Nitrik oksit ve inflamasyon
Doç. Dr. Alper B. İSKİT
1. İnflamasyon
İnflamasyon, inflamatuar bir stim ulusa cevap olarak elde edilen dinamik, olaylar zinciridir. İnflamasyon alanında vazodilatasyonu takiben kan akımı değişiklikleri, damar permeabilite artışı, ödem sıvısı oluşumu, lokal lokosit birikimi gözlenir. Bu birbirini takip eden olayların gelişiminden çeşitli mediatörler sorumludur. İnflamasyonda mediatör çağı 1927 yılın-da Thomas Lewis’in, histaminin klasik olarak "üçlü cevap" olarak bilinen etkisini tanımlamasıyla başlamıştır. Lewis, dokunun künt travmaya maruz kalmasıyla açığa çıkan histaminin, doğrudan doğruya lokal kan damarlarına etki ederek travma bölgesinde:
1. Saniyeler içerisinde kızarıklık,
2. 15-30 saniye içinde, travmanın birkaç santimetre çevresine yayılan kırmızılık,
3. 2-3 dakika içinde vasküler permeabilite artışına bağlı olarak oluşan lokal ödem geliştiğini tanımlamıştır.
Histamin, inflamasyonda rol oynadığı gösterilen ilk mediatörlerden biri olmasına karşın, bu olayda çok sayıda mediatörün katkısının olduğu daha sonra gösterilmiştir. Bradikinin, P maddesi, 5-hidroksitriptamin, prostaglandinler, lökotrienler, PAF, kompleman sistemi ürünleri, trombin ... ve nitrik oksit bunlardan başlıcalarıdır. Nitrik oksitin inflamasyonun birçok aşamasında rol oynadığı bilinmektedir. Farklı ajanların uyarısı ile monositler, mast hücreleri, makrofajlar, Kupffer hücreleri ve nötrofiller nitrik oksit sentezleme yeteneklerine sahiptirler. Vazodilatasyon, vasküler permeabilitedeki değişim ve ekstravazasyon, lökosit migrasyonu (aktivasyonu) gibi inflamasyonla beraber giden olaylarda nitrik oksit önemli rol oynar (1).
2. Nitrik oksit (NO)
Aynı anda farklı hücre türlerinde sentezlenen, otokrin veya parakrin mediatör fonksiyonu gören NO, nitrik oksit sentaz (NOS) enzimi ile sentezlenmektedir. Bilinen üç NOS geninde sekiz DNA sekansı olduğu saptanmıştır: nöral NOS (nNOS), endotelyal NOS (eNOS), indüklenebilir NOS (iNOS). nNOS ve eNOS'a birlikte yapısal NOS (cNOS) denirken, iNOS uyaranlarla indüklenebilme özelliğine sahiptir. Endotoksin ve proinflamatuar sitokinlerin (bazı interlökinler, TNF ve interferon) iNOS'u indükleyerek NO üretimini arttırdığı gösterilmiştir. iNOS vasküler endotelyal hücreler, düz kas hücreleri, makrofajlar ve farklı parankim hücrelerini içeren çeşitli hücrelerce eksprese ve aktive edilmektedir (2). iNOS ekspresyonu için genellikle birkaç saate ihtiyaç vardır. Lipopolisakkaritler ile uyarılan makrofajlarda 2 saat sonra iNOS (mRNA) ve 4 saat sonra iNOS proteini meydana gelmektedir (3).
NOS stereospesifik olarak yarı esansiyel amino asit olan L-arjinini substrat olarak kullanmakta ve sonuçta NO ve L-citrulline oluşmaktadır. cNOS ve iNOS arasında bazı önemli farklılıklar vardır. İlk olarak cNOS aktivitesi hücre içine kalsiyum akışına bağlıyken iNOS aktivitesi için istirahat halinde hücre içindeki kalsiyum miktarı yeterlidir. cNOS aktivitesi kalsiyum akışı ile tetiklendiği için aktivite geçicidir ve az miktarda NO üretilir (pikomolar konsantrasyonda). Zıt o larak iNOS aktivitesi uzun sürer ve nanomolar düzeyinde NO oluşur (2).
Her iki enzimde NG-monometil-L-arjinin (L-NMMA), NG-nitro-L-arjinin-metil ester (L-NAME) veya NG-nitro-L-arjinin (L-NNA) gibi guanidin ucundaki değişiklik gösteren L-arjininin tarafından stereospesifik olarak inhibe edilmektedir. iNOS aktivitesi daha çok L-arjinin analoğu olan L-canavanin ve amino-guanidin tarafından inhibe edilmektedir. cNOS aktivitesi glukokortikoidlerden etkilenmezken, iNOS indüksiyonu gluko kortikoidlerce inhibe edilir. Bununla birlikte iNOS eksprese edildiyse aktivitesi glukokortikoidlerden etkilenmemektedir (3,4). NO aşırı üretimini azaltmanın en uygun yolu NOS için uygun substratı azaltan L-arjinin analogları kullanmaktır. NO'nun birçok etkisi çözünebilir hem içeren guanilat siklaz aktivasyonu ile oluşur. Sonuçta oluşan cGMP, hücre içi serbest kalsiyum seviyelerinde azalmaya neden olan hücre içi olayların tetiklenmesini sağlamaktadır. NO'nun biyolojik etkileri hücre içi kalsiyum seviyelerini etkileyen maddeler ile yakından ilişkilidir. Serbest oksijen radikali olarak NO oldukça reaktiftir ve birçok madde ile etkileşebilir. NO kanda hemoglobinin hem grubu ile etkileşerek hızlı bir şekilde nitrit ve nitrata metabolize olur. Kanda nitrat, NO'nun esas stabil biyoreaksiyon ürünüdür. Hemoglobin olmayan doku kültüründe esas stabil biyoreaksiyon ürünü nitrittir. NO ayrıca proteinlerin ve aminoasitlerin thiol (-SH) gruplarıile reaksiyona girer ve sonuçta sabit nitrosothioller oluşabilir (2, 3, 5).
NO’nun yararlı etkileri
NO molekülü pikomolar düzeylerde cNOS ile fizyolojik ve koruyucu etki gösterir. Nitrik oksit, fizyolojik şartlarda mukus salgısını ve epitelial hücrelerde sıvı sekresyonunu arttırarak mikroplara, toksinlere ve safra tuzları gibi irritan maddelere karşı koruyucu etki gösterir. Endotel kaynaklı NO farklı organlarda kan basıncı, kan akımı ve vasküler tonusun fizyolojik olarak düzenlenmesinde rol oynar. NO salınımı farklı reseptör bağımlı (asetilkolin, bradikinin, histamin, adenin nükleotidler ve serotonin) ve bağımsız (serbest yağ asitleri) agonistlerce uyarılabilir. Endotel hücreleri mekanoreseptörler gibi davranır ve dolaşımdaki kan tarafından endotele oluşturulan fiziksel bası kuvvetini biyokimyasal sinyallere dönüştürür (6).
