Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Probiyotik

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Probiyotik

    PROBİYOTİK NEDİR?

    Canlı mikroorganizma olarak adlandırılan probiyotikler, faydalı bakterilerdir. Bağırsaklarımızda 100 trilyon kadar canlı bakteri bulunmaktadır ve bu bakterilerin bir kısmı zararlı bakteri olarak tanımlanırken diğer kısmı ise faydalı bakteri olarak nitelendirilmektedir. Faydalı bakteri olarak nitelendirilen kısım sağlıklı kişilerde bolca bulunur. Faydalı bakteriler bağırsak emilimini sağlar ve aynı zamanda bazı vitaminleri üretirler.

    Bağışıklık sisteminin iyi çalışmasını sağlayan probiyotikler, bakterilerden koruduğu gibi besinlerin sindirimini ve emilimini sağlar. Probiyotikler, bağırsak sağlığı açısından oldukça önemlidir. Sindirim sistemi açısından önemli bir yere sahip olan probiyotikler aynı zamanda bağışıklık sistemi, tansiyon ve kolesterol yüksekliğine de iyi gelmektedir.

    “Yaşam için iyi” anlamına gelen probiyotikler, bazı ilaçların etkisiyle azalabilirler. Antibiyotikler başta olmak üzere bazı ilaçlar zararlı bakterilerle birlikte yararlı bakterileri de ortadan kaldırır. İlaçların yanı sıra aşırı işlenmiş gıdalar ve fiberden zengin olmayan bir diyet vücuttaki probiyotiklerin azalmasına neden olan diğer faktörlerdendir. Probiyotiklerin azalmasında etkili rol oynayan unsurlar bunlarla sınırlı değildir. Uzun süre devam eden ishal, stres, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi durumlar probiyotiklerin azalmasına neden olur.

    Probiyotikler bağırsaklarda geçici olarak bulunduklarından dolayı her gün düzenli olarak alınması gerekmektedir. Bir bakterinin probiyotik olarak tanımlanması için öncelikle bağırsağa canlı olarak ulaşması gerekmektedir. Bunun için midedeki güçlü asitlere ve safra tuzlarına dayanıklı olup, bağırsaklara canlı olarak ulaşabilmelilerdir.

    Yararlı bakterilerin en yaygın çeşitlerini; bifidus regularis, lactobacillus bulgaricus, lactobacilus acidophilus ve laktik asit olarak sıralayabiliriz. Bu bakteriler vücuttaki zararlı bakterilerin çoğalmasını önlediği gibi sindirimi kolaylaştırır ve ishal, mide rahatsızlığı, şişkinlik, hazımsızlık veya gaz gibi problemlerin oluşumunu önler.

    PROBİYOTİKLERİN FAYDALARI NELERDİR?
    • Kabız, ishal, hazımsızlık ve şişkinlik gibi sindirim sistemi bozukluklarını giderir.
    • Alerjik hastalıkların tedavisinde yararlanılır.
    • Reflü, gastrit, ülseratif kolit, spastik kolon, chorn sendromu, bağırsak ve mide polipleri gibi sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılmaktadır.
    • Bağışıklık sistemi bozukluklarına iyi gelir.
    • Vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur.
    • Otoimmün hastalıkların tedavisinde etkili sonuçlar verir.
    • Kandaki kolesterol seviyesini düzenler.
    • Kan şekerini dengeler.
    • Hamile ve lohusaların sindirim sistemine fayda sağlar.
    • Karaciğer hastalıklarının tedavisinde fayda sağlar.
    • Depresyon tedavisinde yararlanılır.
    • Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.
    • Kemik erimesini önler.
    • Ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olur.
    • Yaşlanma etkilerini azaltır ve cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar.

    PROBİYOTİKLER AZALIRSA NE OLUYOR?
    • Kabızlık/İshal/Gaz/Geğirme/Şişkinlik
    • Kronik yorgunluk sendromu/Fibromiyalji/Artrit
    • Astım/Alerji/Saman nezlesi
    • Depresyon/Bilinç bulanıklığı/Bellek sorunları/Yoğunlaşamama/Öğrenme güçlüğü
    • Kulak çınlaması/Vertigo/Sersemlik hali
    • Sistit/Üretrit/Vajinal mantar enfeksiyonları
    • Bulanık görme/Göz kuruluğu
    • Akne/Egzama/El-ayak parmaklarında mantar enfeksiyonları
    • Menopozal semptomlar/PMS
    • Ağız kuruluğu/Diş çürükleri/Diş eti hastalıkları/Kötü kokulu nefes
    • Ritim bozukluğu/Çarpıntı/Kalp-damar hastalıkları/Kolesterol yüksekliği
    • Kilo alma

    “Dost bakteriler” de diyebileceğimiz probiyotikler, bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturur ve “düşman bakteriler”e karşı doğal biyolojik barajlar inşa eder. Bu barajlar, zararlı bakterilerin gereğinden fazla çoğalmalarını, bağırsak duvarını örseleyip bozmalarını ve duvarı geçerek vücuda ulaşmalarını önler.

    Probiyotik bakterilerin sayısı yüz trilyonu bulur. Bunların toplam ağırlığı ise neredeyse 1,5 kilodur. Uzmanlar her insanın bedeninde hücre sayısının en az 10 katı kadar probiyotik bakteri bulunduğunu ve bunların 500’e yakın çeşidinin olduğunu söylüyor. Probiyotik bakteriler sağlıklı bir yaşam sürdürmede önemli mi önemli.

    Bu “yararlı” mikroorganizmaların çeşitleri yüzlerce ama en önemlileri Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium bifidum (Bifidus) ve Saccharomyces Boulardii’dir. Birinci ve üçüncü, öncelikle üst sindirim kanalında yani ince bağırsaklarda yerleşirken ikinci, anaerob (oksijensiz ortamda yaşayan) yapıda olduğundan kalın bağırsaklarda etkinliğini sürdürür.

    Bağırsak iç dengesini korumak, ishale de, kabızlığa da engel olmak, bazı vitaminleri üretmek (B12 vitamini), gıdaların içindeki toksik ya da alerjik olan, vücut için yabancı ve zararlı unsurları ayıklayıp temizlemek, vücudun bağışıklık sistemini takviye etmek, tümörlere karşı savunmayı desteklemek gibi pek çok görev probiyotiklerin sırtında.

    Ne yazık ki geleneksel mutfağımızda bolca bulunan probiyotikten zengin besinleri eskisi kadar tüketmiyor ve gereksiz yere aldığımız antibiyotiklerle de onları yok ediyoruz. Beslenme hataları ve ilaç suiistimalleri yüzünden vücudumuzdaki faydalı probiyotik miktarı azalıyor. Kısacası sağlığımız için son derece önemli bir kaynak kuruyor. Oysa yoğurt, kefir, lahana ve hıyar turşusu, turşu suları, ekşi mayalı ekmek, tarhana, salamura edilmiş zeytin bizim mutfaklarımızın ve sofralarımızın baş tacı edilen besinleriydi. Şimdilerde “hazır ve hızlı” ama probiyotikten yoksul gıdalar daha çok tercih edilir oldu.

    NE YAPIYORLAR?

    Bağırsaklarda yaşayan probiyotiklerle aramızda tıp dilinde simbiyozis olarak adlandırılan bir ilişki var. Yani iki tarafın da faydalandığı “win-win” bir ortaklık söz konusu. Onlar bize mikroplarla mücadelede yardım ederken, biz de onlara ev sahipliği yapıyor, yaşama mekânı veriyoruz.

    Besinlerimiz önce bağırsaklarda bulunan bu işbirlikçi bakteriler tarafından parçalanıyor. Eğer tükettiğimiz gıdanın içinde zararlı maddeler varsa, yine bu dost mikroplar tarafından yok ediliyor ve bağırsaklar tarafından emilmeye hazır hale geliyor.

    Bağırsaklardaki sağlıklı mikrop dengesinin zararlı mikroplar lehine değişmesi, bu mükemmel sistemin çökmesine neden oluyor. Bu değerli mikroplar olmadığı zaman ne et, süt, ne sebze ne de meyve, kısacası hiçbir besin vücut tarafından tam olarak hazmedilemiyor ve bağırsakların iç dengesi bozuluyor.

    Probiyotiklerin yetersiz olduğu bir ortamda, kana karışan maddeler bağışıklık sistemini aktive ediyor ve vücutta bir mücadele başlıyor. Bu mücadelenin sonu bazen zafer ama sıklıkla yenilgiyle sonuçlanıyor. Sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlıyor. Hatta öyle bir noktaya geliyor ki, bazen bağışıklık sistemi vücudun kendi hücrelerini de düşman olarak algılayıp onlara da saldırmaya başlıyor ve Haşimoto tiroiditi, romatoid artrit gibi hastalıklar ortaya çıkıyor.


    Neslihan şirin
    PROBİYOTİK KAPSÜLDEN çok memnun kaldım. BAĞIRSAK PROBLEMLERİNE, GAZ ve KABIZLIK sorunlarına iyi geliyor ve BAĞIRSAK FLORASI BOZUKLUĞUNDA olmazsa olmazlardan.
    KAYNAK

    Ayhan Batu
    İbrahim bey'in yapmış olduğu PROBİYOTİK KAPSÜL çok etkili kapsül aldıktan sonra sanki DOPAMİN ALMIŞ GİBİ VÜCUT ISINIYOR ENERJİNİZE DOYAMIYORSUNUZ çok faydalı bir ürün tebrikler ediyorum İbrahim Beyi.
    KAYNAK

    Zekail Coşkun
    PROBİYOTİK KAPSÜLDEN 2 kutu aldım biri bitti RAHATLAMAYI HEMEN HİSSEDİYORSUNUZ ve MUTLULUK HİSSİ ARTTI enerjim değişti. COQ 10 KAPSÜLÜ Cilt doktorum tavsiye etti. Karaciğer ilgili toksinlerle alakalı dedi iyi geleceğini söyledi kullanıyorum şu an.
    KAYNAK

    Mustafa Sefa Kas
    PROBİYOTİK KAPSÜLÜ Candida mantarı azalınca kullanmaya başladım ve BAĞIRSAKLARIMIN DÜZELDİĞİNİ HİSSEDİYORUM
    KAYNAK

    Neslihan şirin
    PROBİYOTİK KAPSÜLDEN çok memnun kaldım. BAĞIRSAK PROBLEMLERİNE, GAZ ve KABIZLIK sorunlarına iyi geliyor ve BAĞIRSAK FLORASI BOZUKLUĞUNDA olmazsa olmazlardan.
    KAYNAK

    Zekail Coşkun
    PROBİYOTİK KAPSÜLDEN 2 kutu aldım biri bitti RAHATLAMAYI HEMEN HİSSEDİYORSUNUZ ve MUTLULUK HİSSİ ARTTI enerjim değişti. COQ 10 KAPSÜLÜ Cilt doktorum tavsiye etti. Karaciğer ilgili toksinlerle alakalı dedi iyi geleceğini söyledi kullanıyorum şu an.
    KAYNAK

    Samet Çelebi
    İki kutu PROBİYOTİK kullandım. BAĞIRSAKLARI ÇOK İYİ ÇALIŞTIRIYOR ve BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR içerisinde laktobasil olduğu için ayrıca CANDİDA MANTARINA ÇOK İYİ geliyor. İki kutu aldım ÇOK MEMNUN KALDIM çok sağolun hocam.
    KAYNAK

    zeynp21.06
    Nedenini bilmiyorum ama uzun süredir ŞİŞKİNLİK ve KABIZLIK sorunum vardı 3 aya yakın PROBİYOTİK KAPSÜL kullandım. Epey faydasını gördüm SİNDİRİM SİSTEMİNİN düzene girdiğini hissediyorum. Ayrıca artık kendimi DAHA DİNÇ ve SAĞLIKLI hissediyorum, çok sağolun.
    KAYNAK

    Tamer Sonmez
    Ben PROBİYOTİK KAPSÜL aldım çok iyi BAĞIRSAK HASTALIĞI olanlara tavsiyem.
    KAYNAK

    Kadir Özer
    Hocam sizin ürettiğiniz PROBİYOTİK KAPSÜL ürünü ÜLSERATİF KOLİTE ÇOK İYİ GELDİ teşekkür ederiz.
    KAYNAK

    Selma Tanrıkulu
    Müthiş bir set. PROBİYOTİK ENZİMLER adeta BENİ HAYATA DÖNDÜRDÜ. KABIZLIK, CANDİDA TARİHE KARIŞTI.. Tekrar sipariş edecektim tükendi sanırım.
    KAYNAK

    Murat Gökbulut
    Hocam PROBİYOTİK SETİ için teşekkür ederim SİNDİRİM SİSTEMİM düzene girdi sayenizde
    KAYNAK

    Feyza Küpeli
    4 aydır kullanıyorum kas kemik ağrılarım çok azaldı , fibromiyalji ve as hastasıyım...ibrahim Gökçek'e çokkkk teşekkürler
    KAYNAK

    Akkermansia muciniphila


    Akkermansia muciniphila, insan bağırsak müsinlerini indirgeyen, 2004 yılında Muriel Derrien ve Willem de Vos tarafından bulunan yeni bir cins olan Akkermansia'nın bir türüdür.[1][2] :1474 A. muciniphila'nın obezite, tip 2 diyabet ve inflamasyon ile ilişkisini anlamak için kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır.[3][4][5][6][7] Biyoloji ve Biyokimya[değiştir | kaynağı değiştir]


    A. muciniphila Gram negatif, kesinlikle anaerobik, hareketsiz, spor oluşturmayan, oval şekilli bir bakteridir. A. muciniphila, karbon ve nitrojen kaynağı olarak sadece müsini kullanabilir, anaerobik koşullar altında gastrik müsin içeren ortamda kültürü yapılabilir ve birçok hayvan türünün gastrointestinal yollarında üreyebilir.[2][8]

    Yakında, A. muciniphila varyantı Urmite, tamamıyla bir insan dışkı örneğinden dizilenen ilk (açıkça) kültürlenemeyen bakteri oldu.[9] İnsan metabolizması[değiştir | kaynağı değiştir]


    A. muciniphila'nın insanlarda anti-inflamatuar etkilere sahip olduğuna inanılmaktadır ve çalışmalar, A. muciniphila kolonizasyonu ile apandisit veya inflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) gibi inflamasyon ile alakalı durumlar arasında ters orantılı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bir çalışma, azalan A. muciniphila seviyeleri ile artan apandisit şiddeti arasında korelasyon olduğunu göstermiştir. Başka bir çalışmada, İBH hastalarının bağırsak yollarında İBH hastası olmayan bireylere göre daha düşük A. muciniphila düzeylerine sahip olduğu görüldü.[8]

    Araştırmacılar, A. muciniphila'nın obezite ve tip 2 diyabetle mücadelede kullanılabileceğini keşfettiler.[10] İlk çalışma, zayıf kuzenlerinden üç kat daha fazla yağ içerecek şekilde aşırı beslenen farelerle yapıldı. Obez farelere A. muciniphilia verildiğinde, farelerin diyetinde herhangi bir değişiklik olmaksızın obez farelerin yağ miktarını yarı yarıya azalttığı görüldü. Bu etki, bağırsak bariyeri fonksiyonunun restorasyonu yani kanda bakteriyel inflamatuar bileşiklerin olmaması ile ilişkilendirildi. İlginç bir şekilde, aynı çalışmada yazarlar, bakterilerin çok yüksek sıcaklık (otoklavlama) ile öldürülmesi durumunda, bakterilerin metabolizmayı iyileştiremeyeceğini bulmuşlardır.[11] Haziran 2015'te yayınlanan bir çalışma, aşırı kilolu/obez yetişkinlerde A. muciniphila bolluğu, insüline daha duyarlı ve daha sağlıklı metabolizma arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Daha sağlıklı denekler, bağısaklarında A. muciniphila miktarı bol ve bağırsak mikrobiyal zenginliği olan kişilerdi. Ek olarak, bu çalışma, başlangıçta daha yüksek A. muciniphila miktarina sahip olmanın, kilo kaybından sonra daha büyük klinik faydalar ile ilişkili olduğunu göstermiştir.[6] A. muciniphila, insan sindirim sisteminde kendiliğinden %3-5 oranında bulunur, ancak obezite ile birlikte bu oranların düştüğü görülmüştür.[12]

    Ağustos 2015'te, ek araştırmalar, yenilen yağların, gastrointestinal sistemdeki diğer bakterilerin A. muciniphilia'ya olan oranını etkilediğini gösterdi. Araştırmacılar, farelerin yağ bileşimi bakımından farklılık gösteren ancak diğer açılardan aynı şekilde beslendiği bir çalışma yürüttüler; bir gruba domuz yağı, diğerine balık yağı verildi. 11 hafta sonra, balık yağı yiyen grupta A. muciniphila ve Lactobacillus cinsi bakteri seviyeleri artarken, domuz yağı beslenen grupta A. muciniphila ve Lactobacillus seviyeleri azaldı. Ek olarak, balık yağı ile veya domuz yağı ile beslenen farelerden alınan fekal materyal, doğal bağırsak florasının antibiyotiklerle yok edildiği yeni bir fare grubuna nakledildi. Bu farelerin tümü daha sonra domuz yağı bazlı bir diyetle beslendi. 3 hafta boyunca aynı domuz yağı bazlı beslenmelerine rağmen, domuz yağı ile beslenen donör farelerden nakil alan farelerin Lactobacillus seviyeleri ve inflamasyon seviyeleri artarken, balık yağı ile beslenen donörlerden nakil alan farelerin A. muciniphila seviyelerinin arttığı ve inflamasyon miktarlarının arttığı görüldü. Araştırmacılar, A. muciniphila'daki artışın iltihaplanmada bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardılar ve bu da beslenmedeki yağlar, bağırsak florası bileşimi ve iltihaplanma seviyeleri arasında bir korelasyon olduğunu gösteriyordu.[5] 2017 yılında bakterilerin pastörize edilmesi (70 °C, 30 dk) , muhtemelen Akkermansia muciniphila'nın dış zarında bulunan ve Amuc_1100 olarak adlandırılan bir proteinin varlığı ile ilişkili bir mekanizmaya bağlı olarak bakterilerin faydalı etkilerini arttırdı.[13] Daha sonra 2019'da, UCLouvain'den aynı Belçikalı araştırmacılar ekibi, insanlarda ilk kez A. muciniphila'nın canlı veya pastörize edilmiş bir oral takviyenin etkisini plaseboya karşı 3 ay boyunca deney ile test etti. Bu çifte kör, plasebo kontrollü kavram kanıtlama çalışmasında, aşırı kilolu veya obez insüline dirençli deneklerin daha düşük kan insülini, daha düşük insülin direnci, daha düşük inflamasyon ve daha iyi kardiyo-metabolik profil ile daha iyi bir metabolizma sergilediklerini gördüler.[14] Daha yakın zamanlarda, bu etkiyi, PPAR-a reseptörü üzerinde etkili olan bazı endokannabinoidlerin olası artan üretimi ile ilişkilendirdiler.[15] Kanser immünoterapi tedavisindeki etkiler[değiştir | kaynağı değiştir]


    Akciğer veya böbrek kanseri 249 hastayı inceleyen bir çalışmada, immünoterapiye yanıt veren hastaların %69'unda , immünoterapiye yanıt vermeyenlerin hastaların ise sadece üçte birinde A. muciniphila vardı. Farelerde A. muciniphila seviyelerinin arttırılması, farelerin immünoterapiye verdiği tepkiyi de arttırdığı görüldü.[16] Bir fare modelinde ALS'ye etkisi[değiştir | kaynağı değiştir]


    Araştırmacılar, bir Amyotrofik lateral skleroza (ALS) ve anormal bir bağırsak florasına sahip ferelere A. muciniphila takviyesi yapıldığında semptomların iyileştiğini, hastalığın ilerlemesinin yavaşladığını ve farelerin yaşama olasılıklarının arttığını keşfettiler.[17] Ayrıca, A. muciniphila'nın, hastalıklı farelere enjekte edildiğinde motor semptomlarını iyileştiren, ancak bakterilerin sahip olduğu yaşam sürelerini artırmayan nikotinamid (B3) vitamini ürettiğini buldular.[17] Ayrıca küçük sayıda örnek ALS hastalarının kan dolaşımlarında ve beyin-omurilik sıvılarında (BOS) diğer aile bireylerine göre daha düşük seviyelerde nikotinamid ve dışkılarında yine diğer aile bireylerine göre daha düşük miktarda A. muciniphila buldular.[17] Ek olarak, kanlarında nikotinamid düzeyi düşük olan ALS hastaları, daha yüksek düzeylerde nikotinamide sahip hastalara göre daha kötü semptomlara sahip olma eğilimindeyde olduğu görüldü.[17]
    Konu ahmetkirmizi tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18434-ahmetkirmizi Saat 04 April 2023, 15:44 ) değiştirilmiştir.

  • #2

    Yeni Ürünümüz Probiyotik Nedir ?, Probiyotiğin Faydaları Nedir, Probiyotik Neden Kullanılır ?



    L. acidophilus yaygın ve popüler bir probiyotik bakteridir. Kolesterolü düşürmek, bağırsak sağlığını iyileştirmek ve alerjileri bastırmak için kullanılmıştır.

    Lactobacillus Acidophilus Nedir?
    Lactobacillus acidophilus, süt endüstrisinde geleneksel ve yaygın olarak kullanılan ve daha yakın zamanda probiyotik olarak kullanılan gram pozitif bir laktik asit bakterisidir. L. acidophilus ticari yoğurtlara ve süt formülasyonlarına hem lezzeti hem de probiyotik etkisi için eklenmektedir ve diyette kullanım için en yaygın olarak seçilen Lactobacillus türlerinden biridir.

    L. acidophilus’un Potansiyel Faydaları
    1) Demir durumu
    Güney Hindistan’daki genç kadınlar üzerinde yapılan küçük bir çalışmada demir eksikliği düşük Lactobacilli seviyeleri ile ilişkili bulunmuştur. 190 okul öncesi çocukta daha yüksek eritrosit durumu ve anemi prevalansında anlamlı bir azalma görülmüştür. Ayrıca L. acidophilus sıçanlarda demir biyoyararlanımını arttırmıştır.
    2) Kolesterol
    Birden fazla yapılan klinik çalışmalarda, günlük tüketim olarak L. acidophilus veya ihtiva eden bir fermante ürünü L. acidophilus, kolesterol azaltmada önemli ölçüde yararı olmuştur. Bununla birlikte başka bir çalışmada, L. acidophilus normal ve sınırda yüksek kolesterol seviyelerine sahip erkek ve kadınlarda kan kolesterolünü düşürmemiştir. Acidophilus, yüksek yağlı bir diyetle beslenen LDL farelerinde kolesterol ve LDL kolesterolü azaltmıştır. L. acidophilus, sıçanlarda toplam kan kolesterolünü, LDL-kolesterol, TAG’yi, toplam karaciğer kolesterolünü ve karaciğer TAG’sini düşürmüştür.

    3) Kardiyovasküler hastalık
    L. acidophilus tüketimi, klinik çalışmalarda kan kolesterolünde % 2,4 ila % 3,2’lik bir azalmaya yol açmıştır. Serum kolesterol konsantrasyonundaki her % 1’lik azalma, koroner kalp hastalığı riskinde tahmini % 2 ila % 3’lük bir azalma ile ilişkili olduğundan, yazarlar, düzenli olarak L. acidophilus alımının koroner kalp hastalığı insidansını azaltma potansiyeli olduğunu öne sürmüşlerdir. Batı asitli bir diyetle beslenen farelerde bağırsak kolesterol emiliminin engellenmesi yoluyla ateroskleroza karşı korunan L. acidophilus., farelerde kolesterolü düşürmüş ve aterosklerotik plaklarda lipoprotein birikmesini engellemiştir. Muhtemelen farelerde oksidatif stresi ve inflamatuar yanıtı azaltarak aterosklerotik lezyonların gelişimini hafifletmiştir.

    4) Bağırsak sağlığı
    Bağırsak mikrobiyotası: L. acidophilus ve selobiyoz alan sağlıklı gönüllüler, artan Lactobacilli, Bifidobacteria, Collinsella ve Eubacterium seviyelerini gösterirken Dialister azalmıştır. Sıçanlarda Lactobacilli ve Bifidobacteria popülasyonunu arttırmıştır. Yoğurtta uygulanan L. acidophilus, obez farelerde bağırsak mikrobiyotunu ve bağırsak Bifidobakterilerini pozitif yönde değiştirmiştir. Bununla birlikte L. acidophilus, insan mikrobiyota simülatöründe Lactobacilli ve Bifidobacteria popülasyonlarını, artmış asetik, bütirik ve propiyonik asit seviyelerini arttırmış ve amonyumu düşürmüştür. Antibiyotik tedavisi: Amoksisilin/klavulanat ile uygulanan L. acidophilus, GI yan etkileri ve maya süperinfeksiyonu hasta şikayetlerinde anlamlı bir azalma ile ilişkili bulunmuştur.
    İshal: Bazı denemeler, gezginlerin ishali veya çocuklarda akut ishalin önlenmesi üzerinde hiçbir yararlı etki bulamamıştır. Diğer çalışmalar, ısı ile öldürülen L. acidophilus’un kronik diyare hastalarında semptomları belirgin şekilde iyileştirdiğini göstermektedir. L. acidophilus, hastanede yatan çocuklarda diyare süresini azaltmış ve her iki rotavirüs pozitif diyareyi ve rotavirüs dışı ishali iyileştirmiştir. IBS: L. acidophilus, irritabl bağırsak sendromu (IBS) olan hastalarda karın ağrısını ve rahatsızlığını azaltmıştır. H. pylori: L. acidophilus, H. pylori’nin neden olduğu bağırsak iltihabını iyileştirmiş ve H. pylori’nin yaşayabilirliğini azaltmış ve enfekte hastalarda eradikasyon oranını arttırmıştır.

    5) Atopik dermatit
    L. acidophilus, atopik dermatitte düzenleyici T hücrelerini ve Th1 yardımcı T hücrelerini aktive ederek Th2- dominanant inflamasyonu baskılamıştır. Uzun süreli oral L. Acidophilus kullanan çocuklarda, önemli ölçüde, Th1/geri Th2 dengesi ve dermatit, atopik semptomlarının iyileştiği gözlemlenmiştir. Yetişkin atopik dermatiti olan hastalarda uzun süreli L. acidophilus alımı, egzama alanını ve şiddet indeksini önemli ölçüde azaltmıştır. Ayrıca probiyotik çatlamayı da bastırmıştır. Farelerde ise kulak şişmesi, çatlama ve diğer dermatit benzeri semptomları bastırmıştır.

    6) Alerji
    L. acidophilus, Japon sedir polinozu olan hastalarda alerjik semptomları hafifletmiştir. Çok yıllık alerjik rinitli hastalarda ise semptomları hafifletmiştir. Bununla birlikte L. acidophilus, kanıtlar çelişkili olsa da laktoz sindirimini ve toleransını artırmaktadır. L. acidophilus aşırı duyarlılığı baskılamış, hasarlı hücrelerin sayısını hafifletmiş ve alerjisi olan farelerde Th17 ve IgE üretimini engellemiştir. Farelerde alerjik kontakt dermatitin ilerlemesini baskılamak için Treg hücre sayısını arttırmış ve alerjik farelerde nazal semptomları ve IgE’yi baskılamıştır.

    7) Vajinal enfeksiyonlar
    Bakteriyel vajinozisli hastaların L. acidophilus ile tedavisi normal vajinal ortamın restorasyonuna katkıda bulunmuştur. L. acidophilus düşük pH değerini korumuş ve vajinal epitel hücre canlılığını arttırmıştır. Ayrıca L. acidophilus ile zenginleştirilmiş günlük yoğurt alımının bakteriyel vajinozis insidansını azalttığı görülmüştür.

    8) Folat ve B12 durumu
    Çocuklarda günlük L. acidophilus tüketimi folat ve B12 vitamini seiyelrini önemli ölçüde artırmaktadır.

    9) Diyabet
    L. acidophilus, tip 2 diabetes mellituslu erkeklerde insülin duyarlılığını korumuştur.

    10) Minimal Hepatik Ensefalopati
    L. acidophilus, minimal hepatik ensefalopati (MHE) olan hastalarda kan amonyak ve bilişsel işlevi geliştirmiştir. Ayrıca, probiyotik alan hastalarda açık ensefalopati gelişmesi daha az olasıdır.

    11) Yaşlanma
    L. acidophilus, Bifidobakteri düzeylerini arttırmış ve yaşlı kişilerde mikrobiyotayı faydalı bir şekilde değiştirmiştir. L. acidophilus farelerde yaşa bağlı bağışıklık fonksiyon düşüşünü tersine çevirmiştir. L. acidophilus farelerde, oksidatif stresi azaltmış ve yaşlanmayla ilişkili moleküler değişiklikleri önlemiştir.

    12) Yorgunluk
    L. acidophilus yorgun sporcularda bağışıklık bozukluklarını tersine çevirmiştir. Ayrıca, sıçanlarda egzersiz sonrası azalan kronik yorgunluk ve stresi azaltmıştır.

    13) Enfeksiyonlar
    L. acidophilus sağlıklı farelerde doğal ve edinilmiş bağışıklığı arttırmıştır.
    Viral enfeksiyon: Hem canlı hem de canlı olmayan L. acidophilus, farelerde influenza virüsü (H1N1) enfeksiyonuna karşı korunmuştur. Bakteriyel enfeksiyon: L. acidophilus, enfeksiyonu sınırlandırarak ve farelerde mukozal koruyucu düzenleyici bağışıklık tepkilerini destekleyerek bakteri kaynaklı koliti etkili bir şekilde önlemiştir. L. acidophilus yanık yaralarında bulunan 74 gram negatif ve 16 gram pozitif bakterinin tümünü baskılamıştır ve bu da yanık yara enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. L. acidophilus dental plaktaki mutant Streptococcus’u ve oral streptokokların karyojenik potansiyelini azaltabilmektedir.

    14) Enflamasyon
    L. acidophilus insan bağırsak epitel hücrelerinde iltihabı hafifletmiş, NF-B’nin transkripsiyonel aktivitesini azaltmış ve proenflamatuar sitokinleri inhibe etmiştir.

    15) Artrit
    L. acidophilus, artrit belirtilerini azaltmış ve sıçanlarda üreme organlarının normal histolojisini korumaya yardımcı olmuştur. Sıçanlarda artrit ile ilişkili olarak ortaya çıkan organ hasarının azaltılmasında ilaç indometasin ile karşılaştırılabilir etkiler göstermiştir. Bu probiyotik aşağı regüle edilmiş pro-enflamatuar ve yukarı regüle edilmiş anti-enflamatuar sitokinlerdir.

    16) Ağrı algısı
    L. acidophilus’un oral uygulaması, morfinin etkilerine benzer şekilde bağırsak epitel hücrelerinde mu-opioid ve kannabinoid reseptörlerinin ekspresyonunu ve bağırsakta analjezik fonksiyonun aracılık etmesine neden olmuştur.

    17) Ülserler
    L. acidophilus sıçanlarda mide ülseri iyileşmesini desteklemiştir.

    18) GI enfeksiyonları
    L. acidophilus, farelerde E. coli enfeksiyonunu hafifletmiştir. L. acidophilus antibiyotikle ilişkili ishale neden olan patojenik bir bakteri olan C. difficile’nin büyümesini ve özellikle enfeksiyondan sonra uygulandığında farelerde Salmonella enterica’nın büyümesini inhibe etmiştir.

    19) GI enflamasyonu
    L. acidophilus, bağırsak epitel hücrelerinde iltihaplanmaya karşı koymuştur. L. acidophilus ile tedavi, bağırsak epitel hücrelerinde bütirat alımını önemli ölçüde arttırmıştır. Butirat, birincil yakıt görevi gören, mukozal inflamasyonu iyileştiren ve tuz emilimini uyaran yararlı roller oynamaktadır. Sıçanlarda nekrotizan enterokolit (NEC) gelişimi üzerinde koruyucu bir etkiye sahiptir. L. acidophilus, farelerde kemoterapinin neden olduğu bağırsak mukozitinin inflamatuar ve fonksiyonel yönlerini iyileştirmiştir. L. acidophilus, kolite bağlı kilo kaybına karşı korunmuştur ve farelerde distal kolonda faydalı Lactobacilli ve Bifidobakterileri arttırmaktadır. L. acidophilus yenidoğan farelerde enfeksiyondan sonra bağırsak iltihabını azaltmıştır.

    Kanser Araştırması
    Araştırmacılar bağırsak florasının bir parçası olarak veya bir probiyotik olarak alınan L. acidophilus’un belirli kanser tedavilerini desteklemede veya hatta kanser gelişimini önlemede rol oynayabileceğini araştırmaktadırlar. Bununla birlikte, tüm bu araştırmalar şimdiye kadar hayvanlarda veya hücrelerde yapılmıştır ve bu amaçla L. acidophilus’u önermek için klinik bir kanıt bulunmamaktadır. L. acidophilus’un günlük oral uygulaması, farelerde kolon tümör insidansını, tümör çokluğunu ve azalmış tümör boyutunu baskılamıştır. L. acidophilus’un oral uygulaması meme tümörlü farelerde hayatta kalma oranını arttırmış, tümör büyümesini azaltmış ve lenfosit proliferasyonunu arttırmıştır. Tümör hacmi büyümesini % 50,3 oranında azaltmış, kolonik karsinogenezin şiddetini azaltmış ve farelerde kanser hücresi ölümünü artırmıştır. L. acidophilus sıçanlarda kolondaki kanserojen değişiklikleri azaltmıştır. Tümör taşıyan farelerde ise sitokin üretimini, anti-tümör bağışıklığına elverişli bir Thl koruyucu paternine değiştirmiştir. Ayrıca L. acidophilus doğrudan mide karsinomu, kolon karsinomu ve meme kanseri hücrelerine karşı da araştırılmaktadır.

    Etki Mekanizması
    Araştırmacılar, L. acidophilus’un biyokimyasal düzey üzerindeki etkisini araştırmak için bir dizi hücre ve hayvan çalışması yapmışlardır. Bu bulgularından bazıları aşağıdaki gibidir:
    Enfeksiyonda
    • Artmış doğal öldürücü hücre (NK) aktivitesi
    • Azalmış NF-KB ve artmış IL-8
    • İnfluenzada, akciğerde L. acidophilus deotaksin, CSF1, IL-1, RANTES ve IFN ve bağırsakta artmış IL-17
    • Yüksek düzenlenmiş IL-1 a, IL-1 8, CCL2 ve CCL20 ve bağırsak epitel hücrelerinde aktif TLR2
    Yorgunluk içinde
    • Yorgun sporcularda T hücrelerinden IFNy salgılanmasını arttırmıştır.
    Enflamasyonda
    • Bastırılmış Th2 etkinleştirerek -dominant iltihabı regülatör T hücreleri ve Th1 yardımcı T hücreleri
    • TGF-y artışı
    • NF- activityB aktivitesinde azalma
    • Bastırılmış IL-17 ve IL-23, TNF-a, IL-8, MIR21, IL-6 ve IL- 1,2
    • IL-12’nin ikisi de artmış ve azalmıştır
    • Uyarılmış IL-10
    • Uyarılmış bağırsak IgA’sı
    • İNOS ve PTGS-2’yi inhibe etmiştir

    Alerjilerde
    • Suprese IgE, IL-4, IL-17A ve IL-6
    • Artan TGF-y ve IgA
    • Hem IFN-y hem de IL-10’u arttırmış ve azaltmış
    • CD25 ve FOXP3 artmış ve azalmış ROR
    • Önemli ölçüde artmış CD4 (+) CD25 (+) Foxp3 (+) T hücreleri, antijenle uyarılan CD4 (+) T hücrelerinin çoğalmasını azaltmış ve antijenle uyarılmış T hücrelerini azaltmıştır

    Yaşlanma
    • Geliştirilmiş periton makrofaj fonksiyonlarını, NO ve uyarılmış IL-6 ve inhibe PGE2
    • Geliştirilmiş lenfosit fonksiyonları ve uyarılmış IL-2
    • Artmış katalaz (CAT) aktivitesi
    • PPAR, SMP-30 ve klotho’da yaşla ilişkili ters azalma
    Kanserde
    • Bir tümörde sitokin üretimini, anti-tümör bağışıklığına elverişli bir Thl koruyucu paternine dönüştürdü
    • Tümör anjiyogenezi ve sağ kalımı, VEGF ve HIF-la’da yer alan genlerin ekspresyonlarını inhibe etmiştir
    • Yukarı regüle TIMP-3, HIF-2a, HO-1 ve PAI-1
    • Artmış IFN-y ve azalmış IL-4

    Emniyet
    L. acidophilus genellikle iyi tolere edilmektedir. Bununla birlikte, organ yetmezliği, immün yetmezlik durumu ve enfeksiyonlara yol açabileceği işlevsiz bağırsak bariyer mekanizmaları olan hastalarda probiyotiklerin kullanımından kaçınılmalıdır.

    Kaynakça:
    probiotics.org
    herbwisdom.com
    hollandandbarrett.com
    webmd.com
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3


      Lactobacillus plantarum Suşlarının Probiyotik Karışımı, Yüksek Yağlı Diyetle Beslenen Farelerde Lipid Metabolizması ve Bağırsak Mikrobiyota Yapısını İyileştirir.
      Yazar bilgileri
      Mikrobiyolojide Sınırlar, 26 Mar 2020, 11:512
      DOI: 10.3389/fmicb.2020.00512 PMID: 32273874 PMCID: PMC7113563

      Okumak ve kullanmak ücretsiz
      Bu makaleyi paylaş Share with emailShare with twitterShare with linkedinShare with facebook

      Soyut
      Obezitenin küresel yaygınlığı yıldan yıla artmaktadır ve bu da dünya çapında bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Son yıllarda, hayvan çalışmaları ve klinik çalışmalar bazı laktik asit bakterilerinin obezite karşıtı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Önceki çalışmamızda, karışık lactobacilli (Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve Lactobacillus plantarum KLDS1.0386) vücut kilo alımını, Lee'nin indeksini ve vücut yağ oranını önemli ölçüde azaltarak in vivo olarak obezite karşıtı etkiler sergilemiştir; ancak, temel etki mekanizmaları belirsizliğini koruyor. Bu nedenle, bu çalışma karışık laktobasillerin obezite üzerindeki inhibitör etkisi için olası mekanizmaları araştırmayı amaçlamaktadır. C57BL/6J fareler rastgele kontrol grubu (Kontrol), yüksek yağlı diyet grubu (HFD) ve karışık laktobasil grubu (MX) dahil olmak üzere üç gruba ayrıldı ve üst üste sekiz hafta boyunca her gün beslendi. Sonuçlar, karışık laktobasil takviyesinin kan lipit seviyelerini ve karaciğer fonksiyonlarını önemli ölçüde iyileştirdiğini ve karaciğer oksidatif stresini hafifletdiğini göstermiştir. Ayrıca, karışık laktobasil takviyesi karaciğerde lipit birikimini önemli ölçüde inhibe etti ve epididimal yağ pedlerinde lipid metabolizmasını düzenledi. Özellikle, karışık laktobasil tedavisi bağırsak mikrobiyotasını modüle etti ve asetik asit ve bütirik asitte önemli bir artışa neden oldu. Ek olarak, Spearman'ın korelasyon analizi, birkaç spesifik cinsin obezite ile ilgili göstergelerle önemli ölçüde ilişkili olduğunu buldu. Bu sonuçlar, karışık laktobasil takviyesinin bağırsak mikrobiyotasını ve metabolitlerini (asetik asit ve bütirik asit) manipüle edebileceğini, bunun sonucunda karaciğer lipit birikiminin azaldığını ve yağ dokusunun gelişmiş lipid metabolizmasının arttığını ve bunun obeziteyi engellediğini gösterdi.

      Rakamlar (9)
      (FIGURE 1) Click for full size image(FIGURE 2) Click for full size image(FIGURE 3) Click for full size image
      Show more figures

      Ücretsiz tam metin
      Ön Mikrobiyol. 2020; 11: 512.
      Yayınlanan online 2020 Mar 26.doi: 10.3389/fmicb.2020.00512
      PMCID: PMC7113563
      PMID: 32273874

      Lactobacillus plantarum Suşlarının Probiyotik Karışımı, Yüksek Yağlı Diyetle Beslenen Farelerde Lipid Metabolizması ve Bağırsak Mikrobiyota Yapısını İyileştirir
      Huizhen Li,1,2,† Fei Liu,1,† Jingjing Lu,1,2 Jialu Shi,1,2 Jiaqi Guan,1,2 Fenfen Yan,1,2 Bailiang Li,1,2,* ve Guicheng Huo1,2,*
      Yazar bilgileri Makale notları Telif Hakkı ve Lisans bilgileri

      İlişkili Veriler
      Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi

      Soyut
      Obezitenin küresel yaygınlığı yıldan yıla artmaktadır ve bu da dünya çapında bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Son yıllarda, hayvan çalışmaları ve klinik çalışmalar bazı laktik asit bakterilerinin obezite karşıtı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Önceki çalışmamızda, karışık lactobacilli(Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve Lactobacillus plantarum KLDS1.0386) vücut kilo alımını, Lee'nin indeksini ve vücut yağ oranını önemli ölçüde azaltarak in vivo olarak obezite karşıtı etkiler sergilemiştir; ancak, temel etki mekanizmaları belirsizliğini koruyor. Bu nedenle, bu çalışma karışık laktobasillerin obezite üzerindeki inhibitör etkisi için olası mekanizmaları araştırmayı amaçlamaktadır. C57BL/6J fareler rastgele kontrol grubu (Kontrol), yüksek yağlı diyet grubu (HFD) ve karışık laktobasil grubu (MX) dahil olmak üzere üç gruba ayrıldı ve üst üste sekiz hafta boyunca her gün beslendi. Sonuçlar, karışık laktobasil takviyesinin kan lipit seviyelerini ve karaciğer fonksiyonlarını önemli ölçüde iyileştirdiğini ve karaciğer oksidatif stresini hafifletdiğini göstermiştir. Ayrıca, karışık laktobasil takviyesi karaciğerde lipit birikimini önemli ölçüde inhibe etti ve epididimal yağ pedlerinde lipid metabolizmasını düzenledi. Özellikle, karışık laktobasil tedavisi bağırsak mikrobiyotasını modüle etti ve asetik asit ve bütirik asitte önemli bir artışa neden oldu. Ek olarak, Spearman'ın korelasyon analizi, birkaç spesifik cinsin obezite ile ilgili göstergelerle önemli ölçüde ilişkili olduğunu buldu. Bu sonuçlar, karışık laktobasil takviyesinin bağırsak mikrobiyotasını ve metabolitlerini (asetik asit ve bütirik asit) manipüle edebileceğini, bunun sonucunda karaciğer lipit birikiminin azaldığını ve yağ dokusunun gelişmiş lipid metabolizmasının arttığını ve bunun obeziteyi engellediğini gösterdi.

      Anahtar Kelimeler: Lactobacillus plantarum,obezite, lipid birikimi, lipid metabolizim, bağırsak mikrobiyotası, kısa zincirli yağ asitleri

      GrafikSel Özet
      Karışık laktobasil(Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve Lactobacillus plantarum KLDS1.0386), yağ dokusunun bağırsak mikrobiyotasını ve lipid metabolizmasını düzenleyerek ve farelerde karaciğer lipit birikimini inhibe ederek yüksek yağlı diyet kaynaklı obeziteyi önledi.

      Giriş
      Obezite dünya çapında bir salgın hastalık haline geldi ve insan vücudunun sağlıklı gelişimi üzerinde ciddi bir etkiye sahip, ki bu da halk sağlığı için büyük bir gizli tehlike (Risk and Factor Collaboration, 2016; Lu J. et al., 2016; Solas et al. ., 2017). Araştırmacılar 195 ülkeden veri topladılar ve dünya çapında obezite prevalansının 1980'den beri çarpıcı bir şekilde arttığını buldular (Reuter ve Mrowka, 2019). 2015 yılında, yaklaşık 603 milyon yetişkin ve 107 milyon çocuk, yetişkinler için% 12 ve çocuklar için% 5 genel yaygınlık ile obeziteden muzdaripti (GBD 2015 Obezite İşbirlikleri, 2017). Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlığa zararlı olabilecek aşırı yağ birikimi olarak tanımlanır ve vücut kitle indeksi (BKİ) 30 kg / m2 olduğunda teşhis edilir (Prospektif Çalışmalar ve İşbirliği, 2009). Genel olarak, çok boyutlu yüksek şekerli ve yüksek yağlı gıda alımı, sedanter egzersiz çalışma tarzı ve daha az fiziksel, enerji alımının tahmini enerji tüketiminden daha büyük neden olur, bu da karaciğer, böbrek haftası ve yağ dokusunda aşırı trigliserit birikimine yol açar, böylece obeziteye neden olur (Hurt vd., 2010; Heymsfield ve Wadden, 2017; Bluher, 2019). Obezite kardiyovasküler hastalık (Oikonomou ve Antoniades, 2019), tip 2 diyabet (Dietz, 2017), osteoartrit (Schott ve ark., 2018), Alzheimer hastalığı (Solas ve diğ., 2017), Anksiyete (Ogrodnik vd., 2019), depresyon (Tyrrell ve diğ., 2018) ve bazı kanserler [örneğin meme kanseri (Picon-Ruiz ve ark., 2017; Hao ve diğ., 2018), kolorektal kanser (Wunderlich vd., 2018), pankreas kanseri (Zaytouni ve diğ ., 2017), mide kanseri (Murphy ve diğ., 2018) ve karaciğer kanseri (Shin ve ark., 2013)].


      Şu anda, uzun süreli kilo yönetimi için ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylanan ilaçlar esas olarak yağ malabsorpsiyona neden olarak enerji veya gıda alımını azaltır, tokluğu teşvik etmek, mide boşalmalarını geciktirmek, iştahı azaltmak veya merkezi sinir sistemi yolunda hareket etmek, ancak hepsinin bulantı, ishal, kusma, ağız kuruluğu, kabızlık, baş dönmesi ve dışkı inkontinansı gibi belirli yan etkileri vardır(Davidson vd., 1999; Smith ve ark., 2010; Gadde vd., 2011; Apovian vd., 2013; Xavier vd., 2015). Bir dereceye kadar obezitesi olan bazı hastalar için gastrik bantlama, Roux-en-Y gastrik bypass ve obezite için üç tür cerrahi olan dikey sleeve gastrektomi yaygın tedavilerdir (Neylan vd., 2016; Schauer vd., 2016). İlaç müdahalesinden daha etkili olmasına rağmen, bu prosedürler daha risklidir (American College of Cardiology/American Heart Association Task Force on Practice Guidelines Obesity Expert Panel, 2013, 2014) ve bazı komplikasyonlara neden olabilir (Almalki vd., 2017). Bu nedenle probiyotik kullanımı da dahil olmak üzere daha güvenli ve sağlıklı ilaç dışı tedaviler önerilmiştir. Lactobacillus rhamnosus Lb102 ve Bifidobacterium animalis ssp. lactis Bf141 tarafından fermente süt ürünlerinden ve insan dışkısından izole edilmiş, sırasıyla yüksek yağlı diyetle beslenen farelere müdahale etmek için kullanıldı ve obezitenin başlangıcını etkili bir şekilde hafifletebilecekleri ve farelerde karaciğer yağlanmasının içeriğini azaltabilecekleri bulunmuştur(Le Barz ve ark., 2019).

      Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386, İç Moğolistan, Çin'deki geleneksel fermente süt ürünlerinden izole edildi ve laboratuvarımızda korundu. Ek olarak, önceki çalışmalarımız L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386'nın güçlü asit ve safra tuzu direncine, yüksek hücre yapışıklık aktivitelerine ve lipid metabolizması düzenleme özelliklerine sahip olduğunu göstermiştir (Tang vd., 2016; Jin vd., 2017; Lu ve ark., 2018; Yan vd., 2019; Yue vd., 2019). Bu nedenle, L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386 karışımının obeziteyi önleyip önleyemeyeceğini araştırdık. Sonuçlar, L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386'nın kombine tedavisinin, vücut ağırlığı alımı, Lee'nin indeksi ve obeziteyi inhibe etmedeki etkisini belirleyen vücut yağ oranı vb. Bununla birlikte, obeziteyi inhibe etmek için L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386'nın kombine tedavi mekanizması hala belirsizdi. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386'nın kombine müdahalesinin karaciğer lipit birikimini azaltarak ve lipit metabolizmasını ve bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek obeziteyi önleyip önlemediğini daha fazla araştırmaktı.

