Duyuru

Collapse
No announcement yet.

LADEN Forte, Atopik Egzama, Alerjik Egzama, Gastrit, Ülser, Reflü

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • LADEN Forte, Atopik Egzama, Alerjik Egzama, Gastrit, Ülser, Reflü


    Cistus Incanus Bitki Özünün Anti-Enfektif Özellikleri

    Anti-infective Properties of Cistus Incanus, a Plant Extract

    Prof. Dr. Ayper SOMER, Dr. Murat SÜTÇÜ İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı http://iupress.istanbul.edu.tr/en/jo...if-ozellikleri

    Öz Dünyada en yaygın hastalık olan üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) yüksek morbidite, mortalite ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. ÜSYE etiyolojisinde en sık saptanan patojenler viruslardır. Korunma ve tedavi amaçlı birçok antiviral özellikte madde geliştirilmiştir. Cystus052, Cistus incanus bitkisinden elde edilen bir bitki özütü olup polimerik polifenollerden zengindir ve antiviral etkinliği gösterilmiştir. Bu yazıda Cistus incanus bitki özütünün özellikleri ve etkinliği değerlendirilmektedir. Abstract The most common diseases in the world are upper respiratory tract infections, resulting in substantial morbidity, mortality, and financial loss. Viruses are reported to be the most important pathogens involved. Several antiviral compounds have been developed. Cystus052, a plant extract from a special variety of Cistus incanus that is rich in polymeric polyphenols, has been shown to exhibit antiviral activity. In this article, the properties and efficacy of Cistus incanus is reviewed. Dünyada en yaygın hastalık üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) olup morbidite, mortalite ve ekonomik kayıp ile sonuçlanmaktadır. Tedavide alternatif ilaçlar iyi tolere edildiğinden ve yan etkisi olmadığından giderek popüler olmaya başlamıştır. “Cistus” bitki genusu bitkisel polifenol bileşikleri içermektedir. Polifenoller ise antibakteriyel, antifungal ve anti-inflamatuvar etkilerin yanında ayrıca güçlü bir antioksidanlar olarak bilinmektedirler. Çeşitli çalışmalarda anti-bakteriyel ve influenza dahil viruslara karşı antiviral etkinliği gösterilmiştir (1,2). Polifenoller insan ve bitki diyetinde büyük oranda bulunan bir grup kimyasal bileşikten oluşmaktadır. Günlük diyette alınan toplam miktar yaklaşık 1gr kadardır. Bitki kaynaklı polifenoller güçlü antioksidan etkileriyle insan sağlığına oldukça faydalıdırlar. Kalp üzerinde koruyucu etkisi, vitamin C biyolojik aktivitesini desteklemesi, erken yaşlanmayı önlemesi ve virus-bakteri bağlanmasını engellemesi en önemli yararlarından bazılarıdır (3). Cistaceae ailesinden bir tür olan Cistus incanus polifenollerden oldukça zengindir (Şekil 1). Pembe laden olarak da bilinen Cistus incanus’un birçok çeşidi olup Akdeniz’den Kafkaslara kadar uzanan geniş bir bölgede bulunmaktadır. Bitki özü yüksek oranda polimerik polifenoller içermektedir. Bu bitki türünün antibakteriyel ve antiviral etkinliği uzun süredir bilinmektedir. Ayrıca bu bitkinin özünün influenza A virusuna karşı antiviral etkinliği gösterilmiştir (2,3).

    Cistus incanus bitkilerinde bulunan “Epigallocatechin gallate” ve “theaflavin digallate” iki yüksek molekül ağırlıklı polifenol türevi olup influenza virusu üzerindeki hemaglutinine bağlanarak virusun enfektivitesini engellemektedir. Bu bileşikler yüksek molekül ağırlıklarından dolayı düşük emilim ve buna bağlı olarak düşük plazma konsantrasyonuna ulaştığı için direkt olarak etki ettiği düşünülmektedir. Biyolojik olarak aktif olan düşük molekül ağırlıklı resveratrol gibi polifenoller ise etkilerini hücre içi sinyal yolakları üzerinde göstermektedirler. İnfluenza A virusuna karşı anti-inflamatuvar etkisini ise geç viral proteinlerin salınımını azaltarak gerçekleştirir (4). Cistus bileşiklerinin ÜSYE olan hastalarda bulguların şiddetini ve ortalama süresini azalttığı gösterilmiştir. Özellikle virusların etken olduğu ÜSYE olan hastalarda ortalama semptom süresi bakterilere oranla daha düşük bulunmuştur. Aynı çalışmada anti-inflamatuvar laboratuvar belirteçlerinden C-reaktif protein (CRP) cistus tedavisi olan deneklerde tedavi almayanlar göre anlamlı olarak daha düşük saptanmıştır (5).

    Polifenollerden zengin olan ve halk arasında yaygın olarak kulllanılan yeşil çay ile cistus bitkisinin ÜSYE’de etkinliği bir çalışmada karşılaştırılmıştır. Cistus tedavisi alan hastalarda yeşil çaya göre ÜSYE bulgularında daha fazla gerileme saptanmıştır. Ayrıca bu çalışmada rinore hariç tüm bulgularının şiddetinde azalma görülmüştür (6). Cistus incanus etkinliği hakkında çalışmalar oldukça azdır. Kontrollü randomize bir çalışmada 53 hasta incelenmiş ve boğaz ve ağız kaynaklı, ağrılı enfeksiyonu olan bu hastalarda cistus özünün ağrı üzerine etkinliği gösterilmiştir (7). Cistus incanus bitkisinin influenza dışında HIV-1 virusu ve flaviviruslara karşı antiviral etkinliği de bulunmaktadır. Özellikle polifenolden zengin bitki özü virusun zarf proteinlerini hedef almaktadır. Bu sayede virusun konak hücrelerine bağlanmasını engellemektedir. Özellikle rutin antiviral tedaviye dirençli olgularda kullanıldığında viral replikasyonun engellendiği görülmüştür. Flavivirus ailesinden Ebola virusun zarf proteinlerine direk aktivitesi de mevcuttur (8). Birkaç araştırmada Cistus incanus bitki özünün Staphylococcus aureus ve Escherichia coli gibi bakterilerin çoğalmasını inhibe ettiği saptanmıştır. Ayrıca yeşil çay içinde bulunan polifenoller sıklıkla çürüğe neden olabilen Streptococcus mutans’ın oral kaviteye bağlanmasını, çoğalmasını engellemekte ve bakterisidal etki gösterebilmektedir (9). Alerjik hastalarda günlük polifenol alımının alerjik duyarlaşmayı ve alerjik semptomları azalttığı son çalışmalarda doğrulanmıştır. Alerjik duyarlanma fazında kafeik ve ferulik asit gibi polifenoller çözünebilir potansiyel alerjik bileşikleri hipoallerjenik proteinlerine dönüştürebilmektedir. Polifenoller flavanoidler grubuna ait olup antijen sunan dentritik hücreler üzerinden direkt etki gösterirler. Hücre yüzeyindeki MHC-2 ve ko-stimülatör moleküleri inhibe ederler ve bu şekilde sitokin salınımını önlerler. Kateksin ve türevleri olan polifenoller ise Th-2 hücrelerine bağlı sitokin üretimi ve aktivasyonunu, T ve B hücrelerin inflamatuvar alana göçünü ve IgE üretimini inhibe ederek alerjik bulguların şiddetlenmesini inhibe ederler (10,11). Bu çalışmalarda cistus özünün ne kadar polifenol bileşiği içerdiği ve hangi miktarlarda anti-enfektif özellikleri gösterdiği belirtilmemiştir. Özellikle cistus özünün antiviral ve antibakteriyel etkinliğini göstermede miktar, tedavi başlama zamanı ve süresinin önemli olup olmadığı ile ilgili çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.


    Kaynaklar

    1. Cos P, De Bruyne T, Hermans N, Apers S, Vanden Berghe D, Vlietinck AJ. Proanthocyanidins in health care: current and new trends. Curr Med Chem 2004; 11: 1345–59. 2. Nakayama M, Suzuki K, Toda M, Okubo S, Hara Y, Shimamura T. Inhibition of the infectivity of influenza virus by tea polyphenols. Antiviral Res 1993; 21: 289–99. 3. Urquiaga I, Leighton F. Plant polyphenol antioxidants and oxidative stress. Biol Res 2000; 33: 55–64. 4. Ehrhardt C, Hrincius, ER, Korte V, Mazur I, Droebner K, et al. A polyphenol rich plant extract, CYSTUS052, exerts anti influenza virus activity in cell culture without toxic side effects or the tendency to induce viral resistance. Antiviral Res 2007; 76: 38–47. 5. Kalusa U, Grigorova A, Kadeckib O, Jansenc JP, Kiesewettera H, Radtkea H. Cistus incanus (CYSTUS052) for treating patients with infection of the upper respiratory tract A prospective, randomised, placebo-controlled clinical study. Antiviral Research 2009: 84; 267–71. 6. Ulrich Kalus, Holger Kiesewetter, Hartmut Radtke. Effect of CYSTUS052 and green tea on subjective symptoms in patients with infection of the upper respiratory tract. Phytother Res 2010: 24; 96–100. 7. Kiesewetter H. Cystussud zur lokalen Behandlung der Tonsillopharyngitis. Erfahrungsheilkunge 2002; 11: 792–93. 8. Rebensburg S, Helfer M, Schneider M, Herwig Koppensteiner H, Eberle J, et al. Potent in vitro antiviral activity of Cistus incanus extract against HIV and Filoviruses targets viral envelope proteins. Scientific Reports 2016; Feb 2; 6: 20394. doi: 10.1038/srep20394. 9. Wittpahl G, Kölling-Speer I, Basche S, Herrmann E, Hannig M, Speer K, et al. The polyphenolic composition of Cistus incanus herbal tea and its antibacterial and anti-adherent activity against Streptococcus mutans. Planta Med 2015; 81: 1727-35. 10. Kalliomaki M, Antoine JM, Herz U, Rijkers GT, Wells JM, Mercenier A. Guidance for substantiating the evidence for beneficial effects of probiotics: prevention and management of allergic diseases by probiotics. J Nutr 2010; 140: 713–21. 11. Singh A, Holvoet S, Mercenier A. Dietary polyphenols in the prevention and treatment of allergic diseases. Clinical & Experimental Allergy, 2011; 41: 1346–59

    Cistus: Doğal Bir Antibiyotik, Antiviral Ve Biyofilm Buster

    Cistus , Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'nın Akdeniz bölgelerine özgü güzel çiçekli bitkilerden oluşan bir cinstir. Yaygın olarak Rockroses olarak anılan Cistus cinsindeki çiçekler, saf beyazdan parlak pembeye kadar değişen güzel renklerde çiçek açar. Sadece bu bitkilerden birine bakıldığında, çok güçlü tıbbi özelliklere sahip olduğundan şüphelenilmez. Geleneksel bitkisel tıpta Cistus yaprakları deri ve iltihaplı hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır (Hudson, 2009). Son bilimsel araştırmalar, bu geleneksel bitkisel bilginin geçerliliğini, Cistus'un yaprak özütleri güçlü antibakteriyel, antifungal, antiviral ve biyofilm kırıcı özelliklere sahiptir (Rebensburg ve diğerleri, 2015). Cistus'un birçok faydası, onu Lyme hastalığı ve Lyme ko-enfeksiyonları için kendi tedavi protokolümde bir temel haline getirdi. Bu güzel küçük bitkinin neden bu kadar büyük bir hayranı olduğumu öğrenmek için okumaya devam edin!

    Antibakteriyel ve Antifungal Faydaları Cistus
    Cistus cinsindeki bitkiler, ciddi insan sağlığı sorunlarına neden olabilen patojenlere karşı bir dizi güçlü antibakteriyel ve antifungal özellik sergiler. Cistus incanus (belirli bir Cistus türü ), ağızda bulunan ve diş çürümesine katkıda bulunabilen gram pozitif bir bakteri olan Streptococcus mucans'a karşı antibakteriyel etkiler göstermiştir (Wittpahl, 2015). Fas'a özgü iki tür olan Cistus villosus ve Cistus monspeliensis'in Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel olduğu gösterilmiştir. Staph enfeksiyonlarına neden olmaktan sorumlu olan bakteri. Antibiyotiğe dirençli Staph enfeksiyonları artıyor, bu nedenle bu tür enfeksiyonları ele alabilen doğal antibakteriyel maddeler oldukça değerlidir!

    C. villosus ve C. monspeliensis ayrıca Candida albicans , Candida krusei , Candida glabrata ve Aspergillus fumigatus mantar mikroorganizmalarına karşı da aktivite gösterir . Candida aşırı büyümesi sindirim sistemine zarar verebilir ve Aspergillus enfeksiyonları bağışıklık sistemi ve solunum sistemi için toksiktir (Sharma, 1993). Aslında Cistus mantar bu tür ikisi ele alabilir toksik içeren mantar hastalıkları ile mücadele eden bizler için harika bir haber kalıp pozlama . Bu antifungal özellikler Cistus'u küf kaynaklı hastalığı olan insanlar için iyileştirme protokollerinin önemli bir parçası. Su sızıntısı ve ardından küf sorunu olan bir apartman dairesinde yaşadıktan sonra kişisel olarak küfle ilgili bir hastalıkla mücadele ettim. Aspergillus , genellikle toksik küf durumlarında büyüyen en yaygın organizmalardan biridir. Her gün bir Cistus tentürü alıyorum ve semptomlarımı kontrol altına almama yardımcı oldu.

    Cistus Incanus'un Antiviral Nitelikleri
    Cistus ayrıca güçlü antiviral özelliklere sahiptir. Viral zarf proteinlerini hedef alarak viral enfeksiyonu önler. Viral zarf proteinleri, viral DNA veya RNA'yı kapsülleyen kabuk benzeri katman olan bir virüsün kapsülüne gömülü proteinlerdir. Viral DNA ve RNA, bir virüsün bir konakçı hücreye girdikten sonra çoğalmak için kullandığı genetik materyaldir. Viral zarf proteinleri, virüslerin konakçı hücrelere bağlanmasını ve bunlara girmesini ve ardından DNA ve RNA'larını kopyalamaya devam etmesini sağlayan şeydir. Virüsler bağımsız olarak çoğalamaz; daha fazla virüs üretmek ve çoğaltmak için bir konakçı hücreye erişimleri olmalıdır (Lodish, 2000). Bir virüs, bir konakçı hücreye erişim kazandığında ve çoğalmaya başladığında, bu, normal konakçı hücre işlemlerine müdahale eder; bu kısmen viral hastalıkların semptomlarına yol açan şeydir. Virüslerin taktikleri oldukça sinsi, ancak iyi haber şu ki, Cistus incanus'un bir dizi farklı virüs türünde viral zarf proteinlerinin etkisini engellediği ve tüm bu sürecin gerçekleşmesini engellediği bulundu.

    Cistus , hem Ebola virüsünün hem de HIV'in (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) konakçı hücrelere bağlanmasını önleme yeteneğini göstermiştir! Uzun süreli (24 hafta) hayvan çalışmalarında, Cistus'a karşı hiçbir dirençli HIV virüsü bulunmamıştır . Ek olarak, Cistus'taki çoklu antiviral bileşenlerin , daha önce farmasötik tedavi stratejilerine meydan okuyan Ebola'ya karşı etkili kılan şey olduğuna inanılmaktadır . HIV bir dizi mevcut farmasötik antiviral tedaviye dirençli hale geldiğinden ve şu anda Ebola virüsünü ele almak için onaylanmış antiviral tedavi bulunmadığından, bunun bu çok ciddi hastalıkların tedavisi için büyük etkileri vardır (Rebensburg ve diğerleri, 2015). Bunlar ciddi konulardır, ancak şöyle bir madde olduğunu düşünmek güven vericidir.Cistus , tedavide bu çok ihtiyaç duyulan boşluğu doldurabilir. Viral zarf proteinlerini HIV ve Ebola'ya karşı hedeflemenin yanı sıra, Cistus ayrıca İnfluenza A virüsüne karşı antiviral aktivite de göstermiştir. İnfluenza A tehlikeli bir virüstür çünkü oldukça hızlı bir şekilde mutasyona uğrama ve farmasötik tedavilerden kaçma yeteneğine sahiptir. Cistus , Influenza A'yı tedavi etmede başarılıdır çünkü sadece virüsün kendisini hedeflemekle kalmaz, aynı zamanda vücutta iltihaplanmaya neden olan viral provokasyon nedeniyle salınan bağışıklık sistemi molekülleri olan pro-enflamatuar sitokinlerin üretimini azaltarak viral enfeksiyonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olur (Hudson , 2009). Son olarak, Cistus , rinovirüsler gibi üst solunum yolunu etkileyen virüsler için harika bir tedavi seçeneği olabilir. Cistus'un insan deneklerde üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı hem semptomları hem de inflamatuar biyobelirteçleri azalttığı bulunmuştur (Kalus, 2009).

    Cistus'un Biyofilm Kırıcı Nitelikleri
    Son olarak, Cistus, özellikle ağızda olmak üzere biyofilmi parçalamada çok başarılıdır. Vücut yüzeylerinde oluşabilen sümüksü bir bakteri tabakası olan biyofilm, bakterilerin antibiyotiklerden kaçmasına izin verdiği için kronik hastalığın gelişmesine ve kalıcılığına önemli bir katkıda bulunabilir. Cistus , biyofilmin yok edilmesine ve insan vücudunda sağlıklı bir mikrobiyal dengenin sağlanmasına yardımcı olabilecek güçlü bir biyofilm kırıcıdır. Cistus çayı içmenin ve hatta ağzını çalkalayarak çalkalamanın, ağızda patojenik bakterilerin yapışmasını azalttığı ve sonuçta biyofilmi parçaladığı gösterilmiştir (Karygianni, 2015). Diş enfeksiyonu teşhisi konulduktan sonra doktorum tarafından bilgilendirildim ağzımı Cistus çayı ile çalkalamak ve ardından her gün bir bardak çay içmek. Cistus ile hışırtının enfeksiyon nedeniyle yüzümdeki iltihabı azalttığını hemen fark ettim . Bunu görmek inanılmazdı. Bu bitkinin diş problemleri için etkinliğini kanıtlayabilirim. Cistus , çok sayıda enfeksiyon türünün tedavisinde oldukça etkili bir antibakteriyel, antifungal, antiviral ve biyofilm kırıcı ajan olarak pek çok ümit vaat etmektedir. Geniş spektrumlu etkinliği nedeniyle, Cistus'un kronik Lyme hastalığı gibi kronik enfeksiyonların ve hastalıkların üstesinden gelmek isteyen herkes için sağlık protokollerine oldukça faydalı bir katkı olabileceğini düşünüyorum. Cistus , Lyme hastalığı tedavimin ve Lyme koenfeksiyonlarının önemli bir parçası oldu. Herhangi bir enfeksiyonla mücadele ediyorsanız veya sadece enfeksiyonu önlemek istiyorsanız, kesinlikle denemeye değer olduğunu düşünüyorum.

    REFERANSLAR
    Hudson JB. (2009). İnfluenza kontrolünde bitki özlerinin kullanılması. Tıbbi Bitkiler Araştırmaları Dergisi . 3 (13): 1189-1195. Http://www.academicjournals.org/article/article1380529426_Hudson.pdf adresinden erişildi .

    Kalus U, Grigorov A, Kadecki O, vd. (2009). Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastaların tedavisi için Cistus incanus (CYSTUS052). İleriye dönük, randomize, plasebo kontrollü bir klinik çalışma. Antiviral Araştırma. 84 (3): 267-271. Http://europepmc.org/abstract/med/19828122 adresinden erişildi .

    Karygianni L, Al-Ahman A, Argyropoulou A, vd. (2015). Doğal Antimikrobiyaller ve Oral Mikroorganizmalar: Çok Türlü Oral Biyofilmlerin Yok Edilmesine Yönelik Bitkisel Müdahaleler Üzerine Sistematik Bir İnceleme. Mikrobiyolojide Sınırlar. 6: 1529. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4712263/ adresinden erişildi .

    Lodish H, Berk A, Zipursky SL, vd. (2000). Moleküler hücre biyolojisi. 4 th Ed. Http://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK21523/ adresinden erişildi .

    Rebensburg S, Helfer M, Schneider M, Koppensteiner M, Eberle J, Schindler M, Gurtler L, Brack-Werner R. (2016). Cistus incanus özütünün HIV ve Filovirüslere karşı güçlü in vitro antiviral aktivitesi viral zarf proteinlerini hedef alır. Bilimsel Raporlar . 6. Makale numarası: 20394. http://www.nature.com/articles/srep20394 adresinden erişildi .

    Sharma RP. (1993). Mikotoksinlerin immünotoksisitesi. Journal of Dairy Science . 76: 892-897. Http://getmoldtested.com/uploads/Sha...Mycotoxins.pdf adresinden erişildi .

    Wittpahl G, Basche S, Kolling-Speer I, Hannig C. (2015). Cistus incanus bitki çayının polifenolik bileşimi ve Streptococcus mutans'a karşı antibakteriyel ve anti-yapışma aktivitesi. Planta Medica . 81 (18). Https://www.researchgate.net/publication .. adresinden erişildi .

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    LADEN


    Funda | 0,5-1,5m | 6-10 Aylar | Ça,Ar,Ho,Na | Otu

    Laden, Laden gülü, Cistrose, Cistus incanus var. Tauricus L.
    Laden otu, Pembe Laden gülü
    Pamuk otu, Güneş gülü
    Karağan, Türk Laden gülü
    Karahan, Toros Laden gülü
    Karan, Buruşuk gül, Kırışık gül

    Familyası: Ladengillerden, Cistrosengewâchse, Cistaceae

    Drugları: Laden otu; Cistus herba
    Laden yağı; Cistrosenöl (Ladanumöl)
    Laden gülünün otu yani yaprak, çiçek, sürgün ve dalları çay, tentür, na-türel ilaç ve eter yağı elde etmek için kullanılır. laden eter yağına kısaca Laden yağı denir ve Laden yağı genellikle Beyaz Laden otundan elde edilir. Çay ve natürel ilaçlar Türk Laden otundan, tentürler ise Kanada Laden’inden yapılır.

    Giriş: Laden’in oldukça çok türü mevcuttur ve bunların vatanı Türkiye’nin Ege ve Akdeniz bölgesi olup buradan önce diğer Akdeniz ülkelerine sonra da Avrupa ve Amerika’ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Laden türlerini kullanılış maksadına göre ikiye ayırabiliriz. Türkiye ve diğer Akdeniz ülkelerinde yetişen Ladenler Kanada’da yetişen türden farklıdır. O nedenle Kanada Laden gülüne bu bölümün sonuna doğru değineceğiz. Türk Laden gülü (Toros Laden gülü) olarak ta blinen; Cistus incanus var.tairicus, Eğe Laden gülü; Cistus crecistus, Girit Laden gülü; Cistus villosus ssp.crticus, Beyaz Laden gülü; Cistus Ladeniferus, Kıvırcık Laden gülü; Cistus crispus’u sayabiliriz. Bunlardan Mor çiçek açan Girit Laden gülü pek kullanılmaz. Bizi en çok ilgilendiren Türk Laden gülü, Ege Laden gülü, Beyaz Laden gülü ve Kanada Laden gülüdür.

    Botanik: Toros Laden gülü genellikle 50-100 cm boyunda, nadiren özel olarak yetiştirilirse 2 metreyi bulabilen bir fundadır. Geriden büyük bir çiçek demeti gibi görüne bitki daha sık çatallaşır ve çevresine yayılır. Yaprakları karşılıklı bir sonraki ile çapraz, kavşak gibi, üzeri hafif tüylü üst kısmı yeşilimsi boz veya açık yeşil, alt kısmı boz renkte, eliptik veya mızrak şeklinde uca doğru sivri, kenarları hafif dalgalı 1-3 cm eninde 2,5-5 cm uzunluğundadır. Çiçekleri açık pembe, pembe veya alımsı renkte, taç yaprakları 5 adet kalp veya yumurta şeklinde ve sanki elle alınıp buruşturulmuş gibi buruşuk veya kırışık bir şekildedir. Göbekte 50-80 arasında döllenme tozluğu bulunur ve döllenme tozlukları sarımsı esmer renkte ve de ortada bir topuzcuk şeklinde bir iğnesi bulunur. Tohumları bir küre şeklinde, üzeri tüylü içinde tohumları vardır.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde yabani olarak yetişen Laden gülü, Türkiye’nin diğer bölgelerinde de yetiştirilebilir. Fakat kışın donmaması için üzerinin çam dalları ile örtülmesi ge-rekmektedir.

    Hasat zamanı: Laden otu (yaprak, çiçek, gül, dal ve sürgünleri) Mayıs’ tan Ekim’e kadar toplanarak kurutulur ve nemden uzakta özel kaplarda muhafaza edilir.

    Birleşimi: Laden otunun birleşimindeki maddeler henüz yeterince incelenmemiştir. Ancak bazı bilinenler şunlardır;
    1) Polyphenoller (Polifenoller), Flavron-3-oller, Flavonoitglikozitler
    2) Eter yağ türevleri %1,5-5,5 arasında değişir ve en önemlileri; α-Pinen, β-Pinen, Camphen (Kamfen), Sabinen, Myrcen, Phellandren ve Limonen olup ana madde α ve β-Pinen’dir.
    3) Reçineler, Taninler
    4) Indometacin ve Phyenylbutazon içerir.

    Tesir şekli: Antimikozit (mantarları yok edici), antibakteriyel (bakterileri yok edici) iltihapları önleyici, damarları kuvvetlendirici, deri hastalıklarını iyileştiricidir.

    Araştırmalar:
    1) Münster Üniversitesinin yaptığı araştırmalar sonucunda Laden otunun birleşimindeki Indometacin ve Phenylbutazon gibi iki madde bulunmuştur. Bu maddelerin bakterileri ve mantarları yok edici ve de ilti-hapları önleyici olduğu tespit edilmiştir. (PR.3.95.8)
    2) Çocuk ve alerji uzmanı Prof. Dr. G.Wiese ve ekibi 95 çocuk üzerinde büyük bir araştırma yapmışlardır. Bu araştırmalarda Nörodermatitli (kaşıntılı, kabarcıklı, sulu ekzema benzeri deri hastalığı) çocukların iltihaplı, kaşıntılı, ekzema benzeri derilerinin üzerine Laden çayı demi ile günde iki defa pansuman yapılmış ve günde bir bardak çay içerek 4 hafta süren bir tedavi sürmüştür. Tedavi süresi sonucunda hastalardan %70 oranında iyileşme görülmüştür ve de yan tesiri kimyasal ilaçlara (kortizon) göre hemen hemen yok denecek kadar az olduğu görülmüştür. (Nhp.7.96.1069, Nhp.8.97.1312)
    3) Eskişehir Anadolu Üniversitesindeki bir grup ilim adamı Laden ot çayı ile yaptıkları bir tedavi denemesinde Laden in gastriti önlediği ve gastrite sebep olan Hericobakter ploriyi bu bitkinin birleşimindeki maddelerin öldürdüğü (zararsız hale getirdiği tespit edilmiştir. (Nhp.10.99.1597, ZP.3.98.137)
    4) Almanya’da Saarland Eyaleti Homburg Üniversitesi Ahremsberg şehrindeki Besin maddeleri araştırmaları LEFO-Enstitüsü ve Hamm şehrinden alerji uzmanı Prof.Dr. Günther Wiese tarafından yapılan araştırmalarda Laden otunun başta alerjik Nörodermatoz (besin alerjisi nedeniyle ortaya çıkan sulu, kabarcıklı, kaşıntılı ve alerjik ekzema), iltihaplı ekzema, akne ve bebeklerde kullanılan hazır bezin sebep olduğu deri hastalıklarına karşı etkili olduğunu belgelemişlerdir. (Nhp.08.01.1216)
    5) Deri hastalıkları Klinik şefi Dr.Wolfgang Hübschner hastalarını Laden otu çayı ve Laden çay demi kompresi ile Nörodermatoz, iltihaplı ekzema ve bebeklerdeki hazır bez deri hastalıklarını tedavi etmişlerdir. (Nhp.08.01.1216)
    6) Kendi tecrübem:28 Mayıs-17 Haziran 2000 tarihleri arasında Antalya’da izin yaparken 5-6 kilo Laden otu topladım ve kurutarak Al-manya’ya getirdim. Et yediğim zaman kaşınıyordum (Nörodermatoz) ve ince kabuklu meyve yiyince ağzımın içi uyuşuyor, kamaşıyordu ve de gastritim vardı. Bu nedenle niyetim takriben 1 yıl Laden çayı içmekti fakat takriben iki ay (Temmuz-Ağustos 2000) kadar içtikten sonra cinsel olarak kendimi 20-25 yaşlarındaki dinamik bir genç gibi hissetmeye başladım. Önce neden olduğunu pek anlayamadım ve bunun geçici olduğunu zannettim fakat aşırı cinsel arzu günlük yaşamımı altüst etti ve sebebini araştırdığımda karşıma Laden otu çıktı. Çünkü ben son iki buçuk aydır günde 1-2 lt Laden çayı içiyordum. Şayet tek bir bayanla evli iseniz iki aydan fazla içmemenizi tavsiye ederim. Cinsel gücü arttırıcı kimyasal ilaç <>nın bilindiği gibi birçok yan tesiri vardır. Özellikle de yüksek tansiyon, kalp ve şeker hastalarının kullanması sakıncalıdır. Oysa Laden otunun herhangi bir yan tesiri (uyku rahatsızlıklarına sebep olur) olmadığı gibi cinsel organların faaliyetini ve hormonların etkinliğini arttırır. Laden otunun Çaksır kökü ve Kılıç otu ile karıştırılarak içilmesi daha etkili olur çünkü Laden otu organik fonksiyonları arttırırken, kılıç otu psikolojik olarak etki ederek insanın kendine güvenini arttırır. (Kılıç otuna bak). Bu arada et alerjisinden kurtuldum fakat meyve alerjisinden kurtulamadım.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Laden otu çayı ve Laden otu çayının demi ile yapılan kompres başta; bebeklerdeki hazır bezin sebep olduğu deri hastalıkları, pişikler, Nörodermatoz (kaşıntılı, kabarcıklı, sulu, ekzema gibi bir deri hastalığı yani besin alerjisine sebep olan alerjik deri iltihaplanması), ekzema ve gastrite karşı etkili olduğu görülmüştür. Nörodermatoz sinirsel ve psikolojik nedenlerle ortaya çıkan deri iltihaplanması anlamına gelirse de bizim burada inceleme konusu olan alerjik Nörodermatoz’dur. Yani besin alerjisinin neden olduğu deri iltihaplanmasıdır.
    b) Halk arasında erkeklerdeki iktidarsızlık, kadınlardaki isteksizliğe, dep-resyon, korku, sinir zafiyeti, iyileşmeyen müzmin yaralar, cinsel uzuvlar, ağız içi, yutak, mide-bağırsak, deri ve tırnak mantarları ve lenf bezi rahatsızlıklarına karşı da kullanılmıştır. Şayet çok içildiğinde hararet yapar ise hakiki Adaçayı ile içilmelidir.

    Çayı: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Laden otu demliğe konur ve üzerine 300-400 ml yaraların bu çay demi ile kompresi yapılır.

    Çay Harmanları;

    Nörodermatoz’a (besin alerjisine neden olan deri iltihaplanması) karşı çay;
    >20 gr Laden otu
    >20 gr Meşe kabuğu
    >20 gr Ayrık kökü
    >20 gr Hamamelis kabuğu ve yaprağı
    >10 gr Safur sapı
    >10 gr Papatya çiçeği
    >50 gr Çörek tohumu

    Şehvet uyarıcı çay (erkekler için);
    >30 gr Çakşır kökü
    >30 gr Laden otu
    >10 gr Ginseng kökü
    >10 gr Eğri kökü
    >10 gr Sater otu
    >20 gr Kılıç otu

    Şehvet arttırıcı çay (kadınlar için);
    >20 gr Laden otu
    >20 gr Hayıt tohumu
    >40 gr Çakşır kökü
    >20 gr Kılıç otu

    Ekstre: Laden otu Etanol/su karışımı ile ekstre yapılarak Laden ekstresi elde edilir. Bu ekstre başta cinsel gücü artırıcı olarak kullanılır.

    Araştırmalar: Laden otunu (yaprak, çiçek, sürgün ve dalları) su buharı ile damıtılarak Laden eter yağı (Laden esansı=Laden hülasası) elde edilir. Bu eter yağı birinci kalite olup bir de Laden reçinesinden elde edilen ikinci kalite Laden esansı vardır. Eskiden Laden fundalıkları arasında yayılan keçilere yapışan Laden reçinesini taranır ve elde edilen reçineden Eter yağı elde etmek için destilasyonu yapılırdı. Bu usulün pek sağlıklı olmaması nedeniyle Laden reçinesi elde etmek için özel kayışlar yapılmış ve bu kayışlarla reçine toplanmıştır. Günümüzde kayışla reçine toplayanlar az da olsa mevcuttur. Laden esansları içinde Beyaz Laden’in esansı (eter yağı) en kalitelisi olduğundan bu konuya biraz sonra Beyaz Laden’de değineceğiz.

    Yan tesirleri: Laden otu çayı uzun süre içilirse uyutmaz. Ayrıca Çörek otu tohumu alerjik hastalıklara daha etkilidir.


    Funda | 1-3m | 6-10 Aylar | Otu ve Eter yağı

    B) Beyaz Laden gülü Neiβer Cistrose Cistus Ladeniferus
    Ladenler içinde boyu 3 metreyi bulan tek türdür ve yaprakları da büyük ve mızrak şeklindedir. Yapraklarının üst kısmı parlak koyu yeşil, alt kısmı donuk yeşil renktedir. Çiçekleri beyaz renkte, ortadaki döllenme tozlukları sarı ve çiçekleri sürgünlerin tepesinde topluca bir aradadır. Bu türün de asıl vatanı Batı Anadolu olduğu ve zamanla diğer Akdeniz ülkelerine yayıldığıdır. Günümüzde daha çok Güney Fransa ve İspanya’da yetiştiril-mekte ve otunun damıtılması (destilasyon) ile Eter yağı elde edilmektedir. En kaliteli Eter yağı bu türden elde edilir. Eter yağının (Uçucu yağ) birleşimindeki en önemli maddeler α- ve β- Pinen, Camphen, Sabinen, Myrcen, Phellandren, Limonen, Eucalyptel, Borneol ve Cymen’ dir. Bunlardan α-Pine %40-50 oranında teşkil eder. Beyaz Laden esansı (Eter yağı) başta diğer bitkilerin Eter yağları, yağları, bal, kaymak ve alkolle karıştırılarak kullanılır. Laden yağı (Eter yağı) başta; psikolojik rahatsızlıklara, birine karşı kırgınlık, soğuk davranma, depresyon, saldırganlık ve ruhi çöküntü ile erkeklerde cinsel güçsüzlük (iktidarsızlık), kadınlarda cinsel isteksizlik, virüs hastalıkları ve şişkinlik rahatsızlıklarına karşı kullanılır.

    C) Kanada Laden gülü Kanadische Cistrose Cistus canadensis
    Kanada Laden gülü diğerlerinden farklıdır bu nedenle eskiden Helianthemumgiller ailesinden sayılan bu bitki sonra Ladengiller (Cistaceae) ailesine alınmıştır. Çiçeklerinin taç yaprakları yumurta sarısı veya altın sarısı renkte, diğerlerinden farklı olarak kalınca ve buruşuk değildir. Bu tür sadece tentür yapımında kullanılır.

    Kullanılması:
    a) Homeopati’de başta beze rahatsızlıkları (şişme, sertleşme, iltihap-lanma), kulak iltihaplanması, boğaz ve yutak iltihaplanması ve de hava cereyanına karşı aşırı duyarlılığa karşı kullanılır.

    Homeopati’de: Bitki çiçek açmaya başladığı an yaprak, çiçek ve sürgünleri toplanarak ince kıyılır, bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500 ml alkol ilave edilir. Şişe gün ışığından uzakta muhafaza edilir, iki günde bir çalkalanır ve 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati’de <> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.
    Hastalığın belirtileri (semptom): Kişi soğuğa karşı aşırı duyarlıdır. Soğuğu bütün vücudun da hisseder, içten titreme ve üşüme hisseder. Bu sıcak oda da dahi böyledir. Soğukta boğazındaki bezeler şişer ve sertleşir. Soğuk havada dışarıda veya evde şayet kapı ve pencere açık ise rüzgarın esmesinden hemen alınır. Soğuktan sinirlenir, ağrıları azar ve hatta soğuk nefes almasından bademcikleri şişer. Bu gibi hallerde K.Laden tentürü gerekir.

    D) Ege Laden gülü Ageishe Cistrose Cistus crecitus
    Ege Laden gülü 1-3 metre boyunda, çiçekleri pembe renkli, Türk Laden gülü gibi kırışık, göbekteki döllenme tozlukları altın sarısı renktedir. Yaprakları pürtüklü oval şeklinde, kenarları hafif kalkık ve hafif dalgalı, üst kısmı koyu yeşil ve hafif tüylü, alt kısmı grimsi ve tüylüdür. Ege Laden gülü aynı Türk Laden gülü gibi kullanılır.

    Yan tesirleri: Biline bir yan tesiri yoktur fakat şayet çayı içilecekse aşırı miktarda içilmemelidir. İki aydan fazla süre ile içilirse baş ağrısı yapabilir. O zaman ya 10-15 gün ara verilmeli ya da 2-3 dilim Limon (kabuğu ile) katılarak içilmelidir. Limonlu Laden çayı baş ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı daha uygun olur. Laden otu çayı iki üç hafta sürekli içilirse uykuyu azaltır ve daha uzun süre içilirse uykuyu tamamen ortadan kaldırabilir. (4.04.01) Bu çayı Temmuz-Ağustos 2000 ve Mart-Nisan 2001 aylarında içerek tecrübe ettim.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      LADEN Forte, Atopik Egzama, Alerjik Egzama, Gastrit, Ülser, Reflü


      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4



        Cistus creticus ve C. ladanifer'in Labdanum ve Labdanes'i: Anti-Borrelia aktivitesi ve fitokimyasal profili ✰

        Hans Wilhelm Rauwald1, Tobias Liebold2, Kristina Grotzinger2, Jörg Lehmann3, Kenny Kuchta2
        Bağlantılar genişletmekSoyut

        Arka plan: Cistus creticus L. (Cistaceae) yaprak müstahzarlarının tüketilmesiyle semptomlarında önemli iyileşmeler olduğuna dair Saxon borreliosis kendi kendine yardım gruplarının ifadeleriyle ilgimizi çekti, yakın zamanda farklı polaritelere sahip ekstrelerin ve onun uçucu yağının Borrelia'ya karşı büyümeyi inhibe edici aktivitesi hakkında rapor verdik. burgdorferi sensu stricto (Bbss) in vitro, biyoanaliz rehberli bir prosedürle belirlendi. En aktif uçucu yağın (yapraklarda sadece yaklaşık %0,10), labdan tipi manoyloksitlerin yanı sıra GC-MS ile belirlenen karvakrolün baskın olduğu bulundu.

        Hipotez: Bu terpenler, C. creticus'un yaprak yüzeyinden salgılanan ve geleneksel olarak, örneğin Girit'te çalıları fırçalayarak hasat edilen eski farmasötik oleoresin labdanumun ana aktif bileşenleridir.

        Yöntemler: C. creticus'un kesin anti-Borrelia aktif ilkelerini aydınlatmak için, Girit labdanumunun dietil-eter çözünür fraksiyonunun hazırlayıcı ölçek ayrımı, kombine silika jel 60- ve RP-18 CC ile sağlandı ve yeni TLC- ile analiz edildi. Çıkarıcı/ES-MS'nin yanı sıra 1d/2d-1H/13C-NMR verileriyle. Bbss'ye karşı in vitro antispirochaetal aktivite testleri için, tüm numuneler, bakteri üremesi üzerindeki etkisi incelenen ve ihmal edilebilir olduğu bulunan polisorbat 80 ilavesiyle suda çözündürüldü.

        Sonuçlar: Bu, monoterpen karvakrolün yanı sıra dört ana manoiloksit manoiloksit (A), 3-asetoksi-manoiloksit (B), 3-hidroksi-manoiloksit (C) ve epi‑manoiloksidin (D) izolasyonuna ve tanımlanmasına yol açtı. Ek olarak, 2-keto-manoiloksit (E) ve sklareol (F), GC/EI-MS yoluyla tanımlandı. İzole bileşiklerin müteakip mikrobiyolojik testlerinde, epi‑manoiloksit (D), pozitif kontrol amoksisiline eşit, açık ara en güçlü bireysel antispiroketal etkiyi sergiledi. Ayrıca, bir bütün olarak labdanumun manoiloksit (A), karvakrol ve dietil‑eterde çözünür fraksiyonu, diğer labdanlar daha az aktifken, güçlü antispirochaetal aktiviteye katkıda bulunur. İzole manoiloksitler ayrıca farklı kökenlerden labdanum numunelerinin GC-MS taraması için harici standartlar olarak kullanıldı. C. creticus'tan Girit labdanum numunelerinde analiz edilen tüm manoyloksitlerin istisnai yüksek içeriğini ortaya çıkarırken, ticari olarak temin edilebilen diğer labdanum numunelerindeki içerikleri birkaç büyüklük sırası ile daha düşüktü. Özellikle Cistus ladanifer L. olarak beyan edilen İspanyol labdanum numunelerinde, çoğunlukla basit alkanlar ve en fazla epi‑manoiloksit (D) ve manoiloksit (A) izleri tespit edilebildi.

        Sonuç: Lyme hastalığı kendi kendine yardım grupları tarafından C. creticus preparatlarının uygulanması makul bir tedavi yaklaşımı olarak düşünülebilir. İlk kez, izole epi‑manoiloksit ve karvakrol, sırasıyla ilaç geliştirme ve labdanum bazlı fito-tıp geliştirme için en umut verici adaylar olarak değerlendirilebildi. C. creticus preparatlarının kalite değerlendirmeleri için hayati aktif belirteçler olarak hizmet etmelidirler.

        Anahtar Kelimeler: Antispiroketal aktivite; Borrelia burgdorferi ss; karvakrol; Cistus creticus L.; epi-manoiloksit; Labdanum.

        Telif hakkı © 2019 Elsevier GmbH. Her hakkı saklıdır.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5










          Cistus × incanus L. ve Cistus ladanifer L. Ekstrelerinin Cildi Koruyucu Kozmetikler için Potansiyel Çok Fonksiyonlu Antioksidan Bileşenler Olarak Karakterizasyonu

          Katarzyna Gaweł-Bęben , 1, * Wirginia Kukula-Koch , 2 Uliana Hoian , 1 Marcin Czop , 3 Marcelina Strzępek-Gomółka , 1 ve Beata Antosiewicz 1
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
          Bu makale PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır . İlişkili Veriler

          Tamamlayıcı Malzemeler
          Şuraya gidin: Öz


          Cilt sürekli olarak zararlı çevresel faktörlere maruz kalmakta, hücrelerde foto-oksidatif strese neden olmakta, sağlık ve estetik sorunların gelişmesine yol açmaktadır. Günlük cilt bakım ürünlerinin antioksidan, UV koruma, anti-hiperpigmentasyon ve cilt kanserini önleme özelliklerine sahip çok işlevli bileşenleri yüksek talep görmektedir. Polifenolik bileşiklerin yüksek içeriği nedeniyle Cistus × incanus L. ve Cistus ladanifer L., çok sayıda cilt koruma fonksiyonuna sahip potansiyel olarak ilginç kozmetik bileşen kaynaklarıdır. Bu çalışmada kurutulmuş C. incanus ve C. ladanifer'den sekiz ekstrakt — hava kısımları% 60 ( v / v ) veya% 100 (v / v ) metanol, manyetik bir karıştırıcıda veya Soxhlet aparatında ve fitokimyasalların içeriği ve cildin korunması için önemli özellikler açısından karşılaştırıldı. Gelen ekstreler C incanus % 60 hazırlanmış ( hacim / hacim ) metanol (IC (331,82-347,27 mg GAE'nin / g DW) polifenolik bileşikler en yüksek miktarda içerir ve en önemli antioksidan aktivite gösterdi 50 = 3,81-4,05 ug / mL) . C. incanus ekstreleri de etkili tirozinaz inhibitörleriydi (100 µg / mL'de% 30-70 inhibisyon). İstatistiksel korelasyon analizi, epikateşin, epigallokateşin gallat (EGCG) ve mirisitrinin, antioksidan ve tirozinaz inhibitör potansiyelinden sorumlu olabileceğini ortaya koymuştur.C. incanus özleri. Analiz edilen tüm ekstreler insan melanoma hücreleri A375 (IC 50 = 57.80–199.01 µg / mL) için sitotoksikti , C. incanus ekstresi Soxhlet ekstraksiyonu kullanılarak % 100 ( v / v ) metanol içinde hazırlanmıştı . Ekstreler, kanserli olmayan insan keratinositleri HaCaT'nin büyümesini önemli ölçüde bozmadı. C incanus ve Cı . ladanifer özleri ayrıca doğal güneş koruma aktivitesine (100 µg / mL'de SPF 3.42–3.77) sahiptir ve anti-hiperpigmentasyon ve anti-melanom potansiyellerini arttırır.

          Anahtar Kelimeler: Cistus incanus , Cistus ladanifer , antioksidan, tirozinaz, melanom, in vitro sitotoksisite, güneş koruma faktörü (SPF)
          Şuraya gidin: 1. Giriş


          Deri, potansiyel zararlı etkileri olan çeşitli çevresel faktörlere sürekli olarak maruz kalan insan vücudunun en büyük organıdır - yüksek veya düşük sıcaklıklar, hava kirliliği, UV radyasyonu. Tüm bu faktörler cilt bileşenlerine zarar vererek oksidatif strese neden olabilir ve pigmentasyon bozuklukları ve cilt kanseri riskini artırabilir [ 1 ]. Çevreden stres faktörlerinin çoğunu ortadan kaldırmak mümkün olmadığından, doğal antioksidanlar açısından zengin sağlıklı bir diyet ve düzenli olarak foto-koruyucu, antioksidan ve cildi yatıştırıcı özelliklerle kozmetiklerin uygulanması, cilt bozukluklarının kimyasal önlenmesinde anahtar unsurlar gibi görünmektedir [ 2 , 3]. Bu tür kozmetik ürünlerin en umut verici aktif bileşenleri, çok sayıda koruma işlevi sergileyen polifenolik bileşikler açısından zengin bitki özleridir. Bu tür bir uygulama için özellikle ilginç olan, Akdeniz bölgesine özgü bitkilerden elde edilen özütlerdir. Su eksikliği, yüksek sıcaklık ve yoğun güneş radyasyonu gibi stresli çevresel koşullara sürekli maruz kalma nedeniyle bu bitkiler, onları foto-oksidatif stresin olumsuz sonuçlarından koruyan geniş polifenolik bileşikler içerir. Polifenolik bileşikler, özellikle flavonoidler, reaktif oksijen türlerini (ROS) süpürme, geçiş metal iyonlarını şelatlama ve lipid peroksidasyonunu azaltma yetenekleriyle bilinirler. Bu bileşiklerin ayrıca cildi yatıştırıcı, UV korumalı,4 , 5 , 6 ].