NO’nun zararlı etkileri
NO nanomolar düzeylerde iNOS üzerinden proinflamatuar ve hasar oluşturucu etkiler gösterir. Oksidatif stres altında NO’nun apoptozisi, sitotoksisiteyi, mutagenezisi ve DNA hasarını arttırıcı etkisi vardır. Ayrıca NO demir-sülfür içeren enzimlerin fonksiyonunu değiştirir, mitokondrial solunumu bozucu zararlı etkiler gösterir (6). NO’nun süperoksitle reaksiyonu peroksinitrit üzerinden hidroksil ve nitrojen dioksit radikallerini oluşturur (7). Oluşan peroksinitrit hücrede nükleer bir enzim olan poli(ADP-riboz) sentazı (PARS) aktive eder. PARS enzimi nikotinamid adenin dinükleotidi substrat olarak kullanır. Sonuçta bu olay ATP tüketimine ve hücrenin ölümüne yol açabilir (8).
3. Sistemik İnflamatuvar Yanıt Sendromu (Systemic Inflammatory Response Syndrome; SIRS)
SIRS, endotoksemi, bakteriyemi, viremi, fungemi, sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği gibi birçok patolojinin ortak klinik görüntüsüdür. Sepsis "enfeksiyona sistemik inflamatuar yanıt" olarak tanımlanabilir. Özellikle Gram (-) bakterilerin meydana getirdiği SIRS, sık görülmesi, yüksek ölüm oranı (%30-90) ve kolay deneysel metodlar kurulabilmesi nedeniyle Gram (+)’lere göre daha çok araştırma konusu olmuştur. Birçok inflamatuar mediatörün bu tablo da rolü bilinmekle beraber son yirmi yıl içerisinde deneysel çalışmalar endotelden salınan mediatörler ve özellikle NO üzerinde yoğunlaşmıştır (9). Aslında SIRS çoğu zaman "endotel disfonksiyonu" ile beraber seyretmektedir.
4. SIRS iç in bazı deneysel hayvan modelleri
Endotoksin ile SIRS oluşturulması
Endotoksin, Gram (-) bakterilerin hücre dış duvarının en önemli komponenti olup temel olarak lipopolisakkarit (LPS) ve çeşitli oranlarda bakteri duvar komponentlerini içerir. LPS’de her serotip için farklı antijenik özellik taşıyan bir oligosakkarid zinciri, benzer bakteriler arasında aynı yapıyı gösteren bir kor oligosakkaridi ve tüm serotipler için aynı özelliğe sahip lipid komponenti, "Lipid A", bulunur. Literatürde LPS ve endotoksin aynı anlamda kullanılsada aralarında fark vardır. LPS saflaştırılmış glikolipid yapıya sahiptir. Endotoksin ise LPS’e ek olarak az miktarda hücre duvarı proteinleri, lipidler, lipoproteinler ve polisakkarit içerir. LPS toksisitesi çoğunlukla içerdiği Lipid A yapıdan kaynaklanır. Sıçanlarda tek doz bolus yüksek endotoksin uygulaması vazodilatasyon, kardiyovasküler kollaps ve erken ölüme neden olur. Düşük doz ise hiperdinamik cevap ve kardiyak debi artışı yapar. Deneysel model sonucunda oluşan tablo "enfeksiyona sistemik inflamatuar yanıt” benzeridir.
LPS genelde liyofilize toz halinde ticari olarak temin edilir. Liyofilizasyon işlemi fenol eksraksiyonu, triklorasetikasid ekstraksiyonu, fenol-kloroform-eter ekstraksiyonu, jel filtrasyon gibi farklı kimyasal işlemler uygulanarak üretici firmalar tarafından yapılır. E. coli, Salmonella typhimurium, Klebsiella pneumoniae, Pseu-domonas aeruginosa gibi birçok Gram (-) bakteriden elde edilmesine rağmen deneysel septik şok çalışmaları E. coli’den elde edilen LPS’ler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu grupta 026:B6, O55:B5, O111:B4 gibi farklı serotiplere sahip farklı suşlardan elde edilmiş LPS türleri mevcuttur. Toz halindeki LPS planlanan deneysel çalışma prokollerine göre suda çözünerek deney hayvanlarına periton veya damar içine tek doz veya infüzyon şeklinde verilir. Literatür incelendiğinde uygulanacak dozun 1 mg/kg ile 80-100 mg/kg aralığıda geniş bir doz aralığına sahip olduğu gözlenebilir (10, 11, 12, 13, 14). Sağkalım (survival) çalışmalarında dozlar genelde yüksektir (15).
Sıklıkla SIRS oluşturmak ve inflamasyonu indüklemek için LPS kullanılmıştır. Enfeksiyona bağlı insan SIRS’da ve septik şokta meningokoksemi hariç düşük veya saptamayacak düzeyde LPS bulunmaktadır. Ayrıca insan SIRS olgularının yaklaşık yarısından sorumlu olan gram-pozitif sepsiste, LPS bulunmamaktadır. Verilen tek tip mikroorganizmaya ait LPS, insan septik şok tablosundaki çeşitli türlerdeki canlı bakterilerin yerini tutmamaktadır. Bu nedenle çeşitli mikroorganizmaların gözlendiği çeşitli “çekal bağlama ve delme” modelleri bazı araştırıcılar tarafından deneysel hayvan modeli olarak tercih edilir.
Çekal bağlama ve delme (cecal ligation and puncture; CLP) ile SIRS oluşturulması
Cerrahi yoğun bakım ünitelerinde gözlenen en sık SIRS nedeni gastrointestinal sistem duvarının bütünlüğünün bozulmasıdır (perfore apandisit, divertikülit, kolon perforas-yonu gibi). Bu durumu taklit etmek için bazı deneysel modeller geliştirilmiştir. En çok kullanılan deneysel model CLP’dir. Diğer modellerden farklı olarak çok çeşitli mikroorganizmaların (polimikrobial) gözlendiği enfeksiyona bağlı sistemik inflamasyon tablosu gelişir. Kan ve dokularda artan sayıda bakterinin bulunması, SIRS ve septik şoktaki rastlanan problemleri LPS kullanılan modellerden daha yakın taklit etmektedir. Uygulaması kolay ve ucuzdur. LPS veya dışarıdan bakteri uygulamasına gerek yoktur.
Öncelikle sıçanlarda tarif edilmesine rağmen fare ve koyunlarda da uygulanmıştır. Anestezi altındaki hayvanlarda barsak geçişini bozmaksızın çekumun standart bir iplik ile bağlanması ve daha sonra bağlanan kısmın standart ölçüdeki bir enjektör iğnesi ile bir veya iki kez delinmesi esasına dayanır. Gaita geçişi devam eder. Operasyon sonrasında karın boşluğu kap atılarak hayvanlara ağırlıklarına göre cilt altına sıvı verilir (resusitasyon). Oluşan sistemik inflamasyon tablosu hayvan türüne, hayvanın aç veya tok olmasına , delme amacıyla kullanılan iğnenin çapına, delme sayısına, farklı seviyelerde çekum bağlanmasına, barsak geçişinin durmasına , resusitasyon amacıyla sıvı veriliş şekline göre değişebilir (16).
