Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kükürt

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Kükürt



    DİKKAT DİKKAT TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT ZEHİRDİR VE ÇOK TEHLİKELİDİR, ÇÜNKÜ NORMAL ENLEMANTAR KÜKÜRT İLE İLGİSİ YOKTUR TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRTÜN İSMİ KÜKÜRT TRİOKSİT (SO3) OLUP TEHLİKELİDİR. YANLIŞLIKLA KÜKÜRT DİYE ANILIYOR.

    Kükürt anyonik bir element -6 elektrona ihiyeç duyar ve bu elektronu almak için mikropların hücre zarını patlatır ve bu nedenle her türlü mikrobu öldürür. S + Ca + 2O2 = CaSO4 Kükürt ekleler, damarlar, yumşak doku, böbrekler, karaciğer, akçiğer ve bağırsaklardaki kireçi çözer ve CaSO4 KALSİYUM SULFAT ŞEKLİNDE VÜZUTTAN ATILMASINI SAĞLAR VE BÖYLECE KAN AKIMINI DÜZENLER.

    KÜKÜRT
    BAĞIRSAK KİREÇLENMESİ (GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU);

    Kireçlenme deyince akla eklem, boyun, bel ve kalça kireçlenmesi gelir. Oysaki kireçlenme sadece eklemlerde ve kemiklerde değil hemen hemen her organda kireçlenme olur. Beyin kireçlenmesi, Safra kireçlenmesi, böbrek kireçlenmesi, kulak kireçlenmesi, sinüs kireçlenmesi gibi kireçlenmeleri sayabiliriz. Fakat bugüne kadar hiç duymadığınız yeni bir kireçlenmeden bahsedeceğim BAĞIRSAK KİREÇLENMESİ. Bağırsaktaki bakteri, parazit, virüs ve mantarların (fungal), özelliklede candidanın ürettiği toksik maddeler bağırsak mukozasını yakar. Yanan bağırsak mukozasının da yağlar yok olurken yerine açılan çentikleri kapamak için kalsiyum kullanılır. Kalsiyum yağ tabakası gibi elastik olmadığından bağırsak mukozasındaki mikrovilüs denen geçirgen gözenekler deforme olur. Kalsiyum ile şekli bozulan mikroviliüslerden geçmemesi gereken besin artıkları geçince bağışıklık sistemi mikrop salgını olduğu sanarak harekete geçer ve böylece obezite, alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar ve daha birçok hastalık ortaya çıkar. İşte burada kükürt mikrovilüslerdeki kalsiyumu kendine bağlar ve açılan boşluk özel lipit ile takviye eder ve kalsiyum azaldıkça hastalıklar yavaş yavaş ortadan kalkar.

    OBEZİTE SORUNUNA DOĞAL ÇÖZÜM; Yumuşak dokudaki hücre giriş ve çıkışlarındaki porlardaki yıpranma ve bozulma ile birlikte hücre içerisine girmemesi gereken maddeler hücre içerisine girer. Porlarıdaki hassas lipid yağ tabakasını zayıflaması ile onun yerine geçen kalsiyum hücre içine giriş ve çıkışları kontrol edemeyecek hale gelir. Zamanla hücre içine giren kalitesiz besleyici maddeler tam olarak yanmadığı ve tam enerjiye dönüşmediği için aşırı oranda artık madde kalır ve vücut zamanla çöplüğe döner. Hücre içerisindeki mitokondirinleri mini enerji santrallerine benzetebiliriz. Glikoz burada oksijen ile yakılarak enerjiye dönüşürken artık madde olarak asit artıkları çıkar (laktik asit, formik asit, asetik asit, ürik asit vs.,). Asitleri bünyemiz su ve karondioksite dönüştürerek dışarı atar. Hücre giriş ve çıkışlarının bozulması vücudun bütün hormon dengelerinin bozulması demektir ve kişin vücut sürekli cüruf depolanan bir kütleye dönüşür. Kalsiyumu kükürt ile zararsız hale getirir isek, bünyedeki bütün pislikler temizlenir ve arınır. Kişi yavaş yavaş zayıflayarak normal bünyesine kavuşur.

    Dr. Karl Probst 40 yıl süreyle hastalarını Kükürt ile tedavi etmiş çok çok değerli bir ilim adamıdır. Fakat Elektronların mikropları öldürdüğü fikri doğru fakat bana yetersiz bir fikir gibi geldi ve araştırdım. Bir haftalık çalışma sonucu ağıza alındıktan sonra su ile içilen kükürt bağırsaklara gelince bağırsak mukozasını sarması gereken çok hassas yağ tabakasının CANDİDA'IN üretmiş olduğu toksik maddeler, kimyasal ilaçlar ve gıdalardaki kimysallardan dolayı tahriş olan ve yıpranan Bağırsak mukozasını yapısı bozulur. Bağırsak mukozasında meydana gelen tahriş ve tahribat nedeniyle NANO ÇENTİKLER (DELİKLER) oluşur. Çentiklerin özel bir yağ tabakası (özel bir lipit) ile kapanması gerekir. Fakat tahribat sürekli olduğundan bağırsak kendini yeniliyemez ve geçici olarak lipid yerine Kalsiyum ile delikleri tıkamaya çalışır ve böylece sertleşen bağırsak mukozası artık geçmesi gereken besinleri kontrol etmekte zorlanır.

    GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU (LEAKY GUT);
    Böylece bağırsaklardan geçmemesi gereken maddeler geçmeye başlar ve buna GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU (LEAKY GUT) oluşur. GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU ile kana karışan maddeleri bağışıklık sistemi tehlikeli madde olarak algılar ve böylece Alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar vb., başlar. Kişi kükürttü aldığında bağırsak mukozasında yamalar oluşturan Kalsiyum ile reaksiyona girer ve ortaya KALSİYUM SÜLFAT (CaSO4) ORTAYA ÇIKAR. Yani KÜKÜRT bağırsak mukozasından çözülür ve Kalsiyum sulfat şeklinde vücuttan atılır. Kükürt bağırsak mukozasına yapışmış ve yama oluşturmuş olan KALSİYUMU ÇÖZER. Böylece bağırsaklar tekrar temizlenir ve arınır ve kendini yeniler. Bu da hastalıkların %99'unun ortadan kalkması demektir, çünkü bağırsaklar tekrar sağlığına kavuşur. Kireçlenme sadece eklemler de, damarlarda ve sinirlerde olmaz asıl en önemli organ olan bağırsaklarda

