Alkali Çubuğu sayesinde içtiğiniz suyu sağlıklı bir hale getiriliyor. Çubuğu istediğiniz her yere taşıyabilirsiniz. Çantanızda kolaylıkla muhafaza edilebilir. Size ağırlık etmez, yer kaplamaz. Sağlığınızı korur.
Yediğimiz yiyeceklerin son kullanma tarihinden tutun, içindekilerine kadar ne var ne yok araştırıyoruz. Fakat biz insanlar bir şeyi unutuyoruz. Temel ihtiyaçlarımızdan biri olan suyu es geçiyoruz. Vücudumuzun %70’i sudan oluşur. Kanımızın %90’ı, beynimizin %85’i hatta kemiklerimizin %35’i sudur. Bu kadar yüksek su barındıran hayati organlarımız ve vücudumuz için kaliteli su çok önemlidir.
Çevresel faktörler, sanayileşme, yoğun nüfus, yetersiz altyapı ve çeşitli sebeplerden dolayı musluk sularımız genellikle içilebilir olmaktan uzaktır. Bu sebepten dolayı insanlarımız genellikle hazır suları yani bidona, şişeye doldurulan suları tercih etmekte. Fakat bu sular işlenmiş olduğu için vücudumuzun ihtiyaç duyduğu kriterleri tam olarak karşılamamaktadır.
Peki biz insanlar olarak sağlıklı suyu nasıl elde edebiliriz?
Bu soruyu cevaplamadan önce kısa bir bilgilendirme yapmamız gerekiyor. Konuyu anlamamız açısından bize yardımcı olacaktır. Konuda sıklıkla pH ifadesini kullanacağız açılımı p=potenz yani güç, h=hirojendir. PH ile ölçülen şey herhangi bir çözeltideki hidrojen iyonlarının yoğunluğu ya da aktivitesidir. Bu ölçüm için kullanılan derecelendirme aralığı 0 ila 14 arasıdır. 0-7 arası asidik, 7 nötr, 7-14 arası alkalik (bazik) kabul edilir.
Vücudumuzun ve organlarımızın belirli bir ph değeri vardır; kanın pH değeri 7.35-7.45, midenin 1.0-3.5, pankreasın 8.0-8.3 gibi. Gerekli olan pH dengesinin sağlanması hayati önem taşır ve vücudumuz genel olarak hafif alkaliktir. Alkali asidi nötrleştirici özelliğe sahiptir, ancak asidik değeri nötrleyebilmek için 20 kat fazla alkali kullanılmalıdır. Bu sebeple aldığımız asidik besinlerden en az 20 kat daha fazla alkali tüketilmelidir.
Çeşitli sebeplerden dolayı ve asidik beslenme alışkanlıkları yüzünden vücudumuzun pH dengeleri asidik yöne doğru kayar. Vücudun hassas pH dengesinin bozulmasının hayati organlara ciddi zarar göreceği ve hayati tehlike yaratabilir. Vücudumuz asidik etkilerden kendini korumak, pH dengesini sağlamak için kolestrol tabakaları oluşturur, yağ depolar, kemiklerden kalsiyum, kalp ve kaslardan magnezyum çekerek tampon görevi yapmak gibi savunma mekanizmaları oluşturarak kendini korumaya alır.
Sistemde PH dengesi bozulmuşsa eğer tükettiğimiz besinler bozularak mantar, küf oluşumuna neden olur ve vücudumuzda bol miktarda toksit atık oluşturur. Çeşitli toksit boşaltım merkezlerine fazlasıyla yük binmesine dolayısıyla, bu organların yıpranmasına ve hastalanmasına neden olur.
Yaşam koşullarında asidik etkinlerden tamamen arınmış bir hayat sürebilmemiz mümkün değildir. Fakat asidik zararlardan kurtulmak ve hassa dengeyi koruyabilmek alkali yönünden zengin bir beslenme ve yaşam tarzıyla mümkündür.
Vücudun pH dengesini korumada ve asidik etkilerden korunmada en önemli şey, daha önce bahsettiğimiz gibi vücudumuzun %70’ini oluşturan, sudur. Yüksek pH değerine sahip bir su asidite ile mücadelede çok önemli bir yer tutar. Bol miktarda alkali su içmek vücudun pH dengesini sağlamada ve alkali olmakta en önemli malzemedir. Suyun pH değeri birkaç farklı yöntemle yükseltilebilir. Yüksek pH değerine sahip bir su sağlıklı suyun ilk koşullarından olsa da zararlı toksin materyallerden arındırılmış olması, mikro moleküler yapıya sahip olması ve doğal mineraller yönünden zengin bir içeriğe sahip olması sağlıklı suyun temel şartlarıdır. Sağlıklı su için gerekli bütün bu nitelikleri alkali anti-oksidan su ürünleri ile karşılayabilirsiniz.
Alkali anti-oksidan su çubuğu içerisinde kullanılan patentli seramik toplar sağlıklı su yaratmak için gerekli koşulları sağlayan bir yapıda tasarlanmıştır. Seramik toplar suda bulunan asidik metabolitleri ve toksitleri temizler. Asidik etkilerden korunmaya çalışırken, bir de içtiğimiz suyun içerisindeki toksit atıklar ile işimizi daha da zorlaştırmasını engeller. Suyun ORP değerini düşürerek suyu anti-oksidan hale getirir. Vücuda zarar veren aktif oksijeni kendine bağlayarak etkisiz hale getiren hidrojeni(H₂) suya katar. Solunumun temeli olan oksijenin bir kısmı vücudumuzda serbest radikallere dönüşerek beslenme ve solunum sırasında vücuda saldırır. Günümüzde yaşlanmanın ve birçok hastalığın sebebi olarak serbest radikaller gösterilmektedir. Normal oksijen vücudumuzda 100 saniye kalabilirken, serbest radikaller 1 milyon ya da milyar saniye vücutta barına biliyor ve bu süre içerisinde vücudumuza saldırmaya devam ediyor. Hidrojen(H₂) serbest radikalleri kendine bağlayarak vücuda zarar vermesini engeller. Düşük ORP değerine sahip su serbest radikalleri temizleyen anti-oksidan suyu ifade eder. Suyun pH’ını yükselterek alkali hale getirir ki bu konuyu oldukça detaylı olarak konumuzun başında işlemiştik. Vücut tarafından çok daha çabuk emilebilen mikro molekül yapıya sahip su molekülleri oluşturarak vücudun oluşturduğu asidik çöplerin çözülmesini sağlar. Normal bir musluk suyu yaklaşık 15-18 molekülden oluşan büyük bir yapıya sahiptir. Alkali anti-oksidan su ise 5-8 molekülden oluşan çok daha küçük bir yapıya sahiptir.
Küçük yapıya sahip su kümesi hücre zarından içeriye girerek hücrenin nemlenmesini sağlar, oluşmuş olan asidik çöpleri çözerek atılımını kolaylaştırır ve negatif yüke doyurulmuş su, hücreden negatif elektirik yükü çekmeyeceği için hücre yaşlanmasını geciktirir. Metabolizma için gerekli olan mineralleri suya katar. Kalsiyum, potasyum, magnezyum ve sodyum vücut için en önemli minerallerin başında gelir. Aynı zamanda suyu alkali hale getirmenin başlıca koşullarındandır. Yüksek emilime sahip bir su aracılığı ile bu minerallerin metabolizmaya karışması çok daha kolay gerçekleşir.
Alkali anti-oksidan su çubuğu elde edilen su birçok hastalığın tedavisinde tek başına ya da yürütülen tedavinin yanında yardımcı olarak ta kullanılabilir. Alkali suyun faydaları birçok tıbbi literatürde yer alırken, saygın profesörlerin tedavilerinde de kullanılarak etkinliği kanıtlanmıştır.
Çağımızın en ölümcül hastalığı olan kanserin oluşumunun en önemli sebebi yeni oluşacak hücrelerin genetik yapısındaki bozulmalar ile birlikte normalde olması gerektiğinden farklı davranması yatar. Bu bozulmanın en önemli sebebi ise vücudumuza isteyerek (sigara gibi) ya da istemeyerek (çevre kirliliği gibi) aldığımız toksin meteryallerin yaptığı tahribattır.
Alkali anti-oksidan su zararlı toksinlerin atılmasını kolaylaştırırken, hücre yaşlanmasını yavaşlatır, daha sağlıklı hücreler oluşturulması için ortam yaratır ve vücudumuza sağladığı yararlar ile kansere karşı savaşta işini kolaylaştırır. Ayrıca kemoterapi yada diğer kanser tedavilerinin yan etkilerinin azaltılmasında ve tedaviden istenilen neticeyi almayı hızlandırıcı etkisi de vardır.
Alkali su kandaki kolestrolü çözücü önemli bir etkendir. Bu sebeple kolesterol tedavisi, yüksek kan basıncı (tansiyon) ve damar sertliğinin tedavisinde etkin bir tedavi aracıdır. Düzenli olarak günlük kullanılan alkali su kan basıncını yavaş yavaş denge seviyesine gelmesini sağlar.
Alkali anti-oksidan suyun en önemli özelliği toksin molekülleri nötrleştirebilmesine rağmen içinde herhangi bir kimyasal ilaç bulunmamasıdır. Alkali anti-oksidan suyu herkes kullanabilir. İlaçlarla birlikte kullanılması zarar vermez. Vücudu yenileyici etkisi sayesinde, ilaçların vermiş olduğu yıkımı yaratmaz. Kalp hastalıklarında da olumlu etkileri vardır. Alkali anti-oksidan suyun içerisinde iyonik kalsiyum olduğu için alerji rahatsızlığının semptomlarının giderilmesinde veya tedavisinde de kullanılabilir. Duyarlılığı dengelemek için damardan kalsiyum çözeltisi enjekte etmek gibi tedavileri zahmetsizce ve kolay yolla sadece alkali suyunuzu içerek te gerçekleştirebilirsiniz. Bütün oluşum ve nedenleri bugün bile tam manası ile anlaşılamamış olan egzama tedavisinde alkali su doğrudan tedavi amacı ile kullanılabilir ve çok kısa sürelerde tedaviye cevap verir.
Alkali anti-oksidan suyun mide fonksiyonlarını güçlendirme ve salgılamayı nötrleştirici ektkisi sayesinde midede bulunan gastrit salgıların pH seviyesini dengelediği için gastrit salgısı fazlalığı(hipoklorhidra) ve azlığı(aklorhidra)tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır. Alkali su sürahisi sindirim sistemi problemlerini çözümünde etkin bir üründür.
Yine alkali anti-oksidan suyun yüksek oranda toksin giderici etkisi sayesinde jinekolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılır. Özellikle uzun yıllardır yapılan çalışmalar pre-eklampik toksima hastalarının tedavisinde çok etkili olduğunu, hatta bu tarz hastaların alkali anti-oksidan suyun yardımı ile sağlıklı ve zeka seviyesi ortalamadan yüksek bebekler dünyaya getirildiği ön görülmektedir.
Çağımızın önemli rahatsızlıklarından olan diyabet (şeker) hastalığının tedavisinde de yardımcıdır. Yapılan klinik çalışmalarda alkali anti-oksidan su kullanan hastalarda idrardaki şeker oranı 300mg/l’den 2’ye, yemek sonrasında ise 100mg/l’den 0’a düştüğü görülmüştür. İdrardaki şeker sadece alkali su kullanılarak hiçbir ilaç yardımı olmadan tamamen ortadan kaldırılabilmiştir.
Günümüzde bir çok kişinin sıkıntısı olan obezite hastalığınada alkali su iyi gelmektedir. Alınan besinlerin yakılması vücudumuzda bulanan vitamin ve minerallerin miktarına bağlıdır. Ne kadar çok protein, karbonhidrat ve yağ tüketilirse, bunları yakabilmek için o kadar çok vitamin ve minerale ihtiyaç oluşur. Alkali su mineral bakımından zenginliği ve yağ çözücülüğü sayesinde obeziteye karşı birebirdir.
Kanda ki kolestrolün en önemli sebeplerinden birisi, asidik beslenme alışkanlığı veya çeşitli sebeplerden dolayı pH seviyesi asiditeye doğru kaymış kanın pH seviyesidir. PH değeri düşük bir kan damarlara zarar vererek aşındırmaya başlar ve vücudumuzda kendini savunmak için asidi tutabileceği en etkin yol olan yağ(kolestrol) üreterek asidi etkisiz hale getirmeye çalışır. Örneğimizi biraz daha ileriye götürelim. Eğer yeterli yağ üretilemezse bu sefer kalp ve kaslardan magnezyum çekerek damarları korumaya çalışır. Magnezyumda yetmez ise kemiklerden ve dişlerden kalsiyum çeker. Bu savunma yöntemi elastikiyete sahip olmayan kalsiyum ve magnezyumdan dolayı damar sertliğine yol açar. Tablo biraz karamsar dursa da bütün bunlar bir zincirleme etkidir. Şimdi en başa dönersek, eğer kanın pH seviyesini dengede tutabilirsek, sağlıklı bir sisteme sahip olabilirsek, vücudumuz da kendini, savunmak için yağ üretip depolamaktan vazgeçer, yada mineralleri çekerek kas ve kemik dokularının zayıflamasına neden olmaktan vazgeçer.
Alkali anti-oksidan su sizin, vücudunuzun sağlığını korumada ve verdiğiniz savaştaki en büyük yardımcıdır.
Yediğimiz yiyeceklerin son kullanma tarihinden tutun, içindekilerine kadar ne var ne yok araştırıyoruz. Fakat biz insanlar bir şeyi unutuyoruz. Temel ihtiyaçlarımızdan biri olan suyu es geçiyoruz. Vücudumuzun %70’i sudan oluşur. Kanımızın %90’ı, beynimizin %85’i hatta kemiklerimizin %35’i sudur. Bu kadar yüksek su barındıran hayati organlarımız ve vücudumuz için kaliteli su çok önemlidir.
Çevresel faktörler, sanayileşme, yoğun nüfus, yetersiz altyapı ve çeşitli sebeplerden dolayı musluk sularımız genellikle içilebilir olmaktan uzaktır. Bu sebepten dolayı insanlarımız genellikle hazır suları yani bidona, şişeye doldurulan suları tercih etmekte. Fakat bu sular işlenmiş olduğu için vücudumuzun ihtiyaç duyduğu kriterleri tam olarak karşılamamaktadır.
Peki biz insanlar olarak sağlıklı suyu nasıl elde edebiliriz?
Bu soruyu cevaplamadan önce kısa bir bilgilendirme yapmamız gerekiyor. Konuyu anlamamız açısından bize yardımcı olacaktır. Konuda sıklıkla pH ifadesini kullanacağız açılımı p=potenz yani güç, h=hirojendir. PH ile ölçülen şey herhangi bir çözeltideki hidrojen iyonlarının yoğunluğu ya da aktivitesidir. Bu ölçüm için kullanılan derecelendirme aralığı 0 ila 14 arasıdır. 0-7 arası asidik, 7 nötr, 7-14 arası alkalik (bazik) kabul edilir.
Vücudumuzun ve organlarımızın belirli bir ph değeri vardır; kanın pH değeri 7.35-7.45, midenin 1.0-3.5, pankreasın 8.0-8.3 gibi. Gerekli olan pH dengesinin sağlanması hayati önem taşır ve vücudumuz genel olarak hafif alkaliktir. Alkali asidi nötrleştirici özelliğe sahiptir, ancak asidik değeri nötrleyebilmek için 20 kat fazla alkali kullanılmalıdır. Bu sebeple aldığımız asidik besinlerden en az 20 kat daha fazla alkali tüketilmelidir.
Çeşitli sebeplerden dolayı ve asidik beslenme alışkanlıkları yüzünden vücudumuzun pH dengeleri asidik yöne doğru kayar. Vücudun hassas pH dengesinin bozulmasının hayati organlara ciddi zarar göreceği ve hayati tehlike yaratabilir. Vücudumuz asidik etkilerden kendini korumak, pH dengesini sağlamak için kolestrol tabakaları oluşturur, yağ depolar, kemiklerden kalsiyum, kalp ve kaslardan magnezyum çekerek tampon görevi yapmak gibi savunma mekanizmaları oluşturarak kendini korumaya alır.
Sistemde PH dengesi bozulmuşsa eğer tükettiğimiz besinler bozularak mantar, küf oluşumuna neden olur ve vücudumuzda bol miktarda toksit atık oluşturur. Çeşitli toksit boşaltım merkezlerine fazlasıyla yük binmesine dolayısıyla, bu organların yıpranmasına ve hastalanmasına neden olur.
Yaşam koşullarında asidik etkinlerden tamamen arınmış bir hayat sürebilmemiz mümkün değildir. Fakat asidik zararlardan kurtulmak ve hassa dengeyi koruyabilmek alkali yönünden zengin bir beslenme ve yaşam tarzıyla mümkündür.
Vücudun pH dengesini korumada ve asidik etkilerden korunmada en önemli şey, daha önce bahsettiğimiz gibi vücudumuzun %70’ini oluşturan, sudur. Yüksek pH değerine sahip bir su asidite ile mücadelede çok önemli bir yer tutar. Bol miktarda alkali su içmek vücudun pH dengesini sağlamada ve alkali olmakta en önemli malzemedir. Suyun pH değeri birkaç farklı yöntemle yükseltilebilir. Yüksek pH değerine sahip bir su sağlıklı suyun ilk koşullarından olsa da zararlı toksin materyallerden arındırılmış olması, mikro moleküler yapıya sahip olması ve doğal mineraller yönünden zengin bir içeriğe sahip olması sağlıklı suyun temel şartlarıdır. Sağlıklı su için gerekli bütün bu nitelikleri alkali anti-oksidan su ürünleri ile karşılayabilirsiniz.
Alkali anti-oksidan su çubuğu içerisinde kullanılan patentli seramik toplar sağlıklı su yaratmak için gerekli koşulları sağlayan bir yapıda tasarlanmıştır. Seramik toplar suda bulunan asidik metabolitleri ve toksitleri temizler. Asidik etkilerden korunmaya çalışırken, bir de içtiğimiz suyun içerisindeki toksit atıklar ile işimizi daha da zorlaştırmasını engeller. Suyun ORP değerini düşürerek suyu anti-oksidan hale getirir. Vücuda zarar veren aktif oksijeni kendine bağlayarak etkisiz hale getiren hidrojeni(H₂) suya katar. Solunumun temeli olan oksijenin bir kısmı vücudumuzda serbest radikallere dönüşerek beslenme ve solunum sırasında vücuda saldırır. Günümüzde yaşlanmanın ve birçok hastalığın sebebi olarak serbest radikaller gösterilmektedir. Normal oksijen vücudumuzda 100 saniye kalabilirken, serbest radikaller 1 milyon ya da milyar saniye vücutta barına biliyor ve bu süre içerisinde vücudumuza saldırmaya devam ediyor. Hidrojen(H₂) serbest radikalleri kendine bağlayarak vücuda zarar vermesini engeller. Düşük ORP değerine sahip su serbest radikalleri temizleyen anti-oksidan suyu ifade eder. Suyun pH’ını yükselterek alkali hale getirir ki bu konuyu oldukça detaylı olarak konumuzun başında işlemiştik. Vücut tarafından çok daha çabuk emilebilen mikro molekül yapıya sahip su molekülleri oluşturarak vücudun oluşturduğu asidik çöplerin çözülmesini sağlar. Normal bir musluk suyu yaklaşık 15-18 molekülden oluşan büyük bir yapıya sahiptir. Alkali anti-oksidan su ise 5-8 molekülden oluşan çok daha küçük bir yapıya sahiptir.
Küçük yapıya sahip su kümesi hücre zarından içeriye girerek hücrenin nemlenmesini sağlar, oluşmuş olan asidik çöpleri çözerek atılımını kolaylaştırır ve negatif yüke doyurulmuş su, hücreden negatif elektirik yükü çekmeyeceği için hücre yaşlanmasını geciktirir. Metabolizma için gerekli olan mineralleri suya katar. Kalsiyum, potasyum, magnezyum ve sodyum vücut için en önemli minerallerin başında gelir. Aynı zamanda suyu alkali hale getirmenin başlıca koşullarındandır. Yüksek emilime sahip bir su aracılığı ile bu minerallerin metabolizmaya karışması çok daha kolay gerçekleşir.
Alkali anti-oksidan su çubuğu elde edilen su birçok hastalığın tedavisinde tek başına ya da yürütülen tedavinin yanında yardımcı olarak ta kullanılabilir. Alkali suyun faydaları birçok tıbbi literatürde yer alırken, saygın profesörlerin tedavilerinde de kullanılarak etkinliği kanıtlanmıştır.
Çağımızın en ölümcül hastalığı olan kanserin oluşumunun en önemli sebebi yeni oluşacak hücrelerin genetik yapısındaki bozulmalar ile birlikte normalde olması gerektiğinden farklı davranması yatar. Bu bozulmanın en önemli sebebi ise vücudumuza isteyerek (sigara gibi) ya da istemeyerek (çevre kirliliği gibi) aldığımız toksin meteryallerin yaptığı tahribattır.
Alkali anti-oksidan su zararlı toksinlerin atılmasını kolaylaştırırken, hücre yaşlanmasını yavaşlatır, daha sağlıklı hücreler oluşturulması için ortam yaratır ve vücudumuza sağladığı yararlar ile kansere karşı savaşta işini kolaylaştırır. Ayrıca kemoterapi yada diğer kanser tedavilerinin yan etkilerinin azaltılmasında ve tedaviden istenilen neticeyi almayı hızlandırıcı etkisi de vardır.
Alkali su kandaki kolestrolü çözücü önemli bir etkendir. Bu sebeple kolesterol tedavisi, yüksek kan basıncı (tansiyon) ve damar sertliğinin tedavisinde etkin bir tedavi aracıdır. Düzenli olarak günlük kullanılan alkali su kan basıncını yavaş yavaş denge seviyesine gelmesini sağlar.
Alkali anti-oksidan suyun en önemli özelliği toksin molekülleri nötrleştirebilmesine rağmen içinde herhangi bir kimyasal ilaç bulunmamasıdır. Alkali anti-oksidan suyu herkes kullanabilir. İlaçlarla birlikte kullanılması zarar vermez. Vücudu yenileyici etkisi sayesinde, ilaçların vermiş olduğu yıkımı yaratmaz. Kalp hastalıklarında da olumlu etkileri vardır. Alkali anti-oksidan suyun içerisinde iyonik kalsiyum olduğu için alerji rahatsızlığının semptomlarının giderilmesinde veya tedavisinde de kullanılabilir. Duyarlılığı dengelemek için damardan kalsiyum çözeltisi enjekte etmek gibi tedavileri zahmetsizce ve kolay yolla sadece alkali suyunuzu içerek te gerçekleştirebilirsiniz. Bütün oluşum ve nedenleri bugün bile tam manası ile anlaşılamamış olan egzama tedavisinde alkali su doğrudan tedavi amacı ile kullanılabilir ve çok kısa sürelerde tedaviye cevap verir.
Alkali anti-oksidan suyun mide fonksiyonlarını güçlendirme ve salgılamayı nötrleştirici ektkisi sayesinde midede bulunan gastrit salgıların pH seviyesini dengelediği için gastrit salgısı fazlalığı(hipoklorhidra) ve azlığı(aklorhidra)tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır. Alkali su sürahisi sindirim sistemi problemlerini çözümünde etkin bir üründür.
Yine alkali anti-oksidan suyun yüksek oranda toksin giderici etkisi sayesinde jinekolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılır. Özellikle uzun yıllardır yapılan çalışmalar pre-eklampik toksima hastalarının tedavisinde çok etkili olduğunu, hatta bu tarz hastaların alkali anti-oksidan suyun yardımı ile sağlıklı ve zeka seviyesi ortalamadan yüksek bebekler dünyaya getirildiği ön görülmektedir.
Çağımızın önemli rahatsızlıklarından olan diyabet (şeker) hastalığının tedavisinde de yardımcıdır. Yapılan klinik çalışmalarda alkali anti-oksidan su kullanan hastalarda idrardaki şeker oranı 300mg/l’den 2’ye, yemek sonrasında ise 100mg/l’den 0’a düştüğü görülmüştür. İdrardaki şeker sadece alkali su kullanılarak hiçbir ilaç yardımı olmadan tamamen ortadan kaldırılabilmiştir.
Günümüzde bir çok kişinin sıkıntısı olan obezite hastalığınada alkali su iyi gelmektedir. Alınan besinlerin yakılması vücudumuzda bulanan vitamin ve minerallerin miktarına bağlıdır. Ne kadar çok protein, karbonhidrat ve yağ tüketilirse, bunları yakabilmek için o kadar çok vitamin ve minerale ihtiyaç oluşur. Alkali su mineral bakımından zenginliği ve yağ çözücülüğü sayesinde obeziteye karşı birebirdir.
Kanda ki kolestrolün en önemli sebeplerinden birisi, asidik beslenme alışkanlığı veya çeşitli sebeplerden dolayı pH seviyesi asiditeye doğru kaymış kanın pH seviyesidir. PH değeri düşük bir kan damarlara zarar vererek aşındırmaya başlar ve vücudumuzda kendini savunmak için asidi tutabileceği en etkin yol olan yağ(kolestrol) üreterek asidi etkisiz hale getirmeye çalışır. Örneğimizi biraz daha ileriye götürelim. Eğer yeterli yağ üretilemezse bu sefer kalp ve kaslardan magnezyum çekerek damarları korumaya çalışır. Magnezyumda yetmez ise kemiklerden ve dişlerden kalsiyum çeker. Bu savunma yöntemi elastikiyete sahip olmayan kalsiyum ve magnezyumdan dolayı damar sertliğine yol açar. Tablo biraz karamsar dursa da bütün bunlar bir zincirleme etkidir. Şimdi en başa dönersek, eğer kanın pH seviyesini dengede tutabilirsek, sağlıklı bir sisteme sahip olabilirsek, vücudumuz da kendini, savunmak için yağ üretip depolamaktan vazgeçer, yada mineralleri çekerek kas ve kemik dokularının zayıflamasına neden olmaktan vazgeçer.
Alkali anti-oksidan su sizin, vücudunuzun sağlığını korumada ve verdiğiniz savaştaki en büyük yardımcıdır.

Yorum yap