Duyuru

Collapse
No announcement yet.

SİNAMEKİ Forte, Sinameki, Sena, Cassia angustifolia

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • SİNAMEKİ Forte, Sinameki, Sena, Cassia angustifolia

    SİNAMEKİ



    Funda | 1-2m | 3-10 Aylar | Ça,Na | Yaprak ve Meyvesi

    Sinameki, Sena, Cossia angustifolia VAHL.
    Sina mekki Syn: Cossia medicinalis BISCH.
    Hint sinamekisi “ alexandrina MİLL.
    Tinnevelly sinamekisi Sena officinalis ROXB.
    “ angustifolia

    Familyası: Sinamekigiller, Schmetterligsblütengewâchse, Fabaceae

    Drugları: Sinameki yaprağı; Sennae folium
    Sinameki meyvesi; Sennae fructus
    Sinamekinin yaprak ve meyveleri çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

    Giriş: Sinamekinin bilinen 500 çeşidi vardır ve ancak bunlardan 4-5 tanesi yaygın olarak kullanılır. Özellikle Hint Sinamekisi; C.angustufolia ve Mısır Sinamekisi; C.senna (C.acutifolia) birleşimindeki maddeler ve kullanılış şekli hemen hemen aynı olduğundan burada birlikte inceleyeceğiz. Diğerlerin ise metin sonunda kısaca değineceğiz. Hint sinamekisinin asıl vatanı Kızıl denizin çevresindeki ülkelerdir fakat Hintliler tarafından çok miktarda yetiştirildiği için eskiden beri Hint sinamekisi diye anılır. Hint sinamekisi dar yapraklı sinameki diye de anılır. Latincede angustifolia bu anlama gelir. Mısır sinamekisinin asıl vatanı Sudan’dır fakat Mısır’ın İskenderiye limanından diğer ülkelere ihraç edildiğinden Mısır veya İskenderiye sinamekisi diye anılır. Tarihte çok eskilerden beri başta kabızlığa karşı müshil yapıcı olarak kullanılmıştır. Muhtemelen eski Mısırlılar tarafından ilk defa kullanılan bitki zamanla Romalılar, Hintliler ve sonrada Türkler tarafından kullanılmıştır.

    Botanik:
    a) Hint sinamekisi 1-2m boyunda, dikine yükselen, çatallaşmayan, göv-desi yuvarlak ve kırmızımsı esmer renkli olup dalların üzerinde çiçek demetleri bulunur. Yaprakları 10-20cm uzunluğunda, 5-7çift yapraktan meydana gelir ve yaprakçıklar 2-7cm uzunluğunda, 0,3-2cm eninde, uzun ince, mızrak şeklinde, sarımsı yeşil renkte, kenarları bütün ve ortada derin bir damarı vardır. Çiçekleri dalların en üst kısmında salkım şeklinde toplanmıştır ve kupası yumurta veya mızrak şeklinde sarımsı yeşil renktedir. Taçları sarı, altın sarısı veya kahverengimsi sarı renkte, ters yumurta şeklinde, ortada 10 adet döllenme tozluğu bulunur. Meyveleri fasulye kapçığı gibi 1,5-2cm eninde, 4-5cm uzunluğunda, böbrek şeklinde, basık ve tohumları sarımsı, yumurta şeklinde kısa saplıdır.
    b) Mısır sinamekisi 30-60cm boyunda daha kısa boylu bir fundadır. Yaprakları 3-5çift, yaprakçıkları yumurta şeklinde, ucu sivrice, 1-3cm uzunluğunda, 0,5-1,5cm eninde, derimsi ve hafif tüylüdür. Çiçeklerinin alttaki taçları üsttekilerden uzuncadır ve meyveleri 3-5cm uzunluğunda, 1,5-2,5cm eninde, balta veya ters kalp şeklindedir.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz ve Ege bölgesinin sıcak bölgelerinde, dışarıda diğer bölgelerde yazın dışarıda, kışın seralarda yetiştirilebilir.

    Hasat zamanı: Mart’tan Ekim’e kadar yapraklarını toplayıp kurutmak mümkündür. Kuruturken gölgede kurutulmalı ve ısının 20-50C˚ arası olmasına dikkat edilmesi gerekir.

    Birleşimi: Yapraklarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    a) Yapraklarında %2,5-3,5 oranında Hidroksiantrasen türevleri içerir ve bunun %70-80’ini Diantronglikozitler, %20-25’ini Antronglikozitler oluşturur. Diantronlarında %80’ini Homodiantronlar; Sennosid A, A1 ve B ve %20’sini Heterodiantronlar Sennosid C,D ve D1’den oluşur. Homodiantronlar Rheinlardan, Heterodiantronlar ise Rhein ve Aloeemodinlerden oluşur. Antronglikozitler; Rhein-8-O-β-D-glikozit, Rheindiglikozit, Aloeemodindiglikozit, Aloeemodin-8-O-β-D-glikozit ve Chrysophanol’u sayabiliriz. Ayrıca Rhein, Aloemodin sade olarak da bulunabilir. Taze yapraklarda Antronglikozit şeklinde bulunur ve kurutulurken enzimler tarafından ve su kaybı (dehisrasyon) ile Diantronlara dönüşür.
    b) Flavonitler; Kâmpferol ve Kâmpferin
    c) Naphthalinglikozitler (Naftalinglikozitler); Tinnivellinglikozit (daha çok Hint sinamekisinde) ve Hidroksimusicinglikozit (Mısır sinamekisinde)
    d) Musilaj %2-5 oranında, reçine ve az miktarda eter yağı içerir.
    Meyvelerinin birleşimindeki maddeler yapraklarındakine çok benzer.
    a) Hint sinamekisi 4-5, Mısır sinamekisi %2-3 Hidroksiantrasen türevleri içerir ve bunun %85-90’ını Diantronlarglikozitler %10-15’ini Antronglikozitler oluşturur. Diantronları %95’ini ise Sennosit A, A1 ve B’den meydana gelir ve çok az miktarda Sennosit C, D ve D1 bulunur.


    Araştırmalar:
    1) 1992’de Neuperlach kliniğinde 697 kalın bağırsak kanseri ve makat fistülü, basuru ve varisi olan 258 hasta üzerinde yapılan araştırma-larda müshil ilaçlarının kanser yapıcı (kanserojen) olmadığı tespit edilmiştir. (HV.3.97.60)
    2) Melloour kliniğinde 685’i kalın bağırsak kanseri olan olan 723 hasta üzerinde yapılan araştırmalarda da yine sinameki ilaçlarının veya çayının kanser yapıcı olmadığını tespit etmişlerdir. (HV.3.97.60)
    3) Kanser Enstitüsünde toplam 764.343 kişi üzerinde Japonya’da (Japon Natl.Cancer Institut) J.M.Thun, E.E.Calle, M.M.Namboodiri ve ekibi tarafından 1992’de yapılan araştırmalar ve İngiltere’de M.J.Colditz, W.C.Stampfer ve ekipleri tarafından yapılan araşatırmalarda kalın ba-ğırsak kanserine yanlış beslenme (et ve et mamulleri, peynir ürünleri) ve köktü alışkanlıkların (alkol, sigara) neden olduğu tespit edilmiştir. sinameki çay ve ilaçlarının transit süresini kısaltarak kanseri önlediği belirlenmiştir. (ZP.6.94.321)

    Tesir şekli: Müshil yapıcı, kanı temizleyici ve iltihapları önleyicidir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre başta kabızlığa karşı ve basur, fistül, anal ve ba-ğırsak ameliyatından sonra içilirse zahmetsiz gaita (dışkı) dışarı atılır. Böylece ameliyatlı organ veya dokular tahriş olmaz.
    b) Komisyon E’ye göre 21.07.1993 tarih ve 133nolu Monografi bildirine göre başta kabızlığa karşı kullanılır.
    c) Halk arasında başta kabızlık sonrada romatizma, karaciğer ve safra rahatsızlıkları, metabolizma bozukluğu, toplardamar zafiyeti gibi ra-hatsızlıklarla fistül, basur veya bağırsak ameliyatlarından sonra prob-lemsiz dışkılama (gaita) yapmak için içilir.

    Açıklama:
    1) Alman Farmakoloji Endüstri Birliği (Bundesverband der Pharma-zeutische Industrie=BPI) ve Alman İlaç Üreticiler Birliği (Bundesver-band der Arzneimitteeharsteller=BAH) dünyanın çeşitli ülkelerinde birleşiminde Antrachinon bulunan müshil ilaçları ile yapılan 14 araştırma değerlendirilmiş ve Sinamekinin kansere sebep olmadığı aksine, alkol içme, et ve et mamulleri ve peynir mamulleri yeme gibi yanlış beslenme ve kötü alışkanlıkların kansere sebep olduğu tespit edilmiştir. sinameki kabızlığı önleyerek dışkının (gaita) transit süresini (bağırsaklardan atılma zamanı) kısaltmakta ve böylece kanserin oluşmasını önlemekte ve de engellemekte büyük rol oynamaktadır. Kabız olan kişilerin bağırsaklarına uzun süre kalan dışkı kokuşmaya bu da iltihaplanma, cerahatlenme ve nihayet sürekli kabız olanlarda kansere neden olabilmektedir.
    2) Sennosidler mide ve ince bağırsaklarda herhangi bir değişime uğra-madan geçer ve ilk defa kalın bağırsaklarda hidrolize olarak Sen-nsidinlere dönüşür ve sonra da parçalanarak Antronlara dönüşür. Antronlar (Rheinantron) bağırsakların su, Na+, K+, Ca²+ ve Cl- Elektrolitlerinin absorbe olmasını önler ve böylece bağırsaklarda su ve elektrolitler çoğalarak dışkının sertleşmesini önler. Böylece kabızlık önlenir.

    Çayı: Sinameki yapraklarından veya meyvelerinden iki kahve kaşığı dem-liğe konur ve üzerine 250-300ml kaynar su ilave edilir, 5-10dk dem-lenmeye bırakıldıktan sonra içilir. Şayet çayı içildiğinde hazımsızlığa sebep oluyorsa yapraklarının çiğnenmesi veya ufalanarak yemek ve çorbalara katılması daha uygundur.

    Çay Harmanları:

    Gökçek müshil çayı;
    >30 gr Sinameki yaprağı
    >30 gr Papatya çiçeği
    >30 gr Rezene tohumu
    >10 gr Nane yaprağı

    Gökçek Period çayı (adet yetersizliklerinde);
    >30 gr Oğulotu yaprağı
    >30 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Sedef otu

    Gökçek kadın hastalıkları (jinekolojik) çayı;
    >25 gr Y.akdiken kabuğu
    >25 gr Civanperçemi otu
    >25 gr Sinameki yaprağı
    >25 gr Ayrık kökü

    Gökçek Karaciğer ve safra çayı;
    >30 gr Nane yaprağı
    >25 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Devedikeni tohumu
    >15 gr Pelin otu
    >10 gr Kimyon tohumu

    Gökçek Karaciğer ve safra çayı;
    >20 gr Nane yaprağı
    >20 gr Civanperçemi otu
    >20 gr Kimyon tohumu
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Şahtereotu

    Gökçek mide-bağırsak çayı (makat iltihapı);
    >30 gr Çobançantasıotu
    >20 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Beşparmak kökü
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >10 gr Kimyon tohumu

    Gökçek mide-bağırsak çayı (basurlu hallerde);
    >30 gr Çobançantasıotu
    >20 gr Kimyon tohumu
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Y.akdiken kabuğu
    >10 gr Papatya çiçeği
    >10 gr Eğri kökü

    Gökçek mide-bağırsak çayı (ülser ve kabızlık);
    >30 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Y.akdiken kabuğu
    >20 gr Kimyon tohumu
    >10 gr Civanperçemi otu

    Gökçek müshil çayı (bağırsakları temizleyici, hareketlendirici ve kokuşmayı önleyicidir);
    >40 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Nane yaprağı
    >20 gr Y.akdiken kabuğu
    >10 gr Papatya çiçeği
    >10 gr Güveotu

    Gökçek müshil çayı (kabızlığa karşı bağırsakları çalıştırıcı ve temizleyici ve de kokuşmayı önleyici);
    >25 gr Sinameki yaprağı
    >25 gr Nane yaprağı
    >25 gr Kimyon tohumu
    >15 gr Rezene tohumu
    >10 gr Y.akdiken kabuğu

    Gökçek karaciğer ve safra çayı (safra artırıcı, şişkinlik giderici ve müshil yapıcı);
    >30 gr Nane yaprağı
    >20 gr Pelin otu
    >15 gr Y.akdiken kabuğu
    >15 gr Sinameki
    >10 gr Kimyon tohumu
    >10 gr Şahtereotu

    Gökçek Müshil çayı (bağırsakları temizleyici ve hareketlendirici ve de kokuşmayı önleyici);
    >30 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Nane yaprağı
    >20 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Rezene tohumu
    >10 gr Mürver çiçeği

    Gökçek mide ve bağırsak çayı (gastrit ve ülsere);
    >40 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Kimyon tohumu
    >20 gr Kantaron otu
    >10 gr Nane yaprağı
    >10 gr Sinameki yaprağı

    Gökçek Müshil çayı;
    >20 gr Kimyon tohumu
    >20 gr Kaz otu
    >20 gr Anason tohumu
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >10 gr Hindibaotu ve kökü
    >10 gr Nane yaprağı

    Gökçek Müshil çayı;
    >30 gr Y.akdiken kabuğu
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Rezene tohumu
    >20 gr Nane yaprağı
    >10 gr Çakal eriği çiçeği

    Gökçek Metabolizma çayı (mide-bağırsaklar, böbrekler ve safrayı çalıştırıcı);
    >20 gr Sinameki yaprağı
    >20 gr Y.akdiken kabuğu
    >20 gr Hindiba otu ve kökü
    >20 gr Nane yaprağı
    >10 gr Maydanoz tohumu
    >10 gr Rezene tohumu

    Gökçek Müshil çayı (bağırsakları çalıştırıcı ve temizleyici ve de kokuşmayı önleyici);
    >40 gr Sinameki meyvesi
    >20 gr Sinirotu
    >15 gr Rezene tohumu
    >15 gr Anason tohumu
    >10 gr Meyan kökü

    Gökçek Müshil çayı (kabızlık ve bağırsaklarda kokuşmaya karşı);
    >35 gr Sennesblâtter
    >25 gr Rezene tohumu
    >15 gr Meyan kökü
    >15 gr Anason tohumu
    >10 gr Mürver çiçeği

    Yan tesirleri: Sinameki yaprakları veya ilaçları 3-4haftadan uzun süre kullanılırsa vücuttaki mineraller azalır ve alışkanlık yapar. Bu nedenle 4 hafta kullandıktan sonra en az 1-2hafta ara verilmelidir.

    H.Ş.: Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Sizlere Sinameki, tereyağı, bal ve Kimyonu tavsiye ederim çünkü bunlar ölümden başka birçok hastalık için şifadır”buyurmuşlardır.
    Melike İçaçan
    ANNEMİN ÇOK UZUN ZAMANDIR BAĞIRSAK PROBLEMLERİ VARDI. SİNAMEKİ KAPSÜLÜ KULLANDIKTAN SONRA ALLAH'IN İZNİYLE ÇOK FAYDALI OLDU herkese tavsiye ederim.
    KAYNAK

    salihall.0
    SİNAMEKİ SETİ kullandım BAĞIRSAK sorunlarımın çözümü oldu ve yakın akrabalarımda size duacı hocam teşekkürler
    KAYNAK

    Aslı Doğan
    3-4 tane polip vardı, kolonoskopi yaptırdım. Doktor poliplerin alınması gerektiğini söyledi. Ameliyat ile polipleri aldırdım. Polipler alındıktan sonra kabızlık ve baş ağrısı başladı. Lavman yapmadan büyük abdeste çıkamaz oldum. Hayatım resmen maf oldu. İbrahim Beye bu şikayetlerimi anlattıktan sonra bana sinameki seti önerdi. Sinameki setini kullanmaya başladım özellikle set içerisindeki çörek otu süperkritik yağı çok güzel bir ürün. Seti 2 hafta kullandıktan sonra iyileştim. Allah hocamızdan razı olsun.
    KAYNAK

    Aykut Yalcin
    Hocam sizden Allah razı olsun bende KABIZLIK, HAZIMSIZLIK vardı SİNAMEKİ SETİ kullanıyorum tuvalete çıkmaya başladım ve çok rahatım sağ olun daima var olun.
    KAYNAK

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 04 August 2023, 13:43 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    SİNAMEKİ Forte, Sinameki, Sena, Cassia angustifolia

    Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 16:59 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Kabızlık için En Etkili Doğal Çözüm Sinameki