    KİREÇLENME OLUR (GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU).
    Ca + S+ 4O2 = CaSO4 Kalsiyum sülfat

    KALSİYUM- MAGNEZYUM Metabolizması;
    Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunda karşı oyuncular (antagonist=düşman kardeşler) ve aynı zamanda birlikte çalışırlar (cooperation=işbirliği). İnsan vücudunda ki magnezyumun yarısı kemiklerde yarısı da doku ve hücrelerdedir, kalsiyumun ise %99 kemiklerde ve %1' hücreler arası sıvıda bulunur. Kalsiyum hücre içine girince hücre büzülür, kalsiyum hücreden çıkıp magnezyum içerir girince hücre rahatlar. Bu hücrelerdeki pompa sisteminin çalışması için çok enerji gerekir. Şayet yeterince enerji yoksa kalsiyum hücre içinde yoğunlaşır. Enerji yersizliğinin sebebi Kandidoz mantarı, yanlış beslenme veya vücutta aşırı cüruf depolanması olabilir. Kemiklerdeki kalsiyum ne kadar çok yumuşak dokuya kayarsa organlarda sertleşme, lenf akışında yavaşlama buda hastalık demektir. Sinir hücrelerinde kalsiyum artar ise sinir hücrelerindeki haberleşme aksar. Göz merceğinde kalsiyum artar ise katarakta sebep olur. Hormon salgılayan bezelerde kalsiyum oranının artması hormonların azalması ve bütün hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesi demektir. Hücreler arasında ki kalsiyum yoğunluğu magnezyumun azalması demektir. Magnezyum yetersizliği enzimlerin oluşmaması ve haliyle enerji yetersizliği ortaya çıkar ve kişide önce halsizlik, yorgunluk, sonra alerjik hastalıklar ve cilt hastalıkları sonrada depresyon vs. görülür. Hücre zarında kalsiyum oranı artar ise hücre içine giriş ve çıkışlarda yavaşlama olur ve artık maddeler atılamadığından çöplük (cüruf) oluşur. Hücreler arasında kalsiyum oranı çok yoğunlaşırsa hücreler ölmeye başlar. Bor hücre zarının fonksiyonlarını artırır, kalsiyum ve magnezyum dengesini sağlar. Bor ile birlikte hücre ve dokudaki fazla kalsiyum tekrar kemiklere depolanır ve magnezyum oranı arta ve problemler ortadan kalkar.

    KALSİYUM HAPI ALIN KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR MASALI;
    Heidelberg'deki Alman Kanser Araştırma Merkezi'nde 23 bin 980 kişi, 10 yılı aşkın bir süre izlendi ve kalsiyum ilaçları alanlarla almayanların kalp krizi geçirme oranları karşılaştırıldı. Merkezde, kalsiyum ilaçları almayan 15 bin 959 kişiden 851′inin kalp krizi geçirdiği, kalsiyum ilaçları alanların kalp krizi geçirme olasılığının ise almayanlardan yüzde 86 oranında daha yüksek olduğu gözlendi. Araştırma sonuçları 'Heart' (Kalp) dergisinde yayımlanmıştır. O halde kalsiyum hapı almak daha tehlikelidir, bu nedenle kalsiyum yerine bor hapı alınmalıdır. Kalsiyum alalım diye kullandığımız haplar kalp krizi tehlikesini arttırıyor. Kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği bildirildi. BBC'nin haberinde, Almanya'da yapılan bir araştırmanın, kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği tespit edilmiştir. (Associations of dietary calcium intake and calcium supplementation with myocardial infarction and stroke risk and overall cardiovascular mortality in the Heidelberg cohort of the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition study (EPI, Junior Tennis Hopefuls Often Lose to Harsh Parental Critics )

    Son zamanlarda kemik erimesi için verilen kalsiyumun ve kemik erimesine karşı kullanılan ilaçların kalp krizi riskini artırdığına dair yayınlar yapılmaktadır. İsveç'te yapılan bir çalışmaya göre fazla kalsiyum alımının tüm nedenlere bağlı ölüm riski, kalp ve damar hastalıkları ile iskemik kalp hastalığı riski artırdığı tespit edilmiştir. British Medical Journal dergisinde yayınlan bu çalışmada kalsiyum alan 1914-1948 doğumlu yaklaşık 61.433 kadın ortalama 19 yıl süreyle takip edilmişlerdir. Katılımcıların aldıkları besinlerin içindeki kalsiyum miktarı hesaplanmış, ayrıca dışarıdan ilaç olarak aldıkları kalsiyum miktarı kaydedilmiştir.
    Araştırmaya katılanların günlük aldıkları kalsiyuma göre 4 gruba ayrılmıştır;
    1-) Günlük 600 mg'dan az kalsiyum alanlar
    2-) Günlük 600-999 mg kalsiyum alanlar
    3-) Günlük 1000-1399 mg kalsiyum alanalar
    4-) Günlük 1400 mg'dan fazla kalsiyum alanlar
    19 yıl süre bu araştırma süresinde 11.944 kadın vefat etmiş ve bunlardan 3962 'si kalp-damar hastalığı, 1932 si iskemik kalp hastalığı ve 1100'ü inme sonucu ölmüştür. Yüksek oranda kalsiyum alanlarda kalp-damar hastalıkları ve iskemik kalp hastalığından ölenlerin diğer gruplara göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir.. Kaynak: Michae «lsson K, et al "Long term calcium intake and rates of all cause and cardiovascular mortality: community based prospective longitudinal cohort study" BMJ 2013; 346: f228.
    Not: Doğrusu kalsiyum hapı almak değil, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlamaktır, bu da ancak boraks ile mümkündür. Dünyayı kimyasal ilaç ve kimyasal gübre ile zehirliyoruz sonrada hortlayan hastalıkları tedavi edebilmek için yine zehir olan kimyasallara sarılarak sürekli zehirlenme sarmalından kurtulamıyoruz.
    ibrahim Gökçek

    DİKKAT DİKKAT TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT ZEHİRDİR VE ÇOK TEHLİKELİDİR, ÇÜNKÜ NORMAL ENLEMANTAR KÜKÜRT İLE İLGİSİ YOKTUR TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRTÜN İSMİ KÜKÜRT TİOCİYANAT (SO3) OLUP TEHLİKELİDİR. YANLIŞLIKLA KÜKÜRT DİYE ANILIYOR.