      Malzeme ve Yöntemler
      Malzeme
      Trigliserit (TG), toplam kolesterol (TC), düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C), yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C), antioksidan enzimler, Glutatyon (GSH), malondialdehit (MDA), alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) test kitleri Nanjing Jiancheng Biyomühendislik Enstitüsü'nden (Nanjing, Çin) elde edildi. PrimeScriptTm gDNA Silgili RT reaktif Kiti Takara Biyomedikal Teknoloji (Pekin) Co. Ltd.'den (Pekin, Çin) temin edildi.

      Bakteriyel Suşların Hazırlanması
      Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386 De Man Rogosa Sharpe (MRS) suyunda aşılanmış, sırasıyla, % 2 aşılama miktarına göre, 37 ° C'de kültürlenmiş, her 24 saat alt kültüre edilmiş, üçüncü nesilde 18 h'ye kültürlenmiş, daha sonra bakteri hücresi toplamak için 10 dakika boyunca 4 ° C'de 2500 g'da santrifüjlenmiş ve steril fosfat tamponlu salin (PBS) ile üç kez yıkanmıştır. Yıkanmış L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386, 5 × 10 konsantrasyona ulaşmak için steril PBS ile ayrı ayrı yeniden dirildi.8 CFU/mL ve sonra ikisi 1: 1 oranında karıştırıldı. 8 haftalık deney sırasında bakteriler her gün taze olarak hazırlandı.

      Deneysel Hayvanlar
      21-28 günlük Erkek Spesifik Patojensiz (SPF) C57BL/6J fareler Beijing Vital River Laboratory Animal Technology Co. Ltd. (Pekin, Çin) (Onay No. SKXK (JING) 2012-0001). Bu fareler çevre kontrollü koşullar altında plastik kafeslerde barındırıldı (sıcaklık, 20-22 °C; bağıl nem, 50 ±% 10; ve aydınlatma, 12 saat ışık / 12 saat karanlık döngü) ve deney başlamadan önce bir hafta boyunca çevreye alışmak için standart diyet ve suya ücretsiz erişim verildi. Hayvan deneyi protokolü, Kuzeydoğu Tarım Üniversitesi Kurumsal Hayvan Bakım ve Kullanım Komitesi tarafından belirli patojensiz kemirgen yönetimi (SRM)-06 onaylı protokol numarası altında onaylanmıştır.

      Deneysel Tasarım
      Bir haftalık iklimlendirmeden sonra, fareler rastgele aşağıdaki üç gruba atandı: kontrol grubu (Kontrol), yüksek yağlı diyet grubu (HFD) ve karışık laktobasil grubu (MX), her grupta 8 fare ile. Kontrol grubundaki fareler D12450B kontrol diyeti ile beslenirken, diğerleri D12492 yüksek yağlı diyet ile beslendi. Yem, Beijing Keao Xieli Feed Co. Ltd. (Pekin, Çin) tarafından üretildi ve tedarik edildi ve formülü Ek Tablo S1'degösterilmiştir. Her gün 09:00-11:00 saatleri arasında, kontrol grubu ve yüksek yağlı diyet grubu fareleri 0,2 mL steril PBS çözeltisi ile gavaged edildi ve karışık lactobacilli grubu için, farelere 0,2 mL karışık laktobasil süspansiyonu uygulandı (108 CFU). Tüm deney sırasında, dolgu ve su haftada iki kez değiştirildi ve yüksek yağlı diyet, fareleri yemek için etkileyen koku üretmek için yağın oksidasyonunu önlemek için her gün değiştirildi. Tüm deney 8 hafta sürdü. Sekiz hafta sonra, tüm fareler 12 saat boyunca diyetten çıkarıldı ve daha sonra uyuşturuldu ve kurban edildi. Serum örnekleri 4°C'de 10 dakika boyunca 1500 g'da santrifüjleme yoluyla elde edildi ve daha fazla analiz için −80°C'de depolandı. Karaciğerler ve epididimal yağ pedleri −80°C'de depolandı. Farelerin cekal içeriği steril tüpler halinde toplandı ve daha sonra kullanılmak üzere −80 °C'de depolandı.

      Serumda TC, TG, LDL-C ve HDL-C tayini
      Her bir fare grubunun serumunda TC, TG, LDL-C ve HDL-C konsantrasyonu, üreticinin protokollerine göre ticari tahlil kitleri (Nanjing Jiancheng Biyomühendislik Enstitüsü, Nanjing, Çin) ile ölçüldü. TC, TG, LDL-C ve HDL-C'nin nihai verileri mmol/L olarak bildirilmiştir.

      Serumda ALT ve AST Tayini
      Alt ve AST'nin her bir fare grubunun serumundaki etkinliği, üreticinin protokollerine göre ticari test kitleri (Nanjing Jiancheng Biyomühendislik Enstitüsü, Nanjing, Çin) ile ölçüldü. ALT ve AST düzeyleri U/L olarak bildirilmektedir.

      Karaciğerde TG, Antioksidan Enzimler, GSH ve MDA Tayini
      Karaciğer homojenatları 1150 g'da 4°C'de 10 dakika santrifüjlendi ve protein konsantrasyonu ticari bir kit kullanılarak bicinchoninic acid (BCA) yöntemiyle ölçüldü (Nanjing Jiancheng Biyomühendislik Enstitüsü, Nanjing, Çin). Daha sonra, fare karaciğerlerindeki TG, katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), GSH ve MDA seviyeleri, üreticinin talimatlarına uyarak ticari olarak mevcut kitler (Nanjing Jiancheng Biyomühendislik Enstitüsü, Nanjing, Çin) kullanılarak ölçüldü.

      Bağırsak Mikrobiyotasının Analizi
      Her gruptaki (n = 3) çekal içeriğin toplam bakteriyel DNA'sı, E.Z.N.A. kullanılarak ekstrakte edildi. Dışkı DNA Kiti (Omega Bio-Tek, Norcross, GA, Amerika Birleşik Devletleri) üreticinin talimatlarına göre. Ekstrakte edilen DNA, agaroz jel elektroforezi ile kontrol edildi ve bir NanoDrop ND-2000 spektrofotometre (Thermo Fisher Scientific, Wilmington, DE, Amerika Birleşik Devletleri) kullanılarak ölçüldü. Bakteriyel 16S rDNA'nın V3-V4 hiperdeğişken bölgesi, ileri primer 338F (5′-ACTCCTACGGGAGGCAGCAG-3 ') ve geri primer 806R (5′-GGACTACHVGGGTWTCTAAT-3') kullanılarak PCR ile amplifiye edildi. PCR ürünleri AxyPrep DNA Jel Ekstraksiyon Kiti (Axygen Bioscience, Union City, CA, Amerika Birleşik Devletleri) ile saflaştırıldı, Qubit 2.0 Florometre (Life Technologies, Carlsbad, CA, Birleşik Devletler) kullanılarak ölçüldü ve eşmolar oranlarda havuzlandı. PCR amplikon dizilimi, standart protokoller izlenerek Illumina Miseq platformunda (Illumina Inc. San Diego, CA, Birleşik Devletler) gerçekleştirildi. Ortaya çıkan ham okumalar, FLASH yazılımı (V1.2.11) (Magoč ve Salzberg, 2011) ile birleştirildi ve QIIME yazılımı (V1.7.0) (Caporaso ve diğerleri, 2010) kullanılarak kalite filtrelendi. Kimerik dizileri tanımlamak ve kaldırmak için UCHIME algoritması kullanılarak yüksek kaliteli temiz etiketler elde edildi (Edgar ve diğerleri, 2011). Nükleotid% 97 sekans özdeşliğine sahip etiketler, Uparse yazılımı (V7.0.1001) kullanılarak aynı operasyonel taksonomik birimlere (OTU'lar) kümelenmiştir (Edgar, 2013). Bu OTU'lar, PyNAST yazılımı (Versiyon 1.2) ile Greengenes veritabanı kullanılarak analize tabi tutulmuş ve taksonomik bilgilere açıklanmıştır (Yılmaz vd., 2013). Üç grupta bulunan mikroorganizmaların filum ve cins düzeyinde bolluğu karşılaştırıldı. Lineer Discriminant Analysis Effect Size (LEfSe), etki boyutu eşiği 2 olan farklı tedavilerle ilişkili potansiyel mikrobiyal biyobelirteçleri tanımlamak için kullanılmıştır (Segata ve diğerleri, 2011) .®

      Bağırsakta Kısa Zincirli Yağ Asitlerinin (SCFA) Tayini
      Bağırsaktaki SCFA düzeyini belirlemek için, 50 mg çekal içeriği 0.3 mL saf su içinde karıştırıldı, 4 dakika 45 Hz'de bir bilyeli değirmen ile muamele edildi, buzlu su banyosunda 5 dakika ultrasonik işlemden geçirildi ve santrifüjlendi. 4 ° C'de 20 dakika için 5000 g. Süpernatan (0.2 mL) ve 0.3 mL saf su eşit şekilde karıştırıldı, 45 Hz'de bir bilyeli değirmen ile 4 dakika muamele edildi, 5 dakika buzlu su banyosunda ultrasonik olarak muamele edildi ve 5000 g'de 20 dakika 4 ° C'de santrifüjlendi. Bundan sonra, 0.3 mL süpernatan, orijinal 0.2 mL süpernatan ile homojen bir şekilde karıştırıldı ve 0.1 mL% 50 H2SO4 ve 0.4 mL dahili standart çözelti (2-Metilvalerik asit, dietil eter içinde 50 ug / mL'ye çözüldü) ilave edildi. Daha sonra numune, 12000 g'de 15 dakika 4 ° C'de santrifüjlendi ve -20 ° C'de 30 dakika bekletildi. Süpernatan bir numune şişesine aktarıldı ve gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile saptandı. GC-MS saptaması, bir Agilent HP-FFAP kapiler kolon (30 mx 250 um x 0.25 um, J&W Scientific, Folsom, CA, Birleşik Devletler) ile donatılmış bir Agilent 7890 gaz kromatografi kütle spektrometresi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Daha önce açıklanan yönteme (Zheng ve diğerleri, 2013) referansla özel kromatografik koşullar kullanılmıştır. Standart olarak asetik asit, butirik asit, propiyonik asit, valerik asit (Sigma, St. Louis, MO, Amerika Birleşik Devletleri) kullanıldı. Her SCFA'nın konsantrasyonu, yedi farklı standart konsantrasyonundan elde edilen standart bir eğriye göre belirlendi.

      Bağırsakta Kısa Zincirli Yağ Asitlerinin (SCFA) Tayini
      İstatistiksel analiz
      Tüm deneyler en az üç kopya ile gerçekleştirildi ve tüm deneysel veriler ortalama ± standart sapma (SD) olarak gösterildi. Verilerin analizi SPSS 20.0 yazılımı (SPSS Inc. Chicago, IL, Amerika Birleşik Devletleri) kullanılarak gerçekleştirildi. Gruplar arasındaki istatistiksel farklılıklar, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ardından Duncan'ın çoklu aralık testi kullanılarak belirlendi. Karma laktobasil ile manipüle edilmiş bağırsak mikrobiyomunun nispi bolluğu ile obezite ile ilgili göstergeler arasındaki Spearman'ın sıra korelasyon katsayıları, korelasyonel istatistiksel analiz için R yazılımı 3.4.1 kullanılarak belirlendi. P değerleri <0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

      Sonuçlar
      Karışık Lactobacilli'nin Kan Lipitleri Üzerindeki Etkisi
      Üç fare grubunun kan lipit seviyeleri Şekil 1'de gösterilmektedir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, HFD grubundaki fareler, TG, TC ve LDL-C serum seviyelerinde dramatik bir artış ve serumda önemli bir düşüş gösterdi. HDL-C düzeyi (p <0.01), HFD grubunda anormal kan lipid metabolizmasının meydana geldiğini göstermektedir. Tersine, karışık laktobasilin oral uygulaması serumdaki lipid parametrelerindeki bu değişiklikleri belirgin şekilde inhibe etti (p <0.01).
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g001.jpg
      Karışık laktobasilin kan lipitleri üzerindeki etkileri. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. (A) Serum trigliserid (TG) seviyesi; (B) Serum toplam kolesterol (TC) seviyesi; (C) Serum yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C) seviyesi; ve (D) Serum düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C) seviyesi. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. ** p <0.01: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark.

      Karışık Lactobacilli'nin Karaciğer Fonksiyonu Üzerindeki Etkisi
      Karaciğer fonksiyonunu değerlendirmek için yaygın olarak gösterge olarak kullanılan serum ALT ve AST seviyeleri ölçüldü. Şekil 2A, B'de gösterildiği gibi, kontrol ve HFD grupları arasındaki bir karşılaştırmada, HFD grubu, serumda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek ALT ve AST seviyeleri gösterdi (p <0.01), bu da bu farelerde karaciğer hasarına işaret eder. Özellikle, karışık laktobasil ile tedavi, yüksek yağlı diyetin neden olduğu serum ALT ve AST seviyelerini önemli ölçüde azaltmıştır (p <0.01).
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g002.jpg

      Karışık laktobasilin karaciğer fonksiyonu üzerindeki etkileri. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. (A) Serum alanin aminotransferaz (ALT) seviyesi; ve (B) Serum aspartat aminotransferaz (AST) seviyesi. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. ** p <0.01: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark.

      Karışık Lactobacilli'nin Karaciğerde Lipid Birikimi Üzerine Etkisi
      Farelerin karaciğerindeki lipid birikimini belirlemek için, üç fare grubunun karaciğerindeki TG seviyelerini inceledik. Şekil 3'te gösterildiği gibi, karaciğer TG konsantrasyonu, kontrol grubuna kıyasla HFD grubunda belirgin şekilde daha yüksekti (p <0.01). Bununla birlikte, karışık laktobasil uygulaması, yüksek yağlı diyetin neden olduğu yüksek TG seviyelerini önemli ölçüde azaltmıştır (p <0.01).
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g003.jpg

      Karışık laktobasilinin hepatik trigliserit (TG) üzerindeki etkisi. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. ** p <0.01: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark.

      Karışık Laktobasilin Karaciğerdeki Oksidatif Stres Üzerine Etkisi
      Farelerin karaciğerindeki antioksidan enzimler, GSH ve MDA seviyeleri ölçüldü. Şekil 4A-D'de gösterildiği gibi, HFD grubundaki farelerin karaciğerindeki CAT, SOD, GSH-Px ve GSH seviyeleri, kontrol grubuna kıyasla önemli ölçüde azaldı (p <0.01). Bununla birlikte, bu azalmış seviyeler, karışık laktobasil takviyesi ile önemli ölçüde yükselmiştir (p <0.01). Ayrıca, karışık laktobasil tedavisi, yüksek yağlı diyetin neden olduğu karaciğer MDA seviyelerini önemli ölçüde azaltmıştır (Şekil 4E, p <0.01). Bu bulgular, karışık laktobasil uygulamasının fare karaciğerinin antioksidan kapasitesini artırabileceğini öne sürdü.
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g004.jpg

      Karışık laktobasillerin hepatik antioksidan enzimler, glutatyon (GSH) ve malondialdehit (MDA) üzerindeki etkisi. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık lactobacilli grubu. (A) Katalaz (CAT); (B) Süperoksit dismutaz (SOD); (C) Glutatyon peroksidaz (GSH-Px); (D) GSH; ve (E) MDA. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir* **p < 0.01: HFD grubundaki farelerle karşılaştırıldığında önemli fark.

      Epididimal Yağ Pedlerinde Karışık Lactobacilli'nin Lipid Metabolizmasının Anahtar Genleri Üzerine Etkisi
      Epididimal yağ pedinde lipid metabolizması için anahtar genlerin mRNA ekspresyonunun sonuçları ve karşılaştırmaları Şekil 5. Gösterildiği gibi Şekiller 5A,B, yüksek yağlı diyet beslenmesi, karışık laktobasil takviyesi ile normalleştirilen kontrol grubuna(p < 0.01) kıyasla epididimal yağ pedinde AMPK-α ve HSL'nin mRNA seviyelerinin önemli ölçüde aşağı regülasyonuna neden oldu. Buna ek olarak, gösterildiği gibi Şekiller 5C–F, HFD grubundaki farelerin epididimal yağ pedindeki ACC, FAS, PPAR-γ ve C/EBP-α mRNA ekspresyon düzeyleri kontrol grubundakilerden önemli ölçüde yüksekti(p < 0.01 veya p < 0.05). Bununla birlikte, karışık lactobacilli ile tedavi edildikten sonra, ACC, FAS ve PPAR-γ mRNA ekspresyon düzeyleri önemli ölçüde azaldı(p < 0.01), C/EBP-α mRNA ekspresyon seviyesi de azaldı ancak anlamlı değildi(p > 0.05).
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g005.jpg

      Karışık laktobasillerin epididimal yağ pedlerindeki genleri düzenleyen lipid metabolizması üzerindeki etkisi. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık lactobacilli grubu. (A) Adenozin 5′-monofosfatla aktive protein kinaz-α (AMPK-α); (B) Hormona duyarlı lipaz (HSL); (C) Asetil CoA karboksilaz (ACC); (D) Yağ asidi sentezi (FAS); (E) Peroksiom proliferators-aktive reseptör-γ (PPAR-γ); ve (F) CAATT/enhancer bağlayıcı proteinler α (C/EBPα). Tüm veriler ortalama ± SD. p. < 0.05 ve p < 0.01 olarak temsil edilir: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark.

      Karışık Lactobacilli'nin Bağırsak Mikrobiyota Bileşimine Etkisi
      Karışık laktobasillerin yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin bakteri topluluklarında önemli bir role sahip olup olmadığını araştırmak için, farelerin çekal bağırsak mikrobiyotası, 16S rDNA değişken bölgesi V3-V4 sekanslanarak analiz edildi. Filum düzeyinde, tüm gruplardaki baskın bileşenler,% 85'in üzerinde bir oranla Firmicutes ve Bacteroidetes idi (Şekil 6A). Kontrol grubuna kıyasla, HFD grubu, sırasıyla% 79.67 ve% 9.43'ü temsil eden daha yüksek bir göreli Firmicutes bolluğu ve daha düşük bir göreli Bacteroides bolluğu sergiledi. Tutarlı bir şekilde, kontrol grubuna kıyasla HFD grubunda Firmicutes'in Bacteroides'e oranında önemli bir artış gözlemlendi (p <0.01, Tablo 1). Bununla birlikte, karışık laktobasil tedavisi Firmicutes'teki artışı, Bacteroidetes'teki azalmayı ve yüksek yağlı diyetin neden olduğu Firmicutes-Bacteroidetes oranındaki artışı hafifletmiştir.
      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g006.jpg

      Karışık laktobasil uygulamasını takiben filum düzeyinde bağırsak mikrobiyal popülasyonundaki değişiklikler. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. (A) Filum düzeyinde bağırsak mikrobiyotası bileşiminin yığılmış çubuk grafiği; (B) Cins düzeyinde bağırsak mikrobiyota bileşiminin ısı haritası. Grup başına n = 3.

      TABLE 1
      Effect of mixed lactobacilli on the Firmicutes/Bacteroidetes ratio.
      Group Firmicutes/Bacteroidetes ratio
      Control 1.64 ± 0.09**
      HFD 8.47 ± 0.51
      MX 4.39 ± 0.57**
      Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. ** p <0.01: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark. Bağırsak mikrobiyotasının farklı gruplarda cins düzeyinde dağılımı, cins bolluğu ısı haritası (Şekil 6B) tarafından gösterilmiştir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, HFD grubunda Bifidobacterium, Bacteroides, Alistipes, Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Alloprevotella'nın nispi bollukları azaldı, ancak Parabacteroides, Eubacterium xylanophilum grubu, GCA-900066575, Lachnospiraceae, GCA-900066575, Lachnospiraceae artmıştır, bunların tümü karışık laktobasil takviyesi ile inhibe edilmiştir (Şekil 6B). Toplu olarak, bu sonuçlar, karışık laktobasil tüketiminin yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin bağırsak florasının taksonomik bileşimini açıkça değiştirdiğini ima etti.

      Her grupta baskın mikrobiyotayı belirlemek için LEfSe analizi yapıldı. Elde edilen kladogram (Şekil 7), Bacteroidetes, Alloprevotella ve Alistipes'in kontrol grubunda diğer iki gruba göre daha baskın olduğunu ortaya koydu. HFD grubu Firmicutes, Lachnospiraceae UCG-006, Lachnoclostridium, Romboutsia, Parabacteroides, GCA-900066575 ve Eubacterium xylanophilum grubu ile zenginleştirilirken, MX grubu Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Bacteroides ile zenginleştirildi. Latent Dirichlet Tahsis (LDA) skorlarının histogramı (Şekil 8) ayrıca, yukarıda belirtilen sonuçlarla uyumlu olan biyolojik sınıfların bileşimi açısından kontrol, HFD ve MX grupları arasında açık bir fark ortaya koydu.

      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g007.jpg



      Kontrol, HFD ve MX grupları arasında bağırsak mikrobiyotasının Doğrusal Ayırıcı Analizi Etki Büyüklüğü (LEfSe) karşılaştırması. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. Grup başına n = 3.

      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g008.jpg

      Latent Dirichlet Tahsisi (LDA) skorları, Kontrol, HFD ve MX grupları arasında farklı olarak bol olan her taksonun etki boyutunu ve sıralamasını gösterir. Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. Grup başına n = 3.

      Karışık Lactobacilli'nin SCFA'lar Üzerindeki Etkisi
      Bağırsaktaki SCFA metabolizmasındaki değişiklikleri araştırmak için, farklı fare gruplarının çekal içeriklerindeki asetik asit, bütirik asit, propiyonik asit ve valerik asit seviyeleri GC-MS (Ek Şekil S1) ile belirlendi. Tablo 2'de gösterildiği gibi, HFD grubunda asetik asit ve bütirik asit seviyeleri, kontrol grubuna kıyasla çarpıcı bir şekilde azalırken (p <0.01), karışık laktobasil takviyesi, iki SCFA'nın seviyelerini önemli ölçüde artırdı (p <0.05 ve p <0.01). Bununla birlikte, 8 haftalık karışık laktobasil tedavisinden sonra, propiyonik asit ve valerik asit seviyeleri önemli ölçüde değişmedi.

      TABLO 2
      SCFA'ların farklı grupların fare bağırsağındaki konsantrasyonu.
      Indices Control HFD MX
      Acetic acid (mg/kg) 485.34 ± 33.18** 309.59 ± 10.20 380.56 ± 37.62*
      Butyric acid (mg/kg) 449.87 ± 53.06** 267.99 ± 42.34 455.89 ± 15.02**
      Propionic acid (mg/kg) 232.53 ± 32.61* 140.32 ± 22.79 133.36 ± 31.04
      Valeric acid (mg/kg) 91.40 ± 14.42 72.90 ± 10.29 88.69 ± 6.79
      Kontrol, kontrol grubu; HFD, yüksek yağlı diyet grubu; ve MX, karışık laktobasil grubu. Tüm veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. * p <0.05 ve ** p <0.01: HFD grubundaki farelere kıyasla önemli fark.

      Bağırsak Mikrobiyomu ile Obezite İle İlgili Göstergeler Arasındaki Korelasyon
      Cins düzeyinde baskın bağırsak mikrobiyal topluluğunun göreceli bolluğu (göreli bolluğa göre ilk 35 cins) ile obezite ile ilgili göstergeler arasındaki korelasyonlar Spearman'ın korelasyon analizi ile belirlendi (Şekil 9). Obezite ile ilgili göstergeler arasında kısa zincirli yağ asitleri (asetik asit, bütirik asit, propiyonik asit ve valerik asit), epididimal yağ dokusu genleri (AMPK-α, HSL, ACC, FAS, PPAR-γ ve C / EBP-α) yer almaktadır. hepatik parametreler (TG, CAT, SOD, GSH-Px, GSH, MDA, ALT ve AST) ve kan lipidleri (TG, TC, HDL-C ve LDL-C). Bifidobacterium, Bacteroides, Alistipes, Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Alloprevotella'nın göreceli bollukları, asetik asit ve butirik asit seviyeleri ile pozitif korelasyon gösterirken, Parabacteroides, Eubacterium xylanaeospidium grubu, UC GCA-9000665, GCA-9000665 Romboutsia, asetik asit ve butirik asit seviyeleri ile negatif korelasyon gösterdi. Ayrıca, Bifidobacterium, Alistipes ve Alloprevotella'nın göreceli bollukları, AMPK-α ve HSL'nin mRNA ekspresyon seviyeleri ile anlamlı pozitif korelasyonlar (p <0.01 veya p <0.05) ve ACC, FAS ve PPAR'ın mRNA ekspresyon seviyeleri ile anlamlı negatif korelasyonlar gösterdi. -γ (p <0.01 veya p <0.05), ancak Parabacteroides, GCA-900066575, Lachnoclostridium ve Lachnospiraceae UCG-006'nın göreli bollukları ters eğilim gösterdi (p <0.01 veya p <0.05). Ayrıca Bifidobacterium, Bacteroides, Alistipes, Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Alloprevotella, karaciğerde TG ve MDA ile ve serumda TG, TC, LDL-C, ALT ve AST ile negatif korelasyon gösterirken, CAT, SOD ile pozitif korelasyon gösterdi Karaciğerde GSH-Px ve GSH ve serumda HDL-C, ancak Parabacteroides, Eubacterium xylanophilum grubu, GCA-900066575, Lachnoclostridium, Lachnospiraceae UCG-006 ve Romboutsia zıttı.

      An external file that holds a picture, illustration, etc. Object name is fmicb-11-00512-g009.jpg

      Spearman’in, cins düzeyinde bağırsak mikrobiyomunun göreceli bolluğu ile obezite ile ilgili göstergeler arasındaki korelasyonunun ısı haritası. Kısa zincirli yağ asitleri: asetik asit, bütirik asit, propiyonik asit ve valerik asit; epididimal yağ dokusunun genleri: adenozin 5′-monofosfat ile aktive olan protein kinaz-α (AMPK-α), hormona duyarlı lipaz (HSL), asetil CoA karboksilaz (ACC), yağ asidi sentetaz (FAS), peroksizom proliferatörleri ile aktive edilmiş reseptör -γ (PPAR-y) ve CAATT / güçlendirici bağlanma proteinleri a (C / EBPα); hepatik parametreler: trigliserit (TG), katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), glutatyon (GSH), malondialdehit (MDA), alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST); kan lipitleri: TG, toplam kolesterol (TC), yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C) ve düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C). Önemli korelasyonlar * p <0.05 ve ** p <0.01 ile gösterilir.
      Tartışma
      Metabolik bir hastalık olan obezite daha yaygın hale geliyor ve diğer metabolik komplikasyonlara (kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet gibi) eğilimlidir (Sonnenburg ve Backhed, 2016; Dahiya ve diğerleri, 2017), farmakoterapi yan etkilere neden olur (Srivastava ve Apovian , 2018; Rosa-Gonçalves ve Majerowicz, 2019), bu nedenle doğal ve toksik olmayan obezite önleyici maddeler aramak zorunludur. Laktik asit bakterileri fermente süt ürünlerinde 100 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır (Aryana ve Olson, 2017) ve genellikle güvenli olarak kabul edilmektedir (GRAS) (Özogul ve Hamed, 2017). Dahası, bugüne kadar, büyük miktarda kanıt, bazı laktik asit bakterilerinin hayvan araştırmalarında ve klinik araştırmalarda etkili bir anti-obezite etkisine sahip olduğunu göstermiştir (Dahiya ve diğerleri, 2017). Laboratuvarımızdaki önceki araştırmalar, L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386'nın güçlü asit ve safra tuzu direnci, yüksek hücre adhezyon aktiviteleri ve lipid metabolizması düzenleme özelliklerine sahip olduğunu göstermiştir (Tang ve ark., 2016; Jin ve ark. , 2017; Lu vd., 2018; Yan vd., 2019; Yue vd., 2019). Bu nedenle daha fazla araştırma yapılmış ve karışık laktobasillerin (L. plantarum KLDS1.0344 ve L. plantarum KLDS1.0386) yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde obezite oluşumunu önleyebileceği bulunmuştur (Lu J. ve ark., 2019), karışık laktobasillerin probiyotik özelliklerini doğruladı. Ancak, altta yatan mekanizmalar belirsizdi. Bu nedenle, bu çalışmada, aynı lactobacilli suşlarının obeziteyi önleyebileceği olası mekanizmalar çıkarıldı.

      Tartışma
      Karışık lactobacillinin in vivo anti-obezite etkisi, obezite araştırmaları için yaygın olarak kullanılan bir model olan D12492 yüksek yağlı diyet kaynaklı obezite modeli kullanılarak incelenmiştir. İkna edici kanıtlar, obeziteye genellikle yüksek TC, TG ve LDL-C seviyeleri gibi dislipideminin yanı sıra kardiyovasküler hastalık için risk faktörleri olan azalmış HDL-C seviyelerinin eşlik ettiğini göstermiştir (Hunter ve Hegele, 2017; Kotsis vd., 2017). Bu nedenle, 8 haftalık hayvan beslemesinden sonra, kan lipit metabolizmalarını değerlendirmek için üç fare grubunun serumundaki TC, TG, LDL-C ve HDL-C seviyeleri ölçüldü. Verilerimiz, beklendiği gibi, HFD grubunda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, TC, TG ve LDL-C serum düzeylerinin önemli ölçüde arttığını ve HDL-C serum düzeylerinin önemli ölçüde azaldığını gösterdi. Bununla birlikte, yüksek yağlı bir diyetle beslenen farelerde bu tür değişiklikler, karışık laktobasil tedavisi ile tersine çevrildi ve bu, metabolik işlev bozukluğunda bir iyileşme anlamına geldi. Bulgular, ev yapımı kumisten izole edilen probiyotik bir L. plantarum suşunun, yüksek yağlı diyetle beslenmeden kaynaklanan serum TC, TG, LDL-C ve HDL-C değişikliklerini etkili bir şekilde inhibe edebileceğine dair önceki araştırmalarla uyumluydu (Wang ve diğerleri, 2012). .

      Obezite sıklıkla alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının (NAYKH) gelişimi ile karakterizedir (Michelotti ve diğerleri, 2013; Canfora ve diğerleri, 2019). Vücuttaki önemli bir lipid metabolizması bölgesi olan karaciğer, normal koşullar altında lipid sentezi ve ayrışma dengesini sağlarken, yüksek yağlı bir diyet bu dengeyi bozarak aşırı lipid birikimine (yani hepatik steatoz) ve oksidatif strese neden olur. karaciğer, karaciğer hasarının ortaya çıktığını gösterir (Rotman ve Sanyal, 2017; Friedman ve diğerleri, 2018). Bu nedenle, karışık laktobasil müdahalesinin yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde NAYKH üzerine önleyici etkisini belirlemeyi amaçladık. İlk olarak, hepatik lipid birikimi, TG konsantrasyonu ölçülerek değerlendirildi. Daha önceki çalışmalarımızda (Lu J. ve diğerleri, 2019) gözlemlenen HFD grubunun karaciğer histopatolojik bölümlerindeki çok sayıda lipid damlacıkları ile tutarlı olan HFD grubunda, karaciğerde önemli bir yüksek TG konsantrasyonu gözlendi. hepatik steatoz meydana geldi. Bu sonuçlar, obez farelerin alkolsüz hepatik steatozdan muzdarip olduğu önceki raporlarla uyumluydu (Liou ve diğerleri, 2019). Bununla birlikte, karışık laktobasil tedavisinin hepatik steatozu büyük ölçüde hafiflettiği dikkate değerdir. İkinci olarak, SOD, CAT, GSH-Px, GSH ve MDA dahil olmak üzere antioksidan indeksleri ve lipid peroksidasyon biyobelirteçlerini analiz ederek karaciğer oksidatif stresi değerlendirdik. Kritik bir antioksidan olan SOD, süperoksit radikal anyonlarını (O2–, eksik oksijen formları) hidrojen peroksite (H2O2) dönüştürebilir ve bu da CAT ve GSH-Px tarafından suya katalize edilir (Turrens, 2003; Borrelli et al. , 2018). Enzimatik olmayan bir antioksidan olarak GSH, bunlara bağlanarak doğrudan reaktif oksijen türlerini (ROS) temizleyebilir (Anu ve diğerleri, 2014). MDA, serbest radikal aracılı lipid peroksidasyonunun son ürünüdür ve şu anda oksidatif stresle ilgili güvenilir bir biyobelirteç olarak kabul edilmektedir (Wang ve diğerleri, 2013). Sonuçlarımız, karışık laktobasilin oral uygulamasının SOD, CAT, GSH-Px ve GSH seviyelerini önemli ölçüde artırdığını, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde MDA seviyelerini önemli ölçüde düşürdüğünü ve bu da karaciğer oksidatif stresin iyileştiğini gösterdi. Son olarak, sıklıkla karaciğer fonksiyon hasarının derecesini belirlemek için kullanılan serum ALT ve AST seviyeleri ölçüldü (Zhao ve diğerleri, 2017a). MX grubunda serum ALT ve AST düzeylerinin önemli ölçüde azaldığını bulduk. Benzer şekilde, probiyotik karışımın (6 Lactobacillus ve 3 Bifidobacterium) tedavisinin, yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda serum ALT ve AST seviyelerini düşürdüğü daha önce belirtilmişti (Liang ve diğerleri, 2018). Birlikte ele alındığında, karışık laktobasil, karaciğer lipid birikimini inhibe edebilir, karaciğer antioksidan kapasitesini artırabilir ve karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir.

      Karma laktobasilin farelerde yüksek yağlı diyetin neden olduğu obeziteyi inhibe ettiği potansiyel mekanizmaları daha fazla araştırmak için, epididimal adipoz dokusunda lipit metabolizması ile ilgili genlerin ekspresyonunu inceledik. Trigliseridlerin depolanması için ana yerlerden biri olan yağ dokusu, lipid metabolizmasını düzenleyen önemli bir organdır (Schneeberger ve diğerleri, 2015; Park ve diğerleri, 2017). Kapsamlı miktarda rapor, PPAR-γ ve C / EBP-α'nın, yağ dokusunda adiposit farklılaşması için anahtar transkripsiyon faktörleri olduğunu göstermiştir (Prestwich ve Macdougald, 2007). Park vd. (2014), L. plantarum LG42 desteğinin, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde PPAR-γ ve C / EBP-α'nın mRNA ekspresyonunu çarpıcı bir şekilde azalttığını göstermiştir. Bu çalışmada, HFD grubu ile karşılaştırıldığında, karışık laktobasil tedavisi, PPAR-mRNA seviyelerini önemli ölçüde düşürdü ve ayrıca C / EBP-α'nın mRNA seviyesini düşürdü, ancak anlamlı değildi. AMPK yolu, lipid metabolizmasını düzenleyen klasik bir yoldur. AMPK bir

      Biriken kanıtlar bağırsak mikrobiyotasının obezitenin gelişiminde önemli bir çevresel faktör olduğunu göstermektedir (Walker ve Julian, 2013). Örneğin, önceki bir çalışma, obez farelerden bağırsak mikrobiyotası ile nakledilen mikropsuz, zayıf farelerin obez hale geldiğini, zayıf farelerden bağırsak florasıyla nakledilenlerin zayıf kaldığını gösterdi (Turnbaugh ve diğerleri, 2006). Buna göre bağırsak mikrobiyotası, obezitenin önlenmesi ve tedavisi için yeni bir hedef olarak kabul edilmektedir. Daha sonra, karışık laktobasillerin anti-obezite etkilerini bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek uygulayıp uygulamadığını araştırmak için, üç fare grubunun bağırsak bakteri bileşimini belirledik. Filum düzeyinde, kontrol grubuna kıyasla HFD grubunda Firmicutes'in göreli bolluğunun arttığını ve göreli Bacteroidetes bolluğunun azaldığını, bunun Firmicutes / Bacteroidetes oranında önemli bir artışla sonuçlandığını gözlemledik. birçok önceki rapor (Ilseung ve diğerleri, 2012; Chang ve diğerleri, 2015; Zhang ve diğerleri, 2018). Araştırmacılar, Firmicutes'in Bacteroidetes'ten daha fazla hasat edilebilir enerji üretebildiğini buldu, bu nedenle Firmicutes'in nispi bolluğundaki bir artış ve Bacteroidetes'in nispi bolluğundaki bir azalma olması durumunda, kalorilerin emilimi arttı ve ardından obeziteyi teşvik etti (Turnbaugh ve ark. , 2006; Komaroff, 2017). Dikkate değer bir şekilde, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde karışık laktobasil takviyesi, Firmicutes'teki artışı, Bacteroidetes'teki azalmayı ve Firmicutes / Bacteroidetes oranındaki artışı hafifletti. Cins düzeyinde, sonuçlarımız, Bifidobacterium, Bacteroides, Alistipes, Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Alloprevotella'nın göreli bolluğunun azaldığını, Parabacteroides, Eubacterium xylanophilum grubu, Rom-GCA-900066575, Lachnoclostridium ve UCG6'da Lachnoclostridium-00'da arttığını gösterdi. grubu kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Sonuçlarımız doğrultusunda, daha önceki çalışmalar Bifidobacterium (Zhu vd., 2018), Bacteroides (Zhang vd., 2015; Martinez vd., 2017), Alistipes (Zhu vd., 2018) bolluklarını bulmuştur. Lachnospiraceae NK4A136 grubu (Hu ve diğerleri, 2019) ve Alloprevotella (Wang ve diğerleri, 2019) ile obezite ve Parabacteroides bolluğu (Lieber ve diğerleri, 2018; Zhao ve diğerleri, 2018), Eubacterium ile negatif korelasyon vardı. xylanophilum group (Zhu J. vd., 2019), GCA-900066575 (Zhu J. vd., 2019), Lachnoclostridium (Zhao vd., 2017b), Lachnospiraceae UCG-006 (Kang vd., 2019), ve Romboutsia (Zhao ve diğerleri, 2018) ile obezite arasında pozitif korelasyon vardı. Laktik asit ve asetik asit üreten faydalı bir mikrobiyal tür olan Bifidobacterium, bağırsak pH'ını düşürebilir ve bağırsak sağlığını korumak için çeşitli zararlı bakterilerin büyümesini engelleyebilir (Wang R. ve diğerleri, 2018). Bacteroides, Alistipes, Lachnospiraceae NK4A136 grubu ve Alloprevotella ayrıca asetik asit ve bütirik asit gibi SCFA'lar üretebilir (Borton ve diğerleri, 2017; Gotoh ve diğerleri, 2017; Jiang ve diğerleri, 2018; Wang J. ve diğerleri. , 2018; Yin vd., 2018). Aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı olan (Jie ve ark., 2017) ve postinflamatuar irritabl bağırsak sendromu (Chen ve ark., 2017) olan kişilerde Bacteroides bolluğunun azaldığı bildirildi. Alistipes, yüksek konsantrasyonlarda (Canfora ve diğerleri, 2015) LPS kaynaklı TNF-α salınımını önleyerek iltihabı etkili bir şekilde engelleyebilir ve hepatosellüler karsinomlu hastaların bağırsaklarında daha düşük seviyelerde bulunmuştur (Ren ve diğerleri, 2019), kolit (Jiang ve diğerleri, 2018) ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (Tang ve diğerleri, 2018). Önceki çalışmalar, Lachnospiraceae NK4A136 grubunun bir anti-enflamatuar etkiye sahip olabileceğini (Li ve diğerleri, 2019) ve siklofosfamidin neden olduğu immün disfonksiyonlu farelerde nispi bolluğunun azaldığını göstermiştir (Zhu G. ve diğerleri, 2019). Alloprevotella'nın, obezitenin kolayca neden olduğu bir hastalık olan metabolik sendromlu farelerde (Shang ve diğerleri, 2017) önemli ölçüde azaldığı gösterilmiştir. Önceki araştırmalara göre Parabacteroides, tip 2 diyabet (Qin ve diğerleri, 2012) ve Behçet hastalığı (Ye ve diğerleri, 2018) olan kişilerde zenginleştirilmiştir. Eubacterium xylanophilum grubu, GCA-900066575, Lachnoclostridium, Lachnospiraceae UCG-006 ve Romboutsia, SCFA üreten bakterilerin büyümesini baskılayabilen (Duncan ve diğerleri, 2002) ve metabolik bozukluklar ve kolon kanseri ile ilişkili olduğu bulunan Lachnospiraceae'ye aittir. (Keishi ve Kikuji, 2014; Meehan ve Beiko, 2014). Önemlisi, karışık laktobasil tedavisi, yukarıdaki cinsin birçoğundaki değişiklikleri tersine çevirdi.

      Bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler, obezite ile negatif korelasyon gösteren SCFA seviyelerinde değişikliklere neden olur (Coelho ve diğerleri, 2018). Lu Y. vd. (2016), diyetteki SCFA'ların takviyesinin, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde vücut ağırlığı artışını önemli ölçüde engellediğini göstermiştir. Bakteriler tarafından üretilen SCFA'lar, bağırsaktan türetilen tokluk hormonlarının salınmasına neden olabilir.

      Sonuç
      Karışık laktobasil müdahalesi, düzensiz kan lipidleri, karaciğer oksidatif stres ve karaciğer hasarı dahil olmak üzere yüksek yağlı diyetin neden olduğu değişiklikleri hafifletebilir. Ayrıca, karışık laktobasil müdahalesi, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin bağırsak mikrobiyotasını modüle ederek, yağ dokusunda lipid metabolizmasını düzenleyen ve karaciğer lipit birikimini azaltan SCFA'ların (asetik asit ve butirik asit) artmasına neden olarak obeziteyi önledi. Bu nedenle, sonuçlarımız, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde obeziteyi bastırmak için karışık laktobasillerin oral uygulamasına ilişkin önemli bilgiler sunmaktadır.

      Veri Kullanılabilirliği Beyanı
      Bu çalışma için üretilen tüm veri kümeleri makaleye / Ek Materyal'e dahil edilmiştir.

      Etik Beyanı
      Hayvan çalışması, Kuzeydoğu Ziraat Üniversitesi Kurumsal Hayvan Bakım ve Kullanım Komitesi tarafından incelendi ve onaylandı.

      Yazar Katkıları
      HL deneyleri yaptı ve el yazmasını yazdı. FL ve JL deneyleri yaptı. JS, JG ve FY verileri işledi. BL ve GH el yazmasını düzeltti.

      Çıkar çatışması
      Yazarlar, araştırmanın potansiyel bir çıkar çatışması olarak yorumlanabilecek herhangi bir ticari veya finansal ilişkinin yokluğunda yapıldığını beyan ediyorlar.

      Dipnotlar
      Finansman. Bu çalışma, Çin Ulusal Anahtar Araştırma ve Geliştirme Programı (No. 2017YFD0400303) tarafından mali olarak desteklenmiştir.

