Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Papatya, Kamille, Chamomilla recutita

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Papatya, Kamille, Chamomilla recutita

    Papatya, Kamille, Chamomilla recutita(L)
    PAPATYA

    Bir Yıllık | 0,2-0,6m | 5-10 | Aylar | Ça,Ho,Na | Çiçekleri ve Eter yağı


    Papatya, Kamille, Chamomilla recutita(L) RAUCHERT
    Tıbbi Papatya Syn: Matricaria chamomilla L.
    Mayıs Papatyası Matrcaria recutita
    Adi Papatya Chamomilla vulgaris S.F GRAY
    Türk Papatyası
    Rahim otu
    Hakiki Papatya

    Familyası: Bileşikgillerden, Korbblüengewâchse, Asteraceae (Kompositae)

    Drugları: Papatya çiçeği: Matricariae flos
    Papatya Eter yağı: Matricariae aetheroleum
    Papatya Tentürü: Chamomilla
    Papatya çiçeklerinden çay, Tentür, Natürel ilaç, Kompres ve Eterik yağ elde edilir.

    Giriş; Günümüzde Papatyaya benzeyen bir çok bitki papatya ismi ile anılmaktadır, oysa bu bitkilerden sadece ikisi şifalıdır ve diğerlerinin ya değeri çok düşük veya değersizdirler. En önemli papatya tıbbi veya Hakiki papatya ismi ile anılan ve Latincesi Chamomilla recutita ismi ile anılan papatyadır ve bunu Rumi Papatya: Chamaemelum nobile takip eder. Hakiki papatyanın da yetiştiği ülkeye, iklime ve toprağa bağlı olarak alt türleri mevcuttur. Günümüzde en çok Arjantin papatya yetiştirmekte ve satmaktadır, fakat birleşimindeki <<Anthecotalit>> İzmir de özel olarak yetiştirilen papatya kalite bakımından Dünya’nın en kaliteli papatya-larından sayılmaktadır, zira yüksek oranda eterik yağ içerir. Hakiki pa-patyayı diğerlerinden ayıran en belirgin özellik Çiçek başlarını ortadan kestiğinizde ortasında bir boşluk görünür ve hoş kokuludur. Papatyanın eskiden Latince <<matrix>> yani rahim anlamına gelen kelimeden matri matricaria’nın türetildiği ve Almanca da ise Muttertkraut yani ana otu dendiği bilinmektedir. Bunlardan da papatyanın eskiden kadın hastalıklarında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Papatyanın eski Romalılardan beri çok çeşitli rahatsızlıklara karşı kullanıldığı bilinmektedir.

    Botanik; Vatanının Türkiye ve Balkanlar olduğu tahmin edilen bitki, za-manla Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerine, Amerikanın keşfinden sonra özellikle Arjantin’e kadar yayılmıştır. Bitki bir yıllık, narin gövdeli 20-60cm boyunda, çatallaşır, narin, sapları yuvarlak ve tüysüzdür. Yaprakları kanat şeklinde oldukça narin, ince iplik gibi ve koyu yeşil renktedir. Çiçek başları 10-30mm çapında, uzun saplı, kupa yaprakları yeşil renkte, taç yaprakları bir sıra çiçek başının etrafına dizilmiştir ve dil şeklinde olup beyaz renktedir. Taç yaprakları 13-21 adettir ve yarım küre şeklindeki göbek ise altın sarısı renkte oldukça çok (250-300), boru şeklinde 1-3mm uzunluğundaki yapraklardan meydana gelir.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her yöresinde yetiştirilebilir, zaten aslı vatanı Türkiye’dir. Genellikle kumlu, çakıllı, taşlı toprakları sever, yol kenarları, mezarlar, bahçeler ve viranelerde yetişir.

    Hasat Zamanı: Mart ve Nisan aylarında kasalarda veya seralarda yetiş-tirilen Fideleri Nisan sonu veya Mayısta bahçe ve tarlalara ekilir. Çiçekleri açmaya başlamadan toplanır, kurutulur veya taze olarak destilasyonla Eterik yağı elde edilir veya tentürü yapılır. Çiçeklerini kuruturken 40˚ üzerindeki sıcaklık eterik yağına zarar verir.
    Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’ da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

    Birleşimi; Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
    a) Eterik yağ türevleri %0,3- 1,5 arasında olup iki önemli başlıkta toplamak mümkündür.
    1) Monoterpenlerin en önemlisi Chamazulen Eterik yağ elde ettikten sonra Matricin’in dönüşmesi ile ortaya çıkar ve ayrıca γ- Terpinen, α- ve β- Pinen, ∆3 Caren, Limonen, 1,8 Cineol ve p-Cymen içerir.
    2) Sesquiterpenlaktonin en önemliri ise α- Biabolol, Bisabololoxil A, B, C ve Bisabolonoxit olup, bunlardan %20-35 bulunur ve ayrıca %40-50 oranında trans-β-Farnesen ile az miktarda; Spathulenol, Chamaviolin, α -Farnesen, α - Cubeben, α - Muurolen ve Calamen içerir.
    3) Polinler; Eterk yağın %20-25’ini Polinler oluşturur ve en önemli alt türevi Cis-En-in-dicycloether (Cis-Spiroethex=cis-2-Hexa-(2,4), diin-1-yliden-1,6-dioxaspiro-[4,4]-non-3-ens) ve trans-en-in-dicycloether (trans-Spiroether)
    b) Flavonitler ve Flavonglikozitler %1-2 oranındadır ve Apigenin, Quercetin, Apigenin-7-O-gikozit, Quercetin 7-O-glikosit, Patuletin-7-O- glikosit, Luteolin -7-O- glikosit, Izorhamnetin-7-O-glikosit, Apigenin-7- (6-O-asetil)-glikosit, Apigenin-7-(4-O-asetil) glikosit ve apigenin 7-O-rutosit
    c) Kumarinler; Herniarin (=7- Methoxyumbelliferon) ve Umbelliferon.
    d) Karbonik asitler; Anisasit, Vanilinasit, Syringasit ve Kaffeeasit.
    e) Polisakkaritler %10 civarında olup, buda glikozlar, galaktozlar, xyklozlar, rhamnozlar ve arabinozlardan oluşur.

    Tesir Şekli; Kramp çözücü, terletici, hazmettirici, gaz söktürücü, dezen-fekte edici, mikropları öldürücü, iltihapları önleyici, yaraları iyileştirici ağrı kesici ve teskin edici gibi özelliklere sahiptir.

    Araştırmalar;
    1) Papatya yağı ile yeterince araştırma yapılmamıştır. Bitkinin birleşi-mindeki Apigeninden 10mg’ın 1mg Papa verinle aynı oranda kramp çözücü olduğu tespit edilmiştir. Prof. Schilcher ve ekibi 1987’de papatya kremi ile sulu deri ekzemasına karşı yaptıkları tedavi dene-mesinde Papatya kreminin (Kamillosan) kimyasal kremler kadar etkili olduğunun tespit etmişlerdir. Akut sulu deri hastalığı, deri ülseri, iyileşmeyen yara, Absez, Fitsel ve iltihaplı yaralara karşı Albring ve ekibi 1983’de Aertgeert ve ekibi 1985’de, Nissen ve ekibi 1988’de Maiche ve ekibi 1991’de ve de Korting ve ekibi 1993’de Tedavi de-nemesi yapmışlardır ve iyi neticeler elde etmişlerdir. (R.P.284)
    2) Giesen Üniversitesinde Dr. Kienholz yaptığı araştırmalarda Papatyanın Bakteri zehirlerini yok edici özellikte olduğunu tespit etmiştir. Özelliklede ağız içi, yutak ve boğaz iltihaplanmalarına neden olan Streptokokken ve Staphylokoken’un zehirlerine karşı etkilidir.
    3) Kendi üzerinde yemek yedikten sonra başıma kan hücum edip ve başım ağırlaşıyordu ve okuma, öğrenme, istek ve arzularım yok oluyordu bir düzine bitkisel ilaç denedim sonunda en etkilisinin papatya olduğunu gördüm. (24.06.00)
    4) Çalıştığım yerde (büyük bir salonda bantla çalışma) yukarıdan aşırı soğuk hava yanlardan hava ceryanı ile adeta sersem gibi oldum ve Baş ağrısı, belden aşağı donuyormuş gibi titreme, başımda yanma hasıl oldu. Yorgunluğa karşı Limon çayı etkili oldu, fakat belden aşağı ayak uçlarına kadar olan titreme bir türlü iyileşmiyordu. Bu yüzden yeniden kendi tecrübelerime bakınca karşıma papatya çıktı ve pa-patya çayı içmeye başladığım andan itibaren baş ağrılarım azaldı, fakat kalça, uyluk, bacak ve ayaklarımdaki titreme geçmedi. (09.11.00). Bunun üzerine kalça, uyluk, bacak ve ayak kemiklerimde-ki ağrı ve sızılara karşı en iyi bitkisel ilacın Mezeryon tentürü olduğunu gördüm. (mezeryona bak) Baş ve yüzümün ateş gibi yanması ve ayaklarımın üşümesine karşı altın çiçek tentürü kullandım. (28.11.00) oda fayda vermeyince Şekerci otu tentürü (04.12.00) kullandım. Gökçek İksir vücuttaki curufu temizlemek için daha etkilidir. Eskiden balkonkapısını veya pencereyi açtığımda hemen üşütürdüm. Çok dikkat etmek zorunda idim, Gökçek İksirini kulandıktan sonra pencere ve kapılar sürekli açık olmalarına ragmen artık aşırı hassas değilim.

    Kullanılması;
    1) Araştırmlara göre papatya eterik yağı antibakterileldir.
    2) Komisyon E 228nolu 05.12.1984 tarihli ve 50nolu 13.03.1990 tarihinde Monografi bildirisi yayımlamıştır. Bu monografiye göre papatya çiçek çayı haricen deri ve mukaza iltihaplanması, Ağız ve Diş eti iltihaplanmalarına karşı kullanılır. Nefes yoları ve sinüzite karşı enhelesyonu yapılır. Avret mahali yıkanır ve banyosu yapılır. Dahili olarak mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.
    3) Aroma tedavisinde papatya yağı öksürük, bronşit, sinüzit, boğmaca, akne, zona hastalığı, baş ağrısı, migren, deri kaşıntısı, korku ve uyuyamamaya karşı kullanılır.
    Araştırmalara göre; Ekzema, Mide, Bağırsak krampları, şişkinlik, ishal, akut gastrit, kramplı karın ağrısı, ağız, yutak ve boğaz iltihaplanmalarına karşı kullanılır.

    Halk arasında; Dahilen Öksürük, üşütme(terletici), Ses kısılması, bronşit, baş ağrısı ve nevraljiye karşı, haricense; Abseze, çıban, sulu ekzemaya karşı ve gözlerin iltihaplanmasına göz banyosu yapılır. Ayrıca kadınlarda sık görülen rahim ağrı, sızı kramp ve sancılarına karşı kullanılmıştır ve de kullanılmaktadır. Çocukların genellikle bebeklerin içtiklerini Sindirmede, Gazı yok edici olarak, bebeklerin ciltleri için krem ve Şampuanlarda papatya yağı görürüz. Homeopatide ağrılara karşı aşrı duyarlılık, Nevralji, Migren, Diş ağrısı, Otit media (orta kulak ilt.) Tonsilit, Boğmaca, Difleri (Kuş palazı), Kızılcık, Kızamık, Ateş basması (menopoz nedeni ile), İshal, romatizma ve davranış bozukluklarına karşı. Homeopatide baş kan hücumu, üşütme, Sinirlilik, Öfke, huzursuzluk, hava ceryanı, diş ağrısı, uyuyamama, bronşit, boğmaca ve soğuğa karşı aşırlılığa karşı kullanılır.