    Kullanıcımız Turgut Erkal KÜKÜRT Kullanarak BAĞIRSAK ŞİKAYETLERİNDEN KURTULDU.






    Sedat Akkaba
    ELLERİM ve AYAKLARIM ÇOK ÜŞÜYORDU, İbrahim beyden aldığım KÜKÜRT İŞE YARADI NORMALE DÖNDÜM teşekkürler İbrahim bey
    KAYNAK

    Mustafa Kaman
    Hocam ben KÜKÜRT KULLANDIM. GÖZLÜKSÜZ GÜNEŞE BAKAMIYORDUM ŞİMDİ BAKIYORUM öyle bir etkisi var mı?
    KAYNAK

    Cevdet Aksoy
    Sayın hocam annem için aldığım KÜKÜRT sayesinde NE MİDESİNDE ŞİŞKİNLİK, NE BAĞIRSAKLARDA ŞİŞKİNLİK KALMADI yalnızca kükürt sayesinde bu rahatlığa ulaştıysa diğer ürünlerin daha ne gibi faydaları vardır. şifalı günler olsun.
    KAYNAK

    Veysel Islamoğlu
    Hocanın ürünlerini beğeniyorum ben de 2 ADET KÜKÜRT ALDIM KULLANDIM FAYDASINI GÖRDÜM özellikle KABIZ VE ŞİŞKİNLİK SORUNUNDA FAYDALI. Hizmetleri için ekibi ve kendisinden ALLAH razı olsun sağ olsunlar
    KAYNAK

    Şerif Mutlu
    Hocam ben 1 yemek kaşığı KÜKÜRT KULLANIYORUM kullanıyorum sabahları Evimi havalandirmak zorunda kalıyorum fakat ŞİŞKİNLİK DİYE BİR ŞEY KALMIYOR
    KAYNAK

    Mikail Büyükbayraktar
    KÜKÜRT'ü tavsiye ederim. hem KİLO VERDİRİYOR ve hemde BÜYÜK ABDESTİNİZ ÇOK RAHAT OLUYOR merak edenlerin dikkatine
    KAYNAK

    Cemre Ali
    KÜKÜRT ALDIM hocam ÇOK MEMNUN KALDIM ve KİLO VERDİM gercekten HERKESE TAVSİYE EDERİM ve ANNEME DE ALDIM ODA MEMNUN KALDI hocam seni basimizdan eksik etmesin
    KAYNAK

    y.ecee25_
    Zayıf biriyim kan değerlerimde sorun yok ama AŞIRI ÜŞÜME sorunum var 6 haftadır BOSWELLİA ve KÜKÜRT kullanıyorum artık akşamları serin havada DAHA AZ ÜŞÜYORUM ayrıca kendimi DAHA DİNÇ hissetmeye başladım
    KAYNAK

    Orhan Terzi
    SAÇLARINIZDAKİ YAĞLANMADAN TUTUN vücudunuzdaki KAS AĞRILARINA, BAĞIRSAK SİSTEMİNE KADAR ETKİLİ(KÜKÜRT)
    KAYNAK

    Yıldız Gövez
    Ben 10 GÜNDÜR KÜKÜRT KULLANMIYORUM bende ŞİŞKİNLİK gitti ve KABIZLIĞIM da BİTTİ diye biliriz hocadan Allah razı olsun inşallah
    K​​​AYNAK​​​​

    Sevgi Kusmez
    Arkadaşlar bağırsak KÜKÜRT HARİKA başka birşey ŞİŞKİNLİK KABIZLIK diye birşey YOK OLUYOR herkese tavsiye ederim
    KAYNAK

    Hacı Mehmet Küçükarı
    Selamün Aleyküm ibrahim bey KÜKÜRT KULLANIYORUM ÇOK MEMNUNUM ALLAH RAZI OLSUN yakında sizi ziyarete gelecem şöförüm yurtdışında çalışıyorum
    KAYNAK

    Nevzat Aslan
    KÜKÜRTÜN BU KADAR FAYDALI OLACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM.. 7 GÜNDE GÖRDÜM hocam İDRARDA YANMA ve KABIZLIK KALMADI tşk hocam
    KAYNAK

    Fatih Çınarlar
    hocam KÜKÜRT KULLANDIM bayağı BAĞIRSAKTAKİ PİS KOKULAR YOK DERECESİNE GELDİ. Artık Kükürt yerine Aloe Vera Jel kullansam olur mu?
    KAYNAK

    Garip Derviş
    KÜKÜRTÜ ben yaklaşık 3 AYA YAKIN KULLANIYORUM. GAZ ŞİKAYETLERİM YOK DENECEK KADAR AZALDI ve ŞİŞKİNLİK OLMUYOR. Vesile olanlardan Allah cc razı olsun İnşALLAH
    KAYNAK

    Sadiye Buharalı Karaman
    Yaklaşık ÜÇ HAFTADIR KÜKÜRT KULLANIYORUM. BAĞIRSAKLARIMDA ÇOK BÜYÜK RAHATLAMA OLDU. Ayrıca KULAKLARIMDAKİ ÇINLAMA ve UĞULTU NEREDEYSE %50 AZALDI. Orta kulaktaki kemiklerin kireçlenmesinden oluşan bu çınlamanın tamamının geçeceğine inanıyorum..İbrahim Gökçek beye oluşturdukları ürünleri için çok çok teşekkür ederim...
    KAYNAK

    Saniye Yıldız
    Hayırli akşamlar ibrahim bey. Ben İKİ AYDIR KÜKÜRT KULLANIYORUM. HEM KİLO VERDİM HEMDE MİDE BAĞIRSAK PROBLEMLERİNE ÇOK İYİ GELDİ. Ayriyeten ORMUS GLD KULLANIYORUM. RÜYALARIMI ARTIK NET SİNEMA FİLMİ GİBİ HATIRLIYORUM. HAFIZAMDA BİR CANLANMA VAR. Size çok teşekkur ediyorum. Kızımada kullanıyorum zihinde dahada bir açılma var gibi.
    KAYNAK

    Ozcan Cifdaloz‎
    Ben eşim ve kızımla BAĞIRSAK MANTARI CANDİDA için KÜKÜRT kullanıyoruz. KISA SÜREDE ETKİLERİNİ GÖSTERMEYE BAŞLADI. İbrahim hocama teşekürler. Allah ilmini daim etsin....
    KAYNAK