          Akdeniz çalı türleri Cistus incanus L. ve Cistus ladanifer L., polifenolik bileşikler açısından doğal olarak zengindir ve bu nedenle cilt koruyucu kozmetikler için potansiyel bir biyoaktif bileşen kaynağıdır. Cistus sp. özellikle flavonoller (kuersetin, kaempferol ve mirisetin) ve flavan-3-ols (kateşinler, gallokateşinler, proantosiyanidinler) grubundan flavonoidler açısından zengindir. Cistus hava kısımlarında bulunan ek fitokimyasallar arasında terpenler, yağ asitleri, fitohormonlar ve vitaminler bulunur [ 7 ]. C. incanus ve C. ladanifer'den izole edilen özler ve aktif bileşiklercilt koruma uygulamaları için değerli birkaç özelliğe sahip olduğu gösterilmiştir. C. incanus infüzyonları, anti-enflamatuar potansiyelleri nedeniyle çeşitli cilt bozukluklarını tedavi etmek için geleneksel tıpta kullanılmıştır. C. incanus yapraklarından elde edilen özütler , in vitro olarak antimikotik, antibakteriyel ve antiviral özellikler gösterdi [ 8 , 9 , 10 , 11 ]. C. incanus'un sulu ve etanolik özütleri de önemli antioksidan aktiviteye sahiptir [ 12 ]. C. ladanifer özütleri, çeşitli Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri türlerine, patojenik maya ve mantarlara karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir [ 13 ,14 , 15 ]. Bu bitkiden elde edilen sulu özütler ayrıca in vivo anti-inflamatuar ve anti-nosiseptif aktivitelere sahiptir [ 16 ]. Cistus ekstraktlarının çeşitli biyolojik özellikleri , yüksek polifenolik bileşik içeriği ile ilişkilendirilmiştir. Kozmetik uygulama Cistus sp. aynı zamanda labdanum ile de ilgilidir, C. ladanifer'den elde edilen bir reçine mükemmel bir kokuya sahiptir ve bu nedenle parfüm, kozmetik, sabun, deterjan ve deodorant üretiminde kullanılmaktadır [ 17 ]. Literatür verilerine dayanarak, C. incanus ve C. ladanifer'den elde edilen özler- polifenolik bileşikler açısından zengin - cilt hücrelerini oksidatif stres, cilt kanseri ve UV radyasyonunun diğer zararlı etkilerinden koruyan çok ilginç bir kozmetik formülasyon aktif bileşenleri gibi görünmektedir.

          Tesisten geleneksel polifenol geri kazanım yöntemleri, çoğunlukla ısı veya çalkalama kullanımı ile birleştirilen katı-sıvı çözücü ekstraksiyonuna dayanır. Ekstre edilmiş polifenollerin veriminin bitki materyalinin kimyasal bileşimi ve fiziksel özelliklerine olduğu kadar kullanılan çözücünün türüne, polaritesine, ekstraksiyon tarzına, temas süresine ve sıcaklığına da bağlı olduğu genel olarak bilinmektedir. Aynı numune için farklı prosedürler kullanıldığında sonuçlar bir büyüklük sırası bile değişebilir [ 18]. Bitki materyalinden aktif bileşenleri çıkarmak için kullanılan teknikler arasında en yaygın olarak kullanılan Soxhlet ekstraksiyonu ve manyetik bir karıştırıcı kullanılarak turbo ekstraksiyondur. Soxhlet ekstraksiyonunun ana avantajı, taze çözücüyü bitki materyali ile tekrar tekrar temas ettirerek transfer dengesinin yer değiştirmesidir. Bununla birlikte, bu yöntemin ana dezavantajı, izole edilmiş fitokimyasalların termal bozunma olasılığıdır çünkü ekstraksiyon genellikle çözücünün kaynama noktasında meydana gelir [ 19 ].

          Sunulan çalışmada yazarlar, yüksek miktarlarda çeşitli polifenolik bileşikler içeren ekstraktları elde etmek için C. incanus ve C. ladanifer ile kurutulmuş hava kısımlarının ekstraksiyon koşullarını optimize etmeyi amaçlamışlardır . Hazırlanan özütler ayrıca cildin uzun süreli UV maruziyetinin zararlı etkilerinden korunması için önemli biyolojik özellikleri açısından karşılaştırıldı: antioksidan aktivite, insan melanomuna ve skuamöz hücreli karsinom hücrelerine karşı anti-kanser özellikleri, tirozinaz inhibe edici aktivite ve in vitro güneş koruma faktörü (SPF). Son olarak, özütlerin biyolojik özellikleri, C. incanus ve C. ladanifer'in potansiyel uygulamasını vurgulamak için belirli polifenolik bileşiklerin içeriği ile ilişkilendirilmiştir . cilt koruyucu kozmetiklerdeki polifenolikler.

          Şuraya gidin: 2. Malzemeler ve Yöntemler

          2.1. Kimyasallar, Reaktifler ve Hücre Hatları


          A375 (ATCC CRL-1619) insan habis melanom ve insan skuamöz hücre karsinomu SCC-15 (ATCC CRL-1623) hücre hatları LGC Standartlarından (Łomianki, Polonya) satın alındı. HaCaT ölümsüzleştirilmiş insan keratinositleri, CLS Cell Lines Service GmbH'den (Eppelheim, Almanya) satın alındı. Fetal sığır serumu (FBS) Pan-Biotech'ten (Aidenbach, Almanya) elde edildi. Dulbecco'nun modifiye edilmiş Eagle ortamı (DMEM) / yüksek glikoz, Dulbecco'nun fosfat tamponlu salini (DPBS), Agaricus bisporus'tan mantar tirozinazı , 3,4-Dihidroksi- l -fenilalanin ( l-DOPA), 2,2-Difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH), nötr kırmızı çözelti (3,3 g / L), gallik asit, rutosid, kuersetin, kojik asit ve DMSO, Sigma-Aldrich'ten (St. MO, ABD). Referans bileşiklerin saflığı% 95'i aştı. LC-MS analizleri için asetonitril, su ve formik asit Merck'ten (Darmstadt, Almanya) satın alındı. Diğer tüm reaktifler Honeywell'den (Warszawa, Polonya) satın alındı. Tüm çözeltiler ultra saf su (MilliQ Integral II, Merck, Darmstadt, Almanya) ile hazırlandı. 2.2. Bitki Materyali ve Ekstraksiyon Prosedürü


          AB sertifikalı organik tarımdan C. incanus ve C. ladanifer'in kuru hava kısımları Look Food sp. z oo, Warszawa ve Batom.pl Jozef Lesniak, Krakow, Polonya. Bitki materyali, farmakognozide profesör tarafından onaylandı, prof. Kazimierz Glowniak. Her bitkinin bir kupon örneği, Kozmetoloji Departmanı, Polonya, Rzeszow'daki Bilgi Teknolojisi ve Yönetimi Üniversitesi'nde uygun kimlik numaraları ile saklanmaktadır: KGB2020_1 ( C. incanus ) ve KGB2020_2 ( C. ladanifer ). Üç gram kurutulmuş C. inacanus ve C. ladanifer 300 mL% 60 ( v / v) metanol: manyetik bir karıştırıcıda (% 60 M ve% 100 M) veya Soxhlet aparatında (% 60 SOX ve% 100 SOX) 16 saat boyunca su çözeltisi veya% 100 metanol. Elde edilen özütler, Whatman kağıdı ve 0.45 um şırınga filtresinden süzüldü, ardından 37 ° C'de çözücü buharlaştırıldı. Kurutulmuş ekstreler analize kadar 4 ° C'de saklandı. 2.3. Toplam Fenolik Bileşiklerin Tayini


          Toplam fenolik bileşiklerin içeriği, küçük değişikliklerle Fukumoto ve Mazza [ 20 ] tarafından tarif edildiği gibi belirlendi . Kısaca, 150 µL çözünmüş özüt (100 µg / mL), 750 µL Folin – Ciocalteu reaktifi (1:10 v / v , su içinde) ile karıştırıldı ve 5 dakika süreyle oda sıcaklığında inkübe edildi. 600 uL% 7.5 ilavesi (izlenerek m / hacim ) Na 2 CO 3 numuneler karanlıkta oda sıcaklığında 30 dakika daha inkübe edildi. Absorbans, DR 600 Spektrofotometre (Hach Lange, Wrocław, Polonya) kullanılarak λ = 740 nm'de ölçüldü. Kalibrasyon eğrileri,% 100 ( y = 0,0102 x + 0,02; R 2) içinde 0-100 µg / mL gallik asit kullanılarak hazırlanmıştır .= 0,9982) ya da% 60 ( Y = 0.011 x + 0.004 R 2 = 0,9929) metanol. Fenolik bileşiklerin içeriği, kurutulmuş özüt ağırlığının (DW) gramı başına mg olarak gallik asit eşdeğerleri (GAE) olarak ifade edilir. 2.4. Flavonoidlerin Tayini


          Cistus özütlerindeki flavonoid konsantrasyonu, Matejić ve arkadaşlarına göre ölçüldü. protokol [ 21 ] ile bazı değişiklikler yapıldı. Kısaca, 150 µL çözünmüş ekstrakt (1 mg / mL) 650 µL reaksiyon karışımı (61,5 mL% 80 C 2 H 5 OH + 1,5 mL% 10 Al (NO 3 ) 3 · 9H 2 O + 1,5 mL 1 M CH ile karıştırıldı 3 PİŞİRME). Örneklerin absorbansı, karanlıkta oda sıcaklığında 40 dakika inkübasyonun ardından X = 415 nm'de ölçüldü. Kalibrasyon eğrileri,% 100 ( y = 0,0125 x + 0,0039; R 2 = 0,9995) veya% 60 ( y = 0,0123 x+ 0.0028; R, 2 = 0,9996) metanol. Flavonoidlerin içeriği, gram kurutulmuş ekstrakt ağırlığı (DW) başına kuersetin eşdeğerleri (QuE) olarak ifade edilir. 2.5. LC-MS Analizi


          Bir LC-ESI-Q-TOF-MS, Cistus spp.özütler, bir HP 1200 kromatografı ve bir ESI-Q-TOF-MS spektrometresi (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD) ile donatılmış bir Agilent G3250AA LC / MSD TOF sistemi üzerinde çalıştırılan özel bir yöntemde elde edildi. Set, bir gaz giderici (G1322A), bir termostatlı kolon odası, bir otomatik örnekleyici (G1329B), bir PDA detektörü (G1315D) ve bir ikili pompa (G1312C) ile donatılmıştır. Analizler, iki çözücü içeren bir Zorbax RP 18 (150 x 2.1 mm, dp = 3.5 µm) HPLC kolonunda gradyan yöntemiyle gerçekleştirildi: su (çözücü A) ve asetonitril (çözücü B) - her ikisi de% 0.1 ilavesiyle metabolitlerin iyonlaşmasını arttırmak için formik asit. Aşağıdaki gradyan bileşimi uygulandı: 0 dak% 2 B A, 15 dak% 25 B A, 30 dak% 45 B A, 40 dak% 95 B, 43 dak% 2 B içinde. Tüm numunelerin 10 mg / mL konsantrasyondaki enjeksiyon hacmi 10 uL, akış hızı 0.2 mL / dak, analiz çalışması: 55 dakika ve çalışma sonrası: 10 dakika idi. Aşağıdaki UV dalga boyları kaydedildi: 210, 254, 280, 320 ve 365 nm. Kütle spektrometresi40–1500 u m / z aralığı, saniyede 1 spektrum tarama hızı, 110 V parçalanma enerjisi, 10, 20 ve 30 V sabit çarpışma enerjileri, 350 ve 400 ° C gaz ve kılıf gazı sıcaklıkları , 12 L / dak her iki gaz akışı, 35 psig nebülizör basıncı, 4000 V kapiler voltaj ve 1000 V nozül voltajı. Elde edilen verileri işlemek için Agilent MassHunter Kalitatif Analiz Navigator versiyonu: B.08.00 kullanıldı.

          İlgili moleküllerin kantitatif değerlendirmesi, birkaç bileşiğin kalibrasyon eğrilerine dayanılarak gerçekleştirildi: kateşinlerin kantifikasyonu için epikateşin ve epigallokateşin gallat, flavonoid glukozitler için rutozid, fenolik asitler için gallik asit, kafeik asit ve kersetin - flavonoid aglikonları. Tüm kalibrasyon eğrileri, özütlerdeki münferit metabolitlerin içerik aralığını dahil etmek için 1 mg / mL'den 0.5, 0.25, 0.1, 0.075, 0.05 ve 0.025 mg / mL'lik stok çözeltisinin çözülmesiyle hazırlanan 6 çözeltiden hazırlanmıştır. . Hepsinin R 2 değeri 0,993'ü aştı. 2.6. DPPH Radikal Temizleme Deneyi


          DPPH radikal süpürme işlemi Brand-Williams ve ark. [ 22 ]. Seyreltilmiş ekstraktlar (0–500 µg / mL) 1: 1 oranında metanol içinde 25 mM DPPH solüsyonu ile karıştırıldı ve oda sıcaklığında karanlıkta 30 dakika inkübe edildi. Numunelerin absorbansı, boş numune olarak metanol kullanılarak DR600 UV-Vis Spektrofotometre (Hach Lange, Wrocław, Polonya) üzerinde λ = 517 nm'de ölçüldü. DPPH süpürme aktivitesinin yüzdesi, denkleme dayalı olarak her numune için hesaplanmıştır.
          DPPH süpürme etkinliği [%] = [1 - (As / Ac)] ×% 100
          (1)
          burada: As - numunenin absorbansı; Ac - kontrol numunesinin absorbansı (DPPH + çözücü). IC 50 değeri DPPH radikal aktivitesinin% 50'sini temizlemek için gerekli olan ug kurutulmuştur ekstresi / mL konsantrasyonunda olarak tanımlandı. 2.7. In Vitro Sitotoksisite Testi


          SCC-15 ve HaCaT hücre çizgileri, DMEM A375% 5 CO içeren nemli bir atmosferde 37 ° C 'de,% 10 FBS ile takviye edilmiş 2 . Kurutulmuş C. incanus ve C. ladanifer'in özütleri DMSO'da 50 µg / mL nihai konsantrasyona eritildi ve nötr kırmızı alım testi ile in vitro sitotoksisiteyi belirlemek için kullanıldı [ 23 ]. Hücreler (oyuk başına 3000), 96 oyuklu bir plaka üzerine kaplandı ve gece boyunca büyütüldü. Hücreler daha sonra çeşitli konsantrasyonlarda özüt (0-1000 µg / mL) veya çözücü kontrolü olarak eşit hacimde DMSO ile işleme tabi tutuldu. 48 saatlik kültürün ardından hücreler, 33 ug / mL nötr kırmızı içeren kültür ortamında 3 saat süreyle inkübe edildi. Hücreler DPBS ile durulanmış ve asitleştirilmiş etanol solüsyonu (% 50 h /v etanol,% 1 h / h asetik asit). Salınan nötr kırmızının emilimi, λ = 540 nm'de FilterMax F5 mikroplaka okuyucu (Molecular Devices, San Jose, CA, ABD) kullanılarak ölçüldü ve λ = 620 nm'de absorbans ile düzeltildi. İşlem görmemiş hücrelerden lizatın ortalama absorbans değeri,% 100 hücresel canlılık olarak ayarlandı ve ekstrakt tedavisinin ardından canlı hücrelerin yüzdesini hesaplamak için kullanıldı. Numuneler için elde edilen sonuçlar ug / mL transforme (edildi 3,9 1000 kadar olan bir konsantrasyon aralığında analiz x = log ( x )) ve yarı minimum inhibitör konsantrasyonunu hesaplamak için kullanıldı (IC 50 , GraphPad Prism 5.0 yazılımı kullanılarak) (San Diego, CA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ). 2.8. Mantar Tirozinaz Önleyici Deneyi


          Cistus ekstraktlarının tirozinaz inhibe edici özelliklerinin belirlenmesi, Studzińska-Sroka ve meslektaşları tarafından tanımlanan protokole göre gerçekleştirildi [ 24]. Kısaca, 675 µL fosfat tamponu (100 mM, pH 6.8), 25–200 µg / mL konsantrasyon aralığında 375 µL tirozinaz (100 U / mL) ve 300 µL analiz edilmiş özüt veya kojik asit ile karıştırıldı. Karanlıkta oda sıcaklığında 10 dakika inkübasyonun ardından her numuneye 150 uL L-DOPA (4 mM) ilave edildi ve reaksiyon ürününün (dopaquinone) absorbansı, 20 dakika daha inkübasyondan sonra X = 475 nm'de ölçüldü. Elde edilen değerler, tirozinaz ve L-DOPA olmadan uygun şekilde seyreltilmiş ekstraktın absorbans değeri ile düzeltildi. Tampon, tirozinaz ve L-DOPA içeren kontrol numunesinin absorbansı,% 100 tirozinaz aktivitesine ayarlandı ve diğer deneysel koşullarda tirozinaz aktivitesini hesaplamak için kullanıldı. 2.9. Güneş Koruma Faktörü (SPF) Tayini


          Güneş koruma faktörü (SPF), 290-320 nm dalga boyu aralığında 100 µg / mL Cistus ekstraktlarının absorbansı ölçülerek in vitro olarak belirlenmiştir . Çözücüler (% 60 ( h / h ) metanol: su çözeltisi veya% 100 metanol) boş örnekler olarak kullanıldı. SPF hesaplamaları için Mansur Denklemi (2) [ 25 ] uygulandı ve EE × I değerleri Sayre [ 26 ] tarafından belirlendi (tablo 1). kullanılmış.

          SPF = CF×∑290320EE ( λ ) × I ( λ ) × Abs ( λ )
          (2)
          burada: EE (λ) - eritemal etki spektrumu; I (λ) - güneş yoğunluğu spektrumu; Abs (λ) - numunenin emilimi; CF - düzeltme faktörü (= 10). % 60 veya% 100 metanol içinde 100 ug / mL'ye seyreltilmiş C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin Abs değerleri, DR600 UV-Vis spektrofotometre (Hach Lange, Wrocław, Polonya) kullanılarak belirlendi. tablo 1


          SPF'nin hesaplanmasında kullanılan normalleştirilmiş ürün işlevi. Sayre ve meslektaşlarının [ 26 ] çalışmalarından uyarlanan değerler .
          290 0.0150
          295 0,0817
          300 0,2874
          305 0.3278
          310 0,1864
          315 0,0839
          320 0.0180
          Toplam 1
          EE - eritremal etki spektrumu, I - güneş yoğunluğu spektrumu. 2.10. İstatistiksel analiz


          Tüm deneyler en az üç kopya halinde gerçekleştirildi. Elde edilen veriler, GraphPad Prism 7.0 Yazılımı (GraphPad Yazılımı, San Diego, CA, ABD) ve Statistica 13.0 Yazılımı (StatSoft, Krakow, Polonya) kullanılarak analiz edildi. Farklı özütler için elde edilen sonuçlar arasındaki istatistiksel önem, üç yollu ANOVA (üç kalitatif faktör ile) ve ardından Tukey testi kullanılarak analiz edildi. Çalışılan değişkenler arasındaki ilişkiyi kontrol etmek için Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Test edilen özütler arasındaki ilişkiyi belirlemek için küme analizi kullanıldı. Tüm veriler Ortalama ± SD olarak gösterilir.

          Şuraya gidin: 3. Sonuçlar ve tartışma

          3.1. C. incanus ve C. ladanifer Ekstraktlarının Toplam Fenolik, Flavonoid ve Antioksidan Aktivitesinin İçeriği


          Farklı çözücüler ve prosedürler kullanılarak hazırlanan kurutulmuş C. incanus ve C. ladanifer hava parçalarından elde edilen ekstraktlar , toplam fenolik bileşikler ve flavonoidler (Tablo 2). % 60 metanol içinde hazırlanan her iki Cistus türünden elde edilen ekstraktlar daha yüksek miktarlarda fenolik ve flavonoid içeriyordu. Soxhlet aparatını kullanarak özütleme, toplam fenolik bileşiklerin içeriğini hafifçe arttırırken, flavonoid içeriği, kullanılan her iki çözücü için benzerdi. Tablo 2


          C. incanus ve C. ladanifer özütlerindeki toplam fenolikler, flavonoidler ve DPPH temizleme aktivitesinin içeriği .
          C. incanus % 60 M 331,82 ± 13,39 b, c 44.76 ± 0.45 bir 4.05 ± 0.43 a, b
          % 60 SOX 347,27 ± 17,03 c 53,76 ± 0,89 b 3.81 ± 0.36 bir
          % 100 M 297.71 ± 13.77 a, b 44.77 ± 1.64 bir 4.76 ± 0.18 a, b, c
          % 100 SOX 269,28 ± 23,62 bir 50,85 ± 0,54 b 16.75 ± 0.47
          C. ladanifer % 60 M 267.58 ± 3.78 bir 32.35 ± 0.94 5.49 ± 0.48 b, c
          % 60 SOX 301.82 ± 10.91 a, b 42.35 ± 1.32 bir 4.08 ± 0.31 a, b
          % 100 M 142.81 ± 6.30 27.91 ± 1.02 10.20 ± 1.37
          % 100 SOX 191.18 ± 6.79 37.54 ± 1.88 5.88 ± 0.26 c
          Her bir değer ortalama ± SD'yi temsil eder ( n = 3). Aynı harfi paylaşmama araçları (a – c) p <0.05'te önemli ölçüde farklıdır .

          Bitki özlerindeki yüksek polifenolik bileşik içeriği, birçok polifenolün kanıtlanmış reaktif oksijen türleri (ROS) temizleme potansiyeli nedeniyle genellikle önemli antioksidan aktivite ile ilişkilidir [ 27 ]. Bu çalışmada, yüksek miktarda polifenolik bileşik içeren özütlerde en güçlü antioksidan aktivite tespit edilirken, düşük seviyelerde fenolik içeren özler daha düşük DPPH süpürme potansiyeli gösterdi. Yüksek antioksidan aktivitesi SOX (IC% 60 gördü 50 = 3.81 ± 0.36 ug / ml) ve% 60 E C. incanus ekstresi (IC 50 = 4.05 ± 0.43 ug / mL) (Tablo 2). Önceki çalışmalar göstermiştir C. incanus özü ve polifenolik zengin fraksiyonlar (IC etkili DPPH süpürücüleridir 50 [DPPH tutucu tahlilinde bir etil asetat kısmı ham etanolik ekstre için = 2.99 ± 1.18 uM ve 0.92 ± 0.10 uM) 12 ]. C. incanus'tan polifenollerin antioksidan aktivitesi, hamster fibroblast hücrelerinin (V79) kateşinler ve prosiyanidinlerle zenginleştirilmiş C. incanus fraksiyonu ile inkübasyonunun hücre içi ROS seviyelerini% 30-40 azalttığı in vitro çalışmalarla da doğrulanmıştır [ 28 ]. Gelen ekstreler C ladanifer da flavonoid içeriği yüksek ve fenolik asitler [bağlandı önemli antioksidan aktivite sergilediği gösterilmiştir29 , 30 , 31 , 32 ]. Artan ROS seviyeleri DNA, lipid ve protein hasarına ve anormal hücresel sinyale neden olur. Bu anormallikler, erken cilt yaşlanması, karsinojenez ve hiperpigmentasyon bozuklukları dahil olmak üzere çeşitli patolojik durumlara yol açar [ 33 , 34 , 35 ]. Fenolik bileşikler, oksidatif stres koşullarında koruyucu ajanlardır [ 27 ]. Düzenli olarak C. incanus bitki çayı takviyesi de gönüllü insanlarda oksidatif stres belirteçlerini önemli ölçüde azaltmıştır [ 36 ]. Bu nedenle, Cistus'un topikal uygulamasının Polifenol bakımından zengin özler cilt için faydalı etkilere sahip olabilir. 3.2. C. incanus ve C. ladanifer Ekstraktlarının Kalitatif ve Kantitatif Analizleri


          Analiz edilen C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin antioksidan potansiyelindeki farklılıklar, LC / MS analizi ile belirlenen fitokimyasal bileşimlerine yansıtılır. İncelenen özütlerin dikkatli bir kalitatif analizi, polifenol grubuna ait yirmiden fazla ana metabolitin tanımlanmasını sağlamıştır (Tablo 3). Geçici olarak tanımlanan bileşenlerin altında, uygulanan koşullarda ekstraktın zengin bileşimini gösteren elde edilen kütle kromatogramlarından biri ile birlikte sunulmuştur.Tablo 4 Hazırlanmış ekstraktlarda tanımlanan başlıca bileşiklerin kantitatif analizini sunar. Tablo 3


          C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin kalitatif LC-MS çalışmasının sonuçları (delta - hesaplanan moleküler ağırlık hatası, DBE - çift bağ eşdeğeri, türev - türev, Tr - izleri).

          Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-09-00202-i001.jpg'dir.
          Ayrı bir pencerede aç
          1 [M - H] - 19.9 C 7 H 6 O 5 169.0142 169.0151 −5.02 5 125, 97 gallik asit +++ +++ [ 12 , 37 , 38 ]
          2 [M - H] - 21.2 C 30 H 26 O 14 609.1250 609.1251 −0.2 18 441, 423, 303 Epigallocatechin dimer +++ +++ [ 12 , 38 ]
          3 [M - H] - 23.0 C 15 H 14 O 7 305.0667 305.0658 2.86 9 361, 219, 167 Epigallokateşin +++ + [ 12 , 37 , 38 ]
          4 [M - H] - 24.9 C 15 H 14 O 7 305.0667 305.0665 0.58 9 221, 179, 166, Gallocatechin + Tr [ 12 ]
          [M - H] - 25.5 C 12 H 14 O 8 285.0616 285.0589 9,41 6 153, 108 Uralenneosit Tr ++ [ 15 ]
          5 [M - H] - 26.8 C 15 H 14 O 6 289.0718 289.0692 8.83 9 247, 203, 137 Epikateşin ++ Tr [ 12 ]
          6 [M - H] - 27.7 C 16 H 22 O 8 341.1242 341.1246 1,19 6 179 Caffeoyl-glikoz ++ + [ 12 ]
          7 [M - H] - 28.3 C 15 H 14 O 6 289.0718 289.0696 7.45 9 - Kateşin Tr - [ 12 , 38 ]
          8 [M - H] - 28.8 C 21 H 20 O 13 479.0831 479.0859 −5.8 12 316, 271 Myricetin heksosit +++ + [ 12 ]
          9 [M - H] - 29.2 C 20 H 15 O 12 447.0558 447.0597 6,25 13 300, 175 Ducheside A + + [ 15 , 37 ]
          10 [M - H] - 29.5 C 27 H 29 O 16 609.1461 609.1490 −4,74 13 301, 151 Rutosit + + [ 12 , 37 ]
          11 [M - H] - 29.9 C 23 H 26 O 12 493.1351 493.1385 6,78 11 313, 179 Kaempferol dimetileter glukozit ++ + [ 15 , 37 ]
          12 [M - H] - 30.3 C 20 H 18 O 12 449.0725 449.0703 5,00 12 316 Myricetin pentosid ++ +
          13 [M - H] - 30.7 C 21 H 20 O 12 463.0882 463.0877 1.08 12 316, 271 Mirisitrin +++ +++ [ 12 ]
          [M - H] - 31.5 C 16 H 24 O 7 327.1449 327.1428 6.48 5 228, 165 Betulosit Tr ++ [ 15 ]
          14 [M - H] - 32.1 C 20 H 15 O 12 447.0933 447.0937 0,93 12 284, 201 Kaempferol glikozit + + [ 12 , 37 ]
          15 [M - H] - 32.5 C 20 H 18 O 11 433.0776 433.0772 1.00 12 345, 300, 151 Quercetin pentozid ++ + [ 12 ]
          16 [M - H] - 32.7 C 20 H 15 O 12 447.0933 447.0927 1.31 12 403, 284, 174 Kaempferol glikozit + Tr [ 12 , 37 ]
          17 [M - H] - 33.01 C 21 H 20 O 11 447.0933 447.0956 5,17 12 393, 301, 179 Kuersetrin ++ ++ [ 12 ]
          18 [M - H] - 36.1 C 23 H 20 O 9 439.1035 439.1037 −0,55 14 421, 409, 393, 287, 260 Bilinmeyen bileşik + -
          19 [M - H] - 36.4 C 14 H 6 O 8 300.999 300.9986 1.29 12 283, 229 Ellagik asit Tr Tr [ 37 ]
          20 [M - H] - 36.8 C 15 H 10 O 8 317.0303 317.0305 0,66 11 255, 179 Myricetin +++ Tr [ 12 ]
          21 [M - H] - 38.4 C 30 H 26 O 13 593.1301 593.1340 1.79 18 447, 285, 223 Kaempferol diglikozid +++ +++ [ 15 , 37 ]
          22 [M - H] - 39.3 C 30 H 26 O 13 593.1301 593.1315 −2.42 18 447, 285 Kaempferol diglikozid ++ ++ [ 15 , 37 ]
          23 [M - H] - 43.9 C 39 H 32 O 15 739.1668 739.1677 −1.16 24 593, 453, 285 Kaempferol dikumaroil glikoz +++ +++ [ 12 ]
          24 [M - H] - 44.8 C 39 H 32 O 15 739.1668 739.1660 1.14 24 593, 453, 285 Kaempferol dikumaroil glikoz +++ +++ [ 12 ]
          25 [M - H] - 48.3 C 17 H 26 O 4 293.1758 293.1751 2.49 5 249, 236, 221 Bilinmeyen bileşik ++ ++
          26 [M - H] - 48.6 C 16 H 11 O 5 283.0612 283.0589 8.09 11 268, 257 Apigenin metileter ++ ++ [ 15 , 37 ]
          27 [M - H] - 49.3 C 17 H 13 O 6 313.0718 313.0722 −1.4 11 298, 283, 255 Kaempferol dimetileter +++ +++ [ 15 , 37 ]
          Ayrı bir pencerede aç
          Tanımlanan bileşiklerin içeriği, daha önce gösterilen Cistus ekstraktlarının antioksidan aktivitesi ile ilişkilendirildi . Bu analiz, ekstraktlardaki epigallokateşin (R = 0.902; p <0.01) ve epikateşin (R = 0.845; p <0.01) konsantrasyonunun, DPPH süpürme potansiyelleri ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır ( Tablo S1 ). Tablo 4


          C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin kantitatif LC / MS analizi .
          Ellagik asit 41.39 a ± 0.83 55.15 b ± 1.10 88.66 ± 2.50 656,37 ± 5,20 44.84 a, b ± 0.64 609,89 ± 6,10 264,36 ± 8,80 199,55 ± 1,20
          gallik asit 278,86 c ± 10,00 298,49 c ± 17,00 283.39 c ± 6.30 772.90 ± 11.00 301.98 c ± 12.00 - 614,18 ± 38,00 541,61 ± 16,00
          Kuersetrin 687,27 ± 22,00 547,40 ± 34,00 1275.09 ± 75.00 2473,45 ± 64,00 - 46.63 ± 0.25 - -
          Epikateşin 100,49 d ± 8.60 67.34 e ± 3.40 104.07 d ± 6.20 59.93 e ± 0.99 iz - iz iz
          Gallocatechin 3.06 ± 0.17 115,35 ± 5,20 - - - - - -
          Epigallokateşin 891,87 f ± 4,90 591,42 f ± 22,00 7271,59 ± 300,00 1384.63 ± 34.0 164,33 g ± 4,40 3.22 ± 0.15 191,46 g ± 6,20 38.93 ± 1.10
          Epigallocatechin dimer 298,96 ± 7,00 83.08 ± 3.60 67,44 ± 1,50 25.76 ± 0.52 17,56 saat ± 1,10 2.22 I, j ± 0.16 9.50 saat, I ± 0.27 0.48 j ± 0.02
          Rutosit 61.02 ± 3.90 40.17 ± 1.20 20.28 ± 0.79 171.54 ± 3.10 5,40 k ± 0,32 1.44 k ± 0.08 4.09 k ± 0.25 2.66 k ± 0.15
          Kaempferol glukozit 103.62 l ± 3.20 112.07 l ± 7.70 211.11 n ± 7.30 638,59 ± 51,0 84.38 l, m ± 1.00 44,44 m ± 2,00 204,48 n ± 6,20 211,27 n ± 4,80
          Kaempferol diglikozid 246.10 ± 7.10 414,49 ± 8,80 625,44 ± 14,00 5889.89 ± 9.80 290.66 ± 7.30 522,16 ± 13,00 851,36 ± 22,00 777.14 ± 9.30
          Kaempferol diglikozid 79,38 o ± 3,30 123,73 o, p ± 7,50 244,77 ± 61,00 442.52 r ± 11.00 90,24 o ± 1,50 168.82 p ± 6.40 379.65 r ± 9.20 700.03 ± 12.00
          Myricetin 73,43 s ± 0,18 236,33 ± 5,60 38.48 s ± 1.00 1076,44 ± 39,00 - - - 343.53 ± 8.80
          Myricitine pentoside 621,04 t ± 13,00 440.80 ± 9.50 636,38 t ± 11,00 1808,26 ± 67,00 - - - -
          Mirisitrin 1310,94 ± 74,00 1079.80 ± 66.00 1795,36 ± 43,00 604,22 ± 15,00 62,89 u ± 2,60 23.00 u ± 0.81 41.04 u ± 1.80 23.13 u ± 0.69
          Quercetin pentozid 246.01 ± 6.70 136,85 ± 4,10 427,72 ± 17,00 860,18 ± 9,20 iz - - -
          Ayrı bir pencerede aç
          Her değer, bileşiğin ortalama içeriğini temsil eder (µg / g DW) ± SD ( n = 3), aynı harfi paylaşmama anlamına gelir (a – p, r – u), her sütunda p <0.05 olasılık düzeyinde önemli ölçüde farklıdır .

          Birkaç bilimsel yayınlar okumak zorunda Cistus spp. ve bunları burada sunulan sonuçlarla karşılaştırarak, fenolik yapıdaki benzer bileşenlerin farklı yazarlar tarafından tanımlandığı ve listelendiği açıkça görülebilir [ 7 , 12 ].

          Çalışmalarımızda C. incanus ekstreler gelen fitokimyasallar açısından genellikle daha zengin C. ladanifer ekstrelerinin. Daha yüksek konsantrasyon ve daha geniş bir metabolit spektrumu içeriyorlardı. LC-MS analizinde bulunan C. incanus'un ana bileşenleri, myricetin ve türevleri (mirisitrin, mirisetin, mirisitrin pentosid) ve kateşin türevleridir (epigallocatechin, gallocatechin, epicatechin). C. ladanifer'den elde edilen özütler, çoğunlukla daha düşük konsantrasyonda flavanol türevleri ile kaempferol glikozitler ve fenolik asitler (gallik ve ellajik asitler) içeriyordu. C. incanus durumundaÖrneklerde, önceki çalışmalarla karşılaştırıldığında özütlerin kalitatif bileşiminde önemli bir farklılık bulamadık, oysa C. ladanifer özütlerinin bileşimi önceki iletişimlerden biraz farklıydı. Tomas-Menor ve yardımcı araştırmacılar [ 15 ] bilimsel sonuçlarında, C. ladanifer'in ekstraktlarında kateşin türevlerinin (epikateşin, kateşin veya epigallokateşin) eksikliğine dikkat çekti . Çalışmalarımızda, bu türde flavanoller arasında sadece epigallocatechin dimer tespit edilmiştir. Bu çalışmalara benzer şekilde, C. incanus'ta bulunmayan C. ladanifer özütlerinde uralenneoside ve betuloside'i geçici olarak belirledik .örnekler. Diğer yandan, Tomas-Menor ve meslektaşlarının aksine, burada açıklanan C. ladanifer'in özütleri, kuersetin glikozit ve mirisetin heksosit bakımından zengindi ve ayrıca az miktarda kersetin rutinosid içeriyordu. Bu farklılıklar, farklı bir menşe alanından veya test edilen numunelerin çeşitli yetiştirme koşullarından etkilenebilir. 3.3. Cistus Ekstraktlarının Tirozinaz İnhibitör Özellikleri


          Cistus ekstreleri daha sonra tirozinaz inhibe edici aktiviteleri açısından karşılaştırıldı. Tirozinaz (EC 1.14.18.1), 1- tirozinin 1- dihidroksifenilalanine ( 1- DOPA) ve ardından dopakinona dönüşümünü sınırlayan hızı katalize eden bakır içeren bir enzimdir . Melanin sentezindeki anahtar rol nedeniyle tirozinaz, hiperpigmentasyonu azaltmak için kullanılan cilt rengini açan kozmetiklerin en yaygın hedefidir [ 39 ]. Melanin pigmentinin lokal birikimi olarak tanımlanan bu tür estetik bozukluklar, esas olarak aşırı UV maruziyetinden kaynaklanır ve bu nedenle cilt koruyucu kozmetiklerin en önemli hedeflerinden biridir [ 40 ]. Da gösterildiği gibiŞekil 1Her iki Cistus türünden elde edilen özütler, önemli tirozinaz inhibe edici aktivite gösterdi. Özleri C incanus daha kuvvetli tirozinaz inhibitörleri olan C. ladanifer özler. Test edilen maksimum konsantrasyondaki (200 µg / mL) C. incanus ekstreleri, 100 µg / mL konsantrasyonda% 55-80 tirozinaz inhibisyonu ve yaklaşık% 30 inhibisyon gösterdi. 100 ug / mL'de C. incanus'tan (% 100 M) elde edilen en aktif özüt, cilt beyazlatma kozmetiklerinde yaygın olarak kullanılan iyi bilinen bir tirozinaz inhibitörü olan 25 ug / mL kojik asit ile karşılaştırılabilir aktivite gösterdi. C. ladanifer ekstreleri arasında en yüksek tirozinaz inhibe edici aktivite, 100 ug / mL'de tirozinazı% 55 inhibe eden% 60 M ekstresinde tespit edildi.
          Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-09-00202-g001.jpg'dir.
          Ayrı bir pencerede aç
          Şekil 1
          Kojik asit ile karşılaştırıldığında mantar tirozinazının C. incanus ve C. ladanifer ekstreleri tarafından inhibisyonu ; grafikler üzerindeki veriler ortalama değerleri temsil eder ( n = 3).

          Etkisi Cistus tirozinaz aktivitesi üzerine ekstrelerinin güncel bilimsel literatürde tarif edilmemiştir. Bununla birlikte, bu ve önceki çalışmalarda C. incanus ve C. ladanifer özütlerinde tanımlanan birkaç bileşiğin daha önce tirozinaz inhibitörleri olarak hareket ettiği ve in vitro melanin sentezini azalttığı gösterilmiştir. Örneğin, (-) - epikateşin 3- O- galat (EKG), (-) - gallokateşin 3- O -gallat (GCG) ve (-) - epigallokateşin 3- O- galat (EGCG) etkili mantar tirozinaz inhibitörleridir. [ 41 ]. Bu bileşikler ayrıca B16 murin melanom hücrelerinde melanin sentezini de azaltmıştır [ 42 ].

          Daha önce Cistus ekstrelerinde tespit edilen hangi bileşiklerin tirozinaz inhibisyonundan sorumlu olduğunu tahmin etmek için korelasyon analizi gerçekleştirildi. Epigallokateşin (R = −0.941; p <0.001), epikateşin (R = −0.955; p <0.001) ve mirisitrin (R = −0.878; p < 0.01) ( Tablo S1 ). Enzimatik reaksiyonu doğrudan inhibe etmenin yanı sıra, EGCG'nin ayrıca melanojenez ile ilişkili çeşitli genlerin ekspresyonunu kontrol ederek, mikroftalmi ile ilişkili transkripsiyon faktörünün (MITF) aşağı regülasyonu yoluyla melanin sentezini azalttığı da gösterilmiştir [ 43]. Myricetin ve mirisitrin (myricetin-3- O - rhamnoside) da daha önce zayıf tirozinaz inhibitörleri olarak tanımlanmıştı [ 44 , 45 ]. Flavonoidlerin tirozinaz inhibe edici aktivitesi, enzimin aktif bölgesinde üretilen serbest radikallerle etkileşimlerinden veya tirozinaz katalitik bölgelerinde bulunan bakır iyonlarının bağlanmasından kaynaklanabilir [ 46 , 47 ]. 3.4. İnsan Deri Kanseri ve Kanserli Olmayan Deri Hücrelerine Karşı İn Vitro Sitotoksisite


          Kozmetik bileşenlerin cilt koruyucu özellikleri, yalnızca antioksidan ve hiperpigmentasyon aktiviteleriyle ilişkili olmayabilir, aynı zamanda melanom dışı ve melanom cilt kanserlerinin kemopreveksiyonuna da yardımcı olabilir. Melanom dışı cilt kanserleri daha çok sayıda olmakla birlikte, erken aşamalarda teşhis ve tedavi edilmezse ölümcül olabileceği için melanom en zorlu hastalık olmaya devam etmektedir. Bu tür kanser teşhisi konan hasta sayısı her yıl artmaktadır. Bu nedenle, melanom yönetimi için yeni terapötik ve kemopreventif stratejilerin araştırılması gereklidir [ 48]. Kanser kemoprevansiyonu, kanserin başlaması, ilerlemesi ve ilerlemesi sürecini bastırmak için sentetik veya doğal ajanın kronik uygulanmasını içerir. Kozmetikte kanser önleyici bileşiklerin yer alması, cilt yüzeyine düzenli ve doğrudan uygulanması nedeniyle etkinliklerini artırabilir. Bu tür aktiviteye sahip olan bir ana fitokimyasallar grubu polifenolik bileşiklerdir. Bunların arasında flavonoidler, ROS miktarını azaltabildikleri, DNA hasarı ve mutasyonlarının seviyesini azaltabildikleri ve böylece genomik dengesizliği ve kanserin başlamasını önleyebildikleri için en umut verici ajanlardır [ 49 ]. Topikal uygulamada etkili, güncel olarak tanımlanan melanom kemopreventif ajanlar arasında kurkumin, resveratrol, silimarin ve EGCG bulunmaktadır [ 50 ].

          Diğer arasında Cistus türünden sadece heksan ekstresi C monspeliensis IC, insan habis melanoma hücre soyu A375 karşı önemli bir sitotoksik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir 50 = 52.44 ± 3.69 mg / ml 72 saat tedavi [aşağıdaki 51 ]. C. incanus ve C. ladanifer'in deri kanseri üzerindeki etkisi literatürde daha önce açıklanmamıştır. C. incanus ve C. ladanifer özütlerinin cilt kanserinin kimyasal önlenmesinde potansiyel uygulamasını değerlendirmek için özütler, iki tip insan cilt kanseri hücresine karşı in vitro sitotoksisiteleri açısından değerlendirildi: malign melanom (A375) ve skuamöz hücreli karsinom (SCC -15) (Tablo 5). Tüm analiz Cistus ekstraktlar, A375 melanoma hücrelerine karşı önemli bir sitotoksik olduğu incanus C ,% 100, M ve en aktif (IC olarak% 60 E ekstreleri 50 sırasıyla = 57.8 ug / ml ve 60.4 ng / mL). Elde edilen IC 50 çok için elde edilen sonuçlara göre daha düşüktü 48 saat tedavi Aşağıdaki değerler C. monspeliensis özü [ 52 yüksek anti-kanser potansiyele işaret etmektedir], Cistus tarif edilen metodoloji ile elde edilen özler. Ekstraktlar ayrıca, bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan, yetişkin insan derisinden kendiliğinden dönüştürülmüş bir ölümsüz hücre dizisi olan HaCaT keratinositlerine karşı sitotoksisiteleri açısından da analiz edildi [ 53]. Test edilen tüm özlerin bu kanserli olmayan hücrelere karşı sitotoksisitesi, melanoma karşı olanlardan önemli ölçüde daha düşüktü, bu da bunların melanomu önleyici merhemlerde potansiyel topikal uygulamalarının güvenliğini gösterir. Cistus ekstrelerinin diğer kanser hücrelerine karşı sitotoksisitesi daha önce birkaç araştırma grubu tarafından incelenmiştir. C. incanus'tan elde edilen polifenol bakımından zengin özüt , insan meme (MCF-7) ve kolon (LOVO) kanser hücre dizilerinin canlılığını 1-75 µg / mL konsantrasyon aralığında% 10–30 oranında azalttı ancak kanserli olmayan hamster fibroblastının canlılığını etkilemedi kültür (V79) [ 28 ]. C. ladanifer'den sulu özlerpolifenolik bileşikler (gallik asit, ellagik asit ve bunların türevleri) bakımından da zengin olan yapraklar, insan M220 pankreas kanseri hücrelerinin ve MCF7 / HER2 ve JIMT-1 göğüs kanseri hücrelerinin çoğalmasını inhibe etti. Sulu, etanol ve aseton: su özütleri, fibroblastlar gibi kanserli olmayan insan hücrelerinin canlılığını etkilemez. Ayrıca HS-766T ve M186 pankreas kanseri hücreleri, SKBr3 meme kanseri hücreleri ve HT29 kolon kanseri hücreleri sulu C. ladanifer ekstrelerine dirençli olduklarını gösterdi [ 30 , 31 , 52 ]. Tablo 5


          C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin insan habis melanoma (A375), insan skquamous hücre karsinomu (SCC-15) ve kanserli olmayan insan keratinosit (HaCaT) hücre hatlarına karşı in vitro sitotoksisitesi ; Her değer ortalama IC temsil 50 (ug / ml), üç gelen deneyler.
          A375 60.41 84.62 57,80 109.41 95,30 138.61 199.01 164.91
          SCC-15 > 500 > 500 383.61 > 500 > 500 > 500 > 500 > 500
          HaCaT 319.71 > 500 343,40 > 500 > 500 > 500 > 500 > 500
          C. incanus ekstrelerinin melanom hücrelerine karşı önemli sitotoksik potansiyeli, daha önce EGCG gibi melanomun kemoprevansiyonu ve tedavisinde etkili olduğu açıklanan fitokimyasalların yüksek içeriği ile açıklanabilir [ 54 , 55 ]. Bununla birlikte, özütlerin fitokimyasal içeriğinin ve A375 hücrelerine karşı sitotoksik aktivitenin yan yana gelmesi, gözlemlenen sitotoksik aktivite ile ana polifenolik bileşiklerin içeriği arasında hiçbir korelasyon olmadığını gösterdi ( Tablo S1 ). Polifenoliklerin antikanser aktivitesi, özellikle kateşin türevleri, genellikle sinerjik etkilerinden kaynaklanır [ 56]. Örneğin, epikateşin ve EGCG kombinasyonu, insan kolon kanseri hücre hattı HT-29'un [ 57 ] büyümesini sinerjistik olarak inhibe etti ve EGCG'nin çeşitli yeşil çay kateşinleri ile karışımı, in vitro olarak insan servikal kanser hücrelerinin proliferasyonunu azalttı [ 58 ].