    Çay; İki kahve kaşığı papatya çiçeği demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dakika demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları;

    Gökçek Kadın hastalıkları (Ağrılı sancılı adette) çayı
    30g Papatya çiçeği
    30g Civanperçemi otu
    25g Oğul ot yaprağı
    15g Rezene tohumu

    Gökçek iştah ve sindirim çayı;
    25 g Nane yaprağı
    25 g Papatya çiçeği
    25 g Kimyon tohumu
    25 g Turunç kabuğu

    Gökçek Nefes yolları enfeksiyon çayı
    30g Itır kökü
    30g Papatya çiçeği
    20g Civanperçemi otu
    20g Kekik otu

    Gökçek ishal çayı;
    20g Beşparmak kökü
    20g Kekik otu
    20g Papatya çiçeği
    20g Nane yaprağı
    20g Oğul otu

    Gökçek Üşütme çayı (Ateşli hastalıklar);
    30g Kuşburnu
    20g Ihlamur çiçeği
    20g Papatya çiçeği
    20g Mürver çiçeği
    10g Oğul ot yaprağı

    Gökçek Kadın hastalıkları çayı
    30g Civanperçemi otu
    20g Oğul otu
    30g Hayıt tohumu
    10g Şerbetçi ot kozalağı
    10g Rezene tohumu

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Ağrılı, sancılı, kramplı, baş ağrılı adet hali ve beyaz akıntı);
    20g Civanperçemi otu
    20g Hayıt tohumu
    20g Ballıbaba çiçeği
    20g Aslanpençesi otu
    10g Papatya çiçeği
    10g Oğul otu

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Menopoz’da terleme, yanma, sinirlilik, uyuyamama);
    20g Kadın kökü
    20g Kılıç otu
    20g Adaçayı
    20g Oğul otu
    10g Papatya çiçeği
    10g Nane yaprağı

    Gökçek kadın hastalıkları çayı (Menopoz nedeni ile sinirlilik depresyon gibi hallerde)
    20g Civanperçemi otu
    30g Kılıç otu
    10g Şerbetçi ot kozalağı
    30g Kadın kökü
    10g Papatya çiçeği

    Gökçek Ev çayı (üşütmeye karşı);
    20g Ihlamur çiçeği
    20g Papatya çiçeği
    20g Kuşburnu
    20g Sinirli ot
    10g Nane yaprağı
    10g Oğul otu yaprağı

    Gökçek Ev çayı;
    20g Oğul ot yaprağı
    20g Kuşburnu
    20g Papatya çiçeği
    20g Böğürtlen yaprağı
    10g Ahududu yaprağı
    10g Rezene tohumu

    Gökçek Mide Bağırsak çayı (şişkinliğe karşı);
    20g Kakule
    20g Papatya çiçeği
    20g Anason tohumu
    20g Rezene tohumu
    20g Kimyon tohumu

    Gökçek Mide bağırsak çayı (Hazımsızlık);
    25g Papatya çiçeği
    25g Nane yaprağı
    10g Kantaron otu
    10g Civanperçemi otu
    10g Çentiyan kökü
    20g Oğul otu

    Gökçek Sindirim sistemi enfeksiyon çayı;
    25g Papatya çiçeği
    25g Nane yaprağı
    15g Civanperçemi otu
    15g Kekik otu
    10g Rezene tohumu
    10g Çörek tohumu

    Gökçek Mide Bağırsak çayı (Bulantı ve kusmaya karşı);
    40g Nane yaprağı
    20g Papatya çiçeği
    20g Oğul otu
    10g Anason tohumu
    10g Rezene tohumu

    Gökçek Nefes yolları enfeksiyon çayı;
    25g Itır kökü
    20g Adaçayı yaprağı
    20g Papatya çiçeği
    20g Sinirli ot
    15g Kekik otu

    Gökçek Üşütme çayı (Ateşli hastalıklarda terlemek için);
    25g Ihlamur çiçeği
    25g Mürver çiçeği
    25g Papatya çiçeği
    25g Keçisakalı çiçeği

    Gökçek Mide bağırsak çayı (Bağırsak krampları);
    30g Kaz otu
    30g Civanperçemi otu
    30g Papatya çiçeği
    10g Oğul ot yaprağı

    Araştırmalar; Papatya çiçekleri su buharı ile damıtılır (destilasyon) ve elde edilen eterik yağ Aroma tedavisinde; Öksürük, bronşit, sinusitis, boğmaca, akne, zona hastalığı, baş ağrısı, migren, deri kaşıntısı, korku ve uyuyamama gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır. Takriben 500kg Papatya çiçek başından 1kg eterik yağ elde edilir ve günümüzde en çok kullanılan ve kaliteli olan mısır papatya eter yağıdır. Endüstri ülkelerinde aşırı hava ve çevre kirliliği nedeni ile tavsiye edilmemektedir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı genellikle eter yağ terkipleri kullanılırsa, daha etkili olur. Bir parça ekmeğe veya bir küp şekere 2-3litre kaynar suya 5-6 damla damlatılır ve tütsüsüne durulur.

    Banyosu; Papatya çiçeklerinden 40-50gram demliğe konur üzerine 500-600ml kaynar su ilave edilir, 5-10dakika demlemeye bıraktıktan sonra, içi 38-42˚ lik sıcak su ile dolu olan küvete boşaltılır. Banyo süresi 15-20 dakika sürer ve banyodan silinmeden çıkılarak 20-30dakika yatılır ve sonra yeniden duş alınır. Şayet papatya çiçeği bulmak mümkün olmaz ise küvete 15-20 damla papatya yağı damlatılır.

    Merhemi; 250gr Vazelin, 250gr Parafin hafif eritildikten sonra içine 100gr Papatya çiçeği ilave edilir ve 24 saat buzdolabında bekletildikten sonra hafif ısıtılır ve süzülür ve papatya merhemi elde edilir. Isıtma işleminde iç içe iki tencere kullanılır, alttaki tencerede kaynar su içteki tencerede merhem bulunur.
    Ko; Kaşıntılı, kabarcıklı deri hastalıklarında papatya çiçeklerinin çayı hazırlanır ve bu deme batırılan temiz bez ağrıyan yere sarılır. Bu demle kadınlar vajinalarını yıkarlar.

    Homeopatide; Papatya çiçeklerini açmaya başladığı an bitki köklerinden sökülür kökleri yıkanır, bitkinin tamamı ince kıyılır bir şişeye konur, takriben 100gram papatyanın üzerine 500ml %70lik alkol (Etanol) doldurulur. Şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır ve de 4-6 hafta sonra Homeopatide <<Chamomilla>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentür oldukça çok rahatsızlığa karşı kulanılır. Bunların başında; Başa kan hücumu, öfke, sinirlilik, huzursuzluk, nevralji, diş ağrısı, uyuyamama, ağrılara karşı aşırı duyarlılık, kramplar, soğuğa karşı aşırı duyarlılık, soğuk rüzgara karşı duyarlılık, hava ceryanı, öksürük, bronşit, boğmacayı sayabiliriz.

    Hastalığın beliritileri (Semptom);
    1) Ağrılara karşı aşırı duyarlılık, Aşırı sinirlilik, hassasiyet.
    2) Aşırı sinirlilikten uyuyamama.
    3) İç huzursuzluk, çocuk kucakta taşınmak ister, yatağı istemez.
    4) Diş çıkaran çocukların ağrılarına, rahim ağrılarına ve kramplarına karşı.
    5) Başa kan hücumu ve yüzün yanması vücudun diğer kısımlarının üşümesi.
    6) Kahve, Alkol, Öfke ve Sinirliliğin sebep olduğu başka hastalıklara karşı.
    7) Rahatsızlıklar yatınca artar, kalkınca azalır.
    8) Özellikle kulaklar soğuk havaya karşı duyarlı ise.
    9) Kahve içince mide ağrıyorsa.
    10) Gaita kokmuş yumurta gibi kokuyorsa.
    11) Yüzün bir tarafı kırmızı ve sıcak iken diğer tarafı soluk ve soğuk ise.
    12) Kuru öksürük, geceleri daha kötü özelikle uyurken uyanmıyorsa.
    13) Vücut soğuk yüz ve nefes sıcak ise.
    14) Kronik öksürük kışın ve soğuk havada azıyorsa. İşte o zaman papatya tentürü gerekir. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde posyonlar hazırlanır.

    Ekstresi; Alkol (Etanol) ve su karışımı ile elde edilen ekstrede aynı tentürleri gibi kullanılır.

    Yan Tesirleri; Almanya’da Papatya çayı, Türkiye’de siyah çay gibi bilinip tanınmakta kahve ve de siyah çaydan sonra en çok içilen şifalı çaylardan biridir. Papatya sürekli ve aşırı dozajda içildiğinde mide krampları, bağırsak krampları, baş dönmesi, nadiren alerjiye ve kaslarda felce (uyuşukluğa) neden olur.
    stellla amore
    Evet, biz KANLI İSHAL sorunu yaşadık. PAPATYA - B - Seti kullandık ve çok hızlı kesti. 2. GÜN İSHAL DURMUŞTUM
    KAYNAK

    Cihat Tosun
    CANDİDA bende de var ÇOBAN ÇANTASI ile PAPATYA SETİ KULLANIYORUM ÇOK ŞÜKÜR İYİYİM daha da iyi olacağım hocamızın sayesinde Allah razı olsun hocamızdan inşallah
    KAYNAK

    İran bitkilerinden elde edilen uçucu yağların flukonazole dirençli ve flukonazole duyarlı Candida albicans'a karşı antifungal aktivitesi

    Aghil Sharifzadeh 1 ve Hojjatollah Shokri 2, *
    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    1 Mikoloji Araştırma Merkezi, Veteriner Fakültesi, Tahran Üniversitesi, Tahran, İran
    2 Veteriner Fakültesi, Amol Özel Modern Teknolojiler Üniversitesi, Amol, İran
    * Sorumlu Yazar: Tel: 01144153452, Faks: 01144153453, ‎hshokri@ausmt.ac.ir
    Git: Soyut

    Amaç:


    Bu çalışmanın amacı, orofaringeal kandidiyazisli (OPC) HIV pozitif hastalardan izole edilen hem flukonazole (FLU) dirençli hem de FLU'ya duyarlı C. albicans suşlarına karşı, bitkilerden elde edilen seçilmiş uçucu yağların antifungal aktivitesini test etmektir.

    Malzemeler ve yöntemler:
    Uçucu yağlar hidrodistilasyon yöntemiyle Myrtus communis ( My. communis ), Zingiber officinale roscoe ( Z. officinale roscoe ), Matricaria chamomilla ( Ma. chamomilla ), Trachyspermum ammi ( T. ammi ) ve Origanum vulgare ( O. vulgare ) elde edilmiştir. . Duyarlılık testi M27-A2 metodolojisine dayanıyordu. Uçucu yağların kimyasal bileşimleri gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) ile elde edilmiştir.

    Sonuçlar:
    GC-MS analizinde timol (%63.40), linalool (%42), α-pinen (%27.87), α-pinen (%22.10) ve zingiberene (%31.79) T'nin ana bileşenleri olarak bulundu. ammi , O. vulgare , My. komünizm , Ma. sırasıyla chamomilla ve Z. officinale roscoe . Sonuçlar, uçucu yağların farklı seviyelerde antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. O. vulgare ve T. ammi uçucu yağlarının en verimli olduğu bulundu (P<0.05). Ana bulgu, FLU'ya dirençli C. albicans'ın uçucu yağlara duyarlılığının, FLU'ya duyarlı mayalardan daha yüksek olmasıdır.

    Çözüm:
    Bu çalışmanın sonuçları, tıbbi bitkilerden elde edilen yağların, potansiyel anti FLU-dirençli C. albicans ajanları olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

    Anahtar Kelimeler: Oral kandidiyazis , Candida albicans , Uçucu yağlar , Origanum vulgare , Flukonazole dirençli izolatlar
    Git: giriiş


    Orofaringeal kandidiyazis (aynı zamanda oral pamukçuk veya OPC olarak da bilinir), Candida türlerinin ağız mukozası üzerindeki yaygın fırsatçı bir mikozudur (William ve Timothy, 2006 ▶ ). Candida albicans ( C. albicans ), oral kandidiyazisli hastalardan izole edilen en yaygın maya türüdür. C. albicans ve diğer Candida türlerine bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülme sıklığı artmaktadır (Fidel, 2006 ▶ ). Oral kandidiyazis, HIV ile ilişkili en yaygın oral lezyondur ve çoğu hasta, orijinal olarak oral kavitenin bir kommensal olarak mevcut olan bir suş ile enfektedir (Wabe ve ark., 2011 ▶ ). spektrumuCandida enfeksiyonu, asemptomatik kolonizasyondan patojenik formlara kadar çeşitlidir. Candida enfeksiyonunun gelişimindeki ilk adım , mukokutanöz yüzeylerin kolonizasyonudur. HIV enfeksiyonu sadece artan kolonizasyon oranları ile değil, aynı zamanda aşikar hastalık gelişimi ile de ilişkilidir (Khan ve ark., 2012 ▶ ). HIV enfeksiyonunun seyri sırasında, Candida enfeksiyonu oranı, hastanın CD4 sayıları ile ters orantılıdır ve bu da anti-retroviral tedavi kullanımına bağlıdır. HIV-pozitif hastalar, HIV-negatif deneklerden daha fazla ve daha çeşitli maya taşırlar (Pappas ve ark., 2003 ▶). Erken tanı ve profilaktik tedavi, yüksek riskli hastalarda ciddi morbidite ve ölümcül sonuçları önleyebilir. Polien antibiyotikler, yarım yüzyıldır antifungallerin ilk tercihi olmuştur. Son zamanlarda, azoller sistemik mantar enfeksiyonu olan hastaları tedavi etmek için kullanılmıştır. Flukonazolün (FLU) iyi tolere edildiği kabul edilir ve OPC tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir (Koletar ve diğerleri, 1990 ▶ ). HIV hastalarında uzun süreli oral kandidiyaz tedavisi, ilaca dirençli kandidiyaz gelişimine neden olabilir (Hamza ve ark., 2008 ▶ ).

    Uçucu yağ, yüksek oranda uçucu aroma bileşikleri içeren ve bitkinin kendine özgü bir kokusunu, aromasını veya özünü taşıyan bitkilerin herhangi bir konsantre, hidrofobik (su ile karışmaz), tipik olarak lipofilik (yağda veya yağda çözünür) sıvısına atıfta bulunur. Bu geniş ve çeşitli yağ sınıfına ayrıca uçucu yağlar veya eterik yağlar da denir. Uçucu yağlar, yapraklar, tohumlar, çiçekler, kökler ve kabuklar dahil olmak üzere bitkilerin çeşitli kısımlarında bulunur. Bitki için, anti-bakteriyel, anti-mantar ve anti-parazitik özellikler içeren parazitler ve enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olan bileşikler içeren uçucu yağların bitkinin yaşamı için hayati olduğu düşünülmektedir. İnsanlar için uçucu yağlar parfüm, kozmetik ve banyo ürünlerinde, yiyecek ve içeceklere tat vermek, tütsü ve ev temizlik ürünlerini kokulandırmak ve tıbbi amaçlar için kullanılır.▶ ).