      Ek materyal
      Bu makale için Ek Materyal çevrimiçi olarak şu adreste bulunabilir: https://www.frontiersin.org/articles...ntary-material
      Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (211K, docx)

      References
      • Almalki O. M., Lee W. J., Chen J. C., Ser K. H., Lee Y. C., Chen S. C. (2017). Revisional gastric bypass for failed restrictive procedures: comparison of Single-Anastomosis (Mini-) and Roux-en-Y Gastric Bypass. Obes. Surg. 28 970–975. 10.1007/s11695-017-2991-0 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • American College of Cardiology/American Heart Association Task Force on Practice Guidelines Obesity Expert Panel, 2013 (2014). Expert Panel Report: guidelines (2013) for the management of overweight and obesity in adults. Obesity 22 S41–S410. [Abstract] [Google Scholar]
      • Anu R., Amit K., Vivek S., Brijesh Y., Ruchi T., Sandip C., et al. (2014). Oxidative stress, prooxidants, and antioxidants: the interplay. Biomed Res. Int. 2014:761264. [Europe PMC free article] [Abstract] [Google Scholar]
      • Apovian C. M., Aronne L., Rubino D., Still C., Wyatt H., Burns C., et al. (2013). A randomized, phase 3 trial of naltrexone SR/bupropion SR on weight and obesity-related risk factors (COR-II). Obesity 21 935–943. 10.1002/oby.20309 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Aryana K. J., Olson D. W. (2017). A 100-year review: yogurt and other cultured dairy products. J. Dairy Sci. 100 9987–10013. 10.3168/jds.2017-12981 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Bluher M. (2019). Obesity: global epidemiology and pathogenesis. Nat. Rev. Endocrinol. 15 288–298. 10.1038/s41574-019-0176-8 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Borrelli A., Bonelli P., Tuccillo F. M., Goldfine I. D., Evans J. L., Buonaguro F. M., et al. (2018). Role of gut microbiota and oxidative stress in the progression of non-alcoholic fatty liver disease to hepatocarcinoma: current and innovative therapeutic approaches. Redox Biol. 15 467–479. 10.1016/j.redox.2018.01.009 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Borton M. A., Sabag-Daigle A., Wu J., Solden L. M., O’Banion B. S., Daly R. A., et al. (2017). Chemical and pathogen-induced inflammation disrupt the murine intestinal microbiome. Microbiome 5:47. 10.1186/s40168-017-0264-8 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Canfora E. E., Jocken J. W., Blaak E. E. (2015). Short-chain fatty acids in control of body weight and insulin sensitivity. Nat. Rev. Endocrinol. 11 577–591. 10.1038/nrendo.2015.128 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Canfora E. E., Meex R. C., Venema K., Blaak E. E. (2019). Gut microbial metabolites in obesity. NAFLD and T2DM. Nat. Rev. Endocrinol. 15 261–273. 10.1038/s41574-019-0156-z [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Caporaso J. G., Kuczynski J., Stombaugh J., Bittinger K., Bushman F. D., Costello E. K., et al. (2010). QIIME allows analysis of high-throughput community sequencing data. Nat. Methods 7 335–336. [Europe PMC free article] [Abstract] [Google Scholar]
      • Chang C.-J., Lin C.-S., Lu C.-C., Martel J., Ko Y.-F., Ojcius D. M., et al. (2015). Ganoderma lucidum reduces obesity in mice by modulating the composition of the gut microbiota. Nat. Commun. 6:7489. 10.1038/ncomms8489 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Chen Y., Xiao S., Gong Z., Zhu X., Yang Q., Li Y., et al. (2017). Wuji wan formula ameliorates diarrhea and disordered colonic motility in post-inflammation irritable bowel syndrome rats by modulating the gut microbiota. Front. Microbiol. 8:2307. 10.3389/fmicb.2017.02307 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Coelho O. G. L., Cândido F. G., Alfenas R. C. G. (2018). Dietary fat and gut microbiota: mechanisms involved in obesity control. Crit. Rev. Food Sci. Nutr. 59 3045–3053. 10.1080/10408398.2018.1481821 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Dahiya D. K., Puniya M., Shandilya U. K., Dhewa T., Kumar N., Kumar S., et al. (2017). Gut microbiota modulation and its relationship with obesity using prebiotic fibers and probiotics: a review. Front. Microbiol. 8:563. 10.3389/fmicb.2017.00563 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Davidson M. H., Hauptman J., Digirolamo M., Foreyt J. P., et al. (1999). Weight control and risk factor reduction in obese subjects treated for 2 years with orlistat: a randomized controlled trial. JAMA 281 235–242. [Abstract] [Google Scholar]
      • Dietz W. H. (2017). Obesity and excessive weight gain in young adults: new targets for prevention. JAMA 318 241–242. [Abstract] [Google Scholar]
      • Duncan S. H., Adela B., Stewart C. S., Pryde S. E., Flint H. J. (2002). Acetate utilization and butyryl coenzyme A (CoA):acetate-CoA transferase in butyrate-producing bacteria from the human large intestine. Appl. Environ. Microbiol. 68 5186–5190. 10.1128/aem.68.10.5186-5190.2002 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Edgar R. C. (2013). UPARSE: highly accurate OTU sequences from microbial amplicon reads. Nat. Methods 10 996–998. 10.1038/nmeth.2604 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Edgar R. C., Haas B. J., Clemente J. C., Quince C., Knight R. (2011). UCHIME improves sensitivity and speed of chimera detection. Bioinformatics 27 2194–2200. 10.1093/bioinformatics/btr381 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Friedman S. L., Neuschwander-Tetri B. A., Rinella M., Sanyal A. J. (2018). Mechanisms of NAFLD development and therapeutic strategies. Nat. Med. 24 908–922. 10.1038/s41591-018-0104-9 [Europe PMC free article] [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • Gadde K. M., Allison D. B., Ryan D. H., Peterson C. A., Troupin B., Schwiers M. L., et al. (2011). Effects of low-dose, controlled-release, phentermine plus topiramate combination on weight and associated comorbidities in overweight and obese adults (CONQUER): a randomised, placebo-controlled, phase 3 trial. Lancet 377 1341–1352. 10.1016/S0140-6736(11)60205-5 [Abstract] [CrossRef] [Google Scholar]
      • GBD 2015 Obezite İşbirlikçileri, Afshin A., Forouzanfar M. H., Reitsma M.B., Sur P., Estep K., vd. (2017). 25 yıl boyunca 195 ülkede aşırı kilo ve obezitenin sağlık etkileri. N. Engl. J. Med. 377 13-27. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Gijs D.B., Aycha B., Albert G., Karen V. E., Rick H., Dijk T. H., vd. (2015). Kısa zincirli yağ asitleri, lipogenezden yağ oksidasyonuna kadar PPARφ bağımlı bir anahtarla yüksek yağlı diyet kaynaklı obeziteye karşı korur. Diyabet Metab. Devir 64 2398–2408. [Özet] [Google Akademik]
      • Gotoh A., Nara M., Sugiyama Y., Sakanaka M., Yachi H., Kitakata A., vd. (2017). 32 baskın insan bağırsak mikrobu türünü kültleme ve kısa zincirli yağ asitleri fermantasyon profillerine dayalı değerlendirmesi için Gifu Anaerobik Ortamın kullanımı. Biyosci. Biyoteknoloji. Biyokimya. 81 2009-2017. 10.1080/09168451.2017.1359486 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Hao J., Zhang Y., Yan X., Yan F., Sun Y., Zeng J., vd. (2018). Dolaşımdaki yağ asidi bağlayıcı protein, obezite ile ilişkili meme/meme tümörü gelişiminin altında kalan yeni bir bağlantıdır. Hücre Melabı. 28 689–705.e5. 10.1016/j.cmet.2018.07.006 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Hardie D. G., Pan D. A. (2002). AMP ile aktive protein kinaz tarafından yağ asidi sentezi ve oksidasyonunun düzenlenmesi. Biyokimya. Soc. Trans. 30 1064–1070. [Özet] [Google Akademik]
      • Heymsfield S.B., Wadden T. A. (2017). Obezitenin mekanizmaları, patofizyolojisi ve yönetimi. N. Engl. J. Med. 376 254–266. [Özet] [Google Akademik]
      • Hu S., Wang J., Xu Y., Yang H., Wang J., Xue C., vd. (2019). Obez farelerde bağırsak mikrobiyotasını değiştirerek Acaudina molpadioides'ten fukosillenmiş kondroitin sülfatın iltihap önleyici etkileri. Yemek Funct. 10 1736–1746. 10.1039/c8fo02364f [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Hunter P.M., Hegele R. A. (2017). Dislipidemi yönetimi için fonksiyonel gıdalar ve diyet takviyeleri. Nat. Rev. Endocrinol. 13 278–288. [Özet] [Google Akademik]
      • Hurt R. T., Kulisek C., Buchanan L. A., Mcclave S. A. (2010). Obezite salgını: zorluklar, sağlık girişimleri ve gastroenterologlar için etkileri. Gastroenterol. Hepatol. 6 780–792. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Ilseung C., Shingo Y., Laura C., Methé B. A., Jiri Z., Kelvin L., vd. (2012). Erken yaşamdaki antibiyotikler murine kolonik mikrobiyomu ve adipoziteyi değiştirir. Doğa 488 621–626. 10.1038/nature11400 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Jiang L., Lv J., Liu J., Hao X., Ren F., Guo H. (2018). Eşek sütü lysozyme, bağırsak bariyer fonksiyonu ve bağırsak mikrobiyota bileşimini geliştirerek dektran sülfat sodyum kaynaklı koliti iyileştirir. J. Funct. Gıdalar 48 144–152. [Google Akademik]
      • Jie Z., Xia H., Zhong S. L., Feng Q., Li S., Liang S., vd. (2017). Aterosklerotik kardiyovasküler hastalıkta bağırsak mikrobiyomu. Nat. Komün. 8:845. 10.1038/s41467-017-00900-1 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Jin D., Yu S., Li B., Li N., Yan F., Huo G. (2017). Lactobacillus plantarum KLDS1.0386'nın C57BL/6J farelerde kolesterol metabolizması üzerindeki etkisi. Sci. Technol. Gıda Ind. 38 275–279. 10.13386/j.issn1002-0306.2017.23.050 [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Kang Y., Li Y., Du Y., Guo L., Chen M., Huang X., vd. (2019). Konjaku unu, bağırsak mikrobiyotasının bileşimini modüle ederek farelerde obeziteyi azaltır. Int. J. Obes. 43 1631–1643. 10.1038/s41366-018-0187-x [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Keishi K., Kikuji I. (2014). Bir Lachnospiraceae bakterisi tarafından bağırsak kolonizasyonu obez farelerde diyabet gelişimine katkıda bulunur. Mikrop Çevresi. 29 427–430. 10.1264/jsme2. ME14054 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Komaroff A. L. (2017). Mikrobiyom ve obezite ve diyabet riski. JAMA 317 355–356. 10.1001/jama.2016.20099 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Kotsis V., Antza C., Doundoulakis G., Stabouli S. (2017). Obezite, Hipertansiyon ve Dislipidemi. Obezite 11, 227–241. [Google Akademik]
      • Le Barz M., Daniel N., Varin T. V., Naimi S., Demers-Mathieu V., Pilon G., vd. (2019). Birden fazla bakteri suşunun in vivo taraması Lactobacillus rhamnosus Lb102 ve Bifidobacterium animalis ssp. lactis Bf141'i obezitenin bir fare modelinde metabolik bozuklukları iyileştiren probiyotikler olarak tanımlar. FASEB J. 33 4921–4935. 10.1096/fj.201801672R [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Li B., Evivie S. E., Lu J., Jiao Y., Wang C., Li Z., vd. (2018). Lactobacillus helveticus KLDS1. 8701, farelerde Nrf-2 ve bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek D-galaktoz kaynaklı yaşlanmayı hafifletir. Yemek Funct. 9 6586–6598. 10.1039/c8fo01768a [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Li J., Wu T., Li N., Wang X., Chen G., Lyu X. (2019). Bilberry antosiyanin özü bağırsak bariyer fonksiyonunu teşvik eder ve yaşlanan sıçanlarda bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek sindirim enzim aktivitesini inhibe eder. Yemek Funct. 10 333–343. 10.1039/c8fo01962b [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Liang Y., Lin C., Zhang Y., Deng Y., Liu C., Yang Q. (2018). Lactobacillus ve Bifidobacterium probiyotik karışımı Gpr109a ve commensal metabolit bütirat yoluyla alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı sıçanlarda sistemik adipozite ve iltihabı hafifletir. inflammopharmacology 26 1051–1055. 10.1007/s10787-018-0479-8 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Lieber A. D., Beier U. H., Xiao H., Wilkins B. J., Jiao J., Li X. S., vd. (2018). HDAC6 kaybı bağırsak mikrobiyotasını değiştirir ve obeziteyi kötüleşir. FASEB J. 33 1098–1109. 10.1096/fj.201701586R [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Liou C. J., Lee Y. K., Ting N.C., Chen Y. L., Shen S.C., Wu S. J., vd. (2019). Licochalcone A'nın Koruyucu Etkileri, Yüksek Yağlı Bir Diyetle Beslenen Farelerde Sirt-1 / AMPK Yolunun Tanıtımı Yoluyla Obezite ve Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığını İyileştiricidir. Hücreler 8:447. 10.3390/cells8050447 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Lu J., Bi Y., Guang N. (2016). Çin'deki obezite salgınını engellemek. Lancet Diabetes Endocrinol. 4 470–471. [Özet] [Google Akademik]
      • Lu J., Li B., Li Z., Li H., Huo G. (2018). Antioksidan özellikler ve Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 in vitroyağ birikiminin inhibisyonu. Gıda Sci. Tecnol. 43 1-7. 10.13684/j.cnki.spkj.2018.10.001 [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Lu J., Song Y., Yue Y., Huo G. (2019). İki Lactobacillus plantarum, farelerde yüksek yağ tarafından indüklenen obezite oluşumunu engellemek için birleştirildi. Gıda Sci. Technol. 40 286–290. 10.13386/j.issn1002-0306.2019.19.049 [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Lu Y., Fan C., Li P., Lu Y., Chang X., Qi K. (2016). Kısa zincirli yağ asitleri, G protein bağlantılı reseptörleri ve bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek farelerde yüksek yağ diyeti kaynaklı obeziteyi önler. Sci. Röp. 6:37589. 10.1038/srep37589 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Magoč T., Salzberg S. L. (2011). FLASH: Genom montajlarını iyileştirmek için kısa okumaların hızlı uzunluk ayarı. Biyoinformatik 27 2957–2963. 10.1093/bioinformatics/btr507 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Martinez K., Devlin J.C., Lacher C. R., Yin Y., Cai Y., Wang J., vd. (2017). Sezaryen ile artan kilo alımı: ilkel mikrobiyomun fonksiyonel önemi. Ş.Adv. 3:eaao1874. 10.1126/sciadv.aao1874 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Meehan C. J., Beiko R. G. (2014). Sindirim sistemi ile ilişkili bir bakteri ailesi olan lachnospiraceae'de ekolojik uzmanlığın filogenenomik bir görünümü. Genom Biyol. Evol. 6 703–713. 10.1093/gbe/evu050 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Michelotti G. A., Machado M. V., Diehl A.M. (2013). NAFLD. NASH ve karaciğer kanseri. Nat. Rev. Gastroenterol. Hepatol. 10 656–665. [Özet] [Google Akademik]
      • Murphy N., Jenab M., Gunter M. J. (2018). Adipozite ve gastrointestinal kanserler: epidemiyoloji, mekanizmalar ve gelecekteki yönler. Nat. Rev. Gastroenterol. Hepatol. 15 659–670. 10.1038/s41575-018-0038-1 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Neylan C. J., Kannan U., Dempsey D. T., Williams N. N., Dumon K. R. (2016). Obezitenin cerrahi yönetimi. Gastroenterol. Clin' e. Kuzey Am. 45 689–703. [Özet] [Google Akademik]
      • Ogrodnik M., Zhu Y., Langhi L. G. P., Tchkonia T., Kruger P., Fielder E., vd. (2019). Obeziteye bağlı hücresel senescence anksiyeteyi tetikler ve nörogenez bozar. Hücre Melabı. 29 1061–1077.e8. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Oikonomou E. K., Antoniades C. (2019). Yağ dokusunun kardiyovasküler sağlık ve hastalıktaki rolü. Nat. Rev. Cardiol. 16 83-99. [Özet] [Google Akademik]
      • Özogul F., Hamed I. (2017). Laktik asit bakterilerinin bakteri üremesinin ve biyojenik amin oluşumunun önlenmesi için önemi: bir inceleme. Crit. Rev. Food Sci. Nutr. 58 1660–1670. 10.1080/10408398.2016.1277972 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Park J. E., Oh S. H., Cha Y. S. (2014). Lactobacillus plantarum LG42 gajami sik-hae izole diyet kaynaklı obez farelerde vücut ve yağ pedi ağırlıklarını azaltır. J. Appl. Mikrobiyol. 116 145–156. 10.1111/jam.12354 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Park S., Ji Y., Jung H. Y., Park H., Kang J., Choi S. H., vd. (2017). Lactobacillus plantarum HAC01, diyet kaynaklı obezite murine modelinde bağırsak mikrobiyotası ve yağ dokusu birikimini düzenler. Appl. Mikrobiyol. Biyoteknoloji. 101 1605–1614. 10.1007/s00253-016-7953-2 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Picon-Ruiz M., Morata-Tarifa C., Valle-Goffin J. J., Friedman E. R., Slingerland J.M. (2017). Obezite ve olumsuz meme kanseri riski ve sonucu: Mekanistik içgörüler ve müdahale stratejileri. CA Kanseri J. Clin. 67 378–397. 10.3322/caac.21405 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Prestwich T.C., Macdougald O. A. (2007). Adipogenez ve metabolizmada Wnt/β-catenin sinyali. Curr. Opin. Hücre Biol. 19 612–617. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Prospektif Çalışmalar ve İşbirliği. (2009). 900000 yetişkinde vücut kitle indeksi ve nedene özgü mortalite: 57 prospektif çalışmanın işbirliğine dayalı analizleri. Lancet 373 1083–1096. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Qiao Y., Sun J., Xia S., Li L., Li Y., Wang P., vd. (2015). Farklı Lactobacillus reuteri'nin yüksek yağlı diyet kaynaklı obezite fareleri modelinde enflamatuar ve yağ depolanması üzerindeki etkileri. J. Funct. Gıdalar 14 424–434. [Google Akademik]
      • Qin J., Li Y., Cai Z., Li S., Zhu J., Zhang F., vd. (2012). Tip 2 diyabette bağırsak mikrobiyotasının metagenome çapında bir ilişki çalışması. Doğa 490 55-60. 10.1038/nature11450 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Ren Z., Li A., Jiang J., Zhou L., Yu Z., Lu H., vd. (2019). Erken hepatosellüler karsinom için hedeflenen non-invaziv biyobelirteçlere doğru bir araç olarak bağırsak mikrobiyom analizi. Bağırsak 68 1014–1023. 10.1136/gutjnl-2017-315084 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Reuter S., Mrowka R. (2019). Obezite, adipositler ve insülin direnci-Ömür boyu arkadaşlar? Acta Physiol. 225:e13258. [Özet] [Google Akademik]
      • Risk N.C. D. Faktör İşbirliği. (2016). 1975'ten 2014'e kadar 200 ülkede yetişkin vücut kitle indekslerindeki eğilimler: 19⋅2 milyon katılımcı ile 1698 nüfusa dayalı ölçüm çalışmalarının havuzlu analizi. Lancet 387 1377–1396. 10.1016/S0140-6736(16)30054-X [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Rosa-Gonçalves P., Majerowicz D. (2019). Obezitenin farmakoterapisi: sınırlar ve bakış açıları. Am. J. Cardiovasc. Uyuşturucu 19 349–364. [Özet] [Google Akademik]
      • Rotman Y., Sanyal A. J. (2017). Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı için mevcut ve yaklaşan farmakoterapi. Bağırsak 66 180–190. 10.1136/gutjnl-2016-312431 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Schauer P. R., Mingrone G., İkramuddin S., Wolfe B. (2016). Metabolik cerrahinin klinik sonuçları: glisemik kontrolün etkinliği, kilo kaybı ve diyabetin remisyon. Diyabet Bakımı 39 902–911. 10.2337/dc16-0382 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Schneeberger M., Everard A., Gómez-Valadés A. G., Matamoros S., Ramírez S., Delzenne N.M., vd. (2015). Akkermansia muciniphila, farelerde obezite sırasında inflamasyonun başlangıcı, değişen yağ dokusu metabolizması ve metabolik bozukluklarla ters korelasyon gösterir. Röp. 5:16643. 10.1038/srep16643 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Schott E.M., Farnsworth C. W., Grier A., Lillis J. A., Soniwala S., Dadourian G. H., vd. (2018). Obezite osteoartritini tedavi etmek için bağırsak mikrobiyomunun hedeflizesi. JCI Insight 3:e95997. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Segata N., Izard J., Waldron L., Gevers D. (2011). Metagenomik biyobelirteç keşfi ve açıklaması. Genom Biol. 12:R60. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Shang Q., Song G., Zhang M., Shi J., Xu C., Hao J., vd. (2017). Diyet fucoidan, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin bağırsak mikrobiyotasında artan Akkermansia popülasyonu ile ilişkili metabolik sendromu geliştirir. J. Funct. Gıdalar 28 138–146. [Google Akademik]
      • Shin Y., Tze Mun L., Koji A., Hiroaki K., Seidai S., Seiichi O., vd. (2013). Obeziteye bağlı bağırsak mikrobiyal metaboliti, senescence secretome yoluyla karaciğer kanserini teşvik eder. Doğa 499 97–101. 10.1038/nature12347 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Smith S. R., Weissman N. J., Anderson C.M., Matilde S., Emil C., Scott S., vd. (2010). Ağırlık yönetimi için lorcaserin'in çok merkezli, plasebo kontrollü denemesi. N. Engl. J. Med. 363 245–256. [Özet] [Google Akademik]
      • Solas M., Milagro F. I., Ramírez M. J., Martínez J. A. (2017). İnflamasyon ve bağırsak-beyin ekseni obeziteyi bilişsel işlev bozukluğuna bağlar: makul farmakolojik müdahaleler. Curr. Opin. Farmakokol. 37 87-92. 10.1016/j.coph.2017.10.005 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Sonnenburg J. L., Backhed F. (2016). İnsan metabolizmasının moderatörleri olarak diyet-mikrobiyota etkileşimleri. Doğa 535 56–64. 10.1038/nature18846 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Srivastava G., Apovian C.M. (2018). Obezite için mevcut farmakoterapi. Nat. Rev. Endocrinol. 14 12-24. [Özet] [Google Akademik]
      • Tang W., Yao X., Xia F., Yang M., Chen Z., Zhou B., vd. (2018). Yüksek yağlı diyet kaynaklı alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının tedavisi sırasında sıçanlarda bağırsak mikrobiyotasının hugan qingzhi tabletleri tarafından modülasyonu. Oksid. Med. Hücresi. Uzunev' e. 2018:7261619. 10.1155/2018/7261619 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Tang Y., Yu S., Guo L., Wang N., Huo G. (2016). Kolesterol düşürücü lactobacillusprobiyotik özellikleri tarama ve çalışma . Sci. Technol. Gıda Ind. 37 142–144. 10.13386/j.issn1002-0306.2016.01.020 [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Turnbaugh P. J., Ley R. E., Mahowald M. A., Vincent M., Mardis E. R., Gordon J. I. (2006). Enerji hasadı için artan kapasiteye sahip obezite ile ilişkili bir bağırsak mikrobiyomu. Doğa 444 1027–1031. [Özet] [Google Akademik]
      • Turrens J. F. (2003). Reaktif oksijen türlerinin mitokondriyal oluşumu. J. Physiol. 552 335–344. [Özet] [Google Akademik]
      • Tyrrell J., Mulugeta A., Wood A. R., Zhou A., Beaumont R. N., Tuke M. A., vd. (2018). Yüksek VKİ'nin depresyon üzerindeki nedensel etkisini anlamak için genetiği kullanmak. Int. J. Epidemiol. 48 834–848. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Walker A. W., Julian P. (2013). Mikrobiyoloji. Obezite ile bakterilerle savaşmak. Bilim 341 1069–1070. [Özet] [Google Akademik]
      • Wang J., Qin C., He T., Kai Q., Sun W., Xin Z., vd. (2018). Yonca içeren diyetler, domuzların caecal mukozasında luminal mikrobiyota yapısını ve kısa zincirli yağ asidi algılamasını değiştirir. J. Anim. Sci. Biotechnol. 9:11. 10.1186/s40104-017-0216-y [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Wang J., Wang P., Li D., Hu X., Chen F. (2019). Zencefilin farelerde bağırsak mikrobiyotasının modülasyonu yoluyla obezitenin önlenmesi üzerindeki yararlı etkileri. Eur. J. Nutr. 59 699–718. [Özet] [Google Akademik]
      • Wang J., Zhang H., Chen X., Chen Y., Menghebilige, Bao Q. (2012). Kolesterol düşürücü özellikler için potansiyel probiyotik laktobasil seçimi ve sıçanlarda kolesterol metabolizması üzerindeki etkileri yüksek lipid diyeti ile beslendi. J. Dairy Sci. 95 1645–1654. 10.3168/jds.2011-4768 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Wang R., Li H., Yang X., Xue X., Deng L., Shen J., vd. (2018). Genetik olarak obez insan bağırsak mikrobiyotası, normal diyetle beslenen mikropsuz farelerde karaciğer steatozini indükler. Ön tarafa. Mikrobiyol. 9:1602. 10.3389/fmicb.2018.01602 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Wang Y., Li Y., Xie J., Zhang Y., Wang J., Sun X., vd. (2013). Probiyotik Lactobacillus casei Zhang'ın anti-oksidatif ve antienflamatuar kapasiteler yoluyla sıçanlarda endotoksin ve d-galaktoktamin kaynaklı karaciğer hasarına karşı koruyucu etkileri. Int. İmmünofrmakol. 15 30-37. 10.1016/j.intimp.2012.10.026 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Wunderlich C.M., Ackermann P. J., Ostermann A. L., Adams-Quack P., Vogt M.C., Tran M. L., vd. (2018). Obezite, IL-6 tarafından düzenlenen makrofaj polarizasyonu ve CCL-20/CCR-6 aracılı lenfosit alımı yoluyla kolit ilişkili kanseri şiddetlendirir. Nat. Komün. 9:1646. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Xavier P. S., Arne A., Ken F., Frank G., Alfredo H., Michel K., vd. (2015). Kilo Yönetiminde 3.0 mg Liraglutide Randomize, Kontrollü Deneme. N. Engl. J. Med. 373 11-22. [Özet] [Google Akademik]
      • Yan F., Li N., Yue Y., Wang C., Zhao L., Evivie S. E., vd. (2019). Tip 2 diyabet zayıflama in vitro ve in vivo için dipeptidyl peptidaz IV inhibe edici aktivite ile potansiyel yeni probiyotiklerin taranması. Ön tarafa. Mikrobiyol. 10:2855. 10.3389/fmicb.2019.02855 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Ye Z., Zhang N., Wu C., Zhang X., Wang Q., Huang X., vd. (2018). Behçet hastalığında bağırsak mikrobiyomunun metagenomik bir çalışması. Mikrobiyom 6:135. 10.1186/s40168-018-0520-6 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Yılmaz P., Parfrey L. W., Yarza P., Gerken J., Pruesse E., Quast C., vd. (2013). SILVA ve "tüm türler canlı ağaç projesi (LTP)" taksonomik çerçeveleri. Nükleik Asitler Res. 42 D643–D648. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Yin J., Li Y., Han H., Chen S., Gao J., Liu G., vd. (2018). Bağırsak mikrobiyotasının melatonin yeniden programlanması, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde lipid dismetabolizmini geliştirir. J. Pineal Res. 65:e12524. 10.1111/jpi.12524 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Yue Y., Yan F., Li B., Song Y., Shi J., Guan J., vd. (2019). Lactobacillus'un HT-29 hücre çoğalması ve probiyotik fonksiyon inhibitörü ile taranması. Yemek Sci. 1–13. [Google Akademik]
      • Zaytouni T., Tsai P. Y., Hitchcock D. S., DuBois C. D., Freinkman E., Lin L., vd. (2017). Obezite ile ilişkili pankreas kanserinde arjinaz 2 için kritik rol. Nat. Komün. 8:242. 10.1038/s41467-017-00331-y [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Zhang X., Zhang M., Ho C.-T., Guo X., Wu Z., Weng P., vd. (2018). Yüksek yağlı diyet kaynaklı obezite fareleri modeli ile yeşil çay polifenollerinin bağırsak mikrobiyota modüler etkisinin metagenomik analizi. J. Funct. Gıdalar 46 268–277. 10.1039/c7fo01570d [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Zhang X., Zhao Y., Xu J., Xue Z., Zhang M., Pang X., vd. (2015). Sıçanlarda yüksek yağlı diyet kaynaklı obezite tedavisi sırasında bağırsak mikrobiyotasının berberin ve metformin tarafından modülasyonu. Röp. 5:14405. 10.1038/srep14405 [Avrupa PMC ücretsiz makalesi] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Zhao L., Chen Y., Xia F., Abudukerimu B., Zhang W., Guo Y., vd. (2018). Glukagon Benzeri peptid-1 reseptör agonisti, bağırsak mikrobiyotasının yapısını modüle ederek ağırlığı düşürür. Ön tarafa. Endokrinol. 9:233. 10.3389/fendo.2018.00233 [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [CrossRef] [ Google Akademik]
      • Zhao L., Jiang Y., Ni Y., Zhang T., Duan C., Huang C., vd. (2017a). Lactobacillus plantarum C88'in farelerde kronik etanol kaynaklı karaciğer hasarı üzerindeki koruyucu etkileri. J. Funct. Gıdalar 35 97–104. [Google Akademik]
      • Zhao L., Zhang Q., Ma W., Tian F., Shen H., Zhou M. (2017b). Quercetin ve resveratrol kombinasyonu, bağırsak mikrobiyotasının modülasyonu ile yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda obeziteyi azaltır. Yemek Funct. 8 4644–4656. 10.1039/c7fo01383c [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Zheng X., Qiu Y., Zhong W., Baxter S., Su M., Li Q., vd. (2013). Kısa zincirli yağ asitleri ve dallı zincirli amino asitler için hedefli bir metabolomik protokol. Metabolomics 9 818–827. [Avrupa PMC ücretsiz makale] [Özet] [ GoogleAkademik]
      • Zhu G., Jiang Y., Yao Y., Wu N., Luo J., Hu M., vd. (2019). Ovotransferrin, siklofosfamid tarafından indüklenen immünomodülatör fonksiyon ve bağırsak mikrobiyotasının disbiyozunu iyileştiricidir. Yemek Funct. 10 1109–1122. 10.1039/c8fo02312c [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Zhu J., Kong Y., Yu J., Shao S., Mao M., Zhao M., vd. (2019). İçme suyu tüketimi N-Nitrozaminler karışımı bağırsak mikrobiyomlarını değiştirir ve genç erkek sıçanlarda obezite riskini arttırır. Çevre. Kirletin. 248 388–396. 10.1016/j.envpol.2019.02.012 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      • Zhu Z., Zhu B., Sun Y., Ai C., Wang L., Wen C., vd. (2018). Deniz hıyarından sülfatlı polisakkarit ve depolimerize türevi, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde bağırsak mikrobiyotasının modifikasyonu ile ilişkili olarak obeziteyi önler. Mol. Nutr. Gıda Res. 62:1800446. 10.1002/mnfr.201800446 [Özet] [CrossRef] [ GoogleAkademik]
      Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 15:02 ) değiştirilmiştir.

      Yorum yap


      • #4
        Alkolsüz Yağlı Karaciğerde Probiyotiklerin Rolü, Hastalık: Bağırsak Mikrobiyotası Önemli mi?

        Chencheng Xie ve Dina Halegoua-DeMarzio *
        Tıp Bölümü, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Bölümü, Thomas Jefferson Üniversitesi,
        Philadelphia, PA 19107, ABD;
        * Yazışma: dlh004@jefferson.edu
        Geliş: 11 Ekim 2019; Kabul Tarihi: 15 Kasım 2019; Yayınlandı

        Özet: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH), metabolik hastalıkların hepatik sonucudur. sıklıkla obezite, diyabet ve dislipidemiyi içeren sendrom. Arasındaki bağlantı bağırsak mikrobiyotası (GM) ve NAFLD son yıllarda büyük ilgi görmüştür. Veriler gösterildi GM'nin hepatik lipid metabolizmasını etkilediği ve pro / antiinflamatuar arasındaki dengeyi etkilediği karaciğerdeki efektörler. Çalışmalar GM dysbiosis ve NAYKH arasındaki ilişkiyi ortaya koysa da, NAYKH ile sonuçlanan bağırsak disbiyoz mekanizmalarının kodunu çözmek hala zordur. Potansiyel GM disbiyozunu NAYKH'ye bağlayan patofizyoloji şu şekilde özetlenebilir: (1) dengeyi bozmak enerji hasadı ve harcama arasında, (2) hepatik inflamasyonu teşvik etmek (bağırsakta bozulma bütünlük, endotoksemiyi kolaylaştırma ve sitokinlerin salınmasıyla inflamatuar kaskadların başlatılması), ve (3) değiştirilmiş biyokimya metabolizması ve GM ile ilgili metabolitler (yani, safra asidi, kısa zincirli
        yağ asitleri, aromatik amino asit türevleri, dallı zincirli amino asitler, kolin, etanol). Vade probiyotiklerin / sinbiyotiklerin GM'yi normalleştirebileceği ve disbiyozu tersine çevirebileceği hipotezine göre,
        NAYKH'li hastalarda probiyotiklerin / sinbiyotiklerin terapötik etkisini araştırma çabaları olmuştur. Yakın zamanda yapılan randomize klinik araştırmalar, probiyotiklerin / sinbiyotiklerin transaminazları iyileştirebileceğini göstermektedir. hepatik steatoz ve hepatik inflamasyonu azaltır. Bu umut verici sonuçlara rağmen, gelecekteki çalışmalar GM'nin NAFLD gelişimi ve ilerlemesinde oynadığı tam rolü anlamak için gereklidir. Bunlara ek olarak, Probiyotiklerin / sinbiyotiklerin etkinliğini, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini bir roman olarak ortaya çıkarmak için daha fazla veriye ihtiyaç vardır. NAYKH'ye farmakolojik yaklaşımlar.
        Anahtar Kelimeler: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı; alkolsüz steatohepatit; probiyotikler; mikrobiyom

        1. Giriş
        Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH), aşırı yağ birikimi ile tanımlanır. karaciğer dokusu, önemli dahil olmak üzere ikincil hepatik yağ birikimi bozukluklarının diğer nedenleri alkol tüketimi, kalıtsal bozukluklar ve steatojenik ilaçlar dışlanmıştır [1]. NAYKH, izole steatozdan steatohepatite kadar geniş bir karaciğer hastalığı spektrumu ile karakterizedir.
        ve hepatik fibroz oluşumuna ve siroza neden olacak şekilde ilerleyebilir. NAFLD spektrumu arasında, alkolsüz steatohepatit (NASH) daha şiddetli formdur ve hepatik steatoz ile kendini gösterir, histolojide lobüler inflamasyon ve hücre hasarı (yani, hepatosit balonlaşma) [1]. NAFLD olmuştur Dünyadaki kronik karaciğer hastalığının önde gelen nedenlerinden biri olarak kabul edilmiştir ve bununla birlikte yaygınlığı küresel bir metabolik sendrom salgını, obezite ve insülin direnci ile hızla artmıştır. kıtalar [2]. Younossi ve diğerleri tarafından yürütülen yeni bir sistemik inceleme. yaygınlığının tahmin edilen NAFLD dünya çapında% 25'e ulaştı [3]. NASH'li hastalar, sirozun sirozuna ilerleme riski altındadır. karaciğer ve / veya gelişen hepatoselüler karsinom (HCC). 5 yıllık kümülatif HCC insidansı, NASH fibroz / siroz bağlamında,% 4 ile% 12.3 [4-7] arasında değişmektedir ve 2002 ile 2017 arasında NASH ile ilişkili HCC oranı 8,5 kat artarak% 2,1'den% 17,9'a yükseldi [8].

        NAYKH'nin artan prevalansına rağmen, kesin bir farmakolojik tedavi yapılmamıştır. Gıda ve İlaç Dairesi veya Avrupa İlaç Ajansı tarafından onaylanmıştır. Yaşam tarzı değişiklikleri fiziksel aktivite, kilo kaybı ve diyet modifikasyonu şu anda hafifletmek için ana stratejilerdir NAFLD salgını. Bu nedenle, yeni terapötik ilaçların belirlenmesi zor olsa da, gerekli olmaya devam etmektedir.
        NAFLD için stratejiler. NAYKH'nin başlangıcı ve ilerlemesinin iltihaplanma ile bağlantılı olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. oksidatif stres, insülin direnci, dislipidemi ve obezite [9,10]. Bu süreç, biyokimyasal ve immünolojik değişiklikler yoluyla çevresel, diyet ve genetik faktörlerin etkileşimi lipit ve glukoz metabolizmasında [11]. NAYKH patogenezi üzerine onlarca yıllık araştırmalara rağmen, patofizyoloji belirsizliğini koruyor ve büyük olasılıkla birden çok mekanizma ile. Bir potansiyel mekanizma, bağırsaklar ve karaciğer (gut-gut) arasındaki portal ven yoluyla doğrudan bağlantıdır. mikrobiyota-karaciğer ekseni). Bağırsakta kolonize olan mikrobiyota bu süreç sayesinde metabolik sendromu ve bununla ilişkili doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen metabolik süreçleri modüle eder yandaş hastalıklar [12]. Bağırsak mikrobiyotasının (GM) 1000'den fazla bakteri türüne ve 100'den fazla bakteri türüne sahip olduğu tahmin edilmektedir. insanda kolonize olan insan genomundan 150 kat daha fazla gene sahip trilyon bakteri bağırsak yolu [13,14]. İnsan bağırsağındaki iki ana filum Firmicutes'tir (Lactobacillus,

        Peptoniphilus, Ruminococcus, Clostridium ve Eubacteria) ve Bacteroidetes (Bacteroides, Prevotella). Diğer Daha az bol olan filumlar arasında Actinobacteria (Bifidobacterium), Proteobacteria ve Verrumicrobia bulunur [15]. Bununla birlikte, GM'nin bileşimi ve bolluğu, arasındaki önemli heterojenlik nedeniyle değişir. bireyler ve yaş, cinsiyet, diyet, hamilelik, hormonal değişiklikler gibi altta yatan koşullar, seyahat, enfeksiyon ve antibiyotikler ve proton pompası inhibitörleri gibi ilaçlar [16-19]. Disbiyoz sağlıklı ve hastalığı teşvik eden mikroorganizmalar arasındaki bir dengesizlik olarak tanımlanır; tezahür etti çeşitlilik değişiklikleri ve belirli mikroorganizmaların görece bolluğundaki dalgalanma [20]. GM'nin dengesi ve homeostazı, sağlığı korumak ve hastalıklara karşı korumak için çok önemlidir. ana bilgisayarda. GM disbiyozu ile GDO arasındaki ilişkiyi ortaya koyan artan sayıda çalışma vardır. metabolik sendrom, obezite, tip 2 diyabet, NAYKH [21-24]. Zhu vd. 16S ribozomal RNA kullandı sıralandı ve NASH hastalarının farklı bir Firmicutes kompozisyonuna ve oranına sahip olduğu sonucuna vardı, Sağlıklı olanlara kıyasla filum, aile ve cins düzeyinde Bacteroidetes ve Actinobacteria grubu. NASH hastalarında ayrıca alkol üreten bakteri bolluğu da artmıştır. serum alkol seviyelerini ve oksidatif stresi artırarak karaciğer hasarına neden olur [23]. Bağırsak mikrobiyom değişiklikleri pediatrik NAFLD denekleri arasında da bulunmuştur. Del Chierico vd. karşılaştırıldığında NAFLD, NASH, ve sağlıklı kontrollere sahip obez pediatrik hastalar ve NAYKH hastalarının artmış Anaerococcus (Actinobacteria), Ruminococcus (Firmicutes), Peptoniphilus (Firmicutes), Dorea bolluğu (Firmicutes), Bradyrhizobium (Proteobacteria) ve Propionibacterium acnes (Actinobacteria), ancak Rikenellaceae (Bacteroidetes) ve Oscillospira (Firmicutes) bolluğu. Önemli bir fark yok NAYKH, NASH ve obez gruplar arasında mikrobiyom bileşimi açısından [25]. Ayrıca, Boursier vd. GM'nin NAYKH şiddeti ve ilerlemesi için öngörücü olarak kullanılabileceğini belirledi. Bacteroides bolluğu hem NASH hem de fibroz hastalarında daha yüksekti ve Ruminococcus fibroz hastalarında bolluk daha yüksekti. Çok değişkenli analiz sayesinde Boursier ve ark. sonuçlandı Bacteroides'in bağımsız olarak NASH ile ilişkili olduğu ve Ruminococcus'un fibroz ile bağlantılı olduğu [26]. GM dysbiosis ve NAYKH arasında bir ilişki ortaya koyan bu çalışmalara rağmen, dysbiosis, NAYKH ile sonuçlanan nedensel bir faktördür ve belirsizliğini korumaktadır. Böylece, daha fazla açıklama NAYKH arasındaki nedensel ilişkiyi ve potansiyel patogenez bağlantılarını araştırmak için gereklive dysbiosis.

        2. Patogenez: NAYKH ve Mikrobiyom arasındaki Bağlantılar
        NAFLD / NASH progresyonunun patofizyolojisi karmaşıktır ve "çoklu vuruş" hipotez, birden fazla hakaretin birlikte çalışarak ilerlemesini kolaylaştırdığı fikrini formüle eder. hastalık. Bu hakaretlerden bazıları insülin direnci, genetik ve epigenetik faktörler, beslenme takviye ve bağırsak mikrobiyotası [27]. Ortaya çıkan çok sayıda patofizyoloji mekanizması arasında NAFLD NASH'da GM hayati katkıda bulunanlardan biri olarak kabul edildi ve son yıllarda artan ilgi [28]. Karaciğer, portal ven dolaşımını alır ve açığa çıkar. bağırsak sisteminden beslenmenin yanı sıra GM türevli metabolitlere. Bağırsak-karaciğer ekseni gastrointestinal sistem ve karaciğer arasında fonksiyonel, çift yönlü bir etkileşim ile karakterize yakın anatomi sayesinde. GM ve karaciğerin çok karmaşık etkileşimli ilişkileri vardır ve karmaşık bir metabolik ve immünolojik ağın aracılık ettiği [29]. Birincil mekanizma değişen enerji hasat modu, inflamatuar sitokinler ve ilgili sinyaller olarak özetlenebilir yollar, değiştirilmiş biyokimya metabolizması ve GM ile ilgili metabolitler (safra asidi, kısa zincirli yağ asitler, aromatik amino asit türevleri, dallı zincirli amino asitler ve etanol; Şekil 1'e bakınız)








        2.1. Bağırsak Mikrobiyotası ve Konak Bağışıklık Sistemi ile Etkileşim
        Obezite, diyet, alkol alım enfeksiyonu ve ilaç tedavisi gibi birçok faktör, mikrobiyom ve bozulmuş bağırsak bütünlüğü, bağırsakta aşırı bakteri üremesi, bakteri translokasyon ve lipopolisakkarit (LPS) salımı. Sonraki endotoksemi karaciğere girer inflamatuar sitokinlerin salınmasına neden olan portal sirkülasyon yoluyla karaciğer hasarına neden olur NAYKH'ye katkıda bulunabilir [30]. Miele vd. NAFLD hastalarının azaldığını belirtti Büyük bir sıkı bağlantı proteini olan ZO-1'in (zona okludens 1) ekspresyonu, daha yüksek bağırsakla sonuçlanır. geçirgenlik [31]. Volynets vd. ayrıca bağırsak geçirgenliği ve endotoksin seviyelerini doğruladı plazmada NAYKH hastalarında anlamlı olarak daha yüksekti [32]. Benzer sonuçlar şurada da bulundu: pediatrik popülasyon, Giorgio ve ark. bağırsak geçirgenliğinin ciddiyetinin ilişkili olduğunu bildirdi NAYKH'nin şiddeti ile [33]. NAYKH hastaları ayrıca daha yüksek oranlarda ince bağırsak steatozun şiddeti ile ilişkili olan bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO) [31]. Bütünlüğü bozulmuş bağırsak bariyeri, bakteriyel aşırı büyüme ve bakteriyel translokasyon da bakteriyel endotoksine izin verebilir karaciğere geçmek için. Lipopolisakkaritler (LPS), toll benzeri reseptörleri aktive ederek Kupffer hücrelerini uyarır. (TLR'ler). Bu TLR'ler, patojenle ilişkili moleküler hücreleri tanıyan patern tanıma reseptörleridir. desenler (PAMP'ler) ve hasarla ilişkili moleküler modeller (DAMP'ler) ve sağlıklı karaciğer hücreleri. Bağırsak bariyeri bozulduğunda ve endotoksemi karaciğer-bağırsağı yoluyla dolaşır. bağırsak-karaciğer ekseni, TLR'lerle bağlanan PAMP ve DAMP düzeylerinin artmasına neden olur (TLR2, TLR4, TLR5, TLR9, vb.), İnflamatuar sitokinlerin (TNF-α, IL-8, IL1β) başlatılabilir ve hepatositlerde lipid birikimi ve hücre ölümü uyarılabilir NAYKH, NASH ve siroza yol açar [34-38]. Dysbiosis ayrıca zayıflamada kritik bir rol oynar. bir NAFLD konağında mukozal bağışıklık. Jiang vd. disbiyoz bağlamında, CD4- ve Duodenal mukoza lamina propriada ve TNF-α seviyelerinde CD8 pozitif hücre sayıları azalır, IL-6 ve IFN-γ, NAFLD grubunda artmıştır [39].
        2.2. Bağırsak Mikrobiyotası ve Metabolit Arasındaki Karışma
        2.2.1. Safra Asitleri
        Safra asidi homeostazı GM tarafından düzenlenir. Mikrobiyom, birincil sentezinde yer alır. safra asitleri, kolik asit ve kenodeoksikolik asit, safra asidi sentezinin ekspresyonunu düzenleyerek enzimler. GM ayrıca diğer safra asidi metabolizması süreçlerini de etkiler, karaciğerde konjugasyonu içerir, terminal ileumda yeniden absorpsiyon, ince bağırsakta dekonjugasyon, sekonder safraya dönüşüm kolondaki asitleri (litokolik asit ve deoksikolik asit) ve enterohepatik dolaşımı etkileyerek ilgili enzimler veya taşıyıcıların ekspresyonu veya aktivitesi [20]. Safra asidindeki herhangi bir adımın bozulması metabolizmanın patofizyolojik etkisi olabilir. Safra asidi metabolizmasının değişmesi, metabolik ve NAYKH'ye katkıda bulunan immün etkiler [20,40-42]. Safra asitleri metabolizmayı düzenleyebilir ve farnesoid X reseptörü (FXR) ve transmembran G proteinine bağlı reseptör yoluyla iltihaplanma 5 (TGR5). FXR, ağırlıklı olarak birincil safra asitleri tarafından aktive edilirken, TGR5 baskın olarak ikincil safra asitleri ile aktive edildi [43,44]. Metabolik etki açısından FXR, de novo lipogenezi inhibe eder, yağ asidi oksidasyonunu artırır, steatozu azaltan trigliserid homeostazında yer alan gen ekspresyonunu düzenler ve glukoneogenezi aşağı doğru düzenler. FXR ayrıca hepatik glikojen sentezini yukarı düzenler ve düzenler
        etkileyen glikoz taşıyıcı 4 (GLUT-4) ve glukagon benzeri peptid 1 (GLP-1) ekspresyonu NAYKH ile yakından bağlantılı olan insülin duyarlılığı [43]. TGR5 ayrıca glikoz hemostazını da etkiler Enerji tüketimini artıran ve diyetle indüklenen obeziteyi azaltan GLP-1 sekresyonunu indükler [45]. İmmünolojik etki açısından safra asitleri, bağırsak bariyer bütünlüğünü korumaya yardımcı olur.
        karaciğerde GM ile ilişkili inflamatuar kaskadlara karşı [43]. Safra asitleri ayrıca hepatiği azaltabilir FXR ve TGR5 sinyal yolları yoluyla inflamasyon ve fibrozis [46]. Birkaç safra asidi analoğu
        FXR veya TGR5 agonistleri (INT-767, WAY-362450) olarak işlev görerek, pro-inflamatuar gen ekspresyonu ve hepatik iyileştirmek için monosit ve IL-10 üretimini artırın
        inflamasyon, steatoz ve fibroz [47,48]

        2.2.2. Kısa Zincirli Yağ Asitleri (SCFA'lar)
        SCFA'lar öncelikle mikrobiyal olan asetat, propiyonat ve bütirattan oluşur. Bir insan enzimatik kapasiteye sahip olmadığında kolonda bulunan fermantasyon ürünleri belirli yiyecekleri sindirmek için (esas olarak karmaşık karbonhidratlar ve küçük amino asit porsiyonları). Çoğu SCFA'lar kolonda emilir; ancak, SCFA'ların% 5-10'u kullanılmaz dışkı [20,49]. Safra asitleri gibi, SCFA'ların da NAYKH ile ilgili metabolik ve immünolojik etkileri vardır. Metabolik bir bakış açısıyla, SCFA'lar hepatik kolesterolü ve yağ asidi sentezini azaltırken artan hepatik lipid oksidasyon [50-52] SCFA'lar ağırlıklı olarak G proteinine bağlı reseptörler üzerinde etkilidir Bağırsak enteroendokrin L hücrelerinde yaygın olarak dağılmış olan GPR-41 ve GPR-43, beyaz adipoz doku, iskelet kasları ve karaciğer [20]. Bu L hücreleri, doğrudan etki eden glukagon benzeri peptidler salgılar. yağ asidi β-oksidasyonunda yer alan genleri ve insülin duyarlılığını aktive ederek hepatositler üzerinde her ikisi de NAYKH ile yakından bağlantılı [53]. Karnitine ihtiyaç duyan uzun zincirli yağ asitlerinin (LCFA'lar) aksine mitokondriyal iç kısma ulaşmak için mekik, SCFA'lar iç mitokondriyal zara nüfuz edebilir. karnitinden bağımsız mod. Ayrıca, SCFA'lar mitokondride daha zayıf protonoforik etkiler gösterir ve LCFA'lara kıyasla solunum zincirinde elektron taşınmasında daha az kesintiye neden olur. Bunlar benzersiz özellikler SCFA'ları lipogenez, yağ asitleri oksidasyonu ve ROS oluşumunda önemli kılar [54]. Bağışıklık açısından bakıldığında, SCFA'ların bağışıklık düzenleyici bir etkisi vardır ve karmaşık bir histon deasetilaz ve GPR-43 yolunu inhibe ederek Treg hücre farklılaşmasındaki rol. SCFA'larda bağışıklık hücrelerinin (T hücreleri, nötrofil, makrofaj, monosit hücreleri), birçok pro-inflamatuar sitokin türünü (tümör nekrozu faktör-alfa, monosit kemotaktik protein-1, vb.) ve anti-inflamatuar sitokin yukarı regüle edici prostaglandin E2 [55-58]. 2.2.3. Aromatik Amino Asit Türevleri ve Dallı Zincirli Amino Asitler Aromatik amino asitlerden (AAA) türetilen yeni bir bakteriyel metabolit sınıfı şunları içerir: triptofan, fenilalanin ve tirozin son zamanlarda ilgi çekmiş ve
        NAYKH gelişimindeki faktörler [59,60]. Triptofan kaynaklı bakteriyel metabolitler, indol, indol-3-propiyonik asitten oluşur, indol-3-asetik asit, indol-3-aldehit, triptamin ve 3-metilindol. Bunların arasında indole, ana bileşen [61]. Bu bileşikler bağırsak bütünlüğünü korur, bakteriyel translokasyonu azaltır, mikrobiyotadan türetilmiş bileşenlerin salınmasını önler ve inflamatuar basamakları sınırlar [59,60]. Oral indol uygulaması, LPS ile indüklenen anahtar genlerin ve proteinlerin ekspresyonunu azaltabilir. proinflamatuar sinyal yolu ve ayrıca LPS kaynaklı değişiklikleri önlediği gösterilmiştir. fare modellerinde kolesterol metabolizmasının incelenmesi [62]. İndol-3-asetatın da benzer özelliklere sahip olduğu bulunmuştur. inflamatuar tepkileri azaltan ve lipid birikimini azaltan koruyucu hepatik etkiler hepatositler, aril hidrokarbon reseptörü (AhR) yolu yoluyla [63]. Fenilalaninden türetilmiş bakteriyel metabolitler fenilasetik asit, fenilpropiyonik asitten oluşur.
        asit ve benzoik asit [64]. Hoyles vd. plazma fenilasetik asit (PAA) seviyelerinin morbid obez bir kadın kohortunda (n = 56) ve farelerde steatoz şiddeti ile pozitif ilişkili PAA ile 2 hafta tedavi edilenler, trigliserid birikimini önemli ölçüde artırmıştır. PAA ayrıca lipid ve glukoz metabolizmasında yer alan değişmiş gen ekspresyonu ile ilişkilidir [65]. Valin, lösin ve izolösin dahil olmak üzere dallı zincirli amino asitler (BCAA) başka bir sınıftır. Yakın tarihli bir hepatik steatoz çalışmasında dikkat çeken metabolitlerin Hakkında karışma var mikrobiyom, konak gen ekspresyonu ve BCAA hepatik metabolizması arasındaki ilişki [65]. BCAA obezite ve insülin direnci bağlamında biyosentez yukarı regüle edildi [66,67]. Bir de olumlu var hepatik steatoz ile plazma ve idrar BCAA seviyeleri arasındaki korelasyon. PAA ayrıca önemli ölçüde hepatik lipid birikimini sinerjetik olarak kolaylaştırabilen hepatik BCAA kullanımını artırmak [65].