Zymosan ile oluşturulan çoklu organ yetmezliği ve SIRS
Zymosan Saccharomyces cerevisiae mantarının hücre duvarından elde edilir. Yapı olarak %73 polisakkarit, %15 protein, %7 lipid ve çeşitli inorganik yapılar ihtiva eder. Deney hayvanlarına verilmesini takiben birçok inflamatuar mediatörün açığa çıkışına ve uzamış inflamasyon yanıtına neden olur. LPS verilerek veya CLP ile oluşturulan modellerin aksine zymosan daha uzun dönemli, üç fazlı inflamasyon tablosu ortaya çıkarır. Kronik çalışmalar için uygun bir modeldir. 0.8-1.0 mg/g (vücut ağırlığı) dozda uygulandığında birinci fazda akut peritonit ve ölümler, ikinci fazda nisbi düzelme, üçüncü fazda ise yaygın sistemik inflamasyonu takiben çoklu organ yetmezliği ve beraberinde ölümler gözlenir. Enfeksiyonun ön planda olmadığı kronik, yaygın sistemik inflamatuvar yanıtın incelenebileceği deneysel bir modeldir (17).
5. Deneysel SIRS hayvan modellerinde, NO ile ilişkili bazı bulgular
SIRS deneysel modellerinde mezenterik iskemi gözlenir
Zymosan ve düşük dozlarda endotoksin ile oluşturulan deneysel hayvan modellerinde, mezenterik damar yatağında iskemi oluşmakta ve damarsal rezistans artmaktadır. Bu durum yaygın vazodilatasyona bağlı hipotansiyon ile karakaterize septik şok tablosu ile çelişmektedir. Mezenterik damar yatağında rezistans artışının L-arjinin-nitrik oksit yolağı ile ilişkisi tartışmalıdır. L-NAME gibi non-selektif NOS inhibitörleri, L-canavanine gibi selektif iNOS inhibitörleri hasarı etkilemezken, diğer selektif iNOS inhibitörü aminoguanidin bu artışı önlemektedir. Ayrıca endotelin reseptör antagonisti bosentan da rezistans artışını önlemektedir (10, 18).
İleri evre SIRS’da vazokonstriktörlere karşı vasküler cevapsızlık ve hipotansiyon oluşur
Enfeksiyona bağlı SIRS’ın ileri safhalarında septik şok tablosu ortaya çıkar ve hipotansiyon ile karakterize progresif dolaşım yetmezliği gelişir. Bu olayın devamında oluşan tablo terminal septik şok olarak adlandırılır ve sistolik kan basıncının 90 mmHg’dan az olduğu, hastaların sıvı ve vazoaktif ilaçlarla tedaviye yanıt vermedikleri durum olarak kabul edilir (katekolaminlere vasküler hipore-aktivite). Düşük doz LPS sonrası iNOS aktivitesinin aminoguanidin ile blokajıin vivoşartlarda vasküler cevapsızlık ve hipotansiyonun oluşumunu önler (12).
SIRS’da barsak duvarından bakteriyel translokasyon gözlenir
Deneysel hayvan modellerinde, düşük dozlarda endotoksin veya zymosan uygulanması sonrasında, barsak duvarından bakteriyel translokasyon gözlenir. Barsak dokusunun fizyolojik bariyer fonksiyonunun barsak lümenin içeriği ile doku kan akımına bağımlı olduğu bilinmektedir. SIRS’da gözlenen ölçüde şiddetli mezenterik rezistans artışına bağlı barsak iskemisinin barsak duvarının bütünlüğünü bozması ve lümende bulunan fırsatçı mikroorganizmalann dolaşıma geçmesi mümkündür (19). Bu hipotezin doğru olduğu deneysel olarak çok düşük dozda endotoksin verilmesi sonucu mezenterik lenf nodları dalak, karaciğer ve sistemik dolaşımda canlı koloni oluşturabilir bakterilerin bulunduğunun gösterilmesi ile kanıtlanmıştır. Benzer şekilde bu durum iNOS blokörü aminoguanidin ön tedavisi ile engellenebilir (20).
Düşük doz endotoksin ile oluşturulan SIRS’da, endotoksin ön-tedavisi, daha sonraki yüksek dozun yapacağı hasarı arttırır
Düşük doz endotoksin ön tedavisi ile endotoksinin bazı etkilerine karşı "tolerant" hale getirilmiş farelerin, aradan bir kaç gün geçtikten sonra uygulanan yüksek doz endotoksinin etkilerine daha dayanıklı hale gelmeleri beklenebilir. Düşük doz endotoksin ön tedavisi görmüş farelere dört gün sonra yüksek doz endotoksin uygulandığında mezenterik kan akımlan kontrol grubuna oranla daha da düşük seviyeye inmiştir. Endotoksinin normalde oluşturduğu barsak iskemisi daha da şiddetlenmiştir. Bu sonuçlar, düşük doz endotoksin öntedavisinin daha sonraki inflamasyon yanıtı için koruyucu olmadığını göstermektedir (11, 19).
SIRS’da çeşitli orgnlarda histopatolojik hasar oluşur
Zymosan, düşük dozlarda endotoksin veya CLP ile oluşturulan deneysel SIRS modellerinde morfolojik olarak dokularda hasar oluşmaktadır (10,18,21). Böbrek, akciğer, karaciğer, dalak gibi organlarda gözlenen hasarı genelde parankim harabiyeti, hemokonjesyon, inflamatuvar lenfositik infiltrasyon ile karakterize olan ağırlık artışı oluşturmaktadır. Ayrıca karaciğere özgü "spotty nekroz" ve dalağa özgü "kapsül içine kanama" da gözlenebilir. Tüm bu patolojik değişikliklerin L-arjinin-nitrik oksit yolağı ile ilişkisi tartışmalıdır. L-NAME gibi nonselektif NOS inhibitör-leri, L-canavanine gibi selektif iNOS inhibitörü has arı etkilemezken, diğer selektif iNOS inhi-bitörü aminoguanidin organ hasarını önle-mektedir. Ayrıca endotelin reseptör antago-nisti bosentan varlığında da organ hasarı tamamen ortadan kalkmaktadır.