    Pelin Dongel‎
    KÜKÜRT kullanmaya başlayalı İKİNCİ HAFTAMIZ oldu. Bir çok FAYDA GÖRDÜM. Allah hocamızdan razı olsun.
    KAYNAK

    Süleyman Bozkurt
    Hocam ben KÜKÜRT kullandım ayaklarımda VARİS vardı bayağı çoktu şimdi fark ettim azalmış bilmenizi istedim BAĞIRSAK SORUNUM vardı onun için kullandım VARİSE de iyi geldi.
    KAYNAK

    Gokhan Cetin
    hocam elemental kükürt aldım kullandım kabızlık sorunum geçti ayak bileğim ve ayak tabanım ağrıyordu geçti fakat çok terletiyor bununla ilgili ne düşünüyorsunuz neden terliyorum. terlemek nasıldır zararlı mı değil mi bilmiyorum

    KAYNAK
    Anfal Sura
    İbrahim hocamıza güvenin bende ürünlerinden kullandım sahte diye birsey yok (kükürt)
    KAYNAK

    Şükran Köprülü
    Limsa kükürt kullandım çok memmuñum
    KAYNAK

    Gülümse Hayata
    İbrahim Gökçek hocam bende aldım sizden kükürt toz içiyorum arkadaşlar çok rahat içebilir kokusuz birde tadı nasıl endişe etmeyiniz bende aynı düşünmüştüm. hocamdan Allah razı olsun ilmini daim etsin başımızdan eksik etmesin hocamdan farklı bitkisel ilaçlar da kullandım sonuç aldım, güvenin adresi İbrahim Gökçek hocamız selam dua ile
    KAYNAK

    Konu ahmetkirmizi tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18434-ahmetkirmizi Saat 02 May 2023, 14:43 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Darm gesund – kerngesund. Darm krank – Mensch krank
    Darmgesundheit
    In den letzten Jahren beginnt auch die sogenannte Schulmedizin mehr und mehr zu erkennen, dass dem Darm bei der Gesundheit und Gesundung des Gesamtorganismus eine entscheidende Bedeutung zukommt. Diese Erkenntnisse wurden schon vor über 2000 Jahren durch Hippokrates und anderen großen Ärzten in dem bekannten Wort zusammengefasst: „Der Tod sitzt im Darm“. Eine andere Aussage von Hippokrates lautet. „Darm gesund – kerngesund. Darm krank – Mensch krank“.
    Die Erkenntnis, dass dem Darm eine entscheidende Bedeutung für Krankheit und Gesundheit hinzukommt, ist auch der Grund, warum in den letzten Jahren immer mehr Präbiotika, Probiotika und Symbiotika auf den Markt kommen, denn diese Mittel sollen zu einer besseren Darmflora beitragen und damit zu einer besseren Darmgesundheit. Tatsächlich haben diese Mittel auch eine förderliche Wirkung auf die Darmflora. Allerdings ist es damit kaum möglich, die gefürchtete „durchlässige Darmwand“, im englischen als „leaky gut“ bezeichnet, auszuheilen. Immer mehr Therapeuten erkennen, dass dieses leaky gut die Grundursache für fast alle Erkrankungen zukommt, denn die Tatsache, dass die Darmwand für lebensfeindliche Substanzen durchlässig wird, bedeutet eine Überlastung und schließlich Erschöpfung des Immunsystems, weshalb bei jeder therapeutisch sinnvollen Maßnahme als allererstes die durchlässige Darmwand saniert werden sollte.
    Elementarer Schwefel gegen den Leaky gut
    Die Wiederentdeckung der bereits im Altertum gemachten Beobachtung, dass die Einnahme von elementarem Schwefel, das heißt also des uns aus der Schule bekannten gelben Schwefelpulvers, Gesundheitsbeschwerden aller Art bessert und sogar zur Ausheilung bringen kann, kann ohne Übertreibung als eine echte Sensation bezeichnet werden: Ich durfte diese Zusammenhänge bereits während des Medizinstudiums erkennen, als einer meiner Professoren überraschend verstarb und seine Bibliothek unter seinen Assistenten aufgeteilt wurde. Es blieben eine ganze Reihe alter Bücher und Folianten übrig, für die sich niemand interessierte, so dass ich durch glückliche Umstände in den Besitz dieser Literatur gelangte.
    In der Annahme, dass unsere Vorväter nicht nur eine Medizin vertraten, die vom Aberglauben geprägt war, wie uns heutzutage so gerne weisgemacht wird, sondern dass auch sie in der Lage waren, in Ursachen-Wirkungsbezügen zu beobachten und zu denken, widmete ich mich dem Studium der über die Jahrhunderte von den Alten überkommenen Erkenntnisse. Dabei zeigte es sich, dass bestimmte Therapien immer wieder erwähnt wurden. Dazu gehört etwa der Aderlass, dem die Annahme zugrunde liegt, dass sich im Blut irgendwelche Stoffe finden, die ausgeschieden werden müssen, damit der Körper wieder gesund werden kann. Diese „Toxin-Lehre des Blutes“ ist eine absolut moderne und heute durch viele Studien bestätigte Auffassung.
    Eine andere Therapie, die sich durch die Zeitalter hindurchzieht, ist die Gabe von elementarem Schwefel. In all den Jahrhunderten wurde immer wieder darüber berichtet, dass die Gabe von elementarem Schwefel auf irgendeine geheimnisvolle Weise die Darmfunktion verbessern soll und selbst schwer Kranke Besserung und Heilung ihrer Beschwerden erfahren können. Natürlich begann ich noch während des Medizinstudiums, mit dem elementaren gelben Schwefelpulver im Eigenversuch zu experimentieren und setze seitdem den elementaren Schwefel seit fast 40 Jahren in meiner gesamten ärztlichen Tätigkeit bei allen Patienten als Basistherapie bei allen Arten von Befindlichkeitsstörungen mit großem Erfolg regelmäßig ein.
    Außerdem beschäftigte ich mich über all die Jahrzehnte auch über die chemischen Grundlagen der Wirkungen des elementaren Schwefels und habe diese für die Gesundheit von Jedermann äußerst folgenreichen Forschungs-Ergebnisse in meinem neuesten Buch: „Der natürliche Weg zu Heilung und Gesundheit“, erschienen im Telomit Verlag (www.telomit.com) genau dargestellt. Später erfuhr ich in meiner fast neunjährigen Tätigkeit in Südamerika, dass dort der elementare Schwefel auch heute noch bei allen Arten von Erkrankungen angewendet wird, vor allem bei Darmerkrankungen. Auch von Tierhaltern wurde mir in all den Jahren immer wieder berichtet, dass die Tiere durch die Gabe von elementarem Schwefel ein wunderbar glattes und gesundes Fell bekommen hätten.
    Wie gesagt, können diese Erkenntnisse der Vorväter in ihrer Tragweite gar nicht hoch genug angesetzt werden. Es muss sogar die Frage gestellt werden, warum diese einfache, billige und von Jedermann ohne Begleitung durch einen Fachmann anzuwendende Therapie mit elementarem Schwefelpulver so vollständig in Vergessenheit gebracht werden konnte – oder könnte das mit der Tatsache zusammenhängen, dass mit Gesundheit und Selbstbestimmung des Einzelnen das ganze System kollabieren würde, weil die Menschen nicht länger angstgesteuert wären? Gesteuert vor ihren Ängsten vor Krankheit, Alter, Siechtum und Tod?
    Elektronen sind lebenspendend für den Körper
    Im Lichte der modernen Chemie kann gesagt werden, dass der Schwefel Elektronen in den Körper bringt. Negativ geladenen Elektronen sind für Gesundheit und Wohlergehen des Menschen unabdingbar, wie jeder schon am eigenen Leibe erfahren haben dürfte, wenn er etwa am Meeresstrand barfuß gelaufen ist: Die Erde ist nämlich ein Kugelkondensator, der an der Oberfläche mit unzähligen negativ geladenen Elektronen aufgeladen ist, die dann über die feuchten Fußsohlen in den Körper einströmen und ihn beleben. Dasselbe gilt für die uralte Empfehlung des Tautretens, welches ebenfalls den ganzen Organismus mit Elektronen flutet und die Befindlichkeit verbessert. Ebenso ist auch die Ernährung mit Rohkost besonders reich an negativ geladenen Elektronen, weshalb die Rohkostnahrung als besonders gesund und gesundmachend bezeichnet werden kann. Durch Erhitzen der Nahrung, also durch Kochen, werden die Elektronen und die Biophotonen, beide gehören zusammen wie die beiden Seiten derselben Münze, zerstört und damit die Nahrung entwertet. Deshalb sollte man grundsätzlich einen möglichst hohen Rohkostanteil verzehren; Je mehr Rohkost verzehrt wird, umso besser, weil elektronenreicher.
    Oxidativer Stress
    Ein Mangel an Elektronen wird landläufig auch als „oxidativer Stress“ bezeichnet und ist ungesund. Schwefel ist der ideale Gegenspieler von oxidativem Stress. Dazu gehören vor allem Stress, mangelnder Vormitternachtsschlaf, unregelmäßige Lebensführung, Elektrosmog, Fehlernährung, mangelnde Flüssigkeitszufuhr, angstgesteuerte Lebensführung durch den Sorgengeist, speziell Angst vor Alter, Armut und Krankheit, und anderes.
    Zusammenfassung
    Die Darstellung dieser und anderer Vermächtnisse der Alten, die in meinen beiden letzten Büchern: „Warum nur die Natur uns heilen kann“ und “Der natürliche Weg zu Heilung und Gesundheit“, beide erschienen im Telomit Verlag, genau beschrieben werden, können als eine Art Weltpremiere angesehen werden, denn leider sind die naturheilkundlichen Erkenntnisse der Vorväter nach der Gründung der Rockefeller Foundation im Jahre 1913 alle eliminiert worden und heutzutage weitgehend nicht mehr zugänglich. Es handelt sich bei diesen beiden Büchern, ebenso bei dem momentan in Arbeit befindlichen dritten Band über Psychosomatik, Placebo und spirituelle Medizin, auch um eine Darstellung der Erkenntnisse der Vorväter. Vor allem aber wird mit den vorstehend beschriebenen einfachen Methoden der Darmsanierung erstmals wieder seit langer Zeit die Verantwortung für unsere Gesundheit in die Hände eines jeden Einzelnen zurückgelegt und damit letztendlich ein angstfreies Leben möglich. Freiheit ist möglich, und ein gesunder Darm ist der erste und wichtigste Schritt zur Gesundheit und damit in ein angstbefreites Leben. Dr. Dr. Karl J.Probst – Naturheilarzt, Physiker, Vitalcoach, Sachbuchautor und internationaler Referent