        2.2.4. Kolin
        Kolin metabolizması disbiyoz bağlamında bozulur ve kolin eksikliği NAFLD ile ilişkilendirilmiştir. Dysbiosis, kolini trimetilamine metabolize etme yeteneğine sahiptir. (TMA), monooksijenaz içeren hepatik flavin ile daha da oksitlenir ve trimetilamin-N-oksit (TMAO) [68]. Bu işlemin iki etkisi vardır: (1) kolin seviyeleri azalır;
        (2) TMAO seviyeleri artırılır.
        Kolin, çok düşük yoğunluklu lipoprotein VLDL sentezi sürecinde kritik rol oynar ve hepatik lipid ihracatını kolaylaştırır. Böylece kolin eksikliği trigliserid birikimine neden olur
        hepatositlerde [69]. Küçük bir insan vaka çalışması, uzun vadeli toplam parenteral beslenmenin (TPN) kolin takviyesi olmaksızın hepatik steatozu indükledi. Parenteral beslenme aldıktan sonra 6 hafta boyunca kolin klorür içeren solüsyonlar, deneklerin hepatik steatozu (4/4) çözüldü sonuçta [70]. TMAO ayrıca insülin direncini artırır, iltihabı ve oksidatifi destekler stres [71,72]. Bir klinik çalışma, yüksek serum TMAO seviyelerinin daha yüksek NAYKH'nin şiddeti [68].
        2.2.5. Etanolün Mikrobiyal Sentezi
        NAFLD hastalarının yokluğunda bile daha yüksek bir serum etanol seviyesine sahip oldukları kaydedildi. alkol tüketimi. Nair vd. obez kadınların nefesinde etanol varlığını gösterdi Alkol alımı olmaksızın NASH [73]. Zhu vd. NASH hastalarının önemli ölçüde sergilediğini belirtti yağsız veya obez olmayan NASH olmayan meslektaşlarına kıyasla yüksek kan etanol seviyeleri
        etanol üreten bakteri bolluğunun artması [23]. Benzer şekilde Volynets ve ark. bunu gösterdi NAYKH hastalarında disbiyoz bağlamında artan bir endojen etanol oluşumu vardır [74].
        Alkol üreten bolluğun artmasından kaynaklanan endojen alkol birikimi bakteriler daha sonra önemli miktarlarda serbest radikallere ve reaktif oksijene neden olur. mitokondriyal disfonksiyon, hepatik hücresel inflamasyon ve hasar [23,75,76]. Diğer mekanizmalar etanolün NAYKH gelişiminde rol oynadığı ve buna katkıda bulunduğu, sıkı regülasyonun kavşak ifadesi, de novo lipogenezi yukarı düzenleyen, yağ asidi oksidasyonunu azaltma ve azaltma karaciğerden çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL) ihracatı [20].
        2.3. GM Tarafından Bozulan Enerji Çıkarma ve Tüketim Dengesi
        GM'nin, NAFLD'ye katkıda bulunabilecek enerji akışını ve harcamasını değiştirdiği düşünülmektedir. geliştirme. Turnbaugh vd. 154 obez ve zayıf ikizden oluşan bir kohortla bir çalışma yürüttü ve
        obez insanlarda, GM ile zenginleştirilmiş fosfotransferaz sisteminin mikrobiyal diyetten kalori elde etme kapasitesini artıran karbonhidratların işlenmesi [77]. Ek olarak, mikrobiyom, metabolik ürünler yoluyla konağın enerji harcamasını da değiştirdi. safra asitleri ve SCFA'lar gibi. Daha önce de belirtildiği gibi, dysbiosis safra asitlerinin seviyesini değiştirebilir ve SCFA'lar ve nihayetinde enerji çıkarma ve harcamayı etkiler. Safra asitlerinin kahverenginin aktivasyonu yoluyla tüm vücut enerji tüketimini ve enerji tüketimini artırabilir yağ dokusu [78]. SCFA'ların kendileri farklı hücre tipleri ve dokular için bir enerji kaynağı sağlayabilir. Bütirat, kolonositler tarafından bir enerji substratı olarak kullanılabilirken, asetat ve propiyonat, sırasıyla glikoz ve yağ asidi sentezi sürecinde substrat olarak kullanılır [79]. Canfora vd. SCFA karışımlarını (asetat, bütirat veya propiyonat) fazla kilolu / obez erkeklerin kolonuna aşıladı. SCFAs karışımı yağ oksidasyonunu, enerji tüketimini artırdı ve açlık serbest gliserini zayıflattı plasebo grubu ile karşılaştırıldığında konsantrasyonları [80].

        3. Probiyotiklerin ve Sinbiyotiklerin NAFLD / NASH Hastalarında Klinik Uygulamaları
        Disbiyoz ve karaciğer hasarı arasındaki korelasyon göz önüne alındığında, artan NAYKH yükü ve Etkili farmakolojik müdahalelerden yoksun, GM'yi disbiyozu tersine çevirmek için yeniden yapılandırmak, potansiyel tedavi stratejisi. Probiyotikler, patojenik olmayan canlı mikroorganizmalardır. Yeterli miktarlarda verildiğinde GM'yi değiştirerek konakçıya sağlık faydası sağlar [81]. En çok son klinik çalışmalarda sıklıkla bahsedilen probiyotikler Lactobacilli, Streptococci ve Bifidobacteria'dır. Prebiyotikler, bakteriler tarafından fermente edilebilen ve daha sonra değişebilen sindirilemeyen karbonhidratlardır. Sağlık yararlarını artırmak için GM bileşimi ve etkinliği [82]. Sinbiyotikler, prebiyotikler ve probiyotikler. Probiyotikler ve sinbiyotikler GM'yi normalleştirebilir ve disbiyozu tersine çevirebilir, bu da potansiyel olarak NAFLD hastalarına fayda sağlar [83]. Çoklu deneysel denemeler, probiyotiklerin önemli yağlı karaciğer fare modellerinde terapötik etkiler. Denemeler, probiyotiklerin uygulanmasının yüksek yağlı diyetle beslenen fareler hepatik steatozun başlamasını önleyebilir ve hepatik steatozu iyileştirebilir ve fibroz. Koruyucu etkilerin, hepatik lipid birikimini azaltmak dahil olmak üzere birden fazla mekanizması vardır, modülasyon yoluyla endotoksemiyi azaltmak, oksidatif stresi azaltmak, anti-inflamatuar etkileri azaltmak nükleer faktör kappa B (NF-κB) ve tümör nekroz faktörünün (TNF) ve antifibrotik etkilerinin dönüştürücü büyüme faktörü-beta (TGF-) ve kollajen ekspresyonunun modifikasyonu [84-88]. Bunlar Klinik öncesi çalışmalar, probiyotik tedavisinin potansiyel bir farmakolojik müdahale olabileceğini düşündürmektedir. Hayvan modelinin kendi sınırlamaları olmasına rağmen, NAFLD hastaları. Örneğin fareler mikrop içermez hayvanlar ve bağırsak bakteri kompoziti ve bolluğu bir insanınkinden farklıdır. Probiyotiklerin / sinbiyotiklerin terapötik etkisini incelemek için yapılan çoğu insan klinik araştırması
        NAFLD hastaları son 10 yılda yürütülmüştür ve karışık klinik sonuçlar. Bununla birlikte, genel sonuç, probiyotiklerin / sinbiyotiklerin umut verici olabileceğini göstermektedir. NAFLD popülasyonu için terapötik strateji. Tablo 1 26 randomize kontrollü çalışmayı özetlemektedir Ocak ayından itibaren NAFLD hastalarında probiyotikleri ve / veya sinbiyotikleri plaseboyla karşılaştıran (RCT)
        2010'dan Haziran 2019'a kadar [69,89–113].
        3.1. Biyokimya Değerlendirmesi
        Tablo 1'deki klinik araştırmaların çoğu, serum aspartat aminotransferaz (AST) ve alanini içerir. Probiyotiklerin veya sinbiyotiklerin karaciğer fonksiyonu üzerindeki etkilerini değerlendirmek için aminotransferaz (ALT) seviyesi değişiklikleri. Çift kör bir RCT, NAYKH'li 30 hastayı kaydetti, müdahale grubu 3 ay aldı Lactobacillus bulgaricus ve Streptococcus thermophilus kombinasyonunun (günde 500 milyon) ve önemli AST ve ALT iyileşmesi vardı [89]. Benzer şekilde, 72 NAFLD hastasında çift kör RCT, Nabvi vd. Lactobacillus acidophilus La5 içeren kullanılmış probiyotik yoğurt (300 g / gün) ve Bifidobacterium lactis Bb12 8 haftalık bir müdahale olarak. Probiyotiklerin plasebo grubu ile karşılaştırıldığında NAYKH hastalarında AST ve ALT'ı anlamlı düzeyde iyileştirmiştir [96]. Shavakhi vd. [92] probiyotik kapsülleri kullandı (Lactobacillus acidophilus, Lactobacillus casei, Lactobacillus rhamnosus, Lactobacillus bulgaricus, Bifidobacterium breve, Bifidobacterium longum ve Streptococcus Thermophilus) artı bir müdahale olarak günde 1000 mg metformin. Besinler 2019, 11, 2837 8/22

        Referanslar
        1. Chalasani, N .; Younossi, Z .; Lavine, J.E .; Diehl, A.M .; Brunt, E.M .; Cusi, K .; Charlton, M .; Sanyal, A.J.
        Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının tanı ve tedavisi: Amerikan Uygulama Rehberi
        Karaciğer Hastalıkları Çalışmaları Derneği, Amerikan Gastroenteroloji Koleji ve Amerikan
        Gastroenteroloji Derneği. Hepatology 2012, 55, 2005–2023. [CrossRef] [PubMed]
        2. Farrell, G.C .; Wong, V.W .; Chitturi, S. NAFLD Asya'da - Batı'da olduğu kadar yaygın ve önemli. Nat. Rev.
        Gastroenterol. Hepatol. 2013, 10, 307–318. [CrossRef] [PubMed]
        3. Younossi, Z.M .; Koenig, A.B .; Abdelatif, D .; Fazel, Y .; Henry, L .; Wymer, M. Küresel epidemiyolojisi
        alkolden bağımsız karaciğer yağlanması. Prevalans, insidans ve sonuçların meta-analitik değerlendirmesi. Hepatoloji
        2016, 64, 73–84. [CrossRef]
        4. Hashimoto, E .; Yatsuji, S .; Tobari, M .; Taniai, M .; Torii, N .; Tokushige, K .; Shiratori, K. Hepatoselüler
        alkolsüz steatohepatitli hastalarda karsinom. J. Gastroenterol. 2009, 44 (Ek 19), 89–95.
        [CrossRef]
        5. Kodama, K .; Tokushige, K .; Hashimoto, E .; Taniai, M .; Shiratori, K. Hepatik ve ekstrahepatik malignitelerde
        alkolsüz steatohepatit ve alkolik karaciğer hastalığının neden olduğu siroz. Alkol. Clin. Tecrübe. Res. 2013,
        37 (Ek 1), E247 – E252. [CrossRef]
        6. Paranagua-Vezozzo, D.C .; Ono, S.K .; Alvarado-Mora, M.V .; Farias, A.Q .; Cunha-Silva, M .; Franca, J.I .;
        Alves, V.A .; Sherman, M .; Carrilho, F.J. Brezilya'da HCC Epidemiyolojisi: İnsidans ve risk faktörleri
        on yıllık kohort. Ann. Hepatol. 2014, 13, 386–393. [CrossRef]
        7. Yatsuji, S .; Hashimoto, E .; Tobari, M .; Taniai, M .; Tokushige, K .; Shiratori, K.Klinik özellikler ve sonuçlar
        alkolik olmayan steatohepatite bağlı sirozun kronik hepatit C'nin neden olduğu siroza kıyasla
        J. Gastroenterol. Hepatol. 2009, 24, 248–254. [CrossRef]
        8. Younossi, Z .; Stepanova, M .; Ong, J.P .; Jacobson, I.M .; Bugianesi, E .; Duseja, A .; Eguchi, Y .; Wong, V.W .;
        Negro, F .; Yılmaz, Y .; et al. Alkolsüz Steatohepatit, Hepatoselüler Hastalığın En Hızlı Büyüyen Nedenidir
        Karaciğer Nakli Adaylarında Karsinom. Clin. Gastroenterol. Hepatol. 2019, 17, 748–755.e743. [CrossRef]
        9. Sangouni, A.A .; Ghavamzadeh, S.Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığında sinbiyotik etkililiğin bir
        terapötik yaklaşım. Diabetes Metab. Syndr. 2019, 13, 2917–2922. [CrossRef]
        10. Marra, F .; Svegliati-Baroni, G. Lipotoksisite ve NASH patogenezinde bağırsak-karaciğer ekseni. J. Hepatol. 2018,
        68, 280–295. [CrossRef]
        11. Hardy, T .; Oakley, F .; Anstee, Q.M .; Gün, C.P. Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı: Patogenez ve Hastalık
        Spektrum. Ann. Rev. Pathol. 2016, 11, 451–496. [CrossRef]
        12. Moran-Ramos, S .; Lopez-Contreras, B.E .; Canizales-Quinteros, S.Gut Mikrobiyotası Obezite ve Metabolik
        Anormallikler: Bir Kompozisyon veya İşlevsellik Meselesi mi? Arch. Med. Res. 2017, 48, 735–753. [CrossRef]
        13. Chassaing, B .; Etienne-Mesmin, L .; Gewirtz, A.T. Karaciğer hastalığında mikrobiyota-karaciğer ekseni. Hepatoloji 2014,
        59, 328–339. [CrossRef]
        14. Kamada, N .; Nunez, G. Yerleşik bağırsak bakterileri tarafından bağışıklık sisteminin düzenlenmesi. Gastroenteroloji
        2014, 146, 1477–1488. [CrossRef]
        15. Dokun, J .; Mondot, S .; Levenez, F .; Pelletier, E .; Caron, C .; Furet, J.P .; Ugarte, E .; Munoz-Tamayo, R .; Paslier, D.L .;
        Nalin, R .; et al. İnsan bağırsak mikrobiyotası filogenetik çekirdeğine doğru. Env. Microbiol. 2009,
        11, 2574–2584. [CrossRef]
        16. Naito, Y .; Kashiwagi, K .; Takagi, T .; Andoh, A .; Inoue, R.Proton Pompasına İkincil Bağırsak Disbiyozu
        İnhibitör Kullanımı. Digestion 2018, 97, 195–204. [CrossRef]
        17. Rodriguez, J.M .; Murphy, K .; Stanton, C .; Ross, R.P .; Kober, O.I .; Juge, N .; Avershina, E .; Rudi, K .; Narbad, A .;
        Jenmalm, M.C .; et al. Yaşam boyu bağırsak mikrobiyotasının bileşimi, yaşamın erken dönemlerine vurgu yapar.
        Microb. Ecol. Health Dis. 2015, 26, 26050. [CrossRef]
        18. Uchiyama, K .; Naito, Y .; Takagi, T.Intestinal mikrobiyom yerel ve sistemik için yeni bir terapötik hedef olarak
        iltihap. Pharmcol. Ther. 2019, 199, 164–172. [CrossRef]
        19. İnsan Mikrobiyom Projesi Konsorsiyumu. Sağlıklı insan mikrobiyomunun yapısı, işlevi ve çeşitliliği.
        Nature 2012, 486, 207–214. [CrossRef]
        20. Mouzaki, M .; Loomba, R. Alkolsüz yağlı karaciğerde bağırsak mikrobiyomunun gelişen rolüne ilişkin içgörüler
        hastalık: Terapötik müdahale için gerekçe ve beklentiler. Ther. Adv. Gastroenterol. 2019, 12. [CrossRef]
        21. Mouzaki, M .; Comelli, E.M .; Arendt, B.M .; Bonengel, J .; Fung, S.K .; Fischer, S.E .; McGilvray, I.D .; Allard, J.P.
        Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda bağırsak mikrobiyotası. Hepatology 2013, 58, 120–127. [CrossRef]
        22. Wigg, A.J .; Roberts-Thomson, I.C .; Dymock, R.B .; McCarthy, P.J .; Grose, R.H .; Cummins, A.G.'nin rolü
        ince bağırsakta aşırı bakteri üremesi, bağırsak geçirgenliği, endotoksemi ve tümör nekroz faktörü
        alkolsüz steatohepatitin patogenezinde alfa. Gut 2001, 48, 206–211. [CrossRef]
        23. Zhu, L .; Baker, S.S .; Gill, C .; Liu, W .; Alkhouri, R .; Baker, R.D .; Gill, S.R. Bağırsak mikrobiyomlarının karakterizasyonu
        alkolsüz steatohepatit (NASH) hastalarında: Endojen alkol ve NASH arasında bir bağlantı.
        Hepatology 2013, 57, 601–609. [CrossRef]
        24. Knight, R .; Callewaert, C .; Marotz, C .; Hyde, E.R .; Debelius, J.W .; McDonald, D .; Sogin, M.L. Mikrobiyom
        ve İnsan Biyolojisi. Ann. Rev. Genom. Hum. Genet. 2017, 18, 65–86. [CrossRef]
        25. Del Chierico, F .; Nobili, V .; Vernocchi, P .; Russo, A .; De Stefanis, C .; Gnani, D .; Furlanello, C .; Zandona, A .;
        Paci, P .; Capuani, G .; et al. Pediatrik alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve obez için bağırsak mikrobiyota profili
        entegre meta-omik tabanlı bir yaklaşımla ortaya çıkan hastalar. Hepatology 2017, 65, 451–464. [CrossRef]
        26. Boursier, J .; Mueller, O .; Barret, M .; Machado, M .; Fizanne, L .; Araujo-Perez, F .; Guy, C.D .; Tohum, P.C .;
        Rawls, J.F .; David, L.A .; et al. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının şiddeti bağırsak disbiyozu ile ilişkilidir.
        ve bağırsak mikrobiyotasının metabolik fonksiyonunda kayma. Hepatology 2016, 63, 764–775. [CrossRef]
        27. Buzzetti, E .; Pinzani, M .; Tsochatzis, E.A. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının çoklu vuruş patogenezi
        (NAFLD). Metabolizma 2016, 65, 1038–1048. [CrossRef]
        28. Gupta, H .; Youn, G.S .; Shin, M.J .; Suk, K.T. Hepatokarsinogenezde Bağırsak Mikrobiyotasının Rolü. Mikroorganizmalar
        2019, 7, 121. [CrossRef]
        29. Kho, Z.Y .; Lal, S.K. İnsan Bağırsak Mikrobiyomu - Potansiyel Bir Sağlık ve Hastalık Kontrolörü.
        Ön. Microbiol. 2018, 9, 1835. [CrossRef]
        30. Bajaj, J.S. Mikrobiyotanın hepatik ensefalopatideki rolü. Gut Mikropları 2014, 5, 397–403. [CrossRef]
        31. Miele, L .; Valenza, V .; La Torre, G .; Montalto, M .; Cammarota, G .; Ricci, R .; Masciana, R .; Forgione, A .;
        Gabrieli, M.L .; Perotti, G .; et al. Alkolsüzlerde artan bağırsak geçirgenliği ve sıkı bağlantı değişiklikleri
        Karaciğer yağlanması hastalığı. Hepatology 2009, 49, 1877–1887. [CrossRef] [PubMed]
        32. Lavekar, A.S .; Raje, D.V .; Manohar, T .; Lavekar, A.A. Alkolsüzlerin Tedavisinde Probiyotiklerin Rolü
        Yağlı Karaciğer Hastalığı: Bir Meta-analiz. Euroasian J. Hepatogastroenterol. 2017, 7, 130–137. [CrossRef] [PubMed]
        33. Giorgio, V .; Miele, L .; Principessa, L .; Ferretti, F .; Villa, M.P .; Negro, V .; Grieco, A .; Alisi, A .; Nobili, V. Bağırsak
        Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı olan çocuklarda geçirgenlik artar ve karaciğer hastalığı ile ilişkilidir.
        ciddiyet. Kaz. Liver Dis. 2014, 46, 556–560. [CrossRef] [PubMed]
        34. Miura, K .; Kodama, Y .; Inokuchi, S .; Schnabl, B .; Aoyama, T .; Ohnishi, H .; Olefsky, J.M .; Brenner, D.A .; Seki, E.
        Toll benzeri reseptör 9, farelerde interlökin-1beta indüksiyonu yoluyla steatohepatiti teşvik eder. Gastroenteroloji 2010,
        139, 323–334.e327. [CrossRef]
        35. Kawai, T .; Akira, S. Doğuştan gelen bağışıklıkta örüntü tanıma reseptörlerinin rolü: Toll benzeri güncelleme
        reseptörler. Nat. Immunol. 2010, 11, 373–384. [CrossRef] [PubMed]
        36. Miura, K .; Ohnishi, H. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında bağırsak mikrobiyotasının ve Toll benzeri reseptörlerin rolü.
        World J. Gastroenterol. 2014, 20, 7381–7391. [CrossRef]
        37. Vijay-Kumar, M .; Aitken, J.D .; Carvalho, F.A .; Cullender, T.C .; Mwangi, S .; Srinivasan, S .; Sitaraman, S.V .;
        Knight, R .; Ley, R.E .; Gewirtz, A.T. Toll benzeri olmayan farelerde metabolik sendrom ve değişen bağırsak mikrobiyotası
        reseptör 5. Science 2010, 328, 228–231. [CrossRef]
        38. Szabo, G .; Velayudham, A .; Romics, L., Jr .; Mandrekar, P.Alkolik olmayan steatohepatitin modülasyonu
        Farelerde örüntü tanıma reseptörleri: Toll benzeri reseptörler 2 ve 4'ün rolü. Alkol. Clin. Tecrübe. Res. 2005,
        29, 140S – 145S. [CrossRef]
        39. Jiang, W .; Wu, N .; Wang, X .; Chi, Y .; Zhang, Y .; Qiu, X .; Hu, Y .; Li, J .; Liu, Y. Dysbiosis bağırsak mikrobiyotası ilişkili
        alkolsüz yağlı insan bağırsağında iltihaplanma ve bozulmuş mukozal bağışıklık fonksiyonu ile
        karaciğer hastalığı. Sci. Rep. 2015, 5, 8096. [CrossRef]
        40. Sarathy, J .; Detloff, S.J .; Ao, M .; Khan, N .; Fransızca, S .; Sirajuddin, H .; Nair, T .; Rao, M.C. Yin ve Yang
        model kolonik epiteldeki sıkı bağlantılarda safra asidi etkisi. Physiol. Rep.2017, 5, e13294. [CrossRef]
        41. Wegner, K .; Sadece, S .; Gau, L .; Mueller, H .; Gerard, P .; Lepage, P .; Clavel, T .; Rohn, S. Safranın hızlı analizi
        safra asidi dönüşümünün incelenmesi için LC-ESI-MS / MS kullanılarak farklı biyolojik matrislerdeki asitler
        memeli bağırsak bakterileri. Anal. Bioanal. Chem. 2017, 409, 1231–1245. [CrossRef]
        42. Wahlstrom, A .; Sayın, S.I .; Marschall, H.U .; Backhed, F. Safra Asitleri ve Mikrobiyota Arasında Bağırsak Çaprazlaması
        ve Konak Metabolizması Üzerindeki Etkisi. Cell Metab. 2016, 24, 41–50. [CrossRef] [PubMed]
        43. Chavez-Talavera, O .; Tailleux, A .; Lefebvre, P .; Staels, B. Metabolizma ve Enflamasyonun Safra Asidi Kontrolü
        Obezite, Tip 2 Diyabet, Dislipidemi ve Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı. Gastroenteroloji 2017,
        152, 1679–1694.e1673. [CrossRef] [PubMed]
        44. Arab, J.P .; Karpen, S.J .; Dawson, P.A .; Arrese, M .; Trauner, M. Safra asitleri ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı:
        Moleküler anlayışlar ve terapötik bakış açıları. Hepatology 2017, 65, 350–362. [CrossRef] [PubMed]
        45. Thomas, C .; Gioiello, A .; Noriega, L .; Strehle, A .; Oury, J .; Rizzo, G .; Macchiarulo, A .; Yamamoto, H .;
        Mataki, C .; Pruzanski, M .; et al. TGR5 aracılı safra asidi algılama, glikoz homeostazını kontrol eder. Cell Metab.
        2009, 10, 167–177. [CrossRef]
        46. ​​Liu, H .; Pathak, P .; Boehme, S .; Chiang, J.Y. Kolesterol 7 alfa-hidroksilaz, karaciğeri
        kolesterol homeostazını koruyarak iltihap ve fibroz. J. Lipid Res. 2016, 57, 1831–1844.
        [CrossRef]
        47. Zhang, S .; Wang, J .; Liu, Q .; Harnish, D.C. Farnesoid X reseptör agonisti WAY-362450 karaciğeri zayıflatır
        alkolik olmayan steatohepatitin murin modelinde iltihap ve fibroz. J. Hepatol. 2009, 51, 380–388.
        [CrossRef]
        48. McMahan, R.H .; Wang, X.X .; Cheng, L.L .; Krisko, T .; Smith, M .; El Kasmi, K .; Pruzanski, M .; Adorini, L .;
        Golden-Mason, L .; Levi, M .; et al. Safra asidi reseptörü aktivasyonu, hepatik monosit aktivitesini modüle eder ve
        alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını iyileştirir. J. Biol. Chem. 2013, 288, 11761–11770. [CrossRef]
        49. Leung, C .; Rivera, L .; Furness, J.B .; Angus, P.W. NAYKH'de bağırsak mikrobiyotasının rolü. Nat. Rev.
        Gastroenterol. Hepatol. 2016, 13, 412–425. [CrossRef]
        50. Wright, R.S .; Anderson, J.W .; Bridges, S.R. Propiyonat, hepatosit lipid sentezini inhibe eder. Proc. Soc. Tecrübe.
        Biol. Med. 1990, 195, 26–29. [CrossRef]
        51. Demigne, C .; Morand, C .; Levrat, M.A .; Besson, C .; Moundras, C .; Remesy, C.Propiyonatın yağ üzerindeki etkisi
        asit ve kolesterol sentezi ve izole edilmiş sıçan hepatositlerinde asetat metabolizması. Br. J. Nutr. 1995,
        74, 209–219. [CrossRef] [PubMed]
        52. Nicholson, J.K .; Holmes, E .; Kinross, J .; Burcelin, R .; Gibson, G .; Jia, W .; Pettersson, S. Konak-bağırsak mikrobiyotası
        metabolik etkileşimler. Science 2012, 336, 1262–1267. [CrossRef] [PubMed]
        53. Svegliati-Baroni, G .; Saccomanno, S .; Rychlicki, C .; Agostinelli, L .; De Minicis, S .; Candelaresi, C .; Faracı, G .;
        Pacetti, D .; Vivarelli, M .; Nicolini, D .; et al. Glukagon benzeri peptid-1 reseptör aktivasyonu hepatik lipidi uyarır
        oksidasyon ve alkolsüz steatohepatitte yüksek yağlı diyetin neden olduğu hepatik sinyal değişikliğini geri yükler.
        Liver Int. 2011, 31, 1285–1297. [CrossRef] [PubMed]
        54. Schonfeld, P .; Wojtczak, L. Enerji metabolizmasında kısa ve orta zincirli yağ asitleri: Hücresel bakış açısı.
        J. Lipid Res. 2016, 57, 943–954. [CrossRef] [PubMed]
        55. Ohira, H .; Tsutsui, W .; Fujioka, Y., Bağırsak Mikrobiota Savunma Oyuncularında Kısa Zincirli Yağ Asitleri
        Enflamasyon ve Ateroskleroz? J. Atheroscler. Tromb. 2017, 24, 660–672. [CrossRef] [PubMed]
        56. Smith, P.M .; Howitt, M.R .; Panikov, N .; Michaud, M .; Gallini, C.A .; Bohlooly, Y.M .; Glickman, J.N .; Garrett, W.S.
        Mikrobiyal metabolitler, kısa zincirli yağ asitleri, kolonik Treg hücre homeostazını düzenler. Bilim 2013,
        341, 569–573. [CrossRef] [PubMed]
        57. Arpaia, N .; Campbell, C .; Fan, X .; Dikiy, S .; van der Veeken, J .; deRoos, P .; Liu, H .; Cross, J.R .; Pfeffer, K .;
        Coffer, P.J .; et al. Komensal bakteriler tarafından üretilen metabolitler, periferik düzenleyici T hücresini destekler
        nesil. Nature 2013, 504, 451–455. [CrossRef]
        58. Usami, M .; Kishimoto, K .; Ohata, A .; Miyoshi, M .; Aoyama, M .; Fueda, Y .; Kotani, J. Butyrate ve trichostatin
        Bir nükleer faktör kappaB aktivasyonunu ve tümör nekroz faktörü alfa sekresyonunu zayıflatır ve artar
        insan periferal kan mononükleer hücrelerinde prostaglandin E2 sekresyonu. Nutr. Res. 2008, 28, 321–328.
        [CrossRef]
        59. Agus, A .; Planchais, J .; Sokol, H. Gut Mikrobiyota Sağlık ve Hastalıkta Triptofan Metabolizmasının Düzenlenmesi.
        Cell Host Microbe 2018, 23, 716–724. [CrossRef]
        60. Roager, H.M .; Licht, T.R. Sağlık ve hastalıkta mikrobiyal triptofan katabolitleri. Nat. Commun. 2018, 9, 3294.
        [CrossRef]
        61. Jin, U.H .; Lee, S.O .; Sridharan, G .; Pırasa.; Davidson, L.A .; Jayaraman, A .; Chapkin, R.S .; Alaniz, R .; Güvenli, S.
        Mikrobiyomdan türetilen triptofan metabolitleri ve bunların aril hidrokarbon reseptörüne bağımlı agonistleri ve
        antagonist faaliyetler. Mol. Ecz. 2014, 85, 777–788. [CrossRef] [PubMed]
        62. Beaumont, M .; Neyrinck, A.M .; Olivares, M .; Rodriguez, J .; de Rocca Serra, A .; Roumain, M .; Bindels, L.B .;
        Cani, P.D .; Evenepoel, P .; Muccioli, G.G .; et al. Bağırsak mikrobiyota metaboliti indol karaciğeri rahatlatır
        farelerde iltihaplanma. FASEB J. 2018. [CrossRef] [PubMed]
        63. Krishnan, S .; Ding, Y .; Saedi, N .; Choi, M .; Sridharan, G.V .; Sherr, D.H .; Yarmush, M.L .; Alaniz, R.C .;
        Jayaraman, A .; Lee, K.Gut Mikrobiyota Kaynaklı Triptofan Metabolitleri İnflamatuar Yanıtı Modüle Ediyor
        Hepatositler ve Makrofajlarda. Hücre Rep. 2018, 23, 1099–1111. [CrossRef]
        64. Russell, W.R .; Duncan, S.H .; Scobbie, L .; Duncan, G .; Cantlay, L .; Calder, A.G .; Anderson, S.E .; Flint, H.J.
        İnsan bağırsağındaki başlıca fenilpropanoid türevi metabolitler, mikrobiyal fermantasyondan kaynaklanabilir.
        protein. Mol. Nutr. Gıda Arş. 2013, 57, 523–535. [CrossRef]
        65. Hoyles, L .; Fernandez-Real, J.M .; Federici, M .; Serino, M .; Abbott, J .; Charpentier, J .; Heymes, C .; Luque, J.L .;
        Anthony, E .; Barton, R.H .; et al. Diyabetik olmayanlarda hepatik steatozun moleküler fenomikleri ve metagenomikleri
        obez kadınlar. Nat. Med. 2018, 24, 1070–1080. [CrossRef] [PubMed]
        66. Pedersen, H.K .; Gudmundsdottir, V .; Nielsen, H.B .; Hyotylainen, T .; Nielsen, T .; Jensen, B.A .; Forslund, K .;
        Hildebrand, F .; Prifti, E .; Falony, G .; et al. İnsan bağırsak mikropları, konakçı serum metabolomunu ve insülini etkiler
        duyarlılık. Nature 2016, 535, 376–381. [CrossRef] [PubMed]
        67. Shoaie, S .; Ghaffari, P .; Kovatcheva-Datchary, P .; Mardinoğlu, A .; Sen, P .; Pujos-Guillot, E .; de Wouters, T .;
        Juste, C .; Rizkalla, S .; Chilloux, J .; et al. İnsan Bağırsağındaki Diyete Bağlı Metabolik Değişikliklerin Ölçülmesi
        Mikrobiyom. Cell Metab. 2015, 22, 320–331. [CrossRef] [PubMed]
        68. Chen, Y.M .; Liu, Y .; Zhou, R.F .; Chen, X.L .; Wang, C .; Tan, X.Y .; Wang, L.J .; Zheng, R.D .; Zhang, H.W .;
        Ling, W.H .; et al. Bağırsak florasına bağımlı metabolit trimetilamin-N-oksit, betain ve
        yetişkinlerde alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan kolin. Sci. Rep. 2016, 6, 19076. [CrossRef]
        69. Duseja, A .; Acharya, S.K .; Mehta, M .; Chhabra, S .; Shalimar; Rana, S .; Das, A .; Dattagupta, S .; Dhiman, R.K .;
        Chawla, Y.K. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında yüksek potensli çok yönlü probiyotik karaciğer histolojisini iyileştirir
        (NAFLD): Randomize, çift kör, kavram kanıtı çalışması. BMJ Açık Gastroenterol. 2019, 6, e000315.
        [CrossRef]
        70. Buchman, A.L .; Dubin, M.D .; Moukarzel, A.A .; Jenden, D.J .; Roch, M .; Rice, K.M .; Gornbein, J .; Ament, M.E.
        Kolin eksikliği: Parenteral beslenme sırasında karaciğer steatozunun bir nedeni ile tersine çevrilebilir.
        intravenöz kolin takviyesi. Hepatology 1995, 22, 1399–1403.
        71. Gao, X .; Liu, X .; Xu, J .; Xue, C .; Xue, Y .; Wang, Y. Diyet trimetilamin N-oksit, bozulmuş
        yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde glukoz toleransı. J. Biosci. Bioeng. 2014, 118, 476–481. [CrossRef] [PubMed]
        72. Dumas, M.E .; Barton, R.H .; Toye, A .; Cloarec, O .; Blancher, C .; Rothwell, A .; Fearnside, J .; Tatoud, R .; Blanc, V .;
        Lindon, J.C .; et al. Metabolik profilleme, bağırsak mikrobiyotasının yağlı karaciğer fenotipine katkısını ortaya koymaktadır.
        insüline dirençli fareler. Proc. Nat. Acad. Sci. USA 2006, 103, 12511–12516. [CrossRef] [PubMed]
        73. Nair, S .; Cope, K .; Risby, T.H .; Diehl, A.M. Obezite ve kadın cinsiyeti nefesteki etanol konsantrasyonunu artırır:
        Alkolsüz steatohepatitin patogenezi için olası çıkarımlar. Am. J. Gastroenterol. 2001,
        96, 1200–1204. [CrossRef]
        74. Volynets, V .; Kuper, M.A .; Strahl, S .; Maier, I.B .; Spruss, A .; Wagnerberger, S .; Konigsrainer, A .; Bischoff, S.C .;
        Bergheim, I.Beslenme, bağırsak geçirgenliği ve kan etanol seviyeleri,
        alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD). Kaz. Dis. Sci. 2012, 57, 1932–1941. [CrossRef] [PubMed]
        Besinler 2019, 11, 2837 20 22
        75. Begriche, K .; Igoudjil, A .; Pessayre, D .; Fromenty, B. NASH'de Mitokondriyal disfonksiyon: Nedenler,
        sonuçları ve onu önlemenin olası yolları. Mitochondrion 2006, 6, 1–28. [CrossRef]
        76. Elamin, E .; Masclee, A .; Troost, F .; Dekker, J .; Jonkers, D. Sitotoksisite ve metabolik stres
        insan bağırsak LS174T goblet benzeri hücrelerde asetaldehit. Am. J. Physiol. Gastrointest. Liver Physiol. 2014,
        307, G286 – G294. [CrossRef]
        77. Turnbaugh, P.J .; Hamady, M .; Yatsunenko, T .; Cantarel, B.L .; Duncan, A .; Ley, R.E .; Sogin, M.L .; Jones, W.J .;
        Roe, B.A .; Affourtit, J.P .; et al. Obez ve zayıf ikizlerde çekirdek bir bağırsak mikrobiyomu. Nature 2009, 457, 480–484.
        [CrossRef]
        78. Broeders, E.P .; Nascimento, E.B .; Havekes, B .; Brans, B .; Roumans, K.H .; Tailleux, A .; Schaart, G .; Kouach, M .;
        Charton, J .; Deprez, B .; et al. Safra Asidi Chenodeoksikolik Asit İnsan Kahverengi Adipoz Dokusunu Artırıyor
        Aktivite. Cell Metab. 2015, 22, 418–426. [CrossRef]
        79. Boets, E .; Deroover, L .; Houben, E .; Vermeulen, K .; Gomand, S.V .; Delcour, J.A .; Verbeke, K.
        Inulin'den Vivo Colonic Kısa Zincirli Yağ Asidi Üretimi. Nutrients 2015, 7, 8916–8929. [CrossRef]
        80. Canfora, E.E .; van der Beek, C.M .; Jocken, J.W.E .; Goossens, G.H .; Holst, J.J .; Olde Damink, S.W.M .;
        Lenaerts, K .; Dejong, C.H.C .; Blaak, E.E. Kısa zincirli yağ asidi karışımlarının kolonik infüzyonları enerjiyi teşvik eder
        Aşırı kilolu / obez erkeklerde metabolizma: Randomize çapraz bir çalışma. Sci. Rep. 2017, 7, 2360. [CrossRef]
        81. Degnan, F.H. ABD Gıda ve İlaç Dairesi ve probiyotikler: Düzenleyici kategorizasyon. Clin. Infect.
        Dis. 2008, 46 (Ek 2), S133 – S136; tartışma S144 – S151. [CrossRef]
        82. Gibson, G.R .; Hutkins, R .; Sanders, M.E .; Prescott, S.L .; Reimer, R.A .; Salminen, S.J .; Scott, K .; Stanton, C .;
        Swanson, K.S .; Cani, P.D .; et al. Uzman fikir birliği belgesi: Uluslararası Bilimsel Derneği
        Prebiyotiklerin tanımı ve kapsamı hakkında Probiyotikler ve Prebiyotikler (ISAPP) fikir birliği beyanı. Nat. Rev.
        Gastroenterol. Hepatol. 2017, 14, 491–502. [CrossRef]
        83. Olveira, G .; Gonzalez-Molero, I. Klinik beslenmede probiyotikler, prebiyotikler ve sinbiyotikler hakkında bir güncelleme.
        Endocrinol. Nutr. 2016, 63, 482–494. [CrossRef] [PubMed]
        84. Liang, Y .; Liang, S .; Zhang, Y .; Deng, Y .; Hey.; Chen, Y .; Liu, C .; Lin, C .; Yang, Q. Oral Uygulaması
        Bileşik Probiyotikler HFD'ye Bağlı Bağırsak Mikrop Disbiyozunu ve Kronik Metabolik Enflamasyonu İyileştirir
        Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı Sıçanlarında G Proteinle Birleştirilmiş Reseptör 43 aracılığıyla. Probiyotikler Antimicrob. Proteinler
        2019, 11, 175–185. [CrossRef] [PubMed]
        85. Cortez-Pinto, H .; Borralho, P .; Machado, J .; Lopes, M.T .; Gato, I.V .; Santos, A.M .; Guerreiro, A.S. Mikrobiyota
        Sinbiyotik ile Modülasyon, Yüksek Yağlı Kolin Eksikliği Olan Diyet Farelerde Karaciğer Fibrozunu Azaltır.
        Alkolsüz Steatohepatit (NASH). GE Limanı. J. Gastroenterol. 2016, 23, 132–141. [CrossRef] [PubMed]
        86. Xin, J .; Zeng, D .; Wang, H .; Ni, X .; Yi, D .; Pan, K .; Jing, B.Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığının önlenmesi yoluyla
        Lactobacillus johnsonii BS15, iltihabı ve mitokondriyal hasarı hafifleterek ve bağırsakları iyileştirerek
        obez farelerde ortam. Appl. Microbiol. Biotechnol. 2014, 98, 6817–6829. [CrossRef] [PubMed]
        87. Velayudham, A .; Dolganiuc, A .; Ellis, M .; Petrasek, J .; Kodys, K .; Mandrekar, P .; Szabo, G. VSL # 3 probiyotik
        tedavi, diyet kaynaklı alkolsüz steatohepatitte steatohepatitte değişiklik olmaksızın fibrozu hafifletir
        farelerde model. Hepatology 2009, 49, 989–997. [CrossRef] [PubMed]
        88. Li, Z .; Yang, S .; Lin, H .; Huang, J .; Watkins, P.A .; Moser, A.B .; Desimone, C .; Şarkı, X.Y .; Diehl, A.M. Probiyotikler
        ve TNF'ye karşı antikorlar, enflamatuar aktiviteyi inhibe eder ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını iyileştirir. Hepatoloji
        2003, 37, 343–350. [CrossRef]
        89. Aller, R .; De Luis, D.A .; Izaola, O .; Conde, R .; Gonzalez Sagrado, M .; Primo, D .; De La Fuente, B .; Gonzalez, J.
        Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda bir probiyotiğin karaciğer aminotransferazları üzerindeki etkisi: Çift kör
        randomize klinik çalışma. EUR. Rev. Med. Ecz. Sci. 2011, 15, 1090–1095.
        90. Vajro, P .; Mandato, C .; Licenziati, M.R .; Franzese, A .; Vitale, D.F .; Lenta, S .; Caropreso, M .; Vallone, G .;
        Meli, R. Lactobacillus rhamnosus suşu GG'nin pediyatrik obezite ile ilişkili karaciğer hastalığında etkileri. J. Pediatr.
        Gastroenterol. Nutr. 2011, 52, 740–743. [CrossRef]
        91. Malaguarnera, M .; Vacante, M .; Antic, T .; Giordano, M .; Chisari, G .; Acquaviva, R .; Mastrojeni, S .;
        Malaguarnera, G .; Mistretta, A .; Li Volti, G .; et al. Bifidobacterium longum içinde frukto-oligosakkaritler ile
        alkolsüz steatohepatitli hastalar. Kaz. Dis. Sci. 2012, 57, 545–553. [CrossRef] [PubMed]
        92. Shavakhi, A .; Minakari, M .; Firouzian, H .; Assali, R .; Hikmatdoost, A .; Eğrelti otları, G. Probiyotik Etkisi ve
        Alkolsüz Steatohepatitte Karaciğer Aminotransferazlarında Metformin: Bir Çift Kör Randomize
        Klinik çalışma. Int. J. Önceki. Med. 2013, 4, 531–537. [PubMed]
        111. Sayari, S .; Neishaboori, H .; Jameshorani, M.Sitagliptine karşı sinbiyotik ve sitagliptinin kombine etkileri
        alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda tek başına. Clin. Mol. Hepatol. 2018, 24, 331–338. [CrossRef]
        [PubMed]
        112. Wang, W .; Shi, L.P .; Shi, L .; Xu, L. Probiyotiklerin alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığının tedavisi üzerindeki etkinliği.
        Zhonghua Nei Ke Za Zhi 2018, 57, 101–106. [CrossRef] [PubMed]
        113. Ahn, S.B .; Jun, D.W .; Kang, B.K .; Lim, J.H .; Lim, S .; Chung, M.J. Randomize, Çift kör, Plasebo kontrollü
        Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığında Çok Türlü Probiyotik Karışımın Çalışması. Sci. Rep. 2019, 9, 5688.
        [CrossRef]
        114. Loman, B.R .; Hernandez-Saavedra, D .; An, R .; Rektör, R.S. Alkolsüzlerin prebiyotik ve probiyotik tedavisi
        yağlı karaciğer hastalığı: Sistematik bir inceleme ve meta-analiz. Nutr. Rev. 2018, 76, 822–839. [CrossRef]
        115. Khan, M.Y .; Mihali, A.B .; Rawala, M.S .; Aslam, A .; Siddiqui, W.J. Probiyotiklerin umut verici rolü ve
        alkolsüz yağlı hastalarda aminotransferaz düzeylerinde sinbiyotik tedavi ve inflamatuar belirteçler
        karaciğer hastalığı - Sistematik bir inceleme ve meta-analiz. EUR. J. Gastroenterol. Hepatol. 2019, 31, 703–715.
        [CrossRef]
        116. Koutnikova, H .; Genser, B .; Monteiro-Sepulveda, M .; Faurie, J.M .; Rizkalla, S .; Schrezenmeir, J .; Clement, K.
        Bakteriyel probiyotiklerin obezite, diyabet ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ile ilgili değişkenler üzerindeki etkisi: A
        randomize kontrollü çalışmaların sistematik incelemesi ve meta-analizi. BMJ Açık 2019, 9, e017995. [CrossRef]
        117. Liu, L .; Dudak.; Liu, Y .; Zhang, Y. Alkolsüz Yağlı Hastalarda Probiyotik ve Sinbiyotiklerin Etkinliği
        Karaciğer Hastalığı: Bir Meta-Analiz. Kaz. Dis. Sci. 2019. [CrossRef]
        118. Sharpton, S.R .; Maraj, B .; Harding-Theobald, E .; Vittinghoff, E .; Terrault, NA Bağırsak mikrobiyomu hedefli
        alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında tedaviler: Sistematik bir inceleme, meta-analiz ve meta-regresyon. Am. J.
        Clin. Nutr. 2019. [CrossRef]
        119. Sigrist, R.M.S .; Liau, J .; Kaffas, A.E .; Chammas, M.C .; Willmann, J.K. Ultrason Elastografi: Gözden Geçirme
        Teknikler ve Klinik Uygulamalar. Theranostics 2017, 7, 1303–1329. [CrossRef]
        120. İdilman, I.S .; Aniktar, H .; İdilman, R .; Kabacam, G .; Savaş, B .; Elhan, A .; Çelik, A .; Bahar, K .; Karcaaltincaba, M.
        Hepatik steatoz: Karaciğer biyopsisine karşı MR görüntüleme ile proton yoğunluğu yağ fraksiyonu ile ölçüm. Radyoloji
        2013, 267, 767–775. [CrossRef]
        121. Hempel, S .; Newberry, S .; Ruelaz, A .; Wang, Z .; Miles, J.N .; Suttorp, M.J .; Johnsen, B .; Shanman, R .; Slusser, W .;
        Eğlence.; et al. Riski azaltmak ve hastalığı önlemek veya tedavi etmek için kullanılan probiyotiklerin güvenliği. Kanıt. Rep. Technol. Değerlendirmek.
        (Tam Rep.) 2011, 200, 1–645.
        122. Doron, S .; Snydman, D.R. Probiyotiklerin riski ve güvenliği. Clin. Infect. Dis. 2015, 60 (Ek 2), S129 – S134.
        [CrossRef] [PubMed]
        Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 14:43 ) değiştirilmiştir.