      Cassia angustifolia ekstraktının amoebisidal aktivitesi ve transkripsiyon seviyesinde Acanthamoeba triangularis otofaji ile ilgili gen ekspresyonu üzerindeki etkisi

      rachasak boonhok 1, Suthine Sangkanu 2, Roghayeh Norouzi 3, Abolghasem Siyadatpanah 4, Farzaneh Mirzaei 5, Watcharapong Mitsuwan 2 6, Nurdina Charong 1, Sueptrakool Wisessombat 1, Maria de Lourdes Pereira 7, Muhammed Rahmetullah 8, Polrat Wilairatana 9, Christophe Wiart 10, hazel anne tabu 11, Karma G Dolma 12, Veeranoot Nissapatorn 1 2
      rachasak boonhok üyelik:
      Tıbbi Teknoloji Bölümü, Yardımcı Sağlık Bilimleri Okulu, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland Suthine Sangkanu üyelik:
      Müttefik Sağlık Bilimleri Okulu, Güneydoğu Asya Su Ekibi (SEA Su Ekibi) ve Dünya Bitkisel İlaç Keşfi Birliği (WUHeDD) ve Yenilikçilik ve Sağlık Ürünleri Araştırma Mükemmeliyet Merkezi, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland Roghayeh Norouzi üyelik:
      Tebriz Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patobiyoloji Anabilim Dalı, Tebriz51664, İran Abolghasem Siyadatpanah üyelik:
      Ferdows Paramedikal ve Sağlık Okulu, Birjand Tıp Bilimleri Üniversitesi, Birjand9717853577, İran Farzaneh Mirzaei üyelik:
      Parazitoloji ve Mikoloji Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Shahid Sadoughi Tıp Bilimleri Üniversitesi, Yazd14188-15971, İran Watcharapong Mitsuwan üyelik:
      Müttefik Sağlık Bilimleri Okulu, Güneydoğu Asya Su Ekibi (SEA Su Ekibi) ve Dünya Bitkisel İlaç Keşfi Birliği (WUHeDD) ve Yenilikçilik ve Sağlık Ürünleri Araştırma Mükemmeliyet Merkezi, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, TaylandAkkhraratchakumari Veterinary College ve Essential Oil Innovation'da Mükemmellik Araştırma Merkezi, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland Nurdina Charong üyelik:
      Tıbbi Teknoloji Bölümü, Yardımcı Sağlık Bilimleri Okulu, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland Sueptrakool Wisessombat üyelik:
      Tıbbi Teknoloji Bölümü, Yardımcı Sağlık Bilimleri Okulu, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland Maria de Lourdes Pereira üyelik:
      Tıp Bilimleri Bölümü, CICECO-Aveiro Malzeme Enstitüsü, Aveiro Üniversitesi, Aveiro3810-193, Portekiz Muhammed Rahmetullah üyelik:
      Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Bölümü, University of Development Alternative Lalmatia, Dhaka1209, Bangladeş Polrat Wilairatana* üyelik:
      Klinik Tropikal Tıp Bölümü, Tropikal Tıp Fakültesi, Mahidol Üniversitesi, Bangkok10400, Tayland Christophe Wiart üyelik:
      Eczacılık Fakültesi, Nottingham Üniversitesi Malezya Kampüsü, Selangor43500, Malezya hazel anne tabu üyelik:
      Biyolojik Bilimler Bölümü, Fen Fakültesi ve Bilgisayar Çalışmaları, De La Salle Üniversitesi-Dasmarinas, Cavite4115, Filipinler Karma G. Dolma üyelik:
      Mikrobiyoloji Bölümü, Sikkim Manipal Tıp Bilimleri Enstitüsü (SMIMS), Gangtok, Sikkim737102, Hindistan Veeranoot Nissapatorn* üyelik:
      Tıbbi Teknoloji Bölümü, Yardımcı Sağlık Bilimleri Okulu, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, TaylandMüttefik Sağlık Bilimleri Okulu, Güneydoğu Asya Su Ekibi (SEA Su Ekibi) ve Dünya Bitkisel İlaç Keşfi Birliği (WUHeDD) ve Yenilikçilik ve Sağlık Ürünleri Araştırma Mükemmeliyet Merkezi, Walailak Üniversitesi, Nakhon Si Thammarat80160, Tayland
      üyelikler genişletmekSoyut


      Sinameki angustifolia Vahl. bitki, örneğin kabızlık çeken kişilerde, helmintik ve parazitik enfeksiyonlar dahil olmak üzere cilt hastalıklarında birçok tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Çalışmamızda, C. angustifolia ekstraktının Acanthamoeba triangularis trofozoite karşı mikromolar düzeyde amoebisidal aktivitesi olduğunu gösterdik. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri, Acanthamoeba trofozoitinde hücre zarında gözeneklerin oluşumunu ve zar yırtılmasını içeren morfolojik değişiklikleri gösterdi. Amoebisidal aktiviteye ek olarak, özütün hayatta kalan trofozoitler üzerindeki etkileri gözlendi; bu etkiler arasında mikroskopla kist oluşumu ve vakuolizasyon ve kantitatif polimeraz zincir reaksiyonu ile strese yanıt olarak Acanthamoeba otofajisinin transkripsiyonel ifadesi yer alır. Verilerimiz, hayatta kalan trofozoitlerin kistlere dönüşmediğini ve genişlemiş vakuollü trofozoit sayısının tedavi edilmemiş kontrolden önemli ölçüde farklı olmadığını gösterdi. Moleküler analiz verileri, AcATG genlerinin mRNA ifadesinin biraz değiştiğini gösterdi. İlginç bir şekilde AcATG16, tedaviden 12 saat sonra önemli ölçüde azaldı; bu, ekstrakt tarafından bir transkripsiyonel düzenlemeye veya strese yanıt olarak hücre içi sinyal yollarının bir dengesine işaret edebilirken, AcATG3 ve AcATG8b değişmeden kaldı. Toplamda bu veriler, C. angustifolia ekstraktının anti-Acanthamoeba aktivitesini ve bitki ekstraktı basıncı altında hayatta kalan trofozoitlerdeki otofajik yanıtı ve kist oluşumuna ilişkin verileri ortaya koymaktadır. Bunlar, gelecekteki ilaç geliştirme için umut verici bir bitkiyi temsil ediyor. Fakat,
      Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 16:59 ) değiştirilmiştir.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4

        Cassia angustifolia ekstresi, in vitro ve in vivo bir çalışmada hepatotoksik değildir.

        Bir Vitalon 1, S Di Giacomo , Bir Di Sotto , Bir Franchito , CL Mamola , Mariani , S Mastrangelo , G Mazzanti
        üyelikler genişletmekSoyut

        Arkaplan: Cassia angustifolia L. (sinameki) geleneksel olarak müshil olarak kullanılır. Başlıca bileşenleri, müshil etkisinden sorumlu sennosidlerdir. Akut kabızlığın kısa süreli tedavisi için sinameki önerilir. Bununla birlikte, insanlar, kronik kabızlığı tedavi etmek için genellikle uzun süreler boyunca kendi kendine ilaç olarak müstahzarlarını kullanırlar ve böylece kendilerini olumsuz reaksiyonlara maruz bırakırlar. Reaksiyonların çoğu hepatotoksisite ile ilişkilendirilmiştir.

        Amaçlar: Bu çalışma, bir C. angustifolia yaprak ekstraktının (sennosidlerin %60'ında standardize edilmiş) Wistar sıçanlarında sıçan karaciğer hücreleri üzerindeki toksisitesini ve karaciğer fonksiyonları üzerindeki uzun vadeli etkilerini değerlendirmeyi amaçladı.

        Yöntemler: Sitotoksisite, bir bufalo normal sıçan karaciğer hücre hattında (BRL-3A) tripan mavisi tahlili ve 3-[4,5-dimetiltiazol-2-il]-2,5-difeniltetrazolyum bromür indirgeme testi ile değerlendirildi. Ekstraktın 12 ve 58 mg/kg/gün dozlarında 4 veya 8 hafta süreyle oral olarak uygulanmasından sonra in vivo etkiler gözlendi. Tedavi sonunda hayvanlar sakrifiye edildi, postmortem muayeneleri yapıldı ve biyokimyasal analiz için serum kullanıldı. Karaciğer örnekleri, oksidatif stres parametrelerinin belirlenmesi ile birlikte histomorfolojik ve immünohistokimyasal inceleme için kullanıldı.

        Sonuçlar ve sonuç: BRL-3A hücrelerinde ekstrakt, insanlarda elde edilebilenden büyük ölçüde daha yüksek görünen konsantrasyonlarda sitotoksikti. Wistar farelerinde ekstrakt, test edilen tüm parametrelerde önemli bir değişikliğe neden olmadı. Özet olarak, bu çalışma, insanlarda genel olarak kullanılan dozlardan daha yüksek dozlarda sinamekinin hepatotoksisitesinin olmadığını göstermektedir.
        Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 17:00 ) değiştirilmiştir.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5

          Cassia angustifolia Vahl'ın antikanser, antioksidan ve antimikrobiyal özlerinden elde edilen farmakolojik olarak aktif flavonoidler

          Shabina Ishtiaq Ahmed , 1 Muhammed Qasim Hayat , 1 Muhammed Tahir , 1 Qaisar Mansoor , 2 Muhammed İsmail , 2 Kristen Keck , 3 ve Robert B. Bates 4
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          1 Bitki Biyoteknolojisi Bölümü, Atta-Ur-Rahman Uygulamalı Biyobilimler Okulu (ASAB), Ulusal Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi (NUST), H-12 İslamabad, Pakistan
          2 Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Enstitüsü (IBGE), Abdul Qadeer Khan Araştırma Laboratuvarı (KRL) Hastanesi, İslamabad, Pakistan
          3 Bio5, Arizona Üniversitesi, Tucson, AZ ABD
          4 Kimya ve Biyokimya Bölümü, Arizona Üniversitesi, Tucson, AZ ABD
          Shabina Ishtiaq Ahmed, Telefon: +92 333 8651629, E-posta: moc.liamg@qaithsi.anibahs , E-posta: kp.ude.tsun.basa@basa40sbadhp.demhas .
          Sorumlu yazar. İlişkili Veriler

          Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
          Git: Soyut

          Arka plan
          Sinameki angustifolia Vahl. (yaygın olarak senna makkai veya cassia senna olarak bilinir), Suudi Arabistan, Mısır, Yemen'e özgü ve ayrıca Pakistan'da yaygın olarak yetiştirilmektedir, geleneksel olarak karaciğer hastalıkları, kabızlık, tifo, kolera vb. birçok hastalığı tedavi etmek için kullanılan şifalı bir bitkidir. C. angustifolia yapraklarının sulu ve organik ekstraktlarının in vitro antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser deneyleri ile fitokimyasal bileşenlerini değerlendirmek için yapılmıştır .

          Yöntemler
          C. angustifolia sulu ve organik (metanol, etanol, aseton, etil asetat) ekstraktlarının antimikrobiyal aktiviteleri disk difüzyon yöntemi ile araştırıldı. Bu ekstraktlar ayrıca DPPH radikal temizleme deneyi ile antioksidan potansiyel açısından değerlendirildi. Ekstraktların antikanser aktiviteleri, MTT kolorimetrik testi ile belirlendi. C. angustifolia ekstraktlarının toplam fenolik ve flavonoid içerikleri sırasıyla Folin-Ciocalteu yöntemi ve alüminyum klorür kolorimetrik deney ile değerlendirildi. Biyoaktif bileşiklerin yapıları, NMR ve ESI-MS spektrometrisi ile aydınlatıldı.

          Sonuçlar
          C. angustifolia ekstraktlarının biyoaktivite kılavuzlu taraması, bu bitkiden ilk kez bildirilen üç flavonoid quercimeritrin ( 1 ), scutellarein ( 2 ) ve rutinin ( 3 ) izolasyonuna ve tanımlanmasına yol açtı ve MCF-'ye karşı önemli antikanser aktivite gösterdi. 7 (IC 50, 4,0 μg/μL), HeLa (IC 50, 5,45 μg/μL), Hep2 (IC 50, 7,28 μg/μL) ve HCEC'ye karşı düşük sitotoksisite (IC 50, 21,09 μg/μL). DPPH radikaline karşı IC50 2,41 μg/mL ile önemli antioksidan aktivite gözlendi . Ayrıca, C. angustifolia özleri, mikrobiyal büyümeyi önleme potansiyeline sahiptir.E. cloacae , P. aeruginosa , S. mercescens ve S. typhi .

          Çözüm
          C. angustifolia özleri , hepsinin antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser aktiviteleri dahil olmak üzere yararlı biyoaktivitelere sahip olduğu bilinen quercimeritrin ( 1 ), scutellarein ( 2 ) ve rutinin ( 3 ) varlığını ortaya çıkardı.

          Anahtar Kelimeler: Cassia angustifolia , Antimikrobiyal, Antioksidan, Antikanser, Flavonoidler
          Git: Arka plan
          Son yıllarda, bulaşıcı hastalıkların nüksetmesine katkıda bulunan çok çeşitli insan patojenik bakteri ve mantar suşlarına karşı antibiyotik direncinde endişe verici bir artış olmuştur. İdrar yolu, kan dolaşımı ve solunum organları, dünya çapında antibiyotik dirençli mikropların neden olduğu yaygın enfeksiyon bölgelerinden bazılarıdır [ 1 ]. Çoklu ilaca dirençli bakteri ve mantar suşları, ilaçların etkinliğini azaltan ve nihai olarak tedavi başarısızlığından sorumlu olan hastane kaynaklı enfeksiyonların ana nedenidir [ 2]. Bu durum daha etkili ilaçlar bulma ihtiyacını doğurmuştur. Mikroorganizmalardan elde edilen doğal ürünler, birincil antibiyotik kaynağı olmuştur ve bitkisel ilaçların artan kabulüyle, tıbbi bitkilerin yeni aktif bileşikler için taranması, yeni antibiyotiklerin çok önemli bir kaynağı haline gelmiştir [ 3 ].

          Şifalı bitkiler üzerine yapılan kapsamlı araştırmalar, bunların iyi birer antioksidan kaynağı olduklarını da göstermiştir [ 4-6 ] . Serbest radikallerin ve reaktif oksijen türlerinin aşırı üretiminin neden olduğu oksidatif stresten korunmaya katkıda bulunan serbest radikal yakalama aktivitelerine katılırlar [ 7 ]. Bunlar, insan vücudundaki çeşitli biyokimyasal ve fizyolojik süreçlerin yan ürünleri olarak üretilir [ 8 ]. Lipidler, DNA, RNA ve proteinler gibi biyomoleküler vücut sistemleri, sonunda Alzheimer, kardiyovasküler, ateroskleroz, kanser, inme, fibroz, yaşlanma ve diyabet gibi insan kronik hastalıklarına yol açan oksidatif stresten olumsuz etkilenir .]. Birçok araştırma raporuna göre, tıbbi bitkilerin ham özler veya kimyasal bileşenler şeklinde tüketilmesi, fenolikler, flavonoidler, vitaminler ve karotenoidler gibi antioksidanlar içerdiklerinden oksidatif stresin neden olduğu dejeneratif hastalık riskinin azalmasıyla büyük ölçüde ilişkilidir [ 10 ] . . Fenolik asitler ve flavonoidler gibi fenolik bileşiklerin, antioksidan, antimikrobiyal, antitrombotik, antiarterojenik, antiinflamatuar, antikanserojenik ve antimutajenik gibi çeşitli biyokimyasal aktivitelerde yer aldığı bildirilmektedir [ 11 ]. Bitki kaynaklı doğal antioksidanlar genellikle propilgallat (PG), bütillenmiş hidroksitoluen (BHT), t-bütilhidroksitoluen (TBH) ve bütillenmiş hidroksianisol (BHA) gibi sentetik antioksidanlardan daha güçlü ve faydalıdır.12 ]. Sentetik antioksidanların laboratuvar hayvanlarında karsinojenez ve karaciğer hasarına neden olduğu da bildirilmiştir [ 13 ]. Bu nedenle, daha fazla etkinlik ve daha az yan etki ile doğal kaynaklı antioksidanları keşfetmeye ve geliştirmeye ihtiyaç vardır.

          Kanser, dünya çapında ikinci en büyük ölüm nedenidir [ 14 ]. Kanser ilerlemesinin tedavisi ve kontrolünde büyük ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen, önemli eksiklikler ve iyileştirme için yer bulunmaktadır. Kemoterapi sırasında bazen bir dizi istenmeyen yan etki ortaya çıkar. Bitkisel kaynaklı ürünlerin kanser tedavisinde kullanılması gibi doğal terapiler olumsuz yan etkileri azaltabilir. Güvenlikleri, düşük toksisiteleri ve genel mevcudiyetleri nedeniyle tarih boyunca kanser tedavisi için kullanılmış olan sebzelerden, bitkilerden, baharatlardan ve bitkilerden elde edilen fitokimyasallar ve diyet bileşikleri dahil olmak üzere birçok doğal ürün vardır [ 15 ].

          C. angustifolia Vahl. Caesalpiniaceae familyasına ait geleneksel şifalı bir bitkidir. Genellikle senna makkai veya cassia senna olarak bilinir. C. angustifolia'nın anavatanı Suudi Arabistan, Mısır ve Yemen'dir. Pakistan'ın sıcak ve kurak bölgelerinde meyveleri ve yaprakları için yaygın olarak yetiştirilen, 5-8 m boyunda hızlı büyüyen bir çalıdır [ 16 ]. Bu bitki İngiliz ve ABD farmakopelerinde tanınmaktadır [ 17 ]. C. angustifolia'nın yaprakları ve baklaları, bağırsak solucanları için bir anti-helmentik olarak kaynatma tozu formunda kullanılır. Escherichia coli'nin neden olduğu tifo, dalak büyümeleri, kolera, müshil, anemi, toksisite ve genotoksisitede ateş düşürücü olarak da yaygın olarak kullanılmaktadır .].

          C. angustifolia'nın çeşitli hastalıklara karşı bir halk ilacı olarak dünya çapında tüketilmesi ve literatürde bildirilen çalışmalar, biyoaktivitelerinden sorumlu bileşiklerin keşfedilmesi için daha fazla araştırma yapılmasını gerektirmektedir. Bu araştırma çalışması, C. angustifolia'nın sulu ve organik ekstraktlarının antibakteriyel, antifungal, antioksidan ve antikanser potansiyellerini araştırmak için yapılmıştır . Ayrıca ikincil metabolitlerin ve biyoaktif bileşiklerin varlığını belirlemek için fitokimyasal taramaya tabi tutuldular.