    Antimikrobiyal özellikler, bu sorunları çözebilecek yeni kimyasal antifungal ilaç sınıflarını keşfetme girişiminde, çok çeşitli bitki özleri, uçucu yağlar ve doğal ürünlerde daha sık rapor edilmiştir (Ali ve diğerleri, 2001 ▶ ). Uçucu yağlar, oldukça farklı konsantrasyonlarda yaklaşık 20-60 bileşen içerebilen çok karmaşık doğal karışımlardır. İzlerde bulunan diğer bileşenlerle karşılaştırıldığında oldukça yüksek konsantrasyonlarda (%20-70) iki veya üç ana bileşenle karakterize edilirler (Bakkali ve Averbeck, 2008 ▶ ). Literatüre göre Candida'ya karşı doğal ürün aktivitesinin araştırılması94 familyadan yaklaşık 258 bitki türünün araştırılmasıyla türler son 10 yılda önemli ölçüde artmıştır (Feldmesser, 2003 ▶ ; Duarte vd., 2008 ▶ ). İran biyomlarından gelen bitkiler ayrıca yerel halk tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde doğal ilaçlar olarak kullanılmıştır (Jafari ve diğerleri, 2003 ▶ ; Khosravi ve diğerleri, 2008 ▶ ). Bununla birlikte, zengin floraya rağmen, bu bitkilerin antifungal aktivitesi kapsamlı bir şekilde çalışılmamıştır. Antifungal aktivite gibi yeterince temsil edilmeyen bazı hedefler için tarama programları, yeni antimikrobiyal ilaçların geliştirilmesi için aday bileşikler sağlayabilir. Anti- Candida'yı keşfetmek içinBu çalışma Myrtus communis ( My. communis ), Zingiber officinale roscoe ( Z. officinale roscoe ), Matricaria chamomilla ( Ma. chamomilla ), Trachyspermum ammi ( T. ammi ) olmak üzere beş bitki esansiyel yağının antifungal aktivitesini taramak için yapılmıştır. ve OPC'li HIV pozitif bireylerin ağız boşluğundan izole edilen C. albicans'a karşı Origanum vulgare ( O. vulgare ).

    Git: Malzemeler ve yöntemler
    Bitki malzemeleri

    İran Orman Teşkilatı tarafından tespit edilen bazı şifalı bitkilerin farklı organları şu şekilde seçilmiştir: My. komunis yaprakları (Kerman ili, fiş no. 1357), Z. officinale roscoe rizomları (Şiraz ili, fiş no. 24999), Ma. chamomilla çiçekleri (Yasuj ili, fiş no. 1387-1), T. ammi tohumları (İsfahan ili, fiş no. 15125) ve O. vulgare yaprakları (Kürdistan ili, fiş no. 9428).

    mantar önleyici ilaçlar

    Flukonazol (FLU) tozu (Janssen Pharmaceutica, Beerse, Belçika) satın alındı, steril distile suda çözüldü ve -20 o C'de 0.25 ml'lik kısımlar halinde saklandı .

    Uçucu yağların ekstraksiyonu

    Bitki tozları (100 g), 3 saat boyunca bir Clevenger tipi aparat kullanılarak hidrodistilasyona tabi tutuldu. Toplanan uçucu yağlar susuz sodyum sülfat ile kurutuldu, süzüldü ve karanlıkta 4-6 o C'de saklandı (Council of Europe, 1997 ▶ ).

    Uçucu yağların GC-MS analizi

    GC-MS analizleri, bir Hewlett Packard kütle seçici detektörü 5973 (Agilent Technologies) ile arayüzlenmiş, HP1 kaynaşmış silika kolonu (polidimetilsiloksan, x 0.25 mm id, film kalınlığı 0.25 mm) ile donatılmış bir Hewlett Packard 6890 gaz kromatografında gerçekleştirilmiştir. HP Enhanced ChemStation yazılımı, sürüm A.03.00. GC parametreleri yukarıdaki gibidir, diğer parametreler ise: ara yüzey sıcaklığı 250 o C; MS kaynak sıcaklığı 230 o C; MS dört kutuplu sıcaklık 150 o C; iyonlaşma enerjisi 70 eV; iyonizasyon akımı 60 mA; tarama aralığı 35-350 u; s _ tarar1 4.51. Bileşiklerin kimliği, hem SPB-1 hem de SupelcoWax-10 kolonları üzerindeki tutma endekslerinden ve kütle spektrumlarından elde edildi. C8-C22 n-alkanların alıkonma sürelerine göre lineer enterpolasyonla hesaplanan alıkonma endeksleri, kendi laboratuvar veri tabanımıza dahil edilen otantik numunelerinkilerle karşılaştırıldı. Elde edilen kütle spektrumları, ev yapımı bir kütüphaneden veya literatür verilerinden referans yağların bileşenlerinin ve ticari olarak mevcut standartların karşılık gelen verileriyle karşılaştırıldı (Adams, 2004 ▶ ).

    C. albicans izolatları ve inokulum hazırlama

    OPC'li HIV pozitif hastalardan toplam 60 C. albicans izolatı (30 FLU'ya dirençli ve 30 FLU'ya duyarlı suş) elde edildi. Tüm denekler çalışmaya katılmak için bilgilendirilmiş onam verdi. Mayaların tanımlanması için germ tüp testi, CHROM agar, β-glukosidaz testi, üreaz testi, cornmeal agar-Tween 80, RAPID maya plus sistemi (Remel Inc., ABD) ile şeker fermantasyonu ve asimilasyon testleri yapılmıştır. Organizmalar Sabouraud dekstroz agarda (Difco, Spark, MD, ABD) 48 saat süreyle 35 o C'de kültürlendi. Mayaların sayısı standart McFarland sayım yöntemi kullanılarak 1.5×108 CFU.ml-1 verecek şekilde ayarlandı .

    Uçucu yağların anti- C. albicans aktivitesi için taranması

    C. albicans izolatları, CLSI kılavuzuna (M44-A) göre FLU duyarlılığına göre sınıflandırıldı (NCCLS, 2004). Grip kırılma noktaları disk difüzyon yöntemine duyarlı (≥ 19 mm) ve dirençli (≤ 14 mm) olarak kabul edildi. Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve minimum fungisit konsantrasyon (MFC), modifikasyonlu mayalar için M27-A2 referans belgelerine göre belirlenmiştir (CLSI, 2002). Kısaca, uçucu yağların (10 mg.ml-1) stok çözeltileri steril Sabouraud dekstroz besiyerinde hazırlandı. Her bir uçucu yağın stok solüsyonunun seri dilüsyonları aşağıdaki gibi hazırlandı: T. ammi (200 ila 1000 μg.ml-1), My. communis (1000 ila 5000 μg.ml-1), Z. officinale roscoe (1000 ila 5000 μg.ml-1), Ma. papatya(1000 ila 3000 μg.ml-1) ve O. vulgare (100 ila 500 μg.ml-1) cam tüplerde. 100 µl yağ ve 900 µl Sabouraud dekstroz broth içeren her tüpe elli mikrolitre maya süspansiyonu ilave edildi ve tüm tüpler 35 o C'de 48 saat inkübe edildi. Yalnızca Sabouraud dekstroz broth içeren, ancak mikroorganizma içermeyen tüpler kontrol olarak kullanıldı. Mantar büyümesini engelleyen en düşük yağ konsantrasyonları MIC'ler olarak tanımlandı. MFC'leri belirlemek için, her bir tüpten bir öze dolusu sıvı besiyeri çıkarıldı ve ayrı Sabouraud dekstroz agar plakalarına noktasal olarak aşılandı. Plakalar, 48 saat boyunca 35°C'de inkübe edildi ve MFC'ler , hücrelerin %99.9'unu öldürmek için gereken karşılık gelen konsantrasyonlar olarak tanımlandı.

    istatistiksel analiz

    Mantar önleyici aktivite, iki kuyruklu eşleştirilmiş öğrenci t-testi ile analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık, 0,05'ten küçük bir P değeri olarak kabul edildi.

    Git: Sonuçlar

    Yukarıda bahsedilen bitkilerin toprak üstü kısımlarının hidrodistilasyonu sarımsı uçucu yağlar verdi ve bunların bileşenleri aşağıdaki şekillerde gösterildi.tablo 1. GC-MS analizleri sonucunda ana bileşenlerin O. vulgare'de linalool (%42), timol (%25.10) ve α-terpineol (%10) , α-pinen (%27.87), 1, My'de 8-sineole (%20.15) ve linalool (%10.26 ) Ma'da komünis , α-pinen (%22.10), camphene (%10.10) ve bisabolol oksit (%8.45) . chamomilla , timol (%63.40), ρ-simen (%19) ve γ-terpinen (%16.90), T. ammi ve zingiberene (%31.79), AR-curcumene (%15.88) ve β-sesquiphellandrene (%15.57) içinde Z. officinale roscoe. tablo 1


    Gaz kromatografisi/kütle spektroskopisi (GC-MS) ile tanımlanan bazı İran esansiyel yağlarının bileşimleri
    %42 Linalol %63.40 timol %31.79 Zingiberen 27.87% α-Pinen %22.10 α-Pinen 1
    %25,10 timol %19 ρ-Simen %15.88 AR-Kurkumen %20.15 1,8-Sineol %10,1 kamphen 2
    %10 α-Terpineol %16.90 γ-terpinen %15.57 β -Seskifellandren %10.26 Linalol %8.45 bisabolol oksit 3
    %5,70 Z-Caryohyllene %0.40 sabinen %9,29 β -bisabolen %7.64 α-Terpineol %6.35 a-bisabolol 4
    %3.40 Borneol %0.10 β-Okimen %5,71 α -Farnesen %6.17 Linalil asetat %5,64 limonen 5
    %2,30 alman asetat %0.07 α-Tujene %3,56 γ -Kadinen %4.87 alman asetat %4 sabinen 6
    %2 1,8-Sineol %0.06 α-Pinen %3.23 α -Eudesmol %4.04 a-terpinil asetat %4 kafur 7
    %1,70 γ -bisabolen - - %2,35 4, 5-Dimetil1-11-Metilen Üç Tekerlekli Bisiklet %1,57 karyofilen oksit %3.45 1,8-Sineol 8
    %1,60 kafur - - %2,01 nerolidol %1,57 trans-Karyofillen %1,60 α-Terpinen 9
    %1,50 Bisiklogermakren - - %2 7- a -(1-Hidroksil-1-Metiletil) %1,48 Metil öjenol %1 γ-terpinen 10
    %1.30 γ-terpinen - - %1,37 Geraly asetat %1,35 α-Humulen %0.90 Germacrene D 11
    %1 Terpinen-4-ol - - %1,10 Germacrene B %0.88 β -Pinen %0,89 E-Sabinol 12
    %0.50 ρ-Simen - - %0.97 Geraniol %0.67 4-Terpineol %0.87 Z-Sabinenehidrat 13
    %0.30 α-Pinen - - %0.97 Endo-Borneol %0.63 δ-3-Karen %0.85 Bisiklogermakren 14
    %0.30 kamphen - - %0.93 β -Phellandren %0.59 γ-terpinen %0.76 spatülenol 15
    - - - - %0.73 kamphen %0.54 α-Tujene %0.74 4-Terpineol 16
    - - - - %0.64 δ -Cadinene %1,93 Diğerleri %0.68 E-β-farnesen 17
    - - - - - - - - %0.69 α-Terpineol 18
    - - - - - - - - %0.65 Borneol 19
    - - - - - - - - %0.65 α-Funebren 20
    5.12 Diğerleri 21
    9 % 8,7 - %99.9 - %97,1 - %92.21 - 8 0 . % 76 - Toplam
    Ayrı bir pencerede aç
    Bu çalışmada C. albicans için aktif yağların MIC ve MFC değerleri belirlenmiş ve sonuçlarTablo 2. MIC değerleri , FLU'ya dirençli suşlar için 300 ila 3200 μg.ml-1 ve FLU'ya duyarlı suşlar için 300 ila 3000 μg.ml-1 arasında değişen MIC değerleri ile test edilen C. albicans üzerinde inhibitör etkilerin varlığını göstermiştir . Test edilen bitkiler arasında en fazla aktivite, C. albicans'a karşı daha düşük MIC değerleri gösteren O. vulgare ve T. ammi uçucu yağlarında gözlendi (P< 0.05), ardından Ma. chamomilla , Z. officinale roscoe ve My. yedeği grupları için komünis yağları. Tablo 2


    Orofaringeal kandidiyazisli HIV pozitif hastalardan elde edilen Candida albicans izolatlarına karşı bazı uçucu yağların minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) ve minimum fungisit konsantrasyonu (MFC)
    trakispermum ammi 320±44,72 420±44,72 320±44,72 400±70,71
    Myrtus komunis 3200±447.21 3800±570.08 3000±0 3600±223,60
    Zingiber resmi roscoe 2500±0 3000±0 2500±0 3100±223,60
    Matricaria chamomilla 1700±410,79 2300±273.86 1550±410,79 2200±273.86
    Origanum vulgare 300±0 400±0 300±0 400±0
    Tartışma
    Bitkilerden elde edilen uçucu aromatik yağların antimikrobiyal özellikleri antik çağlardan beri bilinmektedir. Burada, bitkilerden elde edilen uçucu yağların hem FLU'ya duyarlı hem de dirençli C'ye karşı antifungal aktivitelerini değerlendirdik . albicans suşları (Shokri ve diğerleri, 2012). Bulgularımız, O. vulgare uçucu yağının ana bileşenler olarak linalool (%42), timol (%25.10) ve α-terpineol (%10) içerdiğini gösterdi. O. vulgare'nin uçucu yağı birkaç yazar tarafından analiz edilmiştir. Ana bileşenler timol, a-terpineol, linalil asetat ve linalool olarak rapor edildi. Bu çalışmada, GC-MS analizi, T. ammi uçucu yağınıntimol (%63.40), ρ-simen (%19) ve γ-terpinen (%16.90) açısından zengindi ve bileşimler önceki araştırmaların yağ bileşimlerine benzerdi (Pérez ve diğerleri, 2007; Martino ve diğerleri, 2009 ▶ ). Genel olarak, timolün çeşitli mantar patojenlerine, özellikle de C. albicans'a karşı aktif olduğu görülmektedir (Abbaszadeh ve diğerleri, 2014 ▶ ).