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Her mineralin vücudumuzda önemli bir görevde bulunduğu spesifik bir sisteme hitap edip onun düzenini koruduğu düşünüldüğünde kükürt mineralide bu döngüde solunum sistemimiz içinde görevi almıştır. Vücut içerisinde dolaşan oksijenin dengesini sağlayan ve her yere ulaştırılmasında görev alan kükürt aynı zamanda solunum sisteminin düzenli çalışmasını da kontrol eder ve düzenler. Kükürt tek başına egzama ve bazı cilt ve deri hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılır. Karaciğerde de görevleri olan kükürt minerali karaciğerin düzenli çalışmasını sağlarken aynı zamanda safra tarafından salgılanan salgıları da artırır ve vücuttaki B grubu vitaminlerin etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olur.

      Vücudun kükürt ihtiyacını karşılaması için günlük olarak alması gereken kükürt miktarı yetişkinlerde ortalama 1000 mg kadardır. Kükürtün vücutta yeterince bulunmadığı durumlarda saçlarda zayıflık ve deride solgunluk görülür.

      Cilt, saç ve tırnak sağlığı için gerekli bir mineraldir. Solunum yolları, karaciğer ve alerjik rahatsızlıklar için çok önemlidir. Oksijen dengesi ve beyin fonksiyonları için ihtiyaç vardır.” B” gurubu vitaminlerin görevlerini iyi yapmalarını sağlamaktadır. Kükürt eksikliği nadir olarak görülmekle birlikte, kükürdün vücutta yeterince bulunmadığı hallerde saçlarda zayıflık ve ciltde solgunluk görülür.

      Kükürt Mineralinin Faydaları

      Solunum sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur ve vücudun oksijen dengesini korur. Beyin fonksiyonlarının çalışmasını destekler. Saç, tırnak ve cilt sağlığı için gereklidir. Alerjik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Uyuz ve egzama gibi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur ve safra salgılarını arttırır. B Grubu vitaminlerinin kullanılmasına yardımcı olur. Zararlı bakterileri öldürücü etkisi vardır. Kükürtün faydaları arasında yaşlanmanın belirtilerini azaltması da sayılabilir.