          Git: Yöntemler

          Bitki ham özlerinin formülasyonu
          C. angustifolia tohum tozu, İslamabad'daki yerel bir bitki dükkanından satın alınmıştır ve taksonomist Dr. Muhammad Qasim Hayat, ASAB (Atta-ur-Rahman Uygulamalı Biyobilimler Okulu), NUST (Ulusal Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi), İslamabad tarafından tanımlanmıştır. Herbier Museum Paris'in ( http://mediaphoto.mnhn.fr/media/1441330963480e0yHgeqQ0CSk9mGW ) P03088812 numaralı fiş örneği ile karşılaştırılarak teşhis edilmiştir . C. angustifolia'nın yerel botanik tanımı Pakistan florasında da mevcuttur ( http://www.tropicos.org/Name/13028414?projectid=32) ve orijinal bitki materyali ileride referans olması için MPRL (Şifalı Bitki Araştırma Laboratuvarı), ASAB, NUST'ta saklandı. Ekstreler, maserasyon ile formüle edildi. İnce öğütülmüş toz (ağ boyutu 50 = 0.297 mm), 1:10 oranındaki şişelerde sulu ve organik çözücülere (metanol, etanol, aseton ve etil asetat) ayrı ayrı tabi tutuldu ve üç kez 37 °C'de karanlıkta tutuldu. aralıklı çalkalama ile günler. 2000 rpm'de 15 dakika santrifüj yapıldı. Süpernatanlar Whatman filtre kağıdı no.1 ile süzüldü. Süzüntü yuvarlak tabanlı bir şişeye aktarıldı ve çözücü döndürülerek buharlaştırıldı. Kuru öz, 4 °C'de saklandı.

          Bakteriyel ve mantar suşları
          Antibakteriyel analizlerde Acinetobacter junii IARS2, Serratia mercescens IARS6, Enterobacter cloacae IARS7, Pseudomonas aeroginosa IARS8 ve Salmonella typhi ATCC 14079 kullanıldı. Tüm bakteri suşlarının gliserol stokları, kontrollü koşullarda tutuldu ve antibakteriyel testten önce 24 saat boyunca Mueller Hinton agar üzerinde alt kültürlendi. Candida albicans mantar türü , Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Enstitüsü (IBGE), Abdul Qadeer Khan Araştırma Laboratuvarı (KRL) Hastanesi, İslamabad'dan temin edildi. Sabouraud dekstroz agarda 37 °C'de muhafaza edildi.

          antimikrobiyal tahlil
          C. angustifolia'nın organik ve sulu ekstraktları, daha önce bildirildiği gibi disk difüzyon analizi ile antibakteriyel ve antifungal potansiyel açısından tarandı [ 18 ].

          antioksidan testi
          C. angustifolia'nın organik ve sulu ekstraktlarının ve gallik asidin antioksidan aktiviteleri, daha önce tarif edildiği gibi DPPH yöntemiyle değerlendirildi [ 19 ]. C. angustifolia ekstraktlarının antioksidan potansiyeli analiz edilmiş ve MS Excel 2010 kullanılarak standartların kalibrasyon eğrisinden hesaplanan IC 50 olarak belirtilmiştir.

          Git: Antikanser tahlili

          Hücre kültürü


          HeLa, HBV (Hepatit B Virus) laboratuvarı, ASAB, NUST tarafından sağlandı. Hep2, MCF-7 ve HCEC, IBGE, KRL Hastanesi, İslamabad tarafından sağlandı. Tüm hücre hatları, %10 FBS içeren RPMI-1640 ortamında büyütüldü. Tüm hücreler, %5 C02'lik nemli bir atmosferde 37 °C'de tutuldu .

          MTT testi


          C. angustifolia'nın Hep2, HeLa, MCF-7 ve HCEC üzerindeki antikanser testi, daha önce kullanıldığı gibi MTT kolorimetrik testi ile gerçekleştirilmiştir [ 20 ] . Test edilen her ekstraktın antikanser aktiviteleri , MS excel 2010 kullanılarak 100 μg/μL, 150 μg/μL, 200 μg/μL, 250 μg/μL'de hücre ölümü yüzdesi ile hesaplanan IC50 olarak sunuldu .

          Sekonder metabolitler için kalitatif fitokimyasal tarama


          C. angustifolia özleri, ikincil metabolitlerin varlığı açısından fitokimyasal olarak tarandı. Steroidlerin, alkaloidlerin, flobatanninler, monoterpenler, flavonoidler, kumarinler, kardiyak glikozitler, saponinler, diterpenler, antrakinonlar ve fenoller dahil olmak üzere tanenlerin varlığına yönelik kalitatif fitokimyasal analizler standart protokollerle gerçekleştirildi [ 21-23 ] .

          Toplam fenolik içeriğin belirlenmesi


          C. angustifolia'nın organik ve sulu ekstraktlarının toplam fenolik içerikleri , Folin-Ciocalteu yöntemi [ 24 ] ile belirlendi.

          Toplam flavonoid içeriğinin belirlenmesi


          C. angustifolia ekstraktlarının toplam flavonoid içerikleri , alüminyum klorür kolorimetrik yöntemle belirlendi [ 19 ].

          Aktif bileşiklerin izolasyonu


          C. angustifolia özleri, aktif bileşiklerin taranması için HPLC-MS analizine tabi tutuldu. Bir LC-20 AD pompası (makyaj pompası), iki LC-8A pompası (gradyan pompaları), bir SPD-20A UV detektörü ve bir CTC analitik PAL numune enjektörü ve fraksiyon toplayıcı ile donatılmış bir Shimadzu hazırlayıcı HPLC kullanıldı Bileşiklerin izolasyonu için. Fraksiyonlar, UV @ 214 nm temelinde toplandı. Kullanılan kolon bir Phenomenex Gemini-NX C18'dir (30 x 50 mm iç çap, 5 um parçacık boyutu, 110 A). Enjeksiyon hacimleri 800 ila 1200 μL idi. Gradyan, 35 mL/dk'lık bir akış hızıyla 25 dakikada %5 ila %70 asetonitrildi. Değiştirici, birincil olarak iyonizasyon için kullanılan %0.1 formik asitti.

          Aktif bileşiklerin tanımlanması


          İzole edilmiş bileşiklerin yapısal tanımlamaları, 'H NMR analizi ile gerçekleştirilmiştir . 1H NMR verileri, bir Bruker AVANCE III 400 MHz kullanılarak elde edildi. Bir PA BBO 400S1 probu ve bir örnek jet otomatik örnekleyici ile donatılmış NMR spektrometresi.

          istatistiksel analiz


          Tüm deneyler üç kopya halinde gerçekleştirildi. Veriler ortalama ± SD olarak sunuldu. İstatistiksel önemi belirlemek için T -Testi yapıldı. İstatistiksel ve grafik değerlendirmeler için Microsoft Excel 2010 programı kullanıldı.

          Git: Sonuçlar

          Antimikrobiyal etkinlik

          Farklı C. angustifolia ekstraktlarının ve kontrollerinin antibakteriyel aktiviteleri Tablolarda gösterilmiştir.1Ve​ve 2.2. Test edilen tüm patojenik bakteri suşları, C. angustifolia özlerine karşı duyarlıydı . C. angustifolia özleri , seçilen tüm bakteri suşlarına karşı gözlenen metanol özlerinin inhibe edici etkileri ile değişken derecelerde bakterisidal aktivite göstermiştir. Etil asetat ekstraktının en yüksek bakterisidal aktivitesi , 1.25 mg/mL'de 10.5 ± 0.76 mm'lik bir inhibisyon bölgesi ile S. mercescens'e karşı kaydedilmiştir . A. junni , E. cloacae ve P. aeroginosa'nın sulu ekstreye dirençli olduğu gözlendi . Etanol özü, E. faecalis ve P. aeruginosa'ya karşı antibakteriyel aktivite göstermedi .1,25 mg/mL'de 9,0 ± 0,50 mm'lik bir inhibisyon bölgesi ile S. mercescens'e karşı en iyi antibakteriyel etkinliğini göstermiştir . A. junii , S. mercescens , E. cloacae ve S. typhi aseton ekstraktına duyarlıydı. Standart antibiyotik ilaç olarak tigesiklin, amikasin ve sefepim (5 μg/mL) kullanıldı (Tablo 2). tablo 1


          Patojenik bakteri ve mantar suşlarına karşı C. angustifolia ekstraktlarının inhibisyon bölgesi
          Acinetobacter junii Metanol 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 7,5 ± 0,1** 10 ± 0,2**
          aseton 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 7,9 ± 0,1** 9,5 ± 0,1**
          Etil asetat 0,0 ± 0,0 8,0 ± 0,2** 10,5 ± 0,2** 11 ± 0,36**
          etanol 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 8,0 ± 0,36** 10 ± 0,2**
          Sulu 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Serratia mercedes Metanol 8,5 ± 0,2** 8,8 ± 0,3** 10,8 ± 0,26* 11,6 ± 0,2**
          aseton 9,5 ± 0,36** 9,7 ± 0,17** 10,5 ± 0,60* 12,8 ± 1**
          Etil asetat 10,5 ± 0,26* 10,8 ± 0,1** 11,6 ± 1,2* 12,5 ± 1,1*
          etanol 9,0 ± 0,60** 10,0 ± 0,17** 12,1 ± ,95* 13,3 ± 0,51**
          Sulu 7,3 ± 0,33** 7,8 ± 0,57** 9,0 ± 0,60** 10,0 ± 0,20**
          Enterobacter cloacae Metanol 7,3 ± 0,26** 7,5 ± 0,20** 8,6 ± 0,36** 10,6 ± 0,20**
          aseton 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 7,5 ± 0,3** 8,5 ± 0,1**
          Etil asetat 7,8 ± 0,78* 8,5 ± 0,1** 10,5 ± 0,26** 12,5 ± 0,50**
          etanol 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Sulu 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Pseudomonas aeruginosa Metanol 7,5 ± 0,20** 8,5 ± 0,1** 10,0 ± 0,20** 12,1 ± 0,43**
          aseton 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Etil asetat 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          etanol 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Sulu 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Salmonella tifisi Metanol 7,8 ± 0,3** 8,8 ± 0,52** 10,8 ± 0,65** 12,17 ± 0,43**
          aseton 7,1 ± 0,6* 7,8 ± 0,30** 8,2 ± 0,36** 8,9 ± 0,43**
          Etil asetat 8,8 ± 0,28** 9,3 ± 0,45** 10,0 ± 0,20** 12,5 ± 0,62**
          etanol 7,1 ± 0,26** 8,0 ± 0,34** 10,5 ± 0,50** 11,8 ± 0,40**
          Sulu 7,6 ± 0,40** 8,8 ± 0,40** 9,5 ± 0,43** 10,0 ± 0,34**
          Candida albicans Metanol 8,5 ± 0,30** 10,5 ± 0,78** 11,5 ± 0,36** 12,0 ± 0,8**
          aseton 10 ± 0,34** 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Etil asetat 9,0 ± 0,20** 9,5 ± 0,51** 10 ± 0,20** 0,0 ± 0,0
          etanol 10,0 ± 0,1** 10,8 ± 0,40** 11,0 ± 1,3* 11,3 ± 0,55**
          Sulu 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Ayrı bir pencerede aç
          Her değer, üç kopyanın ortalama ± standart sapmasını temsil eder ( n  = 3)

          (*) ve (**), sırasıyla P  ≤ 0,01 ve 0,001 seviyesinde anlamlı Tablo 2


          Patojenik bakteri ve mantar suşlarına karşı pozitif ve negatif kontrollerin inhibisyon bölgesi
          Pozitif Tigesiklin
          Amikasin
          Sefepim
          12,1 ± 0,2
          8 ± 0,20
          0,0 ± 0,0
          15,0 ± 0,50
          13,3 ± 0,28
          0,0 ± 0,0
          16,1 ± 0,28
          20,1 ± 0,28
          19,8 ± 0,28
          12,5 ± 0,50
          12,0 ± 0,50
          0,0 ± 0,0
          16,0 ± 0,50
          20,1 ± 0,29
          17,0 ± 0,50
          13,2 ± 0,2
          0,0 ± 0,0
          12,1 ± 0,3
          Olumsuz DMSO (bir) 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0
          Ayrı bir pencerede aç
          Değerler ortalama ± SD ( n  = 3) olarak ifade edilir. ( a ) Dimetilsülfoksit

          Ekstraktların antifungal potansiyeli, mantar büyümesinin açık inhibisyon bölgesi açısından ölçüldü (Tablo 1). Test edilen tüm C. angustifolia ekstraktları, önemli antifungal aktiviteye sahipti. Metanol ekstraktı, mantar gelişimine duyarlı standart amikasin ilacı ile karşılaştırıldığında, 10 mg/mL'de 12 mm'lik bir inhibisyon bölgesi ile en yüksek antifungal aktiviteyi sergiledi. Sulu ekstrakt önemli bir antifungal aktivite göstermezken, etanol ve etil asetat ekstraktları sırasıyla 11 ve 10 mm'lik inhibisyon bölgeleriyle orta derecede antifungal aktivite gösterdi.

          antioksidan testi


          C. angustifolia ve gallik asidin sulu ve organik ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri , IC50 değerleri temelinde serbest radikal DPPH süpürme testi ile değerlendirildi (Tablo 3). IC50 değerleri, DPPH serbest radikallerinin %50 temizlenmesi için gereken inhibitör konsantrasyonlardır . IC50 değerleri ne kadar küçük olursa , bitki bileşenlerinin antioksidan potansiyeli o kadar yüksek olur. Farklı C. angustifolia ekstrelerinin ve standartların absorbans değerleri 517 nm dalga boyunda ölçülmüştür. Ekstraktların ortaya çıkan absorbansı, DPPH serbest radikallerinin süpürme yüzdesini verir. Tüm ekstraktlar doza bağımlı antioksidan aktivitelere sahiptir, yani, ekstraktların süpürme aktiviteleri konsantrasyonlardaki ilgili artışla birlikte artar (Şekil 4a). 1). Elde edilen sonuçlara göre, tüm ekstraktlar potansiyel antioksidan aktiviteye sahiptir. Etanol özleri, 2,41 ± 0,02 μg/mL'lik bir IC50 değeri ile 500 μg/mL'lik bir konsantrasyonda maksimum DPPH serbest radikal süpürme aktivitesi (%93) sergilerken, sulu ekstrakt, 500°C'de zayıf DPPH süpürme aktivitesi (%68) gösterdi. 3,03 ± 0,04 μg/mL IC50 değerleri ile μg/mL. Diğer C. angustifolia özleri, orta derecede DPPH süpürme aktiviteleri gösterdi (Şekil 1a). 1).

          Tablo 3


          C. angustifolia'nın standartlarının ve farklı özlerinin serbest radikal yakalama aktivitesinin IC50'si
          bitki özleri Metanol 2,49 ± 0,01*
          etanol 2,41 ± 0,02*
          aseton 3,06 ± 0,04**
          Etil asetat 2,74 ± 0,02*
          Sulu 3,03 ± 0,04**
          standartlar gallik asit 2,52 ± 0,02
          Askorbik asit 2,54 ± 0,00
          Ayrı bir pencerede aç
          Her değer, üç kopyanın ortalama ± standart sapmasını temsil eder ( n  = 3)

          (*) ve (**), sırasıyla P  ≤ 0,01 ve 0,001 seviyesinde anlamlı

          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 12906_2016_1443_Fig1_HTML.jpg
          Şekil 1
          Farklı C. angustifolia ekstraktlarının DPPH radikal süpürme aktivitesini gösteren grafik . Her nokta, üç deneyin ortalamasını temsil eder. Veriler ortalama ± standart sapma olarak ifade edilmiştir. (#) belirtilen değerler P  < 0'da anlamlı değildir. 05 Antikanser tahlili


          C. angustifolia ekstraktları için yapılan sitotoksik çalışmalarda MTT kolorimetrik yöntem kullanılmıştır. C. angustifolia sulu, metanol, etanol, aseton ve etil asetat özleri, Hep2, HeLa, MCF-7 ve normal HCEC hücre hatlarına karşı antikanser potansiyelleri açısından ilk kez araştırıldı. Yalnızca etanol özü , 7.28 μg/μL IC50'ye sahip Hep2 hücrelerinde %28 ölümle antikanser aktivite sergiledi . Metanol ve etanol özleri, HeLa hücre hatlarında %33 ve %23 hücre ölümü ve MCF-7 hücre hatlarında %43 ve %23 hücre ölümü sergiledi (Tablo 4). IC50 değerleri ilaçların potensini bulmak için kullanılır, daha düşük IC50 değerleri ilaçların daha güçlü olduğu anlamına gelir. Metanol ekstraktının IC 50 değerinin HeLa hücrelerine karşı 5,45 μg/μL ve MCF-7 hücrelerine karşı 4 μg/μL olduğu gözlendi ve standart antikanser ilaç taksol 6,07 μg/μL ve tamoksifen 6,4 μg IC 50 değerinden çok daha düşük olduğu gözlendi. /μL. C. angustifoliametanol ve etanol özleri, kanserli hücrelere karşı seçici olup olmadığını yanıtlamak için normal hücre hattına karşı sitotoksisite açısından ayrıca incelenmiştir. Bunun için normal HCEC hücreleri, hücre canlılığını analiz etmek için farklı konsantrasyonlarda metanol ve etanol özütleri (100, 150, 200 ve 250 μg/μL) ile inkübe edildi. Veriler, HCEC hücrelerinin metanol ve etanol ekstraktlarına maruz kalmaktan etkilenmediğini gösterdi. Yaklaşık gösterdi. Farklı metanol ve etanol ekstrakt konsantrasyonlarına karşı %100 hücre canlılığı. Bu sonuçlar, metanol ve etanol özlerinin Hep2, HeLa ve MCF-7 hücrelerinin çoğalmasını engelleme potansiyeline sahip olduğunu gösterdi. Bu hücreler, C. angustifolia ekstraktının inhibisyonuna normal HCEC hücre hatlarından daha duyarlıydı. Tablo 4


          C. angustifolia ekstrelerinin HCEC, Hep2, HeLa ve Mcf-7cell hatlarına karşı antikanser aktivitesi
          HEC Metanol 2,3 ± 0,76 1,83 ± 0,76 3,43 ± 0,50* 13,7 ± 2,42* 21.09
          etanol 1,2 ± 0,52 6,23 ± 1,02* 9,20 ± 0,81* 12,8 ± 1,01* 16.23
          taksol 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0,0 ± 0,0 0.0
          tamoksifen 14,5 ± 0,5 19,3 ± 0,7 26 ± 0,5 26,8 ± 0,7 6.29
          Hep2 etanol 6,06 ± 0,49** 11,83 ± 0,65** 21,0 ± 0,90* 28,26 ± 0,25* 7.28
          taksol 26,5 ± 0,5 31,76 ± 0,66 35,53 ± 0,25 45,16 ± 0,60 3,97
          HeLa Metanol 16,7 ± 0,70** 22,56 ± 0,40** 27,73 ± 0,2** 32,46 ± 0,61** 5.45
          etanol 5,46 ± 0,40** 15,53 ± 0,37** 18,43 ± 0,4** 22,9 ± ,075** 8.18
          taksol 11,46 ± 0,40 19,7 ± 0,51 24,63 ± 0,50 30,56 ± 0,45 6.07
          MCF-7 Metanol 23,33 ± 0,7** 26,23 ± 0,25** 42,4 ± 0,36** 43,6 ± 0,45** 4.0
          etanol 6,8 ± 0,52* 11,5 ± 0,37** 16,1 ± 0,1** 23,56 ± 0,45** 8.79
          tamoksifen 12,46 ± 0,40 17,36 ± 0,55 24,63 ± 0,50 28,56 ± 0,45 6.4
          Ayrı bir pencerede aç
          Taksol ve Tamoksifen, pozitif kontrol olarak alınan standart antikanser ilaçlardır. Değerler, üç kopyanın ortalama ± standart sapmasını temsil eder ( n  = 3)

          (*) ve (**), sırasıyla P  ≤ 0,01 ve 0,001 seviyesinde anlamlı

          fitokimyasal tarama


          C. angustifolia'nın farklı özlerinin kalitatif fitokimyasal taraması, C. angustifolia'nın antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser aktivitelerine katkıda bulunan steroidler, alkaloidler, flobatanninler, monoterpenler, flavonoidler, kumarinler, kardiyak glikozitler, saponinler, diterpenler, antrakinonlar ve fenoller dahil tanenlerin varlığını ortaya çıkardı. bitki (Tablo 5).