          Cistus ekstraktlarının sitotoksik aktivitesi , tirozinaz inhibe edici aktivite ile de korelasyon gösterdi; bu, ekstraktların çoğu için sitotoksik etkinin, tirozinaz inhibe etme potansiyeli ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösterdi. Analiz edilen ekstraktların sitotoksik aktivitesi ile antioksidan potansiyeli arasında hiçbir korelasyon gözlenmedi ( Tablo S2, Şekiller S1 ve S2 ). 3.5. Cistus Ekstraktlarının In Vitro Güneş Koruma Faktörü (SPF)


          UV radyasyonu (UVR), cildin fizyolojisini etkileyen en zararlı çevresel faktörlerden biridir. UVR'ye maruz kalma cilt kanserinin en önemli risk faktörüdür, aynı zamanda hiperpigmentasyon bozukluklarından ve fotoyaşlanma olarak bilinen erken cilt yaşlanmasından da sorumludur [ 39 , 59 , 60 ]. Bu nedenle UV koruyucu bileşenler, günlük cilt bakım ürünlerinin temel bileşenleridir. UV filtrelerinin etkinliği, korunan cilt üzerinde minimum eritem dozu (MED) üretmek için gereken UV enerjisinin korunmasız cilt üzerinde bir MED üretmek için gereken UV enerjisine bölünmesi olarak tanımlanan güneş koruma faktörü (SPF) ile belirlenir. MED, korunmasız cilt üzerinde minimal, görünür bir eritem oluşturmak için yeterli olan en düşük UV ışınlama zaman aralığı veya dozajı olarak tanımlanır [61 ]. Birkaç bitki özütü, cilt koruyucu kozmetiklerin genel SPF'sine değerli katkılarını öneren doğal UV filtreleri olarak tanımlanmıştı [ 62 ]. Yüksek polifenolik bileşik içeriği, Cistus özütlerinin ayrıca UVR soğurma aktivitesine sahip olabileceğini gösterdi . Cistus ekstraktlarının SPF'sini oluşturmak için Mansur denklemini uygulayan in vitro yöntem kullanıldı [ 25 ]. 100 µg / mL'de analiz edilen tüm Cistus özütleri, karşılaştırılabilir SPF gösterdi, 3,33 ila 4,37 (Tablo 6). En yüksek SPF,% 100 metanol içinde Soxhlet ekstraksiyonu ile hazırlanan ekstreler için ölçülmüştür. Cistus özütlerinin UV koruyucu kozmetiklerdeki potansiyel uygulaması, Attaguile ve meslektaşlarının (2000) çalışmaları ile de desteklenmektedir ve C. incanus hava parçalarından elde edilen sulu özütlerin DNA'yı UVR aracılı oksidatif hasardan doğrudan koruduğunu göstermektedir [ 63 ]. Tablo 6


          C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin güneş koruma faktörünün (SPF) belirlenmesi .
          % 60 M 3.42 ± 0.13 bir 3.33 ± 0.15 bir
          % 60 SOX 3.77 ± 0.28 a, b 3.50 ± 0.52 bir
          % 100 M 3.64 ± 0.08 a, b 3.71 ± 0.30 a, b
          % 100 SOX 4.13 ± 0.19 a, b 4.37 ± 0.42 b
          Her bir değer ortalama ± SD'yi temsil eder ( n = 3). Aynı harfi paylaşmama araçları (a ve b) p <0.05'te önemli ölçüde farklıdır .

          Şuraya gidin: 4. Sonuçlar


          Bu çalışma, ilk kez C. incanus ve C. ladanifer özütlerinin fitokimyasal bileşimi ve biyolojik özelliklerini karşılaştırarak , cildi zararlı dış etkenlerden koruyan kozmetikte çok işlevli aktif bileşenler olarak uygulanmalarını desteklemektedir. Yapılan çalışma, her iki türden elde edilen özlerin önemli antioksidan özelliklere, tirozinaz inhibitör aktivitesine ve UV koruma potansiyeline sahip olduğunu gösterdi. Analiz edilen tüm özütler ayrıca in vitro olarak insan habis melanom hücreleri için sitotoksiktir ve kanserli olmayan deri hücrelerinin (keratinositler) büyümesini bozmamıştır. İncelenen özütler arasında, cilt koruması için önemli olan en ilginç özellikler, % 60 oranında hazırlanan C. incanus özleri için tespit edilmiştir ( v/ v ) manyetik karıştırıcı veya Soxhlet aparat ekstraksiyonu kullanılarak metanol. Bu özler, en yüksek miktarda fitokimyasal (331.82-347.27 mg GAE / g DW) ve aynı zamanda çok çeşitli bileşikleri içeriyordu. C. incanus ekstreleri de ilk kez etkili tirozinaz inhibitörleri olarak tanımlanmış ve 100 µg / mL'de l- DOPA'dan dopaquinon oluşumunu % 30-70 oranında azaltmıştır. Korelasyon analizi tirozinaz inhibisyonundan sorumlu bileşenleri - epikateşin, EGCG ve mirisitrin - göstermeye yardımcı oldu. Tirozinaz inhibe edici aktivite, artan hiperpigmentasyon bozuklukları problemi ve güvenli ve etkili cilt beyazlatıcı kozmetiklere yönelik artan tüketici talebi nedeniyle kozmetik uygulamalar için özellikle ilgi çekicidir [ 38 ,39 ]. C. incanus ekstreler IC ile, aynı zamanda in vitro insan melanoma hücreleri için sitotoksik olan 50 değerleri 57.80 ve 109,41 ug / mL arasındadır. Bu ekstraktların antikanser aktivitesi daha çok çeşitli fitokimyasal bileşenlerin sinerjistik etkisinden kaynaklanmaktadır. C. incanus ekstraktlarının anti-hiperpigmentasyon ve anti-melanom potansiyeli, aşırı UVR'ye maruz kalma artmış melanin sentezinin ve cilt kanseri oluşumunun ana nedenidir [ 1 ].

          Özetlemek gerekirse, bu yazıda sunulan in vitro deneylerden elde edilen veriler, C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin kozmetik endüstrisi için etkili aktif bileşenler olabileceğini kuvvetle göstermektedir . Bununla birlikte, kozmetik formülasyonların bileşenleri olarak C. incanus ve C. ladanifer ekstrelerinin antioksidan, cilt aydınlatma ve UV koruma özellikleri, 3D in vitro cilt eşdeğerleri veya in vivo modeller kullanılarak daha fazla araştırmayı gerektirir.

          Şuraya gidin: Tamamlayıcı Malzemeler


          Aşağıdakiler çevrimiçi olarak https://www.mdpi.com/2076-3921/9/3/202/s1 adresinde mevcuttur ; Şekil S1: DPPH (A), tirozinaz aktivitesi (B), sitotoksik aktivite (C) ve SPF sonuçlarına (D) bağlı olarak test edilen ekstraktlar arasındaki benzerlikleri gösteren dendrogramlar. Şekil S2: Grafikler toplam fenolik, flavonoidler, DPPH kirleticilerin alınmasına yönelik faaliyet içeriğini gösteren C incanus ve C. ladanifer özleri ve güneş koruma faktörünü (SPF) belirlenmesi C incanus ve C. ladanifer özleri; her değer ortalama ± SD'yi temsil eder ( n = 3). Aynı mektubu paylaşmama araçlar önemli ölçüde farklıdır p<0.05. Tablo S1: Fitokimyasal bileşiğin içeriği ile Cistus özütlerinin biyolojik aktivitesi arasındaki korelasyon . Tablo S2. Cistus ekstraktlarının tirozinaz inhibitör aktivitesi ile antioksidan aktivitesi ve A375 melanoma hücrelerine karşı sitotoksisite arasındaki ilişki .
          Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (192K, pdf)
          Şuraya gidin: Yazar Katkıları


          Kavramsallaştırma - KG-B. ve BA; Toplam fenoliklerin ve flavonoidlerin ekstraksiyonu ve analizi, antioksidan aktivite - UH, MS-G ve BA; LCMS analizi — WK-K .; tirozinaz inhibisyonu ve SPF analizi — KG-B .; istatistiksel analiz - MC; orijinal taslağın yazılması ve şekillerin hazırlanması — KG-B .; taslağın gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi - WK-K., MC ve BA Tüm yazarlar makalenin yayınlanan versiyonunu okumuş ve kabul etmiştir.

          Şuraya gidin: Finansman


          Bu çalışma, Polonya, Rzeszow'daki Bilgi Teknolojisi ve Yönetimi Üniversitesi'nin 503-07-02-23 Yasal Projesi tarafından kurulmuştur.

          Şuraya gidin: Çıkar çatışmaları


          Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

          Şuraya gidin: Referanslar

          1. Parrado C., Mercado-Saenz S., Perez-Davo A., Gilaberte Y., Gonzalez S., Juarranz A. Cilt yaşlanmasında çevresel stresler. Mekanistik içgörüler. Ön. Pharmacol. 2019; 10 : 759. doi: 10.3389 / fphar.2019.00759. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          2. Uliasz A., Spencer JM Chemoprevention of cilt kanseri ve fotoyaşlanma. Clin. Dermatol. 2004; 22 : 178–182. doi: 10.1016 / j.clindermatol.2003.12.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          3. Gupta S., Muhtar H. Deri kanserinin kemoprevansiyonu: Mevcut durum ve gelecekteki beklentiler. Kanser Metastazı Rev. 2002; 21 : 363–380. doi: 10.1023 / A: 1021275330385. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          4. Di Ferdinando M., Brunetti C., Agati G., Tattini M. Olumsuz Akdeniz bölgelerinde yaşayan bitkilerde polifenollerin çoklu fonksiyonları. Environ. Tecrübe. Bot. 2014; 103 : 107–116. doi: 10.1016 / j.envexpbot.2013.09.012. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          5. Rice-Evans C., Miller N., Paganga G. Fenolik bileşiklerin antioksidan özellikleri. Trends Plant Sci. 1997; 2 : 152–159. doi: 10.1016 / S1360-1385 (97) 01018-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          6. Brunetti C., Di Ferdinando M., Fini A., Pollastri S., Tattini M. Antioksidanlar ve gelişim düzenleyicileri olarak Flavonoidler: Bitkiler ve insanlarda göreli önemi. Int. J. Mol. Sci. 2013; 14 : 3540–3555. doi: 10.3390 / ijms14023540. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          7. Kubica P., Ekiert H., Ekiert RJ, Szopa A. Cistus sp. cinsinin türleri — Taksonomi, dağılım, kimyasal bileşim, terapötik uygulamalar ve biyoteknolojik çalışmalar. Borgis Postępy Fitoter. 2016; 3 : 179–188. [ Google Scholar ]
          8. Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastaların tedavisi için Kalus U., Grigorov A., Kadecki O., Jansen JP, Kiesewetter H., Radtke H. Cistus incanus (CYSTUS052). İleriye dönük, randomize, plasebo kontrollü bir klinik çalışma. Antivir. Res. 2009; 84 : 267–271. doi: 10.1016 / j.antiviral.2009.10.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          9. Droebner K., Ehrhardt C., Poetter A., ​​Ludwig S., Planz O. CYSTUS052, polifenol bakımından zengin bir bitki özütü, farelerde anti-influenza virüsü aktivitesi sergiler. Antivir. Res. 2007; 76 : 1–10. doi: 10.1016 / j.antiviral.2007.04.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          10. Chinou I., Demetzos C., Harvala C., Roussakis C., Verbist JF Cistus incanus subsp. Creticus. Planta Med. 1994; 60 : 34–36. doi: 10.1055 / s-2006-959403. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          11. Móricz A.M., Szeremeta D. knas M., Dlugosz E., Ott PG Kowalska T., ve Sajewicz M. Antibakteriyel potansiyeli incanus Cistus L. Fenoliklerin ile birlikte ince katmanlı kromatografi kullanılarak incelenmiştir olarak doğrudan biyootografi ve yerinde hidroliz. J. Chromatogr. A. 2018; 1534 : 170–178. doi: 10.1016 / j.chroma.2017.12.056. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          12. Gori A., Ferrini F., Marzano MC, Tattini M., Centritto M., Baratto MC, Pogni R., Brunetti C. C. incanus yapraklarından elde edilen ham ekstrakt ve polifenolik zengin fraksiyonların karakterizasyonu ve antioksidan aktivitesi . Int. J. Mol. Sci. 2016; 17 : 1344. doi: 10.3390 / ijms17081344. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          13. Ferreira S., Santos J., Duarte A., Duarte AP, Queiroz JA, Domingues FC Cistus ladanifer ve Arbutus unedo özütlerinin antimikrobiyal aktivitesinin taranması. Nat. Üretim Res. 2012; 26 : 1558–1560. doi: 10.1080 / 14786419.2011.569504. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          14. Barros L., Dueñas M., Alve CT, Silva S., Henriques M., Santos-Buelga C., Ferreira ICFR Antifungal aktivite ve Cistus ladanifer fenolik ekstraktlarının detaylı kimyasal karakterizasyonu . San. Mahsulleri Üret. 2013; 41 : 41–45. doi: 10.1016 / j.indcrop.2012.03.038. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          15. Tomás-Menor L., Morales-Soto A., Barrajón-Catalán E., Roldán-Segura C., Segura-Carretero A., Micol V. Türler. Food Chem. Toxicol. 2013; 55 : 313–322. doi: 10.1016 / j.fct.2013.01.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          16. El Youbi AE, Mansouri LE, Boukhira S., Daoudi A., Bousta D. Fas'tan Cistus ladanifer L.'nin sulu özütünün in vivo anti-enflamatuar ve analjezik etkileri . Am. J. Ther. 2016; 23 : e1554 – e1559. doi: 10.1097 / MJT.0000000000000419. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          17. Raimundo JR, Frazão DF, Domingues JL, Quintela-Sabarís C., Dentinho TP, Anjos O., Alves M., Delgado F. İhmal edilmiş Akdeniz bitki türleri değerli kaynaklardır: Cistus ladanifer örneği . Planta. 2018; 248 : 1351–1364. doi: 10.1007 / s00425-018-2997-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          18. Dai J., Mumper RJ Bitki fenolikleri: Ekstraksiyon, analiz ve bunların antioksidan ve antikanser özellikleri. Moleküller. 2010; 15 : 7313–7352. doi: 10.3390 / molecules15107313. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          19. Azwanida NN Tıbbi bitkilerde ekstraksiyon yöntemlerinin kullanımı, prensibi, gücü ve sınırlaması üzerine bir inceleme Med . Aromat Bitkiler. 2015; 4 : 3. doi: 10.4172 / 2167-0412.100019. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          20. Fukumoto LR, Mazza G. Fenolik bileşiklerin antioksidan ve prooksidan aktivitelerinin değerlendirilmesi. J. Agric. Food Chem. 2000; 48 : 3597–3604. doi: 10.1021 / jf000220w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          21. Matejić JS, Džamić AM, Mihajilov-Krstev TM, Ranđelović VN, Krivošej ZD, Marin PD Tordylium maksimum ekstraktlarının toplam fenolik ve flavonoid içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitesi . J. Appl. Ecz. Sci. 2013; 3 : 55–59. doi: 10.7324 / JAPS.2013.30110. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          22. Brand Williams M., Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanımı. LWT Food Sci. Technol. 1995; 28 : 25–30. doi: 10.1016 / S0023-6438 (95) 80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          23. Repetto G., del Peso A., Zurita JL Hücre canlılığı / sitotoksisitesinin tahmini için nötr kırmızı alım deneyi. Nat. Protoc. 2008; 3 : 1125–1131. doi: 10.1038 / nprot.2008.75. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          24. Studzińska-Sroka E., Frątczak A., Bylka W. Seçilen bitki özleri ile tirozinazı inhibe eden özelliklerin değerlendirilmesi. Pol. J. Cosmetol. 2016; 19 : 51–55. [ Google Scholar ]
          25. Mansur JS, Breder MN, Mansur MC, Azulay RD Spektrofotometri ile Güneş koruma faktörünün belirlenmesi. An. Bras. Dermatol. 1986; 61 : 121–124. [ Google Scholar ]
          26. Sayre RM, Agin PP, Levee GJ, Marlowe E. Güneşten koruyucu formüllerin in vivo ve in vitro testlerinin karşılaştırılması. Photochem. Photobiol. 1979; 29 : 559–566. doi: 10.1111 / j.1751-1097.1979.tb07090.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          27. Majewska M., Skrzycki M., Podsiad M., Czeczot H. Flavonoidlerin antioksidan potansiyelinin değerlendirilmesi: Bir in vitro çalışma. Açta Pol. Ecz. 2011; 68 : 611–615. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          28. Moreira H., Ślęzak A., Szyjka A., Oszmiański J., Gąsiorowski K. Cistus ve nar polifenollerinin antioksidan ve kanser kemopreventif aktiviteleri. Açta Pol. Ecz. 2017; 74 : 688–698. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          29. Amensour M., Sendra E., Pérez-Alvarez JA, Skali-Senhaji N., Abrini J., Fernández-López J. Rockrose ( Cistus ladaniferus ) Bitki Gıdalarının yapraklarından metanol ve etanol ekstrelerinin antioksidan aktivitesi ve kimyasal içeriği Hum. Nutr. 2010; 65 : 170–178. doi: 10.1007 / s11130-010-0168-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          30. Andrade D., Gil C., Breitenfeld L., Domingues F., Duarte AP Cistus ladanifer ve Arbutus unedo L. Ind. Mahsul Üret . 2009; 30 : 165–167. doi: 10.1016 / j.indcrop.2009.01.009. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          31. Barrajón-Catalán E., Fernández-Arroyo S., Saura D., Guillén E., Fernández-Gutiérrez A., Segura-Carretero A., Micol V. insan kanser hücrelerine karşı aktivite. Food Chem. Toxicol. 2010; 48 : 2273–2282. doi: 10.1016 / j.fct.2010.05.060. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          32. Guimarãe R., Sousa MJ, Ferreira ICFR Uçucu yağların ve fenoliklerin aromatik bitkilerin antioksidan özelliklerine katkısı. San. Mahsulleri Üret. 2010; 32 : 152–156. doi: 10.1016 / j.indcrop.2010.04.011. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          33. Rinnerthaler M., Bischof J., Streubel MK, Trost A., Richter K. Yaşlanan insan cildinde oksidatif stres. Biyomoleküller. 2015; 5 : 545–589. doi: 10.3390 / biom5020545. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          34. Nishigori C., Hattori Y., Toyokuni S. Deri karsinogenezinde reaktif oksijen türlerinin rolü. Antioksid. Redox Sinyali. 2004; 6 : 561–570. doi: 10.1089 / 152308604773934314. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          35. Schalka S. Hiperpigmentasyon bozuklukları hakkında yeni veriler. J. Eur. Acad. Dermatol. Venereol. 2017; 5 : 18–21. doi: 10.1111 / jdv.14411. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          36. Kuchta A., Konopacka A., Waleron K., Viapiana A., Wesołowski M., Dąbkowski K., Ćwiklińska A., Mickiewicz A., Śledzińska A., Wieczorek E., vd. Cistus incanus bitki çayı takviyesinin sağlıklı yetişkinlerde oksidatif stres belirteçleri ve lipid profili üzerine etkisi. Cardiol. J. 2019 doi: 10.5603 / CJ.a2019.0028. (baskı öncesinde) [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          37. Fernández-Arroyo S., Barrajón-Catalán E., Micol V., Segura-Carretero A., Fernández-Gutiérrez A. Elektrosprey uçuş süresi ve iyon tuzağına bağlı diyot dizisi algılamalı yüksek performanslı sıvı kromatografisi bir Cistus ladanifer sulu ekstraktından fenolik bileşikleri tanımlamak için tandem kütle spektrometresi. Phytochem. Anal. 2010; 21 : 307–313. doi: 10.1002 / pca.1200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          38. Koch W., Kukula-Koch W., Głowniak K. Siyah çayların demlenme süresine göre kateşin bileşimi ve antioksidan aktivitesi. J. AOAC. 2017; 100 : 1694–1699. doi: 10.5740 / jaoacint.17-0235. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          39. Pillaiyar T., Manickam M., Namasivayam V. Deri beyazlatma ajanları: Tirozinaz inhibitörlerinin tıbbi kimya perspektifi. J. Enzyme Inhib. Med. Chem. 2017; 32 : 403–425. doi: 10.1080 / 14756366.2016.1256882. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          40. Leyden JJ, Shergill B., Micali G., Downie J., Wallo W. Hiperpigmentasyon yönetimi için doğal seçenekler. J. Eur. Acad. Dermatol. Venereol. 2011; 25 : 1140–1145. doi: 10.1111 / j.1468-3083.2011.04130.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          41. Hayır JK, Soung DY, Kim YJ, Shim KH, Jun YS, Rhee SH, Yokozawa T., Chung HY Yeşil çay bileşenleri tarafından tirozinaz inhibisyonu. Life Sci. 1999; 65 : PL241 – PL246. doi: 10.1016 / S0024-3205 (99) 00492-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          42. Sato K., Toriyama M. Kateşinlerin renk açma etkisi. Moleküller. 2009; 14 : 4425–4432. doi: 10.3390 / molecules14114425. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          43. Kim DS, Park SH, Kwon SB, Li K., Youn SW, Park KC (-) - Epigallocatechin-3-gallate ve hinokitiol, azalmış MITF üretimi yoluyla melanin sentezini azaltır. Arch. Ecz. Res. 2004; 27 : 334–339. doi: 10.1007 / BF02980069. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          44. Kim D., Park J., Kim J., Han C., Yoon J., Kim N., Seo J., Lee C. Mantar tirozinaz inhibitörleri olarak flavonoidler: Bir floresan söndürme çalışması. J. Agric. Food Chem. 2006; 54 : 935–941. doi: 10.1021 / jf0521855. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          45. Matsuda H., Higashino M., Chen W., Tosa H., Iinuma M., Kubo M. Doğal kaynaklardan kütikül ilaçları üzerine çalışmalar. III. Myrica rubra'nın melanin biyosentezi üzerindeki inhibe edici etkisi . Biol. Ecz. Boğa. 1995; 18 : 1148–1150. doi: 10.1248 / bpb.18.1148. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          46. Kubo I., Kinst-Hori I. Safran çiçeğinden flavonoller: Tirozinaz inhibe edici aktivite ve inhibisyon mekanizması. J. Agric. Food Chem. 1999; 47 : 4121–4125. doi: 10.1021 / jf990201q. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          47. Xie LP, Chen QX, Huang H., Wang HZ, Zhang RQ Bazı flavonoidlerin mantar tirozinaz aktivitesi üzerindeki inhibe edici etkileri. Biochemistry (Mosc) 2003; 68 : 487–491. doi: 10.1023 / A: 1023620501702. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          48. Chhabra G., Ndiaye MA, Garcia-Peterson LM, Ahmad N. Melanoma kemoprevansiyon: Mevcut durum ve gelecekteki beklentiler. Photochem. Photobiol. 2017; 93 : 975–989. doi: 10.1111 / php.12749. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          49. Steward WP, ​​Brown K. Cancer chemoprevention: Hızla gelişen bir alan. Br. J. Cancer. 2013; 109 : 1–7. doi: 10.1038 / bjc.2013.280. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          50. Madhunapantula SV, Robertson GP Chemoprevention of Melanoma. Adv. Pharmacol. 2012; 65 : 361–398. doi: 10.1016 / B978-0-12-397927-8.00012-9. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          51. Jemia MB, Kchouk ME, Senatore F., Autore G., Marzocco S., De Feo V., Bruno M. Tunus Cistus libanotis , Cistus monspeliensis ve Cistus villosus'tan heksan ekstresinin çoğalmaya karşı aktivitesi . Chem. Cent. J. 2013; 7 : 47. doi: 10.1186 / 1752-153X-7-47. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          52. Inoue M., Suzuki R., Sakaguchi N., Li Z., Takeda T., Ogihara Y., Jiang BY, Chen Y. Gallik asit ile kanser hücrelerinde hücre ölümünün seçici indüksiyonu. Biol. Ecz. Boğa. 1995; 18 : 1526–1530. doi: 10.1248 / bpb.18.1526. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          53. Boukamp P., Petrussevska RT, Breitkreutz D., Hornung J., Markham A., Fusenig NE Kendiliğinden ölümsüzleştirilmiş bir anöploid insan keratinosit hücre hattında normal keratinizasyon. J. Cell Biol. 1988; 106 : 761–771. doi: 10.1083 / jcb.106.3.761. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          54. Higdon JV, Frei B. Çay kateşinleri ve polifenoller: Sağlık etkileri, metabolizma ve antioksidan fonksiyonlar. Kritik. Rev. Food Sci. Nutr. 2003; 43 : 89–143. doi: 10.1080 / 10408690390826464. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          55. Chen X., Chang L., Qu Y., Liang J., Jin W., Xia X. Çay polifenolleri, TLR4'ün aşağı regülasyonu yoluyla melanom hücrelerinin proliferasyonunu, göçünü ve istilasını inhibe eder. Int. J. Immunopathol. Pharmacol. 2018; 31 : 0394632017739531. doi: 10.1177 / 0394632017739531. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          56. Lewandowska U., Gorlach S., Owczarek K., Hrabec E., Szewczyk K. Antikanser kemoterapötikleri ve fenolik bileşikler arasındaki sinerjistik etkileşimler ve polifenoller arasındaki antikanser sinerji. Postepy Hig. Med. Dosw. 2014; 68 : 528–540. doi: 10.5604 / 17322693.1102278. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          57. Shimizu M., Deguchi A., Lim JT, Moriwaki H., Kopelovich L., Weinstein IB (-) - Epi-gallocatechin gallate ve polyphenon E, epidermal büyüme faktörü reseptörünün ve insan epidermal büyüme faktörü reseptörünün büyümesini ve aktivasyonunu inhibe eder. İnsan kolon kanseri hücrelerinde -2 sinyal yolu. Clin. Cancer Res. 2005; 11 : 2735–2746. doi: 10.1158 / 1078-0432.CCR-04-2014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          58. Morré DJ, Morré DM, Sun H., Cooper R., Chang J., Janle EM Tea kateşin sinerjisi, kanser hücresi çoğalmasının ve kansere özgü hücre yüzeyi oksidazının (ECTO-NOX) Pharmacol. Toxicol. 2003; 92 : 234–241. doi: 10.1034 / j.1600-0773.2003.920506.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          59. Narayanan DL, Saladi RN, Fox JL Ultraviyole radyasyon ve cilt kanseri. Int. J. Dermatol. 2010; 49 : 978–986. doi: 10.1111 / j.1365-4632.2010.04474.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          60. Poon F., Kang S., Chien AL Fotoyaşlanma mekanizmaları ve tedavileri. Fotodermatol. Photoimmunol. Fotoğraflandı. 2015; 31 : 65–74. doi: 10.1111 / phpp.12145. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          61. Radice M., Manfredini S., Ziosi P., Dissette V., Buso P., Fallacara SA Vertuani. Sentetik UV filtrelerine doğal foto-koruma alternatifleri olarak bitkisel özler, likenler ve biyomoleküller. Sistematik bir inceleme. Fitoterapia. 2016; 114 : 144–162. doi: 10.1016 / j.fitote.2016.09.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          62. Korać RR, Khambholja KM Ultraviyole radyasyondan cildin korunmasında bitkilerin potansiyeli. Pharmacogn. Rev. 2011; 5 : 164–173. doi: 10.4103 / 0973-7847.91114. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          63. Attaguile G., Caruso A., Pennisi G., Savoca F. Sıçanlarda Cistus incanus'un sulu ekstresinin mide koruyucu etkisi . Pharmacol. Res. 1995; 31 : 29–32. doi: 10.1016 / 1043-6618 (95) 80043-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6

            Cistus incanus özütünün HIV ve Filovirüslere karşı güçlü in vitro antiviral aktivitesi viral zarf proteinlerini hedefler


            Bilimsel Raporlar Ses 6 , Makale numarası: 20394 ( 2016 ) Bu makaleyi alıntılayınSoyut

            Virüs enfeksiyonlarının küresel tedavisini iyileştirmek için yeni terapötik seçeneklere acilen ihtiyaç vardır. Onaylanmış klinik güvenlik özelliklerine sahip bitkisel ürünler, yeni antiviral aktivitelerin tanımlanması için çekici başlangıç ​​malzemeleridir. Burada Cistus incanus (Ci) bitkisel ürünlerinin insan immün yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonlarını in vitro inhibe ettiğini gösteriyoruz.. Ci özütü, klinik HIV-1 ve HIV-2 izolatlarını ve daha da önemlisi, çoklu ilaç direncine sahip bir virüs izolatını inhibe ederek geniş anti-HIV aktivitesini doğruladı. Antiviral aktivite, virüs partikülleri için oldukça seçiciydi ve virüsün hücre yüzeyine birincil bağlanmasını ve viral zarf proteinlerinin heparine bağlanmasını önledi. Biyo-tahlil kılavuzlu fraksiyonasyon, Ci özütünün çok sayıda antiviral bileşik içerdiğini ve bu nedenle virüs direncini indükleme eğiliminin düşük olduğunu gösterdi. Gerçekten de, virüsün Ci ekstraktlarının mevcudiyetinde 24 haftalık sürekli yayılması sırasında dirençli virüsler ortaya çıkmadı. Son olarak, Ci özütleri, Ebola ve Marburg virüs zarf proteinleri ile psödotiplenen virüs parçacıkları tarafından enfeksiyonu da inhibe etti; bu, Ci özütünün antiviral aktivitesinin ortaya çıkan viral patojenlere kadar uzandığını gösterir.İnsanlarda yaşamı tehdit eden hastalıklara neden olan virüslere karşı in vitro antiviral aktivite ve virüs partiküllerini hedef alan umut verici ajan kaynaklarıdır.Tanıtım

            Virüs enfeksiyonları, küresel ölçekte insan sağlığına ciddi tehditler oluşturmaktadır. İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV), antiretroviral tedavi olmaksızın AIDS'e yol açan kronik, yaşam boyu enfeksiyona neden olur. 35 milyondan fazla kişi HIV/AIDS ile yaşıyor ve pandemi, özellikle düşük gelirli ülkelerde 1 on yıldan fazla bir süredir önde gelen 10 küresel ölüm nedeni arasında yer alıyor . Ebola virüsü (EBOV) gibi yeni ortaya çıkan virüsler, enfeksiyondan 2–21 gün sonra semptomların ortaya çıktığı ve yüksek bir ölüm riskiyle (ortalama ölüm oranı ~%50) akut bir hastalığa neden olabilir (Ebola virüsü hastalığıyla ilgili mevcut bilgilerin özeti için bkz. 2). EBOV, Mayıs 2014'te Batı Afrika'da (Gine, Liberya ve Sierra Leone) alevlenene benzer ani salgınlara neden olabilir. 10.000'den fazla kişinin ölümünün yanı sıra, bu salgın, kaynak eksikliği, uzun süreli çatışmalar ve istikrarsızlık nedeniyle zaten zayıflamış ülkelere ek bir ağır yük bindirdi ve yerel sağlık sistemlerinin çökmesine yol açtı.

            Hayatı tehdit eden viral enfeksiyonların tedavisi için yeni antiviral ajanların geliştirilmesine güçlü bir ihtiyaç vardır. HIV/AIDS tedavisi için onaylanmış çok sayıda ilacın bulunmasına rağmen (≥25 3 ), mevcut anti-HIV tedavileri çeşitli iyileştirmelerden faydalanacaktır. Kısıtlamalar arasında dirençli virüslerin ortaya çıkma riskinin yüksek olması, merkezi sinir sistemi gibi virüs sığınaklarına zayıf penetrasyon, özellikle uzun vadeli tedavi bağlamında olumsuz etkiler ve sınırlı kaynaklara sahip alanlarda uygun fiyatlı tedavilere eksik erişim sayılabilir 4 , 5 , 6 , 7. Ayrıca, bu ilaçların çoğu, virüs replikasyon döngüsünün giriş sonrası adımlarını bloke eder ve viral ters transkriptaz, proteaz veya integraz 3 gibi sadece birkaç viral hedefe saldırır .

            HIV/AIDS'in aksine, şu anda EBOV enfeksiyonlarıyla mücadele için onaylanmış hiçbir ilaç mevcut değildir. Hedefli antiviral tedavilerin olmaması, EBOV salgınlarını yönetmenin en korkutucu yönlerinden biridir.

            Bitki kaynaklı doğal ürünler tıbbi tedaviler için önemli bir rol oynamaktadır 8 , 9 . Bitkisel özler, dünya nüfusunun büyük bir kısmı için birincil sağlık bakım biçimini temsil eder 10 ve tek moleküllü ilaç öncülerinin önemli bir kaynağıdır. Çok bilinen bir örnek anti-sıtma faaliyettir Artimisia annua'dan 11 Youyou Tu, Fizyoloji ve Tıp 2015 Nobel Ödülü alıcı tarafından keşfedilen 12 .

            Çok sayıda şifalı bitki için antiviral aktiviteler rapor edilmiştir 9 , 13 . Bununla birlikte, bitkisel antiviral ilaçlar olarak uygulanmaları, etkinliklerinin, güvenliğinin, bileşiminin ve etki mekanizmalarının derinlemesine araştırılmasını gerektirir 14 . Klinik güvenlik ve biyolojik aktiviteler için veriler, bazıları Avrupa'da reçetesiz satılan birkaç bitki özü için mevcuttur. Yeni antiviral ajan kaynaklarının tanımlanması için bir ilk adım olarak, HIV-1 gibi başlıca insan viral patojenlerine karşı klinik olarak değerlendirilen bu bitkisel ilaçların antiviral aktivitelerini araştırmayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşım, Pelargonium sidoides ekstraktlarının anti-HIV-1 aktivitesine ilişkin son gösterimimiz tarafından desteklenmektedir 15, Almanya'da bitkisel ilaç Umckaloabo® olarak lisanslanmıştır.

            Bu çalışmada, Cistus incanus'un (Pembe Rockrose) HIV ve Filovirüslere karşı antiviral aktivitelerini araştırdık. Cistus incanus (Ci), Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'nın Akdeniz bölgelerine özgüdür ve Pelargonium sidoides'ten (Geraniales) farklı bir taksonomik düzene (Malvales) aittir . Ci özlerinin anti-inflamatuar, antioksidan, antimikotik ve antibakteriyel aktiviteleri olduğu gösterilmiştir 16 , 17 , 18 , 19 . Ci polifenoller bakımından zengindir 18 , 19 , 20 , 21 , 22 , 23, antimikrobiyal/antiviral aktivitelere sahip birçok temsilciyi içeren kimyasal bir bileşik sınıfı 24 , 25 . Ayrıca, Ci özlerinin influenza A virüsü 21 , 26 tarafından enfeksiyonu inhibe ettiği gösterilmiştir . Bir CYSTUS052 ® kaynatma, boğaz pastilleri ve bir bitki çayı dahil olmak üzere farklı Ci müstahzarları ticari olarak mevcuttur . Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastalarda gerçekleştirilen klinik çalışmalarda ve klinik etkisini CYSTUS052 olumlu bir emniyet profili gösteren azalma semptomları ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tedavi edilen hastalarda daha az yan etki görülmemiştir ® 27 , 28 .

            Ci ekstraktlarının, geleneksel ilaçlara karşı çoklu dirençleri olan bir klinik virüs izolatı dahil olmak üzere farklı HIV izolatlarına karşı geniş inhibitör aktivite gösterdiğini gösterdik. Eylem modu çalışmaları, Ci özütlerinin hedef viral zarf proteinlerini, virüsün konak hücrelere birincil bağlanmasını önlediğini göstermektedir. Ci ekstraktlarının antiviral aktivitesi, Ebola virüsü zarf proteinine karşı da yönlendirildi. Ekstrakt dekonvolüsyon çalışmaları, Ci ekstraktlarının HIV ve Ebola virüsüne karşı çok sayıda aktif bileşen içerdiğini ortaya koydu. Sonuçlarımız, Ci özütünün HIV ve Ebola virüsüne karşı güçlü antiviral aktiviteye sahip olduğunu ve Ci özütünün, bu virüslerin replikasyon için konakçı hücrelere girmesini önleyen çok sayıda bileşik içerdiğini gösterir.Sonuçlar

            Cistus incanus ekstraktlarının çok çeşitli HIV izolatlarına karşı antiviral aktivitesi

            Cistus incanus'un (Ci) farklı sulu ekstraktları, oldukça hassas bir HIV raportör hücre dizisi (LC5-RIC) ve HIV inhibitörlerinin tanımlanması için oluşturulmuş teknoloji (EASY-HIT 29 ) kullanılarak anti-HIV aktivitesi açısından değerlendirildi . İlk test, ticari bir Ci preparasyonu (CYSTUS052®), Ci çayından demlenmiş bir ekstrakt ve taze, kendi kendine büyüyen Ci bitkilerinden hazırlanan bir ekstrakt (n = 3) ile yapıldı. Üç Ci özütünün tümü, HIV-1 laboratuvarı izole HIV-1 LAI tarafından LC5-RIC hücrelerinin enfeksiyonunu benzer etkinliklerle inhibe etti ( Ek Şekil S1 ). Ci ile muamele edilmiş hücrelerin canlılığı (MTT tahlili ile ölçülmüştür), tüm ekstreler için muamele edilmemiş hücrelerin ≥%80'i olmuştur. Anti-HIV aktivitesinin daha fazla analizi için CYSTUS052® kullandık.

            Daha sonra, Ci özütünün geniş bir klinik HIV izolatları yelpazesine karşı antiviral aktivitesini araştırdık. Şekil 1'de gösterildiği gibi , Ci özü, hem HIV tip 1 hem de 2 tarafından enfeksiyonu inhibe etti. İki farklı gruptan [Major (HIV-1M MVP899-87 ) ve Outlier (HIV-1O MVP5180-91 ) klinik izolatları tarafından enfeksiyonun inhibisyonu. LC5-RIC raportör hücreleri ve birincil insan periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC) ile gösterilmiştir. Önemli olarak, Ci özü ayrıca çoklu ilaç direnci mutasyonları olan bir HIV-1 M grubu/B klan izolatını (HIV-1 V13-03413B ) inhibe etti . Bu izolat, virolojik tedavi başarısızlığı olan bir hastadan elde edilmiştir. HIV-1 V13-03413B'nin proteaz ve ters transkriptaz dizilerinin analiziHIV-GRADE aracı 30 ile HIV-1 V13-03413B'nin 4 NNRTI'den 3'üne (Nükleosid olmayan ters transkriptaz inhibitörleri), 10 NRTI'den 8'ine (nükleozid revers transkriptaz inhibitörleri) ve 14 proteaz inhibitöründen 13'üne karşı yüksek seviyeli direnci öngördü ve Bu sınıflarda kalan ilaçlara karşı orta düzeyde direnç. Şekil 1Şekil 1
            Cistus incanus özütü, çok çeşitli insan immün yetmezlik virüslerinin (HIV) enfektivitesini engeller.

            ( A ) Cistus incanus (Ci) ekstresinin antiviral aktivitesi HIV tip 1 ve HIV tip 2 izolatlarını inhibe eder . Enfeksiyonun inhibisyonu, insan HIV raportör hücreleriyle (HIV-1 AD8(R5) için LC5-RIC veya LC5-RIC- R5) , farklı koreseptör tropizmlerine sahip HIV-1 izolatları (HIV-1 LAI : X4-tropik; HIV-) kullanılarak değerlendirildi. 1 AD8(R5) : R5-tropik), bir klinik izolat olan M (Major) (HIV-1M MVP899-87 ) veya O ( Outlier ) grubuna (HIV-1O MVP5180-91 ) ait HIV-1 klinik izolatları HIV tip 2 (HIV-2 MVP10668-93 ) ve çoklu ilaç direncine sahip klinik bir HIV-1 izolatı (HIV-1 V13-03413B ). ( B )Cistus incanus (Ci) özü, birincil insan hedef hücrelerinin HIV enfeksiyonunu engeller. İnterlökin-2 ile uyarılan periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC) , farklı konsantrasyonlarda Ci özü varlığında HIV-1 LAI veya HIV-1O MVP5180-91 virüsüne maruz bırakıldı . PBMC tarafından üretilen bulaşıcı virüsün seviyeleri, PBMC'nin kültür süpernatanlarının LC5-RIC hücreleri ile analiz edilmesiyle belirlendi. 3 donörden alınan PBMC'ler ile deneyler yapıldı. Doz-yanıt eğrileri, her biri 100 μg/ml ile 3.12 μg/ml arasında 6 konsantrasyonda Ci özü ile gerçekleştirilen 3 bağımsız enfeksiyon testi için gösterilmiştir. Semboller ortalama değerleri, hata çubukları ise ortalamanın standart sapmasını belirtir. AT 50 anlamına hangi hesaplanan yarı maksimal etkin konsantrasyonu.

            Tam boyutlu resim
            Ci ekstraktının anti-HIV aktivitesi için polifenollerin önemini açıklamak için, polifenollerin polivinilpirolidon (PVPP) tarafından adsorpsiyonu ile Ci ekstraktından polifenolle zenginleştirilmiş bir fraksiyon (CiPP) ürettik. CiPP, test edilen tüm HIV izolatları paneline karşı doza bağlı antiviral aktivite gösterdi ( Şekil 2A ). CiPP fraksiyonunun antiviral aktivitesi, ~0.7 ila 2.0 ug/ml aralığındaydı ve tüm Ci özütününkinden ≥5 kat daha güçlüydü ( Şekil 1 A ve 2 A'yı karşılaştırın). Buna karşılık, polifenolden yoksun fraksiyon , aynı konsantrasyonlarda HIV-1 LAI ile test edildiğinde hiçbir antiviral aktivite göstermedi , bu da polifenollerin Ci ekstraktının antiviral aktivitesini hesaba kattığını gösterir ( Şekil 2B ). şekil 2şekil 2
            Polifenoller, Cistus incanus özütünün anti-HIV aktivitesi için çok önemlidir .

            Tüm Cistus incanus (Ci) ekstraktının polivinilpirolidon (PVPP)'ye maruz bırakılması ve ardından PVPP peletinin sulu süpernatandan santrifüjlenmesi ve adsorbe edilmiş polifenollerin (PP) elüsyonu ile ayrılmasıyla polifenolle zenginleştirilmiş bir fraksiyon (CiPP ile zenginleştirilmiş fraksiyon) üretildi. PVPP peletinden. (Daha fazla ayrıntı için bkz. Malzemeler ve Yöntemler). ( A ) Polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyon, HIV tip 1 ve HIV tip 2 izolatları tarafından enfeksiyonu etkili bir şekilde inhibe eder. Polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyonun HIV-inhibitör aktivitesi, LC5-RIC hücreleri ile aynı HIV izolatları paneli ile ve bütün Ci özütünün test edilmesi için kullanılan aynı koşullar altında test edildi (bakınız Şekil 1 ). ( B )Anti-HIV aktivitesi, polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyon tarafından seçici olarak korunur . Polifenolle zenginleştirilmiş ve polifenolden yoksun fraksiyonun anti-HIV aktiviteleri, HIV-1 LAI ve LC5-RIC hücreleri kullanılarak karşılaştırıldı. Polifenolden yoksun fraksiyon (=CiPP-tükenmiş fraksiyon), santrifüjlemeden sonra PVPP peletinin sulu süpernatantını temsil eder. Doz-yanıt eğrileri, her biri 25 μg/ml ile 0.78 μg/ml arasında 6 konsantrasyonda Ci özü ile gerçekleştirilen 3 bağımsız enfeksiyon testi için gösterilmiştir. Semboller ortalama değerleri, hata çubukları ise ortalamanın standart sapmasını belirtir. AT 50 anlamına hangi hesaplanan yarı maksimal etkin konsantrasyonu.

            Tam boyutlu resim
            MTT analizi ile hücre canlılığında Ci tedavinin etkisinin test edilmesi CC ortaya 50 bütün ekstraktı (değerlerini ≥250 ug / ml Ek Şek. S2 ). CiPP, özütün tamamından bile daha düşük sitotoksisite (CC 50  >1200 μg/ml) gösterdi . Böylece polifenollerin zenginleştirilmesi ekstrenin sitotoksik bileşenlerini ortadan kaldırır ve antiviral aktiviteyi arttırır.

            Birlikte bu sonuçlar, Ci özütünün geniş bir HIV izolatları yelpazesine karşı güçlü antiviral aktivitesini gösterir ve polifenollerin anti-HIV aktivitesi için çok önemli olduğunu gösterir. Etki mekanizması: Ci özü, HIV'in konakçı hücreleri istila etmesini önler

            EASY-HIT sisteminde Ci özütünün antiviral testi, HIV replikasyon döngüsünün 29 erken aşamasını etkileyen antiviral ajanların özelliği olan, tahlilin ilk adımında inhibisyonu ortaya çıkardı . Bu nedenle ekleme zamanı (TOA) testleri gerçekleştirdik. TOA tahlili, antiviral bileşiğin eklenmesinin zaman noktasının virüs enfeksiyonunu inhibe etme kapasitesi üzerindeki etkisini ölçer 29 , 31 . Referans bileşikleri olarak HIV-1 füzyon inhibitörü T20'yi ve ters transkripsiyon inhibitörü Efavirenz'i kullandık. Elde edilen Ci profili, füzyon inhibitörü T20 için gözlemlenenden bile daha erken zaman noktalarında inhibisyon kaybını gösterir ( Şekil 3A).), Ci'nin HIV-1 replikasyon döngüsünde çok erken bir adımı engellediğini gösterir. Bu ayrıca Ci özü ve ters transkriptaz inhibitörü Efavirenz ile birlikte tedavi edilen HIV'e maruz kalan hücrelerde hücre bağlantılı genomik viral RNA'nın saptanamamasıyla da desteklenir ( Şekil 3B ). Figür 3Figür 3
            Cistus incanus özü, hücrelerin HIV tarafından istilasını engeller.