        Yorum yap


        • #5


          Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve Lactobacillus acidophilus KLDS1.0901 Karışımı Bağırsak Bariyerini Koruyarak ve Bağırsak Mikrobiyotası ve Karaciğerle İlgili Yolları Düzenleyerek Farelerde Kronik Alkollü Karaciğer Yaralanmasını Önler

          Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi (IF 4.192) Yayın Tarihi: 2020-12-22, DOI: 10.1021 / acs.jafc.0c06346
          Huizhen Li; Jialu Shi; Li Zhao; Jiaqi Guan; Fei Liu; Guicheng Huo; Bailiang Li

          Sağlık ve esenlik, alkolik karaciğer hastalığı (ALD) tarafından önemli ölçüde bozulmuştur ve bazı laktik asit bakteri suşlarının daha önce ALD semptomlarını hafiflettiği gösterilmiş olmasına rağmen, bu etkilerin arkasındaki mekanizmalar hala belirsizdir. Burada, alkol içeren Lieber-DeCarli sıvı diyeti, Lactobacillus karışımının (Lactobacillus plantarum KLDS1.0344 ve Lactobacillus acidophilus KLDS1) koruyucu etkilerini ve olası mekanizmalarını incelemek için bir kronik alkolik karaciğer lezyon modeli oluşturmak için 6 hafta süreyle C57BL / 6J farelerine verildi. 0901). Sonuçlar, Lactobacillus karışımının bağırsak epitel geçirgenliğini geliştirdiğini ve serum lipopolisakkarit (LPS) seviyelerini düşürdüğünü gösterdi. Ayrıca Lactobacillus karışımı, AMPK, Nrf-2 ve TLR4 / NF-κB yollarını düzenleyerek karaciğer lipid birikimini, oksidatif stresi ve inflamasyonu inhibe etti. Lactobacillus karışımı bağırsak mikrobiyotasını modüle ederek kısa zincirli yağ asidi (SCFA) üreticilerinin artmasına ve Gram-negatif bakterilerin azalmasına neden oldu. Birlikte ele alındığında, bu bulgular, Lactobacillus karışımının bağırsak mikrobiyotasını pozitif olarak düzenleyebileceğini ve alkolle indüklenen karaciğer lipid birikimini ve bağırsak-karaciğer ekseni boyunca oksidatif stresi önleyen yüksek SCFA seviyelerine neden olabileceğini gösterdi. Ayrıca, Lactobacillus karışımının uygulanmasını takiben, bağırsak epitelyal geçirgenliğinin gelişmesi ve Gram-negatif bakterilerin azalması, LPS'nin portal vene girmesinin azalmasına yol açarak, alkolün neden olduğu karaciğer iltihabını inhibe etti.
          Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 14:44 ) değiştirilmiştir.

          Yorum yap


          • #6
            Lactobacillus acidophilus, farelerde hepatik glikoz, lipid metabolizması ve bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek tip 2 diyabeti hafifletir.
            Yiyecek ve Fonksiyon (IF 4.171) Yayın Tarihi: 2019-08-28, DOI: 10.1039 / c9fo01062a
            Fenfen Yan, Na Li, Jialu Shi, Huizhen Li, Yingxue Yue, Wenshu Jiao, Nana Wang, Yue Song, Guicheng Huo, Bailiang Li



            Endokrin ve metabolik bir bozukluk olan diyabet, insan sağlığını tehdit eden, bulaşıcı olmayan üçüncü kronik hastalık haline geldi. Tip 2 diyabet (T2D), diyabetik hastaların% 90'ından fazlasını oluşturur ve bunun başlıca nedeni çevresel faktörlerdir. Laktik asit bakterileri (LAB), glikoz ve lipid metabolizmasının düzenlenmesi ve oksidatif stres ve enflamatuar tepkinin iyileştirilmesi dahil olmak üzere konakçı için çeşitli sağlık yararları sergiler. Bununla birlikte, probiyotiklerin anti-diyabetik mekanizması net bir şekilde açıklanmamıştır. Bu çalışmada, Lactobacillus acidophilus KLDS1.1003 ve KLDS1.0901'in T2D fareler üzerindeki anti-diyabetik etkileri değerlendirildi. L. acidophilus KLDS1.1003 ve KLDS1.0901'in 6 hafta boyunca oral yoldan uygulanması, epitel bariyer fonksiyonunu önemli ölçüde iyileştirdi, bu da karaciğer ve kolon dokusunda IL-8, TNF-α ve IL-1 including dahil inflamasyon sitokinlerini düşürdü ve önlendi. bir dereceye kadar karaciğer ve kolon dokusu yaralanmaları. Ek olarak, L. acidophilus tedavisi, glikoz ve lipid metabolizması ile ilgili ekspresyon genlerini düzenledi. Test edilen iki suş, glikojen sentaz kinaz 3β (GSK-3β), yağ asidi sentaz (FAS) ve sterol düzenleyici eleman bağlayıcı transkripsiyon faktörü 1c (SREBP-1c) ekspresyonunu aşağı regüle etti ve protein kinaz ekspresyonunu yukarı regüle etti B (Akt). Bununla birlikte, L. acidophilus KLDS1.0901, T2D'yi iyileştirmek için L. acidophilus KLDS1.1003'ten daha iyidir. Daha fazla araştırma, L. acidophilus KLDS1.0901 takviyesinin bağırsak mikrobiyotasını yeniden şekillendirebileceğini, kısa zincirli yağ asidi üreten bakterileri (Blautia, Roseburia ve Anaerotruncus) ve SCFA seviyesini artırdığını ve Desulfovibrio gibi Gram-negatif bakterilerin nispi bolluğunu azalttığını gösterdi. Alistipes ve Bacteroides. Özellikle, L. acidophilus KLDS1.0901 tedavisi, kontrol grubuna benzer şekilde bağırsak mikrobiyotasının yapısını restore etti. Bu bulgular, L. acidophilus KLDS1.0901'in yeni bir antidiyabetik ilaç adayı olarak kullanılabileceğini düşündürdü.
            Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 14:44 ) değiştirilmiştir.

            Yorum yap


            • #7
              Lactobacillus'un potansiyel koruyucu etkisi acidophilus ve Lactobacillus plantarum polip veya kolorektal kanseri olan hastalar
              Nazi ZINATIZADEH1 , Farzad KHALILI2 , Parviz FALLAH3 , Malihe FARID4,5, Maryam GERAVAND1 and Somayeh YASLIANIFARD

              ÖZET - Arka Plan - Kolorektal kanser, dünya çapında başlıca ölüm nedenlerinden biridir. Oluşumunun biyolojisi üzerine birçok çalışma yapılmıştır.
              yanı sıra son yıllarda tedavisi. Bu malignitenin oluşumunda veya tedavisinde rol oynayan faktörlerden biri, bağırsaktaki mikrobiyal floraya bağlanabilir. Amaç - Bu çalışma, Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum'un potansiyel önleyici etkisini araştırmaktadır. polip veya kolorektal kanseri (CRC) olan hastalarda. Yöntemler - Bireyler dahil olmak üzere üç grup halinde toplam 77 örnek seçildi CRC, polipler ve sağlıklı deneklerden muzdarip. Dışkı örneklerinin ve standart suşların genomik DNA'sı ekstrakte edildi ve kullanılarak amplifiye edildi.
              ilk saptama için 16S rRNA genini hedefleyen primerler. Mutlak Gerçek Zamanlı PCR kantifikasyonu, bakteri kopyasını belirlemek için kullanıldı. gram dışkı başına ifade. Bulgular - Söz konusu gruplarda yaş ve cinsiyet arasında anlamlı bir fark gözlenmedi (P = 0.06). Lactobacillus acidophilus'un ortalama kopya sayısı, sağlıklı grup ile polipli olanlar (P <0.0001) arasında önemli fark gösterir, sağlıklı grup ve kolorektal kanserli olanlar (P <0.0001), ayrıca polipli olanlar ve kolorektal kanser hastaları (P <0.0001). Sonuç - Bunlar sonuçlar, ailesinde CRC öyküsü olan kişilerde ve polipli kişilerde Lactobacillus acidophilus almanın bir önleme yolu olabileceğini gösterebilir. CRC'nin ciddiyetini tedavi etmek veya azaltmak.
              BAŞLIKLAR - Kolorektal neoplazmalar. Polipler. Probiyotikler. Lactobacillus acidophilus, Lactobacillus plantarum.

              Giriş
              Kolorektal kanser (CRC), son yıllarda önemli ölçüde artan dünyadaki ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir. maligniteye neden olur (1). Kolonun iç duvarında polip varlığı, KRK gelişimi için yüksek riskli bir komplikasyondur (2). Adenom, en yaygın ve önemli kolon polip türü ve kolondaki tümörlerin yaratılmasının temeli. Yaygınlığı bu bozukluk doğrudan yaşlanmayla ilgilidir ve yüksek Amerika Birleşik Devletleri gibi yaygınlığın yüzde elli ila altmış beşi 65 yaş üstü popülasyonda Adenoma var (3-5). İran'da ÇHS'nin görülme sıklığı batıdakinden daha düşükülkeler. İran'da teşhis amaçlı en yaygın beşinci kanserdir sırasıyla erkek ve kadın nüfusu (6). İstatistikler gösteriyor ki Ülkemizde hastalık sıklığı son 25 yılda arttı yıl (7). İran'da yapılan son araştırmalar da yaklaşık yüzde 43'ün KRK'li hastaların% 50'si 50 yaşın altındadır (8). CRC'deki etkili faktörler arasında genetik ve çevresel faktörler. Bu hastalıkta çevresel faktörler daha önemlidir genetik faktörlerden daha fazla. Yüksek yağ, düşük lif ve düşük karbonhidrat gibi uygun olmayan diyetleri içeren çevresel faktörler (9,10).Mikroplar ve kanser arasındaki doğrudan istatistiksel korelasyon
              tanımlanmış (11), örneğin, Fusobacterium ve Escherichia coli artık peptik ülser ve mide ülserlerinin birincil nedeni olarak kabul edilmektedir. kanserler (12,13). İnsandaki bağırsak mikrobiyotası iki ana filumdan oluşur Bacteroides ve Firmicutes (14). Bağırsak florasında iki tür yararlı ve zararlı bakteri türü. Bağırsak mikrobiyota, bağırsak sağlığı, bağışıklık dahil olmak üzere farklı rollere sahiptir. sistem modifikasyonu, ilaç metabolizmasının varlığı, kanserojen faktörlerin ayrışması, vitamin üretimi, fermantasyon, elektrolit emilimi ve epitel hücre büyümesi, Escherichia coli gibi patojenik bakteri birikimi ve Bağırsaklarda Clostridium ve alerjileri önleme (15). Probiyotikler, üzerinde etkisi olan canlı organizmalardır. mikrobiyal florayı etkileyerek konağın sağlığı. Probiyotikler sıklıkla insan bağırsak mikrobiyal florasına aittir. Bir inanç var Bağırsağın mikrobiyal florasının koruyucu olduğu probiyotikler hastalığa karşı etki. Probiyotiklerin koruyucu rolü etkilidir Bağırsakta mikrobiyal flora olarak tedavi edildiğinde (16). Lactobacillaceae ailesi, en önemli probiyotiklerden biridir. Bu aile gram pozitif, katalaz negatif ve sporlanmamış oluşur çubuklar. Probiyotik pervaneye sahip birçok bakteri olmasına rağmen erties (17), ancak Lactobacillus ve Bifidium, sindirim sistemindeki en yaygın probiyotikler ve önemli bir rol oynar sindirim hastalığının tedavisinde rolü (18). Bu çalışma, ilk kez Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum popülasyonunun sağlıklı insanlara kıyasla polipli veya KRK'li hastalar bu bakterilerin potansiyel koruyucu etkisini araştırmak için polipler veya kolorektal kanser gelişimi.

              YÖNTEMLER
              Örnekleme : Sağlıklı insanlar, polipli veya CRC'li bireyler, kolonoskopi kullanılarak bir gastroenterolog tarafından teşhis edildi. CRC pozitif vakalar histopatoloji testi ile doğrulandı. Toplam 77 örnek 25 kişilik üç grup halinde seçildi. CRC'den muzdarip bireyler, 28 polip ve 24 sağlıklı kişi, sırasıyla. Hariç tutma kriterleri kişisel CRC öyküsü, IBD idi veya IBS ve steroidal olmayan antiinflamatuar ilaçların düzenli kullanımı (NSAIDS), statinler veya probiyotikler. Hastalar antibiyotik almadı ameliyattan bir ay önce. Dışkı örnekleri, laboratuvar buz üzerinde ve -80 ° C'de dondurulmuş.Standart suşun hazırlanması
              Standart Lactobacillus acidophilus suşları (DSM20079) ve Lactobacillus plantarum (DSM20174),
              İran Biyolojik Kaynak Merkezi (IBRC). Bu suşlar MRS agar ve MRS broth besiyerinde 48 saat kültürlendi, daha sonra izolasyon için bir süspansiyon bakteri kültürü hazırlandı genomik DNA.
              Genomik DNA ekstraksiyonu Dışkı örneklerinin ve standart suşların genomik DNA'sı Qia amp DNA dışkı mini kiti (Qiagen) ve doku genomik DNA ekstraksiyon mini kiti (Favorgen Biotech Corp) kullanılarak ekstrakte edildi, Üreticinin talimatlarına göre sırasıyla. Bütünlük DNA boyutu% 0.1 agaroz jel elektroforezi ile kontrol edildi. DNA Nano Drop 2000 (Thermo. Bilimsel) ve amplifikasyon adımlarından önce −20 ° C'de saklanır.

              Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR)
              Ekstrakte edilen DNA, 16S rRNA genini hedefleyen primerler kullanılarak büyütüldü. İçin ileri ve geri astarlar Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum, 5′- AATTCTCTTCTCGGTCGCTCTA-3 ’; 5′-CCTTTCTAAGGAAGCGAAGGAT-3 ’ve 5′-TTACCTAACGGTAAATGCGA-3’; Sırasıyla 5′-GCCGCCTAAGGTGGGACAGAT-3 ’. primerlerin özgüllüğü 25 µL reaksiyonda PCR ile doğrulandı 2.5 µL reaksiyon tamponu, 2 µL şablon, 1 µL içeren karışımlar (her biri) primer, 1 µL DNTP (karışım), 0,5 µL Taq polimeraz, 2 µL DNA şablonu, 1 µL Mgcl2. PCR bir başlangıç 5 dakika 94 ° C denatürasyon adımı, ardından 30 döngü 94 ° C 1 dakika ve 55 ° C 30 saniye süreyle. 10 uL PCR,% 2 oranında elektroforeze tabi tutulmuştur. Gelred içeren agaroz jel ve DNA bantları, 176-bp üretimini doğrulamak için UV aydınlatma ile görselleştirildi (Lactobacillus acidophilus), 166-bp (Lactobacillus plantarum) amplikonlar. Toplam Lactobacillus'un gerçek zamanlı ölçüm PCR'si acidophilus ve Lactobacillus plantarum yükü Bir reaksiyon hacmi içinde kantitatif RT-PCR'ler gerçekleştirildi 10 µL SYBR Yeşil PCR Master Mix, 1 µL içeren 20 µL
              ileri ve geri primerlerin her biri, 2 µL rox ve 2 µL Dışkı örneklerinden ekstrakte edilen DNA. İçindeki DNA miktarı 77 dışkı örneği çift olarak belirlendi ve ortalama değerler hesaplandı. DNA'nın amplifikasyonu ve tespiti LightCycler & reg; 96 Gerçek Zamanlı PCR Sistem - Roche Yaşam Bilimleri. Reaksiyon koşulları 95 ° C idi 2 dakika ve 95 ° C 5 saniye boyunca, ardından 15 kez 95 ° C'de 40 döngü 10 sn için s ve 55 ° C. Veri analizi sırayla yapıldı algılama yazılımı lightcycler 96. içinde saflaştırılmış genomik DNA Miktarını belirlemek için standart olarak 1 ng Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum kullanılmıştır. Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum DNA tarafından gerçek zamanlı PCR (ŞEKİL 1). Mutlak kantifikasyon, kopyasını belirlemek için kullanıldı LightCycler® 96 kullanılarak gram dışkı başına bakteri ifadesi. Örnek düzenleyici bölümünde, en az üç konsantrasyon standart suşlardan seçilir ve kopya numarası
              her bir numunede gram dışkı başına bakteri belirlendi standart eğrilerde.



              İstatistiksel analiz
              Tanımlayıcı veriler, İstatistiksel Paket ile analiz edildi. Sosyal Bilimler 21 (SPSS 21). Ki-kare, Mann-Whitney Testi verilerin analizi için Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. P değerleri <0.05 değeri anlamlı kabul edildi.
              SONUÇLAR
              Örnekleme ve demografik analiz ANOVA istatistiksel testi kullanıldığında anlamlı bir fark yoktu çalışılan grupların yaşları arasında bulundu (P = 0.06). Ayrıca cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. belirtilen gruplar (P = 0.06). 55-65 yaş aralığı dahil en yüksek polip ve CRC sayısı, ek olarak istatistiksel analiz, O kan grubunun sıklığının polip ve KRK'li hastalarda daha yüksek (P <0.05). Yoktu diğer değişkenlerdeki önemli farklılıklar (TABLO 1).

              Örnekler ve DNA izolasyonu Bakteriyel DNA'nın dağılımını daha iyi göstermek için sağlıklı kişilerden ve polipli veya CRC'li kişilerden alınan örnekler, bakteri DNA'sı taşıyanların yüzdesi ölçüldü. Herşey sağlıklı ve polipli kişilerin örnekleri DNA içeriyordu Lactobacillus acidophilus. Bununla birlikte, deneklerin% 86'sı CRC, Lactobacillus acidophilus DNA'sına sahipti. Numunelerin% 100'ünde Lactobacillus plantarum DNA'sı. Toplam Lactobacillus'un gerçek zamanlı ölçüm PCR'si acidophilus ve Lactobacillus plantarum yükü
              Lactobacillus acidophilus'un ortalama kopya sayısı incelenen üç grupta hesaplanmıştır (P <0.0001). Sağlıklı grup ile olanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu.
              polipler, sağlıklı grup ve kolorektal kanseri olanlar da polipli olanlar ve kolorektal kanser hastaları (TABLO 2). Lactobacillus plantarum'un ortalama kopya sayısı hesaplandı üç grupta ve arasında anlamlı bir fark yoktu üç grup (P> 0.05) (TABLO 3)



              Moleküler tekniklerle tahmin edilen bakteri sayısı kültür yöntemleriyle tespit edilen toplam bakteri yükünden daha büyüktür, gerçek zamanlı PCR'nin faydasını gösteren bakteri yükü (19).
              Şimdiye kadar, nüfusunu belirlemek için hiçbir çalışma yapılmadı Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus plantarum hastalarda CRC ve polipler ile. Bu nedenle, mevcut çalışma
              Lactobacillus acidophilus'un kopya sayısını belirlemek ve Lactobacillus plantarum ile hastaların dışkı örneklerinden kontrol grubu ile karşılaştırıldığında polipler ve CRC. Bu çalışmada,
              ilk defa, kopyayı kontrol etmek için Cyber ​​Green yöntemi kullanıldı dışkı gramı başına bu iki bakteriden. Sonuçlara göre Bu çalışmanın, Lactobacillus acidophilus'un ortalama kopya sayısı
              CRC'li kişilerde sağlıklı deneklere kıyasla azaldı ve Polipli kişilerde, Ayrıca polipli kişilerde bu bakterinin kopya sayısı sağlıklı insanlara göre daha düşüktür. Lactobacillus'un ortalama kopya sayısında önemli fark üç grupta plantarum gözlenmedi. Çeşitli var nedenler, örneğin Lactobacillus acidophilus en çok önemli ve en sık kolon florası ve daha hızlı değişebilir
              polip ve CRC'den etkilenen bağırsak koşullarındaki değişikliklerden daha fazla. Çalışmalar, bağırsak bakteri popülasyonunun sağlıklı denekler ve KRK'li kişiler arasında farklı olduğunu göstermektedir (20). Örneğin, araştırmalar, KRK'li hastalarda popülasyonun Escherichia, Citrobacter, Shigella Flavobacterium, Acinetobacter ve Chryseobacterium gibi bazı bakteriler azalmıştır (21). Bağırsak bakterileri, hastalığı tetiklemede farklı roller oynar veya bireyleri korumak. Bazı türler bir oluşumunu şiddetlendirir tümör ve kansere neden olurken, diğerleri sağlığa katkıda bulunur bağırsak. Örneğin, Eubacterium rectal ve Eubacterium qualens, CRC ile önemli bir korelasyona sahip olan firmicutes. İken KRK'li hastalarda bağırsak proteobakteri popülasyonu azalmaktadır (22). Çoğu CRC vakası bireysel olarak ortaya çıksa da, rol CRC gelişiminde kalıtsal genetik faktörlerin oranı% 35'tir. KRK hastalarının birinci derece akrabaları yüksek risk altındadır. göreceli risk 2.2 ile CRC geliştirmek. Bu risk şiddetle etkilenen aile üyelerinin sayısı ile bağlantılı, örneğin, kolorektal kanserli iki veya daha fazla kişiyle bir ailede, diğer aile üyeleri için göreceli risk 4'e yükselir. ek olarak insanlarda adenom veya CRC gelişme göreceli riski Ailesinde adenom öyküsü ile 2 kata çıkmaktadır (23). Probiyotiklerle tedavinin modüle edebileceğine dair kanıtlar var gastrointestinal fonksiyon ve sindirim bozukluklarını azaltır (24). Kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) gibi fermente ürünler, probiyotiklerin tüketimi (25). Fare kolonundaki probiyotikler koruyucu bir glutatyon transferazları II enzimini indüklediği gösterilmiştir. Bu faktörler, genotoksik maddelerin yükünü azaltır. bağırsak ve ayrıca devre dışı bırakan faktörlerin üretimini arttırır
              toksik bileşikler, örneğin Butirat, bu koruyucu maddelerden biridir. kanser hücrelerinin yayılmasını yavaşlatan faktörler (26). Aynı zamanda Bacteroides ve Bifidobacteria bolluğunun kolon polipleri riskinde azalma ile ilişkilidir (27). Bu çalışmada elde edilen sonuçların yanı sıra önceki çalışmaların sonuçları, şu sonuca varılabilir: adenomatöz poliplerin teşhisi, doktorlar CRC'yi tedavi etmek veya önlemek için probiyotikler yazabilirler. Yaşlı insanlar muhtemelen önleyebilir poliplerin gelişimi veya maligniteye doğru ilerlemesi diyetlerine probiyotikler dahil. Bu çalışmada kan gruplarında önemli bir fark var, Böylece O kan grubunda polipli kişi sayısı ve CRC diğer gruplardan daha fazladır. Şu kolon tartışılabilir Kan grubu O olanlarda kanser görülme olasılığı daha yüksektir ve uygun bir diyet kullanarak ve alarak hastalığı önleyebilirler. probiyotikler. Periyodik tarama, değerlendirme, teşhis ve teşhis için yardımcı olabilir. hastalığı erken aşamalarda tedavi edin. Arasındaki önemli fark sigara ve CRC gözlenmedi.

              SONUÇ
              CRC, dünyadaki önde gelen ölüm nedenlerinden biridir, son yıllarda önemli ölçüde büyüyen ve Kötücül hastalık. Bu çalışmada, önemli bir fark vardı Lactobacillus acidophilus bakteri popülasyonu olan hastalarda polipler, CRC ve sağlıklı denekler. Bununla birlikte, Lactobacillus çalışmasında üç grupta anlamlı bir fark bulunmadı. plantarum popülasyonu. Bu sonuçlar Potansiyeli gösterebilir ailesinde CRC öyküsü olan kişilerde Lactobacillus acidophilus'un önleyici etkisi. Ek olarak, bu bakteri bir gelecekte bağırsak polipli hastalara ek. Daha ileri
              önleyici veya tedavi edici rolünü doğrulamak için çalışmalara ihtiyaç vardır. bu bakteri.

              REFERANSLAR
              1. Uhry Z, Belot A, Colonna M, Bossard N, Rogel A, Iwaz J, vd. Ulusal kanser
              insidans, yerel ülkelerdeki insidans / mortalite oranı kullanılarak tahmin edilir.
              insidans verileri: bu tahmin doğru mu? Cancer Epidemiol. 2013; 37: 270-7.
              2. Simon K. Kolorektal kanser gelişimi ve taramadaki ilerlemeler. Clin Interv
              Yaşlanma. 2016; 11: 967-76.
              3. Rickert RR, Auerbach O, Garfinkel L, Hammond EC, Frasca JM. Adenomatöz
              kalın bağırsak lezyonları: otopsi araştırması. Kanser. 1979; 43: 1847-57.
              4. Gordillo J, Zabana Y, Garcia-Planella E, Manosa M, Llao J, Gich I, ve diğerleri. Ülseratif kolitli hastalarda kolorektal adenomların prevalansı ve risk faktörleri.
              Birleşik Avrupa Gastroenterol J.2018; 6: 322-30.
              5. Chablani SV, Jandorf L, DuHamel K, Lee KK, Sriphanlop P, Villagra C, vd.
              ABD Latin Alt Grupları Arasında Adenom Yaygınlığı ve Dağılımı
              Tarama Kolonoskopi. Dig Dis Sci. 2017; 62: 1637-46.
              6. Moghimi-Dehkordi B, Safaee A, Zali MR. 1.138 İranlı'da prognostik faktörler
              kolorektal kanser hastaları. Int J Colorectal Dis. 2008; 23: 683-8.
              7. Azadeh S, Moghimi-Dehkordi B, Fatem SR, Pourhoseingholi MA, Ghiasi S, Zali
              BAY. İran'da kolorektal kanser: epidemiyolojik bir çalışma. Asya Pac J Kanseri
              Önceki 2008; 9: 123-6.
              8. Yazdizadeh B, Jarrahi AM, Mortazavi H, Mohagheghi MA, Tahmasebi S, Nahvijo
              A. İran'da başlıca GI kanserlerinin oluşumundaki zaman eğilimleri. Asya Pac J Kanseri
              Önceki 2005; 6: 130-4.
              9. Kiss I, Sandor J, Pajkos G, Bogner B, Hegedus G, Ember I. Kolorektal kanser
              sitokrom P450 1A1, 2E1'in genetik polimorfizmiyle ilgili risk ve
              glutatyon-S-transferaz M1 enzimleri. Antikanser Araştırması. 2000; 20: 519-22.
              10. Lee S-M, Lee W-K. Laktik asit bakterilerinin (LAB) azoksimetan kaynaklı kolonik preneoplastik lezyonlar üzerindeki inhibe edici etkileri. J Microbiol. 2000; 38: 169-75.
              11. Jandhyala SM, Talukdar R, Subramanyam C, Vuyyuru H, Sasikala M, Nageshwar Reddy D. Normal bağırsak mikrobiyotasının rolü. Dünya J Gastroenterol.
              2015; 21: 8787-803.
              12. Zackular JP, Rogers MA, Ruffin MTt, Schloss PD. İnsan bağırsağı mikrobiyomu
              kolorektal kanser için bir tarama aracı olarak. Kanser Önceki Res (Phila). 2014; 7: 1112-21.
              13. Guerra L, Guidi R, Frisan T. Bakteriyel genotoksinler kronik inflamasyona, genomik instabiliteye ve tümör ilerlemesine katkıda bulunur mu? FEBS J. 2011; 278: 4577-88.
              14. Cukrowska B, Sowinska A, Bierla JB, Czarnowska E, Rybak A, Grzybowska-Chlebowczyk U. Bağırsak epitelyumu, intraepitelyal lenfositler ve
              bağırsak mikrobiyotası - Çölyak hastalığının patogenezindeki kilit oyuncular. Dünya J
              Gastroenterol. 2017; 23: 7505-18.
              15. Hooper LV, Midtvedt T, Gordon JI. Konakçı-mikrobiyal etkileşimler,
              memeli bağırsağının besin ortamı. Annu Rev Nutr. 2002; 22: 283-307.
              16. Stanton C, Gardiner G, Meehan H, Collins K, Fitzgerald G, Lynch PB, vd.
              Probiyotikler için pazar potansiyeli. Ben J Clin Nutr. 2001; 73 (Ek 2): 476S-83S.
              17. de Roos NM, Katan MB. Probiyotik bakterilerin ishal, lipid metabolizması ve karsinojenez üzerindeki etkileri: 1988 ile 1998 arasında yayınlanan makalelerin bir incelemesi.
              Ben J Clin Nutr. 2000; 71: 405-11.
              18. Russo F, Linsalata M, Orlando A. Neoplastik dönüşüme karşı probiyotikler
              Mide mukozasının: hücre proliferasyonu ve poliamin metabolizması üzerindeki etkiler. Dünya
              J Gastroenterol. 2014; 20: 13258-72.
              19. Nadkarni MA, Martin FE, Jacques NA, Hunter N. Bakteriyel tayini
              geniş aralıklı (evrensel) bir prob ve primer seti kullanarak gerçek zamanlı PCR ile yükleyin.
              Mikrobiyoloji. 2002; 148: 257-66.
              20. Yu YN, Fang JY. Bağırsak Mikrobiyotası ve Kolorektal Kanser. Gastrointest Tümörler.
              2015; 2: 26-32.
              21. Mangan PR, Harrington LE, O’Quinn DB, Helms WS, Bullard DC, Elson CO, ve
              al. Büyüme faktörü-betanın dönüştürülmesi, T (H) 17 soyunun gelişimini indükler.
              Doğa. 2006; 441: 231-4.
              22. Joly F, Mayeur C, Bruneau A, Noordine ML, Meylheuc T, Langella P, vd.
              Yetişkin hastalarda dışkı ve mukoza ile ilişkili mikrobiyotada şiddetli değişiklikler
              kısa bağırsak sendromu. Biochimie. 2010; 92: 753-61.
              23. van Wezel T, Middeldorp A, Wijnen JT, Morreau H.
              ailesel kolorektal kanserde arka plan ve tümör profili. Mutagenez.
              2012; 27: 239-45.
              24. Ghoshal UC, Gwee KA, Holtmann G, Li Y, Park SJ, Simadibrata M, vd.
              mikrobiyomun rolü ve probiyotiklerin gastrointestinal bozukluklarda kullanımı
              Asya-Pasifik bölgesindeki yetişkinler - bir bölgenin arka planı ve önerileri
              fikir birliği toplantısı. J Gastroenterol Hepatol. 2018; 33: 57-69.
              25. Shen Z, Zhu C, Quan Y, Yuan W, Wu S, Yang Z, vd. Bağırsakla ilgili güncelleme
              Crohn hastalığında mikrobiyota 2017: Mekanizmalar, klinik uygulama, olumsuz
              tepkiler ve görünüm. J Gastroenterol Hepatol. 2017; 32: 1804-12.
              26. Abrahamse SL, Pool-Zobel BL, Rechkemmer G. Kısa zincirli yağ potansiyeli
              izole edilmiş sıçan distal kolon hücrelerinde oksidatif stres ile DNA hasarının indüksiyonunu ve hücre içi kalsiyum konsantrasyonundaki değişiklikleri modüle etmek için asitler.
              Karsinojenez. 1999; 20: 629-34.
              27. Davis CD'si, Milner JA. Gastrointestinal mikroflora, besin bileşenleri ve kolon
              kanser önleme. J Nutr Biochem. 2009; 20: 743-52.
              Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 14:45 ) değiştirilmiştir.

              Yorum yap


              • #8
                Lactobacillus Acidophilus'un Sağlığınıza Yarar Sağlayabileceği 9 Yol

                Probiyotikler popüler gıda takviyeleri haline geliyor. İlginç bir şekilde, her probiyotik vücudunuzda farklı etkilere sahip olabilir. Lactobacillus acidophilus , en yaygın probiyotik türlerinden biridir ve fermente gıdalarda, yoğurtta ve takviyelerde bulunabilir.
                Lactobacillus Acidophilus Nedir?
                Lactobacillus acidophilus, bağırsaklarınızda bulunan bir bakteri türüdür. Lactobacillus bakteri cinsinin bir üyesidir ve insan sağlığında önemli bir rol oynar (1Güvenilir Kaynak).
                Adı, ürettiği şeyin bir göstergesidir - laktik asit. Bunu laktaz adı verilen bir enzimterek üreterek yapar. Laktaz, sütte bulunan şeker olan laktozu laktik bir kenara ayırır Lactobacillus acidophilus, bazen L. acidophilus veya basitçe acidophilus olarak da anılır.Lactobacilli, özellikle L. acidophilus, genellikle probiyotik olarak kullanılır.Dünya Sağlık Örgütü, probiyotikleri "yeterli miktarlarda uygulandıklarında konakçıya sağlık sağlığında canlı mikro organizmalar" olarak tanımlıyor (2Güvenilir Kaynak).Ne yazık ki, gıda üreticileri "probiyotik" kelimesini verdiklerini doğruladığından ve bunu kanıtlamak için herhangi bir özel sağlık yararına sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin AB'deki tüm gıdalarda “probiyotik” kelimesini yasaklamasına yol açtı. L. acidophilus, bir probiyotik olarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ve kanıtlar, bir takım sağlık sağlayabileceklerini sağlayabilir. Bununla birlikte, birçok farklı L. acidophilus türü farklı olabilir (3Güvenilir Kaynak).Probiyotik takviyelere ek olarak, L. acidophilus lahana turşusu, miso ve tempeh gibi bir dizi fermente gıdada doğal olarak bulunabilir. Ayrıca peynir ve yoğurt gibi diğer yiyeceklere probiyotik olarak ekmek.Lactobacillus acidophilus'un sağlığınıza fayda sağlayabileceği bulunmaktadır.

                1. Kolesterolü Düşürmeye Yardımcı Olabilir
                Yüksek kolesterol seviyeleri kalp hastalığı artırabilir. Bu özellikle "kötü" LDL kolesterol için geçerlidir. Neyse ki, bazı probiyotiklerin kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir ve L. acidophilus'un diğer probiyotik türlerinden daha etkili şifreler (4Güvenilir Kaynak, 5Güvenilir Kaynak).Bu çalışmalardan probiyotikleri kendi başlarına inceleyerek, diğerleri probiyotiklerle fermente edilmiş sütlü içecekleri ifadeler. Bir çalışma, altı hafta boyunca L. acidophilus ve başka bir probiyotik almanın toplam ve LDL kolesterolü önemli ölçüde düşürdüğünü, ancak aynı zamanda "iyi" HDL kolesterolü (6Güvenilir Kaynak). Benzer bir altı haftalık çalışma, L. acidophilus'un kendi başına hiçbir etkisi olmadığını buldu (7Güvenilir Kaynak). Ancak, birleştirme süt kanıtlar vardır L. acidophilus ile prebiyotik veya yardım iyi bakterilerin büyümesine o sindirilemeyen karbonhidrat, artış, HDL kolesterol ve kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olabilir. Bu, hem takviye olarak hem de fermente sütlü içeceklerde probiyotikler ve prebiyotikler kullanan çalışmalarda (8Güvenilir Kaynak). Ayrıca, bir dizi başka çalışma, L. acidophilus ile takviye edilen yoğurdun, kolesterol seviyelerini sıradan yoğurttan% 7'ye kadar daha fazla düşürdüğünü (9Güvenilir Kaynak, 10Güvenilir Kaynak, 11Güvenilir Kaynak, 12Güvenilir Kaynak). Bu, yararlı etkiden yoğurttaki başka bir bileşen olmayan L. acidophilus'un sorumlu olduğunu göstermektedir.
                ÖZET:
                Tek başına süt veya yoğurtla veya prebiyotiklerle birlikte tüketilen L. acidophilus , kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir.

                2. İshali Önleyebilir ve Azaltabilir
                İshal, bakteriyel enfeksiyonlar da dahil olmak üzere birçok nedenden sorumlusu deneyimler. Su kaybına ve bazı ciddi dehidrasyona neden olduğu için uzun sürerse tehlikeli olabilir. Bir dizi çalışma, L. acidophilus gibi probiyotiklerin çeşitli hastalıklarla ilgili ishali önlemeye ve azaltmaya yardımcı şemasına göre (13Güvenilir Kaynak). L. acidophilus'un çocuklarda akut ishali tedavi etme kabiliyetine dair kanıtlar karışıktır. Diğer çalışmalar faydalı bir etki gösterirken, hiçbir etki göstermedi (14Güvenilir Kaynak, 15Güvenilir Kaynak).300'den fazla çocuğu içeren bir meta-analiz, L. acidophilus'un ishali azaltmaya yardımcı oldugunu, ancak sadece hastanede yatan çocuklarda (16Güvenilir Kaynak). Dahası, başka bir probiyotik olan L. acidophilus ile birlikte kullanıldığında, hasta kanser hastalarında radyoterapinin olduğu neden ishali azaltmaya yardımcı olabilir (17Güvenilir Kaynak). Benzer şekilde, antibiyotiklerle yayın ishali ve Clostridium difficile veya C. diff (18Güvenilir Kaynak). İshal, farklı ülkelere seyahat eden ve yeni yiyeceklere ve ortamlara maruz kalan insanlarda da yaygındır. 12 gözden gözden geçirilmesi, probiyotiklerin gezgin ishalini önlemede etkili oldugunu ve Lactobacillus acidophilus'un başka bir probiyotikle gerçekleşirse bunu yapmada en etkili oldu (19Güvenilir Kaynak).
                ÖZET:
                Diğer probiyotiklerle birlikte tüketildiğinde, L. acidophilus ishali önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir.

                3. İrritabl Bağırsak Sendromunun Belirtilerini İyileştirebilir
                İrritabl bağırsak sendromu (IBS), belirli ülkelerde beş kişiden birini etkiler. Belirtileri arasında karın ağrısı, şişkinlik ve olağandışı bağırsak hareketleri (20Güvenilir Kaynak). BS'nin nedeni hakkında çok az şey bilinmesine rağmen, bazı araştırmalar bunun bağırsaklardaki belirli bakteri türlerinden kaynaklanabileceğini öne sürüyor (21Güvenilir Kaynak). Bu nedenle, bir dizi çalışma probiyotiklerin semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olup olamayacağını incelemiştir. IBS dahil fonksiyonel bağırsak bozukluğu olan 60 kişide yapılan bir çalışmada, bir ila iki ay boyunca L. acidophilus ve başka bir probiyotik kombinasyonu alarak şişkinliği artırdı (22Güvenilir Kaynak). Benzer bir çalışma, tek başına L. acidophilus'un IBS hastalarında karın ağrısını da azalttığını buldu (23Güvenilir Kaynak). Öte yandan, L. acidophilus ve diğer probiyotiklerin bir karışımını inceleyen bir çalışma, IBS semptomlarını etkilemediğini buldu (24Güvenilir Kaynak). Bu, kısa bir süre için düşük dozda tek suşlu probiyotik almanın IBS semptomlarını en çok iyileştirebileceğini öne süren başka bir çalışma ile açıklanabilir. Spesifik olarak, çalışma IBS için probiyotik almanın en iyi yolunun, sekiz haftadan daha kısa bir süre boyunca bir karışım yerine tek suşlu probiyotikler ve ayrıca 10 milyardan daha az koloni oluşturan birim (CFU) dozu kullanmak olduğunu göstermektedir. günlük (25Güvenilir Kaynak).Bununla birlikte, IBS'ye fayda sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir probiyotik takviyenin seçilmesi önemlidir .
                ÖZET:
                L. acidophilus probiyotikler, karın ağrısı ve şişkinlik gibi IBS semptomlarını iyileştirebilir.

                4. Vajinal Enfeksiyonların Tedavisine ve Önlenmesine Yardımcı Olabilir
                Vajinoz ve vulvovajinal kandidiyaz, yaygın vajinal enfeksiyon türleridir. L. acidophilus'un bu tür enfeksiyonları tedavi etmeye ve önlemeye yardımcı olabileceğine dair iyi kanıtlar vardır . Lactobacilli tipik olarak vajinadaki en yaygın bakteridir. Diğer zararlı bakterilerin büyümesini önleyen laktik asit üretirler (26Güvenilir Kaynak). Bununla birlikte, belirli vajinal bozuklukların olduğu durumlarda, diğer bakteri türleri sayıca laktobasilleri geçmeye başlar (27Güvenilir Kaynak, 28Güvenilir Kaynak). Bir dizi çalışma, L. acidophilus'u probiyotik takviye olarak almanın vajinadaki laktobasilleri artırarak vajinal enfeksiyonları önleyebileceğini ve tedavi edebileceğini bulmuştur (29Güvenilir Kaynak, 30Güvenilir Kaynak). Bununla birlikte, diğer çalışmalar hiçbir etki bulamadı (31Güvenilir Kaynak, 32Güvenilir Kaynak). L. acidophilus içeren yoğurt yemek vajinal enfeksiyonları da önleyebilir. Yine de, bunu inceleyen her iki çalışma da oldukça küçüktü ve herhangi bir sonuca varılmadan önce daha büyük ölçekte tekrarlanması gerekiyordu (33Güvenilir Kaynak, 34Güvenilir Kaynak).
                ÖZET:
                Probiyotik bir destek olarak L. acidophilus , vajinoz ve vulvovajinal kandidiyaz gibi vajinal bozuklukların önlenmesinde faydalı olabilir.

                5. Kilo Vermeye Yardımcı Olabilir
                Bağırsaklarınızdaki bakteriler, yiyeceklerin sindirimini ve diğer bazı vücut süreçlerini kontrol etmeye yardımcı olur. Bu nedenle kilonuzu etkilerler. Probiyotiklerin , özellikle birden fazla tür birlikte tüketildiğinde kilo vermenize yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır . Bununla birlikte, tek başına L. acidophilus ile ilgili kanıt net değildir (35Güvenilir Kaynak). 17 insan çalışmasının ve 60'ın üzerinde hayvan çalışmasının sonuçlarını birleştiren yeni bir çalışma, bazı laktobasil türlerinin kilo kaybına yol açtığını, diğerlerinin ise kilo alımına katkıda bulunabileceğini buldu (36Güvenilir Kaynak). L. acidophilus'un kilo almaya yol açan türlerden biri olduğunu öne sürdü . Bununla birlikte, çalışmaların çoğu insanlarda değil, çiftlik hayvanlarında yapıldı. Ayrıca, bu eski çalışmalardan bazıları, orijinal olarak L. acidophilus olduğu düşünülen , ancak o zamandan beri farklı türler olarak tanımlanan probiyotikleri kullandı (37Güvenilir Kaynak). Bu nedenle, kiloyu etkileyen L. acidophilus ile ilgili kanıtlar belirsizdir ve daha titiz çalışmalara ihtiyaç vardır.
                ÖZET:
                Probiyotikler kilo kaybı için etkili olabilir, ancak özellikle L. acidophilus'un insanlarda kilo üzerinde önemli bir etkiye sahip olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

                6. Soğuk Algınlığı ve Grip Belirtilerini Önlemeye ve Azaltmaya Yardımcı Olabilir
                L. acidophilus gibi sağlıklı bakteriler bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve böylece viral enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Aslında, bazı araştırmalar probiyotiklerin soğuk algınlığı semptomlarını önleyebileceğini ve iyileştirebileceğini ileri sürmüştür (38Güvenilir Kaynak, 39Güvenilir Kaynak). Bu çalışmalardan birkaçı, L. acidophilus'un çocuklarda soğuk algınlığını ne kadar etkili bir şekilde tedavi ettiğini inceledi . 326 çocukta yapılan bir çalışmada, günde altı aylık L. acidophilus probiyotikler ateşi% 53, öksürüğü% 41, antibiyotik kullanımını% 68 ve okula gitmeyen günleri% 32 azalttı (40Güvenilir Kaynak). Aynı çalışma, L. acidophilus'u başka bir probiyotikle birleştirmenin daha da etkili olduğunu buldu (40Güvenilir Kaynak). L. acidophilus ve başka bir probiyotik üzerinde benzer bir çalışma da çocuklarda soğuk algınlığı semptomlarını azaltmak için benzer pozitif sonuçlar buldu (41Güvenilir Kaynak).
                ÖZET: L. acidophilus tek başına ve diğer probiyotiklerle kombinasyon halinde, özellikle çocuklarda soğuk algınlığı semptomlarını azaltabilir.

                7. Alerji Belirtilerini Önlemeye ve Azaltmaya Yardımcı Olabilir
                Alerjiler yaygındır ve burun akıntısı veya gözlerde kaşıntı gibi semptomlara neden olabilir. Neyse ki, bazı kanıtlar, bazı probiyotiklerin bazı alerjilerin semptomlarını azaltabileceğini göstermektedir (42Güvenilir Kaynak). Bir çalışma, L. acidophilus içeren fermente sütlü içecek tüketmenin Japon sedir poleni alerjisinin semptomlarını iyileştirdiğini göstermiştir (43Güvenilir Kaynak). Benzer şekilde, L. acidophilus'un dört ay boyunca alınması, yıl boyunca saman nezlesine benzer semptomlara neden olan, çok yıllık alerjik rinitli çocuklarda burun şişmesini ve diğer semptomları azalttı (44Güvenilir Kaynak). 47 çocukta yapılan daha büyük bir araştırma benzer sonuçlar buldu. L. acidophilus ve başka bir probiyotik kombinasyonunun alınmasının burun akıntısını, burun tıkanıklığını ve diğer polen alerjisi semptomlarını azalttığını gösterdi (45Güvenilir Kaynak). İlginç bir şekilde, probiyotikler bağırsaklardaki bu alerjik reaksiyonlara dahil olan immünoglobulin A adlı bir antikor miktarını azalttı.
                ÖZET:
                L. acidophilus probiyotikler belirli alerjilerin semptomlarını azaltabilir.

                8. Egzama Belirtilerini Önlemeye ve Azaltmaya Yardımcı Olabilir
                Egzama, cildin iltihaplanarak kaşınmaya ve ağrıya neden olduğu bir durumdur. En yaygın biçime atopik dermatit denir. Kanıtlar, probiyotiklerin hem yetişkinlerde hem de çocuklarda bu iltihaplı durumun semptomlarını azaltabileceğini göstermektedir (46Güvenilir Kaynak). Bir çalışma , hamile kadınlara ve bebeklerine yaşamın ilk üç ayında L. acidophilus ve diğer probiyotiklerin bir karışımının verilmesinin , bebekler bir yaşına geldiğinde egzama prevalansını% 22 azalttığını bulmuştur (47Güvenilir Kaynak). Benzer bir çalışma, L. acidophilus'un geleneksel tıbbi tedavi ile kombinasyon halinde, çocuklarda atopik dermatit semptomlarını önemli ölçüde iyileştirdiğini bulmuştur (48Güvenilir Kaynak). Bununla birlikte, tüm çalışmalar olumlu etkiler göstermedi. Yaşamın ilk altı ayında L. acidophilus verilen 231 yenidoğan çocukta yapılan büyük bir çalışma , atopik dermatoz vakalarında yararlı bir etki bulamadı (49Güvenilir Kaynak). Aslında alerjenlere karşı duyarlılığı artırdı.
                ÖZET:
                Bazı çalışmalar, L. acidophilus probiyotiklerin egzama prevalansını ve semptomlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini, diğer çalışmalar ise hiçbir fayda göstermediğini göstermiştir.

                9. Bağırsak Sağlığınız İçin İyi
                Bağırsaklarınız, sağlığınızda önemli bir rol oynayan trilyonlarca bakteri ile kaplıdır. Genellikle laktobasiller bağırsak sağlığı için çok iyidir. Zararlı bakterilerin bağırsaklarda kolonileşmesini önleyebilecek laktik asit üretirler. Ayrıca bağırsakların iç yüzeyinin sağlam kalmasını sağlarlar (50Güvenilir Kaynak). L. acidophilus , diğer laktobasiller ve Bifidobakteriler de dahil olmak üzere bağırsaktaki diğer sağlıklı bakteri miktarlarını artırabilir Ayrıca, bağırsak sağlığını destekleyen bütirat gibi kısa zincirli yağ asitlerinin seviyelerini artırabilir (51Güvenilir Kaynak). Başka bir çalışma, L. acidophilus'un bağırsak üzerindeki etkilerini dikkatlice inceledi . Bunu bir probiyotik olarak almanın, bağışıklık tepkisine dahil olan bağırsaklardaki genlerin ifadesini arttırdığını buldu (52Güvenilir Kaynak). Bu sonuçlar, L. acidophilus'un sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleyebileceğini göstermektedir . Ayrı bir çalışma, L. acidophilus ve bir prebiyotik kombinasyonunun insan bağırsak sağlığını nasıl etkilediğini inceledi . Kombine takviyenin bağırsaklardaki laktobasil ve Bifidobakteri miktarlarının yanı sıra sağlıklı bir bağırsağın önemli bir parçası olan dallı zincirli yağ asitlerini arttırdığını buldu (53Güvenilir Kaynak).
                ÖZET:
                L. acidophilus , bağırsaklardaki sağlıklı bakteri miktarını artırarak bağırsak sağlığını destekleyebilir.