          Tablo 5

          Cassia angustifolia'nın farklı çözücü özlerinin ikincil metabolitleri için fitokimyasal tarama
          Steroidler + + + + +
          alkaloidler + + - + -
          Tanenler + + - + +
          Flobatanninler + + + + +
          monoterpenler + + + + +
          flavonoidler + + + + +
          kumarinler + + - - +
          Kardiyak glikozitler + + + + +
          saponinler + + + + +
          diterpenler + - - - +
          Antrakinonlar + + - - +
          fenoller + + + + +
          Ayrı bir pencerede aç
          (+) = var (-) = yok Toplam fenolik içerik


          C. angustifolia'nın sulu ve organik özlerindeki toplam fenolik içerikler , 700 nm'de ilgili absorbansları ile farklı GAE konsantrasyonları (Gallik asit eşdeğeri) kullanılarak standart bir eğri çizilerek değerlendirildi. Kalibrasyon eğrisi için lineer regresyon denklemi [y =0.504× (R2 = 0.991)], mg GAE/g olarak ifade edilen her ekstraktta bulunan toplam fenolik içerik miktarını değerlendirmek için kullanıldı (Tablo 6). Analiz, C. angustifolia'nın organik ve sulu ekstraktlarında 0,535 ± 0,002 ila 2,328 ± 0,003 mg GAE/g ekstrakt arasında önemli miktarda fenolik içeriğin bulunduğunu gösterdi . Metanol ve etanol ekstraktları en fazla fenolik içeriğe sahiptir, bunu sırasıyla etil asetat, aseton ve sulu ekstraktlar takip eder. Tablo 6


          C. angustifolia'nın farklı çözücü özlerinde fenollerin ve flavonoidlerin miktarının belirlenmesi
          1 Metanol 2,328 ± 0,003** 5,00 ± 0,04**
          2 etanol 1,769 ± 0,001** 3,73 ± 0,08**
          3 aseton 1,535 ± 0,004** 3,31 ± 0,06**
          4 Etil asetat 1,318 ± 0,002* 3,70 ± 0,04**
          5 Sulu 0,535 ± 0,002** 1,29 ± 0,03**
          Ayrı bir pencerede aç
          Değerler, ekstraktların ortalama ± standart sapması (mg) olarak ifade edilir (her numune ekstraktının üç kopyasının gözlemleri)

          (*) ve (**), sırasıyla P  ≤ 0,01 ve 0,001 seviyesinde anlamlı

          ( a ) Kuru ağırlığın gramı başına Gallik Asit Eşdeğeri (mg GAE/gm). ( b ) Kuru ağırlığın gramı başına Kuersetin Eşdeğeri (mg QE/gm) Toplam flavonoid içeriği


          Toplam flavonoid içerikleri, 510 nm'de absorbansları ile farklı QE konsantrasyonları (Quersetin eşdeğeri) kullanılarak standart bir eğri çizilerek belirlendi. Kalibrasyon eğrisinin lineer regresyon denklemi [y =0.040× (R2 = 0.975)], gram QE/gm başına mg quercetin eşdeğerleri olarak ifade edilen her ekstraktta bulunan toplam flavonoid içeriği miktarını değerlendirmek için kullanıldı (Tablo 6). C. angustifolia'nın metanol özleri , diğer çözücü özlerinden daha yüksek flavonoid içeriği göstermiştir. HPLC analizi


          C. angustifolia metanol, etanol ve etil asetat ekstraktlarının HPLC-MS ile biyoaktivite kılavuzluğunda taranması , üç biyoaktif bileşiğin varlığını ortaya çıkardı: quercimeritrin ( 1 ), scutellarein ( 2 ) ve rutin ( 3 ). Kuersimeritrin (1)


          C21H20012 , sarı şekilsiz toz ; _ 1H NMR (400 MHz, CD 3 OD) δ: 3,48-3,98 (6H, m, H-2”, H-3”, H-4”, Ha-5”, Hb-5”), 5,25 (1H , d, J = 8 Hz, H-1”), 6,25 (1H, d, J = 2 Hz, H-8), 6,48 (1H, d, J = 2 Hz, H-6), 6,86 (1H, d, J = 8,5 Hz, H-5'), 7,63 (1H, dd, J = 8,5, 2,5 Hz, H-6'), 7,67 (1H, d, J = 2,0 Hz, H-2'). ESIMS m/z 464,38 [M] + , 465,38 [M + H] + , 487,38 [M + Na] + , 463,37 [MH] - . Scutellarein (2)


          C15H1006 , kırmızımsı kahverengi kristaller ; _ 1H NMR (400 MHz, CD3OD ) 8: 6.22 (1H, s, H-3), 6.76 (2H, d, J = 8, H-3',5'), 7.09 (2H, d, J = 8, H-2',6'), 7.11 (lH, s, H-8). ESIMS m/z 286,15 [M] + , 287,15 [M + H] + , 309,15 [M + Na] + , 285,14 [MH] - . Rutin (3)


          C27H30016 , sarımsı kahverengi kristaller ; _ 1H NMR (400 MHz, CD3 OD ) δ: 1,15 (3H, d, J = 6, H-6”'), 3,27 (1H, m, H-4”'), 3,45 (1H, m, H -5”'), 3,56 (1H, dd, J = 9,5/3,5 Hz, H-3'”), 3,65 (1H, dd, J = 3,5/1,5, H-2'”), 3,26-3,53 (6H , m, H-2”, H-3”, H-4”, Ha-5”, Hb-5”), 5,13 (1H, d, J = 7,8 Hz, H-1”), 6,24 (1H, d, J = 1,8 Hz, H-6), 6,43 (1H, d, J = 2,2 Hz, H-8), 6,90 (1H, d, J = 8,0 Hz, H-3'), 7,65 (1H, dd) , J = 8.0/1.8, H-2'), 7.69 (lH, d, J = 1.8 Hz, H-6'). ESIMS m/z 610,16 [M] + , 611,16 [M + H] + , 633,15 [M + Na] + , 609,15 [MH] - .

          Git: Tartışma


          Tıbbi bitkiler, iyileştirici özellikleri nedeniyle uzun yıllardır üzerinde çalışılan biyolojik olarak aktif doğal ürünlerin önemli kaynaklarıdır [ 25 , 26 ]. Bu çalışma, C. angustifolia ekstraktlarının bakterisidal potansiyelini bulmak için tasarlanmıştır. A. junii , S. mercescens , E. cloacae , P. aeroginosa ve S. typhi , çeşitli enfeksiyöz hastalıkların patogenezinde rol oynamıştır [ 27 ]. Ekstraktlar arasında, C. angustifolia'nın metanol ekstraktıpatojen bakteri suşlarına karşı en yüksek aktiviteyi ve geniş bir aktivite spektrumunu sergilemiştir. Bakterisidal aktivitenin, metanol ekstraktında bulunan flavonoidlerin varlığından kaynaklandığı bildirilmiştir [ 28 ]. C. angustifolia'nın metanol ve etanol ekstraktlarının E. coli , Klebsiella pneumoniae ve Shigella shinga'ya karşı önemli antibakteriyel aktiviteye sahip olduğu çalışılmıştır [ 17 ]. Mevcut bulgular metanol, etanol ve etil asetat ekstraktlarının antimikrobiyal aktivitelerden sorumlu flavonoidler açısından zengin olduğunu göstermektedir. Rutin dahil flavonoidler ( 3) dirençli bakteri suşlarına karşı antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir [ 29 ]. C. angustifolia'nın sulu ekstraktı, A. junni , E. cloacae ve P. aeroginosa'ya karşı test edilen en yüksek konsantrasyonlarda aktif değildi . Bunun, antimikrobiyal bileşiklerin sulu ekstrakt içine daha az ekstraksiyonundan veya sulu ekstraktın mikroorganizmalar için minimum mevcudiyetinden kaynaklandığı bildirilmiştir [ 30 ]. C. angustifolia'nın n-butanol ekstraktının sırasıyla 13 ve 15 mm inhibisyon bölgeleriyle S. aureus ve typhi'ye karşı maksimum antibakteriyel potansiyel gösterdiği de bildirilmiştir [31 ]. Mevcut çalışma, A.junii , S. mercescens ve P. aeroginosa'nın standart antibiyotikler olan amikasin ve sefepime karşı direnç gösterdiğini, bu bakteri suşlarının ise C. angustifolia ekstraktlarına karşı duyarlılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Mevcut çalışma aynı zamanda C. angustifolia'nın C. albicans'a karşı potansiyel fungisidal özellik sergilediğini de göstermiştir . C. angustifolia'nın aktif bileşenleri olan saponinlerin, Colletotridium dematium'a karşı antifungal aktivitede yer aldığı daha önce gösterilmiştir [ 32 ]. Daha önce C. angustifolia'nın bir bütanol ekstraktınınAspergillus terrus , A. flavus ve A. niger'e karşı antifungal aktivite sergilemiştir [ 31 ]. Tıbbi bitkilerin antimikrobiyal aktiviteleri, saponinler, terpenoidler, flavonoidler, fenolikler ve alkaloidler dahil olmak üzere fitokimyasalların varlığından kaynaklanmaktadır [ 33 ].

          Bu çalışmada, C. angustifolia ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri, metanol, etanol, etil asetat ve asetonun önemli ölçüde daha yüksek süpürme yüzdeleri sergilediğini ve fenolik bileşiklerle korele olduğunu ortaya koydu. Fenolikler ve flavonoidler, güçlü antibakteriyel ve antioksidan aktiviteleri olan tirozin ve fenilalaninden türetilen ikincil metabolitlerdir [ 34 ]. İzole flavonoidler quercimeritrin ( 1 ), scutellarein ( 2 ) ve rutinin ( 3 ) oksidatif strese karşı önemli antioksidan aktivitelere sahip olduğu bildirilmiştir [ 35 – 37]. Üçünün de 1,2-dihidroksibenzen gruplarına sahip olduğuna dikkat edin, bunlar kolayca ortokinonlara oksitlenir ve bu da onları güçlü antioksidanlar yapar. Sulu ekstrakt, %67.7'lik zayıf bir DPPH yakalama aktivitesi gösterdi. Bunun nedeni, antioksidan aktiviteden sorumlu flavonoidlerin ve fenollerin sulu ekstrakt içine zayıf bir şekilde ekstrakte edilmesidir [ 38 ]. Daha önce C. angustifolia'nın ayrıntılı antikanser çalışması bildirilmemiştir. Bu çalışma, C. angustifolia'nın antikanser potansiyelini değerlendirmek amacıyla yapılmış ve C. angustifolia'nın metanol ve etanol ekstraktlarının antikanser özellikler gösterdiğini ortaya koymuştur. Flavonoidler gibi sekonder metabolitlerin antikanser aktivitelerden sorumlu olabileceği daha önce bildirilmişti [ 29]. Mevcut çalışma, antikanser aktivitenin, C. angustifolia'nın metanol ve etanol özlerinde bulunan izole edilmiş flavonoidlerin varlığından kaynaklandığı fikrini desteklemektedir . Scutellaria lateriflora'dan ekstrakte edilen scutellarien'in ( 2 ), apoptozun indüklenmesi yoluyla HT1080 insan fibrosarkoma hücrelerinin proliferasyonunu önemli ölçüde baskılayarak antikanser aktiviteye sahip olduğu daha önce araştırılmıştı [ 39 ]. Benzer bir çalışmada, in vivo deneyden, scutellarein ile tedaviden sonra tümörün boyutunun ve ağırlığının azaldığı ortaya çıktı ( 2 ) [ 40 ]. Öte yandan, rutin ( 3) kemirgen lösemi WEHI-3 hücrelerinde apoptozu ve hücre döngüsü durmasını indükleyerek antikanser ajan olarak rapor edilmiştir [ 41 ]. Ayrıca rutinin ( 3 ) MDA-MB-231 hücre hattındaki meme kanseri hücrelerini öldürme potansiyeline sahip olduğu da bildirildi [ 42 ]. Bulgulara dayanarak, mevcut çalışma C. angustifolia'nın antimikrobiyal, antikanser ve antioksidan aktivitelerinin en azından kısmen izole edilmiş flavonoidlerin varlığından kaynaklandığı hipotezini desteklemektedir.

          Git: Sonuçlar


          Bu çalışma, C. angustifolia'nın antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser potansiyelini araştırmak için yapılmıştır . Fenolik ve flavonoid içerikleri ile ilişkili olan metanol, etanol ve etil asetat ekstraktında maksimum antioksidan ve antikanser aktiviteleri gözlendi. Metanol, etanol ve etil asetat ekstraktlarının biyoaktivite rehberliğinde taranması, quercimeritrin ( 1 ), scutellarein ( 2 ) ve rutinin ( 3 ) varlığını ortaya çıkardı), hepsinin antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser aktiviteleri dahil olmak üzere yararlı biyoaktivitelere sahip olduğu bilinmektedir. Bu bulgular, tıbbi bitkilerin dirençli bakteri suşlarına, çeşitli kanserlere ve oksidatif stresin neden olduğu dejeneratif hastalıklara karşı antimikrobiyal, antikanser ve antioksidan ajanlar açısından taranmasının önemini göstermektedir.

          Git: teşekkürler

          Pakistan Tıp Bilimleri Enstitüsü Hastanesi, İslamabad, Pakistan, bakteri suşları sağladı. Dr. Hajra Sadia, HeLa hücre hatları sağladı ve Muhammed İmran hücre kültürü uzmanlığı sağladı. Alia Sadiq'e entelektüel desteğini sağladığı için.

          Finansman
          Bu araştırma Araştırma Müdürlüğü, Ulusal Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi (NUST), H-12 İslamabad, Pakistan tarafından desteklenmiştir.

          Veri ve materyallerin mevcudiyeti


          Mevcut çalışma sırasında ve/veya analiz edilen veri setleri, makul talep üzerine ilgili yazardan temin edilebilir.

          Yazar katkıları


          SIA deneyler tasarladı ve gerçekleştirdi, verileri bir araya getirdi ve el yazmasını yazdı. MQH tüm deneysel çalışmaları denetledi ve taslağı düzenledi. MT deneysel çalışmayı denetledi, teknik ve kavramsal tavsiyelerde bulundu. QM, antikanser aktiviteyi tasarladı ve gerçekleştirmeye yardımcı oldu. MI, antikanser aktivitesini gerçekleştirmek için tesislerin, kimyasalların ve hücre hatlarının tasarımına ve sağlanmasına katıldı. KK, hazırlayıcı HPLC gerçekleştirmede teknik uzmanlık sağlar. RBB, taslağın son halini düzenledi ve onayladı. Tüm yazarlar son makaleyi okudu ve onayladı.

          Rekabet eden çıkarlar


          Bu yayınla ilişkili yazarlar arasında rekabet eden bir çıkar yoktur.

          yayın izni


          Uygulanamaz. Etik onay ve katılım onayı


          Uygulanamaz.