      Kükürt Minerali Eksikliğinde Görülen Hastalıklar

      Kükürt eksikliği insanlarda görülür. Ama kükürtün vücutta yeterince bulunmadığı durumlarda saçlarda zayıflık ve deride solgunluk görülür. Kükürt çoğunlukla deri hastalıklarını yenmek için kullanılır. Özellikle egzamalı hastalar için birebir devası vardır.

      DİKKAT DİKKAT TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT ZEHİRDİR VE ÇOK TEHLİKELİDİR, ÇÜNKÜ NORMAL ENLEMANTAR KÜKÜRT İLE İLGİSİ YOKTUR TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRTÜN İSMİ KÜKÜRT TRİOKSİT (SO3) OLUP TEHLİKELİDİR. YANLIŞLIKLA KÜKÜRT DİYE ANILIYOR.

      Yorum yap


      • #4
        Kükürt çok eski zamandan beri özellikle deri hastalıklarında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Bazı maden sularının bileşiminde kükürt bulunduğuna göre, bu önemli doruğun tetkikini maden sularının geçmişi ile birlikte incelemek gerekir. Kükürt eski Mezopotamya’da ve eski Mısır’da bilindiği gibi uyuza ve diğer bazı deri hastalıklarına karşı kullanılırdı. Yine eski Yunan’da mineral sularla tedavi kürlerinin hangi mevsimlerde yapılması gerektiği ve banyo sırasında dikkat edilecek noktalar bilinirdi. Bu devirde maden sularının şifalı etkileri ilahi bir kudrete bağlanırdı. O zamanlarda kaplıcalara gitmek bir çeşit dini ayin idi ve tedavi din adamlarınca idare edilirdi.

        Eski Roma’da ise kükürt yine deri hastalıklarında kullanılırdı. Örneğin Roma’lılar Balneolojiye yalnız tedavi cephesinden değil, aynı zamanda mimari ve kaptaj tekniği bakımından da sağlam bilgiler getirdiler. Mettler, kükürt banyolarının Roma’lı Celsus’a (M.S. 3-64) dayandığını bildirir. Yine bir Roma’lı hekim olan Scrİbonius Largus (M.S. 1. y.y) “De Compositione Medicamentorum” adlı eserinde kükürtten söz eder. Böylece eski Romalıların eski Yunanlılardan alarak geliştirdikleri balneolojik bilgileri daha sonra başka ülkeler biraz daha ileri duruma getirdiler.

        Ortaçağ Avrupa’sında ise kaplıca din adamlarınca idare edilirdi ve rahipler kaplıca hekimliği görevini görürlerdi. Rönesansın başlangıcında ise Balneoloji ilmi bir süre durakladı. Çünkü katolikler ahlaki gayelerle banyo uygulamasını yasaklamışlardı.

        18. yüzyılda ise Hidroloji, ilmi ve hukuki temellere dayanmaya başladı. Ampirizm yolu terk edilerek maden suları kimyasal, fiziksel ve biyolojik usullerle standardize edilmeye başlandı. 19. yüzyılda ise kaplıca hekimleri bazı dernekler kurarak bu konuyu derinliğine incelediler ve Tıp Akademileri nbbi suların kontrolünü ele aldı.

        Osmanlı tıbbında da zaman zaman kükürt tedavisinden söz edilmiştir. 16. yüzyılda Hekim Nidâî, kükürdü kaşıntı tedavisinde kullandı. 1774 tarihli bir aktariye defterinde ise, kaya kükürt, çubuk kükürt, magrib kükürdü, kükürt çiçeği ve kastamonî kükürt olarak beş tip drog kayıtlıdır. 19. yüzyılda Dr. Mehmet Nuri de droğun deri ve akciğer hastalıklarında toz, kurs ve macun şekillerinde kullanıldığını yazmaktadır. İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de ise baston, değnek ve san toz olmak üzere üç şekil kükürt yazılıdır. Sarı toz şeklindeki kükürde kükürt çiçeği denir. Şerafettin Mağmumi, Kanıus-u Tıbbi (1911) adlı esekinde droğun pomad şeklinde deri hastalıklarında kullanıldığını yazmıştır.

        Modern Tıptaki Yeri: Gerçekten kükürt deride sülfür, alkalik disülfür ve pentationik asit şekline geçerek uyuz, pediküloz (bidenme) ve derinin bütün mikotik enfeksiyonlarında parazitisit ve fungisit etki gösterir. Kükürtün tedavideki ikinci bir etkisi de keratolitik etkidir ki bu nedenle psoriasis, sebore, bazı ekzemalar gibi paraziter ve paraziter olmayan deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Ağızdan alınan kükürt, barsakta kükürdü hidrojen ve sülfürlere dönüşür. Bu maddeler ise barsak duvarının nöromüsküler kısmını etkileyenek çok hafif stimülasyon yapar ve peristaltizmi arturırlar. Bu yüzden kükürt folklorik tıpta olduğu kadar, modern tıpta da kullanılır.

        Dermatolojide günümüze kadar çeşidi şekillerde içerden, paranteral ve dışardan lokal olarak kullanılan kükürdün pratik yararları ortadadır. Gougerot “kükürt dermatolojide vazgeçilmez bir elemandır. Yokluğunda doldurulması olanaksız bir boşluk meydana gelir” demekle bu elemanın önemini vurgulamıştır.

        Günümüzde kükürt, parazitisid (gale), antiseptik (piyodermitler ve mikrobien dermo epidermitler), antiseboreik (sebore, alopesi, akneler) ve keratolitik (psoriasis, epilatuar v.b.îarı) etkileri nedeniyle deri hastalıkları tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

        Derinin paraziter hastalıkları tedavisinde, özellikle uyuz tedavisinde kükürt her zaman güvenilir bir tedavi maddesi olmuştur. Bu antiparaziter etkinin keratoplastik etkisi ile olduğu üzerinde genel kanı vardır.

        KÜKÜRTÜN CİLDE FAYDALARI NELERDİR ?

        AKNE TEDAVİSİ :

        İçeriğindeki benzoil ile cilt ile haricen temasında alkali tepkimesi sayesinde akne tedavisinde çok güçlü bir savaşçıdır. Deri yüzeyinin bozulan yağ tabakasını dengeler. Anti- bakteriyel özelliği ile cildi temizleyip bakteri oluşumunu ve çoğalmasını engeller, var olan bakterilerin ölmesine yardımcı olarak cildi aknelerden temizler.