            ( A ) Ci özütünün antiviral aktivitesi, HIV replikasyon döngüsünün çok erken bir aşamasını engeller. Ekleme zamanı (TOA) tahlilleri, Cistus incanus (Ci) özütü veya referans inhibitörleri T20 (virüs-hücre füzyonu) ve Efavirenz (ters transkripsiyon) ile yapıldı. Her zaman noktası, üçlü kuyucuklarda test edildi ve enfeksiyon seviyeleri, tedavi edilmeyen kültürlerinkine normalleştirildi (=%100). Semboller ortalama değerleri ve hata çubukları ortalamanın standart sapmasını gösterir. ( B ) Ci özü, genomik HIV RNA'sının hücrelere verilmesini önler . LC5-CD4 kültürleri HIV-1 LAI'ye maruz bırakıldıyokluğunda (Ci yok) veya 100 µg/ml tam Ci ekstraktının (Ci) veya Ci-türevi polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyonun (CiPP) varlığında 4 saat boyunca. Efavirenz, hedef hücrelerde HIV ters transkripsiyonunu bloke etmek için dahil edildi. 4 saat virüs maruziyetinden sonra kültürlerden RNA izole edildi, cDNA üretildi ve kantitatif PCR analizi için kullanıldı. HIV-1 dizilerinin seviyeleri, RNA polimeraz II referans dizileriyle ilişkiliydi. Veriler, HIV-1'e maruz kalan, arka plana normalize edilmiş (yani virüssüz) kültürlerde HIV-RNA genomlarının nispi seviyeleri olarak ifade edilir. Her çubuk, 3 virüse maruz kalma deneyinin ortalama sonuçlarını temsil eder. Hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. ( C , D ) Ci ekstresi virüs partiküllerinin hücrelere tutunmasını engeller. Dönen disk konfokal mikroskopisi, Ci veya CiPP'nin GFP etiketli HIV-1 virüs partiküllerinin LC5-RIC hücrelerine bağlanması üzerindeki etkisini analiz etmek için kullanıldı. Hücreler 4 saat boyunca virüse maruz bırakıldı. Füzyon inhibitörü T20, virüsün hedef hücrelere girişini engellemek için dahil edildi. Kontroller, Ci olmadan virüse maruz kalan hücrelerden (bağlanma kontrolü) ve maruz kalmayan hücrelerden (arka plan) oluşuyordu. Hücre çekirdekleri DAPI boyama ile görselleştirildi. ( C ) Hücre ile ilişkili GFP noktalarının kantitatif analizi. 4 görüntüden 60 hücre ile ilişkili GFP sinyalleri, her numune için analiz edildi. Çubuklar, hücre başına GFP sinyallerinin ortalama değerlerini temsil eder ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. ( D ) Her numune için temsili görüntüler. Ölçek çubukları: 20 μm.

            Tam boyutlu resim
            Daha sonra , daha önce 15 açıklandığı gibi, GFP etiketli HIV-1 parçacıkları (HIV-1 NL4-3 Gag-iGFP 32 ) ve dönen disk konfokal mikroskopisi kullanarak, virüs parçacıklarının konak hücrelere bağlanması üzerindeki Ci özü etkisini değerlendirdik . Virüs eki, virüs-hücre ilişkisini en üst düzeye çıkarmak için T20 varlığında test edildi. Beklendiği gibi, Ci'nin yokluğunda çok sayıda yeşil flüoresan, hücre bağlantılı noktalar görülmüş ve virüs partiküllerinin konakçı hücrelere bağlanmasını doğrulamıştır ( Şekil 3C,D Ek kontrolü). Buna karşılık, Ci özütü ile tedavi, hücre başına GFP sinyallerinin sayısını (Ci özü ve CiPP) güçlü bir şekilde azalttı; bu, Ci özütünün virüs parçacıklarının konakçı hücrelerle ilişkisini engellediğini gösterir.

            Birlikte bu sonuçlar, Ci özütünün viral partiküllerin hücrelere bağlanmasını bloke ettiğini ve dolayısıyla konakçı hücrelere viral girişi engellediğini göstermektedir. Ci özütünün antiviral aktivitesi, HIV zarf proteinlerini hedefler

            Antiviral Ci bileşenlerinin virüs partiküllerini mi yoksa konak hücreleri mi hedef aldığını doğrulamak için, enfeksiyondan önce hücreleri veya virüs partiküllerini Ci özü ile önceden inkübe ettik. LC5-RIC hücrelerinin Ci özü ile ön kuluçkalanmasının virüs enfeksiyonu üzerinde hiçbir etkisi olmadı ( Şekil 4A ). Buna karşılık, virüs partiküllerinin Ci ile ön inkübasyonu, enfeksiyonu güçlü bir şekilde azaltarak, hücrelere aynı anda Ci özü ve virüsün eklenmesiyle elde edilenlerden bile daha düşük enfeksiyon seviyeleri sağladı (yani standart tahlil koşulları). Bu sonuçlar Ci ekstraktının virüs partiküllerini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Şekil 4Şekil 4
            Cistus incanus özütünün HIV inhibitör aktivitesi, seçici olarak viral zarf proteinlerini hedefler.

            ( A ) Ci ekstraktının antiviral bileşenleri, virüs partikülleri ile etkileşime girer, ancak hücreleri hedef almaz . Grafik, virüs aşısının (HIV-1 LAI ) veya hedef hücrelerin (LC5-RIC) Ci özü ile ön inkübasyonunun anti-HIV-1 aktivitesi üzerindeki etkilerini gösterir . Kontrol olarak, virüs aşısının ve Ci özütünün hücrelere aynı anda eklendiği standart koşullar altında antiviral aktivite test edildi. Semboller, üç kopya halinde analiz edilen her özüt seyreltmesi için ortalama değerleri belirtir ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. Ci özü ile tedavi edilen kültürlerin enfeksiyon değerleri, tedavi edilmeyen kültürlere göre ifade edilir (=%100 enfeksiyon). ( B ) Ci tedavisi, virüs partiküllerinin heparine bağlanmasını bloke eder.Virüs yakalama deneyleri, (virüs + Ci) veya Ci özütü olmadan (yalnızca virüs) inkübe edilmiş, HIV-1 LAI içeren heparin boncukları ve virüs numuneleri ile gerçekleştirilmiştir . Yakalanan virüs, boncuk fraksiyonunda (sol panel) ve eluatta (sağ panel) Gag-p24 ELISA ile ölçülmüştür. Ci ile muamele edilmiş virüs numunelerinden yakalanan Gag-p24 antijen seviyeleri, muamele edilmemiş kontrol numunelerinden (=%100) yakalanan Gag-p24 antijen seviyelerine göre ifade edilir. Farklı miktarlarda virüs ile gerçekleştirilen iki bağımsız yakalama deneyi için sonuçlar gösterilmektedir. Gag-p24 seviyeleri, kontrol numunesi için ölçülen değerlere normalleştirildi (yalnızca virüs = %100). Sütunlar ortalama değerleri belirtir ve hata çubukları ortalamanın standart sapmasını gösterir (nd = algılanmadı). ( C )Ci ile muamele edilmiş virüs partikülleri, virüs zarflarında hücre kaynaklı CD44 proteinlerine bağlanan antikorlar tarafından yakalanır . Virüs yakalama deneyleri, anti-insan CD44 antikorları ile konjuge edilmiş mikro boncuklar ve (virüs + Ci) ile veya Ci özütü olmadan (yalnızca virüs) inkübe edilmiş HIV-1 LAI virüs numuneleri ile gerçekleştirilmiştir. Yakalanan virüsün seviyeleri, elüatın Gag-p24 ELISA'sı ile belirlendi (soldaki grafik). Yakalanan virüsün enfektivitesi, LC5-RIC hücreleri ile belirlendi (sağdaki grafik). Çubuklar, her numune için 3 tekrarın ortalama sonuçlarını temsil eder ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını temsil eder.

            Tam boyutlu resim
            Ci özütünün HIV-1 zarf glikoproteinlerini hedef alıp almadığını araştırmak için virüs parçacıklarının Ci özü ile tedavisinin HIV-1 parçacıklarının heparin tarafından yakalanmasını etkileyip etkilemediğini analiz ettik. HIV-1'in heparine bağlanmasına viral zarf proteini gp120 aracılık eder ( 33'te gözden geçirilmiştir ). Heparin afinite kromatografisi için, HIV-1 stokları heparin boncukları ile inkübe edildi ve yüksek tuz tamponu ile yıkanarak ayrıştırıldı. Virüs yakalama, heparin boncukları ile ilişkili ve elüatta HIV-1 antijeninin (Gag-p24) miktar tayini ile belirlendi. Ci ile muamele edilmiş HIV-1 ile gerçekleştirilen virüs yakalama tahlillerinin boncuk fraksiyonunda veya eluatında virüs antijeni saptanmadı, oysa virüs antijeni, muamele edilmemiş virüs numuneleri ile gerçekleştirilen yakalama tahlilleri için kolayca saptandı ( Şekil 4B).). Bu sonuçlar, Ci tedavisinin, gp120 aracılı heparine bağlanmayı bloke ettiğini gösterir.

            Daha sonra, Ci bileşenlerinin viral zarftaki hücre kaynaklı proteinleri de hedefleyip hedeflemediğini araştırdık. CD44 konak proteininin HIV zarflarına dahil edildiği bilinmektedir ( 34'te gözden geçirilmiştir ) ve anti-CD44 antikorlarına bağlanma, enfeksiyöz virüs partiküllerini saflaştırmak için bir yöntem olarak kullanılır. Bu nedenle, CD44 pozitif hücreler (LC5-RIC) tarafından üretilen virüs parçacıkları ve CD44'e karşı antikorlara konjuge manyetik mikro boncuklar ile virüs yakalama deneyleri gerçekleştirdik. Yakalanan virüs parçacıkları HIV-1 Gag-p24 ELISA ile nicelendirildi ve bulaşıcı virüs parçacıklarının seviyeleri LC5-RIC raportör hücreleriyle belirlendi. Şekil 4C'de gösterildiği gibi, virüs partikülleri, hem Ci ile muamele edilmiş hem de muamele edilmemiş virüs numunelerinden anti-CD44 mikro boncuklar tarafından yakalandı. Bununla birlikte, Ci ile muamele edilmiş numunelerden yakalanan virüs, muamele edilmemiş numunelerden yakalanan virüse kıyasla, güçlü bir şekilde azalmış enfektivite göstermiştir.

            Bu sonuçlar, Ci bileşenlerinin virüs zarfını hedefleyerek ve viral gp120 zarf proteininin bağlanma aktivitesini inhibe ederek virüs enfektivitesini bloke ettiğini ancak virüs partikülündeki konakçı hücreden türetilmiş CD44 proteini ile etkileşime girmediğini gösterir. Ci özü, anti-HIV aktivitesine sahip birden fazla bileşen içerir

            Ci özütünde anti-HIV aktivitesi sergileyen bileşiklerin karmaşıklığını ölçmek için Ci özütü, biyo-tahlil kılavuzlu fraksiyonlamaya tabi tutuldu. Ci özü, karmaşık bitki özleri 35'in dekonvolüsyonu için doğrulanmış çok aşamalı bir prosedürle ayrıldı . İlk olarak, Ci ekstraktından bir dizi 96 fraksiyon hazırlandı. Bu fraksiyonlar, tüm fraksiyonların (5 ug/ml) tek doz testiyle anti-HIV aktivitesi için değerlendirildi, ardından en aktif fraksiyonlardan 45'inin anti-HIV aktivitesinin doza bağımlılığı analizi yapıldı. Birkaç potansiyel aktivite kümesi tanımlandı, bunlardan biri örnek olarak ince fraksiyonlamaya tabi tutuldu ( Şekil 5A ). Anti-HIV aktivitesi pek çok ince parçacıklar AT elde ile bu kümesinden türetilmiş ince parçaların büyük bir çoğunluğu için gösterilmiştir 505 ug/ml'nin altındaki değerler ( Şekil 5B ). Yüksek antiviral aktiviteye ve yapı aydınlatması için uygun özelliklere dayalı olarak daha fazla saflaştırma için ince fraksiyon F seçildi ve yüksek çözünürlüklü fraksiyonlar F1-F9 verdi. Bu yüksek çözünürlük fraksiyonlar antiviral etkinlikleri test ( Şek. 5C ) (EC yüksek anti-HIV aktivitesi olan iki aday (F-3, F-4) ortaya çıkarmıştır 50  <1.1 ug / ml). Son olarak, yüksek çözünürlüklü fraksiyon F-4'ün HPLC analizi, tek bir tepe (%99 saflık) verdi. Şekil 5şekil5
            Cistus incanus (Ci) ekstraktının yinelemeli fraksiyonlanması sırasında anti-HIV aktivitesinin profili, çoklu aktif bileşikleri ortaya çıkarır.

            ( A ) Ci özütünün ilk ayrımı sırasında elde edilen 45 yüksek aktiviteli fraksiyonun anti-HIV aktivite profili . Yüksek aktiviteli fraksiyonlar A4-D12, ilk ayırma adımında üretilen 96 fraksiyondan oluşan bir setin tek doz anti-HIV taramasıyla tanımlandı. Tarama, LC5-RIC hücreleri ve HIV-1 LAI ile yapıldı . Her yüksek aktiviteli fraksiyonun anti-HIV aktivitesinin nicelleştirilmesi için hücreler, 100 µg/ml ila 3.125 µg/ml (2 kat seri seyreltmeler) ve EC arasında değişen fraksiyonun farklı konsantrasyonlarının varlığında virüse maruz bırakıldı. 50 değer belirlendi. Semboller ortalama EC 50'yi belirtirher fraksiyon için üçlü analizlerin değerleri ve hata, ortalamanın standart sapmasını engeller. Çerçeve, A8 – A12 kesirlerinden oluşan örnek bir etkinlik kümesini işaretler. ( B ) A'da tanımlanan örnek aktivite kümesinden türetilen ince fraksiyonların anti-HIV aktiviteleri (fraksiyonlar A8-A12). Aktivite kümesi, daha sonra anti-HIV aktivitesi için test edilen ince fraksiyonlar AM verecek şekilde ikinci bir fraksiyonlama aşamasına tabi tutuldu. Çubuklar, her fraksiyon için 3 bağımsız testin ortalama değerlerini gösterir ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. #: Ölçülen konsantrasyonlarda antiviral aktivite tespit edilmedi. ( C ) İnce fraksiyon F'den türetilen yüksek çözünürlüklü fraksiyonların anti HIV aktiviteleri.İnce fraksiyon F üçüncü bir fraksiyonlama aşamasına tabi tutuldu ve yüksek çözünürlüklü fraksiyonlar F1 ila F9 elde edildi ve bunlar tekrar anti-HIV aktivitesi için test edildi. Çubuklar, her fraksiyon için 3 bağımsız testin ortalama değerlerini gösterir ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. #: En yüksek konsantrasyonda antiviral aktivite tespit edilmedi.

            Tam boyutlu resim
            Bu sonuçlar, Ci özütünün, kimyasal özüt dekonvolüsyonu ile ayrılabilen çoklu anti-HIV bileşikleri içerdiğini göstermektedir. Uzun süreli geçiş sırasında Ci-dirençli HIV ortaya çıkmaması

            Uzun süreli Ci tedavisi sırasında dirençli virüslerin potansiyel ortaya çıkışını araştırmak için , Ci'nin mevcudiyetinde LC5-RIC hücreleri üzerinde HIV-1 LAI'yi birçok kez pasajladık ve pasajlanmış virüsün Ci'ye duyarlılığını düzenli aralıklarla test ettik. Enfeksiyon 48 mermi (= 24 hafta) yapıldı ve enfeksiyon her tur için, HIV-1 ya da EC tekabül eden konsantrasyonlarda Ci kuluçkalanmıştır 50 ya da EC 90 virüs için 2-3 gün Ci olmadan inkübe edilerek, 24 saat boyunca, ardından büyüme. Ci ekstraktı tarafından inhibisyona karşı büyüyen virüsün duyarlılığı, her ikinci enfeksiyon turundan sonra analiz edildi. Bu prosedür ayrıca kontrol olarak Ci olmadan gerçekleştirildi.

            Şekil 6'da gösterildiği gibi , virüs tüm gözlem periyodu boyunca stabil bir seviyede Ci tedavisine duyarlılığı korudu. Ci özü varlığında üretilen virüsün duyarlılığı, Ci tedavisinin yokluğunda üretilen virüsün duyarlılığı ile karşılaştırılabilirdi. Bu sonuçlar, uzun süreli Ci tedavisinin Ci dirençli virüslerin ortaya çıkmasına yol açmadığını göstermektedir. Şekil 6şekil6
            Cistus incanus özü varlığında uzun süreli virüs geçişi sırasında HIV-1 direncinin ortaya çıkmaması .

            Virüs, 48 ​​geçiş boyunca (yani 24 hafta) Ci özütü ile veya olmadan geçirildi ve her hafta Ci özütü ile inhibisyona duyarlılık açısından izlendi. Ci özütü ile her geçiş için, LC5-RIC hedef hücreleri, bir gün boyunca Ci özü varlığında HIV-1 LAI virüsüne maruz bırakıldı , ardından kaçış virüsünün Ci özü olmadan 2-3 gün boyunca genişletilmesi izledi. Uzun süreli virüs pasajlama EC tekabül eden, Cı özü, iki farklı konsantrasyon ile gerçekleştirildi 50 (CIEC 50 çizgi grafiği) ya da EC 90 (CIEC 90 çizgi grafiği) başlangıç virüs aşı karşı inhibe edici konsantrasyon. Daha yüksek Ci özü konsantrasyonunun varlığında pasajlama (CiEC 90) daha düşük Ci ekstraktı konsantrasyonu ile pasajdan 6 hafta sonra toplanan virüs ile başlatıldı. Virüs, kontrol olarak Ci özü olmadan paralel olarak geçirildi (sadece virüs çizgi grafiği). Her ikinci geçişten toplanan virüs, farklı Ci özüt konsantrasyonları (100 μg/ml ila 3.125 μg/ml; iki kat seri seyreltme) veya özütsüz (=%100 enfeksiyon) ile enfeksiyon tahlillerinde Ci özütü ile inhibisyon açısından değerlendirildi. Semboller ortalama AT temsil 50 üç bağımsız deneyde her bir virüs numunesi için belirlenen ve hata, ortalama standart sapma engellemektedir.

            Tam boyutlu resim Ci özü ayrıca Filovirüs zarf proteinlerini de hedefler

            Bu çalışma, Ci ekstresinin antiviral aktivitesinin HIV-1 ve HIV-2'ye yönelik olduğunu göstermektedir. İnfluenza A virüsü 21 , 26'nın daha önce bildirilen inhibisyonu ile birlikte , bu sonuçlar, Ci özütünün birçok alakasız virüse karşı antiviral aktiviteye sahip olduğunu kuvvetle önerir. Ci tarafından inhibe edilen virüslerin spektrumunu daha fazla araştırmak için Ci özütünün ayrıca Ebola virüsü (EBOV) ve Marburg virüsü (MARV) zarf glikoproteinlerini hedef alıp almadığını araştırdık. Bu amaçla, zarflarında HIV-1 gp120 yerine Ebola virüsü Zaire alt türlerini (ZEBOV) veya MARV glikoproteinlerini 36 , 37 taşıyan psödotipli HIV-1 virionları oluşturduk . Şekil 7A'da gösterildiği gibi, bütün Ci özü ve ayrıca Ci'den türetilen polifenoller (CiPP), ZEBOV ve MARV psödotipli virüsler tarafından enfeksiyonu inhibe etti ( Şekil 7A ). Sahte tipte virüs proteinlerine karşı antiviral aktiviteler, doğal HIV-1 gp120'li viryonlar için elde edilenlerle karşılaştırılabilirdi ( Şekil 7 A, 1 ve 2'yi karşılaştırın ). Bunun aksine, ZEBOV ve MARV virionlar kadar önceden belirlenmiş AT daha yüksek, 100-kat yaklaşık 500 nM, konsantrasyonlarına T20 inhibitörü, HIV-1 füzyon etkilenmemiştir psödo 50 KOLAY HIT sisteminde T20 değeri 29 . GFP etiketli ZEBOV psödotipli virüsleri kullanarak, Ci özütünün virüslerin hücrelere bağlanmasını inhibe ettiğini gösterdik ( Şekil 7B).). Ayrıca, küme 1 ve küme 2'den üretilen ince fraksiyonların aynı zamanda ZEBOV psödotipli virüsün enfeksiyonunu da inhibe ettiğini ve doğal gp120 taşıyan HIV-1 partikülleri ile elde edilene benzer bir aktivite profili verdiğini bulduk ( Şekil 7C ; Şekil 5B ile karşılaştırın) . ). Şekil 7şekil7
            Cistus incanus (Ci), psödotipli lentivirüs partiküllerinde Filovirus zarf proteinlerini bloke eder.

            Filovirüs zarf glikoproteinleri ile psödotiplenen lentivirüs partikülleri, env -kusurlu HIV-1 provirüsü (pBR-NL43-Gag-iGFP-Δenv) içeren bir plazmit ve Zaire Ebola virüsünden (ZEBOV-) bir zarf glikoproteinini kodlayan plazmitler ile birlikte transfekte edilmiş hücreler tarafından üretildi. GP) veya Marburg Virüsü (MARV-GP). ( A ) Ci özütü ve Ci özütünün (CiPP) polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyonu, Ebola virüsünden (sol panel) veya Marburg virüsünden (sağ panel) zarf proteinleriyle psödotiplenmiş virüs parçacıkları tarafından hücrelerin enfeksiyonunu engeller.LC5-RIC hücreleri, 50 ug/ml ila 1.56 ug/ml (seri 2 kat seyreltmeler) arasında değişen farklı Ci özüt konsantrasyonlarının varlığında veya yokluğunda psödotipli lentivirüs partiküllerine maruz bırakıldı. HIV-1 füzyon inhibitörü T20 paralel olarak test edildi (500 nM ila 15.63 nM). Doz-yanıt eğrileri gösterilir. EC 50 , Ci ve CiPP için endikedir. T20 için yıldız işareti (*), test koşulları altında psödotipli virüs parçacıklarına karşı antiviral aktivitenin olmadığını belirtir. Semboller, üçlü kopyaların ortalama değerlerini gösterir ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. ( B ) Ci ve CiPP, psödotipli virüs partiküllerinin hücrelere birincil bağlanmasını önler.Ek deneyleri, Ebola virüsü Zaire için zarf glikoproteinleri ile sözde tiplenmiş GFP etiketli virüs parçacıkları ile gerçekleştirilmiştir. Hücrelerle ilişkili GFP sinyalleri, dönen disk konfokal mikroskobu ve Volocity 6.2.1 görüntüleme yazılımı ile ölçülmüştür. Her numune için 4 görüntüdeki 60 hücre analiz edildi. Çubuklar, hücre başına GFP sinyallerinin ortalama değerlerini temsil eder ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir. ( C ) Ci ekstraktının tekrarlı fraksiyonasyonu sırasında üretilen ince fraksiyonlar AM (bakınız Şekil 5B ), psödotipli virüs partikülleri tarafından enfeksiyonu inhibe eder. Antiviral aktivite, sabit dozda Ci özü (10 µg/ml) ile test edildi. Çubuklar, her fraksiyon için üçlü testlerin ortalama değerlerini gösterir ve hata çubukları, ortalamanın standart sapmasını gösterir.

            Tam boyutlu resim
            Birlikte bu sonuçlar, Ci özütünün antiviral aktivitesinin HIV-1 gp120 ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda Ebola virüsüne ve Marburg virüsü zarf glikoproteinlerine de uzandığını ve bu viral proteinlerin enfeksiyona aracılık etmesini önlediğini gösterir. Tartışma

            Akut ve kronik yaşamı tehdit eden viral enfeksiyonların küresel ölçekte tedavisini sağlamak için güçlü, ucuz ve güvenli antiviral ajanlara acil ihtiyaç vardır. Çeşitli tıbbi bitkilerin Herpes virüsleri, Dang Virüsleri, Hepatit B ve C virüsleri ve HIV 13 , 38 , 39 , 40 , 41 , 42 , 43 gibi başlıca insan viral patojenlerini inhibe ettiği gösterilmiştir . Bu kapsamlı çalışmaların rağmen, bitkisel ürünler henüz viral enfeksiyonların küresel tedavisi için geniş ulaşılabilir, güvenli ve etkili tıbbi ajanların içine ileri edilmemiştir 44 .

            Standartlaştırılmış ticari Ci özü Cystus052 ® klinik testlerden geçmiştir , insan sağlığına faydalı birçok biyolojik aktivite sergilemiştir ve daha önce hücre kültüründe 26 ve bir hayvan modelinde 21 İnfluenza A virüs replikasyonunu inhibe ettiği gösterilmiştir (ayrıca Girişe bakınız). Burada, Ci özütünün HIV ve Filovirüslere karşı güçlü antiviral etkilerini gösteriyoruz ve Ci özütünün, virüs parçacıklarının hücrelere bağlanmasını bloke ederek viral zarf bileşenlerini hedeflediğini gösteriyoruz.

            Birden fazla HIV izolatı ile Ci özütünün (hem tam özüt hem de polifenolle zenginleştirilmiş fraksiyon) anti-HIV aktivitesinin incelenmesi, HIV tip 1 ve tip 2 ve HIV-1 grup O dahil olmak üzere farklı ana HIV genotiplerini temsil eden klinik izolatlara karşı karşılaştırılabilir antiviral etkiler ortaya çıkardı. yanı sıra grup M. HIV tip 1 ve 2 (%50'nin üzerinde amino asit çeşitliliği) ve HIV-1 grup M ve O (%35'in üzerinde amino asit çeşitliliği) 45 arasındaki yüksek genetik çeşitlilik nedeniyle bu bulgu beklenmedikti . Ayrıca, HIV-2 ve HIV-1 grup O, birkaç onaylanmış anti-HIV ilacına HIV-1 grup M'den daha az duyarlıdır. Bu nedenle, HIV-2, doğası gereği T20'ye (Efavirenz) ve HIV-1 grup O'nun çeşitli integrazlara karşı dirençlidir ve nükleosit olmayan ters transkriptaz inhibitörleri 46 , 47 , 48, 49 . Ek olarak Ci özütü, Ebola veya Marburg virüsü zarf proteinleri içeren virüs parçacıklarının neden olduğu enfeksiyonu önledi ve Ci özütünün antiviral etkinliğinin Filovirüslerin zarf bileşenlerini de hedef aldığını gösterdi. Anti-Influenza A aktivitesi 21 , 26 ile ilgili önceki raporlarla birlikte , bu sonuçlar Ci ekstraktının birçok alakasız, başlıca insan viral patojenlerine (yani HIV, Marburg virüsü, Ebola virüsü, Influenza A virüsü) karşı geniş spektrumlu antiviral aktivite gösterdiğini göstermektedir.

            Ci özütünün antiviral aktivite modunu araştırmak için tasarlanan farklı deneysel deneyler, Ci özütünün virüs parçacıklarının konakçı hücrelerle etkileşime girmesini önlediğini ortaya çıkardı. Ci özü ile tedavi, viral RNA'nın hücrelere verilmesini bloke etti ve Ci'nin giriş seviyesinde hareket ettiğini gösterdi. Ekleme zamanı deneyleri, Ci tedavisinin, viral ve hücresel membranların füzyonundan önce, virüsün girişini çok erken bir aşamada engellediğini gösterdi. Ayrıca Ci tedavisi, GFP etiketli virüs partiküllerinin (HIV-1 ve Ebola virüsü psödotipli) hücrelere bağlanmasını inhibe etti. Birlikte bu sonuçlar, Ci tedavisinin virüs parçacıklarının hücrelere birincil bağlanmasını önlediğini doğrular; bu, konakçı hücrelerin virüs saldırısına karşı maksimum korumasını sağlayan bir etki mekanizmasıdır. Tersine,50 , 51 , 52 . Mevcut klinik olarak onaylanmış anti HIV ilaçlarının koleksiyonu, yalnızca iki giriş inhibitörü 3 içerir , yani füzyon inhibitörü T20 ve CCR5 ko-reseptör blokeri Maraviroc. Onaylanmış ilaçların çoğu HIV enzimlerini, yani proteaz, ters transkriptaz ve birkaç integraz inhibitörünü hedefler. Ci özü, HIV'i farklı bir etki şekliyle engellediği için, yaygın olarak kullanılan ilaçlara dirençli virüsleri engelleyebilmelidir. Gerçekten de, Ci özütünün,onaylanmış tüm proteaz ve ters transkriptaz inhibitör ilaçlara direnç kazandıran mutasyonlar ileçok dirençli bir HIV-1 izolatının (HIV-1 V13-03413 ) in vitro replikasyonunuetkili bir şekilde bloke ettiğini gösterdik.

            Bu çalışma ayrıca Ci ekstraktının antiviral bileşenlerinin viral zarf proteinlerini hedeflediğine ve hücresel bileşenler üzerinde viral için seçicilik gösterdiğine dair kanıt sağlar. Ön inkübasyon deneyleri, Ci özütünün antiviral bileşenlerinin spesifik olarak virüs partiküllerini hedeflediğini ancak konakçı hücreler tarafından tutulmadığını doğruladı. Ci özütünün antiviral aktivitesinin virüs seçiciliği için daha fazla destek, bu çalışmada gerçekleştirilen HIV-1 virüs yakalama deneylerinden gelir; bu, Ci özütünün virüs parçacıklarının heparine gp120 aracılı bağlanmasını engellediğini, ancak konakçının bağlanmasını engellemediğini gösterir. - antikor ligandı ile hücre kaynaklı CD44 proteini. Virüs partiküllerinde CD44 proteininin değil, gp120'nin seçici olarak bloke edilmesi, Ci özü bileşenlerinin, tüm virüs partiküllerini spesifik olmayan bir şekilde sarmak yerine viral zarflar üzerinde gp120'yi spesifik olarak maskelediğini gösterir.

            Sadece HIV-1 33 değil, aynı zamanda pek çok alakasız virüs, hücrelere birincil bağlanma için proteoglikanların heparin ve heparan sülfat kısımlarını kullanır. Filovirüslere ek olarak, bunlar Herpes virüslerini ve Hepatit B ve C virüslerini 53 , 54 , 55 , 56 içerir . Ci özütünün, viral bileşenlerin bağlanma için çok sayıda virüs tarafından kullanılan hücre kısımlarına bağlanmasını bloke ettiği bulgumuz, Ci özütünün farklı virüslere karşı geniş aktivitesi için daha fazla destek sağlar. Son zamanlarda, yeşil çaydan elde edilen tek moleküllü doğal bir ürünün, farklı viryonların heparan sülfat glikanlara birincil bağlanmasını da engellediği rapor edilmiştir 57, hücrelere virüs bağlanmasını engelleyen geniş spektrumlu doğal ürünlerin oluşumu için kanıt sağlar. HIV ile ilgili olarak, gp120'nin hedeflenmesi, Ci özütünün hücreleri HIV girişinin ötesine geçen gp120 hücre etkileşimlerinin zararlı sonuçlarından da koruyabileceğini düşündürmektedir. Bunlara anormal sinyal olaylarının indüksiyonu 58 , 59 , T hücrelerinin apoptozisi 60 ve nöronal hasar 61 , 62 dahildir .

            Ci özütünün virüs direncini indükleme eğilimini araştırmak için tasarlanan hücre kültürü deneyleri, Ci özü varlığında HIV-1'in geçişinin 24 haftası (=168 gün) boyunca Ci'ye dirençli virüsün hiçbir şekilde büyümediğini ortaya çıkardı. Buna karşılık, tek bileşikli bağlanma inhibitörü Fostemsavir (BMS-663068) 63 için virüs direnci riskinin çok daha yüksek olduğu bildirildi . Bu nedenle, hücre kültürü içinde seçim 14 gün, HIV-1 Fostemsavir dayanıklı oluşturmak için yeterli olan LAI virüsü ve HIV-1 'de tek bir amino asit ikamesi LAIEnv direnç için yeterliydi. Biyo-tahlil kılavuzlu fraksiyonasyon çalışmaları, Ci ekstraktında çoklu antiviral bileşiklerin varlığını gösterir. Aktif moleküllerin bu kombinasyonu, muhtemelen tek bileşikli antiretroviral ilaçlarla tedaviye kıyasla Ci tedavisi sırasında dirençli virüslerin ortaya çıkma riskinin düşük olmasından sorumludur.

            Bu çalışma, hücre kültürü koşulları altında Ci özütünün güçlü ve geniş antiviral aktivitesini gösterir. Ayrıca, klinik çalışmalar, in vivo 27 , 28 Ci özü için olumlu bir güvenlik profili göstermiştir . Bu gözlemler, Ci ekstraktının antiviral aktivitelerinin daha fazla araştırılmasını desteklese de, bu çalışmada sunulan sonuçlara dayanarak Ci ekstraktının ilaç olarak kullanılmasını savunmadığımızı belirtmek önemlidir. In vivo için Ci özütünün potansiyelinin değerlendirilmesiantiviral terapötik uygulamalar, gelecekte kapsamlı araştırmalar gerektirir. Bu yöndeki önemli bir adım, Ci ekstraktından tek tek antiviral ajanların tanımlanması ve bunların farmakokinetik özelliklerinin analizi olacaktır. Ci özütünün in vivo uygulamasının araştırılması için başka bir yol , HIV bulaşmasının cinsel yolla bulaşmasını önlemek için topikal mikrobisitler olarak potansiyel kullanımıdır 64 . Bu çalışmada bulunan düşük pH ve yüksek sıcaklıklara karşı antiviral aktivitenin direnci, topikal uygulamalar için keşfini destekleyen Ci ekstraktının özelliklerini daha da teşvik etmektedir.

            Son olarak, Ci özü, yeni antiviral ajanların madenciliği için bir kaynak sağlayabilir. Bu nedenle, doğal ürünler, sınırlı kimyasal çeşitlilik de dahil olmak üzere, sentetik kitaplıkların çeşitli kısıtlamalarının üstesinden geldikleri için, ilaç keşfi için yeniden popülerlik kazanmaktadır 65 . Ayrıca, doğal ürünlerin, 1981'den 2010'a kadar FDA tarafından onaylanan ilaçların %34'ü, doğal ürünlere dayalı veya doğal ürünlerden türetilmiş olmasıyla, geçmişte ilaç geliştirme için çok başarılı yol göstericiler olduklarını kanıtladı 66. Antiviral aktivitenin, polifenolik bileşiklerin zenginleştirilmesiyle Ci ekstraktından izole edilebileceğini ve çok sayıda ardışık fraksiyonlama adımı boyunca muhafaza edildiğini gösterdik. Bu, karmaşıklığı azaltılmış aktif maddelerin Ci ekstraktından üretilebileceğini gösterir. Kompleks veya basitleştirilmiş Ci ekstraktından tekli aktif bileşiklerin tanımlanması, yeni antiviral ajanlar için yol açabilir ve ayrıca klinik çalışmalarda Ci'den türetilen antiviral ajanların farmakolojik özelliklerinin izlenmesi için imza molekülleri sağlayabilir.Çözüm

            Ci özü, geniş antiviral aktiviteyi düşük virüs direnci riski ile birleştirir. Etki mekanizması, viral zarf glikoproteinlerinin seçici hedeflenmesiyle hücrelere birincil virüs bağlanmasının bloke edilmesini içerir. Buna karşılık, geniş spektrumlu antiviral aktiviteye sahip diğer birçok doğal ürün, konakçı hücre bileşenlerini 67 hedef alır . Sonuçlarımız, Ci özü içindeki çoklu antiviral bileşenlerin, virüsün konak hücreye bağlanmasını engellediğini göstermektedir. Toplamda, Ci ekstraktının bu çalışmada gösterilen geniş ve güçlü in vitro antiviral etkileri, yeni antiviral yaklaşımlar için Ci ekstraktının ve bileşenlerinin daha fazla araştırılmasını desteklemektedir.Malzemeler ve yöntemler

            Virüsler ve virüs üretimi

            HIV-1 stoklarının üretimi ve miktar tayini, 15 , 29'da tarif edildiği gibi gerçekleştirilmiştir . Kısaca, HIV-1 laboratuvar izolatlarının stokları, HEK 293 T hücrelerinin, NIH AIDS Araştırma ve Referans Reaktif Programı, AIDS Bölümü, NIAID, NIH aracılığıyla elde edilen aşağıdaki proviral plazmitlerden biriyle transfekte edilmesiyle üretildi: pLAI.2 (Dr. Keith Peden 68 ), pNL(AD8) (Dr. Eric O. Freed 69'dan ). GFP etiketli virüsler, pBR-NL43-Gag-iGFP 32 ile transfeksiyon yoluyla üretildi . Zarfta CD44 bulunan viryonlar, LC5-RIC hücrelerinin (yüzey CD44 için pozitif) HIV-1 LAI ile enfekte edilmesiyle oluşturulmuştur.virüs. Virüs içeren hücre kültürü süpernatanları, transfeksiyon/enfeksiyondan 72 saat sonra toplandı ve -80 °C'de saklandı. Virüs stoklarındaki virüs seviyeleri, Gag-p24 antijen enzimine bağlı immünosorbent tahlili (ELISA) (Advanced Bioscience Laboratories, Maryland) ve 29'da açıklandığı gibi LC5-RIC hücreleri üzerinde titrasyon ile ölçülmüştür .

            Birincil Klinik HIV-1 M HIV izole MVP899-87 HIV-1O MVP5180-91 HİV-2 MVP10668-93 ve HIV-1 V13-03413B de tarif edildiği gibi elde edilmiştir 70 . Çok dirençli izolatı HIV-1 V13-03413Bvirolojik tedavi başarısızlığı olan bir hastadan elde edilmiş ve sekans analizi ile revers transkriptaz (RT) ve proteaz (PR) kodlayan bölgelerde çoklu ilaç direnci mutasyonları içerdiği gösterilmiştir. RT: T69I, V75I, L100I, K103N, Y115F, V118I, Q151M, V179L, M184V, L210F, K219E, H221Y; PR: L10I, V11I, K20R, V32I, L33F, E35D, M46I, I54L, Q58E, A71V, G73T, V82A, I84V, L90M. Klinik izolatların üretimi için, virüs içeren hücre kültürü süpernatanı içinde HIV ile enfekte olmuş H9 hücrelerinin donmuş stokları eritildi ve 6 hücre geçişi için kültürlendi. Her üç ila dört günde bir, enfekte olmuş hücre popülasyonunun yaklaşık yarısı, enfekte olmamış H9 hücreleri ile değiştirildi ve enfekte olmuş hücre popülasyonunun kültür süpernatantının yaklaşık %60-70'i, taze ortam ile değiştirildi.29 . HIV inhibisyon deneyleri, inhibitörlerin yokluğunda LC5-RIC raportör kültürlerinin nispi floresan sinyal yoğunluklarında en az 100 kat artış sağlayan virüs inokulum hacimleri ile gerçekleştirilmiştir.

            Ebola veya Marburg virüsü glikoprotein psödotipli virüsün üretimi için, HEK293T hücreleri HIV omurga plazmidi pBR-NL43-Gag-iGFP-Δenv 71 ve glikoprotein ekspresyon plazmitleri pCAGGS-ZEBOV-V5 36 veya pCAGGS-Marv- ile birlikte transfekte edildi. V5 37 ve psödotipli virüs partikülleri, transfeksiyondan 72 saat sonra toplandı ve -80 °C'de saklandı. Hücreler ve hücre kültürü

            Yapışkan şekilde büyüyen hücre hatları (HEK293T, LC5-türevleri), %10 FCS ve %1 antibiyotik-antimikotik solüsyon (Gibco® Life Technologies, ABD) ile desteklenmiş Dulbecco's Modified Eagle's Medium'da (DMEM; Gibco® Life Technologies, ABD) kültürlendi. H9 hücreleri, %10 FCS ve %1 antibiyotik-antimikotik solüsyon (Gibco® Life) ile desteklenmiş Çok Düşük-Endotoksin Roswell Park Memorial Institute-1640 Ortamında (VLE-RPMI 1640; Gibco® Life Technologies, ABD) süspansiyon içinde kültürlendi. Teknolojileri, ABD). Tüm hücreler, standart şartlar altında muhafaza edilmiştir (37 ° C,% 5 COz 2 ).

            İnsan embriyonal böbrek hücre çizgisi HEK293T (ATCC®-Numara CRL-11268) ve insan T-lenfoma hücre çizgisi H9 (ATCC®-Numara HTB-176) ATCC yoluyla elde edildi. LC5 hücre çizgisi, HeLa hücrelerinden türetilir. LC5-CD4, LC5-RIC ve LC5-RIC-R5'in üretimi, özellikleri ve kültürü 15 , 29 , 72'de ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.. Kısaca, LC5-CD4 hücreleri, insan CD4 ve neomisin direncinin ekspresyonu için stabil olarak entegre edilmiş diziler içerir. LC5-RIC hücreleri, HIV-1 Tat ve Rev kontrolü altında bir DsRed-raporter geninin ve higromisin B direnci için dizilerin stabil entegrasyonu ile LC5-CD4 hücrelerinden türetilmiştir. LC5-RIC-R5 hücreleri, bir insan CCR5 kodlayan cDNA'nın ve puromisin direnci için dizilerin stabil entegrasyonu ile LC5-RIC hücrelerinden türetilmiştir. LC5'ten türetilen hücre çizgileri, düzenli aralıklarla uygun antibiyotiklerle kültürlendi.

            Periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC), daha önce Fuss et al. 73 . Hücreler daha sonra yıkandı ve artık trombositleri ve eritrositleri çıkarmak için amonyum klorür potasyum (ACK) tamponu (Gibco® Life Technologies, ABD) ile işlendi. Hücreler, gece boyunca %10 FCS ve %1 antibiyotik-antimikotik solüsyon (Gibco® Life Technologies, ABD) ve 20 U/ml hIL-2 (Roche, Almanya) ile desteklenmiş VLE-RPMI 1640 ortamında (Biochrom AG, Almanya) hemen ekildi. ) ve 1 µg/ml fitohemagglutinin (PHA) (Biochrom AG, Almanya) uyarı için hücrelere eklendi. Hücreler, enfeksiyon için kullanılmadan önce üç gün boyunca uyarıldı. Cistus incanus özleri ve fraksiyonları

            Antiviral testler için kullanılan Ci özütünün ana kaynağı, CYSTUS052® tıbbi ürünüydü (Dr. Pandalis Urheimische Medizin GmbH und Co. KG, Almanya). Ek olarak, kurutulmuş Cistus incanus bitkilerinden (Cistus incanus Bio Tee, Dr. Pandalis Urheimische Medizin GmbH und Co. KG, Almanya) ve taze bitkilerden (Cystus®, Cistus incanus ssp. Tauricus;Rühlemann's Kräuter und Duftpflanzen, Horstedt, Almanya) bitki materyalini suda 1 saat kaynatarak. Tüm Ci özleri steril olarak filtrelendi (0.45 μm şırınga filtresi Millex®-HV, Merck Millipore, Darmstadt, Almanya), bir Eppendorf Vakum Yoğunlaştırıcıda kurutuldu, kuru kütlenin ağırlığı belirlendi ve kuru kütle -20 °C'de saklandı. kullanana kadar. Test için kuru kütle, tipik olarak ml başına 10 mg kuru kütle içeren stok çözeltileri ile hücre kültürü ortamında çözündürüldü.

            Polifenoller, Helfer et al. 15 . Kısaca polifenoller, polivinilpirolidon (PVPP, Sigma Aldrich) tarafından adsorbe edildi ve 0.5 N NaOH ile yıkandı. Eluatlar, HCl ile pH 6'ya dengelendi ve bir C18 SPE kolonu (Bond Elut C18, Agilent Technologies, California, ABD) ile katı faz ekstraksiyonu (SPE) ile saflaştırıldı.

            Ekstrakt dekonvolüsyonu için Ci ekstraktının ayrılması, bitki ekstraktlarının dekonvolüsyonu için tescilli teknoloji kullanılarak Bicoll GmbH tarafından gerçekleştirildi. Antiviral aktivitelerin değerlendirilmesi için hücre bazlı testler

            Enfeksiyon Testlerinin İnhibisyonu

            Virüs enfeksiyonunun antiviral ajanlar tarafından inhibisyonunu test etmek için standart tahlil formatı Kremb ve ark. 15 , 29 . Kısaca, LC5-RIC raportör hücreleri 1 x 10 bir yoğunlukta 96 oyuklu plakalara tohumlandı 4 100 ul kültür ortamında kuyu başına hücreler. 24 saat sonra, hücrelere test bileşikleri ve 10 pg Gag-p24/hücre veya kültür başına ≥100 bağıl floresan yoğunluğu artan birim ile sonuçlanan uygun hacimlerde virüs aşısı ilave edildi. Plakalar 48 saat süreyle inkübe edildi ve kültürlerin floresan sinyalleri bir Tecan Infinite M200 plaka okuyucusu (Tecan, Crailsheim, Almanya) ile 552/596 nm uyarma/emisyon dalga boylarında ölçüldü. Test bileşikleri, 2 kat seri seyreltmelerle oluşturulan en az 6 konsantrasyonda test edildi. Kontroller, test bileşiği olmadan virüse maruz bırakılan kültürlerden (=%100 enfeksiyon) ve virüs ve bileşik içermeyen kültürlerden (=arka plan) oluşuyordu. Her bir bileşik konsantrasyonu, en az üç kopyalı oyuklarda ve kontroller altı kuyuda test edildi. Floresan sinyalleri, arka plan sinyalleri için düzeltildi ve bileşikle tedavi edilen kültürlerin floresan sinyalleri, tedavi edilmeyen, virüse maruz kalan kültürlerinkine normalleştirildi (=%100 enfeksiyon). Test bileşiğinin antiviral gücü, yarı maksimum etkili konsantrasyon (EC50 ), enfeksiyonun %50 inhibisyonunu sağlamak için hesaplanan konsantrasyonu belirtir.