          Git: Kısaltmalar
          BHA bütillenmiş hidroksianisol
          BHT bütillenmiş hidroksitoluen
          DPPH 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil
          ESI-MS Elektronsprey iyonizasyon kütle spektrometrisi
          FBS Fetal sığır serumu
          GAE gallik asit eşdeğeri
          HEC İnsan kornea epitel hücreleri
          HeLa İnsan rahim ağzı kanseri hücre hattı
          Hep2 İnsan epidermoid gırtlak karsinomu hücre hattı
          HPLC-MS Yüksek basınçlı sıvı kromatografi kütle spektrometresi
          MCF-7 Michigan kanser vakfı-7
          MTT 3-(4,5-dimetiltiyazolil)-2,5-difeniltetrazolyum-bromür
          NMR nükleik manyetik rezonans
          PG propil galat
          QE Quercetin eşdeğeri
          rpm Dakika başına devir
          RPMI-1640 Roswell park anma enstitüsü-1640
          TBH t-bütilhidroksitoluen
          Git: Referanslar

          1. Sharma R, Sharma CL, Kapoor B. Antibakteriyel direnç: güncel sorunlar ve olası çözümler. Hint J Med Sci. 2005; 59 :120–9. doi: 10.4103/0019-5359.15091. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          2. Djeussi ED, Noumedem AKJ, Seukep AJ, Fankam GA, Voukeng KI, Tankeo BS, Nkuete HLA, Kuete V. Çoklu ilaca dirençli Gram negatif bakterilere karşı seçilmiş yenilebilir bitki özlerinin antibakteriyel aktiviteleri. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2013; 13 :1–8. doi: 10.1186/1472-6882-13-164. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          3. Adedapo AA, Jimoh FO, Koduru S, Afolayan AJ, Masika PJ. Calpurnia aurea'nın yapraklarının ve saplarının metanol özlerinin antibakteriyel ve antioksidan özellikleri . BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2008; 8 :53–7. doi: 10.1186/1472-6882-8-53. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          4. Ashraf A, Sarfraz RA, Rashid MA, Shahid M. Pakistan'dan önemli bir tıbbi bitkinin (Euphorbia royleana) antioksidan, antimikrobiyal, antitümör ve sitotoksik aktiviteleri. J Gıda İlaç Anal. 2014; 23 (1):109–15. doi: 10.1016/j.jfda.2014.05.007. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          5. Ashraf A, Sarfraz RA, Mahmood A, Din MU. Eucalyptus camaldulensis Dehn'in kimyasal bileşimi ve in vitro antioksidan ve antitümör aktiviteleri. yapraklar. End. Mahsul Üretimi 2015; 74 :241–8. doi: 10.1016/j.indcrop.2015.04.059. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          6. Qayyum A, Sarfraz RA, Ashraf A, Adil S. Endemik bir bitkinin (Helitropium strigosum) J Chil Chem Soc. 2016; 61 (1):2642–5. doi: 10.4067/S0717-97072016000100016. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          7. Saeed N, Khan RM, Shabbir M. Tüm bitki özlerinin antioksidan aktivitesi, toplam fenolik ve toplam flavonoid içerikleri Torilis leptophylla L. BMC Complement Altern Med. 2012; 12 :221–33. doi: 10.1186/1472-6882-12-221. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          8. Aslantürk OS, Çelik TA. Tıbbi bitki Euphorbia platyphyllos L. J Med Plants Res. 2013; 7 :1293–304. [ Google Akademik ]
          9. Cai Y, Luo Q, Sun M, Corke H. Kanserle ilişkili 112 geleneksel Çin şifalı bitkisinin antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşikleri. Hayat Bilimi 2004; 74 :2157–84. doi: 10.1016/j.lfs.2003.09.047. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          10. Art IC, Hollman PC. Epidemiyolojik çalışmalarda polifenoller ve hastalık riski. Ben J Clin Nutr. 2005; 81 :317–25. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          11. Alpınar K, Özyürek M, Kolak U, Güçlü K, Aras C, Altun M, Çelik SE, Berker KI, Bektaşoğlu B, Apak R. Ayvalık'ta yabani olarak yetiştirilen bazı gıda bitkilerinin Antioksidan Kapasiteleri. Gıda Bilimi Tek. Arş. 2009; 15 :59–64. doi: 10.3136/fstr.15.59. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          12. Sherwin FR. antioksidan. İçinde: Branen R, editör. Gıda katkı maddesi biyolojik özellikleri. New York: Marcel Dekker; 1990. [ Google Akademik ]
          13. Kumar GP, Singh SB. Trana himalaya şifalı bitkilerinden elde edilen etanol ekstraktlarının antibakteriyel ve antioksidan aktiviteleri. Eur J App Sci. 2011; 3 :53–7. [ Google Akademik ]
          14. Desai AG, Qazi GN, Ganju RK, El-Tamer M, Singh J, Saxena AK, Bedi YS, Taneja SC, Bhat HK. Şifalı bitkiler ve kanser kemoprevensiyonu. Curr İlaç Metab. 2007; 9 :581. doi: 10.2174/138920008785821657. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          15. Elkady AI, Osama AA, Baeshen NA, Rahmy TR. Zingiber officinale şifalı bitkilerden elde edilen özler ile insan meme kanseri hücrelerinde Büyüme, Apoptotik aktivite ve gen ekspresyonunun Diferansiyel Kontrolü . J Biomed Biyoteknoloji 2012; 2012 :6143. doi: 10.1155/2012/614356. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ] Geri Çekildi
          16. Laghari AQ, Shahabuddin M, Nelofar A, Laghari AH. Cassia angustifolia'nın yaprak ve çiçeklerinden zengin fraksiyonların ekstraksiyonu, tanımlanması ve antioksidan özellikleri . Ben J Anal Chem. 2011; 2 :871–8. doi: 10.4236/ajac.2011.28100. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          17. Bameri Z, Negar AB, Saeide S, Saphora B. Bazı insan patojenik bakterilere karşı C. angustifolia ekstraktının antibakteriyel aktivitesi. J Kasım Uygulama Sci. 2013; 2 :584–6. [ Google Akademik ]
          18. Murray PR, Baroon EJ, Pfaller MA, Tenover FC, Yolke RH. Klinik mikrobiyoloji el kitabı. 6. Washington DC: Amerikan Mikrobiyoloji Derneği; 1995. [ Google Akademik ]
          19. Mohamed AA, Ali SI, El-Baz FK. Syzygiumcumini yapraklarının ham özlerinin ve uçucu yağlarının antioksidan ve antibakteriyel aktiviteleri . PLoS Bir. 2013; 8 :e60269. doi: 10.1371/journal.pone.0060269. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          20. Mosmann T. Hücresel büyüme ve hayatta kalma için hızlı kolorimetrik deney: proliferasyon ve sitotoksisite deneylerine uygulama. J İmmunol Yöntemleri. 1983; 65 :55–63. doi: 10.1016/0022-1759(83)90303-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          21. Harborne JB. Fitokimyasal yöntemler. Londra: Chapman and Hall Ltd; 1973. [ Google Akademik ]
          22. Trease GE, Evans WC. Farmakognozi. 11. Londra: Bailliere Tindall; 1989. sayfa 45–50. [ Google Akademik ]
          23. Sofowra A. Afrika'da şifalı bitkiler ve geleneksel tıp. İbadan: Spectrum Books Ltd; 1993. sayfa 191–289. [ Google Akademik ]
          24. Khatoon M, Ekramul I, Rafikul I, Rahman AA, Khurshid AHMA, Khondkar P, Rashid M, Parvin S. Albizi aprocera yapraklarının toplam fenol ve in vitro antioksidan aktivitesinin tahmini. BMC Res Notları. 2013; 6 :121. doi: 10.1186/1756-0500-6-121. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          25. Ahmed N, Mahmood A, Ashraf A, Bano A, Tahir SS, Mahmood A. Bahawalnagar, Punjab, Pakistan bölgesinden gelen yerli şifalı bitkilerin etnopharmacolojik ilgisi. J Etnofarmakol. 2015; 175 :109–23. doi: 10.1016/j.jep.2015.08.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          26. Ahmed N, Mahmood A, Tahir SS, Bano A, Malik RN, Hassan S, Ashraf A. Pakistan'ın Punjab Eyaleti, Cholistan çölünün yerli şifalı bitkilerinin etnomedikal bilgisi ve göreceli önemi. J Etnofarmakol. 2014; 155 :1263–75. doi: 10.1016/j.jep.2014.07.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          27. Sanches IS, Saraiva ZC, Tendeir TC, Serra JM, Dias DC, Delencastre H. Metisiline dirençli Staphyloccocal clone'un Extensive Intra-Hospital yayılımı. Int J Enfekte Dis. 1998; 3 :26–31. doi: 10.1016/S1201-9712(98)90091-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          28. Das K, Tiwari RKS, Shrivastava DK. Tıbbi bitki ürünlerinin antimikrobiyal madde olarak değerlendirilmesi için teknikler: Mevcut yöntemler ve gelecekteki eğilimler. J Med Tesisleri Arş. 2010; 4 :104–11. [ Google Akademik ]
          29. Priya B, Anıl KS. Flavonoidlerin kanser önleyici potansiyeli: son trendler ve gelecek perspektifleri. Biyoteknoloji. 2013; 3 :439–59. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          30. Ishtiaq S, Ashraf M, Hayat MQ. Nigella Sativa L.'nin fitokimyasal analizi ve Ribotyping ile tanımlanan klinik izolatlara karşı antibakteriyel aktivitesi. Int J Ağrı Biol. 2013;15:1151–6.
          31. Gnanavel S, Bharathidasan R, Mahalingam R, Madhanraj P, Panneerselvam A. Strychnosnuxvomica Linn ve C. angustifolia Linn'in Antimikrobiyal Aktivitesi . Asya J Ecz. Tech. 2012; 2 :08–11. [ Google Akademik ]
          32. Khan NA, Srivastava A. Cassia angustifolia tohumlarından elde edilen biyoaktif triterpenoid saponinin antifungal aktivitesi . Nat Ürün Arş. 2009; 23 :1128–33. doi: 10.1080/14786410802625279. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          33. Cooper J, Niggli U, Leifert C. Organik gıda güvenliği ve kalitesi el kitabı. İngiltere: Abington Hall; 2006. [ Google Akademik ]
          34. Montoro P, Braca A, Pizza C, Tommasi ND. Farklı bitki türlerinden izole edilenlerin yapı-antioksidan aktivite ilişkileri. Gıda Kimyası 2005; 92 :349–55. doi: 10.1016/j.foodchem.2004.07.028. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          35. Siraichi JTG, Felipe DF, Brambilla LZS, Gatto MJ, Terra VA. Güney Brezilya'da yetiştirilen Arrabidaea chica'dan elde edilen yaprak ekstraktının antioksidan kapasitesi . PLoS Bir. 2013; 8 :e72733. doi: 10.1371/journal.pone.0072733. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          36. Jianxiong YB, Juan G, Jiangfeng Y. Rutinin in vitro antioksidan özellikleri. Gıda Bilimi Teknolojisi 2008; 41 :1060–6. [ Google Akademik ]
          37. Yokozawa T, Chen CP, Dong E, Tanaka T, Nonaka GI, Nishioka I. Tanenlerin ve flavonoidlerin 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikaline karşı inhibitör etkisi üzerine çalışma. Biochem Eczacılık. 1998; 56 :213–22. doi: 10.1016/S0006-2952(98)00128-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          38. Ao C, Li A, Elzaawely AA, Xuan DT, Twata S. Ficus microcarpa L. dolgu ekstraktının antioksidan ve antibakteriyel aktivitelerinin değerlendirilmesi. Gıda Kontrolü. 2008; 19 :940–8. doi: 10.1016/j.foodcont.2007.09.007. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          39. Didem DO, Berrin O, Selda O, Fatma E. Bazı flavonoidlerin antibakteriyel, antifungal ve antiviral aktiviteleri. Mikrobiyoloji Res. 2010; 165 :496–504. doi: 10.1016/j.micres.2009.09.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          40. Xiujuan S, Guangfeng C, Xiaoqiang L, Yu Q, Shuzhang Y, Yan Z, Xuexun F, Chen Z, Xiaoqing L. Scutellarein in vitro kanser hücresi metastazını inhibe eder ve in vivo olarak fibrosarkoma gelişimini zayıflatır . Int J Mol Med. 2015; 35 :31–8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          41. Lin JP, Yang JS, Lin JJ, Lai KC, Lu HF, Ma CY, Sai-Chuen WR, Wu KC, Chueh FS, Gibson WW, Chung JG. Rutin, in vivo olarak bir murin ksenogreft modelinde insan lösemi tümör büyümesini inhibe eder. Çevre Toksikol. 2012; 27 :480–4. doi: 10.1002/tox.20662. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          42. Aliye AP, İryna SM, Yusuf CG, Kadir B, Mevzule Y, Sundaş F, Ammad AF. Rutin aracılı kanser hücrelerinde sinyalleme makinelerinin hedeflenmesi. Kanser Hücresi Uluslararası 2014; 14 :124. doi: 10.1186/s12935-014-0124-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 17:01 ) değiştirilmiştir.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6

            C. angustifolia'nın Etanolik Yaprak Ekstresi, Glioblastoma C6 Hücrelerinde ROS Aracılı Apoptozu Başlatır

            Xiaojun Pang 1, Haojun Huang 2, Yuyu wei 1, Jiyong Leng 3
            üyelikler genişletmekÜcretsiz makale Soyut

            Glioblastoma multiforme veya GBM, merkezi sinir sisteminin yıkıcı bir malignitesidir ve kansere bağlı ölümlerin önde gelen nedenlerinden sorumludur. Cerrahi müdahalelerin yetersiz başarı oranı ve mevcut terapötik rejime karşı direnç gelişimi, hastalığa karşı yeni terapötik müdahalelerin araştırılmasına ivme kazandırmaktadır. Son zamanlarda, birkaç epidemiyolojik çalışma, doğal, diyet bileşiklerinin kanser gelişimini, ilerlemesini ve metastazını etkilemedeki makul faydasını araştırmıştır. Son zamanlarda, Cassia angustifolia'nın farklı fito bileşenlerinin anti-mikrobiyal, anti-kanser ve anti-inflamatuar etkilerle ilişkili olduğu bulundu. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, C. aureus'un etanolik yaprak ekstraktının anti-proliferatif etkinliğini değerlendirmektir. angustifolia (LCaEt-OH) sıçan türevi glioblastoma C6 hücrelerine karşı. Kısaca, LCaEt-OH'nin anti-proliferatif potansiyeli, MTT tahlili, ROS'un kantitatif tahmini ve mitokondriyal membran potansiyelinin (ΔΨ) değerlendirilmesi kullanılarak değerlendirildi.m ). Ayrıca, intrinsik apoptotik yollarda yer alan kaspazların aktivitesi de kolorimetrik kit kullanılarak ve ardından LCaEt-OH tedavisi nedeniyle tetiklenen gen ifadelerindeki modülasyonun kantitatif RT-PCR değerlendirmesi kullanılarak araştırıldı. LCaEt-OH'nin C6 hücreleri üzerinde işlenmesi, hücresel canlılıkta önemli ölçüde doza bağlı düşüşü aydınlattı. Ayrıca, LCaEt-OH, hücre içi ROS'u önemli ölçüde arttırmadaki etkinliğini göstermiştir. LCaEt -OH ayrıca nükleer yoğunlaşmayı ve ΔΨm dağılımını teşvik ederek C6 hücrelerinde apoptozu teşvik etti . Ek olarak, apoptozun LCaEt-OH aracılı uyarılması, intrinsik apoptotik yol için vazgeçilmez olan kaspazların artan aktivitesinden doğrudan etkilenmiştir. Bu kesin kanıtlar, LCaEt-OH'nin C6 hücrelerine karşı antikanser etkinliğine işaret etmektedir.
            Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 17:01 ) değiştirilmiştir.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 17:02 ) değiştirilmiştir.

              Yorum yap


              • #8

                Cassia angustifolia ekstresinin sıçanlarda karbon tetraklorür kaynaklı hepatotoksisiteye karşı antioksidan ve hepatopreventif etkileri

                Halid Bellassoued 1, Hüda Hamed 1, Ferdaws Ghrab 2, Jant Kallel 3, Jos Van Pelt 4, Fatma Makni Ayadi 5, Abdülfettah Elfeki 1
                üyelikler yıkılmak üyelikler

                • 1Yaşam Bilimleri Bölümü, Hayvan Ekofizyoloji Laboratuvarı, Sfax Üniversitesi, Sfax, Tunus.
                • 2Kıyı ve Kent Çevreleri Bölümü, Sfax Ulusal Mühendislik Okulu, Sfax Üniversitesi, Sfax, Tunus.
                • 3Sfax Tıp Fakültesi, Anatomopatoloji Laboratuvarı, Habib Bourguiba Üniversite Hastanesi, Sfax Üniversitesi, Sfax, Tunus.
                • 4Onkoloji Bölümü, Klinik Sindirim Onkolojisi Laboratuvarı, KU Leuven, Belçika.
                • 5Biyokimya Laboratuvarı, Habib Bourguiba Üniversite Hastanesi, Sfax, Tunus.
                Soyut

                Bu çalışma , fitokimyasal içeriği ile ilişkili Cassia angustifolia yaprak ekstraktından (MECA) elde edilen metanol fraksiyonunun yetişkin sıçanlarda CCl 4 ile indüklenen hepatik toksisite üzerindeki önleyici etkilerini araştırmayı amaçladı . Kontrollerde CCl 4 , serum biyokimyasal parametrelerinde bir artışa neden oldu ve karaciğerde oksidatif stresi tetikledi. MECA, CCl 4'te önemli düşüşlere neden oldu - hepatik belirteçlerin, toplam kolesterolün, trigliseritlerin ve düşük yoğunluklu lipoproteinin yükselmiş seviyelerinde ve CCl 4'e kıyasla yüksek yoğunluklu lipoprotein seviyesinde artışa neden oldugrup. Ayrıca, MECA ile ön tedavi, tedavi edilmeyen grupla karşılaştırıldığında karaciğer dokularında lipid peroksidasyonunda (tiyobarbitürik asit reaktif maddeler) ve protein karbonil seviyesinde önemli azalmalar sağladı. Patolojik hepatik lezyonların oluşumu MECA tarafından güçlü bir şekilde önlendi. Genel olarak, bu çalışma, MECA uygulamasının sıçanlarda serbest radikalleri söndürme ve CCl4'ün neden olduğu hepatotoksisiteyi hafifletme konusunda yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir .
                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap


                • #9
                  Sinameki bitkilerinin geniş spektrumlu antelmintik potansiyeli

                  Suman Kundu , Saptarshi Roy ve Larisa Mawkhleing Lyndem *
                  Parazitoloji Araştırma Laboratuvarı, Zooloji Bölümü, Visva Bharati, Santiniketan-731235, Batı Bengal, Hindistan
                  WABO Pone Josué tarafından gözden geçirildi
                  Dschang Üniversitesi, Hayvan Biyolojisi Bölümü, PO Box 067 Dschang, Kamerun., Tel: +237 75 39 03 18/99521863, E-posta: rf.oohay@eusojenopobaw
                  Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                  Git: Soyut

                  Amaç

                  Sinameki alata ( C. alata ), Cassia angustifolia ( C. angustifolia ) ve Cassia occidentalis'in ( C. occidentalis ) in vitro antelmintik etkinliğini incelemek . Yöntemler

                  Üç bitkinin yapraklarından ham etanol ekstraktı döner buharlaştırıcıda hazırlanmış ve farklı konsantrasyonlarda (10, 20 ve 40 mg/mL) yaprak ekstraktları farklı helmint temsilcileri ( Heterakis gallinarum, Raillietina tetragona ve Catatropis sp.) üzerinde tedavi için kullanılmıştır. evcil kümes hayvanlarından ( Gallus gallus domesticus ). Motilite kaybı ve ölüm sıklıkla izlendi. Sonuçlar

                  C. alata , C. angustifolia tarafından tedavi edilen tüm solucanlarda erken felç gösterdi . C. occidentalis , C. alata ile birlikte kombinasyon halinde, C. alata ile C. angustfolia kombinasyonuna göre tedavi edilen tüm solucanlarda erken felce neden oldu . Kontroldeki Heterakis gallinarum (81.33±2.07) saat hayatta kalırken, tedavi edilen solucanlar C. angustifolia , C. alata ve C. occidentalis sırasıyla 40 mg/mL'lik bir konsantrasyonda albendazolden daha iyi etkinlik gösterdi. Katatropissp. canlı kalma süresi kontrolde (26.49±1.38) saat iken, bitki uygulaması ile 40 mg/mL konsantrasyonda sadece (0.57±0.08) saat, (1.00±0.12) saat ve (1.47±0.40) saatte hareketliliğini kaybetmiştir. Sırasıyla C. alata , C. angustifolia ve C. occidentalis . Raillietina tetragona ise sırasıyla üç bitki ile muamele edilen yukarıdaki konsantrasyonlarda (1.68±0.27) saat, (2.95±0.29) saat ve (4.13±0.31) saatte felç oldu, ancak kontrolde (81.93±4.71)'e kadar hayatta kaldı. H. Sonuçlar

                  Bu mevcut çalışma, test edilen tüm bitkilerin geniş spektrumlu vermifüj aktivitesini göstermiştir.