İleri safha SIRS yüksek mortalite ile seyreder
SIRS’ın ileri safhalarında gelişecek olan septik şok %30-90 gibi yüksek mortalite oranıile seyreder (9). SIRS ve septik şokta sağ-kalım (survival) çalışmalarında NO blokajı erken dönemde yaşam oranını artırırken, uzun dönemde faydasız bulunmuştur (15). Özellikle deneysel septik şok modellerinde erken hiperdinamik fazda NOS blokajı, geç hipodinamik fazda endotelin reseptör blokajıyeni bir tedavi yaklaşımı olarak tanımlanmıştır (15,22,23)
Literatürde SIRS ve septik şok konularında NO ile ilişkili yapılan deneysel çalışmaların sonuçları arasında farklılıklar mevcuttur. Bunun nedeni kullanılan hayvanlar (tür farkı) ve modeller, NOS inhibitörlerinin dozu ve tipi, özellikle NOS inhibitörlerinin uygulama zamanları arasındaki farklılıklarla açıklanabilir. Sistemik inflamasyon ve septik şokta NO’nun rolü hakkında çalışmalar devam etmektedir.
Teşekkür
Bu metinde özetlenen “Sistemik İnflamatuvar Yanıt Sendromu-septik şok” ile ilgili bulguların büyük bölümü, kendi laboratuvarlarımızda 1995 yılından bu yana devam eden deneysel çalışmaların sonuçlarına dayanmaktadır. Halen bu konulardaki çalışmalarımızın beraber devam ettiği Prof. Dr. M. Oğuz Güç, Dr. Nadir Ulu’ya ve diğer emeği geçen eski çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Doç. Dr. Alper B. İskit, Türkiye Bilimler Akademisi Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı (TUBA-GEBİP) tarafından desteklenmektedir (EA-TUBA-GEBIP/2001-2-11).
KAYNAKLAR
1. Coleman, J.W ., 2001. Nitric oxide in immunity and inflammation. Int. Immunopharmacol. 1(8), 1397-1406.
2. Moncada, S., Palmer, R.M.J., Higgs, E.A., 1991. Nitric oxide: physiology, pathophysiology and pharmacology. Pharmacol. Rev. 43, 109-143.
3. Schulz, R., Nava, E., Moncada, S.,1992. Induction and potential biological relevance of a Ca2+ independent nitric oxide synthase in the myocardium. Br. J. Pharmacol. 105, 575-580.
4. Iskit, A.B., Guc, M.O, Ilhan, M., 1997. L-canavanine and dexamethasone attenuate endotoxin-induced suppression of ischaemia-reperfusion arrhythmias. Eur. J. Pharmacol. 326, 183-190.
5. Lipton, S. A., Choi, Y-B., Pan, Z-H., Lei, S. Z., Chen, H-S. V., Sucher, N. J., Loscalzo, J., Singel, D. J., Stamler, J. S., 1993. A redox-based mechanism for the neuroprotective and
neurodestructive effects of nitric oxide and related nitroso-compounds. Nature 364, 626-632.
6. Gross, S.S., Wolin, M.S., 1995. Nitric oxide: Pathophysiological mechanisms. Annu. Rev. Physiol. 57, 737-769.
7. Beckman, J.S., Beckman, T.W., Chen, J., Marshall, P.A., Freeman, B.A., 1990. Apparent hydroxyl radical production by peroxynitrite: Implications for endothelial injury from nitric oxide and superoxide. Proc. Natl. Acad. Sci. USA 87,1620-1624.
8. Szabo, C.,1998. Role of poly (ADP-ribose) synthase in inflammation. Eur. J. Pharmacol. 350,1-19.
9. Rangel-Frausto, M.S., Pittet, D., Costigan, M., Hwang, T., Davis, C., Wenzel, R.P., 1995. The natural history of the systemic inflammatory response syndrome (SIRS). J. Am. Med. Assoc.273, 117-123.
10. Iskit, A.B., Sungur, A., Gedikoglu, G., Guc, M.O., 1999. The effects of bosentan, aminoguanidine and L-canavanine on mesenteric blood flow, spleen and liver in endotoxaemic mice. Eur. J. Pharm acol. 379, 73-80.
11. Baykal, A., Iskit, A.B., Kaynaroglu, V., Guc, M.O., Sayek, I., Sanac, Y., 1999. Effects of adrenaline or endotoxin tolerance states on mesenteric blood flow in endotoxaemia. Aus. N.Z.J. Surg 69, 134-137.
12. Kavuklu, B., Iskit, A.B., Guc, M.O., Ilhan, M., Sayek, I., 2000. Aminoguanidine atte nuates endotoxin-induced mesenteric vascular hyporeactivity. Br. J. Surg.87, 448-453.
13. Baykal, A., Kavuklu, B., Iskit, A.B., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., 2000. An experimental study of the effect of nitric oxide inhibition on mesenteric blood flow and interleukin-10 levels in lipopolysaccharide. World. J. Surg. 24(9), 1116-1120.
14. Baykal, A., Iskit, A.B., Hamaloglu, E., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., 2000. Melatonin modulates mesenteric blood flow and TNF alfa concentrations after lipopolysaccharide challenge. Eur. J. Surg. 166, 722-727.
15. Iskit, A.B., Guc, M.O., 2001. The timing of endothelin and nitric oxide inhibition affects survival in a mice model of septic shock.Eur. J. Pharmacol. 414, 281-287.
16. Baker, C.C., Chaudry, I.H., Gaines, H.O., et al., 1983. Evaluation of factors affecting mortality rate after sepsis in a murine cecal ligation and puncture model. Surgery 94(2), 331-335.
17. Volman, T.J., Hendriks, T., Goris, R.J., 2005. Zymosan-induced generalized inflammation: experimental studies into mechanisms leading to multiple organ dysfunction syndrome. Shock 23(4), 291-297.
18. Tanriverdi, P., Yuksel, B.C., Rasa, K., Guler, G., Iskit, A.B., Guc, M.O., Korkmaz, A., 2005. The effects of selective nitric oxide synthase blockers on mesenteric blood flow, organ injury and survival induced by zymosan. J. Surg. Res. 124(1), 67-73.
19. Baykal, A., Iskit, A.B., Kaynaroglu, V., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., Sanac, Y., 2000. Adrenaline tolerance does not prevent bacterial translocation in a murine burn model. Int. J. Surg. 85(1), 18-22.
20. Kavuklu, B., Agalar, C., Guc, M.O., Saye k, I., 1998. Evidence that aminoguanidine inhibits endotoxin-induced bacterial translocation. Br. J. Surg. 85(8),1103-1106.
21. Iskit, A.B., Senel, I., Sokmensuer, C., Guc, M.O., 2004. Endothelin receptor antagonist bosentan improves survival in a murine caecal ligation and puncture model of septic shock. Eur. J. Pharmacol. 506, 83-88.
22. Iskit, A.B., Guc, O., 2003. Effects of endothelin and nitric oxide on organ injury, mesenteric ischemia, and survival in experimental models of septic shock. Acta. Pharmacol. Sin. 24(10), 953-957.
23. Iskit, A.B., Guc, M.O., 2004. A new therapeutic approach for the treatment of sepsis. Med. Hypotheses 62(3), 342-345.