    GC–MS analizleri sonucunda My'de α-pinen (%27.87), α-pinen (%22.10) ve zingiberen (%31.79) ana bileşiklerdi . komünizm , Ma. sırasıyla chamomilla ve Z. officinale roscoe yağları. Bu bulgular, diğer araştırmacılar tarafından yürütülen önceki çalışmalarla uyumludur (Sultan ve diğerleri, 2005 ▶ ; Ayoughi ve diğerleri, 2011 ▶ ; Nabavizadeh ve diğerleri, 2014 ▶ ). Farklı çalışmalarda küçük farklılıklar fizyolojik varyasyon, genetik faktörler ve evrimin yanı sıra hasat zamanı ve periyodundan kaynaklanabilir.

    Bu çalışma, FLU'ya dirençli için 300 ila 3200 μg.ml-1 ve FLU'ya duyarlı C. albicans suşları için 300 ila 3000 μg.ml-1 arasında değişen uçucu yağların inhibe edici aktivitesini göstermiştir. Sonuçlarımız My olduğunu doğruladı . komunis, Z. officinale roscoe, Ma. Chamomilla, T. ammi ve O. vulgare esansiyel yağları, hem FLU'ya duyarlı hem de dirençli C. albicans izolatlarına karşı antifungal aktivitelere sahiptir. Uçucu yağ konsantrasyonu değiştirildiğinde uçucu yağların inhibitör etkisi artmıştır. Bu sonuçlar başka çalışmalarda da bildirilmiştir (Motsei ve ark., 2003 ▶ ). Sonuçlarımız, O. vulgare tarafından C. albicans büyümesi üzerinde en iyi inhibitör etkiyi ortaya koydu.ve T. ammi yağları (P< 0.05). İran O. vulgare ve T. ammi yağları, mantarlara karşı en aktif bileşeni gösteren monoterpen fenoller, özellikle timol bakımından zengindir (Salehi Surmaghi, 2006 ▶ ). Timolün antifungal mekanizması iyi anlaşılmamıştır, ancak mayaların morfolojik deformasyonu, çökmesi ve bozulması ile membran ve hücre duvarı bozulması hipotezi ileri sürülmüştür (Ahmad ve ark., 2011 ▶ ).

    FLU'ya duyarlı ve dirençli C. albicans , birbirleriyle karşılaştırıldığında, uçucu yağlara duyarlılıklarına sahip olduğunda, FLU'ya duyarlı C. albicans grubu, FLU'ya dirençli olandan daha duyarlıydı. FLU'ya duyarlı grup, uçucu yağlarla tedaviye daha duyarlı olmasına rağmen, aralarında önemli bir fark yoktu. Duyarlılık profillerinin karşılaştırılması, FLU'ya dirençli grubun, FLU'ya duyarlı grup kadar duyarlı olduğunu gösterdi. Bu gerçek, uçucu yağların antifungal etki mekanizmasının, azollere karşı dirençle ilişkili değişikliklerden bağımsız olduğunu göstermektedir (Pozzatti ve diğerleri, 2008 ▶ ). Böyle ilginç bir sonuç, diğer FLU'ya dirençli mantarlar dahil olmak üzere daha fazla çalışmayı garanti eder. Kimyasal bileşim ile ilgili olarak,T. ammi ve O. vulgare uçucu yağları sırasıyla %63.4 ve %25.1 konsantrasyonlarında timol gösterdi. Bu nedenle, güçlü anti- Candida aktivitesinden sorumlu ana bileşik olabilir . Bildiğimiz kadarıyla bu, T. ammi ve O. vulgare uçucu yağlarının FLU'ya dirençli C. albicans izolatlarına karşı etkinliğini gösteren ilk çalışmadır.

    Candida izolatları üzerinde yapılan duyarlılık testi sonuçları, My uçucu yağlarının olduğunu göstermiştir . komünizm, anne chamomilla ve Z. officinale roscoe , O. vulgare ve T. ammi'den elde edilenlerden daha az aktifti . Bu nedenle, O. vulgare ve T. ammi'de timol içeriğinin daha yüksek bulunmasına rağmen , bunun yokluğunun muhtemelen azalmış antifungal aktiviteyi belirlediğini öneriyoruz. C. albicans izolatlarının grupları arasındaki karşılaştırma , FLU'ya dirençli C. albicans suşlarının My'a daha duyarlı olduğunu gösterdi . komünizmFLU'ya duyarlı izolatlardan daha uçucu yağ. Ma için de benzer sonuçlar gözlendi . chamomilla ve Z. officinale roscoe . Yukarıda bahsedilen en etkili üç uçucu yağda α-pinen veya zingiberen gibi bileşiklerin varlığının FLU'ya dirençli izolatlara karşı aktiviteden sorumlu olması ve direnç gelişimine ikincil biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklerin izolatları daha duyarlı hale getirmesi mümkün müdür? bazı bileşikler? Bu sorulara doğru cevaplar, yeni ve daha kapsamlı testler gerektirecek ve mantar önleyici aktiviteye sahip yenilikçi moleküllerin geliştirilmesi için anahtar olabilir. Sonuçlarımız Pozzatti ve ark. (2008) ▶ ve Vazquez ve ark. (2005) ▶ çalışmalar.

    Sonuç olarak, O. vulgare ve T. ammi esansiyel yağları My'inkilerle karşılaştırıldığında yüksek antifungal aktivite göstermiştir . komünizm, anne chamomilla ve Z. officinale roscoe yağları. Bu çalışmada, C. albicans grupları arasında duyarlılık açısından farklılıklar gözlenmiş; FLU'ya dirençli grubun, bu uçucu yağlara, FLU'ya duyarlı gruptan daha duyarlı olduğunu gösterir.

    Git: teşekkür


    Bu araştırma çalışması, Amol Özel Modern Teknolojiler Üniversitesi, Amol, İran'dan bir araştırma hibesi ile desteklenmiştir.

    Git: Çıkar çatışması


    Yazarlar bu makale ile ilgili herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.

    Git: Referanslar
    • Abbaszadeh S, Sharifzadeh A, Shokri H, Khosravi AR, Abbaszadeh A. Gıda ile ilgili mantarların büyümesini kontrol etmek için alternatif ajanlar olarak timol, karvakrol, öjenol ve mentolün antifungal etkinliği. J MycolMed. 2014; 24 :e51–e56. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Abdurahman HN, Ranitha M, Azhari HN. Mikrodalga destekli hidrodistilasyon ile Zencefil (Zingiber officinale roscoe) ve Limon Otu'ndan (Cymbopogon citratus) uçucu yağın ekstraksiyonu ve karakterizasyonu. Int J Chem Environ Engin. 2013; 4 :221–226. [ Google Akademik ]
    • Adams RP. Gaz kromatografisi/kütle spektroskopisi ile uçucu yağ bileşenlerinin tanımlanması. Carol Stream, IL: Allured Publishing Corporation; 2004. [ Google Akademik ]
    • Ahmed A, Khan A, Akhtar F, Yousuf S, Xess I, Khan LA. Candida'ya karşı ergosterol biyosentezini ve membran bütünlüğünü bozarak timol ve karvakrolün mantar öldürücü aktivitesi. Eur J Clin Microbiol Infect Dis. 2011; 30 :41–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ali NA, Julich WD, Kusnick C, Lindequist U. Yemen tıbbi bitkilerinin antibakteriyel ve sitotoksik aktiviteler için taranması. J Etnofarmakol. 2001; 74 :173–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ayoughi F, Barzegar M, Sahari MA, Naghdibadi H. Artemisia dracunculus L ve endemik Matricaria chamomilla L'nin uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri ve antioksidan etkilerinin değerlendirilmesi. J Agr Sci Tech. 2011; 13 :79-88. [ Google Akademik ]
    • Bakkali F, Averbeck S. Uçucu yağların biyolojik etkileri. Gıda Kimyasal Toksikol. 2008; 46 :446-475. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Klinik Laboratuvar Standartları Enstitüsü. Mayaların Et Suyu Seyreltme Antifungal Duyarlılık Testi için Referans Yöntemi. Onaylı Standart M27-A2. Wayne PA: 2002. [ Google Akademik ]
    • Avrupa Konseyi. 1997. 3. baskı. Strasbourg: Avrupa İlaçların Kalitesi Departmanı; Farmakognozi Yöntemleri; s. 121–122. [ Google Akademik ]
    • Duarte MCT, Figueira GM. Brezilya'da kullanılan yerli ve egzotik şifalı bitkilerden elde edilen uçucu yağların ve özlerin Anti-Candida aktivitesi. İçinde: Rai MK, Carpinella C, editörler. Doğal Olarak Oluşan Biyoaktif Bileşikler: Zararlı ve Hastalıkların Kontrolü İçin Daha Yeni ve Daha Güvenli Bir Alternatif. Haworth Press Inc; 2008. [ Google Akademik ]
    • Feldmesser M. Yeni ve gelişmekte olan antifungal ajanlar: solunum yolu enfeksiyonları üzerindeki etkisi. J Respir Med. 2003; 2 :371–383. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Fidel PL. HIV hastalığında Candida-konak etkileşimleri: Orofaringeal kandidiyazda ilişkiler. Adv Dent Arş. 2006; 19 :80-84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Hamza OJM, Mate M, Kikwilu E, Moshi E, Mugust J, Mikke F, Verius M, Vander A. Dar es Salaam, Tanzanya'da oldukça aktif anti-retroviral tedavi [HAART] alan çocuklarda ve yetişkinlerde HIV enfeksiyonunun oral belirtileri. Biomed Merkezi Ağız Sağlığı. 2008; 6:12 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Jafari S, Amanlou M, Borhan-Mohabi K, Farsam H. Tekrarlayan aftöz stomatit tedavisinde Myrthus communis preparasyonu ile Zataria multiflora ve Anthemis nobelis ekstraktlarının karşılaştırmalı çalışması. Daru. 2003; 11 :1–5. [ Google Akademik ]
    • Akut vajinal kandidiyaz tedavisi için Khosravi AR, Eslami A, Shokri H, Kashanian M. Zataria multiflora kremi. Int J Jinekol Obstet. 2008; 101 :201–202. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Khan AP, Malik A, Khan SH. HIV ile enfekte hastalarda kandidiyaz profili. İran J Mikrobiyol. 2012; 4 :204-209. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Koletar SL. İnsan immün yetmezlik virüsü ile enfekte hastalarda oral kandidiyaz tedavisi olarak klotrimazol troklarında oral fluokonazolün karşılaştırılması. Antimikrobiyal ajanlar chemother. 1990; 34 :2276-2278. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Martino LD, Feo VD, Formisano C, Mignola E, Senatore F. Campania (Güney İtalya) Molecul'de yabani olarak büyüyen Origanum vulgare L ssp hirtum (Link) Ietswaart'ın üç kemotipinden uçucu yağların kimyasal bileşimi ve antimikrobiyal aktivitesi . 2009; 14 :2735–2746. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Motsei ML, Lindsey KL, Staden J, Jager AK. Candida albicans'a karşı antifungal aktivite için geleneksel olarak kullanılan Güney Afrika bitkilerinin taranması. J Etnofarmakol. 2003; 86 :255–241. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Nabavizadeh M, Abbaszadegan A, Gholami A, Sheikhiani R, Shokouhi M, Shams MS, Ghasemi Y. Myrtus communis'ten elde edilen uçucu yağın kimyasal bileşeni ve antimikrobiyal etkisi, iki yaygın endodontik irrigana kıyasla kalıcı endodontik enfeksiyonda yer alan mikroorganizmalar üzerinde: Bir in vitro ders çalışma. J Conserv Dent. 2014; 17 :449–453. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Pappas PG, Rex JH, Lee J. Kandidemi ile ilgili ileriye dönük bir gözlemsel çalışma: hastanede yatan yetişkin ve pediatrik hastalarda epidemiyoloji, tedavi ve mortalite üzerindeki etkiler. Klinik Enfeksiyon Dis. 2003; 37 :634-643. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Pérez RA, Navarro T, de Lorenzo C. 'Campo Real' sofralık zeytin müstahzarlarında baharatlardan elde edilen uçucu bileşiklerin bir lezzet kaynağı olarak HS-SPME analizi. Lezzet Frag J. 22 :265–273. [ Google Akademik ]
    • Pozzatti P, Scheid LA, Spader TB, Atayde ML, Santurio JM, Alves SH. Baharat olarak kullanılan bitkilerden elde edilen uçucu yağların flukonazole dirençli ve flukonazole duyarlı Candida spp'ye karşı in vitro aktivitesi. Can J Mikrobiol. 2008; 54 :950–956. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Salehi Surmaghi H. Şifalı bitkiler ve fitoterapi. Tahran: Donyaee Taghazie; 2006. s. 55–58. [ Google Akademik ]
    • Shokri H, Sharifzadeh A, Ashrafi Tamai I. Geleneksel tıpta kullanılan bazı İran bitkilerinin Anti-Candida zeylanoides aktivitesi. J Mycol Med. 2012; 22 :211–216. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sultan M, Bhatti HN, Iqbal Z. Zencefil uçucu yağının kimyasal analizi (Zingiber officinale) Pakistan J Biol Sci. 2005; 8 :1576–1578. [ Google Akademik ]
    • Vazquez RS, Dunford NT. Nem ve bitki olgunluğundan etkilenen Meksika kekik yağının biyoaktif bileşenleri. J Essent Oil Res. 2005; 17 :668-671. [ Google Akademik ]
    • Wabe NT, Hussein J, Suleman S, Abdella K. Candida albicans'ın in vitro antifungal duyarlılığı, Etiyopya'da insan immün yetmezlik virüsü ile enfekte olmuş hastaların ağız boşluklarından izole edilmiştir. J Exp İnteg Med. 2011; 1 :265–271. [ Google Akademik ]
    • William JD, Timothy BG. Andrews'in cilt hastalıkları. 2006. 45 s. [ Google Akademik ]

    Konu murattt tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/13772-murattt Saat 14 May 2020, 09:47 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    Papatya Kapsül Nedir ? Faydaları Nelerdir ?