        EGZAMA TEDAVİSİ :

        Kükürt egzama, uyuz gibi özellikle kaşıntı veren deri hastalıkları ve enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılması tavsiye edilir.

        Rosacea (gül hastalığı) gibi cilde kızarık bir görüntü veren kronik hastalıkların da iyileşmesine yardımcı olur. Kükürt iltihabı kurutarak aynı zamanda bakterileri yok ederek bu tip cilt hastalıkların iyileşmesini sağlar.

        ANTI-AGING

        Kükürt kolajen üretiminin en önemli parçasıdır. Yaş ilerledikçe cilt üzerindeki kükürt düzeyi azalır ve cilt serbest radikallerin hasarlarına maruz kalır. Serbest radikallerin oluşturduğu hasar ile cilt kolajen yapısı parçalanır. Böylece kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Yine zararlı bakteriler cilde zarar verir ve yaşlanmayı hızlandırabilir. Kükürt doğal kolajen üretimini sağlar. Ayrıca cildi temiz tutarak, bakterilerin azalmasına yardımcı olarak cildin yaşlanmasını önler.

        KÜKÜRTÜN SAÇA FAYDALARI NELERDİR ?

        KEPEK TEDAVİSİ : Saç derisinin ölmesi ile oluşan kepek problemlerinin giderilmesinde kükürt sıkça kullanılır. Kepek gibi kafa derisi problemlerinde en doğal yöntemlerin başında gelir.

        DİKKAT DİKKAT TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT ZEHİRDİR VE ÇOK TEHLİKELİDİR, ÇÜNKÜ NORMAL ENLEMANTAR KÜKÜRT İLE İLGİSİ YOKTUR TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRTÜN İSMİ KÜKÜRT TRİOKSİT (SO3) OLUP TEHLİKELİDİR. YANLIŞLIKLA KÜKÜRT DİYE ANILIYOR.

        Yorum yap


        • #5
          KÜKÜRT ile BAĞIRSAK PARAZİTLERİ ve CANDİDAYA SON
          Bağırsak sağlıklı ise – özde sağlıklıdır. Bağırsak sağlıksız ise – İnsan da hastadır
          Bağırsak sağlığı
          Son yıllarda, eğitime dayalı geleneksel tıp, bağırsağın, sağlık ve tüm organizmanın iyileşmesinde çok önemli bir rol oynadığını giderek daha fazla fark etmeye başlamıştır. Bu bulgular Hipokrat ve diğer büyük doktorlar tarafından 2000 yıldan daha uzun bir süre önce "Ölüm bağırsakta yatar" sözüyle özetlenmiştir. Hipokrat'ın bir başka ifadesi şudur: "Bağırsak sağlıklı ise – özde sağlıklıdır. Bağırsak sağlıksız ise – İnsan da hastadır." Bağırsakların hastalık ve sağlık için çok önemli olduğunu gösteren bulgular/bilgiler, aynı zamanda son yıllarda daha fazla prebiyotik, probiyotik ve simbiyotiklerin piyasaya sürülmesini sağlamıştır. Çünkü bu maddelerin daha iyi bir bağırsak florasına ve dolayısıyla daha iyi bağırsak sağlığına yol açtığı düşünülmektedir.

          Gerçekten de, bu ilaçlar bağırsak florası üzerinde yararlı bir etkiye sahiptir. Ancak, bununla İngilizcede "leaky gut“ olarak adlandırılan, "geçirgen bağırsak duvarını" iyileşleştirmek pek mümkün görünmemektedir. Giderek daha fazla terapist, neredeyse tüm hastalıkların temelinde "leaky gut"'un yatığını fark etmektedir. Çünkü bağırsak duvarının yaşamı tehdit eden maddelere karşı geçirgen olması gerçeği, bağışıklık sisteminin aşırı yüklenmesi ve tükenmesi anlamına gelir. Bu nedenle, her tıbbi tedavide ilk önce geçirgen bağırsak duvarının temizlenmesi en mantıklı önlem görünmektedir.

          Leaky gut'a karşı elementel sülfür
          Antik çağda yapılan gözlemin yeniden keşfedilmesi, yani okuldan aşina olduğumuz kükürt tozunun diğer adıyla elementar kükürtün kullanımının her türlü sağlık sorununu iyileştirebileceği ve hatta sağlığa kavuşturabileceği gerçeği, abartısız olarak yüzyılımızın olayı olarak tanımlanabilir: Tıp öğrencisi olduğum zaman diliminde, profesörlerden birinin beklenmedik bir şekilde ölmesi ve kütüphanesinin asistanları arasında paylaştırıldığı sırada bu bağlantıları görmeye başladım. Profesörden geriye kimsenin umursayamadığı bir dizi eski kitap ve bilgilendirici folyo kalmıştır. Bu yüzden tesadüfi koşullar altında bu literatüre sahip olabildim. Bazıların iddia ettiği gibi atalarımızın sadece batıl inançlarla şekillenmiş bir tıbbi anlayışı temsil etmediği aynı zamanda neden-sonuç ilişkilerini gözlemleyip düşünebildikleri varsayımından hareket ettim ve kendimi yüzyıllara dayanan eskilerin bilgisini incelemeye adadım.

          Bu araştırmalar sırasında belli terapilerin sık, sık ifade edildiğini gördüm. Bunlardan bir tanesi, vücudun tekrar sağlığına kavuşması amacıyla kanda bulunan bazı maddelerin ayrıştırılması amacıyla uygulanan kan alımı uygulamasıydı. Bu "kanın toksin öğretisi" kesinlikle modern ve bugün itibariyle birçok çalışma tarafından onaylanmıştır. Çağlar ötesinden günümüzde kadar ulaşan diğer bir terapi de elementer sülfürdür. Yüzyıllar boyunca, bazı gizemli yollarla elementer kükürt uygulamasının bağırsakların işlevini ve hatta ciddi şekilde hasta olanların bile semptomlarını rahatlatıp iyileştirebildiği ve hastaları sağlıklarına kavuşturabildiği ortaya konulmuştur. Tabii ki, tıbbi çalışmalarım sırasında, kendi denememde temel sarı kükürt tozuyla deney yapmaya başladım ve neredeyse 40 yıldır tüm tıbbi uygulamalarda elementer kükürtü her türlü hastalık için temel bir terapi olarak kullanmaya başladım.