Doç. Dr. Alper B. İSKİT
1. İnflamasyon
İnflamasyon, inflamatuar bir stim ulusa cevap olarak elde edilen dinamik, olaylar zinciridir. İnflamasyon alanında vazodilatasyonu takiben kan akımı değişiklikleri, damar permeabilite artışı, ödem sıvısı oluşumu, lokal lokosit birikimi gözlenir. Bu birbirini takip eden olayların gelişiminden çeşitli mediatörler sorumludur. İnflamasyonda mediatör çağı 1927 yılın-da Thomas Lewis’in, histaminin klasik olarak "üçlü cevap" olarak bilinen etkisini tanımlamasıyla başlamıştır. Lewis, dokunun künt travmaya maruz kalmasıyla açığa çıkan histaminin, doğrudan doğruya lokal kan damarlarına etki ederek travma bölgesinde:
1. Saniyeler içerisinde kızarıklık,
2. 15-30 saniye içinde, travmanın birkaç santimetre çevresine yayılan kırmızılık,
3. 2-3 dakika içinde vasküler permeabilite artışına bağlı olarak oluşan lokal ödem geliştiğini tanımlamıştır.
Histamin, inflamasyonda rol oynadığı gösterilen ilk mediatörlerden biri olmasına karşın, bu olayda çok sayıda mediatörün katkısının olduğu daha sonra gösterilmiştir. Bradikinin, P maddesi, 5-hidroksitriptamin, prostaglandinler, lökotrienler, PAF, kompleman sistemi ürünleri, trombin ... ve nitrik oksit bunlardan başlıcalarıdır. Nitrik oksitin inflamasyonun birçok aşamasında rol oynadığı bilinmektedir. Farklı ajanların uyarısı ile monositler, mast hücreleri, makrofajlar, Kupffer hücreleri ve nötrofiller nitrik oksit sentezleme yeteneklerine sahiptirler. Vazodilatasyon, vasküler permeabilitedeki değişim ve ekstravazasyon, lökosit migrasyonu (aktivasyonu) gibi inflamasyonla beraber giden olaylarda nitrik oksit önemli rol oynar (1).
2. Nitrik oksit (NO)
Aynı anda farklı hücre türlerinde sentezlenen, otokrin veya parakrin mediatör fonksiyonu gören NO, nitrik oksit sentaz (NOS) enzimi ile sentezlenmektedir. Bilinen üç NOS geninde sekiz DNA sekansı olduğu saptanmıştır: nöral NOS (nNOS), endotelyal NOS (eNOS), indüklenebilir NOS (iNOS). nNOS ve eNOS'a birlikte yapısal NOS (cNOS) denirken, iNOS uyaranlarla indüklenebilme özelliğine sahiptir. Endotoksin ve proinflamatuar sitokinlerin (bazı interlökinler, TNF ve interferon) iNOS'u indükleyerek NO üretimini arttırdığı gösterilmiştir. iNOS vasküler endotelyal hücreler, düz kas hücreleri, makrofajlar ve farklı parankim hücrelerini içeren çeşitli hücrelerce eksprese ve aktive edilmektedir (2). iNOS ekspresyonu için genellikle birkaç saate ihtiyaç vardır. Lipopolisakkaritler ile uyarılan makrofajlarda 2 saat sonra iNOS (mRNA) ve 4 saat sonra iNOS proteini meydana gelmektedir (3).
NOS stereospesifik olarak yarı esansiyel amino asit olan L-arjinini substrat olarak kullanmakta ve sonuçta NO ve L-citrulline oluşmaktadır. cNOS ve iNOS arasında bazı önemli farklılıklar vardır. İlk olarak cNOS aktivitesi hücre içine kalsiyum akışına bağlıyken iNOS aktivitesi için istirahat halinde hücre içindeki kalsiyum miktarı yeterlidir. cNOS aktivitesi kalsiyum akışı ile tetiklendiği için aktivite geçicidir ve az miktarda NO üretilir (pikomolar konsantrasyonda). Zıt o larak iNOS aktivitesi uzun sürer ve nanomolar düzeyinde NO oluşur (2).
Her iki enzimde NG-monometil-L-arjinin (L-NMMA), NG-nitro-L-arjinin-metil ester (L-NAME) veya NG-nitro-L-arjinin (L-NNA) gibi guanidin ucundaki değişiklik gösteren L-arjininin tarafından stereospesifik olarak inhibe edilmektedir. iNOS aktivitesi daha çok L-arjinin analoğu olan L-canavanin ve amino-guanidin tarafından inhibe edilmektedir. cNOS aktivitesi glukokortikoidlerden etkilenmezken, iNOS indüksiyonu gluko kortikoidlerce inhibe edilir. Bununla birlikte iNOS eksprese edildiyse aktivitesi glukokortikoidlerden etkilenmemektedir (3,4). NO aşırı üretimini azaltmanın en uygun yolu NOS için uygun substratı azaltan L-arjinin analogları kullanmaktır. NO'nun birçok etkisi çözünebilir hem içeren guanilat siklaz aktivasyonu ile oluşur. Sonuçta oluşan cGMP, hücre içi serbest kalsiyum seviyelerinde azalmaya neden olan hücre içi olayların tetiklenmesini sağlamaktadır. NO'nun biyolojik etkileri hücre içi kalsiyum seviyelerini etkileyen maddeler ile yakından ilişkilidir. Serbest oksijen radikali olarak NO oldukça reaktiftir ve birçok madde ile etkileşebilir. NO kanda hemoglobinin hem grubu ile etkileşerek hızlı bir şekilde nitrit ve nitrata metabolize olur. Kanda nitrat, NO'nun esas stabil biyoreaksiyon ürünüdür. Hemoglobin olmayan doku kültüründe esas stabil biyoreaksiyon ürünü nitrittir. NO ayrıca proteinlerin ve aminoasitlerin thiol (-SH) gruplarıile reaksiyona girer ve sonuçta sabit nitrosothioller oluşabilir (2, 3, 5).
NO’nun yararlı etkileri
NO molekülü pikomolar düzeylerde cNOS ile fizyolojik ve koruyucu etki gösterir. Nitrik oksit, fizyolojik şartlarda mukus salgısını ve epitelial hücrelerde sıvı sekresyonunu arttırarak mikroplara, toksinlere ve safra tuzları gibi irritan maddelere karşı koruyucu etki gösterir. Endotel kaynaklı NO farklı organlarda kan basıncı, kan akımı ve vasküler tonusun fizyolojik olarak düzenlenmesinde rol oynar. NO salınımı farklı reseptör bağımlı (asetilkolin, bradikinin, histamin, adenin nükleotidler ve serotonin) ve bağımsız (serbest yağ asitleri) agonistlerce uyarılabilir. Endotel hücreleri mekanoreseptörler gibi davranır ve dolaşımdaki kan tarafından endotele oluşturulan fiziksel bası kuvvetini biyokimyasal sinyallere dönüştürür (6).