                  Anahtar Kelimeler: Anthelmintic, Sinameki , Parazitler, Ekstraktlar, Felç, Vermifugal
                  Git: 1. Giriş

                  Helmint parazitleri sorunu, hayvancılıkta önemli bir sınırlayıcı faktördür. Evcil hayvanlarda helmint enfeksiyonunun kontrolü, yaygın olarak antelmintik ilaçlara dayanmaktadır. Uzun süreli kullanımı, çiftlik hayvanlarında sürekli bir endişe haline gelen antelmintik direncin ortaya çıkması gibi ek bir soruna yol açmıştır. Kontrol programlarının sınırlı sayıda bileşiğe bağlı olması, ilaç direncini daha da büyük bir endişe haline getirir ve mevcut olanların dikkatli bir şekilde yönetilmesi zorunludur. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, şifalı bitkiler çeşitli ilaçları elde etmek için en iyi kaynak olacaktır. Bu nedenle, güvenlik ve etkinliğini daha iyi anlamak için bu tür bitkiler araştırılmalıdır [1]. Pek çok etkili ilacın kökeni geleneksel tıp uygulamalarında bulunur ve birçok araştırmacıyı folklorik şifalı bitkilerin ilan edilen antelmintik etkinlikleri konusunda değerlendirme çalışmaları yapmaya yöneltmiştir [2] – [4] . Tıbbi bitkilerin kullanımı ve doğal ürünlerin kimyası ve farmakolojisi üzerine yapılan çalışmalar 20. yüzyılın ikinci yarısında önemli ölçüde artmıştır [5] , [6] . Bitkilerin tıbbi değeri, belirli bir fizyolojik etki üreten yalnızca birkaç aktif bileşene atfedilir. Alkaloitler, flavonoidler, tanenler ve fenolik bileşikler, bu tür biyoaktif bileşenlerin önemli bir grubunu oluşturur [7]. Bitkiler ve şifalı bitkiler sadece terapötik ajan olarak değil aynı zamanda sağlığı koruyan ajan olarak da önemli bir rol üstlenmiştir.

                  Sinameki bitkileri, özellikle Hindistan ve Batı-Bengal'de geniş bir dağılıma sahiptir ve birçok türü tıbbi faaliyetlerde bulunmaktadır. Sinameki alata ( C. alata ), antimikrobiyal [8] , antifungal [9] , müshil [10] , antiinflamatuar [9] , [11] , analjezik [12] gibi aktiviteleriyle geleneksel tıpta yüzyıllardır tanınmaktadır. , antitümör [13] ve hipoglisemik [9] . Sinameki angustifolia Vahl. ( C. angustifolia ), müshil özellikleri ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesi ile bilinir [14]Cassia occidentalis Linn iken . ( C. occidentalis ) geleneksel olarak kabızlık, cilt hastalıklarının tedavisinde müshil ve idrar söktürücü olarak kullanılmıştır [15] . Ayrıca ateş, adet sorunları, verem, idrar söktürücü, anemi, karaciğer şikayetlerinin tedavisinde ve genel halsizlik ve hastalık için bir tonik olarak kullanılır. C. angustifolia ve C. alata'nın yapraklarının kaynatılması, bitkinin diğer kısımlarına kıyasla Hindistan'da yaygın olarak uygulanmaktadır. Ek olarak, yaprakları tıbbi bitki kaynaklarında gastrointestinal solucanlar için bir tedavi olarak listelenmiştir [14] .

                  Ayrıca bu bitkiler flavonoid bileşikler, antrakinonlar ve fenollerin varlığı nedeniyle birçok bilim insanının ilgisini çekmiştir. Kundu ve Lyndem [16] , Hymenolepis diminuta [17] üzerindeki C. alata'nın yanı sıra Raillietina tetragona ( R. tetragona ) üzerindeki yukarıdaki üç Sinameki bitkisinin antelmintik aktivitesini bildirmiştir . Ayrıca, ticari ilaçların kendileri gibi, antelmintik bitkilerin çoğu helminte özgüdür ve belirli bir parazit türüne veya grubuna karşı aktivite gösterir [18] . Geniş antelmintik spektrumlarını doğrulamak için, her üç Cassia'nın da etkisini araştırmak gerekir.evcil kümes hayvanlarının ortak helmintleri üzerindeki türler ( Gallus gallus domesticus ).

                  Git: 2. Malzemeler ve yöntemler

                  2.1. Bitki özlerinin hazırlanması

                  C. angustifolia , C. alata ve C. occidentalis'in taze genç yaprakları toplandı, tartıldı ve deiyonize su ile yıkandı ve 50 °C'de fırında kurutuldu. Yaklaşık 150 g toz yaprak, 1 L etanol (%90) ile bir Soxhlet aparatında 7-8 saat süreyle özümlendi. Nihai ham özler, bir döner buharlaştırıcı kullanılarak geri kazanıldı ve bir sonraki kullanıma kadar 4 °C'de saklandı. 2.2. Kimyasallar ve ilaçlar

                  Kullanılan tüm kimyasallar, Merck'ten (ABD) alınan standart analitik derecedeydi. Etanol, Bengal Chemicals (Kolkata, Hindistan) tarafından sağlandı. Distocide ticari isimli iki referans ilaç prazikuantel (600 mg prazikuantelden oluşur), Chandrabhagat Pharma Pvt. Ltd (Mumbai, Hindistan) ve Zentel ticari isimli albendazol (400 mg albendazolden oluşur), Glaxo SmithKline Pharmaceuticals Ltd'nin (Mumbai, Hindistan) bir ürünüdür. 2.3. Deneysel tasarım

                  Helmint temsilcileri yani. Heterakis gallinarum (nematoda) ( H. gallinarum ), Catatropis sp. (trematoda) ve R. tetragona (cestoda) taze kesilmiş evcil kümes hayvanlarının bağırsaklarından toplanmıştır. Canlı solucanlar , çeşitli konsantrasyonlarda (10, 20 ve 40 mg/mL, %0.9 fosfat tamponlu salin (pH 7.4) içinde) üç yaprak ekstraktı ile in vitro olarak tedavi edildi . H. gallinarum için referans ilaç prazikuantel (0.001, 0.0025 ve 0.005 mg/mL) diğer iki solucan için test edilmiştir.Kontrol solucanları (37±1) °C'de %1 dimetilsülfoksit içeren fosfat tamponlu salin içinde tutulmuştur. 1:1 oranında bitki özleri ( C. alata+ C. occidentalis , C. alata + C. angustifolia , C. occidentalis + C. angustifolia ) ayrıca herhangi bir sinerjistik veya aditif etki gözlemlemek için (37±1) °C'de taze solucanlar üzerinde test edilmiştir. 2.4. istatistiksel analiz

                  Veriler, her grup için ortalama ± SD olarak temsil edildi ( n = 6). İstatistiksel önemi belirlemek için, SD ve %5 anlamlılık seviyesinde varyans analizi (ANOVA) kullanıldı; P <0.005 anlamlı kabul edildi.

                  Git: 3. Sonuçlar

                  Bununla birlikte, test edilen solucanların her biri farklı olduğundan, Cassia bitkilerinin farklı yaprak özlerini belirli bir parazit üzerinde karşılaştırmak uygundur. 3.1. Tek bitki özü tedavisi

                  H. gallinarum için C. angustifolia , 10 mg/mL'de diğer iki bitkiye kıyasla (16.12±3.36) saatte erken felç gösterdi, ancak 20 mg/mL'de hem C. alata hem de C. angustifolia neredeyse eşit süre aldı [( 11.57±1.43) h ve (11.79±3.19) h] solucanı felç etmek için. 40 mg/mL'de erken dönemde C. angustifolia [(5,71±0,1) h] ve ardından C. alata [(6,6±0,86) h] ve C. occidentalis [(13,95±0,43) h] ile felç meydana geldi (tablo 1). C. occidentalis [(52.65±3.73) h] ve C. angustifolia [(53.75±2.42) h] 'den önemli ölçüde farklı olan 10 mg/mL'de C. alata tedavisi ile parazitlerin ölüm süresi (45.92±1.07) saate düşürülmüştür. ]. Aynı gözlem eğilimi daha yüksek konsantrasyonda görülmüştür. Ancak parazit kontrolde (81.33±2.07) saate kadar hayatta kaldı. tablo 1

                  Farklı Cassia türlerinin ham etanolik ekstraktlarının evcil kümes hayvanlarının üç helminti üzerindeki etkileri.
                  solucan türleri Konsantrasyon (mg/mL) C. alata
                  C. angustifolia
                  Batı C.
                  PT (h) TM (h) PT (h) TM (h) PT (h) TM (h)
                  H. gallinarum 10 24,93±1,67 45,92±1,07 16,12±3,36 53,75±2,42 29,92±3,35 52,65±3,73
                  20 11,57±1,43 27,90±1,20 11,79±3,19 32,70±1,26 22,86±3,61 37,69±4,26
                  40 6,60±0,86 19,42±0,66 5,71±0,10 17,86±0,18 13,95±0,43 29,76±4,70
                  Catatropis sp. 10 2,83±0,08 7,33±0,14 3,74±0,17 6,70±0,17 6,42±0,53 12,37±0,88
                  20 2,32±0,15 4,27±0,10 1,59±0,10 3,67±0,08 3,18±0,53 9,24±0,17
                  40 0,57±0,08 2,78±0,31 1,00±0,12 3,06±0,09 1,47±0,40 4,71±0,14
                  R. tetragona 10 3,10±0,14 15,88±0,46 14,16±0,03 31,14±0,68 32,75±0,15 48,06±0,11
                  20 2,89±0,22 13,10±0,37 5,39±0,46 21,15±0,63 9,31±0,18 26,96±0,24
                  40 1,68±0,27 8,55±0,32 2,95±0,29 18,52±0,09 4,13±0,31 22,40±1,21
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Değerler ortalama±SD olarak ifade edilmiştir. Kontrol ortamında parazitlerin hayatta kalması: H. gallinarum =(81.33±2.07) h; R. tetragona =(81.93±4.71) h ve Catatropis sp.=(26.49±1.38) h. PT: felç zamanı; TM: ölüm zamanı.

                  Albendazol ile hem felç hem de ölüm süresi, arka arkaya 10 ve 20 mg/mL'de test edilen üç bitki özütünün hepsine kıyasla önemli ölçüde daha uzun süre [(45,17±1,84) sa ve )37,75±1,47) sa] gösterdi (Tablo 2). Tablo 2

                  Albendazolün H. gallinarum üzerindeki etkisi .
                  Solucan Konsantrasyon (mg/mL) PT (h) TM (h)
                  H. gallinarum 5 55,45±1,23 72,60±1,85
                  10 45,17±1,84 64,99±1,32
                  20 37,75±1,47 57,56±1,91
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Değerler ortalama±SD olarak ifade edilmiştir. Parazitlerin kontrol ortamında yaşama gücü: (81,33±2,07) h. PT: felç zamanı; TM: ölüm zamanı.

                  R. tetragona için , her bir bitki özünün doza bağlı etkinliği vardır (tablo 1). Tüm konsantrasyonlarda, C. alata felç olmak için önemli ölçüde daha az zaman gösterdi [(3,1±0,14) sa, (2,89±0,22) sa ve (1,68±0,27) sa], ardından C. angustifolia [(14,16±0,03) sa, ( 5,39±0,46) saat ve (2,95±0,29) saat] ve C. occidentalis [(32,75±0,15) saat, (9,31±0,18) saat ve (4,13±0,31) saat]. Ölüm süresi de C. alata'nın daha kısa sürmesi ve C. occidentalis'in daha uzun sürmesi ile benzer bir model gösterdi , ancak kontrolde parazit (81.93± 4.71) saate kadar hayatta kaldı (tablo 1).

                  Parazitlerde Prazikuantel uygulaması, hem felç hem de ölüm süresinin düşük konsantrasyonlarda bile bitkilerle tedavi edilen parazitlere kıyasla nispeten kısa olduğunu gösterdi (Tablo 3). Tablo 3

                  Praziquantel'in R. tetragona ve Catatropis sp. üzerindeki etkisi .
                  Solucan Konsantrasyon (mg/ml) PT (h) TM (h)
                  R. tetragona 0,001 0 1,27±0,37 21,37±1,87
                  0,002 5 0,76±0,13 19,14±1,18
                  0,005 0 0,17±0,01 17,07±0,31
                  Catatropis sp. 0,001 0 2,50±0,25 28,86±0,37
                  0,002 5 1,09±0,20 21.00±0.91
                  0,005 0 0,30±0,04 13,09±0,37
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Değerler ortalama±SD olarak ifade edilmiştir. Parazitlerin kontrol ortamında hayatta kalma oranı: R. tetragona =(81.93±4.71) h ve Catatropis sp.=(26.49±1.38) h. PT: felç zamanı; TM: ölüm zamanı.

                  Catatropis sp . 10 mg/mL'de, C. alata üç bitki arasında erken felce [(2,83±0,08) sa] neden oldu, bunu C. angustifolia [(3,74±0,17) h] ve C. occidentalis [(6,42±0,53) h] izledi. . 40 mg/mL'deyken, felç süresi ve ölüm süresi arasında karşılaştırıldığında, test edilen tüm bitki özlerinde anlamlılık seviyesinde hafif bir düşüş oldu. Ancak kontrol paraziti (26.49±1.38) saate kadar hayatta kaldı (tablo 1). 3.2. İki bitki özünün kombinasyonu ile tedavi

                  H. gallinarum için , C. angustifolia + C. occidentalis kombinasyonunun erken felce [(21,95±0,64) sa] ve ardından C. alata + C. angustifolia'ya [(22,53±1,97) sa] 10 mg/ mL. Ancak 40 mg/mL'de C. alata + C. occidentalis ve C. alata + C. angustifolia'nın anlamlılık düzeyinde bir düşüş olmuştur . C. angustifolia + C. occidentalis tarafından ölüm süresinin (23.69±0.53) saatte meydana geldiği gösterilirken , C. alata + C. occidentalis (Şekil 1).
                  Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı apjtb-04-s1-s436-g001.jpg'dir.
                  Şekil 1.
                  Cassia bitki özlerinin kombinasyonlarının H. galinarum üzerindeki etkisi .
                  Kal: C. alata ; Çağ: C. angustifolia ; Coc: C. occidentalis .

                  40 mg/ mL'de R. tetragona'da felç, tüm kombinasyonlarda anlamlı bir farklılık göstermedi, ancak ölüm süresi, C. alata + C. angustifolia ile C. angustifolia + C. occidentalis'te daha anlamlı bir şekilde farklılık gösterdi (şekil 2).
                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: apjtb-04-s1-s436-g002.jpg
                  Şekil 2.
                  Cassia bitki özlerinin kombinasyonlarının R. tetragona üzerindeki etkisi .
                  Kal: C. alata ; Çağ: C. angustifolia ; Coc: C. occidentalis .

                  Catatropis sp. , C. alata + C. angustifolia tüm konsantrasyonlarda erken felç ve ölüme neden olmada daha fazla etkiye sahip, bunu C. alata + C. occidentalis ve C. angustifolia + C. occidentalis izliyor (Figür 3).
                  Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı apjtb-04-s1-s436-g003.jpg'dir.
                  Figür 3.
                  Cassia bitki özlerinin kombinasyonlarının Catatropis sp.
                  Kal: C. alata ; Çağ: C. angustifolia ; Coc: C. occidentalis .