                L. Acidophilus'tan En İyi Şekilde Nasıl Elde Edilir
                L. acidophilus , sağlıklı bağırsaklarda normal bir bakteridir, ancak onu bir takviye olarak alarak veya içeren yiyecekleri tüketerek bir dizi sağlık faydası elde edebilirsiniz. L. acidophilus , tek başına veya diğer probiyotikler veya prebiyotiklerle kombinasyon halinde probiyotik takviyelerde tüketilebilir.Bununla birlikte, birçok gıdada, özellikle fermente edilmiş gıdalarda da bulunur .

                L. acidophilus'un en iyi besin kaynakları şunlardır:
                Yoğurt: Yoğurt tipik olarak L. bulgaricus ve S. thermophilus gibi bakterilerden yapılır . Bazı yoğurtlar ayrıca L. acidophilus içerir , ancak yalnızca içeriklerinde listeleyen ve "canlı ve aktif kültürler" yazan yoğurtlar .
                Kefir: Kefir, sağlıklı bir fermente içecek üretmek için süte veya suya eklenebilen bakteri ve maya "taneciklerinden" yapılır. Kefirdeki bakteri ve maya türleri değişebilir, ancak diğerleri arasında yaygın olarak L. acidophilus içerir Miso: Miso, Japonya menşeli, soya fasulyesinin fermente edilmesiyle yapılan bir macundur. Misodaki birincil mikrop Aspergillus oryzae adı verilen bir mantar olmasına rağmen , miso ayrıca L. acidophilus dahil birçok bakteri de içerebilir . Tempeh: Tempeh , fermente soya fasulyesinden yapılan başka bir besindir. L. acidophilus da dahil olmak üzere bir dizi farklı mikroorganizma içerebilir . Peynir: Farklı bakteriler kullanılarak farklı peynir çeşitleri üretilir. L. acidophilus , bir peynir başlangıç ​​kültürü olarak yaygın olarak kullanılmamaktadır, ancak bir dizi çalışma, onu bir probiyotik olarak eklemenin etkilerini incelemiştir (54Güvenilir Kaynak). Sauerkraut: Sauerkraut, lahanadan yapılan fermente bir besindir . Lahana turşusundaki bakterilerin çoğu Lactobacillus türleridir, L. acidophilus (55Güvenilir Kaynak). Yiyecek dışında, L. acidophilus'u almanın en iyi yolu doğrudan takviyelerdir.
                Bir dizi L. acidophilus probiyotik takviyesi, tek başına veya diğer probiyotiklerle kombinasyon halinde mevcuttur. Hizmet başına en az bir milyar CFU içeren bir probiyotik hedefleyin.Probiyotik alıyorsanız, genellikle en iyisi bir yemekle, ideal olarak kahvaltıyla yapmaktır.Probiyotikler konusunda yeniyseniz, bunları bir veya iki hafta boyunca günde bir kez almayı deneyin ve devam etmeden önce nasıl hissettiğinizi değerlendirin.
                ÖZET:
                L. acidophilus , probiyotik takviye olarak alınabilir, ancak aynı zamanda bazı fermente gıdalarda yüksek miktarlarda bulunur.

                Alt çizgi
                L. acidophilus normalde bağırsaklarınızda bulunan ve sağlık için çok önemli olan probotik bir bakteridir.Laktik asit üretme ve bağışıklık sisteminizle etkileşime girme kabiliyeti nedeniyle, çeşitli hastalıkların semptomlarını önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir.Bağırsaklarınızdaki L. acidophilus'u arttırmak için, yukarıda listelenenler de dahil olmak üzere fermente yiyecekler yiyin.Alternatif olarak, L. acidophilus takviyeleri, özellikle bu makalede bahsedilen rahatsızlıklardan birinden muzdaripseniz faydalı olabilir.İster gıdalar ister takviyeler yoluyla elde edin, L. acidophilus herkes için sağlık yararları sağlayabilir.

                Diyabet: Gerçekler, İstatistikler ve Siz
                Diabetes mellitus, vücutta yüksek kan şekeri (glikoz) seviyelerine neden olan bir grup rahatsızlık için kullanılan bir terimdir.
                Glikoz, aşağıdakiler için kritik bir enerji kaynağıdır:
                Beyin,Kaslar,Dokular


                Yemek yediğinizde vücudunuz karbonhidratları glikoza dönüştürür. Bu, pankreasın , glikozun kandan hücrelere girmesine izin veren bir “anahtar” görevi gören insülin adı verilen bir hormonu salmasını tetikler .Vücudunuz, glikozu etkili bir şekilde yönetmek için yeterli insülin üretmezse, düzgün çalışamaz veya çalışamaz. Bu, diyabet semptomlarına yol açar.
                İyi yönetilmeyen diyabet, kan damarlarına ve organlara zarar vererek ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Aşağıdaki riskleri artırabilir:

                Kalp hastalığı,İnme,Böbrek hastalığı,Sinir hasarı,Göz hastalığı
                Beslenme ve egzersiz diyabetin yönetilmesine yardımcı olabilir, ancak kan şekeri seviyelerini izlemek de önemlidir. Tedavi, insülin veya diğer ilaçları almayı içerebilir.Diyabet türleri
                İşte farklı diyabet türlerinin bir dökümü:

                Prediyabet : Kan şekeri seviyeleri normal kabul edilenden daha yüksektir, ancak diyabet olarak nitelendirilecek kadar yüksek değildir.
                Tip 1 diyabet : Pankreas insülin üretmez.
                Tip 2 diyabet : Pankreas yeterince insülin üretmez veya vücudunuz bunu etkili bir şekilde kullanamaz.
                Gebelik diyabeti : Hamile olan kişiler ihtiyaç duydukları tüm insülini yapamaz ve kullanamazlar.
                Prediyabet
                Göre Amerikan Diyabet Derneği (ADA) , insüline bağımlı olmayan diyabet gelişebileceğini insanlar neredeyse her zaman var (tip 2 diyabete) prediyabeti . Bu, kan şekeri seviyelerinin yükseldiği, ancak henüz diyabet olarak kabul edilebilecek kadar yüksek olmadığı anlamına gelir.
                Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tahminleri 88 milyonGüvenilir Kaynak yetişkin Amerikalılarda prediyabet var ve yüzde 84'ünden fazlası teşhis edilmiyor.
                Tip 1 diyabet
                İle tip 1 diyabet , pankreas insülin üretemez. ADA'ya göre, yaklaşık 1,6 milyon Amerikalı bu rahatsızlığa sahip. İnsüline bağımlı olmayan diabetes mellitus (tip 2 diyabet) İnsüline bağımlı olmayan diabetes mellitus veya tip 2 diyabet , diyabetin en yaygın şeklidir. Bu bozuklukta pankreas başlangıçta insülin üretebilir, ancak vücudunuzun hücreleri buna etkili bir şekilde yanıt veremez. Bu, insülin direnci olarak bilinir. HKMGüvenilir Kaynak teşhis edilen vakaların yüzde 90 ila 95'inin tip 2 diyabet olduğunu belirtiyor. Gestasyonel diyabet Gebelik diyabeti hamilelik sırasında gelişir . CDC tahminleri arasındaYüzde 2 ve 10Güvenilir Kaynak Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl gebelik diyabetinden etkilenen gebeliklerin oranı. Göre Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Ulusal Enstitüsü (NIDDK) , gestasyonel diyabetli kişiler 10 yıl içinde tip 2 diyabete yakalanma büyük bir şans olacaktır.


                Prevalans ve insidans
                Amerika Birleşik Sergisinde 100 milyondan fazla diyabet veya prediyabet ile yaşıyor. ADA, 2018'de diyabetli 34,2 milyon Amerikalı'nın 7,3 milyonu olduğunu bilmediğini tahmin etti.

                CDC raporlarGüvenilir Kaynak 2017'de 1,3 milyon yeni teşhis edilmiş diyabet vakası vardı, bu da yeni vakaların yıllarca yükseldikten sonra dengelendiğini gösteriyor.

                Nedenler ve risk faktörleri
                Daha önce genç diyabet olarak bilinen tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde teşhis edilir. CDC şundan daha az tahmin ediyor:yüzde 10Güvenilir Kaynak Diyabetli kişilerin% 1'i tip 1'e sahiptir. Genetik ve belirli virüsler gibi faktörler bu hastalığa katkıda bulunabilirken, kesin nedeni bilinmemektedir. Şu anda herhangi bir tedavi veya bilinen bir önleme yok, ancak semptomları yönetmeye yardımcı olacak tedaviler var. Yaşlandıkça tip 2 diyabet geliştirme riskiniz artar. Gebelik diyabeti veya prediyabetiniz varsa, onu geliştirme olasılığınız daha yüksektir. Diğer risk faktörleri arasında obezite veya aşırı kilolu olmak veya ailede diyabet öyküsü olmak yer alır. Tip 2 diyabet riskini tamamen ortadan kaldıramasanız da sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve düzenli egzersiz önlemeye yardımcı olabilir. Bazı etnik grupların da tip 2 diyabet geliştirme riski daha yüksektir, bu da büyük olasılıkla sağlık sistemindeki eşitsizliklerden kaynaklanmaktadır.
                Etnik gruplar Dahil etmek

                Afrika kökenli Amerikalılar
                Hispanik / Latin Amerikalılar
                Yerli Amerikalılar
                Pasifik Adalıları
                Asyalı Amerikalılar

                Komplikasyonlar
                Körlük, yaygın bir diyabet komplikasyonudur. Özellikle diyabetik retinopati, diyabetli kişilerde körlüğün en yaygın nedenidir. Bu bir var görme kaybının önde gelen nedenidir Ulusal Göz Enstitüsü 'ne göre, çalışma çağındaki yetişkinler arasındaki. Diyabet ayrıca böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenidir. Sinir sistemi hasarı veya nöropati de diyabetli kişilerin yarısına kadarını etkiler .
                Diyabetli birçok kişinin ellerinde ve ayaklarında duyu bozukluğu veya karpal tünel sendromu vardır . Diyabet ayrıca sindirim sorunlarına ve sertleşme bozukluğuna da neden olabilir . Durum, kalp hastalığı ve felç riskini artırır ve yüksek tansiyon riski ile ilişkilidir. Diyabet ayrıca alt ekstremitenin kesilmesine de yol açabilir. ADA'ya göre, diyabet, Amerika Birleşik Devletleri'nde yedinci önde gelen ölüm nedenidir .

                Diyabetin Maliyeti

                ADA, 2017'de diyabet teşhisi konan hastanelerde yatan hasta bakımı ve reçeteli ilaçlar gibi doğrudan tıbbi maliyetlerde 237 milyon dolar ve üretkenlikte 90 milyon dolar daha azalmaya yol açtığını tahmin ediyor.
                Paket servisi
                Siz veya sevdiğiniz biri diyabetle yaşıyorsanız, onu iyi yönetmeniz önemlidir. İyi beslenmek, aktif kalmak, sağlık ekibinizin tüm direktiflerine uymak ve tıbbi randevuları takip etmek, bunu yapmanın harika bir yoludur. Herhangi bir diyabet belirtisi yaşıyorsanız , özellikle herhangi bir risk faktörünüz varsa , rehberlik ve test için sağlık uzmanınıza ulaşın.
                Damla Setleriyle Kuvvet Antrenmanı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

                Bazı ciddi kazançlar mı arıyorsunuz? Bırak ve bırak setleri. Kaslar yorulana kadar mümkün olduğunca çok tekrar yaptığınız bir kuvvet antrenmanı tekniğidir. Oradan, ağırlığı düşürür, kısa bir ara verirsiniz ve tamamen yorulana kadar egzersizi tekrarlarsınız. Her seferinde ağırlığı artıracak olsaydınız, buna ters damla seti denir. Egzersizinizi bu kuvvet antrenmanı tekniğiyle karıştırmak hakkında daha fazla bilgi edinmek için okumaya devam edin.
                İş yerindeki kaslar
                Doğru ekipmana sahip olduğunuz sürece, damla setleriyle tam vücut egzersizi gerçekleştirilebilir. Bu, şunlara erişebileceğiniz anlamına gelir:
                dambıl,halter,makineler,sabit çubuk ağırlıkları
                Örneğin bacaklar gibi egzersiz başına bir seferde bir kas grubuna odaklanabilirsiniz. Egzersizi yaparken, kas her tekrarda tamamen meşgul olmalıdır.
                Damla setleri kasları geliştirir
                Damla setleri, kas hipertrofisine (kasın büyümesini sağlamak) yardımcı olmak için hem mekanik hem de metabolik yorgunluğu kullanır . Diğer direnç antrenmanı tekniklerine kıyasla nasıl çalıştığına dair çalışmalar karışıktır, ancak en azından kas ve güç oluşturmak için ağırlık antrenmanında kullanılan geleneksel setler kadar etkilidir.
                Mekanik yorgunluk ile
                Mekanik yorgunluk, kas lifinin fiziksel aşırı yüklenmeden hasar görmesidir. Hücreler hasarlı kas proteinini onarmaya gittiğinde, benzersiz bir şey olur - lif daha güçlü ve daha kalın bir şekilde yeniden büyür.Artan kas boyutundaki bu sonuçlar, bu ortak bir spor hedefi isteyen toplu up.
                Metabolik yorgunluk ile
                Öte yandan, metabolik yorgunluk, bir kas geri dönüşü olmayan bir noktaya uygulandığında meydana gelen şeydir. Başka bir deyişle, başka bir tekrar yapamaz.Mekanik yorgunluk gibi, bu da kasın boyutunun artmasına neden olur. Bu, laktik asitin kas liflerine zarar vermesi ve kasın daha fazla depolanması nedeniyle olur.glikojen.
                Kas oluşturmak için iyi
                Hipertrofiye karşı direnç eğitiminin (RT) etkinliğinde kendi sayfalarında genel bir kanıt eksikliği olsa da, çalışmaların çok küçük bir incelemesi, eğitim alan kaldırıcılar için damla setlerinin zaman tasarrufu bir yöntemin bir parçası olabileceği sonucuna varmıştır. kaş. Ancak süre, tekrarlar ve sıklık için ayrıntılar önermek için yeterli araştırma yok.
                Damla setleri yeni başlayanlar için iyi mi?
                Hayır. Düşme setlerini denemek için bir powerlifter olmanız gerekmese de, halter deneyimine sahip olmalısınız. Bu teknikle fazla egzersiz yapmak çok kolaydır ve yeni başlayanlar için bu, daha büyük bir yaralanma riski anlamına gelir.Kaslarınıza zarar vermekten veya şok vermekten kaçınmaya yardımcı olmak için önce normal setlere veya düz setlere alışmanız önerilir. Bunları daha hafif ağırlıklarla da yapabilirsiniz, böylece uygun forma odaklanabilirsiniz. Damla setlerini denemeye hazır olduğunuzda, küçük başlayın. Örneğin, ilk birkaç kez kas grubu başına bir set deneyin.
                Düşme kümeleri ve normal kümeler
                Hem düşme setleri hem de geleneksel setler kendi artıları ve eksileri ile birlikte gelir. Geleneksel veya düz setlerle, egzersizi tekrarlamadan veya başka bir şeye geçmeden önce belirli sayıda tekrarı tamamlıyorsunuz. Damla setleriyle amaç, tekrar sayısını en üst düzeye çıkarmaktır. Ek olarak, genellikle bir seferde yalnızca 1-2 egzersize odaklanırsınız. Her iki yöntem de gücü artırabilir ve kas oluşturabilir. 32 gönüllünün katıldığı çok küçük bir 2017 çalışması , üç farklı kuvvet antrenmanında kas kazanımlarına baktı. Bu dahil:
                hilal piramidi (CP)
                drop-set (DS) sistemleri
                geleneksel direnç eğitimi (TRAD)
                Katılımcılar birkaç hafta boyunca bacak egzersizlerini tamamladıktan sonra, sonuçlar her üç yöntemin de benzer kas kazanımlarına sahip olduğunu buldu.Bir diğeri ders çalışma ve triseps kas büyümesini DP ve geleneksel setler kullanarak inceledi. Katılımcılar her iki yöntemden de kas büyümesi ve güç artışı yaşadılar. Ancak araştırmacılar, muhtemelen kaslara yüklenen stres seviyesinden dolayı, geleneksel yöntemlere göre daha az damla setiyle daha fazla kas büyümesinin elde edilebileceği sonucuna vardı.
                Damla setleri nasıl yapılır
                Damla setleri kavramı çok çeşitli antrenmanlara uygulanabilir.Tekniği azaltmak için, pazıları eğitmeye odaklanan bu örnek drop set egzersiziyle başlayabilirsiniz.
                S: Pazı bukleler için damla setlerine bir örnek nedir?
                C: İyi bir formla kıvırabileceğiniz, ancak 6-8 tekrardan sonra kaldıramayacağınız bir ağırlıkla başlayın. Setler arasında dinlenmeden, kıvırdığınız ağırlığı% 10 ila% 20 azaltın ve bu sefer başarısız olana kadar tekrar kıvrılın. Toplam 3–5 set için bunu tekrarlayın.
                % 10 ila% 20'lik bir düşüşün ne olacağını anlamaya çalışmak istemiyor musunuz? "Rafı çalıştırmaya" çalışın, yani 6–8 tekrar kaldırabileceğiniz ve raftaki bir sonraki dambıl setine bırakabileceğiniz aynı ağırlık ile başlayın, tipik olarak her sette 5 kiloluk bir düşüşle, kaldırarak başarısız olur.
                Damla setleri için 5 ipucu
                Bu sekiz ipucu, bu tekniği güvenli bir şekilde ve harika sonuçlarla kullanmanın en iyi yollarını sağlar.
                Isınmayı asla atlamayın. Bunu yapmak yaralanmaya neden olabilir. Kuvvet antrenmanına geçmeden önce en az 5 dakikalık aerobik aktiviteyi hedefleyin.
                Son setleri damla setleriniz yapın. Antrenmanınızın son 1-2 seti için damla setlerini kaydedin. Bu, tankı gerçekten boşaltabilmeniz ve böylece kaslarınızın ısınacağından emin olmanız içindir. Bunu antrenmanınızın başında yaparsanız, kaslarınızın çok yorulma riskini alırsınız.
                Bir partnerle kaldırın. Deneyimli bir kaldırıcı olsanız bile, yakınınızda sizi tespit edecek ve ağırlığı hızlı bir şekilde değiştirecek bir eğitim ortağınız olmalıdır, böylece mümkün olduğunca zaman verimli olabilirsiniz.
                Ağırlıkları çok hızlı kaldırmayın. Bunu yaptığınızda, kaslarınızı itmek için momentuma dayandıkları için kaslarınızın egzersiz kadar iyi olmasına izin vermezsiniz. Bunun yerine, başlangıç ​​pozisyonuna geri dönme de dahil olmak üzere yavaş ve kontrollü hareketler kullanın.
                Her gün düşmeyin. Her gün bir damla seti yapmamalısın. Haftada 1-2 kez hedefleyin (yeni başlıyorsanız bir kez).
                Kilo seçme konusunda yardıma mı ihtiyacınız var?
                Şu yöntemi izleyin: Uygun biçimde en az 8-10 kez kaldırabileceğiniz bir ağırlık seçin. Düzgün kaldıramıyorsanız, çok ağırdır.

                Düşme setleri ve süper kümeler
                Her ikisi de dayanıklılık oluşturmanıza, kilo vermenize ve platolarda baskın yapmanıza yardımcı olabilir, ancak setler ve süper setler daha farklı olamaz. Bir süper set, egzersizleri arka arkaya, arada çok az dinlenerek veya hiç dinlenmeden eşleştirdiğiniz zamandır. Aynı veya karşıt kas gruplarından kaslar olabilirler. Bunun bir örneği göğüs ve sırtta çalışmak olabilir. Bir damla setinin aksine, aralarında neredeyse hiç dinlenme yoktur. Hareketleri tamamlar, nefes alırsınız ve sonra yeniden başlarsınız. Bunu yapmak size şu konularda yardımcı olur: daha fazla kalori yak
                antrenmanını yoğunlaştı egzersiz zamanını kısal Süpersetler daha hakkında ise Bırak setleri, daha yapabileceğiniz gibi birçok temsilcilerine kadar yapmayı olan tip Eğer kas (lar) ın ediyoruz çalışma.
                Götürmek
                Düşme setleri, "normal" egzersiz rutininizi değiştirmenin harika bir yolu olabilir. Kas oluşturmaya ve dayanıklılığı artırmaya yardımcı olurlar. Bununla birlikte, normal setlerle karşılaştırıldığında, damla setlerinin bu faydaları elde etmede daha iyi olduğunu kanıtlamak için yeterli kanıt yoktur. Bunlar, antrenmanı güçlendirmenin iki farklı yolu. Aynı şey süper setler için de geçerli. Damla setleriyle başlarken alınması gereken birkaç güvenlik önlemi vardır. Bu, uygun forma sahip olmayı ve çok ağır kaldırmaktan kaçınmayı içerir. Şüpheye düştüğünüzde ağırlığı değiştirin.
                Lenfatik Disfonksiyon (Lenfödem)
                Lenfatik disfonksiyon nedir?
                Lenfatik disfonksiyon, lenfatik sistemin zayıf çalıştığı anlamına gelir. Lenfatik sistem, vücudunuzun dokularından sıvıları tahliye eden lenf düğümlerinden ve lenf damarlarından oluşur. Sıvılar, toksinleri, bağışıklık hücrelerini ve atık ürünleri lenf düğümlerinize taşır. Lenf damarları, filtrelenmiş lenf sıvısını tekrar kan dolaşımına geri döndürerek vücuttaki sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur. Kötü çalışan bir lenfatik sistem, dokuların sıvıyla şişmesine neden olur. Buna lenfödem denir. Genellikle kollarınızda veya bacaklarınızda şişlikle sonuçlanır. Vücudun diğer kısımları da etkilenebilir. Lenfödeme neden olan lenfatik bir problemle doğabilirsiniz. Buna kalıtsal veya birincil lenfödem denir. Aynı zamanda çeşitli karmaşık genetik koşullardan da kaynaklanabilir. Ayrıca bir hastalık komplikasyonundan veya yaralanmadan da lenfödem geliştirebilirsiniz. Buna ikincil lenfödem denir. Kanser tedavisinin yaygın bir yan etkisidir. Lenfatik disfonksiyon çoğu insan için kronik bir durumdur, ancak bunu yönetmek için tedaviler mevcuttur.
                Lenfatik disfonksiyona ne sebep olur?
                Kalıtsal (birincil) ve ikincil lenfatik disfonksiyonun birkaç farklı nedeni vardır. Kalıtsal (birincil) lenfödem Kalıtsal lenfödem, birincil lenfödem olarak da bilinir. İkincil lenfödemden daha az yaygındır. Bir aile üyesi de varsa, kalıtsal lenfödeminiz olma olasılığınız daha yüksektir. Meige hastalığı, tüm vakaların yüzde 80'ini oluşturan en yaygın kalıtsal lenfödem şeklidir . Genetik bir mutasyondan kaynaklanır ve bacakları, kolları, yüzü ve gırtlağı etkiler. Ayrıca bazı kişilerde sarı tırnaklara neden olur . Başka bir kalıtsal lenfödem türü Milroy hastalığı olarak bilinir. Lenfatik sisteminizi oluşturan yapıların yanlış oluşmasına neden olabilir.
                İkincil lenfödem
                Meme kanserinin mastektomi ile tedavisi , sekonder lenfödemin en yaygın nedenlerinden biridir. Cerrahlar genellikle kanserli meme dokusunu çıkarırken kolun altındaki lenf dokusunu alırlar . Koldan akan sıvılar koltuk altından geçmelidir. Eğer lenf düğümleri , bu bölge, lenf disfonksiyon çıkarılır ve kol şişme meydana gelebilir. Kanser ve radyasyon tedavisi de lenfödem gelişmesine neden olabilir. Radyasyon ve ameliyattın kaynaklanan tümörler ve yara dokusu, lenfatik sistemde hasara ve yaralanmaya neden olabilir.Lenfödem, baş ve boyun kanserlerinin tedavi edilmesinden sonra da ortaya çıkabilir. Yüzün, gözlerin, boynun ve dudakların şişmesine neden olabilir.
                Lenfatik disfonksiyonun belirti ve semptomları nelerdir?
                Lenfatik disfonksiyonun ana belirtisi lenfödemdir. Lenfödem, kollarınızda veya bacaklarınızda şişmeye neden olur . Kişisel parmakları veya ayak parmakları sıvı korumak ve şişebilir. Baş ve boyun dokuları da etkilenebilir. Şişlik, hareket açıklığınızı sınırlayabilir . Etkilenen bölgede ağırlık veya hafif bir ağrı hissedebilirsiniz. Lenfödem ayrıca şunlara da yol açabilir:
                cilt değişiklikleri
                ciltte renk değişikliği
                kabarcıklar
                deriden sıvı sızması
                enfeksiyon

                Baş ve boyunda lenfödem görmeyi etkileyebilir ve kulak ağrısına ve burun tıkanıklığına neden olabilir. Ayrıca şunlarla da sorunlara neden olabilir:
                nefes
                yutma
                konuşma
                salya akıtma

                Konjenital lenfatik disfonksiyonu olan kişiler, erken çocukluk döneminde semptomlar gösterebilir. Ayrıca ergenliğin başlangıcında veya yetişkinlikte, 35 yaşın üzerinde bile ortaya çıkabilir. İkincil lenfödem semptomları ameliyattan sonra herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Çoğu semptom, ameliyattan birkaç ay ila birkaç yıl sonra ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte, önemli ölçüde gecikebilir de.
                Lenfatik disfonksiyon ile hangi komplikasyonlar ilişkilidir?
                Selülit veya lenfanjit gibi lenfödemle birlikte bazı enfeksiyonlar meydana gelebilir . Selülit, bir tür bakteriyel deri enfeksiyonudur . Bu, bakterilerin daha derin dokulara erişmesine izin veren, genellikle lenfödemle birlikte giden cilt değişiklikleri ile ilgilidir. Lenfangit, lenf damarlarının bakteriyel, viral veya fungal enfeksiyonundan kaynaklanabilir. Enfeksiyon belirtileri, etkilenen bölgede çizgili veya lekeli kırmızı bir lekeyi içerir. Diğer yaygın semptomlar şunları içerir:
                ateş
                kaşıntı
                titreme

                Lenfatik disfonksiyon nasıl teşhis edilir?
                Doktorunuz bir fizik muayene yapacak ve size tıbbi geçmişinizi soracaktır. Lenfatik işlev bozukluğundan şüpheleniyorlarsa görüntüleme testleri isteyebilirler. Olası bir test, lenf düğümlerinizin ve lenf damarlarınızın yolunu daha net göstermeye yardımcı olmak için kontrast boya kullanan bir tür X-ışını olan lenfanjiyogramdır . Doktorunuz boyayı ayak parmaklarınızın arasına veya kasık bölgesine enjekte edebilir. Röntgen görüntüleri, lenfatik drenaj sisteminizdeki anormallikleri ortaya çıkarabilir. Geleneksel X-ışını yerine bir MRI kullanılabilir.
                Lenfödem nasıl sınıflandırılır?
                Lenfödem genellikle ciddiyetine göre aşamalar halinde sınıflandırılır:
                Aşama 0 (gizli). Gözle görülür bir değişiklik görülmez, ancak genellikle ağrı veya gerginlikle birlikte duyu değişiklikleri fark edebilirsiniz.
                Aşama 1 (hafif). Etkilenen bölgede şişlik gün içinde değişebilir. Dokunun üzerine bastığınızda (çukur ödemi) bir girinti tutacaktır. Deride kalıcı değişiklik yoktur.
                Aşama 2 (orta). Dokunuzun dokunulduğunda süngerimsi hissettiği yerde daha kalıcı şişlik var. Deride iltihaplanma ve kalınlaşma meydana gelir.
                Aşama 3 (şiddetli). Devam eden sıvı tutulması var. Etkilenen bölge sertleşir ve çok genişler. Cilt değişiklikleri kalıcıdır ve genellikle işlev kaybı olur.
                Lenfatik disfonksiyon nasıl tedavi edilir?
                Tedavinin amacı, şişmeyi olabildiğince erken ve olabildiğince azaltmak ve etkilenen bölgenin hareket açıklığını ve işlevini korumaktır.
                Evde bakım
                Sıkıştırma, lenfödem için önemli bir tedavidir. Etkilenen uzvu sıkıştırmak, lenfatik sıvıların gövdenize doğru ve daha normal bir dolaşım paterninde kol veya bacaktan çıkmasını teşvik eder.
                Kolunuzu veya bacağınızı elastik bir bandajla sıkıca sarmak veya kompresyon giysisi giymek, şişmiş bölgeye sürekli baskı uygular. Bu, uzuv boyutunu azaltır, cilt üzerindeki stresi azaltır ve hareketliliği iyileştirir.
                Basınçlı giysiler
                Basınçlı giysiler , şişmiş uzuv üzerine rahatça oturan özel olarak tasarlanmış çoraplar, çoraplar veya kollardır. Doktorunuz belirli bir kompresyon derecesine sahip kompresyon giysilerini satın almayı önerebilir. Derece veya seviye, şişliğin ciddiyetine bağlı olacaktır. Standart kompresyon giysileri çoğu eczanede ve eczanede mevcuttur. Sıkıştırma seviyeleri mm Hg (milimetre cıva) basınçlarında ölçülür. Ne kadar çok sıkıştırmaya ihtiyacınız olursa, basınç o kadar yüksek olmalıdır. Sektör standardı olmamasına rağmen, bunlar bazıları Genel olarak kullanılanGüvenilir Kaynak ölçümler:
                Düşük (sınıf 1): 20 mm Hg'den az
                Orta (sınıf 2): 20 ila 30 mm Hg arası
                Yüksek (sınıf 3): 30 mm Hg'den büyük
                Gradyan sıkıştırma en çok önerilir. Bir slip-on çorabın veya manşonun içine yerleştirilebilir veya kendi kendine uygulanan bir sargı ile elde edilebilir. Gradyan sıkıştırma, kol veya bacağın en uzak noktasında en sıkı olacak ve uzuvda kademeli olarak gevşeyecek şekilde tasarlanmıştır. Yerleşik gradyan kompresyon giysisi yoksa, bir lenfödem uzmanı size aynı etkiyi elde etmek için sargı katmanlarını nasıl kullanacağınızı gösterebilir.Daha sıkı, çok fazla üst üste binme ile daha dar sarma sonraki noktada başlar. Sarma uzuvda daha da yukarı doğru hareket ettikçe daha gevşek, daha geniş ve daha az örtüşme yapılır. Sıkıştırma için alışveriş yapın çorapçorapkollu
                Pnömatik sıkıştırma
                Başka bir sıkıştırma terapisi şekli pnömatik kompresyon olarak adlandırılır. Pnömatik kompresyon, lenfatik sıvının doğru akışını uyarmak için şişirmek ve söndürmek için zamanlanmış yelekleri veya kolları içerir.
                Egzersiz yapmak
                Egzersiz, lenfatik disfonksiyonu yönetmeye yardımcı olabilir. Kaslarınız egzersiz sırasında kasılır ve bu kasılmalar lenf damarlarınıza baskı uygular. Bu, sıvının damarlardan geçmesine yardımcı olur ve şişliği azaltır. Lenfödem uzmanları, durumu yönetmeye yardımcı olmak için çeşitli egzersizler önermektedir: Diz bükme veya bilek rotasyonları gibi basit hareket egzersizleri, esnekliği ve hareketliliği korumak için tasarlanmıştır.
                Hafif tekrarlayan egzersizler, sıvının kollarınızda veya bacaklarınızda birikmesini de durdurabilir. Yürümeyi , yoga yapmayı veya yüzme gibi düşük etkili aerobik yapmayı deneyin .
                Haftanın çoğu günü 20 ila 30 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin. Bir egzersiz rutinine başlamadan önce doktorunuzla konuşun.
                Tıbbi ve cerrahi prosedürler
                Lenfödem tedavisi için kapsamlı dekonjestif tedavi (CDT) önermek yaygındır. Bu, bazıları yukarıda belirtilen birkaç bileşeni içerir:
                kompresyon giysileri
                rutin cilt bakımı
                uzuv egzersizleri
                lenfatik drenaj masajı
                Manuel lenfatik drenaj olarak da bilinen lenfatik drenaj masajı, uzman bir lenfödem uzmanı tarafından yapılan bir masaj terapisidir. Dokuları manipüle etmek, lenf sıvılarının daha serbestçe akmasına izin verir. Ne sıklıkla manuel lenfatik drenaj gerektiği, şişliğin şiddetine, konumuna ve bölgenin ne kadar hareketinin tolere edildiğine bağlıdır. Genellikle 3 ila 8 hafta boyunca haftada 5 gün başlar ve daha sonra iyileşmeyi sürdürmek için gerektiği sıklıkta yapılır. Evde yapmak için bir profesyonelden de eğitim alabilirsiniz . Selülitiniz veya diğer cilt enfeksiyonu türleriniz varsa veya ciltte bozulma varsa manuel drenaja gitmeyin. Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), meme kanserine bağlı lenfödem tedavisi için düşük seviyeli lazer tedavisini onayladı. Lenfödem konusunda uzmanlaşmış bir fizik tedavi uzmanı veya başka bir sağlık uzmanının bu tedaviyi uygulaması önerilir. ÇalışmalarGüvenilir Kaynak uzvun şişmesini, ağrısını ve boyutunu azaltmada etkili olabileceğini bulmuşlardır. Diğer tedavi seçenekleri yardımcı olmadığında, daha ileri aşamalarda lenfödem vakalarında liposuction etkili olabilir. Bir2015 araştırmasıGüvenilir Kaynak uzuv boyutunu azaltabileceğini ve işlevi, refahı ve yaşam kalitesini iyileştirebileceğini buldu. Bununla birlikte, prosedürü takiben, şişmeyi azaltmak için kompresyon giysilerini kullanmak yine de gereklidir. Bakteriyel bir enfeksiyonla birlikte ortaya çıkan lenfödem önce antibiyotiklerle tedavi edilecektir. Antibiyotikler ağrı ve şişliği kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca enfeksiyonun yayılmasını önlemeye yardımcı olurlar.
                Lenfatik disfonksiyonlu insanlar için uzun vadeli görünüm nedir?
                Bakış açınız, genel sağlığınızın yanı sıra lenfödemin aşamasına, konumuna ve nedenine bağlıdır. Lenfödem, sürekli bakım gerektiren devam eden bir durumdur. Çoğu durumda, düzenli olarak bir miktar şişlikle başa çıkarsınız, ancak yönetilebilir. Fizik tedavi uzmanları ile cerrahi ve tıbbi uzmanları içeren bir lenfödem uzmanları sağlık ekibi ile çalışmak önemlidir. Lenfödemle baş etmenin en iyi yolu, tedavi ve yönetim tekniklerinin bir kombinasyonunu kullanmaktır.
                Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 14:45 ) değiştirilmiştir.

                Yorum yap


                • #9

                  Doğal Yoldan Zayıflamanın Yolları İdrar Yolları Enfeksiyonu Nasıl Geçer.



                  Probiyotik Nedir Ne İşe Yarar Bağırsağa Faydaları Nelerdir Faydalı Bakteriler Nasıl Çoğalır





                  Koenzim Q10 (Enzim) Nedir Ne İşe Yarar Koenzim Q10 Faydaları






                  Bağırsak Düzensizliğine Ne İyi Gelir Probiyotik Nedir Ne İşe Yarar Faydaları Nedir





                  Probiyotik Çeşitleri Nelerdir




                  Probiyotik Nedir- Doğal Probiyotik, Probiyotik Forte




                  Probiyotik Nedir- Probiyotik Ne İşe Yarar- Probiyotik Faydaları Nelerdir



                  Propolis Sprey Nedir- Propolis Sprey Faydaları Nelerdir


                  Bifidobacterium Lactis Nedir? Ne İşe Yarar?



                  Bifidobacterium Lactis, çok güçlü bir geçici probiyotik bakteridir. Bilimsel çalışmalar, B. Lactis’in bağışıklığı geliştirdiğini, tümör büyümesiyle savaştığını, sindirimi iyileştirdiğini ve kolesterolü düşürdüğünü kanıtladı. B. lactis, bağırsaklarda ve kolon içinde çok sayıda bulunur. Genel olarak işleri vücut atığını parçalamak ve çeşitli vitamin ve minerallerin emilimine yardımcı olmaktır. Bifido Lactis çiğ sütte bulunur ve peynir, süzme peynir ve yağlı süt için başlangıç ​​kültürü olarak kullanılır.

                  İçerik RehberiB.Lactis’in Kanıtlanmış Faydaları

                  • Kanserli tümörlerle mücadele eder.
                  • Sindirim koşullarını iyileştirir.
                  • IBS semptomlarını ve kabızlığı azaltır.
                  • Ağızda bakterilere neden olan kaviteyi azaltır.
                  • Diş çürüğü ile mücadele eder.
                  • Solunum yolu hastalıklarının sıklığını ve şiddetini azaltır.
                  • H. pylori’yi inhibe eder.
                  • T hücre aktivitesini artırır.
                  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
                  • Alerjileri ve enflamasyonu azaltır.
                  • Kan şekeri kontrolünü artırır. Kolesterolü iyileştirir.
                  Yan Etkileri

                  İlginç bir şekilde, probiyotiklerin yan etkileri iyi bakterilerin çalıştığı anlamına gelebilir. En yaygın yan etkiler şunlardır:
                  • İshal
                  • Gaz
                  • Şişkinlik
                  • Kramplar
                  • Döküntüler
                  • Akne

                  Bu yan etkiler sebebiyle, doktorun talimatlarına aykırı olmadığı sürece, içinde prebiyotik olmayan bir probiyotik almayı deneyebilirsiniz. Bu, yan etkilere neden olan probiyotik veya prebiyotik olup olmadığını daha net hale getirmeye yardımcı olabilir. Probiyotiklerin Yan Etkilerini Azaltmak İçin Olası Teknikler

                  1. Probiyotik Almayı Bırakın veya Alınan Miktarı Azaltın: Doktorunuz tarafından probiyotik verilmişse, probiyotik almayı azaltmanın veya durdurmanın uygun olup olmadığını doktorunuza danışmanız gerekir.
                  2. Ürünleri Değiştirin
                  3. Detoksifikasyon Kapasitesi

                  WebMD’ye göre, vücudunuzun karaciğer detoksifikasyon sistemlerini şu şekilde destekleyebilirsiniz:
                  • Hafif egzersiz yapmak
                  • Enzim üretimini desteklemek (protein içeren ürünlerle birlikte)
                  • Sebze, meyve ve kuruyemiş gibi lifli yiyecekler tüketmek
                  Alkol tüketimini sınırlamak
                  Kaynak: Probiotics.org, B. Lactics Probitics Supplementation Benefits, 2021

                  Referanslar
                  1. Probiyotikler: Enfeksiyona Karşı Koruma, Dr. Casey Adams
                  2. Ahmed vd. Farklı seviyelerde Bifidobacterium lactis HN019 tüketiminin yaşlı insan deneklerin bağırsak mikroflorası üzerindeki etkisi. J Nutr Sağlık Yaşlanma. 2007 Ocak-Şubat; 11 (1): 26-31.
                  3. Arunachalam vd. Bifidobacterium lactis’in (HN019) diyetle tüketilmesiyle doğal bağışıklık fonksiyonunun güçlendirilmesi. Eur J Clin Nutr. Mart 2000; 54 (3): 263-7.
                  4. Caglar vd. Bifidobacterium lactis Bb-12 içeren dondurmanın tükürük mutans streptokok ve laktobasil sayısı üzerindeki kısa süreli etkisi. Açta Odontol Scand. 2008 Haziran; 66 (3): 154-8.
                  5. Chiang vd. Probiyotik bir laktik asit bakterisinin (Bifidobacterium lactis HN019) diyetle tüketilmesiyle bağışıklığın arttırılması: hücresel bağışıklık yanıtlarının optimizasyonu ve tanımı. Eur J Clin Nutr. 2000 Kasım; 54 (11): 849-55.
                  6. Chouraqui vd. Bifidobacterium lactis ile desteklenmiş asitleştirilmiş süt formülü: evde bakım ortamlarında bebek ishali üzerindeki etki. J Pediatr Gastroenterol Nutr. 2004 Mart; 38 (3): 288-92.
                  7. Corrêa vd. Bebeklerde antibiyotikle ilişkili ishalin önlenmesi için Bifidobacterium lactis ve Streptococcus thermophilus’un randomize formül kontrollü bir çalışması. J Clin Gastroenterol. 2005 Mayıs-Haziran; 39 (5): 385-9.
                  8. Gill vd. Probiyotik Bifidobacterium lactis HN019 ile diyet takviyesi ile yaşlılarda bağışıklığın güçlendirilmesi. Ben J Clin Nutr. 2001 Aralık; 74 (6): 833-9.
                  9. Jain vd. Lactobacillus acidophilus La5, Bifidobacterium lactis Bb 12, Streptococcus thermophilus, Lactobacillus bulgaricus ve oligofruktoz içeren sinbiyotiklerin kritik hastalarda bağırsak bariyer fonksiyonu ve sepsis üzerindeki etkisi: randomize kontrollü bir çalışma. Clin Nutr. 2004 Ağu; 23 (4): 467-75.
                  10. Klein vd. Lactobacillus acidophilus 74-2 ve Bifidobacterium animalis subsp lactis DGCC 420, sağlıklı yetişkinlerde spesifik olmayan hücresel bağışıklık tepkisini modüle eder. Eur J Clin Nutr. 2008 Mayıs; 62 (5): 584-93.
                  11. Matsumoto M, Benno Y. Bifidobacterium animalis subsp. İçeren probiyotik yoğurdun tüketiminden bağırsakta anti-inflamatuar metabolit üretimi. lactis LKM512. Biosci Biotechnol Biochem. 2006 Haziran; 70 (6): 1287-92.
                  12. Matsumoto M, Benno Y. Bifidobacterium lactis LKM512 yoğurt tüketimi, sağlıklı yetişkin deneklerde bağırsak poliamin içeriğini artırarak bağırsak mutajenitesini azaltır. Mutat Res. 21 Aralık 2004; 568 (2): 147-53.
                  13. Mohan vd. Bifidobacterium lactis Bb12 takviyesinin preterm bebeklerde vücut ağırlığı, dışkı pH’ı, asetat, laktat, kalprotektin ve IgA üzerindeki etkileri. Pediatr Res. 2008 Ekim; 64 (4): 418-22.
                  14. Mohan vd. Bifidobacterium lactis Bb12 takviyesinin erken doğmuş bebeklerin bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri: çift kör, plasebo kontrollü, randomize bir çalışma. J Clin Microbiol. 2006 Kasım; 44 (11): 4025-31.
                  15. Prescott vd. Probiyotik Çalışma Grubu. Gebelikte Lactobacillus rhamnosus veya Bifidobacterium lactis probiyotiklerle yapılan destek, kordon kanı interferon-gama ve anne sütünü dönüştüren büyüme faktörü-beta ve immünoglobin A saptamasını artırır. Clin Exp Allergy. 2008 Ekim; 38 (10): 1606-14.
                  16. Roller vd. Probiyotikler Lactobacillus rhamnosus ve Bifidobacterium lactis ile kombinasyon halinde oligofruktoz ile zenginleştirilmiş prebiyotik inülin tüketimi, polipektomi ve kolon kanseri hastalarında seçilmiş immün parametreler üzerinde küçük etkilere sahiptir. Br J Nutr. 2007 Nisan; 97 (4): 676-84.
                  17. Su vd. Bir tüketim denemesinden alınan insan dışkı örneklerinde Bifidobacterium lactis LAFTI B94’ün tespiti ve kantifikasyonu. FEMS Microbiol Lett. 1 Mart 2005; 244 (1): 99-103.
                  18. Sullivan vd. Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium lactis ve Lactobacillus F19, bağırsaktaki Bacteroides fragilis’in antibiyotikle ilişkili ekolojik rahatsızlıklarını önler. J Antimicrob Chemother. 2003 Ağu; 52 (2): 308-11.
                  19. Wildt vd. Kolajenöz kolitin probiyotik tedavisi: Lactobacillus acidophilus ve Bifidobacterium animalis subsp. İle randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Lactis. Inflamm Bowel Dis. 2006 Mayıs; 12 (5): 395-401.
                  20. Pohjavuori vd. Lactobacillus GG’nin inek sütü alerjisi olan bebeklerde IFN-gama üretimini artırmada etkisi. J Allergy Clin Immunol. 2004 Temmuz; 114 (1): 131-6.
                  21. Raza vd. Akut ishalde Lactobacillus GG. Indian Pediatr. 1995 Ekim; 32 (10): 1140-2.
                  22. Raza vd. Lactobacillus GG, Pakistan’da akut kan dışı ishalin iyileşmesini destekler. Pediatr Infect Dis J. 1995 Şubat; 14 (2): 107-11.
                  23. Vendt vd. Lactobacillus rhamnosus GG ile zenginleştirilmiş formül kullanan bebeklerde yaşamın ilk 6 ayı boyunca büyüme: çift kör, randomize çalışma. J Hum Nutr Diyeti. 2006 Şub; 19 (1): 51-8.
                  Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 24 February 2021, 15:30 ) değiştirilmiştir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Saccharomyces Boulardii

                    Yazar
                    Probiyotix
                    -
                    13 Haziran 2018
                    0
                    43962

                    İçerik RehberiSaccharomyces Boulardii Nedir?
                    Saccharomyces boulardii, bir çeşit mantar olan bir mayadır. Saccharomyces boulardii daha önce benzersiz bir maya türü olarak tanımlanmıştır. Probiyotik olarak da kullanılır. Ancak şimdi bir Saccharomyces cerevisiae (fırıncı mayası) suşu olduğuna inanılmaktadır. Saccharomyces boulardii ilaç olarak kullanılır.

                    Saccharomyces boulardii, çocuklarda rotaviral ishal gibi bulaşıcı tipler, erişkinlerde “kötü” bakteriler tarafından gastrointestinal (GI) devir (aşırı büyüme), ishalin tedavisinde ve önlenmesinde kullanılır. Ayrıca antibiyotiklerin kullanımından kaynaklanan ishali önlemek ve tedavi etmek için de kullanılır.
                    Saccharomyces Boulardii Ne İçin Kullanılır?
                    SACCHAROMYCES BOULARDII’nin kullanım alanları aşağıdaki gibidir:

                    Etkili olduğu hastalıklar,
                    İnsanlarda antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishalde etkilidir. Araştırmalar, Saccharomyces boulardii’nin Bu tip ishali önleyebileceğini göstermektedir.

                    Antibiyotikler dışında gelişen ishallerde de, Saccharomyces boulardii’nin önleyici etkisi olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda, bebeklerde ve çocuklarda ishal süresinin kısalmasına yardımcı olur.

                    Muhtemelen etkili olduğu hastalıklar,
                    Aknede muhtemelen etkili olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar Saccharomyces boulardii’nin ağız yoluyla alınmasının akne görünümünü iyileştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir.

                    Clostridium difficile bakterisinin neden olduğu ishalde etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması Clostridium difficile bakterisinin enfekte olduğu kişilerde ishalin önlenmesine yardımcı olur. Çocuklarda yetişkinlerden daha iyi sonuçlar olabilir. Saccharomyces boulardii kullanmak da bu bakterilerin neden olduğu ishalin bazı insanlarda tekrar ortaya çıkmasını önleyebilir. Ancak, Clostridium difficile ishali için ilk defa tedavi edilen insanlarda tekrarın oluşmasını engellemeyebilir.

                    Helycobacter pylori tedavisinde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Standart H. pylori tedavisi ile birlikte Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması bu enfeksiyonun tedavisine yardımcı olabilir. Saccharomyces boulardii kullanmak da standart H. pylori tedavisi ile ortaya çıkan ishal ve bulantı gibi yan etkilerin önlenmesine yardımcı olur.