            Primer insan hedef hücrelerin enfeksiyonunun engellenmesi, 96 gözlü levhalar (1 x 10 tohumlandı uyarılmış PBMC ile test edilmiştir 5  hIL-2 ve PHA (yukarı bakınız) ve 24 saat boyunca kültürlenir ihtiva eden kültür ortamı içinde oyuk başına hücre). Kültürlere virüs aşısı (10 pg Gag-p24/hücre) ve test bileşikleri eklendi (120 ul toplam kültür hacmi). Test bileşikleri, her konsantrasyon için en az 3 tekrarlı oyukta farklı konsantrasyonlarda (yukarıya bakın) test edildi ve 6 tekrarlı oyukta kontroller yapıldı. 48 saat sonra, her kuyudan 20 ul kültür süpernatanı LC5-RIC raportör hücrelerine aktarıldı ve 72 saat sonra raportör kültürlerin floresan sinyalleri ölçüldü. Ekleme zamanı (TOA) testleri

            TOA deneyleri, 96 oyuklu plakalarda LC5-RIC hücreleri ile yapıldı. Test formatı, birkaç değişiklikle pozitif ve negatif kontroller dahil olmak üzere inhibitör potenslerini belirlemek için kullanılana benzerdi (yukarıya bakın). İnhibitörler, ya HIV-1 LAI virüs aşısı (zaman noktası 0 olarak tanımlanır) ile aynı anda ya da virüs ilavesinden 48 saat sonra belirlenen kültürlerin floresan sinyallerinde ve daha sonraki çeşitli zaman noktalarında ilave edildi. Ci özüne ek olarak, referans inhibitörler olarak T20 ve Efavirenz kullanıldı (her ikisi de NIH AIDS Araştırma ve Referans Reaktif Programı, AIDS Bölümü, NIAID, NIH aracılığıyla elde edildi). Tamamen engellenmesini sağlamak için, tedavi için kullanılan önleyici konsantrasyonu aşıldığında 5 x AT 50 , örneğin, 100 ug / ml Ci özü, 100 nM Efavirenz ve 500 nM T20.

            Ön kuluçka deneyleri , 100 ug/ml ila 3.12 ug/ml (2 kat seri seyreltmeler) arasında değişen farklı Ci ekstresi konsantrasyonları kullanılarak standart bir enfeksiyon tahlili formatında (yukarıya bakın) yapıldı. Hücrelerin Ci özü ile ön inkübasyonu için, LC5-RIC kültürleri 3 saat boyunca Ci özü ile inkübe edildi, hücreler bir kez PBS ile yıkandı ve enfeksiyon için hücrelere taze ortam içinde virüs (HIV-1 LAI ) eklendi. Virüs aşısının Ci özü ile ön inkübasyonu için virüs aşısı, uygun Ci özüt seyreltmeleriyle üç saat süreyle ön inkübasyona tabi tutuldu ve virüs-Ci karışımı enfeksiyon için LC5-RIC hücrelerine aktarıldı. Paralel bir plakada hücreler, standart enfeksiyon inhibisyonu analizinde kullanılan koşullara karşılık gelen Ci özü ve virüs aşısına aynı anda maruz bırakıldı.

            Virüs bağlanma deneyleri , Helfer ve diğ. 15. Kısaca, LC5-RIC hücreleri, 12 oyuklu plakalarda cam lamellere (24 x 24 mm) ekildi ve GFP etiketli HIV-1 viryonları veya psödotipli virüs partikülleri (1 ml HIV-1 kültür süpernatantı veya psödotipli virüs) ile inkübe edildi. 100 µg/ml tam Ci özü (Ci) veya Ci polifenol fraksiyonu (CiPP) varlığında kuyu başına hücre üreten). Virüs eki için pozitif kontrol olarak hücreler, Ci özü olmadan virüse maruz bırakıldı. Arka plan kontrolü, virüs ve Ci özü olmadan kültürlenen hücrelerden oluşuyordu. HIV-1 viryonlarının eklenmesi, virüslerin hücrelere girişini engellemek için 50 nM T20 füzyon inhibitörü varlığında test edildi. 4 saat inkübasyondan sonra hücreler PBS ile yıkandı, %2 paraformaldehit ile 30 dakika sabitlendi, tekrar 3 kez yıkandı ve hücre içi DNA'yı boyamak için DAPI boyama solüsyonunda (1:10 000) 15 dakika inkübe edildi. Lameller cam slaytlara sabitlendi ve örnekler Perkin Elmer UltraView Vox sistemiyle donatılmış bir Nikon TiE kullanılarak dönen disk konfokal mikroskopisi ile analiz edildi (maruziyet süreleri GFP: 100 mS, DAPI: çeşitli; Brightfield: çeşitli). Volocity 6.2.1. virüs partiküllerini ölçmek için yazılım kullanıldı (=GFP noktaları; en parlak noktanın 1 μm yarıçapındaki tüm pikseller olarak tanımlanır, yoğunluk eşiği 755). DAPI pozitif hücreler manuel olarak sayıldı. Virüs yakalama testleri

            Viral zarflarda konaktan türetilen CD44'ün hareketsizleştirilmiş liganda bağlanmasına dayanan virüs yakalama deneyleri, anti-insan CD44 antikorları (μMACS VitalVirus HIV Isolation Kit, Miltenyi Biotec, Almanya) ve LC5- tarafından üretilen HIV-1 LAI ile konjuge manyetik mikro boncuklarla yapıldı. RIC hücreleri (CD44 pozitif), üreticinin talimatlarına göre. HIV-1 LAI ile enfekte olmuş LC5-RIC hücrelerinin kültür süpernatanları 3.000 g'de santrifüjlendi hücre kalıntılarını çıkarmak için. Eşdeğer miktarlarda HIV-1 Gag-p24 (59 ng/µl) ve 200 µg/ml Ci özü veya DMEM içeren numuneler (1 mi), standart hücre kültürü koşulları altında inkübe edildi. 2 saat sonra örneklere anti-CD44 mikroboncuklar (250 µl) eklenmiş ve 30 dakika inkübasyona devam edilmiştir. Virüs/mikro boncuk karışımı bir manyetik alan içinde bir μMACS kolonuna yüklendi ve ardından kolonlar 3 kez yıkandı. Virüsün elüsyonu için kolonlar manyetik alandan çıkarıldı ve virüs partikülleri 300 µl DMEM ile ayrıştırıldı. Elüattaki virüs seviyeleri, akış ve yıkama fraksiyonları, Gag-p24 antijen ELISA ile ve LC5-RIC hücreleri ile standart bir enfeksiyon analizinde 2 kat seri seyreltmede 20-2.5 µl titrasyonu ile belirlendi.

            Viral gp120 zarf proteininin heparin boncuklarına bağlanmasına dayanan virüs yakalama deneyleri, Salvador ve ark.'ndan modifiye edilmiş bir prosedürle gerçekleştirilmiştir . 54 . Virüs örneklerinin hazırlanması için, HIV-1 LAI'nin 10 ml kültür süpernatantıüreten hücreler, Amicon® Ultra -15 100 k Santrifüj Filtre Üniteleri (Merck Millipore, Darmstadt, Almanya) ile ultrasantrifüjleme ile konsantre edildi ve filtre edilmeyen kısım 10 ml bağlama tamponu (PBS içinde 10 mM sodyum fosfat) içine alındı. 1 ml virüs çözeltisi ya 150 ug/ml Ci ile ya da ilgili miktarda PBS ile 3 saat süreyle inkübe edildi. Heparin boncukları, HiTrap™ Heparin HP, 1 ml kolonlardan (GE Healthcare; Almanya) özütlendi, iki kez PBS ile yıkandı ve 5 ml bağlama tamponunda yeniden süspanse edildi. 600 µl virüs çözeltisine (+ veya -Ci) 200 µl boncuk çözeltisi eklendi ve virüs boncuk karışımları oda sıcaklığında 10 dakika inkübe edildi. Boncuklar daha sonra 900 g'de 3 dakika peletlendi, süpernatan atıldı ve boncuk pelet iki kez 1 ml PBS ile yıkandı. Boncuklara virüs bağlanmasının değerlendirilmesi için bir boncuk pelet numunesi (100 ul) çıkarıldı. Kalan boncuk pelet, elüsyon tamponunda (PBS içinde 10 mM sodyum fosfat; 2 M NaCl) yeniden süspanse edildi, boncuklar santrifüjleme ile çıkarıldı ve süpernatan (=elüat) toplandı. Boncuk peletleri ve eluatlar -20 °C'de saklandı ve Gag-p24 antijen ELISA ile HIV-1 varlığı açısından değerlendirildi. qRT-PCR ile hücrelere HIV genomik RNA iletiminin değerlendirilmesi

            Her deney, virüse maruz kalan 3 kültür örneğinden ve virüse maruz kalmayan bir arka plan kültür örneğinden oluşuyordu. Tüm numuneler iki kopya halinde test edildi. Virüse maruz kalma, maksimum virüs RNA dağıtımını değerlendirmek için ya bütün Ci özü (Ci) veya Ci polifenol fraksiyonu (CiPP) varlığında ya da Ci özü olmadan gerçekleştirildi. LC5-CD4 hücreleri, 6 oyuklu plakalar (4 x 10 tohumlandı 5 24 saat süreyle inkübe edildi ve hücreler, göz başına), HIV-1 LAI (10 ug Gag-p24 / hücre) ya da birlikte ilave edildi (100 ug / ml) veya Ci özü olmadan. Tüm kültürler ayrıca teslim edilen viral RNA'nın ters transkripsiyonunu önlemek için 50 nM Efavirenz (NIH AIDS Araştırma ve Referans Reaktif Programı, AIDS Bölümü, NIAID, NIH aracılığıyla elde edilmiştir) içermiştir.

            Virüs eklenmesinden dört saat sonra hücreler kapsamlı bir şekilde yıkandı, hasat edildi ve üreticinin talimatlarına göre RNeasy kiti (Quiagen, Hollanda) kullanılarak RNA izole edildi. HIV-1 RNA seviyeleri, qPCR ile RNA polimeraz II (RPII) housekeeping geninin transkript seviyelerine göre nicelendirildi. Bu amaçla, üreticinin protokolüne göre Superscript®III First-Strand Synthesis System (Life Technologies, ABD) kullanılarak rastgele heksamerlerle ters transkripsiyon yoluyla RNA'dan cDNA üretildi. qPCR, FastStart DNA Master SYBR Green I-Kit, Roche Light Cycler 1.5 cihazı ve LightCycler 480 Yazılımı, Sürüm 1.5 (standart LightCycler protokolü) ile gerçekleştirilmiştir. HIV-1 dizilerinin amplifikasyonu için aşağıdaki primerler kullanıldı: HIV-ileri primer 5′-CCA GTC ACA CCT CAG GTA CCT TTA AGA CC-3′ ve HIV-reverse primer 5′-GTG TGT GGT AGA TCC ACA GAT CAA GG-3′. RPII dizileri, aşağıdaki primerler RPII 5′-GCA CCA CGT CCA ATG ACA-3′ ve RPIIas 5′-GTG CGG CTG CTT CCA TAA-3′ ile amplifiye edildi. Veriler ikinci türev maksimum yöntemi ile analiz edilmiş ve bağıl ifade oranları 2 ile hesaplanmıştır.–ΔΔCT yöntemi 74 , ΔCT, [CT (HIV hedefi) - CT'yi (RPII referansı] temsil eder. ΔΔCT, ΔCT virüsüne maruz kalan numuneler eksi arka plan numunelerinin ΔCT'si (virüs yok) anlamına gelir. Direnç Testi

            HIV-1 LAI , 6 oyuklu plakalarda Ci özü ile veya olmadan LC5-RIC hücrelerinde 48 kez (24 hafta) pasajlandı. Her geçiş için hücreler, 24 saat enfeksiyon için Ci özü varlığında virüse maruz bırakıldı. Ortam daha sonra taze ortamla değiştirildi ve kültürler virüs üretimi için 48 ila 72 saat inkübe edildi. Kültür süpernatanları toplandı ve bir sonraki virüs geçişi için aşı olarak 500 ul kullanıldı. Cı ekstresi ile tedavi EC tekabül eden, 8.06 ug / ml veya 15.5 ug / ml Ci ekstresi ile gerçekleştirilmiştir 50 ve EC 90 (sırasıyla ilk, HIV-1 aşı ile belirlenmektedir). Pasajlama, kontrol olarak Ci ekstraktının yokluğunda paralel olarak gerçekleştirildi.

            Cı özütü ile inhibisyona virüs her ikinci geçit, duyarlılık kültür üstte kalan fazları ve ug / ml AB belirlemek için, 100 ila 3,125 arasında değişen Ci özü konsantrasyonları 5 ul kullanılarak, standart bir enfeksiyon deneyleri ile belirlenmiştir 50 değerleri. Hücre canlılığı tahlili

            Hücre canlılığı üzerindeki bileşik etkileri, sarı MTT'nin mitokondriyal enzimler tarafından mor formazana indirgenmesini ölçen MTT (3-(4,5-dimetiltiazol-2-il)-2,5-difenil tetrazolyum bromür) tahlili ile izlendi 75 . MTT tahlili, Kremb ve diğ. 29 . istatistiksel analiz

            AT 50 / CC 50 değerleri alt için en için 100 ve 0 olarak ayarlanır değişken eğimli ve kısıtlamaları ile sigmoid doz-yanıt için denklem kullanılarak, GraphPad Prism v5 ile hesaplanmıştır.ek bilgi

            Bu makaleden nasıl alıntı yapılır : Rebensburg, S. et al. Cistus incanus özütünün HIV ve Filovirüslere karşı güçlü in vitro antiviral aktivitesi, viral zarf proteinlerini hedefler. bilim Rep. 6 , 20.394; doi: 10.1038/srep20394 (2016).Referanslar

            1. KİM. 2000 ve 2012'de dünyanın önde gelen 10 ölüm nedeni . Şu adresten ulaşılabilir: http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs310/en/ (Erişim tarihi: 21 Ekim 2015).
            2. NEJM. Ebola Virüsü Hastalığı: Güncel Bilgi . Şu adresten erişilebilir : http://www.nejm.org/action/showMediaPlayer?doi=10.1056/NEJMp1410741&aid=NEJMp1410741_attach_1 (Erişim tarihi: 21 Ekim 2015).
            3. AIDS bilgisi. FDA Onaylı HIV İlaçları . Şu adresten ulaşılabilir: https://aidsinfo.nih.gov/education-m...-hiv-medicines (Erişim tarihi: 21 Ekim 2015).
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8


                Lyme hastalığı nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?





                Lyme hastalığı, keneler yoluyla taşınan dört ana bakteri türünden birinin enfeksiyonu sonucunda oluşur. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Borrelia burgdorferi ve Borrelia mayonii, Lyme hastalığına neden olurken, Avrupa ve Asya'da Borrelia afzelii ve Borrelia garinii bu hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Bakteriyi taşıyan kenelerin yoğunlaştığı, çimenli ve yoğun ormanlık alanlarda yaşar veya zaman geçirirseniz, bu hastalığa yakalanma olasılığınız daha yüksektir. Kene istilası olan bölgelerde önlemler almak bu açıdan önemlidir. Bu yazıda sizler için Lyme hastalığı ile ilgili önemli bilgiler derlenmiştir.
                • İçindekiler
                • Lyme hastalığı nedir?
                • Lyme hastalığı belirtileri nelerdir?
                • Lyme hastalığı neden olur?
                • Kimler Lyme hastalığı riski altındadır?
                • Lyme hastalığı nasıl teşhis edilir?
                • Lyme hastalığı nasıl tedavi edilir?
                • Lyme hastalığına karşı nasıl önlem alınır?
                Lyme hastalığı nedir?

                Kene ve benzeri parazitler, insan vücuduna yapıştıktan sonra, taşıdıkları virüs ya da bakterileri insanlara bulaştırabilirler. Lyme hastalığı özellikle “geyik kenesi” denen bir kene türünde bulunan Borrelia bakterisinin insana bulaşması sonucu oluşur. Lyme hastalığı tedavi edilmediğinde, felce kadar ilerleyen nörolojik semptomlara neden olabilir. Lyme hastalığı belirtileri nelerdir?

                Lyme hastalığının en belirgin semptomu, bu hastalığa özgü gözlenen özel bir döküntü türüdür. Öküzgözü eritem olarak da adlandırılan eritema migrans; ortası açık, kenarları kırmızı ve iç içe geçmiş halkalar şeklinde gözlenen bir tür kırmızılıktır. Bu görüntü, kene ısırmasından sonra 3 gün ila 1 ay arasında gözlenir ve ardından tanı konulur. Bununla beraber her vakada görülmez. Lyme hastalığının belirti ve semptomları değişkendir. Genellikle aşamalar halinde görünürler ancak aşamalar aynı anda da gelebilir. ERKEN BELİRTİ VE SEMPTOMLAR:

                Bir sivrisinek ısırığının kabarıklığına benzeyen küçük, kırmızı bir yumru, genellikle bir kene ısırığı veya kenenin çıkarıldığı bölgede gözlenir ve birkaç gün içerisinde kaybolur. Bu normal oluşum Lyme hastalığını göstermez. Fakat aşağıda sıralan belirtiler, enfekte olduktan sonraki bir ay içinde ortaya çıkabilir:
                • eritema migrans (döküntü birden fazla yerde de gözlenebilir)
                • ateş,
                • titreme,
                • yorgunluk,
                • vücut ağrıları,
                • baş ağrısı,
                • boyun tutukluğu
                • şişmiş lenf bezleri
                GEÇ BELİRTİ VE SEMPTOMLAR:

                Eğer tedavi edilmezse, ilerleyen haftalar ya da aylar içinde Lyme enfeksiyonunun yeni belirtileri ve semptomları ortaya çıkabilir. Bunlar aşağıdaki şekilde açıklanabilir:
                • Eritema göçleri: Döküntü vücudun diğer bölgelerinde ortaya çıkabilir.
                • Eklem ağrıları: Özellikle dizleri etkileyen ve şişkinlikle seyreden şiddetli eklem ağrıları gözlenebilir.
                • Nörolojik problemler: Enfeksiyondan aylar, hatta birkaç yıl sonra bile gerçekleşebilir. Beyni çevreleyen zarların iltihaplanması (menenjit), yüzün bir tarafının geçici felci, uzuvlardaki uyuşukluk veya zayıflık ortaya çıkabilir.
                DAHA AZ YAYGIN BELİRTİ VE BULGULAR:

                • Düzensiz kalp atışı gibi kalp problemleri
                • Göz iltihabı
                • Karaciğer iltihabı (hepatit)
                • Şiddetli yorgunluk

                Belirtiler ve semptomlar ortadan kalksa bile sağlık kuruluşuna başvurulmasında fayda vardır. Zira semptomların yokluğu hastalığın geçtiği anlamına gelmez. Tedavi edilmediğinde, Lyme hastalığı enfeksiyondan birkaç ay ya da yıllar sonra vücudunuzun diğer bölümlerine yayılarak, artrit ve sinir sistemi sorunlarına neden olabilir. Lyme hastalığı neden olur?

                Amerika Birleşik Devletleri'nde Lyme hastalığına, Borrelia burgdorferi ve Borrelia mayonii bakterileri neden olur. Bu bakterileri taşıyan genç kahverengi keneler, çoğu zaman haşhaş tohumu büyüklüğündedir. Bakteriler kene ısırığıyla birlikte cilt engelini aşarak kan dolaşımına girer ve hastalığa neden olur.

                Çoğu durumda Lyme hastalığına yakalanmak için enfekte kenenin en az 36 ila 48 saat boyunca insana yapışmış olması gerekir. Vücutta sonradan fark edilen ve artık şişmiş olan keneler, muhtemelen bakterileri bulaştıracak kadar uzun süre beslenmiştir. Kenenin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması enfeksiyonu önleme açısından önemlidir. Kimler Lyme hastalığı riski altındadır?

                Lyme hastalığı için en yaygın risk faktörleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
                • Ormanlık veya çimenli bölgelerde zaman geçirmek: Lyme hastalığını bulaştıran kenelerin yaşadığı bölgelerdeki ormanlık alanlarda dolaşmak risklidir. Bu bölgelerde açık havada çok fazla zaman geçiren çocuklar, özellikle risk altındadır. Dış mekânda meslek sahibi yetişkinler de yüksek risk altındadır.
                • Cildi az örten kıyafetler giymek: Keneler cilde çok kolay yapışırlar. Kenelerin sık olduğu bir bölgedeyseniz, uzun kollu üst ve uzun paçalı pantolon giyerek kendinizi koruyabilirsiniz. Evcil hayvanlarınızın uzun ot ve çimlerde dolaşmasına izin vermeyin.
                • Keneleri derhal veya düzgün şekilde çıkarmamak: Kene cildinize bağlı kalırsa, 36-48 saat veya daha uzun süre kene ısırığından kaynaklanan bakteriler, kan dolaşımınıza girebilir. İki gün içinde bir keneyi çıkarırsanız, Lyme hastalığına yakalanma riskiniz düşüktür.
                Lyme hastalığı nasıl teşhis edilir?

                Lyme hastalığının birçok belirtisi ve semptomu sıklıkla başka hastalıklarda da gözlenebilir, bu nedenle eğer Lyme hastalığında karakteristik olarak gözlenen öküzgözü eritemi göstermiyorsanız, tanı daha zor olabilir. Dahası, Lyme hastalığını ileten keneler başka hastalıklar da yayabilir.

                Özellikle ilkbahar, sonbahar ve yaz zamanı doktorunuz açık havada olup olmadığınızı sorgulayıp detaylı bir şekilde tıbbi geçmişinizi araştırabilir. Genel fiziksel muayene sırasında Lyme hastalığından şüphelenirse teşhisini doğrulamak için birtakım testler isteyebilir:
                • Enzime bağlı immünosorbent deneyi (ELISA) testi: Lyme hastalığını tespit etmek için en sık kullanılan yöntemdir. B. burgdorferi'ye karşı oluşan antikorları tespit eder ancak bazen yanlış-pozitif sonuçlar verebildiğinden teşhis için tek test olarak kullanılmaz.
                • Western blot testi: ELISA testi pozitifse, bu test genellikle tanıyı doğrulamak için yapılır. Western blot, B. burgdorferi'nin çeşitli proteinlerine karşı antikorları tespit eder.
                Lyme hastalığı nasıl tedavi edilir?

                Lyme hastalığı, bakteriyel bir hastalık olduğu için tedavisinde antibiyotikler kullanılır.
                • Oral antibiyotikler: Bunlar erken evre Lyme hastalığının standart tedavisidir. Oral antibiyotikler genellikle 8 yaşından büyük çocuklar ve yetişkinler için doksisiklin; küçük çocuklar ve hamile veya emziren kadınlar için amoksisilin veya sefuroksim içerir. Genellikle 14 ila 21 günlük bir antibiyotik kürü önerilir. Ancak bazı çalışmalar 10 ila 14 gün süren kürlerin de eşit derecede etkili olduğunu göstermektedir.
                • İntravenöz antibiyotikler: Hastalık, merkezi sinir sistemine ilerlemişse, doktorunuz 14 ila 28 gün boyunca intravenöz bir antibiyotik ile tedavi önerebilir.
                Lyme hastalığına karşı nasıl önlem alınır?

                Lyme hastalığını önlemenin en iyi yolu, kenelerin yaşadığı alanlardan, özellikle de uzun otlu ormanlık alanlardan uzak durmaktır. Bazı basit önlemlerle Lyme hastalığına yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz:
                • Uzun ve örtücü kıyafetler tercih etmek: Ormanlık veya çimenlik alanlarda, ayakkabı, çorapların içine sokulmuş uzun pantolon, uzun kollu bir gömlek, bir şapka ve eldiven giyin. Patika gibi izlere sadık kalmaya çalışıp, alçak çalıların ve uzun çimlerin üzerinden yürümekten kaçının.
                • Böcek kovucular kullanın: Cildinize %20 veya daha fazla DEET konsantrasyonu içeren böcek ilacı uygulayın. Kimyasal kovucuların toksik olabileceğini unutmayın, bu nedenle talimatları dikkatlice izleyin.
                • Bahçenizi kenelerden arındırmak için önlemler alın: Kenelerin yaşamayı tercih ettiği uzun çimleri, çalılıkları biçin. Keneleri taşıyan kemirgenleri uzaklaştırmak için önlemler alın. Örneğin; kışlık odunlarınızı kuru ve güneşli alanlarda düzgünce istifleyin.
                • Kıyafetlerinizi, kendinizi, çocuklarınızı ve evcil hayvanlarınızı keneler için kontrol edin: Ormanlık veya çimenli alanlarda zaman geçirdikten sonra özellikle dikkatli olun. Keneler genellikle bir iğne başından daha büyük değildir, bu yüzden dikkatlice aramadıkça onları bulamayabilirsiniz. İçeriye girer girmez duş almanız yararlı olacaktır. Keneler genellikle kendilerini takmadan önce saatlerce cildinizde kalır. Bir duş lifi kullanılması henüz tutunamayan kenelerin temizlenmesine yardımcı olabilir.
                • Keneyi en erken sürede doğru bir şekilde çıkartın: Keneyi yavaşça başının veya ağzının yakınında tutun. Keneyi sıkmayın veya ezmeyin, ancak dikkatlice ve düzenli bir şekilde çekin. Tüm keneyi çıkardıktan sonra, ısırık bölgesine antiseptik uygulayın.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12


                        Cistus incanus Bitkisel Çayının Polifenolik Bileşimi ve Streptococcus mutans'a Karşı Antibakteriyel ve Anti-yapışma Etkinliği

                        Gesche Wittpahl 1, Isabelle Kölling-Speer 1, Sabine Basche 2, Eva Herrmann 2, Matthias Hannig 3, Karl Speer 1, Christian Hannig 2
                        Üyelikler genişletÖz


                        Akdeniz bitkisi Cistus incanus, polifenoller bakımından zengindir ve başta antibakteriyel etkiler olmak üzere birçok farmakolojik aktivite göstermiştir. Dahası, in situ çalışmalar, C. incanus infüzyonunun, polifenollere bağlı olarak ağız boşluğundaki ilk bakteri yapışmasını azalttığını ortaya koydu; bu, C. incanus'un çürük hastalığı riskini azaltabileceğinin bir göstergesi. Bu çalışmada, dört farklı ticari C. incanus bitki çayından elde edilen polifenoller, in vitro testler için standartlaştırılmış hızlandırılmış çözücü ekstraksiyonu ve yerinde testler için bir infüzyon ile ekstrakte edildi. Her iki ekstrakt da yüksek performanslı sıvı kromatografi ile kalitatif ve kantitatif olarak karakterize edildi ve sadece polifenol içeriği biraz farklılık gösterdi. Diyot dizisi tespiti ve kütle spektrometresi aracılığıyla, ellagitanninler, flavanoller dahil 29 polifenol, ve glikosile flavonoller tanımlandı. Böylelikle, dört numune arasında yalnızca kantitatif, ancak kalitatif farklılık tespit edilmemiştir. Ayrıca, C. incanus hızlandırılmış çözücü özütlerinin, birincil karyojenik bakteri türlerinden biri olan Streptococcus mutans'a karşı in vitro antibakteriyel aktivitesi, canlı / ölü bir deney (BacLight®) kullanılarak incelenmiştir. Bu yaklaşımla, C. incanus antibakteriyel özellikler sağladı. Ek yerinde deneyler, bir C. incanus infüzyonu ile durulamanın, sekiz saatten fazla bir süre oral sıvılara maruz bırakılan emaye örneklerinin ilk bakteri kolonizasyonunu azalttığını gösterdi. Ayrıca, transmisyon elektron mikroskobu ile, bir C. incanus infüzyonunun uygulanmasının, elde edilen mine zarının üst yapısını değiştirerek daha elektron yoğun bir morfoloji verdiği gösterilmiştir.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13


                          Buğday Ekmeğine Yenilikçi İşlevsel Katkı Maddesi Olarak Cistus incanus L.

                          Grażyna Cacak-Pietrzak , 1 Renata Różyło , 2, * Dariusz Dziki , 3 Urszula Gawlik-Dziki , 4 Alicja Sułek , 5 ve Beata Biernacka 3
                          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
                          Bu makale PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
                          Şuraya gidin: Öz


                          Cistus incanusL. (CI), gıda ürünlerinin yenilikçi bir fonksiyonel tamamlayıcısı olarak önerilmiştir ve bu nedenle bu çalışma, kurutulmuş CI ilavesinin ekmeğin özellikleri üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ekmek,% 1,% 2,% 3,% 4 ve% 5 öğütülmüş CI ilavesiyle desteklenen beyaz buğday unundan hazırlandı. Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra elde edilen ekmek ürününün verim, hacim, gözeneklilik, asitlik, renk ve doku gibi çeşitli özellikleri değerlendirildi. Ayrıca toplam fenolik içerik (TPC), ABTS (2,2′-azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik asit) radikal süpürme aktivitesi, şelatlama gücü (CHEL) ve OH ∙ radikallerini söndürme yeteneği ölçüldü. Sonuçlar, ekmeğe CI eklenmesinin ekmek hacminde bir azalmaya neden olduğunu, ancak kırıntıların dokusunun kabul edilebilir olduğunu gösterdi. CI zenginleştirmesinin ardından ekmeğin asitlik ve nem içeriğinin arttığı görülmüştür. Kül içeriğinde ve ekmek kırıntılarının renginde de önemli değişiklikler gözlemlendi. CI ile birleştirilen ekmek, kontrol ekmeğine kıyasla ABTS, CHEL ve OH radikalleri ile ölçüldüğü üzere önemli ölçüde daha yüksek TPC ve çok daha yüksek antioksidan aktivite ile karakterize edildi. Ekmeğin% 3 CI ile ilavesi, tüketiciler tarafından da tercih edilen arzu edilen özelliklere sahip bir ürün üretti.

                          Anahtar Kelimeler: Cistus incanus , buğday, ekmek, fırıncılık, fiziksel özellikler, antioksidanlar
                          Şuraya gidin: 1. Giriş


                          Cistaceae, Akdeniz ikliminde yaygın olarak bulunan çalılardan oluşan küçük bir bitki ailesidir [ 1 , 2 ]. Cistus türü bitkiler, halk ilaçlarının hazırlanmasında, ishal önleyici maddeler şeklinde, çeşitli cilt hastalıklarına karşı koruma sağlamak ve iltihap önleyici maddeler olarak kullanılmaktadır [ 2 , 3 ]. Küpeli ve Yeşilada [ 4 ], Cistus laurifolius L.'den elde edilen flavonoidlerin herhangi bir görünür toksisiteye neden olmadan antiinflamatuar ve antinosiseptif aktiviteye sahip olduğunu doğruladılar . Diğer çalışmalarda [ 5 ] Cistus incanus'tan polifenol bakımından zengin özlerL.'nin güçlü bir antiviral aktivitesi vardır ve hücre yaşayabilirliği, metabolizması veya proliferasyonu üzerinde belirgin zarar verici etkiler göstermemiştir. Bitkisel infüzyonlar, gıda katkı maddeleri veya nutrasötik ürünler olarak farklı Cistus türleri kullanılmaktadır [ 6 ].

                          Cistus incanus L. (CI), antiinflamatuvar, anti-mikrobiyal, sitotoksik ve anti-ülserojenik özellikler sergilediği için şifalı bitkiler sınıfına dahildir [ 7 ]. Farklı özütlerin anti-mikrobiyal potansiyeli Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı test edildi [ 1 ]. Diğer çalışmalar, CI'nin Streptococcus mutans'ın neden olduğu çürük hastalığı riskini azaltma yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir [ 8 ]. CI bitkisinin Aspergillus parasiticus'a karşı anti-aflatoksigenik etkinliği de çalışılmıştır [ 9 ]. Test edilen CI [ 10 ] ekstreleri A. parasiticus'un büyümesini inhibe etti.ve Aspergillus carbonarius .

                          CI çayının su özütü, özütte bulunan flavonollerin, organik asitlerin, B vitamini ve alkaloidlerin konsantrasyonlarını belirlemek için test edildi [ 7 ]. Attaguile vd. [ 2 ], CI ve Cistus monspeliensis'in sulu ekstraktlarının DNA bölünmesi üzerindeki etkilerini araştırdı ve serbest radikal temizleme kapasiteleri de analiz edildi. Ekstrelerin sıçan karaciğer mikrozomlarında lipid peroksidasyonu üzerindeki etkisi de değerlendirildi [ 11 ]. Bu ürünler, yüksek fenolik madde içeriği ve güçlü antioksidan aktivite ile karakterizedir [ 11 , 12 ]. Gori ve arkadaşlarının çalışması [ 3] ham etanolik yaprak özütünde bulunan başlıca polifenolik bileşikleri karakterize etmeyi amaçladı.

                          Fenolik bileşikler, çeşitli işleme tekniklerine maruz kaldıklarında ciddi değişikliklere uğrayabilir [ 11 ]. Bu nedenle, işleme parametrelerinin standartlaştırılması en önemli noktadır. Domcheva vd. [ 13 ], ekstraksiyon işlemi için benimsenen teknik ve koşulların polifenollerin ve flavonoidlerin veriminin yanı sıra nihai ürünün antioksidan kapasitesi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Başka bir çalışmada [ 14 ], bitki parçalarının ve CI partikül boyutunun fenolik bileşiklerin ekstrakte edilebilirliği üzerindeki etkisi gösterilmiştir. Riehle vd. [ 11 ], CI bitkisel infüzyonların hazırlanmasında yer alan demleme sürecinin fenolik bileşik profilleri üzerindeki etkisini araştırdı.

                          Son yıllarda, gıdada bulunan doğal maddelerin bir antioksidan ve fonksiyonel bileşen kaynağı olarak kullanımına yönelik küresel bir eğilim olmuştur. Özellikle, gıdada bulunan doğal antioksidanlar, güvenlik profilleri ve potansiyel beslenme ve terapötik etkileri nedeniyle büyük ilgi görmüştür [ 15 ]. Daha yüksek besleyici değere sahip kuvvetlendirilmiş ekmek elde etmek için ekmek yapma işlemi sırasında ek bileşenler eklenir. Ekmek, dünyadaki çoğu insanın diyetinin önemli bir parçasıdır; bu nedenle ekmek takviyesi, sağlık ve birçok hastalığın önlenmesi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir. Ekmek, gıda ürünleri inovasyonunda doğal antioksidan kaynağı olarak kullanılabilir. Zenginleştirilmiş bir ürün elde etmek için temel ekmek tarifine kurutulmuş veya taze otlar eklenebilir [15 , 16 , 17 , 18 ]. Örneğin, Zhumaliyeva ve ark. [ 19 ], bitkisel takviyelerin (gül, Kudüs enginarı, Stevia yaprağı ve kereviz kökü) karışımını kullanarak anti-diyabetik özelliklere sahip unlu mamuller hazırlamak için bir teknoloji geliştirdi.

                          Singh vd. [ 20 ] , Hindistan'da bulunan önemli bir tıbbi bitki olan shatavari'yi ( Asparagus racemosus Willd.) Dahil ederek işlevsel bir ekmek formülasyonu geliştirmeye çalıştı . Başka bir çalışmada, ekmek ürünleri yeşil çay tozu, otlar ve domates salçası gibi biyoaktif bileşenlerle desteklenmiştir. Bu şekilde elde edilen ekmeğe prebiyotik antioksidan ekmek (aox öncesi ekmek) adı verildi [ 21 ]. Bitkisel, antioksidanla zenginleştirilmiş ekmek elde etmek için formülasyona kekik ilavesinin etkisi incelendi [ 22 ].

                          CI tesisi ile desteklenen diyet ürünleri, gıda üreticileri tarafından giderek daha fazla sunulmaktadır. Skąpska vd. Bulanık Aronia suyu gibi içeceklere bitkisel CI özlerinin eklenmesini önermiştir [ 23 ]. Başka bir çalışmada [ 24 ], CI yaprakları makarnaya katkı maddesi olarak önerilmiştir.

                          Bugüne kadar, kurutulmuş CI ilavesinin ekmeğin özellikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için hiçbir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, bu çalışmada, CI'nin kurutulmuş ve öğütülmüş yapraklarının ilavesinin buğday ekmeğinin nihai kalitesi üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve bu katkı maddesinin tüketiciler tarafından kabul edilebilir uygun konsantrasyonunun belirlenmesi amaçlanmıştır.

                          Şuraya gidin: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                          2.1. Hammadde


                          Ekmek hamurunun hazırlanmasında kullanılan hammaddeler, beyaz buğday ekmeği unu (Polskie Młyny, Varşova, Polonya) ve kurutulmuş CI yapraklarıydı (Malwa Tea, Lubiszyn, Polonya). Kurutulmuş yaprak Cistus laboratuar çekiçli değirmen (polimiks-Mikro Çekiçli MFC) (0.3 mm altında ölçülmesi) parçacıklar halinde öğütülmüştür. Zenginleştirilmiş ekmek elde etmek için una çeşitli konsantrasyonlarda kurutulmuş ot (% 1,% 2,% 3,% 4 ve% 5) ilave edildi. Sıkıştırılmış maya (Lesaffre, Polonya) ve tuz (Kłodawa, Polonya) yerel pazardan satın alındı. 2.2. Hammaddenin Kimyasal Bileşimi


                          Toplam protein içeriği Kjeldahl yöntemi [ 25 ] ile FOSS Kjeltec 8200 kullanılarak belirlendi. Islak glüten içeriği ve glüten indeksi mekanik yöntemlerle değerlendirildi [ 26 ]. Düşen un sayısı Hagberg-Perten yöntemine göre belirlendi [ 27 ]. Toplam yağ içeriği, bir Soxhlet ekstraktöründe [ 28 ] solvent ekstraksiyon yöntemi kullanılarak ölçüldü . Un ve otlardaki kül içeriği, örnek 60 dakika 900 ° C'de kül fırınında yakılarak değerlendirildi [ 29 ]. Su içeriği kurutma yöntemi [ 30 ] kullanılarak belirlendi . 2.3. Ekmek Pişirme İşlemi


                          Ekmek hamuru düz bir hamur yöntemi [ 31 ] kullanılarak ve daha önce Romankiewicz ve ark. [ 32]. Temel hamur formülü buğday unu (% 100), su, tuz (% 1.5 un bazında) ve sıkıştırılmış mayadan (% 3) oluşuyordu. Değişken CI: 1, 2, 3, 4 ve% 5 konsantrasyonları kullanılarak farklı ekmek bileşimleri hazırlandı. Farinograf su absorpsiyon ölçümlerine göre (Farinograph model 810114, Brabender, Almanya) una su ilave edildi ve kontrol ekmeği için% 60.0, ekmeğe% 61.5,% 62.8,% 63.7,% 64.0 ve% 65.4 Sırasıyla% 1,% 2,% 3,% 4 ve% 5 bitki ilavesi. Tüm bileşenler karıştırıldı ve 30 ° C'de ve% 75 bağıl nemde 60 dakika süreyle (30 dakika sonra 1 dakika transfiksiyon ile) fermente edildi. Hamur bir laboratuar mikserinde (SP 800A, Diskteknik, Huddinge, İsveç) karıştırıldı ve fermantasyondan sonra 250 g'lık parçalar halinde kesilerek kalıplara yerleştirildi. Hamur, 60 dakika daha prova edildi. Ekmek, elektrikli bir fırında (Sveba Dahlen, Fristad, İsveç) fırınlandı (230 ° C, 30 dakika). Pişirildikten sonra somunlar soğutuldu ve polietilen torbalarda paketlendi ve 24 saat 20 ° C'de saklandı. 2.4. Ekmeğin Fiziksel Özellikleri


                          Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra ekmek verimi ve pişirme kayıpları hesaplandı. Ek olarak, ekmek hacmi, kırıntı gözenekliliği [ 33 ] ve ekmek asitliği daha önce tarif edildiği gibi tahmin edilmiştir [ 34 ]. 100 g ekmeğe dönüştürülen somun hacmi, bir 3D tarayıcı (NextEngine, West Los Angeles, CA, ABD) kullanılarak belirlendi ve bir bilgisayar programı (MeshLab, ISTI-CNR araştırma merkezi, Roma, İtalya) kullanılarak hesaplandı. Kırıntıların gözenekliliği, yoğurma ve sıkıştırılmamış ve sıkıştırılmış kırıntılar arasındaki hacim farklılıkları belirlenerek ölçüldü. 2.5. Renk Ölçümleri


                          CI bitkisinin ve sentezlenen ekmek örneklerinin renk parametreleri, CIE-L * a * b * formülü kullanılarak kaydedildi; burada L *, açıklığı, a * kırmızılığı / yeşilliği ve b * sarılığı / maviliği gösterir [ 32 , 34 ]. Kurutulmuş otların ve ekmek ürünlerinin araçsal ölçümü, Minolta (CR-200, Osaka, Japonya) fotokolorimetre [ 32 ] kullanılarak gerçekleştirildi. CI ile zenginleştirilmiş ekmek kırıntıları ile kontrol ekmeği numunesi arasındaki toplam kırıntı rengi farklılıkları, AE, daha önce tarif edilen formül kullanılarak hesaplandı [ 32 , 34 ]. 2.6. Ekmek Kırıntılarının Dokusal Özellikleri


                          Ekmeğin dokusal özellikleri TA.XT2i tipi tekstür analizörü (Stable Microsystems, Surrey, UK) kullanılarak analiz edildi. Silindirik numune (20 mm çap) 20 mm bir kalınlığa sahip olan bir somun dilimler kesilmiştir ve 1 mm ∙ s kroshed hızında 15 mm'lik bir derinliğe kadar, 25 mm fişi olan bir sermaye kullanılarak sıkıştırılmıştır -1 . Sertlik, yaylanma, kohezyon ve çiğneme gibi dokusal parametrelerin hesaplandığı [ 32 ] iki ısırık TPA (Doku Profili Analizi) eğrisi [ 35 ] vermek için numuneler iki kez sıkıştırıldı (eğriler 1 ve 2) . 2.7. Toplam Fenolik İçerik


                          TPC, ekmek örneklerinin çözücü ekstraksiyonu yapılarak belirlendi. Bir gram kurutulmuş ekmek tozu, 5 mL metanol ve su karışımı (1: 1, v / v , 30 dakika) ile ekstre edildi . Daha sonra özler, bir santrifüjde (15 dakika) süzülerek ayrıldı. Tortular, tekrar 5 mL metanol ile özümlendi ve özler birleştirildi ve saklandı (-20 ° C, karanlık). TPC, Folin – Ciocalteu yöntemine göre belirlendi [ 36 ]. Her numune için 0,1 mL özüt, 0,1 mL distile su, 0,4 mL Folin reaktifi (1: 5 H 2 O) ve daha sonra 2 mL% 10 Na 2 CO 3 ile karıştırıldıeklendi. TPC, karışımların absorbansı bir spektrofotometrede (720 nm) ölçüldükten sonra gallik asit eşdeğerleri olarak mg cinsinden ifade edildi. 2.8. Antioksidan Aktivite


                          CI ve ekmek örneklerinin antioksidan aktivitesi, DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) radikal süpürme aktivitesi [ 37 ], ABTS (2,2′-azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik ) tahmin edilerek değerlendirildi. asit) radikal yutma faaliyeti [ 38 ], kenetleme gücü (Chel) [ 39 ] ve OH sönmesi için yetenek · kökleri [ 40 .] üzerindeki tüm anti-radikal aktiviteleri EC olarak ifade edilmiştir 50 (mg -ayıklayın konsantrasyonu d.w ∙ mL - 1 ) doza bağlı bir etki moduna göre% 50 antioksidan aktivite sağlayan EC 50 değeri (mg ∙ mL −1) KIRMIZI için absorbansın 0.5 olduğu ve lineer regresyon analizinden enterpolasyon ile elde edildiği etkili konsantrasyondur. Düşük AT 50 değeri daha yüksek bir antioksidant etkiye işaret eder. 2.9. Ekmeğin Duyusal Değerlendirilmesi


                          24 saatlik pişirme işleminden sonra, Varşova, Polonya'daki Varşova Yaşam Bilimleri Üniversitesi'nde 67 eğitimli panelistten oluşan bir ekip tarafından sabit sıcaklık ve ışık koşulları altında ekmeğin duyusal analizi gerçekleştirildi. Ekmek dilimler halinde kesildi ve numuneler, nihai ürünün görünümü, tadı, kokusu, rengi, dokusu ve genel kabul edilebilirliğine göre dokuz noktalı bir hedonik ölçek kullanılarak puanlandı. ne de sevmemek ve 9 "aşırı derecede" anlamına gelir [ 41 ]. 2.10. İstatistiksel analiz


                          Tüm testler dört kopya halinde gerçekleştirildi. Elde edilen sonuçların istatistiksel analizleri Statistica yazılımı (TIBCO Software, Palo Alto, CA, USA) kullanılarak α = 0.05 anlamlılık düzeyinde yapıldı. Veriler, varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edildi ve ortalamalar, Tukey menzil testi kullanılarak karşılaştırıldı.

                          Şuraya gidin: 3. Sonuçlar ve tartışma

                          3.1. Cistus incanus ile Güçlendirilmiş Ekmeğin Fiziksel Özellikleri


                          Ekmek pişirmek için temel hammadde olarak kullanılan buğday unu, protein içeriği% 11,3 ± 0,01, ıslak glüten içeriği% 27,7 ± 0,14, glüten indeksi 91 ± 0,71, düşme sayısı 293 ± 1,41 s, % 1.8 ± 0.09 yağ içeriği ve% 0.71 ± 0.007 kül içeriği. Daha önceki bir çalışmada [ 42 ] gösterildiği gibi ve pratik önerilere ve benimsenen standartlara göre, ekmek pişirmek için kullanılan buğday ununun minimum protein içeriği% 11 olmalı ve düşme sayısı 220 saniyenin altında olmamalıdır. Gluten indeksinin değeri, çalışmamızda kullanılan unun iyi teknolojik kalite ile karakterize olduğunu göstermektedir [ 43 ]. CI, 7.9 ± 0.41'lik bir protein içeriği, 1.34 ± 0.71'lik bir yağ içeriği ve% 5.0 ± 0.21'lik bir kül içeriği ile karakterize edildi.