                  Git: 4. Tartışma

                  Mevcut araştırma, felcin ölümden çok önemli ölçüde önce geldiğini ve parazitlerin bu bitki özlerine maruz kalmasının ardından çok kısa bir süre boyunca solucanların felcinin meydana geldiğini gösterdi. Moniezia expansa'daki Artemesia cina'nın etanol ekstraktında da benzer in vitro çalışmalar gözlenmiştir [19] ; Schistosoma mansoni ve Fasciola hepatica üzerinde Artemesia annua , Artemesia absinthium ve Fumaria officinalis [20] ; Hymenolepis diminuta üzerindeki Sinameki alata [17] .

                  C. angustifolia , H. gallinarum üzerinde diğer iki bitkiye göre daha fazla etki göstermiştir . R. tetragona ve Catatropis sp. için , C. alata'nın ardından hareketsizliğe neden olan C. angustifolia olmuştur. Etkililik sonuçlarının değişen oranlarda olmasına rağmen, etkililikteki bu farklılıklar, etanoldeki çözünürlük farklılıklarından kaynaklanan bitki bireyleri arasındaki farklı kimyasal bileşenlere bağlı olabilir [21] . Anthelmintik aktiviteden sorumlu etkiler benzerdi; kullanılan tüm konsantrasyonlar, test edilen solucanların hareketliliği üzerinde orta düzeyde etkilere neden olmuştur. Bu hareketsizlik, felçli solucanların vücuttan atılmasına yol açabilir [22] .

                  Mevcut çalışma, düşük konsantrasyonda motiliteyi inhibe etti, bitki özlerinin konsantrasyonunun arttırılması erken felçle sonuçlandı, böylece test malzemelerinin doza bağımlı etkinliğini gösterdi. Ancylostoma ceylanicum [23] üzerinde Stephania glabra ve Trichosanthus multiloba'nın yaprak özütü [23] , Pheretima posthuma üzerinde Alocasia indica [24] , Raillietina echinobothrida üzerinde Acacia oxyphylla [25] , hindistancevizi, soğan, sarımsak, farklı incir özleri ile benzer gözlemler kaydedilmiştir. cestodlar ve trematodlar [26] , [27] .

                  Albendazole'ün solucanları felç ederek insan ve hayvanların dışkısıyla dışarı atılmasına neden olduğu bilinmektedir. Deneysel bitki ekstraktları bu özelliği göstermenin yanı sıra ilaca kıyasla tüm konsantrasyonlarda solucanların erken ölümüne neden olmuştur. Bu nedenle, mevcut çalışmadan elde edilen bulgular, ekstraktların umut verici in vitro antelmintik aktivite gösterdiğini ortaya koydu. Bu bitkilerin büyük miktarda alkaloidler, flavonoidler, glikozitler, tanenler içerdiği bilinmektedir [6] . Bu antelmintik aktivite, bu biyoaktif bileşiklere birlikte veya ayrı ayrı atfedilebilir. Alkaloidler ve flavonoidler gibi ikincil metabolit sınıfları, çeşitli şifalı bitkilerin geniş terapötik aktivitelerinden sorumlu kimyasal bileşenlerin kaynağı olarak kabul edilir [7] .. C. alata , C. angustifolia ve C. occidentalis'in antimikrobiyal aktiviteleri esas olarak alkaloitlerin, flavonoidlerin, glikozitlerin, tanenlerin varlığına bağlanmıştır [7] . Benzer şekilde, Athanasiadou ve ark. bitki ekstraktlarının gastrointestinal nematodların larvaları ve yetişkinleri üzerindeki antelmintik aktivitesinin, tanenlerin proteinlere bağlanma kapasitesine atfedilebileceğini ve çeşitli mekanizmalar yoluyla çalışabileceğini ileri sürmüştür [28] . Maqbool ve ark. Fumaria parviflora'nın antelmintik aktivitesinin, parazitlerin DNA sentezi ile bir araya gelme yeteneğine sahip alkaloitlerden kaynaklanabileceğini öne sürmüştür [29]. Transkutiküler difüzyon, ağızdan alımın aksine nematod, sestod ve trematod parazitlerindeki besleyici olmayan ve elektrolit olmayan maddeler için helmint parazitlerine girişin yaygın bir yoludur [30] , [31] . Etanolik ekstraktların daha iyi antelmintik aktivitesi için olası açıklama, etanolik ekstraktların parazitlerin vücuduna daha kolay transkutiküler emiliminden kaynaklanıyor olabilir.

                  Mevcut çalışmamız, test edilen üç bitkinin de geniş antelmintik aktivitesini ortaya çıkardı ve bunların geniş aktiviteleri ilk kez tanımlandı. Delaquis ve ark. Bitki bileşiklerinin doğal olarak oluşan kombinasyonlarının gözlemlenmesi sinerjistik göstermiştir ve genellikle saflaştırılmış tek tek bileşenlerden daha fazla antimikrobiyal aktiviteye sahip olan ham ekstraktlarla sonuçlanır [32] .

                  Bu tür bitki bazlı tedaviler, gelişmekte olan ülkelerde helmintlerin kontrolü için entegre bir yönetim planının parçası haline getirilebilir. Etki mekanizmasını oluşturmak için ham ekstraktlarda bulunan aktif bileşiği izole etmek ve ortaya çıkarmak için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

                  Git: teşekkürler

                  Yazarlar, Larisa M. Lyndem'e onaylanan büyük bir araştırma projesi yoluyla mali yardım sağladığı için Yeni Delhi'deki Üniversite Ödenekler Komisyonu'na (UGC) minnetle teşekkür eder. Ayrıca Zooloji Bölümü, İleri Araştırmalar Merkezi, Visva-Bharati'ye altyapı desteği sağladıkları için teşekkür etmek istiyoruz.

                  Git: notlar

                  Git: Yorumlar

                  Arka plan

                  Helmintiyazis, hayvanlar ve insanlar için dünya çapında bir sorun haline geldi. Kimyasal antelmintiklerin yoğun kullanımı parazit direncinin gelişmesine yol açmıştır. Bu sorunu denemek ve çözmek için, geleneksel şifacılar veya yerli halk tarafından insanlar veya hayvanlar için kullanılan fitoterapi gibi birkaç alternatif yöntem üzerinde çalışılmaktadır. Araştırma sınırları

                  Hindistan ve Batı Bengal'de kullanılan C. alata , C. angustifolia , C. occidentalis bitkilerinin çeşitli rahatsızlıklar için geleneksel antelmintik kullanımının bilimsel olarak değerlendirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır . Bu üç yaprak özütünün etkinliği kümes hayvanı parazitleri H. gallinarum , Catatropis sp.'ye karşı test edildi . ve R. tetragona . İlgili raporlar

                  Bazı ekstraktların (buradaki su ekstraktı) etkisinin olmaması, diğer çalışmalarda gösterildiği gibi (Raskin ve diğerleri , 2002) yeniden gözden geçirilmelidir, böylece bitkideki çeşitli parametrelere (menşei, toprak, yaş) bağlı olarak değişebilir. , mevsim vb. ) ve ayrıca test edilen parazitin türü. Yenilikler ve atılımlar

                  Makaledeki bir yenilik, farklı sınıflardan birkaç parazitin test edilmiş olmasıdır. Uygulamalar

                  Bu çalışmanın sonuçları, C. alata , C. angustifolia ve C. occidentalis'in yapraklarından elde edilen üç özütün, kümes hayvanlarının üç parazit türüne karşı aktif olduğunu göstermektedir. Bu nedenle önemlidir. Akran değerlendirmesi

                  Bu, yazarların gastro-intestinal parazitizmin kontrolü için C. alata , C. angustifolia ve C. occidentalis'in antelmintik etkisini değerlendirdiği iyi bir çalışmadır . Üç farklı yaprak ekstresi, etkinlikleri açısından karşılaştırıldı ve parazit türüne bağlı olarak farklı etkinlik seviyelerine sahip olduğu bulundu. Sonuçlar ilginçtir ve antelmintik maddelerin üç bitki türünün yapraklarında bulunduğunu düşündürmektedir.

                  Git: Dipnotlar


                  Çıkar çatışması beyanı: Herhangi bir çıkar çatışmamız olmadığını beyan ederiz.



                  Git: Referanslar

                  1. Nascimento GG, Locatelli J, Freitas PC, Silva GL. Bitki özlerinin ve fitokimyasalların antibiyotiğe dirençli bakteriler üzerindeki antibakteriyel aktivitesi. Braz J Mikrobiol. 2000; 31 :247–256. [ Google Akademik ]
                  2. Mehlhorn H, Al-Quaraishy S, Al-Rasheid KA, Jatzlau A, Abdel-Ghaffar F. Koyun yemlerine soğan ( Allium cepa ) ve hindistancevizi ( Cocos nucifera ) kombinasyonunun eklenmesi gastrointestinal helmintik enfeksiyonları durdurur. Parazitol Res. 2010; 108 :1041–1046. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  3. Cala AC, Chagas AC, Oliveira MC, Matos AP, Borges LM, Sousa LA, et al. Melia azedarach L. ve Trichilia claussenii C.'nin koyun gastrointestinal nematodlarına karşı in vitro antelmintik etkisi . Exp Parazitol. 2012; 130 :98–102. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  4. Ekeanyanwu RC, Etienajirhevwe OF. Nijerya'dan Xylopia aethiopica ve Monodora myristica'nın in vitro antelmintik potansiyelleri . Afr J Biochem Res. 2012; 6 :115–120. [ Google Akademik ]
                  5. Bazh EK, El-Bahy NM. Ascaridia galli üzerinde zencefil ve kurkuminin antelmintik aktivitesinin in vitro ve in vivo taranması . Parazitol Res. 2013; 112 (11):3679–3686. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  6. Hossain E, Chandra G, Nandy AP, Mandal SC, Gupta JK. Bombax malabaricum'un bir metanol ekstraktının Paramphistomum explanatum üzerindeki antelmintik etkisi . Parazitol Res. 2012; 110 (3):1097–1102. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  7. Arunkumar S, Muthuselvam Aloe vera L.'nin klinik patojenlere karşı fitokimyasal bileşenlerinin ve antimikrobiyal aktivitelerinin analizi. Dünya J Agric Sci. 2009; 5 :572–576. [ Google Akademik ]
                  8. Durapandiyan V, Ayyanar M, Ignacimuthi S. Hindistan, Tamil Nadu'dan Paliyar tarafından kullanılan bazı etnomedikal bitkilerin antimikrobiyal aktivitesi. 2006. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2006; 6:35 . [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  9. Makinde AA, Igoli JO, Ama LT, Shaibu SJ, Garba A. Cassia alata'nın antimikrobiyal aktivitesi . Afr J Biotechnol. 2007; 6 :1509–1510. [ Google Akademik ]
                  10.Rai PP. Cassia alata'nın yaprak ve meyvelerindeki antrasen türevleri . Curr Sci. 1978; 47 :271–272. [ Google Akademik ]
                  11. Moriyama H, Lizuka T, Nagai M, Miyataka H, ​​Satoh T. Isıl işlem görmüş Sinameki alata yaprağı ekstraktının ve flavonoid glikozidinin anti-inflamatuar aktivitesi. Yakugaku Zasshi. 2003; 123 :607–611. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  12. Belkin M, Fitzgerald-Dorothea B, Cogan W. Bitki materyallerinin tümöre zarar verme kapasitesi. I. Müshil olarak kullanılan bitkiler. J Natl Kanser Enstitüsü 1952; 13 :139–155. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  13. Parya ND. Güney Batı-Bengal'in şifalı bitki kaynakları. Kalküta: Orman Müdürlüğü, Batı Bengal Hükümeti; 2005. sayfa 39–40. [ Google Akademik ]
                  14. Farnsworth NR, Bunyapraphatsara N. Tayland şifalı bitkileri: birinci basamak sağlık sistemi için önerilir. Bangkok: Tıbbi Bitkiler Bilgi Merkezi, Eczacılık Fakültesi, Mahidol Üniversitesi; 1992. s. 409. [ Google Akademik ]
                  15. De-Padua LS, Bunyapraphatsara N, Lemmens RH. Güneydoğu Asya'nın bitki kaynakları: tıbbi ve zehirli bitkiler. Leiden, Hollanda: Backhuys Yayıncıları; 1999. sayfa 167–175. [ Google Akademik ]
                  16. Kundu S, Lyndem LM. Üç Cassia bitkisi türünün tenya Raillietina tetragona'ya karşı cestocidal aktivitesi için in vitro tarama . J Helminthol. 2012; 87 :154–159. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  17. Kundu S, Roy S, Lyndem LM. Cassia alata L.: Hymenolepis diminuta'ya karşı antelmintik ajan olarak potansiyel rol . Parazitol Res. 2012; 111 :1187–1192. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  18. Adamu H, Endeshaw T, Teka T, Kife A, Petros B. Addis Ababa Hastanelerindeki ishalli ve ishalsiz pediatrik hastalarda bağırsak parazitlerinin prevalansı, fırsatçı paraziter enfeksiyonlara özel vurgu ve demografik ve sosyo-ekonomik -ekonomik faktörler. Etiyopya J Sağlık Dev. 2006; 20 :39–46. [ Google Akademik ]
                  19. Bashtar AR, Hassanein M, Abdel-Ghaffar F, Al-Rasheid K, Hassan S, Mehlhorn H, et al. Koyunlarda moneziazis üzerine araştırmalar I. Bazı bitki ekstraktlarının prevalansı ve antihelminthic etkileri, ışık ve elektron mikroskobik bir çalışma. Parazitol Res. 2011; 108 :177–186. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  20. Ferriera JF, Peaden P, Keizer J. Artemisia annua , A. absinthium , Asimina triloba ve Fumaria officinalis'in ham alkollü özlerinin in vitro trematosidal etkileri : trematosidal bitki alkollü özleri. Parazitol Res. 2011; 109 :1585–1592. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  21. Hördegen P, Hertzberg H, Heilmann J, Langhans W, Maurer V. Yapay olarak enfekte olmuş kuzularda gastrointestinal trikostrongiloidlere karşı beş bitki ürününün antelmintik etkinliği. Veteriner Parazitol. 2003; 117 :51–60. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  22. Al-Shaibani MS, Phulan IR, Shiekh M. Koyunların gastrointestinal nematodlarına karşı Fumaria parviflora'nın (Fumariaceae) antelmintik aktivitesi. Int J Agric Biol. 2009; 11 :431–436. [ Google Akademik ]
                  23. Martin RJ. Gama aminobütirik asit ve piperazin, Ascaris suum vücut kasından tek kanallı akımları aktive etti . Br J Pharmacol. 1985; 84 :445–461. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  24. Lyndem LM, Tandon V, Das B. Kuzeydoğu Hindistan'dan şifalı bitkilerin kancalı kurtlara karşı antelmintik etkinliği: Ancylostoma ceylanicum üzerinde bir in vitro çalışma . Eczacılık çevrimiçi. 2008; 3 :697–707. [ Google Akademik ]
                  25. Mulla WA, Thorat VS, Patil RV, Burade KB. Alocasia indica Linn'in yapraklarının antelmintik aktivitesi . Int J Eczacılık Tech Res. 2010; 2 :26–30. [ Google Akademik ]
                  26. Dasgupta S, Roy B, Tandon V. Acacia oxyphylla (Leguminosae) J Ethnopharmacol'un gövde kabuğu ile işlenmiş Raillietina echinobothrida'nın tegumenti için ultrastrüktürel değişiklikler. 2010; 127 :568–571. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  27. Abdel-Ghaffar F, Semmler M, Al-Rasheid SB, Strassen B, Fischer K, Aksu G, et al. Farklı bitki ekstraktlarının bağırsak nematodları ve trematodları üzerindeki etkileri. Parazitol Res. 2011; 108 :979–984. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  28. Athanasiadou S, Kyriazakis F, Jackson F, Coop RI. Koyunların farklı gastrointestinal nematodlarına karşı yoğunlaştırılmış tanenlerin doğrudan antelmintik etkileri: in vitro ve in vivo çalışmalar. Veteriner Parazitol. 2001; 99 :205–219. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  29. Maqbool A, Hayat CS, Tanveer A. Mandalarda fascioliasis'e karşı çeşitli yerli ve allopatik ilaçların karşılaştırmalı etkinliği. Veteriner Arş. 2004; 74 :107–114. [ Google Akademik ]
                  30. Alvarez LI, Mottier ML, Lanusse CE. Hedef helmint parazitlerine ilaç transferi. Trendler Parazitol. 2007; 23 :97–104. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  31. Eguale T, Tilahun G, Debella A, Fleke A, Makonnen E. Haemonchus contortus : Hedera helix'in sulu ve hidro-alkolik ekstraktlarının in vitro ve in vivo antelmintik aktivitesi . Exp Parazitol. 2007; 116 :340–345. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  32. Delaquis PJ, Stanich K, Girard B, Mazza G. Dereotu, kişniş, kişniş ve okaliptüs esansiyel yağlarının bireysel ve karışık fraksiyonlarının antimikrobiyal aktivitesi. Int J Gıda Mikrobiyolü. 2002; 74 :101–109. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                  Yorum yap


                  • #10
                    Senna bitkisinin Hymenolepis diminuta'nın (TENYA) mitokondriyal aktivitesi üzerindeki etkisi

                    Bidişa Ukil 1, Nikhilesh Joardar 2, Santi Prasad Sinha Babu 2, Larisa M Lyndem 1
                    üyelikler genişletmekSoyut


                    Helmintlerdeki enerji metabolizmasının özelliği, düşük oksijen gerilimi altında aerobikten anaerobiye geçiş yapabilme yeteneğidir. yetişkin aşamasında. Mitokondrideki fumarat redüktaz ve süksinat dehidrogenaz bu hipoksik ortama geçiş ve adaptasyondan sorumlu iki enzimdir. Daha önce Senna bitkisinin üç türünün , S. alata , S. alexandrina ve S. occidentalis'in cestod parazit Hymenolepis diminuta'nın morfolojisini, iyonik konsantrasyonunu ve nörotransmisyonunu değiştirdiğini bildirmiştik. Bu çalışma Senna'nın üç bitki türünün yaprak özlerinin mekanizmasını keşfetmeyi amaçladı.esas olarak fosfoenolpiruvat karboksikinaz süksinat yolundaki terminal adım olan NADH-fumarat redüktaz sistemini içeren parazitin mitokondriyal aktivitesi üzerinde. Mitokondrinin yapısı elektron mikroskobu ile gözlemlendi ve yoğunluğu konfokal mikroskopi, spektroflorimetri ve spektrofotometri ile tespit edildi, enzim aktiviteleri ise nativ jel ve spektrofotometrik analizlerle belirlendi. Prazikuantel, etkilerini bitki özlerininkiyle karşılaştırmak için bir referans ilaç olarak parazitler üzerinde test edildi. Mitokondri mimarisi değiştirildi ve Senna ile tedavi edilen parazitlerin üç bitki türünün hepsinde enzim aktivitesi %60 azaldı, bu da bu üç Senna türünün güçlü kemoterapötik özelliklere sahip olduğunu öne sürdü.