          Buna ek olarak, on yıllar boyunca elementer kükürdün etkilerinin kimyasal temelini inceledim ve bu son derece verimli araştırma sonuçlarını Telomit Yayınevi tarafından yayınlanan "Şifa ve Sağlık Doğal Yolu" adlı son kitabımda yayınladım. Buna ilişkin olarak wwwbitkiara.com adlı sitemizi inceleyebilirsiniz. Daha sonra, Güney Amerika'daki neredeyse dokuz yıllık faaliyetim sırasında, özellikle bağırsak hastalıklarında, elementer kükürtün her türlü hastalıkta kullanıldığını öğrendim. Bu zaman zarfında, bana sık, sık evcil hayvan sahipleri, elementer kükürtün özelliği sayesinde hayvanlarının mükemmel düzeyde düz ve sağlıklı bir deriye sahip olduklarını ifade etmişlerdir. Dediğim gibi, atalarımızın bu bilgilerinin kapsamı yeterince kullanıldığını düşünmüyorum. Elemanter kükürt tozunun bu basit, ucuz ve evrensel olarak uygulanabilir tedavisinin neden bu kadar tamamen unutulabildiğini sormak gerekir. Bu bilgiler neden unutulmuş olabilir? Eğer birey bunu bilme imkânına sahip olduğunda artık sağlık konusunda belirli bir yöne yönlendirilemeyeceği mi düşünülmüştür? Dolaysıyla farklı alternatiflerin olması sağlıkla ilgili tüm bir sistemi bozabileceği mi varsayılmıştır? Veya birileri, bireylerin artık, hastalık, yaşlılık, hastalık ve ölüm korkuları tarafından yönlendirilmiyor olabileceklerinden mi çekinmektedir?

          Elektronlar vücuda hayat veriyor
          Modern kimya ışığında, kükürtün, elektronları vücuda taşıdığı söylenebilir. Negatif yüklü elektronlar, insanların sağlığı ve refahı için vazgeçilmezdir: Hemen herkes bunu deneyimlemiştir, örneğin sahilde yalın ayak yürüdüğü zaman: Toprak, yüzeydeki sayısız negatif yüklü elektron ile yüklü bir top kondansatörüdür, daha sonra ayakların nemli tabanları yoluyla vücuda akar ve onu canlandırır. Aynı şey, tüm organizmayı elektronlarla dolduran ve duygularımızın gelişmesine hizmet eden yürüyüşe ilişkin eski tavsiye için de geçerlidir. Benzer şekilde, çiğ gıdalar özellikle negatif yüklü elektronlar açısından zengindir, bu nedenle çiğ gıda diyeti özellikle sağlıklı ve tedavi edici olarak tanımlanabilir. Yemekler ısıtılarak, yani, aynı madalyonun iki yüzü gibi birbirine ait olan elektronlar ve biyofotonlar pişirilerek yok edilir ve böylece yiyecek devalüe edilir. Bu nedenle, her zaman mümkün olan en yüksek ham gıda içeriği tüketmelidir; Elektron bakımından zengin olduğundan ne kadar daha fazla çiğ yiyecek yenirse, o kadar daha iyi bir sonuç elde edilir.

          Oksidatif stres
          Elektron eksikliği de genellikle "oksidatif stres" olarak adlandırılır ve sağlıksız bir durum arz eder. Kükürt, oksidatif stres için ideal bir antidottur. Bunlar arasında özellikle stres, sabah uykusuzluğu, düzensiz yaşam, elektro-yetersizlik, yetersiz beslenme, hidrasyon eksikliği, endişeli zihin tarafından yaratılan korku odaklı yaşam tarzı, özellikle yaşlılık, yoksulluk ve hastalık korkusu ve daha fazlası yer almaktadır.

          Özet
          Telomit Yayınevi tarafından, "Neden Sadece Doğa Bizi İyileştiriebilir" ve "Şifa ve Sağlık İçin Doğal Yol" başlığı altında yayımlanan ve dünya prömiyeri olarak da değerlendirilebilecek son iki kitabımda, bu ve eski uygulamaların farklı mirasları, detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Çünkü, ne yazık ki, 1913'te Rockefeller Vakfı'nın kurulmasından sonra, atalarımızın doğal şifaya ilişkin bilgileri elimine edildi ve bugünlerde büyük ölçüde erişilemez hale getirilmiştir. Yayına hazırlanan üçüncü cildinin yanı sıra, bu iki kitap, atalarımız sağlık konusunda bilgilerini de sunmak suretiyle psikosomatik, plasebo ve manevi tıp konularını ele almaktadır. Bununla birlikte, her şeyden önce, yukarıda anlatılan basit bağırsak temizleme yöntemleri, uzun bir süredir ilk defa her birimizin sağlığına yönelik sorumluluğunu kendi kontrolümüze vermekte ve sonuçta bize korkusuz bir hayat imkânı vermektedir. Özgürlük mümkündür ve sağlıklı bir bağırsak, sağlığın ilk ve en önemli adımıdır ve bu nedenle de kaygısız bir yaşam olanaklıdır. Dr. Dr. Karl J.Probst – Doğal şifa doktoru (Lokman hekim), fizikçi, yaşam koçu, kurgusal olmayan yazar ve uluslararası konuşmacı

          DİKKAT DİKKAT TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT ZEHİRDİR VE ÇOK TEHLİKELİDİR, ÇÜNKÜ NORMAL ENLEMANTAR KÜKÜRT İLE İLGİSİ YOKTUR TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRTÜN İSMİ KÜKÜRT TRİOKSİT (SO3) OLUP TEHLİKELİDİR. YANLIŞLIKLA KÜKÜRT DİYE ANILIYOR.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Kükürtün Mucizevi Faydaları

            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

              Yorum yap


              • #8
                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                  Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                  Yorum yap


                  • #10
                    DİKKAT YANLIŞLIKLA TARIMDA KULLANILAN KÜKÜRT'Ü YEMEYİN!, TARIM KÜKÜRT'Ü ÇOK TEHLİKELİDİR

                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                      Yorum yap


                      • #12
                        KÜKÜRT İle Aids , Şişkinlik

                        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                        Yorum yap


                        • #13
                          KÜKÜRT İle Daha Hızlı Ve Daha Rahat Yürümek

                          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                          Yorum yap


                          • #14
                            Kükürt Nedir ? Kükürtün Faydaları Nedir ? Kalsiyumun Zararları

                            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                            Yorum yap


                            • #15
                              KÜKÜRT İle Ülser Ve Bağırsak İltihabı

                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X