Duyuru

Collapse
No announcement yet.

KARBONAT, İngiliz Karbonatı, Sodyum Bikarbonat

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • KARBONAT, İngiliz Karbonatı, Sodyum Bikarbonat

    Doktor Simoncini kanserin sebebinin Candida Albicans Mantarı olduğunu söylüyor ve ispatlıyor vede kanser hastalarını Sodyum Bikarbonatla tedavi ettiğini söylüyor.

    Bağışıklık sistemi kan’ın pH değeri: 7,40 ve hafif üzerinde olursa daha aktif olur ve pH Değeri 7, 40’ın altında olursa bu seferde mikroplar daha aktif olur. Bu nedenle Gökçek İksir, Gökçek Tonik, Aloe Vera Jel, Bitkisel Kapsüller ve Çayları kullananların İngiliz Karbonatı ile tedavi süreci çok çok kısalır. Çünkü İngiliz Karbonatı kanın pH Değerini alkalik yapar..

    İngiliz Karbonatı : Bir litre suya bir çay kaşığı İngiliz Karbonatı karıştırılarak içilir. Not:Yüksek Tansiyon Problemi olanların 1 litre suya bir çay kaşığı İngiliz Karbonatı ile karıştırıp içilebilir. İngiliz Karbonatı sadece Sodyum Bikarbonat (NaHCO3) karbonattan farklıdır. Dikkat Karbonatı yani Sodyum Karbonat (Na2CO3) kullanılmaz.

    Asidoza karşı etkili doğal ürünler

    Tedavisi: Enginar, Spirulina, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Mantar Çayı, Enfeksiyon Çayı ve İngiliz Karbonatı kullanmanız gerekir.

    Asidoz: Helicobacter pylori isimli bakteri asidoz nedeniyle zayıflayan mide ve onikiparmak bağırsağına daha kolay yerleşir. Candida albicans isimli maya mantaları ise bütün sindirim organlarının mukazasında bunsada daha çok bağırsaklarda, özeliklede kalın bağırsağa yerleşir. Her ikiside asitlenmeye sebep olur ve toksik maddeler özeliklede zehirli gazlar, zehirli alkoller ve biyojen aminler (örneğin allerjiye sebep olan histamin) üretirler.

    Bir çözeltide varlığı ile bir asit veya bir alkalinin eklenmesinden oluşan pH değişmelerini azaltan kimyevi maddelere tampon adı verilir. Vücudun kimyevi tamponları içinde 4 ana tampon sisteminden söz edilebilir: Eritrosit-Hemoglobin tampon sistemi, protein tampon sistemi, fosfat tampon sistemi ve bikarbonat-karbonik asit tampon sistemi. İnsan bünyesinde, kanın pH'sı bir ömür boyu belirli bir dengede tutulmakta olup ortalama pH:7,4'dır. İnsan ömrü boyunca, yaz ve kış, gece ve gündüz demeden kanın pH'sı sabit tutulmaya çalışılmaktadır. pH'da çok az bir oynamanın (asit veya baz (alkali) 02 oranında dahi kayma olunca hayati tehlike olur. Yani pH'sı 7,35'in altı veya 7,45'in üstü olursa hayati tehlike olur. pH'nın korunmasında vücudun tampon sistemleri ve bu arada akciğer ve böbreğin büyük rolü vardır. Akciğer ve böbreklerde asit iyonların dışarı atılır. Bikarbonat-karbonik asit tampon sistemi tampon sistemler içinde adından en fazla bahsedilen bir sistemdir. Bikarbonat-karbonik asit sistemi, zayıf bir asit ve bunun kuvvetli bir bazla meydana getirdiği tuzun karışımından ibaret bir sistem olup, diğer bütün tampon sistemlerin tabi olduğu kanunlar uyarınca çalışır.

    Vücudumuzda 100 trilyon hücredeki metabolik değişimler yani hücrede enerji oluşumu sırasında karbonik asit (H2CO3) çıkar ve ayrıca bazı besinler (et, peynir ve mamulleri) ve içecekler (siyah çay, kahve ve kola) vücudun asit oranını aşırı yükselir. Eritrosit-Hemoglobin tampon sistemi ve sodyumbikarbonat (NaHCO3) karbonikasidi tampon sistemi ile vücudun asit-baz dengesi korunur. Karbonik asit ve laktik asit (süt asidi) su ve karbondiokside dönüşür ve buda böbrekler ve akciğer tarafından dışarı atılır. Dışarı atılamayan asitler mineraller tarafından tuza (asidik tuzlar, bazik tuzlar veya halojenik tuzlar, yemek tuzu değil) dönüştürülür, sonra bağdokularına CURUF şekline yerleşir (depolanır) ileride atılmak için. Bu sürekli depolama hücre ve dokuların beslenmesini engeller. HCO3 + X (metal, ametal halojen, örneğin sodyum, klor, flor, kalsiyum, magnezyum vb.)------>HCO2X oluşur. Ve bu CURUFTUR ve bu cürufa ileride bakteri virüs ve mantarlar yerleşerek zehirli gazlar, zehirli alkoller ve hormona benzer biyojen aminler üretirler. Ve de sayısız hastalıkların merkezi oluşur.

    Kanda ve hücreler arası sıvıda karbonik asit, asetik asit, fosforik asit, sülfürik asit ve süt asidi (laktik asit) yoğunlaşması kalp kaslarına zarar verir ve kalp krizi ortaya çıkar. Ayrıca beyin kanaması, kan dolaşımı anormallikleri ve müzmin iyileşmeyen yaralar görülür. Hemoglobin ve sodyum bikarbonat asidin bir kısmını tampon sistemi ile baza çevirir ve asitlenmeyi önler. Tabii vücutta yeterince mineral varsa, yoksa depolayarak CURUF oluşturur. Bu nedenle derin nefes alınca daha çok karbondioksit dışarı atılır ve buda vücuttaki asidin azalması demektir. Mide tarafından tuz ve karbonik asidin sodyum bikarbonat ve tuz asidine çevrilmesi ile ortaya çıkar. ( NaCl + H2CO3 ----> NaCO3 + HCl ) Mide derisi bir kaç tabakadan oluşur iç tabakalar bu görevi görür. Tuz asidi midenin içine verilirken sodyum bikarbonat Pankreasa gönderilir.

    Kanın pH-Değeri 7,4?dır, yani hafifi bazik olup bu değer 7,35-7,45 arasında hafif değişebilir. Vücudumuzdaki bir çok metabolizma hareketleri sonucu (proteinler parçalanınca fosforik asit, sülfürik asit, yağlar ve karbonhidratlar parçalanınca asetik asit ve karbonik asit oluşur.) asit oranı yükselir ve bunun beli bir zaman sonra yeniden normal seviyeye gelmesi gerekir. Bazik olan minerallerle (potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum) gibi) kanın asit-baz dengesini sağlamada önemli rol oynar. Bilindiği gibi tuzun yapısı sodyum ve klorit isimli iki elementten oluşur. Şayet kişi aşırı et, peynir ve mamulleri, tatlılar yer ve siyah çay, sigara ve alkol içerse kandaki pH-değerinin asitleşmesine sebep olur, çünkü bu besinler asitleşmeye neden olurlar.

    Bağırsaklarda pH-Değeri 5-7 arası olması gerekir, yani hafif asidik bir ortam olması gerekir. Bağırsak florasının en önemli faydalı bakterisi olan laktik asit bakterileri (süt asidi bakterileri) ancak bu ortamda yaşayabilirler. Bağırsak florasını oluşturan bakteriler lifli besinleri parçalayarak yağ asitlerine dönüştürürler, bu insan sağlığı için çok önemlidir. Bağırsak forası ayni zamanda B12 ve K2-Vitamini gibi önemli vitaminleri de yaparlar. Bu ne demek, bu kişi şayet lifli besinler (sebzeler, meyveler ve kepekli un mamulleri) yemezse avitaminoza (vitamin yetersizliği) ortaya çıkar.

    Bağırsaklardaki zehirli gaz dışarı atılmazsa sindirim salgılarına karışır ve zehirlenmeye neden olur.

    Kalp kaslarının pH'sı 6,9 yani çok hafif asitli ortamdadır, fakat 6,5'in altına düşerse kalp krizi olur.

    Asitleri lenf bezi asidik tuz çevirirken şişer.

    Asidoz nedeniyle mantarlar özelliklede bağırsak mantarları çoğalır.

    Asidozla birlikte amonyak, aflatoksin ve aldehidler çoğalır ve bunlaer başta karaçiğer ve beyine zarar verirler.

    Asidoz nedeniyle küçük kandolaşımı anormalikleri ortaya çıkar ve basur oluşur.

    Tatlı besinler metabolik değişimler sonucu aside dönüşür. Bu asidi atmaya çalışır aramazsa curufa dönüştürerek depolar.

    Fazla yağlar (et ve peynir) asetikaside buda asetik tuzuna dönüşür. Bu nedenle Et mamülerindeki protein ürük aside dönüşür, buda ürikasit tuzuna dönüşerek curuf şeklinde depolanır.

    Asitler asidik tuza dönüşürken aşırı oranda sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller harçanır. Asitleri nötürleştirmekte veya hücre yapımında kulanılması gereken mineraller azalır.

    Hücre asitlenmesi ve curuflanması nedeniyle hücreler sertleşir. Örneğin Eritrozitler sertleşince oksijeni ve besleyici maddeleri hücrelere kadar taşıyamaz çünkü esnekliğini kaybeder.

    Asidoz nedeniyle nefes darlığı ortaya çıkar çünkü eritrozitler oksijen taşımakta ve ve kılcal damarları çemkete zorlanır.

    Asidozla birlikte kanda proteinde varsa kanın akışı yavaşlar çünkü koyulaşır.

    Curuf için harçanan mineraller saç, kemik ve kemikten alındığından, kemiklerin yoğunluğu azalır, tırnaklar kırılır ve saçlar dökülür.

    Curufun sertleşmesi deride şişli,klere yani selülite sebep olur.

    Asidoz nedeniyle iğne şekilinde asit kristalleri oluşur ve bu kristaller kıkırtakları tahripeder ve neticede disklerde beslenemez ve disk fıtığı görülür ve eklemler deforme olur.

    Asit kristalleri sinir hücrelerine batar ve sinirsel ağrılar görülür.

    Asitlenme kolesterolada sebep olur. Asit kandaki kalsiyumu kendine bağlar, kanda kalsiyum bulamazsa damarların iç duvarındaki kalsiyumu alır ve buradada bulamazsa kemiklerden kalsiyum alır. Alınan kalsiyum yerine kolesterol görev alır. Şayet sürekli azalan kalsiyum yerine kolesterol eklenirse damarlar sertleşir. Bu sertleşen damarlar mesela tansiyonun yükselmesi ile birlikte damarın iç duvarında çentikler (küçük yırtılmalar) görülür. Bu yırtıklarda kolesterolla yamanır ve sürekli damarlar sertleşir. Kemiklerde bir miktar kalsiyumun eksilmesi büyük bir problem olmayabilir ama kanın çok hafif asitlenmesi ölüm demektir.

    Kemo terapi gören ağır hastalarda aşırı hücre ölümü görülür, hücre ölümleri kandaki ürikasidi artırır. Bu nedenle eksilen kalsiyumu açil olarak damardan takviyeetmek gerekir.

    Fosforasitli içecekler (limonata) kandaki ve kemikteki kalsiyumu dışlar ve onun yerine geçer. Böylece kemik erimesi görülür.

    Romatizma bir asidoz hastalığıdır. Et ve peynir yiyenlerde aşırı oranda ürikasit görülür. Bunu asidik tuza çevirmek için aşırı oranda X-Elementleri (sodyum, potasyum, kalsiyum, flor, klor, magnesiyum vb..) gerekir. Ürikasiti Ürikasit kristallerine dönüştürerek depolanır. Böbrekler beli miktarda ürükasiti dışarı atar. Şayet protein alımı devam ederse veya çürük diş varsa (buda sürekli protein parçalanmasına neden olur) böbrekler bu kristalleri dışarı atamazsa, ürikasit tuzuna çevirerek depolar ve bu kristallerde dokuya batarak ağrı verir.

    Midenin zayıflaması veya iltihaplanması nedeniyle kaliteli veya yeterince sodyumbikarbonat üretemez. Buda vücutta asitlenmeyi önleyen en önemli faktör olan sodyumbikarbon yetersizliğine vede neticede asidoza sebep olur. Asidoz sonucu: Kalp ve kandolaşımı rahatsızlıkları, kabızlık, romatizma, gut hastalığı, şeker, yağ hazımsızlığı, kanser ve diğer iltihaplı bir çok hastalık ortaya çıkar.

    Et-, peynir ve et mamulleri vücudumuzdaki H+ (hidrojen) ve C+ (karbon) iyonlarının yükselmesine neden olur. Bunu nötrleştirmek için O2- (oksijen) iyonları gerekir ve O2- iyonları ile birlikte H2CO3 (karbonik asit) ortaya çıkar. Buda H2O (su) idrar yoları ile CO2 (karbondioksit) nefes yolları ile dışarı atılır. Aşırı et-, peynir ve et mamulleri ise H2CO3 nin aşırı yükselmesine sebep, buda kanın asitlenmesi demektir ve bu büyük tehlikedir. Asitlenmeyi durdurmak için küçük beyin akciğere O2- alımını yavaşlatmayı emreder, O2-alımının yavaşlaması ile birlikte beslenemeyen hücreler nedeniyle kişi hemen yorulur. Uyumakla yorgunluk geçmez, bu nedenle en fazla haftada iki gün et yenmelidir ve asla peynir yenmemelidir.

    Pankreas zafiyeti: Bir diğer faktör ise bilindiği gibi mide asidi olup onu pankreasın salgıladığı sodyum bikarbonat?la nötrleştirir. Şayet pankreas zafiyeti söz konusu ise o zamanda kandaki asit ? baz dengesi bozulabilir. Asit-baz dengesinin bozulması bir çok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu hastalıkların başında her türlü alerji, her türlü iltihaplı (enfeksiyon) rahatsızlıkları, kronik yorgunluk, bel fıtığı, kas ve eklem rahatsızlıkları, mide-bağırsak rahatsızlıkları ve yüksek tansiyona sebep olabilir. Bu nedenle bazik ağırlıklı besinlerle beslenmek gerekir ve bunların basında sebze ve kepekli ekmek gelir.

    Yanlış beslenme sonucu bağırsaklarda pH-7 civarına (nötür) veya hafif üstüne çıkarsa, buda besin maddelerinin sindirimi sırasında ortaya çıkan amonyumu (NH4+) amonyaka (NH3) dönüşmesi demektir. Amonyak nötür, yani pozitif veya negatif yüklü olmadığından kolaylıkla hücrelere sızar ve buradan kana karışır. Kandaki amonyak biyojen aminler ve mikropların salgıladığı zehirli gazlar ve zehirli alkoller 'de karaciğer tarafından arıtılır. Bu ise karaciğeri aşırı yorar vede asli görevini yapamaz, yanıi enzimler salğılıyamaz hale gelir. Bu durumun uzun sürmesi bağırsak florasının bozulmasına ve de daha çok artık madde ortaya çıkması demektir ve bu şeytan üçgeni bozulmaz ise bir çok hastalığa neden olur. Amonyak hücreler için tehlikeli bir zehirdir, amonyum ise bağırsak mukozasını temizleyici özeliklere sahiptir.

    Mide-Bağırsak zafiyeti: Bir diğer önemli faktör ise mide aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.), soft içecekler (kola, fanta vb.), özelliklede dikkatsizce kullanılan kimyasal ilaçlar ve bunlarında en tehlikelisi olan ve bağırsak florasını ve mide mukozasını tahrip eden antibiyotiklerdir. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide iltihaplanması, mide mukozası iltihaplanması ve bağırsak florasının bozulması ve iltihaplanması tabi azalan faydalı bakterilerin yerine MANTARLARIN yerleşmesi. Bu nedenle Mide yeterince İntrinsik faktörü (sialinasitli glukoprotein) salgılayamaz ve bağırsaklardaki mantarlarda sürekli mikotoksinler (mantar zehirleri) üretir. İntrinsik faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin ne kadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineral yetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722)

    Asidoz, hastalıkları tetikleyen sebeplerin başında gelir. Asidozu tetikleyen sebepler:
    a)Alkol: Kişi alkol içiyorsa karaciğer alkolü aside dönüştürür ve fazladan ortaya çıkan Asit Asidoza sebep olur.
    b)Hayvansal Besinler: Yağ içerir ve yağlar yağ asidine dönüşür, Yağ asitleri ise aside dönüşür ve bu fazladan ortaya çıkan asit asidoza sebep olur.
    c)Barsak Mantarları: Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler, özelikle de zehirli alkolleri karaciğer Aside dönüştürür. Fazladan ortaya çıkan Asit Asidoza sebep olur. Asidoz son 50 yılda Dünyada hızla yayıldı. Çünkü insanlar aşırı Kimyasal ilaç kullanıyorlar veya işlenmiş Gıda (Cips, Kola vs.) tüketiyorlar. Kimyasal ilaçlar ve işlenmiş gıdalar bağırsak florasını bozuyor, faydalı bakterileri yok ediyor ve çok tehlikeli bağırsak mantarlarının çoğalmasına sebep oluyor ve bu mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler Asidoza sebep oluyor. Mantarların sebep olduğu Asidoz diğer faktörlere göre hemen hemen % 90’ını teşkil eder.
    Bütün Hastalıkların % 95’ini Asidoz tetikler, Çünkü Asidi nötürleştirmek için ;
    1- Kandaki Kalsiyum asitle reaksiyona girerek asidik-tuz oluşur.
    2- Şayet kanda Kalsiyum bulunamazsa damarların iç yüzeyindeki Endotel tabakasındaki kalsiyum emilerek asitle reaksiyona girer. Damarların iç yüzeyindeki kalsiyumun azalması Duvarda ki Tuğlanın sökülmesi gibidir. Eksilen Kalsiyumun yerine Kolesterol yaması yapılır. Bu yamada eksilen Tuğlanın yerine kağıt yapıştırmak gibidir.
    3- Kanda ve Endotel tabakada Kalsiyum bulunmazsa Kemikteki Kalsiyum asitle reaksiyona girerek bileşir ve kemikler zamanla incelerek Cam Kemik oluşur.
    4- Kan, Damar ve Kemiğin haricinde Hücre içerisinde Endoplazmik Retikulum da depolu bulunan Kalsiyumu asit mıknatıs gibi kendine çeker ve birleşerek asidik-tuz oluşur.İşte böylece kişide Obezite, Cilt Hastalıkları, Alerji, Şeker Hastalığı, Tansiyon, Kolesterol, Karaciğer Yağlanması, Bronşit, Astım, Romatizma, Miyom, Lipom, Kalp-Damar Rahatsızlıkları vb. bir çok hastalık ortaya çıkar.Barsak Mantarlarını yok etmedikce, asidozu önleyemezsiniz.Asidozu önlemdikce hastalıklardan kurtulamazsınız.Kalsiyum kaçağının bütün bu hastalıkları tetiklediğini Harvard Üni. Tıp Fakültesi Genetik Bilimler ve Kompleks Hastalıklar anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi bunu belgeldi.

    Karatay Diyeti aslında Hollywood Diyetinin (Protein Diyeti) geliştirilmiş halidir.Daha öncede Protein Diyetini Dr. Atkins, Dr. Dukan ve bir çoğu denediler ve geliştirdiler.Kişi aşırı et, peynir ve yumurta yerse aşırı oranda arahidon asit ortaya çıkar ve bu da asidoza sebep olur.Asidoz damar sertliği, ödem, kalp krizi, beyin kanaması, romatizma, kısırlık ve organlarda yağlanmaya sebep olur.Asidozlu ortamda bakteri virüs ve mantarlar hızla yayılır.Protein Diyeti bir saçmalıktır.Sağlıklı olan Peygamber Diyetidir.Peygamber Diyetinde kişi günde 2 öğün yer, az yer ve çok çiğner çok basit ve en sağlıklı metot budur.Fakat kişinin ilk zamanlar buna alışması biraz zaman alır.

    Bazı diyetisyenlerde nedense sürekli şu kadar et ve şu kadar peynir yenmeli diyorlar. Et, peynir ve mamülleri kanda asitlenmeye neden olduğu bu asidi nötürleştirmek içinse aşırı oksijen ve kalsiyum harcanmasına sebep olduğu tesbit edilmiştir. Oksijen yetersizliği halsizlik, dermansızlık ve immün sisteminde (bağışıklık sistemi) zafiyete neden olur. İmmün zafiyeti ise birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bu nedenle beli bir yaştan sonra bu 35 olabilir çok az et ve et mamülleri tüketilmeli ve asla peynir yenmemelidir.(Nhp 10.06.1416)

    Tavuk Yumurta: Tavuk Yemi hazırlanmasında kullanılan Premix (Ön Karışım) Avrupa Ülkelerinden ithal edilmektedir.Premixin içeriğinde Östrojen (dişilik hormonu), antibiyotik ve beta karoten gibi katkı maddeleri var.Tavuk yemi hazırlanırken bir ton yeme bir kilogram premix katılır.Bu suni yemle beslenen tavukların eti ve yumurtasını hamile anneler, emzikli anneler, bebekler ve küçük çocuklar yerse cinsel organı normal gelişmez.Yetişkinler hormonlu tavuk ve yumurta yerse iktidarsızlık, prostat büyümesi ve prostat kanseri rizikosu oluşur.Tavuk ve yumurtanın nereden geldiğini bilmiyorsanız asla yemeyin, aksi halde telafisi imkansız durumlar ortaya çıkar.