                    HIV ile ilgili ishalde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması HIV nedenli gelişen ishali azaltabilir (not: HIV (AIDS) bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır).

                    Seyahat ishalinde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’yi ağızdan almak, seyahat ishalini önleyebilir.

                    Muhtemelen etkisiz olduğu hastalıklar:

                    Hiperbilirubinemide (kandaki yüksek bilirubin seviyeleri) muhtemelen etkisizdir. Kanda yüksek derecede bilirubin bulunan bebeklere Saccharomyces boulardii verilmesi, fototerapinin gerekli olduğu süreyi azaltmaz.

                    Etkinliği değerlendirmek için yetersiz kanıt olduğu hastalıklar:
                    Amiliyazların (amebiasis) tedavisinde kanıtlar yetersizdir. Araştırmalar, Saccharomyces boulardii’yi antibiyotiklerle birlikte ağız yoluyla almanın, amip infeksiyonu olan kişilerde ishal ve mide ağrısını azalttığını göstermektedir. Ancak ileri çalışmalar yapılması gereklidir.

                    Crohn hastalığında kanıtar yetersizdir. Saccharomyces boulardii kullanmak Crohn hastalığı olan insanlarda bağırsak hareketlerinin sayısını azaltıyor gibi görünüyor. İlk araştırmalar, Saccharomyces boulardii’nin mesalamin ile birlikte alınmasının Crohn hastalığı olan insanlara remisyonda (hastalık tekrarının oluşumu) kalmalarına yardımcı olabileceğini de göstermektedir. Ancak Saccharomyces boulardii’yi tek başına almak, Crohn hastalığı olanlarda hastalığın aktif hale geçmesini engellemeye yeterli gibi görünmemektedir. İleri çalışmalar yapılması gereklidir.

                    Kistik fibrozda kanıtlar yetersizdir. İlk araştırmalar Saccharomyces boulardii’nin ağız yoluyla alınmasının, kistik fibrozisi olan kişilerin sindirim sistemindeki maya enfeksiyonlarını azaltmadığını göstermektedir. İleri çalışmalar yapılması gereklidir.

                    İrritabl bağırsak sendromunda (IBS) kanıtlar yetersizdir. Bir çalışmada, Saccharomyces boulardii’nin mezalazin ile birlikte ağız yoluyla alınmasının, IBS semptomlarını tek başına mesalazini almaktan daha iyi etkilemediğini göstermektedir.

                    Ülseratif kolitte kanıtlar yetersizdir. Araştırmalarda, Saccharomyces boulardii’nin standart mesalamin tedavisine eklenmesinin, hafif-orta derecede ülseratif kolitli kişilerde semptomları azaltabildiğini göstermektedir. Ancak ileri çalışmalar yapılması gereklidir.

                    Yara, Ateş kabarcıklar, Yüksek kolesterol, Kurdeşen, Laktoz intoleransı, Lyme hastalığı, İdrar yolu enfeksiyonları, Maya enfeksiyonları ve diğer durumlarda kullanımlar için Saccharomyces boulardii’yi değerlendirmede daha fazla kanıt gereklidir.

                    Saccharomyces Boulardii Nasıl Etki Gösterir ?
                    Saccharomyces boulardii bakteriler ve maya gibi bağırsakta hastalığa neden olan organizmalarla savaşmaya yardımcı olan dost canlısı bir organizma olan “probiyotik” olarak adlandırılır.

                    Saccharomyces Boulardii Kullanımı Güvenli midir ?
                    Saccharomyces boulardii, 15 ay boyunca ağızdan alındığında çoğu yetişkin için oldukça güvenlidir. Bazı insanlarda gaza neden olabilir. Nadiren, tüm vücuda (fungemi) kan dolaşımı yoluyla yayılabilen mantar enfeksiyonlarına neden olabilir.

                    Özel önlemler ve uyarılar:

                    Çocuklar : Saccharomyces boulardii, ağız yoluyla alındığında çocuklar için muhtemel güvenlidir. Ancak, çocuklarda ishal, Saccharomyces boulardii kullanmadan önce bir sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

                    Hamilelik ve emzirme: Eğer hamileyseniz veya emziriyorsanız Saccharomyces boulardii’nin güvenliğini sağlama konusunda yeterli güvenilir bilgi yoktur. Güvenli tarafta kalın ve kullanımından kaçının.

                    Zayıf Bağışıklık Sistemi : Zayıf bağışıklık sistemine sahip veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar alan insanlarda kan dolaşımında mantar enfeksiyonu gelişme riski olabilir. Bağışıklık sistemi zayıflamış insanlar Saccharomyces boulardii alırsa vücutta mantar enfeksiyonu (fungemi) gözlenebilir. Saccharomyces genellikle hastalığa neden olmamasına rağmen, kullanımından sonra, başta zayıflamış bir bağışıklık sistemi olan kişilerde çok sayıda fungemi vakası olmuştur.

                    Maya alerjisi: Maya alerjisi olan kişiler Saccharomyces boulardii içeren ürünlere alerjik olabilir.

                    Saccharomyces boulardii İlaçlarla Etkileşime Girmekte Midir ?
                    Mantar enfeksiyonları için ilaçlar (Antifungaller)
                    Saccharomyces boulardii bir mantardır. Mantar enfeksiyonları için ilaçlar, vücuttaki ve vücuttaki mantarları azaltmaya yardımcı olur. Saccharomyces boulardii’yi mantar enfeksiyonları için ilaçlarla almak Saccharomyces boulardii’nin etkinliğini azaltabilir.

                    Fungal enfeksiyon için bazı ilaçlar, flukonazol (Diflucan), kaspofungin (Cancidas), itrakonazol (Sporanox) amfoterisin (Ambisome) ve diğerleridir.

                    Saccharomyces boulardii Gıda Tavkiyesi ve Yemeklerle Etkileşime Girmekte midir ?

                    Bilinen bir etkileşimi yoktur.

                    Saccharomyces boulardii Kullanım Dozu Nedir ?
                    YETİŞKİNLER
                    AĞIZLA:
                    Antibiyotik alan kişilerde ishal için: 250-500 mg Saccharomyces boulardii 2 haftaya kadar günde iki ila dört kez en yaygın olarak kullanılabilir. Çoğu durumda, günlük dozlar günlük 1000 mg’ı geçmeyebilir.

                    Clostridium difficile neden olduğu ishal için: 1 gram Saccharomyces boulardii 4 hafta boyunca antibiyotik tedavisi ile birlikte kullanılabilir.

                    Helicobacter pylori’nin neden olduğu ishal için: 1-4 hafta boyunca en fazla 500-1000 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                    HIV ile ilişkili ishal için: günlük 3 gram Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                    Seyahat ishali için: 1 ay boyunca günlük 250-1000 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                    ÇOCUKLAR

                    AĞIZLA:

                    Antibiyotik alan kişilerde ishal için: 250 mg Saccharomyces boulardii günde bir veya iki kez antibiyotik alan kişilerde kullanılabilir.

                    Clostridium difficile’nin neden olduğu ishal için günde 500 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                    Genel ishal için: En çok 5 güne kadar günlük 250-750 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                    Diğer İsimleri
                    Brewer’s Yeast (Hansen CBS 5926), Hansen CBS 5926, Levure de Boulangerie (Hansen CBS 5926), Probiotic, Probiotique, Saccharomyces, Saccharomyces boulardii, Saccharomyces Cerevisiae, S. Boulardii.

                    Kaynaklar
                    1. Feizizadeh S, Salehi-Abargouei A, Akbari V. Efficacy and safety of Saccharomyces boulardii for acute diarrhea. Pediatrics. 2014;134:e176-191. View abstract.
                    2. Szajewska H, Horvath A, Kolodziej M. Systematic review with meta-analysis: Saccharomyces boulardii supplementation and eradication of Helicobacter pylori infection. Aliment Pharmacol Ther. 2015;41:1237-1245. View abstract.
                    3. Szajewska H, Kolodziej M. Systematic review with meta-analysis: Saccharomyces boulardii in the prevention of antibiotic -associated diarrhoea. Aliment Pharmacol Ther. 2015;42:793-801. View abstract.
                    4. Ellouze O, Berthoud V, Mervant M, Parthiot JP, Girard C. Septic shock due to Sacccaromyces boulardii. Med Mal Infect. 2016;46:104-105. View abstract.
                    5. Bafutto M, et al. Treatment of diarrhea-predominant irritable bowel syndrome with mesalamine and/or Saccharomyces boulardii. Arq Gastroenterol. 2013;50:304-309. View abstract.
                    6. Bourreille A, et al. Saccharomyces boulardii does not prevent relapse of Crohn’s disease. Clin Gastroenterol Hepatol. 2013;11:982-987.
                    7. Serce O, Gursoy T, Ovali F, Karatekin G. Effects of Saccaromyces boulardii on neonatal hyperbilirubinemia: a randomized controlled trial. Am J Perinatol. 2015;30:137-142. View abstract.
                    8. Elmer GW, Moyer KA, Vega R, and et al. Evaluation of Saccharomyces boulardii for patients with HIV-related chronic diarrhoea and in healthy volunteers receiving antifungals. Microecology Ther 1995;25:23-31.
                    9. Potts L, Lewis SJ, and Barry R. Randomised double blind placebo controlled study of the ability of Saccharomyces boulardii to prevent antibiotic related diarrhoea [abstract]. Gut 1996;38 (suppl 1):A61.
                    10. Bleichner G and Blehaut H. Saccharomyces boulardii prevents diarrhea in critically ill tube-fed patients. A multicenter, randomized, double-blind placebo-controlled trial [abstract]. Clin Nutr 1994;13 Suppl 1:10.

                    Yorum yap


                    • #11
                      PROBİYOTİK MAYA : SACCHAROMYCES BOULARDİİ
                      Rezan Alkan*
                      * Kocaeli Üniversitesi,Köseköy MYO Gıda Teknolojisi
                      Özet
                      Probiyotikler uygun miktarlarda kullanıldığında konakçı sağlığı üzerinde yararları olan, bağırsakta canlı
                      kalabilen ,sindirime dirençli bakteri ve maya gibi canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır.
                      Saccharomyces boulardii patojen olmayan bir maya olup, tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Kontrollü olarak
                      yapılan klinik çalışmalarda S. boulardii’nin çeşitli bağırsak hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde etkili
                      olduğu gösterilmiştir. Bu derlemede , S. boulardii’nin yapısı ve diyare hastalıkları üzerindeki etkileri
                      özetlenmiştir.
                      Anahtar Kelimeler: Probiyotikler, Saccharomyces boulardii, antibiyotikle ilişkili diyare
                      PROBİOTİC YEAST: SACCHAROMYCES BOULARDİİ
                      Abstract
                      Probiotics are defined as living microorganism (bacteria and yeast) resistant to digestion and reaching the colon
                      alive and when ingested in adequate amounts have a health benefit for the host. Saccharomyces boulardii is a
                      non pathogenic yeast and used as biotherapeutic agent. Controlled clinical trials have shown the efficiacy of S.
                      boulardii for prevention and treatment of various intestinal disorders. In this review, the structure of S. boulardii
                      and effects on diarrhea disorders are summarized.
                      Keywords: Probiotics, Saccharomyces boulardii, antibiotic-related diarrhea
                      TÜBAV Bilim 5(4) 2012 13-16 R. Alkan
                      14
                      1.Giriş
                      Probiyotik kültürler , bağırsakta doğal olarak bulunan mikroorganizma populasyonunu olumlu yönde
                      değiştirerek, insan ya da hayvan sağlığı üzerinde yararlı etkiler yaratan tek veya karışık kültürler olarak
                      tanımlanmaktadır. Mide bağırsakta bulunan mikroorganizmalar ile konakçı arasında bir denge vardır. Bu denge
                      bozulduğu zaman klinik hastalıklar oluşur. Probiyotikler hastalık durumlarında sindirimle yararlı etkileri bulunan
                      canlı mikroorganizmalardır. Aslında probiyotikler uzun zamandan beri fermente gıdalarla insanlar tarafından
                      alınmaktadır. İlk kez 1907 yılında Rus immunobiyoloğu Elia Metchnikoff [1] tarafından ortaya atılan ve
                      Lactobacillus spp İçeren fermente süt ürünlerini tüketen bireylerde yaşam süresinin uzadığına yönelik teori ,
                      probiyotik mikroorganizmaları bilim dünyasının ilgi odağı haline dönüştürmüştür. Son yıllarda bağışıklık ile
                      sağlıklı yaşam arasındaki ilişki üzerine çalışmalar yoğunlaşmış ve bu çalışmalar sonunda da sindirim sisteminin
                      bakteri dengesi ile sağlıklı beslenme ve yaşam arasında doğrudan bir ilişki olduğu netlik kazanmıştır. Probiyotik
                      mikroorganizmaların çoğu bakterilerdir. Lactobacillus rhamnosus strain GG (Lactobacillus .casei) Lactobacillus
                      .acidophilus yararlı etkilerinden dolayı probiyotikler olarak en uzun tarihçeye sahiptirler. Son zamanlarda
                      kullanılan ticari probiyotik ürünler Lactobacillus ssp, Bifidobacterium ve hatta birkaç laktik asit bakterisi
                      olmayan türlerdir. Fransız mikrobiyoloğu olan Henry Boulard şarap mayalarını araştırırken, Çin Hindinde
                      yetişen lycee adı verilen tropik bir ağacın meyvesinin kabuklarından S. boulardii adı verilen mayayı 1923
                      yılında izole etmiştir. 1980 yılının ilk dönemlerinde konakçı organizma üzerindeki etki mekanizmaları üzerinde
                      çok fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bugün tüm dünyada antibiyotik kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan
                      diyarenin tedavisinde probiyotik özellikte olan bu maya kullanılmaktadır. Bu çalışmada S. boulardii’nin
                      probiyotik özellikleri, patojen bakteriler üzerine olan etkileri ile yapılan klinik çalışmalar özetlenmiştir.
                      2. Mikroorganizma ekolojisi içerisinde mayaların yeri
                      S. boulardii patenti alınmış probiyotik mayadır [2]. Bu maya dünyanın birçok ülkesinde antibiyotiklerin
                      kullanımı ile ortaya çıkan diyare ve diğer sindirim sistemi hastalıklarını önleyici ve tedavi edici olarak
                      kullanılmaktadır. S. boulardii nin sindirim sisteminden doğrudan geçmesi optimum sıcaklık isteğinin 370C
                      olması ( laboratuvar koşulları ve canlı içerisinde ) birçok sayıda patojen mikroorganizmanın gelişimini
                      engellemesi probiyotik özgüllükte olduğunun göstergesidir.
                      Bağırsakta ortak yaşayan bakterilerin sayısı yaklaşık 1014 kadardır [3]. Mayalar bu mikroorganizma
                      populasyonunn %0.1 ini oluşturmaktadır. Sindirim sisteminden sıklıkla izole edilen maya Candida albicans
                      olmasına rağmen , bazen de Torulopsis glabrata ve Candida tropicalis de izole edilmiştir [4]. Mayaların hücre
                      boyutları bakterilerden 10 kat fazla olup bakteriler için yapısal engel oluşturmaktadırlar. Mikroorganizmaların
                      bağırsakta yerleşmesi , sayısına ve türlerine bağlı olarak çevresel faktörlerin fonksiyonu ile değişim
                      göstermektedir [3]. Midenin pH değeri 2.5-3.5 arasında olup mikroorganizmaların çoğunu olumsuz yönde
                      etkilemektedir. Mayalar mide ve kalın bağırsakta bulunurlar. Mayaların bu farklı pH larda bulunması pH
                      değişimlerine dayanıklı olmaları ile açıklanabilir. Mayalar pH 7-8 de iyi gelişirlerken optimum pH istekleri 4.5-
                      6.5 arasında gözlemlenmiştir. Çoğu maya pH 3 de de gelişebilir. Bazı türleri yüksek asidik koşullara da
                      dayanıklıdır. Probiyotik mayalar sindirim sistemi enzimlerine organik asitlere ve safra tuzlarına değişen pH ve
                      sıcaklıklara dayanmaktadır. Mayaların antibiyotiklerden etkilenmemesi antibiyotik kullanan hastalara aynı anda
                      probiyotik olarak verilmesine olanak sağlamaktadır. Antibiyotiklere olan dayanıklılık bakteriler arasında gen
                      transferi ile de oluşur. Memelilerin sindirim sistemi bakterilerin birkaç türü arasında genetik madde transferinde
                      uygun koşullar sağlar. Son zamanlarda birçok araştırıcı ortak yaşayan bakterilerin insan patojenlerinde
                      bulunanlara benzer antibiyotik direnç genleri deposu olarak rol oynayabileceğini ileri sürmüşleridir [5].
                      Tetrasiklin eritromisin ve vancomisin gibi antibiyotiklere olan direnç genlerinin Lactobacillus lactis,
                      Enterococci ile son zamanlarda fermente etten ve süt ürünlerinden izole edilen ve probiyotik olarak kullanılan
                      Lactobacillus larda bulunmuştur [6]. Esas tehdit bu bakteriler aracılığı ile direnç genlerinin patojen bakterilere
                      transferidir. Fakat bakteri ve mayalar arasında genetik madde geçişi oluşmaz.
                      Bakteri ve mayaların hücre duvarı bileşiminde önemli farklılıklar bu hücrelerin antijenik tepkileri üzerinde
                      etkilidir. Bütün bakterilerde proteinle yüksek molekül ağırlığında şekerden oluşan hücreye sağlam yapı
                      kazandıran peptidoglikanlar içerir. Gram (-) ve (+) bakterilerin hücre duvarında bulunan lipid konsantrasyonları
                      farklıdır. Gram (-) bakteriler hücre duvarlarında lipopolisakkaritlerden oluşan yaklaşık %20 lipid içermektedir.
                      Gram (+) bakterilerin hücre duvarlarında birkaç lipid mevcut olup lipoteikoik asit içermektedir [7]. Maya hücre
                      duvarında iki tabaka vardır. Dış tabaka mannoz ile ilgili kısım olup fosfopeptidomannan veya fosfolipomannan
                      içermektedir. İç tabaka kitin ve Beta1,3 ve 1,6 glikandan oluşmuştur [8].
                      Canlılarda mikroorganizma saldırısına karşı savunmanın ilk yolu doğuştan bağışıklılıktır. Patojenlerle ile ilgili
                      moleküler kalıbın tanınması reseptörlerle antijenlerin tanınması esasına dayanmaktadır. Mikroorganizmaların
                      farklı tepkileri nedeniyle bunlara immunobiotikler adı verilmektedir [9] .
                      TÜBAV Bilim 5(4) 2012 13-16 R. Alkan
                      15
                      S. boulardii ilk önce Saccharomyces cerevisiae den ayrı maya olarak teşhis edilmiştir [10; 11]. Genetik olarak S.
                      boulardii S. cerevisiae ile özdeşse de metabolizma ve probiyotik özellik yönünden önemli farklılıkları vardır
                      [12]. Bununla beraber bu mayanın genetik olarak farklı olduğu eşsiz spesifik mikrosatellit allellerinin
                      karakterize edildiği ve diğer S .cerevisiae den bu özelliği ile ayrıldığı tespit edilmiştir [13]. Protein sentezi ve
                      strese karşı tepkileri genin diğer genlere göre çok okunması bu türün diğer türlere göre düşük pH da daha iyi
                      yaşaması ve büyüme hızının artmasına katkıda bulunabilmektedir [12]. Fizyolojik ve metabolik olarak S.
                      boulardii özellikle sıcaklık ve asit değişimlerine dayanımı ile S. cerevisiae’ den farklıdır. S. cerevisiae’ nin çoğu
                      türleri 30oC de gelişir. S. boulardii yüksek sıcaklığa toleranslı maya olup, konakçının vücut sıcaklığında 37oC de
                      gelişim gösterir. Yapılan son araştırmalarda S. boulardii nin sindirim sisteminde diğer türlere göre daha
                      dayanıklı olduğu açıklanmıştır. S. boulardii de genlerin çok okunması epitel hücrelere tutunmasının artması ile
                      farenin sindirim sisteminden geçişinin artması ile ilişkili değildir. İnsan ve farelerde yapılan çalışmalar S.
                      boulardii nin tekrarlamalı verilmesi ile 3 gün içinde kolonda durağan faza ulaştığı ve faaliyetlerin durması ile de
                      dışkıyla 2-5 gün sonra atıldığı gösterilmiştir [14].
                      S. boulardii verilen Clostridium difficale yönünden sıkıntı çeken hastalarda normal insanlara göre dışkıdaki
                      maya miktarının daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Bu mayanın etkinliği dışkıdaki maya konsantrasyonu ile
                      ilişki göstermektedir [15]. S. boulardii ticari ürünü liyofilize ( dondurularak kurutulmuş) şekilde paketlenmiş
                      ürün hainde satılmaktadır. Probiyotik ilaç kapsamına girmiştir.
                      3. Klinik çalışmalar
                      3. 1 Enfeksiyonlu diyare
                      Bu hastalık iyi bilinen sağlık problemidir. Özellikle gelişmekte olan şehirlere seyahat eden kişiler arasında
                      yaygındır. Bağırsakta toksik etkisi olan Escherichia coli, Shigella ve Salmonella gibi patojenlerin kronik
                      diyareye neden olduğu belirlenmiştir. Bu hastalığın önlenmesinde Probiyotiklerin meta analizinde 12 farklı
                      çalışma analizlenmiş ve S. boulardii ve L. acidophilus ve Bifidobacterium bifidumun önemli derecede bu
                      hastalıkta etkili olduğu açıklanmıştır [16].
                      3.2 Çocuklarda kronik diyare
                      Çocuklarda enfeksiyonlu ishal gelişmekte olan ülkelerde genel sağlık problemi oluşturmaktadır. Her yıl su kaybı
                      nedeniyle birkaç milyon çocuk ölmektedir [17]. S. boulardinin 200 çocuk üzerindeki etkilerini incelemiştir.
                      Diyarenin 4.7-5.5 günde önemli ölçüde azaldığını , hastahane koşullarında bu sürenin 2.9-3.9 gün arasında
                      olduğunu açıklamıştır.
                      3.3.AİDS
                      AİDS ile ilgili diyarelerde 35 hastada yapılan bir araştırmada 7 gün süre ile günde 3 g S. boulardii verilen
                      hastalarda diyare sorununun çözüldüğü gösterilmiştir. Hastaların %61 inde 1 hafta S. boulardii verilmiş
                      hastalarda diyare görülmemiştir [18].
                      4. Saccharomyces boulardii’nin bağırsak patojenleri üzerindeki etkileri
                      Hayvan modeli kullanılarak yapılan çalışmalarda S. boulardii nin C. difficile, Vibrio cholera, Salmonella ve E.
                      coli gibi bakterilerin toksinlerini etkisiz hale getirdiği belirtilmiştir [19].
                      C. difficile enfeksiyonunun olduğu hallerde S. boulardiinin antitoksin etkisi olduğu açıklanmıştır. Toksin A 308
                      kDa olan bir protein olup C. difficilenin ana virulens faktörüdür. Kemirgen bağırsaklarına bu toksinin enjekte
                      edilmesi sıvı salınımına, mukozanın permeabilitesinin artmasına zarar görmesine ve iltihapla ilgili ara
                      maddelerin salınmasına neden olmaktadır. Toksin A verilmeden önce S. boulardiiinin verilmesi sonucunda
                      ratların etkilenmediği sindirimle ilgili sekresyon ve permeabilitenin azaldığı açıklanmıştır [20]. Başka bir
                      çalışmada Toksin A ile S. boulardiinin süpernatan kısmı karıştırılıp verildiğinde Toksin A nın sebep olduğu
                      sekresyon düzeyinde azalmalar kaydedilmiştir. S. boulardii üst sıvı fazında 2 ana fraksiyonun olduğu yapılan
                      incelemeler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. 1.fraksiyon 54 kDa boyutunda olan serin proteazdır. Toksin A ile
                      reseptöründe proteolizise neden olmaktadır.2.fraksiyonda 10kDa< olan kısım iltihaplanmaya karşı etkili
                      kısımdır. S. boulardii tarafından üretilen diğer antitoksin kolera toksinine karşıdır. Bir çalışmada S. boulardii ile
                      muamele edilmiş olan çalışmalarda kolera toksinin azaldığı S. boulardiii’nin 120 kDa protein ürettiği ve bu
                      proteinin ise kolera toksinini inhibe ettiği açıklanmıştır [21]. S. boulardii fosfataz enzimi sentezleyerek E. coli
                      den lipopolisakkarit gibi endotoksinleri defosforilize ettiği belirtilmektedir. Bu mekanizmanın iltihaplanmaya
                      karşı maya tarafından alınmış koruma şekli olabileceği düşünülmüştür [22].
                      5. Sonuç
                      Bağırsak ortamında bakteriler çoğunlukta olmasına rağmen mayalar oldukça az miktarlardadır.
                      Saccharomyces boulardii nin sindirim sisteminin pH sına dayanabilmesi ve 37oC gibi sıcaklıklarda kolaylıkla
                      gelişebilmesi probiyotik mikroorganizma olarak kullanımına olanak sağlamıştır. Ticari olarak liyofilize edilmiş
                      TÜBAV Bilim 5(4) 2012 13-16 R. Alkan
                      16
                      olan , ilaç kategorisinde değerlendirilen Saccharomyces boulardii Reflor ve Florastor adı verilen ticari ürün
                      olarak satılmaktadır. Çok yönlü yapılan klinik çalışmalar Saccharomyces boulardii nin lehine sonuçlanmıştır.
                      Ülkemizde bu ürün ithal edilen ürünler arasındadır. Birçok ilaç firmasının bulunduğu Türkiyede böyle bir ürünün
                      üretilmesi için uygun alt yapıların olduğu muhakkaktır.
                      6. Kaynaklar
                      [1] Metchnikoff, E. The Prolongation of Life. London, UK: Heinemann. 1907.
                      [2] Sazawal S, Hiremath G, Dhingra U. Efficacy of probiotics in prevention of acute diarrhoea: a meta-analysis
                      of masked, randomized, placebo-controlled trials. Lancet Inf Dis 2006; 6: 374–82.
                      [3] Berg R.D. The indigenous gastrointestinal microflora. Trends Microbiol 1996; 430: 435.
                      [4] Giuliano M, Barza M, Jacobus N.V. Effect of broad-spectrum parenteral antibiotics on composition of
                      intestinal microflora of humans. Antimicrob Agents Chemother 1987; 31: 202–6.
                      [5] Salyers A.A, Gupta A, Wang Y. Human intestinal bacteria as reservoirs for antibiotic resistance genes.
                      Trends Microbiol 2004; 12: 412–6.
                      [6] Mathur S, Singh R. Antibiotic resistance in food lactic acid bacteria: a review. Int J Food Microbiol 2005;
                      105: 281–95.
                      [7] Hamann L, El-Samalouti V, Ulmer A.J . Components of gut bacteria as immunomodulators. Int J Food
                      Microbiol 1998; 41: 141–54.
                      [8] Cid V.J, Duran A, Del Rey F. Molecular basis of cell integrity and morphogenesis in Saccharomyces
                      cerevisiae. Microbiol Rev 1995; 59: 345–86.
                      [9] Janeway C.A, Medzhitov ,R. Innate immune recognition. Annu Rev Immunol 2002; 20: 197–216. [10]
                      McFarland LV. Saccharomyces boulardii is not Saccharomyces cerevisiae. Clin Infect Dis 1996; 22: 200–1.
                      [11] Martini Cardinali G, Martini ,A. Electrophoretic karyotypes of authentic strains of the sensu stricto group of
                      the genus Saccharomyces. Int J Syst Bacteriol 1994; 44: 791–7.
                      [12] Fietto JLR, Araujo RS, Valadao F.N. Molecular and physiological comparisons between Saccharomyces
                      cerevisiae and Saccharomyces boulardii. Can J Microbiol 2004; 50: 615–21.
                      [13] Hennequin C, Thierry A, Richard GF . Microsatellite typing as a new tool for identification of
                      Saccharomyces cerevisiae strains. J Clin Microbiol 2001; 39: 551–9.
                      [14] Ble´haut H, Massot J, Elmer G.W. Disposition kinetics of Saccharomyces boulardii in man and rat.
                      Biopharm Drug Dispos 1989; 10: 353–64.
                      [15] Elmer G.W, McFarland L.V, Surawicz C.M. Behaviour of Saccharomyces boulardii in recurrent
                      Clostridium difficile disease patients. Aliment Pharmacol Ther 1999; 13: 1663–8.
                      [16] McFarland L. Meta analysis of probiotics fort he prevention of traveler’s diarrhea. Travel Med Infect Dis;
                      2007; 5: 97-105.
                      [17], Kurugol Z, Koturoglu G. Effects of Saccharomyces boulardii in children with acute diarrhea. Acta Pediatr
                      2005; 94: 44–7.
                      [18] Saint-Marc T, Rosello-Prats L, Touraine J..L. Efficacite´ de Saccharomyces boulardii dans le traitement du
                      SIDA. Ann Med Int 1991; 142: 64–5.
                      [19] Czerucka D, Rampal P. Experimental effects of Saccharomyces boulardii on diarrheal pathogens. Microbes
                      Infect 2002; 4: 733–9.
                      [20] Pothoulakis C, Kelly C.P, Joshi M.A. Saccharomyces boulardii inhibits Clostridium difficile toxin A
                      binding and enterotoxicity in rat ileum. Gastroenterology 1993; 104: 1108–15.
                      [21] Castagliuolo I, Lamont JT, Nikulasson S.T. Saccharomyces boulardii protease inhibits Clostridium
                      difficile toxin A effects in the rat ileum. Infect Immun 1996; 64: 5225–32.
                      [22] Buts J.P, Dekeyser N, Stilmant C. Saccharomyces boulardii produces in rat small intestine a novel protein
                      phosphatase that inhibits Escherichia coli endotoxin by dephosphorylation. Pediatric Res 2006; 60: 24–9.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Bifidobacterium Animalis subsp. lactis HN019 Bağırsak Sağlığı Üzerindeki Etkileri: Bir Gözden Geçirme

                        Jing Cheng * , Arja Laitila ve Arthur C. Ouwehand
                        • International Flavours & Fragrances Inc., Global Health and Nutrition Science, Danisco Sweeteners Oy, Kantvik, Finlandiya
                        Optimal bağırsak hareketliliği, bağırsak fonksiyonu ve bağırsak sağlığının merkezinde yer alır. Bağırsak dismotilitesi ile ilgili bozukluklar ve işlevsiz bağırsak bariyerleri arasındaki bağlantı, belirli probiyotiklerin bağırsak hareketliliğini normalleştirmeye ve bağırsak sağlığını korumaya yardımcı olabileceği hipotezine yol açmıştır. Bu derleme Bifidobacterium animalis subsp. lactis HN019 ( B. lactis HN019™) bağırsak sağlığı ve çeşitli klinik öncesi ve klinik çalışmalarda etki mekanizmaları üzerine. Araştırmalar, B. lactis HN019™'un gastrointestinal enfeksiyonlar sırasında potansiyel patojenleri farklı mekanizmalar yoluyla rekabet ederek ve dışlayarak bağırsak bariyer fonksiyonunu korumada faydalı bir rolü olduğu hipotezini desteklemektedir ; normal sıkı bağlantı işlevini sürdürmeklaboratuvar ortamında; ve hem in vitro hem de insan çalışmalarında patojenlere karşı konakçı immün savunmasının düzenlenmesi . Bunun diyare insidansını azalttığı gözlemlenmiştir. İlginç bir şekilde, B. lactis HN019™ ayrıca immüno-yaşanan yaşlılarda normal fizyolojik işlevi destekler ve potansiyel patojenlerle rekabet eder ve bunları dışlar. Ayrıca, B. lactis HN019™, mikrobiyal fermentasyondan türetilen kısa zincirli yağ asitleri yoluyla, esas olarak serotonin sinyal yolu aracılığıyla, potansiyel olarak bağırsak-beyin-mikrobiyota eksenini modüle ederek, fonksiyonel kabızlıkta bağırsak geçiş süresini azalttı ve bağırsak hareket sıklığını artırdı. B. lactis HN019™ bu nedenle bağırsak dismotilitesi ile ilgili bozuklukların giderilmesine katkıda bulunabilecek bir probiyotiktir.

                        Tanıtım

                        Bağırsak fonksiyonu, bağırsak sağlığı ve genel iyilik halinde merkezi bir rol oynar. Sağlıklı bir bağırsak, sağlam epitel bariyer işlevi, homeostatik bağırsak mikrobiyotası, optimal işleyen sindirim organları (mide, karaciğer/safra kesesi, pankreas) ve kesinlikle optimal bağırsak hareketliliği gibi birçok faktörü içerir. Bu sistemlerin etkileşimleri, normal bağırsak fonksiyonu ve dengeli bağışıklık fonksiyonu olan sağlıklı kişilerde homeostazdadır. Ancak bu, antibiyotik kullanımı, dengesiz beslenme ve diğer yaşam tarzı faktörleri, enfeksiyonlar ve diğer hastalık koşulları nedeniyle bozulabilir. Bu, bağırsak alışkanlıklarında ve dışkı kıvamında, ishalde, kabızlıkta veya irritabl bağırsak sendromunun (IBS) farklı alt tiplerinde ortaya çıktığı gibi her ikisinin bir spektrumunda değişikliklere yol açabilir ( 1 – 3 ).

                        İnsan gastrointestinal sistemi (GIT), sindirim sistemi içindeki etkileşimlerin yanı sıra çeşitli bağışıklık hücreleri, endokrin hücreler ve sinir hücreleri ve GIT'in ötesindeki organ sistemleri ile çapraz işlevden oluşan son derece karmaşık bir ekosistemi temsil eder ( 4 - 6 ). Kanıtlar ayrıca GIT ve diğer organlar arasındaki etkileşimlerin genellikle yoğun bir topluluk olan (4 × 1013 mikrobiyal hücre olduğu tahmin edilmektedir), çeşitli metabolik fonksiyonlara ve normal sağlığın korunmasında immünolojik savunmalara katkıda bulunan yerleşik bağırsak mikrobiyotasını içerdiğini göstermiştir . 7 – 9). Bu nedenle, bağırsak sağlığı geleneksel olarak probiyotik uygulamaların çoğunluğu için en önemli hedeflerden biri ve bağırsak mikrobiyotası yoluyla diğer sağlık yararlarıyla bağlantıların merkezi olmuştur.

                        Probiyotikler, yeterli miktarda uygulandığında konakçıya sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanır ( 10 ). Araştırmalar, probiyotiklerin insan vücudunun doğal işlevlerini hem sağlıkta hem de hastalıkta desteklemek için faydalı olduğunu göstermiştir; bağırsak mikrobiyotasının bileşimini ve/veya aktivitesini optimize ederek doğrudan veya dolaylı olarak konakçı ile etkileşime girerek. Yaygın probiyotik yararları önerilmiş olsa da, temel yararlar türe özgüdür ( 10 ).

                        Bifidobacterium Animalis subsp. lactis HN019™ ( B. lactis HN019™), orijinal olarak ticari yoğurttan izole edilen ve on yıllardır diyet takviyeleri, fermente edilmiş ve fermente edilmemiş gıdalar ve içecekler için bir bileşen olarak ticarileştirilmiş bir türdür ( 11 ). Tam genom dizisi 2018'de yayınlandı ( 12 ), endüstriyel ölçekte suş kimliği onayı ile ürün kalitesi, güvenlik, saflık ve tutarlılığın sıkı kontrolüne izin verdi. B. lactis HN019™, yiyecek ve içecek, besin takviyesi ve ilaç endüstrilerinde derin uygulama potansiyeli sağlayan çeşitli bitmiş formatlarda mevcuttur.

                        Bu derlemenin amacı, bağırsak sağlığının aşağıdaki yönleriyle ilgili hem klinik öncesi hem de klinik çalışmalar bağlamında B. lactis HN019™'un özelliklerini tartışmaktır; bağırsak yoluyla hayatta kalma, bağırsak mikrobiyotasının modülasyonu, gastrointestinal enfeksiyonlar sırasında bağırsak bariyer fonksiyonlarını sürdürme, bağırsak hareketliliğini düzenleme ve kabızlık semptomlarını iyileştirme, sindirime yardımcı olma ve makro besinlerin kullanımı ve bunların makul etki mekanizmaları. Ayrıca, suşun güvenliği tartışılacaktır. Aynı suş diğer sağlık yararları için araştırılmış olsa da ( 13 ), bunlar burada tartışılmayacaktır.

                        Emniyet

                        Bifidobacterium Animalis subsp. lactis'in 1980'den beri insan gıdalarında bulunduğu belgelenmiştir, ancak büyük olasılıkla ondan önce tüketilmiştir. Tür, Fermente Gıda Ürünlerinde Güvenlik Gösterimi Olan Mikrobiyal Gıda Kültürleri Envanterinde listelenmiştir ( 14 ). Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), alt türleri Nitelikli Güvenlik Karinesi listesine dahil etmiştir ( 15 ). Çin'de, B. lactis HN019™'un 2011'den beri bebek ve yürümeye başlayan çocuk (>1 yaş) gıdalarında kullanımına özel olarak izin verilmiştir ( 16 ) ve 2012'de ABD'de Genel Olarak Güvenli (GRAS, GRN445) olarak kabul edilmiştir ( 17 ).

                        Aralık 2020'ye kadar, yeni doğanlardan yaşlılara kadar tüm yaş gruplarında hem sağlıklı hem de risk altındaki denekleri içeren 27 incelenen kohort için 42 çalışma/klinik çalışma yayınlanmıştır ( Tablo 1 ). Araştırma ürünleri, tek bir suş olarak veya diğer probiyotikler ve/veya prebiyotiklerle birlikte B. lactis HN019™ içerir. Ürünlerde günlük B. lactis HN019™ dozu 107 ila 10 11 koloni oluşturan birim (CFU) arasında değişmekteydi ve tüketim 7 gün ila 2 yıl sürdü. Bu çalışmaların hiçbiri B. lactis HN019™ tüketimiyle ilgili herhangi bir güvenlik endişesi bildirmemiştir ve bebeklerin, çocukların, yetişkinlerin ve yaşlıların B. lactis'i güvenle tüketebileceği sonucuna varılabilir.HN019™, 3 × 10 11 CFU/gün'e kadar olan dozlarda .

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bifidobacterium lactis HN019
                          • Bağırsak geçiş süresini iyileştirdiği gösterilmiştir
                          • Birçok fonksiyonel gastrointestinal semptomu azaltır
                          • Hücresel bağışıklık tepkisini geliştirir
                          • Bu tür Every Day MAX'da bulunabilir.


                          Bifidobacterium lactis HN019 mikroskop altında
                          HN019, Bifidobacterium lactis bakteri türünden bir türdür. Bazen Bifidobacterium lactis DR10TM olarak anılır. B. lactis HN019 gram pozitif, anaerobik, spor oluşturmayan çubuk şeklinde bir bakteridir. B. lactis HN019 suşu orijinal olarak bir yoğurt kaynağından izole edilmiştir. Araştırma:
                          • Güvenlik ve hayatta kalma
                          • Gastrointestinal semptomlar
                          • bağırsak hareketliliği
                          • Mikrobiyom bileşimi
                          • bağışıklık
                          • Metabolik sağlık

                          Araştırma yapılan yerler: yeni doğanlar, çocuklar, yetişkinler, hamile kadınlar ve yaşlılar Buradasınız: HN019 suşu, lactis türünün ve Bifidobacterium cinsinin bir parçasıdır.

                          Bifidobacterium lactis HN019 – Güvenlik ve Hayatta Kalma
                          B. lactis HN019, bağırsaklara canlı olarak ulaşmak için güvenliğini ve hayatta kaldığını gösteren araştırmalara sahip bir probiyotik türdür.
                          • 2018'deki randomize kontrollü bir çalışma (altın standart), 10 milyar CFU B. lactis HN019'un bir aylık takviyeden sonra güvenli ve iyi tolere edildiğini buldu (Ibarra A ve diğerleri, Effects of 28-day Bifidobacterium Animalis Subsp . Lactis HN019 Supplementation on Colonic Fonksiyonel Kabızlığı Olan Yetişkinlerde Geçiş Süresi ve Gastrointestinal Belirtiler: Çift Kör, Randomize, Plasebo Kontrollü ve Doz Değişkenli Bir Deneme, 2018).
                          • Başka bir RCT, iki yıl boyunca yeni doğanlara B. lactis HN019 verdi. Anneler ayrıca probiyotikleri hamileliğin 35. haftasından doğumdan altı aya kadar aldılar. Olumsuz olaylar açısından plasebo ve probiyotik grup arasında herhangi bir istatistiksel farklılık kaydedilmemiştir, çünkü yazarlar suşun güvenli olduğu sonucuna varmışlardır (Dekker J ve diğerleri, 2009).
                          • B. lactis HN019, sindirim sisteminden başarılı geçişi düşündüren dışkıda tespit edilmiştir. Bu, B'nin bulunduğu çalışmalarda gösterilmiştir . lactis HN019, kontrol grubundaki hiçbir katılımcıya kıyasla probiyotik tüketenlerde neredeyse tüm dışkı örneklerinde izole edilmiştir (Oswari H. ve diğerleri, 2013; Prasad, 2013).
                          Bifidobacterium lactis HN019 ve gastrointestinal sorunlar
                          Kötü bağırsak sağlığı, kabızlık, ishal, şişkinlik ve karın ağrıları dahil olmak üzere bir dizi gastrointestinal semptom (GI) olarak ortaya çıkabilir. Bu bazen irritabl bağırsak sendromu (IBS) olarak ortaya çıkabilir. Reçetesiz satılan ilaçların çoğu kısa süreli rahatlama sağlar, ancak çoğu zaman temel nedene ulaşmaz. IBS ve genel GI semptomları için probiyotikler araştırılmıştır. B. lactis HN019'un GI sorunlarını hafiflettiği ve bağırsak hareketliliğini desteklediği gösterilmiştir.
                          • Bir RCT, B. lactis HN019'un tüm bağırsak geçiş süresi (WGTT) üzerindeki etkilerini ve 88 yetişkinde gastrointestinal semptomların sıklığını değerlendirdi. Katılımcılar üç gruba ayrıldı: birinci gruba yüksek doz (17,2 milyar CFU), ikinci gruba daha düşük doz (1,8 milyar CFU) ve üçüncü gruba plasebo verildi. Her grup 14 gün boyunca kendi eklerini aldı. Her iki probiyotik grupta da gastrointestinal semptomlarda iyileşmeler gözlendi. Yüksek doz, gastrointestinal semptomların 8/9'unda iyileşme ile en belirgin etkiyi sunuyor gibi görünse de (Grafik 1), daha düşük doz probiyotik bile 7/9 semptomların iyileşmesiyle önemli bir iyileşme ile sonuçlanıyor gibi görünüyordu. Plasebo grubunda sadece 2/9 semptom düzeldi. Bu etkileyici puanlar, B. lactis'in HN019 suşu, genel bağırsak sağlığını iyileştirmek için önemlidir ve IBS veya çok çeşitli GI sorunları olan bireylere fayda sağlayabilir.
                          Grafik 1 - 17,2 milyar CFU B. lactis HN019 ile 14 günlük bir takviye süresi boyunca GI semptomlarının sayısındaki değişiklikler


                          WGTT'yi değerlendirmek için, katılımcılar radyopak belirteçleri yuttu ve B. lactis HN019 alırken geçiş hızını belirlemek için röntgen çektiler. WGTT, her iki probiyotik grupta da önemli ölçüde iyileşti; Yüksek dozda %33, düşük dozda %25 azalma. Plasebo grubunda herhangi bir değişiklik kaydedilmedi. Bu sonuçlar, B. lactis HN019'un bağırsak düzenini doğal ve güvenli bir şekilde destekleyebildiğini göstermektedir. Bu özellikle kabızlık çekenler için faydalı olabilir (Waller P ve ark., 2011).
                          • Bir RCT , fonksiyonel kabızlığı olan 228 yetişkinde (Roma III kriterlerine göre) B. lactis HN019'u değerlendirdi. Bireyler 28 gün boyunca yüksek doz (10 milyar CFU), düşük doz (1 milyar CFU) veya plasebo aldı. Gruplar arasında az sayıda istatistiksel farklılık kaydedildi. Bununla birlikte, haftada 3 veya daha az bağırsak hareketi olan kişilerde, her iki probiyotik grupta da haftalık bağırsak hareketlerinde artış görülmüştür. Yüksek dozda fazladan 2 hareket ve düşük dozda 1.7 hareket. Yüksek doz grubundakiler de daha az zorlanma derecesine sahipti. Genel olarak, çalışma B. lactis HN019'un düşük dışkı sıklığına sahip bireylerde bağırsak düzenini desteklediğini gösterdi (Ibarra A ve ark., 2018).
                          • Kabızlığı olan 47 kişi üzerinde bir probiyotik kombinasyonunu değerlendiren başka bir RCT yürütülmüştür. Katılımcılar, 14 gün boyunca günlük olarak Lactobacillus acidophilus NCFM ® (1 milyar CFU) ve polidekstroz (prebiyotik özellikler) içeren B. lactis HN019 (1 milyar CFU) ile desteklenmiş bir yoğurt veya günlük olarak eklenmemiş bir yoğurt (kontrol) alacak şekilde bölünmüştür. WGTT, probiyotik grupta kontrol ile karşılaştırıldığında önemli ölçüde iyileşti. Her iki grupta da günlük bağırsak hareketlerinde küçük değişiklikler kaydedildi; bunun nedeni kullanılan düşük dozaj olabilir (Magro D ve diğerleri, 2014).

                          B. lactis HN019'un sindirim semptomlarını iyileştirdiği ve bağırsak düzenini desteklediği gösterilmiştir. Bu, 2016 yılında bir dizi probiyotikleri bağırsak geçiş süresi üzerinde değerlendiren bir meta-analizde de doğrulandı. Analiz, 675 katılımcıyı içeren 15 RCT'yi gözden geçirdi. Yazarlar, yalnızca iki suşun geçiş süresini azaltmada en fazla söz verdiği sonucuna vardılar; bunlardan biri , suş orta ila büyük tedavi etkileri gösterdiğinden B. lactis HN019 idi (Miller L ve diğerleri, gastrointestinal sistemde kısa vadeli probiyotik tüketiminin Contemporary meta-analizi). geçiş, 2016).