NO’nun zararlı etkileri
NO nanomolar düzeylerde iNOS üzerinden proinflamatuar ve hasar oluşturucu etkiler gösterir. Oksidatif stres altında NO’nun apoptozisi, sitotoksisiteyi, mutagenezisi ve DNA hasarını arttırıcı etkisi vardır. Ayrıca NO demir-sülfür içeren enzimlerin fonksiyonunu değiştirir, mitokondrial solunumu bozucu zararlı etkiler gösterir (6). NO’nun süperoksitle reaksiyonu peroksinitrit üzerinden hidroksil ve nitrojen dioksit radikallerini oluşturur (7). Oluşan peroksinitrit hücrede nükleer bir enzim olan poli(ADP-riboz) sentazı (PARS) aktive eder. PARS enzimi nikotinamid adenin dinükleotidi substrat olarak kullanır. Sonuçta bu olay ATP tüketimine ve hücrenin ölümüne yol açabilir (8).
3. Sistemik İnflamatuvar Yanıt Sendromu (Systemic Inflammatory Response Syndrome; SIRS)
SIRS, endotoksemi, bakteriyemi, viremi, fungemi, sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği gibi birçok patolojinin ortak klinik görüntüsüdür. Sepsis "enfeksiyona sistemik inflamatuar yanıt" olarak tanımlanabilir. Özellikle Gram (-) bakterilerin meydana getirdiği SIRS, sık görülmesi, yüksek ölüm oranı (%30-90) ve kolay deneysel metodlar kurulabilmesi nedeniyle Gram (+)’lere göre daha çok araştırma konusu olmuştur. Birçok inflamatuar mediatörün bu tablo da rolü bilinmekle beraber son yirmi yıl içerisinde deneysel çalışmalar endotelden salınan mediatörler ve özellikle NO üzerinde yoğunlaşmıştır (9). Aslında SIRS çoğu zaman "endotel disfonksiyonu" ile beraber seyretmektedir.
4. SIRS iç in bazı deneysel hayvan modelleri
Endotoksin ile SIRS oluşturulması
Endotoksin, Gram (-) bakterilerin hücre dış duvarının en önemli komponenti olup temel olarak lipopolisakkarit (LPS) ve çeşitli oranlarda bakteri duvar komponentlerini içerir. LPS’de her serotip için farklı antijenik özellik taşıyan bir oligosakkarid zinciri, benzer bakteriler arasında aynı yapıyı gösteren bir kor oligosakkaridi ve tüm serotipler için aynı özelliğe sahip lipid komponenti, "Lipid A", bulunur. Literatürde LPS ve endotoksin aynı anlamda kullanılsada aralarında fark vardır. LPS saflaştırılmış glikolipid yapıya sahiptir. Endotoksin ise LPS’e ek olarak az miktarda hücre duvarı proteinleri, lipidler, lipoproteinler ve polisakkarit içerir. LPS toksisitesi çoğunlukla içerdiği Lipid A yapıdan kaynaklanır. Sıçanlarda tek doz bolus yüksek endotoksin uygulaması vazodilatasyon, kardiyovasküler kollaps ve erken ölüme neden olur. Düşük doz ise hiperdinamik cevap ve kardiyak debi artışı yapar. Deneysel model sonucunda oluşan tablo "enfeksiyona sistemik inflamatuar yanıt” benzeridir.
LPS genelde liyofilize toz halinde ticari olarak temin edilir. Liyofilizasyon işlemi fenol eksraksiyonu, triklorasetikasid ekstraksiyonu, fenol-kloroform-eter ekstraksiyonu, jel filtrasyon gibi farklı kimyasal işlemler uygulanarak üretici firmalar tarafından yapılır. E. coli, Salmonella typhimurium, Klebsiella pneumoniae, Pseu-domonas aeruginosa gibi birçok Gram (-) bakteriden elde edilmesine rağmen deneysel septik şok çalışmaları E. coli’den elde edilen LPS’ler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu grupta 026:B6, O55:B5, O111:B4 gibi farklı serotiplere sahip farklı suşlardan elde edilmiş LPS türleri mevcuttur. Toz halindeki LPS planlanan deneysel çalışma prokollerine göre suda çözünerek deney hayvanlarına periton veya damar içine tek doz veya infüzyon şeklinde verilir. Literatür incelendiğinde uygulanacak dozun 1 mg/kg ile 80-100 mg/kg aralığıda geniş bir doz aralığına sahip olduğu gözlenebilir (10, 11, 12, 13, 14). Sağkalım (survival) çalışmalarında dozlar genelde yüksektir (15).
Sıklıkla SIRS oluşturmak ve inflamasyonu indüklemek için LPS kullanılmıştır. Enfeksiyona bağlı insan SIRS’da ve septik şokta meningokoksemi hariç düşük veya saptamayacak düzeyde LPS bulunmaktadır. Ayrıca insan SIRS olgularının yaklaşık yarısından sorumlu olan gram-pozitif sepsiste, LPS bulunmamaktadır. Verilen tek tip mikroorganizmaya ait LPS, insan septik şok tablosundaki çeşitli türlerdeki canlı bakterilerin yerini tutmamaktadır. Bu nedenle çeşitli mikroorganizmaların gözlendiği çeşitli “çekal bağlama ve delme” modelleri bazı araştırıcılar tarafından deneysel hayvan modeli olarak tercih edilir.
Çekal bağlama ve delme (cecal ligation and puncture; CLP) ile SIRS oluşturulması
Cerrahi yoğun bakım ünitelerinde gözlenen en sık SIRS nedeni gastrointestinal sistem duvarının bütünlüğünün bozulmasıdır (perfore apandisit, divertikülit, kolon perforas-yonu gibi). Bu durumu taklit etmek için bazı deneysel modeller geliştirilmiştir. En çok kullanılan deneysel model CLP’dir. Diğer modellerden farklı olarak çok çeşitli mikroorganizmaların (polimikrobial) gözlendiği enfeksiyona bağlı sistemik inflamasyon tablosu gelişir. Kan ve dokularda artan sayıda bakterinin bulunması, SIRS ve septik şoktaki rastlanan problemleri LPS kullanılan modellerden daha yakın taklit etmektedir. Uygulaması kolay ve ucuzdur. LPS veya dışarıdan bakteri uygulamasına gerek yoktur.
Öncelikle sıçanlarda tarif edilmesine rağmen fare ve koyunlarda da uygulanmıştır. Anestezi altındaki hayvanlarda barsak geçişini bozmaksızın çekumun standart bir iplik ile bağlanması ve daha sonra bağlanan kısmın standart ölçüdeki bir enjektör iğnesi ile bir veya iki kez delinmesi esasına dayanır. Gaita geçişi devam eder. Operasyon sonrasında karın boşluğu kap atılarak hayvanlara ağırlıklarına göre cilt altına sıvı verilir (resusitasyon). Oluşan sistemik inflamasyon tablosu hayvan türüne, hayvanın aç veya tok olmasına , delme amacıyla kullanılan iğnenin çapına, delme sayısına, farklı seviyelerde çekum bağlanmasına, barsak geçişinin durmasına , resusitasyon amacıyla sıvı veriliş şekline göre değişebilir (16).