    ÇİĞNEME: Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atomsentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (curuf) yoğunlaşmasına sebep olur.Curuflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.Az çiğneme sonuçu ortaya çıkan aşırı asidoz ve cürufu atmak için toplar damarlar, lenf kanaları, böbrekler ve akciğerler sürekli çok çalışmaktan artık arıtmaz hala gelirler.Belediyenin fen işleri gibi çalışan lenf sistemi mikropları yok edeceğine mikrop üretir hale gelir.Yıllar önce İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen'di ve onun zamanında İstanbul çöplüğe dönmüştü.Kapalı çarşı ve Emin önünde iş yeri sahipleri birbiri ile kavga yapıyorlardı benim iş yerimin önüne çöp atmayın diye ve Turistler ağızlarını tıkayarak ''Oh My God'' diye bağırarak kaçıyorlardı.Lenf sistemi de aynı Belediyenin Fen işleri gibi günde 3 litre ölü hücre, ölü bakteri, protein artıkları, yanmamış yağlar vb artık maddeler ile birlikte fazla kirli sıvıyı (yoğun olarak su) toplar.Lenf sistemine aşırı yükleme olursa mikropları yok edeceğine mikrop üreten merkez olur.Böbrekler sürekli kan temizlerken kan aşırı kirli olursa böbrekler yorulur ve yavaş yavaş kronik böbrek yetmezliği başlar, aşırı kirlenene kanı akçiğer arıtmazsa bronşit, astım ve nefes darlığını tetikler.Sürekli vücutta cüruf (artık madde, ölü hücreler, mikroplar vs) oranının yüksek olması kist, miyom, lipom, nodül, damarlarda yağlanma daralma sonucu beyin, kalp, pankreas, karaciğer vb., organlarda yağlanma sonucu bir mikroplar için ideal bir cüruf (bataklık) oluşur ve kişi çok kolay hastalanır ve kolay kolay iyileşemez.Gökçek İksir, Aloevera jel, damar çayı ve enfeksiyon çayı ile vücutta ki cürufu arıtmak mümkündür, fakat yeniden cüruf olşmaması için mutlaka çok çiğnemek gerekir.

    Bir araştırmaya gönüllü olarak katılan bir grup insana yemeleri için kek verildi ve 15 defa çiğnemeleri söylendi ve aynı kişilere tekrar kek verildi ve bu kez 40 defa çiğnemeleri söylendi.40 defa çiğnediklerinde % 12 daha az kalori aldıkları izlendi.Sakız çiğnemenin yemek çiğnemekle ilgisi ve faydası yoktur.Harbinli Doktorlar 16 orta kilolu ve 14 şişman üzerinde yaptıkları araştırmalarda obez olanlarla normal kiloda olanların aynı hızla lokmaları çiğnedikleri, fakat obezlerin lokmaları daha çabuk yuttukları tespit edilmiştir.İlim adamlarının yaptığı araştırmalarda çok çiğneyerek beslenenlerin beyinin de tokluk hissi uyandıran ghrelin hormonun erken salgıladığını ve hızlı yemek yiyenlerde tokluk hissi veren hormon yerine açlık hissi veren grelinin harmonu çok yavaş azaldığı gözlenmiştir.Bundan anlaşılması gerekende çok çiğneyince kişi bir tabak yemek yiyince doyuyorsa hızlı yemek yediğinde 4 tabak yemekte ancak doyabilir.Kişi fazla yemek yiyince sindirim organlar, böbrekler, damarlar, lenf sistemi yani kısaca bütün organlarda cüruf oranı çoğalır.Artan cürufu atmak zorlaştıkca hastalıklarda ağırlaşır.Basit bir örnek verecek olursak Muftakta bulaşık yıkamanız gerekiyor, bulaşıkları yıkamadan önce bulaşık artıklarını çöpe dökmeniz gerekir, aksi taktirde iri yiyecek artıkları gideri tıkar.Kişi hızlı yemek yerse proteinler küçük molekülü aminoasitlere dönüşeceğine küçük proteinlere dönüşür, metabolik değişimler sırasında çok artık madde ortaya çıkar.Bu da vücutta cürufun yoğunlaşması demektir.Eskiden köyde Taş değirmen vardı, değirmen takriben 800-1000 kg olup tepsi gibi yuvarlak ve ortasında 15-20 cm çapında bir deli var ve bu deliğe yukarıdaki hazneden bir oluk vasıtası ile yavaş yavaş az miktarda buğday akar ve buğday un haline gelir. Şayet, değirmene olması gerek den fazla buğday akarsa un yerine elinize küspe geçer.İşte doğru çiğnenmeyen besinde sindirim sisteminde büyük felaketlere sebep olur.Aynı şekilde kahve değirmeninde misk cevizi (Küçük Hindistan Cevizi) öğütmeye kalkarsanız, değirmeni kırarsınız.

    Doğalilaçlarla asidoz, yani kanın asitlenmesi tedavi edilebilir. Bunların başında
    1-) Gökçek İksiri
    2-) Gökçek Tonik
    3-) Bazik Tuz gelir, fakat bu kalıcı bir tedavi değildir, sadece geçici olarak asidi düşürür.
    Kalıcı tedavi sadece Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik ile mümkündür. Su alırken asitli su veya içecek (cola, fanta, gasoz) vede özelikle siyah çay asla içilmemelidir. Özelikle içme sularına karbonikasit (gazlı içeceklerin hepisinde mevcuttur.) katılmaktadır, bu ise sağlıklı değildir. Bunedenle naturel su içilmeli vede birleşiminde hidrojenkarbonat olanlar tercihedilmelidir.

    2-) Asit-baz dengesini en iyi ZYE preparatları veya Gökçek İksiri dengelemede yardımcı olabilir. Bu asidoz?a doğru yönelen pH-değerini normala çevirir vede hertürlü mikrobu (bakteri, mantar, virus ve parazitler,) zararsız halle getirir. Ayrıca aradoku ve muhazadaki (sümüksü iç deri; mide mukazası, bağırsak mukazası gibi) artık maddelerin dışarı atılmasını sağlar ve lenf bezelerini çalıştırır (nezleye bak). Ayrıca stres, aşırı çalışma temposuda vücudun asitlenmesine neden olur ve bu nedenle psikolojik rahatlama (izin yaprak veya meditasyonla) gereklidir.

    3-) Pankreas zafiyeti nedeniyle Pankreasın yeterince bikarbont (H CO3-) salgılayamaması sonucu ortaya çıkan asidoza karşı karbonat hapı (sodyum bikarbonat = NaHCO3) alınır, fakat bu kalıcı bir tedavi metodu değildir. Mutlak suretle mide ve bağırsakların regenerasyonu gerekir. Buda anacak ve ancak Gökçek İksiri ile mümkündür.


    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2


    Karbonatın Bilmediğiniz Kullanım Alanları
    Annelerimizin öğrettiği ekmeği kabartmak ve buzdolabı kokusunu önlemek için kullanılan karbonatın, aslında pek çok kozmetik alanında kullanılabileceğini biliyor muydunuz? Eğer vücudunuz ve eviniz için detoks arıyorsanız, bu çok amaçlı madde bütçenizi aşmadan hayatınızı kolaylaştıracak.Eski Mısırlılar sabun olarak karbonata benzer bir bileşik kullanırlardı. Bu madde antiseptik, antifungal(mantara karşı) ve vücutta oluşan hafif pullanmayı gidericidir. Günlük hayatta kahve fincanında oluşan lekeleri yok eder ve buzdolabına koyduğumuz bir kap karbonat oluşan kötü kokuları emerek ortadan kaldırır. Ayrıca mide ağrısı rahatlatmak için olarak tüketilebiliyor.Tabii bahsettiğimiz bu çok amaçlı sağlayan karbonat, organik karbonat. Piyasadaki market karbonatlarının içinde katkı maddeleri bulunabiliyor.

    Dişlerinizi karbonat ile fırçalayın: Fırçanızı bazı koku önleyiciler ve diş beyazlatma macunları yerine doğal olarak karbonata batırarak (tadı okyanusa benzer, tuzlu ama katlanılabilir) kullanabilirsiniz.

    Yüzünüzü karbonat ile yıkayın: Sert ve ölü hücrelerin dökülmesi için kullanılan kozmetik maddeler yüzünüzde istemediğiniz lekeleri temizlemek ve vücudun üst tabakasını nemli tutmak için pek uygun değildir. Karbonat, özellikle ham bal ile birlikte kullanıldığı zaman dirsek ve ayak temizliğinde çok faydalı olabilmektedir. Cildiniz çok hassassa ve gerçekten nazik bir temizleyici arıyorsanız sadece bal ile yıkayabilirsiniz. Fakat bala bir miktar karbonat eklerseniz kan dolaşımına yardımcı olacaktır. Bir yemek kaşığı organik balı, bir çay kaşığı karbonat ile karıştırın ve sonra yüzünüze dairesel hareketlerle hafifçe masaj yapın. Bir dakika beklettikten sonra ılık ya da soğuk suyla yıkayın. Bu kendi yaptığınız yüz yıkama karışımı çok ferahlatıcı, yatıştırıcı ve akne gidericidir.

    Deodorant yapalım: Dört tatlı kaşığı karbonata, kokusu hoşunuza giden uçucu yağdan(lavanta, gül, nane) yaklaşık on damla ekleyerek karıştırın ve koltuk altları için deodorantınız hazır. Gün boyunca yeniden kullanmak isteyenler bu karışımı yanlarında taşıyabilir.

    Akne ve Siyah nokta-giderici: En iyi doğal akne giderici çözüm yeşil çaylı kildir. Ama doğal çözüm olmadığı zaman; karbonat ve su ile macun kıvamında karışım hazırlayarak aknelere uygulayabilirsiniz.

    Saçlarınızı da temizleyin: Eğer şampuan kullanmayanların arasına katılmak ya da saç köklerinde biriken kalıntıları temizlemek isterseniz karbonat kullanımı iyi bir seçenek olabilir. Sadece ılık bir bardak suya bir çorba kaşığı karbonatı ekleyin. Saçınızı ıslattıktan sonra karışımı dökün. Banyodan çıkmadan önce saçınızı iyice tarayın ve saçınızdaki kayganlık hissi tamamen arınana kadar durulayın.

    Mide yatıştırıcı: Mide asidi, mide ekşimesi, gaz ve diğer mide sorunları karbonat ile hızla giderilebilir. Çünkü Karbonat hafif alkalilik sorununa neden olan asidi nötralize edebilir. Sadece ılık bir bardak su içine bir çay kaşığı karbonat karıştırın ve için. Ancak bu uygulamanın ardından en az 2 saat hiçbir şey yenmemesi tavsiye ediliyor. Midenizdeki asit nötüralize olacağında besin sindirimine uygun bir ortamın oluşması zaman alacaktır. Mide hastalığı olanların kullanım öncesi hekimlerine danışmaları önerilir.

    Cildinizi Nemlendirin: Yatıştırıcı ve cilt yumuşatıcı bir deneyim için banyo suyunuza biraz karbonatı ekleyin ve bu sayede sabun ve vücut şampuanına ihtiyacınız kalmasın.
    Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:21 ) değiştirilmiştir.

    Yorum yap


    • #3


      Asit baz dengesi, asit–baz denge bozuklukları ve tedavi yaklaşımları

      ASİT–BAZ DENGE BOZUKLUKLARI ve TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

      Prof.Dr. Neval Duman


      Asit-baz dengesi ,vücut sıvılarının hidrojen iyonu(H+) konsantrasyonu dengesidir. Vücut sıvılarında çok az miktarda H+ iyonu bulunmasına rağmen; konsantrasyonundaki çok küçük değişiklikler bile enzimatik reaksiyonları ve fizyolojik olayları etkiler. Sağlıklı insanda kanda 36-40 nanomol/L hidrojen iyonu bulunur.

      Ph Kavramı
      Bir solüsyondaki hidrojen iyonu konsantrasyonunun negatif logaritmasıdır.pH 7.40 düzeyi hidrojen iyonu konsantrasyonunun yaklaşık 40 nmol/L olduğunu gösterir ve bu fizyolojik pH dır.Normal arter kanında pH 7.35 ile 7.45 arasında değişir.Venöz kanda ise pH 0.03-0.05 daha düşüktür.pH ile HCO3 ve pCO2 değerleri arasında matematiksel bir ilişki vardır. Asit Baz bozukluğu bunların bir veya ikisinin değişimi ile oluşur.
      (HCO3 -)
      pH = Sabit Değer ´
      pCO2

      Asit-Baz Dengesinin sağlanması
      Hücresel metabolik olaylar sonucunda, vücutta sürekli olarak asit özellikte maddeler oluşmaktadır.Bu asit maddeler 2 ana guruba ayrılır:
      1-Volatil(Uçucu) asitler:
      Karbondioksite dönüşebilen asitlerdir.Karbonhidrat ve yağların yanması sonucunda ortaya çıkan CO2 eritrositler tarafından tamponlanır ve akciğerlere taşınarak solunum ile atılır.
      2-Nonvolatil(Uçucu özelliği olmayan)asitler:
      Karbon dioksite dönüşemeyen asitlerdir Aminoasitler , fosfolipit ve fosfoproteinler , nükleoproteinlerin yıkılması,aminoasitler,karbonhidrat ve yağ asitlerinin inkomplet yanması ile oluşurlar.
      Metabolik işlevler sonucu sürekli H+ oluştuğu halde, vucut sıvılarında pH 7.35-7.45 gibi çok dar sınırlar arasında tutulur.Bunu sağlayan başlıca 3 mekanizma vardır.
      1-Kimyasal Tampon Sistemi
      2-Akciğerler yoluyla CO2 atılımının kontrolu
      3-Böbreklerden amonyak üretimi ile serbest H+ atılımının sağlanması;bikarbonatın reabsobsiyonu ve regenerasyonu
      Kimyasal tampon Sistemi:
      Tampon maddeler ,hidrojen iyonu vererek veya ortamdan hidroksil iyonu alarak pH değişikliklerini önler.Önemli olan fizyolojik tamponlar karbonik asit(H2CO3) ve bikarbonat(HCO3) ile monobazik sodyum fosfat(NaH2PO4) ve dibazik sodyum fosfat(Na2HPO4), proteinler ve alkali tuzlardır.
      Vücutta faaliyet gösteren tampon sistemler hücre dışı ve hücre içi alanlarda etkisini gösterir.
      Hücre dışı alanda etkisini gösteren tamponlar:
      1-Bikarbonat / Karbonik asit tampon sistemi
      2-Monobazik sodyum fosfat / Dibazik sodyum fosfat
      3-Protein H+/Proteinat
      4-Organik asitler / Organik asit tuzlar

      Hücre içi alanda etkisini gösteren tamponlar:
      1- Böbrek tubulus hücresi ve eritrosit içi NaH2PO4/ Na2HPO4 sistemi
      2- Dokulardaki protein tampon sistemi
      3-Eritrositlerdeki Hemoglobin H+/Hemoglobinat tampon sistemi

      Arteryal pH, temel tampon sistemini oluşturan HCO3 ve pCO2 arasındaki denge tarafından belirlenir.Bikarbonat miktarı böbrekler tarafından belirlenirken; Akciğerlerde , kanda erimiş şekilde bulunan karbodioksit miktarını düzenlerler.
      Plazma HCO3 düzeyinde azalma veya CO2 ‘de artma asidoz, HCO3- düzeyinde artma veya CO2 ‘de azalma alkaloz olarak ortaya çıkar.
      Primer olarak serum bikarbonat düzeyinde azalma varsa metabolik asidoz söz konusudur. Bu durumda, kompansatris olarak alveoler ventilasyonda artış olur ve plazma CO2 düzeyi düşer. Bu kompansasyon sayesinde kan pH’sı normal düzeye yaklaştırılır. Fakat hiçbir zaman normal düzeye getirilemez.
      Primer olarak serum bikarbonat düzeyinde artış varsa metabolik alkaloz söz konusudur. Bu durumda, kompansatris olarak alveoler ventilasyonda azalma olur ve plazma CO2 düzeyi artar. Bu kompansasyon sayesinde kan pH’sı normal düzeye yaklaştırılır. Fakat yine hiçbir zaman normal düzeye getirilemez.
      Primer olarak kan CO2 düzeyinde artış olursa respiratuar asidoz söz konusudur. Bu durum 48-72 saatten daha uzun sürerse (kronik respiratuar asidoz), kompansatris olarak böbreklerde bikarbonat sentezi artar ve kan pH’sı normal düzeye yaklaştırılır. Fakat normale getirilemez.
      Primer olarak kan CO2 düzeyinde azalma olursa respiratuar alkaloz söz konusudur. Bu durum 48-72 saatten daha uzun sürerse (kronik respiratuar alkaloz), kompansatris olarak böbreklerde bikarbonat sentezi azalır ve kan pH’sı normal düzeye yaklaştırılır. Bazen normal düzeye erişebilir.
      Basit asit-baz bozukluklarındaki özellikler aşağıda özetlenmiştir: (Tablo-I)

      Bozukluk pH H Primer Değişiklik Kompansatuvar Yanıt

      Metabolik Asidoz ↓ ↑ ↓ ( HCO3 ) ↓ pCO2

      Respiratuvar Asidoz ↓ ↑ ↑ pCO2 ↑ ( HCO3 )

      Metabolik Alkaloz ↑ ↓ ↑ ( HCO3 ) ↑ pCO2

      Respiratuvar Alkaloz ↑ ↓ ↓ pCO2 ↓ ( HCO3 )



      METABOLİK ASİDOZ
      Primer bozukluğun serum bikarbonat düzeyindeki azalmaya bağlı olduğu asidoz tipine Metabolik Asidoz adı verilir.

      Metabolik asidoz sebepleri:
      1- Egzojen ve endojen asid yük artışına yol açan nedenler:
      · Akut ve kronik böbrek yetmezliği
      · Ketoasidoz
      - Diyabetik ketoasidoz
      - Alkolik ketoasidoz
      - Açlık ketoasidozu
      · Laktik asidoz
      · İntoksikasyonlar
      - Etilen glikol
      - Metanol
      - Salisilat
      Bu grup asidozlarda anyon açıklığı (anyon gap) artmıştır.



      2- Bikarbonat kaybına yol açan nedenler:
      · Gastroentestinal bikarbonat kaybı
      - Diyare
      - Eksternal fistüller
      · Renal bikarbonat kaybı
      - Renal tübüler asidoz
      Proksimal tip RTA (Tip 2)
      Distal tip RTA (Tip 1)
      Tip 4 RTA
      ● Ureterokolostomiler
      Bu grup asidozlarda anyon açıklığı normaldir.

      Metabolik asidozların ayırıcı tanısında ve tedavinin yönlendirilmesinde anyon açığı (anyon gap) kavramı önemli yer tutar.
      Plazmadaki protein, sülfat, fosfat, organik asit gibi anyonlar rutinde ölçülmezler. Normalde plazmadaki anyonların toplamı ile katyonların toplamı her zaman birbirlerine eşit oldukları halde; plazmada rutin olarak ölçülebilen katyonlar ile ölçülebilen anyonlar arsında bir fark vardır. Buna anyon açığı (anion gap) denir.
      Anyon Açığı=[Na+] – [Cl- + HCO3-]
      Normalde anyon açığı 8-16 nEq/L’dir.

      Metabolik asidozda klinik bulgular:

      Metabolik asidozun sistem üzerine 3 önemli etkisi vardır:
      1-Kardiyovasküler Sistem Etkileri:
      Asidoz periferik vazodilatasyona yol açar.Bu nedenle cilt sıcaktır. Aşırı vazodilatasyona bağlı bağlı hipotansiyon ve ciddi durumlarda şok tablosuna eğilim olur. Negatif inotrop etki nedeniyle kardiyak depresyon sonucu kalp yetmezliği riski artar.Paradoks olarak ,hastaların santral ve pulmoner venlerinde konstriksiyon vardır,bu nedenle sıvı replasmanı kolaylıkla akut akciğer ödemi tablosuna yol açabilir. Ciddi asidozda hiperpotasemiye bağlı EKG değişiklikleri ve ventriküler aritmiler gelişebilir.
      2-Solunum sistemi Etkileri:
      Metabolik asidozda sıklıkla karşılaşılan bulgu ; solunum derinliğinin ve sıklığının artmasıdır (kussmaul solunumu). Bunun nedeni kan pH’sındaki düşmenin ,solunum merkezini uyarması ve bu uyarı etkisiyle pCO2 azaltılarak pH’nın dengelenmeye çalışılmasıdır (akciğer kompansasyonu).
      3-Santral Sinir Sistemi Etkileri:
      Santral sinir sistemi etkilerinde, letarji ve hafif stupordan komaya kadar giden şuur bozuklukları olabilir. Ayrıca asidoz derinleştikçe bulantı ve kusma tabloya eklenir.