    Yaygın anksiyete bozukluğu için uzun süreli Papatya ( Matricaria chamomilla L.) tedavisi: Randomize bir klinik çalışma

    Jun J Mao , a, * Sharon X Xie , b John R Keefe , c Irene Soeller , d Qing S Li , e ve Jay Amsterdam f

    a
    Bütünleştirici Tıp Hizmeti, Tıp Departmanı, Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi, New York, NY
    b Biyoistatistik ve Epidemiyoloji Anabilim Dalı, Perelman Tıp Fakültesi, Pennsylvania Üniversitesi, PA
    c Psikoloji Bölümü, Fen Edebiyat Fakültesi, Pennsylvania Üniversitesi, PA
    d Aile Hekimliği ve Toplum Sağlığı Departmanı, Perelman Tıp Fakültesi, Pennsylvania Üniversitesi, PA
    e Aile Hekimliği ve Toplum Sağlığı Departmanı, Perelman Tıp Fakültesi, Pennsylvania Üniversitesi, PA
    f Psikiyatri Anabilim Dalı, Perelman Tıp Fakültesi, Pennsylvania Üniversitesi, PA
    * Sorumlu yazar , Jun J Mao, Memorial Sloan Kettering Cancer Center, The Bendheim Center for Integrative Medicine, 1429 First Avenue, New York, NY 10021, Tel.: 646 888 0866; faks: 212 717 3185. gro.ccsm@joam
    Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu Phytomedicine'de mevcuttur.
    Git: Soyut

    Arka fon

    Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu (GAD), birinci basamakta tedavi edilen en yaygın anksiyete bozukluklarından biridir, ancak mevcut tedavilerin sınırlı etkinliği ve önemli yan etkileri vardır. Amaç

    Uzun süreli papatya ( Matricaria chamomilla L.) YAB semptom nüksetmesini önlemek için kullanımını değerlendirmek. yöntemler

    Birinci basamak sağlık hizmetlerinden ve yerel topluluklardan orta-şiddetli YAB tanısı olan ayakta tedavi gören hastalar, bu iki aşamalı çalışmaya büyük bir ABD akademik tıp merkezinde kaydedildi. 1. Aşama sırasında, uygun katılımcılar, 1500 mg papatya farmasötik dereceli özü (günde 3 kez 500 mg kapsül) ile 12 haftalık açık etiketli tedavi aldı. Faz 2 sırasında, tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık sürekli papatya tedavisine veya plaseboya randomize edildi. Birincil sonuç, Cox orantılı tehlikeler kullanılarak analiz edilen, devam tedavisi sırasında nüksetme zamanıydı. İkincil sonuçlar, nüks edenlerin oranını, tedaviyle ortaya çıkan advers olayları ve yaşamsal belirti değişikliklerini içeriyordu. Bu çalışma , tanımlayıcı ClinicalTrials.gov'da kayıtlıdır.NCT01072344 . Sonuçlar

    1 Mart 2010 ve 30 Haziran 2015 tarihleri ​​arasında 179 katılımcı kaydettik. Bunlardan 93'ü (%51,9) yanıt verdi ve çift kör randomize kontrollü denemeye devam etmeyi kabul etti. Sayısal olarak daha fazla sayıda plasebo geçişli ( n = 12/47; % 25.5), papatya ile devam eden ( n = 7/46; % 15.2) katılımcı, takip sırasında nüks etti. Ortalama nüksetme süresi papatya için 11.4 ± 8.4 hafta ve plasebo için 6.3 ± 3.9 hafta idi. Nüks tehlikesi papatya için anlamlı olmayan şekilde daha düşüktü (tehlike oranı, 0,52; %95 GA, 0,20–1,33; P = 0,16). Takip sırasında, papatya katılımcıları , vücut ağırlığında önemli azalmalarla ( P = 0.0032), plaseboya göre önemli ölçüde daha düşük YAB semptomlarını sürdürdüler ( P= 0.046) ve ortalama arteriyel kan basıncı ( P = 0.0063). Her iki tedavi de benzer düşük advers olay oranlarına sahipti. Sonuçlar

    Uzun süreli papatya güvenliydi ve orta ila şiddetli YAB semptomlarını önemli ölçüde azalttı, ancak nüks oranını önemli ölçüde azaltmadı. Sınırlı örneklem büyüklüğümüz ve beklenenden düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, muhtemelen önemli olmayan birincil sonuç bulgusuna katkıda bulunmuştur. Papatyanın plaseboya göre olası üstünlüğü, büyük ölçekli çalışmalarda daha fazla inceleme gerektirir.

    Anahtar Kelimeler: Papatya, Bitkisel İlaç, Klinik Denemeler, Yaygın Anksiyete Bozukluğu
    Git: Grafik soyut




    Git: giriiş

    Yaygın Anksiyete Bozukluğu (GAD), günlük meseleler hakkında aşırı endişe ve huzursuzluk, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, kas gerginliği ve uyku problemlerinin varlığı ile karakterizedir ( Andrews ve ark. 2010 ). YAB, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 9 milyon etkilenmiş yetişkinle birlikte, yaklaşık %5'lik bir yaşam boyu yaygınlığa sahiptir ( Kessler ve ark., 2005 ). Birinci basamakta en sık tedavi edilen ikinci psikiyatrik bozukluk olarak YAB, yalnızca en sık tedavi edilen bozukluk olan majör depresyonla karşılaştırılabilir önemli bir sıkıntı ve sakatlık ile sonuçlanır ( Kessler ve diğerleri, 1999 ).

    YAB için mevcut psikofarmakolojik tedaviler arasında benzodiazepinler ve seçici serotonin geri alım inhibitörleri veya serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SSRI/SNRI'ler) bulunur ( Reinhold ve Rickels, 2015 ), ancak bazı hastalar bu tedavilere yanıt vermezken, diğerleri yan etkilerini tolere edemez ( Mitte ve diğerleri, 2005 ). Sonuç olarak, kaygıdan mustarip bireyler, bu bozukluğu tedavi etmek için bitkisel ilaç ürünleri de dahil olmak üzere genellikle tamamlayıcı ve bütünleştirici ilaçlar ararlar ( Bystritsky ve ark., 2012 ).

    Papatya ( Matricaria chamomilla L.), dünyada en yaygın kullanılan bitkisel ilaçlardan biridir. 26 ülkenin farmakopesinde yer almaktadır ( Salamon, 1992 ). Sınırlı temel bilim araştırması, papatya ve onun flavonoid bileşenlerinin birçoğunun anksiyolitik ve antidepresan aktiviteye sahip olabileceğini düşündürmektedir ( Nakazawa ve diğerleri, 2003 ; Reis ve diğerleri, 2006 ). Papatya sakinleştirici bir ajan olarak dünya çapında yaygın olarak kullanılmasına rağmen, insanlarda yapılan araştırmalar çok sınırlıdır. Mevcut tek randomize kontrollü çalışmada, grubumuz 8 haftalık tedaviden sonra plaseboya kıyasla papatya için ortalama genel anksiyete semptom skorlarında önemli ölçüde daha büyük bir azalma buldu ( Amsterdam ve ark., 2009 ).

    YAB'nin sıklıkla uzun süreli tedavi gerektiren tekrarlayan bir bozukluk olduğunu kabul ederek ( Yonkers ve ark., 2003 ), randomize, çift kör, plasebo ikameli, uzun vadeli güvenlik ve etkinlik çalışması yürüterek ön sonuçlarımızı genişletmeye çalıştık. GAD'de papatya tedavisi. Birincil amacımız, uzun süreli papatya tedavisinin, plaseboya göre YAB'den iyileşmeyi takiben anksiyete semptomlarının nüksetmesine kadar geçen süreyi uzatıp uzatmadığını incelemekti. İkincil amacımız, YAB'den iyileşen katılımcılarda plaseboya kıyasla uzun süreli papatya tedavisinin göreceli güvenliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmekti.

    Git: Malzemeler ve yöntemler
    Çalışma tasarımı


    Philadelphia'daki bir akademik tıp merkezi olan Pennsylvania Üniversitesi Hastanesi'nde Mart 2010'dan Haziran 2015'e kadar randomize kontrollü bir çalışma gerçekleştirdik. Orta ila şiddetli YAB için papatya ile 12 haftalık açık etiketli tedaviden sonra (Keefe ve diğerleri, Açık Etiketli alıntı TBD), tedaviye yanıt verenler, çift kör, plasebo ikame tasarımında 26 haftalık devam papatyası veya plasebo alacak şekilde randomize edildi. . Bu, anksiyete bozukluklarının önceki uzun vadeli etkililik denemelerinde kullanılan iyi kurulmuş bir tasarım stratejisidir ( Allgulander ve diğerleri, 2006 ; Amsterdam ve diğerleri, 2004 ; Davidson ve diğerleri, 2004 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Keller, 2002 , Montgomery ve diğerleri, 2004 ;Stocchi ve diğerleri, 2003 ; Walker ve diğerleri, 2000 ). Pennsylvania Üniversitesi Kurumsal İnceleme Kurulu, çalışma protokolünü onayladı. Protokolün ayrıntılarını daha önce yayınlamıştık ( Mao ve diğerleri, 2014 ). Bu çalışma ClinicalTrials.gov'da NCT01072344 numarasıyla kayıtlıdır . Katılımcılar

    Birinci basamak uygulamalarından ve yerel topluluklardan katılımcıları işe aldık. Uygun hastalar, DSM-IV bozukluklarının Teşhisi için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I) ( First ve diğerleri, 2001 ) uyarınca birincil bozuklukları olarak DSM-IV Eksen-I tanısı olan 18 yaş ve üstü idi . Hastaların ayrıca, YAB semptomatolojisinin doğrulanmış bir öz-bildirim ölçüsü olan GAD-7'de en az 10 puan almaları istendi ( Spitzer ve ark., 2006 ) ve bir değerlendirici tarafından Klinik başına orta derecede semptomatik veya daha yüksek olarak derecelendirildi. Küresel İzlenim (CGI) ölçeği ( Guy, 1976). Hastalar şu anda bir anti-anksiyete ilacı (benzodiazepinler, buspiron, SSRI'lar ve SNRI'ler olarak tanımlanır), antidepresan, duygudurum düzenleyici veya remisyonda önceki bir DSM-IV Eksen-I durumu için sakinleştirici ve/veya alternatif terapiler alamıyor olabilir. (örneğin, hypericum, kediotu kökü, ginseng, papatya çayı). Ek olarak, bitki-ilaç etkileşimleri potansiyelini değerlendirmek için başlangıç ​​ve her çalışma ziyareti sırasında her hastadan eşlik eden ilaçların bir listesi alındı. Psikotik spektrumlu veya bipolar spektrumlu hastalığı olan veya aktif madde bağımlısı olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hamile veya emziren kadınlar da dışlandı. Kayıtlı tüm hastalar, alım değerlendirmelerinde yazılı bilgilendirilmiş onam verdi. Rastgeleleştirme ve maskeleme

    Denemenin toplam süresi 38 haftaydı. Katılımcılar, 12 haftaya kadar 1500 mg (günde 3 kapsül) açık etiketli papatya özü ile tedavi edildi. 12 hafta boyunca tedaviye başarılı bir şekilde klinik yanıt almış (GAD-7 skorunda başlangıca göre en az %50 azalma ve CGI–Severity [CGI-S] ölçeğinde 3 veya daha düşük bir puan olarak tanımlanan) bireyler, daha sonra ek 26 hafta boyunca devam papatyası veya plaseboya randomize edildi. Randomizasyon, cinsiyete göre değişen blok boyutları ile tabakalandırılmıştır. Randomizasyon ve körleme prosedürlerinin ek detayları yayınlanmış protokolümüzde ( Mao ve diğerleri, 2014 ) bulunmaktadır ve aşağıda kısaca açıklanmıştır. Kullanılan körleme yöntemlerinin önceki papatya çalışmamızda başarılı olduğu belirlendi ( Amsterdam ve ark., 2009 ).). Nüks veya yeni başlangıçlı bir bozukluk için kriterleri karşılayan katılımcılar denemeden çıkarıldı ve klinik olarak garanti edildiği şekilde tedavi edildi. Kullanımlarının durdurulması üzerine daha fazla veri toplanmamıştır. prosedürler