Zymosan ile oluşturulan çoklu organ yetmezliği ve SIRS
Zymosan Saccharomyces cerevisiae mantarının hücre duvarından elde edilir. Yapı olarak %73 polisakkarit, %15 protein, %7 lipid ve çeşitli inorganik yapılar ihtiva eder. Deney hayvanlarına verilmesini takiben birçok inflamatuar mediatörün açığa çıkışına ve uzamış inflamasyon yanıtına neden olur. LPS verilerek veya CLP ile oluşturulan modellerin aksine zymosan daha uzun dönemli, üç fazlı inflamasyon tablosu ortaya çıkarır. Kronik çalışmalar için uygun bir modeldir. 0.8-1.0 mg/g (vücut ağırlığı) dozda uygulandığında birinci fazda akut peritonit ve ölümler, ikinci fazda nisbi düzelme, üçüncü fazda ise yaygın sistemik inflamasyonu takiben çoklu organ yetmezliği ve beraberinde ölümler gözlenir. Enfeksiyonun ön planda olmadığı kronik, yaygın sistemik inflamatuvar yanıtın incelenebileceği deneysel bir modeldir (17).
5. Deneysel SIRS hayvan modellerinde, NO ile ilişkili bazı bulgular
SIRS deneysel modellerinde mezenterik iskemi gözlenir
Zymosan ve düşük dozlarda endotoksin ile oluşturulan deneysel hayvan modellerinde, mezenterik damar yatağında iskemi oluşmakta ve damarsal rezistans artmaktadır. Bu durum yaygın vazodilatasyona bağlı hipotansiyon ile karakaterize septik şok tablosu ile çelişmektedir. Mezenterik damar yatağında rezistans artışının L-arjinin-nitrik oksit yolağı ile ilişkisi tartışmalıdır. L-NAME gibi non-selektif NOS inhibitörleri, L-canavanine gibi selektif iNOS inhibitörleri hasarı etkilemezken, diğer selektif iNOS inhibitörü aminoguanidin bu artışı önlemektedir. Ayrıca endotelin reseptör antagonisti bosentan da rezistans artışını önlemektedir (10, 18).
İleri evre SIRS’da vazokonstriktörlere karşı vasküler cevapsızlık ve hipotansiyon oluşur
Enfeksiyona bağlı SIRS’ın ileri safhalarında septik şok tablosu ortaya çıkar ve hipotansiyon ile karakterize progresif dolaşım yetmezliği gelişir. Bu olayın devamında oluşan tablo terminal septik şok olarak adlandırılır ve sistolik kan basıncının 90 mmHg’dan az olduğu, hastaların sıvı ve vazoaktif ilaçlarla tedaviye yanıt vermedikleri durum olarak kabul edilir (katekolaminlere vasküler hipore-aktivite). Düşük doz LPS sonrası iNOS aktivitesinin aminoguanidin ile blokajıin vivoşartlarda vasküler cevapsızlık ve hipotansiyonun oluşumunu önler (12).
SIRS’da barsak duvarından bakteriyel translokasyon gözlenir
Deneysel hayvan modellerinde, düşük dozlarda endotoksin veya zymosan uygulanması sonrasında, barsak duvarından bakteriyel translokasyon gözlenir. Barsak dokusunun fizyolojik bariyer fonksiyonunun barsak lümenin içeriği ile doku kan akımına bağımlı olduğu bilinmektedir. SIRS’da gözlenen ölçüde şiddetli mezenterik rezistans artışına bağlı barsak iskemisinin barsak duvarının bütünlüğünü bozması ve lümende bulunan fırsatçı mikroorganizmalann dolaşıma geçmesi mümkündür (19). Bu hipotezin doğru olduğu deneysel olarak çok düşük dozda endotoksin verilmesi sonucu mezenterik lenf nodları dalak, karaciğer ve sistemik dolaşımda canlı koloni oluşturabilir bakterilerin bulunduğunun gösterilmesi ile kanıtlanmıştır. Benzer şekilde bu durum iNOS blokörü aminoguanidin ön tedavisi ile engellenebilir (20).
Düşük doz endotoksin ile oluşturulan SIRS’da, endotoksin ön-tedavisi, daha sonraki yüksek dozun yapacağı hasarı arttırır
Düşük doz endotoksin ön tedavisi ile endotoksinin bazı etkilerine karşı "tolerant" hale getirilmiş farelerin, aradan bir kaç gün geçtikten sonra uygulanan yüksek doz endotoksinin etkilerine daha dayanıklı hale gelmeleri beklenebilir. Düşük doz endotoksin ön tedavisi görmüş farelere dört gün sonra yüksek doz endotoksin uygulandığında mezenterik kan akımlan kontrol grubuna oranla daha da düşük seviyeye inmiştir. Endotoksinin normalde oluşturduğu barsak iskemisi daha da şiddetlenmiştir. Bu sonuçlar, düşük doz endotoksin öntedavisinin daha sonraki inflamasyon yanıtı için koruyucu olmadığını göstermektedir (11, 19).
SIRS’da çeşitli orgnlarda histopatolojik hasar oluşur
Zymosan, düşük dozlarda endotoksin veya CLP ile oluşturulan deneysel SIRS modellerinde morfolojik olarak dokularda hasar oluşmaktadır (10,18,21). Böbrek, akciğer, karaciğer, dalak gibi organlarda gözlenen hasarı genelde parankim harabiyeti, hemokonjesyon, inflamatuvar lenfositik infiltrasyon ile karakterize olan ağırlık artışı oluşturmaktadır. Ayrıca karaciğere özgü "spotty nekroz" ve dalağa özgü "kapsül içine kanama" da gözlenebilir. Tüm bu patolojik değişikliklerin L-arjinin-nitrik oksit yolağı ile ilişkisi tartışmalıdır. L-NAME gibi nonselektif NOS inhibitör-leri, L-canavanine gibi selektif iNOS inhibitörü has arı etkilemezken, diğer selektif iNOS inhi-bitörü aminoguanidin organ hasarını önle-mektedir. Ayrıca endotelin reseptör antago-nisti bosentan varlığında da organ hasarı tamamen ortadan kalkmaktadır.