                          Ekmeğe CI eklenmesi pişirme özelliklerinde gözle görülür değişikliklere neden oldu (Şekil 1). Ekmek verimi (şekil 2a) bitkisel numunenin% 3 konsantrasyonu eklendiğinde önemli ölçüde arttığı bulunmuştur. Ekmek verimi, pişirme işlemi sırasında un tarafından emilen su miktarına bağlıdır. Bu çalışmada kullanılan bitkisel CI numuneleri,% 9.1 ± 0.48 su içeriği ile karakterize edilmiş ve ekmek numunesinin su emme kapasitesinde önemli değişikliklere neden olmuştur; bu, emilimde% 60.0'dan% 65.4'e artış gösteren farinograf çalışmalarında açıkça görülmüştür. . Diğer çalışmalar, ekmek formülasyonuna kekik ilavesinin, hamur stabilitesinde önemli bir azalma ile ilişkili olan su emme kapasitesini ve hamur geliştirme süresini arttırdığını bildirmiştir [ 22 ]. Pişirme kaybı (şekil 2b) çalışmalarımızda ekmek formülasyonunda% 3,% 4 ve% 5 CI konsantrasyonları kullanıldığında önemli ölçüde artmıştır. Ekmeğin hacmi azaldı (şekil 2c) ve ekmeğin gözenekliliği (şekil 2d) bu bitkilerin oranının% 1'den% 5'e artmasıyla kademeli olarak artmıştır. % 2'lik CI konsantrasyonu için önemli ölçüde daha düşük bir ekmek hacmi gözlemlenirken,% 4'lük bir ot payı ile zenginleştirilmiş ekmek için önemli ölçüde daha yüksek bir gözeneklilik özelliği gözlenmiştir. Daha yüksek yeşil çay tozu konsantrasyonlarında özgül hacmin azaldığı diğer çalışmalarda da benzer bir eğilim gözlenmiştir [ 44 ]. Yeşil çay ekstraktının seviyesindeki artışla, histogramda hücre çapı (gözeneklilik) açısından önemli bir fark gözlenmedi [ 45 ]. Yeşil çay ekstresi ve kapsüllerinin ekmek formülüne eklenmesi, hacim açısından herhangi bir değişiklik göstermedi, bu da kontrole neredeyse benzerdi [ 46]. Buğday ekmeğinin CI ile güçlendirilmesi asitlikte önemli değişikliklere neden oldu (şekil 2e) ve ekmeğin nem içeriği (şekil 2f). Daha önce belirtildiği gibi, daha yüksek nem içeriği, hamurun daha yüksek su emme kapasitesine bağlanabilir. Farklı katkı maddeleri eklenerek ekmeğin asitliği artırılabilir. Bir çalışma, ekmeğin asitliğinin, ezilmiş aspir tohumları [ 47 ] veya Chamerion angustifolium (L.) Holub yapraklarının [ 35 ] kuru tozu eklenmesiyle değiştirilebileceğini göstermiştir . Diğer sonuçlar biyolojik olarak asitlendirilmiş ekmeklerin aroma, doku ve raf ömrü dahil olmak üzere artan kalite ile karakterize edildiğini göstermiştir [ 48 , 49 ].
                          Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı gıdalar-08-00349-g001.jpg'dir.
                          Ayrı bir pencerede aç
                          Şekil 1
                          Farklı miktarda Cistus incanus L (CI) içeren buğday ekmeğinin görünümü .

                          Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı gıdalar-08-00349-g002.jpg'dir.
                          Ayrı bir pencerede aç
                          şekil 2
                          Cistus incanus L. katkı maddeleri ile zenginleştirilmiş ekmeğin pişirme özellikleri . ( a ) ekmek verimi, ( b ) pişirme kaybı, ( c ) ekmek hacmi, ( d ) ekmeğin gözenekliliği, ( e ) ekmeğin asitliği, ( f ) ekmeğin nemi. 3.2. CI ile Modifiye Edilen Ekmek Kırıntılarının Rengi ve Dokusu


                          Ekmeğe katkı maddesi olarak kullanılan Cistus incanus L., ekmeğin kül içeriğinde ve renginde önemli değişikliklere neden olmuştur (tablo 1). % 1 CI ilaveli ekmeğin ΔE parametresinin değeri, bu ekmeğin renginde kontrol ekmeğinden önemli bir fark olduğunu gösterir. Sonraki her katkı maddesi miktarı, AE parametresinde önemli bir artışa neden oldu. Ekmeklerin renk parametrelerindeki farklılıklar CI'da bulunan pigmentlerden kaynaklanmaktadır. Bu bitkilerde klorofil a, klorofil b ve havuçenoidler gibi pigmentler tanımlanmıştır [ 50 ]. Bu sonuçlar, Moringa yaprak tozu miktarının artmasıyla kırıntı ve kabuğun hafifliğinin azaldığını, bu katkı maddesinin konsantrasyonunun yükselmesiyle kırıntıların kızarıklık (a *) değerinin arttığını bildiren önceki çalışmalarla tutarlıdır [ 50 ]. tablo 1


                          Cistus incanus L. (CI) kül içeriği ve renk parametreleri ve bu katkı maddesi ile desteklenmiş ekmek örnekleri.
                          CI otlar 5.01 c ± 0.211 54.93 e ± 0.75 0.68 b ± 0.03 20.04 d ± 0.44 -
                          CI oranı eklendi % 0 0.82 a ± 0.018 82.44 a ± 0.176 0.09 a ± 0.003 10.35 a ± 0.062 -
                          % 1 0.90 b ± 0.037 75.71 b ± 0.217 2.39 c ± 0.038 10.65 a ± 0.094 7.20
                          % 2 1.00 b ± 0.041 72.89 c ± 0.267 2.38 c ± 0.065 12.67 b ± 0.206 9,99
                          % 3 1.01 b ± 0.086 72.64 c ± 0.356 2.39 c ± 0.037 12.69 b ± 0.235 10.12
                          % 4 1.06 b ± 0.027 70.90 d ± 0.206 2.91 gün ± 0.063 14.45 c ± 0.184 12.21
                          % 5 1.10 b ± 0.064 69.98 d ± 0.330 2.88 d ± 0.065 14.59 c ± 0.227 13.09
                          Not: Aynı sütunda farklı harfe sahip araçlar önemli ölçüde farklıdır (α = 0.05).

                          CI eklenmesi, ekmeğin dokusal özelliklerinde küçük değişikliklere neden oldu (Tablo 2). Kontrol ekmeğine göre% 1,% 2 ve% 3 bitki takviyesi ile ekmeğin sertliğinde önemli bir değişiklik olmamıştır. Bu bileşenin daha yüksek oranı, özellikle% 5, nihai ürünün sertliğinde bir artışa katkıda bulundu. Bu bitkilerden% 4'lük bir payla formüle edilen ekmek, en az yaylanma özelliği ile karakterize edildi. Ekmek kırıntılarının yapışkanlığı, kontrol ekmeği numunesine kıyasla tüm bitki konsantrasyonlarında önemli bir değişiklik göstermedi. % 5 CI ile kuvvetlendirilmiş ekmeğin çiğneme oranında önemli bir artış gözlendi. Dokusal özellikler üzerinde çok az etki gösteren siyah çay ekstresi ile birleştirilen ekmek için benzer sonuçlar elde edildi [ 51]. Yeşil çay ekstresi ve kapsüllerle birleştirilen ekmek numunesi, neredeyse kontrole benzeyen kırıntı sertliği açısından kalitesini korudu [ 45 ]. İncelenen ekmek örneğine shatavari ( A. racemosus Willd.) İlavesi , kırıntı sertliğini, yapışkanlığını, çiğnemesini ve kohezyonunu artırarak ve yaylanmayı azaltarak dokusal özellikleri etkilemiştir [ 20 ]. Kepekli tava ekmeğinin kırıntı sertliği, hücre çapı ve çiğneme özellikleri daha yüksek yeşil çay tozu konsantrasyonlarında artmıştır [ 43 ]. Eklenen yeşil çay ekstresi miktarının artmasıyla ekmeğin parlaklığı ve tatlılığı azalırken sertlik, yapışkanlık ve burukluk artmıştır [ 44]. Ekmeğin sertliği ve çiğnenmesi% 2,5 ve% 10 Moringa tozu ilavesiyle hafifçe azalırken, yaylanmanın bu katkı maddesinden etkilenmediği görülmüştür [ 48 ]. Pek çok yazar, ekmek kırıntılarının dokusal özelliklerinin, içeriklerin doğası ve miktarından etkilendiğini önceden belirlemişti [ 52 , 53 ]. Ekmek kırıntısı dokusuyla ilgili değişiklikler, muhtemelen buğday glüteninin seyreltilmesinin, nişastanın doğasındaki değişikliğin ve çalışmamızda artan miktarlarda CI eklenmesinden dolayı lif içeriğinin zenginleşmesinin bir sonucudur [ 54 ]. Tablo 2


                          Cistus incanus L. (CI) ile zenginleştirilmiş ekmek örneklerinin doku parametreleri .
                          CI oranı eklendi % 0 12.9 a ± 0.59 0.91 bir ± 0.031 0.61 bir ± 0.041 7.2 ab ± 0.53
                          % 1 12.7 a ± 0.78 0.88 ab ± 0.037 0.57 bir ± 0.038 6.4 b ± 0.41
                          % 2 12.8 a ± 0.68 0.89 a ± 0.028 0.56 a ± 0.031 6.5 b ± 0.36
                          % 3 12.9 a ± 0.94 0.88 ab ± 0.045 0.55 bir ± 0.018 6.6 ab ± 0.40
                          % 4 13.7 ab ± 0.63 0.86 b ± 0.019 0.56 bir ± 0.011 6.7 ab ± 0.35
                          % 5 14.3 b ± 0.46 0.89 a ± 0.026 0.57 a ± 0.026 7.4 a ± 0.41
                          Not: Aynı sütunda farklı harfe sahip araçlar önemli ölçüde farklıdır (α = 0.05). 3.3. Cistus incanus L ile Birlikte Kullanılan Ekmeğin Toplam Fenolik İçeriği ve Antioksidan Aktivitesi.


                          CI ile birleştirilen ekmek numunesi, halihazırda bu katkı maddesinin miktarının% 1'inde önemli ölçüde daha yüksek TPC ile karakterize edilmiştir (Tablo 3). CI konsantrasyonundaki sabit bir artış, fenolik asitlerin içeriğinde kademeli ve önemli değişikliklere neden oldu ve% 5 CI ilavesinden sonra ikiden fazla bir artış gözlendi. ABTS, CHEL ve OH ∙ ile ölçülen antioksidan aktivite de önerilen katkı maddesi ile geliştirildi. Ekmeğin EC50 değeri ile ölçülen ABTS radikalini söndürme yeteneği,% 1 CI ile yaklaşık iki kat azalmıştır. Kontrol ekmeği için en az OH - radikal süpürme aktivitesi ve kenetleme gücü (CHEL) gözlemlenirken, bu aktiviteler formüle edilmiş ekmek tarifinde artan CI konsantrasyonları ile artmıştır. Önceki bilimsel çalışmalarda [ 11], diğerlerinin yanı sıra otuz iki fenolik bileşik, CI bitkilerinde fenolik asitler, flavan-3-ol monomerleri ve -dimerler ile flavonol glikozitler tanımlandı. Mansoor vd. [ 55 ], CI'nin antiinflamatuvar özelliklerden sorumlu gallokateşinleri içeren kompleks bir polifenol grubu olan flavanolleri içerdiğini göstermiştir. Fenolik asitlerle ilgili olarak, CI örnekleri özellikle gallik, protokatekuik ve p-kumarik asitler içeriyordu [ 7 ]. Bitkilerin antioksidan kapasiteleri genellikle yukarıda belirtilen fenolik bileşiklere atfedilir [ 11 ]. Diğer birkaç çalışma, makarnaya fonksiyonel bir katkı maddesi olarak dahil edildiğinde CI'nin antioksidatif potansiyelini doğruladı [ 24]. Yeşil çay tozu, otlar ve domates salçası ekmeğin antioksidan potansiyeli de geliştirildi [ 21 ]. % 1,% 2,% 3 ve% 4 kekik örnekleri ile desteklenen ekmek, yüksek TPC ve radikal süpürme aktivitesi gösterdi [ 22 ]. Siyah çay birleşmesi, Çin buharda pişirilmiş buğday ekmeğinin antioksidan aktivitesini artırdı [ 56 ]. Diğer sonuçlar, 1.00 g / 100 g un konsantrasyonunda yeşil çay tozu eklenmesinin ekmeğin antioksidan aktivitesini etkili bir şekilde artırdığını göstermektedir [ 43]. Moringa yaprak tozu ilavesiyle ekmek ekstraktlarının TPC ve antioksidan aktivitesi artmıştır. Moringa tozunun halihazırda% 2.5 için eklenmesi, TPC içeriğinde büyük bir artışa neden oldu. ABTS süpürme kapasitesi ile ilgili olarak,% 5.0,% 7.5 ve% 10 seviyelerinde yüksek aktivite gözlendi. OH ∙ süpürme kapasitesi ile ilgili olarak,% 2.5 -% 10 Moringa yaprak tozu ile takviye edilmiş glütensiz ekmekler, kontrol ekmeğine kıyasla önemli ölçüde daha yüksek aktivite göstermiştir [ 52 ]. Tablo 3


                          Cistus incanus L. (CI) ile takviye edilmiş ekmeğin toplam fenolik içeriği ve antioksidan aktivitesi .
                          Eklenen CI miktarı % 0 4.8 a ± 0.06 156.9 a ± 9.83 65.3 a ± 0.36 39.9 a ± 2.11
                          % 1 5.6 b ± 0.06 77.5 b ± 0.92 43,8 b ± 2,35 35.0 b ± 1.10
                          % 2 6.7 c ± 0.10 48.6 cd ± 1.25 40.7 bc ± 0.58 26.9 c ± 1.21
                          % 3 7,9 d ± 0,25 38.3 de ± 1.55 38.1 cd ± 0.32 25.7 c ± 0.83
                          % 4 8.3 e ± 0.12 33.1 e ± 1.15 36.7 d ± 0.56 24,8 cd ± 0,95
                          % 5 10.1 f ± 0.06 24.8 e ± 0.70 33.9 e ± 0.83 22,5 d ± 0,89
                          Notlar: TPC - toplam fenolik içerik; ABTS - ABTS radikallerini söndürme yeteneği; CHEL - şelatlama gücü; OH - OH radikallerini söndürme yeteneği. Aynı sütundaki aynı harfleri paylaşmayan değerler önemli ölçüde farklıdır (α = 0.05). 3.4. Cistus incanus L. Herb ile Zenginleştirilmiş Ekmeğin Duyusal Değerlendirmesi


                          Duyusal analiz (Tablo 4) CI ilavesinin ekmek somunlarının görünümünde önemli bir değişikliğe neden olmadığını gösterdi. Değerlendiricilere göre, görünüm için en yüksek puanlar% 3 kuru ot ilavesi ile ekmeklerden, en düşük puanlar ise% 5 ilave edilen ekmeklerden elde edildi, ancak bu farklılıklar kontrol ekmeği için gözlemlenen puanlardan önemli ölçüde farklı değildi. Tat ve koku açısından,% 4 ve% 5 CI ile zenginleştirilmiş ekmek numuneleri için istatistiksel olarak önemli farklılıklar kaydedildi. Bu ekmek ürünleri, kontrol numunesine kıyasla en düşük değere sahipti. Kırıntıların dokusu ile ilgili olarak,% 1,% 2,% 3 ve% 4.0 CI içeren kontrol buğday ekmeği ve ekmeği ile karşılaştırıldığında istatistiksel bir fark yoktu. Otların% 5'ini içeren ekmek kırıntıları, kontrol ekmeğinden önemli ölçüde farklı olan en düşük puanla karakterize edildi. Genel duyusal özellikler için en düşük puanlar,% 4 ve% 5 CI ile ekmekle elde edildi ve% 3'e kadar CI eklenmesi, istenen olarak derecelendirilen bir ürünle sonuçlandı, böylece kontrol numunesi ile karşılaştırılabilir bir puan elde edildi. Tablo 4


                          Cistus incanus L. (CI) ile zenginleştirilmiş buğday ekmeğinin duyusal analizi .
                          % 0 6,3 a ± 0,62 6.7 a ± 0.76 6.8 a ± 0.93 7.0 a ± 0.87 6.7 a ± 0.84
                          % 1 6.4 a ± 0.87 6.6 a ± 0.79 6.9 a ± 0.85 6.6 ab ± 0.73 6.5 a ± 0.73
                          % 2 6.7 a ± 0.91 6.1 ab ± 0.59 6.5 ab ± 0.74 6.4 ab ± 0.81 6.5 a ± 0.82
                          % 3 6.8 a ± 0.83 5.6 ab ± 0.63 5.8 ab ± 0.62 6,3 ab ± 0,75 6.4 a ± 0.81
                          % 4 6.0 a ± 0.59 5,1 b ± 0,71 5,3 b ± 0,63 6.0 ab ± 0.79 5,2 b ± 0,37
                          % 5 5.5 a ± 0.64 5.0 b ± 0.65 5,2 b ± 0,59 4,9 b ± 0,56 5,1 b ± 0,44
                          Not: Aynı sütunda aynı harfin ardından gelen değerler önemli ölçüde farklı değildir ( α = 0.05).

                          Bugüne kadar kurutulmuş CI yapraklarının ekmek özellikleri üzerindeki etkisini belirlemek için herhangi bir araştırma yapılmamıştır. CI yaprakları ile böyle bir çalışma yapan ilk biziz; dahası, CI yapraklarıyla takviye edilmiş makarnalar için de benzer bulgular bildirilmiştir [ 24 ]. Bununla birlikte, bu katkı maddesinin oranı, duyusal özelliklerde bir değişikliğe neden olduğu için% 3'ü geçmemelidir. Buğday ekmeğine aynı miktarda Moldavya ejderha başlı yaprağı eklenebilir [ 57 ]. Farklı bitkilerle zenginleştirilmiş ekmek üzerinde yapılan diğer araştırmalar, bunların duyusal özellikler üzerindeki etkisini göstermiştir. Bu sonuçlar, kekiğin pişirme ve duyusal özelliklerinde önemli bir değişikliğe neden olmadan ekmek örneğine% 2'ye kadar eklenebileceğini ve aynı zamanda daha iyi bir raf ömrü sergileyebileceğini göstermektedir [ 22]. Buğday ekmeğinde shatavari için kabul edilebilir optimum seviye% 3,5 olarak bulunmuştur [ 20 ]. Otlu ekmek ürünlerinin organoleptik özelliklerinin bozulması, belirli bir tat ve kokuya neden olan uçucu yağların varlığıyla açıklanabilir [ 58 ].

                          Şuraya gidin: 4. Sonuçlar


                          Ekmeğe CI eklenmesi pişirme özelliklerinde önemli değişikliklere neden oldu. % 3 otlar eklendiğinde ekmek verimi ve pişme kaybının önemli ölçüde arttığı görüldü. Önerilen bitkinin artan konsantrasyonu ile ekmeğin hacmi azaldı. Katkı maddesi olarak CI kullanıldığında ekmeğin asitlik ve nem içeriği artmıştır. Kül içeriği ve ekmek kırıntılarının renginde de önemli değişiklikler gözlemlendi. Diğer parametrelerin aksine, dokusal özelliklerle ilgili önemli bir değişiklik kaydedilmedi ve otların sadece% 5'inin eklenmesi, doku parametrelerinde önemli bir bozulmaya neden oldu.

                          CI ile birleştirilen ekmek numunesi, kontrol ekmeği numunesine kıyasla ABTS, CHEL ve OH - radikal süpürme aktiviteleri ile ölçüldüğü üzere, önemli ölçüde daha yüksek TPC ve çok daha yüksek antioksidan aktivite ile karakterize edilmiştir.

                          Duyusal analiz, genel kabul edilebilirlik için en yüksek puanların kontrol ekmeği ile elde edildiğini ve en düşük puanın% 5 CI ilavesiyle güçlendirilmiş ekmek tarafından elde edildiğini göstermiştir. % 3'e kadar CI konsantrasyonuna sahip ekmeğin eklenmesi, kontrol numunesi ile karşılaştırılabilir ve tüketiciler tarafından kabul edilebilir olan arzu edilen bir ürün üretti. Bu ekmek, kontrol ekmeğine kıyasla daha düşük bir hacim, ancak benzer bir doku ve gözeneklilik ve çok daha yüksek bir toplam fenolik içerik ve antioksidan aktivite ile karakterize edildi. Antioksidan aktivitesi artmış ekmek, çeşitli kronik ve dejeneratif insan hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde rolü nedeniyle tüketilmelidir.

                          Şuraya gidin: Yazar Katkıları


                          Kavramsallaştırma, GC-P. ve DD; veri iyileştirme, GC-P., UG-D. ve AS; biçimsel analiz, GC-P., RR ve DD; araştırma, GC-P., UG-D., AS ve BB; metodoloji, GC-P., RR ve UG-D .; proje yönetimi, RR; kaynaklar, RR ve BB; yazılım, GC-P., RR ve AS; denetim, DD; doğrulama, GC-P. ve DD; görselleştirme, RR; yazı - orijinal taslak, RR; yazma - gözden geçirme ve düzenleme, GC-P., RR ve DD

                          Şuraya gidin: Finansman


                          Bu araştırma hiçbir dış finansman almadı.

                          Şuraya gidin: Çıkar çatışmaları


                          Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                          Şuraya gidin: Referanslar

                          1. Tomas-Menor L. Morales-Soto A., Barrajón-Catalán E., Roldán-Segura C, Segura-Carretero A., antibakteriyel aktivite ve çeşitli İspanyol türetilmiş ekstrelerin bileşimi arasında Micol V. korelasyon Cistus Türler. Gıda. Chem. Toxicol. 2013; 55 : 313–322. doi: 10.1016 / j.fct.2013.01.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          2. Attaguile G. Russo A. Campisi A., Savoca F., Acquaviva R., Ragusa N., Vanella A. Antioksidan aktivite ve elde edilen ekstrelerin DNA bölünmesi üzerindeki koruyucu etkisi Cistus incanus , L. ve Cistus monspeliensis L . Biol Hücre. Toxicol. 2000; 16 : 83–90. doi: 10.1023 / A: 1007633824948. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          3. Gori A., Ferrini F., Marzano MC, Tattini M., Centritto M., Baratto MC, Pogni R., Brunetti C. C. Incanus Yapraklarından elde edilen ham ekstrakt ve polifenolik zengin fraksiyonların karakterizasyonu ve antioksidan aktivitesi . Int. J. Mol. Sci. 2016; 17 : 1344. doi: 10.3390 / ijms17081344. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          4. Küpeli E., Yesilada E. Cistus laurifolius L.'den antiinflamatuar ve antinosiseptif aktiviteye sahip flavonoidler, biyoanaliz rehberliğinde prosedürler aracılığıyla bırakır. J. Ethnopharmacol. 2007; 112 : 524–530. doi: 10.1016 / j.jep.2007.04.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          5. Ehrhardt C., Hrincius ER, Korte V., Mazur I., Droebner K., Poetter A., ​​Ludwig S. viral direnci indükleme eğilimi. Antiviral Res. 2007; 76 : 38–47. doi: 10.1016 / j.antiviral.2007.05.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          6. Loizzo MR, Ben Jemia M., Senatore F., Bruno M., Menichini F., Tundis R. Beş Cistus türü uçucu yağın nörodejeneratif bozukluklarının önlenmesinde kimya ve fonksiyonel özellikler . Food Chem. Toxicol. 2013; 59 : 586–594. doi: 10.1016 / j.fct.2013.06.040. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          7. Jeszka-Skowron M., Zgoła-Grześkowiak A., Frankowski R. Cistus incanus , biyoaktif bileşikler bakımından zengin, umut verici bir bitki çayı: LC – MS / MS Kateşin , flavonol, fenolik asit ve alkaloidlerin belirlenmesi — Camellia sinensis ile bir karşılaştırma , Rooibos ve Hoan ngoc bitki çayı. J. Food Compos. Anal. 2018; 74 : 71–81. doi: 10.1016 / j.jfca.2018.09.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          8. Wittpahl G., Kölling-Cherry I Basche S., Herrmann, E., Hannig M., Speer K., Hannig C olan polifenolik bileşim Cistus incanus bitkisel çay ve karşı antibakteriyel ve anti-yapışkan aktivitesi , Streptococcus mutans . Planta Med. 2015; 81 : 1727–1735. doi: 10.1055 / s-0035-1557822. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          9. Kalli V., Kollia E., Roidaki A., Proestos C., Markaki P. Cistus incanus , L. ekstresi , Macadamia fındıklarında Aspergillus parasiticus tarafından aflatoksin B 1 üretimini inhibe eder . San. Mahsulleri Üret. 2018; 111 : 63–68. doi: 10.1016 / j.indcrop.2017.10.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          10. Roidaki A., Kollia E., Panagopoulou E., Chiou A., Varzakas T., Markaki P., Proestos C. Süper gıdalar ve süper otlar: Antioksidan ve antifungal aktivite. Curr. Res. Nutr. Food Sci. J. 2016; 14 (Ek 2): 138–145. doi: 10.12944 / CRNFSJ.4. Özel Sayı-Ekim.19. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          11. Riehle P., Vollmer M., Rohn S. Cistus incanus bitkisel infüzyonlarındaki fenolik bileşikler - Demleme işlemi sırasında antioksidan kapasite ve termal stabilite. Gıda Arş. Int. 2013; 53 : 891–899. doi: 10.1016 / j.foodres.2012.09.020. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          12. Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastaların tedavisi için Kalus U., Grigorov A., Kadecki O., Jansen JP, Kiesewetter H., Radtke H. Cistus incanus (CYSTUS052). İleriye dönük, randomize, plasebo kontrollü bir klinik çalışma. Antiviral Res. 2009; 84 : 267–271. doi: 10.1016 / j.antiviral.2009.10.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          13. Dimcheva V., Karsheva M. Cistus incanus , biyoaktif antioksidan kaynağı olarak Istranca dağından. Bitkiler. 2018; 26 : 8. doi: 10.3390 / bitkiler7010008. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          14. Riehle P., Rusche N., Saake B., Rohn S. Yaprak içeriğinin ve bitkisel partikül boyutunun, Cistus incanus bitki çaylarındaki kantitatif fenolik bileşiklerin varlığı ve ekstrakte edilebilirliği üzerindeki etkisi . J. Agric. Food Chem. 2014; 62 : 10978–10988. doi: 10.1021 / jf504119s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          15. Dziki D., Różyło R., Gawlik-Dziki U., Świeca M. Fenolik bileşikler açısından zengin bitki materyallerinin eklenmesiyle buğday ekmeğinin antioksidan aktivitesinin arttırılmasındaki mevcut eğilimler. Trends Food Sci. Technol. 2014; 40 : 48–61. doi: 10.1016 / j.tifs.2014.07.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          16. Al-Dmoor HM Yassı ekmek: Malzemeler ve zenginleştirme. mahsullerin ve gıdaların kalite güvencesi ve güvenliği. Kalite Güvence. Safety Crop. Gıdalar. 2012 doi: 10.1111 / j.1757-837X.2011.00121.x. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          17. Psodorov D., Šimurina O., Runjajić-Antić D., Arsić I., Filipčev B., Bodroža-Solarov M. Şifalı otlar ilavesiyle yeni fırıncılık ürünleri; 3. Uluslararası FLOUR-BREAD Kongresi Bildirileri - 5.Hırvatistan Hububat Teknolojisi Uzmanları Kongresi; Osijek, Hırvatistan. 26–29 Ekim 2005. [ Google Akademik ]
                          18. Kumar D. Bitkisel Biyoaktifler ve Gıda Takviyesi, Ekstraksiyonu ve Formülasyonu. CRC Press; Boca Raton, FL, ABD: 2016. [ Google Akademik ]
                          19. Zhumaliyeva G., Chomanov U., Tultabayeva T., Kenenbay G., Shoman A., Nurynbetova G.Anti-diyabetik randevu ile unlu mamullerin kompleks katkı maddelerinin mineral bileşimi çalışması. Int. J. Pharm. Technol. 2016; 11 : 33–37. [ Google Scholar ]
                          20. Singh N., Jha A., Chaudhary A., Upadhyay A. Shatavari ( Asparagus racemosus ) J. Food Sci. Technol. 2014; 51 : 2038–2045. doi: 10.1007 / s13197-012-0731-y. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          21. Seidel C., Boehm V., Vogelsang H., Wagner A., ​​Persin C., Glei M., Pool-Zobel BL, Jahreis G.Emekteki prebiyotiklerin ve antioksidanların bağışıklık sistemi, antioksidatif durum ve antioksidatif üzerindeki etkisi sigara içen ve içmeyen erkeklerde kapasite. Br. J. Nutr. 2007; 97 : 349–356. doi: 10.1017 / S0007114507328626. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          22. Dhillon GK, Ahluwalia P., Kaur AK Kekik otunun hamur reolojisi ve ekmek kalitesine etkisi. Int. J. Food Sci. Nutr. Diyet. 2013; 2 : 40–44. doi: 10.19070 / 2326-3350-130008. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          23. Skąpska S., Marszałek K., Woźniak Ł., Zawada K., Wawer I. Termal pastörizasyon ve yüksek basınçlı karbon dioksit ile korunan seçilmiş bitkisel özler ile takviye edilmiş Aronia diyet içecekleri. LWT Food Sci. Technol. 2017; 85 : 423–426. doi: 10.1016 / j.lwt.2016.11.001. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          24. Lisiecka K., Wójtowicz A., Dziki D., Gawlik-Dziki U. Cistus incanus L. yapraklarının buğday makarna kalitesi üzerindeki etkisi . J. Food Sci. Techol. 2019: 1–12. doi: 10.1007 / s13197-019-03900-9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          25. Uluslararası Standardizasyon Örgütü. Hububat ve Bakliyat - Azot İçeriğinin Belirlenmesi ve Ham Protein İçeriğinin Hesaplanması - Kjeldahl Yöntemi. Uluslararası Standardizasyon Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2013. Teknik Rapor ISO 20483: 2013. [ Google Scholar ]
                          26. Uluslararası Standardizasyon Örgütü. Buğday ve Buğday Unu — Gluten İçeriği — Bölüm 2: Mekanik Yollarla Yaş Gluten ve Gluten İndeksinin Belirlenmesi. Uluslararası Standardizasyon Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2015. Techincal Report ISO 21415-2: 2015. [ Google Scholar ]
                          27. Uluslararası Standardizasyon Örgütü. Buğday, Çavdar ve Unları, Makarnalık Buğday ve Makarnalık İrmiği - Hagberg-Perten'e Göre Düşme Sayısının Belirlenmesi. Uluslararası Standardizasyon Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2009. Teknik Rapor ISO 3093: 2009. [ Google Scholar ]
                          28. Uluslararası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi Derneği. Tahıllar ve Tahıl Ürünleri - Toplam Yağ İçeriğinin Belirlenmesi. Uluslararası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi Derneği; Viyana, Avusturya: 1984. Teknik Rapor No. 133. [ Google Scholar ]
                          29. Uluslararası Standardizasyon Örgütü. Tahıllar, Bakliyat ve Yan Ürünler — Yakma Yoluyla Kül Veriminin Belirlenmesi. Uluslararası Standardizasyon Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2007. Teknik Rapor ISO 2171: 2007. [ Google Scholar ]
                          30. Uluslararası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi Derneği. Tahıl ve Tahıl Ürünlerinin Nem İçeriğinin Belirlenmesi. Uluslararası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi Derneği; Viyana, Avusturya: 1960. Teknik rapor No. 109. [ Google Scholar ]
                          31. Różyło R., Dziki D., Laskowski J. Maya bazlı mayaların fermantasyonunun kesintiye uğraması ve yavaşlaması nedeniyle buğday ekmeğinin fiziksel ve duyusal özelliklerinde meydana gelen değişiklikler. J. Cereal Sci. 2014; 59 : 88–94. doi: 10.1016 / j.jcs.2013.11.005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          32. Romankiewicz D., Hassoon WH Cacak-Pietrzak G., Sobczyk MB Wirkowska-Wojdyla M., Ceglińska A., Dziki D. Chia tohumları etkisi ( Salvia hispanica , L) kalitesi ve besin değeri ile ilgili ek buğday ekmeği. J. Gıda Kalitesi 2017 doi: 10.1155 / 2017/7352631. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          33. Belyaev AG, Kovaleva AE, Pyanikova EA Fireweed tozunun buğday ekmeğinin kalitesi üzerindeki etkisi. Proc. Vor. Devlet Üniv. Müh. Technol. 2019; 80 : 254–258. doi: 10.20914 / 2310-1202-2018-4-254-258. (Rusça) [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          34. Różyło R., Wójcik M., Dziki D., Biernacka B., Cacak-Pietrzak G., Gawłowski S., Zdybel A. Glütensiz gofret tabakaları için doğal renklendiriciler olarak dondurularak kurutulmuş Mürver ve Chokeberry. Int. Agrofizik. 2019; 33 : 217–225. doi: 10.31545 / intagr / 109422. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          35. Armero E., Yaka C. Formüle edilmiş buğday hamurlarının doku özellikleri: Hamur ve ekmeğin teknolojik kalitesi ile ilişkileri. Zeitschrift für Lebensmitteluntersuchung und-Forschung A. 1997; 204 : 136–145. doi: 10.1007 / s002170050050. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          36. Singleton VL, Rossi J. Fosfomolibdik ile toplam fenoliklerin kolorimetrisi. Am. J. Enol. Bağcılık. 1965; 6 : 144–158. [ Google Scholar ]
                          37. Brand-Williams W., Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanımı. LWT Food Sci. Technol. 1995; 28 : 25–30. doi: 10.1016 / S0023-6438 (95) 80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          38. Re R., Pellegrini N., Proteggente A., Pannala A., Yang M., Rice-Evans C. Geliştirilmiş bir ABTS radikal katyon renk giderme deneyini uygulayan antioksidan aktivite. Ücretsiz Radic. Biol. Med. 1999; 26 : 1231–1237. doi: 10.1016 / S0891-5849 (98) 00315-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          39. Guo JT, Lee HL, Chiang SH, Lin FI, Chang CY Tayvan'da brokolinin farklı kısımlarından elde edilen ekstraktların antioksidan özellikleri. J. Food Drug Anal. 2001; 9 : 96–101. [ Google Scholar ]
                          40. Su XY, Wang ZY, Liu JR Fenolik bileşikler içeren Pinus koraiensis tohum ekstraktının in vitro ve in vivo antioksidan aktivitesi . Food Chem. 2009; 4 : 681–686. doi: 10.1016 / j.foodchem.2009.04.076. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          41. Lim HS, Park SH, Ghafoor K., Hwang SY, Park J. Güney Kore'de yetiştirilen zerdeçal ( Curcuma longa , L.) içeren ekmeğin kalitesi ve antioksidan özellikleri . Food Chem. 2011; 4 : 1577–1582. doi: 10.1016 / j.foodchem.2010.08.016. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          42. Różyło R. İki döngü hamur karıştırma işlemindeki işlem değişikliklerinin zayıf undan pişirilmiş buğday ekmeğinin fiziksel özellikleri üzerindeki etkisi. Food Bioprocess Technol. 2014; 7 : 774–783. doi: 10.1007 / s11947-013-1100-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          43. Ćurić D., Karlović D., Tušak D., Petrović B., Dugum J. Gluten bir standart buğday unu kalitesi. Food Technol. Biotechnol. 2001; 39 : 353–361. [ Google Scholar ]
                          44. Ning J., Hou GG, Sun J., Wan X., Dubat A. Yeşil çay tozunun tam buğday unu tava ekmeğinin kalite özellikleri ve antioksidan aktivitesi üzerindeki etkisi. LWT Food Sci. Technol. 2017; 79 : 342–348. doi: 10.1016 / j.lwt.2017.01.052. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          45. Wang R., Zhou W., Isabelle M. Yeşil çay ekstresinin (GTE) enstrümantal analiz ve duyusal değerlendirme ile ekmek kalitesi üzerindeki etkisinin karşılaştırmalı çalışması. Gıda Arş. Int. 2007; 40 : 470–479. doi: 10.1016 / j.foodres.2006.07.007. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          46. Pasrija D., Ezhilarasi PN, Indrani D., Anandharamakrishnan C. Yeşil çay polifenollerinin mikrokapsüllenmesi ve birleşik ekmek kalitesi üzerindeki etkisi. LWT Food Sci. Technol. 2015; 64 : 289–296. doi: 10.1016 / j.lwt.2015.05.054. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          47. Kutsenkova V., Nepovinnykh N., Lymina N., Senchikhin V. Geleneksel olmayan bitkisel hammaddelerle takviye edilmiş unlu mamullerin tarif geliştirme ve tıbbi ve biyolojik değerlendirmesi. Gıda Süreci. Tech. Technol. 2019; 49 : 23–31. doi: 10.21603 / 2074-9414-2019-1-23-31. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          48. Moore MM, Dal Bello F., Arendt EK Lactobacillus plantarum FST 1.7 ile fermente edilmiş ekşi hamur , glütensiz ekmeğin kalitesini ve raf ömrünü iyileştirir. Avro. Gıda Arş. Technol. 2008; 226 : 1309–1316. doi: 10.1007 / s00217-007-0659-z. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          49. Katina K. Ekşi Hamur: Buğday ekmeğinin geliştirilmiş tadı, dokusu ve raf ömrü için bir araçtır. VTT Yayını 2005; 569 : 3–92. [ Google Scholar ]
                          50. Varone L., Gratani L. Sekiz Akdeniz maki türünün kış aylarında düşük hava sıcaklıklarına fizyolojik tepkisi . Fotosentetik. 2007; 45 : 385–391. doi: 10.1007 / s11099-007-0065-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          51. Bourekoua H., Różyło R., Gawlik-Dziki U., Benatallah L., Zidoune MN, Dziki D. Moringa oleifera yaprak tozu ile zenginleştirilmiş glütensiz ekmeğin fiziksel, duyusal ve antioksidan özelliklerinin değerlendirilmesi . Avro. Gıda Arş. Technol. 2018; 244 : 189–195. doi: 10.1007 / s00217-017-2942-y. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          52. Zhu F., Sakulnak R., Wang S. Siyah çayın Çin buharda pişirilmiş ekmeğinin antioksidan, dokusal ve duyusal özellikleri üzerindeki etkisi. Food Chem. 2016; 194 : 1217–1223. doi: 10.1016 / j.foodchem.2015.08.110. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          53. Bourekoua H., Różyło R., Gawlik-Dziki U., Benatallah L., Zidoune MN, Dziki D. Glütensiz ekmeğin fonksiyonel bir bileşeni olarak nar çekirdeği tozu (fiziksel, duyusal ve antioksidan değerlendirme) Int. J. Food Sci. Technol. 2018; 53 : 1906–1913. doi: 10.1111 / ijfs.13777. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          54. Abdelghafor RF, Mustafa AI, Ibrahim AMH, Krishnan PG Kompozit sorgum unundan ve sert beyaz kış buğdayından elde edilen ekmek kalitesi. Adv. J. Food Sci. Technol. 2011; 3 : 9–15. [ Google Scholar ]
                          55. Mansoor KA, Matalka KZ, Qadan FS, Awad R., Schmidt M. Cistus incanus L' den izole edilen iki yeni proantosiyanidin trimeri , güçlü antiinflamatuar aktivite ve siklooksijenaz izoenzimlerinin inhibisyonuna karşı seçicilik sergiler. Nat. Üretim Res. 2016; 30 : 1919–1926. doi: 10.1080 / 14786419.2015.1089242. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          56. Bourekoua H., Różyło R., Benatallah L., Wójtowicz A., Łysiak G., Zidoune MN, Sujak A. glutensiz ekmeğin özellikleri: Nişasta / hidrokolloidlerin ve bunların kombinasyonlarının bir tanımlayıcı kullanarak eklenmesiyle kalite iyileştirme tarama tasarımı. Avro. Gıda Arş. Technol. 2018; 244 : 345–354. doi: 10.1007 / s00217-017-2960-9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          57. Dziki D., Cacak-Pietrzak G., Gawlik-Dziki U., SULEK A., Koçira S., Moldavca ejder arasında Biernacka B. etkisi ( Dracocephalum moldavica buğday unu ve kalitesi pişirme özellikleri L.) yaprakları ekmek. Cy Ta J. Food. 2019; 17 : 536–543. doi: 10.1080 / 19476337.2019.1609587. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          58. Adams A., Kruma Z., Verhé R., De Kimpe N., Kreicbergs V. Aroma koşullarının bir fonksiyonu olarak fesleğen, kekik ve kekik ile tatlandırılmış kolza tohumu yağının uçucu profilleri. J. Am. Oil Chem. Soc. 2011; 88 : 201–212. doi: 10.1007 / s11746-010-1661-3. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14


                            Biyoaktif Antioksidan Kaynağı Olarak Istranca Dağından Cistus incanus
                            Vanya Dimcheva * ve Maria Karsheva
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
                            Bu makale PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
                            Şuraya gidin: Öz


                            Bu çalışmanın amacı, Cistus incanus yabani otunun ekstraksiyon koşullarını araştırmak ve antioksidan potansiyelini araştırmaktır.Bulgar etnotıpta geleneksel olmayan ve Istranca Dağı'nda yaygındır. Ekstraksiyon süresinin (0-500 dakika) ve çözücü bileşiminin (suda% 0-50 etanol) polifenoller, flavonoid verimleri ve yaprak özleri, saplar (odun parçaları) ve tomurcuk karışımının antioksidan kapasitesi üzerindeki etkisi okudu. Antioksidan kapasite (AOC), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikallerinin süpürme deneyleri kullanılarak değerlendirildi. Toplam polifenol ve flavonoid içerikleri UV-vis (ultraviyole görünür) spektrofotometri kullanılarak ölçüldü. 390. dakika ekstraksiyon süresinde su çözücü içinde% 30 etanol ile istenen bileşenlerin optimal verimi elde edildi. Ek olarak, mevsimselliğin etkisi (kış ve yaz Cistus incanus) ve farklı hava kısımlarının - sert kaplanmış tohumlar, tomurcuklar ve yabani bitkinin yaprak ve saplarının karışımı - polifenoller, flavonoidler ve AOC mevcudiyetinde araştırıldı. Mevcut çalışma, polifenollerin, flavonoidlerin ve yüksek AOC'nin yüksek değerlerinin sadece yaz yapraklarında değil, aynı zamanda kış yapraklarında, sert kaplanmış tohumlarda, tomurcuklarda ve saplarda da bulunduğunu ortaya koydu. Elde edilen sonuçlara göre, Istranca Dağından Cistus incanus gıda ve ilaç endüstrileri için mükemmel bir yeni doğal antioksidan kaynağı olabilir.

                            Anahtar Kelimeler: Cistus incanus , Istranca, antioksidanlar, polifenoller, flavonoidler, mevsimsellik, tomurcuklar, sert kaplamalı tohumlar
                            Şuraya gidin: 1. Giriş


                            Özellikle antioksidan aktiviteye sahip şifalı bitkiler, oksidatif stresin neden olduğu komplikasyonların tedavisi için ana ilaç kaynağıdır. Günümüzde mevcut ilaçların yaklaşık yarısının bitkilerden geldiği tahmin edilmektedir [ 1 ]. Sentezlenen ilaçların farklı yan etkileri olduğu görünebilir [ 2 ]. Bu nedenle, doğada yeni bitkisel tıp kaynakları aramak önemlidir.

                            Cistus incanus L., ılıman ericoid toplulukları veya Avrupa kuru fundalıklarından oluşan bir habitata sahiptir ve Bulgaristan'da neredeyse en ilgi çekici bölge olan Istranca Dağı'nı kaplar [ 3 ]. Bitki, "tıbbi bitkiler kanunu" kapsamına girmediği gibi, korunmuyor veya tıbbi bitki olarak ilan edilmiyor.

                            Kuvaterner'de, Avrupa'nın buzullaşmadan en az etkilenen kısımları arasında, sadece Istranca sahili neredeyse hiç dokunulmamış ve üçüncül "ebedi bahar" [ 4 ] benzeri iklim koşullarına sahiptir . Burada terapötik faaliyetlerle yetiştirilen birçok bitki, sub-endemik Cistus incanus L. veya "Pamukliyka" (yerel ad) gibi Bulgar halk tıbbında yaygın olarak kullanılmamaktadır ve popüler değildir . Bu bölgede en çok keçi ve koyun besini olarak bilinir, ancak “Holly Rose” un tarihi ve Akdeniz'deki etnomedikal kullanımı çok eski zamanlarda başlamıştır [ 5 ]. Yabani bitki antibakteriyel, antimikrobiyal, antiinflamatuar ve güçlü mide koruyucu yararlı etkiler sağlamıştır [ 6]. Birçok araştırma çalışması, farklı Cistus türlerinin yapraklarının ana bileşenlerinin, (+) - kateşinler, gallik asit, rutin, kersetin, kaempferol bazlı flavonoid aglikonlar gibi bir flavan-3-ols ailesi olan flavanollerden polifenolik bileşikler olduğunu göstermiştir. ve myricetin [ 7 , 8 ]. Bitkilerdeki fenolik içeriğin esas olarak antioksidan aktivitelerinden ve temizleme gücünden sorumlu olduğu iyi bilinmektedir.

                            Bu çalışma, Bulgar Cistus incanus'un faydalı mülklerinin oluşturulmasına katkıda bulunur . Yaprak dökmeyen bitki, farklı çevresel faktörler, koşullar ve mevsimler altında polimorfizm veya fitokimyasal bileşimin değişmesi eğilimindedir. Fenolik bileşiklerin uygun bir ekstraksiyonu, kimyasal yapıları, hammaddeleri, saklama süreleri ve koşulları gibi birçok faktöre bağlıdır. En azından ekstraksiyon ve kantifikasyon yöntemlerine, standartların seçimine ve parazit varlığına bağlıdır [ 9 , 10 ]. Bu nedenle, fenolik bileşiklerin optimal tahminini elde etmek için numune hazırlama prosedürlerini ayarlamak gerekir. Operasyonel ekstraksiyon koşullarının değerlendirilmesinden elde edilen sonuçlarCistus incanus , yabani otların antioksidan potansiyelinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve yüksek katma değerli bir diyet antioksidan katkı maddesi olarak kullanılmasına izin verecektir.

                            Bu araştırmada, Cistus incanus'un ekstraksiyon optimizasyonu adımlarını izlemeyi seçtik.toplam polifenoller, flavonoidler ve antioksidan kapasite ile. Başlangıçta, çözücü (su karışımlarında etanol) konsantrasyonunun etkisi önceden seçilmiş bir ekstraksiyon süresi için değerlendirildi. Optimal çözücü konsantrasyonu bulunduğunda, sabit, önceden seçilmiş özütleme parametrelerindeki özütleme süresi, yani sıcaklık, parçacık boyutu ve katı-çözücü oranı değerlendirildi. Bunu ayrıca, ekstraktların toplam kuru kalıntısıyla kinetiklerin, toplam kuru kütleye göre kinetiklerin ve tükenmiş bitki materyaline elle bastırıldıktan sonra alınan ekstrelerin nihai hacminin kinetiğinin incelenmesi izledi. Kinetik, incelenen bitkinin özütleme işleminin daha iyi anlaşılması için özütleme işleminin dengesini oluşturmak için gerçekleştirildi. Ek olarak,Polifenollerin ve flavonoidlerin varlığı için Cistus incanus da araştırıldı.