      Metabolik asidozlu hastaya yaklaşım:
      Öykü ve fizik muayene ile elde edilen bazı pozitif bulgular asid-baz denge bozukluğundan şüphelenmeyi sağlayabilir. Metabolik asidoza yol açabilecek diyabet, böbrek hastalığı, alkolizm veya eksternal asit yük oluşturabilecek toksik madde alımı gibi hastalıkların sorgulanması ve fizik muayenede bu patolojilere uygun bulguların saptanması önemlidir.
      Hastanın anemnezi ve fizik muayene bulgularına göre ne tür asit-baz bozukluğu olabileceği düşünülmeli ve daha sonra laboratuar bulguları ile tanı kesinleştirilmelidir.
      Anamnezi ve fizik muayene bulguları bilinmeyen bir hastada, sadece laboratuar bulgularına bakılarak asit-baz bozukluğu ile ilgili bir tanı konulmamalıdır. Bu davranış bizi yanlış tanılara yöneltebilir.
      Asit-baz dengesi ile ilgili değerlendirmeler klinik uygulamada radial, brakial veya femoral arterlerden alınan arteryal kan gazı örneklerinde pH, pCO2 ve HCO3 ölçümlerine göre yapılır.Normal koşullarda arteryal kan pH’sı 7.35- 7.45, parsiyel karbondioksit basıncı (pCO2) 36-44mm Hg, HCO3_ konsantrasyonu 22-26 mEq /L arasında değişir.
      Metabolik olaylarda respiratuar, respiratuar olaylarda ise metabolik kompansasyon ile pH değişiklerinin zararlı etkileri en aza indirilmeye çalışılır. Eğer bir asit-baz bozukluğunda bikarbonat, pCO2 değişkenlerinden birisinde değişiklik gelişiyor ve buna karşın gelişen kompansasyon derecesi normal sınırlarda kalıyorsa basit asit-baz bozukluğu; kompansasyon mekanizmaları normal işlemiyorsa mikst veya komplike asit-baz bozukluğu söz konusudur.

      Eğer herhangi şekilde (klinik ya da laboratuar) asit-baz bozukluğunda şüphenelinirse;

      1. Asit-baz denge bozukluğunun tipi tanımlanmalıdır: pH < 7.35 Asidoz, pH>7.45 Alkaloz,
      2. Denge bozukluğunun metabolik mi yoksa respiratuar mı olduğu saptanmalıdır (Tablo-I).
      3. Bozukluğun basit ya da komplike olup olmadığı ortaya konulmalıdır.
      4. Metabolik asidoz sözkonusu ise anyon açığı saptanmalıdır. Anyon açığı rutin kan biyokimyası ile ölçülebilen katyonlar ile anyonlar arasındaki farkı tanımlamak için kullanılmaktadır. Anyon açığı= Na – (HCO3 +Cl) Normalde anyon açığı 8-16 mEq arası olarak kabul edilir.
      5. Asit-baz dengesi bozukluğuna neden olan sebep araştırılmalıdır.
      6. Uygun tedavi planı çizilmelidir.

      İdrar analizi de böbrek hastalığı (hematüri, proteinüri , vb.) ve ketoasidoz (ketonüri,glokozüri) hakkında bilgi verebilir. Asidoz saptanan hastada BUN , Creatinin, glikoz, serum laktat, keton ve salisilat düzeylerinin ve ozmolaritenin belirlenmesi ayırıcı tanıda yardımcı olur.
      Asidozun kendisi hiperpotasemiye neden olur. Asidotik bir hastada eğer hipopotasemi var ise diyare ya da ozmotik diürez gibi hem hipopotasemi, hem de asidoz yapabilecek bir neden akla getirilmelidir.

      Metabolik Asidoz Tedavisi:

      Metabolik Asidoz tedavisinde temel yaklaşım:
      1-Asidoza yol açan nedenlerin kontrolü ve tedavisinin planlanması,
      2-Alkali Tedavisine ihtiyacın olup ,olmadığının araştırılması
      3-Gerekli ise uygun ve kontrollu alkali replasmanının yapılması
      Alkali tedavi (Bikarbonat tedavisi) kararını ; pH ve Serum HCO3 değerleri kadar hastanın hemodinamik durumu ve organ disfonksiyonlarıda belirler.
      Akut Metabolik Asidozda genellikle pH 7.10’un altında ise tabloya ciddi hemodinamik sorunlar eklendiğinden alkali tedavi gereklidir.pH 7.10- 7.20 arasında ise , bikarbonat tedavi kararı hastanın klinik durumu değerlendirilerek yapılır. pH 7.20 ‘nin üzerinde ise genellikle bikarbonat tedavisine ihtiyaç yoktur.Primer nedeni tedavi etmek yeterlidir.
      HCO3 açığı hesaplanırken,dağılım katsayısı olarak genellikle 0.5 kullanılır.

      HCO3 açığının hesaplanması:HCO3 Açığı = 0.5 × Vücut Ağırlığı × (İstenen HCO3 değeri – Ölçülen HCO3 değeri )

      Genellikle ilk 6-8 saatte ihtiyacın %50’sinden fazlası replase edilmez.Bikarbonat tedavisi sırasında 2-4 saatlik aralarla kan gazları analizi yapılarak hasta yakın izlenmelidir.


      Bikarbonat tedavisi sırasında hipernatremi,hipervolemi,hiperkapni,hipokalemi ve akut alkaloz gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

      METABOLİK ALKALOZ

      Primer bozukluğun serum bikarbonat düzeyindeki artma olduğu alkaloz tipine metabolik alkaloz adı verilir. Serum HCO3- düzeyinde artma olduğu zaman kompanzasyon amacıyla alveoler ventilasyon azalır ve pCO2 artar. Klinikte metabolik alkaloz en sık olarak mide sıvısı kayıpları, aşırı diüretik kullanımı ve çeşitli nedenlerle mineralokortikoid aktivitenin arttığı durumlarda görülür. Metabolik alkalozlarda her zaman alkalozu başlatan bir pataloji vardır ve bazı renal mekanizmalarda bu alkalozu sürdürür.
      Metabolik alkaloz nedenleri:
      Metabolik Alkalozun 3 temel patofizyolojik nedeni vardır:

      1. Aşırı Egzojen bikarbonat alımı
      Akut alkali verilmesi: Bikarbonat, asetat, laktat, sitrat
      Süt-alkali sendromu
      2. Hücre dışı volüm azlığı, potasyum eksikliği ve sekonder hiperreninemik hiperaldosteronizm
      Gastrointestinal nedenler: Kusma, gastrik aspirasyon, villoz adenom
      Renal nedenler: Diüretik kullanımı, posthiperkapni, Barttler sendromu, potasyum ve magnezyum eksikliği
      3. Hücre dışı volüm genişlemesi, potasyum eksikliği ve mineralokortikoyit aktivitede artma
      Yüksek reninle birlikte olanlar: Renin salan tümörler, Renal arter darlığı, Malign hipertansiyon
      Düşük reninle birlikte olanlar: Primer hiperaldosteronizm, Cushing sendromu, Adrenal enzim eksiklikleri, Meyan kökü, Liddle sendromu

      Metabolik Alkalozda Klinik Bulgular:

      Metabolik alkalozlu hastalar çoğu kez asemptomatiktir.Volüm eksikliğine bağlı bulgular ve hipopotasemiye bağlı kas güçsüzlüğü ve hiporefleksi bulantı,kusma ve iştahsızlık görülebilir.
      Alkalozda iyonize kalsiyumun proteinlere bağlanmasının artması nedeni ile parestezi, karpopedal spazm, kas krampları gelişebilir.
      Ciddi metabolik alkalozda, letarji, konfüzyon, konvülzyon ve koma gelişebilir. Kardiyak debi azalır,supraventriküler ve ventriküler aritmiler görülebilir.Ciddi metabolik alkaloz solunum merkezini baskılar hipoventilasyona sebeb olabilir.
      Alkaloza eşlik eden hipopotasemiye bağlı olarak GFR’de azalma ve idrarın konsantrasyon yeteneğinde bozulma gözlenir.

      Metabolik Alkalozda Klinik Tanı
      Öyküde gastrointestinal sistamden olası kayıblar,transfüzyon ve hiperalimantasyon yapılıp yapılmadığı ortaya konmalı; diüretik, meyankökü kullanımı sorgulanmalıdır.Hastanın volum durumu değerlendirilmelidir.
      Ayrıca tanı için arteryal kan gazları ve serum elektrolitleri ölçümü gerekir.
      Metabolik alkalozlar a- Volüm azlığı (klorüre cevaplı)
      b- Volüm fazlalığı (klorüre dirençli) olanlar olmak üzere iki gurubta değerlendirilir. İdrar Klorür konsantrasyonu tayin edilerek ne tür bir alkaloz olduğu saptanır.
      Klorüre cevaplı metabolik alkalozlarda idrar klorür düzeyi her zaman 20 mEq/L’nin altında iken,klorüre dirençli metabolik alkalozlarda 20 mEq/L ‘nin üzerindedir.

      Metabolik Alkaloz Tedavisi
      Metabolik alkalozun tedavisinde temel amaç Bikarbonat üretimini arttıran ve artmış bikarbonatın sürekliliğini sağlayan nedenlerin düzeltilmesidir.
      Hafif Alkaloz ( pH= 7.40-7.50) genellikle iyi tolere edilir ve tedavi gerektirmez.Ciddi Alkaloz (pH > 7.60) veya kardiak,pulmoner ve nöromuskuler sistem bulgularının varlığı acil tedavi gerektirir.
      Metabolik Alkaloz tedavisi serum fizyolojik tedavisine yanıta göre iki ayrı gurubta değerlendirilmelidir.
      Serum Fizyolojik Tedavisine duyarlı Metabolik Alkaloz:
      Tedavide ekstrasellüler volüm açığını yerine koymak amacı ile serum fizyolojik ve potasyum klorür replasmanı yapılır.Bu tedaviyle böbreklerde hızla bikarbonatürik yanıtın gelişmesi alkalozun düzelmesini sağlar.Ciddi volüm yükü bulunan kalb yetmezlikli veya yoğun bakımda izlenen hastalarda serum fizyolojik verilmesi sakıncalı ise Asetozolamid
      (3-4 ´ 250-500 mg/gün) veya HCl verilebilir. 0.1 mol/L lik HCl, santral venden izotonik içinde infüze edilir.
      Serum Fizyolojik Tedavisine dirençli Metabolik Alkaloz:
      Tedavide aldosteron salgısını arttıran primer neden ortadan kaldırılmaya çalışılır.Eğer bu sağlanamıyorsa renin-anjiotensin sistem aktivitesinin azaltılması (ACE inhibitörleri ,spironolakton ) denenebilir.

      RESPİRATUAR ASİDOZ
      Respiratuar asidoz ,alveolar hipoventilasyon durumunda ortaya çıkan bir tablodur. Hipoventilasyon ile kan pCO2 düzeyi hızla yükselir, çünkü normalde doku düzeyinde karbon dioksit üretimi çok hızlıdır.
      Akut olarak ortaya çıkan bir respiratuar bozuklukta renal kompansasyon hemen sağlanamayacağı için, serum HCO3- düzeyi değişmez(akut respiratuar asidoz). Respiratuar bozukluk 24-72 saati geçecek olursa kompansasyon amacıyla böbreklerde HCO3- sentezi artar ve serum HCO3- düzeyi yükselir(kronik respiratuar asidoz).
      pCO2 ve pH daki değişiklikler arasındaki ilişki, akut ve kronik solunum bozukluklarının ayırımında yardımcı olur.Akut Respiratuar Asidozda pCO2 de 40mmHg’nin üzerinde her 10 mmHg artış için pH 0.08, kronik Respiratuar Asidozda ise 0.03 azalır.

      A- Akut Respiratuar Asidoz Nedenleri
      1. Solunum merkezinin inhibisyonu
      İlaçlar: Barbitüratlar,hipnotikler, trankizilanlar, narkotikler
      Kronik hiperkapnide oksijen tedavisi
      Uyku-apne sendromu
      İntraknial basınç artışı: İnfeksiyon, kanama veya tümörler
      Kardiyak arrest
      2. Göğüs duvarının ve solunum kaslarını hastalıkları
      Nörolojik hastalıklar: Miyastenia gravis krizi, Gullian-Barre sendromu
      Kas ve iskelet bozuklukları: Travma, fraktürler
      İlaçlar ve toksinler: Aminoglikozidler, süksinilkolin, organik fosfor bileşikleri
      3. Havayolu ostrüksiyonu
      Laringospazm
      Astma/bronkospazm
      Aspirasyon/mekanik ostrüksiyon
      4. Alveolar gaz değişimini bozulması
      Akut akciğer ödemi
      Erişkinin sıkıntılı solunum sendromu (ARDS)
      Pnömotoraks/hemotoraks
      5-Yetersiz mekanik ventilasyon (respiratördaki hastalar için)


      B-Kronik Respiratuar Asidoz Nedenleri:
      1. Medulladaki solunum merkezinin inhibisyonu
      Pickwick sendromu - aşırı obezite
      Uyku-apne sendromu
      2. Göğüs duvarının ve solunum kaslarının hastalıkları
      Nörolojik hastalıklar: Multipl skleroz, poliomiyelit, amyotrofik lateral skleroz
      Kas ve iskelet bozuklukları: Kifoskolyoz
      3. Alveolar gaz değişiminin bozulması
      Kronik obstrüktif akciğer hastalığı - bronşit, amfizem

      Respiratuvar Asidoz Tedavisi:
      Tedavi altta yatan bozukluğun ve ventilasyonun düzeltilmesine yönelik olmalıdır.Tedavide amaç alveoler ventilasyonu CO2 üretimini dengeleyecek şekilde tutmaktır.
      Bunu sağlamak için alveoler ventilasyon arttırılır , CO2 üretimi azaltılır.İnspire edilen Oksijen konsantrasyonu arttırılır.Mekanik ventilasyon desteği verilir.NaHCO 3 uygulaması hiperkapniyi arttırabilir,pulmoner ödeme ve metabolik alkaloza yol açabilir.


      RESPİRATUVAR ALKALOZ
      Artmış alveolar ventilasyon nedeniyle ,geçici olarak oluşan fazla miktarda CO2 atılması sonucu gelişir. Yüksek pH ve düşük pCO2 tanıyı doğrular.
      Respiratuvar Alkaloz nedenleri:
      I : Santral stimülasyon
      Ağrı
      Anksiete
      Enfeksiyon
      Ateş
      İlaçlar
      II : Periferik stimülasyon
      Hipoksemi
      Yükseklik
      Pulmoner Hastalıklar
      Ciddi Anemi
      III : Bilinmeyen mekanizmalar
      Sepsis
      Ansefalopatiler
      IV : İatrojenik
      Ventilatör ile

      Tedavi:Altta yatan hastalığa yönelik olmalıdır.
      Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:27 ) değiştirilmiştir.

      Yorum yap


      • #4


        OKUYUN ÇOK FAYDALANACAKSINIZ

        Karbonat ile elde edilen güzellik ve temizlik tüyoları...
        Saçınızdaki kalın sprey tabakasını ve jöle artıklarını tamamen çıkarıp saçına derin bir nefes aldırmak için orta boy şampuanın içine bir çay kaşığı karbonat katıp karıştırın.

        Günlük yüz temizleme kreminin içine yarım çay kaşığı karbonat karıştırıp nemli cilde 2-3 dakika masaj yaparak uygulayın. Sonra yüzünüzü iyice yıkayın. Cilt çok daha parlak ve canlı olacak. Eğer sivilce probleminden muzdaripseniz bu karışıma ezilmiş yarım asprin karıştırarak aynı işlemi tekrarlayın. Asprindeki salisilik asit sivilceleri yaratan bakterileri yerle bir edecek.

        Dişlerinizi iki günde bir karbonatla fırçalayın ve fırçaladıktan sonra ağzınızı iyice çalkalayın. Evet tadı mükemmel değil ama değer.

        Bir kase ılık suyun içine bir çay kaşığı karbonat koyun ve ellerinizi bu suda 15 dakika bekletin. Tırnak diplerindeki etler yumuşacık olacak. Özellikle manikürden uzak duran baylar ve bayanlar için çok faydalı.

        Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmaya başlar. Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki en kötü kimyasal deterjanla yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa kokuyu çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her tarafına serpin ve 1–2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.

        Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı çıkar sil süpür kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın. Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın.

        Halı koltuk elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp deterjana saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün ve üzerini hafifçe ıslayın. 1–2 saat bekledikten sonra silin. Yağ lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları söküp atan doğal bir sabun haline gelir.

        Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi rahatlıkla koyabilirsiniz.

        Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır.

        Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz.

        Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp sıcak su ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız.

        Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını engellemiş olursunuz.

        Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun. Rengi açılacaktır. Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır.


        Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda karbonat bulundurun.

        Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken daha rahat nefes alacaksınız.

        Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal temizleyiciler, cildinizden uzak tutmuş olacaksınız.

        Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır.

        Sonuç olarak; sirke limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz; hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir nefes alan bir ev açısından önemlidir.
        Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:44 ) değiştirilmiştir.

        Yorum yap


        • #5


          Karbonatın mucizeleri

          KARBONAT

          Rahmetli anneciğim, karbonatın yararlarını öve, öve bitiremezdi. Her gece takma dişlerini karbonat karışımlı suya koyardı. Ben gülerdim ve “anneciğim arınık mı ediyorsun dişlerini?” diyince kızardı ve “kızım tutturmuşsunuz bir diş macunu, içinde neler var biliyor musunuz? En iyi dezenfektan bu işte” derdi. Gümüşleri karbonatla ovar pırıl, pırıl yapardı. Boğazı ağrıyınca 1 fincan su içine bir çay kaşığı karbonat atıp onunla gargara ederdi. Hamur işlerinde karbonat kullanırdı, çok yorulduğu zaman bir kovanın içine 1 kaşık sirke, 1 kaşık karbonat atar yarım saat o suyun içinde tutardı, yorgunluğunu aldığını söylerdi. Nur içinde yatsın. Aşağıda Başkent Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama Müdürü Prof.Dr. Ayşe Akın’ın, karbonatın mucizelerihakkındaki yazısını aktarıyorum. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.
          NAHİDE ÇELEBİ

          Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmaya başlar. Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki, en kötü kimyasal deterjanla, yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa kokuyu
          çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her tarafına serpin ve 1-2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.
          * Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı çıkar, sil, süpür, kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın.
          Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın. Halı, koltuk, elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp, deterjana
          saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün ve üzerini hafifçe ıslayın. 1-2 saat bekledikten sonra silin. Yağ
          lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları söküp atan doğal bir sabun haline gelir. Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi rahatlıkla koyabilirsiniz. Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz. Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır. Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp, sıcak su ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız. * Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını engellemiş olursunuz. Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun. Rengi açılacaktır. Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır. Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda
          karbonat bulundurun. Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken daha rahat nefes alacaksınız.* Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal temizleyiciler, cildinizden uzak tutmuş olacaksınız. * Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır. Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Akşamları yatmadan önce 1'e 1 oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile dişlerinizi fırçalayın. Diş çürüklerinde yerleşip yaşayan ve vücudu kansere hazırlayan bağışıklık yok edici virüslerin iki düşmanından
          birisi karbonattır. Sabaha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri ve virüsler karbonat ve tuzun etkin temizleyiciliği ile tamamen temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da
          önlenmiş olacaktır* Sonuç olarak; sirke, limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz; hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir, nefes alan bir ev açısından önemlidir. EK NOT: Bu arada "implant" uygulamaları zayıf bünyelerde diş köklerinde
          bulunan yukarıda belirtilen virüslerin kana karışması sonucu bağışıklık sisteminin iflası ile kişinin 6 ay - 1 yıl gibi sürelerde kanserden hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde
          ve özellikle Amerika’da bu uygulamalar çok zor ve kısıtlanmış durumdadır. Bu nedenle çene kemiği ile operasyonlardan uzak durmalıyız. Bunu da mümkün olduğunca duyurmak insani bir görev. Yurdumuzda harıl, harıl "implant" yapılıyor. Amaç TİCARET olsun tabi... İşte bu virüsü öldüren adı sanı olan bir ilaç var, bir de karbonat çok etkili.!
          Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:46 ) değiştirilmiştir.

          Yorum yap


          • #6
            Karbonatın mucivevi faydası

            Terminal safhada prostat kanseri teşhisi konmuş; kanseri kemiklere metastas yapmış ve doktorlar tarafından artık yapılacak bir şey yok diyerek gönderilmiş bir adamın, bakkaldan elli kuruşa aldığımız basit bir karbonatla çok kısa sürede nasıl kanseri yendiğini anlatan bir video izledim.

            Karbonat (baking soda/sodyum bikarbonat) vücuttaki pH seviyesini yükseltmekte birebir. Bahsi geçen adam her gün düzenli olarak aç karnına içtiği bir bardak karbonatlı su ile pH seviyesini 8 seviyelerine çıkarıp kanseriyle vedalaşıyor.

            Ben bunu kabızlık ve bağırsak hastalığı geçiren anneanneme uyguladım. Ona bakan teyzemin yorumu şu oldu:
            "Allah razı olsun her şey yoluna girdi de, bu sefer de tuvalete zor yetiştiriyoruz."

            Varsın olsun, ben küçükken, yanında gaz çıkardığım zaman bana "İyi insanın içinde kötü şey durmaz, yap yavrum yap!" diyen anneannemle şimdi rolleri değişmiş olduk.

            KARBONATIN KULLANIMI:
            Bir büyük bardağa iki tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılıp içilir.

            Eğer kanser, MS, diyabet hastasıysanız vücudu alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden bir saat önce bu uygulama iki kere tekrarlanır. Sonraki üç hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir.

            Bir ay sonra gidip hastalığınızı kontrol ettirip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7,36 ve üstüyse vücudunuz "alkali" haldedir, dilerseniz her gün suya bir çay kaşığı karbonat atıp kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz.

            İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için dijital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp her gün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Dijital pH ölçer yerine pH kâğıtları da kullanabilirsiniz. Bunu da interne

            tten araştırıp öğrenebilirsiniz.

            Karbonat alayım derken kabartma tozuyla karıştırmamanız önemle rica olunur!

            -=(0)=-






            Karbonatın diğer faydaları ve kullanım yerleri :

            • Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmaya başlar. Kokuyu çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her tarafına serpin ve 1-2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.
            • Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı çıkar, sil, süpür, kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın. Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca karbonatın, dolapta sakladığınız meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır.
            • Halı, koltuk, elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp, deterjana saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün ve üzerini hafifçe ıslatın. 1-2 saat bekledikten sonra silin. Yağ lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları söküp atan doğal bir sabun haline gelir.
            • Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbona tile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve-sebzelerinizi, ekmeğinizi rahatlıkla koyabilirsiniz.
            • Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz.
            • Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır.
            • Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp, sıcak su ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız.
            • Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını engellemiş olursunuz.
            • Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun, rengi açılacaktır.
            • Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır.
            • Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda karbonat bulundurun.
            • Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken daha rahat nefes alacaksınız.
            • Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal temizleyicileri de cildinizden uzak tutmuş olacaksınız.
            • Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır.



            Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Yatmadan önce 1'e 1 oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile dişlerinizi fırçalayın. Diş çürüklerinde yerleşip yaşayan ve vücudu kansere hazırlayan bağışıklık yok edici virüslerin iki düşmanından birisi karbonattır. Sabaha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri ve virüsler karbonat ve tuzun etkin temizleyiciliği ile tamamen temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da önlenmiş olacaktır.

            Sonuç olarak; sirke, limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz; hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir, nefes alan bir ev açısından önemlidir.

            Yorum yap


            • #7
              Sodyum Bikarbonat'la Tedavi olan Hastalıklar



              26 Ocak 2013, 01:39

              Yaşanmış Karbonat Hikayeleri: Hastalıklar : Kemiklere Metastas Yapmış Prostat Kanseri, Lösemi, Şeker Hastalığı, Reflü, Gastrit, Ayaktaki Mantar Hastalığı, Çukulata Kisti, Boğaz Ağrıları, Gül Hastalığı, Polikistik over sendrom, Yüzde çıkan sivilceler, Üşütme, Yüksek trigiliresit seviyesinin düşürülmesi, Yıllardır sağ topuğukta yara şeklimde kanayan yarıklar, Non Hodgkin Lenfoma (NHL), Kedideki Yarım Portakal Büyüklüğünde TÜMÖRÜN 1,5 Ayda Yok oluşu, Yüksek karaciğer değerleri, Yüksek Tansiyon Ve Kan Analiz Sonuçları, 8 Günde Sayılamıyacak kadar çok olan Kistlerin Yok Oluşu, Mantar, 12 Sene Süren Karaciğer Hastalığı'nın 7 Günde Yok Oluşu, Mide Kanseri, Ürtiker, Diz Kapakları'da oluşan ağrılar, Egzama, Ödem-Bel Fıtığı-Böbrek, Trombosit Düşüklüğü, Liken hastalığı, Guatr ( Hipertiroidi ), Ürtiker, Zona Hastalığı, Trigliserit, Normale dönen Kan tahlilleri ve halen yeni görüşler gelmeye devam ediyor.

              17 Ocak 2012

              Karbonatla ilgili İlk haber : Kemiklere Metastas Yapmış Prostat Kanseri
              İlk sevinç verici haberimi aldım sonunda ))

              Arkadaşımın kızarkadaşının Dedesi prostattan ameliyat olurken parça almışar ve kanser olduğunu ve kemiklere metazdas yaptığını söylüyorlar. 80 yaşından büyük olduğu için kemoterapi yapamıyorlar ve yapacak bişi yok diye gönderiyorlar.

              Benim vasıtamla arkadaşımın kız arkadaşı dedesiyle konuşuyor. karısı zorla karbonatlı su içirmeye başlamışlar. 4 Hafta karbonatlı su içtikten sonra, gittikleri hastahanede Doktorlar kanser hastalığından iz kalmadığını iyleştiğini söylemişler.

              25 Kasım 2012 - Karbonatla ilgili yeni haberler : Lösemi
              Büşra Özder hanım bildirmiş : KEMAL ABİ 18 YAŞINDA AML M2 LÖSEMİ TEŞHİSİ İLE 26 AĞUSTOS 2011 DE HACETTEPEYE YATTIM 3 KÜR KEMO ALDIM 15 KASIM 2011DE TEDAVİMİ BIRAKTIM 4VEYA5 BİTKİSEL KULLANDIM EN SON KARBONAT KÜRÜNÜ UYGULADIM LOKOSİTLERİM 9 AY BOYUNCA 4000 4400 İDİ KARBONATLA 8400 Ü BULDU ÜSTELİK BANA TEDAVİYİ BIRAKIRSAN YÜZDE DOKSAN TEKRARLAR DEDİLER ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR TAM 13 AY OLDU KENDİMİ ÇOK ZİNDE HİSSEDİYORUM SİZEDE SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM

              Oktay Özak paylaştı Kemal Milar

              31 Mayıs 2012 - Karbonatla ilgili yeni haberler : Çukulata Kisti
              Kemal Milar ŞİFAHANESİ bir dertliyi daha ilaçsız,perhizsiz sadece karbonatlı su ile tedavi etti,ediyor.Komşumuzda çukulata kisti denen rahatsızlık varmış.Kızım sohbet sırasında anlatmış.Karbonatlı su kürüne başladıktan 17 gün sonra kontrola gittiğinde(30.05.2012)kistin yok olma noktasına geldiği görülmüş.Doktoru bu mucize nasıl oldu diye sorunca durumu anlatmış.Sabah saatlerinde gerçekleşen bu olay,saat 15.00 civarı doktorun hastaya telefon etmesi ile daha da güzelleşmiş.Doktor muayenede çok şaşırdığını ve sonra konuyu Kemal Milar sayfasından incelediğini ve çok memnun olduğunu belirtmiş.

              Kemal kardeşimizin nasibi olanların şifa bulması için kurduğu ŞİFAHANE kartopunun çığ'a dönüştüğü hızla büyüyor Elhamdulillah...
              Selam ve sevgilerimizle birlikte dualarımız da seninle..

              Karbonatla ilgili Haberler - Kedideki Yarım Portakal Büyüklüğünde TÜMÖRÜN 1,5 Ayda Yok oluşu
              Naime Nur Banu Birlik Hanım paylaştı : kedimin 4 yıl önce ceviz büyüklüğünde tümörü vardı, veterineri, temizleyemeyiz sıçrar bu yüzden almıyalım, bırakalım büyüsün sonrasında kendiliğinden patlar ve kediniz ölür demişti aradan geçen 4 yılda yarım portakal kadar büyüdü ve kediye ızdırap veriyordu, bu arada 12 yaşındaki kedimiz , sürekli uykuda yaşamını geçiriyordu, Ocak ayının ortalarında Kemal Milar ın sayfasında karbonatla ilgili bilgileri okurken, dedenin nasıl karbonatla iyileştiğine şahit olunca ,ben ve kedim karbonat içmeye başladık..Bir buçuk ay sonra, kedimin urunun içi boşaldı, kendine geldi 12 yaşına rağmen genç bir kedi gibi koltuk tepelerinde atlıya zıplaya koşturmaya başladı, bense kolestrol ve trigilesimi yedi yıldır düşüremiyordum, onlarda normal seviyeye indi ve daha dinçlik ve canlılık geldi.. sizde bir tahlil yaptırıp karbonata başlarsanız 1,5 ay sonraki gelişmelerinizi tıpbi ve hissediş olarak takip edebilirsiniz..

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Mide Kanseri
              Gülşah Kilinç Hanım paylaştı: sadece dört gün önce mide ağzı tümörle kapalı olduğu için damardan beslenen babam karbonat kullanmaya başlamamızın dördüncü gününde bizimle birlikte kahvaltı etti neşeyle ve minnet dualarıyla bol bol Kemal beyin kulaklarını çınlattığımız hayatımın en güzel kahvaltısıydı az önce sebzeli mercimek çorbası içirdim televizyon seyrederken ceviz ve kaju fıstığı yiyor Kemal bey varlığınıza şükrediyorum Allah ilminizi artırsın ve sizin gibi insanları eksik etmesin. Gülşah Hanımdan devamında gelen haber ve yorum:

              Kemal bey serumları çıkarttık babamı eve getirdik ben babama hastanede vermeye başlamıştım karbonatı Ankara ya geçmeden bir kaç gün evde dinlensin gerekirse damardan mama desteği verirsiniz demişlerdi gerek kalmadı gibi görünüyor serum yok babamla karşılıklı yemek yiyoruz doktorların tepkisini henüz bizde göremedik.

              Gülşah hanım bana özel'den birde şu haberi verdi : Dört gün önce su içemeyen hastanın dört gün karbonat kullandıktan sonra tavuklu pilav yemesi sizin mucizenizdir ve mübarek kandil öncesinde çok dua aldınız Kemal bey Allah ilminizi arttırsın ve bizlere hazmını versin ben ve eşim kandilinizi kutlarız.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - 12 Sene Süren Karaciğer Hastalığı'nın 7 Günde Yok Oluşu
              Gülşah Kilinç Hanım paylaştı :Babamla birlikte bir haftadır uyguladığım yoğun karbonat kürünün etkileri 12 yıldır karaciğer hastasıyım bir türlü tanımlanamayan bir nedenden dolayı karaciğer enzim değerlerim ALT enzimi 80 AST enzim 120 altına düşmüyordu şimdi ikiside 25 in altında.... 2 yıldır kullandığım antidepresanları bu 4 gündür almıyorum kendimi hiç bu kadar hafif ve mutlu hissetmemiştim.....üstelik babamın hastalığından dolayı yoğun stres altında olmamıza rağmen antidepresanlara 4 gündür ihtiyaç duymuyorum vücudumdan atılan asitle birlikte çıkanları gözlerimle gördüm aynada görüntüm değişti... kendimi yenilenmiş hissediyorum ve ph değerim şu an 7.4 Kemal beye sonsuzzzz teşekkürler meğer babamdan çok ben hastaymışım sayesinde sağlığıma kavuştum sağolun varolun Allah ilminizi artırsın hazmını versin

              Not: Aminotransferazlar ne işe yarar?

              AST (SGOT) birçok farklı dokuda bulunmaktadır. Karaciğer, kalp, kas dokusu, böbrek ve beyinde bulunur. Bu dokulardan herhangi birinde oluşan hasarda kandaki AST düzeyi artmaktadır. Yani hem kas hastalıklarında hemde kalp krizinde bu enzimin kandaki düzeyi artmaktadır. Bu nedenle AST karaciğer hasarının spesifik bir göstergesi değildir.ALT (SGPT) ise karaciğere daha spesifiktir. Bu enzim karaciğer dışındaki dokulardada bulunabilmesine rağmen karaciğerde daha fazla konsantre edildiği için karaciğer hasarının daha spesifik bir göstergesidir.

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Boğaz Ağrısı
              kemal bey merhaba, çok kola tüketen biriydim. 1 ay kadar önce yine epey kola içtikten sonra karbonatı denemeye karar verdim. 1 lt lik 1 sürahiye 2 tatlı kaşığı karbobat attım, ve o sürahideki tüm suyu içtim, 20-25 dk sonra inanılmaz uykum geldi ve uyudum, sabah uyandığımda idrarıma inanamadım, önce koyu, sonra çok çok koyu kahverengi geliyordu, biterken de kırmızı ya yakın bir renk , çok korktum ama karbonatlı suyun ne kadar işe yaradığını gördüm. ertesi 2 gün boyunca bütün vücudum tuza basılmış gibi yandı, sanki her zerrem susamıştı sürekli su içme ihtiyacı ve uykum vardı. ve göz çevrem şişti ilk zamanlarda. şimdi iyiyim, ve 1 kilo kadar verdim, zaten 50 kiloda sabitttim yıllardır ama onu kullandığım haftadan sonra artık kilom 49 da sabitlendi. geçtğiğimz yıl hayatımın en zor zamanlarını yaşamıştım, ve buyılın sonunda vücudum artık üzüntü ve strese yeniliyo gibiydi. bu yıl bademciklerim iltihaplanmıştı ilk defa ömrümde ve ilaç kullanmayı reddeden biri olarak hiç bir antibiyotik almamıştım ve en ufak bir üzüntümde boğazlarım ağrıyordu artık. ciddi anlamda sıkıntım vardı boğazlarımdan ama karbonatlı sudan sonra boğaz ağrım da kalmadı. teşekkürler , ben de deneyimimi paylaşayım dedim. ayrıca saçlarım da eskisi kadar dökülmüyor [] Teşekkürler bu bilgiyi paylaştığınız için.

              Selda Şirin Akın paylaştı Kemal Milar

              28 Mayıs 2012

              Gül Hastalığı
              Kemal bey, dün çok sevdiğim bir arkadaşım aradı. Karbonatlı su mucizesinden ona da söz etmiştim. Yüzünde yıllardır hiç geçmeyen sivilceye benzer kızarıklıklar vardı; gül hastalığıymış adı.... 1 ay hiç aksatmadan karbonatlı suyu kullanmış. Dün aradı, 3 gündür yüzünde hiç kızarıklık kalmadığını, bu dönemde herhangi bir antibiyotik kullanmadığını da söyledi. Çok sevindim, karbonatlı su ile bir mucize haberi daha Arkadaşım adına çok teşekkür ederim.

              Tarik Akcol paylaştı Kemal Milar - Ameliyat Olması gereken Mide Rahatsızlığı

              29 Mayıs 2012
              Selamlar hocam! Karbonat hakkinda sevindirici bir haber daha aldik. Burada iranli bir arkadasim var , kendisi surekli mide rahatsizliklarindan bahsediyordu ve karni surekli siskin duruyordu. Birgun gene kendisine nasil oldugunu sordum, doktora gittigini ve midesinde ciddi anlamda asit oldugu teshis konuldugunu ve doktorun ,ameliyat olmasi gerektigini soylemis. Bundan dolayi da uzgun goruuyordu, kendisine karbonati anlattim nasil kullanacagini anlattim, amir bir hafta sonra yanima geldi ve bana sonsuz tesekkurlerini iletti. Fiziksel goruntusu inanilmaz derecede olumlu yonde degismisdi. Artik hicbir sorununun kalmadigini ve kendisini gayet normal hissetigini soyledi. Bende onun tesekkurlerini size pasliyorum, cunku tesekkuru hak eden sizsiniz)

              Olsen Lsnn paylaştı Kemal Milar

              22 Temmuz 2012

              Karbonatla ilgili yeni haberler : Polikistik over sendrom Polikistik over sendromu
              kemal bey selamlar, karbonatlı suyu içip sonuclarını da yazacagımı soylemıstım. polikistik over sendromluyum adetlerım fecı sekılde duzensızdı. 2 ay olmayabılıyordum. doktora gittiğimde doğum kontrol hapı verdı -yasmin- ancak ben sadece 4 gun kullanabıldım hem yan etkılerı hem de ılac kullanımından uzak durmak ıstediğimden. yanı bu yolla duzene girmesi ve ömür boyu hapları kullanmak zorunda olmak fikri acayip canımı sıkıyordu. ve kullanmadım. bir sekilde sizinle karsılastım. ılk ay cok duzenlı olarak karbonatlı su içmememe rağmen 17 gun gecıktı adetım. kı bu bıle benım ıcın önemlı bir gelısmeydı. sonrakı ay daha duzenlı içtim sadece 4 gun gecıktı ve bu ay 3 gune düştü. yanı ne dıyeyım bılemıyorum çok kucuk bir sey gibi görünüyor hatta ınsanlara anlattıgımda ınanmıyorlar bıle karbonatlı suyla bunların olabıldıgıne. ama ben iyi hissediyorum. biraz daha tadını çıkarıp testlerımı yaptıracagım. tiroid de oldugu ıcın asıl o ne durumda çok merak edıyorum. ve sıze çok çok tesekkur edıyorum. sızınle karsılasabıldıgım ıcın şanslı hıssedıyorum kendımı. varolun.

              Diğer bir yazışma: Bu yazının altında

              Olsen Lsnn 24 yasındayım kemal bey. ama cok uzun zamandır vardı bu sıkıntı. ben sıkıntı oldugunu bıle nedense cok gec anladım. yalnız bir kız cocuguydum ve bılgım yoktu. hatta rahatlık sayıyordum bunu. bir gun bir eczacı adet duzensızlıgım oldugunu sadece çenemde çıkan sıvılcelerden anladı. o zaman ben de bunun ciddi bir sorun oldugunu anladım ve çözüm bulmaya çalıştım. sivilce demişken ergenlıgımde bıle yuzumde sivilce çıkmazdı ama bu dengesızlık yuzunden çenemde sivilceler çıkar ve izleri geçmezdi. ve o sıvılceler tek tuk olmasına rağmen acılı ağrılı sivilcelerdi. altta yatan sebebı bulmadan cildin duzelmesını beklemek cok yanlış. peelıngler jeller ve diğer tum kımyasallar cildi daha kötü hale getirebiliyor. çok uzattım ama belki böyle dertlerı olanlar vardır da çözümü oldugunu görürler dedim.

              Okuması keyifli bir karbonat hikayesi Cafer Kılınç Paylaştı


              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Egzama (en sık görülen deri hastalığıdır)
              KEMAL BEY COK TSK EDERIZ BILGILERINIZ ICIN 1,5 HAFTADIR KARBONATLI SU ICIYORUZ AILECE. ESIMIN AYAGINDA VE KAFASINDA EKSAMA VARDI DOKTOR DOKTOR GEZDIK VERDIKLERI ILACLAR HIC BIR ISE YARAMAMISDI. EKSAMADAN ESER KALMADI... BEN YAKLASIK 10 YILDIR MIGDE ILACI KULLANIYORDUM VE 1 HAFTADIR GEREK KALMADI ILAC KULLANMAMA..21 AYLIK BIR OGLUM VAR SAC KIRAN PROBLEMIMIZ VAR ONADA KARBONATLI SU VERIYORUM HEPIMIZDEN DE DAHA GÜZEL ICIYOR VE GÜZEL OLAN ESKISINDEN DAHA COK SU TÜKETIYOR ONUNDA DÖKÜLEN YERLERDEN SAC CIKMASINI UMUYORUZTEKRAR COK TSK EDERIZ KALEM AILESI

              Karbonatla ilgili yeni haberler : Hasta Öküz
              Dün saban annem kaldırdı, oğlum kalk genç dana kayıp olmuş dedi apar topar kaltım gerçekdende dananın çan sesi duyulmuyordu koca fındık tarlasında otlayıp annemin garip garip sesler çıkarıp koşarak gelen dana gelmiyordu bi gün öncesinde çok yağmur yağmışdı sabahalara kadar,hani buranın yağmuruda ;bardaktan boşalırcasına lafını yalan eder.başladık koca aramaya annem biryer den ben bir taraftan 20-25 dk sonra anneme seslendim buldunmu diye bahçenin ortalarında fındık toplayan teyzem ve arkadaşı benim sorumu anneme iletti, annem cevap verdi,teyzem bulmuş deyip annemi cevabını bana iletti.annemin kulakları çok iyi duymaz.danayı gördüğümde o yerinde duramayan haylaz kafası yerde halsiz bişekilde duruyordu,annem dün geceki yağmurda dışarda kaldığı için üşütmüş olabilir dedi ,komşu ahmet abi de olabilir deyip bıçağını çıkarıp dananın kulağından küçük bi parça kesti.ne olduğunu anlayamadım ne yapıyorsun demeye kalmadan kulağa pat küt şamar attı kulağı kanamaya başladı tamamdır sıkıntı yok hayvanda dedi.buda bi yöntemmiş.ben hemen gittim 100 gr lık karbonat paketini getirip hayvana içirelim dedim onlarda karbonat hakkında artık deneyimli oldukları için bişey demeden ahmet dananın kafasını tutup çevirdi ,karısı nurşen yengede dananın burnundan parmaklarını soktu diğer eliylede çenesini açtı,ben de hazırlamış olduğum bir çorba kaşığı karbonatlı suyu hayvana içirdik ve yuttuğuna emin olana kadar bırakmadılar,paketin diğer kalanını dananın yemine ,birazınıda suyuna karıştırdık.

              Bu arada annemle gidip yaylanın diğer ucunda bi haneden taze inek sütü almaya gitmemiz gerekiyordu,bana peynir yapıcaktık eve geldiğimizde kapının önünde yaşlı bi nine oturuyordu fındıkları yeşil kabuğundan çıkarıyordu.annem,teyze nasılsın dedi annem kendini tanıttı ,çünkü nine iyi görmüyor,iyi duymuyordu ama elleri acayip diri gözüküyordu fındıkları kabuğundan çıkarırken bu belli oluyordu .sonra bu oğlum dedi.annem içeri girdi alması gerekenleri almak için bende dışarda etrafın yemyeşil güzelliğine bakarken gözüm yine nine ye ilişti öyle güzel duruyorduki hani bedende değilde ,ruhdaydı,mana alemindeydi,yanına gidip çöküp bende fındık ayıotlamaya başladım.nine nasılsın dedim;iyiyim oğlu sen nasılsın dedi,sonra kaç yaşındasın dedim 100 vardır dedi.(sonradan öğrendim 107-108 miş)sen kimin oğlusun dedi (beni 2-3 dk içinde unutmuşdu herhalde)süt almaya gelen kadını oğluyum dedim,oğlum başka kardeşin varmı dedi,ablam var dedim,satıldımı oğlum dedi,hiç bozuntuya vermeden satıldı dedim.o kadar doğaldıki.baban kim dedi,babam öldü dedim(beni orda yaşayan biri sanıyodu)

              oluyor olum işte herkez ölüyor dedi benimde torunumun düğününde askerden düğün için izne gelen torunumu vurdular dedi,sonra babası gidip onu vurdu dedi,sonra onlardan biri de onu vurdu dedi kafam karışmıştı.herkesin silahı varen ufak bi davada silahlar konuşuyordu herhalde bu arada bana o çok iyi görmeyen gözleriyle iki de bir oğlum dizlerin ağrır öyle çökersen diyodu ama ben çok etkilenmiştip nineden enerjisinden.son zaman larda gördüğüm en ALKALİ kadındı.aslında kadında değildi,erkekte değildi,insanda değildi.TEK liğe geçmiş,ışığına kavuşmayı bekliyor gibiydi sonra döndük dana yı çok merak ediyordum.dana ayaklanmış çözülmeyi sabırsızlıkla bekleyen bi hali vardı sanki.hemen ahmet abiyi çağırdım.baktı ooo ho olmuş bu dana çöz gitsin.çok sevindim karbonat işe yaramışdı,ahmet abi de vallahi bu karbonat herderde devaymış derken,hanımı nurşen yengede(bu arada nurşen yengede 50-60 kiloluk fındık çuvalını bahçenin en aşağısından 200-250 metre tek seferde taşıya bilen 5 çoçuk annesi bi kadın.ben 100 metre taşıyamadım)cafer dana siz gittikten sonra bi püskürttü dedi utana sıkıla (karbonat kullananlar bilir bunu) o zaman da çok sevinmiştim.yağmur başladı yine ama ne yağmur.ooh maşşallah ALLAH baba bahçelerini suluyor dedim içimden .

              Suzan ömür Pekçakır paylaştı Kemal Milar

              11 Eylül 2012

              Karbonatla ilgili yeni haberler : Üşütme
              merhaba, yazın taşa yatma derler ya. ). Antalya sıcağında 10 gün kadar balkonda yatmamızın sonucu olarak ciğerleri üşütmüsüz farkında olmadan annemle beraber. ist a döndükten yaklaşık 1 hafta sonra belirti vermeye başladı. ve inanılmaz hızla ilerledi. böyle öksürük yok. ciğerlerimiz dökülüyor öksürdükçe. istem dışı test ettik sanki karbonat ı . annem antibiyotik tedavisine başladı. ben karbonat. dozu iyice arttırarak yaklaşık 1 haftalık kürle neredeyse iyileştim. annem hala öksürmekte. tabiki hergün sabah akşam karbonat içiyor . fakat benim düşünceme göre bu süreçte sadece antibiotiğin yan etkilerini gidermeye yaradı. Kemal Milar sizin görüşünüz nedir bu konuda?

              Karbonatla ilgili yeni Haberler: Bütün değerlerim trigiliresit,karaciğer enzimleri,kolestrol,akş vb.hepsi normal sınırılarda

              Nuri Ulukan Hanım paylaştı :
              Kemal Bey çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için.Sizin sayenizde ben karbonat mücizesini yaşadım. Ben bunun canlı örneğiyim.Bizim ailemizde kalıtımsal olarak yüksek trigiliresit var.Benim değerlerim 1200 civarındaydı. Bir çok doktora gittim düşürmek için sürekli lipid ilaçları verdiler.Sonuçta kontrol altına alındı ama bu sefer karaciğer enzimlerim bozuldu ve insulin direnci oluşmaya başladı.Sizin önerilerinizi tesadüf eseri buldum ve karbonatlı suyu hayatımın bir parçası haline getirdim.Kendimce alkali yaşamak için bazı önlemler alıyorum.Şuan yemin ederim hiçbir ilaç kullanmıyorum.Bütün değerlerim trigiliresit,karaciğer enzimleri,kolestrol,akş vb.hepsi normal sınırılarda.Eğer inanmayan varsa önceki tahlillerimi ve şimdikileri fakslayabilirim.Allah sizden razı olsun.

              Karbonatla ilgili ilginç bir hikaye:
              Yildiz Celik paylaştı: Bende ilginç bir şey paylaşmak istiyorum .benim babamın yengesi 92 yaşında ve günde 3 paket sigara içen bir bayandı. Bundan takribi 3 yıl evvel akciğer kanseri teşhis edildi ve çok yaşlı olduğu için chemo t.yapmadılar .sigarayı bıraktı ve hala yaşıyor.herkez çok şaşkın durumda.hakkında öğrendiğimiz gençliğinden beri avuç dolusu karbonat içiyormuş

              Karbonatla ilgili yeni Haberler: Mukaddes Yıldız yazmış: yıllardır sağ topuğumda yara şeklimde kanayan yarıklar vardı
              slm kemal bey.allah sizden razı olsun her daim dualarımdasınız.ben bir buçuk ay oldu alkali besleniyorum artık karbonatlı su içiyorum.yıllardır sağ topuğumda yara şeklimde kanayan yarıklar vardı gitmediğim doktor dermatolok kalmadı karbonatlı su geçirdi inanın.dünyanın parasını verdim ama hiç faydası olmamıştı kremlerin losyonların.yazılarınızı buyuk heycanla takip ediyorum ama sayfanıza yorum yazamıyorum.bi yazınızda soru sormayın işime vakit ayıramıyorum demiştiniz inanın buna bile dua ettim kimse size soru sormasın diye iyiki varsınız kemal bey herşey gönlünüzce olsun...

              Karbonatla ilgili yeni HABERLER - Non Hodgkin Lenfoma (NHL)
              Emine Tokmakkaya : Merhaba Kemal bey,ve ilgililenen arkadaşlara; benim anneme yaklaşık 6 ay önce NON HOCGİN LEFOMA teşhisi kondu.biz ailece şoka girdik..Hacettepe hastanesinde tetkikleri yapıldı,kemik iliğine kadar ilerlediği söylendi..dahası zayıflamaya başlamıştı annem.kemoterpi konusunda doktorlar kararsızdı nedeni ise annemnin çok ateşi çok değil ve normal olarak yaşamına devam edecek durumu oluşu idi..sonunçta 5 doz ANTİ TNF denilen biyolojik ajan tedavisi verildi.. benede o süreç içinde kemal beyle ileşime geçtim..bana söyledikleri ve sayfasında paylaştıkları bilgileri uyguladım.. sonuç mucize...!!! anneme karbonat tedavisine başladık..bir cam sürehi içine 1-2 yemek kaşığı karbonat ve kaynar suyu yavaş yavaş dökerek bir karışım oluşturdum..gün boyu bol su ile bu sürahideki 1-2 litrelik suyu içti.bunun yanında gün boyu sıvı ve su tükketi..bol ada çayı,yeşil çay ısırgan otu,ginseng çayı,siyah çay,karahindiba çayları tüketti.bunun yanında da güçlü bağışıklık için;SAF ARI SÜTÜ,BAL,POLEN PROPOLİS,ZENCEFİL,KARANFİL,TARÇIN,ZERDEÇAL,TOPAK,Z EYTİN YAPRAĞI EKSRATI ,ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ,KEÇİ BOYNUZU TOZU,Karımşımlarını hazırladım.her gün 3 öğün 2 yemek kaşığı yemeklerden önce bunu yedi..ALLAHIMA ŞÜKÜR yeni tahlilleri yapıldı..sonuç gerçekten mucize..artık lenf modları küçülmeye başlamıştı..morali düzeldi..ALLAH KEMAL BEYDEN RAZI OLSUN..lÜTFEN HASTA OLANLARA ÖNERİNİZ..Gereçekten fasa fiso değil..bence modern tıp tabiki olsun fakat kemoterapi inanın zehir..bu zehirle hayatınızı ve hayatları karatmayınız..teşekkürler..inanmayan beni arar..tüm tahlilleri gönderebliirim herekese..Fakat DOKTORU BUNA İNANMIYOR!! SANIYORKİ ANTİ TNF nin mucizesi..olsun o öyle bilsin..ben ve biz biliyoruzki karbonat ve doğal yaşam..bu arada annem şekeri tatlıyı,unlu beyaz mamulleri hayatından çıkardı... sağlıklar diliyorum

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler : Şeker Hastalığı
              Nusret Sefa Yılmaz Paylaştı : Diyet uygulamadan sadece karbonatlı su ile şekerimi 270'lerden 130'lara düşürdüm. Doktorun verdiği insilün hala dolabımda bir kere bile kullanmadan duruyor. İsteyene ücretsiz gönderebilirim : )) Şaka bir yana sodyum bi karbonat oldukça işe yarıyor ama deneyimlediğim kadarıyla sadece karbonatlı su yeterli değil. Bir süre sonra kontrol etmekte zorlandım kan şekerini. Anladım ki yanında alkali diyeti şart. Alkali diyet yapamıyorsak karbonatın yanı sıra en azından diyabetlilerin kendine has diyetini belirli bir süre uygularsak ilaçları bile bırakabiliriz. Şimdiki hedefim bu. Hedefime ulaşırsam buradan kesinlikle duyurmak isterim ki o asidik ilaçlarla veya insülinlerle hayatımızı sürdürmeye devam etmeyelim.

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Yüksek karaciğer değerleri
              Nevin Gezer Tulum Reflü hastası ve aynı zamanda karaciğer değerleri çok yüksek olan oğlum Kemal bey'in önerisini dikkate aldığı günden beri; Değerlerde düşüşlere rastlandı.10gün içerisinde 2 kez yapıaln kan tahillerimizde güzel sonuçlar alıyoruz.Bu lehimize olan durumu bildirmek istedim... Kemal beye'de bir kez daha teşekkürler ediyoruz.

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Yüksek Tansiyon Ve Kan Analiz Sonuçları
              Dün arkadaşımın annesi kontrole gitti maşallah bütün kan değerleri sağlıklı çıkmış. Doktor size hiç bir ilaç önermeme gerek yok gayet sağlıklısınız demiş. Muayeneye gittiği gün yanlız karbonatlı su içmemiş, ne eksik ne eksik diye düşünmüş o gün karbonatlı su içmediğini fark etmiş. Bu annemizin tansiyonu yüksekmiş oğlu ona 1 çay kaşığı iç nolur ne olmaz diyerek çekinmiş ama annemiz dinlememiş oğlunu sabah akşam 1 çay kaşığı içmiş ve tansiyon problemi kalmamış. Hani tuz tansiyon yapıyordu o zaman yüksek tansiyonu olan bu annemizin nasıl olduda yüksek tansiyon hastasıyken tansiyonu normalle döndü. Dün arkadaşım haber verdi çıkan sonuçtan çok mutluydu. Bu arada karbonatla ilgili alay eden akrabasına hava atmış bak demiş benim analiz sonuçlarıma, birde kendi analiz sonuçlarına bak!. Ne oldu hani alay ediyordun gördünmü şimdi!... diyerek içinde kalan kırgınlığı üzerinden atmış . Böyle güzel haberler alınca mutlu oluyorum.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - 8 Günde Sayılamıyacak kadar çok olan Kistlerin Yok Oluşu!!!
              Berat Sansar Bayca sizlere iyi günler diliyorum Kemal Milar beyin sayesinde bir yildan fazla doktor tedavisi olan birisi olarak ve hic bir sonuca ulasamayan bir hastaydin ama Kemal Milar beyin tavsiyesi üzeri karbonatli suyu ictikten 8 gün sonra kistlerimin tümüyle yok olusuna sahit oldum Allah kemal beyden razi olsun ...

              Erdogan Balcilar Sordu : Berat sansar bayca hanım, adınıza çok sevindim burdan kullandığınız ürünün tam ismini vede dozunu yazarsanız çok iyi olur örnek açısından. Birde kist dediğiniz fibrokist olarak tabir edilen bening karakterli yapilarmi yoksa maling yapilarmi ını acarsaniz sevinirim.

              Berat Sansar Bayca Cevap yazdı : Erdogan Balcilar tsk ederim Ingiliz Karbonati ilk hafta sabah ve aksam 1 Tatli kasigi karbonatli su ictim ve suan sadece sabahlari 1 bardak karbonatli su iciyorum ....ve kendimi cok rahat hissediyorum....türkcesini bilmiyorum yalnis birseyde demek istenmiyorum Erdogan bey burda Zyste diye hitap ediliyor....( iki gögsümde sayilmayacak kadar coktu )

              Bu haberle birlikte şu haber verildi:

              Mert Kaytanli Kemal bey USA Lİnda hanım annesi akçiğer kanseri iken karboantı pülverize etmiş annesinin solum sisteminden ve düzenli olarak karbonat içmiş şu anda çok iyleşti diyor şubatta kontrolları varmış bakalım.

              Hayal Ayaz sordu : Mert kaytanlı Bey..USA linda hanım karbonatı annesinin sollunum sisteminden nasıl pulverize etmiş.. açıklarmısınız?

              Erdogan Balcilar paylaştı : Linda Blackwood annesinin akciğer 3b olan akciğer kanserinden soluma ve içme yöntemiyle %50 den fazla küçülme olduğunu söylüyor. Kanser bir mantar olsun yada olmasın bizde ise yarıyor diyor. O sonucu bende çok merakla bekliyorum mert bey umarım tamamen silinir çok önemli bir netice olur.

              Mert Kaytanli cevap yazdı : bana anlattığı nebuliatör içersine 2-3 cc karbonat çözeltisi koymuş ama onlar İtalyan doktoa gitmişler sanırım.

              Daha sonra Berat hanım bir güzel haber daha paylaştı : Berat Sansar Bayca : sayin Kemal Milar bey sayfanizda mutlu haberi aldigimda paylasmistik ama dahada güzel haber 2,5 yasindaki kizimin Neutropeniesi inanin suan cok soguk burasi ve Allaha sükür benim kizim iyi hergün karbonati iciriyorum ... ve tüm cevrem kizimin Masaallah cok iyi göründügünü söylüyor

              Not: Granülositopeni (Neutropenia), kandaki granülosit yoğunluğunun anormal biçimde düşük olması durumudur. Bu durum vücudun bağışıklık sistemini negatif etkiler ve enfeksiyon riski yükselir. Bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir.

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Reflü
              Meral Çalışkan hanım paylaştı: Kemal bey,reflü şikayeti had safhada olan bir arkadaşım sabahları bir tatlı kaşığı karbonatı 10 gün önce içmeye başladı,şu anda reflü ilaçlarını kullanmayı bıraktı ve sağlıığına kavuştu...size teşekkürlerini yolladı,bende teşekkür ediyorum tekrar tekrar...

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Mantar
              Ahmet Sinan Hatipoğlu paylaştı: artık buna mucize demiyoruz tabii ama ..başımdan geçen bir karbonat hikayesi..yaklaşık 1 yıl kadar süren ,bacaklarımın üst kısmı, iç tarafında her iki tarafta, yaklaşık el büyüklüğünde kızarıklık oldu.stres diyen oldu.zaman zaman azaldı tekrar çıktı.derken bir doktor mantar ilacı verdi.kullanmadım..bu mantar ise karbonat işi bitirir dedim.3 ,5 günde bitti geçeli 1 ay oldu.NOT:çok terletiyor ,sabah kalktığımda donuma işedim zannettim. o kadar.ayak mantarı içinde geçerli olacağını Simoncini den biliyoruz.KEMAL SAĞOL dürttüğün için..

              Karbonatla ilgili yeni haberler : Ayaktaki Mantar Hastalığı
              Nuran Akuç hanım bildirmiş : Kemal bey, karbonatla ilgili bir bilgi daha geldi. Şöyle ki; kadın polis arkadaşımızın ayaklarındaki mantar hastalığı ilaç kullanımından sonra geçmiş, fakat bir müddet sonra hortlamış. İki litre ılık suyun içine, bir çorba kaşığı tepeleme karbonat atıp, on gün her akşam yirmi dakika kadar ayak banyosu yapıp, ayakkabılarının içine ve parmak aralarına karbonatı serpiştirip pabuçlarını öyle giymiş ve sonuç kökten çözüm. Ayaklardaki mantar geçer gibi yapıp uyurmuş, kendine uygun ortamı bulduğunda hemen canlanırmış. Yani ilaçlar bunu ancak uyutabiliyor, ama karbonat kökünü kazıyor. Bunları dinlerken sizin kanser bir mantar hastalığıdır dediğiniz aklıma geldi ve şunu düşündüm, karbonatın hem içimizdeki hem de dışımızdaki tüm mantarları temizleme gücü beni bir kez daha kendisine ve size hayran bıraktı. Sağolun, varolun efendim. Sonsuz saygı ve sevgilerimle

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Ürtiker
              Sibel Bahar hanım paylaşmış : Kemal Bey Merhaba..Hatırlarsınız pek inatçı bir ürtikerim vadı.Aylarca geçmedi.Dediğiniz gibi alkali beslenme ve karbonatla devam ettim.İlaçlar pek işe yaramadı.Üstelik saçımın yarısını neredeyse döktü bu ilaçlar.Kaşıntılarımı bir kaç saat kesiyordu.Sonra yine öbek öbek kabartılar.Şimdi neredeyse hiçç yok....Teşekkür ederim..

              Not: Ürtiker, hassasiyet sonucu ortaya çıkan Alerjik reaksiyonlar ile deride döküntüler ve kaşıntı ile kendini gösteren duruma tıpta verilen addır. Halk dilinde kurdeşen olarak bilinmektedir ve 6 haftadan az sürene akut, fazla sürene ise kronik denilmektedir. Kronik ürtikerin cildin daha derin kısmını etkilemesi durumunda anjioödem ortaya çıkar. Akut ve kronik ürtikerin belirtileri aynı olmakla birlikte nedenleri farklı olabilmektedir. (Viki'den alıntı)

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Diz Kapakları
              Özcan Demir Bey paylaştı: Eşimin diz kapaklarında sorun vardı.Çok ilaç kullanmasına rağmen çok ağrıyordu yani bazı günler kalkmak için ağlarcasına acı çekiyordu..Sizin karbonat mucizesini uyguladı ve asitli yiyeceklerden de uzak durduk,eşimin dizlerinde iyileşme başladı yani yürümekte zorlanan insan şimdi hızlı yürümeye başladı..Kendisi (karım,eşim demek istemiyorum..aynı olmuş oluyoruz oysaki aynı değiliz,neyse konuya döneyim)yazacak..Faal çalışan birisi..Bazen saatlerce ayakta durması gerekiyor mesleği gereği..öyle bir insanın acı çektiğini düşünün,sonramı,sonra şimdi eskisi kadar dert etmiyor..Yürüyor.Allah razı ols..ı karbonatı anneme de (annem 80 yaşında) içirmeye başladık,karnımda şişlik inmeye başladı ve dizlerimdeki ağrı yavaşladı,dedi..Kemal hocam Allah razı olsun sizden...

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Reflü Gastrid
              Belgin Güven Hanım Paylaştı : Kemal Milar bey size ne kadar teşekkür etsem azdır,yaklaşık 2 yıldır reflü ve gastrit şikeyetim vardı,o kadar ki su bile içsem karnım hamile gibi şişiyordu,geceleri uyuyamıyordum rahatsızlıktan. Karbonatlı suya başladım,bu arada kalp ve tansiyon ve akciğer sorunumda vardı. Yaklaşık 1 aydır her gün bir büyük bardak suya bir çay kaşığı atıp içiyorum. Mide problemlerim tamamen ortadan kalktı. Karbonatın sayesinde olduğunu da şurdan biliyorum 3 gün içmedim midem gene şişmeye başladı. Tansiyon sorunu yaşamadım. Bunun yanı sıra sanki daha rahat nefes alıyorum,akşam aldığım akciğer ilacımı almıyorum artık, üstüne üstlük sigarayı da bıraktım...

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Yüksek Tansiyon Ve Kan Analiz Sonuçları - Düşük trombositlerin Yülselmesi
              Dün arkadaşımın annesi kontrole gitti maşallah bütün kan değerleri sağlıklı çıkmış. Doktor size hiç bir ilaç önermeme gerek yok gayet sağlıklısınız demiş. Muayeneye gittiği gün yanlız karbonatlı su içmemiş, ne eksik ne eksik diye düşünmüş o gün karbonatlı su içmediğini fark etmiş. Bu annemizin tansiyonu yüksekmiş oğlu ona 1 çay kaşığı iç nolur ne olmaz diyerek çekinmiş ama annemiz dinlememiş oğlunu sabah akşam 1 çay kaşığı içmiş ve tansiyon problemi kalmamış. Hani tuz tansiyon yapıyordu o zaman yüksek tansiyonu olan bu annemizin nasıl olduda yüksek tansiyon hastasıyken tansiyonu normalle döndü. Dün arkadaşım haber verdi çıkan sonuçtan çok mutluydu. Bu arada karbonatla ilgili alay eden akrabasına hava atmış bak demiş benim analiz sonuçlarıma, birde kendi analiz sonuçlarına bak!. Ne oldu hani alay ediyordun gördünmü şimdi!... diyerek içinde kalan kırgınlığı üzerinden atmış . Böyle güzel haberler alınca mutlu oluyorum.

              Not: Arkadaşımın Annesinde aynı zamanda Düşük trombosit varmış onlar normal değerlerine kavuşmuşlar

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - 8 Günde Kistlerin Kayboluşu
              Berat Sansar Bayca Hanım paylaştı : sayin Kemal bey az evel doktordan geldim ve hala soku atlatmadim ... 2 ay önce iki gögsümde kislerle doluydu ve suan 8 gün bikarbonati icmeme ragmen birtane bile doktorum kis bulamadi ) ne yaptigimi sordu ve bende söyledim ) ama malesef inanc meseledi demeyle yetindi ama benim icin büyük mucize size nasil tessekkür edecegimi bilemiyorum inaninki ... mayista tekrar kontrolüm var ayrica rahimmimden ameliyat olmama ragmen sonunclar pap 2 cikiyor bakalim burda nasil bir netice alicam .

              26 yasinda ameliyat oldum .. ve sürekli vücüdum kist olusturdu en son iki gögsümde birden ve o kadar coktu ki doktorum bile sayamisti ( agrisi ve asiri sismistiler ama suan ne agrim var nede siskinligi bu 4 günden sonra rahatlamistim.

              Not: Berat Hanım aynı zamanda Hemşire.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Reflü - Gastrid
              Belgin Güven Hanım Paylaştı :Kemal bey size ne kadar teşekkür etsem azdır,yaklaşık 2 yıldır reflü ve gastrit şikeyetim vardı,o kadar i su bile içsem karnım hamile gibi şişiyrdu,geceleri uyuyamıyordum rahatsızlıktan. Karbonatlı suya başladım,bu arada kalp ve tansiyon ve akcğer sorunumda vardı. yaklaşık 1 aydır her gün bir büyük bardak suya bir çay kaşığı atıp içiyorum. Mide problemlerim tamamen ortadan kalktı. Karbonatın sayesinde olduğunu da şurdan biliyorum 3 gün içemedim midem gene şişmeye başladı. Tansiyon sorunu yaşamadım. Bunun yanı sıra sanki daha rahat nefes alıyorum,akşam aldığım akciğer ilacımı almıyorum artık, üstüne üstlük sigarayı da bıraktım Size binlerce teşekkürler ve sizden bizi haberdar eden Hayal Ayaz 'a

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler Ödem-Bel Fıtığı-Böbrek
              Erdogan Balcilar paylaştı: Oyku Yilmaz

              Ersincim bu değerli bilgi için çok teşekkür ederim. Yanımızda çalışan ve uzun zamandır kilolarıyla bel fıtığıyla ve böbrek sorunlarıyla mücadele eden bir ablamıza karbonat tedavisini önerdim. Vücudu ödem yapıyordu ve kilo veremediği için yürümekte dahi zorlanıyordu. Gitmediği doktor kalmadığı halde bir türlü çözüm bulamadı. En son karbonat tedavisine başladı. Yaklaşık on beş gün olmasına karşın telefonla öğrendiğim kadarıyla artık çok rahat yürüyor ve kendini çok iyi hissediyormuş. Bulana, yazana, vesile olana sonsuz teşekkürler…

              Karbonatla ilgili yeni haberler - Trombosit Düşüklüğü
              Arkaşım Şaban Tırnovalı bildirdi: Annesinin Trombosit sayısı'ye 50'ye düşmüş, Doktolar eğer 20 olsaymış kan kanseri diyebiliriz demiş. Son 2 Ay'dır Günde 2 kez 1 tatlı kaşığı kullanmış arkadaşım annesine bu kadar çok kullanmamasını tansiyonunu çıkartabileceğini söylemiş. Annesi dinlememiş oğlunu 2 tatlı kaşığı kullanmış 1 yada 2 kez tansiyonda yükselme yaşamış sonra hiç yaşamamış. Tansiyon haplarını kullanmayı bırakmış. 1 hafta önce tekrar ölçüm yaptırmaya gittiğinde Trombosit sayısının 141 normal sınırlara yükseldiği görülmüş ( 141 e gelince doktolar iyleşmiş kabul ediyorlarmış ).

              Vücut alkali hale gelince önceden yapamadığı işlevleri tekrar yapabilir hale geliyor, tıpkı Akyuvarların pH ı düşük ortamda işlevini yapamaması gibi.

              Şimdi Prof. Dr. Erkan Topuz videoda anlatıyor, onkolog arkadaşlarını bu konudan haberdar ediyor çok pahallı bir ilaç çıkmış (ucuz olsa şaşardım) o trombosit sayısını arttırıyormuş. Kendisi kullanmaya başlamış (hastaları üzerinde) .. neler dönüyor.

              Not: Trombosit veya kan pulcukları kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücre parçalarına verilen isimdir. Platelet olarak da adlandırılır. Düşük trombosit seviyeleri veya fonksiyon anormallikleri (disfonksiyon) kanamayı yatkınlaştırırken, yüksek trombosit seviyeleri -çoğunlukla asemptomatik- tromboz (damarda kanın pıhtılaşması) riskini yükseltir.

              Sağlıklı yetişkin bir insanda 150 ila 400 bin arasında trombosit hücresi bulunur. Trombositlerin yapımı, kemik iliğinin megakaryosit olarak adlandırılan büyük hücrelerinin parçalarından meydana gelir. Trombositlerin kan içindeki ömrü 9 ila 10 gündür, bu süreyi doldurduklarında dalak tarafından parçalanarak ayrıştırılırlar.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - 22 Sene süren GÜL ve LİKEN hastalığı
              Ferah Tolunay Hanım tekrar paylaşmış : kemal bey size bidaha teşekkür etmek istiyorum karbonatlı su kullanmaya başlıyalı biliyorsunuz GÜL ve LİKEN hastalığım geçti bunu daha önce yazmıştım... bu hastalığımla ilgili vücudumda oluşan mor mor izlerde kayboldu ayrıca sırtımda nohut büyüklüğünde yağ bezesi vardı daha önce aldırmıştım tekrar çıktı şimdide o küçüldü ALLAH sizden razı olsun... 22 senedir hep inandım bir gün mucize olacağına ...ALLAH ım sana binlerce kere teşekkür ediyorum kemal beyi karşımıza çıkardığın için çok teşekkür ederim....

              1. ) Not: Daha önce Ferah hanım şu yazıyı paylaşmıştı : kemal bey konunun dışında olabilir ancak 1990 yılından beri GÜL ve LİKEN hastalığım vardı .çok şükür KARBONATLI su içmeye başladığımdan bu güne 15 GÜN OLDU ...yaralarım kapandı ve kaşıntı geçti ALLAH sizden razı olsun

              2. )Not: Liken planopilaris rahatsız edici ve tedavisi zor bir deri hastalığıdır. Hastalığın şiddeti ve dağılımı tedavi ile birkaç aydan sonra değişir.

              Gül Hastalığı, daha çok ruhsal sıkıntılar, stres sebebiyle ortaya çıkan, sık görülen bir deri hastalığıdır.

              Kırmızı yuvarlak güle benzeyen üzeri hafif beyaz kabuklu döküntülerle seyreder. Bazen tek büyük bir lezyonla başlar. Bu; öncü, haberci plaka madalyon denir,hastalık bazen “madalyon hastalığı“ olarak da anılır.

              Döküntüler en çok gövde, sırtta ve kollarda görülür. Sırtta çam ağacının dallarını andıran bir görünüm oluşur; bu görünüme “noel çamı deseni” denir.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Guatr ( Hipertiroidi )
              Alev Hamamcıoğlu Eraybar Hanım paylaştı : Sn. Milar,ben karbonat tedavisini yapıyorum hala devam ediyorum,sadece sabahları içiyorum ben aynı zamanda hiper troit hastasıyım biraz evvel duştan çıktım ve bir şeyi fark ettim saçlarım feci dökülüyordu ama şimdi yarıdan da az artı boğazımdaki yumru yok oldu yani guatrım dümdüz, o kadar sevinçliyim ki size anlatamam İstanbul'a gelince tekrar testlerimi yaptırıp size bildereceğim ve de sizi tanımak isterim, insanlığa böyle güzellikler yapan biri ile tanışmakbenim için son derece büyük bir şans ,ayrıca size çok çok teşekkür ediyorum, sevgi ile kalın efendim.

              Not: Şimdi tekrar baktım şu haberi okudum "TÜRKİYE’DE HER 3 KİŞİDEN BİRİ GUATR HASTASI!". Şimdi Alev Hanımdan anlıyoruz ki Alkali olmak her şeyden önemli! Karbonatta alkali olmamızda en büyük yardımcımız.

              Ek Bilgi Vikiden: Guatr tiroid bezinin normal dışı olarak büyümesi hastalığıdır.

              Guatr çeşitli şekillerde sınıflandırılır:

              Basit guatr, hormon düzeyi normal olan yumrusuz (nodülsüz) guatr türüdür. İçinde yumru bulunan guatra nodüllü guatr denir ve "tek nodüllü" ve "çok nodüllü" guatr olarak ikiye ayrılır. Ayrıca guatr hastalığındaki nodüller; "soğuk", "ılık" ve "sıcak" olarak 3 gruba ayrılır.

              Yaygın guatr, basit guatrın tersine guatr bütün tiroid bezine yayılmıştır.

              Zehirli guatr ya da toksik guatr, hipertiroidli guatr türüdür, halk arasında iç guatr adı da verilir. Bu guatr çeşidi iltihaplanma, su toplanmasi ya da Basedow hastalığı gibi bağışıklık sistemi hastalıklarında görülür.

              Zehirli olmayan guatr, genellikle normal veya düşük tiroid seviyeleri ile ilişkilendirlir ve bütün diğer guatr türlerini tanımlar(lithium ve bağışıklık sistemi hastakıklarında oluşanlar gibi).

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Başağrısı ve Panik Attak
              Sibel Uçar Kahriman Hanım paylaşmış : 2010 senesinde kendi irademle hiç bir destek almadan sigarayı bıraktım sigarayı bıraktıktan sonra bende depresyon anksiyete bozukluğu ve en son panik atak ve her gün ağrıyan bir baş ağrısı gelişti bu süre içerisinde ruh gibi yaşadım halsizlik baş ağrısı sanırım madde yoksunluğundan hayata karşı ilgisizlik.. nöroloji ve psikyatri olmak üzere bir çok doktorla haşır neşir oldum hepsinin tek ortak noktası ilaç yazıp eve yollamak 1 sene ilaç tedavisi gördüm ama hiç bir şekilde sigara içiyorkenki hayat enerjimi bana geri kazandırmadı son 3 aydır karbonatlı su içiyorum baş ağrımdan eser kalmadı en önemlisi panik ataklarım yok denecek kadar azaldı... bir malatyalı olarak ailece kayısı çekirdeğini hergün tüketiyoruz 5 yaşındaki oğluma da yediriyorum çok şükür bizden kimse zehirlenmedi...

              ayrıca tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirimki ilaçlar depresyonu iyileştirmiyor...vucudumuzu dahada savunmasız hale getiriyorlar...

              Not: Bu yazıyı okuyup panik atak geçer yada başağrısı kalmaz gibi düşünmeyelim. Herkezin bünyesi farklıdır, ancak alkali olmak vücudumuzu koruyor ve onun sağlıklı çalışmasını sağlıyor.

              Karbonatla ilgili yeni haberler - reflü
              Esin Gezicioglu hanım paylaşmış : Ece Hnm.ben yıllarca yoğun reflü yaşayan birisi olarak size net yanıt vereyim,20 gündür kullanıyorum reflü bitti.O güne kadar kullanmadığım ilaç kalmamıştı ve gece uykumdan uyanıyordum boğazıma kadar ekşi,acı su geliyordu çok kez istifra ediyordum.Teşekkür ediyorum Kemal Milar beye....sağolsun iyiki tanımışım.

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Zona Hastalığı
              Gulsum Apaydın Hanım paylaştı : ben geçenlerde zona çıkardım dr. bana çok pahalı ve az bulunan bir ilaç yazdı..ben o ilacı kullanmadım sadece karbonat içerek asit-baz dengesi ile kısa sürede iyileştim..hatta dr şaşırdı ve ona açıkladım..evet ama bunu hastalarıma söyleyemem yanlış anlaşılır dedi..alkali olmak gerekiyor ve Kemal bey bu konu da ileri derecede bilgi sahibidir sağolsun

              Not: Herpes zoster, genel adıyla zona, varisella zoster virüsünün sebep olduğu ve daha önce su çiçeği geçirmiş kişilerde görülen, vücudun tek tarafında deride su toplamış ağrılı kabartılarla seyreden bir hastalıktır. Halk arasında kuşak hastalığı veya gece yanığı olarak da bilinir.Varisella (Su Çiçeği) sonrası varisella zoster virüsü vücut sinir hücrelerine yerleşip hiçbir belirti vermeksizin yıllarca inaktif kalabilir. Bağışıklık sistemindeki zayıflık veya bozuklukla yerleştiği hücrelerden ayrılıp aksonlar boyunca ilerleyerek sinir bölgesindeki deride viral enfeksiyona yol açabilir. Kabartılar genellikle 2-4 hafta içerisinde iyileşir, fakat sinir ağrıları kalıcı olabilir (postherpetik nevralji).Bir zona hastası başkasına (genellikle çocuklara) su çiçeği bulaştırabilir, fakat zona bulaştıramaz. Çünkü zona vücut içine yerleşmiş virüs kaynaklıdır, havadan bulaşan virüsle olmaz. (Vikipedi den alın'tıdır)

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Ameliyat olması Gereken Mide Rahatsızlığı
              29 Mayıs 2012
              Tarik Akcol Bey Paylaştı: Selamlar hocam! Karbonat hakkinda sevindirici bir haber daha aldik. Burada iranli bir arkadasim var , kendisi surekli mide rahatsizliklarindan bahsediyordu ve karni surekli siskin duruyordu. Birgun gene kendisine nasil oldugunu sordum, doktora gittigini ve midesinde ciddi anlamda asit oldugu teshis konuldugunu ve doktorun ,ameliyat olmasi gerektigini soylemis. Bundan dolayi da uzgun goruuyordu, kendisine karbonati anlattim nasil kullanacagini anlattim, amir bir hafta sonra yanima geldi ve bana sonsuz tesekkurlerini iletti. Fiziksel goruntusu inanilmaz derecede olumlu yonde degismisdi. Artik hicbir sorununun kalmadigini ve kendisini gayet normal hissetigini soyledi. Bende onun tesekkurlerini size pasliyorum, cunku tesekkuru hak eden sizsiniz)

              Karbonatla ilgili Yeni Haberler - Şeker
              Alev H. Eraybar Paylaştı : Sevgili Milar, 1 hafta önce karbonat tedavisine başladım, şekerim 189 idi ilaç kullanmama rağmen ne kadar dikkat edersem edeyim şeker 138 den aşağıya inmiyordu bu sabah ölçtük 115 size ve sizi öneren Nuran Akuç hanıma teşekkürü bir borç bilirim Allah sizi hiç sıkıntıda bırakmasın, çok uzun ve sağlıklı yaşayın, sevgi ve saygılarımla.

              Karbonatla ilgili yeni haberler: Trigliserit
              Nuri Ulukan yazmış: Mevhibe hanım benim triglisetim 1200 civarındaydı çok fazla ilaç kullandım sadece 800'e düştü.Kemal Bey sayesinde karbonat içmeye ve alkali bir yaşam tarzını benimsemeye çalıştım.Bütün ilaçları bıraktım.Şimdi trigilisetim 185 .

              Oktay Özak yazmış (daha önce paylaşmıştı tekrar paylaştı) : üstelik hala alkali beslenmiyorum.Sadece sabah,akşam bir bardağa bir çay kaşığı karbonatlı su içiyorum ..

              Sadece trigliserid değil kan yağlarından kollestrol de normal.Şeker ve tansiyon problemleri sıfırlandı.Eczacı arkadaş uğramayınca önünden gecerken dışarı çıkıp abi eczane mi değiştirdin diye sorunca Kemal Milar ŞİFAHANESİ'nden bahsettim.Adresini de verdim.Geçen cuma onunla çay sohbetine gittiğimde onların da ailecek karbonatlı suya devam ettiklerini öğrendim.Sn.Milar duymasanız da görmeseniz de ŞİFAHANENİZ kartopunun çığ'a dönüşmesi misali genişleyerek şifa dağıtmaya devam ediyor.Cemaat liderleri masal anlatma yerine hayata uyulanan gerçekleri ne zaman anlatmaya başlayacaklar dersiniz ? Sağlıcakla kalınız.Selam ve selametle...

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Düzelen Adetler
              Merhabalar,bu can sıkıcı bir gece diyeceğim çünkü yine şehit haberleriyle geceye başladık( Maalesef sanki hiç bitmeyecekmiş gibi acı üstüne acı yaşıyoruz hepimiz( Ben ise ayrı bir acıyı yaşıyorum çünkü eşim şu anda görev için oralarda ,mevlam tüm güvenlik güçlerini korusun,dualarımız onlarla...Benim sizlere anlatacağım ayrı bir konu!;Kemal bey yakın tarihte benim ilgimi yazıları ve paylaşımlarıyla ilgimi çekmişti,çünkü ben meme kanseri risk taşıyan vede ameliyat olmuş biriyim..Üç sene öncesi ameliyatımda kitle alınmış,tedavim sürmekte,ama bu arada yaşım 43 olduğundan adet düzensizlikleri yaşamaya başlamıştım,hormon ilaçları kullanmam sakıncalıydı düzene de girmesi mümkün olmadığından,adetlerim düzensiz ve can sıkıcıydı,geçtiğimiz aylarda evimden uzaktaydım vede elimin altında ve düzenli bir ortamım olmayışından karbonat kullanamamıştım,üç ay süresince olmayan adetlerim düzenli bir hafta sonrası olmaya başladımbu benim için çok güzel bir durum(ne kadar sevmesekte o zamanları!) gerçekten sevindim devamlı kullanıyorum her sabah düzenli bir bardak suda yarım tatlı kaşığı karbonata devam,bunu sizlerle paylaşmamın sebebi yaşanmışlıklar vede gerçekten güzel şeyleri vermişse paylaşmak her zaman güzel,tabi üzüntümüzde bizimle beraber sevincimizde,Sevgilerimle Kemal bey sizi tanımaktan büyük onur duydum,Allah razı olsun ,siz bize sağlık ve bilimin araştırılmış sonuçlarını paylaşıyorsunuz ,sizde her daim sağlıcakla kalın..

              Selda Şirin Akın Hanım Paylaştı :
              KARBONATLI SU HAKKINDA KULLANANIN AĞZINDAN YORUM...BUYRUNUZ...KEMAL BEYDEN ALLAH RAZI OLSUN.

              Mukaddes Yıldız: Başlayın arkadaşlar 3 ay oldu, Selda hanım paylaştığından beri içiyorum. Allah razı olsun Selda hanımdan 19 yıldır geçmeyen midem iyileşti. Ben hiç bir şey yiyemezdim, çok şükür artık yiyebiliyorum. Çok enerjiliyim, 7 kilo verdim yaklaşık.

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Bademcik iltihabı ( Kriptik Tonsilit )
              Erkan Akıllı Bey Paylaştı : Sodyum bi karbonatla ilgili güzel bir haberde benden kemal bey.arkadaşımın 16 yaşındaki oğlu sürekli bademcik iltihabı geçiriyormuş.Kriptik tonsilit oluyormuş ve doktor gargara antibyotik tedavisi uyguluyormuş son çare ameliyat olmalı denilmiş bende sodyum bi karbonatla gargara önerdim. Çocuk yaklaşık 3 haftadır bunu uyguluyor ağız içinde yaralar iyileşme gösterdiği gibi şuanda kontroller sonucunda doktor ameliyata gerek yok demiş.Şimdi o kişi bana teşekkür ediyor bende şahsıma edilen teşekkürü size iletiyorum.sağlıcakla kalın.

              Not: Erkan bey, hem gargara yapmasını hemde içmesini söylemiş. Bu bademcik iltihabı önemsiz gibi görülür ama sonra ameliyata kadar gider bu durum sonunda bademciklerinizi kaybedersiniz.

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Bademcik iltihabı (antibiyotik alın başka çareniz yok ya da ameliyat yaparız)
              Ipek Yilmaz doktor bana "her kış kar yağdığında bunu yaşayacaksınız doktora görünün antibiyotik alın başka çareniz yok ya da ameliyat yaparız" demişti ben de ameliyatı düşünmediğim için çaresiz ilaç alıyordum ama artık öyle bir noktaya gelmişti ki hem tedavi süreci 3-4 haftaya kadar uzuyordu hem de antibiyotiğe karşı vücut bağışıklık kazandığı için bünyem seneye daha ağır hasta oluyordu, bu sefer doktor daha güçlü antibiyotik verdiği için bir sonraki iyileşme süreci çok uzun sürüyordu, bunun yanında 39'a kadar yükselen ateş de cabası. Nihayetinde -maşallah diyeyim- çok şükür mucize gibi bu kış hasta olmadım ve bu benim için büyük bir sağlık olayıdır, buradan öncelikle size teşekkür ediyorum, sizin bu bilgileri bizimle paylaşmanız sayesinde biz iyi olduk daha çok insan da iyi olacak inanıyorum, ve siz de çok hayır duası alıyorsunuz emin olun Kemal Bey

              Kemal Bey tabii ki paylaşın, diğer insanların benim yaşadığım bu olayı okuyup mucizeyi görmeleri, denemeleri ve iyi olmaları beni de mutlu eder, deneyimleri paylaşmak daha çok insana ulaşmak demektir. Bazı durumlar hariç olmakla birlikte sadece karbonatla tedavi olabilen hastalıklar varsa ve uygulayınca iyi olduğumuzu gördüysek, ilaca yönelmeyelim hem zaman hem para israfı hem de bünyemize gereksiz asit yükü olmasın değil mi?

              Karbonatla ilgili yeni Haberler - Sağ göğsümde 10 cm çapında bir Kist teşhis edildi (3 Hafta sonra neler olmuş Okuyalım)
              Ayşem Silifke Kemal Bey öncelikle varlığınıza yürekten ve minnetle teşekkür ediyorum.... sizinle ve karbonatla tanışmam yaklaşık 2,5 ay önceydi. 44 yaşındayım,..sağ göğsümde 10 cm çapında bir kist teşhis edildi. ultrason, memeogram ve birkaç doktor derken biyopsiye karar verildi. (aile genlerimde de kansere bolca rastlanmakta.) önceki yıllarda da rahim,yumurtalık ve sol troidim doku bozulmasından alınmıştı. mememin de akibeti aynı olacak diye düşünürken bir arkadaşım sizden bahsetti. hiç kimseye birşey söylemeden ve biyopsiyi de geciktirerek 3 hafta karbonat diyetini uyguladım. sonra tekrar ultrason ve cerrah ziyareti... şaşılacak birşey oldu ve kistim tamamen kaybolmuştu. doktor hiçbir şekilde anlam veremedi bu duruma ve ''ben hayatımda bu kadar kısa sürede böyle birşey görmedim'' söyleminde bulundu. sizden ve sodyumbikarbonattan bahsettim ve ''ne yapıyorsanız lütfen devam edin'' diyebildi ancak. bugün ph derecemi ölçtürdüm ve diğer değerlerime baktırdım. mutlu haber; hiç diyet yapmadan karaciğer yağlanmam geçmiş, kollestrolüm normal sınırlara girmişti. PH ım ise 9 çıktı. bugün devit- 3 de aldım yarın sabah onu da suyuma katacağım. sanırım yaza kadar ayda bir tekrarlanacak bu değil mi? bundan sonrası için bana önereceğiniz bir şey var mı? gün içinde bir tatlı kaşığı karbonatla bu durumumu koruyabilir miyim acaba? ayrıca, 23 yaşında bir kızım var, herhangi görünen ya da bilinen bir problemi yok. ancak koruma amaçlı hayatına karbonatı sokmasını istiyorum. günde 1 çay kaşığı sürekli olarak tüketmesi yeterli mi? doğru olur mu? size tekrar tekrar sonsuz kocaman teşekkürler ediyorum. sağlıkla güzellikle mutlulukla kalınız sevgiler..

              Sonraki yazışmalar :
              Neşe Kaya : geçmiş olsun ..yanlız 10 cm çap çok büyük bence kist 10 mm dir..bu bile inanılmaz...

              Ayşem Silifke : neşe hanım öncelikle teşekkürler. ama bildiğiniz 10 cm di kist. tamamen bütün memeyi kaplamıştı

              Ayşem Silifke : mucize olanda bu bence

              Neşe Kaya: ayşem hanım bu kist aniden mi oluştu peki sizde...büyüme süreci neydi??

              Ayşem Silifke: neşe hanım, hiç aniden oluşmadı. 2 sene resmen besledim ben bunu. korkudan doktora gidemedim.kimseye bişey söylemedim. kesinlikle bişey çıkacağını biliyordum ve aile geçmişim de benim geçmişimde kanser konusunda sabıkalı. kemoterapinin çözüm olmadığını biliyordum, bari geç kalayım dedim son derece cahilce olduğunu biliyorum ama gerçekten korkuyordum. ama tek tesellim ;bu iki sene içinde hep ağrıyordu göğsüm. nedense ağrıyorsa bişey olmaz diye bir şehir efsanesine de inanmışım. biraz onun rahatlığı vardı. sonra birgün ağrı bitti. bende bu göğsümü (daha önce bu deneyimi yaşamış) özlem diye bir arkadşıma gösterdim. o çok panik yaptı. önce doktora gitmem konusunda baskı yaptı sonra da kaybedecek birşeyin yok bu saatten sonra diye kemal beyden bahsetti. sürecimin başlangıcı böyle oldu. sonucunu zaten biliyorsunuz. çok şükür, diyorum..

              ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
              KARBONAT - SODYUM BİKARBONAT


              Not 1: Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Eğer kanser hastasıysanız Önce gidip dijital pH ölçer alıp idararınızı sabah akşam kontrol edip pH ı 8 in üzerine çıkarmanız gerekir. Buna bağlı olarak karbonat içimi günde 5 - 6 çay kaşığı karbonatlı su içmeniz gerekebilir. 1 çay kaşığı karbonatlı suyu bir miktar içip yatağa yada kanepeye uzanıp 360 derece sağa sola dönerek haraket etmelisiniz . Bu haraketleri yaparken ara ara bardaktaki karbonat tüketilmelidir. Bol sebze ağırlıklı beslenmeye özen göstermelisiniz. Özellikle gün boyu acıktıkça salatalık yemenizi tavsiye ederim. Bütün hastalıkların temelini asidlenmemizden kaynaklanır. Eğer asidik olursanız, kanser dahil pek çok hastalığa yakalanırsınız. Eğer vücudunuzdaki su alkaliyse hasta olmazsınız. Asla kola türü içecekleri tüketmemeniz gerekir. Bu içeceklerin hepsi asidik pH değeri 2,5 'tur. Sizi kimse bu içeceklere karşı uyarmaz. Cips'lerin içinde MSG vardır asla tüketmeyin, aşıların hepsi asidik'tir asla çocuklarınıza yaptırmayın. Yapat tatlandırıcılardan uzak durun asla kullanmayın. Eğer karbonatlı su içtiğinizde ishal olursanız bunu bilinki vücudunuz asitlerden kurtulmaya çalışıyordur. Bu iyi bir göstergedir. asitler atıldığında ishal biter.

              Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa yada yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape yada yatağa uzanı 10 - 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden TANSİYONUNUZUN YÜKSELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORSANIZ UZANIP 10 - 20 DAKİKA DİNLENİN. ARKADAŞIMIN ANNESİ YÜKSEK TANSİYON HASTASIYKEN ŞUANDA YÜKSEK TANSİYON HASTASI DEĞİL! AMA KARBONATLI SU İÇTİKTEN SONRA VÜCUDUNU DİNLİYOR EĞER ÇIKARMIŞ GİBİ HİSSEDERSE YATAĞA UZANIP DİNLENİYOR SONRA KALKIP GÜNLÜK İŞLERİNE DEVAM EDİYOR!.

              Not 2: Sodyum Bikarbonatın Önemi
              Tükrük bezlerinin yoğun miktarda karbonat iyonları salgılayarak yediklerimizi alkali yapar. Midemizin çevresi kandan alınan sodyum klorür'le çevrilidir.Sodyum su ve karbon dioksitle birleşerek alkali TUZ yani SODYUM BİKARBONAT OLUŞTURUR. Biyokimyada bu şu şekilde formüle edilir: H20 + CO2 + NaCl = NaHCO3 + HCL. Bundan dolayı midemiz aslında yediklerimizi ALKALİ yapmaktan sorumludur. BRUNNER BEZLERİ (12 PARMAK BAĞIRSAĞINDA BULUNUYOR) yüksek miktarda karbonat salgılayarak yediklerimizin alkali halde sindirilmesini sağlıyor. Pankreasımız Yüksek miktarda Sodyum Bikarbonat salgılayarak mideden gelen asitleri nötralize etmek ve yediklerimizi alkali yapmaktan sorumlu. Karaciğerde safra salgısındada yüksek miktarda karbonat içerir. Bedenimiz çürümemek için (kanser olmamak için) kendisini hep karbonatla alkali hale getiriyor. Böbreklerimizin kendisi karbonat ürettir. Böbreklerimiz kanın pH seviyesini alkali tutmakla sorumludur.

              pH
              Ortamda bulunan Hidrojen ( H⁺ ) miktarına verilen değerdir. Bu değer 0 - 14 arasında değişir. Genel anlamıyla pH 7 den yüksekse alkali ( fazla Hidroksit [ OH⁻ ] az Hidrojen [ H⁺] ) demek. Eğer pH 7 den düşükse asidik (fazla Hidrojen [ H⁺ ] az Hidroksit [OH⁻]) demek. Su yaklaşık nötr pH değeri olan 7 nin üstünde bir değer taşır ( burda Hidrojen [H⁺) ve Hidroksit [OH⁻] eşit ölçüdedirler ).Sodyum Karbonat (Na₂CO₃) Suda çözüldüğünde Sodyum Atomu (Na⁺) ve Karbonat Atomu ( CO₃²⁻ ) ortaya çıkarır.Na₂CO₃ = 2 Na⁺ + CO₃²⁻Sodyum Atomlarının pH seviyesini yükseltmede bir etkisi yoktur. Sodyum (Na) Klora bağlanarak ( Cl ) bağlanarak Tuz oluşturur yani ( NaCl - Sodyum Klorür ). Bununla birlikte Karbonat ( CO₃²⁻ ) Atomları ortamı Alkali yaparak Hidroksitin ( OH⁻ ) değerini yükseltirler. Karbonat Suyla birleştiğinde : CO₃²⁻( Karbonat ) + H₂O ( Su ) = HCO₃⁻ + OH⁻ ortaya çıkar. HCO₃⁻ ortama Derişiklik Yoğunluk katar OH⁻ ise pH değeri dediğimiz şey'dir.

              Su H₂O Bir Hidrojen (H⁺) ve Bir Hidroksit Atomundan (OH⁻) oluşur. Yani H₂O = H⁺ + OH⁻

              İdrar pH değeri kaç olursa sağlıklı yada alkali oluruz ?
              İdrar pH derecemiz 7,3 ve üstü olursak alkali sayılırız, eğer 7,3 - 6.8 aralığında olursa nötr sayılırız. Ancak pH 0'la 14 aralığında bir değer. Bu değerin ortası 7 nötr saf suyun derecesi ne alkali nede asidik. 7 nin altı asidik olmaya başlıyor, buda ortamdaki oksijen miktarının düşük olması demek. Eğer bir insanın idrar pH değeri 5.5 altındaysa vücutta asidoz kanser başlamış demek'tir. Bütün kanser hastalarının idrar pH değerleri yaklaşık 4,5 çıkıyor. İdrar pH değeri 2 - 2,5 olanlar var . Artık asitleşmeden çürüyor. Konuya dönersek eğer idrar pH değerinizi 7.3 ve üstü tutarsanız hiç bir zaman hastalığa yakalanmazsınız. Sağlıklı aralık 7.3 - 8 yada 9 olabilir. 10 üstü pek olmaz ama olursada bişi olmaz. 11 e çıkarmak gereksiz ve sağlıksız. Ama 11 - 12 lere çıkarıp sağlıklı olduğunu söyleyen olursa da duymak isterim.

              Yorum yap


              • #8
                Karbonatlı Suyun Zayıflamaya Etkisi

                27.Aralık.2011

                Bu son günlerde konuşulan karbonatlu su konusu, Dr. Robert O.Young ve Shelley Redford Young’ınZayıflamada pH Mucizesi adlı kitabında yer alıyor. Kitap oldukça ilginç.
                Kimyasal olarak, pH derecesi bir maddenin asidik veya alkalik (bazik) olduğunu ölçmek için kullanılan bir ölçüm birimi. pH=7 nötr, yani ne asit ne alkalik bir maddeyi ifade ediyor. pH’ı 7′den düşük olan maddeler asidik, 7′den büyük olan maddeler ise alkalik olarak tanımlanıyor. Yazarlar, ideal vücut kilosuna ulaşmada ve o kiloyu korumada en önemli şeyin, vücudun alkalikliğini korumak olduğunu söylüyor. Yani sloganları: “pH’ınızı yükseltin!” Kötü, dengesiz, fast food ağırlıklı beslenen kişilerin vücutlarının pH’ının büyük ihtimalle 7′den çok düşük olduğu belirtiliyor. Kitabı okuyunca ayrıntılı açıklamalarını görüyorsunuz, ancak kısaca özetlemek gerekirse: Tüm hastalıkların ve yağların asidik ortamda ortaya çıktığını savunuyorlar. O yüzden vücudumuzu ne kadar alkalik tutarsak, o kadar az yağımız olur ve o kadar az hastalanırız diyorlar.Alkalik yiyecekler nelerdir?Avokado, hindistancevizi, taze balık, tohum yağları (mesela keten tohumu yağı), yeşil sebzeler, brokoli, ıspanak, brüksel lahanası, limon, greyfurt, domates, buharda pişirilmiş veya filizlenmiş baklagiller, himalaya tuzu.Asidik yiyecekler nelerdir?Hayvansal proteinler (et ve tüm süt ürünleri), tavuk, yumurta, şeker, yapay tatlandırıcılar, fıstık, mısır, mayalanmış besinler, alkol, kafein, kahve, çay, meşrubat, çikolata, mantar, meyve, kuru meyveler, bal.Bir diğer önemli nokta, suyun çok miktarda ve mümkün olduğunca alkalik içilmesi. Vücuttaki her 15 kilo için 1 litre su içilmesi öneriliyor. Vücuttaki asitleri ve atık maddeleri, içtiğimiz alkalik suyun bir nebze temizleyebileceğine inanıyorlar. İyi suyun pH derecesinin en az 9.5 olması gerektiği söyleniyor. Peki suyu nasıl alkalik yapacağız?- Suyu alkalik hale çeviren bir filtre kullanmak
                - pH damlaları kullanmak
                - Sodyum bi karbonat (yani nam-ı diğer karbonat).Yani karbonatlı suyun zayıflamaya etkisi işte burada ortaya çıkıyor. İçtiğimiz suyun içine karbonat karıştırınca, alkali değerin, yani pH’ını arttırmış oluyoruz. Karbonat zaten eskiden beri, hazımsızlık için de kullanılan birşey. Atalarımızın bir bildiği varmış her zamanki gibi. Karbonatın pek bilinmeyen faydalarını burada bulabilirsiniz.İdeal kiloya ulaşmak için su nasıl içilmelidir?- Sadece alkalik su için.
                - Sabah kalkınca ilk iş olarak 1 litre kaliteli su için. Bu böbreklerinizi, mesanenizi ve bağırsaklarınızı temizlemenize yardımcı olur.
                - Her saat 2 bardak veya iki saatte bir 1 litre su içmiş olun.
                - Suyunuzun büyük bölümünü öğün aralarında için.
                - Her bir saatlik egzersiz için fazladan 1 litre su için.
                - Her günün sonunda 2 bardak su için.Bunlar kitaptaki bilgiler… Kitapta bir sürü kilo veren insanın hikayesi ve fotoğrafları var. Ancak bu insanlar uzun bir süre (mesela ilk 15 gün) sıvı orucu yapmışlar, yani oldukça radikal bir şey. Yine de asidik-alkalik besin ayrımı konusu oldukça ilginç bir konu. Ben her 15 kilo için 1 litre su içme kısmına uymasam da, karbonatlı su içiyorum bir süredir. Faydasını gördüğümü söyleyebilirim. Önerilen şey, içtiğiniz suyun 3 bardağının içine bir poşet (5 gram) karbonatı eklemeniz. Yani günde toplam 15 gram ediyor. Kitapta önerilen bir diğer yöntem de, 1 litre suya 2-3 çay kaşığı karbonat eklemek.
                Bir diğer çarpıcı iddia ise, ne kadar kilo vermek istiyorsanız onu 2 ile çarpın; işte bu kadar gün pH diyetini uyguladıktan sonra istediğiniz kiloya gelebilirsiniz oluyor. Kitabı sattırmak için illa böyle bir iddia lazım tabii Sıvı oruçları ile çok hızlı bir şekilde kiloda azalma oluyor elbette, ama yemeye başlandığı taktirde geri gelecek kilolar olmalı bunlar. Belki daha kısa vadeli (mesela 1-2 günlük) sıvı oruçları yapılabilinir diye düşünüyorum.
                Kitapta önerilen egzersiz biçimi ise trombolin/trambolin. Ben kendisiyle bir süredir tanışığım Dışarıdan bakıldığında çok zevkli gibi gözükse de, pek de zevkli değil; çünkü çok ciddi zorluyor insanı. Hele ilk zamanlarda. 5 dakikada dili dışarı çııyor insanın. Yavaş yavaş alışıyor vücut zıplamaya. Bacaklar, kalça ve bazı hareketler sayesinde göbeği de çalıştıran, üzerinde karın hareketleri ve esneme yapılabilen, evde de kullanılabilen güzel bir kardiyo aleti.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Ben 10 yaşında köyde iken Kağnının mazısını yağlamak isterken mazıya sarılı bir tel baş parmağımı ortadan ikiye ayırdı yılanın ağzı gibi.Şehre gidip tedavi olamadık.O zaman evdeki ilaçlardan sürdüm vs ve bir kaç ay sonra tırnak mantarı çıktı.Tam 37 senedir bu tırnak mantarından ne yaptıysam kurtulamadım. Şimdi 6 haftadır Gökçek Karbonat Forte kullanıyorum, Tırnak Mantarı kendiliğinden yok oldu. Hocam iyi ki varsınız size minnettarım çok çok sağolun

                  Yorum yap


                  • #10


                    ICP Kontrolü için Sodyum Bikarbonat: Sistematik Bir İnceleme

                    Frederick A Zeiler 1 2, Nicholas Sader 3, Michael Batı 1, Lawrence M Gillman 4 5
                    üyelikler genişletmekSoyut


                    Amaç: Amacımız, nörolojik hastalığı olan hastalarda kafa içi basıncı (İKB) azaltmak için intravenöz sodyum bikarbonat kullanımına ilişkin literatürün sistematik bir derlemesini yapmaktı.

                    Yöntemler: Veri kaynakları: MEDLINE, BIOSIS, EMBASE, Global Health, Scopus, Cochrane Library, International Clinical Trials Registry Platform'dan makaleler (başlangıçtan Nisan 2015'e kadar), ilgili makalelerin referans listeleri ve gri literatür tarandı.

                    Veri çıkarma: 2 gözden geçiren bağımsız olarak popülasyon özellikleri ve tedavi özellikleri dahil olmak üzere verileri çıkardı. Kanıtın gücü hem Oxford hem de Öneri Değerlendirme Geliştirme ve Eğitim Derecelendirme metodolojisi kullanılarak karara bağlandı.

                    Sonuçlar: Arama stratejimiz toplam 559 alıntı üretti. İncelemeye üç orijinal makale dahil edildi. 2 prospektif çalışma, 1 randomize kontrollü çalışma ve 1 tek kollu çalışma ve 1 retrospektif vaka raporu vardı. Tüm çalışmalarda incelenen toplam 19 hasta vardı ve 31 yüksek ICP epizodu tedavi ediliyordu. Bu epizotlardan yirmi biri bir kontrol modelinde sodyum bikarbonat infüzyonu ile tedavi edildi, geri kalan 10'u hipertonik salin ile tedavi edildi. Sodyum bikarbonat solüsyonu ile tedavi edilen tüm yüksek ICP (Uluslararası Klinik Araştırmalar Kayıt Platformu) epizotları, serum kısmi karbondioksit basıncında bir yükselme olmadan ICP'de önemli bir düşüş gösterdi. Önemli bir komplikasyon tanımlanmadı.

                    Sonuçlar: TBH'de intravenöz sodyum bikarbonat ile bir ICP azaltma etkisini destekleyen Oxford seviye 4, Öneri Derecelendirmesi Değerlendirme Geliştirme ve Eğitim D kanıtı şu anda mevcuttur. Diğer nöropatolojik durumlardaki etkisi veya hasta sonuçları hakkında şu anda herhangi bir yorum yapılamaz.
                    Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:47 ) değiştirilmiştir.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      International Society of Sports Nutrition pozisyon standı: sodyum bikarbonat ve egzersiz performansı

                      Jozo Grgic 1, Zeljko Pedisic 2, Bryan Saunders 3 4, Guilherme G Artioli 5, Brad J Schoenfeld 6, Michael J. McKenna 2, David J Bishop 2, Richard B Kreider 7, Jeffrey R Stout 8, Douglas S Kalman 9 10, Shawn M Arent 11, Trisha A VanDüsseldorp 12, Hector L Lopez 13 14, Tim N Ziegenfuss 13, Louise M Burke 15, José Antonio 16, Bill ben Campbell 17
                      üyelikler yıkılmak üyelikler

                      • 1Sağlık ve Spor Enstitüsü, Victoria Üniversitesi, Melbourne, Avustralya. jozo.grgic@live.vu.edu.au.
                      • 2Sağlık ve Spor Enstitüsü, Victoria Üniversitesi, Melbourne, Avustralya.
                      • 3Uygulamalı Fizyoloji ve Beslenme Araştırma Grubu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu; Romatoloji Bölümü; Faculdade de Medicina FMUSP, Universidade de Sao Paulo, Sao Paulo, SP, BR, São Paulo Üniversitesi, Sao Paulo, Brezilya.
                      • 4Ortopedi ve Travmatoloji Enstitüsü, Tıp Fakültesi FMUSP, São Paulo Üniversitesi, Sao Paulo, Brezilya.
                      • 5Biyobilim Merkezi, Manchester Metropolitan Üniversitesi, Manchester, M1 5GD, BK.
                      • 6Sağlık Bilimleri Bölümü, Lehman College, Bronx, NY, ABD.
                      • 7Egzersiz ve Spor Beslenme Laboratuvarı, İnsan Klinik Araştırma Tesisi, Sağlık ve Kinesiyoloji Bölümü, Texas A&M Üniversitesi, College Station, TX, ABD.
                      • 8İş Fizyolojisi ve Egzersiz Tepkisi (POWER) Laboratuvarı, Egzersiz Fizyolojisi ve Rehabilitasyon Bilimi Enstitüsü, Kinesiyoloji ve Fizik Tedavi Okulu, Central Florida Üniversitesi, Orlando, FL, ABD.
                      • 9Beslenme Bölümü, Osteopatik Tıp Fakültesi, Nova Güneydoğu Üniversitesi, Fort Lauderdale, FL, 33314, ABD.
                      • 10Bilimsel İşler. Nutrasource, Guelph, ON, Kanada.
                      • 11Egzersiz Bilimi Bölümü, Arnold Halk Sağlığı Okulu, South Carolina Üniversitesi, Columbia, SC, ABD.
                      • 12Egzersiz Bilimi ve Spor Yönetimi Bölümü, Kennesaw Eyalet Üniversitesi, Kennesaw, GA, ABD.
                      • 13Uygulamalı Sağlık Bilimleri Merkezi, Stow, OH, ABD.
                      • 14Ek Güvenlik Çözümleri, Bedford, MA, 01730, ABD.
                      • 15Egzersiz ve Beslenme Araştırma Programı, Mary MacKillop Sağlık Araştırmaları Enstitüsü, Avustralya Katolik Üniversitesi, Melbourne, Avustralya.
                      • 16Egzersiz ve Spor Bilimi, Nova Güneydoğu Üniversitesi, Davie, FL, 33314, ABD.
                      • 17Performans ve Fiziksel İyileştirme Laboratuvarı, Güney Florida Üniversitesi, Tampa, FL, 33612, ABD.
                      Ücretsiz PMC makalesi Soyut

                      Alandaki uzmanlar ve Uluslararası Sporcu Beslenmesi Derneği'nin (ISSN) seçilmiş üyeleri tarafından yürütülen, sodyum bikarbonat takviyesinin egzersiz performansı üzerindeki etkilerine ilişkin literatürün kapsamlı bir incelemesine ve eleştirel analizine dayanarak, aşağıdaki sonuçlar resmi Pozisyon'u temsil etmektedir. Toplum: 1. Sodyum bikarbonat takviyesi (0,2 ila 0,5 g/kg dozları), kas dayanıklılığı aktivitelerinde, boks, judo, karate, tekvando ve güreş gibi çeşitli dövüş sporlarında ve yüksek yoğunluklu bisiklet, koşu , yüzme ve kürek çekme. Sodyum bikarbonatın ergojenik etkileri çoğunlukla 30 saniye ile 12 dakika arasında süren yüksek yoğunluklu egzersiz görevleri için belirlenir. 2. Sodyum bikarbonat, tek ve çok seanslı egzersizlerde performansı artırır. 3. Sodyum bikarbonat hem erkeklerde hem de kadınlarda egzersiz performansını artırır. 4. Tek doz takviye protokolleri için, egzersiz performansında iyileşmeler elde etmek için gereken minimum doz 0,2 g/kg sodyum bikarbonat gibi görünmektedir. Ergojenik etkiler için optimal sodyum bikarbonat dozu 0,3 g/kg gibi görünmektedir. Tek doz takviye protokollerinde daha yüksek dozlar (örn. 0.4 veya 0.5 g/kg) gerekli olmayabilir, çünkü bunlar ek fayda sağlamazlar (0.3 g/kg ile karşılaştırıldığında) ve daha yüksek yan etki insidansı ve şiddeti ile ilişkilidirler. -Etkileri. 5. Tek doz takviye protokolleri için önerilen sodyum bikarbonat alımı egzersiz veya yarışmadan 60 ila 180 dakika öncedir. 6. Çok günlük sodyum bikarbonat takviyesi protokolleri, egzersiz performansını iyileştirmede etkili olabilir. Bu protokollerin süresi genellikle egzersiz testinden 3 ila 7 gün öncedir ve günde 0,4 veya 0,5 g/kg'lık toplam sodyum bikarbonat dozu ergojenik etkiler üretir. Toplam günlük doz genellikle daha küçük dozlara bölünür ve gün boyunca birçok noktada alınır (örn. kahvaltıda, öğle yemeğinde ve akşam yemeğinde tüketilen 0,1 ila 0,2 g/kg sodyum bikarbonat). Çok günlük protokollerin yararı, yarışma gününde sodyum bikarbonat kaynaklı yan etki riskini azaltmaya yardımcı olabilmeleridir. 7. Sodyum bikarbonatın uzun süreli kullanımı (örn. her egzersiz antrenman seansından önce), artan yorgunluk süresi ve güç çıkışı gibi antrenman adaptasyonlarını geliştirebilir. 8. Sodyum bikarbonat takviyesinin en yaygın yan etkileri şişkinlik, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısıdır. Yan etkilerin insidansı ve ciddiyeti kişiden kişiye ve kişiden kişiye değişir, ancak genellikle düşüktür. Bununla birlikte, sodyum bikarbonat takviyesini takip eden bu yan etkiler, egzersiz performansını olumsuz etkileyebilir. (i) daha küçük dozlarda (örn. 0,2 g/kg veya 0,3 g/kg), (ii) egzersizden yaklaşık 180 dakika önce veya yan etkilere verilen kişisel tepkilere göre zamanlamayı ayarlamak, (iii) yüksek dozda sodyum bikarbonat alımı -karbonhidratlı yemek ve (iv) enterik kaplı kapsüller, bu yan etkilerin olasılığını ve ciddiyetini en aza indirmek için olası stratejilerdir. 9. Sodyum bikarbonatın kreatin veya beta-alanin ile birleştirilmesi, egzersiz performansı üzerinde ek etkiler üretebilir. Sodyum bikarbonatın kafein veya nitratlarla birleştirilmesinin ek faydalar sağlayıp sağlamadığı açık değildir. 10. Sodyum bikarbonat, öncelikle çeşitli fizyolojik etkileri nedeniyle egzersiz performansını artırır. Yine de, sodyum bikarbonatın ergojenik etkisinin bir kısmı plasebo güdümlü gibi görünmektedir.

                      © 2021. Yazar(lar)
                      Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:48 ) değiştirilmiştir.
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12


                        Sodyum Bikarbonat Takviyesinin Kas Gücü ve Dayanıklılık Üzerindeki Etkileri: Sistematik Bir İnceleme ve Meta-analiz

                        Jozo Grgic 1, Ramon F Rodriguez 2, Alessandro Garofolini 2, Bryan Saunders 3 4, David J Bishop 2 5, Brad J Schoenfeld 6, Zeljko Pedisic 2
                        üyelikler yıkılmak üyelikler

                        • 1Sağlık ve Spor Enstitüsü (IHES), Victoria Üniversitesi, Melbourne, VIC, Avustralya. jozo.grgic@live.vu.edu.au.
                        • 2Sağlık ve Spor Enstitüsü (IHES), Victoria Üniversitesi, Melbourne, VIC, Avustralya.
                        • 3Uygulamalı Fizyoloji ve Beslenme Araştırma Grubu, Beden Eğitimi ve Spor Okulu, Romatoloji Bölümü, Faculdade de Medicina FMUSP, Universidade de Sao Paulo, Sao Paulo, SP, Brezilya.
                        • 4Tıp Fakültesi FMUSP, Ortopedi ve Travmatoloji Enstitüsü, São Paulo Üniversitesi, São Paulo, Brezilya.
                        • 5Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi, Edith Cowan Üniversitesi, Joondalup, WA, Avustralya.
                        • 6Sağlık Bilimleri Bölümü, Lehman College, Bronx, NY, ABD.
                        Soyut

                        Arka plan: Sodyum bikarbonatın kas gücü ve kas dayanıklılığı üzerindeki etkileri, konuyla ilgili çelişkili kanıtlar nedeniyle genellikle belirsiz olarak kabul edilir.

                        Amaç: Sodyum bikarbonat takviyesinin kas kuvveti ve dayanıklılığı üzerindeki akut etkilerini araştıran çalışmaların sistematik bir incelemesini ve meta-analizini yapmak.

                        Yöntemler: Beş veri tabanı kullanılarak çalışmalar için bir arama yapıldı. Standartlaştırılmış ortalama farklılıkların (SMD'ler) meta-analizleri, sodyum bikarbonat takviyesinin kas kuvveti üzerindeki etkilerini belirlemek için rastgele etkiler modeli kullanılarak yapıldı (tepe kuvveti [N], tepe torku [N•m] veya maksimum yükteki değişikliklerle değerlendirildi) kaldırılmış [kg]) ve kas dayanıklılığı (gerçekleştirilen tekrar sayısındaki değişiklikler, izokinetik toplam çalışma veya izometrik kuvvet üretimini sürdürmek için geçen süre ile değerlendirilir). Küçük ve büyük kas gruplarının kas dayanıklılığı ve dinlenmiş ve yorgun durumda test edilen kas kuvveti için alt grup meta-analizleri yapılmıştır. Aşağıdakilerin etkilerindeki olası eğilimleri araştırmak için rastgele etkiler meta-regresyon analizi kullanıldı: (a) sodyum bikarbonat alımının zamanlaması;

                        Sonuçlar: On üç çalışma, sodyum bikarbonatın kas dayanıklılığı üzerindeki etkilerini ve 11 çalışma kas kuvveti üzerindeki etkilerini araştırdı. Sodyum bikarbonat takviyesinin kas dayanıklılığı için ergojenik olduğu bulundu (SMD = 0.37; %95 güven aralığı [CI]: 0.15, 0.59; p = 0.001). Sodyum bikarbonatın performans artırıcı etkileri hem küçük (SMD = 0,31; %95 GA: 0,04, 0,59; p = 0,025) hem de büyük kas grupları (SMD = 0,40; %95 GA: 0,13, 0,66; p = 0,003) için anlamlıydı. ). Sodyum bikarbonat alımının kas gücünü arttırdığı bulunmadı (SMD = - 0.03; %95 GA: - 0.18, 0.12; p = 0.725). Testin dinlenmiş (SMD = 0,02; %95 CI: - 0,09, 0,13; p = 0,694) veya yorgun (SMD = - 0,16; %95 CI: - 0,59, 0,28) yapılmasına bakılmaksızın önemli bir etki bulunmadı ; p = 0.483) durumu.

                        Sonuçlar: Genel olarak, sodyum bikarbonat takviyesi, küçük ve büyük kas gruplarının kas dayanıklılığını akut bir şekilde artırır, ancak kas gücü üzerinde önemli bir ergojenik etki bulunmadı.
                        Konu abdullah tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/1072-abdullah Saat 15 February 2018, 13:49 ) değiştirilmiştir.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Yoğun bakımda sodyum bikarbonat ile metabolik asidoz insidansı ve yönetimi: Uluslararası bir gözlemsel çalışma

                          Tomoko Fujii 1 2, Andrew Udy 3 4, Alistair Nichol 3 4 5, Rinaldo Bellomo 3 6 7, Adam M Deane 8, Halid El-Khawas 4, Naorungroj Thummaporn 6 9, Ari Serpa Neto 3 6 10, Hannah Bergin 11, Robert Short-Burchell 12, Çene-Ming Chen 13, Kuang Hua Cheng 14, Kuo-Chen Cheng 13, Clemente Chia 4, Feng-Fan Chiang 15, Nai Kuan Chou 16, Timothy Fazio 8 17, Pin-Kuei Fu 16, Victor Ge 18, Yoshiro Hayashi 19, Jennifer Holmes 20, Ting Yu Hu 14, Shih-Feng Huang 21, Naoya Iguchi 22, sarah l jones 11, Toshiyuki Karumai 19, Shinshu Katayama 23, Shih-Chi Ku 24, Chao-Lun Lai 25, Bor-Jen Lee 15, Wen-Jinn Liaw 21, Chelsea TW Ong 26, Lisa Paxton 8, Chloe Peppin 27, Owen Roodenburg 26, Shinjiro Saito 28, John D. Santamaria 20, Yahya Şehabi 29, Ayko Tanaka 22, Ravindranath Tiruvoipati 3 18, Hsiao-En Tsai 25, An Yi Wang 30 31, Chen-Yu Wang 15, Yu Chang Yeh 32, Chong-Jen Yu 33 34, Kuo-Ching Yuan 30 31; SODA-BIC müfettişleri
                          İşbirlikçiler, Bağlı Kuruluşlar yıkılmak ortak çalışanlar

                          üyelikler

                          • 1Epidemiyoloji ve Önleyici Tıp Bölümü, Avustralya ve Yeni Zelanda Yoğun Bakım Araştırma Merkezi, Monash Üniversitesi, 553 St Kilda Rd, Melbourne, VIC, 3004, Avustralya. tomoko.fujii@monash.edu.
                          • 2Yoğun Bakım Ünitesi, Jikei Üniversite Hastanesi, Tokyo, Japonya. tomoko.fujii@monash.edu.
                          • 3Epidemiyoloji ve Önleyici Tıp Bölümü, Avustralya ve Yeni Zelanda Yoğun Bakım Araştırma Merkezi, Monash Üniversitesi, 553 St Kilda Rd, Melbourne, VIC, 3004, Avustralya.
                          • 4Yoğun Bakım ve Hiperbarik Tıp Bölümü, The Alfred, Melbourne, VIC, Avustralya.
                          • 5Tıp ve Tıp Bilimleri Fakültesi, University College Dublin, Dublin, İrlanda.
                          • 6Yoğun Bakım Bölümü, Austin Hastanesi, Heidelberg, VIC, Avustralya.
                          • 7Entegre Kritik Bakım Merkezi, Melbourne Tıp Okulu, Melbourne Üniversitesi, Melbourne, VIC, Avustralya.
                          • 8Melbourne Tıp Okulu, Tıp Bölümü, Melbourne Üniversitesi, Royal Melbourne Hastanesi, Parkville, VIC, Avustralya.
                          • 9Kritik Bakım Bölümü, Siriraj Hastanesi, Mahidol Üniversitesi, Bangkok, Tayland.
                          • 10Yoğun Bakım Tıbbı Bölümü, Hospital Israelta Albert Einstein, São Paulo, Brezilya.
                          • 11Yoğun Bakım Ünitesi, Royal Darwin Hastanesi, Darwin, NT, Avustralya.
                          • 12Yoğun Bakım Ünitesi, Üniversite Hastanesi Geelong, Barwon Health, Geelong, VIC, Avustralya.
                          • 13Yoğun Bakım Bölümü, Chi-Mei Tıp Merkezi, Tainan, Tayvan.
                          • 14Yoğun Bakım Tıbbı Bölümü, Mackay Memorial Hastanesi Taipei Şubesi, Taipei, Tayvan.
                          • 15Dahili ve Yoğun Bakım Tıbbı Bölümü, Taichung Gaziler Genel Hastanesi, Taichung, Tayvan.
                          • 16Cerrahi Bölümü, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi, Taipei, Tayvan.
                          • 17Sağlık İstihbaratı, Royal Melbourne Hastanesi, Parkville, VIC, Avustralya.
                          • 18Yoğun Bakım Ünitesi, Peninsula Health, Frankston, VIC, Avustralya.
                          • 19Yoğun Bakım Bölümü, Kameda Tıp Merkezi, Chiba, Japonya.
                          • 20Yoğun Bakım Ünitesi, St Vincent's Hospital Melbourne, Fitzroy, VIC, Avustralya.
                          • 21Chung-Shan Tıp Üniversitesi Hastanesi, Taichung, Tayvan.
                          • 22Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım Bölümü, Tıp Enstitüsü, Osaka Üniversitesi, Osaka, Japonya.
                          • 23Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım Bölümü, Jichi Tıp Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tochigi, Japonya.
                          • 24Göğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Tıbbı Bölümü, Dahiliye Bölümü, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi, Taipei, Tayvan.
                          • 25Dahiliye Bölümü, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi Hsin-Chu Şubesi, Hsin-Chu, Tayvan.
                          • 26Yoğun Bakım Hizmetleri, Eastern Health, Box Hill, VIC, Avustralya.
                          • 27Kritik Bakım ve Perioperatif Hizmetler, Monash Health, Melbourne, VIC, Avustralya.
                          • 28Yoğun Bakım Ünitesi, Jikei Üniversite Hastanesi, Tokyo, Japonya.
                          • 29Kritik Bakım Araştırması, Monash Klinik Bilimler Okulu, Monash Üniversitesi, Clayton, VIC, Avustralya.
                          • 30Yoğun Bakım Tıbbı Bölümü, Taipei Tıp Üniversitesi Hastanesi, Taipei, Tayvan.
                          • 31Acil Tıp Bölümü, Tıp Fakültesi, Tıp Fakültesi, Taipei Tıp Üniversitesi, Taipei, Tayvan.
                          • 32Anesteziyoloji Bölümü, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi, Taipei, Tayvan.
                          • 33Dahiliye Bölümü, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi, Taipei, Tayvan.
                          • 34Dahiliye Bölümü, Park Şubesi, Ulusal Tayvan Üniversite Hastanesi Biyomedikal, Hsin-Chu, Tayvan.
                          Ücretsiz PMC makalesi Soyut

                          Amaç: Metabolik asidoz, kritik hastalığın önemli bir komplikasyonudur. Bununla birlikte, mevcut epidemiyolojisi ve YBÜ'de metabolik asidozu düzeltmek için verilen sodyum bikarbonat ile tedavisi tam olarak anlaşılamamıştır.

                          Yöntem: Bu, Avustralya, Japonya ve Tayvan'daki 18 YBÜ'de uluslararası retrospektif gözlemsel bir çalışmaydı. Erişkin hastalar ardışık olarak tarandı ve erken metabolik asidozu olanlar (yoğun bakım ünitesine kabulden sonraki 24 saat içinde pH < 7.3 ve Baz Fazlası < -4 mEq/L) olanlar dahil edildi. Tarama, her merkezde ilk 24 saatte (erken bikarbonat tedavisi) sodyum bikarbonat alan ve almayan 10 hasta dahil edilene kadar devam etti. Birincil sonuç, YBÜ mortalitesiydi ve sodyum bikarbonat ile klinik sonuçlar arasındaki ilişki, genelleştirilmiş doğrusal karma modelle regresyon analizi kullanılarak değerlendirildi.

                          Bulgular: 9437 hastayı taradık. Bunlardan 1292'sinde erken metabolik asidoz (%14.0) vardı. Bu hastaların %18,0'ine (233/1292) erken sodyum bikarbonat verildi. Dozlama, fizyolojik ve klinik sonuç verileri 360 hastada değerlendirildi. İlk 24 saatteki medyan sodyum bikarbonat dozu 110 mmol idi ve bu, vücut ağırlığı veya metabolik asidozun ciddiyeti ile korele değildi. Erken sodyum bikarbonat alan hastalarda daha yüksek APACHE III skorları, daha düşük pH, daha düşük baz fazlalığı, daha düşük PaCO 2 vardı.ve daha yüksek bir laktat ve daha yüksek dozlarda vazopresör aldı. Karıştırıcılar için düzeltme yapıldıktan sonra, sodyum bikarbonatın erken uygulanması, YBÜ mortalitesi için 0,85'lik (%95 GA, 0,44 ila 1,62) düzeltilmiş olasılık oranı (aOR) ile ilişkilendirildi. Vazopresör bağımlılığı olan hastalarda erken sodyum bikarbonat, 6 saatte daha yüksek ortalama arter basıncı ve YBÜ mortalitesi için 0,52'lik bir aOR (%95 CI, 0,22 ila 1,19) ile ilişkilendirildi.

                          Sonuç: Kritik hastalarda erken metabolik asidoz yaygındır. Erken sodyum bikarbonat, klinisyenler tarafından daha ağır hastalara, ancak ağırlık veya asidoz şiddeti için düzeltme yapılmadan uygulanır. Asidotik vazopresöre bağımlı hastalarda bikarbonat tedavisi faydalı olabilir ve daha fazla araştırmayı garanti eder.

                          Anahtar Kelimeler: Yoğun bakım ünitesi; Metabolik asidoz; ölüm oranı; Gözlemsel çalışma; Sodyum bikarbonat; Vazopresör. çıkar çatışması beyanı

                          Yazarlar, rekabet eden çıkarları olmadığını beyan eder.

                          Yorum yap

                          Hazırlanıyor...
                          X