                          Mikrobiyom üzerinde Bifidobacterium lactis HN019
                          Bağırsak mikrobiyal bileşimini iyileştirmek sadece bağırsak sağlığını iyileştirmekle kalmaz, bunun zihinsel sağlığımız, cilt sağlığımız, metabolik sağlığımız ve çok daha fazlası dahil olmak üzere sistemik etkileri olabilir. Prebiyotikler, yararlı bakterileri artırma yetenekleri konusunda kapsamlı araştırmalara sahiptir, probiyotikler ise daha az. B. lactis HN019'un bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu modülatör etki ortaya çıkardığı gösterilmiştir.
                          • Bir RCT, 30 sağlıklı katılımcının mikrobiyota bileşimini izledi. Rastgele 3 gruba ayrıldılar: birinci gruba günde 2.4 g galakto-oligoskaritler (GOS) içeren bir süt içeceği, ikinci gruba 30 milyar CFU B. lactis içeren bir süt içeceği verildi. HN019 günde, üçüncü gruptakilere ise kontrol sütü verildi. Çalışma üç bölüme ayrıldı, ilk bölüm iki haftalık bir müdahale öncesi dönemi içeriyordu. Bundan sonra, katılımcılara dört hafta boyunca günlük olarak almaları için ilgili ekleri verildi. Bunu daha sonra iki haftalık bir arınma dönemi izledi. Katılımcıların her birinden her hafta dışkı örnekleri toplandı ve mikrobiyotaları analiz edildi. Hem probiyotik hem de prebiyotik gruplarında Lactobacilli ve Bifidobacteria düzeylerinde önemli artış kaydedildi. Plasebo grubu, bağırsak mikrobiyota kompozisyonlarında hiçbir değişiklik göstermedi. Bu kanıt, prebiyotikler veya probiyotikler ile takviyenin bu yararlı etkiyi sunabileceğini göstermektedir. Bu, prebiyotiklere duyarlı olanlara umut veriyor, Tek başına B. lactis HN019 (Gopal P ve diğerleri, 2003)
                          Bifidobacterium lactis HN019 ve Bağışıklık Sisteminin Modülasyonu
                          Bağırsak mikrobiyomumuzun bağışıklık fonksiyonumuzu etkileme potansiyeli geniş çapta araştırılmaktadır. Ortaya çıkan kanıtlar, yerleşik bakterilerimizin, fagositik hücreler (monositler, makrofajlar, nötrofiller), sitokinler ve immünoglobinler dahil olmak üzere bağışıklık hücrelerimizle etkileşime girdiğini ve bunların aktivitesini etkilediğini göstermektedir.
                          • B. lactis HN019'un 50 sağlıklı Tayvanlı vatandaşta bağışıklık fonksiyonunu nasıl iyileştirebileceğini incelemek için "öncesi, sırası ve sonrası" olmak üzere üç aşamalı bir randomize deneme yapıldı . Katılımcılar rastgele A ve B olarak etiketlenmiş iki gruba ayrıldı. Ön aşamada, her iki gruba da 3 hafta boyunca sade bir az yağlı süt içeceği (LFMD) verildi. 2. aşamada, grup A'dakilere B. lactis HN019 içeren LFMD verildi ve grup B'dekilere, her ikisi de 3 haftalık bir süre boyunca laktoz hidrolize LFDM'de aynı probiyotik verildi. Çalışmanın üçüncü aşaması sırasında, her iki grup da 3 hafta daha düz bir LFMD'ye geri konuldu. Araştırmacılar, tek başına LFMD'nin (aşama 1) bağışıklık tepkileri üzerinde hiçbir etkisi olmadığını buldu. 2. evrede her iki grupta da B. lactis HN019 takviyesi, PMN (polimorfonükleer) hücreleri ve NK hücre tümör öldürme aktivitesi tarafından fagositozda önemli gelişmeler gösterdi. Laktozla hidrolize edilmiş LFMD'de (Grup B) B. lactis HN019 tüketenler , Grup A'dan önemli ölçüde daha yüksek NK hücreli tümör öldürme aktivitesine sahiptiler. Ayrıca biraz daha yüksek PMN aktivitesine sahiptiler - ancak bu anlamlılığa ulaşmadı. Bu muhtemelen laktoz hidrolizinden prebiyotik galakto-oligosakkaritlerin üretilmesinden kaynaklanıyordu. Aşama 2 sırasında gözlemlenen gelişmiş bağışıklık tepkileri, probiyotik tüketimi sona erdikten sonra düzeldi. Bununla birlikte, platolanmış tepkiler, tedavi öncesi aşamada (aşama 1) kaydedilenlere göre hala bir gelişmeydi. Bu, B. lactis tarafından bağışıklığın arttırıldığını gösterir. HN019'un kalıcı bir etkisi oldu. Yazarlar, B. lactis HN019'un iki farklı lökosit tipinin bağışıklık fonksiyonunu arttırdığı sonucuna varmışlardır.
                          • 30 sağlıklı yaşlı gönüllüde B. lactis HN019'un bağışıklık fonksiyonu üzerinde değerlendirilmesi için başka bir üç aşamalı klinik çalışma yürütülmüştür . İlk aşama, katılımcıların az yağlı bir süt içeceği tükettiği, tedavi olmayan bir alıştırma dönemi içeriyordu. İkinci aşamada, katılımcılara üç hafta boyunca 5 veya 50 milyar CFU B. lactis HN019 ile desteklenmiş süt verildi. Son aşama, üç haftalık bir arınma döneminden oluşuyordu. Her iki probiyotik dozu da benzer sonuçlar verdi. B. lactis HN019 takviyesinden sonra bağışıklık fonksiyonu önemli ölçüde arttı . CD4 + , CD25 + artışlarıve NK hücreleri probiyotik takviyesinden sonra not edildi. Fagositik kapasite de arttı. İlginç bir şekilde, bağışıklık fonksiyonundaki en dikkate değer gelişmeler, tedavi öncesi zayıf bağışıklık tepkileri sergileyen deneklerde görülmüştür (Gill H ve diğerleri, 2001).
                          • Yaşlı insanlar, genellikle hücresel bağışıklık fonksiyonunda bir dejenerasyon ile ilişkili olan enfeksiyonlara karşı artan bir savunmasızlığa sahiptir. Probiyotik B. lactis HN019'un yaşlılarda hücresel bağışıklık fonksiyonu üzerindeki etkinliğini belirlemek için sistematik bir inceleme ve meta-analiz yapılmıştır . Bu derleme, B. lactis HN019 tüketiminin ardından polimorfonükleer (PMN) hücre fagositik aktivitesine veya doğal öldürücü (NK) hücre aktivitesine bakan kontrollü çalışmaları içermektedir . 5-300 milyar CFU probiyotik dozları kullanılarak, 3-6 haftalık müdahale periyotları ile dört klinik çalışma seçildi. Denemelerdeki deneklerin sayısı mütevazı olmasına rağmen, hepsi tutarlı bir şekilde günlük kısa süreli probiyotik B. lactis tüketiminin olduğunu buldu. HN019 geliştirilmiş PMN fagositik kapasitesi. NK hücre aktivitesi de arttı, ancak PMN aktivitesi ile aynı seviyede değildi. Genel olarak, çalışma B. lactis HN019'un yaşlı yetişkinlerde doğal bağışıklık aktivitesini desteklediğini buldu (Miller L ve diğerleri, 2017).
                          • B. lactis HN019 ayrıca son trimesterlerinde hamile kadınlarda denenmiştir. Katılımcılar doğumdan 2-5 hafta önce, doğum sonrası altı aya kadar devam eden günlük B. lactis HN019, L. rhamnosus HN001 veya plasebo aldı. Her iki probiyotik grubunda da umut verici sonuçlar görüldü. Anne sütündeki TGF-ß1 ve IgA düzeyleri B. lactis HN019 grubunda istatistiksel olarak daha yüksekti. Kordon kanındaki IFNy seviyeleri de plaseboya kıyasla B. lactis HN019 grubunda yükseldi. Bu sonuç L. rhamnosus HN001 grubunda anlamlıydı . Bu sonuçlar, B. lactis'inHamilelikte HN019 takviyesi, fetal bağışıklık gelişimini destekleyebilir ve anne sütündeki bağışıklık parametrelerini iyileştirebilir (Prescott SL ve diğerleri, 2008).
                          B. lactis HN019'un taksonomik dökümü
                          Bifidobacterium lactis HN019 ve Çocuklar


                          Artan kanıtlar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının çocuklarda iyi sağlıkla ilişkili olduğunu göstermektedir. Aslında, erken yaştaki sağlığımız, daha sonraki çocukluk veya yetişkinlik döneminde sağlığımızı ve refahımızı belirleyebilir. Bu nedenle erken çocukluk, probiyotiklere müdahale etmek için ideal bir fırsat penceresi sunabilir.
                          • 1-4 yaş arası 624 çocukta probiyotiklerin demir durumu, anemi ve büyüme üzerindeki etkilerini araştırmak için bir RCT yapılmıştır. Çocuklar kaydedildi ve rastgele iki farklı gruba ayrıldı. İlk grupta çocuklara 19 milyar CFU B. lactis ile güçlendirilmiş bir süt verildi. HN019, ek bir prebiyotik (2.4 g/gün prebiyotik oligosakkarit sütü) ile birlikte. İkinci gruba kontrol sütlü içecek verildi. Her iki grup da 12 ay boyunca günlük olarak ilgili takviyelerini aldılar, başlangıçta, çalışmanın ortasında ve çalışmanın sonunda alınan ağırlık ve boy ölçümleri ile birlikte kan testleri yapıldı. Sonuçlar, sinbiyotik takviyeli sütü tüketen çocukların plaseboya kıyasla anemi ve demir eksikliği yaşama olasılığının %45 daha az olduğunu gösterdi. Probiyotik gruptaki çocuklar da kilo alımını yılda 0.13 kg artırdı (Sazawal S ve ark., 2010).
                          • Hindistan'da probiyotiklerin ishal insidansını azaltıp azaltamayacağını görmek için 379 sağlıklı çocuktan (2-5 yaş arası) oluşan bir grup üzerinde ek bir RCT gerçekleştirildi. İshal, beş yaşın altındaki çocuklar arasında önemli bir ölüm nedenidir ve Hindistan'da önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Rastgele ayrılmış üç çocuk grubu, 9 aylık bir süre boyunca her biri günde 2.5 milyar CFU'luk bir dozda Lactobacillus paracasei Lpc-37 veya Bifidobacterium lactis HN019 veya bir plasebo aldı. Kilo alımı, büyüme ve ishal ve ateş semptomlarının oluşumu açısından değerlendirildiler. Sonuçlar ilginçti, çünkü test edilen probiyotiklerin hiçbiri; L. paracasei Lpc-37 veya Bifidobacterium lactis HN019'un kilo alımı veya doğrusal büyüme üzerinde herhangi bir etkisi vardı ve tüm deneme süresine bakıldığında probiyotiklerin diyare ve ateş insidansı üzerinde önemli bir etkisi yoktu. Ancak yağışlı mevsimde diyare oluşumu plasebo grubunda (%16.9) L. paracasei Lpc- 37 (%11.7) ve B. lactis HN019 (%8.4) gruplarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti. Benzer bir fark, plasebo grubu (%11,5) ile L. paracasei Lpc-37 grubu (%7) ve B. lactis HN019 grubu (%7,3 ) ile karşılaştırıldığında ateş insidansında görüldü (Hemalatha R ve ark., 2014).
                          Bifidobacterium lactis HN019 ve Metabolik Bozukluklar
                          Metabolik bozukluklar büyüyen bir sağlık sorunudur. Obezite, diyabet ve tiroid disfonksiyonu dahil olmak üzere çeşitli farklı sağlık koşulları olarak ortaya çıkabilirler. Semptomlar tipik olarak geniş bir bel çevresi, yüksek kan şekeri/kan basıncı/kolesterol seviyeleri, artan susuzluk ve idrara çıkma, yorgunluk ve bulanık görmedir. Klasik semptomlardan en az üçünü sergileyen kişilerde metabolik sendrom (MetS) olduğu kabul edilir ve etkilenen bireylerde kardiyovasküler problem riski artar. Probiyotikler, bu tür koşulları destekleme potansiyellerini değerlendirmek için üzerinde çalışılan doğal müdahalelerden biridir.
                          • MetS'li 51 katılımcıda B. lactis HN019'un etkilerini değerlendirmek için randomize kontrollü bir çalışma yapılmıştır . Katılımcılar iki gruba ayrıldı: bir gruba 45 gün boyunca 80 mL fermente süt 27.2 milyar CFU B. lactis HN019 verildi, diğer gruba müdahale yapılmadı ve kontrol olarak kullanıldı. Probiyotik gruptakiler, başlangıç ​​ve kontrol gruplarına kıyasla vücut kitle indeksi, toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoproteinde (LDL-C) önemli bir azalma gösterdi. B. lactis HN019 ayrıca proinflamatuar sitokinlerde bir azalma gösterdi; TNFa ve IL-6. Bu sonuçlar, B. lactis HN019'un MetS ve KVH riski olan hastaları desteklemeye yardımcı olma potansiyelini göstermektedir (Bernini L ve ark., 2016).



                          Yazarlar: Bu suşla ilgili bilgiler Joanna Scott-Lutyens BA (hons), DipION, Beslenme Terapisti; ve Kerry Beeson, BSc (Nut.Med) Beslenme Terapisti; ve Dr Kate Stephens Doktora Gıda ve Mikrobiyal Bilimler; Bağırsak Mikrobiyolojisi (Reading Üniversitesi), BSc Tıbbi Mikrobiyoloji.

                          Son güncelleme – 9 Haziran 2020

                          Probiyotiklerin bazı özellikleri ve faydaları suşa özel olabileceğinden, bu veri tabanı suş düzeyinde daha da ayrıntılı bilgi sağlar. Aşağıda bu türden dahil ettiğimiz suşlar hakkında daha fazla bilgi edinin.

                          Bifidobacterium lactis suşları: Bifidobacterium lactis Bi- 07® , Bifidobacterium lactis BB- 12® , Bifidobacterium lactis Bl- 04® .
                          Bifidobacterium infantis suşları: Bifidobacterium infantis 35624 .
                          Bifidobacterium breve suşları: Bifidobacterium breve M-16V ® .
                          Daha fazla bilgi ve probiyotiklerle ilgili en son araştırmalar için lütfen Probiyotik Uzmanları sayfalarını ziyaret edin.

                          bibliyografya
                          Ahmed M. ve diğerleri, (2007) Farklı seviyelerde Bifidobacterium lactis HN019 tüketiminin yaşlı insan deneklerin bağırsak mikroflorası üzerindeki etkisi. J Nutr. 11: 26-31.
                          Arunachalam K, Gill HS ve Chandra RK, (2000). 'Bifidobacterium lactis'in (HN019) diyet tüketimi ile doğal bağışıklık fonksiyonunun arttırılması'. Eur J Clin Nutr. 54: 263-267.
                          Bernini LJ, ve diğerleri, (2016). Metabolik sendromlu hastalarda Bifidobacterium lactis'in lipid profili ve sitokinler üzerindeki faydalı etkileri: Randomize bir çalışma. Probiyotiklerin metabolik sendrom üzerindeki etkileri'. Beslenme 32(6):716-9.
                          Borriello, SP ve diğerleri, (2003). 'Laktobasil veya bifidobakteri içeren probiyotiklerin güvenliği'. klinik. Bulaş. Dis. 36:775-780.
                          Chiang B.L, et al. (2000) 'Probiyotik laktik asit bakterisinin (Bifidobacterium lactis HN019) diyet tüketimiyle bağışıklığın arttırılması: hücresel bağışıklık tepkilerinin optimizasyonu ve tanımı'. Eur J Clin Nutr. 54: 849-855.
                          Dekker JW, (2009) 'Probiyotik bakteri suşları Lactobacillus rhamnosus HN001 ve Bifidobacterium animalis subsp. 0-2 yaş arası insan bebeklerde lactis HN019. Int Dairy J. 19: 149–154.
                          Gill HS ve diğerleri, (2001)1. 'Probiyotik Bifidobacterium lactis HN019 ile diyet takviyesi ile yaşlılarda bağışıklığın arttırılması'. J Clin Nutr mıyım? 74: 833-839.
                          Gill HS, ve diğerleri, (2001)2 'Yaşlılarda bağışıklığı ve bağırsak fonksiyonunu optimize etme'. J Nutr Sağlık Yaşlanma. 5: 80-91.
                          Gill HS ve diğerleri, (2001)3. 'Diyet probiyotik takviyesi yaşlılarda doğal öldürücü hücre aktivitesini arttırır: yaşa bağlı immünolojik değişikliklerin araştırılması'. J Clin İmmünol. 21: 264-271.
                          Gopal P. ve diğerleri (2003). 'İnsan deneklerde Bifidobacterium lactis HN019 (DR10TM) ve galakto-oligosakkaritler tüketiminin gastrointestinal sistemin mikroflorası üzerindeki etkileri'. Nutr Res. 23: 1313-1328.
                          Hemalatha R. ve diğerleri, (2014). 'Hindistan'da Kentsel Bir Gecekonduda Okul Öncesi Çocuklarda İshal ve Ateş Riskini Azaltma Üzerine Lactobacillus paracasei ve Bifidobacterium lactis'in Toplum Temelli Randomize Çift Kör Kontrollü Denemesi'. Avrupa Beslenme ve Gıda Güvenliği Dergisi 4(4): 325-341. [Ayrıca Gastrointestinal İşlevsellik kapsamında listelenmiştir]
                          Ibarra, A. ve diğerleri, (2018) '28 günlük Bifidobacterium animalis subsp. Fonksiyonel kabızlığı olan erişkinlerde kolonik geçiş süresi ve gastrointestinal semptomlar üzerine lactis HN019 takviyesi: Çift kör, randomize, plasebo kontrollü ve doz aralıklı bir çalışma'. Bağırsak Mikropları, 9(3):236-251.
                          Magro DO, (2014). 'Polidekstroz, Lactobacillus acidophilus NCFM ve Bifidobacterium lactis HN019 içeren yoğurdun etkisi: kronik kabızlıkta randomize, çift kör, kontrollü bir çalışma. Nutr J. 2014 24 Temmuz; 13:75.
                          Marlow G. ve diğerleri, (2015). 'Tek nükleotid polimorfizmleri ile ilişkili egzama ve atopi riskleri üzerinde iki probiyotiğin Toll benzeri reseptörlere farklı etkileri'. Pediatr Alerji İmmünol. Mayıs; 26 (3):262-71.
                          Masco, L., ve diğerleri, (2004). Bifidobacterium animalis ve Bifidobacterium lactis'in polifazik taksonomik analizi, alt tür düzeyinde akrabalık olduğunu ortaya koymaktadır: Bifidobacterium animalis'in Bifidobacterium animalis subsp. hayvan subsp. kasım ve Bifidobacterium lactis, Bifidobacterium animalis subsp. laktis subsp. kas',. Fpreh. 54:1137-1143
                          Miller LE, et al., (2016) 'Gastrointestinal geçişte kısa süreli probiyotik tüketiminin çağdaş meta-analizi'. Dünya Gastroenteroloji Dergisi.; 22(21):5122-5131.
                          Miller LE, et al., (2017) 'The Effect of Bifidobacterium animalis ssp. Sağlıklı Yaşlı Kişilerde Hücresel Bağışıklık İşlevi Üzerine lactis HN019: Sistematik Gözden Geçirme ve Meta-Analiz Besinleri. 2017; 9(3):191.
                          Mogensen, G. ve diğerleri, (2002). 'Gıdalarda güvenli kullanım geçmişi olan mikroorganizmaların envanteri'. Uluslararası Süt Ürünleri Federasyonu Bülteni. 377: 10-19.
                          Morgan AR ve diğerleri, (2014). 'İki probiyotik tarafından çocukluk çağı egzamasına genetik duyarlılığın farklı modifikasyonu'. Clin Exp Alerji 44(10)::1255-65.
                          Oswari H. ve diğerleri, (2013). 'Anne sütü veya probiyotik/prebiyotik destekli mama ile beslenen Endonezyalı bebeklerin dışkı mikrobiyota bileşimlerinin, dışkı alfa1-antitripsin ve kalprotektin konsantrasyonlarının ve diyare morbiditesinin karşılaştırılması'. J Pediatr Çocuk Sağlığı. 49(12): 1032-1039.
                          Ouwehand AC, Lahtinen S. & Nurminen P. (2009). 'Lactobacillus rhamnosus HN001 ve Bifidobacterium lactis HN019'. Probiyotikler ve prebiyotikler El Kitabında. Lee YK, Salminen S (ed.). John Wiley & Sons, New Jersey, 2. baskı, s. 473-477.
                          Prasad, J. ve diğerleri, (2013) ' Sinbiyotik diyet müdahalesi denemesi sırasında çocukların dışkılarında canlı Bifidobacterium lactis HN019 (DR10 ™ ) tespiti'. Int Dairy J, 30(2):64-67.
                          Prescott SL, (2008). 'Gebelikte Lactobacillus rhamnosus veya Bifidobacterium lactis probiyotikleri ile takviye,****eron-c'deki kordon kanını ve anne sütü dönüştürücü büyüme faktörü-b ve immünoglobin A saptamasını artırır'. Clin Exp Alerji. 38: 1606-14.
                          Sanders ME (2006). 'Bifidobacterium lactis HN019'un probiyotik aktivitelerinin özeti'. J Clin Gastroenterol. 40: 776-783.
                          Sazawal S., ve diğerleri, (2004). 'Bir probiyotik Bifidobacterium lactis (DR-10TM) ve prebiyotik galakto-oligosakkaritler ile takviye edilmiş sütün morbiditenin önlenmesi ve beslenme durumu üzerindeki etkinliği'. Asia Pac J Clin Nutr. 13: S28.
                          Sazawal S. ve diğerleri, (2010) (2). 'Çocuklarda Morbiditelerin Önlenmesinde Prebiyotik ve Probiyotikle Güçlendirilmiş Süt: Toplum Bazlı, Randomize, Çift Kör, Kontrollü Deneme'. Belizan JM, ed. PLoS BİR. 2010; 5(8):e12164.
                          Sazawal S. ve diğerleri, (2010) (1). 'Süte Eklenen Bifidobacterium lactis HN019 ve Prebiyotik Oligosakkarit'in 1-4 Yaş Arasındaki Çocuklarda Demir Durumu, Anemi ve Büyüme Üzerine Etkileri: Toplum Temelli, Randomize, Çift Maskeli, Kontrollü Bir Deneme'. Pediatrik Gastroenteroloji ve Beslenme Dergisi.51: 341-346.
                          Waller, PA ve diğerleri, (2011) 'Bifidobacterium lactis HN019'un yetişkinlerde tüm bağırsak geçiş süresi ve fonksiyonel gastrointestinal semptomlar üzerindeki doz-yanıt etkisi'. İskandinav Gastroenteroloji Dergisi. 1057–1064
                          Wickens K., et al. (2008). 'Egzama ve atopinin önlenmesinde 2 probiyotiğin farklı bir etkisi: Çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma'. J Allery Clin Immunol. 122: 788-94.
                          Wickens K. et al. (2012). Lactobacillus rhamnosus HN001'in yaşamın ilk 2 yılında egzamaya karşı koruyucu etkisi 4 yaşına kadar devam eder. Clin Exp Alerji. 42: 1071-1079.

                          Yorum yap


                          • #14


                            Saccharomyces Boulardii
                            ByProbiyotix


                            İçerik RehberiSaccharomyces Boulardii Nedir?
                            Saccharomyces boulardii, bir çeşit mantar olan bir mayadır. Saccharomyces boulardii daha önce benzersiz bir maya türü olarak tanımlanmıştır. Probiyotik olarak da kullanılır. Ancak şimdi bir Saccharomyces cerevisiae (fırıncı mayası) suşu olduğuna inanılmaktadır. Saccharomyces boulardii ilaç olarak kullanılır.

                            Saccharomyces boulardii, çocuklarda rotaviral ishal gibi bulaşıcı tipler, erişkinlerde “kötü” bakteriler tarafından gastrointestinal (GI) devir (aşırı büyüme), ishalin tedavisinde ve önlenmesinde kullanılır. Ayrıca antibiyotiklerin kullanımından kaynaklanan ishali önlemek ve tedavi etmek için de kullanılır.
                            Saccharomyces Boulardii Ne İçin Kullanılır?
                            SACCHAROMYCES BOULARDII’nin kullanım alanları aşağıdaki gibidir:

                            Etkili olduğu hastalıklar,
                            İnsanlarda antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishalde etkilidir. Araştırmalar, Saccharomyces boulardii’nin Bu tip ishali önleyebileceğini göstermektedir.

                            Antibiyotikler dışında gelişen ishallerde de, Saccharomyces boulardii’nin önleyici etkisi olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda, bebeklerde ve çocuklarda ishal süresinin kısalmasına yardımcı olur.

                            Muhtemelen etkili olduğu hastalıklar,
                            Aknede muhtemelen etkili olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar Saccharomyces boulardii’nin ağız yoluyla alınmasının akne görünümünü iyileştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir.

                            Clostridium difficile bakterisinin neden olduğu ishalde etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması Clostridium difficile bakterisinin enfekte olduğu kişilerde ishalin önlenmesine yardımcı olur. Çocuklarda yetişkinlerden daha iyi sonuçlar olabilir. Saccharomyces boulardii kullanmak da bu bakterilerin neden olduğu ishalin bazı insanlarda tekrar ortaya çıkmasını önleyebilir. Ancak, Clostridium difficile ishali için ilk defa tedavi edilen insanlarda tekrarın oluşmasını engellemeyebilir.

                            Helycobacter pylori tedavisinde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Standart H. pylori tedavisi ile birlikte Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması bu enfeksiyonun tedavisine yardımcı olabilir. Saccharomyces boulardii kullanmak da standart H. pylori tedavisi ile ortaya çıkan ishal ve bulantı gibi yan etkilerin önlenmesine yardımcı olur.

                            HIV ile ilgili ishalde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’nin ağızdan alınması HIV nedenli gelişen ishali azaltabilir (not: HIV (AIDS) bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır).

                            Seyahat ishalinde muhtemelen etkili olabileceği düşünülmektedir. Saccharomyces boulardii’yi ağızdan almak, seyahat ishalini önleyebilir.

                            Muhtemelen etkisiz olduğu hastalıklar:

                            Hiperbilirubinemide (kandaki yüksek bilirubin seviyeleri) muhtemelen etkisizdir. Kanda yüksek derecede bilirubin bulunan bebeklere Saccharomyces boulardii verilmesi, fototerapinin gerekli olduğu süreyi azaltmaz.

                            Etkinliği değerlendirmek için yetersiz kanıt olduğu hastalıklar:
                            Amiliyazların (amebiasis) tedavisinde kanıtlar yetersizdir. Araştırmalar, Saccharomyces boulardii’yi antibiyotiklerle birlikte ağız yoluyla almanın, amip infeksiyonu olan kişilerde ishal ve mide ağrısını azalttığını göstermektedir. Ancak ileri çalışmalar yapılması gereklidir.

                            Crohn hastalığında kanıtar yetersizdir. Saccharomyces boulardii kullanmak Crohn hastalığı olan insanlarda bağırsak hareketlerinin sayısını azaltıyor gibi görünüyor. İlk araştırmalar, Saccharomyces boulardii’nin mesalamin ile birlikte alınmasının Crohn hastalığı olan insanlara remisyonda (hastalık tekrarının oluşumu) kalmalarına yardımcı olabileceğini de göstermektedir. Ancak Saccharomyces boulardii’yi tek başına almak, Crohn hastalığı olanlarda hastalığın aktif hale geçmesini engellemeye yeterli gibi görünmemektedir. İleri çalışmalar yapılması gereklidir.

                            Kistik fibrozda kanıtlar yetersizdir. İlk araştırmalar Saccharomyces boulardii’nin ağız yoluyla alınmasının, kistik fibrozisi olan kişilerin sindirim sistemindeki maya enfeksiyonlarını azaltmadığını göstermektedir. İleri çalışmalar yapılması gereklidir.

                            İrritabl bağırsak sendromunda (IBS) kanıtlar yetersizdir. Bir çalışmada, Saccharomyces boulardii’nin mezalazin ile birlikte ağız yoluyla alınmasının, IBS semptomlarını tek başına mesalazini almaktan daha iyi etkilemediğini göstermektedir.

                            Ülseratif kolitte kanıtlar yetersizdir. Araştırmalarda, Saccharomyces boulardii’nin standart mesalamin tedavisine eklenmesinin, hafif-orta derecede ülseratif kolitli kişilerde semptomları azaltabildiğini göstermektedir. Ancak ileri çalışmalar yapılması gereklidir.

                            Yara, Ateş kabarcıklar, Yüksek kolesterol, Kurdeşen, Laktoz intoleransı, Lyme hastalığı, İdrar yolu enfeksiyonları, Maya enfeksiyonları ve diğer durumlarda kullanımlar için Saccharomyces boulardii’yi değerlendirmede daha fazla kanıt gereklidir.

                            Saccharomyces Boulardii Nasıl Etki Gösterir ?
                            Saccharomyces boulardii bakteriler ve maya gibi bağırsakta hastalığa neden olan organizmalarla savaşmaya yardımcı olan dost canlısı bir organizma olan “probiyotik” olarak adlandırılır.

                            Saccharomyces Boulardii Kullanımı Güvenli midir ?
                            Saccharomyces boulardii, 15 ay boyunca ağızdan alındığında çoğu yetişkin için oldukça güvenlidir. Bazı insanlarda gaza neden olabilir. Nadiren, tüm vücuda (fungemi) kan dolaşımı yoluyla yayılabilen mantar enfeksiyonlarına neden olabilir.

                            Özel önlemler ve uyarılar:

                            Çocuklar : Saccharomyces boulardii, ağız yoluyla alındığında çocuklar için muhtemel güvenlidir. Ancak, çocuklarda ishal, Saccharomyces boulardii kullanmadan önce bir sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

                            Hamilelik ve emzirme: Eğer hamileyseniz veya emziriyorsanız Saccharomyces boulardii’nin güvenliğini sağlama konusunda yeterli güvenilir bilgi yoktur. Güvenli tarafta kalın ve kullanımından kaçının.

                            Zayıf Bağışıklık Sistemi : Zayıf bağışıklık sistemine sahip veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar alan insanlarda kan dolaşımında mantar enfeksiyonu gelişme riski olabilir. Bağışıklık sistemi zayıflamış insanlar Saccharomyces boulardii alırsa vücutta mantar enfeksiyonu (fungemi) gözlenebilir. Saccharomyces genellikle hastalığa neden olmamasına rağmen, kullanımından sonra, başta zayıflamış bir bağışıklık sistemi olan kişilerde çok sayıda fungemi vakası olmuştur.

                            Maya alerjisi: Maya alerjisi olan kişiler Saccharomyces boulardii içeren ürünlere alerjik olabilir.

                            Saccharomyces boulardii İlaçlarla Etkileşime Girmekte Midir ?
                            Mantar enfeksiyonları için ilaçlar (Antifungaller)

                            Saccharomyces boulardii bir mantardır. Mantar enfeksiyonları için ilaçlar, vücuttaki ve vücuttaki mantarları azaltmaya yardımcı olur. Saccharomyces boulardii’yi mantar enfeksiyonları için ilaçlarla almak Saccharomyces boulardii’nin etkinliğini azaltabilir.

                            Fungal enfeksiyon için bazı ilaçlar, flukonazol (Diflucan), kaspofungin (Cancidas), itrakonazol (Sporanox) amfoterisin (Ambisome) ve diğerleridir.

                            Saccharomyces boulardii Gıda Tavkiyesi ve Yemeklerle Etkileşime Girmekte midir ?

                            Bilinen bir etkileşimi yoktur.

                            Saccharomyces boulardii Kullanım Dozu Nedir ?
                            YETİŞKİNLER

                            AĞIZLA:

                            Antibiyotik alan kişilerde ishal için: 250-500 mg Saccharomyces boulardii 2 haftaya kadar günde iki ila dört kez en yaygın olarak kullanılabilir. Çoğu durumda, günlük dozlar günlük 1000 mg’ı geçmeyebilir.

                            Clostridium difficile neden olduğu ishal için: 1 gram Saccharomyces boulardii 4 hafta boyunca antibiyotik tedavisi ile birlikte kullanılabilir.

                            Helicobacter pylori’nin neden olduğu ishal için: 1-4 hafta boyunca en fazla 500-1000 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                            HIV ile ilişkili ishal için: günlük 3 gram Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                            Seyahat ishali için: 1 ay boyunca günlük 250-1000 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                            ÇOCUKLAR

                            AĞIZLA:

                            Antibiyotik alan kişilerde ishal için: 250 mg Saccharomyces boulardii günde bir veya iki kez antibiyotik alan kişilerde kullanılabilir.

                            Clostridium difficile’nin neden olduğu ishal için günde 500 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                            Genel ishal için: En çok 5 güne kadar günlük 250-750 mg Saccharomyces boulardii kullanılabilir.

                            Diğer İsimleri
                            Brewer’s Yeast (Hansen CBS 5926), Hansen CBS 5926, Levure de Boulangerie (Hansen CBS 5926), Probiotic, Probiotique, Saccharomyces, Saccharomyces boulardii, Saccharomyces Cerevisiae, S. Boulardii.

                            Kaynaklar
                            1. Feizizadeh S, Salehi-Abargouei A, Akbari V. Efficacy and safety of Saccharomyces boulardii for acute diarrhea. Pediatrics. 2014;134:e176-191. View abstract.
                            2. Szajewska H, Horvath A, Kolodziej M. Systematic review with meta-analysis: Saccharomyces boulardii supplementation and eradication of Helicobacter pylori infection. Aliment Pharmacol Ther. 2015;41:1237-1245. View abstract.
                            3. Szajewska H, Kolodziej M. Systematic review with meta-analysis: Saccharomyces boulardii in the prevention of antibiotic -associated diarrhoea. Aliment Pharmacol Ther. 2015;42:793-801. View abstract.
                            4. Ellouze O, Berthoud V, Mervant M, Parthiot JP, Girard C. Septic shock due to Sacccaromyces boulardii. Med Mal Infect. 2016;46:104-105. View abstract.
                            5. Bafutto M, et al. Treatment of diarrhea-predominant irritable bowel syndrome with mesalamine and/or Saccharomyces boulardii. Arq Gastroenterol. 2013;50:304-309. View abstract.
                            6. Bourreille A, et al. Saccharomyces boulardii does not prevent relapse of Crohn’s disease. Clin Gastroenterol Hepatol. 2013;11:982-987.
                            7. Serce O, Gursoy T, Ovali F, Karatekin G. Effects of Saccaromyces boulardii on neonatal hyperbilirubinemia: a randomized controlled trial. Am J Perinatol. 2015;30:137-142. View abstract.
                            8. Elmer GW, Moyer KA, Vega R, and et al. Evaluation of Saccharomyces boulardii for patients with HIV-related chronic diarrhoea and in healthy volunteers receiving antifungals. Microecology Ther 1995;25:23-31.
                            9. Potts L, Lewis SJ, and Barry R. Randomised double blind placebo controlled study of the ability of Saccharomyces boulardii to prevent antibiotic related diarrhoea [abstract]. Gut 1996;38 (suppl 1):A61.
                            10. Bleichner G and Blehaut H. Saccharomyces boulardii prevents diarrhea in critically ill tube-fed patients. A multicenter, randomized, double-blind placebo-controlled trial [abstract]. Clin Nutr 1994;13 Suppl 1:10.

                            Yorum yap


                            • #15
                              PROBİYOTİK MAYA : SACCHAROMYCES BOULARDİİ
                              Rezan Alkan* * Kocaeli Üniversitesi,Köseköy MYO Gıda Teknolojisi

                              Özet Probiyotikler uygun miktarlarda kullanıldığında konakçı sağlığı üzerinde yararları olan, bağırsakta canlı kalabilen ,sindirime dirençli bakteri ve maya gibi canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. Saccharomyces boulardii patojen olmayan bir maya olup, tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Kontrollü olarak yapılan klinik çalışmalarda S. boulardii’nin çeşitli bağırsak hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. Bu derlemede , S. boulardii’nin yapısı ve diyare hastalıkları üzerindeki etkileri özetlenmiştir.

                              Anahtar Kelimeler: Probiyotikler, Saccharomyces boulardii, antibiyotikle ilişkili diyare

                              1.Giriş Probiyotik kültürler , bağırsakta doğal olarak bulunan mikroorganizma populasyonunu olumlu yönde değiştirerek, insan ya da hayvan sağlığı üzerinde yararlı etkiler yaratan tek veya karışık kültürler olarak tanımlanmaktadır. Mide bağırsakta bulunan mikroorganizmalar ile konakçı arasında bir denge vardır. Bu denge bozulduğu zaman klinik hastalıklar oluşur. Probiyotikler hastalık durumlarında sindirimle yararlı etkileri bulunan canlı mikroorganizmalardır. Aslında probiyotikler uzun zamandan beri fermente gıdalarla insanlar tarafından alınmaktadır. İlk kez 1907 yılında Rus immunobiyoloğu Elia Metchnikoff [1] tarafından ortaya atılan ve Lactobacillus spp İçeren fermente süt ürünlerini tüketen bireylerde yaşam süresinin uzadığına yönelik teori , probiyotik mikroorganizmaları bilim dünyasının ilgi odağı haline dönüştürmüştür. Son yıllarda bağışıklık ile sağlıklı yaşam arasındaki ilişki üzerine çalışmalar yoğunlaşmış ve bu çalışmalar sonunda da sindirim sisteminin bakteri dengesi ile sağlıklı beslenme ve yaşam arasında doğrudan bir ilişki olduğu netlik kazanmıştır. Probiyotik mikroorganizmaların çoğu bakterilerdir. Lactobacillus rhamnosus strain GG (Lactobacillus .casei) Lactobacillus .acidophilus yararlı etkilerinden dolayı probiyotikler olarak en uzun tarihçeye sahiptirler. Son zamanlarda kullanılan ticari probiyotik ürünler Lactobacillus ssp, Bifidobacterium ve hatta birkaç laktik asit bakterisi olmayan türlerdir. Fransız mikrobiyoloğu olan Henry Boulard şarap mayalarını araştırırken, Çin Hindinde yetişen lycee adı verilen tropik bir ağacın meyvesinin kabuklarından S. boulardii adı verilen mayayı 1923 yılında izole etmiştir. 1980 yılının ilk dönemlerinde konakçı organizma üzerindeki etki mekanizmaları üzerinde çok fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bugün tüm dünyada antibiyotik kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan diyarenin tedavisinde probiyotik özellikte olan bu maya kullanılmaktadır. Bu çalışmada S. boulardii’nin probiyotik özellikleri, patojen bakteriler üzerine olan etkileri ile yapılan klinik çalışmalar özetlenmiştir.

                              2. Mikroorganizma ekolojisi içerisinde mayaların yeri
                              S. boulardii patenti alınmış probiyotik mayadır [2]. Bu maya dünyanın birçok ülkesinde antibiyotiklerin kullanımı ile ortaya çıkan diyare ve diğer sindirim sistemi hastalıklarını önleyici ve tedavi edici olarak kullanılmaktadır. S. boulardii nin sindirim sisteminden doğrudan geçmesi optimum sıcaklık isteğinin 370C olması ( laboratuvar koşulları ve canlı içerisinde ) birçok sayıda patojen mikroorganizmanın gelişimini engellemesi probiyotik özgüllükte olduğunun göstergesidir. Bağırsakta ortak yaşayan bakterilerin sayısı yaklaşık 1014 kadardır [3]. Mayalar bu mikroorganizma populasyonunn %0.1 ini oluşturmaktadır. Sindirim sisteminden sıklıkla izole edilen maya Candida albicans olmasına rağmen , bazen de Torulopsis glabrata ve Candida tropicalis de izole edilmiştir [4]. Mayaların hücre boyutları bakterilerden 10 kat fazla olup bakteriler için yapısal engel oluşturmaktadırlar. Mikroorganizmaların bağırsakta yerleşmesi , sayısına ve türlerine bağlı olarak çevresel faktörlerin fonksiyonu ile değişim göstermektedir [3]. Midenin pH değeri 2.5-3.5 arasında olup mikroorganizmaların çoğunu olumsuz yönde etkilemektedir. Mayalar mide ve kalın bağırsakta bulunurlar. Mayaların bu farklı pH larda bulunması pH değişimlerine dayanıklı olmaları ile açıklanabilir. Mayalar pH 7-8 de iyi gelişirlerken optimum pH istekleri 4.5- 6.5 arasında gözlemlenmiştir. Çoğu maya pH 3 de de gelişebilir. Bazı türleri yüksek asidik koşullara da dayanıklıdır. Probiyotik mayalar sindirim sistemi enzimlerine organik asitlere ve safra tuzlarına değişen pH ve sıcaklıklara dayanmaktadır. Mayaların antibiyotiklerden etkilenmemesi antibiyotik kullanan hastalara aynı anda probiyotik olarak verilmesine olanak sağlamaktadır. Antibiyotiklere olan dayanıklılık bakteriler arasında gen transferi ile de oluşur. Memelilerin sindirim sistemi bakterilerin birkaç türü arasında genetik madde transferinde uygun koşullar sağlar. Son zamanlarda birçok araştırıcı ortak yaşayan bakterilerin insan patojenlerinde bulunanlara benzer antibiyotik direnç genleri deposu olarak rol oynayabileceğini ileri sürmüşleridir [5]. Tetrasiklin eritromisin ve vancomisin gibi antibiyotiklere olan direnç genlerinin Lactobacillus lactis, Enterococci ile son zamanlarda fermente etten ve süt ürünlerinden izole edilen ve probiyotik olarak kullanılan Lactobacillus larda bulunmuştur [6]. Esas tehdit bu bakteriler aracılığı ile direnç genlerinin patojen bakterilere transferidir. Fakat bakteri ve mayalar arasında genetik madde geçişi oluşmaz.

                              Bakteri ve mayaların hücre duvarı bileşiminde önemli farklılıklar bu hücrelerin antijenik tepkileri üzerinde etkilidir. Bütün bakterilerde proteinle yüksek molekül ağırlığında şekerden oluşan hücreye sağlam yapı kazandıran peptidoglikanlar içerir. Gram (-) ve (+) bakterilerin hücre duvarında bulunan lipid konsantrasyonları farklıdır. Gram (-) bakteriler hücre duvarlarında lipopolisakkaritlerden oluşan yaklaşık %20 lipid içermektedir. Gram (+) bakterilerin hücre duvarlarında birkaç lipid mevcut olup lipoteikoik asit içermektedir [7]. Maya hücre duvarında iki tabaka vardır. Dış tabaka mannoz ile ilgili kısım olup fosfopeptidomannan veya fosfolipomannan içermektedir. İç tabaka kitin ve Beta1,3 ve 1,6 glikandan oluşmuştur [8]. Canlılarda mikroorganizma saldırısına karşı savunmanın ilk yolu doğuştan bağışıklılıktır. Patojenlerle ile ilgili moleküler kalıbın tanınması reseptörlerle antijenlerin tanınması esasına dayanmaktadır. Mikroorganizmaların farklı tepkileri nedeniyle bunlara immunobiotikler adı verilmektedir [9] .

                              S. boulardii ilk önce Saccharomyces cerevisiae den ayrı maya olarak teşhis edilmiştir [10; 11]. Genetik olarak S. boulardii S. cerevisiae ile özdeşse de metabolizma ve probiyotik özellik yönünden önemli farklılıkları vardır [12]. Bununla beraber bu mayanın genetik olarak farklı olduğu eşsiz spesifik mikrosatellit allellerinin karakterize edildiği ve diğer S .cerevisiae den bu özelliği ile ayrıldığı tespit edilmiştir [13]. Protein sentezi ve strese karşı tepkileri genin diğer genlere göre çok okunması bu türün diğer türlere göre düşük pH da daha iyi yaşaması ve büyüme hızının artmasına katkıda bulunabilmektedir [12]. Fizyolojik ve metabolik olarak S. boulardii özellikle sıcaklık ve asit değişimlerine dayanımı ile S. cerevisiae’ den farklıdır. S. cerevisiae’ nin çoğu türleri 30oC de gelişir. S. boulardii yüksek sıcaklığa toleranslı maya olup, konakçının vücut sıcaklığında 37oC de gelişim gösterir. Yapılan son araştırmalarda S. boulardii nin sindirim sisteminde diğer türlere göre daha dayanıklı olduğu açıklanmıştır. S. boulardii de genlerin çok okunması epitel hücrelere tutunmasının artması ile farenin sindirim sisteminden geçişinin artması ile ilişkili değildir. İnsan ve farelerde yapılan çalışmalar S. boulardii nin tekrarlamalı verilmesi ile 3 gün içinde kolonda durağan faza ulaştığı ve faaliyetlerin durması ile de dışkıyla 2-5 gün sonra atıldığı gösterilmiştir [14]. S. boulardii verilen Clostridium difficale yönünden sıkıntı çeken hastalarda normal insanlara göre dışkıdaki maya miktarının daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Bu mayanın etkinliği dışkıdaki maya konsantrasyonu ile ilişki göstermektedir [15]. S. boulardii ticari ürünü liyofilize ( dondurularak kurutulmuş) şekilde paketlenmiş ürün hainde satılmaktadır. Probiyotik ilaç kapsamına girmiştir.

                              3. Klinik çalışmalar
                              3. 1 Enfeksiyonlu diyare

                              Bu hastalık iyi bilinen sağlık problemidir. Özellikle gelişmekte olan şehirlere seyahat eden kişiler arasında yaygındır. Bağırsakta toksik etkisi olan Escherichia coli, Shigella ve Salmonella gibi patojenlerin kronik diyareye neden olduğu belirlenmiştir. Bu hastalığın önlenmesinde Probiyotiklerin meta analizinde 12 farklı çalışma analizlenmiş ve S. boulardii ve L. acidophilus ve Bifidobacterium bifidumun önemli derecede bu hastalıkta etkili olduğu açıklanmıştır [16].

                              3.2 Çocuklarda kronik diyare
                              Çocuklarda enfeksiyonlu ishal gelişmekte olan ülkelerde genel sağlık problemi oluşturmaktadır. Her yıl su kaybı nedeniyle birkaç milyon çocuk ölmektedir [17]. S. boulardinin 200 çocuk üzerindeki etkilerini incelemiştir. Diyarenin 4.7-5.5 günde önemli ölçüde azaldığını , hastahane koşullarında bu sürenin 2.9-3.9 gün arasında olduğunu açıklamıştır.

                              3.3.AİDS
                              AİDS ile ilgili diyarelerde 35 hastada yapılan bir araştırmada 7 gün süre ile günde 3 g S. boulardii verilen hastalarda diyare sorununun çözüldüğü gösterilmiştir. Hastaların %61 inde 1 hafta S. boulardii verilmiş hastalarda diyare görülmemiştir [18].

                              4. Saccharomyces boulardii’nin bağırsak patojenleri üzerindeki etkileri
                              Hayvan modeli kullanılarak yapılan çalışmalarda S. boulardii nin C. difficile, Vibrio cholera, Salmonella ve E. coli gibi bakterilerin toksinlerini etkisiz hale getirdiği belirtilmiştir [19]. C. difficile enfeksiyonunun olduğu hallerde S. boulardiinin antitoksin etkisi olduğu açıklanmıştır. Toksin A 308 kDa olan bir protein olup C. difficilenin ana virulens faktörüdür. Kemirgen bağırsaklarına bu toksinin enjekte edilmesi sıvı salınımına, mukozanın permeabilitesinin artmasına zarar görmesine ve iltihapla ilgili ara maddelerin salınmasına neden olmaktadır. Toksin A verilmeden önce S. boulardiiinin verilmesi sonucunda ratların etkilenmediği sindirimle ilgili sekresyon ve permeabilitenin azaldığı açıklanmıştır [20]. Başka bir çalışmada Toksin A ile S. boulardiinin süpernatan kısmı karıştırılıp verildiğinde Toksin A nın sebep olduğu sekresyon düzeyinde azalmalar kaydedilmiştir. S. boulardii üst sıvı fazında 2 ana fraksiyonun olduğu yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. 1.fraksiyon 54 kDa boyutunda olan serin proteazdır. Toksin A ile reseptöründe proteolizise neden olmaktadır.2.fraksiyonda 10kDa< olan kısım iltihaplanmaya karşı etkili kısımdır. S. boulardii tarafından üretilen diğer antitoksin kolera toksinine karşıdır. Bir çalışmada S. boulardii ile muamele edilmiş olan çalışmalarda kolera toksinin azaldığı S. boulardiii’nin 120 kDa protein ürettiği ve bu proteinin ise kolera toksinini inhibe ettiği açıklanmıştır [21]. S. boulardii fosfataz enzimi sentezleyerek E. coli den lipopolisakkarit gibi endotoksinleri defosforilize ettiği belirtilmektedir. Bu mekanizmanın iltihaplanmaya karşı maya tarafından alınmış koruma şekli olabileceği düşünülmüştür [22].

                              5. Sonuç
                              Bağırsak ortamında bakteriler çoğunlukta olmasına rağmen mayalar oldukça az miktarlardadır. Saccharomyces boulardii nin sindirim sisteminin pH sına dayanabilmesi ve 37oC gibi sıcaklıklarda kolaylıkla gelişebilmesi probiyotik mikroorganizma olarak kullanımına olanak sağlamıştır. Ticari olarak liyofilize edilmiş olan , ilaç kategorisinde değerlendirilen Saccharomyces boulardii Reflor ve Florastor adı verilen ticari ürün olarak satılmaktadır. Çok yönlü yapılan klinik çalışmalar Saccharomyces boulardii nin lehine sonuçlanmıştır. Ülkemizde bu ürün ithal edilen ürünler arasındadır. Birçok ilaç firmasının bulunduğu Türkiyede böyle bir ürünün üretilmesi için uygun alt yapıların olduğu muhakkaktır.
                              Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 30 April 2022, 09:19 ) değiştirilmiştir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X