İleri safha SIRS yüksek mortalite ile seyreder
SIRS’ın ileri safhalarında gelişecek olan septik şok %30-90 gibi yüksek mortalite oranıile seyreder (9). SIRS ve septik şokta sağ-kalım (survival) çalışmalarında NO blokajı erken dönemde yaşam oranını artırırken, uzun dönemde faydasız bulunmuştur (15). Özellikle deneysel septik şok modellerinde erken hiperdinamik fazda NOS blokajı, geç hipodinamik fazda endotelin reseptör blokajıyeni bir tedavi yaklaşımı olarak tanımlanmıştır (15,22,23)
Literatürde SIRS ve septik şok konularında NO ile ilişkili yapılan deneysel çalışmaların sonuçları arasında farklılıklar mevcuttur. Bunun nedeni kullanılan hayvanlar (tür farkı) ve modeller, NOS inhibitörlerinin dozu ve tipi, özellikle NOS inhibitörlerinin uygulama zamanları arasındaki farklılıklarla açıklanabilir. Sistemik inflamasyon ve septik şokta NO’nun rolü hakkında çalışmalar devam etmektedir.
Teşekkür
Bu metinde özetlenen “Sistemik İnflamatuvar Yanıt Sendromu-septik şok” ile ilgili bulguların büyük bölümü, kendi laboratuvarlarımızda 1995 yılından bu yana devam eden deneysel çalışmaların sonuçlarına dayanmaktadır. Halen bu konulardaki çalışmalarımızın beraber devam ettiği Prof. Dr. M. Oğuz Güç, Dr. Nadir Ulu’ya ve diğer emeği geçen eski çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Doç. Dr. Alper B. İskit, Türkiye Bilimler Akademisi Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı (TUBA-GEBİP) tarafından desteklenmektedir (EA-TUBA-GEBIP/2001-2-11).
KAYNAKLAR
1. Coleman, J.W ., 2001. Nitric oxide in immunity and inflammation. Int. Immunopharmacol. 1(8), 1397-1406.
2. Moncada, S., Palmer, R.M.J., Higgs, E.A., 1991. Nitric oxide: physiology, pathophysiology and pharmacology. Pharmacol. Rev. 43, 109-143.
3. Schulz, R., Nava, E., Moncada, S.,1992. Induction and potential biological relevance of a Ca2+ independent nitric oxide synthase in the myocardium. Br. J. Pharmacol. 105, 575-580.
4. Iskit, A.B., Guc, M.O, Ilhan, M., 1997. L-canavanine and dexamethasone attenuate endotoxin-induced suppression of ischaemia-reperfusion arrhythmias. Eur. J. Pharmacol. 326, 183-190.
5. Lipton, S. A., Choi, Y-B., Pan, Z-H., Lei, S. Z., Chen, H-S. V., Sucher, N. J., Loscalzo, J., Singel, D. J., Stamler, J. S., 1993. A redox-based mechanism for the neuroprotective and
neurodestructive effects of nitric oxide and related nitroso-compounds. Nature 364, 626-632.
6. Gross, S.S., Wolin, M.S., 1995. Nitric oxide: Pathophysiological mechanisms. Annu. Rev. Physiol. 57, 737-769.
7. Beckman, J.S., Beckman, T.W., Chen, J., Marshall, P.A., Freeman, B.A., 1990. Apparent hydroxyl radical production by peroxynitrite: Implications for endothelial injury from nitric oxide and superoxide. Proc. Natl. Acad. Sci. USA 87,1620-1624.
8. Szabo, C.,1998. Role of poly (ADP-ribose) synthase in inflammation. Eur. J. Pharmacol. 350,1-19.
9. Rangel-Frausto, M.S., Pittet, D., Costigan, M., Hwang, T., Davis, C., Wenzel, R.P., 1995. The natural history of the systemic inflammatory response syndrome (SIRS). J. Am. Med. Assoc.273, 117-123.
10. Iskit, A.B., Sungur, A., Gedikoglu, G., Guc, M.O., 1999. The effects of bosentan, aminoguanidine and L-canavanine on mesenteric blood flow, spleen and liver in endotoxaemic mice. Eur. J. Pharm acol. 379, 73-80.
11. Baykal, A., Iskit, A.B., Kaynaroglu, V., Guc, M.O., Sayek, I., Sanac, Y., 1999. Effects of adrenaline or endotoxin tolerance states on mesenteric blood flow in endotoxaemia. Aus. N.Z.J. Surg 69, 134-137.
12. Kavuklu, B., Iskit, A.B., Guc, M.O., Ilhan, M., Sayek, I., 2000. Aminoguanidine atte nuates endotoxin-induced mesenteric vascular hyporeactivity. Br. J. Surg.87, 448-453.
13. Baykal, A., Kavuklu, B., Iskit, A.B., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., 2000. An experimental study of the effect of nitric oxide inhibition on mesenteric blood flow and interleukin-10 levels in lipopolysaccharide. World. J. Surg. 24(9), 1116-1120.
14. Baykal, A., Iskit, A.B., Hamaloglu, E., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., 2000. Melatonin modulates mesenteric blood flow and TNF alfa concentrations after lipopolysaccharide challenge. Eur. J. Surg. 166, 722-727.
15. Iskit, A.B., Guc, M.O., 2001. The timing of endothelin and nitric oxide inhibition affects survival in a mice model of septic shock.Eur. J. Pharmacol. 414, 281-287.
16. Baker, C.C., Chaudry, I.H., Gaines, H.O., et al., 1983. Evaluation of factors affecting mortality rate after sepsis in a murine cecal ligation and puncture model. Surgery 94(2), 331-335.
17. Volman, T.J., Hendriks, T., Goris, R.J., 2005. Zymosan-induced generalized inflammation: experimental studies into mechanisms leading to multiple organ dysfunction syndrome. Shock 23(4), 291-297.
18. Tanriverdi, P., Yuksel, B.C., Rasa, K., Guler, G., Iskit, A.B., Guc, M.O., Korkmaz, A., 2005. The effects of selective nitric oxide synthase blockers on mesenteric blood flow, organ injury and survival induced by zymosan. J. Surg. Res. 124(1), 67-73.
19. Baykal, A., Iskit, A.B., Kaynaroglu, V., Guc, M.O., Hascelik, G., Sayek, I., Sanac, Y., 2000. Adrenaline tolerance does not prevent bacterial translocation in a murine burn model. Int. J. Surg. 85(1), 18-22.
20. Kavuklu, B., Agalar, C., Guc, M.O., Saye k, I., 1998. Evidence that aminoguanidine inhibits endotoxin-induced bacterial translocation. Br. J. Surg. 85(8),1103-1106.
21. Iskit, A.B., Senel, I., Sokmensuer, C., Guc, M.O., 2004. Endothelin receptor antagonist bosentan improves survival in a murine caecal ligation and puncture model of septic shock. Eur. J. Pharmacol. 506, 83-88.
22. Iskit, A.B., Guc, O., 2003. Effects of endothelin and nitric oxide on organ injury, mesenteric ischemia, and survival in experimental models of septic shock. Acta. Pharmacol. Sin. 24(10), 953-957.
23. Iskit, A.B., Guc, M.O., 2004. A new therapeutic approach for the treatment of sepsis. Med. Hypotheses 62(3), 342-345.
















Yorum yap