    Her kapsül, Matricaria chamomilla'dan 500 mg ekstrakt (kuru ekstrakt olarak) içerir.L. çiçekleri (2.0 g Alman papatya çiçeğine eşdeğer), 6 mg toplam apigenin-7-glikozitlere (Api-7Glc) karşılık gelir. Ekstraksiyon solventleri %70 etanol, V/V ve sudur (ikinci ekstraksiyon). Farmasötik dereceli Alman papatya kuru özü SHC-1 (DER 4:1, parti Nr 50053, İsveç Bitkisel Enstitüsü AB, Vallberga, İsveç), %1.2 Api-7Glc ve %0.2-0.6 tetrakumaroil spermin (TCS) içeriğine standardize edilmiştir. ). Bitkisel madde ve bitkisel preparattaki Api-7Glc içeriği, Avrupa Farmakopesi 8.8 monograf 04/2016:0404 ve oldukça benzer olan Amerika Birleşik Devletleri Farmakopesi-30'a göre analiz edilmiştir. Api-7Glc bitkide hem serbest hem de esterleşmiş halde bulunur. Toplam apigenin-7-glukozitlerin ölçümü için bitki ve özler ayrı ayrı alkali hidrolize tabi tutuldu, Api-7Glc'nin çeşitli asetillenmiş türevlerinin Api-7Glc'ye dönüştürüldüğü. Hidrolizatlar, Waters Empower sistemi kullanılarak yüksek performanslı sıvı kromatografisine (HPLC) tabi tutuldu. Ekstraktın bir HPLC parmak izi aşağıda gösterilmiştir.1.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f1.jpg
    1
    Üst panel: Alkali hidrolizden sonra özütün HPLC parmak izi. Alt panel: Referans standartlar, USP Apigenin-7-glukozit RS ve 7-metoksikumarin kromatogramıyla hidrolize ekstrakt kromatogramlarının üst üste binmesi.

    SHC-1'deki (taşıyıcı olarak %35 maltodekstrin içeren) Matricariae çiçeği orijinal özü (DER doğal – 6.2 :1) içeriği %65'tir. Bitkisel madde ve bitkisel preparat örnekleri üretici kalite kontrol laboratuvarında muhafaza edilmektedir. Güncel bir saflık ve insan kullanımına uygunluk analizi sertifikası sağlandı ve ürün, Gıda ve İlaç İdaresi tarafından 17 Aralık 2009'da (IND 107.206) bir "Güvenli İlerleme" mektubuyla GAD'de kullanım için onaylandı. Papatya kapsülleri, Pennsylvania Üniversitesi Soruşturma Uyuşturucu Servisi tarafından İyi Üretim Uygulamaları Yönergeleri kapsamında hazırlanmış ve paketlenmiştir., HEPA filtreli bir ISO-8 üretim tesisinde. 500 mg kuru ekstrakt SHC-1 dozu herhangi bir ilave dolgu maddesi olmadan jelatin kapsül kabuğuna dolduruldu. Açık etiketli fazdaki tüm katılımcılar ve daha sonra devam fazı sırasında plaseboya karşı aynı aktif tedaviyi almak üzere randomize edilenler 1500 mg ekstrakt (kapsül başına 500 mg) aldı. Plasebo dolgusu olarak farmasötik dereceli laktoz monohidrat NF (Spectrum® Quality Products, New Brunswick, NJ) kullanıldı ve papatya kapsülüyle aynı kapsül formunda paketlendi.

    Hem papatya hem de plasebo gruplarındaki katılımcılardan günde 3 kapsül almaları istendi. Tüm sonuç ölçütlerinin değerlendirmeleri, 14, 16, 20, 28 ve 38. çalışma haftalarında, randomizasyondan 2, 4, 8, 16 ve 26. haftalara karşılık gelir (yayınlanan protokolün Tablo 3) ( Mao ve ark., 2014 ). Sonuç ölçütleri
    Birincil Sonuç (Nüksetme Zamanı)


    Bir hastanın YAB nüksü yaşayıp yaşamadığını belirlemek için CGI-S ölçeği ve SCID-I kullanıldı. CGI-S, diğer semptom şiddeti sonuç derecelendirmeleriyle ilişkili olan ve psikiyatrik koşullarla ilgili çeşitli denemelerde doğrulanmış, değerlendirici tarafından derecelendirilen küresel bir şiddet ölçüsüdür ( Guy, 1976 ). Nüks, deneme protokolünde 2 kriter gerektirdiği şekilde tanımlandı: 1) en az 2 hafta arayla arka arkaya planlanmış veya planlanmamış 2 çalışma ziyaretinde CGI-State skorunda 4 (orta derecede semptomatik) veya daha yüksek bir artış; ve 2) SCID-I uyarınca YAB için DSM-IV kriterlerinin yeniden karşılanması. İkincil Sonuçlar (Belirtiler)

    YAB'ye özgü semptomatoloji, yukarıda açıklanan GAD-7 kullanılarak tedavi süresince değerlendirildi. Genel hasta yaşam kalitesi ve iyilik hali, yorumlanabilir bir toplam puanı toplayan 6 yaşam kalitesi alanını değerlendiren doğrulanmış bir hasta tarafından bildirilen sonuç (PRO) aracı olan Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi (PGWBI) kullanılarak değerlendirildi ( Wiklund ve ark . ., 1992 ). Ek olarak, genel anksiyete belirtileri, yaygın olarak kullanılan bir gözlemci tarafından derecelendirilen sonuç ölçüsü olan Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HAM-A) ( Hamilton, 1959 ) ve iyi doğrulanmış bir PRO aracı olan Beck Anksiyete Envanteri (BAI) kullanılarak değerlendirildi ( Beck ve diğerleri, 1988 ).

    Çalışma sırasında hastaların deneyimlediği yan etkiler ve yan etkiler, değerlendirici tarafından derecelendirilen bir ölçü olan Tedaviyle Acil Durum Semptom Ölçeği kullanılarak değerlendirildi ( National Institute of Mental Health, 1985 ). Olumsuz olay bilgileri, değerlendirmelerde spontan hasta raporu, değerlendirici veya doktor sorgusu ve fiziksel ve laboratuvar bulgularındaki değişiklikler yoluyla elde edildi. En azından olası veya muhtemelen tedaviyle ilgili olduğu belirlenen herhangi bir olay, bir advers olay olarak kabul edildi. Serum laboratuvarları, idrar testleri ve EKG'ler, potansiyel biyolojik advers olayları değerlendirmek için Başlangıçta, 8. Haftada ve çalışma sonunda katılımda gerçekleştirilmiştir. Ağırlık, kan basıncı ve nabız gibi hayati belirtiler tüm çalışma ziyaretlerinde izlendi. istatistiksel analizler

    Analizler STATA (StataCorp. 2011. Stata Statistical Software: Release 12. College Station, TX: StataCorp LP.) ve SAS/STAT (Sürüm 9.3, SAS Institute Inc.) kullanılarak yapıldı. Relaps süresinin birincil sonucu, tedavi koşulları için göreceli relaps riskini tahmin etmek için Cox orantılı tehlike modellemesi kullanılarak analiz edildi. İkincil semptomatik sonuçlar ve hayati belirtiler (ağırlık, kan basıncı) lineer karışık etki modelleri kullanılarak analiz edildi ( Raudenbush ve Bryk, 2002 ). Her ikincil sonuç için doğrusal karışık etkiler modelindeki sabit etkiler, tedavi, zaman, zaman etkileşimine göre tedavi ve temel sonuçtur. Her bir ikincil sonucun tekrarlanan ölçümleri arasındaki korelasyonu hesaba katmak için konuya özel rastgele kesişimler kullanıldı.

    Prospektif güç analizleri, nQuery Advisor örnek boyutu yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Bu analizlere dayanarak, araştırmaya 180 katılımcı kaydetmeyi planladık. Açık etiketli aşamada %10 ekran hatası oranı ve %40 yanıtsızlık oranı tahmin ettik ve bu da körleştirilmiş randomizasyon aşamasına giren 90 katılımcının bir tahminine yol açtı. Grup başına 45 katılımcıyla, 38. Haftaya kadar nüksetme yaşayan deneklerin oranının 2 taraflı bir log-rank testi kullanarak .05 düzeyindeki koşullar arasındaki bir farkı saptamak için çalışmamızın %80 gücüne sahip olacağını tahmin ettik. Plasebo alanlar için %55, papatya alanlar için %26. Harici bir Veri ve Güvenlik İzleme Kurulu, çalışmanın ilerlemesini denetledi ve 6 aylık aralıklarla çalışma incelemeleri yaptı.
    Sonuçlar

    1 Mart 2010 ile 30 Haziran 2015 tarihleri ​​arasında 394 kişiyi değerlendirdik ve toplam 179 katılımcı kaydettik. Bunlardan 93'ü (%51,9) klinik yanıt kriterlerini karşıladı ve daha sonra plaseboya ( n = 47) ya da papatya devamına ( n = 46) randomize edildi. Randomize edilen katılımcılardan 7'si (%7,5) takibe alındı; 3'ü (%3.2) uyumsuzluk nedeniyle PI tarafından geri çekildi; 19 (%20,4) nüks için kriterleri karşıladı; ve 64'ü (%68.8) 38. Hafta takibine kadar artık klinik olarak hasta değildi (İncir. 2, CONSORT diyagramı). Genel olarak, katılımcılar papatya grubunda %95,7 ve plasebo grubunda %97,8 uyumluydu.

    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f2.jpg
    İncir. 2
    38 Haftalık Değerlendirmelerin Taranması, Randomizasyonu ve Tamamlanması

    tablo 1randomizasyon aşamasına giren açık etiketli yanıt verenlerin demografik özelliklerini ve klinik özelliklerini gösterir. Katılımcıların yaş ortalaması 47,3 (dağılım, 19,7 ila 73,9) idi; 65'i (%69,9) kadındı; 73'ü (%78,5) beyazdı. Kayıt sırasında, %86,0'ı orta derecede YAB semptomlarına sahipti ve %14,0'ı orta derecede şiddetli ila şiddetli YAB semptomlarına sahipti. YAB'nin ortalama başlangıç ​​yaşı 22.0 yıl (aralık, 4 ila 73) ve mevcut YAB atağının ortalama süresi 9.3 ± 14.2 yıldı. Randomizasyon sırasında, tüm katılımcı özellikleri iyi dengelenmiştir. tablo 1

    Çalışma katılımcılarının temel özellikleri.
    Cinsiyet, n (%)
    erkekler 16 (34) 12 (26)
    Kadın 31 (66) 34 (74)
    Yarış, n (%) a
    Beyaz 37 (79) 36 (78)
    beyaz olmayan 10 (21) 10 (22)
    yaş, y 45,4±16,1 49,2±14,3
    1. GAD bölümündeki yaş 20,9±14,4 23,2±17,1
    Geçerli GAD bölümünün süresi, y 9,0±15,9 9,6±12,7
    YAB-7 puanı b 13,1±2,4 13,9±3,0
    HAM-A puanı c 14,6±3,1 14,7±3,7
    CGI-S Anksiyete, n (%) d
    Ilıman 41 (87) 39 (85)
    Orta derecede şiddetli 6 (13) 6 (13)
    Şiddetli 0 1 (2)
    BAI puanı e 15,3±9,2 17,4±9,4
    PGWBI f
    Endişe 9,5±3,6 9,0±4,0
    PGWBI toplamı 55,6±12,7 53,7±14,9

    rastgeleleştirme

    YAB-7 puanı 2,9±1,8 2,8±1,6
    HAM-A puanı 2,6±2,0 2,6±1,9
    CGI-S Anksiyete, Sayı (%)
    hasta değil 34 (72) 34 (74)
    sınır çizgisi 9 (19) 10 (22)
    Ilıman 4 (9) 2 (4)
    BAI puanı 4.0±3.3 4,1±3,8
    PGWBI
    Endişe 17,6±3,7 17.8±3.1
    PGWBI toplamı 80,4±14,8 82,5±11,0
    Ayrı bir pencerede aç
    BAI: Beck Kaygı Envanteri; CGI-S: Klinik Global İzlenim-Şiddet; YAB: Yaygın Anksiyete Bozukluğu; HAM-A: Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği; PGWBI: Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi.