                            Şuraya gidin: 2. Malzemeler ve Yöntemler


                            Toplam polifenol içeriği (TPC) 765 nm dalga boyunda Folin – Ciocalteau yöntemi ile belirlendi. Toplam flavonoid içeriği (TFC), 510 nm dalga boyunda alüminyum klorür kolorimetrik deney ile ölçüldü. AOC, 517 nm dalga boyunda DPPH testi ile çalışıldı. Toplam kuru kalıntı (TDR), 10 mL özütün buharlaştırılmasından sonra ve tükenen ilacın fırında 105 ° C'de sabit bir ağırlığa kurutulmasıyla gravimetrik olarak bulundu. 2.1. Kimyasallar


                            Etanol% 96, Valerus (Sofya, Bulgaristan) tarafından sağlandı. Metanol (sıvı kromatografi için gradyan derecesi), sodyum karbonat (>% 99), gallik asit anhidrit (>% 99), sodyum nitrit ve alüminyum klorür hekzahidrat Merck (Sofya, Bulgaristan) tarafından sağlandı. Folin – Ciocalteau reaktifi, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH), rutin hidrat, kersetin hidrat (≥% 95), tanik asit (≥% 91), pirogallik asit (≥98%), (+) - kateşin hidrat (-% 96), sodyum hidroksit ve Trolox (6-hidroksi-2,5,7,8-tetrametilkroman-2-karboksilik asit) (% 97) Sigma Aldrich (Sofya, Bulgaristan) tarafından sağlandı. Amonyak demir şapı Scharlau (Sofya, Bulgaristan) tarafından sağlandı. Deiyonize su, Merck (Almanya) tarafından sağlanan bir "Elix70C Gulfstream" su deiyonizerinden elde edildi. 2.2. Bitki Materyali


                            Bu çalışmada , çiçeklenme başlangıcında Mayıs (2015) sonunda toplanan yabani Cistus incanus L. yaprakları, sapları (odun parçaları) ve tomurcuklar, Eylül (2015) 'de toplanan bitkinin sert kaplamalı tohumları ve yaprak ve sapları kullanılmıştır. Mart ayı sonunda toplanmıştır (2016). Uyuşturucular, Bulgaristan, Istranca Milli Parkı biyolojik çeşitliliğinin korunması kurallarına göre, Varvara köyü (Tsarevo belediyesi) çevresindeki Parnara bölgesinden toplandı. Cistus incanus'un toplandığı günlerde ölçülen sıcaklıklar , Eylül'de 26 ° C Mayıs'ta 25 ° C ve Mart'ta 7 ° C idi. Temsili bir örnekleme sağlamak için 2 kg yabani bitki toplandı. Cistus incanus L. Milli Parkı Istranca deneyimli biyologlar tarafından teşhis edildi. 2.3. Ekstraksiyon Prosedürü


                            Deneylerde aşağıdaki Cistus incanus karışımları kullanılmıştır : yapraklar, saplar, tomurcuklar (80:10:10, w / w ); Cistus incanus sap ve yaprak (50:50, ağırlık / ağırlık ); sert kaplanmış tohumlar; yaz ve kış hasat mevsimlerinde toplanan yapraklar ve saplar (90:10, w / w ). Tüm numuneler oda sıcaklığında kurutuldu ve öğütücüde öğütülmeden önce bir yıl kuru bir yerde tutuldu ve elendi. Tüm numuneler% 10'dan fazla olmayan bir LOD (kurutma kaybı) ile kullanılmıştır. Deneyler için 0,5-2,0 mm partikül büyüklüğünde bir fraksiyon kullanıldı. İlk katı-çözücü oranı 1: 20'de sabitlendi (2 g Cistus incanus40 mL çözücü içinde). Ekstraksiyon için kullanılan sıcaklık, oda sıcaklığıdır ve mümkün olduğu kadar sabit tutulmuştur. Ekstraksiyonlar, manyetik bir karıştırıcıyla (MS-H-Pro +, Dragon Laboratory Instruments, Pekin, Çin) 1411 RCF'de (nispi merkezkaç kuvveti) manyetik karıştırma yoluyla yapıldı. Çözücü bileşimi su veya su-etanol çözeltisinin etkisi (10, 20, 30, 40, 50, v / v ) 80. dakika ekstraksiyon zamanında incelenmiştir. Cistus incanus'un ekstraksiyon kinetiğinumuneler, seçilen sabit ekstraksiyon koşulu ile 8.3 saat (5, 10, 30, 50, 80, 120, 180, 390, 500 dakika) izlendi. Biten her bitki materyali dikkatlice preslendi ve öz, pamuk ve filtre kağıdından süzüldü, ölçüldü ve uygun seyreltmeden hemen sonra analiz edildi. 2.4. Folin – Ciocalteau Yöntemi ile Toplam Polifenol Testi


                            0,02 mL ekstrakt (önceden 150 mL / L'ye seyreltilmiş) ve 1,58 mL deiyonize su içeren bir tüpe 0,1 mL Folin – Ciocalteau reaktifi eklenmiştir. Bir dakika sonra,% 20 Na 0.3 ml 2 CO 3 çözeltisine tüpe ilave edildi. Örnekler 2 saat boyunca karanlık bir yerde tutuldu ve ardından absorbans, 10 mm yol uzunluğu kullanılarak bir UV-vis spektrofotometre (T60UV / VIS, Oasis Scientific Ltd, South Carolina, ABD) ile reaktif boşluğa karşı 765 nm'de ölçüldü. küvet [ 11 ]. Sonuçlar gallik asit eşdeğerleri olarak hesaplandı (y = 0.9119x, R 2 = 0,9892), pirogallik asit eşdeğeri (y = 1.2114x, R 2 = 0,9907) ve tanik asit eşdeğeri (y = 0.4601x, R ' 2= 0.912). Standart kalibrasyon eğrileri, aşağıdaki standart çözelti konsantrasyonu diyapozlarıyla elde edilmiştir: bir gallik asit çözeltisi (0,1-1,0 mg / mL), bir pirogallik asit çözeltisi (0,1-0,75 mg / mL) ve bir tanik asit çözeltisi (0,5-2,0 mg / mL). Cistus incanus özütlerinin toplam fenolik içerikleri, gram kuru ağırlık numunesi başına mg gallik asit, pirogallik asit ve tanik asit eşdeğeri (mg GAE, PGAE, TAE / g dw) olarak ifade edildi ve aşağıdaki formülle hesaplandı:
                            TPC = C × V × F / M
                            burada TPC, toplam polifenol içeriği, mg GAE / g dw, mg PGAE / g dw ve TAE / g dw'dir; C, kullanılan standardın konsantrasyonu, mg / mL; V, kullanılan çözücünün hacmidir, mL; F, numunenin seyreltme katsayısıdır; ve M numunenin kütlesidir, g. 2.5. Flavonoid Deneyi


                            Bitki ekstraktlarının toplam flavonoid içeriği (TFC) kuersetin, rutin ve (+) - kateşin eşdeğerleri olarak ifade edildi ve alüminyum klorür kolorimetrik test ile ölçüldü [ 12 ]. (Daha önce 150 mL / L seyreltilmiş), 1 mL Özütün bir alikotu, deiyonize su, 4 mL bir NaNO 0.30 mL karıştırılmış 2 çözeltisi (% 10, ağ / h ). 6. dakikada, bir AICI 0.30 ml 3 çözeltisi (% 10, ağ / hac ) bir NaOH çözeltisi ve 2.0 mL (1 M) ile, ardından ilave edildi. İyice karıştırdıktan hemen sonra, absorbans boş numuneye göre 510 nm'de ölçüldü. Kullanılan standartların kalibrasyon eğrileri bir quercetin (100-1000 mg / L; y = 0.000552x; R 2= 0,9977), bir rutin (20-100 mg / L, y = 0.00115x R 2 = 0,9958) ve (+) - kateşin (10-200 mg / L, y = 0.00345x R 2 = 0,9968). Sonuçlar kuru gram ağırlık başına (mg QE, RE, CE / g dw) quercetin, rutin ve (+) - kateşin eşdeğerleri olarak ifade edilir ve aşağıdaki formülle hesaplanır:
                            TFC = C × Ve × F / M
                            TFC toplam flavonoid içeriği, mg QE / g dw, mg RE / g dw, mg CE / g dw; C, kullanılan standardın konsantrasyonu, mg / L; Ve, kullanılan çözücünün hacmidir, L; F, numunenin seyreltme katsayısıdır; ve M numunenin kütlesidir, g. 2.6. DPPH Yöntemi ile Antioksidan Aktivite


                            Bu, antioksidan aktivitenin miktarının belirlenmesi için en yaygın kullanılan yöntemdir. Yöntem Brand – Williams ve ark. [ 13 ] ve daha sonra Sánchez – Moreno ve arkadaşları tarafından değiştirildi. [ 14 ]. DPPH solüsyonları, koyu menekşe rengi nedeniyle 517 nm'de yüksek absorpsiyon gösterir. Serbest radikallerin indirgenme derecesine göre stokiyometrik olan renk bozulması nedeniyle absorbans kademeli olarak kaybolur. Belli bir süre sonra ölçülen kalan DPPH, antioksidanların serbest radikal süpürme kabiliyetine ters olarak karşılık geldi.

                            Etanol içindeki çeşitli özütlerin bin mikrolitresi, 4 mL% 0.004'lük bir DPPH metanol çözeltisine ilave edildi. Oda sıcaklığında bir saatlik inkübasyon süresinden sonra, absorbans, 517 nm'de bir boşluk olarak bir metanole karşı ölçüldü. Serbest DPPH radikallerinin% 50'sini nötralize etmek için gerekli ekstrakt konsantrasyonu olarak tanımlanan antioksidan aktivite; IC 50 ° C / IC - ekstraktı (ug / mL) ve IC (%) konsantrasyonu arasındaki ilişki çizilerek hesaplandı. Grafik, çeşitli konsantrasyonlarda (0,05–0,25 μg / mL) bir dizi özüt hazırlanarak oluşturulmuştur. Test edilen örneklerin serbest radikal temizleme yeteneği, formül (Yen ve Duh) [ 15 ] kullanılarak hesaplandı :
                            IC = (Ao - Aa) / Ao × 100
                            IC inhibisyon kapasitesidir,%; Ao, absorban boşluğunun değeridir; ve Aa, numunenin absorbans değeridir.

                            Yeniden hesaplama sonra, IC (%) olarak ifade edilmiştir IC 50 ug / ml değerleri.

                            Elde edilen sonuçlar ayrıca bir antioksidan E vitamini türevi olan Trolox (6-hidroksi-2,5,7,8-tetrametilkroman-2-karboksilik asit) kullanılarak yeniden hesaplandı. Düzenli olarak bir antioksidan standardı olarak kullanılmaktadır. TEAC (Trolox eşdeğeri antioksidan kapasite) testi genellikle yiyeceklerin, içeceklerin ve besin takviyelerinin antioksidan kapasitesini ölçmek için kullanılır [ 16 ].

                            Trolox'un kalibrasyon eğrisi 2,5–175 μmol / L doğrusallık aralığında kullanıldı. Elde edilen haklar denklemi, y = 1.332x + 0.5634 idi, burada y, Trolox çözeltisinin uyumu (ordinatta çizilmiştir) ve x, emicidir (abscise'da çizilmiştir). TEAC şu formül kullanılarak hesaplandı:
                            TEAC = IC örneği - 1.332 / 0.5634
                            TEAC, Trolox eşdeğeri antioksidan kapasitesidir, μmol TEAC / L; IC, numunenin inhibisyon kapasitesidir,%; 1.332, Trolox kalibrasyon eğrisinin eğimidir; ve 0.5634, Trolox kalibrasyon eğrisinden elde edilen kesimdir.

                            Elde edilen veriler, numunelerin kütlesi ve seyreltme faktörü kullanılarak ekstraktların gram kuru ağırlığı (μmol TEAC / g dw) başına μmol TEAC cinsinden ifade edildi. 2.7. Toplam Kuru Ekstrakt Kalıntısı


                            Ekstrelerin toplam kuru kalıntısı Ph. Eur. (Avrupa Farmakopesi) yöntemi bazı değişikliklerle [ 17 ]. Bitmiş ilaç ve incelenecek olan ekstraktın 10 mL'si hızlı bir şekilde düz tabanlı tabaklara konuldu. Numuneler, sabit bir kütleye kadar bir fırın Determ (Robotica, Velingrad, Bulgaristan) içinde 105 ° C'de kurutuldu. Daha sonra numuneler, susuz silika jel altında bir kurutucuda soğutuldu ve tartıldı. Sonuçlar litre başına gram olarak hesaplandı.

                            Şuraya gidin: 3. Sonuçlar ve tartışma


                            Cistus incanus'ta bulunan fenolik bileşiklerle ilgili ayrıntılı literatür araştırması gerçekleştirildi. Dimcheva ve Karsheva [ 18 ] tarafından suda% 50 etanol içeren Bulgar Cistus incanus yaprakları için sunulan ekstraksiyon kinetikleri dışında, toplam polifenol ve flavonoid içeriği, antioksidan gücü ve toplam kuru kalıntı ile seçilen ilacın kinetik çalışmalarına ilişkin hiçbir veri yoktur . çözüm. Ek olarak, mevsimselliğin incelenen biyoaktif bileşenlerin varlığı üzerindeki etkisi ve dolayısıyla yabani bitkinin AOC'si hiç çalışılmamıştır. Literatürde polifenol içeriği ve Cistus incanus'un hava kısımlarının (saplar, tomurcuklar, sert kaplanmış tohumlar) AOC'si ile ilgili hiçbir veri yoktur . 3.1. Kullanılan Çözücünün Etkisi


                            Tesisten geleneksel polifenol geri kazanım yöntemi katı-sıvı çözücü ekstraksiyonuna dayanır. Ekstrakte edilmiş polifenollerin veriminin, numunelerin kimyasal bileşimine ve fiziksel özelliklerine ve ayrıca kullanılan çözücülerin tipine, farklı polaritelerine, ekstraksiyon tarzlarına, temas sürelerine ve sıcaklığına bağlı olduğu bilinmektedir. Aynı numune için bir veya başka bir prosedür kullanıldığında, sonuçlar bir büyüklük sırasına göre bile değişebilir. Bu nedenle, her yeni ham ilaç için ekstraksiyon yöntemini ayarlamak gerekir.

                            Metanol, etanol, aseton, etil asetat gibi çözücüler ve bunların kombinasyonları, genellikle su ile farklı oranlarda bitkilerden fenoliklerin ekstrakte edilmesi için en yaygın şekilde kullanılır. Doğru solventi seçmek endüstri için çok önemlidir, güvenli, ucuz ve toksik olmamalıdır. Etanol, polifenollerin ekstraksiyonu için iyi bir çözücüdür ve Cistus incanus ekstraktları için bir patent yayınına göre Cistus incanus ekstraksiyonu için tercih edilir [ 19 ]. Bu nedenle, mevcut araştırmada çözücü olarak etanol seçildi.

                            Değerlendirilmek üzere, uygun çözücü bileşimi, toplam polifenollerin, flavonoidlerin ve antioksidan kapasitesinin optimal verimini oluşturmak için bir deiyonize su veya su çözeltisi içinde bir etanol (% 10-50, v / v ) kullanıldı. Ekstraksiyonlar, 80 dakika boyunca manyetik bir karıştırma ile yapıldı. TPC, TFC ve IC 50 için sonuçlar şu şekilde gösterilmiştir:Şekil 1.
                            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı bitkiler-07-00008-g001.jpg'dir.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 1
                            Ekstraksiyonu ile çözücü konsantrasyonunun etkisi incanus Cistus toplam polifenol içeriğine (TPK) ile 80 dak yaprak, sap, ve tomurcukları, toplam (IC50% içeriği (TFC) ve inhibisyon kapasitesi flavanoid 50 ).

                            Saf deiyonize su (ETO), ET30 ve ET40 gibi orta polar karışımlar pahasına istenen bileşenler için en kötü değerleri gösterdi. Dan görülebilirŞekil 1IC bu 50 açılan çözücünün polaritesi azalması ile birlikte dayanakları sabit. Bunlardan, ekstre antioksidan maddeler ve IC en yüksek değerine yüksek değerleri 50 , ET30, uygun bir çözücü konsantrasyonu olarak seçildi ve daha incelemelerde kullanılan.

                            Bu araştırma, Cistus incanus'un toplam polifenoller, toplam flavonoidler ve süpürme aktivitesindeki bir ekstraksiyon parametresini - ekstraksiyon süresini (0-500 dakika) - değerlendirdi.yapraklar, saplar ve tomurcuklar. Sıcaklık ve katı-çözücü oranı, manyetik karıştırmalı özütleme ve çözücü olarak ET30 ile gerçekleştirilen tüm özütleme kinetiği prosedürü boyunca sabit tutuldu. Geleneksel yöntemlerde, örnekleme ve analiz arasında kinetik ölçümler sırasında hatalara yol açabilecek bir zaman aralığı olduğu için, kesin olmayan seçilen zaman aralıklarında örnekleme manüeldir. Bununla birlikte, bu çalışmada, çeşitli ekstraksiyonlar arasındaki aralığı nispeten küçük yapmaya çalıştık. Öte yandan, ölçülen hammadde mümkün olduğu kadar aynı yaprak, sap ve tomurcuk oranında tutulmuştur. Ekstraksiyon süresi değerlendirilmesi TPC, TFC, IC araştırılmıştır 50 hepsi aşağıda gösterilen, ve toplam kuru tortu. 3.2. Toplam Polifenoller


                            Fenolik bileşikler, bitki büyümesi ve çoğalması için gerekli metabolitler ve patojenlere karşı koruyucu maddeler olarak işlev görür. Bu bileşikler, farklı yapılara ve kimyasal özelliklere sahip yaklaşık 8000 bileşikten oluşan büyük bir grubu içerir [ 20 ]. Genel olarak, bu maddeler bir veya daha fazla hidroksil grubu içeren bir veya daha fazla aromatik halka içerir ve üç ana kategoriye ayrılabilir: fenolik asitleri içeren basit fenoller; flavonoidler ve tanenlerden oluşan polifenoller; ve kumarinler, stilbenler ve lignanlar gibi bileşikleri içeren çeşitli bir grup.

                            % 30 etanol ekstraktları için toplam polifenol içeriği, standart olarak gallik, pirogallik ve tanik asitler kullanılarak Folin-Ciocalteau yöntemi ile tahmin edilmiştir.

                            Gallik asit, ilaç endüstrisinde, Folin-Ciocalteau testi ile toplam fenol içeriğini belirlemek için yaygın olarak kullanılmaktadır [ 21 ]. Fenolik asit, çoğu gıdalardaki fenolik bileşiklerin içeriğini ifade etmek için çoğunlukla kullanılır [ 22 ]. Diğer yandan, pirogallik asit, Eur. 'E göre toplam polifenollerin belirlenmesi için bir standart olarak kullanılır. Doktora [ 23 ]. Önceki bileşiklere benzer şekilde, tanik asidin antioksidan [ 24 ], antimutajenik [ 25 ] ve antikarsinojenik özelliklere [ 26 ] sahip olduğu kanıtlanmıştır .

                            Elde edilen sonuçlara göre, her bir ekstraktın zamanının istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi, tablo 1, toplam polifenol bileşiklerinin içeriği gösterildiğinde, yukarıda gösterilen fenolik asitlerle ifade edilir. tablo 1


                            Toplam polifenol kinetiği, Cistus incanus yaprağı, sapı ve tomurcuk özlerinin g kuru ağırlığı başına mg cinsinden tanik asit, gallik asit ve pirogallik asit eşdeğerleri olarak ifade edilir .
                            5 27.30 ± 1.34 36.26 ± 1.76 71,88 ± 3,48
                            10 35.67 ± 1.20 47.38 ± 1.62 93.91 ± 3.21
                            30 52.07 ± 2.77 69.17 ± 3.65 137.09 ± 7.22
                            50 68,47 ± 2,45 90.95 ± 3.23 180,27 ± 6,40
                            80 67.26 ± 1.20 89.35 ± 1.62 177.08 ± 3.20
                            120 75.07 ± 2.05 99.73 ± 2.71 197.66 ± 5.36
                            180 82,89 ± 0,95 110.11 ± 1.25 218,24 ± 2,47
                            390 86.81 ± 2.35 115.32 ± 3.10 228,56 ± 6,14
                            500 82,55 ± 1,95 109.66 ± 2.57 217.34 ± 5.08
                            * Ekstraksiyonlar iki kez yapıldı ve sonuçlar ortalama ± standart sapma (SD) olarak ifade edildi.

                            Ekstraktlarda gallik asit olarak ifade edilen toplam polifenol miktarı, zamanın bir fonksiyonu olarak 36.26 ile 115.32 mg GAE / g dw arasında değişir. Tanik asit eşdeğerleri olarak ifade edilen polifenollerin miktarı, 71.88 ila 228.56 mg TAE / g dw ve PGAE / g dw için 27.30 ila 86.81 arasında değişmiştir. Daha düşük fenolik içerikler 5. dakikada ve en yüksek 390. dakikada tespit edildi.tablo 1. Bununla birlikte, dengenin 180. dakikada sağlandığı sonucuna varılabilir çünkü istenen polifenoller için elde edilen değerler, 3.5 saatlik bir ekstraksiyondan sonra elde edilenlerden sadece% 4.7 daha az ve 5.3 saat karıştırıldıktan sonra elde edilenlerden% 0.41 daha azdı.

                            Kullanılan Folin-Chiocalteau testi sadece polifenollere değil, aynı zamanda Folin reaktifi ile oksitlenebilen diğer herhangi bir maddeye özeldir; askorbik asit ve sakkaritler gibi birçok fenolik olmayan bileşik reaktif miktarını azaltabilir [ 14 ]. 3.3. Toplam Flavonoidler


                            Flavonoidler, yeşil bitkiler aleminde evrensel olarak dağıtılan düşük moleküler ağırlıklı polifenolik ikincil metabolik bileşiklerdir [ 27 ]. Flavonoidler, 4-izoflavonoidler (flavonlar ve flavonoller), izoflavonlar, antosiyaninler ve flavan-3-ols türevleri (tanenler ve kateşinler) gibi 4000'den fazla ikincil bitki metabolitinin geniş bir ailesini temsil eder [ 28 ]. Yüzyıllardır, flavonoid içeren preparatlar, insan hastalıklarının tedavisinde kullanılan birincil fizyolojik olarak aktif bileşenler olarak uygulanmıştır [ 29 ].

                            Quercetin, rutin ve kateşin, yirmiden fazla bitki materyalinde bulunan önemli biyoflavonoidlerdir ve antiinflamatuvar, antihipertansif ve vazodilatör etkilerinin yanı sıra antiobezite, antihiperkolesterolemik ve antiaterosklerotik aktiviteleriyle bilinir [ 30 , 31 , 32 , 33 ].

                            Etanolik özütlerin toplam flavonoid içeriği, standart olarak kuersetin, rutin ve (+) - kateşin kullanılarak bir alüminyum klorür kolorimetrik deney kullanılarak ölçüldü. Alüminyum klorür, flavonların ve flavonollerin C-4 keto grupları ve C-3 veya C-5 hidroksit grubu ile aside dayanıklı kompleksler oluşturur. Ek olarak, flavonoidlerin A / B halkalarında orto dihidroksit grupları ile sorumlu kompleksler oluşturur.

                            Farklı türler için ekstraksiyon kinetiği verileri aşağıda gösterilmiştir. Tablo 2. Tablo 2


                            Toplam flavonoid içeriği, Cistus incanus yaprağı, sapı ve tomurcuk özütlerinin kuru ağırlığı başına mg cinsinden kersetin, rutin ve (+) - kateşin eşdeğerleri olarak ifade edilir .
                            5 40.80 ± 4.52 6,00 ± 0,75 20.40 ± 2.26
                            10 46.81 ± 5.20 6.88 ± 0.76 23.40 ± 2.60
                            30 68.21 ± 4.85 10.03 ± 0.71 34.10 ± 2.42
                            50 85.61 ± 3.85 12.59 ± 0.57 42.80 ± 1.92
                            80 113,37 ± 2,85 16.67 ± 0.42 56.68 ± 1.43
                            120 120.07 ± 3.69 17.66 ± 0.54 60.04 ± 1.85
                            180 133,35 ± 4,15 19.61 ± 0.61 66.67 ± 2.08
                            390 138.44 ± 6.82 20.36 ± 1.00 69.22 ± 3.41
                            500 119.20 ± 5.63 17,53 ± 0,83 59.60 ± 2.82
                            * Ekstraksiyonlar iki kez yapıldı ve sonuçlar ortalama ± standart sapma (SD) olarak ifade edildi.

                            Ekstrelerin quercetin eşdeğeri olarak ifade edilen toplam flavonoidler, 5. ila 500. dakika ekstraksiyon süresinden 40.80 ile 119.20 mg QE / g dw arasında değişen daha yüksek değerler gösterir. Flavonoidlerin düşük miktarları (+) - kateşin eşdeğeri 6.0 ila 17.53 mg CE / g dw olarak hesaplandı ve ortadaki miktarlar ise rutin eşdeğeri olarak hesaplanan flavonoidler için 20.40 ila 59.60 mg RE / g dw arasında değişti. İçindeTablo 2, sunulan kinetikler, 180. dakikada ulaşılan toplam polifenol dengesi ile aynı eğilimi gösterir, ancak buradaki fark, 390. dakikadan sonra düşüşleridir. Muhtemelen, bu azalma, dengesiz yapıları veya deneyler ile diğer rastgele faktörler arasındaki zaman nedeniyle oluşan hatalardan kaynaklanmaktadır.

                            Daha önce bahsedildiği gibi, Bulgar Cistus incanus da dahil olmak üzere, Cistus incanus'taki polifenollerin ve flavonoidlerin toplam içeriğinin kinetiğine ilişkin daha önce hiçbir çalışma bulunmamaktadır . Dolayısıyla, elde edilen veriler sadece farklı bölgelerde yetiştirilen ve bu çalışmada kullanılanlardan farklı ekstraksiyon prosedürleri ve farklı koşullar kullanılarak ekstrakte edilen Cistus incanus türleri için bulunanlarla karşılaştırılabilir.

                            Örneğin, İspanya'dan Cistus ladanifer ve Cistus populifolius'un sulu özütleri için sırasıyla 229.3 mg GAE / g dw ve 318.9 mg GAE / g dw seviyelerinde TPC değerleri bulundu. Bu bitkilerdeki TFC değerleri sırasıyla 30,4 mg QE / g dw ve 59,5 mg QE / g dw olarak bulunmuştur [ 34 ].

                            Benzer şekilde, Türk Cistus laurifolius'un sulu ekstreleri için elde edilen TPC sonuçları 289.9 mg GAE / g ekstresi idi [ 35 ].

                            Fas Cistus ladanifer'in metanol ve etanol özütleri için daha düşük TPC ve TFC seviyeleri bildirildi : 18.43 mg GAE / g özü ve 64.33 mg RE / g özü; ve sırasıyla 11.87 mg GAE / g özüt ve 61.40 mg RE / g özüt [ 36 ].

                            Türkiye ve Kıbrıs'ta yetiştirilen Cistus incanus'tan elde edilen ekstraktların başka bir çalışmasında , değerli bileşenler için aşağıdaki değerler elde edilmiştir: sulu ekstraktlar için 258.42 mg GAE / g dw ve 202.95 mg GAE / g dw ve 105.02 ve 114.18 mg GAE / g dw toplam polifenol içeriği için hidrometanolik özütler için. Aynı özütler için toplam flavonoidler sırasıyla 4.27 ve 3.97 mg QE / g dw ve 2.39 ve 2.27 mg QE / g dw idi [ 37 ].

                            Araştırmadan, Bulgar Cistus incanus'un sadece Fas'tan Cistus ladanifer ve İspanya ve Türkiye'den Cistus populifolius'a kıyasla en büyük toplam flavonoid içeriği (138.44 mg QE / g dw ve 69.22 mg RE / g dw) içerdiği sonucuna varılabilir . ancak Türk ve Kıbrıslı Cistus incanus yaprak özleriyle karşılaştırıldığında. Cistus türlerinin toplam polifenolleri için literatürde bulunan sonuçlar , Cistus incanus için bu çalışmada elde edilenlerden daha yüksektir.yaprak, sap ve tomurcuk hidroetanolik özler. Bitkilerde ekstrakte edilen polifenolik bileşiklerin miktarları, ekstraktif parametrelerdeki ve kullanılan çözücünün farklılıklarına bağlıdır. Bitkinin içinde büyüdüğü çeşitli biyolojik ve çevresel faktörler de bitkinin antioksidan gücüne katkıda bulunur [ 38 ]. 3.4. Antioksidan Kapasite


                            Flavonoidlerin ve fenolik asitlerin, yapısal hidroksil gruplarının varlığı nedeniyle antioksidan aktivitelere sahip olduğu ve endojen serbest radikallere bağlı oksidatif hasara karşı korumaya önemli ölçüde katkıda bulunduğu iyi bilinmektedir [ 39 , 40 ]. Birçoğunun yüksek düzeyde antioksidan aktiviteye sahip olduğu bildirilmektedir [ 41 ]. Redoks özelliklerinden dolayı, bu bileşikler bitkilerin genel antioksidan aktivitesine katkıda bulunur. Genellikle, antioksidan aktivite lipit serbest radikalleri nötralize eder ve hidroperoksitlerin serbest radikallere ayrışmasını önler [ 42 ].

                            IC 50 ve TEAC,şekil 2. Ekstraktın konsantrasyonu olarak ifade edilirler, 305,71 ila 122,16 μg / mL arasında değişir; Trolox eşdeğeri olarak ifade edilir, 303,88–747,13 μmol TEAC / g dw arasında değişir. IC için en iyi değerleri 50 ve TEAC Cistus incanus yaprak, sap, tomurcuk ve 390. dakikada elde edilmiş ve 768,44 edildi umol TEAC / g dw veya ekstrenin 119.25 ug / mL serbest radikallerin% 50 azaltır.
                            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı bitkiler-07-00008-g002.jpg'dir.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            şekil 2
                            IC kinetik eğrilerinin 50 ug / ml ve umol TEAC / g dw arasında Cistus incanus yaprak, sap, tomurcuk ve özler.

                            Literatür çalışması , farklı ülkelerden 15 farklı Cistus incanus örneği hakkında veri buldu . Sonuçlar, hidrometanolik ve sulu özütler için DPPH değerlerinin sırasıyla 20.06–96.69 μmol TEAC / g dw ve 1.52–96.85 μmol TEAC / g dw aralığında değiştiğini gösterdi.

                            Bu sonuçlar, bu çalışmada elde edilenlerden çok daha düşüktür. Bu, Bulgar Cistus incanus'un zengin bir antioksidan kaynağı olduğu ve Istranca Dağı'nın çevresel faktörlerinin bunların oluşumu için uygun olduğu anlamına gelir . 3.5. Toplam Kuru Kalıntı


                            Bitki özütlerinin değerlendirilmesinde, en azından bitki materyali ekstraksiyonunun daha iyi anlaşılması için, denge sağlandığında toplam kuru kalıntı ile de sürecin kinetiğini bilmek iyidir. Yukarıda açıklanan gravimetrik yöntemi kullanarak, Cistus incanus'un toplam kuru kalıntısının (TDR) kinetiğiYaz hasat mevsiminde sıvı fazda toplanan yapraklar, saplar ve tomurcuklar ve toplam kuru kütleleri incelenmiştir. % 30 etanol ve 0.05 g / mL katı-çözücü oranı ile ekstraksiyon kinetiğinden ekstraktlar ve tükenmiş bitki materyalleri kullanıldı. Bitki materyalinin elle preslenmesinden sonra ekstraktların miktarı ölçülmüş ve grafikte işaretlenmiştir. TDR ve toplam kuru kütle için sonuçlar, litre h / s ekstraksiyon süresi başına gram kuru ağırlık cinsinden ifade edildi. Alınan özütlerin ölçülen hacimleri litre cinsinden ifade edildi. Ekstrelerin verimi, ekstraktların endüstriyel üretimi için temel bir parametre olduğu için incelenmiştir. Elde edilen kinetik eğriler aşağıda gösterilmiştirFigür 3.
                            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı bitkiler-07-00008-g003.jpg'dir.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Figür 3
                            Sıvı fazdaki toplam kuru kalıntı (TDR) ile kinetik eğriler, g / L cinsinden toplam kuru kütle ve Cistus incanus yapraklarının, saplarının ve tomurcuklarının ekstraksiyonundan (L) sonra alınan ekstraktın verimi .

                            Sunulan kinetikte, su içerikleri (% 9,70) yeniden hesaplanmamıştır ve bu nedenle uçucu maddelerin varlığı oldukça muhtemeldir. Gösterildiği gibi, kinetik eğrilerin farklı karakterlere sahip üç bölümü vardır. Sıvı fazdaki (özüt) TDR'nin artışı, toplam kuru kütlenin azalmasına karşılık gelir. Grafiğin ilk dik kısmı, numune partiküllerinin yüzeyinde kolayca bulunabilen maddelerin çözünmesine karşılık gelir. İkinci kavisli kısım, geri kalan kısmın yüzeyden ve numune partikülünün (karışık bölge kontrolü) aynı anda çözünmesi ile açıklanabilir. Ekstre kinetiğinin verimine bağlı olarak, plato veya ekstraksiyon dengesi, kuru ekstrakt miktarının 413 mL ekstraktta 5,38 g olduğu, ancak 6'ya yükseldiği 180. dakikadan sonra elde edildi. 390. dakikada 425 mL ekstraktta 7 g. Benzer şekilde, sıvı fazdan sorumlu TDR kinetiği tarafından gösterilen 180. dakikadan sonra bir artış oldu ve bu kinetik için en yüksek sonuçlar 390. dakikada görülebilir. Bununla birlikte, toplam kuru kütleye bağlı olarak, platoya yaklaşık 80. dakikada ulaşıldı, burada ekstraktın toplam kuru tortusu miktarı 1.4135 g idi ve 500. dakikaya kadar% 1.0 ile yavaş yavaş azaldı. Bu sonuçlar, kullanılan düzensiz bitki materyalinden veya ölçüm hatalarından kaynaklanıyor olabilir. Toplam polifenoller, flavonoidler ve AOC'nin kinetiğine dayanarak, 390. dakika veya 6.5 saatin, sıvı fazdaki özüt ve TDR'nin verimi ile ilgili olarak da optimum özütleme süresi olduğu sonucuna varılabilir. Uzun ekstraksiyon süresi muhtemelen manyetik karıştırmanın incelenen ilaç karışımlarını ekstrakte etmenin en iyi yolu olmadığını veya sert tomurcuklarda ve saplarda boşaltılmaları için daha fazla zamana ihtiyaç duyan biyoaktif maddeler bulunduğunu göstermektedir. Her iki durumda da, belki ekstraksiyon sıcaklığını artırarak veya uygulanan ekstraksiyon şeklini değiştirerek daha fazla ekstraksiyon optimizasyonu gereklidir. 3.6. Cistus incanus Hava Parçalarının Değerlendirilmesi


                            Bu çalışmada, aşağıdaki gibi farklı hava parçaları kullanılmıştır: sert kaplanmış tohumlar ve genç tomurcukların yanı sıra sap ve yaprak karışımı (% 50: 50, a / a ). Su çözeltisi içinde% 30 etanol ile 80 dakika ekstrakte edildi.

                            Tomurcuklardaki ve sert kaplanmış tohumlardaki toplam polifenoller ve flavonoidler iyi sonuçlar vermiştir. Tomurcuklar, tohumlardan çok daha fazla istenen bileşeni içermiş olmalıydı çünkü bunlar, polifenol gücündeyken bitkinin çiçeklenmesi sırasında toplanmışlardı. Aromatik bitkilerin odunsu kısımlarının da bitkinin korunmasında önemli rol oynayan flavonoidler ve polifenoller içerdiği bilinmektedir. [ 43 ] gösterildiği gibiŞekil 450:50 oranında yaprak ve sapların karışımı en iyi sonuçları vermiştir, bu normaldir çünkü ana polifenol miktarları yapraklarda yoğunlaşmıştır. Elde edilen sonuçlar, sert kaplanmış tohumların, tomurcukların ve sapların nutrasötik endüstride antioksidanların üretimi için veya evde çay (infüzyon) yapmak için hammadde olarak da kullanılabileceğini göstermektedir.
                            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı bitkiler-07-00008-g004.jpg'dir.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 4
                            TPC, TFC değerlendirilmesi ve IC 50 arasında Cistus incanus sert kaplı tohum, tomurcuk ve sap ve yaprak bir karışımı olabilir. 3.7. Cistus incanus Kış ve Yaz Yapraklarının Değerlendirilmesi


                            Bu çalışma , yaz ve kış hasat mevsimlerinde toplanan Cistus incanus yapraklarının ve saplarının kütlesel yüzde 90:10 konsantrasyonundaki karışımları antioksidan verimine göre karşılaştırdı. Numuneler 80 dakika süreyle su solüsyonunda% 30 etanol ile ekstrakte edildi. Yabani bitkinin mayıstan eylüle kadar çiçek açan yaprak dökmeyen bir çalı olduğu bilinmektedir; bunun flavonoidlerin ve polifenollerin en yüksek değerlerine ulaştığı zaman olduğu varsayılır. Kış boyunca toplanan Cistus incanus'un polifenolik içeriği ve AOC'si hakkında diğer yazarların verileri eksik. Bu, elde edilen ve özetlenen sonuçlarla doğrulanabilir.Şekil 5.
                            Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı bitkiler-07-00008-g005.jpg'dir.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 5
                            TCK, TFC Değerlendirilmesi ve IC 50 arasında Cistus incanus yaz ve kış yaprakları.

                            Yaz Cistus incanus yaprak ve sap ekstraktı kullanılarak IC daha verdi 50 -143,60 ug / mL veya 579.70 umol TEAC / g dw. IC için iyi sonuçlar olarak temin kış numune ekstresi 50 -201,63 ug / mL ya da 377.93 umol TEAC / g dw. Bu , Istranca'dan Cistus incanus'un kış mevsiminde bile toplanıp kullanılması gerektiği anlamına gelir .

                            Şuraya gidin: 4. Sonuçlar


                            Istranca dağının tamamında yetişen sub-endemik bitki Cistus incanus'un sadece yaz ve kış yapraklarında değil, aynı zamanda saplarında (tahta kısımlarında), tomurcuklarında ve sert ağaçlarda tespit edilen yüksek değerli biyoaktif bileşenler içerdiği sonucuna varılabilir. kaplanmış tohumlar. Sonuçlar, sulu ekstrelerdeki% 30 etanolün, uzun süreli ekstraksiyona rağmen en yüksek toplam polifenol ve flavonoid içeriğini verdiğini gösterdi. Ek olarak, antioksidan aktiviteler, ekstrakte edilen biyoaktif maddelerin içerikleri ile iyi korelasyon gösterdi.

                            Bu çalışma, Cistus incanus'un ekstraksiyon değerlendirmesinin ilk adımıdır . Örneğin partikül boyutunun küçültülmesi, ekstraksiyon şeklinin değiştirilmesi veya ekstraksiyon sıcaklığının artırılması gibi toplam proses değerlendirmesi için daha fazla optimizasyon mümkündür ve gereklidir. Artan maliyetler açısından elde edilen uzun ekstraksiyon sürelerini azaltmak için ekstraksiyon optimizasyonu gereklidir.

                            Sonuçlarımız, Bulgar Cistus incanus'un gıda, kozmetik ve ilaç alanlarında uygulanacak yüksek değerli antioksidan potansiyelinin daha iyi anlaşılmasını sağlar .

                            Şuraya gidin: Teşekkürler


                            Bu çalışma mali olarak BG05M20P001-2.009-0015 "Mühendislik, doğa ve matematik bilimleri alanında doktora öğrencilerinin ve genç araştırmacının kapasitesinin geliştirilmesi için destek" projesi tarafından finanse edilmektedir "Akıllı Büyüme için Bilim ve Eğitim" 2014–2020 Avrupa Sosyal Fonu aracılığıyla Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.

                            Şuraya gidin: Yazar Katkıları


                            Tüm yazarlar (Vanya Dimcheva ve Maria Karsheva) makaleyi eşzamanlı olarak hazırladılar ve bu derleme makalesine bilgileriyle eşit ölçüde katkıda bulundular.