                    Ek bilgi: Çevrimiçi sürüm, 10.1007/s12639-021-01415-9 adresinde bulunan ek materyal içerir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Üç Sinameki bitkisi türünün tenya Raillietina tetragona'ya (TENYA) karşı cestocidal aktivitesi için in vitro tarama

                      S Kundu 1, LM Lyndem
                      üyelikler genişletmekSoyut


                      Sinameki bitkisinin farklı türleri Hindistan'da yaygın olarak bulunur ve müshil, antimikrobiyal veya antibakteriyel aktiviteleri için yaygın olarak kullanılır. Bu çalışmada, üç türün, yani Cassia alata, C. occidentalis ve C. angustifolia'nın ham alkollü ekstraktlarının, kümes hayvanı tenyası Raillietina tetragona'nın erken felç ve ölüm oranlarında 5 ila 80 mg/gün aralığında değişen konsantrasyonlarda in vitro etkinliği mi araştırıldı. Felç ve ölüm zamanları sıklıkla izlendi. Felçten hemen sonra tenyalar elektron mikroskobik çalışmalar için işlendi. Tedavi edilmeyen veya kontrol parazitleri 81,93 ± 5,85 saat hayatta kalırken, C. alata ile tedavi edilen parazitlerin felç olması daha kısa sürdü (1,68 ± 0,27 saat), bunu C. angustifolia ile tedavi edilenler (2,95 ± 0,29 saat) izledi. rağmen Ç. occidentalis'in felç olması daha fazla zaman aldı (4,13 ± 0,31 saat), C. alata veya C. angustifolia ile kombinasyon halinde felç olması için geçen süre kısaldı. Bitki ile tedavi edilen tüm parazitler, kontrol ile karşılaştırıldığında skoleks ve proglottidlerde geri alınamaz değişiklikler gösterdi ve bu gözlemler, prazikuantel ile elde edilenlerle karşılaştırılabilir. Bu sonuçlar, test edilen üç bitkinin hem ayrı ayrı hem de kombinasyon halinde kullanıldıklarında bilinen özelliklerine ek olarak antelmintik aktiviteye sahip olduklarının iddia edilebileceğini göstermektedir. Etki mekanizmalarını değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerekecektir. Bitki ile tedavi edilen tüm parazitler, kontrol ile karşılaştırıldığında skoleks ve proglottidlerde geri alınamaz değişiklikler gösterdi ve bu gözlemler, prazikuantel ile elde edilenlerle karşılaştırılabilir. Bu sonuçlar, test edilen üç bitkinin hem ayrı ayrı hem de kombinasyon halinde kullanıldıklarında bilinen özelliklerine ek olarak antelmintik aktiviteye sahip olduklarının iddia edilebileceğini göstermektedir. Etki mekanizmalarını değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerekecektir. Bitki ile tedavi edilen tüm parazitler, kontrol ile karşılaştırıldığında skoleks ve proglottidlerde geri alınamaz değişiklikler gösterdi ve bu gözlemler, prazikuantel ile elde edilenlerle karşılaştırılabilir. Bu sonuçlar, test edilen üç bitkinin hem ayrı ayrı hem de kombinasyon halinde kullanıldıklarında bilinen özelliklerine ek olarak antelmintik aktiviteye sahip olduklarının iddia edilebileceğini göstermektedir. Etki mekanizmalarını değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerekecektir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Senna bitkisi, reaktif oksijen türleri (ROS) üretir ve Hymenolepis diminuta (TENYA) 'da apoptozu indükler.

                        Saptarshi Roy 1, Nikhilesh Joardar 2, Santi P Sinha Babu 2, Larisa M Lyndem 3
                        üyelikler yıkılmak üyelikler

                        • 1Parazitoloji Araştırma Laboratuvarı, Zooloji Bölümü, Visva-Bharati, Santiniketan, 731235, Batı Bengal, Hindistan.
                        • 2Moleküler Parazitoloji Laboratuvarı, Zooloji Bölümü, Visva-Bharati, Santiniketan, 731235, Batı Bengal, Hindistan.
                        • 3Parazitoloji Araştırma Laboratuvarı, Zooloji Bölümü, Visva-Bharati, Santiniketan, 731235, Batı Bengal, Hindistan. Elektronik adres: lyndemlarisha@gmail.com.
                        Soyut

                        Memeli hücreleri gibi, helmint parazitleri de, konakçı bağışıklık tepkisinden veya ilaç tedavisinden kaynaklanan çeşitli stres koşullarıyla başa çıkmak için uyarlanabilir bir stratejiye sahip bir dizi enzimatik antioksidan sistemle donatılmıştır. Daha önce, Senna'nın üç türünün olduğunu bildirmiştik, yani. S. alata, S. alexandrina ve S. occidentalis yaprak ekstraktları, zoonotik parazit Hymenolepis diminuta'da ciddi morfolojik ve biyokimyasal değişikliklere neden olmuştur. Üç Senna türünün yaprak ekstraktlarının H.diminuta'nın enzimatik antioksidan sistemi üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığını anlamak için bu yaprak ekstraktlarının H.diminuta'nın antioksidan sistemi üzerindeki etki mekanizması araştırılmıştır. parazit. Parazitin yaşayabilirliği, MTT indirgeme deneyi ile değerlendirildi, Hoechst doku boyaması ve DNA parçalanma deneyi ile kromatin yoğunlaşması ve parazitin oksidatif enzimleri biyokimyasal olarak tahmin edildi. Süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon S-transferaz ve glutatyon peroksidaz aktivitesinin, kontrol grubuna göre tedavi edilen tüm parazitlerde arttığı bulundu; S. alata, tüm enzimlerde üç bitki türü arasında en yüksek artışı 331.0 ile gösterdi. sırasıyla %, %215,4, %85,4 ve %65,5. Apoptotik protein CED-3, CED-4 ve EGL-1'in yükselmesi ve anti-apototik protein CED-9'un aşağı regülasyonu, tedavi edilen tüm paraitlerde görselleştirildi. Bu yaprak özleri tarafından tetiklenen redoks dengesizliği, parazitin ölümüne yol açan apoptotik yolun aktivasyonu ile sonuçlandı.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Senna yaprak özleri, zoonotik bir tenya Hymenolepis diminuta'da Ca(+2) homeostazını indükledi

                          Saptarshi Roy 1, suman kundu 1, Larisa M Lyndem 1
                          üyelikler genişletmekSoyut

                          Bağlam Bitkiler ve bitkisel ürünler, geleneksel tıpta insan ve veterinerlik tıbbında antelmintik ajanlar olarak kullanılmaktadır. Senna bitkisinin üç türünün, S. alata (L), S. alexandrina (M) ve S. occidentalis (L.) Link (Fabaceae), zoonotik tenya Hymenolepis diminuta (Rudolphi) üzerinde vermisidal/vermifugal etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. (Siklofilit). Amaç Bu çalışma, bu Senna bitkilerinin parazit üzerindeki etki şeklini doğrulamaktadır. Alkollü yaprak ekstraktının, hücre içi serbest kalsiyum konsantrasyonu seviyesi hakkında bilgi elde etmek için belirlendi. Materyaller ve metotlar Hymenolepis diminuta, Sprague-Dawley sıçan modelinde 2 ay süreyle muhafaza edildi. Enfekte sıçan bağırsağından toplanan canlı parazitler, 37 °C'de fosfat tamponlu salin içinde hazırlanan her bir bitki özütünün 40 mg/mL konsantrasyonuna maruz bırakıldı, Parazit felç olana kadar. Kalsiyumun parazit dokusundan ortama akış hızı ve hücre içi Ca(2+) konsantrasyonunun seviyesi, bir atomik absorpsiyon spektroskopisi ile belirlendi. Sonuçlar Bu çalışma, solucanların bitki ekstraktına maruz kalmasının hücre içi kalsiyum homeostazında bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Dokudan inkübasyon ortamına Ca(2+) akışında önemli bir artış (%44.6 ve %25) gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Kalsiyumun parazit dokusundan ortama akış hızı ve hücre içi Ca(2+) konsantrasyonunun seviyesi, bir atomik absorpsiyon spektroskopisi ile belirlendi. Sonuçlar Bu çalışma, solucanların bitki ekstraktına maruz kalmasının hücre içi kalsiyum homeostazında bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Dokudan inkübasyon ortamına Ca(2+) akışında önemli bir artış (%44.6 ve %25) gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Kalsiyumun parazit dokusundan ortama akış hızı ve hücre içi Ca(2+) konsantrasyonunun seviyesi, bir atomik absorpsiyon spektroskopisi ile belirlendi. Sonuçlar Bu çalışma, solucanların bitki ekstraktına maruz kalmasının hücre içi kalsiyum homeostazında bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Dokudan inkübasyon ortamına Ca(2+) akışında önemli bir artış (%44.6 ve %25) gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Sonuçlar Bu çalışma, solucanların bitki ekstraktına maruz kalmasının hücre içi kalsiyum homeostazında bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Dokudan inkübasyon ortamına Ca(2+) akışında önemli bir artış (%44.6 ve %25) gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Sonuçlar Bu çalışma, solucanların bitki ekstraktına maruz kalmasının hücre içi kalsiyum homeostazında bozulmaya yol açtığını ortaya koydu. Dokudan inkübasyon ortamına Ca(2+) akışında önemli bir artış (%44.6 ve %25) gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Dokudan inkübasyon ortamına %6 ve %25 oranında Ca(2+ ) akışı gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir. Dokudan inkübasyon ortamına %6 ve %25 oranında Ca(2+ ) akışı gözlendi. Senna alata, kontrol (3.68 mg/g) ile karşılaştırıldığında yüksek oranda dışa akış (5.32 mg/g) ve ardından S. alexandria ve S. occidentalis (her ikisi de 4.6 mg/g) gösterdi. Tartışma ve sonuç Bu sonuçlar, yaprak ekstraktlarının stres altında tegumentin vakuolizasyonundan sonra Ca(2+) membran geçirgenliğine neden olduğunu ve ekstraktların kemoterapötik bir ajan olarak kullanılabilecek bileşikleri içerebileceğini düşündürmektedir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Cassia occidentalis ve Euphorbia hirta'nın ham metanolik ekstraktlarının Uganda'da keçi üretiminde ekonomik öneme sahip gastrointestinal nematodlara karşı levamisol-HCL ile etkinliğinin karşılaştırılması

                            Godfrey Nsereko 1, Patrick Emudong 1, Joseph Omujal 2, James Acai 3, Joseph M Kungu 3, Fredrick Kabi 1, Swidiq Mugerwa 1, James Bugeza 4
                            üyelikler genişletmekSoyut

                            Tıbbi bitkilerden elde edilen doğal bileşikler, sentetik antelmintiklere güvenli ve sürdürülebilir alternatifler sunar. Bu çalışmada Cassia occidentalis (NH-A) ve Euphorbia hirta'nın (NH-B) in vitro ve in vivo antelmintik aktivitesini değerlendirdik ve levamisol-HCl ile karşılaştırdık. NH-A sürgünleri ve NH-B bitkisinin tamamı, in vitro ve in vivo analizlerde kullanılan %70 metanol kullanılarak özütler hazırlamak için kullanıldı. Keçilerin karışık gastrointestinal nematodlarının (GIN'ler) larvaları üzerinde NH-A ve NH-B'nin ham metanolik ekstraktlarının (CME'ler) in vitro analizleri, %95,7 (100 mg ml-1'de) ve %98,1 (50 mgml'de - 1 ) Maruziyetten 24 saat sonra. 100, 300, 900 ve 2700 mg kg- 1 dozlarında oral olarak uygulanan NH-A'nın in vivo deneyleribwt, karışık GIN türleri ile deneysel olarak enfekte edilmiş keçilerde doza ve zamana bağlı antelmintik etkiler ortaya çıkardı. NH-B, 50, 100, 200 ve 400 mg kg- 1 bwt dozlarında uygulandığında benzer özellikler sergiledi . Hem NH-A (900 mg kg -1 bwt) hem de levamisol (7,5 mg kg -1 bwt), sırasıyla tedaviden sonraki 21. ve 14. günlerde gram başına dışkı yumurta sayısında (EPG) %100 azalma sağladı. NH-B (400 mg kg -1bwt), maruziyetten 7 ve 14 gün sonra levamisol-HCl ile %88,2 ve %82,3'e kıyasla fekal EPG'de sırasıyla %93,1 ve %86,1 azalma sağladı. Sonuçlarımız, her iki bitkinin özlerinin yetişkin solucanlarda yumurtlama kapasitesini baskılayarak helmint yaşam döngülerini bozabileceğini, ancak aynı zamanda enfektif larvalarını da öldürebileceğini göstermektedir. Gelecekteki çalışmalar, iki bitki ekstresi arasında sinerji veya antagonizma oluşturmayı ve keçilerde helmintlerin kontrolü için daha fazla geliştirmeyi amaçlamalıdır.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Senna bitkilerinin işkembe paraziti Paramphistomum gracile'ye (TENYA) karşı antelmintik olarak etonofarmakolojik kullanımının in vitro teyidi

                              Saptarshi Roy 1, Larisa Mawkhlieng Lyndem 2
                              üyelikler genişletmekÜcretsiz PMC makalesi Soyut


                              Arka plan: Parafistomoz, evcilleştirilmiş ruminantların patojenik bir hastalığı olup, süt endüstrisinde ve et üretiminde büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Tropikal ve subtropikal bölgelerde, özellikle Afrika, Asya, Avrupa ve Avustralya'da en yüksek prevalansa sahip, ihmal edilmiş bir tropikal hastalık olarak kabul edilir. Piyasada az sayıda trematosidal ilaç bulunmaktadır. Çoğu dirençlidir ve yüksek yan etkilere sahiptir. Bu nedenle alternatif trematosidal ilaçların keşfedilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, geviş getiren hayvanların gastrointestinal trematod parazitine (Paramphistomum gracile) karşı etkili ilaçlar olarak üç bitki yaprağı ekstraktını (Senna alata, S. alexandrina ve S. occidentalis'ten) değerlendirmek için yapılmıştır. Canlı yetişkin parazitler, taze otopsi yapılmış keçi işkembesinden 0.1 M fosfat tamponlu salin (PBS) içinde toplandı. Parazitler, S. alata, S. alexandrina ve S. occidentalis'in yaprak ekstraktlarında ayrı ayrı ve kombinasyon (1:1) oranında 37 ± 1°C'de inkübe edildi. Tedavi ortamı, %1 dimetilsülfoksit (DMSO) içeren 10 mL 0,1 M PBS içinde farklı konsantrasyonlarda (10, 20 ve 40 mg/mL) özler içerir. Kontrol grubundaki parazitler ekstraktsız PBS'de inkübe edildi. Üç Senna ekstraktının etkinliği, trematodun doza bağlı motilitesi ve mortalitesi temelinde değerlendirildi. Felçten hemen sonra, tedavi edilen tüm parazitler histoloji, SEM ve biyokimyasal çalışma için toplandı. Kontrol grubundaki parazitler ekstraktsız PBS'de inkübe edildi. Üç Senna ekstraktının etkinliği, trematodun doza bağlı motilitesi ve mortalitesi temelinde değerlendirildi. Felçten hemen sonra, tedavi edilen tüm parazitler histoloji, SEM ve biyokimyasal çalışma için toplandı. Kontrol grubundaki parazitler ekstraktsız PBS'de inkübe edildi. Üç Senna ekstraktının etkinliği, trematodun doza bağlı motilitesi ve mortalitesi temelinde değerlendirildi. Felçten hemen sonra, tedavi edilen tüm parazitler histoloji, SEM ve biyokimyasal çalışma için toplandı.

                              Bulgular: Senna bitki özlerinin çeşitli konsantrasyonlarına maruz kaldıktan sonra tedavi edilen tüm parazitlerde motilite ve ölüm süresi açısından doza bağlı etkinlik gözlendi. S. occidentalis ve S. alexandrina, bireysel tedavi gruplarıyla karşılaştırıldığında kombinasyon halinde daha iyi etkinlik gösterdi. Histolojik çalışma ve taramalı elektron mikroskobik gözlemler, tedavi edilen tüm parazitlerde yüzey yapısında göze çarpan bir deformasyon olduğunu ortaya çıkardı. Taramalı elektron mikrografları ayrıca tedavi edilen solucanların vücut yüzeyinde büzülme, vakuolizasyon, katlanmalar ve kabarcıklar ortaya çıkardı. Tegumental enzimlerin aktiviteleri, kontrole kıyasla tüm tedavi gruplarında inhibe edildi.

                              Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen genel bulgular, üç Sinameki yaprağı ekstraktının ayrı ayrı ve kombinasyon halinde, vücut dokusuna ve nöral yayılmaya zarar vererek Paramphistomum gracile'ye karşı potansiyel antitrematosidal aktivite gösterdiğini ortaya koydu. Bu nedenle, bu çalışma, üç Senna özütünün de, çiftlik hayvanlarında trematod enfeksiyonlarına karşı yerli geleneksel tıp sisteminde potansiyel bir ilaç benzeri aday olarak kabul edilebileceğini doğruladı.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X