    Beyaz olmayan katılımcıların çoğu Afrika kökenli Amerikalı .
    b GAD-7, DSM IV-TR kriterleriyle bağlantılı ve MINI-SCID aracılığıyla doğrulanan 7 maddelik, hasta tarafından derecelendirilen bir YAB ölçüsüdür. Puanlar 0-21 arasında değişir ve daha yüksek puanlar daha endişeli bir ruh halini gösterir.
    c HAM-A, klinisyenler tarafından hastanın anksiyetesinin şiddetini değerlendirmek için kullanılan psikolojik bir ankettir. 14 maddeden oluşur ve toplam puan 0-56 arasında değişir ve yüksek puanlar daha şiddetli anksiyete belirtilerini gösterir.
    d CGI-S, klinisyenin değerlendirme sırasında hastanın hastalığının ciddiyetini derecelendirmesini gerektiren 7 puanlık bir ölçektir. Puanlar 1-7 arasında değişir ve daha yüksek puanlar daha şiddetli semptomları gösterir.
    e BAI, kaygının şiddetini ölçmek için kullanılan 21 soruluk çoktan seçmeli bir öz bildirim envanteridir. Toplam puanlar 0-63 arasında değişmekte olup, yüksek puanlar daha şiddetli kaygıyı göstermektedir.
    f PGWBI, genel nüfusun ve kronik hastalığı olan kişilerin sağlık ve yaşam kalitesini değerlendirmek için kullanılan 22 maddelik bir öz bildirim aracıdır. Skor ne kadar yüksek olursa, yaşam kalitesi ve genel iyilik hali o kadar iyi olur.
    Randomizasyondan sonraki 26 haftalık takip döneminde, papatya grubunda 7 (%15.2) ile karşılaştırıldığında, plasebo grubunda 12 (%25.5) nüks gösterdi ( P = 0.15). Papatya grubunda ortalama relaps süresi 11.4 ± 8.4 hafta iken plasebo için 6.3 ± 3.9 hafta idi. Medyan hayatta kalma süresi her iki grup için de mevcut değildi çünkü deneklerin sadece küçük bir yüzdesi gerçekten bir nüksetme yaşadı. Plasebo ile karşılaştırıldığında, papatya YAB semptomlarının nüksetmesinde anlamlı olmayan bir azalma ile ilişkilendirildi (tehlike oranı, 0.52; %95 GA, 0.20–1.33; P = 0.16;Şek. 3).

    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f3.jpg
    Şek. 3
    Papatya ve Plasebo Arasında YAB Belirtilerinin Nüksetme Zamanı

    Plaseboya randomize edilen katılımcılara kıyasla, papatyaya devam edenler YAB-7 semptomlarında daha az bir artış yaşadılar ( P = 0.0032) ve genel olarak daha iyi psikolojik iyiliğe sahiptiler ( P = 0.013), özellikle kaygının refah üzerindeki etkileri ( P = 0,0094). HAM-A ve BAI tarafından ölçülen kaygı belirtileri aynı eğilimleri gösterdi, ancak anlamlı değildi (Tablo 2). Tablo 2

    Psikolojik sonuçlardaki değişiklikler.
    YAB-7 b 0.0032
    Hafta 2 2.3 (1.1 - 3.5) 0,2 (-0,4 ila 0,7) 0.0047
    4. Hafta 2,0 (0,8 ila 3,2) 0,4 (-0,4 ila 1,2) 0.016
    8. Hafta 1,1 (−0,2 ila 2,4) 1,2 (-0,06 - 2,5) 0.81
    16. Hafta 0,6 (-0,7 ila 1,9) 0,8 (-0,2 ila 1,9) 0.84
    26. Hafta -0,4 (−1,2 ila 0,4) 0,5 (-0,4 ila 1,5) 0,55

    HAM-A b 0.27
    Hafta 2 2.0 (0.9 - 3.1) 0,8 (0,1 - 1,4) 0.15
    4. Hafta 2.8 (1.5 - 4.2) 1,3 (0,3 ila 2,4) 0.06
    8. Hafta 1,5 (0,1 - 2,9) 1,0 (-0,3 ila 2,4) 0.42
    16. Hafta 0,5 (−0,9 ila 2,0) 0,4 (−0,7 ila 1,6) 0.63
    26. Hafta -0,4 (-1,3 ila 0,4) 0,1 (−0,9 ila 1,1) 0.74

    BAI b 0.089
    Hafta 2 1,5 (-0,03 ila 3,0) 0,1 (-0,8 ila 1,0) 0.17
    4. Hafta 1,4 (-0,4 ila 3,1) 0,2 (−1,0 ila 1,3) 0.19
    8. Hafta 0,08 (-1,4 ila 1,6) 0,6 (−1,2 ila 2,4) 0.67
    16. Hafta -0,8 (-2,0 ila 0,4) 0,7 (−0,9 ila 2,4) 0.23
    26. Hafta -0,8 (-1,7 ila 0,08) -0,2 (-1,1 ila 0,7) 0.65

    PGWBI c
    Endişe 0.0094
    Hafta 2 -2,2 (-3,7 ila -0,6) -0,7 (−1,8 ila 0,4) 0.23
    4. Hafta -3,2 (−4,9 ila −1,6) -0,5 (-1,7 ila 0,6) 0.0088
    8. Hafta -1,2 (-2,8 ila 0,4) −1.6 (−3.1 ila −0.1) 0.94
    26. Hafta 0,2 (−1,5 ila 2,0) −1,0 (−2,5 ila 0,5) 0.39

    PGWBI Küresel 0.013
    Hafta 2 -5,4 (−9,8 ila -0,9) −1,6 (−4,8 ila 1,6) 0.31
    4. Hafta −6.1 (−10.8 ila −1.3) -2,2 (−6,0 ila 1,6) 0.21
    8. Hafta −1.6 (−6.6 ila 3.3) −6,9 (−12,1 ila −1,6) 0.15
    26. Hafta 2,7 (−2,9 ila 8,4) -3,2 (−7,9 ila 1,5) 0.12
    Ayrı bir pencerede aç
    BAI: Beck Kaygı Envanteri; YAB: Yaygın Anksiyete Bozukluğu; HAM-A: Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği; PGWBI: Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi.

    a P değerleri karma etkiler modeli kullanılarak hesaplanmıştır.
    b YAB-7, HAM-A, BAI: Puanların artması kaygının kötüleştiğini gösterir.
    c Tüm PGWBI etki alanlarındaki bir artış, semptomlardaki iyileşmeyi temsil eder.
    Tablo 3katılımcıların yaşadığı olumsuz olayları gösterir. Randomizasyon aşamasında, papatya grubunda 8 (%17.4) ve plasebo grubunda 9 (%19.1) olası veya muhtemelen ilişkili advers olaylar yaşadı ( P = 0.22). Tüm advers olaylar hafif olarak derecelendirildi ve herhangi bir tıbbi tedavi gerektirmedi. Olumsuz olaylar nedeniyle hiçbir katılımcı geri çekilmedi. 26 haftalık devam aşamasında, papatya grubu, plasebo grubuna göre nispeten daha düşük bir ağırlığa sahipti ( P ​​= 0.046;4). Papatya grubu ayrıca önemli ölçüde daha düşük ortalama arteriyel kan basıncına sahipti ( P = 0.0063;Şekil 5) ve sistolik basınç ( P = 0.0012) ve daha düşük diyastolik basınca doğru anlamlı olmayan bir eğilim vardı ( P = 0.057). Gruplar arasında nabız değişiminde fark gözlenmedi. EKG veya laboratuvar anormallikleri gözlenmedi.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f4.jpg
    4
    Tedavi Gruplarına Göre Ortalama Ağırlık Değişimi

    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms828974f5.jpg
    Şekil 5
    Tedavi Gruplarına Göre Ortalama Arter Kan Basıncı Değişimi Tablo 3

    Tedavi grupları arasındaki AE profilleri.
    AE yaşayan denekler, n (%) 9 (19) 8 (17) 0.22
    AE'ler
    morarma 2 0
    tıkanıklık 1 1
    Azalmış trombosit sayısı 2 0
    İshal 0 1
    Baş dönmesi 0 1
    uyuşukluk 0 1
    Kuru ağız 0 2
    Tükenmişlik 0 1
    Kızarma 0 1
    bitkisel tat 0 1
    Mide bulantısı 0 3
    Döküntü / Kaşıntılı cilt 1 0
    Kulaklarda çınlama 1 0
    Uyku felci 1 0
    tat sapkınlığı 2 1
    İdrar sıklığı 0 1
    canlı rüya 1 0
    titrek bacak 0 1
    Ayrı bir pencerede aç
    AE: advers olay. Bazı hastalar >1 AE yaşadı.

    ki-kare testi kullanılarak bir P değeri hesaplandı.
    Git: Tartışma

    YAB, birinci basamak ve ruh sağlığı bakım ortamlarında görülen yaygın bir kronik psikolojik bozukluktur. Mevcut psikofarmakolojik tedavilerin hem sınırlı etkinliği hem de önemli yan etkileri vardır ( Mitte ve diğerleri, 2005 ; Reinhold ve Rickels, 2015 ) ve birçok hasta, kronik kaygıyı hafifletmek için bitkisel takviyelerle kendi kendine ilaç alır ( McIntyre ve diğerleri, 2015).). Bildiğimiz kadarıyla, bitkisel ilaçların kaygı için uzun vadeli güvenliğini ve etkinliğini değerlendiren bugüne kadar çok az araştırma yapılmıştır. Bu 38 haftalık randomize, plasebo kontrollü çalışmada, papatya tedavisine yanıt verenler arasında, birincil son noktamız olan papatya ve plasebo arasındaki nüksetme zamanındaki farkın büyüklüğünün (yaklaşık %50) klinik olarak önemli olduğunu bulduk. istatistiksel anlamlılığa ulaşır. GAD-7 ve PGWBI'nin ikincil sonuçları, devam papatyası katılımcıları, plaseboya geçiş yapanlara göre daha düşük YAB'ye özgü semptomlar ve daha iyi psikolojik iyilik yaşadıkları için destekleyici bulgular gösterdi. Ayrıca, 1500 mg papatya özütünün uzun süreli alımı, plaseboya kıyasla potansiyel olarak arzu edilen ağırlık ve kan basıncı profilleri ile güvenli görünüyordu. Ek olarak,Mitte ve diğerleri, 2005 ). Birlikte ele alındığında, bu sonuçlar, uzun vadeli papatya özütünün GAD tedavisi için güvenli ve etkili bir terapötik ajan olarak geliştirilip geliştirilemeyeceğini netleştirmek için gelecekte yeterince güçlü bir denemede daha fazla çalışmanın garanti edildiğini göstermektedir.

    Araştırmamız, uzun süreli ilaç kullanımının YAB semptomlarının nüksetmesini önleyip önleyemeyeceğini inceleyen nispeten az sayıda çalışmaya katkıda bulunmaktadır. Uzun süreli plasebo alan veya aktif tedaviden plasebo tedavisine geçen YAB'ye yanıt verenlerin daha önceki farmasötik denemelerinin çoğu, benzer bir zaman süreci içinde (%40-70) çok daha yüksek nüks oranları bildirmiştir ( Allgulander ve ark., 2006 ; Davidson ve ark. diğerleri, 2008 ; Gelenberg ve diğerleri, 2000 ; Rickels ve diğerleri, 2010 ; Stocchi ve diğerleri, 2003 ), bazı istisnalar dışında ( Montgomery ve diğerleri, 2002 ; Stein ve diğerleri, 2012)). Araştırmamızda gözlemlenen her iki grupta da nüks oranları (%15.2 papatya; %25.5 plasebo) genel olarak literatürde yaygın olarak bildirilen ve bu deneme için güç analizi hesaplamasında varsayılan oranlardan daha düşüktü. Sınırlı örneklem büyüklüğümüz ve beklenenden düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, plasebo ve papatya grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulamamamıza katkıda bulunmuş olabilir.

    Bildiğimiz kadarıyla, yüksek doz papatya oral ekstraktının uzun vadeli güvenliğini değerlendirmek için herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Verilerimiz, farmasötik sınıf papatyanın oral alımının güvenli olduğunu ve istatistiksel ve klinik olarak plasebodan ayırt edilemeyen birkaç hafif yan etki olduğunu göstermektedir. Her ikisi de SSRI/SNRI'lerde yaygın olan ve tedavinin kesilmesine yol açabilen cinsel yan etki veya kilo alma belirtisi yoktu ( Fava, 2000 ; Montejo ve diğerleri, 2001).). Aksine, plaseboya göre papatya grubunda orta derecede kilo kaybı ve kan basıncında düşüş gözlemledik, bu gelecekteki çalışmalarda doğrulanması gereken bir bulgu. Papatyanın yan etki profili, SSRI/SNRI'ları tolere edemeyen veya doğal ürünleri tercih eden veya damgalanma ve diğer sosyo-kültürel nedenlerle geleneksel ilaçları reddeden hastalar için özellikle çekici olabilir ( Kessler ve diğerleri, 2001 ).

    Birkaç çalışma sınırlamasının kabul edilmesi gerekir. Birincisi, yukarıda bahsedildiği gibi, literatürde daha önce bildirilenlere kıyasla nispeten düşük plasebo grubu nüksetme oranımız, papatya ve plasebo arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edemememize katkıda bulundu. İkinci olarak, nüks kriterlerini karşıladıkları için katılımcılar araştırmadan çıkarıldı; bu, uzun vadeli takip için 2 grupta eksik verilerin orantısız bir dağılımıyla sonuçlandı ve bu, sürekli ikincil sonuçlarımızın (örneğin, GAD-7, PGWBI, ağırlık, kan basıncı) etkilerini tahmin etmede yanlılığa yol açmış olabilir. . Üçüncüsü, bu, bulgularımızın genellenebilirliğini sınırlayan tek kurumlu bir çalışmaydı. Son olarak, güvenlik sinyalleri verildiğinde,

    Git: Sonuçlar

    Çalışmamız, insanlarda yürütülen ilk uzun süreli plasebo kontrollü papatya denemesidir. Papatya, plasebodan ayırt edilemeyen birkaç hafif yan etki ile güvenli görünüyordu. Devam eden papatya kullanımı, ilk tedaviye yanıt verenler arasında YAB nüksünde anlamlı olmayan bir azalma ile ilişkiliydi, buna ek olarak önemli ölçüde daha iyi YAB semptomları ve gelişmiş psikolojik iyilik hali. Ayrıca, uzun süreli papatya kullanımı, iyileştirilmiş kan basıncı ve ağırlık profilleri ile ilişkilendirilebilir. Bu umut verici uzun vadeli sonuçların, GAD'li hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi olarak papatya oral özütü oluşturmak için güçlü bir çok merkezli klinik denemede doğrulanması gerekir.

    Git: Teşekkür

    Klinik araştırma koordinasyonu, veri toplama ve yönetimine olan bağlılıkları için tüm klinik koordinatörlere ve araştırma görevlilerine teşekkür ederiz. Ayrıca Kenneth Rockwell Jr, PharmD, MS, Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Eczacılığı Direktörü ve Penn Investigational Drug Service personeline, çalışma ilacı hazırlama ve dağıtma konusundaki katkıları için teşekkür ederiz. İsveç Bitkisel Enstitüsü'ne standartlaştırılmış oral papatya özü ürününü işlemesi, üretmesi ve sağlaması için teşekkür ederiz. Ayrıca Veri Güvenliği ve İzleme Kurulu üyelerimiz Drs Andy Nierenberg ve Sara Ratcliffe'e zamanlarını ve uzmanlıklarını gönüllü olarak verdikleri için teşekkür ederiz. Christina Seluzicki ve Ingrid Haviland'a, bu çalışma için yukarıda belirtilen hibeler tarafından finanse edilen bu makalenin hazırlanmasındaki editör yardımları için teşekkür ederiz. Bu çalışmaya katılan tüm hastalara içten teşekkürler. Finansman kuruluşlarının, çalışmanın tasarımında, yürütülmesinde veya analizinde ya da makaleyi yayın için gönderme kararında hiçbir rolü yoktu.

    Finansman: Bu çalışma, Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) / Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi [Grant Numarası R01 AT005074] ve NIH / Ulusal Kanser Enstitüsü [Kanser Merkezi Destek Hibe Numarası P30 CA008748] tarafından desteklenmektedir.

    Git: Kısaltmalar

    BAI Beck Anksiyete Envanteri
    CGI-S Klinik Global İzlenim-Şiddet
    YAB Yaygın Anksiyete Bozukluğu
    HAM-A Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği
    PGWBI Psikolojik Genel İyi Oluş İndeksi
    profesyonel Hasta tarafından bildirilen sonuç
    SCID-I DSM-IV Eksen I Bozukluklarının Tanısı İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme
    SNRI Serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri
    SSRI Serotonin geri alım inhibitörleri
    Git: Dipnotlar

    Yayıncının Sorumluluk Reddi: Bu, yayına kabul edilmiş, düzenlenmemiş bir makalenin PDF dosyasıdır. Müşterilerimize bir hizmet olarak, el yazmasının bu erken versiyonunu sunuyoruz. Makale, alıntı yapılabilir son haliyle yayınlanmadan önce, kopya düzenleme, dizgi ve ortaya çıkan kanıtın gözden geçirilmesinden geçecektir. Lütfen üretim sürecinde içeriği etkileyebilecek hataların keşfedilebileceğini ve dergi için geçerli olan tüm yasal uyarıların geçerli olduğunu unutmayın.





    Deneme Kayıt Numarası : ClinicalTrials.gov'da NCT01072344

    FDA : IND 107.206


    Çıkar çatışması:

    Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.



    Git: Referanslar

    • Allgulander C, Florea I, Huusom AK. Yaygın anksiyete bozukluğunda essitalopram tedavisi ile nüksün önlenmesi. Int. J. Nöropsikofarmakol. 2006; 9 :495-505. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Amsterdam JD, Brunswick DJ, Gibertini M. Gepirone-IR'nin majör depresif bozuklukta sürekli etkinliği: çift kör bir plasebo ikame denemesi. J. Psikiyatr. Araş. 2004; 38 :259–265. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Amsterdam JD, Li Y, Soeller I, Rockwell K, Mao JJ, Shults J. Yaygın anksiyete bozukluğu için oral Matricaria recutita (papatya) özü tedavisinin randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir denemesi. J. Clin. Psikofarmakol. 2009; 29 :378–382. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Andrews G, Hobbs MJ, Borkovec TD, Beesdo K, Craske MG, Heimberg RG, Rapee RM, Ruscio AM, Stanley MA. Genelleştirilmiş endişe bozukluğu: DSM-IV genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu ve DSM-V seçeneklerinin gözden geçirilmesi. Bunalıma girmek. Endişe. 2010; 27 :134–147. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Beck AT, Epstein N, Brown G, Steer RA. Klinik kaygıyı ölçmek için bir envanter: psikometrik özellikler. J. Danışma. Klinik. Psikol. 1988; 56 :893-897. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Bystritsky A, Hovav S, Sherbourne C, Stein MB, Rose RD, Campbell-Sills L, Golinelli D, Sullivan G, Craske MG, Roy-Byrne PP. Anksiyete hastalarının büyük bir örneğinde tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımı. Psikosomatik. 2012; 53 :266–272. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Davidson JR, Bose A, Korotzer A, Zheng H. Escitalopram yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisinde: çift kör, plasebo kontrollü, esnek doz çalışması. Bunalıma girmek. Endişe. 2004; 19 :234-240. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Davidson JR, Wittchen HU, Llorca PM, Erickson J, Detke M, Ball SG, Russell JM. Yaygın anksiyete bozukluğu olan erişkinlerde nüksün önlenmesi için duloksetin tedavisi: çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma. Avro. Nöropsikofarmakol. 2008; 18 :673–681. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Fava M. Kilo alımı ve antidepresanlar. J. Clin. Psikiyatri. 2000; 61 (Ek 11):37–41. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • İlk MS, Spitzer L, Gibbon M, Williams J. Biometrics Research. New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü; New York, NY: 2001. DSM-IV-TR Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I/PW/PSY Ekranı) [ Google Akademik ]
    • Gelenberg AJ, Lydiard RB, Rudolph RL, Aguiar L, Haskins JT, Salinas E. Venlafaksin uzatılmış salımlı kapsüllerin genelleşmiş anksiyete bozukluğu olan, deprese olmayan ayaktan hastalarda etkinliği: 6 aylık randomize kontrollü bir çalışma. JAMA. 2000; 283 :3082–3088. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Guy W. Psikofarmakoloji için değerlendirme kılavuzu. DHEW yayını ADM. 1976:76–338. [ Google Akademik ]
    • Hamilton M. Derecelendirmeye göre kaygı durumlarının değerlendirilmesi. Br. J. Med. Psikol. 1959; 32 :50–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Keller MB. Yaygın anksiyete bozukluğunun uzun süreli klinik seyri. J. Clin. Psikiyatri. 2002; 63 (Ek 8):11–16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, Berglund P, Demler O, Jin R, Merikangas KR, Walters EE. Ulusal Komorbidite Anketi Tekrarında DSM-IV bozukluklarının yaşam boyu yaygınlığı ve başlangıç ​​yaşı dağılımları. Kemer Gen. Psikiyatri. 2005; 62 :593-602. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, DuPont RL, Berglund P, Wittchen HU. İki ulusal ankette 12 ayda saf ve eşlik eden yaygın anksiyete bozukluğu ve majör depresyonda bozulma. Ben. J. Psikiyatri. 1999; 156 :1915–1923. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kessler RC, Soukup J, Davis RB, Foster DF, Wilkey SA, Van Rompay MI, Eisenberg DM. Amerika Birleşik Devletleri'nde anksiyete ve depresyonu tedavi etmek için tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kullanımı. Ben. J. Psikiyatri. 2001; 158 :289-294. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mao JJ, Li QS, Soeller I, Rockwell K, Xie SX, Amsterdam JD. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğunun uzun süreli papatya tedavisi: randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma için bir çalışma protokolü. J Clin Denemeleri. 2014; 4 :188. doi:110.4172/2167-0870.1000188. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • McIntyre E, Saliba AJ, Moran CC. Kaygı yaşayan yetişkinlerde bitkisel ilaç kullanımı: Niteliksel bir keşif. Sağlık ve esenlik üzerine kalitatif çalışmaların uluslararası dergisi. 2015; 10 :29275. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mitte K, Noack P, Steil R, Hautzinger M. Yaygın anksiyete bozukluğunda ilaç tedavisinin etkinliğinin meta-analitik bir incelemesi. J. Clin. Psikofarmakol. 2005; 25 :141-150. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Montejo AL, Llorca G, Izquierdo JA, Rico-Villademoros F. Antidepresan ajanlarla ilişkili cinsel işlev bozukluğu insidansı: 1022 ayaktan hasta üzerinde prospektif çok merkezli bir çalışma. Psikotropik İlişkili Cinsel İşlev Bozukluğu Çalışmaları için İspanyol Çalışma Grubu. J. Clin. Psikiyatri. 2001; 62 (Ek 3):10–21. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Montgomery SA, Kennedy SH, Burrows GD, Lejoyeux M, Hindmarch I. Agomelatin ile devamsızlık semptomlarının olmaması ve paroksetin ile devamsızlık semptomlarının ortaya çıkması: randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir bırakma çalışması. Int. Klinik. Psikofarmakol. 2004; 19 :271–280. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Montgomery SA, Sheehan DV, Meoni P, Haudiquet V, Hackett D. Venlafaksin XR ile uzun süreli tedavi sırasında yaygın anksiyete bozukluğunda uzunlamasına iyileşme seyrinin karakterizasyonu. J. Psikiyatr. Araş. 2002; 36 :209-217. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Nakazawa T, Yasuda T, Ueda J, Ohsawa K. Zorunlu yüzme testinde Perilla frutescens'ten apigenin ve 2,4,5-trimetoksisinamik asidin antidepresan benzeri etkileri. Biol. Eczacılık Boğa. 2003; 26 :474–480. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü. Tedaviyle ortaya çıkan belirtiler ölçeği. Psikofarmakolojik Bülten. 1985; 21 :1069-1073. [ Google Akademik ]
    • Raudenbush GB, Bryk AS. Hiyerarşik doğrusal modeller: uygulamalar ve veri analiz yöntemleri. 2. Adaçayı Yayınları; Thousand Oaks, California: 2002. [ Google Akademik ]
    • Reinhold JA, Rickels K. Yetişkinlerde yaygın anksiyete bozukluğu için farmakolojik tedavi: bir güncelleme. Uzman Görüşü. Eczacı. 2015; 16 :1669-1681. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Reis LS, Pardo PE, Oba E, Kronka Sdo N, Frazatti-Gallina NM. Matricaria chamomilla CH12, Nelore buzağılarında taşıma stresini azaltır. J. Veteriner bilim 2006; 7 :189–192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rickels K, Etemad B, Khalid-Khan S, Lohoff FW, Rynn MA, Gallop RJ. Venlafaksin uzatılmış salımı ile yaygın anksiyete bozukluğunun 6 ve 12 aylık tedavisinden sonra nüksetme zamanı. Kemer Gen. Psikiyatri. 2010; 67 :1274–1281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Salamon I. Papatya, şifalı bir bitkidir. Herb Spice Med Bitki Özeti. 1992; 10 :1–4. [ Google Akademik ]
    • Spitzer RL, Kroenke K, Williams JBW, Lowe B. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğunu değerlendirmek için kısa bir ölçü: GAD-7. Kemer Stajyer. Med. 2006; 166 :1092-1097. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Stein DJ, Ahokas A, Albarran C, Olivier V, Allgulander C. Agomelatin, yaygın anksiyete bozukluğunda nüksü önler: 6 aylık randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir bırakma çalışması. J. Clin. Psikiyatri. 2012; 73 :1002–1008. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Stocchi F, Nordera G, Jokinen RH, Lepola UM, Hewett K, Bryson H, Iyengar MK. Yaygın anksiyete bozukluğunun uzun süreli tedavisi için paroksetinin etkinliği ve tolere edilebilirliği. J. Clin. Psikiyatri. 2003; 64 :250–258. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Walker JR, Van Ameringen MA, Swinson R, Bowen RC, Chokka PR, Goldner E, Johnston DC, Lavallie YJ, Nandy S, Pecknold JC, Hadrava V, Lane RM. Genel sosyal fobide nüksün önlenmesi: 20 haftalık sertralin tedavisine yanıt verenlerde 24 haftalık bir çalışmanın sonuçları. J. Clin. Psikofarmakol. 2000; 20 :636-644. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wiklund I, Holst J, Karlberg J, Mattsson LA, Samsioe G, Sandin K, Uvebrant M, von Schoultz B. Postmenopozal kadınlarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesine yönelik yeni bir metodolojik yaklaşım. Olgunlar. 1992; 14 :211–224. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Yonkers KA, Bruce SE, Dyck IR, Keller MB. Kroniklik, nüks ve hastalık - panik bozukluğu, sosyal fobi ve yaygın anksiyete bozukluğunun seyri: 8 yıllık takipten sonra kadın ve erkeklerde bulgular. Bunalıma girmek. Endişe. 2003; 17 :173–179. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap


    • #3
      PAPATYA İle İshal

      Yorum yap


      • #4

        Bağırsak Sorunu Nasıl Giderilir İshal Neden Olur Papatya Ne İçin Kullanılır



        Yorum yap


        • #5
          Eşek Papatyası ve Tıbbi Papatya (Rahim Otu) Arasındaki Farklar, Papatya Suyunun Rahatlatıcı Etkisi.

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X