                            Şuraya gidin: Çıkar çatışmaları


                            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                            Şuraya gidin: Referanslar

                            1. Fabrikatör D., Farnsworth N. Geleneksel tıpta ilaç keşfi için kullanılan bitkilerin değeri. Environ. Sağlık Perspektifi. 2001; 109 (Ek 1): 69–75. doi: 10.1289 / ehp.01109s169. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            2. Nasri H., Shirzad H. Tıbbi bitkilerin toksisitesi ve güvenliği. J. HerbMed Pharmacol. 2013; 2 : 21–22. [ Google Scholar ]
                            3. Uzunova S. Istranca Tabiat Parkı Bitkileri. Technoengenring ABC; Burgas, Bulgaristan: 2008. [ Google Scholar ]
                            4. Gusev T., Tzonev I. Koruma Alanında Avrupa Önemi Olan Doğal Yaşam Alanları Istranca. Technoengeenering ABC; Malko Tarnovo, Bulgaristan: 2014. s. 304. [ Google Akademik ]
                            5. Bouamama H., Noel T., Villard J., Benharref A., Jana M. İki Faslı Cistus L. türünün yaprak ekstraktlarının antimikrobiyal aktiviteleri . J. Ethnopharmacol. 2006; 104 : 104–107. doi: 10.1016 / j.jep.2005.08.062. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            6. Pateraki I., Kanellis K. Geranilgeranil difosfat sentazı kodlayan iki Cistus creticus cDNA'nın izolasyonu ve fonksiyonel analizi . Bitki kimyası. 2008; 69 : 1641–1652. doi: 10.1016 / j.phytochem.2008.02.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            7. Demetzos C., Mitaku S., Hotellier F., Harvala A. Heterosides polyphenoliques des feuilles de Cistus creticus L. Ann. Ecz. Fr. 1989; 4 : 314–318. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            8. Petereit F., Kolodziej H., Nahrstedt A. Cistus Incanus L' den Proantosiyanidinler ve Biyolojik Olarak İlişkili Dihidroflavonoller : Hemingway RW, Laks PE, editörler. Bitki Polifenolleri: Sentez, Özellikler, Önem. Springer; Boston, MA, ABD: 1992. s. 729–737. [ Google Scholar ]
                            9. Singleton L., Rossi A. Fosfomolibdik-fosfotungstjc asit reaktifleri ile toplam fenoliklerin kolorimetrisi. Am. J. Enol. Vitic. 1965; 16 : 144–158. [ Google Scholar ]
                            10. Shahidi F., Nackz M. Gıdalarda ve Nutrasötiklerde Fenolikler . CRC Press; Washington, DC, ABD: 2004. [ Google Scholar ]
                            11. Waterhouse L. Gıda Analitik Kimyasında Güncel Protokoller. John Wiley & Sons, Inc.; Hoboken, NJ, ABD: 2001. Toplam Fenoliklerin Tayini. [ Google Scholar ]
                            12. Avani P., Amit P., Amit P., Patel N. Tephrosia purpurea Linn yapraklarının flavonoid, polifenolik içeriği ve in vitro antioksidan kapasitesinin tahmini . (Leguminosae) Int. J. Pharm. Sci. Res. 2010; 1 : 66–77. [ Google Scholar ]
                            13. Brand-Williams W., Cuvelier M., Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanımı. LWT Food Sci. Technol. 1995; 28 : 25–30. doi: 10.1016 / S0023-6438 (95) 80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            14. Sánchez-Moreno C., Larrauri JA, Saura-Calixto F. Polifenollerin antiradikal verimliliğini ölçmek için bir prosedür. J. Sci. Food Agric. 1998; 76 : 270–276. doi: 10.1002 / (SICI) 1097-0010 (199802) 76: 2 <270 :: AID-JSFA945> 3.0.CO; 2-9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            15. Yen G., Duh P. Yerfıstığı kabuklarının metanolik ekstraktlarının serbest radikal ve aktif oksijen türleri üzerindeki süpürücü etkisi. J. Agric. Food Chem. 1994; 42 : 629–632. doi: 10.1021 / jf00039a005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            16. Sochor J., Ryvolova M., Krystofova O., Salas P., Hubalek J., Adam V., Trnkova L., Havel L., Beklova M., Zehnalek J., vd. Antioksidan aktivitenin belirlenmesi için tam otomatik spektrometrik protokoller: Avantajlar ve dezavantajlar. Moleküller. 2010; 15 : 8618–8640. doi: 10.3390 / molecules15128618. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            17. Avrupa Konseyi (COE) - Avrupa İlaç Kalitesi Müdürlüğü (EDQM) Avrupa Farmakopesi. Avrupa Konseyi (COE) - Avrupa İlaç Kalitesi Müdürlüğü (EDQM); Strasbourg, Fransa: 2017. Toplam kuru kalıntı; s. 276. [ Google Akademik ]
                            18. Dimcheva V., Karsheva M. Farklı koşullar altında saklanan Bulgar yabani otu Cistus incanus L.'nin antioksidan aktivitesi ve polifenolik içeriği . J. Chem. Technol. Metal. 2017; 52 : 781–790. [ Google Scholar ]
                            19. Schierstedt D. Cistus Extracts. 20100062068 A1. ABD Patenti. 11 Mart 2010;
                            20. Robbins R. Gıdalarda fenolik asitler: Analitik metodolojiye genel bir bakış. İçinde: Shahidi FNM, editör. Gıdalarda ve Nutrasötiklerde Fenolikler. CRC Press; Washington, DC, ABD: 2004. s. 483–490. [ Google Scholar ]
                            21. Fiuza S., Gomes C., Teixeira L., Girão da Cruz T., Cordeiro M., Milhazes N., Borges F., Marques M. Potansiyel antikanser özellikleri olan fenolik asit türevleri bir yapı-aktivite ilişkisi çalışması. Bölüm 1: Kafeik ve gallik asitlerin metil, propil ve oktil esterleri. Bioorg. Med. Chem. 2004; 12 : 3581–3589. doi: 10.1016 / j.bmc.2004.04.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            22. Waterhouse A. Folin-Ciocalteau Şarapta Toplam Fenol için Mikro Yöntem 2005. [(erişim tarihi 15 Temmuz 2005)];Çevrimiçi erişilebilir : http://waterhouse.ucdavis.edu/faqs/f...phenol-in-wine .
                            23. Avrupa Konseyi (COE) - Avrupa İlaç Kalitesi Müdürlüğü (EDQM) Avrupa Farmakopesi. Avrupa Konseyi (COE) - Avrupa İlaç Kalitesi Müdürlüğü (EDQM); Strasbourg, Fransa: 2011. Bitkisel İlaçlarda Tanenlerin Belirlenmesi; s. 243. [ Google Akademik ]
                            24. Wu T., Chu C., Chung G., Chen H., Hsu S., Liu K., Chen C. lenfositler. Mutat. Res. 2004; 556 : 75–82. doi: 10.1016 / j.mrfmmm.2004.07.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            25. Ferguson L., Lynnette R. Genomik stabilitede bitki polifenollerinin rolü. Mutat. Res. 2001; 475 : 89–111. doi: 10.1016 / S0027-5107 (01) 00073-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            26. Nepka C., Sivridis E., Antonoglou O., Kortsaris A., Georgellis A., Taitzoglou I., Hytiroglou P., Papadimitriou C., Zintzaras I., Kouretas D. hepatom taşıyan C3H erkek farelerde uygulama. Cancer Lett. 1999; 141 : 57–62. doi: 10.1016 / S0304-3835 (99) 00145-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            27. Middleton E. Bitki flavonoidlerinin bağışıklık ve enflamatuar hücre fonksiyonu üzerindeki etkisi. Adv. Tecrübe. Med. Biol. 1998; 439 : 175–182. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            28. Rhodes M., Keith P. Soğandaki flavonoid bileşiklerinin incelenmesinde analitik problemler. Food Chem. 1996; 57 : 113–117. doi: 10.1016 / 0308-8146 (96) 00147-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            29. Havsteen B. Flavonoidler, yüksek farmakolojik potensli doğal ürünler sınıfı. Biochem. Pharmacol. 1983; 32 : 1141–1148. doi: 10.1016 / 0006-2952 (83) 90262-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            30. Salvamani S., Günasekaran B., Shaharuddin N., Ahmad S., Shukor M. Bitki flavonoidlerinin antiartherosclerotic etkileri. BioMed Res. Int. 2014; 2014 : 480258. doi: 10.1155 / 2014/480258. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            31. Kreft S., Knapp M., Kreft I. Karabuğday (Fagopyrum esculentum moench) tohumlarından rutin ekstraksiyonu ve kapiler elektroforez ile tayin. J. Agric. Food Chem. 1999; 47 : 4649–4652. doi: 10.1021 / jf990186p. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            32. Aherne S., O'Brien N. Flavonoidler myricetin, quercetin ve rutin ile caco-2 ve hep G2 hücrelerinde hidrojen peroksit kaynaklı DNA hasarına karşı koruma. Nutr. Kanser. 1999; 34 : 160–166. doi: 10.1207 / S15327914NC3402_6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            33. Salah N., Miller N., Paganga G., Tijburg L., Bolwell G., Riceevans C. Sulu faz radikallerinin temizleyicileri olarak ve zincir kırıcı antioksidanlar olarak polifenolik flavanoller. Arch. Biochem. Biophys. 1995; 322 : 339–346. doi: 10.1006 / abbi.1995.1473. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            34. Barrajón E., Tomás L., Morales A., Nuria MB, López S. Rockrose ( Cistus sp.) Yağları. Gıdanın korunmasında uçucu yağlar. Lezzet Saf. 2016; 74 : 649–657. [ Google Scholar ]
                            35. Orhan N., Aslan M., Şüküroğlu M., Orhan D. Cistus laurifolius L.'nin in vivo ve in vitro antidiyabetik etkisi ve UPLCTOF-MS analizi ile majör fenolik bileşiklerin tespiti. J. Ethnopharmacol. 2013; 146 : 859–865. doi: 10.1016 / j.jep.2013.02.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            36. Amensour M., Sendra E., Perez-Alvarez J., Skali-Senhaji N., Abrini J., Fernandez-Lopez J. Rockrose ( Cistus ladaniferus ) Bitkisinin yapraklarından metanol ve etanol ekstrelerinin antioksidan aktivitesi ve kimyasal içeriği Gıdalar Hum. Nutr. 2010; 65 : 170–178. doi: 10.1007 / s11130-010-0168-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            37. Agnieszka V., Agnieszka K., Krzysztof W., Marek W. Cistus incanus L., insan diyetinde iyi bir polifenol kaynağı olarak ticari ürünler. San. Mahsulleri Üret. 2017; 107 : 297–304. [ Google Scholar ]
                            38. Ksouri R., Megdiche W., Falleh H., Trabelsi N. Tunus halofitlerinin fenolik ve antioksidan aktivitelerine biyolojik, çevresel ve teknik faktörlerin etkisi. CR Biol. 2008; 331 : 865–873. doi: 10.1016 / j.crvi.2008.07.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            39. Abbas Z., Saggu S., Sakeran M., Zidan N., Rehman H., Ansari A. Hindiba ( Cichorium intybus L.) yapraklarının hidroalkolik özütünün fitokimyasal, antioksidan ve mineral bileşimi . Saudi J. Biol. Sci. 2015; 22 : 322–326. doi: 10.1016 / j.sjbs.2014.11.015. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            40. Saggu S., Sakeran M., Zidan N., Tousson E., Mohan A., hindiba Rahman H. iyileştirici etki ( intybus Chichorium 4- karşı L.) meyve özü ters -octylphenol kaynaklı karaciğer hasarı ve oksidatif stres erkek fareler. Food Chem. Toxicol. 2014; 72 : 138–146. doi: 10.1016 / j.fct.2014.06.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            41. Razali N., Razab R., Mat Junit S., Abdul Aziz A. Kaju filizlerinin ( Anacardium occidentale ) ekstraktlarının radikal temizleme ve indirgeme özellikleri Food Chem. 2008; 111 : 38–44. doi: 10.1016 / j.foodchem.2008.03.024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            42. Li H., Hao Z., Wang X., Huang L., Li J. Lysimachia foenum-graecum Hance'den elde edilen ekstraktların ve fraksiyonların antioksidan aktiviteleri. Bioresour. Technol. 2009; 100 : 970–974. doi: 10.1016 / j.biortech.2008.07.021. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            43. Kitanov B. Otların Dağıtımı ve Toplanması. 1. baskı Zemizdat; Sofya, Bulgaristan: 1987. s. 287. [ Google Akademik ]
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Cistus creticus L.'den elde edilen uçucu yağın büyümeyi inhibe edici aktivitesi Borrelia burgdorferi s.s. laboratuvar ortamında

                              A. Hutschenreuther1, C. Birkemeyer2, K. Grötzinger1, R. K. Straubinger3, H. W. Rauwald1

                              Kendi kendine yardım gruplarından borreliosis hastaları, Cistus creticus'un yutulmasından sonra ağrının önemli ölçüde azaldığını bildirdi. Yaprak hazırlıkları. Sulu, etil asetat, heksan gibi farklı polaritelere sahip C. creticus yaprak özleri Ekstraktların yanı sıra buhar distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ fraksiyonunun antibakteriyel olup olmadığı test edildi. Standart olarak antibiyotik amoksisilin kullanılarak in vitro Borrelia burgdorferi sensu stricto'ya (Bbss) karşı aktivite ve lipofilik ekstraktlar için çözücü olarak polisorbat 80. Dört bitki preparatının karşılaştırılması
                              Uçucu yağın en güçlü büyüme engelleyici etkiyi gösterdiği. %0.02 (a/h) uçucu bile konsantrasyonlar yetiştirme ortamındaki yağ, sonraki bir büyüme kontrolüne kıyasla toplam bakteri sayısını %2'ye düşürdü. Sekiz günlük bir yetiştirme dönemi. Sulu ekstrakt bakteri üremesini azaltmazken, inkübasyon heksan ve etil asetat özleri, mikrobiyal büyümeyi açıkça engelledi. Ana uçucu bileşenler test edilen üç aktif özüt, GC-MS ile analiz edildi. Farklı labdan tipi diterpenlerin sayısı ve test edilen numunelerdeki toplam nispi diterpen miktarı, en yüksek uçucu yağdaydı.
                              C. creticus. Uçucu yağına on farklı uçucu labdan tipi diterpenin tanımlanması atanmıştır. C. creticus. Bunlar arasında manoil oksit, 13-epi-manoil oksit, 3-asetoksi-manoil oksit ve
                              monoterpen karvakrolün ana bileşenler olduğu belirlendi, buna küçük miktarlarda Antimikrobiyal aktivite gösterdiği bilinen 3-hidroksi-manoil oksit.

                              1. Giriş
                              Lyme hastalığı, bir grup hastalığın neden olduğu multisistemik bir hastalıktır. Borrelia burgdorferi kompleksinden (Burgdorfer ve diğerleri 1982; Richter et al. 2006; Stanek ve Strle 2003). Bu
                              Avrasya'da en yaygın kene kaynaklı hastalık olarak kabul edilir ve Kuzey Amerika (Hunfeld ve Brade 2006). Sonuç Lyme borreliosis'ten etkilenen bireylerin hala tartışmalı olarak tartışılan antibiyotik bazlı farmakoterapi üzerine (Baehr ve diğerleri 2008; Petric ve diğerleri 1998). Şu anda, Saksonya'daki kendi kendine yardım gruplarında kalıcı borreliozdan muzdarip hastalar, aşağıdakiler gibi Cistus creticus L. müstahzarları bulmuşlardır. çay infüzyonları ve nutrasötikler (kapsüllerde sulu kuru ekstrakt) klinik durumlarını iyileştirmek için (detaylı bilgi için bkz. Hückel ve Rauwald 2009). Cistus cinsi bitkiler Akdeniz bölgesine özgüdür ve erken antik çağlardan beri geleneksel olarak enfeksiyonlara çare olarak kullanılmıştır. Yunan-Roma dönemi, ör. cilt hastalıklarının, mide-bağırsak bozukluklarının ve yara iyileşmesinin tedavisi için (Zohary 1983; Lenz 1859; Madaus 1938). Cistus türleri üzerinde son araştırmalar in vitro antibakteriyel, antifungal, antiviral kanıt buldu ve antiinflamatuar özellikler (Chinou ve ark. 1994; Yesilada) ve diğerleri 1997a; Demetzos ve ark. 1997, 1999; Ehrhardt ve ark. 2007; Güvenç et al. 2005; Bouamama et al. 2006, 1999; Petereit et al. 1991), antiproliferatif/sitotoksik (Dimas ve diğerleri 2001; Chinou ve diğerleri 1994; Angelopoulou ve ark. 2000; Lendeckel et al. 2002)
                              yanı sıra gastrik antiülser aktiviteleri (Yeşilada 1997b; Yeşilada) ve diğerleri 1999) oleoresin labdanum'un Cistus yaprağı ekstraktları ve Cistus bitkilerinden hazırlanan uçucu yağ. Kimyasal
                              cinsinin farklı türleri üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan aktif bileşenlerinin esas olarak önemli niteliksel ve niceliksel değişkenliğe sahip 'polifenollerden' oluştuğunu,
                              flavonoidler (flavonol, flavone, flavan-3-ol türevleri) gibi yanı sıra oligomerik ve polimerik proantosiyanidinler ve bireysel düşük moleküler fenoliklere ek olarak ellagitanninler (Petereit ve diğerleri 1991; Danne ve diğerleri 1993). Diğer yandan, labdan ve klerodan tipi diterpenler, mono-, oleoresin labdanumun en karakteristik bileşenleridir. Seskiterpenler, yüksek zincirli yağ asidi esterleri ve alkanlar (Chinou ve diğerleri 1994: Demetzos ve diğerleri 1994). Uçucu yağda C. creticus'ta yüksek miktarda labdan diterpen bulundu (Demetzos ve ark. 1989), güçlü antimikrobiyal sergileyen
                              aktivite (Yeşilada ve diğerleri 1997b, 1999; Angelopoulou ve diğerleri 2000). Çeşitli Cistus preparatları karşı test edilmiş olmasına rağmen farklı mikroorganizmalar, bildiğimiz kadarıyla bir araştırma antispirochetal, özellikle potansiyel antiborrelia aktivitesine sahip daha önce hiç yayınlanmadı. Fitoterapi açısından bakıldığında, sadece greyfurt çekirdeği ekstresi Borrelia'ya karşı test edilmiştir burgdorferi s.s. (Bbss) in vitro, ancak terapötik kullanımla herhangi bir ilişkisi yoktur (Brorson ve Brorson 2007). Burada, faaliyet karşı farklı polaritelere sahip C. creticus yaprak preparatları Bbss'nin in vitro mobil formları ilk kez rapor edildi.



                              Şekil 1: Üç farklı şekilde C. creticus'tan elde edilen uçucu yağın yanı sıra heksan ve etil asetat ekstraktları ile inkübasyondan sonra kontrole kıyasla Borrelia büyümesindeki değişiklikler
                              sekiz günlük bir yetiştirme periyodu boyunca konsantrasyonlar. Negatif kontrolün büyümesi sıfıra ayarlanır. C. creticus'un farklı ekstrakt preparatlarının bakteri büyümesi, negatif kontrole kıyasla yüzde büyüme azalması olarak ifade edilir. Kesik çizgiler (- - -) negatif büyüme kontrolünün 1 × SE'sini temsil eder.

                              2. Araştırmalar, sonuçlar ve tartışma
                              Sulu (A), etil asetat (B), heksan (C) özleri gibi farklı polaritelere sahip özler hazırlandı.Ph.Eur.'ye göre buhar damıtma ile elde edilen uçucu yağ fraksiyonu (D). C. creticus yaprağı olup olmadığını araştırmak için müstahzarlar Borrelia'ya karşı antispiroketal aktivite gösterirler. burgdorferi sensu stricto (Bbss) in vitro. Şuradan elde edilen veriler 2 mg/mL ile Bbss organizmalarını kullanan büyüme inhibisyon testleri C. creticus'tan elde edilen her ekstrakt, A, B, C ve fraksiyon D, bu numunelerin aktivitelerinde önemli farklılıklar göstermiştir. Sulu ekstrakt (A) hiçbir büyüme azaltıcı sergilemezken bir yetiştirme periyodu boyunca uygulanan konsantrasyonlardaki aktivite 8 günlük (veriler gösterilmemiştir), büyüme azalması ilk günden itibaren daha fazla lipofilik preparat B, C, D kuluçka. Engelleyici etki, sekiz günlük yetiştirme döneminin tamamı boyunca sürdü. Şekil 1, üzerinde duyarlılık testini göstermektedir. Bbss'nin üç farklı konsantrasyonu için bakteri üremesi
                              önceden test edilmiş yaprak preparatları B, C ve D. İnkübasyon B ve C için belirgin bir büyüme engelleyici etki sergilemiştir. Ekstraktların yalnızca ortamdaki %0.2 (a/h) konsantrasyonu. İçin
                              Bu konsantrasyon, ilk günden itibaren büyümede azalma meydana geldi. kuluçka süresi ve tüm kuluçka dönemi boyunca sürdü. Heksan özü ile inkübasyon, Borrelia kültürünün neredeyse tamamen yenilenmesi, kültürler etil asetat özü ile işleme tabi tutulmuş olan hayvanlar, ekimin dördüncü gününden sonra kısmen restore edilmiş üssel büyüme gösterdi. Sonuç olarak,
                              etil asetat özütü ile karşılaştırıldığında daha az aktifti. heksan özü. Bununla birlikte, en etkili büyüme inhibisyonu, Borrelia organizmalarının uçucu maddelerle inkübe edilmesiyle elde edilen
                              Cistus yağı (D). %0,2 (a/h) uçucu yağ konsantrasyonu yetiştirme ortamı, bakterilerin tamamen durgunlaşmasına neden oldu büyüme, %0.02 (a/h) D konsantrasyonu ile sonuçlanırken
                              toplam bakteri miktarının yaklaşık %2'ye düşürülmesinde (w/v) negatif kontrole kıyasla sekiz gün sonra. engelleyici etkilerin %0.01 (a/h) konsantrasyonlarında meydana geldiği gözlemlendi
                              yetiştirme ortamında uçucu yağ ve hemen sonra en güçlü olan kuluçka (Şekil 2B). Bakterilerin üstel büyümesi açıkça yetiştirme ortamında %0.015 (a/h) uçucu madde konsantrasyonunda etkilenir. %0.015'te (a/h), mobil spiroketlerin miktarı kontrole kıyasla yaklaşık %85 ​​oranında azaltıldı kuluçka süresinin ilk gününden sonra. bakteri sayısı %0.01 ve %0.015 uçucu yağ ile yapılan işlemden etkilenmez sekiz gün sonra kontrollerdeki bakteri miktarına ulaşmak için yetiştirme periyodu boyunca yenilenebildi. %0.02 ile kuluçka (w/v) uçucular ilk kez bakteri üremesini tamamen engelledi dört gün. Sekiz gün sonra, bakteri kültürlerinde bir rejenerasyon gözlemlendi (Şekil 2A), toplam miktarına rağmen. bakteri kontrolün sadece %2'si (a/h) idi. Karanlık alan tarafından incelenen Borrelia'nın görünümünde gözle görülür bir değişiklik olmadığı için mikroskopi (gösterilmemiştir), bakteriyostatik ve/veya C. creticus'taki bakterisit prensibi hemen etki eder. bu
                              gözlenen etkinin doza bağımlı olduğu görüldü (Şekil 1 ve 2). Uçucu maddenin %0.05'inde tam büyüme inhibisyonu oluşmaya başladı. Yetiştirme ortamında yağ (D). Tüm aktif ekstraktların etkisiyle zamanla azalan ve en güçlü aktivite uçucu yağ (D), uçucu bileşenler büyük görünüyor C. creticus'un antispirochetal aktivitesi için önemi.



                              Şekil 2: C. creticus'un uçucu yağ fraksiyonunun Borrelia üzerindeki doza bağlı etkisi büyüme. A: Farklı yöntemlerle tedavi edilen Borrelia kültürlerinin büyüme eğrileri yetiştirme ortamında C. creticus esansiyel yağının konsantrasyonları. Bakteri kültürlerinin logaritmik büyümesi, yetiştirme ortamında %0.015 uçucu yağ konsantrasyonları. B: Kesri Etki altındaki kontrole kıyasla Borrelia popülasyonları (% olarak) yetiştirme süresi boyunca farklı ekstrakt konsantrasyonları. bakteri kültürler, uçucu yağların etkisi altında yenilenebilmektedir. %0,02 eşik değerinin altındaki konsantrasyonlarda yetiştirme ortamı Tüm deneylerde standart antibiyotik amoksisilin kullanıldı pozitif kontrol olarak. Uygulanan konsantrasyonda, her zaman dört gün sonra %100'lük bir büyüme inhibisyonuna neden oldu (Şekil 1); aksine, ayrıca test edilen doksisiklin böyle bir etkiye sahip değildi. Uygulanan konsantrasyonda bakteri büyümesi üzerindeki etkisi (veriler gösterilmemiştir), bu Sicklinger (2003) ile uyumludur. İçinde Bu bağlamda, Borrelia üzerinde güçlü bir engelleyici etki gözlemledik. Çözücü olarak DMSO vasıtasıyla büyüme. Eşit konsantrasyonlar yetiştirme ortamında %0.1 (h/h) DMSO sonra kontrole kıyasla bakteri miktarı yaklaşık %60'a sekiz günlük yetiştirme dönemleri. DMSO'nun aksine, bakteri üremesi üzerinde polisorbat 80 (Tween® 80) bulundu ihmal edilebilir (Şekil 1). Böylece, daha apolar kesirler polisorbat 80 eklenerek suda çözülür. En güçlü antibakteriyel aktivite ile konsantre uçucu fraksiyonlar, bahsedilen Cistus preparasyonlarının kimyasal karakterizasyonu için GC-MS seçilmiştir. Beklendiği gibi, Aktif ekstrelerin B, C, D bileşimi, temel maddenin gaz kromatogramı arasında önemli farklılıklar gösterdi. yağ (D) ve daha az aktif olan iki ekstraktın kromatogramları B ve C (Şekil 3), özellikle göreceli yoğunluklarda ana bileşikler. Uçucu yağ fraksiyonunda karvakrol dışında
                              labdan tipi diterpenler manoil oksit ve epi-manoil oksiten bol bulunan bileşenlerdir, bunu 3-asetoksimanoiloksit ve az miktarda 3-hidroksi-manoil oksit takip eder. Ayrıca, fenolik monoterpen karvakrol, uçucu yağın ana bileşeni olarak belirlendi, böylece üç en belirgin beş bileşikten biri şu gruba aittir: labdanlar (Tablo). Karşılaştırıldığında, heksan ve etil asetat ekstraktlarının gaz kromatogramlarında nonakosan baskındır, Bunu hentriacontane takip eder. Toplamda, uçucu yağda on farklı labdanetip diterpen geçici olarak tanımlandı. C. creticus kütle spektral kitaplıkları ve otomatik tepe bulma ve eşleştirme (Tablo) kullanarak. Sadece yedi farklı labdan vardı heksanda (C) ve altısı etil asetat (B) ekstraktlarında bulunur. Sulu ekstraktın (A) doğrudan GC-MS analizinde, labdanetipi diterpenler saptanmadı (veriler gösterilmemiştir). Bu olabilir Çok düşük konsantrasyonlar nedeniyle, zenginleştirilmiş bir maddenin TLC analizi sulu ekstrenin bölünmesiyle elde edilen lipofilik fraksiyon diklorometan içine diterpenlerin varlığını gösterdi A gibi sulu kaynatmalar (veriler gösterilmemiştir).Verilerimiz açıkça gösteriyor ki labdan tipi diterpenler aktif prensibin önemli bir parçasıdır. Gözlenen etkisi bakteri büyümesi üzerinde test edilen numuneler doğrudan en güçlüydü inkübasyondan sonra, azalan miktar nedeniyle olabilir zamanla uçucu bileşenlerin Ayrıca, üzerindeki etkisi Bbss büyümesi, uçucu yağ fraksiyonunda (D) en güçlüydü, labdan tipinin en yüksek nispi bolluğunu gösteren GC-MS analizine bağlı diterpenler ve toplamda en fazla sayıda farklı labdan-diterpen ve önemli miktarlarda karvakrol. Origanum'un ana bileşeni olan Carvacrol uçucu yağların önemli antibakteriyel aktivite sergilediği açıklanmıştır (Sivropoulou ve diğerleri, 1996; Dorman ve Deans). 2000). Bununla birlikte, arasında belirgin antimikrobiyal aktivite Cistus türleri literatürde özellikle labdanes (Demetzos ve diğerleri 1997, 2001, 2002; Chinou ve diğerleri 1993; Anastasaki et al. 1999). Özellikle diterpenler, ent-13-epi-manoil oksit iskeleti, örneğin ent-13-epi-manoiloksit veya C-3 pozisyonunda hidroksillenmiş türevleri, ent-3 -
                              GC'mizde de bulunan hidroksi-13-epi-manoil oksit (ribenol) analizler, güçlü antimikrobiyal ajanlar olduğu kanıtlanmıştır (Demetzos ve diğerleri 1994a, 2002; Kalpoutzakis ve diğerleri 1998) ve
                              Ayrıca Leishmania'ya karşı ilginç aktiviteye sahip olduğu belirtildi donovani (Garcia-Granados ve ark. 1997).



                              Şekil 3: Uçucu yağ, heksan ve C. creticus'un etil asetat ekstrelerinin gaz kromatografik karşılaştırması, 1: sineole; 2: karvakrol; 3: kalamanen; 4: heksahidrofarnesilaseton; 5: manoil oksit; 6: epi-manoil oksit; 7: 3-asetoksi-manoil oksit; 8: heptakozan; 9: nonakozan; 10: hentriakontan

                              Antimikrobiyal ilaç geliştirmede yeni ipuçları elde etmek için on yeni gösteren hemisentetik manoil oksit türevleri hazırlanmıştır. Test edilen tüm gram(+) ve gram(–)'a karşı antimikrobiyal aktivite
                              bakteri (Kalpoutzakis ve ark. 2001). Öte yandan, manoil oksit türevleri reçinenin ana bileşenleri olarak bulundu Cistus creticus'un hava kısımlarından elde edilen labdanum (ladano),
                              Örneğin. ribenol tüm ekstraktın %2'sini oluşturur (Kalpoutzakis ve diğerleri 1998). Çeşitli Akdeniz Cistus türlerinden özler farklı polaritelere göre hazırlanmış, her ikisi için bireysel bakteri suşlarına karşı bazı in vitro aktivite polifenollerin bulunduğu polar, sulu ve metanolik ekstreler proantosiyanidinler gibi aktif ilke olarak kabul edilir, çünkü yanı sıra daha fazla lipofilik etil asetat, kloroform veya heksan için özler, uçucu yağ veya reçine labdanum (Bouamama et al.2006; Güvenç et al. 2005). Lipofilik fraksiyonlara ait bulgularımız labdan diterpenleri içeren en yüksek antimikrobiyal gösterir Bbss'ye karşı aktivite ile elde edilen literatür verileriyle korelasyon diğer mikroorganizmalar (Anastassaki ve diğerleri 1999; Chinou ve diğerleri. 1994; Demetzos ve ark. 1997, 1999; Güvenç et al. 2005). Bu temelde, durumu aydınlatmak için daha fazla değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bbss büyümesine karşı C. creticus'un kesin aktif ilkeleri.
                              Bu, stereokimyasal atamalarla özellikle labdan diterpenlerin izolasyonunu ve yapısal açıklamasını gerektirecektir. için Pietsch (2000) tarafından gösterildiği gibi enantioselektif GC tarafından
                              Araucaria araucaria kaynaklı ent-13-epi-manoil oksit ve/veya yüksek alan NMR kullanarak konformasyonel/konfigürasyon analizi, için açıklandığı gibi hesaplamalı analiz veya X-ışını kırınımı
                              Kolocouris ve diğerleri tarafından örnek. (2006) ve Weyerstahl ve diğerleri. (1998), izole edilmiş birey için antimikrobiyal tahlillerle birleştirilmiş bileşenler. Özetle, verilerimiz lipofilik yaprak özlerinin C. creticus in vitro olarak Bbss'ye karşı antimikrobiyal aktivite gösterir; polar özüt, hiçbir Borrelia karşıtı aktivite sergilemedi. Arasında test edilen lipofilik müstahzarlar, etil asetat özütü daha azdı Uçucu yağ en yüksek büyüme önleyici aktiviteyi sergilerken, heksan özünden daha aktiftir. önemli etki mikroorganizmaların üstel büyümesi üzerine oluşmaya başladı yetiştirme ortamında %0.015 (a/h) uçucu yağ konsantrasyonlarında. Aktif ekstrelerin GC-MS analizi, karvakrolün yanı sıra üç labdan tipi diterpen esansiyel yağı, manoil oksit, epi-manoil oksit ve 3-asetoksi-manoil oksit, en yüksek nispi bolluğu gösterdi. Buna karşılık, etilde asetat ve heksan özleri nonakosan, manoil ile benzer bir nispi bolluğa sahip en belirgin bileşikti. uçucu yağdaki oksitler. Toplamda on farklı labdan tipi Uçucu yağda diterpenler tespit edilebilirken, sadece heksanda yedi ve altı labdan tipi diterpen bulundu ve sırasıyla etil asetat özleri. Verilerimiz, sahip olduğu labdan tipi diterpenler grubunun kanıtını sağlar. geniş bir biyolojik aktivite yelpazesi ve özellikle karvakrol için de tarif edildiği gibi antimikrobiyal aktiviteler, büyümeyi azaltan temel bir aktif ilke olarak kabul edilmelidir. Bbss üzerinde C. creticus. Bununla birlikte, daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır aktif ilkelerin kesin doğasını aydınlatmak.



                              3. deneysel
                              3.1. Bitki materyali

                              Çoğunlukla Cistus'tan olgun yapraklardan oluşan çiçekli hava kısımları creticus L., Antalya ili Serik tepelerinde toplanmıştır. Numuneler Ü tarafından tanımlanmıştır. Baytop'a göre Karagöz, Antalya (1994) ve Demoly (2006). Kurutulmuş ve makinede kesilmiş bitki materyali (Ch.-N. 1139610601), LR Health and Beauty Company'den temin edilmiştir, Ahlen, Almanya, bir kupon örneğinin yatırıldığı yer.

                              3.2. Farklı polaritelere sahip Cistus özütlerinin hazırlanması

                              150 g hava ile kurutulmuş ve büyük ölçüde toz haline getirilmiş yaprakların ekstraksiyonu gerçekleştirilmiştir. heksan içinde oda sıcaklığında çalkalanarak tekrarlanan maserasyon ve
                              sırasıyla etil asetat süzüldü ve kuruyana kadar buharlaştırılarak %1,2 elde edildi (a/a) heksan (C) ve %2,4 (a/a) etil asetat özü (B). uçucu yağ fraksiyon (D), Ph. Eur. 3 saat için verim %0.10 (a/a). Elde edilen sarı yağ, kullanılıncaya kadar -20 ◦C'de saklandı. Benzer şekilde, 150 g Cistusleaves 30 dakika boyunca kaynar su ile ekstrakte edildi. geleneksel ve ticari (kapsüllerde sulu kuru ekstrakt) kullanıma göre. Ekstrakt süzüldü, derin donduruldu ve liyofilize edilerek nihai bir sonuç elde edildi.%23.6 (w/w) konsantrasyonunda sulu ekstrakt (A).

                              3.3. Antibakteriyel test için numune hazırlama
                              Antispiroketal tahlil için, her bir ekstreden 40 mg/mL çözeltiler aşağıdaki gibi hazırlandı. Sulu ekstrakt (A) damıtılmış suda seyreltildi, etil asetat (B), heksan (C) ve uçucu yağ fraksiyonları içinde çözüldü.%5 (a/h) polisorbat 80 (Tween® 80) veya DMSO kullanan sulu çözeltiler, sırasıyla. Bu solüsyonlar ayrıca seyreltildi (1:10, 1:100) ve steril edildi. 0.2 m filtreden süzülür. BSK II ekiminde nihai konsantrasyonlar ortam (Straubinger ve diğerleri, 1995) %0.2'ydi (sulu öz); %0.2, %0.02 ve heksan ve etil asetat özütleri için %0,002 (a/h). Uçucu yağ %0,005, %0,01, %0,015'lik nihai konsantrasyonlarda ek olarak uygulanır ve %0,05 (a/h).

                              3.4. Bbss ekimi ve antispiroketal aktivitenin belirlenmesi
                              Bbss N40 izolatlarının yüksek geçişli organizmaları (52 ila 60 arası pasajlar)37 ◦C'de hava geçirmez şişelerde BSK II ortamında büyütüldü. Mobil spiroketlerin farklı ekstrakt türlerine duyarlılık testi, BSK II ortamı. Steril filtrelenmiş C. creticus özütü 150 L, yukarıda tarif edilen konsantrasyonlarda ilave edildi; Logaritmik olarak 50 L bakteri süspansiyonu 105 veya 106 bakteri/mL'lik bir nihai konsantrasyon oluşturacak şekilde büyüme eklendi ve 3 mL'lik bir son hacim. Negatif kontroller bakteri ile hazırlandı. sadece ortamda, bakteri ortamında ve damıtılmış su ilavesiyle
                              (150 L) veya %5 Tween® 80 veya DMSO içeren damıtılmış su, her biri sırasıyla %5, %2,5, %0,5, %0,1, %0,05 (a/h) konsantrasyonları. Dan beri DMSO, test edilen en düşük konsantrasyonda bile Borrelia büyümesi üzerinde engelleyici bir etkiye sahipti, bu nedenle daha fazla kullanılmadı. Pozitif kontroller standart antibiyotikli spiroket kültürleri: 16 g/mL nihai konsantrasyonda doksisiklin veya 0,5 g/mL nihai konsantrasyonda amoksisilin. Bakteri büyümesi, en azından karanlık alan mikroskopisi (400x) ile izlendi. Petroff-Hausser sayım odası kullanılarak inkübasyonun 1., 4. ve 8. günleri. Asgari sayım günleri daha önce aşağıdakilere göre belirlendi:Bbss'nin büyüme eğrisi. Her deney üç kopya halinde yapıldı ve tekrarlandı bağımsız.

                              3.5. GC-MS analizleri
                              Yukarıda tarif edildiği gibi hazırlanan özler (1 L), bir GC-Quadrupol HP-MSD 5973 (Agilent, Waldbronn, Almanya) üzerinde GC-MSanalizine tabi tutuldu. Bölünmemiş enjeksiyon kullanarak. GC, bir DB-5MS kolonu ile donatıldı, 30 m uzunluk, 0.25 mm iç çap, 0.25 m film ve 5 m koruma kolonu, helyum ile 1 mL/dk akış hızında taşıyıcı gaz. Uçucu yağların GC analizi için, enjektör
                              sıcaklık 180 ◦C olarak ayarlandı. 35 ◦C'de 2 dakikalık bir başlangıç ​​periyodundan sonra fırın sıcaklık 3 ◦C/dk'da 150 ◦C'ye yükseltildi, 5 dakika tutuldu ve rampa ayrıca 10 ◦C/dk ila 330 ◦C arasında. Heksan ve etilin GC-MS analizi için asetat ekstreleri, enjeksiyon sıcaklığı 250 ◦C'ye ayarlandı. bir başlangıçtan sonra 70 ◦C'de 2 dakikalık süre fırın sıcaklığında 9 ◦C/dk ile rampa edilmiştir. 330 ◦C'de ve 30 dakika tutuldu. Bileşiklerin Kovacs indeksleri tahmin edilmiştir. bir alkan karışımının paralel çalışmasına göre (Van den Dool ve Kratz 1963).

                              3.6. GC-MS dosyalarının değerlendirilmesi
                              GC-MS ham dosyaları otomatik pik bulma ve eşleştirmeye tabi tutuldu AMDIS-Software 2.65 (Ulusal Standartlar Teknolojisi Enstitüsü, Gaithersburg, ABD) uçucu organik bileşiklerden oluşan bir müşteri kitaplığına ve NIST05 kütle spektral kitaplığına (Ulusal Standartlar Enstitüsü) karşı Teknoloji, Gaithersburg, ABD). Kütüphane isabetlerinin elde edilen rapor listesi ±20 maksimum alıkoyma süresi indeks penceresi için filtrelenir, minimum 90'lık ters eşleşme ve minimum 200'lük bir sinyal-gürültü oranı. seçilen liste, azaltmak için spektrum karşılaştırması ile manuel olarak doğrulandı zirve tanımlaması için tek bir vuruşa kadar her zirve. Ayrıca labdanetipi ve literatürden bilinen diğer diterpenler (Weyerstahl ve ark. 1998; Demetzos ve ark. 1999; Gonzalez et al. 1973), M+, [M-15]+ ve teorik m/z değerleri kullanılarak GCMS-kromatogramlarında arandı. bildirilen tipik parçalar. Potansiyel adaylar raporlananlarla eşleştirildi spektrumları ve başarılı karşılaştırmadan sonra analitler listesine dahil edilmiştir. Teşekkür: LR Health and Beauty'den Dr. S. Larsen-Vefring'e teşekkür ederiz. Systems, Ahlen, Almanya, bitki materyali sağlamak için ve Dipl. Biol. K. Kuchta, Leipzig Üniversitesi Farmasötik Biyoloji Bölümü,el yazmasının incelemesini yaptı.


                              Referans
                              Anastasaki T, Demetzos C, Perdetzoglou D, Gazouli M, Loukis A, Harvala C (1999) Analysis of labdane-type diterpenes from Cistus creticus (subsp. creticus and subsp. eriocephalus) by GC and GC-MS. Planta Med 65: 735–739. Angelopoulou D, Demetzos C, Dimas C, Perdetzoglou D, Loukis A (2000) Essential oil from leaves and fruits of Cistus monspeliensis. Cytotoxic activity of ent-13-epi-manoyl oxide and its isomers. Planta Med 67: 168–171. Baehr R von, Berghoff W, Bennefeld H, Gabel HP, Hartmann F, Heesch W, Herrmann G, Hopf-Seidel P, Huismans BD, Klemann W, Neubert U, Roczinski A, Schwarzbach A, Weitkus B, Uebermuth C, Viebahn J, Voss P (2008) Diagnostik und Therapie der Lyme-Borreliose. Deutsche Borreliose-Gesellschaft e.V. Häuser KG, Köln (Cologne). Baytop T (1994) Türkc¸e bitki adları sözlügü’ / A dictionary of vernacular ˘ names of wild plants of Turkey. Türk Dil Kumura (The Turkish Language Society), Ankara, pp. 221–222, Figs. 86 and 87. Brorson O, Brorson SH (2007) Grapefruit seed extract is a powerful in vitro agent against motile and cystic forms of Borrelia burgdorferi sensu lato. Infection 35: 206–208. Bouamama H, Villard J, Benharref A, Jana M (1999) Antibacterial and antifungal activities of Cistus incanus and C. monspeliensis leaf extracts. Therapie 54: 731–733. Bouamama H, Noel T, Villard J, Benharref A, Jana M (2006) Antimicrobial activities of the leaf extracts of two Moroccan Cistus L. species. J Ethnopharmacol 104: 104–107. Burgdorfer W, Barbour AG, Hayes SF, Benach JL, Grunwaldt E, Davis JP (1982) Lyme-disease-a tick-borne spirochetosis. Science 216: 1317–1319. Chinou I, Demetzos C, Harvala C, Roussakis C, Verbist JF (1994) Cytotoxic and antibacterial labdane-type diterpenes from the aerial parts of Cistus incanus subsp. creticus. Planta Med 60: 36–34. Danne A, Petereit F, Nahrstedt A (1993) Proanthocyanidins from Cistus incanus. Phytochemistry 34: 1129–1133. Demetzos C, Homatidou VI, Loukis AE, Philianos SM (1989) The essential oil of Cistus creticus: Comparison with five other species of the genus Cistus. Planta Med 55: 633. Demetzos C, Mitaku S, Couladis M, Harvala C, Kokkinopoulos D (1994a) Natural metabolites of ent-13-epi-manoyl oxide and other cytotoxic diterpenes from the resin ladano of Cistus creticus. Planta Med 60: 590–591. Demetzos C, Mitaku S, Skaltsounis AL, Harvala C, Libot F (1994b) Diterpene esters of malonic acid from the resin ladano of Cistus creticus. Phytochemistry 35: 979–981. Demetzos C, Katerinopoulos H, Kouvarakis A, Stratigakis N, Loukis A, Ekonomakis C, Spiliotis V, Tsaknis J (1997) Composition and antimicrobial activity of the essential oil of Cistus creticus subsp. eriocephalus. Planta Med 63: 477–479. Demetzos C, Stahl B, Anastasaki T, Gazouli M, Tzouvelekis LS, Rallis M (1999) Chemical analysis and antimicrobial activity of the resin ladano, of its essential oil and of the isolated compounds. Planta Med 65: 76–78. Demetzos C, Dimas K, Hatziantoniious S, Anastasaki T, Angelopoulou D (2001) Cytotoxic and anti-inflammatory activity of labdane and cisclerodane type diterpenes. Planta Med 67: 614–618. Demetzos C, Angelopoulou D, Perdetzoglou D (2002) A comparative study of the essential oils of Cistus salviifolius in several populations of Crete (Greece). Biochem Syst Ecol 30: 651–655. Demetzos C, Anastasaki T, Perdetzoglou D (2002) A chemometric interpopulation study of the essential oils of Cistus creticus L. growing in Crete (Greece). Z Naturforsch 57: 89–94. Demoly JP (2006) Notes taxonomiques, chorologiques et nouveautes nomenclatureales pourle genre Cistus L. elargi, incluant Halimium (Dunal) Spach (Cistaceae). Acta Bot Gallica 153: 309–323. Dimas K, Demetzos C, Vaos V, Ioannidis P, Trangas T (2001) Labdane type diterpenes down-regulate the expression of c-Myc protein, but not of Bcl-2, in human leukemia T-cells undergoing apoptosis. Leukemia Res 25: 449–454. Dorman HJ, Deans SG (2000) Antimicrobial agents from plants: antibacterial activity of plant volatile oils. J Appl Microbiol 88: 308–16. Ehrhardt C, Hrincius ER, Korte V, Mazur I, Droebner K, Poetter A, Dreschers S, Schmolke M, Planz O, Ludwig S (2007) A polyphenol rich plant extract, CYSTUS052, exerts anti influenza virus activity in cell culture without toxic side effects or the tendency to induce viral resistance. Antiviral Res 76: 38–47. Garcia-Granados A, Linan E, Martinez A, Rivas F, Mesa-Valle CM, CastillaCalvente JJ, Osuna A (1997) In vitro action of ent-manoyl oxides against Leishmania donovani. J Nat Prod 60: 13–16. Gonzales AG, Fraga BM, Hernandez MG, Lurs JG (1973) New diterpenes from Sideritis canariensis. Phytochemistry 12: 1113–1116. Güvenc A, Yildiz S, Ozkan AM, Erdurak CS, Coskun M, Yilmaz G, Okuyama T, Okada Y (2005) Antimicrobiological studies on Turkish Cistus species. Pharmaceutical Biology 43: 178–183. Hückel T, Rauwald HW (2009) In: Arzneimittelinformationen der Sächsischen Landesapothekerkammer Dresden 1: 34–36 (www.slak.de). Hunfeld KP, Brade V (2006) Antimicrobial susceptibility of Borrelia burgdorferi sensu lato: What we know, what we don’t know, and what we need to know. Wien Klin Wochenschr 118: 659–668. Kalpoutzakis E, Chinou I, Mitaku S, Skaltsounis AL, Harvala C (1998) Antibacterial labdane-type diterpenes from the resin “ladano” of Cistus creticus subsp. creticus. Nat Prod Lett 11: 173. Kalpoutzakis E, Aligiannis N, Mitaku S, Chinou I, Harvala C, Skaltsounis AL (2001) New semisynthetic antimicrobial labdane-type diterpenoids derived from the resin “ladano” of Cistus creticus. Z Naturforsch 56: 49–52. Kolocouris A, Mavromoustakos T, Demetzos C, Terzis A, Golic-Grdadolnik S (2001) Structure elucidation and conformational properties of a novel bioactive clerodane diterpene using a combination of high field NMR spectroscopy, computional analysis and X-ray diffraction. Bioorg Med Chem Lett 11: 837–840. Lendeckel U, Arndt M, Wolke C, Reinhold D, Kähne T, Ansorge S (2002) Inhibition of human leukocyte function, alanyl aminopeptidase (APN, CD13) and dipeptidylpeptidase IV (DP IV, CD26) enzymatic activities by aqueous extracts of Cistus incanus L. ssp. incanus. J Ethnopharmacol 79: 221–227. Lenz HO (1859) Botanik der alten Griechen und Römer. Saendig Reprint, Vaduz, Liechtenstein pp. 630–631. Madaus G (1938) Lehrbuch der Biologischen Heilmittel, Vol. II, Thieme Leipzig, p. 1993. Petereit F, Nahrstedt A, Innerlich B, Lüpke NP, Theissen NL, Kemper FH, Winterhoff H (1989) Antiinflammatory activity of the traditionally used herb of Cistus incanus. Planta Med 55: 650. Petereit F, Kolodziej H, Nahrstedt A (1991) Flavan-3-ols and proanthocyanidins from Cistus incanus. Phytochemistry 30: 981–985. Petrovic M, Vogelaers D, Van Renterghem L, Carton D, de Reuck J, Afschrift M (1998) Lyme borreliosis – a review of the late stage and treatment of four cases. Acta Clin Belg 53: 178–183. Pietsch M (2000) Analytik chiraler Diterpen-Kohlenwasserstoffe: Stereochemische Untersuchungen von Diterpenen als Inhaltsstoffe ätherischer Öle mittels enantioselektiver Gaschromatographie, Dissertation Universität Hamburg. Rauwald HW, Hutschenreuther A, Rusch C, Birkemeyer C, Straubinger RK (2008) Growth inhibiting activity of volatile terpenoids from Cistus creticus L. against Borrelia burgdorferi sensu stricto (Bbss) in vitro. Planta Med 74: 1200 (Abstract). Richter D, Postic D, Sertour N, Livey I, Matuschka FR, Baranton G (2006) Delineation of Borrelia burgdorferi sensu lato species by multilocus sequence analysis and confirmation of the delineation of Borrelia spielmanii sp. nov. Int J Syst Evol Microbiol 56: 873–881. Sicklinger M, Wienecke R, Neubert U (2003) In vitro susceptibility testing of four antibiotics against Borrelia burgdorferi: a comparison of results for the three genospecies Borrelia afzelii, Borrelia garinii and Borrelia burgdorferi sensu stricto. J Clin Microbiol 41: 1791–1793. Sivropoulou A, Papanikolaou E, Nikolaou C, Kokkini S, Lanaras T, Arsenakis M (1996) Antimicrobial and cytotoxic activities of Origanum essential oils. J Agric Food Chem 44: 1202–1205. Stanek G, Strle F (2003) Lyme borreliosis. Review, Lancet 362: 1639–1647. Straubinger RK, Chang YF, Jacobson RH, Appel MJG (1995) Sera from OspA-vaccinated dogs, but not those from tick-infected dogs, inhibit in vitro growth of Borrelia burgdorferi. J Clin Microbiol 33: 2745–2751. Van Den Dool H, Kratz P (1963) A generalization of the retention index system including linear temperature programmed gas-liquid partition chromatography. J Chromatography 11: 463–471. Weyerstahl P, Marschall H, Weirauch M, Thefeld K, Surburg H (1998) Constituents of commercial labdanum oil. J Flavour Fragr 13: 295–318. Yesilada E, Ustun O, Sezik E, Takaishi Y, Ono Y, Honda G (1997a) Inhibitory effects of Turkish folk remedies on inflammatory cytokines: interleukin-1alpha, interleukin-1beta and tumor necrosis factor alpha. J Ethnopharmacol 58: 59–73. Yesilada E, Gürbüz, I, Ergun A (1997b) Effects of Cistus laurifolius L. flowers on gastric and duodenal lesions. J Ethnopharmacol 55: 201–211. Yesilada E, Gürbüz I, Shibata H (1999) Screening of Turkish antiulcerogenic folk remedies for anti-Heliobacter pylori activity. J Ethnopharmacol 66: 289–293. Zohary M (1983) Pflanzen der Bibel. Calwer Verlag Stuttgart, p. 194
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X