeren, Ravent'in farmakolojik olarak aktif maddesi olan epikateşin üzerindeki hipoglisemik etkisini bildirmiştir. Epicatechin'in hiperglisemi düzeyine göre β-hücre aktivitesini destekleyebildiği zaten rapor edilmişti (Goel ve diğerleri, 1997 ▶ ). Ravent tedavisi (75 ve 150) grupları vücut ağırlığında iyileşme gösterdi (tablo 1) diyabetik gruplarla karşılaştırıldığında. Vücut ağırlığındaki iyileşmenin bu sonuçları, başarılı glikoz kullanımı yoluyla kilo alımını iyileştiren kan şekerinin pozitif modifikasyonu ile ilişkilendirilebilir. (Fairbairn, 1977 ▶ ). Bu çalışmada, diyabetik sıçanların Rhubarb ekstresi ile tedavi sonrası plazma kolesterolü, trigliseritler ve LDL-kolesterolü azaltırken, plazma HDL-kolesterol seviyesi istatistiksel olarak artmıştır. Bu bulgular önceki çalışmalarla uyumludur; FalahHosseini ve arkadaşları, R. ribes ile tedavi edilen gruplarda çalışmanın sonunda kan şekeri, trigliserit, LDL ve toplam kolesterol seviyesinin çalışmanın başlangıcına göre önemli ölçüde azaldığını gösterdi.

                Li ve Liu, 5/6 nefrektomize sıçanlarda Rheum tedavisinin plazma kolesterolünü ve trigliseritleri önemli ölçüde azaltabildiğini bildirmiştir (Li ve Liu, 1991 ▶ ). Li ve Ye ayrıca Rheum'un normal ve hiperlipidemi tavşanlarında serum kolesterolünü, serum trigliserit/p-Lipoprotein (LDL) ve pre-p lipoproteini (VLDL) önemli ölçüde azalttığını bildirmiştir (Li ve Ye, 1981 ▶ ). Bu sonuç aynı zamanda Goel ve arkadaşlarının, hiperkolesterolemili erkeklerde 4 hafta boyunca günlük Ravent sapı lifi alımının, HDL-kolesterol seviyesinin değişmeden kalırken, serum toplam kolesterolünü ve LDL-kolesterolü önemli ölçüde azaltabileceği bulgularını da desteklemektedir (Goel ve ark., 1997). ▶). Sonuçları, Rhubarb'ın erkeklerde kolesterol düşürme üzerindeki potansiyel etkilerini açıkça göstermektedir. Bu rapor ayrıca, kolesterol takviyeli sıçanlar, Rheum rhaponticum sapı lifinin plazma kolesterolünü, hepatik kolesterol konsantrasyonunu ve kolesteril ester içeriğini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymaktadır. Ravent lifi beslemesi, asil-coA ve kolesterol asil transfer maddelerinin aktivitesini önemli ölçüde azalttı; ve ayrıca fekal safra asidi kaybını ve kolesterol 70.-hidroksilaz aktivitesini arttırdı (Goel ve diğerleri, 1997 ▶ ). Abe ve diğerleri, Rhubarb'ın (R. palmatum) kolesterol düşürücü etkisinin, kolesterol biyosentezinin hız sınırlayıcı bir enzimi olan skualen poksidazın güçlü inhibe edici etkisinden kaynaklanabileceğini öne sürmüşlerdir (Abe ve diğerleri, 2000 ▶). Rhubarb lifinin hipokolesterolemik etkisinin, sıçanlarda artan safra asidi atılımı ve indüksiyon hidroksilaz aktivitesine bağlı olabileceğini öne sürdüler. Bu sonuçlar, diğer bir Rhubarb türü olan RR'nin kolesterol düşürücü etkisini gözlemlediğimiz bulgularımızla uyumludur.

                Diyabetik hiperglisemi, böbrek fonksiyon bozukluğunun önemli bir belirteci olarak kabul edilen diyabetik sıçanlarda plazma üre ve kreatinin yükselmesine neden olur (Almdal ve Vilstriup, 1988 ▶ ). Diyabetik sıçanlarda böbreğin histopatolojik bulguları, akut tübüler nekroz ile glomerüler kılcal damarların atrofisini gösterirken, hidroalkilik ekstrakt R. kök kaburgaları ile tedavi edilen gruplarda bu bozukluklar korunabildi. Bu gruplarda tüm böbrek hasarı semptomları normal duruma doğru düzeldi.

                Bu çalışmada Rhubarb'ın böbrek fonksiyonları üzerindeki etkisi, plazma kreatinin ve üre düzeylerinin belirlenmesiyle değerlendirildi. Önceki raporlara göre, Rhubarb ekstraktının diyabetik farelere uygulanmasından sonra plazma kreatinin ve üre düzeyini azaltabilir (Li Leishi., 1996 ▶ ). Ayrıca, Rhubarb ekstraktının işlenmesi, böbreklerdeki antioksidan konsantrasyonunun ve antioksidan enzimatik aktivitelerin tükenmesini önemli ölçüde önleyebilir.

                Ek olarak, Rhubarb ekstraktındaki polifenollerin ve flavonoidlerin varlığı, antioksidan nefron koruyucu aktivitelerden ve serum üre ve kreatinin seviyelerinin düşmesinden sorumlu olabilir. Literatüre göre Ravent, Çin tıbbında en yaygın kullanılan bitkilerden biridir ve klinikte böbrek hastalıklarını tedavi etmek için yıllardır uygulanmaktadır. Son deneysel keşifler, raventin böbrek yetmezliği üzerindeki etkisine dair önemli kanıtlar sunmaktadır. Nefropatili diyabetik fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, Rhubarb özü şişmeyi (böbrek hipertrofisi) erken bir aşamada durdurdu ve bu nedenle insan diyabetik böbrek hastalığının erken evrelerinde yararlı olabilir (Yokozawa ve ark., 1991 ▶). Ayrıca bir dizi çalışma, CRF'li sıçanlarda Ravent'in etkilerini gözlemlemiştir. Rhubarb'dan saflaştırılan düşük moleküler ağırlıklı tanenler, glomerüler filtrasyon hızında bir artış, üremik toksin seviyelerinde azalma ve böbreklere giden kan akışında artış sağladı (Peng ve diğerleri, 2005 ▶ ; Yarnell, 2002 ▶ ).

                Sonuç olarak, biyokimyasal ve histopatolojik çalışmaların sonuçlarına göre Ravent, plazma Glikoz ve kolesterol düzeylerini düşürmek için kullanılabilir (özellikle 150 mg/kg c.a. dozunda). Ravent ekstraktı ile tedavi sonrası önemli bir anti-hiperglisemik etkiye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Rhubarb'ın diyabetik sıçanlarda böbrek fonksiyonlarını içeren hiperlipidemiyi iyileştirme yeteneğine sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, bildirilen lipid düşürücü etkilerin endotel fonksiyonunun iyileştirilmesi ile ilişkili olup olmadığı bilinmemektedir.

                Git: Teşekkür

                Yazarlar, bu soruşturmanın yürütülmesinde Urmiye Üniversitesi'nin mali yardımını minnetle kabul eder. Yazarlar bu çalışmada herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

                Git: Çıkar çatışması

                Bu çalışmada herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

                Git: Referanslar

                • Abe I, Seki T, Noguchi H. Raventten elde edilen Galloyl esterleri, kolesterol biyosentezinde bir anahtar olan skualenopoksidazın güçlü inhibitörleridir. Bitki Med. 2000; 66 :753–756. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Abou-Seif MA, Yussef AA. Diyabetik hastalarda bazı biyokimyasal değişikliklerin değerlendirilmesi. Clin Chem Açta. 2004; 346 :161–170. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Almdal TP, Vilstrup H. Sıkı insülin tedavisi, sıçanlarda deneysel diyabette organik nitrojen içeriklerini ve üre-N sentezi kapasitesini normalleştirir. şeker hastalığı. 1988; 31 :114–118. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • BaytopT . Türkiye'de Tıbbi Bitkilerle Tedavi. 2. baskı İstanbul: obel Tıp Kitapevleri; 1999. sayfa 319–320. [ Google Akademik ]
                • Broadhurst CL. Antropolojik açıdan beslenme ve insüline bağımlı olmayan diyabet. Alternatif MedRev. 1997; 2 :378–399. [ Google Akademik ]
                • Budavari S. İlaç biyolojik. 11. Baskı Rahva. ABD: Merck and Co.INC; 1989. mesk indeksi bir kimyasallar ansiklopedisi; p. 1431. [ Google Akademik ]
                • Byung-Hyun Parkı, Jin-Woo Parkı. Amomumxanthides özlerinin koruyucu etkisi, NF Bactivation'ın baskılanması yoluyla alloksan kaynaklı diyabetik sıçanlara karşı. Uzm Med. 2001; 33 :64–68. [ Google Akademik ]
                • Diyabet Kontrolü ve Komplikasyonları Çalışması için DCCT Yazma Ekibi/ Diyabet Müdahalelerinin Epidemiyolojisi ve Komplikasyon Araştırma Grubu, Yoğun Tedavinin Tip 1 Diabetes Mellitus'un Mikrovasküler Komplikasyonları Üzerindeki Etkisi” JAMA. 2002; 287 :2563–2569. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                • Dhandapani S, Subramanian V, Rajagopal S, Namasivayam N. CuminumcyminumL onalloxan ile indüklenen diyabetik sıçanların hipolipidemik etkisi. Phar Res. 2002; 46 :251–255. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Eddouks M, Maghrani M. Fraxinusexcelsiorin normal ve diyabetik sıçanların phlorizin benzeri etkisi. J Etnofarmakol. 2004; 9 :149–154. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Fairbairn JW. Antrakin bir müshil. New York: John Wiley & oğulları, Inc; 1977. [ Google Akademik ]
                • Fukuda T, Ito H, Yoshida T. Ceviz polifenol fraksiyonunun tip 2 diyabetli farelerde oksidatif stres üzerindeki etkisi. Biyofaktörler. 2004; 21 :251–253. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • FalahHosseini H, Heshmat R, Mohseni F, Jamshidi Ah, Alavi SHR, Ahvazi M, Ardeshir Laricani MB. Rheum Ribes L. Sap Ekstraktının Hiperkolesterolemik Tip II Diyabetik Hastalarda Lipit Profili Üzerindeki Etkinliği: Randomize, Çift Kör, Plasebo Kontrollü, Klinik Çalışma. J Med Bitkileri. 2008; 7 :92–97. [ Google Akademik ]
                • Ghorbani A. Diyabet yönetimi için en iyi otlar: Klinik çalışmaların gözden geçirilmesi. Braz J Eczacılık Sci. 2013; 49 :413–422. [ Google Akademik ]
                • Goel V, Ooraikol B, Basu TK. Hiperkolesterolemik erkeklerde Rhubarb yığın lifinin kolesterol düşürücü etkileri. Journal of American College of Nutrition Aralık 1997; 16 :600–604. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Hadjzadeh MA, Parsaee H, Sadeghian A. Hiperkolesterolemik tavşanlarda Rheum ribes'in kolesterol düşürücü etkisi. Med J İslam Cumhuriyeti İran. 2004; 18 :277–280. [ Google Akademik ]
                • Halder N, Joshi S, Gupta SK. Lens aldoz redüktaz bazı yerli bitkilerin potansiyelini inhibe ediyor. J Etnofarmakol. 2003; 86 :113–6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Huang YH, Shi M, Zheng WD, Zhang LJ, Chen ZX, Wang XZ. İnterlökin -10'un sıçanlarda CC14 kaynaklı hepatik fibroz üzerindeki terapötik etkisi. Dünya J Gastroenterol. 2006; 12 :1386–1391. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                • Jothivel N, Ponnusamy SP, Appachi M, Singaravel S, Rasilingam D, Deivasigamani K, Thangavel S. Alloxan kaynaklı diyabetik sıçanlarda Costuspictus D DON'un metanol yaprağı ekstraktının anti-diyabetik aktivitesi. . Sağlık Bilimi 2007; 53 :655–663. [ Google Akademik ]
                • Kazemi S, Asgary S, Moshtaghian J, Rafieian M, Adelnia A. Karaciğer koruyucu Hiperfiltrasyon ve bozukluk arasında: diyabetik nefropatide erken renal fonksiyonel değişikliklerin gizemini çözme. Diyabet Tedavisi Kliniği Uygulaması. 2010; 13 :46–53. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Krishnaiah DR, Sabatly R, Nithyanandam R. Tıbbi bitki türlerinin antioksidan potansiyeline ilişkin bir inceleme. J Gıda Biyoürünleri İşleme. 2010; 89 :217–233. [ Google Akademik ]
                • Li CL, Ye YW. Rheum hotaoense rhapontinin lipit ve lipoprotein seviyesi serumu üzerindeki etkisi. Acta Pharm Sinica. 1981; 17 :699–702. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Yang JW, Li LS. Sıçanlarda deneysel diyabetin renal hipertrofisi ve hiper filtrasyonu üzerine Rheum'un etkisi. Zhongguo Zhong Xi Yi Jie He Za Zhi. 1993; 13 :286–288. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Li Leishi. Çin'de Son Aşama böbrek hastalığı. Böbrek Uluslararası. 1996; 49 :287–301. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Li LS, Liu ZH. Kronik böbrek yetmezliğinin ilerlemesini önlemede romatizmanın klinik ve deneysel çalışmaları. Zhong Xi Yi Jie He Za Zhi. 1991; 11 :392–396, 387. [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                • Liu CT, Sheen LY, Lii CK. Sarımsağın antidiyabetik bir ajan olarak rolü var mı? Mol. Nutr. Gıda Res. 2007; 51 :1353–1364. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Lokesh D, Amit SD. Diabetes mellitus- olası farmakolojik değerlendirme tekniği ve naturoterapi. Int J Green Pharm. 2006; 1 :15–28. [ Google Akademik ]
                • Machlean W, Townsend P. Rhubarb (Dahung) Rheum palmatum. 2001 [ Google Akademik ]
                • Malviya N, Jain S, Malviya S. Şifalı Bitkilerin Antidiyabetik Potansiyeli. Açta Pol Ecz. 2010; 67 :113–118. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Marles RJ, Farnsworth N. Antidiyabetik Bitkiler ve Aktif Bileşenleri: Bir güncelleme. Prot J Bot Med. 1996; 1 :85–135. [ Google Akademik ]
                • Matsuda H, Morikawa T, Toguchida I, Park JY, Harima S, Yoshikawa M. Raventten antioksidan bileşenler: İki yeni antrakinonglukozidin aktivitesi ve yapıları için stilbenlerin yapısal gereksinimleri. Bioorg Med Kimya 2001; 9 :41–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Özbek H, Ceylan E, Kara M, Özgökçe F, Koyuncu M. Alloxan ile indüklenen diyabetik ve normal farelerde Rheum ribesroots'un hipoglisemik etkisi. Scand J Lab Anim Sci. 2004; 31 :113–115. [ Google Akademik ]
                • Peng A, Gu Y, Lin SY. Böbrek hastalıkları için bitkisel tedavi. Ann Acad Med Singapur. 2005; 34 :44–51. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Ranjan C, Ramanujam R. Diyabet ve insülin direnci ile ilişkili bozukluklar: Hastalık ve terapi. Curr Sci. 2002; 83 :1533. [ Google Akademik ]
                • Reimer RA, Russel JC. JCR'de glikoz toleransı, lipidler ve GLP-1 salgılanması: LA-cp sıçanları, yüksek proteinli lifli bir diyetle beslendi. obezite. 2008; 16 :40–6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                • Shaw JE, Sicree RA, Zimmet PZ. 2010 ve 2030 için Diyabet Prevalansına İlişkin Küresel Tahminler. Diabetes Res Clin Pract. 2010; 87 :4–14. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Sim Sk. Bitkisel glikozit. Torento Üniversitesi, Toronto Basın; 1967. [ Google Akademik ]
                • Szkudelski T. Sıçan pankreasının B hücrelerinde Alloxan ve Streptozotocin etkisinin mekanizması. Fizyolojik Res. 2001; 50 :536–546. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Tuzlacı E, Meriçli AH. Isgın (Rheum ribes) ve Türkiye'deki yayılışı hakkında bazı araştırmalar. 9. Bitkisel İlaçlar Sempozyumu; 16- 19 Mayıs 1991; Eskişehir, Türkiye. 1991. sayfa 336–341. [ Google Akademik ]
                • Tyler VE, Brady LR, Soyguncular JE. Farmakognozi. 9. baskı Philadelphia: Lea & Febiger; 1988. s. 6. [ Google Akademik ]
                • Vaoler S, Hassen KF, Aogenaes Q. İnsüline bağımlı diabetes mellitusta farklı lif türlerinin yemek sonrası kan şekeri üzerindeki etkileri. Acta Med Scanda. 1981; 208 :389–391. [ Google Akademik ]
                • Vaya J, Aviram M. Beslenme antioksidanları: etki mekanizması, aktivite analizleri ve tıbbi uygulamalar. Curr Med Chem Immunol Endocr Metab Ajanları. 2002; 1 :99–117. [ Google Akademik ]
                • Winocour PH, Durrington PN, Bhatnagar D, Ishola M, Arrol S, Mackness M. VLDL, IDL ve LDL anormallikleri insüline bağımlı diabetes mellitusu karakterize eder. Arter Trombüsü. 1992; 12 :920–928. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Yarnell E. Üriner sistem için botanik ilaçlar. Dünya J Urol. 2002; 20 :285–293. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Yokozawa T, Fujioka K, Oura H, Nonaka G, Nishioka I. Ravent tanenlerinin üremik toksinler üzerindeki etkileri. Nefron. 1991; 58 :155–160. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                Yorum yap


                • #9
                  Işkın Süperkritik; Mide Rahatsızlıkları (Gastrit, Ülser, Reflü) Tansiyon ve Diyabete Karşı Etkilidir

                  Yorum yap

                  Hazırlanıyor